Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Enfeksiyon önemli.
Vücuda ne zaman girdiği belli olmaz.
Yavaş yavaş çaktırmadan içeride büyür... ...büyüdükçe de kendisini hissettirir.
Kusma, halsizlik, terleme... ...yüksek ateş, ihsal...
...dağ gibi birini bile alaşağı eder.
Küçücük bir mikroptan bütün vücudu saran... ...istilacıya dönüşür.
İşte sen o mikropsun Yusuf.
Nereden girdiği belli olmayan... ...yarattığı tahribat kestirilemez
olansın.
O yüzden senden korunmak için kolonya döküyorum.
Ben böyle olsun istemedim.
Danişler buraya gelsin istemedim.
Kim istedi peki?
Ben istemedim.
Silahı tutan sendin.
Ateşleyen de sendin.
Dünya senin gibilerle dolu, Yusuf.
Her zaman bir bahaneniz, arkasına sığınacağınız bir nedeniniz var.
Her zaman.
Sebep olduğunuz sonuçlarla yüzleşmek yerine... ...sizi o sonuçlara götüren
nedenlerle ilgileniyorsunuz.
Siz bu dünyanın asalaklarısınız.
Parazitleri.
Mikropları.
Senin yüzünden kaç kişi öldü biliyor musun?
O korkak tiniyetin beş para etmez ruhun yüzünden kaç kişi telef oldu?
Hiç düşündün mü?
İşlerin bu noktaya gelmesini ben değil...
Senin de tanıdığın birisi tabii.
Ben burada tek bir sorumlu görüyorum.
Yusuf biliyor musun? Bence her insanın ölmeden önce söyleyeceği önemli bir
cümlesi olmalı.
Değerli bir cümle.
Bir özür cümlesi olabilir.
Korktuğunu belirten bir cümle olabilir.
Ya da şükür. Şükürle alakalı bir cümle.
Ya da en azından Allah'a gitmeden önce ona olan sevgini, inancını dile
getirdiğin bir cümle.
Var mı senin öyle bir cümlen?
Senin var mı böyle bir cümlen? Var. Ama sen bunu duyacak kadar değerli bir adam
değilsin.
Sence senin gibi asalak... ...koca bir boşluktan ibaret olan...
...ruhsuz...
...bağımlı biri... ...nasıl ölmeli... ...Yusuf?
Enseden tek kurşun mesela... ...cellatını hiç görmeden...
...olabildiğince... ...önemsiz hissettirerek...
...hatta o ana kadar hiç... ...yaşamamış hissiyatı... ...yükleyerek öldürmek
mesela.
Ya da... ...boğarak.
Nefessiz bırakarak.
Ciğerin patlayana kadar nefessiz bırakarak. Hay sur!
Adrenalin... ...tavan.
Adrenalin tavan.
Düşünsene...
Ciğerlerin oksijene ihtiyacı var ama alamıyor.
E kalbinle beyne oksijen göndermesi lazım.
Oksijen yok.
Ne oluyor?
Beyin ölümü gerçekleşiyor.
Yani sen... ...ölüm anını sonuna kadar yaşıyorsun.
Nasıl öldüreyim seni Yusuf söyle.
Benden alakalı söylediklerim doğru.
Yaşamayı hak etmiyorum.
Onun farkındayım.
Dünyanın... ...parazitlerinden biriyim.
Kendimle alakalı çok şey öğrendim.
Allah biliyor ya.
O iki tane kadını öldürmeyi asla istemedim.
Ama... O tozlu kafayla ne yaptığımı bilemediğim için öldüler.
Özür dilerim.
Gerçekten özür dilerim.
Ama o günden sonra... ...çok şey öğrendim.
Dayım.
Onun o dünyası.
Şirket, sen.
Aslında anladım ki bu kısır döngünün içinde... ...yani ufacık bir
zerreymişim. Bir nokta bile değilmişim yani, onu anladım.
Benim bu dünyayla işim bitti.
Peki...
Sen.
Ne?
Sensin.
Sen o iki kadını ne kadar hak ediyorsun?
Onların yasını tutacak... ...intikamını alacak kadar
doğru musun?
Suçladın ya beni hani... ...senin yüzünden kaç tane insan öldü... ...dedin
ya.
Sen başka ölen insanların katili değil misin?
Senin kafan güzel.
Yok değil.
3-4 gündür tertemizim çok şükür.
Sen şükretmeyi bilir misin ya?
Mesela... ...senin dayımdan... ...Kalfa'dan ne farkın var ki?
Şimdi... ...o kadınların intikamını almak için beni öldürdüğünde ne olacak?
Kadınlar hayatta olsalar...
Sana aferin mi diyecekler.
Sana rağmen biri yaşıyor.
Ne?
Anası öldü.
Ama kızı yaşıyor.
Allah'ım.
Allah'ım çok şükür.
Dayın geliyormuş buraya seni almaya.
Ama şükür ki sen beni ona bırakmayacaksın.
Eğer bir iyilik defterim olsa... ...en sonuna kendimi yazardım.
Ama şimdi... ...benim için sen yapacaksın.
Sağ olasın.
Sağ olun.
Kendi kitabıma girdim
sakladım.
Kelime kelime buldular
beni.
Çaldılar beni.
Vakitli vakitsiz çaldılar beni.
Çaldılar beni.
Abi, abi iyi misin abi?
Sağ ol.
Sağ ol.
Temiz ağabey.
Ağabey. Ağabey gidelim ağabey.
Hadi ağabey.
Beni vuran kimdir ya?
Vallahi bilmiyorum abim.
Ulan sana biliyor musun diye sormadım.
Kimdir diye sordum.
Adam birden bire çıktı ortaya abi.
Yani Hamza'yı bile gömdüğüne göre dişli biriydi. Dişli dişli belli.
Bu dişliler ya savaşta... ...ya gölgede belli eder kendini.
Kesin o kalfanın elemanlarından biridir.
Ziyaret gerekir mi ağabey?
Kalfayı ziyaret...
İlla ki gerekir de ama düşmanca değil.
Onun da zamanı gelecek de sabredelim.
Biz şimdilik sabredelim.
Vay vay vay.
Ulan ne hale düştük aslan gördün mü?
Vay babam vay vay vay.
Ya Rabbim ne yaptın bana ya?
Rahmet yağar ten üstüne.
Nuru doğar yüz üstüne.
Senden gelen baş üstüne.
Başka ne der insanoğlu?
Ne yaparsa kendi yapar.
Sakdan alır sola koyar.
Ancak ölünce doyar.
Başka nedir insanoğlu?
Evde yaşar şükrü yok.
Evsiz olsa damı yok.
Evsiz olsa damı yok.
Merda. Abim.
Bir dakika.
Vay vay vay vay vay.
Sen dediydin hani bir ara bu bizim kulüplerden birini evsizler sordu diye
dememiş miydin? He abi.
Onun üstüne hemen bu terekeme denen herif geldi mekana.
Doğrudur abi.
Ulan diyesin ki bu evsizler bu terekeme denen herif için sordular mekanın
sahibi kimdir diye demek ki.
Oğlum tanış bunlar o zaman.
Valla olabilir abim.
Olabilir Merdan.
Olabilir. Bak bunun için sabretmeyelim.
Tamam. Git arabayı hazırla. Şu evsizlerin sokağını bir ziyaret edelim
bakalım. Başım üstüne abim.
Vay. Hay vay vay vay vay.
Biz ziyaret edelim.
Sen bekle burada.
Başım üstüne abi.
Her ikisini küfür etmek lazım.
Bitti ya.
Hay vay vay vay.
İhtiyar.
Buyur kardeş.
Bir bak hele.
Ben Terekeme diye birini arıyorum.
Tanıyor musun?
Kardeş.
Kusura bakma benim kulaklar biraz az işitiyor da. Tereke ne dedim?
Terekeme. Tanıyor musun?
İyi de ezberlenmiş oğlum.
Ya kardeş.
Sorması ayıptır.
Siz bu adamı niye arıyorsunuz?
Bende bir emaneti var. Değerli bir şey. Onu verecektim.
Emanet. Tabii tabii emanet.
Yok kardeş yok. Benim bir malumatım yok. Kusura bakma. Tanımıyorum.
Ya bir bak hele.
Ben seni nereden biliyorum?
Valla insan insana benzer hani.
Belki birine benzettin. Ben seni çıkaramadım.
Dinleyin beni.
Bakın burası satıldı.
Artık burada kalamayacaksınız.
Herkes kendine gidecek bir yer bulsun tamam mı?
Bak resmi görevli bir haftadır gelip gelip sizi uyarıyor.
Bak çıkmıyorsunuz yaptığınız ayıptır ha.
Buradan kendinizi zorla çıkarttırmayın.
Kendinizi ateşe attırmayın ha.
Para ver çekip gidelim. Allah Allah.
Size de mi vereceğim?
Sahibine bir para, size bir para. İki kere mi satın alacağım lan?
Yahu gidecek başka yerimiz yoktur. Olsa burada ne işimiz var?
Ödeye bak ya.
Bana ne kardeşim?
Doğmasaydın anandan.
Tövbe tövbe ya.
Lan! Ne yapıyorsunuz kardeşim ya? Geçin geriye. Geçin geriye. Abi iyi misin?
Kim attı lan onu?
Ya uşaklar!
Kim attı lan onu?
Şehmuz abi sakin ol. Bırak lan. Bırak.
Kim attı lan onu?
Kim attı lan?
Alo?
Hayırdır? Kimsin kardeş?
Asıl siz kimsiniz oğlum?
Kime dayılanıyorsunuz lan siz? Ya kimsenin kimseye dayılandığı falan yok.
Adam gibi konuşuyoruz seninle. Misakin ol. Hepinize ayrı ayrı tek tek mi
anlatacağız lan derdimizi ha?
Beleşçiler! Kardeşim. O eli indir. O elini bir indir.
Bak Allah'ıma yakarım burayı ha.
Ne oluyor?
Sıkıntı yapıyor abi.
Dur bakalım dur.
Kardeş.
Sen onların kusuruna bakma. Bir derdin varsa bana de. Ne diyeceksen bana anlat.
Gideceksiniz oğlum buradan. Gideceksiniz.
Gittiniz gittiniz.
Gitmediniz. Hepinizi buraya gömerim bak.
Vallahi de billahi de. Allah'ıma gömerim ulan!
Kardeş!
Ben Şehmuz Uzundaracı.
Tanıyabildin mi?
Kardeş, sen kusura bakma. Ben tanıyamadım seni. Çıkaramadım.
Öyle mi?
Köpek senin mi?
İhtiyarlamış ha!
Öyle mi?
İhtiyarladık yaşa!
Yapma! Yapma kardeş!
Yapma!
İhtiyarın mezarı evidir.
Artık evim yok demezsin ihtiyar.
Abi ne yaptın sen? Hadi gidelim. Polis gelecek.
Yardım edin.
İyi görünüyorsun.
Daha iyiyim.
Hayırdır? Yolculuk mu var?
Sana getirdim.
Kıyafet, ayakkabı falan.
O kadar doğru bir zamanda geldin ki anlatamam.
Teşekkür ederim.
GV. Efendim?
Bileğindeki bilekliğin adı GV.
Evet.
Abimin de.
O bilekliği çok iyi bilirim.
Abin hiçbir zaman yanından ayırmadı. Hiç bileğinden çıkarmadı.
Afrika'da çok yaygın bir inanış.
Önce doğal taşları buluyorsun. Sonra senden uzakta olan ya da işte bir
şekilde kaybettiğin insanların kıyafetlerinden bir parça alıyorsun,
ekliyorsun.
Sonra da onları hafızanda hep taze tutmak için sürekli yanında taşıyorsun.
Hiç ayırmıyorsun.
O kıyafet parçalarından birisi annenindi.
Biri senin.
Gürşat öldükten sonra da... ...onun kıyafetlerinden bir parça alıp ben
ekledim ve... ...size gönderdim.
Teşekkür ederim.
Neyse ben seni tutmayayım. Sen giyin ben dışarıda bekleyeceğim.
Bir yere mi gidiyoruz?
Evet. Burada daha fazla duramayız. Duramayız derken biz mi duramayız?
Evet.
Kusura bakma da aldığın kararlar, yaptığın şeyler neden beni de etkiliyor?
Ortada eğer bir tehlike varsa neden sadece seni ilgilendirmiyor? Neden
etrafındaki herkese bulaştırmak zorundasın?
Anlamadım.
Buraya senin için geldiler diyelim.
Benim suçum ne?
Dilfilus Hanım'ın suçu ne? Naci Baba'nın suçu ne? Haklısın onların hiçbir suçu
yok.
Suçu olan sensin.
Benimle ne alakası var?
Ölmene izin vermediğim için var.
Yaşaman gerektiği için var.
Hayata tutunduğum için özür dilemem mi gerekiyor anlamadım ben. Yok hayır.
Aksine...
Şu anda birçok kişinin hayatta olduğu için sana bir teşekkür borcu var.
Sen uyanmadan önce fikrim sabitti.
İyileştin, ayaklandın.
Konuştuk, fikrim değişti.
İyi mi ettim, kötü mü ettim bilmem.
Doğru mu yaptım, hata mı ettim bilmem.
Neticede abine verdiğim sözü tutamadım.
Senin karşında ondan özür dilerim.
Ama sana verdiğim sözü tuttum.
Sen benim iyilik defterimsin dedim.
O deftere kan bulaştırmayacağım dedim ve sözümde durdum.
Bunun için de teşekkür ederim.
Şimdi lütfen hazırlan gidelim.
Kalfa.
Bu herifi yanımıza çekmenin bir yolu vardır ya. Yok mu?
Artık bana güvenmez.
Allah Allah.
Zaten bu saatten sonra sana kim güvenir Allah aşkına ya?
Sen neden elinden kaçırdın?
Ben elimden kaçırmadım, bir dakika.
Ben gittiğimde yoktu.
Acaba nasıl yoktu?
Biri buna yardım ediyor, haber uçuruyor o vakitte.
Olabilir mi?
Diyorsun. Yoksa?
Manitacılık işlerine.
Vay, vay, vay, vay, vay.
Anladın.
Sakin ya. Ben o adamı seviyorum.
Korumana gerek yok şu an.
Şimdi seninle ilgili bir şey söyleyeceğim.
Sen bu terekeme denen herifle ortak yürümüşsün.
Şimdi beni iyi dinle.
Bu terekeme denen adam... ...benim yeğenimi... ...sizin
çıraklarınızdan birine astı.
Bu herif hepimiz için büyük tehlike.
Bütün bunların sorumlusu, suçlusu kim?
Sensin.
Normalde var ya... ...sen bir daha böyle işlere burnunu sokma diye... ...seni de
kardeşini de buraya gömerdim de... Yeter! Gömsene lan! Gömsene!
Gömsene! İngiltere'yi unutacağım!
Sen de geri çekil çavuş.
Geri çekil.
Bu iş böyle olmaz.
Sen sardın lan bu herifi de başımıza.
Sen mi sus?
Bıçağı bana ver.
Bıçağı bana ver.
Kimsenin canı yanmayacak.
Kimsenin canı yanmayacak.
Bıçağı bana ver.
Al şöyle ya.
Bunlar nasıl hareketler ya? Birbirimize niye böyle şeyler yapıyoruz biz?
Bu nasıl ortam ya?
Böyle bir şey olur mu ya?
Tamam sıkıntı yok.
Kolum ağrıdı. Dur şurada bir duracağım.
Rahat olun ya.
Allah Allah.
Sen var ya çok şanslısın.
Yani bu herifi Bize getirebilecek tek kişi de sensin.
Bak. Ara bunu, bu herifi.
Benim dediklerime aynen ilet.
Aynen ilet ki kimsenin de canı yanmasın. Öyle değil mi kafa?
Bir şey söyle.
Burada mı kalıyorsun?
Evet.
Silahlar. Evet.
Yatak.
Sen odadaki her şeyi böyle soracak mısın? Tek tek.
Hayır yani.
Tek bir tane var ya. O yüzden öyle dedim.
Yok ben... ...ben başımın çaresine bakarım. Sen dert etme. Hatta bazen...
...terasta çok keyifli olabiliyor.
Alo.
Sen iyi misin?
Dinliyorum.
Kim?
Saat?
Mekan?
Tamam.
Ne oldu?
Bu defterin seninle alakası yok. İçin rahat olsun.
Başkasının defteri.
Şeyh Amos, beni bekliyor.
Arayacağım.
İçeri illa ki gireceğim.
Ya senle ya sensiz, kararına bak. Tamam, tamam.
Tamam, birlikte gireriz.
Yolu göster.
Bir gün bir ayı varmış.
Ayı acıktığı zaman ormanda hep aynı kovana gidip kovandaki bütün balığı
yiyip yiyip inerek geri dönermiş.
Böyle böyle böyle böyle kovandaki bal artmaz.
Arılar da sürekli telef olur hale gelmiş.
Bir gün bir balcı arı demiş, yok biz hep böyle örecek miyiz yani?
Diğer balcı arılar da buna hak vermişler.
Tabii bunlar örgütlenip kraliçe arının huzuruna çıkmışlar.
Demişler, kraliçem, kraliçem, durum böyleyken böyle.
Biz ne yapalım, söyle.
Kraliçe arı demiş, ayı iridir.
Bizimkiler cevap vermiş, her varlığa çok iridir.
Demiş, ayı çok şişmandır.
Demişler hevallah şişmandır. Demiş pençeleri keskindir. Demişler oooo
çok keskindir. Demiş her geldiğinde balcı arkadaşlar
azalıyor öyle mi?
Demişler hevallah azalıyor.
Kraliçe o zaman demiş ayı geldiğinde bal yapmaya devam
edeceğinize. Niye iğnelerinizi kullanıp da ayıyı her yerinden sokmuyorsunuz
ulan demiş.
Ulan ayı ol ayı.
Senin için var ya süper bir eğlence hazırladım.
Etrafın arı kaynarı.
Beceri de bana kadar gelebilirsin.
Benimle...
Bu ne lan?
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.