Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
[Jenerik müziği]
Sanem... Bu oyunu devam ettirmek zorunda değilsin. Elimi tutmak zorunda değilsin.
Fabri işi bozacaksa bozsun.
Ama Can Bey...
Sanem, iş miş umrumda falan değil. Eğer istiyorsan ama gerçekten istiyorsan o zaman yanımda kal.
Git derseniz giderim. Kal derseniz kalırım.
Haydi, bekletme nişanlını. Ayıp oluyor ona.
Peki, nasıl isterseniz.
Of of!
Ya Muzo, eşekle gideceğiz derken bayağı şaka yapıyorsun sanmıştım ama...
...şaka değil, gerçek. Eşekteyiz!
Ayhan'cığım, sen olayın ciddiyetini kavrayamadın. Sanem'e ulaşmak, doğruları öğrenmek için...
...uçaksa uçak, eşekse eşek! Yürü kızım!
Zaten sabahtan beri bir gittik minibüse bindik, gittik otostop çektik. Şimdi de eşekle Sanem'e...
...varmaya çalışıyoruz. Ya ben seni niye dinledim ki yola çıktım seninle?
İşte olayın ciddiyetini kavra. Artık olay son raddede. Artık hayat memat meselesi.
Sanem kiminle nişanlandı, benim öğrenmem gerek!
Ayrıca bu nasıl hız emmi? Beygir gücü diye bir şey var, yanlış mıyım? Beygir gücü bu mu?
Ben bundan hızlı koşarım. Hah, aferin kızım, aferin Kadife! Hızlandı.
Ağabey, geldik de bana ne olursun! Geldik de ya.
Az kaldı kızım, az. Az kaldı, şu tepeyi çıktık mı tamam.
Şu tepeyi çıktık mı tamamdır.
Of of! Geldik mi? Ya geldik mi?
Az kaldı.
Sanem. İyi misin, neyin var? Bak istersen odaya falan gidelim.
Yok yok. İyi böyle.
Sanem. Git konuş şu adamla.
Anlamadım, hangi adamla?
Sanem, bak sen benim kardeşimsin. Bari bana yapma. Ben senin ciğerini biliyorum.
Bakışların her şeyi anlatıyor.
Osman ben çok üzgünüm. Gerçekten ne yapacağımı bilmiyorum.
Git, konuş. Nişanlı değilim de. Her şeyi anlat.
Ben ona hiçbir şey anlatamam. Eğer anlatırsam nefret eder benden.
Ederse etsin ya. En azından umudun olmaz.
Umudum zaten yok ki. Sevgilisi var.
Varsa var. Sanem, git karşısına bak gözlerinin içine, sana aşığım de. Gerisi onun derdi olsun.
Bak, sonra iş işten geçmiş olacak. İçin içini yiyecek. Yirmi yıl geçecek, sen ona aşık kalacaksın.
Onun haberi bile olmayacak.
Hayır, şu an beni mi konuşuyoruz?
Gel kız, gel burası.
Kolay gelsin iyi giyimli kardeşim. Otelinizde Sanem Hanım mevcut mu acaba?
Hangi Sanem?
Sanem Aydın diye geçmesi lazım kayıtlarda.
Şu an ekip arkadaki büyük bahçedeler.
Ha, bütün ekip, bütün müşteriler! Herkes, cümbür cemaat.
Haydi, doğru büyük bahçeye, yürü!
Ya Muzo! Sabahtan beri binmediğimiz binek aracı kalmadı. Saatlerdir yoldayız.
Ağzım, dilim kurudu. Bir şey içelim ondan sonra buluruz Sanem'i!
Ayhan'cığım, olayın ciddiyetini kavrayamadın galiba. Yemin ediyorum, Sanem'i bulana kadar...
...ne ekmek ne de su! Kiminle nişanlandı bunu öğrenmem lazım.
Kesin biriyle nişanlandı! Bunu benim görmem lazım!
Büyük bahçe değil mi, kardeşim?
Evet.
Eyvallah.
Of vallahi sabahtan beri neler... Ağabey, bayağı bildiğin eşeğe bindik ya!
Doğru söylüyorsun. Ne olacaksa olsun ya.
İşte bu ya! Konuş.
Leyla da bugün amma dans etti.
İstiyorsan gitsene yanına.
Ya yok. Yok yok ya. Ben şimdi rahatsız falan etmeyeyim.
İyi ki varsın vallahi iyi ki yanımdasın!
Can Bey'i gördün mü? Buralarda mı?
Az önce buradaydı ama yok.
Şimdi mi konuşacaksın?
Evet! Evet hemen konuşacağım. Artık ne olacaksa olsun, gerçekten umrumda değil.
İşte bu ya! İşte benim tanıdığım Sanem bu.
Söyleyeceğim. Söyleyeceğim ona her şeyi. Aşık olduğumu söyleyeceğim. Yani, kovarsa kovsun ya.
Zaten her gün kovulma tehlikesi yaşıyorum ben.
Tabi, tabi ya! Gel buraya!
Sanem!
Zebercet! Ayhan! Ne işiniz var burada?
Osman, kardeşim!
Ne var oğlum senin elinde? Parmağında yüzük var senin. Allah'ım! Sende de var kızım.
Eşek kadar taşı var, o nasıl yüzük! Yemin ediyorum nişan yüzüğü bu!
Bu nasıl bir arkadaşlık Osman!
(Şarkı söylüyor) Kapanmaz yarayım, gece gündüz kanarım
Göz göre yandı yüreğim...
Sen niye Zebercet'i tutmuyorsun?
(Şarkı çalıyor.)
Sana şöyle bir bakıyorum. Yemin ediyorum gördüğüm fotoğrafa inanamıyorum Osman.
Bir yanda en yakın arkadaşım. Öbür yanda sevdiğim kız.
Kızım ne yapıyorsun! Atmosferi bozma!
(Şarkı çalıyor.)
Oğlum, anlatıyorum yarım saattir aramızda bir şey yok diye! Siz de destek olun biraz.
Neye destek olun lan! Bırak git oğlum! Ne diyeceksin oğlum açıklamak için?
Ben evlenecektim o kızla. Ailecek gittik, istedik. Ne dediler? Düşüneceğiz, dediler.
Düşündüler mi? Henüz düşünmediler. Neye acele ediyorsun? En azından düşünürlerdi Osman.
Öyle bir şey olmayacaktı, uydurma!
Sen mi karar veriyorsun buna ya? İnsanların alın yazısını sen mi yazıyorsun acaba?
Ben alın yazıma bir virgül koyarsam o cümleyi de Sanem ile bitiririm. Benim duruşum belli!
Ooo, bu baya ağır oldu yalnız.
Ay, bayılacağım! Yeter artık ya! Rezil olduk herkese.
Kapatmasaydın.
Hayır, kapattım bitti!
Ben bir gidiyorum, gelirim tamam.
Git, sen git! Kafana göre git, kafana göre çek git sen! Geride kalanları hiç umursama, olur mu?
Merhabalar.
Merhaba.
Can Bey odasında mı acaba?
Can Bey...
Can Divit.
Can Bey odasını boşalttı, şehre döndü.
Ne zaman?
Yaklaşık bir saat önce.
Tamam, teşekkürler.
Emre Bey, ben ablamla bugün geri dönsem sorun olur mu?
Yoo, olmaz. Yolunda mı her şey?
Olacak, görüşürüz.
İyi, tamam.
Abla!
Sanem seni arıyorum, neredesin, ne yapıyorsun böyle?
Abla hazırlan. Geri dönüyoruz.
Niye, nereden çıktı şimdi bu?
Ya, Emre Bey ile konuştum. Sorun olur mu, dedim. Olmaz, dedi.
Siz beni geçerken bir yerde bırakırsınız sonra mahalleye dönersiniz.
Zebercet de çok kötü zaten.
Sanem, sen ne işler karıştırıyorsun yine?
Abla, haydi!
Kolay gelsin.
Sağ olun.
Emin misin Hilmi? Dediklerimi yaptın mı? İnternet sitesi hazır mı?
Bir yıl önceki tarihle. Video hazır mı? Tamam, gönder basına. Evet, şimdi.
(Kapı çalıyor.)
Hayrola.
Dayanamadım, geldim. Her zamanki gibi.
Ne yapıyorsun?
Mahalleli! Uyanın hepiniz! Mahallemizin artık yepisyeni bir aşkı var! Kim ile kim acaba?
En beklemediğiniz iki insan! Bir tarafta temiz yüzlü Osman, öbür tarafta Sanem.
Gerçekten en masum görünen en günahsız görünen bu temiz yüzlüler arasında...
Ya ne yapıyorsun ağabey? Gel şöyle ya!
Ya ne yapıyorsun?
İki tane yere bakan yürek yakan...
Sus, sus!
Muzaffer bir sus ya! Gündüz vakti birkaç kadehle bu ne sarhoşlukmuş arkadaş ya?
Ayılsın diye bekledikçe iyice sapıtıyor. Rezil edecek bizi! Size götürelim çabuk!
Hayır, hayır! Sakinim, sakinim. Yemin ederim reklam olduk mahalleye. Sakinim.
Osman kalp Sanem! Her yere kalp kalp kalp yemin ediyorum! Sanem kalp Osman.
Ya Muzaffer nişanlı değiliz diyorum neyi anlamıyorsun ya?
Haydi lan oradan! Yürü git lan oradan! Senin dediğine mi inanayım, gözümün gördüğüne mi inanayım?
El ele kol kola, eşek kadar yüzüğü parmağında gördüm ben senin. Ben neye inanayım?
Mevkıbe!
Leyla, ne oluyor kızım burada?
Ay, babacığım...
Nihat babacığım, ben size ne olduğunu özet geçeyim. Kızınız ahan da bu Osman ile nişanlanmış.
Haydi hayırlı olsun!
Leyla! Siz Osman ile nişanlandınız mı çocuğum? Bizim niye haberimiz yok?
Yok anne yok. Ben değil ya, nişanlı diye Sanem'i diyor.
Sanem nerede?
Sanem... Şöyle, bir işi vardı. Gelecek hemen.
Osman, çocuğum siz Sanem ile nişan... Ne zaman? Ne ara nişanlandınız? Niye bizim... Çocuğum!
Ay bayılacağım!
Yok yok Mevkıbe teyze! Biz nişanlı falan değiliz ya! Biz sadece kendi aramızda öyle...
Mevkıbe! Bunlar kendi aralarında nişanlandılar, ben kulaklarımla duydum!
Ay Allah'ım! Biri kulaklarıyla duyar biri gözleriyle görür! Ya aferin size gerçekten! Baba, yemin ediyorum...
...böyle bir şey yok! Anne gerçekten öyle bir şey yok, yemin ediyorum.
Nihat! Zebercet ile evlenmeyecek miydi Sanem? Şimdi Osman ile mi evlenecek?
Vallahi ben hiçbir şey anlamadım ki. Artık hayırlısı ne ise o olacak.
Ayhan! Osman! Leyla! Çabuk içeri! Çabuk!
Siz de kümes kapısı mı burası, toplandınız! Allah Allah! Ne var ya? Herkes kendi kümesine haydi kış kış!
Mevkıbe, ben de geleyim mi?
Gel istersen, baksana durumlara. Nedir yani bu?
Başıma bu da mı gelecekti a dostlar? Yemin ediyorum tek başıma bıraktılar.
Köşe gönderi gibi diktiler beni, dımdızlak kalakaldım şurada.
Duygusal olarak insan bir yardım eder, mahallecilik bu mu?
Kumanda nerede? Azıcık açalım mı biraz?
[Şimdi de Fikri Harika'nın ortaklarından Can Divit ile ilgili bir haberi getiriyoruz ekranlara.]
(Müzik.)
Yani büyük sorumluluk var. Tamam, ben yönetici kimliğimle yine oraları kurtarıyorum ama...
Teşekkür ettim. Sağ ol.
Bu ne ya? Ben laktozsuz istemiştim, laktozlu bu. Lütfen değiştirelim, lütfen. Sorumluyum ben burada. Lütfen.
Hayır, bu gaz yapar biliyor musun? Ben şimdi sorumluyum. Ben kampla mı uğraşayım...
...gazımla mı uğraşayım yani?
Haklısın.
Şunu sesini biraz açsana.
(Kapı çalıyor.)
Sanem.
Ne oldu, ne yapıyorsun burada? İyi misin? Bir sorun mu var?
Can Bey, sizinle bir konu hakkında konuşmam gerekiyor. Gelebilir miyim?
Tabi, gel tabi.
Ben... Ben size bir şey itiraf etmek istiyorum.
Dinliyorum.
Siz bana kulübeye gelmen de hataydı zaten, dediğinizde ben çok saçmaladım.
Yani ne diyeceğimi bilemedim. Bir de bugün kal derseniz kalırım git derseniz giderim derken...
...aslında işle ilgili değildi. Bir de ben yolda gelirken sizin çektiğiniz fotoğrafları gördüm.
Çok güzellerdi.
Anlıyor musunuz?
Dinliyorum, devam et sen.
(Telefon çalıyor.)
Şey... Ben daha önce hiç böyle hissetmemiştim. Yani ellerim, ayaklarım titriyor benim. Ben...
(Telefon çalıyor.)
Sanem.
(Telefon çalıyor.)
Of!
(Telefon çalıyor.)
Açın isterseniz.
Efendim Deren?
Can! Televizyonu aç! Hemen aç ama hemen!
Tamam, tamam.
Ya çok çok özür dilerim. Acil galiba.
[Can Divit'in ses getiren kampanya fikrinin çalıntı olduğu ortaya çıktı. Aynı fikir bir internet sitesinde...
...bir yıl önce kullanılmış. Can Divit fikir hırsızlığı davasıyla karşı karşıya kalabilir.]
(Telefon çalıyor.)
Can Bey...
Can Bey...
Can Bey ne oluyor? Ben gerçekten hiçbir şey anlamıyorum.
Birileri kariyerimi bitirmeye çalışıyor Sanem.
Ama belki de... Belki de yanlış anlaşılma vardır. Yani, fikirler birbirine benziyordur sadece ya da...
...acaba siz yanlışlıkla...
Sanem, sen bana bir baksana. Bir bak.
Başkasının fikrini çalacak birine benziyor muyum Sanem sence ben? Bir bak.
Yok, ben öyle bir şey demek istemedim. Eğer izin verirseniz ben İnternet'ten bir bakayım siteye.
Siz de isterseniz bir telefon açın. Ne bileyim, dava açacağım falan deyin. Yani bununla ilgili...
...bir şeyler söyleyin siz de o zaman.
Sanem, ne faydası var? Ne faydası var? Bunu yapan her kimse zaten istediği şey bu.
Üzerime çamur atılıyor ve ben çıkıp açıklama yapsam ne işe yarayacak kanıtlayamadıktan sonra?
İnsanlar daha da fazla konuşmaya başlayacak. Daha da fazla konuşmaya başlayacak.
Dava sonuçlanana kadar yerle bir ederler beni. Ben bu oyuna gelmem.
Ama... ama Can Bey siz...
Sanem... Sanem bir saniye. Bir saniye. Bir dur, bir dur kafamı toplamam lazım. Bir dur.
Hatta sen git istersen. Ben yalnız kalayım. Benim yalnız kalmaya ihtiyacım var.
Ama ben sizi böyle...
Sanem... Sanem... Lütfen.
Peki.
Benim sinirim gittikçe yükseliyor fark ettiniz, değil mi?
Güzel.
Şimdi bana bakın. Çocukluğunuzdan beri az sıra dayağına çekmedim sizi.
Yine döverim. Döver miyim?
(Hep birlikte) Döversin.
Güzel. Şimdi haydi bakayım. Biriniz anlatsın bakayım, neler oluyor?
Ha, yalan söylemeye kalkarsanız yersiniz şu terliği ağzınıza.
Yer misiniz?
(Hep birlikte) Yeriz.
Haydi bakayım, haydi çocuğum anlatın.
(Horluyor.)
Muzaffer'i geçin. Onun bir şey anlatacak durumu yok.
Osman, senin bu kızların iş kampında ne işin vardı evladım? Sen onu anlat.
Vallahi benim bir suçum yok Nihat amca. Onlar zorladı beni.
Hıı, bunlar.
Bunlar zorladı ha.
Eyvah! Beni seçti.
Üçe kadar sayıyorum. Bir, iki, üç. Dökül!
(Enzo Fabri'nin şirketininin adını söylüyor.) Can ile Sanem'i nişanlı sanıyor.
Can, Sanem ile Osman'ı nişanlı sanıyor. Osman, Sanem'in nişanlısı taklidini yapıyor.
Zebercet kendini Sanem ile nişanlı sanıyor ama aynı zamanda Osman ile de nişanlı sanıyor.
Bu durumda Sanem üç kişiyle aynı anda nişanlı olmuş oluyor ve sürekli bir nişanlılıktır almış başını gidiyor.
Yoruldum, tamam bu kadar.
Aaa! Mevkıbe! Mevkıbe!
Anne!
Mevkıbe!
Koş kolonya getir!
Sen bilmezsin kolonya nerede, ben getiririm.
Kardeşim, nasılsın?
Çıkıp açıklama yapman lazım.
Metin'i arayalım o yapsın o zaman.
Olmaz.
Nasıl olmaz ya?
Akif, iftira atmışlar bir kere. Ben ne dersem diyeyim suçlu görüneceğim.
Kanıtım var mı? Yok. Açıklama yapmanın alemi de yok. O yüzden susmayı tercih ediyorum.
Can, dava açacaklar oğlum. Ciddi bu iş.
Ağabey! Kim yapmış olabilir böyle bir pisliği sana?
Bilmiyorum Emre.
Aylin olabilir mi?
Yani zannetmiyorum işle alakalı olsa belki de bu direkt kişisele giriyor. Direkt bana saldırıyor.
Aylin niye bu kadar büyük bir kötülük yapmak istesin ki bana?
Öyle bir şey falan olursa ben anlarım. Tamam mı? Ben işaret edersem siz gidin.
Benimle konuşmak isteyebilir çünkü.
Tamam, tamam CeyCey.
Can iyi misin?
Bizim şirketin halkla ilişkiler sorumlusunu aradım. Yolda, basın açıklaman için.
Ya gerek yok Deren. Kimse gelmesin.
Can Bey gerçekten çok üzgünüz. Biz haberi alır almaz hemen atlayıp geldik.
Evet yolda hep tartıştık Can Bey acaba yapmış mıdır, diye.
Yapmamıştır, dedik sonra. Karar verdik. Son kararımız, yapmadığınız.
Arkadaşlar ben biraz düşünmek istiyorum. Yalnız kalmaya ihtiyacım var.
Tabi, çok haklısın.
Haklısınız.
Doğru tabi. Yalnızlık iyi geliyor, evet.
Peki ben giderim o zaman.
Sizi istemedi herhalde.
Saçmalama CeyCey.
Emre sana anlattı mı peki bir şey?
Anlatmadı.
Anlamıyorum ya kim çalmış olabilir? Gerçekten bu krizi çok iyi yönetmemiz lazım. Aklım almıyor.
Mevkıbe!
He.
İyisin, değil mi hayatım?
İyi, iyi.
Beni çok korkuttun Mevkıbe'm. Ben sensiz ne yap...
Durun durduğunuz yerde! Çabuk geri gelin! Geçin yerinize, yakarım! Geç, geç, geç!
Tamam Mevkıbe'm. Sakin ol, sakin ol.
Anne! Anne, ne oldu? İyi misin?
Aaa, yalnız gelmişsiniz. Hayırdır. Nişanlın nerede? Eee, tabi. Şimdi hangi nişanlım diye karıştırıyorsundur sen.
Anne...
Allah sana senin gibi evlat versin inşallah! Yoo, bir tane yetmez.
Üçüzlerin, beşizlerin olsun. Hepsi sana benzesin. Üçer beşer karşında dizilsinler, onların da...
...üçer beşer nişanlısı olsun inşallah! O çocukların hepsi senin gibi baş belası olsun.
Senin gibi Sanem'ler ömür boyu etrafında dönsünler inşallah Ya Rabb'ime!
Anne ben sana her şeyi açıklayacağım. Sen bana kızma, yeter. Ben sana her şeyi açıklayacağım.
Sen önce bana bir açıklama yap bakalım hanımefendi! Sen kimlerle fingirdeşiyorsun?
Yeter artık Aysun Hanım! Aaa! İkide bir buraya gelip ağzınızdan kötü kötü şeyler konuşmayın!
Sizin oğlunuzla da fingirdemiyor merak etmeyin yani. Kesin bilgi.
Ya sen beni mi koruyorsun şu anda ya?
Ay, kızınız Osman ila nişanlanıyor, ruhunuz duymuyor. Belki kim bilir neler çeviriyor, haberiniz yok.
Haa! Aslında şimdi... Şu, tam olarak şöyle oldu...
Aysun! Aysun, senin o etlerini böyle cimcik cimcik kopartmak var ama...
Vallahi seninle uğraşamayacağım. Al çocuğunu da git, al çocuğunu da git haydi.
Nerede çocuğum?
Aaa! Muzaffer, yavrum! Yavrum benim!
Anneciğim...
Çekil! Sus!
Aç gözlerini bak, anneciğin geldi.
Aaa, anneciğim! Günaydın! Günaydınlar olsun.
Osman, yemin ediyorum ağzının üstüne vurasım var neden hiç bilmiyorum.
Bıngıldağım mı attı acaba benim?
Baba!
Aaa!
Hanginizden başlayayım ben, ha?
Ellerine sağlık Mevkıbe.
Seni gebertirim!
Buraya gel, gebertirim seni.
Anneciğim, o merdaneyi bırak da ben anlatayım sana her şeyi.
Anlat, anlat sen. Ben dinliyorum seni.
Sanem, haydi anlat kardeşim. Vallahi kurunun yanında yaş da yanacak şu anda.
Tamam, anlatacağım ama anneciğim önce bir sakin olur musun?
Yapacağın açıklamayı sabırsızlıkla bekliyoruz, ben ve merdanem.
Anne, şirkette bir yanlış anlaşılma oldu. Yani, beni dışlamasınlar, ne bileyim böyle...
...beni yapayalnız görmesinler diye nişanlım var, yalanını uydurdum onlara.
Aklıma da ilk Osman geldi. Onu bu oyuna ben dahil ettim. Nişanlım falan yok benim anne.
Hıı. Yanlış anlaşılma diyorsun yani.
Evet.
Peki bu diğer nişanlın? Üçüncüsü. Can Bey.
Ha, anneciğim. Ben o konuda Sanem'e kesinlikle kefilim. O daha da büyük bir yanlış anlaşılma oldu.
Orada Sanem'in hiçbir suçu yok. Zaten düşündüğün zaman da Can Bey kim Sanem kim.
Can Bey, Sanem'e bakmaz ki. Mantıken de olmuyor yani.
Mevkıbe'm. Ya bak işte, çocuklar anlattı. Bir yanlış anlaşılmaymış işte.
Sen o merdaneyi bırak istersen artık, he.
Yok Nihat, yok. Şu bir çift göze bak. Parlak parlak, çakmak çakmak. Bir şey saklıyor bu.
Anne vallahi yok! Anlattım her şeyi.
Eh, şimdilik inandım diyelim ama gözüm üstünde. Kemiklerinizi kırarım sonra masada!
Böyle merdaneyle, böyle böyle ezerim!
[Aşk dedikleri bu mu gerçekten? Ondan uzaklaştığın an ona hasret kalmak...
Bir gülümsemesi, onun hüznünü günlerce yanında taşımak... Onun hüznünü kendine katmak mı aşk?
O kal deyince gitmek, git deyince kalmak istemek mi? Bir cümlesine bin anlam yüklemek mi?
Sürekli kendini sorgulamak mı aşk? Kimim ben? Kim bu adam? Elimi önce tutup sonra git diyen...
...kötü kral mı, incelikli bir prens mi? Gözleri öfkeyle yanıyor. Yaralı bir kaplan gibi incinmiş.
Kimseleri yaklaştırmıyor yanına. Bense... Bense ona sarılmak istiyorum. Sadece sarılmak... Yapamıyorum.]
Senin fotoğrafta kullandığın fikrin birebir aynı çizimi ağabey.
Üzerindeki slogana kadar aynı yani. Kim nereden buldu da kullandı bunu?
Hayır, ben anlamıyorum. Bir yıl öncesine kim yüklemiş web sitesine?
Belli ki biri tasarımları ele geçirmiş. Bir sene önce girmiş gibi göstermiş. En mantıklı açıklama bu.
Tarihi değiştirerek girmiş olabilir. İnternet'te her şey mümkün sonuçta.
Eee, bulalım kim yaptıysa. İspatlayalım senin tasarımın olduğunu.
Aylar sürer. Kimin yaptığını bul, sahtekarlığını ispat et. Olan oldu. İtibarım zedelendi.
Her kim yaptıysa istediği oldu zaten ya.
Akif, sadece sen ve ben biliyorduk fotoğrafları. Biri bunları sızdırmış.
Senin matbaadan biri yapmış olabilir mi?
Ağabey, üç farklı fotoğraf vardı. Üçünü de yüklemişler İnternet sitesine. Senin Sanem ile çektiğin son...
...fotoğraf benim kasamda. Kasanın anahtarı cebimde. Yani, bizim çocuklardan kimse görmedi o fotoğrafı.
Anladım.
Ya zaten onlar yıllardır benim yanımdalar. Yapmazlar öyle bir şey.
O zaman ofisten biri odamdan almış, ben yokken. Şurada bir yerdeydi. Girip almışlar.
Oğlum, ben bugün bir açıklama yapacağım, tamam mı? Çünkü bu İnternet sitesi şaibeli.
Sahibinin kim olduğu da belli değil. Bir şekilde bunu çözeceğim ağabey.
İyi, bulunca bana haber ver. Kendim gideceğim hesap sormaya.
Tamam kardeşim halledeceğiz, sen hiç merak etme.
Ağabey, hukuki yollardan bu iş çok uzun sürer, ben size söyleyeyim.
Şu İnternet sitesini çökerten tiplerden bulalım, bulsun kimin yaptığını bize.
Yok ya! Akif, saçmalama. Bir Can'ın hackerlarla anılmadığı kalmıştı yani.
Ağabeyciğim ben adalete, hukuka inanıyorum. O kadar! Haydi yürü, gidiyoruz.
Gidelim.
Haydi, kardeşim.
Görüşürüz ağabey.
Görüşürüz.
İyi misin?
Sanem gelmedi mi daha?
Yok. Niye sordun?
Benden başka bir Sanem bir de Akif biliyordu. Bir de ona soralım.
Belki onun aklına gelen benim atladığım bir şey vardır.
Tamam. Ben halledeyim o zaman.
Ağabey, gel.
Eyvallah.
Arkadaşlar!
Arkadaşlar, sakin olur musunuz?
Emre Bey merhaba. Can Bey'in kendisi burada mı? Bir açıklama yapacak mı? İstifa etti mi?
Ağabeyim istifa falan etmedi. İşinin başında. Birileri Fikri Harika'nın başarılarını kıskanıp...
...ağabeyime tuzak kurdu. Bundan sonrasıyla avukatlarımız ilgilenecek ve bilinsin ki...
...tuzağı kuran her kimse en yakın zamanda adalete teslim edilecek.
Fikir hırsızlığı yaptığınız doğru mu?
Can Bey üzerine dava açılmış, doğru mu? Daha önce böyle bir şeyle karşılaşmış mıydı ofisiniz?
Arkadaşlar, böyle bir şey mümkün olabilir mi?
Of, of! Yemin ediyorum, ciğerim yanıyor. İçimde bir mangal var. Gelen yelliyor, giden yelliyor.
Kor ateşler içindeyim. Sanem böyle bir şeyi nasıl yapar? Nasıl nişanlanır?
Biz size geldik. İstiyoruz, dedik. Düşüneceğiz, dediniz. Daha düşünmediniz. Dediniz mi, demediniz mi?
Geç evladım, geç artık bu konuyu. Geç, geç!
Of! Onu geçiyorum, bir bakıyorum Sanem nişanlı. Kiminle nişanlanmış? En yakın arkadaşımla...
...en temiz yüzlü kankamla nişanlanmış. Osman ile... Olur mu böyle bir şey babacığım?
Bakın, babacığım diyorum hala. Ağlamam geldi benim şu anda.
Yemin ediyorum bu şekerlerin, sakızların arasında benim ağlamam geldi.
Çaya bakıyorum ağlıyorum, kolonyaya bakıyorum ağlıyorum.
Bunlar benim başıma neden geldi, diyorum ama biliyorum bunlar benim başıma...
...o yakın arkadaşım Osman yüz... Ben bunun ağzını burnunu dağıtmaz mıyım?
Yemin ederim, ağzını yüzünü kıracağım!
Muzaffer, evladım! Muzaffer, gel buraya!
Tost makinesini kafasında paralayım, diyorum.
Ya Muzaffer, gel buraya! Bırak şunu! Ya ben daha bunun taksidini ödemedim, otur!
Aaa, ya otur bir sakin ol. Ben konuştum hem. Bak Sanem diyor ki, baba bir yanlış anlaşılma var.
Ben Osman ile nişanlı değilim, diyor.
Öyle diyecek tabi. Ne diyecek? Kendini savunmak için öyle diyecek.
Babacığım, kafam kadar yüzük takmışlar. Eşek kadar yüzük gördüm parmağında.
Öyle sarmaş dolaşlardı ki yemin ediyorum kimin eli kimin cebinde belli değil.
Haydi canım! Yok ya! Sanem yalan mı söylüyor, öyle mi diyorsun?
Yani.
Osman ile aralarında bir şey var yani, diyorsun?
Yok. Yoktur. Sanem bir yanlış anlaşılma var diyorsa kesin bir yanlış anlaşılma vardır o işte.
Neyin yanlış anlaşılması var acaba? Yoksa biz mi yanlış anlıyoruz ya? Allah Allah!
(Kapı çalıyor.)
Can Bey, ben çay getirdim size. İçer misiniz?
Tam ihtiyacım olan şey. Yani, çay. Çok sağ ol.
İyi misiniz?
İyiyim.
Can! Nasılsın? Çok merak ettim seni. İyi misin?
İyiyim Deren.
Dışarı çıkmak ister misin? Bir şeyler yeriz, kafan dağılır biraz. Hem baş başa sohbet ederiz.
Yok Deren, çok sağ ol. İyiyim böyle.
Ama konuşmamız lazım, biliyorsun. Sanem bize izin verir misin?
Tabi.
Sanem. Seninle de konuşmam lazım.
Güzel olmuş bunlar. Birazcık daha detaylandıralım. Yeniden raporlayalım, olur mu?
Leyla, Sanem geldi mi?
Sanem en son Can Bey'e çay götürüyordu.
Allah kahretsin!
Ne oldu Emre Bey?
Önemli bir şey değil. Bir şey unuttum da. Tamam, görüşürüz sonra.
Ay, bir şey mi yaptı bu acaba yine?
Sabaha kadar telefonum susmadı. Bütün müşteriler ne olduğunu merak ediyor.
Hepsini arayıp tek tek açıklama yapman lazım Can. Özellikle Fabri'ye. Adam zaten takıntılı, biliyorsun.
Kimseyi aramayacağım Deren.
Can araman lazım. Bak, fikir hırsızlığıyla suçlanıyorsun. Bütün müşterileri kaybederiz.
Bu krizi en iyi şekilde yönetmemiz lazım.
İyi misin? Basın dışarıda seni bekliyor.
Son kez söylüyorum arkadaşlar. Kimseye, hiç kimseye, ne basına ne müşteriye...
...hiçbir açıklama yapmayacağım. Anlaşıldı mı? Bir müşteri sırf bu yüzden bizi bırakacaksa bıraksın gitsin.
Ben gerçekten anlamıyorum. Bunun nasıl olduğunu anlamıyorum. Sen o fotoğrafları...
...bana bile göstermedin Can. Kim çalmış olabilir onu? Şüphelendiğin birileri var mı?
Ofisten birileri herhalde. Tasarımlar bilgisayarımdaydı. Basılı hali buralarda bir yerdeydi.
Biri odama gelmiş, fotoğrafları alıp gitmiş. O ajanın işi herhalde, ne bileyim?
Zaten o ajanı bir bulursam göreceksiniz. Ona yapacaklarım var.
Neyse. Senin asıl şüphelendiğin biri var mı?
Açıkçası çok bilemiyorum tabi ama ben geçen gün çok geç bir saatte Sanem'i senin odanda gördüm.
Bana çok tuhaf bir durum gibi geldi yani sen odada yokken.
Hımm, senin canın bu ara saçmalamak istiyor herhalde Deren.
Sanem'in odama gelip dosyaları karıştıracak hali yok herhalde.
Tamam, sinirlenme. Ben öyle aklıma geldi, söyledim.
Neyse sen, ekibi topla. Elimizdeki işlerin üzerinden geçelim.
Nasıl yani? Hiçbir şey olmamış gibi toplantı mı yapacağız?
Evet, öyle yapacağız Deren.
Sen bilirsin, patron sensin.
Sanem, biz fotoğrafları çekerken gözüne çarpan, ne bileyim dikkatini çeken...
...şüpheli görünen falan birileri var mıydı?
Can Bey... Benim dikkatimi çeken bir şey olmadı.
Olmadı.
Peki. O zaman tek bir seçenek kalıyor. Ofisten biri aldı. Peki kim olabilir sence, fikrin var mı?
Tamam, çok sağ ol. Haydi işimize bakalım.
Mevkıbe!
Detayları öğrenebildin mi neler olmuş?
Ne ne olmuş Melahat, ne ne olmuş?
Ayol mahalle çalkalanıyor Osman Sanem aşkıyla.
Hay bu mahallenin dilini eşek arısı soksun, emi! Çalkalanmaya yer arıyor bu mahalle de!
Gel, gel nereye gidiyorsun? Gel, azıcık oturalım kız. Allah Allah! Hemen kalkmış gidiyorsun, geç şöyle.
Geç birazcık, heh. Bana bak, senin bu kız habire Ayhanlarda kalmıyor mu?
Kalıyor, ne olmuş?
Belki sadece Ayhan için değildir. Hiç aklına gelmedi m? Belki kız Osman'a tutulmuştur.
Aralarında büyük bir aşk başlamıştır ama size söylemek istemiyorlardır. Ne yani, olamaz mı?
Olamaz Melahat. Olamaz. Söyle o mahalleliye Osman ile Sanem'in arasında hiçbir şey yok.
Sadece yanlış anlaşılma. Öyle çen çen çen konuşmasınlar bilip bilmeden.
Vallahi şekerim, Aysun çok kızgın yani, köpürüyor. Muzaffer'imi kandırdılar, arkadan Osman ile...
...öyle işler falan çevirdiler, diyor. İşte bu saatten sonra ben şimdi ne desem yani öyle değil böyle desem...
...ne olacak? Bana mı inanacaklar? Dedikodu almış başını yürümüş bir kere.
Allah Allah! Aaa, çok şaşırdım bak dedikodu nasıl almış yürümüş acaba?
Böyle sokak sokak, ev ev, ilmek ilmek nasıl döşenmiş acaba o dedikodu yolları? Allah Allah!
Bir dakika, sen benden mi şüpheleniyorsun? Ben... Dedikodu... Bravo yani! Çok kırıldım.
Ay haydi Melahat, haydi. Vallahi çok işim var. Bak bana geldiler, nefes alamıyorum ben.
Siz verdiniz değil mi, Can Bey'in dosyalarını birilerine?
Sanem, sessiz ol birisi duyacak.
Duyarsa duysun benim umrumda bile değil. Ya siz böyle bir şeyi kardeşinize nasıl yaparsınız?
Hani müşterileri toplayıp şirketi satacaktı? Müşteriler onun umrunda bile değil.
Gözümün önünde Fabri Bey'i tersledi, koskoca holding sahibini. Şirketi satmak isteyen insan böyle mi davranır?
Sanem, sakin ol.
Sakin falan olamam. Can Bey'e ne yapmak istiyorsanız beni de alet ettiniz.
Ne yaptınız o dosyayı? Kime verdiniz?
Ya kimseye vermedim.
Neden istediniz o zaman fotoğrafı? Ne yaptınız o dosyayla?
Tamam, gel. Anlatacağım, gel otur.
İstemez!
Ya o kampanyayı bana göstermedi. Ben de merak ettim. Kimseye göstermedim onu.
Ağabeyime kişisel olarak bir zarar verir miyim? Ağabeyime hırsız damgası vurdurur muyum ben?
İnan bana, benim bir alakam yok.
Ben size inanmıyorum. Bundan sonra istediğiniz hiçbir şeyi yapmayacağım.
Bundan sonra Can Bey ile ilgili hiçbir oyuna beni alet edemeyeceksiniz.
Sizin oyunlarınıza alet olacağıma bulaşık yıkarım, daha iyi!
Mevkıbe! Gel, gel!
Ne oldu?
Ya gel, gel. Gel iki dakika dükkana.
Ne oldu Nihat?
Ya Mevkıbe, bizim kız Osman ile gerçekten nişanlanmış olabilir mi ya?
Ay Nihat, sen de mi? Zaten Melahat kafamı karıştırdı.
Ya Muzaffer söyledi Mevkıbe. Bizim kızın parmağında böyle kafam kadar yüzük varmış.
Sonra böyle el ele, diz dize sarmaş dolaşlarmış. Çocuk burada saatlerce ağladı.
Aaa ama olamaz Nihat! Sordum, yok dedi, yanlış anlaşılma dedi kız.
Çekindi de mi söylemedi acaba? Niye söylemiyor bu kız bize?
Sence, Mevkıbe.
Merdane korkutucu olmuş olabilir tabi.
Yani.
Tamam, bizim deli kız söylemedi haydi. Osman aklı başında çocuk, o niye söylemiyor?
Ay, lisan-ı münasıpla gelsin istesin kızı bizden. Niye böyle gizli gizli...
Mevkıbe! Ya bu çocuk neyle isteyecek, kimle isteyecek? Anası babası mı var? Akrabası bile yok bu çocuğun.
Kimle gelecek, neyle gelecek?
Evet Nihat ya, evet.
Çok da gururlu çocuktur Osman. Ne severim ben Osman'ı. Ne iyi çocuktur o.
Ah, ah! Keşke gerçek olsa da Osman damadımız olsa. Keşke!
Mevkıbe, ne iyi insanlardı, değil mi? Allah gani gani rahmet eylesin.
Sus, sus. Hala içim yanıyor. Çok özlüyorum komşumu be Nihat. Neyse, akşam konuşalım biz Sanem ile.
Olmaz, konuşmaz ki. Ya kızın ödünü koparttın merdaneyle nasıl konuşacak?
Belli konuşmayacak bizimle işte.
O kadar çok mu korkuttum canım ben bunları?
Ya ne demek bu kadar mı? Sıraya dizdin hepsini merdaneyle ama benim bir fikrim var.
Bak şimdi, Sanem'den habersiz akşam Osman'ı eve çağıralım. Sanem de gelince ikisini böyle sıkıştırırız.
Bakalım ne diyecekler?
Ya nasıl akıllı nasıl zeki bir kocam var benim?
Yani. Sen daha kocanı tanımadın mı Mevkıbe?
İyi, haydi ben gidiyorum. Sen de geç kalma.
Tamam, tamam. Mevkıbe! Akşam bir şey lazım mı?
Yok, yok. Lazım değil. Sen lazımsın Nihat.
Kolay gelsin Nihat ağabey.
Sağ ol. Hoş geldin, gel. Ne lazımdı?
(Kapı çalıyor.)
Deren Hanım, bizi çağırmışsınız.
Gelin.
Gelecek hafta yapacağımız çekimler, iptal oldu bu sabah.
Neden? Bu Can Bey'in hırsızlık şeysi yüzünden mi?
Ne alakası var CeyCey? İlk defa mı iptal oluyor? Zırt pırt iptal ediyorlar zaten.
Neyse, bu listedeki herkesi tek tek ara, çekimlerin iptal olduğunu söyle.
Ama Deren Hanım, şimdi müşteri ön hazırlığa başlamıştı, para isteyecekler çekim için.
Tamam, prodüksiyon şirketini ben ararım. Herkesin ödemesi yapılacak.
Biz kimseyi mağdur etmeyiz, merak etmesinler.
Sanem, sen de bu iptal olan kampanyanın ne kadar dosyası, görseli varsa hepsini...
...topla, paketle, çöpe at gitsin.
Ama Deren Hanım o kadar iş, onca dosya şimdi...
Sanem! Bir de sana açıklama yapmak durumunda mıyım şu anda?
Ne diyorsam onu yap. Git, topla, paketle, çöpe at! Bu kadarını becerebilirsin herhalde, değil mi?
Tamam, çöp konusu bende, merak etmeyin.
Tamam.
Merhaba Osman.
Yok, yok yavrum. Kalkma, sen işine bak.
Mevkıbe teyze, dün geceyle alakalı bana kızacaksın biliyorum ama...
Ay, kızmıyorum ben sana. Hiç kızmam. Ben seni çok seviyorum ya oğlum.
Bu mahallede en çok seni severim ben. Dün dünde kaldı çocuğum.
Biz istikbale bakalım, değil mi?
Sağ olasın. Eee, ne vereyim?
Yok, bir şey verme. Şey, bizim evdeki bıçaklar sen körel, bir körel.
Sen diyorum bir gelsen de bir bilesen mi?
Tabi ki. O zaman çıkışta geleyim.
Hemen çıkışta değil de 8 gibi gel. İşler var, şey etmeyeyim o açıdan.
Abla istersen yarın geleyim.
Yok, yok bugün gel. Bugün gel çocuğum. Neden? Çok eskidi bıçaklar yavrum.
Ne doğrayabiliyorum ne kesebiliyorum. Hiç sorma. Ondan gel, gel.
Tamam.
Maşallah vallahi, öyle güzel yapıyorsun ki işini. Maşallah sana. Kolay gelsin çocuğum.
Görüşürüz Mevkıbe teyze.
Ne güzel bileyorsun vallahi, keskin keskin. İnşallah bizimkiler de keskin olacak. Haydi.
Bir çöp hizmeti vermediğim kalmıştı ya. İnsan bir geri dönüşüme falan gönderir bunu. Duyarsız kadın.
Yazık oluyor bu ağaçlara, yazık.
Sanem, Can içeride mi? Telefonu kapalı, ulaşamıyorum da.
Evet, içeride. Ne oldu, iyi misiniz?
Ya çok da iyi değilim aslında. Can ile ilgili bir gelişme oldu. Nasıl söyleyeceğim bilmiyorum.
Zaten bu kötü haberleri vermek hep bana düşüyor.
Nasıl ya, ne oldu? Bir şey mi oldu?
Can, dünyanın en prestijli fotoğrafçılık derneğinin üyesi. Yani, Türkiye'de kabul gören birkaç fotoğrafçıdan biri.
Üyeliğini, suçsuzluğu ispat edilene kadar askıya almışlar.
Ben anlamadım. Ne demek oluyor bu?
Şu demek oluyor, Can'ın gecesini gündüzüne kattığı, en çok değer verdiği şey, hop elinden gitmiş oluyor.
Ama... Ama Metin Bey, sonuçta Can Bey suçsuz yani. Eee, bu aklanacak.
Aklanana kadar da... Yani bu durum ne kadar sürer?
Bilmiyorum Sanem. Belki aylar, belki yıllar sürer. Ya biz daha İnternet sitesinin sahibini bulamadık.
Abuk subuk bir site. Yani bir sürü üyesi var. Almışlar tasarımları, koymuşlar siteye yani. Hiç bilmiyorum.
Nasıl çözülecek o zaman? Yani en azından hukuk dışında.
Benim bildiğim bir yöntem yok ama Akif, hacker falan dedi. O işler sakat.
Ben hukukçu adamım. Neyse, ben gidiyorum.
Burada Krank'ın (şirket) kurumsal kimlik çalışmaları var. Bunlar önceliklerimiz. Bu prosesi takip edeceğiz.
Bu eski logosu, biz şimdilik böyle bir çalışma yaptık.
Sondakini gönderelim, gerisi kalsın.
Tamam. Sırada (Fabri'nin şirketinin adını söylüyor) yeni ürün ambalaj örnekleri var.
Biz üç versiyon çalıştık.
Çok pardon. Can, acil konuşmamız gerekiyor ağabey. Çok acil.
Ben sonra geleyim.
Ne oluyor Metin?
Kardeşim, arıyorum seni telefonları da açmıyorsun.
Yurtdışından beni aradılar işte, avukatlar.
Ne avukatı? Kim aradı? Ya Metin, ben çok sıkıldım senin sürekli bir şeyleri gevelemenden.
Bir kere de bir şeyi gevelemeden söyle Allah aşkına.
Dernekten fotoğrafçılık lisansını askıya almışlar.
Nasıl?
Ağabey, sen suçlamandan aklanana kadar dernek üyeliğin dondurulmuş.
Bu Kamboçya'daki fotoğraf çekimin iptal olmuş. Arkasından bir de mülteci projen var falan, bu da iptal.
Yani, daha birkaç tane daha saydılar işte. Yazılı bildirecekler bana.
Tamam kardeşim, bir sakin ol.
Nasıl sakin olayım? Nasıl sakin olayım Metin? Nasıl sakin olayım?
Ağabey, ne oluyor?
Beni ben yapan tek şeyi almışlar elimden, anlıyor musun Metin? Ne yapayım şimdi ben?
Söyle, söyle. Ne yapayım şimdi ben? Ne yapayım?
Can... Ağabey çözeceğiz bir şekilde sakin ol. Aklanacaksın, sen bana bir güvensene.
Sen o derneğe girmenin ne kadar zor olduğunu çok iyi biliyorsun Metin.
Ne kadar titiz olduklarını çok, çok, çok, çok iyi biliyorsun.
O kadar basit değil o iş.
Ağabey koskoca şirket yönetiyorsun. İşsiz güçsüz kalmadın ki!
Emre! Emre, çocuk mu kandırıyorsun oğlum sen? Dalga mı geçiyorsun benimle? İkisi aynı şey mi?
Anlamıyorsun, konuşma bari en azından.
Tamam, ikiniz de bir sakin olun. Bir durun.
Şirketi yönetmeye ben çok meraklıyım sanki! Babam sardı başıma gitti! Al şirketin senin olsun.
Tepe tepe kullan, tepe tepe! Ben artık yokum, gidiyorum!
Bekler misin?
Ağabeyim...
(Telefon çalıyor.)
Çok pardon, şuna bir bakayım ben.
Alo.
Ayhan, ne yapıyorsun?
Ne yapayım kardeşim, işte komşularımız gelmişler ağabeyimle senin nişan tebriğine.
Öyle kahve içiyoruz, oturuyoruz.
Ya yok öyle bir şey! Ya nişanlı değiller desene, anlatsana durumu.
Anlatıyorum, anlatıyorum zaten kankacığım da anlamıyorlar yani. Gel sen anlat istiyorsan.
Vallahi sabahtan beri kapı durmadı, öyle düşün yani. Kahve stoklarımız da tükenmek üzere.
Ayrıca, Muzo da burada. Gelmiş kendisi tebrik için. Bir yandan ağlıyor bir yandan kahve içiyor.
Bazen boşluğa dalıyor. Değişik duygu durumları içerisinde.
Ayhan şimdi konumuz bu değil. Sen onları bir şekilde atlat. Sen İnternet işinden anlıyorsun, değil mi?
Sana çok ihtiyacım var. Bu dünkü hırsızlık meselesi var ya Can Bey'e tuzak kurulmuş. Ortaya çıktı.
Yani kendi tasarımını başka biri İnternet'e yüklemiş. Bir yıl önce falan diyor ama bence sahte.
En azından ben öyle düşünüyorum. Bunu kim yapmıştır, nasıl yapmıştır ortaya çıkarabilir miyiz? Bulabilir miyiz?
Kardeşim, şimdi onun için hacker bulmak lazım. O yüzden de darkweb'e gireceksin.
O işler biraz karanlık işler, bi de beni aşar ya.
Darkweb mi, o ne ya?
Ya kızım yok mu işte bu İnternet'in karanlık tarafı? Hani böyle sitelerden falan bilgileri sızdırıyorlar.
İnternet sitelerini falan çökertiyorlar. Haberlere falan da çıkıyor ya arada.
Ya tamam, benim için araştırabilir misin? Başını sakın belaya sokma. Bul bir yolunu.
Tamam, tamam kardeşim.
Tamam.
Emre Bey! Emre Bey, bir bakar mısınız?
Toplantıları iptal et!
Nasıl? Aaa! Allah'ım Ya Rabb'im ya! Yemin ediyorum şu ajansta bir tane sağlıklı insan kalmadı.
Beter olsun.
Ne? Sen ne yapıyorsun burada ya? Haydi işinin başına dön.
Ver Şükran teyzeciğim sen de. Sağ ol. Afiyet olsun. Şöyle ki benim bir acil işim çıktı.
Ben onu halledeyim diyorum. Zaten yapılabilecek her şeyi de yaptım. Haydi, kapıyı da biliyoruz.
Kızlar, kalkın. Bir şey öğrenemedik biz.
Bir şey öğrenemedik mi? Ablacığım ama tekrar aynı yere geliyoruz yani. Anlattım ya zaten, bir şey yok.
Olmayınca da öğrenemezsiniz. Haydi, haydi görüşürüz.
Of! Muzo! Bir şey diyeceğim benim acil işim var. Bahçeye çıkıyorum halletmek için.
Sen de bir şuraları falan toparla be.
Toparlarım ben kendim. Toparlarım, merak etme. Toparlarım, çok dağınık kalmam. Toparlarım.
(Telefon çalıyor.)
Aşkım.
Aylin neredesin?
Evdeyim, çalışıyorum.
Tamam, konuşmamız lazım.
Aşkım, akşam konuşsak. Sizden vazgeçen iki müşteriyi bağladım bugün.
Acil diyorum! Konuşmamız lazım. Tamam, haydi kapıyorum ben. Yoldayım.
Aylin Hanım iş biraz fazla büyüdü. Eninde sonunda anlayacaklar bizim başımızın altından çıktığını.
Hilmi, işine bak Hilmi. Konuşabildin mi hackerla?
Ulaşmaya çalışıyorum.
Al bunu, ona ver. Ortalıktan kaybolsun. Bu da senin için.
Bu nedir?
Bir süre işe gelmeyeceksin. Ortalık durulana kadar. Kimseye de bir şey söyleme.
Ama Aylin Hanım ben işsiz güçsüz ne yapacağım?
Yeter! Döneceksin işe, merak etme. Haydi çabuk bitir. Misafirim gelecek.
(Telefon çalıyor.)
Efendim. Yok, Can Bey çıktı. Ben kiminle görüşüyorum? Nasıl? Ne zaman?
Yalnız ben ulaşamıyorum şu an kendisine. Tamam, ben ileteceğim bir şekilde. Teşekkür ederim. İyi günler.
Allah kahretsin! Allah kahretsin!
Yavaş, yavaş! Güliz, aaa ne vuruyorsun?
Ne oldu, niye çağırdınız beni?
Öyle kahve içelim, sohbet edelim diye çağırdık seni. Gel istersen uzan ya da ben kalkayım sen uzan.
Sen farkında mısın Sanem? Neler olduğunun farkında mısın Sanem?
Can Bey işi bıraktı! Emre Bey bütün toplantıları bir bir iptal ediyor. Batıyor muyuz, neyiz, ne oluyor?
Benim kovulma fobimi kaybettim ben! Haberin var mı, haberin var mı bundan? Yok! Nedir, ne oluyor...
Can Bey gerçekten şirketi bırakıp gider mi?
Ya zaten zorla başa geçti, babasının ısrarıyla. Adamın fotoğrafçılık kariyeri de bitecek.
Yani bence çoktan yurtdışı biletini ayırtmıştır, yani benden söylemesi.
Yani böyle veda etmeden, bize bir şey söylemeden mi gider?
Değil mi, öyle yapar. Gelir yanağımızdan öper, muck muck diye öper.
Ondan sonra bize iyi dileklerini bildirir, öyle gider. Sanem senin nasıl bir kafa yapın var?
Senin nasıl bir kafa... Senin kafanda neler dönüyor Sanem, ha? Öpecekmiş de bizi gidecekmiş de.
Veda edecekmiş. Sık şundan! Şuraya sık!
CeyCey! Güliz! Neredesiniz?
Buradayız.
Ne yapıyorsunuz burada? Hemen çok acil Can Bey'e ulaşmamız lazım.
Deren Hanım arıyorum telefonu kapalı yani, nasıl ulaşalım?
Evini arayın, arkadaşlarını arayın. Gittiği kafe mafe oralara bakın.
Ne bileyim şu yurtdışındaki sevgilisini arayın. Durum çok fena!
Deren Hanım ne oluyor? Kötü bir şey daha mı? Geldi mi hepsi üst üste mi geliyor? Öyle mi oluyor?
Uluslararası Fotoğrafçılar Derneği'nin Türkiye temsilcisi, yarın Can'ın ifadesini alacakmış.
Sabah 10'da burada oldu oldu yoksa her şey biter! Bir daha onlar için fotoğraf çekemez.
O yüzden durum çok ciddi.
Tamam, haydi biz çıkalım o zaman.
Pardon.
Deren Hanım eğer izin verirseniz ben çıkıp Can Bey'i arayabilir miyim?
Sanem sen de şimdi işten kaytarmak için bahane arama! Sen nereden bulacaksın Can'ı?
Sanem! Tamam, git bak nereye bakacaksan. Yeter ki Can'ı bulalım.
Aşkım ne oldu? Endişelendirdin beni.
Aylin otur.
Aylin otur.
Sana bir kere soracağım. Sen de bana cevap vereceksin, tamam mı?
Ağabeyime yapılan komploda senin parmağın var mı?
Emre sen ne diyorsun?
Ya var mı yok mu?
Yok!
Aylin o fotoğrafları sadece ben gördüm, sana da otelde göstermek için.
Emre telefonu bana verdin, ben de fotoğraflara bakmadım. Biliyorsun.
Sana son kez söylüyorum. Eğer bu işte parmağın varsa...
Sen beni ne sanıyorsun? Ağabeyinden iş almak başka, kariyerini mahvetmek bambaşka.
Ben neden senin ağabeyine böyle bir şey yapayım? Ben Can'a saygı duyuyorum.
Ya kim yaptı o zaman, kim? Adamın düşmanı falan da yok.
Onu ilk defa böyle görüyorum, biliyor musun? Adam mahvoldu. Şirketi de bıraktı gitti.
Nasıl yani? Şirket sana mı kaldı?
İnanılmazsın sen ya.
Aşkım, öyle demek istemedim. Emre! Öyle demek istemedim.
Öyle demek istedim.
Ben nereden bulacağım bu hackerı? Kimse de cevap vermiyor ki.
Tehlikeye mı atıyorum kendimi? Başımı belaya mı sokuyorum acaba?
Yemin ediyorum başımı belaya sokasım var. Kendimi tehlikeye atasım var.
Temizlik, çamaşır, bulaşık bunlar beni rahatlatmadı. Ayrıca bu nasıl ev kızım?
Her yer toz. Yemin ediyorum o Osman'ı karşıma alacağım, böyle güzel suratına, gelişine...
...toz beziyle ağzının üstüne bir tane vursam rahatlayacağım ama kaslı da bir çocuk. Tırstırıyor!
Muzo, sen ne yapıyorsun hala burada ya?
Diyorum ki ben bunun dükkanını yağmalatayım diyorum. Dört tane kediyi salacağım bunun dükkanına.
Antrikot mantrikot parçalasınlar, bitirsinler bütün sermayesini diyorum.
Adam tutup dövdürsem mi kız ben bunu? İnternet sitesinde acaba kiralık katil var mıdır?
Bu sene kiralık katiller kaçtan gidiyor?
Muzo, ağabeyimden bahsettiğinin farkında mısın?
Hı, değilim. Şu anda idrak ettim. Evet. Osman, senin ağabeyin.
Sen de karar ver kızım! Ya ağabeyin ya ben.
Ağabeyim. Allah Allah!
Evet.
Haydi, sen çık git bir hava al, bir yürü. Kafan dağılsın senin ya.
Bak vallahi bir de seninle uğraşmayayım. Burada önemli bir iş yapıyorum.
Of! Şu anda yemin ediyorum anksiyete başladı bende. Kaygı bozukluğu mu başladı bende?
Gideyim boş dükkanıma, boş boş bakayım. O dükkanı kasap yapayım diyorum.
Karşısına kasap açayım, onu sektör olarak bitireyim. Bitsin!
Tamam. Yok, ben bunları yapmayayım. Ben düşündükçe mahalleye zararım dokunacak.
Ben mahallenin dışına çıkayım.
Ah Osman! Temiz yüzlü çiyan seni! Yemin ediyorum temiz yüzlü bir çiyan!
Aaa, birisi bir şey yazdı. Merhaba, mrb yazayım daha havalı.
Adın ne mi? Ya, kardeşim bu kadar karanlık iş yapıyoruz. Sana adımızı mı söyleyeceğiz şimdi?
Merhaba Ayhan diyor. Sen benim adımı nereden biliyorsun ya?
Vallahi başımı belaya soktum. Karanlık bir işe düştüm ben şu an.
(Telefon çalıyor.)
Alo. Kimsiniz? Sesiniz biraz...
Hacker mı? Merhaba. Siz benim telefonumu nereden buldunuz acaba?
Hı, doğru. Şimdi benim bütün bilgilerim sizde var, değil mi? Benim bir işim vardı, evet. O iş evet.
O iş için rahatsız etmiştim. Buluşalım, olur. Buluşabiliriz. Yalnız o saatler biraz karanlık saatler değil mi ya?
Hı, olur tabi, gelirim ben yine de. Görüşürüz. Ne yapıyorum ben ya? Ben ne yapıyorum acaba?
(Telefon çalıyor.)
Efendim Ayhan?
Alo Sanemsi, neredesin?
Can Bey'i arıyorum her yerde. Kulübeye gittim yok. Şimdi çevreye bakınıyorum.
Kızım, bir tane hacker buldum ben. Buluşalım, dedi. Sen de kop gel haydi hemen.
Ama Ayhan, ben gelemem ki. Benim Can Bey'i bulmam lazım bir an önce.
Zaten benim yüzümden hayatı karardı. Yarına kadar bulmazsam iyice kararacak.
Ne demek gelemem ya? Gelemem ne demek? Ben, kendim nasıl gideyim? Korkuyorum kızım.
Ya daha şimdiden adam böyle bir sürü şey biliyor benim hakkımda.
Hatta doğum fotoğraflarım falan da var adamların elinde. Ne yapacağım ya?
Allah Allah! Gitmem ben tek başıma söyleyim de.
Ya sen bizim şirkete git. CeyCey'i al yanına. Ben şimdi arayacağım onu, haber vereceğim, tamam mı?
CeyCey ne ya? CeyCey nedir yani? Aman ne kadar erkeksi bir isim.
Gerçekten şu an acayip güvende hissediyorum kendimi.
Uzatma Ayhan, haydi.
Can Bey'in arabası değil mi bu ya?
İnşallah buradan gitmiştir.
Neredesin be ağabey?
[Emre, oğlum. Haberleri duydum şimdi. Tekne açık denizde. İstesem de hemen atlayıp...
...yanınıza gelemiyorum ama aklım hep sizde. İki kardeş sağlam durmanız lazım.
Birbirinize destek olun. İkiniz de her işin üstesinden gelirsiniz. Benim için çok kıymetlisiniz.]
Umarım benim hatam yüzünden böyle olmamıştır baba.
Of neredesin CeyCey ya?
Çok pardon. Size bir şey sorabilir miyim acaba?
Buralarda böyle iri yarı, sakallı bir adam var mıydı? Gördünüz mü?
Görmedik.
Peki buraya yakın bir tesis falan var mı? Ben birini arıyorum da.
Burası 35 kilometrelik yürüyüş parkuru. Tesis yok. Nehrin yukarısında kamp kuranlar oluyor...
...ama buraları bilmiyorsanız bulamazsınız.
Yani hava da kararacak birazdan. Geri dönün isterseniz.
Tamam, ben kenardan kenardan bakınayım o zaman. Teşekkürler.
Rica ederiz.
Şunu şöyle verdim. Afiyet olsun.
Kahveyi getirdim ama bu mavi olsa daha iyi değil mi?
Güzel rengi.
Biraz kreatif olun ya. Çok sıradan bunlar hep yapılıyor zaten.
Aaa, Sanem aramış.
(Telefon çalıyor.)
Alo! CeyCey neredesin kırk saattir ya?
Sanem, bir koşturma içindeyim. Yani ne yapacağız bilmiyorum ki.
Sürekli müşteriye bir şey anlatıyorum yani her müşteriye. Bittik biz ya.
Tamam, tamam. Şimdi beni iyice dinle, tamam mı? Birlik olmamız gerekiyor şu anda.
Benim Ayhan diye bir arkadaşım var. O şirkete gelecek, tamam mı?
Bu İnternet'e fotoğraf yükleyen kişinin peşinde. Bir tane hacker bulmuş, sen gideceksin Ayhan ile tamam mı?
Ne? Ben gidemem. Ne işim olur benim hackerla falan. Onlar karanlık tipler, karanlık adamlar onlar ya.
Adam bana bir şey sorar. Ben bilmeden cevap veririm, bütün banka hesabımı boşaltırlar.
Olmaz, gidemem.
Bak, ben gerçekten çok sıkıldım senin şu panik hallerinden ama. Yeter!
Can Bey için ya her şey. Ben şimdi Can Bey'i arıyorum, bir ormandayım.
Ablama söyler misin, eve geç kalacağım. Anneme bir yalan uydursun. Tamam mı? Haydi, görüşürüz!
(Şarkı söylüyor.) Kapanmaz yarayım, gece gündüz kanarım.
Göz göre göre yandı yıllarım.
Of! Çok kötü durumdayım şu an Sanem! Her şey senin yüzünden.
Ne düşünsem sen, nereye baksam sen. Ah, bilebilsen!
Nasıl ya? Aaa, oha artık! Bu kadar mı? Osman! Osman, oğlum bari ilişkinizi gizli yaşayın.
Reklam yapmak neyin nesi? Billboard nedir ulan?
Nerede bunlar ya?
Telefonu kapalı. Yine telefonu kapalı. Ne ormanıymış bu böyle ya? Ayrıca Ayhan neyi çözebilir Allah aşkına?
Ne anlar o hackerdan mackerdan?
Ne bileyim ben ya? Aaa, ben ne bileyim? Yani ben zaten gerginim şu anda tedirginim.
Ben ne yapacağım öyle karanlık tiplerle falan, ne yapacağım hacker falan.
Nasıl şey yapayım ben ya? Bir de bu köstümlerle falan nasıl gideyim oralara?
Ay CeyCey, sen her gün aynı giyiniyorsun.
Evet. Benim stilim bu, ne var? Ben modanın otuz yıl ilerisindeyim, biliyor musun sen?
Ne yapayım, herkes gibi aynı mı giyineyim? Gidiyorum mağazaya alamıyorum, ne yapayım?
Ben de kendim dikiyorum.
Ay, gerçekten mi? Sen kendin mi dikiyorsun kıyafetlerini?
Evet, kendim dikiyorum kıyafetlerimi. Bizim memlekette tüm erkekler kendi diker.
Allah Allah! Neresiymiş o memleket ya, merak ettim vallahi.
Ne yapacaksın ya? Neresiyse neresi.
Dili çok uzadı bunun.
Delirdi.
Leyla n'aber?
İyi Ayhan. İş çözmeye gelmişsin güya.
Evet. CeyCey diye biri varmış burada. Kimmiş, göstersene bana.
Şu arkadaş.
Selam.
Selam.
CeyCey... Cengiz Özdemir ben.
Ayhan Işık ben de.
Ayhan Işık mı? Bıyıkları vereyim istersen. Hahaha.
Çok iyiydi. Baya iyi. Seni götürmeye geldim, hazır mısın?
Götürmeye mi? He, hazırım.
Aynen. Yasadışı da bir sürü işe gireceğiz, öyle hazırım diyorsun da gerçekten hazır mısın?
Hazırım.
Her şeye de hazırsın herhalde. Haydi, gidelim.
Tamam.
Kaçtık biz.
Aaa, ne oldu şimdi öyle?
İlk görüşte aşk.
Aaa, CeyCey'e bak.
Ay, öldüm susuzluktan ya! İnsan şuraya bir yere bir bakkal açar.
Bir özel ihtiyaçtır, bir şeydir yani.
Ben nereye gidiyorum ki şimdi? Yol bilmiyorum, hiçbir yer bilmiyorum.
Can Bey böyle normal yoldan gitmemiştir ki. Dalmıştır ormana. Ben de dalayım ormana.
Can Bey! Can Bey, gözünüzü seveyim bir ses edin! Can Bey!
Anneciğim, ben geldim!
Hoş geldin.
Ooo, bu sofra ne ya? Döktürmüşsün. Biri mi geliyor?
Kimsenin geldiği yok canım. Döktürmedim ayrıca, canım ne istiyorsa yaptım, koydum işte.
Masanın üstünde tabakları hazırladım. Getir onları haydi.
Hoş geldin kuzucuğum.
Hoş bulduk babacığım.
Canım, ooo Mevkıbe! Döktürmüşsün yine.
Sana bir tattırayım bak.
Eee, burada beş tabak var.
Haa. Osman uğrayacaktı da açsa bir şeyler yesin diyerekten. Sanem nerede?
Sanem de ofiste. İşi uzamış. Gelir herhalde birazdan. Osman niye geliyor demiştiniz?
(İkisi birden) Bıçakları bilemeye.
(Kapı çalıyor.)
Hıı. Geldi galiba, ben açayım kapıyı.
Vallahi Mevkıbe, iyi ki çağırmışız Osman'ı. Yoksa bunlardan yiyemeyecektim.
Aşk olsun! Ben sana yapmaz mıyım her zaman? Bu sefer güzel güzel döktürdüm, haydi inşallah olur bu iş.
İnşallah.
Aaa, Osman.
Leyla sen de mi evdeydin?
Evdeyim tabi. Nerede olacağım bu saatte? Haydi, gel.
Al bakalım.
Teşekkürler.
Peki.
Allah seni kahretmesin Sanem! Kurda kuşa yem olacaksın burada, Can Bey'i bulacaksın diye.
Sağdan mı gitsem, soldan mı gitsem? Sağ neresi, sol neresi? Ben... Yılan! Yılan mı o, ne o?
Of dalmış ya. Can Bey! Can Bey!
Yok ben daha fazla hayatta kalamayacağım. Can Bey!
Ne diyor? Nereyi gösteriyor?
Döndürüyor, döndürüyor buraya getiriyor. Ya burası da değil ki.
Ya sabahtan beri aynı şeyi yapıyor zaten. Ya navigasyon bu ara sokakları nereden bilsin?
Bu mahalleyi nereden bilsin ya? Keşke birine sorsaydın.
Şunlara soralım mı?
Yok. Onlara sormayalım. İleride birilerine sorarız.
Vallahi kaybolduk ya! Kaybolduk ya! Kaybolacak yeri bulduk.
Bak şurada iki kişi var. Haydi, git sen sor onlara. Haydi, sor.
Ya haydi gel, birlikte soralım.
Yok. Tamam sen git, ben buradayım zaten. Arkandayım.
İyi akşamlar. Afiyet olsun. Ben bir adres soracaktım da...
Beyefendi şu...
Elli liran var mı?
Elli lira. Yüz var. Sizde elli varsa...
Var, var.
Gel.
Ne oluyor?
Burası, ışık yanan yer.
Tamam, para üstünü de o zaman... Bir daha sorunca vermem.
Ne oldu? Ne dediler?
Şu ışık yanan yermiş de dönsek mi?
Ne dönmesi, gelmişiz zaten. Sen adamlara para mı kaptırdın bir de?
Yoo, borç olarak.
Ne borcu ya? Allah'ım ya Rabb'im! Hem canımızdan olacağız hem paramızdan.
Böyle direkt gidelim bence.
Gel buraya! Ben de korkuyorum ama geldik artık.
Çalıyorum, çaldım.
Ne yapıyorsun?
Merhaba. Biz Karaşahin Bey'e bakmıştık ama...
Yoksa da biz dönelim.
İçeri gelin.
İçeri girelim.
Ayakkabılarınızı çıkarın.
Tabi, temizlik mühim yani. Çıkardık.
Yukarı.
Ben yukarıdan gidiyorum, gel ama tamam mı?
Hoş geldiniz evladım.
Hoş bulduk.
Elinde ütü var, gördün mü?
Suratımıza basacak.
Aile evi süsü verilmiş.
(İkisi birden) Paravan!
Haydi.
Kolay gelsin yenge.
Konuşacak mıyız?
Karaşimşek Bey burada mı acaba?
Yok. Karaşimşek yok. Karaşimşek burada olamaz. Karaşahin Bey diyeceksin ki öyle demen lazım.
Çünkü çok ciddiye alırlar böyle şeyleri, tamam mı? Karaşahin Bey.
Benim.
Nasıl sizsiniz? Karaşahin, bu hacker. Aileleri, ocakları söndüren, kitleleri peşinden sürükleyen...
...manyak, çılgın Karaşahin siz misiniz?
Parayı getirdiniz mi?
Karaşahin bu muymuş?
Gülmesene.
Sen Karaşahin misin? Sen büyüdün de Karaşahin mi oldun eşek sıpası?
Ya ne yapıyorsun? Ne yapıyorsun?
Beni bırak. Rahatlayacağım, beni bırak ya. Sabahtan beri gerginlik gerginlik.
Rahatladım şu an bunu görünce. Ya bunun her yeri yasadışı olsa ne olur acaba?
Parayı getirdik, bak burada para ama bu para senin için çok değil mi?
Dört yüz lira senin için, senin yaş grubunda biri için fazla değil mi? Dört yüz lira var burada.
Sonra kötü yola falan sapmayasın eşek sıpası?
Ya ne diyorsun CeyCey? Ne diyorsun? Sen bunun çocukluğuna ne bakıyorsun?
Bu ne yasadışı işler yapmış, ne siteler çökertmiş sen biliyor musun?
Çocuğa kötü yola düşersin, diyor. Ver şu parayı.
Ya ne yasadışısı ya? Bırak ya, şunun tatlılığına bakar mısın? Ne yapacak bu?
Al bakalım. Bayram harçlığı gibi ama tamam mı? Öyle düşün. Çikolata, çiklet alırsın.
Oldu mu? Tutumlu davran ama hepsini birden harcama.
Ciddi ol biraz.
Ya neye ciddi ol ya? Neye ciddi ol? Şuna baksana.
Tamam. Gelin.
Ya hareketlere, tavırlara bak.
Ya biraz ciddi ol. Şahin Bey ile konuşuyorsun.
Ne beyi ya çocuk.
Oha. Kaç tane bilgisayar var ya? Bir, iki, üç, dört, beş, altı.
Sen ne yapıyorsun bu kadar bilgisayarı ha? Burada oyunlar mı oynuyorsun?
Çapkınlık falan mı yapmaya çalışıyorsun burada sen? Arkadaşların var mı? Onlarla mı konuşuyorsun?
Sen nereden aldın, nasıl aldın bunları?
Mahalledeki ağabeyler aldı. Zaten parayı onlarla bölüşüyoruz.
Bir de bir sıkıntı falan olursa onlar çözüyor.
Ha. O zaman şöyle yapalım. Siz çalışın Karaşahin Bey. Biz sizi rahatsız etmeyelim. Şurada bekleyelim.
Tamam, başlayalım o zaman.
Başlayın, başlayın.
Ayhan Hanım.
Ne oldu? Ağabeyleri duyunca bir rengin soldu.
Yoo. Çalışma alanı, rahatsız etmeyelim diye burada bekleyelim, dedim. O yüzden.
Çok mu şey oldu üst üste? Burada serçe, orada serçe. Şey mi oldu? Dik mi gittim biraz?
Hani şöyle söyleyeyim. Ağabeyler senden makas alırken uzaktan seyredeceğim.
Öyle kollarımı bağlayacağım, seyredeceğim.
Ha, haydi ya.
Can Bey! Can Bey!
Yavaş, yavaş!
Aaa, Can Bey! Sizin ne işiniz var burada ya?
Sanem asıl senin ne işin var?
Ha, doğru. Ben sizi arıyordum zaten. Sizinle çok önemli bir şey konuşmam gerekiyor.
Çok belli zaten, bir şey söylemek istiyorsun ki buralara kadar geldin yani.
Herhalde bir şey söylemek istiyorsun.
Evet.
Yalnız Sanem, baştan söyleyeyim de çay yok ya. Bir tek ıhlamur yaptım. Uyar değil mi sana?
Can Bey ben şu anda ne olsa içerim.
Tamam.
Sen iyi misin, üşütmüş gibisin biraz.
Bu ne bu? Ne yapıyorsun?
Neler gördüm bilemezsiniz Can Bey!
Ah Sanem! Neredesin ablacığım sen ya? Neredesin?
Tamam, oldu söylerim. Haydi görüşürüz.
...bol domatesle bir de bir bütün soğan atıyorum aman sarımsak atıyorum bambaşka oluyor tadı.
Vallahi Mevkıbe teyzen diye söylemiyorum bak Osman, bunu yedin mi böyle parmaklarını yiyesin gelir.
Hatta ben geçen gün yedim daha yeni çıkıyorlar.
Vallahi Mevkıbe teyze, burama kadar doydum ama sen böyle güzel güzel anlatınca...
...canım çekti. Biraz daha alacağım.
Ye çocuğum ye. Afiyet olsun.
Leyla aynı bana çekmiş. Dört dörtlük yemek yapar ama işte Sanem biraz beceriksiz.
Bir yumurta kırdığını bile görmedim Nihat. Yani söyleyelim de sonradan şey olmasın.
Ya bilmez miyim? Bizim evde de sürekli yemekleri ben yapıyorum. Ayhan ile Sanem sadece götürüyor.
Leyla, sen aradın mı çocuğum bir daha Sanem'i?
Aradım anne. İşi uzuyormuş daha o yüzden gelemiyor.
Ya Sanem de işe girdi işte maaşını da alacak. İnşallah böyle geçinir...
İnşallah. Zaten Leyla uzun zamandır çalışıyor. Son zamanlarda da bayağı yükseliyor.
Yok canım.Tabi belli bir takım ideallerim var ama...
Aferin benim kuzucuğuma. O daha çok iyi yerlere gelecek. Daha çok yükselecek!
Ya iş dedin de Osman senin işler nasıl? Ciro falan iyi, değil mi?
Ay, Nihat. Öyle şey sorulur ama ayıp yani.
Yok, yok. Estağfurullah Mevkıbe teyze. Ya son zamanlarda işler gayet iyi gidiyor.
Hayvanları ta Balıkesir'den getiriyorum. Kekikle besliyorum.
Ya inanır mısınız ta Ataşehir'den müşterim var.
Hıı, Ataşehir'den gelen müşterini ben görmüş olabilirim. Bu sarışın bir kız, değil mi?
Hı, Ayla. Ayla Hanım.
Ayla Hanım.
O zaman yemeği yedim, bıçakları biledim. Ben izninizle kalkayım.
(İkisi birden) Aaa! Olur mu oğlum, daha erken.
Gel, gel.
Daha karpuz keseceğiz. Ben daha tatlılar yaptım onları yiyeceğiz. Çay içeceğiz.
Haydi çocuğum sen çayı koy.
Böyle televizyonu da açalım da bir müzik gelsin, değil mi Nihat?
Değil mi? O zaman ben öyle yapayım. Vallahi Osman bak Mevkıbe teyzen bunları senin için yaptı.
Anlaşılan bu akşam öyle kolay kolay kalkamayacaksın. Tabi sıkılmazsan evladım.
Yok ya, estağfurullah. Sıkılır mıyım?
Ben o zaman açayım şimdi, müzik olur.
Aç, aç.
Biraz daha yiyeyim.
Haydi afiyet olsun. Ye çocuğum.
Mevkıbe! Mevkıbe!
Ne oldu?
Mevkıbe!
Ne oldu Nihat?
Mevkıbe!
Ya ne oldu diyorum?
Bu Sanem değil mi Mevkıbe?
Aç, aç sesini aç.
[Sayın seyirciler, Can Divit'e olan tepkiler çığ gibi büyüyor.
Bugündeyiz sosyal sorumluluk kampanyasına bağışçı olduğu tahmin edilen bir kişi...
...billboarda tırmanarak parçalamaya çalıştı. Şimdi canlı yayına bağlanıyoruz.]
[Allah! Allah! Suratı gitti! Ne bakıyorsun? Ne izliyorsun? Oğlum Osman seni bulacağım.
Yemin ediyorum seni bulacağım. Mahalleden kaybolma. Çekme kardeşim! Tamam, çekme! Ne bakıyorsun?]
Neresi burası?
Bizim bir yukarı sokak değil mi? Orası işte burası!
Koş koş!
Osman koş koş!
İyi misin?
Ay evet, iyiyim. Vallahi ıhlamur çok iyi geldi, teşekkür ederim.
Eee Sanem, ne yapıyorsun burada? Nasıl buldun beni?
Ben önce kulübeye gittim. Orada bulamadım sizi, dönüşte de arabanızı gördüm, daldım ormana.
Sen bir de kulübeye mi gittin?
Evet.
Neden?
Benim sizinle konuşmam gereken çok önemli bir konu var.
Evet, onu anladım. Dün de bir şeyler söylemek istiyordun yarıda kaldı. Bence artık söyle, kurtul.
Ha, yok. O dün söyleyeceğim şey değil bu. Yani bu hemen çözmemiz gereken bir konu...
...olduğu için en önce bunu söyleyeyim. Diğerini de mutlaka söyleyeceğim ama.
Tamam. Hiçbir şey anlamadım ama tamam.
Can Bey, sizin üye olduğunuz derneğin Türkiye temsilcileri yarın sizi sorguya çekeceklermiş.
Hani size ulaşamayınca kimse, ben de sizi aramaya çıktım.
Can Bey, ya ben... Bunu ben söylemek istemezdim ama hiç kimse ulaşamadı size.
Ofistekiler de çok üzüldü. Siz öyle dönmeyeceğim, deyip gidince...
Döneceksiniz, değil mi?
Bilmiyorum.
Yurtdışına falan döner diyorlar, doğru mu?
Bilmiyorum.
Gitmeyin.
Neden?
Ne, neden?
Neden gitmeyeyim? Beni tutan ne?
Doğru, haklısınız. Size burada tutan bir şey yok.
Dönelim mi artık geri?
Yok, bu saatte gidemeyiz. Yani karanlıkta arabayı bulmamız üç dört saati bulur.
Gün doğsun, öyle çıkarız. Daha çabuk yürürüz.
Yani şimdi çıkarsak başımıza ne gelir belli değil. Hiç gerek yok.
Tamam.
Ayhan! Gel, gel. Vallahi başardım.
Ayhan!
Başardım.
Neyi başardın?
Vallahi yani bravo bana. Bak bir üst seviyeye geçtim hem de en yüksek puanla.
Ya oyun mu oynuyorsun ya CeyCey gerçekten? Biz burada nelerle uğraşıyoruz?
Kalk şu çocukla ilgilen.
Karaşahin Bey şu anda tam olarak ne yapıyorsunuz sanal alemde?
İnternet sitesine dosyaları yükleyen hackerın kimliğini tespit etmeye çalışıyorum.
Intrude kullanmak zorunda kalabilirim.
Tamam. Karaşahin, bu intrude tam olarak ne oluyor? Ne yapıyorsun yani?
İzinsiz giriş.
Ha, olsun. İzinsiz de olsa giriyor. Aferin sana Karaşahin. Aferin.
Adam bana brute force atak yapmaya çalışıyor. Engellemem lazım.
O da ona brute force yapmaya çalışıyormuş şu an.
Duydum da brute force ne CeyCey?
Bu böyle restleşiyor bir bunlar ya. Yani ataklar karşılıklı.
Ha, saldırı gibi bir şey. İnşallah bizimki yener.
Hulusi! Haydi oğlum, bırak artık oyun oynamayı. Bak arkadaşların gelmiş, ayıp değil mi?
Haydi, kekin yanında sıcak süt yaptım. Soğutmadan iç. Haydi siz de çayınızı soğutmayın.
Kekinizi yiyin sıcak sıcak. Haydi, afiyet olsun.
Sağ ol teyzeciğim.
Şöyle Karaşahin Bey, sütünüzü vereyim.
Allah Allah! CeyCey ya, biz nasıl bir yere düştük ya? Bir yanda çaylar, kekler, sütler, teyzeler...
...bir yanda ataklar mataklar.
Eğer bu redos atağı yapabilirsem... Oldu!
Aferin sana Karaşahin! Helal olsun sana!
Bak ergenler böyle sevgiye, alakaya falan çok muhtaçlardır.
Gazlayacaksın bunları, her istediğini yaparlar. Gazla!
En güzel intrude yapan insan Karaşahin! Yükseklerden uçuyor.
Karaşahin! Redos saldırısı da yapılır. Mükemmel kişilik!
Kek nasıl?
İster misin?
Bir tadına... Teşekkür ettim.
(Şarkı söylüyor.) Kapanmaz yarayım, gece gündüz kanarım
Göz göre göre yandı yıllarım
Ah Muzaffer'im! Değmez o kıza, değmez! Çocuğum haydi in aşağı yavrum!
Bak ayaz var üşüteceksin çocuğum. Haydi in aşağı! Haydi, yavaş yavaş!
Üşütme ne anacığım, üşütme ne? Gerekirse soğukta kakırdarım ama o Osman buraya gelecek!
O yemin ediyorum temiz yüzlü cani, melek yüzlü katil buraya gelecek! Ahan da geldi!
Muzaffer geldim kardeşim. Haydi in konuşalım.
Nereye in aşağı oğlum? Sen gelsene yukarı lan. Yüreğin varsa gelsene billboardun başına.
Haydi buyur. Erkeksen karşı karşıya dövüşelim.
Muzaffer ben niye çıkıyorum kardeşim? İnsene öyle konuşalım.
Sanem nerede lan? Sanem nerede? Oğlum hesabını versene, Sanem nerede?
Billboardlara dökmüşsünüz aşkınızı. Reklam yapmışsınız.
Gizli saklı yaşamak yerine reklam yapmışsınız. Sanem nerede? Nerede bana bunun cevabını ver.
Muzaffer, Sanem bugün geç vakte kadar çalışacak, gelemez buraya. Boşuna bekleme. Haydi in aşağı.
Yavrum, bak Osman ile Sanem birbirlerini sevmişler, aralarında nişanlanmışlar.
Üzülme bak yapacak bir şey yok. Üzülme haydi yavrum.
Gerçekten mi Mevkıbe anneciğim, nişanlanmışlar mı? Birbirlerini mi sevmişler?
Ulan oğlum Allah senin belanı versin!
Hayır, hayır ağabey biz nişanlı falan değiliz ya! Biz kendi aramızda...
Osman evladım, zaten bütün mahalle biliyor. Söyle gitsin artık!
Ya babacığım doğru söylüyor çocuk! Biz onu şaka yaptık. Kendi aramızda oyun oynuyoruz biz!
Ya kızım, ne demek şaka şeysi? Bütün mahalle biliyor. Bunun şakası mı olurmuş? Söyle gitsin!
Adam doğru söylüyor. Dürüst adam, temiz yüzlü adam! Doğru söylüyor, şaka şeysi mi olurmuş?
Allah aşkına verir misiniz şunu? Çocuğum aşağı mı atlasın istiyorsunuz? Canına kast ediyor çocuğum.
Ya Aysun teyze zaten iki metrelik yer. Düşse de bir şey olmaz. Merak etme ben tutarım ya.
Muzaffer, yavrum haydi in aşağı çocuğum. Bak anneciğin üzüntü içinde. Haydi yavrum, yavaş yavaş.
Hayır, inmiyorum! Şu saatte sonra da yemin ediyorum billboardların üstünde yaşıyorum!
Reklam panolarının üstünde yaşıyorum. Böyle bir şey olabilir mi? İnmiyorum!
Ayrıca bacaklarım uyuştu, inemiyorum. Yemin ediyorum şu dizlerden altı uyuştu.
Nasıl... Ne... Nasıl uyuştu... Ay bir şeyler yapın. Mevkıbe!
Belinden aşağı diyor... Mevkıbe, senin yüzünden!
Kızınla birlikte bir oldunuz çocuğumu dert sahibi yaptınız!
Bizim suçumuz ne? Biz ne yaptık ya?
Tut bakayım şunu. Tüm Türkiye duysun bunu. Çirkef ailesini tanıtıyorum.
Birinci çirkef anası, ikincisi babası, üçüncüsü kız kardeşi! Aaa!
İmdat!
Size bir şey sorabilir miyim?
Bu taşlar sizin çok mu özel? Yani çok özel biri mi hediye etti? Bir anısı falan var mı acaba?
Evet. Yani öyle senin sandığın gibi özel biri değil.
Ya ben Sri Lanka'da çekim yaparken çok ciddi bir sakatlık geçirdim.
İki ay falan yatmak zorunda kaldım. Orada bana bakan çok yaşlı bir kadın vardı. O verdi bu taşları.
Yani bu taşlar gezginleri koruyan taşlarmış. Ay taşı.
Ay taşı...
Neden iki tane peki?
Neden iki tane? Çünkü efsaneye göre ay ışığını içine çekiyormuş. Koyu olan ayın gizli görünmeyen yüzü...
...beyaz olan ayın aydınlık yüzü. Her insan iki parçadan oluşurmuş. Biri gizli, kırılgan tarafımız...
...diğeri de sadece sevgiyle bakanların görebildiği aydınlık tarafımız. O yüzden iki tane.
Bir de ben de tabi, bir gezgin olduğum için beni koruduğuna inanıyorum. E tabi, iyi geliyor oynaması.
Çok güzel.
Bence de çok güzel.
Var ya başardık be! Helal olsun be!
Bir şey diyeceğim. Bizim Karaşahine'e bak ya! Bakarsın çocuk sanarsın yani. Bir ataklar, bir şeyler.
Neler yaptı ya! Helal olsun vallahi.
Evet. Son zamanlarda geçirdiğim en heyecanlı geceydi.
Bir şey diyeceğim, bu Can Bey'in işine yarar değil mi bu adres?
Yarar tabi, yaramaz olur mu? Şimdi biz bunu, tasarımları, İnternet'e yükleyen adamı...
...bulacağız. O da bizi asıl adama götürecek. Anladın mı?
O da böyle ergen, dımbıl bir şeyse gidelim, basalım evini.
Allah Allah! Sana bak ya, bu ne ya? Nasıl cesaretlendin sen bir günde böyle?
Tir tir titriyordun.
Ne var canım? Korkmak insanın doğasında olan bir şeydir. Tabi, öyle şeydir.
Ben sana sabahtan beri bir şey soracağım, soramadım. Sen bu askıyı nereden alıyorsun?
Bunları mı? Mısır çarşısında bir toptancı var. Oradan alıyorum. Ne oldu ki?
Hıı, çok havalı bir şeymiş de bir gün beni de götürür müsün acaba?
Adresi veririm, gidersin sen.
Doğru.
Ben buradan kaçıyorum.
Bir daha görüşür müyüz peki?
Bir daha... Şimdi ben Sanemsi'ye adresi vereceğim. O Can Bey'e iletir.
Yani, herhalde onlar gerisini halleder. Yoo, görüşmeyiz bir daha.
Tabi.
Bu arada bir şey söyleyeceğim. Bence kıyafetin yıkılıyor. Bence var ya, otuz yıl sonrasının modası.
Kesin ve net yani.
Evet hep bunu söylüyorum. Ben herkese diyorum ki, çok...
Diyorlar bana, değişik giyiniyorsun. Güzel be. Evet... Kız anlıyor.
Göz var çünkü. Anlıyor. Nasıl gideyim? Ben oradan gitmeyim, orada hiç tekin tipler yok.
Parayı da kaptırdık. Yok de! Yok de!
Osman, evladım şimdi siz Sanem ile nişanlı mısınız, değil misiniz?
Yok, Nihat amca.
Yok Nihat amca ne evladım? Nişanlı mısın, değil misin?
Yok, Nihat amca ya. Bak elimde yüzük de yok. Ben kimseyle nişanlı falan değilim.
O zaman ben niye o kadar zaman kaynattım o barbunyayı? O kadar yoruldum, hazırlık yaptım.
Kemiklerim birbirine geçti benim. Bir şey söyleyeceğim. Ben neyi anlamıyorum biliyor musunuz?
Benim kadar sakin, hanımefendi, sessiz bir kadını Aysun nasıl bu hale getirebiliyor?
Mevkıbe! Anadolu kaplanı gibi atladın kadının üstüne üç metreden! Anadolu kaplanı gibi atladın!
Bütün kameralar bizi çekti ya. Adam kamerasını ağzımın içine soktu böyle.
Ne var ne yok hepsini çekti. Akşam izleyeceğiz hep beraber. Bütün mahalleye rezil oldum.
Ama sen...
Mevkıbe!
Ben o Sanem'i ne yapacağım biliyor musun? Eğer evdeyse kemiklerini kıracağım.
Ayy, ben size söylemeyi unuttum. Sanem'in işi uzamış o yüzden sabahlayacakmış.
Allah Allah! Nasıl bir işmiş bu? Nasıl bir iş bu ya? Niye sen sabahlamıyorsun da sürekli o sabahlıyor?
Yok, ben de sabahlayacağım babacığım. İşini yetiştiremediği için benden yardım istedi.
Ben de gidip ona yardım edeceğim. Artık gece beraber döneriz herhalde onunla.
Aman göz kulak ol. Yeni bir nişanlıyla gelmesin, durumlar çok kötü yani. Anlıyor musun?
Estağfurullah Mevkıbe teyze. Alınıyorum ama.
Alınma çocuğum sen, alınma.
Leyla, sen bu saatte tek başına gitme. Ben eşlik edeyim sana.
Tamam Osman.
Eee, hadi anneciğim o zaman, iyi geceler.
Seni de öpeyim çocuğum.
Haydi Osman, haydi.
Sanem'in nerede olduğuna dair hiçbir fikrin yok, değil mi?
Aynen öyle.
Yıldızlar ne kadar güzel. Sanki elimi uzatsam tutacak gibi hissediyorum. Siz buraya sık sık gelir misiniz?
Bazen, yalnız kalmak istediğimde....
Ay Can Bey, siz böyle yalnız kalmak istediniz, kafa dinlemek istediniz.
Ben böyle geldim, kafanızın dibinde dır dır dır hiç susmadım. Çok sıktım sizi.
Seninleyken hiç sıkılmıyorum ki ben.
Yatalım mı?
Yatalım mı mı? Çüş.
Yok, öyle değil ya. Yani, geç oldu. Uyku saatin gelmiştir çoktan diye. Çadırın içinde yatabilirsin istersen.
Ya beni zaten uyku tutar mı tutmaz mı belli değil. Otururum, yatarım, bakacağım.
Tamam.
İyi geceler o zaman.
İyi geceler. Allah rahatlık versin.
Size de öyle.
Can Bey, ben son kez bir şey soracağım. Ondan sonra bir daha hiçbir şey sormayacağım, söz veriyorum.
Ya şimdi ben çadırda tek başıma yatacağım, biraz korkabilirim. Siz de nasıl olsa oturuyorsunuz.
Şurada bir yerde ben kıvrılsam yatsam hiç korkmasam... Sorun olur mu sizin için?
İyi düşündün mü? Emin misin? Çünkü yani burada her şey olabilir.
Yılan vardır, böcek vardır, akrep vardır. Sinek, sivrisinek ısırırlar yani.
Emin misin burada yatmak istediğine?
Ben sizi ararken iki tane yılanın kafasını ezdim!
Şaşırmam, yaparsın yaparsın. Tamam o zaman uyku tulumunu getireyim ben içeriden.
Tamam.
Tamam, sen buraları şey yap...
Tamam tamam. İki tane değildi, bir taneydi yılan Can Bey.
Çok rahat değil ama idare eder.
Kaldırsana başını.
Daha iyi, değil mi?
Teşekkür ederim.
Ya Can Bey, son kez bir şey söyleyebilir miyim? Ondan sonra bir daha ağzımı açmayacağım.
Siz şimdi böyle taşta toprakta yatıyorsunuz, ben prensesler gibi burada yatıyorum.
En azından şunu paylaşsak...
Olur.
Sevgili Osman, kadehimi senin şerefine kaldırıyorum bu gece.
Bugünün kahramanı sensin arkadaşım.
Yok ya ne kahramanı?
Ya oğlum, sen annemle Aysun'u nasıl ayırdın öyle ya?
Yemin ediyorum böyle yekpare olmuşlardı. Özel tim gelse onları öyle ayıramazdı yani o derece.
Annenin elinde en son bir tutam kırmızı saç vardı. Vallahi benim ödüm patladı.
Ay, çok fena. Neyse neyse, sizin Sanem ile nişanlı olmadığınıza da ikna oldular sonunda.
Ben biliyordum başımın belaya gireceğini. Güya sadece kampa gidecektim ve bitecekti.
Bir televizyona çıkmadığımız kalmıştı, o da oldu.
Ay Osman, kusura bakma ya. Kız arkadaşına da ne diyeceksin şimdi sen? Yandın.
Ne kız arkadaşı?
Ya bir kız vardı ya hani bu ta Ataşehir'den sana et almaya gelen.
Dükkanda seninle de takılıyordu falan böyle. Ayla mıydı neydi adı? Siz onunla sevgili değil misiniz?
Yok ya, benim kız arkadaşım falan yok. Benim gönlüm başkasında da o bunu daha bilmiyor.
Oğlum neden gidip söylemiyorsun? Taş gibi çocuksun ya Osman. Aşk olsun gidip konuşsana kızla.
Konuşacağım. Yani konuşacağım da uzun zamandır doğru anı yakalayamıyorum.
Eee, et seviyor mu o da senin gibi?
Sevecek, inşallah sevecek.
Haydi bakalım.
Ağabey, ben geldim! Ooo, buzlar kraliçesi de burdaymış, hayırdır.
Ay Ayhan, gelir gelmez sevimsiz sevimsiz konuşmaya başlama lütfen.
Ayrıca bana da buzlar kraliçesi deyip durmayın!
Of, tamam ya. Ne oluyor? Kim kimi seviyormuş bana da bir anlatın bakayım.
Ya işler karıştı. Leyla bu gece burada kalacak.
Bana bak, bundan sonra benden habersiz gece gece hackera mackera gidersen vallahi külahları değişiriz.
Son kez söylüyorum sana.
Allah Allah! Tek başıma değildim ki, CeyCey de vardı. Ayrıca seni aramadım mı iki dakikada bir?
Rapor vermedim mi ağabey? Bana başkalarının yanında niye maço maço hareketler yapıyorsun?
Tamam, tamam. Haydi git yat sen.
Yatmıyorum. Ben neler yaşadım bugün ya, benim anlatmam lazım.
Öyle maceralar yaşadım ki! Atıştırmalık bir şeyler getiriyorum, çekirdek falan.
Siz de bana anlatırsınız ne yaptığınızı?
Eee, anlat şu kızı ya.
Günaydın.
Günaydın.
İyi misin?
Gece hapşırıp durdun, burnunu çektin falan. Kamp hayatı yaramamış olabilir sana.
İyiyim, siz uyumadınız mı?
Ben, yok. Pek uyumadım ama sıkıntı yaşamıyorum. Gidelim mi?
Olur.
Teşekkürler.
Sen tulumları falan toparla o zaman, ben çadırı kaldırayım.
Tamam.
(Mesaj sesi.)
Ayy, ıyy bu ne be? İğrenç! Sabah sabah bu nasıl güne başlamak? Ah, belim!
Ağabey, ağabey! Ya ağabey! Bu kız niye burada uyuyor ya? Niye gitmemiş hala evine?
Uyandırsana şunu.
Ya kızım delirdin mi sabah sabah? Sakin olsana, uyandıracaksın kızı.
Allah Allah! Bu niye burada uyudu ki? Bir uyanıyorum sabah, ayağı buramda.
Buramda böyle. Böyle güne mi başlanır? Ya güne bayağı eksi puanla başladım yani.
Bana bak. Haydi ben burada uyuyakalmıştım, diyelim. O da uyudu. Sen niye uyuyorsun ya burada?
Kızı alıp götürsene, yatırsana benim yatağıma falan. İzleyebilmek için değil mi onu?
Ya bir git.
Bravo gerçekten, bravo ya ağabey ya gerçekten. Yirmi yıldır anca izle yani anca izle.
Hayret bir şey. Neydi o geçen gün bizim beraber izlediğimiz belgesel var ya...
...orada bir tembel hayvan vardı bir tane böyle hareket etmiyor. Böyle bir hareketi yarım saate falan yapıyor.
Yemin ediyorum sen ona benziyorsun. Vallahi bak, neyse.
Benim kardeşim bana mesaj attı. Kıyafet falan bir şeyler götüreceğim ona. Ben gidiyorum.
Sen de şunu uyandır ya. Allah Allah! İşe gitsin sonra onu da bizden bilir.
Ha bir de söyle, Mevkıbe teyzeye falan dikkat etsin, yakalanmasın.
Çünkü bunda tam bir yakalanacak enerjisi var. Vallahi yakalanır bu.
Ay, evin bir gecede aurası değişmiş. Yemin ediyorum, tütsü falan yakmam lazım.
Günaydın.
Günaydın.
Kardeşim!
Ayhan!
Kardeşim n'aber? Nasılsın, iyi misin?
Nasıl olayım ya?
Ne oldu?
Çok mutsuzum Ayhan. Can Bey çok çok çok ama çok kötü. Yıkıldı adam. Fotoğrafçılık kariyeri...
...benim yüzümden bitti adamın. Nasıl üst üste hata yaptım ben bu kadar?
Ne oldu, ne yaptın ki?
Emre Bey'e inandım, onunla beraber oyun oynadım. Adam resmen kandırdı beni. Olan Can Bey'e oldu.
Ya kardeşim, kusura bakma ama ben yine hiçbir şey anlamıyorum. Ya ama bak kendini üzme tamam, mı?
Ben ne olursa senin yanındayım, tamam mı? Bak hem biz ne yaptık? Ne yaptık?
CeyCey ile gittik, o hackerın adresini bulduk.
Ciddi misin sen? Ya Ayhan sen müthiş birisin ya. İnşallah işe yarar da Can Bey gitmek zorunda kalmaz.
Ne oldu, nereye gidiyor ki Can Bey?
Bilmem, gider herhalde. Dönmez bir daha.
Kızım, sen var ya çok fena aşık olmuşsun, ha. Ya acaba gidip konuşsan mı, söylesen mi her şeyi?
Ne diyeceğim Ayhan? Ben senin kariyerini bitirdim ama sana aşığım, mı diyeceğim?
Yalanlar oynadım sana, Emre Bey ile işbirliği yaptım ama yine de sana aşığım, mı diyeceğim?
Sevgilin var olsun hiç önemli değil, bile bile sana aşığım, mı diyeceğim?
Yok. Zaten böyle dersen kollarına koşmasını bekleyemeyiz.
Neyse ya ne yapalım, çok teşekkür ederim kıyafetler için.
Ne demek kardeşim. Umarım işine yarar ya. Ergenlikten kalma bir iki bir şey vardı, onları getirdim.
Sağ ol. Hala inanamıyorum ablamın benim için yalan söylediğine.
Ben de inanamıyorum ya. İş yerinde olacağız, sabahlayacağız falan demiş...
...ve bıraktığımda hala tüm gıcıklığıyla bizim evde uyuyordu.
Of neyse, hemen üstümü değiştireyim. Çok rahatsız oldum. Haydi görüşürüz Ayhan. Çok sağ ol.
Ben de kaçayım o zaman.
Hah, çalıyor.
N'aber Emre?
N'aber Emre mi? Ya sen benimle dalga mı geçiyorsun? Sabahtan beri ulaşamıyorum sana. Neredesin?
Buradayım.
Merak mı ettin beni?
Ettim tabi merak. Haydi, hazırlan. Saat 10'da savunman var.
Biliyorum, biliyorum. Sanem söyledi.
Anladım. Şöyle güzelce giyin, hazırlan. Ben bekliyorum seni.
Sen niye bekliyorsun?
Ben de geleceğim. Sen savunma yaparken dışarıda beklerim.
Her şeyi atlatacaksın. Gör, bak.
Göreceğiz. İyi, tamam. Haydi ben duştayım.
[Ya babamın şirketinden müşteri çalıyorum, farkında mısın? Kimin için? Senin.
Daha ne yapabilirim seni ikna etmek için?]
[Emre beceremez bu işi. Yönetici olabilecek özelliklere sahip değil.]
[Benimle hala ortak olmak istiyor musun?]
[Ağabeyim şirketi satıp gitmek istiyor.]
Nasıl geçti?
Nasıl geçsin, tahmin ettiğim gibi. Belirsiz süreliğine üyeliğimi askıya aldılar. Kendimi aklayana kadar.
Neyse, hadi geç kalıyoruz.
Nereye?
Şirkete.
Yok, Emre yok. Ben gelmiyorum biraz kafamı dağıtacağım.
Ya ne kafanı dağıtacaksın, ben anlamadım ki. Sabahtan beri insanlar seni merak etti.
Haydi, gidiyoruz şirkete.
Yok Emre.
Emre, Emre! Ne Emre'si ya? Çalışmayacaksan çalışma, tamam ama insanlar açıklama bekliyor.
Ayrılacaksan da adam gibi ayrıl. Hem bak Sanem çay da demlemiştir bak.
Çay diyorum, şirket diyorum, babamızın diyorum, ben sana daha ne diyeyim ya?
Çay diyorsun, hassas noktamdan yakaladın. Tamam bir çay içeyim. Sırf çay için gelirim.
Sen beni ikna ettin falan sanma yani, öyle bir şey yok.
Neredeydin sen yine? Nereye kayboluyorsun böyle sen zırt pırt ya?
Bıktım seni takip etmekten, anlıyor musun?
Ya abla ben elimde olmayan sebeplerden dolayı...
Sus, sus! Bu sana yaptığım son iyilikti Sanem, onu bil tamam mı?
Tamam.
Günaydın CeyCey'ciğim. Kahven taze mi?
Taze mi mi? Kahvem taze mi? Benim kahvem ne zaman bayat oldu? Taze mi, bakalım.
Taze kokuyor ama sen bu soruyu sorunca bayatladı kahvem benim şu anda.
Aaa, manyak mıdır nedir?
CeyCey, Can Bey burada mı? Geldi mi?
Aradı beni sabah sabah rapor verdi bana, tabi. Ben de dedim ki niye arayıp gece rapor vermedin, dedim.
Kızdım, fırçaladım, telefonu kapattım suratına Can'ın. Öyle yaptım.
Sen iyi misin ya? Her şey yolunda mı?
Değilim ya. Vallahi değilim. Sabaha kadar uyuyamadım, bana bir şey oluyor.
Bana bir şey oluyor. Çok heyecanlıyım, bana ne oluyor? Bana bir şey oluyor Sanem, ne oluyor bana?
Tamam, sakin ol. Bir derin nefes al şimdi.
Geri vermen lazım ya...
Sen şimdi Ayhan ile muhteşem bir iş çıkardın ya, o çok stres yarattı sende.
Olabilir, muhtemel. Olabilir. Doğru.
Evet. Benim o adrese gitmem lazım da benimle gelir misin?
Gelirim, gelirim. Ben de gelirim.
İyi de Deren Hanım izin verir mi? Ben dün bütün gün yoktum ortada.
Ha, doğru vermez. Takık sana bir de kadın, vermez ki. Ben giderim ya, ben giderim.
Öğle tatilinde giderim ben.
Bir dakika ya. Bizim öğle tatilimiz mi var?
Yoo, yok ama yasal olarak hakkımız. Bir şekilde ben ayarlarım onu, tamam.
İyi, tamam.
Ayhan'ı da arasana o da benimle gelsin. Öğlen 12'de buluşalım.
Ayhan mı? Ayhan ne alaka ya?
Nasıl ne alaka ya? Biz onunla çok iyi bir takım olduk. Çok iyiyiz biz. İkili olduk.
Çok zeki bir kız, biliyor musun? Acayip yani. O konuşmaları, bilmem neleri çok iyi. İnsanları etkiliyor hemen.
Ara haydi, Ayhan'ı arasana. Arasana Ayhan'ı. Ara, ben bulamıyorum Ayhan'ı. Ara.
Sosyal medyadan bulmak için İnternet'e Ayhan Işık yazdım, karşıma Ayhan Işık çıktı.
Ara artık!
CeyCey! Sakin ol, tamam arayacağım! Tamam, tamam arayacağım Ayhan'ı. Tamam.
Tamam, tamam. Ben iyi değilim ya, ben gideyim bir dosyaları falan toplayayım, bir şeyler yapayım ben, tamam mı?
Allah Allah, ya CeyCey'in nesi var?
Bizim Ayhan'a aşık oldu şapşal.
Nasıl?
Evet.
Ayhan'a. Bayağı, ilk görüşte aşk gibi.
Aynen.
Günaydın.
Günaydın.
Can Bey, çay getirdim size.
Sağ ol Sanem.
(Telefon çalıyor.)
Telefonunuz...
Evet, bu ara biraz fazla çalıyor.
Afiyet olsun.
Efendim Polen. Evet, bu ara biraz kapalıydı, evet.
Emre Bey, siz dün gelemeyince ben toplantılarınızı şu şekilde organize ettim.
Bugün bir saat sonra Atilla Bey ile yemek ayarladım. Uygun mudur sizin için?
Uygundur.
Tamam, harika. Burada, haftanın diğer günlerinin programları var. Burada ödemelerimiz...
...burada da alacağımız ödemeler var. Hepsi bu kadar.
Harikasın Leyla. Yani çok teşekkür ederim.
Rica ederim.
Ha bu arada, siyah sana çok yakışmış. Yani, renkli giyerdin ne oldu?
Ne bileyim, bugün içimden böyle geldi Emre Bey. Teşekkür ederim.
Çok gerginim. Adam gibi düzenleyin bu dosyaları, olmaz!
Bunun ne işi var burada ya?
Merhaba Can, nasılsın?
İyi Aylin, sağ ol. Sen nasılsın, hayrola?
Merhaba Emre.
Merhaba.
Can olanları duydum, gerçekten çok üzgün olduğumu söylemek için geldim.
Sağ ol, teşekkürler. Zahmet etmeseydin.
Biliyorum, zaman zaman aramızda gerginlikler olabiliyor ama bunların hepsi işle ilgili.
Burada senin kariyerin söz konusu. Birbirimizi yıllardır tanıyoruz. İster inan ister inanma ama...
...sana, sanatına saygım sonsuz. Gerçekten çok üzgünüm.
Sağ ol, teşekkürler.
Bir şeye ihtiyacın olursa seve seve yaparım.
Eyvallah, sağ ol geldiğin için. Eyvallah.
Emre seninle de beş dakika konuşabilir miyiz? Aylardır görüşmüyoruz.
En azından iki medeni insan gibi birbirimizin yüzüne bakabiliriz.
Şu hale bak. Fikri Harika'da oturmuş kahvemi içiyorum.
Nasıl geldin buraya? Nasıl cesaret ettin?
Ben eskiden burada çalışıyordum Emre, hatırlıyorsan. Biz nişanlıydık, Can ile aramız da gayet iyiydi.
Ta ki baban bana iftira atana kadar...
Biliyorum Aylin, biliyorum ama konumuz bunlar değil.
Emre gerçekten çok üzgünüm Can için. Yani olaylar nasıl bu hale geldi, gerçekten bilmiyorum.
Düşünsene biz şu anda evli olabilirdik, sevdiğim adamla sokakta el ele yürüyor olabilirdim.
Çok şey mi istiyorum?
Sana yüzük aldığımı biliyorsun, değil mi?
Evet, biliyordum aslında. Günlerdir evlenme teklifini bekliyorum ama içinden gelmiyor herhalde, değil mi?
Yani seninle alakası yok. Sanem nişanlı taklidi yapmak zorunda kaldı. Ortalık karıştı biraz.
Yüzüğü de o takıyor. Senlik bir durum yok.
Nasıl, yüzük Sanem'de mi?
Evet. Verecek bana geri. Ben de sana daha güzelini alacağım. O yüzüğü takmanı istemiyorum artık.
Emre, seni çok seviyorum.
Ben de seni seviyorum. Yani tuhaf bir evlilik teklifi oldu ama hangi yollarımız doğru ki?
Bütün tuhaflığıyla kabul ediyorum. Can'a ne zaman söyleyeceğiz?
Şu belayı bir atlatalım. Ağabeyime komplo yapanı bulalım, öyle.
Doğru, tabi anlıyorum.
Şu ortaklık işini de çözeceğiz en yakın zamanda. Aylin, aileme, ağabeyime, şirketime, kendime bile kazık attım.
Hırslandım, düşünemedim. En yakın zamanda konuşacağız bunları.
Sen şimdi düşünme bunları, Can ile ilgilen.
Tamam.
Seni seviyorum.
Seni seviyorum.
Vallahi çok sıcak ya.
Evet, yokuş dik bir de yokuş dik olduğu için.
Aynen.
Aa, ne oluyor?
Sen nereye gidiyorsun ya? Gelsene buraya!
Ne oldu?
Ne yapıyorsun?
Ne bileyim, öyle koşunca... Sürü psikolojisi herhalde. Ben de gittim.
Ya adamların tiplerine baksana. Belki tehlikeli adamlar. Sen ne koşuyorsun onlarla beraber?
Doğru diyorsun. Bir acayip bir yer burası ya.
Bir şey diyeceğim, sen zaten Sanem'i niye alıp gelmedin ki? Ne kadar kalabalık o kadar iyi.
O izin alamadı. Karışık biraz durumlar. Deren Hanım ona taktı da ben izin aldım, geldim.
Allah'tan benim hiç öyle izin alma gibi dertlerim olmadı yani. Çünkü ben kendi işimin patronu olduğum için...
Şimdi bugün de Muzo'yla yaşam koçu seansımız vardı. Dedim, sen gelme dedim. İzin verdim kendime.
Öyle mi? Yaşam koçluğuyla mı ilgileniyorsunuz?
Aynen. İnternet sitem, bakarsın ayhanca.com
Olur, ilgilenirim.
Olur, incele. 25 numara diyor. Vallahi geldik galiba. Şurası.
Orası mı? Değişik duruyor burası da.
Bir şey diyeceğim, bak şimdi ne olursa olsun sakinliğimizi koruyoruz, tamam mı?
Sonuçta çocuğa diyeceğiz, senin patronun kim? Sen kimin hackerısın falan?
Yani öğrenmek istediğimiz şey belli. Onu öğrenelim, odağımızdan kaymayalım yani.
Vallahi girdik böyle yasadışı işlere. Allah sonumuzu hayretsin.
Şey yapma ya, ben arkandayım. Güven bana.
Ondan korkuyorum ben de zaten.
(Zili çalıyor.)
Ne yapıyorsun? Gelsene buraya.
Geleyim mi? Şey oldu...
Haydi, geç.
Yok, kadın olarak siz önden buyrun.
Kibarlığın sırası değil bence, cesaretin zamanı şu an.
Cesaretse olur, tamam.
(Telefon çalıyor.)
Efendim.
Emre, Can yanında mı? Arıyorum, ulaşamıyorum. Yine her zamanki gibi telefonu kapalı.
Yok, şirketin dışındayım ben. Toplantıya gidiyorum, ne oldu?
Ya şimdi ben İnternet sitesine ihbar çektim. Araya birilerini soktum, tehdit ettim.
Sonunda da bir hackera ulaştım.
Ne diyorsun sen? Adres ne?
Şişli, Seher sokak. Numara 29.
Tamam, ben gidiyorum. Ağabeyimi de ararım.
Tamam, çıkınca mutlaka ara ama.
[Efendim Emre Bey?]
Güliz, ağabeyime ulaş acil. Beni arasın, tamam.
[Tamam Emre Bey.]
Yani Ayhan gerçekten çok profesyoneldin. Harikaydın. Böyle sinsi sinsi sorularla... Hayran kaldım ya.
Ama ben de şey yaptım. Mesela öyle durdum, pis pis baktım. O da bir teknik.
Evet. Ya acaba bu adres doğru mudur ya? Bizi geçiştirmek için falan vermiş olmasın bunu?
Hayır canım, sanmıyorum. Gözü baya korkmuş duruyordu. O ne?
Aaa, Emre Bey.
Emre Bey mi?
Emre Bey. Benim patronum, Can Bey'in de kardeşi.
Emre Bey sizin ne işiniz var burada?
Metin aradı beni. Sizin ne işiniz var?
Biz de şeyi bulduk, hacker tutan adamı. Adını ve adresini aldık.
Kimmiş?
Pardon alabilir miyim? Lütfen.
Hilmi. Soyadı yokmuş demek.
Var da sana söylemiyoruz.
Öyle deme. Öyle deme kovulurum. Antipatik olmayalım.
Ben hallederim.
(Telefon çalıyor.)
Efendim.
Alo, ne oldu Emre?
Ağabey, hackerı bulduk. Oraya gidiyorum şimdi.
Adresi yolla hemen. Geliyorum.
Siz gidin. Çok kalabalık olmasın. Ben halledeceğim.
Tabi Emre Bey.
[Kardeşim adresi yazıyorum. Emre Bey de gidecekmiş. Acele bir yolunu bul, çık.]
Tabi Emre Bey mi? Adresi biz bulalım, adam bize kalabalık desin. Sen, tabi Emre Bey!
Tamam şimdi benim patronum, ne yapayım? Zaten benim kovulma fobim var.
Karşı mı çıkayım adama?
Hiç sevmedim ben bunu. Sanem'e de haber verdim.
Buyrun. Kolay gelsin ağabey.
Sanem. Senin ne işin var burada?
Ayhan söyledi burayı, o bulmuş adresi.
Anladım. Ağabeyim bu yaptıklarını öğrenince çok sevinecek.
Kendi suçluluk duygumu bastırmak için geldim ben buraya.
Anladım. Ben de bazı hatalar yaptım, kabul. Seni de alet ettim. Ağabeyimi yanlış değerlendirdim.
Artık oyun falan yok. Sana söz veriyorum. Haydi, gel şu işi halledelim.
Ağabeyciğim arabayı orada bırakma. Çekiciler anında götürüyor vallahi, çok uğraşırsın sonra, yazık.
Anladım, ben hemen geliyorum.
Şey, Hilmi diye biri oturuyor mu bu apartmanda?
Evet. Giriş katı, 4 numara. Şurası.
Burası mı?
Evet, evet burası.
Tamam, kolay gelsin.
Buyrun.
Hilmi sen misin?
Evet, siz kimsiniz?
Ben para verdiğin hacker arkadaşının bir arkadaşıyım.
Aç kapıyı!
Git yoksa polis çağırırım.
Çağır benim işime gelir! Sahte İnternet sitesi kurup Can Divit'e kumpastan kaç yıl yatarsın, kim bilir?
Ben bir şey yapmadım. Can Divit'i tanımıyorum. Benim bir suçum yok. Gidin lütfen!
Hilmi, aç şu kapıyı. Sadece konuşacağız. Bak, bana kırdırtma kapıyı.
Avukat çağırmak istiyorum. Beni tehdit edemezsiniz, tamam mı? Gidin diyorum size.
Bak sadece iki kişiyiz, tamam mı? Can Divit ile ne derdin var?
Benim bir derdim yok. Tanımıyorum. Biri zorla yaptırdı bana.
Kim zorla yaptırdı, açar mısın kapıyı?
Kimin, ne derdi var Can Bey ile? Kime çalışıyorsun?
Benim çalıştığım kişi...
Bana çalışıyor. Haydi, yürü git. Yürü!
Emre Bey! Emre Bey ne diyorsunuz ya şaka mı bu? Siz mi tuttunuz bu çocuğu?
Ya öyleyse niye geldiniz o zaman buraya? Beni niye getirdiniz?
Burada olmaması gerekiyordu zaten. Para verdim yurtdışına kaçsın diye ama gitmemiş.
Seninle daha sonra görüşeceğiz.
Gerçekten inanamıyorum. Nasıl böyle bir şey yaparsınız ya? Ya bunları yaparken onun yüzüne nasıl bakıp gülebildiniz?
Benim aklım gerçekten almıyor! Nasıl yaptınız bunu?
Sana hiçbir şey açıklayamacağım Sanem.
Allah'ım, ben Can Bey'in yüzüne nasıl bakacağım ya bundan sonra? Siz nasıl bakacaksınız? O sizin kardeşiniz ya.
Mahvoldu. Ne kadar üzüldü farkında mısınız? Siz ne kadar soğukkanlısınız.
Çek git buradan. Yürü git.
Hiç kimse hiçbir yere gitmiyor! Bana her şeyi, olan biteni tek tek açıklamak zorundasınız!
Can Bey'e neden böyle bir şey yaptığınızı, nasıl bir pisliğin içinde olduğunuzu her şeyi açıklayacaksınız bana!
Sanem, sana hiçbir şey açıklayamacağım. Sen de çek git buradan.
Hiçbir yere gitmiyorum. Her şeyi açıklayacaksınız, dedim. Can Bey öğrenecek ne kadar iğrenç bir kardeşi olduğunu.
Her şeyi anlatacağım ona.
Anlat. Kendi payını da anlatacak mısın? Hırsız gibi evine girdiğini, bilgi çaldığını...
...kampanyaları bana getirdiğini anlatacak mısın? Bunları da anlat ama.
Siz hayatımda gördüğüm en kötü insansınız. Her ne olursa olsun Can Bey'e her şeyi anlatacağım.
Bana ne anlatacaksın Sanem?
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.