All language subtitles for Ramrod.1947

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian Download
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian Download
cs Czech
da Danish
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French Download
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian Download
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean Download
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish Download
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian Download
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish Download
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

RAMROD (Kahya)

Bay Dickason, kızın onunla.

- Buralardasın, değil mi? - Tabii.

...civarda olacağım.

Teşekkürler.

Merhaba, evlat...

Merhaba, Sherif.

Seni son gördüğümde ayakta duracak halin yoktu.

İçki yüzünden kendime gelmem yaklaşık bir hafta sürdü.

İçkiden bahsetmişken, sana bir içki borcum vardı.

Pekala...

Daha fazla hırpalanmak için döndü, bence...

İki tane.

Sherif bana iş verdiğinden beri, kendime yeni bir sayfa açtım.

Shipley bu gece gerçekten posta arabası ile gidiyor mu?

Öyle diyor.

- Ivey'i buralarda gördün mü? - Hayır.

Kartlarını akıllı oynar.

Connie'yi kasaba dışına çıkarma şansı varmı?

Hayır.

Bunu açıklamak tehlikeli... bu işin dışında kal, evlat.

Ben Walt için çalışıyorum.

Üç hafta boyunca mı?

O aptala borcun ne? Hayatın mı?

Olabilir.

İçki için teşekkürler, evlat.

İki tane.

Hey, Dave...

Al şunu.

Nerelerdeydin?

Senin çekip gittiğini sandım.

Hayır.

Dave.... planımız çalışırsa, sen usta başı olacaksın.

Bütün ekibin kahyası.

Ivey burada değil. Olamaz da.

Sence ortaya çıkacak mı?

- Evet. - Nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?

Frank Ivey.

Connie seni görmek istiyor... yukarıda, oda A.

Neden?

Yardım etmem gereken bir fikri var.

İçeri gel.

- Otur. - Walt beni görmek istediğini söyledi.

Evet, istedim.

Walt, Ivey'nin sadece blöf yaptığını düşünüyor...

...posta arabasına binmesini engellemiyecekler.

Ama sen öyle düşünmüyorsun.

Kendi babam, evlenmeye karşı olduğum adam Ivey ile birlikte.

Neye karşı olduğumu anlamıyorsun?

Evet, bayan.

Vadi kamuya açık otlak arazi.

Herkes gibi orada Walt'ın da hakkı var.

Ama o koyun getirmekle tehdit etti. Burası sığır ülkesi.

Bir sığır ülkesi için koyunların nasıl berbat olduğunu bilirsin.

Posta arabası geldiğinde orada kaç adam olacak.

Bilmiyorum.

Babanı gördün, yardımcıları demirci dükkanındaydı.

Babama söyledim, adamlarından biri içeri girerse, hiçbir zaman eve adımımı atmam.

Frank Ivey hala var.

Walt'ın yanında mı kalacaksın?

İhtiyacım olduğunda bana yardım etti.

Teşekkürler.

Farz et ki, Walt posta arabasına bindi? Koyunları getirir mi?

Onları getirmeyecektir...

Bu gece posta arabasına binerse, vadiyi kontrol edecektir.

İyi geceler, Bayan Connie.

Bekle.

Seninle aşağıya geleceğim.

Hayır, gelemezsin.

Tüm kasaba, Ivey'nin seninle evlenmek istediğini biliyor.

Şayet oraya gelirsen, onun senin eteğinin arkasına saklandığını söyleyeceklerdir.

Bu, onu kesinlikle mahveder.

Bu Shipley'in çantası.

Posta arabası kalkıyor. Herkes binsin.

Kararını verdin mi, koyuncu?

Gidiyorum.

Gidiyor musun?

- Seni görüyorum, sarhoş. - Dinle, Ivey...

Sen Tanrı değilsin..

Bir insanın posta arabasına binmesini engelleyemezsin.

Onun çantasını at, Harry. Gitmiyor.

Sen misin, Dave?

Baban, Connie.

Seni eve götürmeye geldim, Conie.

- Bence seni Ivey gönderdi. - Hayır.

Ben sadece, bu geceyi hesabı katarak eve gelmek isteyeceğini düşündüm.

Connie, Walt'ın çekip gitmesi seni üzdü mü?

Bunu söylerken sözlerine dikkat etmelisin.

Walt beni terk etmedi.

O sen ve Frank'le ilgilendi ve beni ölecek kadar...

...yeterince sevmediğine karar verdi.

- Şimdi... - Bu doğru.

Sana koyun getirme tehditi ile çok iyi bir bahane uydurdu.

Şimdi başladığın yere geri dönüyorsun...

...onunla evlenmek için elektrik almayı yeterince bekledim. Alamadım...

...ve çekip gidiyorum.

Seni anlayamıyorum.

İlk bakışta, seni sadece dikkafalı sanırdım.

Sen küçükken, istediklerini alman için yılmadan...

...mücadele ettiğini görmek beni neşelendirirdi. Ama...

Connie...bu akşam, insanlar senin yüzünden öldürülmüş olabilirdi.

Öldürülebilirdi, baba ...ama, öldürülmedi.

Şu andan itibaren, kendime ait bir hayat kuracağım.

Bir kadın olarak, silah kullanmak zorunda kalmayacağım.

Şimdi de duyacağın başka bir şey var.

Bu sadece baba ve kızı arasında bir kavga değil.

Kendimi bildim bileli Ivey'i üzerime saldın.

Yıllarca, onu izledim, onun işlerinde koştum.

Kasaba, vadi, sen ve şimdi de ben.

Hiç kimse şimdiye kadar onun karşısına çıkmaya cesaret edemedi. Ben ettim.

Seni uyarıyorum baba, yoluma çıkma. Ve Ivey'nin peşinden git.

Şimdi, defol.

Defol.

- İyi akşamlar, Rose. - İçeri gel, Dave.

- Yemek yedin mi? - Evet.

Gel, birer fincan kahve içelim.

Bu gün olanları duydum.

- Şimdi ne yapacaksın? - Ortalıktayım.

Bill nerede?

Bill'i tanırsın.

Bir hafta boyunca kasabada dolanıp durdu, kıyameti kopardı.

Sonra aniden çekip gitti.

Sana bir hediye aldım.

Çok güzel.

Çok naziksin, ama...

Martin Bondurant pahalı ipekleri sadece karısı için getirdiğini söyledi.

Eğer ben aynı malzemeden bir elbise ile görünürsem...

Bunu hiç düşünmedim.

Tabii ki düşünmedin.

Ne oldu?

Gel otur.

Neden içini dökmüyorsun?

Özür dilerim. Zorla söyletmek istemedim.

Zorlamadın, Rose.

Oğlum doğduğunda eşimi kaybettim.

Üç hafta önce altısında olacaktı.

- O kadar oldu mu? - Evet...

Küçük bir sürü satın aldım ve zamanın büyük bölümü yollarda geçiyordu.

Bu yüzden onu birkaç arkadaşlı ile bıraktım.

Gittiğimde onların evi yanmış.

O içeride uyuyormuş.

- Onu kurtarmaya çalışırken ölmüşler. - İçkinin faydası olmadı.

Bill Schell şaşkındı, ne konuştu ne de yardım etti.

Sen yardım ettin, Rose.

Bize katlandın, neşelendirdin, sorular sormadın.

Bu yüzden sana teşekkür etmek istedim.

Sakıncası yoksa, yine de devam ettirmek istiyorum.

Sakıncası yoksa, sanırım yine akşam yemeğine kalacağım.

Ben de öyle düşündüm.

- Günaydın, Bayan Connie. - Günaydın.

Sanırım Walt'ın gittiğini biliyorsun.

Connie, bu tahammül edemediğim bir tür yenilgi. Çiftliğimi sana bırakıyorum.. İyi şanslar. Walt.

Evet...

Onun ne yapmasını bekliyordun?

Benimle evlenmesini ve kalıp mücadele etmesini.

Kapımın altından bir not atmasını ve kaçmasını değil.

O yeterince güçlü değildi, öyle mi?

Hayır.

Ben öyle düşünüyorum. Babam ve Ivey kendi işlerinde yeterince güçlüler.

Onlar Walt'ı ezdiler ve ben karşı koyacağım.

Ben Circle 66 için onlar saygı duyacağı bir ekip oluşturacağım.

Senin çalıştırmanı istiyorum.

Hayır, bayan.

Neden?

Onlar Walt'ı ezmediler. Sadece koyun savaşı yaptılar, her sürü sahibi gibi.

Onlar benim istediğim her adamı ezdiler.

Bir neden bulacaklardı. Koyun yüzünden Walt'ı ezdikleri gibi.

Ama asla Frank Ivey'ye dönmeyeceğim.

Biraz param var. Biraz sığır almaya ve adam tutmaya yetecek kadar.

Onların üstesinden geldiğimde, kimseyi ezemeyecekler.

Connie...

Link seni eve bıraksa daha iyi, artık senin koyun çobanın gitti.

Teşekkürler, Link. Ama ben eve gitmiyorum.

Walt bana çiftliğini bıraktı, ve ben vadideki otlaklara gidiyorum.

Dur biraz, sen heyecanlısın.

Otlarımızı çalman için sana izin vermiş olduğumuzu düşünmüyorsundur.

Bu serbest bir otlak.

Seni uyarıyorum. Çatışma çıkarırlar. Adamlar yaralanır.

Senin adamların da.

Sana ne oldu, Connie? Sen değiştin.

- Çok sertsin. - Bu senden bir iltifat gibi geliyor.

Birinci raundu kazandık gibi geliyor.

Biz değil. Bu senin savaşın.

Korktun mu?

Eğer kabul etseydim, bu benim kendi hatam olurdu.

Maaşımı alırsam, başka iş bakarım.

Ben onu Special Saloon'a bırakırım.

Fikrini değiştirirsen, geri dön.

Çiftliğim olduğu sürece senin işin her zaman hazır.

Teşekkürler.

Merhaba, Dave...

Bayan Dickason bunu sana gönderdi.

- Merhaba, Jim... - Patronunu senin yüzünden kaçtığını duydum.

Artık senin içki paralarını ödeyecek yeni bir enayi bulman gerekecek, sarhoş kafalı.

Yerinde olsam, daha dikkatli olurdum, Red.

Shipley'ye benziyor, değil mi?

O sadece konuşurdu.

Sen de öyle.

Bu kadar yeter.

Bir adam bana bunu asla yapmaz.

Ya da bana.

Yanlış takıma katılman çok kötü.

Artık gidebilirsin.

- Ben mi? - Evet.

Hazır olduğum zaman.

Bu işi çözmek zor diye seni uyardım.

O işin dışında kalamazdım.

Başka yerler de var.

Sen de mi?

Bazen arkadaşlık ve görev arasında seçim yapmak zor.

Sen uzun zamandan beri Sherifsin.

Merhaba, Dave.

Kaç tane yardımcı gerektiğini düşünüyorsun?

Hepsini getirebilirsin.

Korkarım çok fazla yok.

Ivey vadideki boş yardımcıların hepsini korkuttu

Sanırım bir tanesini getirebilirim. O diğerlerini tanıyor olabilir.

Ben dönene kadar sen evde kal.

Merhaba.

Bill Schell'i arıyorum.

Onu gördün mü?

Hayır.

Etrafa bir göz atayım.

Önden buyur.

Teşekkürler.

Nasılsın, dostum?

Herşey yolunda. O benim dostum.

İyi görünüyorsun, dostum.

Neden çalışmak istiyorsun? Seni özledim.

Rose nasıl?

Gayet iyi.

Kaçamak yapıyor musun?

Düngece bir adamın kızını öptüm.

George onun seninki olabileceğini düşündü.

Ne iş yapmak istersin?

Çalışmak mı? Niçin?

Hala biraz param var.

Frank Ivey ile işler nasıl gidiyor?

Onun için endişeliyim. Bende ona uygun eğlence çok var.

Ondan hoşlanmıyorum Çok büyük iz bırakıyor.

Walt Shipley kendi çiftliğini dün gece Connie Dickason'a verdi.

Ben ve Frank'ın işini bitirmek istiyor. Ben bir ekip hazırlıyorum.

Sen benim gibi değilsin, kid. Para için dövüşmezsin.

Ivey bana kasabadan gitmeyi emretti.

Beni de yanında say.

Benim emrimde olacaksın, Bill.

Bu şekilde olacak ya da işi kabul etmeyeceksin.

Tabii. O şekilde olacak, kid.

Bize üç ya da dört adam daha lazım.

Bedava çalışacak elli adam getirebilirim.

Sadece Ivey'i çatlatmak için.

Onu kızdırmak mı istiyorsun?

Umurumda değil.

Ama onlar Jim Crew'ı geçmeleri lazım.

Jim Crew mu? Onunla ne ilgisi var?

Kasabanın sherif'i.

Ivey'e karşı yaptığımız her şey, yasal olmalı.

Anlaştık.

Bayan Connie nerede?

Bayan Connie bavulunu almaya eve gitti. Sonra bu oldu.

Kim yaptı?

Biz kimin yaptığını biliyoruz.

Daha önce söyledim, Frank Ivey çok büyük iz bırakır.

Ama hiçbirini sheriff'e kanıtlayamayız.

Sherif kimin umurunda? Kiminle mücadele edeceğimizi biliyoruz.

Artık onu parçalara ayırma zamanı geldi.

Burada emirleri ben veririm ve bu işi dürüstçe yapacağız. Unuttun mu?

Pekala... Tamam, dostum.

Bu ekibin kahyası sensin.

Ben dönene kadar burada bekle.

Şayet bir çiftlik çalıştırmak istiyorsan, benimkini alabilirsin.

istediğin zaman alabilirsin.

Sen ve ben daha iyi geçinirdik...

...eğer American Creek tarafına çekilseydin.

Ve otlağın yarısını sana bırakacağım?

- Tut ki, bırakmadım? - O zaman, almak zorunda kalırım.

Bu tür kavgayı, erkeklerin yapması gerekir.

Yeterince sert olduğunu mu sanıyorsun?

O Dave Nash'ın sıkı biri olduğunu düşünüyor.

Ona en çok ihtiyacın olduğunda sarhoş olacaktır.

O benim riskim.

Önerimi duydun. Otlağı alacak mıyım, almayacak mıyım?

Ne olursa olsun Frank'in sözlerine sadık kalıyorum dedim.

Bu işi uzun zamandır yapıyorum, alışkanlık haline gelmiş olmalı.

- Bayan Connie burada mı? - Evet, burada.

Burnun nasıl, Red?

Endişelenme. Hala onunla koku alabiliyorum.

Üxgünüm.

İçeri gel, Dave.

- Hayır, teşekkürler. - Merhaba, Dave.

Sana yardıma geldim.

Teşekkür ederim. Bu sana göre tatlı.

Circle 66'da her şey nasıl gidiyor?

Güzel.

Her şey rahat ve sıcak.

Hala Conie'yı bırakmakta kararlısın, değil mi?

Buradan gitmek için ne bekliyorsun?

Maaşları?

Ve Shipley bir şey dedi, merak ettim.

Ne dedi?

Ivey'nın Tanrı olmadığını söyledi.

Ivey için böyle dedi.

Kim haklı görmek istiyorum.

Seni dışarıda bekliyorum, Bayan Connie.

Ne yapacağız, Dave?

Birlikte bir ekip oluşturamayız, bir evimiz bile olmadan.

Üzgünüm. Benim hatam.

Bana evden ayrılma dedin.

Ivey'nin buraya yakın bir çiftlik evi var. Taştan yapılmış.

Ateşe dayanıklı.

Hey içeridekiler. Bir parça yemek için hepinizi dövebilirim.

Eğer sen Bill Schell değilsen.

Eğer bir işin olsaydı, sadaka istemek zorunda kalmazdın. İçeri gel.

İyi fikir.

Günaydın.

Burada kaç yardımcın var?

Sadece biz.

Uslu durun.

İçeri gel, Dave. Hepsi burada.

İçeri gelin.

Bir işim var, Gus. Sana söylemeyi unuttum.

Dave, bu Ed Burma.

Ivey'nin sıkı kahyası.

Bunu untmayacağım, seni serseri.

Arabayı buraya getirin.

Haydi. Dışarı.

Haydi. Yürüyün, hepiniz.

Acele edin.

Virg Lea... Onu asmaya kalktı, ipi boynuna geçirdi.

Jess More... O "Yerliyi" oynamayı seviyor.

- Geri döneceğiz. - Her zaman.

Bayan Dickason...

...senin ihtiyar bu konuyu biliyor mu?

Ben ve Ivey'ye, evi kiralamaktan memnun kaldığımızı söyle.

- Ona temelli tutuğumuzu söyle. - Söylerim.

Gerçek bir iflah olmaz ekip.

- Bunu nereye koyalım? - Oraya ya da herhangi bir yere.

- Bütün gece yolculuktan sonra kurt gibi acıktım. - Ben, de.

Bizim ekip için, burada yiyecek bol.

Hey, bu fena değil.

Burası güzel olacak, Curley.

Senin oturduğun gibi, gösterişli değil.

Temizlenince iyi olacak.

Bana yardım et, Curley.

Burayı yıkamak için mi?

En azından, bir kaç örümceği haşlayabilirim.

Görünüşe bakılırsa, ziyaretçilerimiz var.

Günaydın, Connie.

Benim küçük arazi hırsızım nasıllar?

Ben senin küçük hiç bir şeyin değilim.

Ayrıca, bu topraklar bugün açıldı.

Burayı inşaa ettğinde bakımsız bırakmışsın gibi görünüyor.

Böylece öğrenmiş oldum.

Çok zekisin, Conie.

Akıllı olan, usta başımdı.

Bizi fazla meşgul ettin, arazimden çıkarsan teşekkür edeceğim.

Senin ustabaşın bu topraklarda yeni.

Kayda geçirmediğimi ona kim söyledi, merak ediyorum.

Virg, Curley'i ikna et.

Burada bizim yasal hakkımız var. Bu topraklardan bizi çıkaramazsınız.

Oh, çıkaramam mı?

Adamlarını vazgeçiebilirim.

Pekala, Virg.

Durun.

Durun.

Durun, diyorum.

Dur, Virg.

Pis ellerini onun üzerinden çek.

Burası Conie'nin kampı değil. Curley'nin de değil.

Onunla kaçman için sana izin verseydim ben burada olurdum.

Yapabileceğinden fazla dalaveralı işlerle uğraşmamalısın. Biz böyle yapıyoruz.

Güzel, Connie. Bana ilk kez dokunmuş oluyorsun.

Devam et, Virg.

Doctor burada mı?

Bayan Parks ile bir çağrıya gittiler.

Dave.

Ne oldu?

Onu durduramadım, Dave.

Ivey'nin iki adamı onu yakaladı, bu sırada Virg...

Konuşarak zaman harcama

Onu yatağa yatıralım. Rose'ı çağırın.

Ben doktoru getireyim.

- Rose mu? - Acele et, Connie.

Onu at mı sürükledi?

Hayır.

Daha sonra yanına gelirim.

Üzgünüm, Dave.

Birileri, onun için ağlamak zorunda, sanırım.

Bu sensin, Rose.

Yapacağım son şey de olsa, bunu Ivey'e ödeteceğim.

Ed Burma aşağıda.

Onu bir sepete koyup, Ivey'e geri gönderelim.

- Sen gönder, ben atla dolaşacağım. - Onlar Curley'ye bunu yaptılar.

- Kiminle dövüşeceksin? Ivey ile mi, yoksa Burma ile mi? - Ivey.

O zaman onunla uğraş. O küçük ve kalın kafanın içine şunu iyice sok.

Onların istediği bu. Yalnış bir hareket yapalım ve Crew onların tarafında olsun.

Kendi adamlarına arka çıkmayacak mısın?

Benim tarzım bu.

Jim...

Merhaba, Dave.

Beni yardımcın yapmanı istiyorum.

Virg'in peşine mi düşeceksin?

Lindstrom ve ben zaten o işi yapıyoruz.

Nerede o?

Ben ve Ivey ona kefalet yatırıyorlar. Üç bin dolar. Ben onu getiriyor.

Ben daha iyisini yapacaktım.

Kanunları kitaptan alırım, Dave.

Virg bunun için hapse girecek.

- Ve eğer Curley ölürse... - Virg de ölür.

...ama yasal olsa daha iyi olur. Buna dikkat et.

Merhaba, Burma.

Curley'e olanları duydun mu?

Benim onunla hiç ilgim yok.

Ben hiçbir sorun istemiyorum, Bill.

Onların Curley'i tuttuğu gibi, beni tutacak iki adamın yok.

Onlar olmadan şansın olmaz, öyle mi?

Eğer dövüşmek istersem, karşımdakini tutturmama gerek yok.

Bu fikir için sana ne verdiler?

Şu anda, oldukça büyük miktar.

Tokatlasan da tahrik olmayacağım. Silah çekmeyeceğim.

Hepsi ellerimi görebiliyor. Silah çekmeyeceğim.

Pokey... al şunu.

Kendine bir şişe içki al ve uzak bir kadabada keyfine bak. Çabuk ol.

Connie.

Önce iki el silah sesi duydum Bill yapmış olabilir.

Bu onun silahı.

Doğru olsa daha iyi olurdu.

Ateş edildiği belli.

Bunca zamandır ne yapıyordun?

O hızlı bir şekilde ateş ederken, ben dikkatlice nişan alıyordum.

George'a sor.

- Şey, ben... - Tabii. Ve Pokey'e de soracağım...

Onu bulduğumuz zaman.

Hızla çıkıp gitti.

Sanırım korkmuştu.

O önce çekip iki el ateş edecek, Bill onu beklemez.

Onun elindeki bu yanık nasıl oldu?

Bill purosunu yere attı. Belki Burmanın eli üzerine gelmiştir.

O zaman elinin arkasında olurdu.

Sırtının üzerine düştü.

O zaman da elini altında olurdu.

İkiniz de yalancısınız.

George ve Bill yıllardır işbirliği içindeydi.

Sen Virg'i içeri attın. Neden burada aynısını yapmıyorsun?

Curley ölürse ve Burma öldürülmüşse...

Bill ve Virg. ikisi de asılacak.

Nefsi müdafa için bir adamı asamam.

Burma öldü. Ve hepsi Curley'nin burnunu sokmasından oldu.

Ben...

Burnunu sokmanın ne olduğunu sana göstermek isterdim.

- Onu görmek istemiyoum. - Korkuyor musun?

Onu Connie gördü.

Lindstrom...

Curley'e bakmak istiyorum.

Ve onu bütün masraflarını üstlenmek.

Masraflarını üslenmekle onun gözünde eski durumuna gelemezsin.

Onunla kavga etmek istemiyorum, Rose.

O benim her şeyim.

O gururlu biri, Ben. Bir erkeğin önünde onu azarladın.

Bir kadının hissettiklerini bilemezsin.

Frank'ın bunu yapmasına izin vermemeliydin.

Belki, ama Walt Shipley'i sevmiş olamazdı.

O beş para etmez biriydi.

Frank Ivey nedir?

Vadinin en büyük adamı.

Ben Connie'in yanındayım, ama senin değilim.

Sen Connie'nin yanında mısın?

Bu soruyu hiç sormamış ol.

Merhaba, Bill.

Merhaba, Connie. Herkes nerede?

Buralarda.

Tabi bir fincan kahve içebiliriz.

Bill...

Gerçekten ilk önce Burma mı çekti?

George öyle dedi, değil mi?

- O mu söyledi? - Sen ne düşünüyorsun?

Sanırım risk almaktan korkmuyorsun.

Ben de bunu istiyorum.

Başka ne istiyorsun, Connie?

Pekala. Söyleyeceğim.

Frank Ivey'i ezmek istiyorum.

Onun kasabadan sürünerek gitmesini istiyorum, aynı Walt'a yaptığı şekilde.

Curley ölürse...

Dave, Ivey ile ilgilenecektir.

Dave'in tarzı çok yavaş.

Aklında ne var, Connie?

Sürümü ürküterek kaçırmanı istiyorum.

Ürküterek kaçırmak mı?

Dave ve Jim Crew'ı hızlandırmanın tek yolu bu.

Uzun bir süre bu konuyu düşündüm.

Frank Ivey'nin yaptıklarını sanacaklar.

Evet.

Yapabilirler.

Yapacaklar.

Bu hiç düşünmediğim bir şey.

Neyi düşünmedin?

Gerçeği söylemek gerekirse, ben...

Neden canın sıkıldı?

Haydi çocuklar... sürün onları.

Uçuruma doğru sürün.

- Merhaba, Rose. - Merhaba, Bill.

- Curley nasıl? - Şimdi içeri girme. Uyuyor.

Biraz bekle.

Bu güzel.

Bill... kolun paramparça olmuş.

- Doğru. - Çıkar da onu halledeyim.

Çiftlik dışında iki kadınla, sana daha iyi bakılacağını düşününmüştüm.

Kimse benimle ilgilenmiyor.

Annie, Connie ile ilgileniyor...

Ve Connie, Dave ile ilgileniyor.

Dave kimin umurunda?

Kimi düşünüyorsun?

Sığırları mı?

Ne oldu, merak ettim.

Ivey ve adamları gece yarısı bize saldırdı.

Sürüye saldırıp ateş etmeye başladılar

Bir kısmı bizi kovaladı...???

...ve diğerleri bütün sürüyü ürkütüp kayalıklara sürdü.???

Artık Ivey gerçekten vahşileşti.

Bunu hiç düşünmemiştim.

O her zaman vahşiydi.

Evet, sizin tanıtlarınızı dinledim.

Unutmayın çocuklar, içki yok. Önümüzde büyük bir iş var.

Adamların gitmiyor Dave.

Herkeste Ivey'e karşı bir kin var, ve yasa bundan etkilenmemeli.

Ama yardıma ihtiyacın olacak, Jim.

Teşekkürler.

- Bu benim işim. - Ve benim savaşım.

Gerekli olmadıkça ateş etme.

Ama orada olsaydın, ateş edebilirdin.

Muhtemelen sen haklısın.

Haklı olduğumu biliyorum.

Hayattaki tüm işim bu oldu, evlat.

Ayrılmak istersen, ekibimde yerin her zaman hazır.

Hatta usta başı olarak işe başlarsın.

Bu yaşımda, bunu bir iltifat olarak kabul ediyorum.

Virg, kendine dikkat et.

Jim Crew geliyor.

Merhaba, Jim. Seni gördüğüme sevindim.

Susamış gibi görünüyorsun.

İnce bir şeye ne dersin?

Buraya Virg için mi geldin?

Hayır... Daha sonra geleceğim.

Doktor, Curley ölmeyecek diyor.

Pokey bulundu mu?

Hayır, henüz değil.

Al.

Yanlış bir şey mi var, Jim?

Geliyor musun?

Gelmek mi? Nereye?

Hapishaneye.

Hapse mi? Ne için?

Dün gece Connie'nin sürüsünü ürkütmen kesinlikle yasal değildi.

Ne? Dün gece buradan dışarı çıkmadım, bunu kanıtlayabilirim.

Buraya gelin.

Ben dün gece neredeydim, çocuklar?

Burada.

Bütün gece.

Kesinlikle buradaydı. Poker oyunundan benim bir aylık maaşımı kazandı.???

Onları duydun mu?

Çizmelerini giysen iyi olur.

Sana buradan ayrılmadığımı söyledim.

Bunları önce jüri önünde kanıtlama şansın olacak.

Yalan söylüyorsun.

Seni götüreceğim dediğimde yalan söylemiyordum.

Seni uyarıyorum, Jim, buradan çek git.

Sana bir kez daha söylüyorum.

Benimle gel.

Bunu yapma, Jim.

Red...

Dickason'git ve Virg, Sherif'i vurdu lafını yaysın.

- Dinleyin... - Kapa çeneni. Seninle ilgileneceğim.

Gidelim. Bu konuyu Dave Nash'ın duymasını istiyorum.

Virg gerçekten katil değildi.

Sadece tetiği çekti.

Onu ben öldürdüm.

Riske girmemek için onu öldürdüm ve yasayı bir silah gibi kullandım.

Kanun, yorgun yaşlı adamdı.

Şimdi her şeyi riske atma.

Bayan Connie.

Şu anda yorgunum, Link.

Sizi rahatsız etmek istemiyorum...

...ama bilmeniz gerek bir şey var.

Nedir o?

Olanları gördüm. Sürünüzü ürküten kendi adamlarınızdı.

Onlar bunu bilerek yaptı. Ben onları gördüm.

Ama beni kimse görmedi.

Bir yanlışlık olmalı.

Hayır, bayan.

Tom Peebles, Bailey ve Bill Schell... onları gördüm.

Otur, Link.

Link...

Babamın beni Frank Ivey ile evlendirmek için zorladığını biliyorsun.

Bu yüzden evi terk ettim.

Duymuştum.

Frank ahlaksızca savaşır, ve ben de aynı şekilde savaşmalıyım.

Curley onun yüzünden ölüyor.

Bill Schell'in sürüyü ürküttüğünü biliyorum.

Emri ben verdim.

Ama... bu yüzden...

Jim Crew öldü.

Biliyorum.

Bu benim vicdanımda korkunç bir şey.

Olayların böyle olacağını bilmiyordum.

Bütün suç bende mi?

Oh, hayır. Onlara hiçbir şey söyleme.

Ve benim için endişelenmene gerek yok, Bayan Connie.

Ağzımı kapalı tutacağım.

Teşekkürler, Link.

Dave...

Sherrif'i Frank Ivey öldürdü.

Dave.

Dave.

Bana yardım etmelisin, Rose.

Curley nerede?

Bu öğleden sonra öldü.

- Güzel. - Merak etme onu bulacağım. Bailey ve Peebles'ı, da.

Idaho ya da Montana'ya neden bakmıyorsun? Onlar Crew öldürüldükten sonra kaçtılar.

Gidelim, Nash yaralı. Fazla uzağa gidemez.

Kasabaya geri dönün.

Açık açık, hiç bir şey gizlemeden, değil mi?

Neden olmasın? Ben de masumum.???

Şu sürüyü ürküten ve beni asmaya kalkan sanki onlar değildi.

- Bill. - Merhaba, Rose. O nasıl?

Değişiklik yok.

Posta arabasında hiç yolcu olmadığını öğrendim.

Bu tek şansımız.

Doğruca bizim eve gittiler.

Şükürler olsun ki, Doktor evde değildi.

İşte geldiler.

Siz ikiniz arka taraftan dışarı çıkın, çabuk olun.

Silahımı getirin. Silahım nerede?

- Siz ikiniz... - Bir fikrim var.

Sen misin, Frank. Şey, şu anda meşgulum.

Fazla kalmayacağız, Rose.

Mutfağa bir göz at.

- Sadece etrafa bakacağız. - Başka bir yere bak. Burada değil.

Sizi burada istemiyorum.

Senin derdin ne, Frank?

Dave Nash'ı istiyorum, hepsi bu.

Onu görmedim. Şayet görseydim, sana söylemezdim.

Şimdi, çekin gidin. İkiniz de.

Dave Nash'ı bulana kadar olmaz.

Mutfakta yok, Frank.

Sana burada olmadığını söyledim.

Bakalım.

İçeri giremezsin. Bayan Parks içeride prova yapıyor.

İçeri bir göz atayım.

İçeri giremezsin, Frank. Giyinik değilim.

Üzgünüm. Zorla içeri girmeye kalktılar.

Üzerine bir şey alsan iyi olur. İçeri geliyorum.

Giremezsin. Senin hatırın için giyinecek değilim.

Bu kasabayı sen mi yönettiğini sanıyorun? Sen burada tek kişiyi yönetemezsin.

Bu kasaba ile ilgili yaptıklarından yeterince bilgim var.

Utanmanın anlamını bildiğini hiç sanmıyorum...

- Dinleyin, Bayan Parks. - Sen dinle.

Pokey'i getirdiler.

Burma'yı silah çekmeye Bill zorladı diyor.

Bill Schell öldü demektir.

O bunu bilmiyor olabilir, ama öyle.

Biraz işim var. Döndüğümde provayı bitirsen iyi olur.

Giysiler tam olarak tamamlandığında prova bitmiş olacak, daha önce değil.

Bill Schell, arkanı dön.

Hey Pop, haydi gidiyoruz.

Üzerindeki giysilerini çıkarmış olan bir kadının...

...blöfüne göz yumman, ilk defa oluyor.

Dave orada olsaydı, kadın giysilerini üzerinden çıkarmazdı.

Dave, dinle...

Sana söylediğimizi unutma.

Yapman gereken şeyi biliyorsun.

Gidelim...

Sen burada bekle.

- Yola çıkmaya hazır mı, Joe? - Hazır, Harry???

- Bu gece hepsi bu mu? - Hepsi bu, Harry.

- Dave Nash'ı arıyorum. - Onu görmedim.

Onu yolda görürsen geri dön ve bana bildir.

Bildiririm. Haydi.

Sen eve dön, tatlım. Ben gitmeliyim.

- Bill... - Evet.

Teşekkür ederim.

Gitsem iyi olacak.

Gidip bir an önce Dave'e yetişeyim.

Sorun nedir, Bill?

Pekala, dostum?

Dave'in içeride olduğunu bilseydim, daha yavaş sürerdim.

Onu nerede saklayacaksın, Bill?

Sen benim dostumsun ama iyi bir dost değil.

Bir şey daha...

Frank Ivey bunu duyarsa seni öldürürm. Öldürürm.

Merak etme. Duymaz.

Öldün dedim.

Bandaj ve ilaçları ayrı sakla.

Ve ateşine bak.

- Günaydın, Rose. - Günaydın.

Günaydın. Bayan Connie.

Seninle konuşmak istedim.

Oturma odasına geçelim.

Otur, Connie.

Frank Ivey dün benim yerimdeydi, Dave'i arıyor.

Yaralanmış.

Bekledim ama eve gelmedi.

Sen onu görmüşsündür.

Evet.

Bill onu sakladı.

O nasıl?

Güçsüz.

Dinlenmeye ve sessizliğe ihtiyacı var.

Neden bana haber göndermedin?

Benden hoşlanmıyorsu, öyle mi?

Eskiden sana acırdım, Connie.

Frank ve Ben'den sert muamele gördün.

Ama kavgan çok fazla hayata mal oluyor.

- Buna değmez. - Öyle mi?

Eğer Frank, Dave'i ele geçirirse olmaz.

Benim için önemli olan tek şey odur.

Ben de aynı şekilde hissediyorum.

Aynı değil, Connie.

Sen onu intikam ve güç için istiyorsun.

Aç gözlülüğün ve hırsın için onun ezilmesine izin veriyorsun.

Bunu ona söyledin, sanırım.

Kadın konusunu erkeğe anlatamazsın.

Kendisi onu ortaya çıkarmalı.

Nerede o?

Frank Ivey hepimizi izleyecek.

Özellikle seni.

Dave'i bulmanın tek yolu, ona giden birinin peşine düşmektir.

Benden onu yerini asla öğrenemezsin.

Tabii ki seni öldürmeleri çok zaman alır, dostum.

Hala aç mısın?

Beni ne iyi yapar?

- Hiç tuz kaldı mı? - Hayır.

Ama Rose sana biraz yiyecek gönderdi.

Bir gün, bir adam onu serserilerden kurtaracak.

- Bizim gibi. - Evet.

Ne yapacağını bilmiyor herhalde.

Bir erkeği var mı?

Bana hemen bir Noel ağacı alabilir.

Ama benim bir serseri olduğumu biliyor.

Jim Crew hep şöyle derdi:

Her zaman Rose ile ilgilenenecek pek çok aptal vardır.

Anlayamıyorum. Demek istediğim, Ivey köpeklerini salıyor.

O da bizim gibi, Crew ile iyi geçinmemeye çalışıyordu.

O muhtemelen çıldırdı.

Hayır, sadece işleri yolunda gitmiyor.

O sürü panik olayı için Crew'in üzerine geleceğini biliyordu.

Onu öldürmek isteseydi daha kolay yolları vardı.

Evet, o yaptı ve bu yeterli. Biz yenildik.

Hayır???

Connie ve istedikleri arasında sadece bir tek dolu silah var.

Dolu olan Ivey'ninki.

Benimki değil.

Ivey'nin çalışmasını gördüm.

Neyse... Gitmek için hazır olduğunda...

...benimle tepelere gel.

Ne diyorsun?

Kalıyorum.

Connie ne olacak?

Bilmiyorum.

Dinle, dostum.

Frank daha önce vurulduğu kıza sarılıyor.

Connie seni öldürtecek, onun için uğraşıyor.

Sen bunu bir gece düşün, kid.

Bu bir ata benziyor.

Muhtemelen, George. Ben bir göz atayım.

Connie, neden buraya geldin?

Rose sana takip etmemeni söylemedi mi?

Dave öldü mü, yaşıyor mu, bilmiyordum. Ne yapmamı bekliyordun?

Dur. Aynı şeyi Rose da yapabilir.

Dikkatli geldim.

Takip edilmedim.

Hayvanları ürkütme konusunda gerçeği biliyor mu?

Ben söylemedim.

Ed Burma'yı öldürmen konusunda hissettiklerinin aynısını hissediyorum.

Bilmiyorsun. Sadece tahmin ediyorsun.

Biliyorum.

Bu senin sırrın, Bill.

Sürüyü ürkütme de benim sırrım.

Bu bir anlaşma gibi görünüyor.

Öyle.

Şimdi mutlu musun? Ivey peşimizde.

Silah sesleri duydum.

Kendini nasıl hissediyorsun?

Eyere bindiğimde iyileşirim.

- Bu Connie'nin atı. - Doğru. Sen ona bineceksin.

Güneye sür, tek başına.

- Connie, sen benim atımı al. - Neden?

Bak, kid. Onlar Connie'nin atını izleyip buraya geldiler. İzlerini tanıyorlar.

Ivey onu istemiyor.

- Siz ikinize ne olacak? - Biz Kuzeye doğru gideceğiz.

Onlar bizi takip ettiklerini sanacak.

Ve, bir süre sonra, Connie kasabaya geri dönecek.

O zaman benim peşimde olacaklar.

- Buna izin veremem. - Tartışma yok.

Bütün bir gün onları oyalayabilirim. O zamana kadar bölgeden çıkmış olursunuz.

İyi şanslar, kid.

Bir şey daha var.

Connie, bunu senin de duymanı istiyorum.

Ed Burma'yı tahrik ettim, ve onu soğukkanlılıkla öldürdüm.

Üzgün değilim.

Ben de senin yaptığını düşündüm.

Buraya sana yardıma geldim.

Ama bunları hep senin yanına gelebilmek için yaptım.

Bir gün geleceğini biliyordum.

Yanıma gelmeni hep hatırlayacağım.

Seni bekleyeceğim, Dave. Geri dönmeni bekliyorum.

Geleceğim. Söz veriyorum.

Connie.

Mutlaka onu öldürtmek istiyorsan, konuşmaya devam et.

İşte orada, Connie.

İkinci yola gir.

Sen geçide doğru mu gideceksin?

Hayır. Ivey bizim oradan geçeceğimizi bilir. Geçidi tutmuştur.

Seni köşeye sıkıştırdılar.

Evet.

Ama bu çok zaman alacak. Ve Dave'in zamana ihtiyacı var.

Sayende.

Benim için çok fazla hoşgörülü değilsin, öyle mi, Bill?

Sen bir at ya da köpek, ya da bir adam ya da başka bir kadın gibisin...

Bir zamanlar seni iyi tanıyordum.

Seni durdurduklarında, onlara benimle at sürdüğünü söyle, inanmayacaklardır.

Burada ayrılmışlar.

Kasabaya geri dönüyor.

Nash bunu yapmaz.

Siz ikiniz izleri takip edin. Sen bizimle gel, Pop.

Bu izleri bırakarak, kendini öldürtmek istiyor olmalı.

Onu karşılamalıyız.

Oraya asla çıkamaz.

Pekala, bu işi bitirelim.

Durun.

Dinlenelim.

Zamanımız bol.

Bekleyeceğiz.

Yaklaşmak için zorlanacaksın, Frank.

Yaklaşacağım.

Pop, tepeye çık. Sen de Kolab'ın yanına git.

Ben, bana dinlenmiş bir at ve biraz erzak vermelisin.

Sence gitmen için yeterli mi?

Link. Link.

Otur. Sana biraz su getireyim.

Beni öldürmeye çalışıyorlar, Ben.

Beni ortadan kaldıracaklar.

Onları artık tanıyorum.

Link.

- Dinlenmiş bir at getir. - Hemen, Bay Dickason.

Ivey, Bill Schell'i o şekilde öldürmemeliydi.

Nasıl?

Sırtından bir çifte ile.

Bayan Connie, beni suçlamıyor, öyle mi?

Hiç kimseye söylemedim. Bay Dickason'a bile.

Ben yoruldum evlat. Açıkça konuşmalısın.

Ivey benden duymadı.

- Belki ona Bill Schell söylemiştir. - Ona neyi söylemiştir?

Bana dört yaşında olduğum gibi davranmadı.

Bayan Connie'ye onu gördüğümü söylediğim zaman...

...emri kendinin verdiğini itiraf etti.

Ne emri, Link?

Sürüyü ürkütüp topraklarının dışına çıkaran kendi adamlarıydı.

Dinle, Frank. İki gecedir at sırtındayız. Hepimiz yorgunluktan öldük.

Gidin biraz dinlenin.

Çeviri: HOLSTER 2012

Bu işe karışmayın.

Onunla çok yaklaşman lazım.

Ama yaklaşamazsın.

Dave. Dave.

Ben iyiyim.

Orada yatan sen olabilirdin.

- Ama değilsin. - Hayır.

Bu şekilde olması gerekiyordu.

Artık hepsi bitti.

İstediğini elde ettin.

Biz istedik...

...sen ve ben.

Yaşamımızın geri kalanını için hepsi bizim.

Kazandığımızı anlamıyor musun, Dave?

Söylediklerimi duymuyor musun?

Jim Crew ve Bill Schell'i düşünüyorum.

Yardım edemezdin.

Link, bana şu sürüyü ürkütme işinden bahsetti.

Üzgün olduğumu söyleseydim, bir şey fark eder miydi.

Çok üzgünüm.

İnsanların sözlerden çare araması ne kadar komik.

"Üzgünüm".

Şimdi bizim mutluluğumuzla ne önemi var.

Özgürlüğümüz. Bu şekilde yaşamak istiyoruz.

Biz değil, Connie.

Sadece sen, tek başınasın.

Ama ben yalnız kalmak istemiyorum.

Demek yalnız kalmak istemiyorsun?

Sanırım her şey meydanda.

Gerçekten güzel bir elbise.

Hoşuna gitti mi?

Gelinlik için mi yaptın?

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.