Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Jenerik müziği)
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Çağla.
Çağla, neredesiniz siz? Herkes sizi bekliyor.
Çınar, Ozan ortada yok. Nerede olduğunu bilmiyorum.
(Gerilim müziği)
Arif Bey, her şey için teşekkür ederim. Yemek için de ağırladığınız için de.
Ama çok geç oldu, ben artık gideyim.
Esra, iki dakika beklesene lütfen.
Hazır herkes buradayken ben bir konuyu açıklığa kavuşturmak istiyorum.
(Ozan) Geç bile kaldım aslında.
Esra ve ben...
...eskiden evliydik.
Esra benim eski karım.
Esra şirkette işe başladığında kalıcı olacağından emin olmadığım için...
...söylememek daha doğru geldi ama...
...olaylar beklediğim gibi gelişmedi.
(Kadın) Aa!
Ben kızımın düğününe geldim sanıyorum.
Niye yüzleriniz bu kadar asık ki?
Ayol, cenazeye geldiğimi bilsem ona göre giyinirdim.
Anne.
(Gerilim müziği)
Çınar...
...Çınar bak, gerçekten ben sana yalan söylemek istemedim.
Zaten benim kararım değildi.
Hani ailenin lokantasında oturduğumuz günü hatırlıyor musun?
Bu boşanmanı ilk duyduğum gün.
Evet, hatırlıyorum.
Seninle ilgili on dakika önce ne düşünüyorsam...
...şimdi de aynı düşünüyorum demiştin. -Evet.
Hislerim hâlâ aynı. Bir şey değişmedi. Hâlâ aynı düşünüyorum yani.
Senin eski eşin Ozan'mış, Ahmet'miş, Mehmet'miş hiç önemli değil.
Sadece merak ettiğim tek bir şey var.
Sen Ozan'a karşı hâlâ bir şey hissediyor musun?
Evet, hissediyorum.
Ozan'a karşı hissettiğim tek şey nefret.
Ondan nefret ediyorum.
(Duygusal müzik)
Herkesin bir geçmişi var.
Ama beni ilgilendiren bundan sonra kızımı ne kadar mutlu ettiğin.
Gerisi beni ilgilendirmez.
Aa! Arif.
Uzun zaman sonra ilk defa bir konuda aynı fikirdeyiz.
Ayrıca bir hoş geldin bile dememen gözümden kaçtı sanma.
Hoş geldin.
Düğünden sonra da güle güle.
(Arif) Görüşürüz Ozan.
Görüşürüz Arif Bey, iyi geceler.
Ben de artık izninizi isteyeyim.
Peki, iyi geceler.
Bu arada uygun bir zamanda bir kahve içelim.
Bakalım kızımı hak ediyor musun.
Anne ya.
Annem böyle insanlarla uğraşmayı seviyor da.
Siz ne zaman nerede isterseniz Hande Hanım.
Çağla.
-İyi geceler. -İyi geceler.
Çağla, ben bu evlilik meselesini senden sakladığım için...
...cidden çok üzgünüm. Kusura bakma.
Yani söyledim ya Ozan, önemli olan...
Ayrıca bunlar senin geçmişinle ilgili.
(Çağla) Benim için şimdi ve geleceğimiz önemli.
Ozan, biz evleniyoruz.
Gerisi mühim değil.
Anlayışın için teşekkür ederim Çağla.
Bu arada ben düğün davetiyelerini hazırladım.
Öyle mi? Çok iyi yapmışsın.
Yarın da düğün mekânına gidip karar vermemiz gereken şeyler var.
Yarın biraz yoğun ama ben bir şekilde ayarlar gelirim.
(Ozan) Sen bana saati haber verirsin, olur mu?
Anlaştık.
-Görüşürüz o zaman. -Ozan...
...iyi geceler.
İyi geceler Çağla.
(Duygusal müzik)
O zaman görüşürüz.
Yarın görüşürüz diyecektin herhâlde.
Evet, yarın görüşürüz.
Çünkü ben proje koordinatörümü çok zor ikna ettim, biliyor musun?
Yani onu işe almak çok zor oldu.
Öyle hemen de bırakmak istemiyorum. Biraz inatçı biri, biliyor musun?
Tersi pis yani.
Bak, gülebiliyorsun işte.
Çınar ya...
...sen en başından beri destek oldun bana, hep yanımdaydın.
Gerçekten bunları hiç unutmayacağım.
Sana bayağı borçlandım.
Yok ya, asıl ben sana borçluyum.
Ve babam söylediklerinde haklıydı yani.
Ben o staja kovulmak için girdim. Eğer sen olmasan üç gün bile durmazdım.
Babam da yaptıklarımı göremeyecekti.
Neyse, ben yarına çok enerjik bir Esra istiyorum çünkü yapacak çok işimiz var.
Tamam. O zaman iyi geceler.
-Görüşürüz. -Görüşürüz.
(Araba çalıştı)
(Duygusal müzik)
Çağla! Çağla, ne oluyor?
-(Hande) Çağla, durur musun? -Ne var anne? Ne?
Ne oluyor Çağla?
Neyin var?
Anne, her yerde karşıma çıkıyor ya.
Her yerde karşıma çıkıyor. Nereye baksam Esra orada.
Bir türlü ayrı tutamıyorum onları.
Mıknatıs gibi birbirlerini çekip duruyorlar.
Bir şekilde bir araya gelmeyi başarıyorlar.
Nasıl yapıyorlar ben anlamıyorum.
Bir sakin olur musun? Bir nefes al.
Ozan geç de olsa sana doğruyu söyledi, değil mi?
Evet.
Siz evleniyorsunuz, Ozan senin. Daha neyi düşünüyorsun?
Anne, ben beni bir kere bile öpmemiş bir adamla evleniyorum.
Nasıl sakin olabilirim? Düğünle alakalı hiçbir şeyle ilgilenmiyor.
Sürekli ben üzülmeyeyim diye ne söylersem...
...sen nasıl istersen öyle olsun deyip duruyor.
Gözlerinde en ufacık bir heves bile göremiyorum.
Ama onunlayken öyle olmamıştır. Eminim.
Her detayına kadar beraber karar vermişlerdir.
Ama ben ne yapacağımı biliyorum.
Esra'yı işten çıkaracağım, böylelikle hayatımızdan da çıkıp gitmiş olacak.
Bak, sen şu an çok sinirlisin ve mantıklı düşünemiyorsun.
Anlattıklarına göre böyle bir şey yaparsan ilk önce Çınar karşı çıkacak.
Ayrıca Ozan'ın gözünden düşersin Çağla.
Ne yapacağım anne o zaman? Ne yapacağım?
Bir köşede oturup onları mı izleyeceğim? Ne yapacağım?
Sana kim izle diyor?
Sen yarın hiçbir şey olmamış gibi şirkete gideceksin, tamam mı?
Her zamanki gülen yüzün ve güvenli tavrınla...
...Ozan'ın sana ait olduğunu Esra'ya göstereceksin. Bu kadar.
(Hande) Anladın mı?
Şimdi sakin ol.
Kızım dur, belini inciteceksin.
Ay, incinirse incinsin Zeyno.
Benim kalbim incinmiş. Belim incinse ne olur?
Hayır ya, utanmadan bir de bana meydan okumaya kalkıyor.
Esra'yım beni, Esra. Yemem böyle şeyleri.
Kızım, Ozan hâlâ sana âşık.
Sadece o gün konuştuklarımızı duydu diye evleniyor Çağla'yla.
Kızım işte sorun da tam olarak bu ya.
Bir şeye sinirlenirsin, bir şeye kızarsın...
...gidersin muhatabınla konuşursun, değil mi?
Gidip bir başkasına evlenme teklifi etmezsin!
Evet, tamam, çok haklısın ama...
Ne ama Zeyno? Ama ne? Ne ama?
Bak, o gün Ozan buraya gelirken Musa'yla konuşmuş.
Ee?
Esra'ya söyleyeceğim, yarın tutacağım kolundan, birlikte şirkete gireceğiz...
-Ee? -Herkes öğrenecek demiş.
Yani o gün burada bizi duymasaydı belki her şey bambaşka olacaktı.
Zeyno, umurumda bile değil! Anlıyor musun?
Umurumda değil artık.
Umurumda değil Musa!
İsteyen istediğini düşünsün. Ben gerçekleri söyledim, içim rahat.
Bundan sonra kimseye yalan söylemek yok.
Abi iyi diyorsun, hoş diyorsun ama işler çığırından çıktı.
Freni patlamış kamyon gibi yokuş aşağı gidiyorsun.
Ben Zeyno'yla konuştum, o iş öyle değilmiş.
Sen de bir Esra'yla konuşsan, bir dinlesen.
Neyini dinleyeceğim onun Musa?
Esra bile neden geldiğini inkâr etmezken ben onun neyini dinleyeceğim?
Ben daha kime neyi anlatacağım Zeyno?
Ben daha kime neyi anlatayım? Adam utanmadan...
...hayalini kurduğumuz evde gidip Çağla'yla yaşayacağım diyor.
Esra bak, Ozan'a da hak vermeye çalış.
Yani ondan neden ayrıldığını, onu neden terk ettiğini...
...söylemediğin sürece bu adam iyileşemeyecek.
Gerçekleri öğrenemediği sürece de sana güvenmeyecek.
Zeyno...
...Ozan hiçbir şeyi öğrenmeyi hak etmiyor.
Esra, göz göre sana âşıkken...
...gidip de bir başkasıyla evlenmesine izin mi vereceksin?
Evet Zeyno, öyle yapacağım. Yeter, çok yoruldum ben.
Bıktım artık kendimi ona anlatmaya çalışmaktan.
Beni doğru dürüst dinlemeyen...
...sürekli canımı yakmaya çalışan bir adamla ben olmak istemiyorum!
Anlatmayacağım, yeter! Ver.
Bitti Musa. Bitti.
Ben bir daha kendime bu kötülüğü yapamam.
Eğer yaparsam, kapının önüne koyulan...
...defalarca Esra'ya ayrılmamak için yalvaran o Ozan'a...
...ben nasıl anlatırım bütün bu olanları? Ne derim ona?
Günlerce üzüntüden yataktan kalkmadan yatan Ozan'a...
...ben nasıl yaparım bu kötülüğü bir daha?
Abi iyi de bu hikâyenin sonunda herkes üzülecek.
Çünkü sen Esra'ya âşıkken gidip Çağla'yla evlenemezsin.
Ben tanıyorum seni, yapamazsın.
Yapacağım. Yapacağım Musa.
Böylece Esra Ozan hikâyesi de burada bitecek.
Bunu bitirmenin başka bir yolu yok çünkü.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Sen biliyor muydun Esra'nın Ozan'ın eski karısı olduğunu?
Of!
Biliyordum.
Biliyordum, sana da söylemeye çalıştım ama duymak istemedin.
Evet, duymak istemedim.
Onların arasındaki ilişki bitti zaten Çınar.
Konuşmaya değer bir şey yok.
Sen Ozan'ın Esra'yı unuttuğuna emin misin?
Sen Esra'nın Ozan'ı unuttuğuna emin misin?
Hayır, değilim.
Ama zamanla ben onu tanıyacağım, duygularını anlayacağım.
O beni tanıyacak. Beni tanıdıkça güvenebileceğini anlayacak.
Bir acelemiz yok yani.
Bak Çağla, senin Ozan'ı sevmende bir sorun yok.
Onun için savaşmanda da.
(Çınar) Sadece niye bu kadar aceleyle...
...sanki bir şeyden kaçıyormuş gibi evleniyorsunuz?
Beni tek endişelendiren şey bu.
Çınar...
...bu benim Ozan için tek şansım olabilir.
Ve ben bu şansı kaybetmemek için elimden gelen her şeyi yaparım.
(Duygusal müzik)
(Zümrüt) Zeus'um! Yakışıklım!
Dünyanın sekizinci harikasını doğurmuşum ya.
Nasıl yakışıklı, değil mi Reyhan?
Ay, tebrik ediyorum ablacığım.
Ben de kendimi tebrik ediyorum. Bravo Zümrüt!
-Bravo. -Teşekkürler. Teşekkürler.
Gerçi ikincisi pek öyle şey olmadı ama onun da içi güzel.
Doğru.
(Kapı vuruldu)
-Dur, ben bakayım. -(Zümrüt) Yok, dur.
Zümrüt Hanım.
(Kapı çarptı)
Zümrüt Hanım?
Zümrüt Hanım?
-Merhaba. -Hoş geldin.
Hoş geldin zümrüt gözlü kızım, hoş geldin.
(Zümrüt) Bu sebebi ziyaretinin sebebi ne ki acaba?
Zümrüt Hanım, ben size davetiyelerimizi getirdim.
Ah, ne âlâ. Pek âlâ.
-Hayırlı uğurlu olsun zümrüt gözlüm. -(Çağla) Teşekkür ederiz.
Ee, gel kızım.
Gel, şekersiz birer Türk kahvesi içelim.
Çok isterdim Zümrüt Hanım ama yapmam gereken çok fazla iş var.
Bu arada yarın benim gelinlik provam var.
(Çağla) İsterseniz orada içelim kahvelerimizi.
Hem de annemle tanışmış olursunuz.
Tamam, tanışırız. Bittabi ki, bittabi ki.
Ben de dünürümle tanışmak için dört gözle bekliyorum.
Tabii ki davetinize icabet etmem gerekir.
Çok mutlu olurum.
-O zaman ben gidiyorum. -Tamam, ben seni yolcu edeyim.
Teşekkürler.
Maşallah. Allah'ım sana şükürler olsun.
Afiyet olsun.
-Afiyet olsun. -(Zümrüt) Maşallah, maşallah!
Şu gelinime bakın. Sülün gibi, ceylan gibi, manken gibi.
Allah seni kem gözlerden korusun kızım.
Özellikle şu taraftan gelecek olan nazar dalgasına karşı korusun.
-(Zümrüt) Bin kızım, git. -(Çağla) Görüşürüz Zümrüt Hanım.
Git, kaç kurtar kendini, git. Bakmayın. Nereye bakıyorsunuz? Bakmayın.
(Zümrüt) Bakmayın. Nereye bakıyorsunuz? Bakmayın.
Eko, kim bu kız?
Bu kız anneciğim meşhur Çağla.
-Bu o mu? -Maşallah. Tü tü tü maşallah.
Esra iyi ki çıkmış, iyi ki görmedi yavrum.
(Menekşe) Bayağı bayağı ciddi bu iş yani, evleniyorlar.
Yani.
Çok üzülecek Esra ya.
Ama ben dedim ona!
Ben ona dedim, girme şirkete dedim. Dedim!
Yani pek de başarılı olmuş gibi görünmüyorsun anneciğim.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
-Günaydın. -(Hep bir ağızdan) Günaydın.
Proje koordinatörümüz de geldi.
-Hayırlı olsun. -(Esra) Teşekkür ederim.
Aa! Esra, sen niye buradasın?
Senin artık böyle özel bir odan yok mu?
Yok, ben burada çok mutluyum.
Yani rahatım da yerinde, o yüzden kalmaya devam edeceğim.
Süper, çok sevindim burada olmana. Harika olmuş.
(Esra) Sağ ol canım.
Abi bu arada bir hafta sonra resmen düğün var.
(Gaye) Evet. Davetiyeleri gördünüz, değil mi? Ne kadar şık olmuş.
(Simin) Evet, davetiyeler inanılmaz da düğün de harika olacak kesin.
Bu arada Esra davetiyen bende. Unutmadan vereyim.
-Bir hafta sonra mı evleniyorlar? -Evet.
Evet, çok güzel de biz kıyafet işini ne yapacağız?
Gaye bak, bir boşluk bulup alışveriş yapmamız lazım.
(Gaye) Doğru diyorsun. Bir de o var, değil mi?
Artık hafta sonumuzu bu işe yatıracağız.
Yok, yok. Sizin bu işiniz zor. O yüzden kahve içmeye gidelim.
-Ne diyorsunuz? -(Âdem) Gidelim.
-Vallahi olur derim. -(Âdem) Sen ısmarlıyorsun.
(Eren) Tamam, yine ısmarlayayım. Esra, kahve içmeye gidiyoruz. Geliyor musun?
-Yok, ben içtim. Sağ ol. -(Eren) Peki.
-Görüşürüz. -(Gaye) Baybay.
Afiyet olsun.
(Duygusal müzik)
(Geçiş sesi)
Ozan, bir geri gelsene.
Bak, bu güzelmiş. Şık, sade.
-Bu mu? -Evet.
Tamam, ben bunu tutarım aklımda.
Esra Korfalı mı olacağım ben şimdi?
Evet, sen benim karım olacaksın.
O kadar çok seveceğim ki seni Esra, bıkacaksın benden.
(Geçiş sesi)
Esra, Ozan Bey çağırıyor. Hemen odasına gitmemiz lazım. Hadi.
Aa! Ne oluyor ya?
(Kapı vuruldu)
Ozan Bey.
(Ozan) Nida Organizasyon firmasını uygulamaya sen mi kattın Esra?
-Evet, ben soktum. -Nasıl böyle bir hata yaparsın Esra?
Adamlar dolandırıcı çıktı, tüm haberlerde bizden bahsediyorlar şu an!
-Ozan Bey bir dinlerseniz ben... -(Ozan) Neyini dinleyeceğim senin?
İtibarımız zedelendi.
Bunun savunulacak bir tarafı yok.
Ozan Bey, daha 24 saat geçmeden ben o şirketi uygulamadan çıkarttım!
(Esra) Başta benim de şüphelerim vardı, araştırdım.
Hatta bununla ilgili bir rapor da hazırladım.
Şu anda uygulamadan herhangi bir müşteri mağdur olmadı.
Bilmem anlatabildim mi?
Çok şükür. Esra süpersin. İyi ki işin peşini bırakmamışsın.
Teşekkür ederim Feraye Hanım.
En baştan girmemelilerdi Feraye, en baştan. Neyse.
-Biz bir tekzip yazıp yollarız. -Ben yazarım.
Bence de Esra yazsın. Yani o daha hâkim konuya.
Otur, beraber yazacağız.
Bakma öyle Esra. İşimi sağlama almam lazım, otur.
Ee, Ozan Bey o zaman ben basına haber vereyim.
Yarım saate tekzibi yayınlayacağımızı söyleyeyim, olur mu?
-Olur. -Tamam.
(Kapı açıldı)
Başla.
(Duygusal müzik)
(Neriman) Kız, çok güzel olmuş. Eline sağlık.
Dün açtım, dün.
-Kadayıf da yapsana. -Yapayım.
Yapayım.
Neri, sana şahane bir teklifim var.
-Hayırdır inşallah. -(Zümrüt) Hayır, hayır.
Diyorum ki önünde muhteşem bir İstanbul Boğazı manzarası...
...arkanda tarih kokan bir mekânda birbirinden lezzetli...
...çeşit çeşit ordövrleri İstanbul gündüzünde yuvarlamaya var mısın?
Aa! Kız, varım tabii. Evet.
Hoppa! Al bakalım o zaman biletini.
Aa!
Al, al, sen de al. Hop! Kedi kaptı ciğeri.
Ay, ne kadar saftirik ya. Her şeye elini uzatıyor.
-Sana yok. -Aa!
Aman çok meraklıydım. Ne diye bakacaktım?
(Zümrüt) Tabii canım, o ne ki yani?
Alt tarafı CEO oğluşumla zümrüt gözlü gelinimin düğün davetiyesi.
Aman, çok meraklıyım da. Sende kalsın davetiyen.
Aman! Başım çok yoğun, çok kalabalık. Tempom çok yoğun.
Ama tabii bunlar tatlı telaşeler.
Asil dünürümle yarın gelinlik provasına gideceğim.
Ondan sonra da birlikte yemek mi yeriz ne yaparız onu bilemiyorum.
Tutmayın beni!
Vır vır vır çene illa. Ne kadar meraklısınız.
Patatesçi soymaya devam. Allah kahretmesin sizi.
(Neriman) Anlat bir ara detayları.
(Zümrüt) Anlatamam şimdi, sonra.
-Yalçın. -Ruhum.
Zümrüt bu yeni dünürleriyle de kavga eder mi?
Etmez mi ruhum? Eder tabii ki.
Yetişkin bir Zümrüt bu dünyadaki herkesle kavga eder.
Ama öyle benimle ettiği gibi iştahlı iştahlı...
...böyle saç saça baş başa etmez, değil mi?
Tabii ki ruhum, tabii ki etmez.
O ancak seninle öyle saç saça baş başa kavga eder.
Hadi, hadi bana yardım et.
Davetiyeler dolanıyor ortada.
Bu kız nasıl dayanacak buna?
Dayanır ruhum, dayanır. Dayanır. Hadi.
(Sessizlik)
Tamam. Olur, iş görür bu.
İyi, tamam o zaman ben bunu Feraye Hanım'a mail atıyorum.
(Ozan) Olur.
Bu arada dünkü şovun da bayağı iyiydi.
Yani gerçekleri bir anda açıklaman falan.
Etkilenmem gerekiyordu sanırım.
Ben yapılması gerekeni yaptım Esra.
Evet, aynen öyle.
Çok dürüstsün ya sen, değil mi?
Dürüst insan Ozan Korfalı.
Çağla'ya hâlâ bana âşık olduğunu da söyledin mi? Dürüstsün ya hani.
Olmayan bir şey neden söyleyeyim? Ben sana âşık falan değilim.
Ya ben bunu daha önce de duymuştum.
Ee, ne diyordun sen? "Ben seni çoktan unuttum.
Aklıma bile gelmiyorsun artık."
-(Esra) Öyle diyordun, değil mi? -Aynen öyle diyordum.
Ozan bak, herkesi kandırabilirsin...
...hatta kendini de kandırabilirsin ki bu en iyi yaptığın şey.
(Esra) Ama beni kandıramazsın.
Seni çocukluğundan beri tanıyorum ben.
İster inan ister inanma Esra. Bir hafta sonra evleniyorum ben.
Biliyorum.
Geldi davetiyen.
-Ya? -(Esra) Ya.
Aslında gitmeyeyim, ne işim var orada diyorum ama...
...o düğüne geleceğim, biliyor musun?
Çünkü sen Çağla'yla evlenemeyeceksin.
O imzayı atamayacaksın Ozan.
Sırf bunun için geleceksen oralara kadar yorulma çünkü üzülürsün. Yapma.
Sen beni artık üzemezsin ki.
Kotanı çoktan doldurdun.
Günaydın.
Bir sorun mu var Esra? Niye buradasın?
Bir sorun vardı ama hallettik.
Ben işimin başındayım, tamam mı? Görüşürüz.
Görüşürüz.
Dün gerçeği söyleyerek geç de olsa doğru bir şey yaptın.
Bir de şu Esra'nın etrafında şöyle gezinmesen süper olacak.
Neyi yapıp yapmayacağımı senden öğrenecek değilim Çınar!
Bak, kardeşimle evleneceksen benden öğreneceksin!
Bak Çınar, ben Çağla'ya söz verdim. Sana değil.
Ayrıca sana hiçbir şey ispat etmek zorunda değilim.
Bu organizasyon şirketlerinin başında durmak isteyen sendin!
Eğer işinin başında olursan senin yapman gerekenleri ben yapmak zorunda kalmam!
(Hareketli müzik)
(Çağla) O zaman mail olarak atarsınız bana.
-Günaydın Esra. -Günaydın Çağla Hanım.
Biraz vaktin varsa konuşalım mı?
(Esra) Olur tabii.
Esra bence düşman olmak zorunda değiliz.
Yani sizin evliliğiniz geçmişte kalmış.
Biz iki medeni insan olarak bu konuyu aşabiliriz diye düşünüyorum.
-Haklısınız, ben de öyle düşünüyorum. -Süpersin.
Şu yeni restoranın görüşmesine beraber gidelim mi?
Çınar'la Ozan'ın toplantısı var da. Belki sen bana eşlik edersin.
Hem bizim için de yeni bir başlangıç olur.
Olur Çağla Hanım, neden olmasın?
Şu hanımı da at artık lütfen. Bana Çağla diyebilirsin.
Olur Çağla.
Teyze ya, bu Eko bir değişik.
Birçok okumuş insandan daha çok şey biliyor ama bununla övünmüyor.
Çünkü önemsemiyor.
Yapma ya. Başka?
Mesela gamsız gibi duruyor. Hiçbir şeyi takmıyormuş gibi gözüküyor.
Ama Menekşe teyzeyle Yalçın amca ayrıldığında...
...onları barıştırmak için neler yaptığını gördüm.
Annesi babası ya belki ondandır.
Öyle değil işte. Mesela ben.
Ben ona bir ton laf söyledim.
O yine de benim iyiliğimi düşündüğü için...
...bana Timur'u tekrar tekrar anlatmaya çalıştı.
Kötü gözükmek pahasına üstelik.
Bir de komik. Böyle kendinden komik. Ben biliyorum.
Allah Allah.
Eko'yla bu kadar ilgilendiğini bilmiyordum ben senin.
Ben de.
Elif, annenin yüreğine indirmek gibi bir planın yok, değil mi teyzem?
Kim? Ben? Yok, yok! Biz arkadaşız.
Biz sadece arkadaşız. Ben sadece...
...onun ne kadar tatlı biri olduğunu fark ediyorum. O kadar.
Dikkat et de bu tatlılık seni şeker komasına sokmasın.
Ben darlandım.
-(Elif) Ben bir çıkayım, yürüyeyim. -Tamam.
(Elif) Kolay gelsin.
(Menekşe) Kapattım bunu, tamam.
Eko, ben bir yufkacıya gidip geliyorum annem. Dükkâna bak.
Tamam, gecikme anne.
(Zeynep) Eko ne haber? Menekşe'm nerede?
Menekşe'n gitti öyle, gelir birazdan.
Ee, sen nasılsın? İyisin iyi.
İnsan içine karışmışsın, gözümden kaçmadı.
Eko kusura bakma, Esra'nın durumu bir tık daha acildi.
Ben o yüzden onunla ilgilendim ama buradayım. Seni dinliyorum.
Nedir şimdi bakalım Elif cephesinde durumlar?
Vallahi iyi, Elif cephesinde durumlar iyi.
Barıştık, barıştık. Her şeyi başa aldık, çok güzel oldu.
Yani arkadaşlıklar, dostluklar pekişti. Güzel oldu yani.
-(Zeynep) Arkadaş. -Evet.
Eko, Elif'le arkadaş mı olmak istiyorsun?
Hayır tabii canım. Gönül ister ki daha fazla şeyler olalım...
...ama olmuyor. Ne yapacağız Zeyno?
(Ekrem) Hayat bu yani. Hayatta her istediğin öyle bir anda olmuyor.
Şimdi arkadaş olalım, arkadaşlık iyi.
İlerleyen zamanlarda biz onu daha da geliştiririz.
Oldururuz. Ekocuğum oldururuz.
Ne oldu ya?
Ay, karnım! Sus. Ben bunları Esra'dan öğrendim.
Ne oluyor? İyi misin sen? Ne yapıyorsun?
Sen ne kadar komiksin! Ay, karnım ağrıdı. Ay, Elif gelmiş.
Ne haber?
İyi Elif, iyi. Öyle oturuyoruz, senden ne haber?
Ben sahile inecektim de birlikte yürür müyüz diye...
Ya olmaz, biz sinemaya gideceğiz.
Ne sineması? Senin kulağında bir şey mi var?
Kulaklık falan mı? Kiminle konuşuyorsun sen?
Yok bir tanem, gideceğiz ya.
Hatta seansımız geldi, bizim gitmemiz lazım.
Elifciğim kusura bakma. Yürü hayatım. Görüşürüz tatlım.
Bir tanem mi dedi o?
Hayatım da dedi.
-Yürü. Yürü! -Ya ama...
Yavrucuğum bunlar nasıl hareketler?
Bana bak, bana mı âşık oldun?
Ay, saçmalama be! Deli mi ne ayol?
Bana bak, sen bu kafayla gidersen var ya oho!
Ne Timurlar gelir ne Timurlar gider...
...öyle bakarsın kızın arkasından arkadaş arkadaş.
-Doğru da ne yapacağız? -Dizginleri eline alacaksın Ekocuğum.
Ne dizgini? At mı bu? Nasıl dizginleri elime alacağım?
-Sen yön vereceksin bazı şeylere. -(Ekrem) Nasıl?
Neyse, Allah'tan benim gibi bir akıl hocan var da...
...az önce senin için işleri bir tık hızlandırdım.
Maşallah. Tam bir akıl hocasısın gerçekten.
O kadar hızlandırdın ki ilişkim başlamadan finaline geldi senin yüzünden.
Elif bizi gördü öyle!
Şimdi yanlış anlayacak bir ton, sevgilim falan sanacak.
Şaka mısın Eko? Yanlış anlasın diye yaptık zaten.
Yanlış anlasın ki seninle ilgili kalbinde bir iki kıvılcım çaksın diye yaptık.
Şeyli bu, kıskandırmacalı. Tamam, tamam güzel. Güzel, iyi.
O zaman hangi filme gidiyoruz? Mısır falan almam, söyleyeyim.
Gerçekten sınanıyorum. Filme falan gitmiyoruz Eko, pazara gideceğim.
Sen şuralarda iki saat takıl, Elif'e gözükme ama.
Ben pazar dönüşü seni alacağım, sinemadan dönmüş gibi şey yapacağız.
Nasıl sinemadan? Gitmediğimiz yerden nasıl döneceğiz?
Ben ne yapacağım iki saat burada?
Gerçekten güzel bir yermiş. Gördük ya, içime de sindi.
Hemen uygulamaya katabiliriz.
Evet, gerçekten çok uygun bir yer.
Ben hemen detaylara çalışırım Çağla Hanım.
(Çağla) Süpersin.
(Telefon çalıyor)
-Efendim Sude? -(Sude ses) Çağla Hanım sizi bekliyoruz.
Bugün düğün mekânına uğrayacaktınız ama.
Karar vermemiz gereken şeyler vardı. Bir aksilik mi oldu?
Tüh, ben unutmuşum bugün geleceğimi.
Aslında ben düğün mekânına çok yakınım, hemen geliyorum.
(Sude ses) Tabii Çağla Hanım.
Esra...
...şimdi ben senden bir şey istesem çok mu tuhaf olur?
Yani yo, buyurun.
Ozan o kadar yoğun ki ben düğünle alakalı her şeyde...
...tek başıma karar vermek zorunda kalıyorum.
Sen benimle düğün mekânına gelsen...
...karar vermemde yardımcı olsan nasıl olur?
Yani yok, bence ben gelmesem daha iyi olur.
Doğru söylüyorsun. Ben abarttım biraz sanırım.
Sonuçta sizin bir geçmişiniz var, sen üzülürsün.
Ben kimsenin üzülmesini istemem.
Yo, neden üzüleyim ki? Üzülecek bir şey mi var?
Yani bitmiş gitmiş bir olay. Hayır, yardımcı olabileceksem gelirim.
Emin misin?
Eminim tabii ki. Buyurun gidelim.
Peki, süpersin. Gidelim o zaman.
(Kadın) Buyurun efendim.
Aa!
Seni böyle çalışırken görmek ne tuhaf.
Bana benzersin diye düşünmüştüm ama sen gittikçe babana benziyorsun.
Sana benzemeyeyim de kime benzersem benzeyeyim.
Sabah apar topar kahvaltı bile etmeden çıkmışsın.
Ben de geleyim de seni bir göreyim istedim.
Artık annene bir kahve ısmarlarsın.
Ne yapmaya çalışıyorsun anne?
Annelik yapasın mı tuttu? Yeni trend mi bu?
Yalnız bak, bu sivri dilliliğin aynı ben. Bunu sakın inkâr etme.
Açık konuşsana, ne istiyorsun?
Ne Çağla umurunda ne de ben. Biliyorum.
Sen kendinden başka kimseyi düşünmezsin.
Yanlış düşünüyorsun Çınar.
Ben gerçekten çocuklarımın yanında olmak için geldim.
Tam da zamanında gelmişim.
Ortalık epey karışmış.
Boş ver be anne. Biz ne fırtınalar atlattık.
Bir şey olmaz, hallederiz. Sen hiç yorma kendini.
Öyle mi diyorsun?
Bana pek öyle gelmedi.
Eve yıldırım düşmüş, senin haberin yok.
Bu Esra'yla aranda tam olarak ne var?
Ne kadardır tanıyorsun?
Bayağı bir şeyler gizlemiş çünkü.
Yıllar sonra çıkıp geleceksin...
...benim âşık olduğum kadın hakkında konuşacaksın...
...ben de sana haklısın anne deyip ondan mı soğuyacağım?
Bana bak...
...ben Çağla değilim.
Sen de Esra'nın tırnağı olamazsın.
Sen otur. Ben kahveni söylerim, içip gidersin.
(Duygusal müzik)
(Sude) Hoş geldiniz Çağla Hanım.
Tam zamanında geldiniz. Deneme pastaları da daha yeni geldi.
Tatmak için sabırsızlanıyorum.
(Sude) Sonrasında da masa süslerini kontrol edeceğiz.
Bugün her şeyi kararlaştıralım istiyorum.
(Çağla) Tamam, teşekkür ederim.
(Sude) Tamamdır, pastaları alıp geliyorum hemen.
-(Çağla) Teşekkürler. -Rica ederim.
Nasıl sence Esra?
Yani bana biraz küçük geldi sanki.
Yo, yani gayet güzel bence.
Aa, Ozan. Sevgilim gelmişsin.
(Çağla) Ben gelmezsin sanıyordum.
(Ozan) Geleceğim dedim ya Çağla.
Ne bileyim, ben gelmezsin diye düşündüm.
O yüzden Esra'dan bana yardımcı olması için rica ettim.
Ya öyle oldu gerçekten.
Neyse, damat bey geldiğine göre...
...bana gerek yok bence, değil mi?
Hayır Esracığım, olur mu öyle şey hiç? Yani...
...Ozan sürekli sen nasıl istersen öyle olsun deyip deyip duruyor.
(Çağla) O yüzden benim birinin fikrine ihtiyacım var.
Pastalarımız da geldi. Buyurun Çağla Hanım, Ozan Bey.
Deneyebilirsiniz.
Sudeciğim burada benim istediğim pasta yok.
Şey Çağla Hanım, mevsimi olmadığı için...
...istediğiniz meyveleri dondurulmuş olarak kullanacaklardı.
Siz de taze meyve istediğiniz için onları iptal ettim.
Olur mu öyle şey Sude?
Dünyanın neresinde mevsimiyse gidip getirsinler.
Ben bir kere evleniyorum sonuçta, değil mi?
(Çağla) O yüzden o pastayı istiyorum.
(Sude) Tabii, tabii Çağla Hanım. Ben halledeceğim.
(Çağla) Teşekkürler.
(Geçiş sesi)
(Esra) Evet, afiyet olsun Saniye abla, Rüstem abi buyur.
-(Saniye) Sağ ol canım. -Teşekkürler.
Evet Ozan, nedir günahımız?
Düğün pastasını da ekledik mi...
...yok Esra'm, olmuyor. Aşıyoruz bütçeyi.
Hemen karamsarlığa kapılmak yok, değil mi?
Dur bak, ben şimdi ne yapacağım.
Davetli sayısını da 100'e indirirsek bakalım olacak mı.
Ozan bak, öyle de yapsan böyle de yapsan olmuyor.
Al, ben sana ne yaptım şimdi. Oldu.
Bu ne Esra'm? Vaz mı geçtik evlenmekten?
Hayır şapşal, niye vazgeçelim?
Düğün istemiyorum ki ben, nikâh yeter.
Nikâhımızı kıyarız, geliriz sonra dükkâna ailecek bir yemek yeriz, olmaz mı?
Olur, olur. Çok da güzel olur.
Olur mu öyle Esra'm?
(Ozan) Hani bunun pastası? Pastasız düğün mü olur hiç?
Tamam, pastayı da annem yapar.
Tamam da karıma düğün bile yapamayacaksam ne işe yararım ki?
Ozan...
...vallahi nikâh yeter.
Nedir yani? Düğün de düğün diye tutturdunuz.
Nikâh iyidir, güzeldir. Oldu bitti.
Borç alsak? Kalkarız altından.
Hayır, hayır. Ozan borç falan deme bana.
Ben milleti eğlendirmek için borç falan ödeyemem.
Gelinliği de kiralarız. İşte tamam, her şey hazır.
Ben seni hak edecek ne yaptım acaba?
Hadi gel, gel. Ekmekleri götür. Al.
Tamam hayatım.
(Geçiş sesi)
(Çağla) Dediğim gibi, her şey mükemmel olmalı Sude.
Bu düğün benim için çok önemli.
Siz hiç merak etmeyin Çağla Hanım. Her şey çok güzel olacak.
Her şey çok güzel değil mükemmel olmalı Sude.
(Ekrem) Baba yedin, dünyaları yedin.
Buyurun, buyurun tabii. Afiyet olsun.
(Üst üste konuşuyorlar)
Düğün pastamız da geldi.
Oğluşum, kızının sevdiği pastayı yapmış. Tanı, kaynananı tanı.
Sen ne seviyorsun? Çikolatalı seviyorsun.
Ben ne yapacağım ya?
-Tamam, tamam boş ver. Can sıkma. -Boş ver sen...
İkinci pastamız da geldi.
-(Yalçın) Gördün mü? -Ne oldu Zümrüt?
Bu pasta mı? Allah aşkına beni konuşturmayın.
Kekin üstüne dökmüş kremşantiyi, kakao tozunu.
Kesseniz de artık yemesek mi?
Abla beğenmiyorsan sen yap diyeceğim ama...
...sen menemeni güzel yap, o bize yeter. Senin menemenin rezil oluyor.
-Boğazına dursun. -(Neriman) Ama kötü.
Hadi, hadi, hadi.
Yalçın, kızımız uçtu yuvadan.
(Zümrüt) Kesme oğlum, kesme.
-(Menekşe) Kestik. -(Neriman) Bravo!
-(Menekşe) Bitti! -(Yalçın) Bravo, tebrikler.
Tebrikler çifte kumrularım benim.
Bir duygulandım gibi ben baba.
-(Zümrüt) Hiç içime sinmedi. -(Menekşe) Parazit yapma Zümrüt.
-(Zümrüt) Bir şey yapmıyorum. -(Menekşe) Yapma parazit.
Yeter ya, düğün günü didişmeyin.
Durun ya. Aa! Olmaz öyle şey. Hadi bakalım, herkes ayağa kalksın.
-Bir sus, bir sus! -Konuşma!
Sen de şu menemeni dedin ya şurama ok sapladın. Oku sapladın.
(Üst üste konuşuyorlar)
-(Yalçın) Hadi dünürüm. -Bugün benim yas günüm!
-Asabileşme, asabileşme. Kalk. -Benim bugün yas günüm.
-Neye oynayacağım? -Oğlun evleniyor. Yürü, kalk.
-Düğün günü yaptı dersiniz. -Gel, gel, gel.
Allah kahretmesin sizi!
Hadi hoppa!
Düzgün oyna!
Baksana nasıl oynuyor.
Annen de oynuyor.
Seni çok seviyorum Esra Korfalı.
Çok.
(Geçiş sesi)
(Duygusal müzik)
Sen ne dersin sevgilim?
(Ozan) Hangi konuda?
(Çağla) Ben diyorum ki nikâh faslını burada hallederiz.
Daha sonrasında yemek için arka masaları tercih ederiz.
Sen nasıl istersen öyle olsun Çağla.
Görüyor musun? Olur Çağla, sen nasıl istersen deyip deyip duruyor.
Ama olsun.
Ben onu böyle de seviyorum.
Neyse, artık bana gerçekten gerek olmadığına göre ben gideyim.
Çünkü şirkette beni beklerler.
-Ben sana bir taksi çağırayım. -Gerek yok.
Esracığım yardımların için teşekkür ederim.
Esra’yı çağırmana gerçekten gerek var mıydı Çağla?
Yani Ozancığım herkes yerini bilsin istedim.
Anladım.
Bak bunlar bana göre şeyler değil.
Bir daha böyle bir şey yaşamak istemiyorum.
Şimdi çıkıyorum.
Faul yok, temiz! Paslı oynayın oğlum biraz.
Nereye attın be oğlum? Güzel, devam.
Hop! Faul, faul.
Biraz fairplay çerçevesinde oynayın. Bu ne sertlik?
Ne faulü Eko abi?
Ne faulü Eko abi?
Hakemle diyalog, öyle mi? Al bakayım sana kırmızı kart.
Çık git kulübende otur biraz hadi.
Çocuklar, Eko ile Eko olmuyoruz demedik mi?
Eko, annem, in hadi.
Hayır, biz daha ikinci yarıya başlayacağız. Devam.
Eko in. Bizim ikinci yarımız geldi, in.
Öf!
Ne bu, kendine çiçek mi aldın? Yalnız.
-Hayır, sen bana aldın. -Ben sana aldım?
Ben çiçek falan almadım, maç yapıyorum burada.
-Ne çiçeği, nereden çıktı bu? -Hadi yürü. Zaten pazarda canım çıktı.
Planın devamlılığı tutsun diye aldım eşyaları eve bıraktım.
-Bana bak, 50 kâğıt borçlusun bana. -Ne? Yuh!
Ne 50’si? 50 lira çok. Olmaz öyle şey.
Ben zaten iki saattir top oynuyorum burada, yorgunum.
-Eve yatmaya gidiyorum abi. -Hiçbir yere gidemezsin Ekocuğum.
-Elini omzuma at. -Omzuna?
-At. -Zeyno, bu plan bana hiç güven vermiyor.
At Eko, at.
Zeyno vallahi hiç iyi hissetmiyorum. Görüntü olarak da tuhaf değil miyiz?
Sus Eko, sus.
Ama şu hâlimize bak.
(Zeynep) Eko, çiçeklerimin güzelliğine bakar mısın? Ne kadar incesin.
(Ekrem) Evet, çok inceyimdir.
Çok güzel, baksana.
-Sinemadan herhâlde? -Galiba.
-Ne izlediniz? -Film izledik.
Sinemada film izlenir, biz de film izledik.
Tamam da hangi filmi izlediniz yani?
-Şey... -Şey...
-Tehlike Altında. -Kırık Kalpler.
Nasıl? Bir karar versenize. O mu, bu mu?
Şey, Tehlike Altındaki Kırık Kalpler.
Yani kalpler kırık olduğu için tehlike altındalarmış.
Yönetmen öyle bir dünya oluşturmak istemiş.
Bence de çok başarılı.
Enteresanmış. Ben de bir ara tek başıma gider izlerim.
Kesinlikle izle. O kadar iyi ki. Değil mi?
Evet, evet. Çok vurucu.
-Oldu. Hoşça kal Eko. -Görüşürüz.
Görüşürüz!
Musa!
Senin ne işin var mahallede?
Sen bana çiçek mi aldın?
Sana çiçeği alan almış Zeyno. Mutluluklar.
Musa. Musa bir dak…
Kim bu genç irisi?
Yani tebrik ederim hayatımda hiç bu kadar tıkır tıkır işleyen…
…bir plan daha görmedim. Bitirdin bizi!
Aşk hayatımızın dibine dinamit koydun Zeyno.
Sus Eko!
Gitti!
Vallahi gitti. Arkasını döndü gitti.
Çağla. Çağla ne oluyor?
Anne, verdiğin tavsiyeler gerçekten çok işe yaradı. Sağ ol.
Bir Ozan’ın gözünden düşmediğim kalmıştı, sayende o da oldu.
-Çınar söylediği her şeyde haklı. -Hangi konuda? Bir sakin olur musun?
Sakin falan olamıyorum anne. Ben şu an kendime ne yapıyorum?
Ozan’ı arayacağım!
Bırak o telefonu. Ne söyleyeceksin Ozan’a?
Başlamadan bitsin diyeceğim. Ne diyeyim anne?
Birbirlerine nasıl baktıklarını gördüm. Bununla savaşamam.
O kadar anıyla, geçmişle başa çıkamam anne, yapamam.
-Bende öyle bir güç yok. -Sakin ol. Gel şuraya otur.
Otur ve bir nefes al, sakin ol.
Ben nefes alamıyorum! Onlar birbirine baktıkça...
...benim kalbim acıyor, nefesim kesiliyor. Anlamıyor musun?
-Sen bu adamı seviyor musun? -Her şeyden çok.
O zaman vazgeçmeyeceksin. Anladın mı beni?
Bir hafta sonra bu adamla aynı evde yaşayacaksın.
O evde çok mutlu olacaksınız. Anlıyor musun beni?
Seni mutlu görene kadar ben buradan gitmeyeceğim.
Seni yalnız bırakmayacağım, anladın mı?
O zaman şimdi sakin ol. Tamam mı? Ağlama artık.
Anne, iyi ki geldin.
Teşekkür ederim.
Tamam, ağlama.
İyi ki geldin.
Vallahi abi hiç güleceğim yoktu. Zeyno’ya bak sen.
-Demek aklınca planlar yapmış, öyle mi? -Evet.
Herkesi kurtaracak. Bir kendini kurtaramadı.
Hikâyelerinin sonu hep hüsran.
Yani işte hayatımız hep bir kaos, hep bir facia.
Bilmiyorum ne olacak, bakalım. Sen ne yaptın bütün gün?
Vallahi ne yapacağım, birtakım davetler aldım. Al bak.
Ooo! Acıttı.
Öyle. Üstelik bu kadar da değil.
Çağla’yla beraber düğün mekânına gittim.
Sonra Ozan geldi, işte pastalara falan baktılar…
…oturma düzeninden bahsettiler, öyle bir gündü işte yani.
Yıkılmadım ama ayakta da değilim anlayacağın.
-Şunu bırak bir. -Of!
-Peki, ne yapacaksın? -Hiçbir şey abi. Ne yapabilirim ki?
Ne yapabilirim ki ne demek? Öyle şey olmaz.
Bir silkin, bir kendine gel.
Benim bildiğim Esra öyle hemen vazgeçmez. Bir toparlan.
Abi, senin o bildiğin Esra öldü. Öldürdüler.
Yavrucuğum, öldü falan ne demek, ne biçim laflar onlar?
Bir silkin, bir kendine gel, bir bakalım ne yapacağız ne edeceğiz.
Böyle olmaz ki.
Al, Ozan geldi işte. İstersen git bir tebrik et.
Bana bak, ben gidip bunu sağlı sollu bir tebrik edeyim mi?
Vallahi bak döveyim ben bunu, kendine gelir belki.
Abi, saçmalama!
Değmez.
(Duygusal müzik)
Benim size güzel bir haberim var.
Davetiyelerin hepsini dağıttım.
İyi yapmışsın kızım. Eline sağlık.
Afiyet olsun. Ben odama çıkıyorum.
Benden kaçma Arif.
Eski karına bu kadar mı dayanamıyorsun?
Ne oldu, yüzün düştü?
Para musluğu kapanacak diye mi üzülüyorsun?
(Çağla) Çınar!
Yalan mı söylüyorum Çağla? Baksana morali nasıl da bozuldu.
Ben senin annenim Çınar. Bu, ölene kadar böyle.
Benimle doğru konuş.
Ama ben, senin canın istediğinde annelik taslayacağın çocuğun değilim.
Annesin sen öyle mi? Anne nasıl olunur anlatayım mı sana?
Bir kere bir anne çocuklarını bırakıp gitmez.
Bir anne çocuklarını parası bittiğinde aramaz.
Çınar yeter.
Ben yeterince tadınızı kaçırdım. En iyisi kalkayım.
Size afiyet olsun.
Hâlâ çok popülerim ailede.
Yarın Ozan’ın annesiyle tanışıyor muyum?
Evet, anne tanışıyorsun.
Yarın gelinlik provam var.
Kendisi de çok naif ve nazik bir kadın.
Oğluşum, nasıl olmuşum?
Bu beyaz elbiseyi düğünde giyeyim diyorum.
Şu kırmızıyı yemekte, şu maviyi kokteylde…
…bunu da ‘after party’de. Nasıl?
Ne ‘after party’si anneciğim?
Oğluşum sosyetik düğünlerde düğünden sonra oluyor ya ‘after party’ler.
Ayol ben biliyorum, sen bilmiyor musun?
(Reyhan) Abla sen şu üstündeki beyaz elbiseyi çıkarsana.
Yani Çağla mı gelin, sen mi belli değil.
Evet, anne. Yani gelinler bile üç tane kıyafet değiştirmiyor.
Ayrıca şu elbiselere bakar mısın? Onlar senin yaşına hiç yakışıyor mu?
Yaşımla ne alakası var?
Bunlar ne diyor oğluşum? İster üç tane giyerim ister beş tane.
Size ne? Değil mi oğluşum, onlara ne? Bir şey desene.
Anneciğim ister üç tane giy ister beş tane.
Sen nasıl mutlu oluyorsan öle yap.
Cevabınızı aldınız mı?
İster üç tane ister beş tane, altı, sekiz on tane giyerim. Size ne?
-Senin adın neydi? -Elif.
Bak Elif kızım, karışma. Benim ne giyeceğime karışamazsın.
İşte bu yüzden favori çocuğum olamıyorsun. Neden? Kafa tokmak.
Oğluşumun kafası zehir. Fırfır dönüyor.
Farkındayım anneciğim. Benim zaten öyle bir iddiam yok.
Olamaz. İddiasızsın.
-Hadi Reyhan şunları kaldıralım. -Tamam.
Oğluşum bekle, ayakkabıları getireceğim hangisi hangisiyle uyumlu.
Hadi al. Sonra alırsın.
Anneciğim hiç getirme. Ben zaten çıkacağım.
Ben seni geçireyim abi.
Ben dayanamayacağım. Abi.
Saygı duyayım, karışmayayım diyorum…
…senin abin çok akıllıdır, akıl hocandır diyorum ama artık dayanamıyorum.
-Abi, sen ne yapıyorsun? -Evleniyorum Elif.
Herkesin mutlu olduğu bir formül buldum işte.
-Baksana annem mutlu, Çağla mutlu. -Sen mutsuz, Esra mutsuz.
Biz oraları geçtik. Sen de takma olur mu?
Abi, ne olur yapma.
Bak senin karşında küçük kız kardeş yok artık.
Ben büyüdüm, her şeyin farkındayım.
-Ne olur bir kere de sen beni dinle. -Peki, dinliyorum.
Sen hâlâ Esra’ya âşıksın. Bunu biliyorum, görüyorum…
…o da hâlâ sana âşık. -Elif, hâlâ çok toysun.
Hâlâ ona inanıyorsun.
Gerçi ben de iki kere inandım.
Biliyorsun geldi evlenelim dedi, evlendik.
Sonra ayrılmak istiyorum dedi, yapma dedim, yalvardım.
Ayrıldık. Sonra iki sene sonra bir daha geldi, ben yine âşık oldum…
Neyse. Sen bunları boş ver Elif.
Bak ben artık büyüdüm.
Bırak kim ne istiyorsa onunla oynasın oyunlarını. Tamam mı?
(İç çekiyor)
(Araba çalıştı)
Abla kaldır şunları Allah aşkına! Taş mı yiyeceğiz?
Annem zenginliğe yeni bir soluk getirdi.
Durun! Vır, vır, vır kafamı karıştırmayın.
Hangisini ne zaman takacaktım onu hatırlamaya çalışıyorum.
Şunu söz için takacaktım…
…şunların ikisi nişan…
Yok, bu nişan, şu ikisi düğün.
Düğünde takacaktım.
Düğünde takacaktım da şimdi ben hangi…
Aman hepsini takacağım işte. Hepsini bugün takayım.
Abla zaten şuncacık kız. Hem zaten onun takısı falan vardır.
Bunu söylemekten nefret ediyorum ama Reyhan haklısın.
İşte! Hadi bakalım sözüme gel şimdi.
Haklısın da ben…
Buldum! Ben külçe altın işine geri döneyim.
Şöyle birkaç tane külçe altın takayım. Hem zengin de durur.
Ama neresine takacağım? Gelinliğe külçe altın olmaz.
Eline versem kız zaten dal gibi, düşer. Ben ne yapacağım?
Abla bak sen bu meseleyi… Abla bana konsantre olur musun?
Buyur.
Abla, sen bu meseleyi Ozan’la konuştun mu?
Şöyle ana oğul karşılıklı bir sohbet ettiniz mi?
Ne kadar sıkıcısın Reyhan.
Ne kadar sıkıcı bir kadınsın.
Ben şurada yeni ve sosyetik hayatıma yelken açıyorum…
…sen orada vır, vır, vır vallahi içimi bunaltıyorsunuz.
16.00’da da İhracatçılar Birliğiyle toplantınız var zaten.
Orada size büyük ihtimalle bir rapor sunumu yapacaklar.
Tamamdır, Pınar. (Telefon çalıyor)
Günaydın.
Günaydın. Ozan, dün için bana hâlâ kızgın mısın?
Yok, değilim.
Ben sadece tatsız şeyler yaşanmasın istiyorum canım.
Tamam, haklısın. Bundan sonra daha çok dikkat edeceğim.
Bu arada bugün gelinlik provam var. Annenler de geliyor.
Öyle mi? Size kolay gelsin o zaman. Sonra görüşürüz.
Görüşürüz.
-Aralar düzeldi mi? -Evet.
Ha şöyle! Kızımızın kıymetini bilsin.
Anneciğim, Zümrüt Hanım’ın yanında da böyle şeyler söylemiyoruz.
Çünkü kendisi Ozan’a çok düşkün.
Ayrıca çok ince düşünen, zarif bir hanımefendi.
O yüzden her şeye tam anlamıyla dikkat ediyoruz tamam mı?
Allah Allah. Sen de bir kalemde harcadın bizi.
Nerenin düşesiymiş, kimlerdenmiş bakalım?
Ne yapacaksın anneciğim?
Kraliyet ailesine gelin gidiyorsun hani, bacak bacak üstüne atmayacağım.
Ne yapacağım ayol, böyle anlatınca merak ettim.
Kızım, annen asilzade olduğu için merak etmiştir.
-Hiçbir fırsatı kaçırma Arif, olur mu? -Olur.
Hadi ben çıkıyorum kızım. Sana kolay gelsin.
(Çağla) Görüşürüz baba.
Anne, biraz daha alttan alsan ne olacak sanki?
Ozan Bey, öğlenki toplantınızı konuştuğumuz gibi şirkette ayarladım.
Öğlen yemeğini ofiste mi yersiniz yoksa dışarıda bir restoran mı ayarlayayım?
(Ozan) Dışarıda bir restoran ayarlayın. Öğleden sonra toplantım kaçta?
(Pınar) Öğleden sonra 14.00’de yazılımcılar gelecek…
…16.30’da uygulamaya katılacak olan bir restoran sahibiyle görüşmeniz var.
Esra.
Çınar, günaydın!
Oh be! Şimdi gün aydınlandı işte.
-Bugün çok işimiz var. Hazır mısın? -Hazırım.
-Sen hazır mısın? -Ben hazırım.
(Gülüyorlar)
-Hadi gel. -O zaman gidiyor muyuz?
(Esra) Ben de şimdi bu dosyalara baktım…
-Afiyet olsun. Buyurun. -Teşekkür ederiz.
-Günaydın. -Günaydın.
-Şuraya bir gelsene. -Tamam.
-Al bakalım. -Aa!
Doğum günüm falan da değil ama ne ki bu?
Senin için yaptım. İçimden geldi.
Benim için mi? İçinden? Kendi ellerinle yaptın?
-Tatmayacak mısın? -Tabii ki hemen tadıyorum.
Biraz sert diye…
Ooo! Ooo!
Bu nasıl bir lezzet cümbüşü.
Hayatımda daha önce böyle bir şey yemedim sanırım.
-Gerçekten mi? -Vallahi.
Yani annem bence bu işleri bıraksın.
Terzilik falan yapsa olabilir. O kadar güzel.
Bir yutarsam… (Öksürüyor)
Ama şey, senin ellerin sanatçı eli, sanatçı ellerinle böyle bunlarla…
…bence uğraşma, yorma, ellerini yormana değmez diye düşünüyorum.
O kadar mı kötü?
Yani annenin menemeniyle kapışır.
Olsun ama ne yapalım?
Yani tabii Zeyno sana daha iyilerini yapıyordur.
O ne yapıyor, nerede?
O da dolaşıyor, geziyor.
Öyle gezmeli sarılmalı falan günlerimiz akıp geçiyor yani.
-Bir anda oldu diyorsun yani? -Evet.
Ne yapıyorsunuz, mesela nerelere gidiyorsunuz?
Mesela sinemaya gittik.
Konserlere henüz gidemedik.
Tiyatro olsun, öyle aktivitelerden aktivitelere günlerimizi…
Elif ben böyle şeyleri hiç yapamıyorum!
Yani Zeyno benim dünya ahiret bacım. Yani Esra’dan hiçbir farkı yok.
Ama o böyle biraz planlar yapmayı seven bir tip.
Böyle bir plan yaptı, işte ben de salak gibi plana hemen dâhil oldum.
Yani öyle bir şey yok aramızda. O benim bacım.
Bu sadece seni kıskandırmak için yapılan bir şeydi.
Ama ben de hiç sevmem kıskandırma falan. Benlik şeyler değil yani.
Yani işe yaradı da diyebiliriz.
Ben gideyim artık.
Bir şeyler deneyeyim. Görüşürüz.
Nasıl? Der miyiz? Diyelim mi demeyelim mi?
İşe yaradı diyebiliyor muyuz?
Anne, anne! Sana bir şey söyleyeceğim ama...
...ne anladığını bana net bir şekilde ifade etmen lazım.
Bugün hava soğuk diyebiliriz. Ne anladın bundan?
Bak şimdi bu Eko, yani Ekrem. Esra’nın abisi oluyor.
Bu da Elif. O da Ozan’ın kız kardeşi.
Yani sen Elif’i nasıl tanımıyorsun anlamadım ama hiç sorun değil.
Şimdi Ekrem, Elif’e çok âşık, tamam mı? Kıyamam ben ona.
Bence Elif de ona karşı boş değil ama henüz bunun farkında değil.
İşte ben tam olarak orada devreye girdim.
-Sevgilisi olarak mı? -Hayır, sevgilisi olarak değil.
Yani sevgilisiymiş gibi davranarak.
İşte Elif bizi görecekti, kıskanacaktı ama planda bir sapma oldu…
…sen bizi gördün, sen kıskandın.
Kıskanırım tabii. Elini öyle atmış, bir de çiçek almış sana.
Hayır, çiçeği ben aldım.
Kendi kendime çiçek aldım, Ekrem almış gibi yaptım.
Hepsi Elif kıskansın diye.
Vallahi ben senden korkmaya başladım.
Azıcık kork canım, iyidir.
Hem sen beni niye kıskanıyorsun ki? Dün çiçek falan da almışsın.
Yani biri sana çiçek alacaksa o ben olmak isterim.
Ben de öyle isterim.
O zaman ben sana yine alırım. Hatta daha güzelini alırım.
Öf!
Ne oldu?
Musa, Ozan bu evlenme konusunda hâlâ ciddi mi?
Evet. Nuh diyor, peygamber demiyor.
Bir de Musa sus diyor. Bir de nikâh şahidi olmamı istiyor.
Pardon! Bu berbat güne bir de şahitlik mi edeceksin Musa?
Ne yapayım? Adam en yakın arkadaşım.
Bilmiyorum. Yani benim içimden bir ses bu düğün olmayacak diyor.
Evet, tamamdır. Şimdi bir de program çizelgesini yapalım, her şey halloluyor.
Tamam. Süper.
Çınar sen iyi misin?
Eh işte. Yani annemin geri dönmesi benim canımı sıktı açıkçası.
Yani annenle ilgili aranızda nasıl bir problem var?
Böyle pat diye sordum ama…
…özel değilse veya anlatmak istersen dinlerim.
Yani annemle bir aramız var mı tam emin değilim açıkçası.
Bak ben sana durumu şöyle anlatayım.
İşte o zaman altı yedi yaşlarındaydım.
Annem evi terk edeli bir buçuk iki sene olmuştu.
Ben tabii kendimi suçlama evresindeyim henüz.
Diyorum ki ben acaba yanlış bir şey mi yaptım?
Söz dinlemedim mi diye annem evi terk etti diyorum.
Küçüğüm sonuçta.
Neyse bir gün bana söz verdi gelip sizi alacağım...
...artık beraber olacağız, dedi.
Ben de çok heyecanlandım falan. Gittim en güzel kıyafetlerimi giydim.
Kapının önündeki sandalyeye oturdum, bekledim.
Beklemeye başladım.
-Annen gelmedi mi? -Hayır.
Gelmedi.
Tabii gelmeyeceğini anladım ama akşamı buldu. Akşama kadar orada oturmuşum.
Ama olsun, böyle olması daha iyi oldu biliyor musun?
Sonuçta bir insan sana bir kere böyle bir şey yapınca...
...bir daha o kişi seni üzemiyor. En azından ben...
...bir kerede atlattım bunu.
Ama senin harika bir insan olmanı engelleyememiş.
Şimdi öyle bir şey var, kabul ediyorum onu.
-Harikayım. -Çınar iyi ki bir övdük.
Hemen kibrin çıktı ortaya.
Bu arada bir şey söyleyeceğim konuyu değiştirip.
Bu düğüne şirketteki herkes geliyor, senin de davetiyen var mı?
Gelecek misin?
Yok, gelmeyeceğim.
Benimle gel bari.
Bak şimdi sen gelmezsen ben Gaye'yle falan dans etmek zorunda kalacağım.
Çınar...
...benim o düğünde yerim yok.
Tamam, zorlamayacağım seni. Nasıl istersen öyle olsun.
Neyse ben şunları hemen yollayayım, halledeyim o zaman.
(Müzik)
(Müzik)
(Boğazını temizledi)
Buyurun efendim (***).
Ay çocuğum, ay evladım niçin zahmet ettiniz?
Biz sabah şerbetimizi içtik. İçtik de geldik.
-Şerbet? -Şerbet.
Efendim saraydan gelme olduğumuz için...
...geleneklerimize son derece bağlı bir aile yapımız var.
Yani sabahları şerbetimizi içeriz.
Şerbetimizin yanında...
...affınıza sığınarak söylüyorum.
Havyar olmadı fındık, fıstık... Fındık, fıstık derken kajudur...
Pahalı ne varsa o gün onları yiyoruz.
-Enteresanmış. -Enteresan.
Enteresan.
Tata! Nasıl olmuşum?
Ay, su gibi!
-Muhteşem gözüküyorsun, peri gibi. -Âlâ. Âlâ.
Ne âlâ.
-Bu ne ya? -Sus, ayıp!
Naçizane bir fikrimi bahşetmek istiyorum eğer izniniz olursa.
Ne bileyim buradayım, benim diyen bir gelinlik mi olsa?
Şurası şöyle dapdar, bundan sonrası kabarık...
...taşlı tuşlu, payetli. -Payetli?
90'lar kenar mahalle düğünü olsa tamam.
-Ama benim kızıma asla. -Anne...
-Payet. -Anne!
Reyhan...
...güzel kardeşim o beyhude fikirlerini başkalarına sakla.
90'lar olsa tamam ama zümrüt gözlüme öyle gelinlikler yakışmaz.
Zümrüt gözlü...
Yine affınıza sığınarak şey diyorum.
Naçizane bir fikrimi bahşetmek istiyorum.
Duvak?
Duvak?
Duvak diyorum acaba upuzun...
...24 metre yine üstünde tatlı dokunuşları olan taşlar tuşlar falan.
Ayol duvak mı kaldı?
Herhâlde şuraya zarif bir taş düşünürsün.
Ya da topuzuna ufak bir çiçek, çok güzel olur.
Anneciğim...
Vizyonsuz Reyhan.
Güzel kardeşim, duvak mı kaldı?
Şöyle topuzun kenarına küçük bir çiçek, çok haklısınız hanımefendi.
Ya da küçük bir taç, çok yakışır.
-Abla ben mi dedim, sen dedin ya! -Kişiliksiz.
Fikirlerini beyan edemiyorsun, ben yardımcı oldum.
Aklıma ne geldi Çağla.
Eğer topuzuna ufak bir çiçek düşünürsen...
...Ozan'ın da yakasına takarız çok güzel takım olur.
Yok anneciğim, Ozan'ın hiç tarzı değil, sevmez öyle şeyleri.
Gerçekten çok katılıyorum.
Oğluşum öyle şeyler sevmez.
Sadelikten yanadır, her dem sade.
Ozan da yani onu sevmez, bunu sevmez. Yani hiçbir şeyi sevmez.
Canım, Ozan biraz dikbaşlı sanıyorum.
-Ne dedin sen? -Biraz dikbaşlı diyorum.
Reyhan! Reyhan, Zümrüt tamam. Zümrüt bitti!
Zümrüt gider. Yeter be! İçime at, at, at!
Oğluşum benim kırmızıçizgim.
Ben seni var ya!
Hayır, sen kimsin ki benim Zeus’uma laf ediyorsun.
Densiz!
Zümrüt Korfalı'yım ben!
Oğluşuma laf edene merdivensiz uçarım.
Ama kendini iyi tuttun abla.
Ben o duvak meselesinde infilak edersin diye bekliyordum.
Takacağım bebeklerimi, herkes görecek Zümrüt...
Zümrüt!
Hayırdır yeni dünürünle kavga mı ettin sen?
Yoo, ne kavgası? Ne alakası var? Etmedim bir şey.
-Bir şey etmedim. -İyi. İyi, tamam.
Ettim Menekşe.
Kavga ettik. Birbirimize girdik. Görsen saç başa baş başa...
O kadar güzeldi ki. O bana sövdü, ben ona sövdüm.
Anladım ben.
-Boş ver, boş ver. -Ne güzel kıskanacaktı.
-Eve gidelim. -Kıskanacaktı.
Zümrüt Hanım, annemin üzerine giderken surat ifadesini görmen lazımdı.
Ben kendisini hiç böyle tanımamıştım, şok oldum.
Ne yapacağımı da bilmiyorum.
Anlayacağın ortalık bayağı bir karıştı.
Cansu, ben seni daha sonra arayayım mı?
Biraz işim var, kapatmam lazım.
Görüşürüz.
-Selam. -Merhaba.
Esra, ben seni dün oraya çağırmamalıydım.
Sanırım hata yaptım.
Ama ben sana sordum.
Sen de etkilenmem deyince ne bileyim...
...sorun olmaz diye düşündüm.
Ben aramızdaki her şey şeffaf olsun, açık olsun...
...herkes nerede duracağını bilsin istedim.
-Anlıyorsun değil mi? -Evet, anlıyorum.
Hatta haklısın bence.
İkimizin de açık olmasında fayda var.
Ben de sana karşı açık olmak istiyorum o zaman.
Mesela evlendiğiniz zaman oturacağınız şu evin hikâyesini anlatmak istiyorum.
Ne hikâyesi, neyden bahsediyorsun?
Ben Ozan'a zamanında bir kar küresi hediye etmiştim.
Görmüşsündür belki. Çünkü hâlâ saklıyor.
O kürenin içindeki gibi bir ev hayal ettik biz.
Kocaman camları olan, büyük bir bahçesi olan...
...şöminesi, sallanan sandalyesi olan bir ev.
Yakın zamanda öyle bir ev satın almış.
Belki bir gün beraber yaşarız diye.
Yani anlayacağın...
...sen bizim hayalimizdeki evde oturacaksın.
Ben de sana karşı açık olmak istedim.
Belki o evde oturma fikrini gözden geçirirsin.
Görüşürüz.
(Müzik)
-Kabartamıyorsun Neri. -Azıcık rahat dur.
-Selam. -Hoş geldin aman iyi ki geldin.
-Ben bir manikür yaptıracaktım. -Tamam, ben iki dakikaya geliyorum.
Ay Neri, bir gelinim var görsen. Gerçi anası azıcık tuhaf ama gelinim...
...nasıl saygılı, nasıl hatırşinas sorma yani.
-Sormuyorum zaten. -Sorma zaten ben anlatıyorum.
Bazıları gibi vahşi, sivri dilli...
...'sinsirek' değil.
-Yapamıyorsun Neriman. -Rahat bırakmıyorsun.
Fıs fıs fıs ne yapıyorsun kafamın dibinde?
Ben saçlarım havada olsun istiyorum. Zaten dükkânın hamam gibi.
-Hemen yapışıyor, iniyor. -Aa, klima taktır o zaman Zümrütcüğüm.
-Sosyetiksin ya. -Fakir.
Taktırırım, lafı mı olur? Hadi sen önden bir limonata söyle, içimiz ferahlasın.
-İçiyor musun Zeyno? -İstemez.
Hadi git tepemden üf!
Nefes alayım azıcık.
Hay Allah'ım sana şükürler olsun.
Hayalimdeki geline kavuştum.
Sonunda hayalimdeki gelin-kaynana ilişkisini yaşayacağım.
-Sana şükürler olsun ya Rabb'im. -Zümrüt teyze bu kız sana ne yaptı?
-Hangi kız? -Esra.
Ona yapmadığın kalmamasına rağmen ağzını açıp tek bir kelime etmedi.
Kızın doğru düzgün bir düğünü olmadı, evinde bir eşyası olmadı.
Olanını da sen kendi zevkine göre döşedin zaten.
Yine de ağzını açıp tek bir kelime etti mi bu kız sana?
-Aman abartma canım sen de! -Abartma mı?
Zümrüt teyze Ozan işini kursun diye bu kız 7/24 çift vardiyada çalışmadı mı?
Evine haciz gelmedi mi bu kızın? Bu kız...
Ne oldu be bu kız, bu kız?
Ne kızmış! Ne olmuş kıza? Bu kız, bu kız...
-Yok bir şey. -Var bir şey canım.
Madem çeneni düşürdün, açtın söyle.
Karnının dibindekini söyle, ne olmuş?
Zümrüt teyze sana yeni gelininle mutluluklar diliyorum.
Sağ olasın yavrum, hadi darısı başına inşallah.
Seni de kim alacaksa.
(Müzik)
Oo abi, parti 'hard' diyorsun.
Oo, gel Musa, gel.
Bekârlığa veda partim. Hoş geldin, gel.
Hoş bulduk da yarılamışsın bile.
Otursana. Ya da dur.
Musa oturma. Beni bir yere götüreceksin, gel.
Nereye abi?
Bir kere de sorma be! Musa yürü.
Abim mahalleye geldik. Emin misin?
-Musa eminim. Biliyorum. -Tamam.
Şurada sağa çek. Çek, çek. Tamam.
Ben delireceğim. Gerçekten delireceğim.
Şu hâlinize bak! Abi biz burada ne yapıyoruz?
Sus. Musa...
...ona son kez rahat rahat bir bakayım.
(Duygusal müzik)
İn arabadan!
Hadi bakalım.
(Duygusal müzik)
Sen burada ne yapıyorsun?
-Duruyorum. Sakıncası mı var, yasak mı? -Yasak.
Evet, yasak.
Sen evlenmek üzere olan bir adamsın. Buraya gelemezsin.
Haklısın.
Bana da bakamazsın.
Bunda da haklısın.
Haklıyım, evet. Söyleyeceğin bir şey var mı?
-Yok. -Güzel. Ben de öyle tahmin etmiştim.
Şimdi arabana bin, buradan git.
(Duygusal müzik)
Abi biz şimdi ne yaptık?
Musa veda ettik.
(Duygusal müzik)
Arkadaşlar artık bunları düzenleyebilir miyiz? Lütfen.
Bu kaidenin diğeri nerede? Onu da getirin.
Başka kimse yok mu? Diğer arkadaşlarınızı da buraya çağırın.
-İpekciğim pastacılarla konuştun mu? -Hemen arıyorum Sude Hanım.
Tamam, çabuk. Hadi, hadi.
Tatatatam!
Kaynanalıkta dünya markası, karşınızda Zümrüt Korfalı.
Alkış.
Alkışımı alayım. Kızım alkış.
Anne senin bu balerin topuzuna, tek sıra incine...
...bu broşlarına ne oldu? İstanbul hanımefendisi olmaktan mı vazgeçtin?
Evet, vazgeçtim. Çok sıkıcıydı.
Ayrıca bir Zümrüt Korfalı kolay yetişmiyor.
Bana kurban olsunlar.
Dünürüyle tanışmak ablamı özüne döndürdü.
Dün demişken gideyim de ex dünürüme azıcık hava atayım.
Gün bugün. Başka ne zaman hava atacağım? Havamı şimdi atacağım.
Anne ne olur şu insanları artık rahat bırak. Uğraşma.
Kenara çekil. Aynadan çekil.
Sen bana bak.
Ertenlere karşı sende bir yumuşama hissediyorum.
Bunu bilahare konuşacağız.
Konuşacağız ama bugün oğluşum evleniyor. Kimse keyfimi kaçıramaz.
Mesaj geldi. Araba gelmiş. Hadi çabuk olun.
Tamam. Ben önce bir Menekşe'ye bakacağım, siz arkamdan gelin. Yerinizi bilin.
İki dakika sonra gelin. Hemen gelmeyin.
İyi, hadi. Ortalığı karıştırmadan çıkalım. Çabuk.
-Tamam, ben anahtarı alıyorum. -Bekliyorum.
-Bir dakika beni bekle. Anahtarı alayım. -Tamam, al.
Nerede?
Oğluşuma bak ya! Anası için her şeyi düşünmüş.
Ayağıma kadar araba yollamış. Tabii buna araba denirse.
Tır bu ayol!
Zümrüt hayırdır? Ne bulduysan takmışsın.
Görgüsüzlüğünü saklamamaya mı karar verdin?
Şekerim bu görgüsüzlük değil; zenginlik, varlık...
...ama sen nereden bileceksin!
Menekşe sana düğünden bol bol fotoğraf çekip yollayayım diyorum.
Herkes nasıl zengin, her yer nasıl zengin gör.
Sonunda dengimi buldum.
Ben şimdi sana zengini göstereceğim!
-Anne arabaya biner misin? -'No'.
Bu üstüme saldıracak, beni rezil edecek. Saçımı başımı yolacak, elbisemi yırtacak.
Haset! Ben onu tanımıyor muyum ya!
Reyhan al şunu, vallahi benim elimden bir kaza çıkacak. Gitsene be!
Ay, ne oluyor? Yavaş yavaş koş.
(Reyhan) Hadi biz gittik.
Menekşe bir dakika! Ben sana video yollayayım diyorum.
Sen, İstanbul Boğazı'nı bilir misin?
Anadolu, Avrupa... İki yakayı birleştiren köprü de vardır ortada. Işıklı.
Nereden bilecek ya! Üzülüyorum ya! Fakirsin.
Anne!
-Çorbanın, pilavın altını kapat. -Abla!
Ay! Arabaya bak ya! Üç oda bir salon.
Kapıyı kapatma, açık gidelim.
Hadi kalın sağlıcakla. Ne oldu?
Menekşe ne oldu? Hadi gel, gel. Sen de gel. Gel, gel.
(Duygusal müzik) (Telefon titriyor)
(Kapı açıldı)
(Kapı kapandı)
Ohoo! Abi daha giyinmedin mi? Geç kalacağız.
Musa kalmayız. Beş dakikalık iş zaten.
Öyle olmasına öyle ama...
...bazen beş dakikalık iş dünyanın en zor işi olabiliyor.
İş ciddiye binince kolay olmuyor değil mi abi?
-Olmuyor, Musa. Mutlu musun? -Hayır değilim.
Değilim ya. Niye mutlu olayım? Şu an göz göre göre kocaman bir hata yapıyorsun.
Abi gel, vazgeç. Bu köprüden önce son çıkış.
Bu saçmalığı durdurmanın çok basit bir yolu var.
Çağla'yla bir kere konuşmak.
Çıkış filan kalmadı Musa.
Kendini kandırma. Çıkış filan kalmadı.
(Duygusal müzik) (Telefon titriyor)
Turşu kaplarını da sildik, tertemiz oldu.
Bunları hallettim. Anne şey diyorum ya...
Şu baharatları da çıkartıp iyice boşaltalım.
Ondan sonra bunları da iyice yıkayayım. Ne dersin?
-Ben onları tem... -Aa, anne!
Biz bu duvarları boyayacaktık ya, bu gece boyayalım.
Bence biz seninle bu duvarları boyayalım.
-Bu gece? -Evet, bu gece?
Seninle ben hemen hallederiz, olur mu?
-Esra. -Ne?
Esra, annem sen iyi misin?
Şey mi bu... Siparişler mi?
Arif abiyle konuştun. Arif abilere mi gidecek?
Anne ben götürürüm. Ben hallederim.
-Esra, Eko götürür. -Ben götürürüm.
-Annem geldi bak... -Ne oluyor ya? Sipariş mi var?
Ruhum ne oluyor?
İyiymiş gibi davranıyor da çok üzülüyor, belli.
(Arama tonu)
Ozan aç şu telefonu ya.
Daha sonra devam edebilir miyiz? Ben şu an yalnız kalmak istiyorum.
Tamam.
(Nefes nefese)
-Çağla ne yapıyorsun sen? -Bırak!
-Bıraksana şunları. -Anne sen bırak!
-Anne bırak diyorum! -Saçmalama, bırak dedim!
Anne ben gerçekten ne yapıyorum? Ben ne yapıyorum gerçekten?
Düğünüme iki saat kalmış, evleneceğim adam telefonlarına bakmıyor.
Eski karısı için aldığı evde oturacağım diye seviniyorum resmen.
Şu sefaletime bakar mısın?
Ben ne ara bu duruma girdim? Ben bu duruma girecek bir insan mıyım?
Anne ben bu duruma girecek insan değilim. Kendimi niye bu duruma sokuyorum?
Otur, sakin ol. Su getirin! Sakin olur musun lütfen?
Beni dinle, şu an sana her şey kötü gözüküyor olabilir.
Ama inan bana her şey yoluna girecek. Ozan birazdan telefonuna cevap verecek.
Tamam mı? Ve harika bir düğün olacak. Lütfen sakin ol.
Tamam mı bir tanem? O evde oturmak istemiyorsan oturmak zorunda değilsin.
Binlerce ev var, anladın mı? Şimdi sonuna gelmişken vazgeçemezsin.
Bak, ben eminim, siz çok mutlu olacaksınız.
Ben de eminim zaten anne. İzin verse Ozan, ben onu o kadar çok...
...mutlu edeceğim ki biz o kadar çok mutlu olacağız ki...
...sadece beni kabul etmesi lazım.
Sadece bana izin vermesi lazım. O kadar. Başka hiçbir şey lazım değil.
Biliyorum tatlım, biliyorum. Zaman tanı.
Sakin ol, sabırlı ol.
Anladın mı? Biliyorum, ben her şeyi biliyorum.
Lütfen sadece sakin ol.
Sağ ol.
Şimdi daha iyi misin?
Daha iyiyim anne.
Daha iyiyim. Çünkü ben bugün sevdiğim adamla evleneceğim.
İşte benim kızım.
(Telefon çalıyor)
Ve beklenen telefon.
Ozan, neredesin?
Ben arıyorum, arıyorum ulaşamıyorum sana. Çok merak ettim.
Ya telefon sessizde kalmış da.
O yüzden yani. Merak edecek bir şey yok.
Ben hazırım. İstediğin zaman alayım seni.
Tamam. Yani ben de hazır olmak üzereyim.
O zaman sen gel. Hemen çıkarız.
Tamam.
Bir saate görüşürüz o zaman.
Görüşürüz.
Hadi hemen hazırlanmaya devam, çabuk.
Hadi.
Gelir misiniz? Hazırlığa devam edelim.
-Hadi anne, çağırsana. -Tamam, gidiyorum.
Ozan geliyor.
(Duygusal müzik)
Esra.
Ağlıyor musun kız sen?
Kız, ne ağlaması ya? Gözüme toz kaçtı. Şuradan tam çıktım...
Ben de onu çıkartmaya çalışıyordum.
Esra, biz seninle bir konuşalım mı?
Zeyno, ne konuşacağız?
Of! Herkes konuşalım, konuşalım deyip duruyor.
Ne konuşacağım?
Konuşacak bir şey kaldı mı artık?
Bu saatten sonra ne değiştirebilir ki olanları?
Zaten toz da çıkmıyor. Gıcık oldum.
Çıkartamadım. Gidiyorum ben.
(Duygusal müzik)
Aslında bir şey değiştirebilir.
Musa, nerede yapılıyor bu düğün?
Benim Ozan'la acilen konuşmam lazım.
(Müzik)
Çınar, bak yanlış yapıyorsun, hata yapıyorsun falan diyeceksen sus.
Bak, dinlemeye hâlim yok. Gerçekten.
Yok. Ben, çok güzel olmuşsun diyecektim.
-Gerçekten mi? -Gerçekten.
Çok güzel olmuşsun.
Ayrıca madem sen Ozan'la mutlusun, onunla olmak istiyorsun...
...yani benim ona güvenmeyi denemekten başka çarem yok.
Umarım sonsuza kadar mutlu olursun.
Sahiden öyle mi düşünüyorsun?
Tabii ki böyle düşünüyorum.
Bak, benim için senden daha değerli hiç kimse ve hiçbir şey yok.
Canım kardeşim benim.
Çınar, bugün aldığım en güzel hediye bu oldu.
Dur ya makyajımı bozacaksın.
Tamam, sarılmıyorum ya.
-Güzel olmuş muyum gerçekten? -Çok güzel olmuşsun.
Ya çok heyecanlıyım.
Baba, ağlayacak mısın yoksa?
Baba, bak sakın ağlayayım falan deme. Eğer makyajım bozulur, rimelim akarsa...
...burada kriz çıkar.
Tamam, tamam, tamam.
Gel, bir sarılayım sana. Gel.
(Çınar) Ya bensiz mutlu aile tablosu mu olur?
-Gel, sen de gel oğlum. -(Çağla) Kıskandı, görüyor musun?
(Gülüyorlar)
-(Çınar) İyi ki varsınız. -(Çağla) Siz de iyi ki varsınız.
-(Erkek) Merhabalar. Hayırlı olsun. -(Zümrüt) Hoş geldiniz.
-Aman... -Nasılsınız, iyi misiniz?
-İyiyiz, iyiyiz. Hoş geldiniz. -Çok şıksınız.
-Sağ olun. -Teşekkür ederiz.
-Merhaba, hayırlı olsun. -Merhaba.
-Merhaba. -Çok şıksınız ya.
Çok zarif ya. Nereden aldınız?
Ay, tamam hadi. Yolu tıkıyorsun.
-Ay, çok şıksınız. -Ama yolu kapatıyorsun.
(Zümrüt) Yolu kapatıyorsunuz, hadi gidin artık.
-(Zümrüt) Hoş geldiniz. -(Kadın) Merhaba.
(Zümrüt) Ay, hiç yakışmamış. Kıyafete bak.
(Neriman) Ay, abla sus.
Hoş geldiniz, şöyle buyurun.
Aa, kız gel öpeyim. (Üst üste konuşmalar)
(Fotoğraf çekti)
(Müzik)
(Üst üste konuşmalar)
Beklediğin misafirin geldi mi?
Kimseyi beklemiyorum ki Çağla. Öyle bakıyorum sadece.
Bir şey söyleyeceğim. Sen nasıl bu kadar sakin olabiliyorsun?
Çünkü ben heyecandan ölmek üzereyim.
Keşke senin gibi olabilsem.
(Sude) Çağla Hanım, müsait misiniz?
Tabii, buyurun.
Son rötuşlar için sizi alabiliriz.
Tamam, geliyorum.
Hemen geleceğim.
Tamam.
Ay, bana yardım eder misiniz?
-Tabii, hemen yardım edeyim. -Teşekkür ederim.
(Duygusal müzik)
Merhaba, hoş geldiniz. İsim, soy isim?
-Ben arkadaşıyım. -Hanımefendi, bir dakika.
(Gerilim müziği)
Ozan.
Zeynep, ne işin var senin burada?
Ozan, benim sana bir şey söylemem lazım.
Bana bir şey söyleme Zeynep. Tamam, bitti.
-Esra ayrılırken sana biraz kızgın... -Bana Esra falan deme Zeynep!
Tamam mı? Görmüyor musun? Evleniyorum.
Ozan, Esra'nın haklı bir sebebi vardı.
Artık bunu öğrenmen lazım.
(Gerilim müziği)
-Hoş geldiniz efendim. -Çok teşekkürler.
Çekil.
-Ne oldu abi? -Çekil Musa, soru sorma.
-Abi nereye? -Soru sorma Musa.
Abi nasıl soru sormayayım? Nikâh başlayacak birazdan ya.
Ne oldu? Ben hiçbir şey anlamadım. Anahtarı aldı, bastı gitti.
Esra, belki benimle bir daha asla konuşmayacak.
Ama benim içim rahat. Bunu yapmam lazımdı.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Ben hazırım.
(Gerilim müziği)
(Telefon çalıyor)
(Duygusal müzik) (Telefon çalıyor)
Afiyet olsun. Buyurun.
(Gerilim müziği)
(Ozan) Esra nerede?
Ya ne Esra'sı abiciğim? Sen hâlâ Esra'yı mı soruyorsun?
-Yok Esra falan. -Ekrem, bu çok önemli! Esra nerede?
Bilmiyorum abiciğim. "Sahile ineceğim." dedi, gitti.
(Gerilim müziği)
Adama bak ya.
Üstünde damatlık var. Hâlâ Esra'yı soruyor ya.
(Duygusal müzik)
Ay, ne oluyor acaba ya? Herkes geldi, gelinle damat yok.
Hiç anlamadım Feraye Hanım. Acaba bir şey mi oldu?
Ne bileyim?
Ya ne olacak? Saçma sapan konuşmayın!
Hazırlanıyorlar, gelecekler işte. Oturun.
-Tamam canım. Biz merak ettik sadece. -Sus!
-Hişt! -Aa...
(Gerilim müziği) (Üst üste konuşmalar)
Sakin ol, lütfen bak. Çıkacaktır bir yerden.
Anne, bana sakin ol deyip durma.
Ya nikâh saati geldi. Ozan ortada yok!
Çağla, bir şey unutmuştur canım. Bir yere kadar gitmiştir.
En kötüsünü düşünme, lütfen.
Anne, ben nasıl ulaşacağım Ozan'a?
Telefonu burada. Ne yapacağım ben ya?
Ne yapacağım ben ya?
Çağla.
Çağla, neredesiniz siz? Herkes sizi bekliyor ya.
Çınar, Ozan ortada yok. Nerede olduğunu bilmiyorum.
Ne demek... Ne demek, nerede bilmiyorum Çağla?
Bilmiyorum, ulaşamıyorum. Telefonu burada, kendisi ortada yok.
Yine aynı şey başıma gelecek. Çınar, yine rezil olacağım.
Tamam, tamam sakin ol.
Derin nefes al güzelim.
Sen şimdi gelin odasına geç. Ben Ozan'ı bulup geliyorum, hadi.
Hadi güzelim. Sakin. Bir şey yok. Derin nefes al.
Geliyorum hemen. Bulacağım onu.
Neredesin Ozan ya? Neredesin?
(Duygusal müzik)
(Ozan) Esra.
(Esra) Ozan?
Ne yapıyorsun sen burada?
-Konuşacağız Esra. -Ne konuşacağız Ozan?
Doğru mu duyduklarım?
Ne duydun sen? Sen niye geldin? Niye buradasın şu anda?
Biz ayrılmadan önce sen ne yaşadın Esra?
Biz bebeğimizi mi kaybettik?
Benim bunu bilmeye hakkım var.
Musa.
Ozan nerede? Bulamıyorum hiçbir yerde.
Musa, Ozan nerede?
Arabamı aldı, bastı gitti. Ben de bilmiyorum nerede olduğunu.
Bana da bir şey söylemedi.
(Müzik)
Aynı anda iki işte birden çalışıyordum.
Ben çok yoruluyordum.
Kendimi dinlemeye fırsatım bile olmuyordu.
Sonra bir şey için hastaneye gittim.
Ne için olduğunu da inan hatırlamıyorum.
O zaman öğrendim hamile olduğumu.
Çok korktum.
Ozan, seninle ben aynı evin içinde iki yabancı gibi olmuştuk.
Konuşamıyorduk.
Birbirimizi dinlemiyorduk.
Yani faturayı ödeyemeyip, soğukta kaldığımız geceler bile oluyordu.
Eve haciz gelmiş, bunun daha ötesi var mı?
Ben öyle bir evde bir bebeğe bakamazdım ki.
Onu öyle bir yerde büyütemezdim. Büyütmek istemedim.
Düşündüm, çok düşündüm.
Öyle iki hafta ruh gibi dolaştım.
Ben nasıl bu kadar kör olabildim?
Nasıl göremedim senin neler yaşadığını?
Çok çalışıyordun. Uygulamayı satmaya çalışıyordun.
Sürekli toplantılara gidiyordun.
Toplantılardan hayal kırıklığıyla dönüyordun.
Daha çok hırslanıyordun. Daha çok çalışıyordun.
Tabii ben bu süreçte...
...o bebeğe alıştım tabii.
Sonra kararımı verdim.
Sen başarırsın Esra, sen çok güçlü bir kadınsın.
Sen bunun da altından kalkarsın, dedim.
Sonra sana söylemeye karar verdim.
Tabii o gün oldu, ne olduysa.
Marketteydim.
Çalışıyordum yine.
Sonra karnıma bir...
Karnıma bir ağrı girdiğini hatırlıyorum.
Düşmüşüm, bayılmışım.
Apar topar hastaneye götürmüşler.
Ben uyandığımda çok geçti.
Bebek gitmişti.
(Duygusal müzik)
Ben onun annesiydim.
Benim onu korumam gerekirdi.
Koruyamadım.
Ben neredeydim bütün bunlar olurken Esra?
Neden aramadın beni?
Aradım Ozan.
Aramaz olur muyum? Defalarca aradım seni.
Ama ulaşamadım.
Çalışmaya dalmışsın.
Sonra Zeyno getirdi beni eve.
Sen gece geldin.
Yüzüme baktın ve hiçbir şey anlamadın. Biliyor musun?
Ben en çok buna kırıldım.
Seninle hiçbir şey paylaşamadım ki ben.
Ne acımı paylaşabildim ne sevincimi.
İşte o zaman karar verdim senden ayrılmaya.
(Duygusal müzik)
Çok üzgünüm.
Bütün bunları tek başına yaşadığın için.
Gerçekten çok üzgünüm.
Ama bana anlatabilirdin.
Esra, bana anlatsaydın bambaşka olurdu her şey.
Keşke.
Olmazdı.
Olmazdı.
(Duygusal müzik)
(Üst üste konuşmalar)
Ay, nerede kaldı bunlar?
-Ben bir gidip bakayım. -Anne.
-Abla otur. -Anne, otur. Onlar gelirler.
-Bir baksaydım ya. -Gelirler onlar.
(Düğün müziği başladı)
(Alkışlıyorlar)
Çok şükür.
(Zümrüt) Maşallah!
Bravo! (Islık çalıyorlar)
Nihayet geldiler. Ben de vazgeçtiler zannetmiştim.
Olsun, geç olsun da güç olmasın. Boş ver.
(Zümrüt) Oğluşum!
Ay, gelinim maşallah!
(Alkışlıyorlar)
Şahitlerimizi de alalım.
Çok değerli konuklar.
Çağla Yılmaz ve Ozan Korfalı'nın...
...nikâh töreni için bir aradayız.
Bravo!
Ozan Bey ve Çağla Hanım. İstanbul Büyük Şehir Belediyesi...
...Evlendirme Dairesine evlenmek üzere başvurmuşsunuz.
Yaptığımız incelemeye göre, evliliğinizin önünde...
...yasal bir engel olmadığını tespit ettik.
-Oh! -(Memur) Şimdi, bugün burada...
...şahitlerimizin ve konuklarımızın huzurunda tekrar soruyorum.
Siz Çağla Yılmaz...
...kendi özgür iradenizle, hiç kimsenin baskısı altında kalmadan...
...Ozan Korfalı'yı eşiniz olarak kabul ediyor musunuz?
Evet.
Ay, bravo! (Alkışlıyorlar)
Bravo!
Siz Ozan Korfalı, kendi özgür iradenizle...
...hiç kimsenin baskısı altında kalmadan...
...Çağla Yılmaz'ı eşiniz olarak kabul ediyor musunuz?
(Gerilim müziği)
Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.com
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Gülay Yılmaz - Eylül Yılmaz...
...Fatih Kolivar - Feride Tezcan - Gökberk Yılmaz
Editör: Ela Korgan
"Barışmaz artık aşk ve mantık"
"Bu masal bitti, oldular düşman"
"Peki ya kalpler? Deli gibi pişman"
"Ateşle barut gibi tehlikeli"
"Kaçsa da yakalıyor aşk"
"Kalırım aşk, mantık, intikam arasında"
"Ayrılık olunca aşklar bitmez"
"Anılar öyle kolay silinmez"
"Her zaman hayat ikinci şansı vermez"
"Yaz bunu bir yere aşkım, imkânsızım"
"Bu aşk bitemez"
"Bitemez"
"Ayrılık var diye aşklar bitmez, bitemez"
"Unutmayınca anılar ölmez"
"Her zaman evren bu şansı vermez"
"Yaz bunu bir yere, bu aşk bitemez"
"Kalırım aşk, mantık, intikam arasında"
("Pınar Çubukçu - Aşk, Mantık, İntikam" çalıyor)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.