All language subtitles for Sahtekarlar 7 (1)

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian Download
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Jenerik müziği)

Efendim, hepiniz hoş geldiniz.

(Islık çalıyor ve alkışlıyorlar)

Buraya bu güzel çifti bir aile yapmak için toplandık.

(Derin nefes aldı ve verdi)

Asya Madran ve Eymir Çağma...

...belediyemize evlilik izni için başvurmuş.

(Alkışlıyorlar)

(Gerilim müziği)

Alo? Önder abi, niye durdun?

(Nikâh memuresi ses) Yapmış olduğumuz incelemelerde...

...bir mâni görülmemiştir.

-Süper. -Alo?

(Nikâh memuresi ses) Samet’ten olma, Fidan’dan doğma Asya Madran...

...Eymir Çağma’yı eş olarak kabul ediyor musunuz?

(Gerilim müziği devam ediyor)

Asya Hanım?

Asya, hadi.

Abi ne oluyor, ne kazası?

Evet.

(Alkışlıyor ve ıslık çalıyorlar)

(Önder ses) Ertan, polis arabası önümde takla attı abiciğim.

Sen iyi misin, her şey yolunda mı?

Hemen önünde oldu ama ben iyiyim, benim bir şeyim yok.

Ama burada durum gerçekten çok ciddi.

(Nikâh memuresi ses) Asya Madran'ı eş olarak kabul ediyor musunuz?

Evet, evet, evet!

Evet!

(Alkışlıyor ve ıslık çalıyorlar)

Oh!

Abi, nikah başlıyor.

(Önder ses) Maalesef yapacak hiçbir şeyim yok abiciğim.

Buradan umudu kes.

Tamam. Bana polislerin durumunu söyle, merak ediyorum.

("İrem Derici - Kalbimin Tek Sahibine" çalıyor)

"Dualar eder insan"

"Mutlu bir ömür için"

"Sen varsan her yer huzur"

"Huzurla yanar içim"

"Çok şükür bin şükür seni bana verene"

"Yazmasın tek günümü sensiz kadere"

Taha, tasalanacak gün değil bugün, kutlanacak gün, hadi.

Hadi. Asma suratını.

"Bu şarkı kalbimin tek sahibine"

"Ömürlük yârime, gönül eşime"

-Nereye? -Anne beni bir sal Allah aşkına ya!

Taha!

"Bahar sensin bana gülüşün cennet"

"Melekler nur saçmış aşkım yüzüne"

Ee çifte kumrular, hadi, ne bekliyorsunuz?

Hadi dansa, oynayın biraz.

DJ, hadi oğlum, çal şu şarkıyı, ne zamandır bekliyoruz.

(Eyüp) Hadi Asya, hadi.

("Cengiz Kurtoğlu - Okul Yılları" çalıyor)

Ahtım vardı düğünümüzde çalacaktım bu şarkıyı.

"O kuytu köşede beklerdim seni"

"Elinde kitaplar koşardın bana"

"O kuytu köşede beklerdim seni"

"Elinde kitaplar koşardın bana"

"Tertemiz duygular kaplardı bizi"

Evlendi vallahi.

Maalesef.

Sizinkinin suratı niye böyle?

Mutluluktan öldüğü için olabilir mi?

"Tertemiz duygular kaplardı bizi"

"Hiç unutulur mu okul yılları?"

(Bip)! (Bip)!

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

"Hiç unutulur mu okul yılları?"

Asya, kızım ben hayalimde bu dansı var ya belki bin kere yaptım.

Ama şimdi öyle ne bileyim lan...

Allah'ım çok şükür ya.

Tamam ya, yeter mi bu kadar?

Ne yapıyorsun Asya? Daha şarkı bitmedi, gelsene.

Bak, istedin evlendik. Kölen olmayacağım dedim, bırak.

"Bir kitap içinde hâlâ duruyor"

Eymir.

-Yeğenim ne oluyor? -Ben de bilmiyorum dayı.

Kankam gel şöyle bir öpeyim seni.

-Eyvallah. -Hayırlı olsun oğlum.

-Sağ olun beyler. -Sabreden derviş...

...sonunda muradına eriyor. -Var ya heykelini diktim oğlum senin.

(Üst üste konuşmalar) (Bip)!

"İnsan yaşlansa da unutamıyor"

Asya, gelinim, bir sıkıntı mı var?

Dans yarım bırakılmaz.

Evleneceksin dedin evlendim, sözümü tuttum ben.

Mutlu olacağım diye söz vermedim, benden bu kadar.

Hay Allah! Gelin hanımın heyecandan başı dönmüş.

Tansiyonu düştü herhâlde.

Böyle bir şekerli su verelim de kendine gelsin değil mi?

Hişt! İyi misin?

Bu sevda o kadar kuvvetli bir şeymiş ki insan böyle elini ayağını boşaltıyor.

(Gerilim müziği)

-Abi, iyi misin? -İyiyim, şükür bende bir şey yok.

Polisler iyi mi?

İyiler. Ambulans şimdi alıp götürdü. Onların da bir şeyleri yok.

Oh, çok şükür. Tamam. Ben emniyete gidiyorum.

-Ne demek emniyete lan Ertan? -Aynı eve gitmeyecekler.

Ertan! Allah'ım ya Rabb'im!

(Gerilim müziği devam ediyor)

Al bakalım gelinim.

-Yardım edeyim mi dayı? -Et, gel.

Ver, aldım.

-Al, kontrol et bakalım. -Tamam.

-Hayırlı uğurlu olsun. -Sağ olasın.

Rica ederim.

-Hayırlı olsun Eymir'im. -Eyvallah Kürşad abi, sağ olasın.

-Hoş geldin. -Hayırlı olsun yenge.

(Eyüp) Taha nerede, Taha? Taha'yı çağırın buraya.

Sağda solda saklanmasın. Asya.

(Gerilim müziği)

(Eyüp) Gel, aramızda dur şöyle.

-(Eymir) Sağ olasınız. -(Eyüp) Düğündeyiz evladım, ne bu?

(Eyüp) Allah Allah! Gel buraya, gel. Tasalanma gel.

Şimdi bir ara verelim. Gelin fotoğraf çektirelim.

Gel bakalım şöyle, yaklaş.

Yaklaş, yaklaş, yaklaş.

(Fotoğrafçı) Bir tane daha.

(Gerilim müziği devam ediyor)

Kız yenge gelinin pek güzelmiş. Cenazede miyiz?

Millet konuşuyor niye bu kız böyle diye.

Oğluma naz yapıyor, ne olacak başka?

Ayağına sağlık. Vallahi hoş geldin ya.

Hoş geldiniz.

Zaman geçtikçe daha zor olacak.

Ertan buna öfkelenecek, bunca zaman neden söylemedin diye.

Bilmiyorsa tabii senin oğlun olduğunu.

Bal gibi biliyordu.

Daha bu eve ilk geldiğinde de biliyordu, beni reddettiğinde de biliyordu.

-Sen eminsin yani? -Eminim tabii.

Hem ne yapacaktım...

...Bakizade soyadını vereceğimiz bir adamı hiç araştırmayacak mıydım?

Denemeyecek miydim?

Çocuğunsa çocuğundur. Beğenmedim almıyorum mu diyeceksin?

Ama bunu Ertan başlattı.

En başta gelip senin kızın yok bir oğlun var demedi.

Madem o oynuyor ben de oynuyorum.

O beni tartıyor, ben de onu tartıyorum.

Hem sanıldığı gibi öyle on yıl falan kalmak derdinde de değilim.

Doğru çocuğu bulup yerine oturduğu zaman ben çekip gideceğim.

-Sen bırakıp gideceksin? -Evet.

Bir yıl refakat edeceğim kimi seçersem.

A'dan Z'ye her şeyi öğreteceğim ona. Ondan sonra paydos.

Ben de kendi baharımı yaşayacağım.

("İbrahim Erkal - Sen Aldırma" çalıyor) "Sen aldırma"

"Giderim buralardan"

"Bir pantolon bir ceket"

Asya, hadi gülüm çocuk bekliyor, al bıçağı.

"Uzaklarda yaşadığımı farz et"

Hadi.

"Anan senin anan yârim"

"Baban senin baban yârim"

"Bana düşer çekip gitmek"

Asya!

"Farz et dünya yalan yârim" (Alkışlıyorlar)

(Eymir) Asya!

Şimdi de çocuk bekliyor bıçağı, versen mi artık, hadi.

Hadi kızım. Pastayı yiyelim, ben acıktım.

(Gerilim müziği)

Tamam hadi, ver pastayı.

"Saçlarından tel kopar ver"

"Gönül nazlı bir şey ister"

Al gülüm.

"Beni sevdiğini söyle"

Asya hadi.

"Bu bana bir ömür yeter"

"Çare gelmez, ağlamaktan"

(Eymir) Götürün abi.

İyi misin?

"Ayrılır mı, et tırnaktan?" (Eymir) Dağıtın millete.

Değilim Nesli.

(Eymir) Hadi.

Boğulacak gibi oluyorum.

Tamam hadi biz gidelim, gel.

"Ayrılır mı, et tırnaktan?"

-Nereye? -İsmet abla müsaade edersen tuvalete.

Allah Allah ya!

"Farz et sevgi yalan yârim"

(Eyüp) Eymir, yeğenim.

Bu deli bu işi başaramayacak galiba.

Bu düğün merasimini bir an önce bitirelim.

Sen de git eve, götür onu ne yapacaksan yap artık.

Sana bir su vereyim ben. Bak bembeyaz oldun, olmaz böyle.

Şimdi ben ne yapacağım Nesli? Bununla aynı eve mi gireceğim ben?

Ne yaşayacağım ben, aynı yatağa mı yatacağım, ne yapacağım?

Tamam bir dakika, bir sakin ol. Bana bir bak, bana bak.

Bak bir yolunu bulacağız.

Ne yolunu bulacağız Nesli? Yollar kapandı, görmüyor musun?

Bir de ağzının suları aka aka yüzüme bakıyor.

(Gerilim müziği)

Bir umudum vardı ama...

...öyle izledi, biliyor musun?

Ben evlenirken orada bana bakıp izledi beni duvar gibi.

Sonra çekti gitti.

Kim?

Evet kızgın bana, biliyorum.

Kandırdım diye ama ne bileyim gene de bir şey yapar sandım.

Yapmadı, biliyor musun?

Tek umudum Ertan'dı.

O da beni yalnız bıraktı.

(Asya ağlıyor)

Salak gibi ben de onu görünce burada inandım.

Bir şey yapar sandım ama yapmadı.

(Hüzünlü müzik)

Sen Ertan'a âşık mı oldun?

(Hüzünlü müzik devam ediyor)

-Ne yapıyorsun abi? -Ertan! Asıl sen ne yapıyorsun?

-Oğlum, bir kendine gel lan! -Ya ne?

-Kendine gel, sen onların avukatısın. -Ya başlayacağım avukatlığına be!

Oğlum bağırma, sakin.

-Telaşından ne yaptığını bilmiyorsun. -Gayet iyi biliyorum.

Eve mi gidiyorlar, otele mi gidiyorlar bilmiyorum. Gitmeyecekler, tamam.

Bu evlilik sadece kâğıt üstünde kalacak, anladın mı beni?

Oğlum, kafayı mı yedin sen?

-Onlar evlendiler. O, onun karısı. -Karısı deyip durma!

Gerçek bir şey yok orada, tamam mı?

Yalandan oldu o iş, öyle bir şey olmayacak.

Sen Asya'ya âşık oldun, değil mi? Dert bu mu lan?

(Duygusal müzik)

Evet âşık oldum.

Ben Asya'ya âşık oldum. Oldu mu, tamam mı?

O pisliğin yanına gitmesini istemiyorum. Buna izin vermeyeceğim.

-Asya benim yanımda olacak, anlaşıldı mı? -Oldu.

-Kabul ettin mi? -Ettim.

-Şimdi gidebilir miyim? -Hayır.

Bana bak.

Asya senin olacak tamam.

Bunun için çabalayacağız. Ama sana yalvarıyorum.

Kız, kardeşinin başına bir şey gelmesin diye katlanıyor bunlara.

Taha ellerinde oğlum ya!

Gözünü seveyim yanlış bir şey yapıp Asya'ya zarar verme.

Ama söz veriyorum hepsini halledeceğiz, tamam.

Açmadı gene, uyuz.

-Kim? Kuzi Taha mı? -(Simla) Evet.

Demek ki etkileyememişsin.

Derdim etkilemekti çünkü!

Ben o Taha'yı konuşturacağım.

Asıl sen öğrenebildin mi abim neredeymiş? Geçiştirip duruyor bizi.

Hayır bir anlatsın bakalım nereden çıktı bu koltuk sevdası?

Babamla anlaşmaya mı çalışıyor? Bir hesap versin.

Gelince sorarız.

Çünkü beni de geçiştiriyor.

Kızlar! Ne yapıyorsunuz, patlamış mısır partisi mi?

Koray ne zaman gelir?

Birkaç güne gelir.

-Nerede ki? -Aa! Sizin haberiniz yok mu?

'Franchise' anlaşması yapmak için Berlin'e gitti.

Herhâlde delirdi. Bu sefer babam onu kendi elleriyle boğacak.

Yok, Hidayet Bey'in haberi var. Hatta o yollamış.

(Gerilim müziği)

(Kapı vuruldu)

Baba, bir gelebilir miyim?

Gel.

-Ben bir Hüma'ya bakayım. -Olur.

(Gerilim müziği)

Ne o, yüzünden düşen bin parça?

Yurt dışına açılma konusunda sen Koray'a evet mi dedin?

Yok, hazırlığını yap getir inceleyeyim dedim.

Anladım.

Ne o yoksa itirazın mı var?

Bunu organize edecek, doğru şirketi bulacak olan Koray mı sence?

Peki başka bir önerin var mı?

Yurt dışına açılacaksak bunu biz yapalım. Her şeyiyle bize ait olsun şirket.

Hım, akıllı kızım benim.

En zekisi sensin, hem de en dürüst.

Gerçekten mi?

Gerçekten.

Ama hep böyle dürüst kal ki...

...ben de o koltuğu devredeceğim çocuğumu seçerken...

...içlerinde en dürüst olanını bulayım, değil mi?

Şimdi, söyle bakayım sen bana.

Gerçekte içine sinmeyen ne?

Bu Koray'ın 'franchise' vermeni istediği şirket var ya.

-Evet. -O Koray'la, halamın.

-Ne? -Evet.

Yüzde 90'ı Koray'ın, kalanı da halamın.

Yani aslında bu işi abim kendi şirketine alıyor.

Emin misin?

Evet baba, adım kadar eminim.

Şuraya bak, herkes beni sırtımdan bıçaklamaya çalışıyor!

(Gerilim müziği)

(Eyüp) Gelinle damat çıkış yapıyorlar. Alkış.

Geç hadi, geç.

(Gerilim müziği)

Öpeyim anne.

Güzel kızım.

Hadi bırakın gençleri de evlerine gitsinler, bırakın.

Hadi ayağınıza sağlık, Allah'a emanet olun. Sağ olasınız.

Asya, bak...

...içeride yeteri kadar suratını astın, canımı sıktın, yeter!

Sen daha neyi zorluyorsun?

Aldım işte soyadını, daha ne istiyorsun?

Ulan sen evlenmek mecburiyetindeydin.

Sen evlendin, kardeşinin hayatını kurtardın.

Taha kazandı, sen kazandın, peki Eymir?

Eymir'in de bu işten bir kazancı olması lazım, anlamıyor musun?

Peki Eymir'in kazancı ne olacak?

Ona olan aşkın, gerçek bir yuva.

Senin mutluluğun benim umurumda değil Asya.

Ama Eymir'in mutluluğu umurumda. O sebeple onu üzmeyeceksin.

Benim yeğenimi mutlu edeceksin.

Ha bu arada, o torun...

...bu kucağa gelecek.

Ne kadar çabuk, o kadar iyi.

Git şimdi evine.

(Gerilim müziği devam ediyor)

Fidan Hanımcığım, gençleri yolladık.

Bir de şu aşağıdakileri isterseniz bir toparlayalım, derdest edelim de...

...sonra gidip birer kahve içeriz, ne dersiniz?

-Olur. -Hadi buyurun.

Gel Sayaç.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Bitti galiba düğün.

-Neyin var senin? -Yok bir şey.

-Bir şeyin var. -Yok bir şey.

Sen ablan için mi üzülüyorsun?

Sana ne kardeşim?

Onun için üzülüyorsun çünkü senin yüzünden oldu, biliyorsun.

Sen ne biliyorsun da konuşuyorsun?

Bilmem gerektiği kadarını biliyorum ben, tamam.

Sana yardım edebilirim. Ama bana küçük bir bilgi vermen lazım.

-Makara yapma avukat Allah aşkına! -Çok ciddiyim. Ablan nerede?

Eymir ablanı nereye götürdü?

Düğün bitti, gitti bunlar evlerine işte.

Güzel, adres var mı?

-Bilmiyorum ama öğrenirim. -Öğren.

(Gerilim müziği devam ediyor)

Hadi.

Ne yapacaksın?

Bu evlilik durumu ablanı çok üzüyor.

İkimiz de ablanın üzülmesini istemiyoruz. Ortak noktamız bu.

O yüzden bu duruma engel olacağız.

Normalde polisler Eymir'i gözaltına almak...

...için geliyorlardı ama düğün erken bitti.

O yüzden nerede olduklarını öğreneceğiz, polisleri oraya yollayacağız.

Yarım bıraktıkları işi halledecekler.

Sen Eyüp Dayı'nın avukatı değil miydin ya?

Sen beni mi deniyorsun avukat?

Hayır yani evet. Ben Eyüp'ün avukatıyım, evet.

Şu an yaptığımız da çok büyük bir yanlış, hatta tehlikeli...

...ama göze alıyorum, tamam.

Sana güvenmeyi seçiyorum, anladın mı? Evet, sen?

(Gerilim müziği devam ediyor)

Hadi. Bismillah.

Ne yapıyorsun Eymir ya? Üf!

Evlilikte âdetten ya. Gelini kucakta eşikten geçirmek gerekiyor.

Ne arıyorsun gülüm?

Su içeceğim.

Bir şeyler de ye, sen hiçbir şey yemedin.

Aç değilim.

Peki, sen bilirsin.

Tamam, o zaman ben duşa giriyorum. Halay falan anca, terledim.

Of!

Asya.

Hani şey yapmasan, gelinliği yani...

...dursa, bari onu ben çıkarsam.

(Gerilim müziği)

Hep sahipsizlikten oluyor, biliyorsun değil mi?

Başımızda babamız yok ya ondan.

Senelerdir leşimizi didikliyor bu sırtlanlar.

Gidiyorlar geliyorlar, gidiyorlar geliyorlar bitiremediler.

Başımda babam olsaydı ben Eyüp Dayı'ya yanaşmazdım.

Onu baba da bellemezdim.

Böyle ayağının altına da alıp ezemezdi ama işte babam...

...babam (Bip), sap gibi bıraktı bizi.

Eğer karşılaşsaydım onunla, geçerdim karşısına böyle tutardım yakasından...

...ya ne yaptık biz sana ya, ha kardeşim ne yaptık?

Bir sakin ol, sakin.

(Hüzünlü müzik)

Ben istersen sana babanın nerede olduğunu öğrenebilirim.

Yapabilirim bunu, gerçekten.

Sen de çıkarsın karşına çok istiyorsan hesabını sorarsın.

Hazır hayattayken. Bu arada hakkın, yapmalısın da.

Eğer yapmazsan ne olacağını söyleyeyim.

Benim gibi olursun.

Ben şu anda öfkemi de sitemimi de bir avuç toprağa yapmak zorundayım.

Bilmem anlatabildim mi.

Ama neyse şu anda buna odaklanmıyoruz.

Odaklanmamız gereken daha önemli bir şey var, ablan.

Adresin nerede olduğunu öğrenmemiz lazım.

Öğrenmemiz lazım ki polisleri gönderelim.

Sıkıntı yok.

-Hişt! Çitlembik, buldun mu adresi? -(İrem ses) Annem de bilmiyor.

Nasıl bilmiyorsunuz kızım, siz çeyiz götürmediniz mi bu eve? Allah Allah!

(İrem ses) Yani Eymir gelip alıyormuş arabayla, o götürüyormuş.

Tamam ya, kapat hadi kapat.

-Ne diyor? -Yok abi, bilmiyorlar.

Peki ne yapacağız?

Gerekiyorsa kendimi yakacağım. Yapacak bir şey yok avukat.

Sen sür, sür. Eymir abinin anası biliyordur. Abi dön, dön, dön.

Dön buradan, hah, düz devam.

("Maya Perest - Yok Bana Bu Cihanda" çalıyor)

"Daimidir sürgünüm"

"Hasret benim ocağım"

"Gurbet benim evimdir"

"Yok bana bu cihanda bir yer"

"Bana bu cihanda bir yer"

"Bana bu cihanda yoktur aman"

"Deva değil dert oldum"

"Gül değil diken oldum"

"Canan iken el oldum"

"Yok bana bu cihanda bir yâr"

"Bana bu cihanda bir yâr"

Nereye abla?

"Bana bu cihanda yoktur aman" Sür abi.

"Yok bana bu cihanda bir yâr"

"Bana bu cihanda bir yâr"

"Şu koca cihanda yoktur aman"

Hayır olsun oğlum?

Hayır hayır İsmet teyzem benim, hayır. Sen hiç merak etme.

Ee, biz damat tepsisi vermeyi unutmuşuz.

Şimdi hengâme, curcuna falan biliyorsun evin hâlini.

Annem öyle olmaz oğlum, git ver dedi.

Biz de böyle şeyler âdetten, sen ver dedi.

Sana zahmet bana Eymir abinin evinin adresini ver, ben bırakayım.

Oğlum bu saatte damat tepsisi mi olur? Aa! Yüreğime indiriyordun, yarın!

İsmet teyze olur, bu saatte de olur. Vallahi bak annem beni eve koymaz.

Kuran çarpsın koymaz. Bak beni onunla papaz etme. Vallahi gideyim vereyim.

Sen bana söyle evin adresini, ha? Bak ben ne yapacağım, biliyor musun?

Zile basacağım, koyacağım. Hemen kaçacağım, yok olacağım.

Yüzümü bile görmezler benim, bak vallahi diyorum sana.

-Abi hadi, hadi, hadi! -Ne oluyor?

Sür, sür, sür! İki sokak arkadaymış, sür!

-Buradan dönüyorum. -(Taha) Dön, dön, dön!

Buradan da olur, ileriden de olur.

Düz devam edeceksin. Ne dedi? Şeyin üstünde dedi.

Bu Nurten ablaların evi.

-Oradalar mıymış? -(Taha) Evet.

Şöyle sağa yanaş abi.

(Taha) Yanaş, yanaş, yanaş! Abi, şurayı görüyor musun? Bak.

-Şu üstü görüyor musun? Bak. -Tamam peki.

(Ertan boğazını temizledi)

Sağ ol.

Sen de sağ ol.

Eymir gözaltına alınacak, tamam. Tehlikeli, buralarda fazla görünme.

Yaptıklarımızı ya da konuştuklarımızı kimse bilmeyecek. Ablan da dâhil.

İyi, hadi.

-Dikkat et. -Sen de.

Hadi eyvallah.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği)

Asya!

Acıktın mı?

Asya!

(Gerilim müziği devam ediyor)

Asya!

(Gerilim müziği devam ediyor)

Çok yükselmiş. Aman Allah'ım!

Hemen şu ilacını al abi, hemen.

Bana duyduğun sevgi gerçek mi hemşirem?

Aa! O ne biçim laf abi? Nereden çıktı bu?

Vallahi şimdi sana kırıldım.

Gerçek yani öyle mi?

Tabii ki gerçek.

Yoksa bir şüphen mi var?

Yok, şüphem yok.

Eminim.

Madem sevgin, bağlılığın gerçeği...

...niye satıyorsun abini ha, niye arkasından bıçaklıyorsun?

Abi sen iyi misin?

-Ne satması, nereden çıktı şimdi bu? -Hüma yeter!

Çocuklara benden aldığın haberleri nasıl sızdırdığını bilmiyor muyum?

Muhbirlik yaptığını bilmiyor muyum sanıyorsun?

Yok abi, yok öyle bir şey vallahi. Nereden çıkardın?

Bir kızım olduğunu çocuklarıma sen söyledin.

-Onu aradığımı da sen söyledin. -Hayır.

-Hayır asla. -Sus Hüma, yalan söyleme!

Koray’la yediğin haltları da biliyorum. Sana ne teklif etti ha?

Ne teklif etti sana?

(Gerilim müziği)

Gerçekleri konuşmaya niyet ettiğinde gel bana.

Aksi takdirde yüzünü görmek istemiyorum.

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Duygusal müzik)

Gelin Hanım, verdiğiniz altın...

...fazlasıyla yeter artar bile.

(Şoför) Ama biz deli danalar gibi geziyoruz.

Nereye gideceğimi bir söyleseniz.

Gidecek, gidecek bir yerim yok ki.

-Sen beni aldığın yere bırak abi. -Tamam ablacığım.

(Duygusal müzik devam ediyor)

Ben geldim.

(Kapı vuruluyor)

Hayırdır ya? (Kapı ısrarla vuruluyor)

Aa, kim bu saatte?

(İrem) Ayı gibi çalıyor. Aç.

Asya nerede?

Asya nerede lan?

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Köpek havlıyor)

(Polis siren çalıyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor) (Polis telsiz sesleri)

Eymir Çağma burada mı oturuyor?

(Polis) Emniyete gelecek bizimle. Çağırın gelsin.

Dayı, dayı Asya yok dayı.

-Eymir. -Dayı Asya yok dayı.

Eymir, polisler seni arıyor geç, atla.

-Ya dayı Asya... -Atla, atla.

-(Eymir) Dayı, Asya yok! -Durma, durma hadi bas gaza!

-Dayı Asya nerede? Asya yok! -Bas gaza!

(Telefon çalıyor)

Oha, Eyüp arıyor.

Eyüp Bey.

Avukat, polisler Eymir'i arıyor, sebebi neymiş bir öğren.

-Hayırdır ne oldu ki? -Eve gelmiş polisler.

Emniyete mi gitmişler?

Yok kaçırdım yeğenimi hemen.

Ben anlayamadım, pardon.

Sen şimdi bir emniyete git, bu işin bir sebebini öğren...

...sonra buraya gelirsin, anlaşıldı mı? Fazla soru sorma hadi.

Tamamdır, tamam geliyorum ben geliyorum.

Kahretsin! Kaçırmışlar.

(Ertan) Kaçırmışlar Allah'ım ya Rabb'im, kaçırmışlar.

(Kapı vuruluyor)

(Gerilim müziği)

(Kapı ısrarla vuruluyor)

(Kapı ısrarla vuruluyor)

Abim gelsin dedi.

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Televizyon çalışıyor)

Abi. Abi beni affet.

Ne yaptıysam oğlum için.

İbrahim cezaevinden çıkınca ne yapacak?

Ne bir hayatı var, ne işi var.

Ne de mesleği. Evi de yok.

Biliyorum. Onu ne buraya, ne de şirkete sokacaksın.

Beni ne kadar çaresiz, arada bıraktığının farkında mısın?

Sana ne teklif etti?

(Gerilim müziği)

Hisse.

Yönetim kurulunda da senin aleyhine...

...oy kullanacağıma söz verdim.

Bir de İbrahim'e...

...uygun bir pozisyonda şirkette iş.

Yani sen yaş haddinden emekli olunca...

...Koray başa geçince söz verdi.

Demek bir hisseye sattın abini ha?

Yapma abi, yapma.

O benim oğlum.

Onu hiçbir zaman sevmedin.

Yalnız sen değil hiçbiriniz sevmediniz.

Hep dışladınız onu.

Sevgisiz, babasız büyüdü o çocuk.

Ona yeniden başlayacağı bir hayat vermem gerek.

Bak hemşire, sana son bir şans vereceğim.

Sana da oğluna da.

Ama bir daha...

...asla arkamdan iş çevirmeyeceksin.

(Gerilim müziği)

İbrahim de...

...Asya'yla evlenecek.

Bu evde yaşayacaklar.

Sen ciddi misin abi?

Bir çıksın gelsin bakalım eğer akıllandıysa...

...bakarsın şirkette de bir şeyler veririz ona.

Al sana aile.

Al sana umut, al sana yeni bir hayat.

Abi gerçek değil mi bu?

Gerçek değil mi, gerçek değil mi abi?

Bana bak hemşire, benim bu hayatta...

...yalanla dolanla hiçbir işim olmaz.

Ona göre, anladın mı?

Hadi bakalım.

(Müzik)

Geldik biz.

Ne oldu Eymir'e, niye arıyor polisler, nereye gitti?

Asıl sen nereye gittin de Eymir seni aramaya çıktı?

Gitmedim bir yere ben.

Akşam akşam kalktın kocanı ispiyonlamaya, ihbar etmeye mi gittin polise?

Ne ispiyonlaması, ne ihbarı?

Eymir'den kurtulmak için bu yolu mu seçtin sen?

Kurtulamazsın kızım!

Sen benim avucumun içindesin, içinde.

-Ben bir şey yapmadım. -Nereye gittin o zaman?

Nereye gideceğim, sen de diyorsun ya, gidecek yerim mi var benim?

Avucumun içindesin diyorsun ya.

Bak Asya, bu gözaltı meselesinde bir parmağın olduğunu öğrenirsem...

...Taha'yı Kürşat'a vermekle kalmam...

...en küçüğünüzü, bacını, İrem'i de alırım elinden biliyor musun?

Anladın mı bunu kafana sok, alırım. İrem'i de alırım.

-İyi akşamlar. -Gel buraya avukat.

Ne oldu öğrenebildin mi? Niye peşindelermiş Eymir'in?

Cinayet şüphelisi, Aybars Tenziş.

Şu değnekçinin mi?

Onun katilini hâlâ yakalayamadılar mı?

-Hayır. -Daha önce sorgulamışlardı Eymir'i.

Sonra serbest bırakmışlardı. Şimdi niye arama emri çıkarıyorlar ki?

İsimsiz bir ihbar varmış.

-İsimsiz mi? -Evet.

Kimmiş?

Bak hele, kimmiş acaba o isimsiz ihbarcı?

-(Eyüp) İspiyoncu. -(Ertan) İsimsiz bir ihbar.

Yani şüphelilerin arasında Eymir'in de adı olduğu için...

...savcı tekrar şüphelenmiş olabilir.

Aklına takılmış olabilir ki büyük ihtimalle böyle olmuştur.

Anladım.

Peki, Eymir şu an nerede? Güvenliği için soruyorum.

Sakladım, sağlam bir yerde.

Tüh, böyle bir şeye gerek yoktu.

Yani aleyhine yazar, bir gece alıp bırakırlardı en fazla.

-Kaçması iyi değil. -Öyle mi? Bu senin işin avukat.

Ya gerçek katili bulacaksın...

...ya da Eymir'in suçsuz olduğunu ispat edeceksin.

Eymir'in üstündeki yakalama kararını kaldırtacaksın.

Senin bütün hünerin bu işte.

Hadi Asya sen de git kocanın yanına, yürü.

Bu çok mümkün olmayabilir, polis araması var sonuçta.

Paketi öyle bir yere sakladım ki hiç kimse bulamaz.

Hadi diyelim şüphelendiler, öyle zart diye giremezler.

Mahkeme emri almaları lazım, yani o kadar sağlam bir yer.

(Gerilim müziği)

Siz benim ofisime saklamadınız değil mi Eymir'i?

Tam da üstüne bastın kaldır ayağını.

Tam orada işte avukat, tam da orada.

Sen ne zannettin Eyüp Dayı'yı, dünkü bebe mi?

Ne münasebet Eyüp Bey, siz nasıl oraya bırakırsınız o adamı?

Bak avukat, senin ofisin benim ofisim.

Sen beni, bizi, Eymir'i savunmakla mükellefsin. Tamam mı?

Asya da senin ofisinde çalışıyor.

Avukat patronuyla çalışanı, kocasına yardım ediyor.

O sebeple onun senin ofisine gelmesinde, hiçbir mahzur yok.

-Anlaşıldı mı? -Evet.

Anlaşıldı. O yüzden, şimdi al Asya'yı doğru ofise.

Yavuklular kavuşsun birbirine.

Asya Hanım, gidiyoruz.

(Gerilim müziği)

Güveniyorum size avukat halledeceksiniz, hadi.

Abla, Eymir abiyi polisler arıyormuş.

Düğün gününde Allah Allah, olacak şey mi yani?

Taha oyalama oğlum onları, gel buraya.

İşleri var!

Dayı ne olduğunu soruyorum işte, şey yapıyorum yani, tamam geliyorum.

Abla sen nereye? Bir şey söyle ya.

(Gerilim müziği devam ediyor)

Nasıl oldu bu, bir fikrin var mı?

(Gerilim müziği devam ediyor)

Bilmiyorum.

Tesadüf yani o zaman, tam bu gece.

Düğün günü, gözaltı kararı.

Söylediğim gibi. İsmi varmış şüphelilerin arasında.

Savcı kıllanmıştır, bir denk gelme yani.

Peki.

Eymir hapse girecek ama değil mi?

Sanmıyorum Asya.

Cinayeti o işlememiş.

O zaman geçici bir durum bu yani, öyle mi?

Öyle görünüyor.

(Gerilim müziği)

Şimdi, Asya bu gece bu evden çıkıp, nereye gitti öğreneceksiniz.

Polise mi gitti, bizi o mu ispiyonladı bunu öğreneceksiniz.

Ya da kim ispiyonladıysa.

Bize yamuk yapana, bize yalan yapana, acımayacağız.

Cezalandıracağız. Eğer içinizden biri...

...bu kişiyi bulup önüme atarsa...

...aha işte bu gelinlik gibi arabayı, kendisine hediye edeceğim.

(Eyüp) meselenin ciddiyetini kavradınız değil mi?

Kimse, hiç kimse bana, aileme, bize...

...benim yanımda çalışan sizlere yanlış yapamaz.

Bir de bu rahmetli değnekçinin ailesini bulun.

Gidin onlarına anasına, babasına, dayısına her kimse...

...diyeceksiniz ki siz mi yaptınız, öğreneceksiniz.

Eğer bu işi onlardan biri yaptıysa...

...öğrenin kim bizi ispiyonladı, o değnekçinin tarafı mı...

...yoksa içimizden biri mi yaptı bu ihaneti öğrenin.

Bu arabayı da aklınızdan çıkarmayın, tamam mı?

Hadi şimdi gidin, dağılın.

(Gerilim müziği)

İkiye ayrılın.

Nikâh masasına yürürken...

...seni görünce bir umutlandım.

(Duygusal müzik)

Dedim kesin bir şey yapar ama...

...sen sadece izledin beni.

Evlenirken izledin işte.

Hiç durdurmak istemedin mi ya?

Engel olmak istemedin mi hiç?

(Duygusal müzik devam ediyor)

Hiç acımadın mı benim çaresizliğime?

Ne duymak istiyorsun, ne söylememi istiyorsun?

Açıkça söyle, dinliyorum.

Hidayet'i sen getirmedin mi gelinlikçiye?

-Bu Eymir'i sen ihbar etmedin mi şimdi? -Ben yaptım!

Ben yaptım tamam mı?

Sen o nikâh masasına yürürken benim içim sızlamaktan...

...paramparça oldu biliyor musun? Söyledim evet.

Eğer planım tutsaydı sen imzayı atmadan çekip alacaktım seni oradan.

Çünkü o pislikle evlenmeni istemiyorum.

Onunla aynı eve gitmek bir yana, yan yana olmanız bile kahrediyor beni.

İzin vermeyeceğim buna.

(Duygusal müzik)

Seni onun yanına götürmek istemiyorum mesela şu an.

İstemiyorum. Burada durmak istiyorum.

Bu durum beni delirtiyor farkında mısın?

(Duygusal müzik devam ediyor)

Asya...

...kaçırayım mı seni buradan?

Gidelim mi birlikte, hemen şimdi.

Hemen çıkalım gidelim buradan, her şeyi geride bırakalım.

Ne dersin? Bıktım artık hiçbir şey değişmiyor, hiçbir şey.

Her şeyi ardımızda bırakalım. Tamam mı?

Birlikte yok olalım.

Ne dersin?

("Canozan-Ağlama Ben Ağlarım" çalıyor)

Hemen şimdi, tamam demen yeter.

Evet de sadece.

"Ayrıldıkça yollar yollar"

"Yollar"

Seninle her yere gelirim.

"Her gece dualarım"

"Bitmedi rüyalarım"

Ama ben gidersem Taha'ya ne yapacaklar?

("Canozan-Ağlama Ben Ağlarım" çalmaya devam ediyor)

"Ağlama ben ağlarım"

"Can bulur mu toprağım gözyaşında"

"Ağlama ben ağlarım"

"Sen benim diğer yarım, artık anla"

(Korna çalıyorlar)

(Korna çalıyorlar)

(Duygusal müzik)

(Derin nefes verdi)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Ne olacak bu, burada mı kalacak bu gece şimdi?

Yani beklentileri senin de onunla birlikte kalman.

Öyle bir şey olmayacak tabii ki. Merak etme.

-Ne yapacaksın? -Bana bırak.

Peki, bela açar mı senin başına burada?

Asya şöyle düşün...

...ikimiz bir çukurdayız, her yerimiz balçık.

Böyle çırpındıkça batıyoruz.

Elimizi uzatıyoruz, hani kurtulalım diye...

...o dal da kırılıyor.

En dip neresi, daha ne kadar batabiliriz inan ben de bilmiyorum.

Anladın mı?

Anladım.

Hadi.

(Müzik)

Hayır, bu adamlar benim düğün günümü mü buldu ha?

Lan adamların elinde bir tane ispat yok ispat.

Ben gittim, ifademi verdim.

Cinayet günü nerede, ne halt yediğimi de ispatladım.

Ben öldürmedim bu adamı.

Ama ne hikmetse benim en mutlu günümü buluyorlar ha?

Hadi bakalım.

Maktulle aranda bir problem varmış ama.

(Gerilim müziği)

Seninle de aramda bir problem var. Sıkıyor muyum kafana?

Aslan parçası, hişt geç bakayım şöyle otur.

Otur.

-Yerimizi bilelim. -Ben yerimi biliyorum.

Da birileri de yerini bilse iyi olur.

Beni zıvanadan çıkarmasın.

Önder abi.

(Gerilim müziği devam ediyor)

Bak arkadaşım, canın çok sıkkın...

...düğün günü hevesin kursağında kalmış, anladım ben onu.

Ama ben senin avukatınım.

Yardım etmek için buradayım. Senin de bunu anlaman lazım.

Bir şeyi daha anlaman lazım.

Benim seninle gerçekten bir problemim yok.

Ama eğer bir problemim olursa ben senin kafana sıkarım ama.

Evet, şimdi söyle bakalım.

Cinayet şüphelisi adamla aranda nasıl bir ilişki var?

Anlat.

Anlat ki seni kurtarayım.

Karım nerede avukat?

Ha? Dayım, Asya'yı avukatla göndereceğim dedi.

(Gerilim müziği devam ediyor)

Geliyorum Önder abi.

(Eymir) Avukat...

...biz Asya'yla nerede kalacağız?

Hayır, soruyorum, soruyorum cevap yok.

İyi dedik bir de mekân sahibine soralım.

(Gerilim müziği devam ediyor)

Ya, şimdi bu söylediğim sana boş laf gibi gelecek ama...

...geçecek hepsi be, merak etme.

Eymir, seni görmek istiyormuş.

(Kapı kapandı)

Nereye?

-Görmek istiyormuş dedin. -Evet, ama sen gitmiyorsun.

Önder abiye mesaj atar mısın? Eymir'in başından ayrılmasın.

(Telefon çalıyor)

Söyle avukat?

Hidayet Bey bu saatte rahatsız ediyorum kusura bakmayın.

Ama bu durumdan artık haberdar olmanız gerektiğini düşündüm.

Tamam, söyle.

Asya Hanım'la sizin bağınızı çözen akrabaları var.

Yani Asya Hanım'ı sıkıştırıyorlar belli ki.

Yani tahmin edersiniz ki bu insanlar...

...ekonomik olarak zorda olan insanlar.

Ben acaba diyorum ki bu ara sizde mi kalsa? Yani ondan uzak durmaları için.

Evet, evet iyi olur. Anladım.

Ama Asya Hanım bundan çok utanıyor.

Yani bu durum aramızda kalırsa daha iyi olur. Benden söylemesi.

Tamam, tamam. Anlaşıldı.

Teşekkür ederim.

Hidayet aradığında konuşmayı Eymir'in duymasını sağla, tamam mı?

Bu kadar üst üste gelen tesadüfü ona inandırmamız gerek.

-Tamam. -Güzel. Hadi.

(Müzik)

(Kapı kapandı)

Yok mu başka kimse çağıracağınız?

Çağırın ya, çekinmeyin vallahi o da gelsin.

Sen buranın bir iş yeri olduğunun farkındasın değil mi?

Asya da benim karım. Siz farkında mısınız?

Yalnız konuşacağım onunla.

Tamam. Müsaadenizle Ertan Bey konuşayım bir.

Tabii ki.

Hadi abi.

(Gerilim müziği)

Abiciğim kapı bu tarafta.

-Burası benim odam. -Başka oda mı yok?

Var.

Allah'ım sen sabır ver.

Asya kızım bak...

...kimse hiçbir yere diye evden gelinlikle çıkmaz.

Çıkar mı?

Oğlum nefes alamıyorum lan!

Niye anlamıyorsun? Seninle aynı odadayken nefes alamıyorum.

Biri kalbime basıyor sanki!

Niye anlamıyorsun ya, boğuluyorum!

Ya, sen bir yere gittin mi gitmedin mi?

Taksiye bindim ama geri geldim.

Gidecek bir yerim olmadığı için.

Sonra sen gitmişsin zaten, yoktun eve geldiğimde.

Polisler geldi.

-Asya! -Ne?

Gülüm...

...sen beni ispiyonlamadın değil mi?

Bak dayın da aynı şeyi söyledi, ben yapmadım!

Ben ne bileyim senin polisteki eski dertlerini?

Of!

(Telefon çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

Kim o? O kim?

Bu ne alaka ya şimdi?

Efendim Hidayet Bey?

Asya kızım neredesin?

Ofisteyim. Ertan Bey'in ofisindeyim. Ne oldu?

Araba yolluyorum eve geleceksin hemen.

Tamam, gerek yok, gelirim ben.

Meşgulüm de. Lan meşgulüm de!

Sen de.

Bir şey mi oldu bu arada?

İlla bir şey mi olması gerekiyor? Bekliyorum, hadi gel bakalım.

Tamam, tamam geliyorum.

Nereye gidiyorsun ya?

Ya, gördüğün gibi çağırıyor. Ne yapayım?

Arkadaş her şey bu geceyi mi buldu ha?

Ne yapayım, başka şansım mı var? Gideceğim işte.

(Gerilim müziği)

Yapay zekâ İstanbul silueti 80'ler diyor. Kadın 20 yaşında.

Şimdi bunu 40, 45 yaş yaşlandıracağım, ondan sonra da kimmiş diye taratacağım.

Olur.

Olmadı Bozcaada’ya gideceğim, kapı kapı dolaşacağım.

Of be Ertan!

Hidayet Bey aradı, gidiyorum ben.

Güzel, tamam. Ben bırakırım seni.

-Teşekkür ederim. -Rica ederim.

Kendi gider.

Asya hadi yol al sen. Allah'a emanet.

-Kolay gelsin. -Sen bir dur avukat, seninle işimiz var.

Bu cinayeti işleyenin adını vereceğim ben...

...bitsin artık bu iş ben sıkıldım, hadi. Tamam mı?

(Müzik)

Bir şeye ihtiyacın olursa ben odamdayım. Mutlaka haber ver.

-Tamam mı? -Tamam. Teşekkür ederim.

-İyi geceler. -İyi geceler.

(Derin nefes verdi)

(Müzik)

(Telefon çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

Nesli?

Hah, ay çok şükür açtın ya! Kızım ne oluyor?

(Neslihan ses) Asya kaçtı diyorlar. Polis arıyormuş Eymir’i.

Bir şeyler. Asya ispiyonladı diyorlar.

Ne oldu kızım, mahalle yanıyor. İyi misin?

İyiyim, iyiyim bilmiyorum yani. Nesli iyiyim herhâlde.

Kız gerçekten kaçtın mı? Bana niye söylemiyorsun ya?

Ben bilmiyorum ki ne yaşıyorum.

Vallahi hayatım benden önce koşuyor, yetişemiyorum resmen.

Tamam sen söyle bana neredesin, ben geleyim hemen.

Neredeyim. Hidayet Bey'in evindeyim.

Çağırdı beni, eve geldim.

Ne? Çüş!

Nesli bir şey diyeceğim sana.

De.

O da bana âşık.

Biz gidiyoruz. Üzerine kilitliyoruz burayı, tamam mı? Kusura bakma.

O ne demek ya, ben ne yapacağım burada?

Uyu.

-İyi, battaniye ver, bir şey ver. -Yok maalesef.

Hadi eyvallah.

-Ertan. -O ne öyle?

Şey Önder'in bu, şey işte...

Hayır, öyle bir şeye gerek yok, hak etmiyor.

-Belki soğuktan geberir, net kurtuluruz. -Bence de.

(Gülten) Geldim.

Seni sana emanet ediyorum, tamam mı?

Benim çoluk çocukla işim olur mu ya, merak etme.

Dikkat et.

Ne geceydi be! Bir şey söyleyeyim mi, vallahi içim acıdı Asya'ya.

Yani çok zor bir şey, zorla evlendirilmek.

Katlanılmaz bir şey yani.

Uf, neyse. Dikkat et kendine.

-İyi geceler abi. -İyi geceler. Gözünüz arkada kalmasın.

-Gülten. -Ne?

Asya'yı incitmemiş değil mi?

Yok. Yok hayır, çok şükür.

Merak etme.

(Kapı açıldı)

Aa.

Bizim kardeşimiz gelmiş, evinde mi uyumak istemiş?

Ay, bir hoş geldin diyelim dedik!

Hım, ne tatlısınız.

-Nasılsın? İyi misin? -İyi.

Oh. Bu da küçük bir hoş geldin hediyesi.

Bu ailemizin anayasası.

Bizim soyadımızı aldıktan sonra yapman gerekenler yazıyor içinde.

Yani uymak zorunda olduğun kurallar.

Neyin içine düştüğünü okuyup öğrenmek istersin belki diye.

Ama takıldığın yer olursa sor, tamam mı? Sakın çekinme.

Tamam, hadi bakalım.

İyi, hadi iyi geceler sana.

-Tatlı tatlı rüyalar. -Aynen. Rüyanda bizi gör.

Işığı kapatmıyorum, okursun. Hadi iyi geceler.

(Müzik)

Bu ne be?

(Kuşlar ötüyor)

(Bip)!

(Müzik devam ediyor)

Nasıl geçti gece, sıkıntı var mı?

Koltukta sabahladı.

Niye dışarıda dolaşıyor bu?

Acıktı, ben de meraya indirdim, otlasın istedim öküzü.

(Önder) Karnını doyursun, yukarıya alacağım.

Hareketlerine bak ya Rabb'im. Abi bizim bunu buradan çıkarmamız lazım.

Gördükçe benim kan beynime sıçrıyor.

Öyle bir etkisi var şahsen.

Bir şey çıktı mı şu babamın video işinden?

Maalesef. Topladığımız bütün görüntüler dükkânların ön tarafına bakıyor.

Bizim ihtiyacımız olan, sokak aralarını gören kameralar.

Ama daha bakmadığım dükkânlar var. Bulacağım, merak etme, tamam mı?

İyi, iyi.

-Misafirin var. -Senin bunu içeri sokman gerekebilir.

Tamam, bende.

Hişt!

(Gerilim müziği)

Günaydın avukat.

-Günaydınlar. Hoş geldiniz. -Hoş bulduk.

Kısa keseceğim.

Bir toplantım var.

Şu bizim oğlanın kız arkadaşı Kıvılcım.

Evet.

Bu kız kalıcı olacaksa...

...bilmek isterim onun Koray'dan önceki yaşantısını.

Yani onu bir araştırmanı rica ediyorum.

Tabii ki.

Bir bakın bakalım yani pek gözüm tutmuyor.

Ona göre yol vereceğim.

Anlıyorum. Sadece bu Koray Bey'in hoşuna gidecek mi bilmiyorum.

Yani bir şey demesin?

Benim çocuklarım bu konularda bir şey söylemez.

Onlar ellerini masaya vurmayı bilmezler.

Onların dini imanı para.

Para için sevdiklerini de bırakırlar, gururlarını da.

Sizi bırakayım şimdi işinize gücünüze bakın.

Kızım, bir ihtiyacın olursa babanı ara.

Ertan?

-(Ertan) Efendim? -Kızım sana emanet.

Merak etmeyin.

(Duygusal müzik)

Nasıl baktığını gördüm.

Çok merak ediyorum ne bulacaksın Kıvılcım'ın arkasından?

Kendini mi?

Kıvılcım'ı konuşturmuşsun.

O da geldi dakikasında sana mı öttü?

Siz görüşüyor musunuz?

(Duygusal müzik devam ediyor)

Gitti herhâlde adam.

-Günaydın gülüm. -Günaydın.

Günaydın.

Bu aşağıdaki (Bip) ipini sıkı tutmak lazım. Ben sana diyeyim.

Ay! Zevzek!

Sana sandviç ısmarlayayım.

Yok, sağ ol, istemez. Ben kahvaltımı cici babamla yaptım.

Neymiş bu adamın derdi gece gece?

Bir derdi yok. Adam beni seviyor.

Bir de dedi ki, artık bu evde kalacaksın, dedi.

Yok öyle bir şey. Oldu, başka?

Ne diyeyim, kocam izin vermiyor mu diyeyim?

O da aman kızım kocanı üzme, damadı üzme mi desin? Sen ne sanıyorsun?

Allah'ın işleri de hep üst üste geliyor ha! Asya...

Sen bak Allah'ın işine ya, tam da dün gece, gelsin kızım evde kalsın.

İstediğini düşün Eymir, istediğin kadar saçmala umurumda bile değil.

Salla, atış serbest.

Ben gidiyorum. Elimi yıkayacağım.

Allah'ım sen bana sabır ver!

Ne yapıyorsun sen burada?

İzin verirseniz şu kahvaltıyı yapmak istiyorum. Yeter.

Çık kahvaltını yukarıda yap. Burası dinlenme tesisi mi?

Biz seni burada saklamıyor muyuz? Hadi yukarı.

Sabır ya Allah!

Sanki açık görüşe çıkıyor (Bip)!

-(Fidan) Taha? -Efendim?

Nereye?

Anne, benim az işim var. Ben dolanacağım öyle mahalleyi falan, tamam mı?

Oğlum, ne olur bak git bir öğreniver ne olursun.

Şu Eymir'e ne olmuş? Asya da ortalıklarda yok.

Vallahi çok meraktayım anneciğim, ne olur.

Tamam annem, tamam. Kurban olurum sen merak etme.

Tamam. Gel öpeyim seni, gel.

-Oh! -Hadi bakalım kuzum, hadi anneciğim.

Dikkat et. Allah'a emanet. Hadi görüşürüz.

Hadi, hadi bakalım.

(İç çekti)

(Derin nefes alıp verdi)

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

Efendim Taha?

Günaydın avukatım.

Aramız hâlâ iyi mi?

Sırrımızı korursak iyi.

Sıkıntı yok, merak etme. Ablam nasıl, iyi mi?

İyi ablan, merak etme.

İyi.

Ee...

Ertan abi, ben senden bir şey rica edeceğim de, sana zahmet.

Hani ben dün gece sana söyledim ya.

Abi, madem biliyorsun...

...babamın yerini bana söyler misin?

Bu arada ben bunun çok doğru bir durum olduğunu düşünmüyorum. Haber olsun.

Abiciğim, sen beni mi goygoyladın ya?

Dün sen bana demedin mi hesap sormak hakkın diye, söyledin bana.

Abi, sen bana söz verdin, söz.

Haklısın, hemen yolluyorum. Tamamdır.

Sağ olasın, eyvallah. Canını yerim.

(Müzik)

(Mesaj geldi)

Bağcılar ha?

(Eymir) Nereye kaçtın, ha?

(Asya) Bir yere kaçmadım ya, Allah Allah!

(Eymir) Yüzüğün nerede senin?

Asya, hadi gelsene. İşimiz var.

Yavaş avukat. Hayırdır, ne işi?

Eymir şüphelinin adını verdi ya bize...

...adamın cinayet günü nerede olduğuna bakacağız. Gel bakalım.

Tamam, git bak. Asya'yı ne yapacaksın?

Arkadaşım ben sana şu anda niye hesap veriyorum?

Şu anda senin için uğraşmıyor muyum, değil mi? Hadi.

(Gerilim müziği)

Hoppa!

Nereden buluyor bu beni ya? Ablam (Bip) bacağıma!

Vay, vay, vay!

Kimleri görüyorum mahallemizde?

Sonunda.

Verdiğin sözleri bayağı sıkı tutuyormuşsun, bravo.

Yazık.

Ya tutarız da...

...benim bir hayat kurtarma operasyonum vardı ondan.

-Hım! -Hım.

Kurtardın mı bari?

Ayıp ediyorsun ha.

Hişt! Sen nasıl buldun beni? Karışıktır buralar.

Arkadaşlarından öğrendim mahalleni.

Yani öyle evin adresini bilen yok ama...

...seni bulmam için bu genel bilgi de yetti.

-Diyorsun. -(Simla) Evet.

Ee?

Anladım. Şey, ben sana söz verdim biliyorum.

Ya benim bugün birine hesap sormam lazım.

Bak biliyorum tamam, sözü verdim tutacağım. Söz, vallahi söz.

Sen bayağı beni peşinde koşturmak istiyorsun.

Yok, çok 'old school'.

Ya yok kızım, ne 'old school'u ya?

Harbi diyorum sana vallahi işim var. Kur'an çarpsın.

Ben daha trene gideceğim. Oradan oraya, oradan oraya. Oho!

Araba var işte. Nereye gidiyorsan götüreyim.

Harbi mi ya?

Harbi.

İyi, peki.

(Duygusal müzik)

Şimdi sen bunu aklamak için katili mi ispat edeceksin?

Bize direkt katilin ismini verdi.

Yani köşeye sıkıştırdı, yapacak bir şey yok.

Ben bir yolunu bulacağım. Merak etme.

İşlediği suçlara saysın.

-Aldığı ahlara saysa? -Asya.

Ben bu dangalak için kılımı kıpırdatmak istemiyorum.

Sanki ben bayılıyor muyum?

Gırtlağından tutup aşağıya bırakmamak için kendimi zor tutuyorum.

Senin için.

Şu kardeşinin olayları olmasa bir kibritle her şeyi yakarım.

Yemin ediyorum buramdayım şu an. Tamam mı?

Tamam, hadi kurtaralım.

(Gerilim müziği)

Akbaba gibi oradan çıkmış. Allah'ım ya Rabb'im!

Ya özellikle yapıyor, inanılmaz bir çocuk.

(Gerilim müziği devam ediyor)

-O ne? -Dün gece kardeşlerim hediye etti.

Kesin iyi bir şey değil de.

Bilmiyorum. Burada beni bağlayan bir şey var ama...

...gece de okurken uyuyakalmışım.

Medeni hâl kısmını açsana.

Bununla ilgili bir başlık ya da bir madde olmalı. Bir bak bakalım.

Hah, bu mu?

-Buldun mu? -(Asya) Buldum.

Oku bakalım.

"Her Baki..."

Ne? Yuh!

-Ne oldu? -"Her Bakizade 32 yaşına geldiğinde...

...Hidayet Bakizade'nin onayladığı biriyle evlenecek."

Ben 34 yaşındayım. Yani?

Yani, sen soy ismini aldığında seni evlendirmek isteyecekler.

(Ertan) Bunun kim olduğuna Hidayet karar verecek.

Belli ki paranın dışarı çıkmasını istemiyorlar.

Onun uygun gördüğü kişiyle olacak.

Peki, hayır dersem ne oluyor?

Öyle bir şansın olduğunu düşünmüyorum Asya.

Ben niye evlilikten paçamı kurtaramıyorum ya sürekli?

Para.

Her şeyin nedeni para.

Aynen.

Günümüzün tek gerçeği para.

Aile de yalan, evlilik de yalan, tek gerçek para.

(Müzik)

Asya da dün akşam bizde kaldı.

Belki söylemiştir.

Ben de konu ne zaman Asya'ya gelecek diyordum.

Tatlı kız ya, haklıymışsın.

Hediye alayım diyorum. Sence ne alayım?

-(Simla) Sen... -Bak, şu ileriden şöyle sapacağız.

Ee, nereye gidiyoruz şimdi?

Dedim ya, bir hesap sorma işimiz var.

Kimden?

(Gerilim müziği)

Evet, galeri burası.

-Harbi bana ihtiyacın var mıydı ya senin? -Anlamadım?

Beni buraya getirdin ya, oyun için gerekli miydim yani, onu soruyorum.

Hayır.

Yani bunu Önder abiyle biz çözerdik. Hatta Önder abi kendi de çözerdi.

-Değil mi Önder abi? -Aynen öyle.

Ama ofisi haşere basmış, orada duramıyoruz.

İyi, madem buraya kadar gelmişken halledelim. Nedir plan Ertan?

Şimdi, adam aşırı titiz biri.

Sekreteri de onun hakkında her şeyi biliyor.

Siz ikiniz içeri araba bakmak için gireceksiniz.

Bol soru, bol dikkat dağıtma.

Ben de o arada sekreteri masasından kaldırmaya çalışacağım.

Önder abi araba bakıyorken masa boşalınca sen de masaya gideceksin.

Orada patronun ajandası, defteri, ne varsa onu bulman gerek, anlaşıldı mı?

Cinayet tarihi 25 Ekim, anladın mı?

O tarihte ne yapmış, nereye gitmiş, bize bunları söylemen gerekiyor.

Anlaşılmayan bir şey var mı?

-Benim bir sorum var da boş ver. -Sor.

Boş ver.

Hadi Önder abiciğim, hadi. Gidelim bana araba alalım.

-Hayhay. -Hadi.

(Gerilim müziği)

İstanbul'dan çıktık mı biz ya?

Vallahi tam göbeğindesin.

'Welcome to' Bağcılar.

-Ünlü bir yer mi? -Yuh!

Dur, şu sağda beni indir. Geldik.

Tamam, böyle dur. Dayılara da çok yaklaşma, şimdi laf ederler.

Hadi, teşekkür ettim. Sağ ol.

Bekliyorum.

Yok kızım, sen beni bekleme, devam et.

Bak jantlarını seviyorsan git.

Senin burada bu arabayı var ya paket ederler.

-Tamam, hadi. -İyi, dikkat et.

(Müzik)

(Çocuk sesleri)

Vallahi ben aslında hibritten yanayım.

Çünkü şehir içinde çok tasarruflu diyorlar.

Ama işte gel gör ki kendime almayınca.

Efendim, aynı modelin hibriti de var. Elimize kalan son araç.

-Öyle mi? Şahane. -(Satıcı) Evet.

-Ne dersin bacım, bakalım mı? -Bakalım.

Buyur. Geç lütfen.

(Gerilim müziği)

Kadının masasında ajanda gibi bir şey var.

-25 Ekim'i unutma. -Tamam.

(Önder) Ben şu kokpit tarafına bir bakayım.

Buyurun efendim.

İyi günler.

Buyurun, nasıl yardımcı olalım?

Ben bir iki model bakmak istiyordum. İşte, bu.

-Tabii, buyurun. -Bunu internette de gördüm.

Sizden bir iki bilgi alma şansım var mıdır?

Tabii.

Yok, yok, yok!

Bak.

Kasa da boş, yok.

Samet abi, yol bellettin dükkânı bana! Tahsilatçı tutacağım ha!

-Yok, yok, yok! -Hakkından gelsin!

Sakın ha, sakın.

Alırken var, verirken yok! Ne âlâ memleket!

Ya yabancıyı sokma aramıza. Biz kardeşiz, arkadaşız ya.

Ay sonuna kadar paramı verdin verdin, vermedin...

...yemin ediyorum sana topuğuna sıktıracağım, acımayacağım!

Sakın abiciğim, sakın ha.

(Gerilim müziği)

Ne lazım delikanlıya?

Bu şeylerden geldi. Hani telefonun arkasına yapışkanını yapıştırıyorsun...

...sonra da telefonu istediğin yere, cama...

...fayansa yapıştırıyorsun. İster misin?

Bakıyorum öyle ben.

Peki, tamam.

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Pardon, rahatsız ediyorum. Kusura bakmayın.

Eğer bölmüyorsam size bir iki bir şey sorabilir miyim?

(Satıcı kadın) Buyurun, aşk olsun, buyurun.

Hah, şahane haber.

İsteyince ne kadar kibar olabiliyor bu.

Bu iki araç arasındaki farkı merak ediyordum.

Şöyle, ee...

Ya çok özür dilerim. Başka bir rengi var mıydı bu aracın?

Tabii efendim, isterseniz ben bakayım hangi tarihlerde gelir.

-Zahmet olmazsa. -Rica ederim.

-Başka fark var yani. -Evet, var. Tabii ki.

Şahane haber. Bir de rica etsem acaba sizi arabanın içinde görebilir miyim?

Belki daha rahat anlatırsınız.

Çok özür dilerim. İsterseniz o topa hiç girmeyin.

Bütçemizi de aşar, şimdi baktım da fiyatına.

-Peki. -Teşekkür ederim. Sağ olun.

Dışarıda bir araç vardı. Onu gösterme şansınız var mı?

(Erkek) Tabii efendim, buyurun.

-Çok teşekkür ederim. -(Erkek) Rica ederim.

Hadi Asya, hadi bacım, hadi.

-Ben de bir tuvalete gidip geleyim. -(Önder) Tamam.

Gayet derli toplu görünüyor.

Tam bir aile arabası diyebilir miyiz?

(Kadın) Kesinlikle. Kesinlikle bunu almanızı tavsiye ederim.

Bence size çok yakışır.

(Müzik)

Karar vermedin mi genç?

Ne kadar abi bunlar?

700 lira.

(Gerilim müziği)

Oo! Gözünle bak kardeşim, elleme ya!

Bana işaret et bu de, ben getirip sana vereyim.

(Gerilim müziği devam ediyor)

Hişt! Bana baksana sen!

Gel bakayım, gel.

Kim gönderdi ulan seni? Rafet mi gönderdi?

Ona elli kere söyledim. Ay sonunda ödeyeceğim hepsini dedim.

Gene çakallarını mı gönderiyor başıma, ha? Hadi! Hadi (Bip)!

Bir daha görmeyeyim seni burada ha! Başka kapıya, hadi! Hadi!

(Samet) Allah'ım ya Rabb'im ya!

(Bip)!

(Gerilim müziği)

Neden bıraktın bizi?

Kimi bırakmışım lan? Haplı mısın lan sen, ha?

Bizi neden bıraktın baba?

(Gerilim müziği devam ediyor)

Bit kadar çocuktuk ya biz!

O zamanlar biz sevgine, saygına, korumana muhtaçtık.

Ama sen o akşamdan sonra eve bile gelmedin.

Kapımızı çalmadın, suyumuzu içmedin.

Çok bekledim ben seni, biliyor musun?

O kadar çok bekledim ki ama gelmedin.

Taha.

(Hüzünlü müzik)

Niye gelmedin baba? Ben oturtamıyorum bazı şeyleri kafamda.

Vallahi bak ben oturtamıyorum yani anladın mı? Oturtamıyorum yani ben...

...koyamıyorum ya! Ne yaptık biz sana ya?

O yaşta biz sana ne yapmış olabiliriz? Ne yaptık?

Hiç düşünmedin mi? İnsan bir an olsun düşünür.

Ne yerler, ne içerler, ne yaparlar, hayatlarında nasıl yaparlar?

Hiç düşünmedin değil mi?

Bak, bak, eserine bak! Hapçıya bak!

(Hüzünlü müzik devam ediyor)

Sen benim hayatımı çaldın baba, biliyor musun?

Benim bir şansım olabilirdi, biliyor musun?

Ben anneme, ablama hayatlarını zehir ettim, biliyor musun?

(Taha) O kız kardeşim daha iki yaşındaydı böyle paytak paytak yürürken...

...ona bile bela oldum ben, biliyor musun?

(Bip) batırdım ben, ya batırdım, batırdım!

Hem de burama kadar batırdım.

Kimse bana dur demediği için, kimse bana bunu yapma demediği için!

Bu doğru, bu yanlış demediği için batırdım.

Keşke geldiğimde baban öldü deselerdi, keşke.

Görüyorum hayattasın ama hayatımızda değildin baba.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Taha! Taha!

Ne oldu, ne oldu, iyi misin?

Sen niye gitmedin ya?

Bir söyler misin ne oldu?

Bir şey yok. Gidelim mi buradan?

-Vallahi gidelim. -Gidelim.

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

O hâlde teşekkür ederim. Anlaştık gibi görünüyor.

Ben rica etsem bir randevu tarihi alsam sizden...

...gelip deneme sürüşü yapsam. Nasıl fikir?

Aslında arabanın aynısından bende de var. İstiyorsanız orada deneyebilirsiniz.

Olur, peki, tamam. Öyleyse ben bir numaranızı alayım, size ulaşmak adına.

-Haberleşelim. -Lütfen.

Efendim, ben size şöyle fiyat listelerini hazırladım.

-Çok teşekkür ederim, zahmet verdik. -Rica ederim.

-Görüşmek üzere. -Dediğim gibi siz bir düşünün...

...ben size yardımcı olacağım. -Çok sağ olun.

-Rica ederim. İyi günler. Sağ olun. -İyi günler.

Asya, hadi.

(Önder) Hadi.

(Müzik)

-Haberleşiriz. -Çok 'merci'.

Şahane.

Al bakalım Babuş.

Aradım da telefonu kapalı.

Bacım kapalı olacak tabii, açık mı olsun? Polis bulur o zaman açık olursa.

Sen niye anlamıyorsun? Oğlun iyi diyorum, iyi.

Yakın zamanda evine dönecek, güven bana.

Hem birazdan ben de kalkıp yanına gideceğim, hiç merak etme.

Sen de git evine. Git İsmet.

Git otur örgünü ör, yemeğini yap.

Etli kuru fasulye yap, sever Eymir.

-İyi, ben gideyim o zaman. -(Eyüp) Git.

-Peki, bu gelin nerede? -İsmet, bak beni delirtme!

Bir kadının yeri kocasının yanıdır!

Yanında diyorum, Eymir'in yanında, anlamıyor musun?

Ya git artık, bu işi bana bırak, bir güven!

(Kapı vuruldu) Tamam abi, sen ne dersen o.

-Müsaade var mı Dayı'm? -Gel.

Dayı'm, bu değnekçi tarafından yapılmamış polise ihbar.

(Gerilim müziği)

Ne diyorsun?

O zaman ihanet eden içimizden biri mi diyorsun?

-Öyle gözüküyor. -Kim?

Kim ulan bu?

Eymir'i ispiyonlayan kim lan?

Bulacaksınız bana o soysuzu, bulacaksınız!

İnşallah bugün gelir Ertan Bey.

(Müzik)

Ne kadar profesyonel bir avukatmış ya.

Baksana bırakamıyor oyunu gerçeklik bozulmasın diye.

-(Önder) Hah, geliyor. -Şükür.

(Duygusal müzik)

İş tamam galiba.

Sana sormalı.

Anlamadım?

Anlamadın?

Hah.

Güzel.

Değnekçinin ölümünden iki saat önce yemeğe gitmiş.

Helme Meyhane diye bir yere, buraya da yakınmış, bakalım ister misiniz?

Olur, tamam.

Restoranda buluştularsa, bir de görüntü yakalarsak tamam bu iş.

Sen önden git, biz seni takip ediyoruz, tamam mı abi?

-Tamamdır. -Al.

(Duygusal müzik)

Üf!

Bir şey mi oldu?

Asya, sen içeride bir şeye bozulmadın değil mi?

Bir şeye bozulmadım.

Arabalar çok pahalı ona bozuğum.

Hayata bozuğum yani sana değil.

(Duygusal müzik devam ediyor)

Daha iyi misin?

İyiyim.

Ne oldu, anlatmayacak mısın?

Anlatsam da anlamayacaksın.

Baba meselesi.

(Hüzünlü müzik)

Öyle bir anlarım ki.

Ama tamam.

Tamam, anlatma.

(Kapı zili çaldı)

Geldim.

Hoş geldin İsmet abla.

Hiç hoş gelmedin vallahi.

Asya gerdekten kaçtığı için herkesin ağzındayız.

Hiç yakışık almadı.

Haklısın, doğru söylüyorsun.

Ben ne diyeyim ki şimdi?

Sen deme, benim diyeceklerim var zaten.

Geç, buyur.

(Gerilim müziği)

Nereye geldik böyle biz?

Biraz mola vermeye.

Simla! Hişt! Alo! Kızım!

Ya Simla bir dur, bir dur!

Kızım ne yapacağız bu concon yerde? Vallahi gel gidelim.

Bir şeyler içeceğiz, hadi gel.

Gel.

Hadi.

(Simla) Gel.

Merhaba, hoş geldiniz.

-Hoş geldiniz. -Kolay gelsin. Sağ olasın.

(Müzik)

Siparişi sen versene. Bana da bir (Bip).

Sen de artık ne istersen söylersin, bir tuvalete gideceğim.

-Ne? -(Bip).

Ya ben ne anlayayım haytını huytunu Allah Allah.

-Kolay gelsin. Hoş bulduk. -Hoş geldiniz.

Şöyle geçtim ben.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

Siz böyle oturun, ben geliyorum.

Tamam abi.

Nasıl yapacak?

Onun da kendine göre var yöntemleri.

Otur bakalım.

Bir şeyler yer misin? Hızlıca bir şey söyleyelim istersen.

Yok.

Şimdi biz buradan bir delil bulursak...

...bu Eymir serbest mi kalacak, ne olacak?

Evet.

Bu Hidayetlerde kalma durumu seni kurtarmıyor mu?

İşte ne kadar işe yarar bilemedim.

(Gerilim müziği)

Ertan.

Tamamdır abiciğim, gelin.

Hadi.

-Burada. -(Eymir) Dayı.

Ulan beşlik simit gibi yatıyorsun ya!

Üç tabur adam senin için çalışıyor, sen burada böyle yatıyorsun.

Bak kanımdansın, kıyamıyorum.

Vakit geçmiyor, tıkandım kaldım burada. Telefon da kapalı.

-Ne ikram edeyim size? -Çay.

-Size? -Çay, demli bir çay.

Gülten abla, sen bize çay ver.

Yokmuş avukat, ha?

Yok dayı.

Galericinin adını verdim ona gitti. Delil arıyor.

İyi.

Dayı bu ihbardan bir ses seda yok mu?

Şimdilik çıkmadı ama eli kulağında, bulacağız.

-Dayı ben sana bir şey söyleyeyim mi? -Söyle.

Bu işin altından o avukat çıkacak.

-Sebep? -Asya.

-Niye? -Çünkü Asya'ya tutuldu.

Ya oğlum, Eymir sen deli divane misin?

Ne oluyor ya? Bu avukat akıllı adam.

Ne işi var onun mahalle gülüyle?

Olur mu? Hem ayrıca bu yağlı kapıyı avukat bırakır mı?

(Eyüp) Babasının vasiyeti var.

Bulmuş bir tane müşteri, onu sonuna kadar devam ettirecek.

O işi bırakmayacak.

Ha, yolda yürürken Asya'ya ihtiyacı var.

İş bitince Asya da paket, kız kendisi söyledi.

-Kendi kulaklarınla duydun. -Tamam dayı.

Deşelim bakalım, bu işin altından kim çıkıyor göreceğiz.

-Buyurun. -Sağ olun zahmet oldu.

Koy abla koy.

Afiyet olsun.

Ben Eyüp abimin hatırına konuşmuyorum ama seni anladın Fidan Hanım.

Anladım İsmet abla, anladım.

Yani Asya'yı tanıyor biliyorsun, öyle bir kız değil o.

Yapmış işte bir delilik, ne olur kusuruna bakma.

Kusurlar düzelir merak etme, ben bir elime alayım.

Benim tedrisatımdan bir geçsin, yola girer.

Tabii, tabii senin için nasıl uygunsa öyle olsun.

Zaten o saygılı kızdır, vallahi çıkmaz lafından.

Yapmaz öyle bir şey, tanıyorsun onu.

Dün damat tepsisi yollamışsın, sağ ol.

Hangi damat tepsisi?

Tabii şey, ee...

Biz çok güzel şeyler yapmak isterdik ama biliyorsun durumumuz bu işte.

-Yapamadık. -Neyse önemli değil.

(Kafede piyano çalınıyor)

("Taha piyanoda-Yağmur Yağar Taş Üstüne" çalıyor)

("Taha piyanoda-Yağmur Yağar Taş Üstüne" çalmya devam ediyor)

Bayağı da tartışıyorlar ha.

(Gerilim müziği)

Gırtlak gırtlağa gelecek gibiler baksana.

Ee bunu arabada öldürdü o zaman.

Yolda da atıp kurtuldu cesetten.

Ne yani abi mi öldürdü şimdi, anlamadım.

(Gerilim müziği devam ediyor)

Öyle görünüyor.

İnsan kardeşine nasıl böyle bir şey yapar, benim aklım almıyor.

Abi tamam, yeter izlemeye gerek yok. Sen al bunu...

...emniyete isimsiz bir ihbarla teslim et,

ben de Emir Efendi'yi ifadeye götüreyim.

-Tamam mı? -Tamamdır.

Hadi Asya.

(Sokakta oyun oynayan çocuk sesleri)

(Telefon çalıyor)

Söyle İsmet, söyle bacım.

Abi, polise kim ispiyonladı buldum ben.

Dün gece Taha geldi bize, damat tepsisi vereceğim dedi, yalan uydurdu.

Ee?

Eymir'in evinin adresini istedi ben de verdim.

Ama içim rahat etmedi, arkasından bir baktım camdan...

...arabaya bindi gitti.

Demek o ispikledi öyle mi?

Ulan soysuz Taha, ulan şere... Neyse...

...neyse kapat sen bacım, ben halledeceğim kapat.

(Gerilim müziği) (İçinden konuşuyor)

Bittin lan sen Taha, bittin.

Yok oğlum artık senin kurtuluşun, yok.

Hah Tuncay, dün akşam Taha...

...Eymir'in evine bir arabayla gelmiş, kimin arabasıymış bir öğrenin.

Kimin nesiymiş, (Bip) neymiş?

Lan çabuk hadi çabuk hemen bilmek istiyorum çabuk, hadi.

Hadi haber verin bana.

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

Efendim Eyüp Bey.

Asya gelinim, bir mesele konuşacağım seninle.

Ofisime gelir misin?

-Tamam geliyorum. -İyi.

Ne oluyor, kötü bir şey mi oldu?

Bu aradığında, ne zaman iyi bir şey oldu ki?

Beni çağırıyor, niye bilmiyorum. Mecburen gideceğim mahalleye.

Telefonda söyleseymiş ne istiyorsa.

Ne bileyim ben, benim itiraz edece hâlim mi var?

Eymir çıkacak akşam, sen orada kalamazsın. Hidayetlerde kalacağım de.

Tamam öyle derim.

Tamam ben emniyetten çıkınca seni alırım zaten.

Kalmayacaksın Eymir'le merak etme.

Tamam.

(Duygusal müzik)

Sağ olasın.

-(Sayaç) Abi. -Ne?

-Araba avukatınmış. -Ne? Nasıl?

Plakasını söylediler, ben bildim hemen.

-Buradan bildim. -Aslanım benim.

Ben o kafaya kurban olurum kurban. Amma Sayaç...

...bugün çok kelle alınacak, çok!

Toplaşın hemen.

(Gerilim müziği)

Eyüp Bey katili yakalatacak deliller emniyete gitti.

Ben şimdi yeğeninizi emniyete götüreceğim, ifade verdirmeye.

Üzerindeki yakalama kararı kalkar, Eymir de özgür kalır böylelikle.

Sağ olasın avukat.

Çok cevvalmişsin yahu.

Sağ ol.

Bu güzelliğin karşılıksız kalmayacak.

Hediyeni alacaksın.

Hem de bugün, hemen.

Hayırlı günler.

(Gerilim müziği devam ediyor)

Sayaç, biraderim...

...aç bakalım avukatın şu hediye kutusunu.

Aç da verelim, avukatın hediyesini.

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Eyüp) Al bakalım Oktay.

Temiz bir iş olsun, kimse bilmesin.

Oldu bil Dayı'm.

O Avukat Ertan var ya, bugün emniyete gidecek.

Emniyette olmasın.

Emniyete yakın bir yerde olmasın.

Bu herif illaki başka bir yere gidecek.

Takip et peşini bırakma.

Issızda, tenhada bir yerde yakala...

...indir!

-Bitir işini. -Oldu bil Dayı'm.

Selametle.

(Gerilim müziği)

Vay be biraderim.

Asya, Ertan...

...bir de o bacaksız Taha bir olup...

...beni arkamdan vuruyorlar, bana ihanet ediyorlar Sayaç!

Ne demiş atlarımız, ne demiş?

Hiçbir ihanet cezasız kalmaz!

Hiçbir ihanet!

O zaman şöyle yapıyoruz beyler.

Hani benim insafımı istiyordu ya mahalleli...

...bütün mahalleye haber salıyoruz.

Mahalleliye diyeceksiniz ki Eyüp Dayı...

...eğer dediklerini yaparsanız...

...borcunuzdan yüzde 10 indirim yapacak.

Yüzde 10'unu almayacak.

Ha eğer Eyüp Dayı'dan borç isterseniz...

...size faizsiz borç verecek.

Eğer dediklerimi yaparlarsa.

(Eyüp dış ses) Tek tek anlatın mahalleliye.

Asya gerdek gecesi evinden kaçtı.

Polise gidip kocasını ispiyonladı diye anlatın.

Herkes bilecek, herkes gördüğü yerde yüzüne tükürsün.

Bu mahallede yaşatmayacağım onu.

Beni sırtımdan bıçaklayanı, bana hainlik yapanı kevgire çeviririm.

Benim adım Eyüp, Eyüp. (Mahallelinin konuşmaları duyulmuyor)

(Eyüp dış ses) Bitecek o Asya.

Abi lütfen yapma ne olur.

(Eyüp dış ses) Evini, damını da elinden alacağım bu Asya'nın.

Deyin ev sahibine boşaltsın hemen.

Koysun kapının önüne hepsini...

...anasını, bacısını, kardeşini... -Kaç aydır kira ödemiyorsun.

...kalsın sokakta hepsi de anlasın.

Bu kış gününde ihanet etmek ne demekmiş. (Fidan ağlıyor)

Ne bakıyorsunuz!

Ne bakıyorsunuz!

(Eyüp dış ses) Ona arka çıkan arkadaşları var ya...

...onlara da gün yüzü yok artık.

Hele o Kasap Yasin, o şişko Yasin en başta.

Alacağım onun da dükkânını elinden, işsiz kalacak.

Açlık ne demekmiş görecek.

Kimse açlıkla başa çıkamaz, sürünecek hepsi.

Asya'nın yanında olan herkes... (Yasin'in konuşması duyulmuyor)

...yaşadığına pişman olacak. (Yasin'in konuşması duyulmuyor)

Gelelim Taha'ya.

Boyundan büyük işlere kalkışan Taha'ya.

O bacaksızı bulun...

...ürkütmeden yanıma getirin.

Bir taraftan da Kürşad'a haber edin.

Deyin ki...

Eyüp Dayı'nın sana bir hediyesi var deyin.

Uzun zamandır beklediğin bir hediye deyin.

Kulağı kapıda olsun.

O hediye bugün gelecek, deyin.

Emrin olur Dayı'm.

Helal, şimdi gidin.

(Gerilim müziği)

(Eyüp) Ya biraderim.

İşte böyle.

Ben o zamanlar, işte çocuğum.

Mahallede koşturuyoruz, şakalaşıyoruz, top oynuyoruz falan.

İşte şakalaşırken öyle bir anda, o sırada böyle tak.

Bu kol böyle bilekten komple gitti.

O zaman da piyanonun geçişleri var böyle, öğreniyorduk tam.

Yalan ettik sonra benim...

...rahmetli ortaokul hocam, bana şey demişti...

...oğlum bak piyanoyu yalan ettin, bari yeteneğini heba etme, dedi.

Bana çello falan dedi, ben araştırdım...

...tabii çalmak istiyorum, bakıyorum ama...

...bizim durumları bilmiyor tabii o zamanlar.

Hocam ben bu aletle mahalleye girersem, benimle çok dalga geçerler, dedim.

Sonra da bize öyle altyapı oldu işte.

Oradan da 'rap'e sardık.

Öyle 'rap' deyip de geçme ha, herkes yapamaz. Bir kere...

...ölçüleri bileceksin, hece ölçülerini...

...uyakları, ulamaları bileceksin. Yani kelimelerin anlamlarını bileceksin.

Anlamı anlayacaksın anladın mı yani? Mesela...

"Kingo'nun 'rap'i bu boş kelle olmaz" "Flow’um delidir aklınsa almaz"

"Hakikate sığınan yanınızda kalmaz" "Yanınıza kalsa da yarına kalmaz"

Öyle işte yani.

Kalbinden geçeni böyle sansürsüz yapıştıracaksın yani.

Vallahi gelecek iki yılın da şaşırma kotasından yedim şu an.

Yetti, bitti.

Seninle ilgili bütün ön yargılarımın da duvarına çarptım.

İnsanı böyle taklaya getirirler, güvercin gibi.

(Duygusal müzik) (Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

-Benim bunu açmam lazım. -(Simla) Tamam.

Bir saniye ee...

-Efendim biraderim. -(Sayaç ses) Eyüp Dayı seni istiyor Taha.

Tamam. Tamam ben geleceğim, tamam.

Tamam.

-Ne oldu? -Çok özür dilerim benim gitmem lazım.

Biliyorum sana söz verdim ama vallahi gitmem gerek.

Oturuyorduk ne güzel.

Sözüm söz, telafi edeceğim ama gitmem lazım.

İyi tamam, götüreyim ben bırakayım seni.

Olur.

(Gerilim müziği)

Avukat...

...yamuk yok inşallah.

-Yan basmayalım da. -Basmayız, basmayız.

Biz görüntüleri verdik zaten, Haldun'u yakalamışlardır bile.

Biz gidip bizi arıyormuşsunuz, buradayız diyeceğiz.

Anladın mı?

Bu kadarını da başarabilirsin galiba.

Hadi.

(Gerilim müziği)

Hadi bakalım.

Dur len dur.

Gelinliğinle polise mi koştun ayaklarını vura vura? Tüh sana!

Ne diyorsun Nurşen teyze ya?

Hiç kıvırma, ispiyoncu utanmaz!

(Gerilim müziği)

(Kadın) Yazıklar olsun bizi perişan ettin, tuh!

(Kadınlar birlikte) Yazıklar olsun, düğünden kaçan gelin (Bip)!

(Üst üste konuşmalar)

(Simla) Evet.

(Gerilim müziği)

Turumuzu attık, bugün için teşekkür ederim.

Eyvallah.

Ama böyle kaçamazsın, bu çok kısaydı sayılmaz.

Daha sana göstermek istediğim bir sürü yer var.

İyi madem.

-Olur gezeriz. -İyi, tamam anlaştık.

Anlaştık.

Hadi hoşça bye.

Bye.

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Abi bunun bir yolu vardır, gözünü seveyim.

Kardeşim lütfen, vazifemizi yapalım, lütfen engel olmayın.

Abiciğim sen vazifeni yapacaksın da burası da benim ekmek teknem yani!

(Yasin) Bir yarım saat ver bari etleri alayım içeriden.

(Zabıta) Ben görevimi yapıyorum, şikâyetinizi belediyeye yapın.

Belediye sen değil misin abi!

Abi çoluk çocuğum var benim, ne yapayım hırsızlık mı yapayım abi?

-Şikâyetinizi belediyeye yapın beyefendi. -Ne oluyor ya?

Asya gözünü seveyim ya, yok benim...

...kendi doldurduğum sucukta tek tırnak eti çıkmış da, hileliymiş de...

...ya olur mu böyle bir şey Asya ya! -Ne?

Memur Bey, böyle bir şey imkânsız.

Bir yanlışınız var gerçekten.

Bittim ben Kur'an çarpsın bittim. Abi bunun bir şeyi vardır ya.

-Bir yolu vardır bunun ya. -Beyefendi lütfen.

Karısı hamile doğum yapacak, el insaf!

-Gerçekten yok öyle bir şey. -Hanımefendi lütfen.

Emir, kural net.

Bir daha da itiraz istemiyorum kimseden, polis çağırmak zorunda kalırım.

Tamam polis çağır, polis de zabıt tutsun abi.

-Ben ne yapayım, hırsızlık mı yapayım! -Yasin.

Geçmiş olsun.

Eyvallah avukat, sağ olasın.

(Telefon çalıyor)

Efendim Hidayet Bey.

(Hidayet ses) Bir eve gelsene Ertan, konuşalım seninle.

Geliyorum.

(Gerilim müziği)

(Yasin) Ya abiciğim, bak böyle bir şey olabilir mi ya?

(Telefon çalıyor)

-Efendim anne. -(Fidan ses ağlayarak) Asya...

...Asya bizi evden atıyor Nadir.

Geldi kiralık ilanını astı, iki güne çıkın diyor pislik herif!

-Ne? Ne atması ya? -Hepsi senin yüzünden!

-Ne oluyor, ne oluyor? -Bırak dokunma!

-Asya'yla ne alakası var! -Senin yüzünden evet.

Mahalle yıkılıyor, kocasını sattı gerdekten kaçtı diye.

Herkes Eyüp Dayıların yanında, o yüzden mühürlediler dükkânı bak!

Madem ispiyonlayacaktın, neden evlendin?

Onun dediği olur bilmiyor musun?

Herkesin Eyüp'e borcu var, bak ekmek teknemiz gitti senin yüzünden!

Hepsi senin yüzünden, al şimdi hayrını gör, yürü!

(Gerilim müziği)

Eyüp Dayı?

Beni istetmişsin, buyur.

Ah!

Ulan (Bip)!

-Dayı ne vuruyorsun ya! -Sen ablanla, avukatla bir olup...

...bizim Eymir'i mi satıyorsun lan?

Kim söylüyor Dayı sana böyle şeyleri ya!

Avukatla beraber damat tepsisi ayağına, adresini...

...polise mi verdin lan! -Hayır yok öyle bir şey yok!

Ben tepsiyi adrese vermek için gittim yemin ediyorum bak...

...geç oldu diye vazgeçtim sonra. -Sus lan, sus!

Bak hâlâ konuşuyor, hâlâ ötüyorsun karşımda!

-Sus hâlâ yalan söylüyorsun! -Yemin ediyorum bak!

-Tamam, tamam, tamam. -Hâlâ yalan (Bip)!

-Vurma Dayı. -Gebertirim lan seni!

Gebertirim anladın mı (Bip)!

Kes lan kes!

Malzemeleri getirin lan, çabuk!

(Gerilim müziği)

Sen kimsin.

(Gerilim müziği devam ediyor)

Gel bakalım.

Hep söylüyorlar çoluk çocukla iş yapılmaz, yapma.

Yok ama dinleyen kim!

Hep ders, hep ders bana da.

Ne yapalım bir gün öğreneceğiz, daha vaktimiz var nasıl olsa.

Tama oldu. Şimdi bunu Kürşad'a götürün...

...hediyesini alsın, önce bir görüntüleri seyretsin...

...sonra da canı ne istiyorsa yapsın artık bu (Bip)!

Yok, yok Dayı yok! Yok, yok ne olur Dayı!

-Bağırıp durma! -Dayı, Dayı!

-Bağırma lan, bağırma! -Tamam Dayı tamam, tamam.

Şöyle düşün evladım, şöyle düşün.

Stres bitti anladın mı? Korkacak hiçbir şey kalmadı.

Ne yapalım, senin de ömrün bu kadarmış Taha!

-Götürün! -Gözünü seveyim, elini ayağını öpeyim.

-Dayı ne olur yapma, Dayı! -Lan oğlum yeter lan! Yeter lan yeter!

Sizinle mi uğraşacağım lan ben, yeter!

Benim işim gücüm var oğlum! Yeter bitti diyorsam bitti, bu kadar!

-Götürün! -Dayı bir şans daha ver...

...bir şans daha ver ne olur! -(Eyüp) Yok şans falan!

Ne olur bana bir şans daha ver Dayı!

(Taha) Vallahi bir dur ya, ya bir dur, dur!

-Ya dur ben Dayı'ya bir şey söyleyeceğim. -Taha!

-Ne oluyor, ne oluyor be! -(Taha) Ya bırakın be, abla yardım et.

Kafandaki ne? Ne oluyor, nereye götürüyorsunuz?

-Ne oluyor söylesenize! -Asya bırak kardeşini yolcudur o bırak!

-Eceline yürüyor artık o. -Ne diyorsun lan!

Saçmalama evlendik ya işte, daha ne!

Bitti, bitti Asya artık, koruma yok.

Anlıyor musun? Bırak, bırak gidecek o!

-Bırak, bırak Kürşad'a gidecek. -Hayır, hayır, hayır...

(Taha) Lan bırak ablamı lan!

-Bırak hayır bırak! -(Taha) Ablamı bırak!

Taha, Taha!

-Doğru Kürşad'a! -Abla! (Bip)!

Taha! Aç kapıyı aç, Taha!

Getirin sonra bana Asya'yı.

-Taha, Taha Bırak! -Dur, dur, dur!

Bırak beni Taha!

Oğlum çek elini karımın üstünden!

-(Asya) Eymir, Eymir! -Çek, çek! Çek!

-(Eymir) Asya, Asya iyi misin? -Taha'yı öldürecekler.

Taha'yı Kürşad'a gönderdi, öldürecek diyorum sana!

Dayı ne oluyor ya, ne bu yaygara ya?

Bitti oğlum bitti, Asya'yla aramızdaki anlaşma bitti.

Ne diyorsun Dayı sen? Senin şafağını kim attırdı ya ne oldu?

Bir rüya gördüm diye düşün, geldi geçti öyle düşün!

-Bitti! -(Asya) Ne oluyor ya! Ne oldu, ne oldu?

-Eymir bir şey yap getirsin Taha'yı. -Bu var ya...

...bu, bunun kardeşi Taha dün...

...akşam avukatla beraber gidiyor annenden...

...alıyorlar adresi. Seni çok seviyorlar ya!

(Eyüp) Yardım edip seni kurtaracaklar ya, gidiyorlar polise...

...ispiyonluyorlar, ihbar ediyorlar!

Dedim ben, dedim sana Dayı!

Bu işin altından o avukat çıkacak dedim, bu kıza yanık dedim!

Bir dakika hayır, öyle bir şey yok, bir dakika.

-Öyle bir şey yok. -Bana hiç numara yapma Asya!

Sen de bu oyuna dâhilsin, o sebeple evden kaçtın.

Sen, kardeşin bir de avukat bir oldunuz...

...kocana, bana kazık atmaya çalışıyorsunuz.

Kazık öyle atılmaz kızım, kazık böyle atılır işte böyle!

Yok öyle bir şey, yemin ederim yok öyle bir şey.

Daha bugün seni kurtarmak için delil topladı...

...katili ispatlamak için yemin ederim.

Eymir, yemin ederim ben ihbar etmedim seni, yemin ederim!

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

-Hoş geldin. -Hoş bulduk.

Ertan müsaitsen şirkette, yanına bir uğramak istiyorum.

Tabii ki, umarım bir problem yoktur.

Yok, yok bir problem yok. Benim oğlan, İbrahim...

...hapisten çıkacak, dört ayı falan kaldı.

Hani belki bir yolunu bulup...

...daha erken çıkarabilir misin diye, sana danışmaya gelecektim.

Tabii ki siz gelin, neler yapabiliriz bir bakalım.

-Tamam sağ ol, yarın görüşürüz. -Rica ederim.

Pardon, o yeni mi? Mermer.

Abimin işleri işte, illa burada duracak dedi, buraya koydurttu.

Pek de sevimsiz.

Neyse abim seni çalışma odasında bekliyor.

-(Hüma) Yarın görüşürüz. -Hoşça kalın.

Ertan Bey, Taha. Taha'yı Kürşad'a yollamış Eyüp.

Mahalle kaynıyor görmüşler, Asya da peşinden gitmiş ama alamamış Taha'yı.

Ne olur yardım edin, Kürşad öldürecek Taha'yı.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Eymir'i de seveceğim, evime de gideceğim, Hidayet'e de gitmeyeceğim, kaçmak yok.

Sözünüzden çıkmak yok, yemin ederim.

Yemin ederim, ne olursunuz Taha'yı getirin, bak ne olur Eymir.

Geçti kızım o işler geçti, geçti!

Oğlum sen de gider başkasını bulursun, kız mı yok ya!

Ne yapacaksın bu deli bozukla, çek lan elini!

Yeter!

Dayı...

...yeter Dayı...

...ayıp oluyor!

Eymir, bana karşı mı çıkıyorsun, dayına karşı geliyorsun öyle mi?

Vur lan.

Madem kaldırdın yumruğunu vur, vur.

Eğer vuramıyorsan da çek git karşımdan Eymir!

Çek git!

(Gerilim müziği)

Niye anlamıyorsunuz beni ya niye!

Ben bitti diyorsam bitmiştir! Nokta!

Allah Allah!

(Telefon çalıyor)

(Gerilim müziği devam ediyor) (Telefon çalıyor)

Söyle nerede avukat, nereye gitti?

Yalıya mı?

Bekleyin, çıkışta tenhada indirin.

(Gerilim müziği devam ediyor)

Seni ilk gördüğümde ne dedim Asya?

İhanetten nefret ederim dedim mi, demedim mi?

(Eyüp) Dedim.

(İç çekti) Şimdi...

...iki tane cenazen var Asya, iki tane seni seven insan.

Ama şimdi anlıyorum ki sen de seviyormuşsun.

E ne yapalım, kısmet.

Sana düşen de her gün onların yasını tutup ölmek Asya.

Ne yapalım, Allah rahmet eylesin.

Abi ne yaptın yakaladın mı arabayı?

Yakaladım, araçta üç kişiler.

-Taha? Taha arabada mı? -O da araçta.

Ertan bu yol Kürşad'ın derneğe giden yol, çocuğu oraya götürüyorlar sana diyeyim.

(Önder ses) Yol üstünde bir mezarlık var, mezarlığın orada önlerini kes...

...ben de arka taraftan geleceğim.

Bunları bir kıstıralım bakalım olur mu? Orası ıssız.

-Anladım, tamamdır. -Ertan...

...bu sefer boş olmaz abiciğim. -Merak etme abi, merak etme.

Aldım arabamda, merak etme.

(Gerilim müziği)

Ne yapıyorsun?

Bırak o telefonu. Asya, bırak o telefonu!

-(Eyüp) Sana o telefonu bırak dedim! -Bırak, bırak dedim!

Lan bırak, bırak gebertirim!

(Gerilim müziği)

Nefesini keserim senin.

(Fren sesi)

Kıpırdama lan! Kıpırdama!

(Gerilim müziği devam ediyor)

Taha, aşağı in!

(Gerilim müziği devam ediyor)

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı NOW tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Bülent Temür-Dolunay Ünal...

...Hatice Başpınar - Sunay Temür

Editör: Ela Korgan

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.