Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Yolu boşaltın!
Evine dön, Johnny.
Duelloyu izledin mi?
Ofisimden.
Adil miydi?
Kimine göre cinayet,
...kanuna göre birinin öldürülmesi, çok fark yok.
- Kanundan yana mısın? - Evet,
...silahlarını bırakacak mısın?
Daha sonra.
Kasabanız çok güzel. - Evet,
...burada çok kalmayı düşünüyor musun?
Yarın sabaha kadar, sonrası Montana.
Daha kısa bir yol vardı.
Bu yol en uygun olanıydı.
Beklediğini biliyor muydun?
Durango, 3 gün içinde senden çok söz etti,
...dostunu öldürmüşsün.
O benim dostumu öldürdü.
Yasalara uygun dediler, ben de bu işi aynı şekilde bitirdim.
Doğrusu böyle yaşamak çok zor.
Peşindekileri görmen için bir gözünün,
...hep arkada olması gerekir.
Benimle başka işiniz var mı? - Hayır,
...seni görmek isteyen biri var.
Durango'nun kasabada hiç dostu yoktur.
Belki biri şöhret olmak istiyordur.
Çevren o tür insanlarla dolu olmalı.
Kesinlikle.
Gitmeden önce bana şu adamdan bahsetsene.
Yaşlı, doğudan gelmiş.
Yukarıda bekliyor, koridorda, köşedeki odada.
Umarım, kapı açıktır.
Açık.
Beni görmek istemişsin?
Kazananı görmek istedim.
Duelloda kazanan olmaz.
Dikkatli birine benziyorsun.
Seçim yapmalısın, dikkatli olursun ya da ölürsün.
Öldürdüğün adam ünlü biriymiş.
Ününü hak etmemiş.
Peki sen hak ettin mi?
Bunu zaman gösterecek, sen kimsin?
Benim adım John Forbes.
Daha önce hiç duymadım, neredensin?
Philadelphia'dan,
...sana göre bir iş var.
Benim işim var,
...Abilene'e bir sürü götürüyorum.
Kaç para alıyorsun?
100 $ altın olarak.
25 000 $ teklif etsem, ne dersin?
"O paradan kurtulmak istiyorsun" derim.
Dur bakalım, nereye gidiyorsun?
Kendinize başkasını bulun, bayım.
Bulmanı istediğim benim kardeşim ve--
...onu canlı istiyorum.
Kendiniz bulun!
4 aydır uğraşıyorum, artık yoruldum.
Kardeşim 30 yıl önce ortadan kayboldu.
Zaman zaman ondan haber aldım.
Singapore'dan, París'ten, Australia'dan--
...ama 10 yıldır hiç ses yok.
Ne Mississippi'nin doğusuna ne Rocky'nin batısına hiç gitmedim.
5 yıl önce bir mektup aldım, San Vicente & Meksika'dan.
Onu bulmaları için iki adam gönderdim.
Geçen yıl aldığım bir mektupta,
...başkalarını göndermemem söyleniyor.
- O iki adama ne oldu? - Tekrar denemeliyim.
Hala sorumu cevaplamadın.
İkisi de öldü.
Kolay teslim olmuyorsun, değil mi?
Onu bulursan 25 000 $ senin olur.
Meksika'da saklanmak çok kolaydır.
Oraları iyi bilir misin?
Güney sınırında 1 günlük mesafede.
Neden kardeşin bu kadar değerli?
Sanırım bu seni hiç ilgilendirmez.
İlgilendirir.
Kardeşim, ben ve bir adam, üçümüz ortaktık.
Bir kömür madeni bulduk.
Edward güçsüzdü, devam etmek istemedi,
...savaşmayı sevmediği için işi bıraktı.
Benim yaşayan bir akrabam yok.
Edward'ı eğer bulamazsam,
...tüm servetim San Antonio'daki ortağıma kalacak.
Doğrusunu istersen bir hırsızın,
...çaldığı parayla ödüllendirilmesi beni kahrediyor.
Sanırım Mississippi'nin iki yakası da pek farklı değil.
Haklısın.
Burada masrafların için 1 500 $ var.
Parayı alıp kaçmayacağımı nereden biliyorsun?
Bay Ellison, beni yanıltmazsın,
...1 500 $ için 25 000 $'dan vaz geçecek birine benzemiyorsun.
- Sanırım haklısın. - Hıh.
Kaç yaşındasın?
17 ay sonra 30 olacak.
Ben 67 yaşındayım.
Bizim meslekten 30'unu gören azdır.
Kardeşini nasıl tanıyacağım?
30 yıldır görmedim onu.
Sanırım çok değişmiştir, 58 yaşında.
Çocukken babam ikimize de birer gümüş dolar vermişti,
...1794'te ilk basılanlardan.
Alexander Hamilton, babama vermişti.
Biri şu zarfın içinde.
Onun bize şans getireceğine inanırdık.
Onları bu yüzden yanımızdan hiç ayırmazdık.
Dikkat edersen her iki tarafında da kartal var.
Umarım onu kaybetmemiştir.
- Onu buraya mı getireceğim? - Hı-hı.
Peki ya ölmüşse?
Bana kanıtlaman gerekir.
Anlaştık öyleyse.
Ne kadar zamanım var?
Vücudumun bu kısmı-- ölü.
Burası canlı-- buraya kadar.
Ben dönene kadar öyle kal, Bay Forbes, o parayı istiyorum.
Kaybolmak için çok uzaklardan at sürmüşsün,
...eğer kaybolduysan, tabii.
Sam Grypton.
Bunu bir soru olarak sormadığına göre beni tanıyor olmalısın.
Yere düşmeden önce seni öldürürüm.
Şimdi asıl konuya gelelim, adın ne senin?
Brad Ellison.
Peki ne istiyorsun?
Bu gece burada kalabilir miyim?
İzin verirsen kısa bir işim var.
Yukarıda konuklarım bekliyor, belki tanıyorsundur.
Belki.
Keyfine bak.
Burayı bulmak tam bir günümü aldı.
'Cherokee'lerin güneyinde rahat edilecek tek yer burasıdır.
Selam, Brad! - Ringo, Jimmy.
- Kardeşlerimi gördün mü? - İkisini gördüm.
Cole'u Dodge'da, Bob'u da Missouri'de.
Ben Thompson, Brad Ellison.
- Selam! - Selam!
Sekiz hafta oldu, haberler nasıl?
Jesse öldü, Bob Ford öldürdü.
Bob'un kuzeniydi, en yakın dostum.
- Kid de öldü. - Billy'den daha hızlısını görmedim.
Belki Ringo, ama başka yok.
Pat Garret vurdu onu,
...hem de kallleşçe.
Hıh!
Dostlarımıza yazık olmuş değil mi?
Silahşörün dostu yoktur, Ringo.
Başka iyi haber var mı?
Daha çok genç, bu işleri çok fazla bilmiyor.
Hiç de komik değil.
Çok sayıda duelloda hayatta kalmayı başardım.
Yeter artık Oregon'da bir çiftlik alıp oraya yerleşebilirim.
Oregon çok uzak değil, Ringo.
Nereye gidersen git, seni tanıyan biri çıkacaktır.
Çok geç olmadan o çiftliği almam lazım.
Hepimiz için zaman çok hızlı geçiyor, Ringo.
Bunun için mi geldin, buraya?
Ölüm habercisi gibi.
Bir adamı arıyorum.
15 yıl önce ortadan kaybolmuş, adı Edward Forbes.
Onu tanıyor musun?
Burada rahatımız yerinde, Brad,
...bir olay çıktığında, Meksikalılar bizi hemen sınırdışı eder.
Oregon'a gitmek için bu benim tek şansım.
Peki nerede olabilir, bu adam?
Aramaya San Vicente'den başlayacağım.
Orada King O'Reilly adında bir adam var.
Tanıyor musun?
Meksika'da, buradan öteye hiç gitmedim.
Ülkenin iç kısımları tekin değildir.
Odan hazır, Ellison.
Sağol.
Çocuk sana yolu gösterecek.
Görüşürüz!
Yemek yarım saat sonra.
Bu Ellison, ne tip bir adam? - Bizlerden pek farkı yok.
- Size hizmet ediyorum. - Paranı da alıyorsun!
Hala sorduğum soruya cevap vermedin.
Bizi yalnız bırak.
Ona söyleyin, burada silahı belinde dolaşmasın.
Onu duydun, defol!
Neden bu kadar sinirlisiniz?
Çünkü birazdan güneş batacak.
Gel!
- Ringo beni görmek istediğini söyledi. - Evet öyle.
- Odanı mı beğenmedin? - Hayır.
- Yemek mi? - Hayır.
Ne zamandır Meksika'dasın?
Yaklaşık 20 yıldır,
...aradığın adam ben değilim.
Kim o? Bir silahşör mü? - Hayır.
Henüz bitmedi.
Ellison, emir almaktan hoşlanan biri değilim.
Zamanla alışırsın.
San Vicente'ye nasıl giderim?
Kaktüs bölgesinden güneydoğuya.
Senin için başka ne yapabilirim?
Adın neydi?
Biliyorsun, Sam Grypton.
Doğduğundan beri Grypton muydu?
Hayır, ama asla Forbes olmadım.
Adımı değiştirmek için çok geçerli bir sebebim vardı.
Paranı alacaksın, dışarı çık.
Eğer, işinizi bitirdiyseniz, señor,
...ayağa kalkın, yavaşça.
Beni biriyle mi karıştırdın?
Hıh!
Amigo, eğer sizin ülkenizde Abilene,
...Dodge veya Dallas'ta olsaydım,
...belki karıştırabilirdim.
Bütün gringolar birbirine benzer.
Ama biz Meksika'dayız.
Ne istiyorsun?
Sinirlenmene gerek yok, dostum.
Çizmelerini,
...atını,
...ve cebindeki bütün paraları.
Bir insan çizmesi ve atı olmadan yaşayamaz.
Ben doğduğumdan beri çok merhametli biriyimdir.
Yani--
...eğer isterseniz yavaş bir ölüm ayarlayabilirim.
Şansımı deneyeyim.
Amerikan dolarları señor, arka cebinizdekiler.
José Garcia!
Onu kardeşine götürün.
Chamaco, evine dön,
...çabuk, annenin yanına git.
Silah sesinden daha çok sessizlikten korkarım.
Öldürdüğün adamın başına ödül var,
...az, ama yine de bir ödül.
Ortağı vardı,
...ateş edince atı kaçmaya başladı.
Onun için bir ödül yok.
Ödül peşinde değilim.
Bölgede bin tane göz bir o kadar da kulak vardır, Bay Ellison.
El Hojo del Diablo'dan ayrıldığını biliyorum,
...San Vicente'ye doğru gidiyorsun.
Gördüğün gibi, kim olduğunu ve ne aradığını biliyorum.
Herşeyi bildiğine göre, paranın yerini nereden bildiğini de söyleyin.
Sanırım, Samuel Grypton pek yakın bir dostun olmasa gerek.
Belki de değildir, bunu dönünce anlarız.
Umarım, fazla uzun sürmez.
Birini arıyorum,
...bir Amerikalı, burada oturuyor,
...adı Edward Forbes.
Onu iyi tanırdım,
...oldukça öfkeli biriydi.
Onu nerede bulabilirim?
Bulamazsın, öldü.
O zaman mezarı da yakınlarda olmalı, nerede?
Dağlarda bir yerde.
Dağlar yemyeşildir Bay Ellison, otlar çabuk büyür.
On yıl sonra hiçbir iz kalmamıştır.
On yıl mı?
İmkansız.
Ölüm kadar doğal bir şey yoktur.
Bunu sizin de bilmeniz gerekir.
- Öldüğünü gördün mü? - Hayır.
Peki başka gören var mı?
Belki dağdaki bir düzine insan.
Onlarla konuşmam lazım.
Bay Ellison, bir kaç kişi bulabilirim.
Ama inanın bana 10 yıl önce ölen bir yabancı,
...bir ay sonra tamamen unutulur.
Onları bulmama bir itirazınız var mı?
Hayır yok.
Peki öyleyse hemen başlayalım,
...King O'Reilly'i nasıl bulabilirim?
Açık arazide gün boyunca at sürdükten sonra,
...ormana gelirsiniz, sonrası onun arazisidir.
Sağol.
Ödül konusu var daha, señor,
...birinin alması gerek.
Öyleyse biri alsın.
Fakir bir adam var, 5 çocuk babası.
250 peso onun için iyi bir servet olurdu.
Onu almasını sağlayın.
Anlaşıldı.
Señor Vásquez'den aldığımız atlar yarın sabah geliyor.
İşaretlemeye hemen başlamamız gerekiyor.
Adım Brad Ellison,
...King O'Reilly mi?
Onunla ne işin var?
Konuşmak istiyorum.
Ne hakkında?
Bu Miles Lang.
Ben de O'Reilly.
Buranın sahibi olarak gerçekten çok dikkatlisiniz.
Zenginleştikçe Bay Ellison, dikkatli olmak zorundayım.
Bu bölgede bir Amerikalı görmek çok şaşırtıcı,
...genellikle beklenmedik şekilde gelirler.
Yorgun görünüyorsunuz,
...içki içmek veya bir şeyler yemek ister misiniz?
Bir bardak su lütfen.
Sizi ağırlamaktan zevk duyarız, Bay Ellison.
Bir viski almaz mıydınız?
En iyisi, İrlanda'dan.
Sadece su, teşekkürler.
Shawn!
İki yaşındayken onu dışarıda bulmuştum.
Beyefendiye bir bardak su getir, oğlum.
Sanırım tam İrlandalı ismi taşıyan dünyadaki tek Meksikalı.
Bay O'Reilly, size bir kaç soru sorup, suyumu içtikten sonra gideceğim.
O kadar acele etmeyin, benim vaktim çok.
Acele etmiyorum, yapım bu.
Bir kaç soru soracağınızı söylediniz? Ne tip sorular?
Edward Forbes adında bir adamı arıyorum.
Genç adam,
...aynı şeyleri senden önce iki kişiye de söylemiştim.
Edward Forbes tam 10 yıl önce öldü.
Bunu daha önce de duymuştum.
Bunun bir yararı olmadığına göre,
...sana bir öğüt vereyim.
Onu arama, evine dön.
Bunu da söylediler.
Diğer ikisini anlat, Miles.
İlki yaklaşık 4 yıl önce gelmişti.
"Nereye bakabilirim?" diye sordu.
Ben de "çölün karşısı saklanmak için en iyi yerdir" dedim.
Karşıda hiçbir yer yok.
Gitmemesi için yalvardım ama dinlemedi.
Orada bir yerde öldü.
Ya ikincisi?
İkincisi yaklaşık-- 18 ay önce,
...bir sabah geldi ve akşam üstü gitti.
Kaktüs bölgesine gidiyordu,
...bir daha dönmedi.
Bir yerli onun kimlik belgelerini geri getirdi.
Belki bir kazaydı ya da haydutların saldırısına uğradı,
...ne olduğu önemli değil.
Ama öldüğü kesin.
Hiç biri öğüdünüzü tutmamış, değil mi?
Benim yapmam gereken işler var, umarım sonra görüşürüz.
O atın yanında olacağım. - Güzel.
Miles, yaklaşık 5 yıl önce geldi,
...altın arıyordu.
Bir akşam kaldı ve hiç gitmedi.
Bir süre araştırmaya devam etti,
...hala vaz geçmiş değil.
Şimdi sağlam bir yeri var.
Bunu ancak cesur biri başarabilir.
Burada herkes diğerine,
...nasıl yaşaması gerektiğini söylüyor.
Bence daha önemli olan şey,
...hayatta kalabilmektir.
Ellison, seni hiç etkileyemedim, değil mi?
Çok uzun bir yoldan geldin ve inan Forbes bir yere gidemez.
Bu gece kal,
...ve yola çıkmadan önce kendini toparla.
Dediğiniz kadar dikkatli değilsiniz, Bay O'Reilly.
Senin gibi silah takan bir kaç kişi tanıdım.
Onu mutlaka bulacağım!
Sizin gibileri bilirim, Bay Ellison.
Öyle ya da böyle birinin peşindesiniz.
Ben geldim baba, orada mısın?
Buradayım kızım.
Bir gece, Bay Ellison.
Miles, konuğumuzun olduğunu söyledi.
Hayatım, bu bay Brad Ellison,
...benim kızım, María.
Sizi daha önce görmüştüm.
Oh!
Zaman zaman Mexico City'e giderim.
Ama ben hiç gitmedim, bayan.
Hayatım, konuğumuz şimdi çok yorgun.
İstediğiniz zaman yıkanabilirsiniz,
...biri atınızla ilgilenir.
Sağolun, sadece su versinler, gerisini ben hallederim.
Bir zamanlar yanlışlıkla birinin üstüne içkimi dökmüştüm.
O da ünlü biriymiş beni böyle cezalandırdı.
Haydi, baba.
Beni öldürmekten büyük bir zevk alacaktı.
Boot Hill'de gömülü olanlara göre yine de şanslı sayılırsın.
Odanıza bırakırım.
Bay Ellison, hiçbir centilmen,
...bir bayana başkasına benzediğini söylemez.
Benim gibi bir serseri asla centilmen olamaz.
Bir insan doğuştan centilmendir.
Olabilir.
Öyleyse kabul edersiniz ki,
...az önce yaptığınız hiç de kibar bir davranış değildi.
Yanılıyorsunuz bayan,
...şunu söylemiştim,
..."ben sizi daha önce gördüm."
Sana, onun çok azgın olduğunu söylemiştim!
İyi misin?
Haydi, bir tekila iç, çabuk!
Çocuklar, diğer atları da getirin!
Haydi, durmayın!
Gidin!
Miles,
...söyle onlara eyeri çıkarsınlar böylece at kendini daha rahat hisseder.
Eyerini çıkarın ve ayağını da serbest bırakın.
Bu ata binebilir misin?
Bence kimse binmesin,
...biraz serbest kalıp kendine gelmeli.
Kapıyı açın,
...serbest koşsun.
Gracias.
Hyah!
Teşekkürler, amigo.
Sana yardım edebilirsem hiç çekinme,
...söylemen yeter.
Unut gitsin!
Bana söyleyecek misin, yoksa sormam mı gerekiyor?
Bunu kullanmayı bir arkadaşımdan öğrendim.
- Ben 'boleadoras'tan bahsetmiyorum! - Öyle mi, bayan?
Eşarbımı neden aldınız, söyler misiniz?
Oh, pekala.
Eşarbınızı alırsam orada birilerinin olabileceğini anlayıp,
...belki bundan sonra suya girerken daha dikkatli olursunuz diye düşünmüştüm.
Ayrıca neden o şekilde suya girdiğinizi de merak ettim, doğrusu.
Bay Ellison, o nehir babamın arazisi içinde.
Orada yüzmeye başladığımda küçük bir kızdım.
Evet, bayan.
Ama artık büyüdünüz.
Beni uzun süre mi seyrettiniz yoksa?
Fazla değil.
Tam olarak, "fazla değil" ne demek?
Yani doğrusunu isterseniz bu durum kişiden kişiye değişir.
Biliyor musunuz, siz bana ne zaman baksanız,
...kendimi çırılçıplak mışım gibi hissedeceğim.
Özellikle güneş batınca zor olsa gerek.
Bay Ellison, lütfen bana anlatın,
...tam olarak neler gördünüz? - Tabii bayan!
Hayır vaz geçtim.
Hayır, bayan.
Nasıl bir insansın sen?
Sıradan bir insan.
Babam silahşör olduğunu söyledi.
Ben inanmadım, ama. - Öyleydim.
Ama değilsin!
Baban nasıl biri olduğumu biliyor.
Babam beni silahşör masallarıyla korkuturdu.
Sanki nefes almazlar ve asla gülmezler.
Gülecek bir şeyleri yoktur.
Evinden çok uzaklardasın.
Hiçbir zaman kendime ait bir evim olmadı.
Sanırım, Edward Forbes bir sebep değil,
...sadece bahane.
Onu tanıyor musun?
Ben küçük bir kızken,
...yaklaşık bir ay bizimle kalmıştı.
Aradığım adam nasıl biri?
Bir ölü.
Alcalde, onun sinirli olduğunu,
...babansa sert biri olduğunu söyledi.
Mahzundu.
Sanırım işim oldukça zor, değil mi?
Neden bu kadar önemli?
Bana Oregon'da bir çiftlik alacak.
Cherokee bölgesinde çok güzel bir söz vardır,
..."hayatını adam öldürerek kazanan insanlar,
...Oregon'da çiftlik almak isterler."
Yaşadıkları yerden 1 500 km ötede.
Ama ben henüz başaranı duymadım.
Çok romantik düşüncelerin var,
...Edward Forbes senin hayatını oldukça değiştirecek.
Evet.
Bir çiftlik ve bir sürü,
...ve ardına kadar açık bir kapı.
Özür dilerim, sanırım senin başını ağrıttım.
Para biriktirmeyi dene.
Belki bir adamın buyruğunda arazisini ve sığırlarını koruyabilirim.
Bazen adam öldürmem gerekebilir.
Ama silahla kazanılan para insanı rahatsız eder,
...çabuk harcamak zorundasındır.
Miles, seninle konuşabilir miyim?
Tabii Brad, O'Reilly sana bir iş verdi mi?
Teklif etti.
Sizin meslekten tanıdığım ilk kişi sensin,
...bir şey sormak istiyorum.
Size ne diyorlar? - Silah, sadece silah.
Bu konu O'Reilly'i ilgilendirmez.
Sanırım bu çiftlikte benim gibi birine bile yer olduğunu,
...göstermek istiyor.
O iyi bir patron, kabul et.
Hey Pancho, atlarına dikkat et!
Onları Bağlama!
Miles, istediğim zaman yardım edeceğini söylemiştin,
...bu hala geçerli mi?
Tabii her zaman geçerli.
Uzun zamandır buradasın ve dağları biliyorsun.
- Evet doğru. - Benimle gelmeye ne dersin?
O-ooh!
Bu yolun sonunda belki de ölüm var,
...böyle olmasını asla istemem.
Her neyse boşver, ben kendim hallederim.
Bir söz verince geri dönmem.
Bir adım bile geri atarsam,
...bir daha asla ileri gidemem.
Yolculuk ne zaman? - Yarın.
Forbes'i bulamayacağımız kesin,
...ama belki de şans eseri altın buluruz.
Hey Pancho, tembellik yapmayın!
O çocuk ne yapıyor öyle?
Belki de bir hayalet peşindeyim, değil mi?
Bütün bunları unut, şimdi.
Benimle birlikteyken yaşama şansın daha fazla.
Miles, sence O'Reilly kaç yaşındadır?
Ben geldiğimde sanırım 50 yaşındaydı,
...şimdi 56-57 yaşlarında olmalı.
Neden?
O da bu yaşlarda olmalı.
Artık saçmalamaya başladın.
Forbes yaşıyor,
...en azından geçen yıla kadar.
San Vicente'den kardeşine bir mektup yollamış,
...onu bulmalarını istemiyor.
Ama benim için 25 000 $ demek o, mutlaka bulmalıyım.
Yani diğer ikisi ararken o yaşıyordu.
Sence onları öldüren o mu?
İnsan bazı şeyler için öldürmekten çekinmez.
Doğrusu işin çok zor, Brad.
Forbes her hangi biri olabilir.
Belki de onu bulduğun anda karnına bıçağı dayayacak.
İşte,
...elimdeki tek ipucu bu, onda da bunun aynından olmalı.
Gerçekten ilginç.
Ama pek işe yaramaz.
Bu dağlardaysa onu bulacağım.
Şimdiden iki kişi öldü,
...tek gözü açık uyumalıyız.
Hep öyle yaparım.
Miles? - Hı-ı?
Kaç yaşındasın?
O'Reilly'den gencim.
O halde iki gözümü de kapatabilirim.
İleride bir han var, gece olmadan ulaşırız.
Sen önden git.
Bir süre için görebileceğimiz son yatak olacak.
Sahibi Manuel diye biri,
...bir tekilası var insanın midesini deliyor.
Konumuza dönelim.
John Forbes, yalnız yaşıyor olmalı,
...ama mutlaka tanıyan biri vardır.
Daha bunun gibi bir çok soru soracaksın, Brad.
Dağda yaşayan insanlar ihtiyaçlarını almak için buraya gelirler.
Bazılarını tanırım.
At hırsızları iki iyi ata el koymak için, neredeyse,
...iki iyi adamı öldüreceklerdi.
Atların peşinde değiller,
...bizi takip ediyorlar.
Eğer birinin atını çalmak istiyorsan,
...hayvana zarar vermeden adamı vurmalısın.
Hey Brad!
...bu bir uyarıydı,
...hem de çok ciddi bir uyarı.
Duydum, çok açık.
Kendisini bulmamızı istemediği açıkça belli.
Hala yaşadığı da kesin.
Daha ne kadar uyarı duymak niyetindesin?
Devam edeceğim, duyamayana kadar.
Hey Miles, nerelisin sen?
Madrid'de doğmuşum.
İngiliz olan babamı hiç görmedim.
İspanyol annemi ise asla unutmam.
'Texas'lılar gibisin.
18 yaşımdan beri altın peşindeyim.
Güney Afrika, Hindistan,
...California, Meksika.
Gün gelecek, tırnaklarımın içi altın dolacak.
Ve ben de hemen evime döneceğim.
Herkes bir şeylere sahip olmalı.
Benim düşlediğim şeyler var,
...vahşi doğada onu bulamam.
Büyük şehirlerde yaşadın mı hiç?
Kalabalık tarafından kuşatılırsın,
...çevrende bir yığın insan ve onların ortasında yalnızsın.
Her zaman at üstündeydim ve çamurun içinde.
Eğer bunu yaşamış olsaydın,
...hiçbir zaman unutmazdın.
Papa! Papa!
Papa!
Amigo Miles! Nasılsınız, señor?
Selam, Manuel!
Atları al, Ramon.
İyi görünüyorsun Manuel, bayağı formundasın.
- Teşekkürler, señor. - Bu bay dostum, Brad Ellison.
- Çok memnun oldum, señor. - Evet.
Sanırım geldiğimizi bilmeyen sadece sen varsın.
Çok uzaklardan geldik, Manuel,
...gece burada kalabilir miyiz? - Bu benim için büyük zevk olur,
...benim konuğumsunuz. - Evet,
...biz de bu güzel konukseverliğinizin karşılığı olarak,
...biraz para vermek istiyoruz.
Buna hiç gerek yoktu,
...ama paraya da "hayır" diyemem.
Señor Miles, sizi tekrar görmek ne kadar güzel.
Ah, seni görmek de öyle, Conchita.
Bu vahşi ülkede güzel bir çiçek görmek insana zevk veriyor.
Sen çok güzelsin, bir mango gibi.
Dostlarımıza büyük odayı ver.
Banyo için sıcak sularını hazırla,
...yatakları da temiz olsun.
Rahat etmelerini sağla.
Bana işimi öğretme.
Öğretmiyorum.
Karımın kusuruna bakmayın, Señor Ellison.
Bu oyunu oynamaktan zevk alır.
Bana sıksık kölem değil de karım olduğunu hatırlatır.
Conchita!
Hey sen istersen viski iç.
Bu tekiladan içersen gözlerin yuvalarından fırlar!
¡Salud!
Miles, barut gibi birşey bu.
Başka ister misin?
Hayır, bekle biraz,
...burada konuşmam gereken insanlar var.
Bir sakıncası yoksa yürüyerek gitmek istiyorum,
...uçarak değil.
Evet, nasıl gitti?
Üçü tanımadıklarını,
...biri de öldüğünü söyledi. - Evet,
...bunları çok duyacaksın.
Manuel'e göre, vahşi ülkede doğmayan orada yaşayamaz.
Manuel haklı ama sen yine de kulak asmıyorsun.
A-ah!
Dodge City, buralardan çok daha vahşi bir yerdir!
Bilirsin yıldızların altında uyumayı severim ben.
O'Reilly'e dönmeden önce bunun için çok fırsatımız olacak.
Daha güvenlidir.
Buenas noches.
Yani "iyi geceler". - Ah! Noches.
Quien es?
Beni vurdu.
Bu ölmüş.
Bu yaşıyor. Ramón,
...atına atla ve hemen peder José'yi bul, çabuk.
Ona peder değil, doktor lazım.
En yakın doktor yaklaşık 150 km ötede.
Peder José ne bir rahip ne de bir doktordur ama iki işi de yapar.
Şimdi nasılsın?
Sanırım, pek fark yok.
Aradıkları bendim.
Borcumu böyle ödemeyi düşünmemiştim.
- Sen O'Reilly'e geri dön. - Yok, hayır dönmem.
Edward Forbes artık beni de ilgilendiriyor.
- Durumu nasıl? - Ah, bilmiyorum.
Belki kurşunu çıkartabilirdim ama--
...denemeye korktum.
- Peder José işini bilir. - Evet, eğer bulabilirsek.
Bir sorun varsa mutlaka bulunur.
Miles belki de bu konuda çok şanslı.
Oh, bence o kadar şanslı sayılmaz.
Kapı açılınca bir soru sordu, "Quien es?"
Oh, başka nasıl "Kim o?" diyebilir?
Bilmiyorum, sanırım haklısın.
Ama biri vardı, Billy Bundy, "Billy the Kid" derlerdi.
Son sözü "Kim o?" olmuştu.
Doktorluktan anladığınızı söylüyorlar.
Bir çoğu gibi, dostum.
Bazı şeylerden biraz anlarım.
Kurşun çıkarmaktan anlasanız iyi olur,
...çünkü bu adam benim en iyi dostum.
Elimden geleni yaparım, señor.
Peder geldi, Miles.
Acı çektiğinizi söylediler.
- Doğru. - Çok güzel,
...çünkü eğer acı varsa,
...vücut mücadele ediyor demektir. - Evet.
Yarayı görebilir miyim?
Kurşun, yan tarafta ete saplanmış.
Siz ayağını tutun.
Siz de kollarını sıkıca kavrayın. - Ben dayanabilirim.
Cesur birisiniz, señor.
Ben değilim.
Zayıf bir insan olduğum için,
...herkes benimle alay ederdi.
100 adam-- 100 atlı-- 100 yılda,
...Meksika'nın tamamını dolaşamaz, dostum.
Peder, bunu düşünmeye pek zamanım olmadı,
...ama merak ettiğim bir konu var.
Şu dağları gösteren bir ok.
Orada bulunmayı bekleyen bir hazine var, oğlum,
...ama altın değil.
İnsanlığın huzuru.
Ben de bu yüzden Edward Forbes'u arıyorum.
Bu ikisiyle başa çıkılmaz, Manuel.
Vaz geçirmek imkansız, peder.
Sizi bu tehlikeli işten caydıracak,
...birkaç sözcük bulmayı çok isterdim.
Ama sanırım bu imkansız.
Size yardım edeceğim,
...bu dağları iyi bilirim.
Hayır, yeterince yardım ettiniz.
Size yol göstermekle birşey kaybetmem.
Señor Miles'ın dinlenmesi gerek,
...benim kulübemde rahat eder.
Dağlar onu yorar,
...biraz toparlanması lazım.
Gidebilecek kadar iyi mi?
Evet,
...ama tekrar ediyorum bu yaptığınız işin sonu yok.
Şafakla yola çıkarız,
...sizin için de uygun mu?
Ne diyebilirim?
Şansın bol olsun!
- Adiós, Manual! - Adiós!
- Hoşçakal, Ramoncito! - Adiós!
Adiós!
Milyonlar peder,
...eğer bulursa dönüşte bu adamı milyonlar bekliyor.
Pezoya çevirirseniz peder, bu dağları satın alabilirsiniz.
Edward Forbes burada öldü,
...çünkü söylenenlere göre kendisi paradan nefret ederdi.
Öldüğünü söylediniz,
...bunu kanıtlayabilir misiniz?
Señor,
...samanlıkta bir iğneyi bulmak,
...burada bir mezar bulmaktan,
...inanın daha kolaydır.
Bugüne kadar çok insan tanıdım.
Bir kadını unutanı,
...altın dolu bir yeri,
...hatta çocuğunu unutanı gördüm,
...ama kazdığı bir mezarı unutana hiç rastlamadım.
Bu yüzden insan hayal etmesini bilen bir hayvandır,
...ve gerçekle yüzleşmekten korkar.
Yaşlandığın zaman,
...bulunduğun yerde ayağının altındaki zenginliği anlarsın,
...nerede olursan ol.
Uzaktaki bir tepenin altında bile olsa.
Gittiğim hiçbir yerde zenginliği tadamadım, peder.
En azından ben başaramadım.
Belki yarın bu sözcüğün,
...gerçek anlamını bulabiliriz.
Ama şimdilik,
...benim gitmem gerek.
- Çok komik bir ihtiyar. - Evet.
Onun gibi yaşamak için çılgın olmak lazım,
...ya da aziz olmalı.
Neredeydi, Miles?
Şu dağı aşınca, San Vicente'de.
Bir buçuk günlük bir yoldan sonra, Río Grande.
Biliyor musun, Brad?
Meksika'da uygarlığın zerresini bulamazsın.
Fazla zor olacağını sanmıyorum, biri için.
Yaşıyorsa onu bulacağım.
Öyle mi? Peki ya öldüyse?
O zaman öldüreni bulacağım.
Tam burada,
...güneş dağlara inince buluşuruz.
Pek fazla insan bulamazsın,
...ama buldukların yeter.
Dağlarda herkesin benim dostum olduğunu biliyorsun.
Öyleyse işim daha da kolaylaştı.
Bir dakika konuşabilir miyim? - Evet, señor.
Ne zamandır burada yaşıyorsun?
Kendimi bildim bileli.
Edward Forbes adında birini tanıyor musun?
Onu kim tanımaz ki?
Rüzgar gibi yürür, gökgürültüsü gibi konuşurdu.
En son ne zaman gördün?
Yıllar önce señor, iki elin parmakları kadar.
Ne oldu?
Herşeyin bir sonu olur.
- Öldüğünü gördün mü? - Hayır, señor.
Peki bildiğin biri var mı?
Emin değilim, belki Don Miguel.
Onu nerede bulurum?
Uzak değil, 3 km aşağıda.
Benim gönderdiğimi söyle, sana yardımcı olur,
...mutlaka olur.
Gracias.
Çok insanla konuştum ama cevaplar hep aynı.
Bir şeye inanman için kaç kere söylenmesi gerekiyor?
Ama herkes onu tanıyor.
Öyle bir adamı kim tanımaz ki?
Ama ne kimin öldürdüğünü bilen var ne de mezarını.
Hep böyle vahşi mi düşünürsün?
Huzur içinde ölmüş olamaz mı?
Benim yapım bu, peder.
Öyleyse burada kal oğlum,
...ve huzur içinde yaşa.
Miles!
Miles!
Atı da yok!
Kaç kişi oldukları belli değil.
Öldürmek için bir sebep yok?
Peh! Onu öldürseler burada bırakırlardı.
Hiçbir şey anlamadım.
Onu yem yapacaklar,
...ortadan kaybolduğunda, peşine düşeceğimi biliyorlar.
- Sence yaşıyor mu? - Ama fazla sürmez.
Böyle bir şeyi kim yapar? Nereye götürürler?
Buralar senin peder, sen söyle.
Hayır, bilmiyorum.
- O'Reilly'i tanır mısın? - Evet.
Ona git, hemen adamlarını toplayıp aramaya başlasın.
Tek başına buralarda kaybolursun.
Ben de Grypton'a gideceğim.
Bu tip insanlardan en ufak bir yardım bile bekleme.
Onlar da bana benzer peder, neden gittiğimi anlarlar.
Para karşılığında yardım ederler.
Hayır para için değil,
...dostları için yardım ederler.
Birini mi aradın, silahşör?
Johnny, Ringo ve Jimmy neredeler?
Gittiler, hepsi gitti.
Benden başka kimse kalmadı, bir de dostum.
Dönersen ateş ederim.
Eller havaya.
Kemerini çıkar onun.
Aptalsın, hem de çok aptalsın!
Diğer ikisine de böyle oldu.
Şimdi her şeyi daha iyi anlıyorum.
Dostların tehlikeyi sezince hemen sıvıştılar.
Johnny Ringo söylemişti,
..."Dostlar için iyi bir yıl değil".
Buna mecburdum, Brad.
Ve sanırım arkadaşın Ringo da bunu fark etmiş olmalı.
Johnny'nin hiçbir dostunu terkedip kaçtığını görmedim.
Şimdi istersen bütün bunları bir kenara bırakıp asıl konuya dönelim.
Seni dinliyorum!
Şöyle rahatça otur.
Her zaman kolay tuzağa düşmem.
Belki de hiç düşmedin.
Pek öyle görünmüyor.
Brad,
...onu bulduk.
- Ne demek istiyorsun? - Bir hafta önce.
Onunla gezdik, yemek yedik,
...hep beraberdik.
Bu imkansız!
Ben de kendime hep aynı şeyi söyledim.
"İmkansız".
Ama doğru.
Peder José, Edward Forbes'tu.
Bunu onun kulübesinde buldum.
Bunu ben uyurken kullanmalıydın.
Öldürmekten hoşlanmam, Brad.
'Manuel'lerde öldürdüğün zavallı da oyunun bir parçasıydı, değil mi?
Kaçıp gidecekti ama sen işleri berbat ettin.
Ona soru sormaman için öldürmem gerekti.
Yazık ettin adama, Miles, saçmaladın.
Hayır öyle değil, böyle olsun istemedim,
...ama herşey karışacaktı.
Yine karıştı, ben pederi getirmedim.
Getirmeni beklemiyordum.
Haydi artık, Miles, seninle oyun oynuyor.
Kapa çeneni!
Dostumla sohbet ediyoruz.
Buraya gelecektin, Brad,
...iki şekilde davranabilirdin.
Ya onu evde bırakacaktın, ya da O'Reilly'den yardım isteyecektin.
Anlamak pek zor değildi.
İrlandalının onu sana vereceğinden emin misin?
A-hah!
Evet, bunu hak ettim.
Sen 1 aydır uğraşırken,
...ben 5 yılımı verdim.
Onu bulmak zor değildi, neden o kadar bekledin?
Üstüne fazla düşmedim,
...tek yapmam gereken onu kimsenin bulmamasını sağlamak,
...kardeşi ölene kadar beklemekti.
Böylece 150 000 $ kazanacaktım.
Yani diğer ortak için çalışıyorsun.
Hı-hı!
Evet, San Antonio'daki için.
Pederi öldürecek misin, Miles?
A-hah!
Mecburum. - Neden?
Çünkü onu biri buldu.
Niye anlaşmıyoruz?
İhtiyarı bırak, 25 000 $'ı paylaşalım,
...ve altın arayalım. - A-ah!
Hayatım boyunca çok kazık yedim, Brad.
Para kazanmak için kan dökmek gerekiyor,
...başka çare yok.
25 000 $ senin olsun.
A-ah!
Hayır, bu teklifin için teşekkürler,
...ne yapacağını söyleyim, Brad.
İki parayı götürüp 25 000 $'ı alacaksın.
Oldukça adil, değil mi?
Hem de çok adil, Miles.
Yalnız küçük bir sorun var.
Peder yeterince yaşamış,
...kalan süresi için artık ben yaşamak istiyorum.
Ellerini sandalyeye bağla.
Brad,
...24 saat içinde gidebilirsin.
Para için kısa bir mola ve sonra Oregon.
Bundan sonra herkes kendi yoluna.
Anlaşmamız buraya kadar.
Ben de öyle düşünmüştüm.
- Hoşça kal, dostum! - İyi şanslar!
Sanırım böylesi daha iyi oldu.
Cordoba!
Senin leşini görmeyi çok istedim, uzun zamandır.
Bir şey söyleyim mi?
Onu hiç sevmedim.
Hem de hiçbir zaman.
Bak sana bir öğüt vereyim, adını tekrar değiştirsen iyi olur.
Mutlaka bir gün biri peşine düşecektir.
Hazırlanmam gerekiyor.
San Antonio'da Miles'tan payımı alacağım.
Hey!
Beni niye öldüreceksin?
Bu iş için tam 500 $ alacağım, señor.
Beatriz'in babasını ikna etmem için gerekenden daha çok.
Oh, Miles seni çok ucuza kapatmış,
...daha iyi bir teklifim var.
Aç gözlü değilim,
...bu kadarı bana yeter.
Onun bu işten kazancı ne?
O benim amcam,
...benim atımı istiyor, bu ona yeter.
Pek konuşmuyor, değil mi?
Buna ihtiyacı da yok.
Cebimdeki paranın bir kısmıyla atınızı besleyin,
...kalanla da pederi gömersiniz.
Peder José çok dayanıklı bir insandır.
Hepimizden çok yaşar o.
Cordoba, çok aptalsın.
Bırak konuşsun.
Ölü ya da diri, benim değerim iki silah ve bir at.
Buna karşılık pederi öldürecekler.
Halkımızın yardımı ile beslenir o.
Bizler olmasak yemek bile yiyemez.
Yaşlı bir Meksikalıyı kim öldürmek ister?
Peder José, Meksikalı değildir, Amerikalıdır o.
Geldiğinde sen daha küçücük bir çocuktun.
Uzun zamandan beri güneş altında kaldı,
...bu yüzden yüzü buruştu.
Meksikalı ya da Amerikalı,
...ona bir zarar gelirse,
...halkımız bizi affetmez.
Señor Grypton!
Señor Grypton!
Eğer bu yalansa seni kendi ellerimle öldürürüm.
Haksız mıyım, şimdi?
Yalan söylüyorsa, o zaman buna izin verebilirim.
Bu kadar gürültünün sebebi ne?
Amcam size bir şey sormak istiyor.
Bu adam size ne yaptı?
Ne demek bu, söylediğim zaman adamı öldürün,
...bunun için size para ödüyorum.
Benim soruma cevap vermedin.
Sanırım bunun için peder José'ye danışmalıyım.
Piyon olmayı bırakın artık, kendi kafanızı kullansanıza,
...her zaman başkaları sizin yerinize karar veriyor.
Belki basit insanlarız ama kendimiz karar verebiliriz.
Çöz onu!
Çıldırmışsın!
Çöz onu!
İkinizin hayatı da sizi ilgilendirir,
...bizi hiç ilgilendirmez.
Ama peder José bizim için çok önemli.
Siz ve sizin gibiler,
...bu konuyu asla anlayamaz.
Kaliteli bir deri.
Señorita beni bunlarla bir görürse,
...babası kızını kesin olarak bana verir.
Senin olsun.
Sizi hiç unutmayacağım, señor,
...bu kemeri hep taşıyacağım.
Silahı ona verme!
Gracias.
Gidelim.
Beni öldürecek!
Sanırım küçük bir sorun var, señor.
Biz piyonuz, kendi başımıza karar veremeyiz.
Gidelim!
Buraya gel.
"Buraya gel" dedim!
Eğer gelmezsen, orada ölürsün.
Oraya git.
Haydi bakalım.
Almazsan gördüğün son şey olur.
Şansın yarı yarıyadan daha fazlaydı.
Hala da şansın var.
Zaten iki kişi öldü.
Kimbilir Miles'a ne oldu,
...belki Brad Ellison da tehlikede? - Maria,
Alcalde'ye git ve olanları-- - Hayır, bunun yararı olmaz,
...nereye gidecek?
Ne yazık ki bütün bu ölümlere ben sebep oldum!
Bu katliam ne zaman bitecek?
Ancak sen bitirebilirsin.
Biliyorsun değil mi, Edward.
Evet.
Sırrını sakladım.
Eğer olayların bitmesini istiyorsan, ortaya çıkmalısın.
Sen çok gerçekçisin,
...bana gelince tersine son derece hayalperestim.
Hiç kimse kendinden kaçamaz.
- Öldüğünü sanmıştım-- - Yanılmışsın, peder.
Kimdi onlar? Ne istiyorlardı?
Amerikalılar, daha önce hiç görmemiştim,
...Forbes'i arıyorlar.
Bana yerini sordular,
...onlarla gitmemi istediler.
Ellison nerede?
Benim yanımdaydı,
...bir süre karşı koyduk, az kalsın kurtuluyordu.
Ne demek "az kalsın"?
Tam atlara ulaştığımızda, birdenbire saldırdılar.
Brad orada, beni onlardan kurtardı.
Böylesine bir ölüme çok üzüldüm ama pek de sürpriz olmadı.
Ben ona Forbes'u bulup kardeşine götüreceğime söz verdim.
Peder,
...bütün Meksika'yı aramam gerekse de,
...bunu yapacağım.
Buna hiç gerek yok.
Sırf kendimi gizlediğim için üç tane masum insan öldürüldü.
Artık buna bir son vermek lazım.
O, Edward Forbes.
- Sen-- Forbes? - Evet.
Sorulacak bir yığın soru var,
...ama sınırı geçinceye kadar bekleyebilir, haydi.
Dur! Birkaç gün daha burada kalsa iyi olur.
Peşimizdekiler silahlı,
...acele etmeliyiz.
Tamam, ne gerekiyorsa al.
Maria, yardım et.
Çok güzel bir 15 yıldı.
Bir çoğu ancak yüz yılda bu kadarını yaşayabilir.
Bundan sonra ne olacak, acaba?
Bunu ancak zaman gösterir.
Hı!
Kaç saat uzaktadırlar acaba, Miles?
Bilmiyorum, yaklaşık iki saat kadar.
Adamlarımı toplayıp yardıma geleceğim,
...siz bölgeyi terk etmeden mutlaka yetişiriz.
San Vicente'den sınıra kadar 'Alcalde'nin adamları sizi götürür.
Rio Grande'den sonra başımızın çaresine bakarız.
Maria, San Vicente'ye kadar onlarla git.
Bence bu iyi bir fikir değil,
...çatışma olabilir?
Miles, onu burada bırakamam,
...bir yığın silahlı adam şu anda buraya doğru geliyor.
Pekala Maria, gel, yalnız çabuk ol.
Hyat!
Nerede o?
- Miles, öldüğünü söylemişti! - Peder nerede?
Miles'la birlikte San Vicente'ye gidiyor.
Ne yazık ki yanılıyorsun, onu öldürmek için dağa götürüyor!
Bu söylediklerine inanmıyorum.
Ama Miles öldüğümü söylediğinde ona inandın.
Nereden başlamamı istersin,
...Forbes'i öğrenmesinden mi yoksa bana silah çekmesinden mi?
Maria da yanlarında, ona güvendim,
...mecburdum.
O'Reilly körsün!
150 000 $'ı almak için ihtiyarı öldürmek zorunda,
...Amerika'da öldürürse onu asarlar.
O yüzden burada, dağlarda öldürecek onu!
Ve Maria'nın buna şahit olmasına izin vermeyecek
Miles onun için yaptıklarımı bir kenara atamaz,
...bundan eminim.
Evet!
5 yıl yanımda çalıştı,
...onu iyi tanıdığımı sanıyorum, güveniyorum.
Çok haklısın!
Ne yapacaksın, elin boş mu gideceksin?
Yoksa ona taş mı atacaksın?
O tarafa dön.
Ama o San Vicente yoldan gidecekler
Biz takip edenler o yoldan gidecek.
Babamı dinlemeliyiz.
Tabii, ama San Vicente'ye bu yoldan gitmek daha güvenli.
Haydi! Gidelim!
Peder, durun!
Maria, atla aşağıya,
...çabuk ol!
Yürümeye başla.
Onu öldürme, Miles!
Öldürmeyeceğim,
...sadece yaralayacağım.
- Ah! Benim kızım. - Babacito!
Bir ay sonra yaranın izi bile kalmaz,
...herşey geçti artık.
Bizi oyalamak istiyor.
Onu öldürecek misin?
Geri getireceğim, sen öldür.
Tamam Forbes, in aşağıya!
Peder emret, öldüreyim şu herifi!
Hayır, Cordoba.
Seni öldürecekti!
Onun ölmesine ben karar veremem.
Emin misin?
- Evet. - Bırakın geçsin, çocuklar!
Nerede o?
Durdurun!
Neden, peder?
Öldü.
Sanırım bu kimseyi mutlu etmedi.
Yolumuz daha çok uzun.
Orası size kalmış, peder.
Yükün hafiflemiş.
Bıktım bu hayattan.
Silahın nerede?
Oregon'a yerleşebilmek için bir adama sattım.
Ya da Meksika'ya?
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.