All language subtitles for leke4

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...

...işaret dilini kapsayan eşerişimi...

...Kanal D tarafından Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

(Erkek dış ses) Bu diziyi engelsiz.kanald.com.tr adresinden...

...izleyebilirsiniz.

www.sebeder.org

(Gerilim müziği)

Şirin!

Ne bu hâlin?

(Yasemin) Kaza mı geçirdin?

Kim yaptı sana bunu?

(Yasemin) Tamam, tamam, tamam!

Tamam.

Tamam gel. Gel buraya. Otur.

Otur. Otur, su getiriyorum hemen. Tamam mı?

(Şirin ağlıyor)

İç şunu. İç şunu.

(Duygusal müzik)

(Yasemin) Tamam geçti. Geçti tamam mı?

Şirin kim yaptı sana bunu?

(Yasemin) Şirin söyler misin kim yaptı sana bunu?

Tamam. Tamam lütfen ağlama.

(Yasemin) Tamam mı? Geçti.

Ben buradayım tamam mı? Bak bana.

Ben buradayım tamam mı?

Geçti.

Ne yapıyorsun?

Taksi çağırıyorum. Hastaneye gidiyoruz.

-Hayır hayır! Hayır hayır! -Şirin ne yapıyorsun?

(Şirin) Hastaneye gidemem.

Ne demek hastaneye gidemem?

Ağzın burnun darmadağın olmuş Şirin. Görmüyor musun?

Tamam bir dur ama hastanelik bir şeyim yok. Dur bir.

Şirin, ver şu telefonu.

(Duygusal müzik)

(Yasemin) Kimden korkuyorsun sen?

(Gerilim müziği)

Şirin, ben buradayım.

Ben senin yanındayım.

(Yasemin) Tamam mı? Bak kimseden korkmana gerek yok. Ben buradayım.

(Müzik)

Kim--

(Kapı vuruluyor)

Kapı niye açık Yasemin?

Şey, sucu bidonu taşırken açık unutmuşum.

Dikkat et ama İstanbul burası. Kapı açık bırakılır mı?

(Cem) Hazırsın galiba. Çıkalım mı?

(Yasemin) Cem ben...

(Telefon çalıyor)

(Cem) Pardon.

(Cem) Efendim hala?

Ne? Ne diyorsun hala sen?

Ne zaman? Sen iyi misin?

(Ferhan ses) Çok korktum Cem, çok.

Hâlâ elim ayağım titriyor.

Eve bir geldim, aklımı kaçırıyordum neredeyse.

(Ferhan ses) Tansiyonum da fırladı. Ortalık birbirine girmiş.

(Ferhan ses) Hiç iyi değilim.

Tamam merak etme. Geliyorum ben hemen.

Hiç gelme oğlum. Niye geleceksin?

(Ferhan ses) Olan olmuş işte.

(Cem) Geliyorum dedim hala. Hadi kapat.

-Aksiliğe bak. -(Yasemin) Ne oldu?

-Halamın evine hırsız girmiş. -(Yasemin) Ya!

Halan iyi mi peki? İyi değil mi?

(Cem) İyi iyi. Bir şeyi yok ama çok korkmuş.

Yasemin çok özür dilerim. Benim gitmem gerek halama.

Tabii ki gideceksin Cem.

Telâfi edeceğim ama söz.

Hiç sorun değil, gerçekten. Sen git hadi.

Tamam. Görüşürüz.

(Gerilim müziği)

Şirin!

(Yasemin) Şirin!

(Gerilim müziği)

Gel. Gel de şu evin hâline bak.

Boş ver evi hala. Hallolur onlar. Sen iyi misin?

Nasıl olayım? Eve bir geldim, ortalık böyle.

Polisi aradım hemen.

Nasıl olmuş? Nereden girmişler?

Polis, balkondan girmişler diyor. Ne bileyim? Bakıyorlar işte.

-(Cem) Ne çalmışlar? -Ferhan Hanım.

(Birkan) Geçmiş olsun.

Birkan Bey, geldiğiniz için teşekkür ederim.

-Geçmiş olsun. -Sağ ol.

(Ferhan) Birkan Bey emniyet amiri.

Arda'yı almaya gittiğimde çok yardımcı olmuştu.

Ben de evi bu hâlde görünce tabii...

Size de çok zahmet oldu. Sağ olun.

Ne demek efendim, görevimiz.

Var mı şüphelendiğiniz biri? Yardımcınız falan.

Genelde onlardan çıkar. Evin girdisini çıktısını bilirler.

(Ferhan) Aa yok. Dudu olamaz. 20 senedir yanımızda.

Bir iğnem bile kaybolmadı şimdiye kadar.

Neler çalınmış? Bakabildiniz mi?

Birkaç parça mücevher vardı.

Evde mi saklıyordunuz? Kasa falan yok muydu?

Yoktu. İnanın parasında değilim ama manevi değerleri çok büyüktü.

Özellikle birisinin.

Anlıyorum. Tamam. Ben bir arkadaşlarla konuşayım.

(Birkan) Nedir vaziyet?

Amirim kapı zorlanmamış. Balkondan diye tahmin ediyoruz.

Birkan Bey'i niye çağırdın hala? Ne gerek vardı yani?

Polis arkadaşlar gelmiş zaten. İşini yapıyor.

Adam amir Cem. Bu polislerin üstü. Hem dedim ya...

...bana çok yardımcı olmuştu diye.

Hanımefendi bir bakabilir misiniz?

(Ferhan) Tabii.

İyi akşamlar Burcu.

Şirin'den hiç haberin var mı? Hiç konuştunuz mu?

Yok, şey, merak ettim sadece. Telefonu kapalı da.

Tamam tamam. Sağ ol. Sağ ol.

(Gerilim müziği)

(Telefon titriyor)

Alo, Yasemin.

Alo Serpil Hanım, kusura bakmayın rahatsız ediyorum bu saatte ama...

Yok çalışıyordum. Ne oldu?

Şirin'den hiç haber aldınız mı? Yani aradı mı sizi hiç?

(Serpil) Şirin mi?

Hangi yüzle arayacakmış o beni?

(Serpil) Hiç haberim yok. Ne oldu? Bir şey mi oldu?

Az önce bana geldi de...

Dayak yemiş.

Dayak mı yemiş? Aa!

(Gerilim müziği)

-Ne yapıyorsun? -Kızım bir dur.

-(Şirin) Hayır istemiyorum. -Acıyor mu?

Acımıyor. Bir de soruyor!

Vururken sormadın ama.

Ben iki dakika yalnız bıraktım o sırada kaçmış gitmiş.

(Serpil ses) Sen de merak mı ettin?

Etme kızım etme.

O başına bir dert açtıysa da bir yolunu bulur, kurtulur.

(Serpil) O işini bilir. Sen ona bir daha bulaşma.

Siz yine de ararsa beni arar mısınız lütfen?

Aramaz, aramaz da...

...tamam ararsa söylerim.

Tamam. Sağ olun. İyi akşamlar.

Dayak yemişmiş. Gebermediğine şükretsin!

(Meto) Patron. Bir sağa çeksene. Sağa sağa.

(Kapı kapandı)

(Meto) Selamünaleyküm. Hayırlı işler.

-Aleykümselam. Hoş geldiniz. -Hoş bulduk. Afiyet olsun.

(Meto) Baba bana iki tane yarım, bir tane çeyrek...

...ama çeyreğin içini böyle bol koy. Tamam mı?

Tamam. Acılı olsun mu?

Olsun dayı, olsun. Hepsi acılı olsun.

(Gerilim müziği)

-(Meto) Ver abi. Ver, ver, ver. -(Erkek) Bunlar iki yarım.

(Erkek) Bu da çeyrek. Buyurun.

Eyvallah dayı. Sağ olasın.

-(Erkek) Teşekkür ederiz. Yine bekleriz. -Hayırlı işler. Eyvallah.

Evet. Geldi kuzu kokoreçler.

Al bakalım.

(Meto) Kızım alsana şunu. Al.

Patron buyur. Sana da aldım.

Eyvallah birader. Kesene bereket.

Afiyet şeker olsun.

Dur dur, yeme. O benim. Bu senin.

Çünkü ben sana çeyrek ekmeğe yaptırdım ama içinin kokoreci çok bol olsun dedim.

Çok lezzetli oluyor böyle. Öyle ye. Ye.

(Meto) Hadi kızım ye. Aç kalacaksın. Bir şey yemedin. Ye.

(Erkek) Acısı da iyiymiş.

İyidir tabii.

Bir şey söyleyeyim mi? Ben bu yemek konusunda yemin ediyorum...

...krallık ilan ettim. Bak yemin ediyorum.

(Serpil) Yarım akıllı.

(Gerilim müziği)

Buyurun Serpil Hanım.

(Serpil ses) Alo Meto, Şirin seninle mi?

Evet yanımda. Ne yapayım?

Gelin buraya. Getir ofise.

Tamamdır Serpil Hanım.

Getir getir.

Serpil Hanım aradı. Selamı var sana.

Ofise bekliyor seni.

(Gerilim müziği)

Kerpetenle laf çıkıyor ağzından. Kendini ne sanıyorsa?

(Telefon çalıyor)

Alo, Yasemin.

Birkan Bey, kusura bakmayın. Rahatsız ediyorum bu saatte.

Yasemin aşk olsun ama hani bey yoktu artık?

Birkan, Birkan. Ne oldu? Bir sorun mu var?

Acil bir durum var da...

...yardımcı olabilir misiniz?

Ne demek? Olurum tabii. Neredesin sen?

(Gerilim müziği)

Her taraf birbirine girmiş.

(Ferhan) Mutfak dolaplarını bile indirmişler.

(Ferhan) Hayır hiçbir şeye yanmıyorum.

Anneciğimin hatıra yüzüğü vardı. Onu almışlar. Ona içim yanıyor.

Baban o yüzüğü, Belkıs'a taktığında da çok üzülmüştüm.

Bu kadın buna layık değil. Anneciğimin yüzüğünü takma ona...

...ama yine de dinlemedi beni.

Bu eve yeni bir alarm sistemi lazım hala.

Ya, lazım galiba.

Yarın yaptırırım ben. Merak etme.

(Duygusal müzik)

Hah, Musa! Ne yaptın? Buldun mu?

Buyurun. Kaçar mı Belkıs Hanım?

Hayret. Evde saklıyormuş demek.

Bayağı aradım. Çekmecede buldum sonunda.

Çok iyi yapmışsın.

(Musa) Şüphe çekmesin diye bunları da aldım.

(Gerilim müziği)

(Belkıs) Unutmuştum bunu.

Tamam Musa. Sen gidebilirsin. Teşekkür ederim.

(Musa) Peki Belkıs Hanım.

(Kapı kapandı)

(Gerilim müziği...)

(...)

Belkıs!

Hala, mücevherlerinden başka çalınan bir şey var mı?

Yok. Tabletim yanımdaydı. Evde de para bulundurmuyorum zaten.

Moralini bozmak gibi olmasın da...

...mücevherlerinin bulunması zor.

Dur bakalım. Birkan Bey bulur belki.

Bulur bulur.

Hah, geldiniz mi? Gel, gel, gel.

Meto...

...unutturma da yeni kasa alalım.

Bu kasanın kilidi bozulmuş. Bak fareler dadanıyor.

Şirin, kızım sen geri zekâlı mısın yavrucuğum? Ha?

(Serpil) Geri zekâlı mısın?

Bak! Gel, gel, gel! Bak bakalım buraya! Bak bakalım!

Bak, gördün mü onu? Bak bak! Kim o? Tanıdın mı?

Bak bak, şu hareketlere bak.

(Serpil) Önce senetleri alıyor...

...sonra paraları alıyor.

Meto, yürek yemiş bu kız. Uyanık.

Çünkü, Serpil zengin, keriz. Çünkü ben salaktım.

Hiçbir halt bildiğim yok. Orada kamera falan yok.

Serpil Hanım ben zorunda kaldım.

Başlatma Serpil Hanım'ından da zorunda kalmandan da...

...bilmem neyinden de!

(Serpil) Kızım sen kendini ne sanıyorsun? Ha?

Çok bekletmedim değil mi?

Sorun değil. Beklerim. Ne olacak?

Geç otur.

Meraklandım. Hayırdır?

Şirin kayıp.

Şirin kim?

(Yasemin) Benim çok yakın arkadaşım.

Nasıl kayıp?

Bu akşam bana geldi.

Ağzı burnu dağılmış.

Dayak yemiş.

-Dayak mı yemiş? -(Erkek) Buyurun.

-Kim dövmüş? -Bilmiyorum ki.

Ben iki dakikalığına içeri gitmiştim...

...o sırada, geri döndüğümde yoktu.

Tamam sakin ol. Buluruz.

(Yasemin) Nasıl sakin olayım?

Ağzı yüzü darmadağın hâldeydi. Nereye gidecek o hâlde?

Belki başka bir arkadaş...

Bir dakika.

(Birkan) Bu Şirin şey değil mi?

Hani şu tekneye onun telefonunu götüreceğim diye binmiştin.

Evet, o.

Ama olmadı. Ne yapıyorsun Yasemin sen? Hâlâ görüşüyor musun bu kızla?

Tamam da ne yapacaktım?

O hâlde benim kapıma gelmiş. Git mi diyecektim?

(Birkan) Allah Allah! Sana ne?

Bu kız senin başına ne işler açtı? Unuttun mu?

Biliyorum ama yapamadım işte.

(Yasemin) 15 yaşımdan beri en yakın arkadaşım o benim.

Başına bir şey gelirse ben kendimi affetmem ki.

(Birkan) Hişt! Ağlama ama.

O güzel gözlerine yazık. Tamam.

Buluruz. Bulacağım.

(Birkan) Fotoğrafı var mı telefonunda?

Var da tek yok.

Tamam gönder sen. Ben keserim.

Tamam ben keserim o zaman.

Gönder gönder sen. Ben hallederim. Uğraşma sen.

(Gerilim müziği)

(Mesaj geldi)

Geldi.

(Gerilim müziği)

Ne yapayım ben seninle Şirin? Hı? Ne yapacağım kızım ben seninle?

Ben sana bu işleri zorla mı yaptırdım Şirin?

Geldin bana, yalvardın! Yüzüme bak!

(Serpil) Ev alacağım dedin. Çanta alacağım dedin.

Öyle değil mi? Cevap versene!

Kendin talip oldun. Sonra da geldin, ben bu işi bırakmak istiyorum dedin.

Ona da tamam dedim.

(Serpil) Ben kimseye bu işi zorla yaptırmıyorum kızım.

108 bin lira borcunu getir...

...nereye gitmek istersen git!

(Serpil) Borcu isterken iyi, ödemeye gelince yok.

Oh ne güzel hayat! Aklını başına topla Şirin!

Bir daha böyle bir şey yaparsan...

...sadece dayak yemekle kalmazsın...

...seni öldürürüm!

(Serpil) Meto, al bunu, İrem'in yanına götür.

Bir daha da böyle bir şey yaparsa...

...boynunu kır, denize at!

Şakam yok. Hadi yürü. Hadi gözüm görmesin seni! Hadi yürü!

(Serpil) Meto, şeklini şemailini de toparla.

Kendine çekidüzen versin.

İnşallah bir dert daha açmaz bu geri zekâlı başımıza!

Şirin Şirin. Şirin Acar.

Amirim kız kaç yaşında?

(Birkan ses) 22, fotoğrafını atacağım ben şimdi sana.

(Birkan ses) Karakolları bir soruştur bakalım.

(Birkan ses) Şikâyet, şiddet, bir şey gelmiş mi?

Hastane polislerini de bir yokla.

Sessiz ama 'okay'? Hadi.

Takma kafana. Bulacağız.

(Yasemin) Tamam.

Ama sen de dikkat et biraz.

Herkese güvenip böyle yüz verme. Sonra sen üzülüyorsun.

Tamam sağ olun. Çok teşekkür ederim. Ben gideyim artık.

Otur otur daha. Bir kahve daha iç.

Yok.

Zaten gece gece vaktinizi aldım sizin de.

Yok canım, ne demek? Ne güzel oturuyoruz işte.

İş var yarın.

(Yasemin) Erken kalkacağım yarın.

Ben de kalkayım o zaman.

(Gerilim müziği)

Ben bırakayım seni.

Yok. Taksi durağı var zaten şurada. Ben şimdi taksiye binerim.

Taksiye ne gerek var? Gel, ben bırakırım seni. Gel.

Araba şurada zaten.

Yok gerçekten. Siz hiç yolunuzu uzatmayın.

Yok canım, ne demek?

(Gerilim müziği)

Nasıl, daha iyi misin?

İyiyim.

Yasemin, sen de bir sürü dert içinde bir de bu kızla uğraşıyorsun.

(Birkan) Vallahi başkası olsa yapmaz.

Çok iyi niyetlisin.

Çok da güzel.

(Gerilim müziği)

Başka bir yoldan mı gidiyoruz?

Diğer tarafta trafik oluyor. Bu tünel iyi, kısa.

Bu saatte mi trafik oluyor?

Burası İstanbul Yasemin. Hem fena mı? Laflıyoruz.

Kardeşin nasıl?

İyi.

Bir şey gerekirse haber ver mutlaka.

(Gerilim müziği...)

(...)

Çok sağ olun Birkan Bey.

İnatçısın da ha!

Bey yok bir daha bak, ona göre.

Yasemin, şey, bir akşam bir yemek yiyelim, ha? Geniş geniş.

Şey, kusura bakmayın da benim pek vaktim olmuyor.

Neyse. Haberleşiriz.

Boş bir ânını yakalarım ben senin.

-İyi akşamlar. -İyi akşamlar.

(Gerilim müziği)

(Kapı kapandı)

O kasıntı sırığı arayacaksın değil mi? Koş koş, ara!

(Gerilim müziği...)

(...)

Alo, Subu.

Amirim, fotoğraf gelmedi hâlâ.

(Birkan ses) Boş ver fotoğrafı.

Kızı nasıl bulacağız amirim fotoğraf olmadan?

Aramayacaksın. Unut. Ayaklandırma şimdi milleti.

Nasıl isterseniz. Ha amirim...

-(Birkan ses) Ne var? -Hakan Müdür aradı.

-Niye cepten aramamış? -Sizi değil, beni aradı.

Neden?

Şu kızın ifadesini sordu, Yasemin.

Sen ne dedin?

Anlamaza yattım. Laf karıştırdım. Hangi kız falan dedim.

-Ee? -(Subutay ses) Birkan beni arasın dedi.

-Amirim. -Kapat tamam, kapat!

Taktı lan bu da ifade de ifade!

Ne yapacaksın kardeşim? Sen kendi işine baksana!

(Gerilim müziği)

(Telefon çalıyor)

-Alo. -Cem.

(Cem ses) Yasemin. Aradım seni, açmadın.

Telefonum sessizde kalmış benim. Şimdi gördüm aradığını.

Halan nasıl? İyi mi?

İyi iyi. Biraz korkmuş ama iyi.

Sen neredesin?

(Yasemin) Evdeyim.

-Çıkmadın yani. -(Yasemin) Yok.

Sen neredesin? Evde misin?

(Cem) Evet. Yeni geldim ben de.

Yasemin ben, çok üzgünüm konsere gidemediğimiz için.

Hiç önemli değil. Gerçekten.

Ne olacak? Başka zaman gideriz.

Yarın ne yapıyorsun?

(Yasemin ses) İş var. Çalışıyorum.

Kaçta kalkabilirsin en erken?

Nasıl yani?

En erken kaçta kalkabilirsin?

Beş...

...dört.

Yok yok. O kadar değil.

07.00'de buluşalım mı?

Ne yapacağız o saatte?

(Cem) Kahvaltı.

(Gerilim müziği)

Ne yapıyorsun?

Ne yapıyorsun öyle sessiz sessiz, hırsız gibi?

(Serpil) Ne geldin gece gece?

Şirin'i mi aldın sen?

Oo! Amma kulağı deliksin. Nereden duydun?

Almayıp ne yapacaktım pardon? Ha?

Sen gel benim kasama dadan.

Hem senetleri al hem parayı.

Üstelik kendi senedi yetmemiş, Yasemin'in senetlerini de almış. Salak!

Dedim sana bu kasa bozuk diye.

Ay! Dedin dedin!

Yeni kasa kaç para, biliyor musun sen?

Ee, saldın Meto'yu Yasemin'in oraya, tak aldı kızı. Değil mi?

Yasemin mi aradı seni?

Kız korkmuş Şirin'i öyle görünce.

Birkan, ölümü öp bırak şu kızın peşini.

Canım kardeşim, bak başımız belaya girecek.

Asıl uzak durursam girecek geri zekâlı!

Polisi mi arasaydı benim yerime?

Battıkça (***) batıyoruz. Farkında mısın sen?

Ben bütün gece burada mafyacılık oynamaktan imanım gevredi!

Yeter! Bu işler bana göre değil. Gidiyorum ben.

Saçma sapan...

Onu geçeceksin be ablacığım. Artık çok geç.

Batacağımız kadar battık.

Ha ama diyorsan ki gel gidelim notere, şirketin yarısını sana devredeyim...

...hayhay. Hiç itiraz etmem.

Ee! Yeter be!

Sen de bir tutturdun şirketin yarısı, şirketin yarısı!

Temcit pilavı gibi!

Geç otur. Bir şey konuşacağım.

Geçmiyorum!

Saat gece yarısını geçti. Gidiyorum ben. İşim var.

Birkan!

Otur lan!

Doğru konuş benimle!

Bana bir kız lazım.

Ne kızı?

(Birkan) Acele bir kız lazım.

Anladık da ne için? Ne kızı?

Yasemin'e benzeyen bir kız bulacaksın!

Birkan...

...bir kez olsun doğru dürüst bir şey iste. Bir kez!

Uzatma! Yarına kızı buluyorsun.

Ne yapacaksın kızı Birkan?

Ne dolaplar çeviriyorsun?

Allah'ım, bıktım!

Yemin ederim bıktım!

Allah'ım bana sabır ver.

(Gerilim müziği)

Buz, sen ne arıyorsun burada?

(Ekber) Merhaba.

Oo! Sana da günaydın.

(Ekber) Hoş geldin.

Günaydın. Kahvaltıya misafir kabul ediyor musun?

(Ekber) Buyursunlar, buyursunlar.

Bu ne güzel sürpriz böyle?

Merhaba. Yasemin ben.

Hoş geldin Yasemin. Çok memnun oldum.

Ben de çok memnun oldum.

Hoş geldiniz. Evet.

(Ekber) Sen de Murat olmalısın.

Senin işaret adın nedir?

(Ekber) Senin işaret adın Murat.

Böyle mi söyleniyor Murat? Çok güzel.

Simitleri bize getirdin herhâlde.

(Ekber) Ben Cem'in arkadaşı mıyım?

Evet.

Ben, Cem'in arkadaşıyım.

Sen de, öyle mi? Çok güzel.

O zaman hadi bakalım. Çaya yardım ediyorsun. Gel bakalım.

Çocuklar siz rahatınıza bakın. Gel bakalım.

Evet. Sen şimdi şurada duruyorsun.

İşaret dilini nereden biliyor?

Kız kardeşi vardı, Suna abla. İşitme engelliydi.

Nerede peki şimdi?

Kaybettik. Beş, altı yıl oldu.

-(Yasemin) Başınız sağ olsun. -Sağ ol.

(Cem) Ekber abi, buranın örtüleri nerede?

Abim şu masadan alıver. Koy bakalım oraya.

-(Cem) Sen rahatına bak. Gel böyle. -Güzel.

Bunları da.

Hayrola sabah sabah. Rüyanda beni mi gördün?

Ne yapacağım Birkan?

İşe gideceğim, hazırlanıyorum. Allah'ım sen bana sabır ver.

Hadi Birkan, ne diyeceksen de. Şirkette bir sürü işim var. Çıkacağım.

Zengin hanım, sen bu Şirin'i sal.

Efendim? Ne demekmiş o?

(Birkan ses) Sal işte. Bırak gitsin.

İş açacak başına. Bu kız rahat durmuyor ha!

(Serpil ses) Birkan sen aklını mı kaçırdın?

Kızın bana 108 bin lira borcu var.

Salayım da sırra kadem mi bassın?

108 bin de çokmuş be!

Ya çok tabii. Sağ ol.

O zaman şöyle yapıyoruz. Sen şimdi Şirin'i arıyorsun...

Ee?

(Duygusal müzik)

Hangisini sevdin?

(Ekber) Hepsini?

Ama birini daha çok sevmiş olman lazım.

(Ekber) Bunu?

Peki bu, benden sana küçük bir hatıra.

Olur olur.

Bakma ablana.

Ne diyecek?

Bana kızmaz. Al.

Ben teşekkür ederim.

(Telefon çalıyor)

Geliyorum hemen.

(Telefon çalıyor)

Birkan Bey?

Ama sen böyle beyli falan devam edersen olmaz ki Yasemin.

Neredesin sen?

Dışarıdayım, kahvaltıda.

Ne oldu, Şirin'den bir haber çıktı mı?

(Birkan ses) Yok, çıkmadı. Baktırıyorum.

Ama sen sal bu kızın ipini. Bu kızdan sana bir fayda yok.

Görüşmeye devam edersen, senin için iyi olmayacak biliyorsun değil mi?

Ama çok merak ediyorum, çok kötü bir hâldeydi.

(Yasemin) Yani en azından nasıl olduğunu bileyim.

Bak ne diyeceğim, akşam kaçta çıkıyorsun?

Yoğun çalışıyorum ben bu aralar, belli olmuyor.

(Birkan ses) Çok çalışıyorsun ama.

Ben patronunla bir konuşayım, çalıştırmasın seni bu kadar.

Şirin'den bir haber gelirse söylersiniz, değil mi?

Hemen. Ânında.

Tamam.

Sağ olun, Birkan.

Ne demek.

Görüşürüz.

Görüşeceğiz tabii Yasemin. Görüşeceğiz tabii.

Kiminle kahvaltıdasın?

Cem denen o...

Bulacağım sana da bir şeyler Cem. Bulacağım da...

...dur hele, sırayla.

Ne olmuş sabah sabah? Niye aramış, bir şey mi olmuş?

Benim çantam bulunmuş ama tabii kredi kartları falan yok içinde.

O da, iptal ettirdin mi diyor.

Allah Allah.

Sen akıl edemiyor musun da sabah sabah arıyor?

Yardımcı olmak için işte.

Nasıl çalınmıştı çantan?

Ben bir kafeye gitmiştim iş görüşmesine...

...aynı bu şekilde asmıştım çantamı sandalyeye, o sırada çalmışlar.

Karakola gittiğimde de Birkan Bey yardımcı oldu.

(Yasemin) O ilgilenmişti.

Koskoca amir...

...çalıntı çanta vakasıyla mı ilgilendi?

Yasemin...

...bu adam sana asılıyor mu?

Ne alakası var canım! Saçmalama, yok öyle bir şey.

Emin misin?

-Seni rahatsız ediyorsa bileyim. -Cem, yok diyorum.

(Gerilim müziği)

Tamam, bakma öyle.

Hiçbir şeyin seni üzmesini istemiyorum sadece. O kadar.

Tamam?

Hadi kahvaltını bitir.

(Gerilim müziği)

(Serpil dış ses) Her yerde seni arıyor.

Polisi bile aramış. Tanıdığı bir polis varmış.

Ne yapacağız Şirin? Nasıl olacak bu iş?

Serpil Hanım, ben mi söyledim polisi arasın diye?

Ağzın burnun dağılmış şekilde eve gitmişsin. Ne yapsaydı kız?

Bana bak Şirin; ne yap ne et bu kızı ikna et, düşsün yakandan.

İyi de nasıl ikna edeceğim Serpil Hanım?

(Serpil ses) Vallahi onu bilemem, sen bileceksin.

Ama ben bir daha "Ben, Şirin'i bulacağım." lafını duyarsam...

...ben gelip seni bulurum, gerisini sen düşün.

Kızım, sen bana bela mısın? İkna et, peşini bıraksın. Bu kadar söylüyorum.

Salak!

Çattık belaya!

100 bin lira borcu olmasa, nereye kadar giderse gitsin!

Şeytan görsün yüzünü!

Serpil Hanım, bir şey yapsanız.

Ne yapsak Meto?

Böyle takside falan bölsek?

Aa... Bak olur bu. Neden aklıma gelmedi?

Meto, sen ne zamandan beri bana akıl veriyorsun? Ha?

Yok, estağfurullah. Akıl değil de, hani bela oldu falan dediniz ya...

...kurtuluruz diye dedim. -(Serpil) Olduk mu o zaman?

Ben, bu kızdan sen sorumlusun demedim mi?

Meto, bu kıza mukayyet ol.

Biliyorsun, o yatmadığın cezanın üstüne bir on sene de ben ekletirim...

...girersin içeri. Çık şimdi dışarı. Çık!

(Serpil) Kapıyı da kapat arkandan.

Takside bağlasaymışım! Sana soracaktım!

Yarım akıllı.

Te Allah'ım.

Mehmet denen o (***) kalmasın o güzel makam.

Ne yapıyorsunuz bakalım? Ne konuşuyorsunuz?

(Ekber) Hiç, öyle havadan sudan sohbet ediyoruz Yasemin.

Bir CEO var ya bunların şirketinde, adam Almanya'ya gidiyor.

Onun yerine ya Cem CEO olacak ya da bu Mehmet...

(Gerilim müziği)

Ben size şöyle okkalı birer kahve yapayım mı?

Yok yok. Hiç zahmet etmeyin siz, biz zaten kalkalım artık.

Niye abiciğim, konuşuyoruz ne güzel.

Murat'ı daha yurda bırakacağız.

(Gerilim müziği...)

(...)

Korkmana gerek yok.

(Gerilim müziği)

Ebru sen misin?

Yanlış yapmaz değil mi?

Senin kızların kafalar gidik bu aralar, malum.

Yapmaz diyorum Birkan. Kız keş diyorum. Batakhaneye düşmüş.

Senin bu kızlarla işimiz var!

(Serpil ses) Birkan, Yasemin'e benzeyen kız bul dedin, buldum.

Düş artık sen de benim yakamdan. Allah Allah!

Aha! Amirim yine isyanlarda. Gel.

Tamam kapat.

Amirim biz geldik.

Görüyorum Subu.

Nasıl ama? Aynı Yasemin.

(Birkan) Hee, aynı!

Lan bu keş kim, Yasemin gibi güzellik kim.

Hayır yani, boy pos...

...saç deseniz aynı Yasemin.

Neymiş senin adın? Bir tekrar et bakayım.

Yasemin Adıvar.

-İşi sana kim verdi? -Fişek diye biri.

-Başka? -Yüzünü hiç görmedim, mesajla yazıyordu.

Güzel. Daha önce gitmiş miydin o tekneye?

Yok, ilkti. Zengin çocuklarından birinin bekârlığa veda partisiydi.

Amirim ezber tamam. Ben hallettim.

(Gerilim müziği)

Şimdi beni dinle Subu.

Alıyorsun bunu, uçuyorsunuz. Hemen bir kahve içiriyorsun.

Saç, baş, kıyafet hemen hallet.

Sonra da fotoğraf işini hallediyorsun.

Başüstüne amirim. Hadi Yasemin, gel gidelim.

Komiserim, kızımın velayeti?

Seni bir şekil yapalım, halledeceğiz.

Oo, Cem Bey!

Sabah sabah senin de çok vaktini aldık.

O ne demek. Sayenizde çok güzel bir sabah geçirdim.

Kolay gelsin.

Teşekkür ederim.

Gerçekten vay vay vay! Şuraya bak.

Görüşürüz.

(Duygusal müzik...)

(...)

Pelin haklıymışsın.

Gerçekten haklıymışsın.

-Günaydın. -(Kadın) Günaydın Cem Bey.

-Günaydın. -(Erkek) Günaydın.

-Günaydın. -(Erkek) Günaydın, hoş geldiniz.

(Cem ıslık çalıyor)

(Cem) Herkese günaydın dedim yahu.

(Cem ıslık çalıyor)

Günaydın Cem Bey, bugün ne kadar neşelisiniz.

(Gerilim müziği)

-Bu Cem'in niye ağzı kulaklarında? -Hişt.

Kesin bir şey karıştırıyor CEO'luk için.

Sen onu bunu bırak da...

...Cem'i Hoya'da çalışan kızla gördüm.

Yasemin'le?

Ben dedim sana aralarında bir şey var diye.

Vallahi bu sefer haklı çıktın.

(Mehmet) Ajansın önünde az kalsın öpüşüyorlardı.

Yetişemedim, fotoğraflarını çekiyordum vallahi. Ben burada yürürüm Pelin.

Ben buradan yürürüm.

Aklım almıyor. Sen koskoca CEO adayı...

...ajansın ayak işlerine bakan kızla senin...

Nasıl ya? Sen nasıl sevgili olursun?

Ay ne sevgilisi ya!

(Mehmet) Gördüm diyorum. Gözlerimle gördüm.

-Öpüşeceklerdi diyorum. -Takılıyorlardır. Postalayacaktır Cem.

Sen bugüne kadar bir ilişkisini gördün mü Cem'in?

Off... İlla bir tadımı kaçıracaksın. İlla yani!

Buradan bir şey çıkmaz. Sen başka bir şey bul.

Doğru diyorsun.

Benim, Oktay'a çalışmam lazım aslında.

Ya da...

...Fischer'e.

Fischer'e.

(Geçiş sesi)

Kimin CEO olacağına Oktay'ın karar vereceğini sanmıyorsun değil mi?

Sanmıyorum.

Fischer'in karar vereceğini düşünüyorum.

Peki daha indiremiyor musun bunu?

Yok vallahi. En son bu kadar indirebildim.

(Telefon çalıyor)

Dur bakayım.

Şirin arıyor.

-Açmayacaksın herhâlde? -Nasıl açmayayım Serpil Hanım.

Alo? Şirin?

Yasi.

Ohh...

Sonunda sesini duydum. Neredesin sen?

Niye aramıyorsun beni? Dün gece merak öldüm. Polise bile gittim.

-Kızım delirdin mi? Ne polisi? -Şirin, meraktan öldüm diyorum.

(Şirin ses) Tamam, merak edecek bir şey yok.

Ben aşağıdaki parktayım. Beş dakika gelir misin?

Tamam, geliyorum hemen.

(Gerilim müziği)

Bana bak, bir yanlış yapma, bu sefer Serpil Hanım'ın elinden...

...kimse kurtaramaz seni vallahi.

Niye sen ayağına gidiyorsun? Telefonda söylesin ne söyleyecekse.

Serpil Hanım lütfen. Beş dakika.

Kızım, ben senin iyiliğin için söylüyorum.

-Bu kız sağlam ayakkabı değil. -Biliyorum...

...ama kıyamıyorum işte.

Kaç senelik arkadaşım o benim, Serpil Hanım.

Arkadaşın mı? O da senin için arkadaşım diyor mu acaba?

Kızım, sen bu kız yüzünden (***) damgası yiyordun.

Neler geldi başına. Ne bağrıştık şurada.

Haklısınız ama ben inanmıyorum.

Şirin kendi isteğiyle bunu yapacak bir kız değil.

Bence biri onu tuzağa düşürdü ve o da korkuyor.

Yardıma ihtiyacı var.

Ben yardım etmeyeceksem kim yardım edecek?

Tamam anlaşıldı. Sen laftan anlamayacaksın, git kendin gör o zaman.

Çok sağ olun. Çok teşekkürler.

Şirin, Yasemin oraya geliyor.

Ağzından yanlış bir laf çıkarsa ölümlerden ölüm beğen.

Tamam Serpil Hanım.

Şirin.

İyi misin?

(Yasemin) Neredeydin?

Nereye gittin o hâlde?

İyiyim Yasi. Kırk kere mi söyleyeceğim?

Şirin, sen dünkü hâlinin farkında değilsin galiba.

-Yüzün gözün darma-- -Tamam. Amma abarttın.

Abarttım mı? Yüreğime iniyordu seni öyle görünce.

İyiyim işte Yasemin, görüyorsun.

Kim yaptı sana bunu?

Erkek arkadaşımla kavga ettim.

Erkek arkadaşın?

Ne zamandır erkek arkadaşın var senin?

(Yasemin) Bana bak...

...korkmana gerek yok.

Benim tanıdığım bir polis var, ben dün gece onu aradım.

-O bize yardım edecek. -Korktuğumu nereden çıkartıyorsun?

Polisi falan niye karıştırıyorsun Yasemin?

Rahat bırak beni. Düş yakamdan artık.

-Bunu söylemek için mi çağırdın beni? -Evet.

Mecbur kaldım çünkü.

Otuz bin tane mesaj atmışsın telefonuma.

Yalan söylüyorsun.

(Yasemin) İnanmıyorum sana, sen böyle biri değilsin.

İsteyerek yapmazsın bunu.

Hâlâ ne diyor! Ben dün akşam niye dayak yedim biliyor musun?

Erkek arkadaşımı kıskandım. Camını çerçevesini aşağıya indirdim...

...o da çok kızdı. -Sonra da bana geldin!

Evet ama kalmadım değil mi?

Aklım başıma geldi, basıp gittim hemen.

Bak...

...beni merak ediyorsun, anlıyorum.

Ama gerek yok.

Ben hayatımdan memnunum.

Arama artık beni.

Mesaj falan atma. Görmek istemiyorum.

Senden gelen tek bir mesajı dahi görmek istemiyorum.

Rahat bırak, yeter.

Yalan söylüyorsun.

Korkutuyorlar seni, tuzağa düşürmüşler. O yüzden böyle konuşuyorsun.

-Ben, seni çok iyi tanıyorum. -Neyi tanıyorsun sen?

Kimi tanıyorsun sen?

Kızım, ben senden habersiz ev aldım.

(Şirin) Aylarca ayakta uyuttum seni.

Sen dolapta marka çantamı buldun, ona bile uyanmadın.

Senin dünyadan haberin yok. Kimi tanıyorsun sen? Neyi tanıyorsun?

Bak Yasemin. Bana bak. Ben, senin gibi yaşamak istemiyorum.

Onurumdu, haysiyetimdi diye diye kardeşini ameliyat ettiremedin.

Sen; onurumdu, haysiyetimdi diye diye kardeşin sağır kaldı.

Avucuna mis gibi para saydılar, sen onu bile almadın.

Ben, senin gibi değilim.

Ben lüks yaşamak istiyorum. İyi yaşamak istiyorum.

Güzel yaşamak istiyorum.

Diyorsan ki benim de artık burama kadar geldi...

...hem mis gibi yaşarım hem de Murat ameliyat olur...

...konuşayım Fişek'le, sana da bir iş ayarlasın.

Güzel kızsın.

Tamam dersen...

Yazıklar olsun sana.

(Yasemin) Ben gerçekten hiç tanımamışım seni.

Ne hâlin varsa gör.

Kendi pisliğinde boğul.

(Yasemin) Yazıklar olsun.

(Gerilim müziği)

Sen de ne sulu göz çıktın.

Kız, benim en yakın arkadaşım Meto.

(Şirin) Benim için korkmuş.

Üzülmüş, endişelenmiş.

Onun başına ne kadar bela açtım hâlbuki.

Nereden düştüm ben bu işe?

Öde şu Serpil Hanım'ın borcunu, bırak bu işleri.

Ödeyeceğim.

Evimi geri satacağım...

...ödeyeceğim.

Kurtulacağım bu pislikten.

(Yasemin dış ses) İyi yaşamak istiyormuş.

Lüks yaşamak istiyormuş.

Bir de bana ne dedi biliyor musunuz?

Ben de tamamsam, benim için de Fişek'le konuşabilirmiş.

-Utanmaza bak ya! -Demek ki Fişek diye biri satıyor.

Ben, Birkan Bey'le konuşacağım.

Birkan da kim?

Teknede yakalandığım gece benimle ilgilenen polis.

Amir.

Ben dün gece de onu aradım zaten.

Çok yardımcı olmuştu bana.

Yardımcı olmuştu da buldu mu peki?

Bulamadı. Neden? Çünkü Şirin bulunmak istemiyor.

Kimse istemeyen birini bu işlere düşüremez Yasemin.

Kurtulmak istese kendi kurtulurdu.

Kendisi giderdi polise. Niye gitmedi? Çünkü gitmek istemiyor.

Hayatından memnun.

Öyle dedi.

Memnunmuş.

Bilmiyorum Serpil Hanım. Benim içim sızlıyor.

(Serpil) Sızlamasın Yasemin. O, kurtulmak istese kurtulurdu.

Bak, sen bu kız yüzünden...

...kardeşinin ameliyat parasını çaldırdın.

(Serpil) O hiç sana, benim yüzümden diyor mu?

Canım benim...

...sen çok iyi niyetlisin. Böyle suiistimal edilirsin.

Hadi, git toparlan şimdi.

Tamam.

“Emri daha önce yüzünü görmediğim...

...Fişek diye birinden aldım.”

Yok.

“Mesajla aldım.”

(Kapı açıldı) Amirim...

...işlem tamam.

Yasemin'in kendisi bile bu kadar Yasemin olamazdı.

'Photoshop'lu hâli bile yanından geçemez lan.

(Birkan) Neyse göndereyim de şunu-- (Telefon çalıyor)

Müdür. Hakan Müdür.

-Buyurun müdürüm. -Birkan...

...ne yaptınız? Bulabildiniz mi ifadeyi?

Bulduk, şu an size yolluyorum elektronik ortamda.

Fotosunu?

(Birkan ses) O da ekte.

Aferin Birkan. Hadi kolay gelsin koçum.

Hürmetler, saygılar müdürüm.

Hadi cümleten geçmiş olsun.

İfadede bir sorun yok gibi hı? Ne diyorsun Cevat abi?

Öyle.

Bir de fotoğraflara bakalım.

(Cevat) Şu tekne baskının güvenlik kayıtlarıyla bir karşılaştıralım derim.

Bu Birkan iyice canımı sıkmaya başladı.

Epeydir çeviriyor bir şeyler.

Ne ayak sence? Rüşvet falan?

(Cevat) Birkan deyince onlar elde bir zaten.

Başka ne yapıyor olabilir ki?

Abi bu...

...kadın ticaretinde falan parmağı olmasın bunun?

Bir dümen çeviriyor ama...

...bakalım. Ensesindeyim.

Abi gözünü seveyim şunun bir açığını yakala da...

...gönderelim şunu teşkilattan. Allah aşkına.

(Cevat) Merak etme, eli kulağında.

(Telefon çalıyor)

Efendim Arif?

Tamam koçum.

Gelmiş abi, bir bakalım.

(Hakan) Burada.

Bir saniye müdürüm...

...biraz geri gelir misiniz?

-(Hakan) Buraya mı? -Durun, tamam.

(Cevat) Birkan'ın gönderdiği şu fotoyu da açar mısınız?

Dur bak, onları şöyle yan yana koyup bir büyüteyim sana.

(Hakan) Aynı kız sanki hı?

Sanki.

Ama pek de emin olamadım şimdi.

Cevat abi, sen bu kızı canlı görmüş müydün?

Görmüş olsam foto işiyle uğraşır mıyım müdürüm?

Görmedim.

(Müzik...)

(...)

Yasemin'im, bu gece çıkmıyor musun be?

Çıkma ne yapalım. O da olur.

Şu gülüş için neler yapmazdım.

Şeytan diyor çık karşıs--

(Gerilim müziği)

(Kapı zili çalıyor)

(Duygusal müzik)

Hoş geldin.

Ben hazırım, çıkabiliriz.

Bir şey mi oldu?

Öyle güzelsin ki...

Teşekkür ederim.

(Duygusal müzik)

-Çok bekletmedim değil mi? -Yok, ben de anca hazırlandım zaten.

(Gerilim müziği)

Sakin Birkan, sakin.

(Birkan) Sakin oğlum.

(Gerilim müziği...)

(...)

-Nereye gidiyoruz? -(Cem) Sevdiğim bir kulüp var, oraya.

Hoş bir yer.

Beğenirsin umarım.

Hep gittiğin bir yer mi?

Evet.

Ne oldu? İstemiyorsan başka bir yere gidebiliriz.

Yoo, istemediğimden değil.

Neden o zaman?

Arkadaşların da orada olacak mı?

Bilmem, olur herhâlde.

Niye? Bir sakıncası mı var?

Benim için yok da...

Ee?

Yasemin…

...biz birlikte değil miyiz?

Seninle birlikte bir yola çıkmadık mı?

O zaman birlikteliğimizi herkes öğrensin.

(Duygusal müzik)

(Gerilim müziği...)

(...)

Cem!

Cem ha!

Cem!

(Gerilim müziği)

Dinço'm ne haber? Benim, Birkan Amir.

Nasıl gidiyor şartlı tahliye?

Aferin.

Beni dinle, bekle orada geliyorum şimdi.

Geliyorum dedim ulan, bekle!

Tamam.

(Araba çalıştı)

(Gerilim müziüği)

(Kulüp ortam sesi)

(Cem) Gel canım. Pardon, pardon.

-(Cem) Pardon. -Aa Cem!

-(Cem) Ece ne haber? -Vallahi ben iyiyim de, sen yoksun.

(Cem) İş güç, koşturmaca. Çıkamıyoruz pek dışarı.

İyi eğlenceler sana. Görüşürüz.

(Cem) Gel canım.

Arkadaşın mıydı?

Değil. Ama o kendini arkadaşım sanıyor.

Yasemin...

...o kız seni tanıştırmak isteyebileceğim biri değil.

Seni ancak değer verdiğim insanlarla tanıştırırım.

(Kulüp ortam sesi)

-Vay usta nerelerdesin sen? -(Cem) Barış'ım.

Hani konsere geliyordun?

Abi gelemedik, bir aksilik çıktı. Biz de mekânda dinleyelim dedik.

Biz derken?

Yasemin, kız arkadaşım.

Çok memnun oldum Yasemin, Barış ben de.

Ben tanıyorum zaten sizi. Ben de memnun oldum.

-İyi eğlenceler. -(Cem) Barış...

...abi senin şu şarkıyı söylesene.

(Gerilim müziği)

(Kulüp ortam sesi)

(Telefon çalıyor)

Kızım açsana şunu. Hadi Yasemin aç şunu aç.

Aç dedim sana be!

(Kulüp ortam sesi)

Murat'la mı ilgili?

(Barış) Arkadaşlar şimdi bir tane can dostum burada.

(Barış) Bu şarkıyı onun için söylüyoruz.

Hep beraber eşlik ederseniz çok sevineceğiz.

(Alkışlıyorlar) (Islık çalıyorlar)

(Yasemin) İnanmıyorum sana.

Ama anlamıştım bir sürpriz yapacağını.

Benim yüzümden konserini kaçırdık.

Ben de gidip yerinde dinleyelim dedim.

("Kolpa - Gurur Benim Neyime" çalıyor)

(Alkışlıyorlar)

Çok kötüsün.

"Kaldı yine ismin dilimin ucunda"

"Sonradan gelir hep aklım başıma"

"Baktım, kaldım gözlerinin içine"

"Kaçırdın gözlerini bıraktın ellerini"

"Sana ne şiirler ne şarkılar yazdım ama...

...diyemedim gitme diye"

"Olmadı yapamadım. Adam gibi unutamadım"

"Diyemedim bitti diye"

("Kolpa - Gurur Benim Neyime" çalıyor)

"Gel desen gelirim. Hadi git de ben giderim"

"Sevmesen de severim. Gurur benim neyime?"

"Kim ne derse desin söz geçmiyor ki dilime"

"Kapanırım dizlerine Gurur benim neyime?"

"Gurur benim neyime?"

"Gel desen gelirim Hadi git de ben giderim"

"Sevmesen de severim Gurur benim neyime?"

"Kim ne derse desin söz geçmiyor ki dilime"

"Kapanırım dizlerine Gurur benim neyime?"

("Kolpa - Gurur Benim Neyime" çalıyor)

Komiserim ben bıraktım bu işleri artık. Korsancılıkmış falan tövbeliyim.

-Diyorsun? -Ekmek Mushaf çarpsın, komiserim.

Ulan sus, ben çarpacağım şimdi!

Komiserim dükkân açtım. Alnımın teriyle çalışıyorum.

Başlatma ulan alnının terinden!

Sen şimdi şuna şu casus yazılımı yüklüyor musun yüklemiyor musun?

-Amirim! -(Birkan) Hişt Dinçol...

...illa şartlı tahliyemi yak mı diyorsun bana?

Laptop şifresi, mail şifresi, anası, dini, nikâhı...

...ne varsa hepsini istiyorum. -Temizim ben amirim.

Kuşlar öyle demiyor ama.

-Tamam, haftaya gelin alın o zaman. -Ne haftası ulan? İki saatin var.

(Dinçol) Aman yapamam amirim.

Dinçol buralardayım. İki saate damlarım. Yaptın yaptın, yapamadın...

...bilemiyorum artık. -Tamam amirim.

(Gerilim müziği)

"Kaldı yine ismin dilimin ucunda"

"Sonradan gelir hep aklım başıma"

"Baktım, kaldım gözlerinin içine"

"Kaçırdın gözlerini bıraktın ellerini"

"Sana ne şiirler ne şarkılar yazdım ama...

...diyemedim gitme diye"

"Olmadı yapamadım. Adam gibi unutamadım" (Fonda gerilim müziği)

"Diyemedim bitti diye" (Fonda gerilim müziği)

Ben geliyorum hemen.

(Cem) Ne oldu?

Midem bulanıyor biraz. Geliyorum.

"Gel desen gelirim Hadi git de ben giderim"

"Sevmesen de severim Gurur benim neyime?"

Allah'ım...

...karşıma çıkıyor.

"Söz geçmiyor ki dilime"

Neden karşıma çıkıyor.

"Neyime gurur benim neyime?"

"Gel desen gelirim Hadi git de ben...”

-Hazır mı Dinçol? -Hazır amirim.

Hani bir hafta sürerdi ulan?

Amirim aletin sahibi kimse biraz salakmış.

Şifre bir, bir, bir.

Casus yazılımını da yükledim. Telefonuyla da entegre. Tamamdır amirim.

Göreceğiz.

(Cem) Yasemin.

Çıkıyorum.

İyi misin?

"Olmadı yapamadım Adam gibi unutamadım"

Yasemin iyi misin?

"Diyemedim bitti diye"

Ne oldu? Neyin var?

Reflüm var da benim.

O azdı herhâlde. Kötü oldum biraz.

Canım benim. Hemen hastaneye götüreyim seni?

Yok gerek yok. İyiyim şimdi, geçer zaten.

İyi görünmüyorsun ama?

Yok, Cem gerçekten gerek yok. Geçer şimdi.

(Yasemin) Senin de geceni berbat ettim.

"Kapanırım dizlerine Gururu benim neyime?"

Saçmalama.

Hadi gidelim.

"Git de ben giderim"

"Sevmesen de severim Gururu benim neyime?"

Cem abi değil mi ulan o?

(Arda) O. Yanındaki kız kim? Tanıyor musun?

Tanıyorum. Sen de tanıyorsun.

Ben nereden tanıyorum oğlum?

Ortamlardan Kerem.

"Gururu benim neyime?"

"Kim ne derse desin söz geçmiyor ki dilime"

"Kapanırım...”

(El frenini çekti)

(Anahtar düştü) (Birkan) Allah kahretsin!

Yasemin.

Emin misin? Bak hastane şurası.

Yok, gerçekten gerek yok. İyiyim ben.

Şimdi ilacımı da içeyim, hiçbir şeyim kalmaz.

Peki.

(Gerilim müziği...)

(...)

-İlacın nerede? -(Yasemin) Mutfakta.

-(Cem) Hep oluyor mu böyle? -Yani ara sıra.

Reflü işte. Bu ara daha sık oluyor.

(Cem) Doktora gittin mi?

Gittim. Bir sürü tetkik falan istedi ama daha yaptıramadım.

(Cem) İhmal etme, baktır.

(Gerilim müziği)

Melisa çayı ister misin?

-İçerim. -(Yasemin) Tamam. Yapıyorum şimdi.

(Gerilim müziği)

(Yasemin) Sever misin?

Turgut Uyar. Çok severim.

(Cem) "Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum"

"Göğe bakalım"

(Cem) "Tuttukça güçleniyorum"

(Cem) "Kalabalık oluyorum"

"Bu senin eski zaman gözlerin"

"Yalnız gibi. Ağaçlar gibi"

"Sularım ısınsın diye bakıyorum...

...ısınıyor"

(Duygusal müzik)

(Cem) "Seni aldım...

...bana ayırdım"

"Durma...

...kendini hatırlat"

"Durma...

...göğe bakalım"

(Cem) Nefesin nane kokuyor. (Yasemin gülüyor)

(Yasemin) İlaç naneli.

(Duygusal müzik)

Yasemin...

...sende ne var bilmiyorum.

Ama sende seni çok sevmeme neden olan bir şey var.

(Duygusal müzik)

(Cem) Yasemin.

(Duygusal müzik)

Yasemin.

(Duygusal müzik)

Saçların da adın gibi kokuyor.

Artık hayattaki en büyük korkum...

...seni kaybetmek olacak.

Cem...

Beni hiç aklından çıkartma olur mu?

(Duygusal müzik)

Ben bir saniye bile çıkartamıyorum çünkü.

(Cem) Aklımdasın...

...fikrimdesin...

...kalbimdesin.

(Duygusal müzik)

Ben artık gideyim.

(Duygusal müzik)

(Müzik)

Çekecek?

Evet.

(Müzik...)

(...)

(Yasemin iç ses) Nasıl anlatacağım sana Cem?

(Yasemin iç ses) Ben sana yalan söylemek istemiyorum.

(Müzik...)

(...)

(Araba çalıştı)

(Araba sesi)

(Sessizlik...)

(...)

(Yasemin iç ses) Aşk ne güzel şeymiş.

(Yasemin iç ses) Sanki ayaklarım tüyden. Yere basmıyor.

(Yasemin iç ses) Ağzımda hep bir şeker tadı var.

(Yasemin iç ses) Yüreğim kanatlanıp uçacak sanki.

(Yasemin iç ses) Cem'in yanındayken dizlerimin bağı çözülüyor.

(Yasemin iç ses) Heyecandan titriyorum. Kucağına yığılacağım diye korkuyorum.

(Yasemin dış ses) Allah'ım bana bu aşkı yaşattığın için teşekkür ederim.

(Cem dış ses) "Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum"

(Cem iç ses) "Göğe bakalım. Tuttukça güçleniyorum"

(Cem iç ses) "Kalabalık oluyorum"

(Cem dış ses) "Bu senin eski zaman gözlerin"

(Cem dış ses) "Yalnız gibi. Ağaçlar gibi"

(Cem dış ses) “Sularım ısınsın diye bakıyorum...

...ısınıyor"

(Cem dış ses) "Seni aldım, bu sunturlu yere getirdim"

(Cem dış ses) "Sayısız penceren vardı...

...bir bir kapattım"

Cem iç ses) "Bana dönesin diye bir bir kapattım"

(Cem iç ses) "Şimdi otobüs gelir. Biner gideriz"

(Cem dış ses) "Dönmeyeceğimiz bir yer beğen"

(Cem dış ses) "Başka türlüsü güç"

(Cem dış ses) "Bir ellerin, bir ellerim yeter"

(Cem dış ses) "Belleyelim yetsin"

(Cem dış ses) "Seni aldım, bana ayırdım"

"(Cem dış ses) "Durma, kendini hatırlat"

(Cem dış ses) "Durma...

...göğe bakalım"

(Yasemin iç ses) Ama bu bir rüya. Dünyanın en güzel rüyası.

(Yasemin iç ses) Ne yazık ki bitecek.

(Yasemin iç ses) Yaşadıklarımı Cem'den ne kadar saklayabilirim ki?

(Yasemin iç ses) Geçmişimi, ailemi...

...acılarımı.

Cem'e her şeyi anlatmam gerek.

(Yasemin iç ses) O tekne gecesinde başıma gelenleri örneğin.

(Yasemin iç ses) Ama anlatamam.

(Yasemin iç ses) Anlamaz.

(Yasemin iç ses) Yine de bu rüyadan uyanıncaya kadar...

...kendimi bu aşkın içinde kaybetmek istiyorum.

(Duygusal müzik...)

(...)

(Kapı kapandı)

(Gerilim müziği)

(Birkan) "Dünyanın en güzel rüyası...

...ama ne yazık ki bitecek."

Bitecek tabii Yasemin'im, bitecek.

Ben uyandıracağım seni bu rüyadan.

(Gerilim müziği)

(Kapı açıldı)

(Kapı kapandı)

(Gerilim müziği...)

(...)

(Kapı kapandı)

Kraliçem.

Siz daha yatamadınız mı?

Neredesin sen bu saate kadar?

Geldim işte.

Merak ediyorum. Arıyorum, açmıyorsun.

-Ne var ya merak edecek? -Etmeyeyim mi?

(Belkıs) Kaç kere karakolluk oldun.

(Belkıs) Şu hâline bak, ayakta duramıyorsun.

İşine gelince şirket sahibiyim demeyi biliyorsun ama.

Allah Allah ne alakası var?

-Senin de Ferhan'dan bir farkın yok. -Doğru konuş benimle.

Ne demek şimdi o?

Ferhan da böyle işte.

Senin gibi.

Nerede kaldın?

Niye gelmedin?

Arıyorum arıyorum, açmıyorsun. Vır vır vır!

Arda...

...ben Ferhan değilim. -Hayır, Ferhan'la alakası yok.

Senin tat kaçırma şeklin, aynı Cem Yenilmez.

Hadi git yat. Saçmalıyorsun.

Ne oluyor ya?

Hayır anlamıyorum. Cem deyince herkese bir şey oluyor.

(Arda) İyi. İyi. Sen de toz kondurma Cem'e.

Tabii mükemmel çocuk.

Medarıiftihar.

(Müzik)

-Git, yat dedim. -Mükemmel çocuk...

...(***) sevgili yapıyor.

(Arda) Sorumsuz olan Arda.

Arıza olan Arda.

Ne?

(Arda) Bak...

...tanıştırayım. Cem Bey'in sevgilisi.

Orçun'un bekârlığa veda partisinde...

...biz bu kızı kiraladık.

-(Belkıs) Ne? -Ya!

Demek ki neymiş?

(Arda) Cem Yenilmez...

...o kadar da mükemmel değilmiş.

(Müzik)

-(Erkek) Çiğdem Oya. -Gel Çiğdem.

-Ayşe Ertem. -Geç canım.

(Erkek) Hocam Kurtuluş Sevgi Evi'ne.

(Kadın) Hadi geç.

-Münir Pak. Geç Münir. -(Kadın) Gel Münir.

-Ahmet Yeşil. Ahmet gel. -(Yasemin) Murat, aşkım.

-Bak geldim. -Geldi işte gördün mü?

Ne oluyor?

Hani birkaç ay sonra dağıtacaklardı çocukları Sevgi Evi'ne?

Ne bileyim Yasemin. Erkene aldılar işte.

Sen de gidiyorsun değil mi?

Orada daha az kişi olacak.

Bak göreceksin, daha çok rahat edecek çocuklar.

O ne demek? Yani...

...gidiyorsun değil mi Nevin abla?

(Yasemin) Gidiyorum de lütfen.

Bak korkutma beni. Gidiyorum de.

(Gerilim müziği)

(Kapı zili çaldı)

(Kapı otomatı açıldı)

(Gerilim müziği)

Nevin abla, biz sensiz ne yapacağız?

(Yasemin) Biliyorsun, Murat çok alıştı sana.

Deli deli konuşma Yasemin. Sanki öldük de ayrılıyoruz!

Sen olmazsan bu çocuk ne yemek yer ne su içer Nevin abla.

Bilmiyor musun sanki?

Sen onu bunu bırak da asıl velayet işini ne yaptın onu söyle.

Yok, hiçbir şey yapamadım. Aynı.

Bir avukat mı tutsan acaba kızım?

Nereye avukat tutacağım? Gırtlağıma kadar borç içindeyim.

Nereden bulacağım ben avukat parasını?

Ne zaman götürüyorlar Murat'ı?

Bilmiyorum ki. Parça parça götürüyorlar işte.

-Sedat gidiyorsun, geç. -(Kadın) Hadi bakalım yavaş yavaş.

(Erkek) Hadi koçum sen de gidiyorsun.

Ben de Murat'la birlikte gideceğim. Yerleştireceğim onu.

-Çok iyi yaparsın. -Murat, ablacığım...

...ben de seninle beraber geleceğim.

(Yasemin) Birlikte odanı yerleştireceğiz.

Yeni arkadaşlarla tanışacağız. Tamam mı?

(Telefon çalıyor)

Allah Allah! Efendim Mehtap abla?

-Yasemin yetiş hemen! Evine haciz geldi. -Ne?

Ne haczi? Benim borcum falan yok.

(Mehtap ses) Var diyorlar kızım. Koş gel hemen. Yasemin...

...evine gireceklermiş. Biri çilingir çağırmaya gitti.

Tamam, geliyorum hemen.

(Nevin) Ne oluyor? Ne haczi?

Bilmiyorum ki. Benim borcum falan yok.

Bana bak, sakın patron o senedi tahsile vermiş olmasın?

(Nevin) Hani ameliyat için almıştın ya borç?

Yok canım, yapmaz öyle şey.

Önce bana söylerdi en azından.

(Yasemin) İçeri giriyorlarmış. Ben hemen gidip bakayım.

Sen Murat'ı yalnız bırakma tamam mı? Murat'la bekle.

-Götürmesinler Murat'ı. -Tamam. Vakitlice gel.

(Yasemin) Ablacığım ben hemen gidip geleceğim...

...sen Nevin ablayla beraber bekle tamam mı?

Hemen geliyorum.

Bu kızın da çilesi!

(Müzik)

(Kapı kapandı)

-Yasemin Hanım siz misiniz? -(Yasemin) Evet, benim.

Ama benim borcum falan yok Avukat Hanım.

Yok diyor kız işte. Sizde hiç insaf yok mu?

(Mehtap) Bir de meslektaş olacaksınız. Hukukta okuyor bu kız.

Şirin Acar'a kefil olmuşsunuz. İhtiyaç kredisi çekmiş.

Evet, oldum.

Ama o çok önceydi. Altı, yedi ay önce falan.

-Niye, ödememiş mi? -(Avukat) Maalesef.

Üç kere tebligat göndermişiz, ona rağmen ödenmemiş.

Hayır, bana tebligat falan gelmedi.

Vallahi biz gönderdik.

Borç ne kadar peki?

Faiziyle birlikte 9.795 lira.

Ne?

-Benim bu borcu ödememe imkân yok. -Çok üzgünüm.

Başka bir şey yapamıyor muyuz? Başka bir çözüm yolu yok mu bunun?

(Avukat) Beş bin lirasını peşin verirseniz...

...geri kalanını taksit yapabiliriz.

Ay beş binide in, in biraz daha in.

-Maalesef. -Ay bu kız bu parayı nasıl ödesin?

Size ne kadar kolay geliyor.

(Gerilim müziği)

(Telefon çalıyor)

Vallahi bu da bir düşmedi yakandan!

Ay çok meraklıysa gelsin otursun bizimle.

O Serpil cadısı da bu kızla bağını koparacaksın diyorsa kopar yani.

Bakmaz vallahi senin gözünün yaşına. Ben sana söyleyeyim.

Hadi İrem, ojene bak sen hadi.

Üff!

Meşgule attı. Utanmaz!

İşlemleri başlatmak mecburiyetindeyim.

(Yasemin) Bir de mesaj atsam?

(Mehtap) Mesaj atsa?

(Müzik

(Mesaj geldi)

(Müzik)

"Eve haciz geldi, senin kredi borcun ödenmemiş. Beni ara."

Ah Yasemin!

(Şirin) Halledeceğim.

(Mesaj geldi)

(Yasemin) Bana birkaç gün müsaade eder misiniz?

Arkadaşım yollayacak birkaç gün içinde.

Yasemin Hanım siz zor durumda bırakmak istemem ama--

Lütfen! Sadece birkaç gün.

(Müzik...)

(...)

Kızım nereden bulacaksın o kadar parayı?

Bilmiyorum Mehtap abla.

Benim acilen yurda gitmem lazım. Murat'ı naklediyorlar bugün.

Göremezsem onu, çok üzülür.

-Hadi görüşürüz. -Hadi bakalım.

Ben kafayı yiyeceğim ama.

Bu Oktay geri zekâlısı resmen Cem'i CEO yapacak ya.

Bir dur kızım, sakin ol.

Öyle kolay değil o işler.

Bir sakin ol sen.

Oteli ara.

Fisher'i bağlat bana.

Mehmet ne yapacaksın Fisher'i şimdi?

Ara sen.

Ara hadi.

Asistanımsın bak ona göre, hadi öyle konuş.

(Müzik)

Merhaba.

(Pelin) Marine Marine'den arıyorum ben.

CEO yardımcımız Mehmet Bey, Mister Fisher'le görüşmek ister.

Teşekkürler.

Bağlıyor.

Merhaba Bay Fisher, Mehmet Tuna ben.

Marine Marine'den evet.

(Erkek) Geç Münevver.

(Erkek) Ayşe Ertem, geç Ayşe.

(Erkek) Geç.

(Erkek) Sevgi.

Yapma böyle ama.

Çok üzülüyorum. Bak gelecek ablan biraz sonra.

Hadi bakalım asma öyle suratını.

Bak herkes gidiyor.

Ablan oraya gelecek.

Orada da çok mutlu olacaksın sen.

Hadi paşam bir sen kaldın.

Kardeş az daha beklesen, ablası gelecek de.

Abla olmaz, bu son sefer.

Ablası götürsün o zaman.

Adresi veririz getirir oraya teslim eder, ha?

Nevin abla mümkün değil, bunu sen de biliyorsun.

-Hadi paşam. -(Nevin) Kuzum.

Hadi git abiyle.

-(Nevin) Hadi. -Hadi paşam.

Nerede kaldın be Yasemin?

Nerede kaldın be kuzum?

(Müzik...)

(...)

Nevin abla!

Gitti mi?

Tutamadım be Yasemin.

Çok korkmuştur şimdi.

Çok yalnız hissetmiştir kendini.

(Yasemin) Neydi adresi?

Sen söyle bana, ben hemen gideceğim.

Muratcığım, gel.

-Yavaş. -Hoş geldiniz kuzucuklarım.

Gel bakalım, gel. Hoş geldin.

Hadi bakalım gel.

Hoş geldiniz.

Hoş geldin canım.

(Kadın) Geç bakalım.

(Kadın) Hoş geldin sen de.

-(Erkek) Merhaba. -(Kadın) Merhaba.

-Hadi geç. -Muratcığım.

Bu Suat anneniz, kaynaşırsın tamam mı?

Hadi geç bakalım.

Gel bakalım, gel.

Gel, gel.

(Müzik...)

(...)

Murat nerede?

-Murat! -Sen de kimsin?

Ben Yasemin. Murat'ın ablasıyım.

-Siz kimsiniz? -Ben Suat, bu evin annesiyim.

Madem ablasısın, ne diye zebil ediyorsun yurt köşelerinde çocuğu be güzelim?

Alacağım yanıma.

Alacağım da mahkemesi sürüyor.

Nerede Murat?

Gel.

(Müzik)

Murat!

(Yasemin) Ablacığım!

(Müzik)

(Yasemin) Ablacığım.

Bak.

Burası daha güzel.

(Yasemin) Ev gibi.

Değil mi?

Evet.

Nevin teyze yok.

(Yasemin) Ama Suat teyze var.

O da çok tatlı.

(Yasemin) Değil mi?

Aa! Duymuyor mu bu?

İşitme engelli.

Eyvah eyvah! Nasıl anlaşacağız?

Yüzüne bakıp konuşursanız dudak okuyabiliyor.

Vah yavrum benim, vah bahtsızım, vah güzel çocuğum benim.

Yalnız Suat abla, acıdığını belli etmezsen sevinirim.

(Yasemin) Gücüne gidiyor çocuğun.

Ayrıca acımana da gerek yok.

Murat gayet akıllı ve sağlıklı bir çocuk.

Bu yavruların hepsine içim acıyor benim be yavrum.

Suat abla, Murat yurtta kalırken ben onu yanıma alıyordum ara ara.

Bu akşam yine ben onu yanıma alsam olur mu?

Yok, kusura bakma ablacığım.

Bu çocukların bütün mesuliyeti bende, gönderemem.

Ama daha alışamadı buraya.

Ben onu yanıma alayım bu akşam.

Yarın nasıl alışacak?

(Müzik)

Sevgi Evi mi, o ne demek?

(Yasemin) Bu yeni bir sistem.

Sekiz, dokuz tane çocuk oluyor. Başlarında da bir tane anne.

Ne güzel, ev gibi.

Hem az çocuk. Niye ağladı o kadar?

Yani evet sistem kötü bir sistem değil.

Ama Murat, Nevin ablaya çok alışık.

Aman canım çocuk o, yeni ablasına da alışır, merak etme.

Serpil Hanım.

Ne?

(Serpil) Şirin'le mi ilgili yine?

(Serpil) Ne olmuş?

Yine ne yaptı?

Bankadan kredi çekmişti.

(Serpil) Off!

Ben de kefil olmuştum. Ödememiş.

Tebligatları da saklamış.

-(Yasemin) Eve haciz geldi. -Ne kadar?

9700 küsur.

Uu!

(Serpil) Ee pes!

(Serpil) Sen hâlâ bu kız için üzülüyorsun. Ben sana bir şey diyeyim mi?

Sende bu saflık varken o kız seni daha çok kerizler.

Ee, para mı istiyorsun benden?

(Serpil) Yasemin, diyorum ki acaba ben seni nüfusuma mı alsam?

(Serpil) Öyle daha rahat olur.

Kızım zaten bana 50 bin lira borcun var.

Hayır hayır, para istemiyorum.

(Yasemin) Ek iş.

Yani ek iş çıkarsa ben çok sevinirim.

Gerekirse gece gündüz çalışırım.

(Yasemin) Üç organizasyonu birlikte yaparım.

Benim için hiç sorun değil Serpil Hanım gerçekten.

Bana bir ek iş sağlayabilirseniz…

Akmasa da damlar diyorsun.

(Serpil) Tamam, anladım. Bakarız tamam.

(Yasemin) Teşekkür ederim.

(Müzik...)

(...)

Güliz Hanım.

Merhaba, Yasemin ben.

Emre'ye Almanca dersi veriyordum.

Evet, evet.

İyiyim sağ olun. Siz nasılsınız?

Ben şey diyecektim.

Emre'nin Almanca dersine ek derse ihtiyacı var mı acaba?

(Müzik)

Nevin abla da yok.

Zaten çok zor alışıyor yeni insanlara.

Çocuklar da itip kakıyor onu.

Niye ameliyat olamadı?

Olamadı işte.

(Müzik)

Pahalı mı?

Ondan mı?

Ben yardım edebilirim Yasemin.

Cem, ne olur.

Sevgilim.

Biz birlikteyiz.

Tabii ki yardımcı olacağım.

Cem, lütfen.

-Yasemin-- -Lütfen ısrar etme.

Zaten yaşı küçük diye doktoru acele etmiyor.

(Cem) Buna alınmam mı gerekiyor bilmiyorum.

Ama yabancıymışım gibi davranıyorsun.

Ben senden para isteyecek kadar--

Ne?

Benden para isteyecek kadar bana âşık değil misin?

(Yasemin) Aksine.

Ben senden para isteyemeyecek kadar âşığım sana.

-Canım bak dinle şimdi beni-- -Aramıza para girsin istemiyorum.

Hiçbir şey olmasın aramızda.

Hiçbir şey.

(Cem) Ne zamana kadar?

Yasemin, ben sana yardımcı olabilecek güçteyim.

Lütfen.

Peki.

Sen nasıl istersen.

Davetine teşekkür ederim Mehmet.

Kabul ettiğiniz için ben teşekkür ederim.

Lütfen oturun.

-Nasılsınız? -Teşekkür ederim. Sen?

(Müzik)

Velayet davası nasıl gidiyor?

İyi.

Gidiyor işte.

Avukatın iyi mi bari?

İyi, iyi. Çok memnunum.

Çok garip.

Ne garip?

Böyle...

...sana bakarken...

...içimden bir şey akıyor sanki sana doğru.

Aşk bu, değil mi?

Böyle bir şey yani.

Bilmem.

Ama bence bu.

(Duygusal müzik...)

(...)

Hah.

Ne yaptın?

Bağladım.

Nasıl?

Bağladım işte.

Karşında Marine Marine'nin yeni CEO'su duruyor.

Şimdilik kimsenin haberi yok.

Bi-Bir dakika anlamadım.

Bir baştan anlat şunu. Nasıl oldu?

Buluştuk, konuştuk. Odesa projesinden bahsettim.

O da çok güzel dedi, bayıldı falan.

Mister Fisher dedim daha önce İstanbul'a geldiniz.

Ama hep iş konuştuk. En sonunda patlattım zaten bombayı.

İsterseniz İstanbul'da çok güzel bir gece geçirmenizi sağlayabilirim dedim.

Ee?

Ne dedi?

-Bayıldı tabii. -(Pelin) Güzel.

Peki, nasıl geçirteceksin acaba bu güzel geceyi?

Yasemin'i göndereceğim.

Cem'in sevgilisini yani.

Sen kafayı yedin.

(Pelin) Ciddi misin?

(Müzik)

Uyumaya çalış, tamam mı?

Becerebilirsem.

Yüzü gözümün önünden gitmiyor.

Ne yapıyor acaba şimdi?

Tek başına.

Hiç bilmediği bir yerde.

Murat akıllı bir çocuk.

Bulur bir yolunu.

Zamanla alışacak zaten. Hem biz de yalnız bırakmayacağız onu.

Bir şey olursa bana haber ver.

Tamam, merak etme.

Ederim.

Ne?

Merak ederim.

Neredesin, nasılsın, iyi misin, değil misin?

Hep merak edeceğim.

(Müzik)

İyi geceler.

İyi geceler.

(Duygusal müzik...)

(...)

(Hep bir ağızdan) Gol!

Aa! Hâlâ ayakta mısınız siz?

Hadi bakalım, doğru yataklara.

(Suat) Hadi bakalım oyalanmadan. Güzelce örtün üstünüzü.

Aferin.

Hadi Allah rahatlık versin hepinize.

(Müzik...)

(...)

(...)

Hayır, ben anlamadım.

Kıza gidip adam seni istiyor mu diyeceksin?

Hayır.

Kimseye bir şey söylemeyeceğim.

Hoya'dan Serpil Hanım'ı arayacağım.

Bize Yasemin Hanım'ı iş için göndermesini rica edeceğim.

O kadar kolay?

Kız da kabul edecek.

Mehmet, ya kız olay çıkarırsa?

Hayır, çıkartmaz.

Yani çıkarsa da bu Fisher'in sorunu olur.

Sen delirdin galiba.

Bir rezalet çıkarsa bunu senin yanına bırakmaz Fisher biliyorsun değil mi?

Bırakır, bırakır. Bırakmak zorunda kalır.

Ben seni hiç anlamıyorum gerçekten.

Nesini anlamıyorsun Pelin?

Kız Fisher'e evet dese de ben kazanıyorum.

Hayır dese de ben kazanıyorum.

Nasıl?

Ne işin var senin burada?

(Gerilim müziği)

Tahmin etmiştim.

İstediğimi aldım sonunda.

Sen o yüzüğe layık bir kadın değilsin Belkıs.

Onu bana geri ver.

Güldürme beni Ferhan.

Ne yapacaksın, polise mi gideceksin?

Bu kadın yüzüğümü çaldı diye.

Arda'nın gözünü boyamayı başardın.

Ama ne zamana kadar sürecek sanıyorsun bu?

(Ferhan) Arda yakında gerçeği görecek.

Annesinin nasıl bir kadın olduğu gerçeğini.

Sen...

...evinde o kıytırık mücevherlerden başka bir eksiklik hissetmedin mi?

Evet, hissettim.

Fotoğrafları almışsın.

Ama sen benim üniversite mezunu olduğumu unuttun galiba.

Ne alaka şimdi?

Yani ben senin gibi lise diplomasını dışarıdan almadım mı diyeceksin?

Yok canım, fotoğraf ‘scan’ etmek ne demek onu biliyorum diyecektim.

Yani bu fotoğraflar mail adresimde, bilgisayarda...

...uzayda yani.

Onları hiçbir zaman yok edemeyeceksin Belkıs.

(Ferhan) Arda annesinin o aşağılık hâllerini görünce...

...seninle bir daha konuşur mu sanıyorsun?

-Hele babasının-- -Cem!

Senin aile servetini nasıl yok ettiğini öğrenince ne düşünecek?

İspat edemezsin.

Ederim.

Vekâletname, Ferhancığım.

Şişli 9. Noteri, Tahsin Baydur imzalı.

Ha, içeriğini söylememe gerek de yok. Zaten biliyorsun.

(Belkıs) Bil bakalım bir kopyası kimde?

Senin o çocukların yüzüne bakmaya bile hakkın yok.

Onlara bir gün bile annelik yapmadın.

Sen yapmışsın.

Çok teşekkür ediyorum.

O kadar güzel yapmışsın ki Arda'nın başı beladan kurtulmuyor. Cem'se--

Yine ucuz oyunlar peşindesin Belkıs.

(Ferhan) Sana son kez söylüyorum.

Arda'nın üzerinden o pis ellerini çek.

Öyle mi dersin?

(Gerilim müziği)

Bak bu Cem'in yanındaki.

Evet. Aa pahalı ama geceliği 1000 Dolar.

Saçmalama!

Ferhan, Arda'ya sor.

Kızın fiyatını o biliyor.

(Gerilim müziği)

-Merhaba. -Merhaba.

Umarım bekletmedim sizi.

Yok.

Ben… Çok vaktim yok.

-O yüzden hemen konuya gireceğim. -Buyurun.

Bizim ufak bir toplantımız olacak.

Bunun için yine sizinle çalışmak istiyoruz.

Hayhay.

Nasıl bir organizasyon düşünüyorsunuz?

Ona göre bir ekip oluşturalım.

Yok, yok. Ekibe gerek yok.

Biz sadece Yasemin Hanım'la çalışmak istiyoruz.

Sadece Yasemin Hanım?

(Mehmet) Merkez direktörümüz Herr Fisher şu an İstanbul’da.

Yemekli bir toplantıda ona mihmandarlık yapmasını istiyoruz.

İlla Yasemin’i istiyorsunuz?

Evet. Kendisi çok iyi Almanca konuşuyor.

Herr Fisher'e ondan çok memnun kaldığı için tekrar onu istiyor.

Doğru, çok iyi Almanca konuşur.

Tamam, ayarlarız.

-Anlaştık o zaman. -Anlaştık.

-Merhaba. -(Kadın) Buyurun.

-Ben yetkili biriyle görüşmek istiyorum. -(Kadın) Ne konuda?

Bir daire satın almıştım. Onunla ilgili.

İleride Erdem Bey, kendisiyle görüşebilirsiniz.

Teşekkür ederim.

-Merhaba Erdem Bey, değil mi? -Evet.

Erdem Bey, ben dairemi geri vermek istiyorum da.

Tabii buyurun, ofisime geçelim.

(Müzik)

-İsminiz neydi? -(Şirin) Şirin Acar.

Ben buradan bir daire almıştım ama biraz maddi sıkıntılarım var şu anda.

Taksitleri ödeyemiyorum. Geri vermek istiyorum daireyi.

Hemen dairenizi geri vermeyi düşünmeyin Şirin Hanım.

İsterseniz ödeme konusunda size esneklik yapabiliriz.

-Vade sayınızı arttırabiliriz. -(Şirin) Yok, teşekkür ederim.

Yani ben çok sıkışık bir durumdayım. Nakit paraya ihtiyacım var.

Peki, o zaman bilgilerinizi kontrol etmem gerekiyor. Kimliğinizi alabilir miyim?

Tabii.

Buyurun.

(Şirin) Bu geri alımlarda çok kesinti oluyor mu acaba?

Tabii bir miktar kesinti oluyor.

Ya! Ne kadar mesela?

Yalnız...

Ne oldu?

Sistemde adınıza kayıtlı bir gayrimenkul göremiyorum.

Anlamadım.

Sistemde bazen yanlışlık olabiliyor. Ben tekrar bir gireyim.

Benim elimde sözleşmem de var. Onu da vereyim size.

Bir sorun mu var?

Şirin Hanım, bu daireyi nereden aldınız?

Buradan aldım. Neden?

Kim aracı oldu size?

Kırklaroğlu İnşaat’tan bir arkadaş aracı olmuştu.

Hatta birlikte gittik sizin inşaat alanına, dairelere baktık.

Ne oldu, söylesenize?

Bu sözleşme bize ait değil Şirin Hanım.

Nasıl yani size ait değil?

Maalesef. Kırklaroğlu İnşaat paravan, dolandırıcı bir şirket.

Ne?

Bizim ismimizi kullanarak birçok insanı dolandırmışlar.

Savcılığa müracaat ettik. Yasal süreç devam ediyor.

Allah'ım!

Allah'ım ne olur böyle bir şey olmasın.

Lütfen olmasın.

Çok üzgünüm. Mağdur olan çok.

(Erdem) Şirket olarak bizim de itibarımız zedelendi.

(Erdem) Yasal süreci takip eden bir tane avukat var.

İsterseniz sizi ona yönlendirebilirim.

(Gerilim müziği)

Bir su getirir misiniz?

Şirin Hanım.

İyi misiniz?

Serpil Hanım, faturalar. Buyurun.

Ver, ver.

Sağ ol.

(Müzik)

Niye geldin kızım gene sen?

İyi misin?

Hişt!

Ne oluyor be? Mekân mı basmaya başladın bir de?

Kandırdınız beni.

Sizin yüzünüzden hayatım kaydı.

Bana bak!

Benim tepemi attırma, ben sana hayat kaydırmasını gösteririm!

Ne işin var kızım burada?

Ben sana bir daha buraya gelmeyeceksin demedim mi?

Eserekli misin kızım sen? Niye laftan anlamıyorsun?

Ev falan yok.

Duydunuz mu beni? Ev falan yok!

Hepiniz bir oldunuz kandırdınız beni!

Kızım senin aklından zorun mu var?

Siz dediniz! Böyle böyle bir şirket var.

Gir oraya sen de ev sahibi ol dediniz.

Böyle dedim diye beni mi suçluyorsun, yarım akıllı?

Gazetede gördüm söyledim. Akıllı olsaydın, araştırsaydın.

(Serpil) Ben ne bileyim.

Allah Allah! Bu da başına gelen her şeyden beni sorumlu tutuyor.

-Ama-- -Ama ne?

Ne?

Gece gece geldin. Bütün keyfimi kaçırdın burada.

(Serpil) Durmadan şikâyet, durmadan ağlak ağlak hâller.

Dolandırıcıdan ev almış beni suçluyor. İyi vallahi.

Meto, al götür bunu!

(Serpil) Götür bunu gözüm görmesin!

(Serpil) Hadi!

(Serpil) Yettin be!

Durup dururken.

(Meto) Şirin, dur.

Şirin!

-Şirin! -Bırak!

Ya yeter ağladığın.

Nasıl ağlamayayım Meto?

(Şirin) Ben o eve güveniyordum.

Yasemin'e borcunu ödeyecektim.

Serpil Hanım'ın parasını verip kurtulacaktım bu işten.

Ne yapacağım şimdi?

Bak bir sakin ol.

Yeter kendini paraladın. Yeter.

Ne diyeceğim Yasemin'e? Nasıl anlatacağım?

Kızın başına neler açtım.

(Şirin) Ben bu işten çıkamam Meto.

Boğazıma kadar battım, bittim.

Sittin sene çıkamam, bittim ben, bittim.

(Şirin ağlıyor)

(Duygusal müzik)

Hadi bin arabaya, götüreyim seni.

Hadi.

(Duygusal müzik)

Evet. Evet, biliyorum.

9795 lira.

Hale Hanım bana birkaç gün müsaade etti yarısını ödemem için.

Beyefendi, ödeyeceğim.

Birkaç günün içinde ödemiş olacağım.

Tamam sağ olun. Teşekkürler.

Of.

Allah'ım bitmeyecek mi?

Yok mu bir sonu?

(Duygusal müzik)

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

Allah senin belanı versin Şirin.

Beni düşürdüğün hâllere bak.

Ben nereden bulacağım o parayı?

Nasıl ödeyeceğim?

Cem'den isteyemem.

Yok, ölürüm de isteyemem.

Ama istemezsem de öğrenecek.

(Duygusal müzik)

Of Allah'ım.

Ne yapacağım ben?

Sonra top oynayalım mı?

Tamam o zaman, sen kaleci ol.

Niyeymiş o, ben oynamak istemiyorum.

O zaman sen kaleci ol.

(Erkek çocuk) O konuşamıyor, olmaz.

Hişt, çok ayıp ama. Hadi kahvaltınızı edin bakalım.

Kahvaltı yoksa top da yok.

(Kadın) Muratcığım, sen bir şey yemedin ama.

(Kadın) Hadi.

(Erkek çocuk) At geri, gel.

(Duygusal müzik)

(Erkek çocuk) Koş! Koş!

(Erkek çocuk) At bana.

(Duygusal müzik...)

(...)

(Gerilim müziği)

Para istiyor, diyecek.

(Gerilim müziği)

Yasemin, bir gelsene, seninle bir şey konuşacağım.

(Gerilim müziği)

Hadi gözün aydın, sana ek iş çıktı.

-Gerçekten mi? -Gerçekten.

Marine Marine'in genel direktörü gelmiş Almanya'dan, Herr Fischer.

Bir toplantı varmış, senin Almancan çok iyi olduğu için seni istiyorlar.

-Onlara akşam mihmandarlık yapacaksın. -Mihmandarlık.

-Akşam mı? -Evet, akşam yemeğinde.

Bir tek ben mi olacakmışım peki?

Bilmem. Şirkette başka Almanca bilen var mı? Ben bilmiyorum şahsen.

Kaç kişi olacakmış peki yemek?

Bilmiyorum, birkaç kişi olur herhâlde. Neden soruyorsun bu soruları?

(Serpil) Ek iş istemiyor musun?

Olur mu öyle şey Serpil Hanım? İstiyorum tabii ki.

-Çok istiyorum, biliyorsunuz. -Ha iyi.

Fiyatı da çok iyi ha, günlüğü 500 Euro.

-500 Euro mu? -(Serpil) Az bile aslında.

Simültane tercümanlık yapıyor olsan bunun iki katı alman lazım.

300 Euro dediler, dedim 500'den aşağısı olmaz.

Serpil Hanım, ben çok teşekkür ederim. Gerçekten çok teşekkür ederim.

Hadi git hazırlan, sonra da bana haber ver.

Tamam. Çok teşekkürler.

Adama iki kaş göz etsen dünyayı serecek ayağının altına.

Allah'ım. Oh çok şükür.

Çok şükür çıktı.

(Telefon çalıyor)

-Efendim? -(Kadın ses) Yasemin, ben Suat.

(Suat ses) Ablam, Murat evden kaçtı.

Ne?

(Duygusal müzik...)

(...)

Suat abla, evden kaçtı ne demek?

Nereye gitmiş? Kim, biri bir şey mi yaptı?

Canım, kim ne yapacak? Tadı yoktu zaten.

Çıkmış, gitmiş.

Ne demek çıkmış gitmiş? Nereye gitmiş?

Bilsem gidip getiririm be kızım, bilmiyorum ki.

Ya başına bir şey gelirse?

Allah'ım sen yardım et.

(Yasemin) Murat, neredesin ablacığım?

(Duygusal müzik...)

(...)

(Ekber) Buyursunlar.

(Ekber) Çiko! Al oğlum.

Murat?

(Ekber) Ne işin var burada?

Ne oldu? Dur, ağlama tamam. Ağlama, ne oldu?

Oraya gitmek istemedin. Ne oldu?

(Ekber) Ablanı aramak istedin ama seni anlamadılar.

Ha, arayamadın?

Tamam. Ben ararım.

Sen aç mısın?

Açsındır, açsındır. Çiko!

-Oğlum, güzel bir karışık tost yap. Gel. -(Çiko) Hemen usta.

Gel bakalım.

(Telefon çalıyor)

Efendim Ekber abi.

Cem, Murat burada. Yasemin'in kardeşi.

-Nasıl yani? -(Ekber ses) Çıkmış gelmiş tek başına.

-Yasemin yok mu? -Yok.

-Yalnız. -Nasıl tek başına gelmiş abi?

Valla çıkmış gelmiş. Helal olsun, akıllı çocuk.

İyi de ne olmuş da gelmiş.

(Ekber ses) Oradakilerle takışmış galiba.

-Tamam, geliyorum abi ben. -Hadi.

-Ben çıkıyorum Aysun. -Cem Bey, yeni proje dosyası?

(Cem) Gelince Aysun, gelince.

Tamam Cem Bey.

Ne oldu Aysun, nereye gidiyor?

Sana ne Pelin? Sana mı hesap verecek?

(Telefon çalıyor)

Cem, Murat yok, kaçmış gitmiş.

Tamam, sakin ol. Ekber abiye gitmiş, korkacak bir şey yok.

Ekber abiye mi?

Oh. Çok şükür.

İyi miymiş peki? Nasıl gitmiş oraya?

Bilmiyorum canım. Ekber abi aradı şimdi.

Ben kahveye gelmek üzereyim zaten.

Sen de acele etme, ben Murat'la ilgileneceğim.

Yok, geliyorum ben de hemen. Orada görüşürüz.

(Cem) Ne olmuş abi?

(Cem) Niye kaçmış?

Bu, Yasemin'e telefon etmeye çalışmış ama derdini kimseye anlatamamış.

(Ekber) Oradakiler beni anlamıyor abi, diyor.

Biraz da yaramazlar bunlar galiba, çocuğu biraz itip kakmışlar.

Canım benim. Duymuyor diye ne oyunlarına katılabiliyor...

...ne de aralarına alıyorlar çocuğu.

(Ekber) Sorma, benim de içim parçalanıyor valla.

Cem, bu çocuğun ameliyat olma şansı yok mu?

-Var abi, var da... -Ee "da"sı ne?

Yasemin yardım istemiyor.

Söyledim.

Yardım edebilirim dedim, destek olabilirim dedim ama konuşturmuyor ki.

Ağırına gidiyor. E haklı da tabii.

Nesi haklı abi, Allah aşkına sen de.

Birlikteysek destek olmam gerekmiyor mu, anlamıyorum ki.

İnsan sevdiği kıza yardımcı olmayacaksa kime olacak?

Tamam, orası öyle de yani dur be oğlum.

Daha çok yenisiniz. Biraz zaman geçsin ikna edersin.

İnşallah.

(Cem) Gel, gel. Hoppa!

(Cem) Ne yapıyorsun, iyi misin?

(Duygusal müzik)

Yasemin yanına alamıyor mu peki?

Uğraşıyor abi. Davası sürüyormuş.

Çok da zordur bu işler ha.

-(Cem) Canım ya. -Siz de aynı böyleydiniz işte.

Oğlum, senin Arda'ya bir sarılman vardı çocukken, benim gözlerim dolardı.

Keşke çocuk kalabilseydik be abi.

Keşke çocuk kalabilseydik.

O zaman bir kardeşim var diyebilirdim.

Haklısın da...

...sen yine de kardeşini ihmal etme. Ara Arda'yı.

Abi aramıyor muyum sanıyorsun? Kaç kere aradım, açmıyor ki.

Kocaman adam, ne yapayım? Yakasına mı yapışayım?

Of doğru söylüyorsun.

Annen onun gözünü öyle bir boyamış ki...

...pardon, Belkıs.

Evet abi. Annem değil, Belkıs.

Cem, bir şey soracağım.

Hani geçenlerde konuşuyorduk...

...abi bilmediğin bir şeyler var senin falan dedin.

Neydi oğlum o bilmediğim şeyler?

Boş ver abi.

Bilme daha iyi.

(Duygusal müzik)

Başka?

(Anlaşılmayan konuşma)

Severmişsin.

-Böyle geçin. -Otur, otur.

Kaç saattir böyle bu serseriler?

-Epey oldu. -Hep böyleler mi?

Hep böyle yani, gırgır şamata?

Aynen. Yalnız Belkıs Hanım, Arda çok içiyor.

Sanırım madde falan da kullanıyor.

Ne diyorsun Zerrin sen? Şirkette mi?

Yok, şirkette görmedim de hâlinden anlıyorum.

Kafası uçmuş geliyor bazen.

Arda'ya hiçbir zaman güvenemeyeceğim demek.

İş hakkında bir şey bildiği yok, boş verin.

Öyle deme Zerrin. Arda'dan ümidim vardı benim.

Bir yandan da yasal işler yaparız, mis gibi olur diyordum.

Cem de etkilenir, o da gelir zamanla.

Yok.

Arda'yla olacak gibi değil.

Biz ne iş yapıyoruz diye sormuyor mu arada bir?

Sormuyor. Hatta bazen öyle basit sorular soruyor ki ben bile şaşırıyorum.

Bir de Cem'i gör.

Cem beş yıla kalmaz Marine Marine'de yurtdışı direktörü olur.

Bu da bıraktığım yerde otlar.

Arda da benim çocuğum, Cem de.

Bir Arda'nın hâline bak, bir de Cem'in.

(Müzik)

Gel bakalım buraya.

Adam.

Muratcığım, çok üzülmek yok, tamam mı?

Sen artık kocaman bir abisin.

Cem, biz çok teşekkür ederiz.

Sürekli senin de başına böyle iş açıyoruz.

Böyle şeyler söylemesen artık, bozulacağım bak.

Hadi sen Murat'ı bırak gel, bekliyorum burada.

Beklemene gerek yok. Sen git istersen.

Bekliyorum.

(Müzik...)

(...)

Muratcığım, iyi misin canım?

İyi, iyi, merak etme.

Çocuğu karşımda gördüm ya, ölsem gam yemem.

-Çok korktum valla. -Kusura bakma.

-İdareye haber vermedim. -Sağ ol Suat abla.

(Suat) Niye kaçmış? Çocuklar mı bir şey yapmış?

Valla gözümün önünden de ayırmadım aslında ama.

(Yasemin) Yok, daha alışamadı buraya.

Yeni bir yere ayak uydurması biraz zaman alıyor.

-Sen de destek olursun, değil mi? -Olmam mı?

(Yasemin) Murat.

Ben her zaman yanındayım.

Merak etme, tamam mı?

Her zaman...

...buradayım...

...buradayım.

(Duygusal müzik)

Tamam. Ben üzülmüyorum. Geçti.

Beni aramak istemiş ama bir türlü anlatamamış sana.

O muymuş derdi, hay Allah.

Su mu dedim, yemek mi dedim, bir türlü anlamadım.

Ama sonra düşündüm, dedim en iyisi yazsın.

Muratcığım.

(Müzik)

Bak sana ne vereceğim.

(Müzik...)

(...)

-Teşekkür ediyor. -Kuzum benim.

Ne varmış, bir defter bir kalem işte.

Suat abla, ben de çok teşekkür ederim.

Merak etme, ben buradayım. Alışacak.

Sen yine bir şey olursa beni ararsın, değil mi?

Sen içini ferah tut.

Ne oldu ablacığım?

Bu ne?

Mektup.

Bana mı yazdın?

Oh!

(Yasemin) "Ablacığım, beni merak ettiğini biliyorum.

Giderken ağlıyordun. Ama sakın ağlama.

Çünkü ben artık ağlamıyorum. Seni çok seviyorum.

Benim için üzülmeni istemiyorum.

Hem ben burayı çok sevdim.

(Yasemin) Bütün çocuklar da beni sevdi.

Yatmadan önce oyun oynadık, çok eğlendim.

Burada çok mutluyum. Az önce ışıkları kapattılar.

Artık uyumam lazım.

Seni çok seviyorum ablacığım. Kardeşin, Murat."

İşte ben bunu yapınca dayanamıyorum.

Abla olan benim...

...benim onu daha çok düşünmem lazım.

Ama o kendinden çok beni düşünüyor.

Canım.

(Duygusal müzik)

Hava güzelken bunun üstünü böyle açıyorlar. Açtırtayım?

(Meto) Bir de iyi gelmiştir. Değişiklik çünkü bana da yaradı, sana da iyi gelir.

-Ne yiyeceksin? -Benim canım bir şey istemiyor.

Ama o başka bir şey, yemek yemen lazım.

İnsan canı istemiyor diye aç kalır mı? Olmaz.

(Meto) Kardeş, bir bakar mısın?

Buyur abi.

Sen bize iki tane, nerede o?

Aha. "Fajita" ama böyle kombo olsun, büyüğünden.

"Fahita".

-Ne? -"Fahita".

-"Fajita" yazıyor. -"Fahita" diye okunuyor ama.

Bize iki tane...

...bu yazandan kardeşim, ben söyleyemiyorum onu, tamam?

(Meto) İki tane de ayran olsun, tatlıyı da sonra yeriz.

Çok güzel, böyle üstünden duman da çıkıyor onun, çok hoşuma gidiyor.

(Meto) Gül, gül. Biraz eğlensene.

(Meto) Bir şey diyeyim, sen böyle mutsuzken bana şey oluyor.

Ne?

Büyüklerim söylerdi. "Oğul, benim burama bir öküz oturdu."

O büyüklerime oturan öküz, benden hiç kalkmıyor şu an.

Ne işin var kardeşim senin? Öküzsün sen, benim göğü...

Buraya gir yapış, sen neyin peşindesin? Git, otla, bir şey yap.

(Meto) Terbiyesiz. Mutsuz oluyorum, onu söylemeye çalıştım.

Meto.

(Duygusal müzik)

Bu akşam gelebildiğin için çok sevinçliyim Cem.

Çok çalışıyorsun be oğlum, biraz kendine zaman ayır.

Ayırıyorum halacığım, merak etme.

Ne zaman bir kız arkadaşın olacak diye soracağım ama korkuyorum.

(Ferhan) Zaman çok kötü be oğlum.

Berke'nin başına gelenleri duyunca...

...e pes artık dedim, dünyanın çivisi çıkmış.

Berke kim hala?

Briçten arkadaşım Hanzade'nin oğlu.

Bu çocuk bir holdingde üst düzey yöneticiydi.

Basit bir kıza âşık olmuş, çıkmaya başlamışlar.

Basit derken?

Eğitimi falan yani, Berke'ye denk değil.

-Ee? -Kız (***)muş meğer.

-Ne? -(Ferhan) Gülme.

(Ferhan) Gülme. Sen Berke'yle yat, kalk, videoya çek...

...bana tecavüz etti derim, internette yayınlarım diye...

...Berke'ye şantaj yap.

Berke de ben şantaja boyun eğmem deyince...

...videoyu ta en yukarıdaki adamlara gönderiyor.

-Çocuğun kariyerine mal oldu. -O Berke'nin aptallığıymış halacığım.

O kızlar öyle dışarıdan anlaşılmıyor ki. Düzgün bir şey zannediyorsun.

(Ferhan) Dikkatli ol halacığım. Takıyorlar böyle genç yöneticilere.

(Telefon çalıyor)

Pardon.

Efendim Adalet Hanım?

Cem, Mehmet'in bu akşam Fischer'le görüşeceğinden haberin var mı?

Sebep?

Bilmiyorum. CEO olmak için kulis yapacak herhâlde.

-Sen nereden biliyorsun? -(Adalet ses) Aysun söyledi.

Pelin'le Mehmet konuşurken duymuş.

Mehmet, otelin restoranında Fischer için yer ayırttım, demiş.

Sağ olun Adalet Hanım.

-Sen bir şey yapacak mısın? -Sağ olun, iyi akşamlar.

(Gerilim müziği)

-Alo Mehmet, neredesin? -Evdeyim, takılıyorum öyle. Ne oldu?

Fischer'ın bu akşam toplantısı varmış.

Toplantı mı? O nereden çıktı?

(Cem ses) Bilmiyorum, ben de sana soruyorum işte.

Valla benim toplantıdan falan haberim yok, sen nereden duydun?

-Duydum bir yerden, neyse. -Sağlam bir yerden mi duydun?

-Kapatıyorum Mehmet, iyi geceler. -(Mehmet ses) Bir dur Cem.

(Mehmet ses) Benim bu toplantıdan haberim yok diyorum.

Nereden duydun diyorum, sağlam bir yerden mi duydun diyorum.

-Bilmiyorum dedim ya Mehmet. -(Mehmet ses) Bak ben sana söyleyeyim.

Bunlar kesin başka birini buldular, ikimizi de ekarte edecekler...

...alakasız birini getirecekler başımıza, CEO yapacaklar.

Görüşürüz.

Yasemin'den mi duymuş?

Kimden duyacak ki başka?

Mehmet, benim içim hiç rahat değil.

İnşallah elimizde patlamaz bu mesele.

Patlamayacak, merak etme.

Hayır, nasıl bu kadar rahatsın?

Hadi kız adama tokadı çaktı, ne olacak?

Hayır, neye güveniyorsun sen?

Sen başka bir şey çeviriyorsun, değil mi?

-Ben gidiyorum hala. -Nereye?

-Gitmem gerek. -Daha yemeğini bitirmedin oğlum.

İşim var halacığım, ararım seni.

-(Ferhan) Hay Allah. -Hadi görüşürüz.

(Gerilim müziği)

(Erkek) Buyurun efendim, hoş geldiniz.

-(Yasemin) İyi akşamlar. -(Erkek) İyi akşamlar.

(Gerilim müziği)

Hoş geldin.

(Gerilim müziği)

Herkes nerede?

(Gerilim müziği)

-(Erkek) Hoş geldiniz. -(Cem) Kolay gelsin.

(Fischer) Çok güzelsin.

(Gerilim müziği...)

(...)

Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...

...işaret dilini kapsayan eşerişimi Kanal D tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Sesli Betimleme Metin Yazarı: Çiğdem Banu Yeşilırmak

Seslendiren: Ünsal Coşar

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ayhan Özgören - Belgin Yılmaz...

...Bülent Temür - Çağıl Doğan - Çağrı Doğan

İşaret Dili Çevirmeni: Volkan Kurt

Son Kontroller: Ela Korgan - Fulya Akbaba - Samet Demirtaş

Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme

(Jenerik müziği...)

(...)

(...)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.