Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Ne oldu?
Bunu sana nasıl anlatacağım bilmiyorum ama...
Tabii sen alışkın değilsindir şimdi.
Senin bana doğru bir şey söylemen için benim seni yakalamam gerekiyor, değil mi?
Ya bir kere de öfkeni bir kenara bıraksan?
Beni yargılamadan sakince dinlesen olmaz, değil mi?
Bana nasihat verebilecek son insansın Azra sen.
Neyse ben buraya tartışmaya gelmedim zaten, dinliyorum.
(Müzik - Duygusal)
Bekleyecek miyiz, konuşacak mısın?
Babaannen çok hasta Cenk.
-Sen ne diyorsun ya? -Hasta işte.
Sen?
Ne olmuş babaanneme? Sen ne dediğinin farkında mısın?
Cenk bir durur musun? Bir sakin ol.
Babaannen şu an Hüsniye teyzemin evinde uyuyor.
Ama... Ama yarın...
Azra açık açık konuşacak mısın artık?
Babaannen bir süredir kanser tedavisi görüyor.
(Müzik - Duygusal)
Sen...
-Sen ne diyorsun ya? -Üzgünüm Cenk.
Durumu çok ciddi. Yarın ameliyat olacak.
(Müzik - Duygusal)
-Sen ne zamandır biliyorsun bunu? -(Azra) Bir süredir.
Bir süredir biliyorsun ve benden mi gizliyorsun Azra?
Senin ne hakkın var ya bunu bizden gizlemeye ha?
Cenk bak gerçekten benim suçum değil. Ben Feride Hanım'dan rica ettim.
Daha ilk öğrendiğimde lütfen ailenize anlatır mısınız, dedim.
(Azra) Ama o istemedi. Çünkü sizi üzmek istemedi.
Çünkü size çok değer veriyor.
Ama siz onun verdiği değerin farkında bile değilsiniz.
Ne olur yapmayın böyle. Özellikle de sen.
Yarın ameliyata girecek. Seyahate falan çıktığı yok.
Ben...
...ona sarıldım, onu öptüm kokladım, moral vermeye çalıştım.
Ama uyuduğunda senin adını sayıklamaya başladı.
Beni yalnız bırakmaz dedi.
Ben de o yüzden seni aradım.
(Azra) Ameliyattan önce seni görürse mutlu olur diye düşündüm.
Ben babama yetişemedim.
Biliyorsun.
Hangi hastane?
Ama bak sadece senin bilmen lazım. Feride Hanım--
Azra hangi hastane?
(Müzik - Duygusal)
(Kapı açılma sesi)
(Kapı kapanma sesi)
(Marş basma sesi)
(Araba sesi)
(Müzik - Duygusal)
Azra Hanım sizin inmenize gerek yok. Zaten hastayı anesteziye alacağız.
Azra.
Elimi bırakma, sen de gel benimle aşağı kadar.
Tabii ki bırakmam. Bırakmam ben seni.
-Doktor Bey ben de ineyim çıkarım sonra. -Peki buyurun.
(Asansör katta zili sesi)
Hadi oğlum.
-Babaanne! -Oğlum!
(Müzik - Duygusal)
(Müzik - Duygusal)
(Müzik devam ediyor)
(Martı sesleri)
(Müzik)
(Müzik)
Serap Hanım, Serap Hanım!
-Ne oldu Belkıs? -Serap Hanım aşağıda polisler var.
Feride Hanım'ı soruyorlar.
-Polisler mi? -(Belkıs) Evet.
Allah Allah.
Buyurun.
Feride Hanım'ı sulh mahkemesinden ruh sağlığı kurul raporu istemi çıkmış.
Ben biliyorum ama seyahatte şimdi Gelince halletsek onu.
Hanımefendi üç kez davet gönderilmiş, yasal süreyi aşmış.
Beyefendi, Feride Hanım döndüğünde biz getireceğiz.
(Müzik - Gerilim)
Hayırdır Serap? Ne oldu bir sorun mu var?
Anne, polisler falan ne alaka?
Anne...
...seni almaya geldiler.
Bu ne demek ya? Sebep?
Mahkeme kararı gereği psikiyatri kontrolüne gidecek.
Sen ne diyorsun ya? Anne ne kararı bu?
-Ben sana söylemiştim ya Cenk. -Ben de sana söylemiştim anne.
İzin vermiyorum demiştim.
Sen nasıl böyle bir şey yapabilirsin ha?
Deli diye gönderecek miyim ben babaannemi bu adamlarla?
Cenk, sakin ol Cenk.
Bu yasal bir prosedür, beyefendiler görevli.
Ya bırak!
Sakin ol ve dinle.
Şirkete tedbir konuldu.
Annen şimdilik işleri yürütmeye çalışıyor.
Bir an önce şu prosedürü bitirelim her şey normale dönsün.
Zorluk çıkarmanın âlemi yok.
Sen ne dediğinin farkında mısın ya? Ne diyorsun sen?
Cenk tamam, sakin ol.
Lütfen zorluk çıkarmayın beyefendi. Feride Hanım'ı götürmek zorundayız.
Sen nereye götürüyorsun ya? Hiçbir yere götüremezsin babaannemi.
Kimse götüremez.
Delikanlı bak, uzatma.
Cenk! Cenk yapma, gerek yok.
Babaanne izin vermem. Kimse götüremez seni.
Sakin ol oğlum, benim aklım başımda. Giderim ben, sorun değil.
Anne sen böyle bir şeye nasıl izin verebiliyorsun ha?
Feride Hanım buyurun, gidelim.
Beni aldırtmak için polis getirtmene gerek yoktu gelinim.
Babaanne! Babaanne!
Cenk!
Ya bırak! Babaanne! Bırak! Babaanne.
Babaanne! Bırak!
-(Serap) Cenk. -(Cenk) Babaanne!
-(Serap) Cenk! -Babaanne, babaanne.
Cenk!
Bazı şeyler yaşanacaksa ne olursa olsun önüne geçemezsin evladım.
Sana bunu nasıl yapabilirler ya? Nasıl bu kadar acımasız olabiliyorlar?
Artık gitmemiz lazım hanımefendiyi araca alın lütfen.
Hayır, izin vermem. Sakın ona dokunmanıza izin vermem.
-(Feride) Cenk, Cenk yapma. -(Erkek) Bunu da alın.
Cenk oğlum yapma.
Cenk, Cenk!
(Müzik - Hareketli)
(Telsiz sesleri)
Bu dizinin betimlemesi ÜS Yapım tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
(Müzik - Jenerik)
(Müzik - Jenerik)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik - Jenerik)
(Müzik - Hareketli)
(Araba sesi)
Abi!
(Müzik - Hareketli)
Abi!
Abi!
(Müzik - Hareketli)
Ne oluyor be, ne oluyor?
Anne ne yapacağız şimdi?
(Hasan) Arabayı getireyim mi Serap Hanım?
Feride Hanım hastaneye götürüldüyse...
...üst baş bir şeyler hazırlayayım mı Serap Hanım?
Anne abime mi gideceğiz babaanneme mi gideceğiz, bir şey söylesene?
Serapcığım sen çok kötü gözüküyorsun oturtayım mı biraz seni?
Ay yeter bir susun, susun!
Azmi Bey ne yapacağız? Oğlumu götürdüler bir şeyler yapmamız lazım.
Serap Hanım, Cenk polise mukavemet etti siz de gördünüz, ne yapabilirim ki ben?
Nasıl yani, hiçbir şey yapamayacak mısınız?
Canım şimdi mukavemet gösterdi ya, yani direndi ya...
...o yüzden sanırım şu anda bir şey yapılamaz.
Ay bunlar hiç olmamalıydı ama. Olmamalıydı bunlar.
Ya nereden çıktı polisler Azmi Bey?
Siz demediniz mi sadece heyet önüne çıkacak diye?
Haklısınız öyle dedim ama Feride Hanım tebligata yanıt vermemiş.
Bunu bilemezdim. O yüzden polis maharetiyle götürdüler.
Yani.
Yok olmaz ama en azından benim haberim olmalıydı.
Polislerin kapıma geleceğini bilmeliydim ben önceden.
(Azmi) Haklısınız ama bilemezdik. Siz sakin olun ama Serap Hanım.
Cenk sonuçta adam öldürmedi. İfadesini alacaklar, bırakacaklar.
Tabii canım, bırakırlar.
Belkıs sen benim çantamı getir. Hasan sen de arabayı hazırla.
Bir şeyler yapmamız lazım, ne olur? Bir çözüm yolu bulalım Azmi Bey.
-Anlıyorsunuz, değil mi? -Tamam.
Anne, anne! Anne abimi polis götürüyordu ne oluyor?
Arda babaanneni polis zoruyla muayeneye götürüyorlardı...
(Arda) Ne?
...abin de polislere engel olmaya çalıştı.
Anne sen yine yaptın yapacağını, değil mi? Hiçbirimizi dinlemedin.
Arda bak canım boğazımda zaten, üstüme gelme benim ha.
Abimi almış polis götürmüş, babaannemin nerede olduğu belli değil...
...sen hâlâ gelmişsin karşıma canım diyorsun, boğazım diyorsun.
-Arda lütfen sakin ol. -Melis lütfen.
Hişt, tamam.
Tamam, siz burada kalın. Hadi.
Biz böyle kaldık burada.
Şey benim arabam da yok. Bir taksi mi bulsak acaba?
Olur mu hiç öyle şey? Benim arabam burada buyurun beraber gideriz.
Olur.
(Kapı kapanma sesi)
-(Hüsniye) Azra sen misin? -Benim Hüsniye teyze.
Hani hastaneden çıkınca bana haber verecektin?
Elim ayağım tutsa saçını başını yolardım vallahi.
(Azra) Haklısın.
Arayacaktım da o anki telaşla şey yapamadım işte, aklımdan çıkmış, pardon.
Ne o, yine suratın beş karış. Feride iyi değil mi?
Bana bak, söylemediğin bir şey varsa?
Yok, yok gayet iyi Şeker teyze merak etme.
Ah! Kadın nasıl iyi olsun?
Ameliyata girdi yanında ne torun ne torba?
-(Hüsniye) Sanki kimsesiz. -Cenk yanımızdaydı aslında.
Hı?
Şeker teyze burada kaldığı gece rüyasında hep adını sayıkladı.
Ben de aradım anlattım, ameliyatı da söyledim, hastalığını da söyledim.
O evdekilere söyler şimdi.
Evet, söyleyecekmiş zaten.
Bilmeleri gerektiğini düşünüyor ki ben de öyle düşünüyorum.
Aferin sana kız. Bazen kafan çalışıyor ha.
-Ali nerede? Çok özledim onu. -Ay bırak şimdi Ali'yi Veli'yi canım.
Ahretliğimi bir ara sen. Kadının yanında olamadım bari sesini duyayım.
-Şimdi aramasak mı ki acaba? -Niyeymiş?
(Cenk dış ses) Hayatımıza nasıl sessiz sedasız girdiysen...
...aynı şekilde çıkıp gitmeni isteyeceğim.
(Cenk dış ses) Babaannemin sana karşı zaafının farkındayım.
(Cenk dış ses) Senden ricam bu durumu daha fazla suiistimal etme.
(Cenk dış ses) Kapansın artık bu konu.
Hadi kız niye durdun kaldın öyle? Arasana!
Hani hastaneden yeni çıktı, yorgundur, dinleniyordur diye dedim.
Ahretliğim o benim, asıl aramazsam içi hiç rahat etmez.
Hadi ara.
-Kırk kere söyletme bir lafı be. -Tamam tamam haklısın, arıyorum.
-(Azra) Al sen konuş. -(Hüsniye) İyi.
-Kendin konuşsana önce. -Yok, yok sen şey yaparsın.
(Araba sesi)
(Telefon zili sesi)
Ben ne diyeyim ki sana? Kime ne diyeyim?
(Müzik - Duygusal)
Ne oldu? Telefon kapandı. Bir kere daha ara bakayım.
Kapatmış evet.
Bak ama ben sana demiştim, şimdi o yatıyordur, dinleniyordur.
Yorgun zaten. Boş ver sonra ararız biz.
Ağrısı sızısı mı vardı? Fenalaştı mı ki acaba?
Çok canım, ben onu bıraktığımda gayet iyiydi.
Hem bir şey olsa Cenk arardı.
Arar yani herhâlde.
Benim ki de laf, gamlı baykuş gibi. Sen içini rahat tut.
Benim kardeşime hiçbir şey olmaz.
(Cenk) Bakın memur bey, ben anlatamıyorum galiba.
Benim babaannem ameliyattan çıktı, yanında olmam lazım şimdi.
Kardeşim madem gitmen lazım, şu ifadeni adam gibi ver, sonra gidersin.
Ver şu kimliğini bir an önce.
Al kimliği. Neye bakıyorsanız bakın, tamam mı?
-Benim gitmem lazım. -Beyefendi!
Burası esnaf lokantası değil, emniyet. İfade vermeden hiçbir yere gidemezsin.
Ben öyle bir giderim ki.
(Polis) Mustafa, al şunu nezarete.
-Bırak! Ne nezareti memur bey? -(Polis) Al şunu götür nezarete.
Allah Allah!
(Araba sesi) (Müzik - Gerilim)
-Hasan biraz daha hızlı gidemez miyiz? -Melis Hanım, hız sınırını geçip...
...bir de çevirmeye girmeyelim. Vakit kaybetmeyelim.
Ya Hasan abi ne hız sınırı, bas gidelim işte acelemiz var.
Bir sakin olun artık, tamam.
Anne neye sakin olalım, ha? Nasıl sakin olalım?
Abimi almış polis götürmüş, babaannemi akıl hastanesine tıkmışlar.
Biz nasıl sakin olalım?
(Serap) Oğlum akıl hastanesi falan değil o.
Alt tarafı iki üç tane soru soracaklar, rapor verecekler hepsi bu, abartma.
(Arda) Abartma? Anne biz ne zaman abartacağız?
(Arda) Ne zaman abartabiliriz? Senin için ne zaman uygun?
Babaanneme deli gömleği giydirdiklerinde...
...bir odaya kapattıklarında uygun mu? O zaman abartabilir miyiz?
Arda saçma sapan konuşma. Ne kapatması ya?
-Melis sen hiç konuşma. -Ben ne yaptım şimdi?
(Arda) Melis gerçekten sen ne yaptın ha?
Babaannemi aldılar götürdüler, sen ne yaptın?
Aynı böyle izledin, değil mi? Bana baktığın gibi baktın orada da?
Ben size hiçbir şey demiyorum ya. Yazıklar olsun!
Ay yeter ama Arda.
Bunu zaten konuşmuştuk.
Hepiniz biliyordunuz babaannenize rapor alacağımızı.
Bilmiyorduk anne, biz hiçbir şey bilmiyorduk.
Biz seninle konuşmadık. Oturduk, sen anlattın.
Abim de sana olmaz dedi. Ol-maz!
Ama sen dinlemedin, yine kendi kafana estiği gibi yaptın, hareket ettin.
Oğlum ben böyle olmasını ister miydim?
Bu iş sessiz sedasız hallolacaktı.
Ben nereden bileyim polislerin geleceğini, abinin onlarla kavga edeceğini?
Ya ne yapacaktı ha, ne yapacaktı? Ses çıkarmayıp da ne yapacaktı?
İzleyecek miydi o da sizin gibi?
Arda yeter, bağırma anneme!
Hasan abi çeksene sağa, ben ineceğim.
-Nereye gidiyorsun sen? -Babaanneme gidiyorum ben.
Çek abi, dur şurada.
(Müzik - Hareketli)
Arda!
Arda! Arda dur, Arda!
-Dur ya, ne yapıyorsun? -Melis çekil önümden, git şuraya.
Çekilmiyorum, çekilmeyeceğim.
Ablacığım bak, en az senin kadar ben de üzgünüm.
Ama şimdi birlikte olmamız lazım.
Hadi gel, abimi çıkaralım sonra babaannemin yanına gidelim hadi.
(Melis) Hadi ablacığım, lütfen.
Şey yani Serap'ın işi de zor, değil mi?
Çünkü Cenk'in bu düşüncesiz hareketleri falan ne olacak Azmi Bey?
Cenk boş boş celalleniyor.
Hayır benim anlamadığım bu rapor kararını beraber almadılar mı?
Yani yaşananlar sürpriz değil ki.
İster misiniz Feride Hanım akli melekelerini gerçekten yitirmiş olsun?
Skandal olmaz mıydı?
Vallahi böyle bir sonuç çıkarsa hiç şaşırmam.
Çünkü son zamanlarda Feride Hanım'ın ne yaptığını anlamak mümkün değil.
Düşünsenize, iki gündür tanıdığınız birisine...
...bütün mirasınızı bırakıyorsunuz. Akıl harcı mı bu?
Hayır, biz de tanımıyoruz. Hırlı mı hırsız mı?
-Kusura bakmayın, sizin üvey kızınız ama. -Yok yok, hiç kusura falan bakmıyorum.
Yani dediğiniz gibi benim üvey kızım. Öz kızımı zaten tanıyorsunuz.
Akıllı mütevazı bir kızdır. Yani kendi kızım diye söylemiyorum.
Tıpkı sizin gibi tam bir hanımefendi.
(Gülme sesi)
Ama beni mahcup ediyorsunuz.
Madem öyle, ben de söyleyeyim. Bugün gerçekten sizden çok etkilendim.
(Sumru) Yani kriz anındaki soğukkanlılığınız...
...ne bileyim, tavrınız falan çok etkileyiciydi.
Tabii profesyonel anlamda söylüyorum. Yanlış anlamayın sakın.
Estağfurullah. Ben elimden geleni yapmaya çalışıyorum işte.
Bu arada karakola gidiyorum, sizi nereye bırakayım?
Eve bırakmak isterdim ama kusura bakmayın, biliyorsunuz durumu.
Yok ben de gelmek istiyorum.
Yani böyle bir durumda Serap'ı yalnız bırakmak istemiyorum.
-Sizce bir mahsuru yoksa tabii. -Tabii, memnuniyetle.
Feride Çelen Hanım'ı getirdik. Kaydını yapalım lütfen.
-Feride Çelen geldi mi? -Evet burada kendisi.
Merhaba, hoş geldiniz.
Yakınınız var mı ya da yanınızda kalacak birileri?
Yok. Yanımda kimsem yok.
Bizim aramamızı istediğiniz birileri var mı?
-Hayır gerek yok. -Peki siz bilirsiniz.
Beni takip edin lütfen.
(Müzik - Duygusal)
Bir bilginiz yok yani?
(Telsiz sesleri)
Serap Hanım, Cenk'le görüşebildiniz mi? Nedir durum?
Bilmiyorum ki, kimse bir şey söylemiyor.
İnşallah o aksiliklerine de devam etmemiştir burada.
İnşallah inşallah.
Sen biraz otursana, perişan olmuşsun. Lütfen.
Böyle olması gerekmezdi. Yani Cenk biraz daha sakin olmayı becerebilse.
Neyine sakin olacaktı ya, ha?
Hem sen neden bu kadar sakinsin, ben onu anlamadım.
Arda, delirdin mi sen, emniyetteyiz. Bir kendine gel.
Bırak Melis ya.
Bir de babaannemin güvendiği tek adamsın.
Gelmiş buraya utanmadan hâlâ Cenk sakin--
Haddini bil Arda! Tamam canın sıkın ama hepimizin sıkkın.
Bana böyle davranmaya hakkın yok.
Sana mı soracağım nasıl davranacağımı?
Arda!
Arda, Ardacığım lütfen.
Ama bak hepimiz çok gerginiz, o yüzden biraz sakin olalım olur mu, lütfen.
Ben gideyim Cenk'le ilgili haber alayım.
(Arda) Zahmet olacak.
Arda, bak yalvarırım olay çıkarma. Hiç iyi değilim çünkü ben.
Serapcığım genç çocuk, yaşadıkları ağır geldi, ondan böyle davranıyor.
Aslında herkes birazcık sakin olabilse.
Ben kimi sakinleştireceğimi şaşırdım zaten artık.
Ablacığım biraz bak lütfen sakin ol. Hepimiz çok üzgünüz.
Alo Hasan, çok merak ettim. Feride Hanım nasıl? Cenk Bey?
Feride Hanım'a gidemedik daha Belkıs, emniyetteyiz.
Hi, Feride Hanım o hastane köşelerinde yalnız mı şimdi?
Biri gitseydi ya yanına.
-Serap Hanım bir şey demedi mi? -Yok demedi.
Bekliyoruz işte.
Ya, ben de istemez miydim Feride Hanım'ın yanında olmak?
Neyse Belkıs, ben seni haberdar ederim. Kapatıyorum.
(Müzik - Gerilim)
Başka çare yok.
(Telefon zili sesi)
Azra, koş belki Feride arıyordur.
(Azra) Geldim.
-Fizan’dan mı geliyorsun? -Hah geldim.
-Feride mi? -Yok Hasan.
(Hüsniye) Hayırdır inşallah.
-Efendim Hasan. -Alo, Azra Hanım merhaba.
Rahatsız ediyorum ama Feride Hanım'ın size çok ihtiyacı var şu an.
Ne oldu, kötü bir şey mi oldu? Tansiyonu mu çıktı yoksa?
Azra Hanım, Feride Hanım'ı akıl sağlığı raporu için hastaneye götürdüler zorla.
(Hasan ses) Cenk Bey de engel olamaya çalıştı...
...onu da mukavemetten içeri aldılar.
Biz Serap Hanım, çocuklarla emniyetteyiz, Feride Hanım da yalnız.
Düşündüm de belki siz Feride Hanım'ın yanına gidebilirsiniz.
Tabii ki giderim Hasan.
Keşke daha önce haber verseydin. Hemen çıkıp giderdim.
Tamam sen bana hastanenin konumunu at çıkıyorum hemen.
Tamam, tamam anladım.
Azra gözünü seveyim Feride iyi de.
Şeker teyzeyi hastaneye götürmüşler.
Tansiyonu mu çıkmış, dikişleri mi atmış? Azra konuşsana, bir şeyi yok desene.
Şeker teyzeyi akıl sağlığı raporu almak için zorla hastaneye götürmüşler.
Tek başınaymış şimdi de.
Hepsi benim yüzümden.
Şükür Allah'ım. Sağlığı yerinde ya.
Ya yeni çıktı ameliyattan.
Nasıl götürürler zorla onu öyle bir yere?
Hepsi benim yüzümden.
Ay tamam hadi, dövünmeyi bırak. Dövünmenin sırası değil şimdi.
-Koş hazırlan hemen çık. -Tamam, tamam ben hemen gidiyorum.
(Hüsniye) Tüm bunlar hep o gelinin başının altından çıkmıştır.
Ama yok, benim Feride'm dağ gibidir. Gölgesi yeter onun.
-(Hüsniye) Habersiz bırakma beni ha. -Tamam tamam, haber veririm.
(Kapı vurma sesi)
(Kapı açılma sesi)
-İyi günler, Azra Güneş burada mı? -Evet buyurun benim.
Bizimle bir zahmet karakola kadar gelmeniz gerekiyor.
Neden memur bey?
Kardeşimle ilgili bir gelişme mi var yoksa?
Konuyla ilgili bizim bir bilgimiz yok.
Gittiğiniz zaman karakolda öğreneceksiniz.
En azından kötü bir şey mi oldu onu söyleyin bana.
Azra Hanım, konuyla ilgili bizim bilgimiz yok.
Lütfen buyurun emniyete gelin, orada öğreneceksiniz zaten.
Lütfen buyurun.
Peki tamam.
(Kapı kapanma sesi)
-Bilgi alabildiniz mi Azmi Bey? -Evet, amirle konuştum.
Babaannesi alındığı için biraz hassaslaştı...
...işte genç adam sonuçta dedim. İstemeden hata yaptı dedim.
Biraz dil döktüm. Allah'tan amir anlayışlı bir adammış.
Yani? Sadete gelelim. Abim çıkacak mı, çıkmayacak mı?
Nezarethaneden çıkaracaklar, ifadesini alacaklar.
Sakin olmayı başarırsa da bırakacaklar.
Allah Allah ya, hâlâ sakin diyor. Hâlâ sakin diyor!
Seninle tartışmayacağım Arda. Ben elimden geleni yapıyorum.
Her zamanki gibi.
Elinden yine hiçbir şey gelmiyor ama. Her zaman olduğu gibi.
Arda yeter ama artık! Ayıp ediyorsun.
Anne ben mi ayıp ediyorum acaba, sen mi ha?
Arda, Arda dur.
-Nereye gidiyorsun? -Hasan abinin yanına.
O babaannemin nerede olduğunu biliyordur.
Hani şu ailecek arkasından kazık attığımız babaannemiz var ya, ona.
Arda bekle!
Canım, canım bırak gitsin, üstüne gitme.
Yani çocuk. Zamanla sana hak verecek. Tamam.
(Müzik - Gerilim)
(Kapı açılma sesi)
Buyurun Feride Hanım.
Siz oturun doktorlarımız birazdan gelecekler.
(Kapı kapanma sesi)
(Müzik - Duygusal)
(Feride iç ses) Allah’ım sen bana yardım et.
(Feride iç ses) Bu aciz kulunu affet. Ne günah işledim de...
...ailem bunları bana reva gördü bilmem ama...
...sana sığınır, hikmetinden sual etmem. Yanımda kimse olmasa da...
...dertlensem de kederlensem de bilirim ki sen benim yâr ve yardımcımsın.
(Kapı açılma sesi)
Memur bey ne olduğunu artık söyler misiniz bana?
Kardeşimle ilgili bir gelişme mi var?
Siz şimdi şöyle geçip oturun. Birazdan komiser bey gelip ifadenizi alacak.
İfade mi?
Bakın benim kardeşim kayıp, ben buraya zaten gidip geliyorum sürekli.
Bir yanlışlık olmasın, kardeşimle ilgili bir durum mu var acaba?
Konu kardeşinizle mi ilgili onu bilmiyorum ama...
...komiser bey geldiğinde detayları ondan öğrenirsiniz.
Lütfen geçip oturun.
(Kapı kapanma sesi)
(Kapı açılma sesi)
(Müzik)
-Azra Güneş. -Buyurun benim.
-Hakkınızda şikâyet var. -Şikâyet mi?
Anlamadım ne şikâyeti?
Hanımefendi dolandırıcılık suçundan hakkınızda şikâyet ver.
Bir yanlışlık olmasın, ben kimseyi dolandırmadım.
Feride Çelen'in psikolojik durumundan faydalanıp...
...mirasına ortak olduğunuzdan dolayı ailesi tarafından şikâyette bulunulmuş.
İfadenizi alacağız.
(Telsiz sesleri)
Cenk, iyi misin oğlum? Bırakacaklar mıymış seni?
Hanımefendi müsaade edin.
Memur bey oğlum o benim, bir şey söyleyin ne olur?
Mukavemet gösterdiği memurun şikâyeti var.
İfadesini yeni aldık. Nöbetçi amiri bekleyeceğiz.
Abi iyi misin? Merak etme seni, buradan çıkaracağız.
Siz babaannemi görmeye gittiniz mi?
Gitmediniz değil mi?
(Telsiz sesleri)
Canım gidilir, sonra gidilir.
Şey, memur bey niye bu kadar uzun sürdü?
Yani bir ifade alıp bırakacaktınız. Adam öldürmedi sonuçta o çocuk.
Yani şey olsun diye diyorum tabii.
Bize işimizi öğretiyorsunuz hanımefendi.
Estağfurullah. Niye öyle bir şey yapayım canım?
Allah Allah!
Memur bey, şikâyetçi olan memurla bir görüşebilir miyiz acaba?
Hani özür dileyip hatamızı telafi edelim.
Orasını bilemem.
Tabii, tabii. Biz ne gerekiyorsa yapmaya hazırız, değil mi oğlum?
Senin yapman gereken tek şey var o da babaannemin yanında olmak.
Tabii bunun için yüzün varsa.
Cenk, ne olur bak, gerçekten çok üzgünüm.
Ben böyle olmasını istemedim.
Siz daha fazla burada kalmayın, ben başımın çaresine bakarım.
Oğlum, yapma böyle kahroluyorum bak ya.
Anne, ne yapacağız? Bırakmıyorlar abimi.
Melisciğim, korkacak bir şey yok.
Bak, annen ne kadar üzgün, bari sen destek ol ha.
(Ağlama sesi)
Alo Cansu, neredeyim ben, bil.
Emniyetteyim.
Emniyete bir ben mi düşerim? Allah Allah!
Sus da dinle. Bak, zaten şiştim.
Anne, ne diyorsun sen ya?
Cenk niye böyle bir şey yapsın ki?
Yok artık.
Serap teyze mi istedi raporu?
İşler iyice karıştı anlayacağın.
Yani sorsan şu anda Azra gözleri yaşlı Mert'i arıyor.
Hangi ara bu aileyi bu derece karıştırdı, ben bile anlamadım vallahi.
Haksız mıyım?
Yok, yok. Gelme, gelme.
Yok. Ben sana gelişmeleri haberdar ederim, olur mu?
Tamam. Ararım kızım.
(Müzik)
Serapcığım, şimdi Cansu aradı.
Neredesin deyince ben de söylemek zorunda kaldım. Kusuruma bakma.
Çok geçmiş olsun diyor.
Bilmiyorum vallahi Sumru, bu günler nasıl geçecek ben de bilmiyorum.
(Sumru) Canım.
İnsanlar her gün neler neler yaşıyor, atlatıyorlar. Sen de atlatacaksın.
Bilmiyorum.
Hasan abi, söyler misin şu hastanenin yerini. Bak, sen öğrendin...
...ben biliyorum. Söyle. Biz burada daha neyi bekleyeceğiz?
Arda, tamam, söz veriyorum. Ben kendim götüreceğim seni hastaneye.
Ama önce bir abin çıksın. Annenler bir gelsin. Hep birlikte gidelim.
Olmaz mı?
Abi, sen şimdi bırak, abimi de bırak, annemi de bırak.
Sen bana söyler misin? Hastanenin yeri neresi?
Bak, sen biliyorsun, ben biliyorum.
Oğlum, bu şekilde kimseye bir faydan olmaz. Biraz sakin ol.
Sonra hep birlikte gideriz ha.
Allah'ım ya Rabbi'm! Sabahtan beri herkes bir tutturmuş bir...
...sakin ol, sakin ol diye. Ya biz neyine sakin oluyoruz?
Bak, Hasan abi, sen söylemezsen...
...yemin ediyorum bütün her yeri teker teker dolaşır, ben kendim bulurum.
(Tuş sesi)
-Feride Çelen'i nereden tanıyorsunuz? -Kendisi işverenim olur.
-Herhangi bir akrabalığınız var mı? -Hayır, yok.
-Mirasını size bırakmış, doğru mu? -Evet, bıraktı.
Ne vesileyle, ya da neye karşılık bıraktı mirası?
-Anlamadım. -Nesini anlamadınız hanımefendi?
Hiçbir karşılık beklemeden bıraktı bana o mirası.
-Tehdit mi ettiniz? -Kimseyi tehdit falan etmedim ben.
Neden ailesi varken size bırakıyor mirası, ha?
-Bu tamamen onun kararıydı. -Şantaj mı yaptınız?
Ya siz beni neyle suçladığınızın farkında mısınız?
Hanımefendi, biz bir şeyle suçlamıyoruz. Biz burada işimizi yapıyoruz.
Sorguluyoruz. Ayrıca bu kadar böyle gerilmenize gerek yok.
Gergin falan değilim ben.
Siz nasıl korkunç sorular sorduğunuzun farkında mısınız?
Bakın, Azra Güneş hanımefendi.
Ortada doğru olmayan...
...hayatın olağan akışına ters bir durum var.
Var ki ailesi...
...sizi mahkemeye vermiş, şikâyette bulunmuş dolandırıcılık suçundan.
Dolayısıyla biz gerekli araştırmayı yapacağız.
Ha, bu işin arkasında bir suç unsuru bulursak...
...sizin için de çok geç olmuş olacak. Anlaşıldı mı?
Anladım.
Güzel. Ailenizle mi yaşıyorsunuz?
Hayır. Ailem yok benim.
Kardeşim var, o da kayıp.
Başka kimseniz yok mu?
Var. Üvey annem ve üvey kız kardeşim var.
-Onlar da mı bu işin içinde? -Hangi işin?
Anlaşıldı, anlaşıldı.
Siz şu üvey annenizle kardeşinizin bir ismini cismini...
...adresini şuraya bir yazın bakalım.
Sen de kayda al.
(Telsiz sesi)
-İyi misiniz Feride Hanım? -İyiyim.
Bu testte sizi rahatsız edecek hiçbir şey yok.
-Size bazı sorular yönelteceğiz sadece. -Tamam.
Merhaba hocam, biz de sizi bekliyorduk.
(Ayak sesi)
Merhaba çocuklar.
Pekâlâ.
-Hastamız hazır mı? -Hazırım.
(Sessizlik)
Şimdi size bazı sorular soracağız.
Bazı problemler göstereceğiz.
Bunları elinizden geldiğince, en iyi şekilde cevaplamaya çalışın, olur mu?
Olur.
-Adınız, soy adınız? -Feride Çelen.
Feride Çelen.
-Doğru duydum, değil mi? -Evet.
Ne deseniz haklısınız amirim.
Ama işte babaannesi alınınca genç adam, delikanlı...
...kendine hâkim olamamış, yapmış bir hata.
Bakın, kusur kesinlikle bizde. Ama büyüklük sizde kalsın.
Ama biz de işimizi yapıyoruz, değil mi beyefendi?
Vatandaşın huzuru, nizamı için çalışıyoruz.
Tabii, ona ne şüphe?
Ama görüyorsunuz işte annesi, kardeşleri perişan.
Babaannesi deseniz, maalesef hasta.
-Allah şifa versin. -Sağ olun. Allah razı olsun.
Bakın, Çelen Gurubu Türkiye'nin saygın şirketlerinden biri.
Otuz yıldır burada çalışıyorum, CEO'suyum ben.
Şimdiye kadar ne bir karakol, ne emniyet. Hiçbir sorunumuz olmadı.
Bizler yasalara saygılı insanlarız.
(Telsiz sesi)
Nasıl gönderirsin Arda'yı Hasan?
Tutamadım Serap Hanım, ikna edemedim. Bastı gitti.
Ben arabada bekleyeyim.
Anne, ben de hastaneye gideyim. Bak, babaannemi çok merak ediyorum.
Melis, ne olur sen yapma bari ya.
Bak, abin çıksın içeriden, beraber gideriz, tamam.
(Serap) Ay yemin ediyorum, başıma ağrılar girdi ya.
Ee, bende şey var, ağrı kesici var.
Al. Dur, su da alayım.
Sağ ol.
Tut şunu Melis.
(Sokak ortam sesi)
Hayır, yani sizi bu durumda olmamanız lazım.
Aslında Azra'yı içeri alacaklar ki aklı başına gelsin.
Merak etme hayatım, onu da alacaklar. Eli kulağındadır yani.
-Nasıl yani? -Ee, şikâyette bulunduk canım.
Neyle ilgili olarak şikâyette bulundun?
Ay ne olacak Sumrucuğum, dolandırıcılıktan.
Ha, bayağı bayağı suç duyurusunda bulundunuz yani.
Daha mı bulunmayalım hayatım? Yani şu düştüğümüz hallere baksana.
Kayınvalidemi yaka paça hastaneye götürdüler.
Oğlum içeride, çocuklarım perişan. Ay, ben kimi düşüneceğimi şaşırdım yani.
Bütün bunların hesabını verecek o kız.
Haklısın Serapcığım, vallahi senin yerinde kim olsa aynı şeyi yapardı.
Ay, biliyorum Sumru yani üvey kızın falan ama...
...benim de ailem söz konusu burada.
Ee, yok, yok. Hiç yok öyle bir şey.
Senin biraz sinirlerin bozuldu. Şöyle oturalım mı? Hadi gel.
Gel. Biraz oturalım, hadi.
Size her şeyi anlattım. Lütfen artık gidebilir miyim?
Bakın, Feride Hanım hastanede, benim onun yanında olmam gerekiyor şu an.
Azra Hanım, onun bir ailesi var. Zaten bu sizin sorumluluğunuz değil ki.
Ayrıca ailesi sizi hasım olarak görmekte.
Benim Çelen ailesiyle alıp veremediğim hiçbir şey yok.
Evet, Feride Hanım bana mirasını bıraktığında bana çok kızdılar.
Anlıyorum. Hak da veriyorum.
Ama ben onları dolandıracak bir insan değilim.
Öyle bir şey yapmam. Anlamıyor musunuz?
Neden mirası reddetmediniz, peki kabul ettiniz, ha neden?
Çünkü bu Feride Hanım'ın kararıydı.
Benim karışabileceğim bir durum değildi.
Ama ben artık Çelen ailesiyle görüşmeyi düşünmüyorum.
Sebep?
-Özel bir sebebi yok. -Emin misiniz?
Peki, bu kararı sizi şikâyet etmeden önce neden almadınız?
Çünkü o zaman her şey çok farklıydı.
Şimdi bütün planınız suya düştü, her şey sarpa sardı, değil mi ha?
Ya neden anlamak istemiyorsunuz, ortada plan falan yok.
Ayrıca ben kötü bir insan değilim, kimseyi dolandırmaya çalışmıyorum.
Yapmam ben.
Anlaşıldı, anlaşıldı. Biz sizin şu üvey ailenizi bir bulalım bakalım.
Onlar da aynı şeyi mi söyleyecek, onların da bir ifadesini alalım.
Tamam? Şey yap, ben geliyorum.
(Kapı açılma sesi)
Evet. Şimdi 100'den geriye doğru...
...yedi eksilterek devam edin, ben size durun diyeceğim.
(Feride) 100, 93...
...86, 79...
...72, 65--
(Doktor) Tamam, durun.
Şimdi size bu kâğıdı vereceğim ve tam bir cümle yazmanızı rica ediyorum.
(Müzik)
(Müzik)
Umarım bir daha bunlar yaşanmaz Cenk.
Hepimiz ama en çok da annen üzüldü.
Cenk, iyi misin oğlum?
İyi misin anneciğim?
Çok merak ettim seni oğlum.
İyiyim, iyiyim. Çok iyiyim hem de. Niye kötü olayım ki zaten?
Şimdi nezarethaneden çıktım. Babaannemi akıl sağlığı yüzünden zorla götürdüler.
Annem arkamdan iş çevirmiş.
Bu kadar harika şey varken ben neden kötü olayım ki zaten?
Oğlum, ne olur kızma bana annem ya.
Ben ailemiz için yaptım.
Evet, herkesi üzdüm ama inan ben böyle olmasını istemedim ki.
Seninle konuşacağız zaten, merak etme anne.
Seninle de görüşeceğiz, yancılarınla da.
Ben her zaman bu ailenin çıkarlarını gözettim Cenk.
Bana nedense kendi çıkarını düşünüyorsun gibi geldi Azmi Bey.
Oğlum, Azmi Bey'in ne kabahati var ki şimdi yani, ne çıkarı olacak ki onun?
Babaannemin yanında değil de senin yanında durmasını bir düşün istersen.
Bence babaannemin değil de kendi akıl sağlığınızı bir düşünün.
Ben bu kadar ağır sözleri hak etmiyorum ama.
(Cenk) Babaannem hak ediyor mu yaşadıklarını? Bence hiç hak etmiyor.
Ben sana özellikle söyledim, değil mi? Yapma dedim.
Sen ne yaptın? Hem babaannemi çiğnedin hem beni çiğnedin.
-Ne için anne, ha? -Geleceğimiz için.
Ben ailemi yok saydığın bir gelecek istemiyorum senden.
Ha, bu arada Azra'ya ikiyüzlü diyorsun ya sen.
Gel de şimdi bunu babaanneme açıkla.
Ee, Cenkciğim, biraz sakin ol istersen.
Bak, bugün annen olaylar yüzünden çok üzüldü, çok da ağladı.
Ya belki benim haddim değil ama.
Doğru söylüyorsun. Senin haddin değil.
Abi.
Anne, gitmiyor muyuz abimle?
Ya Melis, yeter ne olur.
Ay, tamam, tamam. Arabadayım. (Telefon zili sesi)
Alo.
Efendim Cansu, ne var?
İfade mi?
Anne, karakoldayım.
Gelip senin de ifade vermeni istiyorlar.
Azra'yı almışlar zaten.
Azra'yı da mı almışlar?
(Sumru) Tamam kızım, sen merak etme. Ben hemen atlayıp geliyorum.
Tamam. Bütün gerçekleri söyleyeceğiz.
Çekineceğimiz bir şey yok ki.
Sen de ifadeni verirken detaylı olarak memur beylere her şeyi anlat.
Tamam mı kızım?
Vicdanlı kızsındır şimdi. Hiçbir şey kısma konuşurken, olur mu?
Bak, Serap teyzen de burada mahvoldu zaten.
Tamam, gelince konuşuruz canım. Hadi bay.
Ne olmuş?
-Azra'yı mı almışlar? -Azra'yı almışlar.
Şimdi de Cansu'yla benim ifadelerime başvuracaklarmış.
Vallahi Sumrucuğum, anlat işte her şeyi. Sen şahitsin olanlara.
Tabii Serapcığım, tabii.
Sen hiç merak etme, ben bütün gerçekleri tek tek anlatacağım.
Zaten benim korkacak hiçbir şeyim yok ki Azra düşünsün artık.
Sağ ol Sumru.
Şimdi ben Cansu'nun yanına gideceğim. Biraz tedirgin olmuş.
Malum, böyle şeylere hiç alışık değiliz.
Sen de üzülme, geçecek hepsi, tamam mı? Araşırız.
Sumru Hanım, isterseniz ben bırakayım. Hasan nasıl olsa burada.
Yok Azmi Bey.
Yani böyle bir durumda sizin ailenin yanında olmanız daha doğru olur.
Ben şimdi bir taksiye atlayıp giderim. Sonra konuşuruz.
-Hoşça kalın. -Hoşça kalın.
Taksi!
(Müzik)
Oh!
İnşallah biri şu kıza bir ders verir de bu konu sonsuza kadar kapanır artık.
Yoksa gerçekten çıldıracağım.
Her şey sırayla. Bakın, Cenk çıktı, Azra alındı.
Feride Hanım'ın da durumu netleşsin her şey yoluna girecek.
Ya evet ama Azmi Bey, yani keşke bunlar olmasaydı.
Bu polisler molisler hiç hoş olmadı yani.
Niye beni uyarmadınız siz başından?
Serap Hanım, tebligata yanıt verilmemiş. Ben nereden bilebilirim?
Bilseydim eğer, bir önlem alırdım.
Her şeyden önce ben müdahale ederdim, öyle değil mi?
Tamam, kusura bakmayın ne olur. Ben o kadar gerginim ki şu an.
Ayrıca siz bana çocukların onayını aldığınızı söylediniz.
Ama belli ki hiç kimsenin haberi yok.
Cenk de Arda da bana düşman kesildiler.
Ama ben onları ikna etmek için bekleyemezdim ki.
Bu arsız kız, ipleri eline almadan...
...bir şeyler yapmamız lazımdı, biliyorsunuz.
Tamam, haklısınız ama beni çok zor duruma düşürdünüz.
Bence çocuklarınızın gerçekleri bilmeye hakkı var.
Ayrıca ben size yardım etmekten başka hiçbir şey yapmadım, biliyorsunuz.
Haklısınız. Tamam, ben konuşacağım onlarla. Ne olur kusura bakmayın.
Çok üstünüze geldik sizin.
Tamam. Siz de benim kusuruma bakmayın.
Bakın Serap Hanım.
Bilmenizi istiyorum, ne olursa olsun ben sizin yanınızdayım.
Ah Cansu, ah! Açsana kızım şu telefonunu.
Yani şu Azra döndüğünden beri hayatımda hiçbir şey yolunda gitmiyor.
Çıldıracağım vallahi.
Kardeşim, biraz daha hızlı gitsenize.
-Yok abla. -Ne demek yok? Yol bomboş.
Hız sınırı var.
Hız sınırı 50 kilometre falan herhâlde.
Allah Allah! Çattık.
Cık.
Kardeşi kaybolduktan sonra tanıyamaz olduk onu.
Kardeşi nasıl kayboldu?
Detayları bilmiyorum ama onun yanındayken kayboldu.
Peki, sizce Feride Çelen, neden mirası ona bıraktı?
Bilmiyorum.
Ama hep çok kıskanç bir kızdı.
Her şeyin daha fazlasını isterdi.
Daha güzel olmak, saygı görmek.
Elde edemediği ne varsa.
Ve istediği şey için yapamayacağı hiçbir şey yok.
Dediğim gibi artık onu tanıyamıyorum bile.
(Müzik - Gerilim)
Şey...
...bir telefon edebilir miyim acaba? Çok önemli.
Tamam ama fazla uzun sürmesin.
Sürmez. Teşekkür ederim.
(Telsiz sesi)
(Kapı kapanma sesi)
(Operatör ses) Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor.
(Operatör ses) Lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.
Ah, kim bilir ne hâldesin şimdi?
Peki Feride Hanım, şimdi gelelim buraya getirilme sebebinize.
Siz kendi iradenizle mi hiç tanımadığınız birine mirasınızı bıraktınız?
Bir insanı tanımak için kaç yıla ihtiyaç var Doktor Hanım?
Üç yıl, 10 yıl ya da bir ömür.
Gün gelir kendi ellerinizle büyüttüğünüz çocuklarınızı bile tanıyamazsınız.
Hayat sürprizlerle dolu.
Lütfen sorularıma cevap verin siz.
Azra'yı yeni tanıdım. Evet, haklısınız.
Ama onda kocaman bir kalp gördüm.
O kalbin içinde merhamet gördüm, şefkat gördüm.
Zorluk karşısında yıkılmayan bir irade gördüm.
Bir insanı tanımak için bunlar yetmez mi?
Ne acıdır ki bunca yıldır yanımda olan...
...kanımdan, canımdan...
...öz ailemle bile birbirimizi tanıyamamışız.
Onlar da aldığım kararlardan dolayı...
...aklımdan şüphe etmişler.
Yani onlara olan hayal kırıklığınızdan dolayı, onları cezalandırıyorsunuz.
Böyle söyleyebilir miyiz?
Haşa! Bu benim ne haddime, ben sadece ailemi bir arada tutmaya çalışıyorum.
Birbirlerinin kıymetini anlasınlar istiyorum.
Hayatta paradan puldan daha değerli kıymetli...
...şeyler olduğunu da bilsinler istiyorum.
Peki, şöyle sorayım.
Kim ailesine ya da akrabasına değil de hiç tanımadığı birine mirasını bırakır?
Mirastan anladığınız sadece dünyalık mı Doktor Hanım?
Feride Çelen'in mirası denince...
...akla mal mülk gelsin istemiyorum.
Ben bu fani dünyadan göçmenden önce tek arzum...
...aileme ve topluma güzel hasretler bırakmak.
Para dediğin nedir ki? Bir kibrite bakar.
Ben aslında paradan daha değerli şeyler bırakmak istiyorum aileme.
Ama şimdi onlar bunun farkında değil.
Feride Hanım, bakın ironi yapıyorsunuz şu anda.
Yani siz gitmişsiniz ailenizin hakkı olan mirası...
...bir başkasına vermişsiniz. Hiç tanımadığınız birine.
Ve mahkemelik olmuşsunuz. O yüzden şu anda sizi sorguluyoruz biz.
Lütfen bunun farkına varın yani.
Paramı bir başkasına bağışladığım için delilikle suçlanıyorum.
Haklısınız. Düşünüyorum da...
...ben her zaman ailemin delisi oldum.
Sevdiklerimin delisi oldum ama paranın delisi olmadım.
Bu kararımı da aklım ve kalbimle aldım.
Bunu nasıl ölçersiniz, biçersiniz bilemem ama bu da sizin işiniz Doktor Hanım.
Merak etmeyin Feride Hanım, biz bunu anlamak için buradayız zaten.
Benim bir ahretliğim var, adı Hüsniye.
Yıllar öncesinde felç geçirdi, yatalak oldu.
Hep düşünürüm.
Acaba ben Hüsniye'nin yerinde olsam...
...hayatımın geri kalanını yatakta geçirsem...
...ailem benim bu hâlime katlanabilir mi?
Hiç zannetmiyorum.
Anladım ki bir aile olmayı, bir olmayı öğretememişim.
Sonra karşıma o çıktı.
Melek gibi.
Çok şükür ki hayatımın son deminde ailem adına...
... Azra'yla yeni bir fırsat geçti elime.
Aldığınız bu ani karar, mirasınızı bir başkasına bağışlamanız.
Aileniz için yapmaya çalıştığınız onca şeyi boşa çıkarmıyor mu?
Bunca yıllık ömrümde hiçbir çabanın, emeğin boşa gitmediğini gördüm.
Bu durum şimdilik benim ve ailemin canını yaksa da...
...aldığım kararların doğru olduğunu düşünüyorum.
(Müzik)
Abi.
-Ne yaptınız, konuşabildiniz mi? -Yok abi, konuşamadım.
Heyet karşısındaymış. Rapor için oraya çıkartmışlar.
O yüzden göstermediler, göremedim.
Gel.
Bak, burası abi.
Pardon.
Ee, bir hastamız gelecekti de bizim. Sağlık raporu için.
Heyet nerede toplanıyor acaba?
Heyet odası şurası ama hastanız hakkında bir bilgim yok.
Tamam. Sağ olun.
-Ee, Doktor Hanım. -Buyurun.
Ee, biz bir hastayı soracaktık da; Feride Çelen.
Rapor için buraya getirilmiş.
Ha, evet. Kendisiyle ben görüştüm.
Ama şimdi odasına götürüldü. Siz kimsiniz?
Biz torunlarıyız. Rapor çıktı mı?
Babaannenizin akıl sağlığını mı merak ediyorsunuz?
Yok. Biz direkt sağlığını merak ediyoruz.
İyi şimdilik, merak etmeyin.
Doktor Hanım, biz babaannemizi görebilir miyiz şimdi?
İlgili personele sorun.
Peki, çıkabilir miyiz?
Şimdilik mümkün görünmüyor.
-Neden? -Çünkü ben raporu henüz imzalamadım.
Yani bir sorun falan mı var?
Aslında evet, var. Ben Feride Hanım'ın kendi iradesiyle...
...hiç tanımadığı birine mirasını verecek denli akıl sağlığının...
...yerinde olduğuna ikna olamıyorum.
Siz olabiliyor musunuz? Ne düşünüyorsunuz bu konuda?
Peki, bu soru testin bir parçası mı yoksa...
...kişisel olarak mı merak ediyorsunuz?
Ben kendisiyle birebir yeniden görüşeceğim.
Bugün burada kalacak ama. Tamam?
Doktor Hanım.
Neden açık konuşmuyorsunuz? Ben bir soru sordum, bir sıkıntı mı var?
Ben kendisiyle yeniden görüşüp karar vereceğim.
Şimdilik iyi günler size. Raporu da yarın alabilirsiniz.
Raporu da yarın alabilirsiniz. Tamam?
Abi, bu sonuç çok sağlıklı çıkacakmış gibi gözükmüyor. Sen kimi arıyorsun?
-Olayın sorumlusu kimse onu. -Azra'yı mı?
Bize bunun hesabını verecek.
Çok uzun sürer mi daha?
Yok, az kaldı.
(Telefon zili sesi)
(Memur) Telefonunuzu kısar mısınız lütfen?
Şuna bak, bir de telefonu reddediyor ya.
Ya tamam, boş ver. Sen de onula uğraşma şimdi.
Ortalığı yangın yerine çevirip gitmek yok öyle.
(Müzik - Gerilim)
Buyurun. İfadenizi okuyun, imzalayın lütfen.
(Müzik - Gerilim)
Buyurun.
(Telsiz anons sesi)
Şey...
...benim önemli bir konuşma yapmam lazım da...
...telefon açabilir miyim sorun olmazsa?
Tabii, konuşabilirsiniz.
Teşekkür ederim.
(Müzik - Gerilim)
Sana babaannemden uzak dur derken geç bile kalmışım.
Cenk, ne oldu, Feride Hanım'a bir şey mi oldu?
Ha, bir de soruyorsun, değil mi?
Sen benim babaannemin hastalığından faydalandın.
Ve e hikmetse senin haberin oldu, değil mi önce hastalıklardan?
Sen onunla acımadan oynadın ama bunun hesabını vereceksin Azra.
(Cenk ses) Hem de öyle bir vereceksin ki.
Cenk, bak.
Alo.
Peki, bize Azra Güneş hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Şimdi memur bey, Azra sorunlu bir kız.
Nasıl sorunlu? Açın biraz.
Şöyle söyleyeyim, ee eskiden ekonomik durumumuz gayet iyiydi.
Hatta o Amerikalarda falan okudu.
Babamız sağ olsun, çok cömert bir insandı. Ne isterse yapardı.
Ben eşimle evlendikten sonra ee...
...çok kızdı o. İstemedi bu evliliği. Çünkü paranın bize geçeceğini düşündü.
Sonra da zaten ben eşimi ne yazık ki kaybettim.
Ondan sonra gerçek yüzü ortaya çıktı, bana düşman oldu.
Kardeşinin kaybolmasından sizi sorumlu tutuyor.
Hısım mısınız yoksa hasım mı?
Şimdi...
...ben o hasımla hısımı hangisi hangisiydi...
...onu çok şey yapamayacağım ama.
Ee, ben ona düşman değilim, onu söyleyebilirim.
Hanımefendi, konuya dönelim lütfen.
Ee, şöyle devam edeyim.
Neyse, beyimin vefatından sonra ben onu karşıma aldım dedim ki...
...kızım bu böyle olmaz, yani çalışmak zorundasın.
Yani böyle bu değirmenin suyu nereden gelecek? Kötü de oldu durumumuz.
Ee, tabii buna alışık olmadığı için çok kızdı.
Yan gelip yatmaya biraz meraklıydı. İstemezdi çalışmak falan.
Bana sinirlendi, çocuğu da aldı, kaçtı gitti.
Yani durumda zaten ortada, sonra da çocuk da kayboldu.
Peki, Feride Çelen'in mirasını...
...dolandırıcılık marifetiyle aldığını düşünüyor musun?
Memur Bey, ee...
...paragöz bir kızdır, yani sinsidir.
Ve kafasına bir şey koyunca yapar.
Ama tabii siz dolandırıcılık, sahtekârlık falan diyorsunuz.
Onları ben bilemem tabii ki.
Gidebilir miyim artık?
Gidebilirsiniz ama aklınızda olsun. Kısa bir süre sonra tekrar çağırabiliriz.
Neden? İfademi verdim ben size.
Eğer Feride Hanım'ın raporları olumsuz çıkarsa...
...başınız ciddi anlamda derde girebilir.
Hani dolandırıcılığı geçtim...
...nitelikli dolandırıcılıktan ciddi cezalar alabilirsiniz.
Bakın, ben dolandırıcı değilim. Kimseden de korkum yok.
O zaman benden size bir tavsiye.
Çelen ailesinden de o mirastan da uzak durun derim.
Aklın yolu bir, kimse tanımadığı birine o mirası yedirmez.
Sen var git işine bak, herkesin de kafası rahat etsin.
Kolay gelsin.
(Müzik)
(Şehir ortam sesi)
Çok kısa lütfen, Ülkü Hoca’m duymasın, rica ediyorum.
Tamam. Teşekkürler.
-Cenk. -Babaanne.
Affet beni babaanne. Engel olamadım.
Hişt, tamam.
Üzme kendini, iyiyim ben.
Ama keşke polisle kavga etmeseydin.
Endişelendim senin için.
Ben de pişmanım babaanne.
Ama...
...seni öyle görünce dayanamadım işte. Çok ağırıma gitti.
Siz iyi olun da ben her türlü zorluğa razıyım oğlum.
Olmaz babaanne.
Olmaz.
Nezaretteyken ne düşündüm biliyor musun babaanne?
Bunca zamandır beni tutan hiçbir şey yoktu.
Polisler yoktu.
Demir parmaklıklar yoktu.
Ama ben yine de yardım edemedim sana.
Restoranlar, şirketler...
...hepsini geçtim. Sen ailemizi bir arada tutmuşsun.
Nasıl bu kadar güçlü olabiliyorsun?
Nasıl bu kadar sabırlısın?
Köklerim sağlam oğlum, korkma.
Gölgeme sığınır, dallarıma tırmanırsınız.
Eğer yorulursanız da gölgemde dinlenirsiniz.
Ama yeter ki dallarımı kırıp...
...toprağımı kurutmasınlar.
Sana söz veriyorum babaanne.
Seni artık kimsenin üzmesine izin vermeyeceğim. Hiç kimsenin.
Buradan beraber çıkacağız ve artık hep birlikte olacağız.
Hep senin istediğin gibi.
Olur.
Olur da...
...buradan hemen çıkabileceğimi düşünmüyorum.
Uzman olan doktor benim deli olduğumu düşünüyor galiba.
Rapora imza atmak istemedi.
Yok babaanne, öyle düşünme.
Hastanede böyle sorunlar oluyormuş galiba.
Bir iki test falan daha istiyorlar sonra.
Sen kafanı yorma bunlara.
Azra, biliyor mu benim burada olduğumu?
Çok üzülmüştür şimdi.
Geldi mi yoksa?
Ona izin vermediler mi?
Azra yok artık babaanne.
Senin düşünmen gereken tek şey sağlığın. Tamam?
Hayır.
Telefonumun şarjı bitti.
Arayamadım kızı, ambulanstaydım.
Cevap veremedim üzülmesin diye.
Ara da bir konuşayım onunla.
Babaanne!
Tamam, tamam babaanne.
Ben arayacağım ama sen şimdi dinlen, tamam mı?
Ben buralarda olacağım.
Peki.
Cenk.
Ameliyat olduğumu kimse bilmesin.
Ama konuşmuştuk bunu babaanne. Söyleyecektik.
Ama şimdi sırası değil oğlum.
Söz ver lütfen.
Peki babaanne.
Ha, bu arada Arda da aşağıda. Doktorlar çok kalabalık oluyor diye almadı.
Ellerinden öpüyor seni.
Sağ olsun.
Benim için onu yanaklarından öpüver.
(Müzik - Duygusal)
(Ayak sesi)
Delireceğim vallahi ha.
Şu kızın yaptığı her şeyin ucu mutlaka bize dokunuyor.
Evet ya.
Cansu bak, ne düşündüm ha.
Şimdi Azra'yla benim davam var ya.
Bununla çok ters düşmemek gerekir, değil mi?
Bu muydu senin aldığın bakım kremi?
Hı, aynen o.
Anne, polis bu miras mevzusunda Azra'yla iş birliği yaptığımızı düşünüyor.
-Ne yapacağız? -Aman istediğini düşünsün.
Onların düşüncesine kalsaydı, Mert yüzünden ben şimdi içeride olurdum.
Hiç merak etme.
Cık cık cık. Şu ellerimin hâline bak.
Bak, bak, stresten ne oldu.
Azra'yı saldılar mı acaba ya?
Bilmem.
Ay yanarım, yanarım, ben neye yanarım.
Şu koskoca şehirde gidip şu kız Çelen ailesini buldu ya.
Feride Hanım da başka insan yokmuş gibi buna mirasını bıraktı ya. Ona yanarım.
Ya bu şikâyet mevzusu benim canımı çok sıkıyor.
Acaba Azra'yı arayıp öğrensek mi?
Hayır yani, yarın öbür gün okula dava tebligatı gelse ne yapacağım ben?
Yerin dibine girerim.
Doğru söylüyorsun aslında.
Bir arayıp sormak lazım şunu, dur.
(Müzik - Gerilim)
-Açmıyor mu? -Cık.
(Telefon zili sesi)
Ne var Sumru?
Hiç, merak ettim.
Merak mı ettin, niçin?
Niçin mi? Hakkında şikâyet varmış.
Ee, Cansu'yla ben de bugün ifade vermeye gittik.
(Sumru ses) Yani tabii ne biliyorsak onu söyledik.
Ee… Şey söyleyecektim. Biliyorum bana kızgınsın ama…
…yani bir şey istiyor musun, bir şeye ihtiyacın var mı diye sorayım dedim.
Yok. Bıraktılar zaten beni.
Ha bıraktılar mı?
Ha iyi.
Şey, Azracığım bak bizim aramızda ne yaşandıysa yaşandı.
(Sumru ses) Bu durum bambaşka bir şey.
(Sumru ses) Yani bir şeye ihtiyacın varsa şu an söyle gelip seni alayım.
Yani bütün samimiyetimle söylüyorum.
Şu an gerçekten görmek isteyeceğim son insan sensin Sumru.
(Müzik - Gerilim)
Şımarık hadsiz.
Ben de sana bayılmıyorum zaten.
-Ne olmuş? -Serbest bırakmışlar.
Artist. Bir de beni görmek istemiyormuş. Ben de ona ölüyorum sanki.
Şu Mert bir bulunsun, bak nasıl meletiyorum onu.
Şikâyet ne olacak peki anne?
Aslında bu şikâyet meselesi iyi bile oldu.
Yani yarın bir gün Mert’le ilgili başım belaya girerse…
…ben diyeceğim ki işte ablası bu…
…ben çocuğu korumak için savaştım diyeceğim…
…kendimi savunacağım, değil mi?
Umarım.
Aseton nerede?
Anne yani şu kadar gerginliğin içinde...
...nasıl yapıyorsun bunları, ben gerçekten anlamıyorum.
Kız delirdin mi sen?
İnsan içine çıkıyoruz. Elbette kendime bakacağım.
Allah Allah!
Senin ne işin var yine burada ha?
Cenk ne yapıyorsun? Canım acıyor. Bırakır mısın?
Karşıma çıkma demedim mi ben sana? Anlamıyor musun sen beni?
Dedin evet ama benim Feride Hanım’ı görmem lazım.
Cenk ne olur anla.
Bak hayatımıza girdiğinden beri...
...şu aileye ne kadar zarar verdiğinin farkında mısın sen?
Eğer ona zarar vereceksem çıkıp giderim.
Ama ne olur şu an onu görmeme müsaade et lütfen.
Azra bak, bugün babaannemi yaka paça alıp götürdüler.
Ve bunun sebebi sensin.
Sana tek bir şey söyleyeceğim. Defol git hayatımızdan.
Hiçbir yere gitmeyeceğim. Bağır çağır istediğin kadar.
Ama Feride Hanım’ı görmeden hiçbir yere gitmeyeceğim.
Şimdi çıkar mısın önümden?
Azra…
(Müzik - Duygusal)
Babaanneme gelmeyeceğini söyledim artık.
Seni her gördüğünde daha çok üzülüyor.
Artık onu üzmene izin vermeyeceğim.
Hiçbir yere gitmeyeceğim.
Ne yapacaksın ha?
Kapıda mı sabahlayacaksın yine? Artık yemiyoruz bu numarayı.
Beni hiç anlamıyorsun, değil mi?
Ben senin neyini anlayayım ha?
Sen hayatıma girdiğinden beri bana yalanlar söylüyorsun Azra.
Ben neyine inanacağım senin ha?
(Cenk) Çok yanılmışım. Sen bir hiçsin.
Öyle mi?
Tamam, Cenk. Gidiyorum ama senin için değil, babaannen için.
(Müzik - Duygusal)
(Müzik - Duygusal)
Bilgi edindim Serap Hanım.
Feride Hanım’ı yarın çıkaracaklarmış.
Hmm…
Bugün yatırmalarının bir nedeni vardır, değil mi?
Yani normalde girersiniz heyete, rapor alırsınız çıkarsınız.
Uzman hekim ileri araştırma istemiş.
E ortada ciddi bir durum var o zaman.
Yani biz şüphelerimizde haklıymışız.
Bana da öyle geliyor.
Yani bu kadar büyük bir mirası iki gündür tanıdığı birine vermesi…
…bizi olduğu kadar hekimi de şaşırtmış galiba.
Ya tabii asıl önemli olan, bundan sonra ne olacak?
Serap Hanım ben de tam olarak o konuya gelmek istiyordum.
Bundan sonra şirketle ilgili tasarruflarınız ne olacak?
Çünkü Feride Hanım işinin başına dönebilecek gibi görünmüyor artık.
Vallahi Azmi Bey biliyorsunuz ben bu işlerden pek anlamam.
Elbette ki sizin desteğiniz şart.
Size verdiğim yetkiyle devam edeceksiniz yönetime.
Elimden gelenin en iyisini yapacağımdan emin olabilirsiniz.
Size güveniyorum.
Güveninizi boşa çıkarmayacağım. Şüpheniz olmasın.
-Feride Hanım buyurun. -Allah razı olsun.
Bir şeye ihtiyacınız olduğunda ben bütün gece buradayım.
Kıble bu tarafta. Allah kabul etsin.
-Cümlemizin. -Âmin.
Melis.
Senin ne işin var burada bu saatte?
Abi, Hasan’la geldim. Babaannemi çok merak ettim.
Ben de merak ettim Cenk Bey. Nasıl Feride Hanım, iyi mi?
İyi, Hasan. Sağ ol.
Bir ihtiyacı falan var mı acaba? Gidip sorsam mı?
Yok, Hasan. Ben buradayım zaten. Sağ ol.
Nasıl isterseniz.
Babaannemi gördünüz mü? Nasıl?
Hmm. Gördük, gördük. Sana çok selamı var.
Dedi Melis kızım çok üzüldü, çok çabaladı.
Söyleyin dedi o tatlı canını hiç sıkmasın.
-Arda. -Canım?
Abi yemin ederim ben böyle olacağını düşünemedim.
Ben çağıracaklar, gidip test olup gelecek sanıyorum.
Hadi diyelim ki öyle oldu Melis. Sessiz sedasız geldi.
Sen gerçekten babaannemin akıl sağlığından şüpheleniyor musun?
Ama tabii sen de haklısın.
Her gece yatağına gelip acaba huzurlu mu...
...bir derdi var mı, sıkıntısı var mı diye bakıp duruyor, değil mi?
Bunu yapmak için deli olmak lazım, değil mi?
Abi zaten kahrımdan ölüyorum, ya lütfen böyle söyleme.
(Melis) İnan bana annem de çok üzgün.
Onunla daha konuşmadım ben.
Konuşacağız.
O da gelecekti benimle.
Ama sen çok öfkelisin diye vazgeçti.
Onun derdi benim öfkem değil bilmiyor musun?
Babaannemin yüzüne bakamayacak ya, o yüzden gelemiyor.
Abi ben gerçekten çok üzgünüm.
Ben bir hata yaptım, çok pişmanım.
O kızın aileme yaşattıklarına dayanamadım.
Tıpkı senin gibi Azra’ya olan öfkemden…
…babaanneme verdiğim zararı göremedim.
(Müzik - Dram)
Gel. Tamam.
Üzülme. Artık hep birlikteyiz.
Her şey daha güzel olacak.
Hem zaten babaanneme hiçbir şey olmaz.
O hep güçlüdür.
E hadi geç oldu artık.
Ben bir elimi yüzümü yıkayayım.
Tamam. Hadi bekliyoruz.
(Müzik - Hüzünlü)
Babaanne.
Aa! Melis?
(Burun çekme sesi)
Babaanne ben dayanamadım, seni görmeye geldim.
Ee öyle tepemde dikilip duracak mısın?
Gel otur.
Babaanne ben çok üzgünüm.
Buna engel olmadığım için beni affet.
-Üzülme. -Nasıl üzülmeyeyim babaanne?
Ha nasıl üzülmeyeyim?
Seni burada böyle görmek beni kahrediyor.
Bir şey yok kızım.
Sadece ne kadar deliyim, bir ölçüp gönderecekler.
O kızı hiç getirmeyecektin babaanne.
Ben senin torununken, senin kızınken…
…ona bu kadar değer vermene dayanamıyorum.
Melis, sen benim canımsın…
…kanımsın, torunumsun.
Azra’nın sevgisi başka.
Onu hiç tanımadan yargılama.
Feride Hanım, Doktor Ülke Hanım bu saatte ziyaretçi almıyor.
Tamam. Çıkıyorum.
Babaanne, seni çok seviyorum.
Ben de.
(Müzik - Hüzünlü)
(Burun çekme sesi)
İyi geceler.
İyi geceler.
(Müzik - Hüzünlü)
Niye ağlıyorsun sen şimdi? De bakayım bana.
Dolandırıcı mısın? Yok.
Sahtekâr mısın? Yok.
E niye bu gözyaşların peki?
Çok zoruma gidiyor artık çünkü Hüsniye teyze.
Ben sadece Şeker teyzem mutlu olsun istemiştim.
Ona yardım etmek istemiştim.
Ama şimdi kafamı nereye çevirsem…
…dolandırıcı, sahtekâr, ikiyüzlü olmakla suçlanıyorum.
Benim de zoruma gidiyor yani artık.
Kolay olacağını kimse söylemedi ki.
Hem sen kendine gel artık.
Elin ayağın tutuyor, güçlüsün kuvvetlisin…
…sen nelerin üstesinden geliyorsun her gün…
…bunların üstesinden mi gelemeyeceksin?
Ama elimden bir şey gelmiyor ki.
Şeker teyzeyi görmeye gittim bugün hastaneye.
Cenk izin vermedi.
Çok öfkeliydi bana.
Babaannem senin yüzünden burada dedi.
Halt etmiş.
Feride yüzünün akıyla o hastaneden bir çıksın, o ne yapacağını bilir.
Sen kendini üzme.
Yapılacak şey çok belli.
Son vereceğim ben bu oyuna artık.
Bakıyorum iştahın açılmış.
Çok lezzetli olmuş. Elinize sağlık.
Feride Hanım hastanede zorla tutulurken…
…biraz da olsa endişeli olman gerekmez mi?
Endişeliyim evlat.
Ama bu, açlıktan öleceğim anlamına gelmiyor.
Baba, bu işe hiç karışmayacaktın.
Feride Hanım çıktığı zaman ne demeyi düşünüyorsun?
İllaki hesap soracaktır.
Ya evlat, düşünmek benim işim.
Ben bunun için para alıyorum.
Gerekirse Feride Hanım’a da hesap veririm.
Ama önce bunun için sağlam raporu alması lazım.
Bir dakika. Bu rapor olumsuz çıkarsa…
…bu, Azra’yı da alacaklar demektir.
Tarık, bu benim de hiç hoşuma gitmeyen bir durum.
Azra’ya ne kadar kıymet verdiğini biliyorum.
Biliyorsun ama bunların hiçbirinden beni haberdar etmedin.
Oğlum Azra gitti, ifadesini verdi.
Demek ki ortada delil ya da dolandırıcılığa dair...
...bir kanıt yok ki bıraktılar.
Nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?
Feride Hanım vasiyetnamesini kasasına koydu.
Ve ben koyarken gördüm.
Ama polise söylemedim. Suç duyurusunda da yok bu.
Çünkü haberleri olsaydı Azra yanardı.
Bunu Azra’yı korumak için yaptım. Anladın mı?
Felçli olan benim, senin elin ayağın tutmuyor.
Düzgün tutsana şu boruyu.
Ne yapayım Hüsniye teyze.
Ben de dünden beri kendime gelemedim ki.
Bir yandan Cenk’in söyledikleri, bir yandan polislerin üstüme gelmesi.
Hayır, ben böyle biri değilim ki. Hak etmedim bunların hiçbirini.
Feride de hak etmiyor ki.
Siz onun için birbirinize destek olacaksınız.
Birbirinizin elini bırakmayacaksınız ki ayağa kalkasınız.
Ben daha onun yanına yaklaşamıyorum ki…
…elini nasıl tutayım?
İkimize de huzur vermeyecekler artık.
Biliyorum, çok bunalttılar seni. Ama şunu unutma ki…
…her gecenin bir de sabahı vardır.
Ama o sabah benim için bir türlü gelmedi.
Babam öldüğünden, kardeşim kaybolduğundan beri…
…o sabah bir türlü benim için gelmiyor.
Şimdi de Şeker teyzeyi kaybettim işte.
Kız o nasıl söz öyle?
(Telefon zili sesi)
Efendim, Tarık?
Sende mi duydun olanları?
Evet. Babamlayız şimdi. Konuştuk.
Azmi Bey daha iyi biliyordur olanları. O anlatsın sana.
Ben konuşmak istemiyorum şu an bu konu hakkında.
Ha bir de Gönül ablaya bir şey söylemezsen.
Ben ona gelip kendim anlatacağım her şeyi.
Teşekkür ederim.
İyi akşamlar.
(Kapı açılma sesi)
Yeni sorular mı hazırladınız Doktor Hanım bana?
Hayır, Feride anne.
Anne mi?
Siz hayatımda tanıdığım en aklı başında…
…yüreğinde iyilikten, insanlıktan, sevgiden başka bir şey olmayan…
…en nadide insansınız.
Akıl sağlığından şüphe edilecek birileri varsa…
…o da sizin kıymetinizi bilmeyenlerdir.
Aile olmanızın değerini bilmeyen gelininiz…
…buna izin veren torunlarınız, yakınlarınızdır.
Beni çok şaşırttınız.
Madem böyle düşünüyorsanız…
…neden imza atmadınız?
(Müzik - Dram)
Bu ânı yaşamak için atmadım.
Bu koca yürekli kadının elini öpmek için.
Hah. Ne yaptınız? Görebildiniz mi babaannenizi?
İyi miymiş?
Yani görmüşsünüzdür, değil mi?
Bir ihtiyacı falan var mı peki?
Sen hangi cesaretle soruyorsun ki bunu anne ha?
Sana o raporu almayalım dedim, değil mi?
O kadını bir daha üzmeyelim dedim ben sana.
Sen nasıl hesabını vereceksin bunun ya?
Cenk, tamam. Bir dinler misin oğlum?
-Bir sakin ol oğlum. -Niye sakin olayım ben, niye?
Ben bu işi onaylamadığımı söyledim sana zamanında.
Ya biliyorum, haklısın ama bir şeyler yapmalıydık.
Babaannen son zamanlarda yanlış kararlar alıyordu.
Ha sen tek başına karar alınca doğru oluyor yani, değil mi?
Bu mu doğru olan?
Cenk tamam. Biraz sakin olur musun?
Bak otur şuraya bir dinlen, bir kendine gel.
Biliyorum zor bir gündü.
Sen olayın ciddiyetini anlayamadın galiba.
Babaannemi buradan zorla alıp götürdüler diyorum.
Feride Çelen’i zorla alıp götürdüler evinden.
Ne yapsaydım peki Cenk?
Ben defalarca babaannenle konuşmaya çalıştım.
Yalvardım, dinlemedi beni.
Azmi Bey de sordu, soruşturdu…
…mutlaka bir önlem almamız gerekiyor dedi.
Ya her şeyin suçlusu ben olacaksam tamam…
…ama başka çarem yoktu ki.
Tabii ya Azmi Bey.
Ben de bu olayda bir bit yeniği var diyordum.
Başka kim olabilir ki zaten?
Azmi Bey olacak, kim olacaktı?
Ya Azmi Bey’in bir suçu yok. Ben yardım istedim ondan.
Azmi Bey bu şirketin kaç yıllık çalışanı.
Bizim, Çelenlerin ne zaman kötülüğünü istedi ki bu adam?
Azmi Bey ha?
Azmi Bey bizim iyiliğimizi istedi, öyle mi?
-Abi nereye? -Abi nereye gidiyorsun?
Karşılığını veririz biz de.
(Müzik - Gerilim)
Anne ya.
Anne ağlama.
Abim kızgın diye öyle söylüyor. Affedecek seni.
Anne, abim haklıydı. Burada oturduk konuştuk seninle.
Sana olmaz dedik ama sen bizi adam yerine koymadın, hiç dinlemedin.
Arda çok rica ediyorum, bu şekilde konuşma.
Çünkü ben ne yaptıysam sizi düşündüğüm için yaptım.
Demek ki o kadar düşünmemen gerekiyor ha.
Arda yeter.
Görmüyor musun annem ne hâlde? Üzülüyor.
O böyle olsun ister miydi?
İsterdi ya da istemezdi. Oldu.
(Müzik - Gerilim)
Ağlama hadi.
(Giden arama tonu)
(Azmi ses) Alo.
Azmi Bey neredesiniz?
(Azmi ses) Tarık’ın yanındayım restoranda.
Aslında ben de seni arayacaktım. Hastanede misin?
Feride Hanım nasıl, iyi mi?
Ben size anlatacağım Feride Hanım’ın nasıl olduğunu.
Ben bunu sizin yanınıza bırakır mıyım?
(Müzik - Gerilim)
Baba.
İyi misin? Bir sorun mu var?
İyiyim oğlum. Yoğun bir gündü. Biraz hâlsizim.
Haklısın. Sana bir meyve kokteyli yaptırayım mı?
-Nar suyu falan? -Yok.
Ama bir kahve iyi olur.
Tamam. Gönderiyorum.
Ben biraz mutfaktayım.
Ben bu kadar güzel lafı hak edecek ne yaptım, bilemiyorum doğrusu.
Ne mi yaptınız?
Bana, bize annelik yaptınız. Ötesi var mı?
Annelik mi?
Sen kimsin kızım?
Ben sekiz yaşındayken babam trafik kazası geçirdi, çalışamaz oldu.
Annem gündelik işlere gitmeye başladı.
Üç kardeştik. Hepimiz okuma heveslisiydik ama…
…annemin gücü yetmedi.
Bırakın kitap almayı…
…çoğu zaman eve ekmek bile getiremezdi.
(Ağlama sesi)
Sonra Feride anne çıktı.
Annem dedi hayırsever bir kadın sana burs vermek istiyor.
O öyle dedi ya...
...işte o gün benim için hayatımın en mutlu günüydü.
Sonra annem bursu almış.
Elinde bir torba kitap, kalem.
Anne dedim, bu teyze kim?
Teyze değil kızım dedi, teyze değil.
Benden sonra bil ki o senin annendir.
Yoksa sen…
(Burun çekme sesi)
Evet. Ben sizin okuttuğunuz…
…iş, ekmek verdiğiniz…
…yeniden hayata döndürdüğünüz o kızlardan biriyim.
(Müzik - Duygusal)
Kızım, beni çok mutlu ettin.
Bir anne bu kadar gururlanabilir ancak.
Biliyor musunuz?
Biz o kızlarla hep sizin hayalinizi kurardık.
Ama siz kendinizi çok sakladınız, çok.
Siz bizim en güzel masal kahramanımızdınız.
(Ağlama sesi)
Şimdi buradayım.
Kurduğum en güzel hayalden bile güzel.
Ben sizin hakkınızı nasıl ödeyeceğim?
Sana da diğer kızlarıma da…
…bütün hakkım helal olsun.
Şu anda dünyada benden mutlu bir anne yok.
Azra Hanım.
Geçmiş olsun. Bırakmışlar. Çok sevindim.
Evet, bıraktılar. Ya siz nasıl bu kadar rahat olabiliyorsunuz?
Hem her şeye sebep olup hem de şu an karşıma geçmiş…
…dostum gibi gülümseyip sözde iyi niyet oyunu oynuyorsunuz.
Sahi nasıl başarıyorsunuz siz bunu?
Öfkenizin sebebini anlayamıyorum.
Sanki sizi ben şikâyet etmişim gibi davranmayın lütfen.
Beni şikâyet etmeniz umurumda bile değil.
Ayrıca ben o aileye zarar verecek bir insan değilim.
Yapmadım, asla yapmam da.
Ama sizin Feride Hanım’a yaşattıklarınız gerçekten vicdansızlık.
Bakın Azra Hanım, Feride Hanım’ın ailesinin…
…varlığınızı birdenbire kabul etmesini beklemiyordunuz herhâlde.
Yani 50 yıllık şirketin tek varisi olmayı istediğinizde…
…bunu altın tepside sunacak değiller.
Bunu daha önceden düşünmüş olmanız lazım.
Burada konuştuğunuz kişi ben değilim, hâlâ anlamadınız mı?
Siz Feride Hanım’ın sağ kolu değil misiniz?
Onun hastalığını bile bile onu nasıl bu duruma düşürürsünüz?
-Haksızlık ediyorsunuz ama. -Hiç sanmıyorum.
Siz beni Feride Hanım konusunda uyarırken…
…ben gerçekten ona değer verdiğinizi düşünmüştüm.
Azra.
Baba ne oldu?
Lütfen biriniz bir şey söyleyebilir mi artık?
Yok bir şey Tarık.
Babanın Feride Hanım’ı düşürdüğü durumu anlattım da.
(Müzik - Gerilim)
Azra. Kızım neler olmuş böyle? Karakola almışlar seni.
Evet, abla.
Ama şu an kendimi düşünecek durumda bile değilim.
Sen bir gelsene benimle biraz. Bir konuşalım.
(Müzik - Gerilim)
Ya Sumrucuğum, anlattıkların akıl alır gibi değil.
Yani ben bu işin sonunu hiç iyi görmüyorum.
Ay ne yapayım Hülyacığım? Ben mi şikâyet ettim Azra’yı sanki?
Sağ ol canım.
Gel canım.
Kendi etti, kendi buldu.
Senin karşında koskocaman Çelen Ailesi var.
Bir dur, bırakırlar mı adama?
Keşke Serap Hanım’la konuşsaydın da engel olsaydın bu duruma Sumru.
Yani az çok tanıyorsun Azra’yı.
Öyle kötülük düşünecek bir kız değil o.
Vallahi Mesut ben de artık Azra’yı tanıyamıyorum ki.
Ayrıca konuşmadığımı nereden biliyorsun?
Aldım onu karşıma konuştum ben. Uzak dur o aileden dedim.
Hiç kimseyi düşünmüyorsan Cansu’yu düşün dedim.
Peki, şimdi bu kadın sağlam raporu alırsa ne olacak?
Azra, Feride Hanım’la görüşmeye devam edecek mi?
Belki dersini almıştır. Belki de görüşmez.
Zaten görüşseler bile Serap rahat vermez artık.
Gerçi Azra da inatçı kız, ne yapacağı belli olmuyor ki.
Açıkçası ben de Azra’nın bu konudaki ısrarını bir türlü anlamıyorum.
Yani durduk yere başını derde soktu.
Konuşmak için restorana gittim ama bulamadım.
Ay boşuna uğraşma Mesutcuğum. O kimseyi dinlemez ki.
Onun derdi Feride Hanım’la, Cenk’le.
Cenk mi? Cenk’le ne alakası var ki?
Yani sen de biraz safsın galiba.
Azra Cenk’e takık. Feride Hanım’ı kullanıyor.
Nasıl yani?
Cenk’le arasında bir şey mi var?
Tatlım bunlar eskiden beri tanışıyorlarmış meğerse.
Ama tabii Azra, Cansu’ya böyle bir şey söylememiş. Saklamış durumu.
Ne zaman ki Cenk ile Cansu arasında ciddi bir ilişki olunca delirdi bu.
İlişki devam etmesin diye elinden geleni yapıyor.
Cansu sen de konuşsana. Beni konuşturuyorsun.
Söylesene Azra’nın çektirdiklerini.
Azra, Cenk’e âşık.
Ve sanırım Cenk’in kafasını bayağı bir karıştırmış.
Nasıl yani? Bütün bunlar aşk için mi?
Aşk yüzünden mi Azra bütün bu planları yapmış?
Ya ne?
Aşk adama her şeyi yaptırır derler canım.
(Sumru) İşte bu. Böyle oluyor.
(Müzik - Gerilim)
-Cık, cık, cık! -Yani öyle işte abla.
Ya kusura bakma, senin de hep başını şişiriyorum böyle ama.
Gerçekten kiminle konuşacağımı, ne yapacağımı bilmiyorum bazen.
O ne biçim laf öyle? Bir daha duymayayım.
Kime gideceksin, bana geleceksin tabii.
Sağ ol.
Bak kızım, hiç üzme kendini. Yarın Feride Hanım çıkar…
…onlar da yaptıklarıyla kalır.
Sen yalnızca dimdik dur.
Bir de şu Azmi Bey’e fazla bulaşma.
Ben hissediyorum haset bir adam o.
Merak etme, ben ona ağzının payını verdim zaten.
Vermesem de içim rahat etmeyecekti.
Ama sen de üzülme, olur mu? Takma kafana.
Olur.
Sen de bana söylediğini bir daha düşün, olur mu?
Olmaz öyle başını alıp gitmek falan.
Hem ben varım burada. Ne yapacaksın bir başına kuzum?
Hadi evlat, ben kalkayım.
Yarın büyük gün. Çok iş var.
Gerçi Cenk geleceğim falan dedi ama…
E bekle istersen.
Yok, oğlum. Bir sürü iş sırtımda. Bu gidişle şirket de sırtıma yük olacak.
Cenk’i bekleyecek vaktim yok benim.
Umarım kadıncağız yakın zamanda ayaklanır da…
…herkes kendi işinin başına döner ve konu kapanır.
İnşallah.
(Kapı tekmeleme sesi)
Bana bak! Sen kim oluyorsun da benim ailem hakkında karar veriyorsun ha?
-Kendine gel. Ne yapıyorsun? -Karışma.
Bu rapor işinden senin de haberin var zannediyordum Cenk Bey.
Babaannemi polislerin götüreceğini bilsem ben karışmaz mıydım sanıyorsun?
Ne saçmalıyorsun sen?
Prosedür böyleymiş. Ben ne yapabilirim?
Hâlâ ne diyor ya!
Babaannemi götürürlerken de biliyordun değil mi sen o prosedürü?
Söylesene!
-Bana bak. İleri gidiyorsun ha. -Karışma Tarık!
-Hadi söyle. -Bırak.
Yeter be!
Yakasına yapıştığın adam benim babam. Farkında mısın?
Hepiniz babaanneme oyun oynadınız, tuzak kurdunuz. Hepiniz.
Ama ben de bunu sizin yanınıza bırakmayacağım.
(Müzik - Gerilim)
Ay iyi ki geldiniz ya. İnsan konuşunca rahatlıyor ha.
Yani karakolda bütün gün böyle sorguda gerile gerile bir hâl olmuşum.
E oradan da arasaydın biz karakola da gelirdik Sumrucuğum.
Ay sağ ol canım.
Ha tabii, tabii. Gitseydik de bizi de sorguya alsaydılar, değil mi?
Ay ne alakası var şimdi?
Yani altı üstü Azra’yla ilgili bir, iki soru sorarlardı.
Bize ne olacak ki?
Bizim ne Çelenlerle ne mirasıyla hiç alakamız yok.
Ya yani uğraşacaktık, ondan öyle söyledim.
Ay şimdi gerilmeyin Allah aşkına. Ben de gerildim bütün gün zaten.
Bitti gitti işte.
Çıkmadan tuvaleti bir kullanabilir miyim?
Ha tabii canım. Tabii.
(Müzik - Gerilim)
Mesajımı almışsın. İmzalamışsındır herhâlde kâğıdı. Ver artık.
Ya tamam. Allah Allah.
(Müzik - Gerilim)
Sumru biraz acele etsene. Hülya çıkacak şimdi.
İmzaladım.
Yalnız bir şeyi merak ediyorum. Ya sen niye Kemal’den aldığın…
…borç karşılığında diye yazmadın oraya?
Kemal’den alırken senet mi imzaladım? Ne diye yazayım?
-Sumrucuğum. -Canım?
Şey geldi aklıma…
…şimdi bu desteği de kestiler ya…
…ne olacak peki iş yeri?
Hiç. Yani biz onu Azmi Bey’le konuştuk…
…bir çaresine bakacağız, sen merak etme.
Hay Allah. Büyük şanssızlık.
Aa! Sumru işini iyi bilir. Akıllı kadındır. Öyle değil mi Sumru?
Çok teşekkür ederim Mesutcuğum. Sağ ol.
Evet. Bulurum bir çaresini şüphesiz.
-E hadi çıkalım mı öyleyse? -Hadi.
İyi ki geldiniz. İyi ki.
(Müzik - Gerilim)
(Müzik - Gerilim)
(Müzik devam ediyor)
Yani Sumru bayağı korkmuş herhâlde.
Uzun zamandır ilk kez Sumru’yu bu kadar tedirgin görüyorum.
Sumru, Azra’nın durumuna korkmuştur.
Yoksa başka neden korksun ki?
E tabii daha Mert’in de dosyası açık.
Ben asıl karakolda verdiği ifadeyi merak ediyorum.
Nesini merak ediyorsun? Sumru sıyrılmıştır tabii.
Biliyorsun en iyi yaptığı şey.
Ama eninde sonunda işin ucu ona da dokunacak.
Baksana Feride Hanım hiç acımadan desteği kesmiş.
Evet ama Serap’ın yanında ayrılmıyor.
Ondan da para isterse hiç şaşırmam.
Azmi'yi de arkasına almış zaten.
Çelenler, yanlış kişi hakkında suç duyurusunda bulundular.
Asıl servet avcısı Sumru.
Ama onların bundan haberi bile yok.
Şey, benim biraz içim kıyıldı. Bir şeyler hazırlayacağım, sen de ister misin?
-Cık, istemem. -Tamam.
-Yorgunum ben, erken yatacağım. -Tamam hayatım.
(Müzik - Gerilim)
(Piyano sesi)
(Piyano sesi)
(Müzik devam ediyor)
(Kapı açılma sesi)
Ha...
Ben uyurken kaçmış, gitmiş. Ne yapacağız?
Ben daha bahsetmemiştim ki sizin durumunuzdan Müdüre Hanım'a.
Hay Allah'ım. Şimdi bütün çocuklar uyanmıştır. Ne yapacağız Fatma?
Ben hiç ortada görünmeyeyim, sen git bir konuş şimdi.
Yok canım, öyle de olmaz ki.
Ya şimdi bas bas bağıracak bütün çocuklar uyandı diye.
Ne yapalım? Gel gidelim konuşalım bari ne olacaksa olsun.
Peki madem.
(Piyano sesi)
-Müdüre Hanım. -Aa Çiğdem...
...bizim çocuklar ne zamandan beri piyano çalıyor?
Ee, bizim çocuklardan değil o, Müdüre Hanım.
Kim bu çocuk?
Şey Müdüre Hanım, ne olur kusuruma bakmayın. Ben...
...bu konuyu daha önce size söyleyecektim ama inanın hiç fırsatım olmadı.
(Çiğdem) Mert benim yeğenim.
Ailevi biraz sıkıntıları vardı da annesiyle...
...burada birkaç günlüğüne kalacaktı.
Ama sadece birkaç gün, sonra gideceklerdi.
Müdüre Hanım, ne olur Çiğdem'e kızmayın.
Müthiş bir yetenek. İnanılmaz yetenekli.
Annesi misin? Çok yetenekli bir çocuk bu.
Nerede okuyor?
Ee şey şu anda okula gidemiyor.
Babasıyla bazı sorunlarımız olduğu için elimden almasın diye...
Ya, sen delirdin mi? Böyle bir çocuğu burada nasıl harcarsın?
Ee şey Müdüre Hanım...
...bahsettiği gibi ailede biraz sıkıntılar, sorunlar var.
Ne yapsın? Fatma da çaresiz kalmış.
Şey bir de çocuk... Çocuğu kaçırmakla tehdit etmiş babası.
Ama bu çocuğun kesinlikle eğitim alması şart.
Ee tamam, o zaman benim himayemde olacak. Buradan onu kimse alamaz.
Şey Müdüre Hanım bir de Mert'in otizmi var.
(Alkış sesleri)
Harikasın tatlım.
Çok özel bir çocuk olduğunu anlamıştım.
Çok başarılı olur, inanılmaz yetenekli.
Çiğdem...
...parçası bittikten sonra bütün çocukları toparla yatır.
-Ondan sonra da çıkabilirsin. -Tamam.
Ha bu arada sen de yarın sabah erkenden Çiğdem'le birlikte odamda ol.
-Bunları konuşacağız. -Tamam Müdüre Hanım.
(Müzik - Duygusal)
(Cenk dış ses) Hayatımıza nasıl sessiz sedasız girdiysen...
...aynı şekilde çıkıp gitmeni isteyeceğim.
(Cenk dış ses) Sen benim babaannemin hastalığından faydalandın.
(Cenk dış ses) Ve ne hikmetse senin haberin oldu değil mi önce hastalıklardan?
(Cenk dış ses) Sen onunla acımadan oynadın ama bunun hesabını vereceksin Azra.
(Cenk dış ses) Hem de öyle bir vereceksin ki!
(Müzik - Duygusal)
Eğer ona zarar vereceksem çıkıp giderim.
Ama ne olur şu an onu görmeme müsaade et lütfen.
Azra bak, bugün babaannemi yaka paça alıp götürdüler.
Ve bunun sebebi sensin. Sana tek bir şey söyleyeceğim.
-Defol git hayatımızdan. -Hiçbir yere gitmeyeceğim.
Bağır, çağır istediğin kadar ama...
...Feride Hanım'ı görmeden hiçbir yere gitmeyeceğim.
-Şimdi çıkar mısın önüm-- -Azra!
(Müzik - Duygusal)
Babaanneme gelmeyeceğini söyledim artık.
(Müzik - Duygusal)
Azra başını derde sokmadan bir sıyrılsaydı şu işten.
Ya iyi ki gelip bizde kalmadı ha.
Polis onu bizden götürseydi var ya karakollarda sürünürdük biz de.
-Niye ki? -Niyesi var mı kızım?
-Suç ortağı olaraktan. -Ortada suç muç yok Nazım, uydurma.
Ya gülüm sen anlamadın galiba.
Dolandırıcı diye almadılar mı ifadeyi?
-He. -Ee?
Biz de otomatikman işin içine giriyoruz.
Mirası beraber mi yiyeceksiniz diye sormazlar mı adama?
-Sorarlar değil mi? -Yaa, ne sandın?
-Ama Azra suçlu değil, ben biliyorum. -Olsun gülüm.
Sen gene de fazla karışma bunların işine. Akşam bir de kavga oldu dedin.
Neme lazım, kapının önüne koyuverir senin bu assolist Azmi.
Azmi'ye ne oluyor canım? Tarık benim patronum.
Sen demedin mi assolist Azmi, Azra'yı sevmiyor diye?
Tarık da Azra'ya bozulmuş ya, akşam babasına bağırdı diye.
Korkutma beni Nazım. İşimden olmayayım Allah korusun.
Assolist Azmi, Tarık'a dese ki...
...Azra'ya gıcığım ben, o yüzden mesela.
Gönül’ü de kov dese, o zaman ne yapacaksın?
Ya deme böyle şeyler, kafam karıştı şimdi.
Yaa, olacağına bak sen.
Assolist Azmi'den her şey beklenir vallahi.
Restorana gitmiyor musun?
Yok Hüsniye teyze, ben gidemem artık oraya.
Niyeymiş o? Meydanı onlara mı bırakacaksın?
Hem Feride, senin işe gitmediğini duyarsa çok kızar bak bilesin.
Dolandırıcılıkla suçlandığım bir yere çalışmaya gidemem ben.
-Benim de bir gururum var canım. -Ah boş laf, gurur.
(Hüsniye) Gurur karın mı dolduruyormuş?
Hem sen ne yaptın ki mesele gurura, onura geldi?
Sen işine git, ekmek paranı kazan. Biraz da cevval ol.
(Kapı zili sesi)
(Azra) Aa, Serap Hanım hoş geldiniz.
(Serap) Çok fazla vaktim yok. Birkaç şey söyleyip gideceğim.
(Azra) Tabii buyurun.
(Müzik)
Merhaba. Nasılsınız Hüsniye Hanım?
Gördüğün gibi işte. Otursana Serap, dikilip kaldın öyle.
Ay yok yok, fazla vaktinizi almayacağım zaten.
Çay falan içer misiniz?
Buraya çay içip sohbet etmeye gelmediğim çok açık değil mi?
Bakın eğer şikâyetiniz hakkında konuşmaya geldiyseniz--
Bu evden gitmeni istiyorum!
Senin ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu?
Gayet iyi duyuyor Hüsniye Hanım.
-Haa... -Gayet iyi duyuyor.
Azra hayatımıza girdiğinden beri başımıza gelenler belli.
Yani dün yaşananlar da bardağı taşıran son damla oldu.
Oğlum karakolda, ailem perişan.
-Bakın çok üzgünüm ama ben-- -Lütfen dinle.
Bak gençsin, hata yapabilirsin. Ama bir ailenin düzeniyle oynayamazsın.
Ya hadi bizi geçtim, sen kendine yakıştırabiliyor musun tüm bu olanları?
Karakollarda dolandırıcılıkla suçlanmanı.
Ne gerek var tüm bunlara?
Lütfen hayatımızdan ve evimizden çık git.
Bakın o mirası isteyen ben değildim. Ben sadece--
Miras mı? Ben mirastan bahsetmiyorum.
Hem elinde sonunda biz hukuken alırız hakkımızı.
Ama Feride Hanım, senin yüzünden hastanelerde...
...akıl sağlığını ispatlamaya çalışıyor ve bizim canımız yanıyor.
Fakat sen bize başka çare bırakmadın.
Feride Hanım'ın akıl sağlığı gayet yerinde.
İspat isteyen o değil, sizsiniz.
Onun için mi hâlâ heyet imzalamadı raporu.
Bak...
...anneme zarar veriyorsun. Onun aklını karıştırıyorsun.
O yüzden hayatımızdan, evimizden çık git. Rica falan etmiyorum!
Sen kimin evinden, kimi kovuyorsun?
Vallahi Feride Hanım'ın evinden Azra'yı kovuyorum.
-Başka sorunuz var mıydı Hüsniye Hanım? -Allah seni ıslah etsin.
Ne diyeyim?
İyi düşün söylediklerimi!
Bak her şeyin daha fazla kötüye gitmesine gerek yok.
Şu hadsize bak hele. Kovuyormuşmuş.
Bir yere gitmiyorsun.
Sonunda kaldıracaklar beni ayağa, o olacak.
Demek Şeker teyzeyi hâlâ hastanede tutuyorlar.
Her şeyi planlamış bunlar ya resmen.
Ha Cansu, ben çıkıyorum.
Sen de çıkıyorsan hadi götüreyim seni de.
-Olur olur, tamam hadi. -Bir dakika dur.
(Telefon zili sesi)
Alo, günaydın Azmi Bey. Nasılsınız?
(Azmi ses) Günaydın Sumru Hanım.
Size bir mekândan bahsetmiştim ya onun için aradım.
-Ha, evet. -Acilen devredeceklermiş. Şirin bir yer.
Bugün bir baksanız diyorum.
(Sumru ses) Ay çok teşekkür ederim. Tabii tabii bakarım.
-Siz bana adresi yollayın. -Ben size konum atarım.
Bayağı nezih bir yer, beğeneceğinizden eminim.
Ya gerçekten çok teşekkür ederim.
Yani bunca kriz içerisinde bir de beni düşünüyorsunuz.
-Ee ne kadar teşekkür etsem azdır. -Rica ederim.
Ee bu arada Feride Hanım'ın raporu çıkmış. Bugün imzalamışlar.
-Sağlıklı, tamamen sağlıklı. -Ha, öyle mi?
Ay çok çok sevindim. Yani Feride Hanım adına çok sevindim tabii ki.
Peki bu durumda Azra'ya yapılan şikâyet düşüyor mu?
Ha, anladım.
Tabii burada Serap'ın tavrı çok önemli. Kendi tedbirini kendi alacak.
Yani bir türlü kurtulamadınız şu işten de.
Ne oldu, Feride Hanım'ın raporu mu çıkmış?
Ee Sumru Hanım, ben de sizden bir şey rica edeceğim.
Tabii buyurun. Elimden bir şey gelirse zevkle yaparım.
Şu Azra'nın kardeşiyle ilgili her şeyi öğrenmek istiyorum.
(Azmi ses) Ne zaman kaçırıldı, nerede kaçırıldı, her şeyi.
Ee...
Peki bu bilgiler size neden lazım?
Hani Azra'ya karşı tedbir alalım diye konuşmuştuk ya.
Bir de biz araştıralım.
(Azra ses) Hani olur ya çocuğu bulur da kıza teslim edersek...
...belki Feride Hanım'ın ve bizim hayatımızdan çıkar.
Tabii tabii, olur.
Ben size bu bilgileri veririm.
Müsait bir zamanınızda tekrar konuşalım, olur mu?
Hoşça kalın.
(Cansu) Anne.
Anne. Ya ne oldu anlatsana.
Yok bir şey canım. Ee Feride Hanım'ın raporu sağlam çıkmış.
Bir de yani hani bir yer bulmuş benim için.
Vergiyle ilgili bilgileri falan istiyor.
Senin yüzün niye böyle? Bir tedirgin gibisin. Hayırdır?
Yoo, tedirgin falan değilim.
Yani şimdi orası için masraf yapacağız...
...vergi bilgileri falan her şey kurcalanacak ondan çok hoşlanmadım...
...onu düşünüyorum. Ne var yani? Öf Cansu, hadi.
Çıkacaksak çıkalım. Öf hadi yürü, gidelim.
(Kapı açılma sesi)
(Kuş cıvıltısı sesi)
Gidiyor musun?
-Evet Aliciğim, gitmem gerek. -Gelmeyecek misin geri?
-Bilmiyorum ki. -Ama ben ne yapacağım sen gidince?
Yine yalnız kalacağım. Kimse bana kitap okumayacak.
Gel buraya.
(Müzik)
Bak sen kendinde çok güzel kitap okuyorsun.
Belki bir gün ziyaretine gelirim.
Hatta belki ben de kardeşimi bulurum, onunla birlikte gelirim.
Kal burada. Birlikte arayalım.
Keşke kalabilsem.
(Müzik)
Reyhan Hanım, vallahi Çiğdem olmasaydı ben öyle ortada kalmıştım.
Çocuğumu da göremeyecektim.
Reyhan Hanım, şimdi kendisi boşandı ya.
O yüzden böyle oldu. Bir de...
...kocası çocuğu alıp Almanya'ya kaçırmakla tehdit etmiş.
Olur mu canım öyle şey? Kolay değil o işler.
Fatma sen, Mert'in otizmli olduğunu söylemiştin.
Peki daha önce herhangi bir eğitim aldı mı?
Evet, bir süre aldı.
Ee kendini çok güzel ifade ediyor. Yani öyle iletişime falan kapalı değil.
Ee sadece biraz hassas, yani öyle...
...bir anda konuşmuyor kimseyle. İşte müziğe çok düşkün, piyanoya.
Zaten çok özel çocuklar bunlar. Gerçekten de çok zekiler.
Ee o yüzden bu yeteneğinin üstüne gitmek lazım.
Kimden piyano dersi aldı?
Özel bir okuldu.
Orayla konuşmak lazım.
Ama o oraya çok kısa bir süre gitti yani.
Sonra ben ona özel ders aldırttım, işte ona da devam edemedi.
Zaten kendi kendine çalışıyor.
Peki, başka bir yere bakalım o zaman.
Reyhan Hanım, lütfen onu başka bir okula göndermeyin. Çünkü babası bulur.
Peki, tamam. O zaman ben de özel hocayı buraya getirtirim.
-Mert'in soy ismi neydi? -Mert...
Mert Can Yıldız.
Mert...
...Can Yıldız.
Mesutcuğum kahve istiyor musun?
-Telefonum bitsin, geliyorum hayatım. -Tamam.
(Tuş sesi)
(Kahve koyma sesi)
(Müzik - Gerilim)
Sumru Güneş'e işletmiş olduğu fitness salonunda zarf içinde...
...450 bin Türk lirası nakit olarak elden verdim.
(Müzik - Gerilim)
(Kapı açılma sesi)
Alayım babaanne.
-Nasılsın, daha iyisin değil mi? -İyiyim oğlum. Geçti gitti işte.
Daha iyi olacaksın. Her şey daha güzel olacak, inan bana.
Ben sana hep inandım Cenk.
Hasan geldi mi?
Geldi.
Ama seni bekleyen biri daha var aşağıda.
Annem.
Ya, öyle mi?
Zahmet etmiş.
Biliyorum, kızgınsın ona.
Hatta ben de çok kızgınım ama işte bu noktaya geleceğini o da kestirememiş.
Azra da geldi mi?
Yok, gelmedi.
Tabii çıkacağımı bilmediğimden gelmemiştir.
O da Hüsniye de merak eder şimdi. Ara Azra'yı da bir konuşayım.
Babaanne arama lütfen ya.
Bak daha fazla sıkıntı yaşayıp üzülmeni istemiyorum ben senin.
Melis dışarıda şimdi, annem dışarıda.
O da gelecek gelirim yaşayacağız durduk yere.
Çıkar artık şunu hayatından ya.
O seni çıkardı çünkü.
Hayatından çıkardı mı beni? Sana böyle mi söyledi?
Babaanne biliyorsun, yani bu sıkıntıları yaşamamızın sebebi Azra.
Emin misin? Bana hiç öyle gelmedi.
Ya tamam, yani annemin yaptığı şeyi savunmuyorum.
Ama onu da zorlayan bir şey varsa o da Azra işte babaanne...
...sen de biliyorsun bunu.
Kendi hayatına gitsin, biz de artık o sıkıntılardan kurtulalım, lütfen.
(Müzik)
(Kapı açılma sesi)
(Kapı kapanma sesi)
Alo Vedat Bey.
Maalesef Feride Hanım sağlam raporu aldı.
Ben de bilmiyorum nasıl oldu.
Evet.
Bütün yetkilerim elimden alınacak. Bu yüzden anlaşmamız aramızda kalsın.
Yo yo, ortaklığımız devam edecek ama hisseler sizin adınıza olacak.
Evet. İyi günler.
(Müzik - Aksiyon)
(Melis) Babaanne.
Geçmiş olsun. Seni çok özledim.
(Feride) Sağ ol benim güzel kızım.
Geçmiş olsun anne.
(Müzik)
Sağ ol.
-Geçmiş olsun Feride Hanım. -Sağ ol Hasan.
Babaanne sen benim arabaya gel istersen.
Yok oğlum. Ben başka bir yere gideceğim. Siz eve gidin.
-Nereye gideceksin babaanne? -Azra'ya. Hadi Hasan.
Babaanne yapma ne olur ya.
Kimseyle tartışacak gücüm yok şimdi oğlum.
Babaanne.
(Müzik)
Hayatımdan çıktığını bir de ben duymak istiyorum.
(Müzik)
Anne göz göre göre Azra'ya gitmesine izin mi vereceğiz yine?
Gitsin bakalım.
Eninde sonunda ikisi de anlayacaklar bu işin olmayacağını.
Bana hiç öyle gelmiyor. Babaannem bizi kolay kolay affetmeyecek.
(Müzik)
(Serap dış ses) Bu evden gitmeni istiyorum.
(Serap dış ses) Lütfen hayatımızdan ve evimizden çık git!
(Müzik)
(Tekerlek sesi)
(Müzik - Duygusal)
Hüsniye teyze, ağlama ne olur.
Bak dayanamam ben.
Tamam, ağlamayacağım ama gitmeden bir çay ver de elinden içeyim.
Yaparım tabii, yaparım. Niye yapmayayım?
Ama eninde sonunda bu kapıdan çıkacağım biliyorsun, değil mi?
Biraz fazlaca yap da yanımda ne kadar uzun kalırsan o kadar iyi.
Hasan, sen...
...Azra'ya haber vermiştin, değil mi? Yani hastanede olduğumu.
Evet, Feride Hanım.
Ee sizin öyle hastanede yalnız başınıza kalmanıza gönlüm el vermedi.
Ben de Azra'yı aradım.
Hatta o da geleceğini söyledi. Hastanenin adını da aldı ama...
Aradı beni ama açamadım, ambulanstaydım.
Belki de Cenk'in dediği doğrudur.
(Müzik)
(Islık sesi)
Ee oyalandığına göre sen ofise gitmeyeceksin herhâlde bugün.
Yo, yo, yo, şantiyeye gideceğim. Oradan da eve dönerim.
-Bugün ofise falan gidemem herhâlde. -Hmm, iyi.
-Ne yaptın, ödemeleri hallettin mi? -Hallettim, hallettim.
İnşaat tıkır tıkır işliyor. Senin sayende.
-Ah ne güzel ne güzel. -Ee, ben gideyim o zaman hayatım.
-Hoşça kal. -Kolay gelsin.
(Müzik - Gerilim)
Göreceğiz Mesut Bey, görüşeceğiz tabii.
Hadi bakalım.
Alo. Sumru merhaba.
Nedir bugün durumun? Yani bir görüşsek diyecektim.
Ee olabilir aslında da bir kafe varmış...
...oraya doğru gidiyorum şimdi, ona bakacağım.
İyi. Çok mantıklı davranıyorsun küçülmekle.
İyi bari, hemen bir yer bulmuşsun.
Ya Azmi Bey yardımcı oldu. Şirin bir mekânmış.
İstiyorsan sen de gel beraber bakalım, inceleyelim.
Aa vallahi iyi fikir aslında. Güzel olur.
Ben de fikrimi söylerim hiç olmazsa.
Ama adresi yollaman lazım.
Ee şu an araba kullanıyorum veremem ama sonra sana mesaj atarım, tamam mı?
Olur tabii, tutmayayım trafikteysen. Sen yolla, ben de hazırlanayım.
Bye bye.
Hadi bakalım.
Babaannen çıktı mı hastaneden?
Çıkmıştır herhâlde bilmiyorum ki. Ben de görmedim.
Yani sabah çıkacaktı, evdedir şimdi.
Okul çıkışında ben de görmeye geleyim mi babaanneni?
Güzel olurdu aslında, babaannem de sevinirdi seni gördüğüne ama...
...evde ortam şimdi biraz gergin.
Sen bir iki gün sonra falan gelsen daha iyi olur sanki ha.
(Omuz atma sesi) Peki.
Arda, Arda bak mahsus yapıyor. Hâlâ farkında değil misin şunun ya?
-Uff... -Arda...
...çok geçmiş olsun.
Babaannen atlattı değil mi o tatsız meseleyi?
Atlattı atlattı.
Hemen üvey kardeşinizle beraber yeni bir şey yapın da...
...kadının yüreğine insin iyice.
Arda ne biçim konuşuyorsun? Ben ne yaptım ki şimdi?
Hocam, üvey kardeşiniz ve sizin yüzünüzden başımıza gelmeyen kalmadı.
-Benim bu olayla bir alakam yok. -Değil mi?
Gidin söyleyin o zaman üvey kardeşinize, daha bizimle uğraşmasın.
Görüşmüyorum ben onunla. Eskisi gibi yakın değiliz biz artık.
Hocam siz artık bizden de biraz uzaklaşırsanız bizden, abimden ha.
Biz de rahat bir nefes alalım.
Daha babaannemin doğum gününde olanları unutmadık.
Arda, haddini aşıyorsun.
Abinle olanlar sadece beni ilgilendirir.
Artık her şeyden beni sorumlu tutmaktan vazgeç.
Tutumunu da okula taşıma lütfen, yeter.
(Müzik - Gerilim)
-Usta, çayları tazeler misin? -Tabii efendim.
Eyvallah. Başka bir şey içer misin?
Senin neyin var ya, ne oldu?
Babaannemle konuştum.
Ona haksızlık ettim belki ama hâlâ Azra'yı savunması beni çileden çıkardı.
Siz de kadının üzerine gitmeyin kızım be bu kadar.
Yani bir bildiği vardır sonuçta, değil mi?
Bak siz bu kadar inatlaştıkça tam tersini yapıyor, ha ben sana söyleyeyim.
Ya daha ne yapacak bilmiyorum.
Açıkçası bizim de yapabileceğimiz bir şey kalmadı.
Babaanneme de üzülüyorum.
Azra resmen kandırdı kadını. Yani bunun başka bir açıklaması olamaz.
Sevgilim...
...Azra size hiçbir şey yapamaz.
Azra sizin hiçbir şeyinizi alamaz. Hak var, hukuk var ya.
Ayrıca sizin ailenize de katılacağım yakında.
Seni kimsenin üzmesine izin vermem, bilesin.
-Efkan... -Canım benim.
İyi ki varsın, iyi ki hayatımdasın.
Hep zor zamanımda yanımda oldun. Bana destek çıktın.
Seni tanıdığım ilk günde ölmeyi düşünen bir aptaldım.
Sen çekip kurtardın beni. Beni hayata sen döndürdün.
-Hep yanımda oldun. -Olmaya da devam edeceğim Melis.
Olmaya da devam edeceğim.
Bak şu evinizdeki kaos ortamı biraz dinsin...
...babaannenle de konuşmaya geleceğim.
Sen sadece bana inan, güven. Babamla da konuştum.
Yani senden sadece haber bekliyoruz. Sen tamam dediğin zaman geleceğiz.
Haber yollayacağız sizinkilere. Bak bu iş burada bitecek Melis.
-Efkan... -Canım.
Abim...
...nişanlanmamıza pek sıcak bakmıyor.
Sen dert etme orasını ya. Ben onu da halledeceğim.
Cenk beni de sevecek, yani bana da güvenecek.
Sadece zaman.
(Müzik)
Kolay gelsin.
Oo... Kimler gelmiş, kimler.
Babaannem seyahate gitti. Hemen sıvışam, hemen sıvışam değil mi?
Aslında öyle olmadı şef.
Hiç mazeret uydurma bana, hiç mazeret uydurma.
Bu mutfağın kuralları var.
Ya şefe haber vermeden gelmemek ne demek ya?
Ne desen haklısın şef. Ama keyfe değildi.
Sıkıntılar vardı.
(Müzik)
Ben de bir şeyler duydum Cenk.
Şirkete tedbir konmuş. Feride Hanım gelmiyormuş ne zamandır.
-Ne oluyor Cenk? -Babaannem işinin başında şef.
Sorun yok artık.
Aman, aman iyi olsun da. Şirket bu sıkıntı da olur, dert de olur.
Zihinde yatana sinek konmazmış.
Allah sağlık versin de gerisi mühim değil.
-Sağlığı da kendi de iyi. Sağ ol şef. -Çok şükür.
Ya Azra'da gelmiyor bir süredir ama...
Ben de onu soracaktım. Ne aradığı var, ne sorduğu var. Gelecek mi o?
Gelmeyecek.
Ya bazı kağıtlar geldi ona.
Bir bak bakalım, atalım mı bunları?
(Müzik)
-Ya semti de çok güzel. -Evet.
Değil mi?
Baksana şuna, mis gibi.
Bak güzel bahçe, istediğin zaman örtüyorsun. Hoş bunlar ya.
Değil mi? Böyle zaten açıklık olması çok hoş bence.
Evet evet, yani bahçede büyük avantaj aslında böyle düşünürsen.
Aydınlık, butik, tatlı bir yer.
Ben de sevdim.
Yani adamla anlaşırsam hemen bu kafeyi devralacağım.
İnşallah paranın hepsini bir seferde istemez tabii.
Tabii bir de bakman lazım.
Masraf çıkarak mı sana, her şey sağlam mı?
Keşke bir ortağın olsa.
Yani ekonomik olarak daha güçlü olursun, sıkıntı çekmezsin.
Ha yok yok, ortaklık pek bana göre değil.
Yani sıkıntı olur şimdi. Belki daha sonra düşünürüm.
Hay Allah.
Ben de sana ortaklık teklif edecektim.
Ha?
Evet, yani güzel olurdu. İkimiz daha güçlü olurduk.
-İş ortaklığı mı diyorsun? -Evet.
Yani biliyorsun, evde biraz sıkıldım ben.
İyi olurdu.
Ay hiç ben böyle bir şeyi beklemiyordum. Şaşırdım açıkçası.
Ben öyle söyledim ama...
...o başkaları için geçerliydi. Sen olunca farklı tabii.
Ee ben bu teklifimde samimi ve ciddiyim Sumru.
Ben de ciddiyim, olur o zaman.
-Aa heyecanlandım şu an. -Ben de heyecanlandım.
-Ortak. -Ortak.
Ee ya Hülyacığım, bana destek olduğun için çok teşekkür ederim gerçekten de.
Şey tabii aramızda bir sözleşme yaparız, mutlaka.
Ya yanımda sözleşme getirdim de deme lütfen bak, çok gülerim.
(Gülme sesi) O zaman beraber gülelim hayatım.
Çünkü sen sözleşme yapmışsın zaten.
Mesut'la!
Ama para bana ait.
(Müzik - Aksiyon)
Gitmeden şu sevdiğim çorbandan da yapsan ya.
Bu senin sevdiğin çorbayı yapmak üç saat sürüyor ve sen bunu çok iyi biliyorsun.
Gitme be Azra. Ben sana çok alıştım be yavrum.
Bak ne güzel bir işin, evin var.
Bozma düzenimizi.
(Müzik - Duygusal)
(Kapı zili sesi)
(Kapı açılma sesi)
-Şeker teyze, hoş geldin. -Hoş buldum.
(Müzik - Duygusal)
Nasılsın? İyi misin?
-İyi gördüm seni. -İyiyim.
-Sen nasılsın? -İyiyim, ben de.
(Müzik - Duygusal)
(Feride) Hüsniye'm...
-Hoş geldin kardeşim. -Nasılsın?
Sen geldin ya, kötü olmak ne mümkün?
(Kuş cıvıltısı sesleri)
Gelmedin ziyaretime.
Biliyorum, bir kere aradın.
Ama seni yine de yanımda görmek isterdim.
Biliyorum, haklısın gelmeliydim. Ama...
...ama ben çok düşündüm, emin ol.
(Azra) Hem ben sebep oldum bütün o olanlara.
Hem de ailen oradaydı.
Ben onların nasıl yüzüne bakacağımı bilemedim.
Kusura bakma.
Hayatından çıkarmışsın beni, öyle mi?
Cenk öyle söyledi, doğru mu bu?
Yok öyle bir şey ayol.
(Hüsniye) Serap geldi buraya.
(Hüsniye) Demediğini bırakmadı buna, ah bir de kovdu buradan.
Bu da topladı valizini, gideceğim diye tutturdu.
Serap buraya geldi demek.
Kovdu diyorum kovdu, duymuyor musun?
Duydum, duydum Hüsniye.
Bana bak Azra, hiçbir yere gitmeyeceksin.
Buradan seni ne Serap ne de bir başkası kovamaz, asla.
Yapmadıklarını bırakmadılar kıza.
(Hüsniye) Şikâyetçi oldular dolandırıcı diye.
Hasan aradığında, sana geliyordu ya...
...kapıya polisler gelip götürdüler kızı.
(Hüsniye) Ben diyeyim de.
Hüsniye teyze ne gerek vardı şimdi, sırası mı?
Zaten daha yeni çıkmış hastaneden.
Hem sırası hem zamanı, bilsin ki gereğini yapsın.
Yapacağım, geç bile kalmışım.
(Telefon zili sesi)
Sumru, of be Sumru bir rahat bırak!
Efendim Sumru, ne oldu?
Daha ne olacak Mesut?
Yani, ben sana söyledim Hülya'dan gizleme diye.
(Sumru ses) Tutturdun ortak olacağım diye.
(Sumru ses) Bak şimdi ben Hülya'ya karşı zor durumda kaldım.
-Sen ne diyorsun be? -(Sumru ses) Ne diyeceğim ee Mesut...
...yani ne vardı çekinecek sanki karından, ben anlamıyorum ki.
(Sumru ses) Beni zor durumda bırakıyorsun.
(Sumru ses) Yani böyle bir şey gizli kalır mı hiç?
(Sumru ses) Karı koca arasında bir şey gizli kalır mı Allah aşkına?
Iı, Hülya orada mı?
Ben şey, ben şey, ıı...
...telefonu, telefonu Hülya'ya verir misin?
Iı, tamam.
-Seni istiyor. -Aa, gerek yok.
Eve gideceğim birazdan.
Şey o eve gelecekmiş.
Şimdi bittin Mesut.
Yani Hülya, vallahi beni o zor durumda bıraktı.
Ben ne diyeyim, senin kocan yaptı yani.
Bilmiyorum, yani anlamıyorum bunu neden yaptığını da...
...sen de bu konuda o kadar masum değilsin.
Çünkü bu parayı kabul ettin.
Bana baskı yaptı, çok baskı yaptı.
Yani ıı, senden çekindiği için bu işe girmeyeceğini düşündü...
...ortak olmak istedi. Şimdi ben de ne yapayım yani?
Biliyorsun onun hep böyle bir restoran...
...kafe gibi bir hayali vardı, ta Kemal'den bu yana.
Neyse, artık ortak olduk.
(Hülya) Şimdi bir güzel otururuz, kâr zarar nedir bakarız.
Hesapları beraberce inceleriz. Değil mi?
Güzel.
Hayırlı olsun.
(Kafe ortam sesi)
Sersem herif, sersem!
(Kapı açılma sesi)
(Kapı vurma sesi) (Arda) Dolu.
Hişt.
Söyle şunlara, çekilsinler.
Çekilecekler birazdan.
(Tekme atma sesi)
Gel gel, gel gel! Ne oldu Arda Bey? (Yumruk atma sesi)
(Kavga sesleri)
Ha, nasılmış Arda Bey? (Yumruk atma sesi)
(Yumruk atma sesi) Bak bak, suratıma bak!
Arda!
Ha, ha nasılmış?
Hocam!
Hocam, hocam Arda'yla Tunç kavga ediyor hocam, lütfen gelin.
Ne? Yürü yürü!
Nasılmış oğlum ha? (Yumruk atma sesi)
Ne oluyor burada, Tunç, Arda? Ne oluyor dedim size?
Hocam, Arda'nın bir suçu yok, Tunç yaptı her şeyi.
İkiniz de çabuk müdürün odasına, hepiniz çabuk dedim!
Ceyda sen de gidiyorsun yürü, Tunç yürü!
Arda sen de!
Arda!
Dağılın siz de!
Ben, sana daha fazla yük olmak istemiyorum Şeker teyzem.
Hem ailen de benim yüzümden, sana tavır aldı.
Ki onlar da kendilerince haklılar.
Kimse benim adıma beni ezip sana böyle davranamaz.
Seni dolandırıcı yerine koymak da ne demek?
Asıl şimdi gitmeyeceksin.
Ama Şeker teyze lütfen.
Akıl sağlığı raporu istediler verdik, belli ki yetmeyecek.
Onlara öyle bir ders vereceğiz ki...
...kim sahtekâr, kim akıl hastası o zaman öğrenecekler.
Benimle konağa gelip orada yaşayacaksın.
Şeker teyze, olur mu öyle şey nasıl--
Dimdik güçlü duracaksın.
Feride'nin kızı olmak neymiş, onlara göstereceksin.
Güçlü olmalıyız, sen güçlü ol ki ben de güçlü olayım.
(Feride) Şimdi eve gitmem lazım.
Dediklerimi iyi düşün Azra.
Hadi, Allah'a emanet ol.
(Hüsniye) Güle güle Feride'm, güle güle.
Çiğdem, ben ne yapacağım?
Hoca tutacağım diyor kadın yani, iyice sahiplendi Mert'i.
Ee ne güzel işte, aa fena mı?
Hayır, sen bilmiyorsun şimdi bak Mert...
...alışkın değil böyle şeylere yani huysuzlanacak, of yani...
...sorun çıkaracak, mahvoluruz vallahi.
Hiçbir şeycik olmayacak, tamam mı? Sen merak etme.
Hem bak, bizim Müdüre Hanım öyle serttir falan ama...
...çocuklarla arası çok iyidir ha, iyi anlaşırlar.
Ay, bak Mert de ne güzel orada eğitimini alacak. Ha?
Ay, düşünsene Mert böyle ileride ünlü bir piyanist oluyormuş.
Sen de öyle ben onun anasıyım diye böyle gezip gezip duruyormuşsun. Ha?
Güzel olmaz mı? Kız komşu kızı.
Hı hı.
Güzel olacak güzel olacak, sen kafana takma.
Hı hı.
Hadi şunları dolaba koyacağız.
(Hüsniye) Azra, başın öyle her sıkıştığında...
...derde girdiğinde, bavulunu alıp gidemezsin.
Ha, bu sefer alıp gittin.
Ama başka zaman, yine sıkıştığında bu sefer de gideceksin.
İnsan evine, eşine, dostuna sahip çıkmalı.
Yoksa evsiz, yurtsuz bavulun elinde dolaşıp durursun.
Haklısın Hüsniye teyzem.
Artık kaçmayacağım, mücadele edeceğim.
Ben ne dolandırıcıyım ne de yalancı.
Anlım ak, bunu onlara göstereceğim.
Ha şöyle.
O konağa gideceğim.
Cenk'e o hakaretleri hiç hak etmediğimi göstereceğim.
Karşısında dimdik durarak hatırlatacağım bana yaptıklarını.
Evet, kadın sağlam raporunu aldı.
Bundan sonra daha fazla ne yapabilirler ki?
Ha?
Daha da yapacaklarsa da, bu sefer sen...
...Feride'nin yanında durup onun eli ayağı olacaksın.
Bundan sonra sevdiklerime ve bana zarar vermelerine de izin vermeyeceğim.
Aferin kız, hadi bir çay koy da içelim.
(Cenk iç ses) Beni rahat bırakmayacaksın, değil mi?
(Cenk iç ses) Nereye baksam, nereye gitsem karşıma çıkacaksın.
(Cenk iç ses) Her defasında gitmeni, kaybolmanı isteyeceğim.
(Cenk iç ses) Ve her gidişin, her vedan bana işkence olacak.
(Cenk iç ses) Sen benim ömrümün en büyük hayal kırıklığı...
...en ağır pişmanlığı olacaksın.
Ben artık yokum Cenk.
Pişmanlığın da hayal kırıklığın da...
...benimle birlikte gitti gözlerimden, yokum artık.
Merhaba, sizi böyle görmek çok güzel hanımım.
İnanın çok merak etmiştik.
Sağ ol Belkıs. Serap nerede?
-İçeride. -Söyle çalışma odama gelsin.
Hemen söyleyeyim.
(Kuş cıvıltısı sesi)
(Deklanşör sesi)
(Hüsniye) Azra, sen ne yapıyorsun orada öyle?
Mert'in fotoğrafını çekiyorum.
Sosyal medyaya koyacağım, daha çok insan görsün diye.
Koy tabii, milletin elinden telefon düşmüyor.
Bir gören olur illa.
Evet, yükleyelim bakalım.
Azra, sosyal medya hesabı açmış.
Beni de eklemiş.
Kardeşinin fotoğraflarını paylaşmış.
(Müzik - Duygusal)
(Azra dış ses) Burada herkes kendi hikâyesini paylaşıyor.
(Azra dış ses) Benim hikâyem kardeşim Mert, şimdi kayıp.
(Azra dış ses) Onu görürseniz, yolunuza çıkarsa...
...lütfen onu, hikâyesi yarım kalmış ablasının...
...onu çok sevdiğini ve her yerde aradığını söyleyin.
(Azra dış ses) Ve bana ulaşın, insanlık namına.
Arkadaşlar, bence fotoğrafları biz de yayalım.
(Cenk) Ne kadar çok kişiye ulaşırsa o kadar iyi.
Azra'nın kardeşine ihtiyacı var, kardeşinin de ona.
(Müdür) Neyi paylaşamıyorsunuz oğlum siz?
(Müdür) Atayım mı hepinizi okuldan?
Hocam, ama Tunç okul başladığından beri sürekli--
Konuşma Ceyda, bir de kız çocuğu olacaksın.
Ne işin var bu serseri takımının arasında?
Hele sen Arda Bey, suçun boyunu geçmiş maşallah.
Yeterince utandırdın okulumuzu.
Hocam, Arda'nın durumu özel bir durum ve tedavi görüyor.
Konuyla bir ilgisi yok bence.
İyi de Cansu Hocam, daha dikkatli olması gerekmiyor mu?
Ne yapacağız biz bunlarla? Atsak atamıyoruz.
(Müdür) Ailelerine yazık, dünyanın parasını döküyorlar buraya.
(Müdür) İyisinden ben size bir güzel uzaklaştırma yazayım da...
...aklınız başınıza gelsin.
Bence başka bir ceza da verebiliriz.
Bir fikriniz mi var?
Var tabii ki.
(Kapı vurma sesi) Gir.
(Kapı açılma sesi)
(Kapı kapanma sesi)
Hoş geldin anne.
Gel otur.
Anne konuşmana başlamadan önce bir beni dinlersen sevinirim.
İnan bunu ben de çok istiyorum.
Evet?
Öncelikle evden polisler eşliğinde alındığın için...
...çok özür dilerim, gerçekten çok çok özür dilerim senden.
İnan zerre kadar aklıma gelmedi ve eğer bilseydim gerçekten engel olurdum.
Peki, ya rapor?
Ben o konuda haklı olduğumu düşünüyorum.
Biliyorum, kızgınsın bana ama son zamanlarda yaptıkların...
...artık o kadar akıl almaz bir hal almıştı ki.
Ve sen de benim deli olduğumu düşündün?
Anne üzgünüm ama yapmak zorunda kaldım.
Seni anlıyorum, ben de üzgünüm.
Benim de yapmak zorunda kalacağım şeyler olacak.
Anlamadım?
Anlamana gerek yok artık.
Benim evim, benim işim ve benim kararlarım.
Bilmen gereken tek şey bu, şimdi çıkabilirsin.
(Müzik - Gerilim)
Buyurun hanımım.
Belkıs, benim yanımdaki odayı hazırla.
En güzel çarşafları ser, iyice düzenle, temizle eksiği kalmasın.
Misafirimiz mi geliyor Feride Hanım?
Misafir değil, hadi bakayım oyalanma.
Tamam.
Aliciğim, artık üzülmek yok tamam mı? Hem ben çok uzağa gitmiyorum.
Feride teyzenin evine gidiyorum, sık sık geleceğim seni görmeye söz.
Annem de geleceğini söylüyor ama hiç gelmiyor.
Annen de gelecek, emin ol annen de gelecek.
Beni de ihmal etme.
Eder miyim hiç?
Yolun açık olsun güzel kızım.
Sen de kendine çok dikkat et, tamam mı?
Tamam.
Ben sık sık geleceğim seni görmeye.
Tamam.
(Müzik - Duygusal)
Ne yapacağız yetimhanede ya?
Çocuk mu bakacağız?
Ben seninle tuvalete bile gitmem.
Ee, hocam ne yapacağız biz şimdi?
-Ben, Tunç'la hiçbir şey yapmam. -Ben de sana bayılmıyorum herhâlde.
Hocam, ben Tunç'la çalışırım da Arda'yla çalışamam.
Hocam, ben de Ceyda'yla çalışırım ama Arda'yla çalışmam.
Hay Arda kadar başınıza taş düşsün be.
Bitti mi çocuklar?
Cansu Hocam, işiniz zor bunlarla ya.
Hadi bakalım.
Kimsesiz çocuklara yardım edeceksiniz.
Gidip onlarla bir şeyler paylaşacaksınız.
Okulunuzun seçtiği yetimhaneleri ziyaret edeceksiniz.
Ders saatlerinde mi?
Hayır ders saatlerinde değil, etüt saatlerinde.
Şu âna kadar hiçbirinizin etütte ders tekrarı yaptığını görmedim zaten.
Arda senin aran müzikle iyi, gitarını alıp çocukların yanına gideceksin.
Ahmet, Tunç, Ceyda siz de tiyatro kolundaydınız.
(Cansu) Palyaço kostümleriniz de var zaten.
Çocuklara minik minik hediyeler alıp onları ziyarete gideceksiniz.
Ne yani şimdi bunlar hediye mi dağıtacak sadece?
Hayır hocam öyle değil, sadece hediye dağıtmayacaklar.
Kavga etmeyip birlikte çalışmayı öğrenecekler.
Birlikte ortaya bir proje koyacaklar.
Biz de değerlendireceğiz, daha sonra seçtiğimiz projeyi uygulamaya koyacağız.
Güzel, iyi fikirmiş.
Şimdi, bu akşam herkes evlerine gidip güzelce fikirlerini düşünecek.
Yarın tekrar konuşmak için bir araya geleceksiniz.
Hadi bakalım, hocanızı duydunuz gidin artık.
(Müdür) Balık gibi bakmayın hadi.
Feride Hanım geliyor Azmi Bey. Bir şey içer misiniz?
Yok, sağ ol Belkıs teşekkür ederim.
Geçmiş olsun Feride Hanım, nasılsınız?
(Feride) Oturabilirsin.
(Müzik - Gerilim)
Kaç yıldır birlikte çalışıyoruz Azmi?
Neredeyse 30 yıl olacak efendim.
Peki, hanımefendiliğimi bozduğumu hiç gördün mü?
Asla.
O zaman, sen neden beyefendiliğini bozdun?
Feride Hanım, inanın çok arada kaldım.
Yıllarca çalıştığım, güvendiğim, geleceğimi işimi emanet ettiğim...
...sen bile bunu yaparsan, başkası ne yapmaz söyle bana.
Kabahatliyim, haklısınız.
İnanın kendimi aklayacak bir söz söyleyemiyorum.
Bütün bu yaşadıklarınızda benim de payım olduğunu inkâr edemiyorum.
Haklısınız, ama ben ne yaptıysam...
...sizin, bu ailenin ve şirketin iyiliği için yapmaya çalıştım.
Size hep sadıktım Feride Hanım.
Ama ne yalan söyleyeyim, Serap Hanım'ın kaygılarına da katıldım.
Yani Azra Hanım'ın, sizin zaaflarınızdan faydalandığını düşündüm.
Yanlış düşünmüşsün.
Haklısınız, yanlış düşünmüşüm.
Çok özür dilerim, çok özür dilerim.
Ben cezama razıyım Feride Hanım.
Ama inanın, sadece sizin iyiliğinizi düşündüm.
Bunu bir çalışanınız olarak söylemiyorum.
Bunu size gönülden bağlı olan biri olarak söylüyorum.
Ve haddim olmadan, bu ailenin bir bireyi sayarak kendimi.
Bu akıl sağlığı raporu, senin fikrin miydi?
Serap Hanım'ın fikriydi.
Ben düşündüm ki eğer akıl sağlığınızın yerinde olduğuna dair...
...bir rapor alırsanız, aileniz bu kadar üstünüze gelmekten vazgeçer.
Yani aldığınız bütün kararları kendi...
...hür iradenizle aldığınızı anlarlarsa, konu kapanır diye düşündüm...
...ama yanlış düşünmüşüm.
Feride Hanım, beni kovarsanız inanın size hak veririm.
Ama tekrar ediyorum.
Ben ne yaptıysam, sizin ve bu şirketin iyiliğini düşünerek yaptım.
Bağışlayın.
Seni kovmayacağım Azmi.
Söylediklerinin samimiyetine, doğruluğuna inanmam için...
...bunu yapmayacağım.
(Feride) Birlikte çalışacağız.
(Feride) Bunların hepsini, birlikte çalışarak görmek istiyorum.
Takdir sizin efendim.
Azmi Bey, savunmasını geçti herhâlde.
Evet, gerekli açıklamaları yaptı Azmi Bey.
(Feride) Ama bundan sonra bir hata yaparsa...
...işte o zaman hiç affedebileceğimi düşünmüyorum.
Bana inandığınız için teşekkür ederim efendim.
Sana inandığımı söylemedim ki Azmi.
Gitme, bizimle yemeğe kal.
Hem iş yerinde neler olmuş benim yokluğumda, bilmek isterim.
Nasıl isterseniz.
-Ne haber abla? -İyi Arda, ne olsun?
Ne oldu sana, ne oldu yüzüne?
Yok bir şey, yok bir şey dur.
Hemen panik yapma, okulda biz birileriyle bir tartıştık.
Kavga ettik o kadar ama önemli bir şey değil.
Ay inanamıyorum sana Arda, kimle kavga ettin?
Ya geri zekâlının teki işte.
Bravo, bravo şimdi annemi de ararlar.
Ya bu kadar derdin arasında.
Ya merak etme kimseyi aramayacaklar, biz kendi aramızda hallettik.
Ne demek hallettik?
Hallettik işte.
Cansu Hoca geldi, bize sosyal sorumluluk projesi verdi ceza olarak.
Ya ne diyeceğim, sen bana yardım edersin, değil mi ha?
Vallahi bak bir aylık harçlığımı sana veririm ha?
Ederim tabii ablacığım.
Hadi gel şimdi içeri geçelim de konuşuruz.
Ay gerçi misafirimiz var.
Kim var?
Azmi gıcığı.
Uyuz! Bak ben hazır antrenmanlıyım ona da mı saldırsam?
Saçmalama hadi.
(Kapı açılma sesi)
Hülya.
(Kapı kapanma sesi)
Hoş geldin hayatım.
Vallahi ben hiç hoş bulmadım Mesut.
Ben, ben...
...ben zaten anlatacaktım sana.
Neyi merak ediyorum, biliyor musun?
Neden, neden Mesut hı?
Karınım ben senin, hayat arkadaşın.
Şimdi hayatımıza bu yalanlarla mı devam edeceğiz hı?
(Müzik - Gerilim)
(Piyano sesi)
İdil öğretmeninle tanışmak ister misin?
Merhaba Mert.
Mertciğim seni tanıdığıma çok sevindim.
Piyano çalıyormuşsun. Bana da dinletmek ister misin?
Okulda dört tane eser öğrendim ben.
Çok güzel, dinlemek için sabırsızlanıyorum.
Mert çok çalışacak, Sumru anne gelip dinleyecek.
Elbette, istersen birlikte konser veririz.
Hem ailene hem arkadaşlarına. Olmaz mı?
(Piyano sesi)
(Araba sesi)
(Mert dış ses) Ellerimi bırakma.
Asla vazgeçmeyeceğim senden, asla bırakmayacağım seni.
Son nefesime kadar.
(Müzik - Duygusal)
Abla, sen o tartışmadan sonra hiç Azra'yla konuştun mu?
Yok konuşmadım. Bir şey mi oldu?
Yo.
Ben sadece Azra'nın, babama olan tepkisini anlayamadım.
Ya Azra'ya gönül koyma oğlum.
Babanın Feride Hanım'a yaptıkları yüzünden üzüldü kız.
Iı, buna içerlendi yani...
...baban Feride Hanım'ın sağ koluymuş ya, o yüzden çıkıştı öyle.
Tamam da bu şekilde yargılaması doğru değil, değil mi?
Ya babam, Azra için o kadar iyi şey düşünürken.
Bence tepkileri biraz fazlaydı.
Hepimiz bir aradayız çok şükür.
Her ne kadar, ummadığım şeyler yaşamış olsam da...
...kırgınlıklarım, kızgınlıklarım olsa da...
...size değil, kendimedir.
Demek ki aile olmayı, sevip saymayı öğretememişim.
Halbuki, aile olmak gerçekten çok--
Feride Hanım, misafirleriniz var.
-Misafirlerim mi? -(Belkıs) Evet.
Ben yalnız bekliyordum, diğerleri kim ki?
Ben bir bakayım.
Bir sorun olmasın?
(Ayak sesleri)
Ülkü, kızım hoş geldin.
(Feride) Bu ne güzel sürpriz.
Hoş bulduk Feride anne.
Ee ben sizi tanıyorum, hastanede görmüştüm, değil mi?
(Cenk) Babaannemin doktorusunuz.
Aa! Siz tanışıyor musunuz?
Evet.
Peki, siz nereden tanışıyorsunuz?
O benim, kızlarımdan sadece biri.
Diğerleri de dışarıda, seni bekliyorlar.
(Müzik - Duygusal)
Bunlar kim?
Feride Hanım'ın annelik ettiği, 40 yıldır okuttuğu kız çocukları.
Şimdi her birinin ailesi, çocuğu, işi var.
Tabii bunlar benim sadece ulaşabildiklerim.
Hoş geldiniz.
(Müzik - Duygusal)
Bu benim küçük kızım Feride, ona senin adını verdik.
Canım.
(Feride) Hoş geldin.
Teşekkür ederim.
Feride anne, size o kadar çok mektup yazdım ki.
Teşekkür ederim.
Teşekkür ederim.
Hepiniz ne kadar güzelsiniz.
Beni öyle mutlu ettiniz ki.
İşte benim mirasım bu. Bundan güzel miras olur mu hiç?
Ne mutlu ki bana, kızlarımdan biri de benimle yaşayacak.
Azra, bundan sonra bu konakta yaşayacak.
(Müzik - Duygusal)
Evine hoş geldin kızım.
(Müzik - Jenerik)
"Can, vazgeçer mi can"
"Kolaydır dile söylesen bile"
"Kendimden vazgeçtiğim yok"
"Dinlemez ki kalp, kolaysa sök at"
"İşler derine"
"Zor, bir kafesteki kuş misali"
"Gökyüzü görmez, maviye hasretken"
"Aşk, gözyaşı döker"
Bu dizinin betimlemesi ÜS YAPIM tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Sesli Betimleme Metin Yazarı: Gülşen Argüç
Seslendiren: Çiğdem Banu Yeşilırmak
Alt Yazı: Gülay Yılmaz - Fatih Kolivar - Özgür Türk - Nuray Ünal - Ayhan Özgören
İşaret Dili Tercümesi: Müjde Kolçak
Son Kontroller: Ela Korgan - Zerrin Çınar
Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.