All language subtitles for Rüzgarlı Tepe 214. Bölüm Winds of Love Episode 214

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Bir şey mi oldu karım?

Benim seninle konuşmak istediğim bir şey var da.

Müsait miydin diye sormadan da girdim kusura bakma. Sana müsaidim ben. Olur mu

öyle şey?

Biz çıkıyorduk zaten.

Bu iş bende.

Neyim arayışım senin?

Halil ben kendimi hiç iyi hissetmiyorum.

Hemen hemen geç otur ben bir doktoru arayayım. Yok dur dur.

Öyle doktorluk bir şey değil bu.

Ya?

Ben yemek yiyemiyorum.

Yani insanın canı hiç mi bir şey çekmez?

Ya ben bebeğimizi yeterince besleyemezsem?

Ben iyi bir anne olamayacak mıyım acaba?

O ne demek?

Sen var ya dünyanın en güzel annesi olacaksın.

İştahsızlığın normal karım.

Doktor söylemedi mi sana?

Sen de duydun.

Hamilelikte bunlar çok normal şeylermiş.

Ayakta çok kaldın.

Üzme böyle kendini bak.

Ayrıca üstüne işte stres, düşünceler falan normal bunlar.

Güven bana aşermeye başlayacaksın en kısa sürede.

O zaman ben de can atacağım senin istediğin şeyleri sana getirmek için.

İnşallah bulunması zor şeyler isteme.

Sen de ki Hindistan cevizini Hindistan'dan getir.

Giderim Hindistan'a. Sen oradan ceviz alır getir.

Ben de onu diyorum ya işte.

İnşallah uzaktaki bir şey istemem de sen de benden uzağa gitmezsin.

Çok özlerim ben seni.

Ben senin için böyle de her şeyi yaparım.

Alo Hakan.

Evet, evet.

Ben İdvaiye şefiyle görüştüm bugün.

Gerekli susanaklar tutulmuş.

Evet.

Yarın da rapor çıkınca görürüz ne olduğunu.

Oldu hadi görüşürüz. Hadi.

Canım.

Nereye gittin öyle apar topar?

Canımın içi.

Hamilesin. Stresten uzak durman lazım.

Ben sana şimdi nasıl fabrika yandı. Halil her şeyini kaybetmek üzere

diyeyim.

Halil'le konuşmaya mı gittin?

Ne dedi Halil oğlum? Durumu anlatabildin mi?

Bize borç verecek mi?

Yok. Halil'le konuşamadım.

Fabrikada çok acil bir iş çıktı. Ona gitmek zorunda kaldım.

O Halil çok koçak biri.

Arkadaşını zor durumda bırakmaz.

Bence de. Halil bize yardım eder.

Öyledir.

Keşke bu başına gelen dertlerin bir sonu olsa artık.

Bu arada yine ev sahibi aradı. Bir an önce karar verin dedi.

Acil paraya ihtiyacı varmış.

Tamam. Sen merak etme.

Ben adamla konuştum.

Bize söylemeden satmayacak evi, söz verdi.

Canını yorma gelen kızım.

Başımızın boyrasını bulacak.

Basıp sabuk ev alacak.

İnşallah kıymet annem, inşallah.

Ben bir yukarı çıkayım, tamam mı?

Geliyorum birazdan.

Hepinize mutfağı dilerim.

Asla reddedemeyeceğim bir menüyle geliyorum.

Karnıyarık. Pilav.

Yanına da mis gibi naneli cacık.

Nasıl?

Tamam bir tane daha var.

Bunu reddedemeyeceksin karım.

Bak seni şöyle serçe parmağın gibi al.

Böyle sarılmış zeytinyağlı sarma.

Üstüne yoğurt. Bir de böyle.

Salçalı acı sos.

Yok Halil ya. Biz acaba boşuna mı çabalıyoruz canım? Çekmiyor hiçbirini.

Hatta isimlerini duyunca bile midem bir tuhaf oluyor böyle.

Zeynep tamam sakin ol.

Öyle hemen pes etmek vazgeçmek yok.

Bulacağız. Canının çekeceği bir şey bulacağım ben sana.

Şimdi ufaklık.

Hadi sen bir şey öner.

Bak annenin canının çektiği bir şey söyle bana.

Sen yardımcı ol.

Böyle durmak olmuyor bu işler.

Patates kızartması mı o?

İsa Bey, afiyet olsun.

Yani kendi gelmeden kokusunu nasıl aldın?

İşte burnum iyice hassaslaştı benim. Çok uzaktaki kokuları bile alabiliyorum.

Patates kızartmasını seviyorsun diye yaptırdım.

Gerçekten hiç canım istemiyor.

Şımarıklık olsun diye de yapmıyorum. Gerçekten kokuları çok rahatsız ediyor

beni. Mesela şu an bu patatesin piştiği yiyen kokusu böyle böyle burnuma

çarpıyor sanki. Halil yok.

Bir denesen yemeği. Yok Halil istemiyorum.

Nasıl oluyor yani şimdi onu anlamaya çalışıyorum karım.

Patates kapının arkasında sen kokusunu alıyorsun.

Şöyle anlatayım ben sana.

Parfüm sıktın mı bugün?

Turunçgil bazlı ada çayı.

Sedir ağacı.

Biraz da sandal ağacı.

İçindekiler.

Bir bakayım.

Bir daha söylesene.

Çürünçgel bazda ada çayı, secir ağacı, hafif de sandal ağacı. Vallahi var.

İçeriğini bildin de alamadığın bazı kokular var.

Buldum. Bacili özü.

Doğru.

Ama yine de eksik bir şey var.

Senin kokunun.

Tanıştığımız günden beri hep aynı kokuyor.

Böyle bebek gibi.

Her kokladığımda içim esiniyor.

Böyle... Tarif edemiyorum onu sana.

Mükemmel bir his.

Ayrıca senin bu... Yeme mevzunu çözeceğiz. Yarın doktora gideceğiz.

Randevumuz var.

Ona sorarız. Bize bir öneride bulunur.

Tamam. Ama en azından şu patatesten bir deneyelim.

Hı ıh bebeğim.

Mantar kavurması.

Baba. Halil.

Halil. Uyan uyan.

Mantar kavurması.

Ne oldu?

Ben sonunda canımın çektiği bir şey buldum.

Mantar kavurması.

Düşündükçe bile ağzım sulanıyor.

Sonunda yavrumuzu besleyebileceğim.

Dur.

Sana var ya en güzel mantar kavurmasını yedireceğim.

Ya Cemil, Yeşilpınar'daki en iyi mantarları topla, çiftliğe getir.

Hadi.

Ay, içim rahatladı resmen.

Siz rahatladıysanız, ben de rahatlarım.

Gel buraya.

Günaydın benim güzel karım.

Günaydın.

Eren'im nerede kaldı acaba?

Tayfatlıya inmeyecek mi?

Çay buz gibi ne oldu?

Eren erkenden kalkıp çiftliğe gitti.

Hayli'yle konuşmaya bu borç konusunu.

İnşallah bir an önce alırız bu evi.

Saçmalama.

Ev sahibi arıyor yine.

Alo.

Merhaba Serman.

Eve bir alıcı çıktı.

Eğer müsaitseniz evi gezip görmek isterler.

Siz niye evi şu anda başkalarına gösteriyorsunuz ki?

Belki biz de alabilirdik. Zaman istemiştik sizden.

Bu yaptığınız çok yanlış.

Eren Bey parayı toparlayamamış. Evi boşaltmak yeni bir yere taşınmak için

zaman istedi benden. Ben de anlayışla karşıladım. Ama alıcılar da evi görmek

istiyor tabii şimdi.

Siz de beni anlarsanız sevinirim. Tamam.

Haklısınız kusura bakmayın.

O zaman biz müsaitiz.

İstediğiniz zaman gelin görün.

Tebdilin şaştı gelin kız.

Hayırdır?

Eren ev sahibinin ev alamayacağını bile söylemiş.

Taşınmak için zaman istemiş sadece.

Şimdi de bir alıcı çıkmış.

Evi görmek istiyor.

Ana. Ne diyorsun kızım?

Olmaz öyle şey.

Acaba bizimki parayı istediğinde Halil'i vermedi mi?

Halil'in böyle bir şey yapacağını hiç zannetmiyorum.

Neyse Eren gelsin de.

Öğreniriz işte aslını astarını.

Günaydın herkese. Günaydın.

Halil oğlum nerede gelmeyecek mi?

Eren geldi çalışma odasına geçti onlar.

Uzun sürer onların işi. Yeni sevkiyatlar falan var onları ayarlayacaklar. Biz

başlayalım.

Kızım Cemil'in getirdiği mantarlardan sana kavurma yaptım. Biraz sonra Merve

getirecek.

Ben Ömer'e gebeyken canım gay baybası istedi.

Bul bulabilirsen.

Ben Zeynep'e hamileyken turşu yiyordum hatırlıyor musun Zümrüt?

Sorma. Ömer diyordu ki sana tezgaha getirsem kurtulamayacağım. Bu kadar

yiyordum yani.

Konu bir şekilde bebeğe geliyor.

Doktoru arayalım. Bebeğimiz olabilecek mi öğrenelim ne dersin?

Tabii ki öğrenelim canım.

Ben o doktoru herkesten duydum biliyor musun?

Bayağı işinle ehli biriymiş.

Hemen kliniği arayıp bugün için randevu isteyeceğim.

Tamam.

Nasıl güzel bir şey oldu bu kavurma.

Tam ağzına layık. Anne eli değdi ya ondan.

Hadi ye.

Anneciğim ellerin dert görmesin.

Merve sen de çok sağ ol ablacığım ama.

Niye kızım içinde beğenmediğin istemediğin bir şey varsa söyle bana ben

tekrar yaparım.

Yok yok öyle değil. Ben hepinize çok zahmet verdim ya özür dilerim ama... Bu

kültür mantarı.

Evet. Benim canım kanlıca mantarı çekmiş aslında ben şimdi anladım.

Ha sen...

Babanın topladığı mantarlardan istiyorsun.

Ömer onu ta nerelerden gidip toplardı.

O işte.

Hani böyle turuncu renkli, etli etli. Babam çok özel bir mantar derdi.

Vay be kızım. Bu mevsimde bulunmaz ki o.

Ama imparator mantarının mevsimiymiş.

Hem de kuzu göbeğiyle tirmit de var.

Ay yok kuzum sağ ol.

Canım kanlıca mantarından başka bir şey çekmiyor.

Ama olmaz ki Zeynep böyle aç açına senin bir şeyler yemen lazım hem kendin için.

Bebek aç kalmasın sen güçsüz kalma.

Şuradan peynir vereyim biraz. Sen zeytin de çok seversin.

O zaman zeytin ye biraz.

Şuradan böreği uzatabilir misin Tekin?

Zeynep bak peynirli.

Seversin yavrum sen. Al bakayım.

Anneciğim yok.

Canım istemiyor.

Yumurta verseydin.

Yok anne. Ben bir yürüyüş yapayım en iyisi.

Kızım öyle aç aç olmaz ki.

Ah be. Hiç mi canım bir şey çekmedi?

Belki temiz hava iştahımı açar.

Kanlıca'yı da nereden buluruz ki şimdi?

Kanlıca.

Tamam Serdar.

Görüşürüz.

Tamam teşekkürler.

Yapacak bir şey yok.

Sigorta şirketine geri adım attıramadım Halil.

Dosyada fabrikayı senin yaktırdığına dair bir ifade olunca bir şey

yapamıyorlarmış.

Ne yapacağız bilmiyorum Halil.

Bu durumda para falan alamayız biz.

Serdar ne dedi?

Serdar da tetikte yani haklı adam.

Bu anlaşmalardaki tazminat bedelleri öyle böyle değil yani. Ve çok açık.

Eğer bu yangın meselesine senin dahilin olmadığını ispatlayabilirsek o zaman

sigorta zararı da karşılar paramızı da geri alabiliriz. Ama ispatlayamazsak

işte o zaman ikimizin de serveti bunu ödemeye yetmeyebilir dedi.

Muzaffer amcanın saplantılı kızı uğruna elimizi iki tarafı keskin bıçağa

tutuşturdu.

Anlayacağın durum bu.

Gel.

Melih.

Bu Koray'ı aramaya devam ediyoruz ama adam sırra kadem bastı.

Zaten bir tane hayırlı haber gelmez.

Büyük ihtimal İstanbul'a kaçtı.

Polis peşinde. Bizim çocuklar da arıyor.

Bana bakın. Bu olandan kimsenin haberi olmayacak. Özellikle Selma ile Zeynep.

Onlar iki can taşıyorlar.

Stres sıkıntı onlardan uzak kalacak bu dönem.

Biz bu meseleyi kendi içimizde bir şekilde halledeceğiz.

Ağır haklısın.

Koray'ı bulup... ...ifadesini değiştirmeye ikna edemezsek... ...çok

büyük borca gireceğiz ben sana söyleyeyim.

Çiftliği ipotek ettirmiştin Halil.

Banka ilk onu alır elinden.

Hakan.

O Koray denilen herif.

İğne deliğine de girmiş olsa.

Çıkar oradan getirmemi.

Birazcık yiyebilsem keşke.

Ya bebeğime bir şey olursa?

Korktun mu?

Yok. Uzaklara dalıp gitmişsin güzel karım. Düşüme diye montunu getirdim.

Teşekkür ederim çok düşüncelisin.

Sen mantar kavurmasını yiyemedin mi?

Kültür mantarıydı o.

Yiyemedim.

İnsanları da uğraştırdım boş şeyle.

E tamam söyle hangi mantarı istiyorsun hemen buldurayım sana.

Çocukken biz babamla ormanda toplardık.

Bulduğumuzda çok sevinirdim ben. Böyle yağmur yağdığında altında turuncu

turuncu parlarlardı. Ağaçların altında oluyor hani kanlıca mantarı diyorlar ya.

O işte.

E tamam buluruz kanlıca mantarı.

Yok son zamanlarda yağmur yağmadı.

Babaannem mevsimi değil dedi bir de.

Zor yani imkansız hatta.

Hemen senin uzaklara da gitmeni istemiyorum.

Ben tek başıma gitmeyeceğim.

Birlikte gideceğiz.

Nereye? Ormana.

Tanrıca mantarı bulacağız.

Hadi hadi.

İyi de babaannem zor bulmuyor dedi.

Biz de zoru başarırız.

Evi ben nereye?

İhtiyaç varsa ben halledeyim.

Kanlıca mantarı bulmaya gideceğiz ormana.

Ben toplardım. Niye zahmet ettiniz ki?

Ben artık kimseyi uğraştırmak istemiyorum. Biz arayalım.

Hem yürüyüş yaparım. İyi gelir bana.

Bir tane buldum mantar. Hem de iki tür. Hangisi? Oluyor mu bunlar?

Yok Halil bunlar değil.

Hadi ya.

Yani.

Zaten biz genelde fidanlığın arkasına giderdik babamla. Orada daha çok

biterdi. Fidanlık?

Hı hı.

E tamam o zaman.

Dikkat et oralara.

Hayda. Gel.

Ne yapıyorsun ya dur.

Geçireceğim seni karşıya.

Yok ben kendim geçerim.

Ayrıca ben tarlalara alışığım biliyorsun.

Öyle her engelde senden yardım isteyecek değilim.

Zeynep. İnadın sırası değil.

Geçelim işte.

Yok. Kendim geçerim dedim indir.

Aynı şeyi mi düşündük?

Galiba aynı şeyi düşündük.

Ama ben bu sefer inat etmeyeceğim.

Çünkü ben artık bir anneyim.

Kendime dikkat etmem lazım.

Hazırım.

Yan o zaman kocanın kollarına.

Sen tabii de anneni tanımıyorsun, bilmiyorsun ama... ...o dünyanın en

keçi, en inatçı insanlarından biri.

Dinleme sen evladım babayı.

Annen gerekmedikçe hiçbir zaman inat etmez.

Gerekmedikçe? Evet.

Göreceğiz.

Karara versin.

Gözlerim sürekli Cem'le arıyor.

Gerçekten hoşlanıyor muyum acaba?

Cemil. Ablamı gördün mü?

Atölyede mi acaba?

Onlar biraz önce Halil Bey'le kanlıca mantarı toplamaya gittiler.

Ben de gideyim o zaman. Ben nerede görsem tanırım o mantarı.

Hem faydam dokunur.

Merve.

Tek başına gitme. Ben de geleyim seninle. Orman yolu pek sevdim değil.

Yoksan gözüm seni örüyor.

Ama yanındayken de kaçmak istiyorum.

Ne oluyor bana?

Yok ben tek gideceğim.

Gerek yok sağ ol.

Orman yolu pek tekin değil Meryem.

Seni tek başına gönderemem.

Ben de geleceğim.

Neden kaçıyor benden?

Hoşlanıyor mu hoşlanmıyor mu anlamadım gitti.

İyi tamam gel. Seni ikna etmekle uğraşamam.

Tamam.

Hadi gidelim.

Güzel karım. Bence kuzey tarafına gidelim.

Bak mantar dediğin şey nemli yerlerde büyür.

Kuzey tarafında kesim vardır. Hadi gidelim oraya. Yok soldan gitmemiz lazım

Halil. Hem biz babamla hep o taraftan toplardık mantarları.

Nia'nın hırkası bu.

Belli ki güvenliği atlatıp bu taraftan gitti.

Dur. Bu hırka üzerindeydi.

Üstündeki hırka koşarken düşmez.

İmkansız.

Belli ki bizi yanıltmak için yaptı.

Tam tahmin ettiğim gibi.

Çamurda ayak izi var. Bu tarafa değil bu tarafa gitti.

İyi de hırkasını burada düşürmüş kız. Belli ki buradan gitti işte. Hem belki o

da güvenliğin ayak izleri. Nereden biliyorsun ki?

Beni yanıltmana izin vermeyeceğim.

Belli ki bunu da planladınız. Bu da planın bir parçasıydı.

Yürü bu taraftan gidiyoruz.

Seninle tartışıp vakit kaybedemeyeceğim ben. Ben bu taraftan gidiyorum.

Tamam sağdan gidelim.

Benim kocam öngörülüdür.

Hem onun lafından çıkmak olmaz.

Maşallah karım benim.

Hamilelik sana çok yaradı biliyormuş.

Ama bak bu sefer durum farklı.

Hem benim karımın canı çok istiyor mantarı.

Hem de babasıyla tecrübesi varmış.

O yüzden senin öngörün bizim kılavuzumuz olsun.

Biliyor musun? Baba olmak sana bayağı yaradı. Hem de çok.

Valla? Valla.

Bir de şu mantarı bulalım. Daha çok yarayacak babalık bana.

Selma.

Hoş geldin.

Hoş buldum da.

Sen iyi misin?

Ev sahibi aradı.

Eve bakmak için bir alıcı gelecekmiş. Müsait misiniz diye sordu.

Sen ev sahibine ev alamayacağımızı söylemişsin Neren. Ne oldu?

Halil borç vermeyi kabul etmedi mi?

Yok. Tam öyle değil.

Bak.

Şimdi sakin ol.

Panik yapma.

Ama fabrikada yangın çıktı.

Ne?

Birine bir şey oldu mu?

Yok. Can kaybı yok çok şükür. Herkes iyi.

Ama hasar çok büyük.

Çok.

Sigortadan para da alamıyoruz.

Alıcılarla paralarını geri ödememiz lazım bir şekilde.

Halil çok zor durumda anlayacağım.

Biliyorum burası bizim için çok önemli.

Anlıyorum da.

Ama Halil bu durumdayken ondan para isteyemem.

Çok üzüldüm ya.

O kadar emek çaba.

Hepsi boşa mı gitti?

Ben Zeynep'i barıyım da bir geçmiş olsun diyeyim o zaman.

Aşkım.

Çiftliktekilerin haberi yok.

Zeynep hamile ya.

Halil üzülmesini istemiyor.

Doğru ya.

Bu haldeyken bilmemesi daha iyi tabii.

Sen de bana bu yüzden mi söylememiştin?

Öyle.

Merak etme.

Yani... Bütçemize uygun bir yer bulacağız biz.

Belki... O kadar büyük olmaz.

Vaktisiz de olmaz belki. Ama yolumuz olacak kesin.

Yani büyüklüğü, bahçesi hiç önemli değil.

Biz hep beraber olalım da. O bana yeter.

Bana güven.

Her şey yoluna girecek. Sana söz veriyorum.

Zeynep.

Bırak beni.

Ne yapıyorsun?

İn şuradan.

Bırak Niyan'ı getireceğim. İspatlayacağım sana işbirlikçi

olmadığımı. Bre şuna direnme gel.

Bırak.

Biz geçmişte ne çok didiştik seninle.

Öyle.

Bazen didişirken kırdık da birbirimizi.

Neyse ki bunların hepsi geçmişte kaldı.

Evet.

Hem biz de çok değiştik.

Mesela artık senden kaçmamı gerektirecek hiçbir şey yok.

Benden hiçbir zaman kaçmana gerek yoktu ki zaten.

Ama bu sefer duvarın arkasına ben atlayacağım.

Dur Halil.

Atlama.

Ya mantar bunun arkasındaysa?

Bakacağım. Halil atlama sakın.

İstemiyorum ben.

Arkasındaysa da orada kalsın. İstemiyorum ben artık.

Hem doktor kontrolüne de çok az kaldı.

Aa.

Harbiden saati yaklaşmış.

Gecikmeyelim hadi gidelim.

Aman.

Ne oldu kimi arıyorsun?

Okan'ı arayacağım. Çocuklardan birini göndersin. Ben atlayamıyorum madem.

Onlardan biri baksın.

İçim rahat etmeyecek.

Okan.

Müsait olanlardan biri ya da sen gelin şu fidanlığın oraya. Doğanın arkasında

mantar varsa onları toplayıp mutfağa götürsünler.

Hadi aslanım kapat.

Oldu. Bir de unutmadan şu İstanbul'dakileri bir arayayım. Belki

orada hallerde falan vardır.

Bahtiyar. Hala İstanbul'dasın değil mi kardeşim?

Devrem bak.

Benim karımın canı kanlıca mantarı çekmiş.

Sizin oradaki haller de vardır.

Selma ablam da Zeynep ablam da hamile.

Çok şanslıyım. İkiye hem birden.

Çok güzel bir teyze olacaksın.

Teşekkürler.

Susun bana. İyi misin?

Tamam. Hadi mantar bulalım.

Geçen gün sosyal medyadan bir arkadaşın beni eklemek istemiş.

Adı Tuğçe.

Sakın kabul edeyim deme.

Yani... Gıcık yanları çoktur.

Senin iyiliğin için diyorum.

Ama istiyorsan kabul et tabii.

E ayıp olur ama kabul etmezsen.

Ya nesi ayıp olacakmış? Asıl onun yaptığı ayıp.

Tanımıyor bile daha seni.

Ne? Başına bela almak istiyorsan git kabul et.

Bilmem.

Bana o kadar gıcık gelmedi.

Üstelik tanımıyoruz da daha birbirimizi ama o da zamanlı olur.

Kesin kıskanıyor beni.

Yoksa niye böyle şeyler söylesin?

Kabul edemem zaten.

Çünkü ben seni seviyorum.

Bu ormanda mantar falan yok.

Ben geri dönüyorum.

Sen de dön.

Ya da dönme.

Ben kaçtım.

Artık senin de bana karşı bir şeyler hissettiğine eminim Merve.

Eğer o gün şu kapıyı açmış olsaydın beni yakalayacaktın.

Hangi günden bahsediyorsun?

Hani çiftliğin her yerinde beni aramışsın ya.

Depo kapısının dibine kadar geldin hatta ama içeridekini kedi sesi sanıp gittin.

E tabii benim güzeller güzeli karım. O dönemler benden sürekli kaçtığı için.

Hatta kaçarken yeni yeni stratejiler üretip yeni formüller bulduğu için. E

tabii başımızda beladan kurtulmuyordu.

Sen ne olursa olsun o beladan beni kurtarıyordun ama.

Biliyor musun ufaklık?

Senin baban benim kahramanım.

Bundan sonraki hayatımın geri kalanında hem annenin hem de senin kahramanın

olarak yaşayacağım.

Sıkma canını. Canımın içi.

Nasıl sıkmayayım Tekin?

Küçük de olsa anne olma umutum vardı.

Ama o da sönüp gitti işte.

Sönmesin.

Sönmesin. Bak Allah'tan ümit kesilmez.

Bizi tedavi edecek doktor illaki çıkacak.

Yok. Ben istemiyorum.

Umutlarımın tükenmesinden, kalbimin kırılmasından bıktım.

Tedavi falan istemiyorum. Lütfen kapatalım artık bu konuyu tamam.

Buyur Cemil Hanım.

Sağ ol eline sağlık yavrum.

Portakalın tadı çok güzel.

Mavişimle damat da geldi.

Bulabildiniz mi mantar çocuklar ne yaptınız?

Yok.

Henüz bulamadık.

Ama Yeşilpınar'ın dört bir yanına haber saldım. Özellikle İstanbul'a gidip

gelenler. Bulurlarsa haber verecekler.

Ay vardır çocuğum vardır bilemezsiniz siz. Ben size bulup getireceğim şimdi.

Sen dedin ya mevsimi değildir nereden bulunur diye. Şimdi sen nereden

bulacaksınız Ümit Hanım?

Geçen Ömer toplamıştı. Ay bilirsin Ömer mantarı çok sever.

Ay Tülay kızım da bir yapar yani. Böyle öldürmeden tam kıvamında.

Buzlukta vardır ben gidip getireceğim.

O buzlukta da kalmadı hepsini tükettik.

Yani bir işten anlayan çalışanımız olmuş olsaydı şimdi mevsiminde toplar buzluğa

koymuş olurduk.

Haklısınız. O çalışan meselesini bir an önce çözeceğim ben. Böylesi yoruyor

sizi. Ya yorulmakla ilgisi yok Halil'ciğim. O sebeple söylemiyorum. Ama

ihtiyaç oluyor yine de.

Ben güvenilir bir firmayı aradım. Birini gönderecekler.

Sizle danışmadım ama...

İyi düşünmüşsün anneciğim. Sağ ol.

Ne demişler?

Kısmette varsa gelir Hint'ten Yemen'den. Kısmette yoksa ne gelir elden.

Eğer o mantarı yemek senin kısmetinde varsa kızım... ...senin ayağına kadar

gelir. Sen içini rahat tut.

Doğru dedin sultanım.

Öyle veya böyle sultanım.

O mantar bu eve gelecek.

Bolşan sen işte.

Biz de mantar aradık ama bulamadık.

Cemil.

Şimdi hemen gidiyorsun meyve sebze haline.

Orada A'dan Z'ye kimi bulursan soruyorsun.

Kanlıca mantarı.

Bulup getiriyorsun bak bulmadan gelme.

Baştın Halil Bey.

Hadi bakalım Aslanım.

Biz de o zaman...

Randevu için hazırlıklarımızı yapalım. Hadi bakalım.

Merve.

Sen niye kızardın böyle?

Ben mi?

Yok.

Evet Zeynep Hanım. Altı haftalık hamilesiniz.

Bebeğin kalp atışlarını dinlemek ister misiniz?

Duyabiliyor muyuz öyle?

Kalp atışlarını. Çok isteriz.

Peki en güzel sensin.

Çok güzel değil mi?

Bunun tarifi yok Zeynep.

Peki... Benim karımın bu dönem iştahsızlığı var. Yani bir şey

yiyemiyor. Bu durumda endişe etmemizi gerektiren bir şey var mı?

Hiç endişelenecek bir durum yok. İlk üç ay için çok normal bir süreç.

Zaten ben bugün kullanacağı vitaminleri de yazacağım.

Çok sağ olun doktor hanım.

Bu da bebeğimizin ilk fotoğrafı.

Görüyor musun şunun tatlılığını babası?

Diyen böyle bakınca çok okunamıyor ama.

Yine de hissettirdiği duygu tarif edilemez.

Aklından çıkmadan ben senin vitaminlerini alayım. Doktorun

söylediği. Hemen geleceğim.

Sen şurada.

Ben burada oturuyorum.

Kendimi hiç yormuyorum ve seni bekliyorum.

Evet güzel karım.

Aynen öyle.

Neredesin be adam?

Geleceğim dedin yoksun ortada.

Meşgulüm gelemem şimdi.

meşgulü? Ne meşguliyeti?

Çocuğumuz ölüyor.

Gelmen lazım.

Dırdırlanma be. Asıl senin haberin yok. Hocam goleyi vurdu goleyi.

Kızla ne gerekiyorsa ettirir ameliyat falan. Bekle sen.

Ne beklemesinden bahsediyorsun?

Ölecek diyorum. Anlamıyor musun?

Hadi gel.

Vakit yok.

Kapattı.

Senin gibi koca olmaz olsun.

Pardon. Ben size bir su getireyim mi? İster misiniz? Yok sağ olun. Gerek yok.

İsterseniz anlatabilirsiniz bana. Belki yardım edebileceğim bir şey vardır.

Problem ne?

Ne anlatayım ki?

Çocuğum çok hasta.

Kalbi delik.

Acilen ameliyat olması gerekiyor.

Ama babası yok ortada.

Hayırsızım peki.

Kusura bakmayın başınızı ağrıttım. Yok estağfurullah olur mu öyle şey? Çok

geçmiş olsun.

Ah yavrum.

Nerede çocuk?

Ne oldu kızım?

Anneciğim kalbim çok ağrıyor.

Tamam canım. Tamam güzel kızım.

Ben şimdi hemşire ablaları çağırayım. Senin ağrılarını geçirsinler tamam mı?

Siz burada bir iki dakika bekler misiniz?

Tabii ki.

Merhaba güzellik. Benim adım Zeynep. Senin adın ne?

Üşra.

Gözlerim çok güzel.

Teşekkür ederim. Seninkiler daha güzel.

Su içmek ister misin?

Gel bakalım.

Yavaş.

Rahat mısın? Başka bir şey ister misin benden?

Hep hasta olunca yapar.

Tabii.

Ne demek bulamadın Cemil?

Sor soruştur bul.

Gerekirse yurt dışına çık. Karımın benim kalınca mantarı istiyor canım.

Hadi oğlum yaparsın.

Teşekkür ederim.

Ne demek.

Niye ayaktasın? Niye içeridesin sen? Ne oldu?

Anlatacağım.

Çok sağ olun.

Ne demek.

Eşim Halil.

Merhaba. Ben de Sinem.

Bu da kızım Büşra.

Geçmiş olsun.

Elimizden bir şey gelirse mutlaka yardım edelim.

Sağ olun. Doktorlar ilgilenecekmiş.

Kızın acil ameliyata alınması gerekiyormuş.

Anladığım kadarıyla durumları da yok.

Acaba diyorum ameliyatı biz yaptırabilir miyiz?

Sen o güzel canını hiçbir şeye sıkma.

Elimizden ne geliyorsa yaparız tabii ki.

Sen al bunları.

Ben önce gidip şu ufaklığın doktoruyla bir konuşayım.

Durumu neymiş bir öğrenelim.

Sağ ol kocam.

Kele ev mi kiralıyık, saray mı?

Bilem de ona göre kurumlanak.

Bu ev sahiplerine de kanı kurumuşlar.

Bu insancıklar bu paraları nasıl ödeyecek?

Herkes fırsatçılık yapma peşinde.

Yok işte kıymet anne. Görüyorsun fiyatları. Biz ev falan bulamayız bu

gidişle.

Size şahane haberlerim var Celikolar.

Umut benim için İstanbul'dan geldi.

Oturduk uzun uzun konuştuk.

Beni affetti vallahi.

Anladı artık o da paranın pulun değil aşkın peşinde olduğunu.

Çok sevindim teyzeciğim senin adına.

Helal olsun sana kumru kuşu.

Sizin bir şeye canın sıkılmış.

Benden kaçmaz dökülün bakalım.

Ev sahibi ev satışa çıkardı.

Eren de almak için Halil'den borç isteyecekti. Ama onların da yeni açtığı

fabrikada yangın çıkmış.

Yani Halil böyle olunca doğru olmaz diye isteyemedi tabii.

O yüzden şimdi kiralık eve bakıyoruz.

Sen ne diyorsun Selmoş?

Üzüldüm şimdi.

Ama sen böyle yüzünü asma lütfen.

Ya teyzoşum biz nelere çözüm bulmadık ki? Değil mi?

Ne oldu?

Kızın doktoruyla konuştum.

Bir an önce ameliyata alınması gerekiyor dedi.

Öyle hafife alınacak bir durum değilmiş. Ben de dedim o zaman gereğini yapalım.

Yarın sabah ameliyata alacaklar.

Ben bu dünyadaki en güzel yürekli adamla evdeyim.

Yani böyle bir durumda kayıtsız kalsaydık eğer kendi insanlığımızı

sorgulamamız gerekir.

O zaman gidip annesine de haber verelim.

Kadının canı yanmasın daha fazla.

Hadi.

Sinem.

Müjdemi isterim.

Büşra yarın sabah ameliyat olacak.

Doktor ameliyattan sonra düzeyeceğini söyledi. Allah razı olsun. Yok önemli

değil. Allah ne muradınız varsa versin.

Ben size nasıl teşekkür edebilirim?

Bu minik boncuk gözlü kızımız iyileşsin.

Bu bize yeter.

Sen kimsin?

Ben bu ablanın eşiyim. Adım Halil.

Seninle çocuğumuz var mı?

Zeynep Hanım'a ve Halil Bey'e teşekkür etmek istiyorum ama elimden gelen anca

bu.

İyi ki koymuşum kanlıca mantarlarını buzluğa.

Duyunca hemen çıkartıp getirdim. İnşallah beğenirler.

Ne oldu Koray? Ne diye arıyorsun?

Koca oldun, baba oldun mu geldi aklına?

Tat bırakmıyorsun insanda. Akşam yedi eve uğrayıp birkaç parça eşya alacağım.

Çocuğun ameliyat parasını da bırakacağım sana.

Gene kimin canını yaktın?

Gerek yok.

Ne olduğu belli olmayan haram paranla ameliyat ettirmem ben kızımı.

Kadın büşra alacak diye ağlanıp sızlanan sen değil miydin? Anlamıyorum ki.

Hem ne önemi var kimin parası olduğunu?

Çocuk iyileşecek sonuçta.

Gerek yok senin parana.

Halil Fırat ameliyat ettirecek kızımızı.

Öğrendim ben senin patronunmuş.

Ben de kız kardeşime Büşra'yı emanet edip çam sakızı çoban armağını hediyemi

alıp geldim.

Sen de sonra teşekkür etmeye gelirsin.

Ne yaptın sen Sinem? Sakın gitme oraya yakarsın başımızı.

Senin benim karım olduğunu bir anlarlarsa biterim ben.

Ameliyat için bulduğum parayı o adamdan vurdum.

Büyük zarar verdim ona. Sakın o konağa gireyim deme.

Hemen eve dön hemen.

Ne yaptın sen bu insanlara?

Fabrikalarını yaktım oldu mu?

Ne?

Bak gidersen çocuğumuz babasız kalır.

Yıllarca hapis yatarım.

Koray hiçbir yerde yok Halil.

Ama çocuğu Büşra gerçekten hastaymış.

Kalbi delirtmiş ufaklığın.

Bu şerefsiz de beş yaşındaki kızını oyununa alet etmiş.

Karısının ismi Sinem.

Karısını da kızını da hastanede bırakıp kaçmış.

Sinem.

Müjdemi isterim.

Büşra yarın sabah ameliyat olacak.

Ben bugün hastanede ikisiyle de tanıştım.

Hem o küçük kızı hem de... ...annesiyle.

Hakan. Eğer Koray'a ulaşmak için... ...bu yoldan gitmeyi tercih

ediyorsanız... ...şimdiden söylüyorum rafa kaldırın onu.

Kız ameliyata girecek.

En ufak bir stres sıkıntıya girsinler istemiyorum.

Allah yardımcıları olsun.

Amin. Rahatsız etmeyin yani onları.

Doğru söylüyorsun.

Halil yarın öbür gün çiftliği haciz memurları doluşmaya başlayacak.

Gerçekleri Zeynep'ten de çiftliktekilerden de daha fazla

saklayamayız. Tülay Hanım yeni bir hizmetçi aldığını söylüyordu.

Zavallı kadın bilmiyor ki.

Yarın elimizde çiftlik de olmayabilir.

Bundan sonra kendinize çok dikkat etmelisiniz.

Gebeliğin ilk aylarını biliyorsunuz ki çok önemlidir. Ama sizin iki katı

dikkatli olmanız gerekli.

Yoksa Allah korusun bebeğinizi kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabilirsiniz.

Ben bu meseleyi açacağım millete.

Ama önce Zeynep'i duruma alıştırmam lazım.

Şu evlerin fiyatlarına bak.

Bizim ayrıca sığabileceğimiz evlerin fiyatı da uçmuş gitmiş.

Anca dışarıda var işte.

Çık işin içinden çıkabiliyorsan Eren.

Çık.

Çık.

Erenci.

Sen de galiba eve baktın. Ve bulamadın. Değil mi?

Sıkma canını.

Açıkta kalacak halimiz yok ya.

Mutlaka bizim de kısmetimiz vardır bir yerlerde.

İyi düşlerim iyi olsun.

Doğru söylüyorsun Selma da.

Son günlerde her şey üstüme üstüme geliyor.

Kendi derdime mi yanayım? Halil için mi üzüleyim?

Daralıyorum artık.

Üstüme geliyor her şey.

Biz başımızı sokacak bir yer buluruz da.

Halil'in derdi gerçekten çok büyük.

Bir de onlar da bebek bekliyorlar.

Çok zor bir dönem hepimiz için.

Allah Allah.

Bu kim acaba?

Alo?

Merhaba Serman.

Ben Murat Taner.

Kendime ait bir firman var.

Mücevher tasarlıyorum. Buyurun, konu neydi?

İşle ilgili bir araştırma yaparken sosyal medya hesabınıza denk geldim.

Telefon numaranızı da oradan aldım.

Evet, bir dönem takışına girmiştim.

Merak ettim şimdi. Ne istiyorsunuz?

Tasarladığınız parçaları görür görmez etkilendim. Onları yeni koleksiyonumuza

katmayı çok isterim.

Koleksiyon mu dediniz?

Ne diyeceğim? Tabii ki evet derim.

Yani... Sizi zor durumda bırakmak istemem. Kabul edebilirim.

O zaman sözleşmenin detayları için sizi yarın şirkete bekliyorum.

Konumunu birazdan mesaj olarak atacağım.

Tamam. Bekliyorum o zaman.

Görüşmek üzere.

Tamam oldu. Kimdi o?

Eren Murat Taner diye biri aradı.

Takı tasarımcısıymış. Hani ben bir ara yaptığım takıları internete yüklemiştim

ya. Onları görmüş.

Çok beğendiğim koleksiyonuma katmak istiyorum diyor.

Ve bunun karşılığında bana tam beş milyon teklif etti.

Hemen anlaşma yapalım yarın dedi.

Allah'ım inanamıyorum.

Evimizden gitmek zorunda değiliz.

Sana beş milyon mu teklif etti?

Evet.

Eren anne hep derler ya bebek kısmetiyle gelir diye.

Galiba doğru söylüyorlar.

Öyle oldu.

Halil. Yavrumuzun odası için internetten öyle güzel şeyler buldum ki. Ama hepsi o

kadar tatlı ki karar veremedim. Sen de baksana bir.

Bak.

Hangisi olsun sence?

Yani hepsi de çok güzelmiş.

Neyse. Karar vermek için daha çok zaman var zaten.

Ben düşündüm ki kurdurun sağındaki odayı bebeğimize oda yaparız. Hem güneş alıyor

hem de bizim odaya yakın. Ne dersin?

Zeynep.

Ben şimdi sana bir şey söyleyeceğim ama üzülmek yok.

Korkutma beni Ali.

Annen söyledi.

Yemek yemiyormuşsun.

Ben buna kızıyorum. Şimdi ben kızınca da sen üzüleceksin.

Aşk olsun ama.

Sakin ol dediğin şey bu muydu?

Korkuttun beni.

Ya iştahım kapalı hala o yüzden yiyemiyorum. Kızma bana bundan dolayı.

Ben de yemek istiyorum inan bana ama olmuyor işte.

Olmuyor mu?

O zaman bir de şöyle deneyelim.

Nasıl?

Halil.

Afiyet olsun.

Ay kanlıca mantarı bu. Ay bulmuşsun inanamıyorum.

Bunu aslında ben bulmadım.

Sen buldun.

Ben mi?

Nasıl yani?

Gel. Merhabalar Halil Bey. İsmim Kadriye. Çile Hanım beni bugün işe aldı.

Konağın yeni hizmetçisiyim. Hayırlı olsun.

Bir durum mu var? Evet. Biri sizinle görüşmek istiyordu.

Al hemen içeri.

Buyurun.

Hocam hoş geldin.

Hayırdır? Bir sorun yok inşallah.

Sayenizde hiçbir sorun kalmadı Halil Bey.

Hastanedeyken istemeden telefon konuşmanızı duydum.

Zeynep Hanım'ın bu mantarları aşer diye aklımda kalmış.

Size teşekkür etmek için. Size layık değil ama... Kanlıca mantarı mı? Evet.

Bacım sen şu an bana dünyaları verdin. Dünyaları.

Karım senin sayende bir şeyler yiyebilecek.

Kadir'e gel.

İlk görevin.

Akşama hazır olsun. En güzel şekilde hazırlansın.

Sayenizde kızım iyileşti.

Allah sizden de Zeynep Hanım'dan da gani gani razı olsun.

Senden de razı olsun bacım benim.

Halil Bey.

Bir konu daha vardı.

Nedir?

Eşimle konuştum.

Koray'la.

Utanmaz herif.

Fabrikanızı yaktığını söyledi.

Benim buraya geldiğimi bilmiyor.

Akşam yedi gibi evde olur.

Bilin istedim.

Siz bize iyilikten başka bir şey yapmadınız ki.

Bunu size söylememeye gönlüm razı olmadı.

Madem o fabrikanızı yaktı, cezasını çeksin.

Eyvallah bacım.

Bu Koray denilen herifi kıskanarak yakaladık. Polise teslim ettik.

Sigorta şirketi de şirkete bizim yakmadığımızı, bir kundaklama olduğunu

kabul etti.

Ayrıca alıcılara da öyle tazminat falan ödememize gerek kalmadı artık. Her şeyi

karşılayacak sigorta.

Harika bir haber bu Halil.

Ya sen benden habersiz nelerle uğraşmışsın.

Ruhun bile duymadı.

De mantar mantar diye tutturdum sana.

Oyaladım seni boş işlerle özür dilerim. Boş iş falan değil o.

Karımın isteği. Yapacağım tabii.

Senin kalbin temiz ya.

Temiz kalpli insanların da işleri çabuk çözülür.

Babam hep öyle derdi.

Kısmette varsa gelir Hint'ten, Yemen'den. Kısmette yoksa ne gelir

elden?

Babaannem haklıymış galiba.

Gerçekten de kısmetmiş böyle şeyler.

Tam da canımın çektiği gibi biliyor musun?

Sulu sulu öyle lezzetli ki hayallerim gerçek oldu resmen.

Sıradaki hayalini gerçekleştirmeye var mısın?

Fransızlar.

Senin bu parfümü dünyanın her yerine tanıtacaklar.

Fransa'ya gidiyoruz.

Sır mısın Zeynep, Fırat?

Gerçekten.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.