All language subtitles for Elimi Birakma 24 Turk

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Arkadaşlar, buraya bir şeylerin üstünü örtbas etmek için gelmedik.

Aksine gerçekleri konuşmaya geldik. (Deklanşör sesi)

Evet, o görüntüler gerçek. Dövüştüğüm gerçek, yenildiğim gerçek.

Güzel bir fotoğraf değil, farkındayım. Haklısınız.

Ama burada, gerçek olan bir şey daha var. (Deklanşör sesi)

Bu kurum, zaten ben doğmadan önce de vardı.

(Cenk ses) Mutfak çalışanlarından...

...yönetim kadrosuna kadar, birçok insanın emeği var burada.

(Cenk ses) Yüzlerce insan çalışıyor. (Alkış sesi)

Bir kişinin yaptığı hatayı...

...yüzlerce insana, bu emeği olan insanlara mal etmek...

...bence büyük haksızlık olacaktır. Bence asıl gerçek de bu zaten.

Şu durumda beni üzen şey, düştüğüm pozisyon değil.

Böyle gereksiz bir mevzu ile Çelen Grup’un gündemini meşgul etmek.

Umarım, yakın zamanda...

...Çelen Grup’un başarılarını konuşmak için bir araya geliriz tekrar.

Azra'dan fırsat kalırsa.

Ya anne sana, gerçekten inanamıyorum ya. Gerçekten!

Yani abim orada, büyük bir sınav veriyor biz burada neyle uğraşıyoruz.

Ya, ben onun iyiliği için söylüyorum.

Tabii ki hatalarını söyleyeceğim. Evladım o benim.

(Cenk ses) Geldiğiniz için teşekkür ediyorum, toplantımız bitmiştir.

İyi günler.

(Erkek) Cenk Bey!

Üniversiteden neden atıldığınızı, söyleyecek misiniz?

(Müzik - Gerilim)

Bunun, konumuzla bir ilgisi olduğunu sanmıyorum arkadaşlar, kolay gelsin.

(Erkek) Öğretim görevlisini dövdüğünüz için olabilir mi?

(Müzik - Gerilim) (Deklanşör sesleri)

Cenk; hayır, hayır. Sakın sinirlenme, lütfen kanma buna.

Lütfen bak, bu tuzak.

(Müzik - Gerilim) (Deklanşör sesleri)

(Müzik - Gerilim)

Hah, hadi bakalım şimdi anlat. Hadi anlat!

Bak bu da zorla kaşınıyor ama. Dayak istiyor.

Abi sakın ya, sakın! Lütfen bir şey yapma.

Ya bu adamı, niye kimse almıyor oradan?

Şiddet eğiliminiz için tedavi olmayı, düşündünüz mü?

(Müzik - Gerilim) (Deklanşör sesleri)

Sizi kızdırmak istemem, sadece işimi yapmaya çalışıyorum.

(Müzik - Gerilim) (Deklanşör sesleri)

Dediğin gibi, siz işinizi yapıyorsunuz.

(Müzik - Hareketli)

Sen, kuş beyninle beni mi kandıracaksın aklın sıra?

Yer miyim ben? Ben yapacağımı bilirim. Sen düşün artık.

Mert, Sumru'da kalsın.

Çok güzel bir yere gidiyorsun canım.

Bir sürü arkadaşlar var, eğlence var.

(Sumru) Hoş, sen eğlence sevmezsin ama.

Kocaman bir piyano varmış, onu çalarsın. Tamam mı?

Mert, Sumru'da kalsın.

Bağırma. Bağırma, tamam mı? Bağırma.

(Nefes sesi)

Mert, Sumru'da kalsın. Mert gitmeyecek!

Mert gitmek istemiyor. Mert, Sumru'da kalacak.

Mert, bağırma.

Sakin ol biraz. Sakin ol.

Mert, Sumru'da kalsın.

Mert, Sumru'da kalsın.

Mert, bağırma. Mert, sakin ol, sakin ol. Beni dinle.

Beni dinle. Ben ne istersem, onu yapacaksın. Tamam mı?

Tamam mı? Sakin ol.

Sumru anne, Mert gitmek istemiyor.

Mert'in dolabını ver.

Tamam.

Sakin ol. Gel, sarıl.

Sarıl. (Nefes sesi)

Sakin ol. Tamam.

Buraları, sonra toplarız artık.

Sen şimdi giyin, aşağı in. Seni bekliyorum.

(Müzik - Hareketli)

Mert!

Azra!

(Müzik - Duygusal)

Tamam, geldim.

Çok mu korktun bir tanem?

Tamam korkma, bak ben buradayım, ablan burada.

Azra, Mert'i bırakmaz.

Bırakmam. Tabii ki bırakmam. Geldim bak.

Mert eve gitmek istiyor Azra. Mert'i götür buradan.

Götüreceğim, hiç merak etme. Götüreceğim ben seni.

Bakın benim kardeşim, burada kalamaz.

Hemen, ne işlem yapılması gerekiyorsa yapalım.

Kiminle konuşmamız gerekiyorsa, gelsinler konuşalım.

Psikologlar, danışmanlar gelsin. Ne imzalamamız gerekiyorsa imzalayalım.

Ben kardeşimi, burada bırakamam.

Hanımefendi, lütfen önce sakin olun. Mert'in vasisi siz değilsiniz.

Annesinin kararıyla burada.

Sumru onun üvey annesi. Neden anlamıyorsunuz?

Her neyse. Yasal olarak sonuçta vasi.

Görmüyor musunuz, çocuk korkuyor.

Tamam o zaman. Annesini arayıp, durumu izah edin.

Aksi takdirde, Mert'i size vermem imkânsız.

Lütfen, siz de beni anlayın biraz.

Ben böyle bir şey için, kimseden izin alacak değilim.

O benim kardeşim ve ben onu, burada bırakmam.

Azra ne olur, bu şekilde olmaz.

Lütfen, rica ediyorum senden, bu şekilde değil. Bir yolunu bulacağız.

Kadir, niye hiçbiriniz görmüyorsunuz? Çocuk korkuyor.

Ben onu burada, nasıl bırakayım?

Görmez olur muyum? Ama elimizden şu an, bir şey gelmiyor. Lütfen güven bana.

Bak Azra böyle yaparsan, Mert'i tamamen kaybedebilirsin.

Lütfen güven bana, sakin ol tamam mı?

(Azra) Tamam.

Bırakmayacağım seni ablacığım, tamam mı?

Bırakmayacağıma söz veriyorum. Sumru, seni buraya bıraktı...

...ama ben seni alacağım, tamam mı? Hiç merak etme.

Azra, Mert'i bırakma.

Bırakmayacağım ablacığım.

Mert, abiciğim bak, ablan müdürlerden izin alacak.

Seni alacağız, eve götüreceğiz tamam mı? Söz veriyoruz.

Allah aşkına ne olursunuz, izin verin götüreyim bu çocuğu.

Görmüyor musunuz çok korkuyor, daha çok küçük.

Hasta olur burada.

Mümkün değil. Bu işi lütfen, yasal yollarla çözün.

Mert'i almak durumundayım.

(Azra) Tamam bakın.

En azından, bugün benim yanımda kalsın.

Ben, ona durumu izah edeyim.

Bakın, şu anda çok korkuyor. Ne olduğunu anlamıyor.

Hanımefendi, siz de bizi anlayın biraz. Zaten yeterince izin verdik size.

Mert hadi gel, gidelim. Odana gidelim.

-Mert eve gitmek istiyor. -Tamam.

-Tamam, buradayım. -Azra.

-Azra! Azra! -Tamam bir tanem. Dur şimdi.

-Azra, Mert'i bırakma! -Tamam bırakmıyorum.

Ablan seni odana götürsün.

Ben seni alacağım. Bak müdürlerden izin alayım...

...ben, seni hemen alacağım, tamam mı? Hiç korkma, ne olur.

Cenk Bey, SPK'dan bilgi gelmiş nihayet.

Ne bilgisi gelmiş?

Hisse satışları için bilgi talep etmiştik...

...SPK, şirkete bir zarfla gönderdi.

Bana bir şey gelmedi ama.

(Erkek) O hâlde haberiniz yok.

Benim neyden haberim yok, açıklasana.

Hisseleri, tek bir kişinin satın aldığından.

Tek bir kişi nasıl satın alabiliyor, mümkün değil böyle bir şey.

(Erkek) Vallahi nasıl olmuşsa olmuş. Tek bir kişide.

SPK, yatırımcının kimlik beyanını, size iletmiş olması gerekiyor.

Anlamıyor musunuz? Bana bir şey gelmedi diyorum.

(Cenk) Bir şey de beyan edilmedi.

Azmi Bey, yalnız o zarfı yönetim kurulu başkanına, sekreterlik teslim edecek.

Tamam, ben götürürüm işte. Zaten oraya gidiyorum.

(Müzik - Gerilim)

Sen geç, konuşacağız.

Cenk neler oluyor?

SPK'dan bildirim gelmiş. Tüm hisseleri, tek bir kişi almış.

Kimliği falan beyan edilmiş ama ortada...

...ne bir evrak var ne de bir şey. Ben de anlamadım, nasıl olmuş.

Kimmiş, biliniyor mu?

(Müzik)

(Ayak sesi)

(Müzik)

İyi akşamlar.

(Müzik)

Niye öyle bakıyorsunuz?

Şirketin yeni hissedarına, hoş geldin demeyecek misiniz?

(Müzik)

(Müzik)

Bu dizinin betimlemesi ÜS YAPIM tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır

www.sebeder.org

(Müzik - Jenerik)

(Müzik - Jenerik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik - Jenerik)

(Müzik - Jenerik)

(Sokak ortam sesi)

Hanımlar, beyler; Çelen Grup'a katılmanın gururuyla yerimi alabilirim galiba.

Lütfen rahatsız olmayın. Afiyet olsun.

Yok artık ya!

(Ferhat) Şişt! Dur sen, dur.

Çıngar çıkacak vallahi.

(Müzik - Gerilim)

-Ama nasıl olabilir böyle bir şey? -Kızım, ben de anlamadım.

-Aramıza, hoş geldiniz Sumru Hanım. -Hoş buldum Feride Hanım.

Halka arz ettiğimiz hisseleri, tek başına alan Sumru Hanım...

...yeni yönetim dönemimizde, size başarılar diliyorum.

(Sumru) Teşekkür ederim.

CEO'muz Cenk Çelen'e, ben belgeleri takdim edeyim.

Belli ki SPK'dan gelen resmi bilgiler kendisine ulaşmamış, buyurun.

Teşekkürler.

Sumru Hanım, sizi aramızda görmek, büyük mutluluk.

Çok teşekkür ederim Azmi Bey.

Birlikte, çok güzel işler başaracağız.

Siz, bir şey başarmayacaksınız Sumru Hanım.

Siz, sadece hisse sahibisiniz.

Başaracak olanlar bizleriz.

Herkes görevinin tanımını biliyordur herhâlde, değil mi?

Ana yemeğe geçebiliriz.

(Müzik - Gerilim)

Babaannem, kesin içinden ya sabır çekiyor.

Ben abim için, aynısını söyleyemeyeceğim ama.

(Gülme sesi)

(Sandalye itme sesi)

(Müzik - Gerilim)

Mehmet, içerideki zeytinyağlıları kontrol eder misin?

(Dosya fırlatma sesi) Nasıl yapabiliyor bunu?

Resmen, dalga geçiyor içeride bizimle.

Bize bunu nasıl yapabilir? Oyun oynuyor kadın!

Cenk, ne olur birazcık sakin ol, lütfen.

(Dosya karıştırma sesi)

(Dosya fırlatma sesi) (Vurma sesleri)

Cenk, ne olur. Bak, kendine zarar vereceksin. Yapma böyle.

Tamam, sakinim ben.

(Nefes sesi)

Bak, ben de delirdim o an. Ama bir faydası yok işte.

Nereden buldu bu parayı ha?

(Nefes sesi)

Allah'ım sabır ver bana. Delireceğim, yemin ederim delireceğim.

Bu kadın, bize bunu nasıl yapabiliyor?

Bence, çok uzakta aramamak lazım.

Azmi var yanında, o yardım etmiştir işte.

Azmi de para olsa, çoktan kullanırdı.

Başka bir şey var, bunun altında.

Eminim, başka bir şey var.

-Evraklar sahte olmasın? -Cık!

Hepsi resmen onaylı.

Bak, Cenk tamam biliyorum. Şu anda çok sinirlisin.

Ama lütfen, içerideki tavrını sürdür.

Bak, Sumru'nun istediği şey, zaten rezillik çıkartmak.

Lütfen, ona istediği şeyi verme.

O kadar zor ki Azra bu. O kadar zor ki; zor tutuyorum kendimi şu anda.

Benim yerimde olsan da anlasan.

Biliyorum, çok iyi anlıyorum seni.

Ama lütfen ona istediği şeyi verme, olur mu?

Merak etme.

İstediği şeyi vermeyeceğim.

Yemekler çok güzel olmuş Azmi Bey.

Artık bugünün keyfinden mi, restoranın mutfağının iyiliğinden mi çok mutluyum.

Feride'nin Sofrası, inanılmaz lezzetlidir.

Ama az sonra, et gelecek. İşte asıl o zaman gör sen.

Feride Hanım'a baksanıza, ölüm iyiliği çöktü.

Mona Lisa gibi, süzüm süzüm süzülüyor.

(Gülme sesi) Sabır taşı mübarek, tövbe tövbe.

Vallahi Sumrucuğum, sürprizinle beni de çok şaşırttın...

...ama aramızda olmandan, çok mutluyum.

Çok teşekkür ederim Serapçığım. Senin gülen yüzün yeter.

Tabii her şeyden önce, arkadaşımsın sen benim.

-(Serap) Birlikte olmak çok keyifli. -(Sumru) Sağ ol.

Hüseyin Bey, dosyayı siz incelersiniz.

Tamam, Cenk Bey.

Cenkciğim, her şey yasal. Bana güvenebilirsin.

Muhakkak öyledir de; uyanıklıkla güven inşa edemezsiniz Sumru Hanım.

Bu arada Cenk değil, Cenk Bey derseniz sevinirim.

Tamam, bundan sonra öyle olsun Cenk Bey.

(Sumru) Feride Hanım'ın da nezdinde, bir şey söylemek istiyorum.

Çelen Ailesi'ne her zaman hürmetim, saygım sonsuz.

Burada olmaktan çok mutluyum.

Ben düşmanlık yapmaya gelmedim. Huzurlu olmak istiyorum.

Kendi payımca, naçizane söz hakkımı kullanacağım izninizle.

Çelenlerde, parayla söz sahibi olunmaz.

(Azmi) Feride Hanım, şu gerginliği bir tarafa bıraksak.

Bakın Çelenler için çok kritik bir dönemin eşiğindeyiz.

Ve ne mutlu bize ki; yüzümüzü güldüren sürprizler yanı başımızda.

Teşekkür ederim.

Ben de öyle olduğuna inanıyorum.

Şuna bak ya, nasıl da kurulmuş Azmi'nin yanına.

Var ya, şu yılana servis yapacak olmamız, gerçekten çok ağırıma gidiyor Azra.

Gel, biz birlikte çıkalım servise.

(Müzik - Hareketli)

Mine Hanım, az pişmiş bonfile dilimleri Sumru Hanım'la, Azmi Bey'in.

-Tabii. -Teşekkür ederim.

-Sos alır mısınız? -Yok, teşekkür ederim.

Ama olur mu öyle şey Sumru Hanım? Bizim sosumuz, Feride Çelen'in özel sosudur.

Yani eminim, o da tatmanızı çok ister.

Peki o zaman, bir deneyeyim.

-(Azmi) Mükemmel. -Tamam, teşekkürler.

Afiyet olsun.

(Öksürme sesi)

(Azmi) İyi misin?

(Öksürme sesi)

Yansın.

(Öksürme sesi)

Buyurun, su için Sumru Hanım.

Sosumuz özeldir.

Beğenmediyseniz, başka sos getirtebiliriz.

(Öksürme sesi) Yok, yok.

Sadece, benim için biraz fazla acı.

Çelenlerin sofrasında, daha çok acı tecrübeleriniz olacak Sumru Hanım.

Bizim menümüzde, çeşit bol.

(Müzik - Gerilim)

Herkese afiyet olsun.

(Müzik - Gerilim)

Mert eve gitmek istiyor, Mert bu okulu sevmiyor, Azra Mert'i alsın.

(Müzik - Gerilim)

Mertçiğim, ağlama bak ne olur.

Kalk hadi kuzum. Bak, berbat olmuş buralar. Temizleyeyim yatağını.

Git buradan! Mert yatak istemiyor! Mert, Sumru'yu istiyor.

-(Kadın) Mert, hadi. -Bırak!

Bırak, dokunma! Mert eve gitmek istiyor. Azra'yı istiyor.

Azra'yı ara!

(Müzik - Gerilim)

Afiyet olsun.

Ardacığım, ne oluyor? Ne bu surat şimdi?

Anne, Sumru'yu bir kalkıp alkışlamadığın kaldı.

Allah Allah! Ne yaptı kadıncağız? Şimdi niye böyle, düşmanca yargıladın sen?

Anne, abime kafa tutmaya geldiği çok belli.

Görmüyor musun? Azmi'nin de yanına geçmiş.

Melis, Allah aşkına, bilip bilmeden konuşmayın.

Sumru şimdi bunu yapmasaydı, biz o ipotekli köşkümüzde oturup...

...böyle kara kara, geleceğimizi düşünürdük.

-Bir düşünün yani bunları da. -Aynen.

Bir düşünün! Düşünün.

(Sumru) Görüyorsun değil mi tavırlarını?

Babaanne, torun çok zekiler ya. Böyle sakin durarak, bana meydan okuyorlar.

Vallahi Feride Hanım'ın bu sakin tavrı, çok normal de...

...ben Cenk'inkini anlamadım. Onu ne tutuyor acaba? Sinirleri alınmış gibi.

Bence şoka girdi.

Ne yapacağını bilmiyor, o yüzden öyle davranıyor.

(Telefon zili sesi)

-Üf! -Kim?

Yatılı bakımevine verdim ya Mert'i.

Oradan arayıp duruyorlar, çıldıracağım artık gerçekten!

(Telefon zili sesi)

(Sumru) Efendim? Buyurun. (Ayak sesi)

Ne demek, zapt edemiyoruz ya?

Bir çocuğu oylayamıyor musunuz?

Bir kere, iletişimi çok güçlüdür hanımefendi onun.

Evet!

Sizin işiniz, zaten bu değil mi?

Otizmli bir çocuğu da zapt edemiyorsanız, ben ne diyeyim size?

Sumru Hanım burası okul.

Burada çocukları zorla tutarak, bir yaptırım uygulamıyoruz.

Özellikle de Mert gibi, hassas çocuklara.

Ne yapayım peki şimdi, hanımefendi?

Ben iş yemeğindeyim, şu anda gelemem.

Psikologunu arayın, oyalamanın bir yolunu bulun.

Ben zaten sizinle, niye bu konuda muhatap oluyorum ki?

Yarın yetkili bir kişiyle konuşurum.

Kapatın tamam!

Vallahi sinirimi zıplatıyorlar.

(Nefes sesi)

(Kapı açılma sesi)

Mertçiğim...

Azra'yı ara. Mert, Azra'yla konuşacak.

Azra kim, Mertçiğim?

Azra, Mert'in ablası.

Mert'e telefon ver, Azra'yı arasın.

(Kadın) Tamam o zaman, şöyle yapalım.

Ben müdire ablanla konuşayım, tamam mı?

O aratsın seni.

Ama bak, susmazsan aratmam.

Mert susmayacak!

Mert susmayacak!

Mert susmayacak!

Mert susmak istemiyor.

Mert susmayacak!

Mert susmak istemiyor.

Mert susmak istemiyor! Mert susmayacak!

Mert susmayacak!

Mert susmayacak!

Mert susmak istemiyor!

(Ayak sesi)

Bana düşmanlığın kesmedi galiba?

Bütün Çelenlere, düşman olmaya karar vermişsin.

Ben Çelenlere düşman değilim.

Onlar da bana, senin yüzünden düşmanlar zaten.

Benim yüzümden değil.

Sahtekârlıkla, sinsilikle burunlarının dibine kadar, girdiğin için.

Sen iyice, sapla samanı karıştırmaya başladın. Bilmem farkında mısın?

Ama ben yapacağımı biliyorum.

Yaptıklarımdan sonra, sen samanlığına Ben de asamı alıp...

...şirketteki yerime geçeceğim.

Ve hepimiz mutlu olacağız.

Evet, bunlar senin en mutlu günlerin olabilir, haklısın.

Ama emin ol, çok uzun sürmeyecek.

Çünkü Cenk de Feride Hanım da senin asıl yüzünü, çok iyi biliyorlar.

Bana zarar veremeyeceksin.

Çelenlere zarar veren ben değilim, sensin.

(Gülme sesi) (Sumru) Ama bunu onlara göstereceğim.

Bir numaralı görevim bu. Sen, hiç merak etme tatlım.

Lavabo nerede?

(Ayak sesi)

Azra kızım, hadi gidiyoruz.

Feride Hanım, ne kadar erken kalktınız? Oturuyorduk daha.

Biz yemeğimizi yedik, gidelim.

Ama olmadı böyle. sohbet edecektik, Cenk Bey'le sizinle.

Bu kadarı kâfi.

Siz kalın bence Sumru Hanım.

Hem çalışanlarla kaynaşırsınız. Hadi babaanne, gidelim.

Azra, kızım bekliyoruz.

Sumru Hanımcığım, lavabo bu tarafta.

Aile saadetin, gözlerimi yaşarttı.

Devam et.

Sen daha devam et.

(Kapı açılma sesi)

-(Azra) Aa! -(Cenk) Babaanne.

Şeker teyze, iyi misin?

İyiyim, telaş etmeyin çocuklar.

Bugün, hepimiz için yorucu bir gündü.

Tabii, Sumru her şeyi mahvetmeyi başardı yine.

Darbenin nereden, nasıl geldiği mühim değil.

Biz tedbiri elden bırakmayacağız.

Evet ama hep beni hedef alarak yapıyor, böyle şeyleri.

Kendini suçlamayı bırak.

Bu arada, Mine'yle yaptığınız acılı soslu bonfile servisi de gayet başarılıydı.

Gözümden kaçmadı.

(Feride) Cenk de her şeyi, çok güzel idare etti.

Olağanüstü tahammül ettin, kutlarım seni oğlum.

Olması gereken buydu babaanne. Sumru, beni kışkırtmaya gelmişti buraya.

Tabii, Azmi akıl hocası olunca.

Allah ikisini de ıslah etsin.

Hadi.

Sen gelmeyecek misin?

Yok, Şeker teyzeciğim. Benim içeride, temizliğe yardım etmem gerekiyor zaten.

Ben almaya gelirim o zaman seni.

-O zaman, oldu işte. -O zaman, evde görüşürüz.

(Kapı açılma sesi)

Serap'la çocuklar nerede?

Arabada bizi bekliyorlar.

(Müzik)

(Mektup açma sesi)

(Burhan dış ses) Merhaba küçük kızım. Bugün, iki yaşına bastığını öğrendim.

(Burhan dış ses) Belki bir gün bu yazdıklarımı okursun

(Burhan dış ses) Ben, berbat bir babayım.

(Burhan dış ses) Çünkü hiçbir zaman, normal bir hayatım olmadı.

(Burhan dış ses) Normal bir işim, evim, ailem olmadı.

(Burhan dış ses) Annene sözlerimi tutamadım ama sonra akıllandım.

(Burhan dış ses) Beni bağışladığını sandım.

(Mektup açma sesi)

(Burhan dış ses) Cezaevinden kafayı dışarıya uzatamadım.

(Burhan dış ses) Çünkü tam düzeliyorum derken, bu defa annen vurdu bana tekmeyi.

(Burhan dış ses) Onu rahat yaşatacak para, bende hiç olmayacaktı çünkü.

(Burhan dış ses) İftirasından, yakayı kurtaramadım.

(Burhan dış ses) Bugün dört yaşına bastın kızım, doğum günün kutlu olsun.

(Müzik - Duygusal)

(Mektup açma sesi)

(Burhan dış ses) Artık çok umudum yok.

(Burhan dış ses) Bunları okuyacağını, hayal bile etmiyorum.

(Burhan dış ses) Cezaevinde herkes, birilerine bir şeyler yazar.

(Burhan dış ses) Ben de sana yazıyorum.

(Burhan dış ses) Meğer annen sana benim öldüğümü söylemiş, öyle duydum.

(Burhan dış ses) İyi ki buradan, çıkamıyorum.

(Burhan dış ses) Vasıfsız, ölü bir baba olarak...

...karşına çıkmayacağım için cezaevinde olduğuma şükrediyorum

(Burhan dış ses) Okula başlamışsın. İnşallah annene çekmişsindir.

(Burhan dış ses) Benim, derslere kafam hiç basmadı ama annen zekiydi.

(Burhan dış ses) Bak, onun için güzel bir söz söyledim.

(Burhan dış ses) Kendime şaşırdım, gülüyorum şimdi. Sen de gül.

(Burhan dış ses) Hep gül hayatın boyunca.

(Ağlama sesi)

(Kapı açılma sesi)

(Müzik - Gerilim)

(Kadın) Mert!

Mert! Mert, dur!

-Aracı getirir misin? -Peki, efendim.

(Kapı açılma sesi)

Ne akşamdı ya?

Genin yıldızıydın hayatım.

Çelenlerin üstüne düşen göktaşı desen, daha doğru olacak.

Bak, hiç belli etmediler ama fena sarsıldılar.

Fark ettim canım.

Bundan sonra sana, daha çok yüklenecekler.

Ben alışığım Sumru, bir şey olmaz.

Asıl şimdi, senin dönemin başlıyor.

Seni bezdirmek için ellerinden geleni yapacaklar.

Aman, korkmam ben öyle şeylerden. Hodri meydan.

Sumru Güneş'i, onlar daha tanımadılar.

(Gülme sesi)

Ne oldu? Niye gülüyorsun?

(Sumru) Aklıma bir şey geldi.

Şimdi olur mu, olur.

Cansu ile Cenk arasında, bir şeyler başlar.

Feride teyze de bunları evlendirir.

Vallahi kimsenin gözünün yaşına bakmam, konağa yerleşirim.

(Sumru) Serap'la ipleri, elimize alırız.

Feride teyze de artık böyle, odasında kahrından ölür.

(Telefon zili sesi) Pardon.

(Telefon zili sesi)

Ay delireceğim! Gerçekten delireceğim.

-Üf! -Boş ver hayatım, arabamız da geldi zaten.

-Aracınız hazır efendim. -Sağ olasın, geç hayatım.

-(Erkek) İyi akşamlar. -(Azmi) Hayırlı akşamlar.

(Müzik - Gerilim)

Mertciğim, Sumru annen açmıyor telefonu.

Azra'yı ara.

(Nefes sesi)

Ablası değil mi, Azra dediği.

Evet, öyle ama çocuk, Sumru Hanım'ın sorumluluğunda.

Yanlış bir şey yapmayalım sonra.

(Müdire) Yarın bu konuyu konuşmamız lazım. Olmaz ki böyle.

(Müdire) Yazık, günah bu çocuğa.

-Mert! -Mert ne yapıyorsun?

Mert!

(Kadın) Mert!

Mert!

(Kapı kapanma sesi)

Canım, açar mısın kapıyı? Mert lütfen.

Tamam Çiğdem, tamam zorlama.

Gidin buradan, Mert Azra'yla konuşacak.

Tamam Mertciğim, ara sen. Biz bekliyoruz burada.

(Müzik - Gerilim)

Hayır, ben niye yapmadım ki acaba?

Üf! Acı değil, zehir falan basacaktım onun içine.

Canım onun içi zehir zaten. Öyle yapsan ne fark eder?

Yap! Arnavut biberi falan koysaydım keşke.

Şöyle dili, keçeye dönseydi.

Keşke.

(Telefon zili sesi)

-Alo? -(Mert ses) Azra.

Mert, ablacığım.

Azra gelsin, Mert'i alsın. Mert, burada kalmak istemiyor.

Tamam, geleyim.

Mert, bana öğretmenini verir misin?

Mert öğretmen istemiyor.

Azra gelsin.

Tamam, ben hemen çıkıp geliyorum, olur mu?

Mert, sen yalnız mısın?

Mert çok korkuyor.

Azra gelsin, Mert öğretmen istemiyor.

Tamam, bak hiç korkma olur mu?

Ben şimdi yola çıkıyorum. Birazdan yanındayım. Beni bekle.

Ne oldu?

Şef, Mert huysuzlandı, çok korkmuş. Beni istiyor yanında.

Koş kızım, koş. İşler bitti zaten, koş.

Gerçekten mi?

Kusura bakma Şef, çok sağ ol.

(Müzik)

(Kapı açılma sesi)

Tamam Mertciğim, sana hiç kızmayacağım. ablan geliyor mu?

Azra geliyor.

Azra, Mert'i alacak. Mert burada bekleyecek.

Tamam, ben şimdi telefonumu alayım. Sen de git odanda bekle, ha?

(Müzik - Duygusal)

Mert burada bekleyecek.

Tamam Çiğdemciğim, beklesin burada. Ben odama geçiyorum.

-Aman diyeyim, göz kulak ol. -Tamam hocam.

(Müzik - Duygusal)

Ne geceydi ama?

Sumru Hanım, yaptı yine şovunu.

-Vallahi, ben de çok şaşırdım doğrusu. -Aynen anne, bayağı şaşırdın ya.

Ben bir ara kalkıp, kutlayacaksın zannettim ama yapmadın.

(Serap) Saçmalama Arda!

Tamam, kutlamalık falan değildi de...

...tanımadığımız, bilmediğimiz kimseyi de görmedik karşımızda yani.

Nasıl yani tanıdık olunca, normal mi karşılayacağız?

Sumru'dan bahsediyoruz, farkındasın değil mi?

Evet.

Ama yabancı biri olsaydı karşımızda, daha zor olurdu bizim için değil mi?

Sumru bu! Yarın, bir gün hisseleri devreder bize, olur biter yani.

Anne yapma Allah aşkına! Sumru'nun, iyi niyetli olduğunu söyleme şimdi bana.

Ya, kötü niyetli olduğunu nereden biliyorsunuz?

Anne yeter! Seviniyormuş gibi konuşma, benim karşımda.

Ne oluyor size Allah aşkına? Ne bu tavrınız Cenk?

(Melis) Anne, kadın Azmi'ye ne kadar yakındı, görmedin mi sen?

Azmi'nin, sana yaptığı oyunları biliyoruz.

(Melis) Yetkileri kötüye kullandığını biliyoruz.

Yani onlara biraz yakın olman, tuhaf kaçtı.

Ya, benim Azmi'ye olan tavrım belli! Ama Sumru arkadaşım.

Ne yapsaydım yani? Kadına yüz mü çevirseydim?

Serap, ben Sumru'nun bu yaptığında, hiçbir iyi niyet görmüyorum.

(Feride) Hiçbirimiz de görmüyoruz.

O an yaşadıklarımızı, keşke sen de hissedebilseydin.

Cenk, çok zor tuttu kendini. Farkında değildin herhâlde.

Farkındaydım anne, farkındaydım.

Ama ne yapsaydık yani, orada hepimiz düşmanca Sumru'ya...

...yüklenseydik, ne geçecekti elimize?

Kadın çıkardı bizi tanıdığı, bildiği için...

...parasını ortaya koydu, bizim krizimizi çözdü.

Hayır, buradaki tek sorun, bunun sürpriz olması, bu!

Bu mu yani, alıp veremediğiniz ne anlamadım ki?

Azmi'nin yanında duran Sumru'dan, iyi niyet beklemiyoruz. Anladın mı?

Oğlum, Sumru düşman değil ki bize.

Onun tek sıkıntısı üvey kızı. O da bizi ilgilendirmiyor zaten.

Ayrıca Sumru, şirket oyunları falan anlamaz ki.

Sumru'dan mı korkuyorsunuz? Anlamadım ben.

Bizim kimseden korktuğumuz yok anne.

(Cenk) Hele Sumru'dan, hiç korkmuyoruz.

Ama sen şu durumu hâlâ fark etmiyorsun ya.

Şu tehlikeyi hâlâ fark etmiyorsun. Ben buna, gerçekten şaşırıyorum.

Hadi sen zamanında, bu Azmi'ye güvendin.

Bu bize, zaten ciddi bir zarar verdi.

Ama şimdi de Sumru'nun iyi niyetli olduğunu söylüyorsun.

Ben gerçekten, inanamıyorum sana.

Pes! Gerçekten pes!

Haklı Serap.

Anne yeter.

(Serap) Yeter!

Ben artık bu evde, kendi evimde nefes alamıyorum.

-(Serap) Yeter! -Serap.

Seni, yanımızda görmeyi istemek...

...seni neden nefessiz bırakıyor?

(Feride) Biz bir aileyiz.

(Feride) Nerede?

O zor günlerimde yanımda duran gelinim, nerede? Ha?

Nerede? Ben...

Hangi çıkmazda bırakmışım onu acaba? Kaybetmişim...

Yok ya.

Siz beni anlamayacaksınız, yok.

Anne, zaten hep sen haklısın değil mi?

Neyse, tamam. Artık tartışmayın.

Ne tamamı Arda? Nedir tamam olan?

Bir gün çıkıp, gideceğim şuradan!

Yani göreceksiniz o zaman kim haklı, kim haksız.

(Müzik - Gerilim)

Bakın, kardeşim beni yaklaşık yarım saat önce, buradan aradı.

Ben ona, geleceğimi söyledim.

En azından öğretmenini çağırın. Ben ona durumu anlatayım.

Bir dakika bekleyin siz şurada.

(Müzik)

Ne oldu? Geliyor mu?

Tamam, geliyor. Siz burada bekleyin.

Çok teşekkür ederim.

-Azra Hanım. -Hah!

-Merhabalar. İyi akşamlar. -Merhabalar.

Ben, Mert'in ablasıyım.

Mert, beni bu numaradan aradı.

Sanırım biraz huzursuzlanmış, korkmuş. Ben de hemen atladım geldim.

Evet, iyi yapmışsınız.

Benim numaradan aradı kendisi.

Peki, şu an nasıl? Görebilir miyim?

Vallahi biz Sumru Hanım'ın, ne yapmaya çaıştığını anlayamadık.

Kendisine ulaşamıyoruz, telefonlarını açmıyor.

Mert'in sizinle görüşmesini istemiyor.

Mert huzursuzlandı, durmuyor.

Bakın, ben Mert'in öz ablasıyım.

Sumru Hanım da aramızdaki gerginliğin acısını...

...Mert'i benden uzak tutarak, çıkarmaya çalışıyor.

Ne olursun, üzmeyin kardeşimi bu kadar.

İzin verin, göreyim onu. Sakinleştireyim, lütfen.

Tamam. Bunu yapacağım ama ciddi sorunlar yaşayacağız.

Mert, sizinle görüştüğünü, Sumru Hanım'a söyleyecek.

Sumru Hanım da okulumuzu sorumlu tutacak.

Sorumluluk almayın o zaman.

Yarın, arayın Sumru Hanım'ı.

Zaten Mert burada kalamaz, siz de gördünüz.

Mert buraya alışamaz.

Bakın, o çok küçük. Çok korkuyor.

Bir çocuğu bu kadar üzmeye, vicdanınız el veriyor mu?

Hayır tabii ki.

Ben sadece, bilginiz olsun istemiştim.

Peki, görebilir miyim kardeşimi şimdi?

Tamam, hadi gelin benimle.

(Müzik)

(Azra) Mert.

Mert çok bekledi. Azra geldi.

Evet, evet. Geldim ablacığım.

(Azra) Yanına da gelebilir miyim?

Çizgiyi geçebilir miyim?

(Müzik - Duygusal)

Canım.

Çok mu korktun?

Tamam, geçti. Ben geldim.

Azra, götürecek buradan.

Tabii ki götüreceğim bir tanem.

(Azra) Ama şu an değil.

Bak, sabah olsun.

Öğretmenlerin Sumru'yu arasın. Seni öyle çıkaracağım.

Mert, burada kalmak istemiyor.

Mert korkuyor.

Biliyorum, tamam.

Geçti bir tanem, ben buradayım.

Ee, Mertciğim?

Ablan geldiğine göre,artık yemeğini yersin onun yanında?

Ne dersin?

Sabahtan beri, hiçbir şey yemedi.

Nasıl yemedi ya?

Canım, hadi gel birlikte yemek yiyelim.

Mert'in karnı doysun. Hı?

-Mert, Azra'yla yemek yiyecek. -Evet.

Mert, Azra'yla yemek yiyecek.

Hadi kalk.

Mert, Azra'yla yemek yiyecek.

Çiğdem Hanım, siz Mert'le birlikte yemekhaneye gidersiniz, oldu mu?

Buyurun.

(Müzik)

(Kapı vurma sesi)

Babaanne.

Gel oğlum.

Babaanne.

Ben senin yanında, biraz ileri gittim galiba.

Annene kızgınsın, farkındayım.

Sana ve abime haksızlık ediyor.

Hayır, ben de ona kızıyorum, ondan sonra kendim de üzülüyorum.

Ama artık, bir şeylerin farkına varıyorum.

Ve bunları kaldıramıyorum.

Siz o kadar uğraşıyorsunuz, çabalıyorsunuz abimle birlikte.

O ne yapıyor?

Gidiyor, Sumru'yla canciğer kuzu sarması.

Ve bu, benim hoşuma gitmiyor. Canımı sıkıyor.

Annen bazı şeyleri kafasında, çok büyütmüş demek ki.

Uzun yıllar, çalışma hayatı olmadı ki.

Neyle mücadele ettiğimizi, yeni yeni görüyor.

Hiçbir şey yapmadan...

...böyle izlemek, suskun kalmak insanı çatlatır oğlum.

O da kendini ispatlamak istiyor.

Sadece durduğu yer yanlış.

O, abime laf geçiremiyor diye, hepimizi karşısına aldı.

Neden laf geçirmesi gerekiyor ki?

Şey işte...

Abim gitti, annemden yardım istedi ya?

Annem de abime sinirli diye, yardım etmedi falan.

Sen de biliyorsun işte babaanne.

Bu miras meseleleri falan. O yüzden.

Sen bunları kafana takma. Derslerine dön.

Annenle de tartışma.

Biz abinle bunun üstesinden geliriz, merak etme.

Annen de durulacak, sakinleşecek.

Tamam babaanne.

Ama işte, ben senin de üzülmeni istemiyorum.

İçim rahat etsin diye de senin yanına geldim.

İçin rahat etsin.

Hadi git, dinlen biraz.

Tamam babaanne.

Arda, oğlum.

Abin çıktı mı?

Azra'yı alacaktı. Kız beklemesin.

Ha çıktı o, çıktı.

Hadi ben de çıkayım. İyi geceler.

İyi geceler, Allah rahatlık versin.

(Müzik)

Cansu.

Cansu.

(Kapı vurma sesi)

Cansucuğum.

Ne yapıyorsun sen?

Nedir bunlar?

Bunlar benim geçmişim.

Babamın bana gönderdiği, hiç gelmeyen mektuplar.

Nereden buldun bunları sen?

Bak! Bak, bunların tarihlerine bak!

Görüyor musun?

Bunlar hep, geri gitmişler.

Cezaevlerine.

Utanmadan, bunları mı getirdi?

Bunları mı getirdi, utanmadan?

Üç beş tane mektup getirince, baba mı oldu yani?

Hayır, yırtamazsın!

Yırtamazsın! Anladın mı? Bunlar benim!

Cansu, ne olur daha fazla saçmalama.

Ne olur.

Bu, baba zırvalığına da son ver. Lütfen.

Zırva falan değil.

Bunlar benim çocukluğum.

Senin, benden çaldığın çocukluğum!

Asıl zırva, senin yalanların!

Cansu ne olur.

Ne olur bak...

Bak bir boşluk içindesin. Bana da oluyor. Gerçekten.

Ama hayatını cezaevinde çürütmüş, beş para etmez bir adam için...

...hem kendini hem de beni üzüyorsun durmadan.

Senin baban vardı, değil mi?

Baba duygusunun, nasıl bir şey demek olduğunu sen biliyorsun, değil mi?

Evet, vardı.

Kişiliksiz, zayıf, kötü biriydi.

Annem de beni koruyamayan, sinmiş bir kadın.

Şimdi onlar için ne hissediyorum diye sorarsan...

...bir varmış, bir yokmuş.

Öldüler.

Ben, sen benim gibi bir çocukluk yaşama diye, seni korumaya çalıştım.

Sen buna haksızlık diyorsun. Bense buna tecrübe diyorum.

Sen, kendi acılarının çeteresini tutarak, benim hayatımı düzenlemeye çalıştın!

(Sumru) Evet, yaptım!

Çünkü ben senin annenim!

Ve bir anne; çocuğu büyürken, hayatı öğrenirken...

...önüne çıkan her engeli kaldırır!

Takılıp düşmesin diye!

O yüzden, annelik zordur.

(Müzik)

Bu balerine iyi bak.

Hep aynı noktada, dönüp duruyor.

Ona benzeme.

Çakılıp düşersin.

(Müzik - Duygusal)

İyi akşamlar.

Cenk, hayırdır oğlum?

Ben Azra'yı almaya gelmiştim ama...

Şey... Yani, Mert aradı okuldan.

Ağlıyordu, ona bakmaya gitti.

Anlaşıldı. İyi akşamlar.

İyi akşamlar.

Düzeldi mi Azra'yla araları?

Yani, pek düzelecek gibi değil ama kopacak gibi de değil tabii.

Hayırlısı. Hadi bakalım.

(Müzik - Duygusal)

Beni çok erken bırakıp gittin.

Nelerle uğraşıyorum, bir bilsen.

Çocuklar büyüdü.

Hatta bana karşılar şimdi.

Annen de bana karşı.

(Nefes sesi)

Ama eski Serap, yok artık.

Senin o bildiğin...

...sessiz, cahil Serap yok artık.

Yarın, Çelen Restoran'ın başına geçecek karın.

(Azra) Doydun mu bir tanem?

Meyve yer misin? Bak, mandalina varmış.

Sen çok seversin mandalinayı.

Al bakalım.

(Müzik)

Azra.

Mert'in evi olsun.

Okulda kalmasın.

Derse girsin, evine dönsün.

Olacak bir tanem.

Azra, çok yakında, çok güzel bir ev tutacak.

Mert'in de orada, çok güzel bir odası olacak.

(Azra) Konuştuklarımızı sakın unutma, olur mu?

Eğer birisi sana; Azra seni sevmiyor, seni terk etti derse, sakın inanma.

Sumru, Azra'ya kızıyor.

Azra'yı istemiyor.

Çünkü Sumru, Azra'yı sevmiyor Mert.

Bak...

Sen, Sumru'ya anne diyorsun ama...

...Sumru, senin annen değil Mert.

Bizim annemiz, babamızın yanında.

Çok uzaklarda.

O yüzden, buraya gelemiyorlar.

Ama bizi, her şeyden çok seviyorlar.

Azra, Mert'ten hiçbir zaman ayrılmasın istiyorlar.

Azra Hanım, Mert'in yatma vakti. Odasına götürmem gerek.

Biraz daha kalsam.

Mert, gün boyu yoruldu biraz.

Uyuyup, dinlense iyi olur.

Mert, gidiyor.

Evet, bak...

Sen şimdi güzelce uyuyacaksın.

Ve sakın korkma.

Öğretmenlerini de üzme.

Dur...

Bak şimdi.

(Müzik)

Bu ne biliyor musun?

Bu; Azra'nın dünyası.

Ve bu dünyada, sadece Mert var.

Tıpkı Mert'in evi gibi.

Şimdi sen bana, elini verir misin?

(Müzik)

Bu da Mert'in dünyası.

İçinde evi, ailesi, Azra'sı var.

Ellerimizi, birbirimizin dünyasından hiç çekmeyeceğiz.

Birbirimize, böyle bağlıyız demek için çizdim.

(Müzik)

Mert'in evi gibi.

Evet, Mert'in evi gibi.

Şimdi git öğretmeninle, güzelce dinlen.

Ve sana söylediklerimi, sakın unutma.

Azra, seni çok seviyor.

Hadi gel Mertciğim, odana gidelim.

(Müzik - Duygusal)

(Müzik - Duygusal)

(Müzik devam ediyor)

Azra.

Restorana gittim seni almaya.

Babaanneme söz vermiştim.

Mert'i, böyle görmeye dayanamıyorum.

Çok canım acıyor.

(Müzik - Duygusal)

Konuşabildin mi peki?

Konuştum.

Konuştum, sakinleştirdim biraz.

Ama yarın, ona burada kalmayacağına dair söz verdim.

Ne yapacağım, bilmiyorum.

Sumru, bu tavırlarına, ne zamana kadar devam edecek bilmiyorum.

Ama kendimi düşünmüyorum artık.

Tek düşündüğüm Mert.

Onu böyle mutsuz görmeye, dayanamıyorum.

Sumru bir de utanmadan, şirketinize girdi ya.

Bir şey olmaz ondan.

Şirkette de bir şey yapamaz, merak etme.

Ama artık sana ve Mert'e yaptıklarından dolayı, bir dur demek gerekiyor bu kadına.

Yapılacak şey, çok belli.

Ben Sumru'yla savaşarak, hiçbir şey elde edemem.

Çünkü her seferinde, daha çok bilenecek.

Daha çok üstüme gelecek.

Benim tek yapabileceğim şey...

...sakin kalıp, Mert'le vakit geçirmek.

Artık, kendi küçük dünyamı kurmam gerekiyor.

Ve ne kadar uzun sürerse sürsün, ikinci davayı da açmam lazım.

Ama sen bu mücadeleyi verirken, beni hep dışarıda tutacaksın değil mi?

Benim buna gücüm yok Cenk. Neden anlamıyorsun?

(Müzik - Duygusal)

Tek başına mücadele etmek...

...sevgiye sırtını dönmek.

Bütün bunların anlamı ne Azra?

Sen kendini mi cezalandırıyorsun?

Yoksa beni mi cezalandırıyorsun?

Acı, insanı bencilleştirebiliyormuş demek ki.

Ben...

Ben sadece, kendi gerçeğime gömülüp kalmak istiyorum.

Âşık olmak, sevmek, bağlanmak...

...bunlar bana, çok fazla geliyor Cenk.

Şu an, bunları kaldıramam.

O kadar gereçeğin içinde ben...

Yalandan bir masalda, prenses maskesi takamam.

Ne demek istiyorsun peki?

Ben tek başıma, hayal mi gördüm yani?

Hayır.

Hayır ama senin dünyan bana, çok fazla geldi.

Ben, o dünyanın içinde kalamam.

Kalamam.

O yüzden sana, mutsuz olduğumu söyledim.

Öyle hissediyorum çünkü.

(Müzik - Duygusal)

Cenk.

Sana...

...babaannenle nasıl tanıştığımı, anlatmamı ister misin?

İstemiyorum.

Hayatımıza nasıl girdiğine dair, tek bir şey istemiyorum senden Azra.

Çünkü biliyorum ki; aramızdaki o gizemli...

...büyülü şeyi mahvetmek için...

...bana gerçekleri anlatacaksın.

Ama ben, onları yıkmanı istemiyorum.

Babaannem bekler. Gidelim.

("Müge Zümrütbel - Elimi bırakma" çalıyor)

"Can vazgeçer mi can?"

"Kolaydır dile söylesen bile"

"Kendimden vazgeçtiğim yok"

"Dinlemez ki kalp"

"Kolaysa sök at işler derine"

"Zor bir kafesteki kuş misali"

"Gökyüzü görmez"

"Maviye hasretken"

"Aşk gözyaşı döker"

"Kurulmamış sözler yerine"

"Sen yalnızlığına, suskunluğuna, tutsaklığına"

"İsyan etmeden gel"

"Belki yeniden"

"Doğar geceden güneş bu defa"

"Sanma ki yaralı kanar bu kalp her tende"

"Böylesi bir acı ağır gelirmiş ömre"

"Değse bile haram güzelliğine vazgeçme"

"Hep saf kal hep tertemiz"

"Sanma ki yaralı paramparça bu halim"

"Her bir savaştan çıkmışsın sağ salim"

"Kor gibi ateşe dönsen de vazgeçme"

"Bırakma elimi sensiz"

"Can vazgeçer mi can?"

"Kolaydır dile söylesen bile"

"Kendimden vazgeçtiğim yok"

"Dinlemez ki kalp"

"Kolaysa sök at işler derine"

"Sen yalnızlığına, suskunluğuna, tutsaklığına"

"İsyan etmeden gel"

"Belki yeniden"

"Doğar geceden güneş bu defa"

"Sanma ki yaralı kanar bu kalp her tende"

"Böylesi bir acı ağır gelirmiş ömre"

"Değse bile haram güzelliğine vazgeçme"

"Hep saf kal hep tertemiz"

"Sanma ki yaralı paramparça bu halim"

"Her bir savaştan çıkmışsın sağ salim"

"Kor gibi ateşe dönsen de vazgeçme"

"Bırakma elimi sensiz"

"Sanma ki yaralı kanar bu kalp her tende"

"Böylesi bir acı ağır gelirmiş ömre"

"Değse bile haram güzelliğine vazgeçme"

(Kapı vurma sesi)

Gel.

Sen iyi değilsin.

Benim sana, bir şey anlatmam lazım.

Hayırdır inşallah.

Nedir seni tedirgin eden böyle?

Mert'le ilgili.

(Müzik)

(Martı sesleri)

(Müzik)

Şeker teyze...

Geç kalacağım ben.

Daha erken kızım.

Kahvaltını yaparsın, sonra çıkarız birlikte seninle.

Yok, ben restorana gitmeyeceğim.

Davayı geri çekmek için avukatla konuşmam gerekiyor.

Onun yanına uğrayacağım.

(Azra) Mert'in hayatını, daha fazla riske atamam.

Davayı geri çekmen...

...şu an, bana da doğru geliyor Azra.

Avukatınla etraflıca konuş, ne yapman gerektiği konusunda sana...

...dorğu yolu gösterecektir.

Belki de polise gidip, durumu anlatmanız gerekebilir.

Yok, Mert'in güvenliği, şu an her şeyden önemli.

Polise gidemem.

Elbette.

Azra.

Şu ev konusu.

Acele etmesen diyorum, ha?

Yani Mert'i aldıktan sonra, gelir burada kalırsınız.

Gözümün önünde, güvende olursunuz.

Şeker teyze, ben yine Mert'i alır, senin yanına gelirim.

Ama artık, bir evim olsun istiyorum.

Mert'in kendisine ait, bir odası olsun.

Olacak.

Bütün bu dileklerin olacak. Ama yeter ki şu yüzünü düşürme.

Biliyorum, Mert'in durumu seni, bir hayli üzdü.

Çözüm bulacağız.

Gidip, gerekirse ben de Sumru'yla konuşacağım.

Seni son günlerde, hiç iyi görmüyorum Azra.

Bu, Mert'in durumundan önce de böyleydi. Gözümden kaçmadı.

Yani çok stresliydim.

Çok zor bir dönem geçiriyorum.

O yüzdendir.

Neyse, ben geç kalmadan gideyim artık.

Restorana gittiğinde, kahvaltını yapacaksın ama.

Söz mü?

-Söz. -Hadi o zaman.

Şeker teyze.

Söyle.

Seninle uyumak, bana çok iyi geldi.

Biliyor musun...

...annem gibi hissettirdin bana.

Şevkatin, huzurun...

Annem koktun bana.

(Müzik - Duygusal)

Sen benim...

...kızımsın zaten.

Sen olmasan, ne yapardım ben Şeker teyzem?

(Azra) Huzurumsun sen benim.

Tek sığnağımsın.

(Müzik - Duygusal)

(Kapı vurma sesi)

Cansucuğum.

(Kapı vurma sesi) (Sumru) Cansu.

(Sumru) Ben çıkıyorum.

(Sumru) Sen kendine gelince, beni bir ara. Tamam mı canım?

(Sumru) Sana sürprizlerim var.

Seni seviyorum.

Her şey çok güzel olacak. Bana inan.

Uyanınca, ara beni canım. Hadi görüşürüz.

(Müzik - Duygusal)

(Melis) Anne.

(Melis) Sen, bugün mü başlıyorsun işe?

Evet.

Azra, iki dakika bekle. Ben de çıkarım. Hasan'la bırakırız seni.

Yok, ben kendim giderim. Hiç gerek yok.

-Günaydın. -Günaydın.

Azra.

Ben de restoranın idaresini devralacağım bugün.

Yani oradaki bütün işlerden, ben sorumlu olacağım.

Öyle mi? Hayırlı olsun.

Sen gittiğin zaman, bütün personele haber ver de...

...ben, herkesle genel bir görüşme yapacağım.

Ama ben şu an, restorana gitmiyorum.

Azra, bugün avukatıyla görüşecek.

Davayı geri çekecek de.

Hı...

-İyi, geç kalma o zaman. -Kalmam.

(Feride) Azra, kızım.

Biraz börek al, miden kazınır sonra.

-Günaydın herkese. -Günaydın.

Abi, Sumru'da şirketin anahtarları var mı?

Doğru söylüyorsun. Kadın kapıda kalacak değil mi?

Ben çıkayım hemen.

Geceden gidip, orada yatmış da olabilir de neyse.

Neyse, ben çıkayım.

Çıkınca avukattan, beni de haberdar et yavrum.

Hı?

Ederim tabii.

Neyse, ben de kaçıyorum. Afiyet olsun.

Sen çıkıyorsan, Azra'yı da bırakıver.

Olur, tamam.

Gerek yok. Ben kendim giderim.

Azracığım, bir şeye de itiraz etme yavrum.

Neyse babaanne, şirkette görüşürüz o zaman.

Tamam çocuğum.

Avukatla görüşmeye, ben de geleceğim.

Duydun değil mi beni? Ben de geleceğim diyorum.

Duydum Cenk.

Tamam, olur. Beraber gidelim.

Aman lütfettin ya! Gerçekten.

Sabah sabah streslisin galiba.

Yok, ben hiç stresli değilim aslında.

Tamamen senin stresini, üzerime aldım.

Ne alakası var ya, benimle?

Tartışmaya yer mi arıyorsun?

Hiç öyle bir niyetim yok.

İyi, benim de yok zaten.

Bence oraya gidene kadar, ağzımızı açmayalım.

Çünkü güne, iyi başlamak istiyorum artık.

Bence sen gelme oraya kadar.

O nereden çıktı şimdi?

Stresimi sana bulaştırmışım ya.

Öyle dedin ya hani?

Bence, hiç konuşmaya devam etmeyelim.

Çünkü enerjimi, tamamen tüketmeni istemiyorum artık.

Bu konuyu uzatan sensin, ben değilim.

Zeynep'i diyorum, yurt dışına mı göndersek?

Hem çok istiyordu, biliyorsun.

Tamam, istiyor da o kadar kolay bir şey mi?

Oralarda öyle, tek başına.

Doğru, doğru ama...

...şu başımızdaki tehdit belasından, bir kurtulalım hele.

Sonra sık sık, yanına gider gelirsin.

Bilmiyorum vallahi. (Telefon zili sesi)

Aa? Serap arıyor.

Hayırdır, bir şeyler oluyor demek ki.

Efendim Serapcığım.

İyi, biz de Mesut'la kahvaltı ediyorduk.

Selam söyle canım.

Hülya, bak sana ne diyeceğim?

Azra, bugün babasıyla ilgili olan davayı, geri çekecek.

Ay...

Evet, evet anlattı.

Sizi de bununla ilgili, tehdit etmişler galiba.

Haberin olsun diye söylüyorum.

Çok güzel bir haber bu.

O kadar rahatladım ki şu an...

Biz de Mesut'la onu konuşuyorduk.

Acaba kızı, yurt dışına falan mı göndersek diye.

Yok canım. Yani herhâlde, durulur artık ortalık.

Rahat olun bence.

Çok sevindim gerçekten.

Başka haber?

Yok, ne oldu ki? Ne haberi?

Aa?

Ne diyorsun? Sumru mu?

Peki, o kadar parayı nereden bulmuş?

Yani, parası varmış demek ki.

Vallahi böyle salına salına, şirket yemeğine geldi.

Resmi evrakı da koydu önümüze.

Sumru, Çelenlerin halka arz edilen hisselerini satın almış.

Tamam Serapcığım, görüşürüz.

Tabii, uğrarım restorana.

Sana da canım.

Bak, görüyor musun?

Nereden bulmuş peki, o hisseleri alacak parayı?

Gerçekten bu kadından korkulur. Başka bir şey demiyorum.

Ee...

Yani buradan da anlıyoruz ki...

...Azmi'ye yanaşması, o yüzdenmiş.

Azmi? Yok canım.

O parayı Azmi bulsa, hisseleri o alırdı.

Yüzde 10'la o sadece, yerini korumaya çalışıyor.

Vallahi hiç bilemiyorum.

Bence Azmi de Sumru gibi, sinsi bir tip.

O yüzden ben, o ittifaktan her şeyi beklerim.

Doğru. Sumru'nun kafasında başka bir şey var demek ki. Yoksa...

...öyle, kolay kolay bu işe girmez o.

Ben ondan her şey beklerim. O yüzden şimdi, sıkı takipçisiyim.

Bakalım altından neler çıkacak.

Doğan Bey, Sumru Hanım'ın...

...bu hamlesi karşısında, şaşkınlık içindeyim.

Finansal olarak, güçlü biri değildi zira.

Yakın zamanda, şirketimizin girişimci desteğiyle...

...bir kafe işletmeciliğine başlamıştı. -Hatırlıyorum.

Desteğinizi çekmiştiniz sonra.

Evet, ama daha küçük bir yere geçerek, işletmeciliğe devam etti.

Çelen Grubu'nun, yüzde 30 hissesini bağlayacak güce...

...nereden, nasıl erişti bilemiyorum.

Açıkçası ben de çok şaşırdım.

Ama isterseniz, satışa itiraz edebiliriz. Fakat...

...şirket için bu doğru bir hamle olmaz.

Şirketin itibarını düşürür.

Haklısınız. Ben de aynı düşüncedeyim.

Sadece, bu finans kaynağına ulaşıp...

...onu devreden çıkartabilir miyiz diye düşündüm.

-Bu da zor görünüyor. -Ben, sağı solu soruşturuyorum.

Fakat Sumru Hanım'ı tanıyan, bilen pek bir iş adamı yok. Tuhaf yani.

(Feride) Doğan Bey, sükûnetimizi koruyacağız.

Süreci sabırla bekleyeceğiz. Şu anda, yapacak bir şey yok.

Aynen efendim. Zaten, sizin ve Cenk Bey'in ilk tavır ve tepkisi...

...bana göre en doğrusuydu.

Şu an, bunu yönetim kurulu toplantısında dillendirip...

...panik havası oluşturmazsak, daha iyi olur.

Sumru Hanım'ın, şahsi planları var elbette.

Bu yüzden de bundan sonraki adımlarını...

...anlama çabamızı, daha gizlilikle yürütmemiz gerekiyor.

En doğrusu efendim.

Ben zaten, Sumru Hanım'ın resmi evraklarını...

...yeniden bir incelemeye alacağım. Cenk Bey'le de konuşacağız.

Cenk, bir toplantı yapacak zaten.

Hisselerimizin geri dönüşümü için birlikte bir çalışma yapacağız.

Tamam efendim. Ben izninizi rica edeyim.

-Buyurun. Kolay gelsin Doğan Bey. -Sağ olun.

Serapcığım tebrik ederim. Restoranların başına geçmişsin.

-Ne kadar mutlu oldum. -Teşekkür ederim.

Vallahi, ben uzun zamandır düşünüyordum aslında ama...

...bu sefer teklif, annemden geldi.

Eh, benim de emeğimin adı geçer herhâlde artık.

Yani her sorunda, bana yüklenmeyi bırakırlar.

Geçer tabii geçmez mi, geçer.

Ayrıca, sen o kadar kafaya takmasana. Yüklenirlerse yüklensinler.

Doğrusunu, sen bilmiyor musun sanki?

Yani biliyorum tabii de...

...ama annem sonuçta, ben mutlu olayım diye vermedi restoranı bana.

O şimdi, benim başarısız olacağımı düşünüyor.

Böyle yattı pusuya, bekliyor. Bakalım ne yapacak diye.

Tabii, tabii canım öyledir.

Serap, ne söyleyeceğim sana. Azra'ya dikkat et ama ha.

Feride Hanım'a laf taşır.

Azra'nın ömrü uzun değil zaten o restoranda, merak etme sen.

(Gülme sesi) Öyle ilk günden de kovma kızı.

Dikkat çekersin. (Gülme sesleri)

Niye kovayım ayol. O kendisi gidecek zaten, tıpış tıpış.

O noktaya getireceğim çünkü onu ben.

Aa! Yaparsın sen, çok da güzel yaparsın.

Peki, bu Kemal'in davası ne oldu?

Tehdit falan, bir sürü bir şey vardı.

Bugün, davayı geri çekmeye gitti işte Azra.

-Sahiden mi? -Evet.

Bak, ben direnir diye düşünüyordum. Şaşırttı.

Ay, neyine direnecek artık hayatım? Yani pabuç pahalı.

Tehdit büyük. Göze alamaz onu.

-Doğru söylüyorsun. -Oo, hayırdır hanımlar?

-İş kadınları toplantısı mı? -Hoş geldin Hülyacığım.

-Hoş buldum canım. Sen de hoş geldin. -(Serap) Hoş buldum.

Hülya, Serap restoranın başına geçti.

Aa, sen o yüzden, restorana uğra dedin bana.

Bugün ilk iş günüm. Bakalım ne olacak?

Ay ne güzel. Hayırlısı olsun.

Ee, kendi yeriniz zaten. Sen biraz geç kaldın ama neyse.

Sumrucuğum, sana da hayırlı olsun.

Çelenlere, tezgâhı açmışsın.

(Hülya) Kusura bakma Serap, böyle söyledim ama...

...yani Sumru'nun işlerine güleyim mi, ne yapayım bilemiyorum bazen.

-Cesaret diyelim Hülyacığım, cesaret. -Hı, cesaret.

Yani tek başına cesaret yetiyorsa, o zaman ben de gideyim...

...bir holdingin kapısını çalayım.

Yüzde 30 hisse isteyeyim. Değil mi?

(Hülya) Güldürme Allah aşkına. Olur mu öyle şey!

Sen parayı nereden buldun?

Uzun süredir çalışıyorum. Ee, kredi de aldım.

Evi de ipotek ettim. Öyle toparladım. (Gülme sesi)

Gerçekten, bazen çok komik oluyorsun.

Çocuk mu var karşında? Öyle ev ipoteği falan, olur mu?

Şunu, açık açık söylesene.

Azmi Bey'e sırtını dayadığını.

(Sumru) Ee, onun alakası bile yok yani Hülya.

Bir kere tamam, bir arkadaşlığımız var. Gayet de güzel bir arkadaşlık.

Ama gerçekten, bu iki konu ilgili değil.

Kızlar, vallahi sizin sohbetinize doyum olmaz ama...

...benim bir an önce, restorana geçmem gerekiyor.

Çünkü ilk günden, boş bırakamam orayı.

Görüşürüz o zaman. Size de kolay gelsin.

Hayırlı uğurlu olsun canım. Canım benim hadi.

-Öpüyorum Hülyacığım. -Kolay gelsin, görüşürüz.

-Konuşalım mı biraz Sumru? -Hayır!

Yani işim var, meşgulüm. Görüşürüz sonra.

(Müzik - Gerilim)

(Azra) Yok Cenk, içim hiç rahat değil.

Ne yani şimdi babamın katili, öyle elini kolunu sallayarak...

...dışarıda dolaşmaya devam mı edecek?

İyi de sen davanı geri çeksen de zaten kamu davası devam edecek.

Çünkü biliyorsun yani, Çetin’in ölümü, babanın ölümüyle birebir bağlantılı.

Biliyorum, biliyorum da...

...bu katil her kimse, bizim davacı olmamızla rahatı bozulacaktı.

Ama tabii düşününce...

...kardeşim için de vazgeçmem lazım bu davadan.

Uf aman neyse!

Ben bırakayım mı seni restorana?

Yok, gerek yok. Ben kendim giderim.

-Azra bırakayım işte. Yolumun üstü zaten. -Gerek yok.

Sen, ne zamana kadar inat edeceksin böyle?

-Vazgeçene kadar. -Onu kim söyledi?

-Neyi? -Birileri, vazgeçmekten bahsediyor ya.

Cenk bak, ben kendim giderim. Lütfen ısrar etme.

Ayrıca bu kadar, üstüme düşmene de gerek yok.

Senin de işlerin var. Desteğe ihtiyacı olan, bir babaannen var.

-Hayatın var. -Benim hayatım yok.

Yok, benim hayatım yok. Ben onu, tekrar inşa etmeye çalışıyorum şu an.

-Nasıl olacak ki o? Yani ben-- -Azra...

...bak, beni kendinden uzak tutma artık.

Hani sen diyorsun ya bana, "Sen varken nefes alamıyorum."

Ben de sen yokken, nefes alamıyorum işte.

İçimdeki huzuru öldürdün, bari beni öldürme.

Hadi bırakayım seni.

Ee, çok güzel bir haber bu Mesut.

Peki bir şey söyleyeceğim. Avukat tam olarak, ne söyledi sana?

Fotoğrafları da tehdit yazısını da gösterdim avukata.

Ee, Azra’nın avukatıyla da konuştular. Durum aynı.

-Davam görülmeden, dosyam kapanıyor. -Harika bir haber bu.

(Hülya) Aa, ne diyeceğim Mesut. Şimdi işim var, sonra görüşelim mi?

Tamam. Ben de.

Ne işin var burada, ne istiyorsun?

Olay falan çıkarmaya gelmedim. Öyle öcü görmüş gibi bakma.

İstiyorsan dene. Anında, polisi çağırırım buraya.

-Sumru'yla konuşacaktım. -Sumru yok.

Zaten sen, Cansu'ya da gerçekleri söylemişsin. Daha ne istiyorsun?

Merak etme, Sumru'ya da bir şey yapmayacağım.

-Cansu'yla ilgili, bir şey konuşmam gerek. -Yeni ortak olduğu şirkete gitti.

Şirket mi?

-Anlayamadım. -Sumru...

...Çelen Holding'in hisselerini aldı, ortak oldu.

Hani büyük Çelen Grup var ya, şirket, o.

Cenk?

-Cenklerin şirketi? -Aynen.

Sumru'nun çapı ne ki? Öyle şirketlere, ortak falan oluyor.

Ya! Değil mi?

Bak şimdi, sen eski kocası olarak bilmezken...

...ben nasıl bilebilirim bunu mesela?

Öyleyse ben gideyim, Sumru'ya bir hayırlı olsun diyeyim. Değil mi?

Teşekkürler.

(Kapı açılma sesi)

Kız oynatma o boncuk gözlerini! Karşıya bak hep!

Ya, bakıyorum işte şef. Güldürmesene.

Kızım sen hem gülüp, hem yürüyemiyor musun?

Tek lokmayla mı çalışıyor, senin beynin?

Yalnız o, lokma değil de lob olacak şef.

Başlatma lokmasından, lobundan şimdi! Zaten yüreğim, güp güp!

Geldim geldim, bak kırıp dökmeden, geldim işte.

Hah, vallahi kırıp dökmeden ipi göğüsledi, maşallah benim kızıma!

(Alkış sesleri) Hadi inşallah.

Hayırdır? (Tabak kırılma sesi)

Ne oluyor burada, sirk mi burası?

-Hoş geldiniz Serap Hanım. -(Mine) Hoş geldiniz Serap Hanım.

Hoş buldum da! Ceyda, senin ne işin var burada?

Ben, burada çalışıyorum ya Serap teyze. Part time olarak.

Böyle, kırıp dökerek mi çalışıyorsun?

Ferhat Usta, çocuk bahçesi mi burası? Sen, böyle mi eğitiyorsun çalışanlarını?

Allah Allah! Ne varmış Serap Hanım?

Heyecanlanıyor çocuk, dengesini kaybediyor.

Birkaç kere böyle gider gelirse, heyecanı geçer...

...sakarlığı kalmaz diye düşündüm.

Ceyda topla şunları! Ayrıca senin, okulda olman gerekmiyor mu?

Sen karışma Mine, kendi toplasın!

Çalışmam lazım benim, Serap teyze.

Üstelik Feride babaanneden, iznim var benim.

Burası, bundan sonra benim idaremde!

Olabilir! Fakat ben şef ve Feride babaanne, git demeden...

...hiçbir yere gitmiyorum!

(Ferhat) Serap Hanım...

...mutfağın sorumlusu benim.

Şimdi, yanlış anlamayın ama yıllardır burada çalışıyorum.

Feride Hanım bile, karışmaz mutfağa.

Ferhat Usta, seni severiz bilirsin.

Ama çalışanlarına, bu kadar yüz verirsen...

...bu kadar gevşek davranırsan, senin de tepene çıkarlar.

Vallahi, kaç yaşında adamım...

...nerede gevşeteceğimi, nerede sıkacağımı...

...gayet iyi bilirim ben, Serap Hanım.

Mine, kürek getir kızım.

Bir de çöp poşeti.

Beraber toplayalım şunları, el birliğiyle.

(Serap nefes sesi)

-Azra gelmedi mi daha? -Gelmedi. İzinli bugün.

Serap Hanım, madem buranın başına geçtiniz...

...kimin ne görevde olduğunu, ben size bir hatırlatayım.

Azra; benim başyardımcım.

Tamam, Ferhat Usta.

Haftalık menüyü getir de ben bir inceleyeyim.

Bir şey değişecekse, ben karar vereceğim!

Sağ olun.

(Ceyda) Çok özür dilerim şef.

Aa! Kız ne özür diliyorsun? Özür dileyecek, bir şey mi var?

Zaten bunlar çatlak, kırık tabaklar değil miydi?

Atacaktık zaten biz bunları.

Bak ne diyeceğim, bundan sonraki çalışmaları...

...Serap Hanım, bacadan lap diye, karşımıza çıkmış gibi yapalım vallahi.

Bir iki alıştırmadan sonra, sen bu mutfağın komandosu olursun...

...dağları taşırsın artık. (Gülme sesleri)

Ağlama bak, ağlama!

Vallahi, kırılmayanları da kafanda kırarım ha!

Hayır yani, bundan sonra buranın idaresi onda.

Burası sirk mi Ferhat Usta? Sen de yürü bakayım, okuluna!

Tövbeler olsun, ya Rabb'im ya! (Gülme sesleri)

Hadi.

(Kapı vurma sesi) (Kapı açılma sesi)

Cenk, ne yaptınız? Geciktin oğlum.

Azra'yla avukatına gittik babaanne birlikte.

Ee, iyi. Sonuç?

Avukat; "Polise gidelim." dedi. "Davayı geri çekmeyin." dedi ama...

...Azra da işte Mert'in güvenliği için davayı geri çekmek zorunda kaldı.

Haklı tabii kız.

Ama bu Çetin davası, devam ediyormuş kamuda halen.

O katil her kimse, Azra'nın davayı geri çektiğini muhakkak öğrenecektir.

Umarım babaannem.

Ben çünkü hâlâ Azra için de Mert için de endişeleniyorum.

Aslında bizde kalsalardı, daha güvenli olacaktı ama...

...Azra inat etti, ev tutacağım diye işte.

Tutsun bakalım.

Bizim zaten elimiz üstünde olur. Sonuçta tek kalacak.

Sabah, Doğan Bey'le konuştum. Sumru meselesi.

Paranın kaynağını araştırıyor ama bir bilgiye ulaşmış değil hâlâ.

Bence bu işin arkasında, kesin başka bir şey var babaanne.

Özellikle, ben Azmi'den şüpheleniyorum.

Ama dur bakalım, göreceğiz.

-Toplantıya geçelim mi? On dakika var. -Olur.

Buyurun, ben eşlik edeyim size.

Gel.

-Feride Hanım'la Cenk Bey içerideler mi? -Evet, içerideler.

İlk gün için, küçük bir kutlama yapmak istiyorum da.

Haber verir misiniz?

Yalnız, toplantı sadece yönetim kurulu üyelerine açık.

Canım sen git, Sumru Hanım geldi de. Gerisine de karışma. Hadi bakayım.

(Müzik - Gerilim)

(Kapı vurma sesi) (Kapı açılma sesi)

Çok özür dilerim bölüyorum ama Sumru Hanım...

Merhaba, merhaba. İyi günler.

(Sumru) Efendim, kolay gelsin.

Çelenlerdeki ilk günüme, pastamı alıp geldim.

Tatlı yiyelim, tatlı konuşalım. Değil mi?

Sumru Hanım, ben söylemiştim ya size.

Hisse sahiplerinin yönetimde, işleyişte yeri yok, şu an.

Cenk Bey, Sumru Hanım'ın tatlı ikramını, kabul edelim.

Sonra da uğurlayalım.

Kızım, servis getirebilirsin.

Evet canım, bıçak falan hepsini getir sen.

Çok teşekkür ederim, Feride Hanım.

(Sumru) Toplantınızı böldüm tabii, değil mi?

-Bölüyorsunuz. -Ay ne olur çekinmeyin.

Siz devam edin, ne olur.

(Feride) Sumru Hanım, işleyişi bilmiyor ama zamanla öğrenecek.

Sumru Hanım, şirkete gelmenize gerek yok.

Hisseleriniz baki, bir kenarda bekliyor.

Pasta merasiminden sonra, sizi uğurlayalım...

...biz toplantıya devam edelim.

(Sumru) Tabii, tabii öyle olsun.

Ama ben, toplantılara gelirim yani. Bana zahmet falan olmuyor.

(Sumru gülme sesi)

Ee hadi, devam edin.

Peki, konuşabildiniz mi Sumru Hanım'la?

Evet konuştuk. İnanılmaz aksi bir kadın.

Sizin Mert'le görüşmeniz konusunda, oldukça katı.

Mahkeme ne karar verdiyse, o uygulansın istiyor.

Ama olur mu? Kararda bir gün yazıyor.

Yani, Mert dayanamaz ki beni o kadar görmemeye.

Anlıyorum sizi. O yüzden zaten, görüşmenize müsamaha gösteriyorum.

Çocuk size çok düşkün. Vesayeti alamadığınıza, şaşırdım doğrusu.

Hiç sormayın.

Yani ben de aklıma geldikçe, çıldırıyorum.

Aslında Mert, kendisi seçti Sumru'yu.

Ama şu an, beni bu kadar seviyorken, istiyorken...

...niye onu seçti, onu da anlamıyorum.

Çocuğa baskı yapmış olabilirler.

Yok. Mert öyle baskı altında kalacak bir çocuk değil.

Yani aklından ne geçiyorsa, pat diye söyler.

Öyle ama otizmli çocukların dünyası, çok farklı.

Onları somut olarak bir şeye inandırmak, kandırabilmek çok kolaydır.

Çok hassaslar.

Durumu, muhakeme edememiş olabilir o anda.

"Mert bu doğru." demişlerdir. O da onu kabullenmiştir.

Buyurun, ben sizi Mert'in odasına götüreyim.

Teşekkür ederim.

(Müzik - Duygusal)

-Mert! -(Mert) Azra geldi!

Geldim tabii ki, geldim ablacığım.

Geldim. Çünkü Azra, Mert'e söz verdi. Geleceğim dedi.

Azra gece uyuyamadı. Biliyor musun?

(Azra) Hep Mert'i düşündü.

Mert'i götürecek Azra, Mert burada kalmayacak.

Bize biraz izin verir misiniz?

Azra Hanım, buraya kadar geldiniz...

...ve Mert'e, söz verdiğiniz için izin verdik.

Beş dakika görüşüp ayrılın lütfen, daha fazlasını yapamayız.

(Kapı kapanma sesi)

-Azra, Mert'i götürsün artık. -Götürecek bir tanem.

Sana söz veriyorum. Azra, Mert'i götürecek.

-Burada kalmasına izin vermeyecek. -Mert'in çantası dolapta.

Ama şu an olmaz Mertciğim.

Benim önce, öğretmen ablalarınla konuşmam lazım.

İzin almam lazım. Seni öyle götürebilirim.

Hayır! Azra, Mert'i şimdi götürsün!

(Nefes sesi)

(Mert) Yoksa Mert, Azra'ya yine küser.

Mert yapma böyle, ne olur.

Azra, Mert'i sevmiyor mu?

Bekle burada, ben hemen geliyorum. Tamam mı?

(Azra) Götüreceğim seni buradan!

(Kapı kapanma sesi)

Azra, Mert'i götürecek.

Mert'i götürecek.

(Müzik - Gerilim)

Ay, yiyin Allah aşkına, o kadar tazeymiş ki.

(Telefon zili sesi) Pardon.

(Telefon zili sesi)

Ben izninizi rica edeceğim. Geleceğim tekrar ama.

(Telefon zili sesi)

(Telefon zili sesi)

Evet beyler, devam edelim mi?

Ben, öncelikle Azmi Bey'in...

...kurul üyeliği konusunu, tartışmaya açmak istiyorum.

(Telefon zili sesi) Açmayacağım Azra, hiç ısrar etme!

(Müzik - Gerilim)

Hadi Sumru.

(Müzik - Gerilim)

Yok, açmıyor.

Bu şekilde, bir yere varamayız Azra Hanım.

Siz en iyisi, avukatınızla bir görüşün.

Sorunu çözdükten sonra gelirsiniz, Mert'le görüşmeye.

Hem çocuğun psikolojisi, bizim için de çok önemli.

Ama bakın, ben Mert'i bu halde, şu anda burada bırakamam.

Neden anlamıyorsunuz?

Maalesef Azra Hanım.

Mertciğim...

...Sumru annenin izni olmadan, gidemezsin buradan.

Mert gitmek istiyor!

Sumru anne gelsin o zaman!

Mertciğim, Sumru anneni aradık, ulaşamadık. Çalışıyormuş.

Ama ben hep arayacağım. Telefonla ulaştığımda...

...gelip, seni almasını söyleyeceğim. Tamam mı canım?

Azra, Mert'i götürsün. Mert'i götür.

Bir tanem...

...bak Sumru annenin haberi olmadan, seni hiçbir yere götüremiyorum.

Çok üzgünüm Mert. Gerçekten çok üzgünüm.

Azra burada kalsın.

Ama burası bir okul ya, izin vermiyor öğretmenlerin.

-Kalamam burada. -Azra yalancı!

Yürü, yürü gidiyoruz!

Azra Hanım, hayır! Lütfen, buna izin veremem.

Neden anlamıyorsunuz? Ben, Mert'i şu an bu halde, burada bırakamam!

Maalesef Azra Hanım, çok üzgünüm. Ama yapacak bir şey yok.

-Mert, hadi odana oğlum. -Azra yalancı!

Şunu bil, Azra sana hiçbir zaman yalan söylemedi.

Azra, Mert'i bıraktı!

Hayır! Azra, Mert'i bırakmadı Azra, Mert'i!

(Kadın) Azra Hanım, lütfen Azra Hanım.

(Kadın) Bu, durumu zorlaştırmaktan başka, bir işe yaramaz.

(Kadın) Çok üzgünüm, gerçekten.

(Ağlama sesi)

(Ağlama sesi)

Evet, bundan sonra...

...geliş-gidiş saatlerine dikkat edilecek.

Burada yaşanan herhangi bir sıkıntı, sorun, problem...

...Feride Hanım'a yansıtılmadan önce, bana iletilecek.

Her şeyi, ben bileceğim önce.

Ayrıca bu servis ve sunumlar konusunda, ben bir uzmana danışacağım.

Onunla birlikte çalışacağım. Her şey değişecek yani.

Serap Hanım, Azra bu konuyla ilgili, daha yeni bir çalışma yaptı.

(Ferhat) Daha yeni onayını aldık Feride Hanım'dan.

-Öyle mi? Nerede peki kendisi? -Kim nerede?

Azra Hanım, nerede şu an?

Konuştuk ya hani. İşleri vardı bugün. Dava durumu falan.

-Bir de kardeşini görecekti. -Tamam Ferhat Usta!

Ben de onu soruyorum. Şu an burada değil, olamıyor.

Değil mi?

Şimdi Serap Hanım, yarın öbür gün, sizin de bir işiniz çıkar...

...restorana gelemeyebilirsiniz.

Bu şimdi, sizin buranın sorumlusu olduğunuz gerçeğini değiştirir mi?

Ferhat Usta, sen beni Azra’yla bir mi tutuyorsun?

O, buranın çalışanı sadece.

Yani ayrıca seni, bizim emektarımız olarak, yanımda görmek isterdim.

Daha ilk günden, kırmayalım birbirimizi.

Estağfurullah. Maksadım sizi kırmak değildi ama.

Tamam. Maksadını aşan konuşmalar, yapma o zaman. Olur mu?

(Serap) Çiftliğe dönmüş burası resmen ya!

(Serap) Neyse, hadi kolay gelsin. Mine, bana bir Türk kahvesi getir.

Tabii.

(Araba sesi)

(Halil) Usta.

-Sürpriz! -Melis.

Hoş geldin.

Ben hoş geldim de, sen pek hoş bulmadın galiba.

-Bir şey mi oldu, iyi misin? -Yo, bir şeyim yok.

Kahvaltılık sepet hazırladım. Aşağıdaki parka gidelim mi?

-Termosta çay da veriyorlar. Ha? -Yok.

Ben gelemem. Bugün çok işim var.

Aşk olsun Kadir ya! Yapma böyle.

Hadi hazırlan çıkarsın. Geldiğinde devam edersin işine.

Melis gelemem diyorum, bugün işim var!

Keşke gelmeden arasaydın. Buraya kadar yormazdım seni.

Ne oluyor sana Kadir? Ne bu böyle, sürekli meşgulsün?

Melis bir şeyim yok, çalışıyorum. Görüyorsun işte.

Ay çalışıyorsun! Ay sanki arabalar da kuyrukta bekliyor...

...tamir olmak için ha! Yapma Kadir, bana bahane uydurma!

Ya, bahane uydurduğum falan yok! Görüyorsun işte, çalışıyorum.

Bu arabanın yetişmesi lazım. Aciliyeti var diyorum sana.

Tamam, tamam o zaman.

Biz de burada yeriz. Halil de bize eşlik eder.

-Halil bize çay söyler misin? -Olur. Söylerim abla, tamam.

Halil nereye gidiyorsun? Saçmalama! Bir ton işimiz var, piknik zamanı değil!

Melis, başka zaman diyorum sana.

Başka zaman öyle mi?

(Telefon zili sesi)

(Telefon zili sesi) Efendim Azra?

Ne oldu? Bir sakin olur musun?

Kadir, ben Mert'in okulundayım.

Sıkıntı çıkarıyorlar, vermiyorlar Mert'i. Sumru'ya da ulaşamıyoruz.

Tamam, ben hemen geliyorum. Tamam mı? Sen orada bekle.

-Benim hemen gitmem lazım, Azra bekliyor. -Hani işin vardı burada?

Melis, bu da benim işim. Azra'nın avukatıyım ya, aynı zamanda.

-Ben senin neyinim peki? -(Kadir) Melis, uzatma lütfen.

Kız orada bekliyor. Yanına gitmem gerekiyor.

İstiyorsan, seni yolüstünde bir yere bırakabilirim.

İstemez!

(Müzik - Duygusal)

(Kapı vurma sesi) (Kapı açılma sesi)

Toplantı ne zaman biter?

Bilemiyorum hanımefendi. Hiç belli olmuyor.

Sen, Azmi Bey'e söyle, burada benim beklediğimi.

Yalnız öyle, herkesin içinde söyleme. Kulağına eğil, söyle. Tamam mı?

İçeriye giremem ama ara verdikleri zaman, iletirim notunuzu.

Peki.

(Kapı açılma sesi)

(Kapı kapanma sesi)

(Kapı vurma sesi) (Kapı açılma sesi)

Sumru Hanım, bir beyefendi geldi. Sizinle görüşmek istiyor.

Azmi Bey'i görmek istiyordur. Beni görecek değil yani.

Kimse, benim burada olduğumu bilmiyor. Kimmiş?

Burhan Bey dedi. Sizin isminizi verdi.

-Gelsin. -Buyurun.

Sumrucuğum...

...hayırlı olsun.

Lütfen kabul et.

Tebrik ederim.

Ne istiyorsun Burhan, niye geldin?

Azmi Bey'in odasında olduğunu söylediler.

-Senin, henüz bir odan yok sanırım. -Ne diyorsun sen ya?

-Sinirlenme, sinirlenme. -(Sumru) Ne diyeceksen de ve git şuradan!

Çay söylesene bana ya da kahve, kahve.

-Hiçbir şey söylemeyeceğim sana! -Peki.

Görüşmeyeli, epey palazlanmışsın.

Kız, sen nerede saklıyorsun bu paraları?

Bana gelince, böyle ağlaşmalar...

...yok işletme ortağıyım, evi henüz satamadımlar.

Sen bu aralar çok yalan söylüyorsun, çok.

Bak Burhan, Cansu’yu öne sürerek, beni tehdit ettin.

Kızım artık her şeyi öğrendi. Sen de hiçbir şey elde edemedin.

Yani durumu fazla zorlama.

Çünkü sana, zırnık koklatmayacağım!

Tamam, öyle olsun.

Yalnız, ben bir şey duydum.

Ne duydun?

Sen şu üvey kızının babasını, epey bir söğüşlemişsin. Ha?

Allah Allah!

Ölüsünden de yağ çıkartmışsın.

Sigortanın parasını hiç etmişsin. Yetim çocuklarının.

Neydi...

...Azra'yla Mert. Şu, kapının önüne koyduğun yetimler.

-Nereden duydun sen bunları? -Sizin kafe, bir dedikodu kazanı gibi.

-Ağzı olan konuşuyor. -Ya, bak ne güzel söylüyorsun.

-Ağzı olan konuşuyor işte. Değil mi? -Değil mi?

Aynı, sosyal medya gibi.

Düşünsene, biri bunları sosyal medyaya yazıverse.

Üstüne üstlük, bir de ikinci kocanın şaibeli ölümü. Ha?

Sonra da birdenbire zenginleşip, Çelen Grup'un hissedarı olmuş hatun.

Şirketin itibarını düşününce, hemen magazin olursun yeminle.

Benim bu olanlarla, hiç ilgim yok.

(Sumru) Kocam öldü ya da öldürüldü.

Bu konuyu çözmek de yasaların görevi, benim değil!

Ayrıca o iki çocuktan bir tanesine, hâlâ ben bakıyorum.

Ucuz tehditlerine karnım tok!

-Kuruş koklatmayacağım sana! -Aptal!

Senden kuruş istemiyorum artık. Paran da pulun da senin olsun.

Benimle doğru konuş! Ne alacaksın sen artık benden, ha?

Kızımı.

Onu koparacağım senden.

Yok ya! Nasıl yapacaksın onu?

Kalbini, sevgisini kazanacağım.

(Gülme sesi) Ya?

Babasının, ona gerçekten değer verdiğini görecek.

Senin de nasıl bir insan olduğunu anlayacak.

Sonra da terk edileceksin!

Yalnız kalacaksın Sumru!

(Sumru) Ay! Çok korktum!

Defol git buradan! Güvenliği çağıracağım.

Hayatta değer verdiğin, yegâne varlığı...

...alacağım elinden!

Defol Burhan!

(Kapı kapanma sesi) Sersem! Kimi, kimden alıyorsa?

-(Kadir) Azra! -Kadir!

Kadir iyi ki geldin. Ne yapacağız?

Mert çok mutsuz. Yani bu gidişle, bana olan inancını da kaybedecek.

Daha yeni toparlamıştık bir şeyleri, biliyorsun.

Bak ne olursun, bir şey yap. Çıkaralım onu içeriden.

Azra ama Mert'i, kafamıza göre çıkaramayız. Bunu biliyorsun.

(Kadir) Şu anda yapabileceğimiz tek şey, şikâyetçi olmak.

(Kadir) Onun da zaten, yasal makamlara ulaşması zaman alır.

Bu, ha deyince çözebileceğimiz bir şey değil. Biliyorsun sen de bunu.

Ee, ne yani Mert bu kadar mutsuzken...

...ben onu, haftada bir mi göreceğim sadece Kadir?

Olmaz. Mert'in psikolojisi bozulur. Bırakamam ben onu burada.

Biliyorum, sen çok haklısın. Bu böyle devam etmez, etmeyecek zaten.

Okul da buna müsaade etmez. Senden ricam, sakin olup...

...sorun çıkarma artık burada. Şu Sumru'nun eline, koz verme ya!

Bak, kimseye ablası sık sık okula geliyor...

...çocuğun huzurunu kaçırıyor dedirtme. Rica ediyorum sana.

Gel benimle, bir şey anlatacağım sana. Aklımda bir şey var.

-Nereye? -Gel, yolda anlatacağım.

(Müzik - Duygusal)

(Kapı zili sesi)

(Kapı zili sesi)

(Kapı zili sesi)

(Kapı açılma sesi)

-Niye geldin? -Bir...

...kahve içelim dedim kızım ama. Eğer rahatsız edeceksem, giderim.

(Müzik - Duygusal)

Sen üzgün görünüyorsun. Hayırdır?

-Nasıl içersin kahveni? -Boş ver kahveyi, gel.

Otur. Konuşalım.

Annene uğradım gelirken. Bir konuşalım dedim ama...

...her zamanki gibi dinlemedi, kovdu beni.

Bunun bu hırsı, sana da kendine de zarar verecek. Haberi yok.

Ben aranızda kalıp, yıpranmak istemiyorum.

İkiniz de kendi bencillikleriniz, yalanlarınız içinde boğulmuşsunuz.

Annemin hep hırsları vardı. Belki senin de vardı.

Ama geriye dönüp, bunları değiştiremeyeceğimize göre...

...bence konuşmanın bir anlamı yok.

Haklısın, ama ben en azından, eski hatalarımı yeniden yapmayacağım.

Yani hırslarımın kurbanı olmayacağım. Tamam, az kazanacağım ama...

...ama annen, ateşle oynuyor kızım.

Yani kimin parasıyla, ne cesaretle yapıyor bilmiyorum ama...

...Çelen Grup, öyle meydanı herkese bırakmaz.

Bu saltanat, o kadar uzun sürmez.

Ne saltanatı ya?

Ne, ne diyorsun Çelenler falan?

Sen...

...bilmiyor musun? -Neyi?

Ben, anneni bugün Çelenlerin şirketinde ziyaret ettim.

Hisselerini almış. Yani bayağı bayağı, kurulmuş şirkete.

-Ne diyorsun sen ya? -Ben de bilmiyordum.

Bu sizin kafede, Hülya mı, ne bir...

...ukala bir kadın var ya, işte o söyledi.

Ben de doğrudan gittim şirkete, kendi gözlerimle gördüm.

Doğruymuş.

(Müzik - Gerilim)

(Toplantı ortam sesi)

(Kapı kapanma sesi)

Cenk...

...yönetimdeki yerimle ilgili, acele karar verme.

Bak, hâlâ birçok saygın şirkette, sözüm geçiyor...

...ve krizi yeni atlattık.

Anlaşmaları yenilemekte, elimden geleni yaparım ben.

Sen bize zarar vermenin, başka yollarını mı arıyorsun Azmi?

Yo, öyle bir şey aklımdan bile geçmedi.

Tecrübelerimi elinin tersiyle itip, atmasaydın eğer...

...bugün burada olmazdık. Kabul et, hata yaptın.

Ama geç kalmış sayılmayız.

(Müzik - Gerilim)

Hata ettik, kabul. Ama hatayı, en başında ettik biz.

Sana güvenerek, seni bu şirkete alarak, büyük bir hata etmişiz.

Diğer konuda da haklısın. Geç kalmış sayılmayız henüz.

Seni burada, bir ömür çekmek zorunda değiliz yani.

O yüzden, ayağını denk al Azmi!

Hayır, bu odayı niye bana veriyorsunuz ki?

En küçük, koridorun en dibindeki böyle, en köhne oda yani, aşk olsun!

(Sekreter) Bana verilen talimat böyle, Sumru Hanım.

Cenkciğim, aşk olsun!

Gerçekten çok içerledim! Aşk olsun size!

Böyle mi teşekkür ediyorsunuz yani?

Ben bu şirketi, krizden kurtardım. Farkında mısın?

Sumru Hanım ne oldu? Anlamadım ki ben.

Odamı söylüyorum! Yani, daha ferah bir yer de verebilirsiniz.

Gitmişsiniz en dipteki, koridorun sonundaki, en çirkin odayı vermişsiniz.

Tamam. Siz, Sumru Hanım'a boş odaları gösterin, istediğini seçsin.

-Bir ihtiyacı varsa da karşılarsınız. -Peki Cenk Bey.

Sumru Hanım'a ben katalog da getirebilirim, arzu ederse.

Azmi'nin odasına getir ama orada bakacağım.

Teşekkür ederim Cenkciğim.

Bunda da nezaket halleri falan. Ne şaşırtıcı değil mi?

Tedbirli ol sen, güvenme çok.

Sonuçta samimi olmadıklarını biliyoruz, değil mi?

Doğru.

-Cansu-- -Yazıklar olsun sana!

El atmadığın bir burası kalmıştı değil mi!

Ne diyorsun sen? Niye bağırıyorsun şirkette? Yavaş.

Cansu sakin ol. Benim odama geçip, konuşun isterseniz.

-Sen karışma! -Cansu lütfen, çok ayıp ama.

Saçmalama. Bağırıp durma şirketin ortasında. Gel içeri.

(Sumru) Yürü!

Gel bakayım sen. Dur!

Beni rezil etmeye mi çalışıyorsun? Ne yapıyorsun!

Evet. Ama sen rezilliğe alışıksın nasıl olsa, değil mi!

Doğru konuş benimle.

Benim seninle konuşacak hiçbir şeyim kalmadı.

Her şeyi konuşacağız Cansu! Yeter artık, bu saçmalıkların senin!

O çıkamadığın bunalım her neyse, ikimize de zarar vermeye başladı.

Ne yapacaksın? Ne yapacaksın?

Hastaneye kapatacağım seni. Çünkü sen iyice delirmeye başladın.

Evet. Delirdim. Sen beni delirttin, görmüyor musun?

Bütün sevdiklerimi, hayat enerjim hepsi gitti. Görmüyor musun?

Senin sevdiklerini, elinden alan ben değilim!

Aksine kazanman için uğraşıyorum, görmüyor musun?

Ben senin ne yaptığını, çok iyi görüyorum.

Kemal amcanın parasıyla yaptıkların, Mert'e yaptıkların.

Gidip ev almalar, kafe açmalar...

...Azmi'yle beraber bir işler çevirip, ortak olmalar falan...

...hepsini görüyorum ben. Merak etme!

-Benim de bir hayatım var Cansu. -Evet, senin de bir hayatın var.

Başkalarından çaldıkların üzerine kurduğun bir hayatın var.

Biliyor musun? Ben, Kemal amcanın ölmesine, hiç şaşırmadım.

Çünkü sen, kendi hayatını kurtarmak için katil bile olursun.

(Tokat sesi)

(Sumru) Yeter artık!

(Müzik)

Fazla ileri gittin.

Ben katil değilim.

Sen, katil şimdi oldun işte. Kendi kızını öldürdün.

Duyuyor musun beni? Senden nefret ediyorum ben!

Yeter Cansu, yeter!

Ne oluyor burada?

Sesiniz koridordan duyuluyor. Cansu...

...iyi misin sen?

Cenk, ben gerçekten çok üzgünüm. Annem adına, gerçekten çok özür dilerim.

-Sen niye özür diliyorsun? -Sizin zayıf zamanınızı...

...fırsat bilip, ortak olmaya kalkmış şirkete.

Hayır, bu işlerden anladığı da yok.

Sırf, kendi şovunu yapmak için...

...Azmi'yle beraber, gövde gösterisi yapmak için yapıyor.

-Tabii Azra'dan hırsını alamadı. -Tamam, sıkıntı yok Cansu.

Biz hisseleri, tek tek geri alacağız zaten. Eskisi gibi olacağız.

Anneni sıkıntı yapıyorsan hiç yapma. Bize zarar veremez o.

Ben ne olacağım peki?

Olan oldu. Cenk, ben senin ailenin suratına nasıl bakacağım?

Serap teyzeye, babaannenin suratına nasıl bakacağım?

İyi de bu durumun, seninle alakası yok ki.

Ben seni de üzdüm.

Azra'ya olan öfkemden, senin kalbini de çok kırdım.

Bilmiyorum, beni bağışlayabilecek misin?

Cansu, hep söylediğim gibi.

Sen eski Cansu olursan, bizim bir problemimiz olmaz bence.

(Cenk) Azra'yla olan sorunlarını da çözersin bir şekilde.

Ama şu anda, annenle olan problemlerin çok büyüyor.

-Baban da çıkageldi bir anda. -Evet, ben de babamdan öğrendim.

Annemin şirkete ortak olduğundan, benim haberim yoktu ki.

Cansu...

...senin annenden, uzaklaşman gerekiyor galiba bir süre.

Yoksa birbirinize, zarar vereceksiniz böyle.

Ben bir karar verdim zaten.

(Müzik - Gerilim)

Cenk'i ben çağırdım. Cansu'yu, belki sakinleştirir dedim.

İyi ettin.

Cansu artık, iyice zıvanadan çıktı. Ne yapacağımı bilmiyorum.

Çok fazla üstüne gitme.

Belli ki babası kafasını karıştırmış. Gel git yaşaması çok normal.

İyi diyorsun da Azmi gerçekten, ben artık onu kontrol edemiyorum.

Hastanelik oldu benim kızım.

İçimden bir ses diyor ki...

...doktorları çağır, geceleyin alsın götürsünler, hastaneye yatırsınlar.

Tedavisi neyse orada yapılsın artık. Çünkü ben kontrol edemiyorum, dediğim gibi.

-Yoksa kızımı kaybedeceğim. -Sumru sakin ol.

Bak ana-kız delireceksiniz yoksa.

Olacağım. Sakin olacağım da ne zaman.

Sen, beni kafeye götürür müsün?

Tamam, ben seni kafeye götüreyim.

Kahveni söyle, aklın dağılsın, sakinleş. Tamam mı?

Çok sağ ol.

Uff.

(Müzik - Aksiyon)

Arda, iyiyim diyorum. Lütfen, sorup durma artık.

Tamam prenses, iyiyim diyorsun da sesin kötü geliyor.

Kandırma beni. Ne oldu, söyle bakayım sen bana.

Kim üzdü seni geleyim yakayım, yıkıyım ben oraları.

Delisin sen.

Sen daha deli görmemişsin. Abim kadar deli değilim. Merak etme.

Hadi, ne oldu bakalım? Kim sıktı canını? Söyle.

Uff.

Annen başladı ya buraya.

Sen, niye takıldın ki annemin oraya başlamasına?

Rahat ol. Ne oldu, utandın mı sen yoksa?

Vallahi bak, siz gül gibi geçinir gidersiniz orada. Hiçbir şey olmaz.

Yok. Öyle değil.

Pek öyle, güllük gülistanlık değil burası Arda.

-Aa! Ne oldu ki? -Gelir gelmez, ilk fırçayı bana attı.

Herkesi kırıp geçirdi.

Uff.

Bak şimdi sana dertlendim diye, gidip annene bir şey söyleme olur mu?

Yok, tamam. Söylemem de sen bir anlat bakalım, ne oldu?

Bilmiyorum işte, çok sinirli. Hiç evdeki gibi değil.

Şefe bile bayağı kızdı. Bayağı bozuldu şef.

Çok zor günler bizi bekliyor, ben sana söyleyeyim.

Sen aldırma işte, işine bak.

Annemin bugün ilk günüydü orada, otoritesini sağlamaya çalışmıştır.

Ağırlığını koymak istemiştir falan.

Yoksa sever seni. Siz güzel geçinirsiniz.

-Bilmiyorum artık. -Prenses, canını sıkma dedim sana.

Bak tamam, arada bir ben de gelirim oraya.

(Arda ses) Sen beni görürsün, yüzün güler falan. Anlaştık mı?

-Anlaştık. -Tamam, görüşürüz.

Ah anne, ah!

(Müzik - Duygusal)

(Cenk iç ses) Mert'le görüşebildin mi?

(Müzik - Duygusal)

(Telefon zili sesi)

(Cenk ses) Alo Azra. Her şey yolunda mı? Mert'le görüşebildin mi?

Cenk şu anda, hiç müsait değilim. Sonra konuşalım mı?

Alo.

Ne oluyor yine Azra? Bir de avukatınla gelmişsin.

-Sumru, Mert'i o okuldan alacaksın. -Derdin nedir senin?

(Kadir) Sumru Hanım, Mert'in psikolojisi, altüst olmuş durumda.

Okul idaresi de bu durumla yakından ilgileniyor.

Tabii ki de sizin bileceğiniz iş ama benden söylemesi.

-Kaybeden siz olursunuz. -Pardon ya. O tehdit miydi öyle?

Sanki çocuğu yetimhaneye bıraktım, öyle davranıyorsunuz bana.

Hiçbir farkı yok ki bu yaptığının ondan.

Bak Azracığım, Mert'in vesayetini ben aldım.

Onunla ilgili kararları da ben veririm. Bu böyle biline.

Sumru bana bak, vesayeti aldın diye, Mert'e istediğini...

...yaptırabileceğin anlamına gelmiyor bu. Anladın mı?

-Azra sakin ol lütfen. -Yeter Kadir!

Niye sakin olacakmışım, niye hepiniz bana bunu söylüyorsunuz?

Ben böyle bir durumda, nasıl sakin olabilirim?

Bağırma şurada.

Sana yeter artık! Nereye şikâyet ediyorsan et!

Söyledim ya. Çocuğun vesayeti bende. (Telefon zili sesi)

Kararları ben alırım. O okulu sevmediyse, başka okula.

Onu da sevmediyse, başka okula veririm.

Sen de mahkemenin kararına göre, gidip haftanın bir günü görürsün.

Bu iş bu kadar!

Ayrıca buraya avukatla falan gelerek, bana hesap soramazsın, anladın mı?

Hem Cenk'le fink at hem de Mert öyle, Mert böyle diye ağla.

Benim kimseyle fink attığım yok Sumru! Benim derdim, kendime yeter.

Ayrıca şu anda Cenk'le beraber olsaydık, yanımda o da olurdu...

...ve sana ağzını açtırmazdı.

Gördüm, evlerinde sana nasıl sahip çıktığını.

Ben evimi bulunca, zaten orada kalmayacağım Sumru!

Niye bana, ikide bir bununla gelip duruyorsun?

Bak, ben senin istediğin her şeyi yaptım.

Şu anda senden tek isteğim, Mert'e bu kadar eziyet etmemen.

Senin isteklerin, benim umurumda bile değil. Benim isteklerim önemli.

Sumru hiç anlamıyorum. Gerçekten, ne yapmaya çalışıyorsun?

Her şeyimi aldın elimden.

Hayatımı aldın, istediğin her şeyi yaptım. Daha ne istiyorsun?

Mutluluğuna dayanamıyorum. Bu.

Ben mutlu değilim ki zaten.

(Kadir) Sumru Hanım, okuldan psikologlarla görüştüm.

Bence siz de daha fazla, bu durumu zorlamayın.

Tamam. Azra, Mert'i sadece yasal günlerde görecek...

...ama siz de o çocuğu, o mutsuz olduğu yerden alacaksınız.

Yoksa bu iş farklı davalara gidecek, haberiniz olsun.

Azra yürü. Daha fazla tartışmana gerek yok, gidelim.

Bildiğiniz gibi davranın Avukat Bey. Hoşça kalın.

Uff!

Azra, ben anlamıyorum. Sizin Sumru'yla başka sıkıntınız falan mı var?

Kadın, fena halde sana kafayı takmış durumda.

Yoksa Mert'e, bir gün bile bakası yok.

(Telefon zili sesi)

(Kadir) Azra, senin bana söylemediğin bir şey var mı?

Azra, her şeyi bileyim ki sana yardımcı olabileyim.

Benim anladığım kadarıyla Sumru sadece sana değil, Cenklere de düşman.

Yanılıyor muyum?

Sumru iyi olan her şeye, herkese düşman Kadir.

(Telefon zili sesi)

Telefonunu açmadığına göre, Cenk'le de aranız bozuk.

Benim bildiğim kadarıyla sizin iyi giden bir ilişkiniz vardı.

-Artık yok. -Ayrıldınız mı?

-Evet, ayrıldık. -Neden peki?

Öyle olması gerekiyordu çünkü.

Ama o anladığım kadarıyla, senin peşini bırakmıyor.

Otelde gördüğüm kadarıyla söylüyorum.

Çünkü ben ayrıldım ondan.

Yani anlayacağın, her şeyin suçlusu benim.

Niye ki?

Hep bir bedel ödemek zorunda kalıyorum.

Sonunda, iki elim de boşta kalıyor.

Bir yerlerde bir hata var Azra.

Belki sen bile, bunun farkında değilsin ama ciddi bir hata var.

Bütün hayatınıza sirayet etmiş bu durum.

Haklısın.

(Müzik - Duygusal)

(Gönderme bildirim sesi)

(Cenk dış ses) Bana bu şekilde davranarak, nefretimi kazanmaya çalışıyorsan devam et.

(Cenk dış ses) Yakında başaracaksın.

(Arıza sinyal sesi)

Allah'ım ya Rabb'im ya. Halil, niye yağına bakmıyorsun şu arabanın!

Ne oldu, arıza mı var?

Uff! İki dakika, dükkâna uğrayabilir miyiz?

Gerek yok. Ben şuradan, bir taksiye atlar giderim.

Zaten çok yaklaştık.

Hem sen de bir çay içer, kafanı toplarsın. Öyle gidersin, olur mu?

Peki.

Uff! Ah Halil ah!

(Arıza sinyal sesi)

Yok Gizem eve geçmedim.

Okula uğradım, ders notlarını falan aldın.

Şimdi Kadir'in yanına uğrayacağım. Belki gelmiştir dükkâna.

Yok Gizem. Konuşacağım artık bu durumu. Dayanamıyorum ben.

Tamam canım, haber veririm. Görüşürüz.

Şoför Bey, sanayi tarafına gideceğiz.

(İç çekme sesi)

(Müzik - Gerilim)

-Abla buyur. -Teşekkür ederim.

Afiyet olsun. Usta.

Halil, şu arabanın yağına falan iyice bak koçum.

Unutuyorsun bunları, yolda kalacağız sonra.

-(Halil) Tamam usta, hallediyorum. -Hatta bak, ben sana göstereyim.

Kırk kere gösterdim de. Gel bakayım buraya.

(Telefon zili sesi)

-Efendim Cenk. -Nihayet Azra.

Arıyorum açmıyorsun, mesaj atıyorum dönmüyorsun.

Sen ne yapmaya çalışıyorsun, bir anlatır mısın bana?

Çünkü tam o sırada, Sumru'yla tartışıyorduk Cenk.

Kapatmak zorundaydım.

İyi, peki.

-Mert'le görüşebildin mi? -Evet, görüştüm.

Mert çok huzursuz, orada kalmak istemiyor.

-Ama alamadım tabii. Vermediler. -Anladım.

Ne yapıyorsun peki? Restorana mı geçeceksin?

Hayır, bugün ben izinliyim.

Kafam çok dağınık.

Biraz kafamı toplamam lazım.

-Eğer bana ihtiyacın olursa-- -(Azra ses) Cenk, sana ihtiyacım yok.

Lütfen benim için endişelenme.

Azra...

(Müzik - Gerilim)

Ne yapmaya çalışıyorsun Azra! Anlamıyorum ki!

Kadir, hani sen sordun ya...

..."Sumru'yla aranızda ne oldu, niye bu hale geldiniz" diye.

Evet.

Seninle bunları paylaşabilir miyim? Gerçekten bilmek istiyor musun?

Tabii, lütfen.

Sumru'nun kızı, yani benim üvey kardeşim Cansu.

Bizim aslında onunla aramız çok iyiydi. Çok severdik birbirimizi.

En azından, ben öyle sanıyordum.

Ama babam öldüğünde, her şey değişti.

(Müzik - Gerilim)

(Azra) Sanki üstümüze, kara bulutlar çöktü.

Yol ayrımıydı o.

Bu yol ayrımı önce beni, Cansu'dan ayırdı.

Sonra Mert'ten, şimdi de Cenk'ten.

Kadir.

Melis.

Müvekkillerinin dertlerini dinleyecek vaktin var ama...

...Melis'le bir çay içmezsin, değil mi? Çünkü işin çok.

Melis saçmalama.

Ben kimim ki zaten. Gezdin, eğlendin bitti gitti, değil mi?

Melis saçmalama. Öyle bir şey olabilir mi?

Çocuk gibi, kapris yapıyorsun şu an.

Mert'le ilgili, sıkıntılı bir durum var. Azra'yla onu konuşuyoruz.

Tamam Kadir. Sen vakti kısıtlı bir adamsın.

Arabalarının ve müvekkillerinin dertlerini dinle sen. Tamam.

Melis saçmalama.

(Azra) Melis!

Allah'ım ya.

Melis! Melis bir durur musun?

Melis... Melis bir dur, bir dinle beni.

Azra, senlik bir şey değil, lütfen karışma.

-Melis yanlış anladın, gerçekten. -Yoo, hayır. Yanlış falan anlamadım.

Avukatın o senin. Tabii ki de konuşacaksınız.

Bizim sorunumuz başka.

Melis, aranızda duygusal bir bağ var. Bunu görebiliyorum, saklamana gerek yok.

Vardı desek, daha doğru olur.

Şimdi o kadar uzak ki bana.

Neyse. Ben zaten, hayal kırıklığına uğramaya alışkınım, biliyorsun.

Bak ne olur, kendine bu kadar yüklenme. Zaten daha önce de--

Azra lütfen bana, Efkan'ı hatırlatma.

Hatalıydım, biliyorum. Yüzüme vuracaksın şimdi.

Hayır, ben niye böyle bir şeyi yüzüne vurayım?

Hem hepimiz hata yaparız, ne var ki bunda?

Ben o olayda, sadece senin üzülmeni istemedim, hepsi bu.

Gerçekten, seni rencide etmek gibi bir amacım yoktu benim.

Evet, düşününce hak veriyorum.

Sonuçta, ne gibi bir çıkarın olabilirdi ki?

Adam, sahtekârın teki çıktı sonuçta.

Ama iyi insanlar da var.

Vardır tabii.

Ama bana denk gelir mi, bilmiyorum.

-Neyse Azra, ben gideyim. -Bak Melis...

...Kadir iyi bir insan. Bence, ona şans vermeye değer.

Merak etme, abine söylemem.

(Müzik)

(Kadir) Gitti mi?

Yani...

...ben yanlış anladı sandım ama...

...galiba mevzu, başka bir şey.

Kadir, ne ara tanıştınız Melis'le? Ne geçti aranızda?

Biz, Melis'in okul balosunda tanıştık. Sevdim Melis'i.

Zamanla arkadaşlığımız ilerledi.

Üstüne, senin duruşmanda karşılaştık. Bir de sizinle tanışıyor çıkınca...

...özellikle de Cenk'in gözünden tabii hoş bir rastlantı olmadı.

Melis de bayağı bayağı seviyor seni.

Yani, bu kadar büyük bir tepki verdiğine göre.

Evet.

Ben de bu ara, o kadar yoğunum ki ilgilenemedim, ona kapris yaptı.

Ne bileyim, fazla kuruntu yapıyor. Böyle çocuk çocuk tripler...

...kıskanmalar falan. Alışkın değilim ki ben.

Fazla duygusal olduğu için olabilir mi acaba? Bir de öyle düşün.

Azra...

...benim aslında, Melis'ten uzaklaşmam gerekiyor.

Şimdi Cenk öğrenirse, sıkıntı çıkacak.

Hatta uzaklaşmaya başladın bile, değil mi?

Zaten Melis de ondan şikâyetçiydi.

Off!

-Gidiyor musun? -Evet.

Cansu'yu falan anlatıyordun, konuşamadık.

Olsun, başka bir zaman anlatırım.

Bence, siz de çözmelisiniz bu durumu.

Bilmiyorum artık, bakacağız.

-Görüşürüz. -Görüşürüz.

Off!

(Müzik)

(Martı sesi)

(Mesut) Ee?

Sumru Hanımlar nasıllar, bakalım?

Şirketin yeni efendisi olduktan sonra, havasından geçilmiyordur değil mi?

Aman onun havasından ne olacak, Allah aşkına.

Bu arada Burhan geldi kafeye, eski kocası. Onu sordu.

Ee?

Yine olay çıkardı mı peki?

Yok canım. Çelenlerin adresini verdim, oraya gitti.

(Gülme sesi)

Vay vay vay! Kadına bak be!

Geçmişi ayrı, geleceği ayrı sürpriz.

(İç çekme sesi)

Mesut...

...ben bir karar verdim. -Neymiş o?

Ben, Sumru'nun kafede kafasına göre davranmasından, çok sıkıldım.

O yüzden, ortaklığı bitirmek istiyorum.

(Mesut) Hımm...

Peki nasıl tepki verecek? Yani sana devreder mi?

Bilmiyorum ya bana devredecek, ya ben ona, hisselerimi devredeceğim.

Bilemiyoruz çünkü telefonlarımı açmıyor. Anlatamadım ki derdimi ben.

Bir konuş bakalım.

Ama önce Azmi'ye sorup, sonra karar verecektir.

Aslında...

...biz de bir düşünsek mi?

Bizim için en doğrusu... Daha doğrusu, senin için en doğrusu neyse...

...ona karar verelim.

Tabii ben, tek başıma devam etmeyi tercih ederim.

-İstersen ben bir konuşayım. -Yok, ben kendim hallederim.

-Ama görüşmeye devam edeceksin, değil mi? -Tabii ki.

Ben, Sumru'dan haber alamadığım zaman, inanılmaz tedirgin oluyorum.

Hele şu Kemal'in katili, ortaya bir çıksa...

...o zaman Sumru'yla ilgili, kafam daha temiz ve net olacak.

Hülya...

...Azra'ya da, bize de gelen o fotoğraflar, o tehdit mektupları...

...onu Sumru göndermiş, olabilir mi?

(İç çekme sesi)

Off!

(Müzik)

(Kapı vurma sesi) (Kapı açılma sesi)

Gel Şeker teyzem. (Kapı kapanma sesi)

Sen böyle odaya kapanıp, üzülmeye devam mı edeceksin?

O kadar çok dert var ki.

Sumru'nun yaptıkları. Mert'in o hâli.

Bir türlü bulamadığım ev.

Hepsi çok üstüme geliyor. Artık dayanamıyorum...

...kaldıramıyorum Şeker teyze.

Keşke seninle, hafızamı kaybettiğim o evde, yaşamaya devam etseydik.

-Tabii Mert'i de alarak. -Keşke.

Mert, sen, ben bir aile olacaktık.

Söz vermiştim sana.

Ama baksana, hiçbir şeyi beceremedim. Ne kadar acı.

(Feride) Aa!

Yine küçük bir evin olur, ben de kaçıp kaçıp, sana gelirim.

Sonra Mert'i de alırız, o deli Sumru'dan arada bir.

Ben, sana huysuzluk ederim. Sen de etrafta şaşkınlıkla dolaşıp...

...sabaha kadar, yün yastık dikersin.

Ya Şeker teyze.

Azra...

...sana söylememiştim.

Hafızam, çok önce yerine gelmişti benim.

Nasıl yani sen, bana o yastıkları bilerek mi döktürdün?

-Evet. -Ben bütün gece uyumadım ama.

Aşk olsun.

Ama senin o şaşkın hâlin, hiç gözümün önünden gitmiyor biliyor musun?

Hiç unutamayacağım.

Aşk olsun sana ya! Gerçekten aşk olsun.

Sen, o kadar açık yürekli bir kızdın ki...

...sana hayran kalmıştım.

O acılı hâlinle, bana öyle tahammül ettin ki.

Seni mutlu mesut görmeyi, o kadar çok istiyorum ki Azra.

Ben de seninle mutlu günlerimi paylaşmak istiyorum, emin ol.

Seni şöyle, telinle duvağınla mesut bir gelin olarak görsem...

...gözüm açık gitmez.

(Müzik)

(İç çekme sesi) Aa! Hadi bakayım.

Bükme boynunu öyle. Yine güzel bir evin olacak.

Çocukların olacak, yuvan olacak. Çok güzel olacak.

Hadi bakalım, bir kahve yap da içelim.

Yapayım.

(Müzik)

Melis?

Ne oldu? İyi misin sen?

İyiyim. Ne oldu ki?

Ne bileyim. Yüzünün rengi solmuş abim. Bir şeye mi canın sıkıldı?

Yoo, bir şey yok. Şey... Meyve suyu içer misin?

Yok, sağ ol, içmeyeceğim.

Kahve yapacağım ben, var mı isteyen?

(Müzik - Duygusal)

Emin misin içmeyeceğine?

İçmeyeceğim, sağ ol.

Cenk, telefondaki tavrım için özür dilerim.

Yoo, özür dileme bence. Gerek yok, çünkü hiçbir şey değişmeyecek.

Yarın yine kaldığın yerden, devam edeceksin yakıp yıkmaya.

Ama benim sevgim, hiçbir zaman değişmeyecek biliyor musun?

Nereye gidersen git, nereye bakarsan bak, onu göreceksin.

Ama sen, benden kalan ne varsa, hepsini söküp atabilirsin.

Çoktan başlamışsın bile.

(Müzik - Duygusal)

(Kapı vurma sesi)

Arda.

Yemeğe gelmedin oğlum. Yüzünü de göstermedin.

Daha ne kadar devam edecek, bu böyle?

Benim, kasti yaptığım bir şey yok anne.

Yalnız kalıyorum, kitabımı okuyorum. Kafamı dinliyorum.

-İyi geliyor bu bana böyle. -Hım...

Annenim ben, senin. Kin dolu olma oğlum bana.

Anne, ben zaten sana kin tutmuyorum ki.

Biz seninle bu aralar sohbet edemiyoruz, muhabbet edemiyoruz.

(Arda) İletişimimiz kopuyor.

Ne yapalım, mektup mu yazalım birbirimize?

İnsanlar o zaman, daha duygulu oluyorlar ya hani.

Tek tek seçiyorlar kelimeleri.

İyi ama sen bu söylediklerini, önce bana karşı uygula.

Biliyorsun, böyle şeyler karşılıklı oluyor.

Biliyorum. İzin verirsen, ben kitabıma devam etmek istiyorum anne.

Aa, Ceyda restoranda işe başlamış.

Peki zor olmuyor mu, hem okul hem iş o kıza?

Oluyor, zor oluyor ama ne yapsın?

Sıkıntısı var, ihtiyacı var. Hem zaten çalışmak, iyi geliyor ona.

O kendisini, daha iyi hissediyor.

Çalışsın da yalnız, o dilini tutsun biraz.

Niye ki anne? Ne oldu, bir şey mi dedi sana?

Yok yani. Ne söylesem, çat çat cevap veriyor bana.

Anne ne oluyor? Azra bitti, şimdi Ceyda'ya mı başladın, ona mı sardın?

-Ne alakası var Arda? -Anne, senden rica edeceğim...

...Ceyda'yı üzme.

Oğlum, ben niye üzeyim Ceyda'yı. Bir şey dediğim yok. Okuluna git dedim, o kadar.

O da neymiş efendim, şefi arada derse gidersin demiş.

Feride babaannesi izin vermiş. Ne söylesek, dil bir karış yani.

Anne rica ediyorum. Tekrar söylüyorum, Ceyda'yı üzme.

Yoksa ben de seni üzerim.

Ceyda, benim için çok özel bir kız.

(Müzik - Gerilim)

(Müzik - Duygusal)

Uff!

Söz vermiştin sen bana.

Hani biz gerçektik, mutlu olacaktık.

(İç çekme sesi)

Hani hep benim gülmemi istiyordun.

(Melis dış ses) Şimdi sen üzüyorsun beni Kadir.

(Müzik - Duygusal)

(Cansu dış ses) Eğer Melis'i seviyorsan...

...günün sonunda, ne olacağını biliyorsun değil mi?

(Müzik - Duygusal)

(Cansu dış ses) Cenk'in gerçekleri öğrendiği gün...

...Melis de her şeyi öğrenecek ve yıkılacak.

(Cansu dış ses) Bana, ona âşık olduğunu söyledin.

(Cansu dış ses) Nasıl yapacaksın bunu ona. Senden nefret edecek.

(Kadir ses) Fatma Hanım, ben Kadir. Azra Hanım'ın avukatıyım.

(Kadir ses) Zor nefes aldığınızı ve iyi olmadığınızı biliyorum.

(Kadir ses) O yüzden size, tek bir soru soracağım.

(Kadir ses) Mert'in kaçırılmasında, Sumru'yla iş birliği yaptınız mı?

(Kapı kapanma sesi)

(Müzik - Duygusal)

(Müzik - Duygusal)

(Burhan dış ses) Senden kuruş istemiyorum.

(Burhan dış ses) Paran da pulun da senin olsun.

(Burhan dış ses) Senden kızımı olacağım. Onu koparacağım senden.

(Müzik - Duygusal)

Evden hemen ayrılma kızım. Moralini de bozma.

Benden haber bekle.

Daha ne kadar katlanabilirim, bilmiyorum.

-Yediğim tokadı hiç unutmayacağım. -Şimdi bunları düşünme.

Annenle de tartışmayı bırak.

Ben sana bir ev tutacağım, söz veriyorum.

Ama bana biraz, zaman tanı.

Kimseye güvenim kalmadı.

Bana, hemen güvenmeni beklemiyorum.

Ama telafi etmek için bana fırsat tanı.

Bir şeyleri düzeltmeye çalışıyorum, bunu bil yeter.

İyi akşamlar.

İyi akşamlar kızım.

(Kadir ses) Bunu herkes, kamera kaydında gördü.

(Kadir ses) İyi bir savunmayla, az bir cezayla kurtulabilirsin.

(Kadir ses) Şu an Mert'in tek kurtuluşu, sensin.

(Kadir ses) Sumru'yu tanıyor musun?

(Müzik)

Azra...

...kusura bakma, ben akşam akşam rahatsız ettim seni.

Yok, olur mu. Ne oldu, bir şey mi oldu?

Mert konusunda, elimden ne gelirse yapacağım. Bunu bilmeni istiyorum.

Bazı şeyler var Azra. Sana yarın anlatacağım.

Ne oldu, bir gelişme mi var yoksa?

Bir şeyler değişecek Azra. Sana şimdilik, sadece bu kadarını söyleyebiliyorum.

Sen artık üzülme ve bu gece rahat bir uyku uyu, tamam mı?

Tamam. Sağ ol, iyi geceler.

Yarın görüşürüz.

(İç çekme sesi)

(Müzik)

(Kapı açılma sesi)

(Kapı kapanma sesi)

(Müzik - Duygusal)

(Ayak sesi)

(Müzik - Duygusal)

(Müzik - Duygusal)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Vapur düdüğü sesi)

Günaydın Azra Hanım. Çay ister misiniz? Koyayım mı?

Olur.

Koy bakalım Belkıs. İkimize de çay koy.

-Günaydın Şeker teyze. -Günaydın.

-Erken kalkmışsın. -Ev ilanlarına bakıyordum da.

-Var mı bari güzel bir ev? -Pek yok aslında.

Böyle küçük, sevimli, eşyalı bir yer bakıyorum ama yok.

(Telefon zili sesi)

Günaydın şefim.

Kusura bakma ben dün çok koşturdum, gelemedim yine ama.

(Ferhat ses) Kızım dünü bırak, bugüne bak. Ev buldum sana, ev.

Ne? Ev mi? Gerçekten mi?

(Ferhat ses) Benim hanımın, komşusunun mahallesinde.

Günaydın.

(Ferhat ses) Ev eski ama eşyalı, bakımlı, güzel bir yermiş.

(Ferhat ses) Parası da uygun. Mevkii de güzel.

Tamam. O zaman sen bana bir mesaj at, ben hemen gidip, göreyim orayı.

Çok teşekkür ederim tekrardan.

Şeker teyze, şef ev bulmuş bir tane. Çok güzel diyor.

Gözümüz aydın.

Ferhat Usta arkasında duruyorsa, mutlaka güzel bir yerdir.

İnşallah.

Gözün aydın Azra. Bir evin var yani artık ha?

Yani umarım.

O zaman, ben hemen gidip bakayım şu eve.

Cenk. Hep beraber gidelim, bakalım şu eve…

…eksiği gediği neyse halledelim. -Olur. Tamam.

Hadi madem.

Kahvaltı etseydiniz bari.

Azra, Cenk. Bir şeyler yiyin, çıkalım. Yani ben öyle, hadi dedim ama.

Yok. Ben heyecandan hiçbir şey yemek istemiyorum şu an.

Ama tabii, sen açsan…

Benim iştahım yok zaten. Kalkalım.

(Feride) Hadi, düşün o vakit önüme.

Oh ne güzel, bugün de ev bahanesiyle kaytardı Azra Hanım.

Ne güzel iş. Bir dönüm bostan, yan gel Osman.

Oh!

(Kapı açılma sesi)

Cansu, biraz konuşabilir miyiz?

Anne, biz seninle uzun zamandır konuşamıyoruz.

Bence boşuna denemeyelim.

Ama konuşmamız lazım.

Cansucuğum bak, dün için ben gerçekten üzgünüm.

O kadar mutsuz oldum ki.

Dün bütün gece, bir damla uyuyamadım.

Ben sana, öyle bir şey yapar mıyım hiç?

Ama sen de benim üstüme, çok geldin be yavrum.

Vallahi ben dün gece, çok güzel uyudum.

Hatta uzun zamandır uyuduğum, en iyi uykuydu.

En azından birimizin, rahat uyuması ne güzel.

Cansu bak, o hisseleri ben senin için alıyorum.

Senin geleceğin için.

Benim neyim var, neyim yoksa hepsi senin. Biliyorsun değil mi?

O zaman, kafedeki hisseni bana devret.

-Efendim? -Kafedeki hisseni diyorum, bana devret.

Ama sen okulda çalışıyorsun. Orada görevin var.

Evet, çalışıyorum. Devam edeceğim zaten.

Ama senin payını istiyorum.

Nasıl olsa sen şimdi, işleri büyütüyorsun. Ha?

Hülya teyze, bensiz de pekâlâ idare edebilir.

Tamam. Yapacağım.

O zaman, aramızdaki soğukluk bitecek mi?

Valizini hazırlamışsın. Beni terk mi ediyorsun sen?

Konumuz bu değil şimdi. Sen, benim dediğimi yapacak mısın?

Yapacağım Cansu. Tamam.

İyi. Güzel.

(Kapı çarpma sesi)

(Telefon zili sesi)

Bir de seninle uğraşamam.

(Mesaj zili sesi)

Sumru, bugün bana vakit ayır lütfen. Konuşacağız. Önemli.

Of!

Bir de bu çıktı başıma.

Bak şimdi, mesajlarıma da dönmüyor.

Bir havalara girdi ya bu, neyse artık.

Nasıl olsa kafeye uğrayacak. Bir fırsatını bulur konuşursun.

Bugün, Azmi’ye uğrayacağım ben.

Azmi mi? Ne işin var senin Azmi’de?

Bir projesi varmış. Konuşalım dedik. Bakalım ne olacak?

Yani, bu her şeyi bilen Azmi…

…yemek işini bırakıyor, inşaat sektörüne mi geçiyor?

(Gülme sesi)

Eskiden beri kafasındaymış.

Konuşalım bakalım. Belki iyi bir şeydir.

Mesutcuğum seni uyarmak isterim, bu Azmi, Sumru’nun erkek versiyonu.

Öf!

Kadir, okula gideceğim. Bak hazırlanıyorum.

Gerçekten konuşmak istemiyorum.

Eğer konuşursam, her şey daha da kötü olacak.

Melis bak, ben bu çocukça tavırlardan hoşlanmıyorum.

Seninle mantıklı bir şekilde konuşmak için aradım ama…

…belli ki biz bunu beceremeyeceğiz.

Çocuğum ben, Kadir. Tamam mı? Çocuğum. Ben mantıklı düşünemiyorum.

Olur olmadık şeye tavır yapıyorum.

Allah’ım. Ben sana nasıl inandım, nasıl inandım!

O kadar kızıyorum ki ben kendime şu an.

Bak hâlâ saçmalıyorsun, hâlâ.

Sen bana ne yaptığının farkında değilsin, değil mi?

Önceleri canım cicimken, bir günümüz bile ayrı geçmezken…

…birdenbire işkolik, asık suratlı bir Kadir çıktı karşıma.

Suçum ne benim ha, suçum ne?

Bana biraz vakit ayırmanı istemem mi?

Melis bak, gerçekten seni şu anda kırmak istemiyorum.

Bunları yüz yüze konuşabilir miyiz?

Hayır, Kadir.

Sen git, o çok değer verdiğin arabalarınla...

...o müvekkillerinle vakit geçir. Anladın mı?

Melis de oyuncaklarıyla oynasın. Çocuk ya.

Melis lütfen diyorum sana, lütfen. Çık gel buraya, konuşalım.

(Burundan soluma sesi)

Şeker teyze, bak burası galiba.

Ne güzel bir yer burası.

Babaanne, çok eski değil mi burası? Şef nereden bulmuş burayı?

Dur bakalım oğlum. Görmeden, hemen karar verme öyle.

-Merhabalar. İyi günler. Nasılsınız? -Merhaba efendim.

-Hoş geldiniz efendim. -Teşekkür ederim.

Bizi Ferhat Usta gönderdi. Eve bakacaktık.

Tamam, efendim. Zaten sahibi memlekette. Anahtarı bize bıraktı.

Buyurun göstereyim.

(Müzik)

Buyurun efendim.

Efendim, şurada bir mutfağımız. Buyurun.

Şurada, genişçe bir yatak odamız var efendim. Buyurun.

(Müzik)

Efendim, şurada da küçük bir banyomuz var.

Muslukları, tesisatları falan bu sene değişti. Akarı kokarı yok.

Buyurun efendim.

(Müzik)

Ay Şeker teyze, ben bayıldım buraya.

Güzelmiş evet.

Kirası ne kadar?

Efendim 1850 lira dediler ama madem arada Ferhat Usta var…

…50 lirasını, ıskonto yaptırabilirim.

Hanım kızımız oturacak galiba, değil mi?

Evet.

Mahallemiz sakindir, huzurludur. Kızımızı da göz kulak oluruz inşallah.

İnşallah.

Şeker teyze, ben burayı gerçekten çok beğendim.

Baksana çok ferah.

Kirası da uygunmuş.

Tamam, tamam.

Ah bak!

Ay!

Burayı da Mert’in orası yaparım.

Belki ileride, bir piyano koyarız şuraya. Çok mutlu olur.

Böyle birlikte, çok mutlu yaşarız işte.

Yaşarsınız yavrum, yaşarsınız.

Ne diyorsun, tutayım mı evi?

Babaanne, bir apartman dairesi falan olsa bari.

Ben, böyle evleri daha çok seviyorum.

Tamam. Ben de beğendim. Tutuyoruz o zaman.

Gerçekten mi?

Of! Çok şükür Şeker teyzem. Sonunda istediğim gibi bir evim oldu.

Ara sıra, aklımı havsalamı yitirdiğimde...

...bir kahve içmeye gelirim artık, şeker şeker.

Başımın üstünde yerin var. Tabii ki gelirsin.

Tutuyoruz.

Hayırlı olsun efendim. Ben aşağıdayım.

(Feride) Cenk, eksik gedik ne varsa, biz de tedarik edelim.

Arda’yı da ara, hemen geliversin.

Biz de Hasan’la mutfak için ne gerekiyorsa alalım.

Şeker teyze, ben hallederim lütfen.

Aa!

Biz bir aileyiz kızım.

Burası benim de evim. İtirazın mı var yoksa?

Yok tabii. Yok da…

Balık yer miyiz?

-Balık mı? -Evet.

Babaanne sen var ya… İyi hadi, helvalar da benden.

Tamam. Helvalar da senden olsun.

Hadi, yapacak daha çok işimiz var.

(Müzik)

(Martı sesleri)

(Müzik - Duygusal)

(Müzik)

(Müzik)

Hülyacığım, hayırdır ne oldu? Meraktan öldüm.

Hayatım telefonla arıyorum, açmıyorsun. Mesajlarıma cevap vermiyorsun.

Ne oluyor anlamıyorum ki Sumru.

Kusura bakma Hülya. Gerçekten, seninle ilgili değil.

Öyle şeylerle uğraşıyorum ki.

Cansu, yani bir türlü düzelmiyor psikolojisi.

Uğraştırıyor beni.

Sumru, ne bekliyordun peki?

Bütün bu yaşadıklarından sonra, sinirleri sağlam çıkacak mı sandın?

Doğru söylüyorsun. Haklısın da yoruldum, gerçekten yoruldum.

Neyse. Bu sabah konuşma fırsatı bulduk.

Ne dese beğenirsin. Kafenin hisselerini bana devret diyor.

Şaştım kaldım vallahi.

Nasıl? Yani bana, ortak mı olacak buraya?

Yani şey, okuldaki görevine devam edecekmiş öğretmenliğe ama…

…Hülya abla da nasıl olsa, orayı çekip çeviriyor ama…

…kafenin hisselerinin kendi üzerine devredilmesini istiyor, kâğıt üstünde.

Sen ne dedin peki?

Yapacağım tabii ki Hülya. Kızımı kazanmak için her şeyi yaparım.

Her neyse. Sana sormadım, neydi acil olan?

Ben şey diyecektim, ne bileyim ben uzun zamandır bir araya gelip…

…kafenin girdisine, çıktısına şöyle bir bakmadık, hesaplara bakalım diyecektim.

Ha o mu?

Tamam, tamam. Hallederiz.

Mert’in okulundan arıyorlar, acil gitmem lazım.

Sonra konuşuruz. Uygun bir zamanda hallederiz. Tamam mı?

Hadi, hoşça kal canım.

-Tamam. Kolay gelsin. -Sağ ol.

Müdüre Hanım.

Beyefendi, ısrarla görüşme talebiniz üzerine kabul ettim.

-Buyurun. Nedir konu? -Konu Mert Güneş.

Siz nesi oluyorsunuz?

Yakınıyım, ailesiyim, abisiyim. Daha saymaya devam edeyim mi?

Beyefendi, önce biraz sakin olur musunuz? Buyurun, oturun lütfen.

Oturmayacağım. Bakın, ben Cenk Çelen, Çelen Grup’un CEO’suyum.

Ne istiyorsunuz?

Mert’i burada zorla tutamazsınız. Bunu söylemeye geldim.

O, çok hassas bir çocuk.

Zaten siz de öğretmensiniz.

Bunu en iyi sizin anlamanız, gerekmiyor mu?

Tabii ki ama…

Sorumsuz bir üvey annenin başından attığı çocuğu, ablasıyla görüştürmemek nedir?

Burada olmaktan mutsuz olan bir çocuğa, seyirci olmak nedir…

…burada odalara kilitlemek nedir, bana bunu bir açıklar mısınız?

-Biz öyle şeyler yapmıyoruz. -Ne yapıyorsunuz peki?

Çocuk, buraya geldiği günden beri ağlıyor. Ablası kapılarda ağlıyor.

Bu mu yani, sizin eğitim anlayışınız?

Ne yapayım? Avukatları mı getireyim buraya?

Pedagogları mı getireyim, medyayı mı getireyim?

Burada sadece gözyaşı var diye, haber mi yapsınlar?

Cenk Bey, biz saygın bir kurumuz ve her çocuk, bizim için çok kıymetli.

Mert’in suçu ne o zaman?

Mert’in suçu ne? Ablasıyla rica minnet görüşebiliyor.

-Vicdansızlık değil mi bu? -Ama Sumru Hanım…

Sumru Hanım kim, bana bir açıklar mısınız?

Sumru Hanım iki kardeşi görüştürmeyen, vicdansız kadının teki.

Siz de bu sorumsuzluğa, ortak mı olacaksınız?

Cenk Bey, tamam. Zaten gelecek Sumru Hanım, konuşacağız.

Azra Hanım’la da görüştüm.

Mert’in bu şartlarda, burada kalması zaten doğru değil.

Bakın son kez söylüyorum. Mert’i mutlu olduğu yere teslim edeceksiniz.

Aksi hâlde, dediklerimin hepsini yaparım.

Bu kurumun da kapanması için elimden geleni yaparım.

Of!

Azra, ne oldu tuttun mu evini?

Evet, tuttum.

-İyi. Güle güle oturursun inşallah. -İnşallah.

-Otursana. -Tabii.

Azra dün yoktun sen. Ben personelle, küçük bir toplantı yaptım.

Senin de duymanı istediğim, bilmeni istediğim şeyler var.

Tabii. Buyurun sizi dinliyorum.

Bundan sonra sık sık izin almak yok.

Öyle kafana estiği gibi, çıkıp çıkıp gitmeyeceksin yani.

Serap Hanım, ben zaten kafama göre…

Tamam. Kesme de sen şimdi beni dinle.

Bak, beni sevmeni istemiyorum senden.

Ama saygı duymanı bekliyorum. Bunu unutma.

Tabii ki.

Ferhat Usta’nın yardımcısı olmuşsun. Servisten de sorumluymuşsun yani.

Evet.

Eski düzen, devam etmeyecek Azra.

Garsonluğa geçmeni istiyorum senin.

Serap Hanım, ben zaten önemli sunum olduğunda servise çıkıyorum.

Benim asıl mesleğim mutfakta.

İyi. Vallahi bu arada diplomanı da getir, asalım bari şuraya.

Beni ilgilendirmiyor Azra.

Yani benim, nitelikli bir şefim var zaten.

Ha çok ihtiyacım olursa, bir nitelikli şef daha alırım buraya.

Serap Hanım, bakın burada yönetici olmanıza, gerçekten çok saygı duyuyorum.

İnanın bana. Ama sizin de benim mesleğime, saygı göstermenizi istiyorum.

Bakın ben bir hayal kurdum ve bu hayal için çabaladım, çalıştım.

Ve sonuç olarak da böyle bir yere kadar geldim.

Bu meslek, benim geleceğim.

Ben becerilerimi ve yeteneklerimi, en iyi şekilde kullanarak…

…mutfakta devam etmek istiyorum. Benim asıl mesleğim, garsonluk değil ki.

Peki. Tamam. Anladım.

O zaman, göster hünerlerini bakalım.

Şöyle yeni projelerle, yeni menülerle gel ki…

…ben de senin mesleğine olan sadakatine, haksızlık etmiş olmayayım. Olur mu?

Tabii ki.

Sık sık da izin kullanma lütfen.

Bu arada yani Feride Hanım’ın gölgesinde, böyle sokak kedisi gibi olmaktan vazgeç.

Ben kimsenin gölgesine sığınmıyorum.

Ayrıca beni buraya, şef yardımcısı yapan Feride Hanım değil...

...Ferhat Usta’nın ta kendisi.

Tamam. İşinin başına dönebilirsin.

Teşekkür ederim.

(Müzik - Gerilim)

Mert’in mutlu olması için çabalıyorum.

Beni sorumsuzlukla suçlayamazsınız.

Bakın Sumru Hanım, Mert buraya geldiğinden beri çok mutsuz.

Yemek yemiyor, içmiyor. Bu çocuğu, zorla burada tutamayız.

Kusura bakmayın ama bundan sizin de payınız var.

Yani buraya adapte olamadı...

...çünkü ablasını ne zaman görmek istese, ona gösteriyorsunuz.

Çocuk dolayısıyla buraya bir türlü ısınamıyor, alışamıyor.

Yani mahkeme bile bir gün demiş. Elbet ki bir sebebi var.

-Siz hiçbir şey bilmiyorsunuz ki. -Bir şey bilmek zorunda değilim.

Bakın Sumru Hanım, buraya Çelen Grup’un CEO’su Cenk Bey geldi.

Ve ciddi ciddi, kurumu kapattırmaktan bahsetti.

Ki yaparlar. Güçlüler.

Avukatlarla, medyayla uğraşamam ben.

Kaldı ki bunu hiç hak etmiyoruz kurum olarak.

Ve ben bu kuruma, en ufak bir leke getirmedim bugüne kadar.

Hiçbir çocuğu, burada zorla tutmadım.

Onların mutsuz olması gibi bir gayem, asla ve asla olmadı.

Bu duygularım, Mert için de geçerli.

Ve sırf siz istiyorsunuz diye, Mert bu travmayla burada kalamaz.

Ayrıca ablasından da ayırmazsanız, iyi edersiniz.

Bu sadece Cenk Bey’in değil, benim de ortak düşüncem.

Kadın canımı yakmak için elinden gelen her şeyi yapıyor.

Yok, garsonluğa olmaz dedim.

Benim yerim mutfak, mutfakta kalmak istiyorum dedim.

İyi demişsin.

İyi demişsin vallahi.

Olacak şey mi?

Bir şey söyleyeceğim, ben diyorum ki...

...gidip Feride Hanım’a anlatsak mı acaba, bu kadının yaptıklarını?

Yani sonuç olarak, düzen bozmaya gelmiş, belli.

Her gün de yeni bir şey çıkaracak.

Yok, Mine. Olmaz.

Yani Feride teyze bunları duyarsa, çok üzülür.

Zaten onun kendi derdi, kendine yetiyor.

Azra doğru söylüyor kızım.

Şimdi Serap Hanım ne yaparsa yapsın, biz doğru bildiğimizin arkasında duracağız.

Bak vermiş cevabını, ağzını açabilmiş mi? Açamamış.

Ha baktık ki iyice ileriye gidiyor, artık gözümüzden yaş akıtacak…

…o zaman gideriz Feride Hanım’a, durumu güzel güzel anlatırız.

Peki.

(Telefon zili sesi)

Efendim, Kadir?

Evet, çalışıyorum. Mutfaktayım. Ne oldu?

Azra ben sana, dün akşam içini ferah tut demiştim ya…

Evet?

…elimde, çok sağlam bir delil var. Sumru’yu bitirecek bir delil.

(Kadir ses) Mert’i alabileceğiz bu sefer.

Gerçekten mi?

Neymiş o delil söylesene Kadir.

Bunları akşam iş çıkışı, yüz yüze anlatsam olur mu? Daha sağlıklı olacak.

Tamam, tamam. Olur. Ben bu arada, ev tuttum.

Evin de birkaç işi var. Ben buradan, hemen eve geçeceğim.

Sen istersen eve gel. Ben sana adresi vereyim.

Tamamdır. Hayırlı olsun.

Dur, ben adresi yazayım.

Evet.

Evet.

Tamamdır. Akşam görüşürüz.

Hadi görüşürüz.

Mine, Kadir elimde çok sağlam bir delil var, bu sefer Mert’i alacağız diyor.

Allah’ım. Hadi inşallah. İnşallah.

Süper bir haber bu kızım! Çok güzel.

Allah’ım. İnşallah ya Rabbi’m.

Of! Ne acaba?

Şimdi saatler de geçmez.

Kadir, konuşalım demiştin geldim.

Yüzüme kapatmasaydın keşke telefonu.

Otursana.

Sinirliydim. O yüzden kapattım yüzüne.

Şimdi daha iyi misin bari?

Yani mantıklı düşünmeye çalışıyorum. Çocukmuşum ya hani.

Melis ama gerçekten, bazen öyle davranıyorsun.

Artık beni tanımış olman gerek.

Böyle gereksiz kuruntular yapmana, gerek yok.

Kuruntu mu?

Ben kuruntu falan yapmıyorum ki.

Azra’yı falan kıskandığımı düşünüyorsan, öyle bir şey yok.

O senin müvekkilin, tabii ki de konuşup, görüşeceksiniz.

Benim anlamadığım şey…

(İç çekme sesi)

Kadir, son zamanlarda benden çok uzaklaştın.

Ben bunu hissedebiliyorum, görebiliyorum.

Bu ara sıkıntılarım var benim Melis.

Açıkçası, gerçekten zor bir dava aldım ve altından kalkamadım.

O yüzden mesleki ve vicdani olarak, gergin günler geçiriyorum.

Benim suçum ne peki?

Benimle paylaşmıyorsun, dertleşmiyorsun.

Keyifliyken Melis var, sorunluyken Melis’i uzaklaştırıyorsun yanından.

Ben her zaman, senin yanında olmak istiyorum Kadir.

Haklısın Melis. Ben istemeden seni kırmışım.

Ben senden, bir şey rica edeceğim.

Benim, biraz kafamı toparlamak için zamana ihtiyacım var.

Bana biraz, izin verir misin?

Bu, bir ayrılık konuşması falan mı?

Hayır, hayır. Öyle değil.

Bu, birbirimizi anlamamız için gereken bir şey.

Peki. En azından, bunları konuşabiliyormuşuz.

Bu bile bir şey.

Neyse. Ben gideyim.

Biraz sonra ben de çıkacağım. İstersen seni bırakabilirim.

Yok. Sağ ol. Ben giderim.

Melis…

Kendine dikkat et, tamam mı?

Sen de.

Oo Melis Hanım.

Bir şey de eline yakışsın. Bak o, öyle sevgiyle kesilmez.

Versene bana şunu bir. Ver.

Ay tabii gittin iki gün mutfakta çalıştın, şef oldun değil mi başımıza.

Tabii. Ne sandın sen? İzle şovu.

(Gülme sesi)

Oo! Abi sen olmuşsun.

Bak kural bir, hiçbir zaman oldum demeyeceksin.

Feride Çelen kuralı.

Yani. Kimin torunuyuz?

Şey, siz Azra’yla barıştınız mı?

Yok, daha barışmadık.

Hiç umut yok mu?

(İç çekme sesi)

Aslında, onun beni sevdiğini biliyorum.

Ama işte bu son zamanlarda, yaşadığı şeyler falan...

...çok ağır geldi kıza haklı olarak tabii. Anlıyorum onu da.

Özellikle bu mahkeme sonucu falan, hayal kırıklığı oldu.

Zaten ne olduysa, bu mahkemeden sonra oldu.

Abi düzelir bence. Yani, yeni bir eve taşındı…

…kardeşiyle görüşmeye başladı.

Hani bence onun biraz, zamana ihtiyacı var.

Bak sen.

Sen ne zaman büyüdün de böyle abiye, tavsiye falan veriyorsun.

Abi yani lütfen, biz de bir şeyler biliyoruz.

Hmm…

Yani bence aşk, her zaman bir şansı hak ediyor.

Peki. Önerin ne sevgili aşk doktorum?

Yani şimdi, hiç bilmediği bir yerde yalnız.

Aç mı, tok mu, bir şeye ihtiyacı var mı…

Yani bu liste böyle uzar gider.

Hmm…

O zaman ver bakalım bana, şu kapalı tabaklar var ya.

Şey diyeceğim bir de Belkıs abla, muhteşem bir yaprak sarması yaptı.

Hadi ya.

O zaman, bir tabak da dolma koyalım.

Dur, dur. Sen dur.

Ben sana, çok güzel böyle bir paket menü hazırlayacağım.

İşte benim akıllı kardeşim.

Hadi o zaman, biliyorsun aşk beklemez.

(Müzik)

(Azra iç ses) Sonunda, hayalini kurduğum bir evim oldu.

(Azra iç ses) Çok şükür, dualarım kabul oldu. Hayatım düzene giriyor.

(Azra iç ses) Bir de kardeşimi alırsam…

(Azra iç ses) Mert’in de artık bu evde mutlu olduğunu…

…uyuduğunu, oyun oynadığını görürsem, bütün acılarım geride kalacak.

(Müzik)

(Azra iç ses) Belki bir mucize olur da Cenk’le yeniden kavuşursam…

…dünyanın en mutlu insanı, ben olurum.

Abi hayırdır?

Arda görüyorsun paket servis.

Öpüyorum seni. Tamam mı? Hiç vaktim yok. Görüşürüz.

(Gülme sesi)

Abla.

Paket servise mi başladık?

-O nereden çıktı şimdi? -Evden çıktı.

Ağzı da kulaklarındaydı. Barış mı imzaladılar yoksa?

Vallahi, artık o kadarını bilemeyeceğim. Şansını bir deneyecek.

Hadi inşallah.

Her şeyi, kendi ellerimle hazırladım ha. Fikir benden çıktı.

Bak sen bizim cadıya.

İçinden Pamuk Prenses çıktı. Aferin sana.

O ne demek şimdi Arda? Aşk olsun.

Olsun tabii. Aşk olsun. Aşk güzel şey, aşk olsun.

(Müzik)

Geç bakalım şöyle, geç.

Demek seni bırakıp, gittiğimi düşündün ha?

Aşk olsun Mert. Aşk olsun. Ben seni hiç bırakır mıyım?

Ben senin Sumru annenim, tamam mı?

Sadece işlerim biraz yoğundu, o kadar.

Azra bıraktı dedi.

Yalancı o. Bırak sen.

Bir de okulu birbirine katıyorsun. Yani, beni de zor durumda bırakıyorsun.

Azra, Mert’i seviyorum dedi.

Azra, Mert’e söz verdi, dünya yaptı.

Ne dünyası? Gel bakayım.

Bu ne şimdi, evcil güvercin gibi?

Hadi yıka. Yıka bunu.

Hadi, hadi.

Hadi bakma. Yıka.

Sonra yemeğe gel aşağıya.

-Kolay gelsin. -Buyurun.

Bak güllerim var, karanfillerim var. Hangisini vereyim?

Sen hepsinden ver bana abla.

Allah seni, sevdiceğine bağışlasın be abim.

(Müzik - Gerilim)

(Müzik - Gerilim)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik - Gerilim)

(Kapı tıklama sesi)

-Hoş geldin. -Hoş buldum.

Yeni eve, eli boş gelinmez.

Ama eksiğin ne bilemediğimden, çiçek aldım ben sana.

Teşekkür ederim. Ne gerek vardı. Çok güzeller.

Rica ederim.

Gelsene.

(Müzik - Gerilim)

(Telefon zili sesi)

Kadir söylesene, ne buldun çok merak ettim.

Azra, elimde öyle bir şey var ki bu sefer, bu işi kökünden halledeceğiz.

Sumru’yu bitiriyoruz. Kardeşini alıyorsun ve…

…bir daha sizi asla kimse ayıramayacak. Bak gör.

-Ne diyorsun! Gerçekten mi? -Gerçekten.

(Telefon zili sesi)

(Müzik - Gerilim)

(Kapı vurma sesi)

(Kapı vurma sesi)

(Kapı vurma sesi)

(Kapı vurma sesi)

(Kapı vurma sesi)

(Müzik - Gerilim)

Cenk.

(Müzik - Gerilim)

Bu dizinin betimlemesi ÜS YAPIM tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Sesli Betimleme Metin Yazarı: Gülşen Argüç

Seslendiren: Çiğdem Banu Yeşilırmak

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Feride Tezcan - Fatih Kolivar...

...Ece Naz Batmaz - Gökberk Yılmaz - Gülay Yılmaz

İşaret Dili Çevirmeni: Müjde Kolçak

Son Kontroller: Dolunay Ünal - Zerrin Yılmaz Çınar-Samet Demirtaş

Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme

(Müzik - Jenerik)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.