All language subtitles for Hayatimin_Sansi_7

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

Evet, şimdi ne yapıyoruz?

-Alışveriş! -Evet alışve...

(Gerilim müziği)

Yonca Hanım.

Şükür kavuşturana.

Yonca, kaçmamız lazım.

-Hiçbir şey yapamaz, merak etme. -Yani.

Niye bir şey yapayım ki? Ben kötü adam mıyım?

Yalnızca dün yapamadığımız konuşma vardı ya, onu yapacağız.

Uzak dur bizden!

Ama olmaz ki. Bu kadar mesafeden konuşulur mu?

Kaçalım!

Sare!

(Gerilim müziği)

(Araba ani fren sesi)

Sare!

Sare!

Sare!

Bir şey olmuş.

Anneciğim...

Bir şey olmuş.

-Allah'ım! -(Filiz) Bir şey olmaz.

-Ona bir şey olmaz ki. -(Kadın) Sen mi çarptın kardeşim?

-(Çarpan şoför) Bir anda yola çıktı teyze. -(Kadın) Burası ama...

-(Çarpan şoför) Görmedim ki. -(Kadın) Bak!

Sare!

Sare ne olur.

Kalk, ne olur kalk.

Bir şey oldu.

Ambulans çağırın!

Ben ambulansı arıyorum.

Ya biri bir şey yapsın!

-Aç gözünü ne olursun, hadi! -(Filiz) Ya biri bir şey yapsın!

Aç gözünü ne olur!

Aç gözünü ne olur!

-Ben bir kaza bildireceğim. -Yardım edeyim.

Dokunma!

Bırak yardım edeyim.

Bırak, lütfen. Lütfen yardım edeyim.

Yonca, bırak.

(Yonca) Hareket etmiyor.

Hareket etmiyor!

(Hüzünlü müzik)

Nabzı atmıyor.

(Yonca bağırıyor)

Hayır!

(Filiz) Yonca, kurtaracak.

-Yonca, kurtaracak onu. -Hadi.

Allah'ım!

Hadi, hadi!

Kalk, ne olur kalk!

(Filiz) Yonca, kurtaracak onu.

Hadi! Hadi!

-Kurtaracak onu. -Hadi.

(Gerilim müziği)

Nefes alıyor.

Arabayı getir, çabuk!

Dokunma çocuğuma, bırak!

-Ambulansı bekleyecek zamanımız yok! -Bırak!

Bırak! Ambulans bekleyecek zamanımız yok!

(Filiz) Hadi.

Aç, aç kapıyı!

Hadi, bin arabaya, bin.

Hadi bakalım, alın yavaşça.

Bekle.

Hadi.

Merve Hanım nerede?

Rüzgâr Bey gidecekti, onunla olmalı.

-Mazhar amca. -Deniz.

Pastamı kesmeyecek miyiz?

Keseceğiz tabii ki.

Annem nerede?

İçeridedir. Yok mu?

Yok.

Gel bakalım.

Gel.

Senin burada ne işin var?

Bir dakika, bir durur musun? Anlatacağım ya.

-Evet. -Anlatacağım.

Bak, Mazhar'ın yanına git, tamam mı? Hiçbir şeyden şüphelenmesin.

Konuşacağız, ben sana her şeyi sonra anlatacağım.

Ben senden nefret ediyorum!

Ben seni çok seviyorum, niye böyle diyorsun?

Niye böyle yapıyorsun?

Sus!

Sonra konuşacağız, tamam mı?

Tamam.

Hayatım.

Senin burada ne işin var?

Rüzgâr'ı yolcu ettim.

Çalışma odamda ne yapıyorsun?

Deniz'in yanında bunları konuşmasak?

Neden?

Bence içeri girip bir konuşalım.

Mazhar Bey, Deniz Bey'in pastasını salona götürdük ama...

-Ben size götürebilirsiniz dedim mi? -Ama siz...

Hişt!

Doğum günü pastan gelmiş ama doğum günü çocuğu yok.

Böyle bir şey olabilir mi?

-Hadi siz içeri geçin. -Tamam.

(Merve) Hadi.

(Gerilim müziği)

-Babam kalmayacak mı? -(Merve) Kalmayacak canım.

(Gerilim müziği)

-Kapıdan çıkış yapmış mı, öğren! -Emredersiniz Mazhar Bey.

"İyi ki doğdun Deniz"

"İyi ki doğdun Deniz"

"İyi ki doğdun, iyi ki doğdun"

"İyi ki doğdun Deniz"

(Müzik)

Aç gözünü ne olur.

Daha hızlı lan, daha hızlı!

Hadi bakalım Aslan Kral.

(Müzik)

(Erman) Aldım tamam, aldım.

Araba çarptı, nabzı durdu, kalp masajı yaptım.

-Kaç yaşında? -(Yonca) Altı yaşında.

-(Erkek doktor) Bilinci hep kapalı mıydı? -Evet, kapalıydı.

(Erkek doktor) Acil müdahale odasına.

(Gerilim müziği)

(Hüzünlü müzik)

Ona bir şey olmayacak.

Hiç kimseye bir şey olmayacaktı!

Ona bir şey olmayacaktı!

Ben...

Birden oldu. Ben yapmadım ki.

Bana söz vermiştin.

-Verdim. -Bir şey olmayacak demiştin!

-Dedim. -Niye yaptın o zaman?

Ben yapmadım.

Ben kadınlara, çocuklara dokunmam ki.

Allah’ım hepsi benim suçum, benim hatam.

Hepsi benim suçum, benim yüzümden oldu.

Ben kadınlara, çocuklara dokunmam.

(Gerilim müziği)

-Siz giremezsiniz! -Ne yapıyorsun? Bırak!

-Hanımefendi lütfen! -Ben onun annesiyim, bırak!

-Hanımefendi lütfen, burada kalmalısınız! -Hayır bırakın, hayır bırakın beni!

Yonca! Yonca, bırak!

Hayır! Filiz, ne olur! Filiz, yalnız kalmasın, lütfen!

-Yonca! -Sok beni içeri Filiz, ne olur!

Yonca, bırak! Müdahale etsinler kızına!

Hayır, yapamam, ben ondan ayrılamam ne olur Filiz, ne olur!

Allah kahretsin! Koruyamadım!

Koruyamadım ben onu, koruyamadım!

Yonca, senin bir suçun yok ki.

Filiz, kalbim atmıyor, kalbim atmıyor! Bir şey oldu!

Bir şey oldu ona, biliyorum ben, gireyim ne olursun, ben de gireyim içeri ne olur.

Yonca, sen iyi değilsin.

Yonca bana bak! Yonca!

(Geçiş sesi)

Günaydın. (Geçiş sesi)

(Sare dış ses) Günaydın.

(Geçiş sesi) Günaydın, günaydın, günaydın.

Anne, yapma ya.

(Geçiş sesi)

(Filiz) O senin kızın.

Senin gibi çok güçlü bir kız ve yaşayacak.

(Geçiş sesi)

(Geçiş sesi)

(Hüzünlü müzik) (Yaşam destek cihazı çalışıyor)

(Hüzünlü müzik devam ediyor)

(Hüzünlü müzik devam ediyor)

(Hüzünlü müzik devam ediyor)

(Meşgul tonu)

(Meşgul tonu)

(Hüzünlü müzik devam ediyor)

(Geçiş sesi)

Canan, karıcığım bak, yapma böyle. Kaç gündür bu odadan dışarı çıkmadın.

Ben bu odayı evladımız için hazırlamıştım.

-Ama o bizi bırakıp gitti. -Canan.

Bak, bana bir bak, yapma lütfen.

Ben hiçbir zaman anne olamayacağım.

Benim hiçbir zaman çocuğum olmayacak.

Senin çocuğuna annelik edemeyeceğim Alpay.

Çocuğumuza annelik edemeyeceğim.

O zaman niye yaşayayım, ha?

Canan.

(Geçiş sesi)

Benim canımı alacaktın!

-Can almak yok. -Ona dokunmayacaktın!

-Özür dilerim. -Ona dokunmayacaktın!

Sen ona dokunamazsın! O pis ellerini ona süremezsin!

Karşındayım işte, karşındayım! Ne istiyorsan al benden!

Beni onun yanına gönder!

O orada acı çekiyorken ben burada duramam!

(Hüzünlü müzik)

Niye anlamıyorsunuz ya? Yok, bende bir şey yok!

Niye anlamıyorsunuz?

Ben sadece kızımla mutlu olmak istedim.

O gülsün istedim.

Kuzum yapma.

(Gerilim müziği)

Ben böyle olsun istemedim.

(Gerilim müziği)

(Telefon çalıyor)

(Geçiş sesi)

Senin bir çocuğun vardı ve benden sakladın, öyle mi?

Ben söyleyemedim.

İnan görmüyorum bile onu.

Ama sen seni baba yapamayacağım falan diye kendini kahredince…

...bilmen gerekir diye düşündüm, bu kadar.

Niye?

Ha?

Beni daha çok üzmek için mi?

(Canan) Bak benim çocuğum var.

Senin yapamadığını başka bir kadın çoktan yaptı demek için mi?

-Canan... -Dokunma bana!

Bak, beni bir dinlersen eğer...

Bunu benim eksikliğimi yüzüme vurmak için getirdin.

Hayır! Olur mu canım öyle şey?

Ben sadece bir çözüm için...

Yani sen kendi kendini yedin bitirdin, daha fazla üzülme diye yaptım Canan.

Nasıl bir çözüm olacak bu?

Benim kendimi daha kötü hissetmemden başka nasıl bir çözüm olacak bu?

Çünkü onu alabiliriz.

Onu alabiliriz.

Hayalini kurduğumuz aileyi hâlâ kurabiliriz.

Biz o çocuğa o kadından daha iyi bakarız Canan.

Sen ne diyorsun be?

Benim için bir çocuğu annesinden mi ayıracağız?

Ben böyle biri miyim?

Canan.

Alpay, çık dışarı, defol!

-Bir dinler misin? -Alpay, defol git dedim sana!

(Hüzünlü müzik)

(Hüzünlü müzik devam ediyor)

(Hüzünlü müzik devam ediyor)

(Telefon çalıyor)

(Geçiş sesi)

(Telefon çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

Canan, neredesin, niye açmıyorsun telefonunu?

Ne oldu?

Ne?

Hangi hastanedesiniz?

-Tamam, hemen geliyorum. -Alpay Bey.

-Hayırdır? -Galip Bey selam söyledi.

Sizinle konuşacakmış.

-Şimdi olmaz. -Ama hemen dedi.

Şimdi olmaz diyorum, anlamıyor musunuz?

Dur bakalım! Bekletilmeyi sevmez!

Çok acil bir işim var, o yüzden gidiyorum.

Bir yere kaçmıyorum.

Bıraksana lan kolumu!

Beklesin!

Galip Bey'in hiç hoşuna gitmeyecek bu.

-Mazhar. -Merve.

Gitmemişsin.

Seni bekledim.

Deniz nasıl?

Çok mutlu.

Babası geldiği için mi?

Doğum günü çok güzel geçtiği için.

Herkese atından bahsetti.

Adını Aslan koymuş.

Ya formasından?

Hiç üstünden çıkartmadı ya.

Mazhar, biliyorsun babası hediye ettiği için.

Tamam, asma suratını.

Hem belki böyle hani aramızdaki buzlar da eridi ya.

Böyle Rüzgâr da gide gele, gide gele...

...Deniz'i alır falan, eskisi gibi yani.

Ne dersin?

Nasıl yani? İstediğin bu mu gerçekten?

Senin?

Arada kalmak istemediğimi ben sana söyledim ama karar senin.

Güzel karım benim.

Ee Merve?

(Merve boğazını temizledi)

Çalışma odamda ne yapıyordun?

Rüzgâr yüzünden oradaydım.

Rüzgâr!

Gitmeyeceğim diye tutturdu.

İşte pasta kesilene kadar kalmak istediğini söyledi.

Ben olmaz dedim ama anlamadı.

Anlamıyor, hiç anlamıyor.

Israr etti, sana sormamı söyledi.

Sana sormak için geliyordum.

Sonra canını bununla daha fazla sıkmak istemedim.

Geri döndüm, gönderdim onu.

Sonra işte kendimi kötü hissettim.

-İnsan içine öyle çıkmak istemedim. -Çalışma odama girdin.

Her yer dolu olunca sakinleşmek için...

Tamam.

Gel bakayım buraya, gel.

Güzel karım benim.

İkimiz de Rüzgâr'ı tanıyoruz.

Öyle değil mi?

Deniz mutlu.

Sen de mutlu ol.

Ben çıkıyorum.

Akşam görüşürüz.

(Gerilim müziği)

Mazhar Bey.

Efendim.

-Rüzgâr Bey... -Ne Rüzgâr Bey, ne?

Teyit ettiğiniz dakikalar değil de daha geç çıkış yapmış.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

Merve.

Senin ne işin vardı o odada?

-Anlatacağım. -Anlat!

Bak Merve, ben şu an evin yakınlarında bir yerdeyim.

Çık, gel buraya, yüz yüze konuşalım.

Rüzgâr, gelmeyeceğim. Sen ne işler peşindesin ya?

Merve, telefonda olmaz. Çık buraya gel. Gelirken de dikkat et...

...Mazhar şüphelenmiş olabilir.

Sen yine ne yapıyorsun Rüzgâr?

Anlatacağım diyorum. Niye böyle ısrar ediyorsun?

Sana konum atıyorum, çık gel işte.

Gelirken dikkatli gel.

Yonca, bir sakin ol.

Niye çıkarmıyorlar hâlâ?

Niye hiçbir şey söylemiyorlar?

Kötü bir şey de söylemiyorlar en azından.

(Filiz) Lütfen sakin ol.

-Kızım. -Baba.

-Baba. -Kızım.

-Çok korktum. -Buradayım kızım, yanındayım.

-Çok korktum. -Bir şey olmayacak.

-Olmayacak, değil mi? -Hayır, hayır.

Olmayacak, olmayacak.

-Olmayacak, değil mi? -Tabii ki.

İzin verir miyiz hiç buna?

-Vermeyiz, değil mi baba? -Vermeyiz tabii.

Vermeyiz kızım.

Vermeyiz.

(Hüzünlü müzik)

Ne oldu?

O adam çıktı karşımıza.

Sonra şey...

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Konuşmaya gittim...

...sadece.

İstemeden oldu.

Bir anda.

Turgay delirecek.

Öyle.

Seni arayacak.

Bulacak.

Adi herif! Ne istedin ya küçücük çocuktan?

(Bip)!

Benim yüzümden.

(Burcu) Hepsi benim yüzümden.

Senin yüzünden falan değil.

O (Bip) babayla oğlu yüzünden bütün bunlar!

Baba.

Bu sefer de üstünü örtmeyeceksin, değil mi?

Bu sefer de cezasız kalmayacak, değil mi?

(Doğa) Baba, bir şey söyle ya.

Küçücük bir çocuk o.

O senin torunun.

Doktor Bey!

Kızım nasıl, Sare?

Sare, hastaneye bilinci kapalı hâlde gelmiş.

Geldiğinde kısa süreli de olsa resüte edilmiş.

Bilinç de kapalı olduğundan hipoksik beyin olmasın diye uyutulacak.

İyi mi o?

-Şimdilik iyi diyebilirim. -Şimdilik?

Sabaha kadar uyutulup, hayati fonksiyonlarına bakılacak.

Neden?

(Doktor) Sadece prosedür. Bir sorun olmazsa...

...ki ümit edelim olmasın.

Kızınızı yarın taburcu edebiliriz.

Allah'ım çok şükür.

Çok şükür, çok şükür.

Çok güçlüdür senin kızın demedin mi ben sana?

Ben onu ne zaman görebilirim?

Yoğun bakıma alınacak şimdi, sonrasında görebilirsiniz.

Tamam.

Bir şey olmayacak, değil mi Doktor Bey?

Merak etmeyin, iyi olacak.

İyi olacak, çok iyi olacak Sare.

-Çok teşekkür ederiz Doktor Bey. -Tekrar çok geçmiş olsun.

(Müzik)

(Doktor) Ne oluyor hanımefendi?

Ne olur bana da bilgi verin. Sare iyi mi, demin baktığınız küçük kız?

-Annesine gerekli açıklamayı yapmıştım. -Bana da yapın, ne olur.

Siz kimsiniz?

Ben bir yakınıyım.

Bakın, doktorsa doktor, ilaçsa ilaç, ne gerekiyorsa yapın.

Ben karşılamaya hazırım.

Yeter ki Sare iyi olsun.

-Merve... -Ne yapıyorsun sen odada?

Önce bir sakin olsana.

Ben sakin falan olamam! Odada ne yapıyordun hemen söylüyorsun!

Gelirken takip falan edilmedin, değil mi?

Edilmedim Rüzgâr! Delirtme beni, söylesene!

Sakinleşsene ya.

Sen bugün konuşacak mısın?

Mazhar'ın çalışma odasına dinleme cihazı yerleştirdim.

Ne yaptın?

Mazhar'ın çalışma odasına dinleme cihazı yerleştirdim.

Hah!

Aa!

Onun için...

Deniz'in doğum gününde bütün o onunla birlikte olmak istemek falan...

...bütün çaba... -Hayır Merve.

-(Merve) Bunun içindi, değil mi? -Hayır Merve.

-Ben aptalım Rüzgâr. -Merve...

Ben her defasında sana inandığım için aptalım.

-Merve! -Sen ne yapıyorsun, nasıl bir adamsın?

O senin oğlun. Rüzgâr sen kendi takıntın için...

...onun doğum gününü bile kullanıyorsun. Üstüne bir de beni alet ediyorsun.

Rüzgâr sen ne yapıyorsun?

Sana o herifin kim olduğunu göstermeye çalışıyorum, anlamıyor musun?

-Bana? -Evet, sana.

Odayı dinleyeceksin...

...Mazhar'ın aslında kim olduğunu kanıtlayacaksın, sonra bana göstereceksin.

Aslında...

...aslında odayı ben dinleyemiyorum.

-Efendim? -Ev dışarıdan dinlenmiyor.

Anca...

...bu cihaz da sadece ses kaydı alıyor zaten.

Yani içeriden birinin onun dinlemesi gerekiyor.

-Ne? -Kim?

Ne bileyim, belki sen...

Ben?

Kocamı ben dinleyeceğim? Sen ne dediğini duyuyor musun?

Allah'ım sabır ver. Allah'ım sen bana sabır ver.

Bak Merve, cihaz kayıtta, tamam mı? Mazhar orada görüşmeler yapıyor.

-Sen de... -Sen ne söylediğinin farkında mısın?

Sen bana, gizli gizli kocanı dinle mi diyorsun?

Rüzgâr bu kocaman bir saçmalık, ben bu saçmalığın içinde olmayacağım.

-Bu aptallık. -Merve.

Cihaz nerede?

Kapıdan girince sağda bir şey var, onun üstünde de yeşil vazo.

Onun içine koydum.

Ben şimdi ne yapacağım biliyor musun?

Ben eve gideceğim, onu oradan alacağım...

...sonra da çöpe atacağım Rüzgâr. -Hayır.

Ben kocamın arkasından iş çevirmeyeceğim Rüzgâr, niye biliyor musun?

Çünkü ben sen değilim.

Ben senin gibi asla olmayacağım.

Oğlun. Oğlun diyorum, senin oğlun.

Rüzgâr sen doğum gününe geliyorsun diye o ne kadar sevindi, sen biliyor musun?

Ama babası...

...ah o babası...

Allah seni kahretsin Rüzgâr.

Ya doğruysa?

Ya söylediklerim doğruysa Merve?

Tek yapman gereken o kayıtları dinlemek.

Bana getir ya da getirme, hiçbir önemi yok.

Ama ya doğruysa, ya evlendiğin herif gerçekten bir mafya babasıysa?

(Duygusal müzik)

-Çok kalamazsınız. -Teşekkürler.

(Duygusal müzik)

Siz ablanızla kalın.

Sen?

Geleceğim.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

-Canan. -Odaya aldılar.

-Hangi oda? -Bu tarafta.

Gel.

(Duygusal müzik)

Sare'm, benim güzel meleğim.

Annen çok korktu, biliyor musun?

Senin için, o küçük kalbi durdu, dediler.

Benimki de durdu, biliyor musun? Atmadı.

(Yonca) Seninki atmazken nasıl atsın, değil mi?

Ama ben sonra bir kıpırtı hissettim.

Senin o küçük ellerinin beni gıdıklaması gibi.

Dedim ki bu benim kızımın kalbi, atıyor.

Kalbime, at o zaman, dedim.

"Madem kızın yaşıyor, sen de yaşayacaksın.

Yaşamak zorundasın." Yaşayacağım Sare.

Senin için yaşayacağım.

Biz birbirimiz için yaşayacağız.

Güzelce uyu, tamam mı anneciğim?

Sen iyileş, bizim çok işimiz olacak.

Seninle yeni bir dünya kuracağız. Hem de bu oda gibi bir dünya.

Hiç kimsenin giremediği, sadece ikimize ait.

Ama belki güzel insanları da alırız.

Senin sevdiklerini, seveceklerini...

-Sen nereden çıktın? -Sare nasıl?

-Sana ne? -O benim kızım!

Ama sadece sevdiklerin.

Diğerleri dışarıda olacak.

Kızıma ne oldu?

Uzaktan sesleri gelecek, duymayacağız.

Öfkeleri olacak, biz seninle güleceğiz.

Sare neden bu hâlde?

Biriniz cevap versenize, Sare neden bu hâlde?

Onları sadece göreceğiz ama bize asla dokunamayacaklar.

Sana söz veriyorum bir tanem.

Seni çok güzel bir dünyaya uyandıracağım.

(Yonca) Söz.

-Benimle niye konuşmuyorsunuz? -Seni kale almadığımız için olabilir mi?

Yonca?

Sare neden bu hâlde? Konuşsana.

-Sakın bir daha bana dokunma. -Bana bir açıklama yapmak zorundasın.

-Sare neden bu hâlde? -Kaza geçirdi.

-Ne kazası? -Trafik kazası, araba çarpmış.

Araba çarpmış mı? O esnada sen neredeydin?

Sen kimden hesap soruyorsun?

-Annesinden hesap soruyorum. -Öyle mi? Peki hangi sıfatla?

Babası olarak! Anladın mı? Babası olarak.

(Alpay) Ben sana her seferinde bunu izah etmek zorunda mıyım?

Senin burada ne işin var?

-Ben... -Nereden öğrendiniz?

Bu mu, bütün problem bu mu? Bizim burada neden olduğumuz mu?

-Bakın, gitseniz iyi olacak. -Sen nereden karışıyorsun, sen kimsin?

Sen niye karışıyorsun?

Şu kocanı da al, buradan defolup gidin, hadi!

-Buna sen mi karar veriyorsun? -Alpay gidelim.

Bir yere gitmiyorum.

-Alpay hadi gidelim. -Gitmiyorum!

Alpay hadi!

Hâlâ konuşuyor.

Konuşmaya bile tenezzül etmiyor, görüyorsun değil mi?

Ama ben bunun hesabını ondan soracağım.

Şimdi parası var ya, parasına güveniyor tabii.

Canan?

Alpay gel biraz oturalım.

-Sana bir su alayım geleyim, iyi misin? -İyiyim, gel.

Alpay benim sana söylemem gereken bir şey var.

Söyle hayatım ne söyleyeceksen.

Bunu nasıl söyleyeceğim bilmiyorum ama... (Telefon çalıyor)

Annen arıyor.

Efendim Müyesser Hanım.

-Alpay neredesin? -Dışarıda işlerim vardı.

Neden sordunuz?

Burada bir adam var, Galip diye biri. Onu sen davet etmişsin, doğru mu?

-Galip mi? -Evet.

Bu adamın benim evimde ne işi var Alpay?

Müyesser Hanım ben hemen geliyorum, açıklayacağım.

Gelir gelmez açıklayacağım.

(Gerilim müziği)

-Ne oldu? -Sorun yok, artık gidelim mi?

O yukarıdayken?

Onun için yapabileceğimiz bir şey yok Canan, hadi gidelim.

Tamam ama onu bu hâldeyken bırakamam Alpay.

Onun için ne yapabileceksin Canan? Yapabileceğin bir şey yok.

-Hadi kalk gidelim. -Tamam, biliyorum.

Ama burada kalmak bana iyi gelecek Alpay.

Burada kalmanı istemiyorum.

İstemiyorum. Hadi eve gidelim, kalk.

Gel.

Şuna bak, şu adamdaki öz güvene bak. Gelmiş bir de senden hesap soruyor.

-Sen iyi misin? -İyiyim.

Gerçekten ben çok iyiyim.

Ama sen merak etme, hiçbir şey yapamaz.

Anca öyle esip gürler. Sakın korkma Yonca.

Korkmuyorum ki.

Ben bugün hayatımın en büyük korkusunu yaşadım.

O yüzden artık hiçbir şeyden korkmuyorum. Siz de korkmayacaksınız.

Ben kızım için, sen kardeşin için, sen ablan için, sen...

...hepimiz birbirimiz için korkmayacağız, savaşacağız.

Tamam, öyle ya da böyle bir işin içine girdik.

Ya kaderimize boyun eğip susacağız ya da onu istediğimiz gibi yazacağız.

Ben buna hazırım.

Siz var mısınız?

(Duygusal müzik)

Gel.

Yani bayağı öfkeliydi tabii.

Normal değil mi? Bunu bekliyorduk herhâlde.

-Normal tabii. -Dinleyeceğinden eminsin yani?

Öyle emin değilim de...

...dinlemesini umuyorum.

-Hadi diyelim dinledi, bir şey çıkar mı? -Çıkmalı.

-(Ekrem) Bekleyip göreceğiz o zaman. -Aynen öyle.

İyi, tamam hadi konuşuruz sonra. Şimdi kapatıyorum.

(Rüzgâr ses) Tamam.

(Duygusal müzik)

Yonca ben sizi evde göremeyince...

Ne oldu?

Na-nasıl?

Siz neredesiniz?

Hangi hastane?

Tamam, hemen geliyorum.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği)

Ya doğruysa?

Ya söylediklerim doğruysa Merve?

Tek yapman gereken o kayıtları dinlemek.

Bana getir ya da getirme, hiçbir önemi yok.

Ama ya doğruysa, ya evlendiğin herif gerçekten bir mafya babasıysa?

(Gerilim müziği)

-Anne. -Anneciğim.

Neredeydin? Deminden beri sana sesleniyorum.

Buradayım oğlum, bir şey mi oldu?

Mazhar amcayla mı konuşuyordun?

-Yok, o çoktan çıktı. -O zaman sen orada ne yapıyorsun?

Telefon çaldı gibi geldi ama yanlış duymuşum, meğer çalmamış.

-Neyse, sen ne istiyorsun? -Biraz odama gelir misin?

-Sana bir şey göstermem lazım. -Olur.

(Gerilim müziği)

(Duygusal müzik)

Yonca.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Bana çok öz güven geldi.

Ne? Yonca haklı canım.

-Ne korkarak yaşa... -Şey, bence geri dönelim.

Niye?

O nasıl?

İyi.

-Peki sen? -Ben de iyiyim.

-O kim ki? -Ne yapıyorsun?

Bakıyorum.

O kim?

-Rüzgâr olmalı. -Rüzgâr?

Aralarında bir şey mi var?

-Ne bileyim ben? -Bize ne Burcu?

Bize neyse bu gizlilik ne?

-Benim bir şey sormam lazım. -Allah Allah!

Kız bu ne meraklı bir şey çıktı be.

-Bir dakika. -İnsanları rahat bırak.

Biraz sohbet etsinler.

-Bana niye haber vermedin? -Söyleyemezdim.

Oğlunlaydın.

Onlarla geçirdiğimiz vakit her şeyden daha değerli. Bozmak istemedim.

Hem biz toparladık, birbirimize söz verdik. Bundan sonra iyi olacağız.

-Yalnız mı geldin? Kimse yok mu? -Sen geldin.

(Duygusal müzik)

Kardeşlerimle Filiz buradalar, aşağıdalar.

Bu kaza nasıl oldu?

(Duygusal müzik)

Öldürmek çözüm değil.

Durmayacak da. Kızları gönderemediğimize göre...

...onların güvenliğini sağlamamız lazım.

Kızların dediğine geldik.

Hadi şu işi bitirelim.

(Gerilim müziği)

Acil görüşmemiz gerekiyor.

Gelmedi.

Gelmedi.

Turgay bu saate kadar gelip hesap sormadığına göre...

Yine bir şey planlıyor.

Öyle.

Nereye?

Hastaneye.

(Müzik)

Turgay?

-Mazhar Bey. -Bu kadar acil olan şey ne?

Rüzgâr Komiser'le ilgili.

Rüzgâr?

Son talihli Yonca Sıdalı'ya ulaşmış.

Ay!

Sabahtan beri çay iç, iç, iç, şiştim, kocaman oldum.

İçme o zaman Burcu.

Ne yapayım, hastanede yapacak başka bir şey yok ki. Sürekli çay.

İç o zaman Burcu.

Ama bir şey söyleyeceğim Filiz, baksana şiştim.

-(Filiz) Ben senin göbeğini yerim. -(Burcu) Göbeğim, evet.

(Gerilim müziği)

Burada ne işin var?

-O iyi mi? -Ne yapacaksın?

Onu ne hâle getirdiğini mi öğrenmek istiyorsun?

-Ben ona zarar vermek istemedim. -Ama verdin.

İstemeden.

Hem ben kadınlara, çocuklara zarar vermem ki.

-Öyle mi? -Öyle.

Artık öyle.

Ne yapacaksın Erman?

-Durumu nasıl? -İyi.

Sevindim.

Hayır, sevinme. Sen bizimle ilgili hiçbir şey hissetme.

-Bu mümkün değil ki Doğa. -Ne yapacaksın Erman?

Bu nereye kadar böyle gidecek?

-Onun sizinle bağı ne? -Öğrensen ne olacak?

-Bilmem gerek. -Niye?

-Bilmeliyim Doğa. -Sana, niye, diyorum Erman.

Doğa...

...bunu öğrenmek seni üzer.

Nasıl ulaşmış Turgay?

Uzun süredir takip ediliyormuşuz.

Hepimiz.

Hepimiz?

Behçet, Erman, ben ve siz.

Benimle görüştü.

Ve muhbir olmamı istedi.

(Geçiş sesi)

(Gerilim müziği)

Ben de kabul etmiş gibi davrandım.

Ona sizi vereceğimi söyledim.

Erman ve Behçet'le depoda bir buluşma ayarladım.

Tabii onlara bir şey söylemedim.

Her şeyin doğal olması gerekiyordu.

Beyler hoş geldiniz.

Bu sırada talihliyi, kızlarımla kamufle edip...

...buradan göndermeye çalıştım.

(Gerilim müziği)

Tek kelime etmedim.

Amacım Rüzgâr'ı oyalayıp, talihlinin buradan kaçmasını sağlamaktı.

Ama olmadı.

(Turgay) Küçük bir kızı var.

Babası gideceğini öğrenince yurt dışı yasağı çıkartmış.

Tabii Rüzgâr o gece kendisine oyun oynadığımızı anladı...

...ve üçümüzü de emniyete aldı.

(Üst üste bağrışmalar)

(Polis) At silahını! Kalk!

Bunları alın.

Ama eli boş kaldı.

Peki Turgay, tüm bunlar olurken...

...benim neden haberim yok?

Sizin canınızı sıkmadan çözmeye çalıştım.

Ama çözemedin.

Özür dilerim.

İstediğin oldu işte.

En büyük zaferin kutlu olsun Mazhar.

(Gerilim müziği)

Rüzgâr...

Tam bir (Bip)!

"Özür dilerim Mazhar."

Tam. Özür...

"Özür dilerim." (Mazhar gülüyor)

Bu kez çok yaklaştı.

Ama...

...deşifre oldun.

Bunun cezasını biliyorsun değil mi Turgay?

Para hâlâ hesabınıza geçebilir.

Şanslı Sayılar deşifre oldu.

Ama hâlâ içerideki adamlarımızı bilmiyor.

Bizimle bağlantısını ispatlayamazlar.

Bu işten kurtulmak için hâlâ bir şansımız var.

(Gerilim müziği)

-Artık geç oldu, istersen sen git. -Nereye?

-Evine. -Ben sizi bırakıp nasıl giderim?

Kardeşlerim buradalar zaten, merak etme.

Tamam, onlar gitsin o zaman. Ben...

Sabahtan beri buradalar zaten, yorulmuşlardır.

Ben buradayım, bir yere gitmiyorum.

Rüzgâr kendini zorunlu hissetme, git işte.

Zorunlu değil, sorumlu.

Nasıl yani?

Sen, Sare sana çok güveniyor, demedin mi?

Dedim.

Onun güvenini boşa çıkaramam yani.

Ama ben de çok güveniyorum, dedim.

Bak gördün mü?

Demek senin güvenini de boşa çıkaramam.

Çıkarma.

Hiç çıkarma.

Hep yanımızda ol.

(Duygusal müzik)

Savcı bey gecikecek galiba.

Bir yere yetişmeniz gerekiyorsa beklemeyebilirsiniz.

Yo, hayır. Buraya kadar gelmişken Savcı beyi görmeden gitmem.

Savcı bey de geldi işte.

Galip Bey.

Hem davet ediyorsunuz hem evde yoksunuz.

Biraz bozuldum. Neyse ki Müyesser Hanım vardı.

Biz sizi yalnız bırakalım.

Müyesser Hanım çay ve kahve için çok teşekkür ederim, sağ olun.

(Gerilim müziği)

Senin benim evimde ne işin var?

Siz bizim davetimize icabet etmeyince biz gelelim dedik.

Ben sana gelecektim zaten, sabredemedin.

Derdin neyse söyle.

-Canan o adam kim? -Ben nereden bileyim anne?

Sabahtan beri seni arıyorum. Evden bir çıktın, çıkış o çıkış.

(Müyesser) Telefonlarımı açmaya bile tenezzül etmedin.

Bugün ne oldu?

Ne, ne oldu?

DNA için gitmediniz mi?

Gittik, verdik işte.

Sende bir şey var.

Bende bir şey yok anne.

(Müzik)

Telefonda ricada bulunurken pek kibardınız. Bu sinir nedir?

Bana bak savcı, sana bir iyilik yaptık, sen de karşılığını vereceksin.

(Galip) Benim sendeki dosyam kapanacak.

Beni anladın mı? Yapamam dersen...

...telefon konuşmamız basının dikkatini çekebilir.

(Galip) Bunu bir düşün istersen.

Bu arada şu Yonca Hanım, kimdir diye bir araştırayım istemiştim.

250 milyon. İyi para.

Görüşürüz savcım.

Müyesser Hanım yolu öğrendim, geçirmenize gerek yok.

(Galip) İyi geceler.

(Gerilim müziği)

-Sen ne işler çeviriyorsun? -Anlamadım?

Böyle bir adamın benim evimde ne işi var?

Bir dava hakkında konuştuk. Sorun yok, ben hallettim.

-Dava? -Evet.

Bir savcının evinde böyle bir adamın ne işi olur?

Müyesser Hanım rahat olun. Bir daha da gelmez zaten.

Önemli olan bir daha gelip gelmemesi değil, senin neye bulaştığın.

Benim bir şeye bulaştığım falan yok.

Şimdi müsaade ederseniz yukarı çıkacağım.

Gözüm üzerinde Alpay.

Bir yanlışın olursa...

...seni yakarım.

(Gerilim müziği)

Günün nasıl geçti bakalım küçük su kurbağası?

-Ben su kurbağası değilim. -Öylesin, sen tam bir su kurbağasısın.

Ya...

-Anneciğim. -Efendim bir tanem?

-Dondurma alalım mı? -(Yonca) Bu soğukta olmaz anneciğim.

(Duygusal müzik)

(Geçiş sesi)

(Duygusal müzik)

Leliş elimden kaydı, tutamadım.

-Neden ağlıyorsun? -Hiç.

Ağlama olur mu?

Hava soğuk ya yüzün üşür sonra.

Ben de bazen ağlıyorum, benim de yüzüm üşüyor ondan biliyorum.

Sen istersen ağlamam.

(Duygusal müzik)

Sana çiçek getirdim, belki mutlu olursun diye.

Ağlama, olur mu?

Tamam. Teşekkür ederim.

(Geçiş sesi)

Kimdi o adam?

Hiç.

Önemli değil.

Annemin hoşuna gitmedi.

Öyle.

Bir daha olmaz.

Alpay benim sana bir şey söylemem gerek.

(Müzik)

(Mesaj geldi)

Telefonuna bir fotoğraf yolladım.

-Neden? -Bak ona.

Bu ne?

Yonca...

...yanındaki adam da Erman diye biri.

Sadece ismini biliyorum, soyadını bilmiyorum.

Bir de telefon numarası var bende.

Telefonu var sende?

Peki neden var?

Yonca'nın peşindeki...

...işte mafyalardan biri.

Yani şu karıştığı cinayetle ilgili.

Yonca da tanıyor onu. Yani aralarında bir şey var.

Peki sen bunları nereden biliyorsun Canan?

Bunun ne önemi var Alpay?

O adamla Yonca'nın bir bağı var diyorum sana.

Araştır onu.

Aralarındaki bağı çözersek ne olacağını biliyorsun.

Mafyaya yardım eden Yonca. Sare'yi alabiliriz.

Canancığım...

...sen nelere bulaştın böyle?

Ne dediğimi duymuyor musun Alpay?

İkisinin bağlantısını çözersek Sare'yi alabiliyoruz diyorum.

Araştır onu. Bul.

Aralarındaki bağı çöz.

(Müzik)

(İç çekti)

Yatmamışsın.

Geç kaldın. Erken geleceğim demiştin.

İşler çıktı, beklenmedik işler.

Sorun mu var?

Evet.

Ama çözülmeyecek gibi değil.

Yani senin halledemeyeceğin bir şey değil.

Kesinlikle...

...halledeceğim.

(Boğazını temizledi)

Merhaba. Burcu ben. Yonca'yı bir uyandırabilir misin?

Yonca.

Yonca.

Bir gelir misin?

Gel.

(Fısıldayarak) Seninle bir şey konuşmamız gerekiyor.

Rüzgâr, sen Sare'ye bakar mısın, yanında olur musun?

Tabii tabii.

-Benim bir işim var, hemen geleceğim. -Tamam.

-Görüşürüz. -Görüşürüz.

Yonca, gel kızım. Otur, otur.

Ne oldu?

Evet.

Siz haklıydınız.

Madem buradan gidemeyeceksiniz...

...o zaman burada güvende yaşamanız gerekiyor.

Paranın örgüte ait olan kısmını vereceğiz.

Ama sen hepsini vermişiz, yarısını vermişiz fark etmez demiştin.

Evet, öyle dedim.

Ayrıca Yonca'nın senin kızın olduğu anlaşılırsa ne olacağını da söylemiştin.

O zaman ne değişti baba? Erman hâlâ peşimizde.

Parayı vereceğiz, bu sorun bitecek.

Geriye sadece Erman'ı susturmak kalacak.

Onu da yapacağız.

Onu hayatınızdan çıkartacağım.

(Müzik)

Ne yapacaksın?

-Çok meraklısın komiserim. -İşim bu.

Benden haber bekle. Sana bir hediyem olacak.

(Gerilim müziği)

Şöyle yükselteyim rahat et bir tanem, gel.

(Duygusal müzik)

Evet, Leliş de geldi.

Al bakalım.

Al bakalım bunu.

Rüzgâr abin de yanında. Sen güzel güzel dinlen...

...ben de işlerimi halledeyim geleyim, tamam?

Ben de geleyim mi?

Hep yatıyorum zaten. Artık yatmak istemiyorum.

Hayır, olmaz. İtiraz yok. Doktor amca ne dedi sana anneciğim?

Yatacaksın, güzel güzel dinleneceksin sonra da iyileşeceksin değil mi?

Evet, hem ben de buradayım, yanındayım. Beni mi istemiyorsun yoksa sen?

-İstiyorum. -Ee o zaman?

Belki gelince de sana bir sürprizim olur.

-Ne? -Olmaz, söylemem.

-Sürpriz sonuçta. -Ama ben hastayım, söylenir.

Hiç bana öyle duygu sömürüsü yapma, yemezler.

-Senin için sorun olmaz değil mi? -Yok canım, ne sorun olacak?

Sen işini hallet de.

Bu arada nedir bu sürpriz? Merak ettim.

Sürpriz diyorum. Söylenir mi sürpriz?

Ne kadar meraklı çıktınız böyle.

Hoşça kal küçük ayıcık, hoşça kal büyük ayıcık.

(Müzik)

(İç çekti)

(Müzik)

Çok beklettim mi?

Sare nasıl?

İyi, olması gerektiği gibi.

Kendini güvende hissettiği yerde, sağlıklı.

(Duygusal müzik)

-Artık bitiyor değil mi baba? -Evet kızım. Bitiyor.

(Duygusal müzik devam ediyor)

Bir isteğin var mı?

-Rüzgâr abi. -Söyle canım?

Doğum günü nasıl geçti?

Deniz hediyesini beğendi mi?

Çok güzel geçti doğum günü. Deniz de bayıldı hediyesine.

-Ben sana söylemiştim. -Evet, demiştin.

-Çünkü sen her şeyi çok iyi bilirsin. -Tabii ki de bilirim.

-Maça gidecek misiniz? -Gideceğiz tabii. Tabii gideceğiz.

-Ama annesi izin vermiyor. -Ben sana asıl haberi söylemedim.

Bundan sonra annesinden izin almamıza gerek kalmayacak.

Neden?

Çünkü çok yakında Deniz benimle birlikte yaşayacak. Burada, bu evde.

Nasıl?

(Kapı vuruluyor)

Günaydın Küçük Bey. Aa, daha yeni mi uyanılıyor?

Bir dakika.

-Sen bununla mı yattın yoksa? -Evet.

-Ama bu yatmak için değil mi? -Olsun, giyilmez mi?

Sen istiyorsan neden giyilmesin tabii ki ama...

...sanki yatarken giymesen daha iyi. -Neden?

Çünkü bu bir hediye.

Üstelik babanın hediyesi ve hediyeler özel olur.

Öyle her zaman giyilmez. Hele ki yatarken, hiç.

Ne yapalım biliyor musun?

Biz bunu çıkartalım. Hoppa.

Böyle güzelce katlayalım, sonra da dolaba koyalım.

Niye biliyor musun?

Babanla maça giderken giyebil diye.

Babanla geçireceğin gün özel olsun diye.

-Olur mu? -Olur.

Güzel oğlum benim. Hadi ama üşüteceksin, üstüne bir şey giyelim.

Bunu dolaba koyacağım.

Ben de yakışıklı oğlum bugün ne giysin bir bakayım.

(Kapı vuruluyor) Gel.

Savcım, şu istediğiniz kişi...

...Erman Arsoy'la ilgili bir bilgiye ulaştım.

Geçen hafta emniyete alınıp sorgulanmış.

Kim sorgulamış?

(Gerilim müziği)

(Telefon çalıyor)

Alo.

-Ekrem Komiser'im. -Evet, benim.

Ben Cumhuriyet Savcısı Alpay Tetik.

Buyurun savcım.

Bir konu hakkında bilginize ihtiyacım var.

Buyurun.

Erman Arsoy.

Dinliyorum.

Bu şahsı geçen hafta emniyete almışsınız sanırım.

Evet, savcım.

Ekrem Komiser'im...

...Erman Arsoy'la ilgili ne biliyorsanız beni bilgilendirmenizi istiyorum.

(Gerilim müziği)

Senin neyin var hayatım?

Yok bir şeyim.

Çok durgunsun ama.

Yoo.

Deniz...

...annen çok durgun değil mi? -Evet, durgun.

-Deniz de aynı fikirde. -Hayır sevgilim, iyiyim ben gerçekten.

Ben niye olduğunu biliyorum aslında.

-Senin bir tatile ihtiyacın var. -Tatile mi?

Çok yoruldun.

Yıprandın.

Uludağ'a tatile gitmeye ne dersiniz?

-Olur. -Olur.

Duydunuz mu Merve Hanım? Deniz Bey de olur, dedi.

-O zaman Uludağ'a tatile gidiliyor. -Mahzarcığım senin işlerin çok yoğun.

Bunu daha kaç kere söyleyeceğim acaba?

Benim için önce ikiniz, sonra iş.

(Telefon çalıyor)

Tabii bu telefonlarıma cevap vermeyeceğim anlamına gelmiyor.

Önemli. Çalışma odamdayım ben.

Kahvenizi oraya mı getirelim Mazhar Bey?

Rahatsız etme.

Anneciğim...

...Uludağ'a mı gideceğiz?

Uludağ'ı bilmiyorum ama senin okula gitmen gerekiyor küçük bey.

Hadi bakalım, geç kalacaksın.

-Hazırlar mısınız? -Tabii, buyurun Deniz Bey.

Masayı toplayalım mı Merve Hanım?

Lütfen.

Uff!

Hayır, hayır, hayır.

Bir aksilik yok.

Aşk olsun.

Evet.

Silahlar gece limana girmiş olacak zaten.

Akşam teslim edebileceğiz, evet.

Bi...

Evet, birinci gemi.

(Müzik)

(Gerilim müziği)

(Mesaj geldi)

(Rüzgâr ses) Ne yaptın?

(Müzik)

-Kitaplarını aldın mı? -Aldım anneciğim.

Bugünkü derslerini kontrol edip koydum, Merve Hanım.

Hadi iyi dersler.

(Müzik devam ediyor)

Uff!

Mallar depoya gece götürülecek.

So... Sonrasında teslimat alacak.

Gözünüzü dört açın. Tek bir hata bile istemiyorum.

Tek bir hata bile. Aksi takdirde...

...beni biliyorsunuz.

Bitti mi? Artık kurtulduk mu?

Artık için rahat olsun, sorun yok.

-Peki o Erman? -Onu bugün halledeceğim.

Sen onu düşünme artık.

-Sana bir şey olmayacak değil mi? -Olmayacak kızım.

Peki, birazcık vaktin var mı?

Niçin?

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Hadi gel.

Gel buraya oturalım.

-Hoş geldiniz. -Menüye gerek yok.

Biz iki tane kazandibi alalım.

Sever misin?

Çocukken benim bir arkadaşım vardı, Dilan.

Babası da Saffet amca.

Onlar baba kız sürekli bir yerlere giderlerdi.

Bazen yanlarında beni de götürürlerdi. Herhâlde...

...ben öyle yalnızım diye üzülüyorlardı.

Saffet amca bizi hep tatlıcıya götürürdü.

Her seferinde de kazandibi yedirirdi.

(Müzik)

Vay, vay, vay! Hangi dağda kurt öldü ablacığım?

Sana da günaydın Burcu. Sağ ol ablacığım.

Ne kadar güzel bir gün, değil mi Burcu?

Evet, ablacığım.

Neşemizi bozmuyoruz. Her şey düzeliyor, hava çok güzel.

Başımızdaki belalardan kurtuluyorum, çok mutluyum Burcu.

Evet ablacığım, ben de çok mutluyum.

Seni çok seviyorum Burcu.

Hayır abla, ben seni çok seviyorum.

Hayır Burcu, ben seni çok seviyorum.

Hayır abla, ben seviyorum.

Dokunma. Ne yapıyorsun? Bırak onu.

Çek o bir aydır manikür görmemiş ellerini, çek.

Aa!

Ne yapalım benim pozitif kardeşim, izleyelim mi sofrayı?

Hayır ablacığım, yiyeceğiz ama farkındaysan yiyeceğiz dedim.

Bu yiyeceğizin içinde iki değil, üç kişi var.

Üç mü?

Evet. (Kapı zili çaldı)

Geldi.

Gel şurada terlik var, onları giy.

(Kapı kapandı)

Ne işi var bunun burada?

Hoş geldin diyor. Geç otur aşkım, alırım ben de şunu.

Bunun ne işi var burada sabah sabah bir açıklar mısın Burcu?

(Burcu) Çok beğenmiş.

Mis gibi de kokuyor, diyor. Sen geç otur.

Otur aşkım, sorun yok.

Sabahları biraz agresiftir, öğlene doğru açılır...

...akşam daha sevgi doludur. Şunu bırakayım.

Şunu da şöyle koyayım.

Sana çay koyayım. Tam sevdiğin gibi demli demli.

Afiyet olsun.

(Sessizlik)

-Yemeyecek misin? -Hayır.

-İlla konuşacağız. -Evet.

-Niye sen konuşmuyorsun? -Ama aşkım ben ne diyeyim şimdi?

(Burcu boğazını temizledi)

Tamam, ben konuşurum. Hep ben konuşuyorum zaten.

Biz evleniyoruz.

Anlamadım.

Abla sen bu tonda konuya girince ben çok geriliyorum.

Rica ederim yapma bunu, lütfen.

Babamdan önce sana söylemek istedik. Bu masa da bunun için.

Bununla?

Tabii ki de onunla, başka kiminle olacak?

Ablacığım bu faydasız seni dolandırmadı mı?

Hayır, dolandırma yok.

Öyle mi? Biz iki milyonu kim için bulduk?

-Aa, geçti o konular. -Geçti?

Peki ablacığım, bu çocuk seni aldatmadı mı?

Aşkım o konuyu da konuştuk seninle, anlattım ben sana.

Demek o da kapandı.

Mutlu olduğun için gülüyorsun.

Evet, mutluluktan gülüyorum. Kardeşim evleniyor.

Evet.

Ama abla babam da çok mutlu olacak.

Düşünsene düğündeyiz karşılıklı oynuyoruz.

Takılar takılıyor falan. Desteğin lazım bize.

Evet, babam bununla evlendiğin için mi mutlu olacak?

Evet. Niye?

Ne zaman istemeye geliyorsunuz?

Hemen.

Hemen. Tamam, yarın gelsin o zaman annenle baban.

-Yarın mı? -Evet.

Ne oldu?

Ben daha babama söylemedim de.

Söylemedin... Söylemedin mi?

O olaydan sonra beni çok göresi yok, biliyorsun.

Şimdi seninle evleneceğimi söylersem...

Anlamadım. Sen benimle evleneceğini babana söylemeye korkuyor musun?

Ee hadi, soğutmayalım o zaman.

-Aşkım... -Aşkım deme bana!

Aşkım falan deme. Ben senin için neleri göze alıyorum be.

Sen bana daha benimle evleneceğini söylemeye korkuyorsun.

Aşkım... Aşkım deme dedim. Deme aşkım falan!

Allah Allah!

(Sessizlik)

Ben Sare'yle konuşacağım.

Anlatacağım ona her şeyi.

Senin babam olduğunu, kardeşlerimi, her şeyi.

Bir de ev tutmam lazım.

Kurulu bir düzene geçmesinin zamanı geldi.

Sonra da okulunu halledeceğim işte.

Evi nereden tutacaksın?

Aslında aklımda bir yer var ama bir görüşmem gerekiyor.

(Duygusal müzik)

Baba.

Artık hiçbir sorun çıkmayacak, değil mi?

Hayır kızım. Çıkmayacak.

Peki sen?

Bana verdiğin sözü tutacak mısın?

Ölümü engelleyemem ki.

Ama sonuna kadar direnebilirim.

(Duygusal müzik)

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

Hadi Merve, aç şunu ya!

Aç şunu!

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

-Efendim Rüzgâr? -Niye cevap vermiyorsun mesajıma?

-Allah Allah! Ciddi misin? -Dinledin mi?

Ben sana bunun cevabını verdim.

Cihazı çöpe atacağımı da söyledim. Kocamı falan dinlemeyeceğim ben!

Merve onu çöpe atmadığını ikimiz de biliyoruz. Ben seni gayet iyi tanıyorum.

Senin beni iyi tanıdığın falan yok, tamam mı?

Tabii tabii.

Tamam, bana ver ya da verme ama şunu dinle ne olursun.

Sana son kez söylüyorum. Dinlemeyeceğim! Cihaz falan da yok!

Bir daha beni arama!

(Gerilim müziği)

Korkuttum mu?

Yok canım, niye korkayım?

Sende bugün bir şey var.

Bir şeyim yok, Mazhar.

Varsa...

...bana söyleyebilirsin, biliyorsun değil mi?

Güzel.

Bu Uludağ fikrine ne diyorsun?

Sen, ben...

...Deniz üçümüze de iyi gelir bence.

Olur. Neden olmasın? Ayarlayalım.

O zaman ben Deniz'in okul durumuna göre program yaparım...

...sonrasına bakarız.

Benim çıkmam lazım. Akşam bekleme, geç gelirim.

Merve...

...biz her şeyimizi paylaşıyoruz, öyle değil mi?

(Gerilim müziği)

Kolay gelsin.

İşte bu. İşte emekçilik bu.

Hadi bakalım, güzel.

Bu ne böyle?

Buyur, kime baktın?

Bunların hepsine sigorta yaptırıyor musun?

Hayırdır, sen kimsin?

Maliyeden geliyorum. Kaçak işçi çalıştırıyormuşsun.

-Kontrol edeceğim. -Kim gönderdi seni?

Hani, var mı izin belgen falan?

Korkma lan, korkma. Devletten gelmiyorum.

Onlar diğer taraf.

Biz diğer tarafız.

Hani sizin şu mafya dedikleriniz var ya...

...bu sefer ciddiyim, bundan korkabilirsin.

Burada Meral Sıdalı diye biri çalışıyormuş.

Kızı varmış, Yonca.

Hatırlamadın mı?

Senin burada kesin küçük bir odan vardır, değil mi?

Oraya geçelim, ben sana orada hatırlatırım.

Bir de çay ısmarlarsın, değil mi?

Ismarlarsın, ısmarlarsın.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Kapı zili çalıyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Teyzem iyi günler. Rahatsız ettim, kusura bakma.

Rica ederim. Buyurun evladım, kime baktın?

Ben Halide ablama bakmıştım ama evde yok herhâlde?

O, hastaneye gitmişti sabah.

Hadi ya, ne zaman gelir?

Bu sabah çıktı gitti. Öğleden evvel döner mi bilmem.

Sen niçin bakmıştın, hayırdır?

Ben Meral Sıdalı'nın uzaktan akrabasıyım.

Meral kızımın mı? Nurlar içinde yatsın.

Melek gibi kadıncağızdı melek.

Evet, öyleymiş öyleymiş. Mekânı cennet olsun.

Halide ablamla epey yakınlarmış diye duydum.

Öyle öyle. Yedikleri içtikleri ayrı gitmezdi onların.

Çocuklukları da beraber geçti zaten.

Ben de Meral ablamı bir de ondan dinleyeyim, dedim ama...

...kısmet değilmiş demek ki.

Teyzeciğim ben önümüzdeki günlerde...

...yine ziyaret edip sana rahatsızlık versem?

Rice ederim, buyurun. Yardımcı olabilirsem.

-Tamamdır. İyi günler. -Selametle çocuğum.

Eyvallah, eyvallah, eyvallah.

(Telefon çalıyor)

Efendim peder?

Mazhar mı?

Bir sorun mu varmış?

Beklesin. Şimdi çok önemli...

Tamam pederim, hemen geliyorum.

(Gerilim müziği)

(Mazhar ses) Hayır, hayır, hayır! Bir aksilik yok.

Aşk olsun. Evet.

Silahlar gece limana girmiş olacak zaten.

Akşam teslim edebileceğiz, evet.

Bir...

Evet, pirinç yüklü gemi.

(Gerilim müziği)

-Rüzgâr abi. -Canım.

-Uyandın mı sen? -Evet, annem gelemedi mi?

Yok, gelmedi daha. (Kapı açıldı)

Geldi.

Oy, benim meleğim uyanmış mı? Gel.

-Evet, şimdi kalktım anneciğim. -Var mı ağrın sızın peki?

-Yok anneciğim, çok iyiyim. -Aferin benim meleğime aferin.

-O zaman sürprize hazır mıyız? -Evet.

-Giy bakalım ayakkabıları. -Dışarıda mı?

Dışarıda da değil, içeride de değil. Biraz karışık. Hadi.

Rüzgâr Bey siz de ayakkabılarınızı giyip bize eşlik eder misiniz lütfen?

İyi, edelim bakalım.

(Müzik)

Tamam, çok uğraşmana gerek yok. Uzağa gitmeyeceğiz.

Ceketini de alma. Hadi gel.

(Müzik)

Nereye?

Rüzgâr abin çok soru soruyor, değil mi anneciğim?

Evet anne.

(Müzik)

-Geldik. -Buraya neden çıktık anneciğim?

-Bu ne? -Ne?

-Yeni evimizin anahtarları. -Yeni evimiz mi?

(Yonca) Evet.

Ve Yonca'yla Sare'nin evine hoş geldiniz.

-Anneciğim. -Efendim bir tanem?

-Burası gerçekten bizim evimiz mi? -Evet.

Hadi gel, gezmeyecek misin? Gel. Koş.

Bizden kurtulacağını mı sandın?

(Geçiş sesi) Daire çok güzeldi, değil mi canım?

Evet hayatım ama...

...ev sahibi satılık, diyor.

(Kadın) Bir daha konuşsak mı acaba? Kira için ikna edebilir miyiz?

(Emlakçı) Biraz zor ne yazık ki.

(Emlakçı) Acil ihtiyacı olduğu için satmak istiyor.

(Geçiş sesi)

-Sen, sen burayı... -(Sare) Anne.

(Müzik)

Anneciğim burası artık bizim evimiz mi?

Evet bir tanem, bizim evimiz burası.

-Ama burası boş. -Evet, çünkü biz...

...sen nasıl istiyorsan öyle dolduralım diye boş.

Rüzgâr abi sonunda seninle komşu olduk.

Vallahi, Rüzgâr abin bu duruma çok da sevinmiş gibi durmuyor.

-Allah Allah, o ne demek şimdi? -Keşke yüzünü görebilseydin.

-Beklemiyordum, şaşırdım. -Bu kadar mı?

Mutlu oldum.

İnandık mı?

Hayır.

Bu ne ya, benim şaşırma hakkım yok mu?

Tamam, tamam Rüzgâr abim, sen üzülme, biz inandık.

-O zaman keşifçilik. -Keşifçilik.

-(Yonca) İlk giden odasını seçer. -(Sare) Hayır, hayır.

(Sare) Anne mızıkçılık yapıyorsun, burası benim.

(Yonca) Hayır, burası benim odam. İlk ben girdim işte, ben baktım.

(Sare) Hayır, benim odam. Benim odam, benim odam.

-(Sare) Hayır, burası benim odam. -(Yonca) Hayır, gıdıklarım.

-(Sare) Benim odam, benim odam. -(Yonca) Seni gıdık gıdık gıdıklarım.

-(Sare) Benim odam. -(Yonca) Gıdıklarım her yerini.

-(Yonca) Hayır, burası benim odam. -(Sare) Benim odam, benim odam.

Hop, yakaladım. Çıkartıyoruz onu dışarı.

-(Rüzgâr) Kapat odanı. -(Sare) Burası benim odam.

-Evet, senin odan. Kapat odanı kapat. -Mızıkçılık bu.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

-Rüzgâr abi evimiz çok güzel, değil mi? -Çok güzel.

-Hem Rüzgâr abiyi de çok yakınız. -Evet bir tanem.

Ona çok yakınız.

Ben odama tekrar bakmaya gideceğim.

-Çok mutlu. -Evet.

Mutlu olması gerekiyor, bunu hak ediyor çünkü.

Sadece o mu, sen de.

(Rüzgâr) Söyleyecek misin kardeşlerini?

Söyleyeceğim, her şeyi söyleyeceğim.

-Artık zamanı geldi tabii. -Geldi.

Bizden kurtulamıyorsun demek.

Ben böyle bir şey istemediğimi zaten söylemiştim.

-Söylemiştin. -(Rüzgâr) Ee?

(Sare) Anne...

...odamı pembeye boyayalım mı ne olur? Hadi, hadi, hadi.

-Anneciğim dur, yavaş. Aa! -(Sare) Hadi, ne olur pembeye boyayalım.

(Duygusal müzik)

(Derin nefes verdi)

Neden buradayız?

Bilmiyorum, bilmiyorum.

(Gerilim müziği)

Beyler.

-Ne oluyor Turgay? -Mazhar Bey açıklayacaktır.

-Mazhar Bey. -Beyler.

Oturun.

Bu saatte pek buluşmazdık, bir sorun mu var?

Var Behçet var! Neyse.

Silahlar bu gece limana giriş yapacak.

Güvenli şekilde dağıtılması için sen ilgilen.

Emredersiniz.

Turgay bu Şanslı Sayılar'ın parası hesaba geçmedi mi daha?

Geçti Mazhar Bey. İstediğiniz gibi Meksika'ya aktarıldı.

-Geçti mi? -(Turgay) Evet.

Geçmemesi mi gerekiyordu?

(Kekeleyerek) Yok. Geçecekti tabii, tabii.

(Gerilim müziği)

Erman Arsoy. Bir süredir peşindeyim.

(Ekrem) Adam yaralamaktan sabıkası var.

Ama benim asıl peşinde olduğum şey daha büyük bir şey.

Ne?

Uluslararası silah ticareti yaptıklarını düşünüyorum.

Yaptıklarını derken?

Behçet Arsoy babası. Birlikte çalışıyorlar.

Peki, kanıtımız var mı?

Henüz yok Sayın Savcı'm ama peşlerindeyim.

Bir de daha da büyük bir şey var.

Şanslı Sayılar.

Onda hile yapıyorlar ve işin içindeler.

-Şanslı Sayılar mı? -Evet Sayın Savcı'm.

Ve Şanslı Sayılar talihlisi ortaya çıktı değerli izleyenler.

Kadının Yonca Sıdalı olduğu öğrenilen talihli...

...ikramiyesini almak üzere bu sabah saatlerinde...

(Geçiş sesi)

-Buna emin miyiz peki? -Kesinlikle.

Şanslı Sayılar'ı düzenleyenler bunu bilmiyorlar.

İçeriye adam yerleştirmişler ve ne yapıyorlarsa...

...bu adamlar üzerinden yapıyorlar. Ben de birkaç gündür...

...tek tek Şanslı Sayılar'daki adamları takip ediyorum.

(Gerilim müziği)

Şanslı Sayılar'dan...

...çekiliyoruz.

Deşifre olduk.

-Nasıl? -İçerideki tüm bağlantılarımızı...

...adamlarla beraber temizlememiz şart.

Erman...

...bizzat bu işi senin yapmanı istiyorum.

Turgay sana adamları, adresleri hepsini verecek.

Bu gece temizlenecek.

(Gerilim müziği)

Yakında adamları tespit ederim.

Peki, bütün bu işi, bu ikisi mi yapıyor?

Bunlar tetikçi tarafı.

Bir de para işiyle ilgilenen Turgay Moral var.

(Gerilim müziği)

(Geçiş sesi)

Şanslı Sayılar ve örgütteki para trafiğini bunun üzerinden yapıyorlar.

Bak sen!

Savcım?

Peki, bunların bir başı falan var mıymış?

Şu an tam bilgiye sahip olmadığım için bir şey söyleyemem.

Temiz olsun Erman.

Ama en önemlisi sessiz.

-Anladım. -Daha fazla sorun istemiyorum.

(Mazhar) Aç.

(Gerilim müziği)

Ne anlattın ona?

Olanları Behçet.

Tek tek, ne yaşadıysak onları.

(Gerilim müziği)

Bundan sonra bana bağlı çalışacaksınız Ekrem Komiser.

Birlikte çok gizli bir şekilde bu davayı ilerleteceğiz.

-Emredersiniz savcım. -(Alpay) Sadece ikimiz.

Hiç dallanıp budaklandırmadan.

Bunlar hakkında ne biliyorsanız her şeyi istiyorum.

Bunları içeri tıkacağız, seninle birlikte.

(Gerilim müziği)

(Alpay) Peki, bu Turgay...

...hakkında başka ne biliyoruz?

Anlattığımdan fazlasını bilmiyorum.

Zaten çok sessiz ve sakin bir hayatı var.

Peki ailesi?

Sadece iki kızı var.

(Gerilim müziği)

Evet, bana ne diyeceksin? Seni dinliyorum anneciğim.

Benim sana birazcık anlatmam gereken şeyler var.

Ne?

Hatırlıyor musun, ben sana...

...benim babam yokmuş...

...ben çok küçükken beni bırakmış, ben onu hiç görmedim, demiştim?

Evet, senin de benim de babam yokmuş.

Ama benimki sonradan geldi.

Evet bir tanem.

Yani demek ki sonradan da gelebiliyormuş, değil mi?

-Evet. -Peki...

...ben sana benim babam da geldi, desem?

Nasıl? Seni de mi alacak?

Hayır bir tanem hayır, almayacak.

Niye geldi o zaman?

Korumak için. Unuttun mu?

Biz seninle hep kötü adamlarla savaştık, onlardan kaçmaya çalıştık.

O da bizim için çok üzülmüş ve bizi korumak istemiş.

Kim?

Bizi kötü adamlardan kim korudu bir tanem?

Bilge amca! Bilge amca senin baban mıymış?

Bilge amca benim babammış.

(Müzik)

Hadi, hadi çok geç kaldık.

Tamam abla ya, neye geç kaldık ayrıca?

Bazen çok boş konuşuyorsun, biliyorsun değil mi?

-Her şeyin de en iyisini sen bil zaten. -Hadi yürü, yürü.

(Sokak ortam sesi)

Doğa ablayla Burcu abla...

...benim teyzem mi oluyor şimdi?

Evet bir tanem. Birazdan gelecekler...

...hem evi görecekler...

...hem de sen onlara ne sormak istiyorsan soracaksın.

Ne konuşmak istiyorsan konuşacaksın.

-Ne soracağım? -Canın ne istiyorsa bir tanem.

Ne istiyorsan.

Onlarla konuşmak ister misin?

Filiz teyzen de gelecek.

O niye geliyor?

-Çünkü o da burada bizimle yaşayacak. -Hep birlikte mi?

Biz artık çok güzel bir aile olacağız. Sen, ben, Filiz teyzen.

Gerçekten mi?

Doğa ablayla Burcu abla?

Ona da sen karar vereceksin anneciğim.

(Müzik)

(Telefon çalıyor)

-Efendim? -Komiserim.

-Turgay Bey? -Evet.

Size bir cinayet bildirmek istiyorum.

Daha doğrusu bu gece üç kişi öldürülüyor.

-Anlamadım? -(Turgay ses) Şanslı Sayılar.

Orada bizim adımıza çalışanların ölüm emri verildi.

-Ne zaman? -Açıkçası tahminime göre...

...iki kişi öldürüldü bile. -Kimmiş peki bu katil?

-Sizce? -Erman.

Bildiniz.

Şimdi size adresini yolluyorum. Bence acele edin.

En azından katili kaçırmak istemezsiniz.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Telefon çalıyor)

Ben de seni arayacaktım. Bugün olana inanamayacaksın.

Ekrem bırak şimdi her şeyi. Erman şu anda bir cinayet işliyor.

-Ne? -(Rüzgâr ses) Şanslı Sayılar.

Mazhar içerideki adamlarını tek tek öldürtüyor.

-Bunu yapan da Erman tabii. -Sen bunu nereden öğrendin?

-Turgay'dan. -Bunu sana neden söyledi?

(Rüzgâr ses) Bunun ne önemi var şimdi?

Ben sana bir konum yollayacağım, ben de hemen çıkıp geliyorum oraya, tamam mı?

Hayır, sen gelmiyorsun. Ben gideceğim Konum at bana, haber veririm sana.

-Ekrem... -Sen gelmiyorsun, dedim. Konum at.

(Gerilim müziği)

(Telefon çalıyor)

-Ekrem Komiser'im? -Savcım, Erman Arsoy...

...şu an bir cinayet işlemek üzere.

-Siz nereden öğrendiniz? -Bir ihbar var.

Ben de olay yerine intikal ediyorum. Bir emriniz var mı?

Tam yetkilisiniz Ekrem Komiser'im. Ne gerekiyorsa yapın...

...durumdan beni de haberdar edin. -Emredersiniz savcım.

Rüzgâr.

Ne oldu?

-Yonca yok bir şey. -Var işte, bir şey olmuş.

Söyle, ne oldu?

Deniz'le ilgili.

Merve mi?

Bir şey mi dedi?

Boş ver ya, gerçekten hiç önemli değil.

Sen ne yaptın asıl? Söyledin mi?

-Söyledim. -Ne diyor?

Şimdiden hangi teyzemi daha çok sevsem diye düşünüyor.

-(Yonca) Birazdan gelecekler. -Öyle mi?

Hem Sare için hem de evi görmek için.

Öyle kız kıza bir parti yapalım, dedik.

Gece ışık falan da yoktur, zor olamayacak mı?

Yok, ev sahibi elektriği daha kesmemiş. Şanslıyız o yüzden.

Sadece buradan birkaç parça bir şey götürebilir miyim yukarıya?

-Olur mu? -Tabii, tabii ki olur.

(Gerilim müziği)

Hasan.

Buyurun Erman Bey?

Sana üç milyon versem...

...beni öldürür müsün? -Hayır Erman Bey, olur mu öyle şey?

Oğlum geveleyip durma, soruma cevap ver.

Sana üç milyon versem...

...beni öldürür müsün? -Öldürmem Erman Bey.

Enteresan. Mesela sen bana üç bin versen ben seni öldürürüm.

-Hasan. -Buyurun?

Hadi.

Denyo.

(Televizyon açık)

(Kapı zili çaldı)

(Gerilim müziği)

(Kapı zili ısrarla çalıyor)

(Gerilim müziği)

-Buyurun. -Âdem Bey'di, değil mi?

Evet de siz kimsiniz?

-Postacı. -(Âdem) Postacı mı?

Evet, postacı. Size iletilmek üzere bir mesaj var.

-Nedir? -Bu.

(Silah sesi)

Etti üç, bugünü de hallettik.

Ne duruyorsunuz lan, temizleyin.

(Gerilim müziği)

(Polis sireni çalıyor)

(Telsiz sesleri)

Yürü oğlum yürü!

(Gerilim müziği)

Hayırdır komiserim?

Bakın oğlum.

(Gerilim müziği)

Maalesef, öldürülmüş komiserim.

(Polis) Bu ikisini de olay yerinde suçüstü yakaladık.

-Götürün hemen. -(Polis) Emredersiniz komiserim.

(Gerilim müziği)

Cinayetten tutuklusun Erman Arsoy.

(Gerilim müziği)

Geç bakalım anneciğim.

-Bunlar yeter herhâlde, değil mi? -Kızlar partisi.

Evet, kızlar partisi.

-Sen eminsin değil mi iyi olduğuna? -İyiyim ya iyiyim, merak etme.

Bak, eğer konuşmaya ihtiyacın varsa ben arayayım kızları...

...gelmesinler. -İyiyim, diyorum. Tamam.

-Peki. -(Sare) Aa...

...Deniz'in annesi gelmiş.

Merve?

-Ben... -Ee, biz yukarı çıkalım. Gel Sare.

(Müzik)

Gelsene Merve.

(Müzik)

Anne.

Neden gelmiş?

Bilmiyorum anneciğim. Biz içeri girelim.

Ne yaptın, dinledin mi?

-Burada mı oturuyorlar? -Üst katı tuttu.

Gel, gel içeri gel. Hadi.

Gel.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

-Numara kaçtı? -Üç

-Bir üstü. -Öyle mi?

Evet.

(Gerilim müziği)

Anneciğim orada ne yapıyorsun?

Geliyorum bir tanem.

(İç çekiyor)

(Kapı vuruldu)

Biz geldik.

(Gerilim müziği)

Senin ne işin var burada?

(Gerilim müziği)

Ee, herhâlde dinledin onun için buradasın, değil mi?

-Defol git buradan, hadi. -Konuşmalıyız.

Kızlar siz geçin içeri.

Geçin geçin.

(Gerilim müziği)

Buraya nasıl geldin, neden geldin gerçekten bilmiyorum...

...ama benim seninle konuşacak hiçbir şeyim yok.

-Öyle mi? -Öyle.

Sen nasıl istersen.

Peki, Erman Arsoy desem?

Turgay Moral. Şanslı Sayılar.

O zaman konuşur musun benimle?

(Gerilim müziği)

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ayhan Özgören - Belgin Yılmaz...

...Bülent Temür - Çağıl Doğan

Editör: Ela Korgan

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.