All language subtitles for Rüzgarlı Tepe 188. Bölüm Winds of Love Episode 188

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

İşte yakaladım sizi.

Geçecek Zeynep.

Ya gerçekten annemi kurtaramazsak? Ya Halil'le gerçekten boşanmak zorunda

kalırsak? Çıldıracağım düşündükçe.

Ne işi var burada?

Bir şey yapmam lazım.

Ayrılık... ...ikimize de iyi gelecek Zeynep.

Yanlış mı anladım acaba?

Bundan daha kötü olamaz zaten.

Bak göreceksin.

Hayatlarınız çok iyi olacak.

Dediğin karar doğruydu.

Şimdi daha iyi anlıyorum.

Zaten hiçbir şey sonsuza kadar sürmüyor.

Sevdamız gerçekten bitti mi de böyle konuşuyoruz?

Olmaz ki.

Yapamam.

Bitsin bu iş.

Birbirimizi daha fazla hırpalanmamıza gerek yok.

İkimiz de hayatlarımıza bakalım.

Ne gerçek ne uyum karma karışık oldu aklım.

Sor öyleyse Zeynep.

Sakın Zeynep.

Sakın ağzından yanlış bir şey çıkmasın.

Bu kadar kolay mı vazgeçmek?

Verdiğimiz on cemek boşaydı yani.

Hayır Zeynep dur.

Yapma Zeynep.

Zorlaştırmayalım bu süreci.

Ayrılacağımızı herkese açıkladığımızda bir yük kalktı sırtımdan.

En doğru kararı aldık bence.

Göğüs de burada.

Bunun içinmiş demek.

Vedalaşma faslı sence de çok uzamadı mı?

Bugün avukatta görüşeceğim.

İşlemleri hızlandıracağım.

Madem öyle diyorsun, tamam.

İkimiz de çok yorulduk zaten.

İmzalayalım şunu, bitsin bu iş. Bence de.

Selam. Öldüm galiba. Kusura bakmayın. Vedalaşıyor muydunuz?

Boşanma işlemleri başladı.

Zaten çabuk olur diye düşünüyorum. Anlaşmalı boşanma çünkü.

Öyle.

Bu süreçte yapmam gereken bir şeyler olursa söylenen yeterli.

Mutlaka. Yanlış söylenmiş.

Basbayağı boşanıyorlar.

Ah be sonunda. Ben çok, çok üzüldüm.

İki yetişkin insan hayatlarıyla ilgili önemli bir karar alıyor. Farkındayım.

Bana da laf düşmez ama insan yine de üzülüyor işte.

Zeynep Hanım.

Üzüm sanıp kendisini odaya kapattı. Ne yaptıysam olmadı. Açmıyor kapıyı.

Ağlıyor içeride.

Sultanım. Hadi aç kapıyı.

Babaannem bak ben buradayım, Maviş'in geldi.

Halil de burada.

Hadi aç kapıyı bir konuşalım.

Gidin buradan!

Boşanacak mısınız siz?

Gidin!

Sultanım ben sana söylemek için doğru zamanı bekliyordum.

Üzme beni ne olur aç kapıyı hadi.

Sultanım de... Demeyin bana!

Siz karar vermişsiniz bir kere boşanacak mısınız?

Konuşacak bir şey yok!

İstersen balkondan girelim.

Babaannesi torunu için üzülüyor tabi.

Bence sırf Zümrüt hanım üzülmesin diye boşanmaktan vazgeçebilirler.

İşine baksana sen.

Nasıl yaptık biz bunu?

Nasıl düşünemedik Halil?

Sultanım.

Gidin buradan.

Yalanlarınıza karnım tok benim.

Yüzünüzü görmek istemiyorum.

Güzeller güzelim biz sana yalan söyler miyiz hiç? Hadi aç şu kapıyı da içeri

geleyim.

Babaanne, bizi bir dinlesen.

Bak yedi kat yabancın değil, torunun Zeynep karşındaki.

Çok üzgün o.

İyi tamam madem açmıyorsun, sen bilirsin.

Ama sen açana kadar biz burada nöbetteyiz, haberin olsun.

Soğuktan donsak da açlıktan ölsek de buradayız.

Gitmiyoruz bir yere.

Sultanım.

Sizi affettiğim için açtığımı sanmayın.

Yani hava soğuk, üşütür hasta olursunuz.

Tebali kalmasın.

Yoksa ikiniz de affetmiş değil.

Babaannem.

Yanaşma bana yanaşma.

Babaanne bunu sana kim söyledi?

Çocuğun ne önemi var?

Yalanınızı mı doğrulayacak yani?

Konakta herkes konuşuyor bunu.

Ne olur.

Olur yalan değil.

Boşanmayacağız. Bunların hepsi bir oyundu. Deyin bana.

Niye?

Niye bana yalan konuşuyorsunuz?

Hani Halil senin sevdandı? Hani gönlünün en kuytu

köşesindeydi onun yeri?

Mavişim.

Mavişim sen hiç bana yalan söylemezdin.

Ne oldu böyle sana?

Ne yaptın sen?

Ne oluyor? Ne bu sesler?

Zümrüt hanıma ne oldu ben anlamadım!

Ali! Zümrüt Hanım'ın nesi var iyi mi?

İyi abla.

Boşanacağımızı duyunca biraz üzülmüş.

Biz de bir şey oldu zannettik.

Koskoca kadın bir de teselli mi bekliyor? Değdi.

Halil yani Zümrüt Hanım için durum biraz kritik. Bildiği düzen değişiyor sonuçta.

Destek almalı.

İstersen bir psikolog olarak ben yardımcı olabilirim. Sağ ol Gözde.

Şimdilik gürültü kalabalık olmasın yeter.

Herkes işinin başına dönebilir.

Babaanne dur bir.

Yaklaşma bana.

Yaklaşma bana seni affetmedim hala.

Sultanım Allah aşkına bir dur da dinle şu mavişini. Bak her şey daha iyi

olacak. Yoksa biz böyle bir karar alır mıyız?

Sultanım dur ne yapıyorsun?

Huzur evine götürün beni.

Gözüm görmez daha iyi olur.

Olur mu hiç öyle şey? Nereden çıktı huzur evi? Ver şunu. Madem ki beni böyle

üzeceksiniz, gözüm görmez daha iyi.

Ben böyle bir şeye izin verir miyim hiç?

Sen bizim atamızsın, atamız.

Kabul edemem ben.

Zaten gelinim de unuttu beni.

Hiç kimse beni görmeye gelmiyor.

Nasıl kalırım ben burada?

Anladım Meryem, anladım.

Kimse beni sevmiyor.

Hep seviyoruz diyorlar ama yalan konuşuyorlar.

Babaanne. Bak biz kırdık seni, üzdük.

Özür dileriz.

Ama bu böyle olmaz.

Seni bir yere gönderebilir miyiz hiç biz?

Ayrıca hepimiz de seni seviyoruz.

Bir oturalım.

Konuşalım, derdimizi anlayalım.

Hadi kırma beni.

Ver onu şimdi bana.

Madem öyle.

Peki.

Hadi.

Geçin ikiniz de şuraya oturun bakayım.

Yani. Hiç böyle sebepsiz yere boşanma mı olur?

Daha dün çok iyiydiniz. Bugün ne oldu da dellendiniz böyle?

Söyleyin bakayım bana.

Sizin derdiniz ne?

Babaannem. Halil beni çok kırdı.

Yani.

Kırıldığı zaman da torununuzu siz daha iyi tanıyorsunuz. İnadı inat.

Tamam biliyorum ama.

Tuttuğunuz yol yol değil.

Böyle küçücük kırılmalar, gücehmelerle evlilik mi bitermiş hiç?

Eğer öyle olsaydı dünyada evli çift kalmazdı çocuklar.

Öyle değil işte sultanım biz yürütemiyoruz.

Bu şekilde yürütemiyoruz.

Ettiğini babak ya yürütemiyorlarmış.

Bir durun birbirinizi anlayın dinleyin.

Mavişim evlilik külfet değil berekettir. Meşakkat değil

rahmettir. Öyle hemen boşanmam olurmuş canım hiç.

Ancak aranızda aşk, sevgi kalmadıysa bak buna

söyleyecek lafım yok.

Şimdi ikiniz de birbirinizin gözünün içine bakıp artık birbirimizi

sevmiyoruz deyin. Bak o zaman ben belki inanırım.

Daha gözlerine bakıp sevdiğimi söyleyemedim ki sana.

Şimdi sevmiyorum mu diyeceğim.

Söyleyemem.

Gözlerinden akarken yüreğime sevden dilim varmaz.

Nasıl söyleyeyim seviyorum?

Sana söyle hadi.

Hadi söyle.

Gördünüz mü?

Beceremiyorsunuz işte.

Boşanmak istemiyorsunuz.

Siz şimdi içeri gidin.

Böyle bir oturun.

Sorunlarınızı neyse halledin. Ondan sonra benim yanıma gelin. Tamam mı?

Halil Birleşim Uzmanı arkadaşım sağ olsun Zeynep'e gönderilen maillerin IP

numarasından ekonomi tespiti yaptı.

Neresiymiş?

Mailler bir internet kafeden yollanmış. Adres de burada.

Güvenlik kamerası var mıymış? Kontrol ettin mi?

Buradan sonra oraya gidip bakacağım.

Yok sen dur.

Bundan sonrasıyla ben ilgilenirim. Sağ ol.

Benim şimdi bir şekilde bu bilgiye seni bulaştırmam lazım.

Ama boşanma oyununu süsleyecek nasıl yapacağım bunu?

Benim bakışımda olacak.

Bir kocanın en büyük ilham kaynağı nedir biliyor musun Hakan?

Karısıdır.

Bir şey söyleyeceğim.

Önce sen söyle.

Hayır hayır.

Sen söyle.

Tabii şimdi... ...bizimkilere bir şey söylemek lazım.

Müjde'ye kim versin?

İstersen sen ver.

Yere tamam tamam, ben vereyim.

Ben vereyim. Eren, dur.

Bu haber şimdilik bizim aramızda kalsa olur mu?

Niye saklıyoruz ki?

Hayatım, bu bizim en mutlu günümüz.

Öyle tabii.

Biliyorum mutlu olduğunu.

Ben de çok mutluyum inan bana.

Ama bir yandan da aklım annemde.

Şimdi teyzemlere söylersek annemin de haberi olacak.

Allah korusun eğer annem hapse girerse aklı bende kalır.

Ben tanıyorum annemi. Benim çocuğumu görmeden yapamaz annem. Hem zaten çok

uzun süre saklayabileceğimiz bir haber değil. En azından biraz beklesek annemin

mahkemesine kadar. Sonra mahkemede güzel haberi alınca çift emirciyeyi veririz

herkese. Olur.

Sen nasıl istersen öyle olsun.

Yeter ki sen üzülme.

Sen ne zaman hazır hissedersen o zaman söyleriz.

Bugün nasıl güzel haber aldıysa mahkeme günü de aynı haberi alacağız.

Tamam mı?

Merak etme.

Teşekkür ederim anlayışın için.

Ben çok şanslı bir kadınım.

Allah'ım ne olur yardım et bitsin artık bu kabus.. Babaannemin de inadı tuttu..

Yemez şimdi bunu benim elimde.. Sorununuzu çözmeden gözüme gözükmeyin

dedi.. Geri adım dağıtmasın..

Siz zahmet etmeseydiniz ben hazırlardım

Zümrüt hanımın yemeğini.. Yok ben hallettim zaten..

Şey, Songül Hanım kaldırmamı emretti.

Sen bu tepsiyi babaanneme götürür müsün? Onu ben çöpe atarım.

Bir de ilaçlarını içmeden önce hepsini bitirmesi gerekiyor. Dikkat et lütfen.

Bir de bir şey daha var Zeynep Hanım. Halil Bey çiçeğin yemini hatırlatmamı

emretti.

Senden harcılıyormuş gibi yapmak bile ne kadar zor olur.

Eee? Doktor bir şeyciği yok deyip dehledi sizi.

Siz de öylece höstünüz geldiniz öyle mi?

E peki o kusmalar, bir o yana bir bu yana devrilmeler niyeymiş?

İki laf etmedi mi doktor?

Ay ne garip doktormuş.

Ne teşhis var, ne tedavi.

İlaç falan da vermedi diyorsunuz.

Yok canım, ne ilacı?

Bu kadarcık bir şeye ilaç vermediler ki zaten.

Neymiş o, bu kadarcık şey?

Şey...

Küçücük bir halsizlik.

Yani öyle önemli bir şey değil demek istedim.

Aynen.

Zaten öyle gerekli gereksiz her şeyde ilaç kullanmamak lazım.

Gerekli gereksiz.

Hadi hayırlısı.

Bir çay deneyelim. Dur aşkım yorulmasaydın ben öyle derim. Yok yok

ben yaparım.

Hiç bakmayın bana öyle.

Selma gayet iyi.

Hiç bir şey yok gördünüz zaten.

Turp gibi.

Hem... Kötü bir şey olsa doktor bırakır mıydı bizi?

Bırakmazdı değil mi?

Yani.

Sadece biraz dinlensin dedi doktor.

Ben de Selma'nın yanına gideyim. Bir bakayım.

Kaçar gibi gittiler ayol.

Sütlü sütlü meleyip gittiler ama yemezler.

Bunlar bir dolaplar çevireyim.

Allah muhafaza Selma'nın ciddi bir hastalığı falan olmasın sakın.

Çele ağzına hırkız taşı de.

Baykuşluk etme kumru kuşu.

Anası hasta zaten.

Bir de bununla dertlenmiyor.

Cırpıp ocağın hiçbir şeyciği yok.

İnşallah.

Çiçek.

Acıktın mı canım?

O ne?

Hakan mail'lerin atıldığı yeri buldu. Bir internet kafe.

Oraya gitmek için çiftliğin ilerisindeki dört yolda bekliyorum.

Demek bunun için durduk yere senin yemini hatırlattı bana.

Senin haberin var mıydı bunda?

Zeynepciğim burada mıydın?

Ne yapıyorsun?

Eşyalarını mı topluyorsun yoksa?

Pat diye girdi odaya. Nasıl hak görüyor kendinde?

Çiçek için gelmiştim ben.

Ne de olsa ben kendim kalmıyorum burada ama... Bu güzel kuşu da ihmal edemem

değil mi?

Boşandıktan sonra değil bu odada, bu evde zerren kalmayacak. O aptal kuşunu

da yanına alıp defolup gideceksin.

Halil nerede?

Bir fikrim yok.

Pardon.

Saçma bir soru oldu benimki de.

Yani sonuçta şu anda birbirinizden haberiniz olmaması çok normal.

Boşanma aşamasındaki insanların aynı çatı altında olması...

Biraz rahatsız edici.

E tabii Halil'ciğim de inceliğinden sana git diyemiyor.

İkiniz için de tuhaf bir durum anlayabiliyorum.

Halil'i bilirsin.

Düşüncesini saklamaz.

Bizden en ufak bir rahatsızlığı olsa eminim söylerdi.

Bizim niyetimiz bu evliliği kazasız belasız sonlandırmak.

Bu da ancak üçüncü kişilerin laflarına kulaklarımızı tıkarsak mümkün olabilir.

İyi misin bir su iç istersen..

Kusura

bakma canım gıcık tuttu..

E tabii sen bilirsin.

Ama aklın Halil'de hiç kalmasın.

Ben ne zaman birine ihtiyaç duysa onun yanında olacağım.

Hep zor günlerinde yanı başında olacağım.

İnsan böyle günlerde onu anlayıp dinleyebilen bir arkadaşa ihtiyaç duyar.

Hadi size bakın.

İnanmıyorum söylediklerine. Dinleyip anlayacakmış.

Bu arada Zeynep için bir psikolog olarak bu süreçte sana da kapım her zaman açık.

Destek almayı ihmal etme. Çok önemli.

Çok teşekkür ederim Gözde.

Ama ne benim için ne de Halil için endişelenmene lüzum yok.

Evliliğimiz gibi ayrılığımız da saygılı ve birbirimize vefayla olacak.

Hiç aklın kalmasın olur mu? Ben bu süreçte kapının bir kez bile

çalınmayacağına eminim.

Şimdi müsaade edersen babaannemin ilaçlarını almak için eczaneye gitmem

lazım.

Müsaade senin.

Halil'i kocam olarak koluma taktığımda bakalım benimle yine üstüm üstten

konuşabilecek misin kasaba kısa?

İyisin değil mi?

İyiyim.

Dur.

Sen uzanma dolaba.

Ben hallederim.

Doktor. İki ayrı istisna işledi.

Bebeğimiz tünelene kadar.

Asla yorulmayacaksın.

Ve üzülmeyeceksin.

Tamam mı?

Çok dikkatli olacağız.

Aşkım dur ağır duru.

Bekle ben hallederim.

Bırak bunu.

Biliyorum. Bu durumu saklayalım biliyorsun.

Ben de sana söz verdim.

Ama bu biraz zor.

Hatta çok zor.

Gördün.

Annemle teyzen nasıl sıkıştırdılar bizi.

Neredeyse öyle biliyordum.

Evet.

Ama bir şekilde saklayacağız.

Annem duyarsa kahrolur.

Bir de bunların için istemiyorum.

Bunu kimse bilmemeli.

Uy başıma gelen.

Kumru koca aklı çattı. Bu kızın başında bir hastalık var.

Kurban olduğum. Çırpıp bacağı sen bize bağışla.

Ne demişler?

Üzüm üzüme baka baka kararır. Ne demek istiyorsun sen?

Babaannem kötü ben de ona baka baka kötü oldum yani öyle mi?

Öyle mi demek istedim ben?

Olayları hep başka taraftan ele al.

Gerçi senin zihin yapımda bu var normal.

Eczaneye giderken bile kavga çıkarırsın sen.

Ben mi gel dedim sana eczaneye?

Ben tek başıma da alırdım.

Ama yok. İlla her işe karışacaksın.

Burnunu sokma kuyu sende.

Senin için geldim hayaline kapılmamışsındır umarım.

Zümrüt Sultan için vazife bu.

Ayrıca yakında bir iletişimimiz kalmayacak. O zaman dilediğin gibi tek

başına nereye istiyorsan gidebilirsin. Çok meraklısın ya.

Memnuniyetle. Tek başıma olmanın, özgürlüğün keyfini doya doya

çıkaracağım.

Hem seninle geçirdiğim şu zamandan sonra ilaç gülü gelecek.

Hiçbir ilaç fayda etmez.

Daha keçiliğin tedavisi bulunamadı.

Çok komiksin sen ya.

Doğruya doğru.

Yalan mı var?

Ayrıca bu keçiğin adından kurtulduğum zaman bir keyfim yerine gelecek. Yalan

değil.

Herkesin bir sınırı var sonuçta.

Eczane hemen şu ileride.

Ben tek gideyim de bu kavga uzamasın.

Reçetesi yanında mı?

Zeynep, sana diyorum reçete yanında mı?

Ya bir arkadaşımla yazışıyorum.

Sabırsızlık yapmasan olmuyor.

Klasik Ali.

Dediğin dediğin anda olsun istiyor.

Al, reçete burada.

Bir reçete için bile birbirlerine girdiler.

Sonunda istediğim kıvama geliyorlar.

Halil ile boşanma kararı aldık. Hiçbir şeyden haberi yok.

Boşanmayı kabul etti.

Bu da kanıtı. Boşanma dilekçesi.

Annemin fazla zamanı kalmadı.

Videoyu hemen gönder.

Ne oldu? Var mı bir gelişme?

Sonunda boşanma dilekçesini gönderdiler.

Sen ne dedin peki?

Hiç. Telefonumdan yazacak kadar salak mı görünüyorum oradan?

IP adresimi kopyalayıp beni bulmalarına davetiye çıkaramam.

Eski usul halledeceğim.

İnternet kafeden yazacağım.

Vay be.

Sonunda boşanıyorlar demek ki.

Hala inanamıyorum.

Aslanlılardan sonsuza dek kurtulacağım.

Ne yapacaksın peki?

Hemen gönderecek misin videoyu?

Yok. O iş öyle kolay değil.

Önce mahkeme görülecek.

Boşanacaklar.

Boşanmadan Zeynep Hanım anca rüyasında görür o videoyu.

Bu daha başlangıç.

Neticeyi görmeden anneni kurtaramazsın yazınca ne hale gelecek acaba suratın?

Ah ben anladım.

Ama anlamaz olaydım. Benim en hassas yerimin başına bu da mı gelecekti?

Selma şu.

Küçükler şimdi... Bizi üzmemek için ses etmeyler, zar.

Ağzı cıvıklık edip de çocukları üzmeyelim.

Ama böyle şey de gizlenir mi canım?

Ya hayat memat meselesi mi? Bizden mi saklıyorlar?

Saklıyorlar. Hem de bizimkimin ciğer canlıdan.

He ne istemeyiz biz? Birimiz ana, birimiz ana yarısı.

Ah benim talihsiz yeğenim.

Sen daha kaç yaşındasın da doktor kapılarına düştün.

Ya ben, ben ne yapayım?

Ablama mı aldım, Selma'ya mı yanayım?

Sen benim yerime almayan işini sordurma yarabbim.

Bir çıkış ol eylemse.

Hiç boşuna timsah gözyaşları dökme Kıymet Hanım.

Şimdiye kadar yaptıkların ortada.

Selma şunu çok üzdün sen çok.

Sana hakkını helal etmeyecek.

Benden ötürü konuşmak hakkındır.

Az kurtluk ettim gelin hanıma.

Ama inan bana ciğerim yanıyor.

Allah'ım sen yardım et bana.

Bir yanda mahkeme, bir yanda boşanma.

Biri sevdiğim adam, biri annem.

İkisi arasında bir seçim yapmak zorunda. Bırakma beni yarabbim.

Arabada, arabada. Rahat konuşabiliriz.

İyi, benimki de arabada.

İnternet kafeyi araştırdım. Güvenlik kamerası falan yok.

Seni daha önce tehdit edip mailleri atan kişi her kimse buradan atmış olmalı.

Bize cevap vermek için de tekrar buraya gelecek eminim.

İyi de başka bir internet kafeye de gidebilir.

Onu da sordum.

Buraya en yakın diğer internet kafe on kilometre uzaklıkta.

Zeynep'e kalıp onu basarım.

O kişi her kimse.

O alçak her kimse Yeşilpınar'dan biri.

Ve buraya gelecek.

En son maili gönderili 15 dakika olmuş.

Yani... Eğer dediğin gibiyse yakında burada olur o zaman.

Arabada bekleyelim. Bizi fark ederse kaçabilir.

Zeynep. Şu gözlerindeki endişeyi silmek.

İçinde palazlanan hüznü yok etmek için elimden gelen her şeyi yapacağım.

Ben yaşadığım sürece.

Sana bunu yaşatan her kimse karşısında duracağım.

Ama inan bana. Hiçbir şey düşündüğün gibi kötü olmayacak.

Sana söz veriyorum.

Bu işi kökünden çözeceğim.

Sen olmasaydın ben buraya kadar bile gelemezdim.

Zorluklara karşı kanat açmayı öğrettin bana.

Cesaretin işimi işledi.

Yoksa ben dayanamazdım.

Teşekkür ederim.

O cesaret senin içinde her zaman vardı.

Ben hiçbir şey yapmadım.

Hayır ne diye burnunu sokuyorsun ki işime?

Niye geliyorsun peşimden mesela?

Zümrüt Hanım için bir iyilik yapayım dedim.

Ağzımdan burnumdan getirdin resmen.

Yapmayan.

Asıl sana kuyruk gibi peşime takılmanı kim söyledi? Ben babaannemin işlerini

kendim halledebilirim sağ ol.

Sen bundan sonra yalnızca kendi işlerine ilgilen bence.

Hem zaten kimsin sen? Kimsin de benim işlerime karışıyorsun?

Sen nasıl olur da benim işime karışırsın?

Kimsin sen?

Eee? Ses gelmiyor.

Sustu mu bunlar yoksa bu cihaz mı bozuldu?

Nefes sesleri duyuluyor ama sustular demek ki.

Az kaldı Halil.

Çok az kaldı. Çok yakında seni bu... Kasabalı çirkef kızdan kurtaracağım.

O da ailesi de sonsuza dek çıkacak hayatımızdan.

Onun için didinip durduğun günler geride kaldı artık.

Öyle kırgın mısın bana?

O konuda artık kırgın değilim.

Yani senin yerinde başkası olsa, sen benim için değil babanın vasiyeti için

uğraşıyorsun der, asla geri dönmezdi.

Anlatabilsem sana, bu kırgınlığı içimden söküp atabilsem keşke.

Ama elimde değil işte, yapamıyorum.

Hele konuşmalarımız dinlenirken hiç yapamam.

Bu da ne ilaçmış arkadaş?

Bir türlü gelemedi.

Hayır depo fizanda mı sanki? Niye bir türlü getiremiyorlar?

Biraz beklesen olmuyor değil mi? Hep acelem var. En önemli seninki.

Boşanma dilekçesini verdin mi sen?

Verdim.

Bugün bütün işlemler biter.

Evraklar yetişir.

Benden kurtulacaksın yakın zamanda.

Merak etme.

Bize mi çalıyor?

Çektin adamını!

Manyak mısın sen?

Ali dur boşver.

Birader sakin ol. Bırak şu elindekini.

Lan bir de dayılık mı yapıyorsun sen? Siz kimsiniz lan? Gelmişsin benim

yerime. Lan arabayı hurdaş ederim he. Şşş sakin.

Bak bu kadar sinir iyi bir şey değil.

Bırak şunu tatsızlık çıkmasın. Ben dünkü çocuk muyum senin lafınla?

Gideceğim geleceğim.

Ya sabır ya sabır.

Çek şu arabanı şuradan.

Beyefendi tamam.

Halil lütfen.

Gelmiş babasının yeri gibi yerine çökmüş. Bir de bana akıl öğretiyor.

Yok sen laftan anlamıyorsun. Halil.

Yapma. Sen anlıyorsun değil mi?

Benim anana kimse dokunamaz.

Duydun mu?

Bırak abi bırak. Yapma abi. Özür dilerim abi.

Abi özür dilerim abi.

Yemin ederim korkmak için yapmıştım. Kötü bir niyetim yoktu abi.

Halil bırak şunu.

Beni mi korkutacaktın sen?

Ya tamam adam özür de diledi işte bıraksana.

Abi lütfen yalvarırım abi gözünü yanayım abi.

Bundan sonra sokanı da öfkeni de evinde bırakacaksın.

Yoksa daha büyük paket olursun. Tamam mı? Tamam abi söz.

Halil öldüreceksin adamı bırak.

Özür dilerim ablacığım, özür dilerim ablacığım. Başta aynısına.

Ne oldu şimdi böyle yapınca? Ne geçti elimizde Halil? Ne geçecek Zeynep?

Terbiyesizlik insanların hakkında benim mi haberim yok?

Biz niye yapmıyoruz ulu ortağı?

Kimse bir kadının yanında öyle davranamaz. Hele benim karımın yanında

kimse bana öyle ses yükseltemez.

Onu anladı dilden konuştum, hepsi bu.

Biraz da kimse öyle davranamaz.

İyi tamam tartışmayacağım seninle bu konuda.

Ama biraz sakin ol lütfen.

Hayır biz asıl konumuzu unuttuk.

Halil.

Avukatın haber süreci başladı.

Ben boşanma kağıdını görmeden sen anneni kurtaramazsın. Bu sana son mail. Senin

de bana atacağın son mail... ...boşanma evrak olsun.

Geldin demek.

Selamünaleyküm. Aleykümselam.

10 dakika içinde buraya müşterin geldi mi?

Namazdan yeni geldim. Allah kabul etsin. Amin.

Ama doğrusun.

Ben namazdayken biri gelmiş.

Parayı da bırakıp gitmiş.

Sen görmedin yani.

Şunu kullanmış. Bir bak istersen.

Bütün delilleri silmiş.

Çöp kutusunda bile yok.

Bu size mi ait?

Yok.

Çıkmadan yapmıştım temizliği.

Az önce gelen kimse... ...onundur o düğme.

Eyvallah abi kolay gelsin. Sağ ol.

Ne oldu kaçırdık değil mi?

Ne yapacağız şimdi Halil? Başka bir iz var mı en azından?

Bu var.

Ne bu?

Düğme. Muhtemelen sana meyil atan kişinin.

Üstünden düştü.

Başka da bir şey yok.

Memur Hanım, ben Tülay Hanım'ın bir akrabasııyım. Bu da izin kağıdımı.

Çok kısa da olsa kendisini görmemli misin acaba?

Tülay'cığım, nasılsın? Çok merak ettim seni.

Ne işi var senin burada?

Defol git buradan.

Aşk olsun.

Sen burada tıkılıp kaldın diye son haberleri getirdim sana. Hiç merak

etmiyor musun?

Şimdi haberlerin biri iyi biri kötü.

Yazık hadi sen seç. Önce hangisinden başlayayım?

Canım yeteri kadar sıkkın Songül. Yani sana ihtiyaç yok.

Çık git şimdi buradan hadi.

Ben haberlerin biri iyi dedim değil mi?

Üzüntüden karıştırdım herhalde. İkisi de kötü.

Bu durumda istemeyerek de olsa birini seçmem gerekiyor.

Rüyadan uyanma vaktin geldi Tülay'cım.

Zeynep'le Halil boşanıyor.

Ne?

Yüzüğün nerede senin?

Parmağımdaydı da hastanede ekstradan geçerken çıkarttım.

Sen burada çaresiz yatarken dünyada olup bitenden haberin yok tabii.

Yokluğunda çok şey değişti Tülay. Konakta sular durulmuyor.

Sen olsan kesin bir çaresine bakardın ama.

Malum her anlamda elin kolun bağlı.

Sen şimdi kızının evliliğini de kurtaramayacaksın.

Ay yazık.

Ne bol bundan Sungül?

Bak aklından sakın çıkarma.

Buradan kurtulduğum andan itibaren bunların hepsini tek tek ödeteceğim

sana.

Şimdi pek mümkün değil. Belki başka bir hayatta Tülay. Bu da beni ikinci kötü

haberime getiriyor ki... Senin şu Cengiz var ya...

Ölmüş.

Benimle oyun oynamaz.

Sen bir yılansın.

Yalan söylüyorsun pis yılan. Hanımlar biraz sakin. Hem de sizin zamanınız da

doldu. Lütfen hanımefendi çıkar mısınız?

Geçmiş olsun Tülay.

Ne ediyorsun gelin hanım?

Bırak bakayım onu.

İşleri biz yapacağız.

Az önce dinle sen.

Sineksiz yaz et.

Yorma kendini.

Niye yormayacakmışım kendimi?

Senmişim. Hastasın ya.

İstifra ettin, üşüttün.

Kendine gel önce.

Azıcık tembellik et.

Hadi geç.

Kıymet Hanım doğru söylüyor. Gel otur şöyle dinleneyim ben biraz.

Bundan sonra her iş bizde bu evde tamam mı teyzoşum?

İki kapkümet pişirecek, iki etrafı fış fış edecek. O kadar.

Bayağı takılmana değmez.

Canlı'nın istediği bir şey var mı? Hemen hazırlayayım.

Bu ilgi hiç hayli alamet değil.

Bunlar benim hamile olduğumu biliyorlar mı acaba?

Ah Eren tutamadın mı yoksa ağzını?

Kusurum annem. Çok yordum sana sağır.

Artık bir şeycik demeyeceğim.

Dilim tutulaydı.

Bundan sonra hep iyilik güzellik.

Dilişme bittim.

Ben senden yalan razıyım kurban olduğum. Ne olur sen de bana hakkını helal et.

Mahannesiz ölüm olmaz ama.

Haklıdır bu.

Çırpıcıktır, geyicecikti daha benimken.

Bireyim yanıyor annemden beri.

Daha çok gitsin teyzeciğim.

Çeyrek mi dayanır buna?

Bana niye ölçekmişim gibi davranıyorlar?

Ay Allah korusun.

Ay ne oluyor size?

Niye ağlıyorsunuz?

Bir şeyim yok benim.

İyiyim ben.

Ağıt yaktınız resmen başımda.

Niye ölçekmişim gibi davranıyorsunuz?

Kızım.

Herhalde konuşmalarını duydum.

Doktorun dediklerini bize demediniz ama.. Anladık ki

sen öleyim dedin.

Biz ağlamayalım da kim ağlasın?

Bu acıya kalp mi dayanır?

Bittik biz mahvolduk.

Üzülmeyin daha fazla.

Ağlamayın.

İyiyim ben bir şeyim yok.

Ölmeyeceğim.

Gelinim benim.

Nasıl da kuşaklı duruyor bizi üzmeyek diye.

Ne asil kızmışsın da.

Kıymetini bilemedim.

Bizi üzmeyecek diye bir şeyim yok diye.

Teyze. Ne oluyor?

Tamam bir sakinleşin.

Üzülmenize gerek yok.

Selma gayet iyi.

O ölmeyecek.

Sadece hamile.

Beni affet Selma.

Ama gördün.

Bunu daha fazla saklamak olmazdı.

New York'ta senatör yardımcısı bir danışanımı tedavi ettikten sonra beni

eşiyle birlikte yatlarına davet ettiler. 80 fitlik bir yattı.

25 metre.

Bu metrik sisteme bir türlü alışamadım.

Ben de onları orijinal bir Türk restoranına davet ettim Halil'ciğim.

Senin muhakkak görmen gereken bir yer.

İnan çok seversin.

İyi akşamlar herkese.

Avukat Bey, hoş geldiniz. Hoş bulduk.

Boşanma işlemlerini başlattık Halil Bey.

Lekçelerinizi işleme koyuldu.

Arzu.

Zeynep Hanım'ı buraya çağırabilir misin?

Tabii efendim.

Çok aceleci davranmıyor musunuz?

Konuşup çözemeyeceğiniz bir şey mi gerçekten bu?

Abla. İkimiz için de ayrıcısı bu.

Göreceksin.

Ben anneme kıyafet almak için gelmiştim de.

Arzu ablamı çağırınca ben de geldim.

Hoş geldin Merve.

Devam edebilirsiniz.

Halil Bey'e söylediğim gibi boşanma işlemleri bugün itibariyle başladı

Zeynep Hanım.

Boşanma davanız çekişmeli değil anlaşmalı olacak.

Zeynep Hanım'ın isteği doğrultusunda boşanma sonucunda hiçbir maddi kazanç

elde etmeyecek.

Yalnız bir dakika.

Şöyle okur musunuz?

Bu durumda değişiklik yapmam gerekecek. Biraz öyle olacak.

Hepiniz buradayken... Vaktiyle...

Ömer Aslanlı'nın bana karşı olan, Ömer Aslanlı'nın borcuna karşılık aldığım bu

ev, tarlalar, araziler ve bütün mal

mülk boşandıktan sonra Zeynep Aslanlı'nın olacak.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.