All language subtitles for Mucize.Doktor.S02.E10 [38. Bפlבm]

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali Download
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German Download
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew Download
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian Download
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal) Download
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Jenerik müziği...)

(...)

(...)

(Gerilim müziği)

(Telefon çalıyor)

(Gerilim müziği)

Hey! Dursana arkadaşım. Hey!

(Doruk) Hey!

Hey!

Kimsin?

Kimsin?

(Gerilim müziği...)

(...)

(Hemşire) Ali Bey!

İyi misiniz?

Evet. Evet.

(Gerilim müziği)

(Telefon çalıyor)

-Ali. -(Ali ses) Alo? Nazlı!

Babam gitti.

Gitti mi? Gerçekten mi?

Az önce gönderdim.

Ali...

...ben çok kötüyüm.

Tamam. Tamam, dur. Ben geliyorum hemen.

(Nazlı ses) Gelme!

Dışarıda buluşalım mı?

Ben hiç evde durmak istemiyorum.

Ali, beni bir yerlere götürür müsün?

Tabii, tamam. Sen nereye istersen, oraya götürürüm Nazlı.

Bekle beni.

(Müzik...)

(...)

Çok garip değil mi?

Yıllar geçti, ben hâlâ aynı şey için ağlıyorum.

Bunlar normal bence

Baban o senin sonuçta.

Sen ne istersin?

Benim sana yapabileceğim ne var? Söyle.

Ne istersin benden?

Böyle kocaman bir çığlık atmak istiyorum.

Ama ciğer dolusu.

Atma, bu beni kaçırır.

(Martı sesleri)

"Belki üstümüzden bir kuş geçer"

"Kanadından"

"Bir tüy düşer"

Bu şarkıyı biliyorum.

Ali!

Bir çılgınlık yapalım mı?

Çılgın?

Ben?

Madem çığlık atamıyorum, o zaman ben de şarkı söylerim.

Sen de bana eşlik edersin. Biliyormuşsun hem de.

Ben yapamam.

Ben çok gerilirim, herkes bize bakar.

-(Ali) Olmaz! -Unut herkesi, unut.

Bir kerelik. Hadi, çok ihtiyacım var.

Olur mu?

"Belki üstümüzden bir kuş geçer"

"Kanadından bir tüy düşer"

"İner döne döne gökyüzünden"

"Hiçbir yüz güzel değil senin yüzünden"

(Nazlı) "Hadi kalk gidelim bu şehirden"

(Erkek - Nazlı birlikte) "Gün doğarken ya da...

...güneş batarken"

"Belki bir kuş geçer üstümüzden"

"Kanatlanır senin ellerinden"

Yeter!

Yeter!

Dayanamıyorum Nazlı.

Pardon!

Böyle...

...bir an başkası olayım istedim sadece.

Özür dilerim.

Ben başkası olamam ki.

Peki.

Anlıyorum.

Gidelim.

(Müzik...)

(...)

Çok iyi geldi hava almak.

Üzülmeyeceğim artık. Tamamen kapatıyorum bu konuyu.

-Değişmiyor. Yapacak bir şey yok. -Elini bırakabilir miyim?

Ali bir şey anlatıyorum.

Yanlış anlama. Sadece, elini tutmak bile benim için bir şey.

Hem elini tutup hem yürüyünce...

...kafam karışıyor. Ne dediğini anlamıyorum.

Tamam, bırak.

Bir dakika, Nazlı...

...yanlış anlama.

Şu hayatta elini tutabildiğim tek insan sensin.

Önemli değil. Tutma elimi.

Ne yaptım ki ben şimdi?

(Müzik)

Uf, bütün gece uyuyamadım.

Uyuyamadım değil o, bütün gece telefonla oynadım, uyumadım.

(Demir) Doğrusu o.

(Açelya) Ben mi seçtim uyumamayı?

(Demir) hayatta başımıza gelen her şeyi biz seçmiyor muyuz zaten?

(Açelya) Öyle mi?

Peki, acaba hayatımızdaki insanı biz mi seçiyoruz?

-Çok merak ediyorum. -(Güneş) Tabii.

İşte ben, misal. Gönüllü çıktım yoldan.

Ben kabul ediyorum, resmen tavlandım.

Ben gönülsüz çıktım yoldan.

Ben âşık olmuş bulundum.

Yalan söylüyorsun Açi.

-Efendim? -Gayet de kendin seçtin. Bence.

Başımıza gelen her şeyi biz seçiyoruz.

-Öyle mi? -İşimiz, sevgilimiz.

Bunların hepsi istemekle ilgili.

İnsan istediğinde her şeyi yapar.

Evet, doğru. Ben seçtim, aldım, götürüyorum.

-İstedi, aldı. -(Demir) Evet istedin, aldın.

(Güneş) Öyle.

(Müzik)

Eyvallah çocuklar.

Hadi aslansın, hadi. Son üç.

(Erkek) Hadi, son iki.

Hadi, son bir.

-Evet. Aslansın sen be koçum. -Aferin be.

Bir daha yapacağım.

-Yeter be oğlum, yorma kendini. -Bir daha yapacağım.

İyi, tamam.

(TV erkek ses) Rodriguez şimdi çizgiye kadar indi.

-(Erkek) Cüneyt. -(TV erkek ses) Güzel bir orta, Cüneyt!

(TV erkek ses) Müthiş bir gol! Harika bir gol, Cüneyt! Cüneyt attı!

Ne gol atmıştım be. Hocam o maçı hatırladın mı?

Hatırlıyor musun?

(Gerilim müziği...)

(...)

(TV erkek ses) İşte bakın, burada da çok şık çalımlıyor rakiplerini.

(TV erkek ses) Şu ince hareketlere, şu bilek hareketlerine bakın. Cüneyt!

(Gerilim müziği)

(Bağırıyor)

Cüneyt! Cüneyt, oğlum!

-Ah! -(Erkek) Neyin var Cüneyt?

Oğlum cevap versene, ne oldu Cüneyt?

Bacaklarım! Bacaklarımı hissetmiyorum.

Tamam Cüneyt, sakin ol. Hocam ambulans!

En yakın hastaneye gideceğiz, çabuk!

Nefes! Nefes alamıyorum abi.

Tamam oğlum, bak yanındayım. Hocam ambulans! Çabuk!

(Müzik)

Kendi tabağından yemeyi düşünüyor musun?

Senin tabağın o kadar güzel geldi ki.

-Keşke ben de ondan söyleseydim. -Siz kadınlar niye böylesiniz?

Bir karar vermeden önce iyice niye düşünmüyorsunuz?

Ne oluyoruz?

Kusura bakma.

Biraz moralim bozuk.

Beliz'le kavga?

(Ferda) Hım...

(Ferman) Leyla'ya alışamadı, Leyla da ona alışamadı.

Tamam, haklı. Ama ben ne yapayım, durup durup bana patlıyor sonra.

Ben olsam benim de moralim bozulurdu.

Hem Beliz bebeğe bakmaktan çok korkuyordu ve korktuğu başına geldi.

Bir de şöyle düşün, bir evin tek kızı.

Bakıcılar, dadılar, el bebek gül bebek büyümüş.

Bu duruma alışamadı. Bir de hamilelik yaşamadı ki yaşasaydı alışırdı.

Sence de normal değil mi?

(Telefon çalıyor)

Evet?

Geliyorum.

-Acil hasta geliyormuş, kalp. -Dur, dur. Sen dur.

Sen Beliz'le konuşuyorsun çünkü bu konu çok önemli, tamam?

Bir dahakine ben de bu tabaktan söyleyeceğim.

(Nazlı) Sarsmadan.

Evet, nedir?

70 yaşında kadın, bahçede yığılmış kalmış.

Kalp atışı yok, EKG'si düz çizgi.

Ama kılcal dolaşım normal. Akış da var.

Tamam, hadi çabuk alalım. Vakit kaybetmeyelim.

-(Ferda) Hadi hızlı! Yatağa alın! -Alın!

-Kalp masajını bırak. -Tamam hocam, bıraktım.

(Ferda) Tamam.

-Nefes alıyor hocam, EKG mi bozuk? -Daha şimdi çalışıyordu, önceki hastada.

Ama kalp atışı yok hocam.

-Nasıl nefes alıyor o zaman? -Bir susun arkadaşlar.

Makineye bağla, değerlerini görelim. Hemen bağla.

(Kalp ritim cihazı uyarı veriyor)

Kan dolaşımı kesinlikle var hocam.

(Gerilim müziği) (Kalp ritim cihazı uyarı veriyor)

Epi başlayalım mı?

-Evet hocam, ne diyorsunuz? -Herkes bir sakin olsun arkadaşlar.

Makineyi kapat. Bir susun.

(Gerilim müziği)

(Kalp ritim sesi)

Hocam?

Bunu duymamız lazım.

(Gerilim müziği)

Bu.

Aynen. Kalp atışı yok.

(Kalp ritim sesi)

Çünkü mekanik bir kalbi var.

(Müzik)

(Gerilim müziği)

Ne o?

-Antidepresana mı başladın sen? -Evet.

Benim niye haberim yok?

Öğrendin işte.

-Beliz, bunlar ağır ilaçlar. -Çünkü çok korkuyorum Ferman!

Çünkü Kıvılcım öldü.

Çünkü Ali cinayetle yargılandı, şimdi de Leyla var.

Leyla kaç haftadır bizimle ama bana asla alışmıyor! Ya hiç alışamazsa?

-Canım, tamam anlıyorum. -Anlamıyorsun Ferman!

Anlamıyorsun, sen bir bebek istedin. Leyla'yı sen seçtin.

Ama bazen hayatta benim de seçmediğim şeyler oluyor, değil mi?

Neyi seçmedin sen Ferman?

Bir tek Ali'yi seçmedin, onu da kabullendin zaten. Başka?

Ben Ali yüzünden ceza aldım, sen farkında mısın? Maaş almıyorum.

Ama oturup ağlamıyorum burada, kendimi de ilaca vermiyorum.

Bu benim de dertlerim yok demek değil.

Beliz, drama yapmayı bırak, hayatına sahip çık artık.

Tamam.

-Alo Başak-- -Ne yapıyorsun sen?

İki gün izinlisin. Leyla'ya ben bakacağım.

Görüşürüz.

Bu ne şimdi?

Senin dediğini yapıyorum Ferman, hayatıma sahip çıkıyorum. Al.

Artık o da yok. İki gün yokum ben.

Leyla'yla bu işi kökten çözeceğiz. O bana alışacak ben de ona.

48 saat eve uğrama.

(Müzik)

Demir.

Sence ben değişebilir miyim?

-Nereden çıktı şimdi bu? -Başka birisi gibi davranabilir miyim?

Otizmli biri bunu yapabilir mi?

Derin mevzulara girdik diyorsun ha?

Yalnız şirket satın alıyorum, 600 sayfa sözleşme okumam lazım Ali.

Sonra konuşalım mı?

-Bak Demir, ben değişmek-- -Ali, Demir.

-Vaka var hadi. -Hadi gidelim.

-Hocam hastamız kim? -Cüneyt Cenkoğlu.

Bayağı bildiğimiz Cüneyt Cenkoğlu mu yıldız forvet?

Ünlü biri mi?

Abi tanımıyor musun, adam İngiltere'ye gidiyor oğlum.

-Gol makinesi, bombacı Cüneyt. -Aynen o.

Ağırlık çalışırken sakatlanmış, şimdi getiriyorlar.

Oo, alırız bir imzasını.

-Almaz mıyız? -Önce bir iyileştirelim.

Doktoruz ya, değil mi?

-Dur, dur, dur! -26 yaşında, erkek.

Potansiyel omurga yaralanması, solunum sıkıntısı da var. Satürasyon 90

Nefes! Nefes alamıyorum.

(Üst üste konuşmalar)

Merak etme, sıkıntı yok. Ben Doktor Ferman.

Seninle en iyi şekilde ilgileneceğiz. Alalım içeri!

Durun! Durun, durun!

Bacaklarını hissetmiyor. Omurga kırığı, T5-T6 civarında olmalı.

-150 kilo ağırlık çalışıyordu. -150 mi?

(Erkek) Tamam oğlum, buradayım.

(Erkek) Hafif bir sedatif verin, sonra oksijeni artırın...

...durumu stabil olunca da BT'ye alırsınız.

-Korkma oğlum, buradayım işte! -(Erkek) Tamam.

Beyefendi, pardon siz kimsiniz?

Profesör Doktor Fatih Yıldızdoğdu, kulüp doktoruyum.

Cüneyt de benim sorumluluğumda.

Benim acilimdesiniz, Cüneyt'le ben ilgileneceğim, izninizle. Alalım!

-Fatih abi! -Dur!

Abi futbol bitti mi şimdi? Abi beni bırakma.

Abi lütfen beni bırakma.

Hayır oğlum, biter mi? Biter mi Cüneyt'im?

Bitmez oğlum, buradayım, korkma! Duydunuz mu?

Alalım.

-Kimseyi içeri almayacaksın, çabuk. -Buyurun, sizi şöyle alalım.

Gel, al şuraya!

(Demir) Al yatağa, üç numaraya alın! Çabuk, çabuk!

(Ferman) Döndür!

(Demir) Düzelt, geç.

Tamam, Cüneyt buradayım oğlum, korkma.

(Ferman) Hipotansif değil hava yolu açık.

-Cüneyt Bey nerede şikâyet var acaba? -Sırtım! Sırtım!

Hocam satürasyon 85 ve düşüyor.

(Demir) Omurga şoku mu?

Akciğer hareketi kırığa baskı yapıyor olabilir mi? Nefes alamıyor ağrıdan!

-Narkotik analjezik, çabuk! -Hayır, dur!

Solunumu baskılar o ilaç. Zaten nefes alamıyor, görmüyor musun?

Sakın o ilacı verme!

-Ali ilacı ver. -Sakın!

Bana bak, sen doktorculuk oynayacaksın diye oyuncumun hayatını riske atamam.

O ilacı verirsen sonuçlarına katlanırsın.

Ali ilacı ver.

(Yaşam destek cihazı çalışıyor)

(Yaşam destek cihazı alarm veriyor)

Hocam satürasyon 80 ve çöküyor!

Torakal paravertebral blok.

Hocam hastanın kırık omurgalarına giden sinirleri devre dışı bırakırsak...

...hem ağrısı gider hem de solunum sıkıntısı kalmaz.

Torakal paravertebral blok.

5 cc enjektörle lokal anestezi, çabuk!

Merak etmeyin, geçecek şimdi. Birazdan geçecek.

-Yan çevirin! -Ah!

Dikkatli, dikkatli, dikkatli! Yavaş, yavaş, yavaş!

Bırak!

(İnliyor)

Al bunu.

Yavaş yavaş yatıracağız.

Yavaş.

(Ferman) Yavaş.

Satürasyon 100, stabil.

Sizi birazdan BT'ye alıp omurganızı kontrol edeceğiz.

Beyefendi sizinle tartışmak dahi istemiyorum.

Bekleme odası şu tarafta, lütfen gidin orada bekleyin.

Evet, çıkıyoruz.

Bir daha buraya kral da gelse padişah da gelse...

...kimi dinleyeceğini biliyorsun değil mi?

-Hocam bağırınca panik oldum, pardon. -Bir daha olmasın.

Basın falan da gelecek şimdi, Beliz Hanım iki gün yok.

Git Tanju Hoca'na haber ver, ondan sonra yanıma gel.

Bütün her şeyle biz ilgileneceğiz, hadi.

Görürsün sen.

Tanju Hoca'm, ünlü bir futbolcu geldi.

Cüneyt Cenkoğlu. Ferman Hoca'm sizi çağırıyor.

Ali ameliyata giriyorum, görmüyor musun?

Ama gelmeniz lazımmış. Gazeteciler gelecekmiş, kulüpten de geldiler.

Oğlum Beliz Hanım'a söyleyin, o ilgilensin.

-Beliz Hanım'ın iki günlük izni varmış. -Benim hastam anestezide şu anda.

İki dakika ameliyata girip çıkacağım.

Bana niye bağırıyorsunuz ki hocam? Ben ne yaptım?

Söyle dediler, geldim söyledim ben.

Sana kızmıyorum, duruma kızıyorum. Sen de şu ayrımı anla artık.

Hadi git işine, hadi!

Üf!

(Kapı açıldı)

(Kapı kapandı)

Her yere sordum, hastanın hiçbir yerde kaydı yok.

Hocam diüretikler oksijen seviyesini yükseltti ama tansiyonu hâlâ düşük.

Ameliyatı kimin yaptığını bulmamız lazım.

Hiçbir doktor böyle bir ameliyat yaptığını hatırlamıyor

Ameliyat büyük ihtimalle yurt dışında yapıldı zaten.

(Kapı açıldı)

Anneciğim! Anneciğim!

-Siz kızı mısınız? -Yine kalbi mi?

Ameliyatı hangi doktorun yaptığını biliyor musunuz?

-Tabii. Amerika'da yaptırdık. -Tahmin etmiştim.

-Kartı. -Süper.

İyileştirebilirsiniz değil mi?

Bildiğimiz bir mekanizma değil.

Annenizin durumu stabil ama tansiyonu düşük.

Ben doktoruna ulaşmaya çalışacağım.

Şu an saat farkından dolayı ulaşabilir miyim bilmiyorum.

(Ferda) Haberleşiriz.

Anne!

Nesi var, iyi mi?

Merak etmeyin, kardeşiniz doktorun kartvizitini verdi.

Ne kardeşi, benim kardeşim yok ki.

Nasıl yani? Hanımefendi siz az önce bize kızıyım demediniz mi?

Öz kızı değil, seçtiği kızıyım.

(Duygusal müzik)

Acayip bir vaka geldi.

Kadın kendi öz kızını reddediyor, sonra kendine başka bir kız buluyor.

Acayip olaylar, şok üstüne şok.

Biz de Cüneyt Cenkoğlu'na bakıyoruz işte.

Hangi Cüneyt?

Forvet Cüneyt?

Golcü Cüneyt?

-Şaka yapıyorsun, gerçekten mi? -Abi, evet!

-Almanya'ya attığı golü hatırlıyor musun? -Abi o unutulur mu?

Sen orta sahadan kap topu, tespih gibi diz Alman defansını...

...sağ açığa gel, çak doksana, gol!

Attı! Cüneyt Cenkoğlu attı! Yine attı!

-Adam 150 kilo kaldırıyormuş oğlum. -Ne diyorsun?

-Orada sakatlanmış, bak 150 kilo! -150 kilo?

-Ne oluyor? -Hocam beni de vakaya alsanıza.

Ben bin saat nöbet tutarım, pansuman da yaparım, ne isterseniz onu yaparım.

-Beni de vakaya alsanıza. -Dorukcuğum işine bak.

Evet sonuçlar çıktı.

T3 ve T4'te yüzey çatlağı var.

Of, o kemik kırıklarının hepsi omurga kanalına girmiş.

Evet ama omurilik iyi durumda, çaprazlama yaralanma yok.

Yani düzeltebiliriz.

İşte bu, evet hocam haklısınız, düzeltebiliriz gerçekten.

Sen değil Doruk. Vakana, hadi.

Tamam hocam.

-Kulüpçülerle konuşacağız. -Tamam hocam.

(Hareketli müzik)

(Erkek) Bir son dakika haberiyle karşınızdayız sayın seyirciler.

Antrenmanda sakatlanan ünlü futbolcu Cüneyt Cenkoğlu...

...Berhayat Hastanesinde tedavi altına alındı.

Hastaneden henüz bir açıklama gelmezken...

...yıldız futbolcunun sağlık durumu gizemini koruyor.

Nazlı! Nazlı, bir dakika.

Gerçekten böyle mi düşünüyorsun?

İnsan başına gelen her şeyi seçebiliyor mu bu hayatta?

Evet.

Otizmli olmayı ben mi seçtim?

Hayır Ali.

Otizmli olmayı sen seçmedin...

...ama otizmli olmana rağmen elimi tutmayı sen seçebilirsin.

Sen benim gözlerime bakamıyordun.

Neleri aştın. Şimdi neden elimi tutamıyorsun?

Bunlar farklı şeyler.

Elini tutmanın bir rengi, bir hissi var.

Mesela elini tutmak, kırmızı.

Yürümek, mavi.

İkisi bir arada olunca zihnim karışıyor. Sanki kafamın içinde--

Durur musun?

Bugün tanımadım ben seni Ali.

Kafanın nasıl çalıştığını biliyorum...

...ama çabaladığında neleri başardığını da biliyorum.

O sırada çok üzgün olan sevgilinin...

...hem elini tutup hem yürüyebilirsin bence.

Belki biraz daha çabalaman gerekiyor.

(Duygusal müzik)

Seramik kursunda hocaydım ben. Orada tanıştık.

10 yıl oluyor.

Öyle iyi anlaştık ki hemen kaynaştık.

Yumuşacık bir kadındı.

Annem? Yumuşacık?

Bana öyleydi vallahi.

Bir baktık, her gün görüşüyoruz

İnsanlar bizi anne kız sanmaya başlamıştı.

(Kadın) Biz de kabullendik bir noktada.

Anne kız olduğumuzu söylemeye başladık herkese.

Yerime yeni bir evlat buldu yani.

Biraz öyle olmuş. (Nazlı boğazını temizliyor)

Sen de terk etmişsin ama onu. Öyle söyledi bana.

O beni terk etti!

Konservatuvara gideceğim, müzisyen olacağım dedim; harçlığımı kesti.

Sonra ben de evden ayrıldım. Çalışmam lazımdı.

Doktoruna ulaştım.

Arızayı nasıl onaracağını biliyor. Amerika'ya naklediyoruz hastayı.

Hocam o kadar yolu nasıl gidecek?

Hiç bilmediğimiz bir ameliyata almaktan çok daha iyidir.

Hazırlıklara başlayalım. Tıbbi şartları da havayoluyla konuşalım.

Hiç vakit kaybetmeyelim tamam mı?

Çok teşekkür ederiz Doktor Hanım.

-Rica ederim. -(Doruk) Hocam...

...bir problemimiz var yalnız. -Ne gibi?

Eğer çatlakları stabil edebilirsek ve omurilikteki baskıyı azaltırsak...

...geri çevirebiliriz felci.

Tamam. Preop riluzol başlasın.

Hayır, başlayamayız!

O ilaç omurilik ödemini azaltıyor ama...

...karaciğerdeki hücrelerin ölümüne sebep oluyor.

Bakın, daha yeni kanıtlandı.

Hastamıza perioperatif hipotermi tedavisi uygulayabiliriz.

Vücut ısısını düşürerek omurilik sinirlerini koruruz.

İyi de nabız düşük. Ritim bozukluğu ihtimali de var.

O adamın sahaya çıkması lazım. Riske atamayız.

Risk yok! Güncel bir infüzyon protokolü var. Bakın.

Böyle iltihabı düşürürüz. Bakın.

Yeter!

Değerli fikirlerinizi kendinize saklayın!

Cüneyt'in doktoru benim! Ameliyatına ben gireceğim!

Ne yapmam gerektiğini de çok iyi biliyorum.

Sizin asistanınız hep böyle ahkâm mı keser?

Bir dakika! Asistanım haklı.

Ayrıca ameliyatı sizin yapacağınızı nereden çıkarttınız?

Durumu stabil. Gerisi bende.

Abim nerede? Durumu nasıl?

Maçı vardı. Ne zaman iyileşir?

Ameliyat olması lazım.

-Üzülmeyin, iyileşecek. -Ne zaman ama?

Yeni iş kurdum ben. Bu sezon oynayamazsa...

Benim evin de tadilatı vardı.

Biz o adama milyon dolarlar saydık.

(Fatih) Kulübün en büyük transferi. Kalkıp size mi bırakacağız şimdi?

-Bilerek yaptı! -Ne?

Cüneyt Bey, hayatı boyunca profesyonel antrenman yapmış biri.

Halteri o açıyla kaldıramayacağını bilir.

Halteri elinden düşürüp sakatlandığını sanmıyorum.

Bilerek sakatlandı!

-Seni ben var ya-- -Beyefendi sakin olur musunuz?

-Ne yapıyorsunuz? -Hocam güvenlik?

Gerek yok Demir.

Hadsiz herif! Bilip bilmeden konuşuyor!

Deli mi bu doktor?

-Niye yapsın abim? -Çünkü kimse onu düşünmüyor.

-Bak hâlâ konuşuyor! -Sakin olur musunuz?

-Ne oluyor? Hey! -Demir geç yerine!

Yüzüme bak, konuş! Kaldır! Gözüme bak!

Yeter! Bana bakın! Ne oluyor?

Cüneyt Bey'e soracağız.

Ameliyatı kimin yapmasını istiyorsa o karar verecek.

Anlaşıldı mı?

Tamam. Şule Hanım buyurun.

-(Şule) Gel kızım. -Buyurun.

(Gerilim müziği)

Çattık yemin ederim.

Hadi anneciğim. Anneciğim hadi.

-Birazcık daha. -Canım istemiyor.

(Kapı vuruldu) (Kapı açıldı)

(Duygusal müzik)

Anne.

İyi görünüyorsun.

(Duygusal müzik)

Çok merak ettim seni.

Ben iyiyim.

Sağ olsun Sibel çok iyi bakıyor bana.

Hadi anneciğim, bir daha. İyileşmen için.

Niye hiç aramadın beni?

Sen demedin mi istemiyorum diye?

Seni istemiyorum demedim! Senin seçtiğin hayatı istemiyorum dedim!

Ayrıca beni istemeyen sendin!

O kadar akıllıydın ki her okulda birinci oldun.

Ama sonra ne yaptın? Gittin çalgıcı oldun!

Hanımefendi, bu konuları daha sonra mı konuşsanız acaba?

Piyanistim ben! Hayalimdi bu benim! Bir türlü anlamadın!

Bak Sibel'e, öğretmen olmuş.

Nilay Hanım bunu daha sonra konuşsanız.

Annenizin durumu şu an çok müsait değil.

Maaşı var. Sigortası da var.

Senin istediğin hayatı gerçekleştirmedim diye beni sokağa attın!

Harçlığımı kestin! Şimdi de kendine yeni evlat mı buldun?

Ben annemi değiştiriyor muyum? İnsan evladını değiştirir mi hiç?

Söyle, değiştirir mi insan evladını?

Beni sen istemedin.

İstemedin beni! Unuttun!

Ben sana hiçbir şey yapmadım! Sen beni sokağa attın!

(Nilay) Ben bunu hak etmiyorum!

Ben senin bu yaptıklarının hiçbirini hak etmiyorum!

Ben de senin evladınım anladın mı?

(Nilay) Ben de senin evladınım!

-İstemedin beni! -Ben seni istedim! Sen beni istemedin!

Anneciğim ne olursun sakin ol.

Beni... Be... Beni...

Anne! Anne!

Hocam arteriel kan basıncı düşüyor!

Doruk kızları çıkart buradan.

(Sibel) Fenalaşıyor! Bir şey oluyor Doktor Hanım!

(Ferda) Sakin olun! Doruk çıkart!

Tamam, ben sizi alıyorum.

(Üst üste konuşmalar)

Kardiyak arreste girdi! 40 miligram lasix hemen!

(Sibel) Anne ne olursun bırakma bizi!

Ne olur!

Senin yüzünden!

Çekip gittiğin yetmedi, bir de kadına yaptıklarına bak!

-(Nazlı) Hazır. -(Ferda) Tamam, hazır. Gidiyoruz.

Anne ne olur bırakma beni!

(Ferda) Hadi!

(Nazlı) Koroner yoğun bakıma çabuk!

Cüneyt, oğlum söyle bakalım.

Sen kendini bilerek mi sakatladın?

Abiciğim olabilir mi böyle bir şey? Biz seninle gurur duyuyoruz.

Kendini bilerek sakatlamış olamazsın.

Yavrucuğum, ben yıllardır sana adadım hayatımı.

Sen nereye transfer olursan biz oraya.

Sen de sağ ol, çok güzel yaşattın bizi.

Bak, kulübün de arkanda, hayranların kapıda.

(Şule) Biz senin yüzüne bakıyoruz.

Söyle, yaptın mı böyle bir şey oğlum?

(Gerilim müziği)

Delirdiniz mi siz? Niye kendimi sakatlayayım?

(Cüneyt) Kafayı mı yedim ben?

Gördünüz mü doktor?

Saçmalamanın da bir âlemi yokmuş yani.

Peki, bir yanlış anlaşılma olmuş. İşimize dönelim.

Cüneyt Bey, ameliyatla alakalı--

Ama önce o adam dışarı çıkacak!

O tuhaf adamı istemiyoruz burada!

O dediğiniz, bu hastanenin bir doktoru.

Yıktırmayın hastanenizi başınıza!

Biz hastayız! Doktor seçme özgürlüğümüz var!

Bağırmayın!

Ali bizi yalnız bırakır mısın?

Lütfen.

(Duygusal müzik)

Umarım iyileşirsin.

Evet, artık bir karar verme vakti.

Ameliyatı kim yapsın?

Kulüp doktorunuz mu yoksa biz mi?

(Gerilim müziği)

Yazıklar olsun! 40 yıllık doktoru dururken...

Resmen manipülasyon!

Ama bunun hesabını soracağım ben!

(Gerilim müziği)

Niye böylesin sen?

Otizmliyim ben. Bir de savant sendromum--

Otizmli mi?

Çıldıracağım!

Milyon dolarlık adamı sana mı emanet edeceğiz?

Koca kulübün geleceği buna mı kaldı?

-Çıldıracağım! -Niye bağırıyorsunuz hâlâ Fatih Bey?

Doktor olduğunuzu mu unuttunuz?

Çizgiyi yeterince aştınız. Lütfen devam edin.

Delirmişsiniz siz.

Ama bunun hesabını soracağım.

Bu böyle kalmayacak.

Soracağım.

Soracağım.

Merak etme, hiçbir şey yapamaz.

(Ferman) Hiçbir şey yapamaz.

Hadi topla kendini, gel benimle.

Hadi Ali, hadi.

-Sultanım. -Efendim?

Akşam çıkacaktık ya. Rica etsem rezervasyonu sen halleder misin?

Güneşciğim bir şey yetiştiriyorum ben.

Tamam, müsait olduğunda yaparsın.

Sen boşsan ara işte.

Canımın içi hallediver işte.

Ne yapıyorsun sanki burada? Sabahtan akşama oturmuş...

Nasıl ne yapıyorsun Güneş? Çalışıyorum işte.

-Tamam da altı üstü-- -Ne altı üstü?

Altı üstü sekreterlik mi yapıyorum? Onu mu diyorsun sen?

Hayır.

Bir dakika, ben anlamadım. Yaptığım işi hafife mi alıyorsun sen?

Hayır. Öyle bir şey söylemedim. Sultanım öyle bir şey yok.

Ama hemşireliğin yanında da lafı edilmez yoğunluk açısından.

Anladım. Çok sağ ol Güneşciğim.

Yaptığım işe çok saygı duyuyormuşsun gerçekten.

Sultanım--

Sen kimi arıyorsan ara. Ben kimseyi aramayacağım Güneş.

Gülin bir saniye. Bak yanlış anlaşıldım ama.

Lütfen.

Konu nereden nereye geldi ama!

Kusura bakmayın, ameliyatı ertelemek zorunda kaldık.

Elimizde olmayan sebeplerden dolayı biraz program karıştı.

Evet, söylediler hocam.

Futbolcuydu değil mi?

Evet. Ben tekrar programa alacağım. Kusura bakmayın tamam mı?

Doğrusunu siz bilirsiniz Tanju Bey.

-Geçmiş olsun. -Sağ olun.

Tanju Bey sen misin?

(Gerilim müziği)

-Evet. -Bana bak başhekim.

Futbolcum sizin cerrahı tercih etmiş olabilir...

...ama bu, elimiz kolumuz bağlı bekleyeceğiz demek değil.

Pardon?

Otizmli doktoru ameliyathanede istemiyorum!

Ona biz karar veririz tamam mı? (Telefon çalıyor)

Bakın, Cüneyt sıradan bir hasta değil. O bir yatırım.

Kulüp bunu duyarsa onları ben bile durduramam.

Evet.

Siz bu numarayı nereden buldunuz?

Muhatabınız olan kişi ben değilim kardeşim tamam mı?

-Gazeteciler. -(Fatih) O da ayrı bir mesele.

Kulüp her şeyin yolunda olduğuna dair açıklama yapmanızı istiyor.

İngiltere transferinden dolayı endişeliler. Anlamıyor musunuz bunu?

Bana bakın, beni ilgilendiren tek şey hastanın sağlık durumu.

Diğer konular ne beni ne de hastaneyi bağlar tamam mı?

(Gerilim müziği)

(Kadın) İşte Başhekim Tanju Bey. Ona soralım.

(Erkek) Gerekli açıklamayı ne zaman yapacaksınız?

(Erkek 2) Tekrar futbol oynayabilecek mi?

Cüneyt Bey'in durumu nasıl? Felç kalır mı?

(Kadın) İngiltere transferi ne durumda? Hâlâ gidebilecek mi?

Arkadaşlar burası bir hastane. Lütfen sakin olur musunuz?

Elbette basın açıklaması yapılacak.

Gelir misin?

Arkadaşımız basın açıklaması yapılacak yere sizi götürecek tamam mı?

-Sağ olun. -En azından--

Arkadaşlar, kulübümüz gereken açıklamayı yapacak.

(Fatih) Tanju Bey!

(Gerilim müziği)

Bakın Tanju Bey...

...yönetim kurulu üyelerimizim birçoğu...

...aynı zamanda sizin bağışçı listenizdeler.

Bu işi kötüye vardırmak istemeyiz değil mi?

-Bir de tehdit öyle mi? -Hayır, sadece uyarıyorum.

Karşınızda sadece bir hasta yok. Koca bir camia var.

Kulübümün avukatlarının bir maaşı bile bu hastaneyi satın alabilir.

(Fatih) Dışarıdaki taraftarları saymıyorum bile.

Ayrıca araştırdım. Adam yargılanmış.

Başhekim, bu iş kötüye varır.

Hazır basın buradayken olay çıkarttırma bana.

-Ne istiyorsun? -Otizmli doktoru vakadan al.

(Gerilim müziği)

Ha şöyle.

(Telefon çalıyor) (Bebek ağlıyor)

(Kadın) Tamam, bir dakika. Bak telefon da çalıyor.

Tamam aşkım benim. Bir dakika. Bak telefonum da çalıyor, bulamıyorum.

Tamam aşkım benim, ağlama. İlgileneceğim seninle.

Tamam, tamam, tamam. Yatırıyorum seni.

Durun! Durun!

Durun. Bebeğinizi hemen yatırmayın.

(Kadın) Tamam anneciğim. Bak geliyor şimdi bebek.

Bak Doktor Bey de yardım edecekmiş şimdi.

(Kadın) Tamam, bir saniye anneciğim.

Biraz bekleyelim.

(Kadın) Ağlama aşkım benim.

-Tamam, şimdi yatırabilirsiniz. -(Kadın) Tamam.

Teşekkür ederim. Çantada bez var. Yardımcı olabilir misiniz?

(Kadın) Tamam aşkım benim.

(Bebek ağlıyor)

Buyurun, artık güvenli.

(Kadın) Aşkım tamam.

Çok sağ olun Doktor Bey.

Baybay.

(Bebek ağlıyor)

(Güneş) Alo, merhaba iyi günler.

Ben rezervasyon yaptırmak istiyorum. Onun için aramıştım.

Anladım, tamam. İyi günler. Sağ olun.

Al işte! Yer kalmamış.

Dedim sana. O an iki dakika arayacaktın Gülin.

Değil mi? Doğru söylüyorsun. Sekreterim ben çünkü. Başka işim yok benim.

Ben öyle bir şey mi söylüyorum? Gayet doğru düzgün, önemli bir iş bu.

Hayır, öyle bir şey söylüyorsun Güneş.

Gülin, sen benimlesin bugün.

Efendim?

Nasıl sizinleyim?

Basın işleriyle uğraşacaksın tamam mı?

Gazetecileri oyalayacaksın.

Bir de kulüpten doktor gelmiş, onu oyalayacaksın.

Yani benim sözcümsün bugün. Tamam mı kızım?

Hocam ben daha önce böyle bir şey hiç yapmadım ama.

Kızım ben yaptım mı sanki?

Sen hukuk bitirmedin mi? İşte bir işe yarasın.

Çok teşekkür ederim bana güvendiğiniz için...

...ama burası ne olacak? Boş kalacak şimdi.

Güneş senin vakan var mı?

Hocam ben bir hastayı taburcu--

Tamam, güzel. Taburcu et, ondan sonra bölüm sekreterisin bugün.

-Nasıl? -Güneş, sinirim tepemde zaten.

Canımı sıkma benim tamam mı?

Kimse benim üzerime gelmesin. Lütfen!

Hadi, hadi.

Görelim bakalım kolay mıymış benim işim şimdi?

Göreceğiz.

Ama bu karma böyle bir şey mi? Böyle hızlı mı işliyor bu?

Adam resmen bizi seçti.

Kaç yıllık kulüp doktorunu görmeliydiniz. Mort oldu.

Durup dururken neler kaçırıyorum burada!

(Demir) Siz ne yaptınız?

Biz ne yapalım? Kadını kurtardık ama nakil işi falan yaş bu saatten sonra.

Hayatta kurtarmaz.

Kara belam ne oldu sana? Ne bu surat?

Bugün değil Doruk. Lütfen.

Tamam.

(Duygusal müzik)

-Doruk. -Hocam.

Ali'yle yer değiştiriyorsun sen.

Futbolcuyu sen alıyorsun. Ali sen de mekanik kadını.

Tamam, söyle itirazın varsa. Dinliyorum.

Ben keyfimden yapmadım herhâlde.

-Adam hastaneyi-- -Gerek yok Tanju Hoca'm.

Haklısınız.

(Duygusal müzik)

İşte bu be! İşte bu!

Sen hiç bu kadar temiz bir kalp gördün mü Demo'm söyle.

Allah aşkına bu kadar temizini gördün mü?

Abi o iş, öyle bildiğin gibi değil.

İçinden sevin istiyorsan.

(Müzik)

Ferda Hoca'm, ben bu vakada olacakmışım.

Biliyorum, haberi geldi.

Yine ne yaptın acaba?

İyi misin sen?

İyi. Hadi, kadının kızıyla konuşmam gerekiyor...

...ya da kızlarıyla. Her neyse işte. Hadi gel.

Nazlıcığım acaba seninle birazcık konuşsak.

Hocayı yalnız bırakamam.

(Müzik)

Venöz kan enjektöre doldu. Subklavyendeyiz.

Bir sonraki adım?

Santral kateteri yerleştirmek.

Yavaş.

(Müzik)

Umarım dediği kadar iyidir Ferman Bey.

Bak, benden istediğini yaptım.

İzlemene de izin verdim. Lütfen artık hastaya odaklan.

Kim iyi doktor, kim değil anlarsın.

Bayağı bayağı takip ediyorum ben bu adamı. 20 yaşında futbolcu.

Trink milyon dolar verdiler buna.

(Doruk) Bu parayla ne yaparsın? Parti falan kafayı yersin değil mi?

(Doruk) Ama yok, Cüneyt öyle değil.

İlk sözleşme parasıyla annesine ev aldı. Kardeşine de iş kurdu.

Ee, Anadolu çocuğu.

Biyografisini daha sonra anlatın isterseniz.

Ameliyata odaklanın çabuk.

Pardon hocam.

400 mililitre soğutucu salin veriyorum hocam.

Gel.

(Müzik)

(Yaşam destek cihazı uyarı veriyor)

Vücut ısısı 35 hocam.

0.5 miligram atropin çabuk yükle!

(Ferman) Çabuk, çabuk, çabuk!

-Transkütanoz şok cihazı. Doruk fırla! -Hemen hocam.

Gel. Gel buraya.

Düşük güce ayarla.

Omuriliği kırabiliriz. Bunu göze alamayız.

-(Doruk) 40 miliamper hocam. -(Ferman) Güzel.

Çak!

-Nabız yok. -10 miligram epi!

Uzun iğne. Bir daha, 40!

Çak.

(Kalbi durdu)

Preop riluzol kullanın dedim o kadar! Kahretsin!

Hallederler şimdi! Sakin!

Nasıl sakin olayım? Adamım ölüyor aşağıda!

(Demir) Kompresyona başlayalım mı?

Olmaz. O kadar dislokasyonu göze alamayız. Hasta felç olabilir.

-Şarjı arttıralım. -40'ta devam.

Devam, çak.

Hocam cevap yok. Daha çok atropin verelim mi?

-O kadar vakit yok. -Damardan epi de mi versek?

Açelya hadi!

(Ferman) Çabuk!

Şarjı 100'e çekmemiz lazım.

Hayır dedi. Daha fazla riske giremeyiz.

-Ama ölmesinden daha iyidir. -Tamam da hayır dedi.

(Gerilim müziği)

Nabız geldi.

-Ateş? -35.2 hocam.

Bu soğukluk yeterli.

Hastayı takip edeceğiz.

Ameliyat öncesi tansiyonu da kalp ritmi de stabil olmak zorunda.

(Ferman) Daha sonra devam edeceğiz. Ameliyat durdu.

Bak, yarım bırakıyor görüyor musun?

Ben bir kerede yapardım bu ameliyatı.

Merhabalar, Gülin ben. Hastanenin basın sözcüsüyüm.

Prosedürle ilgili bir şeyi yanlış mı buldunuz? Açıklayalım size hemen.

Yapmayın Allah aşkına Gülin Hanım, görmüyor musunuz?

Tamam, ben dinleyeceğim sizi.

Dışarıda konuşalım isterseniz. Hem bir şey ikram edeyim size.

(Gülin) Birlikte halledeceğiz. Merak etmeyin.

Buyurun lütfen.

Annenizi yaşam destek ünitesine bağladık.

Kalp debisi çok düşük...

...ve maalesef nakletme şansımız kalmadı.

Havayolunun bize sağladığı imkânlar da yetersiz şu an.

Ama Amerika'daki doktoru arayarak, adım adım konuşarak...

...mekanik kalbi burada onarmaya çalışacağız.

Teşekkür ederim.

Rica ederiz. Geçmiş olsun.

Çok mu neşelisin sen?

Ne?

Neşeli biri misin yani? Ben pek öyle değilim de.

-Hayvanları seviyor musun? -Canım sakin.

Evet. Ne diyorsun?

Anladım. Annem de seviyor hayvanları ama ben korkuyorum.

İyi yemek yapıyor musun sen?

Ne diye şimdi bunları soruyorsun bana?

Nasıl biri olursam annem beni daha çok sever, onu anlamaya çalışıyorum.

Belki sana benzersem annem beni geri alır.

Üzülürsem gülerim. İyi yemek yapma kursuna giderim.

Ne yapıyorsun da annem sana kızım diyor?

Söyle, lütfen bana yardım et. Olmaz mı?

(Duygusal müzik)

Lütfen sakin.

Tamam.

İyi misiniz?

İyiyim.

Alo, Adil Hoca'm?

-Ali? -Hocam...

...bir vakamız var da...

...sanırım kızınız kendine benzetti.

Kaç kere aradım, açmadı. Demek o yüzdenmiş.

Kızınıza onu ne kadar sevdiğinizi söylerseniz iyi olur Adil Hoca'm.

Olduğu gibi.

Değişmeden.

Başka birisi gibi davranmasına gerek kalmadan.

Sağ ol çocuk, söylerim.

(Duygusal müzik)

Keşke biri de bana söylese.

(Leyla ağlıyor)

Aşkım! Bak hâlâ ağlıyorsun!

Ben sana ne kadar büyük sürprizler yaptım, değil mi?

İzle, bunu çok seveceksin.

Cee!

Hayır, hayır ağlama. (Geçiş sesi)

Hayır, tamam. Tamam, bu da yok.

Yapma artık. (Leyla ağlıyor)

Hâlâ mı ağlıyorsun? Tahmin edebilecek misin?

(Leyla ağlıyor)

Bak şimdi, biz bunu ne yapacağız? Biraz sıcak mı bu?

Özür dilerim! Özür dilerim!

Süt çok güzel aşkım. Sütte bir şey yok.

"Dandini dandini dastana"

"Dandini dandini"

Bong, bong, bong.

Kim gelmiş aşkım? Ali yapınca gülüyorsun ya hani.

Ben yapınca niye olmuyor? Ne yapacağız?

Başak ablanı mı arayalım?

(Leyla ağlıyor)

Bir dakika, bir şey daha kaldı denemediğimiz, bekle.

Bekle bizi.

Ay aşkım, sinirlerim bozuldu.

Benim kızım hız mı seviyor, yarışçı mı olacak?

Allah'ım sana şükürler olsun. Benim kızım hız seviyor.

Hadi bakalım, hadi bir daha.

(Sessizlik)

(Kapı vuruldu)

Beni gönderdiniz.

Ben değil, Tanju Hoca'n gönderdi.

-Ama siz beni bırakmazdınız. -Ali...

...zor bir gün geçiriyorum. Benim de kötü anlarım olabilir, değil mi?

Ben de zor bir gün geçiriyorum.

-Ama kimsenin kalbini kırmıyorum. -Tamam haklısın.

Haklısın, adam korkunç biri. Kaba, saygısız.

Ama bazı konular vardır, hassastır. Usulünce anlatılması gerekir.

Ben köt... Hâlâ aynı fikirdeyim.

Bilerek kendini sakatladığını düşünüyorum.

-Ama sizin yüzünüzden oldu dedin. -Ben öyle bir cümle kurmadım.

Onu ima ettin, onu anladın. Bütün konuştuklarının sonunda...

...insanlar kendilerini suçlu hissettiler.

Hissetmeliler.

Kimsenin Cüneyt Bey'i düşündüğü yok.

Annesi tadilat olacakmış, evini düşünüyor.

Kardeşi işini düşünüyor.

O kulüp doktoru gelecek milyon dolarlardan başka...

...hiçbir şey düşünmüyor. -Tamam.

Adama sorduk inkâr etti.

Ben vakadan seni almazdım.

Tanju Hoca'n aldı, yapacak bir şey yok.

Adam keşke sana bağırmasaydı, bağırdı. Ben de istemezdim.

Yapacak bir şey yok.

Bazen elimden bu kadar geliyor Ali.

Ben süper kahraman değilim ki.

Ben de sizin gibi değilim.

Siz de onu anlamıyorsunuz.

(Kapı açıldı)

(Kapı kapandı)

Kalbin stabil. Birkaç saate seni tekrar ameliyata alacağız.

Buradan yürüyerek çıkacaksın.

Yürümek ne!

Eskisi gibi çapraz koşular yapacaksın, çalımlar atacaksın.

O İngilizler var ya, görecek o İngilizler!

Evet, Cüneyt Bey...

Sizi niye seçtim, biliyor musunuz doktor?

Tekrar top oynayıp oynamamam umurunuzda olmaz diye düşündüm.

Ama asistanlarınız öyle düşünmüyor.

Nasıl ya? Yani futbol oynamak sizin umurunuzda değil mi?

Hayır.

Ben futbolu sevmiyorum.

Hiç sevmedim.

Nasıl abi? Sen futbolun kendisisin.

Futbol senin hayatın değil mi?

Yaşıtlarımdan hızlı koşardım.

Ortaokul 1'de beden hocam seni antrenmana çıkaracağım, dedi.

(Cüneyt) Çıkış o çıkış.

Bir daha kimse fikrimi sormadı.

Ben futboldan nefret ederdim.

O zaman bıraksaydın.

Denemedim mi sanıyorsunuz?

Sakat numarası bile yaptım.

İğneni yaparız, oynarsın dediler.

O zaman...

...kendini bilerek sakatladın.

Vay, Cüneyt be!

(Geçiş sesi)

(Geçiş sesi)

(Geçiş sesi)

(Derin nefes verdi)

Ah!

Sorduğumuzda niye inkâr ettin ya da niye bırakmak istiyorum demedin?

Annem...

...kardeşim, arkadaşlarım...

...hepsi elime bakıyor.

Bırakırsam ortada kalırlar.

-Sevdiklerin için yapıyorsun yani. -Yani.

Taraftarların sevgisi...

...ilgisi...

Beni seven birçok insan var...

...ama arada kalmaktan yoruldum doktor.

-Tabii ki tekrar yürümek istiyorum ama-- -Ama ne?

Ameliyatı...

...kariyerimi bitirecek bir şekilde yapmanın yolu varsa...

...lütfen öyle yapın.

Lütfen.

(Duygusal müzik)

Sağ olun. Elim, ayağım tutmuyor.

Ama gidemiyorsun, değil mi?

Çok iyi bilirim.

Nereden bileceksiniz ki?

Benim babam...

...görebileceğin en iyi kalpli insanlardan bir tanesidir.

Herkese bir iyiliği dokunmuştur.

Ama beni terk etti.

Bunu kendime hep hatırlatıyorum.

Bu beni sevmediği anlamına gelmiyor.

Ve her insan hata yapabilir.

O da hata yaptı.

Ve insanlar...

...hep en çok sevdiklerine zulmederler.

Benim annem öyle babanız gibi iyi biri değildi.

Çok sert bir kadındır.

Yıllarca kendime dedim ki...

...onun suçu değil Nilay.

Sadece elinden gelmiyor.

Sevme yeteneği yok.

Meğer varmış.

Beni sevmiyormuş sadece.

(Duygusal müzik)

Mozart müziği sevmiyormuş. Sabahattin Ali edebiyatı sevmiyormuş.

Hipokrat da doktorluktan nefret ediyormuş.

Oh, ne güzel!

(İç çekti)

(Müzik)

İnanmıyorum! Haberi de düşmüş. Transfer iptal.

Ne oluyor abi bu dünyaya? Ne oluyor bu dünyaya?

Hadi kalk, bir şeyler yiyelim. Neşemiz yerine gelsin, ben darlandım.

Abi işim var. Sana otuz defa söyledim ya! Al, bak.

Aman! İyi, çalış! Atom karınca!

(Kapı kapandı)

(Cüneyt dış ses) Beni seven birçok insan var.

Ama arada kalmaktan yoruldum doktor.

Doruk, bekle ben de geliyorum.

-Güneş. -Hocam.

Burada ne işin var?

-Hocam bugün buradayım. -Ali nerede?

Ali mekanik kalp vakasında.

Ameliyata girmem gerekiyor. Ali'yi görürsen...

...ona haklı olduğunu söyle. -Öyle mi? Ne konuda hocam?

Mesajımı ilet, o anlayacak. Tamam?

Tabii, iletirim! Benim işim bu zaten. Ben hemşire değilim ki!

Efendim Nazlı?

Ne kanaması?

Annem mi, Doktor Hanım?

-Hemen geliyorum. -(Nilay) Annem mi?

Doktor Hanım, annem mi?

Doktor Hanım! Annem mi, Doktor Hanım?

(Gerilim müziği)

-Karotiste kanama var. -Hocam, ECMO'yu tolere etmiyor.

Bu şekilde en fazla üç saat dayanır.

Yeni kalbi falan bekleyemeyiz. Kendimiz bir şekilde halledeceğiz.

Hocam...

...bizde gerekli aletler yok. -Bir şekilde halledeceğiz.

-Hocam omurları kaynatacak mıyız? -Hah, saçmalama!

Abi adam kendisi dedi ya.

...ameliyatı kariyerimi bitirebilecek şekilde yapın diye.

Cüneyt Cenkoğlu bu! Adamın futbol hayatını mı bitireceğiz?

-Hocam bir şey deyin. -Omurları falan kaynatmayacağız.

Mobilite kaybı olmadan ameliyatı bitireceğiz.

Eğer emekli olmak istiyorsa...

...bizi bahane etmeyecek. Gidip yakınlarına söyleyecek.

-Ama hocam adam istemiyor. -O zaman psikiyatr çağıracağız.

Siz de ameliyattan sonra gidip konuşacaksınız.

Daha sonra hiçbir şeye karışmayacağız. Kulüpçülere de çaktırmayın bu olayı.

Hadi ameliyata.

(Müzik)

Arıza, çarktaki kırık bir parçadan kaynaklanıyor diyor Amerikalı doktor.

Peki, ne yapmamız gerekiyormuş?

Uygun bir aletle kaynak yapmamız gerekiyor.

Bizde öyle bir alet yok ki.

Acaba fibrin yapıştırıcı kullansak olmaz mı?

Çark dakikada 1200 tur atıyor. Yapıştırıcı tutmaz.

Ne yapacağız o zaman?

-3D printer! 3D printer! -Ne?

3D printerı bu çarkın aynısını yapmak için kullanabiliriz.

Aynısını modelleriz.

Plastik parça o kadar uzun süre dayanmaz ki.

Dayanmasına gerek yok. Amerika'dan parça gelene kadar...

...yerini tutsun yeter.

Kabul ediyorum. Yapıyoruz.

Planları toplayın, benimle gelin. Hadi çabuk!

(Müzik)

(Gerilim müziği)

İltihap bayağı azalmış.

-Doruk kontra vidayla çubukları al, gel. -Hemen hocam.

(Ferman) Demir böyle gel.

-Demir ne oluyor? -Bir şey yok hocam, pardon.

Omur vidasını al gel. Hadi.

Ver.

Omurları çatlağın altından, üstünden sıkıştıracağız.

Önce güzelce hizalayacağız.

Vallahi hiç umudum yoktu.

Elinize sağlık.

Ne? Evet, dinliyorum.

Ne demek hasta, testlerde 70 yaşında çıktı?

Haa, yedi yaşında mıydı?

Tamam, bir hata yapmışız kardeşim. Niye kızıyorsun ki?

Hayır, niye kızıyorsun? Ben, sana onu söylüyorum.

Güneş.

Acilden gönderdiler. Bunları hemen sisteme gir, tamam mı?

Abla tamam da bana bir yardım eder misin? Ne olur.

Benim işim var, vakadayım. Hadi sana kolay gelsin.

Tamam, ab... Allah'ım ya Rabb'im!

-Alo, kardeşim bak-- -Güneş bunlar onkolojiden geldi.

-Hemen ameliyat sırasına alman lazım. -Tamam. Açi bir el at...

...buraları bir toparlayalım.

Alo?

Hocam.

Vaka raporları nerede?

Ee... Ben onu hemen hazırlıyorum hocam.

Güneş saat kaç?

İnsanlar evlerine gidecekler.

Şunu Gülin'e ver, hukuk departmanı gönderdi.

Bahsetmemesi gereken konu başlıkları. Anladın mı?

Sonra gel, burayı topla.

-Buraları da topla. -Tamam. Tamam hocam.

Ah, Gülin! Gülin sen neredesin?

Cüneyt Bey'in yaşadığıyla ilgili siz ne düşünüyorsunuz?

Arkadaşlar, arkadaşlar rica ediyorum...

...lütfen teker teker. Buyurun.

(Erkek) Cüneyt Bey'in durumu nedir?

Cüneyt Bey ameliyattan çıktı, durumu şu an stabil.

Hasar başarıyla onarıldı. Diğer soruyu alayım.

Sahalara ne zaman geri dönebilecek?

Kariyerine devam edememesi için tıbbi hiçbir sebep yok.

Doktorlarımız tam bir iyileşme bekliyor.

Bir saniye, çok pardon.

Şunları gönderdi Tanju Hoca.

Onları biliyorum. Ben hallediyorum, gerek yok.

Evet, diğer soruyu alayım?

(Kadın spiker) Peki yönetim bu konuyla ilgili neler söyleyecek?

Maalesef o konuda açıklama yapmak için bir yetkim yok.

Sorularımızı lütfen tıbbi durumuyla sınırlı tutarsak çok sevineceğim.

(Üst üste sorular soruluyorlar)

Arkadaşlar elimde olan bilgiler şu anda bu kadar.

Ben yeni bilgiler geldikçe sizinle paylaşmaya devam edeceğim...

...ama şu anda bu kadar cevap verebiliyorum.

Anlaştık?

(Ferda) Şimdi nasıl?

Kanatları sağlam hocam. Yönü de doğru.

Rulmanlar da düzgün çalışıyor. Elektrik akımı da tamam.

(Ferda) Of! Sorun ne acaba?

Ali!

Aort.

-Aort mu? -Sorun makinede değil.

Kalp yetmezliği ya yetersiz pompalama ya da yetersiz kan çıkarımından olur.

Hastanın pompalaması iyi olduğuna göre...

Cihazı takarken aort kapakçığını çıkarmışlar.

Eğer aortta daralma olduysa bu kan çıkışını daraltır...

...ve basıncın yükselmesine sebep olur.

Ameliyat sırasında anjiyo yaparsak kanıtlayabiliriz.

Selvi röntgeni ara, hemen c kollu cihazı getirsinler.

Tamam, arıyorum.

(Ferda) Bakalım haklı mısın?

Göreceksiniz hocam, haklı çıkacak.

Değil mi Ali?

(Müzik)

(Sessizlik)

(Duygusal müzik...)

(...)

Gel bakalım.

(Duygusal müzik...)

(...)

Alo, merhabalar. Ben, Doktor Ferman.

Kardeşim uyanık mı acaba? Bir sesini duymak istedim de özledim.

Teşekkür ederim, bekliyorum.

Boncuğum...

...ne yapıyorsun aşkım?

İyiyim.

Ne diyeceğim...

...ben bu gece evde kalmayacağım, otelde kalacağım.

Seni gelip alsam, koyun koyuna birlikte uyusak?

Yeni puzzle da aldım.

Hangi hayvanın olduğunu asla söylemeyeceğim.

Gelip kendin göreceksin.

Hemen çıkıp yanına geliyorum. Bekle beni.

Tamam aşkım, tamam. Hemen geliyorum.

Bu da işe yaramazsa yapacak hiçbir şey kalmadı.

Siz de Nilay annesiyle barışsın istiyorsunuz, değil mi?

Anneler ve çocukları ayrılmamalı Ali.

Hiçbir ebeveynle ayrılmamalı.

Bazen ayrı olmak çok daha iyi hocam, bana inanın.

Üzgünüm ama sana katılmıyorum Nazlı.

İlacı yavaş yavaş verebilirsin.

(Gerilim müziği)

Aorttayız.

Eğer tahmin ettiğim gibi aortta bir daralma varsa...

...basınçta ani bir artış olması lazım.

Bulduk!

Şimdi daralan yeri greftle değiştirebiliriz. Makas.

Aferin Ali.

(Ferda) Aferin.

Ameliyat gayet başarılı geçti. Uyanınca annenizi görebilirsiniz.

Allah'ım çok şükür! Doktor Hanım çok teşekkür ederim.

-Çok sağ olun. -Rica ederiz.

Anneniz iyi olacak.

Duydum.

Nilay Hanım...

...anneniz Sibel Hanım'ı sizden daha çok sevmiyor.

Sadece sizden sonra biraz değişmiş.

Değişmiş mi? Bana hâlâ aynı hakaretleri ediyor.

Hâlâ eskiden söylediği şeyleri söylüyor, duymadınız mı?

Öyle mi?

Peki, sizi ilk gördüğünde ne dedi?

Anne.

İyi görünüyorsun.

İyi görünüyorsun.

Tam düşündüğüm gibi.

Anneniz sizi seviyor.

(Adil) Kızım.

-Baba? -Sağ ol.

Senin burada ne işin var? Fizik tedaviye mi gelmiştin?

Yoo, seni görmeye geldim.

Beni görmeye mi?

Diyorum ki...

...bu gece baba kız gecesi mi yapsak?

Ne dersin?

-Yapalım. -Hadi o zaman.

Hadi.

(Duygusal müzik...)

(...)

İyi olacağım.

İyi olacağım.

(Mesaj geldi)

(İsmet dış ses) Seni çok seviyorum kızım.

(Duygusal müzik...)

(...)

(...)

Bugün hiç konuşamadık.

Evet.

Kendimi çok kötü hissediyorum.

Ben de.

Elini tutamadım diye mi?

Sen benim başıma neler geldi bir bilsen!

Sen benim başıma neler geldi bir bilsen!

Ali bu dünyada tek zorlanan sen değilsin.

Ben her zaman sana yardım edemem. Şu an hiç edemem.

Sadece eve gitmek istiyorum.

(Duygusal müzik)

(Telefon çalıyor)

Ali ne yapıyorsun? Uyandırıyordun!

Beliz Hanım, Leyla'yı, kardeşimi birazcık görebilir miyim?

Ali hayır, yeni uyuttum. Riske atamam.

-Azıcık görsem? -Ali bugün görmesen?

Çok zor uyuttum ve ben de bitmiş durumdayım.

Şu an lütfen uyu-- (Leyla ağlıyor)

Ali uyandı ve yine ağlıyor, tamam mı?

Bugün göremezsin, kusura bakma. (Ali ağlıyor)

(Müzik)

Yeter! Yeter, işkence ediyorsun kendine.

Ne yapayım?

Futbolcunun yaptığını yap. Bak, adam...

...milyonları hayal kırıklığına uğratabilir, yine de bırakıyor.

Sen de bırakabilirsin.

Ya yanlış seçimse ya pişman olursa sonra?

Yanlış seçimse ne bileyim…

...teknik direktör olarak geri dönebilir.

Futbolcular öyle yapmıyor mu? Sen de yapabilirsin, olmaz mı?

Bak aşkım, bu işe girmeyi sen seçmedin.

Ama çıkmayı sen seçebilirsin.

-Bu senin hayatın. -Bilemiyorum Açi.

Yemin ederim, bilemiyorum.

İyi, dışarı çıkıyoruz bu gece. Sen ve ben, tamam mı?

Sevgilin için bir gün izin alabilirsin değil mi?

-Ama sözleşme-- -Demir ne olur artık...

...sözleşmeden bahsetmesek olur mu? Sözleşme demeyelim.

Lütfen, ihtiyacım var.

Sen, ben eskisi gibi kafa dağıtalım, ne olur.

Lütfen.

Yürü hadi, hadi.

Demir sen hâlâ sözleşmeye mi bakıyorsun?

-Aşkım lütfen yürür müsün? Lütfen. -Tamam.

-Evet, seçenekleri sayıyorum. Bir. -Tamam.

(Adil) Ne kadar rekabetçi olduğunu düşünürsek...

...evde satranç turnuvası, hamburger, patates, satranç?

-Çok iyiymiş. -Evet.

-Ama başka? -Ya da şık bir gece.

Kızımla giyiniyoruz, süsleniyoruz...

...pahalı bir restorana gidiyoruz. Ne dersin?

Oo, bu da iyiymiş.

-Ama başka? -Ya da...

...tam tersi. Salaş bir balıkçıya gidiyoruz...

...sahilde denize nazır, baba kız.

Ee, sen de birini beğen artık.

Ya kıyamam. (Telefon çaldı)

(Ferda) Neler düşünmüşsün sen öyle.

(Telefon çalıyor) Aç hadi aç.

-Efendim Ali? -Adil Hoca'm ne oldu? Nasılsınız?

Ferda Hoca'm iyi mi? Sevindi mi? Ne olur iyi bir şey olsun.

Her şey yolunda. Hadi sonra görüşürüz.

Görüşürüz.

Evet, seçtin mi? Hangisi?

Ee... (Telefon çalıyor)

-Bir şey unuttu herhâlde? -Galiba.

Aç hadi aç, tamam, aç.

Efendim Ali?

Adil Hoca'm merhaba.

Acaba her şey yolundaysa yani iyiyseniz...

...sizden bir şey rica edebilir miyim?

Benim için bir şey yapar mısınız?

Ne oldu? Bir şey mi oldu?

Beliz Hanım bana kardeşimi göstermiyor. Siz...

...siz bir mesaj atarsanız, gösterir belki.

-Yapar mısınız şimdi? -Tamam, ben atarım, tamam.

Teşekkürler.

Ay!

Tamam bitiyor, dönüyorum sana.

Evet.

Nerede kalmıştık? (Telefon çalıyor)

Aa, tamam! Tamam!

Hadi, şimdi sen seç, ne istersen onu yapalım, hadi.

-Tamam, kararımı verdim. -Tamam.

Bence biz evimize gidelim. -Ay!

Biz bize takılalım.

Ve ben seni satrançta şöyle güzel bir--

(Telefon çalıyor)

Aç!

Aç!

(Telefon çalıyor)

Acaba Adil Hoca'm bir de Nazlı'yla--

Çocuk yeter!

(Adil) Bak, beni ikide bir arama artık. Lütfen ama.

Çok acil bir şey yoksa gözünü seveyim arama beni.

Kızımla baş başa bir akşam geçirmek istiyorum.

Ama çok arada kalıyorum böyle.

Şu anda acil bir şey var mı?

Yok. Kusura bakmayın.

Tamam çocuk, tamam. Hadi sor bakayım, ne var?

Yok. Ben sizi hiç yalnız bırakmadım.

Ben kendi başımın çaresine bakarım. Çok pardon. İyi geceler.

Tamam çocuk, iyi geceler.

(Müzik)

Evet, ne diyoruz?

(Müzik)

Ee, haklı.

(Müzik)

Ali.

Günaydın.

-Erkencisin bugün? -Günaydın Selvi Hemşire.

Hiç uyuyamadım.

Sanırım yalnızlık çekiyorum.

O ne demek öyle?

Adil Hoca'm, Ferda'yla. Leyliş’i göremedim.

Nazlı da bana biraz şey galiba...

Trip yapıyor?

Trip? O ne demek?

Böyle nazlanmak gibi bir şey. Sevgililer arasında olur.

Ama merak etme, geçer.

Siz atar mısınız Adil Hoca'ma trip?

Oo, ama öyle her zaman değil canım, arada bir.

-O ne yapar sonra? -Gönlümü alır.

Trip atmak!

Ne zor şey bu ilişki.

(Mesaj geldi)

(Müzik)

(Nazlı ses) Selam.

Ben şimdi uyandım.

-Günaydın Nazlı. -Rüyamda seni gördüm Ali.

Aramız açık, biliyorum.

Hayır benim, benim açık değil.

Normalden daha zor biriyim şu an. Tahmin edebiliyorum.

Babam çok zor zamanlar geçirtti.

Sana, çok basit bir şey yapamayınca...

...kırıldım biraz. -Sen kırılma.

-Üzülme. -(Nazlı ses) Öyle hemen...

...hiçbir şey olmamış gibi yapamam şu an.

Ama bu seni sevmediği anlamına gelmiyor.

(Nazlı ses) Biraz zaman ver bana.

Ne yapacağım ki zaten? Seninle tanıştığımızdan beri...

...dönüp dolaşıp hep sana geliyorum.

(Nazlı ses) Yine öyle olacak.

Ne olursa olsun...

...ben hep sana geleceğim.

(Müzik)

Anlaştık.

(Müzik)

-(Doruk) Psikiyatri rapor yazmış. -Ne diyor?

Depresyonda değilmiş. Aklı başındayken vermiş...

...bu emeklilik kararını.

(Demir) İyi, gidip biz de konuşalım o zaman.

Yok abi, ben hiçbir şey konuşmayacağım.

Kendi kararı neticede. Saygı duymak lazım.

-Sadece dinleyeceğim. -Tamam.

(Yaşam destek cihazı çalışıyor)

Merhaba.

(Doruk) Değerlerine bakıyorum...

...her şey yolunda. Ben bu arada size...

...sen diyorum ama... -Diyebilirsin, alışığım ben.

(Demir öksürüyor)

Ne olur bırakma be abi.

Ben, senin Yıldız Milli Takımı'ndan beri hayranınım.

(Doruk) Büyük hayranınım.

Kariyerindeki bütün golleri, tak tak tak sayarım hepsini.

Tamam, sen futbolu seçmemiş olabilirsin...

...ama futbol seni seçmiş.

Ne güzel yapmış, iyi ki de seçmiş.

Biraz dişini sıksan, biraz dişini sıksan...

...efsane olacaksın, efsane.

Tamam, kendini düşünmüyorsun, anladık, tamam.

Bizi düşün.

Arkandaki milyonlarca taraftarı düşün.

İlham verdiğin, o çocukları düşün.

Enikonu on sene oynayacaksın zaten. O kadar.

Gitme be abi!

(Yaşam destek cihazı çalışıyor) (Müzik)

Bence bırak Cüneyt.

Ne diyorsun sen ya?

Bırak!

Bak, ben çok iyi anlıyorum seni.

Babam vasiyetinde, şirketini bana bıraktı.

Vefat etti, beş ay oluyor.

Ben doktorum ama hayır diyemedim.

Son isteğiydi.

Ama o zamandan beri, bir yandan hastane...

...bir yandan, şirketi yönetmeye çalışıyorum.

Gerçekten, hayatım kalmadı.

Gerçekten, hayatım bitti, mahvoldum yani.

Aylardır, iki saat uykuyla geziyorum.

Hiç mi sevmiyorsun şirket işini?

Ya abi, şu kadar seviyorsam. Bak, inan, zerre sevmiyorum.

Ama yapıyorum.

Sen yapmayabilirsin.

(Demir) Gerçekten. Yani…

...böyle bir sakatlıktan sonra kimse suçlamaz seni.

Anneme ne diyeceğim peki?

Kadın bir başına büyüttü hepimizi.

Öyle gurur duyuyor ki.

Ben, ben şimdi nasıl...

Gerçeği söyleyeceksin, annene gerçeği söyleyeceksin.

Bu kadarını yapmak zorundasın.

Ben yapamıyorum, çünkü babam hayatta değil.

Ama sen yap. Yap.

Cüneyt bak...

...başkalarının memnuniyeti için yaşadığımızda...

...kendi hayatımızı yaşayamıyoruz.

Bu, bu kadar basit aslında.

(Kapı açıldı)

-Ne oluyor burada? -Kontrole geldik.

Kontrolü ben yaparım. Teşekkür ederim.

(Yaşam destek cihazı çalışıyor) (Müzik)

Nasılsın oğlum?

Fatih abi şu an seninle konuşmak istemiyorum.

Ne?

(Müzik)

Ne oluyor burada?

Annemle kardeşimi çağırır mısın lütfen?

Onlarla bir şey konuşmam lazım.

(Yaşam destek cihazı çalışıyor) (Müzik)

Güneş sen nasıl hemşirelik yapıyorsun Allah aşkına?

Bir gün seni sekreter yaptık, bütün hastane birbirine girdi.

Bu sabah tam, üç tane bölüm başkanıyla konuştum.

-Hocam ben şimdi hemen-- -Bırak, bırak Allah aşkına! Bırak!

Gülin halleder.

Gülin dün, tam anlamıyla hayat kurtardın.

Bu yüzden, Beliz Hanım'la konuşacağım...

...bakalım sana, bu tip işler verebilir miyiz başka.

Aferin.

Çok teşekkür ederim hocam, sağ olun.

(Müzik)

-Ne yapıyorsun? -Şapka çıkartıyorum.

Reverans yapıyorum.

Gülin...

...sultanım çok özür dilerim.

Ne kadar zor bir işin varmış. Ben bilememişim.

Öyle saçma sapan konuşmuşum.

Tamam, kabul ederim özrünü ama bir şartım var.

Tamam, nedir? Ne istersen?

Akşam dışarı çıkacağız.

Olur! Olmaz mı? Olur, olur!

Hatta milleti de çağıralım mı?

Çağıralım. Bunca şey oldu, hiçbirini kutlamadık.

Ne zamandır çıkmadık da. Gelsin herkes.

Hatta ben, herkese haber veririm. Sen sakın zahmet etme.

Eminim, şimdi sen çok yoğunsundur.

-Tamam, tamam affettim. -İşte bu!

-Hemen mesajlaşıyorum ben herkesle. -İyi, tamam. Yaz.

(Müzik)

Aa, Leyla'yı mı özledin sen?

Beliz'le konuşabildin mi?

Maalesef, biraz daha özleyeceksin.

Konuştum. Leyla'ya ben bakacağım diyor da başka bir şey demiyor.

Dedim; istersen ben de yardıma geleyim, beni de istemedi.

Bozma moralini.

Bak, Güneş mesaj attı. Akşam bir yerlere gidiyorlarmış.

-Hadi, sen de gel. -Saçmalama.

Of, çok sıkıcısın.

-Teşekkür ederim. -Ama neden biliyor musun?

Hep uzaklara bakıyorsun sen.

Şimdi, ben bunlarla bir yerlere gidersem...

...ileride otoritem sarsılır.

Otoritem sarsılırsa, kontrolü kaybederim.

Kontrolü kaybedersem, ileride mesleki amaçlarıma ulaşamam.

-İlerisi de ilerisi. -Çünkü cerrahım.

Yani, plansız hareket edemiyorum.

Bir bırak ya, bir rahatla.

Mutluluk ileride bir yerde değil. Mutluluk şu anda.

Bir kere olsun şimdiyi seç ve mutlu ol.

O kadar zor bir şey değil.

Arada bırakmak gerek sadece.

(Telefon çalıyor)

(Müzik)

Sen bunu bir düşün.

(Müzik)

(Mesaj geldi) Nazlı!

(Hastane ortam sesi)

Ne oldu? Niye geldin?

Adil Hoca'm çağırmış.

Sana da mı mesaj atmış?

(Adil dış ses) Aysu Hanım'ın odasında buluşalım.

Girelim o zaman.

(Yaşam destek cihazı çalışıyor) (Müzik)

Gelin çocuklar, gelin. Geçin şöyle.

Aysu Hanım, sizinle konuşmak istedim...

...çünkü birbirimiz çok benziyoruz bence.

Niye ki?

Bu, benim kızım.

Zamanında ayrıldık annesiyle.

Kızımdan da ayrı düştüm.

O arada...

...bu çocuk da benim evladım oldu.

(Yaşam destek cihazı çalışıyor) (Müzik)

Ama kalbim, hep acıyordu.

Küslükler...

...hatalar...

...sonunda da işte, buraya düştüm.

Hastalandım, tıpkı sizin gibi.

Ama arada tek bir fark var.

Ben şimdi çok mutluyum.

(Adil) Neden biliyor musunuz?

Çünkü biliyorum ki bu hayat bize...

...bir seçme şansı veriyor.

Kızım beni terk etse de...

...ben bu sandalyeyi parçalar, yine düşerim onun peşine.

Ölsem bırakmam.

Bu çocuk...

...beni delirtse de...

...ben yine de onu seçerim.

(Adil) Çünkü...

...bu hayat bana öğretti Aysu Hanım.

Bu hayatta mutlu olmayı seçebiliriz.

Siz de seçebilirsiniz.

Bu inatçı kızla mı?

Benim sözümü hiç dinlemeyen...

...hep burnunun dikine giden bu kızla mı?

Gizli gizli konserlerine gittim.

En arka sırada saklandım.

Ağlayarak dinlediğim bu kızla mı?

Anne!

Ben seni çok özledim.

Ben de anneciğim ben de seni çok özledim

Seni çok seviyorum.

Bir daha sakın bırakıp gitme, tamam mı?

(Aysu) Sakın anneciğim, sakın.

Sakın! Çok özlüyorum ben seni.

(Duygusal müzik)

Ah benim güzel kızım gel, sen de gel.

Ben sizi çok seviyorum.

Artık iki kardeş oldunuz.

Birbiriniz çok seveceksiniz.

Ben de size söz veriyorum, bir daha hasta olmayacağım.

(Duygusal müzik)

İtiraf etmeliyim, çok iyi konuştun.

Ama...

...bundan sonra...

...ben de seni seçiyorum artık.

Çok sevindim Ferda Hoca'm.

-Ama şu evi boyatalım artık. -Ne?

Yani kalıcı mıyım, değil miyim burada...

...bilmediğim için sana bir şey demiyordum ama gerçekten...

...çok sıkıldım bu renkten. Senin evini boyatmamız lazım.

Senin evini mi? Senin değil kızım, bizim evimiz orası, bizim.

Ee, hangi renge boyatalım istersin?

Sen söyle, onu yapalım.

Sen iste, istersen fosforlu yeşile bile boyatırım o evi.

-Hayırlı olsun Adil Hoca'm. -Sağ ol çocuk.

Fosforlu yeşil falan değil de işte...

Peki, ne dersin, böyle pembeye boyatalım mı?

-Tabii çok güzel olur. -Pembe mi? Kız çocuğu muyum ben?

Öylesin tabii, çocuk.

(Duygusal müzik)

O zaman yarın boyatıyor muyuz?

Yarın olmaz. Hadi şimdi gidip boyatalım, hadi.

-Şimdi mi? Hemen şimdi? -Hadi, hadi. Boyacı bulalım, hadi.

-Şimdi götüreyim mi seni? -Evet, evet. Şimdi gidelim.

-Peki. -İstersen...

...duvar kâğıtçıya da uğrayalım. -Ben de size yardım edeyim mi?

-(Adil) Kâğıtçıya bakalım bence. -Bence de bakalım ama...

...renk yapsak daha iyi olur.

(Adil - Ferda konuşarak gidiyorlar)

(Duygusal müzik)

-Nereden buldun bunu? -Bodrum hazine kaynıyor oğlum.

Ya Adil Hoca ya Beliz Hanım, ikisinden biri kesin istifçi.

Attırmamışlar eski şeyleri. Bir sürü şey var.

Kusura bakma bu arada. Ayılık ettim.

-Ne? -Ben bilmiyordum, senin...

...şirketin, babadan kaldığını. Babanın...

...vefat ettiğini falan. Başın sağ olsun.

Eyvallah.

Bu arada bence o seçim işlerine çok takıyorsun. O kadar takma.

Hayat, biz seçim yaptığımızı sanırken, başımıza gelenler bence.

Ayrıca, ne fark eder ki? Üç günlük dünya zaten.

Bu amma pozitif bir bakış hayata.

-Vallahi içim açıldı. -Gül sen daha, gül.

Ama bundan sonra uğraşmayacağım seninle.

Asistan odasında istediğin gibi şirket işlerini yapabilirsin.

Dokunmayacağım.

Eyvallah.

Sert vurdu, uzaktan gördü ve üç sıfır yaptı.

Oğlum sen Kova burcu musun? Ne atsam, giriyor bugün.

-Bu nasıl futbolseverlik? -Oğlum daha demin demedin mi...

...uğraşmayacağım diye. Ne bu fazla tepkiler?

İş konusunda uğraşmayacağım, dedim.

Yoksa ne yapalım? Yan yana oturalım mı...

...kardeş kardeş, bayık bayık?

Sen daha dur. Cüneyt futbolu bir bıraksın...

...o zaman çekeceğin var benden. Hadi başla.

-Naziko. -Canım.

Ne yapıyorsun? Gelecek misin kafeye?

Ali geliyor mu?

Bilmem. Sorayım mı?

Açi ben, Ali'den çok mu şey istiyorum?

Nereden çıktı?

İşte bu el tutma konusu. Kocaman oldu, büyüdü.

Hayır. Saçmalama.

(Açelya) Ali zaten çok ilerletti kendini.

Sen ittiriyorsun diye de oluyor hep.

Bence doğru bir şey yapıyorsun.

Umarım öyledir.

Sen bir konuşsana o zaman. Gelsin.

İyi, hadi. Bende.

(Müzik)

Kafayı yemiş ya! Hadi bana acımıyorsun...

...kardeşine, annene de mi acımıyorsun hiç?

(Fatih) Bu kadın senin için neler yaptı be!

-(Fatih) Şu hâle bak. -(Ferman) Çabuk!

(Fatih) Bizi bıraktığın duruma bak. Allah kahretsin, delireceğim!

(Ferman) Ne yapıyorsunuz Fatih Bey? Niye bağırıyorsunuz?

Futbolu sevmiyormuş. Şımarık!

Abi ne yaptın sen ya?

Ne yapacağız şimdi biz? Dükkânı mı kapatacağım ben?

Kızım ağlama, bir yolunu bulacağız, merak etme.

Sizin bu olup bitenden, haberiniz var mı?

-Evet, var. -Nasıl yani?

Bir dakika, bir dakika...

...yani şimdi siz...

...futbol oynamak istemediğini biliyorsunuz öyle mi?

Evet, biliyoruz.

Demek, milleti de örgütlüyorsun öyle mi?

(Fatih) Ama o kadar kolay değil Cüneyt Efendi.

Elimde kapı gibi kontrat var. Çıkacaksın sahaya.

Yeter! Burada bağıramazsınız bu şekilde. Çıkın dışarı!

-Demir, Doruk, eşlik edin beyefendiye. -Hişt!

Eğer bu işin altından siz çıkarsanız...

...benden çekeceğiniz var.

Bakın, burada söylüyorum.

Benden çekeceğiniz var.

Hadi buyurun, çıkın dışarı.

Peşinden gidin.

Ah be abiciğim, ah be abiciğim.

(Ferman) Arkadaşlar içeri.

Hadi, işinizin başına, devam.

(Gerilim müziği...)

(...)

(Yaşam destek cihazı çalışıyor)

(Ferman) Müsait misin?

(Ferman) Bir de ben konuşmak isterim seninle.

Tabii bir doktor olarak değil.

Aramızda yaklaşık on yaş falan vardır herhâlde.

O yüzden öyle bir yerden konuşacağım, tamam mı?

Olur.

Mesleklerimiz aslında ne kadar birbirine benziyor, farkında mısın?

Yani bizde de sürekli çalışmak, iş, iş, iş.

İki tane doktor kafeye gitse, bir düzgün sohbet etmeye kalksak...

...konu sonunda mutlaka apandisti ne yaptın gibi bir yere bağlanıyor, net.

Bizim de öyle.

Sabah 06.00 akşam 20.00, non-stop.

Maç günlerini saymıyorum bile.

Bizde de fakülteyi bitiriyorsun asistanlık başlıyor.

Asistanlığın çilesi. Ondan sonra uzmanlık geliyor.

Uzmanlığın sorumluluğu, stresi.

Bizde amatör küme o.

Bazen soyunma odasında yer bile bulamazsın.

Baksana, ne kadar parıltılı gözükse de çok zor mesleklerimiz var.

Sürekli ter, gözyaşı.

Ve başarı garantisi yok.

Belki beraber yola çıktığın arkadaşlarının çoğu...

...en başından elendi.

Onda biri aşağı yukarı.

On kişiden biri gelir takıma girer.

Diğerleri sepet.

O zaman sana bir soru.

Nasıl başardık?

(Ferman) Yani başkasında olmayan da...

...bizde olan şey neydi?

(Cüneyt) Ne?

Diyorum ki Cüneyt...

...kimse sevmediği bir şey için bu kadar uğraşmaz.

Hele senin kadar iyi ve başarılı asla olamaz.

(Ferman) Anlıyorum.

Kulüp, beklentiler, baskı, belki benim bilmediğim bir sürü şey.

Belki bunların hepsi futbolu neden sevdiğini unutturmuştur sana, ha?

Bir düşün.

Hatırla onu.

(Müzik)

Bol şans.

(Müzik...)

(...)

(Açelya) Hah, Ali ya.

Çok şükür. Neredesin? Bütün hastaneyi dört döndüm ya!

Bu nasıl bir soru? Burada olduğumu görüyorsun.

İyi, tamam, kızma.

Kafeye gelecek misin?

Gelmiyorum.

Niye?

Her şey üst üste geldi.

Şimdi orada kalabalık, bir sürü ses, bu bana hiç iyi gelmez.

Ama Aliciğim, bin kere gittik.

Bu artık rahat ettiğim anlamına gelmiyor.

Bu, benim bin kere daha zorlandığım anlamına geliyor.

Hım.

Ama Nazlı gelmeni istiyor.

Öyle mi dedi?

Tabii.

Ama bana biraz zaman ver dedi.

Aliciğim, sana küçük bir sır vereyim mi?

Biz kadınlar aslında gelmeyin deriz.

Ama gelmenizi isteriz.

Niye gelin demiyorsunuz?

Şifre mi çözeceğim ben?

Anlamıyorum ki ben sizi.

Sen beni dinle.

Ben gelmek istemiyorum.

Peki, Nazlı'yla barışmak istiyor musun?

Tamam o zaman, gel.

(Açelya) İstemesen de gel.

Nazlı'nın elini tut, her şey yoluna girecek.

Ben sana söz veriyorum.

Tamam mı?

(Müzik...)

(...)

(Kapı vuruluyor)

-Hocam, uygun musunuz? -Gel Doruk.

Gelebilirsiniz.

(Doruk) Buyurun.

Size teşekkür etmeye geldik.

Ne zahmet ettiniz, teşekkür ederim.

Oğlum bırakmıyor futbolu, emekli olmuyor, vazgeçti.

Sizin sayenizde.

Oğlunuzla sizin için konuşmadım, biliyorsunuz değil mi?

Biliyoruz, biliyoruz. Biz aramızda her şeyi konuştuk.

Biz hiç anlamamışız Doktor Bey.

O zaten mutlu sandık, kendi derdimize düştük.

Bunu anlamanıza sevindim.

-Cüneyt mutlu mu peki? -Hepimiz çok mutluyuz.

Hepimiz çok mutluyuz hocam, çok mutlu ettiniz, çok sağ olun.

(Doruk) Ee...

Bu arada hocanın işi olabilir. Sizi artık dışarı alayım.

-Teşekkür ederiz. -İyi akşamlar.

Sağ olun hocam.

Hocam, bu arada top benim fikrimdi.

Dorukcuğum, kaybol.

Tamam hocam.

Ee, son bir şey.

O hepimize çok ilham veren bir futbolcuydu.

Sadece ona değil, hepimize iyilik yaptınız.

(Doruk) Çok sağ olun.

(Müzik)

(Ferman) Ferman abiye.

Ali.

İşte geçen gün burada gördüm.

-Kimi? -Ali Bey'i.

Tuhaftı, korkmuş gibiydi.

(Geçiş sesi)

Hey!

Dursana arkadaşım!

(Doruk) Hey! Hey!

Hey!

(Geçiş sesi)

Nasılsınız, iyi misiniz diye sordum, daha da korktu.

Bir şey olmuş ama belli.

Acaba Nazlı Hanım'la bir şeyler mi oldu?

Bilemiyorum ki.

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

Açma.

Lütfen. Bak, çok güzel değil miydi dün gece, çok eğlenmedik mi biz?

Güzeldi, evet.

Yine yapalım.

Bak, zaten çok zor bir meslek yapıyoruz.

Açma işte şu telefonu bugün. Yarın sabah mail atarsın, bitti gitti.

Yapamam.

Niye?

Çünkü bütün bu saçmalıklarına, zorluklarına rağmen...

...ben seviyorum galiba bu işi.

Nasıl seviyorsun ya?

Yani medikal ekipman tarafı güzel.

Yani aletlerim bir yerlerde birilerini iyi ediyor.

İyi geliyor aslında bana.

(Telefon çalıyor)

Aşkım, ben sevgilimi istiyorum artık. (Telefon çalıyor)

Üzgünüm güzellik. (Telefon ısrarlı çalıyor)

Şu telefonu açma!

Yapma, lütfen. Bak, açarsan bugün ben seninle konuşmayacağım.

(Müzik)

(Açelya) Peki, çok iyi, tamam.

Ama ağlama sonra bana, tamam mı?

Çünkü bir daha ağlarsan çok sert bir cevabım olacak sana.

(Müzik)

Alo.

Evet, hazırım ben.

Başlayabiliriz.

Demek mekânınız burası.

Evet.

Tamam çok matah bir yer değil belki ama biz seviyoruz, hep geliyoruz.

Böyle evimiz gibi oldu.

Geliyorduk hocam hep beraber ama birazcık fire vermeye başladık.

Ya, çocuğun işi vardı Açi, yoksa gelirdi kesin.

Ay! Öf!

Tamam. Bak, ne zamandır ilk defa çıktık. Düşmek yok bu akşam, lütfen.

Evet ya, tamam. Bugün iş güç, dert tasa konuşmayalım.

Aynen öyle, hadi tamam. Herkes eğleniyor bu akşam, eğleneceğiz bu kadar.

Yok, bu sefer de ben, bu sefer de ben somurtacağım.

(Açelya) Bu sefer de siz beni eğlendireceksiniz.

(Hareketli müzik) (Üst üste konuşmalar)

(Gerilim müziği)

(Nazlı) Ali!

-Hoş geldin. -Hoş geldin Ali.

Hoş geldin.

Hoş geldin Ali.

Hoş geldin Kara Şimşek.

Gel.

(Hareketli müzik)

Hoş geldin.

Karar verdim.

Bu gece ne olursa olsun elini hiç bırakmayacağım.

Emin misin?

Ali, ben seni zorlamak istemiyorum.

Hayır, zorlanmıyorum.

Kendim istiyorum.

(Duygusal müzik)

(Açelya) Bir şey söyleyeceğim.

Ben bunu bilmek istiyorum, ben mi abartıyorum?

-(Açelya) Onun iyiliği için yapıyorum. -Tamam gelir canım, belki de gelecek.

Nereden biliyorsun?

(Açelya) Saat olmuş kaç! Hıyar!

(Nazlı) Ama işini bitirdikten sonra gelecektir.

(Açelya) Hangi işini?

Şirket işini.

Ali!

Bırakmayacağım.

(Duygusal müzik)

(Açelya) Özledim aynı zamanda yani, bunu yapmaya hakkı yok ki bana.

Bak, herkes sana bakıyor tabii hayatım. Kime bakacak?

(Üst üste konuşmalar)

(Güneş) Hani diyorum ki artık oyunculuğa benim yerime sen mi geçsen?

(Üst üste konuşmalar)

Ne diyeceğim bak.

Sen dün böyle bayağı bir parlıyordun kameraların karşısında evet, evet.

Çok teşekkürler. Yapma.

-Hiç öyle... -Heyecandan dilim damağım kurudu.

Ne oldu? Ne!

(Hareketli müzik)

Ne oluyor ya?

Merhaba arkadaşlar.

Ne var, ne bakıyorsunuz?

-Acil bir durum mu oldu hastanede hocam? -Yok.

Bize mi kızdınız, buraya geldiğimiz için?

Ne alaka Ali?

Dünya tersine falan dönmedi, değil mi?

-Arkadaşlar-- -Bir sakin arkadaşlar.

Hoş geldin. İyi ki geldin.

Hadi gel, içecek bir şeyler alalım.

İyi eğlenceler.

Ne iyi ettin de geldin.

-Bir saniyeni rica edebilir miyim? -Tamam, sen bak işine.

Kimleri beklerken, kimler geldi.

Dün tespitinde haklıydın.

Tepeden tırnağa kadar.

Yine bizim göremediğimizi gördün.

Ama nasıl ifade edeceğinle alakalı hâlâ ben haklıyım.

İnsanlara neyi ne zaman açıklayacağını ya öğreneceksin...

...ya da bunları birlikte yaşamaya devam edeceğiz.

Bunu bir düşün.

Tamam mı?

(Müzik)

(Güneş) Ne içelim peki?

Geliyorum abi.

(Gerilim müziği)

Ee, neye borçluyuz gelişimizi?

Halkınızı selamlamaya mı geldiniz ekselansları?

-Böyle dalga geçeceksen gidiyorum. -Tamam, tamam. Sustum.

Sadece şaşırdım. Yani geleceğini beklemiyordum.

Aslında gelmem.

Ama Ali'yi görmeye geldim.

Hım.

Sadece o mu?

Peki, dayanamadım.

Eve gittim, içeriye giremiyorum zaten.

Kendimi burada buldum.

Tamam merak etme, geçecek.

Beliz'e bebekle kalmak çok iyi gelecek.

Bak göreceksin, yarın daha iyi olacak, güven bana.

Umarım.

Ee, ne içiyoruz?

-Sen seç. -Peki.

Bakar mısın?

(Hareketli müzik)

(Gerilim müziği...)

(...)

Hanım köylü ne haber?

Ne köylü?

Oturmuşsun yine hanımının dizinin dibine.

İlişkim için fedakârlık yapıyorum.

İyi, aferin.

Ya, sana ne soracağım.

Sen önceki akşam bu saatlerde neredeydin?

(Doruk) Hastanede miydin?

Hangi akşam?

Önceki akşam.

Neredeydin, hastanede miydin?

-Oo! -Afiyet olsun.

Ben migrenim için ilaç almaya inmiştim.

(Doruk) Bir ses duydum.

Seslendim arkasından, kaçtı korkak tavuk.

O sen olabilir misin acaba?

(Gerilim müziği)

Tabağımdan yenmesinden hoşlanmam, lütfen.

Lütfen yeme, kokun tabağıma karışacak.

Tamam, öbür taraftan yersin ya, bir şey olmaz.

Sen şimdi fedakârlık yapıyorsun ya ilişkin için...

...ilişkilerde en büyük fedakârlık...

...sessiz kalmaktır.

Bildiklerini kendine saklamaktır.

Çünkü hiçbir şey dışarıdan göründüğü gibi değildir be Cefa.

İnsanları dışarıdan bir bakışta öyle anlayamayız.

(Gerilim müziği)

Anladın mı?

Pardon, unutmuşum.

Hadi ben kaçtım o zaman.

İyi eğlenceler.

(Gerilim müziği)

(Güneş) Ya Okan!

Okan, abi müziği açsana! Aç böyle yüksek sesle aç!

Bir dans edelim ya!

(Hareketli müzik...)

(...)

Gel buraya, gel, gel, gel.

-(Güneş) Dans edeceğiz. -Ya deli.

(Gerilim müziği...) (Konuşmalar duyulmuyor)

(...)

Ne oldu?

Bende!

(Hareketli müzik)

Çok fazla, çok fazla!

Çok fazla, çok fazla, çok fazla!

Çok fazla, çok fazla!

-(Nazlı) Ali! -(Ali) Çok fazla!

-(Nazlı) İyi misin? -Değilim!

Değilim!

-Tamam, anlıyorum. -Hayır, anlamıyorsun.

Anlamıyorsun! Hiçbiriniz anlamıyorsunuz!

Bunların hepsi bana çok fazla!

Çok fazla!

Ali, dedim sana ama zorlama.

Başka türlü oluyor mu?

Olmuyor.

Küsüp, uzaklaşıyorsun!

Benim yapmam lazım!

Ben yapınca olmuyor!

Ben sana her dokunduğumda korkuyorum Nazlı!

Yine de yapmaya çalışıyorum!

Bana her dokunduğunda korkuyor musun?

Tabii ki de korkuyorum!

Temas beni ürkütüyor, bilmiyor musun?

-Ben sen bunu yapabilince-- -Geçti sandınız, değil mi?

Geçmedi Nazlı!

Geçmeyecek!

-Ali-- -Ben sadece kendimi zorluyorum!

Benden ayrılma uzaklaşma diye, arkadaşlarım benden ayrılmasın diye!

Başka türlü beni almıyorsunuz ki yanınıza!

Ali, haksızlık ediyorsun. Bak, haksızlık ediyorsun.

İçerideki herkes seni çok seviyor.

Deli gibi zorluyorum çünkü kendimi!

Sizin için kolay gelen şeyler benim için o kadar zor ki!

Mesela o çiçek!

O çiçek bana...

...hayal kırıklığı gibi kokuyor!

Çok güçlü, çok!

(Ali) Ya da...

Ya da o müzik! Sizin için hiçbir şey ifade etmiyor.

Ama ben?

Benim için?

Benim kulağımı deliyor. Sanki böyle beynimin içine giriyor.

O kadar zor ki anlamıyorsun, çok korkuyorum.

Ayakkabı bağcıklarım.

Bağcıklarım çözülünce sanki böyle batıyor ayağıma...

...böyle böyle batıyor, böyle böyle batıyor!

-Tamam, çok çok özür dilerim. -Dileme.

Dileme.

Sen çok güzelsin.

Ellerin çok güzel.

Ama hep tutamam.

Benim duygularım sizin gibi çalışmıyor.

Sizin gibi değilim.

Ben...

Ben sizin yanınızdan kaçmıyorum diye, bağırıp, kriz geçirmiyorum diye siz...

...geçti sandınız.

Geçmedi.

Geçmeyecek.

Ben hasta değilim.

Otizmliyim ben.

Ve bu hiç geçmeyecek.

(Hüzünlü müzik...)

(...)

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ayhan Özgören - Belgin Yılmaz...

...Bülent Temür - Çağıl Doğan - Çağrı Doğan

Editör: Dolunay Ünal

(Jenerik müziği...)

(...)

(...)

(Jenerik müziği...)

(...)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.