Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Böyle meyilliler... ...insanı zorla günaha sevk ederler.
Yok abi yarın ödeyeceğim. Yok haftaya halledeceğim. Yok vallahi billahi
yapacağım. Abisine tükürteceğim.
Ne oldu Merdan?
Nasıl? Kafası güzel mi?
Yok abi.
Değil de... ...vallahi biraz tırsak görünüyor.
Yine bir halt yemiştir kıllığı.
İyice tertemiz edin buraları.
Parça marşa hiçbir şey kalmasın.
Bütün İstanbul'a dağıtın.
Bir de bunun leşi, ölüsü, eti meti başımıza bela getirmesin.
Et parçası, çiğni.
Ne enik gibi titriyorsun oğlum?
Konuş bakayım yeğenim. Ne lazım sana? Para mı lazım?
Abi, bizim çiftliği batmışlar.
Zayiat? Vallahi hepsi abi.
Polis mi?
Yok abi herifin biri.
Ne demek lan herifin biri?
Bir kişi mi yani?
Bir kişi.
Sen nereden biliyorsun?
Hayırdır sen neden böyle bu kadar terledin?
Küprettirme bana.
Şirketle alakalı dayı, şirketle alakalı.
Şirketle mi alakalı?
Sipariş almıştık şirketten. Onunla alakalı.
Demek şirketle alakalı.
İyi geceler Bey'im.
Rahatsız olma.
Kitaplar... akıllı kişilerin bahçeleri... faziletli
kişilerin güzel kokulu çiçekleridir.
Sırt çantası hazırlanmış.
Endişeli bakışlar. Hayırdır?
Eve girmişler.
Kim?
Şirket. Nereden anladın?
Eğitimsiz oyunculuk.
Verilen görevin stresinden kaynaklı aşırı heyecanlanma ve terleme.
Girdiği sahanın güvenlik unsurlarını fark edememe vesaire vesaire.
Vallahi üzüldüm ha.
Üzülecek bir şey yok. Eş mekanı geçiyorum.
Ondan değil ya. Bu şefin tabağı gelmeyecek ya ona üzüldüm.
Şu başımdaki kalabalığı bir atlatayım.
Bu sokakta kim varsa hepsinin karnında uyacak.
Ben sana ne diyorum?
Sen neredesinden alıyorsun meseleyi?
He bak şu kadın.
Onun kendisine ait 25 tane dairesi varmış biliyor musun?
Oğulları kadını ilaçla manyak edip bütün mal varlığına çökmüşler.
Uzun zamandır sokaklarda yaşıyor bu kadın. Ha sorsan hala oğullarının
bebekliklerini falan hatırlar. Söyler, anlatır. Bir kere olsun ağzından kötü
bir söz çıkmamıştır. Bir kere olsun danet okumamıştır. Niye?
Ana. Ana işte.
Ha bak.
Şunlar ikizler.
Bunlar aslında üçüzlermiş.
Ana babaları bunlar doğdukları zaman vay biz bakamayız, doyuramayız falan diye
bunları devlete bırakmışlar.
Anlattıklarına göre gayette mutlularmış.
Zamanla büyümüşler, serpilmişler ama işte üçüncüleri bunların bir hastalıktan
vefat etmiş.
Biraz kıta kıldılar bunlar.
Bir şekilde tutulamamışlar işte hayata.
Uzun zamandır da sokaktalar. Bana sorarsan bundan sonra böyle de giderler.
Şu kadın.
İşlerinden en çok üzüldüğüm o.
Bu kadının vakti zamanında tarla başında bir evi, üç tane de evladı varmış.
İşte çocuklar akran olsun, beraber büyüsünler diye herhalde bunun evlatları
böyle aynı yakın zamanlarda çocuk sahibi olmuşlar.
Gel zaman git zaman çocuklar büyümüşler.
Torunlarını buna bırakıyorlarmış işe güce gidip gelirken.
Evinin olduğu binanın hemen yanında bir arsada temel kazıyor.
O temeli kazan kepçelerden bir tanesi bunların binanın temel koluna bir
vuruyor. Allah muhafaza koca bina var ya olduğu gibi o boş arsaya
yıkılıyor. Bu kadın dışında bütün bebeler orada ölüyor,
gidiyor.
Allah'ın gücüne gitmesin. Bir bebeğin ölümü var ya... ...işte böyle...
...insanın aklını tepede aklak eder.
Bu insanların mutlu olmaya... ...yalnızlıklarından az da olsa
uzaklaşmaya ihtiyaçları var.
Sen bunlara...
En iyi yemekleri de getirsen sadece karınlarını doymuş olursun.
Bu insanlar her gün ölmeyi dileyerek uyanıyorlar biliyor musun?
Her gün.
Karınları doysan olur, doymazsan olur.
Ama... Allah senin düşmanlarından razı olsun ya.
O ne demek şimdi öyle?
Seni bütün bu manzaranın dibine getiren şey olmasa... ...sen nereden
duyup bileceksin bütün bu hayat hikayelerini?
İnsanın kalbini gözüyle gördükleri besler.
Beni buraya sen getirdin.
Düşman mıyız şimdi?
Emin ol.
Beni düşman edinmek istemez.
Evet efendim hiçbir sorun yok.
Her şey olmasını istediğiniz gibi.
Hayır efendim.
O da kontrolüm altında.
Peki hala efendim.
Bir müşteri şirketle görüşmek istiyor efendim.
Efendim, şirkette görüşmek isteyen bir müşteri var.
Şifreyle? En az dört kişi olmak üzere ölmeyi bilen stand isteniyor. Dört stand
da aynı sahne ve mekanda ölecekler.
Bir teklif geçtiler mi?
İlgilenmeniz durumunda her türlü isteğinizin karşılanacağını dile
getirdiler efendim.
Hem kolay hem karlı.
Sabah ola hayır ola.
Vardiye değişimi için müsaadenizi istiyorum.
Günaydın, akşam güzeli.
Dayı. Dayı.
Maşallah yeğenime. Nasıl da böyle boncuk boncuk terlemiş.
Dert etme.
Bak benim de gözüm yaşarıyor. Ne yapacaksın?
Ben de su içindeyim.
Biliyorsun güneş göre göre hastalandı gözüm.
Rahmetli anam. Allah bahçesini cennet etsin.
Hep bana derdi ki, oğlum bak güneşten kaçanın gölgesi olmaz.
Benim bu gözümün yaşından sebep, valla senelerdir gölgemi
görmüyorum.
Bazı hanım arkadaşlar sanıyorlar ki ağlıyorum. Diyorum yok
akrebin gözyaşı mı olur ya?
Dün anlattıklarından sonra düşündüm.
Bazı kararlar aldım.
Bu zorlu yolculuğunda yalnız kalmayacaksın.
Ama benim sözümden de çıkmayacaksın.
Kurallarıma uyacaksın.
Anlaştık mı?
Anlaştık. Anlaştık değil mi?
Anlaştık. Güzel.
Nasılsın yeğenim benim?
Şimdi kalk.
Elini yüzünü yıka.
Güzel bir kahve iç.
Ama sakın başka bir zıkkım içme.
Seninle konuşacaklarım var.
Sana sorularım olacak.
Tamam mı canım yeğenim?
Hadi dayısını güle. Hadi bakayım.
Saat 16.00 ve 18.00 arası görsel ve eşitsel sterilizasyon istiyorsunuz.
Doğru mu anlıyorum?
Evet doğru. Hatta bekleyeyim mi?
Hatta kalın kontrol ediyorum.
21 Ekim saat 16.00 ve 18.00 arasında görsel ve eşitsel sterilizasyon
sağlanamıyor. Ne demek sağlanamıyor?
Sistem kırılamaz uyarı sağlıyorum.
Beyefendi sesinizi yükseltmeyin lütfen. Nasıl tamamlayacağım siparişi? Ne olacak
şimdi?
Evet bu durumda şirket size iki seçenek sunuyor.
Birinci seçenek siparişin tamamlanacağı mekanlardaki tüm unsurları bizzat
kendinizin etkisiz hale getirmesi.
İkincisi? İkinci seçenekse sipariş hareket haritasının tekrar çıkarılması
ve siparişin görsel ve eşitsel sterilizasyona uygun ya da bu
unsurlardan tamamen muaf mekanlarda tamamlanması.
Karar verdiğinizde tekrar ararsınız. İyi günler.
Yorma kendini.
Bekle.
Şuna yazmak ister misin?
Hayır hayır hayır.
Hayır Aslı.
Hemşire hanım.
Hemşire hanım.
Sakin ol.
Hemşire hanım!
Sakin ol.
Sakin ol.
Sakin ol.
Hemşire hanım baksana. Aslı hanım beni duyabiliyor musun?
Aslı hanım sakin olun. Şimdi doktorunuz gelecek.
Suat Bey ara hemen gelsin.
Odasındaydı. Ben bir dost sedasyon veriyorum şimdi.
Siz lütfen Aslı'yı tutmaya çalışın.
Sakin ol. Aslı sakin ol.
Kıpırdatmamaya çalışın lütfen.
Geliyorum hanım.
Erşan. İyiyim iyiyim kardeşim. Sen nasılsın iyi misin?
Ne yaptın benim işi bir haber var mı?
Buraya geliyorsun. Tamam ben karşılarım seni.
Yok yok ben karşılarım seni.
Tamam tamam sağ ol sağ ol sağ ol.
Abi ne olmuş burada ya? İşine bak kardeşim devam et.
Abi ben Şehmus abinin mobilyalarını yapmıştım da... ...zamanında Aga sever
beni et bir şey mi olmuş? Başına bir şey mi geldi?
Gelmedi gelmedi. O burada değil zaten şimdi.
Nerede abi söyle gideyim be elini öpüyorum ya. Şimdi Ali... Tamam devam
etme kardeşim.
Neredeydin abi?
Kardeşim yürü git dedim hadi.
Beyefendi bekleme yapmayalım burada.
Devam edelim lütfen.
Hadi kardeşim hadi.
Dört kişilik bir grup diyorsun. Hatta belki daha da fazlası.
Şimdi kafamda oturmayan bazı şeyler var.
Mesela siparişin belli bir sayıda olmaması.
Bu da beni hizmet konusunda şüpheye itiyor.
Bu yüzden senden açık ve net bir bilgi alana kadar senden açık ve net bir fikre
ulaşmanı istiyorum ki herhangi bir aksaklığa, mahcubiyete sebebiyet
vermeye.
Yolumuzu kestiler.
Aç. Konuşalım.
Orta kapıyı aç.
Siz araca binip bizi takip edin. Tamam, gel.
Selamın aleyküm.
Zaten fazla kalmayacağız.
Misafiriz.
Aleyküm selam.
Cümleten hayırlı yolculuklar.
E kaptan devam et.
Yaptığın plan incelikliymiş. Tebrik ederim.
Evet.
Yani parayla çalışan bir makineyi çalıştırmak için ne gerekir?
Para gerekir öyle değil mi?
Yani sizi ortaya çıkartmak için dört kişilik bir sipariş
yeter diye düşündüm. Biz para atınca şeker veren bir makine değiliz şimdi.
Evet. Peki.
Şimdi Kalfa, yeğenim kaç numaraydı lan o? 0
-3 mü?
Bir siparişi tamamlarken istenmeyen bir olay yaşamış
ve iki kadının ölümüne sebep olmuş.
Maalesef. Sonra bu kadınlar...
Sizin tabirinizde çıraklardan birinin akrabası mıymış neymiş.
Herif rahatsız olmuş.
Bizimkinin peşine düşmüş.
Henüz öyle bir durum yok.
Öyle bir durum yoksa benim 15'e yakın adamım nasıl öldü lan? Niye öldü?
Neyse.
Uzatmanın manası yok.
Bu senin ve şirketin için büyük bir risk.
Ya düşün, ben yeğenini koruyamayacak bir adam olsaydım, yeğenim gidip
polise sığınsaydı, Allah göstermeye, sizin yediğiniz bütün halkları orada
anlatsaydı, haliniz nice olurdu?
Benim burada bulunmam hem senin için hem arkadaşların için büyük bir şans.
Yeğenim polise gitmeden, işler çığırından
çıkmadan, sen tası tarağı toplayıp kaçmadan, senin o şirketinin
yerinde yerle resmeden ben bütün bu hengameyi
toparlayabilirim. Elbette sen de istersen tabii.
O ayarsız herifi ben hallediyorum.
Yeğenim kafayı biraz toparlayıp tekrar senin himayene giriyor.
Sen de sanki hiçbir şey olmamışçasına işlerine devam ediyorsun.
Nasıl?
Karşılığında beni...
Şirketinin yüzde otuz beşine ortak edeceksin.
Sonra da ayaklarını uzatıp yan gelip yatacaksın.
Yoksa?
Tarlanın başında durmazsan, buğdayına göz dikerler.
Elinde ne tarlan kalır, ne de buğday.
Dur dur!
Zürapas gibi şey etti ha.
Mübarek. Burası senin için son durak.
Binebilirsin.
Eee? Cevap?
Şeymus.
O yeteneksiz, aklı bulanık yeğenini başıma bela ettiğinden beri arkasını
toplamakla uğraşıyorum.
Ne zaman hata yapacak diye işime odaklanamıyorum.
Ve her hata yaptığında beni dolaylı ya da direkt olarak tehdit etmenden artık
çok sıkıldım.
Yani sizden komple çok sıkıldım.
İşte sana cevabım.
Otobüsten iniyorsun, evine gidiyorsun.
Sen yeğenine çeki düzen verirken, ben de ulanı biçeni iyice tartıp analizini
yapıyorum. Yani?
Yani ben seni arayıncaya kadar benden haber bekliyorsun.
Şu anda yani şimdilik susuyorum.
Aramanı bekliyorum.
Sen de o herifi bana bırakıyorsun.
Hangi herif? İşte o terekeme midir nedir. Onu ben halledeceğim.
Kaybedecek bir şey olmayan birini kolay yok edemezsin.
Aklında bulunsun.
Bekliyorum.
Eee cümleten hayırlı yolculuklar o zaman.
Fakir nasıl?
Bıraktığın gibi.
İyi.
Özledin mi?
Benden olsa alıp götüreceğim seni ama... ...seni yola getirmeyi olmuyor ki.
Ne diyeyim ha Şahin ya? İş güç işte.
Vakit yok.
Eyvallah.
Var mı benim için bir şeylerin?
Olabilir mi?
Var abi var.
Ahtardığın adam Yusuf Uzundereci. Bu isimle bağlı demiyorlar ki hiçbir
malumat yoktu.
Yani adam yaşamırken bir şeydi.
Bir de anası tarafından düzenlenmiş ama hiçbir bilgilere ulaşmadığımız bir
vesiyet var.
Aradasa bundan dört yıl önce Umran Vahadi adında Moskova'ya üç günlük giriş
yapılmış.
Ha bir de Şeyh Muz uzun derece adında birine rastlamışım.
Adam bir müddet Moskova'da yaşayıp sonra yeniden İstanbul'a dönüp.
Ama döndüğünden sonra hiçbir resmi, kayıt, malumat yoktu.
Yani adam ölmüş diyeceğim ölüm belgesi yok.
Yaşayır diyeceğim ne vergi verip ne fatura.
Yani var mı yok mu onu da deyip bilmem.
Peki bu soyada kayıtlı bir adres, bir tapu kaydı falan var mı?
İstanbul'da mı?
Yok.
Ama ben bu kütü araştırmasından böyle bir kanaate gelmişim ki bunun ismine bir
mekan var.
Mekan nedir?
Gece kulubu.
Adresi var mı?
Yani bu malumatların da hiçbir kaydı yok. Sonuçta belgesizlik. Sen bana bir
vakti versen ben biraz da araştırırım derim ben.
Mekanın adını biliyor musun?
İstiyorsan tapma madresi senzin.
Yok.
Ben hallederim.
Bakü'lü Bakü'de, İstanbul'da İstanbul'da.
Ne zaman silah açıyorsan gardaş.
Benim emaneti getirdin mi?
Getirdim. Vereyim mi?
Bize ne kardeşim bize ne?
Hadi kardeşim yürü git işine bak.
Uçağı indir öyle konuş ne konuşacaksın. Elini indir. Tamam sen haklısın kardeşim
yürü git. Haklıyım tabii lan.
Haklıyım tabii. Adam milletin içinde karısını tartaklıyor müdahale ediyoruz.
Siz kalkmışsınız beni dışarı atıyorsunuz ya.
Görmedin mi kardeşim ya?
Sevgilimin kolunu kırdı yakadı seni şikayet etti. La adamdan korkuyor
anlamıyor musun? Adamdan korkuyor oğlum bak. Bize ne kardeşim bize ne? Bak suçlu
sen oldun.
Size de, adaletinize de.
Sosyal hayata adapte olmak konusundaki sıkıntılarının farkındayız.
Bu durumu daha fazla yaşamak istemiyor. Yapabildiğin en iyi işi yapmaya devam
etmek istiyorsan, 22.10.2016 saat 14.55'te,
bebek deniz feneri önünde, üstüne iki sakız yapıştırmış banka otur.
Bir kahve daha alır mısınız?
Yok hayır teşekkür ederim sana.
22.10.2016 saat 14.55'te bebek deniz feneri önünde
üstüne iki sakız yapıştırmış banka otur.
Merhaba.
Merhaba.
Teşekkür ederim.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.