All language subtitles for The.One.And.Only.Ivan.2020.1080p.WEBRip.x264.AAC5.1-[YTS.MX]

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew Download
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian Download
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

ÇEVİRİ: JAVAJAVA2002

GERÇEK BİR HİKAYEDEN ESİNLENİLMİŞTİR

Merhaba, adım Ivan.

Ben bir gorilim.

Göründüğü kadar kolay değil bu.

Anlayacaksınız.

Bu pencerenin dışında şovumun reklam panosu var.

Ben başrol oyuncusuyum. Yani şovun yıldızı benim.

Epey vahşi görünüyorum, değil mi?

Asla öfkelenmesem de öfkelenmiş rolü yaparım.

Benim işim bu.

20 yıldır insanlar kilometrelerce uzaklıktan...

...Big Top Mall and Video Arcade'ye beni ziyarete gelirler.

Ve bu da çadırımız, AVM'de performans sergilediğimiz yer.

Çok güzel değil mi?

Hepiniz hoş geldiniz!

Yerlerinizi alın!

- Şovumuz 5 dakikaya başlıyor! - 5.

Bu Mack. Onu kendimi bildim bileli tanıyorum.

Çok gösterişçi biridir.

Geldiğiniz için hepinize teşekkür ederim!

Bence aksanıyla kimseyi kandıramıyor.

Dünyanın en güzel şovuna hoş geldiniz!

Daha önce hiç seyretmediğiniz, en görkemli hayvan şovuna hazırlanın!

Henrietta ile tanışın!

Dünyanın en iyi beyzbol oynayan tavuğu.

Topa vuracak oyuncu vuruş noktasına geliyor.

Müthiş bir gaga-göz koordinasyonu vardır.

Aferin sana!

Tur vuruşu!

Fok balığı Frankie!

Topu düşürmeyeceğim. Topu düşüreceğim.

Biraz evhamlıdır.

Topu düşüreceğim.

Ama işini her zaman mükemmel yapar.

Aferin sana!

Topu düşürmedim!

- İşte geliyor. - Murphy!

İtfaiye aracındaki tavşan!

Murphy çocuklarca çok sevilir.

Şimdi de şovun kraliçesi, Stella!

Stella en eski ve en bilge dostumdur.

Ben doğmadan önce de sahne alıyordu.

Benim bildiğimden fazlasını biliyor.

En sevdiğim kanişim nerede bakalım?

Sıram geldi.

Snickers şovun kalitesini arttırıyor.

Seyirciyi seviyorum. Günün en güzel kısmı.

Yukarı çık kızım!

Her seferinde rutinlerini değiştirirler.

- Pekala, Snickers. Hadi yapalım. - Tamam, Stella. Hazır olunca başla.

- Yukarı! - İşte böyle.

Sihir.

- Ve bu da... - Selam dostum.

En iyi dostum.

Burada olmaması gerek ama...

...kendini evinde hissediyor.

Şimdi de hepinizin beklediği o an geldi.

Benim bir numaram yok. Mack kendim olmamın yeterli olduğunu söylüyor.

Ben başrol oyuncusuyum, o yüzden en son çıkıyorum.

Efsaneyi duymuşsunuzdur.

Üzerimde çok fazla baskı var gibi görünse de işimi seviyorum.

Onu bizzat kendiniz görün!

Bekle, bekle.

Eşi benzeri olmayan Ivan!

Şunu seyredin.

Çocuklar hep korkuyor.

Şimdi de biraz göğüs yumruklaması.

Epey etkileyici, ha?

Eşi benzeri olmayan Ivan!

Ve bu da Julia.

Babası George burada çalıştığı için her gece kafesime geliyor.

İstediği yere oturabilir ama o hep benim yanıma oturuyor.

Bence beni seviyor.

- Ne diyorsun, Ivan? - Bunun hakkında mı?

Gerçek ben buyum.

Hey Jules, güzel çizmişsin.

- Teşekkürler. - Evet.

George, kızın çok yetenekli.

Bu yeteneğini annesinden almış.

Evet, Sarah nasıl?

Bir gün iyi, bir gün kötü.

Böyle şeyler zaman alıyor.

Evet.

Jules.

Gidip kendine birkaç boya kalemi alsana.

Buna gerek yok, Mack.

Hayır, içimden geldi.

Ne diyorduk, Julia?

- Çok teşekkür ederim. - Rica ederim.

Çabuk ol, tamam mı? Gitmemiz lazım.

Okullar yakında açılacak. O zaman hep işler açılır.

Evet. Açılır.

Evet.

Bu hiç iyi değil evlat.

Yiyecek ve kirayı bile karşılamaya yetmez bu.

İnsanları yeniden buraya çekip heyecanlanmalarını sağlamalıyız.

Yapamazsak bu iş biter.

Bu olursa ne yaparız?

Harika.

Gorilden tavsiye istiyorum.

"Heyecanlanmalarını sağlamak" mı?

Sessiz gülümsemesinden dolayı sadece Ay'ı sevmiyor muydun?

Güneşi tercih ederim.

Göbeğimde güneşi hissetmeyi seviyorum.

Etkileyici bir göbeğin var, dostum.

- Sağ ol. - Birisi üzerinde uyumayı seviyor.

Buraya gizlice girdiği ilk gece şimdinin halinin yarısı kadardı.

Çok tatlıydı. Tüylü bir çörek yediğimi gözümde canlandırdım.

Stella, buranın insanlarla dolup taştığı zamanı hatırlıyor musun?

Günde üç şov. Tüm koltuklar dolu.

Hatırlıyorum.

Sence benim yüzümden mi artık pek gelen yok?

Sahne ışığımı mı kaybettim?

Yani, öfkeli bir goril istiyorlarsa olabilirim.

Niye öfkeli bir goril istiyorlar ki?

Bence insanlar bizi gördükleri şekilde seviyor.

Gorilleri de öfkeli görüyorlar.

Babam derdi ki: Öfke değerlidir.

Düzeni korumaya ve diğerlerini tehlike anında uyarmaya yararmış.

Ama burada koruyacak kimse yok.

Sebepsiz yere kükreme zor oluyor.

Biliyorum.

Mamaya ben dokunmadım. Ben değildim.

Merhaba.

- Merhaba. - Merhaba.

Benden mi bahsediyordunuz?

Çünkü bahsettiğiniz her neyse ben yapmadım.

Hayır.

Rüyama geri döneyim.

Lezzetli.

Endişelenme, göreceksin.

Ben başrol oyuncusuyum. Bunu halledeceğim.

Şovu eski günlerine döndüreceğim.

Evet.

Döndüreceksin, dostum.

Sen başrol oyuncususun.

Onlara harika bir şov seyrettirelim, tamam mı?

Bu işte beraberiz evlat. İşleri tersine döndürebiliriz.

İşte benim oğlum.

Pekala, 10 dakikaya başlıyoruz.

- Pekala, Murph. Şov zamanı. - Her şey kontrol altında.

Her şey kontrol altında.

"Satılık kuş" lafı sana bir şey çağrıştırıyor mu?

- "Satılık kuş"? - Evet, bunu unutma.

- Bu bizim şovumuz. - Başardım.

Umarım keyif almışsınızdır.

- Yine de gelen pek insan yok. - Teşekkür ederim!

Ivan!

Sana bir şey getirdim.

Bazen ben çizim yaparken beni izlediğini görüyorum.

Yeni boya kalemleri aldım.

Bu yüzden eski boya kalemlerimi sana vereyim dedim.

Al.

Biraz kırılmışlar.

- Tamam mı? - Tamamdır.

Pekala. Gidelim tatlım.

İyi geceler, Ivan.

İyi geceler, Mack amca!

İyi geceler.

Onunla ne yapacaksın ki?

Emin değilim.

Ben muhtemelen yerdim.

- Bu bir boya kalemi. - Boya kalemi olduğunu biliyorum.

Dinle.

- Tabağa dökülen mama sesi. - Açlıktan ölüyorum.

- Biraz yemek istemez misin? - Bir rüyanın gerçekleşmesi gibi.

Umalım da bu gece buralarda takılmasın.

Pekala. Sabah görüşürüz, Snickers.

İşte bu.

- Saklansan iyi olur. - Beni asla yakalayamaz.

Geliyor. Tehlikeli sularda yüzüyorsun dostum.

O köpek!

- Castello! - Demiştim sana.

Castello!

Evet Mack, ne oldu?

Ne mi oldu?

Tansiyonum.

Benimle dalga mı geçiyorsun?

Sana daha kaç kez o iti buradan çıkarmanı söyleyeceğim?

Bak, işin hayvanlarımızı kafeslerinde tutmak...

...ve öbür hayvanları da dışarıda tutmak!

Şu an isteyeceğimiz son şey besleyecek bir boğaz daha.

Tamamdır, Mack. Her şey kontrol altında.

- Her şey kontrol altında. - Eminim öyledir.

Kontrol altında. Her şey kontrol altında.

Ha.

Korkak.

Boya kalemleri.

Ne çizebilirim ki?

Merhaba, Bay Böcek.

Ne...

- Nedir o? Uçan bir inek mi? - Hayır.

- Bir el mi? - Hayır.

- El çizmek çok zordur da. - Cidden mi?

- Tennessee mi? - Hayır.

- Kansas. - Aman ya.

- Ben miyim? - Ne?

- Beni mi çizdin yoksa? - Hayır.

- Buldum! O bir tortilla. - Hayır. Tortilla değil. Bu...

Hayır, hayır. Sakın söyleme. Sakın söyleme. Sakın söyleme.

Yazın son günündeki bir saman yığını bu.

Bu bir böcek.

Böcek mi? 40 yıl düşünsem aklıma gelmezdi.

Bir böcek. Tabii ya. Şunlar bacakları. Bacakları.

- Kuru üzümler için sağ ol. - Lafı bile olmaz.

- Bir tane yemek ister misin? - Kuru üzüm yemediğimi biliyorsun.

- Günaydın, Mike. - Mack.

- Neler oluyor? - Galleria'da şansım yaver gidebilir.

Yapma, Mike. Bu bir hata. Bu koca bir hata olur.

Yakında işler yoluna girecek.

Bu işte iniş çıkışlar olduğunu biliyorsun.

Bunu biliyorum ama çıkış filan göremiyorum.

Evet.

Pekala, bol şans.

Sana da.

Şovumuz sona erdi. Sağ olun, bayanlar ve baylar.

Lütfen, arkadaşlarınıza şovdan bahsetmeyi unutmayın.

Geldiğiniz için tekrar teşekkürler.

Beklediğimiz oyun değiştirici bu.

"Günümü şenlendirmek" mi? Sen yılımı şenlendirdin!

Evet, evet, aynen. Yarın sabah görüşürüz.

Teşekkür ederim.

Baksana Ivan. Şovun yüzünden kalbim hala çarpıyor.

- Gerçekten mi? - Evet, yani gerçek bir öfke şovuydu.

Nasıl yapıyorsun, ayağına iğne mi batırıyorsun?

Hayır. Rol yapıyordum.

Ne? Bir sınıfa ders vermelisin.

Sağ ol dostum.

Bak ne çizdim!

- Nedir o? - Şuna bak.

Burada olmaman gerektiğini biliyorum.

Ama artık sıradan bir köpek değilsin.

Bir adın var.

- Bob. - Çok güzel.

Biraz küstahça değil mi?

"Küstahça" derken?

- Baba, şuna baksana! - Babalık buraya geliyor.

Buradan git.

Bak Ivan ne çizmiş.

Şuna bak. Ufak bir karalama mı yapmış?

Bu bir karalama değil.

Bir böcek.

Bir böcek çizmiş.

Galiba bunu görmek için sanatçı gözüne sahip olmak lazım.

Seninkiler gibi.

- Eve, annene gidelim mi? - Evet.

Pekala, iyi geceler de.

İyi geceler, Ivan.

İyi geceler, Bob.

O küçük köpeğe "Bob" mu dedin?

Evet, adı bu.

"Bob"?

Niye her şeye isim veriyorlar ki?

O kadar tatlı olmasaydı onu burnundan ısırırdım.

Çok heyecan verici. Bugün o gün!

Benimle gelmek ister misin, Snickers?

- Nereye gidiyorlar? - Pekala.

Merak kediyi öldürür ama köpeği besler.

Mama operasyonu, hadi!

İçerideyim.

İşte orada.

Mama. Nihayet başbaşayız.

İyi hissettiriyor.

Yumuşacık.

Ne güzel bir his bu.

Çok rahatlatıcı.

Bu ben miydim?

Dert etmeyecektir. Tamam, neredeyim ben?

İşte şimdi oldu.

Evet.

Eğleniyor musun?

Hey Snickers, dönmüşsün.

Şampuan zamanı mı?

Asla göremeyeceğin bir şey.

Hadi ama.

Neden evcilliğe boyun eğmiyorsun?

Çünkü özgürlüğümü seviyorum. Çok teşekkür ederim.

Yiyebilir miyim?

O zaman yemek artıklarıyla beslenip beton üzerinde uyumayı sürdürmelisin.

Beton üzerinde hiç uyumadım.

Ivan'ın üzerinde uyuyorum ben.

Ondan bahsetmişken, şov için onu havaya sokmaya gitmeliyim.

- Hayır, şov olmayacak. - Ne?

- Şov iptal edildi. - Neden?

Yeni bir hayvan getiriliyor.

Kimseye söyleme. Üzülebilirler.

Evet, evet. İkimiz arasında.

Ivan! Şov iptal edilmiş!

- İptal mi edilmiş? - Yeni bir hayvan getiriliyor.

Yeni hayvan yolda! Yeni hayvan geliyor!

Hey, yeni bir hayvan, Stella.

- Yeni bir hayan mı? - Evet!

Onu sevmelisiniz.

Henrietta, Murphy, Bize yeni bir arkadaş geliyor.

Hey, parti zamanı.

- Onu nereye koyacağız? - Topu havada tut Frankie.

Yeni bir hayvan geliyor.

Yeterince baskı altında değişmişim gibi!

Hey Ivan, başka bir goril olabilir.

- Öyle mi? - Belki yeni bir türdür.

Uçan sincaptır veya şarkı söyleyen faredir.

O şey mi?

İşte. Büyük gün geldi!

Büyük gün. Hadi, açalım.

Yerimi başkası mı alacak?

Frankie, yerini kimse alamaz. Senin eşsiz bir yeteneğin var.

Teşekkür ederim.

Vay canına.

Sürprizleri sevmem. Bakamayacağım.

Merhaba.

Ne şirin bir şeysin sen!

Merhaba. Evet.

Bu hayvanı sevmeye başladım.

George?

Galiba yardıma ihtiyacım var.

Evet, şuna bak George. Ne yapacağını biliyor.

Aynen öyle, Stella.

Bir yavru.

Gördün mü?

Merhaba. Nasılsın bakalım?

Stella'ya bak. Bunu yapacağını biliyordum.

Aferin sana tatlım.

Dişi bir tavşan bekliyordum.

Hey.

- Bu müthiş. - Harika bir fikir, Mack.

Evet, onu çok da ucuza aldım. New Jersey'deki kapanan sirkten.

- Herkes yavru hayvanları sever. - Aynen.

Yeni yuvana hoş geldin.

Adı Ruby.

Hiç performans sergilememiş.

Ama bu şovu kısa sürede eski günlerine döndürecektir.

Ona bir bak.

Tam da buna ihtiyacımız vardı.

Çok yaşa.

Ruby, Ruby. Çok şirin, çok şirin.

Şirinlik abidesi.

En şirin şey.

Acaba herhangi bir yeteneği var mı?

Yoksa senin gibi bir itfaiye aracı mı sürecek?

Hey! Lafına dikkat et tavuk.

Şovu eski günlerine mi döndürecek?

- Sen bir maymun musun? - Ben ne miyim?

Sen bir maymun musun?

Ne... Hayır, ben bir gorilim.

Diğer goriller nerede ki?

Burada başka goril yok.

Öyleyse o kim?

O Not-Tag. Dokunma ona. O gerçek değil.

Niye adı Not-Tag ki?

Bu uzun bir hikaye.

- Hikayeleri severim! - Sevdiğin belli ama işim var.

İşin varmış gibi görünmüyor.

Görünüş aldatıcıdır.

Burada başka goril olmamasına üzüldüm.

Ben üzülmüyorum. Çünkü tek olmak güzel.

"Eşi benzeri olmayan Ivan." Reklam panosunda yazan bu.

Ivan bu şovun hep başrol oyuncusu oldu.

Duydun mu? Başrol oyuncusu.

Vay canına! Neden?

Çünkü o gümüş sırtlı goril. İnsanları korkutuyor.

Korkutucu değilsin.

Evet, öyleyim. Çok korkutucuyum.

O yüzden gitsen iyi olur.

Yoksa öfkeli kükrememi duyarsın.

Ve şimdi hepinizin beklediği o an geldi.

Hey, hey, hey. Daha bitirmedim.

Yeni başrol oyuncumuz.

Ne?

Ailenin yeni üyesiyle tanışın, Ruby!

- Merhaba, Ruby. - Bize doğru geliyor.

Hadi, Ruby!

Daha önce hiç böyle bir alkış duymamıştım.

Benim için fazladan alkışladıklarında bile.

O küçük melek başımıza gelebilecek en iyi şey.

- Ivan? - Uyuyorum.

Tavşan niye itfaiye aracı kullanıyor?

Uyuyorum.

- Fok balığı niye bu kadar evhamlı? - Gidip uyu, Ruby.

- Hiç aslan gördün mü? Ben... - Bu yavru fil şaka falan mı?

- Şaka biliyor musun? - Ben...

Ben biliyorum.

Buzdolabında bir fil olduğunu nasıl anlarsın?

Tereyağındaki ayak izlerinden!

Çok komik değil mi?

Acıktım. Havucu çok severim.

Senin en sevdiğin yiyecek ne?

Ona söyle. Belki çenesini kapar.

Yoğurtlu kuru üzüm.

Pekala. Hadi bakalım.

Bugüne iyi hazırlanmalıyız. Tıpkı eski günlerdeki gibi.

Sıradaki kim? Ne alırsınız?

Yavru Ruby'i görmeye mi geldiniz?

- Al bakalım, genç bayan. - Yeni yıldız.

- Sizi görmek güzel. Teşekkürler. - Şovun keyfini çıkarın.

Mükemmel! Şovun keyfini çıkarın.

Saman alevi gibi bir parıltı.

Yavrular hep yavru kalamazlar.

Senin caziben ise kalıcı.

Şovumuzu kurtarmak yavruya göre bir iş değil.

Bu bir gümüşsırtlı goril işi.

Benim işim.

Onun bunu anladığını sanmam.

Merhaba yavru.

Şovda çok iyisin. Herkes seni görmeye geliyor.

Selam Stella. Seyircinin artması çok güzel değil mi?

Baba.

Baba!

Evet?

Stella yine ayağıyla ilginç bir şey yapıyor.

Mack!

Neyin var?

Biraz şişmiş.

Hassas mı?

Pekala, kaldır.

Şuraya bir bakalım.

Pekala, bir terslik var.

Sorun yok, Stella. Sorun yok kızım.

Pekala.

Bir şey göremedim ama...

...içinde bir şey kalmış olabilir ya da enfeksiyon kapmış olabilir.

Ve bu canını yakıyor gibi görünüyor.

Bu akşamki yemeğine aspirin koy.

Sabah ilk iş veteriner çağırırız.

Güçlü ol kızım. Bize lazımsın.

O iyi olacak. Çok güçlüdür, tamam mı?

Tamam Stella, biraz dinlen.

Pekala! Yürü be!

Yürü be!

Şovda çok iyisin, Ruby.

Teşekkürler, Stella teyze. Ayağın konusuna üzüldüm.

Bunca yıldır ağırlığımı taşımaktan yoruldu.

Başka bir hikaye daha dinlemek ister misin?

- Tabii, anlat. - Pekala.

Hey, bunu neden yaptın?

Vahşi doğada yavru olduğum zamandan kalma bir hikaye bu.

Bir gün...

...etrafta su arıyordum.

Kayıp bir çukura düştüm.

Çok derin bir çamura saplandım.

- Ama sonra küçük bir kız... - Julia gibi!

Julia gibi bir kız. Bağrışlarımı duydu.

Durumu köyüne haber verdi.

Ve köylüler gelip beni kurtardılar.

Vay be!

Bunu insanlar mı yaptı?

Buna inanmıyorum.

Tüm insanlar kötü değildir.

Seni şaşırtabilirler.

Tüm hayvanlar vahşi doğada özgür müdür?

Evet.

Biz hiç özgür olacak mıyız?

Buraya çok da uzak olmayan yerler var.

Güvenli yerler.

Ağaçlar, çimenler ve göllerle kaplı.

Hayvanların özgürce dolaşabileceği yerler.

- Vahşi doğa. - Vahşi doğa gibi.

İnsanların olmadığı yerler.

Şimdi biraz uyumaya çalış.

Tamam.

- İyi geceler. - İyi geceler.

İyi geceler, Ivan.

Ne...

İyi geceler.

- Ivan! Şov zamanı. - Ivan. Şov zamanı.

Hey, Mack.

Bence Stella şova çıkmamalı.

Öyle mi?

Ayağının üstüne basamıyor.

Bu hiç iyi değil. Peki, bırakalım dinlensin.

Şovdan sonra veterineri yine ararım.

Ruby.

Aferin kızım.

Bugün şovu tek başına yapacaksın.

Bunu yapabilirsin. Değil mi tatlım?

Yapacaktır.

Bence bu iyi bir fikir değil, Stella teyze.

Ve şimdi de bayanlar ve baylar...

...hepinizin beklediği o an geldi.

Bunu sensiz yapamam. Korkuyorum.

Ivan, başlama işaretini kaçıracak.

Ne?

Ruby!

- Ne yapacağımı bilmiyorum. - Seni kolluyor olacağım.

Dinle evlat. Oraya çıkmalısın.

Yapamam.

Hey, seni görmeye geldiler. Onları hayal kırıklığına uğratamazsın.

Ama korkuyorum.

Ruby!

Dinle beni. Seni seviyorlar.

Öyle mi? Emin misin?

Elbette, eminim. Bir şey yapmana bile gerek yok.

Oraya çıkıp kendin olman yeterli.

Tekrar çağıralım mı? Bayanlar ve baylar, Ruby!

Gelsene.

Bunu yapabilirsin.

Gel bakalım.

Şuna bak.

Merhaba.

Gelip herkese merhaba de.

Bir sürü şirin erkek ve kız çocuk seni görmeye geldiler.

Evet, öyle. Onlara merhaba de.

Merhaba, küçük hanım.

Ruby!

Vay be, başardı.

Başardı.

Hey, Ruby. Uyuyamıyor musun?

Çok açım.

Peki...

...şuna ne dersin?

Sana bir havuç çizeceğim.

Gerçek bir tane bulana dek işini görür.

Nasıl çizeceğini biliyor musun?

Evet. Ama sakın kimseye söyleme.

- Niye ki? - Çünkü ben gümüşsırtlı gorilim.

Ne olmuş yani?

Sen kimseye bir şey deme yeter. Çünkü dersen herkes bir tane ister.

O zaman ne yapacağım ki? Vahşi olmaya vaktim kalmaz.

Vay canına!

Harika bir havuç bu.

Bu bizim sırrımız olacak, tamam mı?

Tamam. Sırları severim.

- Söz mü? - Söz.

- Stella teyze! - Hayır, hayır, hayır!

Sessiz ol. Onu uyandırma.

- Bir hikaye dinlemek ister misin? - Evet, anlat.

Stella'nın anlattığı hikaye gibi sen de küçüklüğünden bahset.

Pekala.

Küçüklük zamanlarımı hatırlamıyorum.

Evet.

O bir filin tam tersidir. Hiçbir şey hatırlayamaz.

- Hayat hikayemi dinlemek ister misin? - Evet.

Tamam.

Oldukça iyi bir hayat yaşıyordum.

Ta ki kötü bir insan tarafından sokağa atılana dek.

Sonra bir köprüden nehre düştüm ve az daha boğuluyordum.

İşte bu. Hikayenin sonu. Gidip uyu.

Pekala. Hikayen için sağ ol. Ama bu bir uyku hikayesi değil.

Sanırım değil. Yine de mutlu bir sonu var.

Buraya gelip seninle dost oldum.

Pekala Ruby, sana bir hikaye anlatacağım.

- Öyle mi? - Evet.

Pekala. Tamam.

Bir zamanlar yavru bir goril varmış adı da...

Ivan'mış!

Peki. Tamam. Ivan olsun.

- İşte böyle. - Yavru Ivan, çocuk bezi giyiyormuş.

Ve bir şişeden süt içiyormuş.

Kayıttayız.

Ve onu evlat edinmiş iki güzel insan dostu varmış.

Buraya gel.

Günün her dakikasını birlikte geçirirlermiş.

Neye bakıyorsun Babana mı?

Hoş bir evde yaşıyormuş.

Ve insan yatağında uyuyormuş.

Ve çok seviliyormuş.

O kadar şanslıymış ki restoranlara ve beyzbol maçlarına götürülüyormuş.

Sinema salonlarına, oyun parklarına.

- Daha yükseğe! - En çok oyun parklarını seviyormuş.

İnsanlar ona bakıyormuş ama o hiç farketmiyormuş.

Tüm dünyayı kendi oyun parkı olarak görüyormuş.

Hazır mısın? Gülümse.

- Mack şov fikrini düşünmeden önce... - Mükemmel.

...fotoğraf kabinindeki genç bir gorilmiş sadece.

Ama yine de insanlar genç gorili görmeye çok uzaklardan geliyorlarmış.

- Sırada kim var? - Hoş bir hayatmış.

Ama yavru goril gorillerin yaptığını yapmış.

- Ortalığı batırmış. Epey bir batırmış. - Ne yaptın sen? Aman Tanrım!

Hey. Pastayı buldu, tatlım.

Bunu görebiliyorum.

Dünyayı kendi oyun parkına çevirmiş.

Olamaz.

Yavru Ivan aşırı özgürmüş, ve bundan çok keyif alırmış.

Bazen insan dostları çok üzgün olurlarmış.

Ama yavru goril nedenini bilmezmiş.

Helen?

Biri o kadar üzülmüş ki evden ayrılmış.

Ve bir daha geri dönmemiş.

- Sonra bir gün buraya geldi. - Git hadi.

Ona yeni bir yuva inşa etti.

Ve o zamandan beri burada.

İyi geceler, Ruby.

Ivan?

Bana bir konuda söz vermelisin.

Ne olursa.

Ruby'e göz kulak olmanı istiyorum.

Onun yanında olamayacağım.

Benimkinden farklı bir hayatı olmasını istiyorum.

Özgür olmasını istiyorum.

Güvenli bir yerde.

Burada değil.

Bir kafeste değil.

Söz ver bana.

Söz veriyorum, Stella.

Gümüşsırtlı goril sözü, söz veriyorum.

Teşekkür ederim, Ivan.

Elveda.

Pekala. Hadi bakalım.

Artık tek başınasın Ruby.

O yüzden...

...yapacağın şovu çalışacağız.

Yarın başlıyoruz.

İyi geceler kızım.

O nasıl? Ruby nasıl?

Şimdi daha iyi.

Endişelenmemesini söyledim çünkü onu kurtaracaksın.

Ne? Neden bahsediyorsun sen?

Stella'ya Ruby'yi buradan çıkaracağına söz vermiştin ya.

Aklını mı kaçırdın sen?

Böylece özgür olacak. İyi bir hayatı olacak. Unuttun mu?

Her neyse, bu keyfini yerine getirdi. Direkt uykuya daldı.

Bu sözü vermemem gerekirdi.

Onu buradan nasıl çıkaracağım? Peki nereye gideceğiz?

Peki ya Mack ne olacak? Evet, hayatım boyunca bana baktı.

Bir yolunu bulursun.

Sen eşi benzeri olmayan Ivan'sın. Unuttun mu?

Aman ya.

Söyle hadi.

Hadi. Söylesene.

Ben eşi benzeri olmayan Ivan'ım.

Ve bunu aklından hiç çıkarma.

Kenara kay.

O gökyüzünde.

Gülümsemesini görüyor musun?

Çünkü bir yolunu bulacağını biliyor.

Hadi ama. Kes şunu, tamam mı?

İğrenç bir şey.

Ivan. Bunu görmen gerek.

Neyi?

- Hadi! - Tamam.

Birkaç numara öğrenmen gerek, Ruby. Tıpkı Stella gibi.

Bu eğlenceli olacak.

Hayır, geri gel. Tam buraya.

İşte böyle. Güzel, büyük, düz daire.

Tamam mı?

Evet. İşte böyle. Aferin.

Güzel, güzel. İşte böyle.

Aynen devam. Aferin. Yapabilirsin.

İşte böyle. Tamam. Hadi. Yapabilirsin. Yap hadi.

Bunu tek başına yapmalısın, Ruby. Kaldır hadi.

Hadi. Hayır. Hayır. Kaldır.

Devam et hadi. Hadi, Ruby, çok da zor değil.

Sabah yaptığın gibi yap. Kaldır.

Kaldır. Hayır, tam buraya. Kaldır.

Kaldır. İşte bu! Nihayet ilerleme kaydediyoruz. Tamam, işte, kaldır.

Yukarı. Dengeyi iyi sağlamalısın. Hadi bakalım. Kaldır. Kaldır hadi.

İşte. Hayır. Böyle kaldır.

Sol. Hayır. Nereye gidiyorsun?

Nereye gidiyorsun? Ruby.

Hadi. Başlayalım. Tam buraya. Yine yapalım.

Kaldır. Kaldır.

Kaldır! İşte bu.

Baba, yorulmuşa benziyor.

Evet, hepimiz yorulduk, tamam mı?

Bunu yapmamız gerektiğinin farkında olan bir ben miyim?

Tamam, başlayalım. Öbür ayak. Hadi. Kaldır. Kaldır. Kaldır.

Baksana Mack. Bugünlük bu kadar yeter. Ruby'i yerine götüreyim.

- Sen de biraz mola ver. - Olmaz.

Nihayet ilerleme kaydediyoruz. Hayır, şu an mola filan veremem.

Bir şovu daha iptal edemeyiz.

Hayır, Ruby. Ruby, hayır, hadi.

Oturma. Hayır, hayır.

- Tamam. Eşyalarını topla. - Hadi. Kalk hadi.

Hayır. Buraya gel. Kalkman gerek.

Hadi. Kalk hadi. Ruby. Hadi, kalk.

Kalkmalısın. Hadi. Kalksana.

Hadi ama. Hayır, kalk. Kalkmalısın. Bunu öğrenmelisin.

- Mack. - Ruby. Hayır, hadi. Bunu yapabiliriz.

Hadi ama. Kalk.

Ne?

Vay be.

Vay anasını.

Vay be. Şu çizimlere bak.

Senin bir sanatkar olduğunu hep biliyordum.

Sanırım hepimiz biraz sanatkarız.

Bazen patlamış mısırlarımı sevimli küçük desenler halinde yere dizerim.

Hey! Bunu niye yaptın?

Of ya!

Çok kibarsın.

Bunun ne olduğunu söylesene.

Cheeto mu?

Hayır.

Peruk mu? Mack'in peruğu mu?

Mack'in nesi?

Bir sıradağ mı?

Bu bir anahtar.

Julia'dan anahtarı almalıyım.

Anahtarı alırsam Ruby'yi kafesinden kurtarabilirim.

Harika!

- Sonra ne olacak? - Bilmiyorum. Gideriz.

- Nereye gideceğiz ki? - Bir yerlere gideriz.

Nereye gideceksin ki?

Ormana.

Ormana işte. Otoyolun diğer tarafındaki.

- Orman. - Evet.

- Mükemmel. - Bize tek gereken bu.

- Evet! - Ağaçlar, çimenler.

Aynen. Biz vahşi hayvanlarız. Ait olduğumuz yer orası.

Aynen öyle.

Ivan?

Hey. Ruby.

Üzgünüm, seni uyandırdık mı?

Bir hikaye dinlemek ister misin?

Evet, anlat.

Tamam.

Pekala, bir zamanlar...

...yavru bir fil varmış.

Akıllı ve cesurmuş.

Ama küçük bir yerde yaşıyormuş.

Özgürce dolaşabileceği vahşi doğada yaşaması gerekiyormuş.

Yavru fil özgür olabilmiş mi?

Evet, çünkü bir dostu varmış.

Bunun için söz vermiş bir dostu.

Merhaba, Henrietta.

Merhaba, Frankie.

Merhaba, Ivan.

Bunları sen mi çizdin?

Ivan, bunlar harika.

Bu şeye benziyor...

- Merhaba. - Merhaba, Mack.

- Yeni çizimler mi? - Evet.

- Bakabilir miyim? - Tabii.

- Bunları sen mi çizdin? - Hayır.

Ivan çizmiş.

Öyle mi?

Aslına bakarsan bunlar hiç de fena değil.

Şu işe bak.

Resim çizen bir goril.

Resim çizebilen bir goril.

Resim çizen bir goril!

- İşte bu farklı bir şey! - Baba.

Baba, sana Ivan resim çiziyor demiştim. Baksana.

Basın bunu duyunca çılgına dönecek!

Resim çizebilen bir goril. Bunun gibi bir şey var ya...

...oyunu değiştirebilir!

Oyun değiştirici.

"Sanatkar Maymun Ivan" mı?

Big Top Mall and Video Arcade'deki hayvan şovunun sahibi Mack...

...şovun gümüşsırtlı goriline haftabaşında boya kalemleri verdi.

İnsanlar sonuçları görmek için her yerden buraya akın ediyor.

Bu sen misin, Ivan?

Ne...

Hey, Ivan. Şuna bir bak.

Kalabalık eskisinden daha da büyük.

Bu sensin!

Dünün iki katı.

Ivan. Ivan!

Kalabalığı duyuyor musun?

Meşhur olduk!

Bu gösteriyi sonsuza dek sürdürebiliriz!

Yine başrol oyuncususun.

Pekala, hadi yapalım şunu.

Alnını uzatmak yok mu?

Tamam, sonra yaparız. Çünkü şimdi şov zamanı.

Ve şimdi hepinizin beklediği o an geldi!

Final şovumuz.

Sanatkar Maymun!

Eşi benzeri olmayan Ivan!

Bugün ne çizecek acaba?

Sessiz olmanız çok mühim, çünkü sihri bozabilir bu!

Her an...

...sihir ortaya çıkabilir.

Tanrım! Tekrar deneyelim mi?

Bayanlar ve baylar, sihir ortaya çıkabilir!

Hediye dükkanında!

Ivan'ın çizdiği resimlerden biri sizin olabilir!

Her biri kendi parmak iziyle imzalı!

Bu da neyin nesiydi?

Yavru bir fil işleri eski haline döndürmeyecek bizim için.

Tek şansımız bu! Sen tek şansımızsın.

O yüzden hadi! Başla şu...

Bu da ne? Hayır.

- Castello! - Evet?

Gel buraya!

Buraya gel.

Bu ne?

Bu köpeği tekrar görürsem...

...seni bir daha görmem çünkü kovulmuş olacaksın!

Anlaşıldı mı?

Anlaşıldı, Mack. Nasıl oraya girdi bilmem. Üzgünüm patron.

Çıkar onu oradan.

Hepsine sahip olamaman çok kötü.

Özgür olabilirsin ama o zaman güvende olmadan kendi aklınla yaşaman gerekir.

Ya da güvende olursun...

...ama tüm gün kafeste kalıp insanlara numaralar yaparsın.

Zor bir seçim.

Bob, bir planım var.

Az önce bana Bob dedin.

Evet. Tam senlik bir isim.

- Öyle mi? "Bob" mu? - Aynen.

Bob. Bob-o. Bobby-köpek.

- Hey, Bab-ay. Bobby, Bobby. - Hey! Odaklan.

Bu planın işe yaraması için yardımın gerekiyor.

Yaptığım şey...

- Güzel. - Gidelim!

- Ivan, neler oluyor? - Seni buradan çıkarıyorum.

- Sahi mi? - Evet.

- Süper. Nereye gidiyoruz? - Vahşi doğada yaşamaya.

Peki ya diğerleri?

Pekala çocuklar. Bir arada kalın.

İşte gidiyoruz!

Snickers! Snickers! O an geldi! Büyük an geldi!

Hepimiz gidiyoruz. Bizimle gel.

- Ne? Nereye gideceğiz? - Vahşi doğaya.

Nereye? Vahşi doğada iki dakika bile yaşayamam ben.

- Neden? - Şöyle ki...

...orada hiç kurutma makinesi yok.

Tamam.

Kilitli.

Kesinlikle kilitli.

Thelma? İyi misin?

Her şey kontrol altında.

Selam arkadaşlar.

- Ne yapıyorsun? - Kapılar kilitli.

Elbette kilitli olacaklar!

Senin 200 kiloluk saf güç olduğunu sanıyordum.

Doğru ya.

İşte çıkış diye buna derim.

Vay canına. Çok büyük burası.

Beni takip edin dostlar. Burayı patimin içi gibi bilirim.

Çocuklar, bu göbeğimi acıtıyor.

Hadi, Frankie. Alarmı duydun mu? Güvenlik her an tepemize binebilir.

Gelsinler bakayım. Onları hortumumla püskürtürüm.

Bu tavşan sandığımdan da manyak.

- Alo? - Hey, Mack. Benim.

Ivan'ın kafesinde kilitli kaldım.

Bekle, ne?

Sorun yok. Ben iyiyim. Çünkü Ivan burada değil.

- Ne? - Aslında hiçbir hayvan burada değil.

Pekala. Tek yapmamız gereken karşıya geçmek, sonra özgürüz.

İlk ben karşıya geçeyim o zaman.

Niye sen karşıya geçesin, Henrietta?

Öbür tarafa geçmek için.

Doğru söyledi!

Aman ya.

- Güzel espriydi! - Hiç eskimiyor.

- Bitti mi? - Evet, bitti.

Tamam. Gidelim!

İşte gidiyoruz!

Aracım sıkıştı.

- Ivan. - Ne...

Aracım sıkıştı.

Ivan...

- Murphy! İn araçtan! - Geri vites!

- Ne? - Aracım sıkıştı!

- Ivan! - Araçtan atla!

Ivan. Aracım.

Üzgünüm, Murphy. O şeyi sevdiğini biliyorum.

- Murphy, bebeğim, iyi misin? - Az daha ölüyordum.

Kıl payı kurtuldun.

Tüm hayatım gözümün önünden geçti.

Sonra?

Galiba daha iyi bir hayatım olabilir.

- Hadi, gidelim. - Özgürüz.

Bana bakın. Doğada geziyorum.

Ağaçlar, çimenler ve...

...boş kola tenekeleri.

Ne?

Hayır, hayır, hayır.

Hey, Mack!

İnanamıyorum.

Hadi. Hadi.

Bunu hissettiniz mi? Yüzümüzdeki rüzgarı.

Gerçek toprağa basıyoruz.

Bu çok güzel.

- Vahşi doğa burası mı? - Evet!

Başardın, Ivan. Bizi kurtardın.

Hey, Frankie. Topunu özlüyor musun?

Hiç de bile. O aptal topla hayatımın çoğunu heba ettim.

Hayatını mı heba ettin? Ben tavuğum ve beyzbol oynadım.

Hakkını vermen lazım, Henrietta.

Daha kötüsü de olabilirdi.

Bana bakın! Zıplıyorum! Kendi ayaklarımın üzerinde!

Özgürüz! Burası yeni yuvamız.

İstediğimiz yere gidip istediğimizi yapabi...

Ne...

Şimdi ne yapacağız, Ivan?

Ne?

Gidin! Herkes saklansın!

Seninle kalmak istiyorum, Ivan.

Gerçek olamayacak kadar güzel olduğunu biliyordum.

Ivan, benim! Benim.

Benim sadece.

Burada ne yapıyorsun evlat?

Bak. Ivan, burada olamazsın.

Pekala, tamam. Tamam.

Her şey kontrol altında.

Hadi evlat.

Geri dönmelisin. Hepiniz.

Burada güvende değilsiniz.

Ruby risk altında.

İstediğin bu mu?

Bu işte beraberiz, Ivan.

Biz bir aileyiz.

Hadi. Eve dönelim.

- Hey, Mack. - Hey.

- İyi misin? - İyiyim.

Erkenden geldiğin için sağ ol.

Evet, elbette.

- Castello nerede? - Gitti. Onu kovdum.

Dinle.

Kimsenin bu geceden haberi olmamalı.

Şehirdekiler bunu öğrenirse...

...bizi anında kapatırlar.

Sorun yok. Anlaşılmıştır.

Tamam.

Hey, sorun yok. Git hadi.

- Hepsini geri getirmeyi başardın. - Teşekkürler, George.

Ivan?

Bana gerçek ormanı anlatır mısın?

Ruby, dinle beni.

Sözümü tutamadığım için üzgünüm.

Ama vahşi doğa nasıl bir yer, Ivan? Bana anlatır mısın?

Bunu hatırlayamadığımı biliyorsun.

- Ama ben hiç görmedim bile. - Ruby, hatırlayamıyorum dedim ya.

Vahşi doğayı hatırlayamıyorum.

Stella derdi ki:

Hatırlayamamak ile hatırlamamak arasında fark vardır.

Lütfen?

Pekala, anlatırım.

Hatırlamaya çalışacağım. Deneyeceğim.

Ailemi hatırlıyorum.

Bana Mud derlerdi.

- "Mud" mı? - Evet.

Bob'dan daha iyiymiş.

Çünkü hep sürümüzden uzakta dolanıp çamur yığını arardım.

Öğrendiğim şeyleri çizmek için bu çamuru kullanırdım.

Kendi dünyamda kaybolurdum.

Öbür goriller dallarda salınıp meyve toplamayı öğrenirken...

...ben hep zeminde takılırdım.

Çamurun içinde resim çizerdim.

Bütün gün resim çizerdim.

Babam bunun biraz tuhaf olduğumu düşünürdü.

O yüzden bana güçlü ve korkutucu olmayı öğretmeye çalışırdı.

Ama benim doğamda yoktu bu.

Çok çabalamam gerekiyordu.

Ama babam yine de severdi beni.

Resim çizmek kadar sevdiğim tek şey kızkardeşim Tag'le oynamaktı.

Ailem ona Tag dedi.

Oynamayı sevdiği oyun buydu.

Ebelemece oyununda çok iyiydi.

Hep kazanırdı.

Ebelemece eğlenceli olmalı.

Kızkardeşin şimdi nerede?

Bunu bilmek istemezsin, Ruby.

Evet, istiyorum.

Peki.

Biraz bulanık ama...

...bir gün çamurda resim çiziyordum.

Babam beni kolluyordu.

Bir anda ortalık çok sessizleşti.

Tuhaf sesler duyduk.

Aniden ortaya çıktılar.

Babam beni sırtına aldı ve kaçtık.

Her zamankinden daha hızlıydı.

Babam ve ben diğerlerinden ayrıldık.

Beni korumak için elinden geleni yaptı.

Beni ulaşılamayacak kadar yüksekte bir ağaca bıraktı.

Sonra da...

Sürümdekileri bir daha görmedim.

Bunu bana Julia verdi.

Ona "Not-Tag" adını verdim, çünkü asla Tag'ın yerini alamaz.

Eskiden şunu düşünürdüm. Babam gibi dövüşmeyi öğrenseydim...

...sürekli çamurda resim çizmeseydim...

...o zaman...

İnsanlar çok kötü.

Hamamböceklerinin bile kalpleri daha büyüktür.

"Tüm insanlar kötü değildir."

Stella'nın sözünü hatırlayın. "İnsanlar sizi şaşırtabilir."

Eminim ki baban seni olduğun gibi seviyordu, Ivan.

Eminim ki çizimlerini seviyordu, tıpkı benim gibi.

Hikaye için sağ ol, Ivan. İyi geceler.

İyi geceler, Ruby.

İyi geceler, Bob.

Artık herkes bana Bob diyor.

Hey, son ana dek eğlenceliydi.

Ve bak, yeni bir aracın var.

Evet ama sarı bir itfaiye aracını kim sürer ki?

Seni bıraktığım için üzgünüm, top. Sakın bana kızma.

İşte oldu.

Acele etme. Acele etme.

Dördü birden. İşte bu.

Çok güzel.

Aferin kızıma.

Biraz da dönelim mi? İşte böyle tatlım.

Hey, Ivan.

Bunlar senin için.

Halamın hediyesiydi bunlar ama parmak boyalar için artık büyüğüm.

Tek yapman gereken parmağını sokup...

Gerisini kendin çözersin.

Geçen gece olanları duydum.

Artık burada kalmak istemiyorsun, değil mi?

Keşke sana yardım edebilsem, Ivan.

Anneme yardım etmek istediğim gibi.

Niye bir şeyler kafeste olmak zorunda?

Neden insanlar hasta olmak zorunda?

İşte bu yüzden resim yapmayı seviyorum.

Her şeyi istediğim şekliyle çizebiliyorum ve iyi çizersem...

...gerçek olacaklarmış gibi geliyor.

Bu benim annem.

Artık böyle görünmüyor.

Bir gün yine böyle görünecek.

Gerçek bir sanatkarsın, Ivan.

Anladığını biliyorum.

Ivan, ne yapıyorsun?

Konuşamam. Konuşamam. Yapacak çok resim var.

- Ivan nerede? - Yukarıda.

Bugün güzel bir gün olacak, Snickers.

Merhaba. Tam zamanında. Ayakta durulacak yerde şurada.

- Bu o olmalı. Mack? - Evet?

Merhaba.

- Candace Taylor, WNMZ'den. - Merhaba.

Sakıncası yoksa size birkaç sorum vardı.

Picasso Primatımız ile ilgilidir eminim.

Geçen gece buradan bir kaçış olduğu haberlerini doğrulayabilir misiniz?

Bir kaçış mı?

Otoyolda hayvanlar gördüğünü iddia eden insanlar var da.

- Tanrım. - Bir goril.

Bir gorili otoyolda görmek harika bir manzara olurdu, değil mi?

Hayır, sizi temin ederim ki buradaki hayvanların hepsi kafeslerinde.

Ve aslına bakarsanız muhteşem bir gösteriye başlamak üzereyiz.

Dinleyin, kalsanıza. Şovu çekebilirsiniz.

Işığı hep 2 elinle tut, tamam mı?

- Beni beklemeyi de unutma. - Ben hallederim.

Bu şovu herkesten çok izledim.

George, George.

Dinle, dışarıda bir haberci var.

Ve kaçan hayvanlarla ilgili sorular soruyor.

- Eğer öğrenirse işim biter. - Anlaşıldı. Tamamdır, Mack.

Hey Jules, şovda bize yardım ettiğin için sağ ol. Bol şans!

Sana da bol şans, Mack.

Fok balığı Frankie!

Hadi oynayalım, Frankie.

Yukarı!

Ivan iyi mi? Çıkma zamanı yanaştı da.

Gidip bakayım.

Frankie, ne dersin...

Isınman gerekmiyor mu?

Bayanlar ve baylar, Ruby!

Yukarı çık bakalım, kızım!

Şimdi de...

...hepinizin beklediği o an geldi.

Primat Picasso'nun ta kendisi!

Eşi benzeri olmayan Ivan!

Harika bir sanatkar, değil mi millet?

Evet. Evet!

İzninizle.

- Baba, görüyor musun? - Evet.

Tablosu harika. Senin parmak boyalarınla mı yaptı?

Hayır, ondan bahsetmiyorum.

İşlerin öyle olmasını istiyor.

Ivan vahşi doğada olmak istiyor.

- Ne? - Ivan artık burada kalmak istemiyor.

Biliyorum. Bir şeyler yapmalıyız.

Julia, bu doğru olsa bile, ne yapabilirim bilmiyorum canım.

Ben biliyorum.

O ona yardım edebilir.

Julia, bu benim işim. Tamam mı?

- Öylece... - Baba, lütfen!

Ivan özgür olmalı.

Her zaman doğru şeyi yapmaya çalışmalıyız demez misin sen?

Sırada kim var? Ne istersin?

Gel bakalım. Ne istersin? Bir ve iki...

Git.

Afedersiniz. Merhaba. Ben Julia.

Merhaba, Julia.

Senin için ne yapabilirim?

Ivan, bu ses de ne?

Ivan'a özgürlük! Ruby'ye de! Ivan'a özgürlük! Ruby'ye de!

Neler oluyor?

Ivan'a özgürlük! Ruby'ye de!

Gördüğünüz üzere şu anda Big Top Mall'in önündeyim.

Ivan'ı hatırladınız mı? Resim çizmeyi seven gorili?

Resimlerinde özgür olma isteğini açıkça belirtiyor.

Ivan'a özgürlük! Ruby'e de! Ivan'a özgürlük! Ruby'e de!

Başardın dostum.

Ivan, niye adımızı haykırıyorlar?

Bize öfkeliler mi?

Hayır, Ruby. Bize öfkeli değiller.

Bize yardım etmek istiyorlar.

Özgür olmamızı istiyorlar.

Hatırla, Stella bizim için dışarıda daha iyi bir yer olduğunu biliyordu.

Kendisi oraya gidemedi...

...ama senin gitmeni çok istedi.

Sensiz hiçbir yere gitmek istemiyorum.

Değişim hepimiz için korkutucu.

Bazen kendine inanıp adım atmalısın, Ruby.

İhtiyaç duyduğunda iyiliğin hep yanında olacağına inanmalısın.

"Tüm insanlar kötü değildir."

"Seni şaşırtabilirler."

Unuttun mu?

Unutmadım.

Dikkatli olun!

Pekala.

Görüşürüz, Frankie. Şu güzel gülüşünü bir daha göreyim.

Haberleşelim.

Seni benden çok seven olamaz.

- Başka filler de olacak mı orada? - Evet. Eminim ki olacaktır.

Beni severler mi?

Tabii ki severler. Eminim.

Buzdolabı şakasını anlatırsın onlara. Buna bayılacaklardır.

Tereyağındaki ayak izleri!

Aynen. Hiç eskimeyen bir şaka.

Senden de söz ederim, Ivan.

Bob ve Julia'dan.

Henrietta ve Murphy'den.

Frankie ve Thelma'dan.

Bir de Stella'dan.

Evet.

Stella'dan bahsetmeyi unutma.

Unutmam.

Hey, Ruby.

Ben Dr. Maya.

Benimle gel hadi.

İşte böyle.

Elveda, Ivan.

Elveda, Ruby.

Artık ikimiz kaldık, Snickers.

Merhaba dostum.

Rahata fazla alışma.

Güzel olan her şeyin bir sonu vardır.

Evet.

Sıcak göbüşün olmadan nasıl uyuklayacağım ben?

Yanıma sıvışabilirsin.

İnsanlar salaktır ama o kadar da salak değiller.

Sana bir şey olmaz. Sen vahşi bir hayvansın, unuttun mu?

Teknik olarak ben evcil bir hayvanım.

Ama bir yolunu bulurum. Hep buldum.

Al hadi.

Bu ne için?

Uyumana yardımı olur.

Sağ ol.

Onlar beni gölete atmadan buradan toz olsam iyi olur.

Sen eşi benzeri olmayan Ivan'sın, dostum.

Bunu unutma.

Evet.

Sen de eşi benzeri olmayan...

Bob'ım.

Herkese bir isim lazım.

Sanırım benimki de Bob.

Hayır. Sakın korkma köpekcik.

Sorun yok.

Gülüp eğlendiğimiz zamanlar oldu, evlat.

Bunu hatırladın mı?

Seni eve getirdiğim gün çekilmiştik.

Hayatımın en iyi dönemiydi.

Pekala.

Bol şans, evlat.

Seni özleyeceğim, Ivan.

Hadi, Ivan.

Vakit geldi.

Hadi.

Ivan!

Korkma. Burası yuvan değil.

Burası yuvan.

Burada, Stella.

Özgür.

IVAN'IN GERÇEK HİKAYESİNDEN ESİNLENİLMİŞTİR.

ORTA AFRİKADA 1962'DE DOĞAN BİR DÜZ ARAZİ GORİLİ.

IVAN, VAHŞİ DOĞADA AVCILARDAN KURTARILIP AMERİKA'YA GETİRİLDİ.

ONU ÇOK SEVEN BİR AİLEYLE YAŞAYACAĞI YUVAYA.

3 YAŞINDA OLUP ÇOK BÜYÜDÜĞÜNDE TACOMA'YA GÖTÜRÜLDÜ.

WASHİNGTON'DA BİR AVM'DE İLGİ ODAĞI HALİNE GELDİ.

27 YIL BOYUNCA DIŞARI ÇIKMADI.

IVAN BURADA RESİM YAPMAYI ÖĞRENDİ.

1994'TE YEREL HALK IVAN'IN DAHA İYİ BİR HABİTATA YERLEŞTİRİLMESİNİ İSTEDİ.

BAŞARDILAR DA.

IVAN ATALANTA'DAKİ DOLAŞACAK BİR SÜRÜ YERİ OLAN...

...VE YİNE ŞOVUN YILDIZI OLDUĞU BİR HAYVANAT BAHÇESİNE GÖTÜRÜLDÜ.

EŞİ BENZERİ OLMAYAN IVAN

Burada ortam fenaymış.

Bob?

Merhaba dostum! Uzun zaman oldu.

Buraya nasıl geldin?

Şaka mı yapıyorsun? Her yere sıvışırım ben.

Ivan!

İşte burada.

Ivan!

- Julia? - Evet.

Annesi beni çok sevdi. Onu kim suçlayabilir ki?

Artık onlarla yaşıyorum. İyilik olsun diye, anlarsın ya!

Herkes mutlu olsun diye.

- Sahi mi? - Ivan.

Seni çok özledik. Harika görünüyorsun!

Baba, çok mutlu görünmüyor mu?

Kesinlikle öyle.

Mack amca, harika görünüyor değil mi?

Gerçekten de öyle.

Gördün mü?

O kadar güzel resmettin ki gerçek olmasını sağladın.

Seninle gurur duyuyorum.

Asla unutma dostum.

Sen eşi benzeri olmayan Ivan'sın.

O benim. Güçlü gümüşsırtlı goril.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.