All language subtitles for Uzak Şehir 71. Bölüm

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Tam zamanında, tam magnezyum. New Life Mach 4, Uzakşehir'i sunar.

Kan kınası, kür saçları

Aklarmış bütün

günahları

Aliyah.

Aliyah.

Aliyah. Sakın gelme in.

Tamam. Geç şöyle. Tamam sakin.

Kaldır ellerini. Sakin.

Geç şöyle.

Sakin. Geç.

Sakin bak. Ne yapacaksın?

Aliyah indir. Beni mi öldüreceksin?

Seni öldürürüm. Aliyah tamam.

Kapıslarımda çınırsın kızım.

Yok bak.

Çınırım bırak.

Aliyah indir şunu. Seni geberteceğim. Sen çok fazla... Sakin Aliyah. İndir

şunu. Seni gebertirim. Yapma.

Seni gebertirim. Kızım sakin. Bırak.

Gebertirim. Sakin.

Ne oldu, ne oldu?

Aliyah! Aliyah!

Davran! Hadi bas git buradan! Bu gitmesin!

Hadi! Hadi!

Ne gitti? Hayır ya hayır!

Gitmesin, gitmesin, gitmesin! Aliyah dur, Aliyah dur!

Neyin var senin Aliyah?

Aliyah!

Neyin var?

Aliye. Söyle.

Senin neyin var Aliye?

Ben.

Söyle.

Neyin var senin? Söyle.

Söyle.

Aliye.

Cihan Bey!

Ne? Ne? Ali ne oldu?

Ali ne oldu?

Bayıldı. Tamam tamam götüreyim hastaneye.

Karım benim.

Hadi benim karım. Hadi.

Arabanın kapısını aç.

Çabuk çabuk çabuk.

Çabuk.

Yonca Hastanesi'ne hadi.

Yonca olmaz.

Niye? Tanıyorlar orada Ali'yi. Saçmalama. Yonca 40 dakika.

Şu da 10 dakikada hastane var.

Sür peşindeyim.

Ali senin neyin var Ali?

Senin düğünün.

Ben o dedeğin yerdeyim. Geldim.

Kayalara doğru tırmanın.

Yukarıda mağaralar var.

Ağzının önünde büyük bir kayı olan mağarayı bulun.

İçeri girin.

Halyan iyi misin?

Emel.

İyi misin?

Emel gidiyor bebeğim. Lütfen bir şey yap. Gidiyoruz tamam gidiyoruz.

İkiniz de iyi olacaksınız tamam mı? Sen de bebeğin de ikiniz de iyi olacaksınız.

Götür beni.

Benim doktorunu hastaneye götür hadi.

Hangi hastaneydi o?

Adı neydi adı?

Ersavan. Ersavan tamam.

Tamam.

Hızlı, ne oldu Hızlı? Gidiyor. Tamam, tamam, tamam.

Ay ne olur bebeğime bir şey olmasın lütfen Hızlı.

Olmadı. Alo, acil mi?

Alo. Tamam, hasta getiriyorum Alya Simit. Sizde zaten dosyası olması lazım.

Kadın doğum.

15 dakikayı kapınızdayım, doktora söyleyin.

Öpücüğüm.

Öpücüğüm.

Enver nereye gidiyorsun Enver? Hani 10 dakika evde?

Hani 10 dakika evde?

Ben yapmadım olur da, yapmadım olur da. Az kaldı, az kaldı.

Tamam çok az kaldı.

Bak çok az kaldı, yetişkiliyorum seni tamam?

Aliye bırakma kemerini ne olur Aliye. Duyuyor musun beni?

İçinde yazan, öğrendiğiniz gün topraklarda duran hiçbir taş yerinde

kalmaz.

Gel, gel, gel. Yavaş.

Gel.

Gel. Tamam, sarsma.

Cihan Bey. Tamam.

Tamam bundan sonrası bizde. Siz elinizden geleni yaptınız. Teşekkür

ederiz. Sağ olun. Ömer.

Dışarıda kadınla benim bir geçmişim var.

O bir albora'nın anası.

Onun oğlu albora.

Kendi de albora.

Ben ne olduğunu bir... Ne olduğunu öğrenmeden buradan gitmem.

İyileşeceksin tamam mı?

Siz ne iyi oluyorsunuz? Eşiyim ben. Buyurun.

Sadece bir kişi alabiliyorum.

Özgünüm alamıyoruz.

Girmeyin lütfen.

Girdim dediğin yerdeyim. Sol duvar.

Dibe kadar yürüyün.

Dipte duvar dönüyor.

Orada... Yerden bir boy yukarıda... Bir uyup var.

Elinizi sokun.

İçinde.

Aliye hanım, iyi misiniz?

Kısılmalarım çok sıklaştı, düzensizdi şimdi çok. Çok sık.

Tamam, hemen bakacağız.

En atom büyüdü muhtemelen.

Kaybedeceğim ne olur bir şey.

Endişelenmeyin, bakacağız.

Beni kurtarmayın ne olur.

Elimden geleni yapacağım. Onun için buradayım.

Verin nefes alın.

Hadi kızım sadakat.

Sen bu topraklarda... ...ne fırtınalar atlattın sen sadakat alparazın.

Seni hiçbirisi yıkamadı. Bir kağıt parçası mı yıkacak?

Kocağını söyle.

Genç bir anı.

Çok pardon.

Buyurun geç.

Durumunu gösterme en azından. Buyurun bakabilirsiniz.

İyi misin?

İyiyim.

Çok iyiyim. Bebeğim tutundu.

Çok şükür.

Sen iyisin yani. En önemlisi o.

Onun iyi olması önemli olan. Ama ben de iyiyim. O da iyi.

Teşekkürler.

Kalacak mısın bugün?

Yok.

İşte gün bitsin bir doktorun yerine gideceksin. Son bir değerlendirme

yapacaksın.

Sonra çıkacağım.

Yıllar çok başka da olabilirdi.

Hani yolun ortasında bebeğimi kaybedebilirdim.

Deniz'i de kaybederdim.

İçeri girip bir daha çıkmayabilirdim.

O kadar çıldırmıştım böyle kendimden geçmiştim.

Halil niye?

Neden yaptın?

Deniz'in çantasına ecmel pisliği koymuş.

Ne?

Ne diyorsun?

İtiraf ettim.

Bora'nın ölmeden de babalık davası açmış. Şimdi o sonuçlandı da bana dava

açacakmış.

Nasıl biri ya bu?

İşte böyle biri.

Cihan gelmeseydi gerçekten bak parmağım tetikteydi vuracaktım, öldürürdüm.

Gözüm dönmüştü, öldürürdüm.

Burada mı Cihan?

Burada. Kapıda bekliyorum.

Anladın mı bir şey?

Yoksa mı benim?

Yani sen bir şey demediysen.

Söyleyecektim. Aslında yani o kadar kendimi bırakmıştım ki. Kaybedeceğim

sandım. Karar verdim söyleyecektim bir anda.

Bayılmışım hatırlamıyorum söylemedim herhalde.

Hala söyleseydin geri dönüşü olmazdı.

Sen kendin diyorsun bak.

Hicmen çocuğu almaya kararlı.

Ayrıca o da mahkemeyi bile beklemez.

Bir de bebeği duyarsa, buradan gitme şansın kalmaz.

Gençlik hanım, ailesi iyi takdirde bilgi alıyor mu?

Hastaneden müşahede de. Biliyorum. Buraya geleli de bayağı oldu. Bana bilgi

verirseniz çok sevinirim. Nasıl durumu, nasıl neyi var.

Eşime şu an bilgi veriliyor. Lütfen bekleyin.

Aliye Hanım odamı alalım. Bekliyorum. Tabii hocam. Nasıl isterseniz.

Buyurun. Aliye'sinin hakkındaki bilgi almak istiyordum da.

Aliye Hanım iyi.

İyi. Ne iyi var peki?

Doktor hanım ben fenalaştığımda yanındaydım. Onu da buraya ben getirdim

sayılır. İyi olduğunu söyler misiniz?

Hastanın nesi oluyorsunuz?

Eşi misiniz?

Hayır.

Evet.

Hocam Aliye Hanım geldi. Alalım içeri. Buyurun.

Nasılsın? Senin oldu da ne işin var?

Nasılsın?

İyiyim.

Beyefendi durumunuzu merak etmiş. Ben de aynısını söyledim. İyisiniz. Ama eşiniz

olmadığını kendisi söyledi. Hastanın izni olmadan...

Kimseye bilgi veremiyoruz, böyle söyledim.

Neyim ben?

Dışarı çıkınca konuşalım mı?

Tamam, ben o zaman dışarıda bekliyorum.

Ben bir konuşayım sen bekle. Alya. Lütfen.

Nasılsın şimdi?

Daha iyiyim.

Neyin varmış öyle?

Küçük bir kist.

İşte stres, yorgunluk, gerginlikle böyle oldu.

Bu kadar.

Sen gelmeseydin Ecmil'e ben çok daha... Hiç o

konuya girme, o konuya girme hiç.

Sen bir yat bir dinlen, bir kendine gel. Belki sonra konuşuruz.

Sağ ol.

Sen Okos'a da silah çektirdin ya.

Becmen senin zamanın geldi sen Berk'le.

Senin zamanın geldi.

Sen bunu için yaptın değil mi?

Sen... ...o adamı...

Bunun için ortadan kaldırmaya çalıştın.

Bu yalan, bu rezalet, bu iftira için, bu şerefsizce iftira için.

Konuşsana Hasan haydi söyle.

Söyle bunun için yaptım. Abla bu yalanlar için yaptım de konuş.

Keşke yalan olsa abla.

Ne biçim konuşuyorsun Allah'ın aşkına Hasan? Ne biçim konuşuyorsun? Sen burada

yazanlara inandıysan aptalsın.

Bak hele ne diyor bak.

Diyor ki.

Diyor ki.

Cihan albora.

Bir albora değildir.

Beni affedin sadakat hanım.

Affedin diyor. Böyle diyor bu. Bu iftiraya sen inandın.

Sen o adamı ortadan kaldırmaya çalışmakla çok iyi bir şey yaptın. Çok

da doğru bir şey yaptın. Aferin sana.

Böyle iftira atan bir adamı ben değil yaşatmak... ...etlerini parça parça

parçalayıp... ...itlere, köpeklere, kurda, kuşa, yeme derim.

Abla... ...ama doğru.

Sus! Sus!

Sus sen ne diyorsun?

Ne diyorsun? Ne biçim konuşuyorsun sen?

Gel benimle abla.

Hasan.

Hasan nereye?

Söyle.

Baybarsal'ın konağındalar Cihan'ım.

Nadim de var.

Aşiret reislerle konuşuyorlar.

Kapat. Kapat yani kapat.

Kapat yastığa.

Ağabeyim geliyor.

Ağabey.

Ne yapacağız?

Ya.

Ya bu ne yapıyor?

Kapıyı çalmaya gitmiyor. Kaleye dur.

Kapıyı kırmaya gidiyor. Kırmaya. Haydi. Haydi. İlerleyin.

Cihat!

Senin bu yaptığın savaş silahıdır. Bak altında kalırsın.

Ne yapıyorsun sen?

Hepiniz aynı anda üstüme gelirken bunun adı neydi? Nadim.

Kapın kırılınca mı aklına geldi savaş olduğu?

Ama merak etme benim seninle işim yok.

Benim bugün burada tek bir kişiyle işim var.

O da kendini çok iyi biliyor.

Öyle değil mi ecmeğe?

Kudurdu mu ulan?

İç.

Kudur, kudur.

Kuduz köpek ancak kendi zincirini kısaltır.

O çocuk benim torunum, benim hanım, benim soyum.

Onu almak için her şeyi yaptım, uyuyacağım.

Senin de altından o postu alacağım, başına geçireceğim.

Abi!

Abiyi koruyun lan!

Kadir, Kadir, Kadir!

Esmer! Esmer!

Dur!

Abi. Bas.

Bas.

Oğlum ne diye gezdik buraya?

O gece bir düğünden dönüyorduk. Sen, Azen'in işte ben de yanınızdaydım.

O köy yoluna giderken birdenbire rahatsızlandın. Sancın tuttu.

Doğum başladı.

Yakınımızdaki köy. O ebekalının köyüne götürdük seni.

Ya Hasan hapır sapır konuşuyorsun dağın başında.

Ben bunları zaten biliyorum. Makbule'nin evine gittik. Bana doğumunu o yaptırdı o

gün. Cihan'ımı kollarıma ilk o verdi.

O yaptırdı abla doğru. O verdi kucağına.

Ama biz gelmeden önce başka bir kadına daha doğum yaptırmış.

Kadın ölmüş. Geride bir bebek kalmış.

Bir erkek çocuk.

Sonra apar topar seni getirdik abla. Durumun kötüydü.

Kadın da seni öyle görünce eli ayağı titreyerek girdi senin doğumuna.

Sonra senin bebeğin... ...ölü doğdu abla.

Hasan.

Delir mi?

Benimle beraber odadaymışsın gibi konuşma. Düzgün konuş benimle. Abla sen

bayılmışsın. Ebe kadın da bebek ölü doğunca korkudan size söylemeye cesaret

edememiş. Ne bileyim işte siz kötü bir şey yapacağınızdan ödü koptuğu için

tutmuş.

O canlı bebekle değiştirmiş.

Sana bunu söyledi sen de buna inandın ha bu kıt aklınla sen de buna inandın.

O söylemedi abla ben duydum.

Kadın ölmek üzereyken Ebe onunla konuşurken duydum.

Zavallı kadının kimsesi yokmuş.

Bebek de ortada kalacakmış.

Bugün gibi gözümün önünde abla. Ebe kadının elini tuttu.

Sen merak etme kızım dedi. Bebek yine minellerde dedi.

Sonra kadın öldü.

Sonra ebe bana yalvardı.

Oğlum Allah rızası için kimseye söyleme. Ne olur vallahi billahi beni yaşatmazlar

dedi. Ben kabul etmedim.

Hemen sana koştum. Sizin yanınıza geldim.

Ama geldiğimde Cihan'ı senin kucağında gördüm. Azim enişteydi, yanındaydı.

İlk erkek çocuğunuz.

O kadar mutluydunuz ki Avrupa. Cihan'ı cihanı bağrınıza basışınızı gördüm.

Yapamadım. Yapamadım abla, söyleyemedim.

Bu ya Allah'ım.

Bu koca bir yalan.

Sen de buna inandın ha.

Abla niye yalan söylesin?

Hatta diş çöktü yalvardı bana.

Oğlum söyleme kimseye dedi sonra da...

O

ölü bebeği elime verdi.

Bir kız çocuğuydu abla.

Aklım başımdan gitmişti abla. Ne yapayım bilemedim.

Oğlum.

Beni getirdin buraya gömdün.

Gömdün ha?

Gömdün.

Buraya gömdün.

Hasan sen aptal mısın?

Sana yalan söylemişti. Seni tuzağa düşürmüşler. Sen bu yalana inandın.

Yetmiyormuş gibi kırk yıl bende sakladın.

Sen bana o gün söylesen.

Hemen o gün, o gün ben bu meseleyi çözerdim.

Abla.

Bu da yatan.

Bu benim kızım değil.

Bu ölen o zavallı kadının kızıdır.

Ben Cihan'ı doğurdum.

Ben Cihan'ı dünyaya getirdim. Ben getirdim dünyaya.

Ben o gün bayılmadım, uyanıktım.

Gözlerim açıktı, oğlumun sesini duydum.

Ben arslanlar gibi bu topraklara erkek

evlat getirdim.

O ki onun adı Cihan Albora'dır.

O ki bu ailenin reisidir, evimizin direğidir.

O ki beş tane aşireti diz çöktüren adamdır.

Şimdi solda kal.

Ben getirdim dünyaya. Ben doğurdum ben.

Ben.

O benim oğlum.

Bak öyle bir adam ki o.

Bütün dünya karşısına dizilse.

Boyun eğdiremezler.

Ben öyle bir erkek evlat verdim bu aşirete.

Ne bu taş.

Ne de bu kağıt.

Bana o kulumdan başkasını söyletemezsin.

Soldak hanım.

Geliyorum istedim.

Yaklaştırma. Aman be.

Dikkatli ol.

Çıkmadı daha değil mi? Birazdan çıkarlar Alya Hanım.

Kuşu çutmayın orada. Dikkat edin ha.

Tamam biz teyakkuzdayız.

Gözünüzü dört açın.

Gözünüz çocukta olsun.

Hadi herkes dikkatli olsun hadi.

Ne oluyor ya?

Söylesene içerideki benim oğlum ya. Alya Hanım ben de bilmiyorum. Güvenliği

artırın emri geldi. O kadar.

Bir şey söylemeyelim.

Anneciğim gelmişsin. Annem geldim geldim. Yavaş yavaş annem.

İyi misin?

İyiyim.

Dersler nasıldı?

Çok iyiydi. Ama akşamlar çok ödevim var.

O çok ödevi sen hemen yaparsın bir şey değil ki.

Ne oldu üzdün mü sen?

Ne?

Biraz yoruldum bugün.

Çok koşturmam vardı o yüzden böyle... ...solgun duruyorumdur.

Tamam konağa gidip dinlendireyim ben seni.

Seninle konağa geleceğim ama... ...bırakıp çıkmam lazım tamam mı?

Tamam. Ama sonra gel tamam mı?

Atla arabaya bakayım atla.

Atla arabaya.

Ben de geliyorum. İçeri girdiğini göreceğim oğlunu. Buyurun Ali Hanım.

Lastik patladı.

Yavaş!

Adamlar sende. Duydun mu?

Tamam.

Aç kapıyı.

Ben uğrayacağım yanına tamam mı? Konuştuğumuz gibi.

Öpücük.

Yürütüyorum.

Kapat kapıyı.

Neler olmuş ya? İyi misin?

Kötü olmuşsun abim hastaneye götürmüş.

İyiyim bir şeyim yok.

O kadar şeyin içinde zaten ayakta kalmam mucize boşver.

Dinlenmen lazım ama.

Nasıl dinleneyim Nare?

Oğlumun okuluna gidiyorum.

Ayaklanmışlar, ortalığa ayak kaldırmışlar korumak için. Soruyorum bir

şey de söylemiyorlar.

Ben anlamıyorum sanki yine bir şey var. Ne var?

Abim Mecmel'in peşinde.

Barbarsal'ın konağında olduğunu duymuş. Oraya basmış.

İşte. E silah çekmişsin ne yapmasını bekliyordum.

Dikkat et tamam mı? Bir şey olursan kötü olursan haber ver bana hemen.

Sende.

Bir kayıt var.

Okulda alındı o kayıt.

Cihan'ın sırt çantasına Zehri koyulduğu anın kaydı.

Nerede?

Sana söyleyecek hiçbir şey yok.

Adem'in sana verdiğini söyledi.

Nerede o kaydı?

Ademe öldü.

Ahiretten mi söyledi sana?

Ya o çocuk senin öz torunun ya. Sen öz torununun çantasına nasıl zehir koyarsın

Ecmen? Sen bu kadar mı namussuzsun?

Ulan ben çok namussuz gördüm de senin kadar namussuzunu görmedim.

Senin hak ettiğin nedir biliyorsun.

Bırak!

Bırak! Bırak!

Acıdı mı?

Bacak tıra.

Geçer.

Ama bu geçmez.

Bu geçmez.

Cevat vermeyeceksin değil mi?

Kelime-i şehadet getir.

Kelime-i şehadet getir.

Hadi.

Kelime-i şehadet getir!

Kaydı yeri!

Kelime-i Şehadet getir!

Lan! Lan! Siz kimse...

Ağabey!

Ağabey!

Ağabey! Ağabey iyi misin?

Ağabey! Ağabey! Yarası var mı lan yarası var mı? Yok gözükmüyor bak etrafa bak.

Ağabey!

Ağabeyim!

Ağabey!

Ağabey!

Aç gözünü aç.

Ağabey! İyi misin?

Ağabeyim iyi misin?

Buradayız. Buradayız ağabey.

Ecmeli nerede?

Bulacağız.

Bulacağız ağabey.

Bulacağız Ecmeli.

Tamam, iyisin. İyisin, gideceğiz.

Sadakat Hanım? Telefonla olmaz.

O kağıt parçasını bir taşın altına saklayıp kaçmakla hele hiç olmaz.

Karşıma çık ulan.

Çık karşıma yüzüme söyle.

O kadar aptal değilim.

Ben bu gerçekle hayatta kalamam. Sen hangi gerçekten söz ediyorsun sen? İç.

Sen ananla birlikte ananın kustuğu zehri ölmeden önce kustuğu

zehri bana bal diye yutturacaksın.

Ver sadakat al borayı.

Beni bir kağıt parçasıyla yıkamazsınız. Bu topraklarda beni yıkmak

isteyenlerin mezarını ben kendi ellerimle kazdım.

Öğrenmesi çok kolay Sadaka Talbora.

Basit bir DNA testine bakarım.

Benim kendi kanımdan olduğundan emin olduğum evladım

için bir kanıta ihtiyacım, bir teste ihtiyacım yok.

Öğrendiklerinizin şokundasınız.

Buna veriyorum.

Serakat Hanım, sizi iki gün süre... ...ya o testi yaptırırsınız... ...tekrar

konuşuruz... ...ya da ben Cihan Aldoğra'ya giderim.

Hayır!

Şeyh Mons.

Beni iyi dinle. En iyi adamlarını alacaksın duydun mu? En iyiler.

Oh.

Makbule Ebe'nin oğlu olacak o iti.

Hangi deliğe girdiyse, hangi taşının altına saklandıysa... ...bulup bana

getireceksin. Dinle.

Ararken de bulduğunuzda da kimsenin

haberi olmayacak.

Cihanında.

İlk önce bana söyleyeceksin.

Duydun mu?

Önce ben bileceğim.

Getirip karşıma koyacaksın adamı.

Sen benim oğlum.

O benim evladım.

Sen benim oğlum.

O benim evladım.

Cihan benim oğlum.

Cihan benim oğlum.

Cihan benim oğlum.

Cihan Bey'im yaramıza pansuman yapalım.

O ne Ümmü ya? Al götür. Abi bir baksın yarına ya.

Cihan.

Kalsın Ümmü. Kalsın o.

Pansuman.

Yapalım. Ya anne bir şey yok. Bir şey yok.

Yok. Hayır Ümmü götürme. Bir şey sürelim yüzüne.

Anne bu açık yere değil. Bir şey değil. Götür Allah'ını.

Küçükken de böyleydi.

Küçükken de böyleydi. Haydi.

Sen nasılsın?

İyiyim anne sağ ol sen nasılsın?

Hayırdır anne senin yüzün yine bembeyaz.

Neredeydin?

Ya nerede olacağım işim vardı.

Duyunca da koşa koşa geldim zaten.

Bitmiyor bu arayışın senin de.

Hele siz bana bir söyleyin. Necmi'yle elinizden kim aldı ha?

Kim aldı, Nadim? Yok, Nadim değil. Nadim'in kapısında ihtiyarları vardı,

adamları tutuyordu. Ecmen'in adamlarını da biz hallettik.

Kim o zaman bu? Kim, kim?

Diyorum yani bunların arkasında biri var diye.

Bir el.

Ben işte bugün o eli gördüm.

İnşallah bir dahaki sefere de yüzünü göreceğim.

Belli ki az kaldı.

Siz kimsiniz?

Neredeyim?

Kimsiniz?

Açın şu kapıyı!

Açın! Açın!

Neredeyim?

Kimsin sen?

Belli ki derin birisin. Kimsin?

O kamera kaydı nerede?

Kimsin dedim?

Ben senin kim olduğumu bilmen gerekmeyen adamım.

Sadece doğruları söylemen gereken adam.

Kamera kaydı.

Nerede?

Sen hala işin ciddiyetinin farkında değilsin.

Neyin içinde olduğunun.

Kim olduğumu değil, neler yapabileceğimi anlatayım istersen.

Birlikte iş yaptığın adamlara teker teker ulaşırım.

Sana acılan kapıların hepsini kaparım.

Hesabına bir kuruş para akmaz.

Kimse telefonlarına çıkmaz.

Seni bu topraklardan silerim, ecmel albora.

Gölgen bile dolaşamaz bu topraklarda.

Cesedini aramaya kimsecikler gelmez.

Çünkü arayacak hiç kimsen kalmaz.

Bir de Cihan Albora'yı alt etmeni sağlayacak

tek adam da benim.

Neye karşılık?

O kameranın kaydı.

O kaydı?

Taşla parçaladım ben.

Parça parça yedim.

Kayalardan aşağı savurdum.

O disk hiç bebesine yaramaz artık.

Bir vakit daha misafir edelim o zaman seni.

Bir ihtiyacın da var zaten.

Eğer Cihan Algoran'ın elinden almasaydım...

Azrail misafir ediyordu şimdi seni.

Getirin.

Getirsinler.

Ne oluyor?

Ne oluyor ulan? Bırak. Bırakın ulan. Ne yapıyorsunuz? Ulan bıraktın ulan.

Ulan bıraktın ulan. Bırak.

Bu adam mı kayınbaban olacak?

Bu adam.

Nasip.

Şimdi git. O kayalıkların nerede olduğunu öğren.

Sonra da o kayalıklara gidin.

Gerekiyorsa sökün.

Tuz buz edin.

O kamera kaydını bulup getirin.

Hele bir de yok yere beni suçladı. Her zaman olduğu gibi.

Bunu yapan, bu şerefsizliği yapanın ecmel olduğunu bile bile.

Anne yeter.

Şimdi ne olacak?

Alya yengenin üstüne atılan suç temizlenmezse bu ecmel. Ondan da bizden

de çocuğu alacak. Alamayacak.

Tamam mı?

Alamayacak. Ben o zehri o çantaya Alya'nın koymadığını ispat edeceğim.

Alya da her şeyi öğrenecek. Ben halledeceğim tamam mı?

Nasıl olacak bu?

Hele bana bir söyle nasıl olacak bu? Sen Alya'yı akladığında o kadın temize çıkar

çıkmaz. Kocası olacak o zibidinin koluna girecek. Torunumu alacak sırra kadem

basacak. Anne tamam yeter.

Bak o zibidi benim torunuma babalık yapamaz. Benim cesedimi çiğnersin. Ben

halledeceğim. Ben halledeceğim diyorsan ben halledeceğim.

Halledeceğim.

Mal edecek.

Şimali nasıl oldu? İyi abi akşam çıkacak.

Ben şirkete geçiyorum sen de hastaneye girsin. Eyvallah.

Abi. Abi gözünü seveyim bir dur.

Bir yolu bulunur.

Günmü abla.

Buyur Kayı Bey. Ben hastaneye geçiyorum.

İpek gelince söylersin orada olduğunu. Tamam söylerim merak etmeyin.

Hoşçakalın.

Cihan Albora.

Bir Albora değildir. Bu iftiraya sen inandın.

Serakat Hanım, sizi iki gün süre. Ya o testi yaptırırsınız, tekrar konuşuruz.

Ya da ben Cihan Albora'ya giderim.

O benim oğlum.

O benim canım, benim kanım.

Benim oğlum.

Cihan'ım, kayağım, torunum, küçük Cihan'ım.

Bu topraklar, onlar, onların

evlatlarıyla devam edecek.

Alvara, daim o ayakta kalacak.

...benim kanımla yanacak.

Bu toprakların hiçbir taşını kimse yerinden oynatamaz.

Can, hoş geldin. Bismillah. Abi, bu...

Doktor Yalçın aradı, bizim Makbule'ye.

Benim oğlu hastaneden kaçmış.

Peşlerindeki adamlardan mı korktu, hiç de anlamadım.

Annemin haberi var mı? Var canım, var. Adamlar söylemişler.

Deliğe girmiştir, bir şey bir şeydir.

Bulun onu çıkarın, getirin.

Tamam canım, bırakın ama. Geçmiş olsun canım.

Sağ ol.

Ali burada.

Terasta seni bekliyor.

Niye buradasın?

Konuşalım dedin.

Konuşalım dedin de... ...sonra bir konuşalım demiştim. Keşke önce bir yatıp

bir dinlenseydin.

Ortalığı birbirine kalkmışsın.

Konak basmışsın.

Çatışmaya girmişsin yine.

Şu haline bak.

Asıl sen haline bak.

Yani orada ağrı... Artık bilmiyorum niye olmuş. O ağrı senin belini bükmeseydi...

...sen şimdi o demir parmaklıklarının arkasındaydın Ali.

Cihan da ecmenin yanındaydı.

Ali ben hakikaten merak ediyorum. Sana ne oldu?

Ha?

Orada sana ne oldu da sen öyle bir anda silah elimden düştüğü, kötüleştiğin.

Yoksa hakikaten vuracaktın çünkü adamı değil mi? Sıkacak mıydın kafasına

gerçekten? Ama yetiştin.

Sıkmadım işte.

Ha yetişmezsen sıkacaksın yani öyle mi?

Silah sana asla yakışmıyor diyen Alya.

Kan bir çözüm değildir diyen Alya. Şimdi kalkmış.

Gerçekten o mermiyi ecmenin kafasına saplayacaktı öyle mi? Evet sıkacaktım.

Çünkü delirmiştim artık.

Çünkü artık sabrım kalmamıştı. Gözüm dönmüştü. Aklım çıkmıştı.

Evet sıkacaktım. Gerçekten de sıkacaktım.

Sizin topraklarınız beni bu hale getirdi ama bıraksaydınız ben bambaşka bir

hayatım olacaktı benim.

Yani o silahı doğrultmuş olmanın bile suçlusu ben miyim Ali? Şu halimize bak

Cihan. Şu haline bak.

Bir kendine bak.

Ya senin elinden kaçmasaydı Ecmen?

Ya sen öldürseydin?

Ya sen ölseydin?

Bu halde olmak zorunda değildin.

Vallahi hiç kusura bakma tam da bu hale gelecektik.

Çünkü sen gittin, o yılana inandın, onunla kaçmaya çalıştın ama ne oldu?

Güvendiğin dağlara kar yağdı değil mi?

Ya herif kendi öz torununun çantasına zehir koydu Halil'e, bundan ötesi var mı

ya?

Üstelik ben sana dedim, defalarca dedim, dedim ki o yaptı.

Ama sen bir tutturdun, yok siz yaptınız, yok annen yaptı, bize saldırmaya

başladın. Saldırdım, evet annenin yaptığını inandım. Çünkü annenden

beklenir.

Eve çok çaresizdim, birine güvenmek istedim, ecmele güvenmek istedim,

güvendim. Sonra da kafasına sıkmak istedim. Evet hepsini yapmak istedim.

Kabul ediyorum.

Çünkü sadece oğlumu buradan bırakın da gideyim dedim.

Mecbur kaldım. Hepsini yaptım. Doğru.

Sen bundan sonra bence karışma.

Bu Ecmel işini bana bırak.

O kaydı da bulacağım.

Kim kaçırdı Ecmel'i?

Bilmiyorum.

Bilmiyorum.

Şu kadar kalmıştı.

Bak o ecmenin elinde bir tane kayıt var. O kayıtta da Cihan'ın çantasına o tozu

koyan adamın görüntüsü var. Artık kimse.

Ama ben o kaydı bulacağım.

Çok az kaldı. Ben o kaydı bulacağım. Seni de aklayacağım. Hiç merak etme.

O görüntü beni akladığında da ecmenin elinde hiçbir şey kalmayacak.

Aynen öyle.

Velayet için savaşamayacak.

Aynen öyle.

Senin de elinde hiçbir şey kalmayacak.

Henüz de benim burada kalmamız için hiçbir neden kalmayacak.

Mirza. Hayırlı günler Cihan ağa. Hayırlı günler buyur.

Sadakat hanım o akşam için yemeğe gelirsiniz diye sormuştu nişan gecesi.

Vallahi yoğunluktan cevap verememişim kusura kalmayın.

O akşam için davetimize icabet edeceğiz.

Tabi tabi buyurun gelin buyurun gelin başımızın üstünde yeriniz var.

Öyleyse akşam ocağıza icabet ederiz. Hadi eyvallah.

Uyuyorum bir de.

Sana

yiyecek

bir şeyler getirdim. Yok anneciğim istemiyorum. Zaten 3-4 saat kaldı

çıkmamıza. Kızım iki lokma bir şey.

İstemiyorum. İstemiyorum.

Babamdan haber var mı?

Yok çok şükür.

İnşallah alanda cehennemin... dibine kadar bırakmıştır da. Ben de onu kırk

sene göre sordum. Anne.

Ne anne?

Sen biliyorsun babalık davasının sonucunu bekliyorum.

Evet biliyorum.

O zaman Aliye'nin çantasına o şeyi

koyduğumu da biliyorsun değil mi? Hayır anne. Bilmiyorum tabii ki.

Ama babama da torununu göstermiyorlar.

Ne yapayım suçlayamam ben adamı.

Yani kırk yıllık kan emiciye utanmasak evlatı acı takacağız değil mi?

Kız kızım senin ne düşkün var?

Ona öyle bir şey yapsalar ne yapacağız?

Ya bunlar bana asma yaptı.

Yok dünya kaysa sen benden mi milim kaymazsın? Yok senden başkasının gözüm

görmez. Nerede şimdi?

İpeğin kucağında. Ya o kadın benim kızımın anası diyor dolaşıyor ya

ortalıkta. Sen daha teşe alacaksın koyma. Alacağım.

Alacağım evet.

Onların bana yaşattığının on katını yaşatacağım. Bin katını yaşatacağım. Yüz

bin katını. Kahredeceğim onları.

Tamam.

Tamam benim annem.

İyiyim Sezer.

İyiyim.

Şuman nasıl uyudu mu?

İyi çok şükür.

Uyuyor.

Müsaade et de. Kızımla kalayım.

Çıkmamızda üç beş saat var ya daha.

Çık dışarıda bekle.

Ecmeli öttü yani he? Ne yapalım? Yemacı başlarını yıkalım mı? Yok. Hiçbir şey

yapmayın. Bırakın arasınlar, bulsunlar.

Gerisi Erol'du zaten.

Tamamdır.

Erol.

Bu topraklarda bir gölge geziniyor. Öyle bir gölge ki... ...ecmeli bile altına

almış.

Bu mevzu bahisi olan o kayıt var ya okuldaki.

O kayıt birinin elinde.

Taşınabilir bir harddisk de.

Sonra ne olduysa o taşınabilir disk bir şekilde parçalanmış.

Parçaları da etrafa saçılmış.

Şimdi o parçaları arıyorlar.

Arıyorlar ki o parçalanmış harddiski götürüp...

O parçalanmış harddiskin içinden o videoyu rahatlıkla çekip

çıkarabilecek... ...birine versinler.

Bu memlekette bu işi yapabilecek biri var.

Ben de o birisini bulacağım.

Aynen öyle. Mutlaka bulacaksın.

Başka bir seçeneğin var mı?

Burada bir şey var.

Risk partilerini bulduk.

Kusura bakma Nara seni böyle acil çağırdım. Yok sorun değil de ne oldu?

İlaç firmasıyla randevumuz yarındı. Ama bugün şehirden ayrılıyorlarmış.

Sözleşmeyi bugün imzalayalım dediler.

Yarım saate burada olurlar.

Tamam. Tamam buradayım ben ilgilenirim. Güzel.

Sen iyi misin her şey yolunda mı?

İyiyim sağ ol.

İyi hadi kolay gelsin o zaman görüşürüz.

Ne oluyor?

Korkma ya, rahat ol.

Alboro değilim ben, ısırmam.

Ne arıyorsun burada?

İkidir senin imdadına yetişiyorum.

Sen de ikidir teşekkür etmeye tenezzül etmiyorsun.

Anladık. Bari şu tavrını suratını düzelt ya.

Çık git.

Nişanlımı almaya geldim.

Kaya yukarıda. Çıkamazsın hiçbir yere. Çık git.

Gideyim emrin olur.

Nereye gideyim?

Bahçeye çıkayım mı?

Ya da istersen midyatı terk edeyim.

Nereye gidersen git.

Ben nerede ne zaman durmam gerektiğini kimseden öğrenmem.

Nare al boru.

Taburcu oluyorlar.

Ben de nişanlımı almaya geldim.

Sen git o kardeşin olacak çakıl taşına söyle benim gireceğim odada olmasın.

O insin aşağı.

Kardeşim kızını alacak.

Ben de nişanlımı alacağım.

Beni bekliyor.

Al tepe tepe kullandım.

Ne iniyorsun? Çıksana.

Al bu arada olsan... ...ben asansöre binerken senin merdivenle çıkmak hoş

olmaz.

İşlemler birazdan bitecekmiş.

Lan oğlum.

Kaç kere söyleyeceğim sana.

Ben sana benim kızımın etrafında dolanmayacaksın demedim mi?

Ben zerrine geldim.

Sevdiğim kadına.

Nişanlına.

Nişanlı ne?

Çok seviyorsun he.

Lan sen ne ara sevdin onu?

Sen sevmekten ne anlarsın it?

Senin ne anladığın ortada.

Sen sevmekten anlasaydın ben o kapıdan içeri giremezdim. Çakıl taşı.

Hastanem hastane demem seni gebertirim ben. Bak seni gebertirim.

Bak hastane falan dinlemiyorum bak ha. Tamam dokunma bana.

Bir dakika ya. Oğlum bak beni taşırma.

Ben taşırma. Kudur oğlum sen kudur. Sen ancak kudurursun. Oğlum bak sus.

Böyle uzaktan uzaktan ateşi seyredersin. O ateş de elinizdeki her şeyi alır.

Efol git lan buradan.

Efol git lan.

Tamam dokunma bırak.

Beni bırak.

Tamam bırak.

Sakin ol.

Ben sakinim tamam.

Kaya Bey çıkış işlemleri tamamlandı. Şimala taburcu olabilir.

Bırakacaktım bu akşam sende kalsın diye. Ama sen bu çakalın yanında dolanmaya

devam ettiğin sürece böyle bir şey olmayacak.

Kaya.

Kaya dur bak buraya niye geldiğimizi unutma. Yine öfkeyle araba kullanma.

Ben kullanacağım.

Merak etme Zerrin.

Söyle. Hanımım Cihan Bey de her yerde ebe mahpülenin oğlunu aratıyor.

Cihan bulmadım.

Cihan bulmadım.

O adamı bana getireceksiniz duydum.

Ölü yahut diri.

O adam karşıma gelecek.

Her şey hazır.

Hazır Sadakat Hanım.

İstediğiniz takımı da çıkardık. Kristal bardakları da koyduk.

Bir tabak eksik.

Nariye Hanım gelmeyecekmiş. Odasında yiyecekmiş.

Yemekler de hazır. Aşağıda.

Misafirlerin gelmesini bekliyoruz. Servis tabaklarını da getireceğiz.

Bunun kafasına taşın düştü nedir Allah aşkına ya. Cihan Bey'le evlenecek diye

düğün yapacak. Kadının ağzına bıçak açmıyor. Kız valla ben de çok şaşırdım.

Bu Ali'ye gitti diye göbek atacak kadın.

Masanın başında baston yutmuş gibi dikiliyor.

Var bu işte bir iş.

İnanmıyorum acaba.

Rüyada falan mı sanıyor kendini? Hani olur ya öyle sevinçlerde tutulur insan.

Ne bileyim. Ben de inanmıyorum bu günlerin geldiğine.

Neyse hadi. Hadi yürü.

Gecikeceğiz.

Abdur aldın mı doğru söyle. Yok, vallahi elim sürmedim.

O zaman ne dikiliyorsun orada?

Öyle şey, merak yani.

Bakıyordum abimin nişan sofrasıdır diye. Hem boğazımdan geçmez benim.

Adamın... Yukarıda boğazı düğümlenmiş. Ben burada yemek mi yiyeceğim? Benim

boğazımda kalır.

Hele dur sen.

Ben bir nişanlanayım da bakalım neler boğazımda kalacak.

Kadir valla seni kızdırmak için yapıyor. Yok biri yahu.

Pakize söylesene kızım yok desene.

Belki vardır.

Kim? Ben niye bilmiyorum?

Yok. Yok öyle biri.

Gel bakalım küçük reis.

Kuzum hoş geldin.

Ben bugün sizinle yiyeceğim. Neden? Yukarıda çok güzel sofra hazırladık.

Babamın nişanlandığı kadın gelecekmiş.

Ya küçük reis sen bunu nereden duydun? Nereden biliyorsun ya?

İpek abla konuşurken duydum.

Çalışırdım acaba.

Ben yukarıda yemeyeceğim. Yeme kararı olunca beni de çağırır mısınız?

Tabii kuzum. Hadi bakalım.

Bu çocuk yedi yaşında.

Kırk yaşında adamın yükü var omuzlarında.

Efendim? Alo, anne benim. Oğlum?

Ben de seni arayacaktım. Saate bakıyordum. Yemek saatin geçsin diye

bekledim. İyi misin?

Bu akşam geleceğim mi?

Yok bebeğim bu akşam gelmiyorum. Ama yarın sabah erkenden gelirim. Seni okula

götürürüm olur mu?

Olmaz gelmen lazım.

Ödevimi yapamadım.

Yapamadın mı?

Evet anne yapamadım.

Yardımlarım.

Bebeğim Pakize ablan bakar.

Senin yaptırmanı istiyorum.

Hem söz vermiştin. Oturup bakarız demiştin.

Anne lütfen.

Geliyorum tamam.

Tamam hemen gel.

Akşamlar.

Hayırlı akşamlar annem.

Mizah ile gelin kız birazdan burada olurlar. Hadi hazırlan sen de.

Anne senin neyin var?

İyiyim annem heyecan.

Heyecandan. Ben kaç yıldır bu günü bekliyorum annem. Gelin kız gelecek

biraz sonra.

Gelin kız geliyor.

Bu ebekadının oğlu Ufuk hastaneden kaçmış.

Ya öyleymiş.

Öyleymiş. Niyeymiş peki? Niye yani?

Adam yarı boygun daha iyileşmemiş. Niye kaçsın ki?

Ne bileyim ben yahu.

Böyle adamların sağ sol peşindeki adamlardan kaçmıştır iney.

Alacaklarından.

Hallettim demiştin bana ödedim dedin.

E ödedin ödedin.

Elbet ödedim. Ama bir tanesini ödedik. Bu adamların bir tane borcunu kapatırsın

on tane daha çıkar. Kim bilir kaç tane daha alacaklısı var.

Hem biz üstümüze düşeni yaptık. Gerisi ona kalmış.

İyi akşamlar. İyi akşamlar babaannem. Kurban oldum sen.

Yahu nereye?

Bir hele bir dur nereye?

Yukarıda sofraya kurduk yemek yiyeceğiz.

Ben mutfakta yiyeceğim.

Ne mutfağı?

Tamam madem yiyeceksin ben götürürüm seni gel. Hayır.

Ben Pakir ablayla gideceğim.

Ben alayım o zaman beyim.

Gel be kızım.

Hadi sen de geç kalma.

Cihan. Gelin kızla Mirza birazdan kapıda olurlar. Hadi.

Bu akşam o sofraya oturacak.

Ve o odaya gireceği gün gelince ne olacak abi?

Sen o odada değilsin ki.

Hadi çocuklar acele edin her yerleri getirin. Anne kız küçücük ya. Gördüm

Pakize gördüm. Gözüm var. Sus duyacaklar şimdi.

Hoş geldiniz.

Hoş bulduk. Hoş geldiniz. Buyurun. İyi akşamlar.

Hoş geldiniz. Hoş bulduk Cihana.

Hoş geldiniz Mirza. Hoş bulduk Sadakat Hanım.

Hoş geldiniz. Hoş buldum.

Hoş geldin. Hoş buldum.

Alayım istersen. Tabii.

Hoş geldin kızım.

Sofra hazır Mirza. Buyurun.

Ben göstereyim.

Buyurun. Buyurun. Gel kızım.

Ellerinize sağlık Sadakat Hanım. Böyle karşılanınca insan hangisini

beğeneceğini şaşırıyor.

Ellerinize sağlık. Afiyet olsun.

Ellerinize sağlık efendim. Hepsi çok güzel olmuş.

Afiyet olsun.

Afiyet olsun.

Sizin de sofranız bereketli olsun.

Ben eski kafa bir adamım

Cihan Ağa.

Bunu da hiç saklamam.

Benim için bir adamın ne kadar toprağı var, ne kadar parası var önemli olan

odur. Lakin daha önemlisi ocağı.

Ocak önemlidir.

Ocağı düzgünse adam düzgündür.

Ben Berfin'imi böyle büyütmüşem. Lakin anasının yerini

Adam dolduramıyor.

Ben dolduramamışım.

Siz hiç merak etmeyin Mirza.

Bu kapıdan giren her gelin... ...benim kızım sayılır.

Öyle değil pek.

Öyle tabii anneciğim.

Bundan sonra sen benim bir kızım sayılırsın. Senin de bir anan var.

Ne iyi ettiniz dedetini söyle.

İyi. De hele Cano.

Bu beş aşiret işi ne oldu?

Sular, sular aktı mı toprağa?

Tarlaya sular geldi.

Köylülerden süt alımı da başladı.

Benzinlikler? Beş benzinlik de taşındı Mirza. Senin arazilere.

Bir ruhsat işleri kaldı. O da olur yakında.

Adam sözünü tuttuğu kadar adamdır.

Şimdi seninle mermer fabrikası kuracağız Cihan Ağa. İkimiz ortak.

Arazi benden.

Ocağı benden.

Kurulumu birlikte yapacağız.

Sen işin başında olacaksın.

Ben senin işine karışmam.

Mermer tabii karlı iş.

Ortaklı girilirse belki daha karlı olur orası ayrı. Ama tabii ilk önce bir

oturup şöyle bir...

...enine boyuna bir rakamları konuşmak lazım.

Ben zaten hesap yapmadan olur diyen adamla... ...iş yapmam.

Mirza.

Buyur. Kahvelerimizi dışarıda içelim ha, terasta.

Olur Sadakat Hanım. Zaten burası çok sıcaktır biraz. Sıcak oldu değil.

Cihan.

Olduğun sene de Berfin kızımıza bir konağa gezdir.

Tanısın.

Olur tabii.

Müsaadenizle.

Ümmü, burayı sonra toplarsınız. Sen bir Pakize'ye seslen.

Kahvelerimizi dışarıda içelim. Hadi.

Tamam. Sağ olasın. Buyurun.

Çocuklar hadi, hadi siz de.

Burası da kemerli avlu.

Çok güzelmiş.

Odalarınız da bu katta mı?

Kayanınki asma katta, Nale'yle benimki o katta.

Berfin.

Efendim?

Bu karar alındığında...

Biz seninle tanışmamıştık.

Evet.

Peki sana soruldu mu? Yani baban senin fikrini aldı mı?

Aldı.

Ne dedin?

Kabul ettim.

Kabul ettin.

Berfin sen çok gençsin.

Ben senin iki katın yaşındayım.

Evet.

Evet.

Ben senin hakkında biraz araştırma yaptım.

Sen lisede çok iyi bir öğrenciymişsin. Okulunu birincilikle bitirmişsin.

Daha sonra üniversite sınavına girmişsin. İstanbul'da çok iyi bir hukuk

fakültesini kazanmışsın.

Hatta en büyük hayalinde avukat olmakmış galiba değil mi?

Doğru.

Şimdi bak.

Biliyorum.

Sen bu evliliği zorunda olduğun için yapıyorsun.

Albora için.

Ama ben de çok şey biliyorum Cihan Bey.

Senin hakkında...

Pek çok şey öğrendim.

Aliye Hanım'la olan evliliğini... ...onu sevdiğini... ...ve o düğün

günü... Yeter.

Yeter.

Benim sana bir teklifim olacak.

Bununki ak kıyılır. İki tarafında gönlü olur.

Ama bu evlilik sadece kağıt üstünde kalır. Daha sonra ben sana İstanbul'da

bir ev açarım.

O gidemediğin okula gidersin.

Başlarsın okumaya.

Sonra oradan mezun olursun.

Biz de boşanırız.

Özgür kalırız.

Hem böylelikle ne babanın yüzünü yere eğdirmiş oluruz... ...ne de sen hayatını

bu konakta geçirmiş olursun. O çok istediğin hayalini kurduğun avukatlığa

da başlamış olursun.

Çok uzun.

Ne çok uzun?

Yok, istemiyorum artık.

Neyi istemiyorsun? Ben anlamıyorum seni. Okumak istemiyorum.

O hayal bitti.

Ben o okulda okumak istemiyorum.

İstanbul'da bir evde tek başıma yaşamak da istemiyorum.

Ben seninle evlenmek istiyorum.

Bu konakta yaşamak, bu sofrada oturmak, bu avluda yürümek istiyorum.

Seni çok mutlu etmek ve çok mutlu olmak istiyorum.

Sen beni anlamadın. Ben senin ne dediğini çok iyi anladım.

Ben senin kadının olmak istiyorum.

İyi akşamlar.

İyi akşamlar.

Merhaba. Ben Berfin Zemheriyoğlu.

Alya Simit, memnun oldum.

Biliyorum, daha önce görmüştüm sizi.

Ben de seni duydum.

Cihan'ın şanlanmışsın.

Hayırlı olsun.

Teşekkür ederiz.

Anneciğim.

Oğlum gel.

Hoş geldiniz Hülya Hanım.

Sen eline bilirsin ben buradayım, sağ ol.

Ben hadi giderim.

Bizimizle.

Çok güzel bir kadın.

Ama güzel olan şeyler en çabuk tükenen şeyler oluyor.

Tıpkı en güzel çiçeğin en çabuk solan çiçek olması gibi.

Çıkalım.

Çıkalım.

Anne o kadın evimize geldi.

Anne söyle babama, gitsin o kadın buradan.

Sen bunu niçin çağırdın bana bakayım?

Anne, o da evde.

O kadın hep burada mı kalacak?

Sen gel bakayım oturalım biraz biz.

Otur böyle.

Gel bakalım.

Şu an burada kalmayacak ama evlendikten sonra Cihan'la evet burada kalacak.

Ama zaten onlar buraya yerleşene kadar biz buradan gitmiş olacağız.

Anne o kadın gitsin sen burada kal.

Deniz.

Oğlum konuştuk ya bunları. Cihan'ın bir hayatı var. Bizim bir hayatımız var

Budapest'te de.

Evimiz Budapest'te de. Senin okulun orada. Benim işim orada.

Anne.

Gel bakayım gel.

Anne anne.

Hadi ödevlerine bakalım.

Hadi çıkar bakalım ödevlerini.

Aç bakalım.

Berfin, konağımızı beğendin mi?

Evet, çok güzelmiş.

Güzeldir.

Güzeldir.

Buralarda çok konak yapıldı, yıkıldı.

Allah'a şükür, Alboro Konağı hep ayakta kaldı.

Bundan sonra da ayakta kalacak inşallah.

İnşallah.

Hele iki ailenin kökleri birbirine dolandı mı?

O ağacı hiçbir fırtına yıkamaz. Öyle değil mi?

Doğru söze ne denir Sadakat Hanım?

Müsaadenizle.

Müsaade sizin rica ederim.

Sen yine hangi yalanı söyleyeceksin ha bana? Hangi yalanı?

Peşime taktığın adamları geri çek.

Yoksa bu telefonu kapatır kapatmaz Cihan Albur'a yararım.

Ara. Ara.

Senin anan ölüm döşeğinde oğlunun hayatını kurtarmak için bir yalan buldu.

Sen de ona inan.

Emin olsan çoktan Cihan'ın karşısına giderdi.

Ha? Bana o adamın karşısına bir yalanla bir kere çıkarsın. Bir daha çıkamazsın.

Sadakat Hanım, gerçeklerin kötü bir huyu vardır.

Ne kadar derine gömerseniz gömün, bir gün kendi ayaklarıyla yukarı çıkarlar.

Adamlarını çek.

Çekemem.

Çekemem çünkü adamlar benim değil, Cihan'ın adamları.

Cihan arıyor seni, kaçmasaydın.

Kaçmasaydın. Ben şimdi senin için hiçbir şey yapamam.

O zaman iyi düşünün.

Beni Cihan Albara bulursa bu benim değil sizin zararınıza olur.

Sadakat hanım.

O testi yaptırın.

Oturur konuşur anlaşırız.

Ve bu mesele kapanır.

Sadakat hanımın odasından geliyor.

Bensiz kalın lütfen biz bakarız.

Anne. Anne.

Anne.

Anne iyi misin anne?

Anne.

Anne duyuyor musun beni? Anne.

Kaldırsana. Kaldır. Ver. İyi misin? Annem. Al şunu.

Kokla biraz.

Vurdun mu bir yerine?

Vurdun mu bir yerine?

Tamam. Tamam.

Vurdun mu bir yerini?

Ha, bir yerine bir şey oldu.

Cihan, Sadakat Hanım'ın nesi var?

Kalp vardı da.

Tansiyon çıktı herhalde yine.

Allah acil şifalar versin.

Yapabileceğimiz bir şey var mı?

Şimdilik. Merhaba.

Nerede? İçeride.

Bizim yapabileceğimiz bir şey var mı?

Yok yok Allah razı olsun. Aliye Hanım zaten doktor. Biz müsaadenizi isteyelim

o zaman. Tabii.

Sadakat Hanım'a iyi bakın.

Haber eder sizi.

Haydi kızım.

Çok geçmiş olsun Cihan Bey.

Görüşürüz. Görüşürüz.

Yok diyorum.

Anne.

İyi var mı? Çok yükselmişti tansiyonum.

Şimdi biraz normale döndü. Dil altı da verdim zaten.

Benim tansiyonum hep yükseliyor. Biliyorsun sen bir şey yok.

Bu defa kasılmalarınız da var ama Sadakat Hanım. Vücut bir şeye tepki

veriyor. Öyle kendi kendine yapmaz.

Tetikleyici bir şey mi yaşadınız?

Yok. Ben tetikleyici, metikleyici hiçbir şey yaşamadım. Hiçbir şey ben.

O felaket gününden beri ben nefes bile, nefes bile alamıyorum.

Tehditleniciymiş. Tehdit kasılmaymış.

Tamam anne sakin ol. Bizim bilmediğimiz bir şey yok yani değil mi?

Yok bir şey.

Gece tekrarlarsa hastaneye götürün mutlaka böyle olmaz.

Geçmiş olsun.

Anne. Canan. Babaannemi iyileştirdin mi?

Rastansiyonu oynamış ama şimdi.

Maşallah çok iyi.

Sen ne güzel giymişsin pijamalarını böyle ya.

Evet.

Ama herhalde ben de açtayım.

Birinin mi ağrıyor?

Ateşin var galiba. Ateşin var.

Birim ateşin falan yok.

Var var.

Yok anneciğim, ateşim falan yok. Sen biraz daha burada kal, iyileştirirsin

beni.

Ben biraz daha burada kalırsam ne yaparım biliyor musun?

Biliyor musun?

Ben ne yaparım biliyor musun? Seni gıdıklarım.

Gıdıklarım seni.

Ama ben gıdıklanma haritasıyım. Allah Allah.

O zaman gıdıklanma hastası biraz gıdıklayalım biz.

Yalnız gıdıklayalım.

Sen ne numaracı sen.

Numaracı. Numaracı seni.

Kalıyorsun değil mi?

Anneciğim.

Hayır bir tanem. Yapma böyle konuştuk bunları lütfen.

Sen benim annemsin. Sadece bir gece kal. Bir gece lütfen.

Anne lütfen.

Bir gecem.

Hadi gel

bakalım yatağa. Bitirdin mi sen ödevlerini?

Evet evet bitirdim. Yatağa.

Sen de pijamana giy.

Benim pijamam yok burada sen gir. Yok bebeğim hadi.

Var.

Deniz nereye gidiyorsun? Hadi gel.

Sen Nara'nın pijamalarını mı aldın?

Evet.

Onlarından aldım.

Her şeyi planladın değil mi? Ateş çıkmış da. Yok efendim öyleymiş de böyleymiş

de. Pijamalar buradaymış da. Bak seni çok fena gıdıkladı.

Canım benim.

Annenin durumu iyi.

Ümmü abla da başında kalacak bu gece.

Sıkıntı yok yani.

İyi geceler.

İyi geceler.

Alev yenge gitti mi?

Bilmiyorum, bakmadı.

İyi geceler.

Anne. Canan.

Nereye gidiyorsun?

Hiçbir yere gidemiyorum bebeğim, odaya.

İyi geceler. Ali Hanım iyi geceler. Ne çorbası?

Tarhana çorbası. Sadakat Hanım'a götürüyorum. İstersen size de getireyim.

Ben hallederim sağ ol. Peki. İyi geceler.

Cihan Bey'im iyi geceler. Ne çorbası?

Tarhana çorbası.

Var mı mutfakta? Var var. Sıcak gidin alın.

Her gün günahım hiç demiyor ki ben de getireyim size. Yok hayır ben... Ya

tamam tamam.

Sadakat Hanım'ın çorbası soğumasın diye de edeydim getirirdim.

Her şey değil.

Abin dokuz ayda tek bir şey istemedi.

Sıfır.

Senin bu oburluğun... ...kime çekti acaba?

Ne istiyorsun anneciğim?

İyi misin?

İyiyim iyiyim.

Senin neyin var?

Yok bir şeyim iyiyim. Acıktım.

Ben seni gitti sanmıştım.

Deniz çok ısrar edince kaldım bir gecelik.

Gece gece canın narını çekti. Çok severim nar.

Yani ilk kez nar yediğini göreceksin de, daha önce görmemiştim.

İnsanlar değişebilir.

Dur yansımış ol.

Bırak.

Bazen öyle acımasız bir yerden değişiyor ki hatta.

Bırak benim nar sevmem değişsin.

Yemek falan mı vardı içeride? Ondan gelsin. İstemiyorum yemek falan. Nar

yemek istiyorum. Allah Allah. Nar için acıktım.

Bırak. Yardım etme.

İstemiyorum.

Ben halledeceğim.

Kırılan camlara dokunmayan adamlar mı toplayacak şimdi?

...dolgnu sen yersin.

Cihan uyudu. Biraz önce mutfağa iniyordu. Çağırayım. Öyle sordum.

Hadi git sen yat. Peki.

Telefonum açık başucum dolacak.

Hayırlı geceler. Hadi.

Beni Cihan Alboro bulursa... ...bu benim değil... ...sizin zararınız olur.

O testi yaptırın.

Oturur konuşur.

Anlaşırız. Ve bu mesele kapanır.

Biraz önce mutfağa iniyordu. Çağırayım.

Canım o kız çok küçük.

Doğru. Ama senin en azından yaşını yakın biriyle evlendin.

İnanılmazsın. Aferin sana.

Sen zaten her şeyin en doğrusunu yaparsın.

Ya ne alakası var?

Ben senin kaç yaşında biriyle evlendiğinle mi ilgileniyorum? Ben

bununla ilgilenmiyorum.

Ben o kızın rızasının olup olmamasıyla ilgileniyorum.

Farkındasındır böyle kız çocuklarının kaderi bir tane babasının biriyle bir

adamın elini sıkmasıyla bağlanıyor.

Farkındayım evet. Ben de bu topraklarda doğdum büyüdüm.

Farkındayım.

Madem böyle şeyler senin de içinde dert oluyor kal burada.

Bir dernek kur, vakıf kur.

İnsanlara yardım et.

Ama kalmazsın tabii sen.

Sen gitmeyebilirsin anca.

Biliyorum ben senin o kızcağızla niye evlendiğimi.

Beş aşiret senin üstüne çöktü. Sen de o adamın kapısına gittin yardım için.

O da sana ne yaptı? Bir tiyat biçti.

Kan bağı olacak dedi.

Biliyorum.

Sen o kızcağızla Alvora'yı kurtarmak için evleniyorsun.

Neyi niye yaptım seni zerre ilgilendirmez?

Sen çocuğu göndermezsen eğer Enver'le evleneceğim diye beni tehdit ettin

gözümün içine baka baka.

Ben çocuğu göndermeyeceğimi söylediğimde de gittin sırf bana inat olsun diye o

herifle evlendin.

Sen kendine koca seçmedin Ali.

Sen bana vereceğin karşılığı seçtin.

Ben sana dedim ki ben sevdiğini kaybetmeye mahkum bir adamım.

Sen bu kaderi bozarsın sandım.

Tek sen değiştirirsin sandım onu.

Ama olmadı.

Yine döndüm dolaştım aynı yere geri geldim.

Ama ben o sözleşmeyle bu mührü kıracağım.

Benim için artık sevmek yok.

Kaybetmek yok.

Ne? Hayırdır?

Öyle bir içim sıkıldı. Hava alayım diye çıktım. Bütün gün yattım.

Gecenin bu saatinde.

İyi geldi. Ferahlattı.

Sen yat hadi. İyi geceler.

Baba serindir. Çok fazla kalma.

Tamam. Hayırlı geceler.

Aliye Hanım.

İyi geceler. Herkese kolay gelsin.

İyi geceler. Hayrolsun. Bir şey mi lazım oldu?

Yok. Uyku tutmadı öyle. Kafam dolu. Ben size bir papatya çayı yapayım. İyi

gelir. Çay değil de böyle benim kafam boşalacak bir şey yapmam lazım.

Elde mi akıyorsun sen bulaşıkları?

Lekeler kurumuş beklemiş ama ben kolayca hallediyorum.

Şener.

Zor için hallettin.

Ben de sana yardım edeyim. Yok Aliye Hanım ben hallederim. Siz zahmet

etmeyin. Elin meşgul olursa belki kafan biraz susar. Sen bir şey ver bardakları

yıkayayım hadi.

Bir saniye şöyle koyayım ben size.

Şurayı da açayım.

Aliye Hanım siz de benim gibi bol köpük seviyorsunuz galiba.

Temizlikle bol köpük severim.

Güzel değil.

Son damlasına kadar kolay kullanılıyor. Yeni aldım. Yüzde yüz yerli.

Al bak pırıl pırıl oldu.

Maşallah tertemiz.

Dikdamlarla hepsini albettik Aliye Hanım.

Oh bak kafamı boşaltıyorum işte çok iyi geldi.

Aliye Hanım.

Küsur olmak lazım.

Evet. Çocuk sabaha kadar uğraşmış, devreleri temizlemiş.

İçindekileri almaya az kaldı.

Yoldayız, gidiyoruz.

Riski al, geriye kimse kalmasın.

Anlaşıldı mı?

Anladım.

Kartal Bey.

O disk elimize geçtiğinde Alya Hanım'ın davası düşer.

Adli kontrol kalkar.

Yurt dışı yasağı da kalkar.

Alya'nın çocuğuyla istediği gün istediği uçağa binebilir.

Kurtuluyorsun Alya.

Kurtuluyoruz.

Sen çık şimdi tamam mı? Güzelce kahvaltını yap anneciğim sonra gidelim

okulumuza.

Tamam ama sen?

Ben sonra yapacağım sen hadi.

Git bakalım geç kalmayalım hadi. Hemen.

Emel günaydın. Günaydın Ali. Kapını çaldım ama yoktun.

Kolaktayım.

Deniz çok ısrar etti de burada kaldım. Söylemedim sana.

Yok önemli değil. Zaten artık bütün çektiklerim bitiyor.

Öyle mi?

Nasıl? Ali disk bulundu.

Ne diyorsun ya?

Bulundu. Okuldaki kayıt. Yani Adem'in kopyalayıp verdi disk.

Ya ben aslında sana daha önce söyleyecektim ama yani umut vermek

istemedim. Disk bulundu. Hem de onarıldı.

O çantaya o zehri kimin koyduğu o kayıtlarda var.

Yani artık her şey bitiyor Ali.

Her şey bitiyor artık.

Dava düşecek, dosya kapanacak.

Oğlunu alacağız ve buradan çıkıp gideceğiz.

Ne diyorsun ya?

Gerçekten mi?

Ay bir dakika nasıl?

Ben de sizi okula bırakayım gelin sonra konuşalım. Anlat bana lütfen olur mu?

Tamam görüşürüz.

Günaydın. Günaydın.

Enver aradı.

Diz bulunmuş. Yani o kayıt.

Çantaya pisliği koyanın kaydı bulunmuş. Yani ben aklandım, ben masum.

Bu ispat edilebilecek, bu gösterilebilecek. Benim aklanacağım diz

bulunmuş.

Kayıt var.

Koydum söz ediyorsun.

Seninle nasıl geçti?

En azı geçti.

Evet, bu.

Biz bu arkadaşın yanına geldik.

Yalnız Cihan Alvora bizden önce gelip diski almış.

Geç kalan adam kaybetmiş adamdır.

Ben o disk için kayaları söktürttüm.

Parçaları toplattım.

O Cihan Alvora gelip...

Tepsiden aldı.

Bir tek bende var herhalde bu kayıt. Başka kimsede yok.

Niye siliyorsun o zaman?

Merak etme orijinali bende.

Ben sana o kaydı bulacağımı söyledim.

Seni haklayacağımı söyledim. Sana bu konuda söz verdim. Sözümde de durdum.

Tamam peki sözünde durdun. Sözünü tuttun evet.

Sonra ne olacak demiştim sana evet.

Demiştin evet.

Ben bu kaydı adalete teslim ederim.

Aklanman sadece bir saat sürer. Bir saate bakar.

Ama bir şartım var.

Şartım var.

Kurtulmam için şartım var. Ne şartım var?

Akıllanmam için.

Cihan'ı bana vereceksin.

Benim nüfusuma geçireceksin.

Tam zamanında tam magnezyum New Life Mach 4 uzak şehiri sundu.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.