All language subtitles for EB 19

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Müzik - Gerilim)

Hoş geldin kızım.

Afiyet olsun.

Geç, otur.

Yok, aslında ben aç değilim.

(Feride) En azından bize eşlik et.

Peki.

(Müzik - Duygusal)

(Feride) Yoğun muydu servis, geciktin?

Yoo, hayır. Aslında bayağı oldu işim biteli.

Ama bir arkadaşımı bekledim. Sözde gelip, beni alacaktı.

Artık, ne kadar önemli işi çıktıysa unuttu beni.

Cansucuğum, şu zeytinyağlılardan ye bari biraz.

-Mideni rahatsız etmez bunlar. -Teşekkür ederim.

İyi de benim niçin götürüldüğümü bilmek hakkım değil mi?

Bakın bugün bizim evlilik yıldönümümüzdü...

...bir program yapmıştık.

Eğer sadece ifade içinse yarın uğrayayım size.

-Mesut Bey, sizi almak zorundayız. -Almak?

Ben bir şey yapmadım ki.

Tamam, bir şey yapmadıysanız buyurun şubemize, derdinizi orada anlatırsınız.

Peki.

-Bir paltomu alayım ben. -Tamam, buyurun, bekliyoruz.

Şimdi hiçbir açıklama olmadığı için bir şey de söylemiyorsunuz.

Hanımefendi, biz, bize verilen emirleri uyguluyoruz.

Haklısınız tabii de yani...

...bizim de ilk kez başımıza geliyor böyle bir şey, daha önce...

...hiç yaşamadık ki ne yapacağımızı bilmiyoruz tabii ki.

Orasını biz bilemeyiz. Buyurun Mesut Bey.

Hülya, şirket avukatını ara. Doğru emniyete gelsin.

Hadi Mesut Bey, buyurun.

Hülya bilmeni istediğim tek bir şey var, ben bir şey yapmadım.

(Müzik - Gerilim)

(Müzik - Duygusal)

Canım, sık sık gel.

Hiçbir şey için de canını sıkma, tamam mı?

-Annene de çok selam söyle. -Tamam.

Yine bekliyoruz.

(Cansu) Tamam canım, iyi geceler.

(Cenk) Hadi Cansu.

(Müzik - Duygusal)

(Müzik - Duygusal)

Keşke şu an yanımda olsaydın.

(Ağlama sesi)

Tesellim, huzurum, sığınağım olsaydın.

(Müzik - Duygusal)

(Müzik - Gerilim)

Alo, Mine.

Ben sana gelebilir miyim?

(Mine ses) Ay tabii ki gel, ne oldu? Sen ağlıyor musun?

Yok, yok sonra anlatırım.

Nereye geleyim? Konum atsana bana.

(Kapı açılma sesi)

Tamam, ben şimdi taksiye atlayıp, geliyorum hemen.

Sağ ol.

(Müzik - Gerilim)

(Müzik - Gerilim)

(Müzik - Duygusal)

(Müzik - Duygusal)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Kapı açılma sesi)

(Kapı kapanma sesi)

(Azra dış ses) "Şeker teyzeme."

(Kâğıt sesi)

(Azra dış ses) "Şeker teyzem, en çaresiz zamanlarımda yanımda oldun.

(Azra dış ses) Annem oldun, babam oldun, dost oldun.

(Azra dış ses) Yüreğini açtın bana aile oldun. Ne yapsam hakkını ödeyemem.

(Azra dış ses) Böyle sessizce veda etmeyi istemezdim ama...

...biliyorum ki gitmeme izin vermeyecektin.

(Azra dış ses) Seni üzdüğüm için de bağışla beni.

(Azra dış ses) Biraz kendimle kalmaya ihtiyacım var Şeker teyze.

(Azra dış ses) Kendimi bulmak için bunu yapmak zorundayım.

(Azra dış ses) Beni anlayacağını umuyorum. Hakkını helal et."

Anneciğim nerelerdeydin?

Babaanne restorana gitmemişsin. Şirkette de yoktun. Neredeydin?

Bugün Mert'i aldım Sumru'dan. Biraz vakit geçirdik.

Aa! Babaanne, Mert seninle durdu mu ki?

Niye durmasın? Çocuklar ninelerini severler.

Ee, ne yaptınız peki?

Gezdik, tozduk.

İyi yoruldu ama. Sonra Sumru'ya teslim ettim.

O da bir şaşırdı, nasıl oldu bu iş diye.

(Feride) Sanki hiç çocuk büyütmemişim. Niye şaşırdı ki?

Azra nerede? Gelmedi mi daha?

Azra gitti babaanne.

Dönmeyecekmiş.

Nasıl gitti?

Nasıl yani?

Restoranda çalışmaya devam edecek ama burada kalmayacakmış.

(Müzik - Duygusal)

(Müzik - Duygusal)

Babaanne, bir şey demeyecek misin peki?

Bir şey yapmayacak mıyız?

Ne diyeyim oğlum?

Biz "Hakkını helâl et." deyip gitmesini biliriz.

Usulca çekip gitmek âdetimiz değildir.

Kalana git, gidene kal demeyiz biz.

(Müzik - Duygusal)

Bu dizinin betimlemesi ÜS YAPIM tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

(Müzik - Jenerik)

(Müzik - Jenerik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik - Duygusal)

Ay, sabah sabah ne yaptı bu kız ya?

Mine!

(Müzik - Duygusal)

(Azra) Mine!

(Azra) Mine!

Günaydın.

Uykucu, hadi git bir yüzünü yıka da gel.

Ne kadar çok şey hazırlamışsın. Ne gerek vardı ya?

-Vallahi ben hazırlamadım. -Ne demek, ben hazırlamadım?

Kim hazırladı o zaman?

Günaydın...

...hanımefendi.

-Cenk! -Bir günaydın demeyi...

...öğrenemeyeceksin değil mi sen? Bak sana yumurta yaptım.

Hem de en sevdiğinden, az pişmiş.

Ya siz var ya, siz harikasınız! Siz delisiniz ya!

Vallahi ben deli falan değilim. Senin sevgilin deli.

Sabahım köründe dikti beni, bir de zorla çalıştırdı.

Yani mutfağın halini söylemeyeceğim Azra.

Ne var canım, mutfağın halinde? Ben oldukça titiz çalışıyorum bir kere.

Ya harikasın, gerçekten. Çok teşekkür ederim.

Ya ben harikayım, muhteşemim biliyorum da...

...tabii Mine'nin de yardımları oldu az çok.

Tabii canım, gerçekten yani sabah gözümü bile açamadan...

...mutfakta beni zorla çalıştırdı.

Ama ne yani, yalan mı?

Ee, haklı olabilir.

Bak ya, olabilir diyor bir de.

Neyse hadi siz oturun, ben çayları koyup geleyim.

Ya Cenk, gerçekten çok teşekkür ederim. Yanımda olduğun için.

Bu güzel kahvaltı sofrası için.

Beni önemsediğin için. Beni şımarttığın için.

-Ben seni çok özledim. -Daha bir gün oldu ya, bir gün.

Nasıl yani, sen beni özlemedin mi?

Özledim tabii, ben de seni çok özledim.

-Hadi o zaman otur. -Ben bir yüzümü yıkayayım.

Bence yıkama.

Çünkü bu olanların hepsi rüya. Biliyor musun?

Şimdi yüzünü yıkarsan...

...uyanabilirsin. -Rüya olmasın lütfen.

-Ne olur, rüya olmasın. -İyi hadi, yüzünü yıka.

Gerçek mi, değil mi kendin karar ver.

Siz hâlâ oturmadınız mı?

-Ben bir yüzümü yıkayıp geliyorum. -Hadi. Otursana.

(Müzik - Gerilim)

(Müzik - Gerilim)

Hayırlı günler Doktor Bey.

Ben Feride Çelen.

Hah Belkıs, havluları falan hepsini değiştir.

Şöyle güzelce bir temizlik yapalım.

Şu camı da açalım, oda havalansın biraz.

(Belkıs) Tamam Serap Hanım, merak etmeyin.

-Hayırdır Serap? -Ee anneciğim, Azra gitti ya işte...

...temizleyelim, toplayalım dedik. Gelmez herhâlde tekrar, değil mi?

Belkıs, sen şu çarşafları götür bakayım kızım.

Tabii hanımım.

(Kapı kapanma sesi)

Serap şunu unutma, burası Azra'nın da evi.

İstediğinde gelip, istediğinde gidebilir.

Anneciğim, yani tabii ki anlıyorum ama Azra sana çok ayıp etti yani.

Hangi yüzle geri dönecek, bilmiyorum ki.

Hepimiz hata yapıyoruz.

Azra, daha gencecik bir kız.

(Feride) Bazı şeyleri, bizim gibi düşünemeyebilir.

Bizim vazifemiz; onlara doğruyu ve yanlışı göstermek.

Evet, habersiz gitmesine üzüldüm.

Ama bu konunun, seni rahatsız edeceğini düşünmüyorum.

Hayır, rahatsızlığımdan falan değil anne.

Yani yanlış anlama ama bu ev de yol geçen hanı değil herhâlde...

...değil mi? Öyle canı isteyen, kafasına esen gelsin, gitsin.

Hatırlarsan Cenk de öyleydi.

(Feride) Bunu en iyi, sen bilirsin. (Gülme sesi)

Allah aşkına anne, Cenk benim oğlum yani.

Azra da benim manevi kızım.

Onlara karşı bağışlayıcı ve sabırlı olmalıyız.

Azra dönecekmiş gibi kalsın bu oda.

Ben çıkıyorum.

(Kapı açılma sesi)

(Kapı kapanma sesi)

Ya Rabbi, Azra dönecekmiş!

Cenk, Feride Hanım çok kızdı mı bana?

Bayağı kızdı ya.

Hatta o kadar kızdı ki, ben çocukluğumdan beri...

...babaannemi, ilk defa böyle gördüm.

Resmen olay çıkardı kadın ya. Sesi, konağın dışına çıkıyordu.

Gerçekten mi?

(Gülme sesi) Yok, yok gerçek değil bu.

Ama ben gerçeğim, dikkat ettin değil mi? Rüya değilim.

Bak, elini falan da tutabiliyorum.

Hadi, hadi devam et.

Ya of, böyle yapmamalıydım.

Gitmeden önce, onunla konuşmam gerekiyordu ya.

Ne dedi peki, gerçekten?

Şaka bir yana kırıldı tabii, haliyle.

En azından bir açıklamayı hak ediyordu, değil mi?

Bıraktım, ben ona mektup bıraktım. Her şey yazıyordu içinde.

Ya belli ki mektup olayına daha çok kırılmış.

Kesinlikle.

Mine haklı. Yani babaannemi biliyorsun aslında.

Seni çok seviyor, değer veriyor sana.

En azından, yüz yüze bir veda etmek daha mantıklı olabilirdi bence.

Bugün restorana gelir mi sence?

Restorana gelecek evet bugün. Çünkü hesap kontrolleri var.

Ee, büyük gün desenize.

Ya daha iyi işte. Sen de alırsın karşına, güzelce anlatırsın olup biteni.

Ya yüzüme bakmazsa?

Saçmalama Azra. Babaannem, öyle biri mi?

Sen geçersin karşısına, güzel bir özür dilersin.

Olanı biteni anlatırsın. O anlayışla karşılar zaten.

Tabii canım. Yani geçer dersin ki; "Feride teyze, senin onca yaptığın...

...şeyden sonra, ben böyle çekip gittim sana söylemeden ama...

...yani aslında amacım--" -(Azra) Mine tamam.

Teşekkür ederim sağ ol, çok yardımcı oldun.

Mine, körük de vereyim mi sana?

Ateşe körükle gitmek, daha kolay olur böyle.

-Biraz öyle oldu, değil mi ya? -(Cenk) Yani.

Neyse hadi hazırlanın siz, ben sizi restorana bırakayım.

Oradan, şirkete geçeceğim zaten.

-Bence de ben hazırlanayım. -Ben de masayı toplayayım.

(Azra) Mine, tepsiyi verir misin?

Konakta, o kadar alışmışım ki varlığına.

Şimdi çok sıkılıyorum.

-Dayanamıyorum. -Benim için de çok zor.

Önceden hep beraberdik, değil mi?

Restoranda birlikte çalışıyorduk.

Evde birlikteydik.

-Şimdi bayağı yoksun. -Ama bir süre, böyle olması gerekiyor.

Biliyorsun.

Azra...

...otursana biraz.

Bak biliyorum...

...bu yaşadığın şeyler, seni bu noktaya getirdi.

Ama...

...içimde beni rahatsız eden bir şey var.

Adını koyamadığım bir şey. Sen...

...sen benden uzaklaşmaya falan çalışmıyorsun, değil mi Azra?

Hayır Cenk. Ne alakası var?

Ne olur düşünme böyle, bak çok üzülürüm.

Sen üzülme. Üzülmek yasak sana, sen her zaman mutlu ol.

Sen buraya gelerek, beni dünyanın en mutlu insanı yaptın zaten.

Biliyorsun değil mi?

Sen de beni dünyanın, en mutlu insanı yap o zaman.

Topla valizini, kaçırayım seni.

Of Cenk, bak konuşmuştuk bunu, lütfen zorlama.

Tamam, tamam. Şimdi biraz kafanı topla sen.

Ama sonra da valizini topla. Tamam mı?

Hiç vazgeçmeyeceksin değil mi?

Her şeyden vazgeçerim ama senden asla.

(Kapı açılma sesi)

-Ne işin var senin burada ya? -Mert'i görmeye geldim.

Mert'ten de bu evden de uzak dur! Anladın mı beni?

Ee Cansu, ne oluyor canım?

Bu kadın, hangi yüzle buraya çat kapı geliyor acaba anne?

Ben çağırdım çünkü konuşmak için.

(Sumru) Gel Fatma.

Sakin ol, tamam.

Geç otur, geç.

Bir şey içer misin? Çay koyayım mı?

İstemez.

Bak Fatma, bu iş böyle devam etmez.

Buna bir son vermemiz gerekiyor artık.

Ben seni anlıyorum. Sen bir çocuk kaybetmişsin.

Anneliğini Mert'te yaşamaya çalışıyorsun.

Onu da çok seviyorsun ama böyle olmaz.

Ben de anneyim seni anlıyorum.

Ben seninle, annelik yarıştırmıyorum.

Ölüme terk edilmiş bir çocuğa, sahip çıktım ben.

Tamam biliyorum. İnsanlığını yaptın sen.

Ben onu sevdim, korudum.

Ben de yıllardır yapıyorum bunu.

-Mert beni seviyor. -Evet seviyor, sen de onu seviyorsun.

Zaten, onun için buna dur demeliyiz. Küçücük bir çocuk o.

Bak onun bir ailesi var, kafası karışıyor.

Artık okula da gitmeye başladı. Bir düzen kurmamız lazım bu çocuğa.

Ama Burhan Bey dedi ki--

Burhan sana acıdığı için, ne söylediyse söyledi.

Burhan ne alaka ya?

-Ee şey o-- -Burhan Bey...

...beni buralarda görmüştü, acıdı bana.

Sağ olsun, çocuğu görmeme yardımcı oldu.

Dediğim gibi bu böyle olmaz, buna bir son vermemiz gerekiyor.

Mert'le veda edeceksin, onun için ben bir zaman ayarlayacağım.

Ondan sonra da her şeyi unutacağız.

Bak sen beni çok kızdırdın, buna rağmen polise gitmedim, seni ele vermedim.

Tamam, sen de aynı şeyi yaptın. Bu iş burada bitmeli.

Sen bunu benim iyiliğim için yapmadın ki!

Ee, evet tamam.

Mert için sustuk, ikimiz de Mert için sustuk. Öyle değil mi?

(Sumru) Ama buraya kadarmış, bitti artık.

Sen Mert'le vedalaşacaksın, ben bunu ayarlayacağım.

Sonra da kendi yoluna gideceksin.

Kendine, yeni bir hayat kurmak istersen de sana yardımcı olurum.

Para istersen, para veririm. Tamam mı?

Her şeyi unutuyoruz, herkes kendi yoluna.

Mert'i ne zaman göreceğim?

Ben onu ayarlayıp, seni arayacağım.

İyi.

Fatma...

...Burhan'a fazla güvenme, sana zarar verir.

Demişti dersin.

(Kapı açılma sesi)

(Kapı kapanma sesi)

İşte bitti. İşte bu kadar bitti gitti. Gördün mü, ha?

-Ama muhabbet koyuydu anne. -Cansucuğum...

...ben öyle konuşmak zorundaydım. Ne yapacaktım?

Kadın ruh hastası, farkındasın sen değil mi?

(Müzik - Gerilim)

Etrafımda sağlıklı insan kalmadı ki.

(Müzik - Gerilim)

(Müzik - Gerilim)

Hasan, okul için kitapları sipariş ettin mi?

Evet hanımım. Yaş gruplarına göre, istediğiniz sayıda sipariş ettim.

Çocuklar için kışlık kıyafet ve ayakkabıları hazırlattın mı?

-Onları da hazırlattım hanımım. -Sağ ol Hasan.

Bu arada Azra Hanım'la birlikte hastaneye gidecektiniz.

Kontrolleriniz var, ihmal etmeseniz.

Yok, ben kendim gideceğim.

Azra sıkıntılı günler yaşıyor.

Biraz kafasını toparlamaya ihtiyacı var.

(Müzik - Duygusal)

Ay Mine, bunlar ne havalar Allah aşkına?

Ay yani kızım, şurada 40 yılın başı...

...böyle bir şirket CEO'sunun arabasıyla gelmişiz.

Ya bırak da tadını çıkaralım ya.

Yalnız, ben beş parasızım. Biliyorsun değil mi?

Bütün miras, aslında Azra'nın üzerine.

Yalnız sen de biliyorsun değil mi? Azra senin yanında.

Yani bence Feride Hanım, farkında olmadan sana mirasın en büyüğünü bırakmış.

Bak bu doğru işte.

Eğlenceniz bittiyse, işimize gidebilir miyiz artık Mine Hanım?

-Tamam ya, hadi ben gittim gençler. -Hadi görüşürüz.

Azra, akşam beraber yemek yiyelim.

-Akşam karar versek, olur mu? -Yok, karar verdim ben zaten.

Haberin olsun diye söylüyorum, akşam beraberiz.

Tamam.

(Müzik - Duygusal)

Şeker teyze.

Günaydın.

Otur bakalım.

(Müzik - Duygusal)

Bana bir gün evden gidersem, kızar mısın diye sormuştun.

-Hatırladın mı? -Evet.

Eğer sonu mutlu bir yolculuk değilse, sana çok darılırım demiştin.

O yüzden, gittiğine sevinemiyorum Azra.

Sessiz sedasız, bir vedayı bile esirgeyip gittin.

Evet haklısın. Yaptığım hatanın hiçbir özrü yok.

Ama o gece, her şey çok üstüme geldi Şeker teyze, ben...

...kendimi tanıyamaz hale geldim artık.

Herkese bağıran çağıran, mutsuz bir Azra'ya dönüştüm.

Biliyorum Azra. Mert'e ne kadar üzüldüğünü...

...daha onu bulduğun halde sevinemezken...

...onun seninle arana duvar örmesine, dayanamadığını...

...savrulduğunu biliyorum.

Bir çıkış yolu bulamadım işte.

Mert benden uzaklaştıkça, ben öfkemi kontrol altına alamaz oldum.

Üstelik benim yüzümden, her gün evinde bir huzursuzluk çıkıyordu.

Yani benim, ne sana ne de ailene bunu yapmaya hakkım yoktu.

(Feride) Sana, evine hoş geldin demiştim.

Seni o ailenin bir parçası bilmiştim.

İnsan ailesine sorun olmaz.

Kendi sorunları olunca da ailesiyle aşmaya çalışır.

Evet ama Mert yanımda değilken, o ev benim evim olamaz.

Seni anlıyorum ama bu, evden sessizce gitmeni açıklamıyor.

Eğer gitmeseydin, sana yaptığım sürprizi öğrenecektin.

-Sürpriz? -Hı hı.

-Dün Mert'le birlikteydim. -Gerçekten mi?

Senin evden gittiğin gün, ben de Mert'i aldım.

Gezdik, eğlendik. Ne bir hırçınlık ne başka bir şey.

Mert benimleyken, çok mutluydu.

Eve geldiğimde, sana bu güzel haberi vermek istedim, ama sen gitmiştin.

Mert'in sana alışacağını, seni seveceğini biliyordum.

Tabii, bu kadar hızlı beklemiyordum ama.

Biliyorsun Mert, bu aralar Sumru dışında pek kimsenin yanında da durmuyor.

Sabır kıymetlidir, sen de sabırlı olmayı öğrenirsen...

...umut ettiğin şeye kavuşursun.

Haklısın.

Özür dilerim Feride Hanım, rahatsız ettim ama bu çiçekler Azra Hanım'a geldi.

Sağ olun.

-Ne güzel çiçekler bunlar. -Ya öyle.

Demek hayatta, güzel şeyler de oluyor.

Seni seven, önemseyen insanlar var.

Sağ olsunlar.

Neyse. Bu gidişini, anlık telaşına veriyorum.

Nefes al, kafanı temizle.

Mine'yle yakınsan dertleş, içine atma.

Atma ki, içindeki kaygı seni zehirlemesin.

Hatalarıma rağmen, benden vazgeçmiyorsun.

Benim için çırpınıyorsun.

Ben senin hakkını, nasıl ödeyeceğim Şeker teyzem?

Sevginin bedeli ödenmez Azra.

Borç, alacak; dünya malı içindir.

Vefa bu.

Ben bir başıma sokakta kaldığımda, sen vardın yanımda. Unuttun mu?

Rabb’im sebepler yaratıyor, biz kullar sadece vesileyiz.

Ben, sana vefasızlık etmeyi hiç istemedim. Gerçekten.

Biliyorum Azra. Seni tanıyorum ben.

O yüzden her hatanda karşıma alıp, konuşuyorum.

Azra...

...velayet için bir avukat buldum. İyi bir avukat.

-Gerçekten mi? -Hı hı.

Açabiliyoruz yani davayı.

Daha netleşmedi, haber bekliyorum.

Öyle her davayı almıyormuş.

Ama donanımlı ve cevval bir avukata benziyor.

-Bizi savunacağına inanıyorum. -İnşallah.

Hadi, sen de şu çiçekleri suya koy da solmasınlar.

Ben de şirkete gideyim.

Şeker teyzem...

...iyi ki varsın.

Sen de iyi ki varsın.

(Müzik)

(Telefon zili sesi)

(Cenk ses) Ne yaptın, teslim ettin mi çiçekleri?

-Ettim Cenk Bey. -İyi, güzel.

-Kimse yoktu değil mi yanında? -Sadece Feride Hanım vardı.

Bravo sana, bir de benim gönderdiğimi söyleseydin o zaman.

Demedim Cenk Bey ama gider hemen söylerim.

Oğlum saçmalama. Alo.

(Müzik - Hareketli)

Herif ciddiye aldı gerçekten ya.

(Telefon zili sesi)

Alo. Cenk Bey içeride yoklar, ne yapayım?

Hiçbir şey yapma kardeşim. Tamam mı?

Net miyiz?

Tamam, sen işine dön şimdi.

Hiçbir şey istemiyorum senden. Çok sağ ol.

Anlaşıldı Cenk Bey.

Şaka mıdır nedir ya?

(Araba sesi)

(Müzik)

Ne yazmış okusana?

Çok özel değilse tabii canım.

"Sen yanımdayken dönüyor dünya."

Kızım ya, bu çocuk sana deli gibi açık.

Oo, iş güç bırakılmış. Millet romantizm peşinde.

-Melis lütfen. -Ne lütfen ya?

Şu haline bak. Elinde çiçekler, aşk oyunları falan.

-Ne saçmalıyorsun sen ya? -Sen ne saçmalıyorsun acaba?

-Mutfağına gitsene sen. -Ayıp!

-Ayıp oluyor. -Mine tamam, boş ver.

Çalışma arkadaşlarını da kendine benzetmişsin.

Ne yapıyorsun, sabahtan akşama kadar burada oturup...

...ergen gibi, aşk mı konuşuyorsunuz?

Cansu ne yapmaya çalışıyorsun?

Azra, şef gelmiştir, ben içeri geçeyim. Yoksa elimden bir kaza çıkacak.

Ver onu sen, ben suya koyayım.

Bence de git sen.

Asıl sen ne yapmaya çalışıyorsun?

Evden ayrılma şovları, gizli gizli çiçekler, şiirler falan.

Bakıyorum hiçbir şey olmamış gibi, hayatına mutlu devam ediyorsun.

Neye mutlu olacağımı, sana soracak değilim Cansu.

Ayrıca kendi huzursuzluklarını, bana yüklemeyi bırakır mısın?

Senin yüzünden yaşadı bunları ama sen yaptın.

Melis, bırak yorma kendini. Baksana, umurunda bile değil.

Neyi boş vereyim? Biz de onun yüzünden bir sürü sorun yaşadık.

Herkes şunu iyi bilsin ki...

...ben kimseye bilerek, isteyerek kötü bir şey yapmadım.

Ayrıca kimsenin elinden, mutluluğunu almadım.

İnsan kendi tercihini yaşar, ya kaybeder ya da kazanır.

Ve sonucu ne olursa olsun, insanın kendisine bağlıdır.

Olanlar benim tercihim değildi Azracığım.

Sen, bencilce sevdin ve kaybettin Cansu.

Eğer karşılıklı olsaydı, bunu yıkmaya kimsenin gücü yetmezdi.

Ayrıca, sana bu kötülüğü yapacak en son insan da benim.

Ama sen bunu göremeyecek kadar, nefret ediyorsun benden.

Eskiden de öyleydi. Ben, seni hiçbir zaman sevmedim ki.

-Hayır, bence gerçekleri bil de. -Bu beni hiç şaşırtmaz.

Sadece üzer.

Ayrıca ben her fırsatta, senin canını yakmaya çalışmam.

Kızmam, yargılamam. İşte bu yüzden farklıyız biz.

Bak bunlar da gerçek Cansu.

Avukatla konuştum.

Polisler kuyumcuya ulaşmış.

Benim, alışveriş yaptığım saatle Çetin'in öldürüldüğü saat...

...birbiriyle çakışıyor.

Yani suçsuzum Hülya, sana söylemiştim.

Buradan çıkmama çok az kaldı.

Güzel.

Senin adına sevindim.

Bak biliyorum, artık bana güvenmiyorsun.

Ama senden tek istediğim, bana inanman.

Hülya...

...ben evliliğimizi bitirmek istemiyorum.

Ama bu evliliği ben değil, sen bitirdin zaten.

Arkamdan çevirdiğin işlerle, söylediğin yalanlarla.

Yaptığın şeylerin hiçbir zaman sonucunu düşünmediğin için, nereye varacağını...

...bugün işte buradayız! Bu haldeyiz!

Beni affetmen için her bedeli ödemeye razıyım.

Ama ne olur Hülya, benden vazgeçme.

Bizden vazgeçme.

O bedeli sen değil, ben ödüyorum. Kızım ödüyor.

Annem, babam, ailem.

Buraya, bu cezaevine gelmek ne kadar onur kırıcı, biliyor musun?

Şuraya gelirken yaşadığım utancı, anlatacak kelime bulamıyorum.

Ben yüz kızartıcı hiçbir şey yapmadım Hülya.

Bak yakında, suçsuz olduğum ortaya çıkacak.

Hülya, neden anlamıyorsun? Bana tuzak kuruldu.

Bu cinayet, üstüme yıkılmaya çalışılıyor.

Peki, benim suçum ne?

(Hülya) Şu an herkes, acıyarak bakıyor bana.

Etrafımızdaki bütün insanlar, arkamızdan konuşuyor.

Babamı söylemiyorum bile.

Şu an ne halde olduğunu, anlatamam çünkü.

Babana ne dedin?

-Sence ne söyleyebilirim zaten? -Yani...

...bana bir komplo kurulduğunu...

...aslında suçsuz olduğunu söyledin, değil mi?

Başka ne diyebilirdim?

Şey mi deseydim? Benim kocam hep arkamdan iş çevirdi baba.

Sürekli bana yalan söyledi.

En yakın dostuyla, ortağını dolandırdı...

...şu anda da cezaevinde cinayetle yargılanıyor.

Bunu mu deseydim?

(Müzik - Gerilim)

En iyi yaptığı şey, yılan gibi sokmak.

Hep bunu yaptı Melis.

İyilik meleği gibi ortada dolaşıp, sinir bozdu.

Bak kendini artık üzmekten vazgeç.

Ben de ailen de seni çok seviyoruz. Biliyorsun.

Hem annem asla müsaade etmez bu bir ilişkiye.

-İyi ki yanımdasın Melis. -Hep de yanında olacağım.

Hadi şimdi güzelce kahvemizi içelim, sonra kalkıp gidelim buradan.

Akşam da Mert'i alıp bize gelirsin, tamam mı?

Hülya'yla konuştum ama hâlâ cevap vermedi.

Bence ortaklığı devralmak istemeyecek.

Zaten Hülya kocası sebebinden, çok onları düşünecek durumda değil.

Gerekirse hisseleri ben alırım da sorunu bu çözmez ki Sumru.

Nasıl yani?

Sumru, hadi burayı kurtardın diyelim...

...sonra eve çöreklenecek, sonra para isteyecek.

Sonra, Cansu'ya söylemekle tehdit edecek.

Ve hiç ummadığın bir zamanda, Cansu'ya söyleyecek.

Üstelik bunları, babalık için yapmayacak. Sadece canını yakmak için yapacak.

Ben bunları düşünmüyor muyum sanıyorsun?

Kafayı yiyeceğim.

Azmi, ben Burhan'dan nasıl kurtulacağım?

Bir tek yolu var. Onun elindeki, en büyük kozu alacaksın.

Çekeceksin karşına Cansu'yu, güzel güzel konuşacaksın.

Gerçeği senden duyacak, başka yolu yok Sumru.

(Müzik)

(Mesaj zili sesi)

(Müzik)

(Melis dış ses) Sabahtan beri nasıl bir mesaj yazsam diye düşündüm, bulamadım.

(Melis dış ses) O yüzden, sadece günaydın demeye karar verdim.

(Müzik)

Uf, Mine gerçekten ne yapacağımı bilmiyorum ya.

Ya Cansu bana, çok haksızlık ediyor.

Bir tarafta da Sumru'nun tehdidi.

Kızım, Cansu'nun da Sumru'dan bir farkı yok ki.

Biri kaprisle, biri tehditle seni bir şeye zorluyorlar.

Git, Cenk'e anlat bence hepsini.

Yok. Cenk'e hiçbir şey anlatamam. Cenk'i biliyorsun.

Öfkelenecek, gidecek Sumru'yla konuşacak.

Sonra Cansu girecek araya, iyice karışacak ortalık.

Yok anlatmam ben Cenk'e.

Ne yani? Sumru'nun istediği olacak, sen de Cenk'ten vaz mı geçeceksin?

Ben Cenk'ten vazgeçemem.

Yani ondan vazgeçme fikri bile beni deli ediyor.

Ben evden gidince, her şey daha kolay olacak sandım.

Ama baksana, ilk günden özlüyorum onu.

Sevgimin büyüklüğünün farkına vardım.

Ama bir taraftan da kardeşim var işte.

Ya tamam işte Azra, başka seçeneğin yok ki.

Ya gideceksin Cansu'yla Sumru'yla mücadele edeceksin...

...ya da gidip, Cenk'e olan biten her şeyi anlatacaksın.

Asıl ben neden korkuyorum biliyor musun?

Bu iki deli ana-kız ortaya bir yalan haber atacak...

...senin, Cenk'e gerçeği anlatacak bir durumun da kalmayacak.

Çünkü bu cadılardan, her şey beklenir.

Tamam, anlattım diyelim.

Sonra ne olacak peki? Sumru durmayacak ki.

Gidecek, Feride Hanım'a anlatacak. Belki Feride Hanım yanlış anlayacak.

İyice karışacak ortalık. Ben o evden o yüzden ayrıldım Mine.

Kızım, neresinden tutsak elimizde kalıyor.

Yemin ederim, dert küpü gibisin ya.

Kızlar, siz hâlâ tatlılarla mı uğraşıyorsunuz?

Tabii buldunuz birbirinizi çen çen çene.

Şef, hepsini yaptık işte.

-Bitti. -Bitmiş. Aferin.

Hişt, ekşi tarana. Hadi götür bakalım şunları.

(Müzik)

(İş makinesi sesi)

Feride Hanım iyi günler. Bugün müsaitseniz yanınıza uğramak istiyordum.

(Feride ses) Tabii Kadir Bey, umarım hayırlı bir haberle geliyorsunuzdur.

Davanızı alıyorum. Yanınıza gelince, detayları konuşuruz.

Çok sevindim. Bekliyorum Kadir Bey.

(Kapı vurma sesi) Gir.

-Cenk. -Babaanne.

Gel Cenk.

Geciktin biraz, her şey yolunda mı?

Restoranda işim vardı biraz. Ha; sana...

...kurul kararlarını gönderdim, hesap hareketlerini inceleyebildin mi?

İnceledim.

İnceledim de bu Azmi bize, az buz kazık atmamış biliyor musun babaanne?

Ama merak etme. Toparlayacağım ben.

Üst düzey ve taşradaki yöneticileri değiştirmen çok iyi oldu Cenk.

Her gün bana, düzenli olarak rapor yolluyorlar.

Hepsini tek tek inceledim babaanne.

Bu arada...

...şöyle bir grafik çıkardık babaanne.

Aslında Azmi'nin bize verdiği zararı...

...biz yeni yaptığımız anlaşmayla, tamamen kapatabiliyoruz.

-Onun paravan şirketi kapatıldı mı? -Kapatıldı.

Kapatıldı da çok uyanık davranmış.

Belgelerde, tek bir imzası bile yok.

Yani şu anda, muhatabımızı bilmiyoruz.

Ama merak etme araştırıyorum, bulacağım yakın zamanda.

Ben de merak ediyorum, kimmiş bu?

Araştırıyorum.

Bu arada ben yemeğe geçeceğim, istiyorsan eşlik edeyim sana.

Yok oğlum, sana afiyet olsun. Ben avukat bekliyorum.

Doğan Bey'i?

Hayır, Azra'nın velayeti için başka bir avukat.

Ben de yeni tanıdım daha ama bu tür davalarda bir hayli iyiymiş.

Hadi inşallah ya. Azra da sevinmiştir duruma.

-Haberi var mı, gelecek mi buraya? -Avukatın geleceğinden haberi yok.

Sen onu arar mısın? O da burada olsun.

Tamam.

Sağ ol oğlum, afiyet olsun tekrar.

Hülyacığım, hoş geldin. Konuştun mu Mesut'la?

Bana bir kahve getirir misin hemen?

Anlatsana, meraktan çatlayacağım.

Anlatacağım.

Evet, görüştüm Mesut'la. Şöyle bir gelişme var.

Çetin'in öldürüldüğü saatte...

...Mesut'un kuyumcuda olduğu tespit edilmiş kameralardan.

Ha, oh be! Gözümüz aydın.

Bak yani, ben sana söylemiştim zaten Mesut öyle bir şey yapmaz diye.

Sumrucuğum, Mesut yapacağını yaptı. Daha ne yapacak?

Yani.

Kahven geldi, şöyle bir iç de soluklan.

Sağ ol.

(Sumru) Tamam.

Hülya, şimdi yeri ve zamanı değil belki ama benim de durumum malum.

Ben geçende sana bir teklif yapmıştım, kafeyi devralmakla ilgili.

-O konuyu düşündün mü? -Evet, düşündüm.

Sumrucuğum, kusura bakma ama ben senin teklifini kabul edemeyeceğim.

Çünkü bu senet sepet işlerinden hiç hoşlanmıyorum...

...borçlu kalmak da istemem zaten.

Ama o senet, sadece bir prosedür.

Senedi işleme koyup da senden para isteyecek halim yok herhâlde, değil mi?

Yaa, değil mi?

Yapmazsın sen öyle şeyler, hiç tarzın değil.

Değil.

Sen benim ortağımsın Hülya.

Ne yaşadığımı, Burhan'dan ne kadar bunaldığımı biliyorsun zaten.

Evet, biliyorum.

Ama sana payını ödeyip, Burhan'la tek başıma mücadele edemem ben.

Boğuşamam onunla.

Bence Burhan'ı gözünde çok büyütüyorsun.

O kadar korkulacak birisi değil. Bağırır çağırır ama gider o.

-Hepsi lafta yani-- -Dalga mı geçiyorsunuz lan!

-Allah Allah! -Böyle mi servis yapıyorsunuz?

Kavga falan mı çıktı?

(Cam kırılma sesi)

Adam gibi servis yapacaksınız, adam gibi davranacaksınız lan bana!

Beyefendi, sakin olur musunuz? Bakın, polis çağırmak istemiyorum.

Çağır! Polis de gelsin.

Ne yaptığını sanıyorsun? Derdin ne senin?

Aa, canım ya rahatsızlık mı verdim?

-Hülya Hanım, polisi arayalım mı? -Yok, hayır. Temizleyin burayı.

Bir daha, benim iş yerime gelip olay çıkarırsan...

...derdini polise anlatırsın, anladın mı?

Ha?

Sen ne yapmaya çalışıyorsun?

Burası benim değil, sadece işletmesini yapıyorum.

Sana bunu defalarca anlattım, anlamıyor musun?

Bak bana istediğimi vermediğin sürece...

...buraya da gelirim, Cansu'nun da karşısına çıkarım...

...canımın istediğini yaparım.

Evi satıyorum dedim, paranın yarısını sana vereceğim.

Sabredemiyorsun değil mi? Ev emlakçıda.

Bir daha da beni sakın Cansu'yla tehdit etmeye kalkma.

Zaten doğru düzgün bir baba olsan, bununla şantaj yapmazsın.

Nerede sende babalık, nerede sevgi?

Tabii ya, senin için en iyi baba, ölü bir baba. Öyle değil mi?

Eğer baba sensen, öyle!

Benim ne sabrım ne de vaktim kalmadı.

O yüzden, elini çabuk tut ve o ev işini hallet.

Anladın mı?

(Müzik - Gerilim)

Tutacağım ben elimi çabuk. Tutacağım, göreceksin gününü.

Pislik!

Pislik herif!

(Telefon zili sesi)

Buyurun Serap Hanım?

Azmi Bey, şu imza meselesiyle ilgili açıklama yapacaktınız...

...ama siz ne aradınız, ne sordunuz?

Yani beni ailemin önünde, ne duruma düşürdüğünüzün farkında mısınız?

Ben açıklamamı, gerekli insanlara yaptım Serap Hanım.

Bir de size yapmak zorunda değilim.

Siz ne dediğinizin farkında mısınız Allah aşkına?

Beni kandırdınız resmen.

Olmadık şeylere imza attırıp, beni alet ettiniz bu durumlara.

Yanlış hatırlamıyorsam, şirketin yöneticisi sizdiniz Serap Hanım.

(Azmi ses) Neye imza attığınıza bakmanız lazım.

Bu benim sorunum değil. Sizin sorununuz artık.

Aa!

-(Erkek ses) Buyurun Azmi Bey. -Alo.

Yusuf Bey'le bir görüşme ayarlayacaktınız, ne oldu?

(Erkek ses) Yusuf Bey biraz yoğunmuş. Görüşmeyi ayarlamaya çalışıyorum.

-En kısa zamanda, ayarlayın bunu. -(Erkek ses) Anlaşıldı efendim.

Yüzsüze bak ya. Yüzsüz, terbiyesiz!

Anne, ne oldu?

Azmi'yle konuştum. Adam hem suçlu hem güçlü ya.

Utanmadan, bana neye imza attığına baksaydın diyor.

Sanki ben bilmiyorum, kimin imzaladığını.

Ah anne ya, keşke sen de baştan danışsaydın birilerine.

Tabii sen de haklısın yani, nereden bilecektin böyle olacağını.

Adam da fırsat kollamış, pis fırsatçı!

Ya benden aldığı üç günlük yetkiyle ne işler çevirmiş ya.

Resmen, şirketin hissedarı olmuş, kovamıyorsun da.

Neyse, sen merak etme. Babaannem bir şekilde halleder.

Tabii canım, ona ne şüphe.

-Sen okula gitmedin mi? -Yok, gitmedim. Cansu'yla buluştuk.

Bizim restorana uğradık, kahve falan içtik.

-Tabii bir de Azra vakası. -Ne oldu, tartıştılar mı yine?

Evet.

Anne, bu kız evden gitti ama hâlâ abimle birlikteler.

Abim çiçek yollamış bugün. Bir görsen, ağzı kulaklarında.

Cansu da gördü tabii, deli oldu.

Yüzsüz! Göstermelik gitmiş demek ki evden.

Ben, sana bir şey diyeyim mi? Babaannen, Cansu'nun bu durumunu gördü ya...

...bunu Azra'nın yaptığını öğrendiğinde, duracak mı bakalım...

...Azra'nın arkasında bir daha?

-Nasıl yani, söyleyecek misin? -Yok, ben söylemem.

Ben niye söyleyeyim! Ben söylersem aramız bozulur, geriliriz şimdi.

Zamanı geldiğinde o duyacak nasılsa, öğrenecek.

O zaman göreceğim ben Azra Hanım'ın gerçek yüzünü.

(Müzik - Gerilim)

Şef, yalnız bu gerçekten çok güzel olmuş.

İyi, oldu olacak seni de alalım mutfağa. Canın çektikçe kendine yaparsın artık.

Yok şef, ben yapıcı değil, yiyiciyim. Bak.

Şef, ben çıkayım mı artık?

Hani dedim ya şirkete avukat gelecek, görüşmem lazım diye.

Aa, sen duruyor musun daha? Çık çık.

-Hadi, kolay gelsin size. -Hadi.

Nerede kaldı bu Ceydalar? Bir giyinemedi ha!

Zaten bu Mine'ye bir iş ver, düş peşine! Gideyim, ben bir sesleneyim şunlara.

-Aha! -Evet!

Nasıl olmuş kızımız?

Olmuş mu?

Çok güzel olmuşsun.

Hişt, yılışmayın hemen! Bu mutfağın kuralları var.

-Tamamdır usta, şimdi ne yapıyorum? -Usta mı?

Usta ne kız? Burası marangoz mu? Tamirhane mi burası?

Öncelikle şefe şef diyoruz. Şefe itiraz etmek, söz konusu bile olamaz.

Yani kendini, "Fırına at, pişir," dese bile "Tamam şef," demelisin.

Yani mutfak mı, topla kampı mı burası da belli değil!

(Öksürme sesi) Şimdi Ceydacığım...

...mutfağa her gelenin yapması gerekeni, sen zaten biliyorsun.

Paspası alacaksın, buraları tertemiz süpüreceksin.

Bir tane maydanoz tanesi görmeyeceğim. Hele soğan kabuğu. Hele soğan kabuğu!

(Şef) Her yer tertemiz olacak. Hadi bakalım.

Buyurun.

-Tamamdır şef. -İyi, hadi o zaman iş başı.

(Müzik - Hareketli)

-Ya Arda yapma, lütfen. -Hadi, bir daha çekeceğim.

Arda, vallahi şimdi kepçeyi fırlatacağım kafana!

Şef, tamam kızma. Hadi tamam, gelin o zaman, bir selfie yapalım...

...ondan sonra gideceğim. Vallahi bak, rahat bırakacağım sizi.

Hadi gelin, bir selfie yapalım.

Tövbeler olsun ya Rabb'im ya! İyi hadi bakalım, bir özçekim yapalım.

-Özçekim ne şef? -Özçekim. Ne var, tuhafına mı gitti?

Güzel Türkçemizi korumaya çalışıyorum ben burada. Ne oldu?

Türkçemizi? Koruyalım şef, gel. Koruyalım tabii.

(Gülme sesi) Güzel çek.

(Deklanşör sesi)

(Müzik - Hareketli)

-Belkıs, ne pişireceksin akşama? -Patlıcan oturtma yapacağım Serap Hanım.

Hımm... İyi.

Ya şeyden de yapsana Belkıs, vallahi nefis yapıyorsun onu.

Şu sarmandan.

Tabii yaparım Serap Hanım, yaparım.

Vallahi kimseninki seninki gibi olmuyor yani. Senin sarman başka.

(Belkıs) Teşekkür ederim, sağ olun.

-İyi, hadi kolay gelsin o zaman. -Sağ olun.

(Müzik - Gerilim)

-Belkıs. -Ay ödümü kopardın! Ne var Hasan?

Çamaşır makinesi için tamirciler geldi.

Ben de arızanın ne olduğunu bilmediğim için sana söyleyeyim dedim.

Ben anlatırım onlara.

(Müzik - Gerilim)

Geliyorum ben, az kaldı. Bu avukat, senin yanına mı gelecek?

Yok, babaannemin yanına uğrar.

Ama sen benim yanıma gel, buradan beraber geçelim.

Peki, sen tanıyor musun bu avukatı?

Yok, ben de tanımıyorum. Tanışacağız bakalım.

-Sen babaannemle konuştun mu bu arada? -Konuştum.

Yok, merak etme, öyle kötü bir şey olmadı.

Tamam, anlatırım şimdi gelince. Hadi bye bye.

(Müzik)

-Hanımefendi, bu çiçekler size. -Cenk, ne gerek vardı.

Ne zamana kadar devam edecek bu?

Vallahi sen eve dönene kadar, bulunduğun her yeri çiçeklere boğacağım.

-Çok iddialı oldu ama. -Yaparım ama bilirsin.

Bilmez miyim? Bugün gönderdiğin çiçekleri...

...garson bana, Feride teyzenin yanında verdi.

Heyecandan ne diyeceğimi bilemedim, elim ayağım birbirine dolaştı.

Evet ya, ben onu hesaplayamadım. Bizim garson, biraz saf çıktı galiba.

Evet. Allah'tan, "Cenk Bey'den geliyor," demedi.

Ne, ne oldu?

Aslında, neredeyse söylüyordu biliyor musun?

Ben, telefonda buna dedim ki, "Adımı söylemedin değil mi," dedim...

...bu da, "Aa, unuttum ya," dedi, telefonu kapattı gitti.

-Sonra söylemedi ama değil mi? -Yok söylemedi, düzelttim sonra.

Sen ne yaptın peki? Babaannem affetti mi seni?

Evet, yani... Sanırım.

Yani çok kırılmış tabii ama sonra yumuşadı.

Ben, ona boşuna, "Şeker teyze," demedim. Dayanamadı tabii, üzemedi beni.

İyi, sevindim.

Ama senin canın başka bir şeye sıkkın galiba, değil mi?

Yoo, yoo değil.

İyiyim.

-İyisin? -Cenk, bugün Cansu'yla Melis geldi.

-Gerildiniz tabii. -Evet, gerildik.

Azra...

...Cansu zamanla bizi anlayacak. Kendini toparlayacak.

Mert'le de aran çok iyi olacak bence.

Sonra, kimseden bir şey gizlememize gerek kalmayacak zaten.

Bilmiyorum. Bilmiyorum yani, korkuyorum bazı şeylerden.

Korktuğun hiçbir şey olmayacak.

Biz her sabah, birbirimizi severek uyanacağız yine.

Sen yeter ki gözlerime böyle bakmaya devam et.

Davayı almanıza sevindim. Bizim için çok mühim bir mesele bu.

Umarım sizi mahcup etmem.

Sizin tecrübenize ve bakış açınıza güveniyorum.

Abla, kardeşi inşallah birbirine kavuşturacağız.

İnşallah.

Feride Hanım, otizmli bir çocuğun velayetini almak, gerçekten zor bir dava.

Devreye danışmanlar ve psikologlar girecek.

Ama sonuçta Mert, ablasında kalmalı değil mi?

Şüphesiz. Kesinlikle öyle olmalı. Mert'in bir aileye ihtiyacı var ve...

...bu kendi kanından, canından biri olmalı.

Yalnız asıl sorun, çocuğun mutluluğu, huzuru esas alındığında başlıyor.

Mert, üvey annesinden ayrılmak istemiyor demiştiniz.

Şimdilik öyle.

Ama sanırım pedagoglar, uzmanlar bu problemi çözecektir.

Elbette. Ben sadece, zorlu bir sürece kendinizi hazırlamanız için söyledim.

Ben bir torunumu arayayım. Mert'in ablası da gelecekti, detaylı konuşuruz.

Cenk, Avukat Bey geldi.

Sen, Azra'yla konuştun değil mi, gelecek?

Aa, yanında mı? İyi o zaman gelin, bekliyoruz.

Geliyorlar.

(Ortam sesi)

Ay ne uyuz bir adam ya! Sırıtıyor bir de!

Merak etme, gitmesi yakındır.

(Kapı vurma sesi)

Gelin çocuklar. Tanıştırayım sizi, avukatımız Kadir Bey.

(Müzik - Gerilim)

(Müzik - Gerilim)

(Müzik devam ediyor)

Ne oldu, bir sorun mu var çocuklar? Niye donup kaldınız?

Biz, aslında Kadir Bey'i tanıyoruz.

Dünya, gerçekten ne kadar küçük. Tesadüfe bakar mısınız!

Babaanne, bu beyefendi kendini sana, avukat olarak mı tanıttı gerçekten?

(Feride) Evet.

-Siz, nereden tanışıyorsunuz? -Seyrantepe'de bir tamirhanesi var.

Ne ara avukat oldu, ben de anlamadım. Belki kendisi açıklamak ister.

Cenk Bey haklı Feride Hanım, bir tamirhanem var.

Ama bu, avukat olamayacağım anlamına gelmiyor sanırım.

Ben, senin avukat ya da tamirci olmana takılmıyorum zaten.

Sürekli karşımıza, farklı iki kimlikle çıkıyorsun.

Cenk, biraz peşin hükümlü davranmıyor musun?

Ha öyle mi? Bunca tesadüf normal yani, değil mi?

Sen kimsin ya gerçekten?

Bir dakika çocuklar, biri bana anlatabilir mi, neler olduğunu?

Avukat anlatsın sana, buyur.

Feride Hanım...

...ben, Cenk ve Azra'yla bir yol kavgasında tanıştım.

Üç-beş çakal yollarını kesmiş, gasp etmeye çalışıyorlardı.

Ben de adamları biliyorum. Daha önce, benim tamirhanemin orada da...

...olay çıkarmışlar. O yüzden görünce durdum, yardım etmeye çalıştım.

Sonra da baktık, Cenk'in arabasının lastiğini indirmişler.

Tamirhanem yakın olduğu için aracı oraya aldık ve hallettik.

Şimdi de karşılaştık, aslında olan biten şey bu.

Peki, Feride teyzeyi nereden tanıyorsunuz?

Feride Hanım'ın, yeni iş yaptığı Hamza Bey'in avukatıyım ben.

Sözleşme için geldiğimde tanıştık, ufak bir tesadüf.

Sen bana baksana. Kimi kandırıyorsun ya sen?

Cenk, ben olayın bu noktaya gelmesini istemezdim ama...

...sizin de içiniz rahat etsin. Ben size, baro kimliğimi vereyim.

Üstünde baro numaram var.

Çok zor bir şey değil.

İsterseniz internetten veya baroyu arayarak kontrol ettirebilirsiniz.

Buyurun.

Peki, avukat olduğunuzu niye söylemediniz Cenk’e?

Feride Hanım, takdir edersiniz ki sokakta tanıştığın her insana…

…avukatım deme gereksinimi duymuyorum.

Yani zaten, avukatlık benim sürekli yaptığım bir meslek değil ya.

Zaten avukatlıkla tamircilik bambaşka iki meslek.

Yani birlikte yürütmek, zor olmuyor mu biraz?

Aslına bakarsan hayır Azra.

Ben araba tamir etmeyi, gerçekten çok seviyorum.

Benim için böyle bir deşarj alanı oluyor.

Ki benim müşterilerim yarışlara katılan, özel modifiye araç yaptıran insanlar.

Kaldı ki çalışanlarım var. Her şeyi ben yapmıyorum.

Ben işin keyif kısmındayım.

(Müzik - Gerilim)

Doğru. Baroda kayıtlıymış.

Cenk neden bu kadar sinirlendin, ben açıkçası anlamadım.

Yani benim, neden size yalan söyleme ihtiyacım olsun ki?

Yakın zamanda biri çıktı karşımıza, kendini farklı biri olarak tanıttı.

Kardeşimi falan kandıracaktı işte. Üst üste gelince tabii…

Anladım. Senin yerinde kim olsa, aynı şüpheye düşerdi.

Siz de haklısınız. Bu daha önce, benim başıma geldi zaten.

Avukat ve tamircilik böyle, biraz kafa karıştırıcı olabiliyor. Kolay değil.

O zaman her şey hallolduğuna göre, oturup konuşalım. Ha?

(Fıskiye sesi)

(Müzik)

(Titreşim sesi)

Yani siz şimdi, bu davayı alabiliriz diyorsunuz öyle mi?

Sana şunu söyleyeyim Azra, şimdiye kadar aldığım hiçbir davayı kaybetmedim.

Azracığım, Kadir Bey’in bu davada bakış açısı, çok önemli bizim için.

Biraz önce konuşmuştuk. Ben bu konuda mahkemeyi…

…etkileyebileceğini düşünüyorum.

Feride Hanım’ın öngörüsü gerçekten çok önemli benim için.

Güvenininiz için teşekkür ederim.

Ben seni, çok iddialı gördüm ama Kadir.

Ama hâlâ, tesadüf olduğuna inanmıyorum bu durumun.

Umarım bu davayı alırsın ve bizi yanıltırsın.

Merak etme. Elimden ne geliyorsa yapacağım.

Peki, bir sorum daha var.

Yani şimdi kardeşim, benimle görüşmek istemiyor ya…

…onu kaybettiğim için çok kızgın…

…yani mahkeme, bunu da önemseyecektir değil mi?

Tabii. Ama mahkeme öncelikle, çocuğun etki altında kalıp kalmadığını...

…anlamaya çalışacaktır. Sonrası zaten bende.

Ve anladığım kadarıyla, bu iş senin için bayağı çocuk oyuncağı.

Cenk, ben büyük konuşmayı sevmem ama bu konuda bana güvenebilirsin.

Zaten yanlış anlama beni, ben sadece sevdiklerimi kime emanet ediyorum…

…onu bilmek istiyorum, o kadar.

Beni gerçekten çok umutlandırdınız. Umarım alırız davayı.

Hiç merak etmeyin. Bu dava bizim.

(Müzik)

(Müzik - Gerilim)

Hiçbirini içmemiş.

(Mesaj zili sesi)

(Müzik - Gerilim)

Ay şifre de koymuş hanımefendi.

(Kapı açılma sesi)

Anne.

Telefonumu mu karıştırıyorsun sen benim?

Evet. Telefonunu da karıştırırım, odanı da karıştırırım.

Nedenini sorabilir miyim acaba?

Çünkü ben senin annenim ve senin için endişeleniyorum Cansu.

Annem olman, hayatıma karışman anlamına gelmiyor anne.

Kaç yaşında kadınım ben. Benim de bir özel hayatım var, değil mi?

Evet. Kazık kadar kadın oldun ama çocuk gibi davranıyorsun.

Sorumluluklarını hiç bilmiyorsun.

Ne demek istiyorsun sen?

Ne mi demek istiyorum?

Bak bunu demek istiyorum.

Bak burada ne var? İçmediğin bir ilaç. Ha?

Çöpe atıyorsun bunları. Fark etmeyeceğimi mi sandın?

Cansu, sen ne yapmaya çalışıyorsun?

(Kadir dış ses) Görüşmemiz lazım.

Cansu bana bir cevap versene.

Evet, içmedim.

İçmedim, çünkü ihtiyacım yoktu. Ne var bunda yani?

Buna, sen mi karar veriyorsun?

Sen ne zamandan beri, böyle yalan söylemeye başladın?

Cin olmadan, adam mı çarpıyorsun?

Tamam. Hadi ilaçları bir kenara bırakalım.

Sahilde buluştuğun, gizemli adam kimdi?

Anne, lisedeymişim gibi davranmayı bırak artık, tamam mı?

Bak Cansu, iyi değilsin diye sesimi çıkarmadım ama yalanların üst üste geliyor.

Bana Banu’ya gideceğim dedin, Banu’ya hiç gitmemişsin bile.

Sen ne çeviriyorsun?

Evet. Evet gidemedim.

Çünkü kendimi iyi hissetmiyordum. Yalnız kalmaya ihtiyacım vardı biraz.

O zaman bana söyleyeceksin.

Diyeceksin ki anne, ben kendimi iyi hissetmiyorum…

…yalnız kalmaya ihtiyacım var diyeceksin, ben de buna çözüm bulacağım.

Yalan mı söylemen gerekiyor?

Ya anne söyleyemedim.

Endişelenmeni istemedim işte, anlasana.

Ay çok düşüncelisin. Çok teşekkür ederim.

Hiç endişelenmedim çünkü ben. Sen ortadan kaybolunca, öyle durdum.

Delirdim kızım, delirdim.

Banu’yu aradım, seninle hiç konuşmadığını söyleyince, deliriyordum.

-Ne yapmaya çalışıyorsun sen? -Anne, çok mutsuzdum.

Ya, ölmek istedim diyorum sana. Sana daha önce de söyledim.

Şimdi gelelim o konuya.

Silahı nereden buldun?

Cansu sana soruyorum.

Bak, iyi değilsin diye sabrediyorum.

Nasıl olsa gelir, bana anlatır dedim.

Ama durmadan, yalanlarınla karşılaşıyorum.

Son kez soruyorum. Silahı nereden buldun?

O gizemli arkadaşın mı verdi?

Kendim buldum.

Kızım sen silahlı kimseyi tanımazsın bile. Sen benimle dalga mı geçiyorsun?

Cansu bak, öğretmensin. Aklı mantığı olan bir kızsın.

İşin gücün var, senin silahlı adamlarla ne işin olur?

Cevap ver bana!

Silahı nereden buldun dedim!

Anne yeter!

Yeter ya. Ben sana hesap vermek zorunda değilim.

Sen ayrı üstüme geliyorsun, o ayrı üstüme geliyor.

Ha silah ha ilaç, ne fark eder, ne fark eder?

Ben ölmek istedim, daha ötesi var mı ya? Allah aşkına.

Ben sana inanamıyorum.

Cansu, sen ne söylediğinin farkında mısın?

Ne demek silah, ne fark eder? Ne diyorsun sen?

(Müzik - Gerilim)

Bağırma Cansu’ya. Mert, Cansu’yu seviyor.

Ablacığım. Ablacığım. Bakayım sana.

Tamam. Yok bir şey. Yok bir şey, tamam mı?

Yok bir şey.

Arda’ya götüreyim mi seni, ha? Arda’ya gitmek ister misin?

İstersin değil mi?

Tamam. O zaman sen aşağıya in, eşyalarını al…

…ben seni gelip alacağım, tamam mı? Hadi ablacığım.

(Müzik - Gerilim)

Nereden çıktı şimdi bu?

Melis çağırdı. Akşam onlarda kalacağım.

Yarın da Ardalara ders vereceğim. Biliyorsun zaten.

Cansu, hiçbir yere kaçamazsın. Konuşacağız.

Ben seninle konuşmak istemiyorum anne.

Öyle mi?

O zaman bu cevapları, ben kendim bulurum.

Bulurum bilirsin.

(Müzik - Gerilim)

(Kadir dış ses) Mesajlarıma cevap ver. Görüşmemiz lazım.

(Telefon zili sesi)

Alo.

Melis affet beni. İki tane önemli görüşmem vardı, ardı ardına.

Dönemedim sana.

Yok. Affedilecek bir şey yok.

Hayır, sen telefonlarıma cevap vermeyince…

…ben de avukatım olarak, seni azlettirsem mi diye düşündüm.

Ben bunu ciddiye almalı mıyım yoksa kapris olarak mı düşünmeliyim?

Ee…

Şöyle diyelim.

Ciddiye alman gereken bir kapris.

O zaman, tamam.

Melis Hanım haklısınız. Cezam neyse, çekmeye razıyım.

O zaman ben cezanı düşüneyim, ikinci celsede kararımı veririm.

Hayhay.

Ama bunun için de yüz yüze olmamız, gerekmez mi?

Belki de kalemimi kırmak istersiniz.

Evet. Ben de öyle düşünmüştüm.

Güzel. O zaman anlaştık. Görüşmek üzere diyelim.

Ben haber vereceğim size.

Tamam. Görüşürüz.

(Müzik - Duygusal)

Of, vallahi bilmiyorum. Kadir o kadar iddialı konuştu ki…

…yani ben çok inanıyorum şu an, davayı kazanacağımıza.

Bilmiyorum ya.

Sen hâlâ güvenmiyor musun Kadir’e?

Açıkçası evet, güvenmiyorum.

Ama kendin söyledin yani, Efkan gibi biri değil işte.

Bak baroya da kayıtlıymış.

İyi tamam da Azra…

…ya bu kadar tesadüfün, art arda gelmesi bana hiç normal gelmiyor yani.

O zaman, sen bizim tanışma hikâyemizi bir düşün istersen.

Yani bavullarımız karıştı. O da tesadüf değil miydi?

Ya zaten o açıdan bakarsan, biz Kadir’e bayağı bir haksızlık etmişiz.

Yani.

Hadi ne yapalım, bir şeyler yiyelim ya.

Sen, eve geç kalmasan mı acaba?

Azra bak, sana bir soru sordum. Ben şu an, çok açım.

Hatta o kadar çok açım ki seni bile yiyebilirim şu an.

Ama gerek var mı? Bence gerek yok.

Çünkü ileride, çok güzel günler yaşayabiliriz biz. Ha?

E hadi, bir şey söyle. Açım diyorum.

Tamam. O zaman…

…balık ekmek yiyelim. -Ha yine, salaş diyorsun yani?

Tamam. Kedi yavrusu gibi titreyelim sokaklarda. Tamam.

Niye titreyelim canım?

Hem senin sıcacık esprilerin var ya, onlar ısıtır bizi.

O kadar kötü değilim ya.

Yapma. O kadar soğuk olamaz esprilerim.

Vallahi daha iyisini görmüştüm, o kadar söyleyeyim.

Daha iyisini görmüştün?

Kimde gördün sen, daha iyisini?

Kimsede görmedim.

Yani daha iyi espriler de görmüştüm demek istedim.

Tamam, işte kimden duyduğunu soruyorum ben sana.

Kim? Espriyi yapan kim?

Kimse değil Cenk.

Sen dedin, soğuk espri yapmayan biri diye. Kim o?

Vallahi espriyi bilmem ama senden inatçısını görmedim gerçekten.

Azra, bir şey diyeyim mi?

Ben ne inatçılar gördüm ya.

(Müzik)

Bak ya.

(Cenk ses) Efendim, anne?

Ha oğlum, bugün Cansu gelecek Mert’le beraber.

Akşam bizde kalacaklar. Çocuk bazen huysuzluk falan yapıyor ya…

…siz Arda’yla güzel idare ediyorsunuz onu. Hani erken gelsen diyorum…

…geç kalmasan.

Tabii. Sen harika bir annesin zaten. Sen halledersin artık.

Ben bu arada gecikeceğim, haberin olsun.

Tamam. Öptüm ben seni. Görüşürüz.

Aa!

(Müzik)

Herkese merhaba.

Hoş geldiniz kızım.

Geç. Geç canım.

Oh gel benim paşam. Gel. Öp bakalım ninenin elini.

(Arda) Siz ne ara böyle kanka oldunuz ya?

El öpenlerin çok olsun yavrum benim. Otur bakalım kucağıma.

Vallahi babaanne, bunu nasıl yapıyorsun bilmiyorum ama…

…yani Mert’ten hiç beklenmeyecek hareketler bunlar.

Oğlum, tene değil yüreğe dokunmakta marifet.

Feride teyze nasılsınız?

-İyiyim kızım. Sen nasıl oldun? -İyiyim. Daha iyiyim.

Ama Mert, başımın etini yiyip duruyor. Tutturdu Balık Teyze'ye götür beni diye.

Ben ona, daha ne güzel hikâyeler anlatacağım.

Ben o hikâyeleri biliyorum sanırım.

Mert, bundan sonraki hikâyeyi daha çok seveceksin.

Tabii çocuklar, annemin hikâyeleriyle büyüdüğü için.

Ne güzel. Keşke benim de böyle bir babaannem olsaydı.

Mert, yarın gezmeye gidelim mi? İster misin?

Yarın Mert yüzecek. Mert’in gözlüğü de var.

Balık arayacak.

Nerede yüzecek Mert?

Feride teyzeciğim, Mert yüzme bilmediği için okuldaki yüzme kursuna yazdırdık onu.

Aa! Vallahi çok iyi düşünmüşsünüz.

Tamam. Yarın yüzmeye gidersin. Hazreti Yunus gibi…

…bir balığın karnına düşmezsin umarım.

Yutarsa da geri bırakır.

(Gülme sesleri)

Bırakır tabii.

Mertciğim, biz seninle müzik yapalım mı? İster misin ha?

-Tamam. -Hah. Hadi bakalım.

-Cansu biz de odama geçelim mi? -Olur. Geçelim.

Ama şey…

…yani, Cenk evde mi? Ona da bir merhaba deseydim ben.

Cenk’in biraz işleri var, gecikecek o.

Ha öyle mi?

Peki, madem.

Anne, sen Azra’yla konuştun mu?

(Serap) Tabii, restorandan öyle gizlice sessizce kaçmadıysa.

Niye kaçsın, Serap? Konuştum, sorun yok.

Nasıl yani, sorun yok derken?

Eve, tekrar geri mi gelecek?

Daha şimdi değil.

Biz Azra’yla Mert’in velayetini konuştuk. Sonra da avukatla görüşmeye gittik.

Ne dedi peki? Yani bu evden gitmesiyle ilgili bir şey dedi mi sana?

Ay anne vallahi, çok merak ediyorum. Yani bu Azra, Mert’i alabilmek için…

…öne neyi sürecek?

Hayır, yani onu çok seviyorum demekle olur mu bu işler?

Valiz elinde, oradan oraya sürükleniyorsun yani.

Kim verecek çocuğu sana? Niye versinler, değil mi?

(Feride) Evi burası onun. Eğitim sorumluluğu da Mert’in bende.

Azra da geçici olarak, bir arkadaşında kalıyor kafasını dağıtmak için.

Ha yani kardeşiyle birlikte, bu evde bizimle yaşayacak…

…kendine ait bir evi olmayacak, bir hayatı olmayacak…

…hepsi bu mu yani, bu kadar mı?

Tabii ya. Sen ne sandın?

Bu arada, bugünkü çiçekler için çok teşekkür ederim.

Hah. Nihayet.

Bu geç gelen saadet gibisi yok, biliyor musun?

Sen bana şu an, inceden laf mı çarptırıyorsun?

Ya haksız da sayılmam ama şimdi.

O kadar çiçek gönderdim ben sana, anca şaşırıyorsun yani.

Çiçekleri alıp alıp şaşırma, başka bir şey yok.

İnsan bir teşekkür eder, değil mi?

Ya da ne bileyim, çok etkilendim der…

…sen ne kadar harika bir adamsın der…

…gönlünün çiçek bahçesinde salıncak kurayım, sallanalım falan der.

Sen çok tatlısın.

Çok naziksin, çok romantiksin. Teşekkür ederim.

Sen böyle gül diye işte.

Bu dava konusunda da rahatladın ya Azra…

…seni böyle görmek, çok hoşuma gidiyor.

Evet. Rahatladım biraz gerçekten.

Ya Cenk düşünsene yani, ben Mert’i alabilsem her şey, gerçekten çok farklı olurdu.

Tabii canım. Her şey çok güzel olur.

Tabii davayı kazanabilirsem.

Ne demek kazanabilirsem. Başka seçenek yok ki şu an.

Yani ne bileyim, sanki böyle Sumru bir şey yapacak da…

…her şey bozulacakmış gibi hissediyorum. Hep bir tarafım huzursuz.

Sumru ne yapabilir ki Azra?

Ne yapabilir, yani yasalara mı karşı gelecek?

(Cenk) Gelsin. Ona bir faydası yok ki bu durumun.

-O da doğru. -Yani.

Ya bak ne güzel yemek yiyoruz, keyfimiz yerinde…

…bozmayalım bu durumu. Hadi devam edelim.

(Müzik)

Bugün de Kadir’in benimle ilgilenesi yok sanırım.

Niye öyle dedin ki?

Yani şüphelendiğin bir şey mi var?

Yani yok da onun gibi bir adamı, kızlar rahat bırakır mı?

Yani ihanet şüphesi, kötü tabii.

Öf!

Ben neden, kendimi yiyip bitiriyorum ki?

Dur, şimdi anlarız.

(Telefon zili sesi)

Allah Allah!

(Telefon zili sesi)

Melis.

Kadir kusura bakma. Ben seni, yanlışlıkla görüntülü aradım ya.

Ne yapıyorsun? Neredesin?

Hmm. Yanlışlıkla oldu demek.

Hiç, öyle beni kontrol amaçlı falan değil yani?

Yok canım. Daha neler. Ben neden, öyle bir şey yapayım ki?

Yani ne bileyim, kıskançlık falan kesin değil diyorsun.

Bak biz de arkadaşımla oturuyorduk, kahve falan.

Böyle tanışmanızı istemezdim ama Cansu.

Memnun oldum Cansu.

Merhaba. Ben de memnun oldum.

Benim, bak cidden görüntülü aramadığıma inanıyorsun değil mi?

Görüntü net değil mi?

Gayet net canım. Gayet net.

(Dalga sesi)

(Müzik - Duygusal)

Sence şu anı durdurmanın, bir yolu var mı?

Ben de çok isterdim.

(Azra) Ama biliyorsun, zaman bu konuda çok acımasız.

(Azra) Hızla akıp gidiyor.

(Müzik - Duygusal)

Ya aslında…

…teknoloji bunun çözümünü bulmuş. Yani kısmen.

Ne gibi?

Şöyle ki…

Hiç aklıma gelmedi.

Gel bakalım.

-Mutlu muyuz? -Mutluyuz.

Hatta çok.

(Deklanşör sesi)

(“Candan Erçetin – Melek” çalıyor)

(“Candan Erçetin – Melek” çalıyor)

“Biliyorum sen bir meleksin”

“Bana yardım için gönderildin”

“Biliyorum sen bir meleksin”

“Zor günlerimde çıkageldin”

“Yüzümü güldürdün başımı döndürdün”

“Acımı dindirdin yolumdan çevirdin”

“Eğlendirdin sakinleştirdin”

“Ehlileştirdin ve daha bir sürü şey”

“Canım mısın sen, benim misin”

“Her şeyim misin sen”

“Hoş geldin melek”

“Sefalar getirdin”

“Ya gelmeseydin yetişemeseydin”

“Beni bulamasaydın ne yapardım”

“Yarım kalırdım melek”

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

“Biliyorum sen bir meleksin”

“Seni sevmem için gönderildin”

“Biliyorum sen bir meleksin”

“Son demlerimde çıkageldin”

“Yüzümü güldürdün başımı döndürdün”

“Acımı dindirdin yolumdan çevirdin”

“Eğlendirdin sakinleştirdin”

“Ehlileştirdin ve daha bir sürü şey”

“Canım mısın sen benim misin”

“Her şeyim misin sen”

“Hoş geldin melek”

“Sefalar getirdin”

“Ya gelmeseydin yetişemeseydin”

“Beni bulamasaydın ne yapardım”

“Yarım kalırdım melek”

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

“Canım mısın sen benim misin”

“Her şeyim misin sen”

“Hoş geldin melek”

“Sefalar getirdin”

“Ya gelmeseydin yetişemeseydin”

“Beni bulamasaydın ne yapardım”

“Yarım kalırdım melek”

“Ya gelmeseydin yetişemeseydin”

“Beni bulamasaydın ne yapardım”

“Yanlış yapardım”

“Ya gelmeseydin yetişemeseydin”

“Beni bulamasaydın ne yapardım”

“Yarım kalırdım melek”

“Yanlış yapardım”

“Yarım kalırdım melek”

Ah Sumrucuğum, nasılsın?

İyiyim ben de canım. Sağ ol.

Bak ne diyeceğim sana.

Azra bugün, velayet için dava açacaktı haberin var mı bilmiyorum ama.

Sen de hep bunu istiyordun zaten, değil mi?

Tabii canım. Tabii, ben de bunu istiyordum.

Yani zaten mahkemede de gerekeni yapacağım.

Azra’ya söyledim.

(Serap ses) Ha iyi. Ne konuştunuz peki?

Yani şey dedim, kardeşini al git, hayatımızdan çık dedim yani.

Bunun da çok kolay olacağını söyledim.

Sen de kurtulmuş olacaksın, değil mi?

Hem artık, canını da sıkmana gerek yok.

Olur. Görüşürüz.

(Müzik - Gerilim)

(Telefon zili sesi)

Efendim, Galip?

(Galip ses) Abi ancak arayabildim. Şey diyecektim…

…bugün Sumru Hanım ile Azmi konuştular yine.

Sumru Hanım, sanırım kızıyla konuşacak. Size anlatacak galiba.

(Galip ses) Azmi Bey’e öyle dedi ama…

Haa. Tamam, Galip. Sağ ol.

Hakkını veririm.

Sana da iyi akşamlar. Görüşürüz.

Ay hadi ya. Tuvalete mi düştün?

Geç bakayım, otur şuraya.

Ay ne yaptınız bakayım, romantik âşıklar.

Ya Mine çok güzeldi.

Ben galiba her geçen gün, Cenk’e daha çok bağlanıyorum.

Of! Ya, çok güzel ya.

Güzel, güzel de…

…Sumru’nun söyledikleri aklımdan çıkmıyor. Çok korkuyorum.

Ya şu avukat işi, ne oldu gerçekten? Hani Feride Hanım, görüştürecekti seni.

Buluştuk avukatla, buluştuk. Hatta avukat tanıdığımız çıktı.

Ne güzel işte.

Bak her şey, yavaş yavaş yoluna giriyor.

Yani avukatımız Kadir, çok iddialı konuştu.

Galiba kazanacağız davayı. Umutlandım ben.

Kazanacaksınız tabii kızım ya.

O Sumru da böyle avucunu yalayacak.

Havalara tehditler savurarak, olmuyor bu işler.

Yalnız bak gördün mü, iyi ki karamsarlığa bağlayıp, gidip Cenk’ten ayrılmadın.

Ben sana demiştim.

Of!

Bir an önce olsun bitsin şu dava ya.

Bitecek. Mert’i yanına alacaksın.

Sonra Cansu, hayatınızdan çıkıp gidecek. Feride Hanım’a her şeyi anlatacaksınız.

Sonra Cenk’le evleneceksiniz. Boy boy, çocuklarınız olacak.

Bir eşitte, bir beşik, Azra yorgunluktan…

Mine tamam, tamam. Anladım. Senin galiba uykun gelmiş.

Hadi sen git, yat uyu. Kafan karışmış senin.

Bir dakika. Bir dakika. O zaman şöyle yapalım.

Bence de direkt balayından başlayalım. Yani bu daha eğlenceli.

Mine hadi git. Odana git. Odana git.

Gitmeyeceğim ya. Çok güzel hayal kuruyoruz.

Hadi devam.

Sen benim arkamdan, neler çeviriyorsun Kadir ya?

Melis’le ne alakan var senin?

Sana sordum, Melis’i tanıyor musun dedim…

…sen hayır dedin. Yalan söyledin resmen ya.

Cansu, bir sakin olur musun?

(Cansu ses) Sakin falan olamam.

Hani attığımız her adımdan, haberimiz olacaktı ya.

Sen beni, aptal mı zannettin?

(Kadir ses) Cansu bir dinleyecek misin beni?

O zaman ben de gideyim Çelenlere…

…gerçekte senin kim olduğunu söyleyeyim, olur mu öyle?

Cansu, beni bir dinler misin artık? Bir sus ya.

Arkandan iş çevirdiğim falan yok.

Yüz yüze gelelim, açıklayacağım. Zaten hak vereceksin bana.

Ben seni yakalayınca mı söylüyorsun ya? Neden, daha önce söylemedin bana?

Hayır, yani kim bilir daha ne işler çeviriyorsun arkamdan da haberim yok benim.

Ben senin maşan değilim, anladın mı?

Hem ben ne bileyim, yarın öbür gün beni satmayacağını?

Ne malum yani?

Kusura bakma ama gidip, Cenk’e her şeyi anlatırım daha iyi.

Cansu ben şu anda yoldayım, oraya geliyorum.

Lütfen beni dinlemeden, kimseye bir şey söyleme.

(Kadir ses) Büyük hata yaparsın. Geliyorum, yoldayım.

Benim seninle konuşacak hiçbir şeyim yok, anladın mı?

Cansu hoş geldin.

Hoş bulduk.

Sen gergin misin biraz? Bir sorun yok, değil mi?

Yok.

Yani annemle telefonda konuşuyordum da.

O olaydan sonra, üzerime çok düşmeye başladı. Bunaltıyor bazen.

Anladım. Ben kahve alacağım. İster misin?

Olur, olur.

Feride teyze söyledi. Azra, Mert’i almak için dava açıyormuş.

-Evet. Şeker ister misin kahveye? -Yok.

Yani aslında, bence davaya hiç gerek yoktu.

Sonuçta Mert, Azra’yı istemiyor. Çocuğu üzmeye ne gerek var, değil mi?

Bence buna biz değil de Azra’nın karar vermesi, daha doğru olacak.

Yani öyle tabii de.

Peki, avukat ne diyor?

Hani Mert’in, Azra’yı istemediğinden haberi var mı?

Ee…

Evet. Ama Kadir velayeti alırız diyor.

Sizin şirkette, aile mahkemesine bakan avukat var mıydı ya?

Aslında yok da babaannem bunu sonradan bulmuş.

Bu da zaten, enteresan bir avukat.

Nasıl yani?

Adam hem tamirci hem avukat. Sence de tuhaf değil mi biraz?

Yani ilginçmiş gerçekten.

Cansu. Azra’yla birbirinizden hoşlanmıyorsunuz biliyorum.

Ama bence Mert, ablasıyla kalmalı.

Sen annenle konuşur musun bunu? Faydası olacak bence.

Tabii, tabii. Ben söylerim anneme.

(Müzik)

Şimdi Mertciğim…

…al bakayım bunu. Aç bakayım avucunu.

Hah. Tut bunu.

Sakın koparma.

Ne yapacağım bunu?

Atacağız, elma kabuğu hangi şekle girecek, görelim bakalım. Ha?

Mert anlamadı.

Kabuğu attığımızda…

...belki küçük bir fil yavrusu belirecek...

...ya da bir sincap, hatta...

...kırmızı kulaklı bir tavşan.

(Müzik - Duygusal)

Ne görüyorsun?

Tırtıl!

Tırtıl?

Tamam.

O zaman ben sana...

...küçük tırtılın masalını anlatayım. İster misin?

Mert masal seviyor.

Tamam.

Evvel zaman içinde kalbur saman içinde...

...develer tellal...

...pireler berber iken...

...Mert ninesinin beşiğini, tıngır mıngır sallar iken...

...çok uzaklarda...

...kocaman bir orman varmış.

Bu ormanın içinde...

...kuşlara, kelebeklere, sincaplara...

...kargalara...

...ev olan, büyük bir ağaç varmış.

Bir gün...

...bu ağacın yapraklarından birine...

...su damlası kadar küçük bir tohum düşmüş.

Sonra...

...gün geceyi, gece günü kovalaya kovalaya yorulmuş.

İşte o zaman, o minik tohumdan...

...küçücük, senin gördüğün...

...tırtıl çıkıvermiş.

Çirkin tırtıl.

Ya!

Çirkin diye, ormanda kimse onunla konuşmuyormuş.

Bu da onu öfkeli bir tırtıl yapmış.

Bizim minik tırtıl her sabah...

...o rengârenk kuşlara bakıp bakıp üzülürmüş.

Onlar kadar güzel olsam...

...benimle de konuşurlardı dermiş.

Mert, tırtılın arkadaşı olur.

Üzülme.

Sonra tırtıl ne yapmış, biliyor musun?

Kimse görmesin diye...

...kabuktan kendine bir ev yapmış...

...içine girmiş, günlerce de çıkmamış.

(Feride) Sonra minik tırtıl...

...bu kabuğun içinde...

...günden güne...

...öfkesini yenmeye başlamış.

Ama bir gün "Ne var canım çirkinsem...

...benim de güneşe...

...suya, toprağa ihtiyacım yok mu...

...üzülmez miyim, ağlamaz mıyım, sevinmez miyim?"

O an karar vermiş.

Kıracakmış kabuklarını.

Kırmış mı?

Kırmış tabii, kırmaz mı?

Ama bir de ne görsün...

...bir bakmış...

...rengârenk kanatları varmış.

Kadife gibi pürüzsüz, parlak.

Kelebek!

Aferin benim oğluma. Kelebek ya!

İşte senin o çirkin tırtıldan...

...güzeller güzeli bir kelebek çıkıvermiş.

Olur mu ki?

(Feride) Neden olmasın?

Her çirkinin içinde yatan, bir güzellik vardır.

Sadece kabuğundan çıkmayı bekler.

Ben çirkin miyim?

Ablana kızıyorsun ya hani...

...böyle kaşlarını çatıyorsun, bağırıyorsun ya...

...işte o zaman biraz...

...çirkin oluyorsun.

Yüzün böyle, buruş buruş oluyor.

Tırtıl gibi.

Onun gibi içine kapanıyorsun...

...kimseyle konuşmuyorsun.

Öfkeli tırtıl.

Her şeyin güzel olması sana bağlı minik tırtılım.

Eğer öfkelerini yenebilirsen...

...üzüntünü unutup...

...kelebekler gibi rahatça uçabilirsin.

(Müzik - Duygusal)

Oo, kahveler yapılmış.

Aşağıda biraz lafladık Cansu'yla.

Oh, ne güzel.

Valla sizi böyle görmek, çok hoşuma gitti.

(Serap) Eskiden olduğu gibi, dost olarak.

Valla ne yalan söyleyeyim...

...Cenk'in kahvesini özlemişim. (Telefon titreşim sesi)

(Telefon titreşim sesi)

Cansu telefonun titreşimde galiba, bir bak istersen.

(Müzik - Gerilim)

(Kadir dış ses) Arka tarafta garajdayım. Gel konuşalım.

Cansucuğum, kötü bir şey yok değil mi? Yüzün düştü bir anda.

Yok, yok.

Yani bu gece evde değilim ya, annem tabii geriliyor...

...sürekli mesaj atıyor, yemeğini yedin mi, ilacını aldın mı falan diye.

Ah ah, anne olmak böyle bir şey işte, anne yüreği böyle.

Siz ne kadar büyüseniz de yine bizim çocuklarımızsınız.

İzninizle, ben bir bahçeye çıkayım.

Bu ilaçlardan mıdır bilmiyorum ama...

...bazen kendimi çok sersem hissediyorum, açık hava iyi geliyor.

Tamam tatlım. İstersen Cenk eşlik etsin sana, değil mi oğlum?

-Tabii olur. -Yok, hiç gerek yok.

Hem biraz yalnız da kalırım, o da iyi geliyor.

Hemen gelirim zaten.

(Cenk) Nasıl istersen.

(Müzik - Gerilim)

Yani sıkıntıdan, bir türlü kendine gelemedi ki kız.

Mert nerede?

Babaannenin odasına gidiyorlardı en son.

Ben o zaman muhabbetlerini bölmeyeyim, odama çıkayım.

İlk gün bayağı sorunlu geçti galiba ha?

Ama bak şef gerçekten çok tatlı bir adamdır, seversin bence zaman geçtikçe.

(Ceyda ses) Mine de çok tatlı ya.

(Ceyda ses) İkisi de o kadar şirin ki. (Kapı vurma sesi)

-Gel. -Müsait miydin?

Müsaidim abi, gel.

Ceydacığım, ben seni birazdan arayayım mı ha?

Tamam, öpüyorum.

Ceyda bizim orada işe başlamış, değil mi?

Evet. Hatta bugün çok heyecanlıydı, ilk günü diye.

İyi, sevindim.

Azra da yardımcı olur ona.

Bakarsın, iyi bir aşçı olur onun elinde.

Olur.

Sen bile Azra'nın elinde, bambaşka bir adam oldun çıktın.

-Sahi öyle oldum değil mi ya? -Ee, biraz öyle oldu tabii.

Ama ben, Azra'nın evden gidişine üzüldüm abi.

Tamam başlarda bu miras konusundan biraz sevmemiştim, ısınmamıştım ama...

...ne yalan söyleyeyim, sonra tanıdıkça sevdim, ısındım.

Hatta şu an, evde yokluğunu bile hissediyorum. Ki...

...ben hissediyorsam, seni düşünemiyorum bile.

Gerçekten öyle.

O kadar çok alışmışım ki onun burada olmasına.

(Müzik - Gerilim)

Sen buraya gelerek ne halt ettiğini zannediyorsun ya?

Cansu, kimseye bir şey söylemedin değil mi?

Hayır. Henüz söylemedim.

Şimdi anlat bakalım...

...Melis'le ne işin var?

Hayır, bir de herkese avukatım demişsin!

Avukatım zaten.

Ne yaptın, tamircilikten avukatlığa mı terfi ettin?

Cansu, aynı zamanda avukatım, insanların birkaç mesleği olabiliyor.

Sen benim soruma cevap ver!

Melis'le neden birliktesin?

-Bak eğer onun canını yakarsan-- -Benim, Melis'le bir işim yok!

Benim için aileye sızmanın bir yoluydu.

Feride Hanım'ın şirketi üzerinden girince de gerek kalmadı zaten.

Ha yani kızı kendine âşık edip, çekip gideceksin öyle mi?

Ya iki günde, ne aşkından bahsediyorsun?

Arkadaşız, o kadar.

Zaten bu hamle benim işime falan da yaramadı, kızın hayatından çıkıp gideceğim.

Sana inanmıyorum Kadir. Pes yani!

Tamam, hadi Melis'i geçtim.

Azra'nın avukatı da sensin, değil mi?

Evet.

Cenk'in canını nereden yakabilirsem, oradan gidiyorum.

-Bizim amacımız bu değil mi zaten? -Kadir, sen beni delirtecek misin?

Ya, sen delirtecek misin beni?

Azra'nın, Mert'in velayetini almasını istediğimizi mi zannediyorsun?

Ben velayeti aldıracağımı söylemedim.

Anne, Cansu'yu gördün mü? Odasını hazırladık ama...

Kendini çok iyi hissetmiyordu, bahçeye indi.

(Serap) Melis, sen de bir bak istersen.

Tamam.

(Müzik - Gerilim)

Sakın, bir daha bana haber vermeden hareket etme!

Bu işin içinde birlikteyiz!

Ben yanarsam seni de yakarım, anladın mı?

Tamam. Tamam. Bundan sonra böyle olacak.

Ve eğer, o davanın seyrinin iyiye gittiğini duyarsam...

...ya da Melis'le birlikte olduğunu, gider Cenk'e her şeyi anlatırım.

Öyle olacak, merak etme Cansu.

Ben bu davayı kazanmak için değil, kaybetmek için aldım.

O herifin ekmeğine yağ sürecek değilim, merak etme.

Umarım öyledir.

Neyse şimdi git, bir gören olacak.

(Müzik - Gerilim)

(Araba motor sesi)

(Müzik - Gerilim)

(El freni çekme sesi)

(Kapı açılma sesi)

Kadir?

Ne işin var senin burada?

Ben de şimdi sana mesaj atıyordum.

Ya görüntülü konuşmak yerine geleyim bir...

...canlısını göreyim istedim.

Kusura bakma, bu saatte çok doğru olmadı böyle haber vermeden gelmem ama...

...ben tutamadım kendimi.

Olur mu öyle şey?

Hiç önemli değil, bu yaptığın...

...çok romantik diyebilirim.

Neyse...

...ben sadece, telefonlarına gün içinde cevap veremediğim için...

...kendimi affettirmenin bir yolunu arıyordum işte.

Şimdiden bunu başardın.

Ben aslında şey diye düşündüm, belki...

...seni de alırım, bir şeyler yaparız.

Çok isterdim...

...ama dedim ya arkadaşım Cansu bizde.

Hadi ya!

Olsun, ben şansımı denemiş olayım.

Geldiğin için teşekkür ederim.

Bu benim için çok şey ifade ediyor.

Hava çok soğuk, hadi sen daha fazla üşüme, içeri gir.

İyi geceler.

İyi geceler.

(Müzik - Duygusal)

"(Müge Zümrütbel - Bırakma Elimi Sensiz" çalıyor)

"Can vazgeçer mi can"

"Kolaydır dile söylesen bile"

"Kendimden vazgeçtiğim yok"

"Dinlemez ki kalp, kolaysa sakat"

"İşler derine"

"Zor bir kafesteki kuş misali"

"Gökyüzü görmez"

"Maviye hasretken aşk gözyaşı döker"

"Kurumamış sözler yerine"

"Sen yalnızlığına, suskunluğuna, tutsaklığına"

"İsyan etmeden gel"

"Belki yeniden, bağır geceden"

"Güneş bu defa"

"Sanma ki yaralı kanar bu kalp her tende"

"Böylesi bir acı ağır gelirmiş ömre"

"Değse bile haram güzelliğine vazgeçme"

"Hep saftan hep tertemiz"

"Sanma ki yaralı paramparça bu halin"

"Her bir savaştan çıkmışsın sağ salim"

"Kor gibi ateşe dönsen de vazgeçme"

"Bırakma elimi sensiz"

"Sanma ki yaralı kanar bu kalp her tende"

"Böylesi bir acı ağır gelirmiş ömre

"Değse bile haram güzelliğine vazgeçme

"Hep saftan hep tertemiz"

"Sanma ki yaralı paramparça bu halin"

"Her bir savaştan çıkmışsın sağ salim"

"Kor gibi ateşe dönsen de vazgeçme"

"Bırakma elimi sensiz"

Günaydın.

Yanımda olamadığı için çok özlediğim sevgili.

Günaydın, çiçeklerin efendisi.

Tamam, hadi tutma beni, benim çok acelem var.

Daha Kadir'le buluşacağım, bu dava dosyası için görüşeceğim.

Azra...

...sesin hep böyle mutlu gelsin istiyorum.

Ben mutluyum zaten.

Ama sen artık, bana çiçek gönderme olur mu? Utanıyorum.

Aslında haklısın.

Soyadıma yakışır bir şeyler yapmam lazım değil mi?

-Mesela çelenk göndereyim mi sana? -Yok artık.

Azra, bu arada şey diyeceğim, bugün misafirlerim var...

...çok önemli bir anlaşma için birlikteyiz.

Sonra onları restorana getireceğim.

Zaten Ferhat Usta'ya da söyledim, haberi var. Özel bir menü hazırlayacak.

Evet, biliyorum. Şef bana söyledi dün.

Tamam. Görüşürüz.

Hadi bye bye.

Kalk bakayım. Bu saate kadar uyunur muymuş hiç? Hadi kalk.

(Feride) Gıdıklanıyor mu bu? (Gülme sesi)

Yapma. Yapma, ben çok gıdıklanıyorum.

Güzel uyudun mu?

Mert babaanneyi seviyor.

Babaannesinin minik torunu!

(Öpme sesi)

Kurban olayım sana. Hadi kalk, elini yüzünü yıka.

Giy terliklerini de.

(Müzik - Gerilim)

(Müzik - Gerilim)

(Telefon zili sesi)

Kim bu ya?

(Telefon zili sesi)

(Kapı vurma sesi)

Günaydın.

Serap teyze günaydın.

İyi uyudun mu canım?

Valla ne yalan söyleyeyim, son zamanlardaki en güzel uykumdu.

-Yatak da çok rahat. -Oh, çok sevindim.

Yani Azra'yı değil de seni görmek, çok güzel burada.

-Hadi kahvaltıya o zaman. -Tamam.

-Serap teyze... -Hı.

Mert uyandı mı? Yanıma hiç gelmedi de.

Mert akşam, annemin yanında uyumuş. Beraberler şimdi.

Hı. Belli sevdi Feride teyzeyi

Öyle valla.

-Hadi bekliyoruz. -Tamam, geliyorum.

Gel bakayım. Belkıs günaydın.

Günaydın hanımım.

Mert için glütensiz bir şeyler hazırlanacak, çocuğa dokunuyormuş.

Tamam hanımım.

Cansu Hanım söylemişti zaten, ona göre hazırladım bir şeyler.

İyi.

-Feride Hanım. -Gel Hasan.

Bir şey mi söyleyeceksin?

(Müzik - Gerilim)

Nedir bu?

Feride Hanım...

...bunu okumadığınızı düşünüyorum.

(Hasan) Görmek istersiniz dedim.

(Müzik - Gerilim)

Nerede buldun bunu?

Mutfakta, Belkıs'ın elindeydi.

Beni görünce, telaşlanıp çöpe attı.

Ben de o gidince meraklanıp...

...aldım okudum.

-Belki ayıp ettim ama... -Tamam Hasan.

Sağ ol.

Afiyet olsun.

Anlattığım gibi işte.

Sumru'dan şüphelenmek için haklı sebeplerim var.

Hatta bence, o Fatma denen kadınla işbirliği yapmış bile olabilir.

Üvey annen de bu işin içinde diyorsun.

Peki ya...

...üvey kardeşin?

Adı neydi?

Cansu.

Yani o konuda, net bir şey söyleyemeyeceğim ama...

...bence o da biliyordu, sustu.

Daha önce, böyle düşünmüyordum ama...

...son zamanlarda yaşananlar, beni böyle düşündürttü.

Nasıl yani? Biraz açıklar mısın?

Cansu...

...daha yeni intihara kalkıştı.

Ve o olaydan sonra, bana çok farklı davranmaya başladı.

Sanki bana oyun oynuyormuş gibi, benden intikam almak istiyormuş gibi.

Ama zaten Cansu, Sumru'yla her şeyi konuşur yani...

...bilmemesine imkân yoktu bence.

Azra Hanım! İki dakika bakar mısınız?

-Hemen geliyorum ben. -Lütfen.

Bak sen.

Demek ipin ucunda, sen de varsın ha Cansu?

Hem de çocuk alıkoymaktan. Cık cık cık.

Alo.

Ahmet, Tunç'u da al, gelsene bize.

Cansu Hoca da bizde. Kahvaltıdan sonra ders çalışırız.

Oğlum yok, gitmeyeceğiz okula. Cansu Hoca konuşmuş müdürle.

Tamam.

Biz de Tunç'la buluşacağız birazdan zaten. Geliriz.

-Sen Yağmur'u da çağırdın mı bu arada? -Yok.

Yok, Yağmur'u çağırmadım.

Yağmur'u çağırmayalım şimdi, biliyorsun Ceyda'yla anlaşamıyorlar.

Sıkıntı çıkacak boşu boşuna. Hiç söylemeyelim biz ona.

Yani ben söylemem.

Tamam o zaman.

Haberi olmazsa sıkıntı yok.

Tamam aynen, biz öyle yapalım.

Şimdi kıza da ayıp olacak ama...

...ama onun için de Ceyda'yı üzemem. Çağırmayalım, çağırmayalım söyleme.

Tamam, görüşürüz.

(Telefon zili sesi)

Efendim anne.

Ha yok, hiçbir gelişme yok şu anda.

Bilmiyorum, aradım ben de avukatı, geri de dönmedi.

Ben de merak ediyorum.

Olmazsa bugün, bir ofisine falan uğrayacağım.

Neyse anne, artık siz de daha fazla üzülmeyin gerçekten.

Babama da söyle.

İnan her şey yoluna girecek.

Tamam.

Tamam anneciğim. Öpüyorum ben de.

Ay!

(Kapı zili sesi)

(Müzik - Gerilim)

Mesut.

İki saat önce serbest bıraktılar.

Tutuksuz yargılanacağım.

Şaşırdım ben yani...

...avukat da bir şey söylemedi, ulaşamıyorum da.

İçeri girebilir miyim?

Tabii, gir.

(Müzik)

(Mesut) Seni çok özledim Hülya.

(Mesut) Çok özledim.

Sen de kızımız da...

...ikiniz de burnumda tüttünüz benim.

(Müzik - Gerilim)

Bir şey söylemeyecek misin?

Sevindim senin adına.

Bak biliyorum...

...sana yaptıklarımın telafisi yok.

Ama içerideyken, yalnız başımayken düşünecek çok zamanım oldu.

Ben sensiz yapamam Hülya.

(Müzik - Gerilim)

(Sessizlik)

Buyurun hanımım, bir şey mi istediniz?

Evet Belkıs.

Bu notu...

...neden çöpe attığını, öğrenmek istiyorum.

Bilmem ki yerde bulmuşumdur, atmışımdır.

(Feride) Belkıs...

...beni bilirsin. Bir şeyi iki kere sormaktan hoşlanmam.

Ne notuymuş ki anne o?

Azra giderken, bana bir not bırakmış.

Ama ne hikmetse o not, çöpe atılmış.

Evet Belkıs...

...seni dinliyorum. -Şey...

...ben temizlik yaparken odada buldum.

Okumuşsunuzdur diye de attım.

Okusam, bu not bende olur değil mi?

Niye geri yerine koyayım?

Bilememiş işte anne.

Kaç yıllık çalışanım, bu ev düzenini bilemiyorsa...

...ortada bir sorun var demektir.

Ben çok özür dilerim hanımım.

-Söz, bir daha olmaz. -Belkıs...

...ben evimde, arkamdan iş çevrilmesinden hiç hoşlanmam.

Herkes yerini de haddini de bilmeli.

(Müzik - Gerilim)

Ahmet!

Yağmur?

-Sen de mi geleceksin? -Evet.

-Tunç, hep beraber çalışacağız dedi. -Niye şaşırdın ki oğlum bu kadar?

Yani Ceyda da olacak ya.

Ben çok anlaşamıyorsunuz diye, öyle söyledim ama...

Altı üstü ders çalışacağız. Uzatmaya gerek yok.

Hem zaten, ben ne yapıyorum ki Ceyda'ya?

Peki madem.

Yani büyütmeye de gerek yok.

İşte şimdi mahvolduk.

Buyurun, geçin çocuklar.

(Arda) Aa, hoş geldiniz.

Geçin böyle.

Arda biliyorum, sen beni davet etmedin ama...

...Tunçlar da kesin unutmuştur deyince...

Evet ya, ben unutmuşum, kusura bakma. Hoş geldin.

Yok canım, sorun değil.

Vallahi, on numara ha.

Gerçekten de çok güzel bir ev.

(Yağmur) Keşke, hep dersleri burada yapsak.

Başka bir derdin var mı tatlım?

Şaka yapıyorum Ceydacığım, farkındaysan.

Daha birçok şeyin farkındayım ben, merak etme.

Evet arkadaşlar, farkındalığımız bu kadar yüksekse...

...matematikten geri kaldığımızın da...

...hepimiz farkındayız değil mi? O yüzden, çalışmamız gerekiyor.

Çocuklar.

Hoş geldiniz.

(Hep bir ağızdan) Hoş bulduk hocam.

(Ahmet) Hocam özledik, ne zaman dönüyorsunuz okula?

Bakalım, yakında.

Siz zaten hazırsınız, başlayalım o zaman bence, ne dersiniz?

(Cansu) Yağmurcuğum, sen sınıfımıza yeni gelmişsin.

-Evet hocam. -Sınıf öğretmeninden öğrendim...

...galiba matematiğin çok iyiymiş ha.

Daha iyi olması için çalışıyorum hocam.

Da yeni olduğum için, henüz adapte olamadım.

Tabii, haklısın.

Bu arada, müdür beyden öğrendim, Rıza Bey senin babanmış.

(Cansu) Kendisini çok severim, çok saygılı bir insandır.

(Müzik - Duygusal)

Notunu bugün okudum.

Belkıs okuduğumu sanıp, kaldırmış.

Ne güzel şeyler yazmışsın öyle.

Ben de konuştuğumuzda şaşırmıştım.

Yani hiçbir şey söylemeden gittin deyince.

Ama bu senin, daha haklı olduğunu göstermez.

Haklısın, üzgünüm.

Neyse, ben kontrolüme geç kalmayayım da gideyim.

Ben de geleyim mi seninle?

Yok, sen gelme. Senin gitmen gereken başka yer var.

Nereye gidecekmişim?

Mert'in, yüzme kursu var bugün.

Yanında olmak, güç vermek istersin diye düşündüm.

Malum, sudan korkuyor ya.

Nasıl yani, Mert gerçekten yüzme kursuna mı başlıyor?

Ya biz, babamla o kadar uğraşmıştık onu suya alıştırmak için.

Yok ama çok korkuyordu.

Her şey değişir Azra.

Bazen korkularımızla yaşayamayacağımızı anlarız.

Ve sevdiklerimiz de yanımızdaysa...

...bize de güç veriyorsa...

...o zaman, o korkuların üzerine gideriz.

Haklısın.

Ben de Mert'in yanında olmayı çok isterim böyle bir günde.

Zaten her şeyini kaçırdım.

Büyümesini bile kaçırdım.

Bundan sonra, hep yanında olacaksın.

Okulu bitirirken, üniversiteye giderken...

...yanında olman için elimden geleni yapacağım.

Teşekkür ederim.

Hadi, bu kadar muhabbet yeter.

Hasan, üç gibi kursa bırakacak onu. Sen de git, gör kardeşini.

Ama Ferhat Usta'dan da izin al.

Sen nereden biliyorsun peki, Mert'in kursa başladığını?

Siz yine buluştunuz mu yoksa?

Cansu'yla Mert geldi, akşam bizde kaldılar.

Öyle mi?

Ama suratını asma Azracığım.

En yakın zamanda, Allah'ın izniyle Mert'i alacağız.

Abla, kardeş beraber olacaksınız.

İnşallah.

Nasıl peki?

Sevindi mi seni gördüğünde?

Ninesinin masallarına bayılıyor.

Bütün gece masal anlattırdı.

Sonra da uyuyakaldı.

Cansu, onun yanında mı uyudu yoksa?

Cansu da onun iyiliğini istiyor.

Ona karşı bu kadar katı olma.

Herkese rezil oldum hocam.

Nasıl gideceğim şimdi ben o okula?

Bak Yağmurcuğum, zor bir hayattan geliyorsun, anlıyorum.

(Cansu) Ama bunda gizleyeceğin, saklayacağın hiçbir şey yok ki.

Aksine baban bu yaşında, sen okuyabilesin diye çalışıyor.

Bence gurur duyman lazım.

Ben böyle zenginlerin olduğu bir okula gelmeden önce, hep düşündüm...

...beni küçük görürler mi diye.

Hatta babamı bile.

Pek de yanılmadım zaten.

Geçen gün, babam çantama para koyarken Ceyda görmüş.

Daha ne olup bittiğini anlamadan, onu hırsızlıkla suçladı.

Çünkü onlar için biz hep para çalan...

...malında mülkünde gözü olan insanlarız.

(Müzik - Duygusal)

Yağmur, ben özür dilerim.

Ama bunu biraz da yaratan sen değil misin?

Ben sadece, seni korumaya çalışmıştım.

Üstelik Rıza abiden de çok özür dilerim, ellerinden öperim.

Keşke benim de böyle bir babam olsaydı.

Ben ne diyeceğimi bilemiyorum.

Gerçekten çok utanıyorum.

Yağmur, sen utanılacak bir şey yapmadın ki.

Sadece biraz kafan karışmış.

Çocuklara anlattım, aynı mahallede olduğumuzu.

Keşke böyle olmasaydı ama...

...olduysa da canın sağ olsun.

Hem lisede olan, lisede kalır, değil mi? Las Vegas misali.

(Telefon zili sesi)

-Efendim Kadir. -Cansu, hemen görüşmemiz gerekiyor.

(Cansu ses) Çok mu önemli?

Bence senin için çok önemli. Konum atıyorum, acil oraya gel.

Tamam geliyorum.

(Cenk) Ve sizi, muhteşem ekibimle tanıştırayım.

(Cenk) Şefimiz Ferhat Usta...

...şef yardımcımız Azra Hanım ve asistanımız Mine Hanım.

-Memnun oldum. -Efendim, bugün size...

...Osmanlı mutfağının, dünyaca ünlü yemeklerinden...

...azıcık da olsa tadabilmeniz için özel bir menü hazırladık.

(Ferhat) İnşallah beğenirsiniz.

Yemek boyunca, yardımcım Azra Hanım size eşlik edecek.

Şimdiden afiyet olsun.

Cenk Bey, umarım prensipte anlaşır ve uzun yıllar boyunca çalışabiliriz.

Yemeklerimizi tattıktan sonra, zaten karar vereceksiniz sizler.

Buyurun lütfen.

(Kadın) İşinizde profesyonel olduğunuz o kadar aşikâr ki...

...sadece bana kalsa, şimdiye imzayı atmıştım.

(Müzik)

Cansu'yu iyi gördüm ama morali düzelmiş gibi.

İyi, evet çok iyi.

Çok şükür.

(Müzik - Gerilim)

Sen iyi misin Sumrucuğum, bir tedirginsin gibi sanki?

Aa, yok.

İyiyim aslında.

Bir, iki tane yeni garson aldık da...

...işi çok savsaklıyorlar. Müşteri de girip çıkıyor, ona bakıyordum.

Haklısın tabii.

Serapcığım, geçen gün Cansu'yla Mert'i ağırladığınız için çok teşekkür ederiz.

O kadar memnun döndüler ki.

Mert, Feride Hanım'ı da sevmiş ha.

Ay rica ederim. Keyifle ağırladık vallahi.

Biz bir de ailecek alıştık yani Mert'e.

Ablasına ne kadar alışamasak da.

Değil mi? Öyle.

Cenk nasıl?

İyi.

Yani Azra'yla ayrıldılar mı, ne yaptılar bilmiyorum ama--

-Konuşmadın mı? -Yok, konuşmadım.

Çünkü ne zaman Azra konusu açılsa, biz tartışıyoruz Cenk'le.

Ben oğlumu artık üzgün görmek istemiyorum.

Azra gittiğinden beri mesela bir sessizleşti, içine kapandı.

Yani kız, evimizden gitti ama hayatımızdan gidemedi bir türlü.

Gidecek hayatım, sen merak etme bana güven.

Nasıl olacak o?

Yani bu süreç demeye çalışıyorum.

Elbette, eninde sonunda gidecek değil mi?

Aa!

İnşallah.

-Aa, Sumru? -Ha?

Sana bir şey diyeceğim.

Sen şimdi, Azmi Bey'le görüşüyorsun falan ya.

Ben bir dostun olarak, uyarayım seni.

Hayırdır, ne oldu?

Adam, bildiğin dolandırıcı çıktı.

Ben şirketin başındayken, bir sürü sahte imzalarla evraklarla...

...bir ton yolsuzluk yapmış.

-Yapma? -Tabii.

Yani nasıl becerdi onu bilmiyorum ama şu an, şirketin yüzde 10 hissesine sahip.

Ne diyorsun sen?

Hayır yani, bir de beni ailemin önünde zor duruma düşürdüğü yetmiyormuş gibi...

...bir de üste çıkmaya çalışıyor.

(Serap) Telefonu yüzüme kapattı.

Yani ben bir arkadaşın olarak, seni uyarayım da.

Sen dikkat et.

Allah Allah! Bak sen şu işe.

Çok teşekkür ederim.

(Sumru) Sağ ol.

Sen merak etme.

Ben zekâma güvenirim. Böyle işlere pabuç bırakmam.

Sağ ol Sumru ya.

Yani ben de yıllardır çalışanımız diye güvendim, aptallığımdan değil.

Aa!

Allah aşkına, sen alındın mı?

Hayır, öyle demek istemedim. Tabii ki canım.

Dikkat ederim anlamında söylüyorum. İyi oldu, uyardığın.

Evet Kadir, geldim. Ne söyleyeceksen söyle.

-Azra konusunda bence-- -Kadir!

Azra konusunda falan deme bana, bunu konuştuk.

O davayı kaybedeceksin, Melis'i de bırakacaksın.

Cansu.

Bence sen, benimle pazarlık edebilecek bir durumda değilsin.

O ne demek?

Otursana.

Buraya gelmeden önce, Azra aradı.

Elinde, anneni ipe götürecek bir tanığı varmış.

Ya ip belki biraz ağır oldu ama biz hukukçular aramızda böyle deriz.

Neden bahsettiğini bilmiyorum.

Bence gayet de iyi biliyorsun.

Mert'i kaçıran kadından bahsediyorum.

Fatma'dan.

Şimdiden, annenle işbirliği yaptığını söylüyormuş.

Yalan söylemiş.

Ben hiç sanmıyorum.

Ama...

...benim asıl merak ettiğim şey ne biliyor musun Cansu?

Acaba sen, ne kadar bu işin içindesin?

Çünkü aksi takdirde, anne kız içeride bayağı bir süre geçireceksiniz.

(Telefon zili sesi)

Alo!

(Burhan ses) Merhaba Cansu, ben Burhan.

-Burhan? -(Burhan ses) Evet, annenin arkadaşı.

Buyurun Burhan Bey, bir şey mi diyecektiniz?

(Burhan ses) Seninle mutlaka görüşmem gerek.

Anlamadım, ne konuda?

(Burhan ses) Söyleyeceklerim çok önemli.

-(Burhan ses) Babanla ilgili. -Babamla mı?

Ben pek anlayamadım.

Görüştüğümüzde, her şeyi açıklayacağım.

Tamam da...

Neyse, tamam. Nereye geleyim?

Peki.

Ne oldu ya, gerildin biraz?

Seni ilgilendiren bir konu değil.

Eğer söyleyeceklerin bittiyse, benim gitmem lazım.

Ben diyeceğimi dedim.

(Müzik - Gerilim)

Önce hanımefendiye, lütfen.

(Müzik - Duygusal)

(Erkek) Teşekkürler.

Azra Hanım, bunlar harika görünüyor.

Osmanlı mutfağına aşina sayılırım.

(Erkek) Ama bu yemeği, bilmiyorum sanırım.

Hiç görmemiştim.

Şefimizin en özel yemeklerinden biridir.

Yufkalı darüzziyafe köftesi.

Tavuk, dana ve kuzu etinden yapılmaktadır.

(Kadın) Şahane görünüyorlar ama...

...ben et yemiyorum.

Malum, Osmanlı mutfağı da hep ettir şimdi.

Hayır. Aslında Osmanlı mutfağı vegan çeşitliliği olan...

...nadir mutfaklardan biridir.

Dilerseniz size, nohutlu patlıcan sunabiliriz.

Nohut sevmem.

Daha böyle, modern bir şeyler yok mu acaba?

Modernden ne anladığınıza bağlı aslında.

(Boğaz temizleme sesi)

Fena soru değil aslında.

Cenk Bey'in damak zevkine güveniyorum.

Belki o bana, bir yemek tavsiye edebilir.

Ee...

Ben size kabak çorbası önerebilirim.

(Cenk) Lezzetli ve hafiftir.

Tamam. Onu alayım o zaman.

Maalesef, bugünkü menümüzde kabak çorbası yok.

Ama dilerseniz size, sebze çorbası verebiliriz.

Sebzeleri eziyor musunuz, yoksa kendi formunda mı geliyor?

Vitaminlerini kaybetmemeleri için elimizden gelen çabayı gösteriyoruz.

Tamam.

Neyse onu getir işte.

Teşekkürler Azra Hanım.

Afiyet olsun.

(Müzik)

Mine, şu sebze çorbasından koyar mısın biraz?

Ana! Onca yemeğin arasında, sebze çorbasını isteyen de kim ya?

Şu kendini beğenmiş kadın var ya, o işte.

Şu manken gibi salınan mı?

Ay Allah aşkına Mine, kaç tane kadın vardı ki zaten orada?

Bir de manken görmesek.

Azra, sinirlendin mi sen biraz, kızdın mı?

Ay ne sinirleneceğim şef?

Hanımefendi modern yemek istiyormuş, veganmış.

(Azra) Sebzeler formunda mı geliyormuş?

Ay sen kimsin ya? Ye yemeğini git işte değil mi?

Ya.

Mine, servisi sen yap. Ben bu yemeğin sonunu pek hayırlı görmüyorum.

(Mine) Sen çorbayı al götür.

Bunu da beğenmezse, saçını başını yol.

(Mine) Olmadı, ben gelirim yardıma.

Bence de.

Ne yapıyorsun sen?

(Kapı açılma sesi)

(Kapı kapanma sesi)

İyi misiniz?

Hastalığınız çok mu kötü?

Doktor "Ameliyat çok riskli" dedi.

Şu hayatta, risksiz olan ne var ki?

Ama siz, hiç kendinizi üzmeyin.

Allah'tan umut kesilmez.

Kendim için değil bu üzüntü, çocuklarımı düşünüyorum.

Küçük oğlumu daha evlendiremedim.

Ortancanın da işleri, pek iyi gitmiyor.

Çalışır elim tuttuğunca, ona yardım ederim diyordum.

Yoksa karısıyla kavga ediyorlar, borçlar kapanmayınca.

Bilmem mi?

İki çocuk mu var?

Yok, bir de ablaları var, büyük kızım.

Anne dedi "Senin de bir çatı altın olsun."

Kredi çekti sağ olsun.

"Anne azar azar öder bitiririz" demişti.

Bir de bebek bekliyor.

Hiçbir şeye değil de...

...ilk torunum...

...onu göremeden mi...

(Telefon zili sesi)

(Telefon zili sesi)

Feride Hanım, buyurun lütfen.

-Geçmiş olsun. -Sağ olun.

-Serapcığım. -Zahmet oldu Hülyacığım.

Teşekkür ederim.

Afiyet olsun hayatım, ne zahmeti.

İnan daha önce gelmek istedim ama biliyorsun, bizim evdeki sorunları da.

Bir türlü bitmek bilmiyor onlar.

Biliyorum. Ayrıca hiç önemli değil.

Ben böyle bir şey için sana gönül koymam.

Eksik olma Hülyacığım.

Gerçekten çok üzgünüm.

Çok geçmiş olsun tekrar.

Sağ ol Serap.

Bu arada Mesut'u serbest bıraktılar.

Aa ah!

-Ne zaman? -Bugün, öğlen.

Ben de böyle görünce, karşımda şok oldum.

Ama şimdi yukarıda, biraz dinleniyor.

Aa! Ay vallahi çok sevindim.

Çok şükür, gözün aydın diyeyim.

Sağ ol.

Zaten Mesut, çok iyi niyetli bir insan.

Ben hiç konduramadım ona biliyor musun, böyle bir şey yapabileceğini.

Evet.

Hatta, fazla iyi niyetli diyelim.

(Hülya) Çünkü iyi niyeti yüzünden, başımıza gelmeyen kalmadı.

Beni bilirsin.

Ben o kadar kolay dertlenen biri değilim ama...

...artık o kadar yorgun ve doluyum ki Serap.

Biliyorum Hülyacığım.

Kolay değil.

Hülya, biri tuzak kurmuş olabilir mi acaba?

Aklıma başka türlüsü de gelmiyor benim.

Evet, yaşananlar öyle gösteriyor.

Ama...

...ben artık, yüreğim elimde yaşamak istemiyorum Serap.

Bu yüzden...

...ben boşanma kararı aldım.

Aa ah! Dur hemen ya, dur biraz bir sakin ol.

Yok, öyle değil.

Sen bilmiyorsun.

Biz evlenirken, ailem evlenmeme karşıydı.

Ben en başından beri...

...hep Mesut'un arkasında durdum.

(Hülya) Onu savundum.

Ama dün babam telefonda...

..."Al işte yıllardır koruduğun, savunduğun adamı gör" deyince...

...bu çok ağır gerçekten.

Haklısın hayatım. Sen de onların bir tanecik kızısın.

İsterler mi, senin böyle bir duruma düşmeni? İstemezler.

Ama Mesut aklandı şimdi. Yani onlar...

...bir anda, kızgınlıkla söylenen şeyler. Bence fikirleri değişir artık.

Yok, inan bana anlık değil.

Yani ne bileyim, babam yeri geldi Mesut'un borcunu ödedi.

Yeri geldi, işine yardımcı oldu.

Keza ben ne bileyim, söylediği yalanları görmezden geldim.

Ama Mesut hiçbir zaman, bunların kıymetini bilmedi.

Özellikle, şu yaşadığımız son olay var ya.

İnan çok ağır.

Ya doğru canım, haklısın tabii. Cinayetle suçlanmak, korkunç bir şey.

Ama Mesut, bir ders çıkaracaktır artık bundan kendisine.

Yapma Hülya, bak ani karar verme.

Yıkma yuvanı hemen, kızını düşün.

Kızım evet.

Sanırım en zor kısım oydu.

Yani sen de annesin, kendini benim yerime koy.

Bunu kızına söylemek o kadar korkunç ki.

Ay hayatım, haklısın.

Hani ben sana, şimdi demiyorum tabii Mesut'u affet...

...her şeyi unut, gitsin demiyorum.

Acaba, son bir şans daha mı versen?

Bir şans daha?

(Nefes sesi)

Son bir şans daha versem ne olacak?

(Hülya) O kadar çok şans verdim ki.

Biliyorum ben olacakları.

Yine gidecek, bir şeye bulaşacak.

Ayağına bir şey dolayacak, gelecek.

(Hülya) Sen beni tanıyorsun uzun yıllardır.

Benim öyle mal mülk, parada hiç gözüm yoktur, olmamıştır.

Ya şu son...

En son, bunca yıl sonra sırf gözdağı vermek için evlilik sözleşmesi imzalattım.

(Hülya) İnanabiliyor musun? Ne oldu?

Şu hâlimize bak, değişen hiçbir şey olmadı.

Olmadı, olmuyor. Ne bileyim sonra böyle öğlen, kapıda karşımda görünce...

...üzülüyorum tabii o hâline.

Üzülüyorum ama ona karşı, o kadar öfkeliyim ki.

Serbest kaldığına sevindim mi?

Onu da bilmiyorum.

Karman çormanım ya anlayacağın, o kadar karışık ki kafam.

Hülyacığım biliyorum.

Yani hepsinde haklısın ama biraz kendinize zaman verin.

Sakince bir oturun düşünün.

Bak, ben eşimi çok genç yaşta kaybettim.

Üç çocukla bir başına kalmak çok zordu.

İnan ne para ne pul yani, o babanın yokluğunu hiçbir şey doldurmuyor.

O yüzden, sen biraz daha düşün, kızını düşün.

-Olur mu? -Sağ ol Serap.

Hadi kahven soğudu.

(Müzik)

Aa!

Hoş geldin.

(Burhan) Gelmene çok sevindim. Buyur.

Bir şey içer misin?

Buranın salebi çok iyidir gerçekten.

Bakın Burhan Bey, ben buraya bir şey içmeye gelmedim.

Konunun babamla ilgili olduğunu söylediniz.

Hem zaten anlamadım ben, neden bunu evde konuşmadığımızı?

Annemin de bu konuşmada olması gerekmiyor muydu?

Annenin burada olmamasını, özellikle istedim.

(Burhan) Çünkü söyleyeceklerimi, o zaten biliyor.

Evet, sizi dinliyorum. Ne söyleyeceksiniz söyleyin, çok vaktim yok.

Babanın nasıl öldüğünü, biliyor musun?

Ne demek bu şimdi? Tabii ki biliyorum.

Babam kalp krizinden öldü.

Peki, hiç mezarını gördün mü?

Ne demeye çalışıyorsunuz siz?

(Burhan) Mezarını görmedin.

Çünkü annen sana, babanın yurt dışında öldüğünü...

...ve ailesi orada olduğu için memlekete getirilmediğini söyledi.

Tabii, sen de buna inandın.

Bu kadar saçmalık yeter!

Bak Cansu, lütfen.

Söyleyeceklerimi bir dinle.

Siz kim oluyorsunuz da karşıma geçmiş babamın...

...ölümüyle ilgili ahkâm kesiyorsunuz bana?

Önce beni bir dinle.

Lütfen.

-Benim dinleyecek hiçbir şeyim yok! -(Burhan) Cansu!

Baban yaşıyor.

(Müzik - Gerilim)

Cenk Bey, doğrusu sizinle tanışmadan önce yaşlı, göbekli...

...çok ciddi biriyle karşılaşacağımı sanmıştım ama tersine.

Son derece karizmatik, vizyon sahibi.

Cesaretimi mazur görün, yakışıklı bir adamla karşılaştım.

Teşekkürler Banu Hanım, çok naziksiniz.

Bana Banu deyin.

Tatlı arzu eder miydiniz?

Yemek o kadar güzeldi ki, tatlıya hayır diyemeyeceğim.

Lütfen.

İş ortaklığımızı da yaptığımıza göre...

...o zaman izin verin, sizi akşam bir yerlere götüreyim.

Ne dersiniz?

Memnun oluruz.

Cenk Bey'in de beni kırmayacağını düşünüyorum.

Yani tabii, ben sizi kırmak istemem ama akşam için kız arkadaşımla plan yaptım.

Hanımefendi de bize katılsın.

Israr etmeyelim isterseniz.

Bence kız arkadaşınız da bize katılabilir.

Soralım kendisine.

Ne dersin canım, akşam katılalım mı?

Maalesef, ben akşam size katılamayacağım.

Neyse beyler, biz de kalkalım o zaman.

(Banu) Malum yapacak çok işimiz var.

Feride Hanım, şimdi söyleyeceklerim lütfen sizi korkutmasın.

(Doktor) Ufak bir kitle gördüm.

(Doktor) Ne olduğunu anlamamız için biyopsi yapmamız gerekiyor.

Yani, hastalığım yeniden mi nüksetti demek istiyorsunuz?

Şimdilik bir şey söylemek için erken.

Tabii bu arada, tedbiri elden bırakmayacağız.

Hemen telaşlanmayın, ben bunun bir yayılma olduğunu düşünmüyorum.

Şimdilik. Bakacağız.

Baban ölmedi.

Sana anlatılan her şey, koca bir yalandı.

Biliyorum kabullenmesi zor ama gerçek bu.

Yeter!

Yeter, sus artık!

Sus artık!

Sen kim oluyorsun da karşıma geçmiş, bütün hayatımın bir yalan üzerine...

...kurulu olduğunu söylüyorsun? Nasıl bu kadar acımasız olabiliyorsun?

Acımasız olan ben değilim!

-Sana yıllarca yalan söyleyen annen! -Yeter, kes artık!

Ben de oturmuş burada, senin saçmalıklarını dinliyorum.

Sen de hiç mi utanma yok? Bir de annemin, arkadaşı olacaksın.

Ne garezin var senin anneme?

Ne istiyorsun sen bizden?

Ben annenin arkadaşı değilim!

Onun eski kocasıyım.

25 yıl önce evlendik biz annenle.

Yalan söylüyorsun.

Hayır, yalan söylüyorsun.

Doğru değil bu, gerçek değil bu, yalan söylüyorsun!

Ama gerçek bu.

Ben senin babanım.

Bu saçmalıkları, dinlemeyeceğim ben artık!

Benim babam öldü!

Anladın mı? Ben iki yaşındayken, benim babam öldü!

Cansu!

Bak, babanın hiç fotoğrafını görmedin.

Ne anneanneni ne de babaanneni tanımadın.

Onlar, ben çok küçükken ölmüşler.

Yıllarca, sana bir hikâye anlatıldı.

Biliyorum kabullenmesi zor.

Ama ben sana, gerçeği söylüyorum.

Neden yapıyorsun bunu?

Neden bunu bana yapıyorsun?

Sadece, yıllardır göremediğim kızımı geri istiyorum.

İki yaşında elinden tutup, parka götürdüğüm kızımı.

Babasını ölü bildiği için yanına yaklaşamadığım...

...sesini duyamadığım kızımı, geri istiyorum.

Bak.

Bak!

Bu fotoğraftaki sensin.

Yıllarca elimde olan tek şey, buydu.

Ne kadar da güzeldin.

(Müzik - Duygusal)

(Banu) Azmi Bey, eğer yanlış anlamıyorsam...

...siz bu işin, pek de karlı olmayacağını anlatmaya çalışıyorsunuz bana.

Bakın Banu Hanım, biz sizinle daha önce iş yaptık.

Benim ne kadar ince eleyen, sık dokuyan bir iş adamı olduğumu biliyorsunuz.

(Banu) Elbette Azmi Bey.

Aslını isterseniz, bu söyledikleriniz bu yüzden de beni şaşırttı.

Çelen Grubu'na yatırım yapmamamı söylüyorsunuz.

Ama bu şirketin, yüzde 10 hissesini hâlâ elinizde tutuyorsunuz.

Söylediklerinizle çelişmiyor musunuz?

Çok haklısınız ama uzun sürmeyecek maalesef bu.

Çünkü biliyorsunuz, başta Cenk Çelen gibi...

...son derece tecrübesiz ve genç bir iş adamı var.

(Banu) Toy olduğu kesin.

Yemekte de kız arkadaşıyla tanıştırdı bizi.

Bu hiç profesyonelce değildi.

O zaman, ne demek istediğimi anlıyorsunuzdur.

Son derece iyi anladım Azmi Bey.

Tavsiye ve uyarılarınızı dikkate alacağımdan emin olabilirsiniz.

Bana müsaade.

Ben size eşlik edeyim.

Buyurun.

-İyi günler Banu Hanım. -Size de.

-Banu Hanım, merhaba. -Merhaba.

Sözleşmenin örneği geldi. İsterseniz, oturup imzalayabiliriz.

Cenk Bey, bunu söylemek istemezdim ama...

...ne yazık ki ortaklarla yaptığım konuşma sonucunda...

...sizinle yapacağımız anlaşmanın...

...finansal olarak, bizi zorlayacağına karar verdik.

Öyle mi?

Ama ben, prensipte anlaştığımızı düşünüyordum.

Hatta verdiğimiz fiyatı, ortaklarınız memnuniyetle karşılamıştı.

Değişen ne oldu, sorabilir miyim?

İş dünyası Cenk Bey, dengeler her an değişebiliyor değil mi?

(Müzik - Gerilim)

Evet çocuklar, şimdi içimize çekebildiğimiz kadar havayı çekiyoruz.

Başımızı suyun içine soktuğumuzda da hepsini burnumuzdan veriyoruz.

Anladık mı?

Ağzımızdan havayı alıyoruz, suyun içinde burnumuzdan veriyoruz.

Hadi bakalım.

Aferin, bravo.

Gayet iyi.

Bana bunu yapanların hepsinden, tek tek hesap soracağım Hülya.

Düşünsene, planları tutsaydı...

...ben şu anda cinayetten cezaevinde olacaktım.

Evet.

Ben de anlayamıyorum ki.

Böyle bir şeyi kim yapar?

Ya da onu da geçtim.

Niye, senin üstüne atmaya çalıştılar?

Bilmiyorum Hülya.

Ama bunun peşini, asla bırakmayacağım.

Hayır.

Bir şey de öğrenmiş olduk ki Çetin öldürüldüğüne göre...

...Kemal, gerçekten cinayete kurban gitti.

Bütün bu olanların, başka bir açıklaması olamaz bence.

Doğru.

Doğru, haklısın.

Ve tabii, bu cinayetleri üstüne yıkabilecek...

...benden daha güzel bir hedef olamazdı, değil mi?

Düşünsene Kemal'in eski ortağıyım, onunla borç meselem var.

Ve tabii, bir bu borç meselesi yüzünden edilmiş kavga.

Ama neyse ki beni bu kurtardı.

(Mesut) Sana aldığım bu yüzük.

Mesut.

Bunu kabul edeceğimi, düşünmüyorsun değil mi?

Yani ben bu yüzüğü her taktığımda, Çetin cinayetini hatırlamak istemiyorum.

Haklısın.

Haklısın ama aynı zamanda, bu bize...

...zor zamanlarda bile, bir arada kalabileceğimizi de hatırlatabilir.

Sence...

...biz, bir arada kalabilecek miyiz?

Hülya, ben...

...ailemizin adını kirletecek hiçbir şey yapmadım.

Ne olur yuvamızı yıkma, ha?

(Müzik)

Ben size, soğuk bir şey yollayabilirim istersiniz?

Anne!

(Müzik - Gerilim)

-Cansu, ne oldu? -Sen bunu bana, nasıl yaparsın?

-Cansu, sakin ol. -Dokunma bana!

Ne oldu?

Sana tek bir soru soracağım, bana cevap ver!

Babam yaşıyor mu?

Anne cevap ver, babam yaşıyor mu?

(Müzik - Gerilim)

(Kapı açılma sesi)

Bana bak, sen kim oluyorsun benim işime taş koyuyorsun?

Her zamanki agresif Cenk!

Sormaz, sorgulamaz sadece yumruklarıyla konuşur.

Senin anladığın tek dil, budur belki Azmi!

Ne yapacaksın?

Yine boğazıma yapışıp, tartaklamaya mı çalışacaksın?

Banu Hanım'la olan işi, sen bozdun değil mi?

Sözde bizi, zarara uğratacaksın ya.

Ben, o kadar küçük planların adamı değilim.

Bana bak, dövüşçüler şunu iyi bilir.

İlk yumruğu yiyene kadar, herkesin bir planı vardır.

(Su sesi)

Harikaydınız çocuklar, bu günlük bu kadar yeter. Hadi çıkın bakalım.

Aferin. Çak.

Aferin canım.

(Müzik - Gerilim)

(Su sesi)

Mert!

(Müzik - Gerilim)

(Müzik devam ediyor)

Merhaba, kolay gelsin.

Özel eğitimden gelen çocukların dersleri, nerede yapılıyor acaba?

-Veli misiniz? -Evet, kardeşim.

Yeni başladı yüzmeye.

Şu taraftan hanımefendi.

Veliler şu taraftan geçiyor izlemek için.

-Tamam, teşekkürler. -Rica ederim.

(Müzik - Gerilim)

Mert!

(Müzik - Gerilim)

Tamam, geçti ablacığım.

Geçti korkma.

(Öksürme sesi) Korkma ben buradayım.

(Öksürme sesi)

Fatma! Fatma aşağıda!

(Müzik - Gerilim)

Bu dizinin betimlemesi ÜS YAPIM tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Sesli Betimleme Metin Yazarı: Gülşen Argüç

Seslendiren: Çiğdem Banu Yeşilırmak

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Gülay Yılmaz - Ece Naz Batmaz...

...Feride Tezcan - Fatih Kolivar- Gökberk Yılmaz

İşaret Dili Çevirmeni: Müjde Kolçak Gürbüz

Son Kontroller: Dolunay Ünal - Zerrin Yılmaz Çınar - Samet Demirtaş

Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme

(Müzik - Jenerik)

(Müzik - Jenerik)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.