Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Anne bana, cevap ver!
Babam yaşıyor mu?
Cansucuğum, bunu sana kim söyledi? Nereden çıkardın bunu?
Kimin söylediğini, çok iyi biliyorsun!
O adam benim babam, değil mi?
Benim babamın adı, Selçuk falan değil ki, Burhan! Değil mi?
Özür dilerim.
Ya sen, yıllarca bana yalan söyledin.
Gözümün içine baka baka, bana yalan söyledin!
Anlatacaktım ben sana, anlatacaktım gerçekten.
Neyi anlatacaktın?
Neyi anlatacaktın?
Zaten sen bana, yıllarca ölü bir babayı anlattın!
Beni ne kadar sevdiğini, benden hiç ayrılmak istemediğini!
Bana kızım dediğini, prensesim dediğini!
Anne, kimdi bu adam?
Evet, Cansucuğum baban hapse girdiğinde, sen çok küçüktün.
Yani bu yüzden söylemedin, öyle mi? Açıklama mı bu şimdi?
Hayır, ama hapisteki bir babayı beklemenin, seni üzeceğini düşündüm.
Ondan söylemedim.
Buna, sen mi karar veriyorsun?
Sen nasıl yaptın bunu?
Nasıl yaparsın, sen bana bunu?
Cansu, o adam seni hiçbir zaman hak etmedi.
Seni korumak zorundaydım.
Eğer öldüğünü bilirsen--
Öldüğünü bilirsem, daha mı az acı çekecektim ha?
Anne, ben yıllarca gözümün önünde, Kemal amcayla Azra'yı izledim.
Onları izlerken ben hep acı çektim, içim yandı.
Dedim ki keşke bir babam olsa, bana "Kızım" dese...
...ya ben, hep bu hayalleri kurdum.
Sen nasıl bu kadar vicdansız olabiliyorsun!
Cansucuğum ne olursun bak, affet beni ne olur.
Ben yaptığımın, doğru olduğunu söylemiyorum.
Ama o adam, seni hak etmiyor!
Peki, sen beni hak ediyor musun anne?
Cansu!
Bak ben evlendiğimde çok gençtim, çok toydum.
(Sumru) Kötü bir hayatım vardı.
Baban birtakım işlere karışıp, cezaevine girdi.
Sonra da çıktıktan sonra aptallık edip, bir kez daha cezaevine girdi!
Ben bu hayatla tek başıma mücadele verdim.
Seni tek başıma büyüttüm.
Bana hayatı zehir etti. Seninkini de etmesine izin veremezdim.
Benim için neyin doğru, neyin yanlış olduğuna bu hayatta, sen karar veremezsin.
Artık şu kibrinden de bencilliğinden de vazgeç.
Her şeyin en doğrusunu bildiğini zannediyorsun ama...
...asıl senin hiçbir şey bildiğin yok!
Cansu, lütfen!
Cansu!
Cansu, lütfen!
Cansu toparlayacağım!
Anlatacağım bir gün Cansu!
(Müzik)
(Müzik - Duygusal)
(Müzik - Duygusal)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
-Ne kadar güzel bir yermiş burası. -Beğenmene sevindim.
Bu gece senin için çok özel bitsin istiyorum.
Akşam eve geldiğimde, kendimi o kadar kırgın...
...yorgun ve çaresiz hissediyordum ki.
Ama şu an gerçekten, bir masalın içinde gibiyim.
Bitmesini hiç istemediğim bir masalın.
Masalların en güzel yanı ne biliyor musun Azra?
Kahramanlar birlikte olmak için hep bir şeylerle mücadele ederler.
Devlerle, canavarlarla, kötü kalpli insanlarla sürekli savaşırlar.
Birlikte olmak, bu kadar zor olmamalı bence.
Yani mutluluk için bu kadar savaşmak zorunda mıyız?
Sence buna değmez mi?
Değer.
Teşekkür ederim.
(Tabak sesi)
(Tabak sesi)
Azra...
...bu günlerde, birçok şeyle mücadele ettiğini biliyorum.
Yorgun olduğunu da biliyorum.
Belki herkesten uzaklaşmak istiyorsun, soğudun.
-Hatta benden bile-- -Senden değil Cenk.
Anlatmama izin ver.
(İç çekme sesi)
Sen evi terk ettiğinde...
...aslında benden de gittiğini düşünmüştüm, yani öyle sanmıştım.
Ama gözlerine her baktığımda...
...aslında orada bir yerde olduğumu, biliyorum artık.
Ve bu gerçekten, iyi hissettiriyor beni.
Sen yanımda olamasan da hep kalbimdesin.
Ben sensiz nasıl yaşarım, onu bile bilmiyorum ki Cenk.
İşte benim duymak istediğim şey de bu.
İster evi terk et, ister bu şehri terk et...
...beni sevdiğini bileyim, yeter bana.
Nerede olsan, ben oraya gelirim zaten. Bırakmam seni.
Ben nereye gidersem gideyim, hep seni beklerim.
Peki.
O zaman, benimle sonu mutlu biten bir masala var mısın?
Varım.
(Müzik - Duygusal)
(Müzik - Duygusal)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
Hazır mısın? Bak derin derin nefes al, strese çok iyi gelecek.
(Azra) Ölüyorum heyecandan, ölüyorum.
Şeker teyze!
Azracığım, yavrum sen kuş gibi titriyorsun, sakin ol biraz.
Ya ne yapayım, elimde değil. Engel olamıyorum kendime.
Korkma, güçlü ol. Ben senin hep yanındayım.
Her şey çok güzel gidecek Azra.
Bak göreceksin, Mert'le el ele çıkacaksınız buradan.
Ay hadi inşallah. Tek isteğim bu.
Ay şu mahkeme meselesi uzamasa bari.
Hayır, bazen taraflar anlaşamıyor ya. Senelerce git gel, git gel.
Ben hiç sanmıyorum anne.
Neyse canım, adalet yerini bulsun da varsın iki celsede olsun yani.
-Hoş geldiniz. -Hoş bulduk Kadir Bey.
Ee, gelinim Serap.
-Efendim çok memnun oldum. -Ben de.
(Mine) Hah, şer cephesi de geliyor.
(Müzik - Hareketli)
Bu dizinin betimlemesi ÜS YAPIM tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
(Müzik - Jenerik)
(Müzik - Jenerik)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik - Jenerik)
(Hâkim) Tarafların beyanı alındı.
(Hâkim) Vesayeti verilecek olan çocuk, Mert Güneş'in...
...pedagog eşliğinde dinlenmesine karar verildi.
Çocuğu alabilirsiniz.
(Erkek) Mert Güneş.
(Erkek) Mert Güneş.
Kadir çok korkuyorum.
Ya kardeşim beni istemezse?
Hâkim sadece, Mert'in kararına bağlı kalmayacaktır.
İnisiyatif kullanacaktır. Merak etme.
(Müzik - Gerilim)
Sumru, her şeye hazırlıklı olmalısınız.
Çocuk kararı çok önemli.
Merak etmeyin.
Mert Güneş, sen misin bakalım?
Mert'in adı Mert.
Lütfen, siz sorunuzu sorabilirsiniz Hâkim Bey.
Mert, şimdi sana bir soru soracağım.
Sumru annenle mi kalmak istersin, yoksa ablanla mı?
(Müzik - Gerilim)
Mert...
İzin verin lütfen.
(Müzik - Gerilim)
Mert, Sumru anneyle kalacak.
(Müzik - Duygusal)
Peki, Sumru annenin yanında mutlu olacak mısın?
(Müzik - Duygusal)
Soruma evet ya da hayır diye, cevap verebilir misin?
Mert mutlu.
Peki, seni ablanın yanına göndersem...
...orada mutlu olur musun?
Mert, ablacığım lütfen beni sensiz bırakma. Ne olur.
Siz karışmayın lütfen.
(Müzik - Gerilim)
Mert, Sumru annede kalacak.
Bu konuda, sosyal hizmetlerin görüşü nedir acaba?
Mert'le yaptığımız görüşmeler ve iki tarafın da koşullarını dikkate alarak...
...Mert'in, Sumru Güneş'le kalmasını uygun görüyoruz Hâkim Bey.
(Hâkim) Peki.
Sosyal hizmetlerin görüşü, değerlendirilecektir.
Çocuğu çıkartabilirsiniz.
(Müzik - Gerilim)
(Hâkim dış ses) Karar.
(Hâkim dış ses)Tarafların beyanı ve söz konusu çocuk...
...Mert Güneş'in isteği esas alınarak...
...Mert Güneş'in vesayetinin Sumru Güneş'te kalmasına...
...karar verilmiştir.
(Müzik - Duygusal)
(Ayak sesi)
Belliydi tabii, böyle olacağı canım.
Ne belliydi Serap?
E anne, evi falan yok yani. O kısmına, hak verdim tabii.
Neden anlamak istemiyorsun? Onun bir evi var.
Ayrıca mirasımı, ona bağışladım. Unuttun mu?
(Cenk) Azra nerede?
Mahvoldu tabii kuzum.
Lavaboya falan gitti herhâlde. Ben bir bakayım.
Bana kesin haber ver Mine.
Tamam.
(Ayak sesi)
(Müzik - Duygusal)
(Müzik - Duygusal)
Kıyamam sana.
Ben sana demiştim.
Ben izin vermeden, kardeşini alamazsın.
Sen kim oluyorsun ya?
Ne hakkın var senin bunları söylemeye?
Niye benimle, bu kadar çok uğraşıyorsun?
Çünkü sen bunu hak ediyorsun.
Yaşattıklarınla, yaptıklarınla.
Ya ben sana ne yaşattım, Allah aşkına?
Cansu'nun, Cenk'e olan takıntısının bedelini bana ödetemezsin.
Sen de çok iyi biliyorsun ki Cansu'nunki karşılıksız bir aşk sadece.
Azracığım; Cenk, Cansu'yu alıp, ailesinin karşısına geçip "Biz beraberiz." dedi.
Ama sen bunu duyunca, delirdin.
Bir anda her şeyi, altüst ettin. Onları koparttın.
Yani mahkemenin seyrini, sen değiştirdin.
Onun için Mert bende.
Bu da değişecek Sumru, hiç merak etme.
Elbette. Bunun da bir yolu var zaten.
Sen kararını vereceksin, kardeşini alacaksın.
Ben sana bu saatten sonra, niye inanayım ki?
İnanmak zorundasın çünkü.
Bunu senin için değil, kızım için yapıyorum.
Biz ayrılınca, Cansu'yla Cenk bir araya gelmeyecek.
Bunu sen de çok iyi biliyorsun.
Biliyorum, bilmiyorum.
Beni çok da ilgilendirmiyor.
Sadece sen Cenk'le olduğun sürece, kızım daha çok üzülüyor.
O yüzden, bu beraberliği bitireceksin.
Peki ya vesayet?
Ha bir de vesayet var, değil mi?
Vesayeti aldıktan sonra, Cenk'e dönmeyeceğini nereden bileceğim?
(Sumru) Bunun için sana güvenmem lazım.
O yüzden de zamana ihtiyacım var.
Dediğimi yapmazsan, Mert'i yatılı okula yollarım.
Bunu yaparım, biliyorsun.
Azracığım, Mert'i ikna etmek benim için çok kolay.
Kararını ver, mantıklı ol.
(Müzik)
Azra, sen neredeydin ya? Çok merak ettim ben seni.
Cenk ne olur, bir şey sorma.
Sorma, çok kötüyüm.
Gel.
Boğuluyorum sanki. Nefes alamıyorum.
Tamam, geçti.
(Müzik - Gerilim)
Gel bir yüzünü yıkayalım, kendine gel.
(Kapı açılma sesi)
Kadir, bana bir açıklama yapacaksın değil mi?
Melis konuşacağız.
Konuş hadi, dinliyorum!
Tamam ama şu anda, burada değil.
Ben seni çıkışta alacağım, her şeyi anlatacağım. Tamam mı?
Ya Melis, bana adam öldürmüşüm gibi bakma lütfen.
Bana ne söyleyeceksin, bilmiyorum ama kelimeleri doğru seçsen iyi edersin.
Aksi halde, başka bir şansın kalmayacak.
(Müzik)
Mesut, mahkemede doğruları söylediğin için çok teşekkür ederim.
Ya Sumru, Mert artık hep seninle mi yaşayacak?
Ben senin, bu kadar istediğini bilmiyordum çünkü. Şaşırdım.
Şimdilik öyle oldu.
Ama ikinci bir mahkeme olabilirmiş. Her şey değişebilir dedi avukat.
Müsaadenizle, ben gidiyorum artık.
Cansu...
...kalsaydın. Hülya ablanlarla yemek yerdik beraber.
Kusura bakmayın, ben gerçekten çok yorgunum.
Cansu, hem biraz seninle de sohbet etmiş olurduk. Ne dersin?
Ben gerçekten kalamayacağım. Gitmem lazım.
Akşama Melis'e geçeceğim zaten.
Görüşmek üzere.
(Müzik - Duygusal)
Mert...
(Azra) Mert...
(Cenk) Azra...
(Azra) Mert...
(Azra) Mert...
Sumru, açsana şu kapıyı!
(Araba sesi)
Sumru, açsana kapıyı!
Sumru açsana şu kapıyı, Sumru! Mert... Mert... Mert...
Mert...
(Azra) Mert...
(Müzik - Gerilim)
Azra, gidip yine görürüz onu.
Gel, ıslanma hadi.
Hadi lütfen.
Cenk gördün mü, bana nasıl baktığını?
Beni bırakma der gibiydi resmen.
Niye böyle oldu? Ben anlamadım ki.
Niye Sumru'yla gitmek istedi?
Ya biz onunla, aramızı düzeltmiştik hâlbuki.
Evet de...
...ben de anlamadım yani, neden böyle yaptığını?
Azracığım, çok üzgünüm.
Kadir niye böyle oldu? Hani alırız demiştin.
Vallahi açıkçası duruşma sırasında Sumru'yla tartışman, pek işimize yaramadı.
Hâl böyle olunca da hâkim Mert'in kararını esas aldı.
İyi de hâkim zaten, çocuğa sormayacak mıydı Kadir?
Şimdi, Azra mı suçlu oldu yani? Gereğini yapmadım demiyorsun da.
Cenk, elimden geleni yaptım orada, gördün.
Ama araya tartışma girince, savunmamız bile yarım kaldı.
İyi de sen avukat değil misin? Kontrolü, senin ele alman lazım zaten.
Ya tamam, ne olur tartışmayın lütfen.
Cenk, öfkeni anlıyorum. Ama bunlar öngörebileceğimiz durumlar değildi.
Siz merak etmeyin, ben bu işin peşini bırakmayacağım.
En yakın zamanda, üst mahkemeye gideceğiz.
Ne kadar sürer?
Vallahi doğruyu söylemek gerekirse, kolay olmayacak.
Bir, belki iki yıl bile sürebilir.
Bir, iki yıl mı?
Kadir ben o kadar bekleyemem. Ben bir gün bile, daha bekleyemem.
Bence beklemeyelim de zaten ya.
Gidelim dayanalım kapısına, alalım Mert'i.
Hayır bak, sen Sumru'yu tanımıyorsun.
Neler yapabileceğini bilmiyorsun.
Eğer üstüne çok gidersek, Mert'i benden iyice kopartır. Bir daha hiç göremem Cenk.
Ya bu Sumru kim Azra, Allah aşkına?
Sen niye korkuyorsun ki bu kadından bu kadar?
Ablayla kardeşi ayırmak, ne demek ya?
Gidip soralım hesabını, olsun bitsin işte yeter.
(Kadir) Ya Cenk, tamam da bak Azra haklı.
Kadın şu an, her şeyi kullanabilecek durumda.
Mert, yasal olarak onda zaten. Dikkatli olmamız gerekiyor.
Sizden rica ediyorum, benden habersiz bir iş yapmaya kalkışmayın.
İşleri daha da karıştırmayalım.
Sakin kalmamız gerekiyor. Ben yasal olarak, neler yapabileceğimize bakacağım.
Yakın zamanda görüşeceğiz. Benim şimdi, gitmem gerekiyor.
Azra.
Azra, seni arıyorum. İyi misin?
Hayır, değilim Mine. Gidelim mi buradan?
-Tamam. -Azra nereye? Ben bırakayım sizi.
Cenk, gerek yok. Biz kendimiz gideriz.
Ya olmaz. Ben bu halde bırakmam.
Ben bırakayım sizi işte.
Cenk lütfen üstüme gelme.
Bak şu an, biraz yalnız kalmaya ihtiyacım var.
Sonra konuşuruz.
Azra...
Cenk, sen bir dursana.
Kafasını toplasın, ben seni arayayım. Olmaz mı?
(Müzik - Gerilim)
(Ayak sesi)
Anne hadi. Bekleyecek miyiz daha?
Cenk peşinden gitti. Ara sen, ara.
Aradım şimdi. Açmıyor.
Hay Allah. Azra da çok kötüydü.
Nereye gitti acaba bu kız?
Ay anne hadi, bir an evvel çıkalım artık.
Vallahi çok darlandım ben. Cenk arar, haber verir nasıl olsa bize.
Peki.
Melis, nerelere gitti şimdi? Nerede bu?
(Müzik - Gerilim)
(Sumru dış ses) Bunun da bir yolu var zaten. Sana bir teklifle geldim.
(Sumru dış ses) Yapacağın şey çok kolay.
(Sumru dış ses) Cenk'i bırak, Mert'i al.
(Müzik - Gerilim)
(Azra dış ses) Hayır bak, sen Sumru'yu tanımıyorsun.
(Azra dış ses) Neler yapabileceğini bilmiyorsun.
(Azra dış ses) Eğer üstüne çok gidersek, Mert'i benden iyice kopartır.
(Azra dış ses) Bir daha hiç göremem Cenk.
(Müzik - Gerilim)
(Sumru dış ses) Dediğimi yapmazsan, Mert'i yatılı okula yollarım.
(Sumru dış ses) Bunu yaparım, biliyorsun.
(Sumru dış ses) Azracığım, Mert'i ikna etmek benim için çok kolay.
Kararını ver, mantıklı ol.
(Müzik - Gerilim)
(Müzik - Gerilim)
(Müzik)
Önce şunu bir çıkartalım.
Sen ellerini yıkayacaksın. Sonra da...
...çok güzel bir pasta.
-Mert pasta yiyecek. -Evet. Çünkü hak etti.
Çok güzel bir pasta yiyeceksin. En sevdiğinden.
Çünkü Mert sözünü tuttu, Sumru anne de tutacak.
Sumru anne...
...Mert mahkemede konuştu.
Sumru anne artık kızmayacak.
Kızmayacak tabii.
Mert, Sumru annesinin söylediklerini yapınca, Sumru anne mutlu oldu, değil mi?
Mert, Sumru anneyi seviyor.
Gel bakayım.
Hadi ellerini yıka.
Şu çocuktan duyduğum lafı, kendi öz kızımdan duymuyorum.
Of Cansu, of!
Ya bunu benden gizlediğine, hâlâ inanamıyorum Kadir.
Ya sen benim bu konudaki hassasiyetimi bildiğin hâlde, bana yalan söyledin.
Melis ama ben sana bunu, zaten anlattım.
Evet hata ettim, farkındayım. Özür dilerim.
Ya hadi Azra'nın avukatı olduğunu gizledin, onu anladık.
Abimle tanıştığını, neden söylemiyorsun?
Ya, bir yerde karşılaşsak? Ya, denk gelseniz?
Beni ne kadar zor duruma düşüreceğinin, farkında mısın sen?
Öyle bir karşılaşmaya, asla izin vermezdim.
Ayrıca zor durumda kalacak olan biri varsa, o da benim.
Bu kadar üst üste gelen tesadüfü, abine nasıl açıklayacaktım?
O yüzden, bir süre daha bilmese daha iyi. Yoksa bana, asla güvenmez.
Çek şu arabayı kenara.
Melis, lütfen rica ediyorum.
Hayatıma giren bütün insanların, beni aptal yerine koymasından çok sıkıldım.
Anladın mı?
(Melis) Çek dedim şu arabayı.
Melis bak, şu anda öfkelisin.
Tamam, kendince haklısın ama sakinleşince...
...tekrar konuşacağız, bana hak vereceksin, tamam mı?
Seni bir daha, görmek istediğimi nereden çıkarttın?
Çek!
(Müzik - Gerilim)
Melis... Melis... Melis...
Ya, bırak beni!
Ya, neden anlamak istemiyorsun?
Benim amacım, senden bir şey saklamak veya gizlemek değil.
Öyle olsa, ne mahkemeye ne de tamirhaneye çağırırdım.
Kadir...
...ben seni tanıdığım andan beri, hep dürüst oldum.
Sana acılarımı...
...kızgınlıklarımı, kırgınlıklarımı anlattım.
Ben sana bir kez olsun, yalan söylemedim.
Bir kez olsun.
Ama sen...
Sen beni, darmadağın ettin Kadir.
Bana bunu niye yaptın ki ha? Neden yaptın?
Çünkü seni kaybetmekten korktum.
(Müzik - Duygusal)
Sen benim için herhangi biri değilsin.
Böyle yürüyüp gitmene izin vermem.
Ee?
Bir şey söylemeyecek misin?
Ben okula gideceğim.
Tamam. Seni bırakayım ister misin?
Yalnız kalmak istiyorum.
Tamam, sen nasıl istersen. Ama en azından, bir taksi bulmama izin versen.
(Müzik - Duygusal)
Azra, kuzum...
...bak, sana bir ıhlamur yapayım mı?
İyi gelir hem, rahatlatır.
Cenk'i öylece yalnız bıraktım orada.
Çok kötü hissediyorum, çok.
(Telefon zili sesi)
Şeker teyze.
-O da merak etti tabii. -Tamam, hadi aç konuş.
(Mine) Ben de sana ıhlamur hazırlayayım. Hı?
(Telefon zili sesi)
Alo.
-Şeker teyze... -Azra, kızım iyi misin?
-Çok merak ettim seni. -Biliyorum.
Seni de orada öylece bıraktım.
Çok özür dilerim Şeker teyzem ama çok kötüyüm.
-Çok kötüyüm. -Öf be kızım.
O kadar haklısın ki sana söyleyecek söz bulamıyorum, acını dindirmeye.
Sumru hepimizi şaşırttı. Söz vermişti oysa zorluk çıkarmayacağına.
Ben de Mert'i alırım diye bekliyordum.
Ama tabii, karşımdakinin Sumru olduğunu unutmuşum bir an.
Şaşırmamak lazım.
-Çok canım yanıyor Şeker teyze. -Ah ben kıyamam, senin gözyaşlarına.
-Gidip, konuşacağım şu kadınla. -Hayır, bak...
...sen de gidip, sinirini bozma sakın.
Belli ki inada bindirdi o bu işi.
Ama ben, elim kolum bağlı duramam ki burada.
Keşke gelseydin buraya, aklım kalacak şimdi sende.
Ben iyi olacağım, merak etme.
Biraz toparlanayım, Mine'yle restorana geçeceğiz zaten.
Orada konuşuruz, olur mu?
Tamam kızım, ben de birazdan çıkıp geliyorum.
Allah bir hâl, çare verir elbet.
Ağlama artık. Tamam, görüşürüz yavrum.
Anne...
...ne diyor, neredeymiş?
Mine'deymiş. Kahroldu yavrum. Ağlıyor öyle.
Hay Allah ya!
Sumru da resmen, özel çaba sarf etti, Mert'i vermemek için.
Allah ıslah etsin. Ne diyeyim kızım?
Vallahi ben de anlamadım ki anne. Halbuki daha öncesinde konuşmuştuk.
Ne bileyim Serap, anlayan beri gelsin.
Peki, bir şey söyleyeceğim. Şimdi ne olacak, avukat itiraz edecek mi?
İvedilikle, avukatla konuşmamız lazım.
Gerekirse on avukatla, yeniden açarız davayı.
Bu böyle olmaz. Eksik neyse tamamlar, yeniden Mert için mücadele ederiz.
-İki kardeşi ayırmak, ne demek! -Tabii canım.
Allah düşmanıma vermesin, zor.
Ben restorana gidiyorum. Azra oraya gidecekmiş, destek olayım ona.
-Tabii, tabii. -Görüşürüz kızım.
-Anne... -Efendim?
-Cenk, Azra'nın yanında mıymış? -Bilmiyorum, sormadım Serap.
Cansu, bak ne diyeceğim kızım.
Şimdi Çelenlerin evi, akşamleyin kalabalık olur.
Öyle, Azra'sı mazrası, ağlaşmalar mağlaşmalar...
Sen şuraya evine gel, huzurlu huzurlu otur kızım, ha?
-Bilmiyorum, bakarım. -Cansu bak, mahkemede direndim...
...sen istiyorsun diye, Mert'i vermedim, sadece sen mutlu ol diye yavrum.
-Söyleyeceklerin bittiyse kapatıyorum. -Cansu, bak ne söyleyeceğim.
Baban konusunda haklıydın, hata yaptım o konuda.
Ama gel şuraya, güzel güzel karşılıklı konuşalım...
...sakin sakin, birbirimize anlatalım derdimizi, olmaz mı yavrum?
Konuşacağız anne ama şimdi değil.
Ben istediğimde konuşacağız.
-Kapatıyorum şimdi. -Tamam, görüşürüz.
(Müzik - Gerilim)
(Müzik - Gerilim)
(Kapı zili sesi)
(Kapı zili sesi)
Ne oluyor, alacaklı gibi?
Uff! (Kapı zili sesi)
Şu kapı çalmasını da öğrenemedi millet. (Kapı zili sesi)
Cenk hayırdır?
Şimdi sana vicdandan, dürüstlükten falan bahsedeceğim de...
...nefesimi boşa tüketeceğimi biliyorum.
O yüzden, bu konulara hiç girmeyeyim değil mi?
-Bu biraz ağır olmadı mı şimdi? -Yoo, hiç ağır olmadı bence.
Aksine o kıza yüklediğin acıları düşününce, hafif bile kaldı aslında.
-Ne istiyorsun? -Mert'i.
Mert'in, ablasıyla zaman geçirmesini istiyorum.
Bugünlerde, çok ihtiyacı var buna.
Merak etme, kaçırmayacağım Mert'i.
Zaten biz yasalara saygılı insanlarız.
Ayrıca, Azra'nın onu görmeye hakkı da var.
Olmaz ama. Olmaz öyle bir şey.
Siz öyle istediğiniz zaman, çat kapı gelip de Mert'i alamazsınız...
...ondan sorumluyum ben.
Biz de sorumluluk alabilecek yaşta insanlarız zaten.
Elbet ki öylesinizdir, tabii. Ama bugün çocuk, çok yoruldu.
Mahkemeydi falan, hayatında ilk defa böyle şeyler yaşıyor.
Psikolojisi zaten altüst oldu, böyle bir şeye izin veremem.
Kusura bakmayın, bugün olmaz.
Mert'in psikolojisini altüst eden, sensin zaten.
Tam ablasıyla arasındaki buzlar eriyordu... Bir dakika ya.
O ikisinin arasının iyi olması, senin psikolojini bozuyor olabilir mi acaba?
Ne alakası var ya? Allah Allah!
Bir kere danışman da söyledi bugün. Şey dedi, "Üstüne çok gitmeyin" dedi.
"Çocuk zaten huzursuz oluyor" dedi.
Ben şimdi Azra'ya yollasam çocuğu, Azra gene sorular soracak.
Sonra çocuğun psikolojisini altüst edip, bana geri yollayacaksınız, bu. Olmaz.
Bugün olmasa da birkaç gün içinde Azra, Mert'i görecek.
Ve sen buna, engel olamayacaksın.
Araları da iyi olacak, eskisi gibi. Rahatsız ettim.
Hayır, rahatsızlık değil de böyle gelip laf sokmalar falan, anlamıyorum.
Yoo, rahatsız ettim bence. İyi de oldu.
(Kapı çarpma sesi)
Bir atımlık kurşunu vardı Azra'nın, onu da sıktı. Aferin!
Şimdi sen, o şeytanın teklifini kabul mu edeceksin?
Nasıl yaparım ki ben bunu Mine?
Nasıl gidip de Cenk'e, hayatımdan çık derim?
Toparlanamaz ki, kendine gelemez.
Ya, ben ne olacağım o zaman?
Ben de onsuz yaşayamam ki, nefes alamam onsuz.
Kıyamam ben sana ya.
Uff, ne zor bir imtihanmış bu.
Bazen şeytan diyor ki...
...git Cenk'e her şeyi anlat, Sumru'nun ne mal olduğunu bilsin...
...seni neyle tehdit ettiğini, o da öğrensin.
Mine delirdin mi?
O zaman ben Mert'i, asla göremem hayatım boyunca. Sumru alır, gider buradan.
Bir daha, izini falan da bulamayız biz onların.
Nasıl bir kadın bu ya? Küçücük çocuğu, kendine oyuncak etti.
İstemiyor işte adam, senin kızını.
-Nasıl takıntılılar bunlar, anne-kız. -Onun derdi benimle.
O benim mutlu olmamı istemiyor.
Yoksa zaten...
...Cenk'in, Cansu'yla birlikte olmayacağını biliyor...
...umurunda da değil ama. Tek derdi benimle.
Cansu'ya ne demeli peki?
Bana yar olmazsa, kimseye yar olmaz kafaları falan.
Ben gerçekten, hiçbir şeyi anlamıyorum Azra ya bunlardan.
Yani yemin ederim, anlamıyorum.
(Telefon zili sesi)
-Al işte, yine arıyor Cenk. -Mine açma sakın, lütfen.
Kuzum, ben takside zaten eve geçiyoruz dedim.
Çok iyi yapmışsın gerçekten, çok sağ ol.
Azracığım bak, Cenk de çok üzgün, merak ediyor seni ama. Yazık değil mi?
Hadi.
(Burun çekme sesi)
(Telefon zili sesi)
-Efendim Cenk. -Azra...
Azra, bak şu an ne desem diyeyim seni teselli edemeyeceğim, biliyorum.
Ama ben kardeşini sana geri getireceğim, tamam mı?
(Cenk ses) Bedeli ne olursa olsun, ben kardeşini sana geri getireceğim...
...ve senin üzülmene, bir daha izin vermeyeceğim.
Nasıl olacak ki Cenk bu?
Sen kendin inanıyor musun, bu söylediklerine?
Bak, biz bugün Mert'i bir kez daha kaybettik.
Ne olur beni, boş laflarla avutmaya çalışma.
Azra, ben yanına geliyorum şimdi senin.
Cenk, sakın gelme. Lütfen istemiyorum.
Azra, ben senin yanında olmak istiyorum şu an.
-Sen orada acı çekerken-- -Biliyorum Cenk.
Ama benim şu an, biraz tek başıma kalmam lazım.
Kafamı toplamam lazım.
Tamam, kabul Azra.
Ama unutma, aklımda ve kalbimde hep olacaksın.
Ben seni gerçekten seviyorum ve hep seveceğim de.
(Müzik)
Ben de seni çok seviyorum Cenk.
Ama kardeşime kavuşmak için, senden vazgeçmem lazım benim.
Ben sana kıyamam.
Çaresizliğine dayanamam.
Geçecek, hepsi geçecek kuzum.
Feride Hanım, Azra Hanım kardeşini alamamış galiba, çok üzüldüm.
Öyle Hasan.
Yazık, günah kıza. Mahkeme kapıları, komple kapandı mı?
Bu kız ne yapacak, kardeş acısıyla?
Elimizden geleni yapıp, onu bu acıdan kurtaracağız Hasan.
Ben sokakta kaldığımda, o yavrum evini, yüreğini açtı.
Sorgusuz sualsiz elini uzatıp, ayağa kaldırdı.
Elbet bir çaresine bakacağız. Şimdi, onu ayağa kaldırma sırası bizde.
(Müzik)
Melis...
...nereye kayboldun kızım sen? Bekledik oralarda, aradım açmadın da.
Şey anne, ben okula uğradım da telefonum sessizdeydi.
Sumru, Mert'i vermedi Azra'ya.
Ne yapmaya çalışıyor bu kadın, anlamadım vallahi.
Anne ne yapmaya çalıştığı belli değil mi? Gayet açık bence.
Canını yakmak istiyor.
İyi de Azra'dan nasıl kurtulacak başka türlü? Hayır, bana öyle söyledi.
"Sen de ben de kurtulacağız Azra kardeşini aldığında" dedi.
Anne bilmiyorum. Vallahi bilmek de istemiyorum artık, yeter.
Çok sıkıldım, bu muhabbetlerden ya.
Aa, dur bakayım. Ne oldu sana? Başka bir şeye mi sıkıldın sen?
Şey sınav iptal oldu ya. Ona canım sıkıldı, yine aynı strese gireceğiz.
Ne güzel bitip gidecekti. Neyse, ben odamdayım.
İyi.
Serap Hanım, Mert'in odası hazır.
Görmek ister misiniz bir eksiklik var mı diye?
Ay, ne kadar güzel ya Belkıs. Vallahi harika.
Belkıs mahsus mu yapıyorsun?
Yok, Feride Hanım hazır olsun deyince o yüzden--
Hayır, gelmeyecek Mert falan. Azra davayı kaybetti çünkü.
Yok Mert.
Peki Serap Hanım.
(Müzik)
Cenk Bey.
Bir şey mi oldu Haluk Bey?
Evet, ben de sizi bekliyordum. Acil konuşmamız lazım.
-Bir sorun mu var? -Evet, bir sorun var.
Ben Hüseyin Bey'i de alıp geleyim, konuşalım, olur mu?
Tamam, toplantı odasında bekliyorum sizi.
Tamam.
Bu krizi, şirketin kaldırabileceğini sanmıyorum Azmi Bey.
Evet, koskoca Çelen Holding, ilk defa bu kadar sallanacak Yener.
Bakalım, yeni CEO'muz Cenk Bey bunu nasıl çözecek?
Vallahi büyük sınav, hadi hayırlısı.
Feride Hanım'ın da sanırım haberi yok henüz.
Yok ama olacak Yener.
Gerçi şimdi onlar, Azra'nın küçük kardeşinin davasının peşindeler de...
...devam etsinler bakalım.
Demek ki yarın öbür gün, Azra kurtaracak onları.
-Sahi, o kızın miras hikâyesi ne oldu? -Yılan hikâyesi oldu.
Artık nereden çıkar, kimi zehirler bilmiyorum.
Vallahi ben kendimi garantiye aldım, gerisini onlar düşünsün.
Altı firma, feshi için yazı göndermiş.
Elle tutulur bir nedenleri de yok.
Kimi, yemek kalitesinin düştüğünden söz ediyor...
...kimi de menü listesinden şikâyetçi.
Ama emin olun, hepsi sudan bahaneler.
Hepimiz asıl sebebin ne olduğunu, gayet iyi biliyoruz bence.
Söz konusu bu firmalar, Azmi Bey'in döneminde yakın ilişkide olduğu firmalar.
Hiç şaşırmadım.
Bu duruma, hiç şaşırmadım da benim anlamadığım bir durum var.
Azmi bütün bu ilişkileri lehine çevirirken, siz ne yapıyordunuz?
Cenk Bey, biz--
Siz, toplantıdan toplantıya rapor inceleyen...
...oy vermekten, onaylamaktan başka işe yaramayan, kurul üyelerisiniz sadece.
Cenk Bey, biz Azmi Bey'in yetkileri alınana kadar, bir problem yaşamadık.
Hatta bu firmalarla, bizim de gayet iyi iletişimlerimiz oldu.
Herhangi bir denetimsizlik, düzensizlik asla söz konusu olamaz.
Hatta buna en başta, Feride Hanım müsaade etmez.
Ben zaten, Feride Hanım'ın yokluğundan bahsediyorum.
Feride Hanım, sağlık kontrolünden geçerken onayladıklarınızdan bahsediyorum sizin.
Bakın Cenk Bey, biz yıllardır Çelen Grup--
Bana Azmi'nin cümleleriyle gelmeyin!
Bu bir haftalık boşlukta, hayati kararlar alınırken...
...onayladığınız şeylerden bahsediyorum ben size.
Azmi, annenizi yetkiye zorladı Cenk Bey.
-Bizi de şirketi ihanetle suçladı. -Ne hakla ya?
Ne hakla suçlayabiliyor sizi?
Mecburi alım satımları onaylamazsak, zarar edeceğimizi söyledi.
Yener Bey'le istişare etti.
Mali olarak acil kararlar aldı.
Biz de onaylamak durumunda kaldık.
(Müzik - Gerilim)
Ödemeler ne kadar acil, Haluk Bey?
Kordağ ve buna bağlı iki büyük firma, sözleşme yenilememiş.
Diğer üç taşra firması da...
...şartların olumsuzluğunu öne sürerek, fesih talep yazısı göndermiş.
Yani son durum şu ki, mevcut ödemeleri şu durumda yapamayız.
-Yarın kurul toplansın. -Feride Hanım da olacak mı?
Olacak tabii. Kurul başkanı olarak, o da yanımızda olacak.
Çıkabilirsiniz.
(Müzik - Gerilim)
(Müzik - Duygusal)
Kuzum, gidecek misin tekrar Sumru'ya?
Aslında, yüzünü hiç görmek istemiyorum ama...
...galiba gitmem lazım, son bir defa bugün.
Azra harap oldun, bari bugün gitmeseydin.
Mine...
...kardeşimin bana son bakışı, gitmiyor gözümün önünden bir türlü.
Çok farklıydı.
Sanki beni bırakma der gibi, baktı bana.
Sumru zorlamış olabilir Mert'i mahkemede.
Yani bence yapmıştır.
Yoksa aranız ne güzel düzeliyordu.
Vallahi küçücük çocuğun da aklını allak bullak etti.
-Ne biçim bir kadın bu ya? -Benim, Mert'i gidip görmem lazım.
Ne olursa olsun onu bırakmadığımı, söylemem lazım ona.
(Telefon zili sesi)
Dur.
Şef arıyor.
Alo, şef.
(Mine) Evet, durumlar pek iç açıcı değil maalesef.
(Mine ses) Yani Mert'in vesayetini, Sumru cadısına verdiler.
Hay Allah ya.
Gördün mü başımıza geleni. Kim bilir, kızcağız ne haldedir.
Hani iyi diyordunuz, bu yeni gelen avukat için.
Adam elinden geleni yaptı ama Sumru da yapacağını yaptı.
(Mine) Vicdansız kadın!
Azra'ya söyle bari gelmesin bugün. O kafayla çalışamaz zaten kız.
Tamam, söylerim. Zaten çalışacak hali yok böyle, olmaz.
Yok, ben geleceğim, Mert'i gördükten sonra.
Geleceğim diyor ama ben konuşacağım şef. Tamam?
-İyi hadi bakalım. -Hadi görüşürüz.
Azracığım, saçmalamaz mısın acaba!
Bari bugün evde kalsaydın, bir dinlenseydin.
Asıl bugün çalışmam lazım Mine.
Asıl, bugün güçlü durmam lazım yoksa aklımı kaçıracağım.
Hem zaten Feride teyze de gelecek, bekler beni.
Tamam, peki. O zaman şöyle yapalım.
Sumru'ya birlikte gidelim, ben dışarıda seni beklerim.
Sonra da beraber restorana geçeriz.
En azından, aklım sende kalmamış olur Azra, olur mu?
Olur tabii.
(Müzik - Duygusal)
Hem sen de mahkemede, Sumru'yu öve öve bitiremedin.
Yani ne bileyim...
...bence yine onun ipinde oynuyorsun, dikkat et.
Evet, bilinçli olarak yaptım.
-Bilinçli olarak? -Evet.
Vallahi ben de Azra'ya kızgınım.
Ama keşke mahkemede, bitaraf olduğunu belli etmeseydin.
Bu hem çok hassas hem de tehlikeli bir konu.
Yarın, öbür gün Fatma komadan çıktığında, her şey değişebilir.
Ben o Fatma'dan, bir şey çıkacağını zannetmiyorum.
Azra'ya gelince...
...o bendeki kredisini tamamen tüketti Hülya.
Göz göre göre, beni ipe götürecek davayı açtı ve bundan rahatsızlık dahi duymadı.
Küçücük bir tartışmayı, büyüttü de büyüttü.
Beni zanlı yaptı Hülya.
Karşıma gelip sakin sakin konuşsa, elimden gelen her türlü yardımı yapabilirdim.
Zaten bütün olan, Mert'e olmuyor mu? Yazık çocuğa.
Ondan başka kimseye bir şey olduğu yok, görüyorsun Azra'yı.
Zaten çok değişti.
Ben Mert için, en doğru kararın çıktığını düşünüyorum.
Azra o kafayla, o çocuğa bakamazdı.
Feride Hanım, nereye kadar sahip çıkacaktı onlara?
Sonunda, ortada kalacaklardı yine.
O değil de...
...ben Kemal'e üzülüyorum.
Ona verdiğim sözü, yerine getiremedim.
Çocuklarına sahip çıkamadım.
Ama bunda benim, hiçbir suçum yok.
Şimdi sen konuyu açınca...
Sana bir şey sormak istiyorum Mesut.
Hı?
Senin bildiğin, Kemal'in düşmanı var mıydı?
Bilmiyorum.
Yok sanırım.
Yani şimdi bu senin olayından beri, benim kafama takıldı da.
-Nasıl yani? -Biri senin üzerine oynadı.
Evet.
Kemal'le ilişkini bilen, senin zaaflarını bilen biri.
Benim aklıma biri geliyor ama...
Aklına gelen...
...hadi canım?
(Müzik - Gerilim)
(Müzik)
(Azra dış ses) Azra seni hiçbir zaman bırakmadı.
(Azra dış ses) İki kardeş balığın hikâyesini hatırlıyor musun?
(Azra dış ses) Yollarını kaybetmişlerdi hani...
...Azra da Mert'i, öyle kaybetti işte.
(Azra dış ses) Ama sonra, her yerde aradı.
(Azra dış ses) Her gece onu düşündü ama bulamadı.
(Azra dış ses) Çok şükür, Mert şimdi ablasının yanında.
(Azra dış ses) Ailesinin yanında.
(Azra dış ses) Mert de hiç ablasını terk etmesin. Olur mu?
Bu ne ya, çamur gibi olmuş.
(Kapı zili sesi)
Ne zaman oje sürsem, şu kapı çalınır zaten. İlle de çalınır.
Ha, tabii. İşte benim gerçeğim.
Konuşabilir miyiz?
Cenk'i yolladın sonuç alamadın, şimdi de kendin mi geldin?
Ben, kimseyi yollamadım.
Konuşabilir miyiz lütfen?
Haberin yok yani. Bakalım, sen ne diyeceksin, geç.
(Müzik - Gerilim)
Evet, seni dinliyorum. Konuştun mu Cenk'le?
Hayır.
Sumru bak, bu istediğin çok zor bir şey.
Cenk çok kırılacak.
Ee, beceremediğini söylemek için mi geldin buraya?
Gözyaşı döküp, yalvarmaya ha?
-Hayır, kardeşimi görmeye geldim. -Zamana yayalım diyorsun yani.
Olur, yayalım.
Ama bu zamanı da kardeşini özleyerek geçirirsin.
Sumru, kardeşimi görmek istiyorum.
Olmaz, izin vermiyorum.
Kahve yapmıştım, ister misin?
Sumru, sadece kardeşimi görmek istiyorum.
Dediklerimi yapmadan, halletmeden kardeşini göremezsin.
Mert'i görmeden, hiçbir yere gitmiyorum.
-Buna hakkım var, biliyorsun. -Hakkın mı var?
Senin böyle bir hakkın yok ki.
Mahkeme yeni bitti, yazılı karar gelmedi.
Şimdi o yazılı karar sana gelecek. Ne gün ve ne saatte göreceğin bildirilecek.
Sonra sen beni arayacaksın.
Eğer benim canım isterse, o gün de uygunsam kardeşini göstereceğim.
Ama bunlar, normal şartlarda olacak tabii ki.
Eğer dediklerimi yapmazsan, onu zaten göremezsin.
Sumru yeter. Bak gerçekten tartışacak gücüm yok.
(Azra) Sadece Mert'i görüp, gitmek istiyorum.
(Sumru) İzin vermiyorum, göremezsin Mert'i.
(Azra) Sen ne kadar, vicdansız bir insansın.
Bana olan düşmanlığın yüzünden, etrafındaki herkesi kullanıyorsun.
Cenk'i kullandın, Cansu'yu kullandın...
...şimdi de küçücük bir çocuğu mu kullanmaya başladın, bu mu yani?
Affedersin tatlım ama sen bu konuda, benden çok daha iyisin.
Azra.
Mert.
-Mert, odana çık hemen! -Mert, ablacığım...
Mert, odana çık hemen!
Sumru çekilsene önümden ya, ne vicdansızsın!
Mert odana git lütfen, hadi tatlım.
(Sumru) Hadi.
Aferin.
(Müzik - Duygusal)
Bunlara iyi bak Sumru.
Bunlar Mert'e anlattığım balıklar, bu da ağlayan ablası. Bak, beni çizmiş.
Ona ne kadar acı çektirdiğini, görmüyor musun Sumru?
(Kâğıt yırtma sesi)
Sen, resmin arkasındaki gerçeği görmüyor musun? Ben varım.
(Gülme sesi)
Eğer bu surata, tahammül edebiliyorsan ki edemediğini biliyorum...
...dediklerimi yapacaksın.
Bilmem anlatabildim mi Azra?
(Müzik)
-Sen çok kötü bir insansın. -Ha, öyleyim.
(Kapı çarpma sesi)
-Mine? -Serap Hanım.
Senin ne işin var burada?
Azra, Mert'i görmeye geldi de ben de onu bekliyorum.
Ha, öyle mi?
-Mine gidelim mi? -Gidelim Azra.
Azra, kardeşini alamadığın için üzgünüm.
Serap Hanım, şu an konuşmak istemiyorum lütfen.
Hadi gel.
(Müzik)
(Telefon zili sesi)
Azracığım telefonun, artık açsan.
Cenk.
Duymasın sesimi böyle.
(Müzik)
Biz Sumru'yla tartışırken, Mert indi aşağıya.
Benim ağlayan resmimi çizmiş.
Onu anlattığım balıkların resmini çizmiş.
Ne güzel işte, belli ki affetmiş seni.
Evet ama Sumru, konuşturmadı bile beni onunla.
Azarladı, odasına gönderdi.
Yaptığı resimleri de yırtıp, suratıma fırlattı.
Mine, Sumru kafaya takmış. Ayıracak Mert'i benden.
Ben gerçekten anlamıyorum.
Yasa olarak, Mert'i görme hakkın var, bu kadın nasıl engel olabilir ya?
Sumru'yu anlamaya çalışırsan, ömrün biter Mine.
Sen anlayamazsın onun kalbindeki kötülüğü. Kimse anlayamaz.
(Telefon zili sesi)
Kuzum bak, sen açana kadar arayacak.
Aç konuş işte, anlat.
Benden önce, Cenk gitmiş Sumru'ya, şimdi ona bir şey dersem, iyice bilenecek.
Her şey, daha da kötü olacak.
(Telefon zili sesi)
(Müzik - Gerilim)
Cenk Bey, çalıştığımız bankadan iki yetkili geldi.
Ödemeler geciktiği için görüşmek isterler.
Tamam, o zaman finans müdürünü de çağırın, beyleri de içeri alın.
Peki.
(Kapı kapanma sesi)
(Müzik)
Kolay gelsin Ferhat Usta. Azra'ya bakmıştım.
Gelmediler daha. Mine'yle konuştum şimdi.
Azra biraz kötü olmuş galiba, eve uğramışlar.
Gelmesin o halde dedim ama dinletemedim. Birazdan burada olurlar.
Tamam, sağ ol Ferhat Usta.
Feride Hanım, Azra davayı kaybetmiş ya, çok üzüldüm vallahi.
Biz de çok üzüldük. İşin peşini bırakmayacağım Ferhat Usta.
Azra'ya destek olmamız lazım.
Elbette Feride Hanım, ben elimden geleni yapmaya hazırım vallahi.
-Eksik olma, sağ ol. -Feride Hanım, bir konu daha var.
Arda uğradı dün buraya, ders çıkışı o da gelip burada çalışmak istiyor.
Şimdi, Ceyda geliyor ya o da heves etti galiba çalışmaya.
Ben şaka yollu bir kovdum ama pek beni dinlemeyecek gibi.
Ne yapsak acaba?
Sana bir faydası olursa yanında olsun, çalışsın. Zararı yok.
İyi o zaman, ben onu arada sırada...
...garsonlara yardımcı olması için servise çıkarırım.
Olur, tabii de gözün üstünde olsun. İşi şamataya vurmasın.
Yok, yok. Tamam.
-Kolay gelsin. -Sağ olun.
(Müzik)
Serapcığım vallahi...
...al istersen. Kahve içe içe kuruduk.
Zencefilli, limonlu, ballı bambaşka bir karışım yaptım. Bunu seversin sen.
Bakıyorum keyfin yerinde Sumru.
Yoo, aslında hiç keyfim yerinde falan değil.
Bir sürü sorunla uğraşıyorum. Azra buradaydı bugün.
Ben de tam, o konuya gelecektim zaten.
Vallahi ben senin Mert'i, Azra'ya verip...
...bu sorundan tamamen kurtulacağını düşünüyordum.
Ama sen tam tersine, mahkemede Mert'i vermemek için elinden geleni yaptın.
Sen beni, hiç tanımamışsın tatlım.
Ben bir konuya el attım mı, kökünden çözerim.
Yani Azra'nın evden gitmesi, bize yeter miydi? Yetmezdi tabii.
Anlamadım, senin amacın...
...Mert'i verip, Azra'nın buradan gitmesini sağlamak değil miydi zaten?
Tabii öyleydi.
Ama bir de işin Cenk'li tarafı var değil mi? Bu da seni ilgilendiren taraf.
Seni de düşünüyorum yani.
Yani sen herhâlde, Cenk'le Cansu'nun...
...tekrar bir araya geleceğini düşünmüyorsun, değil mi?
Yok, öyle şeyler zorla olmaz.
Zaten bu konuda, Cansu'nun gururuna dokunan şey...
...onların gereksiz yere, mutlu olması.
Yani öyle, Cenk'le olacağım diye bir takıntısı kalmadı.
Ee, ne olacak peki?
Ben mahkemeden sonra, Azra'ya söyleyeceğim şeyi söyledim.
Sen de yakında duyarsın, duyunca da mutlu olacaksın.
Hem de çok mutlu olacaksın.
-Tatlı istemediğine emin misin? -Yok, sağ ol. Yeterli bu.
(Cansu) Kadir sana inanmıyorum.
(Cansu) Sen bayağı mahkemede Azra'yı savundun.
Mert annemi istemese, davayı kazanıyordun neredeyse.
Evet ama kaybettim.
Bak Cansu eğer isteseydim, Azra için düzenli bir ev adresi gösterirdim.
Annen için açılan davaları, öne sürerek ki buna...
...ve buna üvey babanın davası da dâhil, koşulları olabildiğince zorlardım.
O yüzden bana, işimi öğretmeye çalışma.
Bana pek öyle gelmedi.
Bence sen bayağı, Azra’ya vicdan yaptın.
Vicdan mı yaptım?
Benim vicdan yaptığım tek insan, o ufak çocuk Cansu.
Sana söylüyorum, eğer bir üst mahkemeye gidersek...
...ben Mert'in mutluluğu için elimden ne geliyorsa yapacağım.
Haberin olsun.
Tabii, Azra seni de zehirlemiş değil mi?
Sen Cenk'i bıraktın, Azra'yla uğraşıyorsun farkında mısın?
Ben, beni mutsuz edenlerle uğraşıyorum.
Hatırlarsan seninle de böyle anlaşmıştık, unutma istersen.
Melis'in de peşini bırakacaksın, anladın mı beni?
-Buna sen karar veremezsin. -Kadir!
-Beni zorlama. -Ne zorlamayayım ya?
Ne yapacaksın, Cenk'e mi söyleyeceksin?
Korkayım mı şimdi, ne yapayım?
Birlikte yaptığımız planları da anlatacaksan, istediğini anlatabilirsin.
Bana göre hava hoş. Erken yüzleşme olur benim için.
Bu işe hiç seninle girmemeliydim.
Bunun için artık çok geç Cansu.
Biz seninle bir plan yaptık.
Cenk'in canını yakmak için, masum bir kızınkini değil.
Masum insanlardan bahsedeceksek, Mert ve Azra'dan başlayalım...
...istersen ne dersin? -Aynı şey değil.
-Bence aynı şey. -Kadir bak...
...Melis'in peşini bırakacaksın, anladın mı?
Eğer bırakmazsan, gidip herkese bütün gerçekleri anlatırım.
-Melis'ten vazgeçeceksin! -Ben Melis'i bırakamam.
-Neden? -Bırakamam işte, o yüzden.
Kadir, Melis benim arkadaşım. Çok acı çekti tamam mı?
Onun daha fazla üzülmesine, canının yanmasına izin veremem.
-Niye anlamıyorsun? -Cansu, ben Melis'e aşığım.
(Müzik - Gerilim)
Evet boğulma vakası.
(Müzik - Gerilim)
Bir gelişme yok yani?
Anladım.
Peki teşekkürler.
Kardeşini tamamen kaybetmiş değilsin.
Davanın peşini bırakmayacağız. Üst mahkeme neyse ne.
-O kadının elinden alacağız Mert'i. -Ben Kadir'le konuştum.
Dava en az iki yıl sürer dedi, ben o kadar bekleyemem Şeker teyze.
Babaanne.
-(Feride) Hoş geldin oğlum. -(Cenk) Hoş bulduk.
Sen nasıl oldun Azra?
-Nasıl olayım işte. -(Feride) Kıyamam sana.
Sumru'ya gitmiş...
...Mert'i görmek için ama kadın sorun çıkartmış tabii.
Üzmüş, ağlatmış benim güzel kızımı.
Ben de gittim de bir yararı yok ki.
Nasıl oluyor anlamıyorum, kadın resmen 180 derece dönüş yaptı.
Mahkeme öncesi ne diyordu, şimdi neler yapıyor yani.
Allah ıslah etsin, ne diyeyim.
(Müzik - Duygusal)
Ben mutfağa gideyim izninizle.
Otursaydın kızım, sonra gidersin.
Yok Şeker teyze, konuştukça içimden bir şeyler kopuyor.
Ben en iyisi, işime vereyim kendimi.
(Müzik - Duygusal)
Ben de Fatma için aradım. Hiçbir gelişme yokmuş.
Şu kadın bir iyileşse, her şey o kadar farklı olacak ki babaanne.
Keşke bir mucize olsaydı da...
(Sessizlik)
Senin neyin var?
Şirkette, büyük sıkıntılar var babaanne.
Azmi'nin zamanında antlaşma yaptığı bütün şirketler, bir bir dökülüyor.
Bugün üç tane firmayla konuştum, üçü de saçma sapan bahaneler üretti.
Sizinle çalışamayız dediler.
Azmi kendince, intikam alıyor bizden.
Tabii canım, çok açık yani bu.
Ben şimdi, bir planlama yapıyorum ama...
...yakın zamanda, nakit girişi olmayacak kasaya.
Tabii ödemeler de aksayacak.
Kriz, geçen ay başlamıştı zaten.
Bir firma da benimle, feshi için görüşmüştü.
Arkası, çorap söküğü gibi geldi.
(Müzik – Gerilim)
Yarın yönetim kurulunu topluyorum babaanne.
İyi olur, oturup konuşalım.
Neyse kalkayım babaanne, işlerim var. Görüşürüz.
Görüşürüz.
(Müzik - Gerilim)
Sumrucuğum, hastaneden Fatma'nın durumuyla ilgili bilgi aldım.
Merak etme, başkasına sordurttum.
Durumu kritikmiş, endişelenme gerek yok artık.
Ama ya uyanırsa? Ya konuşursa?
O da bir ihtimal ama doktorlar hiç umutlu değiller.
İçin rahat olsun.
Bu arada...
...Mert'in vesayetini almışsın. Çocuğa bakmayı düşünmüyorsun, değil mi?
Yok canım, öyle bir derdim yok. Bin tane derdim var.
Bir de Mert'le mi uğraşacağım? Sadece Azra'nın, karar vermesini bekliyorum.
Ya kabul etmezse?
O zaman veririm çocuğu yatılı okula, bu dertten de kurtulurum.
Azmiciğim kusura bakma Serap burada, yalnız bıraktım ayıp olmasın.
Senin işin yoksa akşam yemeğe uğrasana.
Bu konuları da konuşmuş oluruz.
Hem Cansu da evde.
Belki beraber konuşursak, yumuşar ha?
Tamam.
Seve seve gelirim. Akşam görüşürüz o zaman Sumrucuğum.
Akşama görüşürüz o zaman.
(Müzik - Gerilim)
Hoş geldin kızım.
Aç mısın? Bir şey yemek ister misin?
(Kafe ortam sesi)
Bak...
...buraya baba kız gibi yemek yemeye gelmedim.
Ne söyleyeceksen söyle, ben de gideyim olur mu?
Seni zorlamak niyetinde değilim.
Ama aklında, soru işareti kalsın istemiyorum.
Ne bilmek istiyorsan, sana anlatmaya hazırım.
Annem başka bir şey söylüyor, sen bambaşka bir şey.
Annenin bana olan öfkesi, aklını karıştırıyor tabii.
Annemin öfkesi, şu an benim öfkemle karşılaştırılmaz bile.
Ben, senin öfkenle de baş etmeye hazırım.
Yeter ki senin yanında olmama izin ver.
Yıllarca bir kızın olduğunu unuttun.
Aklına bile gelmedim.
-Ben aramaya çalıştım-- -Bak...
...aynı şeyleri bir daha duymak istemiyorum, tamam mı?
(Cansu) Ve sen...
...ne söylersen söyle, içim soğumuyor.
Hazmedemiyorum.
Ben küçük bir çocuktum.
Hiç mi özlemedin?
-(Cansu) Hiç mi-- -(Burhan) Sen benim kızımsın Cansu.
(Müzik - Gerilim)
Hiç kimse seni, benden daha çok sevemez.
Bunu gerçekten, benden bekliyor musun?
Bana inanman için, elimden ne gelirse yapacağım.
(Müzik - Gerilim)
(Martı sesleri)
(Sokak ortam sesi)
Azra, açtın mı fırını?
Ay Emine unuttum, kusura bakma.
Olsun kuzum, zaten aklında bin tane şey var.
Azra, bak ne diyeceğim? Sana benden bir hafta izin.
(Ferhat) Topla pılını pırtını, git Menemen'e, benim hanımın yanına.
Onlar moralini öyle bir düzeltirler ki. Hanım, baldız...
...zaten öksürsen gülüyor bizimkiler, o derece yani.
Çok sağ ol şef ama burada kalıp çalışmam, benim için daha iyi.
Hem, Mert’ten o kadar uzak kalamam ki şu an.
Selam. Ders erken bitti, ben de buraya geleyim dedim.
Selam. Gel bir de çak, tam olsun.
Ciddi bir mutfak burası.
-Selam şef. -(Ferhat) Olacak, olacak.
(Ferhat gülme sesi) Azra, dava ne oldu?
Mert, Sumru'da kalmak istedi.
-Kaybettim yani. -Yapma ya!
Ama bir de iyi tarafından düşün.
En azından Mert, eskisi gibi kaybolmuş değil.
Nerede olduğunu biliyoruz. Gideriz, geliriz.
Arda, burada çok üzüldüğünü belirtmek istedi Azra.
Evet, totale vurduğumuzda ondan bahsettim.
Benim de tek tesellim, onun iyi olması, sağlıklı olması
Aileden uzak olmak, çok zor bir şey.
Çok iyi bildiğim bir duygu.
Yeter gayrı tamam. Kızın derdi başından aşkın, bir de siz kabartamayın hadi.
Herkes işinin başına hadi.
Tamam şef.
Ceyda sen hemen giyin, Arda, sen de dışarı hadi.
Şef bak ne diyorum; sen burada bana, ufak tefek işler mi versen ha?
-Ben de burada çalışayım. -Ben senin şefin değilim. Çık dışarı!
Şef beni kaçırıyorsun, ben çok güzel soğan doğrarım.
Domates keserim, ayrıca bir menemen yaparım, bundan bahsetmiyorum bile.
Arda, şimdi seni kulağından tutup ‘fıydırayım’ mı dışarı...
...yoksa kendin gider misin? -(Arda) İyi tamam şef, öyle olsun.
O zaman yemek yiyeceğim, servis istiyorum.
(Ferhat) Tövbeler olsun ya Rabb'im ya!
-Tamam, iş veriyorum sana. -Hah öyle.
Yaptığımız yemeklerin, tek tek tadına bakacaksın.
Ama öyle kuş gibi, gıdım gıdım değil.
Ben ne kadar diyorsam, o kadar yiyeceksin.
Şef tam benlik iş, tamam. Kabul ediyorum.
Ondan sonra da yediğin yemeklerin, tek tek içinde ne varmış...
...listesini vereceksin bana. Her yemek için ayrı ayrı.
Ama bir tutturamazsan var ya, ön bahçenin temizliği sende, ona göre.
Şef tamam. Tam benlik iş diyorum, anlaştık tamam.
Bence bittin sen Ardacığım.
Hadi bakalım işinizin başına, hadi.
-Ben giyinmeye gidiyorum. -Git.
-Azra, ben de Mert'i mi alsam? -Vermez ki.
Cenk gitmiş, ben gittim.
Bir de sen gidersen, iyice terslenir.
-Öyle. -Hadi, hadi kulis yok.
Kulis yok, işinizin başına hadi.
(Müzik)
Bunu nereye koyayım?
Koy cebime! Ya, koy oraya işte.
Çok akıllı adamsın şef var ya.
Cık cık cık!
(Müzik)
Nerede kaldı bu kız?
(Sessizlik)
Alo Cansu, neredesin kızım?
Yoldasın.
Tamam gecikme, misafirimiz var biliyorsun.
Ne demek ne misafiri? Azmi Bey, dedim ya sana.
Adam o kadar işimize koştu, ağırlamayalım mı bir yemekte?
Tamam Cansu, tamam.
Bekliyorum, geç kalma canım.
(Kapı zili sesi)
Adam da kurulu saat gibi, tam dakikasında geliyor.
(Kapı açılma sesi)
Hoş geldin Azmi.
-(Sumru) Ne güzel çiçekler böyle? -Hoş bulduk.
Geç kalmadım değil mi?
-Yok canım her zamanki gibi, tam vaktinde.
(Kapı kapanma sesi) Oraya as. Geç, ne olur geç.
(Sumru) Şunları koyayım.
Cansu gelmedi mi?
Tiyatroya gitti arkadaşlarıyla.
-Yolda, geliyor. -Ne güzel, sosyalleşmeye başlamış.
-(Azmi) İyi haber. -Yani.
Daha iyi olacak umarım. Şu ölü baba meselesi, olmasaydı.
Burhan meselesi. Daha önce iyileşirdi ama...
...ne yapayım? Böyle oldu işte.
Üff!
Bugün konuşacağız, hepsini halledeceğiz. O güzel yüzünü asma.
Allah aşkına Azmi, güzellik mi kaldı bende?
Durmadan sorunlarla uğraşıyorum. Vallahi yıprandım.
Sumru, iltifat olsun diye söylemiyorum.
O kadar güzelsin ki...
...sana hayır diyecek bir erkek, tanımıyorum ben.
Gerçekten mi?
Şey...
...çok naziksin, teşekkür ederim.
Şey yapayım mı, kahve ya da başka bir şey ister misin?
Olur, elinden bir kahve içerim.
Yapayım.
(Müzik)
(Ferhat) Tezgâhın üzerinde lekeler var, buradan görünüyor.
-Onları iyice sil, hadi göreyim seni -Tamam şef, hemen halledeyim.
-Şef, kolay gelsin. -İyi akşamlar Cenk, hoş geldin.
-Azra nerede? -Erken gönderdim onları.
-Kolay gelsin, iyi akşamlar. -İyi akşamlar.
(Müzik)
(Telefon zili sesi)
-Alo. Cenk. -Mine, evde misiniz?
Evdeyiz. Azra, kendini odaya kapattı.
-Yüzünden düşen bin parça. -Tamam geliyorum.
Cenk, istersen hiç gelme bugün ha?
Yani onun da psikolojisi düzelsin...
...kendine gelsin, zaten o seni arayacak, hı?
Mine iyi de o hâlde, nasıl bırakayım Azra'yı?
O orada acı çekerken, ben elim kolum bağlı duramam buralarda, kusura bakma.
Ben geliyorum.
(Müzik)
Kahveler.
(Kapı açılma sesi)
Buyurun.
(Kapı kapanma sesi)
(Sumru) Cansucuğum, hoş geldin.
Sen gelene kadar, Azmi'yle kahve içelim demiştik.
Biraz gergin.
(Müzik - Gerilim)
(Anahtar atma sesi) Gel canım.
(Müzik - Gerilim)
-Merhaba Cansu, nasılsın? -Teşekkürler. Siz?
İyiyim, teşekkür ederim.
Çok geçmiş olsun. Ben gelmek istedim ama rahatsızlık da vermeyeyim dedim.
-Sağ olun, çok naziksiniz. -Daha da iyi zaten. İyi oldu.
Gayet iyi görünüyor zaten. Bu arada, Tarık'ın selamı var, bugün konuştuk.
Sağ olsun. Biz de konuştuk, birkaç kere aradı.
-Keşke, o da burada olsaydı. -Keşke.
Cansu da geldiğine göre, yemekleri soğutmayalım.
Bırakalım kahveleri, o tarafa geçelim. Hadi bakalım.
Lütfen.
(Ayak sesi)
Böyle geç sen Azmi.
(Sandalye çekme sesi)
Cansu'yla Tarık, o kadar güzel arkadaşlardı ki...
...çok üzüldüm açıkçası, Tarık'ın gitmesine.
Siz, aranızdaki sorunu hallettiniz mi, kırgındınız ya?
Hallettik sayılır, şimdi annesinde.
Sonuçta babayla oğul arasında, böyle şeyler oluyor. Biz bir aileyiz.
Tabii canım, anne kız arasında da oluyor.
Ama Cansucuğum, her zaman...
... onun iyiliğini ve mutluluğunu düşündüğümü bilir.
Sonuçta Cansu da senin için öyle düşünüyordur herhâlde, değil mi?
(Müzik - Gerilim)
-Şey, salata da alır mısınız? -Lütfen.
Cansu...
...haddim değil, biliyorum.
Ama annenle yaşadığınız sorun, beni çok üzdü.
(Azmi) Fakat bir baba olarak söylüyorum...
...öyle ya da böyle, babanın yaşamasına çok sevindim.
Ben şu anda, bunu konuşmak istemiyorum.
Anlıyorum.
(Sumru) Azmi, kötü bir şey söylemiyor ki Cansucuğum.
Diyor ki; Ebeveynler her zaman, çocuklarının iyiliklerini…
...çıkarlarını kollarlar, ona göre davranırlar diyor.
-Haksız mıyım? -Tabii, öyle.
Tabii.
Bazen de ebeveynler... .
...kendi çıkarlarıyla, çocuklarının çıkarlarını karıştırıyorlar ama.
Anne, babalar böyle bir şeyi, asla karıştırmazlar.
Şimdi gençsiniz, tecrübesizsiniz...
...bazen kararlarımızı, acımasız bulabilirsiniz.
İleride hak vereceksiniz.
Doğru gencim, tecrübesizim...
...ileride öğreneceğim çok şey var, gayet farkındayım hepsinin.
Ama benim anlamadığım...
...sizin gibi tecrübeli ebeveynler, nasıl oluyor da...
...bu kadar büyük hatalara, düşüyorlar acaba?
Cansucuğum, istersen dertlerimizle Azmi'yi germeyelim.
Bunu daha sonra konuşuruz, olur mu?
Yok. Konuşacağız, konuşacağız tabii, hatta yarın konuşacağız.
Nasıl hitap edeceğimi bilemesem de, biyolojik babam...
...sen ve ben. -Yarın mı dedin?
-Evet ne oldu? Meşgul müsün yoksa? -Yo değilim.
Konuşurum, tabii ki konuşurum.
Canım zaten, tek çözüm yolu da konuşmak.
Hem sen de anneni anlamış olursun.
Sadece annemi değil tabii.
Burhan Bey'in de belki söyleyecekleri vardır, değil mi?
O adam, yalandan başka hiçbir şey söylemez sana Cansu!
"Baban öldü" yalanın gibi mi anne?
Bir kere dön, lütfen kendine bak ya!
(Müzik - Gerilim)
Size afiyet olsun.
Benim bu yalanlara karnım tok.
Cansucuğum yeseydin.
(Müzik - Gerilim)
Hayır lütfen, biz devam edelim lütfen.
(Müzik - Gerilim)
(Müzik - Duygusal)
(Kapı zili sesi)
(Kapı açılma sesi)
-(Mine) Cenk. -Nerede Azra?
(Mine) İçeride ama şimdi çok kötü.
-(Mine) Yarın konuşsanız Cenk? -Yarını bekleyemem Mine.
-Odasında mı şu an? -Evet ama Cenk, dur.
En azından ben bakayım. Konuşmak isterse, çıkar zaten odasından.
Allah'ım, ne yapacağım ben şimdi?
Ne diyeceğim Cenk'e?
(Anahtar çevirme sesi)
(Hâkim dış ses) Karar; tarafların beyanı ve söz konusu çocuk...
...Mert Güneş'in, isteği esas alınarak...
...Mert Güneş'in vesayetinin...
Sumru Güneş'te kalmasına...
...karar verilmiştir.
Vesayeti aldıktan sonra Cenk'e dönmeyeceğini, nereden bileceğim?
Bunun için sana güvenmem lazım.
O yüzden de zamana ihtiyacım var.
Dediğimi yapmazsan, Mert'i yatılı okula yollarım.
Bunu yaparım biliyorsun.
(Azra iç ses) Ne kadar sürer?
Vallahi doğruyu söylemek gerekirse...
...kolay olmayacak. Bir, belki iki yıl bile sürebilir.
(Azra iç ses) Bunlar Mert'in anlatamadıkları.
Bu da ağlayan ablası, bak beni çizmiş.
Ona ne kadar acı çektirdiğini, görmüyor musun Sumru?
(Kâğıt sesi)
(Kâğıt yırtma sesi)
Sen, resmin arkasındaki gerçeği görmüyor musun?
Ben varım. (Gülme sesi)
(Kapı vurma sesi) (Cenk) Azra!
(Cenk) Azra, kapıyı açar mısın canım lütfen?
Cenk konuşmak istemiyorum, lütfen gider misin?
Azra yapma lütfen, hadi konuşalım.
(Kapı zorlama sesi) Azra çocuk gibi, kapıyı kilitlemek nedir?
(Cenk) Lütfen aç kapıyı!
Cenk kimseyle konuşmak istemiyorum, lütfen git.
Azra...
...ilk davayı kaybettik diye...
...böyle pes etme lütfen, lütfen vazgeçme.
Aç kapıyı konuşalım, çözüm arayalım lütfen.
(Müzik - Duygusal)
Azra sen bu kapıyı açana kadar, buradan bir yere gitmeyeceğim, haberin olsun.
(Azra iç ses) Allah'ım ne zor bir şey.
(Azra iç ses) Ben sana bunu nasıl söylerim?
(Azra iç ses) Nasıl git derim, hayatımdan çık derim?
(Kapı vurma sesi) Azra, açar mısın kapıyı, lütfen!
Kırdırma kapıyı bana!
Cenk, ben umudumu kaybettim. (Burun çekme sesi)
Yaşama sevincimi kaybettim.
Azra senin umut dediğin şey de, yaşama sevinci dediğin şey de biziz.
Biz birlikte ayağa kalkalım. Lütfen aç konuşalım, şu kapıyı lütfen.
Çok zorladım her şeyi.
(Azra) Olmayacak mutlulukların peşinden koştum.
Hayal kırıklığı yaşamaktan, çok sıkıldım.
Mücadele etmekten çok sıkıldım.
Azra, biz birbirimizi sevdiğimizi söylerken de birçok şeyle...
...mücadele edeceğimizi biliyorduk.
Aç kapıyı konuşalım lütfen, hadi.
(Azra) Sonu başından belliydi Cenk.
Babam öldüğü gün, kaybettim zaten her şeyimi.
Şimdi de Mert'i kaybettim.
(Azra) Umutlarımı kaybettim.
Bu sen olamazsın ya. Aç kapıyı Azra!
Başından beri her şeyle mücadele eden, ayakta kalan kız olamaz bu!
Lütfen, aç kapıyı diyorum sana lütfen.
(Müzik - Duygusal)
(Anahtar çevirme sesi)
(Kapı açılma sesi)
(Müzik - Duygusal)
-Azra-- -Cenk, yapma ne olursun.
Neden anlamıyorsun? Kimseye tahammülüm yok artık!
-Bu ne demek şimdi? -Kimseyle konuşmak...
...kimseyle görüşmek istemiyorum.
Bence kızgınsın ve ne dediğini bilmiyorsun.
-Sonra konuşalım. -(Azra) Konuşacak bir şey yok Cenk.
(Müzik - Duygusal)
Ne olur anla beni. Gücüm kalmadı artık, ne olursun.
Azra, neden bize bunu yapıyorsun?
(Cenk) Niye uzaklaşmak istiyorsun benden?
-Cenk ne olur zorlama beni, lütfen. -Zorlama!
Sen nasıl bu kadar, kolay konuşabiliyorsun ha?
-Cenk, Cenk lütfen. -Bir dakika, bir dakika.
Ben anlamıyorum, gerçekten anlamıyorum.
Nasıl bu kadar, kolay vazgeçebiliyorsun?
Cenk bir şey anlatmak istemiyorum, bir şey konuşmak istemiyorum.
Güçlü olmak istemiyorum, sadece yalnız kalmak istiyorum. Gider misin lütfen?
Azra, ben anlamıyorum.
Bir şey mi oldu? Biri bir şey mi söyledi?
Açıklasana bana.
(Cenk) Annem mi bir şey söyledi, ha?
Yoksa babaannem mi, bir şey söyledi?
Açıklasana ben kafayı yiyeceğim, bir şey söyle bana.
Cenk yeter, yeter! Sadece, gider misin lütfen?
("Sezen Aksu - Git" çalıyor) "Mademki istiyorsun...
...öyleyse durma git"
"Beni düşünme rahat ol, yalnız kalabilirim"
"Sen de bilirsin hiçbir acı sonsuza dek sürmez"
"Hatta her an yeniden sevebilirim"
"Olmazdı ben de biliyorum haklısın"
"Haydi git"
"Korkma, seninle gerçekten dost olabilirim"
"Aslında ben de uzun zamandan beridir sana...
...ayrılmak istediğimi söylemedim"
"Haydi git"
"Git"
"Git"
"Git...
...me dur ne olursun"
"Gitme kal yalan söyledim"
"Doğru değil ayrılığa daha hiç hazır değilim"
"Aramızda yaşanacak yarım kalan bir şeyler var"
"Gitme dur daha şimdiden deliler gibi özledim"
"Gitme dur ne olursun"
"Gitme kal yalan söyledim"
"Doğru değil ayrılığa daha hiç hazır değilim"
"Aramızda yaşanacak yarım kalan bir şeyler var"
"Gitme dur daha şimdiden deliler gibi özledim"
("Sezen Aksu - Git" çalıyor)
("Sezen Aksu - Git" çalıyor)
"İkimiz için de doğru olan böylesi, git"
"İnan bana sandığın kadar üzgün değilim"
"İçimde yepyeni bir hayata başlamanın...
...sevinci ve heyecanı var"
"Artık git"
"Git"
"Git"
"Git...
...me dur ne olursun"
"Gitme kal, yalan söyledim"
"Doğru değil ayrılığa daha hiç hazır değilim"
"Aramızda yaşanacak yarım kalan bir şeyler var"
"Gitme dur, daha şimdiden deliler gibi özledim"
"Gitme dur ne olursun"
"Gitme kal, yalan söyledim"
"Doğru değil, ayrılığa daha hiç hazır değilim"
"Aramızda yaşanacak yarım kalan bir şeyler var"
"Gitme dur daha şimdiden deliler gibi özledim"
"Gitme dur ne olursun"
"Gitme kal yalan söyledim"
"Doğru değil, ayrılığa daha hiç hazır değilim"
"Aramızda yaşanacak yarım kalan bir şeyler var"
"Gitme dur, daha şimdiden deliler gibi özledim"
"Gitme dur ne olursun"
"Gitme kal, yalan söyledim"
"Doğru değil, ayrılığa daha hiç hazır değilim"
Azracığım, kuzum...
...hadi gel, iç hadi.
Mine, daha ayrılalım bile diyemedim.
Demek ki onu da desem...
...nefesim kesilecekti herhâlde.
(Ağlama sesi) Allah'ım ne yapacağım ben...
...ne yapacağım?
(Kapı zili sesi)
Mine, Mine dur açma lütfen.
-Mine Cenk geldi, ne olur açma. -Tamam, kuzum dur sakin ol.
Oysa açmayacağım, tamam mı? Söz. Bir bakayım.
(Müzik - Gerilim)
(Kapı açılma sesi)
Şeker teyze!
Azra'm!
(Kapı kapanma sesi) Bak bakayım bana.
Ne bu hâl kızım?
(Ağlama sesi)
Ne olur bir şey sorma.
(Azra ağlama sesi) (Azra) Sorma hiçbir şey.
Yanımda kal, ne olur bir şey sorma.
(Ağlama sesi) Sadece yanımda kal.
(Ağama sesi) Şefkatinle, sıcaklığınla...
...kal yanımda, lütfen.
(Müzik - Duygusal)
Ben sana inanmıştım ya.
İnanmıştım ben sana.
(Müzik)
(Telefon mesaj tonu)
(Müzik)
(Kadir dış ses) Melis beni yanlış anladın.
(Kadir dış ses) Gerçekten düşündüğün gibi değil.
(Kadir dış ses) Bana öfken biraz olsun geçtiyse, konuşabilir miyiz?
(Kadir dış ses) Sesini duymak istiyorum.
(Müzik)
(Ağlama sesi)
(Telefon zili sesi) (Müzik)
-(Melis ses) Alo. -Melis, çok merak ettim seni.
-Ben iyiyim. -Ben...
...gerçekten çok özür dilerim. Amacım, seni üzmek değildi.
Üzdün ama Kadir.
Ben sadece, kendimi üzgün değil...
...aldatılmış, kandırılmış da hissediyorum.
(Kadir ses) Seni üzecek bir şey yapmam, bundan emin olmalısın.
Senden, çok şey istemedim ki Kadir.
Sadece, yalansız dolansız olalım istedim.
(Melis ses) Ama artık, ne kendime...
...ne de aileme olan saygımı yitirmek istemiyorum.
Efkan’la o yaşadıklarımdan sonra, aynı utancı tekrar--
Ben sana, asla böyle bir şey yaşatmayacağım, söz veriyorum sana.
Sen beni affedebilecek misin?
Bilmiyorum Kadir.
Sanırım ben kendimi, çok kaptırdım sana.
Çok hızlı oldu her şey.
Biz bir süre, görüşmeyelim.
(Melis ses) Benim kafamı, toplamam gerekiyor.
Melis, yapma!
İyi geceler Kadir.
(Ağlama sesi)
(Müzik)
Çayını tazeleyeyim mi?
Aa, yok.
Çok yedim zaten.
Çok güzel olmuş, ellerine sağlık.
Teşekkür ederim.
Azmi, Cansu'nun kusuruna bakmadın değil mi?
Yani son dönemlerde, o kadar ağır şeyler yaşadı ki.
Ondan böyle davranıyor. Aslında, çok zarif bir kızdır.
Yok, ben anlıyorum.
Bir sorun yok.
Ben artık müsaadeni isteyeyim.
Aa, niye? Otursaydın.
Çok geç oldu Sumru.
Birlikte aşacağız.
Merak etme.
Etmiyorum zaten.
(Ayak sesi)
Cenk!
Neredeydin oğlum, merak ettim seni, haber de vermedin?
İşlerim vardı biraz.
Bu Azmi'nin oyunlarıyla uğraşıyoruz işte.
Şirket krizde bayağı.
Hani bu zamanında, öngöremeden teslim ettiğin yetkiler vardı ya...
...onlar uğraştırıyor işte bizi.
Ben sana zamanında, üzgün olduğumu söylemiştim ama.
Hem ayrıca, belli ki senin öfken sadece şirket işleriyle ilgili değil, ha?
Anne, hiç uğraşamayacağım, hiç tartışmayalım, tamam mı?
-Ya bu saate kadar-- -Anne bak, üstüme gelme diyorum!
Kapat şu konuyu!
Ona gittin değil mi, o yüzden bu tavrın?
Onun bir adı var, adı! Azra onun adı!
Oğlum bağırma, milleti uyandıracaksın!
Ya kim uyanırsa uyansın, umurumda değil artık!
-Abi ne oluyor? -Karışmayın siz!
-Anne, sen de artır bir dur! -Arda!
Ne olduğunu anlatacak mısın sen bana?
Sen niye merak ediyorsun?
Niye merak ediyorsun? Kız çok kötü durumda, çok üzgün durumda şu anda.
El birliğiyle bu hâle getirdiniz kızı, mutlu musunuz?
Benim suçum mu, ben ne yaptım?
Ne oldu, Azra'ya bir şey mi oldu?
Sen niye bu kadar öfkelisin ya, kıza karşı ha?
(Cenk) Sana, saygı duyduğu için mi?
Söylediğin her şeyi, alttan aldığı için mi?
Sen niye bu kadar öfkelisin, bu kıza karşı?
O, hayatımıza girdiğinden beri mutsuzuz.
Başımıza gelmeyen musibet kalmadı.
(Serap) Görmüyor musun sen bunu?
(Serap) Seni de mutsuz edecek.
Etmeye başlamış bile zaten, belli.
(Cenk) Ben hiç öyle düşünmüyorum anne!
Aksine, o hayatıma girdiğinden beri, ben yaşadığımı hissetmeye başladım.
Öyle mi?
Daha fazla konuşmayacağım seninle Cenk.
Şimdi git, konuşmayacağım.
Git lütfen, yoksa kalbini kıracağım bak!
(Müzik - Gerilim)
Ne bakıyorsunuz bana ya?
Arda?
Ben abimi, hiç böyle görmemiştim.
Bayağı bayağı Azra'ya âşık olmuş.
Demek ki âşık olmak, böyle bir şey.
Bunu en iyi sen bilirsin.
İyi de bu kızda ne buluyor, ben onu anlamıyorum?
İşte, senin göremediğini gördü Melis.
Bir kere nefretini bırakıp da bir baksan kıza, bir kere.
Ben denedim, hiçbir şey kaybetmedim bak emin ol.
Ama hayatımıza, ilk başta miras oyunları girince, ben de bakamadım işte.
En başta sen de--
Evet, en başta ben de ona karşı tepkiliydim.
Evet, tepkiliydim.
Ama gördüm, kızın parayla pulla hiçbir ilgisi yok.
Zaten hayatında, kimsesi kalmamış ki.
(Arda) Bir tane sağ kardeşi var. Onu da kandırmışlar, almışlar elinden.
(Arda) Başka?
Babaannem. Onun da peşinden, Şeker teyze diye dolaşıyor.
Ya bırak, desin Şeker teyze desin, ne olacak?
(Müzik)
(Müzik)
(Cenk dış ses) Sen ne duymak istiyorsun ya ha?
(Cenk dış ses) Bana onu açıkça söylesene sen!
(Serap dış ses) Gerçeği öğrenmek istiyorum oğlum.
Azra'yla aranda ne var?
Ya basit bir soru sordum sana.
Bana soru falan sorma anne, tamam mı?
Soru falan sorma bana!
Ya niye sormuyorum?
Haklıyım çünkü değil mi, o yüzden? Haklıyım. Çünkü sen, Azra'ya âşıksın!
Evet, aşığım ben Azra'ya!
Bu mu duymak istediğin? Aşığım ben! Anladın mı?
Seviyorum ben o kızı, tamam mı? Duymak istediğin bu mu senin?
(Müzik)
(Azra dış ses) Cenk, ben umudumu kaybettim.
(Azra dış ses) Yaşama sevincimi kaybettim.
(Azra dış ses) Çok zorladım her şeyi.
(Azra dış ses) Olmayacak mutlulukların, peşinden koştum.
(Azra dış ses) Hayal kırıklığı yaşamaktan, çok sıkıldım artık.
(Azra dış ses) Cenk, bir şey anlatmak istemiyorum.
(Azra dış ses) Bir şey konuşmak istemiyorum.
(Azra dış ses) Güçlü olmak istemiyorum. Sadece yalnız kalmak istiyorum.
(Azra dış ses) Gider misin lütfen?
Bu sen olamazsın.
Sen olamazsın.
(Müzik)
(Mesaj zili sesi)
(Cenk dış ses) Mine, Azra nasıl?
(Mesaj zili sesi)
(Mine dış ses) İyi biraz.
(Mine dış ses) Feride teyze yanında.
(Müzik)
(Telefon zili sesi)
Hayırdır gecenin bu saatinde?
(Telefon zili sesi)
Sumru!
Mert'e bir şey mi oldu?
Alo, Sumru!
Mert'e bir şey mi oldu?
(Mert ses) Mert, Azra'yı merak etti.
Ben de.
Ben de seni çok merak ettim, ablacığım.
İyisin değil mi?
Mert iyi, balıklar da iyi.
Mert hep, onları besliyor.
Ablacığım, çok seviyorum seni.
Çok özlüyorum.
Canımın içi.
İyi ki aradın.
Dünyalar benim oldu şu an.
Tamam, tamam sen şimdi yat.
Güzelce uyu, tamam mı?
Çok seviyorum seni.
İyi geceler.
(Müzik - Hüzünlü)
Şeker teyzem, Mert beni çok seviyor.
Baksana beni aradı, merak etmiş.
İki kardeşin arasındaki bağı, hiç kimse koparamaz kızım.
Hiç kimse.
(Müzik - Hüzünlü)
(Martı sesleri)
Cansu, nereye gidiyorsun? Bak kahvaltı hazırladım, gel, et.
Yok, ben etmeyeceğim.
Raporumu iptal ettim, okula gidiyorum.
Ha! İyi çok sevindim, ne güzel haber.
Anne?
Bak bugün ben arayınca geliyorsun, tamam mı?
Burhan Bey de gelecek.
Oturacağız, beraber konuşacağız.
Tamam geleceğim.
Konuşacağım işte, sen nasıl rahat ediyorsan artık.
Konuşurum ben, her şekilde konuşurum.
Dur, şunu söyle...
Tamam.
Hah, küçük Mozart da uyandı.
(Sumru) Görüşürüz canım.
Sumru anne, Mozart kim?
Mozart! Mozart, piyanist, müzisyen.
Böyle senin gibi, piyano çalıyormuş Hadi otur kahvaltıya.
Fatma uyandı mı?
Fatma yok.
Fatma uyanmadı, uyanmayacak da.
Mert, Fatma'yı görecek.
Mert, Fatma'yı görecek. Azra, Mert'i görecek.
Sumru, sekreter ya hepsini programlayacak.
(Sumru) Yok Fatma, yok!
Yasakmış, Fatma uyanmayacak, hastalanmış.
Bulaşıcı hastalık. Herkese bulaşıyor, yasak!
Ne hastalığı biliyor musun?
Delilik. Bak ben de delirdim, bana da bulaştı.
(Sumru) Öff! Hadi et kahvaltını.
(Müzik - Gerilim)
(Mine) Geldim.
Çok sevindim, Mert'in aramasına.
Ben de.
Mert öyle gece birdenbire ayarınca, önce bir şey oldu sandık.
(Feride) Hele bir de Azra ağlamaya başlayınca...
...az kaldı, kalbim duracaktı.
Meğerse, mutluluk gözyaşıymış bunlar.
Çok daha güzel olacak inşallah her şey.
İnşallah.
(Mesaj zili sesi)
Ben koyarım.
Kızım, sağ ol yavrum.
Ben şirkete gideceğim. Hasan da sizi restorana bıraksın.
(Cenk dış ses) Mine, babaannem çıktı mı? Azra'yı görmem lazım.
Yok, hiç gerek yok. Ben kendim giderim.
Zaten bugün birazcık, geç gideceğim işe.
Hadi kızım, gelsene artık.
Hadi gel.
(Mesaj zili sesi)
(Mine dış ses) Bence bekleme Cenk, babaannen burada, birlikte çıkarız biz.
(Yağmur sesi)
(Silecek sesi)
(Yağmur sesi)
Al hayatım.
Teşekkür ederim.
(Nefes sesi)
Bugün avukatımla konuşacağım.
Niye?
Üzerimdeki suçu, temizlemek için.
Yani evet, tamam delil falan yok ama dosya hâlâ açık.
Ne kadar sürer bilmiyorum ama böyle elim kolum bağlı...
...oturmak istemiyorum açıkçası.
Bak Mesut.
Beni iyi dinle.
Tamam, bu işin peşini bırakmayacaksın.
Senden tek ricam...
...lütfen bu konudan, Sumru'ya asla bahsetme.
Hülya, çocuk muyum Allah aşkına?
Çocuk değilsin, safsın.
(Hülya) Senden rica ediyorum.
İçini kemiren her neyse...
...bu konuyu, sadece avukatınla paylaş olur mu?
Tamam bak, ben seni anlıyorum.
Ama artık, ben seni ve kızımı üzmeyi göze alamam.
O yüzden, için rahat olsun tamam mı?
(Mesut) Bu arada...
...annenlerle konuşabildin mi?
Çok yoğundum, pek fırsatım olmadı ama...
Tabii babamla ilgili bir sorun yok da...
...annem hâlâ, boşanmamızı bekliyor tabii.
Ama sen fikrini değiştirdin, öyle değil mi?
Yani aramızdaki meseleyi hallettik, ha?
Hiçbir kadın, yuvasının parçalanmasını istemez.
Ben de ona gayret ediyorum.
Ama şimdi, senin yapacakların çok önemli.
Canımın içi, kötü günler geride kaldı.
Bundan sonra her şey güzel olacak, tamam mı?
İnşallah.
Umuyorum.
Benim bugün yapacak çok işim var. O yüzden, kafeye gideceğim.
-Ben seni bırakayım mı? -Tamam.
O zaman sen kahveni iç, ben hemen hazırlanayım.
-Tamam. -Saçımı başımı toplayayım.
Siz de gelin işte, Hasan bıraksın.
Yok Şeker teyze, sen git.
Hatta Mine de gelsin seninle ama ben sonra geleyim.
İyi, hadi bakalım.
Tamam o zaman.
Görüşürüz.
Merak etme, iyiyim ben.
İyi ol.
(Kapı açılma sesi) (Kapı gıcırdama sesi)
-Ver tutayım. -Tamam, tuttum.
(Mine) Hallettim kuzum.
-Hadi. -Geleceğim ben, merak etme.
Dikkat et.
(Kapı kapanma sesi)
(Müzik)
(Müzik)
(Kapı açılma sesi)
(Kapı kapanma sesi)
(Telefon zili sesi)
(Kadir) Halil, şu telefonu getir bakayım.
(Telefon zili sesi)
(Telefon zili sesi)
(Telefon zili sesi)
Aç.
Alo!
Alo Kadir, müsait misin bir yanına uğrayacağım?
(Cenk ses) Ofiste misin sen?
Dükkândayım Cenk, buraya gelebilir misin?
İyi, tamam.
Ya şu dava sürecini, bir tekrar konuşalım bence seninle.
Tamam, tabii gel konuşuruz.
Tamamdır.
Bir yarım saate falan, yanındayım o zaman ben.
Tamamdır Cenk, bekliyorum. Hadi eyvallah.
(Melis) Anne!
-Ha? -İyi misin sen, ne oldu sana?
İyiyim, yok bir şeyim.
Babaannen, Minelerde mi kaldı dün gece?
Galiba.
(Melis) Anne.
Azra çok kötüymüş.
Ben çok üzüldüm kıza.
Şu kardeş olayı.
Çok kötü.
Zor tabii.
De abin dağıldı yine.
Ben, eskisi gibi olmasından korkuyorum.
Abime biraz zaman ver, ha?
Bırak, kendini toparlasın biraz.
(Melis) Ben çıkıyorum.
-(Melis) Görüşürüz. -Görüşürüz.
(Müzik)
Sen de teslim oldun, değil mi Melis?
(Kapı zili sesi)
(Kapı zili sesi)
Geldim, geldim! Çatladı mübarek!
(Kapı açılma sesi)
Umarım, doğru kararı vermişsindir.
(Sumru) Geç.
(Kapı kapanma sesi)
Konuştun mu?
-Ha? -Konuştum.
Sonuç?
Kabullenmesi zor olacak ama...
...eninde sonunda, uzaklaşacak benden.
Azra, sen benimle dalga mı geçiyorsun?
Konuştum ama uzaklaşacak.
Yani?
Sumru, kolay mı sanıyorsun?
Mahvolacak, yıkılacak.
Sen böyle davranırsan, daha çok hayal kırıklığına uğrar.
Daha çok yıkılır. Tek seferde yapacaksın.
Kökünden halledeceksin bu işi. Kapıları kapatacaksın.
Sumru ama bu çok acımasızca.
Peki Azra, o zaman otur kendi hâline acı.
Bak, Cenk hayatımdan çıkacak. Sana söz veriyorum.
Ama izin ver de bunu yıkmadan, dökmeden halledeyim.
Bak, kendim için istemiyorum.
Ona yaptığım, çok büyük bir haksızlık.
Korkunç bir hayal kırıklığı yaşayacak.
Siz en büyük hayal kırıklığını, benim kızıma yaşattınız.
(Sumru) Masal okuma bana.
Kestirip atacaksın.
Bu beraberlik son bulacak.
Bu kadar.
Keskiyi ver bakayım.
Kolay gelsin.
Vay Cenk.
(Kadir) Hoş geldin.
Kusura bakma ya, ellerim biraz yağlı.
Yok canım rica ederim.
Eyvallah
-Halil'im bize iki çay kap gel. -Hemen usta.
-Gel oturalım şöyle. -Eyvallah.
Azra nasıl oldu?
Hiç iyi değil ya.
Kadir bak, biz sana gerçekten güvendik, inandık.
Hepimiz umutlandık ama kadın böyle, elini kolunu sallayarak alıp çıktı Mert'i...
...bu gerçekten, akıl alır bir durum değil bizim için.
Biliyorum Cenk, mahcubum size karşı farkındayım ben de.
Ama kadın, gerçekten eli güçlü geldi.
Çocuk da kurulmuş saat gibi orada, "Sumru anneyi istiyorum" deyince...
Yok, bizim başka bir yoldan gitmemiz lazım da işte...
...toparlanmamız, bu yeni dava süreci biraz zaman alacak.
Bizim, hiç zamanımız yok Kadir.
Gerçekten Sumru, yani Mert'i hiçbir şekilde Azra'yı göstermeyecek.
Bundan eminim ben.
Ama Azra'nın yasal olarak, Mert'i görmeye hakkı var.
Ya öyle de, kapısına gittim ben kadının, "Yok çocuk psikolojisi bozulur…
…yok bilmem ne olur" zırvalayıp duruyor.
Mert'i il dışına çıkartmaması için bir karar çıkarttıralım.
Çocuğu, Azra'dan kaçırmaya çalıştığını...
...göstermemeye çalıştığını da ispatlarsak zaten--
Hemen çıkaralım o zaman, bu kararı.
Çünkü Sumru'yu, gerçekten tanımıyorsun.
Mert'in izini, bir şekilde kaybeder o.
Artık daha sık görüşeceğiz ablacığım.
Feride ninene geleceksin.
Oradan, hep birlikte gezmeye gideceğiz.
Fatma da gelecek.
Fatma da gelecek.
İyileşsin, Fatma da gelir.
Mertciğim, Azra ablan bana söz verdi.
Bundan sonra, seni hiç bırakmayacakmış.
(Sumru) Yani eğer bırakırsa, söyledim ona...
...Mert sana çok kızar, bir daha seninle kesinlikle konuşmaz dedim.
Öyle değil mi?
Azra, Mert'i seviyor.
Seviyor tabii.
Hem de her şeyden çok seviyor.
Mert, Azra'yı seviyor.
Ay ne şirinsiniz siz öyle, kardeş kardeş anlaştınız.
(Gülme sesi)
Bak, görüyorsun değil mi Azra?
Eğer Mert'e verdiğin sözleri tutarsan...
...sevgini gösterirsen, mutlu olmanız çok kolay.
Çocuklar, verilmiş sözlerin tutulmasını önemsiyorlar.
Sen de şimdi, dürüst olacaksın.
Bundan sonra, Mert'e de bana da verdiğin sözleri tutacaksın, değil mi?
Söz veriyorum.
Söz veriyorum, seni hiç yalnız bırakmayacağım bir daha.
(Azra) Gözümün önünden ayırmayacağım.
Pa pam! Hadi bakalım, ısınma turu bitti.
Çantanı alıyorsun, okula bırakıyorum. Hadi.
Sana jest yaptım.
(Gülme sesi)
Mesajı aldın herhâlde.
Mert'i, bir süre sonra bana vereceksin Sumru.
Çok da meraklısı değilim, al istersen.
Ama bir an önce, hareket geç.
Yani aranız soğumasın, o açıdan söylüyorum.
Hoşça kal.
(Müzik)
(Kapı açılma sesi)
Hadi Mert!
(Kapı açılma sesi)
(Azmi) Serap Hanım.
Geleceğinizi bilseydim keşke.
Yok, uzun kalmayacağım zaten Azmi Bey.
Hele son telefon konuşmamızdan sonra, zaten gelmeyi hiç istemedim.
Ama belli ki siz aileme zarar vermekten geri durmayacaksınız.
O yüzden, size son kez bir şeyler söylemeye geldim.
Buyurun, sizi dinliyorum.
Beni oyuna getirdiniz.
Uzun zamandır planlarınız vardı ve beni kullandınız.
Ben sizi kullanmadım Serap Hanım.
Benden yardım isteyen sizdiniz. Ben size yardım ettim sadece.
Feride Hanım'ın kararlarından rahatsızdınız.
Elbette ki ben de rahatsızdım ama benim bir çıkarım yok.
(Azmi) Siz gelinisiniz.
Azra gelince panikleyip, benden yardım isteyin sizsiniz.
İşte tam da bu yüzden, beni kullandınız zaten.
Annemin o durumundan faydalanıp, şirkete zarar vermeye başladınız.
Öyle mi?
Peki, sizin bana verdiğiniz zararlar ne olacak Serap Hanım?
(Azmi) Ben sizden hesap sormadım.
(Azmi) Evladımı kaybettim ben.
İtibarımı, senelerdir çalıştığım işimi kaybettim.
Niçin?
(Azmi) Sırf sizin yanınızda olmak, size yardım etmek için.
Size olan sadakatim ve inancımdan dolayı.
(Gülme sesi)
Yapmayın Azmi Bey.
Yani siz oğlunuzu, işinizi, itibarınızı kaybettiyseniz...
...benim yüzümden değil, kendi hırslarınız yüzünden kaybettiniz.
Sakın beni bunlardan dolayı suçlamayın.
Hı hı.
Buraya niye geldiniz?
Sana şunu söylemeye geldim.
Eğer ailemden birinin canını yakarsan...
...sana bir annenin öfkesinin, ne olduğunu gösteririm.
Peki.
Elinizden geleni yapın Serap Hanım.
Serap Hanım!
Ben yıllarca kayınvalidenize ve eşiniz beyefendiye hakkıyla hizmet ettim.
Çocuğum çocuklarınızla büyüdü, biz aileydik.
Unuttunuz mu?
(Azmi) Peki sonra ne oldu?
(Azmi) Hırs küpü oğlunuz çıktı geldi.
Ardından kayınvalideniz, sokaktan bir kızı çekip getirdi.
İşte şimdi bu noktadayız.
(Azim) Kayıplarımız var, haklısınız.
Şimdi siz oturup düşünün.
Bakalım şirketinize, zarar veren kim?
(Müzik - Gerilim)
Anne!
(Cenk) Ne oldu sana, iyi misin sen?
Yok bir şeyim.
Bir şey mi dedi, o herif sana?
Bak ya anlatırsın ya da gider gömerim onu oraya.
Hayır oğlum, tamam sakin ol.
Tamam.
Ben içimde kalmasın diye, gideyim iki laf edeyim dedim.
İyi de oldu söylediğim.
Ama sen şimdi gidersen, benim yaptığımın bir manası kalmaz.
Yapma, sakın beni o duruma düşürme.
Niye ağlıyorsun anne, o zaman?
Ben kendi hatama ağlıyorum.
Şuna prim verdim ya, ona ağlıyorum.
(Müzik - Duygusal)
Tamam, üzülme anne.
Bu akşam ben de üzdüm seni, biliyorum.
Bir daha açmayacağım o konuyu, tamam.
Üzme kendini.
Tamam annem.
Üzülmem, sen de sıkma kendini tamam.
(Serap) Hadi.
(Müzik - Duygusal)
Ne yaptın?
Konuştun mu cadıyla ha?
Konuştum.
Cenk'le ipleri, tamamen koparmamı istiyor benden.
Söylemedin mi, ayrılacağım diye?
Söyledim.
Söyledim ama inanması lazımmış.
Ne yani, bu boşanma davası mı?
Belge mi koyacağız önüne, ya?
Bilmiyorum.
Herhâlde takip edecek, soracak, soruşturacak.
Bilmiyorum.
Ne yani oldu da oldu, yanlışlıkla yan yana geldiniz, mahvolduk öyle mi?
Yani kastettiği, böyle bir şey evet.
Aman Mine bak, Cenk'e söyleme, lütfen söz ver bana.
Cık!
Tamam, tamam. Söylemeyeceğim söz.
(Mine) Ama ben sana bir şey söyleyeyim mi Azra?
Yani bu kadın, gerçekten hasta.
Çocukken falan, hiç sevgi görmemiş bu ya.
Kafasına çok darbe almış bence.
Vicdanını kaybettiği kesin de.
Peki Cenk?
Yani ona ne zaman söyleyeceksin, kesin ve net olarak ayrılacağını?
Bilmiyorum.
Nasıl yapacağımı da bilmiyorum.
Bir şey yemek ister misin, ne söyleyeyim?
Bu bir aile yemeği değil Burhan, yiyip içmeyeceğiz.
Senin için öyle olabilir Sumru.
Ama kızım masadaysa, bu benim için bir aile yemeği.
Ne yani, sen şimdi kızınla tanıştın diye aile falan mı olduk sanıyorsun?
Sen ve senin şu bir türlü tatmin edemediğimiz hırslarınız olmasaydı...
...daha önce, tanışabilirdim kızımla.
Benim suçum yani bunlar ha?
(Cansu) Ya yeter!
Buraya niye geldiğimizi unutmayın isterseniz!
Buraya kavga etmeye değil, konuşmaya geldik.
Şimdi bana ne olduysa, tek tek bütün gerçekleri anlatacaksınız.
Ben sana gerçekleri söyledim kızım.
Annen yıllarca sana, benim öldüğümü söyledi.
-Öyle dedim. Çünkü-- -Anne!
İzin ver lütfen.
Annem bir yalan söyledi.
Bu da sana yetti. Bir kızın olduğunu unuttun, öyle mi?
Benim için çok zordu.
Umurumda değil demiyor da.
Peki, şimdi ne olacak?
Hiçbir şey olmamış gibi...
...hiçbir şey yaşanmamış gibi, ben sana baba mı diyeceğim, bu mu yani?
Hayır.
Ama artık özlemine dayanamadım kızım.
Ya bana baba dersin ya da hayatına hemen kabul edersin diye de düşünmedim.
Ama bir baban olduğunu...
...ve senin için her şeyi yapacağını bil istedim.
(Sumru) Senden ne isteyecek ya o, ne isteyecek?
(Sumru) Prenses gibi büyüttüm ben onu!
Kendi başıma mücadele ettim! Korudum, sevdim!
Anası da babası da oldum. Sen neredeydin o sırada, ha?
(Sumru) Tıkıldığın delikteydin değil mi fare gibi?
Neden içeri tıkıldığımı, istersen anlatalım Sumru ha, ne dersin?
Hiç durma, anlat!
-Neden içeri girdin? -Annen yüzünden.
Senin annen, bana iftira atmasaydı içeride olmayacaktım.
(Sumru gülme sesi)
Ay vallahi, hiç güleceğim yoktu. Gerçekten, hiç güleceğim yoktu.
Ya sen, yıllar yılı sürekli girip çıktın.
Hepsi benim yüzümden miydi?
(Sumru) Pardon Burhan...
...unutmuşum bir anda, kaç defa girip çıkmıştın acaba içeriye?
Hatam olmadığını söylemiyorum.
Evet, geçmişte bazı yanlışlarım oldu.
Ama içeri girip, hepsinin cezasını çektim.
Sonra…
...annen suçsuz olduğumu bile bile, beni ihbar edince...
-Anne doğru mu bu? -Doğru olabilir mi, böyle bir şey?
Böyle bir saçmalık, olabilir mi?
(Sumru) Bu ülkenin hâkimi, savcısı yok mu?
Sırf benim lafımla ortada delil yok, bir şey yok, adamı içeri atacaklar.
Olabilir mi bu?
Ya senin ne kadar usta bir yalancı olduğunu, hepimiz biliyoruz sanırım.
Bana bak!
Kızımın yanında, doğru konuşacaksın benimle!
Ya ben size inanmıyorum ya!
Ya ben günlerdir çıldırmak üzereyim, aklımı oynatmak üzereyim ya!
Siz burada gerçekleri anlatacağınıza, hâlâ birbirinizi yiyorsunuz ya.
Pes ya, pes!
Tamam Cansucuğum, tamam.
Özür dilerim.
Ama senin baban bu.
(Sumru) Her zaman sıkıntı, her zaman zarar.
Yine yapacağını yapıyor.
Sana söyledim Cansu iyi değil, şimdi değil dedim ama ısrar ettin.
Anne, benim sorum bu değildi.
Bu adamı, hiç tanımıyorsun Cansu.
(Sumru) Benim hayatımı mahvetti.
Seninkini de mahvetmesine izin veremezdim.
Evet, öldüğünü söyledim. Hiç de pişman değilim.
Bugün olsa, yine aynı şeyi yapardım.
(Sumru) Zerre kadar pişman değilim.
Çünkü senin baban, kendinden başka hiç kimseyi sevmez ve düşünmez!
İşte baban bu!
(Müzik - Gerilim)
Pek sağlıklı bir konuşma olmadı, takdir edersin ki.
Benim biraz düşünmek için zamana ihtiyacım var.
(Müzik - Gerilim)
(Telefon zili sesi)
(Müzik - Duygusal)
Bakalım, nereye kadar kaçabileceksin Azra.
(Müzik - Duygusal)
(Müzik - Duygusal)
(Mesaj zili sesi)
(Müzik - Duygusal)
(Cenk dış ses) Nasıl olduğunu merak ediyorum Azra.
(Cenk dış ses) İyi olduğunu bilmek istiyorum.
(Cenk dış ses) Sakinleştiysen akşam geleceğim, seni görmek istiyorum.
(Müzik - Duygusal.)
(Mesaj zili sesi)
(Azra dış ses) Gelme.
(Müzik - Duygusal)
(Mesaj zili sesi)
(Cenk dış ses) Bize bunu yapma. Seni anlamaya...
...üzerine gelmemeye çalışıyorum ama buna daha dayanamam.
(Cenk dış ses) O gün söylediklerine de inanmamı bekleme ne olur.
(Cenk dış ses) İzin ver, gelip göreyim seni.
(Müzik - Duygusal)
Davayı kazanmak değildi zaten amacın, ne diye dert ediyorsun?
Ben o küçük çocuk için üzüldüm abi sadece.
Sadece küçük çocuğa mı yoksa Cenk'in kız kardeşine mi?
(Müzik)
Sen haklıydın usta.
Öyle bir ateşe düştüm ki.
Ne yapsam olmuyor.
Ah be evlat, ne diyeyim ben sana.
İmkânsızı istiyorsun sen.
O kız yarın, öbür gün gerçeği öğrenecek, o zaman ne olacak, ha?
Biliyorum usta. Biliyorum da konu Melis olunca işte, kendime hâkim olamıyorum.
Ben daha önce, hiç bu hale gelmedim ki, böyle--
Böyle çaresiz, kolun kanadın kırık, sevsen olmaz...
...sevmesen yüreğin kaldırmaz.
Yerin altında mı, göğün katında mı anlamazsın.
Bilirim.
Usta, ne yapacağım ben?
Bu yara kangren olmuş evlat, ya kesip atacaksın...
...ya da bırakacaksın, o seni öldürsün. Var, sen seç.
Davadan sonra, Feride Hanım'la görüştün mü?
Yok, görüşmedim.
Topla kendini. Madem bir yola çıktın, işin sonunu getir.
Hadi Cenk neyse ama Feride Hanım'ın güvenini kazanman şart.
(Müzik - Duygusal)
Git konuş onunla.
(Müzik - Duygusal)
(Kapı vurma sesi) Gir!
-Babaanne. -Gel Cenk, gel.
Yolladığın dosyalara bakıyordum ben de.
-Zararı gördün herhâlde. -Evet.
-Azmi, durmayacak gibi görünüyor. -Bırak, istediğini yapsın babaanne.
Biz de boş duracak değiliz herhâlde.
Bir planın olduğu açık. Anlat bakayım.
Bu altı firmanın, bize vermiş olduğu zararı...
...ancak büyük riskler alarak, kapatabiliriz babaanne.
Ben zaten, bir proje üzerinde çalışıyordum uzun zamandır.
Bu malum durum yüzünden, hızlandırmak zorunda kaldım tabii.
Eğer bu projeyi, gerçekten hayata geçirebilirsem...
...değil altı firma, hepsi gitsin, biz yine zarar etmeyiz.
Böyle, büyük bir firma var mı ki?
Çelen Grup'un artık, sınırlarını aşması gerekiyor değil mi babaanne?
Aklından geçeni, az çok anlıyor gibiyim.
(Feride) Ama bize, hızlı nakit para akışı lazım.
Yoksa yeni alacağın işin, masraflarını dahi karşılayamayız.
Maalesef. Zaten bu yüzde onluk kayıp, bize bayağı pahalıya mal oldu.
Azmi'nin verdiği zararı, banka kredisiyle kapattık ama şimdi ödemeleri yapamıyoruz.
Bunu halledebilirsin Cenk, sana güveniyorum.
Sen merak etme babaanne. Ben ne yapmam gerekiyorsa, onu yapacağım.
İşte benim oğlum bu. Ne olursa olsun yıkılmayacağız Cenk.
Senin kararlı olman ve güçlü olman beni o kadar gururlandırıyor ki.
Ayrıca, ne göreceksek göreceğiz.
Yeter ki birbirimize olan inancımızı yitirmeyelim.
Bu kez zarara uğrayan Azmi olacak, babaanne.
Aileme zarar vermesine, izin vermeyeceğim.
Neyse, ben toplantıya hazırlanayım. Salonda görüşürüz zaten.
Cenk.
Dün seni, biraz durgun gördüm.
(Feride) Arda aradı bugün, biraz konuştuk.
Bir şey yok babaanne, Azmi canımı sıktı hepsi bu.
Senin öfkeni, çok iyi bilirim Cenk.
Anlatmak istemiyorsan tamam ama bilmeni istediğim...
...eskiden bu öfken beni korkuturdu.
Şimdiyse bu öfkenin seni güçlü yaptığını görmek, beni mutlu ediyor.
Bunun, bir nedeni var mı acaba?
Sanırım artık...
...kaybetmekten korkuyorum babaanne.
Neyi kaybetmekten?
Sevdiklerimi.
(Müzik - Duygusal)
Ne oldu Sumru, konuşabildin mi?
Konuştuk, konuştuk.
Nasıl geçti peki, Cansu ikna oldu mu?
Yani Burhan'ın nasıl biri olduğunu, o da anladı.
Zamanla bana hak verecektir, bir sıkıntı yok yani.
Ben de kahve söyleyeyim, çocuklar!
Bana bir kahve, yanına da pasta olsun.
Tansiyonum mu düştü nedir, böyle elim ayağım boşaldı valla.
Tabii şimdi, Cansu'yu da anlamak lazım, öyle değil mi Sumrucuğum?
Yani biz bile bu olaya şaşırmışken, kızcağızı hiç düşünemiyorum.
Olan oldu artık Mesut.
Valla olan oldu tabii de bize niye söylemedin?
Mesutcuğum, benim de kendimce yaşadığım şeyler var.
O yüzden söyleyemedim, hiç kolay değildi.
Neyse, her ailenin bir iç dengesi vardır, bence zamanla herkes kabul edecektir.
Evet, tabii yani. Zaten niye bu kadar büyütüldü ki bu konu, anlamıyorum.
Yani tamam Cansu üzüldü ama ben ne yaptıysam, onu korumak için yaptım.
Tabii canım, tabii. Yani nedeni başka ne olabilirdi ki, değil mi?
Ya Sumrucuğum, sonra bir daha hiç konuşamadık seninle...
...bu Mert'in vesayetini alınca, Azra epey kızmıştır sana diye düşünüyorum.
Hayır tatlım, ben mahkemeye yalvarmadım herhâlde, çocuğu bana verin diye.
(Sumru) Çocuk bana düşkün, beni istiyor ne yapayım?
Ayrıca desem ki ablasına verin, bu kez de kötü anne olacağım.
Orası öyle ama ne bileyim.
Ben yine de ablasında kalsa, daha iyi olurdu diye düşünüyorum.
Belli ki mahkeme, senin gibi düşünmemiş.
Hayır hayatım, ben bunu senin için söyledim.
Çünkü şimdi kardeşini görmek için sürekli sana gelecek.
Yani kapına dayanacak, ne bileyim huzurun kaçar, sinirin bozulur diye.
Katlanacağız artık ne yapalım? Zaten şu noktada, Mert'in psikolojisi önemli.
Yani el kadar çocuğu mahkeme mahkeme dolaştırıyoruz, olmaz böyle.
Şu sıralar, mahkemelerde sürünmeyenimiz mi var?
Biz de sen gelmeden önce, şey konuşuyorduk Sumrucuğum.
Bu Çetin davasıyla ilgili bir gelişme yok, değil mi?
Yok valla ben bilmiyorum, Mesut benden daha hâkim bu konuya.
Orası muhakkak da ne bileyim ben...
...Azra tarafından, belki bir şey duymuşsundur...
...biliyorsundur diye sordum sana.
Yok, ben bir şey duymadım, bilmiyorum yani.
Zaten sonra şöyle düşündüm, Çetin'i ortadan kaldırdıklarına göre...
...belli ki zavallı Kemal'i de öldürdüler.
Sonra da dedim ki; yani Mert'i aldığım iyi oldu.
Kendimi ona karşı, vefa borcumu ödemiş gibi hissediyorum.
Onun emanetine sahip çıktım diye. Yani, daha huzurluyum şimdi.
Tabii bu da bir bakış açısı.
O kadar güzel söyledin ki. Yani ben, şu davada aklandığımı düşünüyorum.
(Mesut) Ama Kemal'e olan vefa borcumu, ben de ödemek istiyorum.
Bu davanın takipçisi olsak, yani ikimiz beraber.
Azra için değil, Kemal için, dostluğumuz için.
Vefa için.
Tabii, tabii. Yani huzur, vefa önemli.
Kahvem gelmedi hâlâ. Çocuklar, kahve ne oldu?
(Müzik - Gerilim)
Alo, Feride Hanım hayırlı günler.
Ben müsaitseniz, görüşmek istiyorum sizinle.
Valla açıkçası, size karşı da çok mahcubum.
Biliyorum, bana inanmıştınız.
Olur, olur tabii konuşalım ama bugün benim, çok önemli toplantılarım var.
Akşama, eve kahveye buyurun zahmet olmazsa.
Tabii. Ben zaten, Azra Hanım'la da görüşmek istiyordum.
Mahkemeden kötü ayrıldı, orada da çok üstüne gitmek istemedim...
...rahatsız etmek istemedim.
Azra, daha toparlayamadı kendini.
Takdir edersiniz ki büyük bir hayal kırıklığı yaşadı.
Üzerine gidip de daha çok moralini bozmayalım. Biz bir görüşelim.
Tabii, tabii siz nasıl uygun görürseniz. Kaçta diyelim?
Tamam, tamamdır. Görüşmek üzere.
(Müzik)
Yani şef, ben bugün bunları yemesem?
Yani tadına bakayım, öyle çok yemeyeyim, olur mu?
-Midem çok kötü ya. -Hayırdır?
Erken pes ettin ya Arda.
Yok yok, niye pes edeceğim de işte ders falan çalışmam lazım.
Bu mideyle çalışamam. O yüzden diyorum, ben yemeyeyim, tadayım.
Şef, bence Arda'yı kovalım. Çok çabuk pes etti madem.
Yüzsüz kızım, yüzsüz, yüzsüz. Kovuyorum kovuyorum geri geliyor...
...kovuyorum kovuyorum geri geliyor.
Yani bence, görevini değiştirelim şef.
Bulaşık falan yıkasın mesela.
(Gülme sesi)
Yok, yok, yok o riski alamam.
Ya tabaklarda leke bırakır ya da tabak mabak bırakmaz.
Valla doğru dedin şef.
Zaten şu ana kadar, bir tane bardak yıkamışlığım bile yok ki benim.
Yapamam.
Bir dakika ya, bizim garsona ihtiyacımız yok muydu?
Tamam, sana bir görev buldum ben.
Garsonlarla beraber, servise çıkacaksın.
Ben, müşterilere servis yapacağım şef?
Var ya, ben hepsini müşterilerin üzerine dökerim, hayatta yapamam.
-Yaparsın, Arda yaparsın. -Yapamam.
Yani benim de kaygılarım yok değil şef, pek bir emin olamadım.
Valla ben anlamam. Öğrenecek, öğreneceksin.
Hem bu servis işinin sorumlusu Azra, derdini ona anlat.
Tamam, Azra bana kıyamaz ki. Bana ve gençliğime kıyamaz yani, değil mi Azra?
Valla kusura bakma, emir büyük yerden geldi.
Ama ben sana yardım ederim, merak etme.
Hah işte ya, böyle insanlık görüyoruz şurada.
(Azra) Şef, bir şey isteyeceğim senden.
Biliyorum bu aralar çok izin istedim ama ben bugün, erken çıksam olur mu?
Kızım, sen bilirsin ama böyle evlere, odalara kapanarak olmayacak bu iş.
Azıcık işine ver kendini, kafan dağılır.
Ya haklısın ama gerçekten, çok kötü hissediyorum kendimi.
Yani böyle dokunsalar, ağlayacak gibiyim.
Hem sizi de üzmek istemiyorum daha fazla.
Estağfurullah canım, bizi üzmüyorsun da...
...böyle kötü düşüne düşüne, kendini üzüyorsun kızım.
Bak ben sana ne diyeceğim, ben senin bugünkü menünü seçtim.
Hadi gel, sen şu yemekleri bir güzel kontrol et...
...hem kendini daha iyi hissedersin, ha?
-Peki. -E hadi bakalım.
Evet, yurt dışında üç firmayla özel olarak bağlantı kurduk.
Bu üç firma da kendi dalında çok başarılı, kendi alanında uzman şirketler.
(Cenk) Sözleşme koşulları ve detaylar önünüzdeki dosyalarda bulunmakta şu anda.
(Cenk) Biz olabildiğince incelikli çalıştık.
Siz de bir gözden geçirin çünkü bu işte kesinlikle hata istemiyoruz.
Eline sağlık. Ben gelmeden önce inceledim.
Kusursuz bir proje. Üç firma da bizimle işbirliğine hazır sanırım.
Evet Feride Hanım.
Bu bence de harika bir proje Cenk Bey. Ama en kısa zamanda...
...finans krizini aşmalıyız biliyorsunuz.
Finans krizinden ziyade...
...içimizdeki düşman krizini çözsek, bence daha yerinde olacak Hüseyin Bey.
Sorumlu tuttuğun biri var sanırım.
Yani yıllardır çalıştığımız firmalar, bir anda sözleşmeyi feshediyor.
Bunu tesadüfle karşılayamayız herhâlde.
O kadar saf olduğumuzu, düşünmüyorsunuzdur.
Elbette.
Anlaşmalar feshedilmeden önce, bir çözüm yolu bulunamaz mıydı Cenk Bey?
Çünkü bildiğim kadarıyla, hiçbir firmayı özel olarak ziyaret etmediniz.
Evet, etmedim.
Çünkü biliyorsunuz...
...Çelen Grup, paradan ziyade prensiplerine önem veren bir şirkettir.
Ve ayrıca, bahsettiğiniz şirketlerin...
...eğer gerçekten iş ahlakı ve iş disiplini olsaydı...
...çapsız bir adamın sözüyle hareket etmezdi.
Ve merak etmeyin, ben bu işi de kısa süre içerisinde çözeceğim zaten.
Peki Cenk Bey, görüştüğünüz firmalar, eğer projenizi kabul etmezlerse...
...bir B planınız olacak mı?
Benim hiçbir zaman, bir B planına ihtiyacım olmadı Haluk Bey.
CEO'muzun kendine güveni, takdire şayan.
Ama bu işlerde, kendine güven tek başına bir işe yaramaz.
Biraz kıvrak zekâ ve tecrübe de lazım sanki.
(Cenk) Kesinlikle öyle.
Bu şirkete geldiğimde ilk tecrübe ettiğim şey, düşmanı yakında bulmak oldu.
Kıvrak zekâya gelince, yakın zamanda anlarsın bence...
...bundan yana şüphem yok.
Evet arkadaşlar, toplantı bitmiştir.
(Müzik - Gerilim)
Kadir, çıkıyor musun?
Evet abi, Feride Hanım'la görüşeceğim.
-Şirkete mi? -(Kadir) Yok, eve.
Eve mi?
Evet, aslında kabul etmemem gerekirdi ama bir anda boş bulundum.
Feride Hanım, şirkette yoğunum deyince.
-Neyse, usulünce konuş çık hemen. -Öyle yapacağım zaten.
Bu, Melis konusunu da iyi düşün.
Abi valla, düşünecek edecek gücüm kalmadı benim.
Kendime engel olamıyorum. Ne çekip gidebiliyorum ne kalabiliyorum.
Cansu da tehdit etti diyorsun, nasıl olacak bu iş?
Cansu'dan bir şey olmaz.
Beni ele verirse kendi de yanar, bunu göze alamaz o.
Aşk hata yaptırır Kadir.
Cansu'nun elinde, dolu bir silah var.
Kurşunun nereden geldiğini bile, anlamazsın.
Bak, görüyorsun değil mi babanın anlayışsızlığını...
...bencilliğini, kabalığını. Ben ne çektim, gör işte.
Adam, telafi etmeye gelmiş.
Öyle bir şey olsaydı, ben şu anda bu durumda olmazdım.
En son bu lafı annemden duymuştum, "telafi edeceğim, telafi edeceğim."
-Bak, kimse yok hayatımızda. -Anne.
Bütün suç, adamınmış gibi konuşma istersen.
-Ondan çok, ben sana kızıyorum. -Cansu kızmasın.
Hah şöyle söyle. Söyle Cansu ablana.
Ne kadar kızarsa kızsın, ne kadar bağırırsa bağırsın...
...annesi onu çok seviyor.
Anne seni seviyor Cansu.
Mertciğim, o köfteler bitecek, biliyor musun?
Tabakta hiçbir şey kalmayacak, hadi.
Ha, bu arada Cansu...
...Azra bu aralar, bize sık gelip gitmeye başlayacak, bil yani.
Sen yine, ne karıştırıyorsun acaba anne?
Ay bir şey karıştırmıyorum ya.
Duyunca mutlu olacaksın, sen de sevineceksin. Yaşa gör.
Sağ ol Belkıs, tamam.
Oh anne, misafir mi gelecek, bunlar ne böyle?
Valla babaannen avukatı çağırmış, Azra da gelecek galiba.
Anne, niye Azra da gelecek galiba diyorsun?
Yani ne derdin var şu kızla, bir düşmanlığın bitmedi ya.
Arda, Azra'nın abinle olan beraberliğini biliyorsun herhâlde, değil mi?
(Arda) Yani bence, hepimiz biliyoruz.
Hah, o zaman Cansu'yla aralarını bozanın, o olduğunu da biliyorsundur.
Anne, abim Cansu'yu hiç sevmemiş ki. Hayır, geç de olsa anladım ben bunu.
Ayrılmaları, herkes için çok iyi oldu bence.
Evet. Hem zaten abime takıntılı olan Cansu.
Abimin hiçbir şeyi yokmuş ki yani.
Biz şu anda neyi konuşuyoruz, neyi zorluyorsunuz ben anlamadım.
Tamam Arda, uzatma, uzatma tamam.
Seninle konuşmak yine çok keyifliydi anne, sağ ol.
(Müzik - Gerilim)
(Arama tonu sesi)
(Telefon zili sesi)
(Telefon zili sesi)
(Telefon zili sesi)
(Telefon zili sesi)
Şef.
Şef, biz çıkabilir miyiz?
Yani şef, şey otobüsü kaçıracağız da biz.
Tamam, tamam çıkın hadi geç kalmayın.
-İyi geceler. -İyi geceler.
-İyi akşamlar. -İyi akşamlar Cenk.
Azra, konuşalım mı biraz?
Ne konuşacağız Cenk? Konuşmak istemiyorum, gider misin lütfen?
Azra bak, insanların yanında tartışmayalım, gel iki dakika konuşalım.
Ya konuşmak istemiyorum dedim, anlamıyor musun?
Azra, konuşalım diyorum, duymuyor musun sen beni?
Cenk, ya bir sakin ol, ne oluyor?
Şef, siz çıkar mısınız ya? Biraz müsaade edin bize, lütfen.
(Müzik - Gerilim)
(Telefon zili sesi)
(Müzik - Gerilim)
Arda, ne yapıyorsun? Tok evin aç kedisi gibi aa!
Anne yemeyecek miyiz, süs diye mi koydun bunları buraya?
Cenk gelmedi, gecikeceğim de demedi.
Aradım açmadı. Neredeyse bilmiyorum artık.
İşte sıkıldıysa belki, sevdiği bir yere falan gitmiştir.
Telefonumu gördünüz mü?
Arda, beni bir çaldırır mısın? Ben bulamayacağım bu gidişle.
(Müzik - Gerilim)
Feride Hanım, Kadir Bey geldi.
(Müzik - Gerilim)
(Cenk) Sen bu konuyu konuşmadan, nereye kadar kaçabileceğini sanıyorsun ya?
Sen her şeyi anlatana kadar, ben adımımı atmayacağım dışarı.
İyi o zaman bekle sabaha kadar, konuşmayacağım çünkü.
Cenk, ya bir sakin olun, sonra gene konuşursunuz.
Şef, lütfen bak kalbini kırmak istemiyorum...
...lütfen bize müsaade edin biraz, lütfen.
-Yürü kızım, yürü. -Ya şef, ya...
-(Mine) Azra-- -(Ferhat) Mine yürü, yürü.
(Müzik - Gerilim)
Ne yani, beni zorla burada tutabileceğini mi sanıyorsun...
...gerçekten mi?
Aslını istersen, evet.
(Azra) Cenk, ne yapıyorsun?
Cenk, açar mısın şu kapıyı? Saçmalama!
Sen bana her şeyi anlatana kadar, çıkmayacağız buradan.
Ya ne istiyorsun benden Cenk, ne, konuştuk ya!
Konuştuk, ben sana her şeyi anlattım zaten.
Gerçeği duymak istiyorum! Bana gerçeği anlatacaksın!
Ne bahanelerini ne de mazeretlerini istiyorum senden!
Sen bana karşı, nasıl bu kadar öfkeli olabiliyorsun ya?
Nasıl bu kadar, acımasız davranabiliyorsun?
Biriyle mi konuştun, bana bunu söyle lütfen.
Bak biriyle bir şey konuştun, bir şeyler değişti sende.
Cenk, gerçek şu ki, gerçek şu ki ben...
...ben artık, seninle yapamıyorum.
Azra, biz daha mahkemeden önce, el ele değil miydik ya, hatırlamıyor musun?
Birlikte bir hayat kurmaktan, bahsediyorduk seninle.
Birbirimizi ne kadar sevdiğimizden bahsediyorduk, hatırlamıyor musun?
Tamam, demek ki yetmiyormuş işte, yetmiyormuş!
Demek ki ben kendimi kandırmışım, bunca süre!
(Azra) Demek ki sevmek yetmiyormuş!
Şu söylediklerinin, tek bir kelimesine bile inanmıyorum!
Cenk bak, gerçekten kalbini kırmak istemiyorum.
Ne olur, bir son ver buna bak, arama beni, sorma, sevme istemiyorum.
Sen nasıl, bu kadar rahat kurabiliyorsun bu cümleleri ya?
Rahat kurmuyorum, içimden geçenleri söylüyorum sadece.
Yani artık bana karşı, hiçbir şey hissetmiyorsun, öyle mi?
Hayır, hissetmiyorum.
Niye gözlerini kaçırıyorsun o zaman?
Azra, bana bak, gözlerime bak.
Gözlerimin içine bak ve beni sevmediğini söyle hadi.
Sevmiyorum Cenk, seni sevmiyorum.
-Seviyorsun, seviyorsun. -Sevmiyorum Cenk, sevmiyorum!
Şu söylediklerine, ikimiz de inanmıyoruz, gel benimle!
Ya Cenk nereye Allah aşkına ya, nereye?
(Cenk) Gel benimle.
(Müzik - Duygusal)
(Müzik - Duygusal)
(Müzik - Gerilim)
Ya Cenk, nereye gidiyoruz söyler misin lütfen?
Gittiğimizde göreceksin.
Ya Cenk, durdurur musun arabayı? Ben inmek istiyorum.
Benimle geleceksin Azra, bütün sorularıma cevap vereceksin.
Cenk, yavaş git biraz lütfen.
(Motor sesi)
(Topuk sesi)
Şuraya, iyi bak Azra.
Biz burada, bir dünyadan bahsettik seninle, bir masaldan bahsettik!
Sonu iyi biten bir masaldan!
Ben sana, bir söz verdim burada.
Senden hiçbir zaman vazgeçmeyeceğim dedim sana ve vazgeçmem de ben!
Ama sen bana resmen, yoksun diyorsun şimdi.
Ben bu saçmalığa nasıl inanayım, söylesene!
Hepsi yalan mıydı bunların, ben rüya mı gördüm ya?
Belki de sadece bir rüya gördün.
Ben bu rüyayı, tek başıma mı gördüm?
Benim gözlerimin içine bakıp, beni sevdiğini söyleyen kadın yok muydu?
Aşkını itiraf eden kadın, yok muydu karşımda?
Cenk, her masalın sonu iyi bitmiyor.
Demek ki bizimki, mutsuz sonlu bir masalmış.
Sevmedin yani beni, öyle mi?
Cenk, biz olamayız, üzgünüm.
Yapamam Azra ben bunu. Bana burada öl de, ben hemen öleyim.
Ama ben, ben gidemem. Yapamam ben bunu.
Cenk, seni ikna etmek için daha ne söylemem lazım?
Sen beni yoruyorsun! Sen benim, kalbimi yoruyorsun!
Ya görmüyor musun, ben mutsuzum. Ben mutsuzum!
Belki kardeşimle yaşadıklarımdan dolayı, çok dağıldım...
...üzüldüm, canım yandı ama sen de bana iyi gelmedin Cenk.
Sen onun acısını toplamaya yetmedin, yetemezsin de.
Ya ben senin yanında mutsuzum Cenk, mutsuzum, iyi değilim.
Yanında mutsuzsam, iyi değilsem ne işim var ki benim, senin yanında?
(Müzik - Duygusal)
Peki Azra.
(Cenk) Peki.
Madem ben gidemiyorum...
...sen git o zaman.
-Cenk, ben-- -Azra.
Yalvarırım git. Lütfen.
(Müzik - Duygusal)
(Müzik - Duygusal)
(Tabak kırılma sesleri)
(Müzik - Duygusal)
Affet beni Cenk.
Ne olur affet.
("Sensiz Asla" çalıyor) "Sen gül ki kaderine"
"Gülsün hayat yeniden yüzüne"
"Bir suçu mu var aşkın?"
"Ben üstlenirim ikimizin yerine"
"Bir sırrı saklar gibi bakma sevgili"
"Son bulmasın bu rüya"
"Bir külden yanar gibi"
"En deli halimi sakladım sana oysa"
"Yaksan, yıksan, vazgeçsen de bir gün"
"Asla vazgeçmem asla"
"Haksın, yasaksın, fark etmez ki"
"Sensiz dünya dönmüyor dünya"
"Yaksan, yıksan, vazgeçsen de bir gün"
"Asla vazgeçmem asla"
"Haksın, yasaksın, fark etmez ki"
"Sensiz dünya dönmüyor dünya"
"Dilinden düşmeyen, sonu hiç gelmeyen dua"
Ayrıldık Mine.
"Sensiz asla"
("Sensiz Asla" çalıyor)
(Araba sesi)
Ya ben senin yanında mutsuzum Cenk, mutsuzum!
(Müzik - Aksiyon) (Araba sesi)
Seni sevmiyorum.
(Müzik - Aksiyon) (Araba sesi)
Bu dizinin betimlemesi ÜS YAPIM tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Sesli Betimleme Metin Yazarı: Gülşen Arguç
Seslendiren: Çiğdem Banu Yeşilırmak
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ayhan Özgören - Belgin Yılmaz...
...Bülent Temür - Çağıl Doğan - Çağrı Doğan
İşaret Dili Çevirmeni: Müjde Kolçak Gürbüz
Son Kontroller: Zerrin Yılmaz Çınar - Dolunay Ünal - Samet Demirtaş
Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.