All language subtitles for Chasing.the.Dragon.2017

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal) Download
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

1974'ten önceki yıllar, Hong Kong tarihinin...

...bariz en karanlık dönemleridir.

Adım Sakat Ho. Chaozhou'luyum.

Hong Kong'a tam da bu zamanlarda geldim.

Dört günlük açlıktan sonra, en sonunda arkdaşlarımla ilk yemeğimizi yedik.

Ama pes etmemiştim. Babamın söyledikleri her zaman aklımdaydı.

''Ölüm ya da yaşam, fakirlik ya da zenginlik, Bütün hepsi kaderinde vardır.

Çeviri: d3d3 Keyifli seyirler.

"1960"

- Yemek hazır! - Seni aptal, evdeyim.

Congee.

Yine mi congee var?

- Evet, congee...congee... - Dee, biraz congee al.

Ev sahibesi, Ev sahibesi!

Üzgünüm. Para bu akşam elime gececek.

- Kesinlikle akşama! - Şimdi bana söz vermiş oldun.

- Unutma bunu. Bana yalan söyleme mankafa! - Kardeş Ho.

- Congee nasıl? - Oldukça leziz.

Oldukça lezizmiş. Seni yalancı. Ne kadar leziz olabilir ki?

Enfes!

Alva, biraz congee al. Sıcak, dikkat et.

- Yumulun. - Nefis congee!

Bu gece inşaat sahasında iş yok.

- Bu gece yine dövüşecek misiniz? - İnşaat sahasından 2 ,dövüşten 30 dolar kazanıyorum.

Çoğu zaman blöf yapıp dövüşmüyoruz zaten.

Orada biraz bağırıp çağırıp hop paramızı alıyoruz.

Seçme şansım olsaydı, böyle bir yaşam tarzını isteyeceğimi mi düşünüyorsun?

Neredeyse unutuyordum...

...okul harcın.

- Kardeş Rock, çok geç kaldın! - İşlerim vardı!

Biliyorsun ki, Ngan böyle şeylere çok kızar.

Bak, ona ne aldım. Buna çok sevinir işte!

Vay canına, pahalı olmalı! Çok memnun kalacağına eminim.

Gidelim.

Lee Rock, üst kata lütfen.

Bunun sadece doğum günü partisi olacağını düşünmüştüm.

- Sanki Kraliçe'nin doğum günü gibi. - Kesinlikle öyle.

Bayan Ngan! Bayan Ngan!

Lee Rock, Sir Ngan'a mutlu yıllar dilemek için geldi.

Lee Rock, Komiser olduğunuzdan beridir çok meşgul olmalısınız.

- Evet, biraz öyle. - Bu Sir Ngan için.

Diğer hediyelerin yanına bırakın. Kendinizi evinizde gibi hissedin.

Peki, o zaman.

Peki neden kılını bile kıpırdatmıyor...

- Burada çok fazla altın var, bir dükkan acabilir. - Belki buradaki yetersizdir.

- Diğerlerinin yanına bırak madem. - Tabii ki.

Görünen bir yere bırakayım, böyle iyi.

Defol git!

Oturun bakalım! Hunter, sizinle oyun oynamak istiyor sadece, tamam mı?

- Bu senin için. - Amir Hunter, tepelerine çöktü yine.

Oynayalım hadi.

Sarhoş olduğu zaman, hep böyle eğlencelidir.

- Kaybetti! Kaybetti! Kaybetti! - Lanet olsun!

Çok şanslıyız!

- Kapa çeneni! - Paraları göster, hadi!

Bir kaç yüz dolar sadece. Sonra gideceğiz. Bu senin, bu da senin.

Sanırım bunun anlamı, terfi istiyorsan devam et ve parayı al!

Beyaz adam kim şimdi?

Ne yapıyorsun?! Ne yani İngilizler, borçlarını ödemek için ayrıcalıklı mı?

Kardeş Rock! Rock, durun yapmayın!

- Ne yaptığını sanıyorsun? - Kes şunu!

Kardeş Rock, durun. Karışmayın buna.

Amirin temizlenmesine yardımcı olun.

Yeni Komiserimiz küstah! Çok ukala! Amiri hırpalamak da ne haddine?

- Bu doğru değil. Ben... - Shau Kei Wan'ı uyarmak yerine patron gibi davranıyorsun.

Wan Chai'ye egemen olmanı sabırsızlıkla bekliyorum.

Belki o zaman ben de seni hırpalarım.

Hayır, Bay Ngan! Çok üzgünüz. Lee Rock biraz sarhoş da.

O zaman defolup gidin buradan! Hala neyi bekliyorsunuz ki?

- Gidelim... - Gidiyoruz, mutlu yıllar!

- Dansa gidelim. - Bırak beni. Bir şeyim yok!

Sen olmasaydın, silahımı çeker ve onu vururdum!

Hesaplaşmak için doğru zamanı bekleyeceğiz. Kendine hakim ol yoksa içine edersin.

Kabızlık gibi düşün. Bir süreliğini katlatmak zorundasın.

- Ona katlansam bile, karısına katlanmak çok zor. - Orası doğru işte.

Silahını çıkartıp onu vurmak istediğini biliyorum.

Göze batmayıp, doğru zamanı beklemeliyiz.

- Kardeş Rock! - Ne var?

Matrak ve Boz Ayı bu gece dövüşeceklermiş.

Matrak, Kowloon Şehri'nden çetesiyle birlikte mi gelecek?

Her taraftan yüzden fazla adamı var.

Sana bok gibi davranırken neden hala ona yardım ediyorsun?

Bu kadar cömert olmak zorunda değilsin.

Ngan ile uğraşmak, bütün polis teşkilatıyla uğraşmak demektir.

Önemli olan itibarını korumak. Değil mi?

İşte sana bir mola, Hunt.

Bazı Çinliler aşağıda sorun çıkartıyor. Git ve benim için hallet, eski dostum.

Duymak istediğim buydu, tekrar söylemene gerek yok.

Noel erken geldi.

Bay Ngan'nın doğum gününde böyle büyük bir olay çıkarmaktan endişelenmiyor musun?

Yapmak istediğim şey bu aslında. Onlara Boz Ayı'nın kötü biri olduğunu göstereceğim.

Kowloon'un bütün işlerini yapmak yeterli mi sanıyorsun, seni dingil?

Benim bölgemde neden sorun çıkartıyorsun?

Bay Ngan bununla ilgili hiçbir şey yapmadığı için, bunu kendim halledeceğim.

Yanlış tarafta duruyoruz!

Kwung Tong ve Tsz Wan Shan'daki işlerimi aldın. Şimdi bir oyuna var mısın?

Büyük bir oyun oynayalım hadi. Kendine güzel bir tabut hazırla, Boz Ayı!

Dövüşecekler mi yoksa dövüşmeyecekler mi? Nutuk çekmeye ne gerek var.

Bizler çeteyiz! En kötü olan her zaman en büyük payı alır, hayat böyle işte!

- Kardeş Ho, bence yalan bir dövüş için geldik. - Bu sefer yanıldık.

- Şu andan itibaren, kuralları ben koyarım! - Evet!

Kendimize bir kaç silah bulalım.

Hiçbir şey yapamazsın! Kendi tabutunu bile!

Seni doğrayıp, köpekleri beslerim!

- Bunu kim fırlattı? - Bunu düşürmeden önce, neden bitirme mi beklemedin?

Hepsini gebertin!

- Saldırın! - Hadi!

Seni öldüreceğim!

Chubby, iki arkadaşın aşağıda birbirini öldürüyor. Onlara yardım etmiyor musun?

Dalga mı geciyorsunuz, Bay Ngan? Kan görmekten nasıl korktuğumu biliyorsunuz.

Bu çok hunharca! Kart masasına dönmeyi tercih ederim.

- Hepsini gebertin! - Doğrayın onu!

Vurun ona!

Boku yedik!

Kodumunun!

Saçları uzun olan çocuk tam bir dövüşçü!

Ağabey, köşeye sıkıştık! Neden gitmiyorsun? Polislerin icabına bakarım.

- Tamam, birader! - Koş!

Çevik kuvveti kim çağırdı?

Ateş!

Hepsini indirin!

Sakın bana yaklaşmayın!

- Hangi taraftansın? - Sen hangi taraftansın?

Asıl sen hangi taraftansın? Hangi taraftansın? Sana diyorum.

İlk ben sordum. Söyle, hangi taraf? Söyle, söyle hadi!

Boz Ayı'nın tarafındasın yani. Ben, Boz Ayı'nın sağ kolu, Will.

İt herif! Neredeyse bizi öldürüyordun.

Kolayca 30 dolar alacağımızı söylemiştin. Şu halimize baksana! Şimdi ne olacak?

Hangi aptalın şişeyi düşürdüğünü bilmiyorum.

Durun, aynı takımdayız, hepimiz aynı takımdayız.

Ağızlarınızı kapatın, ağızlarınız kapatın!

Yere yatın!

Aferin!

Durun! Durdurun onları!

Kardeş Rock, Hunter deliye döndü. Kontrol etmeli miyiz?

Evet, kontrol edelim hadi.

Durun!

Durun!

Kımıldamayın! Ellerinizi kaldırın!

- Pekala, sizi pislikler! - Tamam, tamam.

Sakın kıpırdamayın! Bacaklarını kırın!

- İtip durmayı keser misin? - Kes sesinin!

- Hepsini indirin! - Seni pislik!

Durun! Durun dedim!

- Ama o... - Sana durmanı söylüyorum!

Kıpırdama!

Copu yere bırak!

Sana copu yere bırakmanı söylüyorum!

Geri çekil ki, sana bir şey olmayacağından emin olayım.

- Merkeze geri mi döneceğiz? - Kafayı mı yedin?

Merkezde hiç şansları olmaz. Onları Shau Kei Wan şubesine götür.

- Arkadaşlarım ne olacak peki? - Birlikte olacaksınız.

- Kardeş Rock, kahve ve ananaslı çöreğiniz. - Teşekkürler.

Piggy, baksana. Hong Kong oldukça küçük bir yer olmasına rağmen...

...yine de kolayca para kazanabiliyoruz.

Triadlar dışarıda insanlara soyarak para kazanıyorlar, biz de öyle yapacağız.

Demem o ki, kontrolü ele gecirisem herkesin uyması için kurallar olacak.

O zaman, herkes yeteri kadar yemek yiyebilecek.

- Çok fazlasını yapacağız. Bana inanıyor musun? - Gerçeken, öyle mi?

Elbette, hepsini yapacağız!

Hesabını yaparsak...

- Bir ayda 10, 10 ayda 100 olacak. - Bir milyon mu?

5 milyon mu yani? Şaka mı yapıyorsun, Rock?

Elini versene.

Bu 5 kez 100 milyon!

500 milyon.

- İyi misiniz? Sıkıntı var mı? - Sorun yok. Küçük bir kavganın kimseye zararı olmaz.

Bir şeyim yok. Böyle iyi.

- Kardeş Ho, dövüş için ödeme almadık. - Ödemeyi almalıyız.

Öncelikle buradan çıkmalıyız, sonrasında paralarımızı almak için Boz Ayı'yı bulacağız.

Tamam.

Ve kardeşime olanlardan bahsetme. Nasıl olduğunu bilirsin...

- ...bize ders anlatmaya devam edecek. - Anlaştık.

- Selam Piggy. - Selam Jan. Nerelerdeydin? Tuvalette miydin?

- Kardeş Rock seni bekliyor. - Sorun ne?

Gördüğün gibi, içeride Chaozhou'lu adamlar var. Ve sen de Chaozhou'lusun.

Yani bunları çıkartabilirsin.

- Kardeş Rock, sen de Chaozhou'lu değil misin? - Evet, ama dün gece...

...ona silah doğrulttum. Korkarım ki, bu konuda pek iyi hissetmiyordur.

- Bunu benim için halleder misin? - Elbette.

Bunlar onlar mı?

- Selam ahbap, Chaozhou'lu musun? - Evet, Chaozhou'luyuz.

Rahat ol, Kardeş!

- Kantonca biliyor musun? - Evet, evet, biliyorum.

- Komiserimiz Lee Rock. - Kardeş Rock!

Kimin için çalışıyorsunuz? Boz Ayı mı? yoksa Matrak mı?

Biz sadece dövüş için oradaydık.

Will kazanırsak 30, kaybedersek 20 dolar vereceğini söyledi.

Will, Boz Ayı'nın adamı.

- Ne zamandır Hong Kong'dasın? - Neredeyse bir yıl oldu.

Teşekkür ederim.

- Çok iyi bir dövüşcüsün. - Hayır, değilim.

İsmin ne?

- Ben Ho, Dahao Şehri'nden. - Sende mi Dahao Şehir'indensin?

- Evet, Dahao Şehri'ndenim. - Bu bizi Dahao kardeşleri yapar.

- Harika. Dahao kardeşleriyiz. - Hepiz de Dahao'luyuz.

Selam, Dahao kardeş! Selam, kardeş!

- Kardeş, senin ismin nedir? - Jan diyebilirsin.

- Kardeş Jan, Kardeş Jan! - Bu Ho, aynı şehirdeniz.

- Kardeş Rock, basın mensupları geldi. - Tamam, anlaşıldı.

Hepimiz de aynı şehirden geldik...

- ...evrak işlerini çabucak bitirip, onları serbest bırak. - Olmaz.

Kurallara istinaden onları 8 saat içeride tutmalıyız.

Tamam.

Kardeş Rock, bizle ilgilendiğin için sağ ol.

Kardeş jan, her zaman kurallara uyman gerekmez.

Ne diye dikeliyorsun?

- Seni bekliyorum. - İlgin için teşekkür ederim.

- Telefon numaraları ve adreslerini al. - Anlaşıldı.

Kardeş Jan, Dahao'lu olduğumuz için, lütfen bize daha özel davran.

- Bir şeye ihtiyaçın olursa beni bul. - Elbette.

Ayrıca, söylemeliyim ki Hong Kong'un cezbediciliği heryerdedir.

Ne yaparsanız yapın...

...sakın triadlara katılmayın! Aksi halde, hayatınızı asla geri alamazsınız.

Anlaşıldı!

Aç mısınız? Biraz yemek getireyim mi?

- Güzel olur. - Açlıktan ölüyorum.

- Pekala, biraz bekleyin. Şimdilik hoşçakalın. - Teşekkür ederiz!

Seni aptal!

Konuşmana dikkat et.

7 günlük koşuşturmadan sonra, sonunda tecavüzcüyü yakaladık.

Kanıtlar, tecavüzcünün Shau Kei Wan Bölgesi'ndeki...

...15 benzer olaya karıştığını göstermektedir.

- Efendim. - Çekil önümden!

Kapıyı aç. Kapıyı aç! Aç dedim!

Kardeş Ho.

- Siktir. Bu hiç iyi olmadı. - Kimse bir şey söylemesin.

- Bana bırakın. - Tamam.

- İdare ederim. - Tamam.

Kapıyı aç, tamam mı?

Bu o. Kapıyı aç.

- Beni hatırlıyor musun? - Onu hatırlıyor musun?

Yüzü mü hatırlıyor musun? Polisleri dövmekten hoşlanıyor musun?

- Üzgünüm, üzgünüm. - Ne söylüyor?

- İngilizce konuş! - Beni hatırlıyor musun?

- İngilizce bilmiyorum. - Ne söylüyor bu? İngilizce konuş!

Merhaba! Üzgünüm. Üzgünüm.

- Üzgünsün demek? - Üzgünüm.

- Baksana üzgünmüş. - Peki. Ben de senin için üzgünüm.

Yardım edin! Polisler arkadaşımızı dövüyor.

Kesin şunu!

Aşağılık herif, vurma!

- Durdurun! Yardım edin! Durdurun... - Kes sesini! Kes!

Yapmayın!

Polisler arkdaşımızı dövüyor! Polisler arkdaşımızı dövüyor!

Kesin sesinizi!

Ver şunu bana.

Durun, çekmeyin. Hayır! Durun!

Burada olduğunuzu bilmiyordum efendim.

- Bana söylemeniz gerekirdi. - Resim çekmeyin bırakın. Gidin buradan.

Yakalandın. Hala buralarda takılmak ister misin?

Görecek bir şey yok. Hadi, çıkın dışarı.

Aynen. Amiri rahat bırakın. Bu konuyla ben ilgilenirim.

- Kameraları indirin, indirim dedim. - Çıkar bizi buradan, aç kapıyı.

Ne yapmaya çalıştığını biliyorum.

Ve bundan paçayı kurtaramazsın.

- Hoşçakalın, efendim. - Sana da hoşçakal.

- Jan. - Efendim.

- Bana yardımcı ol. - Tamam.

İçeri gel.

- Makinelere film koydunuz mu? Film olmaz, tamam mı? - Film koymayın demiştin.

Evet, öyle demiştim. Hepinize teşekkür ederim.

Adam başı 200 dolar. Çünkü doğum günüm. Hadi gelip alın.

Çok sağolun, Kardeş Piggy!

- Ona hastaneye götür. - Tamam.

Hepsi senin yüzünden. Söylediğim zaman onları bırakmalıydın.

Kural kuraldır.

May...

Ho!

Yardım edin! Beni korkutma Ho! İyi misin?

- May... - Bay Ho? Bay Ho?

Daha iyi misiniz?

Dikkatli olun. Dikkat edin. Göğüs kafesiniz zarar görmüş. Yardımcı olayım.

Hemşire...

...beni buraya kim getirdi?

Lee Rock. Onun arkadaşı mısın? Size çok iyi davranıyor.

- Arkadaşlarım nerede? - Yan odadalar.

Kardeş Ho.

- Hepiniz iyi misiniz? - İyiyiz!

- Hepimiz iyiyiz. - Kardeş Piggy seni görmek istiyor.

- Kardeş Piggy. - Kardeş Piggy.

Merhaba, Bayan Jane.

- Nasılsın? Daha iyisidir umarım. - İyiyim, iyiyim.

Kardeş Rock giderleriniz için, size senet getirmemi istedi.

- 500 dolar, hem de nakit? - Vay canına. Kardeş Ho, bu bizim büyük şansımız!

Evet, Piggy söylediğine göre, Rock bize iş de bulacakmış.

İyice dinlen. Kendini iyi hissettiğin zaman, para dünyası seni bekliyor olacak.

Kardeş Rock için tam olarak ne yapacağız?

İçin rahat olsun, iyileştiğin zaman öğreneceksin.

Gitmeliyim, yapmak gereken işlerim var.

Her şey için teşekkürler Piggy, Rock'da teşekkürlerimizi iletin lütfen. Tamam mı?

- Tamam, tamam. - Dikkatli olun!

Neler oluyor? Kapı neden açık?

-Bir kadına böyle davranamazsın, seni hayvan! - Neler oluyor, ne oluyor burada?

- Neler oluyor Bayan Landlady? Ne oldu? - Ne oldu?

- Neler oluyor? Sorun ne? - Babası, kumarhanemde dünyanın parasını kaybetti.

Sonra ortadan kayboldu, ben de kızını borçuna karşılık alıyorum.

Pardon, bir dakika, isminiz neydi?

- Belalı Jack! - Kardeş Jack?

- Bu anlaşma göre, kızını almak gerek. - Bir de ben bakayım.

Hepsini dövün!

Bizi dövmeyin! Bizler Boz Ayı'nın adamlarıyız!

Onu şimdilik kurtardın ama, sonsuza kadar koruyamazsın!

Aşağılık herif!

Boz Ayı için çalışıyorlarmış.

Ne çok korktum!

Bize borçu var. Bir şekilde bunu ödemelisiniz.

- Size ne kadar borçu var? - 9,700 dolar.

9,700 dolar mı?

Rock'ın verdiği paralar nerede? Önce bana verin.

Şimdilik 700 dolar var. 9000 daha vereceğiz.

- Sana nasıl güvenebilirim? - Güvenemezsin.

Ya bana güvenirsin, ya da seni eşek sudan gelene kadar döverim.

- Anlaşıldı mı? - Tamam, kalanı için bir ay mühletiniz var.

Gidelim!

Korkmayın, korkmayın! Geçti artık.

Robert, Efendi Chow'un kızını ayartmak için çaba göstermelisin.

Emniyet Müdürü olmam size bağlı.

Bu aptalın da ne işi var burada?

İçeriye nasıl girdin? Burası sana uygun değil.

Davet edildim.

Ne kadar da büyük bir parti? Seni kim davet etti? Efendi Chow'u tanıdığını sanmıyorum.

Bayanlar ve baylar. Hoşgeldiniz! Hoşgeldiniz.

Şimdi sizlere, kızımı, en iyi arkadaşımı tanıtmaktan mutluluk duyarım.

Topluluğumuzun seçkin bir üyesi. İyi yetişmiş....

...parlak bir geleceği olan, genç bir hanımefendi.

- Ne söylüyor? - Diyor ki, kızı 24 yaşındaymış, başarılı beyleri severmiş.

- Benim gibi yani. - Yalan söylemeyi bırak!

- Gelecekteki damatından bahsediyor. - Kim miş o? Yoksa sen misin?

Komiser Lee Rock'ı sahneye davet ediyorum!

Ve gelecek ay, bu ikisi nişanlanacak.

Nişan merasiminde hepinizi görmekten mutluluk duyarız.

Efendim. Geçenlerde, Lee Rock'ın Efendi Chow'ın kızıyla birlikte olduğunu duymuştum.

Efendi Chow'un, Emniyet Müdürü olması için ona yardım edeceğini mi düşünüyorsun?

Mevki için yeterli olduğunu sanmıyorum.

London da, Emniyet Müdür'lük makamı için yer açılacak.

- Yeteri kadar para harcamıştım... - Endişelenme. İlk seçenek sen olacaksın.

Bak, seninle konuşmak istediğim bir mesele var.

Wan Chai'deki müdür öldü artık. Rock'ın bu pozisyona ne olursa olsun ihtiyacı var.

Bu dolandırıcılık... Kadınları sömürmekten başka hangi yetenekleri var acaba?

En kazançlı bölgedeki Emniyet Müdürlüğü koltuğuna oturmak mı istiyor?

- Rüyasında görür ancak! - Ondan kurtulmamız lazım.

Bölgeyi sen almalısın.

Tsim Sha Tsui ve Wan Chai her ikiside kazançlı bölgedeler.

Ama ben Kowloon'da yaşıyorum...

...buna rağmen onun yükselmesini engellemek için her şeyi yapmaya hazırım.

Teşekkür ederim efendim.

Peki, benim Yau Ma Tei/Tsim Sha Tsui civarındaki bölgemi kim alacak?

- Yerine o gececek. - O mu? Efendim!

- Tamam dememiş miydin? - Evet.

- Ne? - Wan Chai bölgesini almayı kabul etti.

- Kabul etti mi? - Evet, güzel haber değil mi?

Efendi Ngan, bu konuda ciddi misiniz? Kowloon'da yaşıyorsunuz.

Hong Kong Ada'sında çalışırsanız, hergün feribotla gitmeniz gerekecek.

Miden bulanmaz, değil mi?

- Seni otlakçı! Kendini beğenmiş! - Sözlerine dikkat et.

Özür dilerim efendim.

- Rock! Hadi, oynayalaım artık! - Geliyorum. Müsaadenizle.

Yoldan çekilin!

- Ağır ol dostum! - Chubby'e bakmıştım.

Kardeş Chubby!

Aşağılık herif, iğrenç kokuyor!

Ne? Ne hakla beni itersin?

Ne? Ne var?

Kardeş Chubby!

- Kardeş Chubby! - Kesin artık! Bırakın gelsin.

Kardeş Chubby.

Sakinleş de biraz konuşalım.

- Ama öncelikle arkadaşımı bırak, tamam mı? - Adamlarımla, ayrıldığın zaman tam olarak...

...bu sözleri söyleyeceğin hakkında bahse girdim.

Ve, kazandım!

- Her biriniz bana 100 dolar borçlusunuz. - Evet.

Bu pislik herifin işte ilk günüydü, öyle olmasına rağmen benden çaldı.

Üstelik bir aptal gibi, çaldığı parayı benim kumarhanelerimden birinde kullanmaya çalıştı.

Tüm parayı kaybedip olay çıkarmasaydı, asla haberimiz olmayacaktı.

Ve bu saygınlığımı yitirmeme neden oldu, öyle değil mi?

Lütfen, özürümü kabul edin.

Bütün şişeleri kafanda kırmanın beni etkileyeceğini mi sanıyorsun?

Adamlarım bunu her gün yapıyor. Nasıl yaptıklarını göremek ister misin?

Ne yani kafanda birkaç şişe kırarak, arkadaşını bırakacağımı mı sandın?

Bu hayatını çok kolaylaştırır. Çalışacak adama ihtiyaçım var.

- Aklından ne geçiyor, Kardeş Chubby? - Çok iyi bir dövüşçü olduğunu duydum.

Ama bunun doğru olup olmadığını bilmiyorum.

Hey!

Hey!

Hey, hey, hey! Durun, yapmayın!

Durun dedim! Burada bizim kurallarımız gecerli! Teke tek! Teke tek!

Kalksana pislik! Vur, vursana!

Kalk! Kalk ayağa!

Durun, durun!

Size durun dedim! Dövüşmeyi bırakın artık!

Biraz daha ister misin? Kardeş Chubby...

- ...bu kadarı yeterli mi? - Bu saatten sonra benim için çalışıyorsun.

- İstediğin kadar kadın ve para sözü veriyorum. - Kadınlara gerek yok.

10 bin dolar istiyorum.

- Ne kadar dedin? - Senden şimdi 10 bin dolar istiyorum. Yarına kalırsa 100 bin olacak.

Gerçekten açgözlü bir pisliksin... tıpkı benim gibi.

Sevdim bunu!

Ama sakın, bu aşağılık herif gibi olma.

Yoksa, bacaklarını kırarım.

Gidelim!

Hadi kardeşim.

Tamam, her şey geçti.

- Kardeş Ho. - Tek kelime dahi etme!

Wayne...

...9 bin doları, Belalı Jack'e ver.

Tamam.

Nasıl oynaman gerektiğini biliyor musun?

- Sana kola getirdim! - Teşekkür ederim, ağabey.

Chubby için çalışmaya başladığımdan beri, geçim kaynağım Kowloon Walled Şehri oldu.

Kowloon Walled Şehri kimsenin toprağı değildir.

Nanking Antlaşması'nda tarafsız bir bölgedir. İngilizler bu yerden vazgeçmiştir.

Uyuşturucu, kumar, fuhuş ve köpek eti piyasası gelişmiştir.

Hong Kong kanunlarının gecersiz olduğu bir yerdir. Polisler bile buraya ayak basamaz...

...basarlarsa, sağ çıkamazlar.

Kardeş Ho. Kardeş Ho.

Selam Kardeş Ho.

Chad.

Will nerede?

Dokunmayın bana!

Özür dilerim! Üzgünüm! Kardeş Ho, özür dilerim!

Ne yaptığını sanıyorsun?

- Ölmek mi istiyorsun? - Özür dilerim.

- Geçen sefer para çaldığın da ne olduğunu unuttun mu? - Hayır, unutmadım.

- Hayatının geri kalanını buralarda mı geçirmek istiyorsun? - Hayır.

Çin'deki ninene ne oldu? Ona büyük bir ev yapacağına söz vermiştin.

Bunları unutma!

- Unutmayacağım. - Anlaşıldı mı?

Tamam, anlaşıldı.

- Wayne nerede? - Çalışıyor.

Dördüncü sıra.

Dörtgöz! Seni daha önce buralarda görmedim. Buralarda ne işin var?

- Şundan almak istiyorum. - 1 dolar.

Ona hiç bir şey satma! Burada ne işin var?

Seni aptal dörtgöz.

- Sonunun bunlar gibi mi olmasını istiyorsun? - Hayır!

- Uyuşturucu onu bitiriyor. Sen de onun gibi keş mi olmak istiyorsun? - Hayır!

Bir kez kullanırsan, hayatını mahveder. Seni tekrar buralarda görmek istemiyorum.

Ve sakın başka yerlere gittiğini görmeyeyim, görürsem bacaklarını kırarım.

- Anlaşaıldı mı? - Evet!

Paranı al ve git. Hadi. Kaybol! Kaybol!

Kardeş Ho, para kazanmak istemiyor musun?

Yaşamaya çalışıyoruz... Yaşamaya çalışıyoruz...

- Biliyorum, kurallarımız var! - Sesini yükseltmene gerek yok.

- Kesmemi ister misin? - Elbette Baba.

Yaklaşın, göstereyim. Bak, tam oratsından.

Çok akıllısın. Çok akıllısın.

Morn, yumurta sarısı istiyorum.

Kardeş Jan!

Nasılsın?

Mutlu Ay Festivalleri!

- Nasılsın? - Otur lütfen.

- Seni gördüğüme sevindim, Kardeş jan. - Otur lütfen.

Bugün, Ay Festivali. Biraz ay keki getirdim.

Saygının bir göstergesi olarak. Güzel bir likör de var.

Bir polis olarak, bunu kabul edemem.

Hadi amam, bugün Ay Festivali. Sadece ay keki, lütfen kabul et.

- Sadece tek bir kutu, bunu alacağım. - Gerisini evine götür.

- Nezaketin için teşekkür ederim. - Kardeş Jan, yardımını asla unutmayacağım.

- Doğrusu, yardımının karşılığını vermek için hep fırsat kolluyordum. - Buna mecbur değilsin

- Bunlar çocuklar için... - Hayır, hayır, olmaz!

- Lütfen alın. - Paranı kabul edemem.

- Önemli değil. Sorun yok. - Neden böyle yapıyorsun? Bunu kabul edemem!

- Bir şey yok. Endişelenme! - Paranı istemediğimi söylemiştim!

Güzelce giyinir ve harçayacak çok paran olur.

Söylesene, son zamanlarda Chubby için uyuşturucu mu satıyorsun? Söyle dedim!

- Yaşamaya çalışıyorum işte. - Söylesen de söylemesen de umurumda değil.

Meslektaşlarım bana her şeyi anlattı.

Demek o ki 20 yıllık meslek hayatım boyunca, ne rüşvet ne de tek bir sent kabul etmedim!

O yüzden senin kirli paranı kabul edemem.

Bütün hediyelerini al ve defol git buradan!

- Kardeş Jan... - Gitmeyeceksen, ben gidiyorum.

Bu dünyada, bazı insanlar açgözlüdür, bazıları değildir.

- Jan öyle biri değildir. Onu rahat bırak. - Ben öyleyim ama, parayı çok severim.

Elbette, Kardeş Rock.

Son karşılaşmamızda Piggy ile para göndermiştin.

Hazır buradayken onu ödeyeyim.

Sadece bu kadar mı? Birikmiş faizi nerede? Bundan daha fazları gerek.

Şimdilik sende kalsın. Emanet olarak gör. İhtiyaçım olduğunda hemen geliyorsun.

Kesinlikle geleceğim!

- Unutma bunu. - Söz veriyorum!

Teşekkür ederim, Kardeş Rock. Söz veriyorum.

Bravo! Bravo! Kardeş Chubby!

Bravo Kardeş Chubby!

- Dibini görelim! - Gecen seferki özürüm için.

Dostum! Benimle çalıştığından beri, kendimi kanatlı kaplan gibi hissediyorum.

- Patron sensin, patron sensin. - Hadi, bir tek daha.

- Gaza bas. Geç kalacağız! - Kardeş Ho'nun karısını alcağız, bas gaza!

Anne, çok açıktım. Ne kadar kaldı?

Az kaldı. Baban iskelede bekliyor.

Kardeş... Önümüzde deniz polisi var.

Herkesin dikkatine! Biz Deniz Polisi'yiz.

Motoru durdurun ve arama için hazırlanın.

Polisler geldi! Hemen, kıça doğru gidin! Denize atlayın hemen! Atlayın!

İyi değilim...

İyi hissetmiyorum...

İyi değilim!

Ne yapacağız beyler?

- Ne söyledi? - Hiçbir fikrim yok.

Ellerinizi yukarı kaldırın.

Yardım edin!

Bağırıp durma!

Yardım edin!

Yardım edin!

Yardım edin! Yardım...

- O kolyeyi eşim vermişti! - Sakın beni dememe!

Lütfen yardım edin. Yardım edin!

Kardeşim, berbat durumdasın. Yakandaki ruj izine baksana.

- Ciddi misin? - Benimle dalga mı geciyorsunuz, ha?

Tuvalette bir hatunla ne yaptığını biliyorum.

Bu nasıl olabilir!

Neden birisi ölmek zorunda ki?

Onu eve götürmeliyim.

Neden birisi ölmek zorunda ki?

Bu nasıl olur?

Bu nasıl olabilir?

Nasıl böyle son bulabilir?

Ne oldu? Bu nasıl oldu?

''6 ay sonra''

Matrak ve Boz Ayı arasındaki olaylar gittikce kötüye gidiyor.

Önce büyük kavgayla başladı. Şimdiyse gerilla savaşı yapıyorlar.

20'den fazla ölü ve 50'den fazla yaralı var. Patronlar bu konudan şikayetci.

Koca adamlar ne istiyor peki?

Bunu bir uyuşturucu işi varsayarsak.

Şimdi bombok oldu. Bunu nasıl böyle yapabiliriz?

Onları saf dışı mı bırakmak istiyorsun? Temizleyip, tekrardan mı başlayacaksın?

Bu kesinlikle söylemek istediğim şey.

Onları saf dışı bırakırsak, bu sefer Chubby tek başına egemen olacak.

Chubby iyi ve uyumlu olursa, onu yanlız bırakabiliriz.

Ama Matrak ve Boz Ayı'nın yerine başkalarını koymak lazım.

Bunun için aklından kim geçiyor?

Will nasıl olur?

- Siz de kimsiniz? - Boz Aynın yakın arkadaşı siz olmalısınız...

Tapınak Sokağı'nda kumar oynamakla meşgulken, sen de onun karısına göz kulak oluyorsun.

Ne istiyorsunuz?

Neler oluyor?

Boz Ayı, kendi başına gözüpek birisi. Bu kısım kolay olacak.

Ama Matrak, Walled Şehri'nin tecrübeli Usta'sı Dane'nin yeğeni.

Ona dokunursak, korkarım ki Kowloon bölgesinde kaos çıkar.

- Usta Dane'e ödeme için Walled Şehri'ne bir ziyaret yapayım. - Hayır, hayır, olmaz.

Bu çok riskli. Oraya adım dahi atamazsın.

Keyifsiz ise, seni diri diri yakar ve kimsenin ruhu bile duymaz.

- Ho ve arkdaşlarından yardım mı istesek? - Eşi daha yeni öldü. Rahatsız etmeyelim.

Haklısın. Karısı öldüğünden beri kayafı yedi. Her gün öylece oturuyor.

Ona bel bağlayamayız.

Bu üçüncü oldu.

- Blöf yaptığımzı mı sanıyorsun, seni keş? - Hayır.

- Hafızan mı kıt yoksa? - Hatırlıyorum...evet...hatırlıyorum.

- Gecen sefer sana ne demiştik? - Uyuşturucu yok. uyuşturucu yok.

Sana, bir daha buraya gelme yoksa bacaklarını kırarız dememiş miydik?

- Hayatını hiç önemsemiyor musun? - Küçük bir fırt sadece.

- O üçü neden birlikte ki? - Küçük bir fırt sadece. Lütfen, Kardeş Wayne!

Ayağa kalk!

- Uyuşturucu mu istiyorsun? - Evet, evet.

- Peşlerinden git ve o keltoş kankaları gizlice dinle.

- Tamam. - Hadi!

Üzerinde çalışıyoruz. Endişelenmene gerek yok.

O piç kurusu buraya adım atmaya cesaret ederse, ölmüş olacak. Bu kadar basit işte.

Usta Dane, her zaman beni dinler. Bugünden sonra, Lee Rock'la asla görüşmeyeceksin.

Her şey tamam.

Bunu giymek zorunda mıyım?

- Elbette. Baksana, çok sağlam! - Sanki savaşa hazırlanıyorum.

Güvende olmanın tek yolu bu. Bir şey olmazsa çok şansılsın demektir.

- Hadi acele et. - Bu da ne?

- Ne olacak silah! - Silah olduğunu görüyorum.

Nasıl bir silah öyle o?

İşaret fişeği tabancası.

Yanlış bir şey olduğunu hissedersen ateşlersin ve biz de hemen geliriz.

Nasıl istersen...

Kardeş Rock. Tekrar sölüyorum...

...yanlış bir şey olduğunu hissedersen işaret fişeğini ateşle, hemen geleceğiz.

Matrak'ın adamlarının hepsini Walled Şehri'ne toplamış. Üstelik hepsi de silahlı.

Ve Chubby bir grup adamını burada görevlendirdi.

- Usta Dane ile bir görüşmem vardı! - Komiser Lee, seni tekrar görmek ne güzel!

En son gönderdiğiniz özel çay yaprakları...

Ne kadar güzel olduklarını övmeden geçemeyeceğim.

Sevdiyseniz, biraz daha gönderebilirim.

- Yukarı gelde, konuşalım! - Elbette.

Afedersiniz. Yol açın lütfen.

- Komiser Lee, şimdi başlayabiliriz. - Lütfen.

Amca, polisler her zaman bizden faydalanıyor. Dikkatli olmalısınız.

Kapa çeneni de dizlerinin üstüne çök!

Walled Şehri çeteleri ve dışarıdaki çeteler asla birbirine karışmaz.

Bu kuralı kimse bozamaz. Boz Ayı ile yaptığın karışıklığa baksana!

Komiser Lee, suçluyu talep etmek için şahsen buraya geliyor.

Söylesene, ne yapmalıyım?

Kardeş...

- ...bütün girişleri Usta Dane'nin adamları kapatmış. - İçeri giremeyiz.

Elders, Walled Şehri'nin liderini değiştirmek istiyorum.

- Bunu yapmazdım, Dane Amca! - Yapmaz mıydın? Benim bilgisiz olduğumu mu sanıyorsun?

Kurallara çiğnedin! Sonuçlarına katlanmak gerek!

- Komiser Lee!

Değiştirilmesiyle ilgili olarak, hesap...

Yakalayın onu!

Dur! Kaçma!

Usta Dane'i Lee Rock öldürdü!

- Evet, Usta Dane'i Lee Rock öldürdü! - Evet, evet!

Usta Dane'i Lee Rock öldürdü!

Bana bakın, kimse buradan çıkmayacak!

Kaçma!

Burada! Dur, kaçma!

- Bu taraftan. Dur, kaçma! - Bu taraftan!

Yakalayın!

Bu taraftan!

Kardeş Rock, benim Ho...

Ho, işaret fişeği tabancasını kaybettim. O olmadan bizimkilere haber veremem.

Gidelim hadi.

Bu taftan, yakalayın onu!

Hadi, acele edin!

Hadi gelin, hadi!

Kardeş Ho, ona yardım edersen, sonuçlarına katlanman gerir.

Orası beni ilgilendirir. İşime karışmayın, tamam mı?

Çekilin, gidin hadi!

- Kıpırdama, olduğun yerde kal! - Daha fazla yaklaşmayın!

Yaklaşan kim olursa olsun öldürürüm.

Daha fazla yaklaşmayın!

Daha fazla yaklaşmayın!

Hadi ama!

Hadi ama!

İşimizde, sadakat çok önemlidir! Lee Rock beni, İngiliz polislerinden kurtardı.

Yani ona borçumu ödemek zorundayım!

İhtiyaç duyduğunuzda size birisi yardımcı oldu ise, siz de ona yardımcı olmalısınız.

Aileniz size bunu öğretmedi mi?

Öğrentmediler mi?

Öğrentmediler mi?

Bugün Kardeş Rock'ı kurtarırsanız...

...ben Ho, bunun karşılığını elbet birgün size ödeyeceğim.

Bu kimin umurunda ki?

Hepsini öldürün!

Aptal havai fişekler, neyse işaret fişeği değilmiş.

Bu taraftan!

Hadi, gelsene!

Ölmekten korkmuyorsanız... Gelin hadi! Gelin!

Hadi!

Piç kuruları! Gelin hadi!

Sıkıca tutun!

Bu hak ettin, seni adi!

Sana güvenmiştim ancak bana ihanet ettin.

Canın cehenneme! Kahraman mı olmak istiyordun?

İstediğin oldu! Seni adi, pislik! Kahraman oldun!

Aptal polis!

Matrak!

Kardeş Rock!

Rock! iyi misin? Seni hastaneye götürelim. Hadi.

- Ho... - Emredersiniz!

- Gözünü Kardeş Rock'tan ayırma. - Emredersiniz!

Aman Tanrım! Nasıl bir belaya bulaştın sen!

Çok fazla kan kaybetmiş. Şimdik 100ml verin.

Hastanın alt bacak kemiğinin yarısı kırık. Diz kapağı yerinden çıkmış.

Kesmek zorunda kalabiliriz. Bacağını kurtarsak bile, diğerine göre kısa kalacak.

Sakat kalacak.

Bu her şeyin sonu değil.

İyice dinlen. Gitmeliyim.

Piggy! Ho'nun bacaklarını kırdığımı ne zaman gördün?

- Bu torbayı arabanda bulduk. Senin arabanda! - Bana tuzak mı kuruyorsun?

Sana, özel sütlü çay hazırlatıyorum.

Öyle işte.

- Benimle uğraşma! Bu beni öldürebilir! - Niyetim o yönde.

Bu gece buradasın, umarım sabaha kadar ölmezsin.

Hala konuşmayacak mısın? Pekala. Biz dışarıda olacağız.

Tamam, tamam konuşacağım.

Daha önce de söylediğim gibi, ileride ne kazanırsam, yarısını alırsın.

1965'de Kardeş Rock, gerçekten de söylediği gibi elde ettiklerinin yarısını paylaştı.

Para toplama ve dağıtım işini polilser ve triadlar arasında merkezileştirdi...

...yani hiçbir sorun kalmadı.

Her şey güzeldi, polisler ve triadlar için kazançlı zamanlardı.

Çok fazla para kazandık ve bir o kadar da ev aldık.

İnsanlar Kardeş Rock'ın, Li K Shing'den daha fazla paraya sahip olduğunu söylüyordu.

Krallığımız iyi ve kötü olarak ayrılmıştır.

Ben iyi bir polisim, sen ise kötü bir uyuşturucu kralısın.

Sana bir tavsiyede bulunayım.

Hong Kong'u görüyorsun, İngilizler önemli kimseler.

Onlara hükmedersen, beni öldürmelisin. Ama İngilizlere asla dokunma.

Sabırlı ol. O krallık da bizim olacak.

Pekala beyler, Teksas'da telif hakkımız yok.

Ama İngiltere Kraliçesi, Kraliçe Elizabeth ll Kupası için buraya geliyor.

Bu yarışı kazanırsak, elini öpme şansı yakalayacağım.

- Yani, bu altın kupayı kazanmalıyız. - Dikkat çekeceksiniz yani Patron!

- Ken! Keith! - Hadi kazanalaım o zaman!

Bay Ngan.

Güzel.

- Bu kim? - Kardeş Ho!

- Merhaba Bay Ngan. - Sizi çok şık görüyorum. Kazananla resim çekilmek için mi?

Hayır, arkadaşımın atı da bugün yarışacak. İzlemek için geldim.

- Atın ismi neydi? - Ejder Pond'un Faresi.

- Ejder Pond'un Faresi'nin kazanacağını düşünmüyor musun? - Fare mi?

O at tıpkı senin gibi sendelliyor. Farenin yarış kazandığı nerede görülmüş?

Patronumun atı Resounding Fame, bu yarıştaki atların bir numarasıdır.

- Onun kazanacağından eminim. - Elbette, tabii tabii.

Görünüşe göre fazladan bilet almamız gerekiyor.

Son atımızda 4 nolu başlangış kutusunda yerini aldı.

Hepsi hazır görünüyor...

Ngan.

- Şerefe! Yarışı kazanmaya! - Hazır...

Ve yarış başladı...

İlk çıkışı Resounding Fame yaptı, arkasında Minik Kaplan var.

Koş, Resounding Fame!

Onları Yüce Aygır ve Büyük Başarı takip ediyor. Şanslı arkadan sıyırılıp geliyor...

...Kırmızı His sondan ikinçi ve Ejder Pond'un Faresi sonunçu.

Son turda lider Resounding Fame, yarışı kazanacak gibi görünüyor.

Ama Ejder Pond'un Faresi ani bir çıkışla liderliğe koşmaya başladı.

- Hayır! Olamaz! - Siktir ya!

Hadi ama.

Ejder Pond'un Faresi çarpıcı bir çıkış yaparak, bitiş çizgisini geçen ilk at oldu.

Resounding Fame ikinçi oldu.

Tanrı aşkına sen naptın be adam? Ne yaptın?

- Neler oluyor? - Dinle, sakin ol!

Bir şey oldu, bir şeyler oldu.

Koca bir ayda ne kadar para kazandığımı biliyor musun? Hepsini yatırmıştım!

- Şimdi ne yapacağım? - Kapa şu lanet çeneni!

Bay Ngan! Tüyolarınız sağlam değilmiş.

Şaslıydım, seçtiğim at için fazladan bilet aldım.

Seni sefil sakat. Beni yenecek göt var mıydı sende?

Yarıştaki 11 jokeye rüşvet verdiğini biliyorum.

Ama ben bir tanesine verdim, o da seninki...

Kim demiş sakat kazanamaz diye?

''Girişimçi Sakat Ho'nun atı, Ejder Pond'un Faresi, Kraliçe'nin Kupası'nı aldı.''

Kardeş Rock.

Bana beş parmak gösterdiğin günü hatırlıyorum da, söylediklerin gerçek oldu.

- Şimdi gülerek uyanıyorum. - Dikkat çekmemeye çalış.

- Tabii ki! Elbette! - İnsan elindekiyle yetinmesini bilmeli.

Elbette, fazlasında gözüm yok.

Ama...

Bir trafatan, gözün Ho'nun üstünde olsun.

Son zamanlarda, kurallara göre hareket etmiyor.

Polislere ve çetelere çok fazla rüşvet veriyor.

Bir çok polis bölümüne kösötebek yerleştirdi, hatta bizimkine bile.

15 dakikada bir bölümlerde ne oluyorsa rapor ediliyor.

Bir şeyler peşinde olmalı

Sana ihanet etmek için planları olabilir. Dikkatli ol.

Uyuşturucu işi riske girmeye değmez, büyümemiz lazım.

İki tedarikçi yeterli değil. İkiye katlamamız gerek.

Dört tedarikçi, riske giremeyiz.

- İşe yarayacağını sanmıyorum. - Umrumda değil.

İşe yaramasını sağla.

Kardeş Ho, Chubby'i serbest bıraktılar. Kardeş Rock alması için Piggy'i gönderdi.

Kardeş olarak, birbirimize güvenmeliyiz.

- Kardeş Rock'dan şüphelenmek için ortada bir neden yok. - Haklısın.

- Tebrikler Kardeş Rock! - Teşekkür ederim!

Emniyet Müdürlüğüne terfin için seni kutlarım, Kardeş Rock!

Yardımların olmadan buralara gelemezdim.

Tebrikler Emliyet Müdürü! Tebrik için küçük bir hediye.

- Kardeş Will! - Kardeş Ho!

- Merhaba kız kardeş! - Büyük bir parti olacağını sanıyordum.

Yarım günümü saçımı yaptırmak için harcadım.

Saçını her gün yaptırıyorsun zati. Abartma istersen.

- Kız kardeş, ilk sen ayrılabilirsin. - Benimle dalga mı geciyorsun?

Kardeş Rock'ın ne dediğini duydun. Defol git!

Hadisene!

- Kardeş Will, koltuğa geçin şöyle. - Tamam.

Gel hadi Ho.

Bu Rose. Tayvan ve Tayland'daki işleri ile tanınır.

Benim için ona göz kulak ol.

Merhaba Bayan Rose.

Gel hadi, konuşmak istediğm şeyler var.

- Bugün benim büyük günüm. Bana saygılı olacaksın, değil mi? - Elbette olacağım.

Bugün serbest bırakıldı.

Bu gecelik her şeyi bir kenara bırakalım.

Sonrasında ne yaptığınız beni ilgilendirmez. Anlaştık mı?

İstediğin gibi olsun, Kardeş Rock.

Aynen, Kardeş Ho'ya katılıyorum.

Geçmişte olanları kafaya takmayalım. Şimdiki haline baksana, şık elbiseler...

...o baston bile pahalı görünüyor.

Şimdi benden daha hızlı yürüyorsundur.

Kapa çeneni!

Kusura bakma.

- Çin dominosu oynamaya ne dersiniz? - Güzel olur.

Biliyorsunuz, Hong Kong ekonomisi gittikce daha iyiye gidiyor.

Kumarhanelere, uyuşturucuya ve kerhanelere talep gittikçe artıyor.

Bunları göz önüne alarak yeni düzenlemeler yapmalıyız.

Kaç tane kumarhane, uyuşturucu evi, kerhane varsa kayıt altına alıp...

...hepsini bir düzene sokalım, böylelikle yönetmesi daha kolay olur.

Uyuşturu işinden konuşalım...

İngilizler büyümek istiyor, Hong Kong için 2 tedarikçi daha istiyorlar...

- ...Kowloon ve Yeni Bölge için de tabii. - Nasıl bölmek istiyorsun?

Kowloon zaten senin bölgendi, değişikliğe gerek yok.

Hong Kong için, Will Chai Wan'a dan Causeway Koyu'nu alır.

Rose ise, Batı Bölgesi'nin diğer kısımlarını alır. Nasıl olur?

O kim ki benim bölgemi bölüyor? Ho kendi bölgesinin yarısını onunla paylaşsın.

- O zaman Yeni Bölge'yi o mu alsın? - Kardeş Ho, iki yılımı hapiste geçirdim.

Öyle olması gerekiyor zaten.

Önündeki payı dahi halledemezsin. Büyük işlerden uzak dur.

Payımı, benden daha iyi idare edeceğini mi sanıyorsun? Seni aptal!

Oyunu kaybedeceğini düşünüyorum. Ben ise kazanacağım...

Benden bu kadar. Sen devam et.

Bugün çok keyifsizsin, sana hiç yakışmıyor...

Bunu aklınızdan çıkarmayın.

Sadece Kardeş Rock oyuna katılmanıza izin verdiği sürece oynarsınız.

Kardeş Rock oyundan çıkarsa, kimse kazanamaz.

Kusura bakmayın, ama ben kazandım!

Tam zamanında!

İşleri paylaşma fikri İngilizlerindi.

Ho...

...beni anlayacağını umuyorum.

Hala İngilizlerin sözü geçiyor.

Dediğim gibi, ne söylediysen o Kardeş Rock.

Şerefe...

- Aklını mı kaçırdın?! - Siktir lan!

- Delirdin mi?! - Bacağım ne olacak?

Kardeş Rock!

Kardeş Rock olmasaydı, çoktan öldürmüştüm seni.

Siktir lan... Defol! Defol!

Sabah erkenden oğlumun okul gösterisini izlemeye gideceğim. Gitmem gerek.

Elbette.

- Kardeş Rock, yardım edin! - Otur yerine! Seni doktora götüreceğim.

- Yardım edin! - Kulağını da al! Al dedim!

- Abaloneli congee, Jane yaptı. Nasıl olmuş? - Kardeşimin yaptığından çok daha iyi.

- Seni yalaka! - İçine çok fazla abalones koydum.

- Peter, uzun süredir yapıyor? - Odasında ders çalışıyor.

- Yanına uğrayacağım. Wayne, o şeyi verir misin? - Al.

- Jane, Kardeş Ho neden altın kalem almamı istedi? - Peter'in ay doğum günü yaklaşıyor.

Seni aptal! Beyinsiz çocuk!

- Neler oluyor? - Ne yaptığını biliyor musun?

Uyuşturucu alıyor. Baksanıza, şu aptala bakın!

Şu aptalın yaptığına da bakın! Ben uyuşturucu kullanmıyorsam...

...ailem de kullanamaz. Ama, beyefendi kullnıyor.

Ne olacağını sanıyordun ki? En büyük uyuşturucu satıcısısın.

Hong Kong'taki herkese daha fazla uyuşturucu satıyorsun. 10 bin kişiyi bağımlı yaptın.

Kim oluyorsun da bana nutuk çekiyorsun? Aptal bir iki yüzlüsün.

Ne demeye çalışıyorsun? Seni nankör çocuk. Sözlerine dikkat et.

Evet, uyuşturucu sattığım doğru. Bu işi yapıp para kazanmasaydım...

...seni nasıl beslerdim? Bokla mı?

İnsanlar kendi hayatlarını mahvediyor. Ama sen edemezsin!

Satmaya devam ettiğin sürece kullanacağım! Ne zaman bıraktın, ben de bırakacağım!

- Sen ne demeye çalışıyorsun? - Kavga etmeyi bırakın artık.

Sen benim yengem değilsin! Yengem öldü benim!

- Sen ne diyorsun? - Yapma, Kardeş Ho?

Ne diyorsun sen? Bırakın beni!

- Yapmayın, yapmayın, gidin hadi! - Seni aptal nankör!

Odasına götürüp, iyice gözetleyin.

Tek başına dışarı çıkarmayın!

Herkese söyleyin, kim kardeşime uyuşturucu satarsa...

...onun kollarını ve ayaklarını kıracağım!

Ve içinizden birinin ona uyuşturucu verdiğini görürsem, onunla kardeş kalamam artık!

- Anlaşıldı. - Tamam.

Sakinleş artık, tamam mı?

- Kardeş Rock, haberler kötü. - Ne oldu?

Altın Üçgen'deki General Jonchai kalp krizinden ölmüş. Yerine Piyamas geçmiş.

- Piggy. - Ho! Kardeş Rock da seni bekliyordu.

General Piyamas Asya'daki bütün tedarikcilerimze el koymuş.

Kardeş Rock, en kısa sürede onunla anlaşmak istiyor.

Aksi halde, üç haftaya kadar Hong Kong'taki stoklar tükenecek.

Tayland'a bir ziyaret yapmanı istiyorum.

Rose, senin için her şeyi hazırlayacak.

General ile pazarlık yapmamıza yardımcı olacak tanıdıklarım var.

Bana çok fazla güveniyorsun, Kardeş Rock!

- Kime güveneyim? Chubby'e güvenmediğimi biliyorsun, değil mi?

İşleri bölüp paylaşmak İngilizlerin fikriydi. Senin baskın taraf olmanı istemiyorlar.

Kontrol edilmez olmadan kokuyorlar.

Anlaşmaya varırsam, döndüğümde tek baskın taraf ben olacağım.

- Buna dönüşmemden korkmuyor musun? - Evet, korkuyorum.

Ama Will ya da Chubby'nin bu mevkiye senden önce gelmelerinden daha çok korkuyorum.

Merhaba, merhaba!

Merhaba Kardeş Ho, görüşmeyeli uzun zaman oldu. İçeri gelin lütfen, keyfinize bakın.

İçeri geçin.

- Herkese yılışma! - Tamam!

Selam Taylandlı dostum! İyi para kazanıyor musun, ha?

Kardeş Ho olmasıydı, bugün burada olmazdım.

Oturun, kardeşlerim, oturun.

Kardeş Ho, Altın Üçgen General Jonchai öldükten sonra karmakarışık oldu.

Ve General Piyamas, Jonchai'den bile iğrenç biri.

Tedarikçilerime tekmeyi bastı. O tam bir baş belası.

Hala ona yaklaşmak için bir yol arıyorum, biraz daha zamana ihtiyacım var.

Birkaç gün önce Will ve Chubby geldi. Cehenneme kadar yolunuz var dedim.

Sadece, Kardeş Ho ile çalışırım dedim. Bu gecelik bu saçmalıklardan konuşmayalım.

Spa'dan sonra konuşuruz.

Bir işte asıl önemli olan şey nedir bilir misin?

Verdiğin sözde durmaktır!

Bunun için Will sana ne kadar ödüyor?

Onun bunun çocuğu!

Aşağılık herif!

Hadi gelin!

Gelin! Gelin hadi!

Kalk hadi, aşağılık herif!

Sıçtık!

İt herif!

Benimle oyun oynamak için hazırlıklıydın ha.

Beni karşılaması için bir ayak takımı ayarlamışsın.

Ben Sakat Ho.

Size meydan okuyorum.

Peşlerinden gidin, öldürün onları!

Bakma sakın.

Bir şey yok, bir şey yok. Kardeşin burada.

Bir şey yok.

Bir şey yok.

Bir şey yok, yanımdayım. Bir şey yok.

Kardeş Ho, beni eve götürün...

- Beni eve götürün. - Buda seni kutsayacak! Rahat ol.

İyi olacaksın.

- Ağabey. - Evet.

- Nineme söyleme. - Tamam.

Wayne!

Lanet olsun, seni aşağılık herif!

Seni öldüreceğim.

Seni öldüreceğim. Öldüreceğim.

Ölüm ya da yaşam, fakirlik ya da zenginlik, bütün hepsi kaderinde vardır.

Aptal sakatın kurtulduğuna inanamıyorum.

Altın Üçgen'e ulaşana kadar bekle. Tek parça halinde yapıp yapmadığını görmek istiyorum.

Lee Rock'a teşekkür etmeliyim alında, seni Hong Kong'tan buraya getirdiğin için.

Buraya getirmeseydi, sana bu kadar yaklaşma şansını asla elde edemezdim.

Evli değil miydin zaten?

- Şu an sana sahipken, neden onu isteyeyim ki? - Henüz olur demedim ama.

Küçük kardeşine iyi davranırsan...

...sana hayatımı verebilirim.

Altın Üçgen.

Burada bekleyin.

General, geldiler.

Nasılsın, General Piyamas? Ben Sakat Ho!

Sizi gördüğüme çok sevindim. Askerleriniz için birkaç tıbbi malzeme getirdim...

...size de Küba purosu getirdim.

Buraya gelip oturun.

Oturun lütfen.

Şöyle gelin.

Kardeş Ho, uzun yoldan geldiginizi biliyorum. Mallarıma ihtiyaçın var.

Teklifin nedir?

Süpersin General! Hemen konuya girelim.

General Jonchai zamanında, kilo başına 3500 dolardı.

Teklifi 400 dolar daha artırıp, 3900 olur derim. Ne dersin?

3900 dolar mı? Başka birisi kilo başına 6000 dolar veriyor.

6000 dolar mı?

Teklifi veren geri zekalı olmalı. Piyasada bu fiyata satman imkansız.

Bay Ho, şuan ne söylediğinin bir önemi yok.

Depozitoyu zaten ödedi.

Will, gerçekten 6000 dolar teklif mi verdi? Kafayı mı yedin? Parayı nasıl ödeyecek?

Onun gibi aptallar bana da ihanet eder, sana da.

Onun gibi insanlarla iş yapmamalısın. Ben, Sakat Ho verdiğim sözü tutarım.

Benimle çalışırsan ödeme konusunda sıkıntı yaşamazsın.

3900 dolar!

Benimle taşak mı geciyorsun?

Seni aptal topal! Burayı Hong Kong mu sandın? Burası Tayland.

Benimle ancak cehennemde pazarlık edersin.

Baba! Birkaç iyi adam annemi aldı ve ben de atlı karıncaya biniyorum.

Bize ne zaman katılacaksın?

- Lüfen...yalvarırım! Bana biraz uyuşturucu satın! - Defol git buradan!

Lütfen! Lütfen!

Çocuk ne istiyormuş öğren. Sonra buraya getir.

Kardeşin her tarafa haber saldı, sana kim uyuşturucu satarsa, kolunu bacağını kıracak.

- Sana nasıl uyuşturucu satmamı bekliyorsun? - Ne halde olduğumu görmüyor musun?

- Benden daha iyisin. - Lütfen, yalvarırım! Lütfen...

- Neler oluyor? - Uyuştuurucu istiyor.

- Benimle gel. - Teşekkür ederim, sağ olun.

Gel buraya.

- Kardeş Chubby, getirdim. - Kardeş Chubby.

Ne istiyorsun ufaklık?

Uyuşturucu.

Çekmek mi istiyorsun? Bu harika! Hallederiz.

Haline baksana, kendine gelmen lazım.

Şuna bakın salya sümük olmuş...

Steve Martin'den daha komik görünüyor.

Bu Limpy Ho'nun küçük kardeşi mi? Onunla biraz eğlenelim o zaman.

- Eğlence! - Tamam!

- Evet! - Bak ufaklık, Chubby kardeşliği çok ciddiye alır.

Uyuşturucu istiyorsan, hallederiz. Kardeşler para sormaz.

- Bana katıl... Hepsi bu kadar işte. - Teşekkür ederim.

Tamamdır! Eğlenelim hadi.

Eğlence ha?

- Görelim bakalım. - Bol buzlu viski! Güzel bir içkidir dostum.

Bak, sana ne kadar cömert!

Taze sıkılmış portakal suyu!

Vay canına!

Ne kadar ferahlatıcı!

Baksana, batılı sidiği daha yoğun.

Evet küçük dostum, iyi bir çocuk ol ve hepsini iç...

Hepsini içersen, bunlar senindir.

Bunları da al ki kafan iyice güzel olsun...

İç! İç! İç!

Hadisene, bizi hayal kırıklığına uğratmaycaksın, değil mi?

İç! İç! İç!

Hadi, hadisene! Güzel olacak!

İç! İç! İç!

İç! İç! İç!

- Canınız cehennme! - Seni küçük piç!

Onu buraya getirin!

Seni götten bacaklı!

Bırak adamı!

Kardeş Ho.

- Doktor ne söyledi? - Beyninden ciddi şekilde hasar almış.

Şuan bitkisel hayatta. Uyansa bile, zeka geriliği yaşayacak.

Böyle işlere bulaşmamasını söylemiştim bu aptala...

Bu işlere bulaşmamasını söylemişitm!

- Chubby'nin icabına ben bakarım. - Chubby değil! Aşağılık herif Hunter'ın işi.

Bana yaptığını unutmuş değilim. Kardeşime ne yaptığına baksana, tüm ailesini katledeceğim!

Bir polisi öldüremezsin. Özellikle de İngiliz bir polisi.

Kendini İngilizlere düşman etme. Onları üstesinden gelemeyiz.

Onların üstesinden gelemeyeceğimizi de kim söylüyor?

Hong Kong'taki uyuşturucu ticareti benim kontrolümde.

Oradaki bütün polisleri ben besliyorum.

Ağızımdan çıkan tek bir söze bakar... ve bütün polis merkezleri yanıp kül olur.

- Kardeş Ho, sakinleş lütfen! - Sakin ol! Önce bi sakinleş.

Pekala.

Bunun neden olduğunu bilmiyor musun? Neden yenilmez olduğumuzu bilmiyor musn?

Neden İngilizlerin kötü şeyler yaptığımızda bizi rahatsız etmediğini bilmiyor musun?

Çünkü, her zaman kurallara uyarız.

Geçmememiz gereken sınırlar olduğunu anlamıyor musun? Ve bunu yaprasan!

Bir polisi öldürürsen, İngilizler bunu yanımıza bırakmaz.

O zaman, tek acı çekecek bizler değiliz.

Kardeşlerimize, ailelerimize ne olacak peki?

Ne söyledeğin hakkında en küçük bir fikrin var mı? Ha var mı?

Bunları neden söylüyorsun? İşi duygusala mı bağlıyorsun?

Ne yani, İngilizleri öldüremez miyiz? Ne zamandır onları düşünür oldun?

Gel buraya!

Bak! Orada yatan benim kardeşim! O yatan senin çocuğun olsaydı ne hissederdin?

Ben polisleri öldürmezdim.

Ho, Peter kan öksürüyor!

Doktor çağırın! Hemen, doktor çağırın!

Nihai kabusun artık burada...

Kapıyı kapatayım.

Ve şimdi elimize ulaşan bir haberi yayınlıyoruz:

Hong Kong Valisi Efendi MacLehose...

...Yolsuzlukla Mücadele Komisyonu'nun kurulmasına karar verdi.

YMK'nin asıl amacının rüşvetle mücadele, memurlar arasındaki yolsuzlaşma...

...ve özel yapılanmalar olacak.

YMK'nin başına yetkili olarak Efendi Jack Cater atandı.

YMK işe almaya başladı ancak memur alımının...

...mevcut sistem üzerinden olmayacağı öne sürülüyor.

Sonraki haber bültenimizde görüşmek üzere.

YMK...

...tamamiyle göstermelik.

Daha önce genel merkezde, yolsuzluk karşıtı bir birim kurmuşlardı.

- YMK - Peki ne oldu?

- Onlara sadece bir kısmını verdik! - Bu sefer aynı olacağını sanmıyorum.

Bu sefer oldukca ciddiler.

Bütün rüşvet alan polisleri tutuklayacaklarını sanmam.

Hong Kong'ta kanun ve nizamı kim sağlayabilir ki?

- Belki Walled Şehri'nde sağlayabiliriler. - Kesinlikle!

Yarın İspanya'ya ucuyorum, beni yakalarlarsa ne zaman bırakılar acaba.

10 İngilizden 9'u yozlaşmıştır.

''Başkomiser Peter Godber, YMK'nin soruşturmasından kurtulmak için...''

''... İspanya'ya kaçtı. Halk, hükümetten Godber'in yakalanıp yargılanmasını istiyor.''

Her zaman ''kira toplayıcı'' olarak, Lee Rock mı görevlendirilmişti?

''Kira toplayıcı'' demekle ne demek istiyorsunuz? Ben bir ev sahibiyim.

Her ay toplanan tüm rüşvetleri bir yerde topluyor...

...ve farklı kademedeki memurlara dağıtıyorsun.

Hadi ama, saçmalamayı bırakır mısınız artık? Bahsettiğiniz şeyler hakkında hiçbir bilgim yok.

Komiser Ngan, Hong Kong bankalarındaki 16 hesabınızda...

...toplam da 98 milyon dolar birikmişiniz var.

Bunun yanında 22 apartman ve 7 özel plakalı araba...

...Rolls Royse'da buna dahil, artı 2 tane de adına kayıtlı restoranın var.

Ve üstelik aylık gelirin 3200 dolar. Bunu açıklayabilir misiniz?

Kumar oynamaya çok düşkünüm ve oldukça da şanslıyımdır. Her oyunda kazanırım.

Bana kumarbazların tanrısı derler.

Bu sabah YMK'den geldiği iddia eden birkaç bey...

...bir soruşturma için babandan yardım istemişler.

Baban çok üzüldü... ve kalp krizi geçirdi.

Baba!

YMK göstermelik bir kurum değil.

Benimle uğraşacak kadar cesaretleri var...

Rock...

...kaç...

...Cheryl ve çocukları da alıp kaç.

Burada daha fazla kalırsan başaramayabilirsin. Tamam mı?

- Ziyaret için biraz geç, Kardeş Rock. - Biliyorum.

Sana söylemem gereken birkaç şey var.

Yarın Kanada'ya gideceğim.

Şimdiden iyi yolculuklar.

Birlikte gidelim.

Kendini düşünmüyorsan, Jane ve çocukları düşün.

Buraya bu saatte bunu söylemek için mi geldin?

Kızgın olduğunu biliyorum.

- Gel otur. - Gerek yok.

Gectiğmiz iki ay boyunca yaptıklarım için bana kızgın olduğunu biliyorum.

Arabasına bomba koydun, ama patlamasını engelledim.

Polis merkezinde pusuya düşürmeyi denedin, adamlarımdan onu uzaklaştırmalarını istedim.

Bunları neden yaptığıma dair bir fikrin var mı?

Bir İngiliz polis ölürse, ikimizde boku yeriz. Anlıyor musun?

YMK'nin iki hafta içinde beni almaya gelceğine dair bir duyum aldım.

Ve böylelikle, benim yerimi Ngan alacak.

İşin içinde olamayacağım için...

...seni koruyacak kimsede kalmayacak.

Anlamak zorundasın, kendi iyiliğin için.

Kendi iyiliğim için mi?

Sakatım. Anlıyor musun? Senin yüzünden hem de.

Biz kardeşiz... Bu şekilde düşünemezsin...

- Zaten çok fazla... - Hatırlasana, beni Tayland'a sen gönderdin...

...ve kardeşim Will orada öldü.

Ve öz kardeşim hastanede yatıyor. Bitkisel hayatta!

Bunların olmasını asla istemedim. Tanrı değilim ki, her şeyi kontol edeyim!

Aynen öyle! Her şeyi kontol edemezsin.

Hayatı kontrol edemeyiz, ölümü kontrol edemezyiz.

Ama ölüm ve yaşam arasındaki yolu kendim seçebilirim.

- Kontrol bende. - Bütün bu konuşmalar...

Benim hayatımı kurtardın ve kendi hayatını mahvettin. Söylemek istediğin bu mu yani?

Peki, önünde öylece duruyorum, al hadi canımı! Öldür beni. Sorun değil.

Hadi ama!

Tamam.

Benimle sıkıntın olmasaydı, arkamdan iş çevirmezdin.

Rose, silahını indir...

...ve Kardeş Rock'a gerçek ismini söyle.

İsmim Alva.

Alva. Onu ben büyüttüm. Tayland ve Tayvan'a ihtiyacı olan şeyleri öğrenmesi için...

...gönderdim, ve senin peşine taktım. Ve biliyordum ki siz, Komiser Lee...

...onun gibi yetenekli birini es geçemezdin.

Bravo!

Kowloon Şehri'nde...

...babası tarafından istismara uğramış küçük kızı değiştirmişssin.

Bunu bilmediğimi mi sanıyordun?

Beni kör mü sanıyorsun? Arkamdan iş çevirdin.

- Bana zerre kadar saygın var mı? - Senin bana var sanki?

Rose'u peşine takmasaydım, uzun zaman önce ölmüş olurdum!

- Sen... - Ho...

Jane.

Çocuklar, yanlarında olmazsan uyumak istemiyorlar.

Tamam, işimiz bitti zaten. Bitti, değil mi?

Beni bu gece çok fazla sinirlendirdin.

- Alva, Kardeş Rock'a kapıya kadar eşlik et. - Hayır.

Bir kereye mahsus, yanımda bir köstebeğin olmaması nasıl bir şeymiş merak ediyorum.

Onlara göz kulak ol.

Bana aspirin getir.

Dikkat et.

Havaalanında buluşacağımızı sanıyordum.

Haberler kötü Ho, bu gece Hunter'ı öldürecek.

Aşkım?

Jan'ın yardım etmesini sağla.

Bunlar, Hunter'ın yozlaşmış faaliyetlerinin kanıtları.

- Jan'dan, bunu YMK'ye vermesini iste. - Anlaşıldı.

Bunların hepsi Kardeş Rock için mi? Benim için yapacak bir şeyin yok mu?

Bu tür bir şeyin burada yasal olduğunu bile bilmiyordum.

Dinle, hayatta kalmak için yaptıklarımızdan daha az kişi tutukladım.

Orada yaptıklarımızın daha azı için seni tutuklarım. Pekala.

- Peter söyle bakalaım, nereye gideceğiz? - 50'ye gitmek istiyorum.

Jeff! Dikkatli kullan, aksi takdirde seni tutuklamak zorunda kalırım!

- Beni tutuklamaya çalışırken çok zorlanırsın. - Evet, endişelenmene gerek yok.

Bu arabalar da neyin nesi?

- Ne? Bu da ne? - Neler oluyor?

- Siktimin arabasını çalıştır. - Evet, hadi, hadi!

Çalıştırsana lanet arabayı! Hadi!

Seni öldüreceğim! Bizi yere indir! Seni öldüreceğim! Kafanı kopartacağım!

- Bizi hemen yere indir! - Ho!

- Lanet olası silahlar nerede? - Ne?

- Silahlar bagajda. - Bagajda mı?

- Ho, bizi indir! - Sizi aptal beyazlar!

Sizi açgözlü pislikler, bizi öylece soyabileceğinizi mi sandınız?

Hong Kong'u sizin mi sandınız? Hong Kong bizim!

Buradan çıktığımda, ölü bir adam olacaksın! Bununla kaçabileceğini mi düşünüyorsun?

Kapıyı aç! Kapıyı aç! Bizi hemen şimdi indirmezsen...

Olamaz! Hayır, hayır!

Jeff, kapı! Kımılda hadi!

Kalkın! Kalkın hadi beyler!

Çıkın hadi buradan! Kapı sıkışmış. Burada sıkıştık.

Tanrım!

Ödeşme zamanı, Hunter!

Tong, bana silah ver!

Arabaya bin!

Chad...silah ver!

Bir şeyin var mı?

Seni aşağılık herif!

Dikakt et!

Canın cehenneme, piç kurusu!

- İsmin ne? - Alva.

Bu taraftan!

Durun!

- Çevik kuvvete haber ver. Her tarafın tutulmasını istiyorum. - Emredersiniz!

Hayatta kalan tek kardeşim sensin. Kaç! Olabildigince uzağa!

Neden kaçmıyorsun? Sana kaçmanı söylemiştim.

Artık emirlerime uymuyor musun? Seni şuracıkta vuramayacağımı mı sanıyorsun?

Seni aşağılık herif!

Beni öldürecek misin? Neden kaçıyorsun o zaman?

Kaçmasana!

Çok da hızlısın!

Onun bunun çocuğu!

Kapıyı açın! Kapıyı açın!

Walled Şehri'nde Sakat Ho diye anılan bir adamı tutuklamaya geldik.

Burada özel bir görev söz konusu. Kimse bu bölgeye giremez.

Kim söylüyor?

- Sana diyorum: kim söylüyor? - Emniyet Müdürü Ngan Tung.

Bu yarından itibaren gecerli olacak. Hala Emniyet Müdürü benim.

Hunter bile beni durduramaz. Çekilin önümden!

Çekilin dedim!

Aşağılık herif! Lanet olsun...

Kardeş Rock, Kardeş Rock...

...benim için bir pozisyon ayarla, sonraki hayatımda da senin için çalışmak istiyorum.

Kardeş Rock...

Güle güle, Ho!

Nereden geldin?

Nereye gidiyorsun?

Hey Ho...! Canın cehenneme!

Silahı bırak!

Ho, gidelim buradan.

Ho, yapma!

Ho!

Ho!

Amına koyayım!

Amına koyayım!

Beni öldüremezsin!

Ben bir İngiliz polisiyim!

Eğer öldürürsen, bu beni kahraman yapar. Seni aptal balıkçı!

Halkımla birlikte burayı geliştirdik! Hepinizi uygarlaştırdık, sikikler!

Biz olmasaydık, hala aptal bir balıkçı olarak kalacaktınız.

Ho!

Yaşam ve ölüm kaderinde vardır.

Ho! Bana bunu yaptırma!

Bütün kardeşlerin senin yüzünden öldü.

Tetiği cekersen, bunun geri dönüşü olmayacak.

Lütfen, kendine bir şans ver.

Çocuklarına...

...Jane'e bir şans ver.

Sen iyi bir kardeşsin.

1974'de, Sakat Ho uyuşturu satmaktan dolayı, 30 yıl hapse mahkum edildi.

Lee Rock ülke dışına kaçtı ve tekrar Hong Kong'a asla adımını atmadı.

En azılı suçlu Peter Godber, İspanya'dan Hong Kong'a iade edildi ve yargılandı.

Tüm sömürge sistemi tarafından korunan yozlaşmış düzen ortadan kaldırıldı...

... ve Hong Kong'taki yolsuzluk sona erdi.

Bitmedi, kapatmayın.

Ng Sai Ho, namı değer Sakat Ho'ya...

...ölümcül karaciğer teşhisi konulmasından sonra erken tahliye edildi.

Baba, seninle konuşmak isteyen biri var.

Ho ile mi görüşüyorum? Ben Lee Rock.

Kardeş Rock. Nasılsın?

Oldukça iyi.

Buraya ziyarete gelmeyi düşünüyor musun?

Ortam fena değil.

Ayrılmak isteseydim, bırakırdım zaten. Hong Kong'u seviyorum.

Bunu yapmak için başka bir şansım olsaydı...

...hangi yolu seçeceği mi düşünüyorsun?

Kahramanlar zor zamanlarda ortaya çıkar.

Bir ya da iki kahraman olmalı. Değil mi?

Evet, doğru.

Fazla sigara içme, tamam mı? Kendine dikkat et.

Yaşam ya da ölüm, zenginlik ya da fakirlik hepsi kaderimizde vardır.

Yaşam ya da ölüm, zenginlik ya da fakirlik hepsi kaderimizde vardır.

Seni tekrardan görmeyi çok istiyorum. Vaktin olursa, bekliyorum...

Acele et Alva!

Merhaba kardeş!

- Kardeş Ho! - Kardeş Ho!

Yaşam ya da ölüm, zenginlik ya da fakirlik... Hayatım boyunca uyuşturucu satıcısı oldum.

Yanımda taşıdığım günahlarım dışında...

...yanıma hiçbir şey alamam artık.

''Hapisten çıktıktan iki hafta sonra, Sakat Ho akçiğer kanserinden öldü.''

Çeviri: d3d3

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.