All language subtitles for Mucize.Doktor.S02.E08 [36. Bפlבm]

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali Download
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German Download
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian Download
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal) Download
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Jenerik müziği...)

(...)

(...)

Geldik.

Bir şey demeyecek misin?

Beliz?

Dünkü hâlinle ilgili ne düşünüyorum, biliyor musun?

-Evet. -Son derece düşüncesiz...

...kaba, bencil ve çok iticiydin ferman!

Ben dünkü hâlin için ne düşünüyorum, biliyor musun?

Duyarsız, bencil ve kötü kalpliydin.

Hastane batıyor Ferman!

Çok kötü durumdayız, anladın mı? Batıyor hastane.

Umurumda değil.

Öyle mi?

O zaman senin kuruldan alacağın ceza da...

...benim umurumda değil!

Olmasın çünkü benim de umurumda değil.

-(Beliz) Ne oluyor sana ya? -(Ferman) Dürüst oluyorum.

Dün ilk defa korkularımdan arınıp dürüst oldum...

...ve acayip iyi geldi, çok rahatladım.

Bundan sonra da böyle delireceğim.

Ben de deliririm o zaman!

Delir ya, zaten delirmediğin hata.

Koca dünya delirmiş, biz niye delirmiyoruz?

Ya sen ne yapıyorsun?

Bizim ne yapmamızı istiyorsun Ferman?

Ne yapalım senin normale dönmen için söylesene?

(Alkışlıyor)

(Gerilim müziği)

Çok iyi, bravo.

(Gerilim müziği)

Cezamı kesin hocam.

Hanımefendi, hastanenin durumundan bahsetti mi?

-Evet, haberim var. -Güzel.

Birtakım girişimlerde bulundum.

Sonuçlarını bekliyorum.

Ne yapabileceğime bakacağım.

O zamana kadar da cezanı kesmeyeceğim.

Ne zaman?

Sen hani bir gün...

...bölüm başkanı olmak isteyeceksin ya...

...işte tam o gün.

Asistanlarına da söyle, başasistanlık yarışı devam ediyor.

Puanlarını topluyorum, topluca bildireceğim.

Kimse salmaya kalkmasın.

Ha bu arada Beliz...

...sakın bir daha şikâyet etme. Siz ikiniz...

...tam tencere kapaksınız.

(Gülüyorlar)

Ferman, gülme.

Gülme!

-Gel sarılalım. -Hayır.

Gel, vallahi bir sarılalım.

Hayır, ben Adil Hoca'ya gideceğim.

Gel buraya bir sarılalım gel.

Bir daha delireceğin zaman haber ver, tamam mı?

Anlaştık. Bundan sonra delireceksek...

...beraber delireceğiz.

Bir batmadan girelim istiyorsan hastaneye?

Hadi.

(Duygusal müzik)

Menemen geldi.

Of, mis gibi kokuyor.

Babacığım ya, en sevdiğim.

-(İsmet) Afiyet olsun. -Ellerine sağlık babacığım.

-Açelya! -Açelya.

-Geldim. Oho! -(Nazlı) Koş, koş.

Hadi gel kızım, soğutma.

Koş, koş! Bak, menemene bak.

Bakın, babamın menemeni efsanedir.

Üzerine tanımam. Parmaklarını yiyeceksin.

Afiyet olsun güzel kızım benim.

-Eline sağlık babacığım. -(İsmet) Canım benim.

Ver bakalım.

(Açelya) Al bakalım tabağımı.

-Lütfen. -Bakalım beğenecek misin?

-(Nazlı) Ellerine sağlık. -(İsmet) Canım benim.

Nasıl?

Bir tık acı seviyorsunuz siz.

(Gülüyorlar)

(İsmet dış ses) Teşekkür ederim.

(Gerilim müziği)

(Nazlı) Ali.

-(Nazlı) Ali? -Efendim?

Ee, yemiyorsun.

Bak beğenmediysen, istemiyorsan...

...hemen tosta dönebiliriz.

Babamın tostu da efsanedir.

Yapayım mı bir tost, ister misin?

Ha?

Benim gitmem gerek, iyi günler!

-Nasıl ya Ali? -Nereye gidiyorsun ya?

Ali! (Kapı kapandı)

Ne oldu şimdi, gitti mi?

Allah Allah! Ne oldu şimdi anlamadım ki?

İlk önce çelik gibi sinirlerin olacak...

...mangal gibi bir yüreğin...

...balyoz gibi de bir bileğin.

Tamam, hadi başla operasyona.

Bak, anevrizma alır gibi.

Bak, nazikçe gireceksin...

...gireceksin, sonra birden...

...tak!

(Doruk gülüyor)

Sen hiç uğraşma bence.

Boşu boşuna rezil edersin kendini. Bak ben söyleyeyim.

İzle şimdi bak, nasıl dartını ikiye bölüyorum ortadan.

İzle.

-Buradan, değil mi? -(Doruk) Evet.

Tamam.

Aa! Hocam, pardon.

Hasta mısınız oğlum siz?

Hocam, kusura bakmayın. Arkadaş biraz acemi de.

Sen ne konuşuyorsun hâlâ?

Üniversitede olay çıkmış, üç ambulans geliyor hadi!

(Demir) Bu sayılmaz, dikkatim dağıldı.

5-0 yenildin. Onu ne yapacağız?

Ali yolda, Nazlı'ya yarım gün izin verdim. Biz halledeceğiz.

(Ambulans sireni çalıyor)

Çabuk, çabuk!

(Paramedik) 20 yaşında, erkek. Kampüste bulduk...

...künt kafa yaralanması, sağ elinde kırık.

(Paramedik) Başka bir çocukla kavga etmişler.

Nerede o herif, o herif nerede?

Adını öğrenebilir miyim?

Önder adı, Önder Hasımsız.

Önder, ne oldu sana?

Kahraman oldu, ne olacak?

Demir, bu sende. Açelya, berabersiniz.

(Önder) O herifi (Bip) getirin bana! Nerede o herif?

Doktor Bey, iyileşecek mi? Ne olur bir şey söyleyin!

İyileşecek mi?

-Açelya, arkadaşı da alın. -(Önder) O da burada mı?

Arkadaşı da alın.

(Ambulans sireni çalıyor)

-Evet, nedir? -20 yaşında, erkek.

(Paramedik) Bilinci kapalı, koma skoru 5!

(Paramedik) Olay yerinde entübe ettik...

...kaburgalarda, kafada ve dirsekte künt yaralanma var.

Pis dayak yemiş.

Doruk, sizde. Güneş, Doruk'la berabersin.

Travma paneli hazırlayın.

Göğüs, kafa, dirsek BT istiyorum. Alın!

Tamam hocam, bizde. Hadi, çabuk!

(Ambulans sireni çalıyor)

-Evet, nedir? -(Paramedik) 20 yaşında, kadın.

(Paramedik) Olay yerinde tepkisizdi...

...kafa ve abdomende künt yaralanma.

Göz bebekleri tepki veriyor. Odaya alın, uyanmayı bekleyelim.

Ne olmuş burada tam olarak?

Çocuklardan biri kıza saldırmış, diğeri kurtarmış hocam.

Alın çabuk.

(Gerilim müziği)

Alo, neredesin Ferda?

Genç bir kız saldırıya uğramış.

Saldırgan burada, kahraman burada.

-Gelmen gerekiyor. -(Ferda) Hemen geliyorum.

Şimdi çıkmak üzereyim. Tamam, orada görüşürüz.

Baba ben gidiyorum, görüşürüz.

-Tamam kızım. -Öf, şu çiçeğe bak ya!

-Ferda Hoca'm. -Ali.

Siz buraya mı taşındınız?

Ne zaman gelsem, ne zaman arasam buradasınız.

Babamın evinden mi bahsediyorsun?

-Öz babamın evinden? -Öz babanız mı?

Üvey babanız da mı... Üvey misiniz siz?

Ben hastaneye gidiyorum. Zincir bir vaka gelmiş.

-Fazla geç kalma, tamam mı? -Hop, gidemezsiniz!

O çiçek nereye gidiyor?

Bu mu? Çöpe.

Yapay çiçek almışsın, naylon resmen.

Onu alayım ben!

Bu bir kere naylon değil, plastik. Teessüf ederim.

Bir dakika, verir misin çiçeği?

(Gerilim müziği)

Bu ne?

Ali, hoş geldin.

Ferda'yla yeni bir düzen oturtmaya çalışıyoruz.

Tabii sen sevmezsin değişiklikleri ama bir denesen.

Denemezsem ne olur?

Beni de mi atarsınız çöpe?

Aa!

Onu kim atmış çöpe?

Plastik çiçekler tasarrufludur. Hem su istemezler...

...hem de yeşil oldukları için huzur verirler.

Bunu da öğretin kızınıza, tamam mı?

(Duygusal müzik)

Hişt!

Bak bakayım bana.

Ferda senin çiçeğini çöpe attığı için mi üzgünsün, böylesin?

Nazlı'yla babasını barıştırdım ya.

Hani içmiyordu ya hani!

-Ee? -İçiyormuş! Gördüm.

Hay Allah ya.

Hani beş kuruş parası yoktu onun?

-Ben verdim. -Ne?

-Çocuk, ne yaptın? -Ya harçlık için aldı.

Harçlık için aldı benden, tamam mı?

Ondan sonra ben de verdim.

O da gitti hemen içki aldı.

Hemen içki aldı hemen, hemen!

Nazlı çok mutlu ama hocam, Nazlı çok mutlu.

Ben ne yapacağım?

Bırak şu çiçeği oraya, bırak.

(Adil) Aferin.

Şimdi tak çantanı sırtına.

Tak, tak.

Şimdi doğru kapıdan çık git, Nazlı'ya her şeyi anlat.

Olmaz, olmaz hocam, olmaz yapamam!

Nazlı çok üzülür. İnanmıştı babasına.

Tamam, daha fazla bağlanmadan git işte anlat.

Bak, böyle şeyler saklanmaz.

-Bilmesi gerekiyor. -Hocam, küser bana.

Ben getirdim babasını.

Ne yapacağım bilmiyorum ben.

Çocuk, seninle hiçbir alakası yok.

Ama eğer sen şimdi saklarsan, bundan sonrası senin suçun olur.

(Adil) Bak, bu çok önemli.

Sevdiklerimizden böyle şeyleri saklayamayız.

Anladın mı?

Hadi.

(Gerilim müziği)

(Kapı açıldı)

(Kapı kapandı)

(Kadın) Önder canım, sakin ol tamam mı?

Bak, geçecek hepsi. Ben buradayım, tamam mı?

(Kadın) Doktor Bey, iyileşecek mi?

(Kadın) Ne olur bir şey söylesin artık.

Hava yolu temiz.

Açelya, niye hanımefendi hâlâ bekleme odasında değil?

-Hoca-- -Ben yakınıyım ama.

Burada olmak hakkım.

Hanımefendi, birinci dereceden yakını mısınız?

Tamam, lütfen. O zaman sizi alabilir miyiz bekleme odasına?

Bakın, size haber vereceğiz. Söz veriyoruz, tamam mı?

-Tamam. -Güneş, göğüs tüpü, acil!

(Yaşam destek cihazı çalışıyor)

(Gerilim müziği)

Geldim Ferman Hoca'm.

Ali, Demirlesin. Ben yan taraftayım hadi.

(Yaşam destek cihazı çalışıyor)

Bu o!

(Önder) Bu o, kısa saldıran herif işte!

-(Demir) Sakin ol! -(Önder) Sakin falan olmayacağım!

-(Demir) Önder, sakin ol! -Bırak diyorum ya!

-Ya sakin olamam! -Çabuk tutun!

Sakin ol Önder, ne yapıyorsun?

(Kadın) O ne yaptı biliyor musunuz siz?

(Demir) Bir sakin ol, canın yanacak!

Bırak diyorum, sakin falan olmayacağım!

(Önder) Bırak diyorum, sakin falan olmayacağım!

Ne oluyor burada? Sakin! Kimsiniz siz?

-Sevgilisiyim. -Bekleme odasına.

Beyefendi sakin olun, yoksa dışarı çıkarmak zorunda kalacağım.

-Açelya, siz de dışarı lütfen. -Perdeyi kapat.

Ferman sen diğerini al, saldırgan bende.

(Yaşam destek cihazı çalışıyor)

-Hocam. -Devam et Doruk.

-Bakalım ne numaraların var. -(Doruk) Peki hocam.

(Yaşam destek cihazı çalışıyor)

Güneş, hazırlan.

(Yaşam destek cihazı çalışıyor)

Sen tak.

(Yaşam destek cihazı çalışıyor)

Kol altı hizasına ilerle. Beşinci kaburgadan gir, güzel.

Bastır oğlum biraz bastır, bastır.

Tamam hocam.

Güzel.

(Yaşam destek cihazı sinyal verdi)

Tamam, BT çektirin. Sonuçlarla birlikte beni bulun.

-Tamam mı? -Tamam hocam.

Kafa yaralanması yüzeysel ama kırık için röntgen lazım.

Hayati bir tehlikesi görünmüyor hocam.

-Röntgene, çabuk! -Haber veriyorum hocam.

Demir, kız için endişeleniyorum.

Bu ikisini uzak odalara yatırın, tamam mı?

Tamam hocam.

(Gerilim müziği)

Ne oluyor?

(Gerilim müziği)

Neredeyim ben?

Biri bana baksın!

-Uyandın mı? -Ne oldu bana?

Yavaş, yavaş, yavaş. Hastanedesin, güvendesin.

Ne oldu?

Hemen doktorunu çağırıp, geliyorum. Tamam mı?

Hemen geliyorum.

(Yaşam destek cihazı çalışıyor)

Selam Dicle, ben Doktor Ferda. Geçmiş olsun canım.

Kafam! Kafam neden acıyor?

Dur, önce bir sakin ol, yaslan güzelce.

Kaza mı geçirdim?

Bir etkinlikteydin, hatırlıyor musun?

Kampüsteydim. Düştüm mü?

(Yaşam destek cihazı çalışıyor)

Saldırıya uğradın.

Ormanda baygın bulmuşlar seni.

(Yaşam destek cihazı çalışıyor)

Bir erkek öğrenci üstündeymiş.

Ne demek üstümde ya? Ne demek üstümde ya?

Sakin, sakin, sakin!

Ne saldırmasından bahsediyorsunuz?

Ne saldırmasından bahsediyorsunuz?

Sakin ol, kurtarmışlar.

Başka bir öğrenci gelip kurtarmış seni.

Ben hiçbir şey hatırlamıyorum. Ne yapmış bana, kim o?

Bak, sakin ol Dicle.

Sen baygınken, biz muayeneni yaptık.

Hiçbir sorun yok ama yaralısın.

Ben hiçbir şey yapmadım, tamam mı?

(Dicle) Gerçekten benim suçum yok.

Hiçbir şey yapmadım, yemin ederim hiçbir şey yapmadım.

Yemin ederim ben hiçbir şey yapmadım.

Hiçbir suçum yok gerçekten.

-Dicle, bir sakin olur musun? -(Dicle) Gerçekten bir şey yapmadım.

Sakin ol canım, sakin ol. Sen suçlu falan değilsin.

Tek suçlu sana bunu yapan o...

...o kişi suçlu, sen değilsin.

Annenleri çağırdık.

Evet, annenler yoldalar, geliyorlar.

-(Dicle) Bir şey yapmadım. -Sen iyileşmene bak.

Hiçbir şey düşünme. Başka hiçbir şey düşünme.

Tamam mı? İyice dinlen.

(Dicle) Nereye?

-Testlerine bakacağım. -Gitmesen olmaz mı?

Çok korkuyorum.

(Dicle) Annemler gelene kadar kalsan.

Lütfen.

(Duygusal müzik)

(Sessizlik)

Hocam! Bayağı ilerlemişsiniz, çok güzel.

İlerledim ilerlemesine de...

...mahkemeye yürüyerek gelmek istiyordum ama...

...bu bacak izin vermeyecek.

Şöyle mahkemeye gelip, dimdik...

...Ali'min arkasında durabilseydim.

Siz hiç merak etmeyin hocam.

O üniversite raporunu kabul ettireceğiz mahkemeye.

Tamam mı?

Ben gidiyorum, iki saat sonra mahkeme var.

(Adil) Hadi göreyim seni Beliz.

Aleyhte raporla çıkarma bizi o mahkemeye.

Hiç merak etmeyin.

Hocam...

...Ali'nin birazdan celsesi var ve haberi yok.

Olsa ne olacak? Çocuk panik olacak.

Bir de Nazlı'nın babasıyla uğraşıyor yavrucuğum.

Hadi sen git, avukatla hallet.

-Tamam, görüşürüz. -(Adil) Görüşürüz.

(Gerilim müziği)

İsmet amca, merhaba.

Sizinle çok önemli bir şey konuşmam lazım, çok önemli.

İsmet amca, İsmet amca...

...sizinle çok önemli bir şey konuşacağım. Tamam mı?

Evet, biliyorum üzüleceksiniz.

Ama böyle giderse Nazlı daha çok üzülecek.

İçki içtiğinizi biliyorum. Tamam mı?

Size bir daha para vermeyeceğim.

Nazlı üzülmesin.

Nazlı üzülmeyecek, tamam mı?

Nazlı ü-zül-me-ye-cek!

(Üst üste konuşuyorlar)

Kutuyu açamıyoruz.

Kutunun içinde ne olduğunu çok merak ettik.

(Güneş) Gerçekten ne çıkacak çok merak ediyorum.

-(Güneş) Kız falan çıkmasın? -Yok, daha neler.

Sen de ne yaptın?

Ali!

(Nazlı) Gelsene. Ne yapıyorsun orada?

(Nazlı) Gel, gelsene.

-Siz ne yapıyorsunuz? -Ne yapalım Aliciğim?

Güneşciğimle antika işine girdik de onu konuşuyorduk.

(Güneş) Hem de ne girmek ama Ali.

Aman sen çok bir şey yapmışsın sanki.

Masayı İsmet amca bulmuş, dükkânı ayarlamış.

Vitrinin göbeğine koydurmuş.

Gülin, niye öyle diyorsun?

Güneş de cilaları yapmış.

İsmet amca, sen de her şeyi anlatmışsın ama aşk olsun.

Ne yapayım Güneşciğim?

Kızım sorunca dayanamadım anlattım.

Bundan sonra böyle. (Nazlı gülüyor)

Aliciğim, bir şey mi istiyordun sen?

Şey...

...bir şey konuşacaktım da sizinle.

Konuş Aliciğim.

-Burada mı? -Burada tabii.

Aramızda yabancı mı var?

Biz anlaştık. Artık birbirimizden gizlimiz saklımız yok.

Ne diyecektin?

Hiç.

Hiç mi?

-Benim hastama bakmam lazım! -(Nazlı) Aa!

Neyse, bu kutu meselesine gelince.

Biz kutuyu incelemeye başladık.

Sonra içinden ne çıksın beğenirsiniz?

-(Güneş) Ne? -Ne çıktı? Ne var bunda?

-Yok, bilemezler. -Bilemez değil mi?

Bilemez.

Bir anda oldu her şey.

Konserden çıktım...

...baktım kızı sıkıştırmış köşede.

Gittim aldım üstünden. Kız baygın zaten.

Ondan sonra böyle bir karşı koymaya falan çalıştı.

Benim de gözüm döndü, vurdukça vurdum.

Kalkamadı yerden pislik!

Elinize dikkat etseymişsiniz keşke.

Kız kurtuldu ya, önemli olan o.

Yani bir dakika daha geç kalsaydım...

Allah korumuş.

Yalnız, benim gözümün önünde bir şeyler uçuşuyor.

Bir bakalım. Retinal ayrılma olabilir.

Bir saniye hanımefendi.

Takip etmeyi dene.

Gözcüleri çağıralım bir baksınlar, tamam mı?

Peki, o pislik ne durumda?

Diğer hastaların durum bilgilerini...

...sizinle paylaşamıyoruz maalesef.

Önder Bey, sizi tebrik etmek isterim.

Siz gerçek bir kahramansınız.

Bence sizin gibi insanların...

...bu dünyada daha çok olması gerekiyor.

Teşekkür ederim.

Geçmiş olsun.

(Gerilim müziği)

Doruk, ne oluyor?

Hocam, delil muayenesinden çıktık da...

...tırnak arası numuneleri, ağız içi örnekleri falan.

İnsanlığa inancım tazelendi vallahi ne yalan söyleyeyim.

İyi misin oğlum sen?

Hocam, ne insanlar var şu hayatta ya.

Gencecik üniversiteli adam, nasıl yapar böyle bir şeyi?

Çok iyi insanlar da var bu hayatta.

Çok kahraman insanlar.

Gerekeni yapabilen insanlar.

Nedir durum?

Retinal ayrılma için göz bölümüne haber verdik

-Onun dışında tamamız. -Tam... Tamam değiliz!

Bir şey var. Merak ediyorum Tanju Hoca'm.

Şimdi bu Önder Bey...

...yani saldırganı dövdü ya, yüzünü parçaladı.

Yine de ceza alacak mı?

Saldırıdan alabilir Ali.

Ama bu haksızlık, haksızlık!

Kızı kurtardı o, yardım etti!

-Bence almamalı. -Bu bizim alanımız değil Ali.

Elimizden bir şey gelmiyor.

-O zaman ben Beliz Hanım'a-- -Yeter artık!

Çocuk saldırdı mı? Saldırdı!

Sonuçta bir suç işledi.

Gerisine adalet karar verecek.

(Gerilim müziği)

(Fotoğraf çekti)

(Fotoğraf çekti)

(Fotoğraf çekti)

(Duygusal müzik)

(Fotoğraf çekti)

(Fotoğraf çekti)

(Fotoğraf çekti)

Çok korkmuş, yalnız kalamıyor.

Ailesine haber verdik ama daha var gelmelerine.

Dosyada detayları var.

Benim gitmem lazım, hastam geldi.

Hocam, soru soracak.

Ben çok öfkeliyim.

Baksanıza şu kızın hâline. Ne diyeceğim?

İçinden ne geliyorsa onu söyle Nazlı.

Sadece doktoru olarak değil...

...bir kadın olarak.

(Duygusal müzik)

Tamamdır, teşekkür ederim. Geçmiş olsun.

-Sağ olun. -(Memur) Geçmiş olsun.

Çok sağ olun.

Gel bakalım, çok yavaş.

Aferin sana.

(Yaşam destek cihazı çalışıyor)

Merhaba Dicle.

Doktor Nazlı ben.

(Duygusal müzik)

Dicle'nin tedavisi çok iyi gidiyor, değil mi Nazlı Hanım?

Evet.

Dicleciğim sadece...

...pelvisinde küçük bir çatlak var. -Ne?

Ama öyle büyük bir şey değil.

Birkaç haftaya tamamen iyileşmiş olacaksın, merak etme.

Peki, sonra ne olacak?

Ben okula gideceğim, herkes beni konuşacak. Biliyorsunuz, değil mi?

O kadar partiye gittim, elbise giydim, dans ettim...

Hop, hop, hop!

Orada dur bakalım.

Bir genç kadını bu hâle getirmek suç değil...

...ama senin saydıkların suç, öyle mi?

-Ama-- -Sakın!

Dicle sakın!

Öldürülen kadınların bile suçlu sayıldığı bir dünyada yaşıyoruz.

Kendimizi başkasının gözünden görmek belası üstümüze yapışmış.

Hayır Dicle.

Kendini, başkalarının insafına bırakmayacaksın.

Bedenine biri bunu yapmış zaten. Ruhuna da yaptırmayacaksın.

Eğer birileri senden bahsedecekse...

...senin için söyleyecekleri tek şey...

...ne kadar cesur bir genç kadın olduğun.

Ama ben hiçbir şey hatırlamıyorum ki. Cesur muydum?

Tırnaklarına bak. Bak!

Ne kadar mücadele etmişsin Dicle. Kendini savunmuşsun.

Aralarında hep onun derisi var.

(Nazlı) Eklemlerin, bak.

Bunlar darbeyle olur, ona vurmuşsun.

Avucundaki kesiği görüyor musun?

Eline sivri bir şeyi geçirmişsin...

...kendi etini kesene kadar savaşmışsın Dicle.

Kendini korumuşsun.

Saldırıya uğradın, kabul.

Canın yanıyor, üzülüyorsun, ağla. Ağla, tamam.

O da kabul ama kendini suçlu hissetmeyeceksin.

Sana öyle hissettirmelerine izin vermeyeceksin.

Vermeyeceğiz.

Senin için söylenecek bir şey varsa...

...o da ne kadar cesur bir genç kadın olduğun.

Başka bir şey söyleyecek olan varsa da karşıma çıksın.

Teşekkür ederim.

Gerçekten.

-Başka soru? -Aslında bir sorum daha var.

Beni kim kurtardı?

(Duygusal müzik)

Göz doktorları muayeneyi bitirsinler bir, iki saate...

...bir sıkıntı yoksa sizi taburcu edebiliriz.

Zaten her şey yolunda gözüküyor. Geçmiş olsun.

Teşekkür ederim.

Kanaması var.

-Bilmem. -Bir bakın.

Hiç fark etmemiştim.

Adrenalin yüzünden olabilir. Merak etme, önemli bir şey değil. Küçük bir kesik.

Ali dikiş atmayacaksınız. Ufak bir pansuman yapın, yeterli.

Biz de göz doktorlarına bir bakalım. Nerede kalmışlar? Geçmiş olsun.

Sağ olun.

(Gerilim müziği)

(İç çekti)

Annemle konuştum. Avukat ayarlıyorlarmış.

Ceza verirler miymiş? Ne dedi?

Verebilirlermiş.

Allah kahretsin!

O kadar şeyi kızı kurtarmak için yaptık.

Bana uygun gördükleri şeye bak.

Siz iyi bir şey yaptınız.

Merak etmeyin.

Mahkeme bunu görecektir.

Ama ben hiç iyi bir şey yapmış gibi hissetmiyorum.

-Merhaba, nasıl oldun? -İyiyim, sağ olun.

Şey...

-Kız nasıl? -Dicle.

İsmi Dicle.

Aslıdan ben de onun için gelmiştim.

Sana teşekkür etmek istiyor.

Rica ederim.

Kim olsa aynısını yapardı.

Gördünüz mü, siz iyi bir şey yaptınız.

Kötü bir niyetiniz yoktu ki. Nereden bilebilirdiniz.

Siz merak etmeyin, kimse bir kahramana ceza vermez.

Teşekkür ederim.

Geçmiş olsun.

-Teşekkürler. -(Ali) Geçmiş olsun.

Ah... (Kapı açıldı)

Bu çocuğa gerçekten aferin!

Nazlı sana bir şey soracağım.

Sence ben aynı durumda olsam...

Benzer biri durumda olan birini kurtarabilir miydim?

Nasıl?

Yani...

...diyelim ki kurtarmam gereken biri var. Onu kurtarabilir miydim?

Hipotetik olarak soruyorum.

Yani.

Senin böyle bir şeye ihtiyacın yok ki.

Sen zaten her gün kahramanlık yapıyorsun.

Hayat kurtarıyorsun Ali.

Ben onu demiyorum.

Ne diyorsun?

Sen bana baksana.

Sabahtan beri sende bir hâller var.

İyi misin?

İyiyim. Teşekkür ederim, iyi günler.

(Duygusal müzik)

Tamam Ragıp.

Çok iyi yapmışsın. Akşama ararım.

(İsmet) Masaya iki tane alıcı çıkmış.

Süper. Ee, ne isteyeceğiz?

-Hadi canım! -Vallahi.

Ne, çok mu?

Ama ikisine de satmamış.

(Güneş) Niye?

Çocuğum böyle güzel bir mal ilk gelen müşteriye hemen satılır mı!

Bırak namımız yürüsün.

İsmet amca...

...biz seninle kesin zengin olacağız. Vallahi.

Hadi bakalım.

Sizinle bir şey konuşacağım. Bir gelir misiniz?

Aliciğim ben de seni arıyordum. Ben de seninle konuşmak istiyordum.

Ne konuşacaksınız?

Çok güzel olacak.

Bak sen! Aferin sana.

(Müzik)

Benimle ne konuşacaktınız?

Ali, oğlum...

...biliyorsun, hemen iş bulunamıyor.

Eğer durumun varsa diyecektim...

...yine bana destek çıkar mısın?

Siz benden yine para mı istiyorsunuz?

Ne yapayım Aliciğim...

...durumum ortada.

Olmaz. Bu yanlış! Siz içiyorsunuz.

Ben mi?

Ben mi içki içiyorum?

Ağzıma bir damla bile koymadım.

Yalan söylüyorsunuz! Siz içiyorsunuz, gördüm.

Ne zaman gördün?

Geçen gece. Dışarı çıktınız, sizi takip ettim.

İçki almaya gittiniz, içki aldınız.

Bakkala gittiniz, elinizde şişe vardı, gördüm.

Şimdi anlaşıldı.

O içki değildi be çocuğum.

Yok ya! Size mi inanacağım, gözlerime mi inanacağım.

Ne gördün? Hayır, ne gördün?

Beni sarhoş mu gördün? Taşkınlık yaparken mi gördün?

Ne bileyim, sokaklarda baygın yatarken mi gördün?

Ne gördün?

Yani…

...böyle bir şey gördüm diyemem.

Kavanozda domates salçası almıştım.

Onun tadına baktım.

Ertesi gün menemen yaptım ya. Sen de gördün.

-İçmiyor musunuz yani? -İçmiyorum. Tövbe içmiyorum.

Şöyle bir şey yapalım. Sen madem bana para vermekten rahatsız oluyorsun...

...sana bunun karşılığını ödeyeyim.

Nasıl?

Nazlı söyledi, araba öğrenmeye çalışıyormuşsun.

Sana direksiyon dersi vereyim. Özel ders.

Sen de bunun karşılığında gönlünden ne koparsa bana ödersin.

Bu...

Bu harika bir fikir! Bu çok güzel bir fikir!

Bu harika bir fikir! Evet, bu karşılıklı olur. Adaletli olur.

Şimdi mi? Şimdi mi vereyim?

Seni zor durumda bırakmayacaksa.

Tamam, vereyim. Tamam.

(Gerilim müziği)

Beni kandırmıyorsunuz, değil mi? İçmeyeceksiniz.

Yok be çocuğum!

Hiç içer miyim!

Bunca yıl sonra kızımı bulmuşum, hiç riske atar mıyım.

Atmazsınız herhâlde.

Tamam, teşekkür ederim. Görüşürüz.

-Ben teşekkür ederim. -Görüşürüz.

Görüşürüz.

(Gerilim müziği)

Dicleciğim...

Bak sana kimi getirdim.

Selam.

Selam.

Nasılsın?

Sayende iyiyim.

Çok teşekkür ederim.

-Sen olmasan-- -Başkası mutlaka olurdu.

Hem ben çok bir şey yapmadım.

Sen aynada kendine hiç baktın mı?

(Dicle gülüyor)

Şey... Bana ne olduğunu anlatmanı istiyorum.

Dicleciğim bunları sonra konuşsan?

Ben hiçbir şey hatırlamıyorum. Ne olur anlat.

Yani nerede oldu? Sen benim sesimi duyup da mı geldin?

Ben onun ismini falan söyledim mi? Lütfen bana bir şeylerden bahset.

-Ne olur. -Önemi var mı? Sonuçta iyisin.

Tabii ki de var! Kimdi o? Ben hatırlamıyorum.

Bizim okuldan mıydı? Sen tanıyor muydun?

Ben ismini söyledim mi? Lütfen bana bir şey söyle.

-Lütfen bana bir şey anlat. -Tamam bak, çarpıntın var.

Sakin ol. Dinlenmen lazım.

-İyi olacak mı? -Sen git. Odana git.

(Dicle) Hayır, gitmeni istemiyorum. Hayır, gitmesini istemiyorum.

Hayır, gitmesini istemiyorum.

Hayır, lütfen! Bak, çarpıntın var.

-Lütfen sakin. Ağrın var mı? -Lütfen gitmesin.

(Nazlı) Tamam, konuşacaksınız ama sonra.

-(Dicle) Söyle! -(Nazlı) Dicle.

Lütfen bir şey anlat.

Canım.

Tamam.

(Homurdanıyor)

(Homurdanıyor)

Böyle mi gideceksin? Hadi!

Hadi.

(Homurdanıyor)

(Telefon çalıyor)

Beliz!

Beliz, tamam. Geliyorum.

(Gerilim müziği) (Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

Ah!

Beliz.

Hocam çok üzgünüm.

Yapma.

Hâkim üniversite raporunu reddetti.

Yapma Beliz!

Ali mahkemede tıbben hatalı görünecek.

Hayır, hayır. Başka bir şey olmalı. Yapacak bir şey olmadı.

Hayır, hocam. Avukatla da konuştuk, yapacağımız hiçbir şey yok.

En iyi ihtimalle lisans iptali ve...

...bir ihtimal de hapis hocam.

Mahkemeye kaldık.

(Gerilim müziği)

(Ortam gürültüsü)

-Kahramanım! -Ne?

Sen kahramanımsın. Aferin sana.

-Seninle gurur duyuyorum. -Ben ne yapmışım ki?

Babamın yüreğine dokunmuşsun.

-Anlamadım? -Sana arabada yardım edecekmiş.

Dicle'ye o kadar moralim bozuktu ki bu haber çok iyi geldi.

Ali iyi anlaşmanıza çok seviniyorum.

İyi anlaşıyoruz.

Senelerdir ilk defa çıkarı olmadan bir şey yapıyor, biliyor musun?

Hiç çıkarı yok muymuş?

Karşılıksız.

Karşılıksız!

Bu senin sayende. İnanabiliyor musun!

Hani sen bana sormuştun ya kahramanlık diye.

İşte bu, senin kahramanlığın.

Çok teşekkür ederim.

Kahraman sevgilim.

(Duygusal müzik)

(Gerilim müziği...)

(...)

(...)

(Gerilim müziği...)

(...)

Sensin o!

Bunu bana sen yaptın!

(Dicle) Seni hatırlıyorum.

Sen de oradaydın.

Konserdeydin. Sahnenin oradan sen bana bakıyordun. Sensin o!

-Dicle sakin olur musun? -Yaptığına bak! Hemen bana bak!

-(Tanju) Tamam, sakin ol. -(Güneş) Sağlığınız için.

Bana bak! Yaptığına bak!

-(Güneş) Sakin ol. -Hişt!

-(Dicle) Geber! İnşallah geberirsin! -Sakin ol.

Ölmeni istiyorum. İnşallah geberirsin!

-Senin ölmeni istiyorum! -(Tanju) Güneş aç kapıyı. Aç, aç!

-(Dicle) Allah belanı versin! -(Güneş) Tamam, gel, sakin.

-Allah senin belanı versin! -(Tanju) Tamam, tamam!

Tamam kızım! Tamam kızım!

(Dicle) İnşallah geberirsin!

Öl burada!

Bana ne yaptığına bak!

Dicle...

...iyi misin?

Hocam kanaması var. Kanaması var!

Tutun! Tutun!

-Şoka giriyor. Bilinci kapanıyor. -Güneş hemen oksijen ve kan getir.

-(Tanju) Sedye getir! Çabuk sedye! -(Güneş) Sedye!

-Hocam ameliyata mı? -O kadar dayanamaz.

Kalbi durmadan stabil etmemiz şart. Gel.

Hadi çabuk! Sedye geliyor.

Aç, aç! Stabil yapmamız lazım.

-Ne oldu? -Dicle! Dicle!

Hastan hastamın üzerine yürüdü.

-Sen bu kıza BT çektirmedin mi? -Çektirdim.

Niye bu hâlde hastanede geziyor o zaman?

Sadece pelvisinde çatlak vardı hocam. Ben bilmiyordum.

-Sadece iki dakika yanından ayrıldım. -Ayrılmayacaksın!

-Ayrılmayacaksın! -Tanju Bey!

Tamam, şu an sırası değil! Selvi Hemşire'yi çağırın. Hadi yürüyün.

-(Tanju) Hadi çabuk, çabuk! -(Doruk) Aç orayı! Aç orayı!

Doruk sen fırla.

(Ferda) Hadi bir, iki, üç.

Al bunu. Al bunu.

-Çek, çek! -(Nazlı) Al, al!

(Selvi) Hocam...

(Yaşam destek cihazı çalışıyor)

-Hocam tansiyonu düşüyor. -Kan burada.

-İki litre asalım. Hızlı infüzyon ver. -Tamam.

REBOA açalım.

Tamam, bana bırak. Geç.

-Hocam REBOA seti kalmamış. -Ne demek kalmamış? Git bul hemen, çabuk!

Gel Güneş.

Kan basıncı 50'ye 70, düşüyor. Hocam çöküyor.

Başka bir önerisi olan var mı?

Preperitoneal packing!

-O işi burada yapmıyoruz. -Nedir? Ben onu bilmiyorum.

Mini laparatomi gibi düşünün.

Karın duvarını açacağız, preperitoneal boşluğa...

...beş, altı tane batın kompresi tıkacağız.

Ameliyathaneye kadar idare eder. Orduda hep yapardık.

Tanju Bey yapalım.

Yapalım. 10 numara bisturi ve gazlı bezleri getir.

Doruk sen de eldivenleri giy. Yardım edersin.

-Tamam hocam. -Çabuk.

Hadi, biraz hızlı.

Bisturi.

Kesiyorum.

-Gel. -Tamam.

Kan basıncı 60'a 45 hocam. Düşüyor.

-Gel. -Gerdirelim biraz. Açın.

Gazlı bezler. Çabuk, çabuk!

Hocam mesaneye yakın olması lazım.

Pelvisin tam karşısında. Sıkı olmalı.

Güzel.

Oldu gibi.

Tansiyon yükseliyor.

İşe yaradı.

Aferin.

Kan vermeye devam. Sonra ameliyathaneye. Ben haber veriyorum.

(Ferda) Hadi hızlı! Ameliyathaneye.

(Nazlı) Hadi.

Gülin, Önder'in taburcu evrakları ne âlemde?

Burada hocam.

Ali ne yapıyorsun?

Anlamaya çalışıyorum.

Neyi?

Nasıl kahraman olunduğunu.

Önder'in sosyal medya hesaplarına baktım.

Üçüncü sınıfta hukuk öğrencisiymiş.

Bir sürü arkadaşı var.

Basket takımına kaptanmış.

Bana hiç benzemiyor.

Ali hiç kimse sana benzemiyor.

Saldırganın hesaplarına da baktım. İsmi Çetin'miş.

(Ali) O da matematik öğrencisi.

Fotoğraflarına baktım, hep yalnız. Sanki hiç arkadaşı yok.

Doruk ailesini çağırmış, gelmemişler.

(Ali) Bir başına kaldı.

O sanki bana daha çok benziyor.

Ferman...

...şuna bir bakar mısın? Güneş ver.

Paramedikler araçta şimdi bulmuş.

Dicle'nin anahtarları. Galiba yolda düşmüş.

Bir dakika, bir dakika!

Bunun üstünde kan var.

(Gerilim müziği)

(Dijital sesler)

Kendi elini kesmiş.

Bakın, bakın burası Çetin'e vurduğu yer işte.

Saçmalama.

Çocukta öyle bir yara yok. Delil muayenesini ben yaptım.

-Bütün yaralanmaları künttü. -Ama üstünde kan var.

-Dicle kime vurdu o zaman? -Çetin yapmış olamaz işte.

Bir dakika! Bir dakika, bir dakika! Kimin böyle bir yaralanması var?

Kimin? Olaya karışanlardan kimin karnında yaralanma var?

Önder'in.

Karnında bir yara var, doğru.

-Pansumanını da ben yaptım. -Yani saldırgan Önder mi?

Önder tabii! Önder tabii!

Kahraman olan Önder değilmiş. Önder saldırganmış.

-Polisler yanlış adamı tutukladı. -Taburcu emri verdim.

-Hocam! Saldırgan çöküyor. -Onun adı Çetin.

Gülin, anahtarı hemen polise gönder. Demir'i ara, taburcu etmesinler.

(Gülin) Tamam.

Gerçek kahramanı kurtarmaya gidiyoruz. Yürüyün.

Kelepçeleri çıkar, hemen.

Tansiyon düşüyor. Kan basıncı 70'e 50

-Göğüs tüpünde kanama var. -Ne hızda?

30 saniyede 500cc.

Torakotomi yapacağız, hadi.

(Ferman) Çabuk.

-Doruk, Ali göğüs tüpünü çıkarın. -Tamam hocam.

Tamam hocam, bitti.

-Güneş toraks retraktörü, çabuk. -Hemen hocam.

(Güneş) Geldi hocam.

Ver.

-Açıyorum hocam. -Aç, aç.

Kan basıncı 60'a 40, kalbi duracak.

-Kaynağı görebiliyor musun? -Göremiyorum. Vakum! Ali gel.

-Gel, gel. -Tamam, geldim.

Çetin'e çok haksızlık ettik.

-Vakuma devam. Gazlı bez, Doruk fırla. -Tamam hocam.

(Tanju) Nerede bu akciğer toplardamarları?

Aç biraz daha, aç.

Şimdi nasıl?

-Buldum. Klemp. Güneş ver. -Geldi hocam.

(Ferman) Gel.

Hadi, hadi!

Tamam. Nedir?

Durumu iyi ama kan basıncı 70'e 50'de kaldı.

Akciğerdeki bir kanama tansiyonu bu kadar düşürmemeliydi.

İkinci bir kanama olmalı.

Arkadaşlar bu kaçırdığımız ikinci iç kanama vakası. Ne oluyor?

-Hocam ekipmanda bir sorun olmasın? -(Tanju) Ben radyolojiyle konuşacağım.

Keşifsel laparatomi. Hazırlanın, hadi.

Ailesine haber verelim Doruk. Ailesine hemen haber verelim, gelsinler.

Abi sen hâlâ ne anlatıyorsun? Doruk yanılmışız. Kızı, Çetin kurtarmış.

Saldırgan dedik kahraman çıktı.

Sen ne diyorsun?

-Hadi! Hadi! Çabuk. -(Doruk) Tamam hocam.

O taraf sende Nazlı. Ben buradan başladım bile.

Hemen.

Seninle ortak bir noktamız var.

Nasıl?

Babalarımız.

Hocam vallahi ne yalan söyleyeyim, ben babamı çok özlemişim.

(Ferda gülüyor)

Ben de.

Benimki Ali sayesinde oldu. O olmasaydı ben...

...ona tekrar hayatta şans veremezdim.

(Nazlı) Buldum. Buldum.

Rektumla sigmoid kolon birleşiminde.

Hocam atardamarda kanama, bağırsakta da yaralanmalar var.

Bence sen kendini hafife alıyorsun.

Sen istemeseydin hiçbir şey olmazdı.

Sen damarı klemple, ben de hemen bağırsağı dikmeye başlıyorum.

(Nazlı) Hemen.

(Müzik)

(Tanju) Kanayan yeri bir an önce bulmanız lazım. Gözünüzü dört açın.

-(Ferman) Evet, başlıyoruz. On numara. -Buyurun hocam.

Al bunu.

(Yaşam destek cihazı uyarı veriyor)

-Ekartör. -Çabuk, çabuk!

(Ferman) Hocam acele.

Hocam hızlı.

Mide sağlam.

Karaciğer de öyle.

Bağırsaklar da.

Dalak... Dalak paramparça, bakın.

Klemp, çabuk.

(Tanju) Pense, makas.

Dikmemiz lazım, çabuk.

Pense ver bir tane.

(Tanju) Tamam.

(Tanju) Kestim.

Acele etmemiz lazım.

(Tanju) Kestim.

(Yaşam destek cihazı uyarı veriyor)

Bu böyle olmayacak. Alıyoruz.

Kelly klemp ve koter. Güneş çabuk.

Buyurun hocam.

Verdim hocam.

Doruk...

...packing numaranı sevmiştim. Hadi gel, burada da uygula.

Dalağı alacaksın. Hadi gel, oğlum.

-Doruk çabuk. -Nasıl isterseniz.

(Tanju) Dalak hilusuna takacaksın.

Koterle de yakacağım.

Güzel.

(Gerilim müziği)

İşte budur!

(Gerilim müziği)

Evet, tansiyon yükseliyor. Tamamız.

Kahramanlığa özeniyorsun ya, bedeli o işte, elinde tuttuğun.

(Gerilim müziği)

Hastayı kapatın. İyi iş çıkardınız.

Tamam, hocam.

(Gerilim müziği)

Böyle bir hata nasıl yaptık hâlâ anlamıyorum.

Kimin içi ne kadar karanlık bilemiyorsun ki.

Bir de gidip tebrik ettik herifi.

O çocuk buradan elini kolunu sallaya sallaya çıkmayacak.

Sen bunu şimdi bir doktor olarak mı söylüyorsun?

Hayır, vicdanı olan herhangi biri olarak söylüyorum!

-Ferman. -Bir saniye!

Doktorluğu geçtim, erkek olmayı da geçtim, adaleti de geçtim…

…o kızın yüzünü gördünüz mü hocam? -Canım, acil.

Bir dakika. Bu yaptığının bir bedeli olacak.

Olacak elbette de sen önce bir sakin ol.

Olamam. Çünkü artık ben de bir kız çocuğu babasıyım.

Bu toplumda yaşayan herhangi biri bu şiddete göz yumuyorsa…

…bir saldırgana daha yeşil ışık yakıyoruz demek.

Bize çok iş düşüyor. Erkeklere çok iş düşüyor.

Eğer bu dünyada adalet diye bir şey varsa--

Ali davayı kaybedecek.

-Ne? -Adli Tıp raporu Ali’nin aleyhine.

O da biliyor. İkinci kez otopsi istedim, engel oldu. Değil mi?

-Az önce adaletten söz ediyordun ya… -Evet.

…herkes hak ettiği neyse onu yaşayacak.

Ne diyorsun Adil, başka yolu yok mu?

Hukuki olarak yok.

Artık davayı bekleyeceğiz.

Of! Hâkim hapis der mi?

Bilmiyorum ki Selvi. Hiç bu kadar çaresiz hissetmemiştim.

Canım benim. Sesin o kadar kötü geliyor ki.

Kim bilir sen ne durumdasındır şimdi. Yanına geleyim mi?

İzin…

Yok, yok. Gerek yok Selvi. Zaten Ferda işi bitince gelecek.

O zaman tamam, konuşuruz yine. Görüşürüz.

Tamam.

Bana bak, duymamış gibi numara yapma.

Abla, ne hapsi, hangi hâkim?

-Hi! Ali mi yoksa? -Sus! Ne diyorsun sen?

Yok Ali falan. Başka bir şey konuştuk biz.

Eğer bak ağzından bir şey kaçırırsan, birine bir şey söylersen…

…giderim hukuk departmanına derim ki Gülin dedikoducu kızın teki, tamam mı?

Sakın ortalığı karıştırma.

Aşk olsun ama abla, ben dedikoducu muyum?

Tamam, tamam sustum.

Of!

Ali ne tepki verdi?

Bilse verecek de…

Şaka!

Celse oldu dedin ve Ali şu an bilmiyor mu?

Alisiz görüldü, avukatıyla.

Beliz, mahkemeye çok az kaldı. Neden gizlediniz böyle bir şeyi?

Adil Hoca öyle olmasını istiyor.

Yani adam haklı. Bilse ne değişecek ki Ferman?

Uyumayacak, işini aksatacak…

…Tanju daha çok üstüne gidecek.

Belki son kez doktorluk yapıyor, bilmiyoruz ki.

Adam haklı değil mi?

Hiç kötü niyetli değildi. Her şeyi inanarak yaptı.

Beliz, çocuk beraat edeceğim zannediyor.

Pardon. Gidebilirsin dediniz, kaç saat oldu.

Kusura bakma sekreter bu aralar dalgın. Kâğıtların karışmış, gelirler birazdan.

Sorun değil. Ben daha sonra gelip alırım.

Biz artık gidelim. Hadi.

(Gerilim müziği)

Ne oldu, öldü mü yoksa?

-O kadar şanslı değilsin. -Ne demek bu şimdi?

Önce bir sakin ol. Yaralarını tekrar tedavi edeceğiz tamam mı?

-İyi de neden? -Onlar savunma yaraları.

Saldırıldığında Dicle'nin anahtarı elindeymiş, onunla vurmuş sana.

Böyle bir şey olmadı. Saçmalamayın. Neyse.

Sakin.

İzin verirseniz gitmek istiyorum.

Bakın…

…ben o kızı o heriften kurtarmadan önce hiç görmedim.

Bunu neden anlamak istemiyorsunuz?

Kızım sen de bir şeyler söylesene!

Yalancı. Gördüm seni.

Dicle’yi kesip duruyordun konserde.

-Saçmalama. -Yazıyordun işte kıza.

Hatta o çıktıktan sonra sen de peşinden gittin.

Gamze!

Reddetti seni, sen de yediremedin değil mi?

Düzgün bir şeyler söylesene.

Sana inanmak istedim. Bana her kızdığında…

…her bağırıp pişman olduğunda sana inanmak istedim.

Ama sen kahraman falan değilsin. Pislik herifin tekisin sen.

Gebertirim ulan seni, gebertirim!

(Demir) Hişt!

(Tanju) Memur Bey, Memur Bey!

Bırakın, kolum! Ah, kolum!

Ah! Bırakın, bir şey yapmadım. Bırak, bırak!

Gamze…

…Dicle’nin yerinde sen de olabilirdin kızım.

Yani bir daha sana bağıran çağıran…

…ondan sonra da defalarca özür dileyen birini yanında tutma.

Lütfen.

Sorun nerelere kadar gidiyor görüyorsun.

İyi olacağız.

Ferman Hoca’m, Ferman Hoca’m!

-Evet, Ali? -Size bir sorum var.

-Lütfen özel olmasın. -Yok, özel değil.

-Hani Önder saldırganmış ya… -Evet?

…Çetin de iyi olanmış, Dicle’yi kurtarmış…

…hâlâ ceza alacak mı?

Ali, elimizden geleni yaptık, niye sorguluyorsun?

Ceza almasın, hocam.

Benim davam iyi gidiyor, onunki de gitsin.

Yazık. Kurtulsun, yazık.

(Dram müziği)

-Ali. -Efendim?

Sen çok iyi bir insansın.

-Teşekkür ederim. -Umarım beraat edeceksin.

Kesin edeceğim. Davam çok iyi geçecek bakın görürsünüz.

Bu sefer o mahkeme salonundan mutlu, güler yüzle ayrılacağız.

Çıkışta da ben size döner ısmarlayacağım. Hepsini düşündüm.

(Dram müziği)

(Yaşam destek cihazı çalışıyor)

(Hüzünlü müzik)

Bir gelir misin?

Lafı gevelemeyeceğim.

Ali’nin davası iyi gitmiyor ve Adli Tıp raporu aleyhine çıktı.

-Hocam… -Biliyorum, ben de çok şaşırdım.

Ama şu an yapacak bir şey yok. Elimizden hiçbir şey gelmiyor.

Güneş geliyor, sus.

Dicle’nin serumunu değiştirecektim.

-Uyandırmadan. -Tamam.

Beliz ile Adil Hoca biliyor bir tek. Ali’nin haberi yok, unutma.

Hocam mahkemeye çok az kalmıştı.

Tıp lisansı elinden alınabilir.

Mesleğini son kez keyifle yapmasını istiyorum…

…bilirse yapamaz. -Neler söylüyorsunuz?

Nazlı şu an seni sakinleştirmek zorunda değilim, lütfen.

Ali için bir yol bulmamız gerekiyor.

Düşün. Daha sonra konuşacağız.

Tamam.

Tam mutluyum diyorum, bu adam yine bir yerlerden çıkıyor.

Para isteyip duruyor. Verirsem gidip içki alacak biliyorum.

Nazlı’nın hiçbir şeyden haberi yok. Kızını kandırıyor.

Çok sıkıntılı durummuş hakikaten abi.

Belki kendiliğinden düzelir, olamaz mı?

Ali bak kaç tane alkolik baktık bu hastanede.

Çok kolay bir mesele değil biliyorsun. Kaç tane aile dağıldı burada.

-Hiç yardımcı olmuyorsun. -Abi ben ne yapabilirim ki?

Çok özel bir mesele bu. Ne diyebilirim yani?

Daraldığında gel anlat diyeceğim en fazla.

Keşke bir şey diyebilsem.

(Açelya) Yani keşke bir şey desen.

Allah aşkına Açelya ısrar etme, söyleyemem.

Nazlı niye söyleyemiyorsun?

Demin gördüm, senin hiçbir şeyin yoktu…

…şimdi böylesin. Demek ki korkunç bir şey oldu.

-Lütfen söyler misin? -Söyleyemem!

Ben ne yapacağım?

Nazlı tabii ki en yakın arkadaşına anlatacaksın.

Lütfen anlatır mısın?

Bak biliyorsun bazen hiç ummadığınız şeylere kafam çalışıyor değil mi?

(Açelya) Hadi.

Ali’nin davası.

Adli Tıp raporu kötü çıkmış.

Nazlı ben…

Ben kavga ettiniz zannettim.

Ne yapacağız? Eyvahlar olsun!

Ve Ali’nin haberi yok!

Ben ne yapacağım? Benim söylememem gerekiyor.

Ben nasıl söylemeyeceğim? Açi ben ne yapacağım?

Ali tutuklanırsa ben ne yapacağım?

Hayır, hayır öncelikle böyle kötü düşünmeyeceksin.

Nazlı bak, gün doğmadan neler doğar.

Sakin ol tamam mı? Gel, gel ne olursun.

O kadar yıpratma kendini.

Bir yolu bulunur.

Evet, bu elimde gördüğün telefon çalınca ne olacak biliyor musun?

Ee…

-Zengin olacaksın. -Cağız.

Zengin olacağız.

Böyle iki masa daha alırız, aynı şekilde yaparız satarız.

Nasıl? Araya da böyle bir Karayip tatili sıkıştırırız diyorum.

Oradan oraya nasıl atlıyorsun acaba?

(Telefon çalıyor)

-Çalıyor, dur. -Hadi.

Alo. Ragıp amca. Ne yaptın, sattın mı masayı?

Evet.

Ne?

Nasıl?

Ama ben…

Anladım, anladım. Tamam, sağ ol Ragıp amca.

(İç çekiyor)

Ne oldu?

(İç çekiyor)

Güneş?

Dükkâna hırsız girmiş, gitmiş bizim masalar.

Ah! Tamam, hallederiz bir şekilde. Gel.

İyiyim, iyiyim.

Güneş…

(İsmet) Kaça okuttun?

Güzel. Yarı yarıya. Her zamanki gibi.

Anlaştık. Geliyorum almaya.

Of!

(Müzik)

-Ne haber? -İyi. Sen?

İyi. Çok güzel. Her şey normal.

Bende de her şey normal.

-Bugün çok yoruldum. -Öyle mi?

-Demir benim sana bir şey söylemem lazım. -Benim de.

Bir şey söyleyeceğim. Sevgililer birbirine her şeyi söylemez mi?

(Açelya) Söyler değil mi?

Evet. Yani sana bir şey söylendiğinde bu demektir ki ben de biliyorum.

Yani bana söylendiğinde de sen, bu böyledir yani.

Evet, evet. Yani bu bir risk. Çiftlerden birine bir şey söylersen…

…bu riski almak zorundasın. -Çok haklısın aşkım.

Tamam. O zaman ilk sen söyle.

-Tura. -Yazı. Hadi söyle.

Tamam. Bak ama kimseye söylemek yok. Tamam mı?

Tamam, aşkım. Tamam.

Saçlarımın üstüne yemin ederim. Tamam mı?

Nazlı’nın babası hâlâ içiyormuş.

-Saçmalama. -Vallahi.

Allah kahretsin!

Gerçek olamaz bu!

Ali söyledi. Görmüş.

Nazlı’ya da bir şey söylemek istemiyor kız mutlu diye.

Bir de kendi barıştırdı tabii o da var.

Nazlı kahrolacak!

Çok üzüldüm.

Bak kimseye söylemek yok, yemin ettin tamam mı?

Tamam.

Zaten ben şu an sana öyle bir şey söyleyeceğim ki…

…bundan bile kötü olabilir.

Ama sen de kimseye söylemeyeceksin söz ver.

Bundan kötü… Nasıl?

Tamam, söyle. Söz tamam.

-Şimdi Ali’nin davası geliyor ya… -Evet?

…yüksek ihtimal ceza alacakmış. -Ne diyorsun?

Ferman Hoca, Nazlı’ya söylemiş.

Hapis bile alabilir diyorlar.

Ne diyorsun Açi?

(İç çekiyor)

-Ne yapacağız? -Hiçbir şey.

Yani çok özel konular. Bir şey yapamayız, karışamayız yani.

-Emin misin? -Evet, yüzde 1000!

Aşkım bak bize güvenip söylediler, gidip başkasına söyleyemeyiz.

Yani bekleyeceğiz, ikisi de bir şekilde halledecek.

Biz de yanlarında olacağız, bu.

Ooo! Hanımefendi.

Aa! Parti nerede?

-Ne partisi? -Saçların?

Ne yaptın kızım? Çok havalı, çok güzel duruyor.

Özel bir şey yapmadım. Her zamanki gibi yıkadım.

Hastanede rahat etmek için sürekli böyle topluyorum ya…

…ama biliyorsun saçlarım aslında böyle.

Çok güzel.

Of! Şu mahkeme kafama çok takıldı.

-Ama düşmeyeceğim Açi. -Yok, yok.

Ayrıca Ali beni resmen Leyla’yla tanıştıracak.

Hah! Şimdi anlaşıldı.

Şey…

…İsmet amca nerede?

O bu gece arkadaşıyla yiyecekmiş.

-Anladım. Kesin öyledir. -Ne?

Yok bir şey. Çok güzel olmuşsun.

Benim saçımı da keşke böyle yapsak.

Leyla.

Leyla bak burada kim var.

Bak.

Merhaba.

Nazlı, Leyla.

Nazlı benim kız arkadaşım. Kendisi ayrıca çok iyi bir doktordur.

Memnun oldum Leylacığım.

Biz aslında seninle hastanede tanışmıştık ama…

…sen daha çok küçüktün hatırlamazsın.

Bak şimdi bunu hatırlayacaksın. Sen bayağı bir büyümüşsün.

Nasıl hatırlasın? Daha kaç aylık.

Şaka, Ali.

Bak, bak parmağını uzatsana tutsun. Parmağını uzat bak hemen tutacak.

Uyumadan önce parmağını tutmayı çok sever.

Gel bakalım.

Leyla. Aferin sana.

Ben daha sizi nerelere götüreceğim.

Parka götüreceğim, ne bileyim işte lunaparka…

…akvaryuma.

Ne bileyim hatta çöle bile götürmek istiyorum sizi.

Evet, çöle.

Çünkü çöllerde ışık kirliliği az olduğu için...

...orada yıldızları çok net görebiliriz.

(Ali) Sizi çöle götürmek istiyorum, çöle.

Tabii ama onun için önce beraat etmem lazımmış.

Yurt dışına çıkmam doğru olmaz. Öyle dedi Adil Hoca’m.

Leyla gel bakayım bana.

Gel, gel, gel.

Hişt! Ah, gel, gel.

Nasıl olsa davam iyi sonuçlanacak.

-Değil mi Nazlı? -Evet.

Ben kendime içecek bir şeyler alacağım, sen de ister misin?

Teşekkür ederim. Kardeşimle ilgilendiğim için içmem doğru olmaz.

Gülmedi.

Sen güldün mü? Güldün mü sen?

Oy, oy güldün mü sen?

Ferman, iyi misin?

-İyiyim. Sen? -İyiyim.

-Yardım edebilir miyim? -Yok.

İdare edebilirim ama sen tadına bakabilirsin.

Tamam. Ben Leyliş’e bakmaya gidiyorum o zaman.

Hocam ben dayanamıyorum. Ali için bir şey düşündünüz mü?

(İç çekiyor)

Aslında kafamda bir şey var.

Kıvılcımın evi.

Oradan bir şey çıkabilir.

-Ne gibi? -Ne bileyim bir mektup…

…bir yazı, küçücük bir şey. İşimize yarasa yeter.

Olabilir. Kıvılcım Hanım bu, her şey olabilir.

Belki evinde bir şey saklamıştır. Bir vasiyet, bir şey.

Ya da davayı etkileyebilecek herhangi bir şey olabilir.

Tanju’yla konuşmam gerek.

-Umarım izin verir. -Elimden geleni yapacağım.

Kimseye bir şey çaktırma. Sadece Ali’nin yanında ol.

-Tamam mı? -Tamam.

Siz ne diyorsunuz? Yahu neler söyledim?

O benim hayatımı kurtardı. Ben ona inşallah ölürsün dedim.

Dicleciğim bilmiyordun ki. Bunu hiçbirimiz bilmiyorduk.

Lütfen artık kendini suçlama.

Burada kötü olan biri varsa o da Önder.

Bir de benim hayatım.

Hayatın kötü falan değil. Sadece bir günün kötü geçti.

Ona daha fazlasını vermeyeceksin. Tek bir saniyeni bile vermeyeceksin.

Bu hayatın bir de devamı var biliyorsun değil mi Dicle?

Bir kere böyle bir şey yaşadın diye...

...hayatın boyunca bunun acısını çekmeyeceksin.

Biz seninle ne konuşmuştuk?

Kendimi kimsenin insafına bırakmayacağım.

Aynen öyle. Ne suçlunun ne de suçluya sahip çıkan vicdansızların.

Yani sen o gün orada ne yaşandıysa ondan çok daha fazlasısın.

İkiniz de çok güçlüsünüz.

Aslında hiç de öyle değiliz ama gülmen hoşuma gitti.

O yüzden güçlüymüşüz gibi davranacağım.

Nazlıcığım bize bir tane tekerlekli sandalye bulur musun?

Seni bir yere götüreceğim, sürprizim var.

Peki.

Ya!

Geçecek.

Dalağını maalesef almak zorunda kaldık.

Ama ameliyatın iyi geçti. Merak etme.

Dalağının görevini karaciğerin üstlenecek.

Lenfoid dokuların da bağışıklık sistemi fonksiyonlarına yardımcı olacak.

Yani bu, şu demek; biraz zamana ihtiyacın var.

Ama her şey yoluna girecek. Tamam mı?

(Yaşam destek cihazı çalışıyor)

Selam. Bize de yer var mı?

Ben de nerde kaldın diyordum.

Ne alaka?

Yani insanları kaynaştırıyoruz sonuçta. Bu fırsatı kaçırmazsın diye düşündüm.

-Şeref duyarım. -Buyur, buyur çekinme.

Dicleciğim, Çetin’e bir şey söylemek ister misin?

Ameliyatta çocuğun kafasına balyozla vurmadın değil mi saldırgan diye?

Yok canım öyle bir şey yapmadım.

Anestezisiz yaptım o ameliyatı sadece.

Sana ne desem hislerimi anlatmaya yetmez.

Beni tanımıyorsun bile.

Çekip gidebilirdin.

Beni duymazdan gelebilirdin.

Ama gitmedin, yardıma geldin. Sen olmasaydın…

(Dram müziği)

Biliyor musun sırf senin gibiler var diye dönüyor bu dünya.

Var olduğun için çok teşekkür ederim.

(Dram müziği)

Ben de seni hiç bırakmayacağım.

En yakın arkadaşın olacağım bundan sonra.

Benden kurtulamazsın.

(Dram müziği)

Mesleğimiz çok güzel.

(Duygusal müzik)

Teşekkür ederim.

(Duygusal müzik)

Tanju'yla konuştum.

Hocam ne olur iyi haber olsun.

Kıvılcım'ın evine girmemize izin vermiyor.

-Çok az var mahkemeye. -Biliyorum, bir şey bulacağız.

Hocam ne bulacağız? Nasıl bulacağız?

-Ali... Ali çok-- -Nazlı sakin olur musun?

Ali'ye lazımsın, bunu unutma.

Size yemin ederim, eğer bir yolu olsaydı bulurdu.

Kıvılcım Hanım'ı kurtarmanın bir yolu olsaydı mutlaka bulurdu.

Biliyorum. Emrime karşı geldi ama biliyorum.

Ben de Ali'yi çok iyi biliyorum.

Ali kimseye kıyamaz. Kimseye kötülük edemez.

Beni babamla daha yeni barıştırdı.

(Nazlı) Ne olur... Hocam ne olur bir şey yapalım.

-Düşünüyorum. -Çok heyecanlı.

O çok... Çok heyecanlı.

Bir de aklanacağını sanıyor. Ben biliyorum, söyleyemiyorum.

Bu beni kahrediyor.

Kim bilir şimdi aklı nerede?

(Gerilim müziği)

Bu araba kimin?

Mobilyacı arkadaşımın.

Yalan söylüyorsunuz. Siz yalanlar söylüyorsunuz.

Nazlı'ya da ben, Ali'ye direksiyon dersini...

...bedavaya, para almadan veriyorum demişsiniz.

Herhâlde oğlum.

Para alıyorum desem Nazlı üzülmez mi?

Yapmayın o zaman, üzülmesin.

Kızım için evladım.

İş arıyorum, bulamıyorum.

Burada para karşılığı ders verip nafakamı kazanıyorum.

Bunun nesi kötü?

Tamam.

Tamam o zaman, ders yapmayalım.

Ben de Nazlı'ya gideyim, konuşayım. Her şeyi anlatayım.

Para isteyeyim.

O zaman içeceğim diye endişelenecek.

Öyle mi olsun?

Nazlı endişelenmesin.

Ne yapalım o zaman?

Hadi kontağı çevir, gidelim.

Aa, olmaz ama! Bunun yağı bitmiş. Bu yağsız gitmez.

Yağını değiştirmemiz lazım.

(Gerilim müziği)

Hadi çevir kontağı.

Sinyalini ver.

Şöyle sola doğru.

Yavaş. Yavaş yavaş. (Kapı zili çaldı)

Benzin bitti Aliciğim.

(Müzik)

Trafik cezası gelmiş.

(Müzik...)

(...)

Kasko zamanı geldi. Biraz yardım edebilir misin?

(Müzik)

Önümüz kış.

Benim mont da çok eskidi.

(Müzik)

Sağ ol Aliciğim.

Al. Teşekkürler.

Aliciğim...

(Müzik)

-Bu sefer ne istiyorsunuz? -Malum, Nazlı'nın doğum günü yaklaşıyor.

Bir şeyler almam lazım.

(Müzik)

Teşekkür ederim.

(Gerilim müziği)

Ne iş?

Adama gözümün önünde para verdin.

İhtiyacı varmış.

İhtiyacı varmış! Senden istedi!

Nazlı'nın bundan haberi var mı?

Benim vizit yapmam lazım.

Kara Şimşek.

-Hop! Kara Şimşek, hop! Kara Şim-- -Hey, hey!

Bu adam, seni ayakta afiyetle çatır çatır yiyor. Farkındasın, değil mi?

Ne demek istediğini anlamıyorum. Aramızda öyle bir ilişki yok, tamam mı?

O bana direksiyon dersi veriyor, ben de ona yardımcı oluyorum.

Ne dersi ya?

Kaç zaman geçti? Sen ehliyetini aldın, araba kullanıyorsun.

-Pratik için. -Ya bırak! Pratikmiş!

Herife bir türlü ısınamadım zaten. Bütün gün hastanede gezinip duruyor.

Doktorun babasının hastanede ne işi var abi? Ne alaka?

Bence sen konuş, tamamen gitsin. Direkt sepet.

-Nazlı çok mutlu ama. -Ee?

Babasını iki gün özlesin, bir şey olmaz.

Sen yapmazsan ben yapacağım.

(Müzik)

(Ali) Doruk!

Doruk dur, dur! Tamam, tamam, dur.

Konuş oğlum o zaman. Bu ne saçma iş!

-Ama Nazlı için. -Ne Nazlı, Nazlı! Ne Nazlı?

Adam, seni haftalardır kek gibi yemiş. Kıza da bir şey söylemişsin.

Şimdi öğrenecek, Nazlı sana daha beter kızacak.

Ben insanlarla tartışmayı beceremiyorum ki.

Bu bana göre değil.

Nazlı'ya yazık! Vallahi.

Bu kadar korkak manita mı olur!

Ben korkak değilim.

Korkak değilim ben. Ben, Nazlı üzülmesin diye onun için uğraşıyorum.

Bırak! Korkmuyormuş! Bal gibi korkuyorsun işte.

Yemiyor, değil mi?

Ödlek!

Tırsak!

Sen ana kuzususun!

Benimle kötü konuşma. Tamam mı? Benimle kötü konuşma. Seni var ya!

Seni bütün vakalarda yenerim. Bütün enerjimi sana harcarım, tamam mı?

Seni bütün vakalarda harcarım, mahvederim, seni çok pis yaparım.

Hah, şöyle!

-Oldu mu? -Oldu tabii, âlâsı oldu.

Şimdi git, bu enerjini İsmet'in kafasından aşağı boca et.

Hadi kara belam, göreyim seni. (El çırpıyor)

Sen şimdi gör beni.

Hop, hop, hop! Oradan değil! Buradan, asansörden.

Gör beni.

Evet! Bravo, Kara Şimşek!

Hadi!

(Doruk) Herkese de ben yardım edemem ki abi.

İsmet amca.

Aa, Aliciğim!

Gidin buradan. Gidin, gidin, gidin buradan!

-Ne? -Beni kandırıp duruyorsunuz.

-Gidin buradan! -Rica ederim Aliciğim, öyle şey olur mu!

Yine yalanlar söylüyorsunuz. İş bulacağım dediniz ama bulmadınız.

Bu devirde kolay mı Aliciğim öyle hemen iş bul--

Aramadınız ki. Arasaydınız bulurdunuz.

Hastanede... Hastanede temizlikçilik yapabilirdiniz.

Hademelik yapabilirdiniz ama bana yakışmaz dediniz.

Onkolojideki çocuklara ders verebilirdiniz, üşendiniz.

Benden de bir sürü para aldınız.

-Borç oğlum onlar. Nasıl olsa-- -Ödemeyeceksiniz, biliyorum.

Gidin buradan. Bakın... Buradan gidin yoksa her şeyi Nazlı'ya söylerim.

Aliciğim...

...yalnız öyle...

...düşündüğün kadar kolay değil.

Malum...

...sen de bana gizli gizli para verdin.

En az benim kadar sen de suçlusun.

Siz... Siz ne biçim insan, siz ne biçim bir babasınız!

Böyle baba mı olur! Baba dediğin Adil Hoca'm gibi olur.

Çocuğunu sever, korur. Çocuğu için her şeyi yapar.

Siz içkiden başka hiçbir şey düşünmüyorsunuz, sevmiyorsunuz.

Nazlı'yı bir kerecik düşünün. Yazık Nazlı'ma. Yazık!

Nazlı'yı hiç düşünmüyorsunuz. Gidin buradan.

Gidin, gidin! Her şey ortaya çıkmadan gidin.

-Bir şey bulun, gidin! Gidin! -Tamam.

Tamam Ali, haklısın.

Gidip son kez kızımla konuşacağım.

Haklısın.

Sana her şey için çok teşekkür ederim.

En azından...

...gözüm arkada kalmayacak.

Hoşça kal.

(Müzik)

Başardım.

Başardım!

Gitti. Aferin! Aferin, gitti işte.

Selvi Hemşire, Doruk'u gördün mü? Ona teşekkür edecektim.

Ali acil hasta geliyor. Çabuk, gel Ali.

-Altıya alın. -Durum nedir?

(Paramedik) Aysun Yatağan 40 yaşında Bacağına kütüphane düşmüş.

Ayrıca 32 haftalık hamile.

Olmaz. Hamile olmaz.

(Paramedik) Kırık bariz. Distal nabız yok. Bacağından ses alamadım.

-Bebeğim nasıl? -Hamile olmaz.

Hamile olmaz, ben bakamam. Ben dokunamam.

Ne demek ben bakamam Ali? Saçmalama, acil durum. Bakar mısın?

Ben dokunamam, ben bakamam. Sen bak.

Sakin ol. Ali kalbini dinler misin? (Aysun ağlıyor)

-Ben dinleyemem, al sen dinle. -Tamam, ben bakayım...

...ama bizi yönlendir, ne yapacağız? -Kadın doğum uzmanı çağırın, çabuk!

Portatif... Portatif fetüs monitörü, çabuk, acil!

(Aysun) Kızımın daha dört haftası var. Yapamam Allah'ım, lütfen.

(Selvi) Sakin olun hanımefendi, iyi olacak.

Düzelecek mi?

(Selvi) İyi olacak, merak etmeyin.

Sakin olun. Sakin olun hanımefendi.

Bacaktaki... Bacaktaki kan akışını kontrol etmeniz lazım, tamam mı?

Perfüzyon yok, çabuk!

Bebeğimin daha dört haftası var. Doğuramam.

Bebeğiniz de iyi olacak, siz de iyi olacaksınız.

Merak etmeyin ama önce ayağınızla ilgileneceksiniz.

-Geldim. Evet, Ali? -Traksiyon... Traksiyona al.

Bir, iki, üç.

Ah!

(Yaşam destek cihazı uyarı veriyor)

Ali buraya bak, ne oluyor?

Ali!

Biri Nazlı'ya haber versin, koş!

Kardiyak aktivite normal. Plasental yırtılma yok.

O ne demek?

Bebeğiniz iyi olacak demek, tamam. Bebek iyi.

-Ateşi var, 38.5 -Enfeksiyon!

Enfeksiyon olabilir.

Solunum kapanıyor Ali.

Ali!

Tansiyon 75'e 55

Allah'ım yardım et. Yardım et Allah'ım, yardım et.

Ali bir şey yapsana! Ali!

Yardım et... Yardım et...

(Kapı açıldı) Hocam! Hocam koşun!

Acile hamile bir kadın gelmiş, Ali paniklemiş.

Kadın doğuma haber verdiniz mi?

-Vermişler. -Ali?

Kriz dediler.

Tam mahkeme öncesi! Koş, koş!

(Jinekolog) Suyun geldi mi kontrol edeceğiz. Tamam?

Biraz baskı hissedeceksin. Ver.

Evet, nedir?

Tansiyonu çok düşük. Solunum sıkıntısı var.

Nefes alamıyorum.

(Nazlı) Nefes alın. Nefes alın.

-Sıvıları artırdın mı? -İkinci litresinde.

Derin derin nefes alın.

-Nefes alın. -Kızım...

Kızım...

Ben hemen bir test yapıp geleceğim.

Şimdi sakin ve derin derin nefes almanızı istiyorum, tamam mı?

Al, bırak.

Al, bırak.

-Nefes alamıyorum. -Bir daha. Bir daha lütfen.

Ciğerler temiz.

Kızım... Kızımı kurtarın.

-Kızımı kurtarın. -Sakin olun. Lütfen sakin olun.

Bebeğiniz de siz de iyi olacaksınız, tamam?

İkiniz de iyi olacaksınız. Merak etmeyin, lütfen.

Hayır! Siz de kurtulacaksınız, o da kurtulacak!

O da kurtulacak, siz de! İkiniz de kurtulacaksınız!

-Ali, tamam. -İkinizi de kurtaracağız.

Nazlı, Ali'yi al çık. Çabuk, çabuk!

İkiniz de! İkiniz de! İkiniz de iyi olacaksınız!

-Aliciğim lütfen. -İkiniz de kurtulacaksınız!

İkisi de kurtulacak. İkisi de.

Ferning pozitif. Amniyotik sıvı akmaya başlamış.

Antibiyotiğe başlayacağız. Hadi, fırla!

Suyun geldi.

(Aysun) Hayır, kızım.

Sezaryen için ameliyathaneyi hazırlasınlar. Acil, hadi!

Koş.

Sakin olun.

Daha dört hafta var. Kızımı kurtarın.

Merak etmeyin. İyi olacaksınız.

Bebek de yaşasın. Bebek de yaşasın. Yapamam. Dokunamam Nazlı.

-Ben dokunamam. -Neşterin... Neşterin nerede?

Sağ cebimde.

Al. Eline al.

Ölmesin. Çocuk ölmesin. Anne ölmesin, çocuk ölmesin.

İkisi de yaşasın. Yoksa ne yaparım. Bana katil derler.

-Dayanacaksın! -Dayanamam Nazlı, dayanamam.

Ali, sen doktorsun.

Anneler ölüyor, çocuklar ölüyor. Herkes ölüyor. Herkes ölüyor.

Adil Hoca'm bana doktorluğu hiç böyle anlatmamıştı.

Doktorluğu bana böyle anlatmamıştı.

Tamam, şöyle düşün.

-Belki de bu bir şanstır. -Ne şansı?

Daha önce olanlar barışman için bir şans.

Daha önce Kıvılcım Hanım öldü. Ellerimde öldü. Hiçbir şey yapamadım.

Bu sefer ölmesinler.

Bak... Bak şuraya. Bak.

(Nazlı) Ali baksana oraya. Bak şuraya.

İkisinin de sana ihtiyacı var. Onları bırakacak mısın?

Sen böyle bir insan mısın Ali?

(Gerilim müziği)

Sağ ventrikülü genişlemiş.

Sistolik fonksiyonu da çok düşük duruyor.

Pulmoner emboli mi?

Amniyotik sıvıdan emboli atmış olabilir ama yağ dokusundan da atmış olabilir.

Şu an ne oluyor, anlamıyorum ki.

Akut kalp yetmezliği.

Kalp yetmezliği mi?

(Gerilim müziği)

Haklı. Kalbi duruyor.

(Gerilim müziği)

Aferin.

-Nazlı hazır mısın? Söktün mü? -Hazır.

Beraber, hızlı.

Çabuk, çabuk!

-Açılın. -Gel, gel, dön.

Dön.

-Sakın bırakayım deme, tamam? -Bırakmam. Hiç bırakır mıyım!

Bırakır mıyım hiç! Bırakmam.

(Ferman) Çekil. Çabuk çekil.

(Ferman) Çekil!

Bu sefer sol elimle atacağım. Üçlü. Biraz rekabet gelsin, heyecan olsun.

-Yemin ederim-- -Ali yine hamile bir kadını...

...ameliyata almış. Hem de Kıvılcım Hanım'daki gibi aynı olmuş.

Kadın çökmüş, koşun.

(Telefon çalıyor)

Efendim?

Hemen geliyorum.

Buyurun, Ferda Hanım.

Oo! Âdemciğim yine şov yapmışsın. (Telefon çalıyor)

Bir saniye.

Efendim?

Hemen geliyorum, bekleyin.

Teşekkür ederim, bir dahaki sefere.

-Ne oldu, niye çökmüş? -Akut kalp yetmezliği.

Bu çocuğun da şansı!

(Tanju) Hadi, hadi!

(Gerilim müziği)

(Ferman) CPR'a cevap vermiyor. Adrenalin, biraz yükle. Acil.

(Gerilim müziği)

Hocam olmuyor.

Hâlâ kalp atışı yok. Neden şok vermiyoruz?

Çünkü kalpte elektriksel aktivite yok. Hiç yok.

Vakit kalmadı, artık bebeği kurtarmamız lazım.

Evet, sezaryene acil başlıyoruz. Ali kompresyona devam et, çabuk.

Batikon.

Tamam.

Rahim duvarını geçiyorum.

Al bunu.

(Gerilim müziği)

Geliyor.

Geliyor.

Aldım.

(Gerilim müziği)

(Jinekolog) Klemp.

(Gerilim müziği)

Bebek nefes almıyor!

Vakum. Acil!

(Gerilim müziği...)

(...)

(...)

(Bebek ağlıyor) Oh, çok şükür!

(Gerilim müziği) (Bebek ağlaması)

Yeni doğana götürüyorum.

Ver. Ver.

Ali.

-Ali masaja cevap vermiyor. -Hayır.

-Ali zaten yarım saattir yapıyorsun. -Hayır, bir saat daha yaparım.

-Ali! -Hayır! Hayır!

Geri dön. Ne olur. Olmaz.

(Ali) Aysun Hanım olmaz. Aysun Hanım geri dön.

Bir daha olmaz! Bir daha olmaz!

(Gerilim müziği)

Geri dön.

Geri dön.

Gitme. Gitmeyin, olmaz.

(Duygusal müzik...)

(...)

(...)

(Duygusal müzik)

Ali artık masajı bırak.

Ali, hastayı kaybettik.

Hayır.

Ali.

(Gerilim müziği) (Yaşam destek cihazı sesi)

Nazlı, masaja devam.

Nazlı masajı sen devral. Bir fikrim var, çabuk!

(Gerilim müziği)

On numara bisturi.

(Gerilim müziği)

Ben alırım.

-Femoral bölgeden cut down açacağım. -Ali!

Ne yaptığımı biliyorum hocam. Biliyorum.

(Gerilim müziği)

Bu deli ne yapıyor?

Hocam?

Ben de bilmiyorum.

(Gerilim müziği)

-Hocam ne yapıyor? -Sakin. Sakin ol.

(Ali) Bypass cihazı getirin lütfen. Lütfen.

Çabuk.

Hastaya resüsütatif bypass yapacağız. Çabuk.

Çabuk.

(Gerilim müziği...) (Yaşam destek cihazı sesi)

(...)

Kalbi devre dışı bıraktı.

Bence çok akıllıca.

İyi de ne olacak? Kadın böyle mi yaşayacak?

Tamam, Nazlı. Kalp masajını bırakabilirsin, tamam.

Biliyorum, bu bir tedavi değil.

Bize birkaç dakika da olsa zaman kazandırır. Olsun, kazandırsın.

Şimdi lütfen sessiz olur musunuz? Herkes sessiz olsun.

(Gerilim müziği) (Yaşam destek cihazı sesi)

Sol atriumda bir şey bulamadık çünkü kaslar çok zayıflamıştı.

Elektrik akımı...

Elektrik akımı sağlanamadığı için kalp düzgün atamıyordu.

Pacemaker!

Pacemaker! Kalp dışarıdan kalp pili takıp elektrik vereceğiz.

-Çalışmama ihtimali var, değil mi? -Hocam çalışacak.

İnanıyorum, çalışacak!

Çabuk, çabuk...

Gel.

(Gerilim müziği...)

(...)

Çıkarın bypasstan.

(Gerilim müziği...)

(...)

(Yaşam destek cihazı uyarı vermeye devam ediyor)

(Yaşam destek cihazı normale döndü)

(Hareketli müzik)

İnanmıyorum!

Kalbi atıyor!

(Ferman) Stabil görünüyor.

(Hareketli müzik)

(Gerilim müziği)

(İçeriden alkış sesleri geliyor)

(Hareketli müzik...)

(...)

(Müzik)

(Saat efekti)

(Müzik)

(Alarm çalıyor)

Mahkeme!

(Müzik)

(Kapı zili çalıyor)

Geldim Nazlı.

Geldim, geldim.

Nazlı...

Adil Hoca'm.

Ama Adil Hoca'm, siz buraya nasıl indiniz?

Mahkeme var. Ben sizi nasıl çıkarıp nasıl götüreceğim?

(Adil) Sana da merhaba çocuk.

Herhâlde birini buldum, değil mi?

Ee, beni içeri almayacak mısın?

Aa, olur mu? Tabii, tamam.

Hocam kusura bakmayın. Bugün çok heyecanlıyım da.

Bugün mahkemede suçsuz olduğum ortaya çıkacak hocam.

Şey...

Şeyi de söyler miyiz?

O geçen gün kurtardığım kadını?

Hem onu söylersek hâkim abi belki bana az kızar. Kızmaz.

Çünkü bu sefer hem hamile kadını kurtardım hem de bebeği. Değil mi?

Çocuk--

Bir şey daha var size göstermek istediğim.

Ve ben bugün ayrıca çok mutluyum hocam.

Neden derseniz...

...beni yargılayacaklar.

Yaa.

Hem de bir yetişkin olarak.

Herkes gibi.

Eşit.

Ve ben...

Artık bir yetişkin gibi davranacağım.

Ve bugün ilk defa...

Ta ta!

Neşterimi yanıma almayacağım.

Ya.

Ya böyle.

Ali, şimdi beni dinle.

Bilmen gereken bir şey var.

(Duygusal müzik...)

(...)

Hah! Gülin.

Tanju Hoca nerede?

Konsültasyonda.

Tamam, hangi oda, nerede? Hangi hasta, kaç numara?

1003 numarada. Ne oldu?

Nazlı. Nazlı, ne oldu?

(Derin nefes alıyor)

Yetmedi.

Bir ihtimal ceza alabilirsin.

Nasıl bir ceza?

Bir ihtimal...

...lisansın iptal olabilir.

(Adil) Belki...

(Adil) Ama bu düşük bir ihtimal.

Hapis.

-Ali, Ali, Ali. -Hayır!

Ali, dur. Sakin ol çocuğum.

Tamam, tamam.

Daha kesinleşen bir şey yok. Hâlâ bir umut var Ali.

Nasıl? Ne zaman belli oldu bu?

-Bir ay kadar. -Nasıl ya?

Neden bana söylemediniz? Neden benden gizlediniz?

-Niye bana söylemezsiniz? -Ali.

Ali, lütfen sakin ol.

-Nazlı nerede? Nazlı nerede? -Ali, tamam oğlum.

Geç, oraya otur.

Ali, hadi nefes al.

-Ali, otur. Otur, otur... -Nazlı, Nazlı...

Hadi, nefes al. Ali, lütfen.

Enfeksiyon kalmamış.

Bakalım kalp ne durumda?

Kalp ritmi gayet iyi.

Pil de tıkır tıkır çalışıyor.

Bir ay sonra gelseniz kâfi.

Sizinle konuşmam lazım.

Hastadayım Nazlı.

Görüyorum ve ısrar ediyorum.

Konuşmamız lazım, acil.

İşim bitsin, konuşuruz.

Şimdi!

(Gerilim müziği)

(Adil) Tamam. Şimdi nefes alıyoruz.

Şimdi ver. Tekrar nefes al Ali.

(Adil) Bırak.

Tekrar.

Ver.

Hapiste...

Hapiste pencere var mıdır hocam?

(Duygusal müzik)

Vardır.

Peki, hemen mi götürürler beni?

Hemen mi?

-Ali. -Hocam, benden bir şey saklamayın.

Lütfen her şeyi söyleyin.

Lütfen.

Bana çok kızarlar mı?

Yoksa severler mi beni?

Seni çok severler. Bunu hiç düşünme.

Kitap da verirler mi bana?

Verirler.

Peki...

Hocam, peki çok kalmam değil mi orada?

Beni çıkarırlar değil mi?

Evet.

Çıkınca ne yapacağım?

Lisansım da iptal oldu.

Ben doktorluktan başka bir şey yapamam ki.

(Duygusal müzik)

Ben şimdi gidiyorum

Bir süre gelemeyebilirim.

Adil Hoca'm, bakar sana.

Bakarsınız, değil mi hocam?

Evet.

İsmi, Ayşe.

Adını söylerseniz huzur bulur.

Mutlu olur.

Hoşça kal Ayşe.

(Duygusal müzik)

Ben gelene kadar...

...ölme, tamam mı?

(Duygusal müzik)

Gidelim.

Alo.

Beliz geldi mi?

İyi, tamam. Hadi gel, beni al.

Sağ ol.

(Duygusal müzik...)

(...)

Kızım, sen zorla cezalandırılmak mı istiyorsun?

Korktuğum tek bir ceza var o da Ali'nin mahkemede alacağı.

-Bana bakın hocam. -Nazlı!

Ali, kötü bir doktor mu?

(Nazlı) Hı?

Şimdiye kadar gördüğünüz en iyi doktorlardan biri değil mi?

Ameliyatta hata yaptı!

Ben de onu söylüyorum işte.

Yapmadı!

Bakın, Kıvılcım Hanım'a ben de çok üzülüyorum.

(Nazlı) Bir günüm bile yok onu düşünmediğim.

Ama Ali'yi biliyorum.

Eğer bir fırsatı olsaydı mutlaka kurtarırdı onu.

İçerideki kadını nasıl kurtardı, görmediniz mi?

(Nazlı) Etkilendiniz, gördüm!

Hocam, size yalvarıyorum.

Lütfen her şeyi bir kenara bırakın.

Başhekimliğinizi, öfkenizi, önyargınızı...

Bir kere, sadece bir kere hiç yapmadığınız bir şeyi yapın.

(Gerilim müziği)

Kıvılcım Hanım'ın evine girmeme izin verin.

Lütfen.

Geldim hocam.

Geldim.

(Müzik)

(Ali) Ferman Hoca'm.

İkimiz beraber gideceğiz.

Siz biliyor muydunuz?

Artık bir önemi yok.

Önemli olan; ne yaşanacaksa beraber yaşayacağız.

Abi kardeş gibi mi?

Evet.

(Fısıldayarak) O zaman size söyleyebilirim.

Biraz korkuyorum.

(Fısıldayarak) Ben yanındayım.

Tamam?

Tamam.

Hadi.

(Duygusal müzik)

-Gitmeyeceğim. -Nazlı, git başımdan.

Kıvılcım Hanım'ın evinde ne bulacağını zannediyorsun sen?

Gitmiyorum. Siz o anahtarı verene kadar da gitmeyeceğim.

-Bak, kovacağım seni artık! -Yine de gitmeyeceğim!

Hocam, Kıvılcım Hanım yok artık!

Ama Ali için hâlâ bir şey yapılabilir.

(Kapıya vuruldu)

Affedersiniz Tanju Bey.

Ali Vefa'ya ulaşamadım.

Çıkmam da gerekiyor. Malum bebek.

Sizden bir şey rica etsem?

Bunu ona verebilir misiniz?

Teşekkür ederim. Hoşça kalın.

(Duygusal müzik)

(...)

(...)

Hocam.

-(Tanju) Fırla. -Teşekkür ederim.

Çok teşekkür ederim!

Bunu da alayım.

(Ferman) Gelin, gelin.

(Ferman) Gazeteciler gelmeden kaçalım şuradan.

Nazlı nerede acaba?

Yetişir çocuk, yetişir. Merak etme.

(Ferman) Merak etme.

(Müzik)

Hadi Kıvılcım.

Bize bir şey ver, hadi.

(Müzik)

Çok pardon.

Nazlı? Nazlı aradı mı? Gelecek mi?

Gelecek, merak etme. Tamam.

(Müzik)

(Hareketli müzik)

(...)

Hadi, lütfen. Hadi.

Hadi, küçücük bir şey.

Küçücük bir şey de olsa...

(Gerilim müziği...)

(...)

Hadi, hadi...

(Müzik)

İmmünosüpresant.

(Gerilim müziği)

(...)

(...)

Buyurun, oturun.

Nazlı gelmedi hâlâ.

Gelecek, gelecek.

(Gerilim müziği...)

(...)

(...)

(Gerilim müziği...)

(...)

Ali!

(Gerilim müziği)

Evet.

Dosyaya yeni eklenen bir delil...

...veya tanık var mı?

Yok, Sayın Hâkim.

Yok, Sayın Hâkim.

Biraz daha hızlı olabilir misiniz? Lütfen.

Ölüm kalım meselesi. Çabuk.

Hocam! Tanju Hoca'm, yardım edin.

Ben bir reçete buldum.

İlaç kullanıyormuş Kıvılcım Hanım.

Ne ilacı?

Bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar.

Çok, çok ağır ilaçlar hocam.

Ben şimdi size fotoğrafını atacağım.

Yani Kıvılcım Hanım'ı kurtaramazmışız.

(Hâkim) Sanık Ali Vefa.

İlk duruşmanızda vermiş olduğunuz ifadeye...

...ekleyeceğiniz bir şey var mı?

(Gerilim müziği)

Bu ilaçlarla o kadar yanmaya muhtemelen zaten ciğerleri iflas etmişti.

(Nazlı ses) Yani bir şey yapılamazdı.

Siz fotoğrafa bakın. Ne olur doğruyu söyleyin.

(Gerilim müziği)

Hadi, hızlı olamıyor muyuz? Biraz daha, lütfen.

(Duygusal müzik)

Ben, çocuklar yaşasın istedim.

Yemin ederim, anneyi kurtarmak için hiçbir şans yoktu.

Olsaydı yapardım.

Bu kadar.

(Duygusal müzik)

Gereği düşünüldü.

(Hâkim) Sanık Ali Vefa.

(Hâkim dış ses) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu...

...çerçevesinde, bir annenin...

...hayatını kurtaracak...

...uygulamayı...

...yapmayı reddetmesine...

...ve hekimlik mesleğinin gerektirdiği...

...özen ve dikkate...

...aykırı davranmak suretiyle...

Pardon! 49. ağır ceza mahkemesi nerede?

Üst kat, sağdaki salon.

(Hâkim) Atılı suçu işlediği...

...sübut bulmakla...

...eylemlerine uyan...

...5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun...

...85. maddesi gereği...

...iki yıl...

...hapis ile cezalandırılmasına...

...ayrıca...

...sanık Ali Vefa'nın...

...TCK'nın 53/e maddesi gereğince...

...doktorluk mesleğinin icrasının...

...yasaklanmasına...

Durun!

(Kalp ritim efekti)

(Heyecanlı müzik)

(...)

(...)

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Gülay Yılmaz - Ece Naz Batmaz...

...Fatih Kolivar - Feride Tezcan - Gökberk Yılmaz

Editör: Dolunay Ünal

(Jenerik müziği...)

(...)

(...)

(Jenerik müziği...)

(...)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.