Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Sundanese
Swahili
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
TOM CLANCY'DEN JACK RYAN
www.OpenSubtitles.org ile bugün bağlantı kurun ve ürününüzün ya da markanızın reklamını burada yapın.
PARİS, FRANSA
İyi geceler.
İyi geceler Peder.
CIA MERKEZİ LANGLEY, VIRGINIA
Siktir.
Bu işin tek bir iyi tarafı yok.
Yabancı basın, üssü yerli milislerin istila ettiğini söylüyor.
Bizim izimiz açısındansa hiç orada bulunmadık.
Peki ya kayıplar?
Üç Amerikalı. Biri Özel Harekât, ikisi Ortak Özel Harekât'ten.
Neden bu toplantının asıl sebebine yönelmiyoruz? Ona yani.
Biyometrik bilgiye göre
Bilim ve Teknoloji Direktörlüğü, neredeyse kesin surette
gözaltına aldığımız kişinin bu adam olduğu sonucuna vardı.
Takma adı "Süleyman al Bekaa."
Hâlâ gerçek adını araştırıyoruz.
Bunun gibi birkaç videoda daha görünüyor.
Propaganda videoları. Asla konuşmuyor
ve geri plandaki bu adamın da kimliğini bilmiyoruz.
Yaşça genç, Süleyman'a riayet ediyor ama onun güvenini kazandığı kesin.
Bu Süleyman, IŞİD'den mi?
Öyle sanıyoruz.
IŞİD'den değil.
Ayağa kalk.
Yani bir zamanlar öyle olmuş olabilir ama artık değil.
Dr. Ryan'ı bu akşam sahneye konan
cihat tiyatrosundan hatırlarsınız.
Jim Greer'la ikisi, üs saldırıya uğradığı sırada Yemen'deydi.
Söylesenize Dr. Ryan,
nasıl oluyor da bu adamla ilgili bu kadar şey
biliyorsunuz ve biz adını ilk defa duyuyoruz?
Sadece parayı takip ediyordum efendim.
IŞİD gibi örgütler parayı en çok kaçakçılıktan ya da Irak ve Suriye'de
ele geçirilen petrol rezervlerinden kazanır.
Bu parayı hawala ağlarıyla dağıtırlar.
Her şey analog olarak yapılır,
yani para resmen elden ele aktarılır.
Dondurduğumuz hesap bir Avrupa bankasına ait.
Bir sürü paravan şirketten hesaba para takviyesi yapılmış,
para o kadar çok aklanmış ki
tek bir kaynak tespit etmemiz imkânsızdı.
Yani?
Yani bu pislikler götlerini fena sağlama almışlar.
Dinleyin şimdi,
IŞİD'in yöntemi dikkat çekmektir, hepimiz biliyoruz.
Eğer bunu onlar yaptıysa neden üstlenmediler?
Bu bir kanıt değil Jim.
Süleyman'la ilgili bana ilk geldiğinde ben de şüphe etmiştim.
Artık etmiyorum.
Kendi gözlerimle gördüm,
üsse saldıran adamlar koordine ve eğitimliydi.
Nereye gittiklerini ve hedeflerini gayet iyi biliyorlardı.
Kimlik tespiti yapamayalım diye ölülerini bile götürdüler.
Sue, bir görev timi oluşturmak istiyorum.
Aklında kim var?
Adamın finans kaynağını düşünürsek, bence...
İşin başında CTC Avrupa olmalı.
Nate, adamı biz bulduk. Görev T-FAD'a verilmeli.
T-FAD parayı izlemeye devam edecek.
Ve bulduğunuz her şeyi CTC Avrupa'yla paylaşacaksınız.
Eminim yardıma ihtiyaçları olacaktır.
Başkan, Camp David'den dönüyor.
Sabaha önüne sunacak seçeneklerim olması lazım.
Olacak.
Başka soru var mı? Pekâlâ. Herkes işine.
Demin ne oldu? Yanlış bir şey mi dedim?
Seninle hiçbir alakası yoktu.
Neyin var?
Hiç. Oradayken sırtımı incittim.
Birkaç saat izin al ve kendini muayene ettir.
Ben iyiyim.
Sırtına baktır.
ADEN KÖRFEZİ, YEMEN
Okyanus kokusunu seviyorum.
Ben sadece balık kokusu alıyorum.
Niye ben? Niye diğerlerinden birini yollamıyorsun?
Sadece sana güveniyorum.
Sen olmasan bir CIA hapishanesinde çürüyor olurdum.
Çok iyiydim ama, değil mi?
Ninja gibiydin.
Vakit geldi.
Kendine dikkat et.
Ali!
Selametle kal!
Önce sen selametle kal da, ondan sonra!
20 dakikaya sizi çıkarırız Bay Ryan.
Gördüğüm kadarıyla L4 ve L5'inizi birbirine kaynatmışlar.
Önceki ameliyatlarınızın boyutunu düşünürsek iyi yırtmışsınız.
Tekal kesenizin etrafındaki yara dokusunda biraz iltihap
ve orta düzey bir bel burkulması.
Ağrı için ibuprofen içeren hidrokodon yazabilirim.
Hayır, lazım değil. İlaç yok.
Buz da iltihaba iyi gelir.
Ağrı azalınca da güçlendirici egzersiz öneririm.
Belki yogayı denersiniz.
-Evet, denerim tabii. -Bana bir sorunuz var mı?
Epidemiyoloji nerede?
Aynı anda hem sol hem de sağ antekübital fossadan kan kültürü alalım.
-Anlaşıldı Dr. Mueller. -Teşekkür ederim.
-Selam. -Selam.
Burada ne işin var?
Alt katta randevum vardı, sonra da...
Burada çalıştığını söylediğini hatırladım,
o yüzden gelip bir selam vereyim dedim.
-Selam. -Selam.
İyi misin?
Evet. Sadece biraz sırtımı incittim.
Babanın doğum günü partisinde daha uzun sohbet etme şansımız olmadı, üzgünüm.
Evet... Bayağı sağlam bir çıkış yaptın.
Acil durum neydi?
Acil durum,
Bethesda'daki donanma limanına terk edilen kontamine marul sevkiyatıydı.
Koli basiliden korktular, aslında epey heyecanlı bir olaydı yani.
Sahil Güvenliğin çürük marul için helikopter gönderdiğini bilmiyordum.
Düsturları nedir biliyorsun. "Semper Paratus."
-Her zaman... -Hazır.
-Vay be. -Tıp fakültesi. Bol Latince.
Piyadeler. Bol düstur. Baksana, ben...
Gerçekten özür dilerim. Ben...
Özrün kabul edildi.
Kolay oldu.
Marina, Dr. Rumack'a bu sabah
şu kan kültürlerini listelediğimi söyler misin?
-Elbette. -Sağ ol.
Kahve molası yakın mı yoksa...
Mesaim daha yeni başladı.
Peki akşam yemeği?
Ya da seni arasam?
Babama seni sordum.
Tanıdığı en zeki adamlardan biri olduğunu söyledi.
Ama kendi hayrın için bile fazla iyisin.
Öyle bir laf mı var? O ne demek ki?
Ahlakçı, burnu havada.
Onun kelimeleri.
-Onun kelimeleri. -Evet.
Babamın ne düşündüğü umurumda değil.
-Telefonunu alabilir miyim? -Evet.
Al bakalım.
Evet.
Sonra görüşürüz.
Onu biliyordum.
Yogayı denemelisin. Sırtın için.
Yok, ben... İyiyim.
-Jack? -Selam çocuklar.
Nerelerdeydin?
Doktordaydım.
Her şey yolunda mı?
Evet. Sırtımı incittim.
Yemen'de mi?
Kürekte.
O zaman doğru değil yani?
Ne doğru değil?
-Greer'la Yemen'de olduğun. -Hayır.
Yani bir günlük kafa izni aldın, öyle mi?
Vay be, keşke neden bahsettiğinizi bilseydim çocuklar
ama yapacak çok işim var.
Evet, sorun değil. Zaten bizim de işlerimiz var.
-Jack? -Evet.
Batı Yemen'deki birincil hedefleri ve cep telefonlarının linkini yolladım.
Harikasın Noreen. Sana borçluyum.
Süper çünkü tavsiyeye ihtiyacım var.
Çıkma teklif et.
Kime?
Beraber asansöre binebilin diye her akşam çıkış saatini
ona göre ayarladığın, PAD'deki hedefçi çocuğa.
Aslında Eisenberg'ün fantezi liginden bahsediyordum.
Tamam. Elimizde ne var?
Pekâlâ. Zack Greinke mi, Dallas Keuchel mı?
Hadi ama. Greinke'nin koşu ortalaması yarım puan daha düşük
ama SunTrust Stadyumu Minute Maid'e kıyasla
üç oyun başına 1,86 daha fazla sayı vuruşu bırakıyor.
Yani...
Keuchel.
Sağ ol.
Bir şey değil.
Yağmur Adam, ofisime.
Sana bir şey getirdim.
O nedir?
Süleyman'ın cep telefonu.
Yemen'de bırakmış. CCI'daki salaklar onu kırmaya çalıştılar.
Onu çaldın mı?
Hayır, ödünç aldım.
Bazen bir iş yapılsın diye birkaç kural çiğnemen gerekir.
Bu zamazingonun tam şifrelenmiş bir hafızası
ve sekiz basamaklı giriş şifresi var.
Harika. Bu ne demek, biliyor musun?
Koca ekibin o telefonu kırması 10.000 saat sürer demek.
Çünkü orada algoritma ve geometri hesapları yapıyorlar.
-Cebir. -Ne?
Algoritma cebirdir.
Neyse ne. Demek istediğim şu, insanlar rastgele şifre seçmez,
terör babaları bile.
Kişisel bir şey seçerler.
Çocuğunun doğum günü. Evlilik yıl dönümü.
Sen de Süleyman pisliğini binadaki herkesten iyi tanıyorsun.
Bu işi ancak sen çözersin.
Nereye gidiyorsun?
Halletmem gereken bir iş var. Bir saate dönerim.
GÜVENLİ ÇIKIŞ
Doktor Cathy Mueller Yılın Epidemiyolojisti Seçildi
EBOLA VİRÜSÜ DAHA HIZLI MUTASYONA UĞRUYOR
"Bu korkunç salgının artık sona erdiğinden hepimiz umutluyuz."
Ryan.
Evet. Hemen geliyorum.
Sizi bekliyor Dr. Ryan.
Peki, tamam.
Teşekkürler.
O konuya neden daha sonra dönmüyoruz?
Evet, elbette. Hoşça kal.
-Jack, geldiğin için sağ ol. -Sorun değil.
-Bir şey ister misin? Su? -Böyle iyiyim.
Anladığım kadarıyla deniz piyadesiymişsin?
Evet efendim.
Göreve gittin mi?
-Evet efendim. -Irak mı?
Afganistan.
Hizmetlerin için teşekkürler.
Oturmaz mısın?
Hangi üniversiteye gittin Jack?
Boston Koleji.
Boston Koleji demek. Doug Flutie hayranı mısın?
O benim dönemden biraz daha önceydi ama evet.
Spor yapar mısın?
-Basketbol? Futbol? -Kürek takımındaydım.
Öyle mi? Ben de.
Yale. Ondan önce de Groton.
Evet. Vücut yapın buna müsait.
Affedersiniz. Beni niçin görmek istemiştiniz?
Sabahki toplantıda dediklerin hoşuma gitti
ve bunu söylemekten korkmaman da öyle.
Peki onu nasıl bulacağız? Süleyman'ı yani?
O adamın aklının içine girmenin bir yolunu bulmalıyız.
Onu motive eden nedir, anlamalıyız.
Onu ne mi motive ediyor? Hepsini ne motive ediyorsa o,
Batı'ya ölüm, yeni bir hilafet.
Evet. Normalde size katılırdım ama...
Bilmiyorum, ilginç,
onun çalışma tarzında bir farklılık var.
Yani?
Yaptığı her şey
daha spesifik, daha hesaplı geliyor.
Parayı toplama şekline baksanıza. Çok komplike.
Bin Ladin gibi.
Açık olmak gerekirse bu işin yönetimini CTC Avrupa'ya verdim
ama bana senin gibileri lazım.
Harika bir inisiyatif sergiledin.
Teşekkür ederim efendim ama kusura bakmazsanız eğer
bankaya gözetleme ekibini yerleştiren Greer'dı.
-O olmasaydı... -Sana bir tavsiye verebilir miyim Jack?
Bildiğin gibi Jim Greer'ı uzun zamandır tanırım.
Harika bir istihbarat görevlisidir
ama yeteneklerinin merkeze yansıması iyi olmuyor.
Öte yandan seni,
Süleyman görev gücü için, kurum dâhilindeki
bilirkişi pozisyonunda görebiliyorum.
Doğrudan bana çalışan biri olarak.
Yani böyle bir operasyon insanın kariyerini zirveye taşır.
Teşekkür ederim.
Sakıncası yoksa bunu bir süre düşünebilir miyim?
Elbette.
Ama fazla bekleme Jack. Bu işi bitirdiğini görmeyi çok isterim.
Teşekkür ederim efendim.
AL MANAJİR, SURİYE
Tamam Samirciğim, işimiz bitti.
Eğer burada oynayacaksan yemekten önce oyuncaklarını kaldır.
Biliyorum.
Odan temiz mi?
Evet, temiz.
Emin misin aşkım?
Babam geldi!
Babacığım!
Hoş geldin baba.
Teşekkür ederim, Allah'a emanet olun.
Bize hediye getirdin mi?
Hiç vaktim olmadı. Çok meşguldüm.
Ama yolda gelirken bunu buldum.
Beğendin mi?
Teşekkür ederim baba!
Ve bunlar da...
...sizin.
Teşekkürler baba.
Selamünaleyküm.
Hoş geldin.
Benim değerli pırlantam.
Taze balık.
İskenderiye'den.
Sara!
Ne kadar kalacaksın?
Belirsiz.
Davut ya da Malek'le görüşüyor musun?
Davut nispeten düzenli olarak camiye geliyor.
Benden selam söyle.
Yasmin'le görüşüyor musun?
Hayır.
Yani çocukların hatırına medeni olmaya çalışıyoruz ama...
...hayır.
Bunu duyduğuma üzüldüm.
Aramana sevindim. Seni görmek çok güzel kardeşim.
Cuma günü namaza gelmelisin. Herkes seni görmeyi çok ister.
Biliyorsun, şeyden beri...
Yasmin'den beri namaz kılmıyorum.
Anladım.
Sanırım ben...
...onun için din değiştirdim,
evlenebilelim diye.
Yani...
...bundan sonra biraz zor...
Demek istediğini anlıyorum.
Sana bir şey vermek istiyorum.
-Ne gerek var... -Hayır, sende kalmasını istiyorum.
Hatıra olarak.
O'ndan biraz uzaklaşmış olabilirsin ama Allah daima senin yanında.
Bunu hiç unutma kardeşim.
Ne yapıyorsun sen ya?
Hoş geldin.
Nasıl gidiyor?
Sekiz basamaklı bir şifreyi doğru tahmin etmenin on üstü sekiz,
yani yüz milyonda bir ihtimal olması hariç iyi gidiyor.
Ayrıca onuncu denemeden sonra telefon kilitlenip siliniyor.
Sen nasılsın?
Siktir.
Zor ihtimaldi. Ama yine de denemeye değerdi.
Ben eşyalarımı toplayacağım.
Dur bir dakika, hepsi bu mu?
Ne zaman öğreneceksin?
İç sesine güveneceksin, elinde tek o var.
Bazen başaramazsın, bu iş böyledir.
Anladım, yani Karaçi'de sadece iç sesine güveniyordun.
-Ne duydun? -Çok şey.
Muhbirin tekini, konuşmadı diye Karaçi'deki müştemilatın
ikinci katından aşağı fırlattığın kısım favorim.
Saçmalık.
Karaçi'deki müştemilat birinci katta.
Beraber çalışacaksak niçin geri yollandığını
bilmeye hakkım var.
Sen bana Afganistan'ı anlatırsan ben de Karaçi'yi anlatırım.
Ben de öyle düşünmüştüm.
Birkaç şeyi açıklığa kavuşturalım.
Bir,
-ben senin arkadaşın değilim. -Tamam.
Beraber çalışıyoruz ama beni tanımıyorsun,
ben de seni tanımıyorum. Ve bu düzen, bana gayet uygun.
İki, sana bir halt borcum yok.
Geçmişim beni ilgilendirir, seninki de seni.
Ama minik projelerin için beni kullanabilirsin, öyle mi?
-Hop, orada dur. -Hayır, bu saçmalık.
-Sabahtan beri bu işi... -Videoyu diyorum, geri al.
Dur.
İşte. Görüyor musun? Kelepçeyi nasıl aldığını görüyor musun?
Kelepçelenmeye yabancı değil. Hapis yatmış.
İsmini ve lakaplarını Trident'te arattın mı?
Tabii ki. Operasyon, Ceza İnfaz Kurumu. Onu hiç yakalamamışız.
Bir dakika.
Onu hiç yakalamamışız.
Telefondaki SIM kartı Fransız.
Fransız istihbaratını aradım ama güncel bir dosyaları yok.
Ya hiç dışarıda olmadığı için radara takılmadıysa?
Fransız hapishane kayıtlarına bakarsam, soyadı "Süleyman,"
adı bilinmiyor, lakabı "Süleyman al Bekaa."
Doğum yeri Bekaa Vadisi, Lübnan.
Vay anasını.
Musa Bin Süleyman.
Hapishane numarası.
Her şifre onu yaratan kişiye özeldir.
Süleyman'ın telefonundaki arama listesinde dört numara vardı.
Hepsinin haritada yerini tespit ettik.
Hepsi Paris'te.
Paris mi?
9,5 milyonunu dondurduk.
O parayı yerine koyması lazım.
Bay Singer'dan bize katılmasını istedim.
Kaldığın yerden devam et.
Saint-Denis'deki bu numarayı beş kere aramış.
Bizi geçici olarak Paris'e atayın, gün bitmeden bu pisliği yakalayıp dönelim.
Bu görev için dümeni CTC Avrupa'ya bıraktım.
Edindiğiniz her bilgiyi de onlara aktarmanızı söyledim.
Tamam Nate.
Dr. Ryan, onu buldunuz,
ne yapmak istiyorsunuz?
Bence Greer'la oraya gitmeliyiz efendim.
Tamam. Fransız istihbaratıyla temasa geçin.
Paris'e indiğinizde mutlaka beklemede olsunlar.
-Teşekkürler efendim. -Teşekkürler efendim.
BELLEVILLE PARİS, FRANSA
Seni dün bekliyordum.
Gecikmeli vardım.
Hepsi orada.
Şunu söylememi istediler...
...bu seferki sonmuş.
Bundan başka yok.
Samir!
Salak.
Ne yapıyorsun?
Babamı arıyordum.
İzninle.
Acelen nedir?
Ben Yazid.
Senin adın Sara, değil mi?
Tadına bakmak ister misin?
Sana da şekerim var.
Aç.
Sara!
Niye bu kadar geciktin?
Sorun nedir aşkım?
Onlardan nefret ediyorum!
Babam niye onları buraya getirdi ki?
Geçti. Yok bir şey aşkım.
Kimsenin seni incitmesine izin vermem.
Çocuklar nihayet yattı.
Sana hediye almadığımı mı sandın?
Boynunda çok güzel durdu.
Seni özledim.
Niye canın sıkkın?
Niye buradalar Musa?
Çocuklarım uyuyor burada.
Evimize kimleri getiriyorsun?
Onlar bizim çocuklarımız, değil mi?
Ömrüm boyunca seni hiç sorgulamadım...
...çünkü sen iyi bir adamsın.
Esad'ın ordusuyla savaştığında anlayış gösterdim
bizim için, ülkemiz için savaştın.
Ama şimdi... işler değişti.
Ne demek istiyorsun?
Farklısın.
Bu adamlar seni kullanıyor.
Beni kullanıyorlar mı?
Bana ihtiyaçları var.
Bizim sana ihtiyacımız var. Ailenin. Burada.
Yaptığım her şey sen ve çocuklarımız için.
Bana güvenmelisin.
Sana nasıl güvenebilirim?
Ne yaptığını bile bilmiyorum.
Ben kocanım.
Bana güvenmek zorundasın.
Yüzbaşı Sandrine Arnaud. Teğmen Tariq La Pointe.
Kendisi SWAT'ın başında.
James Greer. Jack Ryan.
Garth.
Tamam, bunu bir kere söyleyeceğim ki konu kapansın.
Bu ülkede misafirsiniz.
Eğer bir emir verirsem ona uyulmasını beklerim.
Bununla derdiniz varsa derhâl öğrenmem lazım.
Hayır efendim.
Fransa'ya hoş geldiniz.
Yolda konuşabiliriz.
Al bakalım dostum. Şunu bir dene.
Bize verdiğiniz cep telefonunu izliyoruz.
Aynı daireye yedi arama daha yapıldı.
Paris'in beş kilometre kuzeyinde.
Şu Süleyman için Fransız dediniz.
Burada bir şey mi planlıyor?
Hedefi ne, bilmiyoruz ama birinin onu finanse ettiğini biliyoruz.
Buraya parayı almaya geldi, sonra da
muhtemelen Track-Euro diye bir uygulama kullanarak
parayı kendi örgütüne geri göndermeyi denedi.
Track-Euro mu?
Cep telefonuyla yapılan işlemlerle SIM kartına
para yükleyebiliyorsun. Her işlemde on bin dolarlık limit var.
-Garth demek. -Evet, Brooks gibi.
Her yolculukta farklı isim seçiyorum. Eğlenceli oluyor.
Dostum, silah ister misin?
-Buna iznim olduğunu... -Buradaki şarjör kilidi,
hazneye mermi doldurmak için onu geri itersin.
Ve şuradaki de horozun.
-Aslında... -Doktor, bana bir iyilik yap, olur mu?
Namluna dikkat et, tamam mı?
Birden heyecanlanıp beni popomdan vurmanı istemem.
Astronot olduğumu sanan çocuklarım var.
Uzayda nasıl kıçımdan vurulduğumu açıklamak biraz zor olur.
Evet. Aynen öyle.
SEINE-SAINT-DENIS PARİS, FRANSA
N'aber?
Ne kadar zamana ihtiyacın var?
Neredeyse bitirdiler.
Belki 15, 20 dakika.
Yeni Mesaj 5-0
Kahretsin. Seni sonra ararım.
Geride dur.
Aşağıda ambulans var. Gidin!
Gidelim!
Niye duruyorsun? Kıpırdasana!
Geçti. Yok bir şeyin.
Ne cehenneme gidiyorsun?
Yardım edin...
Ellerini göster. Dizlerinin üzerine çök.
Lütfen!
Hayır!
www.OpenSubtitles.org adresinden tüm reklamları kaldırmak için bizi destekleyin ve VIP üye olun.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.