All language subtitles for Yeni proje-6

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Ben polise gidiyorum. Sakın Fidan. Bak bu çocuğun ölmesi lazım. Onun yaşamasına

izin vermem.

Gitme yapma gitme. Gitme yapma.

Sen ne ara bu kadar bevijdan olmuşsun?

O çocuğa kuşu sıkan sensin.

Şimdi canını almaya çalışan sensin. Fidan sen ne diyorsun?

Ne diyor bu?

Ben diyordum, Hasan Sadol'a hiç çekmemiş.

Ama ebemin oğluna silah sıkan da, onun canını

almaya çalışan da senin kardeşindir o.

Hasan?

Buraya geçtim.

Buraya geçtim.

Çık dışarı. Ne?

Nare çık dışarı kızım.

Ne oluyor ya? Dayı bu halinde ne oldu?

Kızım haydi çık dışarı. Anne ne yapıyorsun?

Anne burası benim odam. Tamam tamam Nare biniyorum. Biraz dışarıda bekle kızım

haydi.

Hasan konuş.

Konuş. O adamı neden öldürmeye çalışıyorsun?

Hiçbir şey sorma bana abla.

Konuşmam. Konuşamam.

Neden?

Ölmesi lazım.

Senin iyiliğin için abla.

Bırak öldüreyim onu.

Sen karışma bu işe. Ben kıyayım canına.

Ama yaşatmamamız lazım.

Kimseye de bir şey söyleme. Hele de Cihan'a.

Neden Hasan?

Abla.

Sakın Cihan'a bir şey söyleme.

Cihan arıyor.

Efendim yeğenim.

Yok durumu aynı değişen bir şey yok yeğenim.

Nasıl yani?

Tamam tamam hemen geliyorum yeganeme. Hemen geliyorum.

Çok kötü bir şey olmuş abla.

Beş aşiret cihana karşı birleşip savaş açmışlar.

Benzinliklerden de çıkaracaklarmış.

Beni şirkete çağırıyor hemen gitmem nasip.

Baba.

Bu adamı yaşatmam.

Anne açar mısın şu kapıyı?

Anne açıklar mısın?

Ne oluyor ya? Ne yapıyorsunuz siz?

Nare.

Kızım bak sana söylüyorum.

Adamları kapıya yerleştireceğim.

Hasan dayım hastahanenin kapısından içeri adımını atmayacak.

Bütün doktorlara da haber salacağım. Özellikle de Yalçın'a.

Adamın yanına, Makbule'nin oğlunun yanına kimse yanaşmayacak.

Gözünü açar açmaz, o oğlan gözünü açar açmaz.

Önce ben göreceğim.

Abla.

Çık dışarı Hazım.

Abi.

Kaya ne oluyor? Neler olmuş öyle ya? Bir şey yok. Sakinmiş.

Cihan.

Bu beş aşiret.

Tek tek senin karşına geçip cümle kuramazken. Ne oldu da bunların beşi bir

araya geldiler de senin tepene üşüştüler ha?

Hele ecmelin Baybars'ın peşine ne oldu da takıldılar bunlar?

Çünkü bu Ezmel'in de Nadim'in de arkasında biri var.

Kim bu iblis kim bu?

Bilmiyoruz anne çözeceğiz bulacağız ya.

Ne yapacaksın peki? Bu beş benzinliği boşaltacaksın.

Bu hafta boşaltacağız.

Abi.

Cihan.

Bak bunu yapmak bu ailenin belini büker.

Anne dur bakalım dur. Dur bir arazi bakalım bir bakalım bir olur ne

uyduralım bir dur. Bir sakin ol.

Ne işin var bu evde?

Sen daha dün başka bir adamın nikah masasına oturmadın. Hangi yüzle

geliyorsun sen bu eve? Anne.

Anne bir dur.

Dur Cihan hastaydı o yüzden bu.

Cihan hasta nesi var o?

Ya şimdi iyi merak etme. Ümmü ile konuştum da işte bir ara bir ateşi

yükselmiş sonra düşmüş çok şükür. İşte geceye kadar çıkmaz inşallah bakacağız.

Uyuyor şimdi Sadakat Hanım. Bu bilgi yok galiba sizde Cihan Bey.

Çocuk iyi yani.

Maden iyi.

Geldiğin yere geri dön o halde. Seni bekleyenin vardır.

Ben çok mu meraklıyım sizin kapınızdan içeri girmeye?

Oğlumun ateşe çıkmıştı. Otele götürecektim. Adamlarınız izin vermedi.

Cihan Bey'i arıyorum. Müsait değilim diyor.

Ne yapayım? Oğlum o haldeyken pazardan mı duracaktım? Aldım tabii geldim.

Şimdi müsaitseniz söyleyin. Siz de adamlarınıza söyleyin. Oğlumu alıp otele

geçiyorum. Başında durmam lazım.

Yok. Başında beklersin.

İyi olunca gidersin.

Abi.

Fabrikadan aramışlar.

Şu bizim süt toplama merkezine giden sütler var ya. Bu görüştüğümüz aileler

köylülerine haber yollamış. Al buraya süt müt yok diye.

Kimse süt vermiyormuş.

Kaç tane köy bu?

Yani 33-34 köy. Neredeyse tedariğin yarısıymış.

Halbuki öyle olunca büyük marketlere falan süt döndüremeyecekler. Yani

fabrika evletimi yere indirmiş.

Yarın da zincir marketlere süt gitmezse bütün sözleşmeler patlarmış.

Avukat cezayı şart mart dedi ama ben bir şey anlamadım. Durum sıkıntı abi.

Ne oldu ki? Niye?

Seni ilgilendirmez.

Sen daha dün bu ailenin dışında kalmadın mı?

Annem ne yapacaksın?

Şirkete gideceğiz. Ne yapacağız? Hadi.

Al işte.

Uğursuz.

Geldin gene bütün uğursuzluğunu getirdin.

Ne alakası var?

Keşke Şiret abime savaş açtı.

Benzinlikleri boşalttırıyorlar. İşte şimdi de fabrikaları kurutmaya

çalışıyorlar.

Bitmiyor yalnız olduğumdan.

Ne gelirse gelse.

Alvora yıkılmayacak.

Çok daha iyi şimdi.

Bir daha ateşi çıkmadı.

Hatta oyun falanla oynadı yani o kadar iyi.

Bu gece bir daha çıkmazdı artık.

Çok rahatlayacağım.

Çok güzel çok sevindim Ali.

Bütün gün içim içim yedi ya.

Sen ne yapacaksın peki?

Ben bu gece buradayım.

Otele götürmeme izin vermediler.

Tamam. İyi akşamlar Ali.

Görüşürüz iyi akşamlar.

Hadi. Yürüyün. Sessiz olun.

Aliye Hanım.

İyi akşamlar.

İyi akşamlar. İyi akşamlar Aliye Hanım. Hayırdır böyle ne oluyor?

Şey.

Aliye Hanım şöyle şimdi Cihan Bey eşyaları toplamamızı istedi.

Yani sizin eski odanızdaki bütün eşyaları.

İsterseniz eşyalarınızı alacaksanız biz halledelim.

İstemem. Hadi, hadi geç.

Geç, hadi Pakize.

Hadi.

İyi misiniz?

İyi misin?

İyi misin?

Ben bu gelinliği çok beğendim.

Yat çık.

Hayır. Niye?

İşte çok beğendim.

Galiba bunu giyeceğim düğünde. O yüzden olmaz yani görme düğünden önce.

Tamam.

Ama duvarını açtıktan sonra sana öyle bir bakacağım ki... ...bir daha

gözlerimi alamayacağım o benim olsun.

Sıra bakmayın.

Ne yaptın annem?

Ne? Ne yaptın?

Diğer köylülerle temasa geçtik.

Onlardan alacağız.

Fiyatı da yüksek tuttuk ki herhangi bir tereddüte mal vermeyelim.

E zarar edeceğiz.

Edeceğiz. Başka çaresi yok. Üretim durmaz.

Bu beş aşiret. Onların eli kolu oraya erişmez mi?

Erişir.

Cihan nasıl?

İyi iyi Cihan. Bütün günlüğüm yanındaydı. Ateş mateş hiçbir şey

kalmadı düştü hepsi.

Şükür. Şükür.

Burada bir tane kalmış onu aldır.

Tamam aldırırım ben şimdi.

Öyle bir adam daha yolla bir paket daha var.

Tamam Sadakat Hanım.

Alsınlar toplasınlar arttığını.

Çok üzgünüm ya.

Yani keşke bizimkilerin de elinden bir şey gelebilseydi.

Ama biliyorsun babam öldükten sonra halleri kalmadı bir şey yapacak.

Biliyorum nefes biliyorum sağ ol.

Bir yolunu bulacağız.

Alvara çok fırtına atlattı. Bunu da atlatır.

Uyudu mu?

Uyudu.

Kızı...

Bir de işte evleneceğim.

Kaya?

Ne oluyor?

Daha iyi hissediyor musun kendini?

Evet. O çorbanın tadı çok güzelmiş. Bir daha içebilir miyim?

Baksan içebilirsin. Yeter ki istesen.

Hadi mutfağa gidelim. Yok sen öyle hemen kalkmak yok. Dinleneceksin. Ben gidip

getireceğim. Tamam ama yanında murda olsun.

Ateş düştü. Süper işler mi başladı? Muz da olsun.

Oh tamam bir tane.

Burada olman çok güzel.

Tamam. Anne.

Cihan Bey gelinliği paramparça etmiş. Vallahi toplarken içim ezildi ya. Nasıl

sevmişti o gelinliği. Nasıl istemişti. Değil. Vallahi şu duvarlar

taşlar konuşsa onları ayrılamazlar.

Vallahi rüyamda görsem inanmazdım. Rüyamda görsem inan... Ali Hanım.

Merhaba. Cihan'ımız iyi mi?

İyi iyi o kadar iyi ki bir kase daha çorba istiyorum.

Çok beğenmiş. İyi yapalım. Sıcak koyalım hemen.

Yok hayır siz bak işinizi bitirmişsiniz. Gidin dinlenin ben halledeceğim. Olur mu

Allah aşkına?

Olmaz tamam ben halledeceğim. Lütfen dinlenin hadi.

Peki.

Teşekkür ederiz.

İyi günler.

İyi geceler.

Fabrika işi ne oldu?

Fabrika işi ne?

Böyle ailevi meseleler aile dışından kimseyi ilgilendirmez.

Beni ilgilendirir.

Benim de oğlum albora.

Allah'a binlerce kez şükür olsun ki artık sen de Cihan'ın bir albör olduğunu

anladın.

Dur ben alırım.

Sen buna söyle.

Dur bir dakika.

Kaçtı. Dur dur dur kapat.

Bırak bırak sen ben hallederim. Ben hallederim.

Ben alayım.

Ben Cihan'ın yanındayım.

Sen de istersen işini bitirdikten sonra gelirsin.

Günaydın kurban.

Hazırlanmışsın. İyileştin ha?

Hadi geçmiş olsun.

Zaten bugün okulda şarkı söyleyeceğiz.

O yüzden bugünü kaçırmak istemiyorum.

Şarkı söyleyeceğine göre demek ki boğazında.

Şimayi gelmiş.

Günaydın. Ne kadar da büyümüş.

Nasıl güzelleşiyor bir de bak. Bak nasıl güzel.

Kurban. Hayır sen de çık kahvaltını yap sonra okula.

Ben yapmayacağım seni bekliyorum. Hadi çıksın.

Baba annem kahvaltı yapmayacak. Sen de yapacaksın mı? Yok ben de yapmayacağım

hadi git. Hadi gel Cihan'ım.

Pakize odalar toplanacak hadi.

Ooo getir anasını sevelim biraz getir.

Gel gel. Güzel kız.

Gel de oynayalım biraz. Gel gel.

Bir şey yok gel. Niye ağlıyor aç mı?

Ah Nara Hanım.

Ah, ah.

Ah Nara Hanım.

Takiz et.

Ya hanım, çamaşırları şey yapacaktım ben.

O ne?

Oy oy kızım.

Babayı mı özledin sen? Gel gel.

Ne yapıyorsun Nare?

Tamam yok bir şey.

Nare ne yapıyorsun ya?

Ne oluyor? İyi mi yenge? Ne oluyor?

Dikkat etsene.

Şimali düşürüyordu ya. Ayağım takıldı.

Kızım sen sakın sabah sabah içtin.

Anne sen ne diyorsun ya? Ne içmesi sen?

Bak sallana sallana yürüyorsun doğru söyle içtin mi?

Oğlum beni bağırtma çocuğun yanında içmedim. İçsem kucağıma mı alırım?

Doğru söyledin. Yalan söylüyor.

Yalan söylüyor odasından çıktı bu.

Odasına odasına.

İçmedim.

Nure o zaman.

Ne yapıyorsun? Sen ne yapıyorsun ablan o senin?

Oğlum bak. Nare.

Oğlum o elini bir daha kaldırırsa kardeş kardeşin de olsa kafanı yararım ha.

İçmedim diyorum size.

İçmedim abi ben size söz verdiğim günden beri içmedim.

İçmedim ya.

Hata etmişim.

Nare.

Sen ne yaptın?

Nariye!

Nariye! Nariye!

Ihtiyar benim arabayı getir.

Koş!

Nare, yavaş Nare, yavaş.

Yavaş.

Söylerim. Can müsait misin?

Söyle. Sabah karşı alabora köylerine suyunu kesmişler. Tek bir damla su

akmıyor. Beş oğulları kanalları kapatmış.

Aşiretler değil. Evet beş aşirette adamın üzerine gitmişler sıkıştırmışlar.

Adam boyun eğmek zorunda kalmış.

Setleri çekmişler sabahları kapatmışlar ve sabahtan beri adamları başında

bekliyorlar. Ulan bu adam kırk yıldır babamla aynı sofrada oturmuş yemek

yemiş. Kırk yıldır oradan su akıyor. Kimse bir şey dememiş. Ne oldu şimdi?

Bu mevsimde susuz kalırsak o tarlalar biter Cihan.

Bütün köylü azur ekti. Azur da biter. Bütün sezon da biter.

Devam et.

Can, çok sayıda köylü albaro meydanına doğru yürüyor.

Mecmel var başlarında.

Ne yazık ki. Her zamanki gibi yangına körükle gidiyor Can. Görüyorum.

Mas kaldı.

Kapat.

Sizin araya aramaya devam edin. Tamam tamam.

Ben de gel.

Dikkatli olun Cihan'ım. Dikkatli olun.

Siz bağırmayacaksınız. Kim bağıracak?

İnşallah o Cihan Efendi duyar bunları.

Cihan Albana beş tane aşiretle kavgaya girişti. Sebep?

O benzindikleri almak için. Kendi cebini doyurmak için, doldurmak için

savaş açtı adam.

Doğru söylüyor. Peki.

Peki bu savaşın bedelini kim ödüyor?

Biz! Biz ödüyoruz!

Siz ödüyorsunuz. Sizin tarlalarınız kurudu. Sizin çocuklarınız aç

kalacak. Peki, bunların umrunda mı?

Evet. Bunların kuzu... Ya, böyle ağa mı olur?

Ağa dediğin adamın gölgesi köylüsünün üzerine düşer. Bu adamın

gölgesi... ...hepinizin üzerine bir kabus gibi çöktü.

Bitti mi?

Bittiyse eğer müsaade varsa ben de konuşacağım. Var mı müsaade?

Aşağılık köpeğe.

Baş fırsat kaçırıyor.

Sizin bu tarlanızın suyunu kim kesti? O beş aşire.

Niye? Benimle husumetleri var.

Niye benim tarlamın suyunu kesemedi de sizinkini kesti? Çünkü böyle bir şeye

cürümleri yetmez.

Çünkü sizi bana karşı ayaklandırmak istediler, kışkırtmak istediler.

Ya adam dediğin düşmanının önüne çıkar ya.

Yüz yüze gelir öyle.

Gözünün içine bakar. Ama bunlar arkadan dolanmayı seçtiler.

Ya bir kendinize gelin ya. Ne zaman bir olay olsa bu Cihan Albana nerede deyip

duruyorsunuz ya. Benim yerim yurdum belli.

Gelin konağa çayımı için dedim kaç kere. Ya siz kaç kere kendinizi aç buldunuz

açıkta buldunuz. Hele söyleyin ya.

Bir gün bile aç kaldınız mı siz?

Ya bağırıyordunuz aç söylesenize.

Doğrudur ya.

Eğer derdiniz suysa ben o suyu size getireceğim.

Gerekirse gideceğim o setleri kendi ellerimle kazacağım. O suyu size

getireceğim.

Gerekirse dağları deleceğim.

Gerekirse Dicle'yi getireceğim. Sizin tarlanızı akıttıracağım.

Ben o suyu size getireceğim. Çünkü bu benim meselem.

Tamam mı?

Babam sizi hiçbir zaman yalnız bırakmadı. Çünkü size bir söz verdi.

Değil. İşte ben de o sözün üstüne doğdum.

Onun sözü artık benim kendi sözümdür.

Ben de sizi yalnız bırakmam.

Böyle meydanlarda eğer düşman arıyorsanız... ...o ben değilim, benim

rengim belli.

Rengi belli olmayan biri var.

Ağa oradadır.

O beş aşiretle birlikte hareket eden adam ağa orada duruyor.

Ben diyeceğim dedi.

Hadi suyu getir de.

Ya sükun, ya toprağı, ya benzini ne yapacaksın?

Ha?

Her gün yeni bir musibetle nasıl savaşacaksın Cihan Efendi?

Bu anaların hepsi kapandı. Tek bir damla bile su akmıyor artık.

Köylüler isyan bayrağını çekti cihana. Meydana doğru koşuyor.

Ben de oturmuşum kendime bunun keyfine bir kale atıyorum.

Yalnız size bir şey söyleyeyim mi?

Bu işlerin silahsızla çözülebileceğini kanıttısınız ha.

Dersimi aldım Kartal Bey.

Tamam, dikkat ederim.

Ne olur.

Yavaş. Yanlış kapa.

Sen bu kafayla değil kapa memleketi şaşırsın.

Sen çekilirsen şaşırma. Çekil.

Nare.

Sen misin?

Ne diyorsun ya?

Ne Nare'si değilim. Çık dışarı çık hadi.

Nare'sin sen.

Nare al bura.

Sen bir seksin ya.

Değilim diyorum.

Çık. Rahat bırak beni. Hadi çık dışarı.

Yalnız çıkması gereken ben değilim.

Sensin.

Burası erkekler tuvaleti.

Çık hadi.

Hadi.

Kadir, oğlum gel bir taraftan. Tıklat, tuvalette biri var mı?

Tamam, öbürüne. Hadi, hadi.

Yalnız oradan değil ya, kapıdan çıkacaksın.

Kimden kaçıyorsun sen ya?

Albora gorillerinden mi?

Adile.

Adil.

Bulundu mu?

Bulmuşlar mı?

Yok arıyorlar da. Ver deyip.

Kızım kayıp.

Suyumuz kesik.

Fabrika kapanıyor. Kapandı.

Beş benzinliği birden boşaltıyor. Evet.

Albora yıllar yılıdır ayakta. Bak deden gördü. Baban gördü ben gördüm.

Ama böyle bir abluka görülmedi.

İlk defa bu hanenin, bu evin dört duvarı birden vuruluyor.

Bu defa Reşoğlu'nu çevirdiler. Yarın ne yapacaklar kim bilir. Bu beş aşiret

yangını körüklüyor. Bunları yöneten bir el var. Biz o eli görmüyoruz. Annem

görmediğin düşmanla sen nasıl savaşacaksın?

Bakacağız anne.

Cihan.

Mirza Zeynep'in yolu bu akşam sizi bekliyor.

Bize.

Semih annem senin o adamla ne işin olur ha?

Bak o bu ailenin düşmanı.

Deden onun babasıyla husumeti olan adamdı.

Yıllarca kan davası güttü. Biliyorum anne ama aynı zamanda o beş aşiretinde

düşmanı bu herif.

O yüzden düşmanımın düşmanı benim dostumdur.

Bu Mirza, Zemheroğlu büyük bir aşiret. Değil mi?

Topraklar da büyük ama o beş aşiret birleşince... ...Zemheroğlu'nun

büyüklüğü ikinci sıraya düştü.

Mirza bunu kendine yediremez, dokundurmaz.

Bu Reşoğulları'nın 30 bin küçük baş hayvanı var.

Reşoğulları her yaz bu hayvanları otluğa gönderiyor, yaylaya.

Ama otlak kendilerinden değil.

Mirza'nın.

Eğer Mirza Zemheroğlu... ...çok değil bir yaz bunların hayvanlarını almazsa...

...o yaylayı kapatsa... ...Reşoğulları bir mevsimde biter. Bir mevsim.

Yani suyu açtıracak olan Reşoğlu değil.

Mirza Zemheroğlu... ...hem suyu açtıracak... ...hem de koyunların

sütünü... ...anlaşırsak tabii.

Annem... ...tamam da karşılığında ne isteyecek?

Hiç bilmiyorum.

Ne isteyecek bilmem.

Ama bizim o adamla anlaşmamız şartlar mı?

Yoksa bu tufanı zor atlatırız.

Belki de atlatamayız.

Çok zor.

Söyle.

Ya eğer sokakta adam kalmadıysa yeni adam çekeceksiniz.

Nari akşama kadar bulunacak ya.

Ne yapıyorsun ya sen?

Ne yapıyorsun?

Üyelik yap.

Üzüne çarpsınlar değil mi?

Dersim olsun yazdım bunda bir şeyler al.

Sen beni nereye getirdin?

Sen uyurken daha çok insana benziyordun ha.

Uyusana hep. Bana bak sen bizim düşmanımızsın.

Eğer beni o yüzden kaçırdıysan hemen bırak yoksa bedelini ağır ödersin. Niye?

Çok mu önemli bir şahsiyetsin sen?

Nare Albora da değilim dedin. Sen Albora kadınlarına mı taktın kancayı?

Zerrin yetmedi mi sana?

Kes ulan.

Kes doğru konuş.

Siz ne nankör bir ailesiniz ulan.

Bir tuvalet deliğinden kaçıyordun bayıldın.

Ben seni o dağ aylarından kurtarmak için buraya getirdim.

Bak kapı orada.

Kalk çık git.

Beni de kendinden kurtarırsın yürü.

Bak sana gene elimi uzatacağım.

Bu sefer de taciz ediyor diyeceksin.

O yüzden kendin toparlan git, hadi.

Nerede, telefonun nerede?

Bu da senin gibi, cari cari eridip durdu.

Hangi birini arayacaksın, gelip seni alsınlar diye?

Ne oldu abimi aradın diye mi korktun?

Ben mi korkacağım senin abinden?

Bence sen kork.

Tokatı yiyen sen, kaçan sen.

Yüzüne yediğin tokatın izi dövmelerini sönük bırakmış.

Şu sizin mağdur gelin de aradı kaç defa.

Ve artık albora gelini olmadığı için onun telefonuna cevap verdim.

Burada olduğunu söyledim.

Gelir bir yaslan.

Ve sen de onu aramayacak mıydın?

Geldi.

Nerede? Geliyor.

Gel canım.

İyi misin?

Gel. Gel.

Bizden başkasının bilmemesi iyi olur burada olduğunu.

Ben kadınlar üzerinden hesap sormam.

Benim hesabım erkeklerle.

Hadi gidin.

Gel. Gel bir de vur benim başımı.

Başım ağrıyor ne oldu?

Başım ağrıyor, belim ağrıyor, her yerim ağrıyor. Ağrıyor. Bak canım ağzına

gidince.

Yaşasın. Aslanım.

Nerede? İçeride uyuyor.

Gitme uyuyor.

Nasıl buldun?

Aradı beni yanına gittim. Nereye gittin neredeymiş?

Parkta bir tane.

Parkta?

Parkta.

Git söyle haber ver hazırlansın gidiyoruz Ali. Hiçbir yere gitmiyor

burada kalacak.

Ali. Burada kalacak.

Niye?

Sabah zaten elinde çocuk varken içkili falan değildi. Sen de farkındasın

konuşturma beni.

Kaldı ki öyle olsa bile hiçbir neden bir kadına el kaldırmaya haklı çıkarmaz.

Zorla götürmeye kalkırsan tamamen kaybedeceksin kardeşini.

Bırak bir kendine gelsin ya bir sakinleşsin. Bir siz de sakinleşin.

Ben zaten bu odada kalıyorum.

İlgileneceğim.

Kendini toparlasın.

Konağa gelmesi için de uğraşırım.

Zorlama şimdi.

Tamam.

İyi.

İyi.

İyi misin?

Bir şey yok. Hadi ya iyi misin?

Yok bir şey tamam.

Bir gün.

Ya kendi gelecek ya da ben gelip alacağım söyle.

Uzunca gitti.

Ben pardon aldım dedim. Onları falan söylemedim.

O herifi de söylemedim.

Herkes seni konakta istiyor Nari.

Çok güzel toparlanıyordun.

Ama yine çok güzel toparlanacaksın.

Bana bak.

Bana bak hadi.

Kaya'nın sana yaptığı çok büyük haksızlık tamam mı? Ne olursa olsun onu

haklı çıkarmaz.

Sebep ne olursa olsun.

Ama sen içeri konu ödetemezsin.

Sen anca bana bak.

Sadece böyle kendini ödetirsin.

Hayatta daha bir sürü haksızlık olacak.

Sürekli oluyor bunun sonu yok ki. Ne yapacaksın her seferinde şişeye mi

sarılacaksın?

Senin yaşadıkların senin suçun değil.

Benim yaşadıklarım da benim suçum değil.

Bizi böyle yaşamaya mecbur edenlerin suçu.

O yüzden kendimizi cezalandırmayacağız.

Sen nasıl o kızı o haldeyken hem de o kadının yanında bıraktın? Neden eve

getirmedin? Anne niye getireyim buraya?

Başına zaten adam bıraktım. Getirsem ne olacak? Sen ne olsun istiyorsun ya?

Bir tokat daha mı yesin?

Hele bir ortalık sakinleşsin. Yarın olsun getireceğim zaten.

Şimdi konusu da nare değil.

Müjde Zemheroğlu.

Abi. Çıkalım.

Vakit geldi.

Yalnız gideceğim. Abi olur mu ben de geleyim? Tehlikeli olur. Tehlike kapıda

zaten oğlum. Allah yardımcın olsun annem. Babanın ruhu yanında olsun.

Söyle. Sadakat Hanım, ebenin oğlu Fuk uyandı.

Tamam kapat.

Arabayı hazırla.

Haydi sen nereye anne?

Bir de hesap vereceğim.

Yok canım.

Allah'ım sabır ver ya.

Hadi Cihan aç şu telefonu.

Allah Allah.

Sadakat Hanım. Uyanmış.

Uyandı ama.

Konuşuyor. Sadakat Hanım.

Hastamız daha yeni uyandı. Yani biz bu tabloya iyi demeyiz.

Yalçın Allah'ın aşkına konuşuyor yoksa konuşmuyor.

Konuşuyor ama. Tamam göreceğim.

Sadakat Hanım olmaz.

Yani polisler ifade almak istedi izin vermedim.

Şimdi size izin verirsem? Sen izin vermiyorsun zaten Yalçın. Ben alıyorum.

Sadakat Hanım. Polis öğrenirse.

Şu kapıda bir defter görüyorsun Yalçın. Bir bak hele.

Girenin çıkanın kaydedildiği bir defter var.

Yok sen de kaydetmeyeceksin.

Göreceğim.

Nasıl sonuçlar? Çıktı mı?

Sonuçlarınız henüz çıkmamış. Ben o sırada muayenenizi yapayım. Tabii.

Böyle işinizde karışıyor gibi oluyorum ama ben de jinekoloğum o yüzden.

Öyle mi? Çok memnun oldum. Ben de.

Benim kanamalarım düzenli devam ediyor periyotik olarak.

Yani onda bir sorun yok ama böyle o kasılmalar yaşıyordum zaten.

Sancılar artmaya başladı. Gerçi çok stres altındayım.

Ağır bir dönemden geçiyorum. Ben ona bağlı değilim ama. Bir bakalım. Fazla

artınca hekime de görünemeyince gelmek istedim.

Gel. Ağam Cihan Albora geldi.

Buyur et.

Buyurun.

Aleyküm selam. Aleyküm selam.

Hoş gelmişsin Cihan Albora.

Hoş bulduk Mirza.

Buyur.

Az kalsın taşıyor diyeyim.

Tam vaktinde geldin.

Olduğumdan daha fazla köpüklüdür.

Buyur. Eyvallah sağ olasın. Baban şeker kullanmaz diye. Sen?

Vallahi babamı nasıl bildiysen bende öyle bir.

Babasının oğlu.

Niye geldin Bilya?

Sen zeki adamsan Can Bey.

Gideceğin yeri de bilirsin.

Gideceğin zamanı da.

Beş tane yarım adam bir araya geldi. İkimizi birden vurdu.

Anlaşmaya geldi.

Babanla bizim yıldızımız hiç barışmadı.

Ama koşullar değişti.

Zaman değişti.

Seninle güç birliği yaparım.

Ama bir şartım var.

Kimseye güvenen bir adam değilim. Sen de değilsin.

Gözünde göreyim.

Ömrüm ortaklıklarla geçti.

Ama hepsinde de aynı yerden çatladı.

Güven.

Kağıt yırtılır, söz unutulur, sıkılan el gevşer.

Ama kan bağı çözülmez.

Sen mert bir adamsan, sözünün eri bir adamsan, böyle bir

adamla kan bağı kurmaktan mutluluk duyarım.

Kötü bir şey mi var?

Söyleyelim lütfen.

Hayır.

Ama bundan sonra çok dikkatli olmanız gerekecek.

Hamilesiniz.

Yani hamile... Ben... Anlardım ya.

Anlamamanız çok da şaşırtıcı değil Aliye Hanım.

Kanamalarınız devam etmiş. Siz onları adet sanmışsınız.

Bildiğiniz gibi gebelikte olabilen bir durum.

Nadir değil.

Üstüne bir de stres, kilo kaybı, zengesiz beslenme.

Belirtiler de silinmiş.

Bir de kendinizi hiçbir hekime göstermemişsiniz.

Doktorların en kötü hastaları kendileridir.

İki aşiret bir kağıtla birleşirse kağıt yırtıldığı gün

ayrılır.

Ama kanla birleşirse obayı ancak

ölüm çözer.

Seninle güç birliği yaparım.

Kızın Berfin'le evlenirsen.

Evlenirsiniz, çocuğunuz olur.

O çocuk da iki aşiretinde kanı yorulur.

Çocuk senin de benim doğurur.

Canıl Bora.

Üç buçuk aylık hamilesiniz var yanımda.

Üç buçuk. On beşinci hafta.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.