Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bihari
Bosnian
Breton
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
NETFLIX ORİJİNAL DİZİSİ
Sevgili kayıp günlük,
anlaşılan o ki babam da tıpkı benim gibiymiş
ve bu güç onu yiyip bitirmiş.
Sanırım bir seçim yapmalıyım.
Ya kendimi dış dünyaya kapatıp yok olacağım,
beni de yiyip bitirmesine izin vereceğim
ya da...
Ya da krep yapacağım!
Beni bitirmesine niye izin vereyim ki?
Hadi oradan. Beni bitiremez. Bu kez olmaz.
Krep aynı zamanda harika bir zeytin dalıdır.
Günaydın.
Koca çenen yüzünden gözü moraran küçük kardeşler için.
-Kahve mi içiyorsun? -Evet, ister misin?
Hâlâ kızgın mısın?
Yani hâlâ acıyor
ama şanslısın ki Veronica Thompson sert çocukları seviyor.
-Bana çıkartma verdi. -Yürü be saftirik.
Bu pijamayı hiç yıkamayacağım.
Sana öğle yemeği de hazırladım.
Ekmeğin kenarlarını kestim.
Seni önemsediğimi bil istedim.
Sen iyi misin?
Artık bambaşka, yepyeni, şen şakrak biriyim ulan saftirik!
Bence bu işin sırrı, moralim bozulduğunda
siklememeyi seçmek.
Ne kadar az siklersem ortalığı o kadar az yıkarım.
Pozitif kal Syd.
İşte bu kadar.
WESTINGHOUSE LİSESİ BEDEN EĞİTİMİ
Hiç bu kadar azimle koştuğunu görmemiştim.
Hatta sanırım direkt koştuğunu hiç görmemiştim.
Çok kötü bir şeymiş.
Bak, şu kütüphane meselesi...
Hırsızlık yapmak için yardımını istememeliydim Dina.
Aptallık ettim.
İşin aslı, kulağa çılgınca gelecek ama...
Halüsinasyon gibi bir şey gördüm.
-Ha siktir. -Artık her neyse.
Çok korktum işte.
Bu tam da bana söylemen gereken türden bir bela Syd.
Ben bunun için varım.
Anlamıyorum. Eskiden her şeyini bilirdim.
Yemekte ne yediğini bile.
Artık hiçbir şey bilmiyorum.
O zaman söyleyeyim bari.
Bugün öğle yemeği menümde bir elma,
fıstık ezmesi, çikolatalı süt
ve üç karton falan şeker vardı.
Dina.
Efendim?
Düşündüm da madem Brad'le artık bitti,
akşam da balo var, belki ikimiz...
Bu sene sakin takılmaya karar verdim.
Tamamdır, sıkıntı yok.
Bugün teklif eden üçüncü kişi.
Gururum okşandı tabii ama erkeklerden bıktım artık.
Evet, ben de.
Stan ne oldu?
Stan'le biz...
Biz arkadaş kalsak daha iyi.
Tabii bir daha benimle konuşursa.
Baloya birlikte gitmeyecek misiniz?
Acaba...
Acaba benimle gitmek ister misin?
Tabii balo şey tipler için değilse...
Nasıl tipler?
Moralle işi olan tipler.
Bugün hayvan gibi moralliyim Dina.
Hadi gidelim!
-Süslenmeyeceğiz, değil mi? -Tüm güzelliğinle gelsen iyi edersin.
Doğru gördün. Mezunlar günü balosu.
Hatırlarsın baba.
1991'in balo kralıydım.
Konferans salonunda fotoğrafım duruyor.
Ne faydası oldu peki?
Büyüdün de adam mı oldun?
Bu mudur mesele?
Kanka, maçta süperdik be.
28 farkla yenildik.
Yine de süperdik.
Neyse, ne yapmak istersin?
Bu akşam herkesin aklı başından gidecek.
Peki.
Vay be!
Syd, elbise giymişsin.
-Düğmelerimi... -Tabii.
...ilikler misin?
Hatırlıyorum da
babanla ilk öpüşmemiz bir okul balosundaydı.
Babam ve balo mu?
Evet, hayal etmesi güç ama baban aslında fena dansçıydı.
İkinci sınıftaydım, baloya son sınıflardan Charlie Murray ile gitmiştim.
Saçlarında müthiş bir dalga vardı.
Herhâlde bol bol saç spreyi sıkıyordu.
Vay be, umarım babamın çocuğu yumruklamasıyla bitiyordur.
Pek sayılmaz.
Charlie'nin arkadaşlarıyla pek aram yoktu,
beni aptal ikinci sınıfın teki olarak görüyorlardı.
Charlie beni ekip onlarla takılmaya gitti.
Baban da...
Baban da beni bir başıma görünce
gelip beni dansa kaldırdı.
Kalkmadan önce
birbirimize bir bakış attık ve her nasılsa
o anda anladık.
Tamamdır.
Çok güzel oldun.
Sağ ol.
Çok dangalaklık ettim.
Evet, ettin.
Ama işte...
Özlüyorum onu.
Biliyorum.
Ben de özlüyorum.
Hoş geldin D. Syd birazdan gelir, içeride bekle istersen.
Gel otur.
Peki.
Bir şey alır mısın? Çay, kahve? Fransız usulü kavrulmuş.
Yüzüme mi bakıyorsun D?
Çok havalı, değil mi? Sen bir de diğer elemanı gör.
Syd, sen...
Tüm güzelliğimle gelmişim, değil mi?
Evet, hem de nasıl.
Dinleyin bakayım. Unutmayın, sigara ve ot yok,
alkol yok, sekizde evde olun.
Saat sekize çeyrek var.
Daha da önemlisi Syd...
Evet saftirik?
...eğlenin.
Tamam, sana bir sorum var.
En büyük, en korkunç sırrın ne?
Ne?
Yani işte, şey...
Tuhaf yerlerinde sivilcen falan var mı?
İğrenç.
Evet. İğrenç.
İster misin?
Marihuana bir geçiş maddesidir.
Peki marihuanadan neye geçiliyor?
Mantar, metamfetamin,
kokain, taş, eroin,
benzin koklamak,
en son da ölüm.
Umarım öyledir Mercedes.
Peki madem.
-Meyve suyu alalım mı? -Olur.
Dans edebiliriz istersen.
Peki.
Kasabanın en iyi sahnesi, değil mi?
Gelmeyeceğini üzerine basa basa söylemiştin.
Gelmeyecektim.
Takip edilmekten korkmuyor musun?
Kimse beni takip etmiyor Stan. Hepsi zihnimin oyunuydu.
Geleceğimi sana söylemeliydim.
Syd, bir ilişkimiz falan olmadığını biliyorum
ve hiç sıkıntı değil ama...
Ama bilmen lazım, ben...
Ben senden çok hoşlanıyorum.
Ben de senden hoşlanıyorum Stan,
hem de çok.
Ama o şekilde değil işte.
Evet. Nihayetinde bunu diyecektin zaten.
Kiminle geldin peki?
Dina'yla.
Haberi var mı?
Nasıl? Neden haberi var mı?
Süper kahraman olduğundan.
Doğru ya.
Bir tek sen biliyorsun.
Süper.
-Ayrıca ben süper kahraman falan... -O hayalimi yıkma bari. Lütfen.
Hadi.
Stan!
Dina, Noel ağaçları gibi süslenmişsin.
-Sağ ol be. -Ne demek.
Tanrım.
Whitaker hâlâ takipte.
Muhtemelen hayatında yaşadığı en heyecan verici şeydi.
Bilemiyorum. Aranan suçlularız biz, niye ortalıkta geziyoruz?
İfşa olduk. Soygunun ilk kuralı: Ganimeti al ve kaybol.
Ne ganimeti? Tek yaptığımız bu güzide kuruma saygısızlık etmekti.
Aynı zamanda kendimize de.
Eyvah. Prensip olarak karşıyım buna. Bu listeye kargaşa hâkim.
-Görüşürüz. -Tamam.
Bir şarkı isteyebilir miyim?
Nasıl Bloodwitch'i duymadın ya?
Dans edelim mi?
Olur.
Leydim.
Şey...
Ricky'lerdeki gece olanları hiç konuşmadık.
Evet, özür dilerim.
Hayır, dileme.
Sadece neden öptüğünü merak ettim.
Beklemiyordum da.
Evet.
Çok özür dilerim.
Ama işte... Olduğundan beridir düşünüyorum da...
Hoşuma gitmedi desem yalan olur.
Bil yani.
Öyle mi? Peki.
O zaman...
O zaman...
Pekâlâ hanımlar ve beyler, dikkatinizi bana verin lütfen.
Konuşmayın, buraya bakın.
Sizlere balo kral ve kraliçenizi takdim etmek bir ayrıcalık.
Jeff Butters ve Julie Frasheski!
Nasıl gidiyor Westinghouse? Nerede benim çetem?
Nereden başlasam?
Önce babama, annemle tanıştığı için...
Dinleyin!
-Bunu yapamazsın. -Bir saniye!
Buradaki herkesi etkileyen, çok önemli bir şey hakkında
konuşmak istiyorum.
Sydney Novak!
Sydney!
Elini kaldır!
Elini kaldır.
Bir el salla da herkes seni görsün.
Çoğunuz muhtemelen Sydney'yi pek tanımıyorsunuz
ama kendisi müthiş bir yazar.
Ne diyor bu?
Ne ilginçtir ki
herkes hemen beni pislik diye yaftaladı
ama ben Ricky'lerin evinin alt katında Jenny Tuffield'a çakarken
bilin bakalım, Sydney üst katta ne yapıyordu?
Kız arkadaşımla öpüşüyordu.
Yanlış anlamayın, hatunlar sarhoş olup birbirleriyle öpüşebilirler.
Tamamen arkasındayım ama böylesi lezbiyenlik
bambaşka bir şey.
Yani baksanıza, Syd resmen Dina'ya âşık ulan.
Sayfa sayfa yazmış zavallım.
Kapa çeneni Brad!
Tanrım,
hele baba meselelerini hiç kurcalamayalım.
Hayatındaki herkes onu bir bela olarak görüyor.
Eksiksiz herkes.
Rahat bırak kızı!
Ama Sydney Novak hakkındaki en tuhaf şey...
Kapa çeneni!
...bu değil.
Amına koyayım!
Sus, kapa çeneni.
Dinleyin.
-Sydney diyor ki kendisinin... -Kapa çeneni!
Denedim.
Normal olmayı denedim.
Ama normallik genlerimde yok işte.
Sağ ol baba.
Niyetim bu değildi.
Sadece sussun istemiştim,
o kadar.
Belki kaçıp giderim.
Kimsenin beni bulamayacağı bir yerlerde saklanırım.
Sonsuza dek.
Babamın çektiği yalnızlığı nihayet anlıyorum galiba.
Kimsin sen?
Senden korkmalı mıyım?
Asıl onlar korkmalı.
Artık başlayalım.
Alt yazı çevirmeni: Feride Sağlık
Alt yazı Rip ve Düzen : RagnarLothbrok
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.