Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
ÇEVİRİ: JAVAJAVA2002
Londra'da harika bir gece. Vay be! Şehirde o kadar çok yetenek var ki.
Yılın en iyi koruması ödülü.
Görmeye sabırsızlandığın kişi kim, Mike?
Aman Tanrım, tek bir favorim var, Steve.
Bu koruma çok yetenekli ve en dikkat dağıtıcı manevraları yapabilen birisi.
En iyi atış becerilerine sahip. Hatta en iyi saç kesimine sahip.
Yine de her zaman emniyet kemerini takıyor. Tetikçinin eşinin koruması...
...Michael Bryce. Yılın yıldızı.
Ve yılın en iyi koruması ödülü...
...benim kahramanıma gidiyor.
Michael Bryce'a.
Ne?
Şanslıyım.
Vay canına.
Ben sadece...
...şoktayım şu an.
Darius?
Kurosava.
Mike evlat!
İyi yolculuklar.
Neden beni koruyamadın?
Tik-tak pislik.
Bu rüyayı çok sık mı görüyor musun?
Sadece bir kere.
- Şey bu... - Gece boyunca.
Anlaşıldı.
Çoğunlukla uyurken.
Güzel bir hayat beni bekliyordu.
Her şeyimi kaybedene dek mükemmel bir korumaydım.
Darius Kincaid en önemli müşterimi öldürene kadar.
- Darius Kincade akrabanız mı? - Daha neler!
O bir tetikçi. Dünya çapında bir sürü insan öldürdü.
Kurşun ona değmeliydi.
Korumalar, saldırganın kimliğini bile belirleyemedi.
Sosyopatı korumaya hevesli değillerdi.
Şimdi 2 hafta sonra komisyon önünde lisans hakkımı savunmam gerekiyor.
Gelecekle başa çıkmak için geçmişle uğraşmak zorundasın.
Özgüven sorunları babanın isteksizliğinden kaynaklanıyor.
Benim özgüven sorunum yok. Lisansla ilgili sorunum var. Ben lisanssız bir korumayım.
Bel oyuğu olmayan bir dansöz olmak gibi.
Bence mesleğini değiştirmelisin.
Ve mutluluğu başka bir şeyde bulmalısın.
- Başka neyde? - Kendi içinde.
Kendin olmanın mutluluğu.
Dinliyorum.
Pekala, her şeyden önce bence silahlar ve şiddet ruhunu karartıyor.
Onları unutman, zihnini boşaltman ve gelecekteki benliğini bulman gerek.
- Bekle, geleceğin havalı koruması gibi mi? - Hayır. Yeter!
Bu konuda düşünmeyi bırak.
Hiç tatil hayali kurdun mu?
İtalya'nın yılın bu zamanı iyi olduğu söylenir. Toskana olabilir.
Hayır, hayır. Toskana olmaz, Toskana olmaz.
- Tamam, o zaman Kapri. - Kapri? Pantolon gibi olan mı?
Bazen gelecekteki kendine mektup yazmanın yararı da olur. Ya da sesli mesaj olabilir.
Peki ya onu arasam?
Ona sesli mesaj bırakabilirim, telefonum her zaman yanımdadır.
Bu harika. İlerleme kaydettiğimi hissedebiliyorum.
Evet, ben de. Evet.
Ve gelecekte bana danışmana hiç gerek yok, bu senin kişisel yolculuğun.
Benim yolculuğum mu?'
Terapiyi bitirdik.
Bitti mi?
Benden sonra tekrar et.
Koruma işi yok.
Koruma...
...işi...
...yok.
Güzel.
- Silahlar yok. - Silahlar yok.
Tamam, hayır, dur biraz.
Bende kalsa olur mu?
- Evet. - Bu yararlı bir şey.
Evet, kalsın ve geleceğini düşün. Mutluluğu ara.
Artık sadece kendini ve o şeyi koruman gerekiyor.
- Tamam. - Ben terapiyi bitirdim.
Gerçekten öylece bitti mi?
Aman Tanrım.
İnanılmaz.
2 yıllık sert Avrupa yaptırımlarından sonra Yunan ekonomisi batma noktasında.
Ülkenin dört bir yanında gösteriler ve ayaklanmalar var. Herkes alarmda.
Şimdi de Sayın Walter Fisher, Avrupa Birliğinin aldığı kararı açıklayacak.
4 gün sonra, mali yılın sonunda AB Yunanistan'a yeni ekonomik ve mali yaptırımlar uygulayacak.
Bu kadar.
Bay Fisher'ı götürüyoruz.
Helikopteri hazırlayın.
Yeni yaptırımların duyurulması Atina sokaklarında ayaklanmalara yol açtı.
Yunanistan'ın medeniyetimizin doğduğu yer olduğunu biliyorsunuzdur.
Dünyaya sanat, bilim ve kültür verdi.
Ne kadar da trajik.
Aristoteles.
Bu karar yüzünden mi?
- İptal edilmesi lazım. - Olmaz. Ona oy verdiler.
Ülkemi boğuyorsunuz Bay Fisher.
Ama sözümü hatırlayın.
4 gün sonra, yaptırımlarınızın başladığı anda Avrupa'nın altyapısı ve finans piyasası çökecek.
Milyonlarca insan ölecek.
Ve Yunanistan hak ettiği yeri alacak. Medeniyetin merkezi olacak.
Kapri. Bir nevi İtalya'nın pantolonu.
Merhaba, Michael Bryce'ı aradınız. Güvenli bir gün için mesaj bırakın.
Merhaba gelecekteki Michael.
Ben günümüzdeki Michael.
İyi izlenimini bozmak istemem ama terapiyi bitirdiğimi bilmek...
...hoşuna gidecek bence.
Resmi olarak normalim. Ve açıkçası niye bu kadar uzattım bilmiyorum. Sadece 12 saattir.
Ama dünya artık daha parlak. Değişmemi bekliyor gibi.
Lisansımı düşünüyorum ve kendime şunu soruyorum: Neden bu kadar endişelendim?
Aslında Kincaid, Kurosawa'yı öldürdüğünden beri ilk defa hayatı koruma işi, silahlar...
...ve kan olmadan algılamaya başladım.
Kulağa çılgınca gelse de yeni bir başlangıç gibi bu.
Hadi Bryce. Acele et. Acele et.
Neler oluyor?
Tanışıyor muyuz?
Seni tanıyor muyum?
Ben Sonya Kincaid'im.
Lanet olası pislikler.
Kocamı kaçırdılar. Onu kurtarmalıyız.
Hayır, hayır, ben yokum. Terapistim bana dedi ki...
Beni nasıl buldun?
Lanet olsun, o nerede?
Pislikler!
Bekle, yine uyuyor muyum?
Bana yardım etmezsen yapay penis takıp seni beceririm ve rüyan kabusa dönüşür.
İlk olarak, şeytan çıkarandan randevu al. İkincisi, niye yardımıma ihtiyacın olsun?
- Michael Brycew'ı bul dedi. - Öyle mi, dedi?
- Evet. - Benden nefret ediyor sanıyordum.
- Hadi gidelim. - Aman Tanrım.
Hadi. Beni takip et!
Kincaid tam olarak nerede?
Pislikler. Hadi. Hadi gidelim. Buraya.
Otur.
- Silahı al. - Silaha hayır dedim.
Ben tutuyorum.
Bekle, bekle. Hayır, hayır. Daha güvenli bir yol olmalı.
Daha güvenli bir yol bulabiliriz. Pekala.
Ciddi misin?
O nerede?
Balayımızda...
...onu kaçırdılar.
İtalya'da tatil yapıyorduk.
Hep bunun hayalini kurmuştum. Her şey çok romantik, çok müthişti.
Sonra o pislik ilk balayı gecemizin en keyifli anını mahvetti.
Ve sonra telefon çaldı. Mafya tarafından kaçırılmıştı.
Bebeğim, yardıma ihtiyacım var.
O bir işkolik.
- O lanet olası işi alacağını biliyordum. - O bir canavar.
Sadece doğmamış bebeğimiz için para kazanmasını istedim.
Bebek mi dedin?
Bir bebeğimiz olacak.
Tanrı korusun ve yardım etsin.
Çok sert seviştik.
Hem de çok hassas bir şekilde.
Ve birçok farklı yerde.
Ve pozisyonlarda.
Ama hamile kalamadım işte.
Biliyor musun, bence sorun...
Biyolojide.
Evet.
O çok dar.
- Kim? - Vajinam, lanet olsun. Çok dar.
Darius neler yapmadı, neler kullanmadı ki!
Merhaba.
Çok iyi bir anne olacağım.
Daha iyi bir anne hayal edemem. Biber gazınız yok mu? Ben aslında tatildeyim.
Zagreb, Hırvatistan.
İyi akşamlar, beyler.
Bu kim?
- Müşteri. - Tanıştırmayacak mısın?
İyi bir sunum yapıp kendini kanıtla önce.
Lütfen.
Sunumunu yap.
Santraller her zaman yıldırımlara karşı savunmasız olmuştur. Sadece bu daha çok...
...ve daha kötü çarpıyor.
Avrupa'da bu türden binlerce santral var. Hepsi gizli yerde.
Santral ne kadar güçlüyse, etki o kadar çok olacaktır.
Dosyalar ağa yüklenip düşme yarıçapı seçiliyor.
Ve tüm elektrikli aletler silaha dönüşüyor. İşte böyle.
İkna oldu mu?
Harika.
Tamamdır.
Öldür onları.
Anlaşıldı. Hedefi görüyorum.
Sabah, Zagreb elektrik şebekesindeki voltaj dalgalanmasından dolayı tam bir kargaşa var.
Ölü sayısı 75'e yükseldi.
Bay O-Neil?
Müfettiş Crowley?
Yunanistan'ın yarısı kaos içinde.
Umarım dikkatimi dağıtmak için çok iyi bir nedenin vardır.
Sanırım var.
Haberleri gördünüz mü?
Yıldırım düşmesinin voltaj dalgalanmasına neden olduğuna inanılıyor.
Yıldırım çarpmış gibi mi görunüyor?
Ve hepsi bu değil.
Son derece güvenli siber ağları hacklemek ve içeri sızmak suçundan 16 ülkede aranıyor.
Ne demek istiyorsun?
İtalyan muhbirim iki gün içinde bir siber terör saldırısının hazırlandığını söyledi.
Bay O-Neil.
Defalarca uyarılmana rağmen yasaları çiğneyip yasadışı muhbirlerle çalışmayı sürdürüyorsun.
Dinleyin, aylardır Avrupa'dayım. Anlaşıldı mı?
Ve sizin adamlarınız burada sadece futbol maçları izliyor.
Kimse işini yapmıyor.
O yüzden burada Boston yöntemlerini kullanacağım, tamam mı?
En kötü adamları yakalamak için kötü adamlarla çalışılmalı.
Çalışıyorum da.
Yarın yeni bir terör saldırısının nerede olacağı söylendi bana.
Tamam, ne istiyorsun?
Bir oda istiyorum. Özel kuvvetleri istiyorum. Bütçe istiyorum. Bir de...
...bu davayı çözersem beni Boston'a geri göndermeni.
Sana bir gün süre ve gözetleme minibüsü veriyorum.
Tercümana da ihtiyacım var.
Benimkini al.
Adın ne?
Sana ne!
Sana ne mi?
Ailso. Geleneksel İskoç ismi.
Tamam. Helikopteri hazırla. İtalya'ya uçuyoruz.
Terracina, İtalya.
Darius Kincade.
Bazı kuşlar şehirde olduğunu söyledi.
Beni hatırlıyor musun? Eski dostun Carlo'yu.
Senin için bir sürü pislik öldürdüğümü hatırlıyorum.
Bunu ben de hatırlıyorum.
Pekala.
Seni arkadaşımla tanıştırmak istiyorum.
Lakabı kasap.
Bana otel saunasını hatırlatıyor.
Gerçekten mi?
Hayır.
Bana sevgilimin bu pisliklerin elinde olduğunu söylediler.
Tamam, hepsini öldüreceğiz.
Hayır. Ateş açarsan, onlar da ateş etmeye başlarlar. Ve elveda Darius.
Benden yardım istedi. Bana ihtiyacı var.
Bu nedenle, bunu benim yöntemlerimle yapacağız.
Öldürmek yok.
Silah yok.
Kan yok. Ne kadar sıkıcı o kadar iyi. Anladın mı?
Tabii ki anlamadın.
Aman Tanrım.
Lanet olsun.
Ne yaptın sen?
Bana kabalık etti.
Özellikle belirttim. Öldürmek yok, kan yok ve silah yok diye.
Ben tatilde değilim.
Olsan iyi olurdu.
Bebeğim.
O burada ne halt ediyor?
Sanırım teşekkür etmek istedin.
- Ne için? - Hayatını defalarca kurtardığım için.
Senden bir şey istemedim. Bebeğim! Michael Bryce'ın burada ne işi var?
Bebeğim bana Bryce'ı getir dedin ya.
Ne?
Hayır. Hayır. Hayır. Dedim ki..
Bebeğim yardıma ihtiyacım var.
Michael Bryce dışında herkes olabilir.
Ne?
Kıçını kurtarmadı mı?
Ama biz arkadaş değiliz.
Dünya gezegenindeki en sıkıcı pislik o.
Ne dedin sen!
Seni duyuyorum. Cesetler bile seni duyuyor.
Dünyadaki en sıkıcı pislik de ne?
Senin yüzünden kaç defa ölüm tehlikesi atlattım.
Çok az.
Hadi bebeğim. Bir an önce buradan gidelim.
O biber gazı da ne?
Tatildeyim.
Ve kendimi bulmaya çalışıyorum.
Gelecekteki beni.
Salak. Pisliğin tekisin!
Hey!
Gelmek zorunda değildim.
Gözümün üstünde salatalık olmalıydı.
Göz güzü görmeyen buharlı bir saunada olmalıydım ben.
Görüşürüz, salak.
Yardım!
Darius?
Tetikçi, koruma ve kadın.
Siz aptallar eve dönüş biletim olan Muhbir Carlo'yu öldürdünüz.
Sen de kimsin?
İnterpol ajanı Bobby O-Neal, işte buyum.
Ve siz iki pisliğin kim olduğunu biliyorum.
Michael Bruce. Elit koruma.
Toplumun direği.
- Sonunda, teşekkürler. - Ve lisansını kaybettin.
- Koruduğun adam vuruldu. - Hayır, Kincaid ateş etti.
Lanet olsun.
Hala çalışıyor musun?
Kime?
Sultan için mesela.
Majesteleri, ben sizin korumanızım.
Herkes saklansın.
Bu bir suç.
Lanet olası sultan.
İkinize gelince.
Bir sürü suçtan aranıyorsunuz. Ama bugün şanslı gunünüzdesiniz.
Çünkü elektrikli sandalyeye gönderilmek yerine suçlarınızın bedelini ödemenize izin vereceğim.
Birinin siber terör saldırısı yapmayı planladığı konusunda bilgilendirildim.
Carlo, artık ölü olan muhbirim, saldırının koordinatları olan bir sabit diski alacaktı.
Benimle ne ilgisi var?
Ama şimdi, katliamınız sayesinde bu olmayacak. O yüzden siz adiler Portofino'ya gidiyorsunuz.
Bu satın alma işini onun yerine siz yapacaksınız.
Bob, şuraya gelebilir misin?
Dinle. Öncelikle beni hapisten kurtaracaksa tatilimi ertelerim.
Ama bence bunlarla çalışmamalısın.
Oraya gitmek istemiyorum.
Çünkü onlar kafadan çatlaklar.
Lanet olsun.
Peki, beni dinle.
Carlos'un İngiliz metresinin saçma sapan koruması olacaksın.
Ve bu büyükbaba sabit diskle ilgilenecek.
Herkese anladı mı?
- Parayı alıp kaçalım. - Kaçmaktan yoruldum.
Müfettiş Crowley, ne kadar hoş.
Artık kaçmak istemiyorum.
Kiminle karşılaştığınızı anlıyor musunuz?
Ya yukarıda biri olsaydı?
Kapa çeneni.
- Tamam. - Yeni plan.
Tedarikçiler arasında anlaşmazlık çıkmış. Diskle ilgili. Ama satış iptal edilmemiş.
Sean Connery size satın alma için para verecek. Tek kuruşu kaybolursa hepiniz hapse girersiniz.
Tabii ben kıçınızı tekmeledikten sonra!
- Hayır, saçmalık. - Bunun benimle ne ilgisi var?
Tuşlu mu? Bilmiyorum nasıl...
- Bak, bana bak. Gozlerime bak. - Bakıyorum.
İrtibat halinde olacaksın, anladın mı?
- Sürekli arayacağım. - Sus. Ben ararım. Sen cevap verirsin.
İşin özü kaynaklarımız sınırlı.
İyi yolculuklar.
Bu işi mahvetmeyin.
Kesinlikle mahvedeceğiz.
Yani onlara bir bak.
- Defolun! - Buradan çıkamıyoruz bile.
O beyni hasar görmüş bir makak gibi.
Parayı alıp kaçarsanız işiniz biter.
Düğün günü kaçanlar olduğunu duymuştum ama sen balayımızın ilk gecesinde kaçtın.
Bebeğim, bebeğim, beni affet.
Bana bir açıklama yap. Nerelerdeydin?
Evet, söyle ona.
- Bir iş aldım, tamam mı? - Canın cehenneme.
Zırva! Zırva!
Güvenlik kuralları hakkında konuşmanın tam zamanı şu an.
Çeneni kapatma kuralları hakkında konuşma zamanı.
- Test mankeni gibi araba kullanıyor. - Karımı eleştirme.
Sus. Az önce neyi anladım biliyor musun? Başımı belaya sokmanıza izin vermeyeceğim.
Tüm bunlara güzel bir İtalya yolculuğu olarak bakacağım.
- Ve hala kocammışsın gibi davranacağım. - Kocanım zaten.
Ve sen Bryce, konuşan bir bavul olacaksın. Evet. Biz balayıdayız.
İlk olarak, bir görevdeyiz. İkincisi, terapistime çalışmayacağıma söz verdim.
Bu yüzden çalışmayacağım...
Bir görevde değiliz. Bu balayımız. Anladın mı?
Yola bak. Yola bak.
Evlat, doğru ortamı yaratmalıyız. Sicilya mağaza ve restoranlarına...
...gidemeyeceğim. Ama resmen balayındayız.
- Tamam. - Restoran mı dedi?
Yapmayın arkadaşlar. Yola bakın.
Bebeğim.
Tamam.
Ben hallederim. Dikkatiniz dağılmasın. Siz devam edin. Ama fren yapamayacağım.
Böyle frene ulaşamam.
- Benim için de al. - Neden ona yalan söyledin?
Neden bahsediyorsun?
Ona yalan söyledin. İşte değildin.
Nasıl anladın?
Bir insanın yalan söylediğine dair 22 alamet vardır ve sende çoğu vardı.
Sonia'ya tek kelime edersen seni öldürmenin yeni bir yolunu bulurum.
Vay canına, cidden geri çekilmiş gibisin.
Dürüstlük en iyi seçenektir.
Bekar pisliklerden evlilik tavsiyesi almam.
Durumu nasıl düzelteceğimi biliyorum.
İşi aldım.
Portfino'da ne güzel manzaralar var. Nereye gidiyorsun?
Sonia. Neler oluyor?
- Sıradan başka bir iş olması için dua et. - Neden bahsediyorsun?
Bana ver.
Kiminle konuşuyorum?
Size Carmen'i önerebilirim.
- Carmen de kim? - Yer var. Rezervasyon yapayım mı?
Carmen'e bayılıyorum.
Bu sesle yapamam.
Delirdiniz mi?
Hey! Yavaş ol.
Seni yoldan aldım. Güneş çarpmasından kurtardım. Bana deli mi diyorsun sen?
Güneş çarpması mı? Köpekleri arabaya kilitleyen insanları hapse atıyorlar.
İnlemeleriniz yüzünden yaşadığım psikolojik travmadan bahsetmiyorum.
- Bu Valentino mu? - Hayır, o benim.
Çantadaki paradan mı harcadınız?
Hadi ama, birazcık aldık.
Öyle mi? Hayır, saçmalık. Birikimimden öderim ben.
İyi fikir.
- Telefon etmem gerek. - Bize ısmarlıyor mu?
Merhaba, Michael Bryce'ı aradınız. Mesaj bırakın.
Merhaba, özledin mi? Yolumuzu kaybettik de.
Artık kıyı falan göremiyorum.
Kısacası iş için buradayım. Kafamda hala dörtlü orgazmın iğrenç iniltileri çınlıyor.
Kısacası yorgunum. Daha sonra ayrıntılı konuşuruz.
Lanet olsun.
Kimi aradın?
Bu bir sır.
- Sırrını biliyorum. - Gerçekten mi?
O kadar yalnızsın ki, kendi kendini arıyorsun.
Dinle Bryce. Beni çok üzdün. Sence ben cidden deli miyim?
Hayır.
Bence alışılmadık derecede agresifsin. Zalim ama mantıksız bir insansın.
- Harika bir anne olabilirim. - Tabii. Her çocuk senin gibi bir anne ister.
Teşekkürler, Bryce. Teşekkür ederim.
Seni iyi bir dinleyici yapacak kadar güçlü bir aseksüelliğin var.
Dur tahmin edeyim, bize bir bok söylemeyecekler mi?
Bunların hepsinin bağlantılı olduğuna nasıl karar verdin?
Aynı travmanın olma ihtimali yüzde kaçtır?
- O kağıdı almam lazım. - Peki nasıl alacaksın, Bay Bobby?
Ne yapıyorsun?
Pislik.
Bunu en son Bruce Willis'in asteroidi deldigi zaman görmüştüm.
Roma, Interpol.
- Bobby, tam zamanında aradın. - Dinleyin. Bu bir elmas matkap.
Ve bağlantılı olduğunu biliyorum. Bu çok büyük bir matkap.
Haklısın.
Benzer verilere sahibiz.
Potofino'daki bir alıcıyı arıyoruz. Onda siber saldırının verileri var.
Bir gözlem ekibi gönderdik.
Portofino'da bir ekibiniz var mı?
Evet, artık oradalar.
Helikopteri hazırla, çabuk.
Bobby, eğer her şey anlattığın gibiyse, Boston'a transferini bizzat ayarlayacağım.
Efendim, teşekkür ederim. Teşekkürler efendim. Sağ olun.
Portofino'ya uçuyoruz.
Portofino, İtalya.
Role girelim. Ben korumayım. Carlos'un metresinin İngiliz aksanını dinleyelim.
- İngiliz aksanım mükemmel. - Aksansız yapalım.
Yoksa bizi oracıkta vururlar.
- Nasılsın? - Evet. Evet.
Kıçınızı koruyorum.
Vladimir ile buluşmaya geldik.
Ben korumasıyım.
Güvenlik kontrolü.
İki dakika, kapat.
Onları durdurmalıyız. Bu pisliklerin benim için çalıştığını öğrenene dek alıcıyla iletişime geç.
Cevap ver, hadi.
Ne dedim. Telefonu hemen aç.
- Buyurun. - Çok teşekkürler. Harikasınız.
Kahretsin.
Sorun ne?
Burada eski bir müşterim var ama beni görmedi.
Sen Vladimir olmalısın.
Beni Carlo gönderdi. Daha az dikkat çekeceğime karar verdi.
Yanlış karar vermiş.
Ama kimse şikayet etmiyor.
Pislik.
- Kamera görüntüsü var mı? - Şimdi olacak.
Alıcının yerini değiştirin. Burada çok fazla sivil var.
Tamam efendim.
İşte tüm Avrupa bilgi ağının koordinatları.
Anlaşıldı mı?
Hayır, hayır, hayır.
Müşterinin parmak izi patlatıcıyı devredışı bırakana dek güvencemiz.
Çantayı 5 metrelik bir yarıçapın dışında 15 saniyeden fazla bırakmamanızı öneririm.
Bırakırsanız bileklik patlar.
Kendinize olabildiğince yakın tutun.
Bu güzel yüzün TNT tarafından yok edilmesi çok yazık olur.
Pislik.
Onu şimdi geberteceğim.
- Adres? - Teslimat adresi mi?
- Floransa. - Floransa'ya bayılırım.
İnanılmaz kültürleri var.
Çanta yarın alıcıya teslim edilmeli. Müzayede odasına.
Michael Bryce.
Beni başkasıyla karıştırdın.
Hayır. Hayır.
Benim ve köpeğimin hayatını kurtaranların yüzünü unutmam.
Şu Michael Bryce mı?
Kurosawa'nın ölümünden sonra lisansı iptal edilmemiş miydi?
Hayır, hayır, beni biriyle karıştırdınız.
- Bu Bryce. - Hayır, bu arada söylentiler yalan. Defol.
Carlo niye hayatının aşkını koruması için lisanssız bir koruma tutsun ki?
Kesinlikle. Kovuldun.
Sen kovuldun.
Bu doğru, bebeğim.
Carlo hep daha genç kadın tercih ederdi.
Pardon?
Onu 30 yaşında bir kadınla gördüm ama bu kadar yaşlı bir kadınla hiç görmedim.
Hayır. Hayır, hayır. Gülmeyin.
Lanet olsun.
Ne dedin sen?
Seni eşek tarafından becerilmiş pislik torbası!
İspanyolcaya geçti.
Lanet olsun.
- Kahretsin. - Bir sorunumuz var.
Bu lanet olası bir tuzak.
Defol git, dahi.
Çantayı al. Çabuk, kahretsin.
İşte başladık.
Lanet olsun.
Çabuk oraya.
Hadi gidelim. Çabuk. Çabuk.
Bryce. Silah.
Şu an yardımın lazım, Kincaid.
Kıçını koruyorum.
- Hemen ateş edin. Tetikçiye ateş edin. - İnterpol.
Çıkın oradan.
Lanet olsun.
Kahretsin. Bryce, çanta. Buraya!
Aptal kaltak.
Yoldan çekilin.
Kaç yaşındayım?
Bryce. Yoruldum.
Gidelim mi?
Bence de gidelim.
Lanet olası iskeleye gelin. Çabuk.
Bryce. Bryce?
Bryce?
Lanet olsun, uyan Bryce.
Orada tekneleri var.
Gidelim.
Bir şey söylesek iyi olur. O hayatımı kurtardı.
Küller küllere.
Tozlar toprağa.
Evet.
Bizimle geçirdiğin anları hiçbir zaman unutmayacagız.
Güzel konuştun!
Bizi evlendirmeliydin.
Tamam, onu denize atalım.
Sizin sorununuz ne?
- Bu bir deniz cenazesi. - Deniz mi?
- Nasıl hayatta kaldın? - Kevlar giyiyordum.
- Onlar senin ajanlarındı. - Onları hiç görmedim.
Bryce'ın telefonuna sadece bir numaradan arama gelmiş. Senden.
Terör saldırısına kadar sadece 2 günümüz var. 2.
Sana bir şans verdim. Kefil oldum. Ama sen 2 suçlu ve lisanssız bir korumayı işe aldın.
Ve ellerinde önemli deliller var. Kendileri bir siber terör saldırısı düzenleyebilirler.
Hiçbir şey yapmayacaklar. Çok aptallar.
Darius Kincaid, Sonia Kincaid ve Michael Bryce'ı arananlar listesine koyun.
Bir problemimiz var.
Atina, Yunanistan.
3 kişinin elinde koordinatlar bulunan bir çanta var.
Interpol artık onları arıyor.
Galiba içimizde bir köstebek var.
Beni Carlo'ya bağla.
Efendim, Carlo öldü.
Kaçakları bulup öldürün. O çantayı istiyorum.
Floransa, İtalya.
Lanet olsun.
- Sorun ne? - Şaka mı yapıyorsun?
Hangi konuda?
Kaburgam kırıldı.
Göğsüme av tüfeğinden bir kurşun geldi.
- Hatırlıyor musun? - Tamam, endişelenme.
Sonia seninle ilgilenecek.
- Daha iyi hissedeceksin. - Teşekkür ederim.
Müzayedede Yunan milyonerin kişisel koleksiyonundan sanat eserleri sergilenecek.
Ülke iflasın eşiğinde olduğu için her şeyi satma kararı aldı.
Korumalarına bak sen.
Lanet olsun.
Magnusson.
- Kim? - Kim?
3 yıl üst üste en iyi koruma ödülünü kazandı.
- Siz ucubeler için ödül mü var? - Evet, ödül var. Değerlerimiz var.
Tetikçiler ödül almazlar.
Ölüm cezası alırlar.
Tanrım, ne kadar güçlü, tam bir panter.
Ver şu salağa bakayım.
Kahretsin.
Seifert.
O acayip bir tetikçi. Benden çok şey aldı.
- Pozisyon al. - Yukarı bende.
Bu çantayı kim istiyorsa cidden çok havalı, çünkü Magnusson bir uçak kanadı gibi duruyor.
Başlayalım. Herkes tetikte olsun.
İşte bu.
Korkunç.
Liberace gibi, sadece daha kaba.
Magnusson?
Çatıda 3 aptal var.
Çanta onlarda.
Ateş et.
Kahretsin. Seifert.
Onu güvenli bir yere götürün.
Dikkat, o çantayı istiyorum.
5 kaçış yolu olduğunu bilmiyorlar.
5 kaçış yolları var.
Dikkatlerini dağıtacağım. Siz arabaya gidin.
Amatörler.
Tamam, çabuk.
Dinleyin, orada araba bizi bekliyor.
Burada bir yerlerde arabaları var.
Hadi minibüse. Hızlı.
Hadi!
Çabuk, gidelim.
Hamlelerimden beni tanımış olabilir.
Bu enayilerin hiçbirini tanımıyorum.
Öldürmek için ateş edin.
- Bryce. Gitme zamanı. - Bir saniye.
- Yaşasın. Gidelim. - Hadi.
Mesafeyi koruyun. Ama gözden kaçırmayın.
Bryce, dikkatli ol.
Vay canına, bu adam harika sürüyor.
Seni tanıyamıyorum.
İlk defa bana iyi bir şey dedin galiba.
Bryce.
Bryce.
Lanet olsun, ne yapıyor?
Bryce. Ne oldu?
Ona ne verdin?
Ağrı kesici.
Zayıf bünyeli.
Batıya ilerleyin, geride kalmayın.
Olamaz. Orada merdiven var.
Dönersin sanmıştım.
Tanrım, onlar deli.
Bu balayı değil.
Boktan bir ay.
Ve hiç iyi bir gün değil.
Dalga mı geçiyorsun?
Hayır, bebeğim.
Boş yere şikayet etme.
- Kim şikayet ediyor? - Sen.
Bir kuş hala uçuyor.
- Eğlenceli değil mi? - Deli misin?
İyi günler.
Bu işi dostça halledelim.
Bana çantayı ver ben de senden bilekliği çıkarayım.
Elbette.
Lanet olsun.
Yolun sonu.
Helikopteri yollayın. Çantayı alın.
Lanet olsun.
Onu görüyor musun?
Senin tarafında.
Kahretsin.
Kahretsin.
Sonia. Arabaya geri dön.
Yeniden dolduruyor. Direksiyonu tut.
Kahretsin.
Ne yapıyorsun?
- Sıkı tutun, bebeğim. - Darius.
O emniyet kemerini bağlamamış.
Atina'daki çatışmadan üç kaçak suçlu sorumlu.
Sizi arıyorlar, efendim.
Şu an İtalya'da bir yerdeler.
Efendim, o 3 kaçağı elimizden kaçırdık.
Bulun onları.
Onları canlı istiyorum.
Neler oluyor?
Hey. O ilaç neydi?
Sadece lityum.
Lityum mu?
Bebeğim, lityum acıyı geçirmez.
- Biraz daha ister misin? - Yaklaşma bana.
Sen manyaksın. Ama Sonia senden çok daha manyak biri.
- Karımla böyle konuşamazsın. - Neden?
O berbat bir anne olacak.
Kırık bir oyuncak bebeği bile ona emanet etmem.
Hemen Sonia'dan özür dile.
Beni vuracak mısın? Yılın Babası konuştu.
Sabırsızlıkla bekliyorum.
- Hey, nereye? Özür dile dedim. - Lityumla kafa bulacağım.
Bebeğim, iyi misin?
Harikayım.
Onun için resmen kurşunun önüne atladım ben. Bryce, atış poligonunda herkesin favori hedefi.
Bir teşekkür bile yok.
Tamam. İş başına.
Hadi bakalım.
Bana bir işaret ver.
- Toskana. - Herhangi bir işaret.
Lütfen.
Tamam, bu bir işaret. Ama buna ihtiyacım yok.
Toskana'yı bugün ziyaret et.
Herhangi bir işaret.
En azından bir tane.
Toskana bekliyor.
Neyin peşinde olduğunu görüyorum.
Oynamak mı istiyorsun?
Hadi oynayalım.
Balayımız berbat geçiyor resmen.
Rahmimde hiç embriyo yok ama bileğimde bir bomba var.
Kötü şeyler söyledim. Çünkü bilmeden lityum aldım.
- Özür dile... - Özür dilemiyorum.
Bize kimin yardım edeceğini biliyorum.
Bu silah gibi. Kapı zillerine de mi basamıyorsun?
Lisansımı kaybettiğimden beri babamla hiç konuşmadım.
Lisanssız olduğunu kabul ediyorsun demek.
Anlamıyorsun.
O gelmiş geçmiş en iyi korumadır.
Bense sadece...
...benim. Ne yapıyorsun?
Sen...
Lanet olsun.
Tamam.
Bay Bryce sahilde. Odun kesiyor.
Birazdan gelir.
Size bir şeyler getireyim.
En iyi koruma. Onur listesi.
Merhaba, baba.
Eve geleceğimi haber vermedim. Farklı koşullar altında buluşuruz diyordum da.
Lisansımı kaybettiğimi bildiğini varsayıyorum.
Seni utandırdığım için beni bağışla.
Gerçekten yardımına ihtiyacımız var.
Tüm dünya için, lisanssız bir korumasın. Ama burada, benim oğlumsun sen.
Ve burası senin evin.
Bu da ne?
Sakinleş.
Babamla barışmaya çalışıyorum.
Anlaşıldı mı?
- Sen manyaksın. - O... O...
Efsane. Evet. Sana garip geliyor. Ama benim için o sadece bir baba.
- Hayır, şaşırdım çünkü o... - Sesi çok mu derin? Evet, tesirli ve...
- Hayır, sesinden bahsetmiyorum be, aslında... - Başarılı bir yazar mı?
Sorun nedir, Darius?
Konuş! Konuyu uzattığını görmek çok sinir bozucu.
- Lafı dolandırmak, ufaklık. - Anlamadım.
Lafı dolandırdığını demelisin.
- İlginç. - Aynen öyle.
- Afedersiniz, ben... - Kim olduğunu biliyorum.
Haberleri seyrettim.
Merhaba, hayatım.
Tanıştığımıza memnun oldum, Bay Bryce'ın babası.
Ben de.
Harika bir oğlunuz var.
Şunu çıkarabilir misin?
Deneyeceğim.
Giuseppe.
Evet efendim?
Onlara güvenli bir yer ayarla.
Ve bilekliği etkisiz hale getirmek için gereken tüm ekipmanları getir.
- Neden babanın siyahi olduğunu söylemedin? - Üvey babam o.
Ne fark eder ki?
Nefretle değil, kalbinle görmeye başla.
Kalp, nefret, neden bahsediyorsun sen?
Sorununun ne olduğunu biliyorum.
- Beyler? - Üzgünüm, baba.
Tartışmayalım, tamam mı?
Anladım.
Kim aç?
Ben.
Öyle mi? Tamam.
- Ya sen? - Biraz.
Bunlar babamın işte yediği tüm kurşunlar.
Etkileyici.
Kurşun yemek insanı erkek gibi hissettirir.
- Evet, kendimden 20 tane çıkardım. - Ben de bir kurşun yedim.
Öyle mi?
Darius'u hedef aldılar, onu kurtardım. Değil mi Darius?
Bryce kocama sıkılan kurşunun tam önüne atlamış. Çok cesurca.
Bak.
Tam burada.
Neden sivilce gibi görünüyor?
Ayrıca beni de dün bir av tüfeğinden kurtardı.
- Aslında Kevlar giyiyordum. - Kevlar mı?
İşin ehli olanlar Kevlar giymez.
Çünkü Bryce'ı ve adamını bilen hiç kimse onun için bir kurşunu bile boşa harcamaz.
Gülüyorsun ama adam kendini binlerce kez haklı çıkardı. Beklenmeyen biridir.
Evet.
İtalya'nın bu bölgesinin en iyi tatlısı...
İzninizle.
Bryce?
Bryce?
Onun nesi var?
Hepsi tatlı yüzünden.
Unuttum.
- Hassas noktası. - Neden?
Bryce'ın, annesiyle olan anılarıyla alakalı.
Ona küçük korumam derdi.
Her pazar lunaparka giderlerdi.
Ama arabalarla ilgilenmezdi. Dondurma yemek için giderdi.
Ne oldu? Yanlış dondurmayı mı seçti?
Hayır, tatlım.
Kader annesini seçti.
O kadar ağır bir adamın atraksiyona neden bindiğini hala anlamış değilim.
Ve anlamak da istemiyorum.
Bazı şeyleri bilmemek daha iyidir.
Ve Bryce...
...kendini suçlamayı seçti.
- Emniyet kemerini bu yüzden seviyor demek. - Neden bu kadar sıkıcı olduğu da anlaşıldı.
Sen sıkıcısın.
- Merhaba. - Merhaba.
- İyi misin? - Evet. Evet.
- Seni sallayım mı? - Hayır. Sallama.
Uykusuz kalınca bazen ağlarım da.
Öyle işte.
Baban bize annene olanları anlattı.
Eğer turtayı alsaydım o hala hayatta olurdu.
Hepsi benim suçum.
Hayır, hayır. Senin suçun değil. Kendini suçlama.
Suçlu hissetmen çok normal.
Seni sandığından daha iyi anlıyorum.
Annemi bir köpekbalığı yedi.
Annenin bir canavar tarafından yutulduğunu görmek göründüğünden çok daha travmatiktir.
Aman Tanrım, daha ne kadar sürecek bu.
Yani, sayısız kez depresyona giriyor insan.
- Şimdi taşlar yerine oturdu işte. - Evet.
Göğüslerime olan takıntın bile.
Ne? Göğüslerine takıntılı olduğumu mu söyledin? Onları düşünmedim bile.
- Var olduklarını bile fark etmedim. - Onlara takıntılısın.
Beni kurtarırken çok nazikçe göğüslerimi kavradın ve beni iterek kurşundan kurtardın.
- Hayır, ben... - İçindeki o küçük çocuk bağırdı.
Anne, ölme. Sana ihtiyacım var.
Böyle bir şey olmadı.
Kesinlikle.
- Daha iyi hissediyor musun? - Hayır.
- Ben de dondurma yemem. - Daha iyi hissetmiyorum. Umurumda değil.
Laktoz intoleransı.
Umurumda değil.
Tamam, eve gideceğim.
Çay servis edilmiştir. Tamam. Hey? Harikaydı.
Her şey harikaydı.
Mükemmel.
Mükemmel. Çok teşekkür ederim.
Sen zenci misin?
Haberler iyi.
Adamım her şeyin hazır olduğunu söyledi.
Ve bu bilekliği senden hemen çıkaracaklar.
Bu arada, İnterpol konusunu da öğreniyorum.
Sonia?
Yakında gideceğiz.
Bryce.
Tatlı için beni affet.
Hey.
Lisansı alınca geri vermezler.
Ama sen bir kahraman olacaksın.
Bir şeyler öğrendiğimde saklandığız yere gelirim.
İnceleme komitesiyle de konuşacağım. Belki beraat edersin.
Teşekkür ederim.
- Teşekkürler baba. - Lafı bile olmaz.
Bryce?
Benim arabamı al.
Senin arabanı mı?
Hani şu bakmamın bile yasak olduğu araba mı?
Bunu hakediyorsun.
Harika bir yer!
Evet.
Burası çok güzel.
Bir an için sadece güvende olduğumuzu değil, lisansımın da bana iade edileceğini fark ettim.
Ve hepsi babam sayesinde.
Senin adına çok sevindim Bryce.
Bebeğim.
Sana birşey söylemem gerek.
Ben...
Ne?
Sanırım babamın ajansına katılacağım. Bryce ve oğlu.
Kulağa biraz...
...yağlı geliyor.
Arkadaşlar, kendinizden mi geçtiniz?
Tanıdık geliyor.
- Kafamda bir torbayla az zaman geçiriyorum. - En azından bir kez pusuyu fark edecek misin?
Saçımı dağıtma, pislik.
Bu numaralar da neyin nesi?
Aristoteles Papadopulus.
Tatlım.
Seni sonsuza dek kaybettiğimi sanmıştım.
Yalnız başıma yatakta uzun ve uykusuz geceler.
Biri bana burada neler olduğunu açıklayabilir mi?
Uzun zaman önce...
...hayatta hiçbir amacı olmayan, kumarhane masasında zenginler için başı dönen bir kız.
Ama gizemli Yunanlı ile tanışması onun yaşam sevincini ortaya çıkardı.
Sanatta.
Edebiyatta.
Dansta.
Ve tutkuda.
İyi şeyleri takdir etmeyi öğrendi.
Ama yatının ucuz döşemesi Gucci ayakkabılarının topuğunu kırınca...
...kaderi dramatik bir şekilde değişti.
Balıkçılar onu buldu. Haftalarca uyudu. Ve uyandığında, hafızasını kaybetmişti.
Ama şimdi yüzünü görüp sesini duyunca...
...eski tutkum bana geri döndü.
Beni iyileştirdin.
Kafama torbayı geçirin.
Dün bu pislikler mi iletişime geçtin?
Çantamın sende olduğunu bilsem sana daha farklı davranılırdı.
Tamam, sen ve sen. İkiniz bu ikisini işkence odama götürün.
- Onlarla, ben daha sonra... - Hangi odaya?
- Onu kızdırdın mı? - Hayır.
Belki bir erkeğin kendini ifade etmek için küfürlere ihtiyacı olmadığını öğrenirsin.
Kendimi ifade edebiliyorum. İnan bana.
İşkence odası mı dedi?
Harika fikrimin son parçası.
Avrupa vahşetinin düzeltilmesi planım.
Koordinatları yükle ve yatımı hazırla.
Benimle gel.
Sana bir şey göstereceğim.
Çocuklarımız için yapılmış bir oda.
Aman Tanrım.
- Seni kullandığını hiç düşündün mü? - Ne?
Öylesine söyledim. Onun taşıyıcı olduğunu söyledin.
Taşıyıcı mı?
Feminitive yok mu? Biliyorum. Sonra gelin biz burada biraz...
Bize bildiğiniz her şeyi anlatacaksınız.
Size hiçbir şey söylemeyeceğim.
Hala evlenmedin mi?
Sen benim gerçek aşkımsın.
Çok üzülmüş olmalısın.
Konuşmayacak. Boşuna uğraşmayın. Bu onu sadece sinirlendirecektir.
Evet ama ben size her şeyi anlatacağım. Her şeyi anlatacağım.
Ne?
- Sonia beni kendisi buldu, tatildeydim. - Pislik.
İnterpolden bir adam vardı. Nereli bilmiyorum. Adı Bobby O-Neal. Muhtemelen Robert O-Neal'dir.
Ellerim çok acıdı.
Uyuşturucu alacağımızı sanıyordum.
Siktir git.
Ve bu herif...
Bunu sana göstermemeliydim.
Durumun göz önüne alındığında.
Ne?
Carlo benim meslektaşımdı.
Kocanı üreme merkezinde görmüş.
Üreme merkezinde mi?
Yumurta alıyormuş. Sanırım senin için.
Efendim, bir sorunumuz var.
Sana hayatta bir şey söylemem.
- Kurtulmamıza faydası oldu ama. - Tamam. Hadi gidip karımı kurtaralım.
Bu amneziye inanmıyorum.
- Neden birden ondan nefret ettin? - Nefret falan etmedim.
Sadece bu normal değil.
Filmlerdeki gibi ya da...
Koridorda ateş etme.
Etmezsem öldürüleceksin.
- Onunla ne yapıyorlar bir bakalım. - Zincire benziyor. Bir terslik var.
Güverte!
Kurt Russell. Goldie Hall. Amnezisi vardı. Rahatladım.
Saçmalık.
Kahretsin.
Bunu alayım.
Sonia. Sonia.
- Bağırma - Sonia.
Bizi öldürecekler.
- İşte, işte orada. - Hayır. Hayır.
Sonia.
- Sana geliyorum. - Bana yalan söyledin.
Ne?
Balayı gecemizde. İşte değildin.
Bunu sonra mı konuşsak?
Bir üreme merkezindeydin ve benimkinin köreldiğini düşünerek taze yumurta aldın.
Bebeğim, yumurta satmıyorlar. O pislik sana yalan söylüyor.
Kaçak hayatı mı yaşamak istersin yoksa huzurlu bir hayat yaşamak mı?
Hoşça kal Darius. Her şey bitti.
- Hadi gidelim. - Bebeğim, hayır.
- Gitmeliyiz. - Beni affet.
Hadi gidelim.
Seni kandırarak onu kandırdı. İkili oynama denir buna.
İkili oynama mı?
Onunla yaşamak istiyorsa, bu onun haklı bir tercihi.
Lanet olsun.
Bankada param yok.
Interpol her daim peşimde.
Testissiz bir tetikçiyim.
Dur, dur. Ne?
İş esnasında testislerimden vuruldum, Sonia'ya bile söylemedim bunu.
Testislerin yok mu?
Hayır. Yani, evet var. Testislerim var tabii.
Sağdaki güçlü. Soldaki...
...biraz daha az güçlü.
Ama spermi gerektiği yere sürecek kadar güçlü değil.
Bu yüzden Sonia'ya hayalini kurduğu şeyi veremem.
Ona karşı dürüst ol demiştim. Olsan bunların hiçbiri olmazdı.
- Öyle değil mi? - Dürüstlük seni yakalatıp hapse tıkar.
Bunu sende görebiliyorum.
Nereye gidiyorsun?
Hey, Darius?
Darius?
Baba... Tuzak kurulmuştu.
Araban neden burada?
Hayatımda böyle aptal insanlar görmedim.
Evet, ama...
Aristoteles İtalya'dayken onun korumasıydım ben, mal.
Kötü adamlar için mi çalışıyorsun?
Seçkin bir koruma müşterilerini, ailesinin, çocuklarının ve tüm her şeyin üstünde tutar.
Seni acımasız pislik...
Seni polise teslim ederdim...
...ama zaten yakalanacağın belli.
Bu arada Bryce, komisyonla konuştum.
Benimle hemfikirler.
Lisansını alamayacaksın.
Şimdi git buradan, mirasımı lekeliyorsun.
Dondurma.
Dünyadaki tüm barlar arasından gele gele benimkine mi geldin?
Babam bize ihanet etmiş.
Aristoteles'in baş korumasıymış.
Ayrıca benden çok nefret ediyor.
Özür dilemeliyim, Kincaid.
Senin yöntemlerin benimkinden daha iyi.
Artık iyi Bryce yok. Kötü olacağım, tamam mı? Acımasız biri olacağım.
Hey.
Kokain mi alsak?
Tüm bunlar bittiğinde bana bir kilo alacaksın.
Darius Kincade'i arıyorum.
Burada Kincaid diye biri var mı?
Kim soruyor?
O aptal nerede?
Karınız.
Ne istiyorsun? Beni nasıl buldun?
Seni buldum çünkü onlar da seni buldu aptal. Tetikçiler geliyor. Oradan ayrılsan iyi olur.
Balayımız için güzel kıçımı burada riske atarken bana nasıl saygısızlık yaparsın?
Peki Monaco'da olanlar?
Lanet olsun Darius. Biz tanışana kadar kaç erkekten ayrıldığımı bilıyor musun?
Amnezi yaşamadım.
Gerçekten mi?
Seni bırakacağımı nasıl düşünürsün.
Sensiz yaşamak istemiyorum.
Bebeğim, dinle.
Senin için o merkezde değildim. Benim yüzümden hamile kalamazsın.
Bebeğim, çocuk sahibi olmak istiyorum.
Evlat edinebiliriz.
İşte bu bebeğim.
İyi bir baba olacaksın, bebeğim.
Aşkım, dürüst bir insan olarak, hayatın ezdiği, babasının sevmediği...
...hiç arkadaşı olmayan zavallı bir çocuğu mutlu edeceksin sen. Onun ışığı olacaksın.
Seni çok seviyorum Sonia Kincaid.
Ve seni kurtaracağım.
Ben seni daha çok seviyorum.
Acele etsen iyi olur. Avrupa'yı yok edecekler.
Yarın kendisi yattayken veri ağına girecek.
- Onu durdurmalısın. - Yere yatın.
Darius?
Darius?
Sevdiğin birini kaybetmek nasıl bir duygu söylesene.
Örneğin, ben uyuyamadım.
Amnezi?
Gerçekten mi?
Kurt Russell ve Goldie Hall'ın oynadığı Overboard filmini izlemediğimi mi sandın?
Klasiklere değer veririm.
Korumalarım sevgilini öldürdü.
Seni de öldürüp onun yanına yollayacağım.
Bu dünyada kimse Darius Kincaid'i öldüremez.
O piç kurusu öldürülemez.
Aman Tanrım.
Lanet olsun.
Michael Bryce'ı aradınız. Mesajınızı bırakın.
Gelecekteki Michael mı?
Kahretsin, sürekli kendini mi arıyorsun?
Lanet olsun.
Bence ruhsal arayışım sona erdi.
Artık ne olmam gerektiğini...
...ve ne olmamam gerektiğini...
...çok iyi anladım.
Artık emniyet kemerimi takmadan araba kullanıyorum.
Asıl olay her şeyini kaybedince başlıyormuş.
Lanet olsun.
Beni anlıyor musun?
- Tim Mcgraw hep şöyle derdi: - Tim Mcgraw da kim?
Ölecekmiş gibi yaşamalısın.
Hayatımda böyle zırvalık duymadım.
Daha yeni ısınıyorum, bebeğim.
Ve şimdi ben...
Bizi kovalayan yok, yavaşla.
Kendimi serbest bıraktım.
Her şey yolunda.
İyi toparladım.
Genelde babamla buluşmadan önce çok gergin olurum. Çünkü benimle gurur duysun isterim.
Bence gelecekteki Michael, bunun için benimle gurur duyacaksın. Seni birçok defa üzsem de...
Bu gelecekteki Michael saçmalığı her neyse...
...unut gitsin.
Sen gelecekteki Michael'sın, salak.
Babam mirasını lekelediğimi söyledi.
Tanrım, dinle. Anlıyorum. Salağın tekisin. Tamam mı?
Büyük bir sorunun var. Ama sana sadece DNA'sını veren ahmağın seni küçük düşürmesine izin verme.
Sana bir şey söylemem gerekiyor.
Testislerimden vurulmuştum ya.
Brüksel'de oldu bu.
Brüksel'de mi?
Ben sizin korumanızım.
Lanet olsun.
Seni testislerinden vurdum ve bunu söylemeyecek miydin?
Bu senin ve benim için büyük bir mesele.
Bu sadece bir sıçramaydı.
- Ne sıçraması. - Sıçrama sayılmaz.
Sen kaybettin. Kaybettin.
Sinirlerimi bozuyor olsan da...
...sen oldukça iyi bir korumasın.
Lisansımı asla geri alamayacağım.
Lisansa ihtiyacın yok.
Koruma ne yapar?
İnsanları korur.
Ve tüm Avrupa'nın senin korumana ihtiyacı var şu an.
Benden sonra tekrar et.
Lisansım yok ve umurumda değil.
Lisansım yok ve bu korkunç.
Bir daha.
Lisansım yok ve umurumda değil.
Daha yüksek sesle söyle.
Lisansım yok ve umurumda değil.
- Daha yüksek sesle. - Lisansım yok ve umurumda değil.
Şimdi işe koyulalım. Ortalığın anasını ağlatalım.
Ortalığın anasını ağlatalım.
Silahını bırak.
Dokunmadım bile.
Biz doğruyu söylüyoruz.
Sonia, Kincaid'e dağıtıcının ne zaman etkinleştirileceğini dedi.
Bir saat sonra virüs yüklenecek.
Oraya asla zamanında varamayız.
Onları yakalamamıza izin verin.
Hadi ama!
Dedikleri koordinatlar doğrulandı.
Orada kim var?
En yakın ajan Boby O-Neal. Belki de Boston tarzında iş yapma vakti geldi.
Tamam.
Tüm departmanlara haber ver. Ve onları oraya gönder.
- Tutkusunu da bulmuşlar. Orada. - Aman Tanrım.
Kötüleri bilgilendiren belgeseldeki adamlar gibi olmayın. Böyle olmayın.
Kadın.
Adamlar.
Aristoteles'i durdurmak için neye ihtiyacınız var?
Tekneye ihtiyacımız var.
Ve silaha ihtiyacımız var.
O benim korumam.
- Ve onlara ihtiyacımız var. - Ne?
- Adınız ne? - Garry.
Johan.
Garry. Johan.
Boşalmaya hazır mısınız?
Ne?
Kulağa kötü geliyor. Her açıdan ama kötülerle sonuna kadar savaşacağız.
Tetikçi ve koruma gemiye saldırmayı planlıyor gibi.
Güvenliği birinci seviyeye yükseltin.
Hadi! Hadi!
- Köşeye sıkıştık galiba. - Öyle mi Johan?
Umarım Garry ve Johan güvendedirler.
Biz olduğumuzu nereden çıkardılar. Onlardan kimseyi öldürmediler.
Onlar yemdiler. Bu benim işimin temeli.
- Babamın üç koruma seviyesi vardı. - Sıkıcı.
Ne kadar sıkıcı o kadar iyi.
- Bi sus ya! - Şimdi tekneyi çevireceğim.
Viareggio, İtalya.
Viareggio'dan 30 saniye uzaktayız.
Anlaşıldı.
Onları durduramazsak virüsü yükleyecekler. İşimiz bitecek.
Yat, yat. Herkes yatsın.
Yatın, herkes yatsın. Herkes yatsın!
Kapa çeneni. Kapa çeneni.
Onlar boru döşüyorlarmış.
Boru mu?
Ne borusu? Ne borusu? Kapa çeneni.
Dikkatimizi dağıttılar.
Ne?
Burada yüksek basınçlı borular var.
Bütün birimlerimizi yanlış yere mi yönlendirdik diyorsun?
Burada böyle bir şey yok.
İhtiyaçları olan kablo okyanusta.
Mesele şehirle ilgili değildi, okyanustaki olukla ilgiliydi.
Orada ne olduğunu söyleyeyim. Dağıtıcı orada bulunuyor.
Ne? Neler oluyor?
Tüm Avrupa nın kaderi bir tetikçiyle korumanın elinde.
Viareggio.
İşlem başlatılıyor.
Aşağı indiriliyor.
Yüz metre.
İlk olarak, Avrupa'nın mahvoluşunu göreceksin. Sonra seni denize atacağım.
Ama bu sefer kolyesiz.
Burada kimse yok. Tekne boş.
Selam pislikler.
Yem.
Hep işe yarar.
Birkaç koruma seviyesi mi dedin?
Evet, ikinci seviye çok daha fazla...
Eller yukarı. İzinsiz girenleri yakaladık. Silahınızı bırakın.
Hiç mantıklı değil.
Birkaç seviye atlayıp doğruca içeri girelim mi?
Tabii.
Efendim, hedefi görüyoruz.
Sen üste bak, ben alta bakayım.
Komik, baban silah kullanmadığını söyledi.
Oyun bitti.
Ver onu bana. Hadi.
Bu şey de ne böyle?
Tamam.
Dans etmek istiyorsun demek.
Lanet olsun.
Sorun yok. Bu şekilde daha da kolay.
Efendim, hedefle temas kuruldu.
Delmeye başlıyoruz.
- Bu... - Gözlerini aç.
Sen de.
Kahretsin.
6 tane kurşunun gitti.
Bir tane kaldı, pislik.
Heykellerle kanepelerin oradasın.
Köşeyi gorebiliyorum.
Isı ayak izin bile yaşlı.
Kıçımı öp!
Şanslısın, şanslısın.
Bu şarkıyı seviyorum.
Hedef görüldü. Virüsü yüklemeye başlayın.
Virus yüklenmeye başladı. Yükleme süresi 6 dakika.
Efendim, ajanlar tuzaktan uzaklaştılar.
Magnusson ve Seifert onlarla ilgilenecek.
Öldür onu.
Çık ortaya tetikçi.
Virüsü yükleme süresi 5 dakika.
Meslektaşlarıma selam söyle.
Koruması olarak, silahını indirmeni tavsiye ederim.
Koruması olarak, silahını indirmeni tavsiye ederim.
Yapamam.
Bir aramamla komisyon, lisansını geri verir. İstediğin buydu, evlat.
O benim arkadaşım.
En iyi arkadaşım.
Şimdi ve bundan sonra.
Sonsuza dek en iyi arkadaşız.
Baba? Baba? Aman Tanrım. Baba.
Kevlar mı giyiyorsun?
Tabii ki kevlar giyiyorum.
Ben 89 yaşındayım.
Peki ya hikayelerin?
Aman Tanrım.
Yalan söylemezsen insanlar ikna olmaz.
Ölme zamanı, geveze karı.
Babanı büyük hayal kırıklığına uğrattın.
Sen tam bir pisliksin.
Sana ne öğrettiğimi unuttun mu?
Bana öğrettiklerini unuttun mu?
O beni seviyor.
Galiba sevmiyor. Merhaba canım.
Kadını öldürdün mü?
Son sözleri kocasıyla olmak istediğiydi.
Bizi sen rüyanda öldürürsün.
Virüsün yüklenmesine 2 dakika kaldı.
Elit korumaların her daim son bir ası olmalıdır.
Benim de var.
Beklenmedik bir şey.
Sen...
Alçak!
Aynen öyle, pislik.
Alçak demeyi hak etmelisin.
Alçak.
Virüsün yüklenmesine 50 saniye kaldı.
Üzgünüm.
Ama kaybettin.
Hayır, hayır, kapatabilirim.
Yüklemeyi iptal edersen gemi patlayacak.
Ya Avrupa'yı ya da kendini kurtaracaksın.
Seçimini yap.
- Başka yol yok. - Manuel kontrol.
Koşun.
Tetikçi, koruma ve dağıtıcı.
Sizi pislikler.
Sakın bizimle bir daha böyle konuşma, seni sidikli palyaço.
Artık senin kaltakların değiliz.
Sakin ol.
- Balayınız için bir hediyem var. - Harika.
Ama halen daha aranıyorsunuz.
O yüzden bilgi gerekli mercilere ulaşana dek siz üçünüz iki gün uslu durun. Anlaşıldı mı?
- Hayır. Bob, biraz gelsene. - Gelirsem yumruğumu yersin.
Tamam.
Tamam.
Ve?
- Ciddi misin? - Hem de nasıl.
Düşündüğümden de manyaksın.
- Hey sen. İmzala. - Bu ne?
Hey, dur biraz.
Lisansımı geri vermelerini mi istedin? Vay canına.
Kendin açıklarsın!
Balayınızın keyfini çıkarın pislikler.
Bryce.
Ciddi misin?
O ne yapıyor?
Benim küçük bebeğim.
Evlat edinme belgelerini imzaladın.
- Nasıl yani? - Evlat edinmek için.
Artık bizim oğlumuzsun.
- Ne? - Ne?
Bakın sizi arananlar listesinden çıkarmak için daha çok zaman lazım. 1-2 ay daha yatta kalın.
Her neyse, tatilin keyfini çıkarın. Ve annene de beni aramamasını söyle.
Asla. Katiyyen.
- Darius. - Bebeğim.
Bir erkek çocuk daha yapabiliriz.
Ya da bir kız çocuk.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.