Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Uzun zaman oldu çırak 05.
Terekeme.
Çıraklığı bıraktım diyorsun yani.
Eğer sohbet etmek isteseydim o sandalye de oturan son kişi olurdum.
Aslında sohbetim iyidir. Ama sen bilirsin tabii.
İş konuşalım mı biraz?
Elbette. Bunun için buradayım.
Yusuf uzun derece.
Bana ver.
Şirkette bir başları şirketin dışına çıkamaz.
Bilirsin.
Resmiyet de böyledir.
Gayri resmi de?
Veremem.
Gayri meşru da?
Şiddet bir çözüm olmamalı.
Bunu bana sen mi söylüyorsun?
İşlerin senin için zor bir hale geldiğini görüyorum.
Beceriksiz, hasta ruhlu bir herif yüzünden masum insanlar öldü.
Eğer başıma gelenleri tam olarak anlamadıysan kelimelerimi seçerek
konuşayım. Belki o zaman anlarsın.
Şu dünyadaki dostum dediğim tek kişinin emanetine sahip çıkamadım.
Bana emanet ettiği kişiler öldürüldü.
Engel olamadım.
Çünkü orada değildim.
Şimdi diyeceksin ki bundan bana ne?
Kafanda beni nereye oturttun bilmiyorum.
Nereye koydun bilmiyorum.
Sana nerede olduğumu söyleyeyim.
O pici bana vereceğin.
Vermezsen eğer zorla alacağım.
Eğer zorluk çıkarırsan şirketini en alttan en tepeye kadar yıkacağım
yerdeyim.
Aslında ne var biliyor musun?
O çapağı sana verebileceğim en uygun andayım.
Nerede saklandığını, kimden yardım aldığını, nerede bulabileceğini sana
rahatlıkla söyleyebilirim.
Sen de gider, elinde koymuş gibi bulur, adamı öldürür, şirketten azledilip sonra
hayatına devam edersin.
Mantıklı.
Ama şirket ne benim kadar küçük?
Ne de senin kadar fevri.
Şirketin kuralları var.
Sorumlulukları var.
Ve daha da önemlisi bir sahibi var. Yani bir patronumuz var.
Ben kafama göre hareket edemem.
Usta.
Senin patronun ben değilim.
Senin patronun usta.
Ben sadece sana ne yapacağını söyleyen adamım. Ben kimin peki?
Sen kimsin peki?
Silahı olan ve kullanmaktan çekinmeyecek insan mı?
Seni ortadan kaldırmamam için bana tek bir sebep söyle.
Lütfen.
Şirket ve demirbaşlar.
Bilirsin. Resmiyet de böyledir.
Sana son cümlelerimi söyleyeyim.
Madem 0-3'ü bana vermeyeceksin, önüme çıkma.
Yolumda gezinme.
Beni yolumdan döndürmeye çalışma.
Bana bulaşma.
Bulaşma ki sana sıçramayayım.
Ben bu intikamı sen istesen de istemesen de alacağım.
Çünkü bir borcum var.
Önüme çıkma.
Görüşümü kapatma.
Eğer görüşümü kapatırsan...
Önümü görmek için beynimde kocaman bir
delik açarım.
Kalfa.
Var mı bana söyleyecek bir şeyin?
Benimle uzlaşabilirsin.
Ama usta, usta affetmez.
O zaman Allah affetsin.
Cevdet Bey, ben neden kaytarmaya çalışayım? İki gündür bu torunayı adam
etmeye çalışıyorum.
Bozuluyor, tamir ediyorum. Bozuluyor, tamir ediyorum. Ama olmuyor işte.
Ne demek istiyorsun usta?
Açık açık söylesene.
De ki ben işe geliyorum.
Makine bozukmuş da.
Güya ben de tamir ediyormuş gibi yapıp işten kaytarıyorum.
Çalışmadan patronun parasını yiyorum.
Desene.
Biz de keriziz ya.
Yok, estağfurullah Cevdet Bey. Olur mu öyle şey?
Bu gün geçtikçe tehlikeli olmaya başladı. Şu aynadaki fırlık birisine
zarar verecek. Allah korusun. Tez zamanla değişmesi lazım bunun.
Ya kardeşim onlara sen mi karar vereceksin ya? Bu makinelerin yenileri
ne kadar haberin var mı senin?
Yok siz yanlış anladınız beni Cevdet Bey. Başak Bey yanlışından anlamasından.
Çalışacaksan çalış.
Çalışmayacaksan defol git.
Anladın mı?
Anladım Cevdet Bey. Siz nasıl isterseniz öyle olsun.
Koca koca adamlarsınız ya. İlla azar işiteceksiniz benimle.
Hayret bir şey ya.
Herkes işinin başına dönsün. Hadi arkadaşlar.
Babanı onurlandır.
Lütfen yapma. Yapma.
Lütfen yapma.
Hayır.
Bak evlat.
Eğer bu kansız buradan sağ çıkarsa seni de beni de polise verir.
Lütfen. Teşebbüsten içeri alırlar bizi.
Babanı kaybettik.
Annen de kahrından olsun ister misin ha?
Bu vicdansız yaşayacak mı ölecek mi?
Buna sen karar vereceksin.
Ya bu kapıdan arkana bile bakmadan çıkıp
gidersin. Bu domuz babanı öldürdüğüyle kalır.
Sen de ömür boyu pişman olursun.
Ya da bu domuzun nefesini şuracıkta kesersin.
Baban onurlanır, sen de kendi adaletini bulursun.
Teraziyi dengele.
Hükmünü ver, gereğini yap evlat.
Merhaba. İyi gördüm seni.
Sağ olasın.
O kartın cebine sok.
Yeni gelen çocuklarımızın adresleri.
Mermil.
Babası bir inşaattan düşmüş.
Ömür boyu yatalak kalacak dediler.
Annesi de çalışamıyor. Devletten aldıklarıyla kıt kanaat işte.
Bu Hasan.
Onun da annesi yok.
Babası pazarda hamallık mamallık ne iş bulsa yapıyor.
Kirayı zar zor çıkarıyorlarmış.
Bu da Derya.
Anne baba yok.
Nenesi eşinden kalan emekli aileyle idare ediyor.
Derya'ya da o bakıyormuş ama yetebildiğince.
Mahalleden birileri tebelleş olmuş.
Torununu öldürürüz. Maaşının bir kısmını bize ver falan diye.
Üç kurşuna da çökmeye çalışmışlar anlayacağın.
Kızcağız ağlıyor ağlıyor anlattı.
Şahanım Mehmet'e ne yapsın?
Yaşlı kadın, gariban.
Şahanım.
Mehmet, ne oldu?
Bunlar tamam bu arada.
Allah sana razı olsun.
Yardım ettiğim çocukların yakınları... ...senle görüştüklerinden...
...yardımlarından bahsediyorlar. Vallahi cennetliksin.
Göstermelik iyilikle cennete girilmez de.
Sağ olsun.
Olsun olsun.
İyi de güzelliğe inancımız tam da hamdolsun.
Bu Derya dediğin kızın nenesi... ...Şah Hanım.
Adresi var mı burada?
Tabii. Her şey, hepsi burada.
Sağ olasın Şahan, sağ olasın.
Sen sağ olasın. Kadın oğlum sen sağ olasın.
Ana sen nereliydin?
Benle Ahmet köyü Kars.
Selim'e bağlıydı.
He Selim. Sen aralısın.
Terekemeyim ana ben.
Terekeme.
He terekeme.
Ay ana artık kimse senin emekli maaşını almayacak senden. Tamam mı? Kimseye
vermek zorunda kalmayacaksın hele.
Senden Allah razı ola ayol.
Estağfurullah.
Ölmüşlerinin canına değsin.
O kaçtığında ki ne der?
Haydi gelsin. Sağ ol.
Erol diye benimle bakmıştım.
Köşedeki.
Erol. Aynen.
Allah'ını alır. At bakalım birader.
Araba kullanmayı biliyor musun Erol?
Sen kimsin?
Araba kullanmayı biliyor musun?
Şoför mü lazım aslan?
Hayırdır lan sen?
Beyler sakin.
Yok değil.
Değil.
Nereye gidiyorsun lan sen? Kardeş kimsin sen? Derdin ne senin?
Hele bir sakin ya bir sakin.
İşinizde... Yaşlı kadınların emekli parasına çöken varsa, bunun gibi.
Söylesin onu da alayım.
Karşısında neyi diyor?
Öyle bir durum vardı, doğru.
Bu Şenil siz mi yapmış?
Var mı müsaade?
Kontak kontakta.
Salak tat yapma yürü. Hadi.
Kasadan duman çıkıyor.
Şu
mendili
ver hele ya.
Nasıl?
Gayet. İyi değil mi?
İyi iyi. İyi daha ne olacak ya?
Şu aslanı şöyle kapının önüne mi koysam? Gelene geçene böyle...
Şunu şuraya
koysam? Bence kırmızı saçlı güzel kız abi.
Ne dedin?
Ne dedin oğlum? İkinetle söyle.
Kız abi.
Hangi kız?
Kırmızı saçlı güzel kız abi.
Bu mu?
He abi.
Bunu mu koyayım?
Yani istersen abi.
Olur ha.
Güzel olur ha.
Hoş olur.
Hoş olur.
Bir deneyelim bunu.
Şöyle şuraya doğru koyayım.
Hani. Hava sıcak, kız havuza doğru gidiyor. Koş patlayacak gibi. Değil mi?
Bence güzel oldu abi.
Güzel oldu. Senin kafa bazen çalışıyor he böyle şeylere.
Abim benim.
Güzel oldu.
Yanına şu keçiyi koysam.
Abim. Olmaz. Telefon.
Kim? Numara görünmüyor. Ver bakayım.
Kimsin? Benim Kalfa.
Ooo.
Vay ortak. Ne yaptın?
Düşündün mü? Karar verdin mi? Açıyor muyuz dükkanı?
Hiçbir şartını kabul etmiyorum. Fakat bu teklifin karşısında da kayıtsız kalmak
istemiyorum. O yüzden ben de sana bir teklifle gelmek istedim.
Bak.
Bunlar var ya hep iyi niyet göstergesi işte. Helal olsun.
Evet. Tamam teklifini dinliyorum. Buyur.
Senin adına da konuşuyormuşum gibi olacak. O yüzden... Yanlışın varsa beni
düzelt lütfen.
Tırnaklarımızla kurduğumuz dünyamızı bir iki yabani ot yüzünden ateşe vermek
istemem. O yüzden ben kendi yabani otundan kurtulmak için... ...onu tuzağa
çekmene izin vereceğim.
Sen de dilersen... ...kendi yabani otunu o tuzağın içine göndereceksin.
Yem olarak.
Yani... ...yabani otlarımızdan kurtulmuş olacağız diyorsun.
Tam olarak öyle.
Peki, bunun karşılığında bana ne vereceksin?
Karşılığını yabani otlardan kurtularak vermiş oluyorum zaten.
Ben şirketin demirbaşları konusunda çok netimdir ve o yabani otların ikisi de
şirketin malı.
Bu durumda aslında fazlasıyla feragat etmiş oluyorum.
Ha sen elle tutulur, gözle görülür bir şeyler daha istiyorsan, iyi niyetine
karşılık bir müzakere daha yapabiliriz.
Kardeş bana balık tutmayı öğretme. Bana balık ver balık.
Dediğim gibi tekrar bir araya geldiğimizde konuşuruz.
İyi tamam ama bak olaylar bittiğinde yanına gelip de
teklifte bulunduğumda bana ondan sonra yok efendim fazla söylüyorsun yok
yan yatıyorsun çamura batıyorsun falan filan deme bak.
Onu da o gün geldiğinde konuşuruz. Tamam.
O gün geldiğinde konuşuruz. Teşekkür ederim.
İyi. Haydi bakalım.
Haydi bakalım.
Abi, abi yemin ederim ben bir şey yapmadım abi. Abi ben suçsuzum. Tüm
sevdiklerimin üstüne yemin ederim abi bir şey yapmadım ben.
Vallahi de yapmadım, billahi de yapmadım abi ya.
Bu yaşlı nene.
Onun parasına çökme fikri kimden çıktı?
Abi bir gün bu Ferhat geldi.
Dedi ki ben üç beş tane kadın gördüm gözüme kestirdim dedi.
Ben ilk başlarda farklı manaya çıkardım. Sonra yok oğlum dedi biz de bunları
tehdit edeceğiz. Ondan sonra paralarına çökeceğiz dedi.
Ferhat'tan mı çıktı yani?
Evet abi evet Ferhat dedi.
O yaptırdı.
Hayır, bekle.
Ulan yavşak, sen demedin mi çökelim vermezse torunuyla tehdit edelim diye
ha? Şerefsiz.
Yalancıyı ha? Yalancıyı? Senisin lan yalancı. Hadi lan.
Anlatsana doğruları abi ha?
Aklı ben verdim bunlar bana uydu desene. Ben size nerede akıl verdim lan? Boz
konuşma oğlum.
Senden mi çıktı bu fikirler sen mi verdin aklı? Yok abi ya ben ne akıl
vereceğim? Yalan söylüyor.
Hatta tam tersi Ferhat bize akıl veriyor. Ha Erol'a da soralım.
Konuşsana kardeşim.
Ferhat bize akıl vermiyor mu?
Soralım abi Erol'a.
Var mı diyeceğin bir şey Erol?
Torunun dergahı şöyle yaparız böyle yaparız diye tehdit eden kimdi?
Zafer'di abi.
Bendim ama sadece korkutmak için.
Hem de Ferhat dedi bana. Sen dedi onu tehdit et dedi. O dedi istediğimizi
yapar dedi.
Abi. Sadece korkutmak için. Yoksa ben böyle bir adam değilim ya.
Doğru mu?
Hadi söyle.
Git şukurdan küreği al gel.
Git şukurdan küreği al gel.
Ferhat, bir, ortaklı işlerde ortaklarını iyi tanıman lazım.
Bu adam beni satar mı, yarı yolda bırakır mı, arkamdan vurur mu diye
düşünmen lazım vs.
vs. İki, yaşlı bir kadının rızkına diktiğiniz gözünüz bir gün çıkar diye
hesap etmediniz mi hiç?
Etmediniz. Var mı söyleyeceğim bir şey?
Kime abi?
Sefer'e.
Sattı abi.
Kimi? Beni sattı.
Sadece seni mi?
Erol'u da.
Hepinizi sattı yani?
Aynen.
Aynen.
Fırat ne öldürmesi lan?
Oğlum ne öldürmesi? Saçmalama. Ben senin arkadaşınım. Biz kardeşiz lan. Ben seni
ne satacağım?
Saçmalama Fırat.
Eğer öldürmeyeceksen onu çözeyim seni bir alayım olsan öldürürsün. Abi.
Abi yalvarırım bak.
Yemin ediyorum bir daha yapmayacağım abi.
Ayağının altına öpeyim abi.
Abi ölmek istemiyorum.
Yapma abi.
Üçe kadar sayıyorum kararını ver. Abi gerçekten yapmayacağım. Abi lütfen.
Lütfen abi.
Ferhat, Ferhat yapma kardeşim.
Ferhat sakın.
Sakın kardeşim. Biz kardeşiz. Yapma.
Ferhat, Ferhat yapma kardeşim. Yapma Ferhat. Ferhat yapma.
Yapma.
Götür şu çukurun içine.
Hadi.
Bana karşı dürüst olursan yaşarsın.
Bu çocuğun üstüne ne zamandır gidiyorsunuz?
Efendim abi?
Senle Zafer.
Abi yemin ederim bilmiyorum.
Değil mi?
Bir iki yıldır.
Her altı bu çocuğa yaptırıp sonra tehdit ediyormuşsunuz doğru mu?
Yok abi vallahi değil.
Yaşamak mı ölmek mi Ferhat?
Yaşamak abi.
O zaman bir kere daha soruyorum. Her altı bu çocuğa yaptırıp tehdit ettiniz
doğru mu?
Doğrudur abi.
O yaşlı nenenin adı neydi?
Şah Hanım.
Nereliydi peki?
Karslıydı herhalde abi.
Kars.
Ben nereliyim?
Bilmiyorum abi.
Tahmin et.
Kars mı abi?
Karış. Bana boş dusun.
Erol, yaşadığın için bana borcun var.
Ama borcunu nereye ödeyeceksin?
Şah Hanım'a.
İşe gireceksin.
Kazandığının yarısını... ...artık günlük, haftalık, aylık... ...ne kadar
kazanıyorsan, ne zaman kazanıyorsan... ...götürüp...
...ona vereceksin.
Fırından bir ekmek alıyorsan... ...yarısını ona götürüp vereceksin.
Bir bardak su içiyorsan... ...yarısını ona götürüp vereceksin diyeceksin ki...
...Allah senden razı olsun.
Yaşıyorsan eğer senin sayende... ...şükredeceksin.
Her gün... ...gözlerin içine boka boka söyleyeceksin bunu.
Sonra beni unutacaksın.
Söylediğim bunca şeyin içinde... ...benim dışımda bir şey unutursan...
...seni bulurum.
Sonra bugüne kadar yaşamadan ne varsa... ...hepsini yaşatırım.
Madem akvaryuma gelip kumları seyredecektin biz niye burada buluştuk?
Buraya gelen onlarca kişi muhtemelen sadece şu balıkları izleyip geri
dönüyor.
Halbuki burada görünmesi gereken çok değerli bir tür var.
Orada.
Herkese orada olmadığını düşündürüyor ama... ...hep orada duruyor.
Kumların altında.
Balık olsaydım o olurdum diyorsun.
Güzel.
Geldiğin için teşekkür ederim.
Merak ediyorum yani gerçekten.
Buluşmak için daha enteresan bir yer bulamadın mı?
Buranın güvenliği tanıdık.
Sağ olsun bazen gelip burada bir sakinleşmeme, biraz kafa dinlememe
müsaade ediyorum.
Fazla sessiz.
Severiz.
Yardıma ihtiyacım var.
Gerçekten bir gün beni arayacaksın ve sadece seni görmek istiyorum diyeceksin
diye benim ödüm kopuyor.
İstanbul'da bir gece kulübü arıyorum.
Ne?
Mekanın isim bilgisi yok.
Konum bilgisi yok.
Neye benzediğine dair bir bilgi yok.
İmkansız dememe de gerek yok sanki.
Ulaşabildiğim tek bilgi kapısında ya da tabelasında akrep deseni olduğu.
Yani peki... Bu... Matyajlı bir mekan mı yoksa gerçekten gece kulübü mü?
Bilmiyorum.
Bakayım ne yapabileceğimi.
Sabah bulduklarımı gönderirim sana.
Teşekkür ederim.
Özür dilerim.
Niçin?
Az önce biraz... ...fazla ileri gittim galiba.
Yok sen... ...ileri gitmedin. Ben sadece...
Senin gittiğin yerden çok uzaklıyım. Bu kadar.
Yollayacağım sabah.
Sabah şerifleriniz hayır olsun.
Sana da günaydın.
Hayırdır karga bokunu yemeden?
Karga bok.
Neye güldün?
Bokunda boncuk mu buldun da gülüm?
Yok mazi geldi de aklıma ona güldüm.
Boktan bir mazin var desene.
Hayırdır abi sabah sabah benden mi göründüler sana?
Senden ne görünecekler oğlum bana?
Ama ben sana kızgınım.
O ayrı. Ama senin mazi gibi bottan bir nedenden değil.
Abi bir hatam olduysa söyle.
Cezam neyse çekeyim.
Ya oğlum ne güzel geliyorduk senin oraya. Gözümüz iki insan görüyordu.
Biraz para mara kazanıyorduk. Hadi hepsini geçtim. Senin o güzel
yemeklerinden yiyordum ne güzel. Niye geliyordum ben oraya? Sen oradasın diye.
Şu sıralarda işler biraz karışık.
Bir halledeyim düzelteyim.
Söz. Sen nereye istiyorsan ben oraya taşınacağım. Sen yeter ki somurtma.
Neyse karga boku. Sen niye geldin? Hayırdır?
Aradığım adam bu mekanlardan birinde ama hangisinde bilmiyorum.
Lan hepsinde de akrep desenleri var ha.
Evet.
Ama işte bu mekanlardan sadece bir tanesi de Şeyh Muzuz'un dereceye ait.
Şeyh Muzuz'un derece mi? Evet.
Bildin mi?
Anlatırım sonra.
Akşama gel mekanın hangisi olduğunu öğren.
Tamam o zaman ben akşam geleyim evime.
Sen git.
Abim müsaade var mı?
Söyle.
Abi gece kulübünden aradılar bizim gece kulübünden.
Birkaç tane evsiz uğramış. Burak kimin falan diye sormuş.
Evsiz mi?
He abi.
Niye sormuşlar oğlum? Mekanı mı satın alacaklarmış?
Vallahi bilmiyorum abi. Sormuşlar.
Abim. Eyvallah.
Bu manyak uyandı mı?
He uyandı.
Gelirler abi. Adnan da yanında.
İyi.
Oh.
Şükürler olsun yarabbim.
Oh yeğenim.
Hayırdır dayı? Tert bir şey yok değil mi?
Yok yeğenim yok.
Gel ya çekinme şöyle bucağıma gel iyice gel.
Gel. Senin bu halin nedir, ne olacak böyle? Sen ne zaman toparlanacaksın ha?
Toparlanacağım dayı, şu işlerimizi düzelsin ondan sonra.
Ne zaman oğlum, ne zaman?
Mezara girince mi toparlanacaksın ha?
Koçum, koçum. Şimdi sana bir emir veriyorum.
Bunu harfiyen yerine getiriyorsun, tamam mı?
Benim gece kulübüne gidiyorsun.
Her şey emrinin altında. Ne istiyorsan yiyorsun, içiyorsun, istediğin şeyi
yapıyorsun. Sabah da çorbanı içip geliyorsun.
Vurup kafayı yatıp dinleniyorsun.
Dayı burası güzel. Ben burada dinlensem, hiç çıkmasam ne olur aslında?
Kafamıza saksı düşer diye ölüm korkusundan niye hayatı kaçırıyoruz biz
hep ya? Niye dışarı çıkmıyoruz, şu güzellikler içinde yaşamıyoruz? Öyle bir
şey var mı ya? Hayır, kabul etmiyorum.
Ben söyleyeceğimi söyledim. Adnan'la birlikte gidiyorsunuz. Ne istiyorsa.
Tekrar söylüyorum. Önüne seriyorsun.
Hiçbir lafı ikiletilmeyecek. Bu kadar. Emredersin abi. Tamam.
Şimdi git güzelce duşunu al. Tertemiz giyin. Bak az eşyan kıyafetin varsa git
benim kar doraptan giyin.
Çekinme oğlum. Tamam.
Git güzelce şimdi duşunu al. Adnan'la çıkın gidin. Hadi. Beni ikiletme. Hadi
yavrum. Hadi. Hadi koçum.
Ertuğrul, onu duşa soksa oraya yanıma gel. Tamam abi.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.