Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
KANLI AY Çeviri: Meursault
Canavar, onların hepsini yakaladığına göre, artık kimse yalan attığımı söyleyemez.
Geri dönmek zorundayım.
Onları çıkar oradan.
Anne… Bana yardım et.
Anne… Ayna…
Çık.
Sudan çık.
Rubio, tekneye geri dön.
Orada bir şey var.
Rubio'nun teknesinin battığı gece, bir uğultu doldu kasabamıza.
Zehirli bir ses yanıbaşımıza sokuldu.
Akıntı kuzeye doğru gidiyor.
Rubio burada boğulduysa, onu kuzey yönünün daha ilerisinde aramalıyız.
Pas.
Pas.
Sadece paslı demir parçaları var.
Bu deniz, batan gemilerle dolu.
Rubio yalancının teki.
Otuz yıl birlikte dalış yaptık.
Ama ben hiçbir şey görmedim ki.
Kollar, ayaklar.
Çürümüş bedenler.
Ama canavar filan yok.
Bir hafta evvel, o kaya orada yoktu.
Köyümüzde yaşanan her şeyin sebebinin bu kaya olduğuna inanıyorum.
Rubio'nun teknesini batıran dalga bence o.
Rubio denizden pek çok ceset çıkarttı.
Hiçkimse denizin derinlerini onun bildiği kadar bilemez.
Çocukken de akıllara ziyan biriydi.
Bütün sualtı mağaralarına girerdi.
Orada, denizin dibinde yaşıyordu sanki.
Kırktan fazla ceset kurtarmıştır.
O olmasaydı eğer, kim bilir kaç ailenin, yasını tutacakları birisi olmazdı.
Ölülerimize veda etmeliyiz.
Rubio’nun annesine bir baksana şimdi.
O cadı, gittikçe yiyor kafayı.
Ölülerle konuştuğunu söylüyorlar.
Onlarla konuşmak için aynaları kullanıyormuş.
Ürkünç biri.
Umalım da deniz, onun oğlunu geri getirsin.
Kan.
Kan.
Kimse uğultunun ne dediğini anlamıyor mu?
Kan, diyor.
Kanımızı istiyor.
Rubio doğruyu söylüyor.
Kimse ona inanmıyor ama o haklı.
Bana da kimse inanmadı ya.
Ay, canavarın efendisidir.
Metcezir gibi, bir gelip bir gidiyor.
Her zaman ay ile birlikte gelir.
Rubio onu avlamaya çalışmamalıydı.
Canavar artık çok öfkeli.
İntikamını bizden alıyor.
Rubio haklı.
Kimse ona inanmıyor ama o haklı.
Bana da kimse inanmadı.
Ay, canavarın efendisidir.
Metcezir gibi, bir gelip bir gidiyor.
Her zaman ay ile birlikte gelir.
Ne korkunç bir gürültü.
Ne kadar zaman oldu?
Bin yıl.
Kanlı ayın altında geçen bin yıl.
Bedenim uyuştu.
Elim...
Elimi artık güç bela hareket ettirebiliyorum.
Ah…
Baraj kapatıldığından beri kötü bir şey olacağını biliyordum.
Barajı inşa ettiklerinden beri kötü bir şey olacağını biliyordum.
…denizci…
…boğuluyorum diye haykırdı…
…ve yanıtladı canavar onu…
Rubio'nun annesi orada ne yapıyor olabilir?
O cadıya güven olmaz.
…haykırdı…
…denizci…
…boğuluyorum diye haykırdı…
Havanın içinde hava.
Suyun içinde su.
Kanlı ay.
Size sesleniyorum.
Cadılar, oğlumu geri getirtin.
Havanın içinde hava.
Suyun içinde su.
Kanlı ay.
Size sesleniyorum.
Cadılar, oğlumu geri getirtin.
Anne, bağışla beni.
İnan bana.
Böyle olacağını bilemezdim.
Seni buradan alıp götüreceğim.
Canavarı bulacağım.
Korkma sakın.
Ne kadar oldu?
Bin yıl mı?
Canavarın midesinde geçen bin yıl.
Bu ne karanlık...
Üç cadı bize yardıma geldi, Rubio'nun cesedini aramaya.
Nereden geldiklerini kimse bilmiyordu.
Suyun rengi...
Ölü balık...
Baraj her şeyi zehirliyor.
İçi ölüm kaynıyor.
Bize bir baksana.
Bir tek canavar yaşayabilir burada.
Canavar denizin ta kendisidir.
Yüz yıllardır uyuyor.
Bizse onun rüyasıyız.
Rubio, çık sudan.
Teknene geri dön.
Sanki metcezir kasabamıza ulaşmış da, bedenlerimizden kanımızı çekiyor.
Sanki metcezir boyunlarımıza sarılmış da, bizi boğmak istiyor.
Benim boğulmuş kardeşim.
Denizin dibinde kaybolmuştu on üç gün.
Ona sarıldım, çıkartmak için denizden ama bağırsakları ayrıldı bedeninden.
Onun mavi ve boş derisiyle kalakaldım.
Deniz canavarın kendisidir.
Dün canavarı avlamaya gittiğinde de böyle söylemiştim zaten.
Ama Rubio kimseye kulak asmaz.
Şimdiyse şu hâlimize bak. Cezasını bizler ödüyoruz.
Dün değildi bu.
Yüz yıl önceydi.
Yarın tekrar olacak, ve bin yıl içinde tekrar olacak.
Rubio kimselere kulak asmayacak hiç.
Senle ben de hâlâ burada oturuyor olacağız.
Lanetler okuyarak.
Kan.
Kan.
Kan, diyor o.
Kimse gürlemeyi anlayamıyor mu?
Kanlı ay.
Kanlı ay.
O eve ilk kez girişimdi.
Aynanın karşısında dikilmemi istedi benden. Ağzından şu kelimeler dökülüyordu;
Al götür ölümün nefesini, hayatın nefesi gelsin.
Al götür ölümün nefesini, hayatın nefesi gelsin.
Eline bir bıçak alıp dedi ki;
Aynada bir bak kendine.
Bedenimden çıkan bir duman gördüm aynada.
Soluğum zayıflıyor.
Artık nefesimi hissedemiyorum.
Bir tek canavarın nefesini hissediyorum.
Artık, onun nefes alış hızıyla yekpare nefeslerimiz.
Metcezir gibi bir gelip bir gidiyor.
Bizi dibe doğru sürüklüyor.
Kim benim kötülüğümü isterse kendi başına gelsin.
Kim benim kötülüğümü isterse kendi başına gelsin.
Kim benim kötülüğümü isterse kendi başına gelsin.
Kim benim kötülüğümü isterse kendi başına gelsin.
Kim benim kötülüğümü isterse...
Bu ilk kez olmuyor.
Kızıl ay, canavarı uyandırıyor.
Ben zaten yüz yıl önce Malpica'da onun ulumasından muzdariptim.
Ya da üç yüz yıl önce.
Binlerce ölüm.
Eğer birazcık daha dayanabilirsem ayna vasıtasıyla kaçabilirim yeniden.
Canavarın gözü...
Birazcık daha dayanabilsem...
Her met (gel) Rubio'yu geri getirir, her cezir (git) de onu tekrar yutardı.
Bizlerse parçalara ayrılıyoruz, aşınmış kayalar gibi.
Ne zamandır buradayım bilmiyorum.
Artık hiçbir şey hissedemez oldum.
Tüm dalgalar var olmakta şu an.
Belki de hep bu günden ibaretti.
Cesetleri yutuyor.
Canavar bu yüzden buraya geldi.
Gemi enkazlarından dolayı.
Boğulup da bir daha asla ortaya çıkmayanlar engin denizde kaybolmadı.
Deniz onları yiyip bitirdi.
Denizin kükreyişini duymuyor musun?
Bu boğucu hava…
Canavar yaşamlarımızı alıyor.
Azar azar.
Bedenlerimizde tutsak olarak kalacağız.
Kör olasıca cadılar!
Neredesiniz?
Kaya zaten yüzlerce, binlerce yıldır oradaydı.
Bugün yaşanan her şeyin sorumlusu bu kaya.
Rubio'nun teknesini batıran dalga bu.
Rubio canavarın ta kendisi.
Kalkıp da bizi mi kurtaracak?
Gerçek olamaz bu.
Olamaz.
Bizler başka birinin rüyasıyız.
Uykudaki denizin rüyası.
Nasıl da huzurlu.
Ne kadar dehşet verici.
Geceleyin gökyüzü kara bir denizdir.
Yıldızlar parıldayan balıklardır.
Ay, bir canavardır.
Geceleyin gökyüzü...
...yıldızlar, parlak...
...ay, bir canavardır...
Andrés, beni duyabiliyor musun?
Benim Rubio.
Kanınızı istiyor.
Kanınızı sizden alana kadar durmayacak.
Beni oradan işitebiliyor musun?
Canavara saldırmak için bir beden lazım bana.
Cadıları uyar.
Yardım et, Andrés.
Beyaz çarşafın altında, kanımız köpürdü.
Canavarın gözü, gökten bizi izledi.
Gitmek için hazırdık.
…denizci…
…boğuluyorum diye haykırdı…
…ve suyun diğer tarafından yanıtladı canavar…
Canavar ayın ta kendisidir.
Zamanı yiyip bitiriyor.
Rubio, sudan çık.
Toprağa geri dön.
Toprağa geri dön.
Kanımız ayrıldı bedenlerimizden. Kızıl ayın kanımızla beslendiğini gördük.
Rubio bizi bulmak için geri geldiğinde oldu bu. Ama bizi nereye götürecekti?
Çeviri: Meursault
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.