All language subtitles for Black.Mirror.S02E04.

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian Download
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian Download
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese Download
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil) Download
pt Portuguese (Portugal) Download
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian Download
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

KARA AYNA "BEYAZ NOEL"

Çeviri: lordemre Keyifli seyirler...

# Kardan adam karları getirdiğinde #

# Öğrenmek isteyebilir #

# Birini kocaman gülümsetebilir #

# Eğer yatağına yatmışsan #

# Kafanı hızlıca yorganın altına sokmuşsan #

# Sakın kapıları kilitleme O tatlı Noel Baba geliyor biliyorsun #

# Keşke her gün Noel olsa #

# Çocuklar şarkı söylemeye ve orkestra çalmaya başladığında #

# Ah keşke her gün Noel olsa #

- Tam da alışıyordum ona. - Ne yapıyorsun?

Patates kızartıyorum.

- Noel'i kutluyoruz. - Noel mi?

Noel günü, 25 Aralık. Hiç duymadın mı?

Bugün iş yok, yani şişeler masaya.

Geçen yıl süsleme yapmadık biliyorum. Ama şey...

Geçen yıl süsleri bulamamıştım.

Burada sadece gerekli şeyleri bulundurmaları gerekiyor.

Birinin şeritleri gerekli olarak düşünmesi çok tatlı bence.

Yemek yiyip bir şeyler içmenin ve konuşmanın bizim için iyi olacağını düşündüm.

Senin için mi, benim için mi?

Hadi ama. Ne kadar oldu, beş yıl mı?

Bana kaç cümle kurdun şu ana kadar? Üç mü?

Biraz abartıyorum tabii.

Ama lütfen, ortada birazcık sohbet kuraklığı mevcut yani.

- Kulaklarımın suya ihtiyacı var. - Pek muhabbet eden biri değilimdir.

- Alıştırmayla mükemmelleşir. - Seni sıkabilirim belki de.

Bak dostum, şu noktada kardan başka bir şey tarafından sıkılmak...

...rahatlama olur.

Bu yüzden hadi. Çene çal.

Muhabbet et... Bir şey yap.

Hadi yahu, benim için yap.

Noel için yap.

Neden bahsetmek istiyorsun?

Niçin buradasın?

Dışarıda işler boka sarmadığı sürece kimse buraya düşmez.

- Bu bir iş, hapis değil. - Sıklıkla ikisi de aynı şeydir.

Ee...

...ne yanlış gitti de buradasın?

Hiçbir şey.

Palavra.

- Bu bir sorgu değil yahu! - Peki, ya sen?

Kaynaşma denemesi demek. Öğreniyorsun.

Senin ne boka sardı?

- O içkiyi istemediğine emin misin? - Konuşarak başını belaya mı soktun?

Dolaylı olarak.

İnsanlarla konuşurdum. Bundan da para kazanırdım.

Neden? Neydin sen?

Bir tür Los Angeles trafiği yoğun saatleri DJ'i miydin?

DJ değildim.

- Daha çok bir rehber gibiydim. - Ruhani rehber deme sakın.

Kesinlikle ruhani bir rehber değildim.

Göz-Bağlantısı kuruluyor...

Alo Harry. Şimdi bağlanıyorum. Nasılsın?

Kusura bakma, henüz tam giyinmedim.

Dert değil, bu yüzden buradayım ben.

Göster bakalım bana ne giymeyi planladığını...

...oradan ele almaya başlarız durumu.

- Buna ne dersin? - Yaramaz.

İç sıkan bir mavi ve sen sıkıcı bir mavi giymeyeceksin. Bugün olmaz.

Pekâlâ. Bunlardan hangisi iyi?

Dediğim gibi, beyaz gömlek, siyah kravat...

...ve dar kesim gri bir ceket giy.

Klasik, değişmeyen cinsten. Filinta gibi.

- Genelde ceket işine pek girmem. - Genelde hiçbir şey yapmazsın sen.

Şu saçı da düzelt, çünkü...

Tamam.

Konuştuğumuz nefes tekniklerini unutma tamam mı?

Gayet iyi gideceksin.

Her şey yolunda gidecek.

- Hoş kız. - Evet.

Sesli konuşma.

Kesinlikle.

Sesli konuşmak istediğinde yerini iyi seçmelisin. Tamam mı?

Pekâlâ. Etkinlik odası arka tarafta.

İnan bana, eğer oraya aitmiş gibi içeriye girersen...

...kimse bir şey demez.

Peki.

Ne yönetiyordun yani, şirket casusluğu yapan ayak takımını mı?

Romantik hizmetler.

"Saha yardımı" sayesinde...

...oğlan kızla tanışır.

Bekâr barlarında dolanırlarken eziklere yol gösteriyordun yani.

Bekâr barları çok iç karartıcı. Normal barlar ve kulüplere takılıyoruz.

Ama Noel zamanı... ofis partilerine davetsiz misafir oluyorduk.

Noel iş partilerinin şöyle bir dinamiği vardır.

Bütün yıl boyunca, tüm çekici kadınların etrafında statülü ofis soytarıları oluyor...

...ve şimdi ise kurtlarını dökmek istiyorlar.

Popüler kültür psikoloğuna göre.

Kafa nasıl işler bilirim yani.

Sokak direği gibi dikilme etrafta. Bara doğru git.

Unutma. Her zaman bir amacın varmış gibi hareket et.

Evet, sıra kimde?

Bende. Bir bardak-

Üç büyük bira, bir diyet kolalı votka ve bir tane de tekila.

Olur öyle. Takma kafana onu tamam mı?

Kaptan yavşak berbat içkisini sipariş ederken...

...bardaki boş şişelerden birini kap yeter.

Tutmak için ihtiyacımız olacak zaten.

Etrafına bak.

Hoşuna giden bir şey var mı?

Hangisi? Sarışın olan mı?

Koyu saçlı kız mı? İlginç bir seçim.

Oraya doğru git ama sarışına odaklan.

Şimdi. Hadi bakalım.

Özgüvenli ol. Bunu yapabilirsin.

Bekle, kim olduklarını buluyorum.

Pekâlâ, palavrayla giriş yap.

At hikâyesini dene. Sarışın kıza ama.

Selam. Dışarıda atla gezen adamı göreniniz var mı?

- Gördünüz mü onu? - Ne? Atlı bir adam mı?

Evet, 20 dakika önce falan, üstü çıplak bir adam...

...ana caddede ata biniyordu. - Gerçekten mi?

Evet, cidden. O, şey...

En garip kısmı ise, yayı ve oku da vardı.

Ne? Gerçek bir yay ve ok mu?

Yeminle. Büyük ihtimalle bir iddia için falan yapmıştır...

...ama Tolkien şeylerinden biri gibi gözüküyordu, bilirsiniz işte.

Pardon, siz kimsiniz?

Oyala, ben... ben bir şeyler bulana kadar.

Kendim olduğumdan gayet eminim.

Ofisten değilsiniz. Burada kimi tanıyorsunuz?

Arkadaşça "Seni tanıyorum." de.

Seni tanıyorum bir kere.

Dawson.

Dawson, değil mi?

Kath'in barbeküsünde tanıştınız.

Evet. Kath'in barbeküsünde tanışmıştık hani...

- Haziranda. - ...haziran falan gibi.

Fötr şapkası varmış.

Fakir şapkan vardı hani.

Fötr şapka.

Kafanda fötr şapka vardı.

Aslında olup olmadığını hatırlamasa da hatırlıyormuş gibi davranacak.

- Doğru. - Tamam mı?

Tamam, kusura bakma.

Yok, sorun değil. Dert değil.

Çılgın bir gece.

İyi gidiyorsun. Sarışını ihmal etme.

- Seni ise tanımıyorum. - Amy. -Amy. Merhaba.

Koyu saçlı kızı tanıştırmasını sağla.

Ee, bütün arkadaşlarınız böyle şüpheli mi gözükür?

Güzel.

Sanmıyorum. Bu Jennifer.

- Merhaba Jennifer. - Merhaba.

Şimdi, Amy'ye odaklan ve üzerinde çalıştığımız o komik malzemeyi kullanalım.

Her neyse, adam attan indi ve bir sırt çantası vardı tamam mı?

Taktik, genelde asıl ilgilendiğin kişiyi...

...kasten dışlamak üzerinedir.

Muhtaç gözükmemek önemlidir ama...

...onlar çoğu zaman kendiliğinden de yanaşırlar.

İnsanlar fark edilmek isterler.

Dışlanmaktan hoşlanmazlar. Bu kendilerini görünmez hissettirir.

Ama bu kız...

Bu kız görmemezlikten gelinmekten memnun gözüküyordu.

- Belki de ezikleri fark edebiliyordur. - Hayır.

Hayır. Aykırı biriydi.

Çekici bir aykırı.

Bundan daha baştan çıkarıcı bir şey yoktur.

"Birinci Bölümün Sonu"

"İkinci Bölüm"

Kızın ilgisi gitti. Pekâlâ.

Zorlu bir iş olacak. Pes etme.

Buradaki arkadaşımız Amy'nin biraz daha dedikoduya devam etmesine izin verelim...

...ve akabinde sıvışmak için bir bahane bulalım.

Dışarıdaki balkonda gece dörde kadar otururlar...

Baksana, tuvalete gitmem lazım. Sen devam et partiye, ben de işte...

Tabii.

Gerçekten gitmen mi gerekiyor?

Evet ama sen bakarken kolay olmuyor.

Söz, bakmam.

Yani, onun gördüğü her şeyi sen de gördün ve sana bu konuda güvendi mi?

Şey... sadece ben izliyordum.

Tanrım, ne kadar çişi varmış öyle? Zıpkınlanmış inek gibi işiyor.

Benim de çişimi getirdi.

Getirdi ama!

Tamam, işte kızımız orada. Pekâlâ Harry.

En iyi yöntemin oraya gidip kızla konuşmaya başlamak.

Yakınlık kurmak istiyorsun sadece.

Tamam mı? Kızdan korkma.

Pekâlâ millet, şu ana kadarki gözlemleriniz nedir, adamımıza nasıl yardımcı olacaksınız?

İlginç olan şey şu, kız hoş ama kimse ona asılmıyor.

Büyük ihtimalle vazgeçmişlerdir demek.

Onları hep başından savıyordur çünkü.

Adamlar sıradan tipler, kızsa aykırı, hiçbir ortak yönleri yok.

Tamam. Olası bir giriş noktası bu.

Harry muhabbete gir ama alaycı ol. Tamam mı? Sert ol.

Bonnie ve Clyde gibi tamam mı? İkiniz tüm dünyaya karşısınız.

Özgüven. Özgüven. Konuş işte onunla.

Pek partilere gitmem.

Bir anda çıkar gelirsin ve bu mecburi bir eğlencedir, bütün gece için.

Hangi dizilerde geri kaldığından falan bahsedersin. Mutluymuş gibi davranırsın.

Belki herkesin hoşuna gidiyordur, belki de sorun sadece bendedir.

Sorun kesinlikle sende değil.

İyi başladın, şimdi biraz daha aykırı muhabbeti yap.

Ona bakmaya da devam et. Tepkilerini ölçmem gerek.

Gergin bir şekilde yalnız oturduğunu fark ettim...

...ve "İşte kafa dengi biri" diye düşündüm.

İnsanların "kafa dengi" demesinden nefret ederim aslında.

Şunu yapan insanlardan da.

Ben de.

Sanırım sen de partileri pek sevmiyorsun.

Gürültü berbat geliyor bana.

Tüm o konuşmalar falan, asla bitmiyor amına koyayım.

Pekâlâ, küfür ediyor, sen de etmelisin.

Siktir, hay amına...

Bunun hep boktan bir şey olduğunu düşünmüşümdür amına koyayım. Anlarsın ya.

Bütün o boşboğazlık yüzünden doğru düzgün düşünemiyorum.

Bir tek geçen yıl katlanabildim çünkü ilaç almıştım.

Pardon, ne dedin? Nedir o?

Haplar gibi aynı ama...

...oldukça etkili olmalılar zira gayet keyifliydim.

Havalıymış.

Havalı deme.

Keşke benim de biraz ilacım olsaydı şimdi.

Hayır, istemezsin.

Ben sadece... şaka yapıyorum.

Artık kullanmıyorum onları.

"Güzel" de.

Güzel, çünkü senin...

Vücudunda o şeylere ihtiyacın yok.

Dördüncü seviye bir Rock hatunu diyebilirim.

Yarı düzeltilmişinden. Ruhani bir muhabbete iyi karşılık verir büyük ihtimal.

Haftalarca o şeyle yüzleşebileceğimi sanmıyorum. Ben kaçabilirim beyler.

Pekâlâ bak, burası çok umumi.

Daha sakin, gerçekten konuşabileceğiniz bir yere geçebilir miyiz diye sor.

İnsanlar duyulmak isterler.

Bu yüzden baştan çıkarmanın yüzde doksanı dinlemektir.

Ya da en azından dinliyormuş gibi bir surat ifadesi takınmaktır.

O da işe yarar. Önemli olan şey kendilerini önemli hissettirmek.

Sanki dünyanın geri kalanını ortadan kaldırıp...

...sadece onlara odaklanmak istemeni sağlayabilirlermiş gibi hissettirmek.

Pür dikkat.

Şu an senin bana vermediğin gibi. Sorun ne?

- Şu saat. - Ne olmuş ona?

Daha önce hiç fark etmemiştim onu.

Beş yıl boyunca mı? Tanrım.

Her neyse, asıl nokta onlara kenetlenmiş kalmak...

...bir yakınlık oluşturacak kadar.

Pekâlâ, içerideki her erkeğin çoktan sana asılmayı denediğini...

...ya da seni çok fazla göz korkutucu bulduklarını tahmin ediyorum.

Göz korkutucu muyum?

Yok, hayır, hayır, hayır. Ben sadece şey...

Hayır, ben sadece hepsinin içine girmek istediği şeyin senin...

Kafan.

...kafan olduğunu düşündüm.

Bazıları denedi.

Doğrudan değil. Mesajlar gönderdiler...

...ya da ne düşündüklerini anlamamı sağlayacak şekilde davrandılar.

Evet. Eğlenceli olamaz bu.

Yoruyor, bilirsin işte.

Sonu gelmiyor, hem de hiç.

- Bilemem ben, hiç kimseye asılmadım. - Cidden mi?

Pekâlâ, şey...

...ne kadardır orada çalıştığını sor ona.

- Ne kadardır çalışıyorsun... - Magson Frank.

...Magson Frank'de?

- Üç yıldır. - Vay canına. Üç Noel partisi demek.

Bu sonuncum olacak.

Gerçekten mi? Ayrılıyor musun?

Hep planladığım şey ama nasıl bir şeydir bilirsin.

Yapman gerektiğini bilirsin ama iş yapmaya gelince...

...cesaret etmek zordur.

Empati yapabilirsin bununla.

Doğru. Aynen havuza atlamak istediğindeki gibidir...

...suyun soğuk olacağından endişe edersin.

Ama atladıktan hemen sonra sorun olmayacağını da bilirsin.

Şok etkisinin korkusudur seni tutan.

Nihayetinde endişelenmen gereken tek şey...

...bir durumdan diğerine geçiştir ve bu seni incitemez...

...çünkü bu... alt tarafı durum değişimidir.

Harika bir konu evlat. Neredeyse kelimesi kelimesine.

Kesinlikle doğru bu, alt tarafı bir durum değişimi.

Aynen. Sinir bozucudur çünkü kafanda on tane...

..."Yapma" ve on tane de "Yap" diyen ses vardır.

Hangisini dinlersin?

- "Yap" diyeni. - Gerçekten mi?

Evet. Hoşuna gitmezse istediğin zaman bırakıp gidebilirsin.

Yapar ve bitirirsin bence.

Haklısın. Yapacağım.

O zaman.

Durum değişimine.

Durum değişimine.

Affedersin. Çok özür dilerim.

Dizine dokundu.

Dizine dokundu lan!

Beyler, beyler, lütfen ama lütfen.

Harry, harika gidiyorsun. İçecek başka bir şey ister mi diye sor ona.

Sana yeni bir içecek getireyim.

Bir düşüneyim. Lavaboya gitmem lazım.

Yani, sayende ahmağın teki sonunda bir kızla tanışıyor.

- Pek Noel hikâyesi sayılmaz. - Henüz bitirmedim.

Belki kızın bacasından iner aşağı.

- Bunu yapıyor olmaktan dolayı pek rahat değilim. - Ne?

- Yani ondan... hoşlandım. - O da senden hoşlanıyor.

Bu aldatmaca ama. Asla onunla konuşmaya cüret edemezdim.

Konuştuğuna memnun değil misin?

Evet, ben... Evet. Memnunum. Ama ben...

Kafamda senin, hepinizin olması, bizi izlemeniz, ne yapacağını bana söylemeniz...

...birazcık kâbus gibi, anlarsın işte.

Onunla kendim konuşmak istiyorum sadece.

Bu... bu biraz delice.

Hepinizin gitmesini ister gibiyim...

Selam.

- Benim eve gidelim. - Anlamadım?

Benim eve gelmeni istiyorum.

Sana sormayı düşünüyordum zaten ve küçük bir ses "Yap" dedi.

Ben de yapıyorum.

Evet de!

Bunu yapmak istiyorum. Bu benim teşekkürüm olsun.

Affedersin.

Sorun değil.

İlk seferde başardı be!

İlk şovunda! Lanet olası ilk şovunda hem de!

- Evet de yeter. - Evet. Evet. Evet.

Genelde buraya kimseyi getirmem.

Onur duydum.

İçeri geç.

İzledin mi?

Kızın mekânına gittiklerinde ve bir şeylere kalkıştıklarında ki neyse o kalkıştıkları...

...onun gözlerinden izlemeye devam ettin mi?

Beni ne sanıyorsun sen?

Belli ki bilmiyorum.

Belki benimle daha çok konuşursan öğrenirsin.

Hayır. İşim bitmişti.

Tabii ki izlemedim.

Buraya mı? Peki.

Güzel mekân. Şömine rafını sevdim.

...ve şu kuşu da.

Acayip bir dekor.

Seksüel maceraperestliği gösteriyor.

İçkileri getireyim ben.

- Peki, tamam. Ben oturayım- - Yatak odası şu tarafta.

- Oldu, peki. - Seninle orada buluşuruz.

"İkinci Bölümün Sonu"

"Üçüncü Bölüm"

Pekâlâ Harry.

Aya gidiyorsun.

Hem de beklenenden çok önce.

- Yapamam... yapamam bunu. - İlk sefer gerginliği bu.

Hepsi çok ani gelişti. Bunu beklemiyordum, bu kadar hızlı beklemiyordum.

Kabullenmen gerek sadece.

Hepinizin görmesini istemiyorum, tamam mı?

- Hah, şimdi Bay Etik oldu yavşak. - Dur bakalım. Diğerleri yaparken...

...pencerede olmaktan memnundun ama.

- Bu farklı ama! - O Alman kız beni emerken seyrettiğinde...

...hiç itiraz duymadım ondan. O da ilk randevuydu.

- Geri ödeme zamanı. - Bakın, kız çok içten. Bu çok gerçekçi.

Hiçbir şey çok gerçekçi değildir.

Evet ama...

Ayaktasın.

Evet, ben... çok cüretkâr olmak istemedim.

Yatakta olman lazım.

Tanrım!

Sabırsızlanıyorum amına koyayım.

Üstünü çıkaracak mı?

Memeleri yoksa indirim isterim.

Sevişecekler. Birinci bölümden sezon finaline geçiyorsun be.

Evet ama memelerini görmezsem-

Sabırlı olur musun lütfen? Tanrı aşına, biraz saygı göster.

İyi misin orada?

Vay canına. Ne bu?

"Siktir et onları" o. Koca bir bardak "Siktir et onları".

Kimi siktir et?

Her zaman yapman gerekenleri söyleyenleri, yarısı bir şey söyleyen...

...diğer yarısı başka bir şey söyleyenleri.

Konuşanları, daimi konuşanları.

- Bu hiç iyi değil. - Memeleri göremeyeceğim değil mi?

Almam gerektiğini söyledikleri ilaçları almayı bıraktım...

...çünkü sesi körelttiler.

Hep konuştular benimle, hep oradaydılar ve bende hep vardı.

Harry, bence bunu kısa kesmeliyiz.

Onları durdurmak için bunu bu gece içmeyi planlıyordum ama tereddütteydim.

Korkaktım, lanet olası bir korkaktım...

...sonra seninle tanıştım ve bu kaderdi.

Nasıl bir şey olduğunu biliyordun ve sen de "yap" dedin.

Yani şimdi, beraber "Siktir et" diyoruz.

- İçki de ne var? - Önemli değil. Kes git.

Onları senin de duyduğunu biliyorum. Seni onlarla konuşurken gördüm.

Hayır. Onlar gerçek insan, bunlar gerçek insanlar.

Gerçek insan diye bir şey yoktur.

Harry, hemen oradan çık!

Bir kulüp gibi, kızlarla tanıştığımız bir kulüp...

...ve bizi yönlendiriyorlar-

- Beni de kimse anlamıyor. - Hayır.

Bütün gece bizi izlediler ve onlardan bir tanesi...

...liderleri. O liderleri.

İkimiz de aynıyız.

Bizi izliyorlar. Bütün gece bizi izlediler.

Seni görebiliyorlar. Beni görebiliyorlar.

Nasıl bir şeydir kimse anlamıyor.

İçimden geçenleri gören yüz kişi var...

...yönetim karargâhlarında dikilmiş, ne düşüneceğimi haykırıyorlar.

Ama artık olmaz.

- Sen de iç. - İstemiyorum.

- Durum değişimi bu. - İstemiyorum ben.

Alt tarafı bir geçiş bu...

...ve yakında orada olmayacaklar, biz de özgür olacağız.

Lütfen... lütfen... İstemiyorum ben.

İstiyorsun. İstiyorsun.

İstiyorsun.

Onu öldürdü mü?

Ötanazi der kıza sorarsan.

Peki, ne zaman öğrendin bunu sen?

Yani, bunun olduğunu ne zaman öğrendin?

Haberlerde gördüm sanırım.

Her şeyi silip yok edin. Tamam mı? Her şeyi.

Hemen başlayın.

Matthew?

Neler oluyor?

Ne yapıyorsun?

Claire... karımdı.

İngiliz'dir, severdin onu.

Ben de karınım oysa.

Claire buna karıştığımı öğrendi...

...ve senin tabirinle doğru bulmadı.

Beni engelledi. Hiç engellendin mi?

Yetti artık. Matthew, bitti.

- Kes şunu. Kes. - Bu sefer olmaz.

Seni deliye döndürür.

O düğmeye bir kez bastıklarında biter, dışarıda bırakılırsın.

Konuşmanın sonudur. Onları duyamaz ya da onlarla konuşamazsın.

Onlar da seni duyamaz ve konuşamazlar.

Onlara her baktığında, sadece şu vardır; kim olduğu belli olmayan bir şahıs.

Genelde bir saat falan sürerdi.

Ama öylece devam eder şekilde bıraktıklarında...

...boku yemişsindir.

Gelişimin bedeli sanırım.

Hepimizin... Hepimizin taktığımız Zed-Gözleri var.

Ki bu iyi bir şey ve hatta gösterişli de, tabii böyle bir şey olana dek...

...ve sonrasında saçmalık oluyor.

Çıkaramıyorsun bile.

Paket sos. Ne İngilizvari ama!

Mutlu Noeller.

Şimdi bayram ediyoruz işte. Değil mi?

Noel'e!

Her neyse, beni terk etti, Mel'in velayetini aldı. Kızımız olur kendisi.

Bunun sonucu olarak da bu şahane yerde beni mahsur bıraktı.

Anımsatıcı şeylerle bir arada olmak istememiştim.

Ne?

Şunu duydun mu?

Neyi duydum mu?

Neyse, konuşuyor olduğumuza memnunum. Sessizlik bunaltıcı olabiliyor.

Dünyadan kopuk olunca garip şeyler düşünüyor insan değil mi?

Yani, daha iyi hissediyorsun sen de değil mi? İletişim kurarak?

Sonunda benimle konuşarak?

Belki birazcık. Evet.

Kapalı bir kutusun.

Bu iyi bir şey yani.

Çoğu kişiyi çözmek çok kolaydır, özellikle zihinlerini anlıyorsan.

Parti numaralarıyla kızları tavlamak zihinleri anlamak değildir.

Kızları tavlama olayı bir hobiydi.

İşim tamamen farklıydı.

Ne olduğunu asla tahmin edemezsin.

- Pazarlamacı mı? - Hayır.

- Kapı kapı gezen satıcı mı? - Lütfen ama.

- Proktolog mu? - Asla bulamayacaksın.

Denemeyeceğim ki!

Pekâlâ. Hadi bir oyuna dönüştürelim.

Sana işteki bir günümü tarif edeceğim...

...sen de tahmin ettiğin zaman beni durduracaksın.

Şiddetli hava bu Noel satışları etkileri.

Yaklaşık 13 santimlik kar...

Tam da portföyümün mahvolmasına ihtiyacım vardı zaten!

Bununla ilgili ne yapacağım bilmiyorum. Tanrım, daha fazla mesaj gelmiş.

Şu gelen kutusunu asla boşaltamayacağım.

Pardon. Kör olası daimi yönetim işte.

Ufak bir atıştırma zamanı.

- Ameliyattan önce yiyebilir miyim? - Modern bilimin mucizeleri.

Tanrıya şükür. Açlıktan ölüyorum.

Kızarmış ekmek fazla yanmış gözüküyor.

Bir şey söylemeli miyim?

Evet, sanırım söyleyeceğim.

Tamam mıdır?

Dürüst olmak gerekirse pek sevdiğim gibi olmamış.

Biraz fazla pişmiş.

- Kusura bakmayın. - Biraz daha yapayım.

Benden nefret ediyor artık.

Bu ne kadar sürecek?

Merhaba, ben Madge. Bugün narkozcunuz benim.

Merhaba.

Tanrım, genç biri. Umarım ehildir.

Pekâlâ yeter, yanlış gidebilecek şeyleri düşünmeyi bırak.

Basit ve acısız olacak dediler. Ben sadece rahatlayacağım.

Pekâlâ, rahatla sadece. İşte başlıyoruz.

Şimdi, ondan geriye doğru sayın.

On, dokuz, sekiz, yedi...

...altı, beş...

...dört, üç, iki, bir.

Göre... Göremiyorum.

Neredeyim ben?

Bu ses de ne?

- Neden göremiyorum? - Çerezi çıkarmaya hazırlanıyoruz.

Ne? Olmaz! Durun! Ben hâlâ uyanığım!

Aman Tanrım!

Aman Tanrım! Neler oluyor? Bakar mısınız? Aman Tanrım!

Bu benim!

Bu benim! Aman Tanrım! Neredeyim ben?

Neler oluyor bilmiyorum! Bana neler oluyor bilmiyorum!

Merhaba?

Kimse yok mu? Merhaba?

"Üçüncü Bölümün Sonu"

"Dördüncü Bölüm"

Ah!

Pardon.

Şu an büyük ihtimalle kafayı yediğini tahmin ediyorum.

Sorun yok, konuşabilirsin. Seni bunun aracılığıyla duyabiliyorum.

- Merhaba. - Selam.

Ben Matthew, Smartelligence'danım.

İşim, elimden geldiğince neler olduğunu sana açıklamak.

- Aman Tanrım! Öldüm mü ben? - Hayır, yok. Ölmedin.

Kimse ölmedi.

Kaç yaşındayım demiştin, otuz mu?

Yirmi dokuz.

Yirmi dokuz, peki. O zaman Xerox makinelerini hatırlamazsın.

- Fotokopi makinesi nedir biliyor musun? - Ne?

Kopya nedir bilir misin?

Bir şeyin kopyası gibi mi? Elbette biliyorum ne olduğunu.

Hah, işte sen busun.

Neyin kopyası?

Kendinin bir kopyası.

- Ama ben benim. - Pekâlâ.

Yüzüme üflemeye çalış.

Üfleyemezsin çünkü bir vücudun yok.

Parmakların nerede?

Kolların, yüzün? Hiçbir yerde.

Çünkü sen bir kodsun.

Sen kodlarla dolu, bizim "çerez" dediğimiz...

...bu zımbırtının içinde depolanmış taklit bir beyinsin.

Bana bunu niçin yaptınız?

Şey... aslında bunu kendine sen yaptın. Bunun parasını gerçek sen ödüyor.

Anlamıyorum.

Şimdi, bu bir hizmet.

Boş bir çerez alıyoruz...

...ve müşterinin beynine ameliyatla yerleştiriyoruz.

Orada, hemen derinin altında bir hafta kadar gizlice izleyerek duruyor.

Bu belirli zihnin çalışma yöntemini soğuruyor.

İşte bu yüzden sen sanıyorsun kendini. Sen sensin.

Ama aynı zamanda değilsin de.

Tamam. Çok fazla anlayacak işlem oldu. Bir işlemcinin içinde olmana rağmen.

Beni vücuduma geri koy!

Orada gerçek sen yaşıyor.

Ama...

...yine de yapacağımız şey şu, sana simule edilmiş bir vücut vereceğiz.

Bunun bazen yardımcı olduğunu fark ettik. Hazır mısın?

- Ne? Anlamıyorum! - Üç ve iki, bir.

Hey.

Daha iyi mi?

Bu benim vücudum.

O konuya tekrar dönmeyelim. Etrafına bak.

Bir kumanda odan var.

Ne için bu?

O konsol, evi kontrol etmen için.

Yani, gerçek senin evinin.

Bak. Kızarmış ekmeğini nasıl seversin.

- Ne? - Kızarmış ekmeğini nasıl seversin?

- Az pişmiş. Nispeten az pişmiş. - Pekâlâ, mükemmel.

Nasıl sevdiğini düşün...

...sonra da düğmeye bas.

Hangisine?

Fark etmez. Zaten ekmek kızarttığını biliyorsun.

Düğmeler çoğunlukla sembolik zaten.

Gördün mü? Bu artık senin işin.

Buradaki her şeyden sen sorumlusun.

Sıcaklık, aydınlatma, sabahları alarmın kaçta çalacağı.

Buzdolabında yiyecek yoksa...

...sipariş verme işinden sen sorumlusun.

- Kim için? - Gerçek sen için. Ödemeyi o yapıyor.

Gerçek ben nerede?

Kestiriyor. Yatak odasında. Sağ üstte.

Burada olmak istemiyorum. Burada olmak istemiyorum.

Burada olmak istemiyorum!

Aynen sevdiğin gibi.

Tamam. Lütfen bağırmayı kes.

Bağırmayı kesecek misin?

Bağırmayı kesecek misin? Hayır mı? Peki.

Üzgünüm. Sesini kapatmak zorundaydım.

Ah, pardon.

Bak. Eğer razı gelirsen daha kolay olacak.

Bunu yapmayacağım.

Kızartma makinesinin düğmesine basacak bir tür maymun değilim ben.

- Hiçbir şey yapmamayı mı tercih ederdin? - Bunu yapmayacağım!

Peki. Hiçbir şey yapmamak o zaman. Nasıl bir şeymiş göstereyim sana.

Üç hafta nasıl geliyor kulağa? Tadına varmanı sağlamalı bu kadarı.

Üç hafta da ne demek?

Eğer birazcık beklersen... sadece bekle.

Zaman Ayarlama

21 Gün

Ya şimdi?

Lütfen. Bunu tekrar yapma.

Lütfen. Burada yapacak hiçbir şey yok. Hiçbir şey yok burada. Burada sadece...

Yani, hiçbir şey yok burada.

- Seni uyarmıştım. - Uyuyamadım bile.

Uykuya ihtiyacın yok.

İşe başlamaya hazır mısın?

Yok, yok, hayır. Hayır değilim. Bunu kesinlikle yapmıyorum.

- Peki. Altı ay verelim o zaman. - Hayır. Dur, bekle, bekle!

Onları bir şeye alıştırmanın sırrı tuzak kurmak...

...tamamen kafayı yemelerine izin vermeden elbette, kastettiğimi anlıyorsan tabii.

Uzun süre yalnız yaşatırsan kafayı sıyırırlar.

Kimseye faydası olmaz, sonra da ucuza oyun endüstrisine satarsın onları...

...ve onlar da bir savaş şeyinde...

...savaşta harcanan erler haline gelirler.

182 Gün

Şimdi nasıl hissediyoruz?

Lütfen.

Bana yapacak bir şey ver.

Çalışmaya hazır mısın?

Evet, lütfen. Her şeyi yaparım.

Yeter ki bana yapacak bir şey ver lütfen.

Pekâlâ.

Harika kızarmış bu arada.

Selam.

Hazırlandı mı?

Tamamen ve kullanıma hazır durumda.

Biliyor musunuz, buraya gelirken üstü çıplak bir adam gördüm...

...sokağın ortasında ata biniyordu.

Ne garip!

Yeminle.

Uyandırma

Mutfak

Kızarmış Ekmek Hazır

Randevular

Günaydın Greta.

Bugünkü randevuların şöyle;

11:00- Saçlar için Stelios.

12:30- Annabel ile Barney's Restoranında Öğle Yemeği

15:00- Jackanape Galerisi Özel Gösterim, Shoreditch.

18:30- Paolo ile Noel İçkisi

19:30- Fındıkkıran, Royal Opera House.

- Kölelik bu. - Birazcık melodram gibi, değil mi?

Ama o gerçek olduğunu sanıyormuş.

- Ama değildi. - Zalimce bu.

Fiilen gerçek değildi, dolayısıyla fiilen zalimce de değildi.

Tekrar söylüyorum, sen umduğum gibi değilsin.

Çoğu kişi şöyle diyebilir;

"Sadece kodlardan oluşuyor, gerçek değil. Siktir et onu."

Ama sen empati yapıyorsun.

- İnsanları umursuyorsun. - Sen umursamıyor musun?

İyi bir adamsın.

Öyle miyim?

Söylediğim şeye verdiğin tepkiye bakarak evet.

Nazik biri olduğunu söyleyebilirim.

İyi bir adam değilim ben.

Kötü şeyler yapmış iyi bir adam mısın?

Bana anlatabilirsin.

Ben de hayatımda gurur duymadığım şeyler yaptım.

Yapmamışım gibi davranamam.

Ailenle alakalı bir şey miydi?

Karınla?

Kız arkadaşınla?

Burada biz bizeyiz.

Babası benden hiçbir zaman hoşlanmadı.

Beni hiç sevmedi.

Bayağı soğuk değil mi? Hadi bakalım.

- Beth. Bethany. - Ne var baba?

- Altıda hava kararıyor. - O kadar geç kalmayız!

Dur biraz. Eldivenimi takayım.

- Bence onaylamıyor baban. - Koruyucu davranıyor sadece.

Senin için uygun olmadığımı düşünüyor.

Yani, haksız da sayılmaz hani.

Dur bir resmini çekeyim. Şurada dur.

Poz verirken çok garip hissediyorum.

Hadi ama. Süper model ol.

- Yeteri kadar garip mi bu senin için? - Mükemmel.

Tamam. Hazır mısın? Güzel. Öyle kal.

Çok pisliksin.

"Dördüncü Bölümün Sonu"

"Beşinci Bölüm"

Birlikte çok iyiydik, anlarsın ya. Birlikte gerçekten çok iyiydik.

İşte bu!

Burada ne yapıyorsun? Neden hepiniz buradasınız?

- Olmaz. Hayır, eve gidiyoruz. Hadi. - Beni itip kakma.

Hepiniz bana dokunursanız ayağa kalkmam.

Kalkmayacağım. Kalkmayacağım.

Sorun değil. Sorun değil.

Hadi Joe. Hadi.

Sağ ol dostum.

Her şey kusursuz değildi. Bu tür şeyler hiçbir zaman değildir ama...

...biz gerçekten mutluyduk.

Bırakayım Gita anlatsın hikâyeyi.

Özel detaylarımızla insanları baymayı çok sever.

Beth ikimizi tanıştırdığında...

...orada iki haftadır çalışıyordum ve işte karşınızda!

- Yani hepsi Beth'den kaynaklanıyor. - İpler onun elinde yani.

- Beni tekrar ikna etmek için taktiği neydi? - Horladığımı duymana izin vermemek.

Bir seferinde hepimiz bir iş gezisine gitmiştik, Gita'dan önce.

Otobüsün arkasında uyuyakalmışım ve çok yüksek sesle horlamaya başlamışım...

...hepsi bende bir sorun olduğunu sanmışlar.

- Aynı bir bizon gibi horluyor. - Vay canına.

Cidden bunu mu anlatıyorsun ona?

Bir tane daha işi bitirir.

Bence Beth, onun Beth'e olan ilgisinden daha çok ilgi duyuyor ona.

Sence de öyle değil mi?

Bitti mi o? Öyle mi?

Sen iyi misin?

- Yorgunum. - Biraz suskundun bugün.

Pek keyfim yoktu, bilirsin işte.

İşte sürekli görüyorum onları.

Galiba yatmaya gideceğim ben. Sakıncası var mı?

Yok, sorun değil.

Siktir.

- Beth? - Ne?

Bu senin mi?

Çöpte buldum az önce. Bunun anlamı hamile demek.

Senin mi?

Evet.

Yani, bu...

Tanrım.

Bu fevkalade, yani... Bu...

Joe, yapamam.

Bebek, hamilelik... şimdi olmaz.

Şu an olmaz, yapamam.

Elbette yapabilirsin. Tanrım, harika bir anne olacaksın.

- Olmaz. 27 yaşındayım, hazır değilim. - Kim hazır olmuş ki sanki?

Bu... çok hızlı tamam mı? Hepsi çok hızlı gelişiyor.

İdare ederiz. Seni şaşırtırım.

Dinlemiyorsun.

- Mecbur kaldığımda oldukça sorumluluk sahibi olabiliyorum. - Joe.

Sen istirahat edersin, ben omuzlarını ovarım...

...evi boyarım. - Joe, lütfen.

- Kendin-Yap reklamlarındaki çift gibi oluruz. - Joe.

- Aile gibi oluruz. - İstemiyorum.

- Ama bu bir bebek. - Joe.

Yani, ikimizin bebeği.

Biliyorum ve bu benim için kolay değil.

- En azından oturup tartışalım bunu. - Olmaz. Ben kararımı verdim.

Ben vermedim ama.

Tanrım, kendine bir bak.

Sarhoşsun. Bütün gece içtin Beth.

Bütün gece içtin. Tanrım, sen hamilesin.

Evet ama olmak istemiyorum.

Olmayacağım da.

- Adilik yapıyorsun. - Kes şunu.

- Bir çocuğu öldürebilecek kadar kalpsizce adilik yapıyorsun. - Bu haksızlık ama.

Planlarına uymadığı için koparıp atılacak olan bir çocuğu.

- Kes şunu yoksa seni engellerim. - Sakın ha!

Olmaz. Yarın konuşabiliriz, lütfen kes artık.

Sakın yapayım deme!

Beth!

Kapat şunu.

Kapat şunu, seni...

Kapat şunu Beth! Beni dinle Beth.

Kapat şunu.

Kapat şunu dedim sana!

Kapat şunu!

Kapat şunu dedim sana Beth!

Beth?

Kapat... şunu! Lütfen.

Kapat şunu.

Beth?

Bekle!

Özür dilerim, sarhoştum.

Şunu düzgünce konuşabilir miyiz lütfen?

Çok kötü şeyler söyledim. Beth, seni seviyorum.

Dinle bak, bunu çözebiliriz.

Yapma Beth...

Beth, lütfen!

Beth!

O gün işe gitmedim.

Evde kaldım ve...

...kendimi nasıl affettirebileceğimi bulmaya çalıştım.

Ama o geri gelmedi.

Engelleme sağ olsun, ben de...

...ona mesaj atamadım. Onu arayamadım.

Bir hafta sonra oldukça çaresiz durumdaydım.

Takipçi bir sapık gibi iş yerinin dışında, oralarda takıldım.

Tim! Gita! Beth'i gördünüz mü?

- Ayrıldı. - Ayrıldı mı? Nasıl yani...

- İstifasını verdi. - Nerede olduğunu kimse bilmiyor.

Joe?

- Joe! - Yapma, bırak gitsin.

İletişime geçer diye hâlâ umutluydum...

...ya da en azından engeli kaldırır da böylece onunla iletişime geçebilirim diye.

Ama olmadı.

Ortada engelleme olunca, adam gibi kederlenemiyorsun bile.

Kapatamıyorsun engeli.

Zed-Gözleri çıkartamıyorsun.

Sadece onları da engellemiyor, onlara ait tüm görüntüleri de engelliyor.

Yani, ona ait ne kadar anım varsa hepsi tahrip edilmişti.

Sonra bir gün şehir merkezindeydim ve...

Oydu.

Hamileydi.

Çocuk duruyordu.

Kendimi biraz kaybettim.

Koşarak yanına geçtim ve ona yalvarmaya başladım. Sadece yalvarmaya.

Kapat şunu. Kapat şunu. Kapat sadece.

Kapat şunu. Beth, kapat şunu.

Yardım edin. Çekil üstümden!

Yoldan geçenlerden biri polisi aramış. Beni merkeze götürdüler.

Ve olan oldu.

Ondan sonra ve şu ana kadar engelleme yasal olarak tasdiklendi.

Bir de GPS var, eğer onun yanına 10 metreden fazla yaklaşırsam...

...güm. Tutuklanırım.

Sert olmuş.

Evet, nerede olduğunu da bilmiyorum.

Çocuğu doğurdu mu, doğurmadı mı bilmiyorum. Erkek mi kız mı bilmiyorum.

İyi mi bilmiyorum.

Onunla iletişime geçmemin hiçbir şekilde yolu yok.

Bir tek babasının nerede yaşadığını biliyordum.

Ben de ona bir mektup yazdım, yalvarma mektubu.

Her şeyi açıkladım ama cevap vermedi.

Bu yüzden tekrar yazdım...

...ve tekrar yazdım...

...ve tekrar yazdım.

Hiç cevap vermedi.

- Seni komple hayatından çıkarmış. - Ama yapabileceğim tek bir şey vardı.

Her Noel'i babasının mekânında onunla birlikte geçirdiğini biliyordum...

...bu yüzden kesinlikle orada olacağını da biliyordum.

Bir gün önce, Noel arifesinde, oraya gitmek için yola düştüm bu yüzden.

Babası cehennemin dibinde tenha bir yerde yaşıyor.

Onsuz hiç gitmemiştim oraya.

Hemen dışarıda olmak garipti.

Bütün gün bekledim orada. Ta ki...

Büyütme

Yakından bakmak zorundaydım.

Babası bizim çocuğumuzla oradaydı işte...

...ama çocuğun suratını bile göremiyordum, çünkü...

Yasal engelleme evlatları da kapsıyor.

Ben de yaşadım. Can yakar.

Kız mı erkek mi onu bile anlayamıyordum.

Biliyorum aptalca gelecek ama...

...bir şeyler görmek...

...hiçbir şey görmemekten iyiydi.

Bu yüzden gitmeye devam ettim.

Yıllık bir hacca falan dönüştü bu.

Yılda biz kez oraya gidiyorum ve uzaktan onları seyrediyorum.

Çocuğun büyüyüşünü seyrediyorum işte.

Bir tür iletişim kurmayı her şeyden çok istedim.

Her şeyden çok istedim.

Neyse bir Noel'de, çocuk dört yaşına falan gelmiş olmalıydı o zamana kadar...

...oraya gittim ve yanımda küçük bir hediye götürdüm.

Küçücük, aptal bir şey.

İlk kez, onun bir kız çocuğu olduğunu görebildim.

Bir kızım vardı.

Ee Noel Baba...

...ertesi sene tekrar denedin mi?

Ondan önce bir şey oldu.

"Beşinci Bölümün Sonu"

"Altıncı Bölüm"

Kızıma bakmak için oraya gitmemin üzerinden birkaç ay geçmişti.

Evde oturmuş televizyon seyrediyordum, kanalları geziyordum.

...sakin bir çarşamba sabahında 26 kişinin canını aldı.

Palab Ghatak gibi...

...18 yaşında olup ilk iş görüşmesine giden yolcuların...

...ve Bethany Grey gibi genç bir annenin, daha yakın bir zamanda...

Onu son gördüğümden bu yana çok zaman geçmişti, onun yerinde gölgeden başka...

...bir şey düşünmek çok zordu.

Ama artık engelleme onunla birlikte gittiği için...

...işte karşımdaydı.

Ölmüştü.

Başın sağ olsun.

Ama engellemenin kalkmasıyla bir umut ışığı oldu.

Kızını görebilecektin.

Neredeyse Noel olmuştu, bu yüzden ona şu kar kürelerinden aldım.

Ona vermek için bir hediye işte.

Beth'in babasına gittim.

Ve işte oradaydı.

Bir siluet değildi.

Gerçekti.

Merhaba tatlım.

Ne oldu May? İçecek bir şey ister misin?

Burada ne yapıyorsun?

Beth öldü. Anlıyor musun?

O öldü. Burada senin için bir şey kalmadı.

Kızım nerede?

Ne kızı?

Bu Beth'in kızı.

Kızımı görmek istiyorum.

May, yukarı çık.

Eğer bu o mektuplarla ilgiliyse...

...Beth görmeden onları attım.

Altüst durumdaydı, her şeyi arkasında bırakmak zorunda kaldı.

Kızımı görmek istiyorum.

Bence gitmelisin.

Çık git bu evden.

- Kızımı görmek istiyorum. - Burada kızın falan yok senin!

# Birini kocaman gülümsetebilir #

# Eğer yatağına yatmışsan #

# Kafanı hızlıca yorganın altına sokmuşsan #

# Sakın kapıları kilitleme #

# O tatlı Noel Baba geliyor biliyorsun #

# Keşke her gün Noel olsa #

Bu o saatti. Bu o saatti.

Sonra ne oldu?

Söyle bana.

Çıkıp gittim.

# Parkta paten yaparken #

# Kar karanlık yaparsa #

# O zaman al yanakların aydınlatır mutlu yolumu #

# Artık buzlu patiler belirdi #

Arabaya bindim ve öylece sürüp gittim.

Herhangi bir yere. Neresi olduğunu bilmiyorum.

En yakın şehre girdim ve...

...sokakta yatıp kafayı çektim.

Bir süre sonra da, ne kadar geçtiğini bilmiyorum...

...belki birkaç ay sonra, onlar beni aldılar.

Konuşmamı istediler ama konuşamadım...

...çünkü eğer dile getirirsem gerçek olacaktı.

Bu yüzden bir şey demedim, onlara anlatmadım.

Peki, ya kız?

Kıza ne oldu?

Ne söyledilerse onu biliyorum sadece.

Ne söylediler?

- Ne söylediler? - Burası ne böyle?

- Ne söylediler? - Burada ne iş yapıyoruz?

İşimiz ne? İş ne?

Joe, benimle kal. Ne söylediler?

Ne söylediler Joe?

Kızın evde kaldığını söylediler.

Tam...

Tam Noel arifesi olduğu için, kız...

...kız evde gizlenip kalmış sadece. Kımıldamamış.

Noel'in ertesi günü de kimsenin yardıma gelmeyeceğini anlamış.

Ve dedesine kendi yaptığı bir hediyeyi vermiş.

Sonra da yardım çağırmak için dışarı çıkmış.

Ne kadar uzağa gidebilmiş?

Tanrı beni affetsin. Affet beni Tanrım.

İtiraf ediyor musun öyleyse?

Joe?

Söyle gitsin.

Çıkar içinden.

İtiraf ediyorum.

İtiraf ediyorum.

Yapabileceğimi biliyordum.

Bam! Size alırım demiştim.

Pekâlâ, çıkıyorum ben.

Kusura bakma Joe.

Bu yeterli olmalı.

Komple itiraf. Temiz mahkûmiyet.

Aferin.

İki gün baskı yaptık ona ama o "Hepiniz siktirin gidin." dedi...

...bu fırlamaysa 70 dakikada çözdü onu.

Suçlu olduğunu biliyor, içini dökmeye ihtiyacı vardı.

Tam yetmiş dakika değildi, ona göre değildi.

İçine alındığı anda zaman ayarını değiştirdim...

...onun bakış açısından beş yıl olmuş gibi gösterdim.

Bazıları, benimle birlikte beş yılın yeterli bir ceza olacağını söyleyebilir.

Burada bekleyin.

Bay Potter.

İtirafınız için tebrik ederim.

Kafanızdan çıkardığımız o çerez bize tüm hikâyeyi anlattı.

Sessizlik oyununuzu istediğiniz kadar sürdürebilirsiniz yani.

Bizim için fark etmez, çoktan konuştunuz bile.

Ayrıca mutlu Noeller.

Ee...

Anlaşma ne olacak?

Ondan itirafı koparırsam özgür kalacaktım, değil mi?

Uzman olan benim, bana ihtiyacınız vardı.

İçişleri Bakanlığını bileceği bir şey bu.

Size iyi bir anlaşma teklif edeceğiz. Gitmekte özgürsünüz Bay Trent.

Bazı uyarılarla elbette.

- Uyarılar mı? - Sicilinize işlenecek.

Ne sicili?

Dikiz sapıklığınız için bir tane.

Tüm yaptığım, yalnız adamlara bir hizmet sunarak yardım etmekti.

Yasal olmayan bir hizmet sunarak.

Ayrıca bir cinayeti bildirmemekten...

...ölümcül zehirleme olan hani, unuttuysanız diye hatırlatalım.

Çerez canavarı dostunuzdan bu bilgiyi sakladınız değil mi?

Bu sicil olayı ne anlama geliyor?

- Anlamı engelleneceksiniz demek. - Kim tarafından?

Herkes tarafından.

Sıcak kestane!

# Hazır mısınız çocuklar?

# Kardan adam... #

Hadi gidiyoruz.

Zaman ayarlarını değiştiriyorum sadece. Bir dakikada bin yıla ayarlıyorum onu.

Uygun hüküm olsun diye.

Yoksa onu kapatmamı mı istersin?

Hayır. Bırak Noel için açık kalsın.

# Ah keşke her gün Noel olsa #

# Çanlar çalsın #

# Noel için #

# - Kardan adam karları getirdiğinde # # - Kardan adam karları getirdiğinde #

# Öğrenmek isteyebilir #

# Birini kocaman gülümsetebilir #

# Eğer Noel Baba o kızağını getirirse #

# - Samanyolu boyunca # # - Samanyolu boyunca #

# Damdaki karlara adımı yazacağım Belki o zaman kalmaya karar verebilir #

# Keşke her gün Noel olsa #

# Çocuklar şarkı söylemeye ve orkestra çalmaya başladığında #

# Ah keşke her gün Noel olsa #

Çeviri: lordemre twitter.com/lord_emre

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.