All language subtitles for Elimi Birakma 23

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Alkış ve tezahürat sesleri)

(Yumruk ve tekme sesleri) (Tezahürat sesleri)

(Müzik - Hareketli)

Arda.

Abinle konuştun mu hiç? Ben aradım, açmıyor telefonunu.

Yok, anne. Konuşmadım. İşi vardır.

O kesin bana kızdığı için açmıyor telefonunu.

Sen bir arasana, hadi.

Açmıyor.

Allah Allah!

-Nereye gidecek bu saatte? -Bilmiyorum anne.

Öf!

İyi geceler.

Abi inşallah, yine dövüşmeye gitmedin.

(Yumruk ve tekme sesleri) (Tezahürat sesleri)

(Müzik - Hareketli) (Tezahürat sesleri)

(Yumruk sesi)

(Yumruk sesi)

(Müzik - Hareketli) (Tezahürat sesleri)

(Yumruk sesleri)

(Tekme sesi)

(Yumruk sesi)

(Kalp ritmi sesi) (Uğultu sesi)

Cenk, bu kadar yeter.

Bak zaten, bu geceki adamlar sıkıntılı.

Karışma sen bana.

Abi bak anlamıyorsun, bundan sonraki adamlar acımasız adamlar.

Cenk, ölümüne dövüşüyorlar.

İyi, oğlum. Biz de dövüşürüz işte.

Abi senin derdin ne?

Kardeşim sen de uzatma.

Ne yapsam, Azra’yı mı arasam? Araları da bozuk ama.

Mecbur arayacağız.

(Mısır patlama sesi)

(Azra) Bak Mert, patlamaya başladı bile.

(Mısır patlama sesi)

Havai fişek gibi değil mi?

(Telefon zili sesi)

Arda.

Efendim, Arda?

Azra kusura bakma, ben seni rahatsız ediyorum ama şey diyecektim sana…

…abimle mi berabersin, yani senin yanında mı…

…ya da nerede olduğunu biliyor musun?

Yok. Hayır, burada değil. Bilmiyorum.

Ne oldu, bir şey mi oldu?

Yok, yok. Önemli bir şey değil.

İşte annem biraz telaş etti, biz de ulaşamadık diye.

Ben de sana bir sorayım dedim. Neyse. Teşekkür ederim.

-Hadi görüşürüz. -Tamam. Görüşürüz.

(Mısır patlama sesi)

-Nasıl gidiyor? -Çok güzel. Patlıyor.

(Arda dış ses) Abi neredesin?

(Arda dış ses) Çok merak ediyoruz. Ara bir.

(Telefon zili sesi)

Bu niye arıyor ki şimdi?

(Telefon zili sesi)

Efendim, Kaan abi?

İyidir abi de hayırdır?

Abim mi?

Abi tamam. Sen bana konum at. Ben hemen geliyorum. Tamam mı?

Tamam, tamam. Geliyorum. At konum.

Of abi ya, of!

(Tezahürat sesleri)

(Müzik - Haraketli)

(Yumruk sesi)

(Tezahürat sesleri)

(Müzik - Haraketli)

Abi.

Abi!

Abi!

Giremezsin kardeşim.

Abim o benim! Abim o benim!

(Erkek) Elimizde kalacaksın ulan.

(Yumruk sesi)

(Müzik - Hüzünlü)

Abi.

Abi.

(Müzik - Duygusal)

(Kapı açılma sesi)

(Kapı kapanma sesi)

(Müzik - Duygusal)

(Feride) Görüyorum ki...

...sen seçimini yapmışsın.

Ben her şeyi berbat ettim babaanne.

Şu olanlara baksana ya.

Çalışanlar huzursuz...

...daha şimdiden batmışız gibi, işlerini bıraktı herkes neredeyse.

Hissedarların, zaten güveni kalmadı bize karşı.

Ee?

Pes mi edeceğiz?

(Feride) İyi.

Kapatalım dükkânı, gidelim o zaman.

Babaanne, ben yine hayal kırıklığına uğrattım seni.

Çalışanların bize karşı olan inancını kaybettim.

Ya ben senin onca yıllık emeğini yerle bir ettim resmen.

Beni ancak...

...senin vazgeçmen, yerle bir eder.

Sen sanıyor musun, bu şirket hep...

...güllük gülistanlıktı?

(Feride) Hiç mi zora düşmedik?

Hiç mi tökezlemedik?

Zamanında...

...öyle bir çöküş yaşadık ki...

...bundan daha ağırdı.

(Feride) Her şeyimizi kaybediyorduk.

Ve ben öyle ümitsizdim ki.

(Müzik - Duygusal)

Beni kim ayağa kaldırdı, biliyor musun?

Baban.

Sen...

...Arif Çelen'in oğlusun.

Kim olduğunu hatırla.

(Müzik - Duygusal)

(Kapı açılma sesi)

(Kapı kapanma sesi)

(Müzik - Duygusal)

(Feride) Bu...

...babanın saatiydi.

(Feride) Sana vermek için doğru zamanı bekledim.

Şimdi senin zamanın.

(Müzik - Duygusal)

Bu dizinin betimlemesi ÜS YAPIM tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır

www.sebeder.org

(Müzik - Jenerik)

(Müzik - Jenerik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik - Jenerik)

Arkadaşlar buraya bir şeylerin üstünü örtbas etmek için gelmedik.

Aksine gerçekleri konuşmaya geldik. (Deklanşör sesi)

Evet, o görüntüler gerçek. Dövüştüğüm gerçek, yenildiğim gerçek.

Güzel bir fotoğraf değil, farkındayım. Haklısınız.

Ama burada gerçek olan bir şey daha var. (Deklanşör sesi)

Bu kurum zaten ben doğmadan önce de vardı.

(Cenk ses) Mutfak çalışanlarından...

...yönetim kadrosuna kadar birçok insanın emeği var burada.

(Cenk ses) Yüzlerce insan çalışıyor. (Alkış sesi)

Bir kişinin yaptığı hatayı...

...yüzlerce insana, bu emeği olan insanlara mal etmek...

...bence büyük haksızlık olacaktır. Bence asıl gerçek de bu zaten.

Şu durumda beni üzen şey düştüğüm pozisyon değil.

Böyle gereksiz bir mevzu ile Çelen Grup’un gündemini meşgul etmek.

Umarım yakın zamanda...

...Çelen Grup’un başarılarını konuşmak için bir araya geliriz tekrar.

Azra'dan fırsat kalırsa.

Ya anne sana gerçekten inanamıyorum ya. Gerçekten!

Yani abim orada büyük bir sınav veriyor biz burada neyle uğraşıyoruz.

Ya ben onun iyiliği için söylüyorum.

Tabii ki hatalarını söyleyeceğim. Evladım o benim.

(Cenk ses) Geldiğiniz için teşekkür ediyorum, toplantımız bitmiştir.

İyi günler.

(Erkek) Cenk Bey!

Üniversiteden neden atıldığınızı söyleyecek misiniz?

Bunun konumuzla bir ilgisi olduğunu sanmıyorum arkadaşlar, kolay gelsin.

(Erkek) Öğretim görevlisini dövdüğünüz için olabilir mi?

(Müzik - Gerilim) (Deklanşör sesleri)

Cenk, hayır hayır. Sakın sinirlenme, lütfen kanma buna.

Lütfen bak, bu tuzak.

(Müzik - Gerilim) (Deklanşör sesleri)

Hah, al hadi bakalım şimdi anlat. Hadi anlat!

Bak bu da zorla kaşınıyor ama. Dayak istiyor.

Abi sakın ya sakın! Lütfen bir şey yapma.

Ya bu adamı niye kimse almıyor oradan?

(Müzik - Gerilim) (Deklanşör sesleri)

Şiddet eğiliminiz için tedavi olmayı düşündünüz mü?

Sizi kızdırmak istemem, sadece işimi yapıyorum.

(Müzik - Gerilim) (Deklanşör sesleri)

Dediğin gibi, siz işinizi yapıyorsunuz.

(Müzik - Hareketli) (Deklanşör sesleri)

(Müzik - Gerilim)

Vallahi direkten döndük.

Yani abim az kalsın kafayı koyuyordu o gazeteciye.

Son yaşanan rezilliğin bini bir para.

Ay anne, sana gerçekten diyecek bir şey bulamıyorum ben.

Ya abime neden bu kadar haksızlık ediyorsun?

Ne kadar zor bir süreçten geçiyor, sen bunun farkında değil misin?

Kolay mı onun için bu yaşananlar?

Vallahi Melisciğim abin aklını başına alacak o zaman.

Sokak serserileri gibi dövüşüp rezillik çıkarmayacak.

O kızın da peşinden koşmaktan vazgeçecek artık yani.

Bu yani bütün problem…

…koskoca şirket abim Azra'ya âşık diye battı, öyle mi?

Anne, sen artık dönüp bir kendine baksana ya.

Abim geldi sana yalvardı, senden yardım istedi.

Zor durumdayız dedi, sen ne yaptın?

Baktın böyle, güzel.

Ne yaptım oğlum ben, ha? Ne yaptım?

Ben üç kuruşluk arsamı vermedim diye mi battı yani bu şirket?

Anneciğim sen belki farkında değilsin ama biz restoranı da kaybettik.

Senin o üç kuruşluk arsan...

...belki de restoranı kurtaracaktı. Kiraya çıkmak zorunda kalmayacaktık.

İyi ya tamam, bütün bunların suçlusu ben oldum yani benim yüzümden oldu.

Ya abimle babaannem çırpınırken...

...senin böyle elini kolunu bağlamış şekilde oturmanı...

...ben anlayamıyorum anne anlayamıyorum.

Aile itibarı diyorsun ha, ona ne oldu?

Hangi itibar ya, ha? Hangi itibar?

Bu haberden sonra aile itibarı diye bir şey mi kaldı?

Ya tamam artık yeter! Tamam, kesin artık!

Babaanneniz o itibarı Azra'ya mirası bıraktığında yıktı zaten.

Bizi yok sayan o, ben değilim.

Bir de bunlar yetmezmiş gibi...

...abiniz o kıza olan aşk acısından gidip saçma sapan şeyler yaptı.

Ya beni sorgulayacağınıza gidin bunların hesabını sorun önce.

Anne hâlâ aynı yerdesin ya. Hâlâ aynı yerdesin!

Bak merak ettiğim için soruyorum. Abim Azra ile evlenirse ne olacak?

Ha, evlatlıktan ret mi edeceksin sen abimi?

-O ne demek şimdi ya? -Şu demek; abim Azra'ya âşık…

…diye senin bu öfken, değil mi? Bu yüzden yardım etmiyorsun sen.

Babaanneme olan hırsını da çıkardın böylece?

İşine geldi senin, yalan mı?

Arda.

Bak haddini aşan konuşmalar yapma.

Abinle Azra konusuna gelince de o beraberlik hiçbir zaman olmayacak.

Bunu kafanıza iyice yazın.

(Müzik - Hareketli)

Basın açıklaması piyasalarda olumlu bir etki uyandırdı Cenk Bey.

Bakın şimdiden hareketlenmeye başladı hisselerimiz.

Bu gerçekten güzel haber arkadaşlar.

Çünkü kameraların karşısında çok samimi davrandınız.

Hataları inkâr etmeyip sahiplendiniz. Bence bu çok önemli bir detaydı.

Ne olursa olsun, ben doğrusu bu kadar hızlı bir geri dönüş beklemiyordum.

Arkadaşlar o zaman...

...bunu Çelen ailesiyle de paylaşalım artık, değil mi?

Çok iyi olur. Çok iyi düşündün.

Zor zamanlarımızda bizim yanımızda durdular, umutlarını kaybetmediler.

Herkesten çok onların morale ihtiyacı var.

Ziya Bey, bu öğle yemeğinde ben personelle birlikte olmak istiyorum.

Onlara bizzat teşekkür edeceğim. Siz organize edersiniz değil mi?

Elbette, tabii ki.

Ferhat Usta’yı da arayalım da güzel bir pasta organize etsinler.

Yemekten sonra ikram edelim, ağızları tatlansın.

Hemen ilgileneceğim efendim.

Ha bu arada arkadaşlar devraldığımız yerden konu açıldığı için söylüyorum...

...birkaç planım var benim, sizinle de paylaşmak istiyorum.

Anlat o zaman.

Şöyle ki, yeni devraldığımız mekân...

...konumu itibarıyla plazalara ve şirketlere çok yakın.

Biz özellikle öğle yemekleri için...

...bir promosyon yapıp bütün şirketleri bilgilendirelim.

Hatta öncesinde güzel bir lansman...

güzel bir açılış yaparsak bu bizim lehimize olacaktır.

Çok iyi düşünmüşsün. Yeni muhit, yeni müşteriler.

Ama buna iyi hazırlanmak gerek.

(Feride dış ses) Gerçi Ferhat Usta sağ olsun...

...canla başa yeniden inşa ediyor mutfağımızı.

(Müzik - Neşeli)

(Feride dış ses) Azra, Mine, bütün garsonlar seferber olmuş...

...soframızı sıfırdan kuruyorlar. Rabbi’m utandırmasın.

(Feride dış ses) Bu işin altından da layıkıyla kalkarız inşallah.

Sen merak etme babaanne, seni mahcup etmeyeceğiz.

Biliyorum.

Arkadaşlar, herkes hazırlansın öğle yemeğinde beraberiz.

(Ziya) Müsaadenizle.

Hava çok soğuk önünü kapatıyoruz tamam mı? Hah.

(Fermuar sesi)

Şapkayı da takalım.

-Mert şapka seviyor. -Evet, Mert şapka seviyor...

...o yüzden kulakları da iyice kapatsın olur mu?

-Fatma, Mert'e şapka aldı. -Evet.

Kurtulamadık şu Fatma'dan.

Hah, hadi gel.

(Araba sesi)

(Kapı açılma sesi)

Günaydın.

-İyi günler. -İyi günler.

(Kapı kapanma sesi)

(Araba sesi)

(Müzik - Hareketli) (Yaşam destek ünitesi sesi)

(Ferhat) Feride Hanım hiç merak etmesin. Tam vaktinde orada olacağız biz.

Servis için ne gerekiyorsa biz buradan taşırız.

Tamam, selam söyleyin.

-Kızlar ne durumdayız? -Bitmek üzere şef.

Güzel.

Mine sen hemen garsonlara haber ver, servis için ne gerekiyorsa...

...çatal, bıçak, tabak, ne gerekiyorsa hepsini hazırlasınlar.

15 dakika içinde çıkmamız lazım, trafik var, geç kalırız vallahi.

Anlaşıldı şef.

(Müzik - Neşeli)

Raşit.

Bak pasta için gerekli malzemelerin hepsini arabaya yükleyin.

-Eksik olmasın, vallahi şef bizi doğrar. -Hallediyorum.

(Telefon zili sesi)

Efendim anneciğim.

Ha alo Sumru, ben bu akşam Mert'i almak istiyorum da.

Tamam merak etme, dikkat ederim. Tamam gelmeden haber veririm ben sana.

Ha anladım anne. Yani halamla eniştem de geliyor.

Oldu.

Ha Mine, ben akşama Mert'i almak istiyorum da sorun olmaz, değil mi?

Yok yani olmaz kuzum da...

...ya şimdi annemle konuştum, akşama geliyorlarmış.

Halamla eniştem de gelecekmiş, halam belinden ameliyat olacakmış falan.

-Nasıl yaparız bilemedim. -Ha.

Tamam o zaman ben kendime bir yer bulurum ya.

Hayır canım ne alakası var? Onun için demedim.

Yani biz kıvrılır bir köşede yatarız.

Ya Mine olur mu öyle şey? Hem bak hastanız da varmış, ne gerek var?

Merak etme, ben bir otele falan yerleşirim.

Hem artık ev de bakmam gerekiyor.

Yok artık Azra ya saçmalama, ne oteli Allah aşkına?

Ya Mine sokakta mı kalacağım diyorum? Merak etme, idare ederim bir süre.

Bir şey olmaz bana.

Kızlar, isterseniz bu güzel sohbetinizi...

...birer tane köpüklü Türk kahvesiyle taçlandırabilirim, ister misiniz?

-Yok. -Yok şef.

Ya siz beni anlamıyor musunuz? Bu pasta neden hâlâ arabaya gitmedi?

Ya arkadaş patronlar orada, şirkette toplantı var, geç kalıyoruz hadi.

-Elinizi çabuk tutun ya! -Tamam şef, bitti.

Kutuyu getir kutuyu.

-Azra ya! -Mine bir şey olmaz, bir şey olmaz.

(Yener) O gazeteci de senin marifetin yani?

Öyle.

Bu kez kaş yapayım derken göz çıkardın ama.

Cenk'in konuşması hisselerin değer kazanmasına yaradı.

Ayrıca gazetecinin de ağzının payını verdi tabii.

Ben kapanlarımı kurayım da Yener, ister ona düşsün ister sonrakine.

Peki sıradaki kapanı kurdun mu? Şimdi ne olacak?

-Hisseler değer kazanmaya devam edecek. -Bu da Çelen Grubu'nu kurtaracak zaten.

Evet ama Çelen Grubu'nun yüzde 30'u halka arz edildi.

Yani hiç tanımadığımız yüzlerce, binlerce ortağımız olabilir.

Kısaca şirket parçalanmaya başladı diyorsun.

Ama şunu da unutmamak lazım Azmi, şu saatten sonra Cenk...

...ne seni ne de beni barındırmaz burada.

(Kapı vurma sesi)

Gel. (Kapı açılma sesi)

Özür dilerim, Cenk Bey öğlen herkesin yemekhanede olmasını istedi.

Hepimizin gelmesi şart mıymış?

Özellikle kurul üyelerinin eksiksiz katılmasını istiyor Azmi Bey.

Tamam.

(Kapı açılma sesi)

(Kapı kapanma sesi)

-(Hülya) Aman ellerine sağlık Belkıs. -Afiyet olsun.

-Teşekkürler. -Sağ ol Belkıscığım.

Doğrusu haberleri görünce çok şaşırdık tabii.

Yani Cenk’in üstüne bu kadar gitmeleri de doğru değildi.

Çok geçmiş olsun.

Eh belki de aklını başına alması için bunları yaşaması gerekiyordu.

Yani umarım Azra'nın ona zarar verdiğini anlamıştır artık.

Ya baksana, neredeyse hem işinden, hem sağlığından olacaktı.

Haklısın ama bence bu süreçte Cenk'in üzerine daha fazla gitme.

Hayatım bir şey yapmıyorum zaten.

Evet ama yani sen de biliyorsun, bunlar daha çok toy.

Ve bazen tartışırken inatlaşmalarına neden olabiliyorsun.

Hem de ne inat.

Yani Cenk ayrı, kayınvalidem ayrı.

Ee tamam o zaman, sen de tartışma artık.

Serapcığım, otoriteni sağlamak için artık...

...artık bir yol bulmalısın bence. -Vallahi tartışmayacağım zaten artık.

Yani...

...benim de kendime göre planlarım var. Bu böyle gitmeyecek elbette.

Güzel, göster kendini o zaman.

Yani evde oturup...

...sürekli kötü olan şeylerden şikâyet eden kadın olmaktansa...

...ipleri eline alan kadın olmalısın.

Sana da bu yakışır hayatım.

Haklısın.

Yok sayılmaktan çok sıkıldım artık.

Yani kendini de bu duruma sen getirdin. O yüzden kimseye kızma.

Bazı şeyler çok ağır geldi Hülya.

Yani kayınvalidem yüzünden çocuklarım da bana cephe aldı.

Çünkü onlara göre beklenen fedakarlığı yapmadın.

İyi.

Görsünler bakalım bundan sonra Serap neler yapıyor, ne fedakarlıklar yapıyor.

Görecekler.

Geç bile kaldın. Ama seni böyle güçlü gördüğüme sevindim.

(Müzik - Hareketli)

(Müzik - Duygusal)

Arkadaşlar biliyorsunuz, büyük bir badire atlattık şirket olarak.

Ama şirketimizin kurucusu babaannemin her zaman söylediği gibi...

..."Her şerde bir hayır vardır."

Ve biz bu durumdan güzel bir ders çıkardık.

Kişiye değil kuruma, yediğimiz ekmeğe sadakatin önemli olduğunu anladık.

Şirketimizin değerini benimseyip korursak...

...zaten bütün zorlukların üzerinden hep beraber...

...gelebiliriz.

Ben, babaannem Feride Çelen'in bana bıraktığı ilkeleri koruyacağıma dair...

...hepinize şerefim üzerine yemin ediyorum.

Tabii bunu yaparken en büyük yardımcım sizin bana güveniniz...

...ve inancınız olacaktır.

Birlikte Çelen Grup olarak sizlerin omuzlarında yükselecek...

...ve eskisinden daha iyi hâle geleceğiz.

Konuşmamı bitirirken son olarak bir de duyuru yapmak istiyorum.

(Cenk) Çelen Grup olarak yarın hepinizi, bütün personelimizi...

...restoranımızda ağırlamaktan büyük gurur duyarım.

Eğer beni kırmaz gelirseniz...

...dosta düşmana karşı ne kadar güçlü bir aile olduğumuzu gösterebiliriz.

Hepinize geldiğiniz için teşekkür ediyorum.

(Alkış sesleri)

Ee Ferhat Usta, pastayı keselim artık.

Ben geliyorum hemen.

(Müzik - Duygusal)

-Azra, gidiyor musun? -Yok, hayır.

Bu arada konuşman çok güzeldi.

Çok önemli bir sorunu çözdün. Herkes çok mutlu.

Sanırım gücüm bir tek aramızdaki sorunu çözmeye yetmiyor.

İstersen şu an böyle güzel bir anda bu tatsız konuyu konuşmayalım.

Herkes seni konuşuyor, herkes çok mutlu.

Sen içeri girdiğinde o kadar heyecanlandım ki...

...hâlâ seni gördüğümde kendimi dünyanın en mutlu insanı gibi hissediyorum.

Sanki o masal hiç bitmemiş gibi...

…bir kâbusa uyuyup uyanmış gibi hissediyorum şu an.

Keşke ben de aynı şeyleri söyleyebilsem.

(Müzik - Duygusal)

(Telefon zili sesi)

Efendim.

Nasıl, uyandı mı Fatma?

Tamam ben hemen geliyorum.

-Doktor Bey, merhaba. -Merhaba.

Ben Avukat Kadir Karahan.

Hastamız kendine geliyormuş diye bilgi aldım da durumu nedir acaba?

-Kendisi bizim için önemli bir tanık da. -Anlıyorum, buyurun dinliyorum.

(Telefon zili sesi)

Alo.

(Erkek ses) Abi, hastamız uyanırsa ara demiştin ya, uyandı.

(Erkek ses) Doktorlar koşturup duruyordu sabahleyin.

Tamam, kapat sen.

(Telefon zili sesi)

-Efendim Azmiciğim. -Alo Sumru.

Konuşmamız lazım. Hayır bekleyemez, acil bu.

-Bak Fatma uyanmış. -Ne? Ne diyorsun sen?

-Ne zaman olmuş bu? -Bilmiyorum işte, uyanmış.

Tamam sen kapat, ben hemen gidiyorum. Yanına gideceğim onun tamam mı?

Sumru, telaşla hastanede yanlış bir şey yapma sakın.

Tamam, sakinim ben. Niye yanlış bir şey yapayım?

Hadi kapat, görüşürüz.

Geberemedi şu kadın. Geberemedi!

(Müzik - Hareketli)

Pardon, biraz daha hızlı gidebilir miyiz acaba?

Tamam abla.

(Müzik - Hareketli)

(Telefon zili sesi)

Kusura bakmayın.

Evet, buyurun dinliyorum.

Fatma Hanım kendine geliyor.

Ama bu dönüşüm sağlıklı mı, henüz bir şey söyleyemeyiz.

Anladım, peki kendisiyle görüşmem mümkün müdür?

Bakın konuşmaktan çok sayıklıyor.

Dolayısıyla sizinle bir iletişime geçse bile sağlıklı bir görüşme olmayacaktır.

Peki ben yine de müsaadeniz olursa görüşmek isterim.

Peki ama hastayı yormayın. Kısa bir görüşme olsun.

-Hemşire Hanım size yardımcı olur. -Tamamdır. Çok teşekkür ederim.

Merhaba.

Kadir ne olur, aç telefonu hadi.

(Müzik - Gerilim)

Pardon, açılır mı bu yol acaba?

Mümkün değil. Yavaş yavaş gideceğiz.

(Müzik)

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

Teşekkür ederim.

Konuşabildiniz mi?

Sayıklıyor.

Söylediklerinin kayda değer olup olmadığına emin değilim.

Ne yazık ki müvekkilim için sağlıklı bir yanıt alamadım.

Yapılacak bir şey yok. Hastanın durumu belli.

Neyse. Sağ olun yine de.

Bilal, hastanın durumunda bir değişiklik olursa hemen alo diyorsun, tamam?

(Bilal) Tamam, Avukat Bey.

Niye gelmiş ki buraya?

İnşallah konuşmamıştır.

-Senin en sevdiğin ne? -Kahve.

(Müzik - Gerilim)

Alo Şeker teyze, şimdi geldim hastaneye.

(Azra) Yani bilmiyorum. Uyandı dediler ama inşallah konuşur.

(Müzik - Gerilim)

(Operatör ses) Aradığınız numara şu anda başka bir--

Neredesin Azra? Neredesin ya?

Ah, tamam, kızım tamam.

Tamam, senden haber bekliyorum.

Cenk?

Bir şey mi oldu?

Yo, bir şey yok ya.

Cenk!

Azra'ya canım sıkıldı.

Hayırdır?

Bu yeni restoranla ilgili konuşuyorduk.

Bir anda çekip gitti. Böyle bir şey de söylemedi.

Ne açıklama ne bir şey. Ben de anlamadım ki.

Günahını alma kızımın.

Hastaneden aramışlar. Apar topar oraya gitmiş.

Fatma uyanmış.

-Ne? -Şimdi konuştum. Hastanede.

Bana niye haber vermiyor? Beraber giderdik.

Dur bakalım bir.

Duruma baksın, haber verecektir.

Affedersiniz. Cenk Bey, müsaitseniz bir beş dakika görüşebilir miyiz?

Ben seni meşgul etmeyeyim.

Bir gelişme olursa haberdar ederim.

(Müzik - Gerilim)

Efendim.

Çok yormayın.

Merak etmeyin. Asla yormam.

(Fatma nefes sesi)

(Yaşam destek ünitesi sesi)

Fatma.

Fatma.

Fatma.

Hişt!

Hişt!

Sumru ben.

Tanıdın mı?

Tanıdım.

Mert?

Mert, iyi mi?

İyi, iyi. Mert iyi.

Mert'i getir.

Kimseye bir şey demeyeceksin, tamam mı?

Seninle bir anlaşma yapmıştık, hatırladın mı?

Mert'i getir.

(Fatma) Getir.

Şurada ölmek üzeresin hâlâ Mert'in derdindesin.

Sen komadayken Mert'in vesayetini bana verdiler.

Yani eğer Mert'i görmek istiyorsan anlaşmaya uymak zorundasın.

Anladın mı?

Anladıysan bir tepki ver.

Hişt! Gözünü falan kırp.

(Sumru) Kırp gözünü.

(Fatma) Sen hep yalan söyledin.

Azra'ya kötülük ettin.

(Nefes sesi)

Benim asabımı bozma, ne yapacağımı biliyorum ben.

Sen hapse gireceksin.

Bak Fatma sus! Beni mecbur bırakıyorsun bazı şeylere.

(Nefes sesi)

(Öksürme sesi)

(Nefes sesi)

Aa! Yardıma mı ihtiyacın var?

(Nefes sesi)

Hemşire!

(Öksürme sesi)

Bakar mısınız? Bir şey oldu.

(Müzik - Gerilim)

Hemşire Hanım, ne oluyor?

Hastanın durumu iyi değil. Solunum problemi başladı.

(Azra) Ama uyandığını söylemiştiniz.

Şu anda iyi değil. Lütfen, daha sonra bilgi vereceğiz.

-(Azra) Ben bir-- -Lütfen, çıkar mısınız?

(Müzik - Gerilim)

Azra.

Fatma uyanmış.

Evet, uyandı. Uyandı ama konuşamadım.

Solunum yetmezliği başladı.

Doktorlar müdahale ediyor şimdi.

Hadi ya.

Hemşirelere falan bir şey anlatmış mı peki?

Yani bilmiyorum. Hiçbir şey söylemediler.

Herhâlde söyleseydi onlar da bana söylerdi.

-Yani. -Şeker teyze de benden haber bekliyor.

Yok, şimdi arama sen.

Otur istersen dinlen biraz. Ben bir su falan alayım sana.

(Müzik)

(Telefon zili sesi)

Mine?

Yok, konuşamadım.

Solunum yetmezliği başladı.

Şimdi doktorlar müdahale ediyor.

Çok kötü olmuş. İnşallah düzelir.

Ama sen de canını sıkma, tamam mı?

Ya bir de Azra, ben çok üzülüyorum.

Zaten bir dolu problemin vardı. Ev problemi çıktı şimdi.

Ya bak ben annemlerle de konuşacağım.

Bir şekilde yer yatağı falan atarız yere ha?

Ya Mine saçmalama.

Ben kendi başımın çaresine bakarım. Hiç merak etme.

Hem sen zaten en zor ânımda bana evini açtın.

Tamam, ben şimdi geçerken valizi alırım.

Tamam, hadi bye bye.

(Cenk) Azra.

Kimdi o? Ne valizi?

(Müzik)

Hah. Alo, Azmi?

Hah.

Evet.

Konuştum.

Ama konuştuğu şeyler pek de aklıselim şeyler değil yani.

Anlamsız şeyler söylüyor.

Yalnız sayıkladıkları tehlikeli.

Seninle konuştuğunun farkında mıydı?

Farkındaydı tabii.

Ne dedi peki?

Saçmaladı. Ne diyecek ki?

Yani var ya, bir şey yapmamak için kendimi zor tuttum.

Sonra fenalaştı.

İçeri hemşire geldi.

Ben de bıraktım çıktım.

Yani şeytan diyor ki böyle gırtlağına bas, kötülük neymiş görsün yani.

Tamam, Sumru sakin ol.

Çok fazla yaşamaz zaten.

Bu kadın gidici. Sakin ol sen.

İnşallah ya.

İnşallah.

Neyse. Görüşürüz sonra. Tamam.

(Müzik)

(Araba sesi)

Azra, bir şey söyleyecek misin artık?

Ne valizi? Bir yere mi gidiyorsun sen?

Yok, canım. Nereye gideceğim?

Benim valizin kilidi kırılmıştı ya, Mine onu yaptırmış işte.

"Geçerken alır mısın?" diyor. Bu kadar.

Yani bizim kaderimizi değiştiren valizin kilidini değiştirip...

...aramızdaki büyüyü bozmak istiyorsun, öyle mi?

Neyse. Ben kalkayım artık.

Ben bırakayım seni o zaman.

Yok, gerek yok. Ben kendim giderim.

Ben bırakayım işte. Azra Mine’ye gidiyorsun, değil mi?

Peki.

(Cırcır sesi)

(Melis) Kolay gelsin.

Melis hoş geldin.

Hoş buldum.

Sen iyi misin?

(Melis) Dalgın gözüküyorsun.

İyiyim ya. Sadece biraz yorgunum.

Bence keyifsizsin.

Evet.

Biraz da keyifsizim aslında.

Ya böyle hiç olmadı. Senin de keyfini kaçırdım şimdi.

Neyse Kadir. Biz bence sonra görüşelim.

Melis saçmalama. Melis.

Öyle gitmek yok.

Bakayım sana.

Senin de keyfin yok.

Otur bakayım şöyle. Anlat, ne oldu?

Abime canım sıkıldı benim.

Belki izlemişsindir, haberlerde görmüşsündür.

Yani gördüm de bu kadar canını sıkma.

Bence abin güzel bir açıklama yaptı.

Hem zaten takip edebildiğim kadarıyla hisseleriniz de yükselişe geçmiş.

Bilmiyorum. Ben hiç farkında değilim.

Yalnız gazeteciler de sağlam istihbarat yapmış.

Abinin okuldan atılmasına kadar gitti mevzu.

Ayy, evet ya!

Sana bahsetmiştim ya hani bir hocasını mı ne dövmüş diye.

Ya tamam, ben abime hak vermiyorum. Yaptığını doğru bulmuyorum.

Ama yani insanlar doğrusunu bilmeden neden yargılıyorlar hemen böyle?

Peki, abin hep böyle miydi?

Yani saldırgan, böyle önüne gelenle kavga eden biri miydi?

Hayır, tabii ki!

Haklı bir sebebi yoksa abim kimseyi incitmez.

Ya tamam, biraz sinirli, haksızlığa gelemeyen bir tarafı var, evet.

Ama yani böyle kendisi canı istediği diye olay çıkarıp kavga etmez yani.

Yani.

Gazetecinin özellikle bu konunun altını çizmesi...

...bilmiyorum, benim ilgimi çekti.

Saçmalık işte.

Maksatları abimi karalamak, şirketimizi karalamak!

Yani başka bir şey değil!

Yalnız saldırganlıkla anılınca herhâlde...

...abin pek dost biriktirememiş.

Kadir sen de mi yargılayacaksın şimdi abimi?

Yo, yani...

Neyse tamam, Kadir.

Bence biz sonra konuşalım.

(Müzik)

(Azra dış ses) Başaracağım baba.

(Azra dış ses) Sen kızına hep güvendin.

(Azra dış ses) Bunu boşa çıkarmayacağım.

(Azra dış ses) Şimdi daha güçlüyüm, inan bana.

(Azra dış ses) Bir ev tutacağım. Sonra kardeşimi alacağım.

(Azra dış ses) Ve her şeye yeniden başlayacağım.

(Azra dış ses) Senin kızın yıkılmayacak.

(Azra dış ses) Mert için her zaman ayakta kalacak. Söz veriyorum.

(Müzik - Gerilim)

Azmi Bey, yalnız o zarfı yönetim kurulu başkanına sekreterlik teslim edecek.

Tamam, ben götürürüm işte.

Zaten oraya gidiyorum.

Hoş geldin Cansu.

Merhaba.

Cenk'i görmeye geldin galiba.

Evet.

Bir sakıncası mı var?

(Gülme sesi)

Ya ne sakıncası olacak?

Siz arkadaşsınız sonuçta.

Zaten Cenk'in bu sıralar senin gibi samimi ve içten bir dosta ihtiyacı var.

İyi günler.

(Müzik - Gerilim)

Cenk.

(Cansu) Merhaba.

Cansu?

(Cenk) Hoş geldin.

(Kapı kapanma sesi)

Nasılsın?

Sağ ol.

Ya ben olanları duydum da çok üzüldüm.

Gelip seni görmek istedim.

İyi misin?

İyiyim. Otursana konuşalım.

(Müzik)

Nasıl gidiyor?

(Cansu) İyi.

Ya aslında ben gelip gelmemekte kararsızdım.

(Cansu) Yanlış anlamandan korktum.

Sonuçta ne yaşamış olursak olalım sen benim en yakın dostumsun.

Sağ ol.

Böyle düşünmene sevindim açıkçası.

Ya tabii birtakım sıkıntılar oldu, bir şeyler yaşadık ama...

...şu an şirketteki krizi de çözdük sayılır.

Atlattık galiba.

Şüphem yoktu zaten.

Benim tanıdığım Cenk böyle işte.

Ailesi, çalışanları, sevenleri için savaşmaktan hiç çekinmedi.

Bu yüzden seni çok seviyorum ya.

Ee, şey nasıl gidiyor? Annenle babanla aran nasıl?

Hiç sorma.

O kadar karışık ki kafam.

Yani inan ne yapacağımı hiç bilmiyorum.

Şu an tabii duygusal olarak hassas hissediyorsun.

Öfkelisin onlara karşı.

Ama bence kendine biraz zaman tanımalısın.

En azından sağlıklı kararlar alırsın böyle.

Haklısın.

Şey, siz Azra'yla ayrılmışsınız sanırım.

Cansu bak kiminle ne konuştun bilmiyorum ama...

...bu durumun seninle ilgili olduğunu düşünme lütfen.

Yok.

Sen beni yanlış anladın.

Yani ben buraya zaten öyle bir niyetle gelmedim.

Sadece senin için üzüldüğümü bilmeni isterim.

Cansu...

...ben sanırım ilk kez birinin gözlerine bakarken aşkı hissetmeye başladım.

İlk kez derken?

Nasıl yani? İlk defa mı âşık oluyorsun?

Yani Amerika'da falan da mı hiç olmadın?

Hayır, canım.

Yani sana böyle düşündüren ne bilmiyorum ama Amerika'da...

...âşık olmayı geçtim kimseden hoşlanmadım bile.

Amerika benim için kocaman bir yalnızlık aslında.

Anladım.

Yani ben biraz şaşırdım açıkçası.

Şaşılacak bir şey yok ki.

Aslında Azra karşıma çıktı ve benim hayatım tamamen değişti.

Ben bile değiştim.

O hayatımda hep olacak Cansu.

Ne ondan öncesi oldu ne de sonrası olacak.

Anlıyorum.

Yani umarım o zaman aranızı düzeltirsiniz.

(Cansu) Her şey gönlünüzce olur.

Biz hâlâ arkadaşız ama değil mi?

(Cenk) Tabii ki.

Sen böyle düşündüğün sürece hep arkadaş olacağız biz.

Hep yanındayım ben senin.

Neyse ben kaçayım artık.

Zaten senin de çok işin var belli.

-Görüşürüz. -Görüşürüz.

(Müzik)

(Telefon zili sesi)

Alo, Mine?

İyiyim. Merak etme.

Geldim işte şimdi otele yerleşiyorum.

Yo, gayet güzel, temiz bir yer.

Ay sen de ne derttin Mine.

İyiyim işte ben, merak etme.

Of ya! Yani gerçekten içim hiç rahat değil Azra, bak bil.

Bunu da bil yani.

Aslında bir yandan da iyi oldu.

Yani benim bir ev tutmam gerekiyordu.

Biliyorsun Mert'i yanıma alacaksam bir evim olmalı sonuçta.

Bak işleri hızlandırmış olduk böylece. Fena mı oldu?

Bunu duyduğuma sevindim.

Ama bak sakın, yani bir şeye ihtiyacın olursa hemen arıyorsun, tamam mı?

Kendini hiç yalnız hissetmiyorsun.

Tabii ki ararım.

Hadi bye bye.

(Nefes sesi)

(Müzik)

Merak etme bir tanem.

Çok yakında kavuşacağız.

Ben seni bir daha asla bırakmayacağım.

(Müzik)

(Cenk dış ses) Ben sanırım ilk kez birinin...

...gözlerine bakarken aşkı hissetmeye başladım.

(Cenk dış ses) Ben bile değiştim.

(Cenk dış ses) O hayatımda hep olacak Cansu.

(Cenk dış ses) Ne ondan öncesi oldu ne de sonrası olacak.

(Cenk dış ses) Ya sana böyle düşündüren ne bilmiyorum ama Amerika'da...

...âşık olmayı geçtim kimseden hoşlanmadım bile.

Ya anlamıyorum ki.

Yani eğer Cenk doğruyu söylüyorsa Ece bunları neden yazdı ya?

Off!

(Kapı vurma sesi)

Kim o?

(Erkek) Otel görevlisi. Zarfınız var.

(Kapı açılma sesi)

-Buyurun. -Azra Güneş değil mi?

Evet.

Buyurun. Bir adet zarfınız. Resepsiyona bırakıldı.

-Kim bırakmış? -Kuryeyle geldi efendim.

-Peki, teşekkür ederim. -Rica ederim. İyi günler.

(Kapı kapanma sesi)

(Müzik)

“Babanın davasını geri çekeceksin.

Yoksa Çetin'in başına gelenler kardeşinin başına gelir.”

Mert!

(Müzik - Gerilim)

Pardon.

Bana zarfı getiren kurye nerede?

-Çıktı hanımefendi. -Çıktı mı?

Ne zaman çıktı peki? Yani nasıl birine benziyordu?

Şimdi çıktı. Bildiğiniz kurye işte.

-Pardon, bir sorun mu var? -Evet, var.

(Müzik - Gerilim)

Allah'ım ne olur kardeşime bir şey olmasın!

Lütfen kardeşime bir şey olmasın!

(Müzik)

Hanımefendi iyi misiniz?

Hanımefendi iyi misiniz?

İyiyim.

(Kapı zili sesi)

(Nefes sesi)

(Kapı açılma sesi)

(Müzik - Gerilim)

(Kapı kapanma sesi)

Bu ne şimdi?

(Müzik - Gerilim)

“Kemal Güneş'in davasından uzak duracaksın.”

(Müzik - Gerilim)

Hadi Zeynep.

Neredesin?

Hadi aç, aç.

Hadi aç kızım. Ne olur aç.

-(Zeynep ses) Alo? -Zeynep?

Hah. Neredesin kızım?

(Zeynep ses) Anneannemle yemek yiyoruz. Okuldan geldim anne.

(Zeynep ses) Şey, sen iyi misin? Sesin kötü geliyor biraz.

Yok, yok, iyiyim. Bir şey yok.

Sadece ben merak ettim de seni.

Anneannen ve deden evdesiniz yani ha?

(Zeynep ses) Evet anne, evdeyim.

Ha tamam, güzel.

İyi oturun öyleyse.

Ee, Zeynep dışarı falan çıkarsan bana haber ver mutlaka olur mu Zeynep?

Tamam, ben de seni öpüyorum anneciğim.

Allah'ım sana şükürler olsun.

Mesut.

(Telefon zili sesi)

Efendim hayatım?

Mesut hemen eve gelmen lazım.

Hemen, derhâl!

Canımın içi acil bir işim vardı. Bekleyemez mi?

Hayır, bekleyemez! Lütfen hemen eve gelir misin?

Hülya bir şey mi oldu? Sesin biraz telaşlı geliyor.

Bilmiyorum. Böyle evde oturuyordum kapı çaldı kapıya gittim.

Bir tane zarf.

Zarfın içerisinden Zeynep'in fotoğrafları çıktı.

Arkasında "Kemal Güneş'in davasından uzak duracaksın." yazıyor.

Mesut söylesene kim bunlar?

Bizden ne istiyorlar?

Tamam, hayatım.

Sen sakin ol. Ben hemen geliyorum. Tamam mı canım?

Lütfen hemen gelir misin?

Tamam, hayatım.

Kim bunlar ya?

Allah kahretsin! Kim bunlar?

Hoş geldiniz.

Hoş geldiniz.

Hoş bulduk Ferhat Usta.

Maşallah. Allah hayır eylesin.

Âmin, âmin. Cümlemize hayırlı uğurlu, bol bereketli olsun inşallah.

İnşallah.

(Müzik)

Mutfağın hayırlı olsun Ferhat Usta.

Âmin. Allah razı olsun.

(Müzik)

Ee, şef...

...istediğin gibi olmuş, değil mi? Nasıl beğendin mi?

Vallahi Cenk, bundan iyisi can sağlığı.

Baksana şuraya ferah ferah, geniş geniş.

Şimdi ben ne yemekler yaparım burada biliyor musun?

Ondan şüphemiz yok canım.

Eksikleri falan söyledin mi bizimkilere?

Çok eksik bir şey yok zaten.

Bir iki kap kacak, o kadar.

Bir de bu soğutucular eskiymiş galiba, ona bakacaklar.

Hım. Anladım.

Yavaş yavaş. Hepsini yapacağız inşallah.

Artık buralar sana emanet şef.

Allah razı olsun da böyle çok da alışmamak lazım.

(Ferhat) Sonra ayrılması zor geliyor adama.

Ana! Feride Hanım, ocağı hayırlısıyla ilk defa yakacağım şimdi.

Ocağımız bereketiyle hep tütsün inşallah.

Âmin, inşallah âmin.

Hadi bismillah.

Cenk sen bana kahveyle cezveyi ver oradan be.

(Ferhat) Bir de su ver.

Tamam, şef.

Kahve olana kadar ben de salonu gezeyim de eksik gedik ne var bir bakayım.

(Ferhat) Hadi bismillah.

(Müzik)

Al şefim.

Ee şef, kızlar ne düşünüyor?

Sevdi mi onlar da burayı?

Sevmezler mi hiç? İkisinin de yüzü gülüyor.

Bir tek Azra işte, şu ev meselesini bir halletse kafası rahat olacak çocuğun.

Ev meselesi derken Mine'yle kalıyor zaten.

Bir sorun mu varmış?

Mine'nin annesi gelecekmiş.

O yüzden geçici olarak bir yer bakıyor kendine.

Nasıl yer bakacakmış?

Nerede yer bakacakmış?

Tek tek sor Cenk. Yetişemiyorum vallahi.

Tamam da şef işte otel mi bakıyor yoksa eve mi çıkacak, onu soruyorum.

Canım ev bulmak hemen kolay mı?

Şimdilik otelde kalacak.

Ama biz eşe dosta haber saldık, hayırlısıyla hemen bir ev bulacağız ona.

Hangi otelde kalıyormuş ki? Bir şey söyledi mi sana?

Vallahi bilmiyorum Cenk.

(Müzik)

Ne yapacağım ben şimdi?

Ya kim, niye yapar ki böyle bir şeyi?

(Müzik - Gerilim)

Aç şunu Sumru! Aç işte!

(Telefon zili sesi)

Üff!

Amma ısrarcı çıktı bu da.

Açmayacağım.

Bunu mu giysem?

Off!

(Müzik - Gerilim)

Bunlar benim suçsuzluğumun kanıtı.

Bunları kim gönderdiyse düpedüz katil.

Aman ne güzel.

İçime su serpildi.

Ya sen farkında mısın, Zeynep'in şu anda hayatı tehlikede.

Hülya, hayatım bak korkmana gerek yok, tamam mı?

Avukatla konuşacağız.

Yani ben Zeynep'in hayatını tehlikeye atacak bir şey yapmam biliyorsun.

Peki, ne söyleyeceksin hı?

Anneme, babama, Zeynep'e bunu anlatamayız.

Daha çok panik olurlar, anlıyor musun?

Herhâlde Hülya, herhâlde!

Bak sen bugün Zeynep'le konuştun öyle değil mi?

Şu an çok iyi. Nerede? Babanda.

Babanın evinin de nasıl korunduğunu çok iyi biliyoruz.

O yüzden sakin ol.

Bak biz Kemal'in davasıyla asla ilgilenmeyeceğiz.

Ve bunları da savcılığa vereceğiz, tamam mı?

Hayır, Mesut. Hayır, bu konu o kadar çok uzadı ki.

Bu kadar uzamamalıydı.

Ne yapıyorsun sen?

Bu konu çok uzadı.

Ha? Hülya kimi arıyorsun?

-Hülya polisi mi arıyorsun? -Karışma!

(Telefon zili sesi)

Düşünmeden attığın adımların nelere mal olduğunu biliyor musun sen Azra?

Ne ima etmeye çalışıyorsun sen ya?

Zaten sinirim bozuk! Ne yapmışım yine?

Neyi ima etmeye çalışıyorum şöyle söyleyeyim sana.

Sen davayı açtın, Mesut'u hedef hâline getirdin...

...ve o gün bugündür adamın başına gelmeyen kalmadı.

Ve şimdi de Zeynep.

Benim kızımın hayatı tehlikede! Senin yüzünden!

Bir dakika. Ne olmuş Zeynep'e?

Ne oldu diye soruyor ya. Çıldıracağım, delireceğim ben!

Ver şu telefonu. Ver, ver.

Azra, bak bu iş çığırından çıktı artık, tamam mı?

O davayı geri çekeceksin!

Sen yaptın değil mi?

Sen gönderdin bana fotoğrafları.

Şimdi de hiçbir şey yokmuş gibi bir de üstemi çıkmaya çalışıyorsun?

Sen ne diyorsun be? Fotoğraf mı?

Bak bana hiç oyun oynamaya kalkma, tamam mı?

Bak bir de not yazmışsın babanın davasından çekileceksin diye.

Bu davada tek şüpheli sensin.

Kim yapabilir ki böyle bir şeyi?

Ne saçmalıyorsun Azra. Bir dinlesene beni.

(Azra ses) Sen beni kardeşimle tehdit edemezsin, anladın mı?

Onun saçının teline zarar gelirse ben seni öldürürüm, anladın mı?

Azra bir sus da beni dinle artık!

Bak şu an kızımın, Zeynep'in fotoğrafları var elimde.

(Mesut ses) Evet, bize de gönderdiler bugün.

Ve yanında da “Bu davaya karışmayacaksın.” diye yazıyor.

Yalan söylüyorsun.

Ya niye yalan söyleyeyim?

İstiyorsan gel, kendi gözlerinle gör.

Bak en az ben de senin kadar korkuyorum, tamam mı?

Kızım için.

Ya artık benden şüphelenmekten vazgeç.

Ya şu telefonu versene bir.

Ne yani aynı kişi sana da Zeynep'in fotoğrafını mı yolladı?

Sen, sen değilsen kim yapmış olabilir ki böyle bir şeyi?

Ya benim yaptığımı nasıl düşünürsün?

Bak kim bunlar, bilmiyorum.

Ama bir dava uğruna kızımın hayatı hayatını riske atamam, anladın mı?

Bak Azra, hiçbir şey, ama hiçbir şey değmez buna.

Ne Mert'in ne de Zeynep'in başına bir şey gelsin istemem.

(Mesut) Kim bunlar…

…amaçları ne, bilmiyorum. Umurumda da değil.

Benim önemsediğim tek bir şey var.

O da ailemin güvenliği. Anladın mı?

Benim için de öyle.

O yüzden ne diyorlarsa yapacağım.

Sana da aynısını tavsiye ederim.

(Müzik - Gerilim)

Ne diyor?

Ona da fotoğraflardan göndermişler.

(Müzik - Gerilim)

Cenk kahvesini de içmeden apar topar gitti vallahi.

İşi varmış.

Vardır kafasında mutlaka bir şeyler.

Bütün gün koşturup duruyor zaten.

Çok zor bir dönemde büyük sorumluluk aldı Ferhat Usta.

Yalnız çok iyi gördüm, dirayetli gördüm.

Nerede o mutfağa gelen ilk günkü Cenk, nerede şimdiki Cenk?

Aslanlar gibi kriz yönetti vallahi.

Ona her zaman inandım ben.

Ama bu son mücadelesinde, beni de şaşırttı aslında.

Önce biraz sarsılır gibi oldu, sallandı ama...

...daha da güçlenip kalktı ayağa.

Vallahi ne büyük gurur Feride Hanım.

Şimdi hepimiz ayaktayız.

Ne mutlu ki birbirimize inandık.

Rabbi’mize şükürler olsun.

Biz bu mutluluğu, müjdeyi...

...bir moral yemeği düzenleyerek...

...paylaşmak istiyoruz Ferhat Usta. Cenk'in fikri bu.

Vallahi ne güzel düşünmüş.

Eski günlerdeki gibi kaynaşıveririz hemencecik.

Bizi bu zor günümüzde yalnız bırakmayanlara...

...minnetimizi tabii ki göstereceğiz Ferhat Usta.

(Araba sesi)

(Müzik - Gerilim)

(Kapı zili sesi)

(Müzik - Gerilim)

Sumru!

(Kapı zili sesi)

(Kapı vurma sesi)

Sumru, açsana kapıyı!

(Kapı zili sesi)

(Müzik - Gerilim)

Cansu!

Sumru!

(Müzik - Gerilim)

Mert!

Mert ben geldim!

Mert ablacığım, Azra geldi!

(Müzik - Gerilim)

(Müzik - Gerilim)

(Araba sesi)

(Kapı kapanma sesi)

(Kadın) Mertciğim seni bırakmamı ister misin?

(Köpek havlama sesi) Mert kendisi gidecek.

Peki, dikkatli ol o hâlde. İyi günler.

(Müzik - Gerilim)

(Kapı kapanma sesi)

(Kapı kapanma sesi)

(Müzik - Gerilim)

(Kapı zili sesi)

(Kapı vurma sesi)

(Müzik - Gerilim)

(Kapı vurma sesi)

Cansu! Mert geldi!

(Müzik - Gerilim)

Cansu, Mert geldi!

(Kapı zili sesi)

Mert geldi Cansu!

(Kapı vurma sesi)

Cansu aç kapıyı! Mert geldi!

Mert korkuyor Cansu, aç kapıyı!

Mert korkuyor.

(Müzik - Gerilim)

Mert kaybolmak istemiyor.

Mert kaybolmak istemiyor.

(Müzik - Gerilim)

Ev kaybolmaz.

Azra kaybolmaz.

Mert kaybolur.

(Müzik - Gerilim)

(Müzik - Gerilim)

(Müzik devam ediyor)

(Kapı açılma sesi)

(Müzik - Gerilim)

(Müzik - Gerilim)

Mert kaybolmak istemiyor.

Mert kaybolmak istemiyor.

Mert çok korkuyor.

Mert kaybolmayacak ki.

Mert kaybolmayacak.

Mert kaybolmak istemiyor.

Mert kaybolmayacak.

Mert kaybolmak istemiyor.

(Ağlama sesi)

(Müzik - Duygusal)

(Araba sesi)

(Kapı kapanma sesi)

(Cansu) Mert.

(Ayak sesi)

(Cansu) Mert! Mert, ablacığım. Gel, gel, gel.

Çok özür dilerim. Çok özür dilerim.

Mert kaybolmak istemiyor.

(Mert) Mert kaybolmak istemiyor.

Mert kaybolmak istemiyor.

Tamam, bak bana. Bak, ben buradayım. Geldim tamam mı?

Çok üşümüşsün. Hadi gel içeri girelim hadi.

(Kadir ses) Fatma Hanım, ben Kadir. Azra Hanım'ın avukatıyım.

(Kadir ses) Zor nefes aldığınızı ve iyi olmadığınızı biliyorum.

(Kadir ses) O yüzden size sadece tek bir soru soracağım.

(Kadir ses) Mert'in kaçırılmasında Sumru'yla iş birliği mi yaptınız?

(Kadir ses) Bak, eğer gerçeği söylersen seni tüm bu suçlardan kurtarabilirim.

(Kadir ses) Kötü biri olmadığını biliyorum.

(Kadir ses) Mert'i kurtarırken canından oluyordun neredeyse.

(Kadir ses) Bunu herkes kamera kaydında gördü.

(Kadir ses) İyi bir savunmayla az bir cezayla kurtulabilirsin.

(Kadir ses) Şu an Mert'in tek kurtuluşu sensin.

Ben Mert'i sevdim.

Onu bulduğum zaman ölecekti.

(Fatma ses) Ona baktım.

(Kadir ses) Sumru'yu tanıyor musun? Mert için görüştü mü seninle?

Sumru yalan söyledi.

Kullandı beni.

(Telefon zili sesi)

Hay Allah'ım ya! Uff!

(Telefon zili sesi)

Bir de alacaklı gibi çaldırıyor.

(Telefon zili sesi)

(Müzik - Gerilim)

Sen daha açma bakalım. Açma Kadir Bey.

Seninle nasıl olsa görüşeceğiz. Nasıl olsa.

Sumru yalan söyledi.

Kullandı beni.

(Fatma ses) Ben Mert'i sevdim.

(Fatma ses) Onu bulduğum zaman ölecekti.

(Fatma ses) Ona baktım.

(Müzik)

(Telefon zili sesi)

(Müzik)

Niye açmıyorsun ki Azra?

Alo Mine.

Evet, evet bitti işim.

Yok konum doğru çıkıyor. Ha?

Bakıyorum.

(Sumru gülme sesi)

-(Sumru) Selam. -Merhaba.

(Kapı açılma sesi)

-Selam. -Merhaba.

Arabayı yenilemişsin.

Ha yok, bu vardı. Şirkette kullanmıyordum.

Haa!

-Nereye gidiyoruz? -Nereye istersin?

Paris.

Havaalanına o zaman. (Sumru gülme sesi)

Şaka yaptım. Şaka yaptım.

-Tamam, sözüm olsun. -Sözün olsun.

(Araba alarm sesi)

Hadi o zaman.

(Müzik - Gerilim)

Cenk, basının karşısında iyi çocuk olduğunu tekrar ispat etti.

Güzel konuşmaydı ama.

Şansı yaver gitti diyelim.

Şu Cenk Celal'le biraz uğraşmasan diyorum.

Bakarsın aniden damadın falan olur.

Senin hâlâ umudun var mı?

Gerçi Cansu bugün Cenk'i görmeye geldi ama.

Yeniden arkadaş olmaya çalışacaklar galiba.

Azmiciğim ben hiçbir şey için umut etmem.

Ben hedeflerim, üstünde çalışırım...

...sonra da oluşunu izlerim.

Böyle zamanlarda sana niye hayran olduğumu tekrar tekrar anlıyorum.

(Gülme sesi)

(Araba sesi)

(Azra) Teşekkürler.

(Kapı kapanma sesi)

(Ayak sesi)

Pardon ben Sumru Hanım'a bakmıştım ama.

Bugün gelmedi.

-Gelir ama değil mi? Bekleyeyim mi? -Bu saatten sonra sanmam.

Peki teşekkürler.

(Müzik - Gerilim)

(Telefon zili sesi)

Bu tatlı anları bozmasına izin vermeyeceğim Azra'nın.

Açmayacağım ben.

Açma bakalım Sumru, açma.

Acil bir şey mi var? Ne var? Hiç mi düşünmüyorsun?

(Müzik - Gerilim)

Vallahi Cenk bugün o krizi iyi idare eti.

Ya açıkçası ben bu kadarını beklemiyordum.

Neyse, çok şükür ki atlattık.

En iyisini yapacağından hiçbir zaman şüphe duymadım Serap.

Zor bir sınav verdi iş hayatında.

Yani umarım özel hayatında da bir an önce toparlanıp...

...böyle yönetici gibi davranmaya başlar.

Başladı bile.

Hepimiz bu durumdan fazlasıyla dersimizi aldık.

Sen de kendinle yüzleştin eminim.

(Feride) Karşılaştığımız bu zorluklara karşı...

...kendimizi güvence altına almazsak krizlerle baş edemeyiz.

Bu yüzden belki artık sen de çalışmalısın.

Hayatın boyunca babanın arazisine güvenerek yaşayamazsın.

Haklısın anne.

Yani benim de bir şeyler yapmam lazım artık.

Ve uzun zamandır düşünüyordum ben de.

Sana bir teklifim var Serap.

Yeni devraldığımız restoranı biliyorsun.

Evet.

(Feride) Ferhat Usta, şefimiz. Tanıyorsun.

İşleyişte sana yardımcı olacaktır.

Aa.

Yani sen şimdi bana restoranla mı ilgilen diyorsun?

Evet. Bunu yapabilirsin herhâlde?

Ya tabii canım, elbette yaparım.

O zaman hayırlı olsun.

Teşekkür ederim anne.

Anne, Cenk şirkette miydi?

Evet, restoranda birlikteydik, işleri vardı, ayrıldı.

Serap, Cenk artık bir şirket yöneticisi.

Saatlik yoklama alma istersen.

(Müzik - Gerilim)

(Müzik - Gerilim)

(Telefon zili sesi)

-Alo Kadir. -(Kadir) Azra selam.

(Kadir) Ben, Fatma'nın durumuyla ilgili bir gelişme var mı diye aramıştım ama.

(Kadir) İstersen ben de gidip konuşabilirim doktoruyla.

Kadir onu sonra konuşuruz. İyi ki aradın.

-Ne oldu Azra hayırdır? -(Azra ses) Kadir çok kötü bir şey oldu.

Ben Mert için çok endişeliyim.

Sumru'ya da ulaşmaya çalışıyorum. Yani ne yapacağımı bilemedim.

Azra sakin olur musun? Ben dediklerini anlamıyorum.

Ne oldu, Mert'e bir şey mi oldu?

Evet. Mert'in bir sürü fotoğrafını yollamışlar, gizli çekim.

Yanında bir de not var.

Babamın davasından vazgeçmemi isteyen biri ya da birileri. Of bilmiyorum.

Ne yazıyor notta peki?

(Azra ses) “Babanın davasını geri çekeceksin...

...yoksa Çetin'in başına gelenler kardeşinin başına gelir.”

Anladım, tamam.

Ne yapsam bilemedim ben. Sumru'yu aradım ama açmıyor.

Mert'in de nerede olduğunu bilmiyorum dolayısıyla.

-Kadir ben polise mi gitsem, ne yapsam? -(Kadir ses) Azra sen sakin ol.

Belki ki bu bir uyarı niteliğinde.

Henüz bir şey yaptıklarını düşünmüyorum ama yapacaklar.

Sen neredesin? Ben yanına geleyim, öyle konuşalım. Daha sağlıklı olur.

(Azra ses) Konum atıyorum.

Tamam, hemen geliyorum. Sen merak etme.

(Müzik - Gerilim)

(Kapı açılma sesi)

Ne oldu Melis?

Bir şey olmadı.

Bir şey mi söyleyecektin bana?

Ha şey diyecektim.

Kuru temizlemeye giden elbiselerim hâlâ gelmemiş.

Belkıs ablaya soruyorum, o da bilmiyor.

Haa!

Vallahi bilmiyorum. Yarın ararız sabah.

Yani bir elbiseyi kuru temizlemeden almak ne kadar zor olabilir ki?

Niye, acelesi mi vardı?

Ha, yok hayır. Ben sordum sadece.

Yani son zamanlarda bir dikkat ediyorum da...

...ne bileyim daha bir özenlisin, böyle daha bir şık giyiniyorsun.

Hayır, acaba bana söylemediği bir şey mi var diye düşündüm.

Yok, anne ne alakası var?

Sen hep diyorsun ya kendine bak...

...özen göster diye. Ben de öyle yapıyorum.

-Moralimi yüksek tutuyorum. -Hıı!

Hayır, yani ben de acaba hayatında biri var da bana mı söylemiyor, dedim.

Yok, olsa da sana söylemem zaten.

O ne demek şimdi?

Yani abim söyleyince olanları gördük.

Yani öyle bir şey olsa sana söylemek hiç mantıklı değil.

Hem de sevmediğin biri olursa aman.

Ay pardon da...

Yani sen de nefret ediyordun Melisciğim, Azra'dan.

Ne oldu da duyguların değişti şimdi?

Anne benim Azra'ya karşı duygularım falan değişmedi.

(Melis) Ben sadece abimi anlamaya çalışıyorum.

Ben onu ne kadar çok sevdiğini gördüm.

(Melis) Anne, ben abimi kaybetmeyi göze alamam.

Sanki kalbi yanıyor.

Ve biz bu ateşi büyüten rüzgâr gibiyiz.

Sen hiç merak etme. O ateş en kısa zamanda sönecek.

Dert etme sen bunun için.

(Müzik - Gerilim)

(Ayak sesi)

(Mine) Uff!

Ya Cenk, bu ne ısrar Allah aşkına? Zaten ev ana baba günü.

Mine rahatsız etmek istemedim seni ama.

Çok merak ediyorum Azra'yı. Kaldığı yeri biliyorsun. Söyle lütfen.

Yok, gerçekten söyleyemem Cenk yani, Azra canıma okur.

Mine ben tartışmaya gelmedim seninle bunu.

Ya bak, yabancı bir yerde kalıyor.

Yabancı bir yerde kalmasını sen de istemezsin.

Gidip alayım işte, babaannemin yanında kalsın.

Daha güvende olur Mine, biliyorsun.

Tamam, yani canıma okuyacak ama.

-(Mine) Sahildeki oteli biliyor musun? -Bulurum.

Tamam orada.

-Tamam, iyi akşamlar. -İyi akşamlar.

(Kapı açılma sesi)

(Cenk) Uff! (Kapı kapanma sesi)

(Araba sesi)

Adın gibi anlayışlı, kuvvetliydin.

Mekânın cennet olsun.

(Kapı vurma sesi)

(Kapı açılma sesi)

-Babaannem, gelebilir miyim? -Gel oğlum, tabii.

(Kapı kapanma sesi)

Atlattık ya babaanne, geçti.

Allah'a şükür.

(Müzik - Hüzünlü)

-Babam. -Baban ya!

Biliyor musun? Size baktıkça...

...her birinizde bir parçası var gibi görüyorum.

Keşke ben de senin kadar tanıyabilseydim babamı.

Senin baban her zaman dürüst, çalışkan bir adam oldu.

Hep haklının yanındaydı. Kaybedeceğini bilse bile.

(Kapı açılma sesi)

Ne yapıyorsunuz burada öyle torun, babaanne ha? Kıskanırım ben ama.

Sen de gel güzel gözlüm.

Hem yok ya, bir şey yapmıyoruz öyle kıskanacağın.

Babam hakkında konuşuyorduk.

Yaa!

-Çok yakışıklı değil mi ama? -Değil mi? Aynı ben.

(Arda) Ya tabii tam tersi oluyor aslında ama.

O da var tabii ama en önemlisi...

...babanız yılmadan, yorulmadan mücadele etmesini bilirdi.

Elinden bir şey gelmediğinde tökezleyip düşse bile...

...güçlü kalkmasını bilirdi.

Bu bana birini hatırlattı.

Yaman adammış.

O da Cenk gibi sinirlenince sağı solu yumruklardı.

-Gerçekten mi? -Yok canım.

Küçük bir kum torbası vardı bahçede...

...bazen kafasını dağıtmak...

...bazen de kendine gelmek için yumruklardı.

Abimde durumlar genetik yani.

En çok da abiniz benziyor babanıza.

Sen Arif gibi inatçısın.

(Feride) Dik başlı. Ama merhametlisin.

Sen içten ve samimisin.

-Bir de çok güzel gülümsüyorum. -Evet çok, çok güzel gülümsüyorsun.

Ya bak kıskanç. Ama bu babamın özelliği değildi di mi babaanne? Ben eminim.

Bence sen dayak istiyorsun Arda.

Bence biz Melis'e bir tane kum torbası alalım babaanne.

(Gülme sesleri)

(Gülme sesleri)

(Müzik - Duygusal)

Azra.

-(Azra) Kadir. -İyisin değil mi?

Kadir iyi değilim. Hiç iyi değilim.

Çok korkuyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum.

Tamam, konuşacağız. Neyse hallederiz. Sen merak etme. Korkma artık.

(Müzik - Gerilim)

(Kapı kapanma sesi)

Kolay gelsin. Azra Güneş'le görüşmek istedim de burada mı acaba?

Azra Güneş şu anda lobide efendim.

Teşekkürler.

Azra...

...bu adamlar bayağı ciddi. Baksana resmen adım adım sizi takip etmişler.

Kadir bu adamlar katil.

-Söyledim ya sana, Çetin'i de onlar-- -(Cenk) Azra.

Sen ne yapıyorsun burada? Kadir niye yanında?

Cenk, Azra'yı tehdit eden ciddi bir durum var.

Öyle mi? Neymiş?

Cenk, Kadir bana buraya yardımcı olmak için geldi.

-Müsaade edersen açıklayacağız ama... -Anlat dinliyorum zaten.

(Azra) Cenk bak, birileri beni kardeşimle tehdit ediyor.

Adım adım takip etmişler.

Kim verdi bunu sana?

Kuryeyle otele getirmişler. Onlar da bana teslim etti.

Bir de arkasında not var.

Babamın davasından vazgeçmemi istiyor birileri.

Alçaklar.

İşte tam bunlar geldiği sırada Kadir de beni aradı.

Fatma hakkında bir şeyler soracaktı, ben de ona durumu anlatınca...

...doğal olarak atlayıp geldi.

Peki, bu geldiğinde beni niye aramıyorsun sen? Neyi bekliyorsun ki?

Çünkü çok endişeliydim Cenk.

Mert'in iyi olup olmadığını öğrenmeye çalışıyordum.

Sumru'yu arıyordum o sırada ben.

Cenk, gerçekten ciddi bir durum var.

Durumun ciddiyetinin farkındayım Kadir ama yapabileceğin bir şey yok senin.

Biz kendi avukatımızla görüşelim.

Biliyorum. Ben sadece yardımcı olmaya çalışıyorum.

Cenk şu an niye Kadir'le didişiyorsun, anlamıyorum.

Ben kimseyle didişmiyorum Azra.

Sadece kendi avukatımızla görüşelim diyorum. Bu kadar.

Bence şu an ikiniz de yok yere geriliyorsunuz.

Kadir tamam, sağ ol. Yapabileceğin bir şey yok.

Hadi sen de benimle geliyorsun.

Ben seninle hiçbir yere gelmiyorum.

Ayrıca bunun kararını vermek de sana kalmadı.

Ya bu adamlar burada gelecek odana kadar, seni tehdit edecek...

...ben seni burada bırakıp gideceğim. Aklın alıyor mu gerçekten bunu?

Ben kendi başımın çaresine bakarım Cenk.

Azra bak, beni bağırtma şurada. Hadi gidelim.

Azra, Cenk haklı. Adamların geri gelip gelmeyeceğini bilmiyoruz.

Ama benim şu an Mert'in iyi olup olmadığını öğrenmem lazım.

Tamam, ben Mert'e ulaşıp sana haber vereceğim. Gerekirse evlerine giderim.

Biz kendimiz ararız Kadir, sağ ol.

Gitmemiz gerekiyorsa onu da yaparız. Gideriz yani. Sen işine bak.

Sen nasıl istersen. Azra bir şeye ihtiyaç olursa lütfen ara.

Sağ ol. Sağ ol.

Hadi.

Kadir geldiğin için çok teşekkür ederim.

-Rica ederim. -Alacak mısın odandan bir şey?

Almayacağım.

(Müzik - Gerilim)

Sumru.

Ben...

Sana layık değil ama...

...umarım seversin, beğenirsin.

Ahh!

Tabii çok beğendim. O kadar güzel ki.

Ya sen neden böyle bir şeye zahmet ettin?

Bayıldım. Bu ne?

(Azmi) Müsaadenle.

(Sumru) Tabii. Şey...

(Müzik)

-(Azmi) İzninle. -Ay tabii.

(Gülme sesi)

Tamam, yeterli tamam.

(Müzik)

Nasıl oldu? Yakıştı mı?

Muhteşem oldu.

Utandırıyorsun beni. Gerçekten.

(Telefon zili sesi) Ay çok pardon.

(Telefon zili sesi)

Efendim Cenk? Ne var?

Sumru, Mert nerede?

(Sumru ses) Ha neden soruyorsun? Niye ki?

Bir şey yok canım. Soruyorum. Merak ettim çocuğu.

Evde. Ne olacak?

Hayır, hayır konuşamazsın.

(Sumru) Ay, uyudu çocuk.

Niçin ısrar ediyorsun, anlamıyorum ki.

(Sumru ses) Hani bilmem gereken bir şey mi var?

(Cenk) Ya bir şey yok canım. Dedim ya ne olacak?

Babaannem konuşmak istedi, o yüzden sordum işte.

Tamam, canım sonra konuşur. Allah Allah.

Hadi hoşça kal. Çık.

Ne oldu, bir sıkıntı mı var?

Yani, işte bu.

En olmadık zamanda durmadan arıyorlar.

-Azra sürekli kapımda. -Sumru...

...bak Mert hayatında olduğu sürece bunlardan kurtulamayacaksın.

Bunu ikimiz de biliyoruz değil mi?

Şu an işimize böyle geliyor Azmi.

Sonrasına bakacağız.

-Nasıl oldu, yakıştı mı? -Senin yanında sönük kaldı.

(Nefes sesi)

(Nefes sesi)

Ne oldu, uyumuş mu?

Uyuyormuş. "Uyandırmayayım." dedi. Ben de bir şey diyemedim. Ne yapayım.

Ya Cenk, biz Mert'i alsak mı ne yapsak?

Mert'i alıp ne yapacağız ki Azra? Odaya mı kilitleyeceksin çocuğu?

Bizim aslında şu adamların kim olduğunu öğrenmemiz lazım.

Ne yapacağız peki?

Yine kızacaksın ama bence davayı geri çekmen lazım.

Şu an en akıllıcası bu bence.

Ne yani babamın katilleri öylece ortalıkta mı dolaşsın?

Yaptıkları yanına kâr mı kalsın?

Azra ben öyle bir şey demedim bile. Lafın sonunu dinlemeyi öğrensene artık.

Şu yapacağımız en akıllıca hareket bu olacak.

En azından Mert'in güvenliği için.

Bence polise gitmemiz lazım.

Tamam, ben giderim. Tanıdıklarla konuşurum yani.

Gizlilik içerisinde nasıl yürütülüyor onu öğrenirim.

Şu an polise gittiğimizi öğrenirlerse, çünkü daha kötü gelecekler üzerimize.

Mert'e bir şey olmasın. O iyi olsun.

Başka bir şey istemiyorum ama...

O adamların da elini kolunu sallayarak dışarıda...

...dolaşması sinirimi bozuyor yani. Hepsi bu.

Olaya bak ya. Mesut suçlu, onun üzerine gidiyorduk...

...nereden nereye geldik.

Mesut'a da gitmiş benzer bir zarf.

İçinde kızının fotoğrafları varmış.

Notta da “Davadan uzak duracaksın.” yazıyormuş.

Bak bu ilginç işte.

Bayağı o zaman adamın suçu yok. Bunun üzerine yıkmaya çalışmışlar.

Delili ortaya çıkarmasın diye tehdit etmişler demek onu da.

Öyle görünüyor.

Ya o zaman kim olabilir, ben anlamıyorum ki.

Babamın başka düşmanı da yok diyorsun, değil mi?

Sumru dışında yok.

O kadın her şeyi yapabilir bence.

Azra cinayetten bahsediyoruz, yapma.

Farkındayım Cenk neden bahsettiğimizin.

İyi tamam, tartışmayalım.

Bence babaannene de bir şey söylemeyelim.

Zaten son zamanlarda çok ağır şeyler yaşadı. Bir de bunu takmasın kafayı.

Haklısın. Ben yarın gider emniyetle konuşurum.

Kadir de Mert'in güvenliği için savcılığa danışacağını söyledi.

Hâlâ Kadir diyorsun ya.

Ya Cenk ne diyeyim? O da benim avukatım sonuçta.

Ayrıca sen niye bu kadar tavır yaptın bu Kadir konusunda?

Ne tavır yapacağım ya? Yok öyle bir şey.

Nasıl yok ya? Bayağı tavır yapıyorsun işte.

Çünkü bana kızgınsın hâlâ, değil mi?

Ya Cenk bilmiyorum farkında mısın ama...

...sürekli bir şeyleri bahane edip benim canımı yakmaya çalışıyorsun.

Canını yakmak mı?

Sen durumun farkında değilsin galiba.

Bir tehdit altındasın, tehlike altındasın.

Ben seni korumaya çalışıyorum.

Tamam. Ama eğer bu böyle olacaksa bence--

Tamam. Konunun nereye geleceğini biliyorum ben.

Benim buna hakkım yok, değil mi? Haklısın.

-Cenk ben öyle bir şey demedim. -(Cenk) Ya tamam Azra tamam.

Bence tartışmayalım artık.

Çünkü tartıştıkça aramızdaki o uçurumu fark ediyorum ben.

Gidelim bence.

-Araç hazır. -Teşekkürler.

(Müzik - Gerilim)

Kadir ne işin var senin burada?

Azra bugün anneni arayıp ulaşamamış, öyle olunca Mert'i merak etti.

Avukatı olarak da ben geldim.

Mert nerede, burada mı?

Burada, yukarıda uyuyor. Yani bunun için mi geldin sırf?

Evet.

Bir de mesaj falan atmışsın.

Belli ki konuşmak istediğin bir şey var. Dinliyorum seni.

Şey, içeri gelsene, kapıda mı dikileceksin?

Hiç rahatsız etmeyeyim ben şimdi. Annenle karşılaşmak istemeyiz herhâlde.

Tabii ki hayır. Annem kafede. Gel.

(Kapı kapanma sesi)

Geç şöyle.

Bak Kadir, ben Cenk'in üzülmesini istemiyorum.

-Dolayısıyla Melis'e-- -Cansu biz bunu daha önce konuştuk.

Ben Melis'e olan hislerimi sana açık açık söylemedim mi?

O yüzden sen de biliyorsun ki bu benim ha deyince yapabileceğim bir şey değil.

Evet, ben de üzülmesini istemiyorum.

Ama Cenk'le ilgili kararı ben veririm. Sen değil.

Biz bu işe ikimiz girdik. Benim de bir söz hakkım olması gerekiyor, değil mi?

Anlaşılan bir şeyler senin fikrini değiştirmiş.

Yani...

...hani acaba hata mı ediyoruz diye düşünüyorum.

Ne gibi bir hata mesela?

Ece'nin mektubunu yanlış anlamış olabilir miyiz mesela?

Nereden çıktı bu Cansu?

Bugün Cenk'le konuşmaya gittim.

Bana hayatı boyunca bir tek Azra'ya âşık olduğunu söyledi.

Sonra ben de ağzını aradım. Amerika da hayatında kimse var mıydı diye.

Kimsenin olmadığını söyledi.

Yani bence Ece'yle Cenk hiç sevgili olmadılar.

Cansu bu söylediklerin...

...benim umurumda bile değil.

Kadir...

...eğer Melis'i seviyorsan günün sonunda ne olacağını biliyorsun değil mi?

Cenk'in gerçekleri öğrendiği gün, Melis her şeyi öğrenecek ve yıkılacak.

Ya bana ona âşık olduğunu söyledin.

Nasıl yapacaksın bunu ona? Senden nefret edecek.

Cansu, onu bunu geç, bana açık açık konuşsana.

Bence en doğrusu...

...biz bu işe hiç girmemiş olalım.

Yarın öbür gün Cenk senin Ece'yle olan alakanı da anlarsa...

...tesadüftü dersin geçer gider.

Sen Melis'i sevmeye devam edersin--

Sen de Cenk'le şansınız denersin.

Yok ya! Kadir ne yapsın?

Kadir her şeyi unutsun, vazgeçsin.

Gencecik yaşta toprağın altına verdiğim kız kardeşimi de unutayım mı Cansu?

Ne yapacaksın peki? Yani bu işin sonu nereye varacak?

Cenk'le yüzleşeceğim, bana hesap verecek.

Peki, ya yanılıyorsak, ya hata yapıyorsak?

Cenk'e olan zaafına yenik düşüyorsun, değil mi?

Yarın bir gün gidip ona her şeyi ötmekten korkuyorsun.

Sen de Melis'i seviyorsun.

Cenk'le yüzleştiğim gün Melis hayatımda olmayacak.

O yüzden sakın yanlış bir şey yapayım deme.

Cenk, yok. Buraya gelmek hiç iyi bir fikir değildi.

Azra, bu konuyu geçtik. Uzatmaya gerek yok bence.

Cenk.

İyi akşamlar.

Babaannem yukarıda mı?

Hayırdır?

-Babaannem salonda mı anne? -Evet. Bir şey mi oldu?

Yok. Bir şey yok. Hadi Azra.

Bak, şunu şuradan şöyle atacaksın.

İki ters, bir düz. Böyle, hadi yap bakayım.

Tamam. Ben bir deneyeyim.

Böyle, değil mi?

Vallahi ailedeki herkes becerilerini geliştiriyor. Güzel.

Keşke şöyle kocaman, rengarenk bir battaniye örsem.

Maymun iştahlı olma Melis.

Bir şey çıkmaz, daha önce de denedin, biliyorsun.

Yok, yok. Bu sefer azmettim.

Babaanne, o değil de abimin bu sabahki konuşması çok cool değil miydi?

Vallahi işte bu benim abim diye çıkıp bağırasım geldi.

Yani tam trend topic olacak bir hareketti.

Çok gurur duydum demek istiyor.

Oo! Kimler gelmiş.

İyi akşamlar.

İyi akşamlar herkese.

-Hoş geldin kızım. -Hoş bulduk.

Seni beklemiyordum.

Ben bir geçmiş olsuna geleyim dedim.

Malum, meseleler çözülmüş.

Bizim çok yardımımız dokunamasa da çok sevindim.

Daha ne yapacaksınız canım?

Restoranı gül gibi yağmışsınız zaten Ferhat Usta söyledi. Ellerinize sağlık.

Yok canım, biz bir şey yapmadık.

Azra bu akşam burada kalacak bu arada babaanne.

Gelmene sevindim ama keşke vakitlice gelseydin de yemeği de birlikte yerdik.

Ben aslında geleceğimi hiç düşünmemiştim.

Bir şey mi oldu?

Mine'nin ailesi gelmiş babaanne. Azra da tabii apar topar otele yerleşmiş.

Benim de gönlüm elvermedi. Gittim, aldım geldim buraya.

(Feride) İyi yapmışsın oğlum.

Tabii canım, otel ne?

Artık kendi evimi tutmam gerekiyor zaten. Geç bile kaldım.

Tutarsın. Hallolur.

O zaman bir çay içelim.

Tamam. Ben getireyim.

Yüzsüz ya! Yine çıktı geldi.

Alo Sumru, ben vallahi çıldıracağım.

Tamam, bir sakin ol. Sakin ol, anlat bana.

Azra geldi az önce, yine burada kalacakmış.

Cenk almış getirmiş canım.

Ne bileyim? Belli ki barışmışlar.

Kızı kapıdan kovuyorsun, bacadan giriyor.

İster misin sen şimdi bir de çıkıp bunlar annemin karşısına aşklarını açıklasınlar?

Vallahi aklımı yitireceğim.

Barışmışlar mı, emin misin?

(Serap ses) Birlikte geldiklerine göre barıştılar herhâlde.

O da doğru tabii ki.

Vallahi ikisi de gayet rahat görünüyordu yani.

Hayır, ben oğlumu da anlamıyorum.

Sen daha iki gün önce bunun yüzünden sokaklarda kavga ediyordun.

Şirket neredeyse batma noktasına geldi, itibarımız iki paralık oldu.

(Serap ses) Şimdi takmış koluna, bir de buraya getiriyorsun.

O derece yani. Anladım.

Evet Sumrucuğum, o derece.

Hayır yani, inan evladım arada olmasa...

...bu kızı ben elli kere tutmuş kapının önüne koymuştum kolundan ama...

...evlat işte, bir şey diyemiyorsun.

Ama dur ya, dur. Ben buna illa ki kökten bir çözüm bulacağım sonunda.

Tamam canım, tamam. Sakinim ben.

İyi, neyse, senin de kafanı şişirdim. Sonra ararım görüşürüz yine.

Konuşuruz. Tamam.

Hadi.

Ne oldu? Bir sıkıntı yok umarım.

Var. Azra.

Feride Hanımlara yeniden taşınmış.

Nasıl? Sen bayağı bayağı şart koşmamış mıydın Azra'ya?

Koştum tabii. Oyun oynuyor benimle işte. Resmen oyun oynuyor.

Yani tamam, Mert'in sevgisini kazandı, niye Cenk'e dönmeyeyim diye düşünüyor.

Ama yok, bir tek kendisini zeki zannediyor.

Bana oyun oynamak neymiş, göstereceğim ben ona.

Gerçekten anlamıyorum. Ne cesaret?

Ben onun cesaretini kırmasını çok iyi bilirim.

Ne yapacaksın Sumru?

Sana ayıp olmazsa kalkabilir miyiz? Beni köşke bıraksan?

Yok. Bir dakika, bir sakin otur. Önce ne yapacağına karar ver.

Öyle bir hışımla gidip de herkesin huzurunda orada hesap soramazsın, değil mi?

Niye böyle bir şey yapayım mı? Kendimi ele vermem.

Ben sadece Sumru'ya oyun oynamak neymiş onu göstereceğim ona. Hadi.

Ben alırım.

Teşekkür ederim.

(Müzik - Hareketli)

Azra.

Biraz konuşalım mı?

Bak Melis, ben buraya huzursuzluk çıkarmaya gelmedim.

Sadece biraz kalıp gideceğim.

O yüzden lütfen tartışmayalım. Çünkü buna ne gücüm var ne de sabrım.

Ben seninle ne kavga etmek istiyorum ne de sabrını zorlamak.

Sadece abim için artık endişelenmek istemiyorum.

Anlıyorum. Olanlar için üzgünüm.

Peki, neden dövüşmesine izin verdin?

Bilseydim izin verir miydim sanıyorsun Melis?

O yaralarını görmek hoşuma mı gitti sanıyorsun?

Abimin o fotoğraflarını görünce kahroldum ben.

Onu hiç böyle yenik, kendinden vazgeçmiş görmemiştim.

İnan, çok üzgünüm, gerçekten.

Sanırım bir adam kendinden vazgeçecek kadar çok seviyorsa...

...gerçekten âşık demek.

Yani açıkçası ben en başlarda sana olan duygularının...

...bu kadar güçlü olduğunu düşünmemiştim.

(Melis) Yani ayrıldınız, birkaç güne unutur diyordum.

Unutacak zaten.

Yapacak bir şey yok. Evet, biraz zor olacak ama zaman meselesi.

Nasıl yani, siz barışmadınız mı? Birlikte gelince…

Hayır Melis. Bitti o iş.

(Müzik)

(Müzik)

Nasıl buldun yeni restoranı?

Çok beğendim Şeker teyze. Hayırlı olsun.

İnşallah. Hepimize.

Bu restoran hepimiz için yeni bir başlangıç olacak.

Yeni umutlar, yeni hayaller olacak.

Benim için de öyle.

İnşallah artık kardeşimle birlikte yaşayabileceğim sıcacık bir evim olacak.

Olacak tabii. Şöyle güzelce derler toplarız.

Hazırlarız. Hasan'a da söylerim, güzel bir ev bakmaya başlasın.

Şeker teyze, bugüne kadar hep yanımda oldun.

Ben hep destekledin.

Gerçekten hakkını ödeyemem ama...

...ben artık kendi ayaklarımın üstünde durmak istiyorum.

Ben sana kızım dedim, tabii ki yanında olacağım evladım. Ne var bunda?

Biliyorum, biliyorum ama şöyle düşün.

Biz seninle bu oyuna niye başladık?

Cenk de kardeşleri de kendi ayakları üstünde durabilsin…

…ailelerine sahip çıksınlar sorumluluklarını bilsinler, diye değil mi?

İşte şimdi ben de senden aynı şeyi istiyorum.

İzin ver, tek başıma yapabileceklerimi göreyim.

Kardeşimle birlikte mücadele edeyim.

Kendimi ispatlayayım.

Haklısın kızım.

Kendine güvenmen, başarman için sana fırsat vermeliyim.

Annelik işte.

Biz anneler hep çocuklarımız büyüsün...

...kendi ayakları üzerinde dursun isteriz.

Ama içimiz rahat etmez, onların peşinden gideriz.

Yapılması gerekenleri yapmaya çalışırız.

Oysa evladının kendi başına yürüdüğünü görmek bir annenin en büyük sevincidir.

İşte ben de bu yüzden sana neler başarabileceğimi göstermek istiyorum.

Tamam kızım, senden bunları duymak beni mutlu etti.

Ama şunu da unutma, dara düştüğün zaman hep yanındayım.

(Telefon mesaj zili sesi)

Affedersin.

Tabii kızım, buyur.

(Kadir dış ses) Azra, Mert iyiymiş. Eve kadar gittim, sordum. Merak etme.

(Azra iç ses) Cenk de konuştu zaten Sumru'yla. Sağ ol.

(Feride) Önemli bir şey mi var?

Yok, hayır.

Kadir şeyi soruyor, Fatma'yla konuşabildin mi diye.

Ama konuşamadım maalesef.

Önce ben de biraz ümitlendim ama sonra...

Ben ümidimi çoktan kestim Şeker teyze.

Durumu gerçekten çok ağır.

Çıkmayan candan ümit kesilmezmiş kızım.

(Telefon mesaj zili sesi)

Bu ne videosu şimdi?

(Kadir ses) Sumru'yu tanıyor musun? Mert için görüştü mü seninle?

Sumru yalan söyledi.

Kullandı beni.

İnanmıyorum.

Sen en zaman çektin bunu?

(Telefon mesaj zili sesi)

(Kadir ses) Bu videoyu iyi izle Cansu.

(Kadir ses) Eğer zaaflarına yenilip Cenk'e gidersen...

...bu video anında savcının eline geçer.

(Kadir ses) Ne Melis'e ne de bir başkasına tek kelime etmeyeceksin.

(Müzik - Duygusal)

(Müzik - Duygusal)

(Kadir ses) İyi bir savunmayla az bir cezayla kurtulabilirsin.

(Kadir ses) Şu an Mert'in tek kurtuluşu sensin. Sumru'yu tanıyor musun?

(Fatma ses) Mert'i sevdim.

Bu kadın başımıza bela olacak.

(Fatma ses) Bulduğum zaman ölecekti.

(Cihaz sesi)

Kahve.

Cansu.

Mert resim yaptı.

Tamam. Kahvemi alayım, gelip bakacağım, tamam?

(Müzik)

(Kadir ses) Sumru'yu tanıyor musun? Mert için görüştü mü seninle?

Fatma.

Ne yapıyorsun sen?

(Fatma ses) Sumru yalan söyledi. Kullandı beni.

Fatma. Mert, Fatma'yı gördü. Fatma'yla konuşacak.

Yok. Yok öyle bir şey.

Film reklamı o, sen benzettin.

Fatma o. Mert Fatma'yı gördü. Mert, Fatma'yla konuşacak.

Mertciğim, diyorum ya benzettin diye.

Gerçekten benzettin. Yok öyle bir şey.

Fatma o, "Sumru anne” dedi.

Mert, uyduruyorsun. Yok öyle bir şey.

Bak.

Hani sen şimdi benzettin ya, hayal görmüş olabilirsin, değil mi?

Hem zaten Sumru da demedi. Onu da yanlış duydun.

Unutalım yani. Silindi zaten, bitti gitti.

Ha, bak. Sen resim yapmıştın değil mi?

Ona bakalım. Kim bunlar? Sumru anneyle Cansu mu?

Hayır. Azra, Cansu.

Mert, Azra, Cansu yaptı.

Azra, Cansu anladım.

Hadi o zaman sen resmini al, odana çık. Hadi bakalım.

Hadi.

(Müzik)

Şöyle buyurun Sumru Hanım.

Sumrucuğum, hoş geldin.

-Belkıs, bize iki kahve yapsana. -Hemen.

Akşam akşam rahatsız etmedim inşallah canım.

Olur mu hiç öyle şey, ne rahatsızlığı?

Sen arayınca duramadım, koştum geldim.

Şunu böyle yüz yüze konuşalım.

-Burada mı? -Burada.

-Azra da burada, değil mi? -Evet.

-Peki, Feride Hanım? -O da burada.

Kadına bir geçmiş olsun diyemedim zaten. Şirket de deprem geçiriyor.

Olay üstüne olay.

Dur, ben çağırıp geleyim. Aa! Geliyor zaten.

(Sumru) İyi akşamlar Feride Hanım.

Sumru Hanım. Hoş geldiniz.

-Hoş bulduk Feride Hanım. Nasılsınız? -(Feride) Sağ olun.

Azra da buradaymış.

Azra'nın burada olmasına niye şaşırdınız Sumru Hanım? Burası onun da evi.

Tabii canım, haklısınız. Lafın gelişi söyledim. İstediği yerde yaşar, değil mi?

Ne demişler? Hayat yaptığımız seçimlerden ibarettir, değil mi?

(Kapı vurma sesi)

-Geleyim mi? -Gel.

Ne konuştunuz Azra'yla, ne dedi?

Barışmamışlar işte.

Bak, çemkirmedin değil mi kıza?

Arda, ben çirkef bir insan mıyım? Normal konuştuk işte.

Yok canım, hiç değilsin ama şu anda da biraz bir agresifleştin.

Hadi iki ters, bir düz. Hadi iki ters, bir düz. Sakinleş.

Ben şimdi seni iki ters, iki düz yapacağım göreceksin.

İki ters, bir düz de konuyu dağıtmayalım.

Ne konuştunuz başka Azra'yla, ne dedi?

"Ayrıldık, bir şey yapamam." diyor.

Yani siz bayağı normal insanlar gibi konuştunuz, sohbet ettiniz kavga etmeden.

Evet.

Güzel.

Yani benim ona karşı düşüncelerim değişmedi.

Ben abim için konuştum.

O bu duygudan nasıl kurtulacak bilmiyorum.

Çok zor görünüyor.

Yani benim aslında bir fikrim var. Aklıma bir şey geliyor ama bilemiyorum.

Diyorum ki ben babaanneme mi söylesek?

Vallahi bak babaannem bilse, haberi olsa bunları kulaklarından tuttuğu gibi...

...asar tavana, hiçbir problem kalmaz.

Hayır Arda, aklından bile geçirme bunu, sakın.

-Niye? -Olur mu öyle şey?

Abim alır bizi sonra kulaklarımızdan tavana asar, görürsün.

Bence gayet de sevinir.

Saçmalama Arda. Bu kararı biz değil, abim verir.

Bırak, söylemek istiyorsa kendisi söyler zaten.

Tamam, şu cinayet silahlarını bir gözümün önünden çekersen.

Teşekkür ederim.

Hem bak, bence babaannem hissetmiştir.

Yani sadece bunların ikisi de söylemiyor diye...

...işte babaannem de bilmiyor ayağına yatıyor.

Yoksa babaannemden asla kaçmaz.

Doğru diyorsun, bana da pek mantıklı gelmiyor.

Ama yani bir şey söylemiyorsa Cansu'dan dolayı bence.

Cansuluk bir şey yok.

Arda, kız neler yaşadı, sen de biliyorsun.

Onun için de çok üzülüyorum zaten.

Yani karşılıksız aşk çok acı verici bir şey.

Yani tamam da şimdi ama zorla da güzellik olmaz.

Cansu Hoca çok zorladı. Bir de sen matematik öğretmenisin.

Bir hesabını kitabını yap ona göre değil mi yani hareket et.

Şimdi aşkın karesi eşittir Azra ve Cenk.

Yani biz ona kısaca Azcan diyelim.

Sen öyle bilinmeyen denklemlerle ne geliyorsun yani değil mi?

Vallahi ben de ona benzer bir şeyler söyledim.

Bana biraz bozuldu ama yani yapacak bir şey yok, doğrular.

Diyorsun.

Hey cadı! Hâlâ ablamın içindeysen bir ses ver.

Üf! Deli, ne yapıyorsun?

Bak acıdı ama. Vallahi senin bu içindeki cadı gitti bitti.

Ben çok mutluyum, çok seviniyorum.

Bir de zaten sen böyle bir son zamanlarda güzelleştin.

Böyle kıyafetler falan değişti. Ne iş?

Yok bir şey. Allah Allah!

Hadi, hadi. Yok öyle bir şey derken bile ağzın kulaklarına geliyor senin.

Ne oldu? Böyle bir âşıklara saygı, hürmet falan.

Hişt! Sen âşık mı oldun yine yoksa?

Arda!

Bak, doğru söyle. Hop hop hop!

Bak, senin karşında ablan var. Benimle düzgün konuşacaksın, tamam mı?

Tamam. Atma artık, yeter.

Ben namazımı kılacağım Sumru Hanım, müsaadenizle. İyi akşamlar.

Allah kabul etsin Feride Hanım.

Azra.

Senin şey, şu arkadaşın vardı. Neydi onun adı?

-Mine. -Hah! Mine.

-Sen orada kalmıyor muydun? -Evet.

Bak, böyle adres değiştirip duruyorsun...

...sonra mahkemede kardeşimi bana vermiyorlar diye ağlıyorsun.

Sumru, Azra'yı ben getirdim buraya. Otelde kalmasını istemedim.

Niye otelde kalacak ki zaten?

Çünkü Mine'nin ailesi geldi Sumru. Mecburdum.

Yani kusura bakma Azra ama…

…Mine'nin bir ailesi olduğu belliydi. Eninde sonunda da evine döneceklerdi.

Sen de bunu biliyordun. Şaka mı yapıyorsun sen?

Tamam. Sumru bak, şu an nerede kaldığımın hiçbir önemi yok.

Daha önemli bir mesele var.

Ben bugün bir tehdit mektubu aldım.

Ne tehdit mi?

-Seni mi tehdit ettiler? -Evet.

Mert'i de ilgilendiriyor bu tehdit.

Otele geldiğimde, içinde Mert'in fotoğraflarının olduğu bir zarf geldi.

Babamın davasından vazgeçmemi istiyorlar.

Şaka mı bu? Sen ne dediğinin farkında mısın?

Farkındayım Sumru.

Bir bu eksikti.

Vallahi ben bundan sonra güvenip de Mert'i sana hayatta veremem.

Bunun konumuzla ne ilgisi var?

Çok ilgisi var, Mert'in hayatı tehlikede.

Yani bunu görmezden gelip nasıl Azra'ya çocuk vereceğim şimdi ben?

Sumru, ben avukatla konuşacağım.

Lütfen her fırsatta Mert'i benden uzaklaştırmaktan vazgeçer misin artık?

Azra, yani kusura bakma ama bu çok tehlikeli bir durum.

Sen Mert'i nerede görmek istersen iste...

...her yer, her şey tehlikeli olacaktır bunun için.

Değil mi Serapcığım?

Yani yok. Kusura bakma.

Yani hayatta Mert'i sana veremem artık.

Sumru, konuyu saptırıyorsun şu anda.

Bu arada tehdit alan sadece Azra değil. Mesut'a da aynı şey gönderilmiş.

Kızının fotoğraflarının olduğu bir zarf göndermişler adama.

Aa!

Ne alakası var? Neden Mesut'a?

Aa! Mesut Bey masummuş o zaman.

Adamı boşu boşuna tutuklamışlar desene.

Durum çok ciddi.

Fotoğraflar yanında mı senin?

Al.

Mert servise binerken. Bak, Cansu da orada.

Yani inanamıyorum. Ben böyle şeylerden o kadar korkarım ki.

Azra, durum çok ciddi.

Sen bu davadan vazgeçeceksin. Anladın mı?

Sumru bak, böyle korku salarak bir yere varamayız. Bunun farkındasın, değil mi?

Bir faydası olmayacak bize.

Zaten biz Azra'yla gidip avukatıyla görüşeceğiz.

Değil mi Azra?

(Sumru) Öyle tabii.

Siz baş başa verince her şeyi halledersiniz zaten.

Değil mi? Her şeyi halledersiniz.

(Serap) Çok korkunç, gerçekten yani.

Ver bakayım.

(Müzik - Gerilim)

(Telefon zili sesi)

Alo.

Nasıl, videomu beğendin mi?

Sen ne yapmaya çalıştığını zannediyorsun?

Mesajımda yeterince açık olduğumu düşünüyorum Cansu.

Benimle uğraştırma. Artık şunu da öğren.

Sen benimle uğraşamazsın.

O yüzden çeneni kapa. Artık neler olabileceğini biliyorsun çünkü.

Cansu, bu savaştan ben değil, sen yenik çıkarsın.

Hesabını da ona göre yaparsın.

Alo.

Alo, Kadir.

Pislik.

(Müzik - Gerilim)

Maşallah.

Tehditlere karşı el ele verdik mi her şey bize vız gelir, tırıs gider diyorsun ha?

Hâlâ aynı yerdesin Sumru.

Ne aynı yerdeyim?

Sen beni kandırmaya falan mı çalışıyorsun?

Nedir bu? Yok tehditler varmış da yok bilmem neymiş de.

Ya ben böyle bir konuda niye seni kandırmaya çalışayım?

Kardeşimin hayatı söz konusu.

İnanmıyorsan git Mesut'u ara, sor.

Neyse ne. Ne soracağım Mesut'a?

Ortada işte her şey. Yalan söyledin bana. Söz vermiştin.

Şimdi diyorsun ki Mine'nin evine ailesi gelmiş orada kalamam.

Otelde kalamam. Orada kalamam.

Sen kısaca ben Cenk'ten ayrılamıyorum desene. De de rahatla.

Gerçekten saçmalıyorsun artık.

Saçmalamadığımı biliyorsun.

Burada mıydınız?

Cenkciğim şey, bu tehdit meselesinin detaylarını öğrenmeye çalışıyorum da.

Bilelim. Karşımızda ne var, ona göre davranalım. Öyle değil mi?

Bizim yarın ilk işimiz bu zaten. Gidip avukatla görüşeceğiz Azra'yla.

Tamam. Telefon ederim ben. Gitmemize gerek yok.

Yok. Öyle şeyler telefonla olmaz. Sen Cenk'le git. Git Cenk'le.

Halledin, sonra da beni arayın. Olur mu canım?

Bir şey mi dedi yine, canını mı sıktı senin?

Hayır. Hiçbir şey söylemedi.

Ayrıca Cenk, lütfen sen bu işe karışma. Ben hallederim.

Azra bak, tamam. Beni istemiyor olabilirsin. Umurumda da değil.

Ama şu bela başınızdan gidene kadar ben yanından ayrılmayacağım. Bunu bil.

Bak, şu davadan vazgeç. Çünkü hiçbir şey sizin yaşamınız kadar değerli değil.

Cenk tamam. Neyse ne. Üstüme gelme, lütfen.

Tamam. Özür dilerim.

Ben Mert'i de seni de düşünüyorum.

Şu anda hani bir şey olsun istemiyorum size o yüzden. Sen de beni anla.

(Müzik)

Görüyorsun değil mi?

Görüyorum.

Yani Allah aşkına ama şunun senin keyfini kaçırmasına izin verme.

Ben senin yanındayım, tamam mı?

Yani hiçbir şekilde canını sıkmasın o.

Bizim daha yapacak çok işimiz var.

Ben sana söylemeyi unuttum. Yarın yeni restoranda işe başlıyorum ben.

Ne güzel. Bak, ne güzel havadis. Vallahi çok sevindim.

Kopar artık hayatını şunlardan. Serap Çelen devri başlasın.

Başlıyor, başlıyor. Merak etme.

Şöyle. Görüşürüz.

Görüşürüz canım.

-Bozma moralini. -Tamam.

Cansu, ben seni kırmak için söylemedim gerçekten. Bak, içime dert oldu.

Ama ne yapayım yani, abim benim her şeyim, onun üzülmesini istemiyorum.

Yanlış anlamadım. Sen haklıydın zaten.

Ben de Cenk'le konuştum. Arkadaşın olarak her zaman yanındayım dedim.

Bak ne güzel, iyi yapmışsın.

Keşke bugün sen de gelseydin annenle birlikte.

Annem orada mıydı?

(Melis ses) Evet, geçmiş olsuna gelmiş. (Kapı zili sesi)

Şey, Melis, kapı çalıyor. Ben seni sonra arayayım, olur mu?

Tamam.

Merhaba Cansu.

Ne bunlar şimdi? Niye geldin?

Rahatsız etmeyeceğim. Gideceğim kızım.

Bunlar senin için.

Kabul edersen çok sevinirim.

Teşekkürler.

Daha sonra istersen beni arayabilirsin.

Bir şeye falan ihtiyacın olursa.

Görüşmek üzere.

(Müzik - Duygusal)

(Müzik - Duygusal)

(Burhan dış ses) Kızıma ilk defa hediye alıyorum.

(Burhan dış ses) Belki bu çocukça bir hediye olabilir ama...

...bütün kız çocukları küçükken balerin olmak isterler.

(Burhan dış ses) Sen benim küçük kızımsın hâlâ.

(Müzik - Duygusal)

(Kurma sesi)

(Müzik sesi)

(Müzik sesi)

(Müzik sesi)

(Müzik sesi)

(Müzik - Duygusal)

(Müzik - Duygusal)

(Müzik devam ediyor)

Sen kuş beyninle beni mi kandıracaksın aklın sıra?

Yer miyim ben? Ben yapacağımı bilirim. Sen düşün artık.

Mert, Sumru'da kalsın.

Çok güzel bir yere gidiyorsun canım.

Bir sürü arkadaşlar var, eğlence var.

(Sumru) Hoş sen eğlence sevmezsin ama.

Kocaman bir piyano varmış, onu çalarsın. Tamam mı?

Mert, Sumru'da kalsın.

Bağırma. Bağırma, tamam mı? Bağırma.

(Nefes sesi)

Mert, Sumru'da kalsın. Mert gitmeyecek!

Mert gitmek istemiyor. Mert, Sumru'da kalacak.

Mert, bağırma.

Sakin ol biraz. Sakin ol.

Mert, Sumru'da kalsın.

Mert, Sumru'da kalsın.

Mert, bağırma. Mert, sakin ol, sakin ol. Beni dinle.

Beni dinle. Ben ne istersem onu yapacaksın. Tamam mı?

Tamam mı? Sakin ol.

Sumru anne, Mert gitmek istemiyor.

Mert'in dolabını ver.

Tamam.

Sakin ol. Gel, sarıl.

(Nefes sesi)

Sakin ol. Tamam.

Buraları sonra toplarız artık.

Sen şimdi giyin, aşağı in. Seni bekliyorum.

Mert gitmeyecek. Mert gitmeyecek.

Mert'in dolabını ver. Gitmek istemiyor.

Azra.

Avukatla konuşacak mısın?

Konuşacağım.

Kararın ne?

Vazgeçeceğim davadan.

Anladım.

Hadi, ben seni bırakayım istersen.

Yok. Telefonda konuşacağım, gitmeme gerek yok ki.

-İşe gidiyorum ben şimdi. -Tamam. İşe bırakayım ben seni.

-Gerek yok. Ben kendim giderim. -Niye inat ediyorsun Azra böyle?

İstiyorsan hiç konuşma benimle, tamam sorun değil.

Ama bırakayım işte seni. Düşmanınmışım gibi davranıyorsun bana.

Tamam, haklısın. Biliyorum, sana berbat davranıyorum.

Sonra da ben üzülüyorum. O zaman gel buna bir son verelim.

Ne sen bana karşı bu kadar ısrarcı ol ne de ben seni üzeyim.

Tamam mı? Anlaştık mı?

Anlaşmadık.

Cık.

Ayy! Çok da severim.

(Cansu) Tamam. Anlıyorum.

Yani semt olarak uygun asında ama ben daha küçük bir yer bakıyorum.

Stüdyo ya da iki artı bir falan olabilir.

Tamam o zaman, haber bekliyorum sizden. Teşekkürler. İyi günler.

Sen hâlâ ev mi bakıyorsun? Biz bu konuyu konuşmamış mıydık?

Lütfen şu tavrını değiştir artık. Yani inadı bırak.

Anne, yine başa mı dönelim?

Ben sana bu evde yaşamayacağımı söylemiştim. Kararım kesin.

Peki, tamam ama tekrar konuşuruz bu konuyu.

Kahve yapayım mı sana da?

İstemez.

Peki.

Çiçekleri Azmi Bey ben yokken mi getirdi?

Hayır. Babam getirdi.

-Bunu da mı o getirdi? -Ne yapıyorsun?

-Ne yapıyorsun? Versene! -Bunu da mı o getirdi? Bırak!

Bırak dedim sana! Ne cüret bu?

Hayır bana getirdi, vermem! Benim çiçeklerim.

-Vermeyeceğim. -Ne hadsizlik bu! Ver dedim sana!

Anne bırak!

Ona dair hiçbir şey bu eve girmeyecek.

Senden nefret ediyorum. Duydun mu beni?

Onu bana getirmişti, bana getirdi.

Son kez söylüyorum.

Bu eve, ona dair hiçbir şey girmeyecek!

(Nefes sesleri)

Şef biliyorum, çok fazla izin istedim bu aralar ama...

...benim bugün Mert'i gidip görmem lazım.

Ne olur bak, çok kısa hemen gidip geleceğim.

İyi kızım. Git gör kardeşini ama...

...elini çabuk tut, gözünü seveyim.

Akşama şirket yemeği var, unutma.

Biliyorum, merak etme hemen geliyorum ben.

Ayy, pardon.

Kuzum ne yaptın? Emlakçıyla konuşabildin mi?

Yok Mine, hiç zamanım olmadı vallahi.

Tamam, beraber gidelim konuşalım.

Hem benim evin oralarda bakarız. Fena mı olur, yan yana oluruz.

Olur vallahi çok güzel olur.

Mine, ben şimdi hemen gidip geliyorum. Mert'i görmem lazım.

-Tamam? -Tamam canım.

(Telefon zili sesi)

Efendim?

Evet, sinirliyim hâlâ.

Ne söyleyeceksen söyle.

Anne senin götüremediğin çocuğu, ben nasıl götüreceğim acaba?

Hayır işim olmasa, dışarı çıkmayacak olsam hayatta yapmam da...

Neyse. Tamam.

(Müzik)

Mertciğim, özür dilerim ama gitmemiz lazım.

Bana direnme, olur mu?

Mert gitmeyecek.

Mert, bak yapma.

Zaten sinirlerim tepemde, lütfen.

Azra'yı ara. O alsın beni.

Arayamam Azra'yı.

Azra'yı ara!

Mert arayamam Azra'yı falan! Lütfen üstünü giyer misin?

Bak işim var, dışarı çıkacağım. Yoksa evde tek başına bırakırım seni.

Mert gitmeyecek.

(Cansu) Mert!

(Kapı vurma sesi)

Meşgul müsün?

Gördüğün gibi çalışıyorum Azmi.

(Kapı kapanma sesi)

Anlıyorum ama çok fazla vaktini almayacağım.

Yaptığın şeylerle yeterince vaktimizi aldın zaten.

Bence de fazla zorlama.

Bak, ben buraya seninle tartışmaya gelmedim.

Tam tersi, orta bir yol bulmaya geldim.

Kabul etsen de etmesen de bu şirketin ortağıyım.

Şirketin çıkarları için de aramızdaki gerginliğe bir son vermek istiyorum.

Senin ne kadar sahte bir adam olduğunu bilmesem...

...şu söylediklerine inanacağım da...

...neyse ki her şeyin farkındayım.

Bu arada o gazeteciyi senin tuttuğunu adım gibi biliyorum.

O yüzden farkındayım her şeyin. Aklında olsun.

Kafanda komplo teorileri uyduruyorsun.

Benim işim gücüm yok, sana gazeteci mi tutacağım?

Hikâye anlatma bana.

Adam nereden bilecek benim okuldan atıldığımı?

-Ben nereden bileyim? -Azmi biraz adam ol.

Bari yaptığının arkasında dur.

Ben yaptığımın arkasındayım Cenk.

(Azmi) Bak, bu oturduğun koltuk var ya...

...bu da dâhil, bütün şirket benim sayemde var.

Azmi çok fazla hayal kuruyorsun. Kurma.

Senin buradan defolup gitmen için elimden ne geliyorsa...

...hepsini yapacağım. Merak etme sen.

Sen bilirsin.

Sonuçlarına da katlanırsın.

Sen, beni tehdit mi ediyorsun Azmi?

Hayır, tehdit etmiyorum. Buraya aramızdaki buzları eritip...

...akşam yemeğine de dostça gidelim diye geldim.

Ama şu şartlar altında daha fazla konuşmaya gerek duymuyorum.

Sana başarılar Cenk!

Başarıya senin ihtiyacın olacak Azmi.

(Müzik)

Mert gelmeyecek.

Mert gitmemiz lazım. Sumru anne öyle istedi.

Mert istemiyor. Burada kalsın, gitmesin.

Cansu, Mert'i seviyor.

Evet ama gitmek zorundasın. Hadi.

Mert gelmeyecek.

Mert bak lütfen yürü, uğraştırma beni.

-Gelmeyecek Mert! -Mert yürü dedim!

Burada kalacak Cansu Mert gelmeyecek.

Hayır efendim, Mert gidecek hadi!

Gelmeyecek Mert.

Anne niye bütün pis işlerini bana yaptırıyorsun?

-Mert hadi yürü dedim, lütfen! -Cansu lütfen.

Lütfen Cansu. Mert gitmek istemiyor, dur.

Lütfen yürür müsün, hadi!

Cansu ne olur, lütfen.

Mert lütfen uğraştırma beni. Geçer misin, lütfen?

Cansu.

-Geç, geç. -Cansu ne olur.

-Bin. -Lütfen.

(Cansu) Al bunu da.

(Müzik - Gerilim)

Biraz abartılı mı oldu acaba?

(Müzik)

Böyle daha iyi.

Telefonum neredeydi?

(Telefon zili sesi)

Alo Kadir.

Müsait misin?

(Kadir ses) Dinliyorum Melis.

Şey diyeceğim, bugün müsaitsen buluşalım mı?

Şey, bugün biraz zor benim için.

Yoğunluğum var biraz da.

(Melis ses) Ha. Davan falan mı var? Ben beklerim adliye çıkışını.

Yok. Dükkânda da işim var, dükkâna da gitmem lazım.

Başka gün buluşsak olur mu?

Tamam o zaman, başka zaman görüşelim.

(Müzik)

Ah be Melis, ah!

Ne yapacağım ben seninle?

Cenk, yemekte bir şey eksik olmasın.

Gelen herkesin memnun ayrılmasını istiyorum.

Sen merak etme babaanne, her şey kontrol altında.

Güzel. Ben erken giderim restorana.

Azra belki Mert'i de getirir. Çocuk için iyi olur.

Bilmiyorum babaanne. Çıkarken bir şey söylemedi.

Mert'i alır mı almaz mı onu da söylemedi.

Biz alalım Mert'i? Azra'ya da sürpriz olur.

Sumru Hanım ses çıkarmaz herhâlde. Akşam özel yemeğimiz var.

Olur.

Arayalım o zaman okulu.

İyi günler Cenk Çelen ben, Feride Çelen'in torunu.

(Kadın ses) Nasılsınız Cenk Bey? Babaanneniz Feride Hanımlar nasıllar?

Teşekkür ederim, selamları var.

Bugün Mert'i erken almak istiyoruz da biz.

Akşam önemli bir yemeğimiz var. Hatta sizi de davet edelim biz restorana.

(Kadın ses) Teşekkür ederim davetiniz için yalnız, Mert bugün okula gelmedi.

Okula gelmedi mi?

(Kadın ses) Evet. Sumru Hanım bugün için okula gelemeyeceğini söyledi.

(Kadın ses) Bundan sonrası için de yarı zamanlı olarak devam edecekmiş.

Öyle mi?

Peki, teşekkürler. İyi günler.

Cenk, bir şey yok ya?

Bilmiyorum babaanne. Sumru, Mert'i okula göndermemiş bugün.

Bir şey mi oldu acaba?

Yine neyin peşinde bilmiyorum ama...

...çocuğu artık yarı zamanlı gönderecekmiş okula.

Azra'yı ara bakayım. Belki haberi vardır.

Tamam.

(Müzik - Gerilim)

Meşgul çalıyor.

Aç şu telefonu Sumru.

Aklın sıra beni cezalandırıyorsun, değil mi?

Hülyacığım bir sürü olaylar oldu, kötü de oldu ama...

...bir anlamda Mesut'a yaradı aslında.

En azından şüphe üzerinden kalktı, öyle değil mi?

Bilmiyorum vallahi biri bitiyor, diğeri başlıyor.

O kadar tatsız ki.

Tamam Zeynep'in fotoğrafları... (Telefon zili sesi)

...ortaya çıkınca Mesut aklanmış olabilir ama şu an Zeynep tehlikede.

O kadar huzursuzum ki...

...içim hiç rahat değil. (Telefon zili sesi)

Aç istersen, önemli galiba.

Yok, bakmayacağım canım.

Çok haklısın Zeynep konusunda da endişelenmekte.

Bak şimdi ben o fotoğraflara baktım. Mert'in yanında Cansu'yu gördüm.

Yemin ederim aklım çıktı korkudan.

Ben bu zarflardan bir tane de sana geleceğine inanıyorum.

Çünkü bu her kimse her şeyi biliyor, herkesi tanıyor.

Yeni bir Kemal ya da...

...Çetin davasının açılmasını beklemeyecektir diye düşünüyorum.

Evet, haklısın aslında.

(Sumru) Bak endişelendim durduk yere.

Ben içeriyi bir kontrol edeyim.

(Müzik - Gerilim)

(Telefon zili sesi)

Yok, şimdi de telefonu açmıyor.

Tamam canım. Kızın belki de işi vardır.

Biz de gereksiz yere ortalığı telaşa vermeyelim. Arar sonra.

Yine ne var Azra?

İyi misin sen?

Sana ne bundan? Ne istiyorsun? Söyle, işim var.

Ben Mert'i görmeye geldim. Kusura bakma böyle...

...rahatsızlık vermek istemezdim ama Sumru telefonlarımı açmıyor.

Mert yok evde, annemle çıktılar.

Nasıl ya? Ben okula uğradım, gitmemiş bugün.

Azra ne bileyim ben? Kafeye gitmişlerdir.

Cansu, bir Sumru'yu arar mısın rica etsem?

Arayamam, konuşmuyorum kendisiyle.

Kusura bakma.

(Kapı kapanma sesi)

(Müzik)

(Müzik)

(Martı sesleri)

(Ferhat) Yaptığın paspas işine vâkıf olduğun için...

...seni yeni görev yerine tayin ettim.

(Ferhat) Hadi bakalım. Bu bulaşık makinesinden...

...tabaklar tek tek çıkacak, servise hazırlanacak.

-(Ferhat) Göreyim seni. -Sağ ol şef.

Yavaş yavaş.

(Ceyda) Şimdi bunlar...

(Tabak kırılma sesi)

(Ferhat) Allah'ım ya Rabb'im!

Özür dilerim şef.

Dileme benden özür falan.

Ne öyle kuzu kucaklar gibi? Tek tek alsana kızım.

(Mine) Bak şöyle yapalım.

Büyüklerden başlayalım sıra sıra, sonra da küçüklere geçersin.

Hem böylece işin de kolaylaşır, tamam mı?

Tamam, teşekkür ederim.

Şimdi...

(Müzik - Hareketli)

(Tabak çanak sesleri)

(Müzik - Hareketli)

Ceydacığım level atlamışsın.

Biraz öyle oldu galiba.

-Arda ne diyorsun sen? -Kötü bir şey söylemedim şef.

Ne diyorsun öyle sen level falan?

Şef, yaptığı iş değişmiş başka bir iş yapıyor. Ben o yüzden şey ettim.

Şey etme. Kimse şey etmesin!

(Ferhat) Gevezeliğin sırası mı? Herkes işinin başına geçsin.

(Ferhat) Arda sen de bir işin ucundan tut.

Yatanın, yürüyene borcu var demiyor muyum ben?

Akşama misafirler gelecek, kalabalık olacağız diyorum.

(Ferhat) Hadi işinizin başına!

Hadi.

Benim böyle kan şekerim mi düştü ne oldu, bilmiyorum.

İçim böyle kıyır kıyır oldu benim. Azıcık hava alacağım ben.

Tamam şef, sen git hadi.

(Telefon zili sesi) (Müzik - Hareketli)

Efendim Azra?

Mine, Mert yok. Delireceğim!

Dur bir dakika, sakin ol. Sumru'yu aradın mı?

Sumru'ya gidiyorum şimdi zaten kafeye.

Tamam fazla şey yapma sen de.

Hani nerede olacak çocuk? Kesin onunladır.

Azra mı o? Bir versene bana.

Alo. Azra, ben seni arıyorum, niye açmıyorsun?

Geri de dönmüyorsun.

Cenk, Mert yok. Sumru'ya gidiyorum.

Tamam o yüzden aradık zaten babaannemle seni.

Okulunu aradık. Bir şeyler dediler, anlamadık.

Ben bir Sumru'yla konuşayım, size haber vereceğim.

Tamam, geldim sayılır zaten.

(Müzik - Gerilim)

(Hülya) Azra'nın bu işe hiç sevinmeyeceğine...

...çok eminim tabii. Bakalım ne olacak?

-Çok da umurundaydı Azra'nın-- -Sumru!

Sumru, Mert nerede? Niye ulaşamıyorum ben kardeşime?

Hoş geldin Azracığım. Oturalım, öyle konuşalım mı?

Oturmaya gelmedim ben buraya. Cevap versene Sumru.

Sakin olsana biraz. Ne bu telaş?

Telaş mı? Sen benimle dalga mı geçiyorsun?

Kardeşim nerede diye merak etmem, korkmam gayet normal değil mi?

Korkmana gerek yok. Bende daha güvende.

Sen tehdit altındasın.

Sumru uzatma. Mert nerede?

(Hülya) Azracığım, öncelikle bir ses tonumuzu ayarlayalım mı?

Şu an herkes bize bakıyor. Ha?

Böyle işte, hep rezillik. İnsan gibi konuşamıyoruz seninle.

İnsanlar umurumda mı sanıyorsun?

Kardeşimi soruyorum sana. Bak çok basit bir soru, nerede?

Bağırma. Bakıyorlar.

Sen gelsene bir dakika benimle.

-Hülyacığım kusura bakma. -(Hülya) Yok canım.

Bizim seninle bir anlaşmamız yok muydu? Uydun mu anlaşmaya?

-Sumru anlattım ya sana. -Ne anlattın be?

Ne konuştuk seninle?

Cenk'ten ayrılacaktın, Mert'i verecektim değil mi?

Sen Mert'i kendine yakınlaştırdın ama Cenk'e de geri döndün.

-Beni mi kandırıyorsun? -Sumru, ben öyle bir şey yapmadım.

Ben dün akşam göreceğimi gördüm canım.

Bayağı barışmışsınız siz böyle.

Sumru barışmadık diyorum. Niye anlamak istemiyorsun?

İstiyorsan git, Cenk'e sor.

Ben niye Cenk'e soracakmışım? Allah Allah, kuklanız gibi!

İlişkinizi mi takip edeceğim? Yok öyle bir şey.

Sen beni kandırdın, bedelini de ödeyeceksin. Anlaşıldı mı?

Sumru ne yapmaya çalışıyorsun sen yine?

Mert'i yatılı okula verdim.

Artık saatlik olarak göreceksin kardeşini ablası.

Ne? Mert'i yatılı okula mı verdin?

Evet, anlaşma böyleydi.

(Sumru) Ben de anlaşmaya uydum tatlım.

Sumru nasıl yaparsın böyle bir şeyi?

Mert tek başına yatılı okulda ne yapacak?

Vasisi benim, istediğimi yaparım.

(Sumru) Önümüzdeki yıl mahkemede sen de derdini anlatırsın.

Bu sürede de ister Cenk'le evlenirsin, ister çekip gidersin...

...ister kafanı taşlara vurursun.

Sumru hangi okula verdin Mert'i, hemen söyle!

Ara bul.

Sumru nerede kardeşim? Söylesene!

Bırak! Garson! Çok acıttın!

Sumru bak, kimse kardeşimi benden alamaz. Anladın mı?

Alacağım ben onu oradan!

Azra lütfen. Rica ediyorum sakin ol.

Lütfen.

(Kapı vurma sesi)

-Feride Hanım. -Gel Hasan.

Feride Hanım, gerekli evraklar hazır.

Sağ olasın.

(Müzik - Duygusal)

Feride Hanım yanlış anlamazsanız...

...bunca kötü günün içinde hâlâ iyilik yapıyorsunuz ya...

...yanınızda çalışmaktan gurur duyuyorum.

Demek ki yeterince yapamamışız Hasan.

Baksana başımızdan musibet eksik olmuyor.

Biz biliriz ki kim bir iyilik yaparsa...

...Allah ona, on katını verir.

Rabb'im acı çeken kardeşlerimize yardım etsin.

Âmin.

(Müzik - Duygusal)

(Telefon zili sesi)

Mine çok kötüyüm.

Sumru, Mert'i yatılı okula vermiş.

Ne?

Kızım delirmiş mi bu? Nasıl yani?

Niye yapmış bunu? Ayrıca nasıl yapabilir?

Bilmiyorum Mine. Ben şimdi Kadir'i de aradım.

Avukatlarla birlikte bir şekilde görüşmeye çalışacağım onunla.

Bilmiyorum izin verirler mi ama...

Ne oldu gene?

Mert'i yatılı okula vermiş Sumru.

Eyvahlar olsun!

Alçak mı bu kadın, vicdansız mı bu kadın?

Yok arkadaş, bu kadının ar damarı çatlamış!

Ne utanma kalmış ne insanlık kalmış!

Ara hemen şeyi...

-Neyi, Feride Hanım'ı mı? -Yok! Cenk'i ara.

O kadının hakkından ancak Cenk gelir.

Bu ne böyle? Kimsesiz mi bu çocuk?

Tamam, dur.

(Müzik - Gerilim)

(Telefon zili sesi)

Alo Mine.

(Mine ses) Cenk. Sumru, Mert'i yatılı okula vermiş.

Ne diyorsun Mine sen? Ne yatılı okulu?

(Mine ses) Bilmiyorum.

Neredeymiş, sen biliyor musun peki?

-Bir öğrensene, bana atsana şu adresi. -(Mine ses) Tamam.

Tamam, hadi çabuk ol.

Sen nasıl bir annesin?

Sen nasıl bir vicdansızsın böyle?

(Müzik - Gerilim)

(Azra) Bakın beyefendi neden anlamıyorsunuz?

(Azra) İçerideki benim kardeşim.

Üvey annem onu buraya zorla getirmiş. Bakın, benim onu görmem lazım.

Mert otizmli, hasta yani. Yapamaz burada tek başına.

Benim onu görmem lazım.

Bakın bana inanmıyorsanız, zaten avukatım yolda.

Belgelerle beraber geliyor.

Ben sadece kardeşimi çok az göreceğim.

Ben buradayım diyeceğim, seni terk etmedim diyeceğim.

Sizi anlıyorum ama burası bir okul, kuralları var.

Bakın ben sizi zora sokacak hiçbir şey yapmam. Ben onun ablasıyım.

Sadece onu çok az görmem lazım.

Ablacığım ben buradayım, demem lazım.

(Azra) Yalnız olmadığını bilmesi gerekiyor.

Ne olur siz de beni anlayın, lütfen.

Bir dakika bekleyin siz şurada.

Of! Hadi Kadir, neredesin ya!

Güvendiğin dağlara kar yağdı Sumru. Azmi tepetaklak olmuş.

Ne diyorsun sen?

Vallahi basından takip ettiğimiz kadarıyla...

...şirketi bir hayli zor durumdaymış.

Merak etme, ben kimseye güvenmem.

Hiç pes etmeyeceksin değil mi Sumru?

Burhan, sen artık benden ne istiyorsun?

Bak, istediklerini yaptın.

Kızına söyleyeceklerini söyledin, bizi huzursuz ettin...

...aramızı açtın, yine de bir şey elde edemedin.

Ne olacak biliyor musun?

(Sumru) Cansu beni affedecek eninde sonunda.

Çünkü ben onun annesiyim.

Sonra sen berbat hayatına geri döneceksin.

Biz de mutlu mutlu yaşamaya devam edeceğiz.

O iş öyle olmayacak Sumru.

Hep sen kazanmayacaksın.

Şu hırsınla bütün dünyayı ele geçirmeye çalışıyorsun ya...

...bir anda kızını kaybedivereceksin. Bunu sakın unutma.

Öyle olmayacak.

Çünkü ben asla kaybetmem.

Beni kendinle karıştırma.

Kendine o kadar güvenme.

Güle güle.

(Müzik)

(Ayak sesi)

Mert!

Azra!

(Müzik - Duygusal)

Tamam, geldim.

Çok mu korktun bir tanem?

Tamam korkma, bak ben buradayım, ablan burada.

Azra, Mert'i bırakmaz.

Bırakmam. Tabii ki bırakmam. Geldim bak.

Mert eve gitmek istiyor Azra. Mert'i götür buradan.

Götüreceğim, hiç merak etme. Götüreceğim ben seni.

Bakın benim kardeşim burada kalamaz.

Hemen ne işlem yapılması gerekiyorsa yapalım.

Kiminle konuşmamız gerekiyorsa gelsinler konuşalım.

Psikologlar, danışmanlar gelsin. Ne imzalamamız gerekiyorsa imzalayalım.

Ben kardeşimi burada bırakamam.

Hanımefendi lütfen önce sakin olun. Mert'in vasisi siz değilsiniz.

Annesinin kararıyla burada.

Sumru onun üvey annesi. Neden anlamıyorsunuz?

Her neyse. Yasal olarak sonuçta vasi.

Hem Mert tam gün değil ki zaten. Alışması beklenecek, sonra--

Mert buraya alışamaz, yaşayamaz burada.

Yok, biz böyle anlaşamayız.

Kadir ne olur bir şey söyler misin lütfen?

Bakın hanımefendi, tamam vasisi üvey annesi. Biz de biliyoruz.

Ama müvekkilim de öz ablası, Mert'in zaten bir ablası var.

Lütfen siz de biraz anlayış gösterin.

Avukat Bey bakın, bu benim kararım değil ki.

-Bunu en iyi siz biliyorsunuz. Ayrıca... -Mert eve gitmek istiyor.

...bizim okulumuz çok saygın bir okul. -Azra, Mert'i götürsün.

(Kadın) Hapishane değil burası.

Mert için de her şeyi yapıyoruz.

Siz Mert için hiçbir şey yapamazsınız, anlamıyor musunuz?

Onun yeri ailesinin yanı.

Görmüyor musunuz çocuk korkuyor.

Tamam o zaman. Annesini arayıp durumu izah edin.

Aksi takdirde Mert'i size vermem imkânsız.

Lütfen siz de beni anlayın biraz.

Ben böyle bir şey için kimseden izin alacak değilim.

O benim kardeşim ve ben onu burada bırakmam.

Hadi yürü bir tanem, gidiyoruz.

Hanımefendi lütfen zorluk çıkarmayın!

-Güvenlikçileri çağırtmayın bana. -Kimi çağırıyorsanız çağırın!

Ne yapacaksınız? Canımı mı alacaksınız?

Azra ne olur, bu şekilde olmaz.

Lütfen, rica ediyorum senden bu şekilde değil. Bir yolunu bulacağız.

Kadir niye hiçbiriniz görmüyorsunuz? Çocuk korkuyor.

Ben onu burada nasıl bırakayım?

Görmez olur muyum? Ama elimizden şu an bir şey gelmiyor.

Lütfen güven bana.

Bak Azra böyle yaparsan, Mert'i tamamen kaybedebilirsin.

Lütfen güven bana, sakin ol tamam mı?

Tamam.

Bırakmayacağım seni ablacığım tamam mı?

Bırakmayacağıma söz veriyorum. Sumru seni buraya bıraktı...

...ama ben seni alacağım, tamam mı? Hiç merak etme.

Azra, Mert'i bırakma.

Bırakmayacağım ablacığım.

Mert, abiciğim bak ablan müdürlerden izin alacak.

Seni alacağız, eve götüreceğiz tamam mı? Söz veriyoruz.

(Azra) Allah aşkına ne olursunuz...

...izin verin götüreyim bu çocuğu.

Görmüyor musunuz çok korkuyor, daha çok küçük.

Hasta olur burada.

Mümkün değil. Bu işi lütfen yasal yollarla çözün.

Mert'i almak durumundayım.

(Azra) Tamam bakın.

En azından bugün benim yanımda kalsın.

Ben ona durumu izah edeyim.

Bakın şu anda çok korkuyor. Ne olduğunu anlamıyor.

Hanımefendi siz de bizi anlayın biraz. Zaten yeterince izin verdik size.

Mert hadi gel gidelim. Odana gidelim.

-Mert eve gitmek istiyor. -Tamam.

-Azra. -Tamam buradayım.

-Azra! Azra! -Tamam bir tanem. Dur şimdi.

-Azra, Mert'i bırakma! -Tamam bırakmıyorum.

Ablan seni odana götürsün.

Ben seni alacağım. Bak müdürlerden izin alayım...

...ben, seni hemen alacağım, tamam mı? Hiç korkma, ne olur.

(Cenk) Kadir ne oluyor?

Mert eve gitmek istedi. Okuldan izin vermediler.

-İkisi de perişan oldu. -Bir şey yapamıyor musun sen?

Şu an yasal olarak elimden hiçbir şey gelmiyor.

Bütün sorumluluk Sumru'da, biliyorsun.

Bazı kurallar, kanunlar var ya senin de benim de aşamadığımız.

Hep bahanesin ya...

Azra.

Azra çok merak ettim seni. Mert'i--

Merak etme Cenk! Beni merak falan etme tamam mı?

Çevremde de olma, yanımda da olma!

Hepsi senin yüzünden oluyor zaten!

Azra ne benim yüzümden? Bana niye bağırıyorsun şu an?

Senin yüzünden benim sinirlerim altüst oluyor, anlamıyor musun Cenk?

Ben ne yaptım? Yardım etmeye geldim sana şu an.

Cenk yardım etme! İstemiyorum ben senin yardımını.

-Azra-- -Dokunma bana!

Lütfen gider misin? Görmek istemiyorum ben seni.

İkiniz de beni yalnız bırakır mısınız? Lütfen.

(Müzik)

(Ağlama sesi)

(Azra dış ses) Mert bir oyun oynayalım mı seninle?

(Geçiş sesi)

(Azra) Süpermen gibi uçmak ister misin?

Bulutlara mı uçacağız?

Evet. Bulutlara uçacağız.

Babamızın yanına uçacağız Mert.

(Müzik - Duygusal)

Azra korkuyorum.

(Mert) Elimi bırakma.

(Geçiş sesi)

(Müzik - Duygusal)

(Azra dış ses) Bedeli ne olursa olsun...

...canım pahasına da olsa elini bırakmayacağım.

(Kapı zili sesi)

İyi akşamlar kızım.

İyi akşamlar.

Bunlar senin için.

Ne bunlar?

Bir babanın senelerce göremediği, tanıyamadığı kızına duyguları.

Ne yapıyorsun? Bütün gün oturup bunları mı yazıyorsun?

Babadan kızına özür dilekçeleri mi bunlar?

Mektuplar.

Her neyse işte.

Çok geç değil mi?

Sen yine de bir oku.

Belki zamanında yazılmış bir şeyler vardır.

Sana ulaşamadığı için geri dönmüştür.

Belki de bu yüzden birikmiştir benim özlemim, senin yalnızlığın.

Neyse, ben daha fazla rahatsız etmeyeyim.

İyi akşamlar.

İyi akşamlar.

(Müzik - Duygusal)

Al bakalım kuzum bunları.

Sana öğrettiğim gibi çatal bıçakları güzelce kontrol et.

Tamam mı? Hadi bak bakalım.

(Müzik - Duygusal)

Ben yemem, sağ ol.

(Gülme sesi)

(Müzik - Duygusal)

(Ağlama sesi)

Azra.

Kızım yüreğim yanıyor ben seni böyle görünce.

(Müzik - Duygusal)

Hadi kalk yüzünü yıka, bir toparlan. Hadi güzel kızım benim.

Şef, benim içim parçalanıyor.

Azra, ağlama artık kızım.

Az evvel aradın, sesini duydun. Yarın da gideceksin.

Şu an sağ salim, nerede olduğunu biliyoruz.

Hadi sil şu gözyaşını.

(Feride) Elbet onu orada bırakmayacağız, alacağız.

Şeker teyze tamam da...

Hadi, tamam.

(Müzik - Duygusal)

Cenk Bey, SPK'dan bilgi gelmiş nihayet.

Ne bilgisi gelmiş?

Hisse satışları için bilgi talep etmiştik...

...SPK, şirkete bir zarfla gönderdi.

Bana bir şey gelmedi ama.

(Erkek) O hâlde haberiniz yok.

Benim neyden haberim yok, açıklasana.

Hisseleri tek bir kişinin satın aldığından.

Tek bir kişi nasıl satın alabiliyor? Mümkün değil böyle bir şey.

(Erkek) Vallahi nasıl olmuşsa olmuş. Tek bir kişide.

SPK, yatırımcının kimlik beyanını size iletmiş olması gerekiyor.

Anlamıyor musunuz? Bana bir şey gelmedi diyorum.

(Cenk) Bir şey de beyan edilmedi.

Azmi Bey yalnız o zarfı yönetim kurulu başkanına sekreterlik teslim edecek.

Tamam, ben götürürüm işte. Zaten oraya gidiyorum.

(Müzik - Gerilim)

Sen geç, konuşacağız.

Cenk neler oluyor?

SPK'dan bildirim gelmiş. Tüm hisseleri tek bir kişi almış.

Kimliği falan beyan edilmiş ama ortada...

...ne bir evrak var ne de bir şey. Ben de anlamadım nasıl olmuş.

Kimmiş biliniyor mu?

(Müzik)

(Ayak sesi)

(Müzik)

İyi akşamlar.

Niye öyle bakıyorsunuz?

Şirketin yeni hissedarına hoş geldin demeyecek misiniz?

(Müzik)

(Müzik)

Bu dizinin betimlemesi ÜS YAPIM tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Sesli Betimleme Metin Yazarı: Gülşen Argüç

Seslendiren: Çiğdem Banu Yeşilırmak

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Hatice Başpınar - Büşra M. Koçak...

...Nuray Ünal - Tuğay Çiftci - Özgür Deniz Türk

İşaret Dili Çevirmeni: Müjde Kolçak

Son Kontroller: Ela Korgan - Zerrin Yılmaz Çınar- Samet Demirtaş

Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme

(Müzik - Jenerik)

(Müzik - Jenerik)

(Müzik)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.