Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Altyazılar: Aptullah Kalınparmak & Okan Doğu @PinkFloydTurkNet
- Güzel ve kolay bir soru ile başlayayım. - Evet.
- David Gilmour kimdir?
- Bu mu kolay soru ? Keşke cevabını bilseydim, hiçbir fikrim yok.
Hayatını herşeyden çok müzik için sürdüren birisi derdim.
- David John Gilmour İngiltere, Cambridge'de 6 Mart 1946'da bir çarşamba gününde...
...Sylvia ve Douglas Gilmour'un üçüncü çocuğu olarak dünyaya geldi.
21 yaşında 250 milyonun üzerinde albüm satacak olan Pink Floyd grubuna katıldı.
Gitar çalış tarzı ve özgün gitar tonu...
...tüm dünya tarafından tanınıyor
2011 yılında Rolling Stone dergisi onu,
tüm zamanların en iyi gitaristlerinden biri olarak seçti.
Son çıkardığı solo albüm, Rattle That Lock,
İngiltere albüm listelerinde ilk sırada yerini aldı.
Ve bu sene dokuz yıldır ilk kez, Avrupa'nın aralarında...
...Royal Albert Hall'un da bulunduğu tarihi, büyük...
...tiyatrolarda ve salonlarda kapalı gişe konserler verdi.
Thames nehrindeki bu alışılmadık yer...
...David Gilmour'un müziklerini tasarlayıp kaydettiği stüdyosu.
- Ve işte. - Tekne bu.
- Bunu ilk nerede gördün? - Birinin arabasındaydım.
Yolda buralarda durduk. O zamanlar...
...daha az bitki vardı. Teknenin tüm...
...camlarını, falan görebiliyordum,
"Biraz duralım" dedim. Şuradaki duvarın...
...üstünden tekneye bakıp "burası...
...gerçekten harika bir yer" dedim.
Ertesi hafta bir dişçinin salonunda beklerken...
...elime bir dergi aldım, ve teknenin satılık ilanını gördüm.
Ajansını aradım, sonra tam buraya geldim, ve..
- Yani zamanın Sussex ve Brighton'daki evlerin ile burası arasında geçiyor.
- Evet, burası tam bir miks işlemi için gelişmiş bir teknolojiye sahip.
İçeride tüm faderların motorize edildiği Neve Flying Faders masası var,
- Bunlar en yüksek teknoloji olmalı.
- Evet en yüksek teknoloji ve mix için buraya geliyorum.
- Gerçekten göz alıcı gözüküyor - Evet, güzel.
Bu inşa edilirken çekilmiş bir fotoğrafı.
Maun ağacı, Crittall firmasından metal pencereler.
- Bir tekne için fazla güzel. - Evet.
- Momentary Lapse of Reason albümüne başlamayı...
...düşündüğümüz zamanlarda burayı buldum ve satın aldım.
Hiçbir yerde ses yalıtımı yoktu, pencereler çift camlı değildi.
- Tüm grup bu odada... - Tüm grup bu odada olurdu.
Bateri şu köşede durur, arkasındaki dolgu...
...malzemeleri bateri sesini emmeye biraz yardımcı olurdu.
Geri kalanlar burada dururdu.
Gitar amfilerimiz burada durmazdı,
...onlar küçük yatak odalarının olduğu odalarda dururlardı.
Yani burada çalışır, çaldığımız şeyleri kulaklıklar ile dinlerdik,
Hammond orgu ve Lesley'i bir odada gitarı diğer odada kaydederlerdi,
Bas direkt olarak kayda giderdi,
amfisiz şekilde.
Yani neredeyse Momentary Lapse of Reason'ın tamamını burada yaptık,
Division Bell albümü'nün çoğunu aynı şekilde burada yaptık.
Kulağa devasa gelen şarkıların bu kadar küçük...
... bir odadan çıktığını düşünmek zor olmalı sanırım.
Kontrol odası burada.
Kim bu odada müzik yapmak istemezdi ki denebilir.
Bu harika değil mi?.
- Aklına gelen ilk hatıraların nelerdir? - Oh..
Aklıma ilk gelen hatıram,
3 yaşlarında annemin öğretmenlik yaptığı Homerton koleji ana okulundan...
...Cambridge'in öteki ucundaki Hills caddesinin aşağısında kalan evimize doğru...
...4.5km lik yolu yürümeye çalıştığımı hatırlıyorum. ...Cambridge'in öteki ucundaki Hills caddesinin aşağısında kalan evimize doğru...
...4.5km lik yolu yürümeye çalıştığımı hatırlıyorum.
Bu benim ilk, hatırlayabildiğim ve aklıma gelen ilk anım.
- Nasıl bir aile yaşantısına sahiptiniz?
Baban bir profesördü, bir akademisyen.
- Babam Cambridge'de bir üniversite öğretmendi.
Zooloji ve Genetik konularında dersler veriyordu.
Annem öğretmenlik eğitimi veren bir kolejdeydi,...
ama o işi hiç yapmadı.
Daha sonra BBC'de film editörlüğü yaptı,
"Junior Points Of View" programda çalıştı.
- 5 yaşındayken yatılı okula başlamışsın. - Evet.
Babam Madison, Wisconsin'deki üniversiteye gitmişti
6 ay için.
ve biz de Buckinghamshire'daki yatılı okula atılmış olduk.
Ben 5 yaşındaydım, ablam 7 yaşına yeni girecekti,
ve kardeşim ise 4 yaşındaydı ve biz oraya 1 seneliğine konulduk.
Ailem Amerika'da sadece 1 dönem geçirdi, 6 ay yani...
...sonra Cambridge'e döndüler...
...ama bizi yılbaşında dışarı çıkarmayı uygun bulmadılar,
ve ondan sonraki 2 dönemde de tabi.
Bu sırada çocuksuz bir hayatın nasıl birşey olduğunu hatırladılar.
Müzik ile ilk tanışman ne zamandı, bir çocuk olarak...
...hayatında ne zaman yer bulmaya başladı ?
Yani, her zaman radyomuz vardı, plaklar her zaman çalardı.
Ailem ilk üretilen stereo hi-fi müzik sistemlerinden birine sahipti,
Çok çeşitli müzikler severlerdi.
Şov müziklerini severlerdi, "On the Town", çıktığında "West Side Story" gibi.
Ve annem biraz piano çalardı,
ve babam şarkı söylemeyi severdi, evin içinde, duşta.
Yani sürekli bir çok müzikal ses olurdu,
Ama beni etkileyen önemli anlardan biriside...
...ben 10 yaşındayken çıkan Bill Haley'in "Rock Around The Clock" şarkısı olmuştu.
Mükemmeldi.
Ve ondan kısa süre sonra da Elvis Presley'den "Heartbreak Hotel".
Onu her dinleyişimde hala "ne mükemmel bir plak" diye düşünürüm.
Gerçekten de çok az enstrümana sahiptir, bateri yok sayılır...
...sadece bas, piano, gitar, ve vokal.
Ama kesinlikle çekiciydi.
- Ve bu da evi, Sussex kırsalında.
Hey Khan.
Bu David Gilmour'un müzikal laboratuvarı.
- Burada ne yapıyorsun?
- Evet, burası görüldüğünüz gibi, bir müzik odası...
...ve sürekli gelişiyor diyebiliriz, 21 yılı aşkın süredir buradayız.
Önceki albüm, On An Island ve yeni albüm...
Rattle That Lock için bir çok çalışma...
...burada başladı, herşey ile ben ilgileniyorum.
- Şimdi, şarkıyı işlemeye başladığında...
..tabiki gitarını alıyorsun, yani, bir çok gitardan birini. - Evet
Ve sonra, ihtiyacın olduğunda bateri, saksafonun, ve..
...tüm bu enstrümanları çalıyorsun, çaldığın mandolin, yani...
- Aslında bir çok enstrümanda oldukça kötüyüm, evet. - Güzel.
- Bu iyi bir bilgi oldu.
- David sürekli olarak müzikal fikirlerini not alır, iPhone'a olsun...
...minidisc'i üzerinden olsun, ve sonunda "İşe yarar birşeyler buldum" der.
Ve ben de "Bu çok iyi" derim.
O da der ki; 150-200 arası müzikal fikir!
Amanın!
- Bu şarkı, "Today", bir kaç farklı müzikten oluşuyor.
Bu sesi bunun üzerinde yazdım. - Şarkıya başlangıç fikri buradan mı çıktı ?
Şarkının bir bölümünün başlangıcı böyle oldu, ve ben...
bunu..
iPhone ile kaydettim, Phil fark etti..
...yine Phil benim bir yerde çaldığım bir gitar kaydını buldu...
...tümüyle farklı bu kayıtlar...
....kullanarak bu şarkının başına ben ve Polly...
...koro şeklinde söyleyip ekledik.
- Oh, gerçekten mi ?
- Haftalar süresince kayıtları dinlerim ve sonra...
...yapılan kayıtları detaylıca inceleyip..
birbiri ile uyum sağlayalacak kısımlar olup olmadığına bakarım.
Kayıtların tümü başarılı olmayabilir...
...ve hatta bazıları onu korkutur.
Fakat bazıları da işe yarar.
Burası iPhone ile kaydettiğim bölüm.
Stüdyodaydım ve elektro gitarim amfiye bağlıydı, ama...
tüm aletleri bağlayıp ayarlamayla uğraşmak istemedim,
...iyi olan şey hatırlamak için telefona kaydediyorsun.
ve Phil'de bu kısmı aynı bu şekilde buldu,
ve bunu diğer kısım kayıt ile birleştirdi.
ve, tüm enstrümanları ekleyince de şöyle oldu.
O kısmı olduğu gibi tekrar kayıt etmenin zor olduğunu fark ettim.
Ritmik ve bazı başka şeyler ile ilgili,
Bizde ilk kaydedilmiş halini kullandık.
Bu Polly, Polly Samson.
Gitar öğreniyor, şuan 7. seviyede.
O kendi tarzında saygın bir yazar.
ve David'in eşi, bir çok açıdan.
Polly, benim sevgili eşim, yaptığımız herşeyin kalbinde o var.
Polly'i anlatmaya nereden başlasam bilmiyorum,
O benim hayattaki eşim...
...ayrıca şarkılarımın bir çoğunun sözlerini o yazıyor.
Yazar ve şarkı sözü yazması yanında..
..yaptığım her işten ses çıkmasını sağlayan kişi o.
Ona bir şeyler çalarım ve o da kendi fikrini söyler,
Farkına varamadığım noktaları bulmakta oldukça iyi iş çıkarır.
Müzikal açıdan da.
Division Bell albümünden beri bana hep yardımcı oluyor.
- Bir Pink Floyd hayranı mıydın?
- Ben 12 yaşındayken, abimde bir plak vardı. Sanırım Dark Side of The Moon'du
ve... Wish You Were Here, ama üzerlerinde...
...isimleri yazmıyordu. Yani...
...dinlediğimi hatırlıyorum ama kime ait olduklarını bilmiyordum.
Kalem kutuma hiç "Pink Floyd" yazdığımı hatırlamıyorum.
Oraya "David Bowie" yazardım.
- David ile ilk tanıştığında ''Oh, bu Pink Floyd'dan David Gilmour'' dedin mi?...
...Hayır 'bir çok çocuğu olan bir adam'...
...ilk düşündüğüm şey bu olmuştu sanırım.
Yani, onunla ilk tanıştığımda...
...onun 4, benim ise 1 çocuğum vardı.
ve sanırım çocuklarımız birlikte oynamaya başlamışlardı,
...biz de bir şekilde kırsalda bir...
...öğle yemek yerken, birbirimize yakın davranıyor gibiydik,
çünkü çocuklar aynı ağaca tırmanmaya çalışıyorlardı.
- David çok konuşkan birisi değil, ama o..
...duygusal yönü ağır basan biri, ama bunu dışa vurmayı pek sevmiyor.
Onun düşüncelerine tercüman olduğunu düşünüyor musun?
- Evet, sanırım ve bu...
..büyük bir sorumluluk gibi hissettiriyor.
Yani, evet ama, evlilik konsepti zaten böyle birşey değil mi ?
Özellikle oldukça sessiz olan bir eş ile birlikteyken.
Yani, çok sık gitar çalıyor ve hep düşündüğüm şey ne zaman...
...tartışsak en çok yaptığımız şey benim kelimeleri onun da gitarını kullanmasıdır.
Çünkü o çok etkileyici, gitarla daha da fazla.
Yani, evet, çoğunlukla derisinin altına girmeye çalışıp ne hissettiğini...
...anlamaya çalışıyorum.
Burada da 10 yıl önce kaydedilen şarkı...
..."The Girl On The Yellow Dress" için...
...vokal içerdiği yazıyor.
- İşlem her zaman onun sana...
...yatakta müziği mırıldanışı şeklinde mi ? - Hayır, ama dediğin gibi hep müzik önce geliyor.
Ve o.. Bugünlerde, iPod'uma parçaları yüklüyor ve..
...ben de yürüyüş yaparken o parçaları dinliyorum ve..
...sonunda parçalar bende bir fikir üretmeye başlıyor.
Bu Polly'nin kulaklıkla dinlediklerinden biriydi.
Sözlerini yazarken de bunları dinlerdi.
- Bu gerçekten ilginç, çünkü...
...şarkının sözleri zaten hazır gibi hissediyorsun.- Evet.
- Onun mırıldanmaları bana birisi şarkıyı söylüyormuş gibi hissettiriyor gerçekten.
Kelimeler sanki yüzeyin hemen altında çevirmeye hazır gibiler.
Birçok insan şarkı sözü yazarlarının...
...bir masada aklına gelenleri yazan, not alan birileri olarak hayal eder.
- Not alır mısın sen de? - Ben...
Aslında, bu benim alanım için de aynı,
İşimi yürürken bitiriyorum, Eve döndüğümde ise...
sadece kağıda dökme işi kalıyor,
Çünkü yürürken ne yazıp çizeceğimi tasarlıyorum.
Ama bir not defterim var...
ve bunun içi şarkı sözleri dışında başka birçok şey ile de dolu.
ama...
Evet, "Today" şarkısının başlangıç notlarıydı sanırım.
- "Wide Sargosso Sea" (Roman) sayfası gibi gözüküyor.
Evet, "Wide Sargosso Sea"yı ben yazmıştım.
Bu.. Bu sanırım şarkı içerisinde başka bir söze dönüşmüştü.
Sanırım orası boş kalan bölümdü, bende daha sonra yazarım diye düşünmüş olmalıyım.
Yani söz olarak "Wide Sargasso Sea sayfası" yazmışım.
- Küçükken pianoyu öğrenmiş olmayı dilerdim.
Nota okumayı öğrenip bir çok şeyi yapabilirdim.
Hala nota okuyamıyorum.
Çocukların büyüdüklerinde piano öğrendikleri için...
...minnettar olacaklarını biliyorsun.
Ama mutlu olduklarını kesinlikle söyleyemem, piano öğrenmek zor iş.
Hepsinin piyano dersi vardı ve... Ama mutlu olduklarını kesinlikle söyleyemem, piano öğrenmek zor iş.
Hepsinin piyano dersi vardı ve...
...bıkkınlıktan gözlerinden yaş gelinceye kadar piano dersine devam ettiler.
Şimdi oldukça ilerlediler, kendi kendilerine yeni şeyler...
...öğreniyorlar. Bu çok iyi, bu işten zevk alıyorlar.
Gabriel'ın seviyesi piano dersi almayı bıraktığından beri...
...oldukça yükseklere çıktı.
Bu arada albümdeki şarkılardan birinde o da çalıyor.
Hiç şüphesiz o, bu işi yapacak en doğru insandı.
Romy ukuleleyi kendi başına öğrendi,
bir kaç akor çalabiliyor, ve neşeli bir şekilde şarkı söylüyor.
Gerçekten güzel bir sesi var, kendine has özel bir sese sahip.
Güzel tiz bir ses, çok hoş.
Joe bilim ve matematikle ilgilenip onlardan hoşlanıyor.
En akıllıca çözüm yöntemini bulmasını sağlayan...
...doğrusal ve direkt zekası onu ileride ...
...iyi yerlere getirecek gibi görünüyor.
Müzisyen olmak istemiyorlar.
Değişirler mi bilmiyorum...
...ve onları bu konuda zorlamak da istemem.
Gabriel set modelisti olmak istiyor, belki yanında da aktörlük de yapar.
Romy kesinlikle aktör olmak istiyor.
Bunu Dark Side of the Moon'daki "Breath" ve...
..."Great Gig in The Sky" şarkılarında kullandım, buradakini.
- Bu cihaz. - Aynen bu.
O zamandan beri ara sıra kullanırım.
- İlk gitarına ne zaman kavuştun ? 10'lu yaşlarında mıydın ?
- Yan komşumuzun bir gitarı vardı, biri onlara vermişti, ama hiç alakaları yoktu.
- Kaç yaşındaydın ?
Muhtemelen 12,13 yaşındaydım, ve sanırım onlara birkaç kez geri verip...
...geri aldım sonra da tekrar,
...vermekle uğraşmadım,
- İstemeye gelmediler. Ben de sesimi çıkarmadım. - Onu çaldın yani.
Teknik olarak, evet.
Ben 18-19 yaşlarındayken ailem kalıcı olarak Amerika'ya taşındı,
ve 1965'ten itibaren Greenwich Village'da yaşadılar.
Pencereden Bleecker caddesinin sonunu görebiliyorlardı.
16. yaş günümde Bob Dylan'ın ilk albümünü...
...hediye olarak Greenwich Village'den yolladılar.
Ondan önce, Pete Seeger'in gitar dersi kaydını yollamışlardı.
Gitara ilk başlangıcımı Pete Seeger'in gitar dersleri ile yaptım.
- PETE SEEGER; - Çoğumuz için, gitar çalmak yürümek kadar kolaydır.
Tabi, yürümeyi öğrenmenin bir kaç yıl aldığını unutmamak gerek.
Gerekli olan tüm gitar akorlarını içeren bir kitap ile birlikte gelen bir plak.
Dersler gitarın 6 notasını çalan bir akort düdüğü ile başlıyordu.
Akort etmesini öğrenmek en önemli aşamalardandı.
PETE SEEGER; Şimdi çalışmaya hazırız.
İkinci kısımda ise gitarda üç parmağımızı kullanıp tellere...
vurduğumuz D akorunu öğretiyordu.
Bazı kelimeler söylerdi ve o sözler ile sadece 1 akoru kullanarak...
...bir anda şarkı yapabilirdiniz.
Yani gitarı öğrendiğin andan itibaren...
şarkı söylemeyi de öğreniyordum.
Ve şarkı söylemek de çalmak kadar önemli benim için.
- Bu plak koleksiyonun değil mi ?
- Orada plaklar var, benim ve Polly'nin plakları karışık...
...eski çay kutularını ve rafları andıran yerde duruyor.
Birçok şey var burada ve bu da eskilerden kalma bir parça.
1959 yılı Newport Folk Festivali plağı...
...ailemin verdiği Bob Dylan'ın plağı ile...
...birlikte bana hediye ettiler ki o da...
...buralarda bir yerde olmalı ama bulamadım bir türlü.
Yani 16. yaş günümden beri bunları aldım.
Görüldüğü gibi gençken birşeyler karalamışım arkasına. - Evet.
Folk müziğe çok ilgi duyardım. Peet Seegers,..
Leon Bibb, ve diğer yetenekli sanatçılar.
Ve buradan Shangri-La plağına geçebiliriz, 60'ların başından bir kadın grubu.
Yapımcılığını George Shadow Morton adında...
...işitsel resimler çizmiş biri yapmış.
"Walking in The Sand", "Past,Present and Future" şarkılarını hatırlıyor musun?
O şarkılar birer film gibi adeta.
- Böylece bildik ve alışılmadık sesler ile ilgilenmeye başladın?
- Bir film gibi hikayesi olan bir şey anlatan...
...resim yaratma fikrini seviyorum.
- Gitaristler kimdi?
Pete Seeger'i söylemiştin.
- Pete Seeger, Leadbelly, Küçük yaşta onlara meraklıydım,
Genellikle 12 telli çalardı, çok iyiydi.
Sonraları, tabi ki Hendrix, ve Clapton...
... Joni Mitchell'in gitar çalış tarzı, kullandığı farklı gitar akordlarının etkisi büyüktü.
Plağın diğer tarafı...
İlk Dylan albümü, adı Bob Dylan'dı sadece.
1961 Aralık ayında kaydedildi, ve bende muhtemelen Amerika'da...
...piyasaya çıkışından 1 hafta sonra 1962'nin Mart ayında onu edindim.
Oldukça hızlı gelmişti.
Yani burada piyasaya çıkışından oldukça önce onu edinmiştim.
Ben 6. sınıfa giderken...
...müzik öğretmenimiz son dönem derslerden sıkıldı.
Bize "Evden plaklar getirin, burada çalıp hakkında sohbet edeceğiz" dedi.
Ve ben de çok sevdiğim Bob Dylan'ın ilk plağını getirdim.
Plağı çaldım,...
...ve bir sessizlik oldu.
Plaktan hoşlanan tek kişi bendim.
Bob Dylan'ı dinlemeye gittim.
Konser sırasında mızıkasını kaybetmişti.
Kimse C akordunda bir mızıka buldu mu ? dedi.
Salonun yarısı ellerinde mızıkayla ona doğru koşmuştu.
- Herkes bu yönden gitti. - Bu yönden gidiyoruz.
Aile herşeydir ve hayattaki hedefin ailen ise...
...çocuklarını yetiştirmek için kendine zaman ayırmak zorundasın.
Ailem ile olan hayatımı ve çocuklarımı yetiştirmeyi seviyorum.
Ben gençken pop grubundaki arkadaşlarımla...
...birlikte zaman geçirme duygum ve hevesim oldukça kuvvetliydi,
Kendinizi işe adıyorsunuz, yoksa bir yerlere gelmeniz mümkün olmuyor.
Çok hevesliydim. Eminim o tutkulu gençliğimden kalan şeyler devam ediyor.
Ama eskisi kadar tutkulu olduğumu söyleyemem.
O hissi yaşadım, gerçekten fantastikti.
Kayıt yaparken eskisi kadar kadar efor sarfediyorum..
...ama artık önceliklerimi daha iyi ayarlayabiliyorum.
-Postman Pat çalabilir misin?
Lütfen yapma.
In Any Tongue miks aşamasına oldukça geç geldi
Ve şarkının hangi konuda olması gerektiği belliydi.
Ne yazık ki savaşın bir kimseyi yaralamadığı bir gün yok artık.
Bu tarz vokalleri söylerken kendimi zorlamamaya çalışırım,
çünkü seslerin birbiri ile uyumu tam olmazsa...
herşey anlamsız olmuş oluyor.
- Anlamsız derken onların tamanlanmamış ama işe yarayabilir...
...parçalar olduklarını mı demek istiyorsun?
- İşe yarayabilir tabi, sanırım onlara kabuğundan çıkmaya...
...çalışan parçalar diyebiliriz ve Polly onları...
çıkarma konusunda oldukça yetenekli. Polly'nin fark edip...
düzelttiği parçaları duyabilirsiniz.
Herneyse, hızlıca dinleyelim..
Evet.
Mırıldanmaları değilde şarkı sözlerini duyduğun...
ilk anda nasıl hissediyorsun ? O en güzel...
...inanılmaz, müthiş bir an.
Oldukça heyecan verici
Sadece ikimiz oluyoruz ve ben ona...
...sözleri veriyorum o da oraya yapıştırıyor ve söylemeye başlıyor.
Evet, sanırım bu tüm işin en zevkli kısmı.
- Sonraki şarkı için bize eşlik edecek çok özel bir konuğumuz var.
Bu bana ilk gitarımı veren adam...
ve aynı zamanda bu mekanda çalan ilk kişilerden biri.
Pink Floyd'dan David Gilmour, hoşgeldin!
Onlarla ilgili ilk anım, o ve Polly'nin şehir dışındaki...
...evlerinde kaldığım zamandı ve...
...neredeyse tüm yazı orada geçirmiştim.
Ve sanırım Pink Floyd'un ve onun kim olduğunu...
anlamak için oldukça küçüktüm.
Tek bildiğim güzel bir eve sahip olan arkadaşımın ailesi olduklarıydı.
Bana güzel bir sese sahip olduğumu söyleyen ilk insandı...
...ki o zamanlar bunun ne önemli bir övgü olduğunu anlayamamıştım.
Ama şöyle bir düşününce, bu çok hoş.
Oldukça genç bir fan kitlesine sahibiz.
Başlangıçta onun kim olduğunu 16 yaşındaki fanlarımızın...
...anlamamaları konusunda biraz endişeliydim.
Ama o sahneye adımını atar atmaz,..
...sahne önünde duran 16 yaşındaki bir çocuğun...
...mutluluktan gözlerinden yaşlar aktığını hatırlıyorum.
Şarkıyı öğrendiğim esnada, Youtube'a girip...
onun geçmişte konserde şarkıyı nasıl canlı çaldığına baktım...
...ve karşıma babam ve onun Royal Albert Hall'daki birlikte çaldığı...
...20 milyon kez izlenmiş konser kaydı çıktı.
Ve bir anda herşey çok yakın...
...döngüsel hissettirmeye başladı,
Bunu önce babam yaptı, şimdi ise ben yapıyorum.
Ailemde baba tarafından neredeyse herkes birer müzisyen.
Neill MacColl bir gitaristti ve onun ebevenyleri ise...
Ewan MacColl bir folk şarkıcısıydı ve Peggy Seeger de bir folk şarkıcısıydı.
Ve onun kardeşi Pete Seeger'dı.
İlginç bir şekilde sanırım David gitar çalmayı...
...Pete Seeger'ın yaptığı öğretici gitar dersi kayıtlarından öğrenmiş.
Aynen, hepsi birbiri ile garip bir şekilde bağlantılı gibi.
- İşte burası da prova odası - Burada bir sürü şey var.
Sahne ekipmanlarımızın hemen hepsi burada.
Hepimizin ekipmanlarından bir sahne seti olur.
- Bunların hepsini turneye götürürüyor musunuz?
- Evet, bunların tümü benimle geliyor.
John, şu kısmı bir çalar mısın?
Çünkü şuan neden yapmam gerektiğini tam hatırlayamıyorum.
Başla, tekrardan çal sadece, evet.
Ah şu lanet akorları hatırlamaya çalışmak yok mu
Sürekli sözleri ve akorları unutuyorum.
Ama sakinleşip içine girdikçe...
...yavaş yavaş, alışmaya başladıktan sonra...
...git gide daha çok yaklaşıyorsun, ama ben...
...herkesin çaldıklarını dinliyorum ve prova bitiminde bunu...
...söylemeyi unutma diyorum ya da sadece duruyoruz. Konserlere...
...giderken bilmem gereken şarkı sözleri burada oluyor.
Şurada Shine On You Crazy Diamond var.
Bu şarkı ile ilgili zihinsel bir problemim var,
Bu yüzden o burada.
Her sahneye çıktığımda sözlerin satır başlarını içeren kağıt...
...hep burada durur, böylece...
...doğru satırlara doğru sözler ile başlıyorum.
Nedense 50 tane şarkının sözlerini hatırlayabiliyorken...
...yinede bazı şarkıların sözlerini unutabiliyorum.
F üzerinden çalıyoruz.
Bir, iki, üç, dört.
Güzel, Ben çalmıyorken daha da güzel.
- "Rattle That Lock" son yazdığım roman "The Kindness" 'ın çalışmalarından doğdu.
Çünkü romanın ana karakteri Milton'un öğrencisiydi.
Protestoya ihtiyaç konulu bir şarkı yazmak istediğimi biliyordum...
...ve birden aklıma "Paradise Lost"'un ikinci serisi ile...
Şeytan'ın Tanrı'ya meydan okuyan destansı yolcuğu geldi.
Ve bunun şarkı ile gerçekten uyumlu olabileceğini düşündüm.
Bunları düşündükten sonra hemen geri dönüp kitabı aldım.
Ve işte tam da fikri oradaydı...
...ve çok büyük yardımı olmuştu. Ve işte tam da fikri oradaydı...
...ve çok büyük yardımı olmuştu.
- Şarkı tam olarak savaşa çağrı değil ancak, insanları kendileri için...
...ayağa kalkmaya ve teşvik etmek ile alakalı.
Hadi biraz neşelenmek için Today çalalım...
Sonra da defolup gidebiliriz.
- Cambridge'de yaşadığın günlerine dönelim,
Syd ile o zamanlar tanıştın, değil mi?
Homerton üniversitesinde çocuklar için bir resim kursu açılmıştı.
Sanırım 5 ya da 6 yaş ve üzerindekiler içindi.
Cumartesi sabahları bu kurs oluyordu.
11 yaşıma gelinceye kadar oraya gittim,
O zamanlar onları tanımadığımdan bilmiyordum.
Hem Syd, hem de Roger ile aynı sınıf aynı odadaydım.
Hem de yaklaşık 3-4 sene boyunca.
Ama Syd'i 3-4 sene sonra...
...ben 14-15 yaşlarındayken tanımaya başladım.
İkimiz de Cambridge teknik okuluna gitmiştik. O zamanlar dil dersleri alıyordum.
Syd'de sanat dersleri alıyordu ve biz her öğle yemeğinde görüşürdük.
- Syd o yaşlardayken nasıl biriydi ?
- Syd'in gerçekten çekici bir kişiliği vardı.
Gittiği heryeri gözlerindeki ışıltı ile neşelendirebilen,...
...kesinlikle çok komik ve eğlenceliydi.
Herkes onunla arkadaş olmak isterdi, ben dahil.
- O zamanlar, müzikal açıdan gelecekte seni neler beklediğini...
...ve neler yapmak istediğini biliyor muydun?
Ders sınavlarımın olduğu zamanlarda...
...ne yapmak istediğime hemen hemen karar vermiştim.
Ve bu sınavları başarı ile atlatırsam, bu gidişten hiçbir zaman...
...çıkamayıp ve üniversiteye devam edeceğimi gördüm.
Rock and roll kariyerimin geçip gidecekti.
Bu yüzden sınavlara girmeyi bıraktım.
- Öylece bıraktın yani ? - Evet, sınav haftasının ortasında.
- Sınavları geçebilme korkusu yüzünden yani. - Evet.
Popüler müzik yapan insanların bu işe kızlar...
...uyuşturucu ve diğer şeyler için başladıklarını duydum.
Ama ben.. Bir düşünüyorum da, beni bu işe başlatan şey kesinlikle müzikti...
...ve benim bu konudaki ana önceliğim olmuştu.
- İlk ne zaman sahnede çalmıştın?
- Ben 17 ya da 18 yaşındayken sanırım...
...bir kaç gruba katılarak başladım.
Kapıdan hızlıca girip çıkabiliyorsun.
O birkaç gruptan ilk olanının adı "Newcomers" idi.
Ondan sonra bu işi daha hırslı yapmak isteyen bazı kişiler ile tanıştım.
Adı "Jokers Wild" olan grubu kurduk.
Birçok vokal armoni parçasını coverlardık, Beach Boys, The Four Seasons,
...bazı R&B, (Rolling) Stones, Beatles şarkıları çaldık.
Beşimiz de şarkı söyleyebiliyorduk.
- O kadar cover şarkı arasında nasıl ilerliyordunuz?
- Cover rekabet işidir.
Beatles yeni bir albüm yayınlardı ve biz de...
hemen Millers müzik markete koşar ve...
...şu küçük dinleme kabinlerine doluşurduk.
O zamanlar ayakta durulacak şekilde tasarlanmış...
...3 kişi dibdibe sığıp müzik dinleyebildiği kabinlerdi,
...2 metreye 2 metre ebatlarında...
...4-5 kişinin sığabildiği daha büyük kabinleri de vardı,
orada tüm albümü dinleyebilirdiniz.
Oraya gidip yeni çıkan Beatles albümünü dinleyip...
bir yandan şarkı sözlerini kağıda dökmeye çalışırken...
diğer yandan şarkının akorlarını çıkarmaya çalışırdık
ve görevlilere belirli kısımlarını tekrar çaldırmaya çalışırdık,
Eğer çalışan kızlar iyi günlerindeyse ve onlara masumca gülümsersen...
...şarkıyı tekrardan dinleme şansı bulabilirdin.
Ve sonra, akşam vereceğimiz konser için hazırlanırken...
...albümdeki en kolay 1-2 şarkının provasını yapar, iyice öğrenir...
..sonra konsere çıkınca PA sisteminden şu şu parçaları ...
...bugün çıkan şu yeni Beatles albümünden ...
...çalacağımızı anons ederdik.
Ve bu gerçekten müthiş bir heyecan verirdi,
Şarkıları kötü bir şekilde, yanlış sözler, ve yanlış akorlar ile çalmış olsak da...
...1-2 dinlemede ancak bu kadar oluyordu.
- Biraz Jokers Wild dinleyebilir miyiz?
- Sesimdeki utangaçlığı duyabilirsin.
Burada ben Manfred Mann'in bir şarkısını coverlıyorum.
Ve, işte, Four Seasons üç viyolinle
Bu tarz popüler şarkılara odaklanmak, yakından incelemek,...
...armonilerin nasıl yapıldığını öğrenmek,...
...enstrümanların nasıl çalındığını anlamak ve albümün nasıl yapıldığını öğrenmek...
Müzik eğitimi de aslında bu zaten.
- Ailem konserlerime gelirdi.
Beni sahne alacağım yerlere götürürlerdi...
...ilk zamanlarımda eşyalarımı taşıyacak aracım yoktu.
Hatta bazenleri eşyalarım ile dolu olan bir römorku...
...araba ile konser yerine çekerlerdi.
Böylelikle onlar benim büyük hayranlarım olmuşlardı.
Sonra onlardan kurtulamadım bir türlü.
- Yani önce Jokers Wild ve onun ardından Pink Floyd geldi.
Jokers Wild ilk zamanlar bir kaç konserde Pink Floyd'un ilk şekliyle...
...aynı konserde çaldı.
Londra'daki bazı sanat okulları ile...
...Cambridge'deki birkaç konserlerimiz oldu.
Cambridge'in hemen dışındaki Shelford'da bir çadırda çalmıştık.
Konser afişinde ise Jokers Wild, Pink Floyd ve Paul Simon yer alıyordu.
- Peki sonra neler oldu ?
- Joker's Wild grubundan ayrıldıktan sonra,..
...Londra ile Cambridge arasında sık sık gidip gelmeye başladım,
Londra'da tanıdığım bazı kişiler bana...
...Fransa Saint-Etienne'deki bir gece klübünde bir grupla çalma işi önerdiler.
Ertesi yılın en güzel dönemleri onlarla takıldım.
- Ve sonra bu şanslı çocuk Brigitte Bardot ile çalışma şansı yakaladı.
- Evet. Bir film müziği için bir kaç şarkı söyledim.
Adı "Two Week In September" ve başrollerinde....
...Mike Sarne ve Brigitte Bardot yer alıyordu.
O zamandan beri onları hiç dinlemedim.
Umarım siz bulmuşsunuzdur.
- Sanırım ulaşmış olabiliriz.
- Hiç bu şarkıya uygun dans etmiyorlar.
Değişik, baksana.
Paris'teki bir stüdyoya gidip...
...önüme koydukları şarkı sözleri söyleyip evime döndüm.
-Floyd'a katılman nasıl oldu, çünkü bu gerçekten biraz Syd'in...
...uyumsuzluğu yüzünden gibiydi, bu konuda senin görüşün nedir ?
- Şimdi, Syd, yani... Pink Floyd'daki çocukları iyi tanırdım.
Syd'i aradım ve o da beni şarkı kayıt seanslarına çağırdı.
See Emily Play'i kaydediyorlardı.
- Ama o çok garipti. - Nasıl?
Gözlerindeki ışıltı gitmişti.
Çok az konuşmaya başlamıştı ve...
...ve bu şok ediciydi.
- Peki bu geçiş nasıl gerçekleşti?
- Onları Royal College Of Arts'daki partide izlemeye gitmiştim,
Albert Hall'ın hemen yanıydı burası, ve Kasım ayıydı belki de.
Nick yanıma geldi ve kulağıma sessizce fısıldayarak dedi ki;
"Yakın bir zamanda, senden grubumuza dahil olmanı istesek, ne derdin?"
Ben de "Muhtemelen evet derdim" dedim.
Grupta 5 kişi olarak 5 konser verdik,...
...ki bunlar sahiden çok garipti.
Ve sonra, bir gün konser vermeye gidiyorduk,...
...sanırım Southampton Üniversitesindeydi, konser afişinde...
adı sonradan Tyrannosaurus Rex olan "T-Rex and People" da vardı.
Biri dedi ki; "Syd'i almaya gidelim mi?"
Başka biri de "Hayır" dedi.
ve Syd'i almaya gitmedik ve...
...o neşeli tutkulu gençlik yıllarında hissedilen duyarsız tavırlar ile..
...bu işe son vermiş olduk.
- Diğerleri kadar mı suçlusun?
- Ben de diğerleri kadar suçluyum, evet.
Gitgide daha da başarılı olmuştuk.
"Dark Side" çıktığında gruba gireli 5 yıl olmuştu.
O da stratosferik bir sıçrama yapmamızı sağladı.
Annem kendini kaptırdı, ve her kısmını sevdi,
Yaşamaya başladığım bu sözde ışıltılı hayatı da oldukça sevdi.
Babam ise daha az sevindi..
Çünkü bu onun aile reisliğini biraz hafifletti.
Ciddi önemli işler yapan bir profesör...
...gitar tıngırdatan oğlundan az para kazanıyordu.
Annemin benim bu yeni hayatım ile ilgili yaşadığı heyecan...
...babam için o kadar da huzur verici olmamış olmalı sanırım.
- Geri sarıp, hafif kısabilir miyiz? - Evet, istediğin gibi.
Ama sadece biraz kıs.
Öyle gözebatan bir hata yapmadım, ama...
- Kısayım mı? - Evet, gitarın sesi çok yüksek.
- O zamanlardaki sen, Roger, Rick ve diğer herkesin....
...arasındaki iş ilişkisi nasıldı?
Daha sonra yaşanacak problemlerin mikro düzeyde bir yansıması gibiydi.
Herkes grup hiyerarşide bir yere geldi...
...ve iyiliğimiz için böyle devam ettik. - Buna hiyerarşi diyorsun yani.
Öyle. Bu tarz şeylerde hep hiyerarşi olur bence.
Tepede Roger, sonra ben, Rick ve Nick gelirdi.
En çok emir veren ve patronluk taslayan başa geçerdi.
Ama müzikle ilgili konularda ben kendimi lider hissederdim...
...ve Roger'da şarkı sözü yazma ve...
...grubu cesaretlendirme konusunda kesinlikle başı çekerdi.
Evet, zaman zaman oldukça büyük tartışmalarımız oluyor.
- Bunların üstesinden gelebiliyor musunuz? - Evet, oldukça dayanıklıyız.
Hiçbir zaman kendimi tam olarak bu gruba ait hissedemedim.
Kendimi hep gruptaki yeni çocuk olarak gördüm, onlarda bununla eğlenirlerdi.
- Bu halimle dalga geçmeyi severlerdi. - Gerçekten mi?
- Evet, ama şaka olarak yaparlardı bunu, bilirsin.
20 senedir grubun üyesi olsam bile daha...
...çaylak olduğumu söyleyerek kızdırırlardı.
- Ondan sonraki dönemde neler oldu?
Dark Side Of The Moon ve Wish You Were Here sonrası.
Bu çok eski, yani çok antik Floyd tarihi gibi...
...tartışmalar, kavgalar.
- Ama hepsinin üstesinden geldiniz. - Evet
Onca senedir çalışan insanlar ve iş arkadaşları olarak...
...o problemlerin üstesinden oldukça iyi geldik diyebilirim.
Herkesin kendine ait küçük problemleri ve hoşnutsuzlukları...
...su yüzüne çıktığı zamanlarda durumlar farklılaşabiliyordu.
Sıkıcı konular, başka bir konuya geçelim.
- Eylül 2009'da(Yanlış 2008'de) David Gilmour'un arkadaşı ve müzik yoldaşı olan...
...Pink Floyd'un Rick Wright'ı uzun hastalıktan sonra...
...üzücü bir şekilde aramızdan ayrıldı.
Hadi "A Boat Lies Waiting" şarkısını çalalım.
İlk yazılacak şarkı "A Boat Lies Waiting" idi.
Çok güzel bir parçaydı,
Bir anda şarkının deniz ile alakalı olacağını hissettim.
Kulaklıklarımı takıp bir yürüyüş yapmaya çıktım,
...dönüşte David'i bana doğru yürürken gördüm,
"Gel sahilde benimle otur,..
...bu şarkı hakkında konuşmak istiyorum" dedim.
"Şarkıyı sözcüklere dökmeye çalışır mısın?"
"Şarkı ne hakkında?" diye sordum.
Bir süre uzaklara doğru baktı...
...ve bana dönüp...
..."Sanırım şarkı fanilik ile alakalı" dedi
O sırada da başka klavyeciler arıyordu.
Bazılarını deneyip geri geldi ve "Bu eskisi gibi değil" dedi.
Ben zaten onun Rick'in ölümünün ardından...
...ne kaybettiğini anladığını düşünmüştüm.
Şarkının deniz ile ilgili olması Rick'in...
...hayatının çoğunlukla Atlantik'de teknede geçirmesiyle karıştı.
Ve ardından şarkı David'in Rick'e olan özlemi hakkında oldu.
Bu orjinal kayıt.
Burası, Gabriel'ın sesinin duyulduğu yer.
Bu ses şarkıyı 1997 yılına götürüyor.
Çünkü o zaman Gabriel bebekti, ve 1997 yılında doğdu.
- Seni bunu şarkıya ekleten sebep neydi? Onu sonradan mı şarkıya ekledin? - Hayır, o...
- O hep oradaydı. - Piano kısmını mini-disc ile kaydetmiştim.
- Evet. - Evdeki insanların sesleri ile...
...bulaşık seslerini duyabilirsin.
- Ve sende hepsini olduğu gibi bıraktın. - Evet, hepsini.
Her neyse.
Son albümüm "On An Island"'daki bir kaç şarkıda David Crosby ve...
...Graham Nash ile birlikte söyleme fırsatı yakaladım,
Onlarla tekrar çalışıp onların müziğini...
...benimki ile birleştirmenin güzel olacağını düşündüm.
Çünkü seslerimiz birbiri ile güzel uyuşuyor.
O büyük armoni fikrini oldum olası sevmişimdir.
1978'deki ilk solo albüm daha sonra kariyer olarak yapmayı düşündüğüm şey değildi.
Onu sadece boş zamanlarımı doldurup biraz eğlenmek için yapmıştım..
Oh, bak, mantarlar. Mmm.
Onu daha çok arkadaşlarımla birlikte olup...
...onlarla şarkılar çalıp ve biraz..
...eğlenip neler yapabileceğimizi görebileceğimiz bir iş..
...olarak görüyordum.
Yani, bu tarz şeyler planlanmadan yapılır, biraz oturup...
...çalıp "tamam bunu kaydedelim" diyerek kaydedilir. Ama...
...o sırada son kaydettiğim şey sonradan "Comfortably Numb" şarkısına döndü.
O son kayıt ile ilgilenmeye vaktimiz olmamıştı,
Fakat o son kayıt ertesi sene "The Wall" albümüne başlayacağımız sıralarda ortalıktaydı.
- Bu orjinal kayıt mı? - Evet.
# Sıraya koy
# Test et
# Ben de diğerleri gibi aynıyım
# En kötüsü değilim, En iyisi değilim
Şarkıya bir şekilde söz yazdığımı unutmuşum,
- Sözün bittiği yer.
# Uğruna yaşanacak veya...
# Ölünecek hiçbir şey yok.
# Uğruna ağlanacak bir gelecek...
# Veya geçmiş de yok.
# Ben sadece rüzgarda uçuşan bir toz zerresiyim.
- Yeni gitara alıştın mı? - Evet - Güzel sesi var, değil mi?
- Süper, onu sevdim.
Ben aslında..
...Comfortably Numb şarkısını o gitarla ve o akordla yazdım.
- Gerçekten mi ? - Evet. - Bu bir onur!.
- Solo şarkılarının...
...duygusal yanını yansıttığını söyleyebilir miyiz?
- Söylemesi zor, bilmiyorum.
Daha değil, biraz bekle.
Oralarda bir yerde.
- Onun duygusal merkezi müzikal.
Çoğumuz öfkemizi, sevgimizi, nefretimizi ve diğer duygularımızı...
...kelimeler ile ifade ederiz.
David kesinlikle ve kesinlikle öyle yapmıyor, müzikal olarak ifade ediyor.
Hangisi daha önce geliyor bilmiyorum,
Bazen acaba beyninin dil bölümü müzikal bölümü...
...her daim meşgul olduğu için mi gelişmedi diyorum.
Yoksa sadece bu şekilde mi dünyaya geldi?
Buna cevap bulmak gerçekten zor, ama onun duygularını müzikal açıdan...
...ifade ettiği bir gerçek.
Arasıra zihnimin derinliklerindeki fikirler...
...su yüzüne çıkmanın bir yolunu bulurlar...
...ve ben de o fikirler ile söz ya da şarkı yapmaya çalışırım, ama...
...bunların nerede kullanılacağı hakkında bir öngörüde bulunamam.
Her zaman küçük bir anahtarın açtığı...
...küçük bir kapı olduğunu ve bir anda...
...aklıma bu fikirleri bana kolayca ulaşacağını hayal ederim.
Çünkü daha yazılacak çok şey var ama daha tam yerlerine oturmadılar.
- "Faces Of Stone" şarkısının sözlerini sen yazmıştın, değil mi? - Evet.
- Peki buna ne vesile oldu?
- Faces Of Stone'a, demans hastalığına yakalanan annem ile...
...Landbroke Gardens'da yaptığım bir yürüyüş vesile oldu.
Ve o...
...ağaçların arasında, altında çitlerin yanında yürüyorduk...
..."Oh, burası çok güzel değil mi" dedi.
Ağaçlardan sarkan salkımlara ve eskisi gibi olmayan manzaraya bakıyordu.
O an ''Faces of Stone'''u yazmama neden olan andı ve ben de şu sözleri yazdım;
"Karanlıklar içinden izlerken bir rüzgar esti ve sen parkta elimi tuttun"
Yani şarkı esasen annemin hastalanması ile ilgili.
Bir hayatın sonlanışı ve yeni bir hayatın başlangıcı gibiydi...
...çünkü Romany annem ölmeden 9 ay önce doğmuştu,
İkisininde aynı anda hayatta olduğu çok kısa bir dönem olmuştu,
ve...
...evimize gelip...
...küçük bebek Romany'i kucaklamıştı...
...ve bende o anın fotoğrafı var.
Hafızamda canlandırdığım o parktaki anımız ile...
Romany'i kucaklayıp sarmaladığı o fotoğraf...
...sözlerinin doğmasını sağladı.
Bu sonradan "Faces Of Stone"a dönüşen kayıtlardan biri.
Bu kayıt gece vakti iPhone ile kaydettiğim...
...ve sonradan şarkı sözlerine ilham veren orjinal vokale sahip.
Sanırım belirli bir konu hakkında duygusal içerikli bir şarkı yazdığında...
..."Faces Of Stone" şarkısı gibi yani, o şarkı annem ve...
...onun hastalanışı hakkındaydı, evet, duygusal bir içeriğe sahip.
Annem ile aramızdaki ilişki çok zor ve karmaşıktı.
Şuan, annem ile olan ilişkimizi daha farklı bakış açılarından değerlendirebiliyorum,
Olan ama göremediğimiz o sevgiyi bulmaya çalışmak...
Onu sevmiş olmalıyım ama...
...çoğu zaman öyle hissediyor gibi değildim.
- Onu özlüyor musun? - Annemi özlüyor muyum? Ben....
Hayır.
Hayır, onu özlemiyorum, sanmıyorum, hayır.
Sevgisini açık açık gösteren bir aile tipi değildi bizimkisi...
...ve annem yaşlanıp bana sevgisini göstermeye çalıştığında...
...bu sevgiye karşılık vermeyi oldukça zor buluyordum ve ona hep...
..."Çekil, çekil, rahat bırak" demek istiyordum.
Şimdi bu yapmaya çalıştığın şeyleri...
...ben 5 yaşındayken yapman gerekirdi.
- Yeni konserine sadece birkaç gün kaldı ve David...
...ve grubu eski ve yeni şarkıların provalarını yapıyorlar.
Biraz canlı çalmaktan bahset, çünkü bir süredir konser vermiyordun.
- Canlı çalmaktan hoşlanıyor musun? - Evet, canlı çalmak müthiştir.
Hatta tamamen farklı bir olaydır.
Stüdyoda inzivaya çekilip yıllarca en küçük şeyleri...
...mükemmelleştirmeye çalışıp durursun.
Ama konser provalarında en iyisi olana kadar çalışıp...
...sonra konsere çıkarsın ve hatalar önemsiz olur.
Tabi genel doğru hissi, heyecanı...
...ve duygu derinliğini yakaladığın sürece....
...konser bunun önemli bir parçası.
- Gösterinin lideri olduğu için yapması gereken bir sürü iş var.
David Gilmour olmak büyük iştir!
- Ve işte Hırvatistandayız.
- Daha önce Hırvatistanda çalmamıştım, hiç bulunmamıştım.
ama... Romalılar her yere gitti.
- Güzel, değil mi? - Kesinlikle.
- Burayı nereden buldun?
- Ekibimi güzel yerler bulmaları için görevlendirdim.
İnsanların hatıralarında böyle özel bir yer bırakmanın...
...sıradan bir spor salonu ya da stadyumu bırakmaktan daha fantastik...
...olacağını düşündüm.
Sonra evlerine döndüklerinde,
...ve güzel çaldığımızı varsayarsak bulundukları konseri...
...yeri ve sahneyi hatırlayacaklar.
- Ve buradan sonra...
- Buradan Italya'ya sonra Fransa'ya...
...sonra Almanya'ya. Sonra Londra'ya geri dönüp...
...Albert Hall'da biraz daha çalacağız.
Ve ardından kısa bir ara vereceğiz,
Ve bu okul dönemi bittikten sonra Güney Amerika'ya gideceğiz.
- Okul dönemi konserlerini ikiye bölüyor.
Okul zamanı Londra'da olman gerekiyor.
- Buralarda olmak istiyorum, uzun süre kayıp olmak istemem.
Kariyerimi ön plana çıkarıp, tüm bu işleri yaparak hevesimi aldım.
Bence ben oldum artık, ne dersin ?
Kesinlikle.
Bazı sanatçılar için seyirciler inanılmaz derecede önemlidir,
Ama anlıyorum ki bu sadece seyircilerine olan heyecandan değil,
Daha çok o an ve müzik ile ilgili.
Öyle, yani çaldığımız müziğin insanların ruhuna işlemesi için çok çalışıyoruz.
Ama bu hissin yüzde 70'den fazlasını yakalamak seyirciler olmadan mümkün olmuyor.
Provalarda ne yaparsan yap, seyirci karşısına çıktığın zaman...
...yapılacak pek çok iş var, herkes için özellikle benim için.
Bu yüzden tam olarak mükemmel olmaz ama daha çok eğleniriz.
Khan, eti koru ve onu yeme.
- Eti miğdemde çok daha iyi korurum.
Şurada biraz patates salatamız var.
İtiraf ediyorum, tam bir kontrol delisiyim, engel olamıyorum.
Kendimi zaptetmeye çalışıyorum.
Barbeküde ateşi yakan, etleri pişiren ve diğer tüm şeylerle ilgilenmek isteyen adamım.
- Hiç pişmanlıkların oldu mu ? - Pişman olmadan yaşamak mümkün müymüş?
Bence mümkün değil, tonlarca pişmanlıklarım oldu.
Tonlarca.
Şu aptal şarkıyı bilirsin...
"Birkaç pişmanlığım var ama aslında anlatmaya değmeyecek kadar azlar"
Benim bir sürü pişmanlıklarım oldu... Ama zamanla alışıyorsun, öyle değil mi?
Daha iyi yapabileceğim...
...daha iyi yapmış olmam gereken.
- En sevdiğin müzikal hatıran nedir?
Oh, Tanrım, çok, gerçekten çok var.
New York'taki Les Paul Tribute konserinde çalmıştım,
80'li yıllardaydı sanırım.
O sırada blues çalıyordum..
BB King odaya girip şöyle bir dolaştı ve bir köşeye oturdu.
Şarkı bitiminde yanıma gelip şöyle dedi;
Hey, çocuk, sen Mississipi'de doğmadığına emin misin?
- Hey Jude şarkısını çal. - Romany'den Hey Jude dinliyoruz, evet.
Vay be, anı yakalamayı iyi biliyor, işte benim kızım!
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.