All language subtitles for The.Occupant.2020.SPANISH.720p.NF.WEBRip.DDP5.1.x264-NTb

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali Download
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish Download
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

NETFLIX SUNAR

HAK ETTİĞİN YAŞAM FRIGISMART ALETLERİ

Vay canına.

"Hak ettiğin yaşam" mı?

Bir klasik.

Teşekkürler.

Ne çok anı var. Kendimi TV karşısında fıstık ezmeli

sandviç yerken görebiliyorum.

Hangi yıldandı bu? 1994 mü?

1998.

Lanet olsun! Kaç yaşındaydım?

On beş, değil mi? Sen?

On iki.

Yaşlanıyoruz Natalia.

"Hak ettiğin yaşam."

-Hepsi senin fikrin mi? -Evet.

Müşteri beğenmemişti,

o yüzden zorlamak zorunda kaldık. Test edilmesi için

mücadele ettik, o dönem yapılmazdı.

Tabii, dönemine göre çok iyiydi.

Peki ya şimdi?

Evet...

...ve şimdi de tabii.

Bazı unsurlara zaman işlemez.

Yeni bir işiniz var mı?

Şey var...

-Bu Telefónica kampanyası. -Movistar.

Hayır, Telefónica. Ben de ayrıca...

...Cordoniu'nun geçen yılki tatil kampanyası var.

CESUR İFADELER MUTLU 2018

Hayır.

Tanıdık gelmiyor.

Öyle mi? Çok iyi iş çıkarmıştı.

Bunu Tilson'da yaptın.

Evet.

Evet, bu şeyden öncekiydi...

Uzun zamandır oradaydım ve manzara değişikliği olsun istedim.

Ne bileyim, küçük bir ajans denemek istedim.

Çok da küçük değil.

Hayır, değil.

Hiç de bile.

Daha genç ve risk almaya daha açık demek istedim.

Aradığım şey buydu.

Tilson'dan ne zaman ayrılmıştın?

Bir yıl önce.

Bakalım...

Javier... Öz geçmişin oldukça iyi.

Hatta sen bir efsanesin.

Kesinlikle.

Ve...

...buradaki boşluk için

fazla iyisin.

-Öyle olması şart değil. -Öyle.

Bu giriş seviyesi. Yeni başlayanlar için.

Tamam ama bir açıdan hepimiz yeni başlıyor sayılırız.

Anlamıyorum.

Çok kalifiye değilim. Gençlerle birlikte kolları sıvarım...

Bak Javier, risk alan genç bir yer istiyorum diyorsun.

Ama bu işte hiç risk görmüyorum.

Ben Noel şapkalı...

...bir şişe cava görüyorum.

Üzgünüm.

Seni geçireyim.

Parkımı onaylar mısın?

Evet, elbette.

-Hangi müşteri? -Pardon?

-Hangi müşteriye çalışıyorsun? -Müşteri yok.

Mülakata gelmiştim.

Üzgünüm ama sadece müşteriler için bunu yapıyoruz.

Tamam ama gelmemi istediler.

Arabayı aşağıda bıraktım. Kimse söylemedi.

Evet...

Söylemeleri gerekirdi.

Ama şirket kuralı bu. Üzgünüm.

Bir istisna yapamaz mısın?

Bir kod girmem gerekiyor da.

Her müşterinin kodu ayrı, kaydedilmesi gerek.

-Üzgünüm. -Tabii, söylemiştin.

Pardon?

"Üzgünüm." Üçüncü kez söylüyorsun.

Parkımı onaylar mısın lütfen?

Üzgünüm.

Iker.

Bir sorun mu var?

Beyefendi parkını onaylamamı istedi.

Ama bunun için müşteri koduna ihtiyacım var.

Onayla.

Benim kodumu gir.

Teşekkürler.

Aklında ne var?

Hadi, söyle. Ne?

Bugünkü iş görüşmem.

-Nasıl geçti? -İyi.

Evet, çok iyi.

İçimde iyi bir his var.

Birkaç haftaya haber verecekler.

Javier...

-Sor bana. -Neyi?

-Aklımda ne olduğunu. -Marga...

Hadi.

Aklında ne var?

-El Carmel. -Hayır.

Orası bizim ve Asyalılara neredeyse üç kuruşa kiraladık.

Olamaz.

Böyle ne kadar devam edebiliriz?

-Buradaki kira her ay bizi kurutuyor. -Burası evimiz.

Alt tarafı dört duvar.

O kadar.

Arabayı satmayı yeğlerim.

O da var.

Yapma Marga. İş görüşmelerine nasıl gideceğim? Bisikletle mi?

Fiat ile.

Ya da metroyla. Arabam tamirde dersin.

Ne?

Ne? Yalan mı söyleyeyim?

-Javier... -Ne?

O farkında değil.

Merhaba.

Annenle konuştun, değil mi?

Endişelenecek bir şey yok.

Geçici olarak taşınıyoruz.

Evet, o da öyle dedi.

İşler düzelene dek, birkaç aylığına.

Okulu da dert etme, yılın kalanı için okul parasını ödedik.

-Yani hâlâ gidebilirsin. -Yok, gerek yok.

Neye?

Okul değiştireceksem en yakın devlet okuluna gitmeliyim.

Ama çoktan ödedik.

Niye kalayım ki? Bana zaten gülüyorlar.

El Carmel'de yaşadığımı duyunca ne yapacaklar?

Sana gülüyorlar mı?

Niye?

Sence niye?

Bilmiyorum Dani, sen söyle.

Baba.

-Sana niye gülsünler ki? -Görmüyor musun?

Hiçbir şey görmüyorum Dani.

Tabii.

Gecikeceğim.

Araceli.

Yağmur yağıyor. Seni metroya kadar bırakayım mı?

Şey...

Teşekkürler.

Araceli.

Sana söyleyecektim...

Sanırım eşim taşındığımızı söylemiştir.

Evet, söyledi.

Bu dönem çok sıkışığız.

Hayır Bay Muñoz.

Üzgünüm Araceli.

Ne olur, bunu bana yapmayın.

Birkaç aya işler düzelirse o zaman...

Dani peki?

O çocuğu seviyorum...

Dani iyi olacak.

-Sakıncası yoksa... -Kalbimi kırıyor.

Biz de çok üzgünüz.

Araceli, hadi ama.

Üzgünüm.

Beni affedin.

Demek istediğim şuydu...

Neydi?

Anahtarlar.

Dairenin anahtarlarını geri verir misin?

Araceli!

Bu da bardak kutusu. Oraya koyabilirsiniz.

Asansörde dikkatli olun.

HAYALLERİNİ BÜYÜT

Javier Muñoz?

-Merhaba. Pardon, yönetici nerede? -Arkada.

Teşekkürler.

Javier Muñoz?

Merhaba. Javier Muñoz?

Benimle gelin lütfen.

Kıçınızın büyümesini ve saçınızın ağarmasını izleyerek mi

işleri değiştireceksiniz?

Hayır!

Yoksa ayağa kalkıp hayatı taşaklarından yakalayarak

onu iyice sıkacak mısınız? Böyle mi bir değişim yaratacaksınız?

Evet!

Özür dilemeyi bırakın. İzin istemeyi bırakın.

Javier?

Evet.

Sonra "Jacinto, ben pazarlamacı değilim." dedim.

Hayır.

Ben hayalperestim.

Çünkü reklamcılık hayallerden ve insanlara göstermekten...

Kendimizi kandırmayalım. Hayal o kadar da orijinal değil.

Onların hayat konusunda ufuklarını açmamız gerek.

Kabullenmek istediklerinden fazlasını göstermeliyiz.

Dinle Lucas. Böyle şeyleri üniversitede öğretmezler.

Not alıyorum.

Şey, portfolyomu yanımda getirdim.

Hayır, gerek yok.

Portfolyonu görmeme gerek yok Javier. Hepimiz seni biliyoruz.

BMW, Frigismart...

-Minik şapkalı cava çok hoştu. -Tabii.

Tek sorum şu: Ne zaman başlayabilirsin?

Bilmem ki. Hemen?

Harika.

Pardon. Londra ile konferans görüşmem var.

Lucas ile detayları halledin.

Harika.

-Hoş geldin. -Teşekkürler.

-Hoş geldin. -Çok teşekkürler.

Sözleşme burada.

-Çabucak bir bakayım. -Tabii ki.

Teşekkürler.

Affedersin.

-Lucas? -Efendim?

Bu da nedir?

Deneme süresi. Üç ay.

Ücretsiz mi?

Doğrudur.

Tamam ama bir dakika. Bu...

...staj sözleşmesi.

Evet, aynen. Reklamda böyle yazıyordu.

Dario'yu çağırır mısın?

Zor olur. Görüşmede.

Anlayacaksın. Dario ile geçmişimiz eskiye dayanır.

-Beni denemeye sokmaz. -Adını gördüğüne

şaşırdı.

Gelmene şaşırdı.

Ve?

Ucuza kapatılacağını söyledi.

Hayır, hayır...

-Selam. -N'aber?

Bütün gün ayaktaydım. Ayağım su topladı galiba.

Rahat ayakkabılara ihtiyacım olacak, yoksa...

Çamaşır suyu.

-Dani? -Odasında.

Mikrodalgada sana makarna bıraktım.

BODRUM

Sakin ol!

Sakin ol!

Sakin ol. Orada kimse yok.

RİTMİK JİMNASTİKLER

N'aber?

Hiç. Ev ödevi.

Okul nasıldı?

İyi.

Üniformasız daha iyi, değil mi?

Daha rahat, daha gayriresmî.

Dani. Bayağıdır birlikte bir şey yapmadık.

-Yıldız Savaşları'nı izlemeye gittik. -O çok önceydi.

Ama biz niye... Bak, temiz hava almak için koşacağım.

-Benimle gelsene. -Şimdi mi?

Evet, şimdi. Akşam yemeğine daha var.

Bilmiyorum. Cebir çalışıyordum.

Mens sana in corpore sano, değil mi? Latincede bunu öğretmediler mi?

Tanrım, baba. Latince senin devrinde kaldı.

Serseriye bak!

Üstümü değiştirip senin ihtiyarın gücünü göstereceğim.

Beş dakikaya görüşürüz.

Çok iyi.

Hadi dostum.

Burnundan.

Burnundan al, ağzından ver.

Hayır. Ağzından nefes alıyorsun Dani.

Daha çok yorulursun. Burnundan al.

-Tamam. -Hadi. Aferin.

Bu iş böyle yapılır. Hadi.

Yine ağzından nefes alıyorsun.

-Üzgünüm. -Hayır! Özür dileme.

Özür dileme. Konuşma. Hadi.

Burnundan al, ağzından ver!

Hayır. Durmak yok.

-Durursan zirveye ulaşamazsın! -Yapamam.

-Yapamam. -Yaparsın, hadi Dani.

-Yapamam! -Az kaldı! Hadi!

Dani, hayır. Durma. Hadi. Dani!

Ne oldu?

-Hiç. -Hiç de ne demek?

Hiçbir şey. Koşuya çıktık. Biraz yoruldu.

Kustun mu?

Ne yaptın?

-Ben mi? -Evet.

Babamın suçu değildi.

Yokuş yukarı koştuk.

Ne yokuşu? Arkadaki mi?

-Yapabilir sandım Marga. -Ama niye?

-Ne niye? -Niye yokuşu koşması lazımdı?

Bana öğretiyordu.

Egzersiz bu. Sağlıklı.

Bu... Bu mu sağlıklı?

Obezite sağlıklı değil ama.

-Javier. -Ona gülmeleri de sağlıklı değil.

-Yeter! -Bilmiyor muydun?

-Javier. -Bilmiyordun.

Elbette biliyorum. O benim oğlum, tamam mı?

Müdür ve öğretmeniyle konuştum bile.

Peki ya ben?

Benimle niye konuşmadın? Benden başka herkes biliyormuş.

Bak. Niye söylemedim biliyor musun? Bu yüzden.

Çünkü oğlun okulda sorun yaşayınca çözümün onu kusturmak.

-İyiliğini istiyorum. -Öyle mi?

Evet. Hem senin hem Dani'nin.

Oğlum dışlansın istemiyorum, sen de çamaşır suyu kok istemiyorum.

İş bu. Çalışıyorum.

Evet ama bu çalışmak değil Marga. Bu pes etmek.

Sen yürüyüşe çıksana.

Efendim?

Selam. İlan için arıyorum.

Ne ilanı?

İkinci el araba.

Hâlâ satılık mı?

-Hâlâ satılık mı diye sordum. -Hayır.

Hayır, üzgünüm. Çoktan sattım.

Şimdiden mi?

Gelip görmek ve teklifte bulunmak istiyorum.

Hayır, satıldı.

İyi geceler.

Yeni lezzetlerimizle tanışın...

Risk alanlar var...

Asiler.

Hayalperestler. Öyle insanlar...

...bu 48 saatlik tamamen pürüzsüz...

...başarı kendi başına gelmez.

...her gün yeni bir tecrübe edinirsiniz.

...başarı zamanı...

...her şey dâhil.

Bunu birlikte yapalım.

Sen ve ailenin huzuru için.

LARA ŞİRKETİ

CARLA YÜZME HAVUZLARI

TOMAS OFİS KOÇ MONI

1 GÜN

KAZA

ALKOL ETKİSİ ALTINDA

SÜRÜCÜ EHLİYETİNİN GEÇİCİ ALINMASI

BİR YIL

TAKVİM 21 EYLÜL

DEPARTMAN YÖNETİCİLERİYLE TOPLANTI - DİŞÇİ - KORUYUCU MELEK KİLİSESİ

KORUYUCU MELEK KİLİSESİ

-İyi akşamlar. Nasıl gidiyor? -Harika.

-Gel. Bekliyorlar. -Harika.

Hemen geliyorum.

Hoş geldiniz!

-Hayır, ben... -Gel.

Isırmayız.

Amparo.

Javier.

İlk mi?

Evet.

Gel.

Gel. İstediğin yere otur.

Merhaba. İyi akşamlar.

-Merhaba. -Selam.

Nasılsın?

Haftan nasıldı?

1 AY

Merhaba. Hoş geldiniz.

Peki. Başlayalım.

Bugün aramızda yeni bir yüz var.

Onun ilk seferi, o yüzden sıcak şekilde karşılayalım.

İstersen konuşabilirsin ama baskı yok.

Paylaş. Dinle.

Bölmek dışında her şey serbest.

Kim başlamak ister?

Ben.

Şey, bu hafta...

...boktandı.

Toni ile ayrıldık.

Ne diyeceğinizi biliyorum. "En iyisi.

Siktir et onu. Hep sorun yaratıyordu." Evet, doğru.

Tüm gün uyuşturucu çekiyordu. Ama...

...şimdi gidince, şey...

Uyuşturucu çekmek isteyen benim.

Bu...

...dünyadaki en önemli varlığım.

Cidden.

Ama sanırım yakın zamanda geri vereceğim.

Evet, iyi gidiyorum. Bazen bir barın yanından geçerken

"Sikerler. İçeri girip carajillo alıp

kumar oynayabilirim." diyorum.

Beni...

Beni öptüğünde...

Biliyorum ki

tek amacı

nefesimi koklamak.

Dışarı çıkmak zor.

Arkadaşlarla görüşmek zor.

Dışarı çıkmak zor, her yer bira ve içki kaynıyor.

Bugün doğum günüm, siktir!

36 oldum bile.

Ama hey. Cava yok, değil mi?

Cava yok. Maden suyu ile kadeh kaldıralım.

Başka?

Kimsenin ekleyeceği bir şey yoksa

bugünlük bitirelim...

Pardon.

Merhaba.

Benim adım...

...Javier.

Buraya ilk gelişim.

Bu iş nasıl yürüyor tam bilmiyorum.

Ama istedim ki...

Hikâyelerinizi paylaştığınız için

ve yalnız olmadığımı

fark etttirdiğiniz için...

...teşekkür etmek istedim.

İhtiyacım olan bu.

Yalnız olmamak, bununla yalnız yüzleşmemek.

Bırakmayı denedim...

Bir ya da iki kez değil.

Bence sayısı...

...beş.

Bu beş seferde de ağzının payını verecek

bir adam bulmaya döndüm.

Döndüm çünkü zayıftım, aptaldım...

...başka bir şeyim yoktu.

Çünkü karımı çoktan kaybettim.

Kızımı kaybettim.

Onları incittim.

Hem duygusal

hem de duygusal olmayan açıdan.

Anlatabiliyor muyum?

Değişmek istiyorum.

Daha iyi bir insan olduğuma, bundan daha iyi olabileceğime

inanmak istiyorum.

Çünkü bu ben değilim.

Teşekkürler.

...haklısın.

Tebrikler.

-Ne hoş. Teşekkürler. -Hoş geldiniz.

Hoş geldiniz.

-Teşekkürler. -İlk adım hep en zorudur.

Değil mi? İkincisi, üçüncüsü, dördüncüsü, beşincisi,

altıncısı da.

Çünkü 12 tane var.

On iki adım.

Doğru. Affedersiniz.

Merhaba.

Sadece biraz cesaret vermek istedim.

Seni iyi anlıyorum. Aynı şeyi yaşadım.

Tekrarlamalar...

...zordur.

Kaç kere düşüp kalktım söyleyemem.

Ama şimdi bak.

Bir yıl.

Devam et, tamam mı?

Teşekkürler.

İyi geceler.

Hey...

...acaba...

Birçok endişem, birçok sorum var da.

Bir kahve içelim mi?

Saat geç, üzgünüm.

Hayır, gidelim. Yanda kahveci var.

-Javier. -Tomás.

Memnun oldum.

Püf nokta öngörebilmek.

Hangi durumlarda cazip geldiğini, neyin seni baştan çıkardığını bilmek.

Zayıf yönlerini bilmek.

Kendini hepsine karşı savunamazsın, dikkat et.

Ama orada olduklarını bilmek savaşın yarısıdır.

İnan bana, onların tamamen farkındayım.

Başkalarını mı suçluyorsun, sahipleniyor musun?

Güzel soru.

En önemlisi.

Seninki? Orada olduklarını nereden anlıyorsun?

Pratik.

Bazen iş yerinde sen...

Ne iş yapıyorsun?

Ben Altamira Ulaşım'ın Başkan Yardımcısıyım.

Vay canına.

Vay canına, evet. Ama baskı var. Çatışmalar var.

Bazen değerli hissetmiyorsun.

-Evde de. -Evde mi?

Evet, herkes gibi.

Bak, uzun saatler çalışıyorum ve Lara... Lara benim karım.

Bazen etrafta yeterince olmadığımı düşünüyor.

Kendini klonlayamazsın ya.

-Kızımın hayatında değilmişim. -Öyle mi diyor?

Pek sayılmaz ama öyle düşünüyor. Bu canımı yakıyor.

Bu da zayıf yanlarından biri mi?

Bunu soruyorum çünkü

onu mu suçluyorsun yoksa...

Gördün mü?

Benim için bile bu tuzağa düşmek oldukça kolay. Sen de gördün.

-Pardon. -Sorun değil, şartsa aç.

Hayır, önemli değil.

Hayır!

-Benden. -Tabii, lütfen.

-Bu çok faydalı oldu. -Ne demek adamım.

Üzgünüm, sormak istedim...

Özür dilerim. Daha yeni tanıştık ama sorup duruyorum.

Sorun yok. Nedir?

Bu iyileşme şeyine başladım ve...

Bir sponsor istiyorum ve merak ediyorum da sen...

Gerçekten bilmiyorum.

Kimseye sponsorluk yapmadım. Bu dev bir sorumluluk. Ben...

Üzgünüm, seni zorlamak istemedim.

Ama Barcelona'ya yeni taşındım ve...

Burada kimseyi tanımıyorum, yani...

Tamam. İstersen deneyebiliriz.

Bir iki ay dener, durumlara bakarız.

-Harika. Teşekkürler. -Tamam.

-Teşekkürler. -Ne demek.

Efendim?

Merhaba. İyi akşamlar. Araba ilanınız için aradım.

O satıldı.

Javier?

-Neredeydin? -Dersim uzadı.

Sonra hoca birkaçımızı içmeye davet etti.

Arayabilirdin.

Şarjım bitti.

Şarj etmem lazım.

Öğretmen kimleri davet etti? İnekleri mi?

Sevdiklerini, evet.

Yalaka.

Peki sonuç? İşi var mıymış?

Evet, bir şey var. Bir projede yardım istiyor. İlginç gibi.

Öyle mi? Bu harika. Değil mi?

Evet, sanırım işler iyiye gidiyor.

ÜÇÜNCÜ KAT

Carla?

-Geliyor musun? -Evet!

Tatlım, asansörü kaçıracağız.

Geliyorum!

Anahtarlar sende mi?

Hayır... Onları sana vermiştim.

Gerçekten bulamıyor musun?

Jonás!

Sakin ol Jonás!

Sakin ol!

Dışarı çıkalım! Belki sakinleşirsin.

AVUKATI ARA - MONICA'NIN JİMNASTİK DERSİ - ÇAĞRI, JAPONYA

MONICA'NIN JİMNASTİK DERSİ

TAKVİMİ TELEFONLA SENKRONİZE ET

TAKVİMLER SENKRONİZE EDİLİYOR

TELEFON TAKVİMİ SENKRONİZE

Jonás!

Neyin var Jonás?

Jonás!

Jonás!

Jonás!

Hadi!

Avanslar!

Nakit!

Lara, üzgünüm.

-Takvimle ilgili bir sorun yaşadım. -Sorun sensin!

Niye her şeye kızıyorsun?

Kızmadım!

Lara!

Sahiden anın tadını çıkar.

SPOR KOMPLEKSİ

Yıllar süren yolculuktan sonra...

Kapınıza getiriyoruz...

Onları keşfetmeye hazır mısınız?

Ne istersiniz?

Üşütmeden önce konyak mı?

Ne istiyorsun?

Ben konuşmayalı epey oldu, değil mi?

Altı ay mı? En azından.

Hayır.

İyiyim.

İyiyim, geri vermem gerekmeyecek.

Ama onu kaybetmenin kolaylığını fark ettim.

Birkaç gün önce eşimle tartıştık, ciddi değildi.

Bilmiyorum.

Bilemiyorum. Bu, o sesi yeniden duymama yetti.

Bilirsiniz onu.

-Evet. -Kesinlikle.

Ama neredeyse minnettarım.

Kavga için yani. Çünkü fark ettim ki

ayıklık sandığımdan çok daha kırılgan.

Hepimiz dikkatli olmalı, gardımızı düşürmemeliyiz.

Bazen bunu hatırlamak gerek.

Sağ ol Tomás. Başka?

Javier. Devam et.

Öncelikle herkese

teşekkür etmek isterim.

Çünkü geçen hafta ilk seferimdi

ve tamamen kayıp durumdaydım, tutunacak dalım yoktu, savruluyordum.

Ama artık değil.

Bana yardım ettiniz.

Cidden.

Şimdi bir amacım,

enerjimi odaklayabileceğim bir projem var.

Evet, çünkü fark ediyorsunuz ki...

Benim durumumda, fark ettim ki sorunum uyuşuklukmuş.

Rahatlıyorsun, elinden gelenin en iyisini yapmıyorsun,

bir gün yaşlandığını,

maliyetinin çok olduğunu söylüyorlar ve kulağından tutup atıyorlar.

Ama artık değil.

Başka insanların hak etmediği,

minnettar olmayı bilmediği şeylerin tadını çıkarmasını izlemeyeceğim.

Bundan sonra hayatı yakalayacağım. Hem de boynuzlarından.

İzin istemeyeceğim, özür dilemeyeceğim.

Teşekkürler.

-Proje haberi harikaymış. -Evet.

-Ne peki? -Görüşürüz.

Henüz anlatmak için erken.

Gizli mi tutacaksın?

-Çok mu gizli? -Ne alırsınız?

-Sadece kahve ve... -Sütlü kahve.

-Tamam. -Teşekkürler.

Haftan nasıl geçti?

Bayağı yoğun mu?

Hayır.

Kavga mı ettiniz?

Yanlış anlaşılma.

Geçen gün söylediklerim. Dikkatli ol, kendini tanı.

Evet.

Ne oldu?

Aptallıktı. Sıçtım batırdım.

Mónica'yı almaya geç kalmıştım.

-Mónica? -Kızım.

Tabii, doğru ya.

Hep öyle olur. Bir kere hata yaparsın, birden ihmalkâr baba olursun.

Değil mi?

Çocuğunun fotoğrafı var mı?

Evet.

Bak.

Çok güzeller.

-Çok şanslısın. -Evet, biliyorum.

Ya sen? Fotoğraf var mı?

Hayır.

Hayır.

Kusura bakma, amacım...

Yok, sorun değil.

Teşekkürler.

İşte, gizli projene.

-Kahveyle kadeh kalkar mı? -Niye olmasın?

Şerefe.

Gitmeliyim. Süpermarket kapanıyor.

Dul buzdolabı gerçekten üzücüdür.

Bize akşam yemeğine gelsene.

Hayır...

Yük olmak istemem.

Eşin de misafir beklemiyordur.

Başka gün olsun. Yarın, öbür gün.

Hadi ama.

Tamam.

Evet?

Tomás? Javier.

Bekle. Gelip seni alacağım.

Adinin teki interkoma yapıştırıcı dökmüş. Tamirci daha gelmedi.

Pekâlâ.

Bay Muñoz?

Bay Muñoz!

Selam Damián!

-Geç saatte çalışlıyorsun. -Evet, kim bilir kaça kadar.

Ekvatorluyu kovduklarından beri

hiç durmadım.

Gustavo'yu kovdular mı?

Evet, bakım masrafları düşüyor.

-Doğru. -Tek ben varım.

Tek maaşa iki iş yapıyorum.

Sizin burada ne işiniz var?

Hiç. Bazı postaları almaya geldim.

Bazıları yeni adresimizi almamış.

Onlar Marga için. Yıl dönümümüz.

Daire de restorana giderken ayak üstünde olduğundan...

Tabii.

Sizi tekrar görmek güzeldi.

Seni de Damián.

Eşinize selam söyleyin.

Tabii, teşekkürler!

Çocuğa da.

Kendine iyi bak.

-Beklettiğim için pardon. -Yok canım. N'aber?

Gel.

Umarım açsındır. Harika biftekler getirdim. Çok kalın.

-Vejetaryen değilsin, değil mi? -Hayır.

Şanslısın, komşunun köpeği bugün sessiz.

Genelde çekilmez oluyor.

Gelsene.

Seni gezdireyim.

Fena değil, değil mi?

Büyüleyici.

Değil mi?

Lara ile bir süredir arıyorduk, karar veremiyorduk.

Başta kira çok yüksek dedim.

Ama sonra emlakçı panjurları açınca "İşte bu. Burası senin evin." dedim.

Ben de birini duydum diyordum.

-Lara olmalısın. -Javier, değil mi?

-Evet, memnun oldum. -Ben de.

Bir şişe şarap getirirdim ama...

Senin hakkında da çok şey duydum.

Sen Mónica'sın, değil mi?

Baban gerçekten Almudena Cid olduğunu söyledi.

Margarita Mamun. Mónica büyüyünce Margarita Mamun gibi olmak istiyor.

Pekâlâ, merak etme Mónica...

Çağın gerisinde kaldığım sık söylenir.

...kızgınlığını tahmin edemiyorum.

Altı ay boyunca şirkette kıçımızı yırttık,

Amina'nın çocuklarını İspanya'ya getirmesi için yol aradık.

Ama şimdi yargıç onun bile kalamayabileceğini söylüyor.

Çok zor.

Çok yorucu.

Aynı zamanda tatmin edicidir.

Başkalarına yardım etmek yani.

-Elbette. Buna değer. -Bu fikre nereden kapıldın?

Nasıl yani?

Yani pro bono iş sadece pro bonodur.

Tabii ama para her şey değil Tomás.

-Öyle demek istemedim ama... -Ama?

Bilmem. Para ya da tatmin arasında seçim yapman gerekmez bence. Yani...

Yaşadığın yere bak.

Oraya bırak. Ben doldururum.

Hayır, yardım edeyim.

Eşinle çocuğunuz var mı?

Eşim mi?

Bunu diyorsun.

Hayır, şey...

Boşandık.

Bunu düşünmeden takmışım.

Şey olmalı...

Alışkanlık ya da...

Kabullenmek zor.

Bizim de küçük bir kızımız var. Artık küçük değil gerçi. 14 olmuştur.

Üzgünüm. Konusunu açmamalıydım.

Hayır, endişelenme. Bilemezdin.

Hayır, merak etme.

Annesi onu görmemi istemiyor ve onu suçlamıyorum.

Yeterince katlandı. Kimsenin katlanmaması gerektiği kadar.

Ve şey...

...seçmem gerekti.

Onlar ya da cin.

Yanlış seçtim.

Yani senin gibi, kocasının yanında duran bir kadın görünce, açıkçası...

...hayran oldum.

Gücüne hayranım.

Onun da talihini kıskandım.

-Hadi! -Mónica.

Bekle.

Çiçeğe bir adet çiçek.

Ne diyeceksin tatlım?

-Teşekkürler. -Ne kadar tatlı.

Gidelim.

Eski kiracı hakkında ne düşündünüz?

Ne kiracısı?

Dün dairenize gelen. Postalarını almaya gelmedi mi?

Bence yanılıyorsunuz.

Kafam karışmış. Beşinci kattaki ikinci dairedesiniz.

-Evet. -O dörtteydi.

-Beni dinlemeyin. -Sorun değil.

Gidelim mi tatlım?

-Günaydın. -Görüşürüz.

-Efendim? -Tomás?

Javier.

-İyi misin? -Değilim, hayır.

Batırdım Tomás.

Neredesin?

Siktir!

Javier!

Javier!

Javier, iyi misin?

Tek parçayım.

Ver şunu.

-Ver şunu. -Tomás!

Tomás, lütfen.

Siktir.

Ne yaptın Javier?

Üzgünüm, tek bir içki istedim.

-Hayır, asla tek istemeyiz. Bin isteriz. -Doğru.

Bunu bir...

Bunu bir alerji olarak görmelisin.

Bana bak.

Hayatım boyunca fıstığa alerjim oldu. Bir tane yesem ölürüm.

Tek bir içkiyle, malla aynı. Sadece biri bizi mahveder.

Anladın mı?

Evet Tomás ama dün gece sahip olduklarını görmek...

...benim için zordu.

Bir aile, başarı...

Başarı.

Siktir Tomás, sen...

Ülkenin en büyük ikinci nakliye şirketinin başkan yardımcısısın.

Peki sence sahibi kim?

Lara'nın babası.

Ne kadar çalışırsam çalışayım hep damat olacağım.

Torpilli.

Başarım bu.

Lara babasının bizi desteklediğini kabullenmesin diye sevmediğim bir işte

köle gibi çalışıyorum.

Bilmiyordum.

Çekiciyi aradın mı?

Hayır, seni aradıktan sonra şarjım bitti.

-Seninkini alabilir miyim? -Olur.

Teşekkürler.

Siktir.

GELEN KUTUSU

OLUŞTUR

GÖNDEREN: THOMASANDRADE-NAKLİYE ALICI: JAVIER

Numarayı biliyor musun?

Araştırmam gerekti, pardon.

-Bir şey daha. -Ne?

Lara.

Şey düşünsün istemem...

Ona bahsetmesen olur mu?

Tabii, elbette.

-Başın belaya girsin istemem. -Sorun yok.

Teşekkürler.

Araba?

Satıldı.

Para birkaç güne gelir. Bunu istememiş miydin?

İlan için başkası arıyor. Çok geç diyeceğim. Efendim?

Javier?

Evet. Kimsiniz?

Ben Damián.

Damián... Tanımıyorum.

Bahçıvan.

Bir dakika.

Alıcı. Bilmiyorum. Arabada bir sorun varmış.

Evet, üzgünüm. Damián, selam.

Bu numarayı nereden buldun?

Kiracı listesi. Eskisi.

Doğru.

Bir şey mi isteyecektin?

Buluşmalıyız.

Kim? İkimiz mi?

Yarın sabah.

Saat onda.

Vaktim olur mu bilmiyorum.

Evet.

Evet, vaktin olacak. Evet.

-Üzgünüm Damián. Diyorum ki.. -Çiçekler çok güzeldi.

Çok güzel.

Niye şimdiden atmışlar bilmiyorum.

Hâlâ iyi durumdalar.

Saat on o zaman?

Nerede?

Toplantıda kim vardı?

Lucía, Manolo, pazarlama ekibi.

Dışarı çıktınız mı?

Hayır. Konferans odasında sandviç yedik.

Lara.

Hayır, bunu bir daha yapmayacağım Tomás. Gücüm yok...

Sandığın gibi değil.

Cin kokusunu fark etmeyecek kadar toy değilim.

Haksız mıyım?

Evet.

Ama benim değil.

-Hadi Tomás! -Benim değil. Bu Javier'in.

-Javier? -Yemeğe geldi, Javier.

Bu öğleden sonra beni aradı. Berbattı.

Gidip onu götürüp şişeyi elinden çekmem gerekti.

Seni mi aradı?

Adam yalnız.

Niye yalan söyledin?

Öyle istedi. Utanmıştı. Bilmeni istemiyor...

Yabancı biri istedi diye mi?

Yabancı değil...

Bu karmaşık Lara.

Tabii.

-Üzgünüm. -Bir daha yalan söyleme.

-Gel buraya. -Hayır.

Hayvanat bahçesi sever misin?

Bilmiyorum.

Ben bayılırım.

Kaplan kafesine bayılıyorum.

Burada duruyorum.

Orospu çocuğu.

Neye bakıyorsun?

Ne?

Hırla bana.

Başka yerde olsa beni parçalar.

Burada yapamaz.

Kükreyebilir. Hırlayabilir.

Ama bir bok yapamaz.

Ne kadar istiyorsun?

Ne kadar mı?

Evet, ne kadar? Belki iki, üç bin ayarlayabilirim.

Bu da ne lan?

Bugün o eve gireceksin.

Kirli çamaşır sepetleri vardır.

Kirli külotları ara.

Çekmeceden değil.

Poşete koy, sıkıca kapat.

Bu kokuyu korur.

Lara'nın mı?

Hayır.

Düşüneceğim.

Bu, kaplanın bakışı.

Çabuk düşün.

Yoksa öğleden sonra Tomás'ı arayıp kim olduğunu söylerim.

Evet, pardon.

Telefonumu evde bıraktım.

Ama işim bitti, evet.

Pekâlâ.

Tamam. Birini arayıp hemen geçiyorum.

Görüşürüz.

Merhaba. Ben Javier. Mesaj bırakın.

Selam Javier. Ben Lara, Tomás'ın eşi.

Bugün görüşebilir miyiz? Çabuk olacak.

Ama konuşmalıyız.

Fırsat bulunca ara lütfen. Sağ ol.

Sana bir garezim yok.

Cidden, bence sen iyi birisin.

Bu yüzden senden bunu istemek istemem ama...

...Javier, Tomás ile görüşmeyi bıraksan iyi olacak.

Tomás iyi gidiyor.

Bir süredir iyi. Zorlu dönemler yaşadık.

Oraya dönme riskini alamayız. Bu bana haksızlık olur.

Mónica için de haksızlık olur.

Anladın, değil mi?

Emin değilim.

-Tomás için kötü olduğumu mu söylüyorsun? -Hayır, öyle demedim.

Dedin. Sorun değil ama söyledin.

Nedenini anlamadım.

-Neden mi? -Evet.

Javier, Tomás dün geceden bahsetti.

-Anlattı mı? -Evet.

Onun eşiyim ben. Ondan yalan söylemesini istesen de...

Dur.

Kafam karıştı. Ondan ne istemişim?

Onu sen aramışsın.

İçtiğin için yardım istemişsin.

Ne?

Ne?

Onu ben aramadım.

O beni aradı. Bana yazdı.

Bana yardıma ihtiyacım var, batırdım ve kontrolü kaybettim dedi.

Hayır.

Hayır.

-Lara. -İmkânsız.

Bana inanmak zorunda değilsin.

Hatta keşke sana bunu söyleyen ben olmasam.

Mónica'nın iyiliği için bile olsa...

...gerçeği bilmelisin.

JAVIER, SIÇIP BATIRDIM. GEL BENİ AL, LÜTFEN. LARA'YA SÖYLEME.

Daha önce hiç yalan söyledi mi?

Üzgünüm.

TOMÁS ANDRADE - GELEN ÇAĞRI REDDET - KABUL ET

KURTLARA KARŞI KORUMA

Ders iptal edildi.

Çöpü çıkarayım.

Görüşürüz.

Beni Sant Adrià bacalarına götür lütfen.

...her gün yeni bir şey deneyimleyeceksiniz.

Yeniden keşfetmeye hazır mısın...

Pardon, bir şey hatırladım.

Şehir merkezine götürür müsün? Montealegre Sokak.

Tabii.

Vay canına!

Burada kimler varmış?

-Javier, değil mi? -Evet.

Hayırsız evlat döndü. Başına kötü bir şey geldiğini düşündük.

Hayır. Evde sorun vardı. Hepsi bu.

Ama bu yeni bir çeyrek, biliyorsun.

Evet.

Evet...

Ama listede değilsin. Kaydoldun mu?

Evet, sanırım.

Hayır. Seni görmüyorum.

Ofise gitmen gerekecek.

Seninle konuşuyorum.

Tabii. Dersten sonra giderim.

Hayır, dersten sonra olmaz. Hemen.

-Hemen mi? -Evet, sonranın tersi.

Pekâlâ.

Sağır falan mısın sen?

Hayır.

Hadi! Ne bekliyorsun?

Gidiyorum.

Hadi!

Dün gece bir süre seni bekledim.

Üzgünüm. Yol değiştirmem gerekti.

Al.

-Nereye? -Eve.

Duş almam lazım.

Bu bitti sandın demek.

Hadi, kapat kapıyı.

Kapıyı kapat dedim.

İyi manzarası olsun.

Kızın yatağını görsün.

-Mümkünse odanın kalanını da. -Hayır.

-Hayır mı? -Hayır.

Mónica'ya asla zarar vermem.

Ben de... Sadece izlemek istiyorum.

Hastasın sen.

Kesinlikle.

Bilmediğimi mi sanıyorsun?

Yirmi dört saat.

Yoksa Tomás'ı aramam. Polisi ararım.

-Merhaba. -Merhaba.

Javier Muñoz. Tomás Andrade'den mesaj aldım. Görüşmek istiyor.

Burada ne işin var?

-Tomás, sorun ne? -Lara'ya ne söyledin?

-Lara mı? -Evet, ne dedin?

Gerçeği. Aradı, konuşmak istedi, ne olduğunu sordu...

Ona yalan söyledin.

-Ne? -Seni kötü hâlde arayıp

yardım istemişim güya.

Evet, elbette.

Seni orospu çocuğu.

Tomás, endişelenmiştim.

-Niye? -Senin için.

Niye yalan söylüyorsun?

-Tomás, durmalısın. -Hayır, sen dur.

Bana bak! Sen bak!

Hepimiz senin için endişeleniyoruz Tomás.

Cidden hatırlamıyor musun? Bana yazdın.

Yalan bu.

-Gelmemi iste... -Hayır!

-Kötüydün. -Hayır!

Araban peki?

-Arabam mı? -Nerede o?

Satıldı.

Bay Andrade, durun!

-Dur, sakin ol! -Araban!

Bırak beni!

Javier?

Javier?

Ne oldu?

Tomás değildi, değil mi?

Mónica evde mi?

Hayır, sanırım okulda.

Beni böyle görmesini istemiyorum.

Korkarım kontrolünü kaybediyor.

Paranoyak ve kıskanç.

Kıskanç mı?

Evet, bilmiyorum. Belki sanıyor ki ikimiz...

-Bilmiyorum. -İkimiz mi?

-Saçma, evet. Ama tekrarladıysa... -İçiyor muydu?

-Daha önce hiç şiddete başvurdu mu? -Asla.

Emin misin?

Kazaydı.

Çok hastayken arabanın kontrolünü kaybetti.

Sonraki gün bıraktı.

Doğru.

Onu ne zaman bekliyorsun?

Beklemiyorum. Dün kavga ettik.

Otele gitti. Muhtemelen...

...arar veya buraya gelir.

Lara, sorun etmezsen sana bunu getirdim.

Bu ne?

Önlem amaçlı.

-Hayır. -Ne olur ne olmaz. Şart değil.

Evde istemiyorum.

Güvenli. Yasal. Silah değil.

Mónica'nın iyiliği için.

Güvende olsun.

Bir şey lazım olursa ara, tamam mı?

-Tamam. -Gece gündüz.

Teşekkürler.

Ne oluyor Javier?

Bankayla konuştum, araba parası hâlâ gelmemiş.

Tanrım! Sana ne yaptılar?

Javier!

Nereye Javier?

Javier!

Javier!

Javier, aç!

Javier, aç!

Javier, şu kapıyı aç hemen!

Neler oluyor?

Kalanlar için birkaç güne dönebilirim. Belli olmaz.

-Dani. -Hayır.

Dani.

Bu mu yani?

Kavgayı, bağırmaları,

inanmayacağın açıklamaları mı yeğlersin?

Evet.

PANSİYON TUVALETLİ ODALAR

Lara Blasco'ya ulaştınız. Acil bir durumsa

660-130-410'dan Agustina'yı arayın.

Değilse mesaj bırakın.

Selam, ben Javier.

Aradım çünkü dün fark ettim ki

jimnastik şampiyonası Barcelona'da yapılacakmış.

Birkaç yıl önce Valentina ile bir kampanya yaptığımızı hatırladım.

Valentina Costa, İspanyol şampiyonu.

Düşündüm ki

belki Mónica onunla tanışmak ister.

Hem kafasını dağıtır.

Sen de dağıtırsın.

Yani...

İstersen söyle, birkaç arama yaparım.

Hoşça kal.

-Merhaba! -Merhaba! Nasılsın?

Harika.

Sen Mónica olmalısın.

Evet.

Yarışma öncesi görüştüğün için sağ ol.

Rica ederim.

Prova yapacağız. İzlemek ister misin?

-Olur. -Olur mu?

Peynir!

-Oldu mu? -Evet.

Harika.

-Sağ ol. -Ne demek.

Üzgünüm.

...yarın hatta.

Yukarı, bir.

Sana bir hediye.

...üç, dört. Uzun.

Uzun önde.

İYİ OLDUKLARINI BİL DİYE

Ben alırım.

Hadi bakalım.

Lara!

-Tomás, git buradan! -Lara, aç kapıyı!

Anne, ne oluyor?

Gitmeni istiyoruz.

Gitmemi mi istiyorsun? Olur.

Javier'le ne haltlar döndüğünü söylediğinde!

-Onu korkutuyorsun. -Ben onu koruyorum.

-Neyden? -Javier! Orospu çocuğundan!

-Görsene. -Bir şey yapmadı.

-Kör müsün? -Değilim Tomás!

Karşımda ne var bak.

Bu mu? Sen ve Javier bunu birlikte yaptınız.

-Hemen geliyorum. -Tatlım!

Hayır. Her şey yolunda.

-Seni böyle görmesini istemiyorum. -Nasıl?

İyi değilsin Tomás.

-O benim kızım. -İyi olduğunda onu göreceksin!

Buna bayılıyorsun.

Aylarca hata yapmamı bekledin.

-Tekrarlamamı. -Bu doğru değil.

Zayıf olduğumu düşündün. Haklısın şimdi.

En çok da bunu seviyorsun!

-Tomás! -Tomás batırdı. Kaçınılmazdı.

Polisi arayacağım!

Ne diyeceksin?

Burası benim evim lan! Bu sikik ev benim!

Siktir...

Tomás.

Tomás.

Aç.

Aç tatlım.

Siktir!

-Javier. -Lara. Taksideyim.

Tomás'ın arabasını gördüm. İyi misin?

Javier, ne yapacağımı bilmiyorum.

Sanırım onu öldürdüm. Nefes almıyor.

-Kimi? -Tomás'ı.

Onu öldürdüm Javier.

Hareket etmiyor.

-Lara, dinle. Kımıldama. -Nefes almıyor.

Çok yakınım. Taksiyle döneceğim. Hemen oradayım.

-Hızlıca geliyorum, tamam mı? -Nefes almıyor.

Lara.

Lara.

Sanırım onu öldürdüm.

Öldü.

-Hareket etmiyor. -Gel.

-Hadi. -Nereye?

-Mónica'nın odasına. -Hayır.

Evet. Çıkmadığından emin ol. Tomás'ı görmesin.

-Ne yapacaksın? -Polisi arayacağım.

-Polis olmaz. -Aramak zorundayız.

Söz, her şey yoluna girecek.

Kazayla oldu. Tamam mı?

911. Nasıl yardımcı olabilirim?

İyi akşamlar. Bir kaza bildirmek için aradım.

Yaralanan var mı?

Bilmiyorum. Arkadaşım şu an...

...yerde bilinci kapalı yatıyor.

Nefes alıyor mu?

Bilmiyorum. Emin değilim. Sanmıyorum.

Adres nedir?

Yetmiş sekiz Bosch i Gimpera. Beşinci kat, daire iki.

Peki. Ambulans gönderiyoruz.

Lütfen acele edin.

Onları hak etmiyorsun.

Mónica!

Günaydın.

-Javier, Darío ofisinde. -Durumu ne?

Bitki çayı istedi. Tahmin et.

-Selam. -Günaydın.

Gelmek üzereler. Hazır mısın?

Sorun ne Dario? Gergin misin?

Sence?

Altamira Nakliye. Bu üç milyon satış demek.

Onları etkileyemezsek...

Dario, dün kayınbabamla tenis oynadım.

Ve?

Kazanmasına izin verdim.

Endişelenecek bir şey yok, tamam mı?

Bekle.

-Efendim? -Eşiniz geldi.

Lara mı?

Hayır, Marga.

Onu konferans odasına gönderin. Geleceğim.

Her şey yolunda mı?

Evet, eski eşim.

Gidip onları karşıla. Beş dakika sonra oradayım.

-Tamam ama çok gecikme. -Gecikmem.

Marga.

Benimle ofisinde görüşmüyorsun.

-Ne istiyorsun? -Bir şey mi saklıyorsun?

Ne istiyorsun?

Bence öyle.

Başta sürekli gidip gelişlerini anlamadım.

Attığını bulmama rağmen.

Birbirine oturmayan bulmaca parçaları gibiydi.

Sonra haberler aktı.

Bir yöneticinin öldüğünü gördüm.

Bizim binamızda.

Fotoğrafı tanıdım.

Bizim mutfağımızdı.

Kavga esnasında kaza dediler.

Biber gazına alerjik reaksiyon.

FISTIK ÖZÜ

Sonra parçalar...

...birleşti.

Biri şişeyle oynamış olabilirdi.

Kurbanın alerjisi olduğunu bilen biri.

Getirecek kadar aptal değilim Javier.

Güvenli bir yerde.

Aylardır bunu düşünüyordum. "Bu Dani'yi nasıl etkiler?" diye sordum.

Nihayet kararımı verdim.

Polise göstereceğim.

Her şeyi anlatacağım.

İşin bitti.

El Carmel'teki daire var ya?

Yatacağın hücreyle kıyaslayınca saray gibi olacak.

Yap.

-Ne? -Yap. Ara onları. Şişeyi ver.

Onlara her şeyi anlat.

Peki.

Ne yapacağım, biliyor musun?

Dani'nin ihtiyaçlarını gidermek için açtığım okul hesabı var ya?

İlk giden o olacak.

Bir avukata harcayacağım.

Bulabildiğim en iyi ve en pahalısına.

Sonraki şey dairen olacak. Benim dairem.

Benim adıma kayıtlı.

Çok pahalı avukatlara para yetiştirmek için satacağım.

Sokakta kalacaksınız.

Git polise. Anlat.

Cüret edemezsin.

Emin misin?

Şimdi izin verirsen müşterilerle toplantım var.

Alt yazı çevirmeni: Anıl Can Çetinkaya

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.