All language subtitles for Love.Per.Square.Foot.2018

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian Download
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian Download
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi Download
si Sinhalese Download
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Sanju!

Babanın işi bitti. Aşağı in.

Banyo boşaldı.

Artık ne anlamı var? Tazyik düşmüştür.

Do, re, mi, fa, sol

Lütfen dikkat

Sanju! Sanju, kapıyı aç. Bana deterjan lazım. Sanju!

Lütfen dikkat

Sanjay, şu tuşu tamir et. On yıldır söylüyorum.

BENZERSİZ BİR PROJE AGARWAL İNŞAAT

UMANG İNŞAAT

Banyodayken beni rahat bırak. Burası benim yerim.

Baban bir ay sonra emekli oluyor. O zaman hiç yerimiz kalmayacak.

Lütfen dikkat

Mükemmel.

Lütfen dikkat

Banyoda gazete okumaya nereden alıştın?

GENÇ EVLİ ÇİFTLERE ÖZEL BİR FIRSAT

209, Duronto Ekspres

KAMU DESTEĞİYLE UCUZ DAİRELER

"La Promenade."

"Jeevan Saathi Konut Projesi."

Sanju, çık dışarı!

Dur. Geliyorum.

Emekli olunca siz gidin. Ben Mumbai çocuğuyum, burada kalacağım.

Kira zamanı gelince gününü görürsün.

Kira vermeyeceğim. Kendi evim olacak.

Hayatımız demiryolu lojmanlarında geçti.

-Nasıl ev alacaksın? -Bir yolunu bulacağım.

Do, re, mi, fa

Babanın "fa" tuşu takıldı kaldı!

Ama tamir etmiyorsun. Çok bencil bir çocuksun!

Tamir edeceğim dedim.

Hem şarkıcı değil o, istasyon anonsçusu.

Kes sesini!

Sen devam et.

Anne, bunu şimdi yapmak şart mı? İşe geç kalacağım.

Bu gelinliği kaç kez değiştireceğim?

Her denediğinde bol geliyor.

Acele etme. Daha zaman var.

"Daha zaman var" mı? Gelinliğe dikkat et, kızım.

Belediye sürekli tahliye ihbarı gönderiyor.

-Dün bir tane daha geldi. -Tamam.

Bütün ev kireç tozu oldu.

Hep o Mario hıyarı yüzünden.

Bütün gün yatakta karısıyla tepişiyor.

Mario!

Ver şunu bana.

Mario! Tanrı bile bir gün dinlenmiş. Seni beyinsiz!

Anne.

Bir gün iş üstündeyken buraya düşecekler.

O zaman gitsene. Kanada'ya git. Willy Dayı'mın yanına git.

Seni kaç kez çağırdı.

Ben kiralık bir ev bulurum. Artık param var.

Düğün, zamanı gelince yapılacak.

Tamam, ama ne zaman?

Bu ev, mezarım olunca mı "evet" diyeceksin?

Demeyeceğim.

Yüce İsa.

Mario! Daha sabahın sekizi. İşin gücün yok mu?

Lütfen dikkat, sayın yolcular

NETFLIX ORİJİNAL FİLMİ

Lütfen dikkat, sayın yolcular.

Borivali'den Churchgate'e giden banliyö treni

iki saat gecikmeli olarak kalkacaktır.

Yolculardan bir talebimiz var.

Ne isterlerse yapsınlar.

Hadi, dostum Kıpırda biraz

Bir meyve suyu, bir de samosa

Tıklım tıklım da olsa kalplerde yer vardır

Hiç uyumayan bir şehir Hep bir koşuşturma

Bilet kuyruğu uzun, ama zaman yok

Biletin yoksa Hiç yaşama daha iyi

İtilip kakılırsın Üstüne tokat yersin

Uluslararası, ama hep yerel yerler

Derin düşün, cesur ol Dünyanın çivisi çıkmış

Motoru kaçırdım

Uçan motor Sabah motoru

Hayat bir koşuşturma Gerilim hep yüksek

Ama merak etme Sen kafandakini söyle

Lütfen dikkat, sayın yolcular

Lütfen dikkat, sayın yolcular

Treni kaçırdıysan Bir sonraki yolda

Lütfen dikkat, sayın yolcular

Lütfen dikkat, sayın yolcular

Lütfen dikkat, sayın yolcular

Treni kaçırdıysan Bir sonraki yolda

Lütfen dikkat, sayın yolcular

Kiranı ödeyemedin Ev sahibi yakana yapıştı

Mesaj bile gönderemem Tek kuruş param yok

Geceyi yine İstasyonda geçirdim, dostum

Herkes beni reddetti Ama Mumbai arkamda

Siyah-beyaz filmler Juhu Plajı'nda buluşma

Halkta para yok Evde hep hırgür

Durum kötü, çığırından çıktı

Kafayı yedim Abuk sabuk konuşuyorum

Ayakkabılarımı boyayıp gidiyorum

Ancak orada bulursun Temiz Hindistan'ı

İş merkezinde, gerisi çok kötü

Fark etmez, her şey gider Artık bir çayı hak ettim

-Lütfen dikkat, sayın yolcular -Sadece hanımlar

-Lütfen dikkat, sayın yolcular -Baksana, çocuk

-Treni kaçırdıysan -Açılın

Lütfen dikkat, sayın yolcular

Selam sana, Tanrı Açyuta Keşava, Rama, Narayana

Selam sana, Tanrı Krişna Damodara, Vasudeva, Hari

Selam sana, Tanrı Sridhara Madhava, Gopikas'ın Sevgilisi

Selam sana, Tanrı Ramaçandra Janaki'nin efendisi

Hare Rama, Hare Rama Rama, Rama, Hare

Hare Krişna, Hare Krişna Krişna, Krişna, Hare

Hare Rama, Hare Rama Rama, Rama, Hare

Hare Krişna, Hare Krişna

Sütlü kekten ver.

İt herif!

Durumumdan faydalanmaya kalkma.

Çek ellerini.

-Pardon? -Biri ceplerimi karıştırıyor.

-Tut şunu. -Dikkat et. Cep değil o.

Yakalayın! Hırsız!

-Utanmıyor musun? -Tren kalkıyor!

Bir sonrakine binerim.

Ben kimim, biliyor musun? Seni polise vereceğim.

Yapma.

Tamam, bir dur.

Bana bak! Cüzdanını geri ver.

Tipini gören, adam sanır.

Orta sınıf insanlar ne zorluklar çekiyor. Sense…

Başka ne yapabilirim?

Kiramı ödemek zorundayım.

Bugün kiramı ödemezsem ev sahibi evden atacak.

Bırak bu timsah gözyaşlarını.

Tamam, yeter.

Garibanın teki. Boş ver. Bırak gitsin.

Sorunların olabilir, ama bu yaptığın yanlış.

Namusunla yaşa. Çok çalış.

-Dur, sana biraz… -Gerek yok.

-Hayır, vereyim. -Gerek yok.

Sus dedim!

Benim cüzdanımı da mı çaldın?

Özür dilerim.

Günaydın. Asansör!

Girebilir miyim?

B planınız nedir?

Pardon, efendim?

A planı sonuç vermezse…

…B planı uygulanır.

B planınız nedir?

Sabahtan beri sunucum bozuk. Hiç çalışamadım!

İki saat içinde bu çeyrek için bir plan getirmezseniz…

…benim başka planlarım var.

Seni kovmaktan başka çarem yok.

Niye sana köle gibi davranıyor?

Aslında iyi bir insan.

Sadece…

-Sabah mesaisi yapıyor. -Hadi.

-Çok lezzetlisin. -Isırma.

-Hadi ama. -Rashi, her an biri girebilir.

Günaydın, patron.

Günaydın, köle.

Hayır, Rashi. Yapma.

Günaydın, bebeğim.

Hâlâ ayakta mısın?

Ama orada saat…

Elbette. Rüyalarında gelirim.

Tamam. Ofisteyim. Görüşürüz.

Ne oldu?

Rashi, ne yapıyorsun?

Rashi, şaka değil bu. Benim için çok kırıcı.

Peki bu benim için kırıcı değil mi?

Niye Kashin'e ilişkimizi söylemiyorsun?

Ne söyleyeceğim?

O üç yıllığına Londra'ya gider gitmez

bir tamirciyle ilişkiye girdiğimi mi?

Rashi…

Ben yazılım mühendisiyim.

Konut kredisi için başvurdum.

Kendi evimiz olunca Kashin'in evinde yaşaman gerekmeyecek.

Bugünkü gazetede bir ilan var. Sadece evlenmemiz gerekecek.

Buraya beraber başvururuz.

Taksitleri benim maaşımdan öderiz ve sonra…

Kashin birkaç gün sonra gelip bana sürpriz yapacak.

Ona her şeyi anlatacağım.

Sürpriz yapacaksa

geleceğini nereden biliyorsun?

E-posta hesabını senkronize ettim tabii ki.

Baksana,

bu akşam Jason'ın düğününe birlikte gidelim mi?

Lütfen.

Herkesin önünde birlikte görünemeyiz.

Ama düğünden sonra sana gelebilirim, değil mi?

Bu gece bana sokağa çıkma yasağı yok, değil mi?

-Sanjay Chaturvedi! -Evet, patron.

Mesai saatlerini boşa harcama.

Çık dışarı!

Ee? Ne diyorsun?

Bebeğim, burası fakirler için.

-Hayır. -Evet.

Kim diyor?

Sam, burası bizim gibiler için.

Hayır, dar gelirliler için.

Kendi evlerini alamayanlar için.

Bu kamu destekleri onlara yardım için. Bizimse kendi…

Orası babanın evi.

Sam. Bebeğim.

Kendi evimiz olmasın mı?

Kapısında kendi adlarımız olur.

"D'Souza-Misquitta Konutu."

Bir saniye. Niye D'Souza yazsın?

Evlenince Misquitta olacaksın. Bana taşınacaksın.

Sen Misquitta, ben Misquitta, bütün aile Misquitta olacak.

Hayır, Sam. Bunu istemiyorum.

Çok küçük de olsa kendi evim olsun istiyorum.

Hangi küçük ev? Bu mu?

Bu…

Bu projeyi biliyorum zaten.

Bugün Ramesh'e bunun için avans verdim.

-Sağ olun, efendim. -Direksiyonu bırakma.

-Pardon. -Yola bak.

-Sam… -Bunu kafandan at.

Partiye git ve eğlen. Tadını çıkar.

-Ramesh. -Buyurun.

-Daha sonra hanımefendiyi al. -Tamam.

Sam, bir kez olsun dinle ve…

Sakin ol.

Seks yok, değil mi?

Seni oyalamasına göz yumuyorsun.

Kızlar için güvence önemlidir.

Kashin'in evinde rahat. Benim durumum malum.

-Seksle evin ne alakası var? -Çok alakası var.

Çoğu ilişki bir plajda başlıyor, bir sonrakinde bitiyor.

Kendi evimde düz ekran televizyon ve büyük boy yatak da olacak.

O zaman bol bol seks yaparız.

Onu seviyorum. Bütün kalbimle.

Aradığım kadın o, kardeşim.

Peki şu kadın kim, kardeşim?

Tina. Makyajlı olunca tanıyamadın herhalde.

O değil, yanındaki.

Şimdi bayanlar, baylar,

alkışlar Jason ve Ruth için!

Sevgili çiftimiz şimdi piste çıkarak

"Tavuk Dansı"nın çok özel bir versiyonunu sergileyecek.

Ben de "İşine gelmiyorsa uza," dedim.

Müthiş. Gerçekten de…

Ta-Ta-Ta-Tavuk Dansı!

Rashi Hanım…

Bir kadeh Chenin Blanc alabilir miyim?

Bütün çiftler piste lütfen.

-Partnerinizi bulun. -Teşekkürler.

-Bunu kimse senden iyi yapamaz. -Çok naziksin.

-Yapma. -Peki bu kim?

-IT departmanından galiba. -IT mi?

En sondaki güzel hanımefendinin partneri yok galiba.

-Diğer elini ver. -Partnerini buldu.

İki yabancı tanışınca Mahcup mahcup bakışırlar

Ama aşk kapıyı çalınca Göklerde uçuşurlar

Biraz canlanalım Bu düğünü ısıtalım

Biraz romantizm biraz da dram

Utangaçlıktan şansı kaçırmayalım

Hadi, hadi

Tavuk Dansı yapalım

Tavuk Dansı yapalım

Tavuk Dansı yapalım

Ta-Ta-Tavuk Dansı

Tavuk Dansı yapalım

Amacın nedir?

Niye bırakmıyorsun peşimi?

Boşta başka kızlar var Kendisine eş arayan

Onlarla dene şansını

Nereye baksam seni görüyorum

Sen benim tutkumsun

Kollarında huzur buluyorum

Al kalbimi senin olsun

Hey, ne yapıyorsun? Gelsene!

-Bunu bilmiyorum. -Bana uy.

Tavuk Dansı yapalım

Tavuk Dansı

Yapalım, yapalım

Tavuk Dansı yapalım

Tavuk Dansı

Tavuk Dansı

Tavuk Dansı yapalım

Evet!

Ne oldu?

Bu… Seninki mi?

Pardon?

Hissedebiliyorum.

Gerçekten mi?

Evet. Açıkça hissediyorum.

Özür dilerim. Uzun süredir…

Şu anda da çok yakınız.

-Özür dilerim. -Sorun değil. Anlıyorum. Açsana.

Burada mı?

Evet, titreşiyor.

Tit…

Ha, tabii ya. Şey…

Üzgünüm, gitmem lazım. Sadece…

-Ama teşekkürler. -Ne için?

-Görüşürüz. -Görüşürüz.

Sanjay.

IT departmanı. Dokuzuncu kat.

Karina. İkinci kat.

-Görüşürüz. -Görüşürüz.

Chenin Blanc.

Chenin Blanc.

Chenin.

O ne?

Chenin Blanc.

Kalbindeki sırları aç, ey sevgili

Kalbindeki sırları aç, ey sevgili

Söyle de bileyim Mümkün mü, yoksa değil mi, ey sevgili

Kalbindeki sırları aç, ey sevgili

Hissetmeni istiyorum.

Mümkün mü, yoksa değil mi, ey sevgili

Kalbindeki sırları aç

Gazım var.

Anladım.

-Köle. -Patron.

Beni kollarında odama götür.

Elbette, patron.

Yoksa bana öylece bakacak mısın?

Ne istediğini biliyorum.

Ben de istiyorum.

Ama burada olmaz.

Şimdi olmaz.

Ama niye?

Burası Kashin'in evi.

Onun yatağı.

Burada yapmak yanlış geliyor.

Sanju.

Sadece sarılıp yatsak?

Zaten sürekli sarılıp duruyoruz.

Bu da kim şimdi?

Sürekli bir akraba damlıyor.

Kendi evimde yatacak yerim yok.

İçki mi içtin sen?

-Kim bu? -Gajju Amca.

Bir daha içtiğini görürsem bacaklarını kırarım.

-Nerede uyuyacağım? -Niye?

Küçükken hep Gajju Amca'nın yanında uyumak isterdin.

-Hadi şimdi de uyu bakalım. -Ama ne zaman…

Hadi.

Dikkatli ol. Daha yeni uyudu.

Sadece birkaç gün kaldı.

Kendi evim olunca böyle bir sorununuz kalmayacak.

-Burası evin değil mi? -Gerçekten mi?

Burası demiryolu lojmanı.

Odalar tren kompartımanından küçük.

Çivi çakmaya kalksan duvar yıkılır.

Babam emekli olunca bizi atacaklar. Ve sen buraya ev diyorsun.

Bir evi ev yapan, içindeki insanlardır.

Oda ve duvarlar değil.

İçinde çok fazla insan var. Sorun da bu.

Ne diyorsun sen?

Madem öyle, kendi evine çık.

Az kaldı. Kredi başvurusunu yaptım bile.

Kredi almak zor. Kolay olsa evi olmayan kalmazdı.

Anne, ben bankada çalışıyorum. Kesinlikle kredi alacağım.

Niye kredi alamıyormuşum? Baksana!

Niye 5 milyon rupimi vermediniz?

Ne bileyim? Departmandan birine sor.

O zaman departmana bakayım.

KONUT KREDİSİ DEPARTMANI

Giriş izniniz yok.

Giriş izniniz var.

Dur!

-Pardon. -Evet?

-Konut kredisi başvurum… -Merhaba.

Merhaba.

-Merhaba! -Merhaba!

-Niye buradasın? -Evet. Karina D'Souza. İkinci kat.

-Konut kredisi mi? -Unuttun mu?

Evet, ikinci kat, konut kredisi. IT en üst katta.

Gelsene.

-Bir sorun mu var? -Hayır.

Ha, evet. Konut kredisine başvurdum,

ama biri reddetmiş.

-Ret mi etmiş? -Evet.

Nasıl olur? Çalışanlar önceliklidir.

Evet, çalışan önceliği.

-Sanjay Chaturvedi. -Sanjay Chaturvedi.

Ben de merak etmiştim.

Bu bankada çalışıyorum, yani önceliğim olmalı.

Kolayca kredi alabilmem lazım.

Ret cevabı gelince hata olduğunu düşündüm.

Kontrol edeyim dedim.

Ama bu insanlar çok görgüsüz. Hiyerarşiden haberleri yok.

Bu krediyi ben reddettim.

-Üzgünüm. -Üzülme.

Ama niye?

Brüt maaşın 50.000 rupi.

Eline en fazla 45.000 geçer.

46.000.

Nasıl 5 milyon rupi kredi alabilirsin?

Niye olmasın? Taksitleri ödeyeceğim.

Ama nasıl?

Aylık taksitin 40.000 rupi olacak.

6000 rupi masraflarına yeter mi?

Yeter. Sen hiç merak etme.

Yemek yemem. Su ve havayla yaşarım.

-Sanjay, sinirlenme. -Lütfen tekrar kontrol et.

Bak, bütün vergi beyannamelerim tamam.

Sigorta poliçem şurada. Bunlar da ekstrelerim.

Lütfen kontrol et.

Her şeyi kontrol ettim. Ama…

Politika böyle. Gerçekten yardımcı olamıyorum.

En iyi IT şirketlerinden iş teklifleri aldım.

Ama burada sunucuları tamir etmeyi tercih ettim.

Niye mi?

Bu bankada çalışırsam konut kredisi almanın daha kolay olacağını düşündüm.

Dediğin gibi, öncelikli olacağımı düşündüm. Bu ne şimdi?

Sanjay, bana niye kızıyorsun? Sadece işimi yapıyorum.

Hayır, işini yapmıyorsun.

Bu birkaç mührün sana kimin bu şehirde yaşayacağına

karar verme gücü verdiğini sanıyorsun.

Sorun değil. İşini yap. Ama şunu söyleyeyim.

Bu mühürler ya da bir banka kuklası nerede yaşayacağımı belirleyemez.

Hey, ben kukla değilim, tamam mı? Ağzını topla.

Deli herif.

Bu triportöre sen bin. Ben başka bulurum.

Gerek yok.

Çok özür dilerim.

Kredi alamadığım için moralim bozuktu. Saçmaladım.

Şimdi de bu.

Özür dilerim.

Kahve içelim mi?

Biliyorum biraz…

Yakın bir yer. Biraz ötede.

Lütfen

kızma bana.

Bana kukla dedin.

Evet.

Çalışan anlamında.

Sanjay, çalışan. Karina da…

Çalışan.

Kısacası…

…Dahisar'dan Mumbai Merkez'e kadar her istasyonda oturdum.

Artık tek istediğim, bu şehirde daimi bir adres.

Ne oldu?

-Bu ilanı gördün mü? Jeevan Saathi… -Konut Projesi.

Tabii ki gördüm. Krediye bunun için başvurdum.

Kura formu da teslim edecektim, ama artık anlamı yok.

Niye?

Hâlâ mümkün.

Niye tek başına başvuruyorsun? Niye ortak bir kredi…

-Evli misin? -Hayır.

-Kız arkadaşın var mı? -Buyurun.

-Teşekkürler. -Teşekkürler.

Olabilir. Niye?

O zaman kesin kararınızı verin ve beraber başvurun.

Taksitleri beraber ödeyin.

Bu mümkün mü?

Artık karıkocalar evlerini birlikte çekip çeviriyor.

Sorumlulukları yarı yarıya paylaşıyorlar.

İşe gidiyor, eve dönüyor, bulaşıkları beraber yıkıyor

çamaşırları beraber asıyorlar.

Pazarları beraber takılıp dışarıdan yemek söylüyorlar.

Niye dışarıdan söylesinler?

Birlikte yemek yapmak da romantik.

-Ama her gün yemek yapılır mı? -Her gün değil, gün aşırı.

Bazı günler sen, bazı günler ben…

Yani kız arkadaşın.

-Kız arkadaşının adı neydi? -Adını söylemedim.

Maalesef bu proje sadece evli çiftler için. Yani ben…

Fark etmez.

Sırf bu ev için evlenirim.

-Ne? -"Ne?" Şaka yapıyorum.

Samuel'le başvuracak mısınız?

Hayır. Ailesinin evinde yaşıyor. Evde üç hizmetkâr var.

Çok şanslısın.

Ne konut kredisi ne yemek ne bulaşık.

Ama bu benim hayalimdi.

Kocana bulaşık yıkatmak mı hayalin?

Hayır.

Küçük bir evimin olması. Sorumlulukları yarı yarıya paylaşmak.

-Ama bu… -Tek taraflı.

Evim burası.

-42 rupi. -Ne?

Triportör parasının yarısı. Hayalinmiş ya.

Pardon. Tamam.

Şaka şaka.

Yarın görüşürüz.

-Görüşürüz. -Görüşürüz. Karina.

Her gün banyoda prova yapıyorum.

Ne?

Ne zaman dans etsek telefonun çalıyor.

Evet, ben…

Bugün ilişki durumum değişecek. Yani…

-Ya! -Evet.

Mutluluklar.

-Görüşürüz. Sağ ol. -Görüşürüz.

Rashi, kendi evimiz olacak.

Kapısında adımız yazacak. Her şey yarı yarıya.

Pazarları iki kez seks, bol yemek ve sohbet.

Artık yeter.

Rashi, artık kararını ver.

Yani ya Kashin ya ben. Ya Kashin ya ben.

-Merhaba, Kashin. -Merhaba, Sanjay!

Nihayet tanışabildik, koçum.

Rashi de seni bekliyordu.

En sevdiğim çiçeklerden almışsın.

Bak işte. Sen hangi çiçeği sevdiğimi bile bilmezsin.

Sanjay, hepimize çay yap.

Hop!

Burada senin çalışanın değil. Benim dostum.

Gidip hepimize şarap getir.

Burası onun da evi sayılır.

Resmiyete lüzum yok.

Pardon. Çocukluktan kalma kötü bir alışkanlık.

Rashi'nin seni bulması çok iyi oldu.

Evet, doğru…

Hayır. Nasıl yani?

Kıllanmıştım.

"Kim bu herif? Niye bu kadar yakınlar?"

Rashi en iyi arkadaşı olduğunu söylüyordu.

Yani kardeş gibi.

Ama ona inanmıyordum.

Suratını dağıtmak istiyordum.

-Sonra bana fotoğrafını gönderdi. -Anlıyorum.

Ve nihayet anladım.

Neyi? Neyi anladın?

Bebeğim benim!

KİME: KARINA İLİŞKİ DURUMU: YOK!

Kutsa bizi ey Rabbim. Rabbimiz Mesih yoluyla bize cömertçe sunduğun…

…bu nimetler için sana şükrederiz. Amen.

Hadi ya.

-İyi misin, canım? -Evet. İyiyim.

Bir duyuru yapacağım.

İsa, Meryem ve Yusuf.

Bir mesaj aldım.

-Nereden, oğlum? -Yukarıdan.

İçimden. İçimden!

Ben sizin gibi yaşamak istemiyorum.

Para kazan, daha çok kazan.

Mülk al, o mülk için savaş.

Sonra mülk için öl.

Böyle yaşayamam.

Ülkemizde yardıma muhtaç milyonlar var.

-Rahip mi olacak? -Rahip mi olacaksın?

Hayır. Bir STK kurdum.

-Bütün ülkeyi dolaşacağız. -STK nedir?

-Imphal, Kohima, Guwahati. -Vakıf gibi bir şey.

-Güneyde de bir eyalet var. -Orissa galiba.

Odişa.

Herkese Paskalya'dan sonra evlenecekler demiştim.

Evlilik teklifini bekliyordum.

-Doğru. -Anne.

O da var, teyze. Benimle evlenir misin?

Tabii seninle değil, Karina'yla.

-Yani üç ay sonra. -Üç ay mı?

Böylece işini düzgün bir şekilde bırakabilir.

Sonra o sülükler için çırpınmasına gerek kalmaz.

-Bankalar iğrenç. Nefretlik. -Kan emiciler.

Bak, oğlum.

O ev başımıza yıkılacak. Biliyorsun.

-Biliyorum. -Dünyayı değiştirmek istiyorsan değiştir.

Kimse tutmuyor. Ama düğünden sonra.

Teyzeciğim, ben döner dönmez evleneceğiz. Söz veriyorum.

-Anne. -Ben Peder Lawrie'yle konuşurum.

Pederle birlikte konuşalım.

Karina.

-Biraz gergin mi? -Bence utandı.

Karina!

Yemeğin ortasında kalkmak ayıp. Ne derler bize?

Karina, bu kadar hızlı yürüme.

Ne sanıyorsun? Köpek miyim ben? Tasmamı mı veriyorsun?

Ne hakla evlilik tarihime, işime,

hayatıma karar verir?

O zaman beni terk ederse ne olacak? Ne yapacaksın?

-Ne? -Yeter. Eve gidelim.

Senin gibi olmak istemiyorum.

Abinin evinde sığıntı gibi yaşıyorsun.

Çaresizsin. Evsizsin.

Ya! Ne kadar büyüdün.

Yolun ortasında böbürleniyorsun.

Neler feda ettim senin için.

Sen okuyabil diye gece gündüz eşek gibi çalıştım.

Şimdi benim gibi olmak istemiyorsun.

Olmazsın zaten.

Farklı bir hayatım olabilirdi. Yeniden evlenebilirdim.

Ama ben seni seçtim.

O güzel gelinlikle evlendiğini, düzgün bir adamla

yuva kurduğunu görmek istiyorum.

Bir anne bunu isteyemez mi?

Benim gibi olmayacakmış. Olmazsın zaten.

-Sanjay'ın başvurusunu mu onaylıyorsun? -Ne yapıyorsun? Başkasının o.

Başvurusunu onaylamadın, ama kendisini onayladın galiba.

Beraber çıktınız.

Tina, sen kendi işine bak.

Kafan bozuk. Sam sana evlilik teklif etmiş gibi.

Etti mi? Gerçekten mi?

Git.

Peki, söyleme.

Yarı yarıya konusunu şimdi anladım.

Sanjay'la aşk,

Sam'le evlilik.

Süpermiş!

Yarın son gün.

-Ne için? -Jeevan Saathi Konut Projesi.

Ama ayrılmadınız mı?

Samuel, Imphal'a mı gidecek?

Oradan Sikkim'e gidecek, oradan da Kohima'ya.

Ev sahibi olacaklar ne kadar şanslı.

Aslında,

asıl şanslı olanlar bu hayali birlikte kuranlar.

Kendi evine sahip olmanın hayalini.

Aslında harika olmaz mıydı? Hani biz…

Yani çok kolay olmaz mıydı?

Ortak bir krediye başvuramaz mıyız?

Yani formu beraber dolduralım.

Kurayı da kazanırsak daha ne isteriz?

-Proje sadece evli çiftler için. -Biliyorum.

Sadece formu beraber doldurup verelim.

Bir dakika.

Bir triportörde bana evlilik teklifi mi yapıyorsun?

Evet. Yani hayır, yapmıyorum.

Sadece formu dolduralım diyorum.

Kazanırsak o zaman düşünürüz.

Neyi?

-Neyi? -Bir anlaşma yaparız, Karina.

Yani, neyi, nasıl, ne kadarını…

Bu fırsat hayatta bir kez ele geçer.

Bir daha orada, o koşullarda ev alamayız.

Sanjay…

Ne diyorsun sen? Ne diyorsun?

-Sırf bir ev için mi? -Hayır.

-Pardon. -Hayır.

Hayır mı? Tamam.

51 metrekarelik bir ev. Yani…

Özür dilerim.

Brüt 51 metrekare mi?

Net.

İki ayrı banyo.

Balkon.

Modüler mutfak.

Koridorda çamaşır kurutma yeri var.

Karina.

Asansör?

-İki. -Otopark?

Kapalı.

Çocuk oyun alanı da var.

Karina, bence başvuralım.

Bu fırsat kolay ele geçmez.

Kendi evin olursa

kendi istediğin gibi yaşarsın.

-İyi geceler. -İyi geceler.

Hey.

Sana bir sürprizim var.

Sürpriz!

-Burası nedir? -Senin için küçük bir oda.

Burayı bir süredir hazırlıyordum.

Bak. Dikiş makinesi aldım ve…

Bak. Masa.

Sen burada çalışırsın, Blossom Teyze orada.

Dün için özür dilerim.

O duyuruyu yapıp herkesin canını sıktım.

Eviniz çürüdüğü için

hemen evlenmek istediğini biliyorum.

Ama artık burası var. Kendi küçük evin.

Blossom Teyze'yle hemen taşınabilirsiniz.

Kimse hayatınıza karışmaz. Girişiniz ayrı.

Biz evlenince de Blossom Teyze Kanada'ya gider.

O zaman biz de…

Pencereler açılmıyor mu?

Açılmıyor. Ama gerek de yok.

Havalandırma var.

Yani pencereye gerek yok.

Ve…

İşte!

İsim levhamız. "Kar-Sam."

-Adlarımız. Karina ve Samuel. -Anladım.

-Senin adın önce. -Evet, onu da fark ettim.

Bebeğim…

…her zaman sana bakacağım.

Ben buradayken hiçbir şeyi kafana takma.

-Peki sen burada değilken? -Ben burada değilken…

-Evet? -Neredesin, Raju?

Zil çalınca hemen gel, demiştim.

-Her şeyi mahvettin. Git hadi! -Özür dilerim, efendim.

Neyse, ben yokken o burada olacak.

-Harika. -Değil mi?

Evet. Harika.

Toplantıya gitti. Hatırlamıyor musun?

Erkek arkadaşı yok.

Hâlâ üç saatimiz var.

Jeevan Saathi'ye.

Fotoğrafını imzala.

Yarısı buraya, yarısı fotoğrafa.

-Bu sana garip gelmiyor mu? -Niye?

Doğru bir şey mi yapıyoruz?

Doğru da laf mı, dâhice bir şey yapıyoruz.

Biz… Bir saniye. Aldım, kardeşim.

Herkeste kimlik kartı var mı?

-Teşekkürler. -Bir şey değil.

-Sorun değil. -Bu çok özel bir proje.

Şu belgeler zorunludur: Evlilik cüzdanı…

400.000 rupilik bir çek. Evlilik cüzdanı.

BELGELER ZORUNLUDUR

Bizim evlilik cüzdanımız yok ki.

-Paramız da yok. -Evet, onu…

Makbuzu alıp git.

NOTER

Bir yolu var.

Sanjay, o yankesicinin hikâyesinin

kalbini niye sızlattığını şimdi anladım.

Mumbai'de herkesin ev derdi var.

-Doğru. -Ama sendeki kalp herkeste yok.

İşini halledeceğim. Dosyayı ver.

Form burada. Belgeler de dosyada.

Mülkiyet kimin adına? Tek mi, ortak mı?

Ortak. Yarı yarıya.

Aşk evliliği mi?

Gizli bir evlilik mi?

Güzel. Ama herkese söylemeyin.

-Çeki verin. -Çek konusunda…

-Depozito 400.000 rupi. -Evet.

Kurada çıkmazsa iade edilecek.

-Ama… -Bir hafta içinde getiririm, Rehmat Bey.

Bunlar resmi işler.

-Evlilik cüzdanı tamam mı? -Yok.

Aslında daha yeni evlendik. Yani…

Evlilik cüzdanı çıkmadı mı?

Aynen.

Sanjay…

…15 yıldır bu işte çalışıyorum.

Bir kişi evli mi, boşanmış mı, birlikte mi yaşıyor,

gözünden anlarım.

Merak etme.

Derdi veren Allah dermanını da verir.

Dediğim gibi yap yeter.

Her şey tamam, oğlum. İşlem bilgisayara girdi.

Altıda kapanacak.

Aşk hikâyeleri burada bitecek. Koş!

Şimdi…

…şeker de alın.

Başvurumuzu yaptık. Evi alınca…

Hayır. Evi birlikte alabilmeniz için önce birlikte olmanız lazım.

Ne?

Çocuk formu aldı. Siz de evlilik için gün alın.

Sonra dosyayı imar müdürlüğüne verecek.

Evlilik için gün aldıktan sonra

iki hafta içinde evlenmeniz lazım.

Şansınız yaver giderse formunuz buradan oraya gider.

Ondan sonra mutlu mesut yaşarsınız.

Hadi gidin.

Kamlesh Bey, dosya hazır.

Merak etme. İş oraya varmaz.

Evi alırsak bütün işlemleri tamamlarız.

Evlenir evlenmez boşanmak için başvururuz.

Bak.

Canını sıkma.

Yarın mesai sonrası, ev çıkarsa uyacağımız bir anlaşma yapalım.

Çıkmazsa da en azından denedik, deriz.

Karina.

Teşekkürler.

Ve tebrikler.

Baksana…

Depozito parasını senin halletmen lazım.

-Maaşımı anneme veriyorum. Yani… -Merak etme. İK'yla konuşurum.

Rashi Hanım beni sever.

Görüşürüz.

Ukalalık yapma!

Kashin ilişkimizi öğrenseydi şimdi ölmüştün.

Namus cinayetleri çok yaygın.

Rashi, lütfen. Bunları konuşmak istemiyorum.

Seninle özel bir şey konuşacağım.

-Ben… -Başka birine âşık oldun.

-Hayır. Ben… -Onunla evleneceksin.

Evet. Yani hayır, sadece…

-Beni düğüne davet edeceksin. -Rashi.

Personel destek fonundan 400.000 rupi çekmek istiyorum,

çünkü kendi evimi alacağım.

Senin imzan lazım.

O kızla ev alıyorsun. Beni bekleyemedin, Sanjay.

Seni üç yıl bekledim, Rashi.

-Sen ve Kashin… -Bak, biz…

Aranıza girmek istemiyorum.

Bu eve çok ama çok ihtiyacım var.

Benim de sana, Sanjay.

Kölem benim.

Peki.

Ev bize çıkarsa konut kredisine başvurabilirsin.

-Tamam. -Ve cari piyasa değerine göre,

tabii paran olursa benim hissemi ödersin, tamam mı?

Evi ben almak istersem

ben sana hisseni öderim.

-Hesaplarız. -Evet.

İkimizin de parası olmazsa

ya da eş bulamazsak o günkü değerinden satarız.

-Tutarın yarısını alırız. -Doğru.

İstersek kiralayabiliriz de.

Bir daha böyle bir ev bulamayız.

-Doğru. -Bu…

Pardon, bu içecek senin galiba.

Hayır, benim değil.

-İkramımız, hanımefendi. -Ne için?

-Sevgililer Gününüz kutlu olsun. -Çok tatlısın.

Teşekkürler.

-Hayır, biz… -Hayır.

-Değiliz. Biz… -Beyefendi, ikram, bedava demek.

İkram ne demek biliyoruz, dallama.

Fırla.

-İstersen taksi tutalım. -Hayır. Treni çok severim.

Samuel'leyken her yere arabayla gidiyoruz.

Nasıl olduğunu unutmuşum.

Bir sonraki istasyonda kadın vagonuna geçebilirsin.

Hayır. Yanında olmak isterim.

Hey, Sanju! Nasılsın?

Mishra Amca. Çok iyiyim.

Gel buraya. Gel.

Yer verin. Personel yakını.

Gerek yok. Zaten ineceğim.

Herkes inecek. Ben de treni eve götürmeyeceğim.

Nerede çalışıyorsun?

Centrum diye bir yer. IT departmanında.

Özel sektör. Güzel. Çok güzel.

Maaşın ne kadar?

İdare ediyor.

Motosiklet al. Daha rahat olur.

Hey. Hadi. İlerleyin.

Gerek yok. Personel yakını.

-Yarın merkeze gidiyorum. -Evet.

Babanı da göreceğim.

Seni gördüğümü söylerim. Güzel.

Bazı insanlar nerede olduklarına hiç bakmıyorlar.

Evet. Kafede, parkta,

triportörde, trende…

Trende bunu yapmak çok acayip.

Ama başka çareleri yok.

Bu şehirde yeterli yer yok.

Yani öpüşmek için.

Öpüşmek mi?

Raghu klanının geleneğinde şöyle denir:

"Canını versen de öpüşmekten vazgeçme."

-Karina. -Hayır!

Sorun değil.

Olur böyle şeyler.

Bak, bu, anlaşmanın parçası değil.

-Ama iyi zaman geçirdim. -Evet, ben de.

Ve çok hoşsun.

Sevgililer Günün kutlu olsun.

Dubey Bey'i hatırlıyor musun? Sabun fabrikası var.

-Taşocakları da. -Evet.

Tripti diye bir kızı var. Kota'da okudu.

O kadar güzel ki.

WhatsApp'tan fotoğrafını gönderdim. Kız seni beğenmiş.

Profil fotoğrafına bak bakalım, nasıl bulacaksın.

Ona göre konuşalım.

Saçmalama, anne. Kimsenin fotoğrafına bakmam.

-Beni de emekli etmeye kalkma. -Bir baksan fikrin değişir.

Çok güzel kız.

-Niye bizimle oturup konuşmuyorsun? -Ellerimi yıkıyorum.

Fotoğrafa bakmak için el yıkanmaz. Bak işte.

Gelip yemeğini ye de ben de işimi bitireyim.

Geliyorum.

1 YENİ MESAJ KARINA

KARINA: KAPIYI AÇ…

Ben burada beklerken horlamaya başlıyorsun.

Daha geçen gün tuşu tamir ederken…

-Merhaba. -Merhaba.

-Sanju. -Geliyorum!

Seninle konuşmam lazım.

Odana geçebilir miyiz?

Odama mı? Odam yok ki. Girişte uyuyorum.

Ne hoş.

Sanju! El mi yıkıyorsun, banyo mu yapıyorsun?

Geliyorum, anne.

O tuşu tamir edene kadar tuzlu şeyler yiyeceğim.

Bak, Sam ve ben…

…biz… o işi yapmamıştık.

Bugüne kadar.

Ama…

…bugün Imphal'a gitmeden önce…

Öpüşmek istedi ve…

Ama…

…ona hayır dedim…

…çünkü…

-…bu aldatmaydı ve… -Bak, Karina. Onu aldatmadın.

O olay oluverdi.

Bak, haklıydın. Bu, anlaşmanın parçası değil

ve buna hiç hakkım yok, yani…

Hayır. Samuel'e hayır dedim, çünkü seni aldatmış olacağımı düşündüm.

-Gitmem lazım. -Karina.

-Bu doğru mu bilmiyorum ya da… -Harika.

Harika, çünkü…

…şu anda ilişki durumum "yok," yani…

-Benim de ilişki durumum "yok." -Samuel'den ayrıldın mı?

Evet.

Ama "evet" demeden önce niye o kadar bekledin?

Çünkü bunu mektupta yazdım.

Olmaz, Karina. Bak şuracıktan atlarım.

Muğlak ilişkilerden bıktım. Artık kesinlik istiyorum.

Sanjay, gecenin bu saatinde evinin terasındayım. Daha ne istiyorsun?

Ona karşı bir şey hissetmiyorum. Hislerim…

-Sen… Sen bunu hissediyor musun? -Elbette.

Dünyanın en eski ve en yaygın duygusu bu.

Ama daima yeniymiş gibi geliyor.

Bütün dünyayı gören bir yer

Göklerde bir yer

Pencerelerden ayın Göründüğü bir yer

Suyun yüzüne sıçradığı bir yer

Okyanus çalkalanıp geri dönünce

Her şey bizim olunca Ve gerçek mutluluk

Neşeli bir gün, hoş bir akşam

Çılgınca hayallerimizin Biraz durulacağı bir yer

Yuva

Yuva

Yuva olacak bir ev

Yuva

Yuva

Yuva olacak bir ev

Yuva

Kaçın! Polis geldi!

-Bilmem. O konuda emin… -Buldum!

Sanjay mı o? Ne oluyor?

-Bilmiyorum. -Daha iyi bir yer bulamayız.

-Sanjay, ne yapıyorsun? -Hadi gel.

-Altıdan önce çıkamam. -Ben IT'ciyim, ayarlarım.

-Görüşürüz, Tina. -Güle güle!

-Nereye gidiyoruz? -Koş.

-Beni çok beklettiniz. -Pardon.

-Çalıştır. -Tamam.

-Hadi. -Delirdin mi?

Buna binmem. Ben eve gidiyorum.

Zaten oraya gidiyoruz.

D'Souza ve Chaturvedi Konutu'na hoş geldiniz.

Bu bina Jeevan Saathi projesine dahil.

Ve burası bizim evimiz olacak.

En üst kat.

Kurada birinci kat da çıkabilir.

Burası çıkmayabilir.

Büyük hayaller kuralım, orta sınıf.

Beklenmedik bir yağmur yağdığında

Birlikte bir aşk şarkısı söyleriz

Hoş kokulara bürünürüz

Sıcacık bir çayı yudumlarken

Dünyadan çok uzakta olacağız

İnsanlar ateşböceği gibi görünecek

Yuva

Yuva

Yuva olacak bir ev

Yuva Yuva

Yuva olacak bir ev

Yuva Yuva

Yuva olacak bir ev

İnanılmaz bir şey.

Öyle.

Burası…

Bu ev…

Mükemmel.

Ev değil. Bu.

Bu inanılmaz. Yani biz.

Emin misin?

Evet. Eminim.

Bu, anlaşmanın parçası değildi.

Bu anlaşma sana pahalıya patlayacak.

-Hayır, lütfen. -Bir saniye.

Hayır, Karina.

Annem arıyor.

Merhaba, anne. Evet, geliyorum. Tina'dayım.

400.000 rupilik çek ne oldu?

Bulacağım.

Harika.

Rashi, ne yapıyorsun?

Niye?

Seni öpemeyecek miyim?

Hayır, Rashi, ama…

Üzgünüm, ama biliyorsun…

Hayır, ben üzgünüm.

Bir haftadır yöneticilerin peşinde koşuyorum.

Sırf sen o çeki alabil diye.

Çeki ne zaman alırım?

Çeki ne zaman alırım?

Bu pazar doğum günüm. Unuttun mu?

Artık yapayalnızım.

-Kutlayacak kimsem bile yok. -Rashi, öyle değil.

Peki nasıl? Ne yapacaksın?

Departmanınla sürpriz parti mi yapacaksın?

-Departmanım… -Anlaştık. Harika bir fikir.

Evet. Böylece başka insanlarla da bağ kurarım.

Hatta belki çekini bile veririm.

Bu da benim hediyem.

Sürprizlere bayılırım!

-Sürpriz! -Sürpriz!

Üç yıldır bana yaklaşmana izin vermiyorum.

-Ama çok yakındık. -Ama seks yapmadık, değil mi?

Sadakatimi korudum.

O ise beyaz bir kızla gününü gün ediyor.

Nasıl…

-Senkronize e-posta. -Adı Vanessa.

-Vanessa. -E-postalar çok rahatsız edici.

Artık burada yaşamak istemiyorum.

Kashin'e borçlu olmak istemiyorum.

Babamdan Bandra'da ev bakmasını istedim.

Tek ihtiyacım bir eş.

-Evi paylaşmak için. -Sanjay.

Evet. Rashi Hanım…

…çekimi alabilir miyim?

Sanjay, ev savaş alanına döndü. Yardım eder misin?

Tamam. Beraber yapalım. Öyle daha hızlı olur.

-Sunny. -Buyurun, efendim?

Sarhoşsun. Evine git. Biz hallederiz.

-Ağzıma içki sürmem. -Evet.

-Sunny. -Efendim?

Sarhoşsun. Artık evine git.

Haklısınız.

Hayır. Ben gerçekten…

Hata yaptım, değil mi?

Bana yaklaşmana izin vermedim.

Bu yüzden mi beni terk ettin?

-Ne yapıyorsun, Rashi? Yapamam. -Niyeymiş?

Ben başkasıyla birlikteyken sorun yoktu, değil mi?

Şimdi sana ihtiyacım olunca mı sadakat aklına geldi?

Gerilme. Sadece seks bu.

Seks mi? Olmaz, Rashi. Sadece çekimi istiyorum.

Öyleyse gel ve al…

…köle.

Kalbindeki sırları aç

-Alo? -Neredesin?

-Evdeyim. -Çek ne oldu?

-Çek… -Hafta sonuna kadar alacaktın.

Rehmat Bey en geç pazartesi istemişti. Sabahtan beri açmıyorsun.

Sanjay? Alo?

Duyuyor musun? Alo?

Tamam. Çeki buldum.

Harika bir haber, Sanjay! Çünkü ev de çıktı!

İstediğimiz gibi en üst katta, Sanjay!

Tam hayal ettiğimiz gibi. Tam da o daire.

Başardın, Sanjay! Başardın.

Evet, başardım.

Dostlarım, bugün çok sevgili bir dostum emekli oluyor.

O harika sesine hep hayranlık duydum.

Ve şimdi sizden onun için büyük bir alkış istiyorum.

Bay Bhaskar Chaturvedi.

Şimdi…

…Bhaskar'dan bize bir konuşma yapmasını rica ediyorum.

Bayanlar, baylar…

-Mishra Bey. -Evet.

Konuşma yaptım. Artık emekli olayım.

Daha değil. Birkaç cümle daha.

Tam 30 yıldır…

…bu demiryollarını izliyorum.

Tıpkı avcumuzdaki çizgiler gibi, hiç silinmiyorlar.

Ne kadar ilginç.

Mumbai'ye 30 yıl önce şarkıcı olmak için gelmiştim.

Onun yerine istasyon anonsçusu oldum.

Ama hiç pişman değilim…

…çünkü çok önemli bir iş yaptım.

Karım öyle diyor. Beni teselli etmek için çok önemli bir işim olduğunu söyler.

En azından, yolcuların gidecekleri yere bir adım daha yaklaşmalarını sağlıyoruz.

Ama yolcular çocuklarımız gibidir.

Bağırıp çağırırlar, saçmalarlar, hakaret ederler.

Hatta bizimle kavga ederler.

Ama onlardan hiç şikâyet etmedim.

Onlara tek tavsiyemiz şu olabilir: "Evladım, yanlış peronda durma…

…yoksa treni kaçırırsın ve bir daha da yolunu bulamazsın."

Teşekkürler.

Bir dakika.

Bhaskar, lütfen. Son bir anons.

Mishra Bey, anlaşılan ölene kadar rahat yok.

Yok canım. Lütfen.

"Fa" tuşu çalışıyor.

Peron 8

Bir yolcuyum sadece

Ne evim var ne gidecek yerim

Hep yürümek zorundayım

Hep yürümek

Lütfen dikkat, sayın yolcular.

22209 "Down" Duronto Ekspres

sekizinci peron yerine dokuzuncu perondan yolcu alacaktır.

Teşekkür ederim.

Kanpur'a yolunuz düşerse bekleriz.

-Elbette. -Hiç mazeret kabul etmem.

Ne diyorsun sen ya?

Zaten anlamıştım.

Sadece çekimi almaya gitmiştim.

Sonra çiftleşeyim mi dedin?

Saçmalamayı bırak da yardım et.

Tina.

Karina'ya her şeyi söyleyeceğim.

-Kesinlikle. Bunu gizleme. -Bir dakika ya!

Bütün hayallerin tuzla buz olacak.

Evi de unut, büyük boy yatağı da, bütün o…

-Tina, bunları ben sana söylesem ne olur? -Ayrılırız.

Peki niye bu saçma aklı veriyorsun?

Peki ya ben sana, sarhoş olup saçmaladım dersem?

"Niye söyledin?" derim.

Ne diyorsun? Ne diyor bu?

-Kafayı mı yedin? -Sanjay.

Bak, Karina gerçeği öğrenince senden ayrılabilir.

-Evini de kaybedebilirsin. -Yüzde yüz.

Ama sırf bir ev için Karina'yla ilişkini

bir yalan üzerine kurmaya razı mısın?

Sözümü dinle ve ona karşı dürüst ol.

400.000 rupilik bir çek.

400.000 rupilik bir çek.

Nerede duruyordu bu?

Neyse, sonuçta getirdin.

Sana söylemiştim, Sanjay,

evi alınca kutlama yapacağız.

Şekerle olmaz.

Çikolatalı brownie'yle kutlayalım.

-Brownie nedir? -İşte bunlar. Kendim yaptım.

Güzel görünüyor.

Gotya, ne yapıyorsun? Çeki Deshpande Hanım'a götür.

Al şunu. Fırla! Koş.

Sanjay, artık iki hafta içinde evlenmen lazım.

Düğün de yapın. Aileleriniz çok mutludur şimdi.

Karina, seninle…

Karina, o kadar çok şey oldu ki…

Jeevan Saathi kurası, ev, öpüşme…

Bunu konuşacak zaman bulamadık.

Ve biz, yani…

…bu bir anlaşma değil.

Düşündüm de, seninle paylaşmak istediğim şeyler var.

-Yani… -Sanjay.

Evim.

Üstünde adım var. "Karina D'Souza."

Hayalim…

…hayalimiz.

Bak. "Sanjay…

…Chaturvedi."

-Mutlu değil misin? -Tabii ki mutluyum. Çok.

İşte bu nedenle, dediğim gibi…

…yeni bir hayata başlayacağız.

Bu yüzden sana geçmişimdeki her şeyi anlatmalıyım.

Annem.

Merhaba, anne.

Evet.

Anne, geliyorum. Evet, geliyorum.

NİKÂH MEMURU

Sanjay Chaturvedi, yeni evin kutlu olsun.

Akşam altı buçukta…

Çok pardon.

-Merhaba. -Merhaba.

Rashi, ne yapıyorsun?

Kashin ve ben ayrıldık.

-Ona aramızda geçen her şeyi anlattım. -Ne anlattın?

-Bunu. -Rashi!

Kashin artık bize karışamaz.

-Bu… -Artık sadece sen ve ben varız.

Rashi, o kurada bana ev çıktı.

Konut kredisini başvurmuştum ya? Kabul edildi.

-Şimdi evlenmem lazım. -Biliyorum.

O kızla ev için anlaşma yapmıştın. Adı neydi?

-Kari… -Neyse ne.

Hep kendi evinin hayalini kurduğunu biliyorum.

Her şeyi bunun için yapmadın mı?

Evlilik, kredi…

Artık kendi evimiz var.

Ve o fakir evinden çok daha büyük.

Sözleşmede ikimizin de adı olacak.

Tamam, istersen senin adına olsun.

Mesele değil.

Rashi, asansörü meşgul etmeyelim. İnsanlar ne düşünür?

Sanjay.

Ne diyorsun?

Hayalin bu değil miydi?

Hep beni istedin. İşte seninim. Seni seviyorum.

Sorun nedir?

Sana âşık değilim, Rashi.

O kıza âşıksın.

-Nedir bu? -Mektup. Okudun mu?

Ben de okudum. Senin derdin ne?

Evet, Karina. Senin derdin ne?

-Senin derdin ne? -Senin derdin ne?

"Senin derdin ne?" demeyi kesin.

-Önce bana cevap ver. -Karina.

Söyle. Birbirimizi seviyoruz. Benimle Imphal'a bile gelmedin.

Seninle Imphal'a gitmek istemiyorum. Başka bir yere de.

Anne, bunu konuşmuştuk. Kendi yerim olmalı.

Ailenle yaşayamam. Kendi kararımı veririm.

-Kariyerim de var. -Ama, kızım…

Anne, dünyayı kurtaramayabilirim,

ama kendi hayatımı yönetebilmeliyim.

Sam, sana âşık değilim.

Sanırım hiç olmadım.

-Bu kadar zaman ne yaptın peki? -Sadece duruma razı oldum.

Sen ona daha çok âşıksın.

Aramızda bir şey yok. Ne aşk ne seks.

Yeter artık. Amma saçmaladın.

Neresi saçma? Sen söyle.

Karina, evlenmeden onu yapamayız. Lütfen.

Bir daha kimse S-E-K-S demesin.

Sana kendi evini verdim. "Kar-Sam"i verdim.

Teyze, evlenince çok S-E-K-S yaparız.

Kes şunu, Sam!

-Karina… -Anne, ben Sanjay'la evleneceğim.

Sanjay mı? Sanjay da nereden çıktı?

-Evet, Sanjay da nereden çıktı? -Sözlerimi tekrarlama.

Sinir oluyorum. Sanjay kim?

-Sam. -Sam.

-Sam, dinle. -Sam.

Sam, bütün bu olanlar için çok üzgünüm.

Sen çok iyi birisin.

Sadece çok farklı insanlarız.

Hayattan beklentilerimiz farklı.

Sen bir Bayan Misquitta arıyorsun.

Evine, anne babana, sana bakacak bir kadın arıyorsun.

Ama o kadın ben olamam.

-Birini bulacağından eminim. -Sorun yok.

Sam…

Teyze, elimden geleni yaptım.

Ama kalbimi kırdın.

Öfkeliyim. Üzgünüm. Sarsıldım.

Ama gelecekte pişman olacağım bir şey söylemek istemiyorum.

Sana hayatta iyi şanslar.

Hindu çocukla mutlu ol.

Sam!

-Çocuğun adı ne demiştin? -Anne…

-Söyleyeceğim. -Sanjay dedin, değil mi?

-Sanjay ne? -Otur.

Ne?

Sanjay… Chaturvedi.

Chaturvedi mi? Chaturvedi nedir?

-Hindu mu? -Anne…

-Ah, yüce İsa. -Anne.

Ne yani sen… Tansiyonun fırlayacak, anne.

Öyleyse bunu niye yapıyorsun? Beni öldürmek için mi?

-Anne, ben… -O iyi bir Hristiyan'dı.

Ben Sanjay'ı seviyorum.

Onu seviyorum. Hayatımı onunla geçirebilirim.

Sam'le geçiremem. Çok iyi biri de olsa.

Düzgün bir çocuk istemiyor musun?

-Düzgün bir çocuk. -Evet.

İşte Sanjay öyle.

Hayata bakışımız aynı.

Beraber kredi bile aldık.

Beraber bir eve başvurduk ve çıktı.

Yüce İsa.

Anne?

Anne? Anneciğim? Anne!

Merak etme, daha ölmüyorum.

Önce senin şu çocuğu bir görelim.

Ne zamandır böyle yakınsınız?

Bir aydır, teyzeciğim.

Peki ne zaman beraber ev başvurusu yaptınız?

İki gün önce.

-Ne zaman âşık oldunuz? Bu sabah mı? -Anne.

Tavuklu börek yer, değil mi?

Hayır, teyze. Vejetaryenim.

Peki balık?

Hayır, teyze.

Ama Karina balığa bayılır.

-Tanrım, yoksa sen Hinduizm'e… -Hayır.

-Çocuklar? -Kiminki?

-Anne, kes bunları artık. -Hayır, kesmem.

Bunları baştan konuşmak lazım.

O başka bir dinden.

Yaşayışlarını, âdetlerini biliyor musun?

Ona âşık olmak başka, onunla birlikte yaşamak başka.

-Çocuklar. -Çocuklara ne olmuş?

Hindu mu olacak, Hristiyan mı?

Bunu sonra düşünürüz, anne.

Sonra ne zaman? İş işten geçtikten sonra mı?

-Tanrı'ya inanıyor musun? -Hayır, dinle pek alakam yok.

-İyi. Karina'nın da yok. -Sorguyu bitirebilir miyiz?

Hayır, bitiremeyiz.

Peder Lawrie'ye ne diyeceğim?

"Önce Sam'le birlikteydi.

Şimdi ondan ayrıldı, Hindu bir çocukla birlikte."

-Bak, Sanjeev… -Sanjay, teyze.

Sanjay.

Siz ikiniz her şeye karar vermişsiniz.

Evliliğe de, başka şeylere de.

Ama biz böyle yapmayız.

Onun için çok fedakârlık yaptım.

Ama o inkâr ediyor.

Belki de beni sevmiyor.

Ama o benim tek çocuğum.

Ona bir şey olursa ben ne yaparım?

-Anne. -Teyze…

Ben Chaturvedi'yim.

O, D'Souza.

Ben beyaz peynir seviyorum, o ise balık.

Ama bu hiçbir zaman aramızı bozmayacak.

Birbirimize karşı çok iyi olacağız.

Tabii bazen tartışırız herhalde.

Ama hiçbir zaman din konusunda tartışmayacağız.

Çocuklarımız belki İsa'ya tapar, belki Hanuman'a, belki Sachin Tendulkar'a.

Buna kendileri karar verecek.

Şu anda sadece evlenmek istiyoruz, teyzeciğim.

Hepsi bu.

Tek eksiğimiz hayır duanı almak.

-Anne babanın hayır duasını aldın mı? -Elbette.

Et yiyen birini asla evime sokmam.

Bu işi ne zaman yaptın?

Bu ev senin adına mı olacak?

Senin ve kızın adına mı?

Adını gördün mü? D'Souza.

Niye böyle yapıyorsunuz? Mutlu olursunuz sanmıştım.

Niye şimdi söylüyorsun? Bari evlendikten sonra söyleseydin.

-"Mutlu olursunuz." -Evlendiniz mi yoksa?

Evlendiniz mi?

Öyle olsa niye annesiyle tanıştırayım?

-Nerede tanıştınız? -İşyerinde.

-Açık tenli mi? -Yarın kendin bakarsın.

Ev hayalini biliyorum.

Ama niye elâlemden borç alıyorsun? Bana gelseydin ya.

Ben sana para verirdim. Sersem çocuk.

Çalışırken hiçbir şey yapmadın. Emekli oldun diye şişinme.

Hey, taraf mı değiştirdin?

Ailemde hiç böyle bir olay görülmedi.

Duyan da Chaturvedi ailesi her gün gazetelerde sanır.

Sakinleş artık. Olan olmuş.

Tanrı böyle istemiş.

Sen de suratını asma artık.

Yaklaş.

Dört kuşak Chaturvedi'ler arasında…

…kendi evi olan ilk sen olacaksın.

Chaturvedi'lere laf etmeyi bırak. Bu oğlan bir gün adımıza leke sürecek.

-Baba hiç değilse tanış. -Kimseyle tanışmak istemiyorum.

Gözler kızarmış

Kadehler ağzına kadar dolu

Bırak içeyim

Yarın her şey olabilir

Bırak bu gece korkusuz olayım

Bırak yaşayayım

Bu gece istediğim gibi

Ne kadar hoş.

-Sesiniz ne kadar güzel. -Teşekkür ederim.

Sesinizi daha önce duymuş gibiyim.

-Radyoya çıkıyor mu? -Radyoya değil.

O zaman neden bu kadar tanıdık…

Dadar İstasyonu'nda duymuşsunuzdur.

İstasyon anonsçusuydu.

Tamam, tabii ya. Tabii, evet.

"Mezgaon"dan "Maim"e her gidişimde…

-Mazgaon'dan Mahim'e. -Evet.

Sesinizi duyuyordum.

Çok farklıydı. Hiç o hanım anonsçular gibi değildi.

"Tren dokuzuncu peronda…"

Karga gibi gaklıyorlar.

-Karga. -Karga!

Karga!

Karga dedi.

Lütfen şunlardan buyurun. Kendim yaptım.

-Brownie. Yumurta yok. -Alsana.

Sen de al.

Bayan D'Souza, sizinle tanışmak büyük bir zevk. Ve Karishma…

-Karina. -…seninle tanışmak daha da büyük bir zevk.

Ama biz kesin bir şekilde vejetaryeniz.

Bizse kesin bir şekilde vejetaryen değiliz.

-Sadece et mi yiyorsunuz? -Peki bu iş nasıl olacak?

Ben de kızıma onu dedim. Bu iş nasıl olacak?

Kendi küçük evleri ve kendi kuralları olacak. Ne var?

Evleri mi? Ev olmasaydı evlenmeyecekler miydi?

Hayır, amca. Öyle değil.

Peki nasıl? Amcan haklı.

Ev alacak olmasanız evlenecek miydiniz?

Ev için mi evleniyorsunuz, aşk için mi?

-Birbirinizi seviyor musunuz? -Tabii ki onu seviyorum.

Sanju, sen de söyle.

-Ha? -"Ha" ne demek?

Tıpkı babası.

Blossom, sen hiç canını sıkma. Tebrikler.

Özür dilerim, Bayan Chaturvedi.

Ama ailemde kimse böyle evlenmedi.

Benim ailemde de evlenmedi, ama…

Gelinle damat anlaştıysa kadı ne yapsın?

-Kadı mı? -Rahip yani. Rahip.

Şimdi Bayan D'Souza'nın evine gidip kutsal uğur fenerini yakalım.

-Sonrasını konuşuruz. -Tabii.

Peder Lawrie'yle konuşmam lazım.

Gel.

-Karina, dinle… -Dur. Burada dur.

Gözlerini açma.

Chaturvedi ve D'Souza konutuna hoş geldiniz.

İşte!

Kilisede eski mobilya müzayedesi vardı.

Bunları oradan aldım.

Ne diyorsun?

Yatak, buzdolabı…

Televizyon senin sorumluluğunda.

Niye mi? Çünkü her şeyi yarı yarıya paylaşacağız.

Öyle değil mi, Bay Chaturvedi?

Gelsene.

Neler olduğunu hâlâ hatırlamıyorum.

Ama senden bir şey gizlemek istemedim.

-Karina, seni… -Dur.

Söyleme o lafı.

Kendimi fazla kaptırdım.

Hayalim, bağımsızlığım…

Ve sonra…

Bunu bir anlaşma gibi düşünelim…

…ve aşk meselelerine girmeyelim.

Şimdi anneme söylersem…

Of be, Sanjay.

Of be.

Sanjay, beni yine bağımlı yaptın.

-Hayır. -Karina, kızım.

Gelsene.

-Gel. -Mobilya bunun için miydi?

Gel.

-Ve bu genç de Sanjay… -Chaturvedi.

-Memnun oldum, Sanjay. -Ben de, peder.

Beraber çalışıyormuşsunuz.

-Ne iş yapıyorsun? -Yazılım mühendisiyim.

Dürüstçe kabul etmesi suçu affettirmeye yetmez.

Oh ne âlâ.

O zaman adam öldürenler de itiraf edince hemen affedilsin.

Aptallık etmiş. Bir kaza olmuş. Böyle şeyler olur.

Sen de kendini Sanjay'ın terasında buldun.

Başkasıyla birlikteyken onunla öpüştün.

O farklıydı.

Samuel'e mektup yazmıştım.

Yapma. Mektup mu?

Ne demek…

Ne demek istiyorsun? Ha?

Beni aldatmaya hakkı var mı? Bu önemsiz mi?

-Bunu hak ettim mi? -Hayır, daha iyisini hak ediyorsun.

O evi ve Sanjay'ı hak ediyorsun.

Aptalca bir hata yüzünden her şeyi mahvetme.

Hemen affet de demiyorum.

Bırak bir süre vicdan azabı çeksin.

Paçaları tutuşsun. Ama bir süre sonra affet.

Şimdi bu formu göndereyim mi?

KONUT KREDİSİ BAŞVURU FORMU

D'SOUZA-CHATURVEDI KONUTU

Şuraya. Tam şuraya. Çekilsene.

-Bekle biraz. -Çekil dedim.

Yoksa D'Souza'yla Chaturvedi düşecek.

Çekileyim bari, yoksa boyayı üstüme sıçratacak.

-Tamamdır. -Gel, oğlum.

-Ne yapması lazım? -Tekmele.

-Tekmelemek mi? -Evet, tekme.

Yani devirmen lazım. Hadi.

Olmaz. Uğursuzluk getirir.

-Sağ ayağını kullan. -Kızınız solak mı?

Değil. Karina, sağla.

Tebrikler.

-Biraz fazla abandı. -Okulda futbol oynardı.

Tüm zamanların rekoru oldu. Müthiş.

Hayır.

Özür dilerim.

Olmaz, Rehmat.

O benim tek oğlum. Mahkemede evlenmesini istemem.

Rehmat dedi ya,

evlilik cüzdanını en geç yarından sonra vermeleri lazım.

Hele bir nikâh kıyılsın, sonra büyük bir düğün yaparız.

-Doğru. -Evet, doğru.

Pardon, "büyük düğün" mü dediniz?

Karina bu tip şeyleri pek sevmez.

Bizde düğünler çok sade olur.

-Sanjay da istemez. -Peki, sade bir düğün yaparız.

Sizden birkaç kişi, bizden birkaç kişi.

-Yiyecek, içecek, borazan. -Bando mu?

Ne diyorsun? Mahkemede borazan çalınır mı?

Nikâh memuru düğün salonuna gelsin.

İki günde nasıl salon bulacaksın?

Burası Kanpur mu ki kendi taşlığında düğün yapacaksın.

Bacım, bu çok iyi fikir.

Yeter ki siz isteyin, onları kendi taşlıklarında evlendiririz.

-Ya! Burada mı? -Şahane olur.

Taşlıkta evlenir, evlerine yerleşirler.

Ama bu sersemler bilmesin, yoksa işi mahvederler.

-Sürpriz olsun. -Tamam, sürpriz.

Ve her şey çok sade olacak.

"Taşlık" ne demek?

Karina…

Sanjay, şimdi konuşmak istemiyorum. Ne var?

Seninle evlenmek istiyorum.

Gerçekten evlenmek istiyorum. Maskaralık yapıp yalan söylemek değil.

Anlaşma falan şeklinde değil.

Gerçek evlilik istiyorum. Lütfen.

-Hayır, ben istemiyorum. -Karina!

Karina, benimle…

Şimdiden diz mi çöktün?

Gel, canım. Ritüellere devam etmeliyiz. Hadi.

Ne var?

Hemen ofise gel. Konuşmamız lazım.

-Gelemem, yeni evimde… -Seks yaptığımız geceyle ilgili.

-Alo? -Etolüm nasıl?

Evet, olur.

Bu bir ritüel.

Bu ritüelden sonra artık sizin kızınız olmayacak.

Ev başvurusu sırasında depozito vermek gibi.

-Bir rüya gördüm. -Ne rüyası?

Bir çocuk var…

…karnımda.

Hepsi bu mu?

Beni buraya bu rüyayı anlatmak için mi çağırdın?

-Rashi, şu anda evimde… -Sanjay, regl olmuyorum.

Ne?

Hayır, Rashi. Hatırlıyorum, o gece…

O gece…

Rashi, bu bir kâbus. Kâbus. Unut bunu.

Hiç hatırlamıyorsun.

O kadar sarhoştun ki korunmayı bile unuttun.

-Hayır. Bu benim başıma gelemez. -Evet.

-Ne olacak hâlim? -Sakin ol, öyle değildir.

Nereden biliyorsun?

İyi bir jinekologdan randevu al.

-Beraber gideceğiz. -Niye ben?

-Çünkü baba olacaksın. -Olmayacağım.

Sanjay Chaturvedi, sorumluluğunu kabul et!

-İlk çocuk mu? -Ne?

İlk çocuğunuz mu?

-Bu benim dördüncü. -Tebrik ederim.

Bütün o kanamalar, doğum sıkıntıları, kusmalar sadece ilk çocukta oluyor.

-Ondan sonrası kolay. -Peki.

-Karınız çok güzelmiş. -Hayır… Yani evet…

Ama çok sıska.

Ona söyleyin, hamileyken diyet yapılmaz.

-İyi beslenmesi lazım. -Daha emin değiliz.

Olacak. Sizin için dua ettim.

Yüzde yüz. Sizin de bebeğiniz olacak.

Teşekkürler, doktor. Çok teşekkürler.

Bebeğim.

Bak bu baban.

Tebrikler.

-Anlamıyorsun. -Hani rapor nerede?

Bir doktora daha görünelim.

-Bana güvenmiyor musun? -Doktorla görüşmeme izin vermedin.

-Dün gece bir şey hissettim. -Ne?

Galiba bebek tekme attı.

Çok canım acıdı.

Gazdır o.

Bu nasıl olur? Ben Tanrı mıyım ki sana hazır bir çocuk vereyim?

Yabani ot mu bu, bir haftada büyüsün?

Çek elini. Bir şey yok.

-Sanjay, dur! Bebeğimize zarar veriyorsun. -Bebek falan yok.

Hanımefendi? B planı.

Merhaba.

Onların gündemi "Bebek Planı." Gidelim.

-Karina! -Karina!

Karina, ondan uzak dur. Zamparanın teki.

-Çocuğumun babası. -Rashi, kes!

Yemin ederim ki yalan.

Jinekoloğa gittik. Çocuğuna hamileyim.

Bence oğlan olacak. Adı da…

Merhaba, Kashin.

-Dur! -Koş, Sanjay!

-Kashin! -Koş, Sanjay!

Kashin, beni dinle.

Yalan söyledim. Hamile değilim.

-Yalan söyledi. Hamile… Ne? -Yalan söyleme.

-Doğruyu söylüyor. -Kes sesini!

Bu salak kafayı bulup sızdı.

Resimleri kıskan diye gönderdim.

Rashi, sen manyaksın!

-Sen kimsin? -Sunny.

-Vanessa kim? -Vanessa mı?

Metresin. Erotik e-postalar gönderen.

-E-postalarını okuyor. -Sus.

İnsene sırtımdan.

Rashi, çok aptalsın.

E-postam hack'lendi.

Vanessa, sapıkça şeyler gönderen 60 yaşında bir kadın.

Bebeğim, seni çok kıskındım. Seni seviyorum.

Seni öldüreceğim!

Özür dilerim!

Onay mektubunu ona gösterdin mi?

-Karina? -Niye böyle şeyler yapıyorsun?

E-postalarını okuyunca aklım başımdan gitti.

Seni kaybettim sandım.

Hamilelik yalanını niye söyledin?

Beni jinekoloğa götürdü. Ömrümde ilk kez.

Çünkü sen B planımdın. Ama sen bile başka bir kıza gönlünü kaptırdın.

İkiniz de benimle ilgilenmiyordunuz. Çok yalnızdım.

İkiniz de çok bencilsiniz. Çok.

Sen çok bencilsin!

Unut beni, Sanjay.

Kolay olmayacağını biliyorum.

Ben sadece Kashin'i seviyorum. Ve herkes işine dönsün!

Önce ona her şeyi anlatman…

-Karina, ne oldu? -Karina?

Karina!

Karina!

Karina!

Karina.

Karina. Duydun, değil mi? Hiçbir şey olmadı.

Olmamış, ama rahatlıkla olabilirdi de.

Dinle. Yemin ederim ki sadece çekimi almaya gittim.

Çekini almaya mı?

Ben de konut kredimizi onaylatmaya müdürümün evine gitseydim,

sarhoş olsaydım ve gerisini hatırlamasaydım

hoşuna gider miydi?

-Ama öyle bir şey olmadı. -Her şey yanlış.

Her şey.

İlişkimizin temelleri çürük.

İnsan önce âşık olur, sonra evlenir, sonra ev alır.

-Biz baştan hata yaptık. -Karina…

Önce ev, sonra evlilik, sonra…

Bence bana hiç âşık olmadın.

Hey. Bu doğru değil, Karina.

Peki doğru ne? Ha?

Sırf ev için evleneceğini söylemiştin.

-Sadece şakaydı! -Değildi.

Ben de şaka sanmıştım.

Ama belki de bana söylediğin tek doğru şeydi.

Gerçeği mi duymak istiyorsun?

Gerçek, aşırı derecede inatçı olman.

Her şeyi senden gizlemem çok kolaydı.

Ama ben gerçeği söylemeyi seçtim.

Aman da aman. Ne büyük adamsın.

Bu adama Nobel Ödülü verin!

Önce beni bir dinle.

Bu anlaşmayı tek başıma yapmadım, Karina. Sen de kabul ettin.

Ağzına doladığın şu yarı yarıya meselesi

sadece yemek ve bulaşıkla ilgili değil.

Güven de yarı yarıya olmalı. Şu anda senin yarın yok.

Doğru.

Sana güvenim sıfır.

Anlaşmamız da anlaşma olarak kalsın.

Yarın ailelerimizin hatırına evleneceğiz,

bir selfie çekeceğiz ve bir ay sonra evi satacağız.

Bu da ne demek?

Bu evi hayatımda istemiyorum demek.

Bu pis evin benim için hiçbir önemi yok.

Karina, bu ev benim için her şeyden önemli.

Hayatım boyunca bunun için çalıştım ve kolayca vazgeçemem.

İşte ben de bunu diyorum.

Önemli olan evmiş…

…aşk değil.

Ben evimi satıyorum.

İstiyorsan benden satın alırsın.

Aşk inançtır

Aşk bir lütuftur

Aşka niye kızıyorsun?

Kalpte yaşar

Tanrı'nın bir lütfudur

Aşkı bulan şanslıdır

Özel bir hediyedir Tanrı'dan herkese

Bunu anlamadıysan

Onun suçu değil bu

Çok sevilir

Çok sevilir

Aşk hikâyeleri çok sevilir

Çok sevilir

Çok sevilir

Aşk hikâyeleri çok sevilir

Aşk inançtır

Aşk tapınmadır

Aşka niye kızıyorsun?

Kalpte yaşar

Tanrı'nın bir lütfudur

Aşkı bulan şanslıdır

Özel bir hediyedir Tanrı'dan herkese

Bunu anlamadıysan

Onun suçu değil bu

Çok sevilir

-Nereye gidiyoruz? -Devam et sen.

Ortak mülkiyet. Bunu yapman şart.

Tek mülk sahibi olsa kolaydı.

Peki taraflardan biri çekilirse ne olur? Bir yolu var mı?

Ne demek çekilirse?

Baksana, kardeşim. Bu adam kim?

-Senin Karina'yı ikna etmen… -Sunny, lütfen.

Rehmat Bey, bir yolu var mı?

Neler oluyor? Şaka mı bu? Yarın evlenmiyor musunuz?

-Bir sorun mu çıktı? -Rehmat Bey…

…sadece bir yolu var mı diye soruyorum.

Dinle şimdi.

Evin tek mülkiyete geçebilmesi için

ona bir feragatname imzalatman lazım.

O zaman ev senin olur.

-Peki feragatname… -Sen ne…

Karışma.

Artık olan oldu. Evi kaybedemem.

-Bir ev için bu kadar alçalacak mısın? -Sana soran yok!

-Ben ne yaptığımı biliyorum. -Hadi oradan.

Kusura bakma.

Ben evrakları hazırlarım.

Ama ondan imzayı alıp

yarın teslim etmen lazım.

Yoksa ikiniz de evi kaybedersiniz.

Sanjay, bu çok özel bir mesele.

Güzellikle çözmeye çalış.

Rehmat Bey…

…güzellikle çözmek mümkün değil.

Her kalpte vardır

Daha kıymetlidir Dünyanın bütün hazinelerinden

Herkes kabul eder bu köleliği

Sen de teslim ol ona

-Burada ne oluyor? -Yarın yeni çiftler geliyor.

Bir çift burada evlenecekmiş.

Aşka giden yol çok zorludur

Fırtınaya göğüs geren kıyıya ulaşır

Anne.

Gel.

Tamam. Bitti.

Tamam.

Aynaya bak. Bak.

Niye bana bunu giydirdin?

Çünkü kilisede maskeli balo var.

Ne demek "niye?"

Bugün düğünün var. Başka ne giyecektin?

Sadece bir imza atacağız.

Bu bir evlilik, kızım.

Bugünden itibaren karıkoca olacaksınız.

Bağımsızlığını,

evini,

istediğin kocayı, kendi yolunu bulacaksın.

-Benim gibi olman gerekmeyecek. -Anne, lütfen…

Hayır. Benim gibi olmamalısın.

Seninle gurur duyuyorum, kızım.

Kanada'dan ziyarete gelince

başkasının evinde kalmayacağım.

Kızımın kendi evinde kalacağım.

Aynaya bak.

Harikasın.

Mario'nun hediyesi.

Sen kimsin?

Sütçü.

Karina'ya sütçü geldi de.

-Ben onu ararım. -Rehmat Bey, burada ne işin var?

Karina Hanım, hemen benimle binaya gel.

Niye?

Sanjay her şeyi mahvetti. Hem seni kandırdı hem beni.

Daireyi üstüne geçirmek için imzanı taklit etmiş.

Nasıl yani?

Nereden biliyorsun?

Karina Hanım, numarayı bırak. Anlaşmanız hakkında her şeyi biliyorum.

Hemen binaya gel. Sanjay'ı da aradım.

Rehmat Bey, kimseye anlaşmadan bahsetmedim.

Herkes uyuyor. Kimsenin öğrenmesine…

O zaman uyandır. Blossom Hanım'a söyleyeceğim.

Sanjay, Blossom Hanım'ı da kandırdı.

Âşıksınız sanmıştım. O yüzden size yardım ettim.

Şimdi başım belada. Evrakları imzalamam çok riskliydi.

İşyerimi kapatmam gerekecek.

Hayır. İtibarım ne olacak?

Alçak sesle konuş. Ne bağırıyorsun?

-Kimseden korkum yok! -Kavga mı ediyorsunuz?

Candice'ciğim, sen yat. Hadi.

-Alt katta konuşalım. -Alt katta olmaz.

Burada konuşmak istemiyorum. Binaya gel.

Anneme söyleyeceğim. Anne!

-Candice, git yat. Hadi. -Seni on kez aradım, ama…

Anlıyorum.

Candice? Candice?

Zile basarsan annen uyanır.

Sen yukarı çık, ben ofise uğrayacağım.

Evin yarısı senin. Sanjay'ı bu kadar kolay bırakma.

MUHTEŞEM ORMAN MANZARALI DAİRELER

-Victor, Karina'yı gördün mü? -Hayır.

-Dinle. -Bir saniye.

-Clarissa, Karina'yı gördün mü? -Hayır.

Dinlesene. Sana sütçüyle kaçtı diyorum.

Tokadı yersin, Candice. Sana bunu kim öğretti?

Uttar Pradeş'liler, ama sütçü değiller.

DAULAT BANDOSU

Söyle dursunlar.

Durun!

Nerede? Sanju nerede?

-Bilmiyorum, amca. -Gajju Amca da yok.

Banyo kavgası yapıyorlardır. Git çağır.

-Ben giderim. -Sen gel.

İçeri gir. Ayak altında dolanma. Herkes girsin.

-Ama, abla, Sanju nerede? -Otobüse binmiştir.

Hadi. Selfie çekmeyi bırakın.

-Sanju! -Efendim?

Sanju. Hey.

Bu hâlin ne böyle?

Onlarla gittin sanmıştım.

-Nereye? Siz nereye gidiyorsunuz? -Düğününe tabii, nereye olacak?

Abla, kendimiz giyindik,

ama damadı unuttuk.

Ama nikâh on birde. Niye bu kadar erken gidiyorsunuz?

Nikâh memuru Jeevan Saathi'ye gelecek.

Sürpriz hediyen.

Baban, "Mahkemede nikâh mı kıyılırmış,

biricik oğlumuz sessiz sedasız mı evlenecek yani?" dedi.

-Anne… -Hemen hazırlan.

-Ama… -Kız tarafı da gelecek. Hadi.

Anne!

Hey, Sanju. Nereye kayboldun?

Banyodasın sandım. Hadi hemen giyin.

Önce türbanı tak.

Blossom, onun Sanjay denen çocukla gittiğinden emin misin?

Başka kiminle gidecek?

Mahkemeye ulaşırsa ne yaparız bilmiyorum.

Ama sütçüyle gitti diyorum.

Giyiyorum, amca.

-Baba! -Düğmeleri ilikle.

-Ne yapıyorsun, amca? -Şalvarı giyen lazım.

Motosikletin üstünde mi giyeyim? Baba!

Elimde büyüdün.

-Bırak pantolonumu. -Siz ne yapıyorsunuz?

Ne yapıyorsun? Niye durdun?

-Ne yapıyorsun? -Anahtarı geri ver.

-Önce şalvarı giy. -Amca.

-Çocukluğu bırak. -Otobüs gidiyor. Baba!

Şalvar.

Al.

Çabuk giy.

-Otur lütfen. -Şimdi damada benzedin.

Hâlâ ulaşamadık.

Nerede bu kız? Aman Tanrım. Bu kız beni delirtecek.

Merhaba, Karina. Seni buraya getirttiğim için özür dilerim.

Evin mülkiyetini sana devrettim.

Feragatnamem masada.

Rehmat Bey her şeyi halledecek. Merak etme.

Sen başka bir yarı yarıya ortak bulana kadar

taksitlerden payıma düşeni ödeyeceğim.

Beni hiçbir zaman affetmeyebilirsin.

Ama…

…benim yüzümden hayallerinin yıkılmasını istemedim. Bu yüzden…

Bugün evi almak için son gün olduğundan ben de…

Karina, gerçekten çok üzgünüm.

Ve seni seviyorum. Gerçekten.

Sanırım bunu sana ilk kez söylüyorum.

Zamanlamamı takdir etmiş olmalısın.

Triportörde evlilik teklif ettim,

şimdi de bir ekrandan "Seni seviyorum," diyorum.

Yani artık anlaşmayla ilgisi yok. Yani…

Anne?

-Taşkınlık yapmak yasak. -Her şey serbest. Her şey.

Dans et.

-Her şey serbest. -Bırakın beni.

Kafayı yemişler.

Blossom, artık dayanamıyorum.

Bayılacağım galiba.

Kızımın düğününde kimse bayılamaz.

Lütfen ona bakın, peder. Ben şu saçmalığı durdurayım.

-Bay Chaturvedi! -Merhaba.

Sade bir düğün olacak dediniz diye bu düğünü kabul etmiştim.

Şuraya bakın. Tam bir düğün alayı olmuş.

Tam değil, at yok.

Uğur getirsin diye dans ediyoruz.

Benim davetlilerim bir köşede sessizce duruyor.

Ne derler? Lütfen. Bu çok rahatsız edici.

Nasıl yani? İnanılır gibi değil.

Hoş geldin demek yok, ritüellere, âdetlere uymak yok.

Brahma rahiplerini de hor görüyor.

Gitmemizi mi istiyorsunuz?

-Bu mu isteğiniz? -Hayır.

-Hayır, abla. -Nereye gidiyorsun?

-Nereye? -Hakaret ediyor.

Burası Kanpur değil. Anlayışlı ol.

Sade olacak dediniz diye düğün yapmayı kabul ettim.

-Sade bir düğün zaten. -Hindu rahibi de getirmişsiniz.

Hindu düğünü mü yapacaksınız?

-Onlara ne derim? -Hayır. O bizim akrabamız.

-Ne? -Akraba!

Ama rahibim dedi.

Bütün eşimiz dostumuz rahip. İleri gidiyorsunuz.

Başka kimi çağıracaktık?

-Karina. -Rehmat Bey, ne oluyor?

Yukarıda olan, Sanjay'ın fikriydi.

Ama aşağıda olanlar, anne babalarınızın fikri.

Sırf mesele hallolsun istedim. Karina, dinle.

-Kabul ettim, çünkü… -Baba, ne yapıyorsun?

-Susun. -İşte salak oğlan geldi.

-Kesin şunu. -Karina nerede?

Sabah seninle mi çıktı?

Anlatacağım. Ama önce…

Candice, sütçüyle kaçtı dedi.

Şimdi de oğlumuza "sütçü" diyor!

Kesin şunu! Kimse evlenmiyor.

Sanju, akrabaların önünde neler söylüyorsun?

Anne, ne akrabaların ne diyeceği umurumda ne de sizin.

Bu evliliği siz ve bu ev için yaptım.

Ama hayatımı adayacağım kişiye

onu ne kadar sevdiğimi söyleyemedim.

İşte geldi.

Neredeydin? Gel buraya.

Ben açıklayayım. Düşündüğünüz gibi değil.

Karina, çok ama çok üzgünüm.

Bunları yapacaklarını bilmiyordum.

-Evlenmek zorunda değilsin. -Hey!

-Onu kışkırtma. -Baba, bir sus.

Karina, bari neler olduğunu söyle!

Anne, iki dakika izin ver.

Sanjay'la iki dakika konuşayım.

-Konuşsunlar. -Gelinin çok cazgırmış.

-Evlenmeden bağırıyor. -Sus.

Gözüm hep başkalarının evlerindeydi.

Hep şöyle düşündüm:

"Kendi evim olunca

düz ekran televizyonum, büyük boy yatağım olacak

ve ben de dünyanın en mutlu insanı olacağım."

Bu ev için her şeyi yaptım.

Doğru mu yanlış mı diye hiç düşünmedim.

Ama hep yanlış düşünmüşüm.

Yuva değil, ev peşinde koşmuşum.

Bu ikisinin farkını anladığımda…

…iş işten geçmişti.

Karina, sen haklıydın.

Keşke ilişkinin temelini değiştirebilsem.

Önce aşk, sonra evlilik, sonra da…

Çünkü hayatımda doğru olan tek bir şey var.

O da sensin.

Sensiz bu ev, bir yuva değil.

Sadece 51 metrekarelik bir ev.

Bu yüzden, seni ne kadar sevdiğimi anlayamadım.

Hata ettin, enişte. Shukla Bey'in kızını alacaktınız.

-Bir sorun mu var? -Hayır.

-Ama o… -Kabul etmedi.

Peki, evi bana devrederek ve döşeyerek kahraman

olacağını mı sandın?

Televizyon ve yatakla mı mutlu olacağım?

Hayır, Karina.

Hayallerini yıkmak istemedim.

Sanjay, hayalim bu evdi.

Ama onu hep kapısında iki adla hayal ettim.

İyi zamanda, kötü zamanda hep beraber olan iki kişi.

Hastalıkta ve sağlıkta.

Birbirlerini sevdikleri için birlikte olmak isteyen iki insan.

Tek istediğim buydu.

Benim de tek istediğim bu.

Karina, seni seviyorum.

Gerçekten çok seviyorum.

Ne bu ev için ne de başkaları için.

Sadece yarı yarıya ortağın olmak istiyorum. Hepsi bu.

Beyaz giymek uğursuzluk getirir.

-Ne oluyor şimdi? -Her şey yolunda, Blossom.

Hayır, Sanjay.

-Artık bu mümkün değil. -Karina, lütfen.

Çünkü…

…artık evi benim üstüme yaptın.

Bu yüzden, artık benim evimde kalmak istiyorsan…

…bu, yarı yarıya ortaklık olmaz.

Artık bütün söz hakkı bende.

Sen de bütünüyle boyun eğmek zorundasın.

Dediğim gibi,

sırf ev için evlenebilirim.

-Abla, bu kız çok edepsiz. -Enişte, ben gidiyorum.

Annesi hakaret etti, kızı oğlumuza vurdu.

Sorun halloldu herhalde.

Tanrı Şiva ile Tanrıça Parvati gibiler.

Her şey yolunda.

Çalın! Yeğenim evleniyor.

-Sanjay. -Geliyorum.

Gattu! Neredesin?

Babanın işi bitti. Banyo boşaldı.

Artık ne anlamı var? Tazyik düşmüştür.

Alt yazı çevirmeni: Aylin Güneri

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.