Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Dust sizi özel bir izleme deneyimine davet ediyor.
Karanlık, izole ve sakin bir okyanusun...
...bilinmeyen derinliklerini keşfetmede bize eşlik ettiğiniz için teşekkür ederiz.
Bir sürü keşfedilmemiş şeyi içinde barındırıyor.
Dalgalı yüzeyinin altında farklı bir yaşam var.
Sahilinde gezinip belli bir derinliğe kadar inseniz de...
...en meraklı gezgin olan bilim daha fazlasını ister.
Bu "Deniz Ateşi."
DENİZ ATEŞİ ÇEVİRİ: JAVAJAVA2002
Teşekkür ederim!
Seni görmek güzel!
Seni görmek de güzel.
Pasta aldın mı?
Gelmiyor musun?
Hayır.
Bak, bu parazit hadal değil.
Tamamen yanlış yerde.
Hayır, asıl sen yanlış yerdesin!
Saat kaçta gemide olmalıydın?
3:00? Ama bu önemli profesör.
Doktoran önemli değil mi yani?
Gitmezsem beni dersten bırakır mısınız?
Elimden bir şey gelmez.
Hadi bakalım.
Ama güçlü yönlerimi biliyorum. İyi bir gözlemciyim.
Kalıpları görmekte iyiyim.
Harika bir bilim insanısın. Bu söz konusu bile olamaz.
Bir başıma olmam gerek. Başka insanlarla olamam.
Bu ortam çok daha fazla...
Siobhan! Burada doğum günü pastası var.
Bu bölümde hiç arkadaşın var mı?
- Ama ben... - Git hadi!
Git ellerini kirlet. Birkaç arkadaş edin.
Gelmeyeceğini düşünmeye başlamıştım!
Üzgünüm.
Kaptan, jartiyer için bağırsağımı kullanırdı.
Düşünmesi bile korkutucu
İşte orada! Niamh Cinn-Oir!
Geldi!
Tamam.
İşin sırrı, düşünmeden atlamakta.
Hadi, elini uzat.
Siobhan, bu teyzem Ciara.
Duyduğuma göre bir bilim insanısın.
O bir büyücü!
Seni hiç hayal kırıklığına uğrattım mı?
Yani seni hayal kırıklığına uğrattığım zamanlar dışında.
Bize bir mucize lazım.
Öğrencimizle tanışın.
Nihayet geldi.
Ben Kaptan Gerard.
Bu Freya, asıl patron o.
Bir Viking'tir. Geminin direğidir.
Siobhan, değil mi?
Gerard? Omid ile konuşmayı unutma.
Johnny.
Bu konuda endişelisin.
Bu suyumuz. Çok önemli.
Tahtın varisi ne zaman geliyor?
- 3 hafta sonra. - Öyle mi?
O gelince kesinlikle başka bir şey aramaya başlayacağım.
Demek işi kaptın, ha?
Sakin ol. Aramaya başlayacağım dedim.
Evet, bunu hep diyorsun.
Pekala hanımlar.
- Hazır mıyız? - Evet.
İşini kontrol ettim. Bazı düzenlemeler yaptım.
Dinle.
- Sana borcumuz var. - Harika.
İş bitince tüm paranı alacaksın.
- Ne? - Geri döner dönmez.
Söz veriyorum. Anlaştık mı?
Skip, biliyorsun. Yakında bebeğim doğacak.
Biliyorum. Biliyorum. Tüm paranı alacaksın.
Bu konuda anlaştık mı?
- Evet. - Pekala!
Bunu telafi edeceğim!
Bu sefer bize büyük bir vurgun lazım.
Ne üzerinde çalışıyorsun?
Şey...
Derin denizdeki faunal davranış varyasyanlarını...
...tanımlıyorum ve bir taslak oluşturuyorum.
Sonra ekolojik sonuçları tahmin etmek için...
...algoritmalar ve bilgisayar simülasyonları üretiyorum.
Gemideyken ne üzerindeki çalışıyorsun demek istedim.
Avınızı fotoğraflayıp anormallikler aramalıyım.
Bu çok zor olmayacaktır. Her türlü şeyi yakalarız.
Kısa bir dalış yapmam da lazım.
Suyun altına mı?
Dalış yapıyor musun?
- Balıkçılar yüzmez. - Niye ki?
Çünkü hızlı ölmek daha iyidir.
Kimse yavaşça boğulmak istemez.
Sudi! Siobhan'la tanışmadın.
Çok da umurumdaydı dostum!
Seninle tanıştığına memnun oldu dostum.
Kaptanın bundan haberi var mı?
Artık var!
- Bir Kızıl kafa. - Ücretini çoktan harcadık.
Biliyorum, ama kötü şansa paramız yetmez.
Yani saçımın rengi kötü şans mı getirecek?
Bu konuda iki düşünce tarzı var.
Olduğum kişiyi değiştiremem.
Biliyorum, ama belki...
Fena bir fikir değil.
Demir al.
Pekala.
Bir ranza seç!
- Niye sadece 4 ranza var? - Vardiyalı çalışıyoruz.
Kimimiz uyuyor kimimiz çalışıyor.
- Vardiya ne kadar sürüyor? - Yaklaşık 2 saat uyuyoruz.
Ne? Uykusuzluk bilişi etkiler.
- Benim dilimden konuş! - Duygu patlaması yaşarsın.
Şimdi bile öyle sayılırım.
Psikoz musun?
Deniz Ateşi.
Kafana takma. Senin vardiyan yok.
Derinlerdeki tehlikelerden bizleri koru Tanrım.
Havarilerinin ağlarını dolduran Mesih'im limana sağ salim dönelim.
Amen.
Son aramanızı yapın...
...birkaç dakika sonra kapsama alanı dışındayız.
Balıkçılık bilgisi.
Şuna bak.
Evet. Evet. Evet!
Su filtrasyon sistemimiz.
Yıllarca denizde kalsak da daima tatlı suyumuz olacak.
- Bu sihir. - Sihir mi?
- Neredeki okula gittin? - Onun okuduğu okula gittim!
Doktora öğrencimiz Siobhan'ın.
Kaç filtre var?
Üç tane. Yüksek kalibre.
- İyonizer mi? - Kendin bak.
- Sen mi tasarladın? - Evet.
- Ben tasarladım. - Çok etkileyici.
Niye daha iyi bir işin yok ki?
Başarılı kişiliğinden kaynaklanıyor olmalı bu.
- Amma açık sözlüsün. - Hayır, bence...
Böyle yetenekli bir mühendis düşük statülü bir iş yapmamalı.
Evet, bilirsin, ben...
Sanırım doğru fırsatı bekliyorum.
Hey, ona dokunma!
İyi misin?
- Evet, iyiyim. - Emin misin?
- Çalışacak yere ihtiyacı var. - Burası olmaz. Çok üzgünüm.
- Çok tehlikeli. - Bana bir şey olmadı.
Ama olabilirdi.
Burada çalışabilirsin.
Her daim sessiz olmasa da...
Burası harika, teşekkür ederim.
Üşüyor musun?
Tanrım, kızıl saçlısın.
Çıkar şu şeyi.
Artık burada olduğuna göre buna alışmalıyız.
Niamh Cinn-Oir'den Sahil Güvenlik'e. Tamam.
Freya, e-postamı aldın mı?
Sana yolladıklarım yasak bölgenin koordinatlarıydı.
Siktir!
Bir sürü balık tutma umudumuz yattı!
Tamam. Yasak bölgeden geçip yolumuza gideceğiz.
Hayır, izin yok.
Bölgede balinalar ve yavruları var.
Anlaşıldı. Etrafından dolanacağız.
Orada iyi şanslar. Sahil Güvenlik kaçar.
İşte avımız gidiyor.
Zararı telafi edeceğiz.
Bunu istemiyor musun? Tamam.
Ben...
Aç mısın?
Hayır. Ben iyiyim. Sadece...
Ben...
Kapat şunu!
Her gece burada mısın?
Gel de şuna bak, gel!
Biyolüminesan bir fitoplankton.
Niamh Cinn-Oir'in hikayelerinden biri.
Sevgilisi Oisin'i kaybettiği için çok üzülüp kendini denize atmış.
Kendini mi boğmuş?
Hayır.
Hayır. O ölümsüz.
Onun saçı denizi aydınlatıyor.
Teşekkürler.
Vay canına!
Burada mı?
Sancakta balinalar var.
Ne?
Ne?
- Evet, bak! - Evet, görüyorum!
İki tane var.
- Görüyor musun? - Evet. Görüyorum!
Bir tanesi yavru bence.
Bak, peşinde bir tane var.
Onu göremiyor musun?
Hayır, görebiliyorum.
Ama balinalar genelde avlanma bölgelerinde olmaz.
Gürültüyü sevmezler.
Bir terslik var.
Yine başlama. Balinalar iyiye alamettir.
Balinalar çok iyi bir alamettir.
Bir mil kadar önümüzde başka bir balık sürüsü var. Kocaman.
Freya?
Ne?
Çok hızlı hareket ediyorlar.
- İyi misin? - Koru bizi Tanrım!
Tanrım, neye çarptık ki?
Omid, aşağıdaki hasar nedir?
Omid? Omid?
Evet, öğrenciyi aşağı gönderir misin?
Siobhan?
Bak, bir şey ahşabın dokusunu değiştiriyor.
Oraya gelelim mi?
Hayır, hayır, sorun yok.
Gidip ahşap için bir şeyler getir. Derhal.
Hadi, çabuk ol!
Bunun ne olduğunu bildiğini söyle.
Bir şeye takılmış gibiyiz!
Niamh Cinn-Oir'den Sahil Güvenlik'e. Cevap verin.
Niamh Cinn-Oir'den Sahil Güvenlik'e. Cevap verin.
Bizi yasak bölgeye sokmuşsun.
Nedir bu?
Kimyasal dökülme olabilir mi?
- Ne oluyor? - Bilmiyorum!
- Batıyor muyuz? - Bilmiyorum!
- Ne? - Siobhan, yapma şunu!
- Batıyor muyuz? - Batmıyoruz.
Kahrolası bir ahmaksın, bunu biliyor musun?
Kim bilir neye bulaştık. Her şey olabilir bu.
Tanrım...
Hareket etmemizi engelleyen bu mu?
Evet, delikten bir şey geliyor.
Tanrım!
Nedir bu?
Bir barnacle türü olabilir.
Dalış ekipmanın var mı?
Var.
Dalış yapacağını söylüyordun.
- Evet. - O dalışı şimdi yapabilir...
...ve bizi bu şeylerden kurtarabilirsin.
Ama tehlikeli olabilirler!
Anormallikler için buraya gelmedin mi?
Bak, dinle. Seni koruyacağım.
Bu bir iç çıkarma bıçağı.
Elinden geleni yap.
Oraya asla geri dönmem!
- Ne? - Ne oldu?
Neye benzediklerini tarif etsene.
- Ne? - O...
O... Tek bir hayvandı.
Kocaman bir hayvandı.
Bekle, barnacle o kadar büyük olur mu?
Hayır, barnacle değildi. Onun...
...bağ dokusu vardı.
- Neyi vardı? - Filizleri vardı.
Çok fazla filizi vardı.
Su bulanıktı. Kafası karışmış olmalı.
Freya... Bir ahtapot.
Bahse varım bir tür ahtapot.
Daha çok bir tür cnidarian gibi ama...
Bir mürekkep balığı olabilir.
Ama bir mürekkep balığıysa bilinenden çok daha büyük.
- Kocaman! - Dev mürekkep balığı!
- Vinçi hazırlayayım mı? - Çok iyi olur!
- Herkes güverteye, hadi! - Hayır!
Lütfen!
- Yardım çağırmalıyız. - İyi olacağız.
Mürekkep balığı sığ suda kendi vücut ağırlığını dengeleyemez.
Onu biraz kaldırdığımızda gevşeyecektir.
Böylece tekneyi bırakır ve biz de özgür kalırız.
Johnny, onu indir.
Devam et.
Gerard.
Vinci durdur.
Lanet olsun ya!
Hemen şunu durdurun!
Durdurun şu lanet şeyi!
Lanet olsun!
Üzgünüm, üzgünüm.
Üzgünüm. Sakinleş. Sakinleş hadi!
- Başka bir tekne var! - Ne?
Bu tarafta!
Pislikler.
İnanılmazsın.
Kârı bölüşmemiz gerek.
Daha iyi vinçleri olabilir.
Ve telsizleri.
Gerard oraya kadar tek başına kürek çekemez.
O şeye yaklaşmam. Hayatta olmaz.
Kötü bir fikir. Sahil Güvenlik'i bekleyelim.
Hadi ama. Oradaki büyük bir ticari tekne.
Bize yardım edebilirler.
Ben gelirim.
- Ben de gelirim. - Olmaz.
Ger... Üçümüz gidiyoruz.
Kimse var mı?
Güvertede kimse var mı?
İnce ağla balık tutuyorlarmış.
Çaresizlik insana her şeyi yaptırır.
Duyan var mı?
Duyan var mı?
Telsizi parçalanmışlar.
Bunu niye yapmışlar ki?
Anlayamıyorum.
Dinle.
Bir şey duymuyorum.
Ben de bunu kastetmiştim.
Gitmemiz gerek.
Kimse var mı?
Johnny, hadi.
Hadi, Siobhan.
Kimse var mı?
Kimse var mı?
Tanrım!
Lanet olsun.
Çıldırmış olmalılar.
Tanrım!
Kahretsin!
- Deniz Ateşi. - Ne?
Uykusuzluk insanı delirtir. Oaman yangını gibi yayılır.
Bu intiharı açıklayabilir ama gözlerine ne demeli?
Kuşlar çıkarmış olabilir.
Dinle, bundan kimseye bahsetme.
- Hiç mi? - Hiç!
Eve nasıl döneceğiz?
Omid?
Hey, nasıl gitti? Vinçleri var mıymış?
Kendi sorunları var.
Bize faydaları olmaz.
Size bir şey göstermek istiyoruz.
O şey bizi bıraktı! Özgürüz!
İyi olacağız dememiş miydim? Ha!
Hayvanlar bir şeyi tuzağa düşürüp sonra da gitmesine izin vermezler.
Belki de onu kaldırmayı denediğimizde yaralandı.
Sanırım savunma amaçlı bir şey salgılamş olabilir.
- Mantıklı. - Zehir de olabilir.
Biz bağışığız.
Enzim de olabilir.
Ama tekne yenmez ki.
Büyük bir sürü buraya yanaşıyor.
Ya da o şey peşimize takıldı.
Freya, yakalanmayız.
Ya o şey bizi yakalarsa?
Bize yaklaşırsa ekrandan anlarız.
Artık biliyoruz.
Tanrım, bu riskli.
Seni hiç hayal kırıklığına uğrattım mı?
Dinle, istersen hemen eve döneriz.
Ama bunu yaparsak tekneyi kaybederiz.
Tekneyi kaybederiz.
- Ağı yolla. - Evet!
Evet!
İş başındayız!
Payınla ne yapacaksın?
- Bisiklet parçaları alacağım. - Omid'in eski pas tenekesine mi?
Hey, yapma. O iyi bir bisiklet.
Hey! Bisiklet değil. O bir aşk makinesi.
Adı ne? Alice mi?
- Alison O'Reilly. - O'Reilly!
Alison O'Reilly.
Otoyolda gezineceğiz de. Bana yeni bir yağ karteli lazım.
Yağ karteli. Her kızın hayalidir.
Lanet olsun.
İyi misin?
Aslında değilim. Yaralı ve yorgunum.
Bu iş hep böyle midir?
Hayır. Bazen korkutucudur.
Denizde her şey olabilir.
Evet, ama öbür teknedeki gibi şeyler olabilir mi?
Sahil Güvenlik bununla ilgilenir. Ayrıca, bundan kötülerini gördüm.
Daha kötülerini mi gördün?
Dinle.
Sana bir tavsiye vereyim mi?
Dinle, şu an buradayız.
Güvendeyiz. Kafa yormayı bırak.
Bir dakikalığına.
Biraz dinlen.
Bunun yerine ne yapacağım ki?
Benimle flört mü ediyorsun?
Hayır.
Çünkü benimle flört eden başkaları da oldu!
- Evet, eminim ki... - Hayır, kastettiğim...
Kastettiğim şey...
Eğer öyleyse bu bana da uyar.
Şu ana kadarki en iyi avımız.
Nihayet kötü şanstan kurtulduk.
Evet, artık zamanı gelmişti!
- Selam arkadaşlar. - Yumurtalıklar!
- Kafanı kolla, dostum! - Temiz havlu yok mu ya?
Zaten duş aldın. Şu haline bak, dostum!
Sümüksü madde her yerime yapıştı.
Johnny, teyzen bu gece senin mutfak görevinde olduğunu söyledi.
Evet. Doğrudur.
İyi misiniz?
Hey, hadi, otur.
- Omid. - Evet?
Babalık sorumluluklarına hazır mısın?
Ateşli görünüyorsun.
Teşekkür ederim. Bence sen de öylesin.
Ama ilk önce sen söyledin.
Ateşin olduğunu kastetmiştim.
Olamaz, az önce duş aldım.
Evet, tam yarım saat sürdü!
Bir koku alıyor musunuz arkadaşlar?
Bu pislikten geliyormuş!
Afedersin ama son günlerde hiç aynaya baktın mı?
Yüzünde siyah bir şey var!
Pekala millet, kızıl kafa...
...şu ana kadarki en iyi öğrencimiz.
- Haksız mıyım? - Ağzına sağlık!
- Çok soğukkanlı! - Evet, öyle.
Evet, vinçin durdurma frenini bulmaya çalışmadığı sürece!
Elbette, sen daha berbattın.
Sana spagetti yemeyi öğretmeliydik.
Hayır, spagetti aptalca ve bunu sen de biliyorsun.
- Motoru az daha yok eden kimdi? - Etmiyordum. Hiç de bile.
Halatın pervanenin yanına düşmesine seyirci kaldın.
Halat pervaneye dolansa çok kötü olurdu.
- Tutukluk yapar, motor dururdu. - İyi yaptığım bir şeyler olmalı.
Sonuçta gemi mühendisiyim, değil mi?
En iyi öğrencimizin şerefine içelim hadi.
Şerefe.
İyi misin?
Hadi, gidip yüzelim.
Dur biraz, ne dedi o?
Yüzmek istediğini söyledi.
- Onu durdursana! - Tanrım.
Nereye gidiyor?
- Johnny, dur. - İyiyim! İyiyim!
Bırakın beni. İyiyim. Denize girip yüzelim.
Hadi denize dalalım.
30 saniyelik kısa bir dalış olacak, tamam mı?
- Yapma! - Hadi.
- Yüzmeye gidelim. - Suya girmiyorsun.
- Hayır, hayır, dur! - Suya girmiyorsun.
Çok iyiyim ya!
Sakinleş hadi.
Bu çılgınca. Denizde lanet bir yaratık var!
Nasıl bir aptal bir kızı etkilemek için bir yalandan dalmaya gider ki?
- Ne oluyor, Johnny? - Neyin var?
Bir şeyim yok.
Eğer bu tekneye uyuşturucu getirdiysen...
Getirmedim. Getirmem de.
- Ona bir şey mi verdin? - Hayır, ateşi var.
Sanırım eli enfeksiyon kapmış.
- Eline bakayım. - İyiyim. İyiyim.
Biraz uyursam geçer.
Johnny, gözüne bakmamı ister misin?
Ne?
- Galiba bir şey gördüm. - Bir bakayım.
Bana doğru yaklaş.
Bir şey görmüyorum.
Evet. Ben iyiyim demiştim.
Gölgelerde dolanma. Kafanı boşalt! Sana gelirsek...
...gidip biraz uyu.
Tamam. Gidip yüzümü yıkayayım.
Lanet olsun!
Tanrım, Johnny!
Sakin ol!
- Bakayım, bakayım! - Ne oldu?
İyisin, sakin ol!
Ben... Göremiyorum.
Johnny!
Hayır! Hayır! Tanrım!
Yardım et! Kaldır beni, lütfen.
Ne oldu?
Johnny, Johnny!
İyi olacaksın.
Aman Tanrım!
Johnny!
Tanrım!
Geri çekil. Bir şeye dokunma!
Geri çekilin! Geri çekilin!
Derhal benimle gelin. Benimle gelin.
Seni seviyorum.
Dinleyin, gözlerinde parazit vardı.
- Ne? Nasıl? - Suya karıştılar.
Gidip kapatayım.
Sudi nerede?
Sudi! Duşu kapat!
- Git başımdan! - Şaka yapmıyorum!
Derhal duşu kapat!
Sudi! Sudi?!
Sudi, lütfen! Dinle beni! Kapıyı aç!
Pislikler!
Hadi Sudi! Duşu kapat!
Suyu kapat! Hey, dinle beni.
Kapıyı aç.
Derhal kapıyı aç!
Sudi! Sudi, lütfen. Dinle beni!
Pekala. İyisin. iyisin.
Sorun yok.
Buraya gel.
Tamam.
Johnny...
Yanındayım. İyi olacaksın.
İyi olacaksın.
Çelikten geçmiş.
Tanrım!
Kahretsin!
Sorun yok, filtreymiş.
Bu borulardaki su nereye gidiyor?
Artık hiçbir şey girip çıkamaz.
Tek giriş çıkış yolu bu kapak.
Kapağı açmalıyız.
Kafayı mı yedin?
Onları tanımlayabilirsem bunu lehimize kullanırız.
Tak şunu.
Lütfen dikkatli ol.
Onlar ne ki?
Bilmiyorum. Ama sanırım...
...larva olabilirler.
O şeyleri tanktan çıkarmalıyız.
Boşaltalım onu!
Ne bekliyorsun? Tanrı aşkına!
- Nasıl? Pompamız yok. - Aynen.
- Bize temiz su lazım. - Kaynatırız.
İçme suyu için ne yapacağız?
Onları tanktan çıkartalım!
Çelik su filtrelerinden geçtiler.
Birkaç saat içinde öleceklerdir.
Pekala, tamam. Hepimiz kederliyiz.
Ne dedin sen?
Yanılmıyorsam...
...onlar tuzlu su larvası ve şu anda tatlı sudalar.
Birkaç saate öleceklerdir.
Pekala. Kız haklı.
Johnny böyle mi ısırıldı?
Hayır. Hayır. Böyle değildi.
Şu an konumuza odaklanalım.
Öbür teknedekiler ne dedi, ha?
Hiçbir şey. Hepsi ölmüştü.
Deniz Ateşi'ydi. İntihar etmişler.
Değil mi? Pekala.
Mantıklı düşünmeliyiz, tamam mı?
Omid....
...Sudi'yi yatağa götür ve...
Sen ve Siobhan suyu kontrol edin.
- 2 saat sonra. - Tamam, güzel.
Johnny için şafakta dua ederiz.
Şimdi biraz dinlenelim. İlk nöbet sende.
- Ne? - O iyi, Ciara.
İyi misin? Öyle mi? Tamam.
O adımı bile bilmiyor, dostum.
Alison O'Reilly.
Onunla hiç konuşamadım.
Neden bahsediyorsun sen?
Doğru anı bekliyordum.
Doğru anı mı?
Ama şimdi...
İyisin.
Buna inanamıyorum.
Vakit geldi.
- Ölmüşler mi? - Sanırım ölmüşler.
Öyle mi?
Tankı içeriden yemeleri çok uzun sürmez.
Güçsüzleşip sayıları azalacaktır.
Sabırla beklememiz gerek.
Ölmüş olmasına rağmen yine de bize yardım eder.
Ona inanan herkes sonsuza dek yaşayacak.
Hiç ölmeyecek.
Yüce Meryem Anamız.
Tanrı seni kutsadı.
Ve rahminden İsa dünyaya geldi.
Uyumanı sağlayacak bir ilacın var mı?
Dinle, gerekirse motoru yak.
Ama bizi derhal eve götür.
Ne yapıyorsun?
Hala kanaman var.
Her şey bulanık.
Johnny'e de böyle mi oldu?
Hayır, onun ateşi vardı.
Çok kan kaybettin. Bu gözlerini etkiliyor.
Yani kör mü mü olacağım?
- Evet, geçici olabilir. - Olabilir mi?
Dinle. Çok üzgünüm.
Sana şu an yardım edemem. Konsantre olmam gerek.
Lanet olası kızıl kafa.
Sen olmasan bunların hiçbiri olmazdı!
Tesadüf ve sebep ayrımını yapamıyorsun.
Saçımın rengi ve bu olay tamamen tesadüf.
Sümüksü maddeydi.
Kendini tekneye bağlayan o şey.
Teknemizi bir hayvana benzetmiş olmalı.
Muhtemelen balinaya.
Ve bize yapıştığında...
...progeneratif bir madde salgıladı.
Johnny'nin açık bir yarası vardı.
Yani, bu sümüksü madde Johnny'nin kanına karıştı.
Ve içinde yumurtalar mı vardı?
Yoktu. Oluştu.
Hala canlılar.
Sudi'nin açık yaraları var ve hepimizde kesikler var.
Hepimiz Johnny gibi enfekte olmaya karşı savunmasızız.
Çoktan olmadıysak tabii.
İyi haberlerin var mı?
O yumurtaları hemen öldürmeliyiz.
- Ama nasıl?! - Bilmiyorum!
Bir laboratuvarda davranış kalıplarını inceliyorum ben.
Bir şeyleri öldüren sensin.
Buraya ver.
Al.
Bu işe yaramaz.
Ne yapacağız peki?
Ultraviyole ışık yapabilir misin?
Niye ki?
Öbür hadopelajik türlerin yumurtaları yoğun ultraviyole ışıkla öldürülüyor.
Akıllı telefonun var mı?
Tishreen Üniversitesi'ndeki bir barda öğrendim bunu.
Neredeki o?
Suriye.
Karınla orada mı tanıştın?
- Nasıl tahmin ettin? - Tahmin etmedim ki.
Davranış kalıpları üzerinde çalışıyorum.
Alyansına dokunuyordun.
- Çok ufak. - Bir test edelim.
İşe yararsa daha büyüğünü yaparız.
Aptalca bir fikirdi zaten.
Eve ne zaman varacağız?
30 dakikaya varırız.
Hepimiz o zamana dek enfekte oluruz.
Omid.
Başka bir aptalca fikrim var.
Delirdin mi?
Dezenfektan ve ultraviyole ışık yumurtaları öldürmedi.
Sen de Niamh'a elektrik vermek mi istiyorsun yani?
Evet. ARC kaynak makinesini kullanırız.
İletken olarak deniz suyu kullanıp teknenin etrafında akım oluştururuz.
Hadi, lastik çizme giyersek bize hiçbir şey olmayacaktır.
Bu sorumluluğu alıyor musun?
Dur biraz!
Pervaneler ve motor ne olacak?
Onları izole etmeye çalışacağım.
Çalışacaksın demek!
Yangın çıkarsa ne olacak?
Kafayı mı yediniz?
Olmaz!
Hayatta olmaz!
Teknemi riske atamam!
Her şekilde risk altında.
Teknen ve biz risk altındayız.
Kahretsin! Bu resmen delilik!
Omid'in halledeceğinden eminim.
Tamam. Yap hadi.
Omid?
Yangın mı çıktı?
Hayır, bu sadece yüzey elektriği.
İşe yaradı mı?
- Sanırım. - Teşekkür ederim.
Enfekte olmadığımızdan emin olunca karaya çıkalım.
Enfekte değiliz.
Johnny, enfekte olduktan 36 saat sonra belirti gösterdi.
Yani, yumurtaları yok ettik.
- Ama 36 saat beklemeliyiz. - Bu gece karaya çıkacağız.
Freya, içimizden biri enfekteyse o zaman...
O zaman hastanede daha iyi oluruz.
Freya, bekle! Noel Adası'nı biliyor musun?
- Neyi? - Eskiden...
...dünyada en çok kırmızı yengecin olduğu bir yerdi.
- Yani? - Birkaç sarı karınca gelip....
...kırmızı yengeçleri kör etti. Sadece birkaç karınca hem de.
Adada artık kırmızı yengeç kalmadı.
Ne demek istediğimi anladın mı?
Evet. Yengeçlerin hastaneye gitmesi gerekirdi.
Bu benim işim.
- Türlerin faunal davranış... - Evet, bir laboratuvarda.
Ama burası gerçek dünya. Biz de gerçek insanlarız.
Gerçek dünyada karaya çıktığımızda aramızdan bir kişi bile enfekteyse...
...bu bir sürü insana bulaşacaktır.
Sudi benim sorumluluğumda.
Ve ölümcül bir kanaması var.
Burada konu sadece Sudi değil.
Mürettebatımdan birini daha kaybedemem.
Omid, bana yardım etmelisin.
Hangi konuda?
Limana vardığımızda herkesi teknede tutmama yardım et.
Böyle bir şey olmayacak.
Kara kokusunu aldığımız gibi hepimiz bu tekneden ineceğiz.
Enfekte olmadığımızı öğrenene dek inemeyiz!
Sudi'yi gördün mü?
Onu gördün mü?
Acil yardım alması lazım.
Nerede yaşıyorsun?
Galway'da.
Galway'de 200 bin insan var, değil mi?
- Evet. Yaklaşık o kadar. - Tüm o hayatları...
...riske atmaya değmez bu.
200 bin insanı yani.
Haklı olabilirsin.
Ama başkaları riskte olmasın diye bu fakir çocuk ölsün mü?
Gözlerimi açık mı tutayım yoksa kapayayım mı?
Açık tut.
İyi olacaksın.
İyi olacaksın.
Sudi?
Tanrı umudumuz ve dayanağımızdır.
Tanrı umudumuzdur.
Denizin ortasında olsak da korkmayacağız.
Tanrı bizimle beraber ve bizi koruyacaktır.
Amen.
Kendimizi karantinaya almalıyız.
Senin bir hayatın olmayabilir ama bizim sorumluluklarımız var.
Dinle. Omid'in karısı hamile.
Onları eve götürmeliyiz.
İsterlerse hastaneye giderler.
- Artık susup buradan git! - Ama beni anlamıyorsunuz!
Ne dediğimi duymadın mı?
Ha?
İyi misin?
Ger nasıl?
Sorduğun buysa enfekte değil.
Hayır! Hayır! Hayır!
Lanet olsun ya! Buraya gel.
Motor neden durdu?
Söyle onlara.
Tekneyi devre dışı bıraktım.
Ne?
Tekneyi devre dışı bıraktım.
Hey! Hey, hey, hey!
Senin sorunun ne be?
- Hepimizde kesikler var. - Ama yumurtaları öldürdük!
Öncesinde enfekte olmuş olabiliriz!
- Öyleyse yardım alırız! - Yardım falan olmayacak!
Pekala.
Burada öylece oturup ölmemizi mi istiyorsun?
Enfekte olmadığımızdan emin olana kadar teknede kalmamızı istiyorum.
- Lanet 36 saatin. - Bu benim için değil.
Senin ailen için.
Senin kocan için. Senin çocuğun için.
İsterseniz beni suçlayın.
Harekete geçmemiz gerek.
Sorumluluk almak zorundayız.
Dinle, buna ben sebep oldum.
Öyle söyleme.
Bunu yapmana ben izin verdim.
O şey bizi bıraktığında evimize dönebilirdik.
Ama burada kalma kararı aldım.
Hepsi senin suçun değil.
Kim bilir sırada ne var!
Ölmeden önce Johnny'in gözünde bir şey görmüştün, değil mi?
Evet.
Bizi de kontrol etmeni istiyorum.
Bir şey görmüyorum.
Sana bakmamı ister misin?
- Bir şey görmüyorum. - Tekrar bak. Çok ufak.
Hayır, bir şey görmüyorum.
Bana bak.
Sen değil. Omid baksın.
Hadi ama. Bırak baksın kız.
Sanırım bir şeyin yok.
Tamam. Sıra bende.
Bir şey görmüyorum.
- Tamam. - Bizi boşuna korkuttu.
Bana bakmadın.
Sana bakmama gerek yok.
Ne?
Ver o şeyi bana.
Kahretsin!
- Tanrım, üzgünüm, üzgünüm. - Sorun yok, sorun yok.
Sorun yok, sorun yok.
- Sorun yok. - Hayır. Dinle.
- O yer. - Gerard, yapma.
Orada olmamamız gerekiyordu.
- Ne? - Ne demek istiyorsun?
Rotayı değiştirdim ve kimseye söylemedim.
Bizi yasak bölgeye soktum.
Bu yüzden balinaları gördük.
Hadi.
- Rotayı mı değiştirdin? - Elbette değiştirdim.
Sahil Güvenlik nerede olduğumuzu biliyor mu?
Bunu biliyor muydun?
- Ger, hadi. - Ciara...
- Bence gitmelisin. - Hadi.
- Seni piç kurusu! - Kes şunu!
- Johnny öldü! - Biz aileyiz!
Öyle mi? Benim kendi ailem var.
Çok üzgünüm.
Üzgünüm.
Çok üzgünüm.
Küçük sarışın kafasına bak.
Küçük Niamh.
Başımıza bu kadar kötü bir şey geleceğini düşünmemiştim.
Ölmekten korkmuyorum.
Böylece onu tekrar göreceğim.
Bekle!
Bekle!
Bekle!
Öldür beni.
Freya.
Freya!
Kayığı mı alıyorsun?
Bulunma şansımızı iki katına çıkarıyorum.
Kes şunu lütfen! Dinle!
O şeyle kıyıya 3 günde anca varırsın!
- Karantina diyelim. - Hadi Freya, lütfen.
Pruvada, sentetik tiner ve birkaç ıvır zıvır var.
İşaret fişeği yaparsın. Ayrıca şişme bir bot var.
Hey, lütfen.
Niamh Cinn-Oir ne olacak peki?
Tekneye ne istersen yapabilirsin.
Sıradan bir tekne sonuçta.
Teknenin içinde.
Tatlı su mu? Tatlı suda yaşıyorlar!
- Tek bir hayvan sanırım. - Evet.
Birbirlerini kurbağa yavruları gibi yiyip tek bir hayvana dönüştüler.
Peki bu hayvanı tekneden nasıl çıkaracağız?
Sersemleterek.
Tanka elektrik vereceğiz.
Hayır, olmaz. Bu dediğin anca tuzlu suda işe yarar.
Tamam. Tamam, tamam. Parazitik bir yaşam döngüsü.
Hadopelajik.
Ama basınç sorun olmuyor.
Öyle mi?
O...
Hadopelajik.
Evet, o dediğinden.
O yüzden de aşırı soğuğu sever. Tankı ısıtmalıyız.
- Ne, bu onu öldürür mü? - Hayır.
- Ama yavaşlatacaktır. - Onu öldürmemize yeter mi?
Onu güvenli şekilde vahşi doğaya salmamıza yeter bu.
Bekle, kafayı mı yedin sen?
- Nadir bir hayvan o. - Evet, biz de öyleyiz.
- Biz zekiyiz. - O tartışılır.
Bu bizim görevimiz. O şu an yanlış yerde.
Tek istediği hayatta kalmak. Tıpkı bizim gibi.
Yani seni öldürmek isteyen bir şeyi korumak için ölümü göze mi alıyorsun?
Tankı nasıl ısıtırız ki?
Hadi öğrenelim.
Şimdi mi?
Omid!
Gövdesinin her yerindeler.
Yiyecekleri al.
- Batıyor muyuz? - Batıyoruz.
Sentetik tiner.
- Bir fener yapabiliriz. - Neyle?
Tamam, hazır mısın?
Hayır.
Gidelim.
Omid! Çabuk!
Yüzemiyorum!
Omid!
Elimi tut!
Elimi tut! Tut!
Hayır! Hayır!
Omid! Kendini çek!
Teşekkür ederim!
Teşekkür ederim.
Siobhan.
Siobhan. Bak! Bak!
Enfekte olmuşum.
Hayır. Bir bakayım.
Tamam. Sadece...
Tamam. Şöyle yapacağız. Dinle.
Biz...
Bölgeye turnike yapacağız, tamam mı?
Zehrin yayılmasını durdurmak için.
Tamam. Tamam mı?
Hey. Bağışık olabilirsin.
Tamam mı? Eve gideceğiz.
- Tamam. - Omid...
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.