Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Jenerik müziği...)
(...)
(...)
(Gerilim müziği)
(Ferman) Ne oldu?
Ne oldu, nesi var?
(Geçiş sesi)
Ne oldu?
(Müzik)
Sağ tarafımı hissetmiyorum.
Sağ kolu ve sağ bacağı felç.
(Müzik)
Beni asla affetmeyecek.
Adil Hoca'm felç kaldıysa eğer beni asla affetmeyecek.
(Ali dış ses) Lütfen testler kalıcı olmadığını söylesin.
(Gerilim müziği)
Asıl beni affetmeyecek.
Ben verdim onamı.
(Ferda dış ses) Ameliyatı istememişti.
(Ferda dış ses) Onay vermesem yapılamayacaktı zaten.
(Ferman dış ses) İlla bir suçlu aranıyorsa burada...
...hepimiz suçluyuz arkadaşlar.
Ama elimizden geleni yaptık. Dua edelim de kalıcı bir şey olmasın.
(Tanju dış ses) Lütfen artık herkes profesyonel gibi davranabilir mi?
(Tanju dış ses) Bazen ameliyat sonrası geçici paralizi görülür. Bu normal.
Suçlu aramayı bırakın.
Ayrıca ne olduysa hep birlikte katlanacağız.
(Kapı vuruluyor)
Adil Hoca'nın sonuçları.
(Gerilim müziği)
Kalıcı görünüyor.
(Gerilim müziği)
Ameliyat sırasındaki kanamada...
...sağ tarafa oksijen gitmemiş muhtemelen.
Oradaki sinirler ölü.
Hayır! Bir yol var. Mutlaka bir yol var.
Hayır, bir yol mutlaka olmalı.
-Olmalı. Olmalı. -Ali!
Elimizde üç adım var. Birincisi, ilaçlarla ödemi dağıtacağız.
İkincisi, fizik tedavi. Üçüncüyse, psikoterapi.
Adil Hoca'yı hepimiz çok iyi tanıyoruz. Kendini kolay kolay kimseye teslim etmez.
(Ferman dış ses) Uzun bir tedavi süreci var önümüzde.
(Ferman dış ses) Psikolojisi iyi değil.
(Ferman dış ses) Neye tepki vereceğini hiçbirimiz bilmiyoruz...
...o yüzden mutlaka psikoterapi görmesi lazım.
Tamam, eğer adımları bir bir ilerlersek...
...Adil Hoca'mın sağa tarafı geri düzelecek mi?
En iyi ihtimalle yüzde 20 görünüyor.
Ayrıca birinin bunu ona söylemesi lazım.
Kim söyleyecek?
(Müzik...)
(...)
(Kapı kapandı)
Selvi...
...biraz müsaade eder misin? Ali'yle yalnız kalayım.
(Yaşam destek cihazı)
Neymiş çocuk?
Hadi söyle, sonuç ne?
Ali...
...bugüne kadar biz birbirimize hiç yalan söylemedik değil mi?
Hadi söyle bana.
Kalıcı mı?
(Duygusal müzik)
Allah'ım! Allah'ım!
Hayır ya!
Hocam... Adil Hoca'm.
Hayır.
Bırakma bizi.
Yapma bunu bana.
(Adil) Yapma.
(Duygusal müzik)
Kaç hastaya hayat verdik seninle.
Bir çocuğa el uzattık.
Şimdi kolum kanadım kırıldı.
Ben ne yapacağım?
Bunu kullanırız hocam. Bunu kullanırız.
Siz bana ömrünüzü verdiniz.
Ben size kolumu vereyim, olmaz mı?
Yediririm, içiririm, giydiririm olmaz mı?
-Olmaz. -Neden olmasın?
Baba olan benim çünkü.
Sen nereye gitsen ben gelecektim.
Ben yedirip içirecektim.
Ben giydirecektim seni.
Şimdi ben nasıl kalkıp geleceğim?
Başın derde girdiği zaman...
...nasıl yanına geleceğim, nasıl çekip çıkaracağım seni oradan?
Eliniz tutmuyor.
Siz yine de benim için üzülüyorsunuz öyle mi?
(Duygusal müzik)
(Adil) Bu benim tek korkumdu.
Bir gün...
...sen benden yardım isteyecektin...
...ve ben sana gelemeyecektim.
Bu benim kâbusumdu Ali.
(Duygusal müzik)
Ali...
Ali hadi.
Hadi...
...bana kolunu uzat.
Yapamam hocam.
-Yapamam. -Hadi Ali.
Hadi. Uzat bana elini.
(Duygusal müzik)
(Adil) Hadi söyle.
Lütfen. Lütfen Ali, lütfen söyle.
Adil Hoca'm.
Adil Hoca'm yardım et.
(Duygusal müzik...)
(...)
(Derin nefes alıyor)
Yapamıyorum.
Ali yapamıyorum.
Hocam, ben gelirim. Ben sizin kolunuz olurum hocam.
Ben sizin kolunuz olayım hocam, ne olur.
Siz benim için neler yaptınız hocam, ne olur.
Bırakın kolunuz olayım, bırakın.
Yapamıyorum. Yapamıyorum.
Ben yüzüne bakamıyorum. Çok utanıyorum.
Çok canım yanıyor, lütfen git. Lütfen git Ali.
Lütfen git.
(Ağlıyor)
Adil Hoca'm... Adil Hoca'm...
Adil Hoca'm... Adil Hoca'm...
Ali. Ne oldu, ne diyor?
Ne yapacağımı bilmiyorum. Ne yapacağımı hiç bilmiyorum.
-Nazlı ne yapacağımı hiç bilmiyorum. -Ben biliyorum.
Ben biliyorum.
Ne biliyorsun?
Seveceksin.
Eksik hissedecek kendini.
Krizler geçirecek.
Bazen duymayacak seni.
Elinden hiçbir şey gelmiyor gibi hissedeceksin.
İsyan edeceksin bütün dünyaya.
Ama ısrarla...
...seveceksin Ali.
Bir gün...
...ona dokunmana izin verecek sonunda.
İşte o gün...
...onun da yüzü gülecek.
(Duygusal müzik)
Senin bana yaptığın gibi mi?
İşe yarıyor mu?
Yarıyor.
O zaman ben...
...Adil Hoca'mı daha çok seveceğim.
O zaman...
...iyileşecek.
İyileşecek.
Bir gün mutlaka iyileşecek.
(Duygusal müzik)
(Kız çocuğu) Hâlâ ne anlatıyorsun baba! Manyak gibi canım acıyor diyorum sana!
(Erkek) Düzgün konuş Tuğçe, düzgün konuş!
-(Tuğçe) Sen düzgün konuş! -Yine kavga gürültü.
Olaysız bir vaka olsaydı şaşırırdım zaten.
-Bunu konuştuk kızım. -Tuğçe, Fırat Bey.
Ne oluyor?
Sayenizde gereksiz bir ameliyat daha olacağım Nazlı abla, ne olsun?
-Ayıp ediyorsun ama Tuğçe! -Tamam, sorun değil.
Tuğçeciğim artirogripoz semptomların kötüleşiyor.
Ama bugünkü ameliyatla...
...bütün yaralarını kapanacak, hatta acın da azalacak.
Önceki ameliyatta da aynısını söylemiştin.
Biliyorum tatlım, çok üzgünüm.
-Ama söz veriyorum, bu seferkinde-- -Bırak, yalan söyleme!
Gözüme baka baka hepiniz yalan söylüyorsunuz ya!
Tuğçe, kızım uğraşıyorlar.
Ellerinden geleni yapmaya çalışıyorlar.
Söyler misin kaç ameliyat oldum?
Yetmedi telli vidalar taktılar bacaklarıma.
Hiçbiri bir işe yaramadı. Bu mu yardım?
-Sizden istediğim tek bir şey var. -Hayır Tuğçe!
Kesin ayaklarımı!
Takma bacak kullanırım en azından bu hastaneden çıkarım.
Ben hayatımı yaşamak istiyorum!
Lütfen kesin ayaklarımı!
(Tanju) Tamam.
Yatağına almışlar, merak etmeyin.
Hiç Adil Hoca'm gibi değil.
Sanki başkası gibiydi.
Bu çok normal. Çünkü şu an bir şok yaşıyor.
Neler dedi bana.
Bana?
Ali şokta şu an. Kendini topla.
Duygusallaşamayız.
Niye duygusallaşamıyoruz? İnsan değil miyiz biz?
İnsan olmamızın yanında doktor olduğumuz için olabilir mi acaba?
Arkadaşlar!
Önce ilaç tedavisine başlayacağız çünkü beyindeki ödemi indirmemiz lazım.
Sonra da fizik tedavi, o kadar. Tamam mı?
Eğer geç kalırsak kaslar unutur, vakit kaybedemeyiz.
O zaman ben gidip konuşacağım.
Lütfen Adil Hoca'yı daha fazla üzmesek olur mu acaba?
Birincisi; Adil Hoca'nı üzeceğimi nereden çıkarttın?
İkincisi; senin o çok kıymetli fikrin nedir acaba çok merak ediyorum.
Aile meseleleriniz hakkında gerçekten konuşmak istemiyorum.
Ama geldiğinden beri yaptıkların ortada bu birinci sorunun cevabı.
İkincisi sorunun cevabı ise Adil Hoca'mı en iyi psikiyatri doktoruna götüreceğim.
Ve uzman kişi hakkında ne söylemesi gerekiyorsa...
...en doğrusunu söyleyecektir, değil mi?
-Ben de sizinle geleyim. -(Tanju) Hiçbir yere gitmiyorsun.
-Ama-- -Ali bunu daha önce konuştuk.
İşini ihmal etmeyeceksin.
(Tanju) Yeni vaka gelmiş, hemen onu görmeye git.
Hadi!
Ben haber vereceğim sana. Git.
Hadi git Ali.
(Müzik)
Tamam, ben geleyim.
Gerek yok.
Ben hallederim.
(Müzik)
Kusura bakmayın, bir aydır böyleyiz.
Kızım, Tuğçeciğim...
...düşündüğün şey neyse bunu kafana iyice sok.
Onu yapmana izin vermeyeceğim kızım.
-Vermeyeceğim. -Neye izin vermezsin?
Engelli olmama mı? Ben zaten engelliyim baba!
İki dakika ayakta duramıyorum. Yürüyemiyorum ben. Canım acıyor, canım!
Doktor Hanım lütfen bir şey söyler misiniz?
(Fırat) Lütfen bir şey söyleyin.
Tamam.
Tuğçeciğim...
Tuğçeciğim bak...
Tuğçe, lütfen bakar mısın?
Bak.
Bak çok uzun bir yoldan geldik.
Canın çok acıyor, biliyorum.
Hiç ilerleme kaydetmemişiz gibi geliyor, onu da anlıyorum.
Ama yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik.
Şurayı da bir dönelim. Her şey çok daha iyi olacak.
İhtiyacımız olan tek şey, zaman.
Değil mi Doruk Bey?
Bence Tuğçe haklı.
Yapalım ampütasyonu.
(Gerilim müziği)
Tıbbi ekipman sektörü bilmediğimiz, hiçbir yatırımımız olmayan bir sektör.
Böyle bir maceraya hazır olduğumuzu sanmıyorum, Demir Bey.
Bakın...
...ben size büyük rekabetle karşılaşacağımız...
...batıda bir pazara girelim demiyorum.
(Demir) Ancak dünyanın birçok yerinde, tıbbi ekipmanlar yetersiz.
İhtiyacı olan insanlara bu hizmeti götürmek...
...akıllı bir ticaret olduğu kadar vicdani bir borç bence.
Aynı rahmetli babanız gibi konuştunuz Demir Bey.
Biz yine de bir düşünelim. Saat üç gibi müsait olur musunuz?
Tabii ki, tabii ki müsait olurum.
İşim gücüm mü var ki benim. Bomboşum!
Bomboşum zaten.
Sıkıntı yok.
“Uygun olur musunuz?” “Üçte müsait olur musunuz?”
Bomboşum ben. Medikal üstü gömlek. Çok müsait olduğum için herhâlde...
...öyle tarz hareketler.
Ne olacak acaba?
-Demir. -Ne olur iyi bir haber ver. Ne olur.
Hani biz, Adil Hoca'yı kafalayacaktık ya.
İşte o da insafa gelip seni çıkaracaktı klinikten.
Konuştun mu yoksa? Hallettin mi?
Demir, Adil Hoca iyi değil şu an.
Biraz daha dayanacaksın.
Vur Açi, sen de vur.
Ama ben takipteyim. O da iyileşecek.
Adil Hoca'ya hiçbir şey olmaz, merak etme. Bende.
İnşallah.
Ali!
Gel.
-Neden? Ne oldu? -Gel, hadi koş.
(Kapıyı kilitledi)
-Aferin sana. -Ne oldu, ne yapıyorsunuz?
Bak bakalım ne var orada?
-En sevdiğim yemek. -Aynen öyle.
Dünden beri hiçbir şey yemedin Ali.
Bir tost yedin. Onun da yarısını ben yedim zaten.
Bayılıp kalacaksın. Otur, ye yemeğini.
-Hiç canım istemiyor. -Bana ne.
Ne dedim sana? Senin gibi olacağım dedim, oluyorum işte. Geç otur şuraya.
Yemeden vazgeçmeyeceğim, geç!
(Müzik)
Ne yapayım Ali?
Bütün hastaneyi karşına toplayıp...
...yemeden vazgeçmiyoruz Adil Hoca'mın oğlu mu diyeyim?
-Bu çok komik olurdu. -Bence de.
-Ama-- -Turşu yok içinde.
Merak etme.
Üstündeyim oğlum.
Ali...
...Adil Hoca için elimden geleni yapacağım.
Yemeğini ye.
(Müzik)
Ayran?
(Müzik)
Demir ben de seni arıyordum.
İki çıban, bir apse gelmiş kliniğe seni bekliyorlar.
Çıban. Tam aradığım lezzet.
Başka?
Bir de gece birisi bayılmış koğuşta.
Bunlar kesmez beni. Başka?
Aslında yine Fatma teyze gelmiş. Ortalığı birbirine katıyormuş.
Arkadaşlar, delirtmeyin beni ne olur ya!
Kadına beş defa BT çektirdim. Yok abi, yok.
İnandırmış kendini içinde klemp unutulduğuna.
Ben ne yapabilirim? Daha fazla ne yapabilirim?
Aşkım sakin. Ne olur sakin ol.
Benim bundan sonraki hayatım bu.
Çıban patlat, apse boşalt, çıban patlat, toplantıya gir.
Apse boşalt, çıban patlat böyle öl. Çalış, çalış, çalış öl!
(Güneş) Ee sen seçtin bunu.
İki işte birden çalışmayı diyorum abi, sen seçmedin mi?
Şimdi ağlama.
Bunlar çok güzel sözler Güneşciğim.
Acaba kişisel gelişim kitabı falan yazmayı düşünür müsün?
Hepimiz bir şeylere razı oluyoruz.
Yeri geliyor en delikanlımız bile kuzu kuzu çakıyor eyvallahı.
-Bu hayat böyle bir hayat. -Ne diyorsun sen ya?
Hayat diyorum Açelyacığım, bir tren gibi.
Kimi 'business' biniyor, kimi de ekonomi.
İşte 'business'ın ceremesini de biz çekiyoruz.
-Ne diyor bu? -Ne bileyim ben!
Havalara bak!
Gerçekten erkek arkadaş seçimlerimiz şahane!
'Business'ın ceremesini de biz çekiyoruz!
Delirdin mi sen?
Palyatif ampütasyon diye bir şey duydun mu sen daha önce?
Duydum, yaptım da çok. Ama kocaman insanlara.
Böyle ayağını iyileştirmekte olduğumu 14 yaşında bir genç kıza değil.
Ne fark eder?
Onun canı can değil mi?
Bu kadar kolay değil Doruk. Tamam? Ben tanıyorum o insanları.
Bir buçuk senedir o yüzden mi işkence ediyorsun kıza?
-Engelli mi kalsın? -Kalsın. Ne olacak?
Bir sürü insan öyle yaşıyor. Dünyanın sonu mu?
Peki. O zaman keselim bitsin, gitsin. Ne olacak!
Sen ampütasyon yapmaktan mı korkuyorsun? O mu olay? Ben fikrimi söyledim.
-Sana ne oluyor? Nasıl bir tepki bu? -Bu senin kararın değil!
-Bu senin de kararın değil. -Ailesinin kararı.
Ali.
Niye kavga ediyorsunuz?
Cep dehası da geldi.
Ne yaptın? Ona da baktın mı yarım gözle, uydurdun mu bir şeyler?
Anlamadım.
Anlama ya Kara Şimşek. Sen hiçbir şey anlama.
Senin canın sağ olsun. Hiçbir şey anlama ama herkese laf yetiştir!
Biz de dünyada işimizi gücümüzü bırakalım sana uyalım, değil mi? Ne olacak ki?
Ne olacak ki?
Bana mı dedi? Ben ne dedim ki?
Boş ver deliyi. Deli.
Sen, Adil Hoca nasıl oldu onu söyle.
Biraz sakinleştirebildiniz mi?
Psikiyatristle konuşacak.
Adil Hoca'm çok kötü durumda Nazlı. Çok acı çekiyor. Ne yapacağım ben?
Sen üzülme canımın içi.
Birlikte atlatırız bunu da.
Sana vaka göstereyim mi? Biraz kafan dağılsın.
Ama çok zor bir vaka.
Ampütasyon. Başka?
(Adil) Çık dedim! Rahat bırakın beni.
(Adil) Bir nefes aldırın insana! Defol!
(Ferda) Ne oluyor?
Şu an iletişim kurmak mümkün değil. Olayın şokunu atlatmamış daha.
Ama ilacı vermemiz gerekiyor.
Adil Hoca'ya zor da kullanmak istemiyoruz. Önerin ne?
Önce bir sakinleştirici ile başlayalım. Gerekirse suyuna karıştırın.
-Biraz kendine gelsin. -Tamam.
Peki sakinleşince?
-Tedaviyi kabul ettirebilecek miyiz? -Çok ajite bir hâlde Ferman Bey.
Hemen kabul edeceğini sanmıyorum. Biraz zaman verin.
Zaman yok. Eğer bir şekilde iyileşmesini istiyorsak tedaviye başlamamız gerek.
O zaman tamam, ben deneyeceğim.
Psikiyatri doktorunun yapamadığını, sen mi yapacaksın Ferda?
Bizi birbirimize düşürmeye çalışıyor Betül, sakın kanma.
Betül mü? Adını nereden öğrendin?
İnsanlık diyelim, meslektaşlık.
Sana bunlar bir yerden tanıdık geliyor mu?
Çünkü ben adını oradan biliyorum.
Neyse, sen bunları bir düşün. Bana şans dile.
-Bol şans Ferda. -Sağ ol canım.
Kolay gelsin Ferman Bey.
Merhaba. Ben Doktor Ali Vefa.
Bizim bebeğin yeni adresini öğrenmek için aramıştım.
Bebeği ziyaret edebileceğimi söylemiştiniz.
Ne? Tüp bebek mi?
Çok sevindim, hayırlı olsun çok güzel bir haber de.
Peki, Allah bağışlasın. Bizim bebek nerede?
Ne demek?
Ne demek vazgeçtiler? Nasıl vazgeçtiler? Bizim bebek ne...
Bebek nerede kalacak?
Orada mı? Hâlâ orada mı? Yuvada mı peki?
Orada mı kalacak, yuvada mı kalacak hep?
(Erkek ses) Alo! Alo Ali Bey!
(Erkek ses) Alo. Alo! Ali Bey orada mısınız?
Avucumuzu açıp kapatalım.
Bir daha.
Ekrem hareketlerinde bir sıkıntı gözükmüyor. Acı var mı?
-Yok Ferman Bey. Teşekkür ederim. -Güzel.
O zaman bugün taburcu edebiliriz sizi. Geçmiş olsun.
Bir tek o acıtacak zaten.
-Anlamadım. -Sizi bir daha görememek.
Ee, hanımefendi...
-Hocam bebek. -Ali hastam var.
-Bebek! -Bebek.
Kusura bakmayın. Bebek! Önemli. Bebek!
Bu sefer iyi kurtardın. Ama bir daha aynı şekilde...
...hastanın yanında benim yanıma dalarsan...
...aynı hızla Demir'in yanında bulursun kendini, haberin olsun.
-Ama bebek! -Bebek, bebek, ne bebek?
Hocam ailesi vazgeçmiş bebeği almaktan.
-Yurtta kalacakmış bebek. -Ali biliyorum.
Biliyor musunuz? Nereden biliyorsunuz?
-Ali sakin olur musun? -Hocam nasıl ama? Olmaz!
Bebek orada kalamaz hocam. Bebeğin bir ailesi olsun hocam.
-Bebeğin ailesi olsun. -Ali sakin, ben başvuru yaptım.
-Ne başvurusu? -Koruyucu aile başvurusu.
-Gerçekten mi? -Mülakata gireceğim öğleden sonra.
Bebeği ben alacağım. Merak etme.
Ferman Hoca'm benim iyi kalpli, güzel kalpli, iyi ruhlu hocam.
Biliyordum, bilmek değil de tahmin edemedim bunu. Nasıl edemedim?
Hocam çok teşekkür ederim.
Siz bebeği alın, Adil Hoca'ma götüreyim, moral olsun.
Ali delirme. Mülakata gireyim, haber vereceğim.
Delirmek yok, tamam mı?
Kahraman Ferman Hoca'm.
(Müzik)
Kahraman hocam.
(Müzik)
(Yaşam destek cihazı çalışıyor)
(Müzik)
Biraz yalnız konuşabilir miyiz?
Tabii, ben kapının önünde bekliyorum.
(Yaşam destek cihazı çalışıyor) (Müzik)
Beynindeki ödemi indirmemiz için ilaç kullanman gerek.
Hemen.
(Müzik)
Seni anlıyorum, ameliyatı istemedin.
Biz de yaptık ve...
...sonuç böyle oldu.
Ama neden biliyor musun?
Buradakiler seni o kadar çok seviyorlar ki...
...gitmene izin vermediler.
Hem de öyle bir iki kişi falan değil, herkes.
Herkes çok seviyor.
Ben normalde dönüyordum.
Önüme set çektiler, dönemedim.
Yani, ölmeme izin verecektin öyle mi?
Benim ne hissettiğim sır değil, biliyorsun.
Sana o kadar öfkeliyim ki.
Ama yine de...
...mantıklı bir açıklaman varsa dinlerim seni.
(Duygusal müzik)
Evet kızım, seni aramadım, seni sormadım...
...seni terk ettim çünkü...
(Duygusal müzik)
...çünkü?
Burada seninle konuşmaya çalışıyorum.
Çalışma.
Senin dediğin gibi iğrenç bir adamım ben.
Terk edip...
...gittim seni.
Şimdi bir de kötürüm oldum.
Kimseye bir hayrım yok.
Hadi...
...git.
Hadi, Amerika'na geri dön.
Tedaviyi kabul edersen kalırım.
(Duygusal müzik)
Kimsenin merhametine ihtiyacım yok benim.
(Duygusal müzik)
Bizim başka kimsemiz yok.
Yani, yanlış bir karar vermek istemiyoruz.
Bu işin doğrusu neydi? Bize bir daha tekrar anlatır mısınız?
Ee, biz yapalım ameliyatı.
Çok yol katettik, çok emek verdik. Bunca emeği çöpe atmak olmaz.
Açıkçası ben de öyle düşünüyorum.
-Baba! -Kızım nasıl yapabilirim ben?
Nasıl böyle bir şeye karar verebilirim kızım?
Gülüm ben senin ayağının bir tırnağına bile kurban olurum.
Ben senin için ölürüm, ben böyle bir kararı kendi kendime...
...anlamadan, dinlemeden nasıl verebilirim?
Biz planladığımız gibi yapalım ameliyatı.
Zaten acıyı zamanla tolere edebilir bir hâle--
Getiremeyeceğiz.
Bin tane ameliyat da olsa hiçbir şey değişmeyecek.
Doruk Bey!
Artrogripozisin durumu çok ciddi.
Kaslar eklemlere çok fazla baskı yapıyor.
Hastalık ilerlemese de acı asla dinmeyecek.
Maalesef, gerçek bu.
Keselim mi diyorsunuz?
Ama o zaman kızım koşamayacak, dans edemeyecek.
Bakın, ben askerî doktordum. Böyle sayısız vaka baktım.
Biraz pahalı ama kemiğe entegre protezler var.
Son teknoloji.
Onlarla dediklerinizin hepsini yapabilir.
Doruk.
Bakın, İsveç'te üretildi, ordu geliştirdi.
Bu protezler kemiğe entegre olduğu için...
...hareket kabiliyetini yüzde 32 oranında arttırıyor.
(Doruk) Bu da gerçeğe çok yakın bir fonksiyonellik demek.
Çek üstüne eteği, pantolonu kimse anlamaz bile.
Ayrıca, geleneksel protezlerdeki kasık ağrısı ya da...
...deri iritasyonu gibi problemler de yok.
Daha ne olsun?
Sana yeni ayaklar vereceğiz Tuğçe.
Yepyeni biyonik ayaklar. Herkes gibi yürüyebileceksin, koşabileceksin.
Hatta cesaretin varsa paten bile yapabilirsin.
Gerçek mi bu? Baba!
Bir dakika, bu çok sıra dışı bir çözüm.
Biraz daha dişimizi sıkarsak, yeni ilaçlarla doğru ilaçlarla--
Yapalım ameliyatı.
Hangisini?
Ampütasyon.
Doruk Bey'in dediği protezleri istiyoruz. Hemen yapalım lütfen.
Artık ben kızımın, daha fazla acı çekmesini istemiyorum.
Teşekkür ederim. Teşekkür ederim.
(Tuğçe) Teşekkür ederim.
(Müzik)
Adil Hoca bütün tedavileri reddettiği için...
...bir sonraki adıma geçmemiz gerekiyor.
İlaçları gerekirse zorla uyutup vereceğiz.
Ya fizik tedavi, onu da mı uyutup yapacağız?
Şu anda çok yoğun depresyonda.
Fizik tedaviyi falan kabul etmez.
İşte tam da bu yüzden...
...ECT yapacağız. -Ne?
Elektroşok?
Adil Hoca'nın beynine elektrik mi vereceğiz?
Bakın, psikiyatrik bozukluklar da ne kadar iyi geldiğini...
...hepimiz gayet iyi biliyoruz, değil mi?
-Ben onay vermiyorum böyle bir şeye. -Kesinlikle.
-Sizin onayınıza ihtiyacım yok benim. -Ben de doktoruyum onun.
Ben inisiyatif alıyorum.
Nasıl inisiyatif alıyorsunuz Tanju Bey? Nasıl?
Nereye düştüm ya ben böyle?
Bakın, Adil Hoca'yı zaten zorla ameliyat ettik.
Adamın isteği dışında bir daha beynine ne dokunurum...
...ne de dokundurturum. -Ben dokunurum.
-Yahu nasıl dokunursun? -Başhekim benim çünkü.
(Müzik)
Hayır ya!
Olamaz!
Anlamadım?
Adil Hoca bir süre önce istifa etti ve her şeyi bana devretti.
Ve söyleyecek vakit bulamadık.
O yüzden herkes haddini bilirse sevinirim.
ECT prosedürünü başlatıyorum.
(Müzik)
Vallahi sizden boşuna zaman istemişiz. 15 dakikada anlaştık.
Çok sevindim, hepimize hayırlı olsun.
Demir Bey bir çocuk mu o?
(Müzik)
Tamam, şey... Deniz arayacak sizi gelişmelerle alakalı. İyi günler.
(Kadın) Oğlum gel, rahatsız etme doktor abiyi.
(Kadın) Kusura bakmayın Doktor Bey.
-Çocuk işte. -Siz kusura bakmayın.
-Nerede kalmıştık? -Bademcik.
Bademcik. Doğru.
“Aaa” yap bakalım.
Dilini dışarıya çıkart.
Bugün yapabiliriz ameliyatı.
Korkacak bir şey yok. Zaten çok basit bir işlem.
-Geçmiş olsun. -Çok teşekkür ederiz Doktor Bey.
Gel oğlum.
(Müzik)
Aşkım, asistan odasından birkaç parça eşyanı getirdim.
-Niye? -Çünkü bir süre daha buradasın.
-Yerleşsen iyi olur. -Ne diyorsun ya? Adil Hoca mı?
Yok, yok o değil.
Aşkım söyler misin? Bir an önce söyler misin? Ne?
Tamam, hazır ol.
Tanju Hoca başhekim oldu.
(Müzik)
Hayat boyu ben burada mı yaşayacağım?
Ben niye okudum? Burada ne yapıyorum ben?
Ne oluyor? Şaka mı bu? Çok kötü bir haber ama bu.
Nereye yetişeceğim ben?
Oh!
Baksana...
...hak ediyor muyum ben? Bunu hak etmiyorum bunu ben.
Aşkım tamam, bir şekilde halledeceğiz. Geçecek.
(Açelya) Halledeceğiz işte.
-Ferman, bir durur musun? -İşim var.
Ferman olanları konuşmamız lazım. Durur musun?
-Ferman! -Beliz...
...o bebek şu an yetimhanede ya...
...gerçekten yüzüne çok zor bakıyorum.
Neyse ki gerekeni yapıyorum da içim rahat.
Ne yaptın? Gereken ne Ferman?
Akşam gelmeyeceğim, beni bekleme.
(Müzik)
-Bana mı küstün sen? -Sana niye küseyim Ali?
Ne bileyim...
...bebekti, Adil Hoca'ydı ilgilenemedim vakayla.
-Seni yalnız bıraktım o Doruk'la. -Kim takar Doruk'u ya?
Ben Tuğçe'ye üzülüyorum.
Engelli kalacak.
Engelli insanlar da mutlu olabilir Nazlı.
Ali ben öyle mi dedim şimdi?
Herkes de ne kadar hazır bugün beni kınamaya.
Gelsene.
(Müzik)
Gencecik kız Ali, kurtaramadık ayaklarını.
Ona üzülüyorum.
Adil Hoca'da var mı bir gelişme?
Ferman Hoca'dan haber bekliyorum.
-Evet, nedir? -Ne midir?
Onu ben sorarım oğlum.
Özür dilerim hocam, biraz şaşırdım ben.
Aklım hep Adil Hoca'da. Bir gelişme var mı? Lütfen var deyin.
Ne olur var deyin. Var mı?
Bir gelişme yok Ali.
Hâlâ Adil Hoca'ya ilaçlarını içirmeye çalışıyoruz.
-O zaman ben gidip-- -Ali!
Bana vakayı anlatacaksın değil mi?
Hayır.
Hocam, aile ampütasyona karar verdi. Bütün bilgileri orada var.
Kafayı mı yediniz?
(Ferman) Osseointegre implantı bir tek Amerika'da var ve...
...siz gidip aileden onam mı aldınız Nazlı?
-Doruk getirtecekmiş hocam. -Nasıl?
Orduda bir hocası varmış, sürekli kullanıyormuş...
...aracı olacakmış.
Güzel. O zaman ameliyathaneye haber verin.
Ben dosyayı çalışacağım, alalım.
(Müzik)
-(Garson) Yemeğiniz efendim. -(Ferda) Teşekkür ettim.
(Garson) Rica ederim, buyurun. Buyurun.
Âdem ne yaptın sen böyle?
Meyve seviyorsunuz diye ekstra koydum Ferda Hanım. Afiyet olsun.
Çok teşekkür ederim, eline sağlık. Sağ ol.
(Ferda) Sağ ol.
(Ferda) Ay!
Ne?
Ferda benim hastanede çalışan adamın adını sen nereden biliyorsun?
Ve o senin meyve sevdiğini nereden biliyor?
Sen ne ara sevdirmiş olabilirsin kendini bu kadar?
Dün sohbet ettik çocukla. Çok iyi bir çocuk.
Yeni nişanlanmış, anlattı. Yakında evlenecekmiş.
Hatta beni düğününe çağırdı.
Ne zamandır Türk düğünü görmüyordum. Gideceğim vallahi.
Bir de halay çekmeyi öğreneyim diyorum.
Kalıyorsun, yani kalmaya karar verdin, buradasın?
Sadece birkaç gün.
Adil Hoca'nızı tedaviye başlatayım, gideceğim.
Adil Hoca'mız! Tamam, peki.
O zaman bende kalıyorsun. Otel lafı duymak istemiyorum.
Lütfen, bende kalıyorsun. Hem...
...Ferman’la aramız çok kötü. Belki ortamı ısıtırsın.
Ben de sana başka bir şey söyleyecektim.
Burada kalsam ya ben?
-Hastanede? -Evet.
Dev gibi hastane. Zaten konuştum, yüzde 70 kapasitesi doluymuş.
Yani oda var. Bir tane oda verirsin bana, ne olacak ki?
-Ben kimseye görünmem -Canım benim, o sorun değil de...
...rahat edemezsin Ferda. -Rahat edemem mi?
Kızım burası resmen, beş yıldızlı otel.
Ben Orta Doğu'da nasıl yerlerde kalıyordum, biliyor musun?
Bu arada...
...Ferman'la aranızı düzeltecek kişi ben değilim sanki.
Pek anlaşamadınız siz değil mi?
Ee, ne diyorsun?
Bir oda veriyor musun bana?
Bütün belgeleriniz tamam, gayet güzel.
-Bebek nerede kalacak? -Yeni bir ev tuttum, aynı muhitte.
Kaporasını da yatırdım. İki hafta içinde taşınacağım. Buyurun.
Engelli bir kardeşiniz varmış, onun durumunu sorabilir miyim?
Bizzat ben ilgileniyorum yıllardır bakımıyla.
Kendisi şu an bakımevinde kalıyor ve...
...gayet mutlu. Her hafta ziyarete gidiyorum, durumu gayet iyi.
Vallahi etkilendim Ferman Bey.
-Son bir sorum olacak size. -Buyurun.
Haftada kaç saat çalışıyorsunuz?
-60 -Öyle mi? Yoksa...
...onun biraz daha üstünde mi?
İçapçı oluyorsunuz, bazen işleriniz uzuyor.
Abim de doktor ondan biliyorum.
Tabii ki bu durum artabiliyor bazen.
Daha yeni dokuz saat süren bir ameliyattan çıktığınızı söylediniz.
Bebek sizde olsaydı, ona kim bakacaktı?
Bakıcısı olacak tabii ki.
Böyle bir durum tekrarlandığında ona hep bakıcı bakacak o zaman?
Daha az sorumluluk alırım.
Ferman Bey siz kariyer odaklı bir insansınız.
Burada hepsi yazıyor, önümde.
-Bakın Ayla Hanım-- -Bakın, siz başarılı bir cerrahsınız.
Maddi durumunuz, sunduğunuz şartlar...
...bunların hepsi standartların üzerinde.
Ama bir bebeğe tek başına bakacak zamanınız yok.
-Yaratırım o zaman. -Ferman Bey...
...siz bir gün baba olacaksınız.
Ve çocuğunuz çok mutlu olacak, bundan eminim.
Ama o çocuk, bu çocuk değil.
(Ayla) Üzgünüm.
Başvurunuzu reddediyorum.
(Müzik...)
(...)
Ali neredesin?
Otur bir yere beni dinle. Ali otur, beni dinle.
Haberler kötü, bebekle alakalı.
Ben ilaç falan istemiyorum. Bir bunu bir de bunu istiyorum.
-Başka bir şey istemiyorum, tamam mı? -(Selvi) Adil--
-O kadar, o kadar. -Adil ama--
Çok meraklıysan kendin iç. Ben deli falan değilim.
Sana deli diyen mi oldu Allah aşkına? Adil bunları içmen lazım ama.
Selvi Hanım ne oldu hastamız, ilaçlarını almak istemiyor mu?
Adil Hoca ilaçlarını almak zorundasın.
-Bana başka şans tanımıyorsun. -Tanju--
-Arkadaşlar lütfen. -Hayır, hayır!
-(Güneş) Adil Hoca'm. -Çocuklar hayır, hayır!
-Güneş bak, yapma bunu! -(Güneş) Hocam çok özür dilerim.
-Güneş bunu sakın yapma, lütfen! -(Güneş) Çok özür dilerim.
Bırakın beni! Tanju, Tanju bunu asla yanına bırakmam!
Tanju, Tanju lütfen! Lütfen, lütfen yapma Tanju!
Tanju! Selvi, Selvi lütfen! Selvi lütfen yardım et! Selvi!
(Adil) Selvi! Selvi! Tanju lütfen! Tanju!
(Adil) Güneş! Tanju!
Nasıl? Nasıl?
(Adil) Yapma! Tanju, Tanju yapma! Gözünü seveyim Tanju!
(Adil) Tanju yapma bunu! Tanju hayat boyu affetmem seni Tanju!
Bırak! Tanju, Tanju, Tanju!
Tanju!
(Zorla nefes alıyor)
Güneş, Güneş! Tanju!
Tanju! Tanju!
Çıkın!
(Müzik)
Çok üzgünüm.
(Müzik)
Ne bu surat?
Ben çok mu zevk alıyorum böyle ilaç vermekten?
Hadi işinize, hadi!
Selvi Hanım bir değişiklik olursa haber verin bana tamam m?
Tamam hocam.
(Müzik)
Selvi Hemşire...
...ben Adil Hoca’ma neyin iyi gelebileceğini biliyorum.
-Söyle. -Bebek.
-Nasıl bebek? -Bebek.
Ferman Hoca'ya vermemişler, zamanı yok diye reddetmişler.
Bebek ortada kaldı. Acaba...
...acaba siz sahiplenseniz? -Nasıl yani?
Evet, koruyucu aile olarak.
Hem Adil Hoca'm çok sever bebekleri.
-Derdini unutur. -Aliciğim sen delirdin mi?
Görmüyor musun? Adil'in durumu ortada işte.
Bir de bebeğe nasıl bakacağız biz?
Bir süreliğine. Size kesin verirler bebeği. Koskoca başhekim.
Ali bu söylediğin şey mümkün değil.
Ayrıca...
...senin Adil Hoca'n da artık başhekim değilmiş.
Nasıl?
-Nasıl başhekim değil? -Ben de yeni öğrendim. İstifa etmiş.
(Müzik)
Siz istifa mı ettiniz?
Ali...
...artık...
...bunun ne önemi var çocuk?
Olmaz, kabul etmiyorum.
Ali...
...lütfen...
...bak, lütfen dedim, hadi.
Hadi çık git. Beni yalnız bırak.
-Hadi. -Olmaz hocam.
Duramıyorum ki ben sizsiz.
Yapamam hocam.
Siz bana kızsanız da bağırsanız da ben sizi affederim.
Böyle bir gününüzde yardım etmezsem, ben kendimi affetmem.
(Adil) Ali...
...bana yardım mı etmek istiyorsun?
O zaman...
...çık dışarı.
(Adil) Beni yalnız bırak.
Bırak bunu biraz sindireyim.
Dışarıda birilerinin sana ihtiyacı vardır, mutlaka git.
Git Ali, onlara yardım et. Benim için de.
Ali...
...sen bu dünyaya çok lazımsın.
Tamam, gideceğim. Ama...
...sizden vazgeçmedim bilin, tamam mı?
Yine gelirim, hep gelirim.
Yine geleceğim ben.
(Duygusal müzik)
(Kapı açıldı)
(Kapı kapandı)
(Testere çalışıyor)
Fibulayı keseceğiniz zaman, birkaç santim tibiaya yaklaşacaksınız.
(Ferman) Buradan bakın.
-Nedir bu kesimin adı? -(Doruk) Transtibial hocam.
(Ferman) Evet.
Al bunu.
Doruk kotere geç.
(Müzik)
(Ferman) Gönder implantı.
Doruk...
...normalde kesimizin sekiz santim yukarısından kestik. Neden?
En fonksiyonel sonuca ulaşmak için.
Ayak protezleri genelde sorun çıkartan protezlerdir.
(Doruk) Böylece bu problemi de atlatıyoruz.
Evet, budur.
(Doruk) Diğerini de ben yapayım mı hocam?
Aileyi ameliyata sen ikna ettin değil mi?
-Evet hocam. -Aferin, doğru olanı yaptın.
Ama yine de Nazlı yapacak.
(Müzik)
Ben--
Nazlı bu konu tartışmaya açık değil.
Hocam tamam, ne yapmak istediğinizi--
Ya yap ya da çık dışarı! Kapı orada.
(Müzik)
Hocam!
(Müzik)
Aynı benim yaptığım gibi. Yukarıdan sekiz santim.
Başla.
(Müzik)
Durma.
(Müzik...)
(...)
-(Gülin) Buyurun. -(Kadın) Kolay gelsin.
Sağ olun.
Canım bir 15 dakikam kaldı benim. Sen kafeye geç istersen ben geleyim.
İstersen gelme Gülin.
Nasıl gelme?
Yani çok işin varsa eğer, sen rahat rahat gör işini. Ben...
...oyalanacak bir şey bulurum. -15 dakikaya biter dedim ya.
15 dakikaya bitmez o Gülin.
Yani o biter, hukuktan ararlar kesin.
O biter, Beliz Hanım çağırır.
Ne bileyim o biter, başka bir iş çıkar.
Yani her şey biter, iş bitmez ama öyle değil mi?
Ne diyorsun sen? Sabahtan beri bir şey var sende. Söylesene bana.
Aslında ben gerçeklerden bahsediyorum Gülin.
Hangi gerçeklerden bahsediyorsun? Ne saçmalıyorsun Güneş?
Saçmalıyorum ben ya.
Klasik Güneş işte değil mi? Hep saçmalıyor zaten.
Sen boş ver.
Boş ver beni ya Gülin.
Güneş, Güneş ne diyorsun? Gelir misin buraya bir dakika?
Güneş!
(Müzik)
Çık elimden korkunç leke, çık! Emrediyorum sana.
Lady Macbeth diyor ya icraattan sonra.
Komik mi?
Komik tabii. Şu surata bak.
(Doruk) Sanki adam öldürdük. Kızın hayatını kurtardık.
Ayaklarını kestik, Doruk! Ayaklarını ben kestim.
Papatyam ben sana kıyamam ya.
Bence sen yol yakınken psikiyatriye falan geç.
Uğraşma benimle.
Bu kadar hassas cerrah olunur mu?
Bu kafayla gidersen Ferman Hoca daha çok ayak kestirir sana.
Psikolojini hazırlaman lazım. Benden söylemesi.
(Müzik)
Hadi, ben kaçtım. Görüşürüz.
(Müzik)
İşte, tamam.
Mis gibi oda işte.
(Müzik...)
(...)
(...)
Lan bir yastık istedik be.
Personele bak.
(Müzik)
Ay!
Bir yastık istedik be! Neredesiniz ya?
(Müzik...)
(...)
(...)
(Müzik)
-Yok artık! -Hih!
Ne işin var burada?
Asıl senin ne işin var burada?
(Müzik)
(Müzik)
(Ahmet dış ses) Bakın size söz veriyorum.
(Ahmet dış ses) Siz onu okuldan atmayın, ben onu burada okutacağım.
(Ahmet dış ses) Gerekirse teneffüslerde gelirim.
(Ahmet dış ses) Konuştururum, çalıştırırım, her şeyi yaparım, lütfen.
(Ahmet dış ses) İleride bana bir şey olursa, sen kurtaracaksın beni, söz mü?
(Müzik)
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
Ali.
Nazlı uyudun mu?
Evet, uyumuşum. Bir şey mi oldu?
Abim benim için her şeyi yapardı, biliyor musun Nazlı?
Her şeyi.
Ali, nereden çıktı bu saatte?
Abim olmasaydı ben bu hayatta ne yapardım hiç bilmiyorum.
O bebek de orada kalmasın.
Ben abim gibi her şeyi yapayım istiyorum.
Abim gibi bir abi olmak istiyorum.
(Ali ses) Ama elimden hiçbir şey gelmiyor.
Böyle abi olunur mu Nazlı?
Ali, senin varlığın yeter.
Bak, sen ona bir baksan, bir dokunsan...
...zaten iyi gelir ona.
Öyle mi diyorsun?
Evet canım.
Tamam, tamam. Teşek... İyi geceler.
İyi geceler.
(Müzik...)
(...)
(Kapı kapandı)
Ali!
Ali!
Nazlı, ben hemen geleceğim, tamam mı? Hemen geleceğim.
Bu saatte nereye gidiyorsun?
Ben geleceğim. Sen yat uyu, yat sen uyu.
Tamam. Ali! Ali!
Ali, başını belaya sokmayacaksın, değil mi?
Başını derde sokmazsın, değil mi?
Nazlı, merak etme. Abiyim ben.
(Müzik)
(Ferda) İşte ben de burada kalıyorum.
(Ferda) Biletimi açığa aldırdım.
Ama birkaç gün sonra döneceğim.
-Bence kal. -Kal?
Sen kalmamı mı istiyorsun?
Yani ben istemem de...
-Hayatta istemezsin. -Niye isteyeyim canım? Allah Allah!
Tabii canım, niye isteyeceksin ki?
Adil Hoca için istiyorum.
Yaşadığı şey çok büyük.
Ne zaman empati yapmaya kalksam tüylerim ürperiyor.
Düşünsene, bir anda cerrahlık yapmayı bırakıyorsun, pat diye.
O ne ya?
Amerikalıların böyle batıl inançları oluyor mu?
Yani benim dışım Amerikalı ama içim Türk.
Peki.
Beliz için de iyi olacaktır kalman bu arada.
Aramız biraz limoni bu aralar.
Biliyorum, biliyorum. Bebek meselesi.
Sen o yüzden mi hastanede kalıyorsun?
Eve gitmek gelmiyor içimden.
Ee, ne yapıyorsun şimdi, kalıyor musun misafir cerrah?
Hem de misafir cerrah.
Ne yapacaksın onca ay? Çalış işte.
Bir de onca ay yani, birkaç ay da kalıyorum burada, ha?
Ne oldu, korktun mu?
Rekabet iyidir, ben severim.
Senden güçlüsüyle rekabet edince sevmezsin bence.
Aa! Başladık yine.
Peki, o zaman bunu kalıyorsun olarak varsayıyorum.
-Bilmiyorum. -Neyi bilmiyorsun?
Düşünme, bırak düşünmeyi.
Hayat bak bir şekilde yolunu buluyor, devam ediyor.
Biz de insan gibi baştan başlarız, daha iyi anlaşırız.
Kabul.
Tamam. Düşüneceğim.
Aha! İşte böyle yola gelirsin Ferda Hanım.
-Ferman Bey, yola gelmek-- -Tamam, sustum.
Kalışına.
Evsizliğimize.
Bu arada gerçekten evsiziz biliyorsun değil mi?
Evet.
(Gerilim müziği)
Bebek.
Bebek neredesin, bebek?
(Gerilim müziği)
(Ali) Bebek neredesin?
(Telsiz sesi)
(Gerilim müziği...)
(...)
Hah, buradasın.
(Müzik)
Bebek.
Seni burada bıraktığım için çok özür dilerim.
(Bebek sesi)
Ama bak...
...sana ne aldım.
Şöyle bırakayım.
Kendini yalnız hissetme diye.
Benim de bir tavşanım vardı.
Çok seviyordum.
Sen büyü, ben sana gerçek tavşan alacağım, söz.
Çünkü tavşanlar çocukların en iyi arkadaşıdır.
Arkadaş olsun sana.
(Duygusal müzik)
(Telsiz sesi)
Bebek ben geleceğim, tamam mı?
Seni burada bırakmayacağım, tamam mı? Abin seni burada bırakmayacak.
Nasıl olacağını bilmiyorum.
Bilmiyorum ama bir yolunu bulacağım, söz.
(Duygusal müzik...)
(...)
(Telsiz sesi)
Günaydın Tanju Hoca'm.
-Ne oluyor? -Ben de sizi bekliyordum.
Başhekimliğiniz hayırlı olsun.
-Vizitelerini yaptın mı sen? -Hayır, yapmadım.
-Fırat Bey'le Tuğçe Hanım'a baktın mı? -Hayır, bakmadım.
-Ameliyathane programına baktın mı bari? -Yok, ona da bakmadım.
Oğlum sen şaka mı yapıyorsun, ha?
-Saat kaç? -08.32
Şu ana kadar bütün işlemlerin bitmesi gerekiyordu.
Bana bak, bunca olayın üstüne bir de böyle laçkalık yaparsan...
...hastanenin önüne koyarım seni. Bir asistanın görevi değil mi bunlar?
Evet, bir asistanın görevi.
-Ama ben artık asistanınız değilim. -Ne!
-İstifa ettim. -Nasıl?
Buyurun, istifa mektubum.
Nasıl yani?
Adil Hoca'm artık başhekim değil.
Siz de benden nefret ettiğinize göre her an kovabilirsiniz.
Siz kovmadan ben istifa ettim.
Saçmalama Ali, saçmalama!
Hayır, ben çok ciddiyim. Ciddiyim.
Ali bak, ben sana kızıyorum, çok da büyük olaylar yaşadık ama--
Biliyorum, niyetiniz iyi ama mizacınız böyle.
Biraz sert ama olsun ben kararımı verdim.
Ali, sen ne saçmalıyorsun, neyin peşindesin?
Bebeğin gittiği yetimhanede işe girdim.
Bundan sonra pratisyenlik yapacağım.
Çünkü abiler kardeşleri için her şeyi yapar.
Peki cerrahlık?
Bu senin en çok istediğin şey değil miydi?
Öyleydi ama bitti Tanju Hoca'm.
Bundan sonra pratisyenlik yapacağım.
Bu benim son cerrahi vakam. İzininiz olursa sonuna kadar kalacağım.
İyi günler.
(Müzik)
(Doruk) İmplantlar sağlam.
Herhangi bir iritasyon da gözükmüyor.
Sabah biraz ağrım oldu ama.
Fantom ağrıları.
Kaybedilen ekstremiteleri varlarmış gibi hissederiz.
Psikosomatik bir durum, yakında geçer.
Bacaklarımı ilk gördüğümde ağladım, korktum biraz.
Onun dışında bebek gibi uyudum.
Ne acı, ne bir şey.
Oh be, dünya varmış.
O zaman ben sürprizimi göstereyim.
Kendileri bu sabah geldi.
Ve karşınızda...
...yeni ayaklarınız.
Çok güzel, deneyebilir miyim? Lütfen, denemek istiyorum.
Yok, acele etme. Daha dün ameliyat oldun.
-Ancak üç ay için-- -Koşacak mıyım gerçekten?
Rüzgâr gibi hem de fişek gibi.
Baba duyuyor musun? İstediğim her şeyi yapabileceğim artık.
Her şeyi!
Canım kızım benim.
Allah sizden razı olsun.
Doruk abi.
Teşekkür ederim.
Geçmiş olsun.
(Müzik)
Nazlı, ne oluyor?
Kız mutlu işte.
Hayatı boyunca böyle kalacak.
Yemin ederim bazen sizi anlamıyorum. Görmüyor musunuz kız mutlu?
Kız mutlu Nazlı, mutlu.
Kimsenin ne hissettiğini bilemeyiz.
Böyle hiçbir şey anlamadan etmeden...
...uzaktan bakıp, sallamayla olmuyor bu işler.
Bir tutar, iki tutar, üçüncüde patlarsın.
Değil mi Kara Şimşek?
Bana kara şimşek demenden hoşlanmıyorum.
Yapma ya! Ben de bir sürü şeyden hoşlanmıyorum da katlanıyorum işte...
...ne yapacaksın? Senin ayrıcalığın ne?
Dünden beri bana çok kötü davranıyorsun.
-Ben sana kötü bir şey mi yaptım? -Bilmem.
Kötü bir şey yapabilme kapasiten var mı? Dur bir bakayım.
Hım, dün akşam hiç uyumamışsın.
Gözaltı torbaların yüzde 63,5 şişmiş.
Genel postürün de çökmüş.
Uykusuzluk ve genel çöküş birçok hastalığı işaret edebilir.
Durumun çok ağır, çok geçmiş olsun.
Geçen gün yüzünden yapıyorsun, değil mi? Sana yeteneğimle baktım diye.
Lan öyle mi denir? Yok acı çekiyormuşum da...
...yok numara yapıyormuşum da ordudan...
...ordu beni bırakmış da!
Kimsin ya sen, kimsin sen?
Ama ben gördüğümü söyledim.
Karışmayacaksın abiciğim, karışmayacaksın!
Öyle bir bak deyince her şeye burun sokulmaz.
Al, bu da benim sınırım, bunu geçmezsen sevinirim.
Ama...
Eğer bir daha bana öyle bakarsan, ben de sana başka açılardan bakarım.
Anladın mı?
Hadi canım.
Ne oldu be?
Ya, Tanju Hoca bir belge koymuş işleme ama...
Gerçek ya bu, inanmıyorum.
-Ne oluyor ya? -Bir dakika!
Ali'nin istifa belgesi.
Ne!
-Bayağı istifa etmiş. -Ne oluyor ya?
Bir saniye, olamaz böyle bir şey ya!
Biriyle konuştu mu? Olamaz ya, niye yapsın böyle bir şey?
Yok, bilmiyorum ben.
Ha, ben geldim ya hastaneye, o da demiştir ki bana gerek kalmadı...
...vereyim istifamı kurtulayım.
Size de söylememiştir, içine kapanık birisi ya.
Ya, sen en iyisi birkaç vakaya daha gir Ali'yle...
...seni tokat manyağı yapsın.
Ben sol elimle yaparım ameliyatı.
Ben gidiyorum ya. Yoksa elimden bir kaza çıkacak.
Bir maceranın daha sonuna geldik herhâlde.
Herkese hayırlı olsun. Görüşürüz.
Ya bir yanlışlık olması lazım.
Ne kadar uğraştı doktor olmak için. Allah Allah!
Baksana, imzalamış Açi.
Hih! Nazlı biliyor mu acaba?
-Nasıl düştü, nerede? -Protezlerini denemiş.
Ferman Bey’e haber verdim Doktor Hanım, aldı aşağı götürdü.
Doruk hemen ameliyathaneye, hemen!
(Tuğçe) Özür dilerim! Özür dilerim! Özür dilerim!
Benim suçum, yapmamalıydım.
Tuğçe, bakar mısın bana?
Bak, şu an bacağına bakıyorum, gayet iyi durumda...
...implantların gayet iyi durumda.
Dikiş açılmış o kadar ve ben müdahale ediyorum şu an.
Lütfen üzülme ve merak etme, tamam mı?
-(Nazlı) Tuğçe! Hocam!
(Doruk) Hocam biz devralalım mı?
(Tuğçe ağlıyor)
-Sizde. -(Doruk) Tamam hocam.
(Nazlı) Ağlama. Ağlama bak, halledeceğiz şimdi.
Kantine gidecektim ama onu bile beceremedim.
-Hiçbir şey yapamıyorum. -Tuğçe, saçmalama.
Daha kaç yaşındasın?
Önünde uzun bir hayat var.
Daha yapacağın, yaşayacağın bir sürü şey var.
Hayatım gitti bile benim.
Tuğçe, sana bir şey soracağım.
En çok nereye gitmek isterdin?
Öyle özel bir yer yok. Evden çıksam yeter.
Ya tamam, hayal kuruyoruz işte. Hayal kuralım hep beraber.
En çok nereye gitmek isterdin?
-Dalga geçmek yok ama. -Yok tabii.
Peri Bacaları.
(Doruk) Hım.
Tamam, söz.
(Doruk) Söz, gideceksin.
En tepesine çıkacaksın.
(Doruk) Ama hayatında büyük bir değişiklik oldu.
Buna kolay kolay adapte olamıyor insan.
Bu hiçbir işe yaramıyorsun demek değil.
Kendine biraz zaman ver.
Tamam mı?
Tamam.
(Yaşam destek cihazı çalışıyor)
(Doruk) Peri Bacaları güzel seçim.
Ama insan daha uzağa, yurt dışına bir yere gitmek ister.
Bu ne vizyonsuzluktur ya?
Doruk abi ya.
(Müzik...)
(Yaşam destek cihazı çalışıyor)
(...)
(Gerilim müziği)
Çık, lanet leke çık!
Emrediyorum sana!
İyi oluyor muymuş?
İyi misin sen?
İyiyim, iyiyim. İyiyim, yok bir şeyim.
Bir şey soracağım.
Sen hastalarla pek duygusal bağ kurmazdın.
Neden bu kadar taktın bu kıza?
Ya sana ne?
İnsan gibi soru soruyorum Doruk!
Hayatına devam edebilir çünkü!
Yara aldı diye kimseye çürük muamelesi yapmaya gerek yok!
(Gerilim müziği)
(Nazlı) Ne içiyorsun?
Ağrı kesici mi o?
Nazlı, sen benimle uğraşmasan mı artık?
Sen bizimle uğraşıyorsun ama.
-Bak, şu an gerçekten-- -Nasıl olduğunu görmeni istiyorum.
Sen gidip ağlayacak bir hasta falan bulsana kendine!
Hoş geldin Doruk, hoş geldin!
Sen zehirlisin. Biraz canın yanınca hemen akıtıyorsun zehrini.
-Diyene bak! -Ne alaka?
Sende de var o zehirden demek ki. Sevgilin hâlâ sana söylemediğine göre.
-Ne diyorsun sen ya? -Ali istifa etmiş, onu diyorum.
(Hüzünlü müzik...)
(...)
(Muhasebeci) Şuraya imza lütfen.
Bir tane de şuraya lütfen.
(Muhasebeci) Tamam, çıkışınızı yapıyorum.
(Muhasebeci) Kalan bakiyeniz ay sonunda hesabınıza yatacak.
(Hüzünlü müzik...)
(...)
Doğru mu?
(Duygusal müzik)
İstifa mı ettin?
Bana ne zaman söyleyecektin?
Sen üzülme diye.
Başkasından mı öğrenecektim Ali?
Böyle üzülmeyecek miydim?
Ama bebek için.
-Kaldığı yurtta işe girersem eğer-- -Bebek kim?
Umarım iyi olur ama kim o bebek?
Ali, ben senin sevgilinim!
Böyle bir şeyi bana nasıl söylemezsin?
-Vazgeçirecektin. -Herhâlde vazgeçirecektim!
Herhâlde vazgeçirecektim! İstifa etmek ne demek?
(Nazlı) Ne olacak?
O bebeği alacaklar yurttan, bir ailenin yanına verecekler!
Sen de o aileyle doktor diye mi gideceksin?
Hiç pişman olmayacak mısın?
Artık cerrah olamadığın için hiç mi üzülmeyeceksin?
Hocalarını, arkadaşlarını bıraktığın için hiç üzülmeyecek misin?
Beni?
Beni bıraktığın için hiç üzülmeyecek misin?
Hayır.
Hayır?
Aksine mutluyum.
Abiler kardeşleri için her şeyi yapar.
Abim olsa benimle gurur duyardı Nazlı.
Ya biliyorum da göndermez Ferman Hoca, yollamazlar yani.
Gelsene.
Bunu söylediğim için çok üzgünüm.
Çok üzgünüm ama artık abin burada değil Ali.
Yok.
Ama bak, ben buradayım.
Ben varım, sevgilin var.
Ya ben çok üzülüyorum.
Sevgilimin bana hiçbir söylemeden çekip gitmesine ben çok üzülüyorum.
Ve asla kabul etmiyorum, kabul etmiyorum!
Ne olur git, al istifanı geri!
-İsteme. -İsterim!
Sevgilinsem isterim!
Otururuz, birlikte konuşuruz. Bir yol ararız, belki buluruz.
Ama böyle çekip gitmek olmaz, ne olur!
Ali, istifanı geri alacak mısın?
-Ben-- -Ya evet ya da hayır?
Yok ben duramayacağım.
Arkadaşlar sonra konuşalım mı bunu?
Ya Açi, ben bir cevap bekliyorum!
-Ali, gel abi kahve içelim biz, gel. -Demir!
Arkadaşlar bakın, iyi bir şey yapmıyorsunuz!
Ben erkek arkadaşımdan bir cevap bekliyorum!
Sevgilisi olarak böyle bir şeye hakkım yok mu? Ali!
İstifanı geri alıyor musun, almıyor musun?
(Hüzünlü müzik)
Alamam.
(Hüzünlü müzik...)
(...)
Ah be abi.
Siz mi söylediniz istifa ettiğimi?
Biz söyler miyiz abi, niye söyleyelim biz?
Doruk oradaydı, o söylemiştir kesin.
Ali! Ali!
Bu yaptığımız doğru mu Tanju Bey?
-Elektroşok mu? -Evet.
Haluk Bey'le görüştüm, tıbben gayet uygun.
Tıbben değil etik olarak soruyorum.
Herhangi bir hasta olsa yapmazdım elbette.
Ama biz Adil Hoca'nın ayağa kalkmasını ve iyileşmesini istemiyor muyuz?
(Kapı vuruluyor)
(Selvi) Buyurun hocam.
Sonuçlar gayet iyi.
İlacı verdik, ödem inmiş.
-Başka bir şey yoksa... -Bir dakika!
Bence haberi olmadan yapmamalıyız.
Kesinlikle.
Ne oldu? Bana karşı ekip mi oldunuz şimdi de?
Kendisine sormamız gerekiyor, ben sadece bunu söylüyorum.
Siz başhekim olabilirsiniz...
...ama yasal olarak hiç kimseye zorla bir şey yapmaya yetkiniz yok.
-Ben Adil Hoca'nın iyiliği için-- -Ben babamın iyiliğini düşünürüm.
Şimdi gidip haber vereceğim.
-Bu ne şimdi ha? -Adil Hoca'nın kızı.
Ayrıca bir süre burada bizimle olacak. Misafir cerrah olarak.
Kim ne derse desin, ben bu adamı ayağa kaldıracağım.
Zorla gerekiyorsa zorla.
Lan.
Versene lan şunu.
Versene lan!
-Öyle yaparsan kırarsın. -Bir şey olmaz.
Sen her şeyi kırıyorsun. Herkesi ve her şeyi.
İstifa ettiğimi neden Nazlı'ya söyledin?
O sır mıydı?
-Herkes biliyordu. İster misin? -Hayır!
Kimse söylemedi ama. Söyledi mi, söylemedi. Sen niye söyledin?
Kendi zorladı.
Zorladıysa zorladı, sen niye söylüyorsun?
Niye aramıza giriyorsun, girmesene!
Kimse söylüyor mu, söylemiyor. Sen niye söylüyorsun?
Haklısın.
Haklısın.
Üstüme vazife değildi, öyle birden ağzımdan çıkıverdi.
Sen niye ordudan atıldın Doruk?
Ne alaka şimdi bu?
Bunun acısını herkesten çıkarttığını görüyorum. Neden atıldın?
Atılmadım.
Malulen emekliye ayrıldım.
Yaralandım...
...onlar da selametle dediler.
-Buna üzüldüm. Demek sen o yüzden-- -Sakın!
Sakın bana acıma.
Kimsenin sempatisine ihtiyacım yok benim.
Yaralandım diye kendinle aynı kefeye koyma beni.
-Bak-- -(Ferman) Ali.
Doğru mu duydum?
İstifa mı ettin Ali?
İlk şoku atlattığın an pişman olacaksın tedaviyi kabul etmediğine.
Tedavi falan istemiyorum ben.
Tamam işte, depresyondan böyle düşünüyorsun.
Selvi, beni çıkart buradan. Git söyle, taburcu ettir beni.
Neyse ki depresyon için hızlı bir çözüm düşünebiliriz.
Elektrik mi vereceksiniz?
-Tam olarak öyle bir şey-- -Yemin ederim sizi hayat boyu affetmem!
Selvi lütfen beni çıkart buradan, taburcu ettir.
Canım ama bak senin takip edilmen gerekiyor.
Selvi ben beyin cerrahıyım. Kendi kendimi kontrol ederim.
Sen beni bunların ellerinden kurtar.
Adil, tamam canım, ben önce Ferman Hoca'yla konuşayım, tamam mı?
Sonra eve gidip bir hazırlık yaparım, olur mu?
Hop! Ben de buradayım.
Bana bir açıklama bile yapmayan babamın aşk hayatını izliyorum burada.
Sen kaç yaşındasın ki?
-Onun için genç değil misin? -Ama rica ederim, bizim--
Beni bunlardan kurtar mı? Ben de saf saf burada kalmayı düşünüyorum.
Yüzüme bile bakan yok. Ne hâliniz varsa görün, ben gidiyorum.
İyi misin?
Böyle bir şeyi kabul edeceğimi nereden çıkardın?
Kafamdan, nereden çıkartacağım?
Ali, konuyu çarpıtma. Benim asistanımsın.
Benim iznim olmasan nasıl istifa ediyorsun sen?
-Kolaylıkla. -Bak sen!
Bu özgüven nereden geliyor Ali? Bak daha sonra pişman olacaksın.
Abine verdiğin söz ne olacak?
-O söz artık sayılmaz. -Adamı çıldırtma, neden?
Çünkü artık ben de bir abiyim.
Bebek için yapıyorsun yani?
(Müzik)
İnsanı bazen o kadar çaresiz bırakıyorsun ki.
Bu hastaneye geldiğin ilk günü hatırlıyorum.
Nasıl istememiştim seni.
Sen doktor musun?
Hangi hastanede çalışıyorsun?
Burada.
Beni kovmuştunuz.
Söyle! Ben cerrah değilim!
Az çıldırtmamıştın beni.
Benim yüzümden iki ameliyata aynı anda girdiniz.
Bana kafayı yedirttin Ali, biliyor musun?
Çok ciddiyim, bana kafayı yedirttin.
(Müzik)
Ben gitmek ister miydim?
Ama Adil Hoca'm, kimin yardıma ihtiyacı varsa hemen ona git, dedi.
Ya benim yardımına ihtiyacım varsa Ali?
Hocam böyle demeyin.
(Müzik)
Biz burada sensiz ne yapacağız oğlum?
Bilmiyorum. Düşüneceğim.
Daha istifanı kabul etmedim, eğer bu terastan bir yere ayrılırsan...
...seni çok fena yaparım, beni duydun mu?
Çok fena yaparım.
(Müzik)
Ne olduğunu söyleyecek misin artık?
-Bir şey olduğu yok. -İyi tamam, keyfin bilir.
Tamam. Otur.
Otur, anlatacağım.
Bu oluyor işte.
Ne?
Gülin, biz seninle hep buraya gelip hamburger yemez miydik?
Sen artık daha iyi şeyler yiyorsun.
Paylaşırız. Ben zaten bunu bitiremem ki.
Sağ ol.
Ben doydum.
Saçmalama Güneş, ne diyorsun anlamıyorum!
Yükseldin kızım, yükseldin. Tamam...
...maşallah tabii daha da yüksel, daha da yükseleceksin.
Ama beni unutursun.
Niye unutayım ben seni yeni işe girdim diye?
İster istemez unutursun Gülin.
Aramızda uçurum açılacak.
Ben hiçbir şey değişmesin istiyorum. Her şey eskisi gibi olsun.
Çok mu şey istiyorum ben Gülin?
Ne yapayım yani, sen söyle, ben hayalimdeki işi bırakayım mı?
Ne?
İnanmıyorum sana. Destek olacağın yerde yaptığın şeye bak.
Sen yeni işe girsen ben şimdi burada sana kutlama yapıyordum!
-İyi de-- -(Gülin) Sus, beni dinle!
Kadınlar hep altta olmalı senin için yani, öyle mi?
Yeni bir iş olacaksa bu erkeğin olacak tabii.
Ben yükselemem, bu geminin kaptanı sensin çünkü, öyle mi?
-Sultanım-- -Ayrımcısın Güneş!
Sen burada oturup ağlayacağına...
...kadınlara nasıl bakıyorsun önce onu bir gözden geçir.
Bunu yapmadan da sakın benim karşıma çıkma bir daha, sakın!
Gülin!
Konu buraya nasıl geldi?
Benimle gel.
-Gelmeyeyim. -Ali, düş önüme.
Hadi!
(Müzik)
Ferman Hoca'm yine o üzücü yere mi gidiyoruz?
Yürü.
Niye nereye gittiğimizi söylemiyorsunuz?
(Müzik)
Gel bunu al.
-(Ali) Ne yapıyoruz Ferman Hoca'm. -Ellerini yıka.
Böyle bir ameliyat programda yoktu, ne ameliyatı bu?
Biliyorum. Sürpriz sevmediğini de biliyorum.
Ama çok uğraştım, biraz sabret.
Ellerini yıka.
(Müzik)
(Müzik)
Ne yapacağım şimdi?
İstifa dilekçeni Tanju Hoca'n işleme koydu.
Bugün benimle misafir cerrahsın.
-Kendim? -Evet.
Adamakıllı bir jübile yapmadan seni buradan göndereceğimi mi sandın Ali?
O ne demek?
Şu demek...
...ilk baş operatörlüğün demek.
(Müzik)
Gerçekten mi?
Asistanım olsan böyle bir şeyi yapmazdım ama artık değilsin.
Ayrıca Tanju Hoca'nla bu konuyla alakalı büyük kapıştık, kıymetini bil.
Çok teşekkür ederim. Çok da özür dilerim Ferman Hoca'm.
Hadi.
(Müzik)
(Ferman) Evet.
Apandisiti nasıl alacağız? Cevap?
Apandisit üç farklı şekilde alınabilir.
Dikiş ligasyonu, kese ağzı dikişi ve retrograd apendektomi.
Dikiş ligasyonu yapmanın en mantıklı olduğunu düşünüyorum.
Devam. Adım adım.
Kesiyi atıp apandisiti bulacağız.
Klempi, uzaktaki ligatüre proksimal olarak yerleştireceğiz.
Kestikten sonra mukozayı dağlayıp periotenal çukuru kapayacağız.
Dış fasya için 2-0 vicryl dikiş...
...deriyi kapamak için de 4-0 monocryl subkutiküler dikiş kullanacağız.
Eğer yara kontamine olursa içeride penrose dreni bırakacağız.
2-3 gün sonra da çıkartıp alacağız.
Hemşire Hanım, Ali Bey'e neşteri verelim lütfen.
Hadi.
(Müzik)
Nasıldım Ferman Hoca'm?
Gitmen bu hastane için büyük bir kayıp olacak Ali.
Bu çok iyisin demek galiba.
Çok iyiydin.
Çok iyisin.
Nereye böyle oğlum?
Yani bana öyle bir şey söyledin ki elimi kolumu bağladın.
Ama burada bitmeyecek.
Adil Hoca kendine gelince konuşacağız...
...ve bu hastane senden bu kadar kolay vazgeçmeyecek. Bunu bil.
Ama hayatın böyle olduğunu siz bana öğrettiniz.
Herkes kendi kararlarını alıyor.
Ve sonuçta da tek başına yaşıyor.
Ben de öyle yapıyorum. Yapmıyor muyum?
Yapıyorsun.
Gidiyorsun ha?
Ciddi ciddi?
Seninle çalışmak bir şerefti.
Kardeşim.
O şeref bana ait.
Abi.
(Duygusal müzik...)
(...)
(Kapı gıcırtısı)
(Duygusal müzik)
Hâlâ kızgın mısın bana?
(Duygusal müzik)
Ne yapıyorsan elinde olmadan yapıyorsun, biliyorum.
Ama ben de bazen zorlanıyorum Ali.
Kendimi hep sana göre ayarlıyorum.
Nasıl yani?
Ben senin evinde bir tuzluğun yerini değiştirebilir miyim mesela?
Hiç olay çıkmadan?
-Eşyalarımın yeri benim-- -(Nazlı) Önemli!
Biliyorum. Eşyalarının yeri senin için önemli.
Hep alarmdayım zaten. Her şey için.
Bak.
(Nazlı) Bak iki bilet aldım.
Hadi kalk filme gidelim diyebilir miyim?
Diyemem.
Bak.
Bunları dergilerden kestim, belki bir gün biz de tatile gideriz diye.
Ama ben denizden korkarım, dedin.
Tamam, vazgeçtim. Gitmeyelim, tatile de gitmeyelim.
Biz bir parka gitsek, güzel bir piknik yapsak.
Yok.
Ellerimin çimlere değmesinden hiç hoşlanmam dedin.
Teklif bile edemedim.
(Duygusal müzik)
Üç aydır bu dolapta duruyor biliyor musun?
Vitrinde gördüm, Ali'ye çok yakışır dedim.
Ama sen sürprizlerden de hoşlanmazsın.
Vermeye cesaret bile edemedim.
(Duygusal müzik)
Ali.
Ben bunların hepsine razıyım.
Sen sıradan biri değilsin.
Zaten bu yüzden seçtim seni.
Ama ben...
...ben de bazen sıradan şeyler yapmak istiyorum.
Böyle küçücük bir şey, kocaman büyük bir şey değil ki.
Küçücük şeyler.
Sen ne yapıyorsun?
Gidiyorsun, bana hiç sormadan...
...her şeyi bırakıp istifanı veriyorsun.
Bu kadar mı uç olmak zorunda senin için her şey?
-Özür dilerim. -Dileme.
Dileme lütfen. Tamam Ali.
Özür dileme, git.
Git istifanı geri al.
(Nazlı) Lütfen, benim için.
Lütfen.
Lütfen.
Yapamam.
Elimde değil.
Kimseyle vedalaşmadan gideceğim.
Onları sevdiğimi söyler misin?
(Duygusal müzik...)
(...)
(Duygusal müzik)
Bir dakika gerçek mi bu?
Sizin gerçekten ağzınızdan çıkıyor mu bunlar hocam?
Hocam bu gerçek mi?
Gitme!
(Duygusal müzik)
Elveda Berhayat Hastanesi.
Seni tanımak çok güzeldi.
(Duygusal müzik)
Ali!
Ne oldu Beliz Hanım?
Ali, benimle gelebilir misin?
Ben artık bu hastanede çalışmıyorum.
Patronun olarak değil dostun olarak rica ediyorum, gelebilir misin?
Biz dost muyuz?
O zaman gelirim ama çalıştığım yere eşyalarımı götürmem lazım.
Tamam önce gel, sonra gidersin.
Artık dost olduğumuza göre size söylemem gereken şeyleri söyleyebilirim.
-Tabii. -Bence çok yanlış yaptınız.
O bebek sizin kardeşinizdi. Onu göndermemeliydiniz.
-Çok mu kızdın bana? -Çok kızdım ama...
...Ferman Hoca'm da çok kızmıştır diye bir şey demek istemedim.
Aynen öyle oldu.
Ama daha çok hayal kırıklığına uğradım.
Ben sizi sevgi dolu bir insan sanıyordum. Meğer hiç öyle değilmişsiniz.
Nasıl biriymişim?
Acımasız biri.
-Başka? -Başka, asla mutlu olamazsınız...
...ve kimseyi de mutlu edemez-- (Bebek ses çıkarıyor)
Gidebilirsin.
-Bebek. -Rapora itiraz ettim.
Mahkeme kararını bozdurdum.
Kardeşimi aldım.
Gerçekten mi?
Bebek.
Koruyucu ailesi benim artık. İşlemleri başlattım.
(Ali) Siz...
...siz çok iyi bir insansınız Beliz Hanım.
Siz harika... Söylediklerimi unutun.
Tövbe, hiçbir şey söylemedim size, her şeyi unutun.
-Siz çok iyi bir insanmışsınız. -Sen de çok iyi bir insansın Ali.
Bebek.
Eyvah!
Ben o zaman boşuna mı istifa ettim?
Biraz öyle oldu.
Ama ben ayrılmak istemiyorum ki.
Bir bakalım bir şey yapabiliyor muyuz?
Benim istifa mektubum, sizde ne işi var?
El koydum.
Tanju Bey bu hastanenin başhekimi olabilir...
...ama ben de bu hastanenin sahibiyim. Arada bir hatırlarsan işine yarayabilir.
Bu mektup hiç yazılmadı. Biz seni öyle kolay bırakır mıyız Ali?
(Müzik)
Bir dakika, öbür tarafa verdiğim iş başvurusu?
Ben bir karışıklık olduğunu söyledim ve oraya da yeni bir personel gönderdim.
Beliz Hanım.
Siz ne mükemmel bir insanmışsınız.
Siz ne mükemmel bir insanmışsınız da ben bunu görememişim. Hay Allah!
Siz ne harika bir insanmışsınız, maşallah size!
Ali, söylediklerinde haklıydın. Ben çok fevri ve set davrandım.
Ama kendimden çok onun için korktum gerçekten.
Neyse, artık burada.
Bebişkoş.
Ve sen Adil Hoca'ya yetişsen iyi edersin.
Adil Hoca'ma ne oldu?
Tanju Bey bugün elektroşok deneyecek.
Adil Hoca'm!
-Her şey tamam mı? -Değil.
Değerler yerinde, evet.
Bak Ferman, Adil Hoca'yla son bir defa konuşacağız, eğer kabul etmezse...
...elektroşok. -Tek bir soru soracağım.
Efendim?
Sor.
Tedaviye zorla başlayacak kadar neden ısrarcısın?
Bak Ferman...
...ben buraya dişimle tırnağımla çalışarak geldim, tamam mı?
Felçli bir adamın koltuğuna oturdu dedirtmem kendime.
Bu yüzden, anladın mı?
Ayrıca o benim 20 yıllık çalışma arkadaşım.
Ben yapmazsam kim yapacak?
Büyük tepkiler verebilir, o yüzden bana bırak.
-Ben onun anlayacağı dilden konuşacağım. -Tamam.
Bu ne şimdi?
Ferman sen başka tetkik falan mı istedin?
Yo.
-Nerede bu adam peki? -Nereden bileyim?
Arkadaşım bakar mısın?
Buyurun hocam.
Adil Hoca nerede?
Ali Vefa, tekerlekli sandalyeyle çıkarttı az önce.
Teşekkür ederim. Gidebilirsin.
Ali mi?
Soracağım ben ona!
Çocuklar ne yapıyorsunuz? Nereye götürüyorsunuz beni?
Niye yapıyorsun? Hayda!
Yolda hepsini anlatacağım hocam.
(Ali) Çabuk.
-(Adil) Ama... -(Ali) Çabuk, çabuk, çabuk.
Çabuk, çabuk, çabuk.
-(Tanju) Ali! Ali dur! -Ali ne yapıyorsun?
Bu ne şimdi?
(Hareketli müzik)
Çocuk, gece gece beni nereye götürüyorsun böyle?
(Duygusal müzik)
Nasıl?
(Adil) Çok güzel.
Çok güzel de...
...beni buradan kaldırmaya yeter mi?
Niye getirdin beni buraya?
Oraya değil...
...buraya bakın.
(Duygusal müzik)
Hatırlamadınız mı Adil Hoca'm?
Hayriye abla, bu ilk ikisini sabah akşam birer tane alıyorsun.
Bunları günde birer tane tamam mı? Unutma ama. Mutlaka.
Hadi görüşürüz. Geçmiş olsun.
İlgilen sen de.
Hayrola çocuk? Ne oluyor?
Yarın sınavım var.
Geçemeyeceğim.
Sen geçemeyeceksin öyle mi?
Sen geçemezsen kim geçecek?
Hadi bakalım sen çalışmana devam et. Bir şey olmaz.
(Duygusal müzik)
Ya sınavı geçemezsem?
Geçemezsen...
...sınıfta kalırsın, seneye tekrar okursun.
Ya o zaman da...
...geçemezsem?
O zaman da geçemezsen seni sanayide bir ustanın yanına veririz.
Çırak olursun. Sonra da usta çıkarsın oradan olur mu?
Ya onu da beceremezsem?
(Duygusal müzik)
(Ali) Sınav korkum vardı.
Yemiyordum, uyumuyordum.
Eğer sınavı geçemezsem dünya biter zannediyordum.
Sonra her zamanki gibi siz çıktınız geldiniz.
Kurtardınız beni.
Gel, gel, gel Ali. Dur, dur, dur.
Gel, gel, gel. Ta tam!
Teleskop.
Evet, teleskop.
Gel, gel, gel. Çık şuna.
Ne görüyorsun?
Yıldızlar.
-Bir sürü. -Evet.
Bir sürü, milyonlarca yıldız.
Hem de hepsine yetecek kadar yer var gökyüzünde.
Ayrıca bu kadar değil biliyor musun?
Evren her geçen gün daha da genişliyor.
Bu ne demek biliyor musun Ali?
Her şey ve herkes için sonsuz ihtimal var demek.
Ya sınavı geçemezsem?
Ya sınavı geçemezsen?
Ya ileride işsiz kalırsan?
Sonra bir gün sevgilinden ayrılırsan.
Korkacak hiçbir şey yok demek çocuk.
Çünkü bu hayat herkese ve her şeye sonsuz ihtimal verir.
Yapman gereken tek şey ne biliyor musun?
Sadece bulunduğun ortamdan çıkıp...
...kafanı gökyüzüne kaldırmak çocuk.
(Duygusal müzik)
Sınavı geçtim.
Evet, sizin dediğiniz gibi.
Dünya durmaz.
Evren her büyüyüşünde...
...yeni fırsatlar sunar bize.
Ne kadar fırsat bulunur ki bu hâlde?
Yukarı bakın Adil Hoca'm.
Lütfen yukarı, yıldızlara bakın.
(Ali) Lütfen.
Ne görüyorsunuz?
(Duygusal müzik...)
(...)
Sonsuzluk.
Demek ki sonsuz fırsatımız var.
(Duygusal müzik)
Ferda nerede?
Gidiyordu sanırım.
-Yarım saat önce. -Ne? Gidiyor mu?
Tamam. Hadi beni ona götür çabuk.
Bu nasıl çalışıyor?
-(Ali) Tamam. Hemen. -(Adil) Hadi.
-Hadi beni Ferda'ya götür. -Tabii.
Hadi çabuk.
Ferda ben...
Ben çok sevinmiştim kalacaksın diye.
Seni vazgeçirmek için hiçbir şey söyleyemez miyim?
Bir şey söyleyebilecek tek kişi babam.
O da bir açıklamayı çok gördü bana.
Neyse. Başka bir hayatta artık.
(Duygusal müzik)
Seni çok özleyeceğim.
Kendine ve bebeğe çok iyi bak tamam mı?
Fotoğrafları bekliyorum bak.
Bakabilirsem atarım.
Bakarsın. Her şeyi yaparsın sen.
(Ferda) Hadi görüşürüz.
Dayanamayacağım.
(Duygusal müzik)
Bir dakika durabilir misiniz?
(Duygusal müzik)
Eyvah! Gidiyor! Adil Hoca'mın kızı takside!
Hocam! Hocam!
Hocam takside, gidiyor!
Takip edelim değil mi hocam?
Tabii tabii, takip et. Düş peşine!
-(Ferda) Gidelim. -Takip et! Takip et!
Selektör yap! Takip et! Yakalayacağız.
(Ambulans sireni çalıyor)
Gidiyor! Takip et! Takip edelim değil mi hocam?
Selektör.
(Şoför) Abla şu ambulans bize selektör çakıyor olabilir mi?
(Ambulans sireni çalıyor)
(Ali) Adil Hoca'nın kızı! Dur! Kenara çek!
-Delirdin mi sen? Ne yapıyorsun? -Kenara çek!
Arkadaşım ne yapıyorsun?
Durun! Durun!
Hocam durmuyor bu!
(Ali) Ferda!
Anlamadı ki o! Tabii beni görmüyor buradan.
Önünü kes!
Yolumuzu kesiyorlar.
(Ambulans sireni çalıyor)
Çabuk, çabuk, çabuk.
Delirdin mi sen? Uçağımı kaçırtacaksın bana?
Bir dur! Sen bir dur!
(Duygusal müzik)
(Adil) Kızım.
Gitme.
Hadi biz gidelim. Baba kız rahat rahat konuşsun. Hadi gidelim.
(Duygusal müzik)
Ne söyleyebilirsin ki benim gitmemem için?
Gerçeği.
Dinliyorum.
Siz Amerika'ya gittikten birkaç gün sonra...
...annen aradı.
(Adil) Dedi ki...
...Ferda benden nefret ediyor.
Onu senden uzaklaştırdığım için.
Önceleri ona kızdım ama haklıydı.
Nesi haklı?
Beni terk etmekte haklıydı Ferda.
(Adil) Ben...
...işiyle evli bir adamdım.
Gençtim, azimliydim.
Sonra bana dedi ki...
...sen bir doğum gününe ziyarete geleceksin.
Sonra yine çok işin olacak.
Sonra gelmeyeceksin ve o çok üzülecek, çok acı çekecek dedi.
Gelmediğin her doğum gününde, her mezuniyette...
...her tatilde daha fazla üzülecek.
Bana yaptığını ona yapma dedi.
Hiç olmazsa onu azat et dedi.
İki üç gün acı çeker...
...ondan sonra da unutur dedi.
Birkaç gün acı çektim ve unuttum seni öyle mi?
(Adil) Hayır.
Şu anda ikimizden de nefret ediyor dedi.
Hiç olmazsa birimizi sevsin.
Ben de dedim ki kendi kendime; bir çocuk...
...hem annesini hem de babasını kaybetmemeli.
Bir daha anneni almayayım senden dedim.
(Duygusal müzik)
Anne!
İnanmıyorum.
Kaç kere gelip baktım sana gizli gizli biliyor musun?
Doğru mu söylüyorsun?
Tabii.
(Duygusal müzik)
Seni düşünmediğim hiçbir gün geçirmedim.
(Duygusal müzik)
Şu çocuğa neden bu kadar tutuldum sanıyorsun?
O ailesini kaybetmişti...
...ben de kızımı.
Senin yerine onu koydum.
(Duygusal müzik)
Ne diyeyim sana?
Ne söyleyeyim?
Babacığım diye kollarına mı atlayayım? Ne yapayım?
Söyle.
Sadece gitme.
Kal. Burada kal.
Bırak zaman geçsin.
Belki bir gün...
...içinden gelir...
...koşup kollarıma atlarsın.
Olmaz mı?
(Duygusal müzik)
Tamam.
(Duygusal müzik)
Gerçekten mi?
Bir süreliğine.
Ali.
Ali gel, gel. Kalıyorsun değil mi? Kalıyor. Kalıyor.
Çok teşekkür ederim Adil Hoca'mın kızı. Kalmak çok doğru.
Hiç pişman olmayacaksınız.
(Duygusal müzik)
Nazlı abla gelecek değil mi? Umarım küsmemiştir.
Yok, o hiç küsmez.
Nazlanır sadece. Adı üstünde.
Nazlı abla.
Tuğçe.
Sana kötü davrandığım için içime sinmedi de özür dileyecektim.
Canım benim, hiç önemli değil.
Sen mutlu ol yeter.
Çok mutluyum. Biliyorum, istemedin ama yaptın ameliyatı.
Her şey için teşekkür ederim.
O kadar mutluyum ki. Artık koşacağım, yürüyeceğim.
Üç dört ay sonra dans bile edeceğim. Daha ne olsun?
Sen çok mu seviyorsun dans etmeyi?
Gönder o zaman.
Neyi? Ne?
-Müzik. -Müzik? Neden müzik?
Dans etmeyi çok seviyormuş.
Dans? Burada?
Hadi gönder.
Peki. Seve seve.
(Müzik)
Buyurun.
Kapat gözlerini.
Kapat.
Şimdi dans pistindesin.
Hayallerimdeki gibi.
Hayallerindeki gibi.
(Müzik...)
(...)
(...)
(Müzik)
Ee, kaldık mı baş başa?
(Beliz) Bir şey diyeceğim.
Ben çok korkuyorum. Bu yüzden kaçtım senden.
Anneliğe uygun muyum bilmiyorum ki.
Karnında taşıyınca, doğurunca annelik geliyor diyorlar ya.
Ben doğurmadım ya seni.
Daha seni kucağıma nasıl alacağımı bilmiyorum.
Belki beceremeyeceğim...
...ama elimden gelenin en iyisini yapacağım.
Sen benim hayatımdaki en önemli şey olacaksın. Söz veriyorum.
Sen de bana yardım edersin herhâlde değil mi?
(Ferman) Ben ederim.
(Duygusal müzik)
Gurur duyuyorum seninle.
Anne baba mı olduk biz şimdi?
Yok, öyle deme.
Öyle deyince ben heyecanlanıyorum. Biz birine soracağız.
Ona nasıl sesleneceğiz? Ona nasıl bakacağız?
Öyle kafamıza göre hareket etmek yok.
Korkma.
Korkulacak bir şey yok.
Şuna bak.
(Ferman) Merhaba küçük aşkım.
Ben en sevdiğin ebeveynin...
...ve ileride her şeyine izin verecek 'cool' baba.
Bu da cadaloz, kılı kırk yaran anne.
(Ferman) Memnun olduk.
(Ferman) Bir bebeğimiz var Beliz.
Artık bir bebeğimiz var.
Evet.
Ağlama kuzum artık ne olursun.
(Nazlı) Neye üzüleceğimi şaşırdım.
Oraya gidecek, yalnız kalacak. Kimseyi tanımıyor. Nasıl davranacaklar?
-Alışabilecek mi? -Alışır.
Alışır. Biliyorsun Ali'nin ne kadar geliştiğini.
Biz ne olacağız?
Tamam, onun için zor biliyorum ama...
...biraz da olsa çaba sarf etmesi gerekmiyor mu?
Tamam, yılın 364 günü ben düşüneyim onu ama bir gün!
Bir gün olsun onun da düşünmesi gerekiyor.
(Duygusal müzik)
Nazlı.
Böyle nasıl gider Açi?
Bir sus! Sus!
Özür dilerim. Kafanı şişirdim.
Tamam, benim kafama bir şey olmaz. Sen bir gelir misin buraya?
-Açi. -Bir gel. Gel diyorum.
(Duygusal müzik)
-Ne yapıyorsun? -Buradan mı anlatayım?
Ben anlatırım ama komşular bir şey demesin?
(Duygusal müzik)
Gömleğim nasıl? Üç düğmeli.
Kız arkadaşımın hediyesi.
Sen benim dolabımın kilidini mi kırdın?
Kırmak değil. Gevşettik diyelim.
Bak, belki kız arkadaşım küçük bir piknik yapmak ister.
(Duygusal müzik)
Buyurun.
(Duygusal müzik)
Gel.
Bitti sanıyorsan yanılıyorsun. Bak.
Ferman Hoca'nın tabletini de aldım. Belki kız arkadaşım...
...film izlemek ister diye düşündüm.
Tatil olayını ne yapayım bilemedim.
(Ali) Eğer istersen...
...kıyıdan ayaklarımızı denize sokarız. Ne dersin?
-Hiç gerek yok. -Hayır.
Çok gerek var.
(Ali) Sen çok haklıydın Nazlı.
Otizmli birisiyle ilişki kurmak ne kadar zor bir şey.
Ben bunu daha önce hiç düşünmemiştim.
(Ali) Ama söz...
...bundan sonra hep seni düşüneceğim.
Söz. İçinde tuttuğun ne varsa...
...benim durumum yüzünden yaşayamadığın ne varsa...
...elimden geleni yapmaya çalışacağım.
(Ali) Söz.
Her şeyi yapamasam da bundan sonra söz, hep seni düşüneceğim.
(Duygusal müzik)
Galiba ben...
...hâlâ inanamıyorum senin benim sevgilim olduğuna.
O yüzden oluyor.
Ama...
Şey...
Ben seni çok seviyorum Nazlı.
Ben de seni çok seviyorum Ali.
(Duygusal müzik)
O zaman istifa mektubumu geri aldığımı söylemem seni mutlu eder.
Ne diyorsun?
(Duygusal müzik)
-Doğru. -Ali.
Dur, dur, gıdıklandım!
Dur, dur, dur! Adım adım Nazlı! Gıdıklandım!
Dur, yapma! Nazlı yapma! Bu fazla! Dur, dur, dur!
(Duygusal müzik...)
(...)
Adım adım.
(Duygusal müzik...)
(...)
Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ayhan Özgören - Belgin Yılmaz...
...Bülent Temür - Çağıl Doğan - Çağrı Doğan
Editör: Dolunay Ünal
(Jenerik müziği...)
(...)
(...)
(Jenerik müziği...)
(...)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.