All language subtitles for I.Love.You.Stupid.2020.SPANISH.1080p.WEBRip.x264-VXT

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian Download
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian Download
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

NETFLIX SUNAR

Bu, benim.

Bu da Ana. Kız arkadaşım.

Sekiz yıldır birlikteyiz ve az önce evlenme teklif ettim.

Ama başka planları var galiba.

Üzgünüm ama uzun süredir

havanda su dövüyoruz ve evlilik her şeyi daha da kötü yapar.

Şimdi de...

...beni terk edecek.

Yani bence en iyisi...

...biz biraz

ara verelim.

Evet, beni terk etti.

Artık dinlemiyorum.

Aptal suratım aksini söylese de dinlemiyorum.

Nedenini anlamak için dinlesem iyi olur muhtemelen.

Onun yerine üçüncü buluşmamızı hatırlıyorum.

Her aşk şarkısı onu hatırlattığı için

onu hep tanıyormuş gibi hissettiğimi söylemiştim.

Biraz klişe, biliyorum.

Ama ciddiydim ve Ana da beni ilk kez öpmüştü.

Şimdi teknik detayları düşünebilirim.

Hesap gibi.

-Sanma ki... -Kim ödeyecek?

Sorun sende değil...

Biri hariç bilinen tüm ayrılık cümlelerini söyledi.

Ama istersen...

...arkadaş kalabiliriz.

"Bir ara verelim" mi?

Ara mı?

Ne kadar sürecek?

Yani…

Bir hafta, birkaç dakika, bir ömür? Sekiz yıl uzun bir zamandı, orası kesin.

Şimdi geri gidip onu geri kazanacaksın.

Git, Ana'yı geri al! Bu iş sende.

Nedir bu?

Dükkândan kalanlar. İnternette satıyoruz.

Ana'yla böyle kötü biteceğini düşünmemiştik.

O kadar kötü değildi.

Sekiz yıldır birlikteyiz ve şimdi de ara verdik.

Bu "ara" da neyin nesi? Ne kadar sürecek?

Bir hafta, bir yıl, bir ay?

Baba, kimse zamanın ne kadar süreceğini bilemez.

Ortak bilgi. Al.

Biliyordum, o kız...

O kız neymiş?

Ne? Sekiz yıl oldu ama hiçbir şey söylemedin.

Keşke onun yanına taşınmasaydın.

Sana binlerce kez söyledim. Kiradan tasarruf ettik.

Tabii ama o evinde kalıyor ve sen 35 yaşında anne evine dönüyorsun.

-Zamane erkekleri çok aptal. -Rahat ol.

Birkaç gün sadece.

Ayrıca bırak da konuşayım. Güzel haberler de var.

Patronum beni odasına çağırdı.

Galiba terfi edileceğim.

Oğlun aptal değil.

Burası iş yerim.

Bir sürü televizyon reklamı yapıyoruz.

Açıkçası benim işim başkalarının fikirlerini düzgünce yazmak

ama aslında spor yazarı olmak istiyorum.

Bu esnada…

Kovuldum mu?

Ama...

Je... Juan.

İşim kolay, biliyorum ama iyi yapıyorum.

Personel azaltıyoruz.

Luisma'yı kovun. O yeni. Bilmem ki...

Luisma! Haklısın.

Onu unutmuştum, sağ ol.

Hayır, öyle demek istemedim. Kovmayın.

Tabii ama sen hatırlattın ve şimdi onu halletmem gerek.

-Evet, sıkıntı yok ama... -Hayır.

José? Luisma'yı çağırır mısın lütfen?

48 saat içinde kız arkadaşımı ve işimi kaybettim.

Tüm Avrupa'daki en büyük ezik benim.

-Kesin. -Ana ne dedi, biliyor musun?

"Birbirimize göre değiliz biz."

Elbette!

Evde boktan pop müziğini duymamak için kulak tıkacı takıyorum.

Erkek arkadaşını evlenme teklif ettiği gün restoranda terk edemezsin.

Bunu atlatamaz.

Oturur ve "Bir düşüneyim." dersin.

Eve gidersin. Ertesi gün insan gibi Whatsapp'tan yazarsın.

Ne yapacağım şimdi?

Salak, sana iyilik yaptı. Aynı hatunla bu kadar süre niye olasın ki?

Tek eşlilik diye bir şey yok. Neler kaçırdığını biliyor musun?

Baksana.

ÜNİVERSİTEDE ORJİ ÇILDIRIN

Bu gerçek mi?

Hepsi ve fazlası! Telefonunu ver.

-Hadi ama. Hayat kısa. -Yok, ben...

-Kes sesini. -Ne o?

Seni güncelleyelim Marcoscuğum.

-Profilin ne? -Soldan burnum daha küçük görünüyor.

Sende kesinlikle Chad tipi yok.

Belki zorlasak SYA olur.

O nedir?

Seks yaptığın arkadaş. Evet.

-Bilemedim. -Birkaç seksi emojiyle başlayalım.

-"Seksi" ne? -Patlıcan...

-...ve şeftali. -Sebzeler yani.

Siktir dostum. İşimiz iş.

Hey, virüs bulaştırma.

Bunlar ne?

Sana muhteşem çöpçatan uygulamaları indirdim.

Tinder, Raya, Bumble, Happn, Shakn…

Sake mi?

Onu biliyorum. Japon içkisi, değil mi?

-Tanrım! -Ben eve gidiyorum dostum.

Annen mi bekliyor?

Pek havamda değilim. Ben...

Bak Marcoscuğum. Yeni bir hayata başlıyorsun.

-Evet, biliyorum. -Etrafa bak.

Evet, biliyorum. Bakacağım.

Tamam, bir bak.

-Pekâlâ. -Güven bana.

Şu an profilimi çözdüm.

35 yaşındayım. Ailemle yaşıyorum.

Kadınlar beni görmezden geliyor. Ana beni terk etti ve hayatım berbat.

Ne istediğimi bilmiyorum ama ne istemediğimi biliyorum.

Diego'nun niyeti iyi ama yardımcı olmuyor.

Güvenilir kaynaklardan yardım gerek.

AYRILIK ACISINI NASIL ATLATIRSIN?

İspanya'nın en büyük kişisel gelişim kanalını

seçtiğin için teşekkürler.

Yardıma ihtiyacın olduğunda kime gidersin?

Ailene mi? Arkadaşlarına mı?

Hayır.

Google'a girersin ve biz de oradayız.

-İyi dinle. -Tamam.

Bu çukurdan çıkmak istiyor musun?

Aynaya baktığında utanmamak mı istiyorsun?

En önemlisi de...

Eski sevgilini unutup yeniden başlamak mı istiyorsun?

Evet.

Güzel.

İlk tavsiyem şu:

Ayağa kalkıp çığlık at.

Bütün o öfkeyi ve nefreti kus...

Öfkeliden ziyade üzgünüm.

Hadi!

İşte bu!

Ona kaltak de!

Seni kaltak!

-Seni kaltak! -Seni...

Siktiğimin orospusu!

Siktiğimin kaltağı! Orospu!

Seni kaltak... Siktir... Kaltak.

-Orospu! -Olmuyor.

Seni kaltak!

Rahatladın mı?

Çok.

Tabii, içini döktün çünkü.

Şimdi...

Bir kalemle kağıt almanı istiyorum.

Kalbinden...

...geçen istekleri yaz.

"Eski sevgilimi geri istiyorum." olmaz aptal.

Siktir.

İstediğini elde etmek için

önce finansal açıdan

bağımsız olmalısın.

Paraya ihtiyacın var. Sırtını ailene dayama.

-Evet, tabii. -Anladın mı?

35 yaşında koca adamsın. Neden ailenle yaşıyorsun?

-Biliyorum. -Ailene sırtını dayama.

Çık oradan, hıyar herif.

-Utan be. -Karışık bir durum.

Seni koca mal!

Ailenin evinden ayrıl.

-Hakaret etme. -Bir iş bul.

-İş bul! -Tamam, peki. Denerim.

Aptal.

-Ne haber, gerzek? -Selam Diego.

Bana bir iş ver.

İş istiyorum. İş bulmam lazım. Bana iş ver.

Neden bahsediyorsun?

Bana burada iş bul!

İş mi? Ben iş mi dağıtıyorum burada?

Zor günlerden geçiyoruz Marcoscuğum.

Anlamıyorsun. Seçenek sunmuyorum.

"Bulur musun?" demiyorum. Hayır. Bul, yoksa seni ispiyonlarım.

Neyi ispiyonlarsın?

Eski sevgililerine onları aldattığını,

dostlarımıza kız arkadaşlarıyla yattığını söylerim.

-Ne götlük yapıyorsun? -Yapmıyorum.

Kendimi koruyorum. Başka çarem yok.

İnternet bölümünde yer var mı, bakayım.

Gördün mü?

Piç herif. Öldüreceksin beni.

Süpersin.

Hey, aptal!

-Ben miyim aptal? -Marcos!

-Evet? -Benim.

Raquel!

Hangi Raquel?

Liseden. Affedersiniz!

Sen liseden Raquel misin?

Vay canına.

Nasıl gidiyor?

İyiyim. Bir sürü değişiklik oluyor şu aralar.

Çok yoğunum, projeler filan. Sen?

Cenazeye gidiyorum.

Harika.

Ne kadar oldu görüşmeyeli?

Liseden beri. Pardon.

15 yılı geçmiş.

Peki, neler yapıyorsun?

Seni düşünüyorum.

Anladım.

Aptal, dalga geçiyorum.

-Bilemedim. -Londra'ya taşınmıştım.

Hatırlamıyor musun?

Şey çalmak istiyordun... Neydi?

Çingene müziği.

Doğru! Mezuniyet partisinde akordiyon çalmıştın.

-Ayakların çıplaktı. -Evet.

Şimdi hatırladım. Sesin müthişti ama manyaktın.

Bu arada sevdiğim şarkıyla karışık kaset yapacaktın bana.

The Proclaimers. Unuttun mu?

Yapmıştım. Vermedim mi sana?

Hayır.

-Neden ki? -Bilmem.

Ama şarkıyı söylersen seni affederim.

-Evet, tabii. -Hadi, ciddiyim.

Kutuyu eve bırakıp geleyim, sonra söylerim.

Pardon.

Neyse, görüşürüz.

Tamam.

Diego, ne haber?

Çabuk öğrenirsin. O kadar zor değil.

Bunlar hentbolcu kızlar.

Bisiklet bölümü.

Bunlar da süper blogcularımız.

Burası senin masan, tamam mı? Yerleş.

Şimdilik çevrimiçi maç özetlerini ve ihtiyacımız olan

diğer şeyleri halledeceksin, tamam mı?

Bir şey daha var.

Yardıma ihtiyacın olursa bana sorma. Başım çok dolu.

Sen bir spor yazarısın.

Gerçek bir gazetede. Çocukluğumdan beri hayalim bu.

Ne olmuş masa tenisi yazıyorsam?

Niş sporları hep çok sevmişimdir.

Futbol uzmanı olmak kolay. Bulgar kanoculuğu öyle mi? Zor iş.

Süperim.

Ana'yı unutma sürecinin ilk zorlu sınavı: Arkadaşlar.

Biralar.

Kız tavlama tişörtüm.

En önemlisi de Diego'nun Tinder'da tanıştığı kızlar.

Bilardoda kazanan kiminle takılacağını seçiyor.

Çok korkuyorum.

İşte seyircilerin Marcoscuğum.

Otuz yaş kadınları.

Hepsi çılgın.

Ama sana sakso çekerken çok...

-"Çok" ne? -Bilmiyorum.

Çok gayretli, titizler ve bunu görüyorsun.

Umurumda değil. Bana gülmedikleri sürece tamamım ben.

Çünkü eski sevgilin sakso çekmiyordu, değil mi?

Boyun kasları zayıftı ve şey yaptığında ağrıyordu...

Hadi ama. Palavra sıkma.

Saksoların yeri doldurulamaz.

Gerisi korkudan ibaret.

-Evet, sıra sende. -Bende.

Pekâlâ...

Soktum mu tam sokarım.

Ama ben sokarsam ben seçerim.

Bakalım ne olacak.

Siktir.

Sıra sende.

Bu işte iyisin. Belli oluyor.

Evet kardeşim. Ona bir el ver.

Zor bir atış.

Bak, ben olsam...

Dokunmasan olur mu? Odaklanmaya çalışıyorum.

Tamam, sende.

Teğet geçti.

Iskaladım.

Eve gidiyorum.

Ev mi?

Hadi, bir bira iç.

Hayır, cidden. Yarın okul var.

Saat 12 bile olmadı. Hadi ama.

Bir gün gitmezsen öğretmen seni azarlamaz.

Ne? Öğretmen benim.

Meslek atölyesinde hocayım.

Meslek derken?

Atölye mi? Bu çok ilginç.

"İlginç" mi? Ne olduğunu bile bilmiyorsun.

Kurala ne oldu? Eskiden kızlarla ilgili bir kural vardı.

Arkadaşın birini alırdı. Sen de diğerini. Neler oluyor burada?

Hey.

Ne? Şişko olduğum için tarz sahibi olmayan çirkine mi kalacağım?

İkimiz için de fazla dobra oldu ama bence birbirimize dengiz.

Sen Neandertal'sin.

Galiba seks yapmayacağız.

-Hayır. -Hayır.

Evde vibratörümle mastürbasyon yaparım daha iyi.

Sen çok konuşuyorsun.

Eve, vibratörüne gidiyor.

Geçen yüzyılda seviştim en son. Pek sık olmuyor

ama şu anda gerçekten anlamıyorum.

21. yüzyılda biriyle yatmak için...

...21. yüzyıl erkeği olmalıyım. Bu iş böyle.

21. YÜZYIL ERKEĞİ NASIL OLUNUR?

Selam millet.

İspanya'nın en büyük kişisel gelişim kanalına hoş geldiniz.

Çünkü yardıma ihtiyaç duyduğunda kime gidersin?

Ailene mi? Arkadaşlarına mı?

-Hayır. -Sana.

Google'a girersin ve biz de oradayız.

İyi dinle.

21. yüzyıl erkeği olmak mı istiyorsun?

21. yüzyılda bir kızı baştan çıkarmak için

zamanının adamı olmalısın.

İşte birkaç tavsiye.

Öncelikle bedeninle zihnini dengele.

Bu, her zaman ilk adımdır.

Spor yap.

Diğerlerinin kaslı kolları seni korkutmasın.

O kadar güçlü olmak sadece zaman meselesi.

Fedakârlık ve azim.

Diyet ve sağlık iç içedir.

Sağlıksız yemeklerden kaçın.

Yoğurt, süt ve yağlı peynirleri at.

Spor içecekleri, meşrubatlar ve biralar.

İşlenmiş etler.

Hayır. Bunlar yasak.

Görünüşün kendine saygını yansıtır.

Tuvalet malzemelerine bir bak.

Göz çevresi kremi, yüz yıkama jeli, tonik ve peeling mutlaka olsun.

Yaşlanma karşıtı krem çok önemli.

Süslenme zamanı.

O saçı düzelt dostum.

21. yüzyıl erkeği gibi giyin.

Dolabını yenile.

Ekose gömlekleri, çizgili tişörtleri ve formaları unut.

Hey!

DÖVME

Hey, aptal!

Ne? Selam vermeyecek misin?

-Bana "aptal" deme. -Hey, beni gözetliyordun.

Polisi mi arayayım, "aptal" mı diyeyim?

Hayır, bu gerçekten garip.

15 yıl oldu ve şimdi her yerdesin.

-Neden buradasın ya sen? -Burada çalışıyorum.

Sen? Buralarda mı yaşıyorsun?

Yok, ben... Evet.

-Artık ailemle yaşıyorum. -Ne eziksin!

Sevgilim evlenme teklif edince beni terk etti de.

-Ama biliyor musun? -Ne?

Şu an itibariyle onu unutmaya başlıyorum.

-Nasıl? -Bilmiyorum.

Arkadaşım Diego biriyle takılmam gerektiğini söyledi.

Aslında sürekli çok sikişmem gerektiğini söyler.

Ben de alışverişe çıktım.

Evet, giysiyle sevişilir çünkü.

Yok, kendimi baştan yaratmam gerek çünkü.

Neden baştan yaratacaksın ki?

Çünkü tanımadığım biriyle buluşacağım

ve bu devirde görünüm çok önemli.

Sanırım son kot aldığımda

Kurt Cobain hayattaydı.

Cidden.

-Hemen döneceğim! -Tamam!

Ha, benimle mi geliyorsun?

Göğsümü sıkıyor.

Ne hoş bir çift olduk!

Tuhaf olmasın diye açıklık getirmek istiyorum. Tamam mı?

Tamam.

Lisede benden hoşlandığını söylemiştin. Hatırladın mı?

Bana âşıktın, değil mi?

Hâlâ aşığım.

15 yıl geçti ama seni unutamadım.

-Lisede... -Şişko ve bitliydim.

Evet, şimdiyse...

-Seksiyim. -Aynen.

Tam bir enayiyim.

-Evet. -Gidelim.

-Arkadaş olabiliriz. -Öyle deme.

-Daha havalı. -Yapma, deliririm bak.

NOELIA DA SENİ BEĞENDİ

Şu resepsiyonist aşırı komik.

Espri üstüne espri yapıyor.

Beni çok güldürüyor. Çok komik.

Bu akşam yatmayacağız. Tamam mı?

Tamam.

SARA DA SENİ BEĞENDİ

CLAUDIA DA SENİ BEĞENDİ

ADA DA SENİ BEĞENDİ

-Vay canına! -Sessiz ol.

Ev arkadaşlarım uyuyor.

Şu tarafa gidelim.

Yalnız yaşadığını sanıyordum.

Ev arkadaşım var. Sessiz!

Çok gürültü yapasım var ama.

Pekâlâ.

-Erken gelmişsin. -Selam.

Bu, kız arkadaşın mı?

İyi geceler Marcos. İyi uykular.

Evin...

Evin bir aşk kalesidir

ve bir gün oraya o güzel hanımları götüreceksin.

Evini beğenmen şart değil.

Ama onlar beğenmeli.

Bu kanalın esas amacına ancak böyle ulaşırsın.

Sekse.

Pompaya.

Ailen çok tatlıymış.

Bu yaşta hâlâ sevişiyorlar.

Çocuklar anne babalarını sevişirken görmemeli.

Babam maske takmıştı.

-Tanrım! -Zorro'yu mu oynuyorlardı?

Yanındaki kız nasıl karşıladı peki?

Çok iyi. Düğünümüzü planlıyoruz.

En azından bir evin var, değil mi?

Burası çok hoş. Bu ışık...

Yatmadık.

-Hater'ı biliyor musun? -Hiçbir şey bilmiyorum. Ne o?

Nefret ettiğin şeyleri paylaştığın bir uygulama.

Süpermarket kartlarından nefret ediyorum.

Çok hem de. Bir de elektrikli scooterlar.

Segway'le gezen ölümcül turistler.

-Evet! -İnsanın içinden...

-Özçekim çubukları. -Japon restoranları.

-Shiitake mantarı. -"Bayım!" diyen çocuklar.

Gencim ya ben!

Ayçiçekleri.

Neden ayçiçekleri?

Beni tedirgin ediyorlar.

Kocamanlar, çok sarılar. Olayları nedir yani?

-Harika uygulamaymış. -Değil mi?

Süper ama biriyle yatmamı sağlamaz.

Sağlar!

Tamam, sağlamaz.

Seks yapmıyorum ama güzel müziğim var.

Beni hayatından silmiş.

Ana için artık yokum.

Bak Marcoscuğum. Sana bir tavsiyem var.

Kadınlar konusunda başarının anahtarı olacak.

Onları umursama.

Bu kadar ihtiyaçlı olma. Korkarlar.

En önemlisi, eski sevgilini düşünme.

Hakkında konuşmayı bırak. Kimsenin umurunda değil.

Kendimi çok düşünüyorum zaten.

Yemin ederim.

Ama dikkatim dağılıyor ve bam!

Yine aklıma giriyor.

O zaman dikkatini dağıtma. Kendine odaklan.

İşte çok iyi gidiyorsun dostum.

İkinci Lig'in Twitter hesabını yönetmeni istiyorlar.

-Öyle mi? -Evet.

Ne?

Çok yakışıklısın.

Kahretsin, çok... Orantılısın.

-Cidden Marcoscuğum. -Ne?

-Çok tuhaf davranıyorsun. -Ne dedim ki?

Sadece bir gözlem.

VERONICA DA SENİ BEĞENDİ

Onun evindeyim.

Çılgın Arjantinli gurumun tavsiyesini dinledim

ve onunla yatma ihtimalimin hesabını yaptım.

Şimdilik... Onda sekiz.

Barda dekoltesini gösteriyorsa iki puan.

-Nasılsın? -Harika.

Şarap içmek isterse bir puan.

Viski üç puan. Kahvede ise bırakıp gidiyorum.

-Ne içersin? -Ellilik bira.

Ellilik.

Pardon, ona bir ellilik, bana da vermut.

Bir buçuk puan.

Akşam yemeği daha karmaşık.

Çok konuşursanız arkadaşın olur.

Buna izin veremeyiz.

Bu, eksi 100 veya 200 puan demek.

Evet. Aç mısın?

Yok, cips yetti. Birer içki daha?

Evet, lütfen. Kesinlikle.

Bir buçuk puan.

Son olarak da kokteyl zamanı.

O ana dek birbirimizi yeterince tanımadıysak

ve anlamlı bir ifadeyle bakıp gülümsüyorsa

onu öpme zamanıdır.

Bir öpücük, bir puan.

Öpücüğün biraz fazlası dört puan.

Kasıklarımı ellerse bir milyon puan.

Bir puan aldım.

İki puan daha aldım.

Çünkü "Bana gidelim mi?" diyen o oldu.

Bu gece olacak bu iş.

Bilirsin, birçok insan bana

"İnternet'ten tanışma. Ne çıkacağını bilemezsin." dedi.

Ama işte buradayız. Ne istediğini bilen iki kişi olarak.

Sürpriz yok, her şey ortada.

Yanlış uygulamaymış.

Üzülme.

En azından şeyi unutmayı başardın...

-Ana'yı. -Evet, Ana.

Unuttun, değil mi?

Tuhaf. Daha çok gıcık olduğum yanlarını hatırlıyorum.

Ama uyandığımda,

yatarken, kuşkonmaz pişirdiğimde filan onu düşünüyorum.

Bu adama gitmesek olmaz mı?

Hayır, onu seveceksin.

Arjantinli değil, değil mi?

Hayır.

Ağlak şarkı istemem. Onu ben yapıyorum zaten.

O tür bir sanatçı değil.

Göreceksin. Yakışıklı ve çok iyi biri.

Onunla yatmak istiyorsun.

Hayır, istemiyorum.

Yattım zaten.

Artık sadece arkadaşız.

Olamaz.

-Ne? -Bu mümkün değil.

Yani erkekle ve kadın arkadaş olamaz mı?

Seksten sonra olmaz.

Doğru, biz seninle seks yapmadık. O yüzden arkadaşız.

Ama arkadaşlığımız bitti.

-Niye? -Seni düşünerek defalarca boşaldım çünkü.

Seks sayılır.

-İlişkimizin çöktüğü an. -Ne üzücü.

Bak.

Teşekkürler.

Sizleri görmek çok güzel.

Dur bir dakika. Arjantinli.

Ben müzisyenim.

Annem hep şu hikâyeyi anlatır.

Dört yaşındayken tuvalette oturuyordum.

"Anne." dedim. O da "Ne var?" dedi.

"Kendimi müzikle ifade etmek istiyorum. Alkış istiyorum.

İçimdekileri paylaşmak istiyorum." dedim.

Bu yüzden konserlerime hep bu kafesi götürüyorum.

Bana göre, içimizdekileri paylaşmak gerektiğini söylüyor bize.

Bir gün el falıma baktırdım.

Adam avucumun içine bakıp

"Hayat çizgin kesik kesik." dedi.

"O ne demek? Anlat." dedim.

O da şöyle dedi:

Hayat acıtır

Hayat acıtır

Tek söyleyebileceğim bu

Tek söyleyebileceğim bu

-Selam! -Nasılsın?

Bayıldım.

-Buna sevindim. -Nasılsın?

-Beğendin mi? -Çok. Aşırı.

Bunu duyduğuma çok sevindim.

Çok güzelsin. Gerçekten muhteşem.

-Büyüleyici. -Sağ ol!

-Bira içer misin? -Yok, içmiyorum.

Alkol insanı balon gibi şişiriyor.

-Öyle yaşayamayız. -Tabii ki.

Günümüz insanı kendine bakmalı.

-Değil mi? Her açıdan. -Evet, aynen.

Her gün 25 kilometre koşuyorum.

Göğsümü tıraş ediyorum, salatalıklı yüz maskemi yapıyorum

-ve iyi hissediyorum. -Pardon.

Bunu alabilir miyim?

Evet, lütfen.

-Başka arzunuz? -Evet...

Gazlı su ve limon. Buzsuz.

Bir bira daha alayım.

Ben hiçbir şey almayayım.

Bu herif mal.

Çok güzelsin.

Ama yakışıklı. 21. yüzyıl erkeğinin iyi bir örneği.

Bakın, vücudunda gram yağ yok.

Raquel tüm esprilerine gülüyor.

Benim tipim öyle olsaydı aynı palavraları sıkardım ve kadınlar

"Bu sikik mağara adamı ne zırvalıyor?" demezlerdi.

-Doğru. -Evet.

Ben gidiyorum.

Gidiyor musun?

Evet, yarın sokak kızağı yarışı olduğunu unutmuşum.

Canavar gibi bir Filipinli adam var.

-Sen kalıyorsun, değil mi? -Evet, kal.

Kal.

-Emin misin? -Evet, tabii.

-Evet. Memnun oldum dostum. -Öyle mi? Sağ ol.

Görüşürüz.

-Yarın görüşürüz. -Tamam.

Doğru yoldayım, hissedebiliyorum ama…

...yeterli değil.

Carlos.

-Marcos. - Doğru, Marcos.

Şey...

Konuşmaya fırsatımız olmadı

ama haftaya basketbol bölümü için

müthiş bir parti veriyorum.

Gel.

Pekâlâ.

Marcos.

NAGA DÖVME

Bir şey yapmak üzereyim.

Hiç gözümün yemeyeceğini sandığım bir şey.

Kalıcı olduklarını biliyorum ama şu anda çok modalar.

En küçük deseniniz hangisi?

Bana güveniyor musun?

Prenses Jasmine gibi hissediyorum. Evet.

Güvenmemelisin. Senden intikam alabilirim.

Neyin intikamını?

Geçen gece beni niye o yavşakla bıraktın?

Yavşak ama arkadaşın. Senin sorunun yani.

Ayrıca kalmak istedin.

Evet ama tam olarak değil ve sen de beni bırakınca

onunla yatmak zorunda kaldım.

Zavallı Raquel, seks yapmadan duramıyor.

Onu dinlemek zorunda kalmak daha fenaydı. Ne yapsaydım?

Şunu çıkar ve otur.

Serbest çizim yapacağım.

Serbest mi?

Kulağa pis geliyor.

-Dişçiye gitmek gibi. -Bu daha çok acıtıyor ama.

Neyse, telafi etmek için seni Cuma günü başka bir konsere götüreceğim.

Söz veriyorum, seveceksin.

Cuma günü olmaz.

Neden?

Patron beni partiye davet etti.

Sen de bana söylemedin mi?

İstedim aslında ama gelirsen

ödüle, yani sekse odaklanamam.

Yani Cuma günü şansının döneceğinden eminsin.

-Aşk hayatımda hiçbir şey kesin değil. -Kiminle gideceksin peki?

-Günaydın. -Ne var ne yok?

Arkadaşım ama çok seksi. Olmaz.

Beni iyi gösterecek birine ihtiyacım var.

Tomy!

Ne yaptım?

Vay canına.

Teşekkürler Marcos.

Çok heyecanlıyım!

Şu büyük ekrana bak. Baksana...

Vay canına!

Marcos?

Takip ettiğim kişisel gelişimci, partiye gidip

birini tavlamak istiyorsan üç şeyden kaçınmanı söylüyor.

Bira almak için mutfağa gidip

bir grup erkekle futbol konuşmaya dalma.

Asla.

Ben stajyerim. Marcos'a yardım ediyorum ve...

Kararında iç.

Bir saniye. Çişimi yapmam lazım.

Hepsinden önemlisi de

buz bittiyse

ve partideki en seksi kız

içki istiyorsa buzun oralarda takılma.

Bir saniye. Biraz buz getireyim.

Asla.

Selam millet! Buz getirdim.

Eğer bu üç tuzağa düşmemeyi başarırsan

esas olaya odaklanabilirsin:

Kız bulmaya.

Şarkı mı seçiyorsun, zevkimi mi merak ettin?

Evet, aynen.

Bu chillout müziği biraz depresif

ama harika bir çalma listen var.

Massive Attack var, Radiohead var.

-Evet. -Daft Punk'ın ilk zamanları...

Evet, vurucu şarkılarım var.

Marcos?

Sonra görüşürüz.

Ana?

Ne işi var burada lan?

Gerilme. Dayan dostum.

Kalbim çarpıyor. Kalp krizi geçiriyorum.

Burada ne işin var?

Bir arkadaşla geldim.

Ne oldu böyle? Çok farklı görünüyorsun.

Umursamaz davran. Umursamaz.

Sen aynısın. Her zamanki gibi.

Son birkaç ay sana iyi gelmiş.

Ergen gibi giyinmeyi de bırakmışsın.

Yeni bir adamım artık.

Çok değiştim. Hem içsel olarak...

O el ne? Bayılacağım şimdi.

Çek elini üstümden. Hemen.

Beni yatağa atmak istiyor!

Umursamaz davran artık.

Şey...

O konuştuğun muhteşem kadın kimdi?

Kıskandı mı? Neden...

Tanrım, umursamaz davran.

Bir arkadaş. Şeyden...

Şu an umursamaz davranamam.

Evet, dediğim gibi...

Konuşacak mıyız, sikişecek miyiz?

Bu, Metot'ta yoktu.

Bu şarkıyı Londra'da yazdım.

Sevgiye adanmıştır.

Bu gece bir daha yapmayalım

Yavaş gidelim Bana yemek yap, kimseyle görüşme

Tek istediğim sen ve soğuk bir bira

Gel buraya Kulağına fısıldayayım İspanyolca

Gel buraya Kulağına fısıldayayım İspanyolca

Tatlım, canım

Bir daha öp beni

Tatlım, canım Bir daha öp beni

Yavaşça

Tatlım, canım Bir daha öp beni

Tatlım, canım Bir daha öp beni

Yavaşça

Orayı işaret ediyor

Bana meydan okumak istiyor Giderim her yere

Orayı işaret ediyor

Bana meydan okumak istiyor Giderim her yere

Orayı işaret ediyor

Bana meydan okumak istiyor

Orayı işaret ediyor

Bana meydan okumak istiyor Giderim her yere

Giderim her yere seninle

Aferin!

Şu ana kadar dediklerimi yaptıysan

artık geçmişin geçmişte kalmıştır

ve 21. yüzyıl erkeği olmuşsundur.

Ayrıca yatmış da olmalısın.

İşte bu!

-Sen uçları temizle. Ben makineleri. -Tabii.

Günaydın. Seks yaptım.

-Selam Maria. -Merhaba.

Olmayacak gibiydi

ama başardım. Biriyle yattım.

Biraz öyle, biraz böyle derken hepsini yaptım.

Sabah dokuzda bana anlatmak için mi geldin?

Evet.

-Yok, beni evden kovdu. -Anladım.

Ama sana anlatmak istedim.

Ee? Anlat.

Seksi mi? Unutmamışım...

Kızı diyorum, aptal.

Sıradan bir kız işte.

Önemli olan amacıma ulaşmış olmam. Biriyle sevişmem yani.

Hem de iki kere.

Bir de eski sevgilini unutman.

-Harikaymış o zaman. -Çok.

Bu kıza evlenme teklif edecek misin, yoksa sekiz yıl bekleyecek misin?

Ne?

Hayır, alt tarafı yattık. O kadar.

Tekrar birlikte olmam onunla. Yani, sevişmek için bir araya gelmem.

Yani hayır.

Hayır.

-Ben kaçtım. Hoşça kal María. -Güle güle.

Bu adamı nereden tanıyorsun?

Liseden. 15 yaşımdayken ona çok âşıktım.

-Hiç senin tipin değil. -Evet.

Evet, Ana'yı arıyorum, tamam mı?

Bu, barışmak istediğim anlamına gelmiyor.

Sadece hatır sormak için arıyorum.

-O kadar. -Selam, ben Ana.

Kibarlık olsun diye.

Bir kızla yattıktan sonra araman gerek.

Neden mi? Çünkü...

...bunu herkes bilir.

Eski sevgililerle yatma kurallarından biridir.

Selam Ana. Ne haber? Naber?

Dinle.

Düşündüm de...

Öğle yemeği mi yesek?

Hayır mı?

Demek "Hayır." Peki, sıkıntı yok.

Bugünden bahsetmiyordum.

Bugün boşsan... Bir düşüneyim. Evet, boşum.

Bugün olmaz ama başka gün olur mu diyorsun?

Yoksa bugün boşsun ama istemiyor musun?

Demek istemiyorsun.

Peki madem. Tabii, hiç sıkıntı değil.

Yani, haberleşiriz. Tabii.

Evet. Hoşça kal.

Muhtemelen şu anda çok meşgul.

Penisini tıraş etmeyi hiç düşündün mü?

Son zamanlarda değil. Penisim…

Tam olarak ne demek istiyorsun?

Yüzündeki o şey yüzünden anlamıyorum.

Etek tıraşı yani.

Taşak kılları.

Kısa ve kıvırcık orman.

Hay sikeyim. Taşaklarını tıraş ediyor musun?

Ha, tamam.

Yok, etmiyorum.

Kadınlar bayılıyor.

İngiliz tarzı yaptırdım.

Şu aralar çok moda.

Göstereyim mi?

Marcos, bana şunu açıklasana:

"Sporting İkinci Lig'de olabilir ama sporcuların bacakları birinci sınıf."

Ama dur, dahası var.

"Elche'nin zaferinin öne çıkan tarafı gol sevinciyle formasını çıkardığında

forvetin biçimli karın kaslarını görmekti."

Niye karın kaslarından bahsediyorsun?

Kovulmak mı istiyorsun? Delirdin mi?

-Sen. -Lorena, bekle.

Twitter yorumlarını sen mi yazdın?

Evet, o yazdı ama zor bir dönemden geçiyor.

-Bir daha... -Umurumda değil.

Hata da olabilir, futbolcular seni tahrik ediyor da olabilir.

Twitter'da tt oldu.

-Ne? -Evet, tatlım.

Yarından itibaren terfi ediyorsun ve Birinci Lig'le ilgili tweet atacaksın.

Bu arada... Maaşına yüzde on zam aldın.

Az mı geldi?

Şansına küs.

Bilmiyorum dostum...

Doğru, sen hiçbir şeyi bilmiyorsun.

Siktir git.

Hiç sokakta şarkı söyledin mi?

Binlerce kez.

Görmezden gelinmeye alışmanın en iyi yolu.

Görmezden gelmiyorlar.

Gülüyorlar, hakaret ediyorlar, yemek artıklarını atıyorlar...

Ama sonra sahneye çıktığında

ve alkış aldığında

müthiş oluyor.

İnsanların önünde şarkı söylemekten nasıl keyif alıyorsun, anlamıyorum.

Aklımı başımdan alıyorsun.

Bana mı alacaksın?

-Hayır. -Ejderhalarıma uymaz.

Doğru.

Gidelim.

O kız için.

"Sadece seks" dememiş miydin?

Evet ama yarın doğum günü.

Yani hediye vermek mantıklı olur.

Doğum gününü nereden biliyorsun?

Söyledi.

Pek konuşamadığınızı söylemiştin.

-Üstüne atlamıştı hani. -Evet ama...

Ne zaman söyledi?

İş üstündeyken mi?

Ne?

-Ne oldu? -Ah, evet!

Harikasın Marcoscuğum.

Bu arada…

Bu arada doğum günüm 15 Kasım. Söylemiş miydim?

-Yay burcuyum. -Akrep.

Yükselenim de...

Boğa.

Böyle mi oldu?

O kadar bağırmadı ama böyle gibiydi.

Güzel.

Pardon.

Tekrar yapıp "Terazi" der misin? Lütfen.

-Dörtte hayvanat bahçesinde olmalıyız. -20 avro veririm.

30!

Senin yüzünden 30 avrodan oldum.

Çabuk, geliyor.

Ben Ana. Mesaj bırakırsanız sizi ararım. Teşekkürler!

Diego, bitkime dikkat et. Eziyorsun.

Ne oldu? Çıkar baklayı.

Birkaç gündür aklıma takılan bir şey var.

-Biriyle görüşüyorsun. -Ne?

Nasıl görüşebilirim ki? Kiminle?

Dostum, eski sevgilinle ilgili sızlanmayı bırakalı bir ay olacak.

Yani onu unutmuş olmalısın.

Bu da sadece biriyle görüşüyorsan olur. Gün gibi açık.

Hayır, öyle değil.

Biliyordum.

Seni köftehor.

-Tanıyor muyum? -Hayır. Neden tanıyasın ki?

Tamam, sakin ol.

Yaşayanların dünyasına hoş geldin.

Sakso çekiyor mu?

Diego…

Organize etmem gereken şeyler var.

Tamam, rahatladım.

Önemli olan nihayet eski sevgiline siktiri çekmiş olman.

Mühim olan bu. Yürü be şampiyon!

Şampiyon.

Losyonlarımı aldın mı?

Evet.

Bir şey daha var.

Kore malı yüz maskeleri.

Ciltlerini gördün mü hiç?

Masa tenisçilerinin cildi porselen gibi. Dokunsana.

-Hoş, değil mi? -Evet.

Al bakalım.

Ne yaptın, kıza bir şey alabildin mi?

Son zamanlarda pek görüşmedik.

Yani ölü taklidi yapıyor.

Canımı sıkmasına izin vermiyorum.

Takılmak istemiyorsa keyfi bilir. Kendi kaybeder.

-Buraya. -Tamam.

Hepimiz yetişkiniz.

Ne?

Yok bir şey. O zaman niye yattı ki? Hoşuna gitmişti çünkü.

Hoşuna gittiyse bir daha ister insan.

Neden aramıyor?

Ejderhayı alabilir miyim?

En son "Seni arayacağım." dedi.

Bu ne anlama geliyor?

"En son" mu? Kaç kere aradın ki?

Beş, on kez.

Geçen hafta 15 kez.

Ejderhayı ben mi alayım?

Squat hareketiyle alacağım, bak.

Ne?

CrossFit'e gitsen ne olduğunu anlardın.

Bak.

Dizlerini böyle kırıyorsun.

Siktir!

-İyi misin? -Siktir!

Taburcu belgelerini alayım.

Tamam.

-Ne dediler? -Disk protrüzyonum varmış.

Neymiş?

"Gereksiz uzun süreli efordan dolayı disk protrüzyonu."

Neden o kadar ağırlık kaldırdığını anlamıyorum.

Dur, biliyorum.

Sana ölü taklidi yapan gizemli kızın yüzünden.

Benim kızım değil, gizemli değil, sebebi de o değil.

Neden tekerlekli sandalyedesin?

Seni eve götürmek için.

Ama uğraşırsam yürüyebilirim.

Evet ama bu daha havalı.

Geri alabilir miyim?

"Olmaz" dedim ya size. Bir hastaya ait o.

Haftaya geri getirecektim.

Selam.

Bugün mü?

Bugün işler biraz yoğun. Seni sonra arayayım mı?

Evet. Hoşça kal.

O muydu?

Gidecek misin?

Nasıl gideyim? Hâlime bak.

Ona gideceksin, sonra seni almaya gelmem

ve yataktan çıplak bir hâlde çıkarıp acile getirmem gerekecek.

Gitmeyeceğim. Ne derse desin.

-Gideceksin. -Hayır.

Evet, gideceksin.

Hayır diyorsam hayırdır.

Sarıl bana.

Sıkıca, böyle.

Bir saniye durabilir miyiz?

-Olmaz mı? -İyi misin?

Çok iyi. Çok iyiyim.

Üstüme çık.

Üstüne mi?

-Anladım. Yandan yapsak? -Olmaz.

-Üstüme. -Tamam.

Vay canına.

-Geliyorum. -Hadi.

Hadi, daha sert!

Tamam, ivme kazanıyorum.

Hadi!

Hadi!

Ne? Geldin mi?

Olabilir.

-Beni böyle bırakmayacaksın, değil mi? -Yok, bırakmam. Yok.

Ah, bekle ve gör.

Ha siktir.

Selam.

Selam.

Gittin, değil mi?

Aynen.

Ve?

Çok ağrıyor.

Ölebilirdim.

Sana hediye aldım.

Neden soruyorsam... Süpermarketten almadın, değil mi?

Hayır, VIP odasından aldım ama yemin ederim,

hemşireler görmedi.

Çok rahatladım.

Geri koyabilirim.

Ama yaşlı bir adama ait ve adamın dişi yok.

Dişi mi yok? O zaman tadını alamaz. Ayakkabı ne iş?

Tirbuşon olacak.

Öyle mi açacaksın?

Teoride, evet.

Aman Tanrım!

Evet.

Oldu.

Kaşlarını mı alıyorsun?

Ortası birleşmesin diye alıyorum.

Bak Marcos. Düşündüm de...

Neyi?

Bence erkek erkeğe çıkman lazım bir akşam.

Eski zamanlardaki gibi.

-Bira, dostlar ve futbol. -Sıçayım. Uzun zaman oldu.

Aynen öyle.

Anlaştık o zaman.

Bu akşam benim evde toplanalım.

-Tamam. -Görüşürüz koca adam.

Tamam.

Gelin pislikler. İkinci yarı başladı.

Geliyoruz.

Eskiden bir içki ısmarlardın, tamamdı.

Ama şimdi onlar ısmarlıyor ve tavlama kozumuzu kaybettik.

Geçerken kapıyı tutsan?

Cinsiyetçi oluyorsun. Tutmazsan da kaba.

-İletişim kuramıyorsun. -Evet.

Eril pusulamız bozuldu.

-Bir de güzel kokman gerek. -Evet.

-Güldürmelisin. -Evet.

Şık giyinmelisin.

-Yemek yapabilmelisin. -Aynen.

Şansımı artırmak için üç yemek kursuna gittim.

-Cidden mi? -Evet, Asya, Japon mutfağı ve hamur işi.

Çok seviyorum ama göbek aldı yürüdü.

Yine de yetmiyormuş gibi gelmiyor mu?

Thermomix kursuna da bir gideyim de.

Diego, biraz kısar mısın?

Hayatta olmaz. Siktirin gidin. Defolun. Hadi, gidin.

-Eve gidin. -Sorun ne?

Başka yerde çene çalın.

Sizinle işim bitti.

Sorun ne?

-Tamam, yürüyün. -Hadi ama dostum!

Kapı orada.

Hadi, gidin. Siktirin.

Hayır, sen kalıyorsun.

Tamam, görüşürüz.

Tamam. Güle güle.

-Senin neyin var? -Ya senin?

Ben iyiyim. Niye bu kadar sinirlendin?

Artık seni tanıyamıyorum Marcos. Sana bakıyorum ve tanıyamıyorum.

Umarım yazılarla ilgili değildir bu.

Yazılarla,

tarif paylaşmakla, kaşlarını almakla ilgili!

-Ne zaman bitecek dostum? -Ne?

Futbol izlemeye geldiğimizi unuttun.

-Unutmadım. -Öyle mi? Maç nasıl gidiyor?

İyi gidiyor.

Resmen kıza dönüşmüşsün.

Neden erkekler kadınları hakaret olarak kullanıyor?

-Bu, çok yanlış. -Bilmem. Ben yapmıyorum.

Sadece eskiden aptalca olduğunu düşündüğüm şeyleri deniyorum

ama tıraş, yemek yapmak ve spor sadece erkeğe ya da kadına özel değil.

Konuşma biçimine bakılırsa her yönüyle

bir erkek olduğun ortada.

Neymiş o yönler?

Öncelikle çok mızırdanıyorsun.

-Mızırdanıyor muyum? -Evet.

Hepiniz böylesiniz.

En azından kendinle dalga geçiyorsun, o güzel.

Sebebim çok.

Beni bu yüzden mi aradın?

Hayır.

Arkadaş olmak liseden bir sürü anıyı canlandırdı.

Eskiden siyah kapüşonlumla

ve Discman'imle şurada otururdum.

Discman!

Emo müziği dinler ve sahildeki en belalı tip olduğumu düşünürdüm.

Güneş batana kadar hayatımın haksızlığını düşünürdüm.

Burası güzel, değil mi?

İlk kız arkadaşımla ilk seferimizde

boşalırken kıkır kıkır gülmüştü.

Ben de daha önce hiç yapmadığım için

"Belki normali budur." demiştim.

Sonra ben de gülmeye başladım!

-Aptal gibi. -Uyum sağlamak için.

Tuhaf görünmek istemedim.

Nihayetinde alıştım ama beni terk ettikten sonra

öyle yapmayan kızlarla takıldım

ve "Belki de yatakta o kadar da

iyi değilimdir." diye düşündüm.

-Kaç kız arkadaşın oldu? -Üç.

Üç kişiyle de takıldım. Sen?

Takıldıklarım çok

ama sinemaya gittiğim, tatilde fotoğraf çektirdiğim erkek arkadaş dersen,

pek olmadı.

-İlk kez 16 yaşımda seviştim. -16 mı?

16'da memenizi ellememize bile izin vermiyorsunuz.

Ben verdim. Hoşuma gitti.

O zaman ben neredeydim?

Çizgi roman okuyordum.

Bilmiyorum. Uzun ilişkileri...

...pek yürütemedim.

Olmadı işte. Bilmiyorum.

-Neden? -Bilmiyorum.

En uzun ilişkim

müzikle oldu.

Kimse bana aynı şeyi hissettirmedi.

Yemin ederim, vajinamda hissediyorum.

Harika bir yer.

Ne?

-Kafasiken kokteyli. -Ne?

Hatırladın mı?

Kafasiken!

Epeydir içmemiştim!

Ben de!

-The Proclaimers! -Yok artık!

-Karışık kasedimde vardı! -Tanrım...

Benimle gel.

Sahneye gel.

-Yapamam. -Hadi!

Neden olmasın?

Kimse seni tanımıyor! Kimin umurunda?

Yapamam işte.

Hadi!

Biliyorum ki

Yanında uyanan adam olacağım ben

Sahneye gel. Beni yalnız bırakma.

O kadarı bana fazla. Yapamam.

Çok utanırım.

Çok korkutucu.

Dans edemem. Hayatta olmaz.

Marcos!

Neden açmadın?

-Çok meşgulüm. -Selam.

Ben Ana.

Ana mı?

Ben de Raquel, arkadaşıyım. Tam da gidiyordum.

-Dur... -Sıkıntı yok. Görüşürüz.

Bir şeyler içelim.

-Dur. -Evet?

Hayır. Lütfen çıkarma.

Sorun ne?

Bu iş beni yordu.

Sevişip tekrar birlikte gibi olmaktan filan. Sadece...

Marcos, hiç anlamıyorsun.

Birlikte değiliz.

Tabii, birlikte değil gibiyiz ama devam edersek biliyorum ki...

-Ben evleniyorum. -Ne dedin?

Evleniyorum.

Bak.

Söyleyecektim ama nasıl diyeceğimi bilemedim.

Erkek arkadaşım Berlin'de ama yarından sonraki gün dönecek.

Seni kaltak!

Böyle demem gerekirdi. Seni...

Sizin dilde nasıl söyleniyor?

Öyle... Öyle demeliydim.

Ama onun yerine şöyle dedim:

Sevindim...

Mutlu olmana...

Evet, biliyorum.

Düğüne gelir misin?

Muhtemelen…

Evet, tabii.

Teşekkürler.

Ne kalın kafalıyım! "Kalın kafalı" nasıl deniyor?

En büyük kalın kafalı benim.

Biliyor musun?

Benden bu kadar.

Ciddiyim.

Bitti. Sikmişim onu.

Bir şey istemiyorum, teşekkürler.

APTAL

-Ne arıyoruz? -İşte!

Hangisi?

Ayakkabı kutusu. Oralara bak.

-Buna mı? -Evet. Müzik kasetleri

-filan var içinde. -Hayır, bunlar dikiş malzemelerim.

-Cidden, sen niye bakmıyorsun? -İn aşağı.

-Sen bak. -Bakarım. İn.

Geç bakalım.

Bak!

Ne oldu? Yok diyorsam...

Bir yerlerde olmalı ama...

-Dikkat et. -Şunu çıkardım.

BANA TWEET AT

ANA VE LUIS MIGUEL

ANA VE LUIS MIGUEL 28 ARALIK 2019

Yani sen eski sevgilini becerirken

o seni kullanıyormuş. Şimdi de gidip başkasıyla mı evlenecek?

Biraz kaltak.

Tanrım. Öyle olabilir ama sen de gerçekten aptalsın dostum.

En kötüsü de şu.

Ana yalan söylemiş ama ben de Raquel'e söyledim.

Raquel kim?

Bir arkadaş.

Seksi mi bari?

Çok ama konumuz bu değil.

Kısa süre önce rastlaştık ama liseden tanışıyoruz.

Arkadaşımın kız kardeşiydi.

Benden hep karışık kaset isterdi.

-Aynı grupları severdik... -Tanrım.

Âşık olmuşsun.

Bir bu eksikti.

Ne yapacağını biliyorsun.

Evet, uygulamalardan kız bulmalıyım

ama biliyor musun?

Bu, bende işe yaramıyor.

Eve gidiyorum ben.

Evet, git. Kendini bir topla.

SİKİK BİR APTAL OLMAKTAN

NASIL VAZGEÇİLİR?

İspanya'nın en büyük kişisel gelişim kanalını

seçtiğin için teşekkürler.

Çünkü yardıma ihtiyacın olduğunda kime gidersin?

Ailene mi? Arkadaşlarına...

-Selam. -Selam Raquel!

Sana bir çiçek ve bir kart geldi.

Bak, bence bu tasarım...

Çiçeği kesersek tam oturur.

-Üstünü örtüyor mu? -Evet.

Çok iyi örtüyor.

Hatta bunu...

-...alırız ve şundan kurtuluruz. -Pek sevmedim.

Nefret ettiğin şeyler arasında bana da yer var.

Yarın bir ofis partisi var ve gelmeni çok isterim.

Not: Gelmezsen de anlarım.

İkinci not: Lütfen gel ama.

-Tweet'e bayıldım. -Öyle mi?

Çok iyi gidiyorsun.

-Şey... -Nasıl yapıyorsun?

-Selam çocuklar. Nasılsınız? -Selam.

-Nasılsın? -İyiyim. Konuşabilir miyiz?

-Tabii. -Yalnız.

Sana iki sorum var.

Öncelikle, İngilizcen var mı?

Evet. Yani, yes.

Güzel. Londra'ya gidiyorsun.

-Gerçekten mi? -Evet.

Yöneticiler Premier Lig'le ilgili tweet atmanı istiyor.

-Çok havalı. -İkincisi de, yatalım mı?

"Yatmak mı?" Yeni uyandım ben aslında...

-Uyumak anlamında mı dedin? -Hayır.

"Yatmak" dedim.

Bu hikâye de böyle biter.

-Mutlu Noeller. -Noel hediyesi.

-Merhaba. -Selam.

Yardımcı olabilir miyim?

Evet, teşekkürler. Marcos'u arıyorum.

Sen Raquel olmalısın.

Evet.

Ben Diego.

-Anladım, alfa erkek. -Yani...

Marcos Garrido mu? Koridorun sonundan sağa...

-Tomy, dur. -Temizlikçi odasında.

-Orada mı? -Evet.

-Tomy, dur. -Sağ ol.

Daha gelmedi.

Raquel, dur. Bekle.

Lorena, hayır.

-Yanlış anladın. -Hiç de değil.

Çeneni bir tutamadın Tomy.

Ne yaptım ki ben?

Dur.

Raquel.

Raquel!

Ne?

Hiçbir şey olmadı.

Siktir, yanlış oldu.

Lorena patronum.

Ondan hoşlanmıyorum.

Kimi istersen sikebilirsin.

Beni neden davet ettiğini anlamıyorum.

Çünkü...

Pekâlâ.

Bugün istedim ki...

Yani... Şey istedim...

Ne?

Ne istiyorsun Marcos?

Çok kötü oldu.

Nasıl "kötü"?

Sakin ol dostum. Temizlikçi odasında sikişen sendin.

Yine sekse bağladık. Neden bu kadar saplantılısın?

Ses tonuna dikkat et.

Saçını değiştirip dört gömlek almış olabilirsin

ama hâlâ aynı eziksin.

Sakin olun, yapman gerekeni biliyorum.

İşleri düzeltmek istiyorsan

yarın bir Thermomix demosu var.

-Kadınların yeni Ferrari'si. -Siktir et o işleri.

Hem kadınlar hakkında ne biliyorsunuz ki?

-Kendi adına konuş. Biz çok iyiyiz. -Evet, harika.

Ne zamandır Susana'nın peşindesin?

Bir aydır.

Saçmalama. En az bir senedir çene çalıyorsun.

Sonuçta ne oldu?

Gelecek için sağlam bir temel atıyoruz ve...

Bu arada onu kim zımbalıyordu sence? O.

-Ne? -Ne diyorsun dostum?

Mariano, Elena nasıl? İyi mi?

Geçen gün partide üç saat konuştuk.

Sonrasında üç saat nerede vuruştu? Onun evinde.

Ne? Ben kesinlikle sikmedim onu.

Neyin var senin?

Marcos, arkadaşını gördün mü? Temizlikçi odasında olduğunu söyledim.

TOMY'YE

KAHVERENGİ GÖZ - 500 METRE

AÇIK RENK GÖZ - 750 METRE

Silvia, 28, kahverengi gözlü, bir kilometreden yakın.

Kahverengi kedileri seviyor.

Seni orospu çocuğu.

Geçen gün haddimi aştım. Üzgünüm.

Ben de Silvia olmadığın için üzgünüm.

Tamam… Gözlerim kahverengi. Olur mu?

Yani kesin mi? Londra'ya mı gidiyorsun?

Evet, kariyerim için iyi bir fırsat.

Raquel'le ne oldu?

Hiçbir şey. Ben bir korkağım.

Yine reddedilmeyi göze alamadığın için unutup önüme bakmayı yeğliyorum.

Sana kalın kafalı da dâhil, pek çok şey diyebilirim

ama korkak değilsin.

Son zamanlarda çok saçmaladım, biliyorum

ama Londra'dan döndüğümde

neden bu kadar korktuğunu anlatır mısın?

İngiliz kızlarının kostüm sevdiğini söylerler. Belki ziyaretine gelirim.

Ben de kostüm severim.

Bana da gel.

Yine mi?

Baba, çekil. Bunlar çok ağır.

Oğlum, kalın kafalı olmadığını biliyorum.

Okul psikoloğu öyle demişti

ama lütfen aklını başına topla. Vakit harcayacak yaşı geçtin.

Londra'ya gidiyorum. Terfi ettim.

Bu sefer gerçekten. Öyle dediler.

Bunlar burada kalsın lütfen.

İnternette satmayın. Onlar benim.

-Selam Marcos! -Selam anne.

Sanırım aradığın kutuyu buldum.

Şunlara bir bakayım. Müsaade eder misiniz?

Günaydın.

Tamam, aptallık ve hıyarlık ettim

ama korkak değilim.

Korkak değilim.

Korkak değilim.

Değilim.

Beni neden bıraktığını anladım.

Marcos, şimdi sırası değil.

Bir saniye. Ben eski sevgilisi Marcos.

Francisco, bayım. Maribel, nasılsın?

Beni sevmediğin için terk ettin. Tamam, ben de seni sevmiyordum.

-Marcos! -Ama sana teşekkür etmek istiyorum.

O gün pek anlamlandıramadığım bir şey söylemiştin.

Böyle daha iyi olacağını söylemiştin ve öyle de oldu.

Şeyle mutluluklar...

-Adın neydi? -Luis Miguel.

"Luis Miguel"le.

-Ben de... -Marcos, yeter!

Eski sevgilisi olarak şey diyecektim...

Tebrikler. Gerçekten.

Luis Miguel,

özür dilerim.

Sen Berlin'deyken biz yattık.

Kendisi biraz kaltaktır.

Pekâlâ.

Hayatımın çok garip bir döneminde karşıma çıktığını bilmelisin.

21. yüzyıl erkeği olmaya çalıştım.

Saçmalık. Ne demek ki o zaten?

Spor yapmayı, sağlıklı beslenmeyi sevdim.

Ama çöpçatan uygulamaları ve seks emojileri benlik değil.

Patlıcan sadece patlıcan olsun istiyorum.

Kan dolaşımımı durduran pantolonlar istemiyorum.

Küçük beden kazakları da ama plaklarımı hâlâ seviyorum.

Kıllı bacaklarımı da.

Grup tişörtlerimi de. Sevdiğim şeylerden vazgeçmeyeceğim.

Ama hepsinden öte, senden hoşlanıyorum.

Çünkü ne giyersen giy, sen sensin

ve bence bu muhteşem.

Ne istediğini de biliyorsun.

Canın isterse saçını pembeye boyayıp çıplak ayak dans ediyorsun.

Ben buyum.

Artık ne istediğimi biliyorum. Seni istiyorum Raquel.

SENİ SEVİYORUM APTAL

Adım Sebastian Vennet.

"V" harfiyle Vennet.

Bütüncül terapistim.

İyileşme sanatında kapsamlı bir alan geliştirdim.

Dünya çapında hastaları SGS metodumla iyileştiriyorum.

Seni Güçlendirme Sistemi.

Ayrıca geleceğin SGS öğretmenlerini eğitiyorum.

Benötesi yoga, somatik reiki,

aşırı ekstrem sıcak Bikram yogası

ve çiftlere savunma teknikleriyle şok terapisi yapıyorum.

Ayrıca Mar de Plata Chang Fu Akademisi'nde ters hipnoz konusunda ustalaştım.

Temelde yaptığım şey, insanlara...

...yardım etmek.

Yani...

Her konuda yardım ediyorum.

Sebastian, öğle yemeği hazır!

Tamam...

Geliyorum anne!

Neyse...

Sonra montajlarım.

Alt yazı çevirmeni: Elif Günay

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.