All language subtitles for Guns for San Sebastian (1968)

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian Download
cs Czech
da Danish
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French Download
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian Download
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal) Download
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian Download
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

İki yüz yıl önce Meksika'yı, uzaktan yöneten İspanya Kral'ı ...

...onurlu ama farklı insanlara, yabancı bir din ve hukuk sistemini...

...dayatmaya çalışıyordu.

Onlar genç yaşlı sıradan köylülerden oluşuyordu...

... Yerli Kabilelerin en önemli savaşçıları olan YAQUI'ler bu tüm...

...değişimlere karşı koymak için kararlıydılar.

Bu, hem Kral, hem de YAQUI'lerle savaşmayı seçen...

...Leon Alastray'ın hikayesidir.

SAN SEBASTIAN'ın SİLAHLARI

Çekil kenara!

Kaldırın onu!

Durun.

Bu adam Tanrı'nın evindedir.

Bu, Leon Alastray. bir asi, bir haydut, bir katil.

Onu bana vermeni emrediyorum.

- Burada sadece Tanrı emir verebilir. - Haydi, kaldırın onu.

Bırakın onu.

Tanrı'nın evi, tüm insanlar için bir sığınma yeridir.

"İsa tüm günahların affetsin "

Artık Latin'ce mi konuşacağız? Çok iyi, güzel.

Seninle daha iyi konuşabilecek birini getirdim.

Ah, bu büyük bir onur, Monsenyor.

Peder Joseph, bir günahkara mabedde yer vermen çok Hiristiyan'ca bir hareket.

Vali'ye karşı günah işleyen bir günahkar...

...ve hatta kralın kendine karşı.

- Teşekkür ederim, Ekselansları. - Ama örf ve adetlerimizde sığınma...

...hakkı olsa da, günümüzde kullanımı değişti.

Anlamaya çalış, Peder Joseph, adalet engellenemez.

Bak Peder. Bu adam bir asi ve üstelik de asker kaçağı.

O ordu tarafından aranan biri. Onu bize teslim etmenizi istiyorum.

Ama bu adamı bize sığınması için Tanrı gönderdi, ekselansları.

Onu nasıl geri veririz?

Peder Joseph, "İnsanlar ruh ve bedenden yaratılmıştır."

Onun ruhuyla ilgilenebiliriz...

...ama bırak, bedeniyle Yüzbaşı ilgilensin.

Eğer devlet hakları, Kilise'den daha güçlü ise...

...eğer Kral, Tanrı'dan daha güçlü ise...

Hayır, kimse bunu söyleyemez.

Yüzbaşı Calleja. Sabırlı olmalısınız.

Adaleti uygulamanın bir yolu bulunabilir.

Bu arada, manastırı kuşatın.

Ayrıca, Peder Joseph, kalbinin sesini dinlemelisin...

...o, tüm insanları içtenlikle seviyor.

Kilise seninle çok gurur duyuyor. Çok gurur duyuyor. Ama...

Bizimki gibi böyle büyük bir şehre az fırsat çıkar...

...hele seninki gibi hevesli biri için.

Seni San Sebastian'a göndermeye karar verdik.

Burayı biliyor musun?

Peder Ignatius da, senin gibi sorumlu bir Fransisken Rahibidir.

Uzun zamandır ondan bir haber alamadık.

Onu senin havarisel ateşine al.

- Tanrı seninle olsun. - Dualarımız sana eşlik etsin.

Peder Joseph, Vali bana söz verdi...

...Leon Alastray adil yargılanacak. Ona inanıyorum.

Devlet adaleti engellememelidir.

Ve sana söz veriyorum, Ekselanslarının...

...kararını sana San Sebastian'a göndereceğim.

Orada görevimi layikıyle yapmaya çalışacağım.

Evet, tüccar. Burada ne var?

Sadece erzak, Kutsal Meryem adına yemin ederim.

Pekala, gidebilirsin.

İşte bir Rahip.

Yük mü taşıyorsun, Peder. Bir yere mi gidiyorsun?

- San Sebastian. - San Sebastian mı? Hiç duymadım.

Üzgünüm Peder, senden kuşkulandığımdan değil, ama emirler böyle.

- Ne olduğunu söyler misin, oğlum? - Bir grup isyancı arıyoruz.

Üçü tutuklandı ya da öldürüldü, dördüncü bir manastıra sığınmış.

Anladım. Bu yüzden bir Rahip'ten şüphelendin.

Eşyaların altına da bakalım.

Eşeğim ve benim için yiyecekler bulursun.

- Herşeyin bu arabada mı? - Evet, herşeyim burada.

Pekala Peder, gidebilirsin, sana iyi yolculuklar.

Teşekkür ederim, oğlum, Tanrı seninle olsun.

Oğlum, burası çöl başlamadan önceki son köy.

Neyse, burada tanıdığım bir rahip var, geceyi orada geçireceğim.

İyi.

Onun da memnun olacağından eminim.

Hayır teşekkürler. Ben daha iyi bir yer biliyorum.

Sanırım burada ayrılıyoruz, değil mi?

- Tanrı seni korusun, oğlum. - Teşekkürler.

Hoşça kal.

Sen gerçekten Tanrı'nın unuttuğu yere mi gidiyorsun?

Tanrı'nın unuttuğu yer değil.

Öyleyse sen, San Sebastian'ı bilmiyorsun.

Hey, seni oraya benim yüzümden mi gönderiyorlar?

- Onunla bağlantısı olabilir. - Öyleyse sen aptalsın.

Belki.

- Ne yapabilirdim ki? - Ben olsam Vali'ye teslim ederdim.

Tanrı hayatını benim ellerime bıraktı ve ben onun isteklerine uydum.

Öyleyse Tanı da aptal.

Hayır, Tanrı senin bazı iyiliğini görmüş olmalı.

Ya da, en azından seni kendine çok yakın gördü.

Bu gece uyusan daha iyi olur.

Haydi, Leon, uyan. Uyan.

- Haydi. - Bırak uyuyayım.

Dur biraz, Leon. Dinle, dinle.

Bu berbat yerde hayatım zindan oldu.

Ve vali... şey, ben ve o ben dul olmadan çok önce...

Haberler iyi, gelecek ay vali ile evleniyorum.

Bu hızlı bir haber oldu.

Ve tabii... valiyi seni bağışlaması için ikna edebilirdim.

Mükemmel olur.

Ve sonra senin için iyi bir yer ayarlar.

Port/Tr Çeviri: Anonim 2011

Bu gece burada duran yaşlı Rahip'i gödünüz mü?

- Peder Joseph? - Doğru.

- İşte yolda gidiyor. - Teşekkürler.

Peder! Geri dön! Bekle!

- Günaydın, oğlum. - Dinle..

- Ne güzel sürpriz. - Sana söylemeye geldim...

- Dinle, ihtiyar... - Yola devam edeceğim, oğlum.

- Hala uzun bir yolum var. - Dinle, San Sebastian'a gitme.

Yaqui'ler seni parçalara ayırır. Kafanla top oynarlar.

- Kararı Tanrı verir. - Bak, ihtiyar...

Ne halin varsa gör.

Bu hayvan ölecek! Ve sen de öleceksin!

Akbabalar seni yiyecek!

Eğer beni dinleseydin, bu cehennemde olmazdın.

Sen bir aptalsın!

Onun yalnız gemesine izin verseydim. Yalnız ölmesine izin verseydim.

Benim bu cehennemde ne işim var?

Bu senin sorunun, oğlum, sen sorunlu bir adamsın.

Yandım, susadım ve aptallığım yüzünden buradayım.

- Oğlum? - Evet?

Oğlum, şunu, başına koy. Seni güneşten korur.

Teşekkürler.

...ve kim bilir? Belki sana biraz güven verecektir.

Güven mi? Geçen gece bende ondan yeterince vardı.

- Hey, Rahip, itirafımı mı duymak istiyorsun? - Hayır, teşekkür etmeni.

Haydi, kendini on yıl daha genç hissedeceksin.

- Ya da, daha yaşlı! - Evet.

- Ne kadar yolumuz kaldı, oğlum? - Yarım gün.

Hala uzun bir yolumuz var.

Geldiğimizi mi düşündün?

- Seni uyardım. - Devam edeceğiz...

...nefesimi biraz toparlayınca.

Biraz ister misin?

- Şarap. - Ne olmuş?

Her sabah ayinde konuşma yaptığında içiyorsun, değil mi?

O farklı.

Neden? Çünkü sen ona İsa'nın kanı diyorsun.

Rahip, bak.

Teşekkür ederim, Tanrım.

Evet, Rahip, hala Tanrının unuttuğu yer değil mi diyorsun?

Sen ne yapıyorsun?

Hiristiyanlar her zaman bir çanın sesine cevap verir.

Ne Hiristiyan'ı? Kayalar? Kertenkeleler, yılanlar?

Belki hala yaşayan birileri vardır.

Lütfen, çanı sen çal. Ben çok yoruldum.

Al, şunu tut.

Kendimi aptal hissediyorum.

Bu kadar yeterli.

Rahip! Bak.

Bir Hıristiyan!

Hayır, hayır. Orada.

Gel oğlum.

Hey, bak buraya.

Buraya gel.

İyi köpekcik.

- Hey, köpekcik. - Yapma, oğlum!

Neden yapmıyorum?

Sen yeterince güçlüsün, açlıktan ölmüyorsun.

Sen dualarınla ilgilen, ben de midemle.

Hey, köpek!

Hey köpek! Senin yüzünden kaybettim!

Köpek.

İçeri gir.

Rahip! İçeri gir.

Hey, Rahip! Bu bir Yerli değil!

Haydi, Rahip. Sakin ol.

Sonumun geldiğini düşünüyorum, oğlum.

Ben de.

İşte.

Söyle, oğlum, neden bize ateş ettin?

Evlat, onu duydun mu? Neden ona ateş ettin.

Dinle evlat, itiraf etmelisin.

İtiraf et.

İtiraf et. Haydi evlat. İtiraf et.

Dinle, adi herif. Bu ihtiyar ölüyor.

Onun nefesi durduğunda, seninki de duracak.

İyi bir Hiristiyan değil, itiraf etmiyor.

Oğlum, yaşamım boyunca şimdiye kadar hiç bir şey istemedim.

Lütfen beni dünyaya geldiğim gibi göm.

Elbisesiz. Hiçbir şey olmasın, bir Fransisken Rahibi gibi.

Şimdi mutlu musun? Çanı çaldığın için?

Çağırdığın Hiristiyan bu muydu?

- Bırak adamı gitsin. - Ne?

Bırak adamı yerine gitsin.

Rahip, sen rüya görüyorsun. Seni vuran lanet olası, bu adam.

- Onu bırakacağına bana söz ver. - Söz veriyorum.

Sen ölünce, onu bırakırım.

Teşekkür ederim, oğlum, ama şimdi bırak gitsin.

Ne oldu, bana güvenmiyor musun?

Sana güveniyorum, oğlum. Bırak onu.

Tamam.

Defol. Haydi. Defol, piç.

Şimdi memnun oldun mu?

Şimdi bu piç senin sağlığına içecek.

- İnsanları tekmeleyen bu Rahip mi? - Evet, o.

Ben Rahip değilim.

Hala benden itiraf etmemi duymak istiyor musun, Peder?

- Ölmüş mü? - Bilmiyorum.

Vurulmuş.

Kimsin sen?

Vurulmuş ama yarası yok.

Vurulmuş ama yarası yok.

- Kimsiniz? - Konuşmamalısın, Peder.

Çanı duyduk.

O yaşıyor.

Ölmen uzun zaman alır.

Ne oldu? Sana kapıyı açmadılar mı?

Telaşlanma, bırak seni yeniden dövsünler, Peder.

- Ben Rahip değilim. - Onu duydunuz mu?

Rahip olmadığını söylüyor.

Eğer akıllı iseniz tepelere geri dönersiniz.

Her zaman, buraya bir rahip geldiğinde, Yerliler gelir.

Teclo, Rahip olsun ya da olmasın, Yaqui'ler yine gelecektir...

...bizimle olması önemli değil. Çünkü biz Hiristiyanız.

Hayır. Hayır, yanılıyorsun.

Burada Hiristiyan yok, ve artık burada Kilise yok.

Burada domuzlar bile yaşamıyor. Her taraf akrep dolu.

Teclo benim gibi düşünüyor.

Ben bu adamlara güvendim, ama Yaqui'ler oğlumu öldürdü.

Lütfen Agueda. Sen bu işe karışma. Rahip öldürülecek.

Ve oğlun yalnız değildi. Biz artık Hiristiyan değiliz.

Siz aptallar.

Yaqui'ler saldırıp insanlarımızı neden öldürdüğünü sanıyorsunuz...

...çünkü biz Hiristiyanız.

Bize saldırdılar, çünkü mahsulumuze sahip çıktılar.

Ve Teclo, sen bunu biliyorsun.

Siz tepelere çıktığınızdan beri Yaqui'ler size saldırdı mı?

Teclo doğru söylüyor. Rahip'i tekrar asalım.

Pedro. Asın onu.

Beni dinleyin! Hepiniz! Rahip'i öldürmelerine izin verirsek...

...o zaman Yaqui'lerle aynı oluruz.

Kız haklı! İnsan öldürmek günahtır.

Teclo, bırak onu yaşasın. Lütfen.

Bunu senin için yapacağım. Bir kez.

Rahip, gücünü yeniden kazanman için bir günün var...

...ve dağları aşman için de bir günün var.

Yoksa, üçüncü günü kitabının dediği gibi,...

...yükseleceksin, Peder.

Benim... Benim korkunç bir kusurum var.

Emir almayı sevmem.

Buradan gidiyorum.

Belki yarın, belki gelecek hafta.

Ama bu kararı ben vereceğim. Sen değil.

San Sebastian bugün seninleydi.

Bakın. Bakın.

Bir mucize! Tanrı'nın bir işareti. Diz çökün.

Diz çök, Agueda! Diz çök! Bu bir mucize.

Mucize mi? Öyleyse oğlumu geri getirsin.

Bakın. Bakın.

- Size bir şey söylemek istiyorum. - Peder.

- Beni dinleyin! Bırakın konuşayım. - Peder.

- Üzgünüz. - Bu yüzden herkes mucize istiyor.

Heykelli evler inşa etmeyin. Ve mısır dikmeyin.

Ayağa kalk ve erkek ol.

Bu sizin köyünüz mü? Onu koruyun! Onun için savaşın.

Bu hayatımdaki ilk ve son vaazım.

Ve şimdi gidin buradan.

- Peder? - Evet?

Kiliseye yiyecek getirmek saygısızlık olur mu?

Hayır, tabii ki olmaz. Ben onu kutsarım.

İnsanlar... Yaptığından çok utandılar.

Evet.

Onlar kötü insanlar değil. Sadece korkuyorlar.

Mucizelerinden çok etkilendiler.

Bugün gördüğüm tek mucize bu fasulyeler.

Peder.

Bir keresinde rahibe olmayı düşündüm.

Neden fikrini değiştirdin?

Sana anlatayım Benim itirafımı dinlemelisin.

Dinler misin?

- Neyi? - İtirafımı duymanı.

Tabii.

Eğer önce sen benimkini dinlersen.

Anlayamadım.

Benimki kısa olacak.

Ben Rahip değilim. Eğer paraya ihtiyacın varsa...

Başıma konmuş bir ödül var.

Hayır bu doğru değil.

İşte benim itirafım.

Sen de seninkini söyler misin?

Demek gidiyorsun.

- Nereye gidiyorsun? - Ne fark eder ki?

İnsan doğduğu yerden ayrılır, öleceği yere gider.

Eğer beni özlersen, Hermosillo'yu dene.

Burada sana ihtiyacı olan başka yer yok.

Sen bize umut verdin.

Benim itirafım hoşuna gitti, değil mi?

Bize bir Rahip gerekli.

Sadece kilisede olan bir Rahip bu köyü yeniden yaşatabilir.

Ve şimdi, sadece sen bir Rahip gibi görünüyorsun.

- Ama ben Rahip'e benzemiyorum. - Ama benden başka kimse bilmiyor.

Ve ben sana dua etmesini, dinsel töreni öğretebilirim.

Gerçek bir Rahip gelene kadar.

- İtiraf etmem lazım. - Ne?

Ben Tanrı'ya inanmam.

Burayı ölüme mahkum ediyorsun.

- Peder! Sen bizi karşılamaya geldin. - Ne büyük bir onur!

- Ama çan, kim var orada? - Biz senin çaldığını düşündük.

- Ben değildim. - Dün konuştuk...

-...sen gitmiş olmalıydın. - Gerçekten mi?

- Biz dönüp savaşmaya karar verdik. - Ama bazıları onun bir başbelası olduğunu düşünüyor.

Bazıları da İspanyol'ların tarafında.

Ah evet, İspanyol... Sorun...

Ama çoğunluğu, sizinle birlikte.

İşte al. Onu Yaqui'lerden kurtardık.

Karım bu cüppeyi saklamış.

Peder Ignatius boylu bir adamdı, ama bu hala kısa.

- Karım onu ayarlar. - Dinle...

Bu da tütsü kabı, böylece tamamlanmış oldu.

- Ama... - Köylü dostlardan.

Peder, San Miguel şimdi nasıl görünüyor?

Ah, evet, çok güzel.

Ama... sanki bir şey eksik gibi?

Tabii, süpürge!

Peder Alastray, San Miguel bir mızrakla ejderhayı öldürür.

Biliyorum.

- O şaka yapıyor. - Tabii.

Altın uçlu bi mızrakla. Şimdi o, Yaqui'lerin Şefinde.

Bu yüzden ona, Altın Mızrak diyorlar.

Buraya kürekli bir aziz lazım.

Peder, Peder Teclo geliyor.

- Acele et, Peder, kiliseye saklan. - Hayır, evime saklansın, daha güvenli olur.

Seni bir kez uyardım. İki değil.

- Peder, sana üç gün süre vermişdim. - Evet, ama ben...

Kalmam için ısrar edildi, ben kabalık yapmayı hiç sevmem.

Teclo, biz onunla konuştuk... Biz...biz...

...Rahip'in kalmasına biz karar verdik.

Şimdi sizin lider olarak iki güçlü savaşçınız var.

Benimle konuşurken titreyen bir adam...

...ve bir Rahip.

Ama senin bir Yaqui tarafından bağırsakların deşilirken...

...o dua ediyor olacak, ve sen...

...Yaqui'ler tarafından karının ırzına geçilirken seyredeceksin...

...ve o, onun için hiç bir şey yapmayacak, çünkü o bir Rahip.

Sen bir rahipsin, değil mi?

Eğer bana Rahip demek istiyorsan, müsade ediyorum.

Demek, Tanrı'nın söylediği gibi, diğer yanağını da çevirmeye inanıyorsun.

Tanrı ne söylediyse odur...

Görüyorsunuz, diğer yanağını çevirdi...

...ama bir lider öldürmek için hazır olmalıydı.

Ve onda bunun için hiç yetenek yok.

Çok sert vurdun. Neden beni öldürmedin?

- Bırak onu öldüreyim, Teclo. - Gördün mü? O bunu yapabilir.

Çünkü o bir hayvan.

Ama ölmem gerekiyorsa, senin yapmanı isterdim.

Ama öldürmeyeceksin.

Çünkü biliyorsun, benden sonra başka bir Rahip gelecek ve başkası ve başkası.

Ve onlar bu çanı çalacak. Ve bu insanlar ona cevap verecektir.

Çünkü onlar inanmak istiyorlar.

Bu sizin sorununuz. Bunları nasıl durduracağınıza inanıyorsunuz?

Görüyor musun, Teclo? Onların hepsini öldürmek zorundasın.

Onlar için dua mı edeceksin? Senin olsunlar.

Onları sana hediye ediyorum.

Tamam, işimize dönelim.

Haydi, haydi, işinize dönün.

- Peder. - Evet?

San Miguel için bu mızrağı kullanın.

Koymak ister misin?

Biz gerçeklerle uğraşmalıyız.

- Burada ne büyütmeye çalışıyorsunuz? - Mısır, ama çok kurak gidiyor.

Yılda sadece bir hasat yapabiliyoruz.

Bize su lazım, Peder. Su.

- Dereden neden su almıyorsunuz? - Ondan faydalanamıyoruz.

Bazen bütün bir yıl kuruyor.

Peder, bize inanın, sorunları biliyoruz. Biz sadece yağmura güvenebiliriz.

Pekala, dereye gidelim.

Dereye baraj yapmamız gerekiyor.

Çok iyi. Kilise yerine baraj yaparız.

İçeri gel.

- Günaydın. - Günaydın.

Günaydın.

Evet?

- Peder, geri döndüler. - Çok iyi.

Güçlü bir desteğe ihtiyacımız var. Alın buyrun.

Barajla başka bir mucize mi yapacaksın?

Tek mucize köylülerin yeniden yaşama geri dönmesi. Haydi.

Bunu yapmanın doğru olacağını umuyoruz.

Ben de öyle umuyorum.

Biz tepelerin güvenliğini bıraktık, Peder. Teclo koruyor.

Ne koruması? Köpekleriniz için mi?

Bir Rahip'imiz olduğu zaman, Yaqui'lerin gözleri ...

...evlerimiz ve mısırlarımızın üzerindeydi...

...ve onları bizden almak için...

...kasabadaki askerler de geldiler. Teclo, bizi uyarmışdı.

Teclo haklı. Yiyecek mi istiyorsun? Başını sokacak bir yer mi?

Bedelini ödersin. Onun için mücadele etmek zorundasın.

Barajı inşa edelim. Mısırlar büyüsün.

Ama Teclo, Yaqui'nin mücadelesine kutsal bir savaş diyor.

Ve o haklı, bir rahip için kendimizi öldürtmeyiz.

Yaqui'ler bir Rahip için gelirse, beni öldürecek. Ben bu riski alıyorum.

Ben eşeği yükledim ve baraja gidiyorum.

Seçiminizi yapın ve şimdi yapın.

Haydi.

Başka bir direk.

- Peder, son destek. - Yerleştirelim.

Bu günün geleceğini hiç düşünmedim.

Biz de.

- Peder, onu kutsamayacak mısın? - Ne kutsaması?

Bu direği. Sonuncusu.

Oh, evet, tabii. Dominus Santos.

Devam edin.

Yerleştirin.

Ben sizin kiliseden koruyucu aziz getirdiğinizi görüyorum.

Bu şelalede ölümü mü kutluyorsunuz?

Orada bir müzik vardı, şimdi sessizlik var. Siz onu öldürdünüz.

Haklısın, Teclo. Şelalenin sesi güzeldir.

Açlıktan ağlayan bir çocuk sesi gibi mi?

- Seni öldüreceğim. - Hayır, Peder, hayır!

Tut şunu.

Hayır, Peder.

Yaqui'ler!

Yaqui'ler!

Sen ve senin lanet mısırın. Şu köyün haline bak.

- Öldü. - Peder, gel, Peder.

Peder!

Sakin ol. Lütfen, Agueda.

Lütfen Agueda. Sakin ol.

Kocam, on üç yıldır o kilise ile ilgilendi.

Ve Yaqui'ler onu öldürdü. Neden?

- Bunu açıklayamam. - Git buradan, lütfen.

Biz dua istemiyoruz. Çan da.

Anlıyorum.

Holo, alevler sarmadan önce, arabanın üzerine su at.

- Beni duydun mu? - Git başka yerde vaaz ver.

Cehenneme git. Bu köyü terk et, Rahip.

Bak bize ne yaptılar. Şimdi, git buradan.

Onlar haklı, benim hatamdı.

- Kendini suçlama. - Çok yaklaşmıştım.

Tüm hayatım hep böyle oldu, ama her zaman başarısız oldum.

- Senin başarısızlığın değil. - Sen buna başarı mı diyorsun?

Senin burun çekmeni dinleyemem, bırak şu zırlamayı.

Sana bir şey söylemek istiyorum.

Neden burada kaldığımı hiç merak ettin mi?

Onun yüzünden mi... şu çılgın yaşlı Rahip'in?

Bir Tanrı yüzünden mi... Ben bile inanamıyorum?

Nedeni oydu... çünkü hayatımda ilk kez...

Önemini hissettiğim, ve sevdiklerim, "evet Peder"; hayır Peder; Tanrı seni korusun, Peder, mi?

Yoksa senin için miydi?

Sanırım neden sendin.

Yeniden bir adam gibi hissetmek güzel.

Rahipliğim çok uzun sürdü.

Çık dışarı. Haydi, çık dışarı!

Benim katırı alın, yürüyerek çölü geçemeyebilirsin.

Ona binersem, bir daha onu göremezsin.

Hediyem olsun. Bakınca beni hatırlarsın.

Katır için teşekkürler, ihtiyar. Ama unutma: Beni tekrar görmeyeceksin.

San Sebastian'da bile.

- Belki cennette? - Söz veriyorum, cennette de değil!

Sana yiyecek ve su getirdim. İhtiyar Miguel, onun hiç bir şeyi yoktur dedi.

Postumu kurtarmak için mi geldin?

Dün geceden sonra, gelmem gerektiğini hissettim.

Dün gece, dün geceydi. Bu günü yaşamalıyız. Böylesi daha iyi.

- Sana sormak zorundayım. - Ne?

- Dün gece... - Evet?

Davranışın... beni öpüş şeklin ve bana sarılman.

- Bu beni sevdiğinden mi? - Hayır. Kinita, dün gece sarhoştum.

- Biliyorsun, ben sarhoşken... - İnsanlar, sarhoşlar gerçeği söyler diyor.

İnsanlar çok konuşur, onların her söylediğine inanma...

...özellikle inanmamalısın.

Kinita, sen gerçekten ne istediğini biliyor musun?

Sözler, güzel sözler duymak.

Ama ben güzel sözler söyleyemem.

- Bekle. sana giysi getirdim. - Onu sen sakla. Hatıra olsun.

Bak, beni daha ne kadar izlemeyi düşünüyorsun?

Sana ne söylememi istiyorsun?

- Hiçbir şey. Sadece giysiyi almanı. - Sana istemediğimi söyledim.

Sen aranan bir adamsın, askerler seni ilk gördüğünde, çizmelerinden ve...

...pantolonundan farkeder.

Bu giysiyi al.

Hala benim bir Rahip olmamı istiyorsun, değil mi?

O beyaz atı istiyorum. Getirin.

Teclo ve Golden Lance, beraberler, inanamıyorum.

İnsanların beni lanetledi ve beni istemedi. Hep bu lanet olası yüzünden.

Bu insanlar bize lazım, bunu anlamalısın...

Bana inan ya da inanma ama, şimdi geri çekil.

Dur... hiç bir şey söyleme.

- Güvende olacak mısın? - Tepeleri biliyorum.

- Pekala. - Sen ne yapacaksın?

Söz veremem.

Seyahat etmeyi severim.

Belki balayı için, Vali ile birlikte Avrupa'ya gideceğiz.

Ama...burada o kadar çok sorun var ki.

- Ne diyorsun? - Bir Rahip sizi görmek istiyor.

Bir Rahip mi?

Bu Rahip... başka bir hayırsever, şüphesiz.

Artık Pazar günleri onlar için yeterli gelmiyor.

Peki, ona biraz para ver, ne kadar istiyorsa.

Para istemiyor, Bayan.

Günah çıkarttığın Rahip olduğunu söylüyor.

Benim günahımı mı?

Puppy ile kesinlikle konuşmam gerekir diyor.

Oh... afedersiniz.

- Leon! - Shh! Peder Leon.

Seni görmek ne hoş. Oh şu seçtiğin kostüme bak.

Oh, evet, doğru.

- Hayatım, şu anda çok önemli bir akşam yemeğiin ortasındayım - Ah, üzgünüm.

Ama... Bu gece 11 ile 12 arası arka kapıda, görüşelim.

- Buraya geliş nedenim başka, puppy. - İlk önce, burada bana, puppy deme.

- Özür dilerim. - Leon, eğer iş için geldiysen...

- ...sana söz vermiştim, ben... - Felicia, başka bir adam mı buldun?

- Biliyorsun, kocam... - Şey, nasıl olsa...

Bu yüzden, daha fazlasını istiyorum.

Fazla mı? Daha ne istiyorsun?

- Kocanla konuşmak istiyorum. - Leon, seni uyarıyorum.

Burası askerlerle dolu. Vali'ye senin aranan bir Rahip olduğunu söylerim.

Ve ben de Valiye senin bacaklarındaki beni söylerim...

Leon, sen benim hayatımı mahvetmek mi istiyorsun.

Yapamam mı?

Ne yapmak istiyorsun?

Sen silah mı istiyorsun? 50 fıçı barut, 200 tüfek 50 sandık muhimmat?

- Doğru, ekselansları. - Bu adam Rahip mı yoksa General mi?

- Ah, hayatım, o benim itirafçım. - Senin gibi güzel bir kızın, günah...

...çıkartmasına gerek var mı?

O dindar bir Hiristiyan.

San Sebastian, burası üç yıl önce bir müfreze göderdiğim yer değil mi?

- İnanıyorum ki... - Evet, korkunç bir felaketti.

Pardon, zaten ordu içinde bir vaiz olur mu, Peder?

Hayır, hayır, ordu içinde asla bir vaiz olmaz, oğlum.

Daha o yere ulaşamadan benim adamlarım katledildi.

Ve benden yeniden asker göndermemi mi istiyorsunuz?

Sadece birkaç zavallı köylü için mi?

Bu köylüler senin insanların.

Ve ben askerleri gödermeni istemiyorum, ben sadece...

Hayatım, o sadece biraz...

...silah ve biraz kurşun istiyor. - Felicia, lütfen, seninle evleneceğim...

- ...karım olacaksın, askeri danışmanım değil. - Oh!

Sayın vali, biz geri dönebilir miyiz?

- San Sebastian'a mı döneceksin? - Evet.

Üzgünüm, Peder. Ama beni çok zor bir durumda bıraktın.

Vali, San Sebastian'da 75 can var...

...sizinle konumları değiştirmek isterdim.

Siz çok ender bulunan bir Rahipsiniz. Çok ender.

- Merhaba, dostum. - Katırım iyi mi?

Tabii. geri dönmesini bekleme. Hediye, hediyedir.

Ne biçim yer burası?

Burası, San Sebastian. Yüzbaşı, adamlarına söyle...

- ...silahları oraya koy... - Çölü geçmemiz 14 gün sürdü...

...silahları bu terkedilmiş köy için mi getirdik?

Oh, insanlar tepelerde, ama yakında dönerler.

Ben bir Rahip ve yaşlı bir aptalın eline cephaneliği bırakmayı reddediyorum.

Bir subay olarak, durumu çözmek için harekete geçmeliyim.

Silahlar geri gidecek! At in. Yarın sabah ayrılıyoruz.

- İyi geceler. - İyi geceler.

- Tatlı rüyalar, oğlum. - Teşekkür ederim.

Sanırım güneş doğmadan önce ayrılırız.

Biz mi?

Bizimle mi geliyorsun?

Ben Piskoposla yüzleşmeliyim ve sen de Vali ile...

...ve başarısızlık raporu vermeliyiz.

Ne başarısızlığı?

Görevimizin.

Ben görevimi başardım. Bana, silah ve mühimmatla San Sebastian...

...köyüne gitmem söylendi: Bu 1. - Tamam.

İkncisi: Silahları San Sebastian halkına teslim etmek.

Ve bu da 3: Görevin tamamlanmasıyla hemen garnizona geri dönmek.

Başarısızlığım nerede?

2 numarada. Silahları halka teslim etmedik.

Ama burada teslim edecek kimse yok.

Oh, doğru. Ama emirde halkın köyde olacağını söylemiyor.

Peder!

Evet Peder. Ben görevimi tamamlamış oldum.

Kellemizi kurtardın.

- Bunu vali'ye tavsiye edeceğim. - İstediğin her şeyi aldın.

- Herşeyi nereden biliyorsun, Peder. - Bilmiyorum.

- Sorunları sana bırakıyorum. - Teşekkür ederim.

Süvariler, ileri!

Artık bizi döndürmek için zorlarsın. Şimdi, askerlerin gidiyor, Rahip.

Bizi nasıl tutacaksın? - Bak, Agueda.

Hepinizin kalacağını umuyorum, çünkü... Çünkü hepiniz kalmayı seçtiniz.

Korumaların gittiği zaman, seni öldüreceğiz.

Diego, hiçkimseyi öldüremezsin. Sen de diğerleri gibi korkaksın.

Neden yardım istedin? Askerlerin hala seni duyabilir.

Ben yardım istemedim. Sen herzaman yardım için ağlıyorsun.

Yıllardır, sen, Teclo'nun arkasına saklandın... Ve onun 17 adamının.

Siz tepelere kaçtınız ve hayvanlar gibi saklandınız!

Kendi savaşım için dövüşürüm.

Ön sıra, tamam. Diz çök

Tüfek kaldır! Nişan al. Ateş.

İkinci sıra. Diz çök. Tüfek kaldır.

Hazır, nişan al. Ateş.

Duvarlar ne olacak? Onları ben mi yapacağım?

Hayır, Vali seni buraya tek başına göndermedi.

Arkadaşlar, Bay Caetano'ya duvar için yardım eder misiniz?

- Peder. - Evet?

- Bu, Peder, sadece bir taslak. - Anlıyorum.

Ama yakında bu planı bitmiş göreceksin...

...senin için antik Mısır'a ve Roma imparatorluğuna...

...layık olacak şekilde inşaa edeceğim

Arkadaş, biz bir duvar istiyoruz, sadece basit bir duvar.

Basit bir duvar mı?

Basit bir duvar.

Renaldo, dikkatli ol, suyu fazla kaçırma.

Hey, sen şu taşları buraya getir. Pascual, sana 3 boş bidon getir dedim.

Duvar hızlı yükselmiyor.

Peder, ben 20 gündür gözümü hiç kırpmadım.

Bay Cayetano, seni buraya uyusun diye getirmedim.

- İki kat çalışma zamanı. - Çalışacak adam lazım, ceset değil.

Köyü yaktım, ama Rahip geri döndü... silahlar ve askerlerle.

Anlayacağın, hep aynı: önce bir ev inşa ederler...

...ve sonra Rahip, gelir, o da bir kilise inşa eder.

Yakında kilisenin etrafında bir köy oluşur. Rahipten sonra askerler gelir.

Sonra bir bayrak dikerler ve "artık burası bize ait" derler.

Ve yiyecekleri çalarlar, atları çalarlar. Ve daha çok, kadınları alırlar...

- ...melezlerle yarış yaparlar. - Senin gibi mi?

Benim gibi.

Hasat hazır olduğunda, saldırırız. O zaman mısır bizim olur.

Ve tepelere geri dönen senin insanların olacak.

- Kino, mısırı toplamak ne kadar sürer? - Üç gün, en fazla dört.

Cayetano, duvar ne zaman biter?

- On beş gün, en az. - Mısır, duvardan çabuk bitecek.

Diğer yıllara göre üç hafta daha erken.

Taneler daha büyük, daha tatlı. Baraj suyu sayesinde.

Yaqui'ler saldırmadan önce köyde olmalıyız.

Cayetano, duvarı bitirmeni istiyorum.

Golden Lance, saldırmadan önce, anladın mı? - Ben inşaat ustasıyım.

Bana acele et diyorsun, neden Yaquı'lere gidip beklemelerini söylemiyorsun.

Git sen söyle...

O dinlemeyi sevmeyen bir adam, ama ben onun şu beyaz atı istediğini biliyorum.

Belki bir anlaşma yapabiliriz.

- At işi nasıl gidiyor? - Senin duvarından daha iyi.

Sen atı ehlileştirene kadar biz duvarı bitiririz.

Bahse var mısın?

Golden Lance'i görmek istiyorum.

Golden Lance, seninle barış konuşmaya geldim.

- Anlıyor musun? - Seni çok iyi anlıyorum.

Sizin dilinizde barıştan fazla konuşulur, özellikle karşı taraf güçlü olduğunda.

Ben...ben gelmeyi kendim istedim. Kimse beni zorlamadı.

Peder, şu kayalara bak.

Senin askerlerin 5,000 Yaqui savaşçısını katletti...

...senin barış Tanrın adına. Ben çocuktum.

Bu kayalardan dere gibi kan akarken gördüm.

Ben Tanrı adına gelmedim. Bir insan olarak geldim...

...hiç kimse, köyünün Tanrı'ların adına yıkıldığını görmek istemez.

Sen yalancısın.

Köyün, öldürmeye hazır askerlerle dolu.

Köyümde hiç asker yok. Eğer, bir gün, bir dost olarak gelmek istersen...

...bir dost gibi karşılanacaksın.

Eğer yiyecek istiyorsan, seninle paylaşırız.

Golden Lance, ben... ben sana bir hediye getirdim...

...dostça.

Bu at. Kabul edersen hiç kan akmasına gerek kalmaz.

Eğer kabul etmezsen, ilk akacak kan benimki olsun.

Bir at için gururunu nasıl değiştirirsin?

Rahip şimdi gülüyor olmalı.

Yaqui'leri aldatmak çok kolay olduğunu düşünüyordur.

Uzaktan aslan gibi görünürler...

...ama birkaç söz ve bir at onları kuzu yapar.

Haydi gelin, indirmeye yardım edin.

Peder. Peder. Bak.

Anladın mı, Peder? Golden Lance gibi bir adama güvenemezsin.

En azından dürüst. Bizi uyarıyor.

Tarlada olanları çağırın.

Diego, onlara barutu ve tüfekleri paylaştır. - Peki, Peder.

Timoteo, adamları gönder topu hazırlasınlar.

- Peder, duvarı bitirmek için zamanımız var mı? - Sanmıyorum, Cayetano.

- Ne zaman saldıracaklar, Peder? - Bilmeyi çok isterdim.

- Her an olabilir. - Ve bizden çok adam ölecek mi?

Evet, Luis, büyük olasılıkla.

Carlos hemen arabayı getir! - Biz çok çalıştık...

...baraj, duvar ve hasatla uğraştık. Ama hiç ayin dinlemedik.

- Evet... İncil ne diyor biliyorsunuz... - Eğer ölürsek...

...çoğumuz bir ayin istiyoruz, Peder. Lütfen.

- Şey, bilemiyorum. - Lütfen, Peder.

Pekala. Herkes kilisede toplansın.

Şimdi ne yapacaksın?

Onlara ayin söyleyeceğim.

Dostlarım, sizler ayin dinlemek için geldiniz. Sizleri rahatlatacak sözleri...

...duymak istediğinizi biliyorum. Böyle sözleri bilmek isterdim. Ama bilmiyorum.

Birkaç ay önce buraya yaşlı bir Rahip ile geldiğimi hatırlayın...

İsmi, PederJoseph. O gerçekten bir Rahip'ti. Yo hayır, belki de bir azizdi.

Yine de, kendi inancı uğruna hayatını verdi.

Sonra...onun elbisesini giydim.

Saygınlıkla yürüttüğümü sanıyorum, ama itiraf etmeliyim ki, ben Rahip değilim.

Ama şimdi benim kim veya ne olduğum hiç önemli değil.

Ne benim için, ne de bu kıyafet için.

Kendiniz için mücadele edin.

İnanmak istediğiniz...doğruya inanın.

Eğer hala ayin dinlemek istiyorsanız, duvarın yanına gidin.

Herkes eğilsin!

Ateş etmeyin. Belki saldırmazlar.

Ateş!

Tüfek!

Tüfek!

- Tüfek! - Dikkat et!

Carlos! Barut fıçılarını arabaya koyun!

Barut!

Fıçılar!

Herkes eğilsin.

Meşale.

Kino.

Hazır! Hazır.

- Geri döneceklerini düşünüyor musun? - Golden Lance, dönecektir.

Bir duvar yüzünden yenilmeyi asla kabul etmez.

Bunların hepsi yeterli değil.

Ne kadar cephanemiz var? Onları yenebilir miyiz?

- İki saatlik cephane, belki. Beş fıçı barut. - Sonra işimiz bitti.

Ateş etmeyin! Ateş etmeyin! Benim, Paul.

Haydi, yürü.

Seni küçük aptal, hangi cehennemdeydin.

Seni aramaktan deli oldum. Sana köyü terketmemeni söyledim.

Yerlileri gördüm. Kamplarını gördüm.

- Onların silahlarını gördüm! - Gördüklerin beni ilgilendirmiyor!

Agueda, çocuğu rahat bırak.

Pablito, gördüklerini bana söyle? - Silahlar, pek çok silah.

- Teclo ve Pedro dağlara gitti. - Yalan söylüyorsun.

- Yemin ederim. - O doğru söylüyor.

Haklısın, Teclo, duyduğun buydu.

Seni gördüğüm ilk gün öldürmeliydim.

Böyle şeyler olur, sanırım sen haklısın.

Ne olduğunu bana söyle...

Sende yarı İspanyol kanı var, her zaman Yerli olduğunu ele veriyor.

Hayatımda pek çok kan gördüm. Kan kandır, hepsi aynıdır.

Ama her zaman bir Teclo vardır, farklı olmaya çalış.

Şimdi ne yapacaksın? Öldürecek misin?

Öyleyse... öldür beni.

- Ama bu kilise bir harabeye dönmüş. - Evet, ekselansları, ama duvar ayakta.

- Biz önce duvarı bitirdik. - San Sebastian halkının ördüğü...

...duvarın hala ayakta durduğunu, senin kilisenin ise...

...harabeye döndüğünül, söylemek zorundayım piskopos.

- Köy duvar sayesinde kurtuldu. - Neden kurtuldu?

- Yaqui'lerden! - Rahip'in görevi...

...ruhlarınızı korumak.

- Rahip'iniz nerede? - Burada Rahip yok.

Sonuncusunu gömeli uzun zaman oldu O, yaşlı ve biraz deliydi.

O Tanrı'yı insanlarda gördü, kilisenin duvarlarında değil.

Ama dediğim gibi, o delirmişti.

Oh evet, anlamaya başlıyorum. Peder Lucas, seni buraya Tanrı gönderdi.

Buranın yeni papazı olacak. Kal ve kiliseyi yeniden inşaa et.

Bundan daha güzel.

Zafer kazanıldı, hatıralarda kaldı...

...insanlar ve duvarlardan dolayı değil.

Tanrı istediği için kazanıldı.

Yarın, ayinde olacağım, evlatlarım.

Peder.

Kendimi size tanıtayım, Felipe Cayetano, mimarım.

Bir katedral inşa edebilirim. Bir başyapıt olur.

Teşekkür ederim, oğlum.

Ama önce daha acil işleri çözmeliyiz. Tanrı'nın evi bekleyebilir.

Böyle bir köyde, katmanlı kaftan giyen ve pahalı yüzük takan...

...genç bir Rahip'in varlığı umut veremez.

- Gelin, çocuklarım. Hepinize yeter. - Ben pelerin ya da yüzük konusunu...

...hiç önemsemedim.

Birkaç gün içinde San Sebastian'ın var olduğu unutulur.

Ve sen de unutursun.

Ne kadar erken o kadar iyi.

Bu arada...

Bu, şu çılgın yaşlı Rahip'e aitti.

Canlı yakalayın!

Beyler, beni izlemeniz bir tesadüf mü?

Nereye gideceksin?

Bu kez sadece... sadece Tanrı bilir.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.