All language subtitles for Erkenci Kuş 3. Bölüm.tur.tur

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French Download
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal) Download
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

[Jenerik müzik çalıyor]

Nasıl gidiyor parti?

Harika. Süper.

Yalnız leş gibi kokmuşum mangaldan.

Üstümü başımı değiştireyim, geleyim.

Şunu tutsana. - Ver.

İçme sakın! - Ne içeceğim!

Can Bey?

Rıfat abi, iyi mi Deren?

İyi. Kahvesini içirdim.

Biraz uzandı. Kendine gelir.

İyi. Harika.

Dışarıya biraz daha içki servisi yapar mısın abi?

Tamam, tamam.

Kusura bakma, yoruyorum seni.

Yok canım. Haydi bakalım, haydi.

Yine mi? Yine mi!

Sanem!

Ne yapıyorsun burada?

Şey...

Emre Bey'in odasına gidecektim.

Yanlışlıkla buraya gelmişim.

Yani böyle yarı çıplak bir halde Emre’nin odasına gidecektin. Öyle mi?

Evet. Yok artık!

Terbiyesiz!

Çok özür dilerim.

Öyle değil.

Öyle değilse nasıl o zaman?

Ya nasılsa, nasıl. Ben gidebilir miyim?

Sanem.

Geçen salonumdaydın, şimdi yatak odamdasın.

Sen ne yapıyorsun?

Gerçekten.

Ben de anlamıyorum nasıl oluyor.

Bir şekilde oluyor.

Öyle denk geliyor. - Öyle denk geliyor?

Sanem, neden odamdasın?

Neden odamdasın ve bu kılıktasın?

Burası sizin odanız mı?

Evet.

Ben havuza düştüm.

Eşyalarım ıslandı.

Emre Bey de kurutmak için odama git dedi.

Sen havuza mı düştün?

Evet. Olamaz mı?

Olabilir tabii.

Söz konusu sensen, her şey olabilir gibi geliyor bana yani.

Senden beklenir.

Aynen öyle.

Şimdi yine havuza düşesim geldi. Ben bir gideyim, havuza düşeyim en iyisi.

Sanem… - Ama şu an resmen mobbing uyguluyorsunuz.

Çalışanınıza psikolojik şiddet uyguluyorsunuz şu anda.

Yani...

Doğru düzgün çalışamayacak mıyız şirketinizde?

Hemen müdahale ediyorsunuz yani.

Sanem odama giren sensin.

Haneye tecavüz var.

Özel alana saldırı var.

Özel eşya kullanımı var.

Ben eşyalarınıza asla ve asla dokunmadım.

Ben çıkamam. Siz çıkar mısınız?

Üstümü değiştireceğim.

Yüzük nerde?

Taktınız ama siz de yüzüğe!

Yüzük de yüzük!

Çantamda.

Hani niye çantanda işte?

Tamam anladım. Annenler bilmiyor da, annenler burada yok.

Niye çantanda?

Çantamda daha havalı duruyor çünkü.

Çıkar mısınız?

Daha da diyecek bir şeyim yok.

Gittim ben, çıktım.

Neden ben?

Her şey için çok teşekkürler.

Sağ olun.

Çok teşekkürler.

Görüşmek üzere.

Ne haber?

Gel. Hoş geldin kardeşim.

Oğlum parti var ve sen beni çağırmıyorsun.

Ajansın partisiydi o yüzden. Haydi gel.

Oğlum.

Biz mi ajansın avukatı değil miyiz?

Sabah akşam bu sözleşmelerle uğraşıyorum ben.

Sözleşmeler...

Hop!

Kardeşim.

Ne var ne yok? - İyi. Senden?

Gel otur.

Getirdin mi sözleşmeyi? - Getirdim.

Ama koşulları ağır.

Gerçi manken de adı üstünde...

...Arzu Taş.

Oğlum, saçma sapan konuşma. Ver şunu.

Ne sözleşmesi?

Senin, abinin dahiyane fikrinden haberin yok mu?

Hayır, yok.

Sizin geçen sene çalıştığınız kız yok mu?

Arzu Taş.

Hani manken olan.

Şimdi Deja'nın marka yüzü oldu abi.

Yani senin anlayacağın...

...eğer biz bu sözleşmeye imza attırırsak...

...bütün reklam kampanyaları bizde.

Hayırlı olsun. Hayırlı olsun.

Ne bu acele? Yani beraber inceleseydik sözleşmeyi.

Kız dünya çapında manken oldu zaten. Herkes peşinde.

Acele etmemiz lazım yani.

Bu işi kaparsak, iki-üç yıllık kampanya bizde.

İyi, harika.

Deren iyi misin? Nasıl oldun?

Can, kusura bakma.

Güneşin altında içtim diye oldu herhalde.

Hiç problem değil. Sen iyiysen, sıkıntı yok.

Olur böyle şeyler.

Ben sözleşmeyi aldım.

Yalnız son bir kez göz gezdireceğim.

Sen o arada Arzu'yu ara.

Şartlarını her halükarda kabul edeceğimizi söyle.

Sözleşmeyi imzalatalım. Olur mu?

Tamam. Olur, hallederim.

O da bizimle çalışmak istiyordu zaten.

Bir de sabah ilk iş. Sunumu hazırla, çekim hazırlıklarını başlat.

Çünkü az zamanımız kaldı.

Ceycey, sen Deren'i bırakırsın. Değil mi?

Tabii.

Harika, süper. Görüşürüz.

Oldu o zaman. Görüşürüz Emre Bey.

Görüşürüz Deren.

Görüşürüz.

Seni görmek güzel.

Görüşürüz Metin.

Evet.

Ben çok mu saçmaladım? Bugün hiçbir şeyi de hatırlamıyorum.

Yok. Yani gayet normaldiniz.

Ceycey?

Yani saçma sapan hareketleriniz var.

Ortalığı dağıttınız!

Yani bulunduğunuz konuma hiç yakışmadı. Onu söyleyeyim. Lütfen.

Rezil oldum.

[Mesaj sesi]

Hala küs müyüz?

Oğlum, ben bayılıyorum bu Deren'e.

Abim büyük proje almak üzere.

Ama yüzüme bile bakmıyor. Biliyor musun?

Hiç umut yok yani.

İyi kız. İyi kız. Çok da çalışkan.

Emre, senden naber?

İyi. Senden?

Yolunda mı her şey?

[Telefon sesi]

Pardon, geliyorum.

Biri var. Ama söylemiyor.

Sen çok söylüyorsun sanki.

Aramıyorsun, sormuyorsun.

İnsan alır şu kardeşini bir içmey...

Giyinmişsin.

Herkes gitmiş.

Evet, giyindim.

Telefonumu unutmuşum.

Bırakayım mı seni?

Teşekkür ederim.

Şimdi misafirleriniz var. Zahmet etmeyin.

Sanem, sen burada mıydın?

Evet. Çıkıyorum şimdi.

Ben de çıkıyorum. Bırakayım seni.

Olur.

İyi günler.

Ne oluyor kardeşim?

Ne, ne oluyor?

Bırak Can ya!

Bir vukuat var. Bu akşam çözmem gerekiyor benim.

Haydi, haydi! Uyuşukluk yapma da şuradan ikimize içki getir.

Bela mısın nesin başıma! Git, oradan istediğin içkiyi al.

Hepsi orada.

Oğlum ben senin bu kilidini çözeceğim. Bir şey var da neyse.

Alıştın mı yüzüğe?

Alışamadım.

Yani tak çıkar, tak çıkar, deliye döndüm.

Aman cebine falan koyup da kaybetme.

Emre Bey?

Bu yüzük çok pahalı.

Yani daha fazla bende kalmasın.

Siz bunu alın. Bakın bir çaresine.

Sigortalı, merak etme.

Şimdilik tak bunu.

Sonra nişanlından ayrıldın deriz. Tamam mı?

Can Bey’e de bir sürü yalan söyledim boş yere.

Sen takma bunları kafana. Bak...

...abim bir işin peşinde. Onu engellememiz lazım.

Ben yapamayacağım.

Yani Can Bey’i birinin durdurması gerekiyor. Biliyorum ama…

…ben gerçekten daha fazla devam edemeyeceğim.

Sanem.

Her dakika yaptığımız anlaşmayı hatırlatmam mı lazım sana?

Ben sana yardım ettim.

Sen de bana yardım edeceğine söz verdin. Değil mi?

Bu arada...

...verdiğim para işine yaradı mı?

Halledebildin mi babanın borçlarını?

Hallettim.

Hallettim ama babama açıklayamadım daha durumu.

Yani büyük ihtimalle soracaktır kırk bin lirayı nereden bulduğumu.

Ama ne söyleyeceğimi bilmiyorum.

Anladım.

Tamam.

Haydi gel, bırakayım seni.

Emre Bey?

Benim mahalleye böyle lüks bir arabayla girmem doğru olmaz.

Siz yakınlarda bir otobüs durağına bırakır mısınız beni?

Haydi gel, atla. Tamam.

Nihat!

Nihat!

Haydi hayatım gel bak.

Hava çok güzel. Yürüyüş yapalım.

Nihat?

Ne oldu? Sen hasta mısın?

Tansiyonun falan mı çıktı? Gideyim bir tansiyon ale…

Yok, merak etme. İyiyim ben. Bir şeyim yok.

Gel seninle bahçede konuşalım biraz.

Tamam.

Haydi.

Mevkibe...

…ben dükkanı devretmeye karar verdim.

Nihat...

Hani kredi alacaktın. Borçlarını ödeyecektin.

Vermiyorlar işte Mevkibe! Vermiyorlar!

Toptancı Halil de borcunu bekliyor.

Ben kimseye de Nihat borcunu ödemedi dedirtmem yani.

Yarın gideceğim.

Bir müşteri falan bulacağım.

Bakkalı devredeceğim.

Üzüldün mü?

Üzüldüm tabii.

Üzülmez miyim..

Bak ben hayatımda...

...ilk kez yanlış bir hesap yaptım.

Çok mal yığdım içeri.

Bizim borcumuz kırk bin lira ya.

İçerideki mallar da yüz bin lira falan tutuyor işte.

Onun içinden borcumuzu ödeyince...

...kalan parayla bir şekilde idare ederiz.

Ederiz, etmesine de...

Emekli maaşımız da var. - Evet.

Hem Sanem de işe girdi.

Şu Leyla da işe dönse. Bakkal oldu çık başıma Nihat.

Sen ama şimdi kızlara hiçbir şey söyleme. Olur mu?

Söylemem.

Hem...

...sen demiyor muydun bırak bu işleri de şöyle baş başa bir tatil yapalım diye?

Nihat, yapar mıyız baş başa?

Yaparız tabii.

Bir sen, bir de ben.

Sanem’in bu taktığı yer neydi? Alabosya.

Oraya da gider miyiz?

Sanem'e oradan kart atarız.

Vallahi Mevkibe, çok hoş kadınsın.

Hoşum tabii.

Ben gideyim. Bir yürüyüş yapayım da form tutayım.

Sen asıl karını tatilde gör.

Mevkibe!

Tövbe tövbe! Vallahi bi...

Tamam ağabeyciğim. Haydi görüşürüz.

Ayhan. - Kardeşim, hoş geldin.

Hoş bulduk.

Ne oldu? İyi misin?

Nasıl iyi olayım?

Can Bey'lerin evinde mangal partisi vardı.

Can Bey’in odasına, Can Bey beni çıplak yakaladı.

Ne diyorsun ya?

Senin Can Bey'in odasında ne işin vardı?

Sen niye çıplaktın?

Bana bak.

Senin gazozuna ilaç falan atmadılar. Değil mi?

Hayır ya.

Emre Bey'in odasına gidecektim. Yanlışlıkla Can Bey’in odasına gitmişim.

Sen Emre Bey’in odasında çıplak ne yapacaktın acaba?

Bana şunu baştan doğru düzgün anlatır mısın?

Tamam. Şöyle oldu.

Ahmet, al bakayım şunları.

Şunu da al.

Annenlere falan da verirsin. Tamam mı? İncele kardeşim.

Bu ne?

Bu, benim internet sitemin promosyonu.

Ayhanca.com. Kendini geliştir. Düşünceni değiştir.

Ayhanca.com. Ayhan’ı ara, kendini bul.

Ayhanca.com. Hadisene canikom!

Çok güzel!

Buyurun, buyurun.

Bu internet sitem benim. Kişisel gelişim, yaş…

Ne yapıyorsun kardeşim? Niye atıyorsun yere?

Allah Allah!

Para verdik herhalde biz buna!

Azıcık saygı!

Emek var bunda, emek!

Tamam.

İyi akşamlar, Murat abiciğim.

İyi akşamlar kızlar.

Ayhanca.com benim internet sitem. Yaşam koçluğu. Lazım olur bir gün.

Ne koçu? Ne koçu?

Murat abi, sen bir göz gezdirirsin. Hadi iyi akşamlar.

İyi akşamlar o zaman.

Sen emin misin bunun işe yarayacağından?

Bizim mahallede kimin yaşam koçuna ihtiyacı olacak ki?

Nişantaşı'na falan mı gitsek acaba?

Devam et sen. Bak görürsün.

Ayrıca yaşam koçundan sana ilk nasihat, asla pes etme.

Ne yapıyorsunuz ayrılmaz ikili?

Al Zebercet, Ayhan'ın yeni işi.

Yok ona gerek yok zaten. O, benim…

...o, benim...

…yardımcı asistanım olduğu için haberi vardı. Dağıtır zaten o.

Yardımcı asistanı olduğum için zaten, biliyorum. Haberim var. Dağıtırım.

Beraber dağıtırız zaten.

Beraber dağıtalım, dağılalım. Gel!

Ben şimdi çok meşgulüm. Sen dağıtmaya başla, sahilde buluşuruz.

Sahilde de olur. O da olur.

Ama bak sen dedin.

Sahilde buluşuruz dedin. Ağzında söyledin.

Yeni işimiz hayırlı uğurlu olsun.

Haydi olsun.

Haydi görüşürüz. Kendine çok iyi bak.

Sahildeyim. Aynı yerdeyim. - Aynen.

Ama yaz geldi.

Zebercet'in avuçlarının içi yine terliyor.

Evet kardeşim. Anlat bakayım sen.

Senin şeker firması işinden haberin yok muydu?

Kaçırdık koca işi.

Biliyorum. Çok hızlı halletmişler. Farkedemedim.

Ama ben de hemen bir sözleşme hazırlıyorum.

Aylin anlamıyorsun galiba sen. Artık çok geç.

Arzu Taş’la anlaşan, şeker firmasının işlerini de alıyor.

Arzu Taş'la biz anlaştık.

Biz derken...

Senle beniz, biz. Sen kime biz diyorsun?

Ağız alışkanlığı işte.

Affedersin.

Deren ayarlamış Arzu Taş'ı.

Ama henüz sözleşmeyi imzalamamışlar.

Yani her an, her şey olabilir.

Bir bakarsın, onların sözleşmesini imzalamaz. Benimle çalışmaya karar verir.

Aylin...

...öyle kolay olmuyor o işler.

Araya tanıdık falan sokmamız lazım.

Yani sonuçta dünyaca ünlü manken.

Arzu Taş'tan bahsediyoruz.

Emre'ciğim, sen beni çıldırtacaksın.

Eğer doğru anlaşmayı önüne koyarsam, benimle de çalışır.

Aylin bak. Şirketi yeni kurduk. Daha yeniyiz. Anladın mı?

Bizimle çalışmaz.

Ben o işi alırım.

Aylin! - Ne var Emre? Ne?

O ajans ikimizin. Hatırlatayım.

Ben de sana şunu hatırlatayım.

Eğer babam ile abim yaptıklarımı öğrenirse, hem işsiz kalırım…

…hem de ailemi kaybederim. Anladın mı?

Şimdi sen birazcık sakin ol.

Başımızı belaya sokma.

Anladın mı?

Sakin falan olamam.

Ben o işi alacağım.

Seni de tehlikeye falan atmayacağım. Merak etme.

Şimdi izninle, çalışmaya gidiyorum.

İyi, çalış.

Yalnız bu hırslı hallerinde gerçekten korkutucu olmaya başladı.

Haberin olsun.

Leyla?

Naber?

İyidir Osman. Senden naber?

İyi de...

Sen ne yapıyorsun tek başına?

Canım sıkkın da biraz. Öyle oturuyordum işte.

Sen ne yapıyorsun?

Onlar ne?

Ayhan reklam kağıdı hazırlamış da...

...dağıtmak için geldim.

Gördün mü Ayhan’ı? - Yok, görmedim.

İyi...

Ben o zaman yanına oturayım. Beraber beklemiş oluruz.

Olur.

Leyla ne oldu? Neden ağlıyorsun?

Osman, ben işten uzaklaştırıldım.

Nasıl yani?

Başka şirkete bilgi sızdıran bir ajan var.

Ben sanıyorlar onu.

Vallahi Ayhan iyi dağıttık.

Vallahi! Az kaldı. Değil mi?

Teyzeciğim iyi akşamlar.

Abla!

Ne ara geldin ya!

Ne oldu? Niye ağlıyorsun?

Bir şey yok Sanem.

Ne demek ya seni ajan zannetmişler. Uzaklaştırma!

Hayır. Bu insanlar kendilerini ne zannediyorlar?

Sen merak etme. Ben yarın hadlerini bildireceğim patronlarına.

Saçmalama Osman. Sana ne oluyor?

Osman’cığım saçmalama. Sana ne oluyor?

Ben varken burada, sana düşer mi? Ben bu kızın eniştesiyim.

Leyla’cığım, ben yarın giderim. Patronunla görüşürüm.

Ne eniştesi Zebercet?

Bunu mu konuşalım şimdi?

Bunu mu tartışalım aramızda? Bunu mu masaya yatıralım?

Baldızımın en acı anında.

Muzaffer?

Muzaffer ne işin var bu kızın yanına?

Ne dedik? Ne konuştuk biz?

Sanem! Senin ne işin var asıl bunların yanında?

Anne, ne işimiz olacak?

Sohbet ediyoruz öyle.

Aşk olsun anneciğim.

Benim yanımda olacak tabii. Kimin yanında olacak?

Olmayacağım.

Seninle de olmayacağım. Hiç kimseyle de olmayacağım Zebercet.

Zaten seni kim beğenir Allah aşkına?

Bana bak. Yine ileri geri konuşuyorsun. Delirtme beni.

Ama..ama lütfen ama.

Mevkibe teyzeciğim siz gördünüz mü? Ayhanca.com.

Bakın lütfen.

İddia ediyorum!

Bu mahallenin bütün ilişki problemlerini çözeceğim.

Sizin hepinizin koçu olacağım.

Takip edin ama. Ayhanca.com.

Haydi inşallah.

Merhaba Aylin. - Merhaba Arzu’cuğum.

Yine harika görünüyorsun.

Her zamanki gibi.

Sen de fena değilsin.

Ne içersin canım?

Ben detokstayım.

Sabah acil deyince, hemen geldim.

Çok yoğunum.

Ben de yoğunum. Ajans kurdum.

Haberim var.

Aziz Bey ile çok kötü ayrılmışsınız.

Pis işlere falan karışmışsın.

İftira attılar canım.

Haksızlığa uğradım.

Ama yıkılmadım. Kendi ajansımın patronu oldum.

Aslında seninle o yüzden görüşmek istemiştim.

Yıkılmadım, ayaktayım diyorsun yani.

O zaman dur tahmin edeyim.

Eski günlerimizin hatrı var diyeceksin.

Ama tatlım, yani ben öyle küçük şirketlerle çalışmam.

Yani koskoca Arzu Taş.

(İspanyolca konuşuyor)

Hele öyle yeni açılmış, küçük bir şirketle asla işim olmaz.

Ama olsun bak. Uzun zaman olmuştu görüşmeyeli.

Yarın Amerika çekimim için konferans kanalım var.

Haklısın Arzu’cuğum. Aslında eski günlerin hatrı diyecektim.

Biz eskiden seninle ne çok vakit geçirirdik. Değil mi?

Yediğimiz, içtiğimiz ayrı gitmezdi.

Bak o günlerden bende ne kalmış?

Bak tatlım. Eski günlerden ne kalmış bende.

Sen benim eski fotoğrafımı neden tuttun? Neden böyle bir şey yaptın?

Bakıp bakıp güleriz diye tutmuştum.

Bu fotoğraf basına düşsün istemesin. Değil mi?

Bu çok eski resim. Aylin, çok eski!

Biliyorum tatlım.

Kepçe kulaklar yapılmış.

Hollywood yanağı yapılmış.

Burun da yapılmış.

Acaba Deja Vu bu fotoğrafını gördükten sonra…

…seni hala marka yüzü olarak ister mi?

Sen bunu ciddi ciddi basına mı vereceksin?

Yani. Bu işin şakası olmaz Arzu'cuğum.

Düşünsene. Bütün sosyal medya yıkılacak.

Herkes üstüne gelecek.

Açıklamalar yapılacak.

Ne gerek var?

Bence menajerini ara.

Eskisi gibi harika vakit geçirelim.

Bu yaptığın çok korkunç bir şey.

Vallahi Arzu'cuğum...

…bu piyasanın korkunçluklarını sen benden daha iyi bilirsin.

Az insanın kariyerini mahvetmedin.

Yükselme hırsın yüzünden.

Bence hemen menajerini ara.

Sözleşme yanımda zaten.

Hemen imzalarız.

O fotoğraf sende kalabilir.

Bende daha çok var basına dağıtmaya hazır.

İzninle.

Ben bir menajerimi arayayım.

Tabii. Keyfine bak.

[Telefon sesi]

Emre’ciğim, ben sana sevgiline güven demiştim. Değil mi?

Arzu Taş tamamdır.

Olur Berkay.

Ekleyelim o maddeyi de sözleşmeye.

[Telefon sesi]

Günaydın Can.

Günaydın Deren.

Gönderdin mi sözleşmeyi? Bir sorun yok. Değil mi?

Yok.

Hiçbir sorun yok.

Birazdan sözleşmeyi imzalayacak.

Süper!

Sen ekibi topla o zaman.

Reklam kampanyasını yetiştirelim.

Ben de geliyorum birazdan.

Günaydın.

Günaydın.

Ben sizi bir yerlerden tanıyor olabilir miyim?

Televizyonda görmüş olabilirsin. - Öyle mi?

Peki...

…şirketin kırkıncı yıl kutlamasında orada mıydınız?

Evet, oradaydım. Neden?

Nerede oturuyordunuz?

Pardon, anlamadım?

Sevgiliniz var mı diyorum?

Siz kimsiniz acaba?

Çok özür dilerim. Ben konuya çok yanlış yerden girdim.

Ben aslında sakallı birini arıyordum. - Sakallı değilim ben.

Takma sakallarım.

Olur mu canım öyle şey!

Ne yapıyorsun ya!

Çok özür dilerim. Ben sakallı birini arıyordum.

Mahvettin işimi! Ne sakalı?

Ver şunu.

İyi, tamam.

Zaten sizde benim albatrosum olacak zihniyet yok.

Takma sakal ne!

Can Bey, aracınızı otoparka mı alalım?

İyi olur, tamam.

Can Bey...

...bu sakalı yapıştırmak dört saatimi aldı.

Kusura bakmayın. Özür dilerim.

Hiç problem değil. Tekrar gelirsin.

Teşekkür ederim.

Aramaya devam.

Evet. Şirketteki ajan bence kesin Leyla.

Emin misin?

Yani o gittiğinden beri müşterilerimizi de çalamıyor Aylin.

Bak. Bak, kesinlikle doğru söylüyor.

O gün bilgisayarını verirken de şüphelenmiştim.

Ne yapıyorsunuz? Ne konuşuyorsunuz?

Ablanın ajan olduğundan şüpheleniyoruz da. Çok şüphedeyiz.

Yani hareketleri bana da şey geliyor.

Yuh artık size!

Hiç ablanı savunma.

Baktığın zaman Can Bey hala aramadı.

Yani gayet şüpheli durumları var.

Saçma sapan konuşmayın.

Yani ablam ajan olacak karakterde birisi değil.

Ayrıca mahvoldu işten ayrıldığından beri.

Bari benim yanımda yapmayın dedikodu.

Leyla ajan değil, güzeller.

Can Bey henüz çağırmadı.

Çünkü bilgisayarı hala inceleniyor.

Bir daha, bir asistan hakkında konuştuğunuzu duyarsam…

...sizi asistanlar birliğine şikayet ederim.

Dağılın!

Dağılın.

Utanmaz adam!

Gelmiş burada dedikodu yapıyor.

Git öyle içeriden içeriden.

Neymiş ajanmış da bilmem neymiş!

Saçmalık! Benim de aklıma giriyorlar burada. Beni almışlar araya, aklıma giriyorlar.

Güliz, sen iyi misin?

Ben seni ilk defa bu kadar sinirli görüyorum.

Oyuncu seçmesine gideceğim çıkınca.

Sert patron rolündeyim. Nasıl?

Çok iyi. Işıldıyorsun ışıl ışıl.

Işıldamak güzel şey tabii.

Tabii önemli.

Ceycey. - Ananızı…

Kreatifleri odama çağırır mısın lütfen?

Güliz sen de gelip not alır mısın?

Tamam.

Senin demlediğin çay mı?

Evet.

Ama ben içtim ondan.

Albatrosu düşün.

Albatrosu düşün.

Acaba kız senin dengin mi kart zampara!

Bak bak bak! Terbiyesize bak.

Anneciğim kiminle konuşuyorsun sen?

Kiminle olacak? Televizyonla.

Bak bak bak! Bir de ne diyor?

Kim ne diyor?

Yavrum gözüm yandı. Al şu soğanlara yardım et çocuğum.

Al bu tahtayı da. Sen elinde kesemezsin, hadi.

Bak!

Önüne gelecek yemek, kahve!

Ayağına terlik gelc… Yok öyle bir şey!

Acaba onlar öyle mi oluyor yapmayla?

Sevgiyle olur o işler.

Bu adam mı evlenmek istiyormuş?

Dede bu!

Yuh! Kaç yaşında bu? Bir ayağı çukurda.

Ben de onu diyorum işte.

İyi de anneciğim. Sen nereden anlıyorsun ne dediklerini?

Şunun sesini açıp izlesene. Kısmışsın sesini. Öyle izliyorsun. Deli gibi.

Kaçıncı kez dönüyorsa artık.

O kadar çok döndü ki ezberlediysem demek ki.

Yavrum öyle kalın kalın doğrama. Baban yemez.

İnce ince yay benim aşkım.

Tamam.

İmam bayıldı mı yapsak? Karnı yarık mı yapsak?

İmam bayıldı yapalım anneciğim. O daha kolay.

Değil mi?

Benim de vegan makarnam var. Onu yerim akşam.

Bir dakika, ne oluyor? - Ne oldu?

Ben resmen ev kadınına dönüşüyorum.

Yarı zamanlı ev kadını, yarı zamanlı bakkal oldum resmen ben.

Sabah, kadın programları.

Soğan, domates...

Ne yapıyorum ben?

İmam bayıldı yapıyorsun çocuğum. Ne var bunda?

Yeter. Ben yapamam böyle şeyler.

Hemen Emre Bey ile konuşacağım. Ben böyle bir kadın değilim.

Ben ev hanımı olamam.

Vah vah! Delirdi çocuğum.

Sen de sus!

Terbiyesiz!

Evet arkadaşlar.

Deja firmasının fotoğraf çekimi için Arzu Taş ile anlaştık.

Deja yeni çıkardığı şekerlerin reklamını yapacak.

O yüzden fotoğraf çekimi için bir an evvel hazırlıkları başlatalım.

Neden Arzu Taş?

Ceycey?

Çünkü Ceycey, Arzu Taş Deja'nın reklam yüzü.

Ve o kimle anlaşırsa, bütün kampanyayı o alacak.

Evet.

Fotoğrafçılardan bütçe isteyelim.

Kimleri öneriyorsunuz bu iş için?

[Telefon sesi]

Çok affedersiniz. Arzu’nun menajeri arıyor.

Efendim?

Ahmet Tugay olabilir. Daha önce Arzu Hanım’ın çekimlerini o yapmıştı.

Doğru. İyi seçim.

Olur. Arayalım hemen.

Can?

Arzu bizimle çalışmayacakmış.

Aylin ile çalışmaya karar vermiş.

Nasıl? Sen anlaşmamış mıydın bu sabah?

Evet. Anlaştık. Ben inanamıyorum zaten nasıl oldu böyle bir şey!

Tamam. Arzu’nun menajerini ara hemen. Bana ver.

Kapalı telefonu.

Arzu’nun kendi telefonu yok mu? Onu ara.

Aylin nereden öğrendi bu projeyi?

O da kapatmış işte. Biliyor çünkü arayacağımızı.

Ne oldu şimdi? Gitti mi proje elimizden?

O kadar kolay değil o iş. Arzu nerede kalıyor?

Can anlaşmış artık zaten. Ne yapacaksın kadına?

Hem akşam Roma'ya dönüyor o.

Deren, Arzu nerede kalıyor dedim.

Tamam. Yazdım şurada ajandama.

Can Bey?

Oyuncu krizi varsa, ben de oynayabilirim reklam filminde.

Güliz.

İnan...

...sırası değil.

Deren sen bana haber verirsin.

Bozuldun mu?

Aksine.

Reddedilmek kamçılıyor beni.

Oyunculuk böyle bir şey işte.

Emre?

Ben Ağva’ya gidiyorum. Haberin olsun. Tamam mı?

Ağva'ya mı gidiyorsun? Niye?

Arzu Taş ile görüşmeye.

Aylin yine nasıl yaptıysa, işi elimizden almış.

Gidip işi geri alacağım.

Anladım.

Can Bey, ben de size bakıyordum da.

Acil mi lazım? Benim çıkmam lazım.

Leyla Hanım'ın bilgisayarının incelemesini bitirdik.

Aylin Hanım’a mailler atılmış mail kutusundan.

Aslında izler silinmeye çalışılmış.

Biraz uğraştıktan sonra eski izlere ulaşabildik.

Bu durumda Leyla ile konuşmamız gerekecek.

Ben konuşurum.

Senin asistanın sonuçta. Benim konuşmam daha doğru olur.

Anladım.

Yani ben Leyla’nın böyle bir şey yaptığını pek düşünmüyorum.

Yani kim yaptıysa, baya profesyonel yapmış.

Bilgisayara dijital izleri yok eden bir tane program kurmuş.

Ben Leyla Hanım’ı tanırım. O olamaz.

Onu konuşunca anlayacağız.

Tamam Nazım. Sen dön işinin başına.

Emre Bey istediğiniz dosyaları getirdim.

Tamam, sağ ol.

Ben kaçtım o zaman.

Sanem'i de al istersen.

Belki yardıma ihtiyacın olur.

Olur. - Yok.

Yani Can Bey’in bir şeye ihtiyacı olmaz.

Bence başının çaresine kendi bakabilir Can Bey.

Tabii. Bir yere gidilmesi gerekiyorsa...

…ben de giderim. Ama nereye gidiliyor?

Ağva'ya.

Otoparktayım.

Sanem.

Ne yap, ne et. Arzu Taş ile görüştürme.

Abimin o işi almasını engellememiz lazım.

Arzu Taş kim? Nasıl engelleyeceğim? Nasıl yapacağım ben onu?

Arzu ile görüştürme yeter.

Otele varmasını engelle.

Otele gitmemizi nasıl engelleyeceğim peki?

Artık gerçekten delirmek üzereyim Emre Bey.

Şöyle söyleyeyim.

Abim o işi alırsa, bittik.

Tamam mı?

Haydi bul bir şeyler. Haydi, haydi!

Can Bey, niye geri geldiniz?

Ben ceketi unutmuşum da.

Ben..Ben getireyim.

Siz çıkın. Ben getireyim. Olur mu?

Olur, tamam. Acele et ama. Aşağıdayım.

Tamam.

Ah Sanem, ah!

Bir de hırsız oldun.

Siz çekim olacakmış gibi hazırlıklara başlayın.

Dekor, kostümler, ekip. Hepsi hazır olsun.

Can, Arzu telefonlarını açmıyor.

Emin misin? Boşuna hazırlık yapmış olmayalım.

Tamam. Bu yeni sözleşme.

Keşke ben de gelseydim.

Gerek yok. Sanem geliyor.

Can Bey?

Ceketiniz.

Ehliyet yok.

Yok mu?

Yani, düştü herhalde.

Ben isterseniz şirkete bakayım.

Yok. Boş ver.

Yok. Gerçekten bakabilirim. Bekleyin siz.

Boş ver şimdi uğraşma. Zaten vaktimiz yok.

Sen araba kullanıyor musun? Yani ehliyetin var mı?

Evet.

İyi. Al o zaman. Sen kullan.

Hazır mısınız?

[Korna sesleri]

Noldu!

Sanem ne yapıyorsun? Direksiyon bırakılır mı?

Ne yapıyorsun?

Tamam. Pardon, pardon.

Çok özür dilerim Can Bey.

Sanem kırkla gidiyorsun şu an.

Tın tın. Millet kanser oldu!

Vallahi arkada heyet oluştu. Çığırından çıktı. Deliriyorlar şu an.

Bu kadar yavaş gidilir mi Sanem? Bak kırkla gidiyorsun.

Yani ama Can Bey benim fobim var.

Ben kırkın üstüne çıkamam ki.

Sanem kırkla değil, yirmiyle gidiyorsun şu an hatta.

Ayrıca böyle gidersen kaza yaparız. Bu daha tehlikeli olan.

Millet delirdi bak. Kafayı yedi.

Sollamaya çalışıyorlar. Kaza yaptıracaksın insanlara.

Bak, çok rica ediyorum.

Hızlanır mısın? Biraz gaza basar mısın, lütfen?

Şu yolun hakkını ver.

Şey ama basamam.

Gaz ayarları bozuk.

Ne gaz ayarı bozuk!

Bas şuna bas! Ayağını korkak alıştırma.

Hızlan. Biraz cesaret. Korkmana hiç gerek yok.

Peki.

Siz istediniz.

Sen ne yapıyorsun? Vur dedik, öldürdün bu sefer.

Aran yok. Ayarın yok senin.

Baya kontrolsüz basıyorsun, köklüyorsun gazı!

Ama Can Bey ben söyledim size.

Gaz ayarı bozuk bu arabanın.

Yok yok. Sen gerçekten delisin.

Ben anladım bunu. Sen delisin.

Şu ileriden sağa döneceksin. Şuradan.

Sanem ne yapıyorsun? Sağa dönsene!

Ben beğenmedim orayı Can Bey.

İleride yan yoldan dönerim ben.

Selam.

Naber?

Niye öyle bakıyorsunuz?

Bilemezsin niye yapacağını.

Onu bilemezsin ki.

Bilm...Geliyor.

Ne haber arkadaşlar? Ne yapıyorsunuz?

Niye öyle bakıyorsunuz hiç görmediğiniz insanmışım gibi tuhaf tuhaf?

Şaşırdık. Şaşırdık biz.

Şaşırdık bir an seni görünce.

Şaşırdık yani. Bir şey yok.

Nasıl bir şey yok? Bir şey ne demek yok? Kovuldun sen!

Ajan sen çıktın.

Ne? Ne diyorsun sen ya?

Ne diyorum ben? Allah Allah!

Bilgisayarlar incelendi burada. FBI gibi tipler geldi.

Gece gündüz baktılar hep.

Ondan sonra programlar yüklediler.

Programları geri sildiler. Bir şeyler yaptılar.

Ve bu mailler geri yüklendi. Yollanan mailler ve sen...

Kısacası senin bilgisayarından Aylin’e birkaç tane mail gitmiş.

Güliz?

Benim lafımı niye kesiyorsun?

Ben en tepede, en heyecanlı yerdeyken neden giriyorsun zirvedeyken?

Uzatıyorsun.

Arkadaşlar size yemin ediyorum, ben mail falan atmadım.

Bakın yemin ediyorum.

Attıysa da başka biri benim bilgisayarımdan atmıştır.

Yemin ederim.

Öyle mi diyorsun? - Herhalde Ceycey yani.

Şüphen mi var?

Ben de dedim.

Bu kız bunu yapmaz, yapmamıştır. Başkası yapmıştır dedim.

Ama ne yapacaksın? Nasıl ispatlayacaksın?

Kesin kovuldun. Yapacak bir şey yok.

Ne yapacağız?

Başka iş bulalım sana.

Ya da git evde otur sen. - Ceycey!

Saçma sapan konuşup burada benim asabımı bozma.

Bir tane vuracağım, aşağıda uçuracağım seni!

Güliz, siz nereden biliyorsunuz bu bilgiyi?

Şu koca gözlüklü, tuhaf tipli, ne dediği pek anlaşılmayan Nazım var.

IT'deki. - Evet.

O söyledi yani. Bilmiyorum.

Allah Allah!

Bak sen şu Nazım'a.

Sorarım ben ona ama.

Onun o gözlüklerini gözüne lens yapayım da bir görsün.

Emre Bey odasında mı?

Soracağım ben ona.

Ben yine de emin değilim.

Belki de Nazım ile iş birliği yapıyorlar.

Her şeye inanma böyle. Saf olma.

Haklısın. Doğru.

Bir şey oldu.

Bir şey oldu.

Tabii ki bir şey oldu.

Ne zaman bir şey olacak diye bekliyordum ben zaten.

Kaçırmazdım yani.

Lastiği patlamıştır.

Lastik patlamış.

Vallahi bravo. Çak!

Usta şoför.

Ne yapacağız peki şimdi?

Krikoyu verebilir misin bana bagajdan? Sana zahmet.

Kriko. - Kriko.

Anahtarı alabilir miyim Can Bey?

Tabii ki.

Zahmet olmazsa.

Teşekkürler.

Kriko?

Kriko.

Kriko.

Tamam, hallederiz.

Tamam, sağ ol.

Arayacağım ben sizi.

Leyla.

Emre Bey.

Senin ne işin var burada?

Emre Bey ben en son bu şirkette çalışıyordum ama…

...tabii kovulmadıysam yani.

Yani…Öyle söylemek istemedim.

Affedersin, pardon.

Yani biraz...

...kafam dalgın bu aralar.

Emre Bey, benim IT’ci arkadaşın söylediklerinden haberim var.

Ama kimse buna inanmaz. Değil mi?

En azından siz benim böyle bir şey yapmadığımı biliyorsunuz.

Değil mi Emre Bey?

Yani sonuçta senin bilgisayarından atılmış mailler.

Ama ben atmadım o mailleri Emre Bey! Yemin ediyorum size!

Kimse bu ajan, gelmiş benim bilgisayarımdan atmış.

Niye böyle bir şey yapmış? Anlayabilmiş de değilim yani.

Neden bu suç şu an benim üzerime kaldı?

Hiç anlayamıyorum.

Ama siz bana güveniyorsunuz değil mi Emre Bey?

Birazdan gönderiyorum.

Leyla'nın mailinden düşecek.

Tamam mı?

Gelir gelmez haber ver. Silmemiz lazım.

Anlaştık.

Tamam, sakin ol.

Tabii ki güveniyorum sana.

Bak sana söz veriyorum.

O ajanı bulacağız.

Seni de temize çıkaracağız. Tamam mı?

Tamam.

Haydi şimdi eve git.

Can senin geldiğini duyarsa, sinirlenir.

Tamam mı?

Peki Emre Bey.

İyi günler.

Bu ne?

Arzu Taş'a bunu mu giydireceğiz?

Yakın bunu.

Peki Aylin Hanım.

[Telefon sesi]

Efendim aşkım?

Aylin.

Abim işi senin aldığını öğrendi.

Arzu'yu ikna etmeye gidiyor Ağva'ya.

Hayatta ikna edemez.

Bu sefer sağlam bağladım Arzu'yu.

Emin misin?

Bak abimi tanıyorsun. Değil mi?

O işi almadan gelmez buraya.

Eminim Emre.

En zayıf yerinden vurdum bu sefer.

Güzellik takıntısından.

Şimdi çalışıyorum. Kostüm seçmem lazım.

İyi, tamam.

[Kuş sesleri]

Takmamışsın yine yüzüğü.

O kadar mı önemsemiyorsun nişanlını?

Hava çok sıcak.

Parmağımda bir bollaşıyor, bir daralıyor.

Hava sıcak değil mi?

Gidelim mi artık?

Gel, gel.

Bence artık ben kullanayım.

Buraya kadar iyiydim ama.

Harikaydın.

Leyla!

Leyla!

Dursana! Beklesene!

Ne var Güliz?

Ne dedi Emre Bey? Ne oldu? Kovuldun mu?

Bu ne biçim bir soru Güliz?

Yerimde gözün var galiba senin. Hayırdır?

Emre Bey'in asistanı falan mı olmak istiyorsun?

Kalsın canım Can Bey dururken.

Aşk olsun Leyla! Ben sana destek olmak istedim kovuldun mu diye.

Ama sen hala aynı gıcıklığındasın.

Kovulmadım Güliz. Tamam mı? Kovulmadım.

Tamam Leyla. Anladım, tamam.

Kovulmak yok. Tamam.

Ayrıca Can Bey ve Emre Bey konuşacaklar.

Ve her şey yoluna girecek.

Benim ajan olmadığım anlaşılacak.

Ama o dört göz, optik Nazım var ya...

...işte onun benden çekeceği var.

Çok iyi oldu bu yan yola girdiğin.

Ama bu benim yüzümden değil.

Bu sizin yüzünüzden.

Çok güzel. Telefon da çekmiyor.

Ne yapacağız şimdi?

Ne yapacağız? Yürüyeceğiz.

Nasıl yürüyeceğiz ormanda? Kayboluruz burada.

Acaba beklesek mi?

Neyi beklesek Sanem?

Ayrıca benim yön duygum çok iyidir. Bana güven.

Arabadan montumu alır mısın?

Sana zahmet.

Anahtarı da al.

Sana güveneceğime taşa güveneyim daha iyi.

Haydi.

Geldim.

Kalsın araba burada. - Buyurun.

Şuraya at ayağını.

Dikkat et. Çamur buralar.

Beyaz giyecek zamanı bulmuşsun.

Örümcek otu çiçeği. Çok güzeller!

Sanem pek çiçek toplama zamanı değil gibi sanki.

Ama Can Bey, bunlar çok zor bulunuyor.

Yani bunlar yabani çiçek. Biraz toplasam.

Ne yapacaksın o çiçekleri?

Bunlarla parfüm yapacağım.

Kendi parfümünü kendin yapıyorsun yani.

Çok iyi.

Yani o bildiğiniz şişedeki parfüm gibi değil.

Kremini yapıyorum. Anneannemin tarifi.

Kokusu çok değişik.

Yabani çiçekler gibi.

Sen demek ondan öyle...

Nasıl öyle?

Yok bir şey.

Sen topla çiçekleri, gidelim sonra.

Tamam. Bitti zaten.

Çok sinek var. - Evet.

Isırıyorlar da.

Hayırlı işler Nihat abi.

Sağ ol Mustafa'cığım. Sana da hayırlı işler.

Al, Nihat'çığım.

Sağ ol canım.

Bakkala müşteri çıktı mı Nihat?

Yılmaz'ın amca oğlu varmış.

Ama o da galiba parayı toparlayamamış daha.

Olmaz zaten o canım! Olmaz o.

O, titiz değil bir kere.

Kir pas içinde... Buralar pasaklı pasaklı…

Toz içinde kal...Yok olmaz. Ona veremeyiz zaten.

Bir de Celal'in bir asker arkadaşı varmış.

O da galiba bankadan bir yerden kredi ile ilgili haber bekliyormuş.

O da olmaz.

Kim biliyor muyuz?

Hırlı mı hırsız mı? Ailesi kim?

Anası, dadası kim? Gangster mi? Olmaz. Biz öyle insanlara veremeyiz.

Tamam. O zaman ben bundan sonraki adaylara şöyle diyorum.

Yanınızda gelirken GBT getirin.

Ondan sonra, sağlık raporu getirin.

Hakkınızda bir takım bir şeyler var mı? Benim karımın içine sinmiyor.

Gangster misiniz nesiniz bunu… - Nihat.

Tamam. Şaka yaptım, şaka.

Nihat.

Alacak olan kişiye söylesek...

...bakkalın ismini değiştirmese.

Söz ver. Olmaz mı?

Olur.

Ona derim ki...

...ben tam otuz sene önce buraya geldiğimde…

…adını bile bilmediğim bir kadına Leyla dedim.

Sonra onu çok sevdim.

Onunla evlendim.

İlk doğan çocuğumuza da Leyla adını verdim.

O yüzden bu bakkal çok önemli.

Bunu değiştirme derim. Tamam mı?

Şarkımızı da söylersin belki.

Yok artık!

Birisi duyacak!

Kim duyacak Allah aşkına?

Nihat, ne zamandır söylemiyorsun. Ne olur!

Tamam hadi. Tamam. Bak...

...bir daha da söylemem.

Tamam.

Leyla...

Leyla!

Kız, ne oldu sana?

Gel bakayım.

Oy ben sana kıyamam!

Otur çocuğum.

İş hayatım bitti bence.

Öyle söyleme kızım. Sen daha hayatın başındasın.

Hiçbir şey bitmez. Öyle şey olmaz!

Yok. Bu sefer kesin bitti baba.

Leyla?

Bir şey diyeceğim sana.

Gel ben sana yaşam koçluğu yapayım.

Bak vallahi yemin ediyorum çok iyi gelecek sana. Güven bana.

İyi haydi, yap.

Yapacak başka bir işim yok zaten. Hadi gidelim.

Bir dakika dur! Sen benden randevu aldın mı?

Bence almadın.

Ben bir bakayım.

Müşteri var mı diye. Çünkü biraz yoğunum.

Var. Bugün bir müşterim varmış.

Ben seni kesin arayacağım ama tamam mı? Kesin, söz.

Haydi ben kaçtım! Ciao!

Ciao ne demek kız?

Ciao, İtalyanca görüşürüz demek.

Elveda gibi bir şey.

Kız, git sen bu Ayhan'a.

İtalyanca falan böyle bir öğrenirsin.

Başka iş bulursun!

Bak ne güzel.

Sanem de hanım hanım ofiste.

Aman çok güzel! Çok güzel.

Yavrum! Seni ben...

Çocuğum benim!

Ben çocuğuma çay koyayım mı?

Yavrum!

Can Bey, kaybolduk. Farkında mısınız?

Yani yön duygum iyidir derken neyi kastettiniz gerçekten anlamıyorum.

Ama kaybolduk.

Ağacın dibinde yosun tutmuş şekilde bulacak arama kurtarma bizi.

Kurtlara yem olacağız!

Otel! Şahanesiniz!

Ben valeyle konuşayım, ormandan arabayı aldırsın.

Sen de o arada check-in yap. Tamam mı?

Sizde.

Bekliyor musunuz?

Merhabalar, kolay gelsin. - Merhaba. Hoş geldiniz.

Hoş bulduk. Bir toplantı suite’i ayarlanmıştı.

Can Divit adına.

Can Divit mi dediniz?

Kendisi burada mı kalıyor?

Evet. Siz...

Arzu Taş ben.

Siz de asistanısınız sanırım.

Evet, asistanıyım.

Ben sizi daha önce gördüm zaten.

Dergilerde boy boy fotoğraflarınızı. Bacaklarınız da baya uzunmuş.

Siz de çıkış yapıyordunuz herhalde. Yanlış anlamadım.

Bir an önce yapın o zaman. Trafiğe hiç kalmayın.

Ben Can Bey'e mutlaka selamınızı iletirim.

Lütfen, siz hanımefendilere öncelik verin.

Çıkış yapıyorlar çünkü.

Bir saniye, bir saniye.

Hemen uçuşları iptal et Sude. Bu gece de burada kalıyoruz.

Arzu'cuğum, ne oluyor şimdi?

Can Divit diyorum şekerim. Can Divit.

Yakışıklı, cool, akıllı, zengin.

Ve bekar.

Bizim bavulları hemen geri getirsinler. Bu gece burada kalıyoruz.

Mükemmelsin!

Yani haddim olmayarak. Siz iyi olduğunuza emin misiniz?

Evet. Ben çok iyiyim.

Yok. Cildinizde bir kuruluk, renkte bir sararma…

...hiç sağlıklı görünmüyorsunuz.

Garip görünüyorsunuz. Bakın.

Hayır. Şahanesin! Her zaman söylüyorum tatlım.

Mükemmelsin!

Bana hemen spa'dan bir randevu ayarla.

Hemen hazırlanmam lazım.

Can Bey daha ne kadar burada?

Günlerce, gecelerde burada.

Siz keyfinize bakın.

Ne oluyor Sanem? Ne yapıyorsun?

Can Bey boşu boşuna gelmişiz.

Arzu Hanım otelden ayrılmış. Size de selamlarını iletmiş.

Bence yavaş yavaş geri dönelim.

Yok, yok.

Arzu Hanım hala otelimizde. Vazgeçti. Bunlar onun bavulları.

Giriyorum ben o zaman.

Odanız burası efendim. - Buyur, çok teşekkürler.

Ben bir duşa gireyim çok acil. Üstüm başım leş.

Bir dakika, bir dakika!

Ver şu parayı. - Niye?

Ne demek niye?

Bundan sonra kimsenin işine burnunu sokmamayı öğrenirsin.

Aldım paranı.

Kıyafetlerini alır kaçarım.

Süper fikir!

Bu dövme albatros dövmesi miymiş?

Albatros dövmesi bu.

Şaka mı?

Nasıl yani?

Çok uzun süredir var bu dövme Sanem.

Ne oldu?

Albatros dövmesi?

Yani bu çok...

...bu çok anormal bir tesadüf.

Gerçi...

...yani normal olsa tesadüf olmaz. Değil mi?

Aradın mı Arzu'yu, Sanem?

Yani aldın mı randevuyu?

Evet, evet.

Aldım. Hatta öncesinde de...

...kuru temizlemeye götüreceğim bunları. Temizlensin kıyafetleriniz.

Ben duşa gireyim de onu başka şekilde mi halletsek?

Kuru temizleme uzun iş. Fırçalayalım. Islak mendil falan. Beklemeyelim yani.

Yok yani...

...beklemeseniz ne olacak?

Arzu Hanım ile görüştüm. Bir iki saat işi varmış.

O yüzden o zaman kadar temizlensin eşyalarınız.

İyi, tamam. Götür o zaman.

Ama acele et.

Tabii tabii.

Siz de böyle Zeus gibi dikil...

Güzelce duşunuzu alın.

Ben halledip, geliyorum.

Kolay gelsin.

Sağ olun.

306. Ne zaman alırım?

On beş dakikaya odanıza göndertirim. - Yok.

Acele etmeyin.

Yavaş yavaş. Özenle temizleyin.

Akşama kadar vaktimiz var.

Hiç acele etmeyin.

Merhaba.

Arzu Hanım içerde mi?

Şu anda masajda.

Peki masajdan çıktıktan sonra siz bana haber verseniz.

Vermezsiniz.

İyi o zaman. Ben birazdan tekrar uğrarım.

Kolay gelsin.

Neredesin?

Ağva'dayım.

Bir aksiyon, hep aksiyon.

Ağva'da senin ne işin var Sanemsi?

Sanemsi mi?

Mahalleye mi gelmiş? Selam söyle.

Zebercet mi o?

Ne Zebercet'i?

Sen devam et.

Can Bey ile Ağva'da oteldeyim.

Şimdi odada çıplak olduğu için giremiyorum odaya. Dışardayım.

Kızım...

..bir sen çıplak bir o çıplak.

Ben hiçbir şey anlamadım ki!

Can Bey şimdi şirketi satmaya çalıyor ya.

Ben de türlü, zeki hamlelerle işini bozmaya çalışıyorum.

Arzu Hanım var ya. Hiç işle falan alakası yok.

Can Bey’i kafalayıp sevgili olma derdinde.

Kadını görsen fıstık gibi.

Manken zaten. Tahmin edersin.

Ama duruma el attım.

Can Bey’in kıyafetlerinin hepsi kuru temizlemede.

Odada çıplak.

Odada çıplak olunca ne oluyor? Odada çıkamayacak ve...

Hayır!

Ne oldu?

Sanemsi? Alo?

Alo? Ne oldu?

Ne oldu? Ayhan ne oldu?

Vallahi bir şey oldu!

Muzo bir dur Allah'ını seversen.

Can Bey, kıyafetiniz hazır. Buyurun.

Ben alayım onları.

İki saniye bekler misin? - Tabii.

Paraya gerek yok.

Buyur kardeşim. - Çok teşekkür ederim.

Can Bey buyurun.

Ben bir üzerimi değiştireyim. - Hadi değiştirin.

Hanımefendi, parayı verir misiniz lütfen?

Allah Allah!

[Telefon sesi]

Ben bakayım! Ben bakayım!

Alo?

Merhaba Can Bey.

Ben Arzu Taş'ın menajeri Sude.

Arzu otelde olduğunuzu öğrendi. Bir kahve içmek ister. Ne dersiniz?

Merhaba. Ben zaten Arzu Hanım ile görüşmeye geldim.

Kaç gibi buluşalım?

Bizim bir saate kadar işimiz bitiyor.

İsterseniz çıkınca yeri kararlaştıralım. Olur mu?

Tamam. Sizden haber bekliyorum o zaman.

Tamam. Görüşmek üzere.

Vallahi Sanem helal olsun. Bunu da halletmişsin. Şaşırtıyorsun beni.

Ben bir soğuk su alayım.

Çok soğuk bir su olsun.

Hadi! Bitti mi?

Bitmedi.

Çok soru var. Bildiklerimi yapıyorum önce.

Vaktim kalırsa, diğerlerine döneceğim.

Ayhan, vergi dairesi diyor. Ben bunu niye dolduruyorum?

Bak.

Bu, müşteri bilgi formu. Tamam mı?

Sizler bunları doldurduğunuzda...

...ben sizin hakkınızdaki bütün bilgilere sahip olmuş oluyorum.

Hani bakayım.

Burayı boş bırakmışsın.

Pasaport diyor.

Benim pasaportum yok.

Ayrıca sen benim hakkımda her şeyi biliyorsun.

Biz yirmi senedir karşılıklı oturuyoruz.

Zebercet, sen Sanem'i istiyor musun?

Aşk olsun.

Deniz, suyu istemez mi?

Ay, güneşi istemez mi?

Kafa, beyin istemez mi?

O zaman kural bir.

İtiraf etmek yok.

Kural iki.

Ayhan bir şey söylüyorsa, onun bir bildiği vardır.

Kural üç.

Ayhan ne derse, doğrudur.

Kural dört.

Ödemeler nakit.

Onu da peşin alıyorsun.

Al.

O zaman anlaştık diyebiliriz.

Haydi bakalım.

Yaşam koçu. Koç!

Pardon?

Biraz önce telefonla konuştum ben. Şimdi çekmiyor. Nerede çeker telefon?

Ne bileyim ben.

Şunu al.

Vallahi bir çekiyor, bir çekmiyor.

Bazen çekiyor, bazen çekmiyor.

Çok sağ ol ya bilgi için.

Biliyorsun onlar geldiği zaman...

Alo?

Emre Bey?

Çok pardon. Bir saniye.

Bir dakika!

Alo? Alo?

Çok pardon. Şu tarafa doğru geçer misiniz?

Çok teşekkürler.

Alo?

Emre Bey.

Arzu Hanım ila Can Bey'in görüşmesine engel oldum ama menajeri aradı.

Takriben yirmi dakika sonra işler çığırından çıkabilir.

Çıkabilirdi.

Çok iyi bir fikrim var.

Bu plandan çok umutluyum.

İyi günler.

Teşekkürler abla. Geç, geç.

Hiçbir kızla fotoğrafı yok.

Afrika'da ücra köyler.

Göçmen fotoğrafları.

Sergiler.

Bu adam kesin yalnız!

İnanmıyorum ya!

Resmen beni görmek için gelmiş!

Unutmamış belli ki.

Nasıl yani?

Siz tanışıyor musunuz?

Yani.

Avrupa'da, Amerika'da karşılaşıyoruz.

Konuşmuyor pek benimle ama...

...belli ki etkilenmiş.

Etkilenmiş.

Arzu?

Bu Can, Fikr-i Harika’nın sahibinin oğluymuş!

Evet. Ne var bunda?

Ne demek ne var şekerim?

Sen bu adamla bugün sözleşme iptal etmedin mi?

Bir dakika ama. Belki de seni ikna etmeye geldi.

Olamaz mı?

Olabilir.

Yok.

O, öyle şeylerle uğraşmaz pek.

Koskocaman fotoğrafçı.

Gerçek bir sanatçı.

Dünyayı geziyor adam.

Bir iki gün gelip gidiyor İstanbul'a.

Öyle diyorsun ama...

…ben yine de biraz şüphelendim.

Tatlım, ikna etmeye geldiyse, ikna etsin o zaman. Değil mi?

Tabii. Doğru söylüyorsun şekerim.

Bir şey diyeceğim Sude.

Sanki kollarım biraz kalınlaşmış.

Böyle bir şiş, çirkin hissediyorum kendimi.

Kilo mu aldım ben?

Hiç öyle şey olur mu tatlişkom?

Bakayım. Sen süpersin!

Sen mükemmelsin!

Sen Arzu Taş'sın!

Ayhan! Ayhan!

Burası hangi dağın başı Ayhan? Nereye geldik?

Evden uzaklaştık. Endişeleniyorum.

Ayrıca Sanem nerede? Telefonda ne konuşuldu?

Bunları bilmek benim hakkım.

Danışmanlık ücretimize, en yakın arkadaşın gizli bilgileri dahil değil.

Ne dahil acaba o altmış TL'ye?

Sanem'in kalbine giden yollar.

Vallahi mi?

İşte beni yakaladın.

Bana bunlarla gel. Şimdi ne yapıyoruz?

İlk görevimiz ellerin.

Muzo bizim bu terleme olayına bir çözüm bulmamız lazım.

Ayhan’cığım, hani ben böyle mükemmeldim.

Eldir bu, terler.

Alın teri kutsal da el terini niye elinin tersiyle itiyorsun?

Ayrıca ben kendimi böyle beğeniyorum.

Ben seni böyle beğenmiyorum ama.

Allah Allah!

İlk kuralı hatırla.

İtiraz etmek yok!

Geldik zaten. - Nereye geldik?

Skin beauty.

Ne demek? Skin beauty.

Cildin güzelliği demek.

Seni güzelleştireceğiz. Ayhan’ın ellerine bırak kendini.

Ben biliyorum böyle yerleri. Para tuzağı buralar.

Güzelleşeceksin işte!

Cilt bakımı diyor.

Geldiğimizden beri alıcı gözle bakıyorum.

Koltuklar, kanepeler, mobilyalar. Hepsi konsept.

Of...

Kolay gelsin.

Çiçeklere bakıyor musun sen? Şu çiçekleri görüyor musun?

Hepsi özel yapım. Gerçek gibi yapmışlar hepsini.

Her yer tablo. Her yer sanat eseri.

Çelik konstrüksiyon var şurada. Dünyanın parası!

Bunun da bir faturası olacak.

Bunun faturasını kim ödeyecek acaba sevgili yaşam koçum?

Seninle ben ödeyeceğiz. Daha çok da ben ödeyeceğim.

Sen ne cimri adam çıktın Muzo.

Allah Allah!

Senin için yapıyoruz herhalde bunları.

Benim için başka bir şey yap!

İmajımı değiştir. Beni sevdir.

Beni Sanem'e sevdir.

Elimle uğraşmak nedir? Terliyor işte. Ayrıca mekan da sıcak.

Mekansal bir problem olabilir.

Diyorsun. - Diyorum da dinletemiyorum.

Hoş geldiniz.

Hoş bulduk hocam.

Hocam!

Saygılar.

Hastamız sizsiniz anlaşılan.

Yok. Taş gibiyim affedersiniz.

Sadece ellerim biraz terli.

Şimdi elinizdeki ter problemini on dakika içerisinde…

…çok kolay bir yöntemle çözebiliriz botoksla.

Botoksla!

Botoksla evet. Evet.

Botoks ne?

Şimdi botoks şöyle bir şey.

Elinize… - Elinize..

...ne gerek var elinizle.

Bence duymaya gerek yok.

Zaten yapılınca biz görmeyecek miyiz bunu?

Tabii. Bir de zaten hanımefendinin alanı.

Muzo'cuğum.

Sen şimdi biraz otur. Bekle.

Hatta bak dergi var burada. Dergi oku.

Oyalan. Tamam mı? Geliyorum hemen.

Tamam.

Bir saniye bakar mısınız?

Pazarlık yap. Pazarlığı sıkı tut.

Konuşacağım oğlum zaten. Sakin ol.

Kazık attırma bana. Ayhan para kolay kazanılmıyor!

Hocam şimdi şöyle.

Bu arkadaşın iğneye fobisi var.

Yani iğne görünce bayılıyor falan.

Biz bunu nasıl yapabiliriz?

Bu işlemi falan hani iğneyi göstermeden yapabilmenin bir yöntemi var mıdır?

Hanımefendi, botoks iğneyle yapılan bir işlem olduğu için…

…çok da imkanlı değil yani. Nasıl yapacağız göstermeden?

Nasıl göstermeyeceğiz? Siz de haklısınız.

Ayhan?

Ayhan, bak ne diyor? Bak!

Aşk acısı çeken insanlar daha çok yaşarlar.

Senin adına çok sevindim o zaman Muzo.

Bu arada, ben kendisinin yaşam koçuyum.

Ayhan ben, hocam.

Tebrik ederim.

Meslektaşız yani.

Bu botoks işlemini hemen yapıp bitirebiliyoruz değil mi şu an?

Yaparız tabii. On dakikalık bir işlem. Hemen.

Emre'ciğim?

Niye bakınıp duruyorsun? Üniversite kafesindeyiz.

Kim görecek bizi burada?

O yüzden değil.

Abim falan biliyorsun işte.

Babam görecek bitti. Abim görecek başladı.

Ne bela kadınmışım ben ya!

Sen benim başıma gelen en güzel belasın!

Aman Emre.

Baksana işten güçten aşkımızı yaşayamıyoruz doğru dürüst.

Arzu'nun telefonu da hala çekmiyor.

Aylin?

Ne kadar hırslı olduğunun farkında mısın?

Gözün dönüyor iş meselelerinde.

Biz ona başarılı iş kadını diyoruz aşkım.

Senin Sanem'den haber yok mu hala?

Aradım, ulaşamadım.

Merak etme.

Can az sonra red cevabını alır, geri döner.

(Çığlık atıyorlar)

Çok affedersiniz.

Can Bey size bunu göndermemi istedi.

Tekne turu varmış da. Sizi orada bekliyor olacakmış.

Tamam da sen kimsin?

Ben resepsiyonda çalışıyorum.

Biraz grip olmuşum da.

Patronum maske tak, öyle çalış dedi.

Tamam canım. Haydi sağ ol.

Sude!

Seninle ben diyor! Tekne turu diyor!

Bakayım!

Süper!

Bana resmen aşkını ilan etmeye gelmiş!

Yavaş!

Maskeniz çatlayacak. O yüzden söyledim.

Haydi, haydi! Ben de geleceğim.

Gizlice bakacağım.

Haydi, haydi.

Koş Sude!

Kadına da yetkili servis dedik ama...

...hapla falan tedavi edecekse, biz onu eczaneden alırdık.

Yemin ediyorum kazıklanacağız. Sosyetik yere geldik yeminle.

Ne taktın sen şu paraya?

Bir rahatlasana Muzo!

Evet. İçeriye doğru geçebiliriz.

Arkadaşlarımız odamızı hazırladı. Buyurun lütfen.

Tabii buyurun estağfurullah. Siz buyurun hocam önden.

Buyurun lütfen.

Estağfurullah.

Hocam bize bir iki dakika? - Tabii.

Muzo.

Korku dediğin nedir ya?

Sen şimdi korkularında yüzleşeceksin.

Botokstan korkmak nedir?

Botokstan korkmak nedir? Ben botokstan korkmuyorum zaten.

Yani sadece hastaneden korkuyorum.

Şu kokuya baksana böyle.

Peki bu hastanede seni tam olarak korkutan şey nedir?

Faturanın yüklü gelmesi.

Faturayı yüklü getirecekler bunlar. Kazıklayacaklar bizi.

Burası sosyetik yer. Üçlük beşlik olacağız biz.

Bırak şu faturayı bir kenara.

Bir rahatla. Şöyle derin nefes al.

Bak.

Botokslu bir dünya düşün.

Ellerinin terlemediği, Sanem’in seni sevdiği.

Sana aşık olduğu bir dünya düşün.

Sanem ile el ele, kol kola bir dünya.

Botoks nedir ya?

Kim ulan botoks?

Beni biliyorsun. Taşı sıksam, suyunu çıkarırım.

Botoks nedir ya?

Botoks nedir?

Gelin, gelin. Tam zamanı.

Haydi başlayalım bakalım artık.

İğne!

Hocam!

Bayıldı şey...

Hocam bu bayıldı.

Doğal anestezi diyelim. Botokslayalın gitsin.

Haydi o zaman.

Niye aramadılar hala ya?

İsterseniz ben odalarını arayayım.

Arayım onları, sorayım. Olur mu? - Olur, ara.

Bir an evvel halledelim, gidelim.

Alo?

Merhabalar, kolay gelsin.

Acaba Arzu Taş’ın odasına bağlayabilir misiniz?

Çıkt...

Çıktı mı?

Öyle mi?

Tamam, teşekkürler.

Şey..az önce bisiklet turuna çıkmışlar.

Bisiklet turu mu?

Evet.

Anca akşama döner diyorlar.

Akşama mı dönerler?

Allah Allah ya! Oyun mu oynuyor benimle bu kadın?

Siz de az yapmadınız Emre Bey.

Ne yapmadım Emre'ye?

Can Bey.

Belli ki bu kadın bizimle görüşmek istemiyor.

Acaba Emre Bey’i mi arasak? O mu aracı olsa?

Ya da biz geri mi dönsek artık?

Ben buraya kadar geldim. Halletmeden dönmem.

Nereden kiralanıyormuş bu bisikletler? Gel, bakalım.

Can Bey?

Koskoca ormanda yakalayabilecek miyiz Arzu Hanım’ı?

Yani hiç gitmesek mi?

Rotayı otelden verdiler zaten.

Gidiş dönüş bir yerler yakalarız.

Yakalarız diyorsunuz.

Bisikletin rengi bir acayip ama yapacak bir şey yok.

Otelde bir tek bunlar varmış.

Ben çok hızlı kullanamam ama.

Ben de yarışırız diyordum.

Ne oldu Sanem?

Ya...

Ben burayı bir dergide okumuştum da.

İki dakika durabilir miyiz?

Tabii, tabii durabiliriz.

Sen tabii dergide görünce unutmuyorsun değil mi?

Yalnız biraz dikkat et. Orası biraz dik. Uçurum aşağısı.

Tamam.

İşte!

Gelin Kayası!

Yani geline benzettikleri için bu ismi takmışlar.

Hikayesini biliyor musunuz?

Yok, hayır. Bilmiyorum.

Ama sen anlat. Ben severim hikayeleri.

Olur, anlatayım.

Ağva'da yaşayan çok güzel bir kız varmış.

Ama Ağva'nın dışına hiç çıkmamış.

Sonra günün birinde...

...yabancı bir adam gelmiş Ağva'ya.

O da tüm dünyayı tekneyle dolaşan bir kaptanmış.

Bu zamana kadar sevdiğini bulamamış.

Ama Ağvalı kızı görünce, ona hemen aşık olmuş.

Kız da ona aşık olmuş tabii.

Sonra evlenmeye karar vermişler.

Kaptan babasından istemiş kızı.

Babası da ben yabancıya kızımı vermem demiş, reddetmiş.

Sonra da kaçmaya karar vermişler.

Neyse ben sıkmayayım şimdi sizi.

Yok, hiç sıkmadın beni. Merak ettim gerisini.

Sonra genç kız sözleştikleri gibi sahile gitmiş kaptanı beklemeye...

...gelinliğini giyip.

Ama...

…saatlerce hatta günlerce kaptan gelmemiş.

Kız da çok üzülmüş.

Ben eğer sevdiğime kavuşamayacaksam…

...ya kuş olayım, ya taş olayım demiş.

Sonra da taşa dönüşmüş.

Hüzünlüymüş.

Ya aslında öyle değil. Kızcağ...

Bence başımıza bir şey gelmeden artık buradan çıkalım, dönelim.

Ama Arzu Hanım'ı arayacaktık.

Boş ver. Kendi ararsa arar. İçimden gelmiyor artık.

Kendi bilir.

Haydi. Dikkat et.

Müsaitliğini bekliyoruz.

Arzu Hanım merhaba. Ben de sizi arıyorum her yerde.

Bunu duymak ne kadar da güzel.

Ben de sabahtan beri sizin peşinizdeyim.

Tekne turuna da gelmediniz.

Kalbimi kırdınız.

Bisiklet turu değil miydi o?

Resepsiyon karıştırdı herhalde.

Yani otelde bir tur, bir tur.

Aktivite dolu otel. Herkes tur tur geziyor.

Buyurun içeride konuşalım.

İçeride mi?

Odada mı konuşacağız? Aşağıda konuşsaydık.

Asistanınız da pek heyecanlı galiba.

Odayı açayım ben size.

Buyurun Arzu Hanım.

Ne ikram edeyim size? Ne içersiniz?

Detokstayım. Şu an hiçbir şey içemem.

Lütfen bana artık Arzu deyin.

Kaçıncı karşılaşmamız oldu artık yani.

Ben de size Can diyeyim. - Ne münasebet!

Ne münasebet. Bir şey içmeden olur mu öyle?

Soğuk bir su falan getireyim en azından.

Hani terlemişsinizdir.

Artık o üst başla nasıl terlenecekse…

Tamam, alayım.

Can, biz baş başa konuşsak diyordum.

Olur. Terasa çıkalım.

Getiriyorum o zaman ben suyunuzu.

Arzu Hanım, benim buraya gelme nedenim...

Odanın manzarası çok güzelmiş.

Buyurun suyunuzu getirdim.

Ama yeterince soğuk mu bilemedim. İsterseniz beraber bakalım derecesine.

Yeterince soğuk. İyi yani, iyi.

Bir şeye ihtiyacınız olursa, ben buradayım.

Teşekkürler Sanem.

Bir şeye ihtiyacımız yok.

Tamam. Çıkayım yavaş yavaş.

Bardağı da alayım. - Yok, bende kalsın.

Çok tatlı kız ya. - Öyledir.

Hiçbir şey duyamıyorum ya!

Ne yapacağım?

Yani şu an iyi ki paparazziler yok etrafta.

Yani düşünsene. Bizi bu şekilde görselerdi.

Yani sen ülkenin en trend bekar erkeği.

Ben de en trend top modeli.

Hemen başlık atılır.

Yılın çifti!

Evet, iyi ki yok paparaziler.

Evet. - Haklısın yani.

Arzu, ben sana yaptığım teklif hakkında konuşmak istiyorum.

Teklif derken?

Aslında ben de sizinle çok çalışmak istiyorum Can.

Aylin ile yaptığın sözleşmeyi kabul etmiyorum.

Yani bunu bozacağım. Haberin olsun.

Şirket olarak sana ihtiyacımız var.

Yardımın gerek.

Hiçbir şey anlamıyorum ki!

Senin bu asistan da pek ilgili yani.

Neyse. Ne diyorduk?

Ben böyle bir şeyi kabul edemem Arzu.

Sabah bizimle sözleşme imzalıyorsun.

Sonra bir anda vazgeçip Aylin ile anlaşıyorsun.

Bu kabul edilebilir bir şey değil.

Sizinle derken? Senin ajans yani?

Babanın ajansı.

Sen işin başına mı geçtin?

Bir süreliğine.

İnanmıyorum ya!

Bütün bu meziyetin üzerine bir de bunu mu ekledin?

Ben senin patron olduğunu bilmiyordum ki.

Aylin ile çalışma. Bize geri dön.

Yani...

...dönemem ki. Çünkü...

...Aylin bana şantaj yapıyor.

Ne!

Şantaj mı?

Ne şantajı?

Çok utanıyorum.

Arzu.

Bir çözüm buluruz. Sen söyle lütfen.

Ama sen böyle gözlerimin içine bakıp lütfen deyince…

...bütün yelkenlerim suya iniyor.

Ya benim eski fotoğraflarım var.

Böyle şişko, tek taş, yüzümde benler...

Aylin, onları bana karşı kullanıyor.

Düşünsene onları sosyal medyaya verse...

...rezil olurum ben Can! Rezil olurum.

Kendin koy sosyal medyaya. - Ne?

Kendin koy. Ondan önce davran.

Bilmiyorum.

Bana güven.

Fotoğrafları kendin koy ve altına...

…’kendimi her halimde seviyorum, güzellik görmeyi bilenedir’ yaz.

Ay çok şairane!

Sen bunları nereden biliyorsun?

Hemen koyuyorum. Çok heyecanlandım!

Koydum!

Ne çekmez yer ya!

Alo?

Emre Bey?

Emre Bey? - Alo?

Sanem sabahtan beri arıyorum. Telefonun kapalı. Ulaşamıyorum sana.

Ne? Duyam.. Telefon çekmiyor burada.

Ben neler çekiyorum burada bir bilseniz.

Can Bey ile Arzu Hanım’ın görüşmesine engel olamadım.

Ne diyorsun sen Sanem? Ben sana ne dedim?

Tam gelmiyor sesin.

Efendim?

Ne diyorsun sen Sanem? Ben sana ne dedim diyorum?

Arzu Hanım, Can Bey’e ahtapot gibi yapıştı yani.

Engel olamadım.

Ne konuştular?

Vallahi kadın ben sizle çalışmak istiyorum gibi bir şey dedi ama…

...devamını duyamadım.

Sen onları ayırmaya bak.

Bir gelişme olursa da beni haberdar et. Tamam mı?

Tamam. Tamam!

Of! Nasıl yapacağım ya?

İnanmıyorum ya!

Tam yedi dakikada, bin iki yüz kırk ‘like’ almışım!

Çok iyi! Sen bir dahisin Can!

Bak!

Gördüğün gibi artık Aylin ile çalışmana gerek kalmadı.

Aylin ile sözleşme imzaladım.

Biliyorsun buna çok zorluk çıkartacak.

Karşılığında bana ne teklif ediyorsun?

Sen ne istiyorsun?

Orasını daha sonra konuşuruz.

Ama işle ilgili, benim fotoğraflarımı çeksen yeter.

O, olmaz işte.

Ben moda fotoğrafları çekmiyorum.

Ama sana en iyi… - En iyisi sensin!

Geldim!

Üşütmüşsünüzdür diye düşündüm.

Güneş gidiyor gibi oldu da.

Üşütmeyin dedim.

Şöyle.

Baksana. Gitti güneş.

Sizin de suyunuz iyice ısındı.

Yanmış.

Ben size soğuk bir su getireyim. Olur mu?

Benim suyum da iyi. Şala da ihtiyacım yok.

Hatta hava çok sıcak. Teşekkür ederim.

Allah Allah! Güneş gider gibi oldu ama…

Demek ki ben de kansızlık var da herkesi kendim gibi sanıyorum.

Galiba.

Gideyim o zaman.

Yani bunu uzun birlikteliğin bir başlangıcı olarak düşün.

Sen ve ben.

Beni kim çekse, farketmez yani.

Ha Ahmet çekmiş, ha Mehmet yani.

Ama o zaman işte Aylin ile çalışırım.

Arzu!

Sen ve ben.

Ne olur!

Ne olur! Beni düşünmüyorsan, ajansını düşün.

Lütfen.

Lütfen.

Tamam, tamam. Ben çekeceğim.

Oley! Süper!

O zaman akşam baş başa yemekte kutlarız.

Olur.

Yeter ama ya!

[Alarm sesi]

Yangın var!

Otel yanıyor!

Yangın var! Otel yanıyor!

Kim yanıyor? Nerede yanıyor?

Ne? Ne yangını?

Otel yanıyor.

Kıyafetlerim!

Koş yanıyoruz!

Yangın var! Yangın!

Yangın var! Yangın!

Otel yanıyor!

Yangın mı! Duşta yakalandık!

Kim bastı buna?

Bilmem!

Otel yanıyor! Bence çıkalım bir an önce.

Karnın aç mı?

Evet, açım.

Benim Arzu ile yemek yemem gerekiyor, sen açsan eğer buraya bir şey söyle.

İstemez!

Ben çok güzel bir restoran biliyorum. Kısmet’in Yeri. Dergide okumuştum.

Orada yerim yemek.

Vallahi denizden ne çıkarsa o! Ne çıkarsa bahtına!

Otel yanıyor, otel!

Kız koparttın Müge!

Melahat abla diyorum ki acaba benim saçlarımı siyaha mı boyasak?

Bak şuradaki siyah çok güzel görünüyor.

Böyle komple siyah mı yapsak benim saçlarımı?

Ne diyorsun?

Yanındaki kızıl da çok güzelmiş.

Kızıl da yapabiliriz.

Yarısını siyah yapıp...

...yarısını da kızıl yapalım şöyle uçlarına.

Alevli gibi olur. Nasıl içimden geliyorsa!

Vallahi çok güzel olur bence.

Evet.

Haydi çocuğum. Kalk bakayım sen.

Kalk kalk.

Haydi. Kalk bakayım sen.

Acaba kessek mi benim saçlarımı?

Ne? - Vallahi.

Küt keselim ya. Ferahlarım biraz. Rahatlarım.

Gerçekten. Hatta ne yapalım biliyor musun Melahat abla?

Saçlarımı siyaha boyayalım.

Sonra küt keselim. Mathilda gibi olur.

Çok güzel olur. Ne diyorsun? Keselim mi?

Kesmeyelim canım.

Neden?

Çünkü sen bunalımdasın Leyla'cığım.

Ben mi bunalımdayım?

Yok, ben bunalımdayım.

Kızım.

Bunalımda olan kadın ne yapar?

Devamlı saçıyla oynar.

Böyle keser, boyar.

Sonra eve gider, beğenmez. Zırlar, zırlar.

Kuaföre gelir. Bu sefer kuaföre saldırır.

O yüzden kusura bakmayın Leyla Hanım'cığım.

Biz müessese olarak bugün size hizmet veremeyeceğiz ne yazık ki.

Melahat abla, sen nereden uyduruyorsun bunları?

Ben bunalımda falan değilim.

Gayet iyiyim yani. İşim yerinde, gücüm yerinde.

Hayatımda her şey yolunda yani.

Hizmet veremezmiş!

Ben senden hizmet almıyorum!

Ben kuaföre eleştirilmeye, azarlanmaya mı geldim acaba…

…yoksa saçlarımı mı yaptırmaya geldim? Allah Allah! Gidiyorum ben!

Kız!

Havlunu da götürüyorum ayrıca!

Çocuğum!

Çocuğum!

Hep kuaförler suçlu zaten değil mi?

Ne bağırıyorsun kız çocuğuma?

Ne bağıracağım! Asıl mağdur olan benim, ben!

Ne oldu Melahat abla?

Bırak Allah aşkına!

Eğer müsaitseniz...

...akşama Muzo ile beraber biz maniküre geleceğiz.

Muzo ile mi? - Evet, Melahat abla.

Muzo ile. Ne oldu? Çok mu şaşırdın?

Artık günümüzde erkekler de en az kadınlar kadar bakımlı.

Ben de gündelik hayatın stresinden kurtulmak için…

…kişisel bakımıma özen göstermeye karar verdim.

Artık ben de metropopülerim.

Anan nerede? Ne zamandır görünmüyor?

Şöyle izah edeyim anneciğim.

Anamgillerle size gelmeye bir süre ara verdik.

Sanem'i istemeye kısa bir ara.

Ama kısacık bir ara.

Az dinleneceğiz. Ondan sonra bomba gibi geri dönüyoruz.

O zamana kadar da Ayhan ile biz...

Ayhan ile biz…Muzo ile biz…

...biraz dolaşırız. Geliriz maniküre diye düşünüyorum.

Bir turlarız.

Haydi görüşürüz.

Nihat babama çok selam.

Haydi baş üstüne. Haydi selamatle!

Aramızda demiyor muyum ben sana? - Tamam, tamam.

Bana bak.

Bu Muzaffer ile Ayhan pek bir sıkı fıkı bu aralar.

Sanem'i unuttu galiba.

Demedi deme.

Deme Melahat. Demedi demeyeyim Sen deme.

Haydi!

Can Bey, siz...

Seni görünce dayanamadım.

Ben...

Hayal görüyorum sanki.

Şu an hayal görüyorsun zaten.

Ne yapıyorsun Sanem? Ne yapıyorsun? Kendine gel!

O kadar mutluyum ki.

Yani şu anı hayal bile edemezdim.

Baksana.

Baş başa beraber buradayız.

Artık bir şeyler sipariş edelim mi? Ne yersin?

Benim akşam yemeğim bu.

Detoks.

Ben de bir şey yemeyeceğim.

Bir duble viski alayım.

Pardon? - Buyurun.

Bir duble viski alayım buzlu. Yanında da kahve alayım.

Tamam.

Yani bunun içine mesela maydanoz koyuyorlar.

Muz koyuyor...

Can Bey?

Siz...

Siz Arzu Hanım ile yemek yemeyecek miydiniz?

Erken bitti diyelim.

Oturabilir miyim?

Tabii.

Ne yiyorsun? Ne çıktı bahtına denizden?

Sardalya.

Mevsimi.

Ama çatal bıçak vermiyorlar.

Yani elle yemek gerekiyor. Yiyebilir misiniz?

Bakar mısın?

Bir sardalya da ben alabilir miyim? - Tabii efendim.

Peki zor olmuyor mu?

Yani göçmenleri, mültecileri, Afrikalı çocukları çekmek.

Yok.

İnsan bir süre sonra alışıyor.

Bana açıkçası İstanbul’da uzun süre yaşamak zor geliyor.

Yani dünyada bu kadar dert varken insanların...

…detoks falan derdinde olması bir tuhaf geliyor açıkçası.

Biliyor musunuz ben...

Galapagos’a yerleşeceğim bir gün.

Galapagos’a? - Evet.

Vay! İddialı.

Neden Galapagos?

Yani rüyamda gördüm.

Oraya yerleşip...

…orada kendi romanımı yazacağım.

Yaz tabii.

Kesinlikle yaz. Ben de seve seve okurum.

Bu arada Galapagos, albatrosların da uğrak yeri.

Biliyorum.

Sen utanınca baya baya çocuk gibi oluyorsun.

Sen nasıl bu kadar saf kalabildin?

Bilmem.

Sen üşüdün.

Bu benim elimde duracağına, senin üzerinde dursun zaten.

Teşekkür ederim.

Böyle sizinle sohbet edince...

...ne kadar iyi bir adam diyorum.

Nasıl oluyor da aslında...

Aslında?

Aslında ne?

Leyla'yı neden işten attınız?

Sanem ben Leyla'yı işten atmadım ki.

Bilgisayarının incelenmesi uzun sürdü sadece.

Ya tabii.

Aslında siz meleksiniz.

Bütün bunları iyilik için yapıyorsunuz. Hiçbir art niyetiniz yok.

Maşallah!

Tüm bunlar derken Sanem?

Ne diyorsun? Açık konuşsana benimle.

Siz benim patronumsunuz diyorum.

Niye buradayız diyorum.

Ne yapmaya çalışıyorsunuz? Her şeyin farkındayım diyorum.

Anlıyorum.

Kusura bakma.

Bunda sonra sadece patron göreceksin karşında.

[Telefon sesi]

Efendim.

Geliyoruz.

Araba hazırmış. Gidelim.

(Çığlık atıyor)

Sanem, aradım sana. Ulaşamadım.

Niye bana geri dönmüyorsun?

Arayamadım Emre Bey.

Arzu Taş, Can Bey ile anlaşmayı yaptı.

Engel olamadım. Kusura bakmayın.

Kusura bakarım Sanem.

Sen işin ciddiyetinin farkında mısın?

Abim büyük işler bağladıkça, ajans elden gidiyor.

Şirketi satacak diyorum. Sen hala eğleniyorsun orada?

Emre Bey, ne eğlenmesi!

Kadın tutturmuş Can, Can diye.

Ben ne yapabilirim?

Sanem, benim senin için yaptıklarımı düşün istersen.

Tamam. Haklısınız.

Özür dilerim.

Kovuldum mu ben şimdi? - Kovulmadın.

Ama bundan sonra daha fazla hata istemiyorum. Tamam mı?

Hadi iyi geceler. - İyi geceler Emre Bey.

İyi geceler.

İsterseniz ben kullanayım. - Gerek yok.

Cezası neyse öderim. Haydi bin.

Sanem?

Sanem?

Efendim. - Geldik.

Nasıl? Nereye geldik?

Evine geldik.

Siz benim evimi nereden biliyorsunuz?

Sen uyurken annen aradı.

O verdi adresi.

Can Bey siz annemle bi konuştunuz?

Merak etmiş seni.

Başınızı nasıl bir belaya soktuğunuzun farkında değilsiniz.

İyi geceler Can Bey. Çok teşekkürler.

Artık yarın görüşürüz. - İyi geceler.

İyi akşamlar oğlum.

İyi akşamlar Mevkibe Hanım.

Nasılsınız?

İyiyim, teşekkür ederim. Siz nasılsınız?

Ben de iyiyim. Çok sağ olun.

Buralara kadar zahmet etmişsiniz. Getirmişsiniz kızımızı. Sağ olun.

Estağfurullah! Olur mu öyle şey!

Merhaba.

Ben de Ayhan.

Can ben de.

Can.

Hangi Can?

Can.

Ben Aycan..Ayhan.

Bende.

Memnun oldum.

Merhaba, ben Melahat. Komşularıyım.

Hoş geldiniz. Börek? Yeni yaptım.

Yer misiniz?

Neyli? - Kıymalı.

Süper.

Yapma!

O börek bağımlılık yapıyor.

Sorun değil.

Hoş geldin, Sanem'ciğim.

Hoş geldin bey biladerim. Muzaffer ben.

Siz kimsiniz acaba?

Gecenin bu saatinde mahallemizin güzel kızını evine bırakan.

Can ben. Merhaba.

Elleri ıslak. Elleri leş.

Alacakaranlık Kuşağı’nın tam ortasına düştünüz şu an.

Can Bey benim patronum.

Patron.

Ama eve bırakan bir patron.

Vallahi sağ olun Can Bey.

Can bir insanmışsınız gerçekten.

Her çalışanını tek tek eve bırakmak, neresinden bakarsan baya iş.

Ama Sanem’ciğim evlenince, en azından onun yükünü alacağız.

Sen şey etme Muzaffer.

Can Bey, eve bıraktığınız için çok teşekkür ederim.

Ben arabaya kadar geçireyim sizi.

Buyurun bir çayımızı için. Buralara kadar gelmişsiniz, buyurun.

Can Bey ben arabaya kadar eşlik edeyim.

Can Bey çok yoruldu bugün.

Yarın da iş var.

Buyurun Can Bey. - Ama bekleriz daha sonra.

Bekleriz ama.

Görüşmek üzere. - İyi akşamlar.

Geç oldu. Başka zaman inşallah.

Yine gelin.

Çok teşekkürler Can Bey, sağ olun. - Rica ederim.

Mevkibe, su dökseydin arkasından.

Haydi film bitti mahalleli. Herkes evine! İyi geceler!

Ayhan ben sana yarın anlatırım. Tamam mı?

Zebercet!

Melahat abla gel.

Kız sen var ya! Her şeyi anlatacaksın bana.

Anlatacağım ben sana gel.

Gülten teyze, haydi! İyi geceler.

O Can Bey nasıl düzgün, nasıl yakışıklı, nasıl kibar bir çocuk öyle!

İyi geceler anne.

Bana bak! Buraya gel!

Eğer Can Bey olmasaydı, ben şu an meraktan ölüyordum.

Söylemediğin kalmadı adama!

İlkokul çocuğu muyum ben? Alt tarafı Ağva’ya gittim!

Gözlerime bak.

Anne...

Anne şöyle bakma. Vallahi tedirgin oluyorum.

Senin Can Bey ile aranda bir şey var mı? yok mu?

Nasıl bir şey?

Anne yok öyle bir şey.

Aman!

Hakikaten yokmuş! Olsa şaşardım zaten.

İyi geceler anne. İyi geceler. - Bir dakika! Daha bitmedi.

Sanem!

Can Bey, merhaba. Güliz aradı. Beni çağırmışsınız.

Hoş geldin Leyla. Gel, geçelim şöyle.

Merhaba Deren Hanım.

Ne içersin?

Bir şey almayacağım. Çok teşekkürler.

Bunu verebilirim istersen. - Yok. Afiyet olsun.

Canım çok sıkkın Leyla.

Bütün bilgisayarları incelettim.

Hepsi temiz.

Seninkiyle uğraşıyorlar birkaç gündür.

Biliyorum Can Bey. Ama bakın...

Leyla.

O bilgisayardan Aylin’e mail atılmış.

Bizim bütçeler, projeler falan.

Sonra özel bir program yüklenmiş ve hepsi silinmiş.

İşte kurtarılan mailler, raporlar. Hepsi bende.

Ben yapmadım. - Biliyorum.

Nereden biliyorsunuz?

Kontrol ettim.

Aylin’e mail atıldığında sen tatildeymişsin.

Ayrıca, Aylin dün bir projemizi daha çalmaya çalıştı.

Yine sen ofiste yoktun.

Kıssadan hisse sen ajan olamazsın. Ama senin tanıdığın biri olmalı.

Leyla...

O bilgisayarı kime verdin kullanması için?

Can Bey, bilgisayar benim üzerime zimmetli.

Ama ihtiyaç dahilinde herkes kullanabiliyor.

Yani belgeler falan da bilgisayarın içinde olduğu için.

Bilemiyorum ki! Herkes olabilir.

Tamam.

Kusura bakma.

Üzdüm seni de.

İşine dönebilirsin.

Ama aklına bir şey gelirse mutlaka bana haber ver. Olur mu?

Tamam, Can Bey. Siz hiç merak etmeyin.

Bakın. O ajanı bulmayı en az sizin kadar ben de istiyorum.

Ayrıca ben Emre Bey’i üzecek bir şey yapmam.

Beni tanıdıkça daha iyi anlayacaksınız zaten.

Hatta izin verirseniz, o ajanı ben bulup getireyim size.

İzin senin.

Tamamdır.

Hemen bugün dönebilir miyim ofise?

Tabii, dönebilirsin.

Çok teşekkürler Can Bey.

Sağ olun. Teşekkür ederim.

Ofiste görüşmek üzere. - Görüşürüz.

Kolay gelsin.

Abla?

Ne işin var burada senin?

Sanem, Can Bey benim ajan olmadığıma ikna oldu.

İşe geri dönüyorum ablacığım.

İnanmıyorum!

Çok sevindim.

Vallahi mahvettiler seni. İnanılmaz uyuz oldum.

Uyuz olma, uyuz olma.

Benim keyfim şu an acayip yerinde. Hiç bunları düşünmüyorum bile!

Süper!

Sen benim rujumu mu sürdün yine?

İki dakika sevinilmiyor seninle.

Hemen çirkinleş.

Kaç kere söyleyeceğim benim makyaj malzemelerimi kullanma diye!

Sanem?

Bugün Arzu'ya sen asistanlık yapacaksın.

Yalnız biraz huysuz. Ne derse yap.

Yanından hiç ayrılma. Tamam mı?

Ben ilgilenmem o kadınla.

Efendim?

Güneş geçti başına herhalde.

İlgilenecek tabii ki.

Ne yapıyorsun sen? Kovulmak mı istiyorsun?

İstemiyorum ilgilenmek.

Bugünkü asistanınız Sanem, Arzu Hanım.

Tanışıyoruz kendisiyle.

Öleceğim sabahtan beri! Her yerde sinek var!

Kaşınıyorum.

Sinekler diyor. Öleceğim diyor.

Tamam. Hemen hallediyorum.

Burdaymış.

Pardon.

Arzu'cuğum!

Çekimde yiyeceğim lolipopları getirdim tatlım.

Hepsini mi?

Muhtemelen.

Can?

Can görüyor musun kariyerim için nelere katlanıyorum?

Yani detoks sürecimde vücuduma şeker alıyorum.

Görüyorum Arzu'cuğum. Görmez miyim!

Ayrıca sen niye sevmiyorsun bunları?

Bayılıyorum bunlara. Çok güzeldir bunlar.

Bence sen de seversin.

Organik. Sana özel organik yaptırdım.

Bir şey söyleyeyim mi?

Hiç uzun sürmeyecek. Çabucak bitireceğim.

Yalnız Arzu Hanım'ın makyajı bozulmuş.

Alnı parlıyor. Ona bir bakalım.

Bir şey kokuyor? Ne kokuyor?

Ne yaptın!

Bu ne? Kahverengi bir şey yanıyor orada.

Bu duman ne!

İğrenç bir şey.

Yok. Sinek gelmesin diye kahve yaktım sadece.

Sen beni öldürecek misin?

(Bağıyorlar)

Bir dakika!

Arzu’cuğum bir sakin olur musun? Her şeyi halledeceğiz.

Sen böyle hararet yaptıkça, makyajın bozulmaya devam ediyor.

Arzu Hanım’ın bir saçını düzeltelim. Saçı da bozulmuş.

Makyajım bozulmuş! Saçımı yapacaklar! Yürü!

Var ama orada da var.

Ne yapıyorsun? Ne yapıyorsun?

Ama Can Bey orada daha çok sinek var.

Almış da almış. Oturmuş dükkana aşkım benim.

Mevkibe!

Üç koli de konserve barbunya pilaki yaz.

Allah aşkına yani sen de amma abartmışsın Nihat!

Kim yiyecek bu mahallede bu kadar konserve barbunyayı?

Ben yerim Mevkibe!

Olmaz mı?

Seni de bir yardıma çağırdık.

Başımıza muhasebeci kesildin yani.

Selamünaleyküm!

Aleykümselam!

İhsan, buyur.

Merhabalar.

Duydum ki dükkanı verecek bir müşteri bulamamışsın Nihat abi.

Buluruz İhsan, buluruz.

İşte ben de onu söylüyorum.

Fırsat ayağınıza geldi!

Hazır, müşteri de bulamamışsın madem.

Ben alıyorum bu dükkanı. Ne kadar buranın fiyatı?

Yüz bin lira. - Yüz bir bin iki yüz, esasen.

Güzel paraymış abla.

Kırk bin veriyorum, temiz.

Kırk bin mi?

Sen ne diyorsun ya?

İçerideki mallar yüz bin lira ediyor İhsan!

Babacığım, al götür o zaman onları. Benim işime yaramaz ki.

Bana dükkan lazım. Tabii

Bana bak İhsan.

Sen nereden duydun kırk bini?

Ablacığım, benim cici kuşlarım var.

Bu mahallede kimin kime ne kadar borcu varsa…

...gelip bana ötüyorlar.

Ama ben söyledim Nihat abiye.

Dedim borcun, harcın, ihtiyacın varsa benden alabilirsin.

İstemedi.

Ben de dükkana talip olayım dedim. Daha ne yapayım!

Bizim tefecilerle işimiz olmaz İhsan Efendi. Haydi.

Haydi başka kapıya İhsan.

Tövbe ablacığım! Ne biçim şey öyle. Vallahi kırıcı oluyorsun.

Peki, tamam. Siz bilirsiniz.

Ama evet dersek kırk bin lira tak diye cebinde. Sıcak para.

Haydi haydi!

Daha da bir kuruş fazla çalışmaz. Ayık olun. Tamam mı?

Ablacığım, abiciğim.

Hadi hayırlı işler. Allah’a emanet.

İhsan dur!

Duymak istediğim şeyler bunlar.

Geliyorum abi.

Ne yapıyorsun Nihat?

Gözünü seveyim ne yapıyorsun? Bedava mı vereceksin malları?

Sakın yapma! Ne olursun yapma.

Mevkibe sakin ol. Bak borcumuz var.

Bunu ödememiz lazım. İnsanların yüzüne bakamam ben sonra.

Tamam. Hadi hayırlı olsun İhsan. Verdim gitti.

Tamam. Ben de aldım gitti o zaman.

Ben buna yar etmem bu malları.

Mevkibe!

Yar etmiyorum malları. - Mevkibe!

Ne yapıyorsun? Delirdin mi Allah aşkına!

Bir sakin ol! - Vermiyorum!

Ben alıyorum.

Mevkibe komşum!

Melahat! Gel kız buraya.

Allah Allah! Mevkibe ne yapıyorsun? Sakin ol!

Herkes bize bakıyor.

Gel Melahat, gel.

Ne oluyor? - Al kız.

Al sana hediyem olsun.

Bütün konu komşuya haber ver. Bugün bakkalda mallar bedava.

Hadi hadi!

Mevkibe delirdin mi Allah aşkına?

Delirdim Nihat Bey, delirdim.

Bana bak!

Sen çakal İhsan’san, ben de kırk yılın Mevkibe’siyim.

Tersime denk geldin İhsan Efendi.

Haydi! Herkese bedava!

Aynen, aynen. Bunlar hiç fena değil.

Merhaba.

Hakan ben.

Pardon.

Sanem.

Sana da makyaj yapacak mıyız?

Bana mı? Niye?

Yok.

Ben sette getir götürcüyüm.

Ben seni görünce manken falan sandım vallahi.

Beni?

Manken?

Yok, yok.

Bir şey sorabilir miyim?

Sakallarınız gerçek mi?

Gerçek.

Dokunmak ister misin?

Yok. Gerek yok.

Beyana dayalı güven duyarım.

Geçen hafta kırkıncı yıl partisinde siz orada mıydınız?

Oradaydım. Sen de mi oradaydın?

Evet.

Çok iyiydi.

Bu fena değil sanki. Değil mi?

Müşteri dosyasına bakalım bir de.

Şey diyeceğim. Benim için numaranı buraya kaydeder misin?

Siz locada mı oturuyordunuz?

Tatlım, benim locada ne işim var?

Makyaj odasındaydım.

O zaman benim telefonumun sizde ne işi var?

Albatros değilsin. Boşu boşuna oyalıyorsun beni.

Albatros kim?

Şimdi sana onu mu anlatacağım ya!

Sanem! Gelir misin?

Buyurun Can Bey.

Sanem...

...Arzu ile ilgilenmen gerekiyor.

Tamam.

İlgilenirim ben…

Sanem set çıkışı istediğinde buluşur, yazışır, sohbet edersin.

Beni ilgilendirmez.

Haydi işinin başına.

Can Bey siz niye bana kötü kötü bakıyorsunuz?

Ben kötü bir şey mi yaptım?

Güzel güzel mi bakayım?

Yok, öyle demek istemedim. Ben...

Tamam.

Tamam, gidebilirsin.

Evet. Şimdi gözler bende olsun.

Lolipopu biraz sola getir.

Aynen böyle. Çok güzel.

Harika.

Son bir lolipop kaldı. Sonra bitiriyoruz.

Ceycey, Arzu kostüm değiştirecek. - Değiştirsin.

Ceycey!

Buyurun, sebze suyunuz.

Dört biri ıspanak, çeyrek avakado.

Yarım pancar, yarım ananas.

Beş çöp maydanoz.

Bu ne ya! Çok rezil bir şey olmuş.

Git yeni yap.

İki çöp maydanoz daha ekle.

Ya da...ya da vazgeçtim.

Seksen sekiz derecede ısıtılmış suya beyaz çay demle.

İki dilim limon rendele.

Hatta bir dilim olsun.

Vitamin oranım dengede kalmalı.

Aslında vitamini ben...

...içindedir diye düşünmüştüm.

Seksen sekiz dereceymiş!

Sanki doksan olsa...

...bal kabağına dönüşecek prenses.

Ne yapıyorsun?

Can Bey...

…Arzu Hanım'ın çayının derecesini ölçüyordum.

Başındaki nerden çıktı?

Setteyken yaptım. Affedersiniz.

Yok, yok. Çıkarma. Çok güzel olmuş.

Teşekkürler.

Koy sıcak suyu da gırtlağı yansın!

Böyle olur mu ya! Lütfen yani!

[Kargaşa sesi]

Buyurun bitki çayınız.

Ne çayı şimdi! Git, git.

Arzu'cuğum.

Hani sözleşmemizde de var ya...

...bizim ürünlerimizden biri çilekli lolipop.

Dolayısıyla yemen lazım.

Anlatamıyorum ben. Anlatamıyorum.

Alerjim var diyorum. Alerjim!

Hastanelik oluyorum.

Kabarıyorum, kızarıyorum, kaşınıyorum.

Çirkinleşiyorum!

Can! - Ne oldu Arzu?

Can benim çilek alerjim var. Ben bunu yiyemem.

Sanem?

Limonlu şekerleri al. İçeride kırmızı gıda boyasıyla boya.

Ceycey de sana yardım etsin. Ceycey!

Tabii.

Zeka böyle bir şey işte.

Hayatımı kurtardın Can. Kahramanım.

Çok kaldırma. Sıçtırıyor sonra. Üstümüze gelecek.

Ellerimin haline bak!

Dünya çok adaletsiz bir yer Ceycey.

Öyle, öyle.

Özellikle de bizim gibi ezikler için.

Yakışıklılar kötü.

Kim yakışıklı? Kim kötü?

Sevimsizler fıstık gibi.

Kim sevimsiz? Kim fıstık gibi?

O sevimsizle kötü birbirini beğenince…

...eziklerin kalbi acıyor tabii.

Kimin kalbi acıyor şu an? Kim ezik?

Kalbim mi acıyor dedim ben?

Evet.

Ne oluyor ya?

Ne oluyor ya?

Bu da hiç olmamış. Yapamadım ben.

Elim falan da baya kirlendi. Sen yapsana.

Çok da kötü kokuyor.

Saatlerdir şeker yiyorum!

Biraz enerjisi düştü. Normal.

Arzu.

Son bir tur daha dayan.

Tamam mı?

Dünyanın en güzel şekerini yiyormuşçasına birkaç kere daha poz ver.

Bitireceğiz, söz.

Ayağa kalkalım şimdi.

Bana dön biraz.

Senden ricam. Yukarı doğru bak.

Süper.

Bu kadar yeterli arkadaşlar. Çekim bitti.

[Alkış sesi]

Can?

(Çığlık atıyor)

(Gülüyorlar)

Arkam dönüktü. Göremedim.

İyi misin? Haydi gel, kalk.

İyiyim, iyiyim.

(Gülüyorlar)

Arkadaşlar neden gülüyorsunuz?

Ayağı taşa takıldı herhalde kadıncağızın.

Hangi taşa Sanem?

Göster bana. Hangi taşa?

Ben nereden bilebilirim hangi taşa Can Bey.

Söyleyin bahçıvanınıza.

Taş falan varsa, temizlesin.

Ne oluyor?

Nihat babacığım, hayırdır?

Allah Allah! Alla...

Mehmet amca, gel içimden geç! Önüne bak.

Yavaş! Geç!

Ne yapacak o kadar sodayı?

Anneciğim?

Anneciğim ne oluyor?

Dükkanı devrediyoruz da biz.

Nasıl? Dükkanımızı devrediyoruz? Kime devrediyoruz?

Niye devrediyoruz bakkalımızı?

Nihat’ın toptancıya borcu vardı. Devrettik, gitti işte.

Sana ben dur!

Sıvı sabun vereyim de götür annene.

İstemem sıvı sabun falan.

Size de yazıklar olsun anneciğim.

Benim babam orada borç batağına düşmüş.

Dükkanımız elden gitmiş.

Benim bundan en son haberim oluyor.

Ama sen dur.

Senin burada kapı gibi damadın var.

Bu saatten sonra bu iş bende.

Hiç kimseye bırakmam dükkanımızı!

Erdoğan abi!

Erdoğan abi!

Erdoğan abi! Bırak poşetleri!

Evladım bırak torbayı.

Bırak! Bırak şunu!

Teyzeciğim bırak.

Bunlar dükkanın malı.

Gitti bak orada da iki tanesi gitti.

Bir yolunu bulup bu gece burada kalacağım.

Bu gece bu iş bitti, bitti.

Çok heyecanlıyım!

Hadi tatlım. Konuşuruz.

Bana şans dile. Olur mu?

Öptüm.

Herkes gitmedi mi?

Senin ne işin var hala burada?

Ben kıyafetleri topluyorum.

Saçındaki de çok yakıştı.

Hadi tatlım.

Bir an önce işini bitir de çık.

Çıkacağız zaten.

Arzu vallahi seni de yorduk ama hakikaten değmiş.

Bakıyorum da fotoğraflara. Harika kareler var.

Çok sağ ol. Çok sağ ol her şey için.

Sen ve ben birlikteyken ona ne şüphe Can’cığım.

Ben sana bunları mail atarım.

Haberleşiriz.

Şoförün var mı?

Ayıp ediyorsun ama bilgisayarı kapatmalar falan.

Başından savmaya mı çalışıyorsun yoksa beni?

Yok canım. Olur mu öyle şey! Kusura bakma.

Eğer öyle algıladıysan.

İyi öyleyse.

Yani benim de uçağım sabah.

Yani sabaha kadar müsaitim.

Birkaç saat için de otele gitmeye değmez.

Belki...

…bir misafir odan vardır benim için.

Var.

Var tabii. Olur.

Sanem?

Sen hala burada mısın?

Ben eşyaları topluyordum da.

Zaten bitti. Gideceğim şimdi.

Ya bırak! Sen zaten bütün gün yoruldun.

Olur mu öyle şey! Ben hallederim gerisini.

Sen uğraşma.

Sen git yani.

Yani git derseniz giderim.

Gitme derseniz gitmem.

O ne öyle abuk subuk! Bilmeceler gibi!

Sen git tatlım. Bizim keyfimiz yerinde.

Yalnız gitmeden bana bir sebze suyu yaparsan…

Daha doğrusu yap.

Çok acıktım.

Haydi Can’cığım! Biz biraz yıldızları izleyelim.

Haydi gel.

Can! Gel hadi!

Sen şimdi görürsün sebze suyunu.

Bir tane çilekten bir şey olmaz.

İki tane taneden de bir şey olmaz.

Üç taneden de olmaz. En fazla kaşındırır.

Ne yapıyorsun Sanem ya?

Can Bey?

Siz...

...yeni mi geldiniz?

Evet, şimdi.

Ben su koyarım size.

Bir saniye.

Oh be!

Harika olmuş.

Bayıldım.

Sanem?

İyi misin?

Ayakta uyuyor kızcağız.

İyi geceler Sanem'ciğim.

Tatlı rüyalar, tatlım.

İyi geceler.

İyi geceler Sanem.

İyi geceler.

[Telefon sesi]

Hello?

Ailenizin kişisel danışmanı Ayhan ben. Buyurun.

Alo Ayhan?

Ayhan çok kötü şeyler oluyor.

Ben gerçekten çok kötü, çok rezil bir insanım ya.

Ne oldu? Ne oldu?

Hani benim kötü ruhlu patronum var ya Can Bey.

Aşırı yakışıklı olan.

Onun evinde fotoğraf çekimi vardı.

Arzu var ya manken olan kadın.

Can Bey’e yazdı durdu. Yazdı durdu.

Ben de çok sinirlendim.

Böyle kıskançlık dalgası sardı beni.

Kadının elbisesine bastım. Kadın lap diye yeri öptü.

Allah'tan burnu falan kırılmadı.

Kadında güzellik hastalığı var.

Manken falan diyeceksin ama kadın kompleksli.

Sürekli çirkinlik krizine giriyor.

Sanemsi...

...problem bende mi bilmiyorum ama ben hiçbir şey anlamadım.

Kadının çileğe alerjisi var Ayhan.

Ne yapsam ben şimdi? Gidip özür mü dilesem?

Ne yapsam? Bilemiyorum.

Ama kadın türlü türlü oyunlar oynadı.

Sevgili olmaya çalışıyor Can Bey ile.

Ben de ne yapayım engellemek için…

Niye engellemeye çalışıyorsun ki? Emre Bey mi söyledi engelle diye?

Yok. O demedi.

Benim içimden geliyor.

Neden?

Bilmem.

Bana bak kızım.

Kıskançlık falan da dedin sen.

Sen bu kötü krala aşık olmayasın?

Yok.

Hani ne oldu senin albatros?

Hani ben albatrosu aldatıyor gibi hissediyorum diyordun.

Ben albatrosa aşığım zaten.

Şu anda konumuz bu değil.

Kadının çileğe alerjisi var diyorum.

Bir sürü çilek koydum içeceğinin içine.

Kadın birazdan hastanelik olabilir.

Ne? Ne yaptın? Ne yaptın?

Çantam!

Ayhan çantam içeride kaldı. Haydi bye!

Sanem? Sanemsi?

Gökyüzü ne kadar güzel gece.

Birlikte gökyüzünü izleyelim mi?

Arzu...

Ben bugün baya bir yoruldum.

Yani acayip de uykum var.

Senin de yorulmuş olman lazım.

Yatalım istersen.

Sen de az değilsin. Bir dur!

Bir dur bakalım. Onun da sırası var.

Bence önce...

...bu gecenin keyfini çıkaralım.

Yok.

Yok. Sen...

...yanlış anladın sanırım.

Benim öyle bir niyetim yok.

Yani...

Sanem?

Can Bey ben çantamı unutmuşum da onu almak için geri döndüm.

Alayım o zaman çantamı.

Gideyim o zaman ben.

Arzu benim çok uykum var. Ben gidip yatıcam.

Sana iyi yolculuklar.

Madem öyle, o zaman bu gecenin anısına bir öpücük istiyorum.

Ne olur bir şey olmasın! Ne olur!

Arzu sana bir haller oluyor.

Sonunda anladın. Bu kadar naz mı yapılır?

Bir öpücük. - Yok Arzu. Öyle değil.

Senin… - Bir öpücük…

Arzu sana ne oluyor ya?

Arzu bir saniye. Arzu.

Çok kötü görünüyor. Bir hastaneye gidelim istersen, Arzu.

Yüzün şişmiş.

Yüzüm...

Alerji oldum!

Ben eminim. Benim içeceğime çile....

Mahvoldum ben.

Bakma bana!

Ben hastaneye gidiyorum.

Sanem!

Ne gerek vardı şimdi böyle bir şey yapmana?

Sen beni kıskandın mı yoksa?

Artık kaçmak yok.

[Jenerik müzik çalıyor]

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.