Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Betoncular haftaya gelecek. O zamana
kadar elektrik ve suyun altyapısını
tamamlamamız lazım.
Söyleyeceklerim bunlar. Diğer işleri siz
halledersiniz, Zihni Usta.
Tamam. Hadi arkadaşlar, iş başı.
Merhaba, Şehrazat.
Merhaba.
Biraz konuşabilir miyiz?
Olur.
Burada mı konuşacağız?
Eğer çok uzun değilse burada konuşalım,
çünkü benim çok işim var.
Anlıyorum.
Senin gözünde bir saatlik bile değerim
yok yani.
Hayır, ben onu demek istemedim. Eğer
beklersen işim biter.
Gerek yok, tamam. Burada konuşalım,
tamam.
Sen haklısın, Şehrazat.
Güven olmadan aşk olmaz, sevgi olmaz.
Haklısın.
Günün birinde bir kız çocuğu çıktı senin
karşına.
Bu Onur'un kızı dediler.
Onur sorunun bu olmadığını sen de çok
iyi biliyorsun.
Sorun o kız çocuğunun annesini
O kız çocuğunun annesi beni aldattı,
Şehrazat.
Sen sürekli güvenden bahsediyorsun bana.
Bunu bir düşün. Nihan beni aldattı.
Bu ne demek biliyor musun sen?
Ben sana hiç kimseye anlatmadığım bir
şey anlatacağım.
Gördüğüm anda unutabilmek için hayatımın
yarısını vermeye hazır olduğum o an.
Dinleyecek misin beni?
Hoş geldin, Kerem. Kahvaltı yaptın mı?
Sağol.
Hayırdır sabah sabah?
Seni almaya geldim.
Niye
Hadi, şantiyeye beraber gideriz. Yolda
da biraz konuşuruz.
Ben şantiyeye gitmeyeceğim bugün.
Burada konuşalım.
Hadi, acele et. Bitir kahvaltını.
Burada konuşmanızı engelleyen bir durum
mu var, Kerem?
Benden gizli mi konuşmanız gerekiyor?
İş konuşacağız, anne. İş.
Tamam mı?
Hazır mısın?
Tamam.
Kerem, bir şey mi var?
Ben öyle durup dururken dostum kadınlara
inanma diyen bir adam olmadım.
Ben aklımı kaybetmedim, delirmedim.
Ben ihanete uğradım, Şehrazat.
Bir erkeğin sevdiği kadın tarafından
ihanete uğraması ne demek, sen
bilemezsin.
Evlenmemize çok az kalmıştı.
Ben
Nil'in hayalindeki mutluluğu
yaratabilmek için çırpınıyordum.
Derken
Rusya'da yaptığımız inşaatta bir sorun
çıktı.
Moskova'ya gitmem gerekti.
Benim hiç içimden gelmiyordu ama
mecburdum.
Eğer gitmezsem holding çok ciddi bir
zarara uğrayacaktı.
Mecburen gittim.
Akşam uçağına bindim.
Moskova'ya indim. Otele yerleştim.
Yerleştiğim an Nil'i aradım.
Çok özlemiştim çünkü onu.
Nil'in sesi çok neşeliydi.
Şaşırdım.
Yani ben
kendimi çok kötü hissettim.
Ben başka bir ülkedeyim.
Onun yanında değilim ama o çok mutlu.
Birden İstanbul'a dönmeye karar verdim.
İşler isterse batsın, umurumda değil.
Demek ki aşk böyle bir şey.
Belki de kuşku, bilmiyorum ben.
Sabaha karşı İstanbul'a indim.
Doğru Nil'in evine gittim.
Kapıya geldiğim an
bir düşündüm, acaba
kapıyı çalsam mı
yoksa anahtarla mı açsam diye.
Erken uyandırmaya kıyamadım.
Bir düşün halimi.
Sessizce içeri girdim.
Ben zannediyorum ki
sevgilimi
uyurken bulacağım.
Hiçbir şey umurumda değil, senin için
döndüm diyeceğim.
Onur, tamam devam etmene gerek
Sessizce içeri girdim.
Yalnız değildi.
Bir adamla sarmaş dolaş uyuyordu.
Belli ki gece boyunca sevişmişler.
O adamla da tanıştırmıştı bir partide.
Ben adamın Nil'den hoşlandığını
hissetmiştim. Gerçi Nil hissettirmişti
bunu bana.
Bütün hareketleriyle bak bu adam benden
hoşlanıyor, ona göre diyordu bana.
Ben bunun öyle basit bir kadın oyunu
olduğunu düşündüm.
Kıskandırma oyunu.
Ama
o kadar da basit değilmiş.
Nil
beni görünce mahvoldu.
Ama yakalandığı için pişmandı.
Bana ihanet ettiği için değil.
Ben bunu yüzünden okuyabiliyordum.
İşte o an
ben ölmek istedim.
İşte o kadın bana ihanet ettiği için
değil, yakalandığı için pişman olan o
kadın bir hafta sonra ağlaya ağlaya
benim kapıma geldi.
Ama ben o bir haftada nasıl yaşadığıma
şaşırıyorum hala, nasıl nefes
alabildiğime.
Nil
hamileyim diye ağlarken belki gerçekten
pişmandı ama ben onun sözlerinin
hiçbirine inanmadım.
Nilüfer belki benim kızım belki değil.
Bilmiyorum.
Burada yazıyor işte.
Gerçek ne olursa olsun hiçbir önemi yok
Şehrazat. Ben o kızı kabullendim.
Çünkü Nilüfer benim babası olduğuma
inanmış bir kere.
Ben hayatta yapayalnız kalmış küçücük
bir kızın inancını yıkamam.
Duygularını ben parçalayamam Şehrazat.
Sen istesen de
istemesen de
Nilüfer artık benim kızım.
Benim gerçeği öğrenmeye
ihtiyacım yok.
Ama senin var.
Lütfen bunu al.
Kendin öğren.
Onur.
Onur, durur musun bir dakika?
Melek.
Melek evde misin?
Canım.
Ne oldu sana?
Hasta mısın?
Çok kötüyüm ben abla.
Ne oldu bir tanem? Anlat bana.
Burak
Kavga mı ettiniz yine?
Beni terk etti.
Ne?
Başkası mı var dedi.
Evet dedi gözüme baka baka.
Evet dedi.
Git seni istemiyorum dedi.
Canım.
Biliyorum abla kim olduğunu.
Kimmiş?
O garson kız.
Garson mu?
Toz kondurmuyor kıza. Biliyorum onun
peşinde.
Hiç öyle bir şey yok bence. Sen kuruntu
yapıyorsun. Düzelir aranız üzülme.
Beni bu garson kıza değişti abla.
Saçmalama.
Seni kıskandırmak için yapıyordur.
Ben Burak'ı çok seviyormuşum abla.
Bunu anladım.
O da seni seviyor bir tanem.
Ama huysuz çocuk işte yapıyor böyle
şımarıklıklar bazen.
Üzme kendini.
Her şey düzelecek göreceksin.
Sezen benim kardeşim. Anladın mı?
Kardeşim. Uzak duracaksın ondan.
Niye ya?
Kardeşinse kardeşim. Benim kardeşim
değil ki.
Burak
Bir daha Sezen'i görmeni, onun karşısına
çıkmanı istemiyorum.
Ne diyorsun sen ya? Kim'in karşısına
çıkacağımı sana mı soracağım ben?
Burak beni sinirlendirme.
Annemin ölümüne sebep olan adamla beni
karşı karşıya getirme bir daha. Adam
kapıma dayandı diyorum.
Sen hakikaten saçmalıyorsun ha.
Ne demek bütün bunlar ya?
Ben Sezen'e aşık oldum Kerem. Aşık
oldum.
Aşık mı?
Sen aşktan ne anlarsın ki? Senin
hayatına kadınlar girer onları
kullanırsın, sonra da atarsın.
Senin Sezen'i de üzmene izin vermem
Burak. Bunu bilmiş ol.
Kerem, sen anlamıyorsun.
Ben aşık oldum diyorum.
Ben hayatımda ilk defa Sezen gibi bir
kızla karşılaştım.
Yani bambaşka bir kızla.
Her kıza için bunu söylersin sen.
İlk defa söylüyorum.
Senin ne aşkına güven olur, ne sevgine.
Yarın unutursun. Unutup giderken de
arkanda ne bıraktığına bakmazsın bile.
Sen aşık falan değilsin Burak. Sen
aşktan anlamazsın çünkü.
Ben Sezen'i seviyorum. İspat edeceğim
bunu, göreceksin.
Saçmalama.
Sezen'den uzak duracaksın dedim, o
kadar.
Sen bana böyle emir veremezsin bir kere
Kerem, anladın mı?
Sezen'i seviyorum.
Bitti.
Konu kapandı.
O filmi görmelisin.
Görüşürüz.
Görüşürüz.
Elifer.
Oh, merhaba.
İzmir'e mi götürüyorsun beni?
Artık seninle yaşamayacak mıyım?
Olur mu öyle şey?
Ben seni tatile götürüyorum.
Biz artık hiç ayrılmayacağız seninle,
tamam mı?
Ver bakalım çantanı.
Al montunu.
Hadi.
Hadi geç arabaya.
Her şeyi anlattı.
Nil'le yaşadıklarını,
hayal kırıklıklarını.
Ben ona haksızlık ediyorum.
Neden böyle yapıyorum Belgin Abla?
Söylüyorum ama dinlemiyorsun ki
Şehrazat. Hemen alevleniyorsun, yakıp
yıkmaya başlıyorsun.
Hayattan korktuğum için belki.
Ben sevdiklerimi hep mutsuz ediyorum.
Kendine çok yükleniyorsun.
Kolay değil ki.
Kim olsa sarsılırdı.
Ortada kalmış küçücük bir kız var.
Ben şimdi Onur'un yerine kendimi
koyuyorum. Her şeyi anlıyorum ama
çok geç. Saçmalama.
Niye geç olsun?
Geç geç.
Ben bu sefer çok kırdım Onur'u.
En çok desteğe ihtiyacı olduğu zamanda
kapıyı vurup gittim.
Çok yanlış yaptım.
Düzelir Şehrazat'çım. Merak etme.
Madem dönmek istiyorsun, düzelir.
Benimle konuşmuyor.
Bütün gün aradım.
Telefonlarıma çıkmadı.
Kızlar iyi.
Keyifleri yerinde.
Burada olduğun için çok mutlular.
Ben de çok özlüyorum onları.
Ne kadar görsem doyamıyorum.
Yarın bol bol hasret giderirsiniz.
Bu gece uyku yok bana.
Yarın kaçta alalım seni? Ne kadar erken
olursa o kadar iyi.
Kahvaltıyı da beraber yaparız o zaman.
Olur vallahi çok sevinirim. Kızlar da
çok sevinecek.
Öp onları benim için. Olur.
Görüşürüz.
Kimle konuşuyordun?
Cevap ver Ali Kemal. Kimle
randevulaşıyordun?
Yarın pikniğe gideceğiz kızlar.
Annenizi de alacağız yanımıza.
Yaşasın!
Çak!
Umut'u da götüreceğiz değil mi baba?
Tabii kızım.
Ali Kemal
yarın bir yerlere gidelim mi hep
beraber?
Olmaz.
Ayşe, çorbaları koy ver kızım.
Niye?
Yarın cumartesi ama.
Yoksa yine işe mi gideceksin?
Baba, Ali Kemal çok çalışıyor bizi ihmal
ediyor.
Yarın kızlarımı
annelerine götüreceğim.
Ne oldu Ahu?
Bunda kötü bir şey yok. Annelerini
görmek kızların en doğal hakkı.
Anneleri Kayseri'ye ne zaman dönecek?
Sana ne? Ne zaman dönerse döner.
Şşş!
Hadi hadi.
Hadi ama.
Afiyet olsun.
Hüsun, ne oldu kızım akşam akşam?
Kızlarım burnumda tütüyor abla.
O kadar özlüyorum ki.
Çok zormuş evlat hasreti çekmek.
Ama yarın göreceksin işte. Üzülme.
Akşam olunca yine ayrılacağım ama.
Dua et kayın gillerin insaniyetli çıktı.
Ya hiç göstermeselerdi çocukları?
Ayrıldıktan sonra neler yapıyor insanlar
birbirlerine?
O kadar pişmanım ki.
Çok yanlış yapmışım Allah'ım.
Gül gibi yuvamı elimle yıkmışım meğer.
Patates mi kızarttınız? Mis gibi koktu.
Ayol ne patatesi? Yoğurtlu ıspanak var.
Hadi otur.
Merhaba.
Merhaba.
Aaa, Güner.
Süper olmuş saçların. Senin küpeler de
harika olmuş.
Bu Gani iş yerinden arkadaşım.
Memnun oldum.
Ben de Aysu.
Memnun oldum.
İçkiler orada galiba.
Ben alırım hemen. Ne istersin?
Bilmem. Soğuk bir şey olsun.
Tamam. Siz bir şey al mıydınız?
Sağol, benim var.
Şeker çocuk.
Ya bu Yusuf gelecek mi? Bak
gelmeyecekse.
Ya saçmalama, gelir birazdan.
Aferin kız. Bakıyorum sen de boş
gelmemişsin.
Herhalde yani.
Bu olur mu?
Olur tabii, sağol.
Bana
acı çektirmek istiyor.
Cezalandırıyor beni.
Yok artık.
Öyle ama.
Ben bugün
saat başı mesaj attım.
Hı.
Tek kelime cevap yok.
Arıyorum.
Açmıyor.
Kapatmamış da telefonunu.
Yani şimdi
yani şimdi ben anlatayım sana.
Diyor ki
"Sen beni arıyorsun." diyor.
"Ben açmıyorum." diyor. Yani
açmıyorum.
Anladın mı?
Biraz zaman verse.
Ben varım ya
şu an
Hı.
şu dakika
her türlü deliliği yapabilirim. Biliyor
musun?
Sen.
Sert kadın.
Onur için yaparım. Yani ne gerekiyorsa.
Şehrazat.
Sen gerçekten aşık oldun şimdi.
Ya.
Emin ol.
Çok fenayım ben.
Çok aşığım ben Onur'a.
Çok.
İnanamıyorum.
İlk kez böyle aşık görüyorum seni.
Deli gibi hem de.
Yine başladın baba rakıya.
Bir kadeh dedin, iki, üç, oh! Eski
haline döndün.
Ya bırak, kafam bozuk zaten.
Ya yine şu mesele mi?
Evet.
O mesele.
O herif kendini ne sanıyor da senin
karşına çıkabiliyor?
Neyine güveniyor?
Gitsin askıntı olacak başka birini
bulsun.
Ya baba, ben ağzının payını verdim
zaten. Sen niye dert ediyorsun ki?
Bugün
abim olacak o adama gittim.
Ne?
Ne yaptın?
Tamam.
Kötü bir baba olabilirim.
Ama
benim kızıma dokunacak adamı gebertirim
dedim.
Tanımam lan!
Hal denk, bal denk tanımam.
Patronmuş, bilmem neymiş tanımam.
Baba, yeter.
Senin için dünyayı yakarım gerekirse,
kızım.
Yakarım.
Artık içme, olur mu?
Ölürüm be.
Senin için ölürüm.
Daha kalacak mısınız orada?
Şimdi çıktık.
Fincanın başına dikkat et.
Ben şey soracağım. Sarhoş değilim ben.
Tamam aşkım. Yine de sen dikkat et.
Şeraz'ı eve bırakıp geliyorum.
Çok içti.
Yok yok, çok tatlı çakır keyif.
Hadi kapatıyorum. Evde görüşürüz. Seval
Hanım'a selam söyle.
Tamam canım.
Görüşürüz.
Çok teşekkürler.
Rica ederim. İyi akşamlar.
Gidiyor musun?
Geç oldu anne.
Binnur da varır birazdan eve.
Sadece kahve içmeye mi geldin bu gece?
Evet.
Niye illa bir şey arıyorsun ki?
Burak'la ne var aranızda Kerem? Sorun
nedir?
Yok bir şey.
Sabah çok sinirliydin.
Aranızda bir şey geçmiş.
Yine ne yaptı?
Hayır, hiçbir şey yapmadı.
Kerem, beni atlatma.
Anne, büyütme. İşe asılıyor yine bu
aralar. Senin yanında azarlamak
istemedim, hepsi bu.
İnanmıyorum sana.
İnanma o zaman. Niye bu kadar kuruntu
yapıyorsun anlamıyorum ki.
Hoş geldiniz.
Sağ olun.
Selam söyle.
Sağ olun.
İyi günler.
Siz napıyorsunuz? İyi misiniz?
Özledim seni.
Rahat dur.
Yapma diyorum Ahu, laftan anlamıyor
musun sen ya?
Ne oluyor Ali Kemal?
Havanda değilim.
Yarın eski karını göreceksin değil mi
havanda değilsin işte? Çok mu özledin
karını?
Saçma sapan konuşma be.
Boşandığında koşa koşa gelip yolumu
kestiğin gün ne çabuk unuttun?
Özgürüm artık diye kollarıma atıldığın
günler ne çabuk bitti?
Evet.
Bitti.
Ne demek bitti Ali Kemal? Ne demek
bitti?
Beni bir kalemde nasıl harcarsın?
Paçavra gibi buruşturup atıyorsun beni
öyle mi?
Ulan canımdan bezdim be, bezdim.
Nereye Ali Kemal? Benden böyle
kurtulacağını mı sanıyorsun?
Şehrazat.
Hoş geldin.
Merhaba Mihriban abla.
Sen niye yatmadın?
Seni merak ettim de ondan.
Merak edilecek bir şey yok ki.
Onur yok.
Ben hiç uyku.
Ben bittim Mihriban abla.
Onur'u düşünmekten başka bir şey
yapamıyorum ki.
Şehrazat, yorgun değilsen seni
kahveleyeyim mi?
Ben yatacağım. Yatacağım ben.
Yatacağım.
Aç Onur.
Aç hadi. Affet beni ne olur.
Aldım aldım.
Başka bir arzunuz var mıydı abicim?
Sen biraz daha pirzola yaptır bize.
Tamam.
Başka bir şey ister misin, kızım?
Eee, ben sıcak su istemiştim mama için
ama
Hemen getiriyorum, yengeciğim.
Ama
Kızım, yeter artık. Terleyeceksiniz.
Gelin buraya.
Ya, ne güzel oldu. Çocuk gibi top
oynadık.
Kızım, siz zaten çocuk değil misiniz?
Ya, baba ya.
Onlar artık genç kız oldular, babası.
Dünyanın en güzel iki genç kızı.
Kızım, ne bu böyle ter içinde kalmışsın?
Aa, giy bakayım şunu.
Hah, acıktın mı sen, ablacığım?
Şimdi mamasını yapacağız. Bir güzel
yiyecek ablası.
Ay.
Ay, ne güzel şeymişsin sen.
Keşke Burçin de burada olsaydı.
O da olacak, kızım.
O da olacak.
Ben Ali Kemal'in nikahlı karısıyım,
nikahlı.
Nasıl gider ya? Beni evde bırakıp nasıl
gider?
Ahu, yeter. Bağırıp durma.
Kocam eski karısıyla pikniğe gidecek,
ben de dizimi kırıp oturacağım yani.
Doğru konuş. Çocukları için yaptı.
Eğlenmek için değil.
Olmaz öyle şey, yani. Olmaz.
Bir işler dönüyor ama anlayacağız
bakalım.
Kızım, ne biçim laf o öyle?
Ne işi dönecek?
Bütün boşanmış karı kocalar yapar bunu.
Çocukları etkilenmesin diye hafta
sonları bir araya gelip
Yapma, anne, Allah aşkına.
Mesele çocuk olsa gönderir şoförle olur
biter.
Aptal mıyım ben?
En çok da siz göz yumuyorsunuz bu
rezilliklere zaten.
Bana bak, edebini takın.
Annenle doğru dürüst konuş, yoksa
Ne olurmuş yoksa baba? Kapının önüne mi
koyarsınız? Öyle tehditle gözümü
korkutamazsınız benim. Kolay değil o.
Ahu, yeter terbiyesizliğin. Odana çık
hemen.
Olur.
Odama çıkıp kocamın eski karısının
koynundan dönmesini bekleyeyim. Ne biçim
aile bu be?
Sus lan, terbiyesiz.
Burhan Bey.
Ne o baba?
Vuracak mısın?
Defol.
Çabuk odana çık.
Yazıklar olsun.
Oğlunuzun rezilliklerini örtbas etmek
için gelininizi dövmeye kalkıyorsunuz.
Çok yazık.
Ama hiç umutlanmayın.
Benim başımı öyle kolay kolay
ezemezsiniz.
Otur. Otur. Burhan Bey.
Otur Burhan Bey.
İyi misin Burhan Bey?
Ne yapacağız Nadide Hanım?
Biz bu terbiyesizlere ne yapacağız?
Sezen, merhaba.
Kerem Bey, çok özür diliyorum. Babam
ofisinize gelerek kıymetli huzurunuzu
bozmuş.
Saçmalama.
Ben de babamı affetmeniz için
ayaklarınıza kapanmaya gelmeyi
düşünüyordum. Ama çalışmaya mecburum ne
yazık ki.
Size çok borcum var, biliyorsunuz. Çok
büyük bir çek yazmıştınız bana.
Lütfen.
Lütfen.
Ama ben de ilk izin günümde haddini
bilmeyen babamın kabahatini affet
Lütfen Sezen, ne olur, yeter artık. Bak,
böyle yapınca beni çok üzüyorsun.
Allah Allah. Sen üzülmeyi biliyor musun?
Ne olur? Bak, gel.
Bir yerde oturup konuşalım biraz.
Seninle konuşacak hiçbir şeyim yok
benim.
Sezen, ne olur? Rica ediyorum, bak.
Hı?
Yalvarıyorum.
Hadi.
Onur Bey nereye gittiğini söylemedi mi
Gülcan?
Hayır efendim.
Aradı mı peki?
Aranmadı.
Peki, teşekkürler.
Hım, çok lezzetli balıkmış. Uskumru mu
dedin balığa Can?
Lezzetli mi? Sen dalga mı geçiyorsun?
Norveç uskumrusu bu, buzane balığı.
Niye ya, güzel vallahi.
Eee, seçkin balıklara alışık damak böyle
ucuz bir şeyle karşılaşınca kendini
şaşırıyor demek.
Yapma bunu işte.
Neden?
Yalan mı?
Bu balığın tanesi 5 lira. Sen hayatında
5 liralık bir şey yedin mi?
Secen,
anlıyorum. Beni incitmek istiyorsun.
Haklısın, ben seni kırdım çünkü.
Açık konuşacağım, tamam mı?
Geç bile kaldın.
Ben bu yaşıma kadar büyük bir yalanla
yaşamışım.
Senin varlığından bile habersizdim.
Gerçeği kabul etmem kolay olmadı.
Çok bocaladım.
Her şeyi unutayım mı, hiç olmamış gibi
mi davranayım mı,
bunu bilemedim.
Ya, benim için çok kolay oldu.
Bir adam çıktı karşıma, ben senin abinim
dedi. Aa, şaştım kaldım. Ulan, iyi be
dedim, piyango gibi.
Şu dünyada durup dururken bir abim oldu,
iyi mi?
Ama ne oldu sonra?
Bir baktım yok. O abi buhar olmuş.
Haklısın. Ben çok kolay kabul ettim
gerçeği.
Özür dilerim.
Gerçekten.
Gerek yok. Gideyim ben, zaten işe geç
kaldım, kovarlar artık.
Bak,
ben senin abin olmak istiyorum.
Tabii, tabii. Hayırlı işler.
Gerçekten.
Lütfen, dinle beni.
Babanı babam olarak kabul edeceğim
demiyorum.
Diyemiyorum bunu. Ne olur, anla beni.
Ama sen benim kardeşimsin.
Sen de benim gibi mağdursun.
İkimiz niye kardeş olmayalım ki?
Kafana esince yine ortadan kaybol
diyorsun.
Bir daha yaparsam beni asla tanıma.
Bir şans daha ver diyorsun yani.
Evet.
İyi de, niye? Benim sana ne faydam var
ki?
Kardeş fayda demek değil ki.
Kardeş sevgi demek.
Ben seni kalbimle hissediyorum, Sezen.
Etmez mi?
Kardeşim benim.
Aksi, huysuz, sinirli mi kardeşim?
Lise yıllarında çok gelirdik buralara.
Şurada bir çay bahçesi vardı. Okul
çıkışı takılırdık. İzi bile kalmamış,
baksana.
Her bir şey değişir artık, Haldun.
Üç arkadaştık. Hiç ayrılmazdık.
Haldun nerede? Kamil'le Özkan orada.
Kamil askerden döner dönmez
Avustralya'ya işçi gitti.
Bir vakit haber aldım.
Sonra haber de gelmez oldu.
O bir arkadaşlarını görürsen ama, değil
mi?
Üç ay önce haberi geldi.
Kalp krizi.
Tam evine giriyormuş, elinde anahtar
yığılıp kalmış.
Karşı komşusu akşam kapının önüne çöpü
koyarken görmüş.
Oturak mı, Bela? He?
Kimi kimsesi yok muydu arkadaşının?
Evlenip ayrılmıştı.
Hep böyle oluyor.
Önce askerlik haberleri geliyor
arkadaşlarının. Sonra evlilikler,
doğumlar, boşanmalar. Ama bir yaş var
ki,
o yaş gelince ölüm haberleri almaya
başlıyorsun.
Yalnızlık kötü şey, Mihriban.
Kötü.
İnsan yanında hep bir ses, bir nefes
istiyor.
İşte sevdiği insan hep yanında olsun
istiyor.
Hı hı.
Toplantıya gidecektim. Geç kalmıyorsun?
Haklısın.
İşe geç kalmamak lazım.
Ama şimdi bana bir söz vereceksin.
Ne sözü vereyim?
Bu akşam yemeğe çıkacağız.
Şu ileride çok güzel bir balıkçı var.
Gösteririm şimdi. Saat 8'de orada
buluşalım, tamam mı?
Hı hı.
Olur.
Söz mü?
Hı hı.
Söz.
Hadi gidelim o zaman, geç kalmayalım.
Teşekkür ederim.
Ver size bakayım.
Foto.
Güzel, güzel çıkmış.
Fotoğrafçı, gelsene.
Fotoğraf mı çektireceğiz, baba? Cep
telefonundan çekelim.
Öyle de çekeriz.
Hem bu adamcağız da üç-beş kuruş
kazansın, ha.
Buyur, abi.
Hemen veriyorsun, değil mi?
Şimşak.
Kaça?
5 lira, abi.
İyi, çek bakalım. Beğenmezsem almam, ona
göre.
Ne demek, abi?
Yenge, iyice yanaşalım.
Gel bakalım yanıma.
Bebeğin yüzünü de bana çevirir misiniz?
Hah, onu da çevir.
Güzel.
Hazır mıyız?
1, 2, 3.
Abi, kuruyana kadar şöyle köşesinden tut
da parmak izi kalmasın, ha.
Hah.
Bakayım, baba.
Anne, ne güzel çıkmışsın.
Şimşak foto.
Manken gibisin.
Ay, saçmalama, kızım. Ne alakası var?
Senin annen
mankenlerden daha güzel, kızım.
Aman, Ali Kemal. Ver bakayım şunu.
Hım, sen de çok yakışıklı çıkmışsın.
Bak.
Ay, Allah'ım ya.
Aaa, abicim, bir yol versenize ya.
Pardon, abla.
Baba?
Baba?
He, sen misin?
Nicole Kidman'ı mı bekliyordun? Kim
olacak başka? Benim tabii.
Nicole Kidman?
Şu sıska kız mı?
Sarı saçlı, hani bacakları böyle.
evet.
Tipim değil.
Şey, tutmuşlar alttaki daireyi.
Bitmedi gürültüleri.
Bütün gün tak, tuk, tak, tuk kafa
bırakmadılar.
Hemen karşılarına dikilip huysuzluk
yapmadın inşallah.
Ne yapayım canım?
Sen de beni deli yaptın, çıkardın.
Bir an önce yerleşseler de gürültüleri
bitse.
Biter, biter. Hem belli mi olur? Belki
kafana göre birileri taşınmıştır.
Müzik, bira, muhabbet, bütün gün
takılırsınız öyle.
Ya.
Ne demezsin.
Ben de bu şans varken
en az üç çocuklu ailedir.
Sabah akşam kafamı ütülerler.
Nereye gidiyorsun?
Ben biraz kestireceğim içeride.
İyi.
Merhaba.
Nereden çıktın sen be?
Piyangodan çıktım.
Tanışalım. Ben yeni komşunuz Burak.
Ne komşusu ya?
Ya, ben ev arıyordum, tamam mı? Baktım
sizin bu alt daire boş. Daha neyi
isterim dedim, hemen tuttum.
Beni takip mi ettin? Ne yaptın sen ya?
Ya yok, ne takibi?
Abi tamam. Var mı başka bir şey?
Yok kardeşim.
Güzelce yerleştirdiniz değil mi?
Tabii, tabii abi.
Al.
Çok teşekkürler.
Sağolasın.
Hakikaten mi tuttun?
Hı hı.
Şöyle koy istersen.
Aferin.
Korkmuş mudur bu balık?
Bilmem.
Ama durmadan yer değiştirmekten
hoşlanmaz herhalde, değil mi?
Hiçbir canlı hoşlanmaz.
Ama artık sen de bu balık da hep bu evde
olacaksınız. O da birazdan ortama
alışır.
Sofrayı hazırlayayım Onur Bey?
Acıktın mı?
Hayır, daha acıkmadım.
Daha sonra hazırlarsın Gülcan.
Efendim, bugün Şehrazat Hanım geldi.
Öyle mi?
Bir şey söyledi mi peki?
Sizi sordu efendim. Başka bir şey
söylemedi.
Tamam, teşekkürler Gülcan.
Bu balığı başucuma koyabilir miyim?
Koyarsın tabii. Ama adamın
söylediklerini unutma.
Çok fazla yem vermeyeceksin. Arada bir
de suyunu değiştireceğiz, tamam mı?
Tamam.
Hadi bakalım.
Balıklara isim konulur mu?
Konulur tabii, neden konmasın?
Ben de buna isim koydum.
Neymiş bu güzel balığın adı?
Gülüver.
Gülüver mi?
Evet. Hani cüceler ülkesine düşüyor ya.
Seni Liliput seni. Hadi balığı yerine
koy.
Ondan sonra ellerini yıka buraya gel
beraber kitap okuyalım.
Olur.
Şehrazat
niye buradasınız?
Onur da bir şey söylemiyor siz de
söylemiyorsunuz.
Bu hal beni nasıl üzüyor bilemezsiniz.
Ne oluyor? Neden ayrılsınız?
Bazı sorunlarımız oldu Peride Hanım.
Ayrıntılarını sormayacağım elbette.
Ama çözülemeyecek şeyler değildir
inşallah.
Bilmiyorum emin değilim.
O kadar
vahim mi yani?
Şehrazat ben size evlilik hakkında akıl
verebilecek en son kişiyim herhalde.
Başarılı olsaydım kocamı bu şekilde
kaybetmezdim.
Yapmayın Peride Hanım.
Yok öyle öyle.
Ama şunu bilmenizi isterim. Eğer benim
yardımcı olabileceğim bir şey varsa
her ne olursa olsun
hazırım.
Teşekkür ederim.
Ben size
kızım yerine koydum. İster inanın ister
inanmayın ama
siz Onur'dan önce geliyorsunuz artık
benim için.
Bana verdiğiniz sözü unutmayın. Daha
küçük torunumu kucağıma alacağım ben.
Onur Bey?
İyi akşamlar Handan Hanım.
Umarım rahatsız etmiyorum.
Bir sorun mu var?
Yok, hayır ben
sadece sizinle konuşmak istemiştim.
Buyurun.
Buyurun.
İyi akşamlar hanımefendi.
İyi akşamlar.
Kaç kişi olacaktık?
İki kişi.
Buyurun, sizi şöyle alayım.
Hıhı.
Buyurun.
İsterseniz vestiyere alayım.
Yok, yok. Böyle yakışır.
Arkadaşınız gelene kadar bir şey almak
ister misiniz?
Yok, yok sağolun istemirem.
Peki.
İsmim olduğuna bakmayın, çok iyi bir
roman aslında.
Aşk hakkında mı?
Hayat hakkında.
Hım.
Aşk hayatın özü Onur Bey.
Aşk yoksa hayat da yok.
Gölge peki?
O da cilvesi diyelim.
Aşkın. Hayatın.
Gölgesiz olmuyor maalesef.
Ben babama benziyor muyum?
Bunu annenize sormadınız mı hiç?
Anlıyorum.
Annenizin sözleri sizi ikna etmemiş.
Annem bende görmek istediği oğlu
görüyor.
Babamın bir kopyası olduğumu düşünüyor.
Sizi tanımıyorum ki.
Yüzünüz babanızı çok andırıyor.
Ama kişilik olarak da benziyor musunuz
bilemem.
Haklısınız.
Bir derdiniz var sizin.
Evet var.
Ne garip.
Biriyle konuşmaya çok ihtiyacım vardı
ama aklıma bir tek siz geldiniz.
Sizi babasız bırakan kadına.
Çok anlamlı.
Evet size geldim.
Çünkü
ben karıma aşığım.
Onu deli gibi seviyorum ama
gölgeler peşimi bırakmıyor.
Bana bu cümleyi kurmayın Onur Bey.
Ben de anneniz için kara bir gölgeydim.
Annemle babam arasında aşk yoktu ki. Siz
nasıl kara bir gölge olabilirsiniz?
Ben bundan emin değilim.
Muhsin anneniz de seviyordu.
Yapmayın ne olur.
Anneniz gayret etseydi,
biraz özen gösterseydi ben bu yarışı
kaybederdim Onur Bey.
Kazanan anneniz olurdu.
Evet.
Peki de.
Yani
işin garibi
sanıyorum annem de bunun farkında ama
çok geç kaldığı için kahroluyor.
Ne yazık.
Anneniz babanızı kazanmayı başarsaydı,
herkes için çok daha iyi olacaktı.
Sizin için de mi?
Elbette.
Muhsin Bey kucağımda ölerek bana büyük
bir borç bıraktı aslında.
Onu ölene kadar sevme borcu.
Beni anneniz için terk etseydi,
belki ben de başka birini sevebilirdim.
Pişman mısınız?
Hayır.
Bir an bile pişman olmadım.
İnsan
öyle birini sevmekten pişman olur mu
hiç?
Alo.
Gülnar?
Merhaba.
Rahatsız etmiyorum değil mi? Gürültülü
bir yerdesin galiba.
Ne oldu bir şey mi var?
Yok ya ben öyle dışarıdayım da belki
buluşuruz diye.
Hiç müsait değilim şimdi sonra konuşsak
olur değil mi?
Olur. Ben şey diye düşünmüştüm Bir de
havalar da güzelleşti artık hani bir
şeyler yaparız diye.
Tamam, daha sonra konuşuruz.
Peki, tamam.
Kimdi o?
Saçma sapan bir şey ya. Bir maket
teslimi yapacaklardı, unutmuşlar.
Ne yapalım diye soruyorlar.
Bu saatte iş telefonu mu olur ya?
Ben de kapattım gitti işte.
Kıyma mısın?
Üzmesinler seni.
Şuna bakın ya.
Bir arzunuz var mıydı efendim?
İsterseniz şarap menümüzü getireyim.
Teşekkür ederim. Daha sonra.
Peki hanımefendi.
Muhsin'i sevmek ve sevildiğimi bilmek
çok güzeldi.
Ama hep gitti Onur Bey.
Muhsin haftada birkaç gece geldi, biraz
kaldı gitti.
Sonunda hep gidiyordu. Hiç kolay
değildi.
Çok mu zorlanıyordu giderken?
Sizi çok özlüyordu.
Suçluluk hissediyordu sizi ihmal ettiği
için.
Ben de hissediyordum.
Aslında hala da hissediyorum.
Ne garip. Şimdi burada oturmuş bunları
konuşuyoruz bunca yıl sonra.
Çok garip gerçekten.
Ben çok uzun bir süre sizden nefret
ettim.
Haklıydınız.
Hayır, değilmişim.
Karşılıklı güzel güzel konuşuyoruz diye
yanlış düşüncelere kapılıyorsunuz.
Haklıydınız.
Ben sizi babanızdan
Ben sizin ailenizin içindeki gölgeydim.
Ama babama gerçek sevgiyi siz
vermişsiniz.
Baksanıza.
Babamı öylesine sevmişsiniz ki o
öldükten sonra hayatınıza hiç kimse
girmemiş.
Muhsin'in yerini kimse tutamazdı ki.
Niye o güzel sevgiyle keliyim?
Babam sizi sevmekte haklıymış.
Onur Bey.
Bilmem bir faydası olur mu ama
bir tek öğüdüm var size.
Karınızın sevgisini size ispat etmesine
fırsat verin.
Ben ona kırgınım ama.
Sevgi birçok sınavdan geçer.
Aşkınızı korkmadan sınavdan geçirin.
Başarırsanız
sizi hiçbir şey yıkamaz.
Yine mi sen?
Ya aşk olsun ya. Biz komşu değil miyiz?
Bela mısın sen arkadaşım? Akşam akşam ne
işin var kapımda ya?
Ya komşu komşunun külüne muhtaçtır
demişler. Ya komşuluk mühim bir şey.
Yok canım. Bizim ev kaloriferli kül yok.
Hadi başka kapıya.
Bir dakika dur. Peki tuz var mı?
Yok.
Karabiber de olur.
Ya biraz yaratıcı ol be.
Tamam. Ben yaratıcı olursam bir umut
olabilir mi?
Sen ne laftan anlamaz adamsın?
Ya yok öyle değil. Sen anlat ben
öğrenmeye açığım.
Sezan, kimmiş o gelen kızım?
Önemli bir şey yok baba.
Komşu bir şey soruyor da.
Hadi git artık. Bir tatsızlık çıkmasın.
Yani tatsızlık çıkacak be. Ya babam beni
bir tanısa çok sevecek göreceksin.
Allah Allah. Ben seviyor muyum ki babam
sevsin be?
Ya dur bir dakika, bir şey söyleyeceğim.
Ne istiyormuş komşu kızım?
Ne arıyorsun lan sen burada?
Baba, lütfen sakin ol.
Ulan evimin kapısında ne arıyorsun sen?
Bir daha kızımın karşısına
çıkmayacaksın.
İyi de efendim, beni hiç tanımıyorsunuz
ki. Yani aslında bir konuşsak
Ne konuşacağım ben seninle? Yürü!
Baba, lütfen geç içeri, ben hallederim.
Ulan elimden bir kaza çıkacak.
Babacığım, ne olur?
Ne işi var kapıda?
Nasıl bulmuş evi?
Alttaki daireyi tutmuş.
Ne?
Ulan ben şimdi bu herifi bir
ne yapıyorsun ya? Delirdin mi?
Ne işi var bizim apartmanda? Koca
İstanbul'da başka daire mi kalmamış?
Ya bırak, bize ne?
Bak,
sana bir daha sıkıntı olursa gebertirim
onu.
Ya ben gebertirim önce, merak etme. Hadi
otur.
Ya otursana.
Hasbinallah.
Hoş geldiniz Perihan.
İyi akşamlar.
Onur evde mi?
Şimdi geldiler efendim.
Siz buyurun ben haber vereyim.
Gülcan abla, Firdevs teyzemin aldığı
defteri gördün mü?
Odamda.
Oradadır güzelim.
Kim bu çocuk?
Kimsin yavrum sen?
Cevap verir misin bana?
Kimin kızısın sen?
Hoş geldin anne.
Ben
Bu
Kim Onur? Nereden çıktı bu?
Adı Nilüfer.
Bu değil.
Kimin nesi?
Şehrazat'ın gitmesinin bu çocukla bir
ilgisi var mı?
Anne lütfen.
Sen Nilüfer'le ilgilenir misin?
Başüstüne Onur Bey.
Bravo anne.
Daha ilk görüşte küçücük bir kız
çocuğunu ağlatmayı başarabildin.
Bu çocuk kim?
Bu evde ne işi
Derhal cevap ver bana.
Vermeyeceğim.
Sen böyle soru sormaya devam ettiğin
sürece ben senin hiçbir soruna cevap
vermeyeceğim.
Artık giysilerin sana küçük gelmeye
başladı. Farkında mısın Kaancım? Hı?
Farkındayım.
Bir ara giyilebilir olanları ayıralım mı
seninle? Hı?
İhtiyacı olanlara veririz.
Olur.
Sana da yeni giysiler alalım, tamam mı?
Tamam.
Canım oğlum benim.
Bunlar kim?
Lilliput ve ben.
Çok güzel çizmişsin.
Ben Lilliput'u çok özledim anne. Onu
görmek istiyorum.
Müsait olduğumuzda görüşürsünüz oğlum.
Ama ne zaman?
Hadi sen geç bakalım odana.
Aaa! Mihriban abla?
Merhaba Şehrazat.
Ne oldu? Gel geç otur şöyle. Mihriban
abla.
Kötü bir şey mi var? Sen niye erken
döndün?
Gelmedi.
Bir saat tek başıma oturdum. Gelmedi.
Bir dakika ben anlamadım.
Haldun Bey randevunuza mı gelmedi yani?
Gelmedi.
Aaa!
ablacığım.
Çok bekledim Şehrazat.
Tek başına olmasa da oturup bekledim.
Herkes bana baktı.
Çok utandım.
Yerin dibine girdim.
Utanacak bir şey yok ki Mihriban abla.
Dünyanın bin türlü hali var. Acil bir
işi çıkmıştır. Ne bileyim. Yani sana
haber vermeye fırsatı olmamıştır.
Cep telefonundan aradım. Kapalıydı.
Arar mutlaka. Gerekçesini açıklar. Hemen
öyle kötü düşünme.
Bilmiyorum Şehrazat.
Keşke hiç kabul etmeseydim.
Üzüntüden böyle konuşuyorsun. Sen yanlış
bir şey yapmadın ki.
Hem Halim Bey dürüst birine benziyor.
Seni pişman edecek bir şey yapacağını
hiç zannetmiyorum.
Hadi sil gözyaşlarını. Hadi ablacığım.
Affedersin.
Seni de üzdüm akşam akşam.
Ah Mihriban ablacığım.
Halim Bey ortaya çıkınca boşuna
üzüldüğünü göreceksin.
Hatta güleceksin bu haline.
Ama benim içim hiç rahat değil Şehrazat.
Nilüfer.
Gülcan, Nilüfer nerede?
Odasında yok mu?
Hayır yok.
Odasına bırakmıştım Onur Bey. Yalnız
kalmak istiyordu.
Anlaşıldı. Ben sana çocuk emanet
edemeyeceğim.
Ama Onur Bey.
Nilüfer.
Nilüfer.
Nilüfer!
Neredesin canım?
Nilüfer!
Nilüfer!
Çık ortaya hadi.
Nilüfer!
Nilüfer?
Ne yapıyorsun sen burada bakayım? Hı?
Evcilik mi oynamak istiyorsun sen? Hı?
Dur bakayım.
Belki de
körebe oynamak istiyorsundur. Hı?
Ama benim mendilim yok ki. Ben gözlerimi
kapatamazsam körebe oynayamam değil mi?
Ben en iyisi gideyim evden güzel bir
mendil alayım.
Gitme.
Tamam.
Eğer sen istemezsen
ben de gitmem.
Nilüfer
bir tanem
bak
bu ev bizim.
Seninle ben burada yaşayacağız. Anlıyor
musun? Hı?
Evet.
Ben kimsenin seni üzmesine izin
vermeyeceğim bir daha.
Tamam mı?
Tamam.
Duyamadım.
Tamam.
Efendim?
Tamam.
Güzel.
Gel buraya bakalım. Söyle bana. Hı? Ne
oynamak istiyorsun söyle hadi. Hı?
Hoşuna mı gitti böyle taşınmak?
Biraz daha portakal suyu ister misin
Burcu?
Hayır, teşekkür ederim.
Buket sen?
Hayır.
Kızarmış ekmekler geldi kızlar.
Yakmadın değil mi Nimet? Buket'le Burcu
fazla kızarmışını sevmiyorlar.
Merak etmeyin, yakmadım.
Güzel.
Hadi kızlar, soğutmadan yiyin.
Tereyağı da sürün kızlar.
Gençliğinizin kıymetini bilin.
Bir yaşa gelince yedirmiyor artık
doktorlar.
İlahi Burhan Bey, bir lokma çocuklara
söylediğin lafa bak.
Yoksa sen mi özeniyorsun, ha?
Vallahi
yasaklar olmadan yediğim, içtiğim
zamanları özlemiyor değilim.
Eee, zamanında biz yedik, içtik. Şimdi
sıra onlarda.
Ali Kemal, bir pazar çocuklarla beraber
pikniğe gitsek?
Umut'u da alırız. Hatta bugün bile
olabilir. Hava çok güzel. Ne dersiniz
kızlar?
Biz daha dün piknikteydik.
Öyle mi?
Hı hı.
Ben kalkıyorum.
Nereye?
Yapacak işlerim var.
Ne işi bu pazar pazar?
Size afiyet olsun.
Sağol.
Güle güle Ali
Görüşürüz kızlar.
Ali Kemal
Ali Kemal
Ne var Ahu?
Sorum cevap vermedin.
Ne sormuştun?
Nereye gidiyorsun? Ne işi bu pazar
pazar?
İş için Ahu, iş.
Bana bak.
Yoksa sen
Hoşça kal.
Omletin olduğu gibi duruyor Melek. Ben
yaptım bu sefer. Yesene biraz.
Eline sağlık.
Peynirli omlet sevmiyor musun?
Gerçi senin yaptığın gibi usta işi değil
ama.
Sevmez olur muyum? Ama hiç iştahım yok
bu aralar.
Melek'ciğim, bu aralar iştahının da
keyfinin de yerinde olmadığının
farkındayız.
Biraz toparlayacak mısın artık kendini?
Özür dilerim.
Sizin de canınızı sıkmak istemezdim.
Ablan senin iyiliğin için söylüyor
Melek.
Bir tane, canım. Yüzün kaşık kadar oldu.
Gözlerinin altı da mosmor.
Ne yapayım abla?
Elimden başka türlüsü gelmiyor ki.
İyi de ne kadar sürecek bu böyle?
Burak'a bağlı.
Ne demek Burak'a bağlı ya?
Ben Burak'a aşığım abla.
Melek'ciğim.
Çok seviyormuşum meğer. Ama o gitti
başka birine aşık oldu. Şimdi yüzüme
bile bakmıyor.
Üzme bu kadar kendini bir tane.
Elimde değil ki.
Yemek yiyemiyorum, uyuyamıyorum, kendimi
işime veremiyorum.
Burak'sız yapamıyorum ben.
Merhaba.
Merhaba.
Çok beklettim mi?
Yok.
Ben de yeni gelmiştim.
Çocuklar nasıl?
Çok iyiler.
Kahvaltı sofrasındaydılar.
Hım.
Sen etmedin mi kahvaltı?
Ettim. Sen?
Ben de ettim.
Füsun.
Ben
çok yanlış şeyler yapmışım.
Ben de.
Çok çok pişmanım.
Ben de.
Füsun.
Gidelim mi?
Olur.
Gidelim.
Ne haber kızlar?
İyi.
Bakın ne diyeceğim. Hava çok güzel.
Biliyoruz.
Sofrada söylemiştin.
Ayrıca biz de görüyoruz havanın güzel
olduğunu.
İyi ya.
Ben de size bahçeye çıkalım mı
diyecektim.
Ne yapacağız? Seksek mi oynayacağız?
Salıncakta sallanırız.
İsterseniz seksek de oynarız.
Film seyredelim o zaman.
Bizim ödevlerimiz var. Bak.
Tabii.
Aferin size.
Dün çok eğlendiniz mi bari piknikte?
Evet, eğlendik.
Neler yaptınız? Anlatsanıza.
Kim kimdiniz?
Sen piknikte annemin bizimle olup
olmadığını mı öğrenmeye çalışıyorsun?
Yok canım.
Ben sizin neler yaptığınızı merak
ediyorum sadece.
Eğlendik işte.
Kızlar.
Sizin ne çok sevdiğimi biliyorsunuz.
Ben annenizim yerini tutamam elbette.
Ama babanızla evli olduğuma göre
Haklısın.
Annemizin yerini tutamazsın. Kimse
annemizin yerini tutamaz.
Şimdi bizi biraz rahat bırakır mısın?
Nasıl buldun evi?
Çok güzel.
Ama
Amacı ne?
Beğenmedin mi yoksa?
Beğenmez olur muyum? Beğendim. Kocaman.
Bir sürü de odası var.
Ama pahalıdır burası.
Sen parasını düşünme.
Emlakçıdan büyük ev istedim ki hafta
sonları çocuklar geldiğinde rahat edin
diye.
Sağol.
Eve yardımcı kadın da ayarladım.
Fazla yorulmazsın.
Yardımcı kadına ne gerek vardı?
Aaa, olmaz olur mu?
Artık iki bebeğimiz iki de genç kızımız
var.
Çok güzel manzarası varmış.
Affedersin.
Eee, yine de acele karar verme istersen.
Başka evlere de bakabiliriz.
Yok.
Burası çok güzel.
Çok sevdim.
O zaman emlakçıyı arayayım.
Tuttum diyeyim.
Sen bilirsin.
Birlikte gidelim istersen. Hemen
imzalayalım sözleşmeyi.
Vaktin varsa tabii.
Var.
Ne yapıyorsun oğlum?
Atımla oynuyorum Şah Zaman'la.
Dışarı çıkalım mı? Gezer eğleniriz biraz
ha?
Nereye gideceğiz?
Bilmem. Sen nereyi istersen.
Helikoptere haber verelim mi o da
gelsin?
Çocuk ki tatlı ve narin.
Karanlıklardan süzülür saçları. Öylesine
siyahtır ki geceyi oluşturur.
Aydınlık alnı öylesine beyaz ki geceyi
ışığa boğar.
Zarafetinin temaşası insan gözünün hiç
görmediği bir şenliktir.
Yazıyorum ben.
Vade.
Kim arıyor?
Şehrazat.
Açmayacak mısın?
Açayım mı?
Hı hı.
Şehrazat.
Merhaba Onur.
Konuşabilir miyiz biraz?
Merhaba.
Merhaba.
Ben senin her şeyini kabul ettim Onur.
Nilüfer'le birlikte.
Zarfı açtın mı?
Iı ıh.
Açmadım.
Niye?
Bu hakkı bana verdiğin için teşekkür
ederim.
Benim için çok değerli bir şey.
Ama doğru olan
Aaa.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.