All language subtitles for Adı Efsane ARd

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali Download
bh Bihari
bs Bosnian Download
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian Download
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian Download
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Bu dizinin betimlemesi Kanal D tarafından Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

(Müzik - Jenerik)

(Müzik - Jenerik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik - Jenerik)

("Cem Karaca - Çok Yorgunum" çalıyor)

"Çok yorgunum"

"Beni bekleme kaptan"

"Çok yorgunum"

"Beni bekleme kaptan"

"Seyir defterini başkası yazsın"

"Seyir defterini başkası yazsın"

"Çınarlı kubbeli mavi bir liman"

"Beni o limana çıkaramazsın"

"Çok yorgunum"

"Beni bekleme kaptan"

(Martı ve kuş cıvıltısı sesleri)

Ben gidene kadar, bekleyemedi değil mi baban?

Selam söyledi abi sana. Gidişi olsun, dönüşü olmasın diyor.

Hı, sen de ona selam söyle, bir tarafına kına yaksın.

(Genç) Hayır diyemem abi, gebertir beni.

-(Erkek) Gebertir tabii. -(Genç) Yardım edeyim mi abi?

-(Erkek) Yok oğlum, yok. -(Genç) Tamam abi.

(Nefes sesi)

(Telefon zili sesi)

Efendim kızım?

(Kız) Teyzem bizi yurt dışına götürüyor baba.

-(Erkek ses) Ne? -Evet, ablam öyle dedi.

Bana bavul aldı, biliyor musun. Böyle sapsarı hem de.

Ama ben gitmeyeceğim dedim, babamı bırakmam dedim.

Bavulu da camdan aşağı attım.

-Teyzem delirdi böyle. -Tamam kızım, tamam, ben geliyorum şimdi.

(Marş basma sesi)

Lan sen kimi götürüyorsun, nereye götürüyorsun, kimden izin aldın ki?

(Araba sesi)

(Müzik - Gerilim)

-Tarık Bey sakin olun lütfen! -Bas geri Salih bas geri!

Seçil!

Seçil!

(Müzik - Gerilim)

(Tarık) Seçil!

Seçil!

(Kadın) Seçil Hanım evde yok.

Seçil!

Seçil!

Seçil! Madem bir halt yedin çık hesabını ver!

Yok dedim ya, erkenden çıktı gitti.

Erkenden çıktı gitti.

Seçil!

(Vazo kırılma sesi)

Seçil!

-Seçil! -Tarık ne oluyor?

(Seçil) Yine ne istiyorsun?

(Tabak kırılma sesi)

-Sen kızları nereye götürüyorsun? -Tatile.

-Tatile, o kadar yani öyle mi? -Evet, o kadar.

Bana niye söylemiyorsun, neciyim ben?

Bilmem. Necisin?

(Tarık) Seçil, nerede duracağını bil artık!

(Tarık) Onların annesi değilsin!

Doğru söylüyorsun, anneleri değilim.

(Seçil) Ablam öldüğünde onları bırakıp gitmiştin. Hatırladın mı?

(Seçil) Ve velayetleri de bana geçmişti.

(Tarık) Canım ne isterse onu yaparım diyorsun yani öyle mi?

Tarık, lütfen! Çocukları çeşmeye tatile götürüyorum...

...bunun için senden izin alacak değilim herhalde!

Onları hiçbir yere götüremezsin benden habersiz!

Köprüden bile karşıya geçemezler!

Gerçekten sırf tadımızı kaçırmak için yapıyorsun bunları!

Bak çok yoruldum. Çocuklarla ilgilenmekten değil...

...seninle uğraşmaktan yoruldum Tarık!

Çocuk gibisin ya, şu yaptıklarına bak!

Dinleneceksin yakında. Merak etme, davayı açıyorum...

...kızları alacağım senden Seçil.

Nasıl olacakmış o? Hiç boşuna uğraşma.

Hiçbir hakim, senin gibi bir adama çocuk emanet etmez.

Göreceğiz! Eğer sonuna kadar gitmeyecek olsam Seçil...

...buna hiç bulaşmazdım. -Tarık sen neyine güveniyorsun?

Bir işin yok, depoda yaşıyorsun. Nasıl bakacaksın kızlarına?

Göreceğiz! Alacağım onları!

Nasıl alacaksın, zorla tutup kollarından götürecek misin?

Tarık anla artık, çocukların seni istemiyor!

(Çocuk) Baba!

-Hoppa! -Çok özledim seni.

Ben de seni. Ablan nerede?

-Okulda. Nerede olacak ki? -Hı?

Bak dışarıda neyi buldum, çok üşümüş. Hı?

(Gülme sesi)

Ya Kıvanç, ödümü patlattın!

Ne yapayım, böyle bu kadar güzel kız görünce...

...dayanamıyorum öpesim geliyor.

Bak sen şimdi böyle bakınca, yine bir geldi.

Benim bavulumu toplamam lazım.

Melis ne bu asabiyet hı?

Beni bırakıp Londralara giden sensin...

...bir de üstüne trip atıyorsun, ben anlamadım bu işi.

Benim canım sıkkın, üstüme gelme.

Bebeğim, bak gitmek istemiyorsan konuş teyzenle.

Okul de, bir şey de, Kıvanç de bul işte bir bahane gitme, bu kadar basit.

O kadar basit değil işte.

Teyzemin orada bir hayatı var, bizim için değiştirdi kadın her şeyini.

-Hem böylesi, herkes için daha iyi olacak. -Babandan da kurtulmuş olacaksın tabii.

O biliyor mu, sizin Londra'ya yerleşeceğinizi?

Hayır tabii ki, ondan izin isteyen de yok!

Ne zaman alacaksın bizi?

-Çok az kaldı. -Ne kadar az?

Bu kadar az.

Ama sen bize bakamazmışsın, teyzem öyle diyor.

Senin o teyzen var ya, halt etmiş. İş buldum ben artık.

-Gerçekten mi? -Gerçekten.

Nasıl bir iş, güzel mi?

-Çok güzel bir iş. -Çok para verecekler mi?

Yani, çok para değil ama yeter para.

Yani ablamla bize bakmaya yeter mi?

Her koşulda, ben size bakarım kızım.

-(Çocuk) Baba. -(Tarık) Hı?

Gene işi bırakmayacaksın değil mi?

-Bırakmayacağım. -Ne olursa olsun ama.

-Yani, ne olursa olsun. -Söz mü?

Söz.

(Gülme ve öpme sesi)

Söz tabii, söz!

(Müzik - Duygusal)

(Müzik - Duygusal)

(Müzik devam ediyor)

(Erkek 2) Lan bıraksana!

(Çarpma sesi)

(Erkek 2) Bas git, bir daha buralarda görmeyeyim seni!

-Gelirim gelmem! Siz kimsiniz lan? -Tanıştırayım Hakan ben Hakan!

Fiko'nun kankası!

(Kafa atma sesi)

Ne oluyor lan?

(Hakan) Şerefsiz seni!

(Erkek 3) Manyak mısınız lan, ne istiyorsunuz benden?

Aa, kaç kilosun oğlum sen?

Lan it, Sibel'e yaklaşmayacaksın demedik mi sana ha?

Gündüz gözü gelince, haberimiz olmayacak mı sandın ha?

Sakin olun, sakin olun tamam lan tamam, tamam!

-Sana ne oluyor lan? -Bir sakin olun.

Beyninize kan gitsin, bir sakin sakin!

-(Tarık) Lan, ulan! -Şerefsiz!

(Tarık) Lan dur, dur, dur lan!

Lan!

Kimsin lan sen?

Ne ayaksın hı?

Belanı mı arıyorsun sen ha?

Vallahi şef tamam, itiştik oldu bitti ödeştik.

Yo, daha ödeşmedik.

Ne yapacaksın, baban yaşında adamı mı döveceksin lan?

Bas kit karşımdan!

Ağa kaçıyor koş!

Lan dua edin, işim gücüm var.

İtle dolaşacağımıza artık çalıyı dolanacağız.

Ne dedin lan sen?

Bırak oğlum çekil!

Yalan mı lan yalan mı. Bir adama ancak sürü halinde itler saldırır!

Bırak, bırak!

Yürü lan yürü yürü!

Yazdım lan seni, elbet çıkacaksın sen bir gün karşıma!

-Anne kaç, kaç, kaç! -Ya ne yapıyorsun, beyinsiz öküz!

Çekil önümden, seninle de konuşacağız sonra!

Eşkıya mısınız oğlum siz?

Ben sana, o herife yüz vermeyeceksin demedim mi?

Gündüz gözüyle gelince haberim olmayacak mı sandın?

Ya benim haberim var mıydı sanki, babam demiş gelin diye.

-Son dakika söylediler. -Sen benim kaderimsin kızım!

Baban da anlasın artık bunu!

-Çok acıyor mu? -Bırak!

Delisin oğlum sen.

-Vallahi delisin. -Kimseye yar etmem kızım seni!

-Bir daha görücü mörücü gelmeyecek! -Oldu, babama da öyle söylerim canım.

-Şimdiye kadar demediğin kabahat! -Boş boş konuşma!

Adam dövmeyle olmuyor bu işler Fikret Efendi.

Babam kuru lafa değil, icraata bakıyor canım.

Gidip söylesem ne olacak, yiyeceğim dayağı oturup kalacağım.

Tamam, evleniyoruz o zaman.

-Ne? -Bir çiçek, bir çikolata değil mi kızım?

Gelir isteriz olur biter. Değil mi ağacığım?

Hadi oğlum, okula geç kalacağız.

Aa Nevin abla, ne oldu burada?

-Baban geldi. -Hâlâ burada mı?

-Baba! -(Nevin) Gitti, bağırma!

(Nevin) Kafam davul gibi zaten!

Neden gelmiş?

Gözünü seveyim bana sorma, teyzen anlatsın sana!

(Melis) Zeynep, hemen yumurtladın değil mi?

Siz de kandırdınız beni! Hani tatile gidecektik?

Teyzemle başka konuştun ama. Yurt dışı dedin!

Ya Zeynep sen nereden uyduruyorsun yurt dışını falan?

Bak, bak ben okula gidiyorum, teyzem atölyesinde çalışıyor.

Olsun, tatile de gelmeyeceğim, hiçbir yere gitmeyeceğim sizinle!

-Babamı bırakmam ben! -O bizi çoktan bıraktı ama!

Hep öyle diyorsun ama babam hep geliyor!

Geliyor, geliyor da böyle olay çıkarmak için geliyor!

Bizim için gelmiyor!

Ama, ama alacakmış bizi öyle dedi!

Yalan söylüyor Zeynep!

Sensin yalancı, benim babam yalancı değil!

(Melis) Tamam hişt!

(Melis) Tamam, özür dilerim, özür dilerim tamam özür dilerim.

Tamam, gidelim ama babam da bizimle gelsin.

Hani, hani sen bir keresinde çok hasta olmuştun. Hatırlıyor musun?

(Melis) Biz seni hastaneye götürmüştük, ben seninle birlikte uyumuştum.

O gün babam niye gelmedi, seni görmeye?

Bilmem, belki o da hasta olmuştur.

Ben seni, hiç yalnız bırakmadım. Değil mi ablacığım?

O zaman sen de beni bırakma olur mu?

Babam kendine bile zor bakıyor. Bize bakamaz.

-Söz verdi! -Ama daha önce de söz vermişti.

-Ama bunların hiçbirini tutmadı. -Sus konuşma, dinlemeyeceğim seni!

Üstüne gitme. Üstüne gittikçe daha kötü oluyor biliyorsun.

İnadından okula bile gitmiyor.

Haklısın, konuşmam gereken kişi Zeynep değil zaten.

Melis, Melis nereye gidiyorsun Melis?

(Kapı kapanma sesi)

(Müzik - Hareketli)

(Korna sesi)

(Müzik - Hareketli)

(Kız öğrenci) Ulan geri zekâlı!

(Müzik - Hareketli)

-(Tarık) Birader lavabo ne tarafta? -Sağdaki kapı.

(Şişe atma sesi)

(Müzik - Hareketli)

(Çarpma sesi)

Yuh!

(Kapı kapanma sesi)

Temiz bir şeyler var mı?

(Müzik - Hareketli)

(Fısıltılı kitap okuma sesi)

(Fısıltılı kitap okuma sesi)

(Tıkırtı sesi)

(Askı düşme sesi)

(Müzik - Gerilim)

Pardon!

Pardon siz ne yapıyorsunuz orada?

Ama hanımefendi insan bir ses verir! Ödümü patlattınız!

Beyefendi kimsiniz siz, ne işiniz var burada?

Ben küçük bir kaza geçirdim, Özkan Bey de...

..."kazağımı giyebilirsin" dedi bana.

-Özhan Bey. -Ne?

-Özhan Bey. -Evet, Özhan Bey evet, Özhan Bey.

Şunu da bir zahmet çöpe atar mısınız.

Psikopat mıdır, nedir.

(Titreşim sesi)

(Sessizlik)

Koca efsanenin düştüğü hale bak.

(Yaşar) Yazık.

(Kapı vurulma sesi)

Gir.

-Tarık Aksoy, telefonla görüşmüştük. -Aa, kim olduğunu biliyorum.

Buyur gel, gel.

(Kapı kapanma sesi)

(Yaşar) Çok değişmişsin, neredeyse tanıyamayacaktım.

Bir sakatlık geçirmişsin, ondan sonra bıraktın zaten basketi değil mi?

Yo, iyiyim şimdi.

Ya, bir sakatlık nelere mal oluyor.

Burada bir sürü kolejin adı var...

...ama hiçbirinde bir aydan fazla kalmamışsın.

Kafalarımız uyuşmadı diyelim.

Bu CV'yle iş bulman zor, çok zor.

Hiçbir okul kabul etmez seni.

Allı pullu bir cv olsaydı sizce buraya gelir miydim ben Müdür Bey?

Ama iyi bir koç gelirdi.

Takımını şampiyon yapacağını bilirdi.

Ama peki siz benden ne istiyorsunuz, iyi bir cv mi yoksa iyi bir koç mu?

(Kapı vurulma sesi)

Gir.

Müdür Bey.

-Her şey yolunda mı? -Ne gibi?

-İyi misiniz yani? -Aa iyiyim çok şükür.

Siz nasılsınız?

Bunu, öğretmenler odasında unutmuşsunuz.

Ee, evet düştüm ben. Bu kan da o yüzden işte.

Kaza. İnsan bazen burnunun ucunu bile göremiyor. Öyle değil mi?

Benim böyle bir sorunum yok.

Yakını da uzağı da gayet iyi görebiliyorum.

Tanıştınız mı siz?

Yo, hayır hanımefendi kim, röntgen mütehassısı mı?

Bahar Hanım edebiyat hocamız. Müdür yardımcımız aynı zamanda.

Tarık Bey eski basketçilerden.

Eğer anlaşabilirsek bizim çocuklara koçluk yapacak.

Memnun oldum Bahar Hanım.

(Müzik - Duygusal)

Yalnız yaş ilerledikçe, yakını görmek güçleşiyor.

Sizin yerinizde olsam, bir doktora giderdim.

-Müdür Bey, konuşabilir miyiz? -Daha sonra Bahar Hanım.

-Hemen konuşursak iyi olur. -Müsaadenizle.

(Kapı kapanma sesi)

(Zil sesi)

Ee ne dedi peki Fiko?

Ne zaman geleceklermiş ki seni istemeye?

-Ya sürpriz neymiş anlatsana Sibel. -Ay ne bileyim kızım ya.

Derdim o mu şimdi. Çok geç kaldık ne yalan uyduracağız onu düşün.

-Buluruz, buluruz. -Hadi koş koş.

Ukala. Aklı sıra bana laf sokuyor.

Sen önce, kendi kılığına çeki düzen ver.

Oo kızlar hoş geldiniz.

Bu saatte mi geliyorsunuz okula?

(Bahar) Neredesiniz siz?

-Hocam şey oldu-- -Sibel'in annesi hastalandı hocam.

-Onu hast-- -Tamam, mazeret dinlemek istemiyorum!

Doğru sınıfa, hadi!

Sibel, saçın!

(Sibel) Ay, gıcık!

(Kuş cıvıltısı sesi)

(Kuş cıvıltısı sesi)

-Versene oğlum! -Çiğneyemiyorsun ki oğlum.

-Yutarım ver sen. -Al.

Ağa, iyi misin lan?

Hakan'a göre ne var ki? Olan bana oldu oğlum, şu halime baksana.

-Geri zekâlı, o da herife bilendi işte. -Hangi herife, Uğur'a mı?

Lan yemişim Uğur'unu, o süt oğlana mı takacağım kafayı.

İşin özü şu hocam, milli eğitim baskete bütçe veriyor...

...bizim de o paraya ihtiyacımız var.

-Okulun eksik gediğini tamamlayacağız. -Hı.

Yani asıl mesele; kasaya para girsin.

Basketbol falan hikâye yani öyle mi?

Ee halimiz ortada, yani yapmazsak okul başımıza yıkılacak.

Madem iyi bir koçsun, göster kendini.

Yalnız çocuklar sahaya çıkmadan sözleşme falan yok.

Maça çıktıkları gün, iş senin.

(Yaşar) Ne diyorsun? (Kapı vurulma sesi)

Anlaştık.

Takım bana bir alışsın, gerisi kolay.

-Hangi takım? -Okulun basketbol takımı.

(Yaşar gülme sesi)

Ne takımı hocam? Bizim misafire sunacak fincan takımımız bile yok.

Na, nasıl yani şimdi sizin takım falan, yok mu?

Yok.

Ama gözüme kestirdiğim dört, beş delikanlı var.

-Eğer onları ikna edebilirsen-- -İkna edebilirsem?

-Yani çocukların da haberi yok? -Yok.

Ee bu çocuklar basketbol oynamayı falan biliyorlar mı hocam?

Yani, aralarında oynuyorlar işte, ara ara görüyorum.

-Bak eğer, olmaz yapamam diyorsan hocam? -Yo yo yo, yo!

Yani üç beş ay, gece gündüz çalışırsak sağlam bir takım çıkartırız.

-(Yaşar) Bir ay. -Ney?

Bir ay, bir ay sonra turnuvalar başlayacak.

Hafta sonu, evrakları teslim etmemiz lazım.

Ya ama hocam, sıfırdan bir takımı şimdi bir ayda, nasıl çıkartacağız biz?

Hocam, sen beni anlamadın galiba.

Bana akıl değil, takım lazım takım.

Ya bu çocukları bir ay içinde hazırlarsın...

...ya da çeker gidersin.

Nereye?

Okulun spor salonuna bakacağım.

Spor salonunuz var değil mi hocam?

Ders boş değil mi arkadaş, bu herif niye topladı bizi?

Vardır ağa bir derdi. Herif kaza gibi zaten...

...kimin başına geleceği belli değil ki.

Benim başıma gelen gelmiş zaten. Sibel postayı koydu oğlum.

(Fiko) Madem ciddisin, ispat et diyor. Akşama sürprize, hazır ol dedim ben de.

Kız haklı, babasının baskısından kurtulamadı tabii.

-Benden de ışık göremeyince-- -Tamam lan tamam, anladık!

-Niyetin belli işte, gidip isteyeceksin. -Kuru kuruya olur mu oğlum!

Kız bekliyor akşama ne sürpriz var diye. Benim akşama bir yüzük almam lazım.

(Fiko) Başka türlü Sibel bırakır beni.

Alo ağa, bir şey anlatıyoruz!

Sibel'e diyorum, estik gürledik.

Akşama yüzük takmazsam, yatar bu iş. Sibel bırakır beni.

Ölürüm ağa ben o zaman.

-Bak vallahi şimdi bile nefes alamıyorum. -Tamam lan, hallederiz bir şeyler.

Nesi tamam ya, bedava mı dağıtıyorlar yüzüğü?

Umre'de sevabına dağıtıyorlarmış lan. Dedem getirmişti, birkaç tane.

Ama onlar gümüş, bunun işine yaramaz.

Dik dur, dik dur! Solucan gibi büzüşme öyle.

Madem söz vermişsin, halledeceğiz işte.

Hadi beyler, pamuk eller cebe.

(Hakan) Ee arkadaşımızı mahcup edecek değiliz...

...ne var ne yok çıkın.

(Hakan) Al.

Aslansın be ağa! Ee yok mu artıran?

(Yaşar) Seninkiler orada bak.

(Yaşar) Bunlar sürü gibi beraber gezerler.

(Yaşar) Eğer iyi bir çobansan bir iki günde bunları ikna edersin.

Sonra da sürersin sahaya. İki yıldır çift dikiş gidiyorlar.

Ya bıraksam, okuldan emekli olacak eşekoğlueşekler.

Olur hocam olur, çalıştırırız geçerler sınıflarını.

(Müzik - Hareketli)

Yalnız bunlar sözden, laftan anlamazlar.

Adamın canına okurlar. Çocuk var mıydı sende?

-Var hocam var, var. -Hah, iyi işte.

Yüz, yuh! Abi bununla çengelli iğne bile alamayız ya.

Rezil olacağım kıza ya.

Tamam oğlum ya, yarına daha var hallederiz.

Çok geç kalmadım değil mi lan?

Boş derse geç kalan ilk insansın kardeşim, tebrik ediyorum.

(Yaşar) Hakan!

Ne oluyor lan?

Keçinin canı sopa isteyince, çobanın değneğine koşarmış ağacığım.

(Müzik - Hareketli)

Nedir bu haliniz oğlum?

-(Yaşar) Kime sataştınız yine? -Olur hocam olur.

-Biz de gençliğimizde çok dayak yedik. -Şimdi de yiyeceksin merak etme.

Çekil! Ne yapıyorsun?

-Bu herifin burada ne işi var müdür? -Ağzını topla, yollarım disipline!

Yo, gerek yok hocam, gerek yok. Biz kendi aramızda hallederiz.

-Öyle mi diyorsun? -Hı.

Peki o zaman...

...kolay gelsin.

(Müzik - Hareketli)

-Beni mi takip ediyorsun lan? -Hı.

-Neyi halledeceğiz, kimsin sen? -Tarık Aksoy.

Yeni basketbol koçunuz. Sizi turnuvalara hazırlayacağım.

(Gülme sesi)

Bundan sonra, beraberiz gençler.

Yok deve!

Baba!

Baba!

-Tarık abi yok, gitti. -Nasıl yok, nereye gitti?

Ne bileyim ben, topladı eşyalarını gitti.

Sana söylemedi mi, nereye gittiğini?

Hayır söylemedi. Görmüyor musun, kiralık yazıyor?

(Genç) Dur bekle, bekle!

Tarık abi unuttu galiba.

İstemez, sende kalsın.

Oo gençler...

...işi tatlıya bağlamışsınız ha?

Saçmalama lan, okuldayız!

Şekerin mekerin vardır, dokunmasın?

Şekerim yok ama ellerim bayağı titriyor ha.

(Top vurma sesi)

Oo!

-Pardon, elimden kaçtı. -Eline, koluna hâkim ol hocam.

Hı.

(Top sektirme sesi)

(Basket atma sesi)

Uu!

Taş atmasını bilmiyorsun ama topta fena değilmişsin.

Ya da balona denk geldi ha?

(Paslaşma sesi)

Yiyorsa çık karşıma!

Top oynarken, ellerim titremez benim.

(Müzik - Hareketli)

(Sessizlik)

Evet.

"Alper Tunga öldi mü"

(Bahar) "İsiz ajun kaldı mı"

"Ödlek öçin aldı mu"

"Emdi yürek yırtılur"

Kim söyleyecek anlamını?

(Bahar) Çocuklar...

...kimse çalışmadı mı?

(Müzik - Hareketli)

-Faruk! -Hocam.

Söyle bakalım, ne diyor burada?

Hocam kusura bakmayın ama ben daha bunu, okuyamıyorum bile...

...anlamını nereden bileyim?

(Gülme sesleri)

Faruk, büyüyünce ne olmak istiyorsun?

Uçak mühendisi.

(Gülme sesleri)

Güzel. Peki bunun için termo dinamik, statik, akışkanlar mekaniği...

...öğrenmen gerektiğini biliyor musun? -Sıkıntı yok hocam, bende.

Sende değil, sıkıntı büyük Faruk. Çünkü önce, okumayı öğrenmen gerekiyor.

(Hep bir ağızdan) Oo!

Faruk, bu kafayla gidersen...

...uçağı başkaları yapar...

...sen de böyle bakarsın.

(Bahar) Şimdi 65. sayfayı açın.

(Fısıldaşma sesleri)

(Bahar) O şiiri okuyun.

Bu adam, işe alınmış mı?

(Nefes sesi)

-Okul okul değil, sanki yolgeçen hanı. -Yok mu kendine güvenen, hı?

Ya hadi!

Bu ihtiyar adamı yenemeyiz diye mi korkuyorsunuz yoksa, hı?

(Tarık gülme sesi)

Evet, bu benim cebimdeki son param.

Hepsini kendime koyuyorum. Kazanan parayı alır.

Ne yapıyor bu?

(Tarık) Hı, hadi.

Ya tabii, basketbol zekâ işi, öyle kavga etmeye benzemez.

Al, hepsini Hakan'a basıyorum.

Ne yapıyorsun lan, sok onu cebine!

Ağa, yüzük parası çıktı işte hadi yürü.

Kardeşin için, bu zekâ meka diyor baksana. Al da şunun aklını, bir daha konuşamasın!

Niye para topluyor çocuklardan?

Ah müdür bey, ah!

Siz ne yaptınız?

Amma nazlandın ha.

Tek atan başlar.

(Hakan) Çekil ulan.

Hadi hocam.

(Müzik)

Herif boş değilmiş, iyi mi.

("Deniz Gürzumar - Geldim Ezelden" çalıyor)

"Dost acı söyler, yeni bir yaşam yok"

"Boş yere umut verenleri toplatın önden"

"Hayata karşı dilinin ucuna gelen o çok katı sözler"

"Bırak gereksiz sen dur ve sadece herkese kol kası göster"

"Hemen afişi yapıştırıp güçlü bu derler düzen bu"

"Ben yapmadım gelişti öylece üst üste ben durdum"

"Çok kolay oldu kendimi ruhuma küstürmek"

"Hep korktum kalmadı zırhım belli de etmedim arda kalanları"

"Sert oldum hayrını görmeyip değişik yollara sapmaya başladım"

"Geri çekilin ben geldim ezelden"

"Yarama tuz basma istersen"

"Geri çekilin ben geldim ezelden"

"Yarama tuz basma istersen"

"Günlerin yorgunluğunu omzumda test ettim hep"

"Kendi içerime uyandım"

"Yılanın başını ben koynumda mest ettim hep"

"Yine de susardım"

"Günlerin yorgunluğunu omzumda test ettim hep"

"Kendi içerime uyandım"

"Yılanın başını ben koynumda mest ettim hep"

(Tarık) Ahh.

(Fiko) Hadi Hakan.

"Yarama tuz basma istersen"

"Geri çekilin ben geldim ezelden"

"Yarama tuz basma istersen"

Ne oldu hoca, kalbin mi tuttu?

(Tarık) Dizim.

Eline sağlık.

(Karga sesi)

(Kuş cıvıltısı sesi)

Oyun bitti. Parayı görelim.

Yarın alırsınız parayı.

Nasıl yarın?

Yarın işte oğlum, şimdi çok yorgunum, elimi cebime atacak halim yok benim.

Yarın hepiniz antrenmana gelirsiniz.

Paranızı orada alırsınız.

(Tarık) Ha.

Ağa, ne diyor bu herif?

Gel ulan buraya! Çocuk mu kandırıyorsun ulan sen (...)?

Ağa, bırak!

(Kuş cıvıltısı sesi)

(Ayak sesi) (Kapı kapanma sesi)

Tarık Bey!

(Tarık) Hop!

(Ayak sesi)

Tarık Bey, siz ne yaptığınızı sanıyorsunuz?

Ha, kazak.

Özhan Bey'le konuşurum ben. Terliyim şimdi, yıkayıp getiririm ben bunu.

Sizi gördüm.

Para topluyordunuz çocuklardan.

Ee?

Ne kadar pişkinsiniz.

Kanlı gömlekle okula geliyorsunuz ki o konuyu araştıracağım, aklımda.

Sonra tuhaf tuhaf hareketler.

Kime ne yaptığınız belli değil.

Başkalarının eşyalarını çalıyorsunuz.

Bir de üstüne, çocuklardan haraç kesiyorsunuz.

Yo, haraç değil hocam, emeğimin karşılığını alıyorum ben.

Paralı eğitim veriyorsunuz yani.

Paralı eğitim, aynen öyle hocam, parayla eğitiyorum ben.

Şu anda, bir devlet okulundasınız.

Ve bu çocuklarla ilgilenmek sizin asli göreviniz.

Asli görevim.

Bunun karşılığında, herhangi bir şey talep etmenin suç olduğunun farkında mısınız?

Hocam, ben böyle incikli boncuklu laflardan pek hoşlanmıyorum.

Gelin size bir tane gazoz ısmarlayayım. Ha, işi tatlıya bağlayalım, uygun mudur?

Siz benimle dalga mı geçiyorsunuz?

Nereden de bildiniz, nasıl da dalga geçiyorum bir bilseniz.

Hocam, ben manyak mıyım ha?

Oradan bu kadar şerefsiz, haysiyetsiz ve karaktersiz mi görünüyorum ki...

...çocuklardan haraç toplayacağım?

Bilmem. Öyle misiniz?

Ben sizi, pek tanımıyorum.

O zaman yargılamayacaksınız hocam, tanımıyorsanız eğer.

Önce bu adam kim diyeceksiniz. Ne yapmaya çalışıyor?

Gömleği kanlıysa belki de bir kavgayı ayırdı diyeceksiniz.

O kazağı alıyorsa, bu işe çok ihtiyacı vardı.

Düzgün görünmek için almıştır belki de diyeceksiniz.

O çocuklardan para alıyorsa eğer...

...yarın belki onları derse getirmek için bunları yapıyor diyeceksiniz.

Hocam.

Affedersiniz ama çok yoruldum bu önyargılardan.

Doydum ben artık, fazlasını almıyor.

Şimdi bu önyargılarınız alın...

...keskin bakışlarınızla sağdan sağdan...

...fâilâtün mefâîlün yürüyün, gidin hocam.

Yürüyün, gidin. Gidin hocam.

(Müzik)

(İlaç kutusu sesi)

Karizman on numara, havanda yerinde. Eyvallah.

Ama bize sökmez.

Hayırdır koçum?

Senin gibisini çok gördük.

(Hakan) Belli ki isteyerek gelmemişsin sen buraya hoca.

Onun için yarın, öbür gün defolup gidersin.

Yani?

Yanisi misafirsen, misafirliğini bil.

Uzak dur, karışma işimize.

Sen gidicisin ama biz buraya mecburuz.

Ben de koçum.

Ben de mecburcuyum.

Ahh!

Ahh!

(Müzik)

Ulan üç kuruş paramız vardı ondan da olduk. Nereden bulacağım ben şimdi parayı?

Ulan bıdı bıdı yapacağına sen Tarık'la kapışsaydın o zaman.

Hakan varken bana mı düşer oğlum?

Gerçi o da bir işe yaramadı ama.

Ne diyorsun ulan sen?

Ağa ne yapayım ya, Sibel'in yüzük parasıydı o.

Bana mı sordun ulan, herifin eline parayı sayarken?

Öyle kafana göre iş yaparsan, mal gibi kalırsın işte. İyi oldu.

Bırakmam, yarın gidip isteyeceğim o parayı.

Dilenci misin ulan sen?

Ne alakası var ya.

Son kuruşumuza kadar ortaya koyduk, maçı da sen kazandın.

Almayacağız mı paramızı?

Almayacağız.

Herif bizi, kafalamaya çalışıyor oğlum, anlamıyor musun?

Ha, basmıyor mu?

Tarık kim ulan, o mu yönetecek bizi?

Unut o parayı.

Para mara yok.

Yarın kimse o antrenmana gitmiyor.

Halimize bak ya. Sakız alacak para kalmadı cebimizde.

Ulan bir sus ulan, bir sus ulan bıdı, bıdı, bıdı.

Susayım değil mi? İşine gelmeyince niye kapatıyorsun üstünü?

Sus, şimdi üstüne beton dökerim senin ha.

Kandırdı oğlum herif sizi.

O herif size, para mara vermez, ben size diyeyim.

Üçkâğıtçılık yaparsanız, sonunuz böyle olur işte.

(Müzik)

(Müzik)

(Cama vurma sesi)

Buyur oğlum, neye baktım?

Kiralık mı dayı burası?

He ya, kiralık.

Sahibi kim, sen tanıyor musun?

Önce sen kimsin, nesin hele onu bir söyle.

Evvelce ben seni, buralarda hiç görmedim.

Ya dayı asıl sen kimsin, muhtar falan mısın?

Ben şuradaki, caminin hocasıyım, bu ev de ve benim.

Ha.

(Tarık) E, meslektaş...

-Selamünaleyküm. -Aleykümselam.

Öyle söylesenize hocam, demek meslektaşız. Memnun oldum.

Ben de çok memnun oldum, hoş geldiniz.

Sağ olasın, sağ olasın.

Ana, dedemle bu herifin ne işi var?

(Köpek havlama sesi)

Tanıyor musun sen Tarık oğlumu?

Ha, tanıyorum dede, bizim basket hocası.

Sen ne yapıyorsun burada?

E ben buralı oldum.

Nasıl buralı oldun, kim şey yaptı ya?

E bizim evi tutacak.

Tutamaz dedem.

Niye?

Sen ne bilip bilmeden...

Hem, başka ev mi yokmuş burada zaten?

La havle vela kuvvete.

Sen buna bakma oğlum, hadi gel gezdireyim evi, hadi.

Dede.

Ezanı kim okuyacak?

Ne ezanı bu saatte?

Yarın antrenmanda görüşürüz, arkadaşlarına söyle, geç kalmasınlar.

Ama istersen, ezanı da ben okurum ha hocam.

(Tarık gülme sesi)

Ana, Hakan'ın parası mı o?

O Tabii, başka parası yok ki. Aha verdi.

Vallahi verdi. Gitti para.

Hayırlı, uğurlu olsun.

(Genç) Vicdanın kurusun hoca, resmen yedin hakkımızı.

Dede, o parayı geri ver.

Niye?

Evi sevabına kiralayacak değiliz ya.

Ya dede öyle değil, başkasının hakkıydı.

O para haram, haram.

Nereden biliyorsun, kazanırken yanında mıydın?

Tövbe tövbe.

Senin karnın mı aç? Yine kafan bulandı.

Hadi geç eve, babaannen kurmuştur sofrayı, hadi. Hadi.

(Müzik)

(Sessizlik)

(Köpek havlama sesi)

Ahh.

(Kaset çıkarma sesi)

(Vurma sesi)

(Teybe kaset koyma sesi)

(Düğme basma besi)

("Cem Karaca - Çok Yorgunum" çalıyor)

"Çok yorgunum"

(Telefon zili sesi)

"Beni bekleme kaptan"

Babacığım.

Zeyno, aşkım ne yapıyorsun?

Hiç.

Bir şey olursa beni aramayı sakın unutma ha.

Oldu ki zaten, ablam evi görünce böyle delirdi.

Kime çekmiş acaba?

Sonra baktım gitmiş, seni aramaya gitti.

Anladım ben, bulamadı değil mi?

Yok, bulamadı.

Teyzen vazgeçti, gitmiyorsunuz değil mi?

Cık. Gitmiyoruz.

"Çınarlı kubbeli mavi bir liman"

"Beni o limana çıkaramazsın"

"Çok yorgunum"

(Tarık dış ses) Yeni yaşın kutlu olsun dünyanın en güzel şiiri.

(Ayak sesi)

(Kitap düşme sesi)

Melis.

Ne oluyor?

(Ayak sesi)

İyi misin?

Ya ben bu kadar eşyayı, nasıl sığdıracağım?

Melis, tatlım bütün hayatını yanında götüremezsin.

Bazı şeyleri, bırakmak zorundasın.

Biliyorum, sahip olduklarından vazgeçmek hiç kolay değil.

Ama buna mecburuz.

Eğer şimdi gitmezsek, Tarık bizi rahat bırakmayacak.

Sürekli kapımıza dayanacak ve Zeynep'e sözler verecek.

Ve o sözleri hiçbir zaman yerine getirmeyecek.

Aynen öyle.

O da senin gibi hayal kırıklığı yaşayacak.

Acı çekecek.

Zeynep için gitmek zorundayız.

Onu babandan uzak tutmanın, tek yolu bu.

(Ağlama sesi)

(Köpek havlama sesi)

Nerede ev?

Okula çok yakın.

Eşya var mı?

Yok ama alırız be kızım. Alırız.

Peki, benim odam da olacak mı?

(Tarık ses) Olacak tabii.

Ablam, ona oda?

Onun odası da olacak ama onun odası, senin odandan daha küçük olacak.

Bugün babana Çeşme'ye tatile gideceğimizi söyledim ona bile delirdi.

Annem öldüğünde, o bizi nasıl bıraktıysa biz de onu bırakacağız öyle.

Melis, sen Londra'ya gitmek istediğinden emin misin?

Bak, eğer istemiyorsan...

...gerçekten Londra'daki galeriyi kapatabilirim. Burada yaşayabiliriz.

Ee, yok. Yani ben eminim.

Eminim de Zeynep'i düşünüyorum.

Ya yalan söylediğimizi anlarsa.

Yani ya bizi hiç affetmezse diye korkuyorum.

Tatlım, Zeynep daha çok küçük.

İnan bana çok rahat alışacak oradaki hayatına, burayı unutacak.

Ama Zeynep, babama çok düşkün.

Baban bugün, ne dedi biliyor musun?

Velayet davası açacakmış.

Velayet davası mı?

Nasıl ya?

Evet. İş de bulmuş.

Bu sefer, kendinden çok emindi.

Bak, eğer o davayı açarsa inan bana hiçbir yere gidemeyiz.

Bu gitmek için son şansımız.

Tost makinesi?

Alırız tabii tost makinesi. Başka?

Meyve suyu sıkacağı?

Onu da alırız, başka?

Hıı, başka.

Zeynep.

Bebeğime de ev alır mıyız?

Alırız tabii, başka?

Hıı, başka başka.

Aklıma gelmedi. Gelince söylerim.

(Melis) Zeynep.

Ablam geldi.

Ayy, uyuyordur, sabah konuşursun.

Su uyur, Zeynep uyumaz teyze.

Bak, uyuyor. Gördün mü?

Sen merak etme, ben sabah halledeceğim. Bırak, uğraşma.

İyi de başka bir yere taşınmış. Nerede çalıştığını da bilmiyoruz.

Nasıl halledeceksin?

Ama bu cadı, kesin biliyordur babamın nerede olduğunu.

Tamam, ben yarın arayacağım Tarık'ı. Belki bu kez açar telefonunu.

Ya açtıysa davayı, ne yapacağız o zaman?

(Piyano sesi)

(Boya sıkma sesi)

(Köpek havlama sesi)

(Motor sesi)

(Siren sesi)

Fiko.

Kaşındığının farkındasın değil mi?

Ne yapayım ağa, ha?

Bu dünyada, bir tek sevmek bedava.

Canımdan başka verecek şeyim yoksa, ölümüne severim ben de.

Hakikaten mi ulan?

Bir gün âşık olursan anlarsın hakikat mi, değil mi?

Aşk acayip bir şey oğlum, tepetaklak ediyor adamı.

Dünyaya tersinden bakıyorsun.

Şöyle bir bakış.

Öyle uzun uzun bakmak da demiyorum ha.

Kaçamak, yandan yandan. Üstünkörü şöyle bir baksın sana...

...Allah Kur'an çarpsın diyorsun ki şuracıkta öleyim ulan ben.

Şurada, en mutlu anımda vereyim canımı gitsin.

Bundan öte mutluluk yok diyorsun.

Şu kadar bakış var ya aha bu kadar oluyor içinde.

Doluyorsun ulan ağzına kadar dolu, çaydanlık gibi fokur fokur oluyor yüreğin.

Tamam ulan, tamam. Hemen arabeske bağlıyorsun ha.

(Boya sıkma sesi)

(Müzik)

Nasıl laf?

(Hakan) Bahçıvan olsam seni budamaya kıyamam, gülüm.

Keşke konuştuğun gibi yazabilsen Fiko.

Olmamış mı?

Olduğu kadar artık, hadi.

Ağa, şu benim yüzük işi ne oldu?

Takacağım yüzüğü parmağına şimdi.

Tamam ulan, tamam. Bende o iş.

-Vallahi mi? -Vallahi.

Ulan aslansın be.

(Müzik - Hareketli)

(Erkek) Ulan! Ne yapıyorsunuz lan orada?

Ağa, bırak boyaları koş koş.

(Fiko) Koş ağa.

(Erkek) Koşmayın ulan!

(Fiko) Sallanma oğlum, hadi koş.

(Erkek) Kaçmayın, gelin buraya. Erkekseniz çıkın ulan karşıma!

(Fiko) Koş, koş, koş.

(Erkek) Bir yakalayayım sizi görürsünüz.

(Hakan) Geliyor geliyor. Koş.

(Erkek) Gelin ulan buraya, kaçmayın! Kaçmayın ulan!

("Sezen Aksu - Kaybolan Yıllar" çalıyor)

"Dönüşü yok beraberce karar verdik ayrılmaya"

Aa, anne gece gece, nereden çıktı turşu?

Hiç annenden, kurtulur mu kızım?

Hı hı!

Çok güzel olmuş.

Kayseri'deyken kurmuştum.

Buralar hep çarşı pazar, bahçeden toplanan gibi olmuyor ki.

Olmaz tabii, o biberlerin kokusu hâlâ burnumda.

Ya.

Şuraya baksana, her yer apartman. Bağ, bahçe kimin umurunda.

Şeyde, pazarda şu domatesi organik diye, çeyrek altın fiyatına kakalıyorlar insana.

Ee tabii, burası İstanbul kızım. Bizim oralara benzemez.

Kayseri'nin itleri bile farklı havlıyordu be.

Eline sağlık.

Nasıl yapıyorsun her şeyi böyle tam? Bana da öğretsene.

-Sen? -Hı.

Turşu kuracaksın?

Baharcığım, sen daha mutfağın kapısını bulamıyorsun.

Aa, abarttın anne, o kadar da değil.

Ha ben abartıyorum yani.

Hamaratlığını duyan bütün görücüler, dışarıda birbirini kırıyor çünkü değil mi?

Öff, anne başlama yine, tamam.

Baharcığım, bütün akranların evlendi çoluğa çocuğa karıştı.

Sen bu yaşta hâlâ oturuyorsun.

Ne varmış canım, benim yaşımda? Herkes yaşıma takmış.

Aa, sonunda alnıma yazacağım öyle olacak.

Tarık ukalası da görür gününü.

Tarık kim?

Ne Tarık'ı?

Ee, Tarık ukalası dedin.

Ben de onu soruyorum işte, Tarık kim?

(Bahar) Ay!

(Köpek havlama sesi)

Fikret, Hakan! Ne oluyor, kimden kaçıyorsunuz?

(Erkek) Gelin ulan buraya, kaçmayın!

Açıyorum kapıyı, hadi gelin içeri gelin.

Gel buraya.

Evet. Hanginiz anlatacak ne olduğunu?

Bir şey olduğu yok. Öyle idman olsun diye koşuyorduk.

Sibel'in babası mıydı o adam?

Ha, uykusu kaçmış herhalde.

Çocuklar.

Önce okulunuzu bitirin, sonra ne isterseniz yaparsınız.

Tamam, biliyorum. Sevmek güzel şey.

Ama her şeyin bir sırası var.

Harun amca Sibel'i evlendirecekmiş, ilk sıraya onu koymuş.

Ama ben gülümü, kimseye yar etmem. Gideceğim, isteyeceğim.

Önce bir yüzük takacağız tabii.

Ne istemesi, ne yüzüğü oğlum? Sizin daha yaşınız başınız kaç?

Aa, bunun yaşla ne ilgisi var. Ben de evlendiğimde 16 yaşındaydım.

Ama sen okula gitmiyordun, değil mi anneciğim?

Ha.

Ağzına sağlık, Kevser teyzem.

Yürü ulan, saçmaladın iyice.

(Öksürük sesi)

Rahatsızlık verdik hocam, affedersiniz. İyi akşamlar.

(Fiko) Konuşuyorduk ne güzel.

Fiko hadi, hadi doğru eve. Sabah okula geleceksiniz daha.

(Kapı kapanma sesi)

Ne oldu anne, niye bakıyorsun öyle?

El kadar çocuklar evlenmek için bu kadar çabalıyor.

Sen hâlâ yerinde duruyorsun Bahar.

Ayy anne, ayy!

Ayy ayy!

Yine döndün dolaştırdın konuyu bana getirdin.

Ben yatıyorum. İyi geceler.

İyi geceler.

(Müzik - Gerilim)

(Melis dış ses) Zeynep!

Melis!

(Bağırma sesi)

Off!

(Müzik)

(Müzik)

Ahh.

(Müzik)

(Su sesi)

Ohh.

(Gülme sesi)

(Müzik)

Hayırlı sabahlar Tarık Bey oğlum.

Eyvallah hoca, siz de hayırlı sabahlar.

(Vapur düdük sesi)

(Horlama sesi)

(Horlama sesi)

(Homurdanma sesi)

Dursun!

Bismillah!

Hadi oğlum, çok işimiz var.

Tarık hocam.

Ha, bildin.

Dursun, çay var mı çay?

Yok, yaparız.

Güzel. Hadi kalk, kalk, kalk. Tembelliğin zamanı değil. Hadi Dursun!

(Tarık tezahürat) Hadi Dursun, hadi Dursun, hadi!

(Müzik)

(Kuş cıvıltısı sesi)

Oğlum, Hakan'ı almayacak mıyız?

İşi varmış, gidin siz dedi.

Ne işi varmış ulan sabah sabah, benim niye haberim yok?

Para bulacakmış, akşama yüzük lazım biliyorsun.

(Fiko) Sibel'e sürpriz yapacağım.

Sen şimdi ciddi ciddi evlenme teklif ediyorsun ha yengeye.

Tabii oğlum, ben kendimi bildim bileli Sibel'i seviyorum.

Başkasına yar eder miyim?

İyi, güzel, hoş diyorsun da o kadarla bitmiyor ki o iş.

Sizinkilerle konuşman lazım, o ne olacak?

Dur şimdi be oğlum, her şey sırayla.

Önce Sibel bir he desin, sonra açacağım bizimkilere mevzuu.

Zor işler be oğlum, ne evliliği dert bir değil ki.

Bir değil ama bir bir halledeceğiz be oğlum.

Değil mi ulan yırtacağız değil mi?

Herhalde.

Şişt!

Medo, oğlum hadi.

Gel. Gel, gel, gel.

(Fiko) Ne yapıyorsun?

(Müzik)

(Müzik)

(Sessizlik)

(Kapı açılma sesi)

Günaydın cimcime.

Günaydın.

Ne yapıyorsun?

Üstümü giyiniyorum.

Yardım etmemi ister misin?

Hayır, kendim yapabilirim.

Off.

Ne oldu?

Ya ben bazen çok gıcık biri olabiliyorum. Değil mi?

Çok bağırıyorsun, kulaklarım acıyor.

Haklısın.

(Melis) Özür dilerim.

Ama ne yapayım bana geliyorlar arada böyle ama şimdi geçti.

Ya ben ne diyorum biliyor musun?

Babama bir şans daha vermemiz gerek.

Sen babama hep kızıyorsun ama.

Hah işte, ben de onu diyorum, artık kızmayacağım.

Babamla konuşmak istiyorum.

(Melis) Ama ben tek başıma gidemem.

Sen de gelir misin benimle?

Ne konuşacaksın?

İşte özür dileyeceğim.

Kandırıkçılık yapıyorsun?

Ben? Ben seni ne zaman kandırdım?

Hadi, ara babamı, neredeymiş öğren.

Kendin ara.

İyi de ben de numarası yok ki.

Ben nasıl arayacağım ki?

Babamın sana telefon aldığını bilmiyor muyum ben sanki?

Gizli gizli konuşuyorsun falan.

Hadi ne olur, kırma beni.

Ara babamı ama benim olduğunu söyleme tamam mı? Sürpriz olsun.

Nevin Hanım arada gelip ev işleriyle ilgilenecek.

Maaşının düzenli yattığından emin olun lütfen.

Bankaya talimat veririm aksamaz, merak etmeyin.

Aa, sigorta şirketiyle görüşün lütfen.

Ee, heykeller Londra'ya gittiğinde hasar olup olmadığını, mutlaka kontrol etsinler.

Gelirken aramıştım, ek bir dosya gönderdiler.

İmzalarsanız, birini görevlendirecekler.

Melis'in kaydını hemen aldıramıyoruz biliyorsunuz.

Teşekkürler.

Ahh, tamam.

Tarık'ın dava açmadığından eminsiniz değil mi?

Henüz yapılan bir işlem yok, endişelenmeyin.

Tarık Bey harekete geçinceye kadar, siz Londra'ya gitmiş olursunuz.

Umarım.

Umarım, son anda bir aksilik çıkmaz.

(Telefon zili sesi)

Söyle kızım.

Baba, ne yapıyorsun?

Ne yapayım kızım, okuldayım. Sen ne yapıyorsun?

Hiç, odamdayım.

Baba, sen hangi okuldasın?

Okulun adını sor.

Okulun adı ne?

Yalıköy Lisesi.

Yalıköy Lisesi mi?

Tamam, hadi kapat, kapat.

(Zeynep ses) Tamam.

Hadi gidelim.

Tamam ama önce benim bir okula gitmem gerek.

Dersten çıkınca gelip seni alırım, olur mu?

Olur. Babam çok sevinecek.

(Müzik)

(Okul ortam sesi)

Bahar hocam, günaydın.

Günaydın.

Buyurun hocam.

Bayağı toparlamışsınız.

Ha, ben bir şey yapmadım gerçi, Dursun halletti hepsini.

Ben de fazlalıkları dışarı attım.

Estağfurullah.

Bu durumda, kim kime para verecek?

Hıı.

Bu sefer, takas yoluna gittik.

Dursun çayı demledi ben de poğaçaları aldım.

Afiyet olsun.

Arada koçluk yapmayı da düşünüyor musunuz?

Asli görev mevzuları falan.

Hıı, hocam biz sizi tutmayalım.

Çocuklar sizin engin bilgilerinizden mahrum kalmasınlar.

Siz dersinize geçin, şiir falan okursunuz onlara.

Siz, şiir mi dediniz?

Ağzımdan kaçmıştır.

Ben de öyle düşünmüştüm.

Kolay gelsin.

Sağ olun hocam, size de.

-Evli mi bu? -(Dursun) Cık!

Anladım ben.

Hı!

(Kuş cıvıltısı sesi)

Durun! Beklesenize oğlum ya!

Zorun ne Sadocuğum? Niye koşturuyorsun sabah sabah?

Neler oldu biliyor musunuz?

Ne oldu ulan?

Bizim bu yeni basketbol hocası var ya Tarık.

-Ha! -Bizim evi kiraladı.

Ulan yürü git, bu mu haber oğlum? Bize ne, herifin evinden manyak.

Depozitoyu da bizim paradan verdi ama.

Para mara kalmadı oğlum, çoktan hiç etti hepsini.

-Uydurma ulan! -Gözümle gördüm oğlum.

(Şapkalı genç) Siz de biliyorsunuz, zaten başka parası yoktu ki.

Adam çıkardı, 300 liranın tamamını verdi dedeme.

Benim para? Yüzük parası!

(Fiko) Onunla kira verdi ha?

-Yapmış mıdır ulan? -Ne bileyim ulan, herif normal değil ki!

Ben acayip ayar oldum ama şimdi.

-Şeytan diyor git bas! -Ulan bir dur saçmalama.

Bir gidip yoklayalım önce bakalım para deyince ne tepki verecek?

Ya yok derse? Harcadım derse?

Ne yapacağız o zaman?

Ağacığım, intikam almayı sevmem ama ödeşmek adettendir bizde biliyorsun.

Hop, hop! Nereye gidiyorsunuz oğlum?

Hakan antrenmana gidilmeyecek dedi.

Haberi olmazsa sıkıntı çıkmaz.

Sadık, bak sakın ağzından kaçırmayacaksın.

O dilini, gırtlağına sokarım yoksa.

Hişt! Ne diyorsun Fiko?

Üç yüz lira, az paramı ulan?

Yüzüğü alırız, akşama da evlenme teklif edersin kardeşim.

(Top vurma sesi)

(Tarık) Evet, dursun derin nefes al.

(Tarık) Ön ayağını bas, ön tarafa sağ ayağını evet.

(Fiko) Yanlış yere mi geldik ulan biz?

(Tarık) Nefesini de vereceksin o sırada.

Vay! Spor salonu olmuş resmen burası.

(Tarık) Hafifçe yaylanıp, topu elden çıkaracaksın.

(Tarık) Hadi bakalım Dursun. (Top fırlatma sesi)

(Tarık) Sür topu, güzel, dur! Zıpla! (Top vurma sesi)

-Evet! -Oğlum ne yapıyor ulan bu?

Ne işiniz var burada gençler, ha?

Geçin bakalım şöyle kenara, orada bekleyin hadi.

(Tarık) Hadi Dursun, at bakalım bir üçlük. At, at, at!

(Tarık) Haydi maşallah. (Top fırlatma sesi)

-Hoca, ne iş? -E basket takımı kuruyorum.

Böyle Dursun'u görünce boş durmayalım çalışalım dedim, ha Dursun?

Dursun abi mi?

Adam topu bile tutamıyor hocam.

Öyle deme, ön yargılı davranma.

Boy pos yerinde, sebatlı da çocuk.

Vallahi çok çalışırsa oyun kurucu bile olabilir ha!

(Tarık) Hadi bakalım Dursun.

Liseler arası turnuvalar başlayacak. (Top tutma sesi)

Dört kişi buldum mu?

Tamamdır.

Oğlum, bunun anası babası kesin akraba.

Kafayı yemiş bu.

Bırak şimdi oğlum! Parayı sor, parayı!

Ha?

Siz niye geldiniz gençler?

-Sen dedin ya hoca. -Ne dedim ben?

Antrenmanda parayı vereceğim dedin.

Ha!

O mesele, hallederiz ya. Hallederiz.

Oğlum, diyorum size herif de para mara yok, yedi hepsini.

Dalarım ben buna.

Oğlum, akşam söz verdim kıza. Boncuk mu takacağım Sibel'e ben ya?

Sen hasta mısın oğlum ha? Hoca okulda mı dövülür?

Evet.

(Tarık) Bir, iki, üç, dört.

Ee, sürünün başı nerede?

-Kim? -Dünkü artist.

-Hakan'ı mı soruyorsun? -Ha, Hakan'ı soruyorum.

O nerede? Gelmedi mi?

Hoca, sürü mürü ne demeye getiriyorsun?

Ya ateşlenme genç.

Hani toplu halde dolaşıyorsunuz ya, o yüzden dedim.

Sürü falan. Hah!

E gelmediğine göre, parayı alamayacağız.

Hayda!

Şöyle geçin kenara oturun siz.

Çay söyleyeyim mi size ha? Dursun.

(Top atma sesi) (Tarık gülme sesi)

Hocam, ben de oynayayım mı?

Ya sen nereye oynuyorsun yamyam?

Top seninle oynuyor haberin yok.

-(Sadık) Hocam? -Ha!

Hocam ben oynayayım, hem boyum da uzun.

(Müzik - Hareketli)

(Kuş cıvıltısı sesi)

Bana sormadılar ki bana ne onlardan?

Hişt! Faruk, nerede bizimkiler?

Ya şey en son spor salonuna doğru gidiyorlardı abi.

(Tarık) Çıkar topu Dursun'a, çıkar topu.

(Tarık) Ne yapıyorsun basket mi şimdi bu?

Ha? Steps yaptın! Steps ne?

Hatalı yürüdün! Fazla yürüdün, yürümeyeceksin! Çıkartacaksın topu.

Ulan geri zekâlı!

Topu ne tutuyorsun elinde? Böyle alınca salla gitsin.

Oo! (Gülme sesi)

Sen de iş var ha! Tamam

(Tarık) Oo! Sen de iyisin güzel sizde istidat var ha!

Biraz çalışırsanız, tamamdır ha.

Aldım, hepsini takıma aldım. Dursun, kaydet bunları.

(Gülme sesi)

Vallahi mi?

(Müzik - Hareketli)

(Top fırlatma sesi)

(Müzik)

Takım kuruyoruz Hakan.

-Hoca bizi de aldı. -Ha!

Ne takımı ulan?

(Müzik)

İstersen sen de katılabilirsin.

(Kapı açılma sesi)

Sen arabada kal, ben hemen geliyorum.

(Kuş cıvıltısı sesi)

(Tarık) Bence bir düşün.

Basketbol hayatınızı değiştirebilir.

(Müzik - Hareketli)

Biz hayatımızdan memnunuz hoca.

Öyle değil mi ulan?

Hı! Ama hayat bu.

Şakaya gelmez.

Basketbolla geleceğinizi kurtarabilirsiniz.

-Oradan yürür gidersiniz. -(Hakan) Sen Ömer'le yürü git hoca.

O her yola gelir.

Bizim boş hayallere karnımız tok.

Hım!

O zaman camışlar gibi, çamurunuzun içinde debelenin durun.

Genç!

Bunu unuttun.

Alsana ağa, sadaka değil o bizim paramız.

(Müzik)

Ne yaptın ağacığım ya?

Senin niyetin ne?

Bizden bir yemek ısmarlarsın kendine adettendir.

Misafir aç gönderilmez.

(Müzik)

(Çarpma efekti sesi)

Yavaş!

Melis, kızım?

Ne yaptığını sanıyorsun sen ya?

Ne davası açıyorsun? Kime sordun?

Ya bir dur kızım, bilmeden dinlemeden.

Neyini dinleyeceğim ben senin ya?

Biz seni istemiyoruz anlamıyor musun?

Kızım...

Ne bakıyorsunuz ulan? Yürüyün gidin, yürü!

(Top fırlatma sesi)

(Müzik)

-(Fiko) Kızı mı? -Oğlum, adamın kızı varmış ya!

Ne davası açmış ki kızına abi?

Kız da babası gibi manyak oğlum, kurtulmak için açmıştır davayı.

Deli deliyi görünce baltasını saklarmış ağacık, Tarık'ınki de o hesap.

Boşuna o davayı açma, o mahkemeyi asla kazanamazsın.

Bak kızım değişti her şey.

Ne değişti ya? Sen mi değiştin?

Evet, ben değiştim.

Burada bir iş buldum, bu okulda çalışmaya başladım.

Sonra bir ev kiraladım, bütün bunların hepsini Zeynep'e anlattım ben.

Ben sana ne değişti söyleyeyim.

Mesela ben artık çilek yiyemiyorum, alerji yapıyor.

Balı ağzıma sürmezdim ya artık çok seviyorum.

Gece lambası da kullanmıyorum ama hâlâ ben arada uykumda sayıklıyorum.

Baba, ben büyüdüm.

Ben, büyüdüm!

Boyum uzadı, ayaklarım 38 numara oldu!

Bütün bunlar olurken, sen neredeydin?

Biz büyürken, sen neredeydin?

(Nefes sesi)

Biz senin bugüne kadar umurunda bile değildik.

Artık sen izin versen de vermesen de biz yarın teyzemle gidiyoruz.

(Ayak sesi)

Melis!

Melis!

(Sadık) Arabaya bak oğlum.

Yuh! Gerçek misin sen be?

(Islık sesi)

(Fiko) Vay, vay, vay.

Çek elini.

Yemedik birader tamam.

(Kuş cıvıltısı sesi)

Farlara bak ne güzel.

(Kapı açılma sesi)

(Kapı kapanma sesi)

Oğlum, laftan anlamıyor musun? Çek dedim elini.

Bana bak!

O elini fara gömerim senin.

(Gülme sesi)

Ha pardon beyler, ben belgesel çekimine gelmiştim okey.

Eyvallah. (Omuza vurma sesi)

Mandıra aşağı mahallede, bas git şimdi.

(Kuş cıvıltısı sesi)

(Kapı kapanma sesi)

Gitmezsem ne olur?

-İt gibi saldırır mısınız? -Doğru konuş.

Ama havlıyorsunuz.

Hav!

-Bana bak! -Ne oluyor orada?

-Bırak onu. -Al götür şunu elimde kalacak yoksa.

Gitmiyorum, kimsiniz oğlum siz ha?

-Gecekondu çetesi mi ha? -Bas, git devam et hadi.

-Ya gider misin lütfen? -(Kıvanç) Tamam.

Ya Kıvanç sinirim bozuk gidelim ne olur hadi?

(Kıvanç) Tamam.

Hayır, sizi bir şeye benzetirdim de sevgilime dua edin siz.

Melis, kızım konuşmamız lazım.

Gerek yok, bir daha görüşmeyeceğiz nasılsa.

Nasıl bir daha görüşmeyeceğiz? Tatile gitmiyor musunuz kızım siz?

Melis! (Araba sesi)

Kim bu herif be?

Senin damat.

Ne?

(Kuş cıvıltısı sesi)

(Martı sesi) (Kedi miyavlaması sesi)

(Fiko) Yalnız, kızı da bildiğin manyakmış ha!

(Fiko) Öyle isyanlar, kafa tutmalar falan.

(Hakan) O manyak dediğin herifle takımı kuruyordunuz ama?

(Fiko) Hiç bana bakma ağa.

Aha bunlar gaza geldi.

Ben size demedim mi oğlum, o herifin oyununa gelmeyeceksiniz diye?

Oğlum, sofra hazır.

Menemen yapacağım, hadi gelin içeri, yiyelim hep beraber ha?

-Yok, Gülsüm teyze size afiyet olsun. -Aa!

-Soğanlı mı yapacaksın Gülsüm teyze? -He, soğanlı yapacağım.

-Ağa görüşürüz. -Saçmalama oğlum gir içeri.

Hadi, hadi gir içeri.

(Kapı gıcırtısı sesi)

(Sokak ortam sesi)

Melis, şu varoş semtine sokma bak bir daha beni.

Elimde kalacak yoksa o itler.

Kıvanç, tamam!

Canım sıkkın zaten, bir de sen üstüme gelme.

Ah bebeğim, sen niye strese sokuyorsun ki kendini ben anlamadım.

Yarından sonra zaten tamamen kurtulacaksın o adamdan.

Son lafımı etmeden gitseydim içimde kalırdı da ondan.

(Müzik)

(Müzik - Hareketli)

(Yemek pişirme sesi)

(Tahta vurma sesi)

(Müzik - Hareketli)

(Müzik - Hareketli)

Al güzelim al.

Yoksa aç kalacaksın sen.

(Gülme sesi)

Bak çek elini kolunu yoksa seni de yer bu hayvan.

(Gülme sesi)

(Müzik - Hareketli)

Ne oldu?

Ye diyorum ye, aç kalma.

(Gülme sesi)

Yiyorum, yiyorum.

Ellerinize sağlık, çok güzel olmuş.

Afiyet olsun.

Ben biraz daha ekmek getireyim, bir de yeni çay demleyeyim size.

Oğlum yavaş ulan ayıp, ayıp.

Ağa saçmalama ye kardeşim, ye.

Ağa, taş bulsa onu da kırıp yiyecek hayvan.

Taş dedin de.

Ağa, şu benim yüzük işi ne oldu?

(Fiko) Bak!

Elimde olan bu, kaldım ben ortada.

Ağalar o iş tamam, kardeşiniz onu da çözdü.

Alın size para.

(Müzik - Hareketli)

(Korna sesi)

Ne yaptın ulan?

Kızın kolyesini mi çarptın?

Niye adilik yapıyorsun ulan?

Tarık'ın kızı diye mi?

Ne alakası var kardeşim ya?

Her şey Fiko için.

Çalmış mı abi?

Hadi abiciğim, sen doyduysan yukarı çık hadi.

Hadi.

(Müzik)

Ağa sen niye, büyüttün ki bu olayı bu kadar?

Babası alır oğlum yenisini zaten.

Doğru söylüyor, Tarık daha iyisini alır.

Mevzu o değil, yakışmaz bize.

Ağa, sen hayırdır ya? Kıza tav mı oldun? Ne iş?

(Müzik)

Tamam, oğlum ya, götür insanlık bizde kalsın.

(Kapı açılma sesi)

Seyfi amca, merhaba. Buyur, gel otur.

Otur, otur, otur.

(Kapı kapanma sesi)

(Seyfi) Çok durmayacağım, kahveye gideceğim.

(Seyfi) Muhasebe defterini almaya geldim.

(Müzik)

(Gülsüm ses ) Hoş geldin Seyfi. Hayırdır bu saatte?

(Seyfi) Ne toplandın ulan bunları buraya? Paran çok galiba.

(Gülsüm) Çok ayıp Seyfi. İki lokma ekmeğin hesabını mı yapıyorsun?

(Seyfi) İki lokma mı? Dünyayı yemişler görmüyor musun?

Ağa, biz kalkıyoruz, yedik, içtik kalktık gibi oluyor ama.

(Müzik)

Bekleyin, bekleyin geliyorum ben de.

Anne, çıktım ben.

(Müzik - Duygusal)

Hâlâ yalan söylüyor.

Hâlâ yalan söylüyor1

(Müzik - Duygusal)

(Müzik - Duygusal)

(Ağlama sesi)

(Ağlama sesi)

Annem!

Anne, sen bizi niye terk ettin? (Ağlama sesi)

Sen niye gittin? (Ağlama sesi)

(Müzik - Duygusal)

Kolyem nerede?

(Ayak sesleri)

Tamam ağa, üzülme biz bilmiyor muyuz oğlum babanı?

Adam haklı hem, oturduk hayvan gibi yedik her şeyi.

Oturacaksınız tabii oğlum, kardeşimsiniz siz benim.

Eyvallah ağacığım sıkıntı yok.

Ya, sen onu bırak da akşama para bulacağım dedin, nasıl yapacaksın o işi anlat.

(Nefes sesi) Ulan Fiko.

İki gündür kocakarı gibi söylenip duruyorsun ha!

Akşama bir iş ayarladım. Oradan gelenle halledeceğiz işte.

İyi de Sibel'le akşam buluşacağım ben ağa!

Yüzük şimdi lazım oradan geleni bekleyemem.

(Nefes sesi)

(Müzik - Hareketli)

(Müzik - Hareketli)

Hadi beyler.

(Müzik - Hareketli)

(Kapı açılma sesi)

Vay!

Niye geldiniz ha?

Dükkân mı soyacaksınız ulan yoksa?

-Çüş! -Hayırlı bir iş için geldik oğlum.

Yüzük bakacağız.

Kime?

Kendime alacağım ya şöyle taşlı tuşlu bir şeyler.

Acelemiz var hadi şu nişan yüzüklerinden çıkar bir şeyler.

-(Hakan) Ömer, çok pahalı olmasın. -Para?

Hallederiz sen çıkar.

Hakan, para?

Ömer!

Çıkar!

Ya tamam işte Bilir, ben de kıllandım işte bundan.

Hayır, Seçil Çeşme'ye gideceğiz diyor.

Ama Melis de başka türlü konuşuyor bir daha görüşemeyiz falan diyor.

Ya gözünü seveyim sen şu işi bir araştır.

Hı?

Tamam, orada buluşuruz.

Benim küçük bir işim var yalnız ha. Ben de ancak gelirim oraya.

Tamam.

(Çanta boşaltma sesi)

(Telefon arama sesi)

Bebeğim, yeni çıktım antrenmandan.

-Kıvanç, kolyem yok. -Ne kolyesi?

Ya sürekli taktığım kolyem var ya, o yok işte!

Arabada düşmüş olabilir belki.

(Kıvanç) Tamam, tamam dur ben garaja indim, şimdi bakarım tamam?

Koltuğun altına da bak olur mu, belki oradadır.

Bakıyorum şimdi hayatım ama yok ki burada.

-Mahallede düştü o zaman. -Hangi mahallede?

Ya babamın okuluna gitmiştik ya oralarda bir yerdedir herhalde.

Ne olur, hadi gel al beni de gidip bakalım hemen.

Ya! Bebeğim yapma yine o varoşa mı sokacaksın sen beni?

Kıvanç annemin kolyesiydi o!

Tamam Melis tamam, geliyorum.

(Kuş cıvıltısı sesi) (Müzik)

(Kapı açılma sesi)

Selamünaleyküm.

İn aşağıya!

Hadi in, yoksa polisi ararım.

Ehliyet, ruhsat?

Arkadaşım sen kimsin, onu söyle ilk önce?

Ehliyeti ver bakayım bana.

Polis misin?

Sayılır.

Ne demek sayılır? Polis misin değil misin?

Şu ehliyeti ver, çarpacağım şimdi.

Ya oğlum, çabuk olsanıza babam gelecek şimdi hadi ya!

Gelsin, müşteri değil miyiz?

Kaç para bu?

Yedi yüz elli.

-Bu? -Bin.

-(Fiko) Bu? -O, 1200 o.

Yuh! Arsa mı ulan bu?

Daha ucuzu yok mu?

Var.

Üç yüz lira, en ucuzu bu.

İyi, bu olsun.

Al, fotoğraf çok iyi değil ama.

İdare edersin artık.

İlla façasını bozduracak ha!

Ehliyet tamam, al.

Abiciğim, bak kibarca soruyorum ben sana sen kimsin?

Yeni direksiyon hocan.

Ne?

Sana araba kullanmayı öğreteceğim.

Hadi çocuğum hadi çalıştır, çok işim var, hadi.

Eksik bu.

-(Hakan) Üstünü akşam tamamlarım ben. -(Ömer) Akşam olmaz!

Niye oğlum, kaçıyor muyuz?

Babam gelmeden benim bunları yerine koymam lazım ya!

Tek tek sayıyor.

Tamam, sıkıntı yok getiririm ben.

-Abi şunu ben bir-- -(Hakan) Üf!

Abi!

Vereceğiz dedik.

-İdare et. -Söz mü?

O ne biçim laf ulan? Hadi, hadi.

Hakan!

(Ömer) Hakan!

Hakan.

Hakan, vermezseniz öldürür babam beni, ha!

Tamam, ulan gir içeri bağırma.

Hakan!

Bas bakalım.

(Bağırma sesi)

Yavaşla, sola çek.

Yarış pistinde misin ulan?

O ne öyle direksiyonu tutmalar artist artist.

Akrep ve yelkovan gibi tutacaksın!

(Tarık) Evet.

Solla bakalım şu arabayı.

-Niye solluyorsun? -Solla dedin be adam!

Önce sinyalini vereceksin!

Ondan sonra bakacaksın, bakacaksın.

Çizgi düz, sollama yasağı var!

Sen başkalarının söylediğine göre mi hareket ediyorsun hep?

-Sen öyle dedin temin ya! -Konuşma!

Sus!

Seni bizim takımdakiler ayarladı değil mi?

Akılları sıra, dalga geçecekler benimle.

Yok, ben çok ciddiyim.

Çünkü ben, kız babasıyım.

-Ne babası? -Kız babası.

(Telefon zili sesi) Hıh!

(Telefon zili sesi) Bu aşkının babasıyım.

(Telefon zili sesi) Aşkım ne ulan?

-Öyle kayde-- -(Tarık) Bak önüne!

(Müzik - Hareketli)

(Melis) Nerede kaldı bu ya?

(Melis) Benim kolyeyi bulmam lazım.

Bugün, senin nasıl araba kullandığını gördüm oğlum ben.

Benim kızım arabadayken, 60'ı geçmeyeceksin.

Anlaşıldı mı?

(Tarık) Emniyet kemeriniz takılı, müziğin sesi kısık.

Olur olmadık kornaya da basılmayacak.

Anlaşıldı mı?

-(Tarık) Tamam mı? Söz mü? -(Kıvanç) Tamam.

-(Kıvanç) Söz. -(Tarık) Söz.

Eğer söylediklerimi yapmazsan, sen arabadayken arabanı denize atarım.

Atarsın, eminim.

(Tarık) Güzel.

Bu konuşmamız da aramızda kalacak, Melis'e hiçbir şey söylenmeyecek.

-Tamam mı? -Söylemem.

Aferin.

Şu sağ tarafta dur da ben bir ineyim.

Önce sinyalini ver, sinyalini ver önce.

Aferin.

(Müzik)

Evet!

Memnun oldum.

Gözüm üstünde.

(Müzik)

(Sokak ortam sesi)

Çabuk söyle ne söyleyeceksen, annem sokağa dökülür şimdi.

Akşama hazır ol, gülüm.

Gülüm deme, geliyorlar bana.

Dışarı çıkacağım seni, yemeğe gideceğiz.

Hadi be sallama.

Vallahi.

Hakan, ne diyor bu?

Duymadın mı kızım, bana ne soruyorsun?

(Müzik)

Ben kaçtım Fiko.

(Müzik)

(Erkek) Eyvallah kardeşim sağ olasın. (Kapı kapanma sesi)

(Martı sesi)

Ne yaptın bulabildin mi bir şey?

(Erkek) Gel otur, otur, otur.

Yarın sabah Londra'ya gidiyormuş seninkiler.

(Erkek) Yurt dışına yani.

Melis o yüzden son görüşmemiz falan demiş sana.

Biletlere baktırdım. (Martı sesi)

Fotoğrafını çekti çocuklar, şimdi gönderirler.

Ya ne yapıyor bu kadın ya? Nesine güveniyor bu kadın, anlamadım ki.

Geç kaldın, geç!

Zamanında açacaktın davayı, bu saate bırakırsan olacağı buydu.

Ya Bilir, ben mi geç kaldım?

(Tarık) Ha? ben mi geç kaldım?

Sen daha dün ayarladın be avukatı!

Müneccim çırağı mıyım ben oğlum, ne bileyim gideceklerini?

Geç kalmışım!

Yok!

Bu iş böyle olmayacak, ben kendim halledeceğim bu işi.

Kanun var, nizam var delirme şimdi.

Ya ben yerim, kanunu da nizamı da!

Onlar benim, öz kızlarım be! Öz kızlarımı da kimse bir yere götüremez!

Nasıl geri alacaksın?

Hadi Zeynep'i geçtim.

Melis küçük değil ki koca kızı, zorla mı alacaksın baldızın elinden?

(Müzik - Duygusal)

(Müzik - Duygusal)

Nereye saklamış olabilir?

(Müzik - Duygusal)

(Kuş cıvıltısı sesi)

(Sokak ortam sesi)

(Korna sesi)

(Sokak ortam sesi)

Bir şey mi arıyorsun?

Sana ne?

(Hakan) Söyle de yardımcı olayım.

İstemez, sen gitsene başımda dikilme şöyle.

(Melis) Allah'ım ya!

Çok değerli bir şey galiba?

-(Melis) Sen onu nereden buldun? -Düşürmüşsün.

-Ha sen de aldın yani hemen. -Ne, kabahat mi işledik?

Aa, dövseydin.

-Teşekkür mü bekliyordun? -Ee, bir zahmet.

Ben gelmeseydim ne yapacaktın? Satacaktın herhalde.

(Müzik)

Hırsız mı yazıyor benim alnımda?

Yazmasına gerek yok, halinden belli oluyor.

(Gülme sesi)

Sen aynaya bakıyor musun?

Ne bu şimdi? Kendince bana laf falan mı sokuyorsun?

Yok.

Çok güzelsin diyecektim.

(Müzik - Duygusal)

Ama insanın içi dışı bir olmuyor tabii.

(Müzik - Duygusal)

Neyse.

Yürüyeyim biraz.

Yüzük müzük bulurum yolda.

(Müzik - Duygusal)

(Zeynep) Teyze, teyze!

(Müzik - Duygusal)

(Müzik - Duygusal)

(Bilir) Yapma Tarık, etme Tarık ya!

Ah! Elin alnına gittiğine göre, yine bir halt işleyeceksin sen.

(Telsiz anons sesi)

(Telsiz ses) Bilir komiserim, Arif ben.

Söyle Arif, dinliyorum.

(Arif telsiz ses) Dediğiniz adresteyiz, burada öyle bir dükkân yok.

Nasıl yok oğlum, daha geçen hafta orada ciğer yedim ben.

-(Arif telsiz ses) Kapanmış amirim. -Hayda!

İyi, tamam, hadi yerinize dönün.

-(Arif telsiz ses) Başüstüne. -(Bilir) Ha Arif.

(Arif telsiz ses) Buyurun efendim.

(Bilir) Böyle özel şeyler için telsizi kullanmayın oğlum.

-(Arif telsiz ses) Özür dilerim amirim.

Bu ciğer mevzu nedir ya?

Ya yeriz dediydim, sen seversin ya.

Ciğer?

Oğlum benim burada, ciğerim yanıyor.

Sen kalkmışsın, ciğer yiyelim diyorsun.

Benim ciğer değil.

-Akla ihtiyacım var. -Vermedik mi?

Verdin de almadık mı?

İş bul Tarık dedin, iş bulduk.

Hayatını bir düzene sok Tarık dedin...

...hasbelkader, hayatımızı bir düzene soktuk.

Dava aç, al kızlarını dedin açtık davayı.

Açtık da ne oldu?

Aynen öyle.

Mahkemesi var, hâkimi var.

Ulan oğlum.

Seçil kızları götürecek.

Götürecek, iki gün sonra biz kimi bulup kime dava açacağız ha?

(Çay karıştırma sesi)

Senin kafanda başka bir şey var ondan senin bu hallerin.

(Bilir) Sakın!

Tarık, sakın bak işler daha yeni yoluna girdi.

-(Tarık) Ya Hasan, bırak Allah aşkına! -(Bilir) Tarık! Tarık!

Oğlum, senin gücün yetmez ulan o kadına.

Tarık, bundan sonra arkanda durmayacağım ulan senin.

Durmazsan durma ulan!

Durmazsan durma!

-Tarık, oğlum ben... -Eh!

(Kapı kapanma sesi) Ben kime diyorum ki?

(Müzik)

(Kuş cıvıltısı sesi)

(Melis) Üf! Tam zamanında bitti şarj.

(Kuş cıvıltısı sesi)

Ya, sen beni takip mi ediyorsun?

-Taksi mi arıyorsun sen? -Sana ne?

Buralarda taksi olmaz, söyleyeyim.

İleride bir otobüs durağı var, akbil yoksa verebilirim.

Çok komik.

Anladım, sen öyle çok otobüse binen tiplerden değilsin.

(Hakan) Bak aşağıda bir taksi durağı var, istiyorsan bırakayım.

İstemiyorum.

İs-te-mi-yo-rum!

Oradan değil yalnız, şuradan gideceksin.

(Melis) Peşimi bırakmazsan, polis çağırırım.

Abla, bana döner alsana ya!

(Erkek) Abla!

-(Erkek) Abla, döner. -(Melis) Ya!

-(Melis) Ya bir şey yapsana. -Polis çağırsana.

Üf, tamam.

Tamam, Vural abi tamam.

Vural abi tamam sen bekle burada, ben sana alacağım döner, tamam mı?

(Kuş cıvıltısı sesi) (Müzik)

(Nefes sesi)

Akşam da güzelce giyin tamam mı? Ben de afili olacağım zaten.

Ha! O halimizle belediye otobüsüne bineriz artık.

Olur mu öyle şey ya?

Arabayla alacağım seni gülüm.

-Yalanın batsın Fiko. -Ya yemin.

İyi, göreceğiz bakalım. (Köpek havlama sesi)

Neyse gidiyorum ben, annem sokağa dökülür şimdi.

(Müzik) (Köpek havlama sesi)

Ulan araba demeyeydim iyiydi.

Nereden bulacağım ben şimdi arabayı?

(Melis) Bunun ne işi var ya burada?

-Yok artık ya, delireceğim şimdi. -Melis.

Kızım.

Sen, beni görmeye mi geldin kızım?

(Karga sesi)

Ya gel hadi, sana bir çay yapayım vedalaşmış oluruz.

-(Melis) Vedalaşmak mı? -(Tarık) Hı!

Ya ben düşündüm taşındım, karar verdim.

Yani benim size karışmaya hakkım yok.

Hı?

Siz gezin, dolaşın hatta yurt dışına çıkın. Hı?

Hem yeni yerler görmüş olursunuz.

Ya sen nasıl bir adamsın ya?

Ben seni bir daha görmeyeceğim için çok seviniyorum biliyor musun?

Giderken arkama bile bakmayacağım!

(Tarık) Ah be kızım, ah be kızım!

(Müzik)

(Ayak sesi)

Ay! Çok güzel olmuşsun.

He...

Çok eğlen bu gece, tamam mı?

Çok iyi bir gece geçir, arkadaşlarınla.

Yarın, yeni bir hayata başlayacağız.

Babanın söylediklerini kafana takma.

O hiçbir şey yapamaz. Sadece konuşuyor.

"Güle güle gidin" dedi zaten.

Diyorum sana, biz onun umurunda bile değiliz artık.

Şişt. Bunları düşünme.

Gel buraya.

(Telefon zili sesi)

Kıvanç arıyor.

İyi eğlenceler.

(Kapı açılma sesi)

(Kapı kapanma sesi)

(Müzik)

(Araba sesi)

Doksanla kalktı vay şerefsiz!

Ben sana yapacağımı biliyorum.

(Müzik)

-Hoş geldiniz efendim. -Hoş bulduk.

Erken çıkacağım aracı fazla uzağa almasınlar.

Tabii.

Uzağa koyma abi devam et.

Hayırlı işler ağa.

Ne işin var lan burada?

Ne oldu oğlum konuşsana?

Ağa ya ben yine bir halt yedim.

Ne yaptın lan?

Bana bak yüzüğü kaybettim deme sakın.

Yok be ağa aman Allah korusun.

-Heyecandan gaza geldim. -(Hakan) Hı?

Sibel'e seni arabayla alacağım dedim.

Ee?

Ee'si ayarlarsın bir tane diye sana koşup geldim kardeşim.

(Gülme sesi)

İyi yapmışsın kardeşim benim.

Değil mi ya? Kardeşim benim.

Oğlum bak garaj şurada, seç istediğini.

Araba köpeğin olsun senin oğlum.

Lan ben bilseydim, mahalleye gönderirdim bunlardan bir tane ya.

Yok be ağa, ayıp olurdu sana.

Yormayayım seni dedim.

-(Hakan) Fiko. -(Fiko) Hah.

Defol git, beynini söktürtme şimdi bana!

Manyak mısın lan sen?

(Müzik)

Ah.

(Müzik)

(Müzik)

Bu kalıyor mu?

Yine arkanda bir şeyleri bırakacaksın ha?

Ablan evlendiğinde de gittin böyle.

İyi gelir dediydim ama...

Uzaklar sana yaramıyor be Seçil.

Bu kez Melis ve Zeynep'in iyiliği için.

Senin iyiliğin ne olacak peki Seçil ha?

Daha bu aşktan ne kadar kaçacaksın be kızım?

Yapamam.

(Seçil) Unutamıyorum.

(Müzik - Duygusal)

(Müzik)

(Telesekreter ses) Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor.

(Müzik)

(Tıkırtı sesi)

Zeynep.

(Tarık) Zeynep.

(Zeynep) Baba?

Ne oldu?

Hadi kızım gidiyoruz, hadi.

Nereye?

Ee, kaçıracağım seni.

Tamam. Nasıl geleceğim ki?

Atla. Ben tutacağım seni.

Hadi kızım.

(Gülme sesi)

Hadi.

(Müzik)

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Marş motoru sesi)

Yapma, yapma şimdi değil.

Ne oldu?

Galiba bize küsmüş.

Nereden anladın?

Yoksa içi geçmiş.

-Ne yapacağız? -Ne yapacağız?

Hadi be ağa, yap bir güzellik.

Hoş geldiniz. Buyurun.

Hoş geldiniz.

Ağa iki saat be söz.

Olmaz dedim bak. Benim başımı belaya sokma.

Oğlum bunlar sabaha kadar çıkmaz buradan.

Kırma kardeşini be hadi.

Yürü Fiko, yürü abi.

Bizimkinin zırto damadı değil mi lan bu?

(Müzik)

(Müzik)

(Araba sesi)

(Islık sesi)

Ah.

Şişt. Nereden buldun lan bunu?

Üzümünü ye bağını sorma.

Oğlum Tarık'ın damadının arabası değil mi bu?

Hadi lan! Ciddi?

Heriften mi aldın lan arabayı?

Ya oğlum sonra anlatırım, verin şunları.

Şişt oğlum bak ablamın nişanı için aldık, sakın kirletme ha.

Ya oğlum nişana daha var yıkatırsın ya. Sen de ver.

Hadi Sibel bekliyor.

Ne yapıyorsunuz lan?

Oğlum o kadar eşya verdik. Bir tur attır lan bari.

Ben de ayakkabımı verdim.

Oğlum saçmalamayın hadi.

Şişt.

(Müzik)

(Akbil sesi)

Geç kızım.

Abi. Geçin böyle.

Eyvallah.

Hah.

(Gülme sesi)

(Müzik)

(Müzik)

Tarık?

Zeynep!

(Müzik)

Zeynep!

Hah.

(Müzik)

Evin nerede?

Yukarıda.

Hah.

(Köpek havlama sesi)

(Korna sesi)

(Köpek havlama sesi)

Oha!

Bayıldım.

Ulan öküz, açmayacak mısın kapımı?

Nereden buldun oğlum bunu?

Yuh!

Hoş geldin yenge.

Bu ne be? Koğuş gibi.

Arabayı görünce otobüsten kurtuldum dedim ama...

...sen toplu taşımaya bağlamışsın yine Fiko.

Yemekte baş başayız gülüm.

İnecekler, söz verdiler.

(Müzik)

Huh.

İki saati geçirirsen ümüğünü sıkarım senin Fiko!

Canım ya.

Son gecen olması ne kötü.

Çok özleyeceğim ben seni.

Ben de seni canım.

E ne yapalım artık, yolun Londra'ya düştükçe uğrarsın.

Vallahi bravo.

Sendeki de iyi cesaret.

Hiç sevgilimi falan kaparlar diye korkmuyorsun.

Bildiğin free stile.

Ben sevgilime güveniyorum.

İyi.

Kıvanç da kendisine güveniyorsa sorun yok.

Neyse. Buralardayım ben.

Son gecenizin tadını iyi çıkartın.

Şeytan diyor dağıt ağzını burnunu.

Sen neye gülüyorsun?

Ya bırak saçma sapan konuşuyor işte.

Melis, bak bu bildiğin Kıvanç'a yürüyor. Haberin olsun.

(Kapı açılma sesi)

Hah.

(Kapı kapanma sesi)

Hah. İçine bir buçuk koydurttum.

Yemekli mekân dediğin burası mıydı Fiko?

Beğenmediysen arabayı biraz ileri çekeyim gülüm.

(Fiko) Ümit Besen'le eğlenelim.

Bak, şurada da Hakan Altun çalıyor.

Biz anca beleşe eğleniriz.

Şu kulüplere baksana.

Çok güzeller.

Ben onların içinde olmak istiyorum işte.

Ya onların içerisi çok gürültü oluyor. Kafamız patlar.

Hay... Öküzsün Fiko!

Ya tamam.

Şu an belki burada böyle olabiliriz.

Ama bir gün biz de o masalarda olacağız gülüm.

Hı. Masalara servis yapmayalım da.

(Fiko) Servis mi?

Elini sıcak sudan soğuk suya sokturursam ne olayım.

Yaşatacağım seni, bak görürsün.

Ulan tam inanacağım...

...olmadık bir şey yapıyorsun...

...hevesim kursağımda kalıyor.

-(Fiko) Ne diyorum biliyor musun? -(Sibel) Ha?

Şu bizim aşağıda yapılan yeni apartman var ya.

Param olsa oradan bir tane daire alırdım.

Hah işte, onu diyordum ben de.

Aynı şeyi düşünmüşüz demek ki.

Güzel oluyor ha böyle dışına süsler falan yapmışlar.

Hayallerin bile mahalleden çıkamıyor oğlum senin.

Beni nasıl yaşatacaksın acaba?

Halledeceğim gülüm.

Düşünme sen orasını.

Bende.

Halledemezsen beni unut zaten.

Eşyalar nerede?

Önce minderleri veriyorlar...

...sonra koltuklar gelecek.

Taksit taksit satıyorlar.

Ben nerede yatacağım?

Hah.

Hah.

Baba.

Hı. Söyle kızım.

Ablam, ablam ne olacak?

Seni almadan onlar hiçbir yere gidemezler.

(Müzik)

Ablam da gelsin.

O da olacak kızım.

O da gelecek.

(Telefon zili sesi)

Kim o?

Bebeğim sen arıyorsun.

Hayır, hayır ben değilimdir, teyzemdir açma.

Ya ben de sen sanmıştım.

Ben nasıl arayacağım akıllım?

Değil mi?

Buradayım ya.

Hah.

(Tarık) Hadi bakalım.

Teyzem kızmıştır değil mi?

Hı hı.

Kızarsa kızsın. Gitmeyeceğim ben onunla.

(Müzik - Hareketli)

Hayda!

(Müzik - Hareketli)

Görecek lan. Çekil kızın yanından.

(Telefon zili sesi)

Sen dur şimdi ağacığım.

I ıh.

Gülüm, Sibel'im.

Gel adını koyalım artık şu işin ha?

Ölünceye kadar diyelim.

(Gülme sesi)

Bu ne be? Evlenme teklifi mi ediyorsun sen şimdi?

Gibi.

Manyak mısın oğlum?

Neyine güveniyorsun?

Öğrencisin sen.

Başta isteyeceğim falan deyince atıyor dedim ama...

...sen arabeske bağlamışın yine.

O Uğur danası görücü gelirken iyiydi.

Ne alakası var Fiko?

Uğur eşek kadar adam.

Hem adını ağzına alıp durma şunun, geliyorlar bana!

Ya tamam.

Neyse bırak onu bunu.

Kendimize bakalım biz.

Şimdi ben düşündüm...

...şöyle hani...

...kendi aramızda...

...söz gibi.

(Müzik)

(Müzik)

Ah be Hakan aç şu telefonu ya, aç şu telefonu ya.

Ne bekliyorsun oğlum?

Hadi öbür tablayı da getir.

Geç oldu. Sayımı bitirip çıkalım.

Tamam baba.

Bittim ben.

(Müzik)

Ben camiye gidiyorum.

Tamam baba.

Ulan kız gelecek, olay çıkacak şimdi ha.

Sen takıl, ben hemen geliyorum.

Tamam.

Geliyor lan geliyor, geliyor. Çekil kızın yanından.

(Tokat sesi)

Hayda!

E gider lan bunlar.

Ya sen, ne yaptığını zannediyorsun ya?

Abartma Melis, bir şey yok.

Konuşuyoruz sadece.

Sen sus, sen sus! Ben sana sonra geleceğim!

Hayatım bir sakin ol gel.

Sakin sakin konuşalım şurada.

Neyini dinleyeceğim ben senin ya?

Her şey apaçık ortada. Birbirinizin içine düşmüştünüz.

Şişt ya bebeğim neden bu kadar büyütüyorsun? Ne var bunda?

Asıl ben seni gözümde büyütmüşüm.

Pisliksin işte!

Melis, bak sınırını aşıyorsun.

La bir alttan al, la bir özür dile, bir...

Pisliksin işte! Yalan mı?

Bari, benim gitmemi bekleseydin.

(Kıvanç) Şişt Melis.

La git peşinden kızın.

O ellere daha neler alacağım ben gülüm.

Öyle olsun bakalım.

(Telefon zili sesi)

Of! Bir rahat vermedin be Hakan.

Aç. Önemlidir belki.

Buyur ağa?

Uç Fiko uç. İçerisi fena karıştı abi.

Beş saniye içerisinde burada ol.

Karışsın ağacığım. Bize ne oluyor ki?

(Hakan ses) Bizimkiler kavga ediyor lan.

Gidecekler galiba. Fırla gel hemen.

Ne olmuş?

Hakan, arabayı getir diyor.

Yürüttünüz değil mi arabayı?

Ya yok be ödünç aldım.

Ulan yalan yakandan paçandan dökülüyor, hâlâ ödünç aldım diyorsun.

Ya seni şuradaki otobüs durağına bıraksam sıkıntı olur mu gülüm?

Bir sorun çıkmadan teslim edeyim arabayı.

Hay senin yapacağın işin ben...

Melis.

Bak saçmalama artık.

Ben mi saçmalıyorum?

-(Melis) Ben mi saçmalıyorum? -(Kıvanç) Evet.

Gitmemi beklemeden hemen birini bulmuşsun.

Ya bir şey, ancak bu kadar yanlış anlaşılır.

Yani Melis, yuh ya!

Sen gündüz, beni almaya da gelmedin. Kim bilir kiminleydin?

Melis bak arabam bozuldu dedim, anlattım sana.

Ya defol git Kıvanç! Bir daha seni görmek bile istemiyorum.

Taksi çağırır mısınız bana lütfen?

Nereye?

Gidiyorum.

-(Kıvanç) Bak Melis. -(Melis) Bırak kolumu!

Ya tamam ya, bir eğlenmene bak ya.

Tamam, ben götüreceğim.

Kıvanç bitti diyorum! Nesini anlamıyorsun ya?

Melis bak, o kadar kolay değil o.

Ya Kıvanç, bırak kolumu ne olur gideceğim.

Lan ayarsız herif, bak beni karıştırmadan çözün şu işi.

Benimle geliyorsun.

Gelmeyeceğim! Bırak kendim gideceğim!

-(Melis) Bırak! -(Kıvanç) Melis geliyorsun!

(Hakan) Bırak lan kızı.

Sen nereden çıktın be?

(Müzik)

Ne işin var senin burada?

Burada çalışıyorum.

Melis.

Bitti diyorum Kıvanç anlamıyor musun? Peşimden gelme.

Melis bak, o, o kadar kolay değil.

Kız bitti diyor. Basmıyor mu?

Sen karışma hadi git arabamı getir.

Rahat bırak kızı.

Oğlum git arabamı getir diyorum, hadi!

(Müzik)

Kusura bakma gülüm.

Fiko çek git yoksa parçalayacağım seni.

Tamam kızma.

Seviyorum seni.

(Müzik)

Oğlum nerede arabam?

(Kıvanç) Nerede?

Tamam geliyor, sakin.

Oğlum, dalga mı geçiyorsun sen? Nerede araba?

Kıvanç?

Kıvanç niye kapıdasın? Herkes içeride seni bekliyor.

Melis nerede?

(Hakan iç ses) Ulan Fiko!

-(Kıvanç) Yok araba yok. -Nasıl araba yok?

Ya yok işte.

Arabanızı bulamadım efendim.

Ne?

Oğlum ben anahtarı sana vermedim mi? Ne demek bulamadım?

Bir karışıklık oldu sanırım. Tekrar bakacağım.

Yürü git müdürünü, şefini çağır hemen!

(Müzik)

(Gök gürültüsü sesi)

(Yağmur sesi)

(Müzik)

(Telefon zili sesi)

Efendim teyze?

Melis, Zeynep yok.

Nasıl yok?

(Seçil ses) Bilmiyorum. Gitmiş.

Tarık'ın arabası kapıdaydı. Belki de o götürdü.

Tamam. Ben gidip bakarım.

Nereye bakacaksın?

Ben nerede yaşadığını biliyorum galiba.

Tamam dur, bekle ben seni alayım beraber gidelim o zaman.

Tamam. Ben sana konum atacağım.

Tamam.

Hemen bulacaksınız o arabayı yoksa kapattırırım bu mekânı!

Bir karışıklık olmuştur efendim. Hemen hallederiz, merak etmeyin siz.

Oğlum böyle adamları çalıştırırsan burada, daha çok karışıklık olur.

Ya şunun tipine bak. Hırlı mı, hırsız mı belli değil herif ya.

Ne diyorsun arkadaşım?

Kim hırsız?

Sen tabii ki.

Alnına da yaz tam olur.

(Kafa atma sesi)

Al, git kendi alnına yaz.

Şerefsiz!

(Kıvanç) Git be! Bırak!

(Fren sesi)

(Müzik)

Allah belanı versin Fiko!

Allah belanı versin!

Eyvah.

Babam yaptı.

Ulan Hakan, neredesin ya?

(Telefon zili sesi)

Evet?

Alo, Hakan nerede para, hani getirecektiniz?

Ne parası?

Çaldığınız yüzüğün parası.

Lan, bir de yüzük mü çaldınız siz?

Ya ölecek karga, kırılacak dala konarmış arkadaş.

Allah belanı versin senin!

Alo, alo?

Hakan? Sen kimsin ya?

Burası karakol.

Hakan makan, bütün mahalle burada.

(Polis ses) Şikâyetçiysen sen de gel.

Karakol mu?

(Müzik)

Hocam, hocam.

-(Ömer) Hocam. -Ne oluyor be?

(Müzik)

Ne oluyor lan?

Ömer?

(Ömer) Hocam çocukları karakola almışlar hocam.

Ben hemen geleceğim, tamam mı?

Tamam. Ben uyurum ki zaten.

Korkmazsın değil mi?

Hayır. Ben hiçbir şeyden korkmam.

Ve...

(Tarık) Hadi bakalım.

Hadi bakalım.

Hocam, halledeceksin değil mi?

Halledeceğiz bakalım, halledeceğiz. Hadi yürü, yürü, yürü.

Hah.

Oh.

Bu saatte de ekmek kaldı mı acaba?

Of anne.

(Müzik)

Aa, kapatmış.

Tüh.

Yukarıdaki açık mı acaba?

Buralarda bir yerde, olması lazım.

-(Seçil) Emin misin? -(Melis) Eminim.

Salih abi şu ileriden dönebilir miyiz lütfen?

(Kedi miyavlama sesi)

(Kedi miyavlama sesi)

(Müzik)

(Kedi miyavlama sesi)

Evini mi kaybettin sen?

(Kedi miyavlama sesi)

(Kapı açılma sesi)

Gel pisi, pisi, pisi.

Gel pisi, pisi, pisi.

Gel pisi, pisi, pisi.

(Kapı kapanma sesi)

(Müzik)

Günah oğlum, günah.

Cehennemde yanacaksınız.

Ya niye çalıyorsunuz arabayı?

(Fiko) Lan bir sus, lan!

Bir sus bıdı bıdı bıdı beynimizi öğüttün be, yeter artık!

Lan ben dedeme, ne diyeceğim?

Bari, beni günahınıza ortak etmeseydiniz.

Bir şey olmaz korkma.

Ağa ben nereden bileyim, içeride kavga çıkacağını?

Fiko, şöyle geç, uzak dur, yoksa elimde kalacaksın ha.

Ya beyler okuldan da atarlar şimdi.

O nereden çıktı lan?

Oğlum zaten dersler tırt.

Disiplin misiplin bizi bitirirler.

Ulan var ya, o Kıvanç itinin şikayetçi olacağını bilseydim...

...arabaya anahtarla adımı yazar öyle teslim ederdim.

Fiko!

Öldürtecek misin lan kendini?

Beyler öğretmeniniz, sizinle konuşmak istiyor.

Hah.

Bir sen eksiktin.

Ne ayaksın sen?

Ha?

Hoca, halimizi görmüyor musun?

Konuşmanın sırası mı şimdi?

Bence tam sırası.

Hatta senin ne ayak olduğundan başlayabiliriz.

Ne ayaksın lan sen?

Bu saatte aç kalanlar, ne yapacak?

Taş mı yiyecek yani?

Cık cık cık.

(Zeynep) Gel pisi, pisi, pisi.

Ufaklık.

Bu saatte burada ne yapıyorsun?

Annenin haberi var mı, dışarıda olduğundan?

Annem yok benim.

Yok mu?

Baban?

Babam? Var.

E tamam, hadi.

Sen, bana evini tarif et...

...ben, seni evine götüreyim.

Olmaz, gelemem.

-(Bahar) Neden? -(Zeynep) Kapı kapalı.

Nasıl, kapı kapalı?

Of! Dışarı çıktım kapandı işte.

Hem evde kimse falan yok.

E baban seni evde tek başına mı bıraktı?

Manyak mısınız oğlum siz?

Araba çalmak ne?

Kuyumcu soymak ne lan?

Şişt, orada dur hoca.

Soyma moyma yok. Kaporasını verdik biz, o yüzüğün.

Ha vermişsiniz. Gerisini, nasıl ödeyeceksiniz?

Vaaz vermeye geldiysen, boşuna yorma kendini.

Senin öğüdüne ihtiyacımız yok.

Bana bak öyle artist artist gider yapma bana.

(Tarık) Dangalak!

(Tarık) Teknoloji ilerlemiş, her tarafta kamera var.

Yediğiniz her haltı çekmişler.

İnkâr etseniz bile boşuna.

İfade mifade, hop turistik bir seyahat...

...kodese!

Ben bir şey yapmadım ki.

Ben harama, el sürmem.

Ha sürmezsin ama çocuk şikâyetini geri almazsa...

...bu mevsimde şahane bir kodes tatilindesiniz.

Geri aldı ya arabasını hoca.

Oğlum, kanun var, nizam var oğlum.

Suçunuz sabit.

Ee, ne olacak şimdi?

Her şey bitti mi yani?

Her şey hayırlı olacak.

Size bir teklifim var.

Ee?

Ee?

Hı?

Ben bu çocuğun şikâyetini geri aldıracağım.

Sizi buradan çıkaracağım.

Teklifin bu değil herhalde.

Karşılığında illa ki bir şey isteyeceksin.

E bu devirde kim kime, karşılıksız iş yapmış ki öyle değil mi ha? Gençler!

Ben sizi buradan çıkaracağım...

...siz de yarın, tam kadro idmana geleceksiniz.

Hı?

(Tarık) Tamam mı?

(Müzik)

Hadi gel.

Hadi gel, evini tarif et gel ben seni götüreyim.

Ya bırak, kediyi bulacağım ben.

Aa, bu saatte kedi aranmaz.

Hadi sabah ararsın, bak çok soğuk hava, hadi gel.

Ya bırak! Gelmeyeceğim seninle.

Ama olur mu? Bu saatte, burada yalnız başına olmaz.

Bırak! Gelmeyeceğim! (Siren sesi)

Gel tatlım.

(Telsiz sesleri)

Zeynep?

(Müzik)

Baba?

(Tarık) Zeyno, kızım?

Tarık Aksoy siz misiniz?

Evet, benim.

Çocuk kaçırmaktan, gözaltına alıyoruz sizi.

Ne?

(Müzik)

(Müzik)

Bu dizinin betimlemesi Kanal D tarafından Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Sesli Betimleme Metin Yazarı: Reyhan Üzülmez

Seslendiren: Emine Kolivar

Alt Yazı: Gülay Yılmaz / Nuray Ünal / Feride Tezcan / Tugay Çiftci

İşaret Dili Tercümesi: Berrak Fırat

Son Kontroller: Fulya Akbaba / Dolunay Ünal / Samet Demirtaş

Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme

(Müzik - Jenerik)

(Müzik - Jenerik)

(Müzik devam ediyor)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.