All language subtitles for Mucize.Doktor.S02.E02 [30. Bפlבm]

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali Download
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German Download
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew Download
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Jenerik müziği...)

(...)

(...)

Şu an benim için bu dünyadaki en önemli şey…

…hatta tek önemli şey bu bebek.

(Bebek ağlıyor)

(Tanju dış ses) Hemen 10 miligram epinefrinle adrenalin çabuk, çabuk!

(Tanju dış ses) Hadi Kıvılcım!

Hadi Kıvılcım! Hadi Kıvılcım!

(Tıbbi cihazlar ikaz veriyor)

(Tanju dış ses) Açık kardiyaka geçiyoruz.

10 numara bisturi ver. Ver! Retraktörü hazırla.

Hadi Kıvılcım, gitme!

(Tıbbi cihazlar ikaz veriyor)

(Tanju dış ses) Yapma!

(Saat alarmı çalıyor) (Tıbbi cihazlar ikaz veriyor)

(Saat alarmı çalıyor)

(Takırtılar)

(Çatal, bıçak sesleri)

(Müzik...)

(...)

Günaydın.

Günaydın.

Ali Bey, kahvaltınız.

İkimizin bu kadar şeyi yiyip bitiremeyeceği ortada.

Beni mutlu etmek için yaptın, anladım. Teşekkür ederim.

Ama tostumu yemeyi tercih ederdim.

Anladım.

Tam istediğin gibi pişirildi.

(Müzik)

-Teşekkür ederim. -Afiyet olsun.

(Müzik)

Bu senin okumayı en çok sevdiğin tıp dergilerin.

Bu eve nasıl gelmiş acaba?

Okumak hiç içimden gelmiyor.

Peki.

O zaman bu da burada dursun.

Tam 5 bin parça!

Hem de görseli insan anatomisi.

Ali, benim burnumda bir şey mi var?

(Çığlık atıyor) Palyaço! Palyaço!

Palyaçolardan çok korkarım!

Dur, tamam. Yok. Bak hop, gitti.

(Kadın çığlık attı)

(Kadın) Kafama ne attınız böyle? Terbiyesizler! Bu ne?

Bir şey oldu. Birinin kafasına geldi. Ben bakamayacağım.

(Kadın) Bu ne terbiyesizlik! Ne attınız kafama böyle ha?

Saklan, saklan! Geliyor!

Sizde hiç utanma yok mu?

Bu attığınız kırmızı şey ne?

Bakın, bakın kafama ne atmış! Utanmazlar sizi.

Dur, gülme. Daha da sinirlenecek.

Ama çok, çok komik.

Sonunda çıldırttınız beni. Utanmıyor musunuz?

Çok komik!

Ya da gül.

Güldün ya…

(Kadın bağırmaya devam ediyor)

Sen hep gül.

(Kadın) Ben size çıldırtmayı soracağım.

Nazlı bazen düşünüyorum da…

…senden önce nasıl yaşamışım ben.

(Duygusal müzik)

(Adil dış ses) Ben bir çocuk tanıdım, hayatım değişti.

(Adil dış ses) Evlat kan demek değil…

…evlat o küçük savunmasız canlıyı, canından çok sevmek demek.

(Adil dış ses) Benim yıllar sonra hiç ummadığım bir anda bir evladım oldu.

(Adil dış ses) Ailesini kaybetmiş, dünyanın en yalnız adamı…

…o çocuk, artık burada bir aile sahibi oldu.

(Adil dış ses) Güzel olan ne varsa unuttuğu…

…hepsini onunla bir bir geri buldu. O yüzden sözünü tutacak işte.

(Adil dış ses) Ben Adil Erinç...

...Ali Vefa belirlediğim süre içinde bir hata yaparsa…

…başhekimlikten istifa edeceğim demiştim...

...istifa mektubum ektedir.

(Adil dış ses) Bu hastane benim evimdi. Bırakmak kalbimi çok kırıyor.

(Adil dış ses) Ancak kararım kesin.

(Adil dış ses) Kim ne derse desin cevabım aynı.

(Adil dış ses) Ali’yi bulduğum ilk günden beri…

…benim yolum o çocuğun yoludur.

(Çocuk ağlıyor)

Kızım?

Sen kayıp mı oldun?

Sen neden ağlıyorsun?

Kızım senin annen baban nerede?

Evet. İşte kendimizi hep böyle kuvvetli tutacağız.

Kendimizi kuvvetli tutacağız.

Her zaman umudumuz olacak ki güzel şeyler olacak.

Güzel şeyler olacak.

Evet. Bak hava ne kadar güzel. Oh, mis. Güneşli.

Şimdi güzelce işimize gideceğiz…

Hava mis, oh! Çok…

(Gerilim müziği)

Niye devam etmiyorsun?

Bu ne? Bu nasıl bir şey? Senin evini nereden biliyorlar?

Tamam. Ali, sen görme!

Bak ben bunu şikâyet edeceğim tamam mı?

Akşam geldiğinde söz veriyorum burada olmayacak, sildireceğim.

Ali sen katil değilsin.

Sen bir bebeğin hayatını kurtardın.

Kimsesiz kalan bir bebek…

Şimdi ona ne olacak?

Bizim niye iki tane soyunma odamız var?

Biri giysilerimiz, öbürü de ayakkabı ve çantalarımız için Ferman.

İsraf değil mi?

Yani benim o kadar çantam yok ki. Benim alanımı kullan.

O odayı boşaltalım, yerine belki yatılı bir--

Ben bir bebeğe bakamam Ferman!

-Ben bebek mi dedin? -Bilmem.

-Demedim. -Ne dedin?

Günlerdir yolunu yapıyorsun. Anlamıyor muyum ben?

Yok odayı boşaltalım yerine yatılı bakıcı alalım falan. Ne demek bu?

Sen de kaçıyorsun ama. Konuşmamız gerek.

Benim toplantım var.

Şu an saçmalıyorsun. Beliz!

Beliz durur musun? Bir dur lütfen.

Bir bebeğe bakamam Ferman, niye anlamıyorsun? Hazır değilim.

Kimse hazır değil. Bebek büyüten kimse hazır olmadı bugüne kadar.

İnsan alışıyor, bir şekilde bakılıyor.

Hayatımız değişecek. Sen nasıl bu kadar rahat olabiliyorsun?

Çünkü başından beri bebek istiyorum. Hep istedim biliyorsun.

O küçücük şeyin kimsesi kalmadı.

Bu hayattaki tek akrabası sensin.

O, Kıvılcım’ın bebeği.

Ben ona her baktığımda aklıma Kıvılcım gelecek. Ona söylediğim söz--

(Ferman) Öyle olmayacak.

Öyle olmayacak.

Bir kere gör, ona bir sarıl.

Hayır!

Son sözüm bu, Ferman. Hayır!

(Müzik...)

(...)

Hocam.

Hocam!

İyi misiniz?

Ne var?

-Yardıma falan ihtiyacınız var mı? -Yürü git, istemiyorum bir şey.

-Yürü! -Pardon.

(Dram müziği)

(Ağlıyor)

Doktor! Acele et abi. Doktor yok mu?

Üç numaraya alıyoruz!

Üç numara. Abi acele et. Hadi, hadi.

Getir. Yatağa almamız lazım.

Üç deyince abi.

Bir, iki, üç.

Fatih!

-Nedir durum? -Fatih Alkanlı. 50’li yaşlarda erkek.

Araç dışı trafik kazası. Bilinci yerinde değil.

Kafa ve omurgasında travma var muhtemelen.

Hayatımı kurtardı. Tam otelden çıktık…

…adamın biri manyak gibi yola daldı. Fatih beni çekti ama kendi kaçamadı.

Eşi misiniz?

(Tıbbi cihazlar ikaz veriyor)

Fatih?

Tansiyon 70’e 50, çöküyor!

Fatih, aşkım!

Aspiratör.

Karın sert değil. İç kanama yok.

Kaburga kırık. Cerrahiye haber verin.

Fatih!

Hanımefendi lütfen. Yanından almamız gerekiyor.

Her şeyimsin benim Fatih.

Fatih!

Hadi abi, koş hadi.

(Tanju) Ben de seni sözünün eri biri sanırdım. Sen hâlâ niye istifa etmedin?

Bir sakin ol.

Ayrıca o Beliz’e söyle, Kıvılcım’ın tazminatını çatır çatır ödeyecek.

Bütün para da bebeğe gidecek.

Tanju dinlesene.

Ve Ali’ye gelince! Artık kimseyi kayırmaca kollamaca yok!

O herife tavrınız yüzünden başımıza gelenlerden bıktım.

-Tanju sakin. -Sen ne zaman istifanı vereceksin?

Artık çatır çatır istifa edeceksin, çatır çatır.

Masanda be adam!

Aa! İstifam masanda duruyor.

(Gerilim müziği)

Hadi. Başhekimliğin hayırlı olsun.

Fakat Tanju…

…Ali’ye söyleme olur mu?

Biraz zaman ver ben kendim söylerim.

Şimdi çocuğun canı zaten sıkkın, bir de bununla uğraşmasın olur mu?

Bana bak, sakın bir numara yapmaya kalkma. Sakın.

Numara yapamayacak kadar üzgünüm Tanju.

Üstelik sadece sen değil, hepimiz çok üzgünüz Kıvılcım için.

(Kapıyı çarptı)

(İç çekiyor)

-Günaydın hocam. -Hadi, hadi.

Gir içeriye Ali.

Ali gir içeriye!

Ne bu gevşeklik?

Demir nerede?

Gelmedi. Uyuyor herhâlde.

Trafikte kalmıştır hocam.

Gelir gelmez Tanju Hoca’nızın yanına yollayacaksınız.

Evet. Başlıyoruz, gelin.

Hastamızın adı Fatih Alkanlı. 50 yaşında, erkek.

Araç dışı trafik kazası. Otur, otur.

Evet, nedir?

Doruk?

Kaburgaların cerrahi müdahaleye ihtiyacı yok. Kafatası sağlam.

Ama iki ve üç numaralı vertebralarda kırık var.

Peki, ne yapmamız gerek?

Nazlı?

Kırık vertebralar yerinden oynamamış hocam.

Omurgayı vidayla sabitleyebiliriz.

Olduğu gibi bırakırsak ne olur?

Doruk?

Parapleji, felç kesin.

Solunum sıkıntısı da yaşayabilir. O zaman da selametle.

Yani hastayı kaybederiz hocam.

Aferin.

Nazlı, ayrıntılı tomografi çektiriyorsun. Doruk, hazırlık sende.

Bakalım ameliyatta hastayı nasıl boyuyorsun görelim.

Ben de gidip ameliyathaneyi hazırlayayım.

Ali, hiçbir şey yapmıyorsun, yerine oturuyorsun.

-Doruk hazırlatacak. -Ben ne yapacağım?

Bugün işin dosya. Bunlarla ilgileneceksin.

Ama herkese bir vaka verdiniz, bana?

Çünkü ben öyle istiyorum Ali.

Bugün bir karar verecek pozisyonda değilsin.

Nazlı, Doruk. Vaka sizde. Hadi.

Ferman Hoca’m!

-Bebeğe ne olacak? -O seni ilgilendirmez.

Çok üzgünüm ama katılmıyorum. Gayet de ilgilendirir.

-Anlamadım? -Söylediklerinizde haklıydınız.

Artık kendi ayaklarımın üstünde duran bir adam olacağım.

Olmam lazım.

Bunun için de değer verdiğim şeyleri korumam gerek.

Haksız mıyım?

O yüzden sizden bir cevap talep ediyorum.

Bebeğe ne olacak?

Bebeğin neye ihtiyacı varsa ben karşılayacağım…

…ve sen hiçbir şeye karışmayacaksın…

…çünkü Tanju Hoca’n gözünün yaşına bakmaz.

Anladın mı?

Benden nefret mi ediyorsunuz?

Hayır, etmiyorum Ali.

Ama kabul edelim şu ara favori insanım değilsin.

Niye satıyorsun Demir’i? Hocaya uyuyor denmez.

Ben mi sattım? Sabah gelmeyen o.

Ali’ye de abuk sabuk isimler takıp duruyorsun.

Hangi Ali? Ha Kara Şimşek?

Bana baksana sen.

Ali benim erkek arkadaşım.

Sen de buranın zaptiyesisin galiba?

Doruk, bizimle uğraşma. Senin için kötü olur.

Üsteğmen Doruk Öztürk, Ankara. Emredersiniz komutanım.

Çok komik.

Nazlı, Nazlı. Koş. Gidiyor sizin adam, koş!

Koş!

(Tıbbi cihazlar çalışıyor)

Ne oluyor, ne oluyor?

Tamam, Banu Hanım. Sakin.

Kan basıncı değerleri destek ilaçlarıyla stabil.

Açılın lütfen.

Ayakları yanıyor.

Omurga şoku!

Ameliyata almamız lazım.

Hemen Ferman Hoca ve Adil Hoca’ya haber ver.

-Güneş bir de onam formu. -Tamam.

-Ne oluyor, yani ölüyor mu? -Hayır, hayır. Merak etmeyin.

Ama durumu biraz kritik. Kırıktaki şiş omurgaya baskı yapmış.

Eğer müdahale etmezsek vücut fonksiyonlarını kaybedebilir.

Fatih! Fatih canım!

Hop, hop! Sakın yüklenmeyin. Bir santim bile hareket etmemesi lazım…

…yoksa felç kalabilir.

Aşağıya iniyorlar. Sizinle ameliyathanede buluşacaklar.

Banu Hanım, eşinizin ameliyatını onaylıyor musunuz?

İmzalamanız lazım.

(Gerilim müziği)

Hanımefendi, felç kalmadan müdahale etmemiz gerekiyor.

Evet. Lütfen çabuk.

Yapamam.

Ne demek yapamam?

Fatih benim kocam değil.

(Gerilim müziği)

Abla dostu.

Ben asistanıyım.

Karısı Serpil Alkanlı. Onu arayın.

-Niye beni kaldırmadın? -Ben de geç kaldım görmüyor musun?

Uyusana insan gibi. Ne işin vardı?

Merak ettim Demir. Seni merak ettim. Saat 6’da geldin.

Yok bu işi böyle olmayacak.

Sen ne zaman uyuyacaksın, ne zaman yemek yiyeceksin!

-Halledeceğim. -Halledeceksin? Bak ilk günden patladın.

Açi, babama söz verdim.

Demir, adamın iki işe kalkışacağından haberi yoktu herhâlde değil mi?

Bana bağırma.

Asıl sen bağırma!

Bana bak, bundan sonra yalnızsın. Duydun mu?

(Nefes veriyor)

(Kapı tıklanıyor)

Hocam…

-Hocam çayınız. -Bırak şuraya.

-Afiyet olsun. -Âdem, bir tane de Demir Bey’e getir.

-Yok, rica ederim. -Kes sesini be!

Sen işe kaçta geliyorsun?

(Kapı kapandı)

Saat 12 oğlum. İlkokul mu burası?

Bir daha olmayacak hocam.

Sebebini söyle, sebebini. Bilmem gereken bir şey var mı?

Ne gibi hocam?

Ne gibi, onu sen söyleyeceksin Demir.

Burada bir şey oldu ve benim bilmem gereken bir durum var mı?

Sen her haltı yersin ama geç kalmazsın. Söyle.

-Yok, hocam. -Yok, hocam?

İyi. O zaman git artık çayını yeni klinikte iç.

Bundan sonra uzun süre orada olacaksın.

-Hocam… -Söyle. Bir itirazın mı var?

Bir itirazın mı var?

-Kolay gelsin. -Çık.

(Kapı kapandı)

-Buyurun Doktor Bey. -Bebeğe bakacaktım.

Buraya girmeniz yasak. Tanju Hoca’nın talimatı var.

Bebek iyi ama değil mi? Toparladı değil mi?

Annesi yanında olsaydı daha iyi olurdu.

Sizden bir şey rica edebilir miyim?

Acaba bebeği cama yaklaştırabilir misiniz?

Sebep?

Yeni doğan bebekler en fazla 30 santim mesafedeki şeyleri görebilirler.

Bebek beni görsün istiyorum.

Bu hayatta gördüğü ilk insanım ben.

(Müzik)

Ya sabır!

Tamam.

Teşekkür.

(Müzik)

Merhaba bebek. Ben Ali. İlk doğduğunda tanışmıştık.

Ne haber?

Saçma oldu bu.

Cevap veremezsin ki.

Şey…

Şey diyeceğim…

…ben senin dosyanı gizlice inceleyeceğim.

Senden vazgeçmeyeceğim. Seninle ilgileneceğim.

Küçükken yalnız hissetmeyi iyi bilirim ben.

Ama sen yalnız kalmayacaksın.

Niye biliyor musun?

Abin olacağım ben senin.

Tabii. Benim de bir abim vardı.

İsmi Ahmet.

Tanısan o kadar çok severdin ki.

Benim şu dünyada tanıdığım en şahane insandı.

Bir de Adil Hoca’m var tabii. Şahane.

Bir de Nazlı. Neyse. Abim gibi bir abi olacağım.

Kim ne derse desin, ne olursa olsun senden asla vazgeçmeyeceğim.

Seni hep koruyacağım.

Söz veriyorum.

Ne kadar hata yaparsan yap...

...ben hep seni tutacağım, söz.

(Duygusal müzik)

Bu dünyada...

(Duygusal müzik)

-Nazlı. -Canım.

Serpil Hanım geldi. Omurgası kırılan hastanın işi.

Gerçek eşi yani.

Şurada.

Vakaya gel! Diğer abla da gitmedi, birazdan şenlik çıkar.

Video çekmek ister misin tatlı kız?

-Senin için her şey mi şaka? -Bir seni ciddiye alıyorum işte.

-Öyle mi? -Evet.

İyi, o zaman lafımdan çıkma.

Konuşmayı ben yapacağım. Sen ağzını bile açmayacaksın.

Emredersiniz.

Bu konularda iyiyimdir. Alacağım onamı, geleceğim.

Hımm...

Ee... Geçmiş olsun Serpil Hanım. Doktor Nazlı, Doktor Doruk.

-Merhaba. -Kocam iyi mi? Durumu ne?

Eşiniz iki vertebra kırığı var. Bunlar omurgasında...

...kalıcı hasarlar bırakmış olabilir. O yüzden acilen ameliyata almamız lazım.

Onamı verirseniz.

Ne diyorsunuz? Araba çarpmış demişler.

Nerede olmuş?

Bakalım.

Gebze.

Nasıl Gebze?

Bakırköy'de adliyede olması gerekiyordu.

Duruşması vardı.

Bilmiyorum ama siz...

...onamı yaparsanız sonrasında konuşuruz.

Kaza tam olarak nerede oldu dediniz?

Galiba bir otel çıkışında.

Otel çıkışında.

Otelde ne işi varmış?

-Serpil Hanım, eşinizin durumu çok-- -Kocamı buraya kim getirdi? Yalnız mıydı?

-Bilmiyorum ama acilen ama-- -Doktor Hanım, çok basit bir soru!

Eşim buraya yalnız mı geldi? Evet ya da hayır.

Tebrikler.

İyi aldın onamı. Bu işte bayağı iyiymişsin. Bravo.

Evet, son sözü adli tıp raporu söyleyecek tabii ama ben bu çocuğu tanıyorum.

Hayır, sen beni dinle avukat.

Eğer Kıvılcım'ın yaşama ihtimali olsaydı Ali bu hamleyi yapmazdı.

Hayır, onun hapse atılmasına izin vermeyeceğim. Vermem!

(Müzik)

Yine mi sen?

Buraya gel kızım gel, gel.

Sen aileni mi arıyorsun? Annenle babanı mı arıyorsun?

Gel, birlikte bu--

Yavrum?

(Gerilim müziği)

Alo?

Benim, benim.

Koridorda bir çocuk dolaşıyor. Şuna bir baksanıza.

Elinde bir oyuncak var. Gözünde maske var.

Annesini, babasını arıyor olmasın? Hadi.

Bulun da ailesine verin yavrum, hadi.

Off...

(Gerilim müziği...)

(...)

Hoş geldiniz Serpil Hanım.

Çok üzgünüm. Çok geçmiş olsun.

Sağ ol canım.

Sizin bugün duruşmanız yok muydu?

Fatih Bey ertelememi istedi.

Banu, Fatih'in asistanıdır. Çok da iyidir. Hakkını ödeyemeyiz.

Ben de çok iyiliğinizi gördüm.

Kibarlık yapmana gerek yok canım. Seni biliyoruz.

Geçen sene Paris'te bir fuar vardı, ben gidemedim. Banu gitti mesela.

Sağ olsun ailemiz için elinden gelen her şeyi yapar.

Elimden geleni yapıyorum.

-Otelde de yaptın mı elinden geleni? -Efendim?

Seni yılan (***)!

-Hop hop hop, hanımlar sakin! -Bırakın!

-(Nazlı) Hastane burası! -Hanımefendi lütfen! Tamam, sakin olun.

Hayır, hayır, hayır!

-Bırak! -Serpil Hanım.

Hanımlar sakin olun.

Lütfen bir şey yap.

Ah! Ah!

Geberteceğim seni! Onu öldüreceğim.

-Hadi, hadi, hadi. -Sakin. Sakin oluyoruz.

-Beni bırak. -Sakin oluyoruz, tamam.

Banu Hanım, siz çıkın isterseniz. Nazlı, sen onu çıkart.

-Bırak! -(Doruk) Hiç yakışmıyor gerçekten.

(Serpil) Bırak beni!

Banu Hanım siz bilirsiniz ama bence gidin.

-Hadi. -Tamam.

Ne oluyor? Ne oluyor burada? Evet, dağılın! Hadi!

Hasta yakınları arasında bir mesele çıktı da hocam.

Ameliyat?

Henüz eşinden onamı alamadık.

Nasıl alamadık Nazlı?

Her şeyle ben mi ilgileneceğim? Durum acil, kritik.

İki dakika içinde kontrole geleceğim. Gidin, o onamı alın! Çabuk! Hadi!

Hemen hocam.

-Sakin olun. -Sakinim.

-Serpil Hanım bakın, hastanedeyiz. -Bırak.

-Koskoca 20 yıl ya! 20 yıl! -Sakin olun, söz verdiniz.

-Sakin olun lütfen. -(Nazlı) Serpil Hanım!

Serpil Hanım çok haklısınız. Sizi anlıyorum. Çok haklısınız...

...ama hiç vaktimiz kalmadı. Eşinizin belden aşağısı felç kalabilir.

Ama yaşayacak, değil mi?

Ne demek ama yaşayacak, değil mi?

Yoksa imzalamayacak mısınız?

Evet, tamam yaşayabilir...

...ama kendi kendine nefes bile alamayabilir.

Hatta onun yanında bir sürü başka şey de olabilir.

Serpil Hanım, ameliyat etmeden bilemeyiz.

(Serpil) Madem bir halt yedi, bedelini kendi ödeyecek.

(Nazlı) BP çıkıyor. Tamam, artık onama ihtiyacımız yok.

-Yasal olarak biz müdahale edebiliyoruz. -Ne oluyor? Hayır!

-Hanımefendi siz kenara çekilin. -Hayır! Hayır, yapamazsınız!

Serpil Hanım güvenlikleri çağırmak zorunda kalmayalım.

(Nazlı) Siz de zor durumda kalmayın, biz de. Hadi.

Yapamazsınız. Ben avukatım. Onam falan vermiyorum.

-Bu bir halt yediyse bedelini ödeyecek. -Ben şu an hâlâ konuşamıyor muyum?

-Sakın! Hadi! -Hayır! Bırakmayacağım!

-Hayır, götüremezsiniz. -Merhaba. Ben, Doktor Ali Vefa.

Neden bu kadar kızgınsınız?

Çünkü kocam asistanıyla kırıştırıyor.

Kırıştırmak?

Kırıştırmak!

Evet.

Ne oluyor?

(Müzik)

Siz hormon tedavisi mi görüyorsunuz?

Kollarınızda iğne izi var.

Boynunuzdaki kızarıklık da onu işaret ediyor.

Siz tüp bebek sahibi mi olmak istiyorsunuz?

-(Doruk) Hayda! -Hişt!

Üç kez denedik.

Bu son şansımız.

Kocamın ne yaptığını şimdi anlıyor musunuz?

Ben bu hâldeyken beni kadın olarak görmüyor.

Ama siz çok güzel bir kadınsınız.

Eşiniz bir hata yapmış. Bence onu affetmelisiniz.

Bir hata 90 kez mi yapılır?

Bir milyon kez de yapılır.

Eşiniz çok pişman. Nereden biliyorum derseniz...

...ben de çok pişmanım.

(Ali) Tercihlerim yüzünden değil.

Çok sevdiğim bir hocama ihanet ettiğim için.

(Ali) Hocam bana güveniyordu.

Ne yapmam gerektiğini söyledi ama...

...onu dinlemedim.

(Ali) Hastamız öldü. Hocam ceza aldı.

Belki beni hapse atacaklar ama ben buna üzülmüyorum.

Benim üzüldüğüm şey...

...hocamı hayal kırıklığına uğrattım.

(Ali) Yine.

Peki, çok sevdiğiniz hocanızı neden hayal kırıklığına uğrattınız?

Bebek için.

Anne ve bebek kritik durumdaydı.

Ben bebeği kurtardım.

Bence eşinizi affetmelisiniz.

Çocuğunuzun babası sakat olmasın.

(Müzik)

Bebeğiniz için.

(Müzik)

Ameliyatı yapın.

Tamam.

İmzalayın.

(Müzik)

Oğlum sen nasıl bir adam çıktın ya! Bu bayağı akıl küpü.

Ben de istiyorum bir bakıp anlama şeyinden.

-Bana yapacaksın, söz ver. Söz mü? -Hadi, oyalanmayın.

-Söz ver. Söz mü? -Oyalanıyor! Aç.

(Müzik)

(Güneş) Dur ya.

(Müzik)

Allah seni kahretmesin kızım! Sen niye böyle insanları...

...sessiz sessiz gelip korkutuyorsun? -Seni gebertirim.

Geçenlerde ben olaylardan teklif edemedim ya...

...bugün artık kesin edeceğim. Yani öyle düşünüyorum.

Böyle bir şey hazırladım. Nasıl olmuş?

Çok güzel olmuş. Güneş yaa!

Yaa!

Peki Güneş, bir şey soracağım.

-Ne? -Sen bunu...

...niye erkek soyunma odasına kurdun?

Çünkü benim aklıma daha iyi bir fikir geldi.

Acaba helaya mı kursaydın diyorum? Elin değmişken.

Sana helayı göstereceğim ben!

Aşk olsun ya! Gülüyorsun bir de! İnsan arkadaşına bir destek olur.

Ya ne yapayım! Hocalar bir tek buraya girmiyor diye buraya kurdum.

Tamam, tamam sen merak etme. Oldu bu iş.

-Yaa, sahi mi söylüyorsun? -Evet. Gülin'in şansı bile yok.

Yaa! Ne kaynatıyorsunuz? Ne bu?

Bu... Bu formu alıp erkekler soyunma odasına götürmüş.

-Kafa kalmadı, senin yüzünden. -Vallahi ya.

Kusura bakma, ben onu nasıl unutmuşum!

Ne oldu ya, akşam bir plan mı var?

-Evet, var. Akşama bir plan var. -Ne yapacağız?

Söyleyemem ama hayatının en güzel gecesi olabilir.

Ama şimdi merak ettim. Bir tane ipucu ver, bir tane. Lütfen.

-Olmaz. -Nasıl olmaz ya? Çatlarım ama bak!

-Çatla. Çatlayıver. -Çok kötüsün.

-Kötüyüm öyle mi? -Kötüsün.

-Ben kötüyüm? -(Gülin) Kötüsün.

-O zaman ben kötüyüm. -Bak! Bak ya!

-Kötüyüm ben, ben kötüyüm. -(Gülin) Söyleyeceksin. Söyleyeceksin.

(Güneş) Gel, tamam. Şurada söyleyeceğim, gel.

-Adil Hoca'm. -Ne?

-Maalesef küçük kızı bulamadık. -Ne demek bulamadık?

Her yere baktık hocam. Öyle bir kız yok.

Yahu koridorda kaç kere karşılaştım. Kamera kayıtlarına baksaydınız ya.

-Yalan mı söyleyeceğim size? -Kameralara baktım zaten hocam.

Al işte, orada.

Çekil şuradan, çekil. Kendi işimi kendim hallederim.

Kızım... Kızım dur.

Dur, yavaş. Yavaş kızım, dur. Ben sana yardım etmek istiyorum.

Kızım dur, dur!

(Adil) Tamam, tamam. Kızım.

(Adil nefes nefese)

İşte seni yakaladım.

Kızım, ben bu hastanenin başhekimiyim.

Sen...

...iyisin değil mi? Hasta falan değilsin?

Başım çatlayacak gibi.

Bir bak bakayım bana.

Adın ne senin?

Beni tanımadın mı?

Çıkartacak gibiyim ama...

Beni gerçekten tanımadın mı?

(Ses yankılanıyor) Baba.

(Duygusal müzik...)

(...)

Ferda.

Ben seni çok özledim baba.

Kızım.

Yavrum.

(Duygusal müzik)

Ama...

Ama sen bu yaşta değilsin.

Sen çoktan...

(Gerilim müziği)

Ah...

(Müzik)

Tamam, al. (Mesaj geldi)

Sonuçlar çıkınca?

Hastayı direkt bana gönder, ben kendim...

(Gerilim müziği)

Hocam?

Hocam bir şey mi oldu?

Hocam! Hocam!

(Mesaj geldi)

(Telefon çalıyor)

Efendim?

Nerede?

Ben hemen geliyorum. Hemen!

-Ferda... -Buradayım.

Yanındayım Adilciğim, buradayım.

-Hocam. -(Ferman) Evet, nedir? Dur, dur, dur!

Koridorda baygın bulmuşlar. Tansiyon 17/6, nabız 55

-(Ferman) Yan yatır, yan yatır. -(Selvi) Yavaş, yavaş, yavaş.

Başı yüksekte kalacak.

Yüksek, yüksek. Kaldır, kaldır. Başı dik tutun.

Tamam, tuttum, tuttum.

Gel, gel böyle. Acele... Acele ediyoruz.

(Güneş) Devam, devam.

-Hocam geldim. -Sola, sola dön.

Dikkatli. Hocam buradayım.

Yavaş olun. Dikkatli, dikkatli, dikkatli.

Ferman!

-Bilinci kapalı mı? -Yarı açık. Koma skalası 3

Peki, son zamanlarda şikâyetçi olduğu bir şey var mıydı?

Başım ağrıyor diyordu.

-Hemen! Hemen! Çabuk, çabuk, çabuk! -Gülin. Gülin. Ali'yi bul.

Hiçbir şeyden haberi olmayacak. Biz bir şey öğrenene kadar haberi olmayacak.

-Tamam, hocam. -Sen giremezsin.

-Hayır, ben de girmek istiyorum. -Selvi Hanım çok yakınısın, alamam.

Bu bir emirdir.

Ali... Nerede ki?

Siz bırakır mıydınız Kıvılcım'ı?

İmkânınız olsa başında durmaz mıydınız?

Elini tutmaz mıydınız?

Yanında olmaz mıydınız Tanju Hoca'm?

Cevap verir misiniz? Lütfen.

Tamam, geç. Geç, tamam.

Arkadaşlar ameliyathaneyi hazır tutun. Bir yoğun bakım odası istiyorum.

MR'a hiç kimse alınmayacak, tamam mı? Haluk Hoca'ya da haber verin.

Hadi fırlayın arkadaşlar, fırlayın.

Ali! Ali, Ali, Ali!

Gülin sekreter herkes nereye gidiyor böyle?

Bir hasta geldi, her zamanki gibi acil durum işte.

Nasıl yani? Hangi hasta? Ben de yardım edeyim. Yardım edebilirim.

Hayır, hayır, onlar zaten hallediyorlar. Kalabalıklar zaten içeride.

Ya ben fikir verirdim. Aa! Yoksa bizden biri mi?

Hayır, Hayır Aliciğim, öyle bir şey yok. Sadece sana ihtiyaçları yok, lütfen.

-Sakin ol, tamam mı? -Neden bana söylemiyorsun?

-Ben bu hastanede doktor değil miyim? -(Gülin) Tabii ki öylesin.

Ali koş, acil durum! Benimle gel.

-Ben de doktorum. -Aliciğim, Demir'e yardım et, lütfen.

-Ali hadi, koş. -(Ali) Koş, koş.

Boğaz ağrısıyla geldi, muayenede apse buldum. BT'si burada.

-Peritonsiller apse! -Evet, hem de çok pis bir yerde.

-Her an patlayabilir. -Boğazına enfeksiyon dolar.

Apseyi hemen boşaltmamız lazım.

Abi biliyorum da ne tek lokma bir şey yedim ne tek gram uyudum.

Yani bitik durumdayım abi. İnce iş yapacak durumda değilim.

-Ben yaparım. -Tamam.

Adilciğim ben yanındayım.

Çok iyi olacaksın, tamam mı?

Her neyse iyi olacaksın. Yanındayım canım.

Canım.

Arif Bey merhabalar. Ben, Doktor Ali Vefa.

Boğazınızdaki apseyi boşaltacaktım. Uzanabilir misiniz? Lütfen.

Tamam.

Hiç kıpırdamamanız lazım. Ağzınızı açın lütfen. Biraz daha. Evet.

Apse, ses telleriyle...

...karotis arterin tam arasında yer alıyor.

Eğer ses tellerinize dokunursam sesinizi tamamen kaybedebilirsiniz.

Ama korkmayın.

Bu benim ilk öğrendiğim cerrahi işlemdir.

Bana Adil Hoca'm öğretti.

(Ali) Evet...

...ağzınızı biraz daha açın.

Ben panikleyince çok bağırdığım için küçükken bende de aynı apseden çıkmıştı.

(Ali) Adil Hoca'm artık müdahale etmemiz gerektiğini söyledi.

(Ali) Ama ben çok korkuyordum. Ağlıyordum.

Adil Hoca'm...

...bunu sadece bir çikolatalı dondurma gibi düşün, dedi.

Yapacağımız tek şey...

...çikolatanın içini boşaltmak.

Evet, şimdi başlıyorum. Evet.

Apse duvarına yaklaşıyorum.

-(Ali) Korkmayın. -Allah'ım bitsin.

Tamam. Çikolatayı buldum.

(Ali) Az kaldı. Çekiyorum.

Ağzınızı biraz daha açın. Evet.

Bitti.

Rahatlayın.

Tamam, ağzınızı kapatabilirsiniz.

Baba!

Üstteki. Soldaki... Soldaki değil.

-Şurada bir tuhaflık var. -Geç.

Geç bunu da.

Kal.

-Geri gel. Geri gel. -Ne oldu?

Nasıl olur?

(Beliz) Ne?

Ne gördünüz Ferman?

Ferman?

Ne?

Adil Hoca'da...

...beyin tümörü var.

Hayır ya!

(Duygusal müzik...)

(...)

Oldu mu hocam?

-Yan çevir. Yan çevir. -Çevir, çevir.

-Spanç, spanç! Daha fazla spanç! -Daha fazla spanç.

Korkmayın. Korkmayın, bende de böyle oldu.

Adil Hoca'm da karotise dokunmuştu ama geçti.

-Tamam mı? Geçecek. -Entübe edelim mi?

Hematom yayılmıyor. Hava yolu açık. Entübeye gerek yok.

Azıcık kaldırın. Azıcık kaldırın, dayanın. Evet.

Baskıyı birazdan kaldıracağım.

Ses telleriniz iyi durumda.

Antibiyotik ve analjezik verelim.

Geçmiş olsun.

Ah...

Bana değil, Adil Hoca'ma teşekkür etmeniz lazım.

Bildiğim her şeyi ondan öğrendim.

(Duygusal müzik...)

(...)

Ya bu kadar büyük bir tümör nasıl belirti vermez?

Adam beyin cerrahı. Anlamaz mıydı yani şimdiye?

(Doktor) Anlamaz.

Klivus tümörü çok geç belirti verir.

Tedavi edilebilir ama değil mi?

Çok zor.

Beyin küresinin tam merkezinde.

Maalesef hayati yapılara çok yakın.

Solunum, görme, konuşma, hareket.

Yok, ameliyat çok zor.

Ne yapacağız peki? Bekleyecek miyiz böyle?

Hemen bir anjiyo yapalım.

Tümörü besleyen damarlar, aynı zamanda sağlıklı dokuları da besliyor mu görelim.

Besliyorsa?

O zaman açmamıza bile gerek yok.

Ya Ferman! Sen felaket tellalı mısın?

Bak, o ameliyatı yapacağız ve Adil Hoca kurtulacak.

Haluk.

Sen omurga ameliyatına gir. Ben de anjiyo yapacağım.

Tamam.

(Müzik)

(Yaklaşan ayak sesi)

Yüzsüzlüğün de bu kadarı!

Sen hâlâ burada mısın?

Özür dilerim. Ben ameliyathaneye girdiğini görünce merak ettim.

-Ben gideyim en iyisi. -Otur aşağı!

Madem geldin, dinleyeceksin.

(Serpil) Neden ya?

Seni işe aldık.

Evimize aldık.

Onca yıl, aileden biri gibiydin.

(Serpil) Çocuk yapmaya çalıştığımızı da biliyorsun.

Nasıl yaptın bunu?

-Özür dilerim. -Dileme.

Kadın, kadına bunu yapar mı?

Beni aldatan, seni aldatmaz mı?

Biz birbirimizi seviyoruz.

Aşk yani? Öyle mi?

Madem âşıksın, cevap ver o zaman.

Ameliyattan sonra doktorlar büyük ihtimalle yürüyemeyecek, dedi.

Hatta kendi kendine nefes bile alamayabilirmiş.

Bu ne demek, biliyor musun?

Onu sen besleyeceksin. Sen giydireceksin.

Duşunu sen aldıracaksın. Tuvalete sen götüreceksin.

Gerçekten bu kadar âşık mısın Fatih'e?

(Duygusal müzik)

Bak Banu.

Ben her şeyden geçmişim. İster kal, ister git.

(Serpil) Benim için fark etmez.

Ama sen kalacaksan ne için kaldığını iyi bil.

(Duygusal müzik)

Peki siz...

Siz ne yapacaksınız?

(Duygusal müzik)

Bilmiyorum.

Ben, 20 yıl bu adamı sevdiğimi sandım.

Artık hiçbir şey bilmiyorum.

(Duygusal müzik)

Ferman.

Bir şey öğrendim. İnanamayacaksın.

-Diğerleri nerede? -Anjiyodalar.

Tıbbi vekâletname.

(Beliz) Selvi getirdi.

Bu bilgiler ışığında hasta Adil Erinç, vekâletini Samsun doğumlu Ali...

(Müzik)

Kararı Ali'ye mi bırakacağız?

Adil Hoca, ameliyat olacak mı olmayacak mı Ali karar verecek.

Bebekciğim!

Bebek!

Bebekciğim bak!

Bak! Hop! Bebek!

Hop!

Bebekciğim! Buradayım!

(Ali) Bak bana!

Ali Bey ne yapıyorsunuz?

Yeni doğan bebeklerin, parlak ve hareket eden cisimler dikkatini çekerler.

Uzaklaştırdınız bebeği benden.

Ne yapayım? İlgisini çekmeye çalışıyorum.

Bebekciğim, buradayım bebekciğim!

Temas ediyor musunuz delikten?

Temas etmek bebekleri rahatlatır.

Temas ediyor musunuz? Dokunuyor musunuz bebeğe?

Bebekciğim!

Bak, ben buradayım! Hiçbir yere gitmeyeceğim, tamam mı?

Bırakmayacağım seni. Buradayım ben.

Ben sana yine balon alırım.

Alırım.

Bebek! Bak, bak, bak.

O beyinci kimdi ya?

İki dakikada omurları tespih gibi dizdi çıktı.

Haluk Hoca.

Tanju Hoca'nın arkadaşı.

Ama normalde burada olmaz. Eğer Haluk Hoca buradaysa...

...çok ciddi bir beyin vakası var demektir.

Vallahi alırım bir dal.

Ben gideyim, Tanju Hoca'ma yalakalık yapayım.

Bir de söylüyorsun utanmadan.

Ne utanacağım ya? Ameliyata girmek istiyorum ben.

Beni hiç boş bırakmasınlar. Bitmeyen ameliyatlar versinler bana.

Nazlı!

Açi?

Ne oldu?

Çok kötü bir şey oldu.

Ne oldu?

(Duygusal müzik)

Açi!

"Nar tanem nur tanem"

"Abi kuzusu bir tanem"

"Minik minik elleri varmış"

(Ali) "Pırıl pırıl gözleri varmış"

"Uyku vakti gelince"

"Abisi ninni söylermiş"

"Nar tanem nur tanem"

"Abi kuzusu bir tanem"

"Nar tanem nur tanem"

-Abi-- -Ali?

Hah! Nazlı, iyi geldin.

Bak Nazlı, bebeğe hâlâ bir isim koyamadılar.

Sen bir isim bulursun. Sen güzel isim bulursun.

Sen bir isim bulsana.

Benimle gelsene.

Nereye?

Gel sen.

Niye üzgünsün?

Hadi gel.

Önemli bir şey mi Nazlı?

Bak, eğer sürprizse beni biliyorsun, tanıyorsun.

Ben sürprizleri sevmem. Sürprizlerden hiç hoşlanmam Nazlı.

Lütfen söyler misin ne olduğunu?

(Duygusal müzik) (Kapıya vuruldu)

Hocam.

Ali.

Ben bir şey yapmadım!

Ceza vereceksiniz, ben bir şey yapmadım.

Hayır, Ali! Ali!

Hayır, sen gel bir.

Bir dinle.

Gel.

Kızacaksınız değil mi, bağıracaksınız.

Kızmayacağım, gel.

Ali, otur.

-Hadi. -(Ferman) Ali.

Gel.

Bana güveniyor musun?

Bir cerrah olarak.

Evet. Siz benim gördüğüm en iyi cerrahsınız.

Pardon Tanju Hoca'm.

Hastanemizin olanaklarını da biliyorsun. Beliz Hanım, sağ olsun...

...bütün ekipmanımız son teknoloji.

Evet.

Ayrıca sıra dışı eğitim modellerimiz var.

Ben ve Tanju Hoca'n, yurt dışında eğitim aldık.

Ve bütün branşlarda rotasyon yaptık.

Evet, hepsi Adil Hoca'mın sayesinde.

(Duygusal müzik)

Niye bakıştınız? Aynı fikirde değil miyiz?

Şunu demeye çalışıyorum Ali.

Yani bu hastaneye bir hasta gelse...

...durumu ne olursa olsun, onu kurtarma şansımız var. Biliyorsun, değil mi?

Evet ama siz...

Hiçbir şey anlamıyorum söylediklerinizden.

Bulmaca, bilmece gibi konuşuyorsunuz Ferman Hoca'm.

(Ali) Nasıl bir hasta? Teorik bir hasta mı?

(Ali) Eğer teorik bir hastaysa bizim hastanemizin yapabileceği bir şey yok.

Eğer teorik bir hastaysa, hastanın durumu--

Adil Hoca'nın beyninde tümör var Ali.

(Duygusal müzik...)

(...)

(...)

Yalan söylüyorsunuz.

Hayır, hayır, hayır! Yalan!

-Ali. -Böyle bir şey olsa...

...ve Adil Hoca'mın başına böyle bir şey gelse ben görürdüm.

Kesinlikle görür... Adil Hoca'mın başına böyle bir şey gelecek...

...ben görmeyeceğim, öyle mi?

Bir belirti olurdu! Ben görürdüm bunu.

Kesinlikle görürdüm. Anlardım.

Belirti göstermeyen bir tür Ali.

(Tanju) Belirti göstermeyen bir tür.

-Ve inan, hepimiz çok-- -Hepiniz çok ne?

Hepiniz çok ne?

Hepinize babalık mı yaptı?

Ha?

Aileniz sizi sokağa attı, Adil Hoca mı baktı?

O mu tuttu elinizden? O mu yardım etti size?

Hepiniz ne?

Ne?

Yok, yalan! Yalan söylüyorsunuz.

Kıvılcım Hanım'ı seçmedim, beni kandırıyorsunuz.

Yalan söylüyorsunuz! Yalan, yalan söylüyorsunuz.

-(Nazlı) Ali. -(Ali) İnanmıyorum size.

Nazlı, koş! Koş, koş!

(Duygusal müzik)

(Yaşam destek cihazı çalışıyor)

Sen bana yalan söylemezsin.

Asla.

Adil Hoca'mın beyninde tümör var mı gerçekten?

(Duygusal müzik...)

(...)

Ne kadar kötü?

(Duygusal müzik)

Klivus.

(Duygusal müzik)

Neresinde?

Beyin küresinin merkezinde.

(Duygusal müzik...)

(...)

(...)

Bir şey daha var.

Beyin cerrahı...

...Haluk Hoca dedi ki...

...ameliyat...

Çok riskli olduğunu söylemiştir.

(Duygusal müzik)

Ameliyattan çıkamayabilirmiş.

(Duygusal müzik)

Ali.

Bu yüzden bir karar vermek lazım.

Bu kararı da senin vermen lazım.

(Duygusal müzik)

Adil Hoca...

...tıbbi vekâletname bırakmış.

Yani...

...eğer başına bir şey gelirse...

...ne olacağına senin karar vermeni istemiş.

(Duygusal müzik...)

(...)

Yok, ben duramam. Benim bir şey yapmam lazım.

-Ablacığım, ablacığım hayır... -Abla dur...

Abla ne olur, yapacak bir şey yok.

Ne olur, arkana yaslan, bir saniye dur. Ne olur.

Bak, elimden hiçbir şey gelmiyor ya.

Hiçbir şey gelmiyor elimden.

Ben bir sürü tümörlü hasta baktım.

Kaç tane... Hepsini gördüm.

Gözlerimle izledim ne olduğunu.

Şimdi onların hepsi Adil'e mi olacak?

-Ben böyle duramam. -Abla...

-Ne yapacağız? -Düşüneceğiz.

-Ali, ya ameliyat demezse? -(Ferman) Diyecek.

Ameliyat diyecek.

Yapıyoruz ameliyatı!

Ali, ameliyatı biz de istiyoruz.

Ama riskleri konuşmamız gerekiyor.

Çünkü burada hayatı tehlikede olan Adil Hoca.

Gidereceğiz o riskleri.

Yöntemleri konuşalım.

Transorbital.

(Hareketli müzik)

Transorbital çok riskli.

Göz küresinin içinde olduğu kemiklerden girersek...

...ameliyattan sonra göremeyebilir.

Peki, transoral?

Yani yutaktaki kemiği kırıp oradan girelim.

(Hareketli müzik)

Olmaz. Yeteri kadar cerrahi alanımız yok. Olmaz

Peki, tümörü besleyen damarları tıkasak?

Çok yakın, çok yakın!

(Ali) Hayati fonksiyonu besleyen damarlara çok yakın.

Olmaz! Başka bir yol...

Başka bir yol bulacağız.

Peki geriye ne kaldı?

Bir yol vardır. Mutlaka vardır. Bulacağım!

-(Ferman) Ali! -Bulacağız hocam, bulacağız.

Ali, beyin cerrahıyla konuştuk.

Bu operasyonun risksiz bir tarafı yok.

Üçümüz de zor olduğunu gayet iyi biliyoruz.

Adil Hoca, ameliyattan çıkamayabilir.

-Hayır, bir-- -Ali! Çıksa bile engeli kalabilir.

Bir yol mutlaka bulacağım!

Bir yol vardır, mutlaka vardır. Mutlaka bir yol bulacağım.

-(Ferman) Ali! Ali! -Mutlaka bulacağım.

Benimle gel.

Bir yol var. Mutlaka bir yol var.

(Ali) Bir yol...

...bulacağım. Bir yolunu bulacağım.

Beni iyi dinle.

Adil Hoca kararı sana bıraktı.

Ali, bu hayatım konusunda istediğini yapabilirsin, anlamına gelmiyor.

Bu; bir karar veriyorken beni de düşüneceğine inanıyorum...

...güveniyorum, demek.

Benim için en doğru olanı seçebileceğine inanıyorum, demek.

Anladın mı?

Anladım. Düşündüm, düşünüyorum.

Yapıyoruz ameliyatı.

Ali! Ameliyatı ben de istiyorum.

Adil Hoca, kurtulsun istiyorum.

Ben ne zaman ameliyattan kaçtım?

(Ferman) Ne zaman?

Ama en azından düşünmemiz gerekiyor. Konuşmamız gerekiyor.

(Ferman) Ameliyat riskli.

Operasyonun sonunda Adil Hoca...

...kör kalabilir, sağır kalabilir.

Felç olabilir.

Adil Hoca, bunları ister miydi?

En azından onun adına bir kere düşünmemiz--

Siz beni dinleyin asıl!

Ben bir sürü insana göre eksiğim.

Kör değilim ama bazı şeyleri göremiyorum.

(Ali) Sağır değilim ama bazı şeyleri duyamıyorum.

Duysam da anlamıyorum.

Bacaklarım.

Bacaklarım beni istediğim her yere götürmüyor.

Felçli gibi oluyorum bazen.

Peki siz şimdi söyleyin.

Sizce ben de yaşamayı hak etmiyor muyum?

Şu sıralar hayattaki en favori insanınız ben değilim, biliyorum.

Ama soruyorum size.

Aynı şey benim başıma gelse, risk ne olursa olsun...

...siz beni kurtarmayı denemez miydiniz?

(Duygusal müzik)

Denerdim Ali.

O zaman yapıyor muyuz ameliyatı?

(Duygusal müzik...)

(...)

Yapıyoruz.

Evet! İşte bu! Bravo, bravo!

(Ali) Bravo! Doğru karar!

Evet! Doğru karar!

Yapıyoruz! Harikasınız! Yapalım!

Sırası mıydı şimdi?

Ha, Adil?

Tam herkese söyledik, rahat edecektik.

Oldu mu şimdi bu?

Hani ikinci baharım diyordun bana.

Ne oldu?

Aşk olsun.

(Selvi) Ama sen bir uyan...

...bak, sana nasıl küseceğim.

Çekeceğin var elimden.

Çok fena dargınım sana.

Ama yine de sakın bir yere gitme, olur mu?

Ben daha yeni buldum seni.

Sakın bir yere gitme.

Lütfen.

Adil...

(Duygusal müzik)

Efendim.

Adil!

İyi misin canım?

Ben hemen geleceğim.

Hiç merak etme. Hemen geliyorum, tamam mı?

Ferman Hoca'm, Adil uyandı.

Ne?

Evet.

(Müzik)

Adil Hoca'm.

Adil Hoca'm.

Ben de seni çocuk, ben de seni.

Hocam çok korktuk.

(Müzik)

Çocuklar.

Bizi Ali'yle baş başa bırakır mısınız lütfen?

-Tabii. -(Adil) Selvi.

Sen sonra yine yanıma gel, olur mu?

-Geleceğim tabii. -(Ferman) Tabii, tabii hocam.

(Ferman) Tabii.

Hocam.

Ee, Ali.

En doğrusunu sen söylersin.

Ne kadar vahim çocuk?

(Duygusal müzik)

-Ferman. -(Nazlı) Hocam, uyanmış.

Evet, uyandı.

Değişen bir şey yok. Durum hâlâ kritik.

(Müzik)

Ne yapacağız?

Ali'yle konuşuyorlar içeride.

(Ferman) Ve...

...ne diyeceğini az çok tahmin edebiliyorum.

Ne diyecek?

Eğer hocamı birazcık tanıyorsam...

...ameliyatı istemeyecektir.

Demek öyle.

Hayat ne kadar...

...hayta değil mi?

Beyin cerrahı, beyin tümöründen ölür.

Hayır, hayır, hayır! Öyle bir şey olmayacak.

Hayır, hayır, hayır! Ben iyileştireceğim onu.

-Hocam, ben iyileştireceğim onu. -Ali.

-(Ali) İyileştireceğim... -Ali, buraya gel. Buraya gel.

(Ali) Hayır! İyileştirebilirim! Hiç de bile!

Ali, yapma bunu.

Hocam, asıl siz yapmayın.

Bırakayım ölün. Öyle mi?

Yapamam hocam.

Yapamam hocam! Ben böyle bir şeyi yapamam!

Ali, ben bu ameliyatlardan kaç tane yaptım, biliyor musun?

Ne olacağını bilmiyor muyum?

O yüzden sen söyle işte.

Hocam, yapamam. Ben böyle bir şey yapamam hocam.

-Bulurum! Bir yolunu bulurum ben! -Ali!

Ali, gel buraya, gel.

Hadi çocuk. Hadi, gel söyle hadi.

Hadi Ali. Hadi, gel.

Gel söyle, hadi.

Hadi.

Hadi.

(Duygusal müzik)

Hadi...

...söyle.

Ameliyattan sonra...

...bir daha eskisi gibi olmayabilirsiniz.

Bazı fonksiyonlarınızı tamamen kaybedebilirsiniz.

(Duygusal müzik)

İşte bu yüzden...

...senden istediğim tek şey--

Hayır!

Hayır, hayır, hayır! Olmaz!

Ali. Ali...

Ali, yanıma gel. Ali.

Ali, bak midem bulanıyor.

Beynimin baskısı artıyor. Lütfen Ali.

Benden böyle bir şey istemeyin tamam mı?

-Hayır, hayır, hayır... -(Adil) Ali!

Buraya gel! Ali!

Gel buraya!

(Adil) Ali.

Ali, yanıma gel.

Yanıma gel çocuk.

(Duygusal müzik)

Sen bana...

...çok güzel bir hediyeydin çocuk.

Sen bana yepyeni bir hayat verdin.

Asıl siz bana verdiniz bir hayat.

Sen...

...çok güzel bir şeydin.

Hâlâ da öylesin.

Bu yüzden senden istediğim tek şey...

...şu anda neysen...

...hep böyle kal.

Sizden sonra aynı kişi olamam ki.

Ne isteyeceğimi çok iyi biliyorsun, değil mi?

Hayır. Hayır.

Hayır, hayır, hayır...

Yapamam! Hayır, yapamam! Benden böyle bir şey istemeyin. Yapamam!

-Adil Hoca'm yapamam! -Tamam Ali.

Sen yapamazsan, ben yaparım o zaman.

-Yapamam! -(Adil) Selvi!

-Hayır! -Selvi!

-(Selvi) Canım, iyi misin? -İyiyim, iyiyim Selvi.

Bana bir tane tedavi ret formu getirebilir misin?

Anlamadım?

Canım, rica ediyorum. Ben sana daha sonra açıklarım.

Bana bir tane tedavi ret formu getir.

Adil, böyle bir şey yaparsan, seni asla affetmem.

Canım lütfen bak, ağrım var hadi.

Adil, bak sana söylüyorum. Eğer böyle bir şey yaparsan...

...seni iki dünyada da affetmem. -(Adil) Selvi getir şunu!

(Yaşam destek ünitesi sesi)

Hayır, hayır.

(Adil) Ali, şu telefonu ver.

Adil Hoca'm, siz beni bilmiyor musunuz?

Bana güvenmiyor musunuz?

Ben sizi mutlaka, mutlaka, mutlaka, hayır mutlaka!

Bu benim hayatım. Beyin cerrahıyım ben.

Başıma ne geleceğini bilmiyor muyum?

Ben öyle yaşamak istemiyorum.

(Yaşam destek ünitesi sesi)

Hadi.

Hadi ver.

Şu telefonu ver Ali.

(Adil) Ali...

...telefonu ver.

Evet.

(Duygusal müzik)

Hocam, siz haklıydınız.

Ameliyat olmayı reddediyor.

Hocam.

-Ablacığım tamam. -İyiyim Nazlı.

Ben ret formunu Güneş'le gönderirim size.

Ne demek ben ameliyat olmayacağım?

Ben böyle bir şeyi kabul etmiyorum Ferman.

Bir şey yapamaz mıyız?

Hasta onamı olmadan ameliyatı yapamayız

Bunu benden daha iyi biliyorsun.

Ali yapar. Sonuçta vekâletname verdi ona.

Dua et de geri almasın.

(Gerilim müziği)

(Adil) Ali şu telefonu ver.

Hocam, ben içeri...

(Ferman) Nazlı, bekle.

Baba oğul vakit geçirsinler.

Kendinde değil şu an.

Belki de birlikte son anları.

(Duygusal müzik)

Ali, şu telefonu ver bana.

(Adil) Ali, şu telefonu ver bana!

(Gerilim müziği)

Alo?

Selim Bey merhaba. Evet, Adil ben.

Hayır, hayır, hayır!

Benim, Ali Vefa için çıkarttığım...

...o tıbbi vekâletnameyi iptal etmenizi istiyorum.

-Hayır! -Evet.

Evet, böyle bir şey olabileceğini tahmin etmemiştim.

(Adil) Evet.

Tamam, adliyeye mi gideceksiniz...

...nereye gidecekseniz hemen acele edin...

...gerekeni yapın, hemen yapın. Tamam, tamam.

(Ali) Hayır, hayır!

Gel, gel.

Getirme, niye getiriyorsun?

Gel, gel.

Güneş, sağ ol.

(Adil) Ay, ay, başım!

(Gerilim müziği...)

(...)

Böyle olur mu?

Hani beni çok seviyordunuz!

(Ali) Kendinizi düşünmüyorsanız beni düşünün.

Hani ben sizin çocuğunuzdum!

İnsan, çocuğunu bırakır mı?

Bırakır Ali.

Bırakmaz.

Bırakıyor işte.

Ali...

...bak, ne hatırladım.

Sen yetimhanedeyken...

Hayır, hayır, hayır!

Hatırlıyor musun? Yetimhanenin bahçesinde bir tane...

...güvercin bulmuştuk.

O güvercine birlikte bakmıştık, iyileştirmiştik. Çünkü...

...kanadı kırılmış, yaralanmıştı.

Ali...

...salacağımız gün...

...ne olmuştu hatırlıyor musun?

(Güvercin dış ses)

(Duygusal müzik)

Ali ne oldu, niye ağlıyorsun?

(Güvercin sesi)

Salmayalım.

(Güvercin sesi)

Niye?

Ne güzel iyileşti işte.

Ya başına bir şey gelirse?

Salmayalım.

Bizde kalsın.

(Adil) Tamam, çocuk. Bak, şimdi iki tane tercihimiz var.

Birincisi; onu salmayacağız, bir kafesin içinde besleyeceğiz.

Güvende olacak ama bir daha hiçbir zaman uçamayacak.

(Adil) Bu yüzden de üzgün bir kuş olacak.

Ya da onu azat edeceğiz.

Belki başına kötü bir şeyler de gelecek.

Ama bu onun seçimi olacak.

Bu onun hayatı olacak.

Sence hangisi?

(Duygusal müzik)

Peki, o zaman hadi gel, hadi Ali.

Gel. Sevecek misin?

Tamam. Hadi bakalım.

(Duygusal müzik)

Ali...

...ne söylemiştim, hatırlıyor musun?

Ali...

...Ali, dayanamıyorum.

Hadi söyle Ali.

Hadi.

Hoşça kal benim canım.

Hoşça kal...

...benim...

...canım.

(Duygusal müzik)

(Yaşam destek ünitesi uyarı veriyor)

Adil Hoca'm!

Ferman Hoca'm, Ferman Hoca'm!

-Ali, sakin. -(Ali) Adil Hoca'm, hayır!

(Ferman) Geldim hocam.

Geldim.

(Yaşam destek ünitesi uyarı veriyor)

Kafatası basıncı yükselmiş.

Thiopental sodyum entübasyon kiti, acil!

(Ferman) Narkoz komasına sokacağız.

-(Ferman) Hocam geldim. -Hayır!

(Ferman) Ali, sakin ol.

(Yaşam destek ünitesi uyarı veriyor)

Hayır!

(Ferman) Nazlı!

(Gerilim müziği)

(Duygusal müzik)

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

Ne oluyor?

Bir şey yok ya, benim bir yere gitmem lazım.

Bir ihtiyacınız olursa gelirim hemen, tamam mı?

Tamam.

Geliyor musun?

Keyfin bilir.

-Ne haber? -İyi abi.

Vay, vay, vay, herkes burada ya.

Siz çıkmadınız mı? Parti falan mı var?

Bu arada bu keki burada çok iyi yapıyorlar.

Hani Adil Hoca hasta ya birader, o yüzden.

Hadi canım?

Siz bu yüzden mi burada böyle bekliyorsunuz?

Gerçekten mi?

Neden?

Ne demek ya siz o yüzden mi buradasınız böyle, ne diyorsun?

Ne bileyim, başhekim ya.

Sonuçta yani bir tanesi gelir, bir tanesi--

Hişt! Sen bana baksana bir!

O adama dua edeceksin. Çünkü o adam olmasaydı...

...sen bu hastanenin kapısının önünden geçemezdin!

-Anladın mı? -Oo, çok sert.

-Evet, yumuşak hâlim, merhaba. -Merhaba. Kek?

-Açi tamam, bırak boş ver. -Benden sana bir tavsiye.

Eğer bu hastanede üç, beş haftadan fazla...

...zaman geçirmek istiyorsan ayağını denk alacaksın!

Ve eğer içimizden birine laf edersen...

...hepimize laf etmiş sayılırsın, anladın mı?

Sana yemin ediyorum, bu hastaneyi sana dar ederiz!

-Açelya tamam! -Abla nasıl tamam?

Tamam, otur!

Oldu, çok memnun oldum.

-Senden uzak duruyorum. -Lütfen.

Bu bir. Başhekiminizi çok seviyormuşsunuz...

...onu anladım, bu da iki.

Umarım iyileşir. Ne diyeyim?

-Hadi ben kaçtım, görüşürüz. -Güle güle.

Bu arada bu kekten denemelisin. Çok iyi.

(Gerilim müziği)

Ablacığım sen boş ver onu.

Ablam çok özür dilerim, tutamadım kendimi.

(Islık çalıyor)

(Islık çalıyor)

Kolay gelsin prenses.

(Islık çalıyor) Doruk.

Ali'ye de yapma olur mu?

-Ne yapmayayım? -Bana yaptığını yapma.

Ya ben bu arada bilmiyordum.

Yani siz başhekimle...

...yakınmışsınız. Bilmiyordum.

Önemli değil. Ben hallederim ama Ali kaldıramaz.

-Ali, başhekimin nesi oluyor? -Şöyle anlatayım sana.

Ali'nin sevdiği ve vazgeçemeyeceği her ne varsa...

...Adil sayesinde kazandı.

Yani birbirlerine ne kadar bağlı olduklarını...

...ve birbirlerini ne kadar sevdiklerini sana tarif bile edemem.

Birini ya da bir şeyi çok sevince...

...hemen vazgeçeceksin.

Yoksa böyle oluyor işte.

Sen benim ne dediğimi anladın, değil mi?

Evet.

Keşke siz de benim ne dediğimi anlasanız.

(Gerilim müziği)

(Dijital sesler)

(Dijital sesler)

Ali.

Ali! Ali, lütfen açar mısın kapıyı?

Hayır, çalışıyorum. Dikkatimin dağılmaması lazım.

Bulacağım bir şey, bir yol bulacağım.

Öyle bir yetkin yok.

Bak, Adil Hoca bir karar verdi.

-O zaman yetkisiz yaparım. -(Nazlı) Yapamazsın!

Ali, yapamazsın! Davan hâlâ devam ediyor.

Ya sen hapse mi girmek istiyorsun?

Gerekirse girerim!

Ali! Ali.

Lütfen açar mısın kapıyı? Bak, çok merak ediyorum.

(Nazlı) Ferman Hoca'ya söylerim.

(Nazlı) Ali, yetkisi olmadan ameliyata kalkışıyor derim.

(Nazlı) Tamam, Tanju Hoca'ya söylerim ben de.

(Doruk) Bir de ben deneyeyim mi?

Hiç sırası değil Doruk.

-Lütfen! -Bir dur Pocahontas.

Ne diyeceğimi bilmiyorsun ki. Bir müsaade et.

Kara Şimşek, ne haber?

(Doruk) Doruk ben.

Bak, sana ne diyeceğim.

Sen çok baktın mı beyin vakası?

Rotasyona girmedik!

Ama Adil Hoca'm çağırırdı ameliyatlara.

Ben çok baktım ya.

Orduda.

Tümör değil ama yaralanma.

Benzer mantık.

Sen bana bugün bir kıyak yaptın ya...

...ben de sana yapayım, ister misin?

(Doruk) Sana yardım edebilirim.

Bu ameliyattan falan her şeyden önce şunu bil...

...bu tür vakalarda...

...zorluğu hasta çekmez.

(Doruk) Hasta çoğunlukla yoktur zaten.

Kim çeker?

Aileler.

Sen yani.

Şimdi önünde iki tane seçenek var.

Bir tanesi; onu kurtarıp, bakımevine vereceksin...

...ve ömrünün sonuna kadar vicdan azabı çekeceksin.

Diğeri...

...inat edip...

...ona kendin bakacaksın.

Ve günün birinde...

...pes edeceksin.

Herkes eder.

Sonra onu bakımevine vereceksin.

Başlarda sürekli gideceksin ziyaretine sürekli, sürekli.

Her gün. Sonra zamanla seyrekleşecek ziyaretlerin.

(Doruk) Sonra bir bakmışsın...

...sadece bayramdan bayrama gidiyorsun.

En sonunda onu...

...kaderine terk edeceksin.

Hep böyledir bu senaryo, hiç şaşmaz.

Ben, Adil Hoca'mı bırakmam!

Ben, Adil Hoca'mdan vazgeçmem!

Anlıyorum tamam, anlıyorum.

Anlıyorum. Ama sen beni dinlemiyorsun ki.

Sen hazır mısın...

...onu böyle görmeye?

(Doruk) Gerçekten hazır mısın?

(Doruk) Yıllar süren fizik tedavilere.

Bir beyin cerrahına bağcıklarını bağlamayı tekrar öğretmeye.

(Doruk) Hazır mısın?

Beyin...

...hiçbir şeye benzemiyor be Ali.

Adil Hoca her gün aynaya bakacak.

Her gün.

Ve o bıraktığı adamın...

...kırıntısını bile bulamayacak.

(Doruk) Sürekli acı çekecek.

Sürekli acı çekecek, sürekli acı çekecek.

Eziyet.

İnan bana.

(Doruk) İnan bana.

Yani...

...sana tavsiyem.

Hastayı öldü kabul et.

(Duygusal müzik)

Ama ölmedi, tamam mı? Ölmedi, ölmedi!

Ali, tamam.

Sen gider misin artık lütfen.

Bence de.

Ben Adil Hoca'mı bırakmam Nazlı.

Vazgeçmem.

(Duygusal müzik)

(Gerilim müziği...)

(...)

(...)

(Gerilim müziği...)

(...)

(...)

(Duygusal müzik...)

(...)

Üzgünüm hocam.

Sizi bırakmayacağız.

(Duygusal müzik)

Alo?

Benim.

Biliyorum ben...

...seni aramayacağım demiştim ama...

...söz vermiştim ben.

Bozuyorum sözümü.

Buraya gelmen gerek.

Hemen.

(Sessizlik)

Merhaba çocuk.

O kadar zamansız geldin ki...

...tanışmaya fırsatımız olmadı.

Ben Ferman. Bu yüze alışsan iyi olur.

(Ferman) Çünkü daha çok göreceksin.

(Ferman) Hayatının sonuna kadar.

(Ferman) Bir saniye.

Buyurun hocam.

Evet.

Gayet iyi görünüyor.

Alınabilir gibi kuvözden.

-Doktoru ne diyor peki? -Yarın çıkartıyoruz hocam.

Güzel. Bana mutlaka haber verin.

Peki hocam.

(Duygusal müzik)

Güzel güzel uyu.

(Mesaj geldi)

(Duygusal müzik...)

(...)

-Bir yol buldum. -Yapalım!

Ali bir dinle, otur.

Ne yolu?

Adil Hoca, tedavi ret formunu imzaladı.

Ali'ye verdiği vekâletnameyi de geri aldı.

Tamam.

Ama onu ameliyat etmemizin bir yolu var.

Birinci dereceden ailesinden birinin onayını almak.

Ailesi yok ki Adil Hoca'nın.

Var.

Nerede var?

Adil Hoca'nın bir kızı var.

(Gerilim müziği)

Bir kızım var demişti.

Ama kaybettim demişti.

Ben öldü sanıyordum, ölmemiş mi?

Ölmedi.

Ama kaybetti, doğru.

Adil Hoca'nın eşi Amerikalıydı. Ona âşık olup, yerleşmiş buraya.

(Beliz dış ses) Ve ondan tek bir şey istemiş.

(Beliz dış ses) Demiş ki; ne olursa olsun beni yalnız bırakma.

(Gerilim müziği)

Ferda!

(Adil) Ferda, kızım.

Ferda'm, yavrum şimdi biz ayrılıyoruz ama...

...yine kavuşacağız biliyorsun, değil mi?

Çünkü ben seni çok seviyorum.

Ve ilk fırsatta seni ziyarete geleceğim.

Çabuk gel ama tamam mı?

Çünkü ben sensiz yaşayamam.

(Duygusal müzik...)

(...)

Ferda, 'come on'.

(Duygusal müzik...)

(...)

(...)

Bu son görüşmeleri oldu.

Nedendir bilmem, bir daha hiç konuşmadılar.

Ferda, benim çocukluk arkadaşım. Bu yüzden ulaşabildim ona.

-Geliyor mu? İzni alacak mıyız? -Yarın sabah burada olacak.

Allah! Adil Hoca'm kurtulacak! Adil Hoca'm kurtulacak!

Adil Hoca'mın kızı varmış! Adil Hoca'm kurtulacak!

-Çok güzel. -Ali!

-Ali, ameliyatı yapmadık daha. -Adil Hoca'm kurtulacak!

Adil Hoca'm ameliyat olacak! Nazlı! Nazlı!

Bir tanesin ama Ali'yi tutmam gerek.

Berhayat Hastanesi!

Berhayat duydunuz mu? Adil Hoca'mın kızı varmış.

Hey! Duydunuz mu? Nazlı... Nazlı duydun mu?

-Ne oldu? -Adil Hoca'nın kızı varmış, ölmemiş.

Nasıl? Ne demek Adil Hoca'nın kızı ölmemiş?

Ali!

-İyice delirdin. Beni dinleyeceksin. -Dinlerim, dinlerim.

O zaman evine gidiyorsun, sakinleşiyorsun.

Hastaneyi daha fazla ayağa kaldırmayacaksın.

-Ama Adil Hoca'm... -(Ferman) Daha kurtulmadı!

Kızı gelecek, izin alacağız ondan sonra ne yapacağımıza bakacağız.

Tamam ama Adil Hoca'ma ameliyat?

Nazlı, şunu alıp götürür müsün? Saatli bomba gibi.

-Sabah saat 7'de burada olun. -Tamam, ameliyat için bir yöntem--

Yöntem yok!

Yöntem hâlâ yok. Ameliyatın riskleri devam ediyor, garantisi yok.

Ben de kurtulmasını istiyorum.

Bu şekilde sevinirsen ileride daha beter üzüleceksin.

Anladın mı beni? Şimdi Allah aşkına evine git!

-Hocam-- -Ali!

Git! Nazlı!

(Ali) Adil Hoca'nın kızı varmış.

(Müzik...)

(...)

(Elektronik sesler)

(Müzik...)

(...)

(Elektronik sesler)

(Müzik)

Buldum!

(Gürültü)

(Müzik)

Ali?

(Müzik)

-Ali? -Nazlı!

-Ali ne yapıyorsun? -Buldum Nazlı, buldum!

Ne buldun?

Adil Hoca'mın nasıl kurtulacağını buldum. Adil Hoca'm kurtulacak!

Adil Hoca'm kurtulacak, Nazlı!

(Nazlı) Ali daha izin çıkmadı.

Ali!

(Kapı vuruluyor)

Ne oluyor?

Geldim, geldim.

(Kapı vuruluyor)

(Kapı vuruluyor)

-Ali Bey? -Proton beam tedavisi!

-Proton beam tedavisi. -Ali Bey ne oluyor anlamıyorum.

Çok özür dilerim Haluk Bey Hoca'm.

Nerede kaldığınızı Gülin sekreterden öğrendim.

Lütfen ona kızmayın. Kendisi çok iyi bir sekreterdir.

Hemen acil yanınıza koştum. Çünkü Adil Hoca'mın nasıl kurtulacağını buldum.

Proton beam tedavisi!

Nasıl yani?

Konvansiyonel radyasyon tedavilerinde X-Ray ışınları kullanılır.

Fakat Adil Hoca’mın tümörü hayati bölgeye çok yakın olduğu için...

...bu tedaviyi kullanamıyoruz. Çünkü X-Ray ışınları...

...tümörü yok ederken etrafındaki sağlıklı dokuya da zarar veriyorlar.

Ama protonlarda bragg peak vardır.

Bunlar küçük kurşunlar gibidirler, durması gereken yerde dururlar.

Bu yüzden de istediğimiz kadar radyasyonu güvenli bir şekilde verilebiliriz.

Protonlar tümörü yok eder, etraftaki sağlıklı dokuya da zarar vermezler!

Evet, bu tedaviyi biliyorum ben ama...

Hiç risk yok! Hiç! Hiçbir risk yok!

Hem de hiçbir risk olmadan tümörü tamamıyla yok edebiliriz.

Bakın bir asistan olarak bile bu tedaviyi...

...biliyor olmanız gerçekten-- -Yok edemezsek de küçültürüz.

Evet, küçültürüz. Ondan sonra da cerrahi bir işlemle alırız.

Adil Hoca'm kurtulur.

-Ali Bey-- -Adil Hoca'm kurtulur.

Bu tedavi yok Türkiye'de!

-Yok mu? -Yok.

Nasıl yok? Hiç mi yok?

Bakın bu tedavinin ne makinesi ne de uzman doktoru var elimizde.

Sadece Amerika ve Almanya'da yapılabiliyor.

O da çok kısıtlı sayıda hastalar üzerinde.

Tamam, oraya götürelim. Adil Hoca'm da o hastalardan biri olsun.

Neden olmasın? Hemen oraya götürelim.

Adil Hoca'nızın bu kadar vakti var mı sizce?

(Müzik)

Gerçekten çok takdir ettim bu çabanızı.

Harika bir öneri bu ama...

...mümkün değil.

Üzgünüm.

İyi akşamlar.

(Müzik)

İyi misin?

-Doğru mu söyleyeyim, yalan mı? -Söyle.

Aynı, bir değişiklik yok.

Vakit yok, daha fazla uyutamam. Ameliyata almamız gerek.

Ferman Hoca'm biliyorum, yasal değil ama madem kızı yola çıkmış...

...siz ameliyata başlayın, o geldiğinde--

Söz konusu bile değil.

Tamam, ben de ameliyattan yanayım ama biliyorsunuz, devam eden bir davamız var.

Ve artık bu hastaneden ben sorumluyum.

Anlamadım.

Nasıl siz sorumlusunuz?

Başhekim hâlâ Adil Hoca.

Ferman, bunu sonra konuşuruz.

Şimdi ameliyat hazırlıklarına başlayalım, biraz zaman kazanmamız lazım, tamam mı?

Hadi. Hadi.

Doktor Bey! Doktor Bey!

Hastayı kaybettik.

Nasıl?

-Kim? -Hocam hemen gelmeniz gerekiyor.

Biri mi öldü dedin? Söylesene, kim? Adı ne?

Yüzüne bak, gördün mü?

O nasıl bakış?

Hocam çok özür dilerim ama nöbet yazmakla tehdit etti.

Ben gideyim en iyisi.

Manyak mısın sen?

-Manyak mısın? -Oğlum ayakta uyuyorsun.

Adrenalin kendine getirsin diye yaptım.

Arkadaş kıyağı yani, senin için.

Bunlar da sıradaki hastaların. Ben baktım, rica ederim.

Yardım isteyen mi oldu senden?

Geceleri böyle eller havaya.

Sabahları enerji kalmıyor tabii, pert.

Git bir kahve falan iç, serum taktır. Zombi gibisin.

-Sana mı kaldı? -Belli ki bana kaldı.

Hadi ben kaçtım.

Bir güvenlik kestirdim gözüme. Ferman Hoca'nın arabasını yıkatacağım...

...çok güzel olacak, acayip gözüne gireceğim.

Görüşürüz.

Sağ ol!

Sağ ol da daha bin tane hasta var.

Hocam koşun! Para yutan kadın kusmaya başladı.

-Bak, bu sefer de-- -Hocam acil, gerçekten.

Teyzeciğim bir sıkıntın yok, merak etme.

Oğlun zaten dışarıda. Ben her şeyine de baktım.

Demir Bey, ben hastamıza baktım, bir sıkıntısı yok.

Üç kere kahvaltı etmiş, unutmuş sadece.

(Fısıldıyor) Demans. Oğlu da dışarıda bekliyor.

Götürsene.

Gelin böyle.

-Geçmiş olsun. -Geçmiş olsun teyzeciğim.

-Hani sen... -Kıyamadım sana, ne yapayım.

Ayrıca sadece seninle ilgili de değil. Biliyorsun, Adil Hoca.

Ameliyata girdi mi, öldü mü, kaldı mı, ölecek mi, ne olacak...

Yazdırdım işte kendimi.

Sen olmasan ne yaparım ben?

Ölürsün herhâlde.

Vallahi ölürüm.

Teşekkürler.

-Adil Hoca? -Aynı.

Aynı.

-Nerede, niye gelmedi hâlâ? -İnince Beliz Hanım'la konuşmuş mu?

Ya gelmezse? Ya binmezse uçağa? Küslermiş çünkü konuşmuyorlarmış.

Yok, tamam. Olmaz öyle şey canım. Babası neticede ne olursa olsun.

Uçağı rötar yapmış.

Ben şimdi havayoluyla konuştum, inmemiş daha.

Zaman yok, zaman yok.

Daha havaalanından buraya gelmesi var. Tam sabah trafiği!

-Ambulansla gideceğim. -Süper, ben de geliyorum.

Nazlı! Nazlı, hastan uyandı.

Ali...

Tamam, sen hastana git. Ben seninle geliyorum.

(Aksiyon müziği)

(Sirenleri çalıyor)

Şoför Bey daha hızlı gitmiyor mu bu?

Ali, bağırma adama. Zaten gidebileceği kadar hızlı gidiyor.

Bu kız telefonunu hâlâ niye açmıyor? Havaalanından indi dediler.

Geleceğimizi bilmiyor. Ya biz gittiğimizde gitmişse?

Ya taksiye binip gittiyse?

Daha hızlı gitmiyor mu bu araba? Yetişmeye çalışıyoruz herhâlde, lütfen.

Daha hızlı gidemem Beliz Hanım, elimden geleni yapıyorum.

(Sireni çalıyor)

-(Haluk) Elimizden geleni yapacağız. -Gelirlerse yapacağız tabii.

Her şey tamam mı? Ferman bir haber yok mu?

Yola çıkarken arayacaklardı, daha arayan yok.

Vaktimiz yok, yukarıda bekleyeyim ben. Kontak kuralım.

Hadi.

(Korna ve siren çalıyor)

(Ali) Çabuk, çabuk!

(Ali) Pardon, pardon, pardon.

-Açmıyor mu? Hâlâ açmıyorlar mı? -Hâlâ kapalı Ali.

İnsanlar çıkıyor. Ya biz gelmeden gittiyse?

Tamam, taksi sırasındadır o zaman dağılalım.

Dur, dur. Ben nasıl, nereden tanıyacağım? Hiç görmedim ki? Nereden bileceğim?

Bilmiyorum Ali, ben de çok uzun zamandır görmedim ve sosyal medya da kullanmıyor.

-Ben de bilmiyorum o yüzden. -Siz biliyorsunuz.

En son nasıldı? Nasıl görünüyordu?

Kumral...

...orta boylu...

Herkes orta boylu!

Evet.

Adil Hoca'ma benziyor, Ali.

Yani böyle tipi değil ama enerjisi çok benzer.

Böyle o da Adil Hoca'm gibi güven verir, ışık saçar.

Görünce anlarsın zaten, öyle sen...

Yap o şeyinden.

Yap, o şeyinden yap. Anlarsın, yap.

Ne şeylerinden?

(Hareketli müzik)

Aa, siz Adil Hoca'mın kızı olmalısınız. Orta boy... Değil.

Siz? Ferda'sınız. Adil Hoca'mın kızı?

Değil misiniz?

Siz, siz Adil Hoca'mın kızı olmalısınız. Ferda mısınız siz?

(Müzik)

Siz? Ferda'sınız. Adil Hoca'mın kızı. Ferda Erinç!

-Ali Vefa. -Evet, evet.

-Selam. -Selam.

Size yüzbinlerce kez selam ama şimdi gitmemiz lazım çok acil.

-Hastaneye gitmemiz lazım, hemen! -Tamam, zaten geldim.

-Hemen, hızlı hızlı lütfen. -Gidelim.

-(Ali) Tamam, daha hızlı lütfen. -Daha hızlı derken koşayım mı?

-Lütfen, evet. -İyi hadi koşalım.

(Ali) Pardon.

(Gerilim müziği)

Beliz Hanım! Beliz Hanım!

-Adil Hoca'mın kızı. -Beliz!

Ferda.

Ferda.

-Beliz. -Ferda inanamıyorum.

Kaç yıl oldu?

-Milyon… Milyon yıl oldu. -Oy canım.

Tamam, Adil Hoca'mın kızı siz sonra sabaha kadar sarılırsınız ama şimdi acil.

-Ambulans bekliyor, hadi acil. -Ambulans mı?

O kadar mı acil? Yani kritik?

-(Ferda) Öyle mi? -Çabuk, çabuk.

Çabuk.

Alo Nazlı, ameliyathaneyi hazırla. Hemen geliyoruz.

Her şey hazır, tamam. Tamam, acele edin, bekliyoruz.

-Yaşayacak. -Ne oldu?

Yaşayacak, kurtaracağız Adil Hoca'yı.

İçeride kurtarılmışı var, girelim mi?

(Monitör sesi)

Günaydın.

-Günaydın. -Günaydın.

Ne oldu bana?

Fatih Bey bir trafik kazası geçirdiniz.

İki omurunuz kırıktı ama ameliyatla düzelttik.

Tedavi süreciniz birazcık zorlayıcı geçebilir...

...ama tam bir iyileşme bekliyoruz. Geçmiş olsun.

Teşekkür ederim.

İyi miyim yani?

Siz iyisiniz. Muhteşemsiniz. Çok iyisiniz de...

...aşk hayatınız mevta.

(Boğazını temizledi)

Yani bazı gerçekler ortaya çıktı da.

Buradalar mı?

İkisi de mi?

Yani. Biri gitti, biri kaldı diyelim.

Kim?

Hangisi kaldı? Yo yo, söylemeyin.

Söyleyin.

Yok, söyleyin. Kim?

Hangisi kaldı?

Söylüyorum.

(Müzik)

Serpil.

(Serpil) Sana giyecek bir şeyler getirdim.

Karıcığım...

...çok özür dilerim.

Ben...

Ben çok korktum.

Bir daha çocuğumuz olmayacak sandım.

(Fatih) Ben salak adamın tekiyim.

Allah belamı versin benim.

Gözüme bak.

Bu sabah muayeneye gittim.

İkimiz de çok iyiymişiz.

Nasıl?

Bırakmayacak mısın beni?

Buna henüz karar vermedim.

Haklısın.

Ne desen, ne yapsan haklısın.

Hak ettim ben.

Fatih böyle bir şeyi kimse hak etmez.

Bunu söylemeye hakkım var mı bilmiyorum ama...

...Serpil seni seviyorum.

Seni hep sevdim.

Lütfen...

...beni affet.

(Duygusal müzik...)

(...)

Çok sıkıcı.

Nazlı Hanım çıkalım mı?

-Evet, nedir? -Tansiyon 70'e 50. Kalp ritmi 45

Her an çökebilir Ferman.

(Ambulans yaklaşıyor)

Geliyorlar. İmzayı alıp geliyorum, tamam.

Ben hemen hazırlanıyorum.

İzin formumuz. İmzalar mısınız?

-Vay, bu ne hız! -Lütfen, acelemiz var. Lütfen.

Tamam. Bir yere kaçmıyorum ya, imzalarım.

Beliz koş.

-Hocam. -Sonunda.

-Çabuk, Haluk Hoca'ya haber ver. -İmzayı alabildin mi?

-Size de selam. Babam içeride mi? -Nerede olacak?

Kendisi önce babasını görmek istiyormuş.

Olmaz. Fazla vaktimiz yok ve steril değilsin.

Herkes bir sakin olabilir mi lütfen? Sadece kapıdan bakacağım.

Girebilir miyim?

Gireceğim.

Arkadaşlar müsaade eder misiniz?

Lütfen acele et. Adil Hoca'nın fazla vakti yok.

(Duygusal müzik...)

(...)

(...)

Baba.

(Duygusal müzik)

(Cihazlar ötmeye başladı)

Yetiştim Adil Hoca’m. Yetiştim.

Hocam, çöküyor.

-Ferman hadi. Hadi! -Artık şunu imzalar mısın?

İmzalar mısın?

(Gerilim müziği)

Hayır.

Hayır mı?

Ne demek hayır?

-Bu ameliyata onay vermiyorum demek. -Ne?

Ben buraya babamı kurtarmaya değil...

...onunla vedalaşmaya geldim.

(Gerilim müziği...)

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Fatih Kolivar- Feride Tezcan...

...Gökberk Yılmaz - Gülay Yılmaz - Ece Naz Batmaz

Editör: Dolunay Ünal

(Jenerik müziği...)

(...)

(...)

(Jenerik müziği)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.