Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Söyle bakalım.
Baban sabah sabah nerede olabilir?
Babası?
Allah Allah.
Ne dersin?
Baban atölyede mi sence?
Hadi gidip beraber bakalım.
Günaydın. Günaydın bir tanem.
Bir günde iki kez güneş doğar mı?
Anlamadım.
Güneşi bile kıskandıran ışığının farkında değilsin sen tabi.
Sen benim güneşimsin.
Sen ne yapıyordun? Çalışıyor musun?
Ben mektup yazdım.
Mektup mu? Kime?
O ne?
Ne yazdın?
Öyle yazdım bir şeyler işte. Bizi anlattın.
Ne yazdın? Nasıl anlattın? Bizi, beni?
Hiç öyle bildiğin şeyler işte.
Ne kadar iyi kalpli biri olduğundan bahsettim.
Ne kadar sevimli, tatlı bir kadın olduğundan falan bildiğin şeyler.
Yok yok.
Ben biliyorum senin bu suratını.
Başka bir şeyler yazmışsın sen.
Acelecisin, sabırsızsın, meraklısın, asisin, söz dinlemiyorsun, inatçısın
Zeynep, keçisin.
Sen tam olarak ne yazdın?
Sorularına bakılırsa meraklı olduğunu yazmam da oraymış.
İyi yerlere değilmişim. Kendime gurur duyuyorum.
Yok, yok canım ben o kadar meraklı değilim aslında.
Yani sandığın gibi yazdığın şeyi okumak için yanıp tutuşmuyorum.
Sordum sadece.
Biliyorum biliyorum.
Şu kutuya koyacağız.
Beş yıl sonra da çocuğumuza... ...yaş gününde okuruz.
Beş sene sonra.
Tabii. Tabii iyi düşünmüşsün.
Kahvaltı yaptınız mı?
Yok. Bu ay yeni mi yandık biz?
Ama kendini aç bırakmaman lazım.
Biliyorsun. İyi beslenmen lazım.
Diğer beraber kahvaltıya gidelim.
Olur.
Yine erkenden başlamışsın işe.
Tabii hala kahvaltı da yapmadın değil mi?
Ama aşkım biz ne konuştuk?
Önce sen sonra iş.
Çalışırken o kadar mutlu oluyorum ki. Bir şeyler yapıp aklıma bile gelmiyor.
Ama bak çok güzel ilerledim. Son tasarımım da bugün bitecek.
Aşkım bir şey söyleyeyim mi?
Harika olmuş.
Eline sağlık.
Sen tam bir sanatçısın.
Biliyorsun değil mi?
Sanatçıların da yemek yemesi lazım.
O yüzden hadi gel kahvaltı yapalım biz. Sonra devam edersin.
Tamam yerim birazdan. Bugün bunun bitmesi lazım Eren. Bunu teslim
edebilirsem kalın ödemeyi öyle yapacaklar.
Ne oldu?
Hüzün düştü.
Buradan alacağımız para evi almaya hala yetmiyor.
Önceki aldığım parayı da kapı olarak vermiştik zaten.
Ev sahibi üç ay süre verdi.
Ama üç ayda olmak üzere farkındaysan.
Ne yapacağız onu düşünüyorum.
Bir tanem.
Sen elinden gelen her şeyi yaptın.
Bunun için minnettarım.
Gerçekten. Sen bunları artık kafana takma.
Benim de birkaç çözümüm var.
Çözeceğim bu işi ben.
Tamam mı?
Merak etme.
E tamam hadi, kaos yapma.
Çok güzel değil mi?
Ay Gülhan çok güzel.
Ama bebek kızı olursa bu kazak olmaz ona.
Sen beğendiysen içine sindiyse al çocuğu. Yani Zeynep'inkini olmazsa Selma
'nın kızı ne olur? Bütün bebekler bizim.
Doğru. O zaman şöyle yapayım.
Aldım gitti.
Zaten önemli ola.
Temiz olması, hijyen olması, sağlıklı olması öyle değil mi?
Bak ben de mesela beyaz bir kaza görüyorum torunuma.
Herkese günaydın.
Günaydın. Günaydın.
Bugün bebeğimizin cinsiyetini öğreneceğiz.
Umarım bu sefer öğrenebilirsiniz. Çünkü geçen sefer göstermemişti kendini.
Ay benim içimden erkek geçiyor ötesini bilemem hayırlısı. Ben kız gibi
hissediyorum nedense.
Acaba Zeynep'im annesinin yolundan mı gelecek?
Bence babaannemin dediği olacak.
Bu tabaktaki her şey bitecek Zeynep Hanım.
Baş üstüne.
Oğlum sen ne hissediyorsun neyiniz olacak?
Valla sultanım.
Kız, erkek hiç önemli değil. Yani ben o taraftan bakmıyorum.
Hayırlı bir evlat olsun.
Özellikle vatana, millete.
Sağlıklı olsun.
Gerisinin hiçbir önemi yok. İnşallah.
Allah'ım bu duyguyu bize de nasip et.
Bizim de bir çocuğumuz olsun.
Günaydın. Fransa ziyaretçisi için tüm işlemler tamamlandı. Uçak biletleri de
alındı. Yarın için her şey hazır. Haberin olsun.
Tamam kardeşim çok sağ ol.
Hadi kapat.
Uçuş için her şey hazır. Yarın Fransa'ya gidiyoruz.
Ablacığım sonunda parfüm hayalin gerçekleşecek. Çok mutlu oldum.
Orası öyle de Zeynep.
Yani bilemedim bu halde senin seyahat etmen yorucu olabilir.
Yok anneciğim ilk aylardaki risk kalmadı zaten.
Ama biz yine de doktorumla görüşeceğiz. Onun onayını alıp öyle çıkacağız yola.
Aynen öyle.
Yani benim karımı riske atacak hiçbir şekilde hareket yapmayacağız. Merak
etmeyin.
Gerekirse uçak kullanılmayacak. Başka formüller bakacağız.
Bu arada doktor randevusuna da gecikmeyelim. Kalkalım bir an önce.
Doydum ben zaten hadi.
Hiçbir şey yemedin ki öyle olmaz.
kapatalım. Bunda yoldayız karım.
İtiraz etme şansım yok sanırım.
Asla yok.
Size afiyet olsun.
Sana da ablacığım.
Bal olsun, yenime can olsun.
Hadi bakalım. Hayırlı haberlerinizi bekliyoruz.
Herkese afiyet olsun.
Güle güle.
Ben de işe geç kalmayayım. Herkese afiyet olsun.
Ben de geçireyim seni o zaman.
Yeğenlerimizin olması çok güzel Begu.
Ama bizim de çocuğumuz olsa çok güzel olmaz mı canım?
Bak ben araştırdığım çok etkili tedavi yöntemleri var.
Onları denesek?
Hayır Tekin.
Son üç aydır bana bunları söylüyorsun ama ben tekrar bir hayal kırıklığı
yaşamak istemiyorum.
Lütfen sen de bu konuyu kapat artık.
Sen nasıl istersen.
Ee artık bebeğimizin adını beliremeyecek miyiz?
Ee nasıl ne düşünecek? Çocuğun adı belli zaten.
Bizde adettendir.
Kıymet olucu kaldı.
Yok daha neler.
Ya Kıymet Hanım alınma ama bu devirde Kıymet ismi çok banal ya.
Yani böyle Alara, Maya, Liva gibi böyle yeni ve modern bir ismi olması lazım
benim yeğenim.
Onlar ne biçim isim bele?
Goflet markası kimin?
Aa ya nesi var ki bu isimlerin?
Gayet güzel. En azından Kıymet gibi böyle bilinselerik değil.
Daha genç, daha yeni.
Kusura bakma ama kumru kuşum. Sana yani bana deli işim.
Allah Allah.
O senin düşüncen olmasın?
Bakalım şu Ermuş'un ne diyecek?
Yani hiç boşuna tartışmayın bence.
Çocuğumuzun ismini beraber koyacağız biz.
Evet. Ve daha karar vermedik.
Çocuk doğdu, doğacak.
Eli kulağında hala isim düşünürüz.
Madem hele Kıymet Koyun gelsin.
İyi denemeydi Kıymet Hanım.
Bence biz gençleri bu isim konusunda daha fazla sıkboğaz etmeyelim.
Ya bırakalım çocuklar ne istiyorsa onu koysunlar.
Neyse ben çıkıyorum o zaman.
Biz Umut'la buluşacaktık. Daha hazırlanmadım bile zaten.
Ya malum şimdi ta İstanbul'dan gelmiş adamı daha fazla bekletmeyeyim. Ayıp
olur.
Hazırlan bakalım.
Bu defa da adamı kaçırma vallahi başımıza kaldırırsın.
Ben de gideyim son tasarımımı yapayım. Bir iki de düşün kaldı sadece.
Şimdi.
Ey madem ben de mutfağı toplayıp akşam yemek hazırlıkları yapayım akşam için.
Yap anne yap.
Alo Sercan.
Nasılsın?
İyi ben de.
Ne yaptın şu işi?
Hallettin mi?
Eyvallah. Süper.
Tamamdır.
Yok daha söylemedim Selma'ya.
Evet evet söyleyeceğim.
Tamam. Hadi görüşürüz.
Hadi.
Evet, görüyorsunuz ki merak edilecek hiçbir şey yok. Her şey gayet güzel
gidiyor. Test sonuçlarınız da gayet temiz. Çok şükür.
Uçak seyahatine engel bir durum da yok. Hiç merak etmeyin.
İnşallah hep böyle devam eder.
Peki şey, biz cinsiyetini öğrenebilir miyiz bugün?
Yani evdekileri öğreniriz dedik de çok merak ediyorlar.
Siz eşimin dediğine bakmayın. Biz de çok merak ediyoruz.
Bakalım bugün öğrenebilecek miyiz?
Göster kendini oğlum.
Kahveyi Kadriye'den istemiştim ama.
Bilerek ben getirdim.
Çünkü konuşmak istedim Gersen.
Ben artık ne olduğunu öğrenmek istiyorum benden.
O günden beri sürekli kaçıyorsun benden.
Sorun nedir?
Yanılıyorsun.
Sana öyle gelmişim.
Tamam.
Ben anladım Merve.
Sana olan duygularımı açıklamakla çok büyük hata etmişim.
Anlıyorum ki duygularımız karşılıklı değil.
Ayrıca ben burada olduğum sürece sen rahat olamıyorsun.
Saçmalama Cemil.
Ne alakası var?
O günden beri.
Yani üç aydır sürekli kaçıyorsun benden Merve.
Başka ne düşünebilirim ben?
Ablamlar geliyor.
Yine aynı şeyi yapıyorsun Merve.
Bu böyle olmayacak.
Ben sana bu konuğa daha fazla dar etmeyeceğim.
Merve? Ne yaptınız?
Öğrenebildiniz mi?
Kız mıymış, erkek mi?
Yeni geldik, bir soluklanalım, konuşuruz. Tamam, tamam.
Yeğenimin cinsiyetini öğrenmek için beş dakika daha beklerim.
Ne yaptı bizim çocuklar acaba?
Doktordan çıktılar mı?
Geldiler.
Ay ne oldu?
Kız değil mi?
Bence erkektir.
Erkek değil mi abla?
Bebeğimiz maalesef arkasını döndü.
Öğrenemedik mi cinsiyetini?
Aferin benim çocuğuma. İyi yapmış.
Abla sen bize şaka mı yapıyorsun?
Yani öğrendiğini de söylemiyor musun yoksa?
Evet Halil. Yoksa bizden mi saklıyorsunuz?
Nedense bana da öyle geliyor Zeynep.
Valla ortada şaka falan yok maalesef.
En çok biz öğrenmek isterdik ama saklıyor kerata.
Aynı anası gibi inatçı.
Neyse. Bu güzeller güzeli hamile eşim.
Malumunuz hamile. Dinlenmesi gerekiyor.
İyi hadi bakalım.
Afacan'ın yaptığına bak.
Cinsiyetini bize göstermemeye yemin etmiş sanki.
Yok yok buradan belli.
Çok nazlı bence kız olacak.
Bizim zamanımızda tam biz dokuz ay beklerdik. Vallahi şimdi öyle değil her
şey ilerledi.
Şükretsinler. Ama mutlaka bir dahaki sefere belli olur yani.
Aa tabii ya.
Eskiden cinsiyet öğrenmek için ultrason mu varmış?
Hep başka yöntemler kullanırlarmış. Biz de cinsiyetini anlamak için başka
yöntemler kullanabiliriz aslında.
Vallahi bilmiyorum.
Bana biraz hurafe gibi geliyor onlar Gülhan.
Ama denemekten zarar gelmez Tülay Hanım.
Zümrüt Hanım siz biliyorsunuzdur o yöntemleri.
Eskiden kız olacaksa ekşi, erkek olacaksa tatlı yermiş gebeler.
Bizim gelin Tülay da hep ekşi yerdi. Üç tane kız doğurdu.
Aslında doğru.
Ben sürekli ekşi aşardım hamileliklerimde. Ekşi erik, turşu ne
varsa canım isterdi.
O zaman Zeynep üzerinde de deneyebiliriz bunu.
Bakalım canı ekşi mi çekecek yoksa tatlı mı?
Ne dersiniz?
Evet olabilir aslında.
Bence deneyebiliriz. Ama babaannem bence daha çok şey biliyordur. Ne var başka
babaanne?
Zeynep bana bırakır mısın?
Tamam.
Bak kıpırdıyorsun.
Bana bırak dedim gel.
Yavaş. Tamam iyiyim ben.
Bebeğimiz de iyi. İyisiniz ama daha iyi olmak için vitaminleri içmen lazım.
Sırasıyla alacağız.
Önce hangisiydi?
Küçük olan mıydı? Aynen küçük olan.
Bol suyla karım.
Ah yarasın. Şimdi yere.
Al benim canım.
Ah yarasın karıma.
Kıyamam ya.
Bebeğin cinsiyetini öğrenemeyince nasıl da üzüldüler.
Evet normal.
Bizim bebeğimizi eğer sana çektiysen inatçının önünde gidenidir kesin. Yani
hiç kimse ona lafını falan dinletemez. Senden dolayı biliyorum ben onu.
Bak işte inatçı dedi.
Bebeğimize yazdığı mektuba da benim için inatçı yazdı kesin.
Kim bilir başka neler yazdı oraya.
Mektuba da öyle mi yazdın?
Yani annesini yanlış tanımasın çocuk.
Ben inatçı biri değilim çünkü.
Bebeğim beni yanlış tanısın istemem.
Yok yok sen hiç endişelenme canım.
O zaten belirli bir yaşa geldikten sonra annesinin nasıl bir insan olduğunu
görecek.
Yazdıklarımda inanmadığımı da görmüş olacak.
Tanımış olacak derken sen ne demek istedin tam olarak? Bir açık açık söyler
misin?
Valla çok şeffaf davrandım yazdıklarımda.
Sen hiç merak etme.
Gerçi merak etme diyeceğim ama sen meraklı olmadığına emin misin?
Evet eminim.
Hatta meraklı, asi, inatçı, sabırsız hiçbiri değilim ben.
Belirteyim yani.
Nasıl da tatlı tatlı sinirleniyor.
Şu halini bir görse.
Öyle değil mi ama bir şey söylesene.
Öyle öyle.
Öyledir. Şey yapayım ben. Bir duşa gireyim.
Gelirim hemen.
Sesten bir şeye ihtiyacın olursa ben.
Baya baya geçiştirdi beni. O nasıl cevap öyle ya?
Yok. Yok bu iş böyle olmayacak.
Acaba yüzükte olanı mı denesek önce?
Ay bilmiyorum o benim aklıma pek yatmadı Gülhan.
Bence deneyebiliriz.
Ne konuşuyordunuz öyle ben gelince
sustunuz birden.
Aa yok kızım ne konuşacağız.
Bebeklerimizin hazırlıkları için neler yapabiliriz onu konuşuyorduk kendi
aramızda. Evet.
Ben de atölyeye gidecektim.
Ama önce size bir şey soracağım.
Beni nasıl anlatırdınız?
Nasıl yani?
Yani diyelim birine beni anlatacaksınız, tanıtacaksınız. Nasıl bahsederdiniz?
Mesela meraklı der miydiniz?
Demez olur muyum hiç?
Ablacığım sen zaten çok meraklısın.
Öyle miyim?
Az önce gelip işkilli işkilli ne konuşuyorsunuz diye sordun ya.
Yok yani ben ona öylesine... Yani... Meraktan önce...
Meraktan önce sen... Asisin biraz Zeynep.
Yani hiç örnek isteme.
Sabaha kadar oturur konuşuruz burada kızım.
O kadar mı ya?
Babaanne?
Bence kızım... Sen çok kararlısın.
En büyük özelliğim bu.
İşte bu kararlılık da inatçılığı getirir. Bu yüzden ben sana inatçı kızım
derim hep.
İnatçı kızım benim.
Halil boş yere sana keçi demiyor bence.
Kesin Halil de böyle anlattı beni çocuğumuza.
Asi dedi, inatçı dedi, meraklı dedi.
Of Halil.
Neyse. Tabii ya. Kilitli.
Allah Allah.
E anahtarı burada.
Bu Halil'in kolay kolay yapacağı bir unutkanlık değil.
Beni mi deniyor acaba?
Yapar mı? Yapar.
Şu kutuya koyacağız.
Beş yıl sonra da çocuğumuza yaş gününde okuruz.
Beş sene sonra.
Tabii. Tabii iyi düşünmüşsün.
Ne diye onayladım ki sanki?
Aman.
Halde verdiğim sözü çiğneyip okuyamam da mektubu.
Ama ölüyorum da meraktan nasıl olacak bu iş?
Öyle bir şey yapmam lazım ki bu mektubu ayrı bana kendi isteğiyle okumalı.
Meraklısın deyince bozuluyor.
Meraklısın işte.
Kesin dayanamadı.
Mektubun peşinde koşuyor.
Kesin şu an atölyedesin.
Biliyorum.
Yalnız... Anahtarı masanın üstünde bıraktığım iyi oldu.
Okusun benim bir tanem.
Okusun da birazcık merakına gidersin.
Acaba hangisine oturacak Zeynep?
Yani bilmeden hangisine yakın oturursa ona göre düşüneceğiz öyle değil mi? Evet
evet hangisine yakın.
Hanımlar. Ablacım.
O denizdekiler ne?
Şey ben perdenin ipini kesecektim. Perdenin ipi çıkmış da.
Ben de dedim ki makas da olmaz o bıçak da deneyelim.
Aynen.
Kahvaltı bıçayla mı?
Kesme zorunda.
Diğerleri kirliydi.
Siz Cemil'e söyleyin o halletsin.
Tabii.
Neyse ki atlattık.
Anlayacak diye ödüm koptu. Ben de korktum.
Okumaya karar...
Ne yapıyorsun canım?
Mektup yazıyorum ben de.
Allah Allah.
Seni anlatıyorum. Uzun uzun yazıyorum seni.
Ben de senin dediğin gibi bu mektubu ilk çocuğumuz okusun istiyorum.
Demek oyun başlıyor.
Peki.
Haklısın tabii.
Güzel olur.
Çocuğumuz hem senden hem benden.
Dinlesin.
O zaman karım ben seni rahat bırakayım.
Sen uzun uzun yaz.
Yok, yok ben bitirdim zaten.
Bayağı da anlattım seni.
Maşallah.
Eğer istersen bir anlaşma yapabiliriz ama.
Ne anlaşması yapacağız?
Eğer sen mektubunu benim okumama izin verirsen ben de bu mektubu okumana izin
veririm. Merakta kalmazsın böylece.
Ben merak etmiyorum.
Biliyorum ki benim karım hakkaniyetle davranmıştır.
Ne kadar iyi bir baba, ne kadar iyi bir eş, koca olduğumdan bahsetmiştir
çocuğumuza uzun uzun.
Tabii.
Canım karım benim.
Şu haliyle bak.
Nasıl da sevilme bir çocuk gibiyiz aslında.
Benim çalışma odasında işlerim var. İstersen beraber çıkalım.
Olur.
E şimdi ablam makasa oturursa kız, bıçağı oturursa erkek mi?
Evet, öyle.
Zeynep.
Gel canım.
Biz senin bugünlerde yemek meselesini biraz ihmal ettiğini düşündük.
Senin sevdiğin şeylerden Kadriye'yi hazırlattım. Biraz sonra getirecek.
Ama senin de istediğin bir şey varsa söyle hemen hazırlatabilirim.
Zaten zahmet etmişsiniz o kadar.
Valla çok iyi yapmışsınız.
Şimdiden ellerinize sağlık. Yesin tabii.
Yemiyorsun.
Karım ben şimdi çalışma odasındayım.
Bir şey ihtiyacın olursa.
Halil Bey. Cemil.
Biraz konuşabilir miyiz?
Acil mi Cemil?
Çok değil.
Çok değilse benim biraz işim var şimdi.
Daha sonra mutlaka konuşalım tamam mı Aslı?
Tamam Halil Bey.
Anneciğim yani boşuna uğraşmışsınız.
Hiç masaya getirmeyin ben kahvaltıyı güzel ettim herhalde ondan.
Olur mu Zeynep hiç öyle şey.
En azından tadına bak hepsini bitirmek zorunda değilsin.
Evet Zeynep'ciğim en azından tadına bak.
Tamam öyle de. Hadi.
Gel otur böyle.
Ablacığım. Rahat mısın Zeynep orada?
Evet, rahatım.
Bu makas bıçak testinden bir sonuç alamadık. Bakalım tatlı ekşiden ne
çıkacak? Siz de inanmıyordunuz ama...
kendinize valla Tülay Hanım.
Kadriye!
Hadi getir tabakları.
Yani ben canım hiçbir şey çekmiyor dedim ama siz o kadar uğraşmışsınız.
Gerçekten hiç aç değilim.
Kızım ama bak senin için karnındaki torunumuz için o kadar hazırlık yaptık.
Zeynep bak sonra pişman olursun.
Evet Zeynepciğim. Hem Fransa'ya gidince özlerse sen bu yemekleri.
Bak orada ekşili pırasa var. Sen çok seversin. Ekşili köfte de yaptık.
Turşu da getirdik. Lahana turşusu var. Kelek domates. Çok güzel değil mi?
Evet Zeynepciğim. Ekşili köfte. Sen çok seversin.
Kalburabası tatlısı var. Onu da seversin baya biliyorum.
İstersen turşu yiyebilirsin.
Cevizli. Hem de bol cevizli kabak tatlısı da yaptırdık sana.
Aynen. Bir şey soracağım.
Tatlayınca erkek, ekşiyince kız mı oluyor? Evet.
Tamam galiba yiyeceğim. Evet ha şöyle.
Ama hangisini yesem karar veremedim.
Benim fikrime göre içinden geçeni seç bence.
Derin nefes al.
Hangisinin en çok canını çekiyorsa ondan başla derim ben. Değil mi? Tabii
muhakkak bir tanesini istiyorsundur. Kendini dinle. Aynen.
Canın ne istiyorsa onun.
Aynen. Aynen öyle. Hadi bakalım.
seçti. Kız kız.
Güzel mi?
Evet. Ekşi ekşi. Çok iyi değil mi?
Ay canım bundan da çekti.
Ama tatlı
yediğine göre o zaman erkek mi oluyor?
Siz niye bakıyorsunuz bana öyle?
Zeynepciğim, biz senin seçeceğin yemeğe göre, ekşi tatlı seçimine göre kız mı
erkek mi olduğunu bulmaya çalışıyorduk.
Ama tabii her şey birbirine karıştı. Çünkü sen hepsini iştahla yedin bir
anda.
İyi de siz niye böyle yordunuz kendinizi?
Ya zaten öğreneceğiz yakın zamanda.
Neyse. Kısa günün kârı bu nefis yiyecekler diyelim o zaman. Hadi siz de
yiyin. Yani öyle de biz de doğacak torunumuza hediyeler almak istiyoruz
Zeynepciğim ama kız mı erkek mi bilemeyince ne alacağımıza karar
veremiyoruz. Aynen öyle. Yani doğacak çocuğa göre hazırlık yapmak istiyoruz.
Ama bir türlü anlayamadık cinsiyetini.
Sen de bize yardım etsen de beraber çözsek bu durumu ne dersin?
Ben ne yapabilirim ki sizin için?
Bir takım yöntemler var.
Cemil!
Ne yapıyorsun?
Gülen Hanım'a gelen kargoları odasına bırakacağım.
Anladım.
Eniştemle ne konuşacaksın peki?
Fransa'ya gitmeden önce veda etmek istiyorum.
O döndüğünde burada olmayacağım.
Çiftlikten gitmeye karar verdim.
Saçmalama. Niye böyle bir şey yapıyorsun ki?
Çünkü...
Benim olduğum yerde rahat, huzurlu olamıyorsun.
Yapılacak tek bir şey var.
Gitmeliyim.
Yanlış anlamışsın sen Cemil.
Huzursuz falan değilim ben.
Sana öyle gelmiş.
Kalmak için bir nedenim yok Merve.
Gitmek en doğrusu.
Ne yapıyorsunuz? Evet.
Şimdi bu yüzüğü Zeynep'in karnına doğru sarkıtacağız.
Yüzük eğer sağa sola doğru hareket ederse erkek ama daire çizerse kız
çocuğu. Anlaşıldı mı? Oldukça saçma abla sen de bunu kabul mü ettin?
Israrlara dayanamadım diyelim.
Yani çok komiksiniz gerçekten.
Merve'cim senin hamileliğinde modern tip kullanırız öyle değil mi? Şu an başka
bir çaremiz yok çünkü.
Çocuğum bunların hepsi batıl inanış tabii biliyoruz. Ama yapmadan da
edemiyoruz işte.
Bir yandan da eğlence. Ben bu tarafından bakıyorum.
Valla ben merakma yenik düştüm.
Bu yüzüğün de bir şey yapacağı yok gibi.
Evet yani kımıldamıyor gibi hiç.
Ablamın manyeti kalanı bozulmuş.
Ay yok bundan bir şey çıkmayacak Gülhan.
Bence siz en iyisi babaannemin dediğini dinleyin.
Orta yoldan gidin.
Alacağınız, yapacağınız her şey hem erkek için olsun hem kız için.
Ne yapalım?
Öyle yapalımlar.
Karar veremedim.
Sence hangisi ince olanım alayım kalın olanım?
Yani bir yerimiz var karım. İkisini de alalım.
Hatta şöyle yapalım. Sen gel birazcık şöyle otur bakayım.
Otur otur otur.
Niye? Çünkü daha fazla yorulmanı hiç istemiyorum. Sen ne yapılacaksa bana
söyle ben hızlıca yapayım hadi.
Az kaldı zaten hallederim hemen.
Geç.
Ne?
Sen keçi mi dedin bana az önce?
Evet daha önce de söyledim. Niye şaşırdın?
Mektuba da öyle yazdın kesin değil mi?
Ağzından düşürmediğine göre.
Yazmadın dersem inanacak mısın?
Yok yani tabii kendim görüp okusam daha iyi de.
O zaman sen meraklı olduğunu kabul et.
Sonra ben sana mektubu okutayım.
Hayır tabii ki.
Merak etmiyorum ki. Bence de.
Ne bence de?
Bence de merak etmiyorsun. Onu diyorum yani.
Bıcık. Bir şey mi dedin?
Yok demedim.
Vallahi sanki böyle ağzından bıcık bıcık bir şey çıktı da.
Sana öyle gelmiş. Hiçbir şey söylemedim ben.
Hadi kolay gelsin sana.
Allah Allah.
Böyle dedin gibi geldi ya.
Hiç de merak etmiyorum bu arada biliyor musun?
Valla? Evet inat da etmiyorum bak oturuyorum burada.
Bence de merak etmiyorsun.
Ama işte.
Acaba ne yazdı buralara?
Evet başka?
Bunu da alıyorum.
Bu CFR firmasından arıyorlar yine.
Alo Murat Bey.
Teşekkürler siz.
Çok sağ olun çok sevindim beğenmenize.
Tabii siz nasıl isterseniz.
Olur. Görüşmek üzere.
Ne oldu?
Tasarımlarımı çok beğenmişler.
Yarın sabah paranın kanalına yatıracaklarmış. Onu söyledi.
Benim tehlikeli karıcığım.
Tabii ki büyünecekler. Başka ne yapacaklar?
Selma şun benim. Bir gün bu işte çok başarılı olacağını biliyordum zaten.
Evet ama bu para hala ev almak için yetmiyor.
Biliyorsunuz değil mi?
Olsun. Biz de ev sahibinden biraz daha zaman isteriz.
Adam zaten üç aydır bekliyor.
E tamam.
Önce bir senin işini halledelim biz.
Gerisine bakarız.
Size bir haberim var.
Umut bana evlilik teklifi etti.
Teyze şu.
Çok tebrik ederim.
Çok güzel.
Ay gözlerim.
Aferin kumruk kuşu.
Sonunda bu radına erdim.
Tebrik ederim teyze.
Hayırlı olsun.
Mutluluklar.
Ben de düğün için elimden gelen her şeyi yaparım.
Çok teşekkür ederim.
İyi ki varsınız.
Biricik ailemsiniz.
Aferin karı kusur dayı.
Ben de salatayı getireyim.
Hadi hadi başlan artık.
Gel sen de yerine.
Ben
bunu
kaç kere izledim ama hala çok gülüyorum bu panda yavrusuna.
O zaman şimdi de komik kedi gelsin.
Bak bir de bu var.
Kediyle bebek.
Çok tatlı bu bebek.
Duygulanacağını biliyordum karıcığım.
Sen de beğendin değil mi bu bebeği?
Beğenmez olur muyum?
Şimdi de bence beğeneceğim bir video var sırada.
Ben de umut etmek istiyorum Tekin.
Senin bu çabaların benim için o kadar değerli ki.
Tamam.
Tekrar deneyelim tedaviyi.
Her adamı birlikte atıp birlikte göğüsleyeceğiz.
Yanımdan hiç ayrılmayacağım.
Ne anlatıyor acaba bebeğimse?
Senin annen hayatta laf dinlemez yavrum.
Öyle asi, öyle başına buyruktur ki.
Hele bir inadı var.
Allah'ım öyle var ya artık... ...illallah edersin.
Öyle inatın.
Ama işte ne yapacaksın?
Sevdiğin insanı seçemiyorsun sonuçta.
Sevdik bir kere.
Sevmesen annen hiç katlanması bir insan değil yavrum sen.
Hiç değil.
O yüzden sen de ben de onu kötü huylarına rağmen sevmek zorundayız.
Neymiş benim kötü huylarım Halil Bey?
Rüyaymış. Rüyamda bile çocuğumuza beni çekiştiriyorsun.
Hale bak.
Yok bu bayrağı almayacak.
Onca zaman Fransa'da mektupta ne yazdığını bilmeden duramam ki ben.
Benim ne yapıp edip o mektupu okumam lazım.
Hiçim başka türlü rahat etmeyecek.
Dayanamadın değil mi?
Meraklı keçi.
Çocuklar nerede kombo kuşu?
Onlar çoktan çıktılar.
Erkenden nereye çıktılar ki?
Aha geldiler.
Hoş geldiniz.
Hayırdır? Yüzünüzde gülleri açıyor.
Artık burası bizim evimiz.
Bu da tapusu.
Süper olmuş ya.
Arada çok fark vardı. Nasıl oldu da aldı izleri?
Tasarımların parasının yetmeyeceğini bildiği için Eren kredi arıyormuş üç
aydır.
Sonunda uygun bir kredi bulmuş.
Bugün de bana sürpriz yaptı.
Aferin damat. Tabii Selma'nın yetenekleri de yardımcı oldu diyelim.
Ama tabii bunların hepsi Nazlı kızımın kısmeti.
Nazlı mı?
Sonunda karar verdiğiniz mi?
Çok güzel isim.
Kıymet Nazlı'da pek fena olmaz ama çok Nazlı olacak benden söylemezse
şikayet etmem.
Halil Bey.
Cemil.
Zeynep'i gördün mü?
Zeynep Hanım atölyedeydi.
Tam da tahmin ettiğim gibi. Mektubu okuyacak işte.
Dayanamadı. Halil Bey.
Zamanınızı almak istemem ama biraz konuşabilir miyiz?
Doğru dün de konuşacaktık seninle.
Tamam geç konuşalım Eda aslanım.
Açma Zeynep yenilmiş olacaksın.. Ama okumadan da
duramayacağım..
Rüyalarımda bile yakalıyor bu
merak beni.. Cemil.. Söyle
oğlum.. Dinliyorum Cemil..
Ne konuşacaksın söyle hadi oğlum.
Hacı Bey ben... Konuşmanıza gerek kalmadı enişte.
Mesele halloldu.
Benim bir arkadaşımla ilgili canımı sıkan bir konu vardı.
Cemil onu anlatacaktı sana.
Ama ben hallettim.
O yüzden konuşulacak bir şey kalmadı.
Öyle mi?
Emin misin?
Hiç olmadığım kadar eminim enişte.
İyi bakalım.
O zaman var mı benden bir isteğiniz çocuklar?
Teşekkürler. Hadi bakalım.
Niye böyle yaptın?
Kimseyle vedalaşamazsın. Hiçbir yere de gidemezsin.
İyi de neden?
Çünkü bana karşı hissettiklerin karşılıksız değil.
Ben de seni seviyorum.
Gerçekten ne yazdığını bilmek istiyor muyum acaba?
Ya kötü şeyler yazdıysam?
Ya üzülürsem?
Sevgili yavrum.
Sana kendimi anlatmam için önce anneni anlatmam lazım.
Çünkü o benim bütün hayatım.
Benim kahramanım anne.
O olmasa ben kafası da kalbi de karışık, belki biraz karanlık,
öfkeli sert bir adam olarak kalırdım.
Ama onun o işsiz kalbi, merhameti, sabrı, benim içimdeki iyi
insanı ortaya çıkardı.
Sadece onu ortaya çıkarmakla kalmadı.
Daha da güzelleştirdi.
Çünkü onun elinin değdiği her yer gül bahçesi.
Baktığı her yer cennet olur.
Yazdığım bu kelimeler yine de yetersiz.
Onu tarif etmeye yetmez.
O büyülü güzelliğiyle, o temiz ruhuyla eşsiz bir inci tanesi gibi.
Nasıl beceriyor bilmiyorum.
Her gün ruhundan bilmediğim bir güzellik daha gösteriyor bana.
Ne bahtlısın ki o senin annen.
Ama bir de not yazmış.
Annenin bu mektubu senden önce okuyacağını bilmiyorum.
Çünkü kendine ders edilsin, senin annen çok meraklı.
Bu merakı da... ...benim en sevdiğim yanlarından biri.
Baksız mıyım yazdıklarımda?
Çok önemli birkaç şeyi yazmayı unutmuşsun ama.
Mesela mektupta bahsedilen annenin, bebeğimizin babasının ne kadar çok
sevdiği eksik.
Bu annenin ne kadar şanslı olduğu, çok şükür ki dünyanın en güzel seven
adamıyla evli olduğu eksik.
İyi ki sen karşıma çıkmışsın.
Biliyor musun?
Sen dünyanın en güzel annesi olacaksın.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.