All language subtitles for Mucize.Doktor.S02.E03 [31. Bפlבm]

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali Download
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German Download
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew Download
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Jenerik müziği...)

(...)

(...)

(Duygusal müzik)

Baba.

(Yaşam destek cihazı uyarı veriyor)

Yetiştim Adil Hoca’m. Yetiştim.

Hocam, çöküyor.

-Ferman hadi. Hadi! -Artık şunu imzalar mısın?

İmzalar mısın?

(Gerilim müziği)

Hayır.

Hayır mı?

Ne demek hayır?

-Bu ameliyata onay vermiyorum demek. -Ne?

Ben buraya babamı kurtarmaya değil...

...onunla vedalaşmaya geldim.

Ne? Ferman ne diyor bu kadın?

Ferman ne diyor bu kadın?

(Gerilim müziği)

O anlamadı. Anlamadı, galiba ben konuşacağım bekleyin.

-Lütfen, lütfen. -Bekleyin.

-Konuşacak zaman değil. -Ali hayır, hayır.

(Ferman) Dur!

-Dur. -Ameliyat. Adil Hoca'm acil!

-Acil ameliyat. -Onam olmadan olmaz Ali.

Ama zaman yok Adil Hoca'm ölüyor. Acil ameliyat!

-Burundan sızıntı başladı. -Basınç çok arttı.

Omurilik sıvısı burundan akıyor. Çabuk!

Tanju Hoca'm lütfen, ne olur.

-Hocam lütfen! -Hocam bir şey yapmamız lazım.

(Gerilim müziği)

-Yürüyün. Hadi. -Giydir. Gel, gel, gel!

(Doktor) Hastamızın beyin basıncı çok arttı. Elinizi çabuk tutmalısınız.

Yapıyor muyuz ameliyatı?

Onama alamadık, eksternal ventiküler dren takacağız, hadi.

Başka çaresi yok.

Evet, kafatasını açıyoruz. Ali geç yerine.

Manitol yükle ve solunum frekansını arttır. Acil!

(Gerilim müziği)

Ferda delirdin mi sen, ne yapıyorsun?

Onay vermemiş ki ameliyata. Onun istediğini yerine getiriyorum.

Niye geldin o zaman?

Son bir defa görmek için.

Bu arada kafeniz nerede? Bir kahve içmem lazım. Hâlâ kendime gelemedim.

Kahve diyorsun hâlâ. Adam ölüyor Ferda.

Ne var? Hastanenizi merak ediyorum.

Bu arada bu gece uçuş varmış, döneceğim.

Dönemezsin.

Bal gibi de dönerim.

Yalnız gitmeden yapmak istediğim tek bir şey var.

Ali.

Ali mi?

10 numara bisturi.

Ali tam verteks’ten.

(Gerilim müziği)

(Ferman) Drenaj kateterini hazırlayın. Matkap!

(Tanju) Çekil Ali.

(Tanju) Getir. Çabuk, çabuk, çabuk. Yaklaş.

(Gerilim müziği)

Al, gel.

Ferman çok yavaş.

(Ferman) Ağır ağır. Evet.

(Gerilim müziği)

Hadi, hadi, hadi.

Tahliye oluyor mu?

Oluyor, başladı. Tak hemen, tak!

(Gerilim müziği)

Hadi hocam hadi.

Evet, nedir?

İntrakranial basınç 32 ve düşüyor.

Güzel. İyiyiz.

-Entübe şekilde yoğun bakıma alacağız. -(Güneş) Tamam.

Ben buradayım hocam.

Merak etmeyin ben buradayım.

Buradayım.

Ali'yi ne yapacaksın? Neyi merak ediyorsun?

Adil Hoca'nız beni büyütmedi ama onu büyüttü.

Onunla bir konuşmak istiyorum.

Onda olan da bende olmayan şey ne merak ettim.

Hâlâ Adil Hoca'nız diyorsun. O senin baban Ferda.

Babam mı?

Ben büyürken neredeydi o zaman?

Ben baba diye ağladığımda neredeydi?

Tam 25 sene bir kere bile aramadığında, neredeydi?

Ferda, baban ölüyor.

Benim için çoktan öldü.

Şu an bu hastanede beni ilgilendiren tek bir şey var.

Ali.

-Nerede o Adil Hoca'mın kızı? -(Ferman) Ali ben de geleceğim dur!

Hayır, hayır!

Tek başıma konuşacağım.

(Gerilim müziği)

Hocam bakın şu tümörü çıkarmamız gerekiyor.

Sürekli geçici çözümler buluyoruz, böyle dayanmayacak.

O zaman kızından onamını alın. Yapabileceğim bir şey yok.

Ferman üzgünüm.

(Gerilim müziği)

Evet, her zaman yapılacak bir şey var arkadaşlar.

-Aa! -Bu ne şimdi?

Açi, Adil Hoca ölüm kalım savaşı veriyor aşağıda.

Evet biliyorum. Kötüye gittiğine dair elimizde herhangi bir bilgi var mı?

Yok.

Peki, kızını ta Amerikalardan buraya getirmedik mi?

Evet.

Peki, elimizde muhteşem cerrahlarımız yok mu bizim?

Mesela şimdi gizli silahımız Ali Vefa'mız da var değil mi?

-Var da... -Tamam, umut var mı?

Onu soruyorum. Umut var mı?

Var be! Var gerçekten.

Katılıyorum. Tamam, hadi iyi düşünelim iyi olsun.

Olsun. Olsun tabii ki iyi düşünelim iyi olsun.

Arkadaşlar bakın, esas böyle zamanlarda bizim bir...

...kendimize gelmemiz lazım. Bir silkelenin ya!

Biz birlikte her şeyi başarırız.

Evet ya başarırız. Güzel olsun, iyi olsun...

...başaralım ama pasta çok saçma.

Ne oldu, beğenemedin mi Demirciğim?

(Demir) Yok beğenemedim bebeğim ya.

Gerçekten mutlu olalım, umutlu olalım, birlik olalım ama...

...pasta çok saçma yani.

Yalan yere vücudumuza şekeri basıp mutlu mu olacağız yani?

(Gülin gülüyor)

Bu kadarı bana yeter. Ben motivasyonumu aldım, vakama dönüyorum.

Boş yapma ya, boş yapma.

Gel ben seni umuda boyayım gel.

(Gülin) Uzakta yapın dur!

Akın Güldilek. Çocukta interstisyel nefrit kaynaklı...

...kronik böbrek yetmezliği var. Haftada üç kez diyalize giriyormuş buraya.

Ne kadar hızlısın? Kapmışsın bizden önce vakayı.

Tabii kızım gül gibi ameliyat, kaçırır mıyım?

Yalnız çok acil, çocuğun son damar yolu da tıkanmış.

Nakli bugün yaptık, yaptık. Yoksa geçmiş olsun.

Hocaların hepsi şu an yoğun bakımda biliyorsun değil mi?

Ben konuştum sarı fırtınayla. O halledecek bir şekilde.

Sarı fır...

Açi'yi mi diyorsun?

Yalnız sabah sabah adını anmıyorum. Çünkü çarpılırım falan.

-Kimmiş donörü? -Annesi.

Hadi.

Merhaba.

Doktor Nazlı. Nasılsın bakalım Akın?

İyiyim de... Ne zaman ameliyata gireceğiz?

Doktor Hanım öncelikle size bir sorum var.

Şimdi ben böbreğimi oğluma verdiğim zaman...

...bazı huylarım da Akın'a geçmiş olacak mı?

Mesela yatağını toplamak gibi, derslerini zamanında yapmak gibi.

Öf tam anne şakası.

Gül sen, daha gül. Espri anlayışı da geçerse sen görürsün o zaman.

Benim annem bana böbreğini vermiş olsaydı...

...istediği şakayı yapmasına izin verirdim.

Katlanacağız artık.

Kuzum benim. Ohh!

Her şey yoluna girecek tamam mı?

(Gülin) Teşekkür ederim.

Pardon, Akın Güldilek...

...ameliyata girdi mi? Böbrek nakli olacaktı.

Yok almadılar daha, hazırlanıyor.

Oh şükür yetiştim. Şey babasıyım ben, görebilir miyim ben kendisini?

Buyurun.

-Tabii, tabii götüreyim ben sizi. -Çok sağ olun.

Merhabalar!

Bakın size kimi getirdim.

Ne işin var senin burada?

-Niye getirdiniz bu adamı? -Bir saniye.

-Pardon ben... -Defol buradan!

-Beyefendi kim oluyor? -Akın'ın babası oluyor.

-Siz kendisini istemiyor musunuz burada? -Uzun zamandır kendisi görmüyorduk.

Düş yakamızdan Metin anlıyor musun? Düş yakamızdan!

Ya oğlum o benim oğlum!

-Beyefendi sizi dışarı alalım. -Bırakın, oğlumu göreceğim.

-Oğlum iyi misin? -Beyefendi lütfen.

Bak hâlâ oğlum diyor.

Nasıl buldun sen bizi? Defol buradan!

Beyefendi sizi sabah programlarına alalım, burası hastane.

Ya niye ameliyat olacağını söylemiyorsun bana?

Çünkü seni istemiyoruz anladın mı? İstemiyoruz!

Hadi Akın söyle babana. İstemiyoruz senin gibi baba!

Hadi oğlum söyle.

Oğlum.

Benim senin gibi bir babam yok. Git buradan!

-Ama oğlum. -Duydun işte, istemiyoruz seni.

Yok mu bu hastanenin güvenliği?

Beyefendi dana ne desinler? Çok açık konuşuyorlar bence, sizi dışarı alalım.

Bırak be bırak! Kendim giderim ben.

Oğlum bak senin için dua edeceğim tamam mı?

Çok güzel geçecek ameliyatın. Anlaştık mı?

Sakın korkma oğlum. Tamam, tamam, tamam.

Çok özür dilerim, çok pardon.

-Ah, ne yapıyorsun Ali? -Nazlı çekil, çekil!

-Nereye gidiyorsun? -Adil Hoca'nın kızını bulmam lazım.

-Tamam, ben de seninle koşarım. -Ne oldu?

Biz Ferda'ya koşuyoruz.

Bir saniye, bir saniye. Ben niye koşuyorum?

Tamam, sen bebeğin yanına git. Bebek yalnız.

Adil Hoca iyi mi? Ya vaka verdiler...

...gelemiyorum da ne oluyor?

Kızı, Adil Hoca'mın kızı onam vermiyor ameliyat için.

Ne demek vermiyor? Ne yapacaksın?

Konuşacağım ben onunla. Soracağım ben ona, soracağım.

Dur, dur.

Dur.

(Nazlı) Kaçmıyordun benden hatırla.

Beni hatırla.

Adil Hoca iyi olacak.

Söz mü?

Hadi şimdi sakince git, tamam mı?

Çok teşekkür ederim.

Ben şimdi sakin sakin gideceğim tamam mı? Sakin sakin.

(Duygusal müzik)

Çok özür dilerim.

Yapmak zorundayım.

Yapmak zorundayım.

Neyi Beliz Hanım?

Yok bir şey ben...

Hah, siz bebeği görmeye geldiniz. Ben size hemen getireyim.

Yok uyuyor, hiç uyandırma.

Yok problem değil, uyandırmadan alabilirim. Hiç sıkıntı yok.

Açelya gerçekten gerek yok. Açelya uyandırma!

Gel bakalım gülüm.

(Duygusal müzik)

Oy, oy. Ne tatlı, ne tatlı.

(Duygusal müzik)

Biraz daha uyuyalım mı biz seninle?

Biraz daha uyuyalım bal yanaklım.

(Gerilim müziği)

Beliz, bebek ne olacak?

Ne demek ne olacak?

Soru gayet basit. Kıvılcım'ın bebeği ne olacak?

Tek yakını sensin ya cevap verir misin lütfen?

Sana hesap vermeyeceğim bu bir.

İkincisini gerçekten çok merak ettim.

İkincisi, ben gerekeni yaptım.

Gereken derken?

Bebek evlatlık verilecek.

(Gerilim müziği)

Sizin daha çok ihtiyacınız var gibi.

Az önce olanları duydum. Buyurun.

Allah razı olsun. Ettik bir hata...

...bedelini ödüyoruz işte.

Alkol mü?

Renginizden anladım. Doktorum ben.

Aslında hiç bırakmayacaktım onları.

Niye bıraktınız?

Cahillik. Eve uğradığım da yoktu zaten.

Bensiz daha iyiler sandım.

Hiçbir çocuk babasız daha iyi olamaz.

Güvenin bana.

(Ali) Adil Hoca'mın kızı.

Sen!

Ben de seni bekliyordum.

(Duygusal müzik)

Sence bu hastane güzel mi?

Ne?

Basit bir soru.

Sence bu hastane güzel mi?

Güzel.

Adil Hoca'mın sayesinde.

Peki, sen hiç otizmli bir doktor gördün mü?

Hayır.

Benim o.

Otizmliyim.

Ve doktorum.

Bu da Adil Hoca'mın sayesinde.

-Anladım ben. -Anlamadın.

Etrafında gördüğün bu güzel şeylerin hepsi Adil Hoca'mın sayesinde.

Bir adam buna cesaret etti diye...

...güzel şeyler hayal etti diye...

...ki sen o adamın kızısın.

Nasıl izin verirsin ölmesine?

Ben de sana bir soru sorayım o zaman.

Öyle bir adamın çocuğu olmak nasıl bir his?

Çünkü o adam bana babalık yapmadı ama sana yaptı.

Nasıl bir histi?

Kızgınsın.

Anladım.

Seni neden bıraktı bilmiyorum.

Ama çok iyi bildiğim bir şey var.

Asla sandığın gibi olmayacak.

Ne sandığım gibi olmayacak?

Baban ölünce sandığın gibi olmayacak.

Ben de babama kızgındım.

Korkuyordum ondan.

Ama sonra öldü.

Ne oldu biliyor musun Adil Hoca'mın kızı?

Etrafımdaki her şey yok oldu sanki.

Sanki ben çocukmuşum...

...sanki kimsesiz kalmışım...

...sanki koskoca dünyada bir tek ben varmışım gibi.

Ben öyle acıyı bilmem, anlamam.

Ama bunu çok iyi anladım.

Kimsenin babası ölmesin.

Kimsenin.

Çok pişman olursun.

Çok.

Gel.

Gel, ver şu onamı.

Kurtaralım Adil Hoca'mı. Ver.

Affet babanı.

Çok üzgünüm Ali.

Benim kalbimde ona karşı...

...en ufacık bir şey kalmadı.

Umarım bir mucize olur ve kurtulur Adil Hoca'n.

Çünkü o benim babam değil.

Ama belli ki senin baban.

(Duygusal müzik)

Haluk Hoca’yı çağırın! Yatak başı röntgeni nerede? Çabuk!

Adil Hoca'm.

Satürasyon 70 ve düşüyor.

-Oksijen desteğini arttır, çabuk! -Maksimumda hocam, maksimumda.

Ne oluyor? Ne oluyor? Ne oluyor?

Düşmeye devam ediyor, 60 oldu ve ateşi var 39 buçuk derece.

Pnömoni. Enfeksiyon var veya veya atelektazi.

Anestezi yüzünden oldu.

-Nerede kaldı bu röntgen cihazı? Koş! -Çabuk!

Haluk Hoca'm.

Satürasyon 50 oldu.

Vakit yok! 2 g antibiyotik, 250 mg steroid. Zıpla!

Hemen.

-Böyle bırakmak yok. Bırakmayacağız sizi. -(Güneş) Geldi, geldi.

Hadi, hadi.

Düzeliyor mu? Düzeliyor mu?

-Hayır. Satürasyon 40 -Düzelmesi lazımdı.

-Pnömoni olmayabilir. -Allah'ım ne oluyor?

Anestezi yüzünden eminim.

(Yaşam destek cihazı sesi)

Pnömoni değil, pnömotoraks.

Pnömotoraks! Akciğer zarı yırtılmış. Bakın sol tarafına bakın.

Sol tarafına bakın daha az şişiyor. Bakın az şişiyor.

Dinle, dinle.

Evet, sol ciğerden ses gelmiyor.

Drenaj tüpü zıpla! 10 numarayı al Ali!

Bisturi, bisturi.

Hocam, hocam.

-Koş, koş, koş! -Hocam.

Pardon.

Ali kes, dikkatli.

-Tamam. -Yavaş, yavaş.

(Yaşam destek cihazı sesi)

Al.

-Gönder. -Burada hocam burada.

Ali yardım et.

Ali sende devam et.

Tamam, yavaş.

-Yavaş, yavaş, yavaş. -Bırak.

Bırak, bırak hocam.

(Gerilim müziği) (Yaşam destek cihazı sesi)

-Evet, nedir? -Düzeliyor 70

-Güzel. -100

Allah'ım çok şükür.

Aferin Ali, aferin.

İyi yakaladın.

Sadece şimdilik.

Daha kötü olacak. Her an bir şey çıkabilir.

Bu ameliyatı yapmamız lazım.

Haklı.

(Yaşam destek cihazı çalışıyor)

-Demir hâlâ klinikte mi? -Evet.

Güzel. Kendisine bir fark daha atacağım da.

Nakil ameliyatı bende.

(Doruk) Hop, hop, hop!

Yolculuk nereye?

Çocukken oynardı Akın. Yıllardır yanımda taşıyorum.

Vereceğim, görsün. Benim onu sevmediğimi sanıyor.

Ne güzel bir şeymiş bu ya.

Ben aynen ileteceğim kendisine, hiç merak etme.

Ya siz kimsiniz?

Siz kimsiniz, ha?

Niye çocuğumu görmeye izin vermiyorsunuz?

Artık orasını kendine soracaksın.

Ne haltlar karıştırdıysan oğlun kendisi görmek istemiyor seni.

Size ne be kardeşim?

-Beyefendi sakin, lütfen. -Ya delirtmeyin beni!

Ya babasıyım ben ya, babasıyım!

Deli deliyi mi çekiyor ne oluyor, ben anlamıyorum ki.

Yapacak bir şey yok. Gülinciğim.

Gülinciğim?

Beyefendiye yasaklama emri çıkartabilir miyiz hastane polisimiz tarafından?

Ne ki o?

Hani arıyoruz ya, hastane polisimiz var.

Arıyoruz biz onları. Geliyorlar, tutukluyorlar.

Nezarete kadar yolu var hani.

Ha, evet o. Tamam, arıyorum polisi.

Tamam, tamam. Ben aşağıda bekliyorum.

(Müzik)

Yalnız senden hiç hoşlanmadım doktor, hiç.

Hadi ya? Herkes bana bayılır.

Nasıl öyle bir şey olur?

(Müzik)

Alo, güvenlik?

(Telefonu kapattı)

Ne yapıyorsun?

Güvenliği arıyorum. Baksana belli, başımıza bela olacak bu.

Güvenlik? Ben buradayken?

Hakaret kabul ederim, duymamış olayım.

Ben hallederim, bende.

(Müzik)

-Durum ne? -BOS akıntısı durdu.

Durum stabil ama pnömotoraks gelişti. Bir de enfeksiyon riski çıktı başımıza.

Bir sürü risk yokmuş gibi.

(Kapı vuruluyor) Gel.

Bizi çağırtmışsınız.

Arkadaşlar, böbrek nakli yapacağız, anneden oğula.

Aydınlatılmış onamları aldın mı Nazlı?

-Rabia Hanım ve Akın, aldık hocam. -Güzel.

Adil Hoca'nın eksternal ventriküler drenini çıkarttık mı?

Ferman, şöyle yapıyoruz bu sefer...

...sen böbreği alıyorsun, ben takıyorum tamam mı?

-Tamam. -Peki enfeksiyon için...

...antibiyotik başladık mı? -Ali.

Nazlı sen Ferman Hoca'nlasın, Ali benimle.

-Tamam. -Ben...

Ben Adil Hoca'mın ameliyatına çalıştım.

Evet, en iyi opsiyon transnazal.

-(Ali) Tek sıkıntı-- -Yeter!

Bu hastanedeki tek hasta Adil Hoca'n değil.

(Tanju) Anlıyorum üzgünsün, hepimiz üzgünüz.

Ama yetkimiz yok, anladın mı?

Bak gözüm üstünde, derhâl topla kendini, derhâl.

-Ama Adil Hoca-- -(Tanju) Yeter!

Seni ameliyatımda istemiyorum, atıldın.

Bana Doruk'u çağırın, onunla gireceğim.

(Tanju) Hadi.

Demir'i de çağırın, o da gelsin.

-Demir? -Demir.

Doruk'la birlikte ameliyat yapacaklar, ben de izleyeceğim.

Sen Ferman Hoca'nlasın.

-Çık şimdi, görmek istemiyorum. -Ama Adil Hoca'm--

-Çık! -Yeter, bir sus.

Benimle gel.

(Gerilim müziği)

Kapat.

Azıcık dinle insanları.

Adam orada başka vaka anlatıyor Ali.

Başka bir şey düşünemiyorum ki aklım Adil Hoca'nın ameliyatında.

Hepimiz aynı durumdayız, hepimiz Adil Hoca'nın ameliyatından başka...

...hiçbir şey düşünmüyoruz şu an.

Ama başka hastalarımız da var.

Nazlı, Doruk'u al, hastaları indirin.

Demir'e haber veriyorsun.

Çabuk.

(Gerilim müziği)

Merhaba bebek.

(Duygusal müzik)

Ferman Hoca'm, Tanju Hoca'm yanına geldiğimi duyarsa çok kızar dedi.

(Ali) O yüzden ziyaretlerimi kısıtlı tutmaya çalışacağım ve...

...bu yüzden yanına günde...

...üç, hayır, beş kere geleceğim tamam mı?

Ama bu sayılmaz çünkü...

...Demir'i almaya gelirken uğradım. Bu sayılmaz ki değil mi?

Bebeğimiz burada. Evraklarınızı hazırlayıp geliyorum. Lütfen bekleyin.

(Ali) Siz kimsiniz?

Ne yapıyorsunuz?

Kimsiniz siz?

Pardon, bunlar kim?

Sosyal Hizmetlerden geldiler bebeği almak için.

(Gerilim müziği)

Hastaya damar yolu açarken dikkatli olacaksınız.

-Hocam, yetişin! -Ne oluyor?

Sosyal Hizmetler geldi, bebeği almak istiyorlar ama Ali olay çıkarıyor.

-Yenidoğan ünitesinde. -Al şunu al, al!

Olmaz, olmaz! Alamazsınız bebeği, vermem!

Beyefendi kanunlar böyle. Bu çocuk hakkında korunmaya muhtaç raporu var.

Önce yuvaya verilecek sonra koruyucu bir aile alacak.

Hayır. Tamam ben olurum onun ailesi.

Beyefendi 30 yaşını doldurdunuz mu?

O zaman alamazsınız. Kurumda bekleyen çok iyi bir aile var. Onlara verilecek.

Hayır, alamazsınız, götüremezsiniz bebeği tamam mı?

-Bebeği vermiyorum. -(Ferman) Ne oluyor burada?

Doktor Bey, Sosyal Hizmetlerden geliyoruz.

-Bu kimsesiz bebeği en doğru şekilde-- -(Ferman) Ne münasebet?

Bebek kimsesiz değil.

-Beliz Hanım'dan mı bahsediyorsunuz? -Evet, ablası o.

Beliz Hanım kendi söyledi vazgeçtiğini.

Nasıl yani?

Beliz Hanım kararını verip, size bu şekilde bildirdi mi?

-Evet. -Beyefendi, prosedür belli.

Bebeğin korunmaya muhtaç olduğu tespit edilmiş.

Kurumda gerekli önlemler de alındı. Merak etmeyin gerekli hassasiyeti--

Ferman Hoca'm, Ferman Hoca'm!

-Şimdi izninizle-- -Bebeği alamazsın.

-Beyefendi anlattık ya. -Bebek hasta.

Hasta mı?

(Hareketli müzik)

Bu arada akşama bilet bulamadım, o yüzden yarın sabah gidiyorum.

Harika.

O zaman bu gece bizde kalırsın, kız kıza takılırız eski günlerdeki gibi.

Sen de beni bu arada ikna edersin.

-Ferda. -Ha?

Ne olur affetsen babanı?

Eminim bir açıklaması vardır olanların.

(Duygusal müzik)

Bebek hasta falan değil. Bizi oyalamaya çalışıyorsunuz.

Terapötik hipotermi cihazınız var mı?

-(Kadın) Ne cihazımız? -Terapötik hipotermi cihazı.

Bebek, doğum sırasında oksijensiz kaldı ve...

...vücudu özel bir cihazla 33,5 dereceye kadar soğutuluyor.

(Ferman) Beyninin elektrik aktiviteleri ve...

...oksijen düzeyinin kontrol edilmesi gerekiyor.

Ve bunu profesyonelce yapabilecek iki birim var.

Biri yenidoğan servisi diğeri de çocuk nöroloji.

Eğer bu kontroller yapılmazsa çocuğun beyninde su toplar ve...

...bu ölüme bile yol açabilir.

Bunu göze alabiliyor musunuz?

Alabiliyorsanız eğer buyurun.

-Yine geleceğiz. -Buyurun hanımefendi.

Buyurun beyefendi.

(Duygusal müzik)

-Siz yalan mı söylediniz? -Evet. Ne oldu?

Yalan söyledim.

Sen duymadın, tamam mı? Yalan kötü bir şey, tamam mı?

Hişt!

(Bebek ağlıyor)

Teşekkür ederim.

Şu bebeği yerine koy Tanju görmeden.

Ameliyata, hadi.

Kısa bir işim var.

(Bebek ağlıyor)

(Duygusal müzik)

(Ali, bebeği pışpışlıyor)

(Duygusal müzik)

Merak etme abiciğim, seni almalarına izin vermeyeceğim tamam mı?

Ben buradayım.

(Müzik)

Alo, Açelya Hemşire.

Tanju Hoca, Demir'i acil böbrek ameliyatına istiyor da...

...haber verir misiniz?

Teşekkür ederim, sağ ol.

Bebiş, ben buradayım.

Sevdiğim herkesi alıyorlar elimden.

Adil Hoca'm çok hasta.

Hiçbir şey yapamıyorum.

Ama seni bırakmayacağım, tamam mı? Merak etme.

Bebiş, bebiş, bebiş.

Ferda, lütfen bir kere daha düşün.

Lütfen affet babanı, lütfen Ferda.

(Gerilim müziği)

-Biz ne zaman anlaştık aramızda? -Efendim Ferman?

Bebeği devlete vereceğiz diye anlaştık mı biz aramızda?

Bana sesini yükseltme. Arkadaşım yanımda.

-Arkadaşın da sen de taş kalplisiniz. -Ferman!

Teşekkür ederim.

Eğer o bebeği kimsesizler yurduna verirsen--

-İyi bir aileye verecekler. -(Ferman) Beni dinle!

O bebeği kimsesizler yurduna verirsek eğer...

...aynaya nasıl bakarsın bilmiyorum ama ben senin yüzüne bir daha bakamam.

Bunu çok iyi biliyorum.

(Gerilim müziği)

(Kapıyı çarptı)

(Gerilim müziği)

Kıvılcım'dı değil mi bebeğin annesinin adı?

Sen nereden biliyorsun?

Kafede hemşireler konuşuyordu.

Hatırlıyorum, çok kızmıştın babana o kadınla evlendi diye.

Şimdi bebek ortada kaldı ve sen sahiplenmiyorsun, öyle mi?

(Müzik)

Demek ki babasını affedemeyen tek kişi ben değilmişim.

(Kapı açıldı)

(Kapı kapandı)

Gelin benimle böyle.

Amcacığım, yani sen şeker hastasısın bak şekerin kaça çıkmış.

Olmaz. Ne olur bana bir daha şeftali deme yani yok, şeftali yiyemezsin.

Ama ne yapayım be oğlum? Çok seviyorum.

Bir tanecik bile olsa yiyemez miyim be doktor oğlum?

İnsülin başlayalım. Bu gece de kalsın, izleyelim.

Tamam hocam.

-Şeftali isteyecektir, vermiyoruz. -Tamam hocam.

-Hay Allah. -Geçmiş olsun.

(Müzik)

Müjdemi isterim, müjdemi isterim!

Klon cihazı yaptın, benden bir tane daha kopyalayacaksın.

-O çalışacak, ben yatacağım. -Hayır.

-Daha iyisi. -Aşağısı kesmez ama.

Bir düşün istersen, bir tahmin et bakalım ne olabilir. Düşün.

Yok yani gerçekten, o kadar nöron yok şu an kafamda.

-Tamam, söylüyorum. Hazır mısın? -Evet, hadi.

Şu anda yukarıdan, yeni bir çalışan yolluyorlar buraya.

Niye?

Çünkü Tanju Hoca seni ameliyata çağırıyor.

Ya şaka yapıyorsun! Ya aşkım!

Aslansın güzellik ya. Hadi, hadi. Oh, hadi.

(Açelya gülüyor)

(Müzik)

Ağlama anne. İyiyim ben.

(Nazlı) Rabia Hanım kusura bakmayın.

Biz bilseydik ayrı olduğunuzu, izin vermezdik içeri girmesine.

Ayrılmadılar ki.

Keşke ayrılsalardı.

Eşim alkole çok düşkündü.

Ben ayrılamadım. Oğlan hasta, benim işim yok.

Ben ayrılmadım ama o terk etti gitti bizi, bıraktı.

Tam beş yıl oldu, anca toparlandık.

Bugün de onu öyle karşımda görünce...

Rabia!

(Gerilim müziği)

-Rabia! -Anne.

Tamam, ben konuşurum onun dilinden.

Sakin.

Ne var lan Rabia, Rabia? Bir bitmediniz.

Gelsene benimle gel, gel. Bir şey konuşacağım seninle.

-Gel, şurada sakince konuşalım. -Bırak lan.

-İki dakika gel şurada konuşalım. -(Metin) Ne konuşacağım, bırak!

(Doruk) Sakin sakin konuşalım gel. Geç şuraya.

Lan bırak kolumu! Fena yaparım seni!

Ne yapacaksın lan? Doktora mı vuracaksın, ne yapacaksın?

Oğlumla konuşmak istiyorum. Gerekirse dövüşürüm seninle.

Askerî lise, akademi, komando ihtisas kursu...

...bir şey ifade ediyor mu sana? -Anladık, askerî doktorsun!

Oğlum hasta benim be, oğlum!

Ben de onu diyorum zaten. Ameliyata girecek oğlun!

Ameliyata girecek, annesinin böbreğini sökeceğiz.

Çocuğun ödü kopuyor zaten bir de sen burada olay yaratma.

Bu mu senin babalığın?

(Gerilim müziği)

Bak zaten annesini yeterince korkutmuşsun.

Çocuğu da yeterince korkutmuşsun.

Daha fazla korkutma, geri bas.

Kendini değil, çocuğu düşün biraz.

(Gerilim müziği)

Böyle bir şey değil mi babalık?

Anlaştık mı?

Anlaştık.

Tamam.

Aferin. Hadi ikile.

-Başımıza iş aldık bunu da. -Hişt!

Merak etmeyin bir daha böyle bir şey yaşanmayacak.

Hadi tamam bak, ağlamak yok.

Anne oğul yeni bir hayata başlıyorsunuz bugün, tamam mı?

Evet, ellerime sağlık. Hadi gidelim mi?

(Yaşam destek cihazı çalışıyor)

Durum stabil. Başından ayrılmayın.

Değerlerde en ufak bir oynama olduğunda bana haber verin.

Tamam hocam, merak etmeyin.

(Yaşam destek cihazı çalışıyor)

(Duygusal müzik...)

(...)

Adilciğim...

...bak, ben sözümü geri alıyorum tamam mı?

Seni affedeceğim.

Sen yeter ki dayan.

Bak herkes elinden geleni yapıyor, kurtulacaksın.

Yeter ki bizi bırakma.

Ne olur bırakma.

Ben seni hiç bırakmayacağım.

Söz.

(Yaşam destek cihazı çalışıyor) (Duygusal müzik)

Canım.

(Yaşam destek cihazı çalışıyor)

(Duygusal müzik)

Ölmez, değil mi?

Hayır ya.

Yani koskoca Adil Hoca bu ya, ölemez.

Of!

Güneş, ben nakil ameliyatına gireceğim, beni neşelendirmen lazım şu an.

Bir şey anlat.

Sen nasıl evlenme teklif etmeye, karar verdin?

Acaba şey mi yapsan ya?

-Akşam yemeğine gittiniz diyelim. -Tamam.

Garson içkilerle geldi, Gülin içkisini içti...

...bir baktı bardağın dibine, aa!

-Yüzük. -Hayır.

Şimdi bende bu şans olduğu müddetçe...

...kız onu görmez, direkt içer yüzükle böyle, tabii.

Boğazına falan takılır ölür orada maazallah, ben girmem o işe Açelya.

Tamam, haklı olduğunu düşünüyorum bu konuda.

Aa!

-Gülin dolabını açtı akşam çıkarken... -Tamam.

...bir baktı, aa!

Bir de ne görsün, yüzük.

Yok, onda da kesin dolaplar karışır.

Ben bu sefer başkasıyla evlenmek zorunda kalırım.

Yok, o da olmaz iptal, o da iptal.

Vallahi.

Korktum ben yani vallahi artık.

Korktum derken, nasıl yani?

Bir saniye sen evlenmekten vazgeçmedin, değil mi?

Hayır, hayır.

Yani plan yapmaktan vazgeçtim diyelim.

Olduğu gibi böyle direkt gideceğim pat diye...

...teklif edeceğim.

-Hatta. -Ne yapıyorsun?

Şimdi gidip teklif ediyorum.

-Güneş saçmalama. -Yapacağım bunu.

-Güneş. -Edeceğim artık, yeter ya.

-Yürü. -Gidiyorum.

Yürü kardeşim.

Kardeşim.

(Müzik)

Sultanım.

Benim sana bir şey vermem lazım.

Hatta-- (Telefon çalıyor)

Bir dakika.

Alo, cerrahi 'desk'i.

Hukuk departmanı mı?

Tabii tabii, hemen geliyorum ben.

Ayy, yeni departmanımdan arıyorlar.

Güneş, çok heyecanlıyım.

Şans dile bana, tamam mı? Acil gitmem lazım, görüşürüz.

Sultanım, bir... Ah!

Bir şey çıkmasa şaşarım artık zaten. Of!

Ya ne yapacağım? Bu yüzükle böyle kaldık biz baş başa yani artık.

Yüzük yok.

Allah'ım yüzük yok. Yüzük nerede?

(Müzik)

(Yaşam destek cihazı çalışıyor)–

Ne aradığını sorabilir miyim?

Ah, pardon.

(Ferda) Seni korkutmak istemedim.

Bozuk para düşürmüşüm sabah buralarda, ona bakıyordum.

Ha.

Yan odayı da talan ettin iki dakika önce, orada da mı bozuk para arıyordun?

Manevi değeri var desek?

Bak ne aradığını söylesen, belki bir yardımım dokunur.

Biraz kişisel bir mesele.

Gel dışarıda konuşalım.

(Müzik)

Hadi söyle.

Gidiciyim ben zaten, bir daha beni ne zaman göreceksin ki?

Yüzüğümü kaybettim. Bugün evlenme teklifi edecektim ve...

...bu yüzüğün aynısından bir daha hayatta alamam ben.

Üç aylık maaşımdı ya.

Aman üzüldüğün şeye bak.

-Nasıl yani? -Kendin yap bir tane, ne fark eder?

Ya iyi de şimdi o...

...o ne bileyim. -Bak dostum.

Önemli olan yüzüğün ne kadar pahalı olduğu mu yoksa...

...senin böyle bir teklifi yapacak olman mı?

Ben hep yoksul yerlerde çalıştım.

Afrika'da, Suriye'de hatta...

...Malavi'de bir düğünde, gelin ve damadın tek hediyeleri temiz bir suydu.

Ve bunu beraber paylaştılar.

Ama yani...

...hayatımda gördüğüm açık ara en iyi düğündü.

Şunu demeye çalışıyorum, mutlu olmak için paraya ihtiyacın yok.

Uydur bir yüzük gitsin, ne fark eder ki?

Emin ol, çok hoşuna gidecek.

Ferda Hanım.

Yani utanmasam sarılıvereceğim boynunuza şimdi...

...öyle su serptiniz içime.

Ya.

Sağ olun. Allah razı olsun.

Bir şey değil. O zaman gel sarılalım.

Aman çekinme gel.

(Müzik)

Yetenekli çocuğa benziyorsun, yaparsın.

-Sağ ol. -Rica ederim.

(Ferman) Pelvis ağzını sınır kabul edeceğiz.

(Yaşam destek cihazı çalışıyor)

Güzel.

Üreteri ayıralım.

-Nazlı, kesiği genişletir misin? -Bisturi.

(Yaşam destek cihazı çalışıyor)

Hazır.

Evet, böbreği çıkartıyorum.

(Gerilim müziği) (Yaşam destek cihazı çalışıyor)

Evet arayıp haber verelim, hemen.

(Gerilim müziği) (Yaşam destek cihazı çalışıyor)

Demir Bey, siz bu ameliyatta yoksunuz sanıyordum.

Siz yokken biz vardık Doruk Efendi.

Doğrudur.

Ne oldu? Diğer klinikten de mi kovuldun?

(Tanju) Aa, tamam!

(Tanju) Sessiz olun, işinize bakın.

(Telefon çalıyor)

Evet.

Tamamdır. Hocam böbreği çıkarmışlar.

-Stabil mi? -Stabiliz.

-Hadi fırla, fırla, fırla! -Tamam.

Çıkar Nazlı.

Ali, Nazlı, renal damar greftini iyi yaptınız, aferin.

-(Ferman) Evet. -Hocam.

Böbrek gayet iyi durumda, bir problem çıkacağını zannetmiyorum.

Rahat bir anastomoz olacak merak etmeyin.

Tamamdır.

(Ferman) Evet, ne var sırada?

Hemostaz iyi durumda, hastayı kapatabiliriz.

Başlayalım.

(Yaşam destek cihazı uyarı veriyor)

-(Nazlı) Sistolik tansiyon 200! -Hipertansiyonu mu var?

Hastanın geçmişi temizdi. Dosyalarını ezberledim.

Hocam, hocam ne oluyor?

(Ferman) Herkes dursun, dursun.

(Ferman) Gliseril trinitrat arttırın hemen, hemen!

Geç ekrana geç. Al, Nazlı!

Hocam, yanlış bir şey mi yapıyoruz?

Büyüt, büyüt, göster sağ böbreği göster, büyüt.

(Gerilim müziği) (Yaşam destek cihazı uyarı veriyor)

Orada, bağırsağın arkasında!

Allah kahretsin.

(Gerilim müziği) (Yaşam destek cihazı uyarı veriyor)

(Tanju) Getir bakalım, çabuk.

(Tanju) Bırak sen Demir bırak, al Doruk.

-Hocam ben al-- -Al!

Nasıl yapacağını görmek istiyorum, al.

(Gerilim müziği) (Yaşam destek cihazı çalışıyor)

(Tanju) Yavaş, dikkatli.

-(Doruk) Gel bakalım. -(Tanju) Dikkatli oğlum, dikkatli.

Damarlar ne durumda bak bakalım.

Anastomoz için uygun hocam.

Sen böbreği böyle mi tutuyorsun?

(Doruk) Evet hocam.

(Tanju) Aferin, tamam devam.

(Tanju) İmplantasyon cebi?

(Gerilim müziği) (Yaşam destek cihazı çalışıyor)

Hazır.

Hadi yerleştiriyoruz, çabuk.

(Tanju) Dikkatli.

Dikkatli.

(Gerilim müziği) (Yaşam destek cihazı çalışıyor)

Durun!

-Böbreği yerine koydunuz mu? -Ne oluyor Ali?

Böbreği hemen buza geri koyun. Annenin böbreği pıhtılaştı.

-O ne demek şimdi? -Böbrek öldü demek.

Elimizde iki kişi için sadece bir sağlıklı böbrek var.

Masada karnı açık, ağzına kadar salin dolu bir çocuk var.

Annenin de durumu kritik, renal yetmezliği var.

-Ne oldu peki? -Diğer böbrekte stenoz oluştu.

Açmaya çalıştık ama bütün damarlar parçalandı.

Şimdi elimizde iki tane acil hasta, bir tane böbrek var.

Kime takacağız? Anneye mi, çocuğa mı?

-Bu soruyu daha önce duymuştuk. -Sakın Nazlı! Sakın.

Tamam, vaktimiz yok. Seçim yapmak zorundayız.

Doruk, nakil merkezini ara, Akın'ı öne almalarını söyle, belki böbrek buluruz.

Nazlı, çeneni tut.

Vakit yok. Böbrek çocuğun yanında, çocuğa takmalıyız.

O iş o kadar kolay değil.

O işin yasal boyutu var.

Ama yasal olarak anne belgeleri imzalı, yasal olarak çocuğun hakkı.

Vücuda yerleştirilmeden onun olmaz.

-Ama tam yerleştirmek üzereydik. -Ama yerleştirilmedi Ali.

Anneyi uyandırıp ona sorsak.

Hukuken geçerli olması için annenin tam ayılmış olması gerekiyor.

Ne yapacağız şimdi?

Aramızdaki en yetkili kişi sizsiniz.

Siz verin kararı.

Anne mi, çocuk mu?

(Gerilim müziği)

12 yaşında çocuk diyorum güzel kardeşim, çok acil.

(Doruk) Nasıl alamıyorsunuz listenin başına ya?

Burada böyle mi işliyor bu işler, anlamadım ki ben.

Ameliyatta diyorum, masada çocuk.

Oğlumdan mı bahsediyorsunuz?

Abi, beni bir sal artık ya, rica edeceğim beni bir sal artık ya!

Sana bir soru sordum. Oğluma böbrek mi arıyorsunuz?

Ben seninle konuşmuyorum, tamam mı?

Bak, en baştan anlatıyorum sana, çocuk masada! Anladın mı?

Ah! Beni dinleyeceksiniz!

Oğlum masada yatıyor be! Hep beni dışarıda bırakıyorsunuz.

Yetti artık! Yeter be! Yeter!

Dur! Dur, sakin ol. Bana bırak. Bana bırak, sakin ol.

Sakin ol. Geç şöyle. Tamam.

Dur, sakin ol.

Kal öyle, kal öyle.

Aferin sana.

Bunu böyle dik tutuyorsun, tamam mı? Beni dinle.

Bunu böyle dik tutuyorsun, doğru acile gidiyorsun, diktiriyorsun bunu.

Ben seninle gelemiyorum çünkü çocuğunun hayatını kurtarıyorum ya şu an.

(Doruk) Hadi, yukarı tutuyorsun.

Doktor Bey, ben oğluma böbreğimi veririm.

Veririm.

Hazırım ben. Alın takın böbreğimi.

Tamam, hızlıca düşünelim. Böbreği çocuğa verirsek ne olur?

Anne hayatı boyunca diyaliz makinesine bağlı kalır.

Tamam, anneye verirsek?

Hayır, çocuğun hiç şansı yok. Diyaliz için yeterli damar girişi yok.

Anneye vermezsek elden ayaktan kesilecek. Anneye verelim.

Hayır, anne sağlıklı ama çocuk yolun sonunda.

Bakın, vakit yok. Bu böbreği ikisinden birine takacağız ama hangisi hocam?

Bu kadar kolay değilmiş değil mi bu karar?

Kes artık Nazlı! Atarım seni ameliyattan.

Nazlı, hocan haklı.

Burada iki kişinin hayatına karar vermeye çalışıyoruz.

Eğer kendini tutamıyorsan kapı orada.

Tanju Hoca'm, vakit yok.

Ya çocuğun hayatını kurtaracağız ama yetim kalacak...

...ya da anneyi kurtaracağız ama...

...evladından olacak.

Babası var.

Alkolik ve ilgisiz bir baba.

Hocam, anneye sorma şansımız olsaydı eğer...

...sizce hangisini seçerdi?

Elbette çocuğunu.

Hangi anne çocuğunu seçmez?

Yeter! Yeter!

Anladım.

Anladım.

Çocuğu kurtarıyoruz.

(Doruk) Hocam!

Hocam, durun.

Başka bir yol buldum.

Ne buldun acaba?

Babası vermek istiyor böbreğini.

(Müzik)

Bir bakar mısınız Tanju Bey?

Buyurun.

Ne bu?

Ali'nin aleyhine açılmış bir internet sitesi. Ve bunlardan daha bir sürü var.

Ferman, git işine.

Az önce sizin vermek üzere olduğunuz kararı verdi diye...

...katil diyorlar Ali'ye, biliyor musunuz?

Her gün, her yerde yazıyorlar ve biz yasaklama kararı çıkarmaya çalışıyoruz.

-Ne yapayım istiyorsun? -Açıkça söyleyin!

(Ferman) Anladınız mı o çocuğu?

Emin olun, her gün ağzıma ne geliyorsa söylüyorum ona.

Kararı doğru ya da yanlış, bu tartışılır siz de biliyorsunuz.

Ama tek bilmek istediğim şey...

...o çocuğu anladınız mı?

Ferman, aynı şey değil.

Niye? Anne mi, çocuk mu?

İkisinden birini seçecektiniz, hatırlatırım! Çocuğu seçtiniz.

Sen en yakın arkadaşını kaybettin mi hiç?

O zaman bana anlayıştan falan söz etme.

İzninle. Çık dışarı, çık!

(Gerilim müziği)

Rica etsem bunu bastırır mısınız?

Bunu hemen teste yetiştirin, acil.

Şunu da alayım.

Şimdi hemen kısaca şunları dolduralım.

Bilmediğimiz bir hastalığınız var mı acaba?

Hayır, yok.

-Tamam. Kullandığınız bir ilaç? -Hayır.

-Daha önce ameliyat olmuş muydunuz? -Hayır, olmadım.

-Tamam. -Şey, böbreğim uyar değil mi oğluma?

Bakacağız.

-Geçmiş olsun. -Sağ olun.

(Müzik)

Karın kendinde olsa asla kabul etmezdi senin böbreğini, biliyorsun değil mi?

Oğlu için kendi canını verirdi de sokmazdı seni yanına.

İncittin onları. Terk ettin.

(Metin) Hayır, bir dakika.

Alkolü bıraktın mı?

-Ben-- -İş buldun mu?

Kahraman mı olmak istiyorsun? O zaman sana yapman gerekeni söylüyorum.

Böbreğini ver...

...ve usulca git buradan.

Hiç kimseye söyleme.

Kimliği belirsiz donör ol.

Onlar zaten sensiz bir hayat kurmuşlar.

Daha fazla canlarını yakma.

Söz mü?

Söz mü?

Bir daha o çocuğun canını yakmayacaksın.

Üzmeyeceksin onu.

Söz ver.

Söz.

Güzel.

Hadi geçmiş olsun.

(Duygusal müzik)

-Taş kalpli olduğumu mu düşünüyorsun? -Tam tersi.

Seninle ilk tanıştığımızda...

...Adil Hoca'ma hiç benzemiyor, ne garip demiştim. Meğer yanılmışım.

Ne alakası var ya?

Bu insanları hiç tanımıyorsun. Akın'ı hayatında hiç görmedin bile.

Ama onlar için uğraşıyorsun.

Senin kalbinde bir sürü iyilik var Adil Hoca'mın kızı.

Yanlış anladın.

Niye gitmedin o zaman? Niye gitmedin ha, niye gitmedin?

Bilet bulamadım.

Boşuna bahane uydurma Adil Hoca'mın kızı.

Benim içim neşeyle doldu şu anda.

Sen tam Adil Hoca'mın kızısın, tam.

Bırakamıyorsun, kurtaracaksın onu, biliyorum.

Kurtaracaksın. Kurtulacak.

Adil Hoca'mı kurtaracaksın. Adil Hoca'm kurtulacak.

Ali, bir dakika dinler misin?

Bir dakika bakar mısın?

Şaka gibi ya.

(Ferman) Anestezi, uyutabiliriz.

Bir dakika.

Böbreği benim verdiğimi söylemeyin karıma.

Olur mu doktor?

Kimliğim belirsiz kalsın.

Nasıl istersen.

Başlayalım.

(Müzik...)

(...)

Adil Hoca'm.

Adil Hoca'm, bakın size kimi getirdim.

Ta ta!

Pardon. Tamam.

Bak, bebiş, bu da hocaların hocası Adil Hoca'm.

Hocam, bu da...

...bebek.

Bebiş.

Bıdık. Bıdık.

Düdük. Aa, düdük...

Güdük.

Cici cici.

Şey, ismi yok hâlâ.

Belki uyanınca siz koyarsınız.

Kızınız ameliyata izin verecek Adil Hoca'm.

Vallahi bak, ben hissettim.

Evet, evet. İzin verecek.

Gerçekten izin verecek.

Ali...

...kızıyla bir de ben mi konuşsam?

Dur, dur, dur.

Tamam, tamam.

Hayır. Sakın, sakın. Ters tepebilir.

Ben konuştum kızıyla, izin verecek. Güzel. Öyle hissetim, vallahi bak.

Gerçek.

Ne zaman Ali? Baksana Adil'in hâline.

Uyanamıyor.

(Müzik)

(Sessizlik)

(Müzik)

Güneş Hemşire, ne yapıyorsun?

(Güneş) Hiçbir şey yaptığım yok Ali.

Aa, o ne? Yüzük mü? Yüzük mü yapıyorsun?

Hişt! Ali, ne olur sessiz. Sessiz ol.

Tamam ama neden yüzük yapıyorsun?

Gülin sekretere evlilik mi teklif edeceksin?

Ama neden yüzük almadın ki?

Paran yok. Ben sana borç verirdim.

Ali!

Teşekkür ederim de öyle değil. Anlatayım sana.

Şimdi ben Gülin'e evlenme teklif edecektim, yüzüğümü kaybettim.

O yüzden şimdi yerine böyle geçici bir yüzük yapıyorum.

Onu vereceğim, sonra daha güzelini alacağım, bu.

Bu?

(Ali) Bu.

Aa, bu!

Bu...

Bu çok iyi bir fikir!

Sahte yüzük yapıyorsun. Bu çok iyi bir fikir.

Ali, sahte yüzük demeyelim ya, geçici yüzük.

Hayır, sahte yüzük yapıyorsun Güneş Hemşire.

Bu çok iyi bir fikir, çok yaratıcı bir fikir.

Seni tebrik ederim. Bana çok iyi bir fikir verdin.

Çok iyi bir fikir. Çok teşekkür ederim.

Ali, dur. Ali, kimseye söyleme bak.

İnşallah söylemez.

Nerede bu?

Ver kızım kalemi.

Hah, Tanju Hoca'm.

Tanju Hoca'm, vallahi buldum, billahi buldum.

Ameliyatı yapabiliriz. Evet, ameliyatı hemen yapabiliriz.

Kız onam mı verdi?

Ben de onu diyorum işte, onam vermesine gerek yok ki.

-Nasıl yani? -İmzasını taklit edeceğiz.

Evet, sahte imza atacağız. Aynı o atmış gibi.

Adil Hoca'mın kızı çok iyi bir kız, o zaten izin verecek.

Vallahi verecek, ben hissettim onu, verecek. Ama o imzayı sonra verir.

Biz imzayı atarız, ondan sonra ameliyatı yaparız. Adil Hoca'm da kurtulur.

Çıkış da zaten versin, atsın imzasını, değil mi?

Nasıl fikir ama? Evet, çok güzel fikir. Güneş Hemşire'den--

Sen benimle dalga mı geçiyorsun be? Dalga mı geçiyorsun?

Bana bak, seni bu hastaneden sürerim, anladın mı?

Bırak ameliyatı, sen bu hastanenin önünden bile geçemezsin.

Terbiyesiz herif!

Bana bak, seni her gün korumaya çalıştıkça her gün tepeme çıkıyorsun.

Sen bu hastanenin başına bela mısın? Kıvılcım'ı unuttum mu zannediyorsun?

Benzer bir olay yaşadık diye seni affettim mi sandın?

Kıvılcım öldü Ali, Kıvılcım öldü!

Ne oluyor? Hocam, ne oluyor burada?

Asistanın var ya, bize sahtecilik tek--

Hişt!

Neymiş efendim, Ferda Hanım'ın imzasını taklit edecekmişiz.

Öyle mi?

Senin kontratını iptal edeceğim. Bu iş bitti artık. Yürü!

(Ferman) Hocam, hayır, hayır!

Bıktım artık!

Bıktım. Yapamıyorum.

Bu herifin yüzünü görmeye dayanamıyorum.

Kıvılcım'ın o hâli gözümün önünden gitmiyor. Ben de insanım be.

Haklısın.

Haklısın, tamam.

Özür dile hocandan.

Ali, özür dile hocandan!

-Ben... -İstemiyorum senden özür falan!

Şunu gözümün önünden götür. Gözüm görmesin.

Götür.

Benimle gel.

Benimle gel!

(Müzik)

(Derin nefes alıyor)

(Müzik)

(Duygusal müzik)

Ama anlamıyorum ki siz de söylediniz yalan.

(Ali) Sabah bebek gitmesin diye söylediniz.

Siz söyleyince oluyor, ben teklif edince niye olmuyor?

Benimle gel, bir şey göstereceğim sana.

(Ali) Neresi ki burası?

Pediatrik...

...onkoloji koğuşu.

Şu çocuklara bak Ali.

Hepsinin gözlerinin içine bak.

Bu yaşta böyle bir hastalıkla mücadele etmenin...

...ne demek olduğunu anlayabiliyor musun?

Çok zor. Gidelim hocam, ne olur.

Peki, bak bakayım içeri...

...bağıran çağıran...

...kriz geçiren görüyor musun?

(Duygusal müzik)

Hayır.

Çünkü bir şekilde yollarına devam ediyorlar Ali.

Bu hayatta ellerinde ne kaldıysa onlara sımsıkı tutunuyorlar.

Tıpkı bizim yaptığımız gibi.

Ama sen yapamıyorsun Ali.

-Deniyorum. -Denemen yetmiyor Ali.

Seni kaç kez daha kurtaracağım?

Bir kez daha yapmayacağım dediğim hâlde daha kaç kez kurtaracağım seni?

Bazen zorlanıyorum.

Ben de zorlanıyorum.

Ama dişimi sıkıyorum.

(Ferman) Sen de sıkacaksın.

Bu hayatta tek başına mücadele etmenin ne demek olduğunu öğreneceksin.

Ne zaman bir şeyle mücadele edemediğini hissettiğinde buraya geleceksin.

Bu çocukların gözlerine bakacaksın.

Ve öğreneceksin.

Dertlerinle tek başına mücadele etmeyi öğreneceksin.

Hocam...

Keşke sana inanabilsem.

Ama artık sana inanmıyorum.

(Müzik...)

(...)

Hocam, serum istemişsiniz. Kime takılacak?

Bana. Hastaya değil.

Tabii.

-Teşekkür ederim. -Rica ederim.

Bana bir de bir kahveyle enerji içeceği yollatır mısın?

-İkisi birden? -Evet, karıştırıp göndersinler.

Tabii hocam.

(Kapı vuruluyor)

İki dakika ama iki dakika ya.

Ah! Vah vah ya!

Ne kadar yorulmuşsun. Aslında hiç tahmin etmiyordum bu kadar yorulacağını ama.

Tanju Hoca çünkü.

Yani insafsız bir insan olduğu için...

...ameliyat bittiği gibi beni anında buraya şutladı.

Ah!

Peki, sana yorgunluğunu unutturacak bir planım olduğunu söylesem...

...ne dersin?

Keşke derim, umarım derim, lütfen derim.

Demir, akşam maç var ya.

-Maç mı? -Maç. Konuştuk ya.

-Bu akşamdı, değil mi o? -Evet.

Aa, evet.

Ve bütün hazırlıklar sevgilinden.

Köfte, ekmek artı patlamış mısır.

Evet de nasıl film seyredebiliriz ki? Babanın menüsü.

Sen bir tanesin.

Öpüyorum, gerçekten güzel plan.

İyi ki benim sevgilimsin. Hadi gidelim.

(Doruk) Kara Şimşek.

Kara Şimşek, hadi hazırım, hadi.

Neye?

İnsanın medyum arkadaşı varken hayrını görmesin mi?

Hadi bana da yapsana o bir bakıp her şeyi anlama şeyinden. Hadi.

Çek röntgenimi, hadi.

Önlüğün yırtılmış.

Bu mu? O şey ya, cinnet reise turnike yaptım da önemli bir şey değil. Hadi.

Cinnet reis?

Gidip tıbbi bir malzeme alabilirsin.

Alışkanlık işte, boş ver, hadi.

Gidip yeni önlük isteyebilirsin.

Bilmiyorum ki önlüklerin yerini. Boş ver, bulurum ben onları. Tamam, hadi.

O zaman git bul.

Herkes başının çaresine bakmalı bu hayatta.

Tek başına.

Kara Şimşek.

Bir onluk çalışır, ne diyorsun? Çekinme ya, hadi.

Hah, evet. Başlıyoruz.

Sen orduyu bırakmadın, değil mi?

Ordu seni bıraktı.

Geldiğinden beri herkesle dalga geçiyorsun, gülüp eğleniyorsun.

Ama duruşun hiç öyle söylemiyor.

Nedendir bilmiyorum ama...

...acı çekiyorsun.

Daha iyi numara yapmalısın.

(Müzik)

(Ferda şarkı mırıldanıyor)

Öyle yoksul kliniklerde çalıştım ki...

...sizin hastane resmen saray. İnsanlar yiyecek yemek bulamıyorlar.

İşte bu tarifi de onlardan öğrendim.

Elinde ne varsa her şeyi karıştırıyorsun, fırına veriyorsun.

Ama tabii ki özel bir tarifim var. Çok değişik bir sos hazırlıyorum, bak.

Oh! Mis gibi kokuyor.

-Bak, gel bir tadına bak. -Cidden mi?

Gerçekten bu kadar neşeli misin Ferda?

Niye olmayayım ki?

Ben hiç neşeli değilim.

Ben baban için çok korkuyorum Ferda.

Babam için değil...

...bebek için korkuyorsun.

Pardon?

Belizciğim, biz seninle şu kadarcıktan beri tanışıyoruz.

Babana duyduğun öfkeden değil, korktuğun için bebeği istemiyorsun.

Ya bakamazsan, ya iyi bir anne olamazsan...

...ya bu yüzden Ferman senden uzaklaşırsa.

Öyle değil mi?

Ama korkma. Korkmana hiç gerek yok.

Bizimkiler de beceremedi iyi anne baba olmayı.

Ama bana bak, gayet iyiyim. Yani korkmana gerek yok bence.

Bu mu senin iyi hâlin Ferda?

(Duygusal müzik)

Bence bir daha düşün.

(Duygusal müzik...)

(...)

(...)

Ali?

Ne yapıyorsun burada?

Dertlerimle tek başıma mücadele ediyorum.

Ferman Hoca’m öyle söyledi.

Olmaz Nazlı, yalnız kalmam lazım.

Tamam, birlikte yalnız kalalım.

-Nasıl olacak o iş? -Ben hiç konuşmam.

Söz.

(Duygusal müzik...)

(...)

(...)

(Duygusal müzik...)

(...)

Çok özlemişim seni.

Ben de.

Ne zamandır yalnız kalamadık değil mi biz?

Evet, çok oldu.

Değil mi?

Hiç iyi bir sevgili değilim ben.

Ali şimdi konuşamasak olur mu?

Ama...

...hiç ilgilenemedim seninle.

Kızmak için fazla mutluyum şu an.

-Ama-- -Hişt!

Peki tamam.

(Televizyonda maç yayını var)

Evet, köfteler de geldi.

İşte bu, ellerine sağlık.

-Aşkım afiyet olsun. -Bütün gün bu anı bekledim.

O zaman...

(Telefon çalıyor)

-Tabii ki. -Kusura bakma aşkım.

Problem değil.

Alo.

Deniz ben ne anlarım dilekçe yazmaktan?

(Açelya) Canım maç başlıyor!

Tamam söyle, Burhan Bey yazsın.

Tamam. Halledince haber ver bana. Hadi iyi geceler.

-Aşkım tamam hallettim. -Soğuyor ama ya.

-Kusura bakma ya. -Tamam sorun değil.

Aşkım mail atacaktım unuttum ya. Vallahi insanlar bekliyor.

-Hemen şunu da atayım tamam mı? -At tabii at da.

Tamam bir dakika, bir dakika.

Tamam hallettim, bitti.

-Tamam mı? -Tamam.

-Tamam. -Tamam, kesin bu sefer.

(Telefon çalıyor)

Demir bana hafakanlar basıyor bir şey yap.

Aşkım bu son, söz.

-Tamam, bir şey yap. -Tamam.

Alo Burhan Bey, buyurun.

Evet Deniz arayacak sizi bütün detayları anlatacak.

Evet yarın da dokümanları toplayıp yolluyoruz.

Ben onay verdim evet. Tamam iyi akşamlar.

Kapatıyorum. Şu an telefonu da kapatıyorum.

-Tamamen seninim. -Oley! O zaman parti başlasın mı?

-Başlasın. -Tamam, geliyorum ben hemen.

(Demir) Tamam.

-Yardım lazım mı? -Hayır, hayır.

Sen hiçbir yere kıpırdamıyorsun ben geliyorum. Tamam mı?

(Neşeli müzik)

(...)

Sürpri...

Uf!

(Neşeli müzik...)

(...)

(...)

(Duygusal müzik)

(Ali) Adil Hoca'm!

(Yaşam destek cihazı çalışıyor)

Adil Hoca'm, bugün nasılsınız?

Hocam?

Ali Bey, geldiler.

Eyvah, bebek.

(Yaşam destek cihazı çalışıyor)

(Duygusal müzik...)

(...)

Yaklaşın lütfen çekinmeyin. Merak ettiniz, normal tabii.

Hım, ee...

Yok, merak falan etmedim.

Hastaneyi inceliyorum benimkisi sadece gözlem.

Bu arada ben Selvi. Babanızın...

...kız arkadaşıyım.

Aa?

-Öyle mi? -Evet.

Hım.

O zaman ben sizi rahatsız etmeyeyim.

Buyurun baş başa kalın.

(Yaşam destek cihazı uyarı veriyor)

Adil!

Hocam, Adil Hoca'nın basıncı artmış. Dren tıkanmış.

-Haluk Bey'e haber ver hemen. Hemen! -Tamam, tamam.

(Telefon çalıyor)

Alo, Sosyal Hizmetler mi?

Tamam, tamam ben hemen buluyorum Ferman Hoca'yı.

Haluk Hoca orada mı? Tamam, hemen Adil Hoca'ya koşsun, hemen!

Ferman Hoca durumu ayrıntılı açıklayacak size ama bilmeniz gereken bir şey var.

Böbreğinizi oğlunuza takamadık.

Nasıl?

-Bize nakil oldu dediler? -Evet çünkü yeni bir böbrek bulduk.

Ne ara buldunuz? Yani nereden buldunuz?

Denk geldi diyelim.

Donör kim peki? En azından bir teşekkür etseydik.

Doğru söylüyorsunuz ama kendisi kimliği açıklansın istemiyor.

Ne iyi insanlar var. İyisin değil mi oğlum?

-Bomba gibiyim. -Aferin benim oğluma.

(Rabia) Daha iyi olacaksın. Aslan oğlum benim.

(Rabia) Her şey daha iyi olacak tamam mı?

-Seni seviyorum. -Ben de seni çok seviyorum.

Tamam, hemen yolluyorum.

Ferman Hoca nerede? Böbrek hastalarını kontrole gelecekti.

-Senin haberin yok mu? -Neden?

-Ali'den? -Ne oldu ki Ali'ye?

Bir yere kıpırdamıyorum. Buradayım, kıpırdamıyorum.

-(Nazlı) Ali lütfen. -Hayır, hayır olmaz.

Hayır hiçbir yere gitmeyeceğim. Bebek burada kalacak

Bebek benim yanımda kalacak.

-(Nazlı) Ali, Ali lütfen. -Hayır, hayır buradayım.

Ali Bey lütfen, polisi aramak zorunda bırakmayın bizi.

Hayır, götüremezsiniz.

Bebek benim yanımda kalacak tamam mı? Götüremezsiniz kıpırdamıyorum, buradayım.

Tamam. Ali, Ali bak başka bir yol bulabiliriz, böyle olmaz.

Başka yol yok.

Bebek burada kalacak başka yol yok. Burada kalacak benimle kalacak.

Lütfen bırakır mısınız? Ali Bey bırakır mısınız?

Dokunmayın ne yapıyorsunuz?

Dokunmayın. Dokundurtmaz, lütfen.

Tamam. Tamam tamam.

Çekil, çekil, çekil! Ne oluyor burada?

Ali? Ali ne oluyor?

-Ali, Ali kalk. -Hayır, hayır hayır.

İzin verirseniz işimizi yapmaya çalışıyoruz.

Hanımefendi bunu daha önce konuşmuştuk, bebeğin sağlığı yerinde değil.

İkinci bir görüş aldık. Bebeğin sağlığı gayet yerinde.

(Kadın) Her şeyin bir yolu yordamı var Doktor Bey.

(Kadın) Bu kadar istiyorsanız, koruyucu aile başvurusunda bulunun.

Hayır, hayır, hayır.

-Ali çekil oradan. -Hayır çekilirsem...

...bebeği götürürler, bebeği götürmesinler.

Ali, Ali!

Ali kötü niyetli değiller. İşlerini yapmaya çalışıyorlar durum bu.

Bebeği biz sahiplenmezsek, başkası sahiplenir.

-Veda et bebeğe. -Ferman Hoca'm söz verdim.

Bebeğe söz verdim.

Abisi olacaktım.

Aynı sizin bana yaptığınız gibi ben de ona abilik yapacaktım.

Hayır, ilk kez abi olacaktım.

Olmaz.

Ali...

...Adil Hoca'nın durumu kötüleşti.

(Ferman) İntrakranial basınç yükselmiş durumda.

Yanında olmamız gerek.

Hadi kalk.

Ali!

(Hareketli müzik)

Çıktı yine 30'lara.

Müdahale etmemizin bir anlamı yok Tanju.

Böyle daha fazla dayanamaz.

Ne yapacağız?

-Ne yapacağız Tanju Hoca'm? -Yani artık ilacı, dreni geçtik.

-Ameliyattan başka çaresi yok. -O da olmuyor.

-Yeter ya ben kızıyla konuşacağım artık. -Selvi! Dur.

-Bir de sen karıştırma ortalığı. -Ama ölüyor.

-Gözümün önünde ölüyor. -Tamam lütfen.

Yani ben de...

Beraber konuşalım.

-Haluk sen-- -Ben de son kez tomografi çekeceğim.

(Duygusal müzik...)

(...)

(...)

(Duygusal müzik)

Sen de gidiyorsun öyle mi?

Sevdiğim herkes bir bir gidiyor.

Sen gitmesen olmaz mıydı?

Çok üzgünüm Ali Bey ama yasalar böyle.

-İyi bakacak mısınız ona? -Hiç aklınız kalmasın.

Onu çok sevecek bir ailesi olacak.

-İstediğim zaman görebilir miyim onu? -Beni arayın, ben size yardım edeceğim.

(Duygusal müzik)

Özür dilerim.

(Duygusal müzik)

Ferman!

Sakın bir şey söyleme.

Ben seni nasıl affedeceğim ha?

Bilmiyorum.

(Araba çalışıyor)

(Duygusal müzik)

Gitti.

Tek tanıdığı insanlar bizdik bu hayatta.

Biz de sahip çıkamadık.

Yapayalnız kaldı artık.

Yapayalnız.

Yapayalnız.

Yapayalnız?

Yapayalnız!

Adil Hoca'm yapayalnız.

(Nazlı) Ne Adil Hoca'sı? Ali yine ne geldi aklına?

Nasıl da değişmemişsin.

İnsan çoluk çocuğu terk edince yaşlanmıyor tabii.

(Duygusal müzik)

Sakalların o kadar beyazlamamış.

Ellerin de kırışmamış.

(Duygusal müzik)

Bir yara vardı avucunda.

Ben beş yaşındayken salıncakta sallanıyordum...

...tam düşerken havada yakalamıştın beni.

Beni kurtarmıştın ama eline çivi girmişti.

Beni sildiğin gibi sildirdin mi o izi de?

Bakayım.

(Duygusal müzik)

Bilinç kapalıyken konuşulanları duyar bazen hastalar.

Beni duyuyorsan elimi sık. Duyuyor musun beni?

Çünkü bu söyleyeceklerimi duymayı hiç hak etmiyorsun.

(Ferda) Duyuyor musun?

İyi.

Çok iyi.

Seni çok özledim.

Çok özledim seni.

Seni düşünmediğim bir günüm bile olmadı.

Niye gitmemize izin verdin acaba? Niye peşimizden gelmedin?

Bir kere bile aramadın beni ya.

İnsan evladını unutur mu? Sen unuttun.

Unuttun. Unuttun beni.

Ve gittin kendine yeni bir evlat buldun.

Onu benden daha mı çok sevdin?

O benden daha mı iyiydi?

Seni çok özledim.

Çok özledim seni.

Annemin cenazesine bile gelmedin.

Bir kere bile aramadın.

O gün ben orada ikinizi de gömdüm. Seni de gömdüm, annemi de gömdüm.

Ya da öyle olduğunu sanıyordum.

Baksana buraya kadar geldim.

Demek ki hâlâ gözüne girmeye çalışıyorum.

(Duygusal müzik)

Ameliyat olmayı istememişsin.

Ben de onay vermiyorum.

Ama yine de...

...umarım iyileşirsin.

Bol şanslar.

Hoşça kal baba.

(Duygusal müzik...)

(...)

(...)

Ne oluyoruz?

Hiçbir yere gidemezsin Adil Hoca'mın kızı, bırakmıyoruz.

Bak bu insanların hepsi onu seven, ona minnet duyan...

...ona hayran olan insanlar. Ama sadece buradakiler.

(Ali) Dışarıda kim bilir kaç kişi var.

Hepimiz buradayız.

Çünkü Adil Hoca'm yalnız değil.

(Duygusal müzik)

Hiçbirimiz değiliz aslında. Sen de değilsin Adil Hoca'mın kızı.

Korkuyorsun biliyorum.

Çok acı çekmişsin, tamam.

Ama korkma Adil Hoca'mın kızı. Biz senin yanındayız.

Biz senin ailen oluruz, eğer sen istersen.

Gitme kal.

Yapalım ameliyatı. Kurtaralım Adil Hoca'mı.

(Duygusal müzik...)

(...)

Kabul ediyorum.

(Duygusal müzik)

Ama bir şartla.

Tamam. Nedir, nedir?

Ameliyatı ben yapacağım.

(Duygusal müzik…)

(...)

(Ferman) Nasıl gidiyor?

Malum, baş operatörsünüz.

Tümör taş gibi çok sert.

Hepsini teker teker alacağız, merak etme.

-(Ferman) Evet, ne kadar oldu? -(Selvi) Üç saat hocam.

(Ferman) İkinci ekibe haber verin, devralsınlar.

-Yorulduysan geçeyim? -Yok, gayet iyiyim.

(Yaşam destek cihazı uyarı veriyor)

(Selvi) Tansiyon düşüyor, 70'e 50!

-Ne oluyor? -(Haluk) Çöküyor.

Satürasyon 60, kardiyak arreste girdi.

Ali, kardiyak masaja başla çabuk!

(Yaşam destek cihazı uyarı veriyor)

Ventriküler fibrilasyon.

(Ferman) Öyle olmayacak. Şok cihazını ver, ver, ver!

200 çek, yükle! Ali çekil!

Üç, iki, bir, çak!

-Evet nedir? -Hâlâ VF’de hocam.

Bir daha! Üç, iki, bir, çak!

-(Ferman) Evet nedir? -(Selvi) Düz çizgi!

Adil, ne olur geri gel!

Neden dönmüyor?

Bakacağım. Filmi gönder çabuk filmi gönder.

(Yaşam destek cihazı uyarı veriyor)

(Dijital sesler)

Medulla! Medullaya baskı yapıyor!

Ödem oluştu. Ödemin geçmesi lazım.

250 miligram kortizon, çabuk!

(Ferman) Yükleyin hadi! Hadi hocam hadi, hadi, hadi!

(Yaşam destek cihazı uyarı veriyor)

Hadi hocam, hadi!

(Gerilim müziği)

Düzeliyor.

Sinüs ritmi, tansiyon 70'e 50

-Ödem dağıldı. -Gevşemek yok.

Daha bundan çok olacak. Devam.

Tamam, tamamdır. Biz devralıyoruz.

Hocam, dışarıdayız.

Medullayı azıcık çizdik, ona göre hareket edin.

(Yaşam destek cihazı sesi)

(Tanju) Hadi arkadaşlar, kolay gelsin.

(Gerilim müziği)

Resmen altı saattir uğraşıyorlar ya.

(Yaşam destek cihazı sesi)

Bir sürü parça çıkardık, hâlâ var içeride. Temizle şunu.

Hocam, ben bu kadar büyüğünü daha önce görmedim.

Ne yalan söyleyeyim ben de.

Çok dikkatli olmamız lazım. Arterlere çok yakınız.

(Yaşam destek cihazı uyarı veriyor)

Hocam!

-Hematom var. -Kahretsin, hiçbir şey göremiyorum!

(Tanju) Nazlı, bir vakumla. Gel şuraya.

Yetişmiyor. Hocam, yakmamız lazım.

(Tanju) Yakacağız da bir şey göremiyorum ki.

-Hocam ne yapacağız? -Hipotansif anestezi.

-Aynen. Tansiyonu düşürün. -Hemen.

Dolaşımı yavaşlatıp, kanayan damarı bulacağız.

-Çabuk! -Tamamdır hocam.

(Gerilim müziği)

-Şurada! -Evet, gördüm.

Gel, vakumla şurayı.

(Tanju) Yakıyorum.

Yaktım.

Durdu.

Umarım önemli bir yer yakmamışızdır.

-Umarım. -Hadi devam ediyoruz, hadi.

(Duygusal müzik)

Abi, ben izlerken yoruldum ya.

Kaç saat oldu?

Bilmem, ben bıraktım saymayı.

(Gerilim müziği...)

(...)

Kaldı mı başka, görüyor musunuz?

Evet şurada, şurada küçük bir tane var.

(Ferda) Tamam, hemen alıyorum.

Onu da sen almak ister misin?

(Yaşam destek cihazı sesi)

İsterim tabii.

(Yaşam destek cihazı sesi)

Hadi gel.

(Yaşam destek cihazı sesi)

Yavaş ve kesin hareket ediyorsun.

Böyle kolunun bir uzantısıymış gibi düşün.

Biliyorum, Adil Hoca'm kullandırmıştı.

Kullandırmıştır tabii oğluna.

(Gerilim müziği)

Evet, evet buldum.

(Ali) Yakalıyorum.

(Gerilim müziği)

(Ali) Alıyorum.

Aldım, bitti!

(Ali) Bitti.

(Yaşam destek cihazı sesi)

Budur.

(Yaşam destek cihazı sesi)

(Ferman gülüyor)

(Ferman) Bravo!

Bravo!

(Duygusal müzik)

Odaya alalım, uyandıralım. Bakalım ne durumdayız?

Bence gayet iyi durumda. İyi olacak Adil Hoca'm.

Ali hemen umutlanma.

Hepimizi riskleri biliyoruz, tamam mı?

Ama bitti.

(Ferman) Bitti!

(Tanju) Bravo arkadaşlar, bravo!

(Tanju) Hadi.

Bence de iyi olacak.

(Duygusal müzik)

(Gerilim müziği)

Sultanım, benim sana bir şey vermem lazım.

Yemek, ne yemeği?

Yemek, hem de nerede yemek bir sor.

Neredeymiş?

Demir bir otele gidip duruyor ya hani...

...biz önünden geçiyoruz. -Evet.

-İşte orada. -Bir dakika!

Orası bayağı pahalı bir otel yani.

Böbreğimizi falan bırakmayalım şimdi oraya.

Yo, hiçbir şeyimizi de bırakmayız.

(Gülin) Ben önümüzdeki sene...

...ne kadar kazanacağım, sen biliyor musun?

(Güneş) Bilmiyorum. Ne kadar?

Ay, utanıyorum biraz ama...

...dayanamayacağım, söyleyeceğim.

-Söyle, kulağıma söyle. -Söyleyeyim.

Çüş! Bütün departmanın bütçesi değil, değil mi?

Hayır, sadece benim. Çok heyecanlıyım!

(Güneş) Vay!

(Gülin) Tabii çok çalışmam gerekecek.

(Gülin) O kadar görüşemeyeceğiz eskisi gibi ama...

...Güneş, hayatımız değişecek.

Yani aslında senin hayatın değişecek.

Benimkisi aynı tas aynı hamam.

Ne değişecek ki?

Aa, aşk olsun! Senin, benim mi var?

-İnanılmaz değil mi? -Yani.

Daha az da görüşüyor olacağız, ne bileyim.

Ya evet.

Aman hallederiz bir şekilde, değil mi?

Hem sana söz veriyorum, burada da durmayacağım.

Gidebildiğim yere kadar gideceğim, çok çalışacağım.

Bir bakarsın günün birinde...

...hukuk departmanının başına geçmişim.

Ya da şey, kendi şirketimi kurmuşum.

Beliz Hanım gibi olmuşum, düşünsene.

Gurur duymaz mısın benimle?

Aa, sen bir şey verecektin bana!

-Evet. -Ne vereceksin?

-Kapat gözünü. -Tamam, kapattım.

Buydu, öpücük verecektim.

Tekrar tebrik ederim sultanım.

Ya!

Çok teşekkür ederim.

Hadi gel, kutlayalım bunu. Ne yiyelim?

Çok güzel bir şey yiyelim şöyle.

-(Gülin) Güneş hadi! -Geldim, geldim.

(Gerilim müziği)

Özür dilerim.

Çok yorulmuştum gerçekten.

Ben sana, iki işe birden yetişemezsin dedim.

Ayrıca beni bir paket çikolatayla...

...kandırabileceğini zannediyorsan yanılıyorsun.

En sevdiğinden ama. Hı?

Sevmiyorum artık.

Peki, sorunun kaynağını buldum desem.

Allah Allah ya! Ne olabilir acaba sorunun kaynağı?

Birazcık düşünelim. Ne olabilir, bir anlatsana?

Yeni klinik.

Nasıl, yani nasıl yeni klinik?

Çok yoğun, bin tane hasta var.

Ya insan gibi asistanlık yapsam, yetişirim her şeye.

Ama orada imkânsız.

Benim bir şekilde oradan çıkmam lazım.

Senin bir şekilde oradan çıkman lazım.

Onu da ben halledeceğim, değil mi?

-Sen öyle mi düşündün? -Açi bak, aşkım...

...biliyorum haklısın.

Yaptığımın delilik olduğunun farkındayım.

Ama babam için yani elimden başka bir şey gelmiyor ki.

-İyi, tamam. -Ya!

Tamam ama sadece entrika, plan, program sevdiğim için.

-Seninle hiçbir alakası yok. -Sen bir tanesin, bir tanesin!

Tamam, çekil! Çikolatamı yiyeceğim.

Bak var ya sana o çikolatan kamyonla alacağım.

Yığacağım ya üstüne, hepsini yersin.

Seviyorum, çok güzel.

-Teşekkür ederim -(Açelya) Çok güzel.

-Bana da versene. -Hayır, çek elini!

Sen niye hâlâ buradasın?

Doktorluk yeteneklerimi geliştirmeye...

...çalışıyorum diyeceğim de...

...daha ne kadar geliştirebilirsem artık?

Hiç lafı kaynatma.

Geldiğinden beri işin biter bitmez kaçıyorsun.

Şu an neden buradasın, söyle bakayım?

Yakalandım memur bey, çok haklısınız.

Gerçekleri söyleyeceğim.

Polikliniğe çok güzel kızlar gelmiş.

Onlara bir görüneyim dedim.

Biliyorsun değil mi? Forma falan seviyorlar.

Adil Hoca'yla hiç alakası yok yani?

Yok canım, ne alakası var yani?

Merak etmiyorsun sonucu?

Umurunda da değil hiç?

Merak ettim tabii de.

Bir şey soracağım.

Sen yoksa...

...o kadar taş kalpli değil misin?

Kızım, dokuz saat ameliyat yaptık orada yani.

-Profesyonel merak bu yani. -Ha.

-Evet, tabii o. -Tabii.

Şey işte, hasta, doktor şeyi.

-Evet. -Ee, herhâlde.

Hişt!

Yufka yürekli.

Sakın bana öyle şeyler söyleme, çok pişman ederim.

Yumuşak kalpli prens.

Ben şimdi gidiyorum, sonucu öğreneceğim.

Gelip hemen sana söylerim.

Merak etme, ne olur bak merak etme.

-Ne merak edeceğim ya? -Merak etme.

-Yok, etmiyorum ya. -Yok.

Biliyordum ben zaten!

Naziko, duydun mu?

(Yaşam destek cihazı sesi)

Ne diyorsunuz?

Artık uyandırmamız lazım.

Bütün vücudu sağlam uyansın, başka bir şey istemiyorum.

(Yaşam destek cihazı sesi)

Allah'ım sen yardım et.

Hazır mıyız?

(Yaşam destek cihazı sesi)

Bakın, panik etmeyelim.

Ameliyatı istememişti. Aksi olabilir.

O yüzden sakin olmamız lazım.

Anlaştık mı? Herkes beni duydu mu?

(Yaşam destek cihazı sesi)

Ver.

(Gerilim müziği)

Adil Hoca.

Adil Hoca.

(Tanju) Hadi uyan, biz buradayız, hadi gel.

Adil Hoca!

Adil Hoca, hadi uyan.

(Adil inledi)

(Gerilim müziği)

-Göz bebekleri tepki veriyor. -(Selvi) Çok şükür!

Adil Hoca uyandı, Adil Hoca uyandı! Gözünü açtı!

-Ali sakin, Ali sakin! Ali tamam! -Uyandı!

-Açtı! -(Ferman) Sakin.

Hocam, konuşur musunuz bizimle lütfen?

(Ferman) Adil Hoca'm, konuşun bizimle.

(Duygusal müzik)

(Adil) Hâlâ...

Adil Hoca'm.

(Yaşam destek cihazı sesi)

Hâlâ...

...bir sorunumuz var.

Ne, ne hocam?

Sorun ne söyleyin?

Hepimiz buradayız, söyleyin hocam.

(Yaşam destek cihazı sesi)

Halüsinasyon görüyorum yine.

(Gerilim müziği)

Halüsinasyon değil hocam o.

Kızınız gerçekten burada.

(Gerilim müziği)

Kızım.

Buradayım.

Geldin mi?

(Ali boğazını temizledi)

(Ali boğazını temizledi)

(Yaşam destek cihazı sesi)

-(Nazlı) Ali! -Nazlı, Adil Hoca'm iyi!

Adil Hoca'm kurtuldu.

-Abla! -(Selvi) Canım benim, çok şükür.

Ayrıntılı bir tetkik yapacağız.

Ama yine de uyandı çok şükür.

Ben, Haluk Bey'e haber vereyim. Bir de o muayene etsin.

-Sen de daha iyisin, değil mi? -(Selvi) Çok daha iyiyim.

(Gülin) Doğru söyle, tamamen iyileşti mi?

Çok şükür! Adil Hocasız hastane mi olur ya?

-(Gülin) Evet. -Gel, buradalar gel!

-Ayılmış diyorlar, doğru mu? -(Selvi) Evet, ayıldı!

-Çok güzel bir şey bu, çok güzel. -Yaşasın!

Her şey çok güzel olacak!

-Çok sevindim. -Ben de öyle.

-Gözümüz aydın. -Ali gel, biz de sarılalım hadi.

-Aa! Olmaz! -(Güneş) Niye olmasın ya?

İçimden geldi. Ben sana sarılmak istiyorum.

Yabancı mıyım yani? Sevincimizi birlikte yaşayalım.

Sevincim ve otizm, bunlar ayrı şeyler, tamam mı?

-(Ali) Sarılmak yok. -Tamam.

Farklı şeylerse, gel sarılayım ben sana.

-Aa, olmaz! -Ya Güneş!

Sarılmak istiyorum ona, içimden geldi.

-Bir kere sarılayım. -Lütfen!

-Gel, bana sarıl, boş ver. -Nazlı'ya sarılırım.

Adil Hoca'm ayıldı.

Tabii, tabii! Hop!

Geldin, öyle mi?

Hadi...

...yaklaş.

Yaklaş yanıma biraz hadi.

Seni affetmedim.

Sadece ölmene izin vermedim.

Tamam.

Affetme, haklısın.

Ama bir kerecik...

...bir kere...

...yaklaş da elini tutayım.

Yaklaş.

Kızım.

(Gerilim müziği)

(Nefes veriyor)

(Nefes veriyor)

Ne oldu?

Oh be, sessizlik.

(Hareketli müzik...)

(...)

(...)

Ne yapıyorsun sen burada?

-Hocam, kızdınız mı? -Kızdım, kalk!

Geç karşıma, gel!

Ne dedim ben sana?

-Ne dediniz? -Kendi ayaklarının üstünde...

...tek başına duracaksın bundan sonra, demedim mi?

-Dediniz. -Peki, sen ne yaptın?

-Ben ne yaptım? -Ne yaptın bugün Ferda'yla?

Herkesi toplayıp, karşısında durdum.

Müthiş bir şey yaptın.

Hocam yemin ederim isteyerek...

Müthiş bir şey mi yaptım?

Kimse yapamazdı bunu senden başka.

Bizim aklımıza bile gelmezdi.

Ferda'ya gel, ailen olalım demek...

...müthiş hareket.

-Neden hocam? -Gurur, öfke, inat.

Saçma sapan şeyler.

Sırf bu sebeplerden, Adil Hoca'yı kaybedebilirdik.

Biliyorsun, değil mi?

Böyle böyle tükeniyoruz Ali.

Hastalıktan değil...

...yalnızlıktan.

Hocam, sanırım bana güzel bir şeyler söylüyorsunuz...

...ama ben anlamıyorum.

Tükenmiyoruz ki. İnsan, dünyadaki en baskın varlık.

Sayıca değil Ali, içeriden tükeniyoruz.

Sana ne söylediysem geri alıyorum...

...biliyor musun hepsini.

Sen herkes gibi falan değilsin.

Olma da zaten.

Hatta biz senin gibi olalım.

Hepimiz senin gibi olmaya çalışalım.

Hatta başlıyorum bile.

Ferman Hoca'm?

(Duygusal müzik)

Gelmiyor musun?

Hadi.

(Duygusal müzik)

Hiç fena değil.

Rahatlatıyor bayağı.

(Duygusal müzik...)

(...)

(Nazlı) Hocam koşun!

-Ne oldu? -Adil Hoca!

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Hatice Başpınar - Büşra M. Koçak...

...Nuray Ünal - Özgür Deniz Türk - Gülay Yılmaz

Editör: Dolunay Ünal

(Jenerik müziği...)

(...)

(...)

(Jenerik müziği...)

(...)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.