All language subtitles for The Last Vermeer

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian Download
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

GERÇEK BİR HİKAYEYE DAYANMAKTADIR

29 MAYIS 1945

HİTLER'İN NAZİ YÖNETİMİNİN DÜŞMESİNDEN ÜÇ HAFTA SONRA

Düşmanla iş birliği yapmaktan suçlu bulunan bu adamı bağışla.

Tanrı onun ruhuna merhamet etsin.

Amin.

Dikkat!

Hazır! Nişan al!

Ateş!

GOUDSTIKKER SANAT GALERİSİ, AMSTERDAM

-Geldi mi? Burada mı? -Dün gece.

-Jerome, gravürler iyi olmuş. -İşim bu.

Masanda bir hediye var. Ailen için kiraz.

Bu kez eve gitmeden önce yememeye çalışırım. Sağ ol.

Kanada üniforması içinde bir Hollandalı Yahudi.

Yüzbaşı. Yüzbaşı Piller.

Bunu kim içeri aldı?

Dekker, bu Minna. Minna, bu Dekker.

-Merhaba Minna. Memnun oldum. -Selam.

Biz Direniş'te birlikteydik.

Evet ama ben olmadan hiçbir şeye karşı çıkamıyordu.

-Şimdi müttefiklerle çalışıyorsun. -Evet.

Buradaki her şey çalınmıştı.

Bunları kimin alıp Nazilere sattığını öğrenmem için...

...beni görevlendirdiler.

Ama Adalet Bakanlığı'nın müdahalesinden kaçınmak istiyorum...

...çünkü onların kendi planları var gibi ve sana bu yüzden ihtiyacım var.

Güvenebileceğim birine ihtiyacım var.

Eski bir dost için her şeyi yaparım. Ama üniforma giymek zorunda mıyım?

Ah, evet, avantajlardan biri bu.

Bu, Göring'in saklı koleksiyonunda daha yeni bulundu.

İsa ve Zina Yapan Kadın. Bu bir Vermeer.

-Vermeer! -Ve... Bir mektup bulduk.

Sandıkta katlanmıştı.

Bir kez orada bir gösteriye gitmiştim...

...şampanya içip tütsülenmiş somon yemiş...

...ve berbat resimler görmüştüm.

Peki orada hangi Almanlarla görüştünüz?

Bir, iki tanesinin elini sıktım.

O domuzlar her yerdeydi. Onlardan kaçamıyordunuz.

Benim hiç böyle bir sorunum olmadı.

Benim de olmadı.

Prens Bernhard'la Adalet Bakanlığı komutanının...

...özel arkadaşıyım.

Sizin için sevindim...

...ama işler kızışınca kaçan Hollanda hükumeti için çalışmıyorum.

Dekker, oturur musun lütfen?

Müttefik Güçleri tarafından atandım.

Onlar yakında yönetimi hak sahibi Hollanda hükümetine bırakacaklar.

Ama bugün değil.

Seninle zaman kaybettikçe...

...birlikte şampanya içtiğiniz Nazi sempatizanları sıvışıp gidecek.

Üzgünüm ama sizden...

Bu mektupta Goudstikker Galerisi'nin sahibi...

...sizden bahsediyor, bir Vermeer resminin arka planının gerçek olup olmadığını...

Ben sanat koleksiyonu yapmam.

...onaylamışsınız, Nazi Mareşali Hermann Göring tabloyu almadan önce.

İsa ve Zina Yapan Kadın, daha yeni Avusturya'daki bir tuz madeninde...

...bir vagonda bulundu.

Göring'in özelliği...

...tüm alışverişlerinin kaydını en ince detayına kadar tutması.

O yüzden şimdi bana bu mektubu açıklayın.

Bu bir iyilikti.

Saygın bir adım vardı.

Satışı kapatmak için, resmin orijinal olduğuna kefil olduğumu...

...yazdım sadece.

Resim Yahudilerden çalındığı için mi?

İyilik kimin içindi?

Resmi size kim getirdi?

Han Van Meegeren.

Han Van Meegeren mi?

Aynen.

Ben Müttefik Geçici Hükümet'ten Yüzbaşı Joseph Piller.

-Lütfen buyurun beyler. -Teşekkürler.

Bizi bekliyor muydunuz?

Bu zamanda insan her şeyi bekliyor.

Çalar mısınız?

Hayır, artık çalmıyorum.

-Bir şey içer miydiniz? -Evet.

Hayır, teşekkürler.

Hayır mı?

Burada tek başınıza mı yaşıyorsunuz?

Şu an için. Kısa süre önce boşandım.

Burası artık karımın evi.

O Fransa'da ve kahya da Utrecht'e döndü.

Savaş size iyi gelmiş, ha?

Savaş başlamadan önce bir Flaman tablo serisi...

...satacak kadar şanslıydım.

Yani sanat simsarısınız.

Ben bir ressam ve sanat aşığıyım.

Ama tabii, karşıma fırsat çıkınca kullanırım.

Peki savaş sırasında ne yaptınız?

Herkes gibi hayatta kalmaya çalıştım.

Şampanyanızın bitmesi çok kötü olmuştur.

Ah, havyarın bitmesi kadar değil. Oturalım mı?

Hayır, hayır, bir tur atacağız.

Ceket alayım mı?

Niye geldiğimi sormadınız.

Bence hayatta ve sanatta en iyi şey...

...sürprizleri mahvetmemektir.

Veya bu sürpriz olmadı.

Gidelim mi?

-Johannes Vermeer sever misiniz? -Tabii.

Rembrandt'a eş, Hals'dan üstün...

...ve Michelangelo ve Da Vinci'nin hemen arkasındadır.

Ve bu, İsa ve Zina Yapan Kadın.

Nasıl bir resim?

Şüphesiz bir şaheser.

Bu resimde Vermeer'in ışıkla rengi kendine özgü kullanılışı var...

...ve daha şöhretli resimlerinden daha ağırbaşlı.

Güzel sanatlar kadar müzikle de ilgileniyor musunuz?

Ah, hayır, hayır, hayır.

Beni ilgilendiren şey Nazi Mareşali Hermann Göring'e...

...1,5 milyon küsur florine satılmış olması.

Bu herhangi bir sanat eseri için ödenmiş en fazla para.

Bu da domuzların bazen zevk sahibi olabileceğini gösteriyor.

Veya çok fazla paraları olabileceğini.

Satışı araştırınca Goudstikker Galerisi'yle ilişkisini buldum...

...iş arkadaşlarınızın sosyal çevresinden de sizi.

Bu Vermeer'in geldiği yeri öğrenmeliyim.

Yağmalanan bir koleksiyondan mıydı? Avrupa'dan kaçmaya çalışan Yahudilerden?

Bay Van Meegeren, bildiğiniz gibi...

...düşmanla iş birliği yapmak ölüm cezası olan bir suçtur.

Her gün insanları sokaklarda vuruyorlar.

Ben de bir gün ölmeliyim.

Gerçi Vermeer, Hals, Bosch, onlar sonsuza dek yaşar.

Bize asırlar ötesinden seslenirler.

Ama siz o adlar arasında değilsiniz, değil mi...

...Bay Van Meegeren?

Yani servetinizi farklı bir şekilde yapmış olmalısınız.

Peki, sormamın sakıncası yoksa siz dünyaya ne bırakacaksınız Yüzbaşı Piller?

Sizi ve arkadaşlarınızı hapse atacağım.

Veya darağacına çıkartacağım.

Bu, kurtulma şansınız...

...ve belki de daha önemlisi, hayatta kalma şansınız.

Ama sanki kurtarılmaya ihtiyacı olan sizmişsiniz gibi, öyle değil mi?

Onu hücreye koy.

Tek azık. Ziyaretçi yok.

-Finn, bana yardım etmek ister misin? -Tabii baba.

-Al bunları. -Tamam.

Onlar bunun içine sokulacak.

Görmeye can attığınız o resmi ancak ben yapabilirim.

Görmeye can attığım şey neymiş peki?

Kötülere karşı adalet istiyorsunuz, değil mi?

O yüzden bana ihtiyacınız olacak.

Ama bir iyilik istiyorum. Boyalarım lazım. Fırçalarım lazım.

-Lütfen beni eve gönderin... -Buraya getirtirim.

Burada hayat yok, ilham yok.

İlham mı istiyorsun?

Ellerini kırsam ilhama ihtiyacın kalır mı?

Piller?

Ben Dedektif De Klerks.

Adalet Bakanlığı. Uzun zaman oldu.

Büyük bir balık yakaladığınızı duydum, bir Van Meegeren. Bu doğru mu?

-Size kim söyledi? -Küçük kuşlar, bilirsiniz.

Onu sorgulamamız lazım.

Aynı taraftayız. Bilgi paylaşmalıyız.

Aynı tarafta mıyız?

Geçen sefer bir ipucu getirdiğimde nasılsa kaçtı gitti.

Eski delikanlıların ağı.

Belki de sizin birliğe Münasip Adaletin Bakanlığı olarak yeni bir ad koymalılar.

Siz, ben, biz sadece piyade erleriyiz.

Büyük resmi kafamıza takmamıza gerek yok.

Anlıyorum. O zaman dikkatinizi ayaklarınıza verin.

Pardon. Savaştan önce işiniz neydi?

Terziydiniz, değil mi?

Ben 15 yıldır polis gücünde dedektifim...

...ve bu iş resimlerden daha büyük olabilir.

Şu Van Meegeren, Abwehr casusluk şebekesini fonlamış olabilir...

....Naziler için para aklayarak.

Bölümünüzün bu işten uzak durması için bir neden daha.

Bu kabadayılık ve kendine güven...

...iyi bir maske oluşturuyor ama burada iş boyunuzu aşıyor.

Evet. Ve bunu biliyorsunuz.

Aslında Van Meegeren'le görüşmek için izninize ihtiyacım yok.

Sadece nezaket gösterdim.

Bu tesiste iki tarafın da yetkisi var...

...ve Hollanda hükümetinin balığınızı bana verdiğini gösteren...

...imzalı bir emir var elimde.

Yani, buradan sonra biz devralıyoruz.

Adalet Bakanlığı.

Delikanlılar.

Dekker? Dekker!

Onu çıkar.

-Egzersiz vakti. Hadi. -Ne?

-Hadi. -Hadi.

Onu çıkar buradan.

Buradan.

Hey!

Piller!

Hoşuma gitmedi değil ama ne yaptık şimdi biz?

Onu De Klerks istiyor ama kimse balığımı alamaz.

Balığını mı? Ne hoş.

Çok güzel Joe.

Evet.

Harika. Sonunda burada resim yapabilirim.

Memnunsanız...

Malzemelerin listesini yaparım.

Asistanım Cootje, stüdyomda ne nerededir, bilir.

Viskim de lazım olacak.

Boyalarınızı alırım. Viskiyi unutun.

Ve lütfen, benimle oyun oynamayın.

Bay Dekker'e iki bacağınızı da kırma izni veriyorum...

...kaçmaya çalışırsanız.

Not defterinizle kaleminizi alabilir miyim?

Bu adamı bulmanız gerekecek.

Theo Wijngaarden.

Niye? Kim o?

Bu küçük oyundaki en önemli oyuncu.

Boyalarınızı istiyor musunuz?

Evet ve karşılığında her şey açıklanacak.

Theo, Amsterdam'da olmalı sanırım. Bilmiyorum. Ama onu bulmalısınız.

Gözünü ondan ayırma.

Olmaz böyle şey!

Han Van Meegeren davamız için çok önemli. Hakkımız var...

Uşağı, De Klerks, mahkumumu çalmaya çalıştı.

Yeter.

Savaşta nerede görev aldınız?

-Bunun konuyla ilgisini anlamadım. -Soruya cevap verin.

Londra. Hollanda'nın teşebbüslerine elimden geldiğince yardım ettim.

Odamdan defol.

Teşekkürler.

Geri dönecek. Müttefik Komutanlığı'nın sonu geliyor.

Ya Theo Wijngaarden, ona ne olacak?

Kanaldan duyururum.

Joe.

Kendini kasma.

Hepsini yakalayamazsın.

Adalet Bakanlığı'ndan telefon ettiler.

Seni Noel listelerinden çıkarmışlar.

Evet, çok zamanımız yok.

Theo Wijngaarden'ı aramayı sürdürmeliyiz.

Van Meegeren'e de daha fazla baskı yapalım.

Belki yardımcı olurum.

-Ona saldırmak mı istiyorsun? -Evet. Onu biraz benzetirim.

Ne? Güzel olacak demiyorum ama...

Ben de senin...

...Haguelı, sessiz, sakin bir kız olduğunu düşünüyordum.

Van Meegeren'in karısını bulmalıyız.

-Evet. -Doğru.

-Yarın görüşürüz. -Görüşürüz.

Merhaba.

O kimdi?

Minna. Asistanım.

Bana Van Meegeren davasında yardım ediyor.

Çok güzelmiş.

Öyle mi? Fark etmedim.

Uzun saatlerin kolay geçmesini sağlıyordur.

Savaştaki uzun saatlerinden bahsetmek ister misin?

Bu haksızlık Joe.

Hey, delikanlılar. Sanat eseri mi alacaksınız?

Biz sanata aşığız. Elinizdekilere bakmak isteriz.

Ama şimdi kapalıyız.

Yani...

...izci çocuklarını al ve siktir git.

Terzinle işim bittiğinde önümüzdeki 40 yıl hapishane üniforması dikecek...

...bunu ona söyle, olur mu?

İyi köpek.

Gidelim.

Başka bir şeye ihtiyacın var mı?

Bir içki iyi olurdu.

Peki bu kim?

Asistanım Cootje Henning.

Cootje, gardiyanım Joseph'le tanış.

Ben gitmeliyim.

Bir dahaki sefere viskini getirmeye çalışırım.

Evet, iyi olur.

Asistanın değil, değil mi? Lanet kız arkadaşın.

İkisi de.

Boyaları getirdi.

Kıyafetlerini çıkartınca, bilirsin işte, ne yapacaktım ki?

Bayan Henning, bekleyin. Sizinle konuşmak istiyorum.

Kocamla buluşacağım, geciktim.

Han, beni bulacağı yeri bilir.

Her şey sanat için, gerçekten.

-Vakit harcıyoruz Joe. -Hayır, sen benim vaktimi harcıyorsun.

Theo Wijngaarden bulunamıyor.

Willem Gillisz Kool adında bir ressamı duyduğunu sanmam.

Hayır, duymadım.

Kool, 300 yıl önce yüzlerce güzel iş çıkardı...

...ama hiçbiri boyadığı tuvale değmedi.

Dinle, sanat tarihiyle ilgilenmiyorum.

Vermeer, öte yandan...

...kariyeri boyunca 30 küsur resim yaptı...

...ve her biri servet değerinde.

-Neden, biliyor musun? -Hayır, umurumda da değil.

Umurunda olmalı.

Sanat soruşturduğunu sanıyorsun ama para ile güç soruşturması yapıyorsun.

O zaman başla.

Biri karar verir. Sözde uzmanlardan biri, bir eleştirmen.

Bunun önemli olduğunu, bir deha, sanat olduğunu iddia ederler.

Ve efsane başlar ve oluşur.

Zengin tüccarlar, ona sahip olarak kültürlü olmaya çalışır...

...müzeler onu duvarlarına asmak için savaşır ve bu böyle sürer.

Ben çocukken babam beni resim yüzünden döverdi.

Hayatımda sahip olduğum tek tutku olduğu halde.

Ama dövülmeme ses çıkarmadım.

Fırsatını bulduğumda evden ayrılıp Paris'e gittim...

...daha çok resim yaptım.

Çok fazla içtim, çok az kadınla yattım...

...ve sonunda delirdim.

Fırtınalı bir gecede Eyfel Kulesi'nden atlamak üzereyken...

...gökyüzü yarıldı.

Apsent olabilirdi ama Tanrı'yı gördüğüme yemin ederim.

Hemen Hollanda'ya döndüm...

...yaratmanın ateşiyle yanarak uyumadan aylarca resim yaptım.

Sonunda, yıkıldığımda...

...yaptığım işleri seyrederek günlerce ağladım.

Tuvalde ruhumu yakalamıştım, tanrılardan kusursuzluğu çalmıştım.

Kodaman bir dostum hemen Biesling Galerisi'nde bir sergi ayarladı.

Camia tümüyle yeni ve önemli bir sanatsal sesin...

...ortaya çıktığını fısıldaşıyordu.

Tüm Amsterdam oradaydı.

Birden var olduğumu fark eden...

...tüm o güzel kadınların sohbetlerini...

...ve kokularını hâlâ duyabiliyorum.

Enerji hissediliyordu, eleştirmenler hemfikirdi.

Acemi derinlik arayışım, duygudan ve vizyondan...

...yoksunmuş, tümüyle ruhsuzmuş.

Beni sadece mahvetmeyi değil, kemiklerimi un ufak etmeyi istediler.

Niye?

Meşhur onaylarını uygun şekilde istemeyi becerememiştim.

Yani, yeni hayranlarımın hepsi ortadan kayboldu ve her şey bitti.

Bu da bizi yine İsa ve Zina Yapan Kadın'a getiriyor.

Kanında müzik var mı Joe?

Kendi Eyfel Kulesi anını yaşadığına eminim.

Hep bir piyanist olmayı istemedin mi?

Lütfen Bay Van Meegeren...

...resmi nereden buldunuz?

Hepsini bulduğum şekilde.

Arkadaşım Theo'nun yardımıyla.

Theo. Theo Wijngaarden, şu gizemli adam.

Dirk Hannema onun nerede olduğunu bilir.

-Bana yardım edin, Dirk Hannema kim? -Sözde uzmanlardan.

O eleştirmenlerden en suçlusu o.

Ayrıca Rotterdam'daki Boijmans Müzesi'nin müdürü...

...ki bu hâlâ kafamı karıştırır.

Dekker, anlaşılan bana Rotterdam yolu göründü.

Büyüleyici, değil mi?

İnsana bağışlayıcılığın anlamını öğretir.

Bay Hannema?

Ben Emmaus'ta Yemek'i keşfedene dek...

...bilinen sadece 30 Vermeer vardı.

20. yüzyılın kutsal kaseleri oldular.

Bu savaşın bir iyi yanı varsa...

...o da diğer saklı şaheserlerin ortaya çıkabileceğidir.

Bunu keşfetmek hayatımın en büyük başarısıydı.

Size nasıl yardımcı olabilirim Bay...

Yüzbaşı Piller.

Evet. Bölümünüz bizi meşgul ediyor.

Sizi hangi rüzgar attı?

Theo Wijngaarden.

Yahudisiniz, değil mi?

Evet. Bu sizin için bir sorun mu?

Halkınıza olanlar trajik.

Halkıma mı?

Hepimiz Hollandalı değil miyiz?

Theo Wijngaarden. İşte.

Bu adamı tanıyor musunuz?

Bir ressam olarak başarısız. Pek bir sanat simsarı da sayılmaz.

Onunla ne işiniz vardı?

İyi bir restorasyoncuydu. Bir süre önce benim için bir iş yaptı.

Han Van Meegeren hakkındaki görüşünüz?

Üçüncü derece sanatçı, ilk derece fırsatçı.

Sanat camiasında gezinerek Almanlarla ilişki kurdu mu?

-Yapmamış olsa şaşırırım. -O niye peki?

Tam bir narsist ve kurnaz bir şeytandır.

İyi günler Yüzbaşı Piller.

Şeytan sidiği.

Nazi arkadaşların sayesinde tek kalan şu terebentin.

Sana yanlış bilgi verilmiş. Benim arkadaşım yoktur.

Evet, nedenini anlıyorum.

Bu içilebilir gibi kokuyor.

En iyi boya çıkarıcım o. Niye denemiyorsun?

İkinci bir kıç deliğin olur.

Bu ilginç olurdu.

Sana ne diyeceğim, evime git. Kilerde viski koleksiyonum var.

Buraya iki kasa getir, nasıl içilir, sana öğreteyim.

Evine gidersem kaçarsın.

Şeytani planım ortaya çıktı.

Ama kaçmakla hiç ilgilenmiyorum.

Sence o kadar aptal mıyım?

Tabii ki değilsin.

Sizin gibi insanlar bu ülke için herkesten fazla şey yaptı.

Aynen öyle.

Peki, ne resmi yapıyorsun?

Kurtuluşum. Henüz bilmiyorum.

Öznem hâlâ gizemini koruyor.

Bu insanı baya özgürleştiriyor.

Çıplak yatıp...

...fırça darbeleriyle...

...birine kendini resmettirmek.

-Anlıyorum. -Sanırım Theo bana aşıktı.

Klasikleri onurlandırabilecek zamansız bir Hollandalı yüzüne sahipsin derdi bana.

Beni bu şekilde yatağa atmaya çalışıyordu.

Peki, sizi Han'la Theo mu tanıştırdı?

Evet, sanırım.

Evet, sanırım o tanıştırdı.

Caroline.

Senin için mükemmel seçim.

Han benim resmimi yapmayı sever.

Aslında bazen biz... Birbirimize dokunmayız bile.

Buna gerek olmaz.

Peki, kocanızı anlatın, o bunda sakınca görmüyor mu?

Han, tüm erkeklerin karılarının başka bir erkek tarafından...

...baştan çıkarılmasına dair bir fantezileri olduğunu düşünüyor.

Veya bir kadın tarafından.

Han, insanın hayvani yanını herkesten iyi anlar.

O yüzden mi Almanlar ona bu kadar bayılıyordu?

-Herkes... Herkes Han'ı sever. -Fotoğraf!

-O... -Beş! Hadi.

-O partinin neşesiydi. -Dört! Üç!

-Hangi Almanlar onun partilerine katıldı? -İki! Bir!

Katıldılar demedim.

Bakın... İsa ve Zina Yapan Kadın hakkında hiçbir şey bilmiyorum.

Ya da Almanlar hakkında.

Ve Theo'nun yerini de bilmiyorum.

Han en çok kiminle vakit geçiriyordu?

Kendisiyle, benimle ve karısıyla. Eski karısıyla.

Johanna. O nerede?

Fransa'da bir yerde.

Bu joie de vivre'den bıkmıştı.

Ama o karısına her şeyi verdi. Evler, para.

Başka hangi adam karısına tüm servetini verir ki?

Ne öğrendin?

Sorduğun kişiye göre...

...adam ya şeytan ya da aziz oluyor.

Belki Theo Wijngaarden'ın defterlerinde bir şey bulurum.

Evet ve ölüm kayıtlarını da kontrol et lütfen.

Peki, mektubu bitirdikten sonra yüzbaşı.

Teşekkürler.

Alo?

Dekker?

Piller, buraya!

Bana doğru yürü.

Dur!

Şimdi, iki adım sağına... Soluna.

Bir adım daha. Büyük değil. Yarım adım geri.

-Burası mı? -Evet.

-Öyle mi? -Şimdi yavaş yavaş bana yürü.

Yapsana.

Buna ihtiyacın olacak.

Orada ne kadar var?

Bilmiyorum.

Bana fısıldamaya başladığı için seni aradım.

Vicdan sahibi olmak başa bela.

Evet ama daha sonra ödüllendirileceğiz.

Evet çok haklısın. İki kasa içki paketledim.

-Hayır, hayır, hayır. -Ne?

-Onları götürmeyeceğiz. -Ne? Bırakalım da çürüsünler mi?

Ya da hak etmeyen bir pisliğe mi bırakalım? Bu içki.

-Birinci sınıf içki. -Evet ve yeterince içtin.

Çok içtin.

Bunun bir sanrı olmadığından emin olmak için bir fırt aldım.

Son zamanlarda epey sanrı görüyorum, sen de öyle, değil mi?

Evet ama içki yardımcı olmaz dostum.

Olabilir.

Bu biraz eski dünyayı geri getirir, yeniden uyum sağlamamıza yardım eder.

Demin karın aradı. Ona arayayım mı? Ne diyeyim?

Geç kalacağımı söyle. Sonra onunla ilgilenirim.

Yılbaşı, iki yıl önce. Ne geceydi ama.

Kesin. Burada kim kimdir?

Solumdaki Cootje...

...ve Johanna, karım, sağımda... Eski karım.

Van Stuyvesande ile tanıştın ya, yaşlı züppe.

Bunlar da arkadaşların arkadaşları.

Şurada, sarışının yanındaki kim peki?

Ona sarılmış olan Alman?

Hiç bilemiyorum.

Bundan emin misin?

Yüzüne baksana ve şu suçlu tıraşına.

O ucubenin elimi sıkmasına izin vermem.

Elini sıkmadığını hatırlıyor musun?

Ah, Joe, her şeyi motamot anlıyorsun. Theo'yu buldun mu?

Şu an hayaletlerden konuşmak istemiyorum.

Bu fotoğrafta senin sağlığına içen...

...Nazi casusu hakkında konuşmak istiyorum.

Partilerim hareketlidir.

İnsanlar beleş içki ve uyuşturucuları, kolay kadınları duyar.

O gece de bunlardan çok vardı.

Ama kapında öylece belirmedi, değil mi?

-Onu kim getirdi? -Bilmem.

Jerome. Belki de Jerome'dur.

-Jerome Heidjen? -Evet ama kimin umurunda?

Şu güzel kadınlara baksana...

...sense Muggendorflu bir domuz çiftçisini konuşmak istiyorsun.

Bence senin sadece içki sorunun yok.

Muggendorflu domuz çiftçisinin adı Hermann Kempf'ti.

Alman istihbarat görevlisiydi...

...ve Hollandalıları onun için casusluk etsinler diye işe alıyordu.

Hermann Kempf, Hollanda Direnişi'ne pahalıya mal oldu.

Ben sanatçıyım, Nazi casusu değilim.

-Fotoğrafı niye sakladın? -Saklamadım.

-Belki gitmeden önce Johanna saklamıştır. -Kempf partine geliyor.

Sen, bir Vermeer'in değerinden bile fazla olan 1,6 milyon florini...

...Hermann Göring'den aldıktan kısa süre sonra.

Peki niye? Naziler çok cömert olduğu için mi?

Hayır, çünkü narsistler.

Hitler'in koleksiyonunda iki Vermeer vardı.

Göring, Führer'ini geçmek istedi.

Dünyadaki en değerli resme meşru olarak sahip olmak istedi.

-Bu da ödeme yapmasını gerektiriyordu. -Veya resimden...

...başka bir şey için sana ödeme yapıldı.

Ne gibi?

Sanat dünyasını paravan olarak kullanarak...

...Hollanda'daki Nazi casuslarına para sağlamak.

Jerome, ben Piller.

Bir dakika.

Giyineyim.

İyi akşamlar Jerome.

Van Meegeren'le olan bağlantınızı anlatsanıza.

Partilerine Kempf'le gittiğiniz...

...ve arkadaş olduğunuz...

...teyit edildi.

Dostları yakınında, düşmanları daha yakınında tut.

Nazilerle böyle baş etmeye çalıştım.

Kempf'le böyle mi baş ettiniz?

Onu yakınında tutup ona bahçenizden kirazlar getirdiniz.

Genel olarak konuştum.

Van Meegeren bana tuzak kuruyor.

-Eski şeylerin intikamını almak istiyor. -Ne gibi?

Bazı konuşmalarımı duydu.

Berbat bir sanatçıydı, fıçı gibi içerdi.

Bunlar saçmalık. Bu kulübü yürütüyordunuz, değil mi?

Bilgiyi ve sanatı Berlin'e kadar üstlere iletiyordunuz.

Cebinizi doldurdular, güzel evlerinizi elinizden almadılar.

-Hayır! -Theo Wijngaarden'la çalıştınız mı?

Gözleriniz onunki gibi.

Kendi savaşınıza kilitlenmiş.

Hiçbir şeyi duymayacaksınız.

Tek ihtiyacınız birini çarmıha germek.

Şimdi, bu çok ilginç bir silah, öyle değil mi?

Alman subayları da aynı silahı taşıyor.

Ve tüm bu para...

Noel kulübünüzden, değil mi?

İtiraf edin, size adil bir duruşma garantileyeyim.

Adil duruşma mı? Sanki beni sokaklarda parçalamayacaklarmış gibi.

Bir Mussert. Bir hain!

Bana doğruyu söyleyin. Size yardım edeceğime söz veriyorum.

Anlatın!

Joe? Ne oldu?

Han Van Meegeren'le tanışmışsın.

-Partilerinden birine gitmişsin. -Birçok partiye gittim Joe.

Bunu biliyorsun.

-Kempf'le mi? -Evet, Kempf'le.

Bu nedir? Ne dememi istiyorsun?

Gerçeği söylemeni istiyorum.

Gerçeği mi?

Gerçek şu ki, hayatta kalabilmek için her gün hayatımı riske ettim Joe...

...sen de gitmiştin.

Ben gitmedim.

Direniş hareketine katıldım. Yeraltına inmem gerekti.

Ben Yahudi'yim, unuttun mu?

Kalsaydım ailemizi tehlikeye atacaktım.

Ne yaptın?

Partilere gidip...

...orospu gibi giyindin.

Böyle devam edemeyiz Joe.

Şehirden çıkıp babamlara gitmeliyim.

Olur.

Altı saattir resim yapıyorsun.

Hiç sıkılmaz mısın?

İlham seyir halinde. Harcanmaması lazım.

Boya aslında kül ve topraktır...

...ama kusursuz bir uyumla kat kat sürülünce savaşlar...

...medeniyetler görecek, dağlardan uzun yaşayacak şaheserlere dönüşür.

Ve dostum, Tanrı'ya ancak bu kadar yaklaşırsın.

Bunlar çocuk oyunu.

Aynen. Çocuklar bu sırrı bilir ve büyüyünce unutur.

Geri dönüşün tek yolu içki ya da acıdır, delilik, kendi kendine zarar verme...

Hayatımın hikayesi.

-Savaşı özlüyorsun, değil mi? -Aksiyonu özlüyorum, evet.

Ama ülkemin güvende olması hoşuma gidiyor.

Niye resim yapmıyorsun dostum?

Ne dersin? Sana bir palet hazırlarım.

Tabii. Sana bir şaheser yaparım.

Şuna baksana.

Evet.

Henüz bitmedi.

-Biraz çocukça olduğunu biliyorum. -Demek istediğim de buydu.

Bunda bir gerçeklik var ve gücü de oradan geliyor.

Onu liman işçin boyadı.

Berbat.

Yine de gözlerini ondan alamıyorsun, değil mi?

Gözlerimi ondan almakla ilgili bir sorunum yok.

Karın seni niye terk etti?

Bir sanatçıyla evlendi.

Ama sonra ben zengin bir adam oldum.

Kasabanın yarısıyla da yatıyordun, değil mi?

Şey, evet.

Karın seni terk mi ediyor Joe?

Evet.

Ya da biz ayrılıyoruz.

Kolay değil.

Ama gerçekten, evlilik doğal olmayan bir durum.

Tabii, insanlar için bunu kabul etmek zor.

Biliyor musun?

Evli olmayı seviyordum ama...

...savaş bizi öldürdü.

Savaş bitti.

Ama Naziler hâlâ evimde ya da...

Ya da hayaletleri, her neyse.

Karım bir Alman subayının...

...sekreteri olarak iş buldu.

Anlaşılan bu subay Hermann Kempf'miş, elini sıkmayı reddettiğin adam.

Direniş hareketine bilgi sızdırmak için bir yolmuş...

...ve karım işini iyi yaptı.

Hem de çok iyi. Onun emekleriyle birçok kişi kurtuldu.

Almanlar ona güvendi.

Ama o güvenin kazanılması gerekir.

Güvenini kaybetmemek için bu adamla yatması gerekti.

Bunu ona hiç sormadım.

İşi bırakmasını istedim.

Ama sadece bir kez.

Ya şimdi?

Geçmiş onun için artık yok.

Bir tümör gibi kesti attı onu.

Direniş sırasında senin de karına anlatmayacağın...

...şeyler yaptığına eminim.

Yeniden piyano çalmalısın. Müzik, sanat insanın ruhuna iyi gelir.

Zaman azalıyor sanırım.

Resmim neredeyse bitti, sonra sana göstermek istiyorum.

Bir şey içer misin?

Bu...

Bu Van Meegeren'in zulasından.

Joe.

Güzel.

Bu boş.

Evet, muhtemelen öyledir.

Yürüyüş iyi gelir.

-Bana onlar için casusluk teklif etti. -De Klerk'in adamlarından biri mi?

Geleceğimi düşünmem gerektiğini söyledi...

...çünkü Müttefik Komutanlığı yakında gidecekmiş.

Peki sen ona ne dedin?

Bunu düşüneceğimi söyledim.

Geleceğini düşünmelisin.

Evet, biliyorum.

İşte evim.

Yukarıda ne yapıyorsun? Karanlıkta?

Işığı bekliyorum.

Beni mi bekliyordun?

Evet, sanırım öyle.

Bu kocan mı?

Evet.

Öldüğünde ben... Ağlamadım.

Ağlayamadım.

Hiçbir şey hissedemedim.

Hissizleştim.

Sonra savaş bitti ve müttefikler geldi ve devam ettim.

Öylece.

Artık bir şey hissetmeyebileceğimden korkuyordum.

Ama şimdi bir umudum var.

Hepimiz için.

Bilmiyorum.

Leez ile ben artık iki yabancıyız.

Bu...

-Yorgunsun. -Evet.

Uzanmak ister misin? Dinlenmek?

Evet, isterim.

Benimle uzanır mısın?

Evet.

Birazdan gün doğacak.

Evet.

Onu bekleyeceğiz.

Evet, alo?

Pardon patron. Çok fazlaydılar.

İş için kapalı. Siktir git.

Piller'ı içeri al.

Ve işte geldi.

İşi batırdınız Piller.

Beceriksiz yöntemleriniz sonunda kodamanları kızdırdı...

...ve artık bu galeri Hollanda hükümetinin malı.

-Peki, dinleyin, ben... -Hayır, hayır.

Her ne satıyorsanız Piller, istemiyorum.

Bu işe son vereceğim.

Van Meegeren'e anlaşma önereceksiniz, değil mi?

Evet.

Amma duygusuzsunuz. Onun boğazını keseceğim.

İnsanlara biraz kan tattıracağım. İstediğiniz bu değil miydi?

Bu adam fahri bir Nazi. Bırakın, diğerleriyle sallansın.

Yüksek makamlarda dostları var sanıyordum.

Evet, var ve hepsi de kellesi alınsın istiyor.

Bu kadar yeter. O nerede?

Ait olduğu yerde, hapishanede. "Nerede"ymiş!

Onu oraya beş yıldızlı oteldeymiş gibi yerleştirdiniz.

Size para mı teklif etti?

Aslında Joe Piller'ı satın almak kaça mal olur? Kaça?

Hey! Çekil! Çekil.

Çıkarın onu. Çıkarın onu!

Şapkam lütfen.

Çok hoş.

Hey, istiyorsan sana hâlâ burada iş var tatlım.

Joe.

Hadi.

Onu yakaladım. Onu yakaladım be.

Ama şimdi bir zindanda kilitli ve ona ulaşamıyorum.

Artık hapishanede yetkimiz yok...

...ve Müttefik Alan Güvenliği dağıtıldı.

-Yapabileceğim bir şey kalmadı. -Tek bir iyilik bile yaptıramaz mısınız?

Hükümetinizin gözünde artık biz kurtarıcı değiliz.

Hollanda'yı geleceğinden alıkoyan karın ağrısıyız.

Belki de hepimiz için geçmişi geride bırakmanın vaktidir.

Van Meegeren yaptığının bedelini ödeyecek. İstediğiniz bu değil miydi?

Sayenizde birini daha bulduk.

Yardım edin.

Yardım edin.

İmdat.

Yardım edin bana!

Hain!

Hain!

Yardım edin!

Yardım edin!

Dikkat!

Nişan al!

Ateş!

Teşekkürler büyükbaba.

Joseph.

-Hoşça kal oğlum. -Hoşça kal baba.

-Kendine iyi bak. -Peki efendim.

Bana bir söz ver.

-Annene iyi bak. -Söz.

-Söz mü? -Söz.

Bir öpücük verir misin?

Bakanlık şikayetçi oldu.

-Merhaba. -Merhaba.

Sana sarılırdım ama... Evet.

Ben...

Yürüyebilir miyiz?

Evet, tabii.

Evet, işte buradayım.

Hükümet tarafından katranla tüy cezasına çarptırıldım.

En azından temiz hava alıyorsun.

İznim olmadığını biliyorum ama bitmemiş yapbozları hiç sevmem...

...o yüzden daha yakından incelemek için Theo Wijngaarden'ın defterlerini...

...yanıma aldım.

Ve sanırım bir şey buldum. Sana gösterebilir miyim?

Evet.

Bunu hatırlıyor musun?

Bu Cootje Henning, Theo Wijngaarden çizmiş.

Evet.

Üç ay önce Belçika'da öldüğünü biliyor musun?

Bunun artık önemi yok, değil mi?

Ve şimdi şuna bak.

Johannes Vermeer'in İnci Küpeli Kız'ı.

Aynen.

Şuna bak.

-Bunu bilmiyorum. -Bu da Vermeer. Gülen Genç Kız.

Bu Vermeer hayattayken biliniyordu.

Bu 1926'da bulundu.

Orijinal olduğu1928'de Dirk Hannema tarafından tasdik edildi.

Şimdi Washington'da Ulusal Sanat Galerisi'nde.

Peki. Buna niye bakıyorum?

Ne görüyorsun?

İki kadın.

Yüzlerine bak.

Baksana. Kız kardeş gibiler.

Neredeyse aynılar.

Yani? Yani 280 yıl önce biri Cootje Henning'e benziyormuş.

Hayır. Bu resim 280 yıllık değil.

Bu Cootje Henning.

Yani sahte mi diyorsun?

Bu Cootje Henning.

Theo Wijngaarden onu bir Vermeer gibi resmetmiş.

Theo Wijngaarden yeterince yetenekli değildi.

Yardım edebilecek birini tanıyorum.

Minna!

Bakın, sizin yatma vaktiniz gelmemiş olabilir...

-...ama benimki geçiyor bile. -İçeri girebilir miyiz?

Bir dakika lütfen. Karım.

Efendim, siz kayıtlı bir avukat mısınız?

Minna, bu adam kim?

Bu Joseph Piller. O... O iyi bir adam.

Anlıyorum.

Evet, kayıtlı bir avukatım ama epeydir avukatlık yap...

-İşe alındınız. -İşe mi alındım? Dostum...

Size bir düzine yemek karnesi teklif edebilirim.

Kimliğim.

Bu benim avukat yardımcım Jacob.

Naftalin kokuyorsun. Bunu en son ne zaman giydin?

Düğünümde. Adım Joseph.

Kimsenin onu görmesine izin verilmiyor.

Bu tesis askeriyeye değil, Hollanda hukukuna göre yönetiliyor, değil mi?

Bay Van Meegeren'in yasal temsilci hakkı bulunuyor...

...ben de avukatıyım.

Girişimi reddederseniz hakime gider...

...tüm davayı düşürürüm.

Birini arayıp tam olarak bunu söyleyin. Hemen!

Çok güzel.

Göring'e sattığın bu resim...

...İsa ve Zina Yapan Kadın...

...Vermeer'in değil.

Sahte. Onu sen yaptın.

Sonunda.

Bana niye söylemedin ki?

Bana inanır mıydın?

Uzmanlar, ölümsüz Vermeer'in...

...kopyalanamaz olduğunu söyleyecekti.

Ve gerçeği kendin için bulman lazımdı.

En iyisi hep budur, değil mi?

Ya Theo'nun bu işteki payı?

Theo bana sürecin çok önemli bir bölümünü öğretti.

Tek şahidim o. Onu buldun mu?

Bunu söylediğim için üzgünüm ama Theo öldü.

-Nasıl? Biliyor musun? -Bilmiyorum.

O zaman casusluk şebekesi yok muydu?

Olduğuna eminim. Bilmiyorum.

Tutkusunun peşinden ustaları taklit ederek koşan kayıp bir sanatçıyım sadece.

Ve o Nazi domuzlarını kandırdım.

Ya benim için en iyi yanı neydi?

Uzmanların benim tablolarıma bayılması...

...onlar için tuvale yapılan en harika işler demeleri.

Bu Theo'yu çok gururlandırdı.

Theo öldüğüne göre bunları nasıl kanıtlayacağız?

Bunu saklamış.

Resmin elimizde.

-Güzel. -Ve... Tıpkı Vermeer'e benziyor.

Sadece iki hafta önce yapılmış bir Vermeer.

Doğru. Ona daha yapılması gereken şeyler var.

Şimdi, bu, Theo'yla kusursuzlaştırdığımız süreç.

Uzmanların yaptığı alkol testini yanıltır.

Yani resmin orijinal olduğu tasdik edilebilir.

Bunların bir önemi olmayabilir.

-Niye? -Sence...

...bu şaheserlerin sahipleri onları senin adına tahrif ederler mi?

Sadece bir tanesinin kesinlikle sahte olduğunu kanıtlamalıyız.

Sence orijinal olduklarını tasdik eden ve...

...itibarları sarsılacak olan uzmanlar...

Bir dakika bekler misiniz lütfen?

İtibarları sarsılacak olan uzmanlar sence sana yardım eder mi?

Bana yardım etmelerini istemiyorum. Senden yardım istiyorum.

Bodrumuma git! İhtiyacın olan her şey orada!

Evet, kapat.

Tamam.

Stuyvesande, Wijngaarden.

Evet.

İsa ve Zina...

-İsa ve Zina Yapan Kadın. -Evet.

İyi değil. Hatırlayamıyorum.

Ve hatırladığımda hatırlayamıyorum.

Kilitlenip kekeme bir ahmak oluyorum.

Bay Bakker, hatırlamanız gerekmez. Ben hatırlarım. Konuşmayı ben yaparım.

Sadece yasal konularda yardımınıza ihtiyacım var.

Hoyrat davran diyor.

Lütfen, başkasını bul.

Sadece size güvenebilirim.

Korumanız gereken bir kariyeriniz yok.

Bu adamı niye bu kadar önemsiyorsun?

Adamı değil. Masum olmasını önemsiyorum.

Onu nasıl ölüme gönderirim?

Bunu bilerek oğlumun yüzüne nasıl bakarım?

Bundan hoşlanmayacaksın.

Van Meegeren'i yetkililerden korumaya çalıştığını söylemişler.

De Klerks seni hedef yaptı.

De Klerks. Zavallı, küçük adam.

-Hain! -Hain!

Dekker, dur. Dur. Dur!

Henricus Antonius Van Meegeren.

Savaş sırasında düşmanla iş birliği yapmakla suçlanıyorsunuz.

Yorumunuz nedir?

Suçsuzum Sayın Hakim.

Peki.

Devam edin.

Mahkemenin izniyle ben Özel Savcı Maarten Wooning.

Hükümet, Bay Van Meegeren'in zenginleşmek için...

...Hollanda'nın kültürel miraslarını Hitler'in Nazilerine satmaktan...

...ve işgal kuvvetlerinin yönetimine...

...yardım sağlamaktan suçlu olduğunu mahkemeye kanıtlayacaktır.

Bu, en ağır cezayı almasını gerektiren büyük bir suçtur.

Teşekkürler.

Ben Yüzbaşı Jo...

Ben Yüzbaşı Joseph Piller.

Mahkemenin izniyle.

Mahkemenin izniyle, ben eski Yüzbaşı Joseph Piller.

Siz avukat mısınız Bay Piller?

Hayır efendim. Bay Bakker yanımda, kendisi avukattır.

Ama Bay Van Meegeren'i herkesten çok ben soruşturdum...

...ve bu suçları işlemediği kanısına vardım.

Dolayısıyla sanık benden onun adına konuşmamı istedi.

-Peki. -Bay Van Meegeren'in...

...bir iş birlikçi değil, sahte şaheserler satarak...

...Nazileri dolandıran...

...savaş paralarından bir servet koparan...

...bir vatansever olduğunu kanıtlayacağız.

Size ne kadar ödedi Piller?

Sessizlik.

Bay Wooning.

Bay Henricus Van Meegeren.

Bana sadece Han derseniz zaman kazanırız.

Peki. Bu faturayı hatırlıyor musunuz?

Öyle umarım. Bunlar ismimin baş harfleri.

Lütfen mahkemeye ne için olduğunu söyleyin.

İsa ve Zina Yapan Kadın'ın satış faturası.

Nazi rejimindeki ikinci en yüksek rütbeli Nazi'ye...

...1,6 milyon florin gibi inanılmaz bir rakama sattığınız resim.

Gerçekten de eşsiz bir resim.

Öyle. Bir sanat eseri için ödenmiş en yüksek bedel.

İndirim yapsaydım sahte olduğundan şüphelenirdi.

Johannes Vermeer tarihteki en büyük ressamlardan biriydi.

Sizse bu mahkemeden üzerinde kendi adı olan...

...tek bir resim satamamış bir adamın, Meester Van Delft'ten...

...daha iyi bir ressam olduğunuza ve dünyanın en iyi...

...Vermeer uzmanlarını kandırdığınıza mı inanmasını istiyorsunuz?

Güzel söylediniz beyefendi.

Bana sadece evet demek kaldı.

Kürsüye Dirk Hannema'yı çağırıyorum.

Bay Hannema bize iş geçmişinizden bahsedin.

Sekiz yıldır Boijmans müzesinin müdürlüğünü yapıyorum.

Daha önce, Hollanda'daki en iyi galerilerin sanat simsarlığını yapıyordum.

Nederlander'de de baş eleştirmenim.

Kariyeriniz boyunca kaç resmin orijinal olup olmadığını tasdik ettiniz?

Yüzlerce.

-Sahte resimlere denk geldiniz mi? -Çok.

Çok kolay anlaşılırlar.

Nadiren teknik doğrudur...

...ama hiçbiri tablonun yaşını teyit eden kimyasal testi geçemez.

İsa ve Zina Yapan Kadın'ı tasdik eden uzmanlardan biri sizdiniz.

Evet ve hakkını vererek yaptım.

-Sahte olması mümkün mü? -Kesinlikle hayır.

Ama bu sadece sizin görüşünüz.

Resmi temizlemek ve restore etmek için iki ay harcayıp...

...benimle aynı sonuca varan...

...basılı yayını olan...

-...altı uzmana danıştım. -Sonuç neydi?

İsa ve Zina Yapan Kadın'ı Johannes Vermeer 1660 yıllarında yapmış.

Sanığı tanıyor musunuz?

Bay Van Meegeren ile sanat dünyasında yollarımız kesişmişti.

Bir Vermeer tablosu yapmış olabilir mi?

Asla olamaz.

Zina Yapan Kadın'ın satıldığı zamanlarda sanığın yaptığı resim bu.

Bay Meegeren'in sanatı her zaman...

...neredeyse pornografik bir temele dayanır.

Bu iki işin aynı elden çıktığına inanmak bir fantezidir.

Teşekkürler.

Bay Piller?

On yıl önce falan başka bir kayıp Vermeer keşfetmiştiniz.

-Doğru mu? -Evet.

Emmaus'ta Yemek.

Bu sizin tanınmış biri olmanızı sağladı, değil mi?

Şey, sanırım öyle.

Şu anda Vermeer'in en büyük başarısı olarak görülüyor.

Bay Hannema, bir şeyi anlamama yardım edin.

1600'larda Vermeer 30 küsur tablo yaptı...

...ve sonraki 250 yıl boyunca yeni bir tablosu keşfedilmedi.

Sonra birden, altı yılda altı yeni tablosu bulundu...

...ve araştırdığınızda hepsi tek bir kişiye bağlanıyor...

...Bay Van Meegeren.

Benim bundan anladığım...

...Van Meegeren'in resimleri tek bir kaynaktan bulduğu...

...belki savaş başlamadan...

...Avrupa'dan kaçmaya bakan bir aileden.

Belki de Yahudilerden.

Bu gizemli ailenin üyelerinden öne çıkan oldu mu Bay Hannema?

Savaş zamanında kaynağı teyit etmek bazen zor olur.

Yani cevabınız hayır.

Bir resmin sahte ya da orijinal olduğunu nasıl tespit ediyorsunuz?

Sözlerle ifade edilemeyecek derin bir sezgiyle...

...sonrasında da ressamın tekniğini, kompozisyonunu...

...ve renk paletini derinlemesine inceleyerek.

Bu sıkı süreçten geçerse...

...son belirleme yöntemi tuvalin...

...küçük bir alanına alkol uygulamaktır.

Yağlıboyalar zaman içinde kurur ve sertleşir...

...yılları hatta asırları kastediyorum.

Boya dağılırsa sahtedir. Size göstereyim.

Siz temin ederim, bu tümüyle güvenlidir.

Boya yok, sahtecilik yok.

Bu teknik hata götürmez mi?

Söz konusu yağlıboyaysa zamanı kandıramazsınız.

Teşekkürler Bay Hannema.

Bayanlar ve baylar, Emmaus'ta Yemek.

Dirk Hannema gibi eleştirmenler...

...yıllar önce kariyerimi mahvettiğinde bu tutkum oldu.

Yani bu resimleri bir çeşit intikam için mi yaptınız?

Ve bugün burada olmayanları.

Rijks, the Boijmans müzelerinde...

...hatta ABD'nin başkentinde...

...ulusal sanat galerisinde bile asılı o tablolar.

Ve ben onları intikam için değil...

...dünyaya daha çok güzellik ve Vermeer getirmek için yaptım.

Yeterince yok.

Bay Hannema'nın tasvir ettiği alkol testini nasıl geçtiğinizi anlatın.

Her alkol testini geçtiğim şekilde, başarıyla.

Bay Van Meegeren, soruya cevap verin.

Bakalit adı verilen çok bilindik suni bir reçine kullanıyorum.

1908'de icat edildi, ilk plastik buydu.

Isıtıldığında asırlık boyaların...

...yoğunluğunu ve katılığını kusursuzca sergiliyor...

...yani isterse Bay Hannema tabloyu tüm gün alkole daldırsın...

...renkleri asla çıkaramaz.

Peki, nasıl zorluklarla karşılaşırsınız?

Bakalit pigmentlerin içine karıştığı için...

...onunla resim yapmak çok zordur.

-Başka? -Ayrıca doğru zamana ait bir keten bezi...

...ve çerçeve bulmam gerekir. Bunları kopya etmek imkansızdır.

Keten bezini kazıyınca...

...şüphe götürmeyecek orijinallikte bir iş yapmam gerekir.

Vermeer'in tüm fırça darbelerini çalıştım.

Uyguladığı baskıyı, bileklerinin hareketini...

...hatta fırçalar için...

...seçtiği kılları bile çok iyi biliyorum.

Ayrıca pigmentleri nasıl karıştırdığını...

...ve ışığı nasıl yorumladığını da biliyorum.

Yani bir dehaya mı öykünmeye çalıştınız?

Evet ama bundan fazlası var, bugünü geçmişin içine örmeliyim ki...

...seyirci suç ortağım olsun...

...yani sadece zihni kandırmasın, kalbine de işlesin.

Dantel ören kadınıma bakın. Vermeer'in zamanından mı?

Hayır. 1920'lerin hoppa kadınlarından. Ve sizi heyecanlandırıyor, değil mi?

Ve buradaki genç hanıma dikkatlice bakarsanız...

...Greta Garbo'nun yüzünü tanıyabilirsiniz.

Göring de farklı değildi.

1936 Olimpiyatlarında sanatı sevdiğini öğrendim...

...ve Zina Yapan Kadın'ı yapmaya başladım, ona kendi Nazi İsa'sını verdim.

300 yıllık bir resme baktığına inandı...

...ama Narsist gibi o tuvalde kendi sonsuzluğunu görecekti...

...bin yıllık Nazi rejimini.

Resmin sahte olduğunu asla düşünmedi.

Peki, Bay Van Meegeren, faşizm üzerine düşünceleriniz?

Faşizmden iğreniyorum.

Bence tüm faşistler sallandırılmalı.

Teşekkürler.

Tüm bu iddialar...

Ama bunları doğrulayacak tek bir kişi dahi yok.

Ve uzmanların verilerine karşılık...

...elimizde sizin fantastik hikayeniz var.

Ve faşistlerden nefret ettiğinizi beyan ediyorsunuz...

...ama savaştan önce...

...faşizm eğilimli Birlik Partisi'ne üyeydiniz.

-Bu tümüyle... -Hatta parti başkanı sizi...

...şöyle tasvir etmiş: "Maddi kazanımlardan çok...

...ilkelerimizle motive olan...

...en iyi modern sanatçılardan biridir."

Onlar Nazi değildi. Toplumun elit zenginleriydiler.

Naziler burayı işgal ettiğinde onları selamlayan gizli faşistler.

Hoşlarına gidecek portrelerini yaptıracak paraları vardı ve...

...genç bir ressam olarak böyle hayatta kalıyordum.

Bana anlatmadığın başka bir şey var mı?

Hayır. Böyle bir saçmalık hatırımda olsa sana anlatırdım.

Mahkeme odasındakileri kazanmıştın!

Onları etkilemiştin.

Ama şimdi Wooning seni güvenilmez kıldı.

Bir şey daha var.

Wooning, eski karını Fransa'da buldu.

Onu kürsüye çıkaracak.

Bu...

Bu iyi haber.

Gerçekten iyi haber.

Eski kocanız boşanırken varlıklarınızın çoğunu size vermiş.

-Evet. -Onlar neydi?

Size söyleyemem.

14 ev...

...Laren'da yedi arsa...

...Deventer'da iki ev...

...Monaco'da bir şato...

...ve Amsterdam'da 567 tane mülk.

Ayrıca evinizin döşemesinde saklanan milyonlarca florin.

Doğru mu?

Sanırım.

Kayıtlara geçsin Sayın Hakim, Van Meegeren'in emlaklarının çoğu...

...İsa ve Zina Yapan Kadın'ın satışından sonra...

...Alman işgali sırasında satın alınmış.

Şimdi, eski kocanız sattığı o Vermeerleri, Halsları, de Hoochları...

...kendi eliyle yaptığını...

...hiç ima etti mi?

Hayır.

Ama bunu yapabilecek biri varsa o da odur.

Aklına bir fikir geldiğinde asla peşini bırakmaz.

Herkesten yetenekli olduğuna inanıyorum.

O bir dahidir.

Bu fotoğrafı hatırladınız mı?

Boşanmamızdan kısa süre önce evimizde verdiğimiz bir partiden.

Almanlar partilerinize sık sık gelir miydi?

Nadiren gelirlerdi.

-Teşekkürler. -Her yerdeydiler.

Ulusal Birlik Partisi'ne katıldığında onunla evli miydiniz?

Evet.

Lütfen bize neden katıldığını anlatın.

Bu uzun zaman önceydi.

Bir ressamın hayatını kazanma yollarından biri portre yapmaktır.

Kocanız parti doktrinine inanıyor muydu?

Eski kocam apolitik, agnostik ve kayıtsızdır.

Birkaç sıfat daha aklıma geliyor ama...

-...burası söylenecek yer değil. -Teşekkürler.

Van Meegeren'in asistanı mısınız?

Evet.

Ve metresisiniz.

Biz yakınız, hem profesyonel, hem de kişisel olarak.

-Yıllarca sırdaşıydınız. -Evet.

Bay Van Meegeren için bir şovmen, görülmek isteyen biri...

...tanınmak isteyen biri der misiniz?

Hangi sanatçı değildir ki?

Han'ın bir Vermeer resminin sahteciliğini yaptığına şahit oldunuz mu?

Evet.

Birçok kez.

Sonra bunları fahiş fiyatlara sattığını biliyor muydunuz?

-Elbette. -Bu sizi suç ortağı yapar.

Anlıyorum.

Ya bu? Bunu yaptığını gördünüz mü?

-Evet. -1939'da Amsterdam'daki stüdyosunda.

Evet.

Han Van Meegeren, 1939 yılını tümüyle Fransa'daki villasında geçirdi.

-Onu görmediysem... -Başka sorum yok.

Bay Piller?

Bayan Henning'e sorunuz var mı?

Hayır.

Yarına dek ara vereceğiz.

Devam edin Bay Piller.

Sayın Hakim, son bir kanıtımız var.

Peki ama getirin.

Dirk Hannema'yı kürsüye çağırıyoruz.

Bay Hannema, bu resmi tanıdınız mı?

Evet, geçenlerde bana analiz için getirildi.

Müttefik Komutanlığı getirdi.

Görüşünüz ne oldu?

Onu her zamanki testlerden geçirdim ve...

Burada yazılı ifadeniz var.

"Resim geçici olarak Tapınaktaki Genç İsa olarak adlandırılmıştır...

...Vermeer'in kayıp İncil serisinin ilk işlerinden olması mümkündür.

Tablonun 280 yaşında olduğu tahmin edilmektedir...

...ve önemli bir buluştur."

-Bunu siz mi yazdınız? -Evet. Arkasında da duruyorum.

Pek uzun süre analiz etmediniz, değil mi?

İncil serisinin bir parçası olduğu açıktı.

Süreci hızlandırabildim...

Bay Hannema'nın, resmi...

...Boijmans Galerisine satın almayı umarak fiyat teklifinde bulunduğu...

...dikkate alınmalıdır Sayın Hakim.

Konuyla ilgisi nedir?

Sayın Hakim, bu resim bir yıllık bile değil.

Han Van Meegeren bu resmi ben onu Goudstikker Galerisi'nde...

...gözaltında tutarken yaptı.

Bu tümüyle saçmalık.

Ben ve iş arkadaşlarım yapım aşamasında oradaydık...

...başından sonuna, o zaman amacını bilmiyorduk.

Bay Van Meegeren bu resmi hayatını kurtarmak için yaptı.

Daha sonra bunu Bay Hannema'ya tasdik için mi götürdünüz yani?

Hayır, asistanım Minna Holmberg götürmüş, Müttefik Komutanlığı aracılığıyla.

Ama süreç tümüyle tamamlanmadan değil.

Bu ne demek?

Yani, Bay Van Meegeren resmi yaptı...

...Bay Dekker ve ben de onu yaşlandırmasına yardımcı olduk.

Süreç epey karmaşık...

...ama gördüğünüz üzere çok ikna edici.

Bir fantastik hikaye daha!

Sayın Hakim, izin verirseniz, mahkemeden soldaki ikinci figürün...

...aslında gardiyanım Yüzbaşı Joseph Piller olduğunu...

...gözlemlemelerini istiyorum. Onu Vermeer tarzı resmettim.

Sessizlik!

Bay Piller ile süje arasında benzerlik var...

...ama bu kanıt mı?

Tümüyle rastlantısal olabilir.

-Gözlerinizi test ettirmelisiniz. -Bay Van Meegeren!

Bu mahkeme salonunda birçok adam var...

...kafalarına bez koyunca hepsi havariye benzer.

Sayın Hakim, burada daha radikal ve kusursuz bir teste...

...izin verecek yeterli done var.

Lütfen, bu resimden küçük bir alan kazıyıp...

...40 yıl önce icat edilmiş bir madde olan fenol formaldelit veya...

...Bakalit içeriyor mu diye test ettirin.

Buna gerek...

Odama gelin.

Resmi Van Meegeren yapmış olsa bile...

...bu, Göring'in Vermeer'ine sahte demek olmaz. Yargılandığı şey bu.

İki resmi de test edin. Hepsini test edin.

Bunlar paha biçilmez kültürel miras, onları tümüyle tahrif etmek...

Sayın Hakim, resimlerden bahsediyorsunuz.

Ben bir insanın hayatından bahsediyorum.

Ben ikna olmadım.

Bu bir mahkeme değil. Bu bir tiyatro oyunu.

Biri Van Meegeren'in yolundan çekilmesini istiyor.

Karısıyla yattığı biri.

Hakkını almamış biri.

-Ah, lütfen. -Size şunu söyleyeyim.

İkna oldular ve gerçeği duyunca...

...siz Van Meegeren'i kurtlara attıktan sonra...

...sizin peşinize düşecekler.

Beni tehdit mi ediyorsunuz?

Evet, haklısınız, tehdit ediyorum.

Seni cahil dolandırıcı.

Şimdi, bunu ilk ve son bir uyarı olarak...

...kabul edin.

Size oyun oynandı Piller.

Van Meegeren sihirbaz ve siz de en büyük numarasısınız.

Belki de bu dava tümüyle sizinle ilgili.

İyi hayatın tadını aldınız mı?

Ailenizin geleceğini garanti etmek için...

...size para mı verecek sizce?

Mahkeme kararı için iyi şanslar!

Düşünme süreci çok sürmez, değil mi?

Bence şansımız var.

O resme inandılar.

Şu insanlara bakın.

Kazanmaları lazım.

Sunulan kanıtları iyice inceledikten sonra...

...mahkemenin oybirliğiyle aldığı karar şudur:

Han Van Meegeren...

...savaş zamanında düşmanla iş birliği yapmaktan suçludur.

Ve cezası...

Sessizlik!

Ve cezası ölümdür.

Sessizlik!

Bunu hak etmiyor!

Sessizlik! Sessiz olun!

Hadi ama!

Piller!

Ne yapıyor?

Onu durdurun! Durdurun!

"H.V.M."

Han Van Meegeren. Bu resim sahte.

Bunların hepsi sahte.

Bir dakika önce...

...bu resimler yüce ve paha biçilmezdi.

Şimdi değersizler ama tek bir fırça darbesi bile değişmedi.

Sessizlik!

Siz çocuklar içki içmeyi bilmiyorsunuz.

Bir tur daha.

Kime çocuk diyorsun?

Teşekkürler.

Sürpriz.

İçeri gelebilir miyim? Bir dakikalığına.

Teşekkürler.

Tebrikler sıralanmış.

Lütfen bana liyakat madalyası vermeye geldiğini söyleme.

Hayır, hayır, hayır. Aslında bunu vermeye geldim.

Bir hatıra.

Biz galeride toparlanırken asistanım bulmuş.

Van Meegeren'in resimlerinin koleksiyonu.

Evet, bunu biliyorum. Amerikalılar onu Hitler'in özel kütüphanesinde buldu.

İthaf sayfası ilgini çekebilir.

Halk kahramanını buldu.

Bu dava benim için bitti ama ya senin için?

Gelmene çok sevindik Joe.

Joseph, şuna bak. Yüzlerindeki ışığa bak.

Hikayemiz tüm dünyaya yayıldı.

Hollanda'ya küllerinden doğması için kanat verdik.

Karanlığa karşı bir zafer.

İnsanlar yeniden hayat istiyor.

Gülmek, içmek, umut etmek istiyorlar.

Daha iyi bir günün hayalini kurmak.

Ve sayende bunu yapabilirler ve yapacaklar.

İstediğin oldu. Gerçeği görmelerini sağladın.

İşte, güzel siyahla beyazın içinde.

Anlaşılan tam bir kahramansın.

Sanırım bu senin tahmin ettiğinden bile fazla bir hayranlık.

Dalga mı geçiyorsun? Bunu hep hayal ettim. Lütfen otur.

Dinle... Joseph.

Sana güvendiğim gibi kimseye güvenemezdim.

Umarım bunu anlarsın.

Belki de o zaman şunu anlamama yardımcı olabilirsin.

"Sevgili Führer'ime...

...şükran ve saygılarımla.

Han Van Meegeren."

Hollanda'nın en ünlü Nazi düşmanından...

...Adolf Hitler'e dokunaklı bir hediye.

Eskinin kolonilerinde Naziler bizdik, öyle değil mi?

Tecavüz ettik, öldürdük, köleleştirdik.

Ateşe bebek bile attık.

Ve o zafer dolu sömürüleri gerçekleştiren adamların heykelleri...

...gururla kamu alanlarını kaplıyor.

Gelgit gelir gider. Ve hayatta kalmak için elimizden geleni yaparız.

Umudu ayakta tutmak için.

Tüm ihtişamlı renklerimizle...

...gri de dahil.

Bravo. Sanata.

Sanat hiç umurumda olmadı.

Ama artık gerçekten usta sanatçıların...

...tarihte bir yer talep etmek için eleştiri ateşinin içinden...

...cesurca geçtiklerini biliyorum.

Sonra da siyah beyaz oluyor.

O yüzden tüccarlar sanata bu kadar değer veriyor.

Ahlakı bozulmaz ruhtan kendilerine ait bir parçaya sahip oluyorlar.

Ama tarihte kendi yerini talep edebilirdin.

Kendi adını ve hemen Hals'ın, Rembrandt'ın, hatta Vermeer'in yanında.

Tanrı sana gereken tüm yeteneği vermiş.

Ama bunu harcadın.

Sanırım ateşin içinden yürüyecek kadar cesur değilmişsin.

Joseph, lütfen.

Sana güvenmiştim, gerçekten.

O yüzden seni savundum.

Ve bu neredeyse her şeyime mal oldu.

Zaferinin keyfini çıkar Han.

Zaferimizin.

HAN VAN MEEGEREN BİR DAHA HAPSE GİRMEDİ.

MAHKEMEDEN ALTI HAFTA SONRA KALP KRİZİNDEN ÖLDÜ.

ÖLDÜĞÜ ZAMAN ÜLKEDEKİ EN POPÜLER KİŞİYDİ.

NUREMBERG'TE İDAM EDİLMEYİ BEKLERKEN

HERMANN GÖRING'E VERMEER'İNİN SAHTE OLDUĞU SÖYLENDİ.

ŞAHİTLERE GÖRE

SANKİ KÖTÜLÜĞÜ YENİ KEŞFETMİŞ GİBİ GÖRÜNÜYORDU.

SAVAŞTAKİ KAHRAMANCA EYLEMLERİ İÇİN

ABD HÜKÜMETİ, JOSEPH PILLER'A ÖZGÜRLÜK MADALYASI TAKTI

VE İNGİLTERE ONU İNGİLİZ İMPARATORLUĞU'NUN ÜYESİ İLAN ETTİ.

MAHKEMEDEN KISA SÜRE SONRA JOSEPH TOPTANCI KIYAFET DİKİM İŞİNE GİRDİ.

1970'LERDE AİLE, HUZURLU MAYORKA'DA EMEKLİYE AYRILDI.

VAN MEEGEREN'İN HAYATI BOYUNCA KAÇ SAHTE VERMEER SATTIĞI BİLİNMİYOR

AMA TÜM ZAMANLARIN EN İYİ SAHTECİSİ OLARAK GÖRÜLÜYOR.

Altyazıları çeviren: Duygu Yenal

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.