Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Onu gördün mü? Vic orada. İşte orada.
Arabayı durdur. Siktiğimin arabasını durdur.
Cody!
Hey!
Haydi, Cody.
Cody, bekle!
Hey!
Cody.
Kıpırdama!
Puşt herif!
Siktir!
Cody.
Lanet olsun.
Dayan, dostum.
Hey, benim.
Nereden vuruldun? Durum ne kadar kötü?
Ön ana toplar damardan, kardeşim.
Bakmama izin ver.
Yüce İsa!
Şuna bak, dostum.
O kızı öldürdü.
- Orospu çocuğu. - Enerjini sakla.
Siktir.
Lacy. Lacy'ye bakman lazım.
- O iş bende. Sen düşünme. - Tamam.
- Kafana takma. - Tamam.
Nasıl bu işe bulaştın? Ne oldu?
- Ne olduğunu anlat. - Toro.
Toro.
Ondan bir şey aldım. Ondan bir şey aldım.
POLİS
Ne demek istiyorsun?
Kanka, biz arkadaşız.
- Birlikte bir sürü salakça şey yaptık. - Evet, yaptık.
John'a söyle...
John'a söyle, ona bir şey bıraktım.
Ne? Nerede?
Söylesene, Cody. Nerede?
John yerini bilir.
John hep bilir.
Yeter artık. Haydi, seni tutuyorum.
- John'a üzgün olduğumu söyle. - Yeter.
Zor yoldan...
...olması gerekiyordu.
Siktir.
Seni tuttum, dostum.
Siktir.
Siktir!
QUEENS, NEW YORK
HOUSE OF PAYNE CAZ KULÜBÜ BÜYÜK YENİDEN AÇILIŞ
CANLI CAZ GECE GÖSTERİSİ
Adam nerede?
Adı Ivo, Ukraynalı.
Oldukça iyi.
Fakat altı hamle sonra işi bitecek.
Dört hamle olsun.
Derdini söylemeyen derman bulamaz, değil mi?
Evet, sana diyorum. Aklında ne var, yeğenim?
Önce konuş, sonra çöpü atıp
arka kapıyı kilitle. Yarım saat önce istediğim gibi.
Ben sadece...
Senin hakkında birçok hikâye dinleyerek büyüdüm.
Şimdi satranç oynuyorsun...
Ve bu önündeki satranç ve golf oynayan,
şık giyinen zenci adama benzemiyor.
Yani...
Afganistan, özel birlik, Felluce'deki Zenci Rambo hikâyeleri,
bütün o sokak dövüşleri.
İnsanlar abartmayı sever
çünkü efsanelere inanmak isterler.
Fakat ben aslında "Superman" değilim. Pek iyi bir dövüşçü de sayılmam.
Asıl belalı olan Cody amcan.
Haftaya geri döndüğünde anlarsın.
Bardaki yeni ortağım olduğu için
Cody amcanın hikâyelerini birinci ağızdan dinleyebilirsin.
Fakat önce seni eve yollamam için
çöpü atman lazım.
Yoksa kız kardeşim seni uzun süre tuttuğum için
beni azarlayacak.
Bizim Carmine's, sikik bir zenci hipster mekânı olmuş.
Ben yaşıyorken buna izin veremem!
Mekân sahibi kim?
Bakın ne diyeceğim.
Ben iş adamıyım.
Ücretinizin 20 bin fazlasını vereceğim,
siz de toparlanıp Bushwick gibi bir yere taşınacaksınız.
Her şey yoluna girecek.
Kapiş?
Kapiş değil.
Size iyi geceler, kapalıyız.
Hey, göt herif. Onu tanıyor musun?
Sakin ol, Paulie. Ben hallederim.
Adın ne, ukala herif?
Payne.
Duruma çok uygun.
Dinle beni, Payne. Sanırım tam olarak anlamadın.
Bu mekânın halkım için manevi değeri var.
Birçok yüce adam burada içti, kan akıttı ve öldü.
Teklifimi kabul et
yoksa masadan kalkıp döve döve kabul ettireceğim.
Şah mat.
Aslında...
...maneviyat konusunda
seni anlıyorum.
Yaşı tutmadığı için giremediği bir barda
babası öldürülen bir çocuğun acısı anlaşılır bir şey.
Büyüyüp barı satın almak
o çocuk için çok önemli olabilir.
Şimdi...
İlk hatan hayır cevabını kabul etmemekti.
İkincisi, buraya girdiğinde yeğenimi iterek iyice batırdın.
Buna göz yumacaktım.
Çünkü biraz sertleşmesi gerekiyor.
Üçüncü olarak da bize zenci dedin. Hiç hoş değil.
Volta atar gibi yürümene ve üstündeki boktan kıyafetlere bakılırsa
hapis yattığın belli.
Sen ortalıkta yokken olan değişiklikleri
sana anlatayım.
Artık musluklar elini altına koyunca çalışıyor.
Bir siyahi ve bir turuncu başkanımız oldu
ve burası...
...artık Carmine's değil.
Evet!
Kiminle konuştuğunu bilmediğin belli.
Ne kadar sikimde olmadığını da anlamadığın ortada.
O yüzden ne yapacağımı anlatayım.
Senin çeneni kıracağım.
Seni acillik hâle getirip camdan dışarı atacağım.
Çünkü zaten camı değiştirmeyi düşünüyordum.
Başına gelenleri sana anlatması için
bu sırığı sonra bayıltacağım.
Sağ kalçandaki 380 kalibre silah ile şartlı tahliyeni ihlal ettiğin için
polisler seni tekrar içeri attığında gelip sana anlatır.
Yine de...
...silahlı gelmen zekice.
Fakat bir hata yaptın.
Öyle mi?
Neymiş?
Sana yaklaşmama izin verdin.
Yakala, göt herif.
Aptal orospu çocuğu.
Çenemi kırdın.
Hayır.
Hayır!
Dövüşçü olmadığını söylemiştin.
Değilim.
Dövüşte rakipler birbirlerine şiddetli darbelerle saldırır.
Darbe vuran tek kişi bensem teknik olarak kavga sayılmaz.
Süpürge getir.
Polisler birazdan gelir.
ARNOLD BRIGGS
Bana dövüşmeyi öğretirsen anneme olanları anlatmam.
Sana dövüşmediğimi söyledim.
Cody amcan seni adam eder.
Payne.
Ne zaman?
Hemen geliyorum.
Aradığın için sağ ol, Arnold.
Cody amcan pazartesi gelmeyecek.
BÜKREŞ, ROMANYA
ATOXM
Bay Briggs sizi üst katta bekliyor.
Alt katta her şeyi hazır edin.
Tamam.
Arnold.
Seni tekrar Avrupa'da görmeyi beklemiyordum, John.
Evet, ben de beklemiyordum.
Gel, odanı göstereyim.
Son geldiğinden beri bazı şeyleri yeniledik.
Evet, gördüm.
Ne kadar kalacaksın?
Cody'yi toprağa verene kadar.
Bir şeye ihtiyacın olursa biz buradayız.
Teşekkür ederim.
Perşembe günkü cenaze için hazırlık yapıyorum.
Blanche ile geleceğiz.
Bunca yıl sonra hâlâ sana katlanıyor mu?
- Evet. - Çok iyi yürekli.
Cody'yi eve götürmeyecek misin?
Ekibinin kalanıyla birlikte burada yatmayı tercih ederdi, Arnold.
Bunu bilmen gerekir.
İşler zamanla değişir, John.
Bunu bilmen gerekir.
Evet.
Artık birimin başındasın.
Sadece birimi değil bütün eski birimleri yönetiyorum.
Toptan benim oldu.
Sen emekli olalı iklim çok değişti.
ABD, İsrail...
İngilizler bile bizi yok sayıp kapatmaya çalışıyor.
Seninle de sorun yaşamak istemiyorum.
Benim için endişe etme, Arnold.
Geçmişi tekrar yaşamak da istemiyorum.
Kardeşini halledelim yeter.
Sana uyar mı?
- Yüzde yüz. - İyi.
Peki...
...olanları anlatır mısın?
Nereden başlasam?
Cody! Geri gel!
Ölen kız yüzünden.
Bardağı taşıran son damla olmuş.
Cody'nin ortağı bile kendini zor tutmuş. Üstelik o çetin cevizdir.
Cody.
Siktir! Dayan, dostum. Dayan. Siktir!
Evet, Mason Bellows.
Afrika'da görev yaptı. İyi bir asker. Ne yapacağı belli olmuyor
ama iyi bir nişancı. Cody ile harika bir ekiptiler.
Soruşturma hakkında bana ne anlatabilir?
Kes şunu, John.
Haydi ama, dostum.
Bir tim kuruldu. Doğu Avrupa'da kök salan bir uyuşturucu örgütünü durdurmak için.
Mason ve Cody ekipteydi.
Zorlu bir ekip
ama henüz tam olarak kurulamadı.
Bu yüzden ADS'den bazı adamları onları denetlemesi için ekibe soktum.
Sonra?
Sonra mı? Sen emeklisin, John.
Bar işletiyorsun.
Bırak da öyle kalsın.
Başın sağ olsun.
Vali Bibescu. Bükreş Polis Teşkilatı.
Kardeşinle çalıştım. Cody harika bir adamdı.
Yakın mıydınız?
Özel timde olabileceğimiz kadar yakındık. Ben, Mason, Cody...
Hayatım, beni içeride bekler misin?
Ayakta bekleme.
Evet, tabii.
- Başın sağ olsun. - Teşekkürler.
Geçmişini biliyorum.
Buradaki herkes geçmişini biliyor.
Senin için, Cody için ya da ikiniz için çalıştılar.
Cody'nin ölümü görünenden daha karışık.
Gizli muhbiriyle alakalı.
Önce buraya yerleşip Cody'nin işlerini halledeceğim.
En kısa sürede Mason ve seninle konuşmak istiyorum.
Tamam.
Geldiğin için sağ ol, Vali.
Başın sağ olsun demek için geldim.
New York'a dönecek misin?
Hayır, sanırım bir süre burada kalacağım.
Payne, onlar onu vurduğunda oradaydım.
"Onlar" mı?
Bu şehirde çok şeytan var.
Nerede olduklarını biliyor musun?
Evet.
Bunu hissediyor musun?
Rüzgârda...
Havada...
Kapılar açılıyor.
KULİS
Şeytanlar yükseliyor.
Kapının yanında bekle.
Beyler, başımız hâlâ belada.
Gözünüz açık olsun. En ufak sorunda beni arayın.
- Tamam. - Tamam, patron.
Sen de kimsin?
Siktir.
Siktir.
Vali, benim.
İki sorunum var.
- Neredesin? - Frankie'nin stüdyosunda.
- Vig'i takip ettim. - Lanet olsun.
Beni orada bekle. Geliyorum.
Yapma, dostum.
Ortadan kaybolup iki problemi de atlatmam lazım.
- Sabah buluşalım. - Tamam, sabah geleceğim.
Kaseti de getir.
Briggs'e gösterip olayı açığa çıkarmanın zamanı geldi.
- Tamam. - Arkanı kolla, Vali.
Dikkatli ol.
Burada ne arıyorsun?
Kız kardeşim ve kocasıyla
heyecanlı bir oyunu kaçırdın.
Üzgünüm. Mason aradı. İşle ilgili.
Sabah onları havaalanına bırakacağını unutma.
- Uçuşları 8.00'de. - Lanet olsun, tamamen unuttum.
Merak etme, onları bırakırım.
Kızın da yine banyodan çıkmak bilmiyor.
İyi geceler dilemesi için onu çağıracağım.
- Tamam, o işi sana bırakıyorum. - Tamam.
Roxy, aşağıya gel. Bir saattir banyodasın.
Hemen çıkıyorum!
Tabii...
Peki, ne yapmak istiyorsun?
Hayır.
Son zamanlarda kendinde değil gibisin. Cody'nin ölümünden...
İşim hakkında ayrıntılı konuşmayı sevmem, bunu biliyorsun.
Biliyorum.
Sadece akşamın tadını çıkarmayı dene.
Tamam. Denerim.
Peki...
Hiçbir fikrim yok.
Sokak ışıkları sönmüş.
Belediyeyi arayacağım.
Burada neler oluyor?
Selam, Vali. Bil bakalım ne için geldik.
Para nerede?
Nereye kayboldu?
Susan, yapma!
Susan, hayır!
Geri zekalı!
Yardım edin! Hayır!
Anne? Baba?
Neler oluyor?
Üst katın boş olduğuna emin ol.
O iş bende.
Anne? Baba?
Şükürler olsun.
Gel.
Aptal!
Lanet olsun, Mason. Bu da ne?
Burası ağzına kadar dolmuş.
Benim suçum yok, efendim.
Dışarısı çok karışık.
Olay sandığımızdan çok daha büyük.
- Evet. - Bitmesi gerekiyor.
Kimseye söylemeni istemiyorum. Özellikle de Payne durumu bilmemeli.
İşlerin nasıl yürüdüğünü biliyor. Bize yardım edebilir.
Kardeşini yeni kaybetti. Yeterince sıkıntısı var.
Evet.
Lanet olsun.
Sabah ilk iş ofisime geleceksin.
Bu gece sessiz kal.
Ağzını açma. Bu, bir emirdir.
Evet, efendim.
Siktir et.
MASON
- Ben, Payne. - Ben, Mason. Konuşmamız lazım.
Ne zaman ve nerede?
VIRTUOZA KABARE KULÜBÜ
- Nasılsın, şeker şey? - Merhaba.
Selam, güler yüzlü.
Merhaba. Sek viski alacağım.
- Turist olduğun belli oldu. - Öyle mi?
- Amerikalısın. - Nasıl anladın?
Benim adım Monica.
Aslen Slovakyalıyım. Romanya'da okumaya geldim ve dönmedim.
Doktor olmak istiyordum.
Bir dansçı oldum.
Bu hikâyeyi duymuştum.
Pekâlâ, bu akşam bizimle olduğunuz için hepinize teşekkürler.
Şimdi bir sonraki gösteri için
aç gözlerinizi ana sahneye çevirin.
Karşınızda gizemli Sky ve çıtır melekler.
Galiba birinin Sky ile bir derdi var.
Dikkatli ol. Avukat olmak istediğini duydum.
O hikâyeyi de duydum.
Benim.
Mason?
Sana ortadan kaybolmanı söyledim.
Biliyorum ama Payne'i aradım. Onunla buluşmak üzereyim.
Dur. Sana çeneni kapatmanı...
Ne söylediğinizi biliyorum, efendim.
Bu adam Cody'nin kardeşi. Ona güvenebilirim.
- Mason... - Bu işi tek başıma yapamam.
Mason'la konuşuyorum, değil mi?
Kes şunu!
Öyle değil mi?
Evet, efendim.
İyi. Onunla nerede buluşacaksın?
New York'ta mı yaşıyorsun?
Eski sevgiline adresini söyleyemez misin?
Bebeğim, Sky...
New York sana yaramaz.
Evet.
Bebeğim, sen bir çiçeksin.
Çiçekler beton üstünde açmaz.
Sanırım haklısın. Burası fena değil.
Gerçek dünyanın hengâmesi yok.
Peri masalımızı özlüyorum.
Evet.
Senin suçun.
Sana yaklaşmama izin verdin.
Evet.
Selam, bebeğim.
O nerede?
Tamam.
Payne, geldiğin için sağ ol. Seni görmek güzel.
Bir dakika, John. Beni görmeye gelmedin mi?
- Elbette öyle. - Bunu sana bırakıyorum.
Yok artık. Buraya beni görmeye gelmedin.
İş için geldin, değil mi?
- Bebeğim... - Unut gitsin.
Unut gitsin, piç kurusu.
Sorunların hiç değişmiyor.
Selam. Hadi keyfimize bakalım.
Gel buraya.
Seni görmek güzel.
Sanırım kardeşine olanları öğrenmeye geldin.
Sen ne biliyorsun?
Çok azını.
Anlatmaya başla.
Direnme. Haydi!
Bir kızla alakalı.
Hep öyle değil mi zaten?
Gidelim.
Haydi.
Bir dakika bekle.
Lütfen dur!
Hayır!
- Sky! Hey! İyi misin? - John!
John.
Onu duydun, değil mi? Siktir git. Kızı bırak.
John!
- Hayır! - Hey!
Sıranı bekle.
Hey.
Bırak da kahraman olsun.
Uzak durup çeneni kapatman için sana verdikleri para...
İyi günler.
- İyi misin, Sky? - Evet, iyiyim.
Hey!
Kız hayır dedi.
Şimdi toparlan, bu kulaksız yavşağı da al
ve siktir git buradan.
Kulağın kaldı.
Aman Tanrım.
Tamam.
- İyi misin? Nasıl hissediyorsun? - İyiyim.
- Evet, iyiyim. - Tamam. Şimdi eve git ve temizlen.
- Sonra görüşürüz, tamam mı? - Tamam.
- Haydi git. - Tamam.
İyi misin, dostum?
- Seni kontrole gelmek üzereydim. - Evet, sorun yok.
Birisi bana kulak vermek istedi.
25 yıllık Macallan, korumamız Luther'dan.
Teşekkürler, bebek. Sağ ol.
Şu anda güvenebileceğim tek kişi sensin.
Benim için de aynı.
Şuna bak.
Toro dosyası üzerinde kardeşinle çalışıyorduk.
Hepsi orada yazıyor.
Şimdi Bibescu ve ben kaldık.
Vali, evet. Cenazede tanıştım.
- Benimle bir konuda konuşmak istedi. - Haklı olarak.
Vali, Joe Vig adında bir pisliğin
bir fahişeyi öldürme kasetini ortaya çıkardı.
Toro'nun örgütündeki patronlardan.
Sapık ve sadist bir pislik.
Kasetteki görüntüde
bir pezevengi gencecik bir kıza bağlayıp
ikisini de orada havaya uçuruyor.
Vali kaseti kardeşine gösterdi. Cody'nin hiç hoşuna gitmedi.
Vig'in peşine düştü.
Gördün mü? Vig orada. İşte orada.
Arabayı durdur.
Siktiğimin arabasını durdur.
Cody! Hey!
Kıpırdama!
Cody! Haydi!
Joe Vig denen adamı nerede bulabilirim?
Arkamda.
Kırmızı gömlekli.
Konuştuğu iğrenç, şişko pisliği görüyor musun?
- Dövmeli olan mı? - İsmi Frankie Fine.
Kulübünü işletiyor.
Postei'de bir dans stüdyosu da var.
Joe Vig her pazartesi ve perşembe akşamı gelip
Fine'ın bulduğu yeni yeteneklere göz atıyor.
Duyduğuma göre dansçılar Toro için uyuşturucu kaçırıyor.
Buradaki tüm kızlar, dansçılar ve şarkıcılar kaçmaya çalışıyor.
Kullanacak yeni yüzler.
Kardeşinde bir kanıt vardı.
Her şeyi Toro'nun yönettiğini kanıtlıyor.
Ash Polaski adında biri kanıtı postayla yollamış.
Fakat sanırım kardeşin kanıtı sakladı.
Aradım ama hiçbir halt bulamadım.
Selam!
Beni dinleyin.
Buradaki genç bayanların içinde sahneme çıkacak kadar yetenekli olanlar
buraya, Kabare Kulüp'e gelip beni görsünler.
Sabah Briggs ile toplantımız var. Vali de gelecek.
Kaseti göstereceğiz.
Al.
Cody'nin silahı.
Umarım kanıtı bulma konusunda şansın yaver gider.
Dinle, Payne.
Arkanı gerçekten kolla, tamam mı?
Görüşürüz.
Burada ne işiniz var?
Bu gece sessiz kal, dedim. Bunun neresini anlamadın?
- Siktir. - Niye buradasın?
Sosyalleşmek için mi? John ile kafa mı dağıttınız?
Sanırım öyle yaptık, efendim.
Açıkçası olayı çözmek için
tek uğraşan benmişim gibi geliyor.
Yeter!
Olay Cody'nin ölümünden daha büyük.
Aklınızın alacağından daha büyük.
Anladın mı?
Evet, efendim.
Blanche arıyor.
O zaman baksanız iyi olur.
Blanche.
Sana söyledim, bu dosya tam bir kâbus.
Blanche, tatil olduğunu biliyorum. Sence evde olmak istemiyor muyum?
Bir saniye bekle, tatlım.
Beni sınama, Mason.
Bu gece bahanem kalmadı.
Eve geliyorum, bebeğim.
Biz aynı ekipteyiz, Briggs.
Biz aynı ekipteyiz!
Bu da ne?
Siktir!
Siktir!
Siktir.
Her yanında...
Kardeşim, gizli yerlerin hiç değişmiyor.
Harici bellek. Güzel.
Bizim hakkımızda konuşmak sana düşmezdi, Ash.
Dost olduğumuzu sanıyordum.
Cody öyle olmadığını söyledi.
Üstüne bir de Toro'yu kızdırdın.
Beni gammazladın, Ash.
- Param nerede? - Lütfen, Toro.
O yalancı dişlerini sök.
Kıpırdama, aptal. Az daha dilini sökecektim.
Onu sonra yapacağım.
Ön dişlere devam mı?
Tamam. Kıpırdama. Azı dişine dönüyorum!
Tanrım.
Eksik dişlerinle bal kabağı lambasına döndün.
Ağzına mum dikmek istiyorum.
Üzgünüm.
Lütfen, Toro.
Bunu ilk uyarın olarak düşün.
Bu koltuğa oturan sıradaki kişi Vig'e borcu olan biri olabilir.
- Lütfen, Toro! Lütfen! - Bu kadarı yeter.
Hayır!
Beni hayal kırıklığına uğrattın, Ash.
Kardeşinde bir kanıt vardı.
Her şeyi Toro'nun yönettiğini kanıtlıyor.
Ash Polaski adında bir adam kanıtı postayla yollamış.
Lütfen, Toro! Lütfen!
- Bu kadarı yeter. - Hayır!
Hayır!
Peki bunun içinde ne var?
Şifre.
HOUSE OF PAYNE SUNAR
ŞİFREYİ GİRİN
Kime güveneceğimi bilmiyorum.
İşler çok karışık,
beni öldürmeye neden hâlâ gelmediklerini merak ediyorum.
Ash Polaski'nin Toro'dan aldığı beş milyon benim elimde.
Zamanı geldiğinde pazarlık etmek için elimde tutuyorum.
Ölmeden önce bana bir sandığın anahtarını verdi.
Sandık şehir dışındaki eski bir kalede, Mogooaia Sarayı'nda.
Şu anda tek güvenebileceğim insan kardeşim John.
Anahtarı bu kaydın yanına sakladım.
John,
yapman gerekeni biliyorsun.
Beş milyon.
İyi akşamlar, hanımlar.
Umarım sizi korkutmadım.
Joe, ne oluyor?
Bu gece kulüpte, arka koltukta oturan adam.
İkiniz de onunla yakından ilgilendiniz.
Kimdi o?
Yalnızca bir müşteri.
- Anlamadım. - Yalnızca bir...
Özür dilerim.
Canını mı yaktım?
Beni salak mı sandın?
Salağa benziyor muyum?
Sana basit bir soru sordum.
- Joe, o eski sevgilim... - Ne için geldi?
Seni kurtarmaya mı? Milletin elini kolunu kırmaya mı?
Bir müşteri, öyle mi?
Galiba müşterilerden çalınan parayı sen karşılayacaksın.
Evet.
Her şeyi görüyorum.
Güvenlik kameraları da görüyor.
Şimdi konuş bakalım.
- Bu konuda hiçbir şey bilmiyorum. - Hayır, hayır.
Bana yalan söyleyemezsin, kaltak.
Sky, kaç!
Burada olmaz. Git ve yakala.
Eğlenceli olacak.
- Siktir! - Mason, ne halt ediyorsun?
Anahtarları benden aldın, dostum.
Kaldır beni.
Siktir!
Sana ne oldu?
Sıradan bir gündü. Araba çarptı, senden dayak yedim.
- Siktir. - Kapıyı çalabilirdin.
Seni öldürecektim.
Sıraya gir, bu aralar herkes aynı şeyi deniyor.
Siktir.
Joe Vig mi yaptı?
Hayır, kulüpten çıktığımda hâlâ oradaydı. Başkası yaptı.
Başkası mı?
Evet, kovboy şapkası takan bir herif. Yüzünü göremedim.
Toro, değil mi?
Evet, öyle olmalı. Soğukkanlı, kalpsiz bir adam.
Fena hasar almışsın.
Bira ister misin?
Evet.
Siktir.
- Ayağını indir. - Evet.
Aynı kardeşin gibisin.
Şerefe.
Siktir.
Payne, galiba Vali ölmüş.
Bu da nereden çıktı?
Bu sabah buluşacağımızı söyledi ama gelmedi.
Sabah buluşuruz.
Vali söz verdiği zaman gelir. Yapısı böyle.
Pezevengin ölümünü
ve kızı gösteren kaseti getirecekti.
Cebini aradım. Cevap veren olmadı.
Ev telefonu da aynı.
Toro beni iki kere öldürmeye çalıştı.
Öldüğümü sanıyor.
Vali, öldürmesi gereken son kişiydi.
Hayır, dostum. Biri daha var.
Ben.
Ash Polaski denen herifi anlat.
Ash mi? Sanırım o
kardeşinin muhbiriydi.
Yani ağzında koca bir delikle
ölü bir hâlde bulunmadan önce muhbirdi.
Şuna bak.
Peki, elimizde ne var?
Şu işe bak.
- Bu, Polaski. Nereden buldun? - Cody'den.
Joe Vig'i suçlamaya yeter.
Fakat bunu yüz kere izledim
ve Toro hakkında bir şey görmedim.
Kimliği belli değil. Sesi gizlenmiş. O...
Kim olduğu belli.
Beni arabayla ezmeye çalışan adam.
Şu aptal şapkaya bak.
Bu kadarı yeter.
Hayır!
Garajdaki o akşamdan önce kardeşini hiç bu hâlde görmedim.
Şuna bak. Vig'in peşinde koşarken
kontrolden çıktı.
Ama hep kararlı biriydi. Sen de biliyorsun.
Onu çok özlüyorum.
Evet.
Cody sana karısından bahsetti mi?
Lacy mi?
Evet, sürekli Lacy Love'dan bahsederdi.
Peki ya kız kardeşi?
Burası çok güzel.
Sen geri dönmeden son olarak buraya bakalım mı?
Evet, tabii.
Seni burada beklersem bana bozulur musun?
- Hayır. - Tamam mı? Sen git o zaman.
Beni yemeğe çıkardığın için sağ ol.
Rica ederim.
- Tarih sınavından tam not alacağım. - Bundan eminim.
Sana benziyor.
Beni tanıyorsun, değil mi?
Cody ile kaç senedir...
Evli miyiz?
Kısa bir süredir.
Onu seviyordum.
Beni kurtarmak istedi. Anlıyor musun?
Evet, anlıyorum.
Kimden kurtarmak istedi?
TARİHSEL ANIT
- Merhaba. - Selam.
- Seni tanıyorum. - Evet, tanıştık.
Şu kadardın.
- Artık büyüdüm. - Belli oluyor.
- Cody amcam ile çalışıyordun. - Evet, öyle.
İyi misin?
Evet.
Harikayım.
Onu özlüyorum.
Ben de.
Frankie beni o dünyaya zorla soktu.
Kız bulmalarına yardımcı olmazsam
çevremdeki herkesin ve her şeyin yok olacağını söyledi.
Joe Vig deli bir adam ama Toro şeytanın kendisi.
Teklifi kabul ettikten sonra işin aslını anladım.
Uyuşturucu kaçakçılığı.
Ayrılmak istedim ama Vig, eğer işi bırakırsam
Erin'i alacaklarını
açıkça söyledi.
Kız kardeşim 15 yaşında, John.
15 yaşında bir kıza ne yapacaklarını kim bilebilir.
Bir süre Erin'i alıp saklanabileceğin bir yer var mı?
Bunu daha önce denedim.
Bunu Toro mu yaptı?
O yaptı sayılır.
Dayak işlerine Vig bakıyor. Onun işi bu.
Erin'i görmem için birkaç saat verdiler. Geri dönmeliyim.
Büyük bir sevkiyat olacak.
Kızlar Frankie'nin yanında.
Kendine iyi bak.
Evet.
Sen de.
Teşekkürler.
- Gidelim mi? - Evet.
- Tamam. - Hazır mısın?
Evet.
- İyi misin? - Haydi gel.
Seni istasyona bırakacağım.
Hayır!
Vig'e ödeme yapma zamanı.
Hayır, lütfen! Bunu yapma. Joe!
- Yapma! Joe, lütfen! - Güle güle, kaltaklar.
Sevdiklerinin acı çektiğini izlemek,
ekran başında çaresiz kalmak nasıl bir his?
Lütfen!
Hayır!
Hayır!
Lütfen!
İki, üç, dört, başla!
Gülümseyin. Gülen yüzler para getirir.
Haydi, kızlar. Kıçlar yukarı.
İşte böyle, kızlar. Gülümseyin.
Tamam. Seksi hissetmenizi istiyorum.
Seksi olmanızı.
Dönün, aşağı ve...
Yukarı. Evet! İşte böyle.
İşte büyük an.
Joe Vig!
Joe Vig!
Bu da ne? Burada ne oluyor?
Joe Vig?
Sen de kimsin, ahbap?
- Joe Vig? - Hiç duymadım.
Kim olduğunu hatırlamıyorum.
- Peki ya şimdi? - Aslında...
Ya şimdi?
İçinizden bir kaltak güvenliği arayabilir mi lütfen?
- Peki ya şimdi? - Ben sadece kulübü işletiyorum.
Dramaya bulaşmam.
Umarım aradığın her şeyi başka bir yerde bulursun.
- Biraz yürüyelim. - Hayır!
Güvenlik! Kaltaklar!
- Nerede? - Yukarıda. Frankie'yi götürdü.
Hayır, çekiç olmaz. Lütfen.
Hayır.
- Joe Vig? - Hiçbir şey bilmiyorum!
Joe...
Vig üst katta. Vig üst katta.
Yemin ederim.
Gidelim.
Siktir!
Acele edin, fazla vakit yok!
Kıpırdayın!
Geride hiçbir şey bırakmayın.
Haydi!
Beni duydunuz mu? Kıpırdayın.
Hepsini paketleyip kaldırın.
Malı paketleyip ortadan kaldırın!
Siktir! Beni vurdun!
Orospu çocuğu!
Kadınlara zarar vermeyi seviyor musun?
Sky ve Monica'ya üzüldün galiba.
Onlarla çok eğlendim.
Sert adam mısın?
Gelip beni alacak kadar taşaklı mısın?
Beni koruyanları tanıyor musun?
Siz polisler çoktan öldünüz.
Henüz farkında değilsiniz.
Şerefsiz herif.
İşkenceye vaktim olmadığı için şanslısın.
Bu, senin hak ettiğinden daha iyi.
Lütfen.
Lütfen beni öldürme.
Ben sadece kulübü işletiyorum.
Burada gördüğün her şeye beni o adam zorladı.
- Yemin ederim. - Hangi adam?
Toro.
Yani onu gördün.
Arada bir buraya uğrar ama hep kendini gizler.
Tuhaf bir sesle.
Frankie Fine. Dediğimi yapacaksın.
- Buraya sadece Lacy'yi görmeye gelir. - Lacy Love mı?
Adam ona kafayı takmış.
Onu asla bırakmaz. Lacy'e sorarsan o da anlatır.
Kapa çeneni.
Yürü! Gir içeri!
Toro'nun hatunu musun?
Ne?
- Hayır. - Ona anlat.
Bana inanmalısın, John.
Cody'i seviyordum.
Toro bir deli. Ona ait olduğumu sanıyor ama asla...
Sana yemin ederim.
Tamam.
Tamam. Altından kalkmana yardım edeceğim ama Toro'yu tanıdığını biliyorum.
Akşam 8.00'de bir randevu ayarlamanı istiyorum.
Mogooaia Sarayı'nda, şehrin hemen dışında.
Beş milyonun bende olduğunu,
Joe Vig ve Frankie Fine'ın öldüğünü söyle.
Bir tek seni getirmesi gerek.
Senin karşılığında parayı alacağını söyle. Onu getirmenin tek yolu bu.
Cody'yi sevdiğini söyledin, değil mi?
O zaman bana yardım edeceksin.
Şunu da söyle,
eğer bana kazık atarsa kıçını evine postalarım.
Selam.
Noel yemeğiyle ilgili seni arayacaktım.
Gelebilir misin?
Selam.
Arnold, yardımına ihtiyacım var.
Toro ile bir görüşme ayarladım.
- Toro mu? - Evet.
İmkânsız.
Toro'nun istediği bir şeye denk geldim.
Anlaşma yapmak istiyorum ama destek lazım.
Bak, Arnold,
Cody'nin karısını kurtarmak için Toro'ya istediğini vereceğim.
- Tek istediğim bu. - Cody'nin ölümüyle Toro'nun alakası yok.
İki ayrı olayı karıştırıyorsun.
Lacy Love ile bütün bu olanlar...
Arnold, sadece yardımını istiyorum.
Sadece sen ve ADS'den birkaç eski toprak.
Anlaşma olurken arkamı kollayacaksınız.
Toro'yu yakaladığımızda bütün övgüyü alabilirsin.
Tek isteğim kızı almak. Anlaşma bundan ibaret.
Briggs çekildi. Sadece ikimiz varız.
Bunu yapmak istediğine emin misin?
Cody öldü, Payne.
Ekibim öldü.
Sadece sen ve ben kaldık. Yani eminim.
Ne zaman, nerede?
Ve bu puştlardan kaçını öldürme şansım olacak?
Mogooaia Sarayı.
Bölge tarihinde derin kökleri olan antik bir saray.
Cehennem Kapısı adı verilen bir çukurun üstünde inşa edildi.
Rivayete göre çukur o kadar derindi ki kimse dibini göremiyordu.
İnsan ve hayvan karışımı yaratıkların çukurdan sürünerek çıktığını
ve kara kanatlı canavarların etrafa uçtuklarını görenler oldu.
Eğer burası cehenneme bir geçitse o siktiğimin kapısını örtme zamanı geldi.
Payne, görüş alanımdasın. Seni koruyorum.
Yüksek zeminde misin?
Olumlu.
Payne, araçlar geliyor.
İki kamyonet ve bir araba.
Dağılıyorlar.
- Etrafımızı sarıyorlar. - Evet, tahmin ettim.
Beni bilgilendir.
Bir kamyonet sana yaklaşıyor. Diğer ikisini göremiyorum.
Yer değiştiriyorum.
Pozisyonu kontrol et. Hazır mısın?
Tamam, diğer ikisini de gördüm. Yakınına park ediyorlar.
Yaklaşık altı kişi var.
- Benim için yerlerini belirle. - Olumlu.
Payne,
Toro.
Payne, açığa çıktım.
Harekete geçiyorum.
Payne!
Benimle anlaşma yapmak istemedin mi? İşte buradayım.
İstediğin gibi kardeşinin minik fahişesini de getirdim.
Burada bir yerlerde, ölülerin üstünde gezindiğini biliyorum.
- Dış duvarda bir şey var mı? - Olumsuz.
Sarayın güneyine ilerliyoruz.
Anlaşıldı.
Orada mısın, Payne?
Ölülerin arasında mısın?
Ölülerin arasında yürüyen John Payne için çok uygun bir mezar.
Bunu biliyor musun, John?
John Payne ölülerin arasında yürüyor.
Bunu biliyor musun?
Sen nereden biliyorsun, Toro?
Korkak! Ortaya çık!
Ondan hâlâ bir iz yok. Dış duvar temiz.
Bekleyin. Efendim, bir şey bulduk.
Kuzeydoğu yönündeki balkonda bir nişancı görüldü.
- Yerleştin mi? - Payne, hedef açıkta.
Emri ver.
Payne! Beni istedin ve geldim.
Ateş et.
Bu, onun ailesi için.
Siktir.
Bu, Monica için.
Saklanamazsın, puşt herif.
Bu, Vali için.
Bu, onun ailesi için.
Kaçmak için çok geç.
Siktir.
Pekâlâ, Toro. Başlayalım.
Param nerede, Payne?
Kilisenin içinde. Kızı bırakırsan yerini göstereceğim.
Bir çantanın içinde. Beş milyon avro.
- Siktir. - Kızı bırakırsan...
...yerini göstereceğim.
Kilise hakkında yalan söylemediğini nereden bileceğim?
Ben parayı aldığım zaman kızı alacaksın.
Onu açığa çıkardım. Atış hattın açık mı?
Onu görüyorum.
Menzilimdesin, şerefsiz herif.
Efendim, nişancının yerini tespit ettik.
Sonunda. İkisini de indirip bu işe bir son verin.
John, dikkat et!
Lacy!
Briggs.
Kendi adamlarını öldürdün.
Solunda düşman var.
Payne.
Bitti artık.
Silahını çukura at.
Hoş bir numara, Arnold.
Çanta nerede?
Peki,
bu seferki bahanen ne olacak, Arnold?
Bahaneye ihtiyacım yok, John. İşim bitti.
Herkes öldü. Lacy de dâhil.
Beş milyonu alıp ortadan kaybolacağım.
Şimdi çantayı ver.
Ortadan kaybolacağın kesin.
Sen olduğunu çoktan anladım.
Ne zaman anladın?
Şapkan çok şirindi.
Fakat inci kabzalı, 1911 model, eski birimin armasını taşıyan bir silahla
ortalıkta gezen pek fazla insan yok.
Pek zekice değil, Arnold.
Aklından ne geçiyor?
Ortadan kaybolacağını mı sanıyorsun? Sence bu iş nasıl bitecek?
"Efsane John Payne çatışmada öldürüldü.
Toro adaletten kaçtı.
Yazık oldu, onu bizzat yakalamama çok az kalmıştı."
Şimdi çantayı ver, Payne.
Beni mi arıyorsun?
Vali'ye yaptığım gibi senin de bağırsaklarını dökeceğim.
...Vali'ye yaptığım gibi.
Dediklerimi yapacaksınız.
Vali'nin evini dağıtın.
Parayı bulun.
Neden yaptın, Arnold?
Bütün birimi etrafta koşturup emeklerini boşa çıkardın.
Herkesi başka yerlere tayin edebilirdin.
Neden bunu yapmadın? Neden onları öldürdün?
Neden Cody'i öldürdün?
Kız onu seviyordu.
Beni sevmesini istedim.
Bu kadar basit. Ölmesi gerekiyordu.
İşle alakası yoktu. Tamamen kişiseldi, eski dostum.
Peki ya Vali'nin ailesi?
Çocukları?
Şu lanet çantayı ver!
Hepsinin ölüm sebebi
elde edemediğin bir kadına takıntın mıydı?
Hepsi birer piyondu, John.
Ben başkasının oyununda piyon olmaktan bıktım.
Kendi oyunumu kurmaya karar verdim.
Üstüne kan bulaşmadan önce
şu lanet çantayı bana at!
Bu da Cody için, orospu çocuğu.
Yeter! Bana lanet olası çantayı ver!
Şimdi olacakları biliyorum.
Beni vurmaya çalışacaksın ama bu...
Sonra da...
...dövüşeceğiz.
İşler istediğin gibi gitmeyecek.
Sonra...
...cezanı çektireceğim.
Sky için, Monica için, Lacy için, Vali ve ailesi için,
Cody için
sefil hayatın son bulacak.
Evet, silahını kontrol etmeliydin.
Ama ondan da önce
kasanın şifresini değiştirmeliydin.
Yaklaşmama izin verdin, Arnold.
ÜÇ HAFTA SONRA
Sizinle hemen ilgileneceğim.
Lütfen istediğiniz yere oturun.
Siparişiniz nedir?
Merhaba, Adina.
İsmim Adina...
...Smith.
Gece vardiyasında başka bir Adina çalışıyor.
Güzel.
Evet, doktorum iyi bir terapi olduğunu söyledi.
Dışarı çıkmak, insanlarla konuşmak.
Etkileşime girmek.
Güzel. Aklımda tutarım.
Doktora gittiğini söyledin. Sana ne oldu?
Kaza.
Araba kazası.
Kocam, özel hayatım hakkında
böyle konuştuğumu görse beni öldürürdü.
Zeki bir adam olmalı.
Öyleydi.
Ama bana bir hediye bıraktı.
Vay canına.
Ne getirmemi istersiniz?
Sadece kahve.
Tamam.
Adina, kalemini ödünç alabilir miyim?
Elbette, John.
Kahveyi hemen getireceğim.
Peki.
Lacy...
...kısa süre içinde her şey yoluna girecek.
Sipariş almak için hemen döneceğim.
Eğer yolun New York'a düşerse
beni bul.
House of Payne adındaki mekânın...
...artık başka bir adı var.
Cody's.
Şimdilik hoşça kal.
John.
Cody de bunu isterdi, dostum.
Evet. Şimdi halloldu.
VEKÂLET SENEDİ JOHN PAYNE VE ERIN ADINA PAYNE ARASINDA
Burada kalacak mısın?
Düşünüyorum. Sen?
Hayır, dostum. Kendi barımın huzurunu ve sessizliğini özledim.
Peki.
Artık New York'ta beleş bira veren bir yer biliyorum.
Evet, elbette.
- Ne? - Huzur ve sessizlik?
Barını buraya gelmeden önce
iki ahmakla yeniden döşediğini duydum.
Zito kardeşler.
Evet, biliyorum.
Duyduğuma göre birini kendi silahıyla dövüp
cam zaten değişecek diye
diğerini de camdan atmışsın.
En sevdiğim kısım da onları dövmeden önce
nasıl döveceğini anlatman.
Tanıdık geldi mi?
İnsanlar abartmayı sever
- çünkü efsanelere... - Biliyorum.
Dövüş rakiplerin karşılıklı olarak...
Dinle beni.
Huzur ve sessizlik sana yaramaz.
Beleş bira istemiyor musun?
ADS, Briggs'in yerine geçmemi istedi. İnanabiliyor musun?
Öyle mi?
İçki servisi yapmaktan sıkılırsan beni ara.
Alt yazı çevirmeni: Utku A. Yıldırım
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.