Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Zulema'nın Fas'ta gömülü üç milyon avrosu var, değil mi?
Ağabeyini gidip onu aramaya ikna et.
Seni hapisten kaçırırım.
Maca'ya ne dedin?
-Birlikte kaçacağımızı söyledim. -Dalga geçiyorsun.
Hayatına devam etmek için bir amaca ihtiyacı var.
Amaia Jiménez bir hafta önce evine 300 metre mesafede kayboldu.
İki gün sonra da kaçırıldığı doğrulandı.
Talihsiz kızmış.
Canavar bir aileye denk gelmiş.
Olayın suç ortağı bu sabah Cruz del Sur'a getirildi.
Kızın hayatı o kadından bilgi almamıza bağlı.
-İçeri. -Şaka mı bu?
Önce Bambi, şimdi de bu iki yarım akıllı.
-Burada ne işin var? -İş üstündeyim.
Gizli görevde olduğumu ifşa edecek bir şey istemiyorum.
Amaia Jiménez'in kayboluşunun ardından sekiz gün geçti.
Aşağılık herif evin altına bir tünel kazmış.
Yardım edin!
Belki kız evden kaçmıştır.
Her şey olabilir.
Bizim hakkımızda yanılıyor olamaz mısınız Müfettiş?
Susie'yle iyi geçindiğini fark ettim.
Kızın mı var?
Sana güveniyor.
Susie'nin küçük tutsağını
nerede sakladığını öğrenmem lazım.
Planımız işe yarıyor. Zulema'dan korkuyor, bana güveniyor.
Zulema'ya dikkat et.
Ben sevmeyi bilmiyorum ama bu beyaz kaltak biliyor, öyle mi?
Lezbiyen bile değil. Seni sevmiyor.
Ben seni gerçekten seviyorum.
Sen sevmekten zerre anlamıyorsun.
Evet, etti. Ona tecavüz etti.
Delisin.
Deliyim ama sana deli oluyorum.
Çünkü seni seviyorum.
Sana ihtiyacım var.
Saray'la asansörde seviştin, değil mi?
Bana doğruyu söyle.
Hayatımda yaptığım tüm hatalar
babamın istediği gibi biri olmaya çalıştığım içindi
ama öyle biri olamam.
Peki ne yapacaksın?
Hayatımı daha da zorlaştıran herkesin icabına bakacağım.
Koluna adımı kazımış, beni ne zaman görse gösteriyor.
Çok ciddi bir suçlamada bulunuyorsun.
Bana kolunu göstermeni istiyorum.
Onu tecride götür.
Anneyle çocuk arasındaki bağ kutsaldır.
Kız nerede Susana?
-Söyle bana. -Öldü!
Beni ona nasıl götürebilirsin?
Planımı biliyordun ve kolay yolu seçtin.
İhanet edip işi bensiz yapmaya yeltendin.
Dikkat. İkinci bloktaki mahkûmların duş saati gelmiştir.
Dikkat. İkinci bloktaki mahkûmların duş saati gelmiştir.
MODERN PSİKOLOJİ BÜTÜNLEYİCİ PSİKOLOJİ
Hijyen ve imkânların düzgün kullanımı
herkesin sorumluluğudur.
On dakikalık duş 200 litre su tüketir.
Su tüketimini azaltmada yardımcı olun lütfen.
Zulema.
Marquina'yı hücrene koyduğumda ne dediğimi hatırlıyor musun?
Hayır patron. Buradaki herkes çok konuşuyor.
Doğru.
Mahkûmlardan birine zarar verirsen...
...kafanı tuvalete 15 dakika boyunca bastıracağımı söylemiştim.
Hücre arkadaşının göz kapaklarını zımbalamaktan bahsediyordum.
Tamam, anladım.
Anladım. Tebrikler.
Fabio! Yapma! Fabio, bırak onu!
Bırak! Lütfen, çekil üzerinden!
Fabio, geçen gün beni buradan çıkaracağına söz vermiştin.
Onu öldürürsen parayı asla bulamayız.
Lütfen. Bırak onu. Lütfen.
Fabio. Fabio, söz vermiştin.
Beraber kaçacağımıza söz vermiştin.
Sözünde dur.
Ölüsü işimize yaramaz.
Kafamı bir daha oraya sokmam. Bokla kaplı.
Teşekkürler.
Kulübe hoş geldin.
Ne pahasına olursa olsun kaçmak isteyenler kulübü.
At!
-Evet! -Güzel!
-Hadi, kartları göreyim. -Geliyor, hissedebiliyorum.
Enayiler.
-Ne istiyorsun? -Hey. Hey!
Kim kazanacak, biliyorsunuz. En sevdiğiniz meleziniz.
-Nasıl gidiyor hanımlar? -Böyle gidiyor işte.
-Ne boktan el! -Bu mu boktan?
İki sigaram ve kullandığım tampona iddiaya girerim.
-İğrençsin! -Değilim!
-Tat için mi marine ediyorum sanıyorsun? -Utanmaz.
-Görüyorum ve çikolatayla arttırıyorum. -İğrençsin.
Tamamdır.
Görüyorum ve bir doz metadonla arttırıyorum.
-Olmaz. -Metadon ortaya koyamazsın.
-Sorun değil, temizim. -Bunu koyamazsın.
-Metadonumu koyuyorum. -Olmaz Tere.
-Acele et hadi! -Olmaz.
Bırakın da metadonu koysun da oyunu bitirelim.
Pekâlâ tatlım.
Elini görelim.
-Bu da benim elim. Sökülün. -Buyur.
Benim elim ikinizinkinden iyi.
Parayı gösterin bakalım!
Ben de üç as vardı. Ben de içebilir miyim?
Senin hatırına olur.
-Seni fena tokatladım. -Çok ballıydın.
Kumarda şanslıyım ama aşkta...
Duyduğuma göre kocan açlığını dindirmek ve am yalamak için gelecekmiş.
-Evet! -Bakın, ne diyeceğim.
Orgazm olmak için çok gerginsem, numaradan yapacağım.
-Hayır, yapma. -Yapma.
-Yapacağım. Herkes yapıyor. -Cidden, yapma.
Korkunç görünüyor, numaradan yapma.
Hayal kırıklığı olacak.
Zavallı şey.
Anabel sinsi orospunun teki.
-Bunu biliyoruz zaten. -Hâlâ tecritte mi?
Kartım eksik.
O kuşu neden bu kadar sevdiğini anladım.
Evcil hayvanı değil.
Uyuşturucu kuryesi. Akıllıca.
Götüne tıkmana gerek yok. Kuşla iş görüyor, inanılmaz.
Orospu olduğu kadar akıllı da.
Çalmayı aklınızdan bile geçirmeyin.
Anabel memenizi kesip küpe yapar.
-O kadar aptal değilim. -Ben de.
Öğrenmesine imkân yok. Tecritte değil mi?
Kızlar, bunu düzgün yaparsak Anabel asla anlamaz.
Hem kuşların çok fazla doğal düşmanı var.
Belgesellerde hep görüyoruz.
Kartallar, gelincikler... Birçok hayvan onları yer.
-Doğru. -Tere haklı.
Üstündekinden ne kadar kazanırız?
3000 belki?
İyi kesilmişse 4000 belki. Dörde böleriz.
Ben yokum.
Tanrı'ya sözüm var, değiştim artık, bunu da berbat edemem.
Neyse, yarın Fernando ziyaretime gelecek.
Bu bok yüzünden hayatımı mahvetmeyeceğim.
-Hayatta olmaz. -Ben varım.
Çocuklarım sokaklardan bakır çalıyorlar. Ben varım.
İyi, madem varsın.
Kıvırcık, sen yoksun bu işte, değil mi?
Paraya hemen ihtiyacım var, bu yüzden ben de varım.
Tamam.
Ben de dişlerimi yaptırmak istiyorum.
Keş olmakla keşe benzemek arasında fark var.
-Bak, senden hoşlandı Tere. -Tanrı bağışlasın.
Çok güzel.
"Bazılarının öz saygısı zarar görür ve güvensizlikleri
umutsuzlukla ve dominant bir eşe olan bağlılıkla
sonuçlanır.
Bu döngünün ne kadar vahşice olursa olsun
kırılması gerekir ki
bireyler temiz bir sayfa açabilsinler.
Bana mı bakmıştın?
"Öz Saygı ve Öz Güven Psikolojisine Giriş".
Şimdi de psikolojiyle mi ilgileniyorsun?
Ne var?
Pek sayılmaz.
Seninle aynı şeyle ilgileniyorum. Buradan çıkmakla.
-Bu kitapta nasıl yapacağın yazıyor mu? -Hayır.
Hücre arkadaşım Susana bana yardım edecek. Şimdilik bilmiyor.
-O neden burada, biliyor musun? -Bir şeyler duymuştum.
Kocasıyla beraber bir kızı kaçırmakla suçlanıyorlar.
Hayır! Hayır!
Bunun benimle ne alakası var?
Kaçırılan kızın nerede olduğunu onun bildiğini düşünüyorum.
Onun güvenini kazanıp bunu öğrenebilirsem
biletim olur.
Ne bileti?
Özgürlük biletim.
Ve yardımıma ihtiyacın var.
Bu sabah
tuvalette dalış yaparken
Fabio'yla güzel aşk hikâyenizi
duydum.
Bu seni hiç ilgilendirmez.
Yatakta nasıl?
Aygır gibidir kesin.
Buraya fantezilerini konuşmak için mi çağırdın beni?
Bir de para için.
Kaçmak için size lazım olacak para.
Hayal edebiliyorum.
İkinizin saçlarını rüzgar okşuyor, motelden motele gidiyorsunuz. Çok güzel.
Hikayeyi o kadar çok sevdim ki
benden çalmaya çalıştığınız parayı paylaşmaya hazırım.
Anlıyorum.
Ama tek başına değil misin?
Başka kimsen kalmadı sanıyordum.
Bir keresinde aramızdaki tek farkın
kaybedecek bir şeyin olmadığını söylemiştin.
Bil bakalım, ne oldu Zulema.
Artık eşitiz.
İki milyon bana, bir milyon sana.
Aynen böyle kızım.
Her birimize bir buçuk milyon.
Böylesi daha adil değil mi?
Artık ikimiz de yetimiz ve vücudumuz burada
ama aklımız başka yerde.
Para nerede?
Gözümü kararttım. Para Fas'ta.
Alması için birini gönderebilirsin.
Tam konumu hak etmen gerek ama.
Gizli planını
ve benden ne istediğini söyle.
Román, bunu istememem gerek
ama güvenebileceğim tek kişisin.
Bir tek ben kaldım,
hayatlarımız da o kadar farklı değil.
Karavanımda uyuyup pencereden dışarıya bakıyorum,
tetikçi gelip de beni vurmasın diye gözetliyorum.
Lucía'nın, anne ve babamın ölümünden sonra
artık acıyı hissetmiyorum.
Yaşadıklarımız boşuna olamaz.
Bu yüzden iki seçeneğim var.
Pes etmek ya da seni oradan çıkarmak.
Fas'a gidip o parayı getireceğim.
Tutanak tutacağım.
İkiniz için tutanak tutacağım, duydunuz mu?
İkisi için tutanak...
Selam.
Spor salonunda konuşma olacak,
lezbiyen mahkûmlar derneği kuracağız.
Artık bizden biri olduğuna göre ilgilenirsin, değil mi?
Hiçbir gruba üye değilim. Kıvırcık'la takılıyorum, hepsi bu.
Derneklerle ya da hareketlerle işim olmaz.
İyi o zaman.
Farklı koşullarda bence çok iyi anlaşırdık.
Ya da seks yapardık.
Beni çok uyuşturman gerekirdi.
Büyük kadınlardan, serserilerden ya da delilerden hoşlanmam.
Beni sinirlendiremeyeceksin. Barış içinde geldim.
Tamam.
Konuşmak için geldim.
Biliyorsun ki...
Kıvırcık için çıldırıyorum.
Artık onu sevemezdim çünkü canım yanardı.
Bu lezbo derneği işi beni ilgilendirmiyor.
Günüm daha iyi geçsin diye Kıvırcık'la yarım saat bile olsa
beraber oturmak istiyorum.
Bana bunu neden söylüyorsun?
Çünkü neden onunlasın, anlayamıyorum.
Kıvırcık ile ne kadar ciddi düşünüyorsun?
Çünkü rahat değilsin.
Tabiatımda yok.
Hayır, kaslılardan hoşlanıyorsun.
Ne istiyorsun? Kıvırcık'ı sana mı sunayım?
Hayır dostum. İstersen paylaşabiliriz.
İki günde bir senin olsun.
Eğer bacakları titreyerek sana dönerse
benim yanımdan geliyordur.
Vay. Neler oluyor?
Birbirinize vurmadan mı konuşuyorsunuz?
Jilet yok, saç çekme yok.
Bunun yüzünden.
Üçlü yapacağız da en son ben mi öğreniyorum?
-Ciddi bir şey konuşuyoruz. -Bizi yakaladın.
-Cidden mi? Ne hakkında? -Evet.
Cruz del Sur'un Lezbiyen Derneği.
-Ne? -Al.
Üzgünüm.
Bu öğlen toplantı falan var.
Sandoval yaraların ciddi olmadığını söyledi.
Zımbalar sadece birkaç kas dokusuna zarar vermiş.
Her hâlükârda hastanede sağlık kontrolü yaptırılmasını istiyor.
Hangi gerekçeyle?
Göz kapaklarının zımbalandığı gerekçesiyle? Sakin ol.
Bu operasyona devam etmek için izninize gerek yok.
Gerek var çünkü senin bloğun benim gözetimimde.
-Kızın hayatıyla oynama. -O...
İkiniz de sakin olun.
Fabio haklı.
Başkasını benim kadar yaklaştıracak kadar vakit yok.
Geri döneceğim.
O zaman Zulema tecride gidecek.
Onu ihbar ettiğimi sanacak. Mahkûmlar böyle düşünecek.
O zaman tehlikede olurum.
Onu ihbar etmemem daha iyi.
Tecritteyken sana zarar veremez.
Artık o kadar güçlü değil.
Tanrım!
Neden bir gardiyana operasyonu anlatıyorum ki?
Tanrım!
Castillo, Zulema beni Susana'nın eşyalarını karıştırırken gördü.
Bir şeyler peşinde olduğumu düşünüyor ama onu kontrol altına alabilirim.
Hadi oradan!
Susana'nın güvenini kazanmaya çok yaklaştım.
-Helena, elimizde bir şey yok. -Hayır, var.
Kaybettiği bir çocuktan bahsetti.
Bebek mi?
İlk defa duyuyorum.
Polis raporunda bebekten bahsedilmiyor.
Nüfusa kaydettirmemiştir.
-Bir yaşındaymış. -Araştıracağım.
Hadi Castillo.
Zulema'yı tanıyorsun. Bugün göz kapağı zımbalayan
yarın seni çamaşır makinesine atabilir
ya da birçok çamaşır makinesine.
İlk önce hastane.
Ondan sonra dönersin.
-Anlaşıldı mı? -Hadi Castillo.
Anlaşıldı mı?
Evet.
Fabio, bir şey isteyeceğim.
Onu hastaneye standart saldırı kurbanı transferiyle götür.
Bu gece, hiçbir şüphe uyandırmadan.
Gençken hayat yolunu bulacak sanıyorsunuz, değil mi?
Bu bir dertti. Hiçbir şeyi denemek istemiyordum.
Sonra yetişkin olduğumda her şeyi denemek istedim.
MDMA, kokain, cigara, LSD... Her şeyi ağzıma attım.
Şimdi iğrenç olduğunu düşünüyorum.
Bu ne be Tere?
Afgan eroini. Eroinin havyarı sayılır.
-Güzel ve kahverengi, benim gibi. -Çok mu pahalı?
Kesilmemiş hem de.
Tanrım, uyuşturucu profesörü gibisin.
Tamam, plan bu, değil mi?
-Sessiz olun. -Pekâlâ.
Planımız şu. Reme'ye dağıtması için biraz vereceğim.
-O kadar fazla yok Kıvırcık. -Tamam.
Biz de banyoda küçük bir grup olarak satacağız.
-Tamam mı? -İyi gibi.
Anabel öğrenirse ne olacak?
Uyuşturucu gökten mi düştü diyeceğiz?
Çok riskli.
Anabel yokken sosyal hizmeti biz sağlıyoruz.
-İnsanlara yardım ediyoruz. -Aynen.
Su, su.
Pekâlâ, desteyi kes.
-İyice karıştığından emin ol. -Bir daha kazanmazsan iyi olur.
Kumar oynamak yasaktır.
Oynamıyorum efendim. Sadece ıvır zıvır koyuyoruz.
-Kartlarıma bakma. -Karavanını koydu ortaya.
Tamam, gidelim.
Bana iki ver.
Ne boktan el.
Lütfen! Sessiz olun.
Tehlike geçti.
Al şunu.
Pipi, yeme sakın.
Dikkat. Hücreler kapatılacaktır.
Hücreleri kapatıyoruz.
Buyur, kıyafetlerin.
Bu da Sandoval'ın hastanede sağlık kontrolü için verdiği rapor.
Kim seçti bu kıyafetleri? Sokak çocuğu kuzenin mi?
Nasıl sivil olunduğunu unuttun mu?
Üniforma giyemezsin.
Tamam ama önce bir bira içelim.
-Efendim? -Saçma sapan kavga edip duramayız.
Aynı çatı altında çalışmak zorunda olduğumuza göre
konuşmamız gerektiğini söylüyorum.
Hastaneye giderken
bir yerde durup bir şeyler içebiliriz istersen.
Hadi, gidelim.
Eskilerimle içmeye gitmem genelde.
Tamam.
Korkarım ki seçme hakkın yok.
Şaka mı bu?
Üzgünüm ama şaka değil. Transfer koşulları bu.
-Gidelim mi? -Hadi.
Uyumakta zorlanıyor musun?
Sadece...
Yarın kocam Cesáreo'nun geleceğini
bir memur söyledi.
Gerginim. Onu görmeyi çok istiyorum.
Hiç bu kadar ayrı kalmamıştık.
Anlıyorum.
Hadi, gel buraya.
"Eş bağımlı bir kişi
diğer kişiye olan takıntılarını ve bağımlılıklarını,
çok güçlü aşkla karıştırır.
Bu duygunun karşılık bulması için bir sebep yoktur."
Daha iyi misin?
Üşüdün mü?
Evet mi?
Bana benziyorsun.
Gençlik hâlime.
Kahire'de doğdum.
17 yaşında
dünyanın en yakışıklı adamıyla evlendim.
Ona âşık oldum.
Cesáreo'm çok yakışıklıdır.
Ve akıllıdır.
Domuz yetiştirdiği için akıllı olmadığını düşünüyorlar.
Ama akıllı.
Bazı şeyler...
"Eş bağımlı kişi sürekli yardım ederek
karşısındakini yardımına muhtaç gibi hissettirir.
Bu şekilde yardımlarına muhtaç olunduğu sürece
asla terk edilmeyeceklerini düşünürler.
Ben yokken çok zorluk yaşıyordur çünkü birbirimize çok bağlıyız.
Sanki aynı beyni paylaşıyor gibiyiz.
Razi'yle benim gibi.
Ben hamile kalana ve her şey değişene kadar.
Beni terk etti
ve ondan bir daha haber alamadım.
Beni tek başıma ve çulsuz bıraktı.
Reşit değildim.
Peki ya bebek?
Kaybettim.
Ben de.
Ama...
İyi yanı, artık beraberiz.
Pipi.
Uyu.
"Eğer sevildiğini hissetmezse
eş bağımlı kişi kendine ya da başkalarına zarar verebilir."
Erkekler bizim kadar güçlü değiller.
Umarım Cesáreo sana asla ihanet etmez.
Bunu asla yapmaz. Bana tapıyor.
Ben de öyle düşünürdüm.
-Onunla ne zaman görüşeceksin? -Yarın.
Yarın.
Benim yüzümden uykundan olmanı istemem
ama yarın sizi birbirinize düşürecekler.
-Öyle mi düşünüyorsun? -Evet, polisin işi bu.
Çelişkileri arayıp sizi birbirinize düşürecekler. Onlar kötü insanlar.
Ama polis bir arkadaşım var.
Bana iyilik olarak bir ihbar borçlu.
İstersen davanın soruşturmasını ona sorabilirim.
Böylelikle daha rahat olursun.
Olur.
Tamam. Şimdi uyuyabilirsin.
İyi geceler.
Şimdi ne olacak? İstediğin yerdeyim.
Ne hakkında konuşmak istersin?
Canını acıttığımı biliyorum. Ama geçmiş geçmişte kaldı.
Kedi köpek gibi kavga edip duramayız.
Buraya sürekli mahkûm getiriyor musun?
Sadece tehlikeli olanları ve cinayet işleyenleri.
-Dinle... -Benim hakkımda yanılmıyorsun.
Üç çatallı bir baskındı. UCO, Narkotik ve Gümrük.
Bir muhbir bize eroin zulalarının yerini söylemişti.
Castillo operasyonu bana verdi.
Farklı departmanlar iş birliği yaptığında ne olur, biliyorsun.
-Tereddüt edersen rapor yazarsın... -Beyinden çok testosteron.
UCO önden girdi.
Gaz bombası ve ses bombası kullandılar.
Oraya vardığımda,
ortalık karman çormandı.
Hiçbir şey göremiyordum, duyamıyordum.
Sonra kafası çok güzel bir torbacı silahını çıkarıp ateş etmeye başladı.
Ben de ateş etmeye başladım.
Bir gölgeye doğru.
1,70 boyunda,
atletik yapılı...
Adı Selena'ydı.
18 yaşındaydı.
Bir hafta önce oğluyla Paraguay'dan gelmişti.
Raporda
can korkusuyla içgüdüsel hareket ettiğimi yazmışlar.
Bu yüzden Castillo bana bu sivil görevi verdiğinde
dengeyi sağlamak için bir fırsat diye düşündüm.
İyi bir şeyler yapmak için.
Bir an gelir ve hepimiz dengeyi sağlamaya çalışırız.
Ama ne olmuş yani?
Hayat yaptığımız hataların toplamı değil midir?
Maymunlarız biz.
-Neden hapishane memuru oldun? -Ben mi?
Kendi dengemi sağlamak için.
Castillo'ya göre, kelimesi kelimesine aktarıyorum,
tilkileri avlamak yerine onlara göz kulak oluyorum.
Şerefsiz.
Ne cinsiyetçi bir piç.
Ama haklı.
Sen hep avlanmayı tercih ederdin.
Bekle Helena.
Tek gecelik yapamaz mıyız yani?
Tek gecelik ilişki, bağlanmak yok.
Kimliğini görebilir miyim?
Fabio Martínez León.
Bu sen misin?
Başkası var.
-Alo. -Merhaba.
Benim, Maca.
Ne yapıyorsun?
Üstünde çizgili pijamaların mı var?
Yoksa hazır çorba mı içiyorsun?
-İkisi de değil. -Gitmeliyiz, değil mi?
Kötü bir zamanda mı aradım?
Şey için...
Seninle biraz konuşmak için aramıştım
ama sonra ararım.
Tamam, başka zaman daha iyi olur.
Tamam. Tabii ki de.
Tamam. Seni rahat bırakayım. İyi geceler.
Beni hastaneye götürmek için tekrar kelepçe takacak mısın?
Dikkatli ol, kaçma ihtimalim yüksek.
-Kestik. -Sorun değil.
Saray ile birlikte olmak istiyorsan...
-Kontrol edebileceğin bir şey değil. -Aslında
Saray ile birlikte olmak istemiyorum. Seninle birlikte olmak istiyorum.
Ben seninim, bunu daha önce söyledim. Seni seviyorum.
-Batırdım. Kontrolden çıktım. -Ama...
Belki de batırmadın.
Batırdım çünkü biliyorum.
-Bu kadar. -Ben öyle görmüyorum.
Senin için Saray hayvani tarafı temsil ediyor gibi geliyor.
-Mantıksız taraf gibi. -Bu bir hataydı.
Belki de hata değildi. Belki değildi.
-Dürüst olman gerek... -Hadi oradan!
Hayır, sorun değil. Sana doğruyu söylüyorum.
Mantıklı tarafmışım gibi geliyor.
-Sana iyi geldiğini düşündüğün... -Hiç...
...sakin kız arkadaş gibi. Ve...
-Hayır. -Bilmiyorum.
Saçma sapan konuşuyorsun. Öyle değil.
Belki değildir. Tamam.
-Bilmiyorum... -Bebeğim, seni seviyorum.
Kıvırcık, ben de hayvani tarafı severim.
İyi.
Birinin hafta sonu iyi geçmiş.
-Neden bahsediyorsun? -Dün dışarı çıkmışsın.
-Birkaç bira içip eve gittim. -Tamam.
Hayır.
Hayır, onu sana bırakmam.
Sadece bir arama hakkım kaldı ve haftaya kadar kredi alamayacağım.
Kendin çöz.
Benim arama kartımı dinliyorlar ama.
Sana başka bir tane bulurum. Tek yapman gereken aramak.
Cevap verirlerse bana ver. İşte numara.
İstediğin zaman beni bul.
Alo.
-Polis merkezi. -Merhaba.
Komiser Lorenzo'yla konuşmam gerek.
Bir dakika, hemen bağlayacağım.
Tetikte ol.
Biri gelirse beni uyar, gardiyan ya da arkadaş, fark etmez.
Komiser Lorenzo.
-Kimle görüşüyorum? -Zulema Zahir.
Siktir, Zulema.
Beni buradan aramak konusunda seni uyarmıştım.
Arayacağımı söylemiştim.
Kayıp kız soruşturması nasıl gidiyor öğrenmem gerek.
Bekle.
Bizi biraz yalnız bırakabilir misiniz? Özel bir görüşme.
Ne istiyorsun?
Soruşturma nasıl gidiyor, öğrenmem gerek.
Elinde ne var?
Müfettiş Castillo soruşturmanın başında, değil mi?
Öyle görünüyor.
Adli tıbba göre her şey evli çifti gösteriyor.
Cesáreo and Susana Tamayo failler.
Adli tıp çiftin karavanını detaylı inceledi.
Kanıtlar silinsin diye araç
kimyasal dezenfektanla temizlenmiş.
Ancak, luminol teknolojisi sağ olsun, adli tıp organik kalıntılar buldu.
Kayıp kızın kanıyla eşleşen kan örneği.
Ayrıca bir erkeğe ait organik kalıntılar bulundu.
Meni izleri.
En muhtemel teoriye göre koca
kızı cinsel taciz için
karısıyla anlaşarak kaçırmış.
Bildiği anlamına mı geliyor?
Evet.
Kocaya göre dengesiz bir kadınmış,
IQ'su zekâ geriliği seviyesine yakınmış.
Görünüşe göre
adam kadını tamamen kontrol ediyor ve tüm suçu kadına yıkıyor.
Koca polisle pazarlık yapıyor.
Adam sorumluluğu karısına mı atmak istiyor yani?
Savunması bu yönde gibi görünüyor.
Aslında bugünkü duruşmasında
tüm sorumluluğu karısına atacak.
Vay be!
Bayan Ferreiro en iyi kadın oyuncu Oscar'ını kazandı.
-Bravo. -Tamam, muhteşem.
Bana tebrikler.
Şimdi bana paranın yerini söyle.
İyi dinle.
Çok kasvetli.
Deniz manzaralı bir balayı süiti değil,
kendimizi kandırmayalım şimdi.
Birkaç çarşaf, battaniye, iki havlu, bir paket mendil
-ve iki kondom var. -Onlara gerek yok.
Kısa bir süreliğine konuşacağız.
Umurumda değil.
Girerken çarşaf vermek zorunlu.
Çıkarken bunları kaldırıp sepete atın.
-Anlaşıldı mı? -Evet, çok açık.
Boş ver onu. Her gün ters tarafından kalkıyor.
Hemen sepete atıyorum.
Benden çok hoşlanmıyorsun, değil mi?
Hayır, hayır.
Evet, evet.
Fernando...
Sen benim sevdiğim tür adamlardan daha iyisin.
Çok rahatsız görünüyorsun.
Rahatsız mı? Ben mi? Hiç de bile.
-Hiç de bile. -Çarşafları sepete...
Tamam, çünkü azgın bir boğa gibi olduğumu
görmelerini istemiyorum.
Gerçeği söylemek gerekirse biriyle yatmayalı yıllar oldu.
Seni korkutmak da istemiyorum.
-Cidden mi? -Cidden, yemin ederim.
Bacaklarım titriyor.
Parkinson başlangıcı mı
yoksa azgınlığım beni yakıyor mu, bilmiyorum.
Aslında seninle sevişmek istiyorum.
Çok teşekkürler.
Beni şımartıyorsun.
O zaman yatağı hazırlayalım. Hadi.
Şef'ten daha fazla
kondom istemeye hazır ol.
Cennete uçup döneceksin kızım.
-Ezilmiş. -Ezilmiş mi?
İyi. Hadi, bana parayı ver.
Sadece onluk var. Bana güvenemez misin?
Kapıda "hayır kurumu" mu yazıyor? Gönüllü gibi mi görünüyorum?
Al, kimseye güvenme ve hiçbir şey verme.
Devam et, ilerle.
Dikkatli ol. Antonia.
Maca mı o? Maca'ymış! Kızlar sakin olun, o Maca!
-Aptal mısın nesin? -Derdin ne?
Ne yapıyorsun?
Sakin ol. Her şey kontrol altında, tamam mı?
Bugünlük yeter Tere. Yeter bu kadar Antonia.
Neyin var senin?
Anabel borç yüzünden kulağımı delmeye çalıştı.
Onun malını sattığını öğrendiğinde
sence ne yapar?
O umurumda değil!
Burası serbest piyasa ve o da çukurda.
-Dinle... -Ne var?
Satmanı yasaklıyorum.
Affedersin, yasaklıyor musun?
Sıkıntılı bir süreç geçirdiğini biliyorum ama bana ne yapacağımı söyleme.
Hanımlar...
Eğer bu boku satmaya devam ederseniz Şef'e söylerim.
Sakin olalım biraz.
Götün yemez.
-Tamam, yeter. -Maca, sakin ol. Hadi.
Kim daha taşaklı görmek istiyorsanız
avluya çıkın o zaman, tamam mı?
Hadi ama, onda taşak yok.
Şef!
-Şef! -Kes sesini!
-Uyuşturucu umurumda değil. -Görmüyor musun?
Anabel'e kazık atmak istiyorum sadece!
O orospunun tecritten çıkınca bir şeyi kalmasın.
Ne işi, ne parası ne de satın aldığı mahkûmlar...
Oyun bitti. Biz kazandık.
Neler oluyor?
Neler oluyor?
Kıvırcık uyuşturucu satıyor.
Sondan... Sondan iki önceki banyoda.
Kıvırcık, beni dinle.
O kız yüzünden kelleni bir dolapta bulmak istemiyorum.
Hay sikeyim!
Ferreiro, gel buraya!
Burada bir şey yok. Ne arkada, ne içinde ne de çöplükte.
Ferreiro'nun suçlamasını doğrulayacak var mı?
-Hayır. -Hayır, yapamam.
Estefanía'nın uyuşturucu sattığını gören var mı?
-Kesinlikle hayır. -Görmedim.
Şef, metadon dozumu almak için revire gitmem gerek.
-Gidebilir miyim? -Git.
Teşekkürler.
Oradaydı.
Ferreiro, tutanak tutulacak.
Üçüncüsünde tecride gidersin.
Gitme.
Anabel'den kurtulsan bile yerine başkası geçer.
Sonra başkası, sonra başkası ve sonra başkası.
Burada işler böyle yürüyor. Biliyorsun.
Evet Maca ama...
Ama ne?
Yok bir şey.
Yüksek tavanlar, sıcak su... Çok güzel.
Beyaz ve mavi renkli yıldız şeklinde ayna. Yeni banyo.
-Hepsi en kalitelisinden. -Tamam.
Ailemin bayılacağından eminim.
Bir haftalığına kiralayacağım.
Keyfini çıkar.
Huzurlu bir ev. Lambalar Marakeş'ten.
Harika.
Buyurun.
-Teşekkürler. -Önemli değil.
Soyunalım, değil mi?
Tabii ki de.
Uyarayım, külot korse giyiyorum.
Giymezsem kıyafetlere sığmayacağım.
Fernando.
Orgazm olmuş gibi yapmayacağım.
Olursa mükemmel olur.
Abartmayacağım.
Sen de benim bir makine olmadığımı unutma.
Son 15 yıllık evliliğimde
karımla yatak paylaşmadık, birbirimize dokunmadık.
15 yıl mı?
Kadının zarı geri gelmiştir.
Cinayet işleseymişim daha iyi olurmuş.
Şef, Susana Tamayo'yu nereye götürüyor?
Kocasıyla görüşmeye.
Zavallı Amaia. Böyle giderse nerede olduğunu öğrendiğimizde
çoktan ölmüş olacak.
-Alo? -Nerede yaşamak isterdin?
Kuzey yarıküre mi
yoksa güney yarıküre mi?
Gidip kahve alayım.
Macarena, telefonu nereden buldun?
Telefon görüşmelerime karışacaksan kötü başladık demektir.
-Neredesin? -Kontrol merkezinde.
Yalnız mısın?
Evet, yalnızım.
Soruma cevap vermedin.
Günay yarıküre tabii ki.
Gün ışığı, ceviche ve iz bırakmayan bikinileri severim.
Beni dinle.
Git ve pasaportunu yenile ve sıtma aşısı ol
çünkü birkaç güne ağabeyimin 1,5 milyon doları olacak.
Tabii bana geçen gün verdiğin söz,
beni buradan çıkarıp beraber kaçmak
lafın gelişi değilse.
Bak Macarena...
İki tarafa da mı oynuyorsun?
-Yeni kızla mı? -Affedersin?
Dün seni aradığımda kadın sesi duyduğumu sandım.
Helena'nın sesi gibiydi.
Tabii ki.
Onu muayene için
-hastaneye götürüyordum. -Tamam.
Emeklilik planlarımız olduğunu
söylemek için aramıştım.
Ağabeyim parayı alacak.
Artık top sende.
Dinle bir saniyeliğine Macarena.
Bunu planlamak için zaman lazım.
Zaman mı?
Tabii ki.
Yeterince zamanımız var.
15 yıl daha buradayım.
Ama olsun.
Bilmiyorum.
Gölde söylediklerin doğru sanmıştım.
Üzgünüm, onun artık bir önemi yok. Sonra konuşuruz.
Macarena!
Bir dakikalığına yerime bakar mısın?
Bir dakika sürecek.
Seni seviyorum.
Bir daha söyler misin?
Seni seviyorum.
Daha önce kimse bunu bana sevişmeden önce söylememişti.
Pis şeyler söylediler.
Küfür ettiler.
Salyalarını akıttılar.
Aşağıladılar.
Ama kimse aşkından bahsetmedi.
Beş dakika.
Ne demek beş dakika?
Tren daha tünele bile girmedi!
Sadece konuşacağız dememiş miydiniz?
Evet, konuştuk
ama Fernando biraz hareket istiyor.
Konuşmayı kes de kalan beş dakikanın keyfini çıkaralım.
Geliyorum.
İtfaiye çağırın, Truva'yı yakacaklar.
Ne?
Vay, vay, vay...
Lezbiyen toplantısını kaçırdın. Çok değişikti.
Birisi Müdire'ye Cruz del Sur'da
onur yürüyüşü yapılmasını teklif edeceğini söyledi.
-Hadi oradan. -Düşünebiliyor musun?
Eğer ikna ederse biz de gösteri aracı yapacağız.
-İkimiz de üstüne çıplak çıkarız. -Üçümüz.
Evet, üçümüz.
Hey.
Uyuşturucu bitti.
Uyuşturucu işine son verdim.
Benim hakkımı Antonia'ya verdim. İstemiyorum. Bitti.
-Tamam mı? -Harika.
Mutlu musun? Tamam mı? Tamam.
Şimdi de Kıvırcık'ı paylaşmayı konuşacağız, değil mi?
İki günde bir senin olsun demiştik.
-Sen de fikrini söylemelisin. -Çok komiksin.
Doğru mu?
Siktir. Önce beni tecride sokmak istiyorsun şimdi de paylaşmak istiyorsun.
Rahibeler sana böyle mi öğretti?
Rahibeler ne öğretti, bilmiyorum.
Şakaydı.
Kıvırcık, bu...
Bu hiç mantıklı değil.
Değil. Bu lezbiyen olayı...
Genlerimde yok,
bence bu yüzden olması gereken hızda sağlama bağlanamıyor.
Sağlama bağlamak mı? Biz neyiz ki?
Her ilişkinin zorlu dönemleri olur.
İnişler ve çıkışlar. Sorun değil, işler böyledir.
Hayır, anlamıyorsun. Daha önce bir kızla çıkmamıştım.
Okulda bir kız bile öpmedim, normali bu.
Bazen olur. Ama onu bile yapmadım.
Olabilir ama duşta çekici vücuduma, yüzüme ve saçıma baktın
ve bana âşık oldun.
Hayır.
Hayır mı?
Buranın...
12 yıl boyunca dünyam olacağını anladığımda...
Ve...
Evet, senin güzel olduğunu düşündüm.
Ve...
Umutsuzca sana tutundum.
Ama...
Ama hayır Kıvırcık.
Bu seni fikrindi, değil mi?
-Numaralarından biri. -Hayır.
Hayır. Bu da benim suçum olmayacak.
Kafasının karışık olması benim suçum değil.
Benim suçum değil.
Sana ne dedi, bilmiyorum ama umurumda değil.
Her şeye rağmen senin için savaşırım.
Genlerin de umurumda değil. Duyuyor musun?
Başına gelen en iyi şey olduğumu
sana göstereceğim.
Ben arabayı çalarken
sen de birini dolandırırken yakalanmamız
kaderin işiydi çünkü öyle olmasaydı asla tanışmazdık.
Duvar gibi olman umurumda değil.
Umurumda değil.
Tekrar tekrar yıkmam gerekse bile yaparım. Umurumda değil.
Ama Maca, yemin ederim ki
beni herkesten daha çok seveceksin.
Sikeyim hayatımı!
Kıvırcık'ın ağzı iyi laf yapıyor değil mi?
Üniversiteye bile gitmedi.
-Merhaba. -Merhaba.
Adli tıp raporu geldi.
-Sence bir şey çıkar mı? -Hiçbir fikrim yok.
Ama bu el oynayacağım.
Üç milyon avroyu
Fas'ta bir evin havalandırma kanalına koydum.
Elini altına koyman gerek.
-Alo. -Román, paradan haber var mı?
Sanırım. Bekle.
Bir şey var.
Beni götüreceğin en iyi restoranı seç.
En pahalısı.
Hesap, bu zulanın yarısı kadar olacak.
Olmuş bil. Hak ettin.
Román.
Maca?
İmdat!
İmdat!
-Selam. -Selam.
Hay. Gözlerine bakayım.
Nasıllar?
İyi. Yüzeysel bir yaralanmaydı.
-Şansına... -Aynen.
Ne oldu? Çok mutlu görünüyorsun.
Sorun yok.
Tere. Tere.
Tere, hadi.
Gel benimle, hadi.
Bana bak. Üşüdün mü? Kimim ben?
-Anne. -Aynen tatlım.
-Aynen. -Anne...
İnanılmaz.
-Kesinlikle. -İnanılmaz.
-Kesinlikle. -Ne kadar huzurlu.
Ne kadar huzurlu.
Buna değer.
Buna... Buna değer.
22 gündür
eroin kullanmadım.
Tebrikler Tere!
Ağırdan alalım. Hemen kutlamayalım.
Yavaş yavaş, tamam mı?
22...
Nasılsın? Hapiste sana iyi davranıyorlar mı?
Evet, çok iyiler.
-Arkadaş bile edindim. -Arkadaş mı?
Pipiolo, gel!
Briç oynamak için bir kişi daha lazım.
11 gün oldu.
Amaia nerede lan?
Zulama, krediye ihtiyacım var.
Tekrar kardeşimi aramam lazım.
Parayı alacaktı.
Konuştuklarımızın neresini anlamadın?
Telefon Susana'yla konuşup komisermiş gibi davranman içindi.
Kişisel işlerin için değil.
Her şey yolunda mı, emin olmam gerek.
Sonra bir daha istemem.
Ortağız, bunu unutma.
Patronum değilsin. Eşitiz.
Tabii ki.
Benim gibisin.
Doğduğum zamanki gibi.
Daha ağzı yanmamış
bir çaylak.
İmdat!
Neyi bekliyorsun?
Şövalyen Fabio'yu mu?
Kes sesini Zulema.
Parayı aldığında seni götürecek mi?
-Kes sesini Zulema. -Çok naifsin.
Onda o taşak yok.
-Kes sesini. -Seni almaya gelmeyecek.
Tek yapacağı şey seni yatağa atıp bunu arkadaşlarına anlatmak.
Kes sesini!
Sen her yolu denerken
özgürlüğün kapıları benim için açılıyor.
30 polis memuru kanıt bulmak için
çiftliği yer radarlarıyla taradılar.
Umarım bulur bulmaz bahçeden ayrılırlar.
Karım ortanca çiçeğine iyi bakar.
Bahçe ya da Vietnam domuzları için endişelenmezdim.
Ancak ortanca çiçeğinin altında bulunan
bebek kemikleri için endişelenirdim.
Evin eski kiracıları ile konuşmam gerekecek.
Evi 18 yıl önce aldık.
Köstebekler gibi tünel kazmayı bu kadar seviyorsan
nasıl olur da altında yatan kemikleri bulamazsın?
Beni bir şeyle mi suçluyorsunuz?
Çünkü bu hoş buluşmada
biri eksik. Avukatım...
Seni hiçbir şeyle suçlamıyorum.
Adli tıbba göre
kalıntılar bebeğinize,
kızınıza ait.
Bebeğim.
Ne avukatlar, ne hapishane memurları
ne de koruyucu melek...
Bu bok çukurunun anahtarı
bende.
Anahtar dönmeye başladı.
Dinle.
Tık, tık, tık.
Tık.
İlk kilit açıldı.
Bebek birden öldü.
Gece yatağa koyduk, sabah ölmüştü.
Bu olayı teyit ediyor musun Susana?
Doğal bir ölümse
neden adli tıp kemiklerde striknin buldu?
Fare ve köstebekler için düzenli ilaçlama yaparım.
Striknin nedir?
-Önemli değil tatlım. -Bir zehir.
Neden?
Tık, tık, tık.
Kızımın vücudunda neden zehir vardı?
Yavru kuş gibi öldü demiştin, zehirle değil.
-Otur. -Bebeğimi mi öldürdün?
Hastaneye götürmeme izin vermemiştin.
Bana benzediği için onu öldürdün!
Tık.
O kızlara ne yaptın?
-Ne kızı? -Peki ya diğeri?
Ben sürerken sen ona tecavüz ettin.
-Bana kolunu göstermeni istiyorum. -Polis bana anlattı.
-Otur ve sus. -Doğru, onu öldürdün.
Ona ne yapıyorsun?
Tık.
-Bebeğimi öldürdün. -Seni kandırıyorlar.
Sandoval'a söyle, sakinleştirici getirsin.
-Tık. -Kızıma tecavüz edip onu öldürdün.
Kes sesini!
Tık.
İkinci kilit açıldı.
Kapı ardına kadar açık.
Seni buradan çıkarabilecek tek kişi benim.
GELECEK BÖLÜMDE
Buraya bak Palacios!
Orospu çocuğu!
Neden?
Doktor çağır!
Alt yazı çevirmeni: Fatih Kulaz
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.