All language subtitles for Elimi Birakma 22

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian Download
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Hâkim dış ses) Tarafların beyanı ve söz konusu çocuk...

...Mert Güneş'in isteği esas alınarak...

...Mert Güneş'in vesayetinin Sumru Güneş'te kalmasına...

...karar verilmiştir.

(Müzik - Duygusal)

(Ayak sesi)

Belliydi tabii, böyle olacağı canım.

Ne belliydi Serap?

Anne, evi falan yok yani. O kısmına, hak verdim tabii.

Neden anlamak istemiyorsun?

(Feride dış ses) Onun bir evi var.

(Feride dış ses) Ayrıca mirasımı, ona bağışladım. Unuttun mu?

(Müzik - Duygusal) (Ayak sesi)

Kıyamam sana.

Ben sana demiştim.

Ben izin vermeden, kardeşini alamazsın.

Sen kim oluyorsun ya?

Ne hakkın var senin bunları söylemeye?

Niye benimle, bu kadar çok uğraşıyorsun?

Çünkü sen bunu hak ediyorsun.

Yaşattıklarınla, yaptıklarınla.

Ya ben sana ne yaşattım, Allah aşkına?

Cansu'nun, Cenk'e olan takıntısının bedelini bana ödetemezsin.

Sen de çok iyi biliyorsun ki Cansu'nunki karşılıksız bir aşk sadece.

Azracığım; Cenk, Cansu'yu alıp, ailesinin karşısına geçip "Biz beraberiz." dedi.

Ama sen bunu duyunca, delirdin.

Bir anda her şeyi, altüst ettin. Onları koparttın.

Yani mahkemenin seyrini, sen değiştirdin.

Onun için Mert bende.

Bu da değişecek Sumru, hiç merak etme.

Elbette. Bunun da bir yolu var zaten.

Sen kararını vereceksin, kardeşini alacaksın.

Ben sana bu saatten sonra, niye inanayım ki?

İnanmak zorundasın çünkü.

Bunu senin için değil, kızım için yapıyorum.

Biz ayrılınca, Cansu'yla Cenk bir araya gelmeyecek.

Bunu sen de çok iyi biliyorsun.

Biliyorum, bilmiyorum.

Beni çok da ilgilendirmiyor.

Sadece sen Cenk'le olduğun sürece, kızım daha çok üzülüyor.

O yüzden, bu beraberliği bitireceksin.

Peki ya vesayet?

Ha bir de vesayet var, değil mi?

Vesayeti aldıktan sonra, Cenk'e dönmeyeceğini nereden bileceğim?

(Sumru) Bunun için sana güvenmem lazım.

O yüzden de zamana ihtiyacım var.

Dediğimi yapmazsan, Mert'i yatılı okula yollarım.

Bunu yaparım, biliyorsun.

Azracığım, Mert'i ikna etmek benim için çok kolay.

Kararını ver, mantıklı ol.

(Müzik)

(Müzik)

Azra, sen neredeydin ya? Çok merak ettim ben seni.

Cenk ne olur, bir şey sorma.

Sorma, çok kötüyüm.

Gel.

Tamam.

Boğuluyorum sanki. Nefes alamıyorum.

Tamam, geçti.

(Müzik - Gerilim)

Gel bir yüzünü yıkayalım, kendine gel.

(Topuk sesi)

Şuraya, iyi bak Azra.

Biz burada, bir dünyadan bahsettik seninle, bir masaldan bahsettik!

Sonu iyi biten bir masaldan!

Ben sana, bir söz verdim burada.

Senden hiçbir zaman vazgeçmeyeceğim dedim sana ve vazgeçmem de ben!

Ama sen bana resmen, yoksun diyorsun şimdi.

Ben bu saçmalığa nasıl inanayım, söylesene!

Hepsi yalan mıydı bunların, ben rüya mı gördüm ya?

Belki de sadece bir rüya gördün.

Ben bu rüyayı, tek başıma mı gördüm?

Benim gözlerimin içine bakıp, beni sevdiğini söyleyen kadın yok muydu?

Aşkını itiraf eden kadın, yok muydu karşımda?

Cenk, her masalın sonu iyi bitmiyor.

Demek ki bizimki, mutsuz sonlu bir masalmış.

Sevmedin yani beni, öyle mi?

Cenk, biz olamayız, üzgünüm.

Yapamam Azra ben bunu.

Bana burada öl de, ben hemen öleyim.

Ama ben, ben gidemem. Yapamam ben bunu.

Cenk, seni ikna etmek için daha ne söylemem lazım?

Sen beni yoruyorsun! Sen benim, kalbimi yoruyorsun!

Ya görmüyor musun, ben mutsuzum. Ben mutsuzum!

Belki kardeşimle yaşadıklarımdan dolayı, çok dağıldım...

...üzüldüm, canım yandı ama sen de bana iyi gelmedin Cenk.

Sen onun acısını toplamaya yetmedin, yetemezsin de.

Ya ben senin yanında mutsuzum Cenk, mutsuzum, iyi değilim.

Yanında mutsuzsam, iyi değilsem ne işim var ki benim, senin yanında?

(Müzik - Duygusal)

Peki Azra.

(Cenk) Peki.

Madem ben gidemiyorum...

...sen git o zaman.

-Cenk, ben-- -Azra.

Yalvarırım git. Lütfen.

(Müzik - Duygusal)

(Müzik - Duygusal)

(Tabak kırılma sesleri)

Affet beni Cenk.

Ne olur affet.

("Sensiz Asla" çalıyor) "Sen gül ki kaderine"

"Gülsün hayat yeniden yüzüne"

"Bir suçu mu var aşkın?"

"Ben üstlenirim ikimizin yerine"

"Bir sırrı saklar gibi bakma sevgili"

"Son bulmasın bu rüya"

"Bir külden yanar gibi"

"En deli halimi sakladım sana oysa"

"Yaksan, yıksan, vazgeçsen de bir gün"

"Asla vazgeçmem asla"

"Haksın, yasaksın, fark etmez ki"

"Sensiz dünya dönmüyor dünya"

"Yaksan, yıksan, vazgeçsen de bir gün"

"Asla vazgeçmem asla"

"Haksın, yasaksın, fark etmez ki"

"Sensiz dünya dönmüyor dünya"

"Dilinden düşmeyen, sonu hiç gelmeyen dua"

Ayrıldık Mine.

"Sensiz asla"

("Sensiz Asla" çalıyor)

(Araba sesi)

Ya ben senin yanında mutsuzum Cenk, mutsuzum!

(Müzik - Aksiyon) (Araba sesi)

Seni sevmiyorum.

(Müzik - Aksiyon) (Araba sesi)

Bu dizinin betimlemesi ÜS YAPIM tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

(Müzik - Jenerik)

(Müzik - Jenerik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik - Jenerik)

Cenk, her masalın sonu iyi bitmiyor.

(Müzik - Aksiyon) (Araba sesi)

Ya ben senin yanında mutsuzum Cenk, mutsuzum, iyi değilim.

(Müzik - Aksiyon) (Araba sesi)

(Fren sesi)

Anlıyorum Ziya Bey.

Ama bu taşra şubelerinde, işlerin durması demek.

(Ziya ses) Maalesef vaziyet, onu gösteriyor Feride Hanım.

(Ziya ses) Yani üzülerek söylemeliyim ki...

...bu bilançoya göre, önümüzdeki altı ayın sonuna iflas verebiliriz.

Geçmiş olsun.

-Bir şeyin var mı? -Usta ne yaptın ya?

Öldürüyordun bizi az daha!

Haklısın. Çok özür dilerim.

Bir şeye ihtiyacın var mı peki, iyi misin?

Yok, eyvallah, sağ ol.

(Telefon zili sesi)

-Babaanne! -(Feride ses) Oğlum.

Acil gelmen lazım, sana ihtiyacım var.

Şirketle ilgili, büyük sorunlar var.

Tamam babaanne, geleceğim ben.

Kardeş bak sen iyisin, eminsin değil mi?

Eyvallah, teşekkür ederim.

Kusura bakma ya tekrar.

(Ayak sesi)

Yani peki...

Şimdi Sumru; Mert'i, Azra'ya göstermek istemezse ne olacak?

Ardacığım, Avukat Bey gerekeni yapar.

Elbette. Ben zaten bu konuyla ilgili, bir tedbir kararı aldıracağım.

Anneciğim, sen iyi misin?

Yüzün bembeyaz olmuş.

İyiyim.

Kadir Bey oğlum...

...bundan sonraki süreçte menfi, müspet bir sonucu öngöremiyorsanız...

...davadan çekilebilirsiniz.

Hayır, sakın yanlış anlamayın.

Sizi yetersiz bulduğumdan değil.

Mahcup olduğunuzu görüyorum da.

Yo, yo, yo Feride Hanım.

Ben bütün inancımla devam etmek istiyorum.

Tabii eğer, sizin de izniniz olursa.

Azra’yla konuşmak lazım önce.

Konuşacağım tabii ki, konuşacağım.

Bana olan güveninizi boşa çıkarmayacağım, emin olabilirsiniz.

(Kadir) Siz bana inandınız.

Cenk ve Azra da inandı.

Ben bu sorumluluğun farkındayım Feride Hanım.

Peki, öyle olsun. Hadi hayırlısı bakalım.

Müsaadenizle.

Hay Allah ya!

Aa, hay Allah!

-(Serap) Yanmadınız ya? -Yok, yok bir şey.

Cık, görünmez kaza vallahi.

Aman yani, size bir şey olmasın da.

Belkıs!

Ya kusura bakmayın.

Belkıs, Kadir Bey'e banyoyu gösterebilir misin lütfen?

Tabii, buyurun.

Ben de odamdayım.

Teşekkür ederim.

(Müzik)

Anneciğim, sen iyi misin gerçekten?

İyiyim.

Dünya işleri işte kızım.

(Kapı açılma sesi)

Kötü bir akşam geçirmiş gibisin.

İstediğin oldu.

Ayrıldık.

Geç.

(Müzik)

(Kapı açılma sesi)

Kadir!

-Ne işin var burada? -Seni arıyorum!

Ya sen kafayı mı yedin, ya biri görse?

Umurumda değil.

Sadece seninle konuşabilmek için üstüme kahve döktüm.

Ya bizim konuşacak bir şeyimiz yok, içeri dön lütfen.

O zaman dinleyene kadar, hiçbir yere gitmiyorum.

Melis bak, benin babaannen davet etti buraya, davayla ilgili konuşmak için.

Aradım seni haber vermek için ama telefonunu açmadın.

Ya telefonum yoktu.

Ayrıca, bizim sorunumuz bu değil ki.

Ben sana kızgınım çünkü--

(Kapı açılma sesi)

Aa! Hay Allah, leke mi kaldı?

Şöyle yapalım mı? Ben size Cenk'in kıyafetlerinden ayarlayayım, onu giyin.

-(Serap) İdare edin şimdilik. -Yok, yok.

Siz hiç zahmet etmeyin. Ben zaten eve geçeceğim.

Evde hallederim artık.

Ben çıkayım zaten.

-Peki, siz bilirsiniz. -İyi akşamlar.

İyi akşamlar.

Azracığım, seni anlıyorum. Tabii ki çok zor.

(Sumru) Canın yanacak, tabii ki acı çekeceksin.

Yani bitirdin, çok normal.

(Sumru) Ama çok iyi yaptın.

Bak, sen Cenk'le her şeyi netleştirmek zorundaydın.

O kapı açık kaldığı sürece çünkü--

Ben o kapıyı bugün, sonsuza kadar kapattım Sumru.

İstesem de tekrar açılamayacak bir kapı bu.

Tamam, ben bir seçim yaptım ve bunun bedelini ödeyeceğim.

Peki ya Cenk?

Cenk'in suçu neydi Sumru, o nasıl atlatacak bunları?

(Sumru) Atlatır.

Aa ah! Atlatır tabii, ne olacak?

Senden daha kolay atlatır hem de.

Erkek milleti.

(Sumru) Aa! Laf.

Kardeşimi görmek istiyorum.

Göreceksin tabii.

Ama önce, bana bazı şeyleri anlatacaksın.

Ne söyledin Cenk'e?

Cenk, iyi akşamlar. Ben de bekledim gelirsin diye ama...

Şimdi değil Kadir.

(Müzik)

(Kapı açılma sesi)

(Kapı kapanma sesi)

(Müzik)

(Kapı vurma sesi)

Gir. (Kapı açılma sesi)

Babaanne.

Gel Cenk.

(Kapı kapanma sesi)

Düşünüyorum da farkında olmadan...

...bir mazlumun, bir garibin kalbini mi kırdık...

...birini mi incittik de onca sıkıntı, bir anda üzerimize geldi?

Babaanne, ne oluyor, bir sorun yok herhâlde değil mi?

Finans müdürü aradı.

Mali gidişatla ilgili çalışma sonlanmış.

Önümüzdeki altı ay sonunda, olası bir iflastan bahsetti.

İyi de babaanne...

...bizim iflas edecek kadar, büyük bir borcumuz yok şu anda.

Ya biz sadece bu geri çekilen firmalardan, alacaklarımızı alamadık.

Tabii para gelmeyince, bizim de ödemelerimiz aksadı.

Hepsi bu yani.

Böyle bir sonu, kabul etmiyoruz herhâlde değil mi?

Ben de aynı fikirdeyim.

Ama bu sıkıntılı dönemde, sıcak paraya ihtiyacımız var.

Kredi kullanabilseydik çok rahatlamıştık.

(Feride) Ama ipotekler de onun önünü kapadı.

Haklısın babaanne.

Zaten sektörde para sıkıntısı lafından sonra, itibarsızlaşıyorsun da...

...batıyorsun da, iflasın eşiğine de geliyorsun.

Hele bir de Azmi gibi biri, rakiplere servis ediyorsa bu bilgileri...

...sen düşün.

(Müzik - Gerilim)

(Feride) Bereket içerdeki düşmanın, kim olduğunu biliyoruz.

(Cenk) Düşmanın kim olduğunu biliyoruz, onu palazlandıran kişiyi de biliyoruz.

(Cenk) Ve maalesef, bu kişi benim annem.

(Feride) Cahilliğine veriyorum.

Kendini de bizi de düşürdüğü duruma bak!

Mal mülk hırsı, onun gözünü kör etti.

Sırf Azra’ya öfkesinden, Azmi'yle hareket etti.

Ben kıza bir şeyler verdiysem, kendi malımdan verdim.

Neyse.

Rabb'im büyük.

"Kul sıkışmayınca Hızır yetişmezmiş."

(Feride) Gün ola, hayır ola oğlum.

Benim aklımda aslında birkaç şey var babaanne.

Ben halledeceğim merak etme sen.

En azından ödemeleri yapacağız.

Nasıl?

Sen bana bir müsaade et.

Cenk konusunda, daha fazla konuşmak istemiyorum Sumru.

Şimdi sen de bana sözünü tut da kardeşimi göreyim.

Ha, tamam canım gel.

(Müzik - Gerilim)

Senin ne işin var burada?

Şey, Mert'i görmeye geldi.

Hadi, çık yukarı sen.

Anne, hayırdır?

Böyle kafasına göre Mert'i görmeye gelmeler falan, ne oluyor?

Hayır. Bana bir teklifle gelmiş.

Vallahi, pek reddedeceğim bir teklif değildi.

Ne teklifi, neden bahsediyorsun?

(Cansu) Benim niye haberim yok?

Cenk'ten ayrıldım diye, çıkıp gelmiş.

Yani hâline bakılırsa da doğru söylüyor.

-Ee? -Ee'si?

Artık üzülmeyeceksin.

(Sumru) Yani bitti.

Şimdi, Mert'i yanına almak ve sevgisini göstermek için Cenk'ten vazgeçmiş.

Bence mantıklı da yapıyor, iyi düşünmüş yani.

(Müzik - Gerilim)

(Müzik - Duygusal)

(Müzik - Duygusal)

(Serap) Ya benden, nasıl böyle bir şey istersin sen Cenk?

Yani babamdan kalan tek mal varlığım, o arsa benim.

Anne, zaten ailemiz için istiyorum, şirketimiz için istiyorum.

Bizim için yapacaksın ya.

Vallahi hiç zannetmiyorum.

Neyi zannetmiyorsun?

Şu an zor durumdayız diyorum ya, paraya ihtiyacımız var.

(Cenk) Dedemin arsası da değerli, onu nakde çevirelim.

Sonra ben sana yine aynı değerde arsa alırım zaten.

Ben kimin için satacağım şimdi o arsayı?

Bizim geleceğimiz için mi, Azra Hanım'ın geleceği için mi?

Hayda! Ya Azra, ne alaka bu konuyla şimdi?

Ya babaannene bugün, yarın bir şey olsa, o mal mülk kime kalacak?

(Serap) Oh ne güzel ya.

Kadına bir şey olduğunda, Azra Hanım gelecek...

...bütün her şeyin üstüne konacak. Oh, mis.

Anne, bak babaannem ölmedi.

(Cenk) Ayrıca ortada ne mal mülk kalacak, ne de bir şirket kalacak paylaşacak.

(Cenk) Farkında değil misin durumun?

(Serap) Ay! Ben de bunu söylüyorum işte oğlum tam olarak.

Ya benim şimdi arsamı satarak, kurtaracağınız şirketi...

...ben yarın, öbür gün Azra'nın ortaklığına bırakamam.

Ya madem çok para lazım, rahmetli Hüsniye'nin yaşadığı ev satılsın o zaman.

Orada bir çocukla annesi yaşıyor. Bilmiyor musun sen?

Ne yapayım? Hayır kurumu muyuz biz?

Ben bu şirket için hiçbir şey yapmıyorum.

(Cenk) Bu şirket için bir şey yapmam diyorsun.

(Cenk) Ya sen değil miydin, bu şirketin başına geçmem için...

...elinden geleni yapan, babaannemi her fırsatta karşısına alan?

Deli raporu almaya bile zorladın kadını. Şimdi, sen mi söylüyorsun bunu bana?

Evet, ben söylüyorum.

Çünkü siz beni bu evde, yalnız bıraktınız.

Cenk, sen beni yalnız bıraktın. Bu Azra denen--

Azra'nın konuyla ilgisi yok!

(Cenk) Ya konuyu saptırıyorsun sadece.

(Cenk) Babaannem o kadar haklıymış ki bana bunu söylerken.

(Cenk) Beni mutfağa götürürken "En dibinden başlaman gerekiyor" derken...

...o kadar haklıymış ki.

Çünkü bir şeyleri kaybettiğinde, en yakının bile sırtını dönüyormuş sana.

Ben çocuklarımı düşünüyorum.

Ya sen kardeşlerini, hiç düşünmüyor musun?

Ben neyi düşünüyorum?

Ben niye çabalıyorum sence, şu an?

Şirketi tekrar ayağa kaldırmak istiyorum.

Bizim için, ailemiz için.

(Cenk) Ama sen bana destek olmuyorsun.

Şu an bir konfor içinde yaşıyorsan, bu babaannem sayesinde...

...bunun da farkındasın biliyorum.

Bundan sonra gidersin, dedemin üç kuruşluk arsasıyla...

...yaşamına devam edersin o zaman.

(Kapı açılma sesi)

Cenk, yeter artık!

Gelin hanım, sen de merak etme senden hiçbir şey beklemiyorum.

-Babaanne! -Anne!

Hasan!

(Serap) Anneciğim!

(Serap) Hasan! Belkıs!

-(Serap) Anne! -Babaanne iyi misin?

(Serap) Hasan! Belkıs!

Anne!

Arda, çağır! Hasan'la Belkıs'a seslendim hadi!

Azra!

Evet bir tanem.

Azra seni çok özledi.

Seni görmeye geldi.

Azra, burada kalacak.

Evet, Azra bu gece burada kalacak.

Birlikte uyuyacağız.

Yarın da benim kaldığım eve gideriz.

Orada senin sevdiğin oyunları oynarız, olur mu?

Azra'nın evi yok.

Olacak bir tanem.

Olacak.

Hani hastanede kaldığımızda, konuşmuştuk ya.

Mert ve Azra'nın çok güzel bir evi olacak demiştik.

Sonra da birbirimizi kaybetmiştik.

Mavi balık, kırmızı balık.

Evet.

Tatlı balıkların hikâyesi gibi.

Mert, Azra'ya kızmıyor.

Kızmasın.

Mert, Azra'ya hiçbir zaman kızmasın.

Eğer...

...Mert, Azra'ya mahkemede kızmadığını söyleseydi...

...belki de şu an, çok güzel bir evleri olurdu.

Mert'in hiç değişmeyen, tatlı bir odası olurdu.

Azra, Mert'e yemekler yapardı.

Belki çok çalışması gerekecekti ama...

...piyanomuz bile olabilirdi.

Ama neyse.

Bundan sonra, çok güzel günlerimiz olacak.

Azra'nın, Mert'le çok güzel bir evi olacak.

Sumru?

Sumru da görmeye gelir seni, sen istersen.

Fatma?

Mert, Fatma'yı çok mu seviyor?

Evet. Fatma, Mert'le oyun oynuyor.

Peki ya Sumru?

Sumru da seviyor mu Fatma'yı?

Neyse boş ver.

Azra, Mert'i çok seviyor.

(Azra) Ne olur bunu unutma.

Hadi kapa gözlerini, uyuyalım.

(Müzik)

Cık! Azra istese bunu daha önce de yapardı.

Özellikle mahkemeden önce.

Anne, bak bana yalan söyleme.

Ne yalan söyleyeceğim ya? Allah Allah!

Mahkemede kendine güveniyordu, o zaman yapmadı.

İstediği gibi olmayınca da kapıma geldi.

Yani sen de anlamıyorum ki ne diye altını kurcalıyorsun?

Sonuçta istediğimiz oldu.

Senin yemekte, iyi bir şeyler olacak dediğin bu muydu?

Yani bunu mu kastediyordun sen?

Öyle ya da böyle işte. Yani bir şekil oldu, öyle değil mi?

İstediğimizi elde ettik.

Cenk hiçbir zaman bana dönmeyecek, biliyorsun değil mi?

Dönmezse dönmesin.

Seni üzen şey onların beraberliğiydi, bitti gitti işte.

Bundan sonra da Cenk gelirse...

...senin yerinde olsam, biraz oynarım.

İstersen de tekmeyi basarsın.

Böyle olacağını hiç zannetmiyorum.

Anne!

Bu arada, eğer bana kendini affettirmek için bir dolaplar falan çeviriyorsan...

...hiç boşuna uğraşma, şimdiden söyleyeyim de.

Cansucuğum, babanla ilgili aldığın kararla ilgilenmiyorum.

Yani ister affedersin, ister affetmezsin. Artık üstüne de gelmeyeceğim.

Ama ben senin annenim.

Geçmişte nasıl koruduysam, şimdi de korumaya devam ederim.

Değişemem, kusura bakma.

(Müzik)

Cenk, böyle bekleyecek miyiz? Bir içeri girip sorsan.

Sen bekleme anne, git sen, biz bekleriz burada.

Aferin oğlum.

Her seferinde, böyle laf çarp sen annene.

Anne, doktor müdahale ediyor işte, bir sakin ol.

Abi, babaannem nasıl bayıldı öyle, birdenbire?

Duyduklarını, kalbi kaldırmadı işte Melis.

Benim bile, kan beynime sıçradı zaten.

Cenk, bak bu tavrın hiç hoş değil.

Kardeşlerinin yanında, beni öne sürüp durma.

Babaannelerine ne olduğunu, merak ediyorlar. Sen anlat istersen.

Abi, anne, bir tartışmayın bak lütfen.

(Arda) Anne, bir sakin ol, sakin sakin konuş bizimle, ne olduğunu anlayalım.

Doktor Bey, durum nedir?

Korkulacak bir şey yok.

Strese bağlı tansiyon.

Ya peki babaannem iyi mi, biz görebilir miyiz?

(Doktor) Dinlensin biraz.

(Doktor) Tansiyonu düşürmeye çalışıyoruz.

Doktor Bey, özel konuşalım mı?

Tabii, buyurun.

Doktor Bey.

Babaannem yakın zamana kadar, kanser tedavisi görüyordu.

Ciddi bir ameliyat geçirdi.

(Cenk) Bununla ilgili, herhangi bir sıkıntı yok değil mi?

Şimdi ailemin yanında söyleyemedim, telaşlanmasınlar diye.

Bu konu hakkında, bir şeyler söyleyebilmemiz için...

...detaylı tetkiklere ihtiyacımız var.

(Doktor) Aslında kendi doktoruyla konuşmanız, en doğrusu olur.

(Doktor) Biz sadece mevcut durumu, stabil hâle getirmeye çalışıyoruz.

Bu gece kontrol altında tutalım.

Siz daha sonra ileri tetkikleri, yeniden yaptırabilirsiniz.

Peki, teşekkürler.

Ya, bir şey demedim oğlum.

Babaanneniz her şeyi, yanlış anlamaya müsait zaten.

Arda, Melis, annemi alın eve geçin siz, ben buradayım.

Abi, ben kalayım ya, babaannemi merak ederim.

Evet abi, biz kalalım lütfen.

Ya doktoru duydunuz, yormaya gerek yok işte.

Ben buradayım, siz gidin.

Tamam, hadi çocuklar gidelim biz.

Hadi, Hasan.

(Serap dış ses) Ya benim şimdi, arsamı satarak kurtaracağınız şirketi...

...ben yarın, öbür gün Azra'nın ortaklığına bırakamam.

(Serap dış ses) Ya madem çok para lazım, rahmetli Hüsniye'nin yaşadığı...

...ev satılsın o zaman.

(Serap dış ses) Hayır kurumu muyuz biz?

(Serap dış ses) Ben bu şirket için hiçbir şey yapmıyorum.

(Müzik - Hüzünlü)

(Kapı açılma sesi)

Cenk.

Babaanne.

(Kapı kapanma sesi)

Nasıl oldun?

Daha iyiyim çok şükür.

Affet beni babaanne.

Ben böyle olsun istemezdim.

Gerçekten, çok özür dilerim senden.

Niye özür diliyorsun?

Sen bir şey yapmadın ki.

Olsun, ben sebep oldum bu duruma.

Ben annemin, bizim yanımızda olacağını düşünüyordum.

Böyle olacağını bilseydim, hiç söylemezdim.

Üzülme sen, kahretme kendini.

Dayanamam.

Annemin bu yaptıklarını, hiç unutmayacağım.

Demek ki biz onun gözünde, değersizmişiz bayağı.

Biz bu durumu, nasıl düzeltiriz diye düşünürken...

...o bayağı, kendi malının hesabını yapıyormuş.

Hiç affetmeyeceğim onu.

Anneni suçlama.

Sizler elbette ki onun için çok kıymetlisiniz.

Belki de ben ona annelik yapamadım.

Ailesine güvenmeyip...

...malının sigortasına sığınmışsa, bunda benim de hatam vardır.

Babaanne, sen zaten en iyi hayatı yaşayalım diye...

...bütün hayatını bize adamadın mı?

(Cenk) O kadar çalıştın, emek verdin.

Biz şu an bir bolluk içinde yaşıyorsak, senin sayende.

Bunu nasıl görmezden gelebilirim?

Size kızıp öfkelendiğimde, kapıya koyacağımı düşündü herhâlde.

Ne yaşarsak yaşayalım...

...evvela sizi düşüneceğimi, kestiremedi galiba.

Ona bu güveni verememişim. Canı sağ olsun.

Hiç affetmeyeceğim onu.

Affedeceksin.

O senin annen.

Öfkesinden söyledi onları.

Belli ki içinde bir şeyler biriktirmiş.

Er ya da geç doğruyu görecek.

Çok bir şey de istememiştim aslında.

Yürekten, içtenlikle verilmeyen bir bardak su bile...

...isteksizce verene, çok şeydir oğlum.

Unutma bunu.

(Müzik - Duygusal)

(Müzik - Duygusal)

Günaydın.

Mert, balık teyzeyi gördü.

Rüyanda mı gördün?

Feride nine, rüyana mı girdi?

Feride nine, Mert'i aldı gezdirdi.

Özledin mi sen Feride nineyi?

Arayalım mı, ister misin?

Çok sevinir sesini duyarsa.

(Müzik - Duygusal)

-Alo Şeker teyze. -(Cenk ses) Ben Cenk.

Cenk...

...ne oldu, bir şey mi oldu? Feride teyze nerede?

Babaannem dün fenalaştı Azra. Şimdi dinleniyor. Sonra ararsın.

Dur, dur, dur kapatma! Ben de geleyim. Neredesiniz?

Tamam, ben de geliyorum hemen.

Canım...

...Feride ninen, kendini biraz kötü hissediyormuş.

(Azra) Benim gidip, ona bir bakmam lazım.

Mert de gelsin.

Ama Mert'in okula gitmesi gerekiyor.

Bak ben gidip bakayım. Sonra gelip, seni alacağım. Söz veriyorum.

Hadi gel, seni de okuluna hazırlayalım.

Anne, Azra bütün gün burada kalmayacak değil mi?

Mert'i hazırlıyor. Gider herhâlde. İşi gücü var.

(Ayak sesi)

Sumru, ben Mert'i hazırladım. İner birazdan, çıkıyorum.

İyi peki. Senin nedir bu telaşın?

Feride Hanım rahatsızlanmış. Hastanedeymiş.

Onu görmeye gitmem lazım.

(Sumru) Yapma ya!

Ay Cansu, aklıma ne geldi.

Bu Feride Hanım küt diye ölmesin. Bütün mirası da buna bırakıp.

-Ay aman anne! -Ne be, sen de öf!

Mert'e bakayım bari.

(Sessizlik)

Arda da erkenden gitmiş hastaneye.

Keşke bir haber verseydi.

Tamam, sen de ye bir şeyler işte, gideriz beraber.

Anne iştah mı kaldı? Lütfen yapma!

-Sen dün, ne dedin babaanneme? -Bir şey demedim Melis.

Hayır yani, bir de size hesap mı vereceğim ben?

Anne, sen neden böylesin?

Hastanede açıklayamadın, gece geldin odana kapandın!

Ya ben bilmek, öğrenmek istiyorum ne olduğunu!

Şirketi kurtarmak için arsayı vermemi istedi abin, ben de vermedim!

Oldu mu? Gitti mi şimdi merakın Melisciğim?

Allah Allah!

Ee, babaannem öğrendi tabii bunları?

Evet, öğrendi!

O da yanlış anladı. Şimdi onun gözünde, nankör oldum ben.

Çünkü onların her yaptığını onayladığında, Serap iyi...

...ama doğruyu söylediğim zaman da herkes lafımı, istediği yere çekiyor!

Abinle anlaşamadığımız konu da bu zaten.

Anne o benim abim, abim!

Abim o benim! Hatırlarsan, şirketin başına o geçti.

Yani Çelenleri, senin oğlun yönetiyor.

Sen şimdi babaanneme kızgınlığından, şirketi mi batıracaksın yani?

Melis, bak çık git şuradan!

Gerçekten kalbini kıracağım! Çok rica ediyorum, çık git şuradan!

Allah Allah!

Ben size bir şey ikram etseydim. İstemediğinize emin misiniz?

Teşekkür ederim, sağ olun. Hiç vaktim yok.

Hemen konuya gireceğim. Mahkeme günü belli oldu.

On gün sonra duruşmamız var.

Yani ama şu ana kadar kötü giden bir şey yok, değil mi?

Hayır, hayır yok ama biz savunmamızı yine de gözden geçirmeliyiz.

Mesut Bey, hâlâ bütün şüpheler sizin üzerinizde.

Bakın anlıyorum, anlıyorum ama...

...Kemal'in tek arkadaşı ben değilim.

Davacı taraf, azmettirici olabileceğiniz yönünde karşımıza çıkacak.

Biz de bu bakışları, olası diğer şüphelilere çevirmek durumundayız.

Ha.

Kemal'in ikinci karısı Sumru.

Yani rahmetli öldükten sonra...

...yüklü miktarda, sigorta parası aldı.

Ve evliliklerinin son günleri, bayağı gergin geçti.

Ya bakın, kimseyi zan altında bırakmak istemem ama durum bu.

Açıkçası, bu ihtimalleri de düşünmemiz gerekiyor.

(Avukat) Bu konuda çok dosya aldım ben.

(Avukat) Katiller ve azmettiriciler...

...genellikle, kurbanın yakınlarından çıkıyor.

Yani siz diyorsunuz ki; Bu sadece bir alacak verecek davası olmayabilir.

Evet.

Mesut Bey, sizin en büyük şanssızlığınız...

...o gün, olay yerine gitmeniz.

Üstelik mahkemeye destek vermek için gittiğinizi söylediniz.

Evet. Yani Çetin bana, dava açmak için geldiğinde...

...ki bunu mahkemede de söyledim...

...ben Azra'yla birlikte açabileceğimiz düşüncesindeydim.

Yani Azra benim yeğenim gibidir, elimde büyüdü.

Babasının hukuk savaşında, onunla birlikte olmak istedim.

Yanında olmak istedim ama...

...ama işte...

Benim burada üzerinde durduğum mesele, aile.

İkincisi eş.

(Avukat) Mesut Bey, söyleyecekleriniz çok önemli.

(Avukat) Özellikle bu sigortadan alınan para ve aile içi geçimsizlik.

Bu konuların üzerinde, tekrar düşünmeliyiz.

(Ayak sesi)

Cenk.

Nasıl Feride teyze, iyi mi?

İyi.

Nesi var peki?

Yani ciddi bir şey mi?

Yüksek tansiyon.

Ben görebilir miyim, nerede?

Odasında dinleniyor. Tetkik altında.

-Olsun, ben beklerim. Hangi odada? -Bak şu oda, 201

Sağ ol Arda.

Abi, ne oluyor size?

Ne, ne oluyor?

Bayağı ne oluyor yani işte?

Aranıza, buz dağı girmiş gibi.

Bu daha görünen kısmı diyeyim o zaman sana.

Hayda! Niye?

-Ayrıldık. -Neden ki?

Bilmiyorum Arda. Buz dağı diyorum ya işte.

Çözülemiyor yani, çözülmüyor.

(Müzik - Duygusal)

Nereye?

-Babaanneme. -Abini aradın mı peki?

Niye arayayım abimi?

Babaannem hastanede ve ben de torunu olarak yanına gidiyorum.

Anladım Melis.

Ama şu atarlı atarlı konuşmanı bırak önce benimle, tamam mı?

Bir Arda'yı arayalım bakalım, durumları neymiş...

...ona göre çıkar gideriz.

Hah Arda, nedir babaannenin durumu?

Bir şey lazım mı? Orada kalacak mı? Kıyafet falan getirelim mi? Ya da...

...ne bileyim, neye ihtiyacı varsa hani.

Yok anne, yok. Hiç sizin gelmenize falan gerek yok.

Bir kontrolleri var, ondan sonra zaten taburcu edeceklermiş.

Anneciğim, gerek yok dedim ya. Yok, gelmeyin. Biz buradayız zaten.

Tamam, görüşürüz.

Ne diyor, merak mı etmiş?

(Arda) Ya sen sıkma canını. Biliyorsun işte annem.

Onda bazen ipin ucu kaçıyor. Hem daha kötülerini de gördük. Değil mi?

Feride Hanım, iyisiniz maşallah.

(Doktor) İlaçlarınızı düzenli alın, ihmal etmeyin.

-Alıyorum ama... -Bir de tabii, kesinlikle stres yok.

Tansiyon; stresi, heyecanı sevmez.

Peki Doktor Bey.

Diğer konuda da kontrollerinizi lütfen ihmal etmeyin.

Tabii, tabii, takip ediliyor zaten.

Peki, geçmiş olsun. Ben çıkışınızı yazacağım.

-Sağ olun. -Tekrar geçmiş olsun.

Şeker teyzem...

...daha iyisin değil mi?

Elhamdülillah kızım.

Yaşadığımıza, sağlığımıza şükredelim diye...

...arada bir hastalıklar, bizi böyle yokluyor işte.

Ya, deme böyle ne olur. Bak dikkat et kendine.

Doktoruna da anlatmışsın galiba, geçirdiğin ameliyatı.

Cenk biraz çıtlatmış durumumu.

Doktorla konuştum ben, merak etme.

Azra...

...evdekilerin hâlâ haberi yok.

Şeker teyzem, evde ne oldu böyle?

Nedir yani, senin canını bu kadar sıkan?

İnsanı...

...en çok sevdikleri yaralarmış diye, boşuna dememişler.

Ya seni yine üzmüşler.

Derdin âlâsı, dışarıdan gelsin.

(Feride) Düşmanın yiğit olsun.

Öyle olunca, savaşa gitmekte ne var?

Kazanırsın, kaybedersin.

Ama hainlik...

...içeriden kanıyorsa...

...işin zor.

Kanser gibi işte.

Onunla doğar, yaşarsın.

Birazcık gücün tükense...

...içten içe kemirip, teslim alır seni.

Ne olduğunu, anlatmak ister misin?

Cenk'le ilgili bir şey mi?

Yo yo, bilakis.

Cenk'in azmiyle...

...mücadelesi beni öyle gururlandırıyor ki.

(Feride) Nihayetinde ümitlendiğim...

...dirayetli, inançlı Cenk'i görüyorum.

Onu öylesine değiştiren...

...uslandıran her neyse...

...binlerce şükür.

Mert, hadi geç kalıyorum!

Tuvalette.

Cansu, bak ne diyeceğim.

Sen şu Melis'i bir arasana. Bak Feride Hanım hastalanmış.

-Ne olduysa bir öğrenelim. -Anne ben ne diyeceğim, Melis'i arayıp?

(Cansu) Öyle ağzını yoklar gibi olur mu?

Nereden öğrendin diyecek? Azra'yı da anlatamayacağıma göre...

...bence sen, Serap teyzeyi ara.

Aslında doğru söylüyorsun.

Serap'ı arayayım ben. Bir geçmiş olsun diyeyim. Değil mi?

(Telefon zili sesi)

(Telefon zili sesi)

Efendim Sumru?

-Alo Serapcığım, nasılsın canım? -İyiyim canım, sağ ol.

Ha yok, önemli bir şey değil. Yani, biraz tansiyonu yükselmiş.

Strese bağlı dedi doktor.

-Sen nereden duydun? -Şey Azra uğradı da, ondan öğrendim.

Ha, anladım.

Peki, niye öyle tansiyonu şey olmuş?

Hani ne stresi var ki yani, hani kötü bir şey mi oldu benim bilmediğim?

Ee Sumru, bunları daha sonra yüz yüze konuşsak, olur mu?

Şimdi, telefonda anlatılacak mevzular değil inan.

Peki, tamam canım, tamam. Neyse sen sıkma canını.

"Geçmiş olsun." dediğimi iletirsin olur mu?

Ay tamam canım. Yani ben de zaten bunaldım.

Belki bir ara uğrarım yanınıza.

Teşekkür ederim canım aradığın için, sağ ol.

Cenk'le Arda da dışarıda bekliyorlar bizi.

Telaşlandı onlar da. Seni de buralara kadar yordum kızım.

Ya Şeker teyzem, biz seni çok seviyoruz çünkü.

(Azra) Geleceğiz tabii. (Kapı vurma sesi)

(Kapı açılma sesi)

-Babaanne hazır mısın? -Hazırım oğlum.

Dur, dur, dur ben alayım.

Gel.

Şef...

...ben bir Azra'yı arasam mı? Yani...

...dün gece "Mert'e gidiyorum." diye mesaj attı ama...

...o saatten beri, ses seda yok. -Kız ara, hemen ara!

Sumru delisi, bir şey yapmasın kıza.

Şef yok artık, daha neler!

(Mutfak ortam sesi)

(Telefon zili sesi)

Alo, Mine.

Ya, ben sana haber vermeyi unuttum.

Feride Hanım rahatsızlandı da. Bugün biz, apar topar hastaneye gittik.

Çok geçmiş olsun. Yani Feride Hanım, iyi mi bari?

Gelelim mi biz de, yapılacak bir şey var mı?

Yok biz eve geldik şimdi. Yatacak, dinlenecek.

Tamam canım, yani bak şefin de selamı var.

-"Geçmiş olsun." diyor. -(Azra ses) Tamam, iletirim.

O zaman haberleşiriz. Ben gelirim büyük ihtimalle.

Tamam.

Şeker teyzem...

...şef ve Mine "Çok geçmiş olsun." diyorlar.

Sağ olsunlar kızım.

Ha babaannem Ceyda da aradı. "Geçmiş olsun" dileklerini de iletti.

Dedi ki; "Kocaman öpüyorum yanaklarından." dedi.

(Feride) Sağ olsun, benim güzel kızım. Sevgilerimi ilet fıstığıma.

İletirim fıstığına.

Şeker teyze, o zaman ben seni yatırıp, işe gideyim. Olur mu?

Acelesi mi var kızım?

Kalsaydın. Sen de bütün gün, benim başımdaydın.

Şef...

...acaba biz de Feride Hanım'a, böyle bir çiçek falan yollasak mı?

-Bir de soruyor musun kızım? -Ben öyle şeyden--

Şimdi sen hemen koş, git bizim çiçekçiye.

Şöyle güzel bir, geçmiş olsun buketi hazırlat.

İçine de bir tane kart koy. Üstüne de yaz.

"Bütün personelden." diye hadi kızım.

Tamam şef.

Güzel Allah'ım ya Rabb'im. Başımızda bir musibet var ya!

Allah'ım hayırlara çıkarsın inşallah ya Rabb'im!

(Kapı vurma sesi)

Gel. (Kapı açılma sesi)

(Kapı kapanma sesi)

Hayırdır, bir haller var sende?

Azmi, benim midem bulandı bu işlerden.

Alışık değilim. Can sıkıcı olacak bazı şeyler.

Sen niye panik yaptın Yener? Biri bir şey mi dedi?

Yok, ondan değil de...

...ateşle oynuyoruz. Kaç yıllık firma.

Ben vicdanen, Feride Hanım'ın bunu yaşamasını istemiyorum.

Cenk Bey'e oyun oynayacağız diye, yazık etmeyelim emeklere.

Anladım. Dalgalar büyüdü...

...gemi batacak diye korkuyorsun. Haklısın da.

Ama senin emeklerine bir şey olmaz. Güven bana.

Ayrıca gemi, daha su almadı Yener.

Ziya Bey, Feride Hanım'a raporu göndermiş.

Altı aylık, zor bir dönem varmış önümüzde.

(Yener) İflas sinyallerini, görmezden gelemeyiz.

Sen Ziya'ya ne bakıyorsun? Erkenden tedbir peşinde.

Bana hiç öyle gelmedi Azmi Bey.

Feride Hanım, dün akşam Ziya Bey'le konuştuktan sonra...

...fenalık geçirmiş, hastaneye kaldırmışlar.

-Ne diyorsun sen? -Öyle maalesef.

Bu hiç iyi olmadı.

Feride Hanım'ın kasasından, başımıza ne bela çıkacak bilmiyoruz.

Kasa?

Feride Hanım'ın kasasında, mirası var ya.

Azra diye bir kız var ya, duymuşsundur.

Mirası ona bıraktı falan diye, söylentiler çıkmıştı.

Şimdi bir de bu kız, başımıza bela olmasın Yener?

Selam, selam!

Bana bir sade Türk kahvesi.

Hayırdır, pek heyecanlı gördüm seni?

Yok, aslında yani normal her şey.

(Sumru) Feride Hanım'ı hastaneye yatırmışlar.

Ne olmuş?

Yani sabah Serap'la konuştum ben.

Tam da öğrenemedim aslında yani. Her şeyi geçiştiriyor ya, biliyorsun.

Kötü mü durumu, hastanede mi hâlâ kadın?

Onu, pek anlamamışım ben. Şey, tekrar arar sorarım ama.

Değil mi? Sorarım, öğrenirim bugün.

Hayır yani, hastalığın şakası olmaz.

Ciddi bir şey olsa, Serap söylerdi diye düşündüm.

Evet, evet doğru söylüyorsun. Ciddi bir şey olsa söylerdi. Zaten...

...şeyden de anladım. Azra'dan da haber çıkmadı.

Şimdi Feride Hanım'a bir şey olsa, mirasçı ya o.

İnanamıyorum sana! Aklına ilk gelen, bu mu Sumru?

Tamamen unutmuşum. Bir de öyle bir şey vardı, değil mi?

Yani bir şey söyleyeyim mi sana. Hani Allah tabii...

...Feride Hanım'a uzun ömürler versin. Allah korusun ama...

...bugün rahmetli olsa, inan bana Azra hiçbir şey alamaz.

Serap var, çocuklar var. Hayatta izin vermezler.

Ha, tabii canım haklısın. Hiçbir şey alamaz.

Tabii daha önceden, bu Cenk'le beraberdi ya...

...gelin olarak oraya girecekti, eve geçecekti.

Çelenlerin üstüne çökecekti. Şimdi, hayal oldu tabii.

Ne oldu ki?

Ayrılmışlar.

Dün Mert'i görmeye geldi, göreceksin acınacak halde.

Peki, niye ayrılmışlar?

Onu bilmiyorum ben, bilmiyorum.

Da işte şey, kötü durumdaydı. Kötü bir ayrılık olmuş, besbelli.

Ama onun tesellisi bende.

Yani şimdi sevabına, Mert'i sık sık gösteririm.

Bu da benim kapıma gelecek demiştim. Bak gelecek!

(Sumru gülme sesi)

(Sumru) Benim kahveme ne oldu?

Şeker teyzem bak, hepimiz buradayız. Merak etme iyi olacaksın.

Babaanne, bizi bir daha korkutma böyle lütfen.

Hem sen, neden çalışıyorsun artık? Bak abim var.

Yorulma artık ha?

Ben bir şey yapmıyorum ki kızım. Abin yapıyor zaten.

Sen merak etme babaannem. Ben elimden geleni yapacağım da.

Ama yani biz senin böyle evde, tatlı tatlı dolaşmana da...

...hiç alışkın değiliz ki. Bir kere, senin tarzın değil bu.

Biz alıştık, babaannemizin patronluğuna.

Abim istiyorsa, hobi olarak yine çıraklığını yapsın tabii.

Allah Allah, çırak mı olduk şimdi?

Hişt, bak patron burada. El kol yapma!

Çocuklar, hadi biraz rahat bırakalım, babaanneniz de dinlensin.

Canlarım; ben iyiyim, daha da iyi olacağım.

(Feride) Siz de elinizdekinin değerini, kıymetini bilin.

Herkes işine, okuluna hadi bakayım.

Emir büyük yerden geldi. Hadi ablacığım.

Azra sen de bana, o güzel baharatlı çayından yapar mısın lütfen?

Restoranda içtiğimden.

Tabii ki yaparım.

Anneciğim istediğin bir şey varsa, Hasan'a söyleyelim aldıralım?

Beni bana bırak, yeter gelin hanım.

Cenk, sen biraz kal.

Kadir...

...şu gönül işine, bir dur demenin vakti gelmedi mi oğlum?

Abi tamam ya!

Biraz kaptırdım kabul ediyorum.

Ama bitireceğim, söyledim zaten.

-Bitireceksin. -Abi...

...bak, senin düşündüğün gibi bir şey değil.

Benim, kızı üzdüğüm falan yok.

(Kadir) Evet, kabul ediyorum. Yanlış bir hamle yaptım ama döneceğim.

Bir anda olmuyor böyle şeyler. Sen de biliyorsun. Zaman lazım.

Kadir, Cenk'le biraz oturup, sohbet ettik.

Tavrına, üslubuna bakılırsa...

...öyle düşündüğüm gibi biri değil sanki.

Bu çocuk, kolay kolay adam harcamaz be Kadir.

Ne demek abi bu şimdi?

İyi ölç biç demek.

İyidir, kötüdür demiyorum.

Hata yapma diyorum.

İnsanın aklına, yüreğine giremezsin elbet. İçini bilemezsin.

Lakin...

...senin basıp geçtiğin bir karıncayı...

...öteki alıp kenara koyuyorsa, burada bir durup, düşünmek lazım.

İnsanlık, ayrıntıda gizlidir evlat.

Ne diyorsun abi sen?

İyice bir üstüne git.

Anla etraflıca diyorum.

(Müzik - Gerilim)

(Ayak sesi)

(Ayak sesi)

Ne o?

Bakıyorum, fırsatı hiç kaçırmıyorsun vallahi ha?

Hastalığı duyunca koştun geldin. Ee tabii, miras hayalin canlandı yine.

Bunlar sizin düşünceleriniz Serap Hanım.

Benim için sadece gerçekler var.

Feride Hanım'ın mutluluğu ve huzurundan başka da bir gerçek yok benim için.

Oğlumla yaşadığın gerçekle de yüzleşmişsindir o halde.

Evet, Cenk'le yollarımızı ayırdık.

Bence siz de bu düşüncelerle, kendinizi huzursuz etmeyin.

Cenk...

...bu ailenin de bu şirketin de şu an bana değil, sana ihtiyacı var.

Estağfurullah babaanne, ne demek o?

Tabii ben elimden geleni yapacağım, merak etme.

-Düşünme sen şimdi bunları. -Nasıl düşünmeyeyim oğlum?

Kaç kişi, bu şirketten ekmek yiyor.

Yüzlerce çalışanı, aileleri.

Bizim tek bir hatamız, onca kişinin...

...işsiz kalması demek. Ben buna, asla izin vermem.

Sen de vermeyeceksin oğlum.

Ya sen hayatın boyunca, bir kez olsun kendini düşünemez misin, bir kez?

Hamurumuzda yok oğlum.

Biz, birine hayrımız dokunacaksa seviniriz.

Bir muhtaca el uzattığımızda, küsleri barıştırdığımızda...

...acısı olanın yarasına, merhem olduğumuzda...

...insan olduğumuzu hissederiz.

Biz buyuz.

Keşke insanlar da yaptıklarının değerini bilse.

-Ama işte-- -(Feride) Aması yok bu işin.

Kıymetimiz bilinsin diye yapmıyoruz ki bunca şeyi.

Biz, bize verilen bunca nimetin şükrü için...

...sadakası için yapıyoruz.

Senin gibi babaannem olduğu için ne kadar gurur duysam az.

Hadi!

Ağlatma da beni, işine!

Allah, yar ve yardımcın olsun oğlum.

Sağ ol babaanne.

(Müzik - Duygusal)

Hı, bu arada sana söylemedim, değil mi?

Sabah Mesut’un avukatı geldi?

Hı?

Hayırdır niye?

Vallahi, güzel şeyler söyledi.

(Hülya) Moralim düzeldi açıkçası.

Zaten biliyorsun, Mesut için herhangi bir delil yoktu ama...

...senin anlayacağın, Kemal'in dost ajandası tekrar açılacak.

Dost ajandası mı? O neymiş öyle?

Yani yakın çevresini, tekrar araştıracaklar.

(Hülya) Zaten mantıklı olanı da bu bence.

Hanımlar, afiyet olsun.

Aa, hoş geldin hayatım.

-Hoş bulduk canım. -Hoş geldin Mesut.

Hoş bulduk Sumru.

-Yemek yemiş miydin sen? -Aç değilim.

Şirkette bir şeyler atıştırdım hayatım.

-Kahve söyleyeyim o zaman sana? -Hı hı.

Çocuklar, Mesut Bey'e bir filtre kahve.

Ee Sumru, nasıl gidiyor?

Nasıl gitsin işte? Uğraşıyoruz, işler güçler.

Cansu’yla olan sorunları, biraz olsun halledebildin mi bari?

Çözüyoruz. O da zamanla olacak.

Düzelir, düzelir.

Yani tabii kızcağız, son öğrendiği şeylerden dolayı...

...biraz sarsıldı tabii.

Yani oturup düşündükten sonra, eminim sana hak verecektir.

Senin de mahkeme, rahat geçeceğe benzer.

Ya ya, öyle, öyle.

Avukat, dosyayı kapatmakta kararlı.

(Mesut) Ee tabii, benim açımdan.

(Mesut) Ama sonra, o kara dosya...

...kim için açılır, kimler için açılır onun orasını bilemem.

Senin şüphelendiğin birisi var mıydı Mesut? Yani...

...hani tabii, Kemal'in ben eşiyim ama...

...erkek arkadaşlar aralarında...

...başka başka şeyler söylerler, konuşurlar.

Belki bana anlatmadığı, bir şey vardır ha?

Yakındım, yakındım.

Rahmetlinin yakın çevresinde...

...çok çıkarcı insan vardı tabii.

Ne de olsa, insanların başına ne geliyorsa...

...hep yakınlarından geliyor. Öyle değil mi?

(Hülya) Kesinlikle bu çok doğru.

Yani, en iyi örneği de benim.

Bir acı şey alayım, sos alayım da geleyim.

-Nasıl gerildi ama? -Gerilecek tabii.

Ama hayatım, sen de çok fazla üstüne gidip de ürkütme kuşu ha?

(Müzik - Duygusal)

Feride teyzeyi, bu halde bırakmak istemiyorum ama...

...ben daha fazla duramayacağım burada. Lütfen ona, iyi bak.

Çok seviyorsun değil mi babaannemi?

Tabii ki çok seviyorum.

Ama seviyorum dediklerini, yarı yolda bırakıp gidiyorsun. Değil mi?

(Cenk) Bu, en iyi bildiğin iş galiba.

Cenk lütfen. Haksızlık ediyorsun.

-Aynı şey değil ki. -Aynı şey Azra!

Bahanelere sığınıp gitmek de benim için aynı şey.

Benim bunlara inanmam, mümkün değil bir kere.

Belli ki seni buna zorlayan, bir şeyler olmuş.

Hayır, beni kimse zorlamadı ama...

Azra yapma bak! Yine bir bahane arkasından, yine bahane gelecek.

Ben bunu illaki, bir şekilde öğreneceğim.

Ama beni hayal kırıklığına uğratan ne, biliyor musun?

Daha ilk dönemeçte, ilk engelde sen bizden vazgeçtin, pes ettin hemen.

-Hayır Cenk, pes-- -Evet Azra, evet!

Biz birlikte bunu çözebilirdik.

Birlikte mücadele edebilirdik. Birlikte kaybedebilirdik.

(Cenk) Ama birlikte kaybedebilirdik. Anlıyor musun?

Sevgi, bunu gerektiriyor ya.

Birlikte mücadele edersin, seversin, güvenirsin.

(Azra) Cenk lütfen! Daha fazla dinlemek istemiyorum, lütfen!

Azra!

Nereye?

Restorana gideceğim. Mine bayağı sıkışmıştır, geç kaldım.

Ha iyi, ben de taksiyle geçeceğim. Atayım seni.

Olur.

-Arda bir şey soracağım sana. -Hı?

Evde ne yaşandı böyle yani?

Feride teyze, niye bu hale geldi?

Ya bizim şirket meseleleri işte. Ödemeler falan, alınamıyormuş.

Birazcık bir zorluklar varmış. Bayağı da bir dar boğaz var işte evde.

Hadi ya?

Çok üzüldüm. Peki, kredi falan çekilemiyor mu?

Yani çok anlamam bu işlerden ama.

Bilmiyorum ki, çekemiyorlarmış helhâlde.

İşte zaten, o yüzden evde kıyamet koptu ya.

Abimle sen de krizdeymişsin galiba?

Bayağı bir kaos ortamı yaşıyoruz topluca, ha?

(Sokak ortam sesi)

(Sokak ortam sesi)

Cenk Bey, Feride Hanım nasıl oldu?

İyi, çok şükür iyi. Evde istirahat ediyor şu anda.

Çok geçmiş olsun.

Geçmiş olsun. Yapabileceğimiz herhângi bir şey var mı?

Teşekkürler arkadaşlar. Hepinize selamını iletti.

İşinize, dört elle sarılmanızı istiyor tabii ki.

Elbette. Her zaman.

Biz zaten, arkadaşlarla bir çalışma yaptık.

Kriz haritasıyla, riskleri çok rahat görebiliyoruz.

Bazı radikal kararlar almak gerekebilir yalnız.

Ee, buyurun arkadaşlar. Hep beraber, konuşalım detayları.

(Telefon zili sesi)

(Telefon zili sesi)

Üff!

-Efendim Kadir? -Melis...

...lütfen görüşebilir miyiz? Rica ediyorum...

...hadi, bir yerden alayım seni. -Hiçbir yerden alma!

Dün akşam beni, çok gerdin zaten!

-Ama neden geldiğimi biliyorsun zaten. -Biliyorum!

Ama bu, bana yaptığın şeyi açıklamaz! Bunu sana söylemiştim!

Melis, bak rica ediyorum. Bunları yüz yüze konuşsak, hı?

İnan hiç keyfim yok.

Senden sonra babaannem rahatsızlandı.

Hadi ya?

Çok üzüldüm. Yapabileceğim bir şey var mı?

Yok, sağ ol.

Hayır, hayır gayet iyi şu an.

Hatta bizim bile başında durmamızı istemedi.

İlla, işinize gücünüze, okulunuza bakın dedi.

Ama benim bu moralle, hiçbir şey yapasım gelmiyor.

Anladım. Tekrar büyük geçmiş olsun.

Bir şey söyleyeceğim. Benim içim, gerçekten rahat etmeyecek.

(Kadir ses) En azından, iki saat konuşalım şöyle yüz yüze.

Hadi çıkıyorum ben. Geleyim alayım seni.

Peki o zaman.

Çıkarım birazdan.

Tamam, anlaştık. Gelip alıyorum o zaman.

Tamam.

Halil!

Halil, koçum ben çıktım, dükkân sana emanet.

Beyler, bayanlar.

Tabii ki alacağımız karar, risk doğuracak bizim için.

Ama bizimle yıllarca çalışan, alın teri döken personelin de...

...hakkını vermemiz gerekiyor. Onların ödemeleri için şart bu.

Cenk Bey, belki geçici bir süre taşra şubeleri kapatılabilir.

Bunu maalesef kabul edemeyiz.

Yıllarca bize bel bağlamış, güvenmiş insanlar var.

(Cenk) Bu personel ne olacak sonra?

Ama şu durumda, zaten maaşları iki ay içeri girmiş durumda.

İşte ben de bu durumu, çözmeye çalışıyorum aslında.

Plan şu.

Hisselerimizin yüzde 30'unu, halka arz edeceğiz.

Kısa vadede dönüş sağlar mı? Girişimciler için fırsat olabilir.

Risk almaya değer mi?

Beyler...

Toplantı olduğu bildirilmedi bize?

Azmi'yle yaptığın, özel toplantıların bitseydi...

...burnunu kaldırabilseydin oralardan, haberin olurdu senin de.

(Yener) Cenk Bey, rica ederim.

Kurul toplantıları her ne olursa olsun, bildirilmek zorunda.

O zaman, maillerinizi kontrol edeceksiniz! Sabah atıldı bu mesajlar!

Her neyse...

...evet, halka arz talebini oylamaya açıyorum. Kabul edenler?

Kabul edilmiştir. Evet arkadaşlar, toplantı bitmiştir.

Kolay gelsin.

(Müzik - Gerilim)

Bana kızmanın tek sebebi...

...bazı şeyleri senden saklamış olmam mı?

Hani sevdiklerine, çok fazla bağlanan insanlar vardır ya…

...sanırım ben de onlardan biriyim.

Yani şey, bu senin için geçerli değil hani...

...senin için söylemiyorum. Genel hani, arkadaşlar için falan da.

Anlıyorum.

Hiç sanmıyorum.

Yani...

...sevdiğin birisine bağlanmak...

...onu kaybetme duygusunu da beraberinde getiriyor.

Yani ben bunu, hayatıma giren ve sonra çekip giden insanlarla...

...bayağı bir tecrübe ettim.

Melis...

...benim hiçbir yere gittiğim yok.

Senin için söylemedim.

Kendimi açıklamaya çalıştım.

Hangi konuda tam olarak?

Yani biz arkadaşız, arkadaşlar da birbirine bağlanır.

Yani, sen de beni üzebilirsin anlamında.

Ama hani, dost olarak elbette.

Yani.

Terk edilmek, hatta sevdiğim biri tarafından terk edilmek...

...beni çok korkutuyor.

Yani demek istediğim şey bu.

Ben sana, ufak bir hediye aldım.

Arka koltukta duruyor. Uzanabilir misin?

Bu ne?

Bence artık, korkularını yenmenin zamanı geldi.

Çok güzel, çok tatlı. Ya Kadir...

(Gülme sesi)

-Yalnız ben, oyuncak köpeklerden korkmam. -Hadi canım.

Biliyorum tabii ki ama köpeklerden korkuyorsun...

...o yüzden, oyuncağıyla alıştırma yaparak başlayabiliriz diye düşündüm.

Teşekkür ederim.

Melis, ben senin korkularının neler olduğunun farkındayım.

Ve ben de senden farklı değilim, inan bana.

Ama ben, korktuğum için yaşamaktan vazgeçmiyorum.

Bu arada, birazdan korkularından başka birinin üstüne gideceğiz, hazır mısın?

-Hamamböcekleri mi? -Hayır.

(Müzik)

-Başka bir şey ister misiniz hanımım? -Yok Belkıs, sağ ol.

Afiyet olsun.

(Kapı vurma sesi)

Feride Hanım, geçmiş olsun. Korkuttunuz bizi.

Eski toprağa, bir şeycikler olmaz. Korkacak bir şey yok Hasan.

-Anne, daha iyi misin? -İyiyim.

Aa, Belkıs sadece çorba mı getirdin?

Ama bir sürü yemek yaptırdım ben aşağıda.

Hepsinden koy azar azar, getir yesin.

-Getireyim. -İstemez.

Hasan, annemin ilaçları vardı alınacak, sen aldın mı onları?

Tabii, aldım Serap Hanım.

İyi.

Belkıs bir de şu yastıklar sert, öteki yumuşak olanlardan indirsene.

Onları koyalım arkasına.

-Hangileri-- -Belkıs, Hasan...

...siz çıkabilirsiniz. -Başüstüne Feride Hanım.

Anneciğim haklısın tabii. Sen de...

...dinlen şimdi biraz. Bir şey olursa, seslenirsin.

(Feride) Sen kal.

Buyur anne.

Dünkü üslubunu, sana hiç yakıştıramadım Serap.

Vallahi anneciğim...

...seni böyle yataklara düşürecek kadar, ağır şeyler söylediğimi düşünmüyorum.

Sence de biraz abartmıyor musun?

Hayır, ben mal mülk derdinde değilim.

Sadece söylemek istediğim, bir gidişatı görelim, şirket belki toparlar...

...ona göre, boş yere satmayalım araziyi diye dedim.

Sence benim derdim, arazi olabilir mi Serap?

Bunu aklın alıyor mu?

Anne, ben öyle bir şey demedim ki zaten.

Sen, kendi arazini versen bile, ben almam zaten.

(Feride) Beni hiç tanımamışsın sen.

Benim, içime dert düşen...

...senin bu tavrın, telaşın.

Anne, ben bir şeye telaş etmiyorum ki.

Yani ben de tedbir almaya çalışıyorum ki zaten...

...senin de bize hep söylediğin, nasihat ettiğin bu değil miydi?

Kendi çıkarlarını korumak için tedbir almanı kastetmemiştim.

Ailen içindi söylediklerim.

Peki. Ama ben senin...

...Azra'ya verdiğin miras için, nasıl tedbir alabilirdim anne?

-Sen o mirası, Azra'ya bırakmadın mı? -Mirastan alacağın hak belli.

Bu şirket batarsa, sen de batarsın. Var olan payın da.

Çıkarlarından bahsederken, bunu unutma.

Unutmam.

Ama senden, bir şey rica ediyorum anne.

Sen mirasımızı, tanımadığımız bir kıza verirken...

...benim kendi mirasıma sahip çıkmamı da yargılama lütfen.

Hayatında hiç çalışmadın, değil mi Serap?

Babanın mirasını aldın, hakkındır alacaksın tabii.

Oğlumun mirasını aldın, senin helal payındır.

Ama bugüne kadar, çalışarak aldığın bir şey oldu mu?

Çalışmadığım için mi, hak etmediğimi düşünüyorsun anne?

Ben çalıştım.

Ben, bu aile için çalıştım.

Çocuklarım, evim, bir arada olsun diye, uğraştım her şeyle.

Ben neyi hak ettiğimi, çok iyi biliyorum anne.

Peki Serap.

Yıllarca alın teriyle, emeğinle kazanmanın...

...ne demek olduğunu, anlatmaya çalıştım size.

Ama görüyorum ki hiçbir şey verememişim size.

Ne diyeyim kızım? Allah kimseyi, başkasına muhtaç etmesin.

Âmin.

Ben evden çıkarken, Feride teyze gayet iyiydi.

Ama tabii, şirketteki durumları düzeltmezlerse...

...onları çok zor günler bekliyor.

Nasıl olabilir böyle bir şey? Koskoca Çelenler nasıl batar, ben anlamıyorum.

Başka dengeler vardır kızım.

Hele bir tane de hain çıktıysa, hep böyle olur zaten.

Tabii canım, Azmi var ya zaten.

Feride teyzeyi akıl hastanesine gönderdiğinde, yapacağını yaptı o zaten.

Fitil fitil, burnundan gelir inşallah.

İnsan yemek yediği yere, ihanet eder mi?

Şef, sen de herkesi kendin gibi sanıyorsun.

Ne yani? Meydanı böyle adamlara mı bırakalım?

-Onu mu diyorsun sen? -Ne yapacağız yani?

Toplanıp, meydan dayağı mı atacağız?

Şef yok, zaten o işini sağlama almıştır. Öyle, kolay kolay gitmez.

Belki başka sorunlar vardır ama ben yine de Azmi diyorum.

Neyse, inşallah kolayca atlatırlar.

Vallahi Feride Hanım, yıllarca nerede darda biri var...

...hemen elini uzattı, Rabb'im de onu darda bırakmayacak.

Yaptığı iyiliklerin, sadakaların karşılığını bulacak inşallah.

-İnşallah. -İnşallah.

Hadi, bu kadar laf yeter bize. İşimize bakalım, hadi.

Ne yaptınız Cenk'le? Konuşabildiniz mi?

-Molada konuşalım mı? -Tamam.

(Kapı vurma sesi)

Ee, ne çıktı karar?

Yüzde 30 gelen hisseden parayla, Cenk bu krizi atlatır.

Şirketin piyasa değeri çok yüksek, biliyorsun.

-Gün doğmadan neler doğar. -Hisseler iyi para ediyor.

-Şimdilik Yener. -Aklında ne var?

-Doğru anı kolluyorum, diyelim. -Büyük oynuyorsun Azmi.

Benim işim bu Yener.

Serapcığım, bence sen hiç kendini suçlama.

O arazi senin sigortan, öyle düşün.

Yarın, öbür gün başına bir şey gelmeyeceğinin...

...garantisini kim verebilir ki?

Vallahi Hülya haklı.

Feride Hanım'ın kafasına uyulmaz, seni kapının önüne koyuverir.

-Yok canım, yapmaz o kadarını. -Niye öyle söylüyorsun?

Üç günlük tanıdığı kıza, mirasını bırakan kadın.

Ben Feride Hanım'ın kafasını anlamıyorum.

Bambaşka çalışıyor, enteresan biri.

Yok canım, o kadarına cesaret edemez, çünkü çocuklar var.

Ben Azra'dan da korkmuyorum.

Çünkü biz o zaman sorduk, soruşturduk hani alırsa, üç-beş bir şey alır.

O da Feride Hanım, Allah gecinden versin yani...

...vefat ettiğinde.

Serapcığım, eğer kayınvalidenin...

...böyle sağda solda, gizli bir gayrimenkulü varsa...

...sağlığında da Azra'nın üzerine geçirebilir.

Yok, ben öyle gizli saklı, mal mülk alacağını zannetmiyorum onun.

Gizli saklı olduğu için zannetmemen, normal tabii.

Bak bu işleri, Hülya'dan soracaksın.

Bir sürü gayrimenkulü vardır, Mesut'un haberi yoktur.

Yalan mı söylüyorum?

Hayatım, onlar benim genç kızlığımdan. Mesut bilse ne, bilmese ne.

Biz olsak dürüstlük diye neyimiz var, neyimiz yok, kabak gibi ortaya koyarız.

Sonra da kaybederiz vallahi.

Sumrucuğum, dürüstlük başka bir şey. Ben Mesut'a karşı, hep dürüst oldum.

Evet, sağda solda gayrimenkullerim olduğunu bilir ama hiçbir zaman sormaz.

Çünkü ailemden olduğunu biliyor.

Biz bunları, çok önce konuştuğumuz için sorun yaşamıyoruz.

Vallahi benim de arsa babamdan kalma.

Genç kızlığımdan kalma ama benim oğlan göz dikti buna.

Bak bir de o var. Ben Cenk'i anlayamıyorum, ne kadar değişti böyle.

Anneye kafa tutmalar falan, ne gereği var?

Ay sorma. Ben de tanıyamıyorum artık Cenk'i.

-Azra'yla da ayrılmışlar ha? -Aman, çok şükür, evet.

Şükredeceğine, takip et canım. Vallahi çok sinsidir.

Boşluğunu bulduğu anda Cenk'e tekrar yapışır, söyleyeyim.

(Telefon zili sesi)

Kusura bakmayın.

(Telefon zili sesi)

Hülya...

...Sumru niye hâlâ, bu Azmi sahtekârıyla görüşüyor, anlamadım.

Samimiler. Sık sık burada buluşuyorlar.

Ciddi misin?

Ben bu kadar olduğunu, bilmiyordum yani.

Ne oluyor orada? Yani, olaylar olaylar şirkette.

Deprem oluyormuş ha?

(Azmi ses) Deprem oluyor Sumru. Buluşunca konuşuruz.

Buluşup, konuşalım. Merak ediyorum doğrusu.

Tamam, gelirim ben.

Hadi görüşürüz.

Her fırsatta üstüme geliyor Mine. İnanmadı çünkü.

Sen bizden, çok kolay vazgeçtin diyor sürekli.

Hâlbuki bilmiyor ki benim burada içim kan ağlıyor.

Bir gün gerçekleri öğrendiğinde, çok pişman olacak Azra.

Mine bak, sakın.

Yok canım, ben ilerisi için söylüyorum.

Elbet bir gün her şey ortaya çıkacak, hiçbir şey gizli kalmayacak.

Yok, öyle daha kötü olur. Daha çok sinirlenir bu sefer.

Of Mine, ben nasıl dayanacağım bilmiyorum buna.

Hem ondan uzak durmam gerekiyor, hem de her an onu görmek istiyorum.

Ondan uzak durarak, ondan soğuyamazsın ki daha çok özlersin.

Daha çok düşünürsün.

Evet. Zaten kesip atamadım, baksana.

Olmuyor. Çünkü onu çok seviyorum.

Feride teyzeyi sürekli görerek, onun restoranında çalışarak olmayacak bu iş.

Ne yapacaksın peki? Çekip gidecek misin?

Keşke mümkün olsa.

Kardeşimi de alıp, buraya geri dönmemek üzere gidebilsem.

Sen onu yapsan var ya, işte o zaman her şeyi anlatırım Cenk'e.

Derim, git peşinden.

-Bak ya... -Ama öyle.

Azra, sen eğer kardeşini alıp, gidebilecek özgürlükte olsaydın.

Ondan da vazgeçmeyecektin.

Doğru.

Senin çözümün, o mahkemeden geçiyor Azra.

Kardeşini alacaksın yanına, sonra çözülecek her şey.

Mine; Mert, Sumru'yu seviyor.

Dün Sumru'ya gittim ya, biraz konuştuk Mert'le.

Hâlâ Sumru'ya anne diyor, kopamıyor ondan.

(Sokak ortam sesi)

(Müzik - Hareketli)

Biz neden geldik ki şimdi buraya?

Şimdi anlarsın.

(Müzik - Hareketli)

-Anladım, araba kullanacağım. -Bravo.

Yalnız bak, ben şimdiden söyleyeyim bu araba, bu boşluğa girmez.

Melis saçmalama. Ben buraya, tır park ederim.

Öyle mi diyorsun?

Bak ne yapıyoruz biliyor musun?

Şimdi beraber, bu tarafa doğru gidip döneceğiz...

...sonra, arabayı sen buraya park edeceksin.

Hı? Tamam.

Yalnız ben seni şimdiden uyarayım.

Sağlık sigortan falan var, değil mi?

Oho, şoförüm hadi az laf, çok iş. Hadi atla arabaya.

(Müzik)

Sırada ne var Sumru?

Önce Azra'yı, Mert'ten ayırdın, sonra benden kopardın.

Şimdi, Azmi'yle iş birliği mi yapacaksın?

-Ne münasebet, ne diyorsun sen ya? -Oyun oynama Sumru bana!

Azra'nın ne yaşadıkları ne de hayatı, seni ilgilendirmez!

Cansu'nun mutsuzluğunun faturasını, ona kesme artık.

Aynen öyle.

Azra'nın ne yaşadığı, beni hiçbir şekilde ilgilendirmiyor.

Kızım çok üzülmüştü, ben de ona çok üzüldüm.

Şimdi toparlıyor, gayet mutluyum çok şükür.

Sen bana bir dürüst olsana.

Hiç Azra'yla konuştun mu?

Yoo.

Mahkemeden sonra geldi, Mert'i görmek için ama...

...çocuğun psikolojisi bozulmasın, çok yıprandığı için göstermedim.

Ama bu, göstermeyeceğim anlamına gelmiyor.

-Konumuz Mert değil ama. -Evet.

Değil. Peki ne?

Azra saçma sapan bahanelerle durduk yere, hayatımdan çekti gitti.

Ben de bunun nedenini anlamaya çalışıyorum.

Açıkçası hiç şaşırmadım.

Yani Azra'dan beklenen şeyler.

Seni bu konuda uyarmaya çalışmıştık ama dinlemedin.

İlla yaşayarak görmek istedin. Azra bu.

Ona karşı, o kadar düşmansın ki. Nefretin o kadar büyük ki.

Gerçekten merak ediyorum. Bu kız sana, ya da size ne yapmış olabilir acaba?

Tatlım, senin sinirlerin bozulmuş.

Ayrıca eklemek istiyorum. Mert için o kadar katı değilim.

İstediği zaman Azra'ya, onu göstereceğim.

Vicdanını mı temizliyorsun böyle?

Doğru olanı yapıyorum.

Ay Cenkciğim...

...küçük bir öneri.

Kendini fazla yıpratma.

(Müzik- Gerilim)

(Kapı vurma sesi)

Sumru, hoş geldin.

-Hoş bulduk canım. -Otursana.

-Bir şey içer misin? -Yok.

Teşekkür ederim. İçtim bir şeyler, doldum tamamiyle.

Ee, nedir havadis? Meraktan öleceğim.

Çelen Grup iflasın eşiğinde.

-Şaka yapıyorsun. -Çok ciddiyim.

Azmi sen, inanılmaz birisin.

Koskoca Çelen şirketini, iflasa mı sürükledin?

Sumru sana söyledim.

Ben aklıma bir şey koydum mu yaparım.

Peki, yeni hedefin ne?

Bu seferki zor bir şey ama savaşacağım.

Neymiş yani, merak ettim mesela. Ne?

Daha vakti değil. Biraz merak et.

Peki, bekleyeyim o zaman.

-Buyurunuz efendim. -Teşekkür ederim.

(Müzik - Hareketli)

Evet.

Tamam. Şimdi ne yapacağım?

Ben şöyle, güzel bir bağlanayım da her şeyden önce.

Tamam, şaka yaptım.

Şimdi frene basıyorsun. Soldaki fren, sağdaki gaz.

Bunlar temel şeyler zaten.

Sonra bak bu vites, D'ye getiriyorsun frene basılı tutarak.

-Bu mu? -Hı hı.

-Tamam. Gideyim mi? -Hadi bakalım.

Tamam.

Gidiyorum, evet. Gittim.

Oluyor mu?

(Kadir) Bir şey söyleyeceğim. Neredeyse ön cama yapışacaksın, arkana yaslansana.

Yok, sonra önümü göremem falan. İyi böyle.

İyi, tamam. Güzel.

Biraz daha hızlanabiliriz, bayağı yavaş gidiyoruz şu an.

(Melis) Bence şu an gayet iyi, hızlanamam.

(Kadir) Melis, yürüyerek daha hızlı giderim. Bas biraz gaza, korkma.

-(Kadir) Ben varım yanında. -Uff, tamam.

Tamam, basıyorum.

(Melis) Ay!

Ay çok hızlandı. Dur, çok hızlandı bu. Kadir!

-Tamam, frene bas. -Kadir fren hangisi, fren nerede?

Soldaki.

Ayy!

Uff, tamam hallettim yani.

Gerilmeye gerek yok, değil mi?

Tamam bak, her şey güzel gidiyor.

Bir de aynalardan arkaya bak bakalım, araba geliyor mu?

Aynaları kontrol etmeyi öğren.

Ben bakmasam, sen baksan şimdi önümü göremem ben falan.

Ayy!

-Ay bu çalıştı, bu nasıl kapanıyor? -Tamam, bende o iş.

O zaman, bence ilk güne göre bayağı...

...iyi yol kat ettik. Aynaları, başka zaman şey yaparız.

O zaman durabiliriz istediğin yerde.

Duralım mı? Nasıl duracağız?

Nasıl?

Kadir! Kadir!

-(Kadir) Frene bas. -Nasıl? Ne, fren!

-Fren... Kadir! Ölmek istemiyorum. -Gaza basıyorsun çünkü.

Ölmek istemiyorum. Ya Allah'ım!

(Korna sesi) Ay!

Tamam, durduk.

Uff ya! Özür dilerim, ben yapamayacağım sanırım.

Tamam ya, özür dilenecek bir şey yok. Yaptın işte, oldu. Tamam.

Şimdi bence, ikinci derse geçebiliriz. Park dersi.

Park mı?

Tamam, ben park konusunda çok iyiyimdir. Bana güvenebilirsin.

Ona bir şüphem yok, göreceğiz.

O zaman ben babaannemle konuşayım, sonra park etmeye gidelim.

Tamam, anlaştık.

Bir-iki yatırımcı var diyordun. Orda gelişme nedir?

(Cenk ses) Evet, bugün bir araya geleceğiz onlarla.

(Cenk ses) Olumlu sonuçlanacağını düşünüyorum.

İnşallah oğlum. Hayırlısı olsun. Bankayla görüştün mü?

Ödemeleri uzatabiliyor muyuz?

Tamam, anladım.

Sen haberdar edersin beni.

(Telefon zili sesi)

Evet, buyurun.

Ha, Ahmet Bey.

Yok, stoklarla idare edeceğiz. Yeni alım olmayacak.

Nihai kararım budur.

(Kapı vurma sesi)

Anne, niye kalktın sen?

Biraz daha dinlenmen lazım senin.

Birinin çalışması lazım Serap, değil mi?

Anne bu suçlamalardan, sen ne zaman vazgeçeceksin?

Niye suçlayayım kızım? Yanlış bir şey mi söyledim?

Çalışmazsak, bu ev nasıl dönecek?

Varsa bir çözümün, buyur. Seni dinliyorum.

Hayır, şirket daha önce de zor zamanlardan geçti...

...ama sen hiç dönüp, beni suçlamamıştın.

Suçlu olduğunu düşünüyorsan, içine sindiremediğin bir şey var.

Var anne söyleyeyim sana.

Bizim yerimize Azra'yı seçmiş olmanı, sindiremiyorum.

Torunlarından çok o kıza prim vermeni, sindiremiyorum.

Mirasını başkasına vermişken ve seni bu konuda, sorgulamamamı isterken...

...beni sorgulamanı sin-di-re-mi-yo-rum.

Döndük dolaştık, yine Azra'yla mirasa geldik.

Anne, miras benim umurumda falan değil. Beni acıtan şey ne, biliyor musun?

Bizden çok, gidip o kıza güvenmiş olman.

Pek de haksız sayılmam galiba.

Bir toprak parçasını verecek cesaretin yokken...

...bana güven mi vereceksin sen?

(Müzik - Gerilim)

Kolay gelsin.

(Ferhat) Hah, kolaysa başına gelsin Cenk Bey oğlum.

Sen artık patron oldun ya...

...ben azıcık mesafeli konuşacağım seninle bundan sonra.

Olur mu öyle şef ya.

Mutfak ayrı, o iş ayrı. Sen hep şefimsin benim.

Eksik olma. Bu arada, çok büyük geçmiş olsun Feride Hanım'a.

-Çok geçmiş olsun. -Sağ olun, teşekkürler.

-Çok şükür, iyi değil mi şimdi? -İyi, şu anda evde dinleniyor.

Şef, senden bir ricam olacak.

Bugün önemli misafirlerim gelecek de onları bir güzel ağırlamamız lazım.

Tamam, sen hiç merak etme. Hallederim ben.

-Eyvallah. Kolay gelsin. -(Ferhat) Sağ olasın.

Azra, bak önemliymiş misafirler.

Masanın servisiyle sen ilgilen, oldu mu kızım?

Olur tabii, ben servise çıkarım.

Cenk Bey de güzelce ağırlasın misafirlerini.

Mine azıcık çorbaya bakarak ol, geleceğim ben.

Tamam şef.

Bak görüyorsun değil mi? Sen böyle kaçtıkça, burnunda bitiyor.

İstiyorsan servise de ben çıkayım ha?

Gerek yok. Ben hallederim.

Hmm. Sen zaten istiyorsun yani.

Ne alakası var Mine?

Şef çık dedi çıkmam lazım, kızar yoksa.

Tabii, tabii.

Uff, Mine ya.

(Müzik)

Park etmek benim işim. Bu iş bende, sen rahat ol.

-Bak nasıl park edeceğim, göreceksin. -Ondan hiç şüphem yok zaten.

Sen yavaş yavaş gel, ben zaten yardım edeceğim sana.

Tamam. Okey.

(Müzik - Hareketli)

-Gel bakalım, yavaş yavaş. -Hadi bakalım.

Gaza bas. Yavaş yavaş, gaza bas.

Uff!

Ay!

Yavaş! Ne yapıyorsun?

Tamam, iyiyim.

Silecek... Ne alakası var? Silecekleri kapa.

Bu nasıl kapanıyor?

Nasıl kapanıyor bu?

(Kadir) Silecekleri kapa. Sağda şey var, kapa onu.

Al işte. Evet. Bir bu eksikti.

Silecek... Ne alakası var? Silecekleri kapa.

Bu mu?

(Kadir) Süper.

Tamam. Kapattım. Bu sefer kapandığına eminim.

Ay!

Bir dur.

Tamam pardon. Bende, okey.

-Şimdi sol yap. -Sola mı?

-Burası? -Kaç tane solun var?

Uff!

Melis, evet. Hayır, çok...

Ama burası dedin.

Bravo, çok güzel. Süpersin.

Uff.

Direksiyonu şimdi, bu tarafa çevir bak.

Sağa?

-Bu... Tamam. Dur şimdi. -Evet.

(Kadir) Tamam. Çok güzel. Evet, böyle gel.

Yavaş yavaş. (Korna sesi)

-Beni ezeceksin. -(Melis) Ama kork...

Dur. Ne yapıyorsun? Sakin.

Geri git. Biraz sola, süpersin.

(Kadir) Yavaş, yavaş!

-(Kadir) Evet böyle geri git. -Tek başıma yapsam, daha iyiydi ha. Off!

-Nereye? -(Kadir) Bana doğru gel.

(Kadir) Bana doğru bak...

(Kadir) Ne yapıyorsun!

Ne yapıyorsun?

Gel, gel. Dur!

-Ölmedin değil mi? -Ölmedim de bir yaralı var.

-Tamam, kal böyle. -Oldu.

Ay sanki eziyor gibi gördüm de. Tamam.

(Kadir) Tamam. Süper. Süper.

Bakayım nasıl oldu?

Vay vay.

Bak çok güzel olmuş. Ben sana demiştim yapacağım diye, bak.

Ne güzel park etmiştim. Sana söylemiştim.

Ben sana söyleyecek kelime bulamıyorum ya.

Olsun, bir şey olmaz ondan.

Evet bir yaralımız var, bakayım.

Kalbi hâlâ atıyor. Bence hızlı olursak, kurtarabiliriz.

Bir şey olmaz ondan. Ne olacak? Ama bak, çok güzel olmuş.

-(Haluk) Teşekkürler. -Afiyet olsun.

Bu arada, bizim için geçici bir durum.

Bizim alacak hanemiz, gününü bekleyen çeklerle dolu şu anda.

Cenk Bey, geçici bir dönem diyorsunuz da talep ettiğiniz rakam...

...maliyet olarak inanın, bizim için çok yüksek.

Biz, karşılayamayız. Üzgünüm.

Yoo, ben anlıyorum sizi.

Finanse ettiğimiz firmaların, iki katı büyüklüğünde hacminiz var.

Zarar riskini bile düşünmeksizin...

...sizinle aynı paydada buluşabilmeyi, inanın çok isterdim.

Ama şu an için değil.

Ayrıca kıymetli bir iş kadını Feride Çelen'in torunuyla...

...aynı masayı paylaşmak bile, büyük bir onur benim için.

Babaannemin adına layık olmaya çalışıyorum ben de.

Teşekkürler.

(Müzik - Gerilim)

-Oo, sürprize bak sen. -Oo...

Azmi Bey'i tanıyorsunuz değil mi?

-Hoş geldiniz. -Hoş geldiniz. Gıyabında evet.

-Nasılsınız Mesut Bey? -Teşekkür ederim, sağ olun.

Buyurun oturun, lütfen.

Bu arada bana Mesut derseniz, gerçekten çok mutlu olurum.

Tabii, o zaman siz de bana Azmi deyin lütfen.

Benim araba burada ya, onu almaya geliyordum Azmi sağ olsun, bıraktı.

Ne demek Sumru.

Nasıl gidiyor Azmi?

Bu aralar Çelenlerde, bayağı bir hareketlilik yaşanıyormuş.

Hülya biraz bahsetti de.

-Evet, bu sıralar biraz öyle. -Tabii, bu sizi bayağı üzmüştür.

-Eski bir CEO olarak. -Üzmez mi?

Ben sadece bu şirketin, inşasında yer almadım.

İtibarının büyütülmesi, korunması...

...bunlar için de çalışan bir yönetici oldum.

Sonra, sırf soyadı tutuyor diye...

...üç günlük bir çocuğu getirdiler, bu emeklerin başına.

-Üzülmemek mümkün değil. -Çok haklısınız.

Ama Feride Hanım, çok güçlü ve tecrübeli bir iş kadını.

Böyle bir şeyi nasıl öngöremedi, anlayamadım.

Asıl sorun, Feride Hanım zaten.

Onun tecrübesiz ve hayalperest torunu değil.

Nasıl yani? Cenk gelince, düşmemiş miydi sizin CEO'luğunuz?

Hayır Hülya Hanım. Akıldışı bir kararla Feride Hanım...

...Azra'ya, mirasını bırakmak istedi.

Ben de aileyi korumak için müdahil oldum, işte durum ortada.

Feride Hanım bana düşman oldu. Beni itibarsızlaştırdı.

Yetkilerimi daralttı, şimdi de Cenk geldi.

Ve sizin gibi, çok değerli bir yöneticiyi kaybetti.

-Çok yazık. -Çok teşekkür ederim.

Ama hayat devam ediyor.

Bizim bir sürü projemiz var. Yapacaklarımız var.

Sonuçta çalışkan insanlarız, değil mi?

(Mesut) Çok haklısınız, kesinlikle. Hatta biliyor musunuz?

Sizinle beraber çalışmak, çok keyifli de olurdu.

Sizinle çalışmak da benim için keyifli olur.

Lafa daldık, sormadım. Ne yemek istersin?

Menüyü isteyim mi?

Siz yiyecek misiniz? Yiyecekseniz, beraber söyleyelim.

Benim aklıma, başka bir şey geldi.

İsterseniz hep birlikte, bize gidelim. Çok keyifli bir akşam yemeği yiyelim.

Mutfağı severim, becerikliyimdir.

Tabii Hülya kadar olmasa da. Ne dersiniz?

Bence harika bir fikir.

-(Sumru) Sen nasıl istersin? -Sen nasıl istersen canım.

Hadi o zaman, anca gideriz.

(Müzik - Gerilim)

İnanamıyorum sana. Adamı öve öve bitiremedin.

Maşallah deyip, bir de altın taksaydın.

Hayatım, Sumru'nun cephesini...

...yakınında kim varsa tanımak gerekir, öyle değil mi?

(Sessizlik)

Cenk.

Kötü geçti galiba görüşme.

Henüz bir şey bitmiş değil.

Daha yeni başlıyoruz.

Biz kılıçlarımızı kuşandık, bekliyoruz işte.

(Azra) Büyük bir savaş yani.

Benim savaştığım şeyden daha büyük değil, emin ol.

Feride teyze de çok üzülüyor değil mi bu duruma?

Babaannem, benim ne yaşadığımı bile bilmiyor.

Bilmesini ister misin?

-Cenk, ben şirketten bahsediyorum. -Biliyorum.

Biliyorum çünkü işine gelen bu şu anda.

-Yine başlama lütfen. -Ben bir şeye başlayamıyorum.

Ben bir şeye başlamıyorum.

Başlayan da bitiren de sensin.

Bana kalan sadece anlamaya çalışmak. Bana kalan sadece gitmek.

Ben sadece, şirket için ne kadar üzgün olduğumu, dile getirmeye çalışıyorum.

Öyle mi? İyi teşekkürler o zaman, şirket için yani.

Benim ne yaşadığımı bilmiyorsun, neler çektiğimi bilmiyorsun bile.

-Asıl sen bilmiyorsun Cenk! -Anlat o zaman!

Bak yine susuyorsun, gözlerini kaçırıyorsun.

Senin gözlerin, ne ara benden bu kadar uzaklaştı Azra?

Cenk bak, lütfen beni iğnelemekten vazgeç artık.

Gerçekten çok canım yanıyor.

Sen can yanmasından ne anlarsın, Allah aşkına!

-Ne demek olduğunu bile bilmiyorsun. -Hem de çok iyi biliyorum Cenk.

Annenin bana bakışı, kız kardeşinin benden nefret edişi.

Cansu'nun öfkesi ve en önemlisi de ne biliyor musun?

Senin hiçbir zaman gerçek olmayacak, mutluluk masalın.

İşte bunlar benim canımı çok yakıyor.

Şimdi söylesene, hangimizin yangını daha büyük?

(Müzik)

Aferin sana be, vallahi oldu bu iş.

(Müzik - Gerilim)

Hi!

(Fren sesi) (Nefes sesi)

Ne yapıyorsun sen ya? Önüne baksana!

Ben çok özür dilerim. Ben sizi görmedim bile.

Kör müsün, görmüyor musun koskoca arabayı?

Beyefendi özür diledim, daha ne yapabilirim?

Beceremiyorsan, geçmeyeceksin direksiyona.

Allah Allah!

Sana mı soracak ne yapacağını? Kimsin oğlum sen!

-Kadir bırak şunu, gitsin. Kadir bırak! -Karışma sen.

Bırak, bir şey mi dedik şimdi, ne bağırıyorsun?

Bana bak efendi gibi, bin git arabana yoksa kazanın kralını görürsün.

Sabah sabah, bela açacaksın başıma.

(Müzik - Gerilim)

-İyi misin sen? -İyiyim ben de.

Ne gerek vardı şimdi böyle bir şeye. Konuşur konuşur giderdi.

Sen olmasaydın, ben ona biliyordum yapacağımı.

Neden bu kadar sinirlendin ki?

Ne öyle, adamı kaputa yatırmalar falan.

Herife bak ya!

Evet, kıskandıysan onu bilemem.

Ne alakası var ya? Nereden çıkardın şimdi onu?

Gördük az önce yaptığını.

Neyse tamam, üstüme gelme.

Ne konuda?

Tamam, kapatabilir miyiz artık bu konuyu?

-İyisin değil mi sen? -İyiyim.

(Müzik - Duygusal)

Mine, nasıl olacak bilmiyorum.

Nasıl geçecek bu acı?

Cenk'in yüzündeki hayal kırıklığı, bir türlü silinmiyor.

Azra, kuzum...

...yeter artık, kendini bu kadar hırpalama.

Sen kardeşin için sevdiğinden vazgeçtin. Mert'i düşün.

Belki bu iyi gelir sana.

Belki de ben en başta hata yaptım.

Duygularıma teslim olmamalıydım ben.

Kendini suçlamaktan vazgeç Azra.

İnsanız. Âşık da olabiliriz, seve de biliriz.

Hayır Mine. Benimki yanlış insandı. Zamansızdı.

Azra, bu hep böyle olacak değil ya.

Mert'i yanına aldığında, tekrar aranız düzeldiğinde, birçok şey değişecek.

Sumru hep kazanacak değil ya. Belki barışacaksınız.

Hayır Mine.

(Azra dış ses) Bu hiçbir zaman olamayacak. Biz olamayacağız.

(Azra dış ses) Hep özlemle geçecek bugünler.

(Azra dış ses) Küçük, tatlı anılar kalacak aklımızda.

(Azra dış ses) Hatırladıkça, acı bir gülümsemeyle içimizi yakacak.

(Azra dış ses) Ben onu sevmekten, hiç vazgeçemeyeceğim.

(Azra dış ses) Belki de o beni unutacak.

(Azra dış ses) Adımı kahırla, öfkeyle anacak.

(Azra dış ses) Annenin bana bakışı, kız kardeşinin benden nefret edişi...

...Cansu'nun öfkesi. Ve en önemlisi ne biliyor musun?

(Azra dış ses) Senin hiçbir zaman gerçek olmayacak, mutluluk masalın.

(Azra dış ses) İşte bunlar, benim canımı çok yakıyor.

(Azra dış ses) Şimdi söylesene, hangimizin yangını daha büyük?

(Müzik - Duygusal)

Ama yani sen böyle, melankoliğe bağladın iyice ya.

Senin, bu psikolojiden çıkman lazım arkadaşım.

Bak, bunun için çok güzel bir fikrim var.

Neymiş o?

Madem Sumru, istediğini elde etti.

…o zaman sen de bunu sonuna kadar kullan.

Git Mert’i al, iki kardeş güzel güzel zaman geçirin.

Bak iyi gelecek.

Olabilir aslında.

Hâlâ olabilir diyor.

Hadi kalk. Hadi.

Hadi yürü hazırlan.

-Hoş geldiniz Cenk Bey. -Hoş bulduk.

Yemek yediniz mi? Bir şeyler hazırlayayım mı?

Yok. Babaannem odasında mı?

Odasında. Dinleniyor.

(Kapı tıklama sesi)

(Müzik - Duygusal)

-Nasıl oldun? -İyiyim.

Asıl haberler sende. Nasıl geçti görüşmen?

Güzel, güzel. Olumlu geçti yani.

Adamlardan haber bekliyoruz şimdi.

Buna sevindim. İnşallah iyi haber verirler.

İnşallah babaanne.

Sen dualarını eksik etme tabii bizden.

Dualarım seninle oğlum.

Hayırlısıyla şu krizi atlatalım…

…artık ben de biraz köşeme çekileceğim, oğlumu izleyeceğim.

İftihar edeceğim.

Sen zaten şirket işlerini, kafana takma bu kadar babaanne.

Ben bir şekilde yoluna koyacağım. Merak etme sen.

Çabandan hiç şüphem yok.

Sadece zor olacak, onu biliyorum.

Allah yardımcın olsun yavrum.

Âmin babaanne. Sağ ol.

-Hadi sen de gel biraz. -Tamam, çocuğum.

Cenk, hoş geldin oğlum. Konuşalım mı biraz?

Şimdi değil.

Oğlum iyi görünmüyorsun sen. Ne oldu?

Cenk?

Cenk, niye ben yokmuşum gibi davranıyorsun?

Ne yaptım ben sana?

Anne bak, konuşmak istemiyorum. Kalbini kırmayayım. Lütfen.

Anne ne oluyor?

Karışmayın siz. Tamam.

Anne, belli ki sinirli abim. Bir kere de gitme üstüne yahu.

Karışmayın dedim!

(Müzik - Gerilim)

Senin bu tavrın ne ha?

Ne yani şimdi, her şey bitti, mesele şu üç kuruşluk arazi mi oldu?

Sen o üç kuruşluk araziyi bile, bize fazla gördün, ne konuşuyorsun?

Vallahi pes. Pes.

Ben seni tanıyamıyorum artık.

Sen kiminle ne sorun yaşıyorsan, dönüp bana patlıyorsun Cenk.

Şu yaşadığım sorunların sebebi, sen olabilir misin acaba?

Düşündün mü hiç bunu?

Ha öyle mi oğlum? Ben oldum suçlusu şimdi.

Yani senin için endişelendiğimin bile farkında değilsin sen.

Ha benim için endişeleniyorsun?

Tabii. Hayatta mutlu olduğum tek bir şey vardı, onu elimden aldın…

…şimdi ne hâle geldiğimi izliyorsun. Bir anne için endişe verici, haklısın tabii.

Bak Azra’yla ne yaşıyorsun bilmiyorum ama…

…onunla yaşadıklarının faturasını, bana çıkarıp durma. Suçlusu ben değilim.

Onu sevdiğimi söylediğimden beri, istediğin tek bir şey vardı…

…bizim birlikteliğimizin bitmesi.

Sen hiçbir şeyin farkında değilsin, hiç.

Sen Azra için iyi vakit geçirebileceği biriydin.

Onun gerçeği başka. Orada sen yoksun.

Azra şu davayı kaybettikten sonra, büyük bir acı yaşadı.

Şu an seni falan gözü görmüyor onun. Boş bir hayaldi bunlar.

Ben sana başından beri, bunu anlatmaya çalıştım oğlum.

Sana tek bir şey soracağım. Bana dürüst ol.

Sen Azra’ya, bir şey söyledin mi hiç?

Ne gibi?

Onu benden uzaklaştırabilecek, herhangi bir şey.

Azra kimseye bir şey söylemeden, sessiz sedasız çıktı gitti.

En son, Cansu’yla tartışmış.

Ha ama babaannenin, o Cansu’yla aranızı bozan...

...meçhul kız için söylediklerine alındıysa bilemem.

Ne işin var senin burada?

Mert’i almaya geldim.

Ha tabii annemle pazarlığa oturdun, Mert için kendine yol yaptın, değil mi?

Ne diyorsun Cansu?

Niye? Rahatsız mı oldun?

Feride teyzenin, masada söylediklerinden sonra gidip Cenk’ten ayrıldın…

…sonra koşa koşa geldin anneme ağladın, pazarlık yaptın yalan mı?

Ben kimseyle pazarlık yapmadım Cansu.

Cenk’le bir şeyin bitmesi gerekiyordu ve bitti, o kadar.

Şimdi lütfen, kardeşimi çağırır mısın?

Bundan sonra Mert’i görmek için telefonla arayıp benden izin isteyeceksin.

Hayır, Cansu.

Bundan sonra istediğim zaman, buraya geleceğim…

…kardeşimi göreceğim ve alacağım. Anladın mı?

Azra.

Ablacığım hadi gel, gidelim. Al montunu.

Ver bana onu.

Giy montunu.

(Müzik - Gerilim)

Cenk!

Anne rahat bırak. Yeter.

Oğlum nereye gidiyorsun yine?

Anne bırak gitsin. Karışma bir kere de. Lütfen.

Ne? Ne?

Sizi de mi doldurdu bana karşı?

Düşman mı oldunuz hepiniz bana, ne?

Sen ne dediğinin farkında mısın, ha?

Ne oldu sana? Neye dönüştün böyle?

Ben artık seni, gerçekten tanıyamıyorum.

Tamam. Sinirlerim bozuk Arda. Tamam. Rahat bırak beni.

(Müzik - Gerilim)

Arda, Melis. Benim bu hengâmeden, telaşeden…

…yavaş yavaş, çekilme vaktim geliyor çocuklar.

Evimizin de işimizin de yükü, artık abinizin omuzlarında.

(Feride dış ses) Ona saygınızı, sevginizi hiçbir zaman kaybetmeyin.

(Feride dış ses) Siz hürmetinizi gösterin ki…

…o da gölgesiyle eğilsin size, korusun, kollasın.

(Feride dış ses) Zor günler geçiriyoruz. Onun size ihtiyacı var.

(Feride dış ses) Birlik olacağımız günlerin, en iyisi belki.

(Feride dış ses) Daha iyisine ümitlenin…

…daha kötüsü de kapıdaymış gibi tedbirli olun.

(Feride dış ses) Abiniz sizin direğiniz, kökleriniz, her şeyiniz.

(Tezahürat sesi)

(Müzik - Gerilim)

(Darp sesleri)

(Azra dış ses) Ormanın derinliklerinde, bir başına kalan çaresiz çocuk…

…sesini duyurmak için çareler aramaya başlamış.

Şarkı söylemiş.

Şarkı söylemiş.

Ama olmamış.

Kimse onu duymamış.

Karanlık?

Karanlık…

Çok karanlık.

Ağlamış.

Ağlamış. O ağlayınca, gökler de ağlamış.

Ama sonra, birden bir ses duymuş.

O ses ona demiş ki; eğer bana en sevdiğin şeyi verirsen…

…ben de seni bu ormandan çıkarırım.

-En sevdiği şey? -Evet, en sevdiği şey.

Ama çocuk, ne en sevdiği şeyden ne de kavuşmak istediği ailesinden…

…vazgeçmek istemiyormuş.

Ama birini seçmesi gerektiğini de çok iyi biliyormuş.

Orman karanlık.

Çıkmak ister Mert.

Çocuk da öyle düşünmüş.

Sonra da…

…en sevdiği sihirli taşını, ormanın ortasında bırakmış…

…ve ailesine kavuşmuş.

En sevdiği sihirli taş?

Yok olmuş.

Onu feda etmiş.

Yani onu, ne kadar sevse de…

…ailesine kavuşması için ondan vazgeçmesi gerekiyormuş.

Ve sonunda ailesine kavuşmuş.

(Müzik - Hüzünlü)

(Kapı tıklama sesi)

Arda.

Abinle konuştun mu hiç? Ben aradım, açmıyor telefonunu.

Yok, anne. Konuşmadım. İşi vardır.

O kesin bana kızdığı için açmıyor telefonunu.

Sen bir arasana, hadi.

Açmıyor.

Allah Allah!

-Nereye gidecek bu saatte? -Bilmiyorum anne.

Öf!

İyi geceler.

Abi inşallah, yine dövüşmeye gitmedin.

Öf!

(Telefon zili sesi)

(Tezahürat sesi)

(Müzik – Rock)

(Darp sesleri)

(Sevinç çığlıkları)

(Darp sesi)

(Tezahürat sesi)

(Müzik – Rock)

(Tezahürat sesi)

(Darp sesleri)

(Müzik devam ediyor)

(Kalp ritim efekti)

Cenk, bu kadar yeter.

Bak zaten, bu geceki adamlar sıkıntılı.

Karışma sen bana.

Abi bak anlamıyorsun, bundan sonraki adamlar acımasız adamlar.

Cenk, ölümüne dövüşüyorlar.

İyi, oğlum. Biz de dövüşürüz işte.

Abi senin derdin ne?

Kardeşim sen de uzatma.

Ne yapsam, Azra’yı mı arasam? Araları da bozuk ama.

Mecbur arayacağız.

(Mısır patlama sesi)

Bak Mert, patlamaya başladı bile.

Havai fişek gibi değil mi?

(Telefon zili sesi)

Arda.

Efendim, Arda?

Azra kusura bakma, ben seni rahatsız ediyorum ama şey diyecektim sana…

…abimle mi berabersin, yani senin yanında mı…

…ya da nerede olduğunu biliyor musun?

Yok. Hayır, burada değil. Bilmiyorum.

Ne oldu, bir şey mi oldu?

Yok, yok. Önemli bir şey değil.

İşte annem biraz telaş etti, biz de ulaşamadık diye.

Ben de sana bir sorayım dedim. Neyse. Teşekkür ederim.

-Hadi görüşürüz. -Tamam. Görüşürüz.

(Mısır patlama sesi)

-Nasıl gidiyor? -Çok güzel.

(Arda dış ses) Abi neredesin?

(Arda dış ses) Çok merak ediyoruz. Ara bir.

(Telefon zili sesi)

Bu niye arıyor ki şimdi?

(Telefon zili sesi)

Efendim, Kaan abi?

İyidir abi de hayırdır?

Abim mi?

Abi tamam. Sen bana konum at. Ben hemen geliyorum. Tamam mı?

Tamam, tamam. Geliyorum. At konum.

Of abi ya, of!

Ellerinize sağlık. Gerçekten çok lezzetli olmuş, Hülya Hanım.

Evet, evet. Çok güzeldi canım.

Ne hoş. Afiyet olsun.

Bir şey merak ediyorum.

Neden başka bir şirkette, CEO’luk yapmaya devam etmiyorsun?

Ne kadar doğru konuşuyorsun Mesutcuğum.

Ben de her zaman söylüyorum.

Yani Çelenlerdesin diye, hep orada kalmak zorunda değilsiniz.

Senin gibi zeki bir adama, her yerde iş var diyorum, değil mi?

Haklısınız.

Yani bundan 30 yıl önce, kendi şirketimi kursaydım…

…şimdi, kendi holdingimi yönetiyor olurdum.

Çelen Grup’u, neredeyse ben var ettim.

Çok doğru söylüyorsun.

Yani haklı olabilirsiniz tabii ama…

…Feride Hanım da böyle azımsanacak biri değil, değil mi?

Yok. Yanlış anlamayın. Öyle demeye çalışmıyorum.

Ama Feride Hanım’a, bildiği birçok şeyi ben öğrettim.

Yani her zaman, en iyi iş olanaklarını önüne serdim.

Yani, çorba yaparak mı bu hâle geldi Allah aşkına?

Yani zeki, iş bilen birisi olmasa yanında…

…Feride Hanım nereden oralara gelecek yani?

(Müzik - Gerilim)

Teşekkür ederim canım.

İşimde iyiyimdir.

İşte duygusallığa izin vermem. Ama Cenk, öyle değil maalesef.

Yani öfkesine ve zaaflarına her zaman yenik düşüyor.

Bu yüzden de her yerden darbe almaya başladı.

Düşüşü yakındır.

Peki, söyle o zaman Mert.

Okulda, en sevdiğin arkadaşın kim?

Arkadaş.

Tamam. Hepsini seviyorum diyorsun yani.

O zaman…

…en sevmediğin arkadaşın kim?

Arkadaş Çağrı.

Neden sevmiyorsun?

Mert’e vurdu.

Ablacığım, belki de isteyerek vurmamıştır sana.

Kesinlikle. Bence de yani.

Mert’e vurdu.

(İç çekme sesi)

(Tezahürat sesi)

(Müzik - Gerilim)

(Darp sesi)

(Tezahürat sesi)

(Tezahürat sesi)

Abi.

Abi!

Abi!

Giremezsin kardeşim.

Abim o benim! Abim o benim!

(Erkek) Elimizde kalacaksın ulan.

(Darp sesi)

(Müzik - Gerilim)

(Müzik - Dram)

Abi.

Abi.

(Telefon zili sesi)

Arda.

Alo. Azra. Abim çok kötü. Bak çok fena dövüşmüş.

Nasıl kötü? Neredesiniz?

Taksideyiz şimdi ama nereye götüreceğimi de bilmiyorum.

Eve götüremem. Babaannem falan ev komple ayağa kalkar.

Ne yapacağım ben? Sana getireyim mi?

Azra ne olur. Bak başka çarem yok.

Tamam, tamam. Gelin tabii ki.

Konum at, konum.

Ben sana şimdi, konum atıyorum Arda. Hemen gelin.

Tamam. Tamam. Getiriyorum şimdi.

Ne olmuş?

Kavga etmiş.

Nereye koydum bunu?

Niye öyle bakıyorsun bana?

O kadar güzelsin ki…

Aa!

Bütün gün koşturdum, hâlâ sana güzel görünüyorsam ne hoş.

Teşekkür ederim.

Keşke güzelliğin, sadece dış görünüşten ibaret olsa Sumru.

Güçlü duruşun, asaletin… Sana hayran olmamak elde değil.

Bu kadar güzel sözü hak edecek ne yaptım acaba?

Teşekkür ederim.

Sen her şeyin, en güzelini hak ediyorsun.

Ben…

(Gülme sesi)

İyi geceler.

Ee…

Hoşça kal o zaman.

(Kapı kapanma sesi)

(Kapı zili sesi)

Azra.

Arda.

Dur, dur. Mine alsana şunu.

İçeriye götürelim, yatıralım hadi.

Dur. Dikkat et.

Şuraya yatır.

Geç, geç.

Yavaş yatır, yavaş.

Arda ne oldu böyle?

Hastaneye falan mı götürseydik acaba?

Yok, ben oradaki doktorla konuştum, çok abartılacak bir şey yok dedi.

Bir pansuman falan yapılması gerekiyormuş ama…

…diğerlerinin durumu, daha kötüydü. O yüzden, onlarla ilgileniyordu doktor.

Ben de beklemedim, direkt aldım geldim buraya.

Mine biz pansuman yapalım. Bir şeyler getir.

Tamam. Hemen getiriyorum. Dur.

Azra, evdekilerin haberi yok. Ne yapacağım, ne diyeceğim ben onlara?

Arda tamam, otur. Bir sakin ol. Halledeceğiz.

Of!

-Başka? -Sen bana bir bezle su getirsene.

Ben görünmeden çıktım onlara. Beni şu an evde zannediyorlar.

Bilmiyorlar bile abimin dövüştüğünü. Ne yapacağım, ne diyeceğim?

Tamam. Sen şimdilik eve git. Evdekiler telaş yapmasın.

Biz bir şey olursa, sana haber veririz. Gece zaten başında dururuz.

Bir şey olursa, doktor falan da çağırırız. Korkma. Ben seni ararım.

-Öyle mi diyorsun? -Evet, öyle.

Git bence sen. Yoksa anlarlar evdekiler.

(Öksürme sesi)

Abi. Azra. Kendine geliyor galiba. Abi?

(Öksürme sesi)

Abi iyi misin?

Abi iyi misin?

Arda, hadi sen git bak.

Açılması falan da yok. Bir şeyi yok yani, korkma.

Azra ben gideceğim, bak ama eğer bir şey olursa…

…hemen bana haber vereceksin. -Vereceğim.

-Söz mü? -Söz.

Tamam.

Gel.

(Müzik - Duygusal)

(Müzik - Duygusal)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik - Duygusal)

(Müzik - Duygusal)

(Müzik - Duygusal)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Cenk dış ses) Azra.

(Cenk dış ses) Azra.

Azra.

(Müzik - Duygusal)

Azra.

Azra.

(Martı sesleri)

(Tezahürat sesi)

Giremezsin kardeşim.

Abim o benim! Abim o benim!

(Erkek) Elimizde kalacaksın ulan.

(Darp sesi)

(Müzik - Gerilim)

Dur, dur.

Şu içeriye koltuğa yatıralım.

Dur, dur. Dikkat et.

Of!

(Nefes sesi)

Cenk?

Kuzum, gitmiş.

Yine çok kötü hâldeydi Cenk.

Nasıl yapar, kendine böyle bir şeyi?

Arda’nın yanında güçlü durmaya çalıştım ama mahvoldum resmen.

Vallahi ne diyeyim, ben de bilmiyorum ki.

(Mine) Yani böyle olacağını, hiç düşünmedim ben de.

(Müzik - Duygusal)

(Müzik - Duygusal)

Cenk Bey. Hoş geldiniz.

Birazdan herkesi, toplantı odasında bekliyorum.

Hemen iletiyorum efendim.

Bugün büyük gün.

Günaydın. Cenk çıktı mı?

Babaanneciğim onun şirkette biraz işleri varmış, erkenden gitti o.

-Babaanne, sen neden hazırlandın? -İşe gideceğim kızım.

Babaannem, bu hâlde nereye gidiyorsun? Bugün yatıp dinlenseydin sen.

Arda haklı, anne.

Böyle bir günde, yatıp uyumayı hazmedemem.

İşimin başında olacağım.

İyi. Peki, babaanne.

Yani bizim yapabileceğimiz bir şey var mı?

Seninle geleyim mi şirkete?

Yani ne yapabilirim bilmiyorum ama en azından, yanında olurum.

Yine tansiyonun falan çıkarsa. Ha?

Yok, çocuklar.

Ben iyiyim. Merak etmeyin siz beni.

Hadi bakayım, kahvaltınızı yapın. Afiyet olsun.

Sağ ol babaanne.

(Müzik - Duygusal)

(Erkek) Çok iyi açılış yaptık beyler. Kısa sürede, daha da yükselecektir.

Halka arz etmemiz, çok yerinde bir karardı.

Beyler, gelişmeleri dakika dakika istiyorum, haberiniz olsun.

(Erkek) Tabii Cenk Bey.

Rahatsız olmayın beyler.

Sen iyi misin oğlum?

İyiyim babaanne. Sorun yok.

Geçmiş olsun Feride Hanım.

Keşke dinlenseydiniz Feride Hanım.

Bakın borsada açılışımızı, gayet iyi bir seviyeden yaptık.

Ne diyelim, hakkımızda hayırlısı olsun.

Babaanne, sen dinlenseydin odanda.

Ben gelirdim, haberdar ederdim seni.

Yok, oğlum. Ben burada, sizlerle kalacağım.

İnsek de çıksak da beraberiz.

Neredeymiş abin dün gece?

Arkadaşında falan kalmıştır.

Bak ya.

Yüzüme baka baka, yalan söylüyor bir de.

Tabii abin aklı sıra, beni cezalandırıyor sırf o arsayı vermedim diye.

Anne, konunun arsayla ilgisi olduğunu sanmıyorum.

Arsayla ilgisi yoksa Azra’yla ilgisi var konunun.

Ay niye kaçıyor ki zaten, niye konuşmuyor? Korkaklar gibi kaçıp duruyor.

Ben onun düşmanı mıyım?

Anne, sen ne diyorsun ha?

Sen ne diyorsun?

Benim abim dün gece, az kalsın ölüyordu.

Arda!

Bırak Melis, annem de bilsin.

Adam elinden gelen her şeyi yapıyor ama o kadar çok üstüne gitmişsiniz ki…

…her şey o kadar, üst üste gelmiş ki…

…ben dün onu, ölümüne dövüşten aldım.

Ne diyorsun sen be?

Ne ölümü, ne dövüşü şimdi bu?

Anne merak etme, iyi şimdi.

Neden değer kaybediyoruz beyler?

Böyle bir şey mümkün değil.

Bu rakamlardan açılıp nasıl bu kadar düşer, ben anlamış değilim.

Diğer şirket hisselerinde, bir düşüş var mı?

Hayır. Sadece Çelen Grup düşüyor.

Spekülatörlerin bir işi olabilir mi?

Arkadaşlar acaba, Cenk Bey’i mi çağırsak?

Herhâlde böyle bir durumda, ne yapılacağını en iyi o bilir.

Ben hemen bilgi vereyim.

Hisselerden gelen sıcak parayla, tüm sorunlar çözülecek babaanne.

İnşallah oğlum. Ama senin şu yüzünün hâlini de konuşacağız.

Bir şey yok babaanne.

Dedim ya işte, antrenmanda küçük bir kaza.

(Kapı tıklama sesi)

Gel.

Çok özür dilerim Feride Hanım.

Cenk Bey, hemen gelmeniz lazım. Hisselerimiz çok hızlı düşmeye başladı.

-Nasıl yani? Neden? -Bilemiyoruz efendim.

Gel, bir bakalım.

(Kapı açılma sesi)

Ne oluyor beyler? Bu düşüş niye?

Beyler, borsadaki adamımızla görüştünüz mü?

Acilen araştırmanızı istiyorum. Hadi herkes hızlansın. Hadi.

Biz de anlamaya çalışıyoruz Cenk Bey.

Bir saat içinde, yüzde 40 düşüş. Bu görülmemiş şey Cenk Bey.

Burada doğru olmayan bir şeyler var.

Bu düşüşü açıklayacak kimse yok mu?

Sanırım, ben biliyorum düşüşün sebebini.

Söyle biz de bilelim o zaman.

Buyurun.

(Müzik - Gerilim)

Dün gece geç geldin.

Kahvaltı hazırladım. Gel otursana.

Yok. İstemiyorum.

Azmi'yle Hülyalara yemeğe gittik.

Aile dostu olduk diyorsun yani.

Özlediğin dörtlü sohbetlere, kavuşmuşsundur.

Ne demek istiyorsun sen?

Niye böyle konuşuyorsun?

Hani Kemal amca ölmeden önce, böyle yemekler yapardınız ya.

Ee tabii şimdi benim baba, ortama uyum sağlayamadığı için Azmi sana eşlik ediyor.

Cansucuğum...

...biz bunu konuşmuştuk değil mi?

Bana haksızlık ediyorsun, ben senin düşmanın değilim.

Değilsin tabii.

Ben sadece kapris yapıyorum, değil mi?

(Müzik - Gerilim)

Yok artık!

Cenk, iyice raydan çıkmış!

Ne hale gelmiş.

Ne olmuş?

Habere baksana.

Çelenlere son yumruk.

Genç CEO'nun, sokak dövüşü görüntüleri için tıklayın.

(Sumru) Tıkla bakayım.

(Cansu) Aa!

Hii!

Ay inanmıyorum.

Ne hale gelmiş ya.

İşte, gemi su almaya başladı.

Vah Çelenler vah!

Daha neler olacak, bekle.

Üf!

Anne tamam, yapma böyle.

İyi abim sonuçta. Hı?

Ay niye böyle yapıyor bu çocuk, anlamıyorum ki ben.

(Telefon zili sesi)

Melis.

Telefon çalıyor.

(Telefon zili sesi)

Efendim Cansu.

(Müzik - Gerilim)

An-anladım sağ ol, tamam.

Ne oldu?

Melis, ne oldu?

(Müzik - Gerilim)

Abimin dövüş görüntüleri, internete düşmüş.

Ver bakayım şunu.

(Müzik - Gerilim)

Usta, kahvaltın hazır.

Sağ olasın Halil'im. Sen yemediysen, gel beraber yiyelim.

Ben yedim usta ya. Sağ ol.

İşim var zaten, ben ona bakayım.

Bak bakalım.

(Müzik - Gerilim)

(Müzik - Gerilim)

(Azmi) Aferin. İyi iş çıkarmışsın.

Fotoğrafçılığına diyecek yok.

Kalan parayı, hesabına göndereceğim.

Tamam.

Şimdi onlar düşünsün.

Cenk Bey.

(Müzik - Gerilim)

Fotoğraflar her yerde.

Abine mi üzüleyim, şu yaşadığımız rezilliğe mi üzüleyim, bilemiyorum ben.

Anne yeter ya, yeter, yeter!

Hem zaten, ilk defa mı dövüşüyor abim?

Oğlum...

...ölümüne dövüştü diyorsun, üstelik yasal değil bir de bu.

Neyse ki abime bir şey olmamış.

Çok şükür ki olmadı. Ama itibarı ne oldu?

O yüzüyle, gözüyle iş yerine gittiğinde, ne düşündü insanlar acaba?

Ne düşündülerse düşünsünler.

Kimse hata yapmıyor mu bu hayatta?

Bu mu yani savunman?

Yani nasıl bu kadar düşüncesiz, ben anlayamıyorum ya.

Keşke biraz, anlamaya çalışsan anne ha? Keşke.

(Müzik - Gerilim)

(Sessizlik)

Özür dilerim babaanne.

Benim hatam.

Dün çok gergindim.

Anneme...

...başka, başka şeylere.

Yani stres atmak...

Neyse, bu benim hatam. Ben biliyorum zaten, bir mazereti falan olamaz bunun.

Bilmek istediğim, tek bir şey var.

Haberde, Çelenlerin büyük yıkılışı yazıyor.

Benim torunum pes mi edecek?

Yoksa mücadele edip, ayakta mı kalacak?

(Müzik - Duygusal)

(Feride) Cenk Çelen.

(Feride) Sen bu musun?

Düştüğün yerde kalacak mısın?

(Müzik - Duygusal)

(Feride dış ses) Cenk Çelen.

(Feride dış ses) Sen bu musun?

(Feride dış ses) Düştüğün yerde kalacak mısın?

(Sumru) Selamlar!

(Sumru) Nasılsın canım?

İyiyim hayatım.

Senin bu mutluluğunun sebebi nedir böyle? Çok mutlu gördüm seni.

-Yok canım, her zamanki halim. -Yok, yok var bir şey.

Yani şu an, sabırsızlanıyorum dinlemek için.

Haberleri görmedin mi? Ha?

Yo, nerede?

İnternet, gazeteler. Cenk, ölüm dövüşüne mi ne katılmış.

Bunu bir dövmüşler, boylu boyunca yatıyor. Her tarafta.

Ciddi olamazsın.

Aç, internete bak.

-Dur ben açayım-- -Dur, dur göstereceğim, dur bekle.

Hah!

Nasıl ya?

Peki, bir şey soracağım neden böyle yapmış bu çocuk?

Ne bileyim. Yani hani şirketin durumu, çok kötü ya. Azmi Bey söyledi bana.

Bayağı batıyorlarmış.

Belki de öyle bir hani, başarısızlığın hırsına falan kapıldıysa.

Kendini dövdürüp dövdürüp, rahatlıyor herhâlde.

(Gülme sesi)

Ay ne diyeyim?

Bana bir kahve versene tatlım.

Yazık ya.

(Kapı vurulma sesi) (Kapı açılma sesi)

Anne bak, hiç havamda değilim, tamam mı? Baştan söyleyeyim sana.

Valla ben de değildim.

Oğlum, ölümüne dövüşmek ne demek?

Sen hiç mi beni, aileni düşünmedin ya? Neye bu kadar öfken?

Sebebini anlamak zor olmamalı bence.

Ha benim yüzümden mi gittin, dövüştün yani? Bu mudur?

Ya neyse ne anne işte. Oldu bitti.

Uzatmaya gerek yok.

Yüzünün gözünün haline bak yani.

Ya sen beni öldürecek misin, ha?

Ya sana bir şey olsaydı?

Olmadı işte. Bak yaşıyorum hâlâ.

Ay Cenk, sen beni deli mi edeceksin? Bu ne rahatlık ya?

Hayır, üstüne üstlük bir de koskoca CEO'sun yani.

-Hiç yakışık alıyor mu bunlar? -Her şeyi sen biliyorsun, değil mi anne?

Her şeyi, sen biliyorsun zaten ya!

Oldu bitti diyorum, daha neyi sorguluyorsun sen?

Canım sıkkındı, gittim bir hata ettim, bu kadar.

Ben biliyorum, senin canın neye sıkkın.

Senin işe falan değil canının sıkkınlığı, Azra'ya.

Bir kız yüzünden, tüm bu rezillikler değil mi?

Bak başlama.

Uğraşamayacağım.

-Odamdan çıkar mısın lütfen? -Çıkmıyorum.

Anne çıkar mısın?

(Serap) Çıkmayacağım!

Ben oğlumu, arsız bir kızın ellerinde oyuncak etmem.

Dövüşmek mi istiyorsun? Tamam, git dövüş.

Bir olur, iki olur sonra unutursun.

İşte böyle, acı çektiğinle kalırsın.

Ya çık dışarı. Hadi.

Hiç kusura bakma.

Ama birilerinin artık, doğruları söylemesi lazım.

Bak bakalım, Azra senin gibi paralıyor mu kendini?

İşine gidiyor, keyfine bakıyor. Sen onun, umurunda bile değilsin.

Anlamıyor musun bunu?

Anne çık dışarı diyorum! Çık!

Tamam.

Ama bir gün, annem demişti dersin.

(Müzik - Gerilim)

Ceyda...

...iyice baktın mı kızım?

Cenk mi bu?

Yalan haber olmasın sakın?

Yok şef.

Baksana, dövüşen bildiğin Cenk abi.

Allah Allah!

(Mine) Günaydın.

Kızlar, gelin bakın Cenk'in haberine.

Aa! Bir dakika, bir dakika.

(Mine) Aa!

Kim çekmiş bunu?

Ya hayret bir şey ya, fırsatçılara bak.

Sizin haberiniz var mıydı?

Yani dövüştüğünden haberimiz vardı, evet.

Hiç iyi olmadı bu Cenk için. Hiç iyi olmadı, hiç!

Ya sorma ya. Evdekiler de çıldıracak şimdi.

Serap teyzeyi düşünemiyorum bile.

(Müzik - Duygusal)

(Kapı açılma sesi)

Abi.

İyi misin? Dur, ben düzeltirim.

Sen götürdün değil mi beni Azra'ya?

Bir tek, senin yüzünü hatırlıyorum.

Yani abi, başka ne yapabilirdim ki ben?

Seni o halinle eve getirsem babaannem, annem deliye dönerlerdi.

Başka yer yok muydu Arda? Hı?

Bir otele götürseydin, ne bileyim, başka bir yere götürseydin.

Niye oraya götürüyorsun ki beni?

Abi sana iyi bakabilecek birine ihtiyacın vardı, o yüzden Azra'ya götürdüm.

Aklına bir tek o geliyor yani?

-Abi ama yapma böyle, o kız sana o kadar-- -Arda!

Hadi aslanım sen çık dışarı. Hadi, işine bak abiciğim sen. Hadi.

Hadi.

Bir de aç, yol ver. Eyvallah, sağ ol.

(Telefon zili sesi)

(Telefon zili sesi)

Efendim Cansu.

Abim mi? Evet, geldi.

Dövüşe başlamış yine.

Yüzü gözü mosmor, yara bere içindeydi.

Sanki ölümüne dövüşmüş.

Olacağı buydu zaten.

Azra resmen kedinin, fareyle oynadığı gibi oynadı Cenk'le.

Yani ne olduğunu bile bilmiyoruz.

Azra, kolay kolay bırakmazdı abimi. Belli ki aralarında, ciddi bir şey olmuş.

Olmuştur tabii.

Ama ben Cenk'e söyledim.

Haklı da çıktım.

Şimdi bütün hırsını, dövüşten çıkarıyor.

Cansu...

...abim Azra'ya âşık. Bunu değiştirmek çok zor.

Seni de anlıyorum ama yani bunu düşünerek, kendini üzme bence.

Yok, ben Cenk'i merak ettiğimden.

Belki de eskisi gibi, dost kalmalısınız.

Tamam, seni de anlıyorum.

Ama yani, kendini üzmekten vazgeç artık.

Bak abimin duyguları ortada.

Haklısın tabii.

Ben Cenk'e değer verdiğim için bu haldeyim zaten.

Ama ondan, hiçbir zaman dostluğumu esirgemem.

Umarım Cenk de aklını başına toplar bir an önce.

Tamam. Görüşürüz.

Görüşürüz.

(Müzik - Gerilim)

(Operatör ses) Aradığınız kişiye ulaşılamıyor.

(Operatör ses) Lütfen sinyal sesinden sonra mesaj bırakın.

Kadir, acil görüşmemiz lazım.

(Müzik - Gerilim)

(Melis) Abi.

Abi, bak ben senin için çok endişeleniyorum.

Tamam, geçti Melis. Bir şeyim yok. İyiyim ben.

Sana bir şey olsa, ben ne yapardım? Hı?

Ya lütfen, bir daha böyle bir şey yapma.

Tamam, tamam iyiyim ben, üzülme.

Tamam, geçti.

(Müzik - Duygusal)

Sana bir şey söyleyeyim mi? Bu işte bir bityeniği var.

Fotoğraf işinde, değil mi?

Valla bence de öyle.

Hayır, yoksa nereden bilecekler ki orada olacağını?

Paparazziler de sokak dövüşünü, takip ediyor değil ya.

Hayır, zaten yani uzaklarda arama.

Sumru'su, Azmi'si bilumum düşmanı var.

Aslında ben, en çok kendimi suçluyorum.

Ne alakası var şimdi ya?

Ya Mine, çok alakası var.

Öylece terk ettim onu.

Hiçbir açıklama bile yapamadım.

Öfkelendi tabii.

O yüzden, kendimden başka kimseyi suçlayamıyorum.

Yani Azra ya! Uf!

Yalan mı?

(Müzik - Duygusal)

(Boğaz temizleme sesi)

Cenk Bey, durumumuz çok fena.

Kusura bakmayın ama bu fotoğraflardan sonra hisselerimiz...

...yok pahasına düştü.

Siz yokken de on puan daha kaybettik.

Tamam. Haberim var.

Acaba diyorum, fotoğrafları mı yalanlasak?

Beyler, bizim yalanlayacak bir şeyimiz yok.

On dakikaya, herkesi toplantı odasında bekliyorum.

Tabii efendim.

(Mine) Azra.

(Mine) Serap Hanım geldi. Seni bekliyor.

Bana bak...

...sakın alttan alma.

Cenk konusunda beni suçlayacak.

Ne dese de hakkı var Mine, ne diyeyim? Haklı yani.

(Ferhat) Çok geçmiş olsun Serap Hanım.

Daha iyi şimdi annem. Teşekkürler.

Valla Feride Hanım için elimizden ne geliyorsa, yapmaya hazırız.

Ne ikram edeyim ben size?

Yoo, bir şey almayacağım.

Serap Hanım.

Beni çağırmışsınız.

Oldu, iyi günler o zaman.

Size de.

(Serap) Otursana.

Geç otur.

(Müzik - Gerilim)

Niye geldiğimi, tahmin ediyorsundur herhâlde. Malum akıllı kızsın.

Evet, bir fikrim var aslında.

Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunmaz.

Ama ben sana, yine anlatmaya çalışayım.

Bak, Cenk'in senin gibi böyle küçük hesaplarla, oyunlarla falan işi olmaz.

(Serap) Onun için ya doğrular vardır ya yanlışlar. Nettir yani.

Sen şimdi dürüst müsün, yalancı mısın anlamadı.

Seviyor musun, yalan mı söylüyorsun bilemedi.

Bakın, ben Cenk'e karşı, her zaman dürüst ve net oldum.

Ona hiçbir zaman, yalan söylemedim.

Elbette söyledin!

Söyledin!

Hatırlarsan daha en başında, ailen konusunda yalan söyledin.

Azra bak, oğlumu tekrar üzmene izin vermeyeceğim.

Ya dün gece, Cenk senin yüzünden ölebilirdi.

Ve bunun tüm suçlusu sen olurdun, farkındasın değil mi?

Ben böyle bir şey yapacağını, hiç düşünmedim.

Bakın, evet Cenk'ten ayrılmış olabilirim.

Ama o benim için hâlâ çok özel biri.

Onun başına bir şey gelmesini, asla istemem.

Ve gelmemesi için de elimden geleni yaparım.

Yapma! Azra, hiçbir şey yapma lütfen!

Tamam, o şimdi sinirli, sinirini de bir yerlerden çıkarmaya çalışıyor.

Kendine zarar veriyor, farkındayım.

Ama unutacak gidecek hepsini.

Bir süre sonra unutacak bunları.

Ve lütfen bu süreçte, sen onun hayatına yeniden sakın ha girme.

Bak karşında beni bulursun, söylüyorum sana.

Gidebilirsin şimdi.

(Müzik - Gerilim)

Feride Hanım.

Müsaade ederseniz bir konuda, sizinle konuşmak istiyorum.

Buyurun Yener Bey.

Acaba bu olağanüstü durumu yönetmek için daha tecrübeli birini mi bulsak?

Bunu düşünmesi gereken siz değilsiniz.

(Müzik - Gerilim)

Evet arkadaşlar, bu borsadaki ciddi düşüşü...

...nasıl en az zararla atlatabiliriz, bunu düşünmemiz lazım artık.

Cenk Bey, hisseleri geri çekmeyi düşünür müyüz?

Tabii ki hayır. Bir itibar kaybının üzerine, yenisini ekleyemeyiz.

Bu mantıklı olmaz.

Bunun yerine, özel hayatımla iş hayatımın farklı...

...yani birbirini ilgilendirmeyen alanlar olduğunu...

...göstermemiz yeterli olacaktır bence.

Ayrıca arkadaşlar, bizi ciddi bir tasarruf ayı bekliyor önümüzdeki süreçte.

Yeni yatırımcılarla görüşmeler ayarlamanız lazım.

(Kapı açılma sesi)

(Feride) Oturun beyler.

(Sessizlik)

Nedir plan? Anlatın bakayım.

Feride Hanım, yeni, yatırımcılarla görüşmeler ayarlıyoruz...

...bu sıcak para, nakit akışını sağlamak için.

Bir de tasarruf planı yapmamız gerekiyor.

İşçi maaşlarını, ertelemeye mi gitsek acaba?

Kaç yıldır bu şirkettesin Azmi, hâlâ öğrenemedin mi prensiplerimizi?

Her ne olursa olsun, işçinin alın teri kurumadan...

...emeğinin karşılığı verilecek.

Bu tartışmaya açık bir konu değil.

Hisse senetleri düşüşte Feride Hanım.

Akşama kadar da dibi boylamış olur.

-Başka bir planınız mı var? -(Cenk) Azmi Bey...

...biz çözüm için bir araya geldik, yakınmak için değil.

Bir yararınız olacaksa kalın, hiç sanmıyorum ama.

Ha aksini düşünüyorsanız, lütfen çıkın buradan.

Pardon, ben mi yanlış hatırlıyorum?

Şirketin bu durumundan sorumlu olan, ben değilim.

Hisse senetlerinin düşüşünden de sen sorumlusun.

Azmi Bey, dışarı çıkın!

Ben bir yönetim kurulu üyesiyim.

Benimle bu şekilde konuşamazsın.

O üyelik fazla sürmeyecek.

Çıkın lütfen!

İzninizle arkadaşlar.

(Müzik - Gerilim)

(Azmi) İyi çalışmalar.

Evet beyler.

Bana artık gelecekseniz; somut, elle tutulur fikirlerle...

...çözümlerle gelmenizi istiyorum.

Aksi halde bu şirkette bile, işiniz olmadığını siz de bilin.

Buyurun, işinize devam edebilirsiniz.

(Müzik - Gerilim)

(Kadir) Halil!

Efendim usta.

Benim telefonum nerede? Bulamadım.

Tezgâhın üzerine bırakmışsın usta.

Ha, sağ olasın.

-Aslan parçası... -Efendim usta.

-Bana bir Türk kahvesi yap bakayım. -(Halil) Tamamdır usta.

Bu neymiş?

(Müzik - Gerilim)

(Operatör ses) Bir sesli mesajınız var.

(Cansu ses) Kadir, acil görüşmemiz lazım.

Cansu, var ya...

Safi problemsin, safi problem.

(Kapı vurulma sesi)

Gel.

(Müzik - Duygusal)

Evet, ne vardı?

Cenk, biraz konuşabilir miyiz?

İşim var Azra, çok meşgulüm.

Biliyorum, biliyorum ama çok uzun sürmez. Lütfen.

İyi, peki dinliyorum.

(Müzik - Duygusal)

Bak...

...dün geceki ha-- -Ben dün gece için...

...bu arada senden bir özür dileyeyim, çünkü...

...Arda büyük bir yanlış yapmış, senin yanına getirerek beni.

Ben gerçekten çok üzgünüm. Böyle olsun istemezdim.

Hayır, hayır hiç sorun değil.

Ben zaten babaannenin ve annenin seni o halde görmesini hiç istemezdim.

İyi yapmış.

-Benim yüzümden-- -Senin yüzünden olduğunu nereden çıkardın?

Peki.

Niye ölümüne dövüştün o zaman?

-Seni hiç ilgilendirmez. -İlgilendiriyor tabii ki Cenk.

Bak, tamam ayrılmış olabiliriz ama...

...etrafındakilere, ailene, kendine zarar vermeni istemiyorum.

Ne olursa olsun, bir arkadaşlığımız var sonuçta.

Ben senin, arkadaşın falan değilim.

Ben sana, deli gibi âşık olan adamım. Sen beni, hatırladın mı?

Ben sadece, bu dövüşlere bir son vermeni istemek için geldim Cenk.

Lütfen.

Biraz olsun hatırım varsa.

Sana söz falan veremem.

Tıpkı senin de bana söz veremediğin gibi.

Hani ayrılmayacağımıza dair, sözler vermiştin ya sen bana.

Bana dürüst olmayan birine karşı, ben niye dürüst olayım, değil mi?

-Cenk, bak ben senin için-- -Azra!

Çıkabilir misin? Benim gerçekten çok işim var.

(Müzik - Gerilim)

Azra?

Ne bu halin kızım?

Yok bir şey, iyiyim ben.

Asıl sen nasılsın?

Neden ağlamaklısın? Cenk'le kavga mı ettin yoksa?

Yoo, hayır.

Yani...

...biz aslında, senin hakkında konuşuyorduk.

Hiç istemiyoruz, tekrar hastalanmanı Şeker teyzem.

Kendini de çok yoruyorsun.

İlahi, bunun için ağlanır mıymış canım?

Bak, iyiyim işte görüyorsun.

Tamam, geçecek, merak etme, üzme kendini.

(Feride) Sağ salimiz bak.

Hayatta ne acılar var Azracığım.

Şükredelim halimize.

(Müzik - Duygusal)

(Müzik - Duygusal)

(Müzik devam ediyor)

(Kapı açılma sesi)

(Müzik - Duygusal)

(Feride) Görüyorum ki...

...sen seçimini yapmışsın.

Ben her şeyi, berbat ettim babaanne.

Şu olanlara baksana ya.

Çalışanlar huzursuz...

...daha şimdiden batmışız gibi, işlerini bıraktı herkes neredeyse.

Hissedarların, zaten güveni kalmadı bize karşı.

Ee?

Pes mi edeceğiz?

(Feride) İyi.

Kapatalım dükkânı, gidelim o zaman.

Babaanne, ben yine hayal kırıklığına uğrattım seni.

Çalışanların bize karşı olan, inancını kaybettim.

Ya ben senin onca yıllık emeğini, yerle bir ettim resmen.

Beni ancak...

...senin vazgeçmen, yerle bir eder.

Sen sanıyor musun, bu şirket hep...

...güllük gülistanlıktı?

(Feride) Hiç mi zora düşmedik?

Hiç mi tökezlemedik?

Zamanında...

...öyle bir çöküş yaşadık ki...

...bundan daha ağırdı.

(Feride) Her şeyimizi kaybediyorduk.

Ve ben öyle ümitsizdim ki.

(Müzik - Duygusal)

Beni kim ayağa kaldırdı, biliyor musun?

Baban.

Sen...

...Arif Çelen'in oğlusun.

Kim olduğunu hatırla.

(Müzik - Duygusal)

Gel benimle.

(Müzik - Duygusal)

(Sessizlik)

(Müzik - Duygusal)

(Feride) Bu...

...babanın saatiydi.

(Feride) Sana vermek için doğru zamanı bekledim.

Şimdi senin zamanın.

(Müzik - Duygusal)

(Müzik - Duygusal)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik - Duygusal)

(Müzik - Gerilim)

(Serap) Belkıs, bana bir kahve yapar mısın?

(Belkıs) Tabii Serap Hanım.

(Melis) Anne!

Arda koşun!

Ne oldu?

(Melis) Anne, gel!

A-abim.

(Erkek televizyon ses) Haberi yalanlayacak mısınız Cenk Bey?

Arkadaşlar buraya, bir şeylerin üstünü örtbas etmek için gelmedik.

Aksine gerçekleri konuşmaya geldik.

Evet, o görüntüler gerçek.

Dövüştüğüm gerçek.

Yenildiğim gerçek.

Güzel bir fotoğraf değil, farkındayım. Haklısınız.

Ama burada, gerçek olan bir şey daha var.

Bu kurum zaten, ben doğmadan önce de vardı.

(Cenk televizyon ses) Mutfak çalışanlarından...

...yönetim kadrosuna kadar, birçok insanın emeği var burada.

Yüzlerce insan çalışıyor.

Bir kişinin yaptığı hatayı...

...yüzlerce insana, bu emeği olan insanlara mâl etmek...

...bence büyük haksızlık olacaktır.

(Cenk) Bence asıl gerçek de bu zaten.

Şu durumda beni üzen şey, düştüğüm pozisyon değil.

Böyle gereksiz bir mevzu ile...

...Çelen Grup'un gündemini meşgul etmek.

Umarım yakın zamanda...

...Çelen Grup'un başarılarını konuşmak için bir araya geliriz tekrar.

Tabii Azra'dan fırsat kalırsa.

Ya anne sana, gerçekten inanamıyorum, gerçekten.

Yani abim orada büyük bir sınav veriyor, biz burada neyle uğraşıyoruz.

Ben onun iyiliği için söylüyorum.

Tabii ki hatalarını söyleyeceğim, evladım o benim.

Geldiğiniz için teşekkür ediyorum. Toplantımız bitmiştir, iyi günler.

(Gazeteci) Cenk Bey!

Üniversiteden neden atıldığınızı, söyleyecek misiniz?

(Müzik - Gerilim)

Bunun, konumuzla bir ilgisi olduğunu sanmıyorum arkadaşlar.

İyi günler.

(Gazeteci) Öğretim görevlisini, dövdüğünüz için olabilir mi?

(Müzik - Gerilim)

Cenk, hayır, hayır sakın sinirlenme.

Lütfen kanma buna, lütfen bak, bu bir tuzak.

(Müzik - Gerilim)

(Müzik - Gerilim)

Hıh. Hadi bakalım şimdi anlat, hadi anlat.

Bak, bu da zorla kaşınıyor ama. Dayak istiyor.

Abi sakın ya, sakın. Lütfen bir şey yapma.

Ya bu adamı, niye kimse almıyor oradan?

Dur, dur.

(Müzik - Gerilim)

Bu dizinin betimlemesi ÜS YAPIM tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Sesli Betimleme Metin Yazarı: Gülşen Argüç

Seslendiren: Çiğdem Banu Yeşilırmak

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Gökberk Yılmaz - Gülay Yılmaz...

...Ece Naz Batmaz - Fatih Kolivar - Feride Tezcan

İşaret Dili Çevirmeni: Müjde Kolçak

Son Kontroller: Dolunay Ünal - Zerrin Yılmaz Çınar- Samet Demirtaş

Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme

(Müzik - Jenerik)

(Müzik - Jenerik)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.