All language subtitles for Magic Beyond Words The J.K. Rowling Story HDTV-SER-tur

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Gayri resmi bir biyografidir.

Harry Potter ve Felsefe Taşı"nın...

...dünya prömiyeri tarihinin açıklanmasıyla yer yerinden oynadı.

Tüm yıldızlar bugün özellikle bunun için uçakla geldiler.

Aralarında gerçekten büyük Harry Potter hayranları var.

Ancak bugün burada en çok ilgi gören isim tabii ki...

...J.K. Rowling.

Ve görüyorsunuz Harry Potter'ın ne kadar çok hayranı var.

Gerçekten büyük bir başarı.

J.K. Rowling'in bu akşam galada...

...hayranlarıyla bir araya gelmesi bekleniyor.

Aman Tanrım. Yapabileceğimi sanmıyorum, yani bu ben değilim.

Konuk listesini gördün mü?

York Düşesi'yle ne konuşabilirim söylesene? Dürüst ol.

Ünlüler ne konuşuyorlarsa onu konuş.

Kabul et ya da etme, onlardansın.

Teşekkürler.

Benimle geldiğin için sağ ol.

Bir erkeğin nişanlısına destek olması şart.

Evet.

Keşke kendimle gurur duysam.

Jo. Kitabın film oldu, bu senin gecen.

Kendinle gurur duymalısın.

Tadını çıkar.

- Tamam. - Hadi.

Dur, bekle.

Biraz izin ver tamam mı?

Bekle! Bekle! Joanne!

Joanne, çok hızlı koşuyorsun! - Hadi ama, biraz acele et!

Bekle dedim!

Yine mi siz aptallar?

- Kapa çeneni lan! - Hadi, büyü yap bana.

Hadi.

Korkma tamam mı Di? O bunu anlayamaz.

Üstelik, sınavı da geçemez.

Ne sınavı? Neden?

- Çünkü ödün patlar. - Patlamaz!

O zaman sınava.

Tamam. Sınav ne?

Kolay, ormana yürümen gerekiyor.

Bu kadar mı?

Basitmiş. Ben de bir şey sandım.

Yaşlı Ellen'a dikkat et ama.

- Kim o? - Cadı.

Kendisi ormanda yaşıyor.

Altın hırsızlığı yapınca, ona ceza verdiler.

Onu yüz yıl önce bu ormana sürgüne yolladılar.

Derler ki...

...arkadaşlarınla gelirsen, rahatsın.

Ama tek başına girersen, sana kara büyü yapar.

Adını tersten Daimox taşına yazar ve...

...son harfi yazdığı anda, yok olursun.

Sonsuza dek.

Evet?

Ne demem gerekiyordu?

"Agregary Septomus Fluentar. "

Bu beni büyüden kurtaracak mı?

Doğru söylersen. Ve unutma.

Salla ve vur.

Salla ve vur.

Salla ve vur.

Salla ve vur.

lan Potter! Yemek hazır, gel!

Üzgünüm, gitmeliyim. Görüşürüz.

Ama gidemezsin!

Büyüyü henüz yok etmeyi başaramadın!

Gel hadi!

Agregary Septomus Fluentar.

Agregary Septomus Fluentar.

Agregary Septomus Fluentar.

Merhaba.

Yemek güzel koktu.

Çocuklar nerede? - Di dışarıda oynuyor.

Jo da yukarıda. Yazıyor. - Yazıyor mu?

Evet, kendisi yazar olmaya karar vermiş.

Geçen hafta başbakandı, ondan önce şövalyeydi.

Fena şeyler seçmiyor sanırım.

Pete Rowling, Tanrı aşkına bunu onun yüzüne karşı söyleme.

Bence gerçek dünyaya adım atmadan oynayacak bolca vakti olmalı.

Biliyorum, ama zeki bir çocuk olmak zor işte.

İstediğini yapsın, biz onunla alay etmeyelim olur mu?

Kimse edemez.

Vahşi ormanın ötesinde, koca bir dünya var...

...dedi fare.

Ve bu ne senin için önemli, ne de benim için.

Oraya hiç gitmedim, gitmeye de niyetim yok.

Aklı başında biriysen sen de gitmemelisin.

Bir daha bu konuyu hiç açma. Lütfen.

- Lütfen, bir sayfa daha. - Biliyorum istiyorsun.

Ama "Bir sayfa daha" demek gün doğana kadar demek.

Ne olacak çok merak ediyorum.

Tatlım yarın okulun ilk günü, dinlenmelisin.

- İyi geceler. - İyi geceler.

Araziden çıkınca...

...yolun küçük bir göle açıldığını fark etmişlerdi.

Pekala. Ben Bayan Morgan.

Önümüzdeki dokuz ay boyunca arkadaşlığımızdan zevk alalım.

Daha da ilerlemeden önce, size bir anketim var.

Formları güzelce doldurun. Al bakalım.

Sessiz olalım.

Beş dakikanız var.

Bunlar nedir?

Kesirleri öğrenmemiş miydin sen?

- Ama okul daha... - Susun!

Dört dakika.

Patricia Parkinson.

10. Otur canım.

Karen Bittinger, 10. Arkasına.

Robert Walden, 9.5. Buraya.

Joanne Rolling. - Rowling.

- Ne? - Evet, Rowling.

Pekala, Bayan Rowling.

1,5 aldın.

Yerin burası.

Şapşallar sırası.

Artık herkes yerine oturduğuna göre...

...kitaplar çıksın ve yedinci sayfa açılsın.

Artık başlıyoruz.

Merhaba tatlım.

Bugün okul nasıldı?

Merhaba.

Biraz kitap okuyalım mı ne dersin?

Hayır.

Ödevlerimi yapacağım.

Ama Joanne, ikisini de yapabilir.

Joanne?

Joanne? - Joanne.

Joanne Rowling! - Evet.

Bay Nettleship.

Bugün beni nasıl bir sorun bekliyor merak ediyorum.

Keşke ders dışı aktivitelere gösterdiğin özeni...

...derslerine de gösterebilsen.

97 aldım efendim.

Ne dediniz Bayan Rowling?

Son sınavdan aldığım not 97.

Daha yüksek not alan olmadı.

Yani dersi dinlemeyen biriyle vakit kaybetme mi diyorsunuz?

Ben diyorum ki; sizi dinliyordum.

O halde sınıfı "Aksiyom"un ne olduğu konusunda lütfen aydınlatın.

Kanıt olmaksızın doğru kabul edilen matematik teoremi.

Yunan matematikçi Euclides'in ortaya koyduğu...

...dört orijinal aksiyomu da sayar mısınız?

"Birbirine çakışan şeyler, birbirine eşit demektir. "

"Parçalar birbirine eşitse, bütün de parçalara eşittir. "

"Parça eşit parçalardan çıkarsa, eşitlik yine bozulmaz. "

Ve "Bütün parçadan büyüktür. "

Sizin sorununuzu söyleyeyim mi Bayan Rowling?

Başarılı olacak beceriye sahipsiniz.

Ama sık sık fantezilere uçuyorsunuz, oysa ayağınız yere basmalı.

Bayan Timmons.

Lütfen Bayan Rowling'le yer değiştirin.

Pekala, herkes sakin olsun. Devam ediyoruz.

Dağılabilirsiniz.

Bayan Rowling.

Bir dakika.

Dinleyin.

Sizi "Cevabı bilemez" diye düşünerek seçmedim.

Sizi seçtim çünkü dikkatiniz derste değildi.

Üzgünüm efendim.

Bu ders sizi sıkıyor.

Edebiyatta kariyer yapmayı düşündünüz mü Bayan Rowling?

Hayır efendim. Bu sadece hobi.

Hepsi bu.

Sen, dur bakalım. Nereye gittiğini sanıyorsun?

Nereye mi gidiyorum? Bu biraz varoluşsal bir soru oldu.

Öyle değil mi? - Ne?

Üzgünüm. Kelime sana ağır mı geldi?

Daha yavaş konuşayım.

Bunu yapmayacaktın.

Nettleship geliyor!

Yardımın gerekmiyordu.

Belli oluyor.

Biraz daha vakti olsaydı yumruğu yemiştin.

Adım Sean Harris.

Eve dönmene yardım edeyim mi?

İyiyim dedim ya.

Peki. Öyle olsun.

Anne sence ben tuhaf mıyım?

Tabii ki hayır, neden böyle bir şey sordun ki?

Çünkü kimse okuduğum kitapları okumuyor.

Kimse düşündüğüm şeyleri de düşünmüyor.

Bende bir sorun mu var diye düşünüyorum sürekli.

Hayatım.

Bu yaşlarda olmak böyle bir şeydir işte.

Her şeyi bir bir denersin.

Kafana uyan ne diye. Şuraya uymayanı siler atarsın.

Bu ne kadar sürecek? Çünkü benim artık...

Jo! - Anne!

Baba! Yardım et!

Yardım et! - Ne oluyor?

- Bilmiyorum! - Di, ambulans çağır.

Neymiş? Multiple...

Multiple Sclerosis.

Yani annemiz çok hasta.

İğne yapmayacaklar mı?

Bunun iğnesi olduğunu sanmıyorum.

Ama elbet iyileşecek.

Öyle değil mi?

"İki Yıl Sonra. "

Hadi çabuk çabuk!

Hadi atla!

Aç şunu!

Pekala, gidiyoruz.

Çabuk ol!

Bas, bas, bas!

Annen nasıl? Daha iyi mi?

- Konuyu değiştirsek? - Tamam.

Bence bir kız böyle davranmamalı.

Bayan Wydean seçilmek ne demek biliyor musun?

Tutuklanacak son kız onlardır.

Yine de uygulamada iyi gibisin.

Hala üniversiteye gitme planın var değil mi?

Oxford.

Oraya başvurmayı cidden düşünüyor olamazsın.

Başvurdum bile.

Orası bir yazar için dünyanın en iyi yeri.

İyi yazarlar arkadaşlarına yazdıklarını okuturlar.

Ben en iyi arkadaşınım, ama yazdığın hiçbir şey görmedim.

Peki neden?

Çünkü...

...henüz hiçbir şeye yazarak hayat vermedim.

Verene kadar da, kimseye hiçbir şey gösteremem.

Vay canına.

Oxford'da bunu aşacağına eminsin yani.

Evet. Ya sence?

Bence en azından daha kötüsü olamaz.

Belki bir gün beni de konu edersin, nasıl?

Gerçekten de iğrençsin.

Mezuniyetin Kutlu Olsun.

Teşekkürler anne.

Bir dakika şunu çıkarayım.

Ben hallederim anne.

Bu şerefi kime verelim? Sen mi yapacaksın?

Neden geç kaldın?

Seneye özleyeceğim seni.

Oxford'dan yine mektup mu geldi?

Açmadın mı? - Hayır.

Çok gergindim.

Sen aç. - Ben mi? Hayır, hayır.

Neden?

Çünkü bu senin hayatını tamamen değiştirebilir.

Hayal etmediğin kadar büyük bir şeye başlayabilirsin.

Ben bu sorumluluğu alamam.

Çok gerginim.

Lütfen.

Aptal bunlar.

Sen iyiydin, sınıf birincisiydin, notların hep A, seni nasıl almazlar?

- Seni almak onlar için şanstı. - Galiba Oxford'a uygun biri değilim.

Hayır. Sorun devlet okulunda okumuş olman.

Çünkü sanıyorlar ki o parayı... - Ama haksızlık bu!

Doğru. Haksızlık.

Ama dünyada işler böyle.

En iyi şekilde değerlendirmek sana kalmış.

Exeter da iyi bir okul Joanne.

Exeter'da yazarlık programı var mı duymadım bile.

Belki de başka bir dal düşünmen daha iyi olur.

- Ben yazar olmak istiyorum! - Yine yazarsın.

Yazmana engel olacak hiçbir şey yok ki.

Evet, dal olarak işe yarar bir şey seç.

Benim yapmak istediğim şey, yazmak.

Yapmak istediğim hep buydu.

Annen ve ben para kazanabileceğin bir dal seçmeni istiyoruz canım.

Mesela matematik. - Nefret ediyorum.

Yabancı dil öğrenirsin.

Kelimelerle çok iyisin, yabancı dil de çok iyi olur.

Annen doğru söylüyor.

Hem böylece de iyi bir iş bulursun.

Benim sekreterim İtalyanca bilir, çok işine yarıyor.

Baba beni böyle mi görüyorsun?

Bir sekreter.

Ama bu işsizlik ortamında bence bu...

...yine çok iyi bir şey hayatım.

Üstelik annene de daha yakın olursun canım.

Ne? Onunla konuşacağım.

Jo.

Beni kararının bir parçası yapma, tamam mı?

Yapman gereken neyse onu yap. - Tabii.

İşe yarar bir şey seçerim siz merak etmeyin.

İşe yarar bir şey yapmanın başka bir sürü yolu var.

Kalbin ne yapmanı isterse onu yap, tamam mı?

Yazarlık okumak istiyorsan, tamam yazarlık oku.

Michael Ross Jones, Sağlık Bilimleri.

Exeter Üniversitesi. 1987.

Joanne Rowling.

Dilbilim.

Bravo!

Peter Rowan, Matematik.

Londra, 1999.

Jo.

- Joanne? - Evet?

Şu vize belgelerini sormuştum, onları alabilir miyim?

Tabii. Şurada olacaktı.

Evet.

Uluslar arası Af Örgütü, Soruşturma, Joanne Rowling.

Merhaba tatlım. Rüya işin nasıl?

Merhaba anne.

Güzel. Burada...

...müthiş işler yapıyorlar.

Yanlış anlama, işimi seviyorum, gerçekten, ama...

...olmam gereken yer burası mı emin değilim.

Yazarlık konusunu sorsam mı acaba?

Doğru hikayeyi bulamıyorum...

...ve tabii doğru hikaye yoksa motivasyonum da yok.

Zamanı gelince kelimeler de gelecektir.

İnan bana çünkü ben sana çok inanıyorum.

Teşekkürler anne.

Kapatmalıyım.

Seni seviyorum. Hoşça kal.

Evet.

Biraz vaktin var mı Jo?

Evet var tabii.

Otur.

Konu ne?

Jo, üniversiteden beri kaç işte çalıştın?

Birkaç tane.

2, 4, 8.

Bence burada mutsuzsun.

Ve bence sen de bunun farkındasın.

Üzgünüm. Biliyorum, özel bir görüşmeydi ama annem aradı.

Bunu kendimi haklı çıkarmak için söylemiyorum

Kalbin doğru yerde değil bence.

Seni mutlu eden neyse onu yapmalısın.

Evet.

Ama yapamıyorum.

Pratiğim yok.

Dikkat, dikkat. Manchester-Londra yolunda...

...teknik bir arızayla karşılaşmış bulunmaktayız.

Alıştığınız yüksek standartlı hizmetlere benzemiyor olsa da...

...bir şey ister misin tatlım? Şekerleme ya da lolipop?

Çeşitleriniz neler?

Bütün tatlardan vardır.

Limon, frambuaz, çilek, karaciğer, ıspanak, üzüm

Karaciğer ve?

Üzüm tatlım, üzüm.

Bugün zor bir gün oldu galiba. - Aslında iş görüşmem vardı.

Yeni bir iş görüşmem.

Eminim harika geçmiştir.

Eminim berbat geçirdim.

Hatta başarısızlığımı Londra'daki...

...bütün ofislerini arayıp bildiriyorlardır.

Benim her şeyin yolunda gideceğinden hiç şüphem yok.

İngiltere Treni'nin ikramı.

Karaciğer ve üzüm.

Özel tadımızdır. - Teşekkür ederim.

Evet, işte böyle gül.

Ve hiç merak etme canım, yakında iyi haberi alırsın.

Zamanı gelince kelimeler de gelecektir.

İnan bana çünkü ben sana çok inanıyorum.

Sana çalışma demiyoruz.

Annen ve ben para kazanabileceğin bir dal seçmeni istiyoruz canım.

Başarılı olacak beceriye sahipsiniz.

Ama sık sık fantezilere uçuyorsunuz.

Oysa ayağınız yere basmalı.

Hadi! Hadi gidelim!

- Tamam geliyoruz, hadi Di! - lan Potter!

Hadi yemeğe! - Joanne! Di!

Yemek saati çocuklar!

Merhaba.

Orada biri mi var?

Orada biri mi var?

Orada biri mi var?

Merhaba.

Merhaba, orada biri mi var?

Merhaba.

Burada biri mi var?

Merhaba.

Merhaba.

Sen kimsin?

Harry Potter.

Senin adın Harry Potter.

O gün okula gidiyordun.

Sen büyücülük okuluna gidiyorsun.

Kağıt. Kalem.

- Merhaba baba! - İşte geldi.

- Mutlu Noeller. - Mutlu Noeller tatlım.

Ağacın altına mı koyalım?

Bunlar nereye konuyor? - Ağacın altına koyun.

- Annem nerede? - Annen hazırlanıyor.

Ona yardım et istersen. - Tabii.

Al.

Hayatım sen de onları koyabilirsin.

- Tabii, şuraya mı? - Ver canım, ben alayım.

Anne. Babam tehditler yağdırıyor.

Acele etmezsen ağacı ateşe verecekmiş.

- Hazır sayılırım. - Pekala.

Bu ara seninle ne kadar gurur duyduğumu söyledim mi?

Ne? Sürekli işsiz gezen kızınla mı?

Hayır.

"Pes etmek" deyiminin anlamını bilmeyen kızımla.

Evet, çünkü öğrenmeye fırsat kalmadan hep kovuluyorum.

Kovuluyorsun, çünkü sende babanın yenilmez inadı var.

Seneye onu ameliyat olup aldırıyorum zaten.

Senin sonsuz sabrını da aldığım için çok şanslıyım anne.

Ben de kızlar.

Tek istediğim sizin mutlu olmanız.

Sizi tamamlayacak doğru şeyi bulup mutlu olmanız.

Bir şey söyleyeyim mi?

Buldum galiba.

Öyleyse bırakma.

Çünkü elinde ne kadar tutacağın belli olmuyor.

Bak, böyle konuşmayı bırakmalısın. Anladın mı beni?

Sen uzun süre bizimle olacaksın.

- Haklısın canım. - Hatta beni bile gömersin.

Mutlu Noeller anne.

Seni seviyorum.

Ben de seni seviyorum.

Hadi.

Tabii bana bir torun verirsen de şikayet etmem.

Hadi artık aşağı inelim anne, belki...

...Noel Baba sana bir torun getirmiştir.

Alo?

Merhaba baba. Mutlu yıllar.

Tabii daha yeni yıla girmedik ama...

Ne?

Ne demek bu?

Anlamıyorum, nasıl yani?

Çok üzgünüm.

Tavşan. Yazan, Joanne Rowling.

Jo.

İnanamıyorum bunca zaman saklamış.

Evet. Hatırladım bunu.

Birkaç cümlesi dün gibi aklımda.

"Tavşan bana çok iyi davrandı."

"Hatta bana çilek verdi. "

Tanrım, onu çok özlüyorum.

Nefes bile alamıyorum, o kadar özlüyorum.

Keşke geri gelse.

Portekiz'de Yaşayacak İngilizce Öğretmenleri Aranıyor.

Merhaba Di. Güneşli Portekiz'den sevgiler.

En azından Edimburg'dan daha güneşli.

Nihayet yerleşebildim ve yeni işime de hemen başlayacağım.

Burada olmak gerçekten harika.

İyi ki arkadaşlarım var diyorum.

Onlar için burada yaşamaya değer.

Anya biraz şımarık görünür ama tanıyınca çok seviyorsun.

Bir de Jill var, kendisi tam bir "anaç tavuk. "

Yaşı küçük ama ikimizi birden hizaya sokmayı iyi biliyor.

Doğrusu bu işi nasıl kıvıracağımı ben de bilmiyorum.

Kendim onların dilini konuşamazken...

...onlara kendi dilimi nasıl öğreteceğim acaba?

Kendimi çok kötü hissediyorum...

...çünkü bu yıl Noel'de sizlerle olamayacağım.

İşim ve günlük yaşamım beni gerçekten çok meşgul ediyor.

Buna rağmen aklımda hep daha da fazla yazmak var.

Annem öldüğünden beri her şey zor geliyor.

Her neyse, Noel'de seni özleyeceğim.

Yeni sevgiline benim için...

...kocaman sarıl, babama da onu özlediğimi söyle.

En kısa zamanda yine yazacağım. Seni seviyorum.

Hadi. Hazırlan bakalım. Akşam dışarı çıkıyoruz.

Hayır ben çıkamam. Çalışmalıyım.

Jo, yapma.

Hayatının geri kalanında çalışacaksın zaten.

- Hayır. Ama... - Hadi dedim sana.

Şimdi eğlenme zamanı. - Ben dışarı çıkmıyorum.

Yazmalıyım. - Geliyor mu?

- Hayır, çalışacakmış. - Yazacağım.

Yanlış yoldasın.

Odanda oturarak biriyle nasıl tanışacaksın?

Siz varken kiminle tanışmam gerekiyor ki?

Öğrenelim!

Tek bir içki tamam mı? Bir tane. Bir tane, asla daha fazla değil.

Hayatım biraz büyü artık.

- Ne kadar da inatçısın. - Öyleyimdir.

Pekala. Tek bir içki ve kalkıyorum.

- Hala ne diyor inanamıyorum. - Buraya üç bira lütfen!

Evet.

Şuraya bakın kızlar.

Ne yapıyor o öyle?

Jo, yardım et, bir şey söyle.

Pekala. Sen bir...

...gazetecisin.

Hollanda'dasın. - Güzel, güzel.

Evet ve bu da senin yardımcın...

...ve erkek kardeşine aşık.

Evlenmek istiyorlar ama senden önce olmaz, o yüzden...

...sen Porto'ya dönünce arkandan iş çeviriyorlar.

Tamam mı? Gazeteci, yardımcı.

O kadar. - Tamam geliyor.

Affedersiniz. Burada mı çalışıyorsunuz?

Porto da mı? - Hayır.

Hayır ben gazeteciyim. Amsterdam...

...Guardian'da. - Dans edelim mi?

Tabii.

Ben ona göz kulak olsam iyi olacak canım.

Tamam. Ben buradayım.

Bakar mısınız?

Ona ne dediğini duydum da Amsterdam Guardian yok aslında.

Peki nereden biliyorsun?

Biliyorum. Çünkü ben gazeteciyim.

Başkalarının konuşmalarını bu yüzden dinliyorsunuz.

Ben özür dilerim.

İş alışkanlığı.

- Peki. - Olsun yine de güzel hikayeydi.

Öyle mi, ne mutlu o zaman çok sevindim.

- Merhaba! - "Hırçın Kız" olayı.

"Hırçın Kız", "Hırçın Kız"ı da biliyorsun demek.

Tabii. Ben çok fazla okurum.

Ne iş yapıyorsun?

İngilizce öğretmeniyim. Yaptığım bu.

- Hayır. - Ne? Öyleyim.

Hayır, şöyle otur, sonra da lütfen bana...

...gerçek işini anlat.

Ama gerçekten İngilizce öğretmeniyim.

Dostum. Buraya iki kadeh şarap lütfen.

Bak, adım Jo.

Uzun hali Joanne.

Ben de Jorge.

Arantes. - Arantes.

Evet.

Arantes, kolaymış evet memnun oldum.

Şerefe.

Alo?

Kim?

Joanna mı?

Evde mi bilemiyorum.

Bir bakayım. Joanna, evde misin?

- Zoru oyna. - Tamam.

Alo?

Merhaba Jorge.

Gerçekten çok eğlendim.

Evet.

Bu akşam biraz soğuk, değil mi? Hayır!

- Lütfen. - Ben onun için...

- Hiç sorun değil. - Peki sen nasıl ısınacaksın?

Gülüşünle.

Pekala.

İşte bizim ev.

Seni yukarı davet ederdim, ama ev arkadaşlarım...

...onlar var - Ev arkadaşların.

Yani şu Hollandalı gazeteci ve sinsi asistanı değil mi?

Evet. Onlar.

Konuşmaya devam etmek isterdim ama...

Tabii. Bana kalsa...

...güneş Rio D'uoro'nun üstüne doğana kadar konuş isterim.

Vay canına. Bu gerçekten çok romantik oldu.

Bunu hep söylerler.

- Pekala, kaç kişi? - Sadece bir.

Ben üstüme bir ceket alayım ve sen de.

- Gelebilir miyim? - Evet ama...

...sessiz ol olur mu?

Tamam, teşekkürler.

Teşekkürler. Ben hemen bir ceket alayım.

Sen de rahatına bak. Pekala.

Ne yapıyorsun?

Ne yapıyorsun sen? - Joanna!

Bu özel bir şey, evime girip özel yazılarımı okuyamazsın tamam mı?

Kimsenin okumasına izin... - Bak özür dilerim.

- Jo? İyi misin? - Evet, iyiyim.

Özür dilerim Anya, sen git yat.

- Joanna. - Git artık.

- Gitmeni istiyorum. - Lütfen.

Bırak tek bir şey söyleyeyim. - Ne?

Ne söylemek istiyorsun?

Ben galiba aşık oldum.

Harika bir yazara.

Sadece birkaç ay oldu, bir şey söylemek istememiştim ama...

...o gerçekten harika.

Mutluysan önemli olan o.

Mutluyum. Hem de uzun zamandır ilk kez.

Evet, hoşlandığım bir adamla birlikteyim ve...

...bol bol da yazıyorum.

Daha ne isteyebilirim?

Jo sana söylemem gereken bir şey var.

Ne?

Tanrım, babam mı?

Hayır konu babam değil.

Yani sadece babam değil.

- Ne? - Jo babam yeniden evleniyor.

Kiminle? Daha bir yıl bile olmadı.

Janet var ya. Hani sekreteri.

Ama Janet zaten evli. Hatta çocukları da var.

Eşinden boşanıyor.

Babam bunu yapamaz.

Buna ben de hiç sevinmedim.

Ne yaptığını sanıyor anlamıyorum.

Belki de yaşıyor.

Bak, haftaya yine ararım, hem...

...daha fazla şey öğrenmiş olurum.

Tamam, haftaya. Haftaya konuşuruz.

Seni seviyorum. - Ben de seni Jo.

Jo? Ne yapıyorsun canım?

Biz kutlama partisi için çoktan hazırlandık da.

Tamam. İki dakika.

Gelin başka bir bara gidelim, hadi.

Evet, evet, hani şey vardı orası hep eğlencelidir!

Joanna! Joanna lütfen!

Göründüğü gibi değil. - Öyle mi?

Ne aptalım, başka bir kızı öpüyorsun gibi gördüm!

- Joanna! Bırak açıklayayım! - Ne gerek var?

Arkadaşını bulmuşsun işte, ne güzel eğleniyorsunuz.

İngiliz kızlar bu işe yarıyor değil mi?

Benimle eğlendin, bitti. Bitti artık.

Hayır, ne bitmesi? Jo! Ben bitmesini istemiyorum!

Bunu gösterme şeklin çok tuhaf ama.

Bak, lütfen! Özür dilerim. Tanrım neden böyle inatçısın?

Jorge, en sevdiğin özelliğim bu değil miydi?

"Joanna sen bağımsızsın, çok farklısın.

Portekizli kızlar böyle değil, bunu seviyorum. "

Özür dilerim.

Bu kadar mükemmel olduğunu anlamamışım.

Ben mükemmel değilim! Sadığım!

Sana asla böyle bir şey yapmazdım ben!

Jo, bekle! Bir daha asla olmayacak.

Joanna, lütfen.

Joanna, özür dilerim!

Seni kaybetmek istemiyorum.

Joanna, evlen benimle!

Gelmene çok sevindim Di.

Bunu kaçıramazdım. - Biliyorum çok acele oldu.

Ama inan başka çare yoktu.

Bu hafta ne izne ne balayına çıkamıyoruz.

Sence biraz acele etmedin mi?

Yeni tanıştınız. - Biliyorum. Di.

Beni mutlu ediyor. Tamam.

- Tabii. - Tamam.

Joanne Rowling.

Jorge Arantes.

Sizleri aileleriniz ve dostlarınızın huzurunda...

...karı koca ilan etmekten mutluyum.

Birbirinizi sonsuza kadar sevmeye, korumaya...

...yemin ediyor musunuz?

Evet.

Ediyorum.

Gel buraya.

Pekala, gülümseyin. 1, 2, 3.

16 Ekim 1992.

Sekiz hafta aşkım.

Sekiz hafta sonra döneceğim, tamam mı?

Erken dönmüşsün!

Ben seni akşam dönersin diye bekliyordum!

Tanrım ne kadar uzun sürdü.

Seni o kadar özledim ki hayatım, en sevdiğin yemekleri yapacağım.

Hem tahmin et neler neler yazdım.

Ne?

Gazeteden aradılar.

Benim yerime başkasını almışlar. - Bebeğim, çok üzüldüm.

Ama olsun, başka bir iş bulursun.

Bulursun. - Anlamıyorsun.

İşimi elimden aldılar, şimdi ne yapacağım?

Ben sana destek olurum Jorge.

Hayır, bu iş böyle olmaz Jo.

Erkek kadınına bakar tamam mı?

Ne?

- Üzgünüm Joanna. - Dinle.

Bunu sana daha sonra söyleyecektim ama...

...dinle ben hamileyim.

Hamileyim.

Nereye gidiyorsun? - Doyurulacak bir boğaz daha çıktı.

Jorge, ama...

Ağustos 1993.

Ne kadar tatlı.

Adı neden Jessica, söyleyeyim mi?

Çünkü en sevdiğim yazar Jessica Mitford.

Ama Jorge herkese başka türlü söylüyor.

Gel bebeğim.

İncil'deki Jezebel'den esinlendik diyor, bence çok komik.

Pekala.

Şu gururlu baba nerelerde?

Anya.

Jorge artık çok daha iyi. Askerlik hizmetini de bitirdi.

Öyle değil mi? - Onun için bahane bulup durma.

Bize yapma. - Hayır, hayır yeter artık.

Sorun yok. O iyi.

Biz iyiyiz. Sadece iş bulması lazım. Her şey harika olacak.

Sabaha kadar böyle içerse biraz zor ama, değil mi?

- Anya! - Dinle.

Jo, onu bırakmalısın.

O sana göre biri değil. Artık bir bebeğin de var ve...

O yüzden, olmaz.

Şimdi daha iyi olur. O büyümeden.

Büyüdükten sonra daha zor olur.

Daha kötü ne olabilir? - İşte bu olur.

Sonunda evine döndün demek, neredeydin?

Joanna lütfen. Lütfen başlama.

Leş gibi içki kokuyorsun, kalk üstümden.

Jorge, çekil, yapma.

- Ne o, istemiyor musun? - Hayır.

Kes şunu! - Bana hayır deme.

Derim, ben senin karınım tamam mı?

Sevgililerinden biri değilim.

Sen ne dediğini bilmiyorsun.

- Öyle mi? - Evet.

- İnsanlar konuşuyor Jorge. - Kim konuşuyor?

Kim konuşuyor? O aptal arkadaşların mı yoksa?

Jill, Anya. Onlar beni hiç sevmedi

Harika. Teşekkürler.

Dur.

Bırak beni!

Ne yani Jo? Ne varmış içiyorsam?

Jorge, lütfen.

Bana destek olmaktan kastettiğin bu muydu?

Artık benim için hiç vaktin yok.

Al! Bir de şu Harry Potter var tabii!

Hayır, yapma!

Jorge, beni dinle. Ben artık yapamıyorum.

Seni artık sevmiyorum, artık seninle olmak istemiyorum.

Yoruldum Jorge, yoruldum. Her şeyden yoruldum.

Artık beni istemiyorsun?

Beni sevmediğini söyle hadi, artık sevmediğini söyle.

- Bebeği ürkütüyorsun. - Gitmek mi istiyorsun!?

- Lütfen, Jessica korkuyor. - Git. Git.

Seni durduran kimse yok Jo.

- Bırak beni! - Seni geçireyim!

Dışarı.

Hiçbir şey alamazsın. Hiçbir şey. Yürü!

- Polisi arayacağım! - Hiç durma, hemen ara hemen!

Yürü! Dışarı!

- Sadece bebeğimi istiyorum! - Vermiyorum.

- Yürü! - Jessica'yı ver bana!

Hadi. Güle güle!

Lütfen, Jessica'yı istiyorum ver onu bana!

Lütfen! Jorge!

Polis! Durun!

Lütfen durun!

Lütfen yardım edin bana. - Hanımefendi?

Ne oluyor? - Yardım edin, ne olur yardım edin.

- Pekala, pekala. - Lütfen.

Beyefendi!

Kapıyı açar mısınız?

Polis, açın! - Ne polisi, ne?

- Şöyle gelin. - Ben bir şey yapmadım!

Ben bir şey yapmadım, yalan söylüyor, bir şey yapmadım!

Hanımefendi!

İçeri girin, eşyalarınızı alın. Acele edin.

Dur! Sen beni böyle itemezsin!

Beni hırpalayamazsın anladın mı dostum!

O benim karım tamam mı? Karım!

Bravo Jo.

İstediğini aldın aferin sana.

- Merhaba. - Tatlım? Ne oldu?

Jorge'u terk ettim.

Eve dönene kadar kalacak bir yere ihtiyacım var.

Tabii hayatım.

Ver.

Edinburgh, Aralık 1993.

Anlamıyor musunuz, eksik belgeyle gelmişsiniz.

Bu şekilde işlem yapamam diyorum!

Bu ilk mi?

Evet. Evet ilk.

Aslında annelik o kadar da zor değil.

İkinci çocuktan sonra daha da kolay.

Ödeme artıyor.

Rowling? Joanne.

- Rowling? - Evet!

- Joanne Rowling burada mı acaba? - Burada, burada. Merhaba.

Benimle gelin.

Rowling Joanne.

Demek evlisiniz.

Eşiniz nerede?

Onu terk ettim.

Pekala. Bütün belgeleriniz tamam gibi görünüyor.

Bir de kalacak yer istiyormuşsunuz, talebinizi görüyorum.

Evet. Yaşayacak bir yere ihtiyacımız var. Değil mi?

Ne kadar zamandır evsizsiniz?

Biz evsiz değiliz.

Şu an kız kardeşim ve eşinin yanında kalıyoruz yani.

Evsiz kalmadan önce nerede yaşıyordunuz peki?

Ben evsiz değilim.

Portekiz.

Portekiz'de yaşıyorduk.

Neden ayrıldınız?

Bu biraz özel bir soru olmuyor mu dersiniz?

Devlet sana ve çocuğuna baksın diyorsun.

Bu bize birkaç özel soru sorma hakkı veriyor olmalı.

Beni hırpalıyordu.

Ev içi şiddet.

Baba size maddi anlamda destek oluyor mu?

- Hayır. - Neden?

Çünkü nerede olduğumuzu bilmiyor ve böyle kalsın isterim.

Peki.

- Son bir sorum var - Evet?

Şu an hamilelik durumunuz var mı?

Hayır şu anda yok.

Pekala Bayan Rowling.

Bu ödeme defteriniz.

Her hafta postaya verilecek ve tabii...

...karşılığında çekinizi alacaksınız.

Teşekkür ederim.

Ne kadar?

-69 pound. - Haftalık mı?

Bu parayla nasıl geçinirim ben?

Nasıl harcayacağınız bizi ilgilendirmez.

Ama bir bebeği besleyip giydirip...

...yetiştirmeye yetmez.

Bunu babasını terk etmeden önce düşünseydiniz.

İyi günler Bayan Rowling.

Daire burası.

Ayda 300 pound'a sizindir. Diğer hizmetler hariç tabii.

Sokağın bir ucunda da telefon kulübesi var.

Tutuyorum.

İyi.

O halde ben belgeleri halledeyim.

İşvereninizi aramam gerekecek. - Aslında şu an çalışmıyorum.

Anladım.

O halde eşinizin işvereni - Hayır.

Sadece ikimiz.

Kirayı nasıl ödeyeceksiniz?

Bakın aslında ben yardım alıyorum, ama...

...en kısa zamanda bir işe gireceğim.

Ama devletten aldığınız yardımla...

Kira tabii ki ödenmez, biliyorum.

İnanın biliyorum, bugün beş ev daha gezdim ve...

...hepsi aynı şeyi söylediler. Ama çaresizim.

Kızıma bir ev bulmalıyım, her şeyi yaparım.

Kızıma ev bulmak için her şeyi...

...ve yardım almak...

...benim insanlığımdan bir şey götürmüyor olsa gerek.

Ben de insanım.

Kızı için yardım alan bir anneyim.

Ve bana bir şans vermenize ihtiyacım var...

...bu daireyi bana verirseniz...

...söz veriyorum kirayı asla geciktirmeyeceğim.

Hiçbir konuda şikayet etmeyeceğim.

Tamirat bile istemeyeceğim sizden, gerçekten.

- Tamam. Tamam. - En iyi kiracınız ben...

Tamam, daire sizindir.

- Gerçekten mi? - Evet.

Bebeğini bu kadar düşünen birinden zarar gelmez.

Teşekkür ederim! Aman Tanrım, teşekkürler.

Özür dilerim. - Lütfen, önemli değil.

Duydun değil mi?

Biraz izin verin. - Tamam.

Ev bulduk. Beğendin mi?

Bak yeni evimiz burası.

Çok büyük değil belki ama...

Di teyzende iyi vakit geçirdin mi?

Çok popülerdin değil mi?

İlk Noel'indi.

Ben küçükken büyükannen...

...öyle büyük bir tatil ziyafeti hazırlardı ki.

Et, ekmekler ve yiyebileceğin en güzel tatlılar.

Seni çok severdi minik şey.

Eminim öpücüklere boğardı seni.

Ve Edimburg'un en küçük şımarık kızı sen olurdun.

Sana güzel şeyler veremediğim için üzgünüm.

Ama söz veriyorum artık çok daha iyi şeyler olacak.

Arkadaşlarım birkaç eşya verdiler.

Fazla bir şey değil ama başlangıçtır işte.

Edimburg'a uyum sağlamakta zorlanıyor musun?

Hayır. İdare ediyoruz.

Ve sanırım, artık yeni bir de işim var.

Bu ne demek?

Birkaç iş görüşmesine gittim ve izlenimlerim çok iyi.

Sen çalışamazsın.

Ne?

İşe girersen devlet yardımı alamazsın.

Ben özür dilerim.

Pek anlayamadım, ne demek bu şimdi?

Anlaşma koşulları ortada.

Haftada 22.50'den fazla kazanıyorsan...

...devlet de yaptığı yardımı buna oranla düşecek ve...

...daha az para alacaksın.

O zaman Jessica'yı bir kreşe bırakamam...

...ve bırakamazsam da tabii çalışamam.

Sen de yarı zamanlı bir iş düşün, sekreterlik gibi.

Yani en azından böyle bir gelirin olur.

Devlet iş bulmama izin vermezken...

...yardım almayı bırakmamı nasıl bekliyor?

Üzgünüm.

Kurallar böyle.

Evet, tabii.

Genelde dernekler bize ikinci el oyuncaklar veriyorlar...

...ve bunu bebeğe getirdim.

Teşekkürler.

İyi günler diliyorum.

Onu düşünüp duruyorum biliyor musun?

Hayatımda belki ilk kez...

...annem öldü ve şu berbat hayatımı iyi ki görmüyor diyorum.

Jo işleri sen berbat etmedin.

Küçük güzel bir kızın var. - İş bulamıyorum.

Evliliğim bir facia.

Çocuğumun karnını zor doyuruyorum.

Ne yapmalıyım? Buradan nereye gideyim?

Ne yapmak istiyorsun?

Seni ne mutlu eder?

Sana bir şey göstermek istiyorum.

Geliyorum.

Beni mutlu eden bu.

- Nedir bu? - Bir kitap.

Şu kitap. Hani annem öldüğünden beri yazıyordum.

Sayfalarca, tarihleriyle.

Aklıma gelen her şeyi yazıyordum.

Bitirmem gereken işleri, planları, her şeyi kitap yazar gibi yazdım.

Bak şu...

Nerede?

İşte.

Son bölüm bu.

Kitabın mı? - Son kitabın.

Yedinci kitabın.

- Yedi mi? - Evet.

Yani bastırmayı başarırsam.

Daha birinciyle bile çok işim var.

Okuyabilir miyim?

- Tabii. - Nereden başlayayım?

Bilmem.

Al bundan başla.

Pekala.

Di dürüst olacaksın tamam mı?

Tabii.

- Evet. - Evet?

Neden bunu bitirmedin?

Korkuyorum.

Neden?

Ya kimse beğenmezse?

Sevdin mi?

Jo, bu sihir gibi.

- Öyle mi? - Yapmak istediğin buysa...

...yap hadi.

Yaz.

Ne kaybedeceksin ki?

Boşanma Kararı

Evet Harry.

Baş başa kaldık.

Al canım.

Tamam, tamam.

Pekala, seninle bir anlaşma yapalım tamam mı?

Ne dersin Jess?

Harry Potter'ı da vitrinde görür müyüz?

Tabii daha çok erken.

En sonunda! Teşekkürler!

Hadi. Yazmaya gidiyoruz.

Betty McLaughlin Kurabiyeleri 1830'dan Beri Edinburgh'un En İyisi

Potter Sokağı

Bu bir işaret mi yoksa?

Kim bilir?

Merhaba.

Su ve kahve lütfen.

Aslında bu kalsın.

Bu da.

Bu da, ben sadece mamayı alayım.

Lütfen.

Harika. Teşekkürler.

Evet.

Seçmen Şapka.

Sosyal Yardım.

Evet oyalanmayın. Sıradaki.

Pekala, sıradaki.

Sıradaki.

Son.

Harry Potter ve Felsefe Taşı. Yazan, Joanne Rowling.

Demek sonunda bitirdin.

Peki ya şimdi?

Vitrinlerde görene kadar bitirdim sayılmaz.

Bunu nasıl yapacaksın?

Sanırım bir menajer bulmalıyım.

Pekala.

Bakalım.

Karala Ajans.

Christopher Little Ajans.

Bunları postaya vereceğim.

Kitabım.

Ben yazdım.

Christopher Little Ajans. Nasıl yardım edebilirim?

Bu sabah durum nedir?

Fena değil. 60 santimlik bir yığın.

"İstenmeyen Yığın"dan nefret ediyorum.

Güzel bir şey var mı bakalım?

Hiç oldu mu ki?

Kalan son parçaları al eve götür.

İçlerinde ne hazine...

Saklı bilemeyiz.

İyi akşamlar.

"Harry Potter ve Felsefe Taşı."

- Geldim. - Teşekkür ederim.

Benim tatlı, mükemmel yeğenim neredeymiş bakalım?

Tanımadığım bir yeğenin var galiba.

Ona iyi davran, mektupların geldi.

"Karala Ajans"tan bir şeyler bekliyor muydun?

Aman Tanrım, Di onlara kitabımı yollamıştım.

Geri çevirmişler.

"Harry Potter ve Felsefe Taşı" öyle mi?

Yazan, Joanne Rowling.

Evet.

Bu bir çocuk kitabı.

Evet.

Hayır. - Biz çocuk kitapları basmıyoruz.

Biliyorum.

Çocuk kitapları para kazandırmıyor.

Hem öyle çok talep de görmüyorlar.

Zaten yazarın önceye ait hiçbir çalışması yok.

Al işte, bir de...

Okuyun.

Okumama gerek yok.

Adı bilmem gereken her şeyi zaten söylüyor.

Okuyun, yoksa giderim.

Öyle mi?

Yani hayır, ama yavaş yavaş kazandığınız saygımı...

...cidden kaybedersiniz.

Bilge bir adam şöyle demişti.

İçlerinde ne hazine...

Ne hazine saklıdır, bilemezsin.

O adam olmanızın tam zamanı.

Sorun ne? Ne oldu?

Bir iş buldum.

Öğretmenlik.

En iyi yanı da, hem Jess'i kreşe vereceğim...

...hem yardım parası bana yetecek.

- Jo bunu kutlamamız lazım. - Evet.

Hadi kızlara haber vereyim.

Hep birlikte dondurma yemeye gidelim, ben ısmarlıyorum.

Çok güzel.

Ben şuna bakayım. Sen de içeri geç hadi.

- Alo? - Joanne Rowling lütfen?

- Benim. - Bayan Rowling.

Ben Christopher Little.

Bana kitap taslağınızı yollamışsınız sanırım.

Evet, yolladım.

Az önce ajanstan aradılar.

Kitapla ilgili konuşmak için Londra'ya bekliyorlar.

- Bir menajerin oldu. - Evet.

- Bir menajerin oldu. - Bir menajerim var!

Menajerin olarak, kitabını basacak birini bulmak benim sorumluluğum.

Tabii kitapla ilgili tüm anlaşmalarda...

...hakların için görüşmek de. Dağıtımdan film haklarına kadar.

- Film mi? Harry mi? - Hemen umutlanma hayatım.

Tüm sözleşmelerde standart böyledir çünkü.

Tabii. Özür dilerim, ben tüm bunları hazmetmekte zorlanıyorum.

Doğru.

Sen bu işi ilk kez yapıyorsun.

Bu yüzden bir avukat tutmanı tavsiye ederim, böylece...

...ilerlerken kendini güvende hissedersin.

- Tabii. - Güzel.

Şimdi değinmek istediğim iki nokta daha kaldı.

- Tamam. - Bir.

Adını değiştirmek istiyorum.

- Neden? - Çünkü...

...bir kural da bu; erkekler kadın yazarların kitaplarını okumaz.

O yüzden baş harflerle yetinmemiz doğru olur sanırım.

R.L. Steiner gibi.

Tamam, tamam, bir şey düşünmeye çalışacağım.

İkinci nokta nedir?

Küçük bir iş tavsiyesi.

Normal işini bırakma.

Kimse çocuk kitapları yazarak zengin olmuyor.

Ama ben yazmayı sevdiğim için yazıyorum.

Zengin olmak istediğimden değil.

- Bu güzel bir tavır. - Evet.

Artık Tanrı aşkına bir şeyler ye, bana vicdan azabı çektireceksin.

Evet.

J. Rowling.

J.D. Rowling, J.R. Rowling.

J.R.R. Rowling. Hayır.

Hayır anne bu senin suçun bana bir göbek ad vermemişsin.

Çok güzel.

Ve Jo unutma olur mu, bu işler hep zaman alır.

Evet.

Görüşeceğiz tabii.

Oldu mu?

Bence gayet güzel bir isim bu.

J.K. Rowling.

Dersler sabah 10:15'te başlar, öğle yemeği 12:00'de...

...öğle tatili 13:15'te ve gün 15:15'te biter.

Sorunuz var mı?

Nefes almaya vaktim olacak mı?

Espri. Çok komik.

Sınıfınız burası.

Vay canına, bana bir tavsiyeniz olacak mı?

Korkmamaya çalışın.

Kokusunu alırlar.

Şakaydı Bayan Rowling.

Bir şey olmaz.

Leith Akademi'ye hoş geldiniz.

Teşekkür ederim.

Pekala.

Harry Potter ve Felsefe Taşı.

Evet.

- Bir çocuk kitabı. - Evet öyle.

Sıradan bir çocuk kitabı değil.

Byrony çalışmayla ilgili çok büyük heyecan duyuyor ve...

...bu heyecanın karşılığını almalı bence.

Biz Bayan Rowling'in adını hiç duymadık ama.

- Satması zor olacak. - Bu bir sorun değil.

Doubleday'den başlayabiliriz, ne dersiniz?

Öneriniz var mı? - Trival var, Random House var.

Whitlett elini bile sürmez, hiç denemeyin.

Talves Denise, Del Penguin.

- Roger, De Bantan. - Monroe ve Albert.

Çok güzel.

Şunu da şöyle koyalım mı?

Teşekkür ederim.

Jo. Monroe ve Albert'tan aradılar.

Kabul etmiyorlar. - Peki.

Üzgünüm.

Ama merak etme. Daha bir sürü aday var.

Haber gelir gelmez seni yine arayacağım.

Tamam, teşekkürler.

Ne oldu? Hadi sen koy.

Sen koy canım.

- Reddettiler. - Böylece bir düzine oldu.

Ama hiç anlamıyorum. Bu kadar yer nasıl reddeder?

Belki okumadılar bile.

Dinle.

Bloomsbury daha yeni bir çocuk bölümü açtı, peki...

...neden onlara da yollamıyoruz?

"İngiliz Hasta"yı da onlar mı basmışlardı?

Denemeye değer.

Bu testi kötü bir şey gibi görmeyin.

Sizi daha da güçlendirecek bir şey gibi görün.

Evet.

Başlayın. Konuşmak yok. Bol şans.

"Harry Potter ve Sırlar Odası."

- Alo? - Byrony Evans mı?

- Evet. - Ben Janet Hogarth.

Bloomsbury Yayıncılık.

Yolladığınız bir taslakla ilgili görüşmek istiyordum.

Bayan Rowling. Biri ofis numaranızdan arıyor.

Gidin. Sınıfla ben ilgilenirim.

Tamam.

Teşekkür ederim.

Merhaba.

Teşekkür ederim.

Jo Rowling? - Jo, benim Chris.

Chris?

Merhaba ne oldu sorun ne?

Kitap için bir teklif aldık.

Bloomsbury onu basmak istiyor.

Jo, orada mısın?

Evet. Evet.

Yardım ister misin?

Evet. Hayır.

Şimdi sınıfa dönmem lazım.

Evet, tabii.

Jo, bir de...

- Evet? - Seni kutluyorum.

Evet! Evet, evet, evet!

Özür dilerim. Her şey yolunda.

Siz sınıfınıza dönün.

Fazla bir şey değil.

Sen delirdin mi?

Bu bir servet!

Başlangıç olarak az sayıda basıldı...

...ama satışlar arttıkça, mesela 5 milyona kadar.

Senin kazancın da artacak.

Ne zaman vitrinlerde olacak?

Önce üzerinde kontrol ve düzeltmeler yapılacak, yani açıkçası...

...onu vitrinlerde görmen bir yılı bile bulabilir.

Burada basıldıktan hemen sonra...

...bu kez gözümü Amerikan pazarına dikeceğim.

Fazla umutlanma.

Evet. Çünkü çocuk kitapları fazla para kazandırmaz.

Evet, biliyorum.

1275 pound, öyle mi?

Bu kadar parayla ne yaparım bilemiyorum.

Sokağa çık, kendine güzel bir şeyler al.

Kocaman.

Bak istersen onu taşımanın daha kolay bir yolunu düşündüm.

İki elinden tutalım mı? Hadi. İşte böyle.

Aman Tanrım halimize bak.

"Bir Yıl Sonra. "

J.K. Rowling?

Evet, J.K. Rowling benim, buyurun.

Şuraya bir imza.

Teşekkür ederim.

İyi günler diliyorum. - Size de.

"Masalları seven Jessica'ya. Yine masalları seven Anne'e.

Ve bu masalı ilk dinleyen Di'ya. "

Yaptım anne.

Başardım.

Affedersiniz, bekletmek istemezdim ama...

...biraz daha vaktiniz var mıydı? - Evet tabii, hiç sorun değil.

Birkaç dakika daha.

Oğluma almıştım ama elimden bırakamadım.

- Öyle mi? - Bu kitabı herkese anlatacağım.

Bu Rowling müthiş bir yazar.

Adam bir tane daha yazar umarım.

Evet. Bence de kesin yazar.

- Başlamak üzereyiz. - Hemen gidip yerime oturayım.

Hem siz de dinleyin. Seversiniz.

- Gergin miyiz? - Evet, resmen ödüm patlıyor.

Ben daha önce hiç okuma yapmadım.

Evet. Daha fazla insan olmadığı için üzgünüm.

Lütfen, üzülmeyin.

Ben buna sevindim bile.

Hazır mıyız?

Evet.

Merhaba. Herkese merhaba.

Geldiğiniz için teşekkürler.

Ben size ilk iki bölümü okuyacağım ve...

...sonra sormak istedikleriniz olursa.

Merhaba.

Bitince soruları alacağım.

Tamam mı?

Birinci bölüm. Yaşayan Çocuk.

Bay ve Bayan Dursley...

...Privet Drive 4 numaradaki evlerinde yaşıyor ve...

...tamamen normal olduklarını söyleyip duruyorlardı.

Ama normal olmaları beklenecek son kişilerdi.

Bir kitap basmak bir çocuk büyütmek gibidir Jo.

Doğması bütün işinin bitmesi demek değildir.

Evet, evet anladım ama neden New York?

Çünkü en büyük yayınevleri genelde New York'ta bulunurlar.

Tabii bu da nasıl desem...

...senin işine yarar.

Ben büyük yayıncılardan birkaçıyla görüştüm zaten.

Cevapları bana göre gayet olumlu.

Kesin ilgileniyorlar mı yani?

Bunu tam da bugün öğrenmiş olacağız.

- Bana haber ver olur mu? - Vereceğim.

Evet, tabii ki ilgilenmediğinizi duyduğuma üzüldüm.

Size söylediğim son teklifimdi zaten.

Evet, bir çocuk kitabı için çok para, ben de farkındayım.

Bana göre Harry Potter çocukların...

...büyüseler de raflarından ayırmayacakları...

...kitaplardan biri olacak. Evet.

Gerçi o gün sevgililer günü ama ertesi gün mesaj atarım.

- Dokuz mu? - Ne?

- Dokuz mu o? - Bende sekiz var.

Neden hala aramadı?

Sabret hayatım.

- Alo? - İyi akşamlar Jo, benim Chris.

Merhaba Chris.

Yarın bir telefon alacaksın, sabah, Arthur Levine.

Scolastic'ten.

Ona iyi davran.

Kitabının Amerika'da yayın haklarını az önce satın aldı.

Kaça?

Seni heyecanlandırmak istemem ama...

...umduğumuzdan daha fazlasına diyeyim.

Ne kadar fazla?

Tam 105 bin dolar hayatım.

Ne?

Ve bir de şu var Jo...

...bu bir çocuk kitabı için verilmiş en yüksek fiyat.

Ben ne diyeceğimi şaşırdım, dilim tutuldu.

Seni kutluyorum Jo.

Ve sakın korkma.

Sağ ol, korkuyorum.

- Tabii. - Christopher!

- Evet. - Sana çok, çok teşekkür ederim.

Bir şey değil.

Hoşça kal.

Jo bu ne demek farkında mısın?

Hayatın tamamen değişecek. - Biliyorum.

Hayatım boyunca kimsenin bu kadar çok para...

Hayır, hayır bu para konusu değil.

Kitabın Amerika'da basılacak hayatım.

Her yerde bir sürü çocuk senin yazdıklarını okuyacaklar.

Annem seninle gurur duyacak.

Keşke o da görseydi.

Biliyorum.

Amerika.

Jo.

Amerika'nın dört bir yanından merak ediyorlar.

Bu gece için çok heyecanlı mısınız?

Evet.

Kızımın doğumunu saymazsak, ilk kitabımın basımı kesinlikle...

...en heyecanlı anımdı.

Peki yeni Harry Potter kitabı ne zaman yayınlanacak?

Bitirdiğim zaman sanırım.

Hiç bu kadar büyük bir üne kavuşmayı bekler miydiniz?

Hayır. Asla düşünmezdim, hayır.

Hayır, benim tek istediğim bir yazar olmaktı.

Peki o aynaya bakan siz olsaydınız ne görürdünüz sizce?

Bu benim sırrım olarak kalsın lütfen.

Teşekkür ederim.

Gidip Jessica'ya bir bakayım tamam mı?

Hemen geliyorum.

Tamam. Acele etme ben buradayım.

Merhaba.

Uyan bakalım uykucu.

Merhaba, merhaba.

Film nasıldı?

Bir harikaydı.

Seni de götüreceğim.

Tamam.

Kitap okur musun?

Geç oldu ama ne okuyalım?

Bu kitabı.

Yine mi?

Pekala.

Peki o aynaya bakan siz olsaydınız ne görürdünüz sizce?

Anne?

Geliyorum.

Evet.

İşte buldum.

Birinci bölüm.

"Nehir Yatağı."

Küçük evini yenilemek için bütün ilkbahar boyunca...

...deli gibi çalışan ve bütün masaların...

...iskemlelerin, raflarının tozunu alan yaşlı kadın...

...daha sonra etrafı süslemek için her yere küçük küçük...

Üç yıl içinde, J.K. Rowling devlet yardımı alan bir kadından...

...İngiltere'nin en zengin kadınlarından birine dönüştü.

J.K. Rowling, 2000 yılında, yardıma muhtaç...

...ebeveynlerinden biri olmayan ve MS hastası çocuklara...

...yardım eden Volant Charitable Yardım Derneği'ni kurdu.

Her 30 saniyede bir, dünyanın bir yerinde biri...

...Harry Potter kitabı okumaya başlıyor.

21 Temmuz 2007'ye Kadar Açmayın

Kitaplarının şu ana kadar dünya çapında...

...400 milyon sattığı tahmin ediliyor.

Joanne yazmaya devam ediyor.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.