All language subtitles for af16

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Erkek dış ses) Bu diziyi engelsiz.kanald.com.tr...

...adresinden izleyebilirsiniz.

Şaka değil mi baba?

Olamaz çünkü böyle bir şey.

Şaka yapıyorum de baba.

Ulan bu işin şakası mı olur?

Gerçeği de olmaz ama.

Ben kabul etmiyorum böyle bir şeyi.

Muhsin babacığım aceleye gelmiş bir karar değil mi bu?

Yok kızım yok.

Sen bilmiyorsun.

Biz ta yıllar önce... Bu ufacıktı ilk olaylar patladığında.

Sırf bu üzülmesin diye...

...buna hiçbir şey hissettirmedik. Ruhu bile duymadı.

Ya!

Geri zekâlıyım çünkü ben.

Hiçbirini anlamadım.

Nasıl, anladın mı sen her şeyi?

Mesela ilk olayın patladığında...

...Abant'tan yılbaşında tatilden dönüyorduk.

Tabii. Annemin yılbaşı gecesi giydiği elbise yüzünden tartıştınız.

Sen düzeltmeye çalıştın, o itiraz etti. İki ay sürdü o tartışma.

Avukat bile baktınız. Hepsini hatırlıyorum.

Ama orada haklı olan bendim değil mi?

Hayır baba, sen o sıralar fazla kıskançtın.

Hepsini hatırlıyorum.

Kıskançlık sizde genetik galiba.

Efendim?

Meseleyi tatlı tatlı mı çözsek diyorum?

Yani gerilmeden.

Yok kızım, öyle gerilmek değil de...

...bilmediğin şeyler de var.

Daha sırf o olay değil ki.

Mesela bir tane şey vardı.

Sen o zaman ilkokul ikiye gidiyordun.

Üçe!

Üç mü?

Üçün sömestrindeydim.

Annen dayını ziyaret etmeye Paris'e gidiyor demiştiniz.

Çok hasta oldu dayın ona bakacak demiştiniz.

Ama siz ara vermiştiniz. Ben biliyorum.

Geçirdiğim en kötü sömestreydi çünkü.

Sen hissetme diye o kadar da gezdirmiştim seni ma--

Hiç zorlama baba ben biliyorum hepsini.

Çok şükür her şeyim vardı.

Ne istesem alınıyordu. Sus payı.

(Kerem) Hâlâ da öyle.

Tek korkum sizin ayrılmanızdı.

Galiba hâlâ da öyle.

Tamam oğlum. O zamanlar öyleydi ama şimdi koskoca adam oldun.

Atlatırsın. Bak evlendin mutlu mesut yaşıyorsun çok şükür.

Artık ben son düzlüğüme geldim oğlum.

Biraz kendimi düşünmek zorundayım kızım ben de.

Tabii ki kendinizi düşünün Muhsin babacığım.

Yani gezin, tozun, ne istiyorsanız onu yapın.

Hayatın tadını çıkarın da...

...yani boşanmak ciddi bir karar.

(Ayşe) Düşünseniz hiç fena olmaz.

Baba şunu da unutuyorsun bak.

Bu yaşadığın şeyler o geçirdiğin büyük ameliyatın geri dönüşleri.

(Kerem) Böyle olurmuş.

İnsanların karakteri değişirmiş.

Özellikle büyük kalp ameliyatlarından sonra.

Hadi canım. Uydurma onlar ya.

Ben Muhsin Yiğiter'im ya Allah Allah!

Ne alakası var? Bunun örnekleri var.

Sen sinirli davranıyorsun şu anda.

Bunların hiçbiri bana işlemez.

Muhsin babacığım tamam.

Bizim hatırımız için üç beş gün daha düşünün.

Yani Yelda Hanım'a bir süre daha açmayalım bu meseleyi.

Bizim hatırımız için.

İyi. Tamam. Kararım değişmeyecek ama sırf sizin hatırınız için...

...üç beş gün daha açmayacağım, tamam.

Ama değişmez.

Vay arkadaş. Siz gelin kayınpeder ne kadar güzel bulmuşsunuz birbirinizi.

Tencere-kapak misali.

Ne kadar da benziyorsunuz birbirinize, değil mi?

İkiniz de bencil, inatçı. Oh!

Ne alakası var Kerem?

Ayrıca ben Muhsin babaya bencil dedirtmem!

Aman dedirtme.

(Kerem) Hem suçunla otur.

Ailemizin artisti.

Kerem söz vermişlerdi.

Açıklanmayacaktı.

Rol icabı vermiş olabilirler mi o sözü?

Kitlelerin yeni saf starı!

Tamam, ben bunun hesabını soracağım zaten.

Önemli olan senin hesap sorup sormaman değil.

Önemli olan senin yine bencillik yapıp, sözünü tutmaman.

Boğazlayan’ın dizi kraliçesi.

Star, kraliçe şu kelimeleri bir bırakabilir miyiz artık Kerem?

Asıl meseleye dönelim.

Annenle babanın boşanmaması için bir şeyler yapmalıyız.

Yapmalıyız?

Biz? Sana ne oluyor? Hepsi senin suçun zaten.

Bak hatırlamayayım diyorum...

(Kerem) Ah salak kafa!

Keşke ben o gece hiç atölyeye gitmeseydim.

Senin hayatın kurtulacak diye bizim hayatımıza neler oldu.

Zorla evlendirildiğim yetmiyormuş gibi...

...şimdi annem ve babam boşanıyor. Hepsi senin yüzünden!

Ay ay! Benim başıma senin kadar taş düşsün Kerem!

Sen de kurtul ben de kurtulayım.

Yelda Hanım'la konuşmalıyız.

Sakın! O babamdan da inatçıdır.

Delirir çeker gider.

Tamam ben açık vererek konuşalım demiyorum ki.

Yani böyle çaktırmadan konuşalım.

Yelda Hanım böyle üstten üstten konuşmasın Muhsin babaya.

Böyle alttan alsın, her şeye itiraz etmesin.

Biraz anlayışlı davransın.

Biz de bu sırada Muhsin babayı ikna etmeye çalışırız.

Tamam.

Yalnız senin bu bencilliğini, sözünü tutmadığını unuttum sanma sakın.

Onları bir birleştirelim...

...sonra biz boşanacağız.

Yani bu işin sonunda bir çift kesin boşanacak.

("Aslı Demirer - Afili Aşk" çalıyor)

"Nereye kadar bu pembe rüyalar"

"Anlasana artık ayrı dünyalar"

"Kalbin kırık olanlara"

"Aşktan öte köy yok"

"Anlat sen soranlara"

"Afili aşklar böyle mi başlar yol ortasında?"

"Yalancı taçlar başımda durmaz kötü kız olmazsan"

"Afili aşklar böyle mi başlar yol ortasında?"

"Yalancı taçlar başımda durmaz kötü kız olmazsan"

Yüzün gülsün. Unutma mutluyu oynuyoruz.

Sen aynada bence kendi suratının hâline bak.

Aliye Rona’nın "Kınalı Yapıncak’a" baktığı gibi bakıyorsun.

Ben, senin gibi profesyonel oyuncu değilim.

Kusura bakma "Kınalı Yapıncak".

Tamam, Kerem. Hadi biz asıl meselemize dönelim.

Çok güzel bir kamp geçirdik, değil mi? Çok güzel.

Harikaydı. Babamın sayesinde harikaydı.

-Babamı öne çıkarıyoruz hep bunu unutma. -Tamam.

Ya o şey de ne komikti.

Ee, tulumdaki hâliniz, değil mi?

-Ah! -Gülmekten öldük.

(Ayşe) Kamp yaptık, ateş yaktık, sucuk ekmek yedik.

Hepsi harikaydı ama en güzeli neydi?

En güzeli Muhsin babamın hoş sohbetiydi.

(Ayşe) Bize öğrettikleri, bize kattıklarıydı.

-(Kerem) Ya. -Hayatım biz bunu daha sık yapalım.

Bence hatta hep beraber yapalım.

Yani kamp yapalım, gezelim, tozalım.

Yapın yapın. Aman benim de kafamı şişirmesin.

Anne olur mu öyle şey?

Sen de olmalıydın... Olmalısın artık yanımızda hep beraber.

Keremciğim ben öyle börtü böcek içinde duramam biliyorsun.

Yani hiç sevmem öyle şeyleri.

Yelda Hanım yok, börtü böcek yok.

İnanır mısınız burada bile daha fazla sivrisinek var.

Aynen. Anne bir görsen ormanın hâlini.

Tertemiz. Bal dök yala.

Toprak bile saklanmış yerinde suni çim var sanki.

O kadar nizami her şey. Böyle bir--

Kerem, Allah aşkına abartma yeter!

Hayret bir şeysin.

Ben gençliğimde de böyle çadırlı yerlere gitmezdim.

Bundan sonra da hiç gitmem.

Tamam. Çadırlı yerlere gelmesen de o zaman şöyle yaparız.

Karadeniz turu, babamın dediği. Ona gidin işte.

(Kerem) Ayrıca her şehirde artık beş yıldızlı otel var.

Öyle huzurlu bir şekilde oturursunuz. SPA'sı, saunası, değil mi?

Ay! Bu mevsimde yağmurlu olur oralar.

Yani böyle başımızı bile çıkaramayız dışarı.

Hem ayrıca ben zaten böyle...

...yağmurlu bir yere gitmek istesem Londra'ya giderim mesela, değil mi?

Yani böyle elimde akşam beş çayım.

Alışveriş merkezinin penceresinden bakarken yağmurun tadını çıkarabilirim.

Oraya da Muhsin gelmez.

Gelir. Yani Muhsin baba da gelir. Niye gelmesin Yelda Hanım?

İster yani, sizinle vakit geçirmeyi ister.

Hayırdır?

Siz niye böyle bu işin peşine düştünüz?

Bir şey mi oldu? Muhsin size bir şey mi söyledi?

Yok, Yelda Hanım, bir şey olmadı. Ne diyecek ki Muhsin baba?

Ne güzel gittik geldik.

Hem Muhsin nerede? Ben geldiğinden beri görmedim onu.

Ben görmedim.

(Müzik)

Anne sen de biliyorsun. Ameliyat sonrası babamın huyu değişti.

Üf... Ay, sorma Kerem.

Vallahi ben artık bu adamı bu hâliyle ne yapacağımı iyice şaşırdım yani.

Biraz huyuna mı gitsek biz Muhsin babanın?

(Ayşe) Biraz dediklerini dinlesek mi?

Yani hep beraber diyorum, hepimiz.

Sizin için demiyorum Yelda Hanım.

Muhsin babayı dinleyelim.

Bir yere mi gitmek istiyor bence gidelim. Biraz vakit geçirelim onunla.

Evet. Biraz sabırlı olalım.

Bir süre sonra değişir onun bu postmodern Muhsin tavırları.

-İnşallah. -Hıh.

(Muhsin) Ben çıkıyorum.

Rıfat'la buluşacağım. Akşam yemeğe beklemeyin beni.

Aa aa!

Muhsinciğim senin ne o üstündekiler?

Sen, Kerem'in gardırobundan mı giyiniyorsun, ha?

Gardırobumu değiştirdim.

Nasıl yakışmış mı?

Hayatım senin çoraplarını bile ben alıyorum.

Ne ara yeniledin sen o gardırobu?

Beni dede gibi giydiriyorsun.

Bundan sonra böyle.

Bana bak, senin Rıfat'la ne işin var?

Bir şey danışacağım.

Hadi bana eyvallah.

Muhsin bana bak.

Öyle beş kere evlenip boşanmış insanla senin ne işin olur?

Bak, görüyor musun? Bak, bak.

Tamam anne gitsin. İş konuşurlar belki.

Ne kadar şık, güzel olmuş. Boş ver. Sabırlı olalım.

I ıh!

Kız vallahi bak yüzün burada diye söylemiyorum...

...ben buraya gelmekten o kadar memnunum ki...

...bütün kız arkadaşlarıma, mahalledekilerin hepsine anlattım.

Vallahi güle oynaya geliyorum buraya.

Sen mahalledekilere burada konuştuklarımızı mı anlatıyorsun Nazmiye?

Bir sakin ya Rıza'm.

Güya benden daha fazladır buraya geliyorsun.

Hâlâ böyle bir gerginlik, hâlâ böyle buralarında damarlar çıkıyor.

Demek ki sen benim kızlara anlattıklarımı duysan.

Ama yok, merak etme. Ben öyle...

...arkanı dönüp uyuduklarını hiç anlatmadım.

Senin hep kaplan gibi olduklarını anlattım.

Ben erkeğimi ezdiren bir kadın değilim.

İltifatlarınız için çok teşekkür ederim Nazmiye Hanım, sağ olun.

Bugün, gün içerisinde birbirinize ne kadar vakit ayırıyorsunuz...

...bu vakit size yeterli oluyor mu bunu konuşalım.

Rıza Bey sizinle başlayabiliriz isterseniz.

Vallahi işte sabah kalkıyorum, gidiyorum kahveyi açıyorum.

(Rıza) Sonra eve kahvaltıya dönüyorum.

Sonra yine kahveye gidiyorum işte.

İşte duruma göre bazen öğle yemeğine geliyorum.

Bazen kahvede hallediyorum.

Sonra da çıkıp akşam eve geliyorum yani.

Gün içinde epey görüyorum karımı.

Aferin Rızacığım akşam eve gidince hatırlat da...

...altın madalyaları şöyle geçireyim boynundan.

Kadın onu mu soruyor? Baş başa diyor.

Ne kadar vakit geçiriyorsunuz, diyor.

Nazmiye şimdi o anlatılır mı?

Gerektiğinde anlatılır tabii ki ama...

...ben baş başa vakit geçirebiliyor musunuz, hatta...

...baş başa kalabiliyor musunuz, bunu merak ediyorum.

Çünkü bu süre ne kadar uzun olursa...

...çiftler arasındaki uyum o kadar kaliteli oluyor.

Yalan vallahi. Ne baş başa kalması?

Biz evlendiğimizden beri bir gün dahi baş başa kalamadık.

Ben, çünkü kayınvalidesi, görümcesi, kayınbiraderi olsun...

...öyle bir eve gelin geldim. Yani yalnızlık bizim neyimize!

Ne yapsaydık Nazmiye?

Sen eve gelin geldin diye insanları sokağa mı atsaydım?

Onu mu diyorum ben?

Ama biz baş başa bir eve çıkabilirdik yani.

Balayına bile baş başa gidemedik.

Yine başladı balayı muhabbeti.

Seni balayına götürende kabahat zaten.

Kayınvalidem ve görümcemle gittim balayına...

...hem de kaplıcaya.

Annemin romatizmaları biraz azmıştı da.

İkisi bir arada çıksın dedim.

Millet balayında kocasıyla jakuziye giriyor.

Ben kayınvalidemle birlikte kaplıcaya gittim onu böyle affedersiniz keseledim.

Bir parmak kir çıktı.

Belli ki siz hiç yalnız kalmamışsınız.

O zaman şöyle yapalım. Bir gün geçireceksiniz.

Baş başa, hiç kimsenin olmadığı...

...hatta Buse'nin dahi olmadığı bir gün.

(Psikolog) Geldiğinizde de ikisini karşılaştırırız.

Belki de evliliğinizdeki tüm sorunların kaynağı orada gizli.

(Müzik)

Yani ben söyleyinceye kadar haberi olmayacak diye bana söz vermiştiniz.

Haber olmuş. Ne demek bu şimdi?

Ayşeciğim lütfen sakin ol.

Bunu bilen sen, ben, yapımcı, yönetmen var sadece.

İnan bu kaçağın nereden çıktığını bilmiyoruz.

Demek ki biri söylemiş, değil mi?

Haberi olduğuna göre birisi söylemiş.

Ben bu şartlar altında çalışamam yani.

Ben bu şekilde çalışmayı kabul etmiyorum.

Ortada bir sözleşme var.

(Serpil ses) Bu senin için inan hiç iyi olmaz.

Ben bunun sorumlusunu bulacağım...

...ve o bunun cezasını çekecek.

Tamam Serpil Hanım, düşüneceğim.

Bizden biri söylemediyse kim söyledi o zaman?

Dediniz ki, cıvık cıvık bir tabak--

Mis gibi yaptı işte kız.

Allah Allah! Daha o gelin ne yapsın sana?

Babaanne seni duymuyor. Neden söylüyorsun?

Olsun kızım ben söyleyeyim de.

Bak sen de sakın içinde tutma. İyi değildir ha.

Annem gibi olayım yani. Babam gibi olmayayım.

Maşallah benim kızıma. Kız sen cin misin?

(Melahat gülüyor)

Geç hadi geç.

Bak Nazmiye...

...insanların kalbini kırmayalım, Usulünce söyleyelim, tamam mı?

Hatta sen hiç konuşma ben söylerim.

Sen de beni iyice şey yaptın ha.

Benim de annem, benim de kardeşim. Niye insanların kalbini kırayım ki?

Aşk olsun.

Tamam.

Huf...

Oo... Hoş geldiniz.

Hoş bulduk.

Gelin gelin.

Ee, anlatın bakalım nasıl geçti seans?

Eve bak ya. Sanki profesör evi, sanatçı evi.

Seans falan deniyor.

Ulan Nazmiye çocuk gibi her şeye özeniyorsun be.

Neyim eksik?

İyi. Tamam. Ne oldu? Ne dedi? Bir görev falan verdi mi?

Sen onun işini yap, o senin işini öyle bir şeyler oldu mu?

Yok, o şekil olmadı da...

...biz yalnız şey yapacakmışız.

Yalnız ne yapacakmışsınız?

Biz hiç yalnız kalamadığımız için baş başa birbirimizi tanıyamamışız.

O yüzden evde yalnız kalın, dedi.

Ne yapayım evimden mi gideyim?

Vallahi öyle dedi anne.

Ben bir günyüzü bile görmemişim, hizmetçi gibi hep evde çalıştırılmışım...

...ezilmişim yani onu demeye getirdi kadın hep.

Oldu gelin çenemi bağla göm.

Ana onu nasıl laf?

Allah Allah! Nazmiye senin de hiç ayarın yok.

(Rıza) Bir gün anacığım. Bir güncük.

Yani Buse bile olmadan baş başa vakit geçirmemiz gerekiyormuş.

(Buse) Oley! Ben halamda kalırım!

Kızım bir dur sen de.

Ben başka yerde kalmam.

Tamam işte kocaman ev.

Hep birlikte kalın. Ne olacak?

Yok. Biz Erkut'la Hacı dayılara gideriz.

Buse'yi de halasına götürürüm artık.

(Müzik)

Hay Allah!

(Müzik)

Şunu bir türlü beceremiyorum.

Neyi beceremiyorsun?

Fotoğraf koydum da konumu nasıl şey yapacağım onu beceremiyorum.

Dur. Ver bana.

-Bak şuraya basıyorsun ilk önce. -(Muhsin) Hım.

(Rıfat) Buraya basıyorsun bak, oldu mu?

-(Muhsin) Ee? -Oldu işte.

Tamam.

Bas oraya yolla şimdi.

-Şöyle mi basacağım? -(Rıfat) Ha.

Ha. Tamam.

Oldu.

Ulan ne şanslı adamsın vallahi.

Şans mı? Ne alakası var şimdi şansla?

Aslan gibi oğulları şirketin başına geçirdin.

Oh... Dert yok, tasa yok. Rahatına bakacaksın.

Evet. Geçirdik başa da bakalım ne yapacağız bilemiyorum.

Karar veremiyorum.

Kamp yapayım dedim, dışarıda gezeyim falan dedim.

Biliyorsun ben evden işe, işten eve giden adamım.

Şimdi işe gitmeyince sudan çıkmış balığa döndüm.

Ne yapacağımı şaşırdım. Her şeye saldırıyorum.

Ne gülüyorsun?

Senin çaren bende.

Ne alakası var çareyle falan?

Bekle.

Bekle.

Neredeydi o?

Hah.

Nasıl?

-Harika. -(Rıfat) Ya.

Ne güzel bir şey bu.

Bu senin olacak bak bakalım gözün başka bir şey görüyor mu?

Yok ya ben bu yaştan sonra yapamam.

Asıl bu yaştan sonra kıymete biniyor.

Ya ben bir gün görmesem dayanamıyorum.

Hem biliyorsun benden bundan bir sürü var.

Yok ya ben bir tanesini bile şey yapamam.

Yapamam ben.

Sen bir tanesiyle başla, hele bir tadını al.

Zaten sen kendin isteyeceksin.

Yok ya ben yapamam.

Yaparsın Muhsin.

Yaparsın.

Maşallah be.

-Allah neler yaratıyor. -(Rıfat) Değil mi?

Bak bak şimdi de Bebek'te.

Muhsin baba da gittiği her yerden konum atıyor ha.

Hiçbir yerde de yarım saatten fazla kalmıyor.

Emekli adam canım geziyor işte. Ne var bunda?

Emekli adamın gideceği yerler mi orası Samet?

Vallahi sus delirtme beni!

Zaten sinirlerim bozuk. Ona göre.

İyi. Tamam.

Ödü koptu ya. Canım.

Yelda abla sen de Muhsin babaya kızıyorsun Samet'e patlıyorsun.

Sıkıysa ona bağırsana.

Gelsin ona da bağıracağım. Merak etme.

Aa! Gerek yok Melda abla ama.

Değil mi?

Evet. Telefon kullanmayı bilmiyor ya...

...tuşlardan biri açık kalmıştır, gittiği yerlerden konum atıyordur otomatik.

Farkında değildir o.

Keremciğim bak adam akşam yemeğine gelmedi, değil mi?

Hani sen akşam yemeklerine gelmeyince olay çıkarıyordu.

Hani nerede kendisi?

İşte 40 yılın başı çıkmış adam arkadaşlarıyla anne. Tamam, hadi.

Hım. İşte zaten ne oluyorsa bu arkadaşlar yüzünden oluyor.

Benim hazmedemediğim de bu zaten.

Hayır, ben neyi istemiyorsam...

...istemediğim ot geliyor benim dibimde bitiyor.

(Hülya) Ne diyeceğim.

Bu Rıfat abinin geçen gün gazetede haberi çıkmış.

Kendine yabancı bir sevgili yapmış.

O şimdi onun arkadaşlarıyla falan yemek yiyorlardır beraber.

Hülya, bak vallahi sinirim tepemde diyorum anlamıyorsun.

Sus! Sus beni delirtme!

Fena olacak ona göre!

Yelda abla sen de kızmaya yer arıyorsun.

Samet, kalk gidelim.

İyi geceler.

(Hülya) İyi geceler diyor hâlâ.

-İyi geceler. -İyi geceler.

İyi geceler.

Hayır bir de diyorsunuz ki yok babamla aranı düzelt...

...yok işte böyle tatil planları yap, bir şeyler yap.

Adamı bul ki yapasın.

Daha ne kadar devam edeceksin böyle kötü kötü bakmaya Kerem?

Sinirim geçmiyor bir türlü.

Bak Serpil Hanım'la konuştum.

Yani kim yaptırdıysa bu haberi bulacak.

Hesabını soracağız yani.

Umurumda mı sence?

Benim derdim senin sözünü tutmaman!

Bana kızıyorsun ama...

...bence bu işin arkasında kim var biliyor musun?

Yani haberi bence kim yaptırdı biliyor musun?

Umurumda olmadığını söyledim, değil mi?

Ceyda yaptırdı.

(Ayşe) Hatırla o sabahı hatırla.

Daha kargalar (Bip) yemeden haberi bize kim gösterdi?

Ceyda!

"Ben işemedim Miki işedi."

(Kerem) Biliyor musun bu filmi? Güzel filmdir. Tam senlik.

(Kerem) Sanat filmi.

Ama o lafı söyleyen çocuktu.

Sen göktaşı düşse Ceyda'dan bileceksin.

Ceyda kadar başına taş düşsün!

(Ayşe) Ceyda da Ceyda!

Şu işlemleri de bir an önce halledelim.

Boşanalım artık.

Birbirimizden daha fazla nefret etmeden.

Evet, etmeyelim.

Hemen bitsin.

(Fonda alkış ve ıslık sesleri)

(Fonda kahkaha)

(Müzik)

Aman!

Ne acelesi var canım?

Atarım ben bir ara imzayı.

Yani boşanma kaçmıyor ya.

Şey... Neydi?

Hah. Buse'nin kızının...

...mezuniyetinden sonra atarım imzayı.

At artık şu imzayı!

Sabri, Allah belanı...

Sabri...

Senin Allah belanı vermesin!

-Sabri! -Hadi at gülüm.

Hadi hadi. Ben senin üstüne beş defa boşandım.

Hadi. Sen ne buldun bu uzunda?

Sabri bak belim ağrıyor. Dönemiyorum.

Sen ne ara girdin yine bu eve?

Ha? Git! Git!

Girerim ben.

Girerim eve ben.

Ben bu eve kocan olarak giremiyorum.

Bari bırak buranın vekilharcı olayım.

Bırak kâhyası olayım.

Ya da kötü Beşir olayım Beşir olayım böyle.

İnce hastalıkla ince, ince gideyim falan.

Hem ne yapayım?

Güvenlik!

(Ayşe) Güvenlik!

Buyurun Ayşe Hanım.

Al Sabri'yi. Alın götürün onu buradan.

(Ayşe) Al.

Vallahi Ayşe gitmem.

Gitmem Ayşe!

Ayşe bari bahçıvanın olayım Ayşe!

Ne yapıyordum?

İmza.

Ay, ay! İmza atıyordum.

(Fonda alkış ve ıslık sesleri)

Dur!

(Fonda kahkaha)

Kerem.

(Fonda kahkaha)

Kerem.

35 yıllık sahte bir evlilik.

35 yıllık bir yalan.

Ama bizim yalanımız.

Bir türlü bitiremediğimiz yalanımız.

Ayşe.

(Fonda kahkaha)

Gözlerin gözlerime değdiğinde artık bakışlarımı kaçırmak istemiyorum.

Ellerin hep ellerimde olsun istiyorum.

Al.

(Fonda kahkaha)

Seni seviyorum de.

Ömrümün geri kalanında yaşamam için bir sebep olsun.

Ayşe.

Benimle evlen demiyorum.

Beni sakın bırakma diyorum.

Gözlerim doldu da ağlayamıyorum.

Hastalık işte.

Ama dayanamıyorum ağlayacağım.

Çok duygulandım Kerem.

Kâfi.

(Fonda kahkaha)

Ayşe.

Öp beni.

(Fonda kahkaha)

Buna dayanamıyorum ağlayacağım.

(Kerem) Ah!

(Ayşe ağlıyor)

Ağlıyor mu o?

Ayşe?

(Ayşe ağlıyor)

Ayşe?

İyi misin?

İyiyim.

Rüya gördüm de ağlıyordum galiba.

(Kerem) Hım.

Nasıl rüyaydı böyle ağlayacak kadar?

Paylaşmak ister misin?

Senaryo vardı. Senaryoda ağlamam gerekiyordu.

-Ondan ağladım herhâlde. -Tabii.

Ben duşa giriyorum.

(Müzik)

Allah da beni kahretsin! Söyleyecek başka yalan mı bulamadım?

(Mesaj geldi)

(Müzik...)

(...)

(Yelda) Hangisine karar verdin?

Kahverengi gözlü var ya üçüncü gösterdiğin.

Olmuşken o olsun.

Onun bacakları da diğerlerine göre daha uzun.

Ay, Muhsin!

Ay, Muhsin!

Ay, Muhsin!

(Mesaj geldi)

(Yelda) İşi biliyorsun.

(Kapı kapandı)

(Müzik...)

(...)

Ay.

-(Kerem) Ne oluyor? -Kerem.

-Kerem. -Ne oldu anne?

Vallahi ben bittim Kerem.

Vallahi billahi ben bittim Kerem.

Boynun altında kalsın e mi Muhsin.

Ne oluyor anne? Bir sakin olur musun?

Anlatayım anneciğim şimdi. Ee...

-Baban beni aldatıyor. -Ne?

Allah'ım ya Rabb’im bu yaştan sonra.

Bunlar da mı gelecekti başıma, bu yaştan sonra?

Yelda Hanım, Yelda Hanımcığım...

...Muhsin baba hayatta öyle bir şey yapmaz.

İçmeseniz onu.

Sen Muhsin babanı savunuyorsun yani?

Yani sen Muhsin babayı savunuyorsun?

Aman, erkek değil mi? Hepsi aynı.

Hepsi aynı. Erkek değil mi?

Anneciğim, tane tane anlatır mısın?

Var mı bir kanıtın, detayın, bir şeyin?

Ben sana şimdi tane tane anlatayım.

Babanın, ben mesajlarını yakaladım.

O Rıfat var ya, o Rıfat.

Boyu devrilesice Rıfat var ya.

Baban onunla mesajlaşıyordu.

Kadının saçından...

...bacak boyuna kadar böyle bak...

...bacak diyorlar. Ne kadar uzun bacak.

Bunları anlatmış mesajda.

Nasıl ya?

Öyle işte, öyle işte.

Öyle!

Şimdi de giyinmiş, süslenmiş. Ohh!

Gitti (...) Gitti (...)

Yeter artık anne. Tamam, içme öyle--

-Kerem bırak, Kerem bırak. -Yanlış anlaşılma vardır belki.

Kerem bırak, ne olursun bırak.

Ben zaten bununla ayakta duruyorum.

Zor duruyorum, yoksa o Muhsin'in bıyıklarını böyle var ya...

...tek tek yolardım.

Ben o Muhsin'in bıyıklarını, bundan sebep adamı bıraktım.

Hayır, sen niye duruyorsun ki burada?

Sen gidip şimdi cürmümeşhut yapsana şöyle...

...puh diye tükürsene Musin'in suratına. Ne bekliyorsun? Gitsene!

Muhsin'in suratına tükür, babanın suratına.

İçme artık, ya da iç tamam.

Uzun bacak Muhsin, uzun bacak.

Ah be baba, ah. Hayatta beklemezdim senden böyle bir şey.

Bekleme zaten Kerem. Çünkü Muhsin baba böyle bir şey yapmaz.

Niye yapmasın? Bir anda ben boşanacağım demedi mi?

O giydiği yeni yeni kıyafetler...

...annemin gösterdiği mesaj, al işte taşlar yerine oturuyor demek ki.

Ben inanmıyorum. Muhsin babanın böyle bir şey yapacağına inanmıyorum.

Muhsin babadan bahsediyoruz.

Sen zaten insan sarrafısın, o yüzden her şeyi bilirsin.

Mesela o Berk. Neydi Pisagor Murtaza.

Sabri. Hepsini çok iyi çözmüştün zamanında.

Yine çok komiksin Kerem. Vallahi güldürdün.

Benim onları çözememiş olmam onların karaktersizliklerinden kaynaklanıyor.

Muhsin baba karakter sahibi bir insan.

Ve karakter sahibi olan insanlar karılarını aldatmazlar.

Vay be.

Yıllarca bana ilişkilerimin için bana demeğini...

...bırakmayan adamın şimdi yaptıklarına bak.

Bak hâlâ Kerem hâlâ ya!

Biz de yaptık tabii bir şeyler ama ben en azından bekardım.

Ayrıca kimseye bir vaatte bulunmadım, kimseyi kandırmadım.

Düşün ya sahte evlilik yaptığım insanı, seni bile Ayşe...

...aldatmadım hiç. Adamın yaptığına bak.

Kerem çok teşekkür ederim.

Sen bana büyük iyilik yapmışsın vallahi.

Sanki konumuz şu an sensin. Konumuz Muhsin baba.

Ve Muhsin baba böyle bir şey yapmaz.

Nereye gidiyor böyle şüpheli şüpheli?

(Ayşe) Etrafına bak bakalım.

Yollar tanıdık gelmiştir belki yani. Her gün gidip geliyoruz ya.

Şirkete gidiyor Kerem bak, şirket yolu burası.

Belki kadını şirkete çağırmıştır.

Çok naifsin.

Ne oldu buna?

Babanı kıskanıyor.

-Samet bu kafayı iyice yedi. -Yok artık.

Siz ne fıkırdaşıyorsunuz orada bakayım?

Buyurun.

Oo hoş geldiniz.

Merhaba! Hoş geldin, hoş geldin.

Hoş geldiniz. Öpeyim ben.

-Merhaba canım merhaba. -Nasılsınız?

(Melahat) İyiyim. Sağ olun, sağ olun.

Şey biz böyle çat kapı geldik, kusura bakmayın rahatsızlık verdik.

Estağfurullah--

Ay ne rahatsızlığı ne rahatsızlığı?

Kız öpeceğim vallahi.

Biz dünür değil miyiz ayol?

(Yelda) Muhsin öyle dediyse tabii değil mi?

Nasılsın? İyi gördüm seni.

İyiyim, iyiyim. Sen iyi misin dünürüm?

Ben turp gibiyim, turp gibiyim.

Yani biraz Muhsin'e canım sıkkın ama.

Kız geç otur geç.

Aman ne olacak herkesin kocası yapıyor.

Değil mi yani?

Bir tek benim kocam mı? Herkesin kocası.

İşte...

...bizim çocukların baş başa kalması gerekiyormuş bir gün.

Doktor tavsiyesi, öyle demiş.

Buse de dedi ki ben halamda kalırım, başka bir yerde kalmam dedi.

İşte ben de hadi götüreyim dedim. Geldik.

Ay çok güzel yapmışsınız.

Ben buradan mahallede güne gideceğim.

Akşam da benim küçük oğlanla Hacı dayılarda kalırız.

Artık bu gece öyle yapacağız.

Olmaz o, olmaz.

-Olmaz mı? -Olmaz.

(Yelda) Hacı dayı diyor ayol.

Hacı dayılara falan gitmek yok.

Hep beraber, biz bir aileyiz.

Muhsin dediyse değil mi? Burada kalacağız.

Canancığım. Canan!

Gel kızım.

Kızım şimdi dünürlerimize...

...hemen yatakları hazırlatıyorsun.

(Yelda) Biz çünkü bir aileyiz değil mi? Muhsin öyle dedi.

Tabii efendim.

(Melahat) Yok, yok. Vallahi olmaz.

Biz rahatsızlık vermeyelim size. Ayşe de yok, biz gideriz.

Ayşe yoksa yok canım.

Siz gidin gününüze.

Samet biz bakarız değil mi? Bize de tecrübe olur.

Evet. Cimcime.

Vallahi çok şaşırdım ben şimdi.

Biraz korkarak gelmiştim, ne yalan söyleyeyim.

Yok ayol korkacak ne var Allah aşkına.

Biz şimdi seninle güne gideriz.

Buse'ye de onlar bakar.

Gün bizim mahallede ama Yelda Hanım.

Ne güzel işte, ne güzel işte.

Mahallede gün ayol.

Benim kafam ancak o zaman açılır.

Ayrıca bana da iyi gelir. Hadi kalk gidelim hadi.

(Müzik)

Bakın Muhsin amcacığım...

...kötü niyetli olmadığınızı biliyorum ama ben daha evliliğe hazır değilim ki.

Hem ben bu arkadaşın da...

...ailesinin de iyi niyetli olmadığını düşünüyorum.

Bırakın yol yakınken döneyim.

Döneyim olmadı.

Dönelim diyeyim. Dönelim.

Hem kendini de sorumlu hisseder.

Hadi bakalım.

Ceyda babamı gördün mü?

Muhasebeye doğru gitmişti ama.

Muhasebede ne yapıyor ya?

Aa, Ayşe sen hâlâ buradasın?

Dizinin çekimleri başlamadı mı?

Ceyda şansını zorlama istersen. Öff!

Tamam, ne dedim ki?

Abi sattınız beni.

Volkan inan sırası değil şimdi.

Tamam, tamam. Ben zaten sizden hiçbir şey istemeyeceğim bundan sonra.

(Volkan) Kendi göbeğimi kendim keserim.

Muhsin amca evde mi? Benim onunla konuşmam lazım, çok önemli.

-Hah. -Dur, dur, dur.

Sen bizi bekle burada. Gel Ayşe.

Hah kolay gelsin.

-Mehmet Bey kolay gelsin. -(Mehmet) Hoş geldiniz.

-Hoş geldiniz. -(Ayşe) Hoş bulduk.

Bir şey merak ediyorum.

Babam az önce burada işlem yaptı mı?

-Para aktardık Kerem Bey. -Para aktardı?

Kime, ne kadar aktardı?

Kendi özel hesabına bir milyon lira aktardı.

Bir milyon mu?

-Bir sorun mu vardı? -Yok, bir sorun yok.

Babam yaptıysa bu işlemi bir sorun yoktur.

Tamam, tamam.

-İyi çalışmalar. -İyi günler.

Şimdi inanmaya başladın mı artık?

Yani mutlaka bir açıklaması vardır Kerem.

Vardır.

Bir milyar, milyon.

Muhsin baba sen bu parayı ne yaptın?

-Sen bizi mi bekledin? -Evet, bekle dedin.

Sen niye Muhsin amcayla konuşmama izin vermedin benim? Çok önemli Kerem.

Gel gel. Eski Muhsin amcanı bulabilirsen konuş.

-Nereye gidiyoruz? -Dünürüm güne gidiyoruz ya.

Sende de vallahi akıl falan kalmadı.

Hani bizim çocuklar romantik yapacaktı, anlattıydım evde.

Ben Muhsin'le bir zamanlar romantik...

Ana!

Sen niye açtın yine muslukları dünürüm?

Bak sormayayım, sormayayım diyorum dayanamayacağım.

Bana bak, senin canın mı sıkkın bir şeye?

Muhsin beni aldatıyor, aldatıyor.

Yok canım.

Yok, ihtimal vermem. Koskoca adam.

Vallahi bak günahını alırsın.

Alacağım vallahi günahını alacağım. Alacağım bak.

Sen o mesajları görseydin böyle konuşmazdın.

O ahu gözler, ahu diyorum bak.

Gözler.

Böyle kahverengi saçlarmış da yok uzun bacaklarmış...

Ayol ben bilseydim şu saçı kahverengiye boyatırdım.

Boyatırdım.

Aa, boyu devrilmeyesice koskoca adam. Yaptığı şeye bak.

Aman dünürüm, koca işte koca. Bunların hepsi aynı.

İyi bir şey olaydı zaten gonca derlerdi.

İçme artık şunu içme!

-Yeter! -Melahatciğim bir yudum daha alayım.

Sen bırak onu bana bırak, bırak.

O öyle gününü gün edecek, sen böyle pelte gibi mi olacaksın?

Bak şimdi güne gidiyoruz. Orada bir eğleneceğiz, tozu dumana katacağız.

Hiçbir derdin falan kalmayacak.

Senin arkanda dünürün var. Ben senin arkandayım.

Ay eğleneceğiz değil mi kız? Vallahi eğleneceğiz değil mi?

Piş bu ne hâl lan Sabri?

Abi 'barista brothers' olalım dedim.

Nasıl olmuş?

Bir tuhaf olmuş koçum.

Eyvallah abi sağ ol.

Sabriciğim benim 'flat white' hazır mı?

Hazır Feyzoş hazır.

-Bir dakika sonra hazır. -Ay süpersin.

Erkut yüzünden içimizde filtre kahve ağacı çıkacaktı az kalsın.

Ne oluyor ya? Siz ne ara tanıştınız?

Seni beklerken abi.

Feyzoş geldi, dedi ki günün ilk kahvesi, dedi.

Ben de dedim beklemesin günahtır.

Ne istedin sen şimdi bundan? Neydi o?

-'Flat white' işte. -Ne?

'Flat white'.

Ay, izlemesi de çok zevkli.

Hişt oğlum vurup durma lan şuraya.

Yemin ederim bir tane koyarım sana.

Bir kırarsın parasını benden keserler. Biliyor musun?

Karışmayın bana.

Ne yapıyorsun lan nimetle?

Hişt karışıp durma, adam sanat yapıyor şurada.

Başlarım sanatına onun.

Hah kıvırcık hoş geldin. Ne vereyim sana?

Türk kahvesi, filtre kahve?

Türk kahvesini çok içtim. Sabri'nin kahvesinden istiyorum.

(Sabri) Şimdi bir saniye...

Abi bak bu işin özü şudur.

Boş ver sana ben Türk kahvesi yapayım. İçme pis pis şeyleri.

(Erkut) Vallahi billahi.

'Cortadonuz' hemen geliyor.

Ya bırak 'kortordoyu' falan. Sen her sabah Türk kahvesi içmiyor musun kızım?

Nereden çıkıyor bu yeni yeni icatlar? Allah Allah!

Sen de oynama lan sütle. İsraf ettin her şeyi.

Abi nereye geldik biz böyle?

Bir bilsem Volkan bir bilsem.

Ah bunları da mı görecektim ben.

Harbiden Muhsin amcaya bak sen.

Volkan babamı basıyorum ben burada babamı.

Haklısın kardeşim. Olacak iş değil.

Bir şey diyeceğim, saçmalamayın abi.

Kerem sen de bir sakin olur musun? Ayrıca Volkan...

...gaza getirmesene arkadan vır vır vır.

Yapmaz Muhsin baba öyle bir şey.

Şu an kafası karışık olabilir ama.

Yapmaz yani Muhsin babadan bahsediyoruz, Muhsin babadan.

Vallahi Ayşeciğim anlattıklarınızdan yola çıkarak konuşuyorum şu anda.

Parçaları birleştirince hiç de iyimser bir tablo çıkmıyor ortaya şimdi.

Tabii abi bildiğin aldatıyor.

Hanımefendi annemi sevmediği için içi rahat.

Ama benim içim yanıyor burada.

Kadıncağız kalbi paramparça olmuş, aldatılmış, evde yalnız...

...bizim peder kız peşinde.

Annem ne düşünür, ne yapar umurunda değil.

Kerem sen gerçekten beni hiç tanımıyorsun ve saçmalıyorsun.

Ben o kadar iğrenç bir insan mıyım?

Ayrıca durumun Yelda Hanım'ı sevip sevmemle ne alakası var?

En azından ben senin gibi iki yüzlü değilim.

O niye şimdi? Ne alaka?

Yani sana çok da uzak olmayan bir manzaraya böyle...

...başka bir bakış açısıyla bakabiliyorsun.

Havalanıyordun ya böyle çapkınlığınla övünüyordun ya.

Kadınların kalbini nasıl kırdığını anlamış oldun.

Tabii insanın başına gelince.

Kızım evli onlar evli.

Biz neden evlenmiyoruz? Çünkü kendimizi biliyoruz.

Aynen. Vallahi biliyoruz.

Evliysen aldatmayacaksın o kadar.

Her şeyi kılıfına uydurdun. Tam senlik bir hareket.

Yani ben kızların kalbini kırıyorum...

...ondan korkuyorum, kimseyle evlenmiyorum demiyor da.

Ayşeciğim...

...evlenmek demek söz vermek demektir.

Ve o sözü sonsuza kadar tutmak demektir.

Ama sen bu söz tutma konusunda...

...işte biraz sıkıntılı olduğun için senin de pek anlamanı beklemiyorum.

Neyse.

Abi tamam artık siz de tartışmayın. Şu--

-Sus Volkan! -Sus Volkan!

Nazmiye ne yapıyorsun? Hayırdır lamba mı patladı?

-Ya düşersin. -Dur bir Rıza dur.

Nasıl oldu?

-Ne bu şimdi? -Seksili ışık yaptım bize.

-Gündüz gündüz? -Evet.

Çeyizde dura dura bunlar kokuşmuştu.

Bir işe yarayacak işte. Fena mı oldu?

Damatlığını da yukarıda yatağın üzerine serdim. Git giy onu yiğidim.

Kızım ne gerek var şimdi damatlığa falan.

Bak olmaz ama gerçekten çok uğraştım.

Havalıyemekler. com'dan yemek bile yaptım bize.

O kadar havalı ki bak yemeye utanırsın.

Allah Allah!

Ne bu?

'Beef tartar'.

Ben insanı böyle şaşırtırım işte Rıza.

-Şöyle bakıyorum ben. -Bak bak.

Pişmemiş ki bu çiğ.

Nasıl pişmemiş? Limon suyuna koyunca pişer demişlerdi.

-Al bak bakayım pişmiş mi? -Iy.

Aman ya! Uff!

Kusura bakma, gitti mis gibi et.

Niye insan gibi et kavurmadım ki.

Niye bilmediğin işlere girersin ki zaten.

Tamam neyse ne ya. Bir sürü yemek var onları yeriz.

Hadi sen şimdi git üstünü değiştir...

...ben de seni burada bekliyorum.

Atma onu, börek olur ondan güzel.

Hişt.

(Müzik)

Burası neresi abi?

Bir arkadaşına falan gelmiştir herhâlde.

Kesin arkadaştır.

Görmüyor musun adamları, normal mi bu? Kale gibi çevirmişler bir de.

Ne yapıyorlarsa içeride.

Abi söylemek istemiyorum ama insan ticareti olabilir.

Yani en iyi ihtimal, böyle partili gizli bir ortam.

"Eyes Wide Shut" hesabı.

Yok artık Volkan saçmalama.

Bu kadar adam içeride çekirdek çitleyecek hâli yok ya.

Hadi uzayalım abi. Bak bizi almaz bunlar.

Misafir usulü falan alıyorlar muhtemelen.

(Kerem) Hayır o kadar yol geldik, ne olduğunu görmeden dönmeyeceğim.

Yıllarca bana erdem lafı eden adam, eğer böyle şeyler yapıyorsa...

...bana hesabını vermek zorunda. Ayrıca...

...bana ahlak dersi verenlerin foyası tek tek ortaya çıkmaya başladı.

Ya, ya işte.

Beni beğenmeseniz de en azından ben tutarlıyım.

Kerem, bu mu şimdi bizim konumuz.

İçeri tüfekli adamlar giriyor.

Babanın başına bir şey mi gelecek belli değil.

Sen hâlâ bana laf çarpıtma peşindesin ama olmaz ki.

Ayşe haklı abi. Bırak Allah'ından bulsun.

Volkan ben öyle bir şey mi dedim şimdi?

Tartışamayacağım. Sizin hezeyanlarınızı dinlerken benim ailem dağılıyor burada.

Yine gerilmeye başladım ben, kesin başıma bir şey gelecek.

Bıt, bıt, bıt. Sen açıyorsun tartışmayı, sen konuşuyorsun...

...hezeyanların içinde olan biz oluyoruz. Anlamadım ki.

Bu araba burada mı kalacak?

Kalsın, kalsın şimdi içeri girmenin bir yolunu bulmamız lazım.

Artık duvardan mı atlıyoruz, ne yapıyoruz? Hadi Volkan gel.

Sen nereye?

Ne demek sen nereye Kerem? Ben de geliyorum seninle.

Hayır gelmiyorsun hiçbir yere. Görmedin mi adamları? Sen arabada bekle.

Olmaz. Tüfekli adamlar var ben seni yalnız yollayamam.

Ayşe bu konuyu seninle tartışamayacağım.

Kerem tartışmıyoruz zaten. Ben de geliyorum bitti.

Vayy!

Tabii ki de gidiyorum. Volkan'ın başına bir iş gelir.

Ben onun vicdan azabıyla yaşayamam. Bir şey olur. Olmaz da...

Ayrıca sen deli deli davranıyorsun. Ben seni nasıl bırakayım?

Gayet iyiyim ben, bekle burada. Hadi Volkan.

Kardeşim ben burada kalayım Ayşe'ye göz kulak olayım.

Cık cık cık.

Korktun mu lan? Şu kızdan utan. Bak o bile gelmek istedi.

‘Bro‘ şimdi bir yerde tüfek varsa o tüfek patlar.

Biliyorsun tüfek görünce ben biraz geriliyorum.

Biz de ‘bro’muz var diye güveniyoruz arkamızda.

Sen de gitmeseydin.

Deh, deh, deh.

Deh, deh, deh.

(Buse) Deh, deh, deh.

Buseciğim sıkılmadın mı artık? Biraz da benimle evcilik oyna.

-Olur. -Oley!

Canım benim.

Buseciğim nasıl oynayalım?

Senin öyle belli bir tarzın var mı? Yoksa doğaçlama mı yapalım?

-Ne diyor? -Ha ne diyor?

Yani Hülya ablan diyor ki...

...senin istediğin bir şeyler var mı?

Biz ne oynayalım, sen ne istersen onu yapalım, diyor.

Ne istersem mi?

-Evet! -Yaşasın!

Hadi bakalım. Ohh!

Çocuk işte, bakalım ne getirecek.

Sametciğim, bu yaştaki çocukların her şey dikkatini çekebilir.

O ne getirirse getirsin, biz normal davranacağız.

Tamam, anladım. Sen merak etme.

Ah, ayol benim ayakkabılarım.

(Hülya) Samet benim çantam.

Buseciğim, bak ben o ayakkabıya verdiğim parayla...

...sana oyuncakçı dükkânındaki bütün bebekleri alırım, tamam mı?

O yüzden ayakkabımı, çantayı yavaşça yere bırak.

(Hülya) Aferin!

(Hülya) Samet, Samet yakala ayakkabım.

-Samet yakala şunu. -Hülya orada Hülya.

Hülya orada!

-Onun için ben aylarca bekledim. Al şunu. -(Samet) Buse!

(Samet) Buse gel.

(Hülya) Yakala.

-Ne yapıyorsun? -Ben de geldim.

-Ben sana gelme, kal demedim mi? -Ben de olmaz dedim, geldim.

İyi halt ettin. Yolu biliyorsan geri dön.

Ne oldu? Şimdi ne oldu?

Kapı mı kapalı? Ne yapıyoruz? Orada adamlar var.

Saman var atlayacağız. Tut elimi, buradan atlayalım.

-Ne yapıyorsun? -(Ayşe) Ben şimdi gidiyorum.

-(Ayşe) Arkamdan gel tamam mı? -Bir de bana deli diyorsun.

Mahalleliyiz biz. Boğazlayanlı Ayşe. Hadi gel.

(Müzik)

Bir sen eksiktin. Ben babamla mı uğraşayım şu an, seninle mi uğraşayım?

(Anlaşılmayan konuşmalar)

-Birileri. -(Kerem) Ne oluyor?

(Erkek 1) Aslında bizim takım iyi. Güzel futbol oynuyor da...

...hakemler hakkımızı vermiyor.

Tamam, sakin ol.

(Erkek 2) Tahminimce bu sene şampiyon olur Fenerbahçe.

(Müzik)

-Vallahi kurtulduk. -Kızım sen benim başıma bela mısın?

Niye benim lafımı hiç dinlemiyorsun? Heyecan mı istiyorsun hayatında?

Kerem benim sayemde kurtulduk. Hâlâ söyleniyor, kızıyorsun bana.

Kızgınlığı bırak, söylenme hiç boşuna.

Hadi gidelim. Gel, gel, gel.

Ah Kerem, Muhsin baba orada işte.

-(Kerem) Hakikaten. -(Ayşe) Gel, gel, gel.

Bak gördün mü? Muhsin baba öyle bir şey yapmaz dedim.

Adam sizin dırdırınızdan bunalmış, böyle...

...temiz hava almaya, böyle atlarla ilgilenmeye falan gelmiş.

(Kadın) Hoş geldiniz.

Nasılsınız?

(Muhsin) İyiyim, iyiyim.

(Müzik)

O kadar emin olma istersen.

Yani şimdi, her gördüğümüze inanmayalım tabii.

Ben de kıllandım bir inceden.

Ne yapacağız Kerem?

Bak bak, görüyorsun değil mi?

Gülüşmeler, göz süzmeler.

(Telefon çalıyor)

Avukat Nermin arıyor.

Efendim Nermin?

Boşanma evraklarını mı yolladın? Müsait değiliz ama şu an.

Tamam, konuşuruz sonra.

Bu da ne meraklıymış bizi boşamaya.

-Ne yapsın kadın işini yapıyor. -Senin de altta kalır tarafın yok ama.

(Müzik)

Dur gidiyorlar arkaya doğru.

Gelsene.

(Hareketli müzik)

(Üst üste konuşmalar)

(Kadın) Hepiniz hoş geldiniz.

Böyle, böyle. Böyle, böyle.

Vallahi insan nasıl stres atıyor değil mi?

Oyna bacım oyna. Yarın yokmuş gibi oyna. Oh, oh!

(Kadın) Oh, oh! Hadi yandan!

Kız Melahat ne candan kadınmış bu.

Ay çok sevdim. Hep getir.

Garibimin canı sıkkındı, aldım geldim. Morali bozuk morali.

Ne olmuş?

Kocası Muhsin Bey bunu aldatmış!

(Hep bir ağızdan) Aa!

(Üst üste konuşmalar)

Kimmiş, kiminle?

Gencecik kadın yazıklar olsun. Tühh!

Koskoca adam görüyor musun? Kız kalpten gidecek kalpten.

Öff! Ne oluyor ayol?

Muhsin beni aldattı işte.

Hani o yerlere göklere sığdıramadığınız Muhsin, beni al-dat-tı.

Hem de senin gibi bir kadını?

Kız gençliğimizde mahallenin bütün erkekleri sana hayrandı.

Yazıklar olsun ona, yazıklar olsun.

Ay tevekkeli değil kalbi tuttu.

-Almış tabii mavi gözlü hapları. -Kız sus.

Canım benim hiç üzülme, bulur sıkıştırırız onu bir yerde.

Ben benimkini geçen pazarda yakaladım.

Limon tezgâhını başından aşağıya geçirdim. Oh içimin yağları eridi.

Bana da geçiririz değil mi?

(Üst üste konuşmalar)

Mekân farklı olsa da ben evden limon getiririm bir kilo.

Gözüne gözüne sıkarız. Hiç merak etme.

Böyle sıkarız değil mi?

(Üst üste konuşmalar)

Kız vallahi ben seni öpeceğim.

-(Yelda) Vallahi öpeceğim kız! -Yazık ya.

Tamam erkek milleti değil mi canım.

Hepsinin köküne kibrit suyu.

Hadi şu pasta, böreğimizi yiyeyim. Neşelenelim ya!

(Üst üste konuşmalar)

Şimdi sana gülen surat yaptım, bir dahakine de kuş yaparım.

-Sabri çok tatlısın. -Sağ ol bacım.

-Ben de bir 'latte' alacaktım. -Tamam ben yapayım kıvırcık.

Sen dur, sen yapma. Herkes Sabri'nin kahvesinden bahsediyor.

Sabri Bey yapsın.

Teşekkür ederim Sabri. İçmeden önce on dakika izleyeceğim.

İzle bakalım.

Bu arada ben şimdi sana badem sütlü de yapacağım.

Bir dene, hastası olacaksın. Üstüne de kısrak çizeceğim.

-Kısrak mı? -Kısrak.

Bu herif önce tarzımı çaldı, şimdi işimi çalacak.

-Beş dakikaya buradayım. -Tamam.

-Beş dakika. -Dört dakika sonra gel.

Sabri, sen o zaman bu kıvırcığın da kahvesini yap.

Sonra yaylan. Hadi gidebilirsin.

Ana, niye abi?

Çünkü Sabriciğim, saat zaten geç oldu.

(Bağırıyor) Bu saatten sonra da zaten kahve içen olmaz!

Yani bir iş kalmıyor.

Ben de bu ortalığı toplarım. İşim biraz uzun sürer.

O yüzden sen git, hadi.

Abi, belki biri kahve içer ne biliyorsun ya?

-Yardım ederim ben sana. Durayım. -İçmez.

Abi içebilir yani.

İçmeyecekler Sabriciğim, söylüyorum ben sana. Hadi uza.

Abi şekil falan yapacağım ben daha kahveye. Niye gidiyorum ben?

Ben yapacağım sana şekil, sen merak etme. Hadi.

Yok, gitmiyorum ben.

Ulan yürü git. Yemin ederim kötü olur. Yürü, yürü!

Bekleyeni de soranı da çoktur.

Maşallah, tam istediğim gibi.

Hem gösterişli hem uzun bacaklı.

Allah neler yaratıyor.

Söz dinler değil mi? Asi değildir yani.

Hayır, itaatkârdır.

Siz ne isterseniz onu yapar.

Bu yüzden referansı olmayanların fotoğraflarını bile göstermiyoruz.

Malum suistimal vakaları.

(Kadın) Sizden de zaten ona iyi davranacağınıza dair...

...söz vermenizi isteyeceğiz.

Hiç merak etmeyin, ona çok iyi bakacağım.

Saçlarını bile kendi ellerimle tarayacağım.

(Muhsin) Çok güzel.

Performansı nasıldır?

Yani bu da benim kriterlerimden.

(Muhsin) Hani alacaksam, bana can katsın isterim.

Beni canlandırsın isterim.

Evde benim ruhumu tükettiler çünkü.

Hiç merak etmeyin, hayatınızda alıp alabileceğiniz...

...en büyük zevki alacaksınız, garanti ediyorum.

Yeniden doğmuş gibi olacaksınız.

Lafları duydun değil mi, ben yanlış duymadım?

Resmen kadın mı seçiyorlar kendilerine?

Utanmadan bir de performans falan mı diyor?

Ulan--

Kerem dur! Ne yapıyorsun?

Böyle fevri davranma, baban görecek.

Ayrıca Volkan'ın söylediği gibi tekin yerler değil buralar. Sakin ol.

Çok güzel, çok, çok güzel.

-Hadi biraz dolaşalım. -Dolaşalım.

Teşekkürler.

Ah baba, ah!

(Müzik)

Nerede kaldı bunlar?

(Telsiz sesi)

(Müzik)

Burada bilinmeyen bir araç var. Birini görürsem, iki el ateş edeceğim.

Oraya doğru geliyoruz.

Kaç oğlum Volkan!

Ulan arabayı bırak, dımdızlak kalmasın bizimkiler.

(Müzik)

Dur, kaçma!

(Bağırıyor) İmdat!

(Silah sesi) Ah!

(Volkan inliyor)

Kerem.

Kerem, biri bağırdı. Birini vurdular. Duydun mu Kerem?

Duydum.

Baba ne biçim işlere bulaştın, silahlar, adamlar, kadınlar, atlar.

-Hadi, hadi, hadi. -Kan gelmiş!

Böbreklerimi mi çalacaksınız?

Ben demiştim size, ben demiştim o tüfek patlayacak diye!

Ya Kerem korkuyorum.

Tamam, sakin.

Nasıl sakin? Korkuyorum Kerem.

Bir şey olmaz, söz. Ben yanındayım.

Biri geliyor.

(Fısıldıyor) Eğil.

(Gerilim müziği)

(Derin nefes veriyor)

Geçti. Hadi, gel.

Ben yanındayım. Hiçbir şey olmayacak, tamam mı? Merak etme.

Ne oldu?

Kerem, ben sana bir şey söyleyeceğim.

Ben özür dilerim. Bak, vallahi özür dilerim.

Ben senin bu kadar bozulacağını bilseydim, yapmazdım.

Bu kadar önemsediğini bilmiyordum ben bu durumu.

Tamam, birazdan bir yolunu bulup buradan çıkacağız, evimize gideceğiz.

Hiçbir şey olmayacak.

Sana bir şey olmasına izin vermem.

Merak etme.

Korkma.

Affettin mi beni?

(Telsiz sesi) Saklan.

Abi bu tarafta kimse yok.

Neredeler lan bunlar?

Kerem, korkuyorum. Bir şey yap.

Şuradan bir ses geliyor.

Kerem korkuyorum ya!

Siz kimsiniz?

Ne yapıyorsunuz lan burada?

(Nefes veriyor)

(At kişniyor)

(Hareketli müzik)

Birader ne yapıyorsunuz dedim burada.

Kerem, hakikaten sen ne yapıyorsun ya!

Ee... (Boğazını temizliyor)

Biz ziyaretçiyiz. Haranızı ziyarete geldik.

Eşimi öpüyorum. Öpüşmek suç mu?

Başınız büyük belada birader.

Siz bunları tutun. Ben haber verip geliyorum.

Kerem bunlar bir şey yapmazsa...

...yemin ediyorum bu sefer ben öldüreceğim seni.

Sen de bir şey yap deyip duruyordun, ne yapayım?

Filmlerde oluyor ya, böyle kötü adamların önünde çiftler öpüşüyor...

...onlar da görmezden geliyor.

-İşte yemediler. -(Ayşe) Yemezler tabii!

Dımdızlak ortadayız. Ortada da değiliz, köşede.

Böyle saklanma mı olur?

Hadi bırakın muhabbeti, gidiyoruz.

(Hareketli müzik)

Oh, eline sağlık. Ziyade olsun.

Gayet güzel olmuş.

Ne yapıyorsun Rıza? Televizyon mu izleyeceksin?

Evet. Ne yapacağız ki?

Mesela dans edelim.

Ya Nazmiye ne dansı Allah aşkına?

Bak ne güzel yemeğimizi yedik, şöyle güzel bir çay koyalım.

Kırk yılın başı yalnız kalmışız. Güzel güzel televizyon izleyelim.

Ya, tabii tabii!

Nazmiye romantik ne yapsın ki zaten?

Televizyonun önüne otursun anca çay, çekirdek yapsın.

Allah'a şükür Nazmiye'nin canı yok çünkü.

Tamam Nazmiye, tamam.

Asma hemen suratını.

Hadi yap ne istiyorsan.

(Müzik)

Hadi gel.

Ay, ay.

Bak şimdi sen böyle buradan tutacaksın, sıkı tutacaksın.

Bir de buradan da.

-(Rıza) Oldu mu? -(Nazmiye) Hayır.

-(Nazmiye) Biraz daha sıkı olacak. -Allah Allah.

(Müzik)

(Kapı vuruluyor)

Bu kim ya?

Boş ver. Evde yokuz sanarlar. Bırak, boş ver.

Sen bana odaklan. (Kapı vuruluyor)

-Kapıyı kıracaklar Nazmiye. -Vurup vurup giderler! Boş ver.

Bu mahalleden de bize huzur yok. (Kapı ısrarla vuruluyor)

Tamam duyma sen duyma. Bana odaklan.

-Hacı dayı. -Sabri!

Selamünaleyküm.

Çaldım, çaldım bizimkiler yok.

Şu davetiyeyi görürsen verir misin?

Nasıl yoklar ya? Onlar evdedir.

Biri yoksa, diğeri evdedir yani.

Dur ben bir bakayım.

Evdelerse sağlam bir duanı alırım.

Tövbe tövbe!

Evdeler işte hacı dayı. Müzik sesi geliyor.

Nazmiye yenge temizlik yaparken müzik açar ya. Ondan duymamıştır o.

Dur sen burada bekle, ben halledeyim.

Bak, gittiler işte gördün mü?

Hadi sen bana bak şimdi, bana odaklan.

Öyle birden bak deyince de...

Aa!

Hani böyle okul çıkışına geliyordun...

...baştan ayağı beni süzüyordun üç numaralı bakışınla.

Gençtik kızım o zamanlar.

-Hâlâ gençsin. -Yok canım!

Hadi ya, hadi bana üç numaralı bakışınla baksana.

-Allah Allah. -Vallahi.

(Müzik)

Hayda!

-(Nazmiye) Ay! -Lan!

Hayırlı işler. Şimdi anlaşıldı. (Müziği kapattı)

Ne yapıyorsun lan sen orada?

Salonun ortasına kadar gelmiş bir de manyak manyak!

Hacı dayı direk gibi kapıda bekliyor abi.

(Sabri) Kapıya vurmuş vurmuş duymamışsınız.

Ben ne yapayım şimdi? Hem yaşlı hem hacı, sevaptır yani.

Vatandaşlık görevimi yaptım ben.

-Oğlum sen nasıl girdin oradan? -Camdan.

Ben hacı dayıyı alayım abi.

(Sabri) Hacı dayı gel. Bak ben sana ne dedim? Evdelermiş.

(Sabri) Senin bir elini öpeyim.

Sağ ol.

Hayırdır hacı amca, birine bir şey mi oldu?

Yok oğlum. Şu davetiyeyi vereyim dedim.

Üstümde kalmasın.

İyi etmişsin.

Kızım bir Türk kahvesi yap bana. Onca yoldan geldim.

Sabri olmasa dönüp gidecektim vallahi.

(Hareketli müzik)

Tamam Nazmiye neyse, yarın yaparız artık.

(Sabri) Yarın yaparsınız ya.

Biz gidince devam edersiniz. Ne olacak?

(Sabri) Siz evlisiniz yani her gün görüyorsunuz zaten birbirinizi.

Keşke ben de Ayşe'yle evli olsaydım...

...var ya onu her gün öperdim böyle, değil mi hacı dayı?

-Tövbe estağfurullah. -Ne diyorsun lan sen?

Bana bak, eğer biraz daha konuşursan...

...o ağzını öpüşmek için değil, konuşmak için bile kalmayacak.

-Yürü git bakayım! -Ne var ya?

-Hayal de mi kuramayacağız? -Bana bak, yeter!

(Nazmiye) Allah Allah!

Ben kahve yapayım.

Orta mı dayı?

-Orta. -Tamam.

(Hareketli müzik)

-Daha daha nasılsın dayı? -Sağ ol evladım.

-Allah iyilik versin. -Âmin.

Neresi burası?

Sesinizi çıkarmadan bekleyin burada.

(Müzik)

Ayşe, sen bunları bilmezsin.

Ay!

Burada hiç normal şeyler olmuyor Ayşe!

Evet, hiç normal şeyler olmuyor.

Kerem, senin o yaptığın şey neydi?

Ne?

Mecbur kalmasam öper miyim ya?

Panik yaptım işte. Aklıma başka bir şey gelmedi.

Sen her paniklediğinde beni böyle öpecek misin?

Tamam, söz bir daha olmaz.

Yok, ben sana inanmıyorum artık.

Sen var ya, sen kurnazsın.

Ben sana bundan sonra kurnaz Kerem diyeceğim.

Her seferinde beni böyle punduna getirip öpüveriyorsun.

-Bir de o kadar özür dilettin ya. -(Kerem) Aa!

Ben mi dedim bana özür dile diye?

Kendin korkudan bülbül gibi şakıdın.

Yok, beni affetmezsen kendimi affetmem.

İşte ölürüm de beni affet.

Ben öyle mi dedim? Ben öyle bir şey mi dedim?

Ne dedin?

Yok, özür falan dilemiyorum.

Bitti. Bütün özürlerimi de geri alıyorum.

Hatta şu anda sen benden özür dileyeceksin. Hadi özür dile.

Arkadaş, şu an problemimiz bu mu?

İki saniye sonra ne olacağımız meçhul, özür skoru mu tutalım yani?

İyi tamam diliyorum.

Özür dilerim, özür dilerim, özür dilerim. Oldu mu?

Oldu.

Ay! Dokunma ona, pis. Kim bilir nerelerdeydi.

Ne babamdan yüzüm güldü ne eşten.

Bir annem varmış ha.

Bir de Volkan.

Kardeşim!

Aa!

Volkan!

-(Bağırıyor) Ne yaptınız kardeşime! -Volkan!

-Volkan ne oldu? -Ne oldu? İyi misin?

Sizi niye vurmadılar?

-Seni vurdular mı? -Evet!

(***) vurdular.

O ses...

Aa, o sen miydin?

(Kerem) Kalk kardeşim.

Ay!

Kardeşim, kan kaybından ölüyorum galiba.

Ya da kurşundan gidiciyim ben.

Dur, dur.

Ulan o kadar ciddi değilmiş. Saçma sıyırmış seni.

Merak etme, yaşarsın.

Yok, ben soğuk soğuk terler döküyorum kardeşim.

-Bilincim mi gidiyor? Bakayım sana. -Tamam, abartma.

(Ayşe çığlık attı)

Lan!

Tamam ben ayıltmaya çalışayım, sen de kapıyı açmak için bir şeyler ara.

-Tamam, bakıyorum, bakıyorum. -(Kerem) Volkan!

Volkan. Hişt, Volkan uyansana.

Hmm, tevekkeli değil.

Bu Emel beni evine davet etmiyor epeydir, ben de diyorum ki...

...acaba ben bir şey yaptım da kız alındı falan mı?

Bak Allah aşkına perdelerimin aynısından almış.

Sen benim perdeleri biliyorsun değil mi?

Bilmiyorsan da bak işte bunların aynısı.

(Melahat) Bari insan rengini ya da desenini falan farklı alır.

(Melahat) Kız, gerçi benim için sorun değil...

...komşular biliyorlar, ben ondan önce aldım.

Komşulara ayıp. Ayıp bir şey yani gereksiz.

Ayıp bir şey.

Kız, Nurcan'ın kocası araba almış vallahi kırmızı, kapıya da çekmiş.

Kız, nereden buluyor bu kadar parayı?

Kız kafayı yiyeceğim ya ben.

Ay! Bayıldım ya şuna.

Hanımlar herkes sırasını savdıysa...

...haftaya çarşamba kimdeyiz, kurayı çekelim.

(Kadın) Ay, bana çıksın önce. Paraya ihtiyacım var.

Gel bakalım, karıştıralım.

Of.

Bana da kura çektir kız!

-Dur! -Dur ayol.

(Yelda) Vallahi yaptım.

Dur, dur, dur bakacağım.

İnanmıyorum birinciyim!

Ben kazandım, ben!

Alkış, alkış!

Bana bak, hepiniz haftaya bendesiniz.

Gelemeyene çok bozulurum.

(Melahat) Dünür, bu altın günü için.

Gün kime çıkacak, onu tespit etmek için. Sen ne yaptın?

Anladım Mel.

Mel mi? Mel kim ya?

Melanie’nin kısaltması ayol.

Haftaya hepiniz bendesiniz.

Hadi bakalım, hadi geliyoruz.

Bana bak dünür, senin şimdi kafa bir dünya.

Böyle bir leyla oldun sen.

Coşkulu falan onu bunu davet ediyorsun ama...

...eğer bunları reddedersen, kapıdan geri gönderirsen...

...vallahi bütün yıl beni konuşurlar.

Benim de bir itibarım var bu mahallede canım. Yapma.

Bir şey diyeceğim.

Şundan iki dilim daha alabilir miyim şam tatlısından?

(At kişniyor)

Şu aynen benim hanıma benziyor.

O da öyle gergin, havadan nem kapar, huysuzlanmaya yer arar.

Neyse kökeni falan önemli değil. İyi anlaşalım yeter.

Silah sesi duydular ya, ondan öyle gerginler.

Atlar çok duygusaldır.

O ses silahtan mı geldi?

Yok, panik yapmanıza hiç gerek yok.

Yakınımızda keklik av sahası var, ondan alışıklar.

Büşra Hanım bakar mısınız?

(Gerilim müziği)

(Erkek) İçeriye izinsiz girilmiş.

Ne yapalım?

Misafirimizi rahatsız etmeden ne gerekiyorsa onu yapın.

Anlaşıldı Büşra Hanım.

-Bir sorun yok inşallah. -Yok, yok. Çocuklar halleder.

Biz keyfimizi kaçırmayalım.

Volkan! Hişt, kendine gel.

Bulamadın mı hâlâ bir şey?

Ya Kerem, arıyorum. İyi misin?

Volkan! Ayıldı, biraz ayıldı.

Ayıltmak için soru sor.

Bir şeyler sor sen Volkan'a.

Menemen soğanlı mı olur soğansız mı?

Soğansız.

Ayşe, çabuk ol. Soğansız dedi, bilinci gidiyor.

Kerem tamam bir şeyler bulmaya çalışıyorum ben de. Ne yapayım?

Oğlum soğansız menemen mi olur? Saçmalama, hadi.

-Kardeşim gel, gel. -Ne?

(Bağırıyor) Ayşe! Beni dinleyin!

Bak ben gittikten sonra birbirinize çok iyi bakın tamam mı?

Birbirinizden hiç ayrılmayın, birbirinizi çok koruyun.

Ne diyorsun oğlum, gittiğimde falan?

Öleceksin sanki! Kaba etine geldi.

Yok, yok kardeşim, ben gidiyorum. Işığı gördüm.

Bu hayattaki en kötü şey ne biliyor musun?

Sevdiğinin, seni sevdiğini bilmemesi. Bu büyük haksızlık.

Birbirinize bu haksızlığı yapmayın.

(Volkan) Sen söyleyemiyorsan...

...ben söylüyorum.

(Bağırıyor) Ayşe!

Kerem sana--

Açtım, açtım!

Gel, gel.

-(Volkan) Ah! -(Kerem) Helal kız.

(Kerem) Gel kardeşim.

Gel, gel. Yok kimse, gel.

Oh! Mis gibi hava.

Atı aldım ama sadece atı almakla kalmayacağım galiba.

Böyle bir yer almak lazım.

İnsan anca böyle bir yerde içine çektiği havanın değerini anlayabilir.

Uyanınca şöyle güzel yeşillikler, tepeler, ağaçlar...

...kuşlar, cıvıltılar, oh!

Vallahi size imrendim.

Volkan dayan, gidiyoruz şimdi.

(Ayşe) Gidiyoruz.

Kaldırın ellerinizi!

(Volkan inliyor)

-Beni niye bıraktınız be? Yaralıyım ben! -Korktuk Volkan.

Geçin hadi yerinize, geçin.

Sen de tut şunu.

Vur, vur! Vur, öbür taraftan da vur.

Muhsin baba.

(Bağırıyor) Muhsin baba!

-Gürültü patırtı, bağırma-- -(Ayşe) Muhsin baba!

(Kerem) Baba!

-Biri Muhsin diye mi bağırdı? -(Ayşe) Muhsin baba!

-(Kerem) Baba! -Yardım et Muhsin baba!

Hırsızlar isminizi söylüyor.

Ne hırsızı yahu?

Oğlum, gelinim, bir de bizim sırık.

Ne işleri var burada?

Kerem! Kerem!

(Muhsin) Ayşe! Kerem!

Sırık! Ne yapıyorsunuz siz?

Beni takip mi ediyordunuz?

Baksana!

Bu niye böyle yerde sürünüyor?

Sizi sürüm sürüm süründüreceğim, mahkemelerde çürüyeceksiniz.

Sus be! Kimi süründürüyorsun?

Milletin arazisine izinsiz giriyorsunuz, ondan sonra...

...böyle sürünüyorsun yerlerde, terbiyesiz!

Bir dakika, sen hiç konuşma! bu kadın için miydi?

Her şey bu kadın için miydi?

(Kerem) Annemi ağlatman, ha?

(Kerem) Volkan'a bir şey olursa ne hesap vereceksin?

Ne diyorsun be? Ben kime, ne yapmışım? Manyak manyak konuşuyorsun!

(***) vurdular Muhsin amca.

Hah! Anladıım ben.

Burada bir suç şebekesi kurmuşsunuz değil mi?

Çözdüm ben bu olayı.

Ama en önemli kuralı unutmuşsun.

Aile her şeyden önce gelir. Anladın mı?

Hiçbir şey anlayamadım!

Muhsin Bey at almaya geldi.

Bu ne, şifre mi?

Hem arazime giriyorsunuz izinsiz...

...hem de gelmiş tuhaf tuhaf konuşuyorsunuz.

Hanımefendi, arkadaşımızı vurmanız mı gerekiyordu? (***)'den vurmuşsunuz işte.

-Acılar içinde çocuk. -Evet, vurdular.

Daha geçen hafta iki tane Arap atımız çalındı. Önlem almak istedik.

Ne yapmamızı önerirdiniz?

Vurmayın.

Tamam, çok teşekkür ederim. Bundan sonrasını ben halledeceğim.

Siz sinirlenmeyin.

Düşün önüme, düşün.

Gel sen de gel. Gel sırık, gel. Yürüyün şöyle.

Bir dakika! Sen at mı aldın gerçekten?

Allah'ım ya Rabb'im! Yürü be!

-Her şey için teşekkürler, sağ olun. -Görüşmek üzere.

Hoşça kalın çocuklar.

-(Büşra) İyi yolculuklar. -(Muhsin) Sağ olun.

Gelelim size.

Baba lafını unutma. Volkan'ın peşinden gitsek mi hemen?

Dur durduğun yerde be!

Sağlıkçıları duymadın mı? Hiçbir şeyi yok işte.

Ah be Ayşe.

Sen bunları kendine benzeteceğine...

...tuttun bunların peşine takıldın be kızım.

Yok, Muhsin babacığım. Ben aslında bayağı direndim.

Zaten hiç inanmamıştım da ama ikiye karşı bir.

(Ayşe) Beni de baskı altına aldılar, ne yapayım?

Aa! Sattı hemen.

Sus be, hâlâ konuşuyorsun! Yüzün kızarmıyor mu senin?

Peki baba ne yapsaydım?

Annem evde iki gözü iki çeşme ağlarken, ben ne yapsaydım?

Niye ağlıyormuş ki? Ne yaptık yani?

Onu boşayıp da yerine atı mı nikâhımıza alacağız?

Manyak manyak hesaplar ya!

Rıfat'la mesajlaşmalarınızı görmüş.

Onun da kadınlar konusundaki şöhreti malum.

Onun sana birini ayarlayacağını düşünmüş.

Allah Allah ya!

Bu yaşıma kadar üstüne gül koklamamışım.

Bu yaşı mı bekledim onu aldatmak için?

Baba, işte sen de biraz...

...biraz tuhafsın.

Yani yarın neyle geleceğini kim bilir?

Sus! Ne yapacağımı sana mı soracağım?

Nafile söz etmedim boşanacağım diye, siz de beni ikna etmeye çalıştınız.

Böyle ömür mü geçer kızım?

O konuyu kapattık ama--

Hiçbir şeyi kapatmadık.

Ben düşüneceğim dedim, zaman istedim, o kadar.

Şimdi Muhsin babacığım, insan birine âşık olunca...

...ondan güzel bir söz duymak istiyor.

Ama bunu dosdoğru sana söylesin istiyor.

Dalgaları seyrederken aklına ben geleyim...

...herkes onu uyuyor bilirken, beni düşünmek için yatağa erken girsin.

(Ayşe) Ne bileyim, seni düşünsün istiyor...

...sana güzel davransın, güzel şeyler söylesin istiyor.

(Ayşe) İnsan sevdiği kadar sevilmek...

...kıymet verdiği kadar da kıymet görmek ister.

Şimdi Yelda Hanım size bu kadar âşıkken...

...ondan esirgediğiniz bir tatlı sözü başkasına söylediğini görünce...

...o da üzülmüştür Muhsin baba normal, doğal yani.

Sanki o da bana çok güzel sözler söylüyor. Âşıkmış, peh!

(Ayşe) Tamam, belki gösteremiyordur.

Ama Yelda Hanım size çok âşık Muhsin baba.

Hastanedeyken siz bebek gibi davrandı, bebek gibi baktı size.

Böyle siz uyanmayın diye tırnaklarının ucuyla üstünüzü örttü.

Ses çıkarmadan girdi çıktı odaya.

Mesela hani sabah ne yediğini unutursun ya, hatırlamazsın.

Yelda Hanım'a sorsak, Muhsin baba iki ay önce ne yedi, desek.

İki aylık, üç aylık döküm çıkarır bize.

Yani bu kadar güzellikteki bir sevgiyi anlatacak bir iltifat olsaydı...

...eminim Yelda Hanım, onu da söylerdi size.

Tamam, bugünlük bu kadar yeter.

Hadi bakalım eve, yürüyün.

(Duygusal müzik)

Ne, ne bakıyorsun?

Bazen çok konuşuyorsun, böyle vıdı vıdı vıdı.

(Duygusal müzik)

(Hareketli müzik)

Ah Kerem ya, hem vaktimden oldum hem de...

Koskoca sonbahar kreasyonunun paket hâli iki gün mü sürer kardeşim?

Mail atarken bile iki saat düşünüyorum.

(Telefonun alarmı çalıyor)

Hadi be, unuttum ya!

Nasıl yapacağız şimdi bunu?

Volkan, bu Kafena Ajans'tan--

Ati! Sen bu Feza, kolunu kırdığında alçısını sen mi açmıştın?

Evet.

Ati ya senden acayip bir şey isteyeceğim.

Evet?

Ya benim şu pansuman işini halletsek mi?

Mikrop kapmaması lazımmış da. Ben de bitirmeden çıkamıyorum.

Yapalım bari. Ne yapalım, elimize yapışacak değil ya.

Ben elimi dezenfekte edeyim geleyim. Sen de o sırada hazırlan o zaman.

Tamam.

Bakalım bu şirkette daha neler yapacağız.

Bekliyorum.

Nasıl unuttum ben bunu ya?

Canan. Aa!

Ben Canan'a bakmıştım. Nerede?

Yani bunları siz mi yapıyorsunuz?

Olsun canım, ne var? Elime mi yapışır?

Olur mu canım öyle şey?

Sen de kendine gelmişsin ha.

Evet, biraz öyle oldu.

Ne eğlendik değil mi?

Bak, bak.

Kızlar, telefona fotoğrafları atmışlar. Bak, bak.

Sen de kendinden geçmişsin göbek atarken. Allah'ım ya Rabb'im.

Melahat Hanımcığım, biz bu fotoğrafları silelim olur mu?

Niye? Nazmiye bunu Face'e atar.

Hem sen çok güzel çıkmışsın, anı olur.

Melahat Hanım yani ben tamam ilaçların etkisiyle biraz kendimi kaybettim de...

...lütfen bu olanlar aramızda kalsın.

Hmm...

(Müzik)

Ne sileceğim ya?

Hem oynuyor hem sil diyor.

Silmiyorum.

Teşekkürler Canan Hanım.

Teşekkürler.

(Müzik)

Buseciğim, ben onu küçük küçük keseyim öyle ye istersen.

Dişimle keserim ben.

Karışma. Pirzolamı yiyeceğim.

Ya Samet abi.

Sen onu yiyecek misin abi?

Evet, yiyorum.

Ha.

Abi yesene ya, gözünü seveyim.

Gözüm hep oraya takılıyor. Yemeyeceksen, ben yerim.

Oğlum şimdi sana da getirirler.

Niye hiç et yememiş gibi davranıyorsun?

Yok, ondan değil.

Eğer doymadıysan, ben Canan'a söyleyeyim, biraz daha getirsin.

Nasıl ya? Vay arkadaş!

Bu evde kişi başına kaç tane biftek çıkıyor?

(Erkut) Ne diyorsun ya?

Dört tane ben yedim sadece. Vallahi helal olsun.

Ye oğlum, ye. Afiyet, şeker olsun, yarasın. Ye tabii ki.

Sağ olasın Muhsin amca.

Bak böyle sakin durduğuna bakma.

Koşmaya başlayınca deli fişek gibi oluyor.

Bir de heybetli ki! Bir şaha kalkışı var, bir görsen.

(Yelda) Muhsin, çok güzelmiş.

Adını ne koyacaksın?

Adını hiç düşünmedim vallahi. Ne koyalım?

Ciel olsun mu?

Ciel mi? Ne demek o?

Ciel, cennet demek Fransızca.

-Cennet. -Evet.

Ciel! Ciel, gel kızım, Ciel!

(Muhsin) Ağza iyi oturuyor. Siel, olabilir.

Bu arada lafı gelmişken acaba diyorum, şöyle bir iki günlüğüne...

...Fransa'ya mı gitsek baş başa?

Fransa mı? Aman bana Fransa deme!

Fransa'ya en son gidişimizde...

...senin o beton gibi suratın gözümün önünde. Hiç gitmiyor.

İyi canım, tamam yani ben de şey öyle hani...

...lafın gelişi söylemiştim. Maksat bir yol yapalım birlikte.

Eskiden ne güzel yüreklendirirdik ya birbirimizi.

Ne o, gençliğini mi özledin?

Ben seni özledim.

(Boğazını temizliyor)

-(Muhsin) Beni mi özledin? -(Yelda) Evet.

Beni özledin de seni aldatabileceğimi nasıl düşündün?

Ben hangi gülü bulacağım da senin üstüne gül koklayacağım?

(Muhsin) Senin gibi kokan gül var mı?

(At kişnemesi taklidi yapıyor)

(Müzik)

Kerem.

Ben zaten hiç ihtimal vermemiştim.

Yani Muhsin babanın Yelda Hanım'ı aldatma ihtimali yoktu.

Yani inanmamışım öyle bir şeye.

Ben de inanmamıştım ki başından beri.

Bana babamı mı anlatıyorsun?

Tabii, tabii inanmamıştın canım.

Şimdi boşu boşuna üzdünüz kendinizi de...

Hadi afiyet olsun.

(Muhsin) Hadi bakalım, yiyin, afiyet olsun.

(Müzik)

Hah, 'Ati', geldin mi?

Abi, vallahi seni de yordum, kusura bakma.

Hadi yine bu geçer, bu can acısı da şu manyak kız nikâh günü diye tutturmasa.

Yine hâlime bin şükür vallahi.

(Gonca) Volkan.

Senin ne işin var burada?

Atilla aradı, şu kafeyle ajans işi için acil gel falan, dedi. Ne bu hâl?

Atilla'dan rica ettim pansumanı yapsın diye.

Gonca, ben şu kızla neredeyse nikâh günü almak üzereyim.

Sen beni öldürsene ya, lütfen hadi öldür de kurtulayım ben artık bu şeyden.

Volkan, yıl olmuş 2019, şehrin göbeğinde senin gibi bir adamın başına...

...nasıl böyle bir şey geliyor?

Anladıysan anlat da anlayayım.

Anlatayım. Bak, benim başıma böyle bir şeyin gelmesi mümkün değil.

Sevmediğim biriyle sırf kurtulamadım için evlenmek falan.

Sence benim başıma böyle bir şey niye gelmez?

-Şanslı mısın? -Senin gibi salak değilim.

Konuşmayayım konuşmayayım diyorum ama oha artık, oha!

Ya kaçıyorsun, ya söyleniyorsun.

Git şu kızın karşısına adamakıllı konuş. Ama anladığı dilden konuş.

Sonra da gel, bunu çözdüm de bana artık, ne olur.

Gonca sanki tanımıyorsun, görmedin kızı. Dinlemiyor ki.

O zaman git kendine çeyiz bak, ne diyeyim.

Off Yelda teyze, nereden çıktı bu?

(Geçiş sesi)

(Geçiş sesi)

Ayşe, müsaitsen biraz konuşabilir miyiz?

Olur.

Sana bugün çok yüklendim. O yüzden özür dilerim.

Yani çok değil de birazdan biraz fazla.

Biliyorum. Bazı durumlarda diyeyim...

...ağzıma ne gelirse söylüyorum. Farkındayım.

Tekrardan affedersin.

Sen panikleme de ben affederim.

Hani laf söz unutuluyor geçiyor da öyle hareketler...

Nasıl hareketler?

Öyle hareketler işte, öyle.

Orada mısın hâlâ? Ben demedim mi sana, o adamlardan kurtulmak için yaptım diye.

Niyeyse niye, yapma işte. Yapma.

Tamam, söz.

Sen iyi misin?

Yani üzülmüyorsun artık, değil mi?

Yoo, üzülmüyorum.

Kerem, üzülebilirsin ayrıca çok normal.

Annenle baban boşanıyor zannettin.

Üzülmemen anormal olmaz mıydı zaten? Üzülmemen tuhaf olurdu.

Evet, annemin hâline üzüldüm, o üzüldüğü için.

Ama sonuçta ne olacak ki yani boşanmak? Dünyanın sonu değil.

Normal bir şey.

Kerem, çocukluğunda böyle bir travman olduğunu söylemiştin.

Hani Buse seni aramıştı ya. Onu almaya gittiğimizde anlatmıştın.

Çok korkuyordun annenle babanın boşanmasından.

Bu normal. Bunu bana anlatabilirsin, paylaşabilirsin.

O zaman da böyle üzülünce saklıyor muydun?

Yani seni üzülürken görünce alay edenler mi oldu...

...dalga mı geçtiler? Ne oldu?

Bu ne şimdi?

Yani üzülünce sanki böyle seninle biri alay edecekmiş gibi...

...saklamaya çalışıyorsun, inkâr ediyorsun.

Böyle konuyu geçiştiriyorsun, garip garip davranıyorsun.

Fark etmiyorum zannetme. Ben nedenini merak ettim sadece, o yüzden.

Sen de çocukluğundan beri psikoloji okumak istiyordun, içinde mi kaldı?

Yani hayır, üzüldüğün zaman bana anlat istiyorum.

Benimle paylaş istiyorum. Duygularını bastırmanı istemiyorum.

Bastırmıyorum. Bastırıyor muyum?

Hayır yani senin için de iyi olur. Sonradan mahcup oluyorsun.

Bak, gerçekten benim için mesele olduğu için söylemiyorum.

Gelip bana anlatabilirsin, konuşabiliriz, paylaşabilirsin.

Ben kimseye anlatmam, benden sır çıkmaz yani.

(Mesaj geldi)

Allah Allah! Kim ki bu gece gece, bu saatte?

Saatten haberi yok galiba mesaj atanın.

Şirketten. Yarın tanıtım yapıyormuşuz.

Yeni sezon için, onu haber veriyorlar.

Maşallah, bu şirketten olan arkadaş bayağı çalışkanmış.

Gece demiyor, gündüz demiyor saati unutuyor gidiyor, sana mesaj atıyor.

Hayır, yani kim olduğunu tahmin etmesem...

...diyeceğim ki bir bahane bulmaya çalışmıyor.

Her bahanede sana ulaşmaya, seninle iletişime geçmeye çalışmıyor diyeceğim.

Sırf Ceyda muhabbetine girme diye özellikle şirketten dedim.

Ama yine de o laf sokulacak, değil mi? O hınç alınacak.

Sen o şirketten olan arkadaşına benden selam söyle, tamam mı?

Böyle yani sana mesaj atmaya zorlanıyorsa şey yapsın...

...direkt gelsin. Mesaj atmasın direkt pastasını alsın gelsin.

Çünkü alışığız biz zaten.

Gelsin biz de yaşasın, ne olacak. Gelsin şuraya çadır kursun...

Yaşar işte, alıştığımız şeyler çünkü bunlar.

Vay anasını be! Odanın içinde kocaman banyo var.

Hay Allah'ım!

Ulan be, ulan be!

Şu Kerem'in bir kız kardeşi olsaydı var ya...

Ah, ben şu eve bir iç güveyisi girebilseydim.

Hayata bak lan. Sabah kalkardım cup havuza.

Havuzdan çıkardım hemen, hizmetçi kızlara...

...kızım bana oradan yarım ekmek bir şeyler ayarla falan. Ahh be!

Dur lan, bir fotoğraf çekeyim şurada.

Şurada da çekeyim.

(Müzik)

(Mesaj geldi)

Ne oluyor lan?

Merhaba Sabri Bey, CV'nizi inceledik.

Yarın saat onda sizi insan kaynakları departmanıyla görüşmek üzere...

...ofisimize bekliyoruz. İyi günler dilerim.

Şu herifi bir arayayım şimdi.

Alo, Sabri. Oğlum, bak sabah mahallede buluşuyoruz.

Bana... Ne banası. Sana bir müjdem var.

Samet, yaşlandım mı ben, böyle kırışıklıklarım falan mı çıktı?

Olur mu Hülya'm? Olsa ben sana söylerim yani, yok öyle bir şey.

Samet, ben kendimi en az on yıl yaşlanmış hissediyorum.

Kız bizi fena yordu.

Fena yordu. Ama olsun, biz şimdi yatar dinleniriz, kendimize geliriz.

Ah Samet!

Yatsak ne olacak, dinlensek ne olacak?

Sabah kalkacağız yine aynı.

Hülya, bak, ben sana dedim biz yanlış yaptık.

Böyle çocuk dediğin üstünde otorite ister.

Ama böyle hani kızarak falan değil.

Böyle Hulusi Kentmen kıvamında, yani o şefkatte.

Yoksa ipleri kaptırdık mı, otoriteyi o kurar bizim üstümüzde.

Samet, sen bunu ne zaman dedin? Ben duymadım da.

Ha, Buse seni böyle at yaptı...

...üstünde turluyordu, o zaman mı dedin?

Ya da dur, dur.

Buse seni kâhya yaptı, böyle hayali arkadaşlarına çay servisi yaptırdı.

O zaman mı dedin canım?

Demedin Samet, duymadım ben.

-Demedim mi? -Hayır.

Demişimdir belki. Ama yani belki kendi kendime dedim de sana demedim.

Ama düşündüm, düşündüm.

Samet, aslında doğru düşündün.

Yarın bizim ikinci dersimiz başlıyor Samet.

Şefkatli, otoriter figürler olacağız.

Ben ikinci bir ayakkabıyı daha kaybedemem.

Benim de aklımda bir iki bir şey var.

-Öyle mi? -Evet.

Yelda Hanım, bunlar dün Kerem Bey'e ve Ayşe Hanım'a gelmişlerdi efendim.

Tamam canım, ben veririm.

Günaydın Yelda anneciğim.

Vallahi kusura bakmayın, şimdi hani iş güç olmasa ben yeğeni bırakmazdım ama.

Şimdi malum oralara da çocukla gidilmez. Zahmet olacak size de.

Ne zahmeti, Buse de bu evin bir kızı sonuçta, değil mi?

Kızı değilim, prensesiyim!

Ben ne istersem o olur, çünkü prensesler hep böyle yapar.

Tamam, seni yine prenses ol. Biz de bir balkabağı bulalım...

...seni parka götürelim, olur mu?

Olur.

Yelda abla, biz Buse'yi de alıyoruz, parka gidiyoruz.

Tamam, tamam çocuğum. Hadi iyi eğlenceler.

Hadi biz de gidiyoruz. Samet abi, görüşürüz.

Yelda annem, bir sarılayım sana vallahi çok içimden geldi. Ohh be!

Nasıl içimden geldi. Annem, seni öpmüyorum zaten her gün öpüyorum.

(Melahat) Hadi ben sizi geçireyim.

(Samet) Koş, koş.

-Annem, biz çıkıyoruz. -(Melahat) Tamam kızım.

Anne, ne o?

Kerem, bunlar size gelmiş.

Aa, evet, evet. Şirkete gelecekti demek ki buraya yollamışlar.

Ee, Ayşe'ye de mi şirketten yolluyorlar?

Okulla ilgili bir şeydir Yelda Hanım.

Evrak göndermişlerdir.

Geç kaldık, gidelim biz.

Görüşürüz.

(Melahat) Hadi güle güle.

Biz de bir kahve içelim bari.

Olur, içelim.

(Müzik)

Abi, Ayşe boşanıyor artık.

Ne diyorsun lan sen?

Müjdem var deyince o sandım. Ayşe boşanmıyor mu?

Ulan Sabri, yemin ederim elimde kalırsın. Allah Allah!

Yürü hadi, yürü. İş başvurusunda bulunacağız sana.

Ana! Ne çabuk.

Oğlum, böyle şeyler bekletilmez. Çevir şuradan bir taksi, hadi.

Şey, yalnız Sabri, benim içinde para olan cüzdan evde kalmış.

Bunu senin ödemen lazım.

Tamam abi, sıkıntı yok. Taksi!

Oğlum, buradan niye taksi geçsin lan?

Ne bileyim abi, böyle yabancı filmlerde taksi diyorlar, hemen duruyor ya.

Yahu yürü, Boğazlıyan burası, ne yabancı filmi. Ver bakayım sen şunu.

(Samet) Buse!

(Hülya) Buse! Gel, gel.

(Samet) Hülya, bu koşuyor.

(Hülya) Ay Buse, yavaş!

Samet, bizim çocuğumuz da mı böyle olacak?

Hülya, tut orada.

Tut şunu, tut.

(Samet) Allah, yakaladım. Dur bakalım.

Şu şeyi ver, köfteyi ver.

Bak, Hülya ablan ne verecek sana.

Ay, ne varmış burada? Köfte...

Buse, kız, gel. Gel canım.

Ben şey yapayım buna böyle...

...yerken durabileceği bir şey bulayım. Dondurma falan alayım, öyle geleyim.

-Tamam. -Gözünü ayırma üstünden.

-Hülya, çabuk ol. -Tamam, tamam.

Gel, koşma. Ne oldu?

Dur, ne oldu?

(Hareketli müzik)

Hadi.

Buse.

Buse!

Buse!

Buse!

Hişt, böyle bir kız gördün mü?

Hayda!

Bunlar da değil. Buse!

Kız kayboldu.

Hişt, bak bak.

Ana! Buse!

Ana! Eyvah, eyvah!

Nerede bu?

Buse!

Aa, adam bayılmış.

Dilenci bu, dilenci.

Abi.

-Nasıl geçti lan? -Abi, bayıldılar bana vallahi.

-Harbi mi? Aldılar mı seni işe? -İşte bugün içinde haber verecekler.

Oğlum, o bizden umudu kesinle aynı anlama gelir. Olmamış işte iş.

Abi, alakası yok.

Bana dediler ki sen ne zaman başlayabilirsin, dediler.

Ben de dedim ki siz ne zaman isterseniz.

-Harbi mi diyorsun lan? -Evet.

Vay aslan kardeşim benim.

Oğlum Sabri, sen ne yetenekli adamsın lan. Tabii alacaklar lan seni işe.

Aynen. Eyvallah abi.

Ama her akşam çıkışa geleceksin.

İyi, iyi. Geliriz. Hadi bakalım, yürü.

Ee, ne ısmarlıyorsun bunun şerefine bana?

-(Sabri) Ne istiyorsun. -(Erkut) Bunun şerefine bir yemek yerim.

(Sabri) Hadi yiyelim.

(Duygusal müzik)

Hah! Ayşe.

Efendim Volkan, ne oldu?

-Konuşmamız lazım seninle. -Anlat, anlat. Dinliyorum.

Benim bu dedim çeyrekle artık yüzleşmem lazım.

Tamam.

Yani düşünüyorum da kızdan ya kaçıyorum ya da şikâyet ediyorum.

Bu işi yüzleşmek çözer.

Yani ya yüzleşeceksin ya da şikâyet etmeyeceksin, doğru.

De ben bu kıza nasıl kendimi anlatacağım...

...nasıl kendimi dinlettireceğim, bilmiyorum ki.

Yani her şey o kadar basit değil ki.

Basit değil tabii. Ben bu kızla şimdi evlensem ne olacak ki?

Tanımıyorum etmiyorum kızı, bir anda getirdiler karşıma Yelda teyzeler.

Benim ilişkideki durumumu bilmiyorlar ki sonuçta Yelda teyzeler yani.

Ben zaten evlenmek istemiyorum.

Evlenmek istesem elimi sallasam ellisi, bulurum elbet birini yani. Hazır değilim.

Hem belki ben başka birinden hoşlanıyorum, kim nereden biliyor bunu?

(Volkan) Hem belki kızı mutsuz edeceğim.

Benim gidip bu kızla konuşmam lazım. Kesinlikle benim bu kızla yüzleşmem lazım.

(Geçiş sesi)

(Duygusal müzik)

(Geçiş sesi)

Ne diyorsun Ayşe?

Volkan, ben ne yapacağım?

Sağ ol Ayşe!

Sağ ol Ayşe, sağ ol.

Ben sizin probleminiz olduğunda böyle davranıyorum, değil mi?

(***) zaten keyfime vuruldum ben.

Teşekkür ederim beni dinlediğin için Ayşeciğim.

(Duygusal müzik)

Evleneceğime öldürün beni abi, ben evlenmek istemiyorum ki.

Hele istemediğim biriyle hiç istemiyorum.

Yarın bir gün çıkar biri karşıma...

..derim tamam, bu kız tam benlik. Ben bu kızla yaşarım derim, o ayrı mesele.

Ama yani hangi çağda yaşıyoruz abi, görücü usulü? Tamam, hadi görücü usulü olsun.

Ama görücü usulünün de bir adabı, bir şerefi vardır.

İstemiyorum. Bu olsa olsa görücü usulsüzlüğü olur kardeşim.

(Geçiş sesi)

Evlenmek demek söz vermek demektir.

Ve o sözü sonsuza kadar tutmak demektir.

(Geçiş sesi)

Ben kendimi biliyorum.

Bir de benim derdimi bilsen.

Efendim?

Ne anlatıyordun sen? Görücü... Bir şey mi anlatıyordun?

Oho!

Samet!

Buse!

Buse!

Samet!

Samet!

Yardım edin!

Samet, Samet, canım.

Hülya.

Hülya, Buse yok. Buse'yi bul.

Buse!

Buse!

Küçük bir çocuk gördünüz mü burada sarışın?

Buse!

Küçük bir kız çocuğu gördünüz mü sarışın?

Çocuklar...

Buse!

Bir patates. Bu kadar.

(TV erkek ses) Bizler burada her zamanki gibi yine gelinlerle yemek yapıyoruz.

Biz bu yarışmaya katılsak var ya kesin birinci oluruz.

Bütün malzemeleri karıştırıyorsunuz, kaplara yerleştiriyorsunuz.

Az da haber aç da haber izleyelim, ne olmuş memlekette.

Olmaz ya, benim bir tane takip ettiğim program var zaten.

Sen sonra izlersin haberini.

Gece bizim marketçinin arabaya vurmuşlar.

Karakolluk olmuşlar hep, mesaj atmışlar.

Öyle olur olmadık yere park ederse, vururlar tabii.

Ulan insan merak eder, kim vurmuş, nasıl olmuş? Niye karakolluk olmuşlar?

Muhabbet olsun diye anlatıyoruz herhâlde.

Bak, bak. Boncuk kebabı yapacaklar şimdi bak.

Boncuk kebabı ne lan? Hayatımda duymadım.

Ne oluyor bu yemekler, yiyorlar mı bunları?

Azıcık yiyor.

Azıcık yiyor, geri kalanı komple ziyanlık yani.

Rıza'm, sen sessiz sakin bir adamdın. Böyle sofraya otururdun...

...böyle mumya gibi dururdun. Konuşasın geldi senin.

Bir bırak da rahat rahat programımı izleyeyim.

İyi, tamam. Ne izlersen izle.

(Buse) Samet abi.

Samet abi.

Şakaydı. Tamam, uyan.

Bayılmış bu ya.

(Buse) Pardon, bakar mısınız?

Söyle tatlım.

Samet abim bayıldı da.

(Buse) Telefonunuzu verir misiniz? Burada bayınılmaz.

-Söyle canım numarayı. -Sen kilidi aç, ben yaparım.

(Kadın) Al bakalım.

(Telefon çalıyor)

Bu kim?

Alo?

Kızım.

Samet abin mi bayıldı?

Neredesiniz ki siz?

Ver bakayım şu ablayı, ver sen.

-(Ceyda) Kolay gelsin. -Sağ olun.

Son bir iki günde büyük bir harcamamız oldu mu?

Olağan dışı bir harcamamız olmadı Ceyda Hanım.

Emin misiniz? İyi düşünün.

Mesela Muhsin Bey'e bir para çıkarmış olabilir misiniz?

Evet efendim, Muhsin Bey'e çıkardım.

Ben şirket için sordunuz sanmıştım.

Artık sadece şirket var.

Peki, tamam.

-Ne kadarlık bir meblağdan bahsediyoruz? -Bir bakayım efendim.

'Bro', ayrıca sen niye ayakta geziyorsun?

Otursana hadi diyeceğim ama sen oturamıyorsun.

Yap, yap. Makaranı yap.

Ama şimdi bir insanın kankası kaç kere (***) vurulabilir?

O yüzden şimdi de yapamayacaksam bu esprileri...

Yap kardeşim, istediğin kadar gül.

Ama beni şu durumdan kurtar.

Tamam, kurtarırız. Sen de amma korktun.

Asıl ne diyeceğim, gerçek sorun bende şimdi.

Ne oldu?

Babam şirket hesabından bir milyon lira çekmiş.

Bir milyon mu? At için mi?

Evet. Bir de şimdi ortaklık sözleşmemizde madde var.

Belirli bir limit üzerinde çekemiyorsun, öyle kafana göre hiç çekemiyorsun.

Ee, ne yapacaksın?

Öncelikle Ceyda'nın bundan haberinin olmaması lazım...

...yoksa başımız büyük derde girer.

Parayı yerine koymak lazım bir şekilde.

Evet. Şimdi adam da bir heves etmiş, at almak istemiş.

Artık bir şekilde açığı kapatacağız.

Evet, Ceyda'nın gerçekten haberi olmasın. Duyarsa bunu, bizim başımızı ağrıtır.

(Müzik...)

(...)

Yok böyle şov. Böyle lezzetli bir kahve içmedim hiçbir yerde.

Ulan herife acıdık diye yanımıza aldık, bizi çırak çıkardı iyi mi?

(Telefon çalıyor)

(Sabri) Abi, baksana bir sen.

Bakayım, bakayım kardeşim hemen.

Ama Erkut, dur sen, dur.

Allah Allah! Bu beklemez, soğumasın. Hem ben de biliyorum bunları demlemeyi.

Yok, yok. Biz 'Sabbio''yu bekleriz.

Kimi? 'Sabbio' mu?

'Sabbio'. Kızlarla aramızda Sabri'ye 'Sabbio' diyoruz ya biz.

(İkisi birden) Evet, 'Sabbio'.

'Sabbio' diyorsunuz. Eyvallah.

İyi, tamam. Hadi gidin o zaman. Şov yok şimdi burada.

Biz yaparız getiririz kahvenizi, hadi. Bir rahat bırakın bizi. Aa, bu ne?

'Sabbio'ymuş.

Herife hemen İtalyan sol kanat ismi takmışlar.

Şuraya bak, kaç zamandır buradayım hâlâ Erkut'um ben ama. Allah Allah!

-Abi, geldi telefon. -Öyle mi?

Ne oldu lan? Niye suratın asık, kabul etmediler mi?

Boş ver paşam, takma kafana. Burada keyfin yerinde nasıl olsa.

Yok abi, almışlar işe.

Harbi mi lan? Ee, ne güzel işte.

Lan niye suratın asık o zaman, parası mı az?

Yoo, parası da iyi.

Oğlum, ne güzel olmuş o zaman. Vay aslan kardeşim benim.

Hayırlı olsun, çok güzel olmuş.

Ulan! Sabri.

Oğlum, ne oluyor lan, ne bu surat?

Altı ay sonra görüşürüz abi.

Altı ay sonra mı? Niye, hayırdır? Ne oldu?

Gemi kalkıyor abi yarın.

Hangi gemi oğlum, delirdin mi sen?

Abi, makara yapma Allah aşkına. Nereye başvurduğumu bilmiyor musun sen?

Yoo.

Abi, 'cruise' gemisine aldılar işte beni. Yarın kalkıyor limandan.

(Duygusal müzik)

(Nazmiye) Çok şükür. Annem gel. Aşkım.

İyi, iyi. Herkes sağ salim çok şükür.

Samet abi bayıldı deyince, aklımız çıktı.

Sorma sorma. Öyle gözden kaybedince, bir anda kendimden geçmişim. Çok korktum.

Olur, olur. Benim de başıma çok geldi. Sağ olsun, sever biraz oynatmayı.

Biz hiç alışık değiliz. Böyle bir oyuna onuncu 'level'den girmişiz gibi oldu.

Ağır geldi.

(Rıza) Doğrudur.

Nazmiye, biz de yeterince baş başa kaldık herhâlde.

Öyle vallahi Rıza'm. Hadi sen kahveye git, ben eve gideyim. En iyisi buymuş.

Aynen.

Gel bakalım, şuraya geçelim.

Bundan sonra böyle, sadece tanıtım ve kutlamalarda şirkete geleceğim.

Aman Muhsin, bu lafına hiç inanmıyorum.

Çünkü benim bildiğim Muhsin ne yapar eder mutlaka şirkete uğrar.

Olacak o kadar canım. Emekli olduysak ölüp de mezara girmedik ki.

Ağzından yel alsın.

-Muhsin! -Oo! Rıfat hoş geldin.

(Rıfat) Tam zamanında geldim galiba.

-Hoş geldin. -Hoş bulduk.

-Nasılsın Yelda? -İyi. Sen?

Her zamanki gibi.

Benim geleceğimi söylemedi galiba.

Böyle sürprizler yapmayı çok seviyor yahu.

Ben de hemen geliyorum. Hoş geldiniz.

-Ne olsa düşman inindeyim. -Değil mi?

Şaka yapıyorum ya.

Rıfat amca, hoş geldin.

-Nasılsın Keremciğim? -İyiyim, gayet iyiyim.

Hoş geldiniz.

Yeni bir projeye başlıyormuşsunuz.

-Hoş geldiniz. -Merhaba. Hoş bulduk canım.

Doğru, başlıyoruz. Her şey çok güzel, değil mi?

Ayşe, bugün sende de ayrıca bir güzellik var, biliyor musun?

Aa! Kafamıza taş yağacak.

Yoo. Niye öyle diyorsun?

Size olmuyor mu bu?

Böyle her şey çok güzel gidince, benim gözümde her şey ışıldıyor sanki.

Tanıtımdan dolayı galiba.

Çünkü Kerem bu projeye gerçekten çok inanıyordu. Üzerinde çok çalıştı.

Ben de ona hep destek verdim. Bunu bir gün yapacağımızı biliyordum, biliyor musun?

Uygun koşullar oluşunca da düğmeye bastık.

Çok güzel, çok güzel.

Bu arada sizinle ilgili de çok güzel şeyler duyuyorum.

Muhsin babadan duyuyorsunuz muhtemelen.

Beni çok sever, yani hep torpil geçer bana.

Öyledir, öyledir.

(Ceyda) Gerçekten öyle.

'Bro'cuğum.

Bizim şirkete niye gelmiyorsunuz siz? Bir gün gelsenize.

Gonca, ne haber?

Kanka, acil durum. Benim artık şu işi bitirmem lazım.

Ne işi? Senin kız mı?

Benim kız mı? Abi, sen yapma bari.

Kerem, gel, gel.

Dur bir dakika.

(Kerem) Merhaba. Hoş geldiniz.

Ayşe, konuşabilir miyiz?

Pardon.

-Bana yardım etmen lazım. -Ne oldu yine Volkan?

Benim şu kızla konuşmam lazım. Sonra Yelda teyzeyle konuşmamız lazım.

Artık ben bu kızla görüşmek falan istemiyorum.

Ay, tamam. Sakin ol. Seni zorla evlendirecekleri hâlleri yok ya.

Engelleriz bir şekilde.

Aynen. Hadi konuşalım.

Ayşe. Gel, gel.

(Müzik)

Volkan!

-Sana diyor. -Atilla mı diyor?

Volkan diyor.

-Volkan sensin abi. -Evet, benim.

Ne haber?

(Müzik)

Gonca, Volkan gördün mü? Buralardaydı da.

Müstakbel eşiyle konuşuyordu içeride.

Annemle konuşacağım dedim de ilgilenemedim şimdi.

Bana da geldi söyledi de ben de konuşamadım, ayıp oldu.

Neyse, ben yarın hallederim, annemi ikna ederim ben.

Bayağı dertli çocuk.

Sıkıldın mı sen, bir şey ikram edeyim, ne içersin?

Yani kokteyl içerim. Ama alkolsüz olsun.

Ne olacak canım bir tane içsen?

Yok yok. Ben içince vahşileşiyorum. Hiç gerek yok.

-Sen vahşileşiyorsun? -Evet.

Ay!

Bir şey geldi aklına. Ne geldi aklına?

-Yok, yok, yok. -Anlat.

Bak anlatacağım ama dalga geçmeyeceksin.

Dinliyorum.

Şimdi bizim lise bitti tamam mı? Biz diplomamızı aldık.

Böyle birkaç sınıf buluştuk.

Şey dedik, hadi bir kutlama yapalım dedik.

Orada da bizim çok eğlenceli arkadaşlar var, kokteyl getirdiler.

Kokteyllerden bazıları da alkollü.

İşte yan sınıflardan da bir kız vardı, böyle bana kafayı takmış.

Dört sene boyunca illallah ettirdi beni.

Sebebi de şu.

Erkek arkadaşı bana bir not sormuştu.

Ben de notlarımı veriyordum falan bizi konuşurken görmüş.

Dur dur, tahmin edeyim. Ne dedi? MSN'den sileceksin onu mu dedi?

Dur, onun gibi bir şey.

Sürekli beni böyle sıkıştırıyorlar. Böyle kötü kötü bakıyorlar, gülüyorlar.

(Ayşe) Ben de diyorum ki, Ayşe sakin ol, sakın bir şey yapma.

(Ayşe) Ayşe sakin ol, sakın saldırma.

Neyse, ben de senin dediğin gibi dedim ki...

...içeyim bir kadeh ne olacak? İki yudum içtim Kerem.

Sana anlatamam. Bak üçüncü yudumu alıyorum.

Şurada o üç kızı gördüm.

Ve bana bakıp kıkırdıyorlar tamam mı?

O anın gazıyla hatırladığım birkaç anlar var.

Birincisi, buradan kızın üstüne uçuşum.

İkincisi, elimde siyah saçlar.

Üçüncüsü de kız bağırıyordu böyle...

...seni mahkemeye vereceğim, seni mahkemeye vereceğim falan diye.

Tabii sonra mahkemeye vermedi. Anlaştık, özür diledim.

Sorun olmadı. Ben de pişman oldum tabii.

Üzüldüm yani.

(Kerem) Vay be Ayşe, tam Rıza abinin kardeşisin ha.

Yani, Rıza abim insaflı kalır.

(Kerem) İki yudumda?

İki yudumda. Kerem, iki yudumda.

Tamam, aldım ben mesajı.

Ee...

(Kerem) Sana sadece meyve suyu.

(Kerem) Zaten ben çok irite olurum öyle...

Yani, kafası iyi olup da böyle sağa sola salça olan, kavga eden kızlardan.

Dışarıdan da o kavga bir garip görünüyor zaten.

Hiç komik falan değil. Sen demiyorsun ki ben kızları ayıramam, gücüm yetmez...

...vahşi kızlardan ben korkarım demiyorsun da...

...ee kötü görünüyor, hiç öyle bir şey yok.

Alkolsüz.

Anlaşıldı.

Bir yandan da merak ediyorum ama neyse tamam.

Ya, sakın!

-Aa! -Bir şeyler almaya geldim.

-İster misin, koyayım mı? -Ben hallederim.

Bakayım bir dakika.

-(Kerem) Hah, bu. -Hadi gel.

Tamam.

(Müzik)

Afiyet olsun.

Teşekkür ederim.

Saçma sapan bana şimdi bu hikâyeyi anlattığım diye...

...şaka yapmayacaksın değil mi, alkolsüz eminsin değil mi Kerem?

Ya sana lise şakası mı yapacağım? Aşk olsun.

-Tamam. -Meyve kokteyli.

İyi o zaman.

Şerefine.

(Müzik)

Hmm.

Ya, manzara çok güzel değil mi?

Sen biraz takılsaydın. Bak yeni insanlar var ne güzel, tanışırdın, ha?

Ya saçmalama ya. Sen burada varken ne işim olur?

Ya, bir şey söyleyeceğim.

On tane falan çocuk yapmak istiyorum.

Böyle tavşan gibi üremek istiyorum.

On tane mi?

Ne yapacaksın on tane çocuğu ya?

Üçüncü amatör kümeye futbol takımı mı kuruyoruz?

Aa! Evet, mantıklı, 11

Yok, kaleye ben geçerdim.

-Ne? -Yok bir şey.

Ya bak ne diyeceğim. Manzara o kadar güzel ki...

...kesinlikle sözümüzü falan böyle manzaralı bir yerde yapıyoruz.

Bu arada ne zaman evlenmeyi düşünüyorsun?

Hazal, ben bayağıdır kendimi hazırladım--

Bak, bir şey söyleyeceğim.

Bu manzarada 'story' kesinlikle atmalıyız.

Çeksene bir.

Ah!

Ya biraz kendini de...

Alsana kendini de.

Hadi, oldu.

Bir şey söyleyeceğim.

Sen bana âşıksın.

Bunu biliyorsun değil mi?

Ne yapalım, bizim de kaderimizde hep ikinci olmak varmış.

Üçüncülükten iyidir Rıfatcığım.

İyi de iş olmayınca aşk da olması gerekmiyor mu?

Aşk da önemli, aşk da olsun.

Sen hiç kaybetme görmemişsin. Bizimkisi tatlı rekabet oğlum.

Tatlı mı?

Vallahi bana hiç tatlı gelmedi baştan söyleyeyim.

-Muhsinciğim? -Ha canım?

Artık çıkalım mı, geç oldu.

Oo! Biz vallahi lafa daldık, unuttuk. Gerçekten geç olmuş ya.

Biz çıkalım müsaadenle ama senin bekleyenin yok, sen kalabilirsin tabii.

Yani.

Ben de birazdan çıkarım zaten. Tekrar geçmiş olsun.

-Hop! -Yapma Muhsin.

-Yapma şunu. -Hop!

Yapma şunu.

Yelda teyzeciğim, çok acil bir şey konuşmam gerekiyor da sizinle.

Ee sırık, biz eve gidiyoruz, geç oldu oğlum. Yatacağız ya.

Kısa kes, ben arabada bekliyorum Yelda.

Ben de arabaya kadar eşlik edeyim sana.

Et et bakalım, et.

Gel bakalım. -Ya!

(Anlaşılmayan konuşma)

-Ha? -Olmaz Yelda teyze.

Yani ben daha fazla dayanamıyorum artık bu kızla.

Aa! Ee, çok iyi anlaşıyoruz diyor.

Yalan söylüyor.

Ben tahammül bile edemiyorum kıza, o derece.

Volkancığım, yani ben şimdi hanginize inanayım?

Sen ayrı konuşuyorsun, o ayrı konuşuyor.

Tabii ki bana Yelda teyzeciğim. Beni daha çok tanıyorsun sonuçta.

Ben onun ailesini de çok iyi tanıyorum yalnız.

Yok, vallahi olmaz Yelda teyze.

Olursa da başımıza çok kötü şeyler gelir yani, biliyorum.

Bana bak Volkan, vallahi sen böyle yapmaya devam edersen...

...hiçbir zaman evlenemezsin,

...vallahi böyle müzmin bekâr olarak kalırsın bak, ona göre.

Yok anlatamıyorum.

Yelda teyze, konu evlilik falan da değil.

Ben bu kızla aynı ortamda olmaya bile tahammül edemiyorum.

Siz bile o kadar iyi anlaşan, birbirini seven bir çiftsiniz...

...Muhsin amca yeri geldi ayrılmaktan bahsediyor sizden yani.

Ne dedin sen?

Ne dedim?

Muhsin amca senden ayrılmak istiyor dedin.

Öyle mi dedim?

Öyle dedin Volkan!

Yelda teyze!

(Müzik)

Ne oldu Yelda, neyin var?

Yok bir şey. Biraz başım ağrıyor. Hemen eve gidelim ne olur.

Vallahi bak Ati, Feza bak.

O anda Kerem'in o yüzünü görmeliydiniz.

(Ayşe) Ben tabii alışmışım tabii...

...ama onu öyle birkaç kişi görebilir.

Kusura bakmayın bölüyorum ama acaba Ayşe'nin yanına mı gitseniz?

Niye, ne oldu ki?

Bir siz gidin bakın ya.

(Ayşe) Baktırmaya alışmış.

Ama ne oldu?

Benim artık arkamdan böyle kaça kadar saydıysa...

...bak bu da en son şey dedi bak.

Arkamdan seslendi.

Pardon, bakar mısınız dedi.

Ben böyle sonra böyle bir havalı havalı dönüp bakmışım.

Neyi anlatıyorsun ya?

-İlk tanışmamızı. -Ha.

Bir bakayım mı ona?

Sen diğerinden mi aldın?

Kerem, sen ne verdiysen ben onu içtim.

Az kaldı. Az daha getirsene.

Hayatım azcık daha getirsene.

Tamam, yeter artık.

Kerem, sen Ayşe'yi acaba eve mi götürsen artık?

Aa!

Ben iyiyim, ben gayet iyiyim.

İyiyim. Niye eve gidiyorum?

Bir şey diyeceğim.

Ben o çiçeği görmemişim, sen o çiçeği yeni mi...

Ben de çiçek takacağım.

Kerem, bana da çiçek takalım.

Ayşe, sen bayağı iyisin, bunun hepimiz fakındayız, çok iyisin yani.

İyiyim tabii, süperim ben.

Arkadaşlar, bize müsaade, herkese iyi akşamlar.

Ya, tamam bırak.

Gitmeyeceğim ya.

Gitmeyeceğim ben.

Kerem, senin işin de zor.

Yani böyle nerede, ne yapacağını bilmeyen biriyle olmak yorar.

Ceyda, sen karışma tamam mı? Ayşe, gerçekten gidelim mi?

Hadi gel, gel. Al hadi çantanı.

-Tamam. -O hikâyeyi bana anlatırsın sonra.

Sabah erken kalkmamız lazım arkadaşlar, müsaade edin, herkese iyi akşamlar.

Kerem, bir saniye. İyi geceler demedim ya.

Aticiğim, iyi geceler. Feza, iyi geceler.

Ve sen Ceyda, sana çok gıcık oluyorum.

Sana bir şey söyleyeceğim ama aramızda kalacak tamam mı?

Ben o boşanma kâğıdını imzalamayacağım.

Kerem'le hep evli kalacağım.

(Ayşe) Tamam mı?

Evet dilediysen iyi geceleri hadi bakalım.

-Hoppa! -Ya üf! Kerem!

İyi geceler çocuklar.

Sağ yap, sol yap. Kerem, ağır mıyım?

Dur asansör çağırayım.

-İndir beni aşağıya! -Dur dur! Ne yapıyorsun?

-Bırak, asansör çağıracağım. -Dur!

Of! Ay!

Durabiliyor musun ayakta, güveneyim mi?

Bak, duruyorum.

-Hayır duramıyorsun. -Durduramıyorum, bir dakika.

Hem anlatıyorsun öyle oldu böyle oldu ama arkamızdan vır vır gömmüşsün bizi.

Sen manyak mısın ya?

O bardağı sen getirdin bana.

Ayşe dedin aldın böyle bana bardağı...

Bana sen böyle bardağı sen getirdin, hepsi senin suçun.

Ben sana meyve kokteyli verdim.

Üzümü bol meyve kokteyli.

Bütün üzümleri bana mı yedirdin Kerem?

Çok mu üzüm yedim ben?

Ya gülme, gülme tamam.

Gülme ciddileşelim artık.

Ah, ah! Sırtım acıdı Kerem.

-Ne oldu, iyi misin? -İyiyim.

Ya orada birine sarsaydın?

Ya Ceyda'ya sarsaydın şirketin ortasında?

Gülme, komik değil.

Hişt.

Bir dakika.

Ha?

Ne yaptın sen?

Hişt!

Kerem, kadınların arasındaki ilişkiye erkekler karışmaz.

Özel.

Karışmayacaksın, tamam mı?

Çek elini!

Bir şey diyeceğim. Şu kadarcık bir şey söyleyeyim mi?

-De. -Bakma oraya bana bak.

-Bana bak. -Tamam.

Senin tipin bak yemin ediyorum bak gerçekten yalan söylemiyorum.

Senin tipin bayağı iyi ya.

Ne?

Kerem, senin tipin çok iyi, sen bayağı yakışıklısın.

Bak bakayım bir.

Sağ ol.

Sen...

Sen azıcık...

Azıcık gerildin mi?

-Gerildi bu, yine gerildi-- -Yok canım, ben ne gerileceğim?

-Ayşe! -Gerilme!

(Ayşe) Gerilmeyeceksin!

Gerilmek yok.

Kerem, gerilmeyeceksin.

Sen...

...ben...

...biz ikimiz evliyiz, biz karı kocayız.

Elimi tut.

(Ayşe) Tut elimi.

Evli çiftler karı kocadır ve onlar gerilmez.

İstedikleri her şeyi yapabilirler, hakkıdır.

Tamam mı?

(Asansör kata geldi)

Asansör geldi.

-Evet. Yürüyebiliyorsun değil mi? -Ben kendim yürürüm.

-Dur, dur, dur. Gel, gel, gel. -Bir şey diyeceğim.

-Beni evde de taşıyacak mısın? -Söz taşıyacağım.

Arabaya da taşıyacak, kucağına da alacak mısın?

Dur, düğmeye ben basayım, kalmayalım bir de asansörde.

Hava çok güzel, havuz başında oturalım istersen ha?

Yok.

Benim çok uykum var. Hemen yatacağım. Zaten sabah da işlerim var.

Peki, iyi geceler.

(Müzik)

Hızlı döndürme başım dönüyor.

Kerem.

Az kaldı, son iki adım.

'Yes'.

Ah.

Midem bulanıyor Kerem, başım dönüyor.

(Ayşe) Başım dönüyor.

-Of çok sıcak. -Dur yardım edeyim.

Dur, yırtacaksın.

Tamam.

Şunu da al.

Ah Ayşe ah.

Ter bastı yemin ederim.

Kerem, midem bulanıyor.

Of!

Bak, ne diyeceğim.

Gel yardım edeyim hadi.

Sen şimdi yat böyle kıyafetlerinle ben üstünü örterim.

Ayılınca da bir ara pijamalarını giyersin artık.

Onu ben giydiremeyeceğim.

Bu mavi ışıklar benim gözümü alıyor.

Mavi ışık midemi bulandırdı Kerem.

Tamam öyle tekrarlama kendini, daha çok miden bulanır.

Derin derin nefes al, burundan nefes al.

Başım.

Ay!

(Anlaşılmayan konuşmalar)

Biraz ama çaba göstermen lazım, hadi.

Kerem, çaba yok. Başım dönüyor.

Su içer misin? Bol bol su içmen lazım.

-Gel. -Ne?

-Gelsene. -Geldim.

-Anlat. -Gelsene.

-Geldim, anlat. -Sen de yanımda uyuyacaksın, olmaz.

-Ne? -Hadi.

-Hadi yanıma yat. -Nereye?

Yanıma yat Kerem, uyuyalım. Çok başım dönüyor.

Ayşe, yok.

Uzat kolunu, kolunu aç, kolunu aç, bak aç kolunu.

Tamam.

Sen uyu sonra...

Pijamamı giyseydim bari.

Yok pijaman şey...

Uyumam bak yoksa uyumam.

Tamam. Ee...

Sen uyuyunca ben kalkarım o zaman tamam.

Ayşe!

İyi geceler.

(Duygusal müzik)

İyi geceler.

Ayşe...

Uyudun mu ya?

(Duygusal müzik)

(Müzik)

Aa!

Kerem!

-Kerem! -(Kerem) Ne oluyor?

Kerem, uyan!

Uyandım, ne oluyor?

Dün gece ne oldu?

Sana da günaydın Ayşe.

Ben böyle...

...hayal meyal hatırlıyorum.

Ama yok.

Yok yok, olmadı yani.

Bir şey olmadı değil mi?

Ne?

-Olmadı. -Ne?

Ne olabilir ki?

Kendini bilmez bir hâlde kafanı pança gömdün.

Ve hemen kendini kaybettin.

Ben de seni eve getirdim.

Yatağına yatırdım ve bu hâlde uyudun.

Olan bu.

Sen niye benimle yatıyorsun, biz neden beraber uyuduk o zaman?

Ne?

Ayşe ya, ben kendi evimde, kendi odamda...

...kendi yatağımda neden uyuduğumla ilgili...

...sana hesap mı vereceğim? Hatta şuradan alayım.

Ben bir gece çalışmak için atölyeye gitmiştim.

-Orada da bir kız-- -Bağırma ya!

Of! Başım çok ağrıyor.

Yapar.

Dün gece çok mu kötüydüm?

Keşke dün geceki hâlini çekip sana izletseydim.

Ay!

O kadar kötü müydüm ya?

Kötü mü?

Yok, kötü değildi.

-Ha? -Kötü değildin de...

Ben centilmen bir erkek olmasam...

Yani iğrenç, çıkarcı bir erkek olsam, sana karşı sempatim olmasa...

...belki de farklı bir sabaha uyanabilirdik aslında biliyor musun?

Sus! Sus saçmalama!

Saçmalama! Saçma sapan konuşma ya!

Ne olur.

Zaten...

Çok mu uğraştırdım seni?

Yok canım, alışkınız sonuçta.

Merak etme, ben o senin Berk bebesi gibi yelkenleri hemen suya indirmem.

Leş gibiyim. Elimi yüzümü yıkayacağım.

Bu arada şunu da söyleyeyim Ayşe Hanım...

...sizin âlemciliğiniz ne pişmiş ya.

Ne pis bir âlemciymişsin sen.

Sus Kerem, sus. Utandırma. Vallahi utandım ya.

Cık.

Abim sağ ol vallahi.

Her şey senin sayende oldu.

Ya yok lan, sen yetenekli adammışsın oğlum, biz farkına varamamışız.

Şu Ayşe takıntın da olmasaydı.

Böyle durumlara da iyi gelirmiş abi deniz yolculuğu.

Böyle farklı limanlar, farklı sevgililer hesabı.

Çakala bak ya, ne diyor ya?

Ulan ben sana bırakmayı düşünüyordum dükkânı öbür ay biliyor musun?

(Kadir) Hep bunun hayaliyle yaşadım ben oğlum.

Allah'ım ya Rabb'im ya!

Nereden çıktı, kimin başının altından çıktı lan bu gemide çalışmak?

Oğlum, bak gel vazgeç.

-(Kadir) Kim aklına girdiyse-- -Arkadaşları.

Kötü arkadaşları.

Babasının koltuğuna oturup patron olacaktı.

Bak, şimdi gemide elin zenginine köle gibi kahve yapacak.

Ah bütün gün ayakta.

Ah kuşum, vah kuşum.

Ha, ha, ha.

Bunu da bizden bilin.

İmparatorluğunuz kıskandık da veliahdınızı yurt dışına yolluyoruz.

Ulan Sabri, ben senin yerinde olsam, şunlardan kurtulmak için...

...gemiye değil, Mars'a giderdim.

Ya yenge, anne tamam ya.

Beğenmezsem geri dönerim bir şey yok.

İnşallah.

Hadi, geç kalıyorum. Gidiyorum ben.

Hadi.

-Gel abi, gel. -Gel abim, gel.

Yetmedi ya, bir daha sarılacağım.

Sabri.

Tamam koçum, hadi, hadi.

-Hakkını helal et abi. -Helal olsun, helal olsun. Hadi.

Hadi görüşürüz.

Dur ya, ben geçireyim onu.

(Erkut) Öne oturacak Sabri, siz geçin arkaya.

Arkaya geçin, sıkışın öyle. Geç koçum.

Kemerini tak tamam mı? Kemerini tak.

-Hadi abi. -Hadi kemik, hadi.

Kuşum, kuşum, kuşum!

Hadi geçmiş olsun.

Allah kavuştursun.

Anne ben çok acıktım, ne yemek var?

Erkut!

Tamam.

Ne yemek var?

Günaydın.

Günaydın Ceyda. Dün gece--

(Ceyda) Bırak şimdi dün geceyi!

Muhsin amca şirketten çok büyük miktarda para çekmiş, atı alabilmek için.

Bu şirket evliliği anlaşmasına aykırı.

Eğer bunu yukarıya iletirsem, Yiğiterleri yerle bir ederim.

Ceyda, sen neyin peşindesin?

Neyin peşinde olduğumu sen gayet iyi biliyorsun.

Ayrıca ben de senin neyin peşinde olduğunu çok iyi biliyorum.

Kerem'e tamamen sahip olmak, anlaşmalı evlilik yapmaktan...

...daha karlı öyle değil mi?

Ceyda, sen ne diyorsun ya?

O imzayı atacaksın.

Dün gece bana söylediğin boşanma evraklarını imzalayacaksın.

(Ceyda) Ben de göreceğim.

Yoksa Yiğiterlere öyle bir zarar veririm ki...

...yaptığın anlaşmanın da sana hiçbir faydası olmaz.

At şu imzayı, hepimizi kurtar.

(Müzik)

Çok boşladım şirketi ben.

-Şirkete gideyim en iyisi. -Git canım, git.

Acil bir şey olursa ben seni ararım zaten.

Yelda nerede kaldı?

Kahvaltıya inmedi. Gece de erken yattı hâlbuki.

(Müzik)

(Muhsin) Günaydın Yelda.

Bir yere mi gidiyorsun?

Evet.

Boşanmak için de istediğin zaman avukata gidebiliriz.

Anlaşmalı boşanalım olur mu? Yani böyle rezillik falan çıkartmadan.

Hülya, boşanma mı dedi?

Yok.

Boşanma dedi ya!

Baba!

(Müzik)

(Geçiş sesi)

Sen...

...ben...

...biz ikimiz evliyiz, biz karı kocayız.

Elimi tut.

(Ayşe) Tut elimi.

Evli çiftler karı kocadır ve onlar gerilmez.

İstedikleri her şeyi yapabilirler, hakkıdır.

Tamam mı?

Ayşe!

İyi geceler.

(Geçiş sesi)

(Kerem iç ses) Vay be, ne geceydi.

(Kerem iç ses) Yani uzun zamandır.

(Kerem iç ses) Bilmiyorum.

(Kerem iç ses) Etkileniyor muyum?

Yaşlanıyor muyum ya?

(Müzik...)

(...)

-Selam. -Aa!

(Kerem) Ben de seni düşünüyordum tam.

Ne diyeceğim bak.

Volkan'ı da alalım, bir öğle yemeğine çıkalım.

Artık şu çocuğun işini halledelim.

Bak seninle ben bunu hallederiz değil mi, ne dersin?

Olur, gidelim.

Boşanma belgesini imzaladım.

Yani bir türlü imza atamamıştım.

Hallettim sonunda.

(Müzik)

İyi yapmışsın.

Evet, ben de hallederim şimdi zaten.

Tamam.

Görüşürüz o zaman, kolay gelsin.

(Duygusal müzik...)

(...)

Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...

...işaret dilini kapsayan eşerişimi Kanal D tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Sesli Betimleme Metin Yazarı ve Seslendiren: Emine Kolivar

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Hatice Başpınar - Miliza Koçak...

...Nuray Ünal - Özgür Türk - Tugay Çiftci

İşaret Dili Çevirmeni: Oya Tanyeri

Son Kontroller: Dolunay Ünal - Zerrin Çınar - Samet Demirtaş

Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme

"Aşktan öte köy yok anlat sen soranlara"

"Afili aşklar böyle mi başlar yol ortasında"

"Yalancı taçlar başında durmaz kötü kız olmazsan"

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.