Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Jenerik müziği...)
(...)
(...)
Çekilin! Nazlı'nın babası bu! Çekilin!
Ali sakin ol. Bir şey yok.
Hayır! Bisikletten düştü!
Sarhoş! Sadece sarhoş!
Hayır, sen gelme! Sen burada kal. Sen çok kötü olursun.
Ben bakacağım babana. Çok da güzel bakacağım. Sen merak etme.
Sen burada kal.
Bilmemiz gereken bir hastalığı var mı?
Alkolik.
(Müzik)
Ne var bunun içinde böyle?
Nereden açılıyor? Hah, buldum.
Aa!
Bu ne?
Ne zaman felsefe okudun sen?
Tıp fakültesine girmeden önce.
Aradığım cevabı, yaşamın ve ölümün kıyısında bulacağımı düşünüyordum.
Gençlik işte.
Ver, koyayım.
Kapatıyorum.
O zaman ben bunu arka tarafa koyacağım.
Dur, dur, dur! Onu yerine koy.
Ben mesleğe niye başladığımı unuttuğum zaman açıp biraz bakıyorum. Şuraya.
Peki.
Tamam.
Sehpaları şu tarafa kaydırıyorum.
Hayır, hayır, hayır! Selvi’nin hediyesi o. Olur mu?
Bari şu fotoğrafı kütüphaneye götüreyim.
-Çarpacaksın, düşecek, kırılacak. -Hayır, hayır!
Ali tıp fakültesinden mezun olur olmaz çektirmişti onu.
Baksana, ne kadar güzel gülümsemiş. Bayılıyorum o gülümsemesine.
Hem sonra düşünsene; eve bir geliyor, bakıyor ki her zamanki yerinde değil.
Tahmin et ne olur?
(Duygusal müzik)
Bir fotoğrafın bile yerini değiştiremeyeceksem...
...niye kabul ettin seninle ilgilenmemi?
Ne alakası var?
Kaynaşıyoruz. Birbirimizi tanıyoruz işte.
Ne tanıması?
Ben buradaki eşyaların hiçbirini tanımıyorum.
Ben kendi babamı tanımıyorum.
İyi, tanı işte.
Benim bütün hayatım burası.
Bensiz bütün hayatın!
Ben bu anıların hiçbir yerinde yokum baba.
Tamam. Al, neyi nereye istiyorsan oraya koy.
Dükkân senin. Al, ne yapıyorsan yap.
(Duygusal müzik)
-Şu saksıyı kenara çekeceğim. -Ama o saksıda...
Eh! Çok kötü bir fikirdi bence!
Söyleyeyim, Selvi'yle devam edin.
Tamam. Saksıyı istediğin yere götürebilirsin.
Ferda... Ferda dur! Ferda baştan başlayabiliriz Fer--
(Kapı kapandı)
(Duygusal müzik)
Nasıl?
Yumuşak doku zedelenmesi var. Birkaç tane de sıyırık.
Bu kadar mı?
Bir de...
Bir de çok sıvı kaybetmiş.
Bir de besinsiz kalmış sanırım biraz.
Neden?
-Şey... -Ne?
-Şeyden... -Ali söylesene!
Sanırım baban sokaklarda kalıyormuş.
(Duygusal müzik)
Evsiz gibi mi?
Çok iyi bakarız merak etme.
Toparlar. Sen üzülme tamam mı?
(Duygusal müzik)
(Ali) Nazlı...
(Ali) Nazlı...
(Duygusal müzik...)
(...)
(...)
Sokaklara mı düştün baba?
(Duygusal müzik)
Sen kendine ne yaptın?
(Duygusal müzik...)
(...)
(...)
(Duygusal müzik)
(Kadın) Ay! Aa!
Pardon. Lütfen çekilir misiniz?
Bisiklet yolu burası. Bisiklet yolundan çekilir misiniz?
(Kadın) Koptu kopacak! Yardım çağırsalar.
(Kadın) Ne olacak bu çocuk?
(Erkek) Gitti adam!
(Gerilim müziği)
-Biri var mı orada? -İşçi var abi.
(Gerilim müziği)
(Kadın) Hareket etse düşecek. Ne yapacağız bilmiyorum.
(Kadın) Nasıl kalmış öyle yukarıda?
(Gerilim müziği)
(Kadın) Düşecek neredeyse. Görüyor musun?
Kablo! Kablo tutmayacak!
(Bağırıyorlar)
(Gerilim müziği)
Öldü.
(Kadın) Aa! Kımıldıyor! Hareket etti.
(Gerilim müziği)
(Kadın) Hareket etti. Hareket ediyor.
(Ali) Açılın! Pardon çekilir misiniz?
Ben doktorum! Çekilin!
Ambulansı arayın! Çabuk ambulansı arayın!
Biri yardım etsin. Sırtüstü çevirmemiz lazım.
(Ali) Çabuk! Yavaş!
Gördün mü? Çocuğun eli yüzü kan revan içinde!
(Erkek) Sakin! Sakin!
(Gerilim müziği)
(Kadın) Kımıldadı, gördüm. Kendim gördüm.
(Kadın) Gencecik çocuk. Görüyor musun?
(Erkek) Ambulans geliyor. Ambulans yolda.
Sessiz olur musunuz?
Sessiz olun! Duyamıyorum!
Sessiz!
(Müzik)
Nabzı atıyor.
Nabzı atıyor! Zayıf atıyor ama atıyor!
Atıyor!
(Kadın) Yaşıyor mu Doktor Bey?
Nasıl yaşasın? Kaç kat düştü adam?
33. kattan düştü. Saydım.
-Temiz bezi olan var mı? -Bende var.
Ver.
(Ambulans sireni çalıyor) (Ali) Ambulans nerede kaldı?
-(Erkek) Ambulans geliyor, yolda. -Ambulans nerede kaldı?
(Ambulans sireni çalıyor)
-Açılın! -(Kadın) Bakar mısın ya! Yazık.
Ferman Hoca'yı aramam lazım.
Ferman Hoca! Çabuk!
Acele etmemiz lazım! Çabuk!
Ben Doktor Ali Vefa. Berhayat Hastanesine gideceğiz tamam mı?
Çabuk! Gel!
Bir, iki...
Hadi bağlayın.
Sağ cebimde telefon var. Alır mısın? Yavaş! Dokunma! Dikkatlice al tamam mı?
Ferman Hoca'yı arayacağız. Ferman Hoca yazıyor, onu bul.
-Tamam. -Açılın! Açılın!
(Erkek) Yolu açalım!
(Erkek) Açılın, açılın, açılın!
(Müzik)
(Telefon zili çalıyor)
Oğlum bir keyif yapıyorum. Geleyim hastaneye, öyle söyle ne söyleyeceksen.
Hocam adam tam 33 kat düştü.
33 mü? Neredesin sen?
Hastaneye geçiyoruz. Eksensel yük yaralanması var. Çok fazla kırık.
Hocam bu kadar kırık ve yaralanmayı başka hiçbir şekilde görmedim ben.
Ali, adam 33. kattan aşağıya düşmüş. Nasıl yaşıyor?
Platformla düştü hocam. Platform düşüşünü kırdı.
Turnike yapmam lazım!
Pekâlâ, tamam. Teker teker. Nabız?
Tansiyon 70'e 40, nabız 130
Ya solunum?
Solunum sıkıntılı.
Balon taktık ama entübe edecek vakit yoktu hocam. Çok kan kaybediyor.
Ali, acilde karşılayacağım seni.
Ne yap et, gelene kadar o kalbi attıracaksın.
(Kalbi durdu)
Hocam adrenalin vermem lazım. Çok fazla kan kaybediyor.
-Yetişmeyecek! -Yetiştireceğiz! Yetişecek!
(Ferman ses) Kapatıyorum hadi. O kalp atacak!
(Gerilim müziği)
Baskı uygula.
Hadi! Hadi!
Hadi!
(Duygusal müzik...)
(...)
Nazlı...
...gel aşkım. Bal böceğim.
Gel bir tanem.
(Duygusal müzik)
Bir bisiklet kazası geçirdin.
24 saat seni burada tutacağız. Sıvılarını takviye edeceğiz.
Çıkınca da bu merhemi sürersin dizine.
Geçmiş olsun.
Kızım...
(Duygusal müzik)
Hayır! Kalkmazsan iyi olur.
(Duygusal müzik)
Altı aydır temiz.
Şaka mı bu?
Seni bulduğumuzda dut gibi sarhoştun!
Kızım inan bana altı aydır temizim.
Yemin ederim.
Kaç yıl oldu seni görmeyeli?
Dört? Beş?
Sence ne yaptığın gerçekten umurumda mı?
Niye ağlıyorsun o zaman?
(Duygusal müzik)
Bak, bu senin hayatın. Ben kendimi yıllarca böyle avuttum.
Sana yapmıyor bu kötülüğü dedim. Kendine yapıyor.
Bu, onun hayatı dedim.
Ama yok.
Bu yara kapanmıyor.
1000 yıl geçse de kapanmayacak, biliyorum.
Öyle bir çaresizlik ki...
Sen içme diye ben elimden ne geliyorsa yaptım.
Uslu bir çocuk oldum. Kendi kendimi büyüttüm.
Çalıştım, para kazandım, para yolladım...
...ama kurtaramadım seni.
Ne yapsam düzeltemedim, iyileştiremedim.
Baba şu hâline bak.
Sokaklara düşmüşsün.
Sana söz verdim. Yemin ederim içmiyorum artık.
Gerçekten çok değiştim ben.
Bir fırsat versen göreceksin.
Senelerce aynı sözü verdin!
Her seferinde inandım. Sen de gittin her...
Ne olur artık oynama benimle.
Bana da yazık.
Ben bir daha bunu atlatamam.
Bir an önce iyileş, git buradan.
Nereye gideyim?
Başımı sokacak bir çatım mı kaldı?
Bu kadar kötü bir adam mıyım ben?
Bir köşede öleyim mi yani?
Hayır.
Öyle bir köşede ölmeyi falan hak etmiyorsun.
(Duygusal müzik)
Ama sen beni de hiç hak etmiyorsun baba.
Sen beni hiç hak etmiyorsun.
(Duygusal müzik)
(Güneş) Çabuk, çabuk, çabuk!
(Güneş) Tamam, yavaş.
-Ali, sen iyi misin? -(Ali) İyiyim. Çok kanaması var.
-Evet, nedir? -Veli Uzunöz, 20 yaşında.
(Ali) Yolda iki kere çöktü. Adrenalinle döndürdük.
Tansiyon 60'a 20, nabız 140
Beyin, göğüs, omurga batını çekeceğiz önce. Alalım.
Hocam kesin iç kanaması var.
Ameliyathaneyi hazırlasınlar çabuk!
Hocam yalnız basın duymuş.
Hastaneyi arıyorlar mucize adam falan diye. Her an gelebilirler.
Bir bunlar eksikti. Gelsinler.
-Nazlı nerede? -Nazlı...
Söyle, Nazlı'yı çağırsınlar. Çabuk yanıma gelsin.
Üstünü başını temizle. Bir dakikan var. Hastayı kontamine etmeyeceğiz. Çabuk!
(Mesaj geldi)
(Telesekreter ses) Tanju Korman'dan bir sesli mesaj.
(Tanju ses) Şimdi beni iyi dinle seni küçük burjuva.
-Aa! -(Tanju ses) Sana o kadar sinirliyim ki.
(Tanju ses) Yüz yüze konuşmak istemedim. Yoksa kalbini kıracağım.
Ne oluyor ya?
(Tanju ses) Kuruldu formaliteydi, öyle güzel kurmuşsun ki düzenini...
...ancak ulaştım rakamlara.
(Tanju ses) Hastane batıyor Beliz. Ben başa geçtim, hastane bitmiş.
(Tanju ses) Sen bunları nasıl saklarsın benden?
(Tanju ses) Çok rica ediyorum, bu işi yapamıyorsan bana bırak!
(Tanju ses) Tek kuruş bile istemem.
(Tanju ses) Bir hastane nasıl yönetilir sana göstereyim, bu bana yeter.
(Tanju ses) Kimseye tek laf etmeyeceğim şimdilik.
(Tanju ses) O sevgilinin de haberi yok belli ki.
(Tanju ses) Nasıl çiftseniz artık?
(Tanju ses) Bilse işini yapamadığını, ne düşünecek kim bilir hakkında?
(Tanju ses) Bebekle baş edemediğin de düşünülürse...
Hadsiz!
(Tanju ses) Yatırımcılarla toplantı ayarladım acil.
(Tanju ses) Bütün gün yokum. Bak senden çok rica ediyorum.
(Tanju ses) Beliz, yalvarıyorum bir gün zarara sokma şu hastaneyi.
(Gerilim müziği)
(Ferman) Evet!
(Gerilim müziği)
Ali geç bu tarafa.
-Geldim hocam. -Kavital kanama muhtemel.
Ali, kasık yolu açacaksın.
Sıfır RH negatif kan transfüzyonu, iki ünite yükle.
Göğüs, pelvis ve servikal omur röntgeni istiyorum. Nazlı fırla!
Hemen.
Sol akciğerde solunum sesleri çok zayıf.
Kasığı açıyorum.
Bacakta kırık var. Biri yardıma gelsin! Güneş!
-Geldim hocam. -Bu taraftan kalçayı tut.
Üç deyince. Bir, iki, üç.
Bir daha. Oturmadı. Bir, iki, üç, çek.
Tamam. Gel, gel, gel!
-(Nazlı) Yavaş. -Önce göğüs. Yerleş. Gönder göğse.
(Gerilim müziği)
Evet, sen tut.
-Tamam, çek. -Gönder. Çek, çek, çek. Al bunu.
-(Nazlı) Hızlı olsunlar. -Gönder tableti.
(Nazlı) Hocam.
Tansiyon pnömotoraks! Soluk borusu kaymış. Göğüs tüpü, acil al bunu!
Bende. Getir çabuk.
Pelvis ultrason. Çabuk Güneş.
(Gerilim müziği)
Çevir bana.
Sağ pelviste kırık var.
Traksiyon lazım. Al bunu.
-Göğüs hazır. -Geldim.
(Ferman) Çek onu. Bu yerde.
(Gerilim müziği)
Ver.
Servikal omur geldi.
Çoklu kırık var hocam.
-Ali, kasık yolu ne durumda? -Açtım hocam.
Hadi gel.
Tüp hazır! Ameliyathaneye çabuk! Al!
Çabuk! Hızlı!
Çok kötü durumda. Yaşatabilecek miyiz?
33. kattan düştü, ölmedi. Bizim elimizde ölmeyecek.
Hadi, hadi! Çok işimiz var! Devam!
(Ferman) Dön!
(Gerilim müziği)
Benden habersiz kuş uçmayacak bugün hastanede.
Beliz Hanım bir şey mi oldu?
Ara acili, ameliyathanelere haber ver.
Her bir operasyondan, müdahaleden, muayeneden haberim olacak.
Kimse benden izinsiz hiçbir şey yapmayacak.
Tek kuruş harcanmayacak bugün hastanede.
Şimdi Gülin!
Tabii. Hemen.
(Gerilim müziği)
Alo...
(Güneş) Alo şef, Ferman Hoca önden geliyor. Biz de hemen geleceğiz.
Sen nasılsın? Gördün mü babanı?
İyiyim.
Senin için ne yapabilirim? Söyle, ne yapayım senin için?
-Gönder onu. -Ne?
Benim için yapacağın en iyi şey, gönder onu.
Hadi bir şey olursa arayın beni.
-Çok teşekkürler. -Hadi iyi günler.
-Merveciğim sıradaki hastayı alabiliriz. -Tabii Ferda Hanım.
(Müzik)
Sıradaki hasta siz misiniz?
Bilmem. Ben randevu almamıştım.
Neyiniz vardı acaba?
Grip galiba.
Cerrahi bölümünde bekliyorsunuz yalnız şu an.
Çok özür dilerim gerçekten.
(Kadın) Avukatlıkta ilk senem. Haftada 60 saat çalışıyorum.
Kusura bakmayın.
Ayaklarınız şiş galiba.
Hanımefendi.
Hanımefendi.
Canım.
İyi misin?
Ne oldu?
Daldın, gittin. Hep olur mu böyle?
Diyorum ya, yorgunluktan. Çok çalışıyorum bu ara.
Bir nabzına bakabilir miyim?
Çok zayıf.
Ayakların böyle şişer mi?
Kopmamaları bir mucize.
Kıyafet yönetmeliği sağ olsun, topuklu ayakkabıyı zorunlu kılıyor.
Bir ayağını uzatabilir misin?
Uzat bakalım.
Bayağı ödemin var.
Sen gitme, ben sana birkaç test yapayım olur mu?
-Teşekkür ederim. -Rica ederim.
Merveciğim hanımefendiyle ilgilenir misin? Birkaç test istiyorum.
(Merve) Tabii Ferda Hanım.
(Doruk) Replantasyon?
Tam üç tane. İki bacak, bir kol.
Biçerdövere kapılmıştı. Tamamen doku kaybı vardı ama ona rağmen--
Benim beş!
Üç bacak, iki kol. Bir tanesi mayın.
Dağda turnike. Karanlıkta bul bacağı, koy buza.
Atla cipe. Dön hastaneye. Geri tak.
Tabii Herkül'sün ya sen zaten.
(Demir) Bilmiyoruz ya.
(Doruk) Bizde yalan yok.
Ben adama kafasını geri takarım.
Gençler bugün benimlesiniz. İkinizi ekip yapacağım.
Ayrılmayacaksınız birbirinizden tamam mı?
Tamam hocam.
Hocam, beni Ali veya Nazlı'yla niye ekip yapmıyorsunuz?
Neden?
Hocam arkadaş biliyor da kendisine ders vereceğimi. O yüzden biraz çekiniyor.
Siz onun kusuruna bakmayın.
Vallahi kapışın. Benim için hiç sorun değil.
Böyle böyle ekip olmayı öğreneceksiniz.
Hastanızı söylüyorum. Melodi Huzurlu.
12 numaraya yatırdım. Hadi bakalım.
(Demir) Göreceğiz bakalım kim kime verecek o dersi.
“Mucize Hasta”, yaşam savaşı veriyor. Tam 33. kattan yere düşen...
“Mucize Hasta” lakaplı, Veli Uzunözlü...
Özel bir hastanede tedavi altına alındı.
Uzunözlü'nün yıkılan platformun üstünde olduğu söyleniyor.
Görgü tanıklarına göre bir sörfçü gibi yere inan Uzunözlü'nün...
...yıkılan platformun rüzgâr direnci oluşturması sayesinde...
...kurtulduğu söyleniyor ama asıl soru hayatta kalabilecek mi?
(Ferman) Bırak. Gönder, neşter.
-Hocam, çok yırtık var. -Bağırsağa giriyorum.
(Ferman) Hemostat, bulldog gönder iki tane çabuk!
(Ali) Pelvik kanaması var!
Başlıyorum.
Mezenteriği kötü durumda, önce bağırsağı dikmemiz gerekiyor.
Çabuk, çabuk! Nazlı dik!
Gönder, penset!
Dördüncü ve beşinci kattan düşen hastaların neredeyse yarısı ölür.
(Ali) 11. kattan düşen hastaların, tamamı ölür.
33. kattan düşen hastaların...
...istatistiklerini söylememe gerek yoktur herhâlde.
İstisnalar her zaman vardır.
Biz bugün burada bir mucizeye tanık olacağız.
Değil mi hocam?
Devam et Nazlı, çabuk.
(Aksiyon müziği)
Doktor bey, bakacak size birazdan.
Pardon, bir şey sorabilir miyim?
Hayır beyefendi, siz artık bana hiçbir şey soramazsınız.
(Fotoğraf çekiyor)
Beyefendi burada fotoğraf çekmek yasak dedim!
Tamam canım, çekmiyorum. Allah Allah!
Lütfen orayı boşaltır mısınız? Hastalara engel oluyorsunuz, lütfen.
(Güneş) Pardon, pardon.
Gülin, arıcılıkta çok para varmış diyorlar, ne diyorsun?
-Ne arıcılığı Güneş? -Bildiğimiz arıcılık.
Hem hastanede çok çalışıyoruz ya...
...bizi çok sokarlarsa kurtarır herhâlde bizimkiler.
Bilmiyorum Güneş, ne bileyim.
Pardon. Veli Uzunözlü, kaç numarada? Abisiyim ben.
-Abisisiniz! Kimlik görebilir miyim? -Tabii.
Tabii.
-Unutmuşum. Tüh! -Tabii canım, kesin unutmuşsunuzdur.
Beyefendi rica ederim, gider misiniz buradan?
Kimliksiz kimseye bilgi vermiyorum zaten, lütfen ya!
Abisiymiş!
(Güneş) Dur ya da buldum. Taksicilik.
(Güneş) Para kazanırım. Ben sürekli dolaşırım onunla.
Hem hocalık yaparım.
Güneşciğim, gerçekten çok yoğunum, görüyorsun. Lütfen...
Hanımefendi ne yapıyorsunuz?
Güvenliği çağırmadan gider misiniz buradan!
-Ne yapıyorsunuz? -Hakikaten bu nedir!
-Nasıl böyle bir şey olabiliyor? -Anlamıyorum ben de bu insanları.
Ya da ben kitap yazayım Gülin.
Herkes yazıyor, ben de yazarım. Ne olacak?
Güneş artık git ne yapıyorsan yap!
Görmüyor musun? Ben nelerle uğraşıyorum burada!
Allah Allah!
Niye kızdın şimdi gülüm? Ben senin burada fikrini danışıyorum değil mi?
Ama görmüyor musun hâlimi?
Bu aralar bana çok kızıyorsun, farkında mısın?
Güneş!
Kardeşim çekme dedim sana. Yeter, artık git şuradan!
(Doruk) Hocam burada grip diyor. Bizim hastamız olduğundan emin miyiz?
-(Demir) Beğendiremedik galiba. -Olur mu öyle şey canım arkadaşım.
(Doruk) Ben yanlış anlaşılma olmasın diye hocamıza soruyorum.
Doğru, aslında hastamız yanlış gelmiş.
Ama ben başka bir şeyden şüphelendiğim için bırakmadım.
Hocam, testler.
Bu vakada hemşiremiz, Açelya.
Arkadaşlar...
...rekabet 'okay' ama hastanın yanında nasıl konuşulur bildiğinizi varsayıyorum.
Tamam mı?
Oo, sarı fırtına da bize katılmış.
Bu arada çok doğru karar, sen tek başına az gelirdin.
(Doruk) Adil olmazdı, iyi olmuş.
Çok rahatsız edici bir ses geliyor şu anda, duyuyor musun?
Hayır.
Bak, sanki böyle küçük kemirgen vik vik konuşuyormuş gibi.
-Korkuyor galiba. -Aman ne kadar komik bir şaka bu.
Bak, duydun mu? Çok rahatsız edici.
(Açelya) Şimdi kesildi, demin tekrar gelmişti.
(Demir) Ben duymuyorum.
(Yaşam destek cihazı çalışıyor)
Tahlillerin de tamam. Seni muayene edeceğiz şimdi.
Hocam, ben ateşini ölçtüm, 37.6 tansiyon 8'e 5
-Tamam. -Hocam, ben hemen dinleyeyim.
(Yaşam destek cihazı çalışıyor)
(Aksiyon müziği)
Göğüste hırıltı var.
Bu ciğerlerinde sıvı biriktiği anlamına gelir.
-Grip yüzünden mi? -Sanmıyorum.
-Bu yorgunluk ve ayaklarındaki şişlik-- -Ayrıca düşük kan basıncı.
-Bütün bunlar-- -Hep kardiyak problem demek.
Kardiyak?
-Kalbim yani? -Evet, aynen öyle.
Nasıl olabilir böyle bir şey? Ben daha 25 yaşındayım, ne kalbi?
Canım panikleyecek bir şey yok, kalbini dinliyorum şu an.
(Melodi) Ben anlamıyorum...
...sporumu yaparım, salatamı yerim.
Dikkat ederim yani kendime. Ben işe bile yürüyerek gidiyorum.
Sol ventrikülde sorun var gibi. Monitörden takip edelim.
Tamam hocam.
Durum şu ki tatlım, kalbin çok az kan pompalıyor.
EKO'dan sonra net bir şey söyleyebilirim ama...
...tahmini dersen yüzde 20-25 arası çalışıyor şu an.
Kalbim çalışmıyor yani?
Senin yaşındaki birisi için pek alışıldık bir durum değil ama evet...
...tam değil.
-Hocam, tiroit dengesizliği de olabilir. -Hayır, böbrek olabilir.
Biz doktorların olarak...
...ne olduğunu bulacağız, merak etme, tamam mı?
(Yaşam destek cihazı sinyal veriyor)
Melodi?
Melodi?
-Hocam, nabız yok. Nefes almıyor. -VF’ye giriyor!
Doruk, CPR’a başla hemen. Şok cihazı! Beş miligram adrenalin.
-Hemen ver! -Hocam.
(Yaşam destek cihazı sinyal veriyor)
-Hocam hazır. -Tamam.
-Hadi CPR'ı bırak. -Tamam hocam.
(Ferda) 200'e çek!
-Hazır. -Bir, iki, üç.
(Yaşam destek cihazı sinyal veriyor)
-Tekrar 200! -Hazır.
-Tekrar 200! -(Demir) Hazır.
(Yaşam destek cihazı çalışıyor)
Hocam nabız var. Zayıf ama stabil.
EKO'ya gidiyoruz, hemen! Hadi hızlı. Hadi arkadaşlar.
Hadi, hızlı, hızlı! Çevirin.
(Doruk) Hocam, gerçekten çok iyi yakalamışsınız.
Grip diye eve gitseydi kimse zamanında müdahale edemezdi.
Çok ilgilenir ya hastalarla.
Bakın, ikinize de söylüyorum. Bir daha kapışacağız diye korkutmayın hastamızı...
...işinize konsantre olun! Hadi, hızlı!
(Yaşam destek cihazı çalışıyor)
Gayet iyi durumdasınız, yarına hiçbir şeyiniz kalmaz.
Sağ ol doktor.
-Acaba iyileşince yarın buradan böyle-- -Otizmli misin sen?
Evet.
Ve doktor oldun, öyle mi?
Aferin sana.
Teşekkür ederim.
Acaba iyileşince yarın gayet böy--
Ben öğretmenken otizmli bir öğrencim vardı.
Canım benim.
Çok severdim onu.
Aslında sizin gibi insanlara toplumda daha çok yer vermek lazım.
Çok teşekkür ederim. Acaba, iyi durumdasınız. Bugün--
Sen, Nazlı'yı tanıyor musun? Doktor.
Tanıyor musun onu?
Evet.
Babasıyım ben onun.
Biliyorum.
Nazlı...
...benim kız arkadaşım.
Vay be!
Şu işe bak!
Gurur duydum şimdi kızımla.
Ne güzel insan olmuş, gördün mü?
Hem de bana rağmen.
Ee?
Tanışalım o zaman.
Ben İsmet.
Ali Vefa.
-Memnun oldum Ali. -Ben de.
Günümü güzelleştirdin. İyi ki geldin.
Bir şey rica edebilir miyim senden? Benim için yapar mısın?
Barıştır beni kızımla.
-Ben mi? -Evet, evet sen.
Erkek arkadaşısın sen onun. Dinler seni.
Yemin ederim içmiyorum artık. Ağzıma sürmüyorum.
Değiştim ben, çok değiştim.
En azından oturup bir konuşsak.
Benim için, lütfen.
Lütfen.
(Ağlıyor)
Oğlunuz şu an şokta.
Bağırsağında, karaciğerinde ve pervisindeki yaralanmalardan ötürü...
...çok kan kaybetti.
Durumu kontrol altına alabilmek için maalesef...
...bağırsağının bir kısmını almak zorunda kaldık.
Karnı hâlâ açık ama. (Telefon çalıyor)
Negatif basınç tedavisi, abdomeni rölantide tutarak bir şekilde--
Hiçbir şey anlamıyorum Doktor Bey.
Oğlum yaşayacak mı söyle bana?
(Müzik)
Size yok yere umut veremem.
Net bir şey de söyleyemem.
Oğlunuz 33. kattan aşağı düştü ve hastaneye geldiğinde zaten ölmek üzereydi.
Vücudu yaralıydı.
Ama şu an durumu stabil, bu da bir şey değil mi?
(Telefon çalıyor)
Evet?
Evet, benim.
Bu nasıl bir soru!
Siz nereden aldınız benim numaramı?
Kapatın, bir daha aramayın lütfen!
Basın mı?
Basın ve ne sorduklarını sana söyleyeyim mi?
Masada kaldı mı? Annesi yanımdayken!
Çok sıra dışı bir durum Ferman. Çocuk, 33. kattan düştü ve hâlâ yaşıyor.
-İnsanlar merak ediyor. -Neyi merak ediyorlar?
Bu gerçekten bir mucize mi yoksa trajedi mi?
Ben anlamam!
O basın denen illeti benim başımdan al, lütfen.
Tamam, sen de asistanlarına söyle asla basınla konuşmasınlar.
-Bunun PR'ını bizzat ben yürüteceğim. -Tamam.
(Duygusal müzik)
Babamla konuştun mu?
Ben...
Evet, nedir? Otur.
Büyük subdural hematom var. Beyninde baskılıyor.
Kafatasını açıp baskıyı azaltmamız gerekiyor.
Azaltsak bile pıhtılaşma bozukluğu var, tekrar olacak.
Hayır hocam, plazma ve antikoagülan veriyoruz.
Bu yaşama şansını yüzde 1'den kaça çıkarır Nazlı? Yüzde 2?
Yapmayın hocam. Boşuna mı getirdik bu aşamaya kadar?
Nazlı, çocuk darmadağın.
Annesi babası yaşlı, boş yere ümit mi verelim insanlara?
Ama ölmedi.
33. kattan düştü, ölmedi. Belki bu ameliyatı da atlatacak.
-Atlatsa bile kalbi? -Hani siz mucizelere inanıyordunuz?
Ben öyle bir şey söylemedim.
Mucizelere inanlara inanıyorum dedim, tamam mı Nazlı?
O zaman bana inanın.
Hocam, lütfen. Yaşatabiliriz onu.
Açıyoruz kafatasını.
Ali, benimle bir gelsene.
(Müzik)
-Nesi var Nazlı'nın? -Babası geldi.
-Alkolik olan. -Kaç babası olacak?
-Görüşmüyorlardı hani? -Nazlı görüşmüyor zaten.
Görüşmüyor. Biz adama çarpar gibi olunca adam da susuz kalmasın mı?
Biz sonra aldığımız gibi getirdik buraya.
Ne diyorsun Ali? Ciddi bir şey var mı onu söyle.
Yok, birkaç saate kalkar. Nazlı zaten gitsin istiyor.
Bana gönder, dedi. Adam da beni barıştır diyor.
-Ben ne yapacağımı bilemiyorum. -Gerçekten bıktım dramlarınızdan!
-Ben gönderirim. Hangi oda? -Gerçekten mi hocam?
Aslan hocam benim, aslan hocam. Süpersiniz.
-Ali tepinmeyi bırak, yürü. -Tamam.
-Burası. İşte burada. -Tamam, sen bekle.
(Ferman) İsmet Bey...
Çok da güzel oldu. Bence hayırlısı oldu.
(Sessizlik)
Ali.
-Ameliyathane 3, on dakikaya hazır. -Tamam Güneş Hemşire.
Çok teşekkür ederim. Çok da özür dilerim. Arabana vurdum ya.
Tamam Ali, daha önce de özür diledin. Kaç kere özür dileyeceksin?
-Hem masraflarımı da ödedin. -Ehliyet kursuna da yazıldım.
Evet, güzel. O zaman seni ameliyathaneye alalım.
Tamam, çok kısa bir işim var. Ben gelirim.
Ne işin var?
-Nazlı'nın babası burada. -Aa!
-Alkolik olan babası mı? -Ben de öyle dedim.
Ama şimdi Ferman Hoca halledecek.
(İçeriden gülüşmeler geliyor)
Vallahi bana pek öyle gibi gelmedi Ali.
Neyse, ameliyathaneyi çok bekletmeyin tamam mı? Üç numara.
Üç!
(Gülüyorlar)
(Ferman) Yok, yok, yok.
(İsmet) Ciddi söylüyorum.
Nazlı'nın çocukluğunu çok merak ediyordum.
O zaman daha altı aylık, kusmaya başladı.
(İsmet) Kürsüdeyim, ağzıma ağzıma kusuyor.
(Ferman) Daha Leyla öyle bir şey yapmadı ama...
Nasılsın Aliciğim?
(İsmet) Uzun lafın kısası...
...inanın birkaç aya kadar özleyeceksiniz bile bugünleri.
-Söylemişti dersiniz. -Ne yalan söyleyeyim...
...biraz rahatladım, teşekkür ederim. -Rica ederim.
Ameliyatım var, gitmek zorundayım. Çok geçmiş olsun.
-Kolay gelsin. -Teşekkür ederim.
(Hareketli müzik)
-Ben yapamam. -Neyi?
Adama çık git diyemem. Şeker gibi adam.
Bir de çocuk muhabbeti açtı, iki dakikada beni pelte etti.
-Başka bir yol düşüneceksin. -Ama hocam!
-Ali ameliyat var, hadi. -Ama hocam!
Yürü! Benimle gel.
Ah be!
Ne oldu?
Bizim Melodi'ye kalp arıyorum da daha bulamadım.
Daha o aşamada değil, farkındasın değil mi?
O aşamaya gelince kalp hazır olacak işte.
Tedbir almak falan... Sen bunları nereden bileceksin!
A planı, B planı... Bunlar sana bir şey ifade ediyor mu 'party boy'?
Ben senin ne yapmaya çalıştığını anladım.
Aklınca kalp nakli ameliyatına gireceksin.
Zerre umurunda değil, değil mi kıza ne olacağı?
En azından ben bir işe yarıyorum, sen ne yapıyorsun?
Hocam...
...ne oldu? -Viral kardiyomiyopati.
Yani durum bayağı ciddi. Açelya'yla şimdi yoğun bakıma aldırdık.
Antiviral başlattım.
Hocam kardiyopulmoner destek işe yarayabilir belki.
Yani antiviraller devreye girene kadar kalpteki yükü azaltmış oluruz.
Zaman kazanırız yani.
İyi fikir.
O zaman haber verin, hemen bypass’a alsınlar.
Aferin.
Bu iş böyle yapılır. Tamam mı koçum?
Hadi bakalım.
(Eğlenceli müzik)
(Yaşam destek cihazı çalışıyor)
Kanama epey dinmiş.
Yeni bir kanama da yok.
Ameliyatı tolere ediyor hocam.
Şans bugün bizden yana.
Siz şans diyorsunuz ama...
...ben mucize diyorum.
Başaracağız hocam.
Hadi bitirelim şu işi.
(Müzik)
(Yaşam destek cihazı çalışıyor)
Alet mi...
...kalbimin yerine çalışacak?
-Evet, aynen öyle. -Melodi arayabileceğimiz biri var mı?
Bizimkiler boşandılar.
Babam İzmir'de. Annem de Ankara'da.
Şu an onlarla uğraşamam.
Ama yalnız kalmak istemiyorum.
Acaba...
...benimle kalabilir misiniz?
Tabii ki. Tabii kalırız.
Dorukcuğum burası bizde.
Sen işine bakabilirsin.
(Duygusal müzik)
Teşekkür ederim.
(Duygusal müzik)
-Teşekkür ederim. -Ne demek.
Böyle bir parti kaçar mı! Ben de buradayım. Merak etme Melodi.
Teşekkür ederim.
(Nazlı) Gördünüz değil mi? Yaşayacak Veli.
Ben de çok mutluyum ama hâlâ çok yolumuz var.
Ali...
...sen babamı söylüyordun.
Yoo, demiyordum.
Gönderdin değil mi? Gidecek?
Değerleri hâlâ zayıf. Biraz daha kalsa--
Sakın!
(Nazlı) Ali sakın!
Ben ne olacağını çok iyi biliyorum.
Babam içmediğinde şahane bir insan.
Komiktir, bilgilidir, zekidir.
Seni de kandırdı, değil mi?
-Yok da-- -Para isteyecek Ali.
Sonra da gidecek, o parayla içki alacak.
-Ne biliyorsun, belki de değişti. -Değiştiği falan yok!
Değişmedi. Değiştiği falan yok! Hep aynı masal!
İspatlayayım mı?
Nasıl?
-Gel sana göstereyim nasıl. -Nazlı ne yapacaksın?
Ben ne yapacağımı biliyorum.
Gel sen.
Şimdi ortaya gerçekler çıkacak.
Daha fazla kimsenin canı ya-- (İçeriden gülüşmeler geliyor)
(Güneş) İsmet amca bak vallahi buraya yazıyorum...
...sen gerçekten bir dâhisin. Bu kimin aklına gelebilir! Müthişsin.
(Gülüyorlar)
Nazlı.
Ne oluyor?
Baban bana şahane bir fikir verdi. Antika işine giriyorum.
-Antika mı? -(Güneş) Evet.
Şimdi bak, benim gözüm var. Maldan anlarım, değil mi İsmet amca?
-Tabii. -İsmet amcamın da sağ olsun...
...bayağı bir çevresi varmış. Ee, daha ne olsun!
Eskiden ben de yapardım ya.
Hani böyle eski dikiş makinelerini masa yapıyorlar.
Şimdi moda oldu. Onu bile yapsam ben köşeyi döndüm.
İsmet amca çok sağ ol, çok kral adammışsın.
Nazlı...
...ne tatlı bir baban varmış.
(Müzik)
Kızım merak ettin, bana bakmaya mı geldin?
Evet.
Kan değerleri normal. Tansiyonun da iyi.
Enfeksiyon riskin de yok.
-Sen dinlen. -Teşekkür ederim.
Sayende kızım.
(Müzik)
Düşündüğüm şey mi vardı o gazetenin içinde?
Evet canım, içki.
Göreceğiz bakalım gerçekten değişmiş mi, değişmemiş mi?
Bak şuraya yazıyorum, akşam olmadan o şişe boşalacak.
Ama...
(Müzik)
Durumu şimdilik stabil ama tabii umutlanmamız gerekiyor.
Kalbi daha ne kadar taşır, bilmiyorum.
Basın bir kez daha aramadı...
...ama burada dolaşıyorlar, görüyorum. Bir açıklama yapacak mısın?
Asistanlara bir rapor hazırlatayım mı konuyla alakalı.
Beliz!
-Ne? -İyi misin? Ne oluyor?
Bir şey yok. Basına ne desem onu düşünüyordum.
İki saattir onu anlatıyorum.
Dalmışım Ferman.
Ne oluyor, ne yapıyorsun?
-Sen benden ne saklıyorsun? -Kim?
Sen bir şey saklıyorsun.
Hiçbir şey saklamıyorum Ferman.
Ferman şöyle bakma, hiçbir şey saklamıyorum.
Al işte! Ben, Başak'ı arayacaktım, unuttum.
Leyla bu sabah hiçbir şey yemedi. Sonra konuşuruz.
Beliz!
(Ferda gülüyor)
Ama...
...bence bu da önemli bir şey.
Değil mi?
(Ferman) Hatırlıyorum ama çok güzel dans ediliyordu.
Oraya gidip halay başı olmayı hedefliyorum dermişim!
Afiyet olsun.
Buyur, senin de olsun.
Hastam var, bir sandviç alıp kaçacağım. O yüzden görüşürüz.
Hımm!
Hişt, Ferman! Aman bir sosyalleşsen ölürsün!
-Hastam var dedim ya. -Buzdolabı.
Sevgi pıtırcığısın.
-Güldün. -Ferda.
Sana söz veriyorum bir gün ben bu hastaneden giderken...
...şu çattığın kaşların var ya, onlar böyle pamuk gibi olacak.
Sana gülmeyi öğreteceğim, sırf Beliz'i sevdiğim için.
(Müzik)
Ee, nerede kalmıştık?
(Erkek) Yardım edin, doktor!
-Doktor yok mu? -Buradayım.
(Paramedik) Hocam, Hayati Durmuşoğlu. 37 yaşında erkek.
(Paramedik) Dirsek üstünden travmatik ampütasyon.
-Kolu mu kopmuş? -Evet ama kanamayı durdurduk.
Onluk morfin verdik, şu an stabil.
Tamam. Altı numaraya, çabuk.
-Kan grubu ne? -(Paramedik) A pozitif.
A pozitif. İki ünite A pozitif kan, çabuk!
Hemen.
Hadi. Bir, iki, üç.
(Hayati) Ah...
(Aksiyon müziği)
(Hayati inliyor)
(Ali) Gazlı bez çabuk. Çabuk, çabuk! Daha fazla.
Yara çok ıslak.
-Kol çok kötü kontamine olmuş. -Gariban bulaşıkçıymış.
(Paramedik) Restoranın çatısı çökmüş. Arkada, o hengâmede adamı unutmuşlar.
(Paramedik) Bulaşık suyunun içinde.
(Hayati) Ah... Doktor...
...çoluk çocuğum var.
Hepsi elime bakıyor.
Çalışmam lazım.
Kolumu tak. Lütfen doktor, kolumu tak.
Tamam, elimizden geleni yapacağız.
Kolunuzu tekrardan takmayı deneyeceğiz, tamam mı?
Sizi ameliyata almamız lazım.
-Bu olay olalı kaç dakika oldu? -Üç, dört saat.
(Hayati) Ah!
-Kol nerede? -Burada hocam.
(Müzik)
Kolu ölmek üzere! Çabuk, Ferman Hoca'ya haber ver.
-Ameliyathaneye gelsin, çabuk! -Hemen!
Acil çıkmamız lazım!
Perdeyi aç. Hadi, hadi, hadi!
Sök kabloyu, çabuk! Çabuk, çabuk, çabuk!
Hocam, hocam acil vaka geldi!
Amputasyonlu, Ali şimdi aşağıya indiriyor.
-Bölge? -Sol distal humerus.
Koş!
(Müzik)
(Telefon çalıyor)
-Efendim? -Alo? Beliz Hanım.
Benden habersiz bir şey olmayacak demiştiniz.
Yeni bir vaka geldi. Ferman Hoca ameliyata alıyor şu an.
Hastanın bilgilerine ulaş hemen, ben geliyorum.
-Hemen. -Tamam, hemen ulaşıyorum.
(Müzik)
(Yaşam destek cihazı çalışıyor)
Evet, geldim. Nedir?
Hocam kontamine bölgenin tamamını temizledim.
(Ali) Ama zaman az, kol ölmek üzere. Hemen takmamız lazım.
(Yaşam destek cihazı çalışıyor)
Burası kötü durumda.
Devasküle doku çok.
(Ferman) Ben açayım, dur.
(Yaşam destek cihazı çalışıyor) (Müzik)
Buraya bir şey takamayız.
Maalesef, ampütasyon.
Hocam antibiyotik tedavisine başlasak?
Kol iyileşene kadar ölür.
Hocam kolu takmamız lazım.
Çalışması gerekiyor, ailesine o bakıyormuş. Kolsuz çalışamaz.
Ali yapacak bir şey yok. Hastayı kapatalım.
Uyanınca açıklayacağız durumu. Çok üzgünüm.
Şu dosyayı açar mısın?
(Müzik) (Yaşam destek cihazı çalışıyor)
Geçici ektopik replantasyon tedavisi.
Ne?
Geçici ektopik replantasyon tedavisi hocam.
(Ali) Kolu yerine takmamıza gerek yok.
(Ali) Kolun yaşaması için kan akışına ihtiyacı var.
Kolu başka bir yere takarız.
Bu sırada antibiyotik tedavisine başlarız.
Her şey düzelince de kol iyileşince yerine takarız hocam.
Kol kurtulur, kol yaşar.
(Müzik)
Hocam kol ölmek üzere, çok az zamanımız var.
Bacak venlerinin arasına yerleştireceğiz.
(Ferman) Birkaç gün de iyileşmesi için bekleyeceğiz.
-Güneş hastayı aç. -Hocam bir dakika.
Anlamak için soruyorum. Siz şimdi hastanın kolunu--
Kolunu, bacağına takacağız.
Ali temizle.
(Müzik)
-İyi fikirdi, aferin. -(Ali) Sizin elinize sağlık.
Bir tebrik de kız arkadaşımızdan alalım değil mi?
-İzliyordu, gördüm. -Ne yaptın sen?
Ne yaptım?
Ferman, adamın hiçbir sağlık güvencesi yok, baktım.
Ödeyecek durumu da yok. Nasıl karşılayacak bu ameliyatı?
Adamın kolu gidiyordu Beliz. Adama para mı sorsaydım?
Soracaktın. Ferman en azından bana soracaktın.
O yüzden, şimdi durmak zorundasın.
Durmayacağım, o kolu takacağım. O ne demek?
Hayır Ferman, duracaksın. Bu hastanenin bütçesiyle...
...bir ücretsiz ameliyat daha yapılmayacak artık.
Kolu, bacağına takılan adamın.
Vicdanın yok mu senin?
Peki, kimsenin bana vicdanı yok mu?
Özel bir hastane burası, farkında mısınız siz?
Üzgünüm Ferman para yoksa, ameliyat da yok.
Git, söyle hastana. Eğer, ödeyemeyecekse...
...geri takamayacağız kolunu.
(Müzik)
Canım evladım.
Çalışkan oğlum benim.
Sen ekmek parası için bu kadar yükseklerden...
Sizi biraz dışarı alabilir miyiz? Enfeksiyon riski var, lütfen.
Hadi lütfen.
Ne oluyor? Oğlum!
Acil müdahale kiti, çabuk!
-Pardon, pardon, pardon! -Güneş çabuk!
Ferman Hoca'yı çağırıyorum hemen.
Hayır, vakit yok, masajı devral, gel buraya! Vakit yok!
(Yaşam destek cihazı çalışıyor)
Annem! Annem!
Devam, devam! Çabuk! Gel!
Hadi Veli, hadi! Bisturi.
-Nazlı ne yapıyorsun? -Kalbinde elektriksel hareket yok.
Şokla kurtaramam, açık kardiyak masaj yapacağım.
Sen devam et.
(Yaşam destek cihazı çalışıyor)
Ver!
Çabuk, çabuk! Devam et, devam et!
(Veli'nin annesi) Oğlum bırakma bizi!
(Yaşam destek cihazı çalışıyor)
(Nazlı) Bırak!
Hadi!
Veli hadi! Hadi!
(Yaşam destek cihazı çalışıyor)
Lütfen! Adrenalin, çabuk!
Hadi! Veli yapabilirsin, hadi!
Veli hadi, Veli yapabilirsin hadi! Hadi, hadi!
Hadi!
Nazlı!
Veli hadi! Hadi!
Hadi! Yardımına ihtiyacım var.
Hadi lütfen, yaşatacağım seni! Hadi!
-(Nazlı) Hadi! -Nazlı!
Hadi, hadi lütfen! Hadi Veli, hadi!
Nazlı!
Hadi!
Nazlı!
(Yaşam destek cihazı çalışıyor)
Oldu!
Ah!
Oldu mu?
Oğlum ölmedi mi?
Bugün değil! Bugün değil!
Ay, canım annem.
(Veli'nin annesi ağlıyor)
(Müzik)
(Yaşam destek cihazı çalışıyor)
Evet, nedir durum?
Hava yolu pulsatilitesi düşüyor.
Kalp gitgide daha az atıyor kendi başına.
-Anladım. -Hocam ilaca...
...yeni başladığımız için sistemde birikmesi için...
...biraz zamana ihtiyacımız var. -Ama zamanımız yok.
Peki sizce, süreci hızlandırmanın başka yolu var mı?
Bekleyeceğiz ve antivirallere güveneceğiz, başka bir yolu yok.
Aslında var bir yolu.
Yüksek dozda intravenöz immünglobulin ve plazmaferez.
Kızın kendi bağışıklık sistemi, kalp kaslarına zarar veriyor.
Bu metot enfeksiyonla savaşırken, aynı zamanda kalp kaslarını korur.
Saçmalama.
Çok riskli ve ağır bir tedavi o. Ben de biliyorum.
Ne kadar riskli?
Hocam miyokardit tedavide çok etkili olduğunu gösteren...
...bazı yayınlar var, evet. Ama hâlâ araştırma aşamasında.
Anafilaksi, hemoliz ve başka enfeksiyon riskleri de var.
İnflammatory yan etkisi de var. Allah bilir, başka ne riskleri var?
Hocam, kız bir kere çöktü zaten. İkinciyi atlatamayabilir.
Şu aşamada her şeyi denememiz gerekmez mi?
-Böyle bir riske giremeyiz ki. -Ama hocam--
Yarardan daha fazla zararımız dokunabilir.
O yüzden böyle devam ediyoruz, tamam mı?
Tamam hocam.
Doruk...
...bu kadar mı önemli senin için kazanmak?
Onaylanmamış ilaç mı vereceksin kıza?
Senin şeylerin neredeydi? Bu yaratıcı fikirlerin?
Aa doğru, sende yoktu onlardan. Pardon.
Şu an kimin söylediği tedaviyi uyguluyoruz acaba?
Lütfen söyler misin? Ben senden duymak istiyorum da.
Yani, kimin dediği tedaviyi uyguluyoruz acaba şu an?
Duyamadım?
Böyle susarsın işte.
(Müzik)
(Üst üste konuşuyorlar)
Kesmişler mi, ne yapmışlar?
Arkadaşlar ne yapıyorsunuz?
Bir bakıp çıkalım. Bir daha nerede göreceğiz böyle bir vaka?
Saçmalamayın, hoca izin vermeden, ben sizi içeri alamam.
-Hem adam ayılmadı ki daha. -Tam nereye dikmişler, bacağına mı?
Hareket edebilir mi istese?
Of, korku filmi gibi. Bacağından el sallıyor.
Arkadaşlar sakin olun, saçmalamayın.
Ben ne diyorum? Siz beni dinlemiyor musunuz?
Selvi abla bakmamız lazım.
(Üst üste konuşuyorlar)
Hey!
Ne oluyor?
-Hocam merak ettik. -Neyi?
Neyi merak ettiniz?
(Ferman) Adamın durumunu merak edip soran oldu mu?
Ameliyatta hangi teknik kullanıldı, bilen var mı? Yok!
İçeride yatan bir insan, öncelikle bir hasta.
Bu yaptığınız merak değil, işgüzarlık. Çabuk dağılın!
Dağılın, hadi!
Açsana.
(Müzik)
Hocam durumlardan haberimiz oldu da...
...ne olacak şimdi?
Yani, adamcağız ameliyat masraflarını karşılayamazsa...
...böyle mi kalacak?
Bilmiyorum.
Bir yolunu bulacağız.
Ama nasıl?
(Ferman) Bir bacağına bak.
(Müzik)
(Sessizlik)
(Müzik...)
(...)
(...)
(Müzik)
-Alo? Baba. -Kızım.
-Her şeyi saklamışsın. -Evet.
Sana ait olan hiçbir şeyi atmadım ben.
Bir de burada, bir sürü hediye var.
Evet, her sene için bir tane.
Bugüne vermek kısmet oldu, kusura bakma.
İyi ki yollamamışsın.
Unutmamışsın beni baba.
Ee, ne diyorsun?
Evi düzenlememe yardım edecek misin?
(Duygusal müzik)
Cık!
Hayır.
Niye?
Çünkü bunların hepsi geçmiş.
-Ama Ferda-- -(Ferda ses) Bak...
...bunlar senin bana veremediğin hediyeler.
Yani geçmiş gitmiş artık.
(Ferda ses) Ben senden bunu istemiyorum ki.
Ben senin şu anının bir parçası olmak istiyorum.
Geçmişi istemiyorum artık senden.
Kızım!
Baba çok özür dilerim gerçekten ama...
...elimde değil. Öyle bir anda unutamıyorum işte.
(Ferda ses) Yapamıyorum yani.
Gerçekten çok özür dilerim.
Gerçekten.
Fer...
(Duygusal müzik)
Şimdi göreceksin neden bahsettiğimi.
İçeri gireceğiz ve o içki bitmiş olacak.
Şişeyi bulana kadar melek, bulduktan sonra canavar.
(Nazlı) Ben çok dinledim, bu değişim masallarını.
Biz şimdi gireceğiz, bizden para isteyecek. Neden?
Daha fazlasını almak için.
(Müzik)
Al bak, sızmış işte. Ne dedim ben sana?
Allah bilir, hepsini içmiştir.
(Yaşam destek cihazı çalışıyor)
Bak, içmemiş işte içmemiş.
İçecek, bugün olmazsa yarın içecek.
Ben bir daha bunları yaşayamam. Kalk!
-(Ali) Nazlı yapma. -Kalk!
-Kızım! -Hadi kalk, gidiyorsun.
Bitti tedavin, turp gibisin. Hadi kalk.
-Yavrum! -Yavrum falan yok.
Gidiyorsun dedim, hadi kalk. Yine kandıracaksın beni. Biliyorum, kalk.
-Nazlı yapma, dur. -Karışma!
Sen benim neler yaşadığımı, nereden biliyorsun?
-Geçmişte kaldı belki. -Yine yapacak.
Bu ilk defa bıraktım, deyişi mi sanıyorsun.
Hadi gidiyorsun, topla eşyalarını. Al, her şeyini de al.
Al, al bunları da al. Her şeyi de al, gidiyorsun.
(Müzik)
Kızım.
Hoşça kal baba.
(Müzik)
Hiçbir şeyin kalmasın dedim.
(Duygusal müzik)
Neyim kaldı ki senin resminden başka?
O kadar.
(Duygusal müzik...)
(...)
Yapma Nazlı'm, yapma.
Nereye gidecek? Gidecek yeri yok.
Çok pişman olursun.
Bak, 33. kattan düşen bir adamı kurtardım bugün.
Bu mucize değil miydi?
Belki baban değişmiştir.
Bir mucize olur.
(Ali) Olmaz mı Nazlı?
Sen söyle.
Sen böyle biri misin Nazlı?
En kötü baba bile hayatta olmamasından iyidir.
(Duygusal müzik)
(Müzik)
Baba!
(Duygusal müzik...)
(...)
Evimin anahtarı.
Adresi.
Hayır!
Kendine bir yer bulana kadar. Barıştığımız falan yok.
(Duygusal müzik...)
(...)
Teşekkür ederim kızım.
Teşekkür ederim.
(Duygusal müzik)
İşte benim Nazlı'm.
Ne olur pişman olmayayım.
Ne olur pişman olmayayım.
(Duygusal müzik)
39 buçuk, yükselmiş.
(Melodi) Kalbim ne durumda?
Maalesef, düşündüğümüz gibi cevap vermiyor.
Kardiyomiyopati. İnternetten araştırdım ben.
En kötü durumda olanlara kalp nakli yapılıyormuş. Ben...
...o durumda mıyım? -Hayır, henüz değil.
Bana doğruyu söyleyin.
Yani evet, o duruma gelebiliriz.
Hiç gelmeyebiliriz de.
Deneyebileceğimiz, başka bir prosedür daha var.
Doruk!
Ne prosedürü?
İntravenöz immünoglobin ve plazmaferez.
Biz seninle konuşalım mı abi? Gel, çıkalım.
Deneysel bir yöntem bu. Bazı riskleri var.
İkinci bir enfeksiyon kapabilirsin.
Abiciğim ne dedi Ferda Hoca?
Ama senin durumundaki bazı hastalarda fayda sağladığı da olmuş.
Sen dinleme onu. Sadece ilaca biraz zaman vermemiz lazım o kadar.
-Niye kafasını karıştırıyorsun kızın? -Vakit yok çünkü.
Tamam.
Ameliyata ihtiyaç var mı?
Hayır, yok. İnfizyon, damardan enjekte edeceğiz.
-Hemen burada yapabiliriz. -Tamam.
Yapalım.
(Müzik)
Ben hep buradayım, merak etme.
(Yaşam destek cihazı çalışıyor)
Ya siz?
İkimiz de. İkimiz de.
Ferda Hoca'ya ne diyeceksin acaba? Ben onu çok merak ediyorum.
Bende.
(Hastane ortam sesi)
(Müzik)
Merhaba. Ne yapıyorsun orada? Gel, gel.
Benim adım, Doktor Ali Vefa. Seninki ne?
-Ömer. -Ömer. Memnun oldum Ömer.
Gel yanıma otur.
Ailen nerede?
Kontrole geldiler, sen de sıkıldın?
-(Ömer) Evet. -Evet.
Telefon alıyordum da ben de. Bir yere yetişmem lazım.
Bakmak ister misin sen de? Peki.
Oo!
Değil mi? Ben araba kullanmayı öğreniyorum.
İleride araba alacağım.
Ama arabama bağlayabileceğim bir telefon arıyorum da.
Mesela, bak şu.
Şu, şu tam bana göreymiş. Bu olsun, bu. Bu olsun.
Şu ne güzelmiş.
Onu da alalım, tamam. Telefonlarım kaybolur benim.
Tamam mı? Adil Hoca çok kızar, kızmasın.
Sen yapmak ister misin? Bas, şuraya bas.
Güle güle kullan Doktor abi.
Teşekkür ederim Ömer abi.
Hadi ailenin yanına.
(Doruk) Hocam şimdi şöyle oldu; biz hastanın başında bekliyorduk.
-(Ferda) Ee? -Durumu birden kötüleşti.
-Ateşi 38'e çıktı. -Evet?
Kan değerlerinde bir değişme yoktu.
-Kan basıncı-- -Hocam, Doruk dayanamadı...
...yumurtladı tedaviyi. Kız da tamam, yapalım dedi.
Olay bu, bu kadar.
Sen benim sözümü dinlemedin mi?
Hocam ben, hastamıza en iyi tedaviyi verebilmek için...
Hastamız deme şu kıza ya. Senin için o bir kobay.
-Laboratuvar faresi! -(Ferda) Tamam Demir.
Bak, bir daha benim arkamdan iş çevirme tamam mı?
Çünkü benim çalışabilmem için sana güveniyor olmam lazım.
-Benim de. -Haklısınız hocam.
Özür dilerim.
Ama yapıyoruz tedaviyi.
Hocam!
Bizim de elimiz, armut toplamıyor herhâlde.
Biraz araştırdım, Ferman'la da konuştum.
Düşündüğümüz kadar deneysel değil bu tedavi.
Yani işe yarayabilir. O yüzden, hemen başlayın çalışmaya. Hadi
Peki hocam.
(Müzik)
Vurdu, gol oldu!
Görüşürüz.
Bırak, çocuk çocuk hareketler yapma!
(Yaşam destek cihazı çalışıyor)
Hayati Bey, geçmiş olsun.
Ameliyatınızı gerçekleştirdik.
Kolumu taktınız mı?
(Gerilim müziği)
Doktor!
Bir sakin olun, anlatacağım.
Kolunuzu maalesef yerine takamadık.
Dokuların ölmemesi için de...
...kolunuzu bacağınıza takmak zorunda kaldık.
Ne!
Anlamadım!
Kolunuzu bacağınıza takmak zorunda kaldık.
-Ne diyorsunuz siz? -Lütfen bakmayın, lütfen!
-Bırakın! -Bakmayın, bakmayın!
-Bırakın! -Bana güveniyor musunuz Hayati Bey?
-Bana güveniyor musunuz? -Ne demek bacağınıza taktık?
Kolunuzu yaşatmamızın başka bir şansı yoktu.
Mecburduk.
Lütfen.
Ne yapacağım ben şimdi?
-Kolunuzu yerine takacağız. Sadece-- -(Ferman) Sadece...
...bu ameliyatın bir bedeli var.
Bunu karşılayacak durumunuz var mı?
Bulaşıkçıyım ben doktor.
Sigortam da yok.
(Hayati) Hiçbir şeyim yok.
Ameliyat kaç para?
(Hüzünlü müzik)
300 bin civarı.
Allah'ım!
Ben nereden bulurum o kadar parayı?
(Hayati) Hayatımda görmedim.
(Hayati) Allah'ım sen yardım et Ya Rabb'i.
Böyle mi kalacağım şimdi ben?
Bir şey de doktor.
(Hayati) Allah rızası için yardım et bana.
Çocuk çocuğuma kim bakacak?
Lütfen yardım et.
Hayati Bey, lütfen.
Allah rızası için kolumu tak geri.
Lütfen doktor.
Ne olur, Allah rızası için yardım et bana.
Allah rızası için.
(Hayati) Doktor Bey, ne olur.
(Hayati) Allah rızası için.
Beni böyle bırakma doktor. Allah rızası için, ne olur.
-(Ali) Ben buradayım. -(Hayati) Ne olur bırakma.
(Hayati) Allah'ım yardım et.
(Ali) Yanınızdayım ben. Üzülmeyin ben buradayım.
(Hayati) Allah'ım ne olur.
(Hayati ağlıyor)
(Hüzünlü müzik)
Yani aşk olsun ne kusura bakması? Asıl o kusura bakmasın.
Savaş yeri gibi bıraktım evi.
Öyle damdan düşer gibi gelirse.
(Duygusal müzik)
Aa! Geldiniz mi?
Hoş geldiniz kızım, ben İsmet.
Merhaba, Açelya.
Anca ortalığı topladım, yemek yaptım.
Siz soyunup dökünün, iyice bir rahatlayın.
Ben de çorbayı ısıtayım geleyim, tamam mı?
Oldu mu kızım?
-Ben yemeyeceğim. -Ne demek yemeyeceğim?
Ne demek ya? Adam o kadar hasta hasta uğraşmış.
Açi, hep göz boyama şeyleri bunlar. Sen niye düşüyorsun hemen ya?
Nazlı, ne olur benim için. Bak günah, gözünü seveyim iki dakika.
İki dakika geç şuraya.
Hadi, hadi bak.
Hadi geç şuraya, geç bak, neler hazırlamış baban.
Sarma bile var, yiyeceksin.
Benim için.
-Somurtma. -Ye tamam.
(Hüzünlü müzik)
Eşiniz nerede?
İlaç verdiler, uyuyor.
Uyuması gerekiyormuş.
(Hüzünlü müzik)
Benimle bir gelir misiniz?
Lütfen, lütfen, gelin.
Oturun.
Konuşmamız zor olacağı için hazırlık yaptım.
Araştırmalar, bazı haberlerin böyle verilmesinin...
...daha olumlu sonuçlar verdiğini söylüyor.
Çay ister misiniz?
Ölecek değil mi doktor?
Veli'mi kurtaramayacaksınız, değil mi?
Maalesef.
Of!
(Hüzünlü müzik)
Kalbi, bağırsakları, akciğeri, beyni...
...çok yaralı oğlunuzun.
Vücudunun yüzde 85'i hasarlı.
Maalesef.
Maalesef kurtaramayız.
Öbür doktor öyle demiyor ama.
Bir şeyler olacak, kurtaracağız onu diyor.
Nazlı mı?
O kendi babasını kurtarmaya çalışıyor ama kurtaramıyor.
O yüzden sizin oğlunuzu kurtarmaya çalışıyor.
(Hüzünlü müzik)
(Açelya gülüyor) (Açelya) En sonunda ben...
...kafayı yedim diyebiliriz.
(Açelya ve İsmet gülüyor)
Yani demem o ki ben çok bela bir çocuktum.
Kök söktürdüm bizimkilere.
Ben kafayı yedim ama onlara da yedirttim yani.
(Açelya) İki günde bir bizimkiler sürekli okula gelirdi.
Nazlıcığım da tam tersiydi.
Bir günden bir güne ne okuldan aradılar.
Ne öğretmeni bir şikâyet etti.
Ama hâlâ öyle, değil mi Nazlı?
Hâlâ sen küçük, uslu bebeksin.
Hatta hatırlıyorum.
Bir gün evde ikimiziz, yalnızız.
Çok hastayım. Annesi işte çalışıyor.
Sen kaç yaşındaydın Nazlı o zaman, dokuz mu, on mu?
-Altı. -(İsmet) Doğru, altı.
Sıtma olmuşum, çok ateşim var. Ateşler içinde yatıyorum.
Acayip hastayım. Nazlı da sürekli peşimde yavrum.
Babacığım da babacığım, babacığım da babacığım.
Bana soğuk sular getiriyor, başıma buzlar koyuyor.
(İsmet) Çok korkmuş, komşuya gitmiş.
Komşu da demiş ki başına sirkeli su yapın, geçer.
Sen git bir leğen dolusu sirkeyi getir, başımdan aşağıya boca et.
(Açelya ve İsmet gülüyor)
Sen kaş yapayım derken göz çıkarmışsın herhâlde, değil mi Nazlış?
İyileştim ama yarım saate hiçbir şeyim kalmadı.
Ateş falan hak getire. Hatırlıyor musun Nazlı?
Tabii, hatırlıyorum.
Nasıl unuturum ki?
Sonra o gece içip içip anneme vurmuştun.
Bu sefer sabaha kadar onun başında beklemiştim.
Kadının gözüne kan oturmuştu.
Sabah ayılınca tabii çok pişman oldun. Geldin özür diledin.
Bitti gitti, ne olacak?
Birkaç gün dünyanın en mutlu ailesiyiz ama.
Böyle çiçekler, yemekler.
Ertesi gün apartmanda bulmuştum seni.
Kapıya kadar gelmişsin, merdivenleri çıkamadan sızmışsın.
Öldün sanmıştım, nasıl ağlamıştım.
Sonra komşu gelmişti.
(Nazlı) Kızım ağlama, bir şeyi yok.
Sarhoş.
Kaldıramıyorum da altı yaşındayım ya, altı!
Öyle bir apartman sahanlığında...
...ayılmanı beklemiştim senin başında.
Unutmadım yani baba.
Unutulmuyor böyle şeyler.
Bunlar buranda kalıyor.
Sen kaç yaşına gelirsen gel...
...kazınıyor işte bir yerlere.
Seni dünyaya getiren adam bile...
...iki yudum içki kadar seni sevmedi diye.
(Hüzünlü müzik)
Afiyet olsun.
(Kapı zili çalıyor)
(Kargocu) Ali Vefa?
-Benim. -(Kargocu) Bir siparişimiz vardı.
Aa! Evet.
-Teşekkür ederim. -Şuraya da bir imza alabilir miyim?
Tabii.
-Buyurun. -İyi günler.
Size de iyi günler.
(Müzik)
Ah güzel oğlum benim.
(Yaşam destek cihazı çalışıyor)
(Hüzünlü müzik)
(Kapı açıldı)
Üşüyor evladım, doktor kızım.
Elleri buz gibi.
Üşüyor oğlum.
Ee... Şu an tansiyonu biraz düşük.
İlaçla destekliyoruz ama kalbi vücuduna kan pompalamakta biraz zorlanıyor.
Ah kızım, pilot olacağım derdi küçükken.
Göklere çıkacağım baba derdi.
(Veli'nin babası) Okutamadık kızım, imkânsızlık.
(Veli'nin babası) Okutamadım oğlumu.
Yine de göklere çıktı benim oğlum.
Etme oğlum dedim, çok yüksek.
Korkmuyorum ana derdi.
Çok mutluyum. Göklere çıkıyorum ben.
Olsun. Yine de tam istediği gibi yaşadı benim oğlum.
Böyle şeyler söylemeyin.
Daha hiçbir şey bitmiş değil.
-Ne diyorsun kızım? -Kızım...
...kalbi yine duracak, değil mi?
Kalbini açtın, elinde tuttun gözümün önünde.
(Veli'nin annesi) Benim bile içim yandı.
O ne hâlde kim bilir?
Diyemiyorsun değil mi?
İyileşecek diyemiyorsun.
(Veli'nin annesi) Allah rızası için doğruyu söyle.
Oğlumun kalbi yine duracak mı?
Durursa tekrar çalıştırırız.
Tekrar dursun, tekrar çalıştırırız.
Her seferinde tekrar tekrar çalıştırırız.
Veli'nin hâlâ şansı var.
Emin misin?
(Hüzünlü müzik...)
(...)
(Veli'nin annesi) Oğlum.
Nazlı.
Nazlı, ben de Veli yaşasın istiyorum.
-Ama elimizden bir şey gelmiyor. -Pes etmeyelim.
Bak, dün yaptığın hamle gerçekten çok iyiydi.
Tebrik ederim.
Hocam, ne olur duralım demeyin.
Baban yüzünden hassassın biliyorum.
-Siz... -Ali.
Ali söyledi, oradan biliyorum.
Ama kendini toplaman gerek. Çünkü doğru olanı yapmak zorundayız.
Tamam, tamam işte, doğru olan yaşaması değil mi?
Nazlı!
Veli hayatta kalmayacak.
Bunu ikimiz de biliyoruz.
Belki de durma vakti gelmiştir artık.
(Hüzünlü müzik...)
(...)
(Yaşam destek cihazı çalışıyor)
(Yaşam destek cihazı uyarı veriyor)
-Ne yapıyorsun? -Sen asıl ne yapıyorsun?
(Yaşam destek cihazı uyarı veriyor)
Hadi canım!
-(Doruk) Sen dur! -Hişt! Oğlum sessiz ol!
(Doruk) Ya çekilsene!
(Müzik)
-Hocam, koşun! -Ne oldu?
Havayolu pulsatilitesi dalgalandı.
-Ne zaman? -Şimdi, birkaç dakika önce.
Koşun, koşun, koşun!
Melodiciğim, selam.
Bir kalbini dinleyeceğim, tamam mı?
(Yaşam destek cihazı çalışıyor)
(Melodi) Neler oluyor?
Durumum kötüye mi gitti yoksa?
Aslında...
(Müzik)
Daha iyiyiz.
Hocam, ateşi de düşmüş, 36.9
Nasıl yani?
İyileşecek miyim?
Bir kan testi daha yapacağım sana.
(Ferda) Akyuvar sayında bir artış görürsem...
...ve kalbin güçlenmeye devam ederse, evet bypass'tan çıkaracağız seni.
Yani iyileşeceksin.
Allah'ım!
(Melodi) Öleceğim zannettim.
Ölüyorum ben dedim.
Teşekkür ederim.
Hayatımı kurtardınız.
Biz bir şey yapmadık aslında sadece vücudun savaşmaya başladı.
Aynı dediğim gibi.
Deneysel tedavi işe yaradı ve kurtuldun.
Bu kadar. Bir şey değil, rica ederim.
Arkadaşlar, hadi siz şu testi yapın da hastamız dinlensin.
-Tamam hocam. -Geçmiş olsun.
Geçmiş olsun.
Yani ben şimdi aileme haber verebilirim, öyle değil mi?
Yani bütün olanlar gerçek.
Son kararınız.
Tabii ki.
Geçmiş olsun.
-Geçmiş olsun tekrar. -Hiç merak etme iyi olacaksın.
-Teşekkür ederim. -Rica ederim.
(Doruk) Ne yaptın, kapabildin mi bir şeyler?
Kim? Sen kap asıl be!
Nereden belli senin tedavin sayesinde kurtulduğu?
Onu verince düzeldi işte.
Hayır abiciğim, ilaçlar etkisini gösterdi, o yüzden düzeldi.
Ya bırak, tokat manyağı yaptım seni haberin yok.
Kim tokat manyağı yaptı ya? Kızın hayatını kurtardım diyorum.
Ben ismimi mi değiştirsem, Kahraman falan mı yapsam?
Evet, “Demir’in Yolu” sinemalarda, çok yakında.
(Doruk) O dizi değil miydi?
(Kalbi durdu)
-Adrenalin. -(Nazlı) Çabuk!
Ali, çabuk!
(Hüzünlü müzik)
Gidiyor mu?
Geldi mi vakit?
(Hüzünlü müzik)
Geçti oğlum.
(Veli'nin annesi) Geçti oğlum.
Bitti.
Geçti artık.
Canı yanıyor mu?
Güle güle annem.
Güle güle gözümün nuru.
Yakında ben de geleceğim yanına.
Nurlar içinde uyu oğlum.
Oğlum.
(Hüzünlü müzik...)
(...)
(Bağırıyor)
(Veli'nin annesi ağlıyor)
(...)
(Hüzünlü müzik)
Beliz, bir şey yapmamız gerek. Çünkü sabrım kalmadı.
-Neden sabrın kalmadı? -Veli öldü!
Gencecik bir işçi öldü ve elimizden hiçbir şey gelmedi!
(Ferman) Hayati aşağıda!
Bari o adama yardım edelim, bir şey yapalım!
Denemiyor muyum sanıyorsun?
Adamın patronuyla konuştum. Restoranın tavanı çökmüş.
Büyük zarar etmiş. Sigorta şirketi hiçbir şeyi karşılamıyor.
Hayati'yle şu an ilgilenemem dedi.
Peki bizim bir ödeneğimiz, fonumuz böyle bir şey yok mu?
Yok!
Yok Ferman!
-Ben öderim ameliyatı. -Saçmalama.
Bunun sonu yok. Aylardır maaş almıyorsun zaten.
Beliz, ben de insanım.
Tamam bak, bu koskoca hastane senin.
Bugüne kadar bir kere sözünden çıktım mı senin?
Çıkmadım.
Ama o adamı o şekilde yollatma bana.
(Ferman) Beliz!
Beliz, adamın kolu bacağına takılı!
Çok üzgünüm.
Bravo!
(Ferman) Bravo!
Gerçekten çok üzgünsün.
(Kapı kapandı)
Ben 18 yıldır tanıyorum Adil'i.
Ne oluyoruz?
Ben onun uzmanlığını gördüm.
Birlikte sayısız ameliyata girdik.
(Selvi) Bir sürü insan öldü elimizde.
Bir sürü insanın da hayatını kurtardık birlikte.
Ne yapayım, sizi tebrik mi edeyim?
Sadece dinle.
Bak, Ali benden de fazla şey ifade ediyor Adil için.
Ali'yi o büyüttü.
Elinde büyüdü.
(Selvi) Sana veremediğin sevgiyi ona vermeye çalıştı.
Ferda, nasıl bir yol katettiler tahmin bile edemezsin.
Bir yere bağlanacak mı bunlar?
Ya, adam perişan oldu, görmüyor musun?
Dünyası başına yıkıldı! Ölümlerden döndü, işinden oldu!
Bak, şimdi aylarca o tekerlekli sandalyenin üstüne kalacak!
Bu kadar yaşanmışlığa rağmen benim elimden hiçbir şey gelmiyor!
Hiçbir şey yapamıyorum!
-Ben ne yapabilirim? -Bir şans ver!
(Müzik)
Bak Ferda.
İlk hastalandığı anda ben yanındaydım.
(Selvi) Böyle sedyeyle götürüyorduk.
Adil'in gözleri kapalı, yarı baygın, sayıklıyordu.
Ne benim, ne Ali'nin...
...sadece senin ismini Ferda.
Vicdan yapmıştır o.
Eğer sen şu an onun yanında olmazsan...
...aynını sen de yapacaksın.
Hem de bol bol yapacaksın.
Demedi deme.
(Hüzünlü müzik)
(Telefon çalıyor)
Efendim.
(Doruk ses) Müjdemi isterim hocam.
Melodi mi?
Hemen geliyorum, bekle.
Evet.
Hocam, akyuvarlar normal seviyede, kalbi de gitgide güçleniyor.
İyileşiyor gibi hocam.
Yani itiraf edeyim...
...intravenöz immünglobulin ve plazmaferezin...
...işe yarayacağını biliyordum ama bu kadar yarayacağını tahmin etmemiştim.
Allah Allah! Antiviralle bypass'ı aynı anda kullandık diye kurtuldu.
Hadi ya, kanıtla o zaman?
Sen kanıtla o zaman senin tedavinle kurtulduğunu?
-Söylüyorum ben işte-- -Yeter!
Rekabet iyidir dedik de bu ne ya böyle, insanda kafa bırakmadınız?
Hocam, arkadaş kabullenemiyor da o yüzden sıkıntı çıkıyor bence.
Diğeri sanki kabulleniyor? Sen de birazcık tarafsız ol.
-Evet hocam ya, insaf ya! -Ya bir susun!
Belki antiviraller sayesinde kurtuldu.
Belki deneysel tedavi sayesinde.
Belki de vücudu savaşmaya karar verdi, bunu bilemeyiz.
Her şeyin net bir sebebi yoktur.
Hastanız kurtuldu mu? Kurtuldu.
Kimin sayesinde kurtuldu bunun ne önemi var?
Ne yaptıysanız beraber yaptınız arkadaşlar.
(Ferda) Aa ama!
Hadi, teşekkür edin bakayım birbirinize.
Bekliyorum.
-Teşekkürler, sağ ol. -Eyvallah, sağ ol.
Hayır, olmadı.
Sarılın bir de.
-Hocam yok artık, o kadar. -Hocam biz çocuk muyuz?
Belli ki çocuksunuz. Hadi sarılın.
(Ferda) Hadi!
(Ferda) Evet, iyi gidiyorsunuz.
(Ferda) Hadi.
Evet, çok güzel. Çok iyi ekip oldunuz. Bundan sonra sizi hep ekip yapacağım.
Yok hocam, biz öyle ayrı ayrı daha iyi.
İtiraz ederseniz bir de öpüştürürüm, tam barışırsınız.
Yok hocam, biz... Benim için Demir'le çalışmak büyük bir zevk.
Hocam, adam ya. Canım kardeşim o benim.
Ne yapıyorsun? Ne yapıyorsun ya?
Ne yapıyor o hocam?
(Duygusal müzik...)
(...)
Elimden hiçbir şey gelmedi.
Hiçbirimizin gelmedi.
Her şeyi yaptım, her şeyi denedim.
Neden olmuyor?
Bazen bazı şeyler olmuyor Nazlı.
Ferman Hoca'm zorla öğretti bunu.
Bazen kabullenmemiz gerekiyor.
Her şeye gücümüz yetmiyor bu hayatta.
Neden oluyor o zaman?
Baş edemeyeceksek neden bizim başımıza geliyor böyle şeyler?
Bir sebebi yok ki.
İyi insanların başına bir sürü kötü şey geliyor.
Bazı kötü niyetli insanlar da nerelerde ne hayatlar yaşıyorlar.
Her şeyin bir sebebi yok.
Hayat böyle.
Ali ben ne yapacağım?
Bunu galiba Veli için söylemedin.
Ben babamı ne yapacağım?
Ayıkken kahraman, sarhoşken canavar.
Her seferinde inan, her seferinde umutlan.
Sonra yine çakıl.
Çok korkuyorum. Onu affetmekten çok korkuyorum.
Ya bırakmadıysa?
Ya yine yaparsa?
Ya yapmazsa?
Ya gerçekten değiştiyse?
Bir düşün.
O ayık hâlinde kahraman baban yanında olsa nasıl olur?
(Duygusal müzik)
Bence ne yapacağını çok iyi biliyorsun.
(Duygusal müzik)
(Müzik)
Bu söylediğime inanamıyorum ama...
...sizi burada bulacağımı biliyordum.
(Müzik)
Nazlı babasıyla barışacak herhâlde.
Etkili bir konuşma yaptım.
Sizden ilham aldım.
Kahraman deyince aklıma siz geliyorsunuz.
Kahraman falan değilim ben.
-Tabii ki öylesiniz. -Ali, kahraman değilim.
Haklı olduğunu düşündüğüm bir davadan ceza aldım Ali.
Kız arkadaşıma laf geçiremiyorum. Hastalarımı iyileştiremiyorum!
Hangi kahramandan bahsediyoruz?
Siz Ferman Hoca'sınız, bir yolunu bulursunuz.
Bulamam! İnsanım, kusurluyum, olamam mı?
Tabii ki olursunuz.
Hep doğru olanı yapmak zorunda mıyım ben?
-Hayır değilsiniz. -Bir kere ben yoldan çıkamaz mıyım?
-Tabii ki, ne duruyorsunuz? -Niye duruyorum?
(Müzik)
Niye duruyorum?
(Müzik)
Siz...
...vakayı mı merak ediyordunuz? Ameliyathaneye.
Üç numarayı boşaltın Selvi, acil.
Güneş.
-Hayati Bey'i ameliyata hazırla, çabuk. -Ama hocam...
(Müzik)
Şimdi Güneş.
Tamam, hemen hocam.
Hocam, Beliz Hanım'ın talimatı var, siz ondan habersiz--
Beliz Hanım ne yapacak? Beni mi durduracak?
Üç numaradayım. Git söyle, güvenliğe mi haber verecek?
Üç numaradayım. Sıkıyorsa beni durdurun.
Of.
Alo, Beliz Hanım koşun. Ameliyathaneye koşun!
(Ferman) Evet arkadaşlar teşekkürler.
Ferman Bey.
-(Beliz) Siz-- -Delirdim.
Evet delirdim, ne yapacaksın?
Ferman kendine gel, sana bu ameliyatı yaptıramam.
-Aa, öyle mi? İzle de gör o zaman. -Sen aklını mı kaçırdın?
Bugüne kadar her birinizi nerelerden topladım.
Bugün siz beni toplayın.
İzninizle.
Beliz Hanım özür dileriz.
(Gerilim müziği)
Ali koldasın, yaraya bakıyorum.
(Ferman) Ne durumda bak.
(Ferman) Ne durumda?
Kan akışı var. Doku canlılığını geri kazanmış durumda.
Kol sağlam hocam.
Müthiş. Burası da kurumuş.
Skar dokusuna biraz daha debridman, yerine alırız kolu.
Ferman, seni son kez uyarıyorum.
Kendini buradan zorla çıkarttırma.
Buyurun Beliz Hanım. Dışarı çıkarın beni hadi. Buyurun.
-Bundan Tanju'nun haberi olacak. -Gerçekten mi?
Çok selam söyleyin Tanju Hoca'ma. Ali, arterle kolun bağlantısını kes.
Ali!
Tamam. Klemp.
(Gerilim müziği) (Yaşam destek cihazı çalışıyor)
Makas.
Kolu çıkartıyorum hocam.
(İsmet) Nazlı.
Gerçekten bıraktın mı?
(Nazlı) Cevap ver, gerçekten bıraktın mı?
Evet, bıraktım.
Seni bir daha sarhoş görmeyecek miyim?
Asla.
-Asla öyle bir şey olmayacak. -Söz mü?
Yemin ederim, bak sana yemin ederim...
...bir daha tek bir damla bile sürmeyeceğim ağzıma.
Bak, benim için çok zor oldu.
Ben senelerce kimseye güvenemedim, kimseyi sevemedim.
Eğer sen yine benim güvenimi sarsarsan bu sefer beni kimse toparlayamaz.
Asla öyle bir şey yapmayacağım Nazlı, inan bana.
Geleyim mi?
Ama ellerim hamurlu.
Bana ne?
(Duygusal müzik)
Evladım.
-(İsmet) Evladım. -Baba.
Evet, forsepsi gönder.
(Güneş) Buyurun hocam.
(Gerilim müziği) (Yaşam destek cihazı çalışıyor)
(Ferman) Çekiç ver.
(Ferman) Evet, al bunu.
-(Ferman) Kemik bağlı. -(Ali) Tamam, arterler de sağlam.
(Ali) Kan akışı sağlandı hocam.
(Ferman) Geriye kaslar ve sinirler kaldı.
O da toplam altı saat sürer.
İsterse 20 saat sürsün ama bu adamın kolunu bugün kurtaracağız.
Tabii ki kurtaracağız.
(Ali) Ferman Hoca'm, siz sinirlere başlayın...
...ben de kaslara ilerleyeyim.
-Böylece zaman kazanmış oluruz. -(Ferman) Hadi başlayalım o zaman.
(Gerilim müziği) (Yaşam destek cihazı çalışıyor)
(Telefon çalıyor)
(Gerilim müziği)
(Duygusal müzik...)
(...)
(...)
-Baba? -Buradayım kızım, gel.
(Duygusal müzik)
Bu eşyalar nerede?
Sensiz olan her şeyi attım.
Nasıl?
Bunlar senin bütün hayatın değil miydi?
Benim hayatım işte buymuş. Koskoca bir boşluk.
Ben bütün hayatım boyunca onu doldurmaya çalışmışım haberim bile olmadan.
Nasıl?
Ferda.
Ben üniversiteler bitirdim.
Koleksiyonlar edindim.
Bir hastane kurdum, bir evlat edindim, üzerine bir de astronomiye merak saldım.
Hep o boşluğu doldurmak için ama...
...o boşluk dolmadı çünkü o boşluk...
...senmişsin kızım.
Baba.
Dedim ki...
...mademki o boşluğu dolduramıyorsun...
...mademki...
...doldurdukların onsuz hayatını hatırlatıyor ona...
...hepsini at, yepyeni bir hayata başlayın birlikte.
Olur mu?
(Duygusal müzik)
Ferda, kızım.
Babana bir şans ver.
(Müzik)
(Adil) Ferda?
Ferda lütfen gitme, yalvarıyorum. Ferda! Fe...
(Duygusal müzik...)
(...)
Ben hazırdım.
Gerçekten mi?
Hadi.
Seninle yeni bir hayat kuralım baba.
(Duygusal müzik...)
(...)
Hoş geldin kızım.
Baba.
(Duygusal müzik)
(Müzik)
Merak etmediğinden eminim ama yine de söyleyeyim...
...başardık. Kolu yerine taktık.
Bunun bir bedeli olacak, biliyorsun değil mi?
Ben hayatımda çok bedel ödedim Beliz, senin aksine.
Ve hiçbirinden korkmadım.
Bir kez de sen öde.
(Müzik)
Onları barıştırdım! Nazlı'yla babasını barıştırdım.
Aferin sana çocuğum.
Çocuğum?
Şaka yapıyorum, devam et.
Demek ki bugün babalarla kızlarının kavuşma günüymüş.
Ne?
-Ferda Hoca'm mı orada? -Evet.
Tabii ki orada olur. Ben yokum ya hemen gelir tabii.
Hişt, bana bak kıskançlık yapmayalım yarın da sen gelirsin olur biter.
Geleceğim tabii!
Adil Hoca'm bakın, yanlış anlamayın...
...ben kızınızla buluşmanıza, vakit geçirmenize seviniyorum.
Tabii ki seviniyorum. Zaten yakında ehliyetimi de alacağım.
Ben sizi götürüp getireceğim hastaneye, değil mi hocam?
(Ali ses) Her şey çok güzel olacak hocam.
İnşallah...
...inşallah davam da iyi geçecek, değil mi hocam?
İnşallah çocuk.
Ben Nazlı'yla babasını barıştırdım hocam.
(Kapı zili çaldı)
Nazlı geldi galiba. Ben sizi sonra arayayım mı?
-İyi geceler çocuk. -Tamam, iyi geceler.
-İsmet Bey. -Sana çok teşekkür ederim Ali.
Nazlı'yla sen konuştun değil mi?
(İsmet) Yoksa hayatta affetmezdi beni.
Yo, affederdi. Ben de elimden geleni yaptım. Rica ederim.
Mışıl mışıl uyudu yavrum.
Aylar sonra ben de sayende huzurlu bir uyku uyuyacağım.
Çok teşekkür ederim Ali.
-Teşekkürler, iyi geceler. -İyi geceler.
Bir de şey...
Ne?
Eğer durumun varsa biraz borç alabilir miyim?
(Nazlı dış ses) Para isteyecek Ali. Sonra da gidecek o parayla içki alacak.
Kendime bir yer edinene kadar...
...onun evinde kalıyorum ve Nazlı'ya yük olmak istemiyorum.
Neticede bir iş bulurum artık.
Tamam.
Tamam.
-Harçlık olarak, değil mi? -Tabii, tabii. Nazlı'ya yük olmamak için.
Ne kadar bir para?
Ne kadar olursa.
Bir saniye.
(Müzik)
Teşekkür ederim.
Rica ederim.
Bir de şey...
Ne?
Aramızda kalsın olur mu? Nazlı'nın haberi olmasın.
Nasıl?
-Saklayacak mıyım? -Endişelenmesin.
Nazlı üzülmesin diye. Lütfen.
-İyi geceler. -İyi geceler.
(Gerilim müziği)
Ben ne yapacağım?
(Gerilim müziği...)
(...)
(...)
(Gerilim müziği...)
(...)
(...)
(Gerilim müziği)
Hayır.
Hayır.
Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ayhan Özgören - Belgin Yılmaz...
...Bülent Temür - Çağıl Doğan - Çağrı Doğan
Editör: Dolunay Ünal
(Jenerik müziği...)
(...)
(...)
(Jenerik müziği...)
(...)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.