All language subtitles for Ask Mantik Intikam (14)

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Jenerik müziği)

Çınar ya, nerede kaldın?

(Hostes) Kemerinizi takar mısınız lütfen?

Hanımefendi kemerinizi takar mısınız lütfen?

Tabii ki.

Bir şey soracağım. Uçak ne zaman kalkacak acaba?

Şu an kalkış için hazırlanıyoruz.

Nasıl ya, ben o zaman inebilir miyim? Arkadaşımla bir sonraki uçakla gelsek?

İnmeniz çok uzun bir prosedür gerektiriyor.

Yani buradaki yüzlerce yolcunun geç kalmasına sebep olursunuz.

-Tamam o zaman. -İyi yolculuklar.

Çınar neredesin ya?

İşte.

(Müzik)

Ozan!

Vallahi Antalya bu mevsimde çok güzel olur. Çok eğleneceğiz.

Ozan ne yapıyorsun burada? Senin burada ne işin var?

-Antalya'ya gidiyorum. -Ne demek Antalya'ya gidiyorum?

Burası Çınar'ın yeri. Çınar gelecek.

-Çınar aldı bu koltuğu. -Yok, benim yerim. Bak.

Pardon, bakar mısınız?

Ben yerimi değiştirebilir miyim acaba?

Maalesef hanımefendi, bütün koltuklar dolu.

Nasıl dolu? Hepsi dolu mu? Tamam.

Kalkmadan önce bir şeyler içmek ister misin?

Ozan sus! Antalya'ya inene kadar senin sesini duymak istemiyorum.

Çınar nerede ya? Bir sonraki uçakla gelse bari.

Erkan uçağı kaçırdım. Bana ilk uçağa bilet al hemen.

Tamam Erkan, en erken bilet hangisiyse onu al. Hadi.

Tamam, sağ ol. Hadi hoşça kal.

(Telefon çalıyor) Efendim?

Evet benim. Annem, Hande Hanım.

Ne?

Tamam, geliyorum ben.

(Musa) Çok teşekkürler.

-Musa, Ozan nerede biliyor musun? -Yok.

-Yok mu? -Yok. Yani evde yok, erken çıkmış.

Ofise baktım, orada yok. Pınar'a sordum, o da bilmiyor.

-(Çağla) Sana bir şey söylemedi mi? -Yok, bana hiçbir şey söylemedi.

Allah Allah! Telefonu da kapalı, nereye gitti acaba?

Neyse Musa, sağ ol. Bir haber alırsan söylersin.

Tamam, iletirim.

(Telefon çalıyor)

Çınar senin şu an uçakta olman gerekmiyor mu?

Çağla ben uçağı kaçırdım.

O zaman, bir sonraki uçağa bilet al.

Çağla sen şu an uçağı boş ver.

Ben sana önemli bir şey söyleyeceğim ama...

...panik yapmak yok, tamam mı? Söz ver.

-Söyle hemen, ne oldu? -Şimdi beni aradılar. Annem...

...otel odasında baygın bulunmuş. Hastaneye kaldırmışlar da.

Ne? Çınar doğru söyle, annem iyi mi?

(Çınar ses) Bilmiyorum Çağla, hiçbir şey bilmiyorum.

Sen panik yapma. Ben şimdi yoldayım, gidiyorum. Haber vereceğim, tamam mı?

Tamam, hangi hastanedesiniz? Söyle, hemen geleceğim.

Hadi gittim.

(Müzik)

(Öksürüyor)

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

-Ne haber? -İyi. Seni görüp...

...iyi olmamak mümkün mü? Mümkün değil ama annem bu mutluluğu...

...tatmama hiç müsaade etmiyor. Sizin ev tarafı komple yasak bana.

Benimki de öyle. Sabahtan beri bir sürü soru soruyor.

"Direkt okula mı gidiyorsun, kaçta çıkıyorsun, hemen eve değil mi?"

Aynı, aynı annem de öyle. Evler birbirine bakıyor ama...

...biz birbirimize bakamıyoruz. Niye böyle oldu?

Bilmiyorum. Olsun, yine de görüştük.

Evet, görüştük. O yeter.

-Ne yapıyorsun? -İşte dükkân...

(Müzik)

Elif!

Anne!

-Çok kısa sürdü ya. -(Elif) Koşma, yavaş. Koşma.

-(Elif) Koşma, yavaş. -Koşarım. Koşarım.

-Ne yapıyorsun? -(Elif) Hiçbir şey.

Ne yapıyorsun burada? Hani okula gidiyordun sen?

-(Elif) Gidiyorum. -Okula gidiyorsun diye gönderdim...

...hop, bununla birliktesin. -Soğudu bunlar?

-(Ekrem) Sen de mi geldin? -Hadi oyalanma, git, götür.

-(Ekrem) Kimin bunlar? -Arkadaşımı gördüm, selam verdim.

-Bu kadar. Gidiyorum. -(Zümrüt) Vermeyeceksin.

-Kim? Nereye gidecek? -İbrahim amcanın.

İbrahim de ne yemek yedi. Elifciğim görüşürüz.

-(Zümrüt) Sen de okula, hadi. -Görüşürüz Ekrem.

Görüşemezsiniz, görüşmeyeceksiniz. Nereye görüşüyorsunuz?

-Görüşürüz dedi, duydun mu Menekşe? -Dedi.

-(Zümrüt) Gizliden mesajlaştılar yani. -Evet.

Görüşürüz demek, ne demek? Görüşecekler demek.

Yok, olmaz. Ben okul diye yolladım, bu yine bununla buluşmuş.

Bu iş böyle olmaz Menekşe. Ne yapacağız?

-B planına geçiyoruz. -B planı. B planı ne?

Taşınıyorsunuz. Ay, nasıl üzüldüm nasıl üzüldüm.

-Taşınıyor musunuz? -Saçmalama.

Soğutma, soğutmayı devreye sokacağız. Öyle konuştuk ya.

Anladım, bunları birbirinden soğutacağız.

Tamam, şahane. Zaten taşınmanıza gerek yok. Neden?

Çünkü Esra Antalya'ya gitti. Nasıl üzülmedim anlatamam. Anlatayım mı?

Manyak! Zümrüt bak, el ele verdik...

...bir işin altından kalkalım dedik beraber ama yapamayacağız galiba.

Esra falan deyip benim sinirlerimi hoplatma.

-Boğarım vallahi ben seni. -(Zümrüt) Boğma.

(Zümrüt) Tamam, sinirlenme de...

(Anons Hostes ses) Bulunduğumuz yükseklikteki hava şartları...

...nedeniyle yerlerinize geri dönüp kemerlerinizi sıkıca bağlamanızı...

...ve kemer ikaz ışıkları yandığı sürece bağlı bulundurmanızı...

...rica ederiz.

Ne oluyor? Ne hava şartı? Allah Allah!

Korkma, tamam. Bir şey olmaz.

Ama istersen elimi tutabilirsin tabii.

-Üf! -İstersen.

Senin elini tutacağıma ölürüm daha iyi. Tövbe tövbe!

Peki.

(Uçak türbülansa girdi) (Müzik)

Ne? Ne bakıyorsun?

Ne?

(Duygusal müzik)

Bunu da sen ayarlamışsındır.

Ne yaptın? Gittin, pilotla mı konuştun?

Hayır. Ama iyi fikirmiş, aklıma gelmedi bu.

Üf!

Ozan bu uçak elbette inecek. O zaman ne yapacaksın?

Biraz dolaşırız diye düşünüyorum.

Bunu rüyanda görürsün sen.

(Ozan öksürüyor)

(Müzik)

-Çınar, annem iyi mi? İyi de lütfen. -Bilmiyorum Çağla. Kimse gelmedi daha.

-Ne demek bilmiyorum? Ne olmuş? -Ne olmuş olabilir anneme?

İçmiş içmiş, bayılmış işte.

İlaçlarla mı karıştırdı, fazla mı içti, ne yaptı, bilmiyorum ki.

Temizlik yapmak için oda servisi girmiş içeri...

...bayılmış, düşmüş, kafasını vurmuş.

Ben anlamıyorum. Daha dün iyiydi bu kadın.

-Ne oldu birdenbire? -Neyi anlamadın ki Çağla?

Annem işte, her zamanki işleri.

Hayatımıza geri geldi, biz de hastane köşelerindeyiz işte.

Çınar, annem bizim için buraya geldi.

Çocuklarının yanında olmak için geldi. Biz ne yaptık?

Bir otel köşesine fırlatıp attık onu.

Annemin yanında olmalıydım.

İşte, çocuklar annesinden ne öğreniyorlarsa onu yapıyorlar.

Bence sen şu an, babamdan ne öğrendiysen onu yapıyorsun Çınar.

Çağla ne yapacaktık Allah aşkına? Kendine gel artık.

Çocuklar, anne babası için endişelenmezler.

Anne babalar, çocukları için endişelenir.

Tamam da yine de annemin yanında olmalıyız, anlamıyor musun?

Ya oda servisi yetişmeseydi? Ya daha kötü bir şey olsaydı...

...ne yapardık o zaman biz? -İşte, annem hep bize bunu yaptı Çağla.

Kendimizi suçlu hissettirdi. Ben artık yemiyorum.

Hayatını bu şekilde mahvetmek, benim suçum değil, onun suçu.

Tamam Çınar sonra konuşuruz, olur mu?

İlk önce annemim iyi olduğunu öğrenelim, ondan sonra tartışırız bunları.

-Baba hoş geldin. -Hoş bulduk.

-Eko. -Evet?

Parfüm satışımız çok iyi gidiyormuş, duydun mu?

Süper!

Hatta bin tane sipariş istediler, ben de tamam dedim.

Nasıl tamam dedin? Baba bin tane parfümü nasıl yetiştireceğiz biz?

Bine kadar sayı saymaya kalksak, o bile yetişmez ki.

Eko sakin ol, sakin ol. Yaparız evlat.

-Herkes beni konuşuyormuş. -Neyini konuşuyorlarmış baba?

Bu parfümün formülünü bulsa bulsa, ancak bir dâhi bulabilir diyorlarmış.

-Öyle mi? -Tabii canım.

-Tabii. -Hatta yaptığımız...

...Menekşe parfümü var ya, mağazalarda kapış kapış gidiyormuş.

Parfüm piyasasının devleri bile bizim başarımızı konuşuyormuş Eko.

Peki, bu parfüm piyasası devleri neden hep arkamızdan konuşuyor?

Gelsinler buraya yüz yüze oturalım, konuşalım, yapalım anlaşmamızı...

...olsun bitsin baba. Baba o tulum eritti beni eritti.

Şuraya bak, 15 kilo verdim.

Eko bir dur, benim kimseye ihtiyacım yok.

Ben artık parfüm peşinde değilim. İmparatorluk peşindeyim.

-İmparatorluk? -(Yalçın) Evet.

-Akşama lokantada ol, tamam mı? -Tamam baba.

Babama bak ya.

Köşeyi dönelim dedik, adamın ilk düzlükte kafası gitti.

(Müzik)

Vardım anneciğim vardım. Otele geçiyorum şimdi.

Nasıl geçti yolculuğun?

Birkaç pürüz dışında, hiç fena değildi.

Müsait değilsin galiba. Tamam, sonra görüşürüz annem.

-Tamam, ara. -Tamam annem, ararım.

Siz de dikkat edin kendinize. Babama selam söyle, öpüyorum çok.

Esra koltuk bu kadar, daha fazla uzaklaşamazsın.

-Benden korkmana gerek yok. -Niye senden korkayım?

Niye senden kaçayım? Ozan sen kimsin? Allah Allah!

Kendimi rahat ettirmeye çalışıyorum. Bunu da çekeyim, daha iyi olur böyle.

Ayrıca Çınar bu yaptığını öğrendiğinde ne yapacaksın, çok merak ediyorum.

Çınar kim ya?

Çınar nerede ya? Bindi mi uçağa?

Yok, ben gidip başhekimle konuşacağım.

Kimse bir şey söylemiyor, merak ediyorum artık.

Tamam.

(Telefon çalıyor)

-Alo? Esra. -Alo? Çınar.

(Çınar ses) Kusura bakma lütfen, ben sana haber veremedim.

Önce uçağı kaçırdım sonra annemi hastaneye kaldırmışlar.

Onu öğrendim. Hastanedeyim şimdi, müdahaleye aldılar.

Ne oldu annene? İyi misiniz? Nesi var?

Annem işte. Yine yarınlar yokmuşçasına içmiş, bayılmış. Ambulans, hastane.

Şimdi hastanedeyim işte, doktorun gelmesini bekliyorum.

Çınar çok üzüldüm. Peki, benim yapabileceğim bir şey var mı?

Yok, çok sağ ol Esra. Zaten ben annemin iyi olduğunu göreyim...

...ilk uçakla Antalya'ya geleceğim. Orada konuşuruz, tamam mı?

Tamam, sen merak etme hiçbir şeyi burada, tamam mı?

Bir şey olursa mutlaka haber ver.

Hoşça kal.

Ne olmuş?

Çınar'ın annesini hastaneye kaldırmışlar.

-Bir şey olmuş. -Hadi ya, kötü bir şey yok herhâlde?

Bilmiyorum ki müşahede altına alınmış. Komaya girmiş galiba.

(Müzik)

Merhaba.

(Müzik)

(Telefon çalıyor)

Ozan neredesin? Sabahtan beri seni arıyorum, ulaşamıyorum.

Annemi hastaneye kaldırdık, ben de hastanedeyim, bekliyorum.

Biliyorum, Esra söyledi.

Esra mı söyledi? Nasıl yani? Sen neredesin Ozan?

Antalya'dayım Çağla. Böyle önemli bir işi Çınar'a bırakamazdım.

Peki, neden benim bundan haberim yok? Bana söyleyebilirdin.

Bana haber verme zahmetinde bulunmadın. İnanamıyorum sana.

Çağla bunları sonra konuşalım olur mu? Ben anneni merak ettiğim için aradım.

-Ne oldu? Nasıl durumu? -Alkol zehirlenmesi.

Biz de bekliyoruz. İnşallah, güzel haberleri gelecek.

-Ozan ben seni arayacağım birazdan. -Tamam.

-Teşekkürler. -(Resepsiyonist) Rica ederim.

Fazla dinlenemeyeceksin çünkü buraya gelmeden...

...buradaki ekiple toplantı organize ettim.

Saat ikide otelin kafesinde olman lazım.

Ozan Bey, Çınar gelmeden, toplantı organize etmeniz...

...sizce de saçma değil mi? Çok anlamsız.

Esra sen unuttun galiba.

Ama ben sana hatırlatayım. Bu şirketin CEO'su ve kurucusu benim.

Yani ben yönetiyorum. Ve patronun olarak da...

...sana diyorum ki saat ikide otelin kafesinde olacaksın. Bitti.

(Müzik)

-Merhabalar. Ozan Korfalı. -(Resepsiyonist) Hoş geldiniz.

(Doktor) İyi haber şu. Kritik eşiği geçtik.

Hastamız hayati tehlikeyi atlattı.

-Çok şükür. -İyi bari.

Ama yine de temkinli olmak zorundayız.

Ayıldığında neyle karşılaşacağımızdan emin değiliz.

Bekleyip göreceğiz. Tekrar geçmiş olsun.

-Çok sağ olun. -Teşekkürler.

Sonuçta bu da bir şey Çınar, değil mi?

Bilmiyorum ki Çağla. Doktoru duydun, bekleyeceğiz. Yapacak bir şey yok.

-Ben Esra'yı arayayım, haber vereyim. -Çınar...

...ben az önce Ozan'la konuştum.

Ee?

-Antalya'daymış. -Antalya'da mı?

Evet, bu kadar büyük bir işi sana bırakamazmış. Öyle söyledi.

Benim aklım almıyor artık. İnanamıyorum ya.

Adam sürekli yoluma taş koyuyor.

Bir Ozan eksikti!

Ben çıkıp bir hava alıyorum.

(Müzik)

Olcay merhaba. Senden bir şey isteyeceğim.

Bana iki kişinin görüntüsü lazım.

Anbean ne yaptıkları...

...birbirlerine ne kadar yakınlaştıklarını bilmek istiyorum.

Bir de...

...otelin kamera kayıtları gerekiyor bana.

Bunu yapabilecek birini tanıyor musun?

(Olcay ses) Bulurum Çağla. Elim her yere uzanır, bilirsin.

(Olcay ses) Ama bu sana pahalıya patlar.

Para hiç önemli değil. Sen benim istediğimi yap yeter.

Görüşürüz.

Adama bak ya, yüzünü görmemek için şehir değiştiriyorum...

...kalkıp peşimden geliyor.

Delirmemi istiyor ama delirmeyeceğim. Beni delirtemeyecek.

Delirmeyeyim, delirmeyeyim diyorum Musa ama delireceğim.

Yok, Çınarsız toplantı olmaz, yok, Çınar'a haber verdin mi.

Sen benim arkamdan Çınar'la plan yapmayı biliyordun ama.

Yok Musa, bazen herkese kimin patron olduğunu göstermek lazım.

Mütevazı olma, gerçek sanırlar derler ya, aynı o hesap.

Yok ya, kurtuluş yok. Sen gitsen, Türkiye'nin öbür ucuna yerleşsen de...

...kurtuluş yok. Dünyanın öbür ucuna gitsem de kurtuluş yok.

Allah'ım ya! Yumuşayacağımı sanıyor ama yumuşamayacağım.

Görecek o gününü görecek.

Çıkmayacağım Musa.

Esra'nın gözlerinde beni affedeceğine dair...

...en ufak bir umut görmeden, ben bu otelden dışarı çıkmayacağım.

Hadi bakalım, hodri meydan.

Abi bunlar çok iddialı sözler.

Ama sen Esra'yı İstanbul'a dönmeye ikna et, ben ona bile razıyım.

-Seni tebrik edeceğim. -O iş ondan çıkalı çok oldu Musa.

Dönecek benimle İstanbul'a. Görürüsün.

Hadi bakalım.

(Kart okuma sinyali çalıyor)

-Zeyno hoş geldin. -Hoş bulduk.

Musa burası ne kadar havalı bir yermiş. Sanki başka bir diyardasın gibi.

Sen iste, ben sana buranın her yerini gezdiririm.

Ben çok mutlu oldum, sen arayınca. Ozan yok, çıkamıyorum.

Ama ben de dışarıda bir kahve içmeyi çok isterim.

Fakat bizim şirketin de kahvesi fena değildir.

İki filtre kahve alabilir miyiz?

İnanamıyorum, en yakın arkadaşım şurada çalışırken...

...bir kere bile gelmek nasip olmadı.

Bak yine aklıma geldi. Resmen çekti gitti kız.

Bence boşuna üzülüyorsun çünkü arkadaşın her an geri gelebilir.

-Nasıl? -Evet.

Bir dakika, sen bir şey biliyorsun. Söyle.

-Şöyle... Teşekkürler. -Teşekkürler.

Ozan'ın şu an, şimdi Antalya'da Esra'nın yanında olduğunu söylesem?

-Ne diyorsun sen? -Evet.

Patron çıldırdı. Üstelik geri getirmeye de çok kararlı.

Evet, senin patron biraz fazla çıldırdı Musa.

Çok yanlış yaptı Ozan. Esra da çok kızgın çok da haklı bence.

Haklısın ama bu sefer ben patronuma güveniyorum.

-Hadi gel. -Göreceğiz.

-(Esra) Herkese merhabalar. -(Hep birlikte) Merhaba. Hoş geldiniz.

-(Kadın) Esra Hanım'dı değil mi? -Evet, Esra Ertem ben.

-Zeynep ben de. Hoş geldiniz. -Çok memnun oldum. Hoş bulduk.

-Merhabalar. Nasılsınız? -(Zeynep) Teşekkürler.

Ozan Bey geliyor.

Arkadaşlar merhaba.

(Hep birlikte) Merhabalar. Hoş geldiniz.

Lütfen rahatsız olmayın, buyurun.

-Arkadaşlar tanıştırayım, Kerim Gürsoy. -(Hep birlikte) Hoş geldiniz.

-Merhaba, hoş bulduk.

Kendisi İstanbul kurulumunda da benim yanımdaydı.

Bundan sonra Antalya operasyonun başında Kerim Bey olacak.

Ozan Bey, biz Çınar Bey’i bekliyorduk ama?

Evet Ozan Bey, öyle planlanmıştı.

-Çınar Bey'in bundan haberi var mı? -Yok.

Çınar Bey olmayacak. Çünkü Kerim Bey, bu konuda Çınar Bey'den...

...çok daha yetkin ve tecrübeli.

Ankara ve İzmir'de çok kısa sürede çok büyük başarılara imza attı.

-(Hep birlikte) Hayırlı olsun. -Teşekkür ederim.

Esra Hanım siz burada olacak mısınız?

Hayır. Maalesef, Esra Hanım da burada olmayacak.

Çünkü kendisine İstanbul'da ihtiyacımız var.

Kendisi bizim için çok değerli.

O zaman, benim burada olmama gerek kalmadı.

Çok memnun oldum, kolay gelsin.

(Hep bir ağızdan) Teşekkürler.

Arkadaşlar, dediğim gibi bundan sonra bütün sorumluluk Kerim Bey'de.

En kısa sürede altyapımızı geliştirip, Antalya'da uygulamamızı...

...bir yıl içinde etkin hâle getirmeyi planlıyoruz.

Ben lafı fazla uzatmadan sözü Kerim Bey'e bırakıyorum.

O zaten size bizim planlarımızdan bahseder.

Kerim Bey.

Kolay gelsin.

Esra!

-Esra, ne yapıyorsun? -Ozan, sen ne yapıyorsun ya?

Sen benim adıma karar veremezsin!

Veririm.

Esra, farkında mısın bilmiyorum ama ben şirketimi yönetiyorum.

Çınar buradaki operasyonu yürütecek yetkinliğe sahip değil.

Peki, ben burada neden kalamıyorum?

Bırak işimi yapalım. Ben burada kalmak istiyorum.

Sana İstanbul'da ihtiyacımız var.

Kimin ihtiyacı var?

İstanbul'da bana tam olarak kimin ihtiyacı var?

Siz kimsiniz?

Esra, bu şirketi ben yönetiyorum.

Kimin, nerede, nasıl çalışacağına da ben karar veririm.

Anladın mı?

Kimseye de hesap vermek zorunda değilim.

Neyse, akşam yemeğe Antalya'yla ilgili çalışmanızı getir.

Kerim de gelecek, orada anlatırsın.

Emredersiniz Ozan Bey.

Emretmem Esra Hanım, rica ederim.

(Hande) Çocuklar, ben çok üzgünüm.

Ben böyle bir şey olsun istemezdim.

Ben çok uzun zamandan beri içmiyorum, bırakmıştım.

Ama kendimi çok yalnız hissettim.

Tamam anneciğim, geçti. Biz buradayız.

Otelde de kalmayacaksın, seni eve götüreceğiz.

(Çağla) Biz yanındayız.

-Değil mi? -Görünüşe göre gayet iyisin.

Geçmiş olsun. Ben çıkıyorum.

Hemen geleceğim.

(Çağla) Çınar!

Çınar!

Çınar, nereye gidiyorsun?

Antalya'ya gidiyorum Çağla.

Senin kocanın bu organizasyonu mahvetmesine izin vermeyeceğim.

Çınar, o iş bitti.

Ben sabah Ferhat Bey'le konuştum.

Ozan yönetim kurulunu ikna etmiş.

Antalya operasyonun başına da Kerim Bey'i getirmiş.

Anlayacağın tüm yönetim kurulu Ozan'ı destekliyor.

İnanmıyorum ya.

Çok sağ ol Çağla, çok teşekkür ederim.

-Anlamadım? -Neyi anlamadın ya?

Ozan benim arkamdan bu kadar iş çevirirken...

...neden gelip hiçbir şey söylemedin?

Çınar, benim de hiçbir şeyden haberim yoktu.

Ayrıca annem yoğun bakımda yatarken bunlarla uğraşmak istememem...

...çok normal değil mi? -Çağla, annem hepimizden iyi ya.

İnan bana senden benden daha iyi.

Nasıl iyi olabilir ya, doktoru duymadın mı?

Kadının midesini yıkamışlar. Nasıl iyi olabilir?

Çağla, duydum.

Defalarca duydum, hayatım boyunca duydum.

Sıkıldım artık burama geldi.

Ben bu oyunları yemiyorum artık, karnım tok.

Nasıl bu kadar duygusuz olabiliyorsun?

Çağla, duygusuz değilim.

Annemin küçük oyunlarına artık inanmıyorum diyorum.

Bir de Ozan çıktı şimdi başıma.

Ama merak etme Ozan'a izin vermeyeceğim.

Yönetim kurulunu yeniden toplayacağım.

Çınar, saçmalama!

Ozan bu şirketi sıfırdan kurdu.

Sense patronun daha dün staj yapan oğlusun.

Sana mı güvenecekler, Ozan'a mı güvenecekler?

Kavgada kaybedip hırslanmış bir çocuk gibi davranma.

Evet, ortada bir kavga var Çağla. Sebebi de senin kocan.

Senin kocanın Esra'nın yanında ne işi var?

Neden konu dönüp dolaşıp Esra'ya geliyor?

Neden Ozan onun yanında bitiyor?

Ozan oraya iş için gitti Çınar.

İş için, öyle mi?

Ya sen çok safsın ya da beni saf zannediyorsun.

Ozan'ın derdi, benim Antalya operasyonunu yönetmem değil...

...Ozan'ın neyi engellemeye çalıştığını ikimiz de biliyoruz.

Ya bu nasıl bir evlilik Çağla? Sen böyle bir şeyi nasıl kabul ediyorsun?

Benim evliliğim, benim sorunlarım Çınar! Seni alakadar etmez!

Hem yetişkinler dünyasına hoş geldin.

Burada her istediğini elde etmiş şımarık çocuklara yer yok.

Burada herkes kendi ayaklarının üstünde duruyor.

Bundan sonra başarılı olmak istersen adımlarını ona göre atarsın.

Hem böylelikle suçlayacak kişi aramak zorunda da kalmazsın.

Sen iyice anneme benzedin Çağla. Dikkat et.

(Gerilim müziği)

Ben Ozan'a o kadar kızgınım ki...

...ne yapacağımı, ne diyeceğimi şaşırdım artık.

Hayır uğraştı didindi, beni kendine âşık etti.

(Esra ses) Tamam dedim, ben de bıraktım kendimi.

Ondan sonra ne yaptı?

Gitti başkasıyla evlendi.

Ben tamam dedim, bunu da sindirdim, kabul ettim.

Gideyim bari başka bir şehre gideyim, göz görmeyince gönül katlanıyor dedim.

Adam çıktı peşimden geldi, buna da izin vermiyor, geri dönmemi istiyor.

İşi baltaladı. Ben ne yapayım artık ya?

Ben bir uçtan bir uca savrulmaktan çok yoruldum.

Ne istiyor benden? Ne istediğini anlamıyorum ama delireceğim.

Nefret ediyorum ondan, o kadar nefret ediyorum ki anlatamam.

Ne yapacağım ben şimdi, ne yapayım Zeyno?

Sence ne istiyor bu Ozan benden?

-Yarım kilo alabilir miyim abi? -(Erkek) Vereyim canım.

Kızım, ne istediği belli değil mi? Adam âşık diyorum sana, âşık.

Uçakta yanına oturmuş. Antalya'ya kadar peşinden gelmiş.

Bunlar Ozan için büyük şeyler.

(Zeynep ses) Yani buna da düşmedim deme artık Esra.

Yani, insan etkileniyor tabii, doğruya doğru.

Bir de giyinmiş gelmiş böyle gömleğini, takımını giymiş.

Böyle 'cool cool' yürüdü toplantının ortasında.

Bir konuşuyor, bir havalı görmen lazım. Zeyno, ne diyorum ben ya?

Sen de arkadan gazlıyorsun beni.

Niye konuşuyorsak biz bunları?

Yarın geleceğim zaten, gelince konuşuruz.

İyi, tamam. Bana bak, bari gitmişken şöyle bir Antalya'nın tadını çıkar.

Neyin tadını çıkaracağım? Geldik öğlen güneş açıyordu.

Akşam oldu fırtına kopuyor buralarda, bir tuhaf.

Ben sana niye kızıyorum? Sana kızdığımı da anlamadım.

Neyse, yarın geliyorum. Biz konuşuruz.

İyi, tamam. Konuşuruz hadi.

Hadi öptüm, baybay.

Hih!

Ne?

Ne? Ne yapıyorsun burada?

Girmişsin zaten dibime.

Vallahi ben üstümü değiştirmiştim ama istersen gidip gömleğimi giyebilirim.

-Hani çok beğenmişsin ya. -Evet.

-Sen beni mi dinliyorsun ya? -Öyle kulak misafiri oldum diyelim.

Öyle diyelim.

O zaman senden ne kadar nefret ettiğimi de duymuşsundur.

Yok ya, onu duymadım, yetişemedim ona.

-İyi ki de duymamışım zaten. -Gerçi bir şey diyeceğim.

Sende bir şeyleri dinleyip yarım anlama...

...anladığını öyle kabul etme gibi bir huy var.

Duyduğun yarım yamalak şeyle hemen gidip birine...

...evlenme teklif edebiliyorsun çünkü.

Şimdi birine evlenme teklif eder misin?

Yok Ozan, pardon ya.

Sen zaten birine evlenme teklif etmiştin. Hatta evlisin de değil mi?

-Esra. -Esra ne, ne Esra?

Benim seninle konuşacak hiçbir şeyim yok. Beni de gelip böyle dinleme.

Pardon, benim seninle iş dışında konuşacak hiçbir şeyim yok.

(Müzik)

-Hayır, yok, olmaz. -(Ekrem) Ne, nasıl?

Sizden olmaz, mümkünatı yok.

Elif'le ilgili bilmediğin bir sürü şey var.

-Nasıl, ne gibi? -Çok şey var.

Ne?

(Horlama taklidi yapıyor)

Bismillahirrahmanirrahim. O ne ya?

-Horluyor. -Horluyor, Elif?

-Yok. -Âdeta bir şimendifer.

Ya Şirket-i Hayriye vapuru gibi ses çıkartıyor oğlum.

-Elif? -Elif.

İnanmam. Öyle şey olur mu, Allah aşkına?

Öyle zarif, 'cool' gibi bir kızdan horlama öyle acayip acayip...

...neresinden çıksın o sesler, Allah aşkına?

Oluyor evladım. Ben de...

-Kızım ya! -Faydasız.

Bak, şu tuzluğun bu kâinata Eko'dan daha fazla faydası vardır, vallahi.

Aşk olsun Menekşe teyze ya, öyle deme. Ben görüyorum.

Eko bu dükkânın yükünü herkesten daha fazla çekiyor.

Çok sıkıcı.

Elif diyorum çok sıkıcı bir kadın.

Ne bir muhabbeti var.

Ne bir şaka şenlik, ne bir güler yüz, ne bir şey.

Hiç anasına çekmemiş.

-Bana bak, lunapark gibi kadınım. -Evet.

Rüzgâr nereden eserse, kimin kayığına binersem.

Aman öyle oldu böyle olmadı falan.

Hemen, her an fikrimi değiştiririm.

Tarafımı seçerim. Seçtiğim taraftan vazgeçerim.

Ama o öyle mi? Dediğim dedik çaldığım düdük.

-Biz çok eğleniyoruz. -İnadım inat, kanadım kırık.

-Yani doğru Ahmet. -Ahmet kim?

Bir sürü şey söyledim. Ahmet'e mi takıldın sen?

Evet. Ahmet kim? Erkek ismi.

Biz daha kundaktayken nişanladık onu.

Töre var, töre, vallahi.

Katlederler bizi, söz verdik bir kere, dönemeyiz artık.

Yapma be Menekşe teyzem. Bence daha iyisini bulabilirdin.

-Neyin? -Bahanenin.

Daha iyi bir bahane üretebilirdin bence.

Ama kızım, ben sana ne söylersem söyleyeyim...

...senden istediğim performansı alamıyorum.

Alamazsın.

Çünkü ben Eko'nun nasıl biri olduğunu gayet iyi biliyorum...

...ve tam da öyle biri olduğu için...

Tam da öyle biri olduğu için ne?

Elif, tam da öyle biri olduğu için ne?

Ve tam da öyle biri olduğu için biz onunla çok iyi arkadaşız.

Ben kahve için çok teşekkür ederim. Eline koluna sağlık Menekşe teyzeciğim.

Ben gidiyorum. Çok sağ ol. Görüşürüz.

Anlat. Ne dedi?

Zümrüt kardeşim, senin bu kızın vallahi saf.

Ben Eko'yu anlatırken kendi oğlumdan soğudum ama senin kızın tın tın.

-Ay! Deme öyle ya. Al işte aynı Eko. -Vallahi.

Ben de Eko'ya kızımı anlatırken zaten kızımdan pek hazzetmem biliyorsun.

İyice soğudum ama Eko vazgeçmiyor.

-Ben yasak koymayı çok iyi bilirim. -Koy.

Fakat yasaklar caziptir, çekicidir. Ondan koymuyorum.

-Peki ne yapacağız Menekşe? -C planını koyacağız devreye.

C planı nedir? Alayım C planını, alayım.

Söyle, nedir C planı, ne yapıyoruz?

Uf! C planı yok, bulacağız.

Bulacağız.

(Müzik)

Hoş geldin.

Kerim Bey nerede?

Birazdan gelir, otursana.

İyi, bir an evvel gelsin de çalışmalarımı teslim edeyim.

Sayende bütün hevesim kursağımda kalıyor çünkü.

Esra, kavga etmeyelim, lütfen.

Ozan, sen benim hayatımdan çıkıp gitsen kavga etmeyeceğiz zaten.

Ama sen bunu başaramadığın için...

...sürekli böyle baş başa oturmak zorunda kalıyoruz.

Bu akşam seninle tartışmayacağım. İstediğini söyle.

Söyleyeceğim zaten.

Tamam. Bu arada ben ikimizin yerine de sipariş verdim, haberin olsun.

Ben aç değilim. Yemek yemeyeceğim.

Çalışmalarımı teslim edip odama geçeceğim.

Peki, yemekler gelsin karar verirsin yiyip yemeyeceğine.

(Müzik)

Annem uyudu baba.

Sana bir şey soracağım kızım.

Sence annenin burada kalması mantıklı mı?

Baba, biz Ozan’la daha yeni evlendik, biliyorsun.

Evimiz de misafir için hiç uygun değil.

-Yoksa annemi yanıma alırım hemen. -Onu geç.

O asla olmaz. Siz daha yeni evlisiniz.

Ama bu kadın burada da kalamaz.

Ben razı oldum diyelim.

Çınar bir yerde mutlaka patlar.

Baba, annemi sen seçtin, biz seçmedik.

Ne yapalım? Bırakalım da bir otel köşesinde tekrar hastanelik mi olsun?

Doktor asla yalnız kalmamalı dedi.

Hastanede de kalmak istemiyor. Ne yapayım yani? İdare edeceğiz artık.

Çağla, çok safsın be kızım.

İstediğini bal gibi aldı, görmüyor musun?

Bu eve girmenin bir yolunu arıyordu, buldu.

Bu kadın sadece kendisini düşünen, bunun için başkalarının arkasından iş çeviren...

...bencil bir kadın. Onun oyunlarına kanmaman lazım.

Bitti mi? Ben çok yorgunum, eve gitmek istiyorum.

-Birkaç gün sonra konuşuruz annemi. -Bir dakika, otursana.

Efendim baba?

Bu Çınar’la Ozan’ın bitmeyen derdi nedir, Allah aşkına?

Neyi paylaşamıyorlar?

Konu her neyse, yönetim kuruluna kadar sirayet ediyor.

Bu işin tadı iyice kaçtı artık.

Bilmiyorum baba, onu da bilmiyorum. Çok yorgunum, gerçekten.

Eve gidip uyumak istiyorum. İyi geceler.

(Müzik)

(Garson) Başka bir istediğiniz var mı?

Yok, sağ olun.

-Afiyet olsun. -Teşekkürler.

Antalya'da kimse inip restoranda yemek yemiyor galiba.

Çok tuhaf değil mi? Baksana.

Yemiyor herhâlde.

Ozan, ne oluyor?

Esra, sen hâlâ bugünün hangi gün olduğunun farkında değilsin, değil mi?

Tabii ki farkındayım.

Senin benim işimi baltaladığın gün bugün.

Hayır, ondan bahsetmiyorum. Bugünün tarihinden bahsediyorum.

(Müzik)

(Geçiş sesi)

(Duygusal müzik)

Evlilik yıl dönümümüz kutlu olsun Esra'm.

-Ozan, teşekkür ederim, çok güzeller. -Beğendin mi?

Beğenmez olur muyum? Bayıldım.

Yani güzeller de senin kadar değiller.

Esra'm, bu elbiseyle çok güzel olmuşsun. Muhteşem görünüyorsun.

Sağ ol. Hadi geç otur şöyle, ver çantanı.

Menekşe Şef bizim için özel olarak hazırladı.

Tamam.

Hadi bakalım.

Dur, başlama.

Korkma da gözlerini kapat.

-Gözlerimi? -Evet.

Ben de gözlerimi kapattım.

-Ozan? -Ha?

Hani biz balayına gidemedik ya.

O yüzden şu anda Antalya'da olduğumuzu hayal et.

Çok güzel bir otelin, şık bir restoranında yemek yiyoruz.

Bütün gün gezmişiz, dolaşmışız, yüzmüşüz, eğlenmişiz.

Akşam da oturup baş başa yemek yiyecekmişiz.

Nasıl?

Esra'm, iyi ki gelmişiz Antalya'ya.

De biraz değişik bir mevsimde mi geldik, etraf neden bu kadar tenha?

Şapşal. Sen restoranı bizim için özel olarak kapattın.

Ha ben?

Pardon, ben onu unutmuşum.

Doğru söylüyorsun Esra'm, ben kapattım restoranı.

Ben seni çok seviyorum Esra'm.

Çok. Sana söz.

Bunları bir gün sana yaşatacağım. Hatta daha iyilerini.

Bir gün yapacağım.

Söz.

(Geçiş sesi)

Antalya'da beş yıldızlı bir otelde...

...geç kalınmış yenen bir yemek.

-Restoranı da sen kapattın. -Evet.

Kerim Bey de gelmeyecek.

Gelmeyecek.

Esra!

Esra!

Esra!

-Ya Esra, bir durur musun? -Ya ne?

Ne Ozan, ne? Ne istiyorsun benden ya?

Ben öleyim mi, bunu mu istiyorsun?

Bir tek o kaldı çünkü.

Ben mahvoldum, bittim. Görmüyor musun Ozan?

Bittim ben, bittim.

Esra, ben seni çok seviyorum.

Tamam mı? Ben seni çok seviyorum.

Ozan, bu nasıl sevgi?

Bu nasıl sevmek?

Sevmek böyle bir şey mi?

Ben istemiyorum senin hastalıklı sevgini de senin aşkını da.

Ben tamam diyorum.

Bitsin, kurtulayım diyorum, gidiyorum. Buna da izin vermiyorsun.

Kendimi sana teslim ediyorum. Gidiyorsun bir başkasıyla evleniyorsun.

Sen benim hâlimi görmüyor musun ya?

Ya sen benim hâlimi görmüyor musun?

Böyle durunca çok mu iyiyim sanıyorsun Esra?

Ben bittim.

Sen bana olanları anlattığından beri ben bittim.

Olanları tekrar tekrar yaşamaktan ben bittim.

Esra, ben deliriyorum.

Ben nasıl göremedim, ben nasıl fark edemedim diye deliriyorum.

Senin her bakışını, senin her sözcüğünü tekrar tekrar yaşamaktan ben bittim.

Bittim.

Tamam.

Tamam, sen haklısın, ben hata yaptım.

Ama Esra, ben senden başkasını sevmedim ki.

Esra, ben hayatım boyunca sadece seni sevdim.

Ben senden başkasını sevmedim.

Niye benim canım yanıyor o zaman bu kadar çok?

Niye ben paramparça oldum?

Neden bu kadar acı çekiyorum Ozan?

Tamam.

Tamam.

-Tamam, gel. -Hayır, istemiyorum.

Geçecek.

Geçecek, hepsi geçecek. Bunu da atlatacağız.

(Ozan) Geçecek Esra'm.

Geçecek.

Geçecek.

Git be!

Çekil!

Bu yanlış.

Ozan, biz ne yapıyoruz? Yanlış bu, bu doğru değil.

-Sen evlisin, sen evlendin. -Hayır. Yanlış bir şey yok.

Esra'm, yanlış bir şey yapmıyoruz.

Benim evliliğim sadece bir imzadan ibaret o kadar.

-O kadar, yanlış bir şey yok. -Niye bana her şey saçma geliyor?

Neden sen dokununca benim canım yanıyor?

Neden her yaptığımızı yanlışmış gibi hissediyorum o zaman?

Yanlış bu, hata! Hata istemiyorum Ozan!

-Esra, hata değil. -Ozan, istemiyorum çekil, gelme!

İstemiyorum, sakın! Sakın gelme, istemiyorum.

(Müzik)

Canım asma yüzünü artık. Bak annene de bir şey olmamış.

İyi olacak, merak etme.

(Dilara) Hem benim anlayamadığım Ozan nerede?

Neden sen böyle bir günde yalnızsın?

Ozan'ın toplantısı varmış.

Hem zaten nereden bilsin benim böyle bir şey yaşayacağımı?

Kalkalım mı artık? Benim eve geçmem gerekiyor, işlerim var.

Sen istersen git, ben biraz daha oturacağım.

Tamam o zaman.

Çok da uzatma ama canını da hiçbir şey için sıkma.

Her şey yoluna girer.

-Merak etme. -Görüşürüz.

(Müzik)

(Çınar dış ses) Ozan'ın derdi, benim Antalya operasyonunu yönetmem değil...

...Ozan'ın neyi engellemeye çalıştığını ikimiz de biliyoruz.

Sen iyice anneme benzedin Çağla. Dikkat et.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Siz keyfinize bakın, ben birazdan geliyorum.

(Müzik)

-Çağla. -İnanamıyorum.

Bu akşam daha kötü ne olabilir derken karşıma sen çıktın.

Tamam, ben de öyle sıcak bir karşılama beklemiyordum ama...

...bu biraz ağır oldu sanki, ne dersin?

-İstanbul'da ne işin var Mert? -Kesin dönüş yaptım.

-Artık buradayım. -Ne güzel.

Evlenmişsin.

Evet, evlendim. Bu defa yarı yolda bırakılmadım.

Ne başarı ama, değil mi?

Mert git başımdan.

İyi görünmüyorsun. Biraz konuşalım, sana iyi gelir.

Seninle mi?

Yaşadığım her şeyi başlatan kişiyle mi konuşacağım, gerçekten mi?

Bak tamam, haklısın.

Hem de çok haklısın, ben sana çok kötü şeyler yaşattım ama...

...pişmanım. Bunca geçen zamanda seni bir an bile aklımdan çıkarmadım.

Kocan nerede?

Olmak istediği yerde.

Ben onun yerinde olsaydım...

...senin yanında olmak isterdim.

İnsan bazen ne kaybettiğini, ne kaçırdığını...

...çok geç anlıyor.

Her şeyi ben yapayım zaten.

Bu ne?

Bu ne?

Ben ışıkları kapa-kapattım.

Bu örtü... Ay, hırsız.

Ben ne yapacağım?

Hırsız...

Sen benim dükkânımı soyacaksın, öyle mi?

Allah! (Bağırıyorlar)

Siz kimsiniz? Burada ne yapıyorsunuz?

-Siz kimsiniz? -(Ekrem) Anneciğim biziz.

-(Ekrem) Baba bir şeyler söyle. -Şunu çıkar, ne dediğini anlamıyorum!

-(Ekrem) Tamam! -(Menekşe) Aç şunu!

(Ekrem) Bi-biziz.

-Biziz anne, benim. -Biziz, kim olabilir?

Siz burada ne yapıyorsunuz? Bu kılık, kıyafet ne?

Bu bardaklar, kavanozlar ne?

-Pa-parfüm yapıyoruz ruhum. -Anne kötü bir şey yok, parfüm.

-Ha parfüm yapıyorsunuz. -(Ekrem) Evet anne.

Öyle bir girdin ki aklımız gitti, öyle gelinir mi?

-Siz manyak mısınız? -Yine mi?

Yalçın sen deney falan bu dükkânı kül ettin!

Ekmeğime kan doğradın! Bunlar sana yasaktı!

Sabıkalısın! Sizi gebertmeyeyim diye bir şey söyleyin.

-Vallahi indiririm kavanozlara! -Hayır, hayır, hayır!

-Öyle bir şey yok, lütfen anne. -(Yalçın) Yapma sakın, dur.

(Yalçın) Ruhum bak sakin ol, ben sana anlatayım.

Aslında bunları bir atölyede yapıyorduk ve tonla para veriyorduk.

Sonra Eko dedi ki, baba niye o kadar para veriyoruz, bizim kendi mekânımız var.

Kendi mekânımızda yapalım, satalım gitsin, dedi.

Baba o nasıl bir insan satmak? İnsan evladını böyle satar mı?

Anneciğim ayrıca babam da 1000 parfümlük yeni siparişi onayladı.

Şimdi de onu yapıyoruz. Ayrıca anne babamda da tuhaflıklar var yani.

Havaya girdi falan, sanırsın dünya parfüm devi.

Ruhum sen Eko'ya bakma. Sen beni bilirsin...

...ben mütevazı insanım. Ruhum, herkes beni konuşuyormuş, biliyor musun?

-Hatta parfüm devleri bile. -Git be!

Ama doğru anne, bak hemen sana kanıtlarıyla, ispatıyla, belgeleriyle...

...bak burada ne var. -Ya!

(Ekrem) Bak anne, para. Para, canlı. Al, burada bak, şıkır şıkır.

Yavaş!

Bu böyle yavaş. Bu böyle olmaz ki. Pıt, pıt, pıt biz bunu mu bekleyeceğiz?

Bu ne zaman dolacak? Ayrıca bu ne? Mum yaksaydın Yalçın.

Bunu bari piknik tüpünde falan yapalım, olmaz, damlamasın.

Musluk gibi aksın!

Tamam ruhum, ben onu düşüneceğim. Evet, projelendirmem lazım, doğru.

Çıldıracağım. Vallahi çıldıracağım, gerçekten çıldıracağım!

Of.

Annemi arayayım, onunla konuşayım. Bana annem lazım.

Telefonum nerede?

Of!

Aşağıda kaldı.

(Derin nefes alıyor)

Bravo Ozan Korfalı.

Arabamın şoförünü değiştirmek, motorun aniden bozulması...

...uçağımı kaçırmamı sağlamak.

-Çok iyi plan, helal olsun. -Niye geldin Çınar?

Antalya işi içinse geç kaldın, ben o işi çoktan Kerim Bey'e verdim zaten.

Biliyorum, yönetim kurulunu ikna etmişsin.

Her şeyi bekliyordum da bu kadarını beklemiyordum.

Ne yapacaktım, şirketi mahvetmene göz mü yumacaktım?

Şirket, öyle mi? Bu oyunu şirket için oynuyorsun, öyle mi?

Oyun mu? Ben oyun falan oynamıyorum Çınar.

-Bir oyun varsa sen zaten kaybettin. -Buradan hiç öyle gözükmüyor Ozan.

Esra nerede? Romantik sürprizini beğendi mi?

-Esra seni ilgilendirmez. -Tam olarak beni ilgilendirir.

Bak sen benim kardeşimle evlisin, unutma.

-Unutmadım Çınar, merak etme. -O zaman Esra'dan uzak duracaksın!

Çınar yeter!

-Çınar kendine gel! -(Çınar) Lan bak...

Ne oluyor? Ozan! Çınar! Ne yapıyorsunuz?

-Çınar? Çınar alnın kanıyor, otur. -Yok, ben iyiyim Esra, tamam.

Nasıl iyisin?

(Esra) Çınar kaşın kanıyor, iyi misin?

-İyiyim Esra. -Gel bir pansuman falan yap.

Yok, ben gerçekten iyiyim. Bir şey yok, o geçer şimdi.

Çınar ne oluyor? Niye kavga ettiniz, iş yüzünden mi?

Esra ben bir yüzümü yıkayıp geleyim, olur mu?

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Mert gülüyor)

(Mert) Bütün gece yüzmüştük.

-Yakamozları hatırlıyor musun? -Evet, hatırlıyorum.

Sanki ışık selinde gibi hissetmiştim.

Sabaha kadar uyumamıştık.

Tekneden gün doğumunu izlemiştik birlikte.

Biz seninle ne kadar çok eğleniyorduk.

Evet.

Eğleniyorduk.

Gerçi sonu benim için pek eğlenceli bitmedi ama.

Ben çok gençtim. Çağla çok gençtim.

İlk sevgilimle evlenip büyük bir hata yapmaktan korktum ama...

...şimdi anlıyorum ki...

...ben en büyük hatayı senden ayrılarak yapmışım.

(Duygusal müzik)

(Kapı vuruluyor)

Buz. Bunlar da pansuman için.

Zahmet etmişsin Esra, gerek yoktu.

Sen otur, ben hallederim.

Ozan otur.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Bence bu kadar yeter.

Esra.

Ben İstanbul'a döner dönmez Çağla'yla konuşup bu işe bir son vereceğim.

Sen de o zamana kadar beni bekleyeceksin.

(Duygusal müzik)

Onu bekleyecekmişim. Ben senin neyini bekleyeceğim?

Evlenmişsin be adam, sen evlenmişsin!

Hâlâ bekle diyor.

(Duygusal müzik)

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Tam zamanında, kahvaltı hazır.

Mert bak, ben dün buraya hiç gelmedim, dün gece de hiç yaşanmadı, tamam mı?

Olur. Bir daha ne zaman hiç gelmiyorsun peki?

Sen beni anlamıyorsun galiba. Ben kocamı seviyorum.

Evet, bir hata yaptım ama ona öfkeli olduğum için.

Bir daha asla olmayacak, sakın beni arama.

Nasıl istersen. Zaten sen beni arayacaksın.

Seni görmek istemiyorum. Ben evliliğimi kurtaracağım.

Kocamı seviyorum, anlamıyor musun?

(Müzik)

(Ozan) Çağla?

(Müzik)

(Telefon çalıyor)

Tamam. Sakin ol Çağla, kimse hiçbir şey bilmiyor.

Derin nefes al.

-Ozan döndün mü canım? -Döndüm, evdeyim. Sen neredesin?

Ben...

...anneme bakmaya gelmiştim de anneme uğradım.

-Annen nasıl oldu, iyi mi? -Evet, iyi.

Gün ilerledikçe daha iyi olacak.

Çağla evde buluşalım mı?

Konuşmamız gereken konular var.

Tamam. Tabii, geliyorum, konuşalım.

Tamam.

(Müzik)

Antalya işi de başlamadan bitti ama olsun...

...bizim daha yapacak çok işimiz var. -Evet.

Ben de bugün öğleden sonra şirkete giderim diyordum.

-Yok, bence eve git dinlen. -(Esra) Yok, olmaz.

Şimdi Antalya'daki ekibin sık sık soruları oluyor...

...ne yapacaklarını bilemiyorlar, onlara yardımcı olmam lazım.

Bence yarını bekleyebilirler ama sen bilirsin, nasıl istiyorsan.

Bu arada döndüğünden ailenin haberi var mı?

Yok, daha haber vermedim. Var ya onları bir günde özledim.

Annem şimdi dükkânda yemek yapıyordur, babam kesin bulmaca çözüyordur.

(Esra) Abim de pakettedir.

Çınar sen beni evin yakınlarında bir yerde indirsene.

-Onlara sürpriz yapayım. -Tabii, nasıl istersen.

-Kaç kaç yapıyorsun? -Dokuz, üç artı üç.

-Dört. -Dört.

Yok. Bizim üretimi artırmamız lazım, bu böyle olmaz.

Yo, yo olmaz. Ben kaliteden ödün veremem, olmaz.

Bir kere benim ismim var, yani namım yürüyor Menekşe'm, öyle şey olur mu?

Ayrıca benim için para önemli değil, önemli olan parfümün kalitesi.

-Benim için para önemli. -(Menekşe) Allah Allah!

Düne kadar burada uyuz uyuz bulmaca çözen adam...

...gelmiş bana, benim bir adım var, namım var, diyor canım. Ne münasebet?

Ayrıca parfümün adı benim adım yani.

Ruhum olabilir, tamam. Senin ismin olabilir.

Kim keşfetti? Ben keşfettim.

Ayrıca senin dediğin gibi o işler isimle yürümüyor.

-Aa! -(Yalçın) Evet.

Bir dakika, hemen kendinizi kaybettiniz. Kendinize gelin lütfen. Allah Allah!

Bende bir şey yok! Baban havalara girdi, garip garip hareketler falan.

-(Ekrem) Doğru ama baba. -Sen de hemen onu akla.

-Kıskananlar çatlasın! -Aa! Bana mı dedi o?

-Yok canım, etrafa söylüyorum. -(Ekrem) Hayır!

Artık kim üstüne alınıyorsa alınsın.

Eko babana sahip çık, mevzu karışacak!

Tamam, üç kuruş para kazandık, birbirimize girdik.

Hayır madem para bizi bozacak, bari daha yüksek meblağla bozulsaydık.

-Bu çok küçük. -Bir dakika yavrum.

Benim bunu söylemem lazım. Bakın çok fazla dikkat çekmeyelim.

Öyle gereksiz harcama yapmayalım. Öyle her yere saldırmayın canım.

Evet, tabii, doğru. Zaten ben sabah sabah kuyumcuyu uyandırıp altın satın aldım.

-Hadi söyle. -Aldım, evet altın aldım.

Niye aldım? Yatırım diye aldım, altın artacakmış, öyle söylüyorlar.

Aa! Eko ayrıca senin Elif'e aldığın hediyeyi görmedim zannetme anneciğim.

Evet anneciğim. Kredi kartının limiti biraz zorlanmış olabilir ama...

...olsun, para akacak zaten, yerine koyarız, sorun yok.

Ayrıca sen benim özel hayatımı mı karıştırıyorsun anne?

Ne? Özel hayat mı? Senin özel hayatın mı var Eko?

Benim evimde yaşıyorsun. Kemanı odanın ortasına nal gibi koymuşsun.

-Temizlik yaparken gördüm. -Doğru.

Tamam, uzatmayın. Sakin olun artık.

Buranın karnıyarığı meşhur diyorlar.

-Aa kızım. -Bu niye geldi?

-(Menekşe) Esra. -(Yalçın) Esra.

-Niye geldin? -Hoş geldin.

Niye, bir şey olmadı değil mi Esra?

Yok anneciğim bir şey olmadı, işler planlandığı gibi gitmedi...

...Antalya işi iptal. -Olsun. İyi yaptın, iyi ki döndün.

İyi olmuş. Zaten bu Antalya bizim aileye pek yaramıyor, o yüzden yerinde olmuş.

Neyse ben gideyim, dinleneyim, duş falan alayım...

...öğleden sonra şirkete tekrar gideceğim.

-(Ekrem) Ben sana yardım edeyim. -Tamam.

-Dur anne. -Sabah sabah hesap kitap mı yapıyorsunuz?

-(Ekrem) Esra yardım et. -Pazardan fasulye mi alalım...

...bakla mı alalım, ne olacak?

-Ne, aman abi! -(Ekrem) Yardım et.

-Gördü mü? -Yok, görmedi de bir şey diyeceğim...

...sen bu parfüm işini neden Esra'dan sakladın?

Saklamadım, niye saklayayım? Öyle birden sorunca panik oldum.

-Niye saklayayım? Bir ara söyleriz. -Anlamadım, ne bileyim.

Bana bak, o sarı mı bir şey yapıp senin canını sıktı?

Yok, Çınar'la ne alakası var? Ayrıca çocuğa sarı deyip durma.

Adam sarı, adama eflatun mu diyeyim?

Ben sana yukarıda anlatacağım ne olduğunu?

Aa! Ne oldu? Olaylar.

(Telefon çalıyor)

Efendim?

(Erkek ses) Çağla Hanım merhaba. İstediğiniz fotoğraflarla...

...görüntüleri aldım. Verdiğiniz maile yolladım.

Tamam, hemen bakıyorum. Teşekkürler.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Öksürdü)

-Hoş geldin Çınar. -Hoş bulduk baba.

(Derin nefes verdi)

Yüzüne ne oldu?

Bir şey yok, düştüm de kaşımı çarptım.

İyi misin?

İyiyim baba.

Baba ne söyleyeceksen söyle Allah aşkına!

Başaramadın, de. Başladığın işi bitiremedin, de.

-Eline yüzüne bulaştırdın, de. -Yo, öyle bir şey söylemeyeceğim.

Böyle deneyimlere ihtiyacın var. İnsan hata yaparak öğreniyor.

Baba ben hata falan yapmadım. Ozan sabote etti.

Çınar, Ozan'a işin başında haber vermeyerek hata ettin.

(Arif) Aranızdaki bu anlamsız çekişmeyi artık bitirin.

(Arif) İkinizin de aklınızı başınıza toplamanın zamanı geldi de geçti bile.

Baba benim aklım başımda zaten. Hem de hiç olmadığı kadar.

Ama haklısın, Antalya'dan çok iyi bir ders çıkarttım.

Bundan sonra kimsenin kuralına göre oynamayacağım.

Kuralları ben koyacağım, onlar da kuralıma uymak zorunda!

Bakalım o zaman kim kazanıyor, kim kaybediyor.

(Kapı kapandı)

(Topuk sesi yaklaşıyor)

-Çağla. -(Çağla) Hoş geldin.

Hoş bulduk.

Sen yine Çınar'la mı kavga ettin?

Ben Çınar'la konuşmaya çalışıyorum ama beni dinlemiyor...

Çağla...

...otursana. Konuşmamız lazım.

Tamam.

Konuşalım.

Dinliyorum.

Çağla bu işi uzatmanın ikimiz için de bir anlamı yok.

İş?

Beni bir iş olarak gördüğünü bilmiyordum Ozan.

Çağla, ne demek istediğimi anlıyorsun.

Evet anlıyorum ama bana bir söz verdin.

Çağla ben sana bir söz verdim ama sözümü tuttum.

O imzayı attım ve seninle evlendim.

(Ozan) Herkese rolümüzü yaptık. Hatta seninle İtalya'ya kadar gittim...

...ama daha fazla rol yapmanın ikimiz için de bir faydası yok.

İstersen bütün suçu bana atarsın. Ne bileyim?

Ozan iyi bir eş olamadı dersin. Benim için tamam...

...ama ben daha fazla rol yapamayacağım Çağla.

Daha fazla yalan söyleyemeyeceğim.

Yapamam.

(Duygusal müzik)

Tamam. Bitirelim.

Konuşalım avukatlarla, halledelim bu işi.

Tamam.

Sağ ol Çağla.

Ama Ozan senden bir ricam var.

Boşanma işlemleri bitene kadar bu role devam edelim.

Beraber yaşayalım. İnsanların yanında karı koca olalım yine...

...ki ben de konuşacak cesareti toplayayım kendimde.

Yoksa gazetede çıkan haberlerle...

...şirkette çıkan dedikodularla ben başa çıkamam Ozan.

Bu iş bittiğinde bir kere konuşayım.

Ailem dâhil herkes öyle öğrensin. Olur mu?

Tamam. Haklısın.

Ben boşanana kadar senin yanındayım.

Gereken neyse öyle davranacağım, merak etme.

O zaman ben şirkete iniyorum.

Görüşürüz.

(Çağla) Görüşürüz.

(Kapı açıldı)

(Kapı kapandı)

Eko, ne oldu?

Acil deyince hemen geldim.

Evet, çok aşırı acil bir durum varmış.

Çünkü bunun derhâl parmaklarınla buluşması gerekiyormuş.

-Keman? -Evet.

-Sen bana keman mı aldın? -Evet.

-Aa! -Keman aldım.

(Duygusal müzik)

(Elif) İnanmıyorum sana Eko.

Bu çok güzel bir şey.

Sana bütün yaylılar, bütün vurmalılar...

...bütün üflemeliler hepsi feda olsun sana.

İşte ben de böyleyim. Ben de kendimi böyle mutlu hissediyorum. Ne yapayım?

(Ekrem) Dedim madem çok para kazanıyorum bu ara...

...kendimi mutlu edecek şeyler yapayım dedim.

Mutluluk deyince de aklıma hemen sen geldin.

Ben de gidip keman aldım sana.

(Elif) Bu benim hayatımda aldığım en güzel hediye.

Yani çok teşekkür ederim. Ona gözüm gibi bakacağım, söz.

Söz. Evet. Sen, yani...

...keman çalıyorum demiştin.

Kontrbas da çok güzel alet. Çok güzel enstrüman.

Onun da sesini seviyorum ama keman böyle daha bir...

...zarif bir enstrüman. O sana daha çok yakışıyor diye düşündüğüm için...

...keman aldım.

Akşam benim arkadaşlarım çalacak. Birlikte gidip dinleyelim mi?

Bu akşam olmaz. Olmaz çünkü biz akşam babamla yine parfüm üreteceğiz.

Üretim işimiz var yine.

-(Elif) Eko... -Efendim?

Ben çok korkuyorum bu parfüm işi yüzünden sizin başınıza bela açılacak diye.

Bak, ben senden pahalı hediyeler falan istemiyorum.

Öyle çok para kazanmanı falan da istemiyorum.

Ben seni bu yüzden sevmiyorum ki.

Ne?

Ne dedin?

-Hiçbir şey demedim. -Hayır, dedin.

-Dedin dedin. Orada bir şey dedin. -Demedim. Hiçbir şey demedim.

Orada bir şey söyledin. Döküldü dudaklarından.

Şu an kalp kriziyle taşikardi arasında bir yerdeyim.

Döner misin lütfen oraya? Dön. Dön, söyledin.

-Tamam, dedim. Suç mu? -Evet, dedin.

Hayır, asla. Suç olabilir mi? Suç değil tabii ki. Tabii ki değil.

Öyle suça kurban olunur en fazla.

Öyle bir şey yok ama...

...ben seni daha çok seviyorum.

Bu konuda netiz, değil mi?

Bilemem şimdi. O kadarını ben şey yapamam.

-Ben gideyim. Buna biraz çalışayım. -(Ekrem) Tamam.

-Birazcık çalayım. Pratik yapayım. -(Ekrem) Tamam, oldu.

-Tabii, çal biraz. -(Elif) Çok teşekkür ederim.

Çok iyi. Çok iyi.

Elif Eko'yu seviyor.

Elif kişisi, Eko kişisine âşık.

Seviyor. Çok iyi.

Aa ama bak oğluşum...

...yani bir ilk gerçekleştireceğim ve kızacağım sana.

İyi ki bir evlendin.

Ne geldiğin var, ne gittiğin var, ne gelinimi getiriyorsun!

Olmuyor ama. Olmaz böyle ama.

Gelirim ben bir ara anne.

Siz iyisiniz değil mi, bir sorun yok?

Biz iyiyiz. Bir şahaneyiz de sen nasılsın, siz nasılsınız?

Bana bak, sesin pek bir şey geliyor.

(Zümrüt ses) Keyfin falan kaçık değil, değil mi?

Oğluşum Zeus dediğin eser, gürler.

Bir şey mi oldu? Ne oldu?

Yok, iyiyim. Hatta yakında daha da iyi olacağım.

Neyse anne, ben şimdi bir toplantıya giriyorum.

-Görüşürüz sonra. -Tamam oğluşum. Ben de öpüyorum.

(Zümrüt) Hiç beğenmedim.

Sesi çok kötü geliyordu. Var bir şey bunda. Bunların keyfi yok.

Ay, üzüldüm bak şimdi.

Ne oldu ki? Niye keyifsiz böyle?

Ben öğrenirim onu.

Ben öğrenirim. (Kapı açıldı)

-Hoş geldim. Hoş gidiyorum. -Bana bak.

Ne o?

Keman.

Eko almış bana. Hediye.

Kızım ben sana bunun en pahalısını...

...en ihtişamlısını, en gösterişlisini aldım.

O ne öyle? Koltuğunun altında fakir gibi?

Ben odama gidiyorum. Kemanımı çalacağım. Lütfen rahatsız etmeyin.

-Bak, bak, bak. Hâllere bak. -Ay!

Şunun şöyle bir alık alık gülümsemeleri yok mu şöyle...

(Zümrüt) Menekşe yandık.

Menekşe biz C planına atlayalım derken atı alan Üsküdar'ı geçmiş bile.

Senin faydasız, benim kıza keman almış.

Hayır sen kimsin? Sen kimsin? Hangi parayla alıyorsun bunu, bana onu söyle!

Ne yapayım Zümrüt? Biliyorum, mâni olamadım. Ne yapayım?

(Müzik)

Burada ben paranın kokusunu alıyorum.

Ben paranın kokusunu iyi bilirim.

Menekşe, o bebekler nereden çıktı?

(Zümrüt) İki tane kardeş var bak yan yana orada.

O bebekler nereden çıktı? Onlar nereden çıktı?

Siz ne iş çeviriyorsunuz? Ne yapıyorsunuz?

O bebekleri ilk defa görüyorum. Nereden çıktı onlar?

Ne çevireceğiz Menekşe?

Barbunya, kuru fasulye, nohut...

...pilav, cacık... -Doğru. Evet, hep aynı. Evet.

Hep cacık.

Bir gariban insanlarız. Ne gezer bizde para?

(Yalçın) Tabii canım. Aa! Biz kimiz ki?

Biz zavallı, fakir bir esnafız.

O paranın kokusu olsa olsa senden geliyordur Zümrüt Hanım.

(Zümrüt) Doğru.

Olsa olsa benden geliyordur. Canım bebeklerim.

Sizden geliyormuş kız.

Orada iki tane var ama.

Buna canım sıkıldı ama hadi neyse.

İyi günler küçük esnaf.

Gariban esnafmış.

Paranın kokusunu nerede olsa alırım ben.

Zümrüt Korfalı'yım!

Sizin ne işler çevirdiğinizi öğrenmeden...

...bu paranın kaynağını kurutmadan...

...peşinizi bırakır mıyım acaba?

-Anladı mı? -Yok ruhum. Hiçbir şey anlamadı.

Sen merak etme. Var ya bu sefer argümanlarımız çok sağlam.

Kesin ikna oldu.

(Zeynep dış ses) Yalnız her şeyi bir kenara bırakıyorum da...

...Ozan'ın sizin hayalinizdeki yemeği organize etmesi aşırı iyi kızım.

Zeyno ne diyorsun sen? Ozan evli diyorum, evli.

Yani evet evli ama o böyle formaliteden bir şey yani.

Ne fark eder?

Beni düşürdüğü durumu görmüyor musun?

Ben ne zaman böyle bir durumun içine düşmek istemiyorum desem...

...kendimi o karenin içinde buluyorum.

Kendime bunu yapmayacağım.

Ozan'ın hatalarının bedelini ben ödemeyeceğim.

Tabii ki ödemeyeceksin Esra.

Hem Ozan da böyle bir şey istemiyor ki. Bak, sana söylemiş.

Bitireceğim, boşanacağım demiş.

Söyledi ama Çağla onu asla bırakmaz, biliyorum.

Çağla sandığımdan da kolay kabul etti.

Avukatlarımızla konuşup, bir an önce boşanacağız.

Bu kadar çabuk kabul etmesi enteresanmış gerçekten.

Kabul etmeyip ne yapacaktı ki?

Herkesin iyiliği için bu oyunun bir an önce bitmesi lazım Musa, hemen.

Öyle olmasına öyle abi de...

...yani bakalım Esra bunca yaşanan şeyden sonra seni affedebilecek mi?

Affedecek.

Biliyorum bana kızgın. Hatta çok kızgın...

...ama çok da seviyor beni.

Mutlaka affedecek.

Yok, ben affetmeyeceğim Zeyno.

İçim o kadar kırık dökük, o kadar paramparça ki...

...ne yapsam, neresinden tutsam elimde kalıyor.

Ne yapacağımı bilemiyorum artık. Şaşırdım.

Zaten şu an bir şey yapması gereken birisi varsa o da sen değilsin, Ozan.

O önce bir üstüne düşeni yapacak...

...ondan sonra kalbin ne istiyorsa, ne yapmak istiyorsan...

...sen onu yapacaksın kardeşim.

Haklısın.

(Çağla) Nasıl oldun anne? Daha iyi misin?

İyiyim.

İyi değilsem bile Meral iki dakikada bir gelip kontrol ettiği için...

...iyiymiş numarası yapıyorum.

Tabii ki gelip kontrol edecek.

Çünkü biz bir daha böyle bir şey yaşanmasını istemiyoruz.

Yaşamayacaksınız da.

İçiniz rahat etsin diye yemin mi edeyim, söz mü vereyim, bilmiyorum ama...

...yani tamam, kötü bir olaydı. Yaşandı, bitti.

-Emin misin? -Evet.

Sen nasılsın? Ne yaptın dün gece?

-Ne yapayım? Evdeydim. -Ozan geldi mi?

Geldi. Gelir gelmez de boşanmak istediğini söyledi.

Ne? Sen ne dedin peki?

Tamam dedim. Ne diyeceğim?

Tamam mı dedin? Delirdin mi sen?

Yok, delirmedim. Hatta aklım gayet yerinde.

Ben boşanmaya karşı duran kişi olmayacağım anne.

Çünkü böyle bir boşanma gerçekleşmeyecek.

Ne diyorsun? Ben hiçbir şey anlamadım.

(Müzik)

Evli bir adam, bekâr bir kadın.

Hiçbir şeyi umursamadan ne kadar da özgürce aşk yaşıyorlar değil mi?

Herkesi, her şeyi hiçe sayarak.

Peki ne yapacaksın bununla?

Yani Ozan'ın elinde avucunda ne varsa alabilirsin bunlarla, biliyorsun değil mi?

Anne, benim yeteri kadar param var zaten.

O parayla da elde edemeyeceğim hiçbir şey yok.

Ozan hariç.

Ben Ozan'ı istiyorum.

Önümüzde bir tek Esra engeli var.

Onu da bu fotoğraflarla sonsuza kadar ortadan kaldıracağım zaten.

(Gerilim müziği)

-Günaydın. -Aa, günaydın.

(Eren) Günaydın.

Siz benden kurtulabileceğinizi mi sandınız?

(Eren) Biz haberlerini almıştık sabah.

Zaten gitmeni de hiç istememiştik.

Ee, anlatsana. Antalya nasıldı?

Vallahi Siminciğim gideli bir gün oldu.

Bir günde gittim geldim işte.

(Esra) Pek bir şey anlamadım ama güzeldi.

Bu arada daha fazla çalışmamız lazım.

Çünkü Antalya ekibine bütün çalışmayı teslim ettim...

...ve sık sık onlarla da diyalog hâlinde olmam lazım.

Bana mesai yolları göründü.

Tamam. Yardıma ihtiyacın olursa söyle.

-(Âdem) Aynen. -Vallahi zor.

Merhabalar, kolay gelsin.

-Teşekkürler. -Çınar Bey hoş geldiniz.

Esra Hanım hoş geldiniz. Kolay gelsin.

-Dinlenseydiniz keşke. -Allah Allah! Bana söyleyene bak.

Yapmam gereken işler vardı. O yüzden.

Bir şey diyeyim mi? Hangi Çınar daha iyi, karar veremedim.

Bu stajın başında pinekleyen Çınar mı...

...yoksa arı gibi çalışan Çınar mı, emin değilim.

Esra Hanım daha bir şey görmediniz. Yeni başlıyoruz.

-Yapacak çok işimiz var. -Aynen.

Ben odamdayım. Eğer istersen kahveye beklerim.

-Tamam, uğrarım. -Görüşürüz. Kolay gelsin.

-Görüşürüz Çınar. -(Çınar) Görüşürüz.

(Telefon çalıyor)

-Efendim? -Esra odama gelir misin?

Tamam Ozan Bey. Geliyorum şimdi.

Bekliyorum.

(Müzik)

(Kapı vuruldu) (Kapı açıldı)

Buyurun Ozan Bey.

Kerim'in Antalya'yla ilgili bazı soruları vardı.

Beraber bakalım istedim.

Eğer o akşam yemekte toplantı yapabilseydik...

...Kerim Bey'in sorularını cevaplardım ama neyse.

O yemeğin öyle olması gerekiyordu Esra.

Buna siz mi karar veriyorsunuz Ozan Bey?

(Ozan) Aynen öyle. Otursana.

Siz bu dosyalara verileri kaydetmişsiniz ama bunlar kaç ayı kapsıyor?

Bunlar beş ayı kapsıyor.

Ayrıca o yemeğin öyle olması falan gerekmiyordu Ozan.

Biz seninle yemek yiyemeyiz.

Biz seninle iş dışında herhangi bir şey konuşamayız.

Ben bunu sana defalarca söyledim.

Yine söylüyorum.

Sen bugüne kadar bana kafana göre davrandın ama artık davranamazsın.

Yanlış bu.

Esra ben hayatımdaki bütün yanlışları düzeltiyorum.

Çağla'yla konuştum. Boşanıyoruz.

Ona artık beklemek istemediğimi söyledim, o da kabul etti.

Yok, Çağla seni bırakmaz. Senden vazgeçmez.

Avukatla çoktan konuştum bile.

İşlemleri başlatıyoruz.

İyi, tamam. Yani bana ne? Ne yapayım?

Benden ne istiyorsun?

Beni beklemeni istiyorum Esra.

Beni affetmeni istiyorum.

-(Esra) Ozan! -Esra ne istersen yap.

-Ozan... -(Ozan) Hepsini istersen...

...hepsini burnumdan getir.

Yaptıklarımın, yapamadıklarımın hepsinin acısını çıkar benden.

Gerekirse her gün canıma oku...

...ama yeter ki beni bekleyeceğini söyle.

Lütfen.

(Ozan) Esra.

Sanki başka çarem mi var?

-Esra. -Ozan.

Bak, boşanmadan bana dokunamazsın. Benim peşime düşemezsin.

-Yanıma yaklaşamazsın. -Kabul.

Tamam.

Eğer bir hata daha yaparsan...

...seni hayatım boyunca affetmem. Haberin olsun.

Biliyorum. Asla yapmayacağım.

(Duygusal müzik)

Kerim Bey'in gerçekten soruları var mıydı?

Vardı ama benim cevaplayamayacağım sorular değil.

İyi. Hadi ben gittim.

-Verilere baksaydık. -Ozan.

(Duygusal müzik)

Allah aşkına bırak şu elindeki dürbünü abla.

Ne o öyle karayip korsanı gibi?

Bırakamam Reyhan. Bırakamam.

Bir para kokusu alıyorum ama onun kaynağını bulamıyorum.

Yani o değirmen nerede? Değirmenin suyu nereden geliyor?

Benim bunları çözmem lazım.

Ablacığım orası bir lokanta.

İş yapıyorlar. Parayı da oradan kazanıyorlar.

Ne lokantası Reyhan? Ne lokantası? Görmüyor musun?

Müşteriler aynı. Paket servisi desen aynı.

Bu bebekler nereden geliyor?

(Zümrüt) Tamam.

Buldum.

Kara para aklıyorlar.

Abla, Allah aşkına saçmalamayı bırak. Rica ediyorum senden.

(Reyhan) Alın teriyle çalışıyorlar.

Parayı da oradan kazanıyor olabilirler mi acaba?

Olabilemezler. Nereden olabilecekler?

Olabilemezler Reyhan. Eğer ben Zümrüt Korfalı'ysam...

...bu işi çözerim arkadaş.

Of, Esra of!

Ne yaşarsan yaşa, sonunda inanıyorsun adama.

İşte ben bu yüzden âşık olmak istemiyordum. Bu yüzden.

Oyun sitesini kuran çocuklarla toplantı öğleden sonraydı değil mi Pınar?

Evet öyleydi ama Çınar Bey projeyi iptal etti bugün.

Ne demek iptal etti?

Ayrıntısını bilmiyorum Ozan Bey. Bana da daha fazla bir bilgi vermedi.

(Pınar) Sadece projeyi iptal edeceğimizi söyledi.

Çınar nerede şimdi?

Toplantı odasında.

Tamam Pınar, sen gidebilirsin.

(Müzik)

Sen ne yaptığını sanıyorsun Çınar?

Sana da merhaba Ozan.

Bilmiyorum haberin var mı ama bir yıldır ben o çocuklarla çalışıyorum.

Bana sormadan projeyi iptal etmek de ne demek?

Bu şirketin farklı yönlere dağılmasını yanlış buldum. O yüzden müdahale ettim.

Çocuklar artık benim yeni kurduğum şirket için oyun üretecek.

Senin buna yetkin yok Çınar!

Artık kimin neye yetkisi olup olmadığını tartışma faslını geçelim.

Sen ya da ben bu şirketten gidene kadar bu böyle olacak.

Burası senin oyun bahçen değil.

Ben, binbir emekle kurduğum bu şirketin...

...şımarık bir çocuğun elinde heba olmasına izin vermem.

Bunu o aklına iyice bir sok.

O zaman elinden geleni ardına koyma Ozan!

Çünkü ben öyle yapacağım.

Bittiyse çıkabilirsin.

(Müzik)

Musa abi, Çağla Hanım'ı gördün mü?

Yok. Daha gelmedi galiba.

Kendisine geldi. Ben teslim aldım ama...

...çok acil insan kaynaklarına gitmem lazım. Ne yapacağım?

Tamam, bana ver. Ben o tarafa gidiyorum zaten.

-Odasına bırakırım. -(Kadın) Teşekkür ederim. Çok sağ ol.

Rica ederim.

(Müzik)

"Bana yıllar sonra bu şehirde nefes alma fırsatı verdin. Teşekkür ederim."

M nokta.

Hayırdır Musa?

Şey, size çiçek gelmiş de onu bırakıyordum.

Öyle mi?

Düğüne gelemeyen davetliler.

Yani hem burayı hem evi çiçek bahçesine çevirmişler.

-Normal. -(Çağla) Yani normal tabii.

Küçük bir düğün yapmak zorunda kaldık. Herkes gelemedi.

-Teşekkür ederim o zaman. -Rica ederim. Görüşürüz.

(Müzik)

(Telefon çalıyor)

Bak, bir kehanetim daha doğru çıktı.

Beni senin arayacağını söylemiştim.

Sen ne yaptığını sanıyorsun Mert? Bu çiçekler ne?

Sakin ol. Üzerinde adım bile yazmıyor. Bence bu kadarını yapabilirim.

Hayır, yapamazsın. Yapamazsın ya!

Bir daha buraya bir şey göndermeye kalkma. Beni de unut.

-Kim unutsun seni Çağla? -Eski bir arkadaş.

Senin kaşına ne oldu?

Kocanla biraz sohbet ettik diyelim.

Gerçekten ikiniz de çocuk gibisiniz.

Ben sana Antalya'ya gitme demedim mi Çınar?

Çağla senin, kocanın Antalya'ya gittiğini bir telefonla öğrenmen normal bir şey mi?

Niye normalmiş gibi davranıyorsun?

Çınar benim evliliğimi sorgulamandan ben çok sıkıldım artık.

Bana, Ozan için savaş dedin, ben de savaştım.

Sonuç: Evliyim. Peki sen? Sen bir kendine bak ya!

Esra seni reddedecek diye ödün kopuyor resmen.

Yanlış analiz yapmışsın kardeşim.

-Ben doğru zamanı bekliyorum. -Öyle mi?

Çınarcığım yalnız doğru zaman diye şey yok.

-Kendini kandırıp durma. -Çağla...

...Ozan'la aranızdaki her neyse bana söyleyebilirsin.

Ben senin kardeşinim.

Ne oluyor, söylesene.

Bir şey falan olmuyor Çınar.

Biz gayet mutluyuz ve mutlu da olacağız. Bitti mi?

Bitti, Çağla.

(Kuşlar ötüyor)

Bodrum'daki evi üstüne yapacağım Hande ama bir şartım var.

Aa! Dur, dur! Ben tahmin edeyim. Buradan gidersem, değil mi?

Buradan gitmen ya da kalman değil konu.

Çocuklarımın ve benim hayatımdan tamamen çıkman.

Pardon?

Öyle şaşırmış, anlamamış numarası yapma.

Çağla'nın dengesini nasıl bozduğunun farkındayım.

-Artık buna müsaade etmem. -O zaman sen de şunun farkına var.

Çocuklarımdan artık asla vazgeçmem. İstersen bütün Bodrum'u üstüme yap.

Ne kadar istiyorsun?

Bizi rahat bırakmanın bedeli ne?

(Müzik)

Bu paket de tamam. Şimdi damıtma işlemi bitsin...

...diğer partiyi de hazırlayalım. Şişeleyelim.

Ruhum aman, ne olur çok dikkatli olalım. Hataya yer yok.

Yalçın, ben bunu izlemekten çok sıkıldım.

Yalçın bizim paramız var artık. Bizi sinemaya filan...

...bir yere götür, ne olur. -Ama ruhum daha işimiz bitmedi.

Biraz sık dişini, ne olur.

Ya ruhum falan deme. Devamını bu yapar.

Öğrenmiş, bak Eko aslan gibi yapıyor.

Tamam, ruhum. Sen de haklısın.

Ee, bir dâhinin karısı olmak kolay değil.

Hadi sinemaya gidelim, sen de rahatla.

Ne oldu!

Aa, bir dakika ya! Nereye gidiyorsunuz?

Ayrıca bir yaşınıza başınıza bakın!

Bu evin genci benim. Biri sinemaya gidecekse o ben olmalıyım.

Güldürme insanı! Senin gençliğin mi kaldı Eko!

Sen tohuma kaçtın.

Yalçın şunu çıkaralım mı? Ne olur.

Tazecik bir insanım ben ya! Tohuma kaçtın ne demek ayrıca!

Ruhum dur, ben sana yardımcı olacağım şimdi.

Bir dakika, şöyle dön bakayım. Yavaş, yavaş.

(Müzik)

Ne yapıyorlar bunlar?

(Müzik)

Eko'ya bak!

Parfüm!

Zümrüt...

...nasıl anlamadın!

Sen bu işi çözmeliydin aslında.

Size o parfüm işini yaptırmayacağım. Ezdirmem size o paraları.

Bu mahallede tek bir zengin olabilir. O da belli. Zümrüt Korfalı.

(Sessizlik)

Haberi almışsındır.

Evet, aldım. Ozan söyledi.

Hiç zaman kaybetmemiş.

Sana, Ozan'ı ilk tanıdığımda nasıl hâlde olduğunu anlatmış mıydım?

Nasıl bir enkazı devraldığımı.

Yeni ayrılmıştınız. Ozan paramparçaydı.

İlk önce hayallerini gerçekleştirmesi için yardım ettim...

...sonra arkadaşı olarak ayağa kalkana kadar yanında oldum.

Sonra bu şirket büyüdü, biz büyüdük. Ozan'ın o hüzünlü hâli gitti...

...yerine güçlü, dimdik duran bir adam geldi.

Sonra ne oldu? Hayatımıza sen girdin.

Hayatımızın ortasına girdin. Hepimizi kandırdın. Bize yalan söyledin.

Ben kimseden kim olduğumu saklamak istemedim.

Ama sakladın.

Bu şirkette en çok ben senin arkanda durdum.

Ozan bile seni göndermek isterken...

...ben engel oldum.

-Evet. -Ne kadar salakmışım!

Ozan biliyormuş senin ne kadar mutsuzluk getireceğini, onu üzeceğini.

Ben nereden bilebilirdim ki?

Çağla...

...nereye varmaya çalışıyorsun?

Esra...

...sen, Ozan için bir zehirsin.

Gün geçtikçe onu öldürüyorsun.

Sen benim Ozan'la neler yaşadığımı bilmiyorsun.

Nelerden geçtiğimizi...

...nasıl sınavlar verdiğimizi bilmiyorsun.

Benim ne yaşadığım hakkında en ufak bir fikrin yok.

Evet, biz Ozan'la birbirimizi çok üzdük.

Ama çok mutlu da olduk.

Olmaya da devam edeceğiz.

Evet, gördüm ne kadar mutlu olduğunuzu.

-Bu ne? -Aç, bak.

(Gerilim müziği)

Bizim, Ozan'la aramızda hiçbir şey olmadı.

Onunla herhangi bir şey yaşamadık. Göründüğü gibi değil.

Göründüğü gibi değil, öyle mi?

Ozan'dan vazgeçeceksin.

Onu da ondan vazgeçtiğine ikna edeceksin.

Yoksa Esra...

...bu fotoğrafların hepsini basına veririm.

Sen yuva yıkan kadın olursun.

O çok sevdiğin mahallendekiler, arkadaşların, ailen...

...hepsi öğrenir bu olayı. Sonra ne yaparım, biliyor musun?

Ozan'a öyle bir boşanma davası açarım ki...

...cebinde beş kuruşu kalmaz.

Yıllarca sıfırdan kurmak için didindiği, çaba sarf ettiği şirketini...

...elinden alırım.

Öyle bir rezil ederim ki bir daha toparlanacak gücü kendinde bulamaz.

-Öyle bir şey yapamazsın. -Yaparım.

Sizin karşımda birbirinizi sevdiğinizi izlemektense...

...dünyayı yakarım. Her şeyi yaparım.

Çok âşıksın Esra. Çok seviyorsun ya Ozan'ı...

...al sana sevgini kanıtlamak için bir fırsat.

Bu işi bitireceksin.

Ozan'la konuşacaksın, bu işi bitireceksin.

Sevmek bazen vazgeçmektir Esra.

Bakalım Ozan'ı sen ne kadar seviyorsun!

(Gerilim müziği)

(Kapı vuruldu)

(Kapı vuruldu)

Annemler kısa filme mi gitti ya?

Aa!

-Selam. -Selam, hoş geldin.

Hoş bulduk. Ben evde otur otur sıkıldım.

-Bir de seni görmek istedim. -Beni göre... Çok iyi yaptın.

Çıkıp gezelim diyeceğim de gördüğün gibi annemler olayı bana kilitledi.

Sağ olsun sorumsuz ebeveynlerim!

-Vayy! -Kendileri nereye gitti, biliyor musun?

Sinemaya.

Yani anlayacağın ben burada böyle sabaha kadar nöbetteyim.

-Bunlar bayağı havalıymış. -Öyleler.

Ben de burada kalayım. Birlikte nöbet tutalım.

Yaa!

Olur da sen bunlardan sıkılmaz mısın? Bu böyle Çin işkencesi gibi...

...aynı ritimde sürekli pıt pıt damlıyor.

Yoo.

Ben senin yanında sıkılmam ki.

Sıkıl...

Tamam. Şey o zaman...

Ben gideyim de tulum bulayım çünkü korunmamız lazım.

-Tulumu şey... -Sen bul tulumu.

(Ekrem) Tulumlar nerede?

(Esra ağlıyor)

(Duygusal müzik)

(Telefon çalıyor)

Efendim, Zeyno?

Kızım sana ulaşacağım diye ben uzaya sinyal mi göndereceğim?

Yemin ediyorum meraktan öldüm. Sabahtan beri arıyorum, mesaj atıyorum.

(Zeynep ses) İyi misin?

İyiyim. Sen nasılsın?

Sen iyiyim diyorsun da ben onu iyi değilim diye duyuyorum.

-Sesin berbat geliyor. Ne oldu? -Yok, bir şey olmadı.

Zeyno sana bir şey soracağım.

Sen sevdiğin biri için en fazla ne yapardın?

Onun iyiliği için ondan vazgeçer miydin?

Kız bu ne saçma soru be? Hiçbir şey anlamadım.

Zeyno soruma cevap ver.

Yani... Ne bileyim?

Esra şunu doğru düzgün anlatacak mısın?

Ne oldu? Ozan'la ilgili bir şey mi oldu?

Yok, onunla ilgili bir şey olmadı.

Neyse ben şimdi müsait değilim. Sonra konuşuruz, baybay.

Tamam.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Vay be abi! Demek her şeyi düzeltiyorsun.

Gör şimdi hepsi nasıl rayına oturacak. Musa demişti dersin.

Vallahi sonunda Musa.

Çok hata yaptım ama yavaş yavaş yoluna koyacağım.

Yeter ki Esra'm yanımda olsun.

(Telefon çalıyor)

Aç abi.

(Telefon çalıyor)

Esra'm.

Ozan...

...ben sahildeyim. Kayıkların olduğu yerdeyim.

-Buraya gelebilir misin? -Bir şey mi oldu?

Gelince konuşuruz. Burada bekliyorum.

Ne oldu abi? Bir şey mi oldu? Yüzün karardı.

Anlamadım, Musa ama benim hemen Esra'nın yanına gitmem lazım.

(Müzik)

Kemanım...

Kemanımın sesi çok güzel.

-Kendisi de çok güzel. -Çok iyi, çok güzel.

Ben çok... Çok pazarlık yaptım keman için.

Pazarlık konusunda da zaten aşırı iyiyimdir.

Bir de bana orada iskonto uyguladılar. Çok iskonto uyguladılar.

Mesela arkadaşlarından kemanı gören olabilir.

Çok beğenen olabilir. Öyle olursa ben aracı olurum..

Ben bir gün sana da çalmak isterim.

-Yine böyle baş başa olduğumuzda. -Baş başa?

Kemanların nasıl yapıldığını hiç okudun mu? Merak ettin mi?

Ben merak ettim. Çok acayip bir süreçleri varmış.

O ahşabı al, şey yap...

Hiç bilmiyorum Eko. Gerçekten şu an hiç ilgilenmiyorum.

Ama bilgiye de bu kadar düşman olunmamalı diye düşünüyorum.

-Eko. -Evet?

Sen beni ne zaman öpeceksin?

Çok sıcak ya! Bu kadar sıcak...

Hep şeyden... Küresel ısınma derdi ayrı. Tulum...

(Elif) Eko!

Geldik mi o ana?

Tam şu an o anın içindeyiz gibi.

Sarı sarı.

(Polis sireni çaldı)

(Polis kornası çalıyor)

Bu rüya! Tabii, bu rüya! Bu da benim telefonun alarmıyla...

...sesiyle ışığı.

Saçmalama, ne rüyası ya!

Esra.

İyi misin?

Esra bir şey olmuş. Ne oldu?

Ozan otursana.

(Duygusal müzik)

Esra konuşur musun?

Endişelendirme beni.

(Duygusal müzik)

Ozan...

...bizden olmuyor, olmayacak da. Bitti.

(Duygusal müzik)

Esra sen ne diyorsun?

Ne bitti? Yapma... Buna inanmamı bekleme benden. Ben gördüm.

Bu sabah bana nasıl baktığını gördüm.

Sen de bana, benim sana baktığım gibi bakıyorsun.

Ozan, istemiyorum artık diyorum.

İstemiyorum, bitti.

Sen de bırak artık.

Ben bıktım senden, senin bana yaşattıklarından. Anlıyor musun? Bitti.

Hayır, hayır! Esra! Esra!

Olmaz. Bu sefer izin vermeyeceğim.

-Ne olduğunu anlatacaksın Esra. -Yok, bir şey olmadı Ozan.

İstemiyorum diyorum artık. Yoruldum ben. Tükendim. Bitti.

Esra hayır!

Hayır.

Esra ne olduğunu söyleyene kadar ne sen ne ben buradan ayrılmayacağız.

Sen ne dersen de, ne yaparsan yap; ben bu sefer senden vazgeçmeyeceğim Esra.

Ne oldu? Anlat şimdi.

Çınar.

Ne Çınar'ı Esra?

(Gerilim müziği)

Ben Çınar'a karşı bir şeyler hissettiğimi fark ettim.

(Gerilim müziği)

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.com

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Belgin Yılmaz - Bülent Temür...

...Çağıl Doğan - Çağrı Doğan - Ayhan Özgören

Editör: Ela Korgan

("Soner Avcu - Yeniden" çalıyor) "Seninle güzeldi hayaller"

"Sanki en iyisi sendin"

"Ama artık ben de tükendim"

"Hani bana verdiğin o sözler?"

"Anlat yeniden"

"Nasıl severdim ki seni ben?"

"Bakma, küs değilim ben"

"Belki yolumuz bir gün kesişir"

"Yeniden"

"Hiçbir şey bitmez gibiydi"

"Belki de bir ihtimaldi"

"Her şeye rağmen hep sevilmek"

"Sonuçta içim değişti"

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.