All language subtitles for The Millionairess (1960)

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French Download
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian Download
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Hanımefendiler, Beyefendiler!

Burada Bernarda Onisantea'nın

vasiyetini açıklamak üzere

toplanmış bulunuyoruz,

"Ben, Bernardo Ognissanti, di Parerga,

Libya ve Londra arasında geçen hayatımın...

sonuna geldiğimde,

bu vasiyet açılacak.

Tek çocuğum olan Epifania den başka

varisim olmadığını sizde benim kadar biliyorsunuz.

Ama mirasımı alabilmesi için.

bir başkasıyla evlenip, emirlerime itaat etmesi gerekiyor

Eğer bunu yapmazsa, cezalandırılacak.

Yani, para bir başkasına kalacak.

ve kızım ölene kadar,

mirasa sahip olamayacak "

Milyonerler de ölür!

Yaşasın Milyonerler!

Yaşasın Milyonerler!

- Onlar bana geldi! - Mektuplarıda açmamam da izin vermeyeceksen?

- Kes sesini? - Ben senin kocanım, aşığın değil.

- Ne? - Hayır, Epifania Hayatım, lütfen yapma, yapma!

- Bu o.

Sen şimdi görürüsün! - Neyi? Göster hadi? - Lanet olsun!

- Bu da o...

- Sana defol dedim

- Evet o.

- Defol buradan!

İşte bu kadar.

Defolun buradan!

Oh Babamcığım!

Babam!

Baba!

"Canını sıkan birşey mi var, Epifania?"

Yo, hayır yok.

"Epifania!

Epifania, bana yalan söylüyorsun!"

Hayır Baba. Yalan söylemiyorum.

"Epifania, bana hiç itaat etmiyorsun."

İyi de nasıl edebilirim Baba?

Niye böyle şeyler söylüyorsun? - "Epifania!

"O adamla neden evlendin?"

Heyecan verici bir görüntüsü vardı. Bir o kadar da yakışıklıydı.

Evet. Ve Back Hand vuruşu bir harikaydı.

" Ama bu sınavdan geçmek zorundaydı " - Ne dedin ?

" Sınavı geçebildi mi? " - Bunu söyleyeceğini tahmin etmeliydim.

"Söylediklerimi yapmak zorundasın! Bu sınav yeni eşinle tanışmanı sağlayacak.

Senin şu anda 500.000 poundun var ama...

Sen yılda sadece 15.000 pound kazanan bir adamla evlenmek zorundasın."

- Şey, ama bunun yerine ona 500.000 poundumu versem nasıl olur?

"Şimdilik 500.000 pounduna dokunamazsın ama dediğimi yaparsan...

üç ay sonra 50.000 pound avans alacaksın." - İyi ama bunlara değermi Baba?

"Şimdiki eşin buna değer mi?"

"Epifania, Sana söylediğim herşeyi

yapacağına yemin etmiştin!

Aber ailesi onuruna çok düşkündür Ve sen bu onuru yaşatmak zorundasın.

Bu zamana kadar istediğimiz herşeyi elde ettik. Bunu sakın unutma. "

Söyle bana ne yapmalıyım? Ne yapmalıyım?

Evet

"Hiç değimemişsin kızım.

Hala başın sıkışınca intihara başvuruyorsun."

Hayır, Baba Ben böyle onurlu bir ölüme layık değilim.

Benden istediğiniz başka birşey var mı, efendim?

Yok ol! - Peki efendim.

Günaydın! Yüzmek için güzel bir gün! - İyide yüzen kim?

Buraya intihar etmeye geldim. Beni duydun mu?

Kendimi öldürmek istiyorum anlıyormusun? - Öyleyse size iyi şanslar!

- Seni katil! - Günaydın.

Avukatıma gidiyoruz!

Daha önce verilen bütün çeklerin... karşılıkları hesabınıza yatırılacak.

Bayan Parerga eşini izlemeye devam etmenizi istiyor. Paragraf!

-Sanırım. İki tarafta... ettikleri evlenme yeminine sadık kalmıyor.

Paragraf. Devam edelim hayatım,

Size minnettarım.Ve vereceğiniz bilgilerin...

bundan böyle çok işimize yarayacağından eminim!

- Doğrusunu istersen bundan hoşlanacağını sanmıyorum?

- Ne demek içeri almıyorum! - Konuştuklarımızı duymuş olamaz değil mi? - İstediğimde içeri girerim!

Epifani... Oh! Çok özür dilerim.

Su gerçekten de çok soğuktu.

Ne için soğuktu? - Boğulmak için.

Anlamadım ! - Seninle hemen konuşmamız gerekiyor.

Oh elbette. - Günaydın Hanımefendi.

Kocamın ihanetleri yüzünden kendimi bir kez daha öldürmek zorunda kaldım! Yani çıplakmısın!

Herzaman olduğu gibi Pollyden gelen mektubunu yakaladım. İşte

Topladığımız diğer delillere bakınca

Bu topladığımız beşinci delil. İntihara teşebbüs için çok geçerli bir neden

Ohh!

Şuna bir bak. - Nedir bu?

İntihar girişimleri, Bir sanatçının intiharla ilgili notları.

İntiharın verdiği zararları anlatıyor.

Özellikle suya atlayarak yapılan intihar girişimlerinde,

tam bir uzman bu canım.

Bir daha intihar girişiminde bulunursan, bundan yararlanabilirsin

Beni çok aptal buluyorsun. Öyle değil mi Sagamore?

Bunlara alıştım artık canım.

Sanırım seni tanıyanlarda benim gibi düşünüyor olmalılar.

Kısaca, hem sen hemde yakın çevren bana olan sevginizi kaybettiniz.

Evet, asıl söylemek istediğim bu.

Sen kimsenin acı çekmeden öleceğini mi sanıyorsun?

Hayır, ama huzurlu yaşıyorlar.

Ne yani, Sence ben şimdi kurbağa gibi mi yaşıyorum?

Sana birşey söyleyeyim mi, Neden kendini zehirlemiyorsun?

Zehirleyeceğim ! Hatta onuda beceremezsem Kendimi asarım.

Mümkün değil canım.

Sorumluluklarımı yerine getirdiğim sürece birşey yapamazsın.

elimden geldiğince...

Mirasın yirmi gün içinde senin olmasını sağlayacağım.

Sen gerçekten iğrenç birisin Sagamore müvekkillerinin paralarını kullanarak yaşıyorsun.

Benim mesleğim bu, mirası almak istiyorsan Babanın istediklerini yapmak zorundasın.

Parama el koymak için, kendimi öldürmemi bekliyorsun Öyle değil mi Sagamore ?

Beklentilerimin ne olduğu seni ilgilendirmez.

Domuz!

Bak. O yazıda kendinle ilgili herşeyi bulabilirsin.

O yazının canı cehenneme! Bence yazılanları sen uydurdun. işte!

Benimki sadece bir öneriydi. Neden bu öfkeli tavirlarından vazgeçip

sakin bir şekilde sorunun ne olduğun anlatmıyorsun?

Benim kalbim kırıldı,ama bu hiçkimsenin umurunda değil.

Peki ne yapmamızı istiyorsun?

Sen insan değil, soğuk bir İngilizsin!

Babam nasıl olurda senin gibi ruhsuz kalpsiz birine güvenebilir, bir türlü anlamıyorum, biliyormusun?

Biliyorum, bana kızman için birçok neden var ama, lütfen lütfen otur hayatım.

Oh Tanrım, tanrım!

Nasıl böyle aptallıklar yaptım bilmiyorum?

Daha doğrusu birinci sınıf bir tenis oyuncusu olduğu için ona aşık olmakda hiç gecikmedin!

Evet, hep yakışıklı erkelerden hoşlandım.

Davranışlarıda etkileyiciydi.

Lütfen Epifania. - Gerçi bende çok çekici bir kızdım.

Buda senden yayarlanmasına fırsat verdi.

Böyle aptalca bir hatayı nasıl yapabildim acaba? Hayalimdeki erkekti ama sonra kabusa dönüdü.

Bir boksör olmayı ve onunla bir boks maçına çıkıp kemiklerini kırmayı çok isterdim. - Sakin ol!

Artık Polly var. Ve ondan gelen aptalca mektupları ben okuyorum.

Onu süründüreceğim.

Onu görmek istiyorum anlıyormusun? onu görmek istiyorum. Benden daha güzel olduğunu

sanan o gerizekalı küçük fahişeyi hemen görmek istiyorum.

Çok güçlüsün - Senin sayende hayatım.

Bu Jane olmalı.Yine borç istemeye gelmiştir. Ama bu sefer hayal kırklığına uğrayacak.

Yo ! Bence bu karım canım. Nereye gidersem gideyim, beni buluyor.

Evet?

Kimi arıyordunuz?

Tam ona göre.

Evet, kaçamaklar için uygun bir yer

Saklanmayı bile beceremiyorsun gerizekalı.

Epifania, lütfen dinle hayatım... - Sakın ! Bana dokunma!

Pollynin nasıl nakavt olduğunu görmek istermisin ha ! Bir kadın nasıl kavga eder biliyormusun?

Korkak !

Girebilirmiyim ? - İsterseniz polis bile çağırabilirsiniz.

Gelin Bay Sagamore! Gelin ve kocamın küçük fahişesiyle tanışın. - Bak seni uyarıyorum Epifania!

Beni hanımefendiyle tanıştırmayacakmısın Alastair?

Şey evet Epifania bu baya... - Boşuna zahmet etme. Çünkü onunla tanışmak istemiyorum.

- Buradan gitseniz iyi olacak. Onu bu şekilde rahatsız etmeye hiç hakkınız yok.

Ayrıca zavallı çok yorgun canım. Bütün gece kıpırdamadan uyudu.

Bunu nereden biliyor Bay Sagamore ?

Ne yani sen bütün geceyi bu kadının kollarında mı geçir...

Polly Smith, tanıştığımıza menmun oldum. - Polly Smith mi?

Onun hiç bir suçu yok. - Söyle kollarındamıydı yoksa değilmiydi?

Şey evet, haklısınız. Kollarımdaydı !

Ama sandığınız gibi değil.

Ne demek istediğini çok iyi anlıyorum.

O iktidarsız bir balık. - Bakın Alastair bir balık değil

Hemde yüzemeyen bir balık. İzninizle bir de ben konuşabilirmiyim ?

Evli bir erkekle ilişkiye girdiğiniz için sizi şiddetle kınıyorum bayan, anladınız mı?

Zaten bu tür ilişkiler ancak onun gibiler yakışır öyle değil mi? Hadi gidelim Sagamore!

Lütfen böyle kızmayın bayan, benim kadar güzel olmamanız

kesinlikle sizin hatanız değil.

Galiba bu yaratık bana hakaret ediyor.

Alastair daha güzel bir kadınla beraber olmak istiyorsa bunu anlayışla karşılamak zorundasınız.

Yani şimdi bana onu cezbetmek için birşey

yapmadığımı mı söylüyorsun?

Alastair benimleyken çok daha mutlu. Benim yanımdayken dağdaki

özgür filler kadar mutlu! - Bir o kadar da güçlü.

(lachen)

- Peki sana yetecek kadar da su bulabiliyormusun?

- Evet - Evet, güzel bir espiri.

Mahkemede görüşürüz.

Senin için çok üzgünüm hayatım.

Julius, sence benim mutlu edemediğim bir erkeği nasıl mutlu ediyor?

Ah bu çok basit canım.

Bence sen erkeklerin ruhuna girmeyi beceremiyorsun.

Evet.

Nedersin Julius, burnumu biraz küçülttüreyim mi?

Burnumu kestireyim mi?

Bana sorarsan senin ameliyata ihtiyacın yok. Bunun yerine Adrian Bland e gidebilirsin.

Adrian Bland mi?

Eğer mümkünse randevularımızı biraz sıkıştırabilirmiyiz?

Ah Bayan Thongs. Bayan Willoughby e bu ay için fazladan iki randevu yazabilirmisiniz?

- Teşekkür ederim. Bu çok zor doktor,ama elimden geleni yapacağım.

Hoşçakalın. - Görüşmek üzere Bayan Willougby.

Merhaba Adrian.- Hoşgeldin seni gördüğüme sevindim - Seni Bayan Parerga ile tanıştırayım.

- Tanıştığımıza sevindim. - Pererga mı ? Sizinle tanışmak benim için büyük onur.

Bayan Perarganın çok önemli bir sorunu var. Birlikte bu sorunu çözebileceğinizi düşündüm de dostum.

Benim için büyük bir mutlulık bu.

Erkekleri mutlu etmek istiyorum doktor.

Ah evet, biliyormusunuz aslında bu bütün kadınların ortak sorunudur. Bu taraftan lütfen, buyurun.

Herzamanki komisyon. - Pekala %20.

Sakın ihmal edeyim deme tamam mı? - Peki tamam zamanında alacaksın.

Sana bir önerim daha olacak,

Kafanı kullanırsan Perarga mirasına sahip olabilirsin.

Şimdiki en önemli sorunu kendine uygun bir koca bulabilmek.

Seni çok iyi anlıyorum.

Soyunayım mı doktor ?

Soyunmanıza gerek yok Hanımefendi. Onun yerine şuraya uzanabilirsiniz.

Sahi mi ? Doğrusu çok ilginç bir yaklaşım doktor.

Şimdi lütfen kafanızdan neler geçtiğini anlatırmısınız?

Filler - Filler.

Fareler - Fareler mi?

peki neden onlar? - Çünkü birarada yaşayamazlar.

Bu hiç hoşuma gitmedi hayatım. - Ne?

Dr. Blandin faturaları. - Senin işine geldiğini sanıyordum.

Yinede çok fazla. Balandin ondan bu şekilde yararlanması hoşuma gitmedi.

Onuda böyle yumruklamak istiyorum.

İlk balayı gecemizde onu böyle yumruklamıştım!

Oh okadar sakindiki doktor? Mirasınızı ondan kurtarmak için başka yollar bulmalısınız.

Oh hayır.Ondan kendim kurtulacağım, başkasının yardımına ihtiyacım yok. - Evet evet, sizi çok iyi anlıyorum.

Bakın Bayın Perarga bu kadar çekici olduğunuz için kendinizi suçlamanıza hiç gerek yok.

Gerçekten çok naziksiniz Doktor Bland.

Çok da anlayışlısınız.

Biliyorsunuz bu benim mesleğim ama siz diğer hastalarımdan oldukça farklısınız.

Sizce kendi kendime konuşmam garip birşey mi doktor ?

Siz başlı başına çok ilginç bir kadınsınız. Evet sizi dinliyorum!

Size hiç babamdan söz etmişmiydim?

Evet yine söz edin !

Babam beni tıpkı bir prenses gibi büyüttü.

Evet, istediğim herşeyi yapabiliyordum. Yalnız..

Yalnız ?

O aptalca sınavdan geçmek zorundayım!

Kısaca birini kendime aşık etmam gerekiyor.

Bunun için kendinizi suçlamamalısınız.

Onu karşıma çıkan en yakışıklı erkek sandım.

Fiziksel cazibesi beni gerçekten büyülemişti, dahası...

Adrian güzelliğimden yararlanmasını iyi bildi.

Evet, çok güzelsin. Kesinlikle güzelsin.

Biriyle beraberken yalnız kalmak ve en az yirmi kez

yeniden başlamak ne demek bilemezsiniz.

Ve tabi özlememeyi öğrenmek.

Eğer kocan seninle gurur duymuyorsa, bence bu onun sorunu

Harika, olağanüstü. Onunla ilişkilerini bu düzeye getirmen beni çok mutlu etti.

Beni kutlamak zorundasın. - Kutlamak mı?

Evet, beni çok yakında kutlamak zorunda kalacaksın

- Ne için? Yoksa onu babasıyla ilgili komplekslerinden

tam anlamıyla kurtardın mı Bland? - Hayır tam olarak öyle değil?

- Öyleyse, bu şansı değerlendir. Yani bence şu anda seni babası gibi görüyor

bence bundan yararlan dostum.

Evet, evet çok haklısın. Mükemmel bir Freudcusun Sagamore.

Evet, beni babası olarak gördüğüne göre

onu değiştirmem çok daha kolay olacak, bundan eminim

Zaten fazla zorlanacağını sanmıyorum. Yine de yardımıma ihtiyacın olursa gel, tamam mı?

Yardımına ihtiyacım olmayacak, güvenebilirsin.

Hoşçakal.

Neyse, ucuz atlattık hayatım.

Dün gece benim evimde kravat iğneni unutmuşsun. - Sahi mi?

Seninle beraberken herşeyi unutuyorum.

Para güçtür, para güvenliktir.

Para özgürlüktür.

Para, para. Başka birşey bilmezmisin sen? Yeter artık.- Çok nefisti!

- Bunlardan da alın hanımefendi, çok seveceksiniz. Hayır teşekkür ederim!

Formumu korumalıyım deği mi Adrian ? Babam zenginlerin kendilerine bakması gerektiğini söylerdi.

Bana kalırsa artık babanın geri kalmış değerlerinden kurtulmanın zamanı çoktan geldi canım.

Hey dinle ? Bak, yaptığım analize göre...

Bak, yaptığım analize göre Epifania!

...lütfen beni dinlermisin ? Yaptığım analize göre hayatında baban ve paradan başka hiç birşey yok!

Pekala, hayatta başka neyim var ki? Hiçbirşeyim.

Tabii ki birşeyin olmaz. Çünkü babanın kurallarına göre yaşıyorsun sen

Bundan mutluyum. Daha başka ne isteyebilirim ki?

Bana geldiğinde sorduğun ilk soru şu olmuştu:

Neden ben bir erkeği mutlu edemiyorum? Hatırladın mı Epifania? - Evet

Sende bana cevap verememiştin, değil mi?

Ama şimdi cevap veriyorum, sen asla mutlu olamazsın, Çünkü geri kafalı babanın

kokuşmuş değerlerinden ve para hırsından kurtulamıyorsun,

Mutsuzluğun için bundan daha iyi bir neden olamaz canım.

Ne dedin sen?

Tekrar edeyim. Dedim ki, geri kafalı babanın

kokuşmuş değelerinden ve para hırsından kurtulamadığın sürece asla mutlu olamazsın

Seni üzdüğüm için özür dilerim ama söylemek zorundaydım bunu. Söylemek zorundaydım

Adrian?

Evet?

Buraya gel Adrian!

Biraz daha yaklaş Adrian!

Bu babama geri kafalı dediğin için tamam mı?

Epifania, bu yaptığın gerçekten iğrenç birşey!

Ve bu da...

...babamın değerlerine kokuşmuş dediğin içindi.

İmdat! İmdat!

İyi günler. Ben doktorum.

Merhaba, Yine mi siz? sizin yüzünüzden boğulacaktım!

Rahatsız ettiğim için özür dilerim ama galiba yardıma ihtiyacınız var

Yardım edebilirmiyim size? - Evet iyi olur.

İmdat! - Oh!

Nereye gidiyorsunuz? - Biri boğulmak üzerede.

Ya nerede? Bekleyin, bekleyin?

Kimse, kimse benim emirlerime karşı gelemez anlıyormusunuz? Beklemek zorundasın, bunu yapmakla

ikinci kez beni ölüme terkediyorsun. - Doğrusunu isterseniz ölecek kadar ciddi bir şeyiniz olduğunu sanmıyorum.

Ama, sanırım beni hala anlayamadın.

Dinle beni, ben çok zengin bir kadınım.

Öyleyse İngiliz bir doktora gidin Çünkü, gönderdikleri faturalar yüklü olur onların.

Ama farkında değilmisin, Her an ölebilirim doktor?

Böyle bir niyetiniz mi var hanımefendi İyi akşamlar.

Biri bana yardım etsin

Merhaba, arkadaşınız bu havada yüzmeye kalkmadı değil mi?

Hayır, pek yüzdü denilemez, sadece biraz ıslandı.

Acaba balıkçı klübenizin kalınacak yerini kullanabilirmiyiz?

- Tabi, size söyledim ben ölüyorum doktor.

Fiziksel olarak bu şekilde ölmeniz olanaksız. Şimdi lütfen şuraya uzanırmısınız?

Özel birşeyiniz yok değil mi? - Yo, özel neyim olabilir ki.

Oh afedersiniz! - Şuraya mı uzanacağım? Evet, oraya uzanacaksınız. Gayret edin biraz.

Evet - Tamam tamam, onu giyebilir.

Onu giyin lütfen. - Şimdi size balık konservesinin nasıl yapıldığını göstereceğim.

İlginizi çekeceğinden kesinlikle eminim.

Dinleyin, benim hazırladığım özel karışımı hiç kimse bilmiyor.

özel yöntemimle hazırladığım balıkları buzlukda saklıyorum...

Hayatınızda bu kadar... - Şunu alırmısın ? - Devam edin...

Evet evet, bu arada benim yaptığım konservelerin

ünü dünyanın her yanında duyuldu Emin olun.

- Eminim, konservenin iyisi böyle yerlerde yapılır zaten.

Ah Teşekkür ederim! - Gelin gelin, hadi gelin.

- Harika bir koku, muhteşem - Evet çok güzeldir. Harika kokuyor.

Evet size söylemiştim değil mi? Neyse, size nasıl yapıldığını göstereceğim.

Önce balıkları bir güzel tuzluyoruz.Evet tuzlamak çok önemlidir.Evet daha sonra...

Ah! - Hoşunuza gitmedi mi bayan?

Gidip onu muayene etsem iyi olacak.

Oh Elbette! Nasıl isterseniz. Nasılsa size daha sonra anlatağım çok şey var.

- Önemli olan nasıl yapıldığını bilmektir.

Kalkın lütfen. - Ha? - Kalkın lütfen.

Pekala, kalkamıyorum! - Ağrı nerenizde?

Şurada, doktor omuzumda. - Balık konservesi dünyanın sağlıklı besinidir

ve herzaman her mevsimde yenilebilir.

Ama benim gibi özenli yapmak kaydıyla! - Kol ?

Evet omuzunuzda hiçbir şey yok. Boşuna endişelenmişiniz.

O benim omzum sizin değil! - Tabii ki, benim omzum değil ama bende bir doktorum,

makina mühendisi olmadığıma göre neyiniz olup neyiniz olmadığını kimse benden daha iyi bilemez.

Ben iyi bir doktor olduğuma göre

bunları bilecek olan benim. - Oh, belki sırtımdadır. Evet sırtımda olduğundan eminim

- Omurlarda olabilir? Uzanın lütfen. - Nasıl? - Uzanın.

Buyrun - Teşekkür ederim.

Oh! evet ! - Burası mı?

Sadece bu bölgede mi ağrı var? - Yo yo hayır bütün sırtımda var. - Evet anlıyorum.

Sırtınız gerçekten olağanüstü.

Evet, cildinizde en küçük bir prüz bile yok ve oldukça da sağlam gözüküyor.

Beni tanımaya başlamana çok sevindim.

Böyle güzel bir sırt gördüğümü hiç hatırlamıyorum.

Tıpkı geçen şubat otopsisini yaptığım denizcinin sırtına benziyor.

Denizci mi? - Evet, O da sizin gibi...

intihar etmeye kalkmıştı. Ama o başardı! Çok yazık oldu.

Neyse sizin onun gibi bir sorununuz yok. Dahası hiçbir şeyiniz yok!

Çok sağlıklısınız bayan. - Ben hastayım!

Hey hadi gel birlikte balığı buzluğa koyalım! - İstersen! Bir de dilime bak ha dilime!

Dilime. - Pekala! Diliniz çıkarın.

Hiçbir şey yok!

Geri çekin lütfen.

Oh! unutmadan nabzımada bak!

Nabızınıza da baksam hiçbir şey değişmeyecek.

Son derece sağlıklısınız bayan.

Peki, peki tamam.

Yaşayacakmıyım?

Oh evet, yaşayacaksınız. - Evet?

Hatta sonsuza kadar.

Öyleyse neyim var benim? - Hiçbir şeyiniz yok.

Kendinizi hep hasta hissediyorsunuz. Neden? Bunun nedeni ilgi çekmek olabilir mi?

Ben zaten ilgi çekiyorum. - Eğer öyle olsanız nabzınız böyle hızlı atmazdı.

Bu çok ender rastlanan garip bir durum.

Bence bu ilgi çekmenin başka bir yolu.

Ben dünyanın en ilgi çekici kadınıyım.

Hemde çok zenginim.

Adım Epifania di Parerga.

Galiba İtalyan Aristokratısınız? - Aristokratdan çok daha ileri.

Benim aristokratlığımda para vardır.

Ama maalesef bu hiç reçete yazmadığım bir hastalık.

Eğer bunun çaresini bulursam bir devrim olur!

Bende balık konserveciliğinde bir devrim yaratacağım. - Elbette, bundan eminim.

Moralinizi yüksek tutmaya çalışın, bazen bu sizde büyük bir devrime yol açar.

İnce bir hastalığa yakalanmışsınız.

Peki beni tedavi edebilir misin? - Hastalığınız benim uzmanlık alanımın dışında.

Ayrıca gitmek zorundayım. Muayene etmem gereken hastalarım var çünkü.

Lütfen bir kez daha düşünün. - Yo hayır, bu mümkün değil bayan.

Bazen kendimi bile unuturm ben. Kim olduğumu ve nerede olduğumu.

İşte o zaman... ruhumun derinliklerine dalarım.

O derinliklere beni de götür!

Bu insanın kendi ile ilgili birşey, ayrıca çok hassas bir noktadır,

var olmakla var olmamak arasında.

Banada öğretsene var olmayı!

Hanımefendi!

Aklımın en güzel köşesinde yer ettiniz.

Sende benim aklımda.

Hayata yeni bir başlangıç yapın.

Hoşcakalın Bayan. - Ama benim için birşeyler yapmak zorundasın.

Hanımefendi hayır...

Yo, yo, hayır!

Yo hayır ben bir doktorum, asla bir falcı olmadım.

Sizin için hiçbir şey yapamam lütfen. Hoşcakalın!

Oh Hayır bekle Dur, dursana!

Lütfen bu kadar üzülmeyin. Şunu bir koklarmısınız?

Onun kokusuda böyle.

Maalesef mümkün değil Hanımefendi, özel mülklerden bir kaçı ipotekliymiş.

Öyleyse bütün ipotekleri kaldırıp satın alın.

- Pekala bütün ipotekler kaldırılacak!

Bütün ipotekler kaldırıldı efendim. - İşlemler bir an önce bitirilsin.

İşlemler bir an önce bitirilsin !

İpotek işlemleri bitirildi efendim. - Tüm ipotekleri şirket mülkleri içinde gösterin.

İpotekleri şirket mülkleri içinde gösterin.

Tüm ipotekler şirket mülkleri içinde gösterilecek.

Tüm ipotekleri şirket mülkleri içinde gösterildi efendim

Şirket birimlerinde çalışanlar arasında zorluk çıkaranlar ya da işi boşlayanlar var mı?

Bunun için birimlerde araştırma yapmamız gerek.

Öyleyse birim şefleriyle hemen bir toplantı ayarlayın! Bana araziyi gösterirmisiniz?

Nedir bu? - Oh bende zaten size bunu açıklayacaktım.

Öyleyse açıklayın! - Şey, orası bir mahalle polikliniği.

Yani bizim değil mi?

Bölge halkı kliniği destekliyor efendim. Bu yüzden de henüz o binayı satın almayı başaramadık.

Özellikle klinik doktoru satmamakda israr ediyor. - Anlıyorum.

Söyleyin arabamı hemen hazırlasınlar! - Hanımefendinin arabası hemen hazırlansın.

Tamam yeter artık sıra bende! - Hayır, bende. Tamam gidiyorum

Çekil oradan! - Çok zengin.

Hey, şu arabaya bak! - Sana çekil demiştim!

Pekala lütfen oğlunuz getirimisiniz bayan? - Teşekkürler.

Hadi soyun ufaklık.

Doktor?

Merhaba.

O benim hastam değil. Lütfen giyinin!

Kurallarına çok bağlısın.

Tabi, buda seni güvenilir bir doktor yapıyor.

Hadi lütfen beni muayene et!

Hanımefendi, bir hafta içinde sizi yeterince muayena ettim. Bu kadarı yeter anlıyormusunuz?

Belki buradaki muayene daha iyi gelir!

Bakın! Şu anda dışarda bekleyen onlarca yoksul hasta var, lütfen artık giyinin.

Neden bende senin hastan olmayayım?

Çünkü, çok zengin bir kadınsınız ve

böyle yerlerde muayene olmak sağlığınızı dahada bozar tamam mı?

Ama zenginliğimin yanında bir özelliğim daha var.

Buranın sahibesi olmam.

Siz gerçekten hastasınız.

- Sahi mi? Peki, neyim var bana söyleyebilirmisiniz?

Neyiniz mi var? - Evet

Neyiniz var ha? Hala bulamadığınız şeyi bana sorabiliyorsunuz.

Heryerde olduğu gibi burda yine karşıma çıktınız. üstelik yetmezmiş gibi kalkmış bana...

...buranın sahibi olduğunuzu söylüyorsunuz. Aman ne güzel.

Sen değil! Özür dilerim. Pekala! Lütfen hemen giyinin bayan!

Bence, sen domuzun tekisin.

Demek ben sizce bir domuzum? - Evet.

Keşke öyle olsaydım! O zama sizi muayene edip, iyileştirme şansına sahip olurdum bayan.

Bundan eminmisiniz? - Evet kendimden emin olduğum kadar.

Fermuarı çekermisin lütfen ? - Lütfen anlamaya çalışın! Ne yapıyorum ben? Hanımefendiye dışarıdan hemen...

- Arabam hemen şu köşede. - Öyleyse buradan çıkın ve arkanıza hiç bakmadan arabanıza binin ve bu sonra...

Ama ben gerçekten buranın sahibesiyim. Evet, Doktor.

Bütün semtin.

Buna kliniğinizde dahil.

Bütün semtin sahibi benim anlıyormusunuz?

Bundan eminmisiniz?

Peki ya onlar?

Onları iyileştirebilirmisiniz?

İyileştiremem.

Ama iyileşecekler.

Ruhunu yanına çağırsan iyi olacak doktor.

Gelecek, gelecek.

Umarım bu çalışmalar işe yarar.

Bende öyle umararım. Keşke bütün dünyada da böyle olsa.

Hindistana mı döneceksin?

Olabilir.

Hindistan! Yoksul halklar topluluğu.

Peki, yarınki açılışa gelecekmisin?

Teşekkürler ama, geleceğimi sanmıyorum.

Ama getirttiğim aletleri ve ekibimi...

...kesinlikle görmeni istiyorum.

Hiç olmazsa şimdi bir bak. Hadi gel lütfen!

Yo hayır şimdi de olmaz, şu anda çok uykum var ve inanın ayakta çok zor duruyorum, lütfen.

Ben ama semt poliklinikleri hakkında biraz bilgi almak istiyordum.

Önerilerine ihtiyacım var. - Dedim ya şu anda çok yorgunum hanımefendi

Hastalar içinde olsa bilgilerinden yararlanmamı istemiyormusun?

Pekala. - Teşekkür ederim.

Bernardo Ognissanti di Parerga.

Ne ilginç bir ironi,

sadece paraya tutkun olan birileri klinik açıyor.

Acaba birgün parasının böyle insanların yararına,

harcanacağını düşündü mü?

Dinle doktor, burada günde 1000 hasta ayakta 500 kişi de yatakta,

tedavi görecek, anlıyormusun? Gel hadi!

Hastalar için gerçekten iyi bir fırsat. Güzel çok sevindim.

Her hastayla özel olarak ilgilenilecek doktor.

Evet anlıyorum, Hastların en çok şikayet ettikleri...

konuda bu, hepsiyle ilgilenmek gerek. Güzel, çok güzel...

Her hastanın dosyası olacak ve

elektronik olarak kodlanacak.

Böylece isimler daha kolay hatırlanacak değil mi?

Harika bir laboratuvar değil mi doktor?

Evet, öyle

Evet, mükemmel, mükemmel.

Şey...bakmamın bir sakıncası yok değil mi?

Oh, tabi ki yok lütfen...

Gerçekten de çok çok... iyi bir hastane olacak burası.

Böyle düşünmene çok sevindim.

Evet gerçekten bütün herşey harika, çok güzel Evet sizi kutlamak zorundayım.

Gördüğün gibi burada çalışman için bütün herşey var.

Ve...burada senin gibi işini,

iyi bilen birine ihtiyacımız var.

Hı, Doktor?

Oh evet, aslında hiçte öyle,

yabana atılacak bir düşünce değil.

Hadi gel lütfen! Şu kapının arkasında röntgen odası var.Görmek istemisin acaba?

Hı,nerede, hani?

Ehhh! - Evet?

Bir sakıncası,var mı? - Oh, hayır.

Rica etsem şuraya geçermisiniz? - Ben mi? - Evet.

Nereye? - Şuraya mı? - Evet.

Arkasına geçin. - Tamam.

Merak etmeyin ben doktorum, bayan.

Elbette.

Siz psikolojik bir meraklısınız bayan.

Peki senin ilgini çekebiliyor muyum?

Tıbii açıdansa, evet.

Bekle!

Sana bir teklifim var.

Der Parerga kliniğinin başına geçmeni istiyorum.

Benim mi? - Evet.

Babam aslında sosyalist bir insandı ve çalışan herkese değer verirdi.

Bayan bunu yapamam.

Ama, neden neden? Tam istediğin gibi bir yer oldu...

...niye kabul etmiyorsun?

Çünkü içimde, bir güç var...

ve bu güç benim içimden geliyor.

Başka şekilde...hiç bir işe yaramaz. Eve...evet.hiç bir işe yaramaz.

Ama benim sana önerdiğim...

...hastaları iyileştirecek bir güç.

Eğer kabul edersem?

Bütün bunlar bana mı ait olacak? - Elbette.

Peki ben kime ait olacağım?

Sen yalnızca kendini düşünüyorsun.

Bayan!

Kendimle barışık olmazsam,

hastaları nasıl iyileştirebilirim?

Kendim özgür olmazsam, hastalar nasıl özgür olur?

Dr. Kabir!

Dr. Kabir?

Bu çocuğun...annesi çok hastaymış. İzninizle hemen gitmek zorundayım.

Seni çok iyi anlıyorum. - Evet!

Ne var, ne oldu? Ne istiyorsun?

Hanımefendi çok hasta doktor, hemen gelmelisiniz.

Tamam, pekala, şurada bekle, bekle orada hemen geliyorum.

- Hanımefendi ingilizce biliyor değil mi?

Biraz biliyor.

Anlıyorum, bu arada mümkünse...

Ben bu sesi tanıyorum, başımdaki en büyük belayı hatırlatıyor

Bunun nedem olduğunu sorabilirmiyim?

Bunun ne anlama geldiğini anladığundan eminim.

Benden daha ne istiyorsunuz bayan? - Herşeyi, herşeyi istiyorum.

İstediğiniz herşeyi elde edemezsiniz. - Elde edilmea olan sensin.

Teşekkür ederim, mademki eld eilmezim, benden vazgeçin.

Yo, yo, yo ben istedikten sonra herşeyi elde edebilirim.

Anlıyorum, neyse!

İyi olmanıza çok sevindim. Benim yardımıma ihtiyacınız olmadığı belli.

İyi akşamlar, aslında, günaydın demeliyim. Saat sabahın dördü oldu.

Günaydın, günaydın mı? Dur!

- Dans edelim mi? Ne? - Evet.

Benimle dans etmeni istiyorum? - Dans mı edelim?

Dans edelim de ne demek, pek anlamadım? Pijamamla mı dans edeceğim?

İyi ya, hadi dans edlim. - İyi ama müziksiz mi dans edeceğiz?

Müziğe gerek yok.

İyi ama, ben böyle şeylere alışık değilim! - Lütfen sakin olurmusun!

Şimdi söyle bana. - Ne söylememi istiyorsun?

İyi para kazanmak istermisin, Dahası çok para?

Şey, herkes gibi bende isterim, evet.

Ben erkeğimi satın almak istemiyorum.

Her durumda, satın almak zorundasınız. Şartlarınız böyle.

Evet sanırım, sizin kendinize olan güveniniz eksik bayan.

Evet - Yarıçıplak olduğunuz zamanlar...

...bana kalırsa çekiciliğiniz ortadan kalkıyor.

Bu ne cesaret! Yani ben şimdi çekici değilim öyle mi?

Sersem! - Şey, yani...

...yani güzelliğin gizli noktalarını herkese sergilemeniz gerekmiyor.

Hem, erkek gibi konuşuyorsunuz.

Ekek gibi mi? - Evet.

Sen evlimisin?

Evet, bilimle.

Eminim bilimin parası yoktur. Bir başkasıyla evlen!

Ama bilim benin karım.

Bak, onu kıskandığımı sanma.

Yinede onunla rekabet edeceksiniz?

Haklısın. Seninle evlenmek istiyorum.

Anlıyorum.

Evet? Cevap versene!

Buna cevap vermek zor.

Seni istiyorum.

Şimdiye kadar, birçok oyuncağınız olduğundan eminim.

Bakın yanılıyorsunuz. Ben sizin istediğiniz gibi bir eş olamam.

Yo Hayır!

Seni gerçekten istiyorum.

Aslında böyle bir teklifi reddetmek, çok zor birşey.

Öyleyse kabul ediyorsun.

Şey, ben bilemiyorum. Kabul edebileceğimi sanmıyorum.

Ama neden? - Bakın, ben şey...

çünkü...

çünkü...

annemden. - Annenden mi?

Evet, annem.

Benim annem, gerçekten anlaşılması zor bir kadındır.

Annen ha? - İşet, bakın burada...afedersiniz,

alın.

Hangisi senin annen? - Kadın olan.

Eh, zaten bir kadın. Uzun zamandır, bir dul.

Yani, senin annen bir milyonerle evlenmene, karşı mı çıkar?

Oh evet, çıkar! Kesinlikle reddeder.

Bakın be..ben ona... teşekkür ederim...

...bir söz vermiştim, onu tutmamı istiyor.

Alabilir miyim? - Çok teşekkür ederim.

Beni kendi gibi yetiştirdi, birçok kadın benimle evlenmek istedi...

...ama ben, hep..hepsini reddetim... - Çok iyi, çok iyi!

ama, reddedemediğim bir var var ve onunla...

Reddet, reddet!

Rica etsem, sözümü kesmeden beni dinlermisiniz?

Pekala. - Sakin olun.

Dediğim gibi onlardan birini reddedemedim.

Ve o kadından 500 ruble aldım.

Ve ona dedim ki, dünaynın sonu gelmediği sürece...

yani, yaşadığım sürece, sana yardım edeceğim.

Onunla ayrılalı üç aydan fazla olmasına rağmen...

...onunla ne görüştüm ve ne de konuştum.

Yani, bu bir tür sınav mı? - Sınavı geçemese bile onunla...

evlenmeyi çok isterim, biliyormusunuz? - Ah, çok güzel olmalı!

Oh evet, evet çok güzel bir kadın!

Teşekkür ederim. - Sorun değil.

Size birşey söyleyeyim mi? Çok güçlü bir kadınsınız. - Sahi mi?

Evet. bu beni çok etkiliyor.

Neyse, gitmek zorundayım, çünkü.. hastalarım beni bekliyorlar.

Sıra bulmak için, sabahın bu saatinde gelmeye başlarlar!

Çantam!

Çoktan uzun bir kuyruk oluşmuştur, neyse...

...gidip kliniğimi açsam, iyi olacak.

Bende kendi kliniğin açacağım.

Lütfen, bir an önce işlemleriniz yaptırırmısınız?

Hasta kabul sol tarafta.

Annenizin adı? Babanızın adı?

Annenizin mesleği? Babanızın mesleği?

İsminiz, mesleğiniz, yaşınız, İsminiz, mesleğiniz, yaşınız.

Seks yapıyormusunuz? - Ne?

Bundan sana ne? - Bu kadarı fazla artık.

Evet, bence doğru söylüyor çok halkı, gerçekten çok haklı.

Bana seks yapıp yapmadığımı sordu. Bunun neden ona söyleyeyim ha?

Ne bakıyorsun bana?

Güle güle. - Teşekkür ederim, hemşire.

Bana sorarsanız, vaktimizi boşuna harcıyoruz,

hala içmeye devam ediyor.

Neyseki ilaçlarla onu biraz oyalıyoruz.

Başka bir şey varmıydı, doktor? - Yo..hayır, teşekkürler!

Pekala, iyi geceler doktor. - İyi geceler.

Doktor? - Hmm?

Yine o kadın geldi. - Ne? - Şu yeni klink açan.

Ne? Ah! Olamaz!

Doktor? - Eee..Evet?

Doktor, o sınava girmeye karar verdim.

Ee..evet, hangi sınavdan söz ediyordunuz?

Annenin sınavını! - Annemin mi? Evet...

Annemin sınavı gerçekten çok zordur!

Bu konuda ona meydan okuyorum, doktor.

Dinle! Aslında babamla birbirlerine çok benziyor onlar.

İyi bir koca bulmam için o da bana sınav yapıyor.

Yani, koca bulmanız bu sınava bağlı, öyle mi? - Evet.

Oh evet, yani buda, annemin bana kız bulmak için yaptığı sınav gibi.

Üç aylık bir süre için 500 poundan vazgeçeceğim.

Aylık 15.000 olan gelirime de dokunmayacağım.

15.000 mi ? Bence, çok iyi düşünmelisiniz.

Bilemiyorum.

Şey, ben bir erkek olarak, sizi uyarmak...

zorundayım, eğer yerinizde olsam... - Yerinde olmak çok isterdim.

Çok zor bir şey değil mi? - Evet, anlıyorum.

Eğer sizin yerinizde olsaydım,

Üç ayın sonunda bile geriye tek bir kuruş kalmamalı.

Başlamadan önce biraz param olabilir değil mi?

Evet, ama bu bile yeterli olmamalı.

Yani, tam bir yoksul? - Evet, kesinlikle.

Bu kadar zenginken, bunu neden yaptığınız kesinlikle anlamış değilim..Yani...

Söylesen 500 rupi ne kadar ediyor?

Bana sorduğunuzdan emin misiniz? - Evet, sana soruyorum 500 rupi ne kadar ediyor?

Şey, yani, sanırım...

Annem çok sık para bozdururdu. O günlerden bildiğim kadarıyla,

yaklaşık 35 şilin ediyor.

Peki bana o parayı ver! - Ne?

Evet?

Böyle birşey yaptığını tahmin etmediğimden, annemden istemedim.

Yani o kadar param yok. - Hiç önemli değil. Bana borcun olur.

Her ihtimale karşılık, yanımda 500,000 pound getirdim.

Şey, bu ilginç değil mi?

Evet, çok ilginç.

Bayan inanının şu anda kafam çok karışık.

Sınavı başarıyla geçebilmem için, paranın sende kalmasını istiyorum.

Ama..ama, durun bayan!

Ben bu sınavı istemiyorum ki!

Söylermisin Yüce Tanrım, bu da şakalarından biri mi?

İyi de. Bunu bana yapma lütfen! Lütfen yapma bunu.

Anne! Anne!

Epifania, sevgili çocuğum, lütfen beni dinle.

Anlamaya çalışıyorum, oynamaya çalıştığın bu oyun her neyse...

onu sorumluluklarından kaçmak için kullanıyorsun.

Milyonlarca poundluk bir mirasla oynayamazsın!

Maalesef, hatırlatmak zorundayım.

Hayır canım, bunu beğenmedim. Çok teşekkür ederim. Şuna bir bakayım şimdi.

Epifania! Seni uyarıyorum, böyle davranmakla babanın anısına saygısızlık ediyorsun!

Tam tersine, layık olmaya çalışıyorum. Hoşuna gitti mi?

Bak, nereden başlayacağımı çok iyi biliyorum.

Gerekirse o adamın karısına özel bir mektup yazarım. Bilirsin...

...tarih tekerrürden ibarettir.

O adama şantaj yapmayı düşünmüyorsu, öyle değil mi? - Evet, ama gerekirse rahatlıkla yaparım.

35 Şilin, O parayı kazanmam gerekiyor ve...

...mecbur kalırsam şantajda yaparım.

Üç ay sonra görüşürüz, Sagamore. - Epifania!

O beş parasız Hintli Doktor, bütün bunlara değer mi?

Beni ilgilendiren onun dünyası değil, kendi dünyam canım.

Toz ol lütfen! Teşekkür ederim.

Seni kovuyorum! Bir daha seni burada görmeyeceğim.

Bakalım böyle işi nerede bulacaksın? - İş mi? Hayır bu bir kölelik. Tamam mı?.

Geri dönsen bile, sana burada yer yok. Senden daha iyi kızlarda bulurum ben!

Daha iyi kızlar mı? Cehenneme git! Sen iyi kızlardan ne anlarsın sersem.

Hey, sen..sen! - Evet?

Çalışacak yeni birine ihtiyacın var, değil mi? - Evet, var.

- Güzel! - Sende kimsin?

Senin bir kıza, benim de bir işe ihtiyacım var.

Çalışmak mı istiyorsun?

Pek öyle, işe ihtiyacı olan birine benzemiyorsun.

Öyle mi?

Güzel. - Pekala.

Hayatım, neden ofisime geçmiyoruz? Orada daha rahat konuşuruz, ne dersin?

Hey neden çalışmıyorsunuz? Hadi, durmayın herkes işinin başına!

Çalışmak, sana ve bu güzel eller göre değil tatlım.

Belki, senin için başka birşey yapabilirim.

Ah, Maria! Tam zamanında geldin, biliyormusun?

Evet, görüyorum.

Bu karım. Zamanlaması çok harikadırda.

Belli oluyor. - Ne istiyormuş? - Çalışmak.

Çalışmak mı istiyor, şapkayla mı? Bir bu eksikti.

Tabi ki şapkayla çalışmayacak Maria!

İtlayan makarnaları yapabiliyormusun? - Elbette yapabilir, öyle deği mi?

Yapamam! - Ama, en azından spagetti yapabilirsin değil mi?

Yapamam! - Burada, Londradaki İtalyanlar için pasta ve makarna yapılır. Burayı ne sandın söylermisin?

Şimdi de sen beni dinle canım!

Burada çalışan hiç bir kızın çalışma izni yok, değil mi?

O bir müfettiş.

Bunu nasıl anlamın ha? O bir müfettiş! - Oh hayır!

Hayır, ben müfettiş değilim!

Ama, içeride bir tane gaz pompası gördüm ve

burayı ayakta tutan da o. Kısaca...

Kısaca burası benim imalathanem.

İstersem burayı hemen kapattırabilirim! - Oh hayır!

Bana bunu yapamazsın!

Londraya otuz yıl önce geldim, sürekli çalıştım ve didindim. Dükkanım oldu...

...çocuklarım oldu. Birde tabi karım oldu.

Onları elimden alamazsın!

Sahi mi?

Ah!

Söyle ne kadar istiyorsun?

Ben para değil, çalışmak istiyorum.

İyi de ne yapabilirsin? - Kafamı çalıştırırım, plan yaparım, daha ne olabilir?

Kafanı çalıştırmak ha?

Her geçen gün daha kötüye gidiyoruz. Üretim siparişleri karşılamıyor,bu da müşteri sayısını düşürüyor.

Beni anladın mı ? - Doğru söylüyor.

Peki. öyleyse neden üretimi biraz arttırmıyorsunuz?

İyi ama üretimi nasıl arttıracağız? - Evet, nasıl?

İşte size bir teklif.

Çok yakında kar oranınızı %50 arttıracağım. Buna nedersiniz?

- Ama ? - Ne kaybebiliriz ki Maria? - Galiba haklısın.

Zeki kapitalistler kaybetmekten korkmaz.

Şimdi, geçen ayki üretim durumunu görmek istiyorum!

Evet, hadi!

İçkiden kesinlikle vazgeçmelisiniz.

Eğer içkiden vazgeçersen, iyileşirsin? Bunu istersin, değil mi?

Her gece. Yani, eğer içkiyi bırakmazsan...

...karınla beraber olmakta zorluk çekersin.

Anladın değil mi? Hadi gel, gel...

Gitmeden önce lütfen bir tane al.

Hadi!

Hayır, teşekkür ederim doktor. İyi geceler! - İyi geceler.

Gördün mü? O da dokunmadı! - Maalesef haklısınız doktor.

Söylesene, neden böylesine bir fırstı geri tepiyorlar?

Onlara yeterince iyi şeyler verdiğiniz için.

Birşey söyleyeyim mi? O kadın adamı insanlığından çıkartır.

Pekala, buna ne diyorsun?

Ne diyebilirim ki. Bu makina insanı çileden çıkartır.

Benim bütün ailem bu hamur yoğurma makinasını kullandı

Bu nedenle yoksul kaldınız ya zaten! Yeni bir hamur yoğurma makinası gerekili.

Ama yeni makinanın yapacağı işi kızlarda yapar.

Evet, kızların yaptıklarını bende biliyorum. Ama şu makinaya bakarmısın?

Evet, yeni bir makina alacağız!

Üretimin son durumu nasıl? - Geçen aya göre %16 yükseldi. - Çok güzel.

Peki İşten şikayeti olan var mı? - Şikayeti olan kesinlikle yok.

Artık düzenli dinleniyorlar ve kantinde...

Oh..parmağını kopratacaksın!

Birşey daha! Sen buraya geldiğinden beri kızların davranışları çok değişti, biliyormusun?

Nasılsın Joe ? İşlerden menunsun, değil mi?

Onlara düşük ücret verdikçe, karımızda yükseliyor.

Evet haklısın, karımızda yükseliyor.

Kendinize daha iyi bir ev buldunuz mu Joe? - Evet, bulduk.

Çocuklar da iyi bir okula gidiyorlardır, herhalde? - Haklısın.

Sende artık, saygıdeğer bir iş adamı oldun. Bence kendinle gurur duymalısın. Geçmişi mezara gömdün.

Evet, gömdüm.

Öyleyse neden böyle üzgünsün, söylesene?

Şey, doğrusu yeni duruma alışamadım. - Ne demek istiyorsun? - Artık ne heyecan var, ne de tehlike...

...hem mutluda değilim, biliyormusun?

Oh, yapama Joe. Eğer işler böyle giderse çok yakında emekli olur...

...keyfine bakarsın, hmm? - Evet.

Ama bu keyif mi olur, emin değilim.

Önce çalışıp düşünüyordum, şimdi ise oturup düşünüyorum.

Yakında düşünür olacağım herhalde.

Para.

Ne satıyorsun?

Birşey sattığım yok. sadece para dağıtıyorum.

İstermiydiniz?

Para istermiydiniz bayım?

Bedava dağıtıyorum.

Yaptığımı gördünmü? Tam yirmi kızın yapacağı işi...

...bu makina tekbaşına yapıyor ve en büyük gideri tükettiği elektrik, Joe.

Çok güzel!

Böylece üç ay süren görevim sona ermiş oldu.

Önce işçilerin durumunu düzeltip, onlara yüksek maaş verdik...

...daha sonra tazminatlarını ödeyip, işe yaramayanlardan kurtulduk...

ve sonunda teknoloji harikası makinaları alıp, kalan işçilerden kurtulduk.

Gördün mü? Çok basit.

Ah! Teknoloji, olağanüstü birşey.

Bayan Epifania.

Bayan Epifania.

Ben buradaki hisselerimi satmak istiyorum.

Eski günlerine dönmeyeceksin, değil mi? - Hayır. Hisselerimi siz satın alırmısınız?

Elbette, elbette!

Hisselerin gerçekten çok para eder.

Peki, hisselerini sattıktan sonra, ne yapmayı düşünüyorsun?

Sana anlatayım.

Önce, Londrada kendime küçük bir bodrum katı bulacağım ve...

...orada, tekrar pasta imalatına başlayacağım.

Sen asla gelişemezsin. Çünkü, sende liderlik diye bir özellik yok

Haklı olabilirsiniz ama ben, insanlarla birlikte çalışmayı seviyorum, makinalarla değil...

...eski dükkanım çok güzeldi, etrafında onlarca kız vardı.

Tartışmalar, kavgalar...

Çok güzeldi.

Sizce bunun sakıncası var mı? - Bence mi? Oh..Hayır, hayır.

İstediğini yapabilirsin.

Çünkü benim görevim sona erdi.

Size daha önce görüşlerimi açıkladım.

Nedeni ne olursa olsun böyle birşeyi kabul edemem...

...benim için başarı, ticari işlerle uğraşmaktan geçmiyor.

Buna en başından beri hep karşı çıktım.

Lütfen, tartışmak istemiyorum...

Ayrıca zaman, sınav için yeterli değil.

Gördünüz, bu kadar!

Ve para! İşte paranız.

Alın lütfen!

Ödünç verdiğiniz için teşekkür ederim ama bir işe yaramadı.

Evet, güzel. Onunla bu şekilde konuşabilirim.

Evet..dahası, ben onun istediği gibi bir değilim.

Kendine..başkasını bul!

Ha! Bilimsel Araştırma Enstitüsü!

Duydun mu?

"Bilimsel Araştırma Enstitüsü bize katılmanızdan onur duyar.

Dr. Musa Ahmed el Kabir,

Kalkutta mezunu, Royal College i başarıyla bitirmiş,

Delhide bir kaç uzmanlığı başarıyla bitirmiş,

mesleğinde başarısızlığı, hiç yok...

...dolayısıyla, bu yılki yemeğimizin onur konuğusunuz."

Kiminle uğraştığınız artık anlamışsınızdır.

İşte bu adam! Bu yılki yemeğin...

...tek onur konuğu!

Bir tek şey söyleyebilirim o da kurumun,

bazılarına..ikna etmede yeteriz kaldığı.

Ama öyle bir gün gelecek ki yüce tanrı bizi, dünyanın en güçlü...

...araştırma yapan kurumlarından biri haline getirecek dostlarım.

Ve bütün üyelerimiz, birer milyoner olacaktır.

Evet, evet tabii.

Biraz daha brandy alsan iyi olacak.

Yo..hayır, bakın zaten yeterince içtim...

...hemde hiç içki içmediğim halde, biliyorsunuz.

Evet biliyorum, öğrencilik yıllarından beri içmezsin ama şu anda onur konuğusun...

ve bir onur konuğu olarak da içiki içmen gerekiyor evlat! anladın mı?

Güçlülüğün bir ifadesi, değil mi?

- Evet. İçiyorum ama, suçlusu sizsiniz.

Dediklerine inanmadın değil mi? "Bilim tanrının yardımıyla ilerleyecekmiş."

Aptallık!

Hayatımda böyle büyük yalan duymadım.

Ama yine de, duyguları diri tutan, yalanlardır.

Duyguları diri tutan, gerçeklerdir.

Aslında bilim adamları da milyoner olmalıymış!

Tamamen saçmalık.

Pofesör, sizce bilimle uğraşan bir adamın bir milyoner olması...

...mümkün mü acaba, ne dersiniz?

Milyoner olsa ne farkeder.

Şu halime bak! Koca bir bilim adamıyım ama...

...hayatım hastalara ağrı kesici vermekle geçti.

Eğer çok zengin bir bilim adamı olursam, bütün...

...bütün paramı çıkarlardan arınmış yeni bir insan nesli oluşturmak için...

...harcayacağım. Bunu göreceksin!

Hadi iç şunu..hadi iç!

Bu onun brandysi.

İçerek ona inanmamızın daha kolay olacağını düşünüyor. Ama yanılıyor?

İyi bak!

Burada gördüğün sözüm ona bilimadamları,

zengin bir kadının eteğinde dönüyorlar. Hepsi!

Ama...

Profesör.

Bana kalırsa, bu kesinlikle mümkün değil,

bence bir bilimadamı onurlu olmalı,

daha da önemlisi, işini çok iyi yapmalı,

kısaca ben... Böyle düşünüyorum.

Sen neden söz ediyorsun?

Ben bir milyoner olmaktan söz ediyorum.

Yaaa ? - Ama...

Güvendiğim, güvendiğim. - Güvendiğin için?

Aslında... Belki bilmek istersiniz?

Çünkü annnem her zaman benimle beraber.

İçkilerimizi bitirip, buradan gidelim.

Gelecek yılki yemeğe kadar bu içki beni idare eder, evlat.

Farklılıklara ve Milyonerlere!

Kim ne derse desin...

...çok mükemmel bir kadın.

Beni oraya davet ettirdiğiniz için çok mutluyum Profesör.

Çok mutluyum, çok mutluyum, ben...

...üzülüyorum. - Sakın üzülme, ayrıca korkacak bir şey yok.

Tek yapacağın parayı insanoğlunun yararına kullanmak...

...böylece hem mutlu olursun, hemde...

Ne..neden bana karşı bu kadar iyisiniz, Profesör?

Ayrıca...

Oh!

Ne yapıyorsun! - Dur bir dakika.

İşte bu o! Size bahsettiğim kadın bu.

- Bak tek yapacağın, o parayı bana vermek. Hadi saklanın, saklanın! Bu o.

Yani, Milyoner Kadın. Milyoner buraya gelmiş.

Oh, demek o? - Evet, işte o.

Öyleyse benden korkmaz evlat. - Durun sizi görmesin!

Hiç aptal bir milyonerle karşılaşmamıştım!

Durun, bakın.İçeri arka kapıdan girelim.

Gelin gelin! - Aptal bir milyoner.

Oh Evet, sizi görmemesine sevindim.

Söyle evlat, şu para nerede?

Bilim ona verdiği büyük rüşveti bekliyor.

Rüşveti kullanmanın vakti geldi!

- Tam 20 yıldır böyle bir anı bekledim.

Hadi alın! - Güzel.

Ve..ve..birşey daha söyleyeceğim,

bakın bu parayı, kuruluşunuza bağışlamaktan, gurur duyuyorum.

Evet bende guru duyuyorum.

Düşünün...

sadece düşünün. Ben... bir işe yaradım.

Bütün hastaların iyileşmesi için,

çok büyük bir parayı rahatça bağışlayabilirdim.

Evet, haklısın!

Kimse bu kadar büyük bir bağış yapmazdı. Tam 500,000 pound!

Gelecekte, insanoğlu ancak böyle...

...bağışlar sayesinde varlığını sürdürebilir.

- Dinle! Sonunda istediğimi yaptım.

500,000 pound, 76 bin çaresiz hastanın iyileşmesi demek!

Siz artık benim dostumsunuz hocam!

Umarım daima yaşarsınız. - Tanrı seni korusun evlat.

Sizi de sizi de. - Sen iyisin, değil mi?

Çok iyisin, çok iyisin. hala inanamıyorum,

yoksa bu brandynin etkisimi ha?

Size 500,000 pound

Sakın 600 olmasın ha?

Ne dersin?

Eveti hoşcakal evledım.

Evet.

Artık olcak herşeye hazırım..

Çıkıyor.

Annenim huzur içinde yattığından eminim.

Bende babanın huzur içinde yattığından.

Bütün bunları annen istediği için yaptın. Öyle değil mi?

Yani sen şimdi bu sınavdan geçtiğini mi iddia ediyorsun?

Evet, istersen kar dökümlerini içeren hesap çizelgesi gösterebilirim.

Farketmez, sözüne güveniyorum. Hem sen harika bir kadınsın.

Ben aradığım dünyayı buldum. Ve nasıl kullanacağımı da.

Kullanırsın, evet.

Ama tanrının yolu, bizim hiç bilmediğimiz başka bir dünyaya gider...

Ama para kazanmak, o dünayaya gitmeye engel değil ki.

Oh..Zenginlik farklıdır. Güç sadece zenginlikten gelmez.

Ben, bilmiyorum...

...ne olursa olsun, aklımdan çıkmadın.

Sence bu bir yönelme mi?

Pek öyle denemez.

Gördüğün gibi. Annemin koşullarına uyum sağladın.

Ama ben, babanın yaşadığı gibi bir hayata uyum sağlayamam.

Ama daha vaktimiz var.

Hem sana kendi kazandığım 15,000 poundu gösterebilirim.

İstersen o paraya dokunmayız. Kendi paramız bize yeter. Gördüğün gibi bir sorun yok!

Ama..bir sorun var.

Ama bu sınavdan geçemediğini söyleme.

Geçtin değil mi?

Yine ski hastalığım nüksetti.

Artık para yok tamam mı? - Oh hayır, hepsini harcamış olamazsın.

Bari geri kalanının ver. Parayı senin adına kullanırım.

Maalese hiç yok.

Ama hepsini harcamış olamazsın. Hiç olmazsa biraz kalmıştır.

Hayır, hayır.

Hiç kalmadı.

Neden?

Parayı çok uzak biryere gönderdim.

Uzak biryere mi?

Evet, hepsini.

Bunu yapmakla beni kazanma şansınıda kaybettin.

Evet.

Evet, böylece seni kazanma,

şansım kalmadı.

Seni satın almaya kalkmıştım.

Oysa yanılmışım.

Yanılan biride sendin.

Evet, kendimi sana vermeye layık bir değilmişsin.

Değilmiyim?

Bende değilim.

"Ben, Epifania di Parerga

Londra inşaat şirketleri grubunun...

...tek varisi olarak, üzerime düşen görevi yapamakla, hepinize...

...çok para kazandırdığıma inanıyorum.

Bundan böyle ben Epifania, başkalarında toplanmış yetkileri kendi üstüme alıyorum."

Epifania yetkileri kendi üstüne alıyorda ne demek?

Bunu anladığınızı sanıyordum,

mirasın bir bölümünü, kadın derneklerine bırakıyor.

Yetki kendi elinde olduğu için,

yalnızca paranın işletilmesiyle ilgilenmek istiyor. Tabii...

...bu işlerin tasfiyesi demek oluyor.

Bize yol göründü.

Bayan Parerga emekli olup, manastıra kapanmaya karar verdi.

Evet, kalan işleri kadınlar.. Özür dilerim, yani hanımlar yürütecek.

Bundan sonraki hayatını, huzur içinde ve yalnız geçirmek istiyor.

Galiba...?

Galiba, ruhunun derin...

...derin noktalarına dalacak.

İşten ayrılmadan önce tazminatlarınız ödenecek, Beyler, Bayan Parergadan kararını...

...tekrar gözden geçirmesini istedim, fakat ikna edemedim.

Maalesef bu geceyarısından sonra Bayan Perarga, yaşayan hiçbir erkekle iletişim kurmamaya kesinlikle karalı.

Ama nasıl olur..Bu böyle..?

Kesin sesinizi!

Sanırım bu zamana kadarki hizmetlerinizden dolayı,

sizlere teşekkür etmem gerekiyor.

Bu gece bir parti veriyorum. Hepiniz davetlisiniz!

Bütün söyleyeceğim bu.

Epifania! - Evet?

Bu zavallıları nasıl işten atabilirsin, söyler misin lütfen?

Bunca zaman müdür olarak bize hizmet ettiler.

Bu yaştan sonra nerede iş bulurlar?

Tazminat haricinde, herbirine 35 Şilin verin. Bu hayatlarını kolaylaştırır.

Kendime yeni bir iş arasam iyi olacak, Julius.

Ne?..Lütfen böyle söyleme, Muriel.

Muriel, dedektif raporlarında tam olarak neler yazıyor?

Sürekli, Hintli bir doktorun peşinde dolaştığı yazıyordu.

Bak Julius, bunun bir işe yaramayacağını sanıyorum.

Hintli bir doktor ha?

Hintli bir doktor!

Onu hemen bulmamız gerek.

Bayan Parerga için mükemmel bir koca olur.

Ama Bayan Perarga'nın sınavından geçememiş.

Olanlara inanamıyorum. Hayatımda hiç bu kadar aptalca bir durumda kalmamıştım.

Hoşcakal, Julius.

Muriel!

Muriel!

Bu gece sende gel.

Pekala...

Gece görüşürüz, Julius.

Dr. Kabir, öyle değil mi? - Evet. Memnun oldum.

Bende memnun oldum. - Nasıl yardımcı olabilirim?

Şu kağıtlarda, hakkınızda çok güzel şeyler yazıyor.

Burada yazılanlar yaşlı birine ait, bana değil, efendim.

Anladığım kadarıyla yanlız yaşıyor ve bütün zamanınızı yoksul hastalar için...

...harcıyormuşsunuz? Bütün kadınları geri çevirmişsin hm?

Evet, siz benim aradığım o azizsiniz.

Böylece karım olmadığını öğrendiniz.

Buraya sizinle Bernardo di Parerga'nın vasiyetiyle ilgili...

...ayrıntıları görüşmeye geldim.

Bakın! Zaten kafam yeterince karışık.

Nedeni de, bu. Bu konuda hiçbir şey..duymak istemiyorum.

Özür dilerim ama. Başka seçeneğim yok bayım.

Çünkü, sizin yüzünüzden Bayan Parerga dünyanın en zengin kadınlarından biri...

...olacakken, babasından kalan mirası reddeti. Sizce de garip değil mi?

Yeter artık. Bu konudan bıktım usandım.

Hiç istemediğim halde,

De Parerga mirasının bir parçası oldum ve bu hayatımı mahvetti.

Ama sizide anlamak çok zor bayım,

Der Parerga şirketler grubunun açtığı o muhteşem kliniğin...

...başına geçmeyi reddettiniz, yanılıyor muyum yoksa?

Açgözlü değilim bayım!

O kliniğin başına geçmektense ruhumu, şeytana teslim ederdim. Beni duydunuz mu mı?

Bencil bir kadın...

...ne yaptı biliyormusunuz? Sırf kendi egosunu tatmin etmek için,

o kliniği açtı ve beni buna alet etmek istedi.

Ben satılık bir doktor değilim.

Bakın, bütün bu sorunları çözebiliriz.

Ne olursa olsun, bu görevi kabul edemem.

Lütfen gidip Bayan Parergaya söyleyin. Mirası beni ilgilendirmiyor. Onu istediği...

...gibi kullanabilir! - Gelip bunu ona siz söyleyin! Peki tamam bayım, yarın gelir ona söylerim.

Bu işi yarına bırakırsanız, hepimiz için çok trajik bir son olacak.

- Trajik mi? Evet, hepimiz için.- Neden söz ediyorsunuz?

- Demek istediğim şu. Eğer gelmezseniz, kendisi geceyarısı dünyayı terkedecek.

Yani şimdi...? - Evet öyle.

Oh,..Hiç bir kadın onun kadar bencil olamaz!

Hemen onunla konuşmak zorundayım.

Aynen!

Ben artık gidiyorum. Bu dünyayla geçirdiğim son an olacak.

Geceyarısı olmak üzere.

Kabir, İşte orada! Hadi durmayın, hemen yanına gidin!

Hadi!

Evet, Julius?

Eğer bir dakika daha gecikmiş olsyadım, bütün herşey bitmiş olacaktı.

Corelli Nerede? Oh, Corelli!

Corelli lütfen, 30,000 poundluk bir çek hazırlarmısın?

Hastalık araştırma merkezi. Kanser ve virüs bölümü.

Bence pazarlık kokuyor..

Evet, çekin 15,000 poundluk kısmı Dr. Kabir e yazılacak.

K-A-B-I-R.

Peki, Bay Sagamore.

Sanırım diğer 15.000'lik kısmıda sizin olacak?

Hayır, bayan Muriel Pilkington'a yazılacak.

Pilkington. P-I-L-K-I-N-G-T-O-N.

Epifania, epifania lütfen atlama.

Atlamıyorum ki? - Peki orada ne yapıyorsun öyle?

Ruhumun derinliklerine dalıyorum.

Oh Epifania, lütfen yapma! Oradan hemen inmelisin.

Bak buraya sana...

Ne yapıyorsun, ne oldu?

Eğer sen olmazsan, ben yaşayamam.

Ah! Canım. - Sensizliğe dayanamam.

Nabzının atışını o kadar çok seviyorum ki.

Yaşayacak mıyım?

Evet, hemde sonsuza kadar.

Seni sevdiğim sürece.

Bir kadın olarak seveceğim,

bir tanrıça olarak değil.

Ayrıca, kafandaki bu aptal şapkayla çok komik görünüyordun.

O şapka değil canım, o Epifania'nın onuru, tamam mı?

Demek öyle ha? Oysa ben onu Eyfel Kulesi sanmıştım!

Eyfel Kulemi ne yapıyorsun öyle? Daha onunla işim bitmemşti.

Onu rüzgara bırakıyorum. - Hayır!

İşte, sende gördün. Onu rüzgara bıraktım.

Oh!

Ciao.

Ne, ne dedin? Ne demek "ciao, ciao"?

Bundan sonra sen benim ciaom olacaksın

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.